© Haberanaliz.net 2005

'Mutluluk hormonu' serotonin yiyeceklerle artırılabilir mi?

Serotoninin "mutluluk hormonu" olarak adlandırıldığını duymuş olabilirsiniz. Ancak ruh halimizi desteklemenin çok ötesinde işlevleri var.

Serotonin, vücudun bağırsaklarında, beyninde ve diğer bölgelerinde bulunan bir kimyasal haberci ya da bilimsel adıyla bir nörotransmiter.

Uyku kalitesi, iştah, hafıza, duygular ve ruh hali gibi alanlarda rol oynuyor.

Imperial College London'da nöropsikofarmakoloji profesörü David Nutt, "Serotonin, bize dayanıklılık kazandıran ve stresi azaltan koruyucu bir etkiye sahip" diyor.

Ancak Nutt hangi serotonin seviyelerinin olumlu bir ruh sağlığıyla bağlantılı olduğunu ölçmenin oldukça zor olduğunu söylüyor. Ve ona göre bu epey önemli bir mesele.
Serotonin seviyenizi artırabilir misiniz?
Nutt'a göre bazı antidepresanlar düşük serotonin seviyelerini artırabiliyor. Ancak bu tür bir tedaviye başlamak mutlaka aile hekiminizle görüşmeyi gerektirir.

Yiyeceklerin depresyon ve stres üzerinde etkili olabileceği fikri ise temel bir amino aside dayanıyor: Triptofan.

Nutt bunu, "Sindirildikten sonra triptofan kana karışır ve beyne taşınır; burada serotonine dönüştürülür" diye açıklıyor.
Hangi yiyecekler triptofan içerir?
Proteinin yapı taşlarından biri olan Triptofan (ya da L-triptofan) sağlıklı kalmak için yalnızca küçük miktarlarda gerekli.

Vücut bunu kendi başına üretemediği için beslenme yoluyla almamız gerekiyor.

Neyse ki günlük hayatta sıkça tüketilen birçok besinde bulunur:

Tavuk
Biftek
Somon
Yumurta
Çedar peyniri
Tam yağlı inek sütü
Sert tofu
Chia tohumu
Ay çekirdeği
Kaju
Antep fıstığı
Çiğ ıspanak
Yulaf
Triptofan ruh halini nasıl etkiler?
Bazı araştırmalar, depresyon yaşayan kişilerin triptofan seviyelerinin düşük olduğunu ve bu kişilerin normal seviyelere sahip olanlara göre daha fazla panik ve kaygı yaşayabildiğini gösteriyor.

Ayrıca, tüketilen triptofanın tamamı beyne ulaşmasa da triptofan açısından zengin besinleri artıran bazı kişiler daha az depresyon belirtisi yaşadıklarını ve ruh hallerinin iyileştiğini bildirdi.

Yine de bu bir "mucize çözüm" değil. Nutt'un vurguladığı gibi, tek başına triptofan depresyonu ortadan kaldıramaz.

"Ancak özellikle depresyona yatkın kişilerde önlemeye yardımcı olabilir."

Psikiyatri uzmanı Dr. Nick Walsh da bu görüşe katılıyor ve triptofanın etkili olabilmesi için diğer besin ögeleri, vitaminler ve minerallerle birlikte çalışması gerektiğini söylüyor.

Walsh, işlenmemiş ve doğal haliyle triptofan içeren gıdaların tüketilmesini, rafine şekerin azaltılmasını ve bağırsak sağlığına dikkat edilmesini öneriyor ve "Serotonin seviyenizi artırmak için sağlıklı ve dengeli bir beslenmeye uygun değişiklikler yapmak iyi bir şey" diyor.
Triptofan tüketmek gerçekten ruh halini iyileştirir mi?
Keşke bu kadar basit olsaydı.

Tüm uzmanlar düşük serotonin seviyelerinin doğrudan depresyona yol açtığı konusunda hemfikir değil.

Hatta University College London'daki bilim insanları, serotonin seviyeleri ya da serotonin aktivitesinin depresyonun nedeni olduğuna dair net bir kanıt bulunmadığını söylüyor.

Ruh sağlığını iyileştirmek için triptofan açısından zengin besin tüketimini artırma konusunda da güçlü bilimsel kanıtların olmadığını savunanlar var.

King's College London'daki Duygudurum Bozuklukları Merkezi'nin direktörü Prof. Allan Young, triptofanın bazı kişilerde antidepresan etkisi gösterebileceğini, ancak bunun gıdalar yoluyla alındığında etkisine dair araştırma bulunmadığını belirtiyor.

Young çalışmaların besinlerle alınabilecek miktarın çok üzerinde dozlarda kullanılan takviyelerle yapıldığını söylüyor.
Melbourne'daki Deakin Üniversitesi Gıda ve Ruh Hali Merkezi direktörü Prof. Felice Jacka ise konuya farklı bir boyut ekliyor.

Jacka'ya göre triptofanın kandan beyne taşınması için belirli aminoasitler gerekiyor. Ancak triptofan, tükettiğimiz diğer proteinlerle bu taşınma sürecinde rekabet etmek zorunda kalıyor ve bu durum beyne ulaşan miktarı sınırlıyor.

Jacka, "Yiyeceklerdeki çok küçük miktarda protein bile triptofan artışını engelleyebilir" diyor.

Buna karşılık, triptofan açısından zengin besinlerle birlikte karbonhidrat tüketmek, beyne ulaşan triptofan miktarını artırabilir.

Jacka'ya göre karbonhidratlar tek başına da beyindeki serotonin seviyelerini artırabilir. Bunun nedeni, karbonhidratların insülin salgılanmasını tetiklemesi; insülinin de bu "taşıma rekabetini" azaltarak daha fazla triptofanın beyne ulaşmasına izin vermesi.

Peki ne yapmalısınız?

Serotonin bilimi hâlâ gelişmeye devam ediyor.

Ancak Walsh'a göre kesin olarak bildiğimiz bir şey var:

"Bağırsak mikrobiyomunu destekleyen ve tüm besin ögelerini içeren dengeli bir beslenme düzeni sürdürmek önemli."

haber içerik kaynak:
https://www.bbc.com/turkce

İlginizi Çekebilir

Şişkinlik, pürüzlü cilt, yorgunluk: Luteal faz kadınları nasıl etkiliyorlar?

"Sadece bana mı öyle geliyor yoksa dünyanın en çirkin insanı ben miyim?" Otuzlu yaşlarının başındaki bir kadın TikTok'ta kameraya bu soruyu soruyor. Altına da "Luteal fazdaki kızlar" yazısı eklenmiş. Bu video en az 2,4 milyon kez izlendi.

SAĞLIK PERSONELİNDE GÖREVLENDİRME DÖNEMİ SONA ERİYOR

Sağlık Bakanlığı, görevlendirme usulüyle farklı kurumlarda çalışan sağlık personeline yönelik düzenlemeyi genişletmeye hazırlanıyor.

Geçici Görev İptalleri 81 İlde Devam Ediyor: Süreç Yakında Tamamlanacak

Sağlık Bakanlığı'nın EKİP, EKOBS ve standart kadro çalışmaları kapsamında başlattığı geçici görevlendirmelerin sona erdirilmesine yönelik süreç ülke genelinde hız kesmeden devam ediyor. 81 ili kapsayan uygulamada bazı iller geçici görevleri tamamen sonlandırırken, bazı iller ise sürecin sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla uygulamayı yaklaşık bir ay daha erteleme kararı aldı.

Sağlık Bakanlığı'nın yazısı sonrası 'görevlendirmelere iptal' kararı

Sağlık Bakanlığı'nın illere gönderdiği resmi yazının ardından, altı ayı aşan geçici görevlendirmelerin sonlandırılması süreci başladı. Karar, başta Malatya ve Elazığ olmak üzere birçok ilde sağlık çalışanları sendikalarının tepkisine yol açtı.

Daha hızlı yaşlanan gençlerde kanser riski de artıyor mu?

JULİA VERGİN - Bağırsak ve kemik iliği kanseri gibi bazı kanser türleri genç yetişkinlerde giderek daha sık görülüyor. Yeni bir araştırmaya göre bunun nedeni gençler biyolojik olarak daha hızlı yaşlanması olabilir.

e-Rapor sistemi ile istirahat raporlarında yeni dönem başladı

Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "e-Rapor" sistemi ile vatandaşların sağlık kuruluşlarından aldıkları istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı.

TÜM HABERLER