TEŞVİK EDİLEN TURİZM DEĞİL

TEŞVİK EDİLEN TURİZM DEĞİL, TURİZMİN SERMAYEDARLARIDIR!

TEŞVİK EDİLEN TURİZM DEĞİL
  • 24 Mayıs 2019, Cuma 19:28

15.05.2019 tarihinde bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili tarafından Turizmi Teşvik Kanunu`nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi`ne sunulmuştur. Kanun gerekçesi içerisinde turizm sektörünün stratejik bir sektör olduğundan bahisle turizm yatırımlarının önündeki bürokratik engellerin kaldırılması ve turizm yatırımlarına hız verilmesinin hedeflendiği belirtilmiştir. Ancak kanun teklifi amacının kamu yararını gözeten ve sağlayacağı fayda ile geniş kitlelere olumlu etkide bulunacak bir turizm sektörü yaratmaktan öte, turizm sektörü içerisindeki sermaye sahiplerinin birikim oranlarını hızlı şekilde artırmak olduğu açık biçimde görülmektedir.

Bu amaçla kanun teklifi içerisinde bürokrasinin kontrolünü kısıtlamaya yönelik madde düzenlemelerinin yanında bir takım hülleler eliyle kamu taşınmazlarının turizm sektöründe faaliyet gösteren sermaye çevrelerine devredilmesinin önünü açacak düzenlemelerin olduğu görülmektedir.

Bahse konu torba kanunun 1. Maddesi içerisinde personel lojman alanı yapılmış ve bu alan " …turizm tesislerinde çalışan personelin sadece konaklama ihtiyaçlarının giderilmesi ve yaşam kalitelerinin arttırılması amacıyla; yardımcı hizmet ünitelerinin gerçekleştirilmesi için tahsis edilen; turizm tesisi için tahsis edilen alanın dışında kalan ve bu alana bitişik olmayan, denize cephesi bulunmayan ve imar planlarında bu amaçla ayrılan turizm tesisi hizmet alanları" biçiminde tanımlanmıştır.

İlgili Bakanlık eliyle turizm yatırımlarına kimi zaman yüzlerce hektar yüzölçümüne sahip oldukça büyük sahalar turizm tesisi yapmak amacıyla tahsis edilirken, lojman ihtiyacının bu sahalarda karşılanmayıp, turizm tesisi için tahsisi edilen alanın dışında bir bölgede çözülmeye çalışılmaktadır. Değişiklik yapılan madde gerekçesinde belirtilenin aksine, hiçbir şekilde çalışan personelin yaşam konforuna yönelik olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu madde, büyük turizm yatırımcılarının yeni kamu sahaların kullanım hakkını en ucuz şekilde elde edebilmesine dönük hazırlanmış bir maddedir.

Yine bu yasa teklifi ile turizm sermayesinin birikimlerini arttırmak üzere bürokrasinin kontrol yetkisini etkin şekilde kullanmasını engelleyecek düzenlemelerin hayata geçirilmek istendiği görülmektedir. Kanun içerisinde turizm birincil sektör olarak görülmüş, tahsis süreçlerine yönelik olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı`nın tahsis taleplerini değerlendirmeleri için gerekli olan süre kısıtlanmıştır. Bu tutum açık şekilde turizm sektörü içerisinde denetim mekanizmasının, eşgüdümün ve kontrollü gelişimin öncelenmediği; tek güdünün turizm yatırımcılarına ihtiyaç duydukları kamu arazisinin ucuz bedeller karşılığında kullanım hakkının bir an önce devredilmesi olduğu açıktır. Ayrıca bu hukuki düzenleme ile personel lojmanı tanımına dayanarak mevcut turizm tesislerine ilave olarak sermaye sahiplerine başka kamu alanlarının da kullanım hakkını elde etme olanağı sağlanmaktadır.

Açık şekilde görülmektedir ki; bu hukuki düzenleme hiçbir şekilde geniş kesimleri gözeten, kamu yararının ön planda tutulduğu bir düzenleme değildir. Bu hukuki düzenleme sınırlı sayıdaki turizm yatırımcısını en kısa sürede daha da zenginleştirmenin yollarını arayan bir düzenlemedir. Bu amaç kendini o kadar açık biçimde değişiklik teklifi içerisinde göstermektedir ki, dar gelirli yurttaşların konakladığı, aileleri ile tatil yapabildikleri yegâne yerlerden olan ormanlık alanlarda bulunan konaklama amaçlı kullanılan tesisler ile mesire alanlarında bulunan tesislerin tahsis yetkisinin de bu kanun düzenlemesi ile Turizm Bakanlığı tarafından tek elden yapılmasını hedeflenmiştir. Ülkemizdeki son ekonomik gelişmeler ve kriz ortamı birçok kesimin tatil yapabilme olanağını elinden almış, yabancı turisti önceleyen turizm politikası yerli turistin tatil yapabilme olanağını iyiden iyiye kısıtlamıştır. Bu dar ekonomik koşullar içerisinde, dar gelirli kesimlerin tatil yapabildikleri bu alanların bir avuç turizm sermayedarına ucuz biçimde devredilmek istenmesi açık biçimde kamu yararı ve sosyal adalet ilkesini hiçe saymak anlamına gelmektedir. Bu gelişmeler karşısında, her ne kadar kendisi de turizm sektöründen gelen sermaye sahibi bir yatırımcı olsa da Kültür ve Turizm Bakanı`nın kamusal kimlik olarak taşıdığı Bakan hüviyetinin ağırlık ve gerekliliği doğrultusunda kamu yararını gözeterek bu kanun teklifi ile ilgili düzenlemeleri geri çekmesini bekliyoruz.

Her zaman kamu yararını gözeten, halkımızın ekonomik ve refah seviyesini üstlere taşımayı hedefleyen girişimlerimizle sermayedarların değil,  mesleki ve teknik bilgimizi halkımızın hizmetine sunarak mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.

 TMMOB Şehir Plancıları Odası

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık