Akkuyu’da ete, süte, balığa karışacak radyasyon eksik gösterilmiş

Mersin Nükleer Karşıtı Platform, son günlerde temelinde iki kez çatlak oluşması ile gündeme gelen Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili panel düzenledi.

Akkuyu’da ete, süte, balığa karışacak radyasyon eksik gösterilmiş
  • 27 Mayıs 2019, Pazartesi 18:39

Cumartesi günü Mersin Nükleer Karşıtı Platform, son günlerde temelinde iki kez çatlak oluşması ile gündeme gelen Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili panel düzenledi. Fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç ve Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri Gönüllü Avukatı İsmail Hakkı Atal, “Akkuyu’da nükleer santral inşaatı neden hemen durdurulmalı?” sorusuna yanıt aradı.

Nükleer santraller çalışırken ortaya çıkan radyoaktif gazların belirlenmiş limit değerlerin altında tutulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, “ÇED raporuna bakıldığında envanter tablosunda trittyum ve karbon gazlarının yer almadığının göründüğünü belirterek “Doğaya verecekleri, ete, süte, balığa karışacak radyasyon 20 ila 100 kat arasında eksik gösterilmiştir” dedi.

“BU BİLİMSEL SUÇTUR”

Akkuyu Nükleer santralinin ÇED raporunda envanter tablosunda trittyum ve karbon gazlarının yer almadığını ifade eden Kılıç, şu şekilde konuştu: Tirityum Hidrojenin agresif radyoaktif izotopudur. Tirityum vücuda girdiğinde, organizma 2 hidrojen bir oksijenden oluşan su mu,  hidrojenin radyoaktif izotopu olan tirityum mu olduğunu ayırt edememektedir. Dünyada ÇED raporunda tirityum ve karbon gazları ile ilgili  salım envanteri olmayan tek nükleer santral Akkuyu nükleer santral projesidir. Bu bilimsel suçtur. Doğaya verecekleri, ete, süte, balığa karışacak Radyasyon 20 ila 100 kat arasında eksik gösterilmiştir.

"ATIK SAHASI KOLAYCA ATEŞLENEBİLECEK BOMBAYA DÖNÜŞEBİLİR"

Nükleer santralle ilgili bir sorunun da nükleer atıkların depolanması sorunu olduğunu anlatan Kılıç, 2’nci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerikan Federal hükümetinin reaktörlerdeki atık yakıt çubuklarını almamaya başlayınca elektrik şirketlerinin santral sahasının etrafına beton dökerek kuru izolasyon yaptıklarını söyledi. Nükleer santrallerin etrafında muhafaza edilen bu yakıt çubuklarının reaktörün içerisindeki yakıt çubuklarından 10 kat daha fazla radyoaktif olduğunu dile getiren Ateş, “Akkuyu Nükleer Santrali ÇED raporunda ‘Nükleer atık problemi ileride çözülecektir’ benzeri bir ifade kullanılmaktadır. Akkuyu Nükleer Santrali kurulacak olursa 10 yıl sonra Amerika Birleşik Devletleri'ndeki problem bizde de olacaktır. Havuzlarda yer kalmayınca santral etrafında kuru izolasyon yapmak zorunda kalacaklardır. Ortadoğu gibi terör riski yüksek olan bir yerde bu iş olamaz. Kuru izolasyon sahasına omuzdan atılacak küçük bir bomba bile felakete neden olur” diye uyardı.  

“İNŞAATIN HEMEN DURDURULMASI GEREKİR” 

Nükleer santrale döktükleri betonda meydana gelen çatlaktan bahseden Kılıç, “Nükleer santral betonundaki gelişmeler 40-50 yıldır devam ediyor. Şu anda en çok kullanılan beton türü yüksek basınca dayanıklı betondur. Nükleer santral sahasının altı sünger gibidir. Daha tabla atımında çatlaklar varsa bu şirketin inşaatı hemen durdurması gerekiyor. Hangi şirketin bu betonu attığını bilmiyoruz. Mecliste bununla ilgili soru önergesi verilmiş, bakalım nasıl cevap verecekler?” diye konuştu.

“BURADA YAPILMAZ DEMİŞTİK”

Akkuyu nükleer santrali mücadelesindeki deneyimlerini paylaşan Av. İsmail Hakkı Atal, “Çevreciler, ekolojistler olarak uyardık, buraya yapılamaz dedik ve bugün neticede Akkuyu nükleer santralinin zeminine dökülen beton çatladı. Daha bu betonun üzerine her biri 3500 ton ağırlığındaki reaktörler binmedi bile. Biz bunu önceden keşifte söyledik. Akkuyu nükleer santralinin ÇED raporunun iptali davasında Hayrettin hocamla birlikteydik. 11 Temmuz 2016 tarihinde keşfe gittik. Tabii bunun öncesi var. Söylediğimiz bilgiler mücadele sürecinde edinilen bilgiler” dedi. Yerel halkla görüşürken bir balıkçının anlattıklarını aktaran Atal, “1983 yılında zemin etüdü yapan taşeron firmada işçi olarak çalıştığını, zemine 50 ton çimento bastıklarını ve çimentonun 150 metre ötede denizden çıktığını anlattı. 2010 yılında biz bu bilgiyi edindik ve ben o zaman dehşete düştüm” dedi.

Aynı konuyla ilgili Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliğinden Prof . Dr. Hasan Çetin'in 2001 yılında TÜBİTAK kongresinde sunduğu bir raporun eline geçtiğinden bahseden Atal, “Akkuyu nükleer santral sahasının aktif bir fay hattı olan Kuzey Anadolu Ecemiş Fay hattının bitim noktasının 30 km batısında olduğu ve her 10 bin yılda bir bölgede enerji birikiminin olduğunu ve bölgede her an 7 şiddetinden büyük bir deprem olabileceği belirtilmektedir. Söz konusu bilimsel çalışmayı da mahkemeye sunduk. Burada bir nükleer santral kurulması felaket olacaktır, soykırım olur  dedik” şeklinde konuştu.

ÇED RAPORUNDA DEPREMLE İLGİLİ ÇALIŞMA VAR MI?

Jeoloji mühendisi bilirkişinin Rosatom şirketinin ÇED raporunu anlatmakla görevlendirilmiş olan çalışanına, depremle ilgili sorulan soruya görevlinin "ÇED'de depremle ilgili çalışma yapılıp yapılmadığını bilemiyorum" şeklinde cevap verdiğini hatırlatan Atal, darbe girişimi sonrası Jeofizik bilirkişisinin yetki ve unvanları alınınca, Jeozifizik alanıyla sınırlı olmak üzere tekrar keşifte buzulların erimesi -deniz seviyesinin yükselmesi ile ilgili argümanları anlatmaya çalıştıklarını söyledi.

Fukushima'da tsunami sonrası 2 reaktörün soğutma sistemlerinin jeneratörü arızalandığı için nükleer felaket yaşandığını dile getiren Atal, Bunlara dayanarak "NASA'nın tespitlerine göre 20. yüzyılda deniz seviyesi 19 cm. yükselmiş. Bunun 1/3'ü buzulların erimesi, 2/3'ü termal genişleme nedeniyle olmuş. Yarın birgün eşik noktalarını geçip aritmetik artıştan geometrik artışa çıkacak olursa ve deniz seviyesi birden bire bir kaç metre artacak olursa siz bunu nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz?" diye sorduklarını aktardı. 

15 kişilik bilirkişi heyetinin hazırladığı raporunun sonuç kısmında “İklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesi yükselecek olursa dahi bunun  hiçbir zaman tsunami oluşturacak seviyeye çıkmayacağı" ifadesinin yer aldığını belirten Atal, “Tsunami nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi ile iklim değişikliğine bağlı buzulların erimesi nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi arasındaki farkı ben biliyorum. 15 tane fen bilimci Profesör bunu bilmiyor mu?” diye sordu. (Adana/EVRENSEL)

EVRENSEL

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık