Detay Üst

Aşut: Aday olmayacağım

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut'un, bu gün yaptığı basın toplantısında yeni dönem MTSO seçimlerinde aday olmayacağını açıkladı.

Aşut: Aday olmayacağım
  • 20-07-2017 11:01

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut'un, yeni dönem MTSO seçimlerinde aday olmayacağını açıkladığı Basın Toplantısındaki konuşma metni şöyledir; 

Değerli Basın Mensupları, Değerli Dostlarım,

Sizleri Şahsım ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli Dostlarım,

Yaklaşan MTSO seçimlerinde; bazı yanlış bilgileri, dedikodu düzeyine gelen söylentileri;

Ve bazı çevrelerin kurumumuzu yıpratma çabalarının önüne geçmek için, sizleri en yetkili ağızdan bilgilendirmek istedim.

Nazik katılımlarınız için teşekkür ederim.

Öncelikle bu hafta yaşadığımız;

Hem MTSO olarak, hem de benim yaşamımda önemli izler bırakan iki değerli büyüğümüzün kaybı ile derin bir üzüntü yaşadık.

Değerli büyüğümüz MTSO eski Meclis Başkanı Sayın Kadir Aktaş;

Ve değerli ağabeyim, yol arkadaşlığı yapma mutluluğuna eriştiğim MTSO eski Meclis Başkanı ve bir önceki MTSO EKAV Başkanı Sayın Hacı İbrahim Kiper…

Her ikisine de yüce Allahtan rahmet diliyorum.

Cenaze namazı öncesi İmam Efendi helallik isterken, o an şunu düşündüm:

Aslında onların bize haklarını helal etmesi gerekirdi…

Özellikle rahmetli İbrahim ağabeyi hayırlı işlere o kadar koşturduk ki;

Oda için, gençler için, yaşlılar için, meslek liseleri yapımı için, Mersinliler için o kadar hayırlı işlerde o kadar çok yoruldu ki…

Allah ondan razı olsun…

Ama baki kalan şu kubbede bir hoş seda imiş dedik;

Daha iki gün önce yeni yayınlanan kitabımın imza gününde kayıplarımızı rahmetle anarken;

 “ Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” demiştik, İbrahim Ağabeye de uzun ömürler dilemiştik.

Ancak, nasip iki gün sonra bu acı haberi almakmış…

Tekrar tüm kayıplarımız için rahmet diliyorum.

Onlar ve daha önceki büyüklerimiz bu kurumların ağır yükünü sırtladılar, çok emek verdiler…

Sizler hep buzdağının üstünü gördünüz ama o hizmet buz dağının altında devasa bir kısım vardı ki;

O yükün ağırlığı, bu sorumluluğu alanları çok ama çok yıprattı.

Elbette bizler de bu yıpranmadan nasibimizi aldık…

Değerli Basın mensupları,

Değerli Dostlarım,

Bir söz vardır: “ Davulun sesi uzaktan hoş gelir” diye…

MTSO gibi önemli kurumlarda görev almanın, Meclisinde, Yönetiminde, hatta Başkanlık makamında bulunmanın sağladığı o “sözde” büyük avantajlar iştahları kabartır;

Gıpta ile birçok kişi, bu makamlarda olmak ister;

Veya sanki bu görevlerdeki kişiler bir elit tabaka, seçkin bir zümre gibi algılanır.

Mersin Kenti Edebiyat Ödülü törenlerinde birinde“iş dünyası, yani bizler burjuva sınıfı değiliz” demiştim.

Bizler de esnaf, sanatkar, emekçi ve memur ailelerin çocuklarıyız.

Buralara tırnakları ile gelen Anadolu insanlarıyız demiştim.

Evet, dışarıdan zaman zaman farklı algılanan bu camianın bir ferdi olarak, bu görevleri yaparken her şeyimizden fedakarlık ederek çalıştık.

Bunları asla dile getirmedik.

Sizler sadece buz dağının üstünü gördünüz…

Bu makamlarda olmak camianın tüm yıldırımlarına paratoner olmaktır.

Bu makamlarda olmak,  camianın yağmuruna, fırtınasına siper olmaktır.

Örneğin: Çocuklarımızın okul mezuniyetlerine gidemedik, çünkü OSB’nin asfaltının dökülmesi gerekiyordu.

O asfalt dökülecek, o fabrikalar çalışacak, o insanlar evlerine ekmek götürecekti…

Çocuklarımızın hastalıklarında başlarına duramadık;

Çünkü ya OSB’nin, ya MTSO’nun takip edilmesi gereken bir projesi vardı.

Çünkü memlekette iş ve aş bekleyen ve ailemizden farklı görmediğimiz insanımız vardı…

Bu projeler takip edilecek ki, firmalar ayakta kalsın.

Bu işler için fedakarlıklar yapılacak ki, insanımız evine ekmek götürsün.

TOSYÖV’den MORSKUD’a;

OSB Yönetiminde görev aldığım o günlerden MTSO sürecine kadar; en az 20 yıl…

Kendini memleketine adayan insanlarla çalıştım, onların öğrencisi oldum… 

Görev istemedim ama hiçbir görevden kaçmadım.

Ailemizi ihmal ettik, işlerimizi ihmal ettik, kendimizi ihmal ettik.

Ama milletimiz için, Mersin için yapılan hizmetlerin manevi değeri bizi mutlu etti.

Kötü sözleri duymadık, moral bozanlara kulak asmadık…

Ama tüm bu olumsuz enerjiler bizden bir şeyler götürdü…

Sonuçta insanız, makina değiliz…

OSB ve MTSO’ya ayırdığımız zamanın onda birini işimize ayırmadık.

Bu konuda kardeşlerimden bile sitem aldım.

Odamızın Meclisinden yönetimine  ve çalışanlarına kadar; 

Kendi ailemle ilgilenmediğim kadar ilgilendim, yanlarında oldum.

Ve bunu da mutlulukla yaptım.

Ama bu süreçte çok ama çok yıprandım.

Ailem yıprandı, işim yıprandı, şirketim yıprandı, sağlığım yıprandı…

Memleketimle, Mersinle gurur duyuyorum ama ne yazık ki Mersinli Mersin’e sahip çıkamıyor.

Mersin’e sahip çıkmak demek önce insanına ve değerlerine sahip çıkmak demektir.

Mersinliler derken sizler gibi değerli dostlarımı veya vatandaşlarımızı kast etmiyorum.

Ben Mersinlilerin büyük teveccühünü ve sevgisini her daim yaşadım.  Hepinize minnettarım.

Sahip çıkamayan kentin ağabeyi sayılan o büyük kurumlarıdır.

Ne yazık ki, kentin kurumları ve dinamikleri tek bir vücudun parçaları olduğunu kabul edemedi.

Anlamsız bir rekabete giriştiler…

Bu kentin kurumları ve dinamiklerine  “biz bir birimizin rakibi değil, tamamlayıcısıyız” ruhunu veremedik, ne yazık ki bunu başaramadık…

Bu birliğin öneminin ne olduğunu bilmeyen bazı küçük ruhlu kişiler ise bu rekabeti çok güzel kullandı.

Acı olan şey ise; kentin önemli kurumları bu küçük ruhlu kişilere daha çok prim verdi.

Anlamak zor değil aslında…

Herkes bir birinin küçük çıkarları için, herkes bugünü kurtarmak için Mersin’in geleceğini yok saydı…

Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?

Bunun muhasebesini de, bu kurumların başında bulunanlara bırakıyorum…

Herkes Mersin tarihinde layık olduğu yeri alacaktır…

Biz bu kıskançlık ve büyüklük tuzağına düşmeden yolumuza devam ettik.

Sitem etmedik, küsmedik, ağlamadık…

Bu makamlara seçilerek ve teveccühle gelen insanlar böyle yapmalıdır zaten.

Sonunda “mutlu musun, tatmin oldun mu?” diyenler var.

Karşılık bekleyenlere bu soru sorulabilir, ben bir karşılık beklemedim ki…

Hiç bir zaman karşılık bekleyerek bu hizmetlerin içinde bulunmadım ki…

Ben ve yakın arkadaşlarım sorumluluk hissettiğimiz bir konuda görev aldık, gönüllü olduk, kendimizce bir iyiliğin parçası olduk ve denize attık.

 “Balık bilmese de,  Halik bilir” dedik…

 “Halkın rızası, HAKKIN rızasıdır” dedik, büyüklerimizden böyle gördük.

Ne bir kibir, ne bir büyüklük ne de bir şeyleri topluma bahşetmiş bir adam durumundayım…

Böyle bir his içinde değilim.

Vatanım için bir hizmetti,  yaptım… O kadar…

Hangi kurumda görev aldıysam büyüklerimizin bize verdiği öğütler, bize kazandırdığı değerler yol gösteren yıldızlarımız oldu.

MTSO başkanlığım boyunca siyaseti Odamıza sokmadım, sokmamaya çalıştım.

Siyaset üstü olmaya azami gayret gösterdim.

Şunun altını da özellikle çizmek isterim: 

Siyaset üstü olmak devlete veya hükümetlere mesafeli olmak değildir.

Biz seçilmiş her hükümetimizle uyum içinde çalıştık.

