• 11 Şubat 2019, Pazartesi 10:59
İlhanKaraçay

İlhan Karaçay

İlticacıların, sorunlarını sığındıkları ülkeye taşımamaları isteniyor

Canlanan yeni görüş şöyle: İlticacı, ülkesinden siyasi nedenlerle kaçmıştır. Sığındığı ülkeye, 'Ben size sığınıyorum, sizin norm ve değerlerinize göre yaşamayı kabul ediyorum' diye söz veren biri, sözünde durmalıdır ve sığındığı ülkede kargaşa yaratmamalıdır

Hepimizin bildiği gibi, yaşadığı üldedeki gelişmelerden endişe duyup bir başka ülkeye iltica etmek isteyenlere 'sığınmacı' deniliyor. Ülkeler, sığınma nedeninin ekonomik olmaması üzerinde hassasiyetle duruyorlar. Sığınma nedeninin illaki siyasi olması gerektiğine önem veren ülkeler, talepleri kabul edilenlere yeni şartlar getirecekler.
Şöyle ki, konuyla ilgili olarak Avrupa Birliği'ne sunulan raporlarda, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde meydana gelen kargaşaların en büyük nedeninin, ilticacılardan kaynaklandığı belirtiliyor.

Raporlarda şu görüşler yer alıyor: '' İlticacı, ülkesinden siyasi nedenlerle kaçmıştır. Sığındığı ülkeye, 'Ben size sığınıyorum, sizin norm ve değerlerinize göre yaşamayı kabul ediyorum' diye söz veren biri, sözünde durmalıdır ve sığındığı ülkede kargaşa yaratmamalıdır. Bu durumda, geldiği ülkede, demokratik mücadele ve siyasi mücadele gibi, adı ne olursa olsun, konular yüzünden bir başka ülkeye sığınan kişi, geldiği ülkedeki kargaşayı, sığındığı ülkeye taşımamalıdır. Kargaşayı sığındığı ülkede devam ettirenlerin durumu yeniden gözden geçirilmelidir.''

Sığınmacılar hakkında böylesi ciddi eleştiriler arasında, esprili eleştiriler de var. Örneğin, Hollanda'nın Gouda Belediye Meclisi'nde , Hıristiyan Birlik Partisi'nin Grup Başkanı olan Theo Krins, meclise şöyle bir önerge veriyor:
'' Pek çok İslam ülkesinde, kadınlara bakış açısı, bizimkinden çok farklı. Örneğin, İslamlara göre evlenilecek olan kadının 'bakire' olması lazım. Ama biz buna pek önem vermeyiz. Buraya sığınan ilticacılar bu kültürü de beraberinde getiriyorlar. Buraya sığınanlar, Hollanda'nın demokratik bir hukuk devleti olduğunu, kadınlara, eşcinsellere, Yahudiler'e ve Hıristiyanlar'a saygı duymalılar.
Hollanda'ya sığınanlar, kendi kültürleri ve dinleri ne olursa olsun, hukuk devletimizin normlarını kabul etmeliler. Bu konularda toleranslı olmayanlar ve tedhişi seçenlerin ülkemizde yeri yoktur.''

Öte yandan, Hollanda medyasında yer alan yorumların çoğunda sığınmacı konusu yer alıyor.
Yorumların hemen hemen tamamında, sığınmacıların, kendi ülkelerindeki sorunları, sığındıkları ülkeye taşımaması gerektiği üzerinde duruluyor.
Tabii ki bu görüşe karşı olanlar da var. Özellikle pek çok geri kalmış ülkede, insanların ezildiğini öne sürenler, bu eziklikten kurtulmak için demokratik karşı koyma özgürlüğüne de önem verilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Bu mücadeleyi, ülkelerindeki diktatoryal rejimler içinde yapamayanların, sığındıkları ülkelerde aynı mücadeleyi sürdürmelerinin de bir hak olduğunu, aksi takdirde dünyadaki baskı rejimlerinden kurtulunamayacağını öne süren karşıt görüştekiler, ''Olumsuz gelişmelere göz yumamayız ve kulak tıkayamayız'' diyorlar.

İşte, Avrupa'da şimdi bu iki görüş çatışıyor.
Sizlerin bu görüşlerden hangisine katılıp kaytılmayacağını bilemiyorum ama, bana göre diktatoryal rejimlere karşı sessiz kalınmaması gerektiği gibi, sorunların da başka ülkelere taşınmaması gerektiği de bir gerçek olmalıdır.

Bakalım bu sorun, özellikle Avrupa Birliği içinde nasıl ele alınacak ve nasıl sonlanacak?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık