Detay Üst

100. yıl plajı ve tabiat parkını kurtarmak…

Abdullah AYAN yazdı ...

100. yıl plajı ve tabiat parkını kurtarmak…
  • 19-08-2017 15:00

Yıl 2015…

Ülke 7 Haziran seçimlerine koşarken, Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, VII. Bölge Müdürlüğü Mersin Şube Müdürlüğü, onlarca yıldır Mersin halkının gölgesinden, yeşilinden ve ender bulunur güzellikteki kumsalından yararlandığı, Davultepe Gümüşkum tabiat parkını tesis amaçlı ihaleye çıkardı.

Akıllara seza bu girişim o tarihte yoğun tepkiyle karşılaştı. Seçim arifesine denk geldiği için AK Parti Mersin il yönetimi ve o dönem birinci sıradan aday gösterilen M. Muhammet Gültak ta ihaleye karşı çıktı. Girişimler sonucu o günlerde park ve plajı kurtardık…

Daha doğrusu kurtardığımızı sanmışız.

Bugünlerde aynı kurum aynı Gümüşkum tabiat parkını tesisleşme amacıyla ihaleye çıkarıyor. İlan yayınlandı bile. Eğer durdurulmazsa 25 Ağustos 2017 günü adı üstünde güzelim Gümüşkum plaj ve parkıyla ilgili ihale gerçekleşecek.

Varsın birine veya birilerine ihale edilsin, onca yer verilmiş, bir eksik bir fazla diyenler çıkabilir.

Gelin görün ki “kazın ayağı öyle değil”…

Sözü fazla uzatmaya gerek yok aslında. 2015′ teki ihale sürecinde konuyla ilgili kaleme aldığım iki yazıdan alıntılarla Gümüşkum parkının nasıl özel bir doğal hayatı koruma alanı olduğunu bir kez daha anlatayım…

“Deniz kaplumbağalarının son yumurtlama alanını ranta açmak hangi vicdana sığar?” sorusuyla başlayıp şöyle sürdürmüşüm:

” Çeşitli orman ağacı türleri gölgesinde, temiz bir sahilde günübirlik piknik yapma olanağı sağlayan bu vaha yaklaşık 230 dönüm büyüklüğünde ve ortalama her yıl 40 bin civarında konuğa ev sahipliği yapıyor.

Yaklaşık 2 km uzunluğunda ince kumsala sahip Gümüşkum parkı Çevre ve Orman Bakanlığı döneminde bir süre Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından halka hizmet veriyor. 2009-10 yıllarında ise Mersin Valiliği’nin öncülüğündeki Mersin Çevre Koruma Vakfı (MEÇEV) tarafından Davultepe 100. Yıl Tesisleri Halk Plajı ve Piknik Alanı adıyla işletiliyor.

2011 yılında önce Mersin İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne ardından 2012’de Bakanlıkların yeniden yapılanması sonrası Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Orman ve Su İşleri Mersin Şube Müdürlüğü’ne bağlanıyor. Davultepe 100. Yıl Tabiat Parkı adıyla ve söz konusu kurumca hizmete alınıyor.

Tıpkı 2010 yılında Erdemli Belediyesince Çevre ve Orman Müdürlüğünden devralınıp 5 yıl boyunca işletilen ve 2015 Mart ayında sürenin dolmasıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 7. Bölge Müdürlüğüne bağlı Mersin Şube Müdürlüğünce Belediyeden geri alınan Talat Göktepe mesire alanında olduğu gibi…

Ama Davultepe’ deki bu vahanın hem Mersin hem de Türkiye genelindeki tüm Tabiat Parklarından çok farklı bir ayrıcalığı, özel kılan hususiyeti var.

Dünyada nesli tükenmekte olan ve Akdenizdeki eski yuvalama alanları gittikçe azalarak 120 km2 ye kadar düşmüş olan bir cins deniz kaplumbağasının son sığınma alanı burası.

Öyle ki C.mydas türü kaplumbağaların Akdeniz sahillerindeki toplam 1000 civarındaki yumurtlama yuvasının 100 civarındaki bölümü bizim Gümüşkum adıyla ünlenen Davultepe Çamlığıyla kumsalı arasında kalıyor. C.mydas türü deniz kaplumbağalarının %10’u her yıl biraz daha zorlaştırdığımız, gürültü, ışık, her çeşit insan ve hayvan saldırısı altında bu sahile vurup yumurtalarını milyonlarca yıldır genlerine işlemiş haritaları sayesinde bırakıyor.

Başka ülkelerde olsa koruma altına alınması, piknikçiler bir yana o kaplumbağaları rahatsız edecek her türlü dış etkiden arındırılıp dünya mirasına sunulacak bir alana reva gördüklerimiz insanı çileden çıkaracak cinsten.

Örneğin sağı solu yapsatçıların rant alanı olarak deniz sitelerine kurban edilmiş. Yetmemiş; yürüyüş yollarının yüksek engebeleri nedeniyle yavruların denize ulaşmalarına set çekilmiş. Komşu sitelerin  ve kamp alanının çevre aydınlatması yavruların yönünü bulmalarına, pusulalarını şaşırmalarına engel olmuş ama ister Çevre, ister Orman adıyla işletmeciliğe merak salan devlet kurumlarının pek umurunda olmamış. Bu da kesmemiş olacak ki, günübirlikçilerin gürültüsü, bıraktıkları atıkların peşinden gelen köpeklerin kaplumbağa yavrularına musallat olmalarına kimse dur dememiş bugüne kadar…

(…)”

Birileri betonlaşma, inşaat yok dese de, yüzme havuzlarından macera parklarına, Paintball alanlarından her türlü ürünün sergi ve satış yerlerine, paraşüt kulelerinden su kaydıraklarına varıncaya kadar yaklaşık 50 çeşit, her biri elli yere çekilebilecek tesisleşmeye yol açıldığı gün gibi aşikar…

Üstelik nerede yapacaksınız bunu?

Gittikçe tükettiğimiz, her gün biraz daha kendi keyfimiz için milyonlarca yıllık yuvalarından ettiğimiz bizim dışımızda kalan canlıların, özellikle de deniz kaplumbağalarının 120 km’ ye kadar düşen Akdeniz’deki yumurtlama alanlarının %10’ una tekabül eden bu 3 km civarındaki sahilin yer aldığı alana göz dikilmiş…

Bu %10’ luk yumurtlama alan oranı öyle kafadan uydurulmuş bir şey değil, Ege Üniversitesi Su Ürünleri dergisinde 2010’ da yayınlanan “Davultepe 100. Yıl Kumsalında Deniz Kaplumbağası Yuvalama Potansiyelinin Belirlenmesi Üzerine Bir ön Çalışma” bilimsel çalışmasında yer veriliyor.

O çalışma anlatıyor ki; aslında çevre aydınlatmasının, alana koyulacak duşların sesinin bile kaplumbağaların son sığınağı haline gelen Davultepe’ deki son korunaklı alanın keyfimiz için yok etmeye yemin ettiğimiz nesli tükenmekte olan canlılar için yaşamsal öneme sahip…

Birilerinin ellerini ovuşturarak mesire alanı ilan etme çabası, bu paha biçilmez vahanın ölüm fermanı mı? Yoksa halen umut var mı?

Aslında bir çözüm var: Bakanlık, Genel Müdürlük veya Adana Bölge Müdürlüğü hatta Orman ve Su Bakanlığının Mersindeki yetkililerine Davultepe’ nin öyle birilerinin at oynatacağı herhangi bir mesire alanından farklı durumu anlatılmalı, işin ciddiyetinin kavranması sağlanmalı.

Kulak verilirse aslında yapılacak iş belli: İhale sürecinden vazgeçilir, mevcut alan korunur hatta bilim insanlarının bugüne yönelik dikkat çektiği kaplumbağaları rahatsız edecek her türlü mevcut düzenleme bile yeniden gözden geçirilir ve bölge gerçek anlamda koruma altına alınır.

Unutmayın insanların mesire yapacağı, keyif çatacağı milyonlarca yer var ama Kaplumbağaların yeterince hayatlarını çaldığımız Davultepe’ nin gittikçe daralan alanı dışında yumurtlayacakları ikinci bir yuvaları yok, olanı da hoyratça yok etmişiz.

Milyonlarca yılda oluşan ve çocuklarımıza bırakmamız için emanet edilen tüm canlıların son umut vahalarını bitirmeyelim, tabii insanlığımızdan eser kaldıysa…

Bakın Davultepe incelemesinin sonunda ne diyor konuya vakıf ve duyarlı bilim insanları*:

“Mersin – Erdemli arasındaki betonlaşması hala devam eden sahil şeridinde, çok kısa bir alan olmasına rağmen Davultepe 100. Yıl Kumsalı’na çalışma başlamadan önce yapılmış olması muhtemel olan yuvalar da dâhil edildiğinde toplam yuva sayısının 100’ e ulaşacağı düşünülmektedir. Özellikle C.mydas denilen türü için önemli olan bu alanın bundan sonraki üreme sezonlarında yapılacak olan uzun dönemli bilimsel çalışmalarla izlendiği takdirde elde edilecek veriler sonucunda özellikle C. mydas türü için Doğu Akdeniz’de önemli yuvalama alanları arasına girmesi muhtemel olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple koruma, izleme ve bilimsel araştırmalara bu kumsalda devam edilmelidir.”

*(Mersin Üniversitesinden Prof Serap Ergene başkanlığındaki 5 kişilik çalışma ekibi)”

Not iki makalenin tamamına;

Davultepe’ ye sahip çıkmak, doğaya sahip çıkmak -1-

Davultepe’ ye sahip çıkmak, doğaya sahip çıkmak -2-

linklerinden ulaşılabilir…

 

KAYNAK:http://www.sokaktanhaber.com/2017/08/100-yil-plaji-ve-tabiat-parkini-kurtarmak/ 



ÇOK OKUNAN HABERLER