Sonuçta onları seçen de bizleriz.

Bizler demokrasiye gönül vermiş bir camiayız.

Siyaset üstü olmanın esas amacı, Oda içinde yapay ayrımcılıklara yer vermemektir.

Etnik, dini ve mezhepsel ayrımcılılarının aklımızın önüne geçmesine izin vermedim.

21’inci yüzyılda,  bu yapay ayrımcılıkları bir utanç olarak gördüm ve ÖNCE İNSAN dedim.

Bir önceki MTSO seçimlerinde siz değerli basın mensupları çok güzel haberler yapmış ve manşetler atmıştınız.

Ama bir manşeti hala hatırlarım...

Sayın Abdi Satıroğlu kardeşim atmıştı sanırım manşeti: “Mersin’i birleştiren Adam” diye.

O noktada hiçbir mecburiyetimiz yokken Meclis Başkanlığı seçiminde bir geri adım attık. 

O gün de çok eleştirildim.

Kucaklaşmak için, huzur için, dostluk için yaptık.

Odamızın kültürü gereği yaptık.

Aslında Mersin’i birleştiren  Odamızdı.

Bunun için MTSO’nun Mersin için önemi, zannedilenden çok çok büyüktür.

MTSO bu kentin toplumsal harcıdır, tutkalıdır, geçmişi ve geleceğidir.

MTSO bu kenti bütüncül anlamda kucaklayan yegane kurumdur.

Kim olursa olsun, çatısı altında ayrımcılığa tabi tutulmadan yer bulabildiği yegane kurumdur, bunu iddia ile söylüyorum.

Ve ben bu bir buçuk asırlık çınarın kültürüne halel getirmeden hizmet ettim.

Bedeli ne ise, bedeli ödedim.  Helal olsun…

,,,,,,,,,,,,,,,,

Bedeli nasıl mı ödedim?

Bunları yaparken, çoğu zaman kendi yol arkadaşlarıma rağmen, kendi yol arkadaşlarımın bu kriter ve değerleri sahiplenmemesine rağmen bu yolda yürüdüm.

Siyaset üstü kalmak adına, kendi yol arkadaşlarımla mücadele ettim, kentin bazı dinamikleri ile mücadele ettim.

İstedim ki, MTSO hiç kimsenin değil;  sadece aklın, bilimin ışığında Mersinlilerin sesi olsun.

İstedim ki, MTSO kurumlarla kavga eden değil, proje üreten bir yer olsun, çağı yakalasın.

Bu konuda bile, bazı projelerde kendi yol arkadaşlarımın vizyonu beni hayal kırklığına uğrattı.

Olayları kişisel hale getirmeleri beni çok üzdü…

Bazıları MTSO’yu kişisel çıkarların kavgasının verildiği yer zannetti.

Buna izin vermedim. Kötü adam oldum…

Bazıları MTSO’yu ihtirasların tatmin yeri zannetti, buna da izin vermedim.

MTSO birilerinin nemalanacağı bir yer değildir.

MTSO hiç kimsenin adından yararlanacağı bir yer olmamalıdır, buna izin vermedim, kötü adam oldum…

Ben MTSO’dan değer alan değil, buraya değer katanların burada olmasını istedim.

Bu gönüllülük esasıyla, bu vefakar tavırla, beklentisiz hizmetlerin merkezi olsun istedim.

Yeni bir seçim dönemi yaklaşıyor.

İnşallah Odamızın seçilecek olan yeni yönetimi ve yeni Yönetim Kurulu Başkanı bu vizyona sahip olur.

Dil bilen, dünyayı bilen, genç, proje odaklı çalışan, yapay tüm ayrımcılıkları elinin tersi ile iten bir yönetim ve bir başkan inşallah MTSO’nun değerli üyelerinin teveccühü ile seçilecektir.

Bu vesile ile ben yeni dönemde Sektörümden aday olmayacağımı siz değerli dostlarım ve değerli Mersinlilerle paylaşmak isterim.

Bunun dışında hiçbir başka amacımın olmadığını, hele hele siyaset gibi bir alana  hiç bir zaman teveccüh göstermediğimi en iyi bilenlerdensiniz…

Bu karar benim tek başıma aldığım bir karar değildir.

Beni tanıyanlar iyi bilir.

Çevremdeki dostlarımın, ailemin, yakın yol arkadaşlarımın tavsiyelerine çok önem veririm.

Bu; ailemin, kardeşlerimin, firma yönetici ve çalışanlarımın, MTSO’ daki yakın yol arkadaşlarımla yaptığım istişarelerimin sonunda aldığım bir karardır.

Hiçbir görevden kaçmadım, hayatta hiçbir zorluk karşısında pes etmedim, yılmadım, vazgeçmedim.

Bu karar da;  bir korkunun, pes edişin veya başka bir yorgunluk veya yılgınlığın sonucu değildir.

Ben makamları “vazgeçilmez” gören bir kişi olmadım.

Makamların sadece hizmet etme yeri olduğunun bilincinde olan bir insanım.

Ben şu kısa ömrümde, kentim ve iş camiası için görevimi yaptığıma inanıyorum.

Memlekete hizmet etmek için koltuğa gerek yok.

Ben nefes aldığım sürece; yine meslek liselerinin yanında olacağım;

Yine Odamızın projelerinin takipçisi ve destekçisi olacağım;

Yine eğitimin bir neferi olacağım.

Görev aldığım her kurum benim için kutsaldır ve değerlidir ama ben bu makamlarla Şerafettin AŞUT olmadım;

Şerafettin AŞUT olduğum için bu gönüllü hizmetlerde yer aldım.

Nefes aldığım sürece, önce kentimin sonra da ülkemin ekonomisinin ileriye gitmesi için çaba sarf edeceğim.

Benim için, bu onurlu kurumda Yönetim Kurulu Başkanı olmanın onuru ve gurur ne ise;

MTSO’nun sıradan bir üyesi olmanın onuru da aynı şeydir.

Bizim camiamız bir hiyerarşi camiası değildir.

Ben her zaman bu ruhla ve bu felsefe ile bir nefer gibi çalıştım.

MTSO’nun bir departmanının çalışanı gibi işleri takip ettim.

Başkanlık yaptım ama başkanlık taslamadım.

Tam 9 yıldır sizler en iyi bilenlerdensiniz, tam 9 yıldır ben o başkanlık koltuğunda bir kez bile oturmadım.

Kendimi layık görmedim, başkanlık taslamadım.

O koltuk benim Kadri abimin bana emaneti idi.

Benim edebim o koltuğa oturmama izin vermedi.

İnşallah MTSO üyeleri kenti her anlamda kucaklayacak bir başkanı seçecektir.

Ben şimdiden o başkanımıza, değerli yönetim ve meclise bu günden hitap ediyorum:

Lütfen bu kurumun neredeyse bir buçuk asırlık bir çınar olduğunu unutmayın.

Bölen değil, birleştiren olur,

Yıkan değil,  yapan olun,

Ayrıştıran değil,  kucaklaştıran olun,

Nefreti değil,  sevgi ve saygıyı yüceltin,

Siyasetin olumlu yanını kullanın, insanların etnik, dini ve mezhep değerlerine saygı duyun,

Ama; siyasi, dini, etnik, mezhepsel tüm yapay ayrımcılıkları asla Odamıza sokmayın.

Demokrasi dayanağımızıdır,

Cumhuriyet varlığımızdır,

Büyük önder Mustafa Kemal Atartürk’ün hedefleri en büyük hedefimizdir.

Yani, çağı yakalayan bir Mersin, bilime inanan bir Mersin... 

Değerli Basın mensupları,

Değerli Dostlarım,

MTSO gibi bir kurumda böylesi görevler almayı nasip eden Allah’ıma şükrediyorum.

Hayırlı işlere vesile olabildimse ne mutlu bana…

Tarih;   en büyük değerlendiricidir.

Bir hoş seda bırakmak için çıktığım bu yolda;

Bana inanan, bana destek veren, yanımda olan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Allah bu hayırlı kurumu sonsuza kadar daim etsin.

Hakkınızı helal ediniz.

Sizleri ve tüm Mersin iş camiasını, MTSO ailesini, tüm Mersinlileri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Yaklaşan Oda seçimlerinde sektörümden aday olmayacağımı bir kez daha siz değerli Mersin iş dünyasıyla, basın dünyası ve değerli Mersinlilerle paylaşmak istedim.

Katılımlarınız için teşekkür ediyorum.

Özellikle kentin tüm alanlarındaki gelişmeleri ve projeleri duyurma ve gelişmiş bir Mersin algısı yaratma anlamında benim her daim yanımda olan;

Gerçek Mersin basınına, basın etiğini iyi bilen siz değerli basın dünyası profesyonellerine de ayrıca teşekkür ederim.

MTSO seçim dönemine kadar tüm arkadaşlarımla; görevlerimizin başında, aynı sorumluluk ve gönüllük ruhuyla, aynı Mersin sevdasıyla çalışmaya, görevlerimizi layıkıyla yapmaya devam edeceğiz.

Sevgi ve saygılarımla…

Allah’a emanet olun…

-BASIN BÜLTENİ-