MERSİN’E YAZIK!

Mersin bizim doğup büyüdüğümüz kent. Mis gibi NARENCİYE çiçeklerinin kokuştuğu ortamdan bu gün leş gibi kokan bir hale geldi. Son 30 yılda bu hale getirildi. Gelen giden yerel yönetimler ve kenti idare etmeye kalkan siyasi aktörler MERSİN’İ yaşanamaz hale getirdiler.

MERSİN’E YAZIK!
  • 22 Kasım 2019, Cuma 13:49

El birliği ile imarını bozan, çarpık kentleşmesini sağlayan, işsizlik ve yoksulluk zincirinin halkasını arttıran, küçük esnafını bitiren, üretimi baltalayan, sahilini kirleten, yaylalık alanlarını betonlaştırıp talan eden, şehir içindeki ağaçları ve bitki örtüsünü yok eden zihniyetler ile yol yüründü.

Herkes, “ben daha iyi yapacağım” sözü ile seçildi, gelin görün ki, bir öncekini aratır halde berbat bir çalışma sergilediler. Doğru dürüst bir proje, ileriye dönük istihdam yaratan bir çalışma ve icraat yapamadılar.

Mersin halkı ise sadece izledi, dinledi, ara sıra ahkâm kesti ama bir türlü MERSİN’İN geleceği ile ilgili ciddi kararlar veremedi.

Geldiğimiz nokta hiç iç açıcı değil. İşsizlik tavan yapmış durumda. Genç işsiz nüfus oldukça çok. Emeklilerin bolca olduğu kentte, emekli insanlarımızın da insanca uygarca yaşadıklarını söyleyemeyiz. Suriyeli göçmenlerin akın akın geldiği kentte vasıfsız işçi dolu.

Sanayide çekiç sesi duyamıyorsunuz. Cadde ve sokaklarda (İstiklal caddesi- hastane caddesi- Silifke caddesi- uray caddesi- Atatürk caddesi- Çamlıbel civarı- çakmak caddesi başta olmak üzere) sokaklar in cin top oynar hale gelmiş, esnaf için içim eriyor.

Yenişehir bölgesinde malum AVM civarında hayat canlı, diğer kesimlerde, özellikle AKDENİZ ilçesi (merkez) ölü durumda.

Siyasete soyunan ve BEN diyen, dedikten sonra da acayip AHKÂM kesenlerin şehrin bu yönünü görmezden gelmesi bizi derinden üzüyor. Çok değil 10 sene sonra her açıdan yaşanamaz, soluk alınamaz bir kent haline gelirsek şaşmayın.

Elini vicdanına koyup, kentin adana girişinden başlayıp Batı çıkışına doğru ana karteller hariç, cadde ve sokakları gezin. Yolları, sokakları, kaldırımları gözlerinizle görün. Yolların bozukluğu, çukurlar, kaldırımların umarsızca işgallerini görün. Çevre ve görüntü kirliliklerini görün. Kent estetiği deniliyor, kentin bir estetik hali kalmamış gözünüzle görün.

Mersin sadece sahil dolgu alanından ibaret değil. Merkezdeki dört ilçe önemli. Akdeniz, Toroslar, Yenişehir ve Mezitli. Özellikle Akdeniz ve Torosların merkezi yerlerinde çöküntüler var. Her açıdan çöküntü var. Ekonomik ve sosyal çöküntü… Esnaf kepenk kapatıyor, ahlak ise yerlerde geziyor hale gelmiş, yaşantı hiç hoş değil. Değerlerimiz kayboluyor. Bırakın örf ve adet uygulamalarını, yaşam kalitesinin bozukluğu insanı büyük bir karamsarlığa itiyor.

Halen çağdışı bir uygulama olan sokak kapatarak PAZAR uygulaması yapılıyor ve bir acil durum olsa sokaklardaki evlerde oturanlara ulaşamıyorsunuz. (Yangın hali, ağır hastalık)

Özellikle AKDENİZ ilçemizde devletin kendisine ati binaları var, bir şekilde terk edildi, defalarca gündeme taşıdık, buraları değerlendirin ekonomiye katkısı olsun, civar esnaf ayakta dursun, devletin kendi binası mülkü varken neden kiraya taşınıyorsunuz, masrafı kısın dememize rağmen, .ir iki söylemden başkaca ciddi tavır alan olmadı. Yeni mahalle Beşyoldaki eski tapu dairesinin binası, Mersin Devlet Hastanesinin eski binası, Liman içinde kültür ve turizmin binası akla gelen bomboş atıl durumdaki birkaç bina. Yazık ya!

Mersin’i pırıl pırıl bir kent haline getirmek, yaşanılası ve imrenilesi bir kent haleni getirmek, iş sahaları açmak, üretimi arttırmak, istihdam yaratmak, çevre ve görüntü kirliliği oluşturan her işin önüne geçmek (Tabela kirliliği, reklam kirliliği, kaldırım işgali, yol işgali,çer çöplerin yerlere dökülmesi v.b) çok mu zor?! Yok mu bu işi başaracağım deyip azimle çalışacak ve ona destek olacak insanlar?!

Kentte siyaset yapan ilçe, il başkan ve yöneticileri, belediye başkan ve meclis üyeleri, milletvekilleri ALLAH RIZASI İÇİN kent için bir şeyler yapın.

Ölüye gidiyor, düğüne gidiyor, açılışa gidiyor, aynı parti içindeki adamlar, KÖRLERLE SAĞIRLAR BİRBİRİNİ AĞIRLAR mantığı ile buluşuyorlar, bunu da foto çekip icraatmış gibi sosyal medyada sayfalarında yayınlıyorlar. Siyaset bu kadar ucuz mu yahu?!

Belediyeler ise kurdukları basın birimleri vasıtası ile günde en az iki üç basın bülteni yapıp yerel medyaya servis ediyorlar, servis edilen haberleri incelediğiniz vakit, ülke geneli İSTANBUL- ANKARA-İZMİR başta olmak üzere oradaki belediyelerin yapmış oldukları çalışma ve icraatların kopyası olduğunu görürsünüz. (Panel, konferans, etkinlik, çalıştay, tiyatro, spor, özel gülerdeki anmalar v.s.)

Belediyecilik bu mu? Yerel yönetim bu mu?

Kentin ulaşım sorunu, trafik sorunu, otopark sorunu, yeşil alan sorunu, soluduğumuz havanın kalitesi sorunu, içtiğimiz suyun tüketim ücretinin pahalılığı, toplu taşımanın bir türlü halledilmemesi, trafikte dolmuş terörünün önüne geçilememesi, yaya geçitleri ve sinyalizasyonların düzensizliği, yaya yolu olan kaldırıma eşya sergisi açanların işgallerinin önüne geçilememesi, dilenci cenneti haline gelip KABAHATLER KANUNUNUN bir türlü hiçbir açıdan uygulanamaması, gürültü ve ses kirliliği Mersin’liye acı veriyor.

Öncelikle seçilmiş Belediye Başkanlarımızdan ve milletvekillerimizden kentin sorunlarını gerçekçi yaklaşımlar ile çözmelerini bekliyoruz.

Halen bitirilmeyen bir HAVAALANI… Amacı dışına çıkmış bir MARİNA meselesi… Bir türlü gelemeyen hızlı trenimiz… Metromuz…. Tramvayımız… Temizlenemeyen Balıkçı Barınaklarımız… Canlandıramadığımız çarşı merkezindeki esnafımızın hali… Belediyeye ait mülklerde oturan esnafların kiralarının pahalılığı ve ödeme koşullarının çözümlenememesi… Sahil dolgu alanı üzerinde yeşil bitki örtüsünün arttırılamaması… Yıkılan ve millet bahçesi yapılacağı söylenen stadın oradaki alanın ucube bir şekilde enkaz halinde beklemesi… Kent içindeki park ve bahçelerin kontrolsüz denetimsizliği… Gıda üreten ve satan yerlerin ciddi denetimsizliği… Kaldırımları lokantasının alanı kabul edip masa sandalye atanların önüne geçilememesi…

Sadece bazı sorunlar…

Allah aşkına çözün şu sorunları.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık