• 12 Şubat 2019, Salı 10:14
GazeteciGözüyle

Gazeteci Gözüyle

Gündeme dair bizimde söyleyeceklerimiz var

Gazetecilik mesleğini icra ederken, kimsenin davulcusu ve zurnacısı durumunda olmadım. 

Vicdanım neye el vermiş ise onu yaptım. 

Doğru bir tanedir. 

Ve ben doğrunun yanında yer alırım. 

Yanlışı savunmam, akademik ve demokratik olmayan hiçbir oluşumun içinde olmam. 

Bilen bilir, bilmeyenin de işine öyle gelir…

Gazetecinin görevi ona buna yağ çekmek, pohpohlamak değildir. 

Basın toplantılarında sırnaşık, kem kümlü soru sormak değildir. 

Adam gibi sorarsın, cevabını alırsın. Kıvırtmaya, potturmaya gerek yok.

Ben bu anlayıştayım. Başkası nasıl davranır beni ilgilendirmez. Bu yüzden de toplumu idare etmeye kalkan siyasi ve idari mekanizmadakilerin pek işine gelmem. Teh teh tehhh….

Ülkemizin en büyük sıkıntılarından biri, hatta başlıcası, ikiyüzlü, bin bir yüzlü siyasilerin ebelek gebelek oluşudur. 

Bulunduğu ortama göre şekil alırlar. 

Sanki su mübarek (!) 

Bardağa koyunca farklı, şişeye koyunca farklı, kaba koyunca farklı şekil alıyor (!)

Hiç birinin özgür iradesi ile bir söylemi gerçekleştirdiğine inanmıyorum.

İnandığı değerleri aktarmaya kalksın, bir daha vekil sıralamasında, yâda siyasi kademelerde kendini zor bulur. 

Bunun çok örneklerini yaşadık. Uzatmak istemiyorum.

Siyasiler özgür iradeleri ile içlerinden geldiği gibi konuşmaya başladıkları gün meselenin 4 de birini çözmüş oluruz. 

Ama öncelikle bu sorunun çözümlenmesi lazım...

Geliyorum Madımak ve Başbağlar’dan başlayıp  Kobani’ye kadar uzanan gerçeklere…

Tutturdular bir Kobani meselesi. 

İyi de, oradaki can da, bizim ülkemizde 80 den beri PKK terör örgütü nedeniyle can verenlerinki patlıcan mı?!

Onları konuşurken, bizim 80 den bu yana verdiğimiz kayıpları ve canları neden konuşmuyor ve dürüst davranmıyorsunuz!?

Ben hükümetin davulcusu değilim. 

Ama Gerek Hükümet gerekse Cumhurbaşkanı bu durumda haklılar. 

Sözler karşılıklı tutulur. 

Biri sözünde duracak diğeri kıvırtacak(!) 

Var mı böyle bir anlaşma ve paslaşma?! 

Bu ayakları bırakacaksınız.

Yıllardır bu devlete kafa tutuyor, efeleniyor, insanlarımızı katlediyorsunuz. 

Hunharca, acımasızca yapıyorsunuz. 

Ne adına?! 

Kürtlere özgürlük adına (!) 

Yahu bu Kürtler özgür değil ise, eşit haklara sahip değil ise, adam yerine konmuyorsa, ikinci sınıf insan muamelesi görüyorsa;  

Bu ülken tüm resmi kurum ve kuruluşlarında on binlerce Kürt idareci, müdür, daire başkanı, şube müdürü, okul müdürü, şef amir her kademede adam var. Bakan var, Müsteşar var, Vali var, Emniyet müdürü var, Kaymakam var… 

Ya ayıp ya! Yeter ya! 

Artık birilerinin maşası ve oyuncağı olmaktan vazgeçin ya! 

Barış ve huzur ortamını bozacak olaylardan kaçının, sokaklardan çekilin ya! 

Nedir sizin bu kininiz, nefretiniz, kime karşı, kimin yanındasınız!?

Yaptığınız iki yüzlülük. Yaptığınız ayıp, Çirkin, terbiyesizlik, hadsizlik, çapsızlık, ahlaksızlık!

Her Yıl Madımak olayını anarsınız, törenlerle kutlarsınız. 

Ama Başbağlar’ı aklınızın ucuna getirmezsiniz. 

Birisi can, diğeri patlıcan sanki!? 

Olaylara bakarken samimiyet yok, tarafsızlık yok!

Önce şu Madımak ve Başbağlar’ı bir açalım isterseniz.

Ortada iki katliam var. 

Ve kimlerin ne için organize ettikleri, bu işin gerisinde neler olduğunu açıkça tartışan ve konuşan yok. 

Sivas Katliamı, Madımak Katliamı ya da Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan olaylardır. Ayrıca dışarıda toplanan göstericilerden de iki kişi hayatını kaybetmiştir.

