Demirtaş davasında 2. gün: Ne yapmışım, neden fezlekede yok?

HDP'nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutuklu yargılandığı davanın duruşması ikinci gününde Sincan Cezaevi Kampüsü'nde devam ediyor.

Demirtaş davasında 2. gün: Ne yapmışım, neden fezlekede yok?
  • 24 Ocak 2019, Perşembe 14:19

Tutuklu yargılandığı davada 'örgüt kurma ve yönetme', 'örgüt propagandası' ve 'suç ve suçluyu övme' iddialarıyla suçlanan Demirtaş hakkında 142 yıla varan hapis cezası isteniyor.

Duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi'nden SEGBİS aracılığıyla katılan Demirtaş dün yaptığı savunmada, açlık grevindeki Leyla Güven'in durumuna dikkat çekerek, "Parlamentonun sessizliği kabul edilemez. Parlamentodan bir heyet derhal cezaevine gönderilmeli" demişti. Dokunulmazlıklarının kaldırıldığı döneme değinen Demirtaş, "Bir linç ortamında, AKP-MHP ve bir grup CHP'li ele ele verip bizi politikleşmiş yargının önüne atmak için acele etti" ifadelerini kullanmıştı. Anadilde eğitim talebi nedeniyle hakkında fezleke hazırlanmasına ve bu nedenle yargılanmasına tepki gösteren Demirtaş, "Beni hapiste tutan yargı, 1 buçuk milyon ödülle aranan IŞİD'li Ayşenur İnci'yi, adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Mahkeme üst düzey IŞİD'liyi 1 gün bile tutuklamayı hak ihlali olarak görmüş" demişti.

Demirtaş, bugün de Edirne Cezaevi'nden SEGBİS yoluyla bağlanarak savunma yapıyor:

'BEN TAM OLARAK NE YAPMIŞIM, NEDEN FEZLEKEDE YAZMIYOR?'

"Hukuk ile ahlak doğru orantılıdır. Hukuka saygınız varsa ahlaklısınızdır, ahlaklıysanız hukuka saygınız vardır. Madem benim yasa dışı gösteri yaptığımı iddia edeceksiniz, ben tam olarak ne yapmışım? Neden bunu fezlekeye tam olarak yazmıyorsunuz? Neden ne yaptığımı delilleriyle birlikte, ekleriyle göndermiyorsunuz?

'BİR HAKİMİN, SAVCININ MASASINDA ZAMAN GAZETESİ YOKSA ZAN ALTINDAYDI'

2011'de Diyarbakır'da, bizim sivil siyaseti öne çıkarma ve şiddeti sonlandırma gayretlerimize karşı devlet içindeki kliklerin yaklaşımı buydu. Bu, o dönemin iktidarı AKP ve başbakan olan Erdoğan tarafından da desteklenen politikalardı. Cemaate yakın olmayanın AKP'liliği sorgulanıyordu. Herhangi bir hakim ve savcının masasında Zaman gazetesi, logosu görülecek şekilde bulunmuyorsa zan altındaydı. Emniyet müdürlerinin masasında yine öyle. Bu bir kimlik beyanıydı.

'AKP, CEMAAT NE İSTEDİYSE TIPIŞ TIPIŞ YAPTI'

Fezlekedeki suçlama abesle iştigal de, ben arkasındaki niyeti anlatmaya çalışıyorum. Bakın 8 yıl geçmiş, söylediğimiz her şey doğru çıkmış. Erdoğan ve AKP uyarılarımızı dikkate almamış Cemaat ne dediyse tıpış tıpış yapmış, bu sebeple ülke 15 Temmuz koşullarına gelmiş.

'ERDOĞAN DERS ÇIKARMAMIŞ'

Erdoğan ders çıkarmamış. Kendisini uyaranları düşman olarak görüyor içeri attırıyor, kendisinden beslenen asalaklarla iktidarda yürümeye çalışıyor. Ders çıkarmamış. Biz aynı noktadayız. Türkiye büyük bir tezgahla karşı karşıyaydı.

'ERDOĞAN'IN SEÇİM KAZANMASI USTA SİYASETÇİ OLMASINDAN DEĞİL'

Erdoğan da siyasi basiretsizliği, öngörüsüzlüğü; siyasetten, tarihten, coğrafyadan anlamayan bir siyasetçi olması nedeniyle halen hatalı politikalar uygulamaya devam ediyor. Seçim kazanıyor olması Erdoğan'ın usta bir siyasetçi olduğunu değil, sadece usta bir demagog olduğunu gösteriyor. Ne dostunu tanıyor ne düşmanını. Bizi düşman olarak kodlamaya devam ediyor. Erdoğan'ın dostu kim? Putin. Dostu kim? Trump. Müjdat Gezen düşman. Metin Akpınar düşman. Peki yurttaş kim? Bu fezleke, bu zihniyetindir. Yapmaya çalıştığımız şey demokratik siyasetti. Savcılar da çıkıyor, hakkımızda fezleke düzenliyordu.

'ŞUNU KEŞFETTİLER; ERDOĞAN'I ÖVERSEN İSTEDİĞİNİ YAPTIRABİLİRSİN'

Ruslar, İranlılar, Amerikalar; pışpışlayarak, zaman zaman tehdit ederek, zaman zaman gaz vererek her istediklerini yaptırıyorlar. Türkiye içinde ve Suriye'de bütün politikalarını bir bir hayata geçiriyorlar. Erdoğan da başarılı olduğunu zannediyor. Hayır. Şunu keşfettiler; özellikle Ruslar. Erdoğan'a övgü düzersen ona istediğini yaptırabilirsin. Basit bir formül. Keşfettiler. Biz eleştirince de düşman oluyoruz. Övülecek bir tarafın yok ki. Övenler de seni kandırıyor.

'ÖNCE KENDİ ÜLKENDEKİ İNSANLARLA BARIŞMAYI ÖĞREN'

Bak biz anlatmışız. Anlattığımız her şey fezlekeye dönüşmüş. 'Yanlış yapıyorsun' demişiz. Kendi ülkendeki insanlarla el ele ver. Önce kendi ülkendeki insanlarla barışmayı öğren. Biz Erdoğan'a yağ çekmiyoruz diye düşman olarak görülüyoruz. Onu en sert şekilde eleştirenlerden biriyim. Bu, Erdoğan'a özel bir kastım olduğundan değil. Çok büyük hatalar yaptığını görüyorum, uyarıyorum. Her uyarım örgüt propagandası, Cumhurbaşkanına hakaret...

'ERDOĞAN ARTIK İTTİFAK YAPMADAN İKTİDARDA KALAMIYOR'

Erdoğan da zannediyor ki, bunu yapan yargı kendisini koruyor. Hayır, korumuyor. Aksine, bu şekilde zayıflatılıyor. Bakın, Erdoğan'ın iktidarı kendi elinde değil artık. İttifak kurmadan iktidarda kalamıyor.

'BİZ KİMSEYE KREDİ DAĞITMIYORUZ, BARIŞI SAVUNUYORUZ'

Biz gerçekleri söylediğimiz için cezaevlerine doldurulduk. Kayıp mı ettik, kaybetmedik. Çünkü arkamızda halk gücü var. Rantsız, çıkarsız, hesapsız. Biz kimseye kredi dağıtmıyoruz. Bizimle birlikte olanların payına düşen şey hapishanedir, gazdır, coptur ama on milyonlarca insan bizi terk etmiyor. Çünkü biz barışı savunduk.

'KELLEMİZ DE GİTSE BOYUN EĞMEYECEĞİZ'

Boyun eğmeyeceğiz. Güçlüdür, yargı emrindedir, basın emrindedir, bürokrasi emrindedir, güvenlik güçleri emrindedir diye hak bildiğimiz yoldan şaşmayacağız. Kellemiz de gitse şaşmayacağız. İnanıyoruz, bu ülke düze çıkacak. Demokrasi kurumsallaşacak.

'TALEPLERİMİN ARKASINDAYIM'

Elimdeki imkan bu. Bu benim direnişimdir. Partim Meclis'te direniyor, halkımız sandıkta. Bizim direniş yolumuz budur. Beni tutukladınız diye bunları söylemekten vazgeçmiyorum. Taleplerimin arkasındayım.

'FEZLEKEDE DELİL DİYE BİR BAŞLIK YOK: MUZ CUMHURİYETİ İŞTE'

Delil diye bir başlık yok. Savcı bu fezlekede, 'Şu delillere dayanarak dokunulmazlığının kaldırılmasını istiyorum' dememiş. Ve bu, Meclis'e gelmiş. Biz nasıl bir ülkeye dönüştük ki, yargı ve Meclis bu kadar seviyesiz olabiliyor? Muz cumhuriyeti işte. Sonra da, 'Toplum niye bu halde?' Niye bu halde olmasın ki? Haberleri izlemekten utanıyorum artık. Nasıl bu halde geldi bu toplum? Başka yerde 1 yılda yaşanmayacak şey, burada 1 haftada yaşanıyor.

O günkü konuşmam haklıdır, meşrudur. Terör faaliyeti değildir. ‘Bu savcı bana dava açar, Erdoğan beni içeri atar’ dememişim. ‘Biri çıkar, beni öldürür’ dememişim. Korkmamışım. Allah'tan başkasından da korkmamışım. Bu fezlekeye dair söyleyeceklerim bunlardır."

Mahkeme heyeti ara verdi, duruşmaya öğleden sonra devam edilecek.

ARTI GERÇEK

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık