ETKİN KORUNAN DOĞAL ALANLAR İÇİN GÜÇLENDİRİLMİŞ BİR İDARİ YAPILANMA ŞARTTIR!

Plansız ekonomik ve mekansal büyüme politikalarının yarattığı ekolojik yıkımın etkilerini azaltacak ve rehabilitasyonunu sağlayacak, doğa koruma çabaları tüm dünyada yükselerek sürmektedir. Bu çabalar içerisinde korunan alanlar sağladıkları ekolojik, ekonomik ve sosyal faydalar sebebiyle kritik seviyede önem arz etmektedir. Bu sebeple korunan alanlar günümüzde birçok ülkede etkin şekilde yönetilmeye çalışılan ve nicelik-nitelikleri artırılmaya çalışılan alanlar haline gelmişlerdir.

ETKİN KORUNAN DOĞAL ALANLAR İÇİN GÜÇLENDİRİLMİŞ BİR İDARİ YAPILANMA ŞARTTIR!
  • 23 Ekim 2019, Çarşamba 21:03

Doğa koruma alanında ülkemizde de birçok kurum çalışmalar sürdürmekte olup bu çalışmaların tarihi 1950`li yıllara kadar uzanmaktadır. Çevre Şehircilik Bakanlığı`na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü  ile birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı`na bağlı olarak faaliyet gösteren Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, doğa koruma alanında yetkiye sahip ve faaliyet gösteren iki birim olarak öne çıkmaktadır.

Son günlerde 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu uyarınca Tabiatı Koruma Alanı, Milli Park, Tabiat Parkı, Tabiat Anıtı ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu Uyarınca Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları`nı ilan etme ve yönetme yetkisine sahip Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü`nün kapatılıp küçültülerek Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde Daire Başkanlığı haline dönüştürülmesini içeren duyumlar kamuoyunda sıklıkla yer almaktadır.

Böyle bir düzenlemenin açık şekilde doğa koruma alanında zafiyet yaratacağı açıktır. Çünkü bugün itibari ile korunan alanlarımız sadece orman alanlarında değil,birçok farklı hassas alan içinde yer almaktadır. Ayvalık Adaları Tabiat Parkı gibi alansal büyüklüğü binlerce hektarı bulan alanların birçoğu orman alanları içerisinde değildir. Dolayısıyla çok sayıda ekosistemi içinde barındıran korunan alanların Orman Genel Müdürlüğü çatısı altında bir daire başkanlığı aracılığı ile etkin bir şekilde yönetiminin sağlanamayacağı açıktır.

Ayrıca böyle bir düzenlemenin, halihazırda doğa koruma alanında yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında dağınık durumda olması sebebiyle süregiden karmaşanın devamı anlamına geleceği açıktır.

Ancak açık şekilde belirtmek gerekir ki doğa koruma alanında etkin ve üstün kamu yararı öncelikli bir yönetimin sağlanması meselesi, bu alandaki yetkilerin hangi bakanlığın altında örgütleneceği hususunun çok ötesindedir. Çünkü doğa koruma mevcut iktidarın öncelediği bir politika alanı haline gelememiştir. Günümüzde doğal alanlarımızın birçoğu, kentsel yapılaşma, HES, RES, baraj ve maden projeleri ile yağmalanmıştır ve bu yağmanın hızı her geçen gün artmaktadır. Dolayısıyla bu yağmanın önüne geçmenin yolu, doğa koruma yönündeki politikaların öncelenmesi ve bu politikalara uygun idari ve hukuki yapılanmanın inşası ile mümkündür. Bu anlamda doğa koruma alanında yetkili bulunan bakanlıkların ilgili birimlerinin doğayı korumada başarılı   ülkelerde olduğu gibi, özerk bir yapı içerisinde güçlü şekilde birleştirilmesi ve doğa koruma alanında bu birimin etkin şekilde hizmet sunmasının önünü açacak hukuki düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi, esas yapılması gereken faaliyettir.

Bu anlamda Hükümeti ve konuyla ilgili tüm yetkilileri biran önce doğa koruma noktasında politikalarını öncelemeye ve bütünleştirmeye, doğa üzerinde  yıkım yaratan ve geleceğimizi de tüketen sürdürülemez ekonomik genişleme modelini terk etmeye çağırıyoruz. Doğa koruma alanında hukuki ve idari zemini güçlendirilmiş özerk bir yapının en gerçekçi ve etkin çözüm olacağını düşünüyoruz.

TMMOB Şehir Plancıları Odası ANKARA

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık