Bakan Gül'e Gezi'de 'yeniden kıymetlendirme' sorusu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre, Gezi İddianamesinde 'FETÖ’den yargılan polis ve savcıların soruşturmalarının “yeniden kıymetlendirme” olarak yer verilmesini Meclis gündemine taşıdı. Emre, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e “Altı yıl önce yasadışı bir terör örgütüne mensup polis ve savcılar tarafından düzenlenmiş ve hukuka uygun olmadığı tespit edilmiş tüm soruşturma dosyaları bir gün başka savcılar tarafından “yeniden kıymetlendirilebilir mi?” diye sordu.

Bakan Gül'e Gezi'de 'yeniden kıymetlendirme' sorusu
  • 07 Mart 2019, Perşembe 22:03

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 16 kişiyle ilgili hazırlanan Gezi İddianamesini Meclis gündemine taşıdı.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına yazılı bir soru önergesi veren Emre, söz konusu 16 sanığa isnat edilen suçlar ve bu suçların dayandırıldığı delillere ilişkin olarak izaha muhtaç birçok husus bulunduğunu belirtti, “Hukuk Devleti” prensibi kapsamında, kamuoyunun yanıt beklediği bazı sorular aydınlatılmalı” diyerek Bakan’dan 7 soruya yanıt istedi. Emre’nin soruları şunlar oldu:

  • Söz konusu iddianamenin ana iskeletini oluşturan iddiaların; dönemin İstanbul Emniyet KOM Şube Müdürü olup hâlen 17/25 Aralık operasyonlarıyla ilgili FETÖ davası kapsamında tutuklu yargılanan Nazmi Ardıç imzasıyla 15.06.2013 tarihinde hazırlanan polis fezlekesine, FETÖ firarisi savcı Muammer Akkaş’ın 2014 yılında açtığı ve 2015 yılında beraatla sonuçlanan ilk Gezi Davası dosyasına dayanmasını nasıl açıklıyorsunuz?
  • İddianamede yer alan 2013 yılının Mayıs ila Kasım ayları arasındaki telefon tapeleri ve fiziki takip kayıtlarının tümü, altı yıl önceki FETÖ’cü polis ve savcıların arşivinden ve yürüttükleri soruşturulmalardan alınmıştır. İddianamede bütün bu delillerin ve özellikle de tapelerin “yeniden kıymetlendirilmesinin yaptırıldığı” gibi izaha muhtaç ve hukuken bir anlamı olmayan bir ifade ile meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Altı yıl önce yasadışı bir terör örgütüne mensup polis ve savcılar tarafından düzenlenmiş ve hukuka uygun olmadığı tespit edilmiş tüm soruşturma dosyaları, yasadışı – uydurma deliller, dinleme kayıtları ve fiziki takip raporları vs. bir gün başka savcılar tarafından “yeniden kıymetlendirilebilir” mi?
  • İddianame ile FETÖ/PDY terör örgütünün yasadışı yollarla gerçekleştirmeye çalıştığı karanlık emellerinin yanı sıra emniyet ve yargı içerisindeki etkisini de muhafaza etmeye yol açmayacak mıdır?
  • İddianamede “suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle” bağdaşmayacak şekilde suç yaratılmış olması, “hukuk devleti” ve “hukuki güvenlik” ilkelerini zedeler nitelikte değil midir?
  • İddianamede, Gezi eylemlerinin sanıklar tarafından önceden planlandığı ve eylemlerin finanse edildiği suçlaması yöneltilmektedir. Planlama unsurunun ortaya konulabilmesinin, ancak Gezi eylemlerinin başladığı 28 Mayıs 2013 tarihinden önce sanıkların aleyhine olabilecek delillerin ortaya konması ile mümkün olabileceği açıktır. İddianamede planlama iddiası yer almasına rağmen, ortaya konan tüm tapelerin ve fiziki takip kayıtlarının 30 Mayıs 2013 tarihinden –yani Gezi eylemlerinin zaten başlamış ve ilerlemekte olduğu bir tarihten- sonra olmasının anlamı nedir?
  • Eylemlerin Osman Kavala tarafından finanse edildiğini gösteren (Gezi eylemlerini finanse etme kapsamında tam olarak kime ne kadar ne şekilde para gönderdiğine dair) somut delillerin iddianamede yer almamasının makul bir izahı var mıdır?
  • İddianamede, Gene Sharp’ın “Diktatörlükten Demokrasiye” (From Dictatorship to Democracy) kitabında yer alan 198 pasif eylem metodunun Gezi eylemlerinde kullanıldığı belirtilmiştir. Bu kapsamda, Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil etmeyen ve birbiriyle tamamen alakasız birçok eylem (ibadet ve tapınma, polis memurlarına çiçek dağıtma, neşelendirici hicivler ve muziplikler, şarkı söylemek vs.) sıralanarak bunların Gezi eylemlerinde de kullanıldığı ve suç olduğu iddia edilmiştir. Bu iddianamede “suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle” bağdaşmayacak şekilde suç yaratılmış olması, “hukuk devleti” ve “hukuki güvenlik” ilkelerini zedeler nitelikte değil midir?

gazeteduvar.com.tr

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık