• 27 Haziran 2019, Perşembe 13:15

BUGÜN HANGİ NOKTADA DURMALIYIZ?

BİR YORUMA KARŞI BİR CEVAP:

BUGÜN HANGİ NOKTADA DURMALIYIZ?

Son 50 yılda, özellikle de 24 Ocak kararları sonrasında 12 Eylül 1980 darbesi sonrası Atatürk'ün kurduğu milli devlet, küresel sistemin bir parçası haline getirilmek üzere milli devleti yıkıcı, ekonomi ve kültürel yapıyı yakıcı bir sürece sokuldu. 
Ancak devletin tam çökertilmesi, küresel sisteme tamamen bağlanması sağlanamadı. 
Türk milli devleti, 5000 yıllık bir medeniyetten ve bir devlet geleneğinden geliyordu. 
Atatürk, kurtuluş savaşı ile bu medeniyet ve devlet geleneği üzerinde Türkiye halkını milletleştirerek genç bir cumhuriyet kurdu, devrim her alanda önemli bir yol aldı. 
Milli devletin mayası, iç ve dışarıdan saldıran emperyalist güçlere ve bunların desteklediği gerici ve bölücü iç isyanlara karşı verdiği mücadele içinde bütün Anadolu'da ve milletin gönlünde,ruhunda kök saldı. 
Türk ekonomisi, yokluktan yhola çıkarak, milletin emeğine ve fedakarlığına, devrimin itici gücüne dayanarak 1930'lu yıllarda dünyada en çok büyüyen iki ekonomiden biri oldu. 
Tarım alanları genişledi, fabrikalar, uçak fabrikası dâhil kuruldu. 
Kültürel devrim, eğitim seferberliği, okuma yazmanın yeni alfabe ile en sapa, ulaşılmaz köşelere kadar yayılması, köylere devrimci cumhuriyetin halkçı ve laik ışığını götürmek için kurulan köy enstitüleri bu devrime çok ciddi ideolojik katkılar yaptı, köyü sadece kültürel alanda değil toprağın uyanması sürecinde de etkiledi. 
Bütün bunlar, 1980 sonrasında dayatılan küresel sistem karşısında Türk milli devletinin her şeye rağmen sömürge haline gelmesini engelledi. 
Milli devletin sinir sistemi direndi. 
Ayrıca soğuk savaş döneminde de ülke yol almaya devam etmişti. 
Son 15 yıldan bu yana da bizi yutmak isteyen küresel güç olan ABD'nin karşısına yeni güçler, büyük çapta milli devletler çıktı. Çin, Rusya, Hindistan gibi. 
Bu arada AB ülkeleri de ABD'den uzaklaşma yolunu tuttu. 
ABD, görece zayıfladı, ülkeler fırsat buldukça ABD'den kurtulmaya başladı.
ABD'nin rüyasını kurduğu Türkiye'nin tam entegrasyonu, küresel sermayenin edilgen bir parçası haline sokulma ve ülkemizin sömürgeleştirilmesi tamamlanamadı. 
Şu anda da içinde bulunduğumuz ekonomik çıkmazın, krizin ana nedeni de, 1923 yılından bu yana ülkenin hemen hemen her yanına yayılan milli üretim merkezlerinin tasfiyesi, kamuya ait kurumların özelleştirme yöntemi ile tasfiyesi, "köylü memleketin kamburudur" denerek verilen ürün desteğinin kesilmesi ile tarımın çökertilmesi, içine sokulduğumuz entegrasyon sürecinde Türkiye'nin bağımsız bir atılım yapmasını tamamen önleyecek, üretim ve planlı ekonomi modelinden tüketime yönelik sıcak para politikasına mahkum edilmesidir. 
Ancak gemi bu sistem duvara toslamıştır. 
Ayrıca ülkenin bölünmesi için ABD tarafından desteklenen, kara gücü ilan edilen PKK, terör başta olmak üzere her araçla ülkeye ciddi zararlar vermiştir. Açılım adı altında yerel özerklik ve otonomi ilan etmeye, kentleri hendeklerle çevirmeye başlamıştır. 
AKP döneminde başta Türk Silahlı Kuvvetleri içinde olmak üzere, Emniyet Güçleri içinde, Yargı'da, Eğitim'de ve pek çok stratejik kurumda ABD adına FETÖ eliyle ciddi güçler yerleştirilmiştir. 
Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Milli Devleti, artık duruma tahammül edemez bir noktaya gelmiş ve 24 Temmuz 2015 günü PKK'nin üstüne bir kartal gibi binmiştir. 
ABD ve FETÖ, devlet kurumlarına sızma ile yetinmekle kalmak istememiş, başaramadığı entegrasyonu bir darbe ile sağlamak yolunu tercih etmek zorunda kalmıştır. 
İşte bugün geldiğimiz bu sıkışmış durumda Türk milli devleti, oldukça tahribata uğrayan bağımsızlığını yeniden kazanmak için her yönüyle bir mücadele içine girmek zorunda kalmıştır. 
Bu vahim tablolar karşısında, önceleri BOP Eş Başkanılığı görevini yapan AKP, o güne kadar izlediği ABD'nin yedeği olarak ifade edeceğimiz çizgisini değiştirmiş ve BOP eş başkanlığından vazgeçmiş ve ABD'nin karşısında Türkiye'nin safında mevzi almıştır. 
Hepimizin gördüğü ve duyduğu gibi ABD, hergün ERDOĞAN ve Türkiye aleyhine açıklamalar yapmaya başlamıştır. 
Türkiye'nin askeri ve ekonomik alanda giderek bağımsız bir tutum alması karşısında ABD, paniğe kapılmış, bunun üzerine başta RUSYA'dan S-400 hava savunma sistemi almasına karşı tehdit ve saldırılarda bulunmaya başlamıştır. 
ABD, Türkiye karşıtı bir ittifak kurarak Doğu Akdeniz'deki mavi vatan dediğimiz alandaki haklarımızı gasp etmeye, haydutluk yapmaya, bölgeye savaş gemilerini sokarak tatbikat vb yollarla gözdağı vermeye başlamıştır. 
Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD'ye sözüm ona bir devletçik kurdurma niyeti, PKK'nin ülkemizi bölme faaliyetlerinin devam etmesi, terör olayları, her gün verilen şehitlerimiz, FETÖ'nün darbe girişimi bölgedeki ve ülkemizdeki durumu ve safları değişmek zorunda bırakmıştır. .
FETÖ darbesi, PKK'nin faaliyetleri ve NATO'nun Atatürk'ü tatbikatlarda hedefe koyması, Türkiye'nin işgalini öngören senaryolarla yapılan askeri tatbikatlar, TSK başta olmak üzere bütün milli güçleri harekete geçirmiştir. 
TSK'nin çökertilmesi amacıyla tezgahlanan BALYOZ, Ergenekon vb davalar çökmüştür. 
FETÖ, 15 Temmuz 2016 gecesi darbeye yeltenmiş, ancak TSK ve Türk milletinin direnişi karşısında başaramamıştır. FETÖ üyeleri, elemanları tutuklanmıştır. Bu süreç halen devam da etmektedir. 
TSK, son günlerde PKK'nın karargahı durumundaki KANDİL başta olmak üzere PENÇE Harekatı ile bölgeyi hakimiyet alanı haline getirmeye çalışmakta, PKK terör ve bölücülüğüne karşı mücadele sürmektedir. 
Görüldüğü gibi milli devletin bağımsızlık mücadelesi sorunu, memleketin içinin boşaltılmasından farklı bir noktaya gelmiştir. 
Bu vardığımız noktada, ya Türkiye'den - ki Atatürk'ün padişaha rağmen Osmanlı topraklarını savunması örneğindeki gibi- ya da bizi yutmak için her yolu deneyen ABD emperyalist devletinden yana olacağız. . 
Bu soruya verilecek olumlu cevap, ülkenin yeniden 1930'lu yıllardaki gibi üretim başta olmak üzere her alanda yeniden Atatürk rotasına girdiğimizi gösterecektir. 
Aksi ise bize emperyalist ABD tarafından dayatılan, kara parçası topraklarımızın ve mavi vatanımızın işgalini planlayan yeni bir SEVR olacaktır. 
Karar sizin! 
Ya Atatürk'ün bağımsızlık çizgisi ya da ABD mandası ve hatta devlet tamamen yıkılırsa - ki asla bu ihtimal söz konusu değildir- tam bir sömürge!
Bütün milli güçleriyle emperyalizme karşı verdiği bu kararlı mücadelesi, Türkiye'yi yeniden Atatürk'ün ALTI OK'lu çizgisine sokacak, 1930'lu yıllardaki gibi güçlü, onurlu, tam bağımsız bir ülke haline getirecek, planlı karma ekonomi üretim üzerine oturacak ve Atatürk'ün istediği devrimler sonuna kadar sürecektir.
En önce de 31 MART seçimlerinde pahalılıkları nedeni ile baş rol oynayan domates, biber, patlıcan vb gıda maddeleri, planlı bir üretim sonucunda ucuzlayacak, bağımsız ülke ekonomisi yükselecek, Türk milleti karnı tok, sırtı pek bağımsızlık, özgürlük ve birlik yolunda ilerleyecektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık