Detay Üst

Yasin Börü davasında karar çıktı

Yasin Börü ve üç arkadaşının Diyarbakır'da öldürülmesiyle ilgili yargılanan 41 kişiden 16'sı 5'er kez ağırlaştırılmış müebbet, ikisi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Yasin Börü davasında karar çıktı
  • 24-04-2017 23:09

Diyarbakır'da, 6-7 Ekim 2014'te Kobani (Ayn el-Arap) olayları bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz'un öldürülmesiyle ilgili 41 sanıktan 16'sı "canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme" ile "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçlarından beşer kez ağırlaştırılmış müebbet, 2'si ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Güvenlik gerekçesiyle Diyarbakır'dan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine alınan davanın bugünkü duruşmasında karar çıktı.

Mahkeme heyeti, müdahillerin son beyanlarını, sanıklar ve avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını dinledikten sonra hükmü açıkladı.
Buna göre, sanıklardan 16'sı "canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme" ile "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçlarından beşer kez ağırlaştırılmış müebbet, ikisi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, suça sürüklenen 6 çocuğu ise 110'ar yıl hapse mahkum etti.

Sanıklara, "adam öldürmeye teşebbüs", "konut dokunulmazlığını ihlal", "terör örgütü propagandası yapmak" gibi suçlardan ayrıca ceza verildi.

Dosyaları ayrıldı

Diyarbakır'da 6-7 Ekim 2014'te Kobani (Ayn el-Arap)  bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş  ve Hasan Gökguz'un öldürülmesiyle ilgili 41 kişinin yargılandığı davanın firari  sanıkları Burhan Ay, Ersin Filizer ve İsa Özel'in dosyaları ayrıldı. 

Güvenlik gerekçesiyle Diyarbakır'dan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine  alınan davanın karar duruşmasında, tutuklu sanıklar ile şikayetçi aileler ve  tarafların avukatları yer aldı. Diyarbakır'da tutuklu sanık Hasan Aldemir ile  Şanlıurfa'da tutuklu sanık Abdulvahap Turan, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim  Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Esas hakkındaki mütalaasını yenileyen Cumhuriyet Savcısı Abdurrahman  Yalçın, sanıklardan 23'ü hakkında "canavarca hisle veya eziyet çektirerek  öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma" suçlarından 6'şar kez  ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi. 15 sanık için de beraat talebinde bulunan  Yalçın, yargılamanın, haklarında yakalama kararı bulunan üç sanığın dosyalarının  ayrılarak devam etmesini istedi.

Mütalaaya karşı beyanda bulunan müşteki avukatlarından Murat Sadak,  insani hiçbir değeri bulunmayan linç kültürüyle yetiştirilmiş canilerin, HDP'li  vekillerin çağrısı üzerine sokağa dökülerek, "Bunlar İŞİD'ci" provokasyonuyla  kurban eti dağıtan Börü ve arkadaşlarını vahşice katlettiğini söyledi.

Olaylar sırasında kolluk güçlerinin can güvenliği gerekçesiyle sokağa  çıkmaktan özellikle imtina ettiğini ve Diyarbakır'ın günlerce teröristlere teslim  edildiğini savunan Sadak, kolluğun soruşturma aşamasında da ihmali bulunduğunu,  delillerin toplanmadığını, bazı delillerin karartıldığını ve soruşturmanın çözüm  sürecine kurban edildiğini öne sürdü.

Sadak, "Dava konusu olay tam anlamıyla vahşettir. Bu vahşete dahil  olan herkesin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Gerekli cezanın  verilmemesi bu insanlık ayıbını örtme anlamına gelir." dedi.

Avukat Hasan Bozdaş da Yasin Börü ve arkadaşlarının katledilmesiyle  ilgili sadece bir avuç tetikçinin yargılandığını, azmettiricilerin ise adalete  hesap vermediğini öne sürdü. Olayda ihmalleri olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda  bulundukları kolluk personeli hakkında sağlıklı bir soruşturma yürütülmediğini  iddia eden Bozdaş, "Azmettiricilerle olayda ihmali olanlar, insanlığa karşı suç  işlemekten yargılanmadan 3-5 tetikçinin alacağı cezanın bir önemi yoktur." diye  konuştu.

Avukat Necip Kibar, tüm sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını,  sanıklar lehine çelişkili beyanlarda bulunan tanıkların haklarında yalan beyan  vermekten suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Davaya katılan Aile ve Sosyal  Politikalar Bakanlığı Avukatı Serpil Şahin de sanıkların en üst sınırdan,  herhangi bir indirim uygulanmadan cezalandırılmasını talep ettiklerini bildirdi.

Sanık avukatları ise hükümetin bu olayı sahiplenmesi üzerine olaylar  sırasında sokağa bile çıkmayan kolluk güçlerinin bir dosya oluşturma yoluna  gittiğini, hukuka uygun olmayan yollarla edinilmiş çelişkili beyanlardan yola  çıkılarak müvekkillerinin suçlandığını savunarak beraat talep etti.

Son sözleri soruldu

Avukatların beyanının ardından son sözleri sorulan sanıklardan Hasan  Aldemir, suçsuz olduğunu belirterek, beraat talebinde bulundu.

Abdulvahap Turan da böyle ağır bir suçtan yargılanmaktan dolayı manevi  açıdan ciddi zarar gördüğünü belirterek, "Gelinen noktada masumiyetimiz  anlaşılmıştır. Aleyhimize hiçbir delil yok. Beraat istiyorum." dedi.

Pazarcılık yaptığını, suç tarihinde gün boyu evinde bulunduğunu ve  cinayetlerle ilgisinin olmadığını öne süren sanık Ali Güler, beraat istedi.  Mahsun Kurt da hiçbir yasa dışı olaya karışmadığını, suçsuz olduğunu söyledi.

Sanıklardan Ahmet Tura, bugüne kadar kavgaya bile karışmadığını  belirerek, "Olaydan 19 gün sonra düğünüm vardı. Bu işlerle uğraşıyordum. Düğün  davetiyelerini dağıtırken bu olaylar oldu. Olaylardan 2 ay geçtikten sonra  gözaltına alındım. Hasan Okçu'yu aradığım için bir telefon yüzünden suçlandım. Bu  büyük bir haksızlık. Bu katliamı yapan kimse onlar bulunmalı ve burada  yargılanmalı. İnsan olarak bunu asla kabul etmedim. Suçsuzum." diye konuştu.

Sedat Çoban da suçsuz olduğunu ve iki buçuk senedir cezaevinde  yattığını vurgulayarak, beraatini istedi.

Olayların olduğu dönemde hamile eşiyle ilgilendiğini ifade eden  Abdurrahman Turan da cinayetlerle ilgisinin bulunmadığını söyledi. Turan, HTS  raporlarının da evinde olduğunu gösterdiğini belirterek, beraat istedi.

Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını öne sürdü ve beraat talep  ettiler.

Karar

Mahkeme heyeti, beyanların ardından, baş başa müzakere yaptıktan sonra  hükmü açıkladı.

Mahkeme Başkanı Hüsamettin Otçu'nun açıkladığı karara göre,  sanıklardan Abdurrahim Pamuk, Ahmet Taylan, Ali Güler, Ali Karakurt, Burhan  Dicle, Cevher Türk, Cihan Yıldız, Erkan Balaban, Hasan Uyanık, Mehmet Çağlar,  Mehmet Şah Yüce, Remzi Özşan, Resul Savur, Rıdvan Baş, Uğur Doğanay ve Ümit  Doğanay, "4 kişiyi canavarca his saikiyle öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke  bütünlüğünü bozmak" suçlarından 5'er kez ağırlaştırılmış müebbet, sanıklar Mecnun  Akkoyun ve Sedat Çoban ise aynı suçlardan 5'er kez müebbet hapse mahkum edildi.

Suça sürüklenen çocuklar A.S, A.K, F.G, M.İ, M.D. ve Y.O. da yine aynı  suçlardan 110'ar yıl hapse çarptırıldı.

Sanıklardan Abdurrahim Pamuk, Ahmet Taylan, Ali Güler, Ali Karakurt,  Burhan Dicle, Cevher Türk, Cihan Yıldız, Erkan Balaban, Hasan Uyanık, Mehmet  Çağlar, Mehmet Şah Yüce, Remzi Özşan, Resul Savur, Rıdvan Baş, Uğur Doğanay ve  Ümit Doğanay, müşteki Yusuf Er'e karşı "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu  işledikleri gerekçesiyle 18'er, Mecnun Akkoyun ve Sedat Çoban 18'er, suça  sürüklenen 6 çocuk ise bu suçtan 12'şer yıl hapse mahkum edildi.

Mahkeme, 15 sanık ile 6 suça sürüklenen çocuğu "terör örgütü  propagandası yapmak", 11 sanığı "konut dokunulmazlığını ihlal etmek", 1 sanığı  "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet", 1 sanığı ise "iş ve çalışma  hürriyetinin ihlali" ve "örgüt adına suç işlemek" suçlarından hapse çarptırdı.

Sanıklardan Remzi Özşan, "ölü üzerinden hırsızlık" suçundan 12 yıl,  Uğur Doğanay ise "ruhsatsız silah taşımak" suçundan 3 yıl 9 ay hapse ayrıca  mahkum edildi.

Sanıklardan Abdulvahap Turan, Abdurrahman Turan, Adem Kaçmaz, Ahmet  Arif Yusufoğlu, Ahmet Biçici, Ahmet Tanrıverdi, Ahmet Tura, Ersin Adıyaman, Hasan  Aldemir, Hasan Okçu, Hüseyin Okçu, Yıldız Doğanay ve Mahsun Kurt'un beraatlerine  karar verildi.

Hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar Burhan Ay, Ersin Filizer ve  İsa Özel'in dosyaları ayrıldı.

Kararın açıklanmasının ardından izleyicilerden bazıları tekbir  getirirken, bazı sanıklar izleyicilere tepki gösterdi.

İddianame

Börü ve arkadaşlarının öldürülmesiyle ilgili iddianamede Yusuf Er,  Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz'un 7 Ekim 2014'te,  Diyarbakır'da terör örgütü PKK/KCK mensuplarınca, "DEAŞ üyesi oldukları"  iddiasıyla saldırıya uğradığı belirtiliyordu.

Maktuller ile olayda yaralanan Er'in, saldırı üzerine Bağlar semtinde  bir daireye sığındıkları, eylemi gerçekleştiren grubun binanın çevresini sardığı  ve bu kişileri aramaya başladığı aktarılan iddianamede, eylemcilerin, Er ile  maktullerin 5 numaralı dairede olduğunu anlamaları üzerine bir kişinin mutfak  balkonundan daireye girdiği ve içeridekilere silahla ateş etmeye başladığı  kaydedilmişti.

Silahlı kişinin kapıyı açarak, grubun diğer üyelerini de eve aldığı,  eylemcilerin ikametgaha sığınanları linç ederek, ateşli ve delici silahlarla  yaralayıp üçüncü kattaki camdan aşağı attıkları, birini de sürükleyerek binadan  dışarı çıkardıkları anlatılan iddianamede, aşağı atılan ve can çekişen maktullere  sopa, taş ve tekmeyle saldırıya devam edildiği belirtiliyordu.

Olayda Er dışındakilerin öldüğü, ikametgahın tuvaletine sığınan ve bir  süre fark edilmeyen Er'in daha sonra bulunduğu, darp edilerek ve kesici aletle  yaralanarak buradan çıkarıldığı ancak Er'in sanıkların elinden kaçmayı başardığı  ve 500 metre kadar gittikten sonra bayıldığı da iddianamede yer almıştı.

Sanıkların, 4 maktulü "canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme"  suçundan dörder, "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan birer  olmak üzere beşer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları  istenen iddianamede sanıkların, Er'in yaralanmasına ilişkin de ayrıca  cezalandırılmaları talep edilmişti. (MİLLİYET)