İmamoğlu'ndan Yeniden Seçim Yorumu: Bu Süreç İstanbul'a Artık Zarar Veriyor

Resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen İmamoğlu, "Yapılan tüm sayımlarda sonuç değişmiyor. Bu süreç İstanbul'u gerçekten yordu ve artık zarar veriyor" derken, "yeniden seçim" tartışmalarına da değindi.

İmamoğlu'ndan Yeniden Seçim Yorumu: Bu Süreç İstanbul'a Artık Zarar Veriyor
  • 09 Nisan 2019, Salı 18:21

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul seçim merkezinde yaptığı açıklamada, YSK'ya yapılan itirazlara ve "yeniden seçim tartışmalarına" değindi.

"Yapılan tüm sayımlarda sonuç değişmiyor. Bu süreç İstanbul'u gerçekten yordu ve artık zarar veriyor. İstanbul'a destek olmak için 80 ilden gelen Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanımızla beraber söz verdim; biz sabırsızlıkla bu şehrin sorunlarıyla uğraşmak istiyoruz" diyen İmamoğlu, seçimin tekrarlanması yönündeki ifadeler hakkında da şöyle konuştu: 

"İnsanlar partizanlaştı. Yazık, günah"

"O zaman iki ayda bir seçim yapalım. 5 yılda 7 seçim yapıldı. İnsanlar partizanlaştı. Bıraksınlar da bu çocukları eğitelim, insanları tutunduralım. Yazık, günah."

İmamoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

"Bu gecikmenin her anı vatandaşların da hizmet kalitesini ertelediği gibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni de zarara uğratmaktadır. İstanbul'a hizmet konusunda acele etmekteyiz. Bir an önce tespitlerimizi yapalım, felsefimizi tüm halkımıza aktaralım, gençlerimiz, kadınlarımız için acelemiz var.

"Sürecin uzaması vatandaşlarımızı üzüyor"

"YSK'nın sürecini bütün arkadaşlarımızla takip ediyoruz. Aldıkları kararları takip ediyoruz. Arkadaşlarımız, MHK üyelerimiz, tüm çalışma arkadaşlarımız süreci takip ediyorlar. Beklentimiz, bir an önce sürecin sonuçlanması.

"Bu sürecin teminatı YSK'dır. Günün sonunda YSK'nın en doğru kararı vereceğini umuyoruz.

"Ama sürecin uzaması bizi, vatandaşlarımızı üzüyor. Sürecin netlik kazanması, toparlanması adına sağlıklı adımların atılması gerekiyor. Başka arayışlara girenleri görüyoruz. Anlamlı olmadığını, sadece demokrasinin gereği olan bu seçimlerde nasıl kazanarak geliyorsanız, kaybederek gitmeniz gerektiğini de anlamanız gerekiyor.

"Şehir artık yoruldu"
"Sayma çeşitleri değişiyor. Ne olursa olsun, bu süreç bitsin artık, bu şehir yoruldu. Şehir acil bir yönetime ihtiyaç duyduğu günlerdeyiz, halen yoksulluğun, işsizliğin en derinden hissedildiğini biliyoruz. Özellikle büyük kentlerde ekonominin insanları mağdur ettiğini biliyor, bir an önce yönetime gelip katkıda bulunmak, yaşanan sorunları çözmek istiyoruz.

"Bu şehrin çocuklarını eşitlemek, hangi görüşte, etnik kökenine ya da yaşamına sahip olursa olsun eşit çocuklar olması için çalışmalara başlamak istiyoruz.

"Hayata tutunamamış, 350 bin 18-25 yaş arasında işsiz genç var. Hala enflasyonun can yaktığı İstanbul'da işsizliğe nasıl çözüm bulunur çalışmalıyız.

"Ekonomisi yandı, bitti, kül oldu"
"145 yıldır bu demokrasi için mücadele ediyoruz ama çok büyük hataları bu millet kaldırmaz. Bu seçimin sonucu belli, sokak da kabul etmiş durumda. Çok çalış 5 yıl sonra da sen kazan ya. Mızıkçı hakem gibi bana ne bana ne der durur. Hakem golü kaydetti her iki takımın taraftarı da alkışlıyor. Ortada bir iki kişi olmaz olmaz diye mızıklıyor.

"O zaman iki ayda bir seçim yapalım. 5 yılda 7 seçim yapıldı. İnsanlar partizanlaştı. Bıraksınlar da bu çocukları eğitelim, insanları tutunduralım. Yazık, günah. Bazı sözleri kulağım duymuyor, duymak da istemiyorum.

"Bugün konuşulması gereken seçimi kaybedenin kazananın elini sıkması ve tebrik etmesidir. Bazı sözleri anlayamıyorum. Literatürüm yetmiyor. O zaman biz her iki ayda bir seçim yapalım. 5 senede 7 seçim yaptı. Ekonomisi yandı bitti kül oldu. İnsanlar partizanlaştı.

"Bıraksınlar da bu insanları eğitelim. Sokakla toplumla ilgilenin. Seçimin meşruiyetini beş yıl boyunca sayın Yavuz ve onun gibi kaybeden birkaç kişi tartışacak. 16 milyonun öyle bir derdi yok. Sözlerinin hiçbir anlamı yok."

"Medyayı tehdit etmedim, şunu yaptım..."
İmamoğlu, dün medya kuruluşlarına yönelik eleştirilerini "tehdit" olarak niteleyen AKP'lilere ve medya kuruluşlarına ise şöyle yanıt verdi:

"Ben medyayı tehdit etmedim. Tehdit benim hayatımda, ruhumda olmayan bir şey. Ama şunu yaptım. Bazı kurumlara ne kadar itibarlı olduklarını hatırlattım.

"Soyadlarıyla anlattım. Bu ülkeye iş, istihdam ürettiklerini hatırlattım. Medya kurumlarına sahip olmakla sadece bize karşı değil ailelerine karşı da sorumlu olduklarını hatırlattım. Sahip oldukları kurumların da bu ülke tarihinde önemi var.

"Öyle bir medya kurumunun adil olmayan şekilde hizmet vermesine üzüldüm. Bunu söyledim o kadar. Onlar bunu nasıl algıladılar bilemem.

"İnsanlar arıyor, 'kapılarımızda polis', polislere de yazık"
"Ben Büyükçekmece halkını tanıyorum. İnsanlar arıyor 'kapılarımıza polisler, bilmem neler...' polislerimize de yazık.

"Balıkesir'de geçersiz oyların itibarı yok burada var. Biri ambleme basmış biri altına... Kavgalar çıkıyor. Oy vermiş altına 'seni çok seviyorum' yazmış. Zannediyor ki bir tek onlara çıkmış oy. Oyu küçümseyenler, bize bunları yaşatanlar...

"Allah aşkına 3 bin oyla seçimi kazandık deyip kendini 80 milyona alkışlatanlar utanmıyor mu? En büyük ayıbı Sayın Binali Yıldırım'a yaptılar. Yanlış bilgilendirip çıkardılar milletin huzurunda 'kazandık' diye kendisini mahcup etmesine fırsat tanıdılar. Ben kendisinin yerinde olsam yüzlerine bakmam, adam yerine koymam." (PT) 

bianet.org

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık