Basın - İş, TGS, Basın Konseyi: Basın Kartını Kim Versin?

Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Basın Konseyi Genel Başkanı Türenç ve TGS Başkanı Gökhan Durmuş yeni Basın Kartları Yönetmeliğini eleştiriyor, basın kartları için önerilerini paylaşıyor.

Basın - İş, TGS, Basın Konseyi: Basın Kartını Kim Versin?
  • 27 Ağustos 2019, Salı 20:26

Basın- İş (DİSK) Genel Başkanı Faruk Eren, Basın Konseyi Genel Başkanı Pınar Türenç ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Gökhan Durmuş  Aralık 2018'de yürürlüğe giren Basın Kartları Yönetmeliğiile gelen yeni sistemi sorunlu buluyor, basın kartlarının devlet tarafından verilmesine karşı çıkıyorlar.

BİA Manifest/ Ağustos 2019 için gazeteci örgütleri başkanları, basın kartlarını kimin vermesi gerektiği üzerine görüşlerini paylaştılar. 

Faruk Eren: Gazeteci örgütleri acilen toplanmalı

"Biz baştan beri sarı basın kartlarını bir gazetecilik ruhsatı olarak görmedik. Eski sistemde de sorunluydu basın kartı meselesi. Uygulamadan en çok genç gazeteci arkadaşlarımız mağdur oldu.

Eski sistemde de birçok gazeteciye çeşitli nedenlerle sarı basın kartı verilmiyordu.

Örneğin Metin Göktepe’nin de sarı basın kartı yoktu. Bu nedenle Metin öldürüldüğünde “Onun sarı basın kartı yoktu, gazeteci değildi” diyenler bile çıktı, hatırlayın.

Sistem yanlış

Ya da tam tersi oldu, gazetecilikle alakaları olmayan kişilere hatır için sarı basın kartları dağıtıldı. Hatta bazı gazete yöneticilerinin şoförlerinde sarı basın kartı olduğunu biliyoruz.

Basın-İş olarak birçok kez çeşitli platformlarda bu sistemin yanlış olduğunu, öncelikle medya kuruluşlarının kendi personellerine verdikleri kartların geçerli sayılması gerektiğini söyledik. Ardından da önerimizi anlattık.

Basın kartlarının devlet tarafından dağıtılmasının ne anlama geldiğini bazıları OHAL döneminde gördü ama geçmişten bu yana süren bir uygulamadır bu.

Devlet karar veremez

Kimin gazeteci olup kimin olamayacağına devlet karar veremez!

Yeni sistemde basın kartları Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir başkanlık tarafından dağıtılıyor. Artık kartlar da sarı değil, turkuaz…

Renginden önce en son yayınlanan Basın Kartları Yönetmeliği de sorunlu. Neredeyse iktidara biat etmeyen her gazetecinin yargılandığı, hüküm aldığı bu dönemde birçok gazeteciye basın kartlarının verilmeyeceği, bunda da keyfiyet uygulanacağı /uygulandığı çok açık.

Karta akreditasyon

Yıllardır basın kartı olanlara bile akreditasyon uygulayan bir ülkenin gazetecileriyiz.

Daha önce de birçok kez açıkladığımız gibi yapılması gereken şudur: Bu ülkede gazetecilik alanında örgütlenmeye çalışan tüm meslek örgütleri acilen toplanmalı. Ortak bir komisyon kurulmalı, bu komisyona medya alanında çalışan akademisyenler de dahil edilmeli. Basın kartlarını bu komisyon vermeli.

Verilecek kartı devlet elbette kabul etmeyecektir, ama bunu kabul ettirmek de hem kamuoyunun bağımsız kaynaklardan gerçekleri öğrenebilmesi için, hem de basın ve ifade özgürlüğü, demokrasi mücadelesi için yapılmalı."

Pınar Türenç: Kabul edilemez bir dayatma

"Medyayı yeniden dizayn etme çabaları, basını büyük kıskaç altına almaya devam ediyor.

Sarı basın kartlarıyla ilgili çalışma da bunun bir parçasıdır.

"Sarı" aidiyet göstergesiydi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi de "Basın Kartları Komisyonu'" diye oluşturulan yapı tarafından, yıllarca basın mesleğine emek verenlerin aidiyetini gösteren  "sarı basın kartları”nın sarı rengi turkuazımsı oldu.

Yeni basın kartları komisyonu, eleştirel, muhalif  görülenleri ve dış basından bazı muhabirleri elemine etmeye başladı. Basında kabul edilemez uygulamaların bir başka dayatması ile karşı karşıya kalındı.

Ama biliyoruz ki bu da geçecek."

Gökhan Durmuş: Sendikalar vermeli

"Türkiye’de sarı basın kartı uygulaması hep tartışma konusu olmuştur. Son yıllarda bu tartışmalar daha da alevlenmiştir. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi basın kartları yönetmeliğinde yapılan değişiklik.

Geçmiş yıllarda basın kartı komisyonunda etkili olan meslek örgütü temsilcileri, son düzenleme ile devre dışı bırakılmış, bütün yetkiler müdüre bağlanmış ve komisyon işlevini yitirmiştir.

Yıpranma

Genel müdürün onay vermediği kimsenin kart alamadığı bir düzenleme haline gelmiştir. Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün Cumhurbaşkanlığı'na bağlanarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na dönüşmesinin ardından ise tam bir muamma yaşanıyor.

İki yıldır komisyon toplanmıyor, yeni başvuru yapan hiçbir gazeteci kart alamıyor, hakkında dava açılan gazetecilere kart hakkı verilmezken, bakanlıklara ise istediği kadar basın kartı alma hakkı tanınıyor.

Sarı basın kartının şüphesiz en büyük faydası yıpranma payıdır. Ancak bunda da 2013’de yapılan bir düzenleme ile "yıpranmadan" yararlanabilmenin koşulu sarı basın kartını taşımaya bağlanmıştır.

Beklemek mantıklı değil

Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesinde basın kartlarını sendikalar verir. Türkiye’de de olması gereken budur. Şu anki uygulamaya göre gazeteciliğe başlayan bir kişi en erken 6 ayda basın kartını alabiliyor.

Oysa işe başladığı gün SGK girişi yapılmış oluyor ve resmi gazetecilik faaliyetleri yürütüyor. Ve yine aynı gün sendikaya üye olabiliyor.

Gazeteciliğe onay

Gazeteciler Sendikası'na üye olabilen bir kişinin gazeteciliğinin onaylanması için en erken 6 ay beklemesi ve bu süre içinde de haber yapması istenmesi mantıklı değildir.

Basın kartları sendikalar tarafından dağıtılmalı, çünkü onların gazeteciliğinin tescilini sendika yapmaktadır. "Yıpranma"dan yararlanmanın koşulu ise yeniden basın kartı taşımaya değil 5953 Sayılı Kanuna tabi çalışıp çalışmamaya bağlanmalıdır." (APA)

HABER: BİANET

https://bianet.org/1/10/211310-basin-is-tgs-basin-konseyi-basin-kartini-kim-versin

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık