AKP'li vakıftan skandal rapor

Hükümete yakınlığıyla bilinen SETAV, gazetecileri fişleyen rapor yayınladı. İlk tepki Gürsel Tekin'den geldi.

AKP'li vakıftan skandal rapor
  • 06 Temmuz 2019, Cumartesi 22:27

İnternet sitesinin hakkımızda sayfasında "siyaset, dış politika, ekonomi, toplum ve medya, hukuk ve insan hakları, güvenlik, strateji, eğitim ve sosyal politikalar, Avrupa araştırmaları ve enerji direktörlükleri bünyesinde bilgi üretmeyi ve üretilen bilimsel bilgiyi sorun çözücü formüller halinde sunmayı" hedeflediğini öne süren ve hükümete yakınlığıyla bilinen SETAV (Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı), son raporuyla yine dikkatleri üzerine çekti. "Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları" adıyla yayınlanan ve "Raporda ele alınan medya kuruluşları kuruluşundan bugüne incelenirken mecraların Türkiye için kritik olaylardaki tavrı da ölçülmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışan profili incelenerek uluslararası medya kuruluşların çalışanlarının geçmişte hangi mecralarda görev yaptığı ağ analizleriyle ortaya konulmuştur." ifadeleriyle tanıtılan raporun; "çalışan profili analizi" adı altında gazetecileri fişlemekten, doğruluğu kanıtlanmış haberleri "propaganda" olarak sunmaya ve haberler üzerinden yayın politikası atfetmeye kadar gittiği görülüyor. Hükümete yakınlığıyla bilinen vakfın yayınladığı rapora siyasilerden ilk tepki, CHP' İstanbul milletvekili Gürsel Tekin'den geldi. Tekin, sosyal medyadan raporu paylaşarak yaptığı açıklamasında vakfın araştırma adı altında gazetecileri hedef gösterdiğini belirtti. Gürsel Tekin, paylaşımında "Raporun dili ve içeriği en hafif tabirle basın mensuplarını hedef gösterici bir mahiyettedir. Hükümete bağlantılı bir vakfın bu şekilde bir rapor hazırlaması da basın özgürlüğünü kısıtlayıcı, otosansür mekanizmasını zorlayan anti demokratik bir adımdır. Basın özgürlüğü düşünce ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğu gibi, temelde bir kamu denetim aracıdır. Basın mensuplarını çalıştıkları iş yerleri üzerinden baskı altına almaya çalışmak önce basın özgürlüğüne sonra halkın haber alma hakkına yönelik saldırıdır." ifadelerini kullandı. Tekin, açıklamalarında "Hükümetin kimi zaman kamu gücüyle, kimi zaman kamu bankalarından alınan kredilerle tüm basını kontrol altına alarak, monopol kurduğu aşikar. 2018 Uluslararası Basın Enstitüsü Raporu’na göre, AKP iktidarının medyayı kontrol etme oranı yüzde 95'e ulaştı. AKP kontrolündeki medyada çalışanlar parti propagandasına uygun hareket etmezlerse işsiz kalıyorlar, AKP kontrolü dışındaki medya organlarında çalışanlar ise mali baskı ve yargı gücü ile sindirilmeye çalışılıyor. AKP'nin medya üzerinde hakimiyet kurmak için açtığı savaşın sonunda Türkiye dünyanın en çok gazeteci hapseden ülkesi oldu. Türkiye basın özgürlüğü bakımından 180 ülke arasında 157'inci sırada. Zambiya, Zimbabve ve Nijerya'da basın mensupları daha özgür şartlarda çalışıyor." ifadeleriyle de sayısal verilere yer verdi. 
Yabancı basın kuruluşlarının Türkiye'de bulunmasını ve kitlelere ulaşmada daha etkili olmasını başarılı ve saygın gazetecilerin AKP medyasında barındırılmamasına bağlayan Tekin, "Yabancı basın ajanslarını daha çok kişiye ulaştıran yapısal neden açık. Başarılı ve saygın gazeteciler AKP medyasında çalışamıyor, bu ajanslarda yer bulabiliyor, halk da AKP propaganda makinasından gerçekleri öğrenemediği için bu haber ajanslarını takip ediyor. AKP basının hükümete şakşak mekanizması değil millet adına kamuyu denetleyen demokrasinin temel bir kurumu olduğunu kabul etmek zorunda. Gerçekleri kabul etmeye, bunların üstünü örterse görülmeyeceğini sanan zihniyet hem akılsızlık hem de ahlaksızlıktır. Ünlü Osmanlı devlet adamı Ali Paşa diyor ki: "Halkın iyiliğinden başka bir şey düşünmeyen bir hükümet için basın özgürlüğü nimettir." Basın özgürlüğünden ancak halka karşı suç işlemiş gafiller rahatsız olur. Elinizde bunca para, imkan, gazete, televizyon var. Hiçbiri okunmuyor, millet takip etmiyor, bin dereden boca ettiğiniz yalanlara kimse inanmıyor. Kabahat sizin. Sadece kulaklarınızın duymasını istediğiniz şeyleri söyleyen bir yandaş medya ürettiniz. Bunu değiştirin." ifadeleriyle de hükümete seslendi. Araştırma vakfı olduğunu iddia eden SETAV'ın yayınladığı rapor, uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye'deki çalışmalarını incelediğini belirterek kuruluşların spesifik konuları nasıl haberleştirdiğine göre siyasal tandansını belirlediğini öne sürüyor. HDP'li vekillerin gözaltına alınmasının ve 15 Temmuz sonrası yapılan haberlerin başta olmak üzere genel olarak Erdoğan'ı övmeyen herhangi bir haberi dış mihrakların algı operasyonu olarak nitelendiren rapor, bununla da kalmayıp, gazete çalışanlarının sosyal medya adreslerinde yaptıkları paylaşımlara kadar fişleyerek gazetecileri hedef gösteriyor. 

Raporun gündeme gelmesinin ardından Çağdaş Gazeteciler Derneği, sosyal medyadan yaptığı açıklamayla suç duyurusu çağrısında bulundu. "Gazetecilerin, gazetecilik yapmalarına dahi tahammül edemeyen, tüm gazetecileri belli kalıpta görmeyi hedef edinen, gazetecileri toplumun bir kesimine hedef göstermekten çekinmeyen SETA'nın fişleme belgesi, tarihimizde kara lekelerden biri olarak anılacaktır." ifadelerine yer verilen açıklamada gazeteciler, "Türkiye'nin yeni 'medya andıcı' olarak gördüğümüz bu fişleme belgesini hazırlayan zihniyeti kınıyor, tüm meslektaşlarımızı basın ve kişisel özgürlüklerimize yapılan bu saldırıya karşı durmaya ve hukuki haklarını kullanmaya davet ediyoruz." ifadeleriyle dava açmaya çağrıldı.

Yurt Gazetesi

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık