• 13 Temmuz 2019, Cumartesi 13:15

HDP İLE MİLLİYETÇİ YA DA

HDP İLE MİLLİYETÇİ YA DA ATATÜRKÇÜ BİR İTTİFAK YA DA HÜKÜMET MÜMKÜN MÜDÜR?

Bazı arkadaşlar ve hatta köşe kapmış anlı şanlı yazarlar, HDP, CHP ve İYİ PARTİ ittifakı ile günümüz koşullarında bir hükümet olmayı savunmaktadırlar.
Bu fikrin ya da bu çizginin işin içinde bölücü terör örgütü ve ABD'nin resmen kara gücü olan PKK'nin legal uzantısı HDP'nin, Türk Milli Devleti, TC, ANDIMIZ, ALTI OK, devletin kurucu değerleri, kurucusu Atatürk ve Türk Milleti ve elbette Atatürkçülükle hiç bir siyasi, ekonomik, kültürel, sosyolojik yakınlığı ve bağdaşırlığı asla ve kat'a olamaz. 
Bunlar, bu Türk milli devleti için olmazsa olmaz değerler, HDP ile ateş ve barut gibidirler.
Sorun şurada, elbette HDP'ye şu veya bu nedenle ve hatta PKK'nin silahı zoruyla, korkudan, ekonomik sorunlar, asabiye vb nedenlerle oy verenler olacaktır. 
Ancak "HDP, Kürt Halkının Siyasi temsicisidir" sözü, Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkına Türk milleti denir" ifadesi ve hedef toplum stratejik iradesi ile çatışmaktadır. 
HDP'nin "Kürtlerin temsilcisi" olduğunu, açıkça ifade ve iddia etmek ya da AKP'den kurtulmak için HDP ile ittifakı ve hatta birlikte hükümet olmayı bu biçimde doğru, meşru, zorunlu ve haklı göstermek, bunu siyasi bir kurtuluş yolu olarak savunmak, bu zemine oturmak, Atatürk'ün devrimci ve diğer ilkeleri ile taban tabana zıt, ters şeylerdir. 
Bu iki çizginin uyuşması asla mümkün değildir.
HDP, kapatılmamış olabilir. Ancak eylem ve söylemeleri ile PKK'nin yan örgütü ve ABD'nin ülkedeki temsilcilerinden biri olduğu tescil edilmelidir. 
Amerikancı ve Batıcı Ali BABACAN'ın "İyi bir umuttur' diye övüp göklere çıkardığı HDP ile ittifak ve hükümet olmayı kabullenmek Atatürk, Türk Milli Devleti, Türk Milleti, TC, Andımızdan ve açıkçası Atatürkçü olmaktan uzaklaşmaktır. 
150 yıldır Türk Milleti, bağımsızlık, eşitlik ve kardeşlik için kıran kırana bir mücadelenin içindedir. 
100 yıl önce de emperyalist işgalciye ve içerdeki hempalarına karşı milli demokratik devrim için kurtuluş savaşı verdik. 
Her mücadelede karşımızda emperyalizmi ve ülke içindeki kollarını bulduk. 
İstiklal Savaşı'nda işgalci düşmana, İngiltere, Fransa ve İtalyan'a karşı bağımsızlık için direndik.
Ülke içinde, son 150 yıldır emperyalist İngiltere vb güçlerle kolkola vererek topraklarımızı bölmek, parçalamak için örgütlenen başta KÜRT TEAL-İ CEMİYETİ olmak üzere bölücü örgütlerin tehdidi altında yaşadık, kurtuluş savaşı sonrasında da kurulan genç ve halkçı cumhuriyeti korumak için ülkemizde emperyalist güçlerin, İngiltere, ABD desteğiyle sayısız ayaklanmalara karşı Atatürk'ün bize verdiği " Birinci vazifeniz Türk İstiklal ve Cumhuriyeti'ni korumak" görevi ile PKK/HDP ile aynı kumaştan dokunmuş bölücü örgütlere karşı dik durduk, vatanımızı bölünmekten, Cumhuriyet'i yıkılmaktan koruduk,bunlar için bedeller ödedik. Sayısız şehitler verdik.
Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet, bugünlere kolayca gelmedi. En uygun zamanı kollayan bölücüler, emperyalist kışkırtma sonucu ayaklandılar. 
En son olarak da ve halen ABD'nin kara gücü PKK siyasal uzantısı ile birlikte yine karşımızdalar.
Bugün geçmişteki bölücü örgütlerin ardılı olan, bu amaçlarını asla gizlemeyen HDP ile ittifak kurmak, AKP'yi yıkarak birlikte hükümet olmakla 150 yıldan bu yana uğruna kanımızı döktüğümüz, şehitler verdiğimiz ve elbette Atatürk ve kurduğu bağımsız Türk milleti ve bütün milli değerlerimizin, TC'nin, yasaklanan andımızın, Güney Doğu'da Açılım sürecinde HDP'nin baskısı ile dağlardan silinen NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE şiarının kabul göreceğini mi sanıyorsunuz?
Fena aldanıyorsunuz?
Yakın geçmişi ne kadar çabuk unutmuşuz?
Ali BABACAN'ın bile umut bağladığı" HDP övgüsü" bizim için uyarıcı olmayacak mıdır?
Biz Atatürkçüler, OSLO görüşmelerine, yerel özerklik şartının kabulüne, sözüm ona "Bağımsız Kürdistan" anlamına gelen AÇILIM sürecine, TÜRKSÜZ ANAYASA çalışmalarına, TC'nin silinmesine, Andımızın yasaklanmasına, ATATÜRK'ün "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" şiarının unutturulmasına, TSK'ye karşı kurulan, 2005 yılından itibaren başlatılan BALYOZ ve ERGENEKON adı altında kurulan kumpaslara neden karşı çıktık? 
Sadece AKP'nin hükümetten düşürülmesi için mi?
Yoksa esas olarak sıralamaya çalıştığım değerler için mi mücadele ettik?
Eğri oturup doğru konuşma zamanıdır!
Ya HDP ile bölünme sürecinin yeniden gündeme taşınacağı ve "Bağımsız Kürdistan" projesinin daha güçlü olarak devreye sokulacağı ve ABD'yi, İSRAİL'i koruma ve kollama çizgisini kabul edip teslim mi olacağız,
Ya da Atatürk'ün yolunda Türk Milli Devleti'ni layık olduğu yere ve Türk Milleti'ni yıkılmaz bir biçimde kucaklayacak milli birliğinin yeniden sağlanmasına mı hizmet edeceğiz ve bu ATATÜRK'ün saptayıp ALTI OK'un önümüze koyduğu, dünya koşullarının bize, ülkemize ve milli devletimize dayattığı hedefe uygun en geniş milli bir birlik için mücadele mi edeceğiz?
Görüyorsunuz;
Yapıları gereği her halûkârda "Bölünmeyi içeren, Türksüz, federatif" bir "Anayasa"nın, son seçim sonrasında "seçimin galibi biziz" diye şişinen HDP tarafından gündeme sokulması ve en vahim olanı da ABD'nin ülkemize olan yıkıcı müdahalelerinin ciddi boyutlarda artmasıdır.
Sıra ALTI OK'un tasfiyesine, cumhuriyetin resterasyonuna, Türk milletinin dağıtılmasına, milli devletin parçalanmasına kadar gelmiştir. 
Asla buna izin vermeyeceğiz!
Uyanmak zamanı değil midir?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık