• 08.05.2017
Abdullah Ayan

Abdullah Ayan

Adalet Partisi en güçlü olduğu dönemde nasıl parçalandı? -1-
Son günlerde AK Parti mahallesinde gittikçe şiddetlenen "İslamcı-Reisçi" kavgası referandum ardından hafifleyeceğine büyüdü. Büyüme bir yana yangın dört yanı sardı, seviye deseniz yerlerde... Düne kadar birbirine toz kondurmayan onca insanın bugün kullandıkları üslup, başka hiç bir yoruma gerek bırakmadan, işin ahlaki boyutların ötesinde nasıl çıkar çatışmasına evrildiğini gösteriyor. İslamcılar on yıllardır emek verdikleri hareketin, sonradan mahalleye gelen ve bugün Erdoğan yandaşlığıyla güç kazanan farklı bir nitelik kazandığının farkında. Farkındalar ama mahalleyi bırakıp gitmeye de gönülleri razı değil. Onun da ötesinde elde ettikleri kazanımlar öyle bir çırpıda terk edilmeyecek türden. Ben artık zıvanadan çıkan ve arenadaki gladyatörlerin ölüm/kalım mücadelesini andıran, tarafsız gözle bakan ortalama insanın bile midesini kaldıran kavgayı yorumlayacak değilim. Görüşlerini önemsediğim, farklı dünyalarda yaşasak ta, başka pencereler açmaya çalıştığı için fırsat buldukça okumaya çalıştığım İslamcı kalemlerden Ahmet Taşgetiren' in son olarak atıfta bulunduğu 1970'lerin başındaki Demirel' li Adalet Partisinden kopan Demokratik Parti vakasına değinmek istiyorum. O süreçle ilgili değerlendirmeye geçmeden önce bugün AK Parti çevresinde yoğunlaşan ve medya üzerinden gittikçe de hararetlenen kavganın nereye evrileceği ve nasıl sonuçlanacağıyla ilgili bir öngörüde bulunmak istiyorum: Zaman içinde İslamcı muhafazakarların etkisinin azaldığı, Reisçi taifenin (o cepheden kimi yazar oluşan bu yeni ekibi Pelikancı olarak nitelendiriyor. Pelikan ekibi anonim ama imzasız tek bir yazıyla Davutoğlu' nu oyun dışı bırakan ekibin o yazı altına koyduğu isimdi) çok daha güç kazandığı bir sürece tanık olacağız. Bu kimseyi de şaşırtmamalı... *** Gelelim Taşgetiren' in "kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" misali hatırlattığı Süleyman Demirel' in tespitine... Demirel 12 Eylül darbesi ardından siyaseten tasfiye edilmeye çalışılan günlerde, biraz da özeleştiri anlamında geçmişte yaptığı hataları sıralarken; "Adalet Partisinden kopan bir grubun Demokratik Parti çatısı altında toplanmasına engel olmayışını -olamayışını- " en öne koyar. Aslında Demirel' in kendisi ve Adalet Partisi adına düştüğü tarihi hatanın önemini ilk dile getiren Taşgetiren değil. 2001' de Gül, Arınç, Erdoğan ve arkadaşlarının başını çektiği hareket, Fazilet Partisinden kopup yeni parti için kafa yorarken, hareketin tartışılmaz doğal lideri Erbakan, 1969-70 dönemi Demokratik Parti vakasına dikkat çekiyor ve şunları söylüyordu: "Demirel' in 69'da düştüğü hataya düşmeyelim. O zaman 41' ler hak etmedikleri bir mazlumiyet ve mağduriyeti de arkalarına alarak Demokratik Partiyi kurdular ve 73 seçimlerinde Adalet Partisini böldüler. O nedenle bunlar (yenilikçileri kast ediyor) ne yaparlarsa yapsınlar, sakın işlem yapmayın. Eğer partimiz kapatılmazsa önümüzdeki ilk seçimde bunların hepsi tasfiye edilir. Aksi olur da parti kapatılırsa bırakın düştükleri yere kadar gitsinler." Peki, neydi Demokratik Parti hareketi ve neden Demirel gibi Türkiye' nin son 60 yılına damgasını vurmuş bir siyaset adamı için bu kadar önemliydi? 1960 darbesinin ardından Demokrat Parti kapatılırken "boşluk kaldırmaz" siyaset o cephede Adalet Partisiyle yeniden şekillendi. Demirel' in başındaki Adalet Partisi şemsiyesi altında toplanan muhafazakar sağ 1965, 1969 seçimlerinden oy oranları nispeten düşse de seçim sistemi sayesinde Milletvekili sayısını arttırdı ve tek başına iktidarı sürdürerek çıktı. Öyle ki; 1965 seçimlerinde Adalet Partisinin elde ettiği %53' lük oy oranını bir daha hiç bir parti yakalayamadı. 1969 seçimlerinde oyları %46,5'a düştü ama 1965'te 240 olan Milletvekili sayısını 69 seçimlerinde %7,5 oy kaybına rağmen 256 milletvekiline çıkararak Meclisteki sandalye dağılımında %60'lık paya sahip oldu. İki seçimden güçlenerek çıkması bile aslında liberal-muhafazakar koalisyonundan oluşan Adalet Partisi içinde sona erdiği sanılan kavganın bitmediğini, küçük bir kıvılcımla başlayıp büyüyen yangın ortaya koydu. Peki, ne oldu da, ardı ardına iki seçimde de, Demokrasi tarihinde eşine az rastlanır başarı elde eden bir siyasi hareket, üstelik tek başına iktidarın onca gücüne sahip olduğu dönem, hem de kendi içinde parçalandı? Sorunun cevabı bir sonraki yazıda...
MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.