Başbağlar Katliamı, 5 Temmuz 1993'de, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü'nde PKK tarafından 33 sivilin öldürülüp köyün ateşe verildiği katliam. PKK lideri Abdullah Öcalan olaydan habersiz olduğunu ve olayın sorumlusunun Dr. Baran kod adlı bir PKK sorumlusu olduğunu ifade ederek, katliamı PKK'nın düzenlediğini kabul etmiştir.

Akşam üzeri 100'e yakın PKK mensubu köyü bastı. Ezanın okunduğu sırada camiye giren örgüt mensupları cemaati zorla dışarı çıkardı.1.5 saat örgüt propagandası yaptıktan sonra tüm erkekler kurşuna dizildi, burada 29 kişi kurşuna dizilerek öldürüldü. Daha sonra köy ateşe verildi ve 214 ev, köy okulu, köy camii, halkevi yakıldı. Yakılan evlerde saklanan 1'i kadın 1’i çocuk 4 kişi de yanarak can verdi. 3000 baş hayvan aynı şekilde yakılarak katledildi. Olaylarla ilgili olarak 20 kişi gözaltına alındı ve haklarında idam ile çeşitli sürelerde hapis cezası istemiyle dava açıldı. Sanıkların 18'i bu davalardan beraat etti, 2'si mahkûm edildi.

Bakın olayın birincisi 2 Temmuz günü, diğeri 5 Temmuz günü 3 gün ara ile gerçekleşiyor. Kayıp sayılarımıza dikkat edin.  

Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı, geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.

Madımak da failler bulunamayınca olay milliyetçi muhafazakâr kesime ihale edilmiş ve de misilleme olarak Erzincan’ımızın bir köyü basılmıştır. Ama ne yazıktır ki vergilere bağlanan, sınırlara yollanan, binlerce ve binlerce kez vatan için kurşunlanan Erzincan halkı bu kez haince kurşunlanmasına rağmen Madımak olayı kadar devlet tarafından sahiplenilmemiştir. Mesele ört bas edilmiştir. Hatta aylar yıllar sonra duyulmuştur. PKK yaptı diye de bir palavra sunulmuştur. Ama millet bunu yememiştir.

İçinde 37 Alevi aydının can verdiği Sivas`taki Madımak Otelinin yakılması olayı, çok ustaca hazırlanmış bir provokasyondur. Her geçen gün, gelişen hadise, yapılan her konuşma, gerçeğin bu merkezde olduğunu işaretliyor. 

Aynı noktaya kuvvetlice parmak basan popüler şahsiyetlerden biri de, saz ve türkü ustası Arif Sağ. Arif Sağ usta, Madımak Otelinin yakılması olayının `Türkiye`deki irticanın boyutunu görmek isteyenlerce tezgâhlandığını` söylüyor.

Ve ne hikmetse Bu ülkede Madımak konuşulur, Başbağlar konuşulmaz ve anılmaz (!) 

Oysa her ikisi de bizim canlarımız. 

Sanırım 2009 yılında idi, Madımak olayları anılırken, alevi kardeşlerimizi temsilen Pir Sultan abdal derneği başkanı Sn. Gümüş’ün açıklamaları çok haklıydı. Her iki tarafa da sahiplenen bir duruşu vardı. 

Artık bu ülkenin gerçeklerine sarılmak ve geçmişte faili meçhul olarak kalan her dosyayı açmak ve sorgulamak lazımdır. Bunların en başında da Başbağlar olayı vardır. Bu dosyanın yeniden ele alınmasında ülkemizin geleceği adına büyük faydalar vardır.

Her iki olayda da yakalanmış ve suçlu bulunmuş kimseler var. Ama Gerçek suçlular, Bu olaylara göz yumanlar, yangına körükle gidenler, müdahale etmeyenler nerede? En az yargılanıp idama mahkûm olanlar kadar, onlar da suçlu. Belki devleti yönetenler o gün olaya daha ciddi baksalardı bu olayların acısı bu güne kadar sürmeyecekti. Devletin, o dönemde irtica diye bir yapıdan giderek rahatsızlanmaya başladığı belli. O dönemde irtica diye bir gelişme vardı ve bu birileri tarafından sürekli kaşınıyordu. Bu kanlı senaryoları harekete geçiren ellerin, aynı eller olduğuna inanıyorum. Maalesef ülkemizi ve milletimize faturası çok ağır oldu. Bu her iki olayında yeniden tarafsız gözlüklerle incelenmesinden yanayım. 

Buradan Kobani ye gelelim. 

Aynı karanlık eller şimdi Kobani de iş başında gibi. 

Oyuna gelmeyelim.

(Bu yazı 16.2.2014 günü yazılmıştır)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık