Gürsel Tekin'den Haber Stk 'ya Özel Röportaj

Bakın Cumhuriyet’i kuran kadrolara. Hepsi yetimdir, yoksulluk görmüştür. Türlü cephelerde aç bilaç mücadele etmiştir. Atatürk hatıratında bazen yoksulluktan ağladığını bile ifade eder. Onlar bu ülkenin başka çocukları aynı acıları yaşamasın istediler. Cumhuriyet bunun garantisiydi. Ben de aynı amaca, aynı heyecana, aynı ilkelere sahibim.

Gürsel Tekin'den Haber Stk 'ya Özel Röportaj
  • 07 Temmuz 2019, Pazar 15:45

-Haber Stk :  Gürsel Tekin kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Siyasete girmenizdeki en büyük etken nedir?

Gürsel TEKİN : Halkın içerisinden gelen, halkın içinde yaşayan bir insanım. Bizim ailemiz tam bir Türkiye hikayesine sahip. İstanbul biliyorsunuz yüzyıllarca Anadolu’nun ve Rumeli’nin her yanından gelen insanlara ev sahipliği yaptı, umut verdi. İstanbul Türkiye’nin parlak yıldızıdır. Balkan Harbi’nden sonra mazlumlar, mağdurlar öküzlerin çektiği arabalarla bu şehrin kapısına dayandılar. Türlü felaketlerden sonra bu toprakların insanları hep İstanbul’da umut aradı. Süreyya Aydemir “Suyu Arayan Adam” kitabında onların hikayelerini çok dokunaklı anlatır. Biz de onlar gibi İstanbul’a geldik. Çok küçük yaşta çalışma hayatına atılmak zorunda kaldım. Emeğimizden, ahlakımızdan ve çalışkanlığımızdan başka bir servetimiz yoktu. Onlarla yola çıktık. O zaman İstanbul bu değerlere sahip olan insanlara müşfik bir şehirdi. Bu şehirde dürüst ve çalışkan insanlar kazanırdı. Biz de bu dersin hakkını vermeye çalıştık. Üstümüze güneş doğmadan yataktan kalktık. Kör saatlerde sokaklara çıkıp çalışmaya başlamadık. O zamanlar bende şu düşünce doğdu. “Bu ülkenin büyük kaynakları, büyük imkanları var. Bu ülkenin çok büyük zenginliği ve gücü var. Bu zenginlik ve güç adil bir şekilde paylaşılmalı, yoksullar, garibanlar, bu ülkenin bütün çocukları iyi yaşamalı.” Bunun adresi Cumhuriyet Halk Partisi’ydi. Büyük Atatürk bu ülkenin bütün çocukları için yepyeni bir dönem başlattı. Ne diyor? “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.” Anadolu’nun her yanında türlü savaşlarda felakete uğramış, yoksul ve gariban halkımıza Cumhuriyet yepyeni kapılar, yepyeni imkanlar açtı. Şunu gençlerin çok iyi bilmesini isterim. Cumhuriyet önce bu milleti ayağa kaldırma, bu milleti mahkum olduğu yoksulluk ve garibanlıktan kurtarma projesidir. Devrimler ile bu milletin bütün fertleri önünde dikilen engeller kaldırıldı. Siyasette, sosyal ve ekonomik hayatta cinsiyet, gelir ve köken eşitsizliğine dayalı tüm engeller yok edilmeye çalışıldı. Bakın Cumhuriyet’i kuran kadrolara. Hepsi yetimdir, yoksulluk görmüştür. Türlü cephelerde aç bilaç mücadele etmiştir. Atatürk hatıratında bazen yoksulluktan ağladığını bile ifade eder. Onlar bu ülkenin başka çocukları aynı acıları yaşamasın istediler. Cumhuriyet bunun garantisiydi. Ben de aynı amaca, aynı heyecana, aynı ilkelere sahibim.
Ben bu ülkenin çocukları yoksulluk, garibanlık zincirlerinde kaybolsun istemiyorum. Ben bu ülkenin insanları işsizlik belasıyla mücadele etsin, türlü hakları gasp edilerek köle gibi yaşasınlar istemiyorum.
Ben bu toprakların bütün çocukları için aynı şeyi istiyorum. Her insan insan olmak sebebiyle benzersiz ve kutsaldır. Her insan özgürce kendi hayatını yaşama, ekonomik ve siyasal yaşama katılma, bu haklarını korkusuzca kullanma ve üretme hakkına sahip olmalıdır. Devletin görevi millete hizmet etmektir. Hizmetin temeli de adalettir. Devlet herkesin haklarını hukuk devleti ilkesi çerçevesinde korumakla yükümlü olan toplumsal örgütlenmedir. Eğer bu ülkenin bütün çocuklarına fırsat eşitliği sağlarsak, onlara nitelikli, kaliteli bir eğitim verirsek, adaleti korur ve hukuka saygı gösterirsek Türkiye dünyanın en önemli devletlerinden biri olur.

Bunu Japonya başardı, Güney Kore başardı, dünyada sayısız devlet yaşadıkları türlü felaketlerden sonra bu ilkelere sadık kalarak başarı hikayeleri yazdılar. Biz de yazabiliriz. Siyasete bu yüzden girdim. Bu yüzden devam ediyorum. Bu gerçekleşene kadar da mücadele edeceğim.

- Haber Stk :  “ Halkın Otobüsü” Projesi kapsamında kaç İl ve İlçeyi ziyaret etme şansınız oldu? Hedefinizde seçim sürecine kadar kaç il ve ilçe var?

- Gürsel TEKİN : Referandum sürecinden itibaren yaklaşık 50 ile gittik. Örgütümüzden ve halktan gelen talepler doğrultusunda da çalışmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 86 bin kilometre yaptık. Yani dünyanın çevresini 2 kere dolaştık. Demokrasi ve adalet gelene kadar ne kadar yol gitmek gerekiyorsa o kadar yol gideceğiz en nihayetinde hedefe varacağız.

-Haber Stk:    Sahada yaklaşan Yerel Seçimler ile ilgili halkın genel kanaati Sizce ne yönde ilerliyor? Özellikle adaylar arasında ki söylemin sertleştiği bir ortamda Sizce adaylar projelerini yeterli derecede ifade etme imkanı bulabiliyorlar mı?

-Gürsel TEKİN : AKP’nin bugün İstanbul ve Ankara’da söyleyecek sözü kalmadı. 25 yıl bu şehirleri yönettiler. İstanbullular, Ankaralılar AKP’ye tam 25 yıl vekalet verdiler, yetki verdiler, görev verdiler. AKP bu 25 yılda ne yapmıştır derseniz Ankara’ya Robocop heykeli yaptılar, İstanbul’a onu bile yapmadılar. Robocop heykeli yapmak için 25 yıla gerek yok.  İflas etmiş durumdalar. Ankara ve İstanbul’un kaynakları bu dönemde israf edildi, yolsuzluk bataklığına battı, doğası da katledildi. AKP de bu durumu görüyor. Erdoğan ne dedi? “Biz şehirlerimize ihanet ettik.” Doğru. Şehirlerimize ihanet ettiler. Şimdi de proje filan tartışacak yüzleri yok. O yüzden suyu bulandırıp kendilerine bir yol bulmaya çalışıyorlar. Millet de bunu görüyor. İstanbul ve Ankara’yı kazanmamız lazım. Bunun gerçekleşeceğini umuyorum.

- Haber Stk :   Tekrar aday gösterilmeyen Başkanların yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çünkü bu anlamda “Seçilirim seçilmem, kazanırım kazanmam önemli değil. Sıradan bir üye olarak partimin neferi olarak çalışırım” diyerek Parti menfaatlerini ön planda tutan bir Siyasetçi olarak topluma önemli bir örnek teşkil ediyorsunuz.

- Gürsel TEKİN:  Belediyecilik bir bayrak yarışıdır. Bu bayrak yarışı içerisinde elbette değişiklikler olacak. Değişiklik oldu diye partiye küsmek doğru değil. Bu değişiklikler objektif kural ve kaide çerçevesinde yaşanırsa sorun olmaz. Samimi söyleyeyim. Bugün yaşadığımız sorunun temelinde aday belirleme sürecinde bu objektif kural ve kaidelerin uygulanmamasının da payı var. Siyasi Partiler Kanunu anti demokratik bir kanun. Bu kanunda verilen yetkiler sübjektif şekilde kullanıldığı anda sorun yaşanıyor. Sadece bizde değil bütün partilerde bu sorunun yaşandığını görüyoruz. Halbuki aday belirleme usulü tek adam rejiminden kurtarılsa, hem örgütün hem halkın oyuna başvurulsa, o zaman hiçbir sorun kalmaz. Herkes de demokratik yöntemlerle aldığı güçle hizmete devam eder.

- Haber Stk :     Halkla yapılan sokak röportajlarının bir tanesinde Muhabir arkadaşın Yerel Seçimlerde oyunu hangi partiye vereceğini sorduğu bir vatandaşımızın: “Oyum elbette AKP’ye, bu hükümete asla oy vermem.” Yanıtı gerek medyanın gerekse siyasilerin tabana yeteri kadar ulaşamadığını gösteriyor. Sizce bu konuda yanlış nerede yapılıyor?

- Gürsel TEKİN : Bakın “oyum elbette AKP’ye, bu hükümete asla oy vermem” diyen biri varsa utanması gereken AKP’dir. 17 yıl tek başına hükümet olacaksınız, medyanın yüzde 95’ini kontrol edeceksiniz ve bu ülkede bir insan sizin hükümette olduğunuzu bile bilmeyecek. Bu tarihe geçecek bir başarısızlıktır. AKP açısından utanç verici bir durumdur.

Bizim açımızdan Türkiye koşullarını normal bir demokrasi ile karşılaştırmak doğru değil. Medyanın yüzde 95’i tek bir parti tarafından kendi çıkarlarına göre kontrol ediliyor. İnternet yasaklarında Türkiye dünya lideri. Televizyonlar kapalı, gazeteler baskı altında, internet engelli. Böyle bir ülkede topluma ulaşmak zorlu bir süreçtir. Bunun yanında başka siyasi kanallar da kapalı. Sivil toplum örgütleri baskı altında, sendikalar baskı altında, meslek odaları baskı altında. Bugün Türkiye’de demokratlar Franco İspanya’sında mücadele eden demokratlardan daha ağır koşullarla mücadele ediyor. Burada tüm muhalefet partilerinin hakkını teslim etmemiz lazım. Yoksa muhalefetin karşısına geçip “Efendim yüzde 95’i tek elden yönetilen, ekranları kapalı, interneti yasaklı, zindanları da muhaliflerle dolu Türkiye’de neden 82 milyona ulaşamıyorsunuz” derseniz zaten sorunun cevabı sorunun içinde.

Bizim yapmamız gereken şeyler yok mu? Çok var. Organizasyon kapasitemizi ve yeteneğimizi geliştirmemiz gerekiyor. Örgütlü ve disiplinli bir şekilde çalışma alışkanlığımızı arttırmamız gerekiyor. Elimizdeki propaganda araçlarından yeterli düzeyde yararlandığımızı söylemek mümkün değil. Bunları aşacak imkanlara sahibiz. Burada özeleştiri yaparak hızla yenilenmemiz gerektiğine inanıyorum.

-  Haber Stk :      Yerel Seçimlerde halkın en büyük endişesinin oy sayımları sırasında yaşanabilecek olumsuzluklar olduğunu görüyoruz. Bu konuda daha önceki seçimlerden yola çıkarak Partinizin ilave önlemleri olacak mı?

-  Gürsel Tekin : Genel Merkezimiz bu çerçevede çalışıyor. Ancak Türkiye seçim güvenliği açısından bugün dünyada 209 ülke arasında 128’inci sırada. 209 ülke arasında aynı skoru alan 12 ülkeyle birlikte 128’inci sırayı paylaşıyor. Türkiye ile aynı skora sahip 11 ülke var.   Zambiya, Mozambik, Nijer, Kenya, Togo ve Gine bu seviyede. Zambiya standartında seçim yapıp sonra kendinizden demokrasi diye bahsedemezsiniz. Bu kendi kendini kandırmadır. Şimdi soruyorum Zambiya seviyesinde eğitim alıp “dünyanın en iyi Üniversitesi’nde okuyorum” diyebilir misiniz? Devletin görevi Almanya, Fransa seviyesinde seçimleri yürütmektir. Bu görev muhalefetin görevi değil. Önce AKP’den Almanya, Fransa seviyesinde seçim güvenliği talep edeceğiz. İkinci yapacağımız iş de gereken önlemleri almak. Bu konuda yapılacak bir hatayı bu millet kabul etmez. Genel Merkezimiz 24 Haziran’dan gereken dersi çıkardığı anda en azından bu noktada bir sorun yaşanacağını zannetmiyorum.

- Haber STK :     CHP'nin sosyal medyada ki gücünü yeterli buluyor musunuz?

- Gürsel TEKİN : Şu ana kadar güzel bir kampanya yürüyor. Çok organik bir kampanya. Halkın katılımıyla büyüyor. Tabi her şey daha iyi olabilir ancak adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun hem parti tabanımızda hem de seçmende bir ışık yaktığını düşünüyorum. İnşallah emeğinin karşılığını alacak.

-    Haber Stk : Halkın Otobüsü ile uzun süredir sahada çalışıyorsunuz. Parti içi fikir ayrılıklarına rağmen küsmüyor ve inançla yola devam ediyorsunuz. Ve son derece aktif ve dinç görünüyorsunuz. Bunun sırrı nedir? Bu soruya yanıtınız yolun henüz çok başında olan gençler için ders niteliğinde olacaktır. Çünkü işsizlik, ekonomik anlamda yaşanan olumsuzluklar nedeniyle umudunu kaybeden birçok genç vatandaşımızın bu konuda doğru yönlendirilmeye ve desteğe ihtiyacı var.

- Gürsel TEKİN : Bakın yenilgi yenildim diyenlerindir. Bugünler gelir geçer. Türkiye daha vahim dönemlerden geçti bunların hepsini aştık. Bu da toplumsal bir tecrübedir. Mutlaka bu dönem bitecek, Türkiye çağdaş demokrasi yolculuğuna, kalkınma sürecine devam edecek. Burada önemli nokta mücadeleden kaçmamaktır. Bir sınavda başarısız oldun. Olabilir. Daha iyi çalışacaksın. Mutlaka sınavı vereceksin. Efendim ben sınavdan kaldım diye okul bırakırsan bunun bedelini ödersin. Ben bütün gençlere diyorum ki kendinize inanın. Bu ülkenin gençleri yeteneklidir, cesurdur, zekidir. Bu ülkenin gençleri her şeyi başarabilir. Bunu yapacaksınız ve tarihe siz de, sizden önceki nesiller gibi damganızı vuracaksınız.

- Haber Stk :    Bu kadar ön planda olmanızın sizin için dezavantajları nelerdir?

- Gürsel TEKİN :Benim hayatta pusulam belli. “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.” Bu pusuladan şaşmayan insanın hayatta yaşayacağı bir sorun yoktur. Ben maskeli bir insan değilim. Neysem oyum. Her yerde aynıyım. O yüzden bir sorun yaşamıyorum.

- Haber Stk :     Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

-Gürsel TEKİN :  Tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bilin ki bu dönemden elde ettiğimiz tecrübeler yarın Türkiye’nin geleceğinde pusula olacak. Demokrasinin önemini herkes anladı. Demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını herkes kabul ediyor. Hukuk devleti, bağımsız ve tarafsız bir yargı demokrasi için olmazsa olmazdır. Biz hiç kimsenin dini, dili, etnik ve kültürel kimliği, inancı yüzünden ayrımcılığa uğramadığı, herkesin eşit haklardan yararlandığı, bu hakların da hukuk devleti garantisi ile korunduğu, çoğulcu bir Türkiye kuracağız. Bu Türkiye’de kaynaklar doğru kullanılacak, herkes özgürce düşüncelerini ifade edecek, kimse düşüncesi ve inancı yüzünden baskı görmeyecek. Kaynaklar doğru kullanıldığı anda da Türkiye kalkınacak, gelişecek, büyüyecek. Yarınlar bugünden iyi olacak. Öyle veya böyle Türkiye hak ettiği noktaya gelecek.

Yoğun seçim çalışmaları arasında bize zaman ayırarak sorularımızı samimiyet ile yanıtladığı ve yeni kurulan kanalımıza destek verdiği için Sayın Gürsel Tekin 'e teşekkür eder,saygılarımızı sunarız. 

HABER KAYNAĞI LİNKİ

http://www.haberstk.com/m-haber-91236.html

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık