• 01 Mart 2019, Cuma 12:11
MustafaGÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Ekranlardaki Garabet

Belki sizde farkındasınız. Giderek tuhaflaşan bir basın sektörü ve giderek tuhaflaşan bir medya insanı var karşımızda.

Artık Basın çalışanları da medya mensupları da bir tuhaf oldu.

Özgürce tartışan, konuşan, fikrini adam gibi beyan edip, üzerine üzerine gelindiğinde adam gibi dik duruş sergileyen de yok denecek kadar az kaldı.

Ekranlarda (tabiî ki var olan, ayakta kalabilen) seçim sahasına girilmiş, insanlar oturmuşlar gündemi tartışıyorlar.

Bakıyorum, uydur kayldır konuların üzerinde dakikalarca duruyorlar, ama gerçek olaylar, ülkenin içinde bulunduğu durum, halkın çektikleri, yaşanılan olumlu olumsuz olayların irdelemesini adam gibi yapan yok.

Kaydırıkuppak sorular, kıvırtmaca cevaplar, iş olsun açıklamalarla proğramlar yapılıyor.

O nedenle izleyeni de, dinleyeni de yok.

Ama ne yapalım ki, elde kanal da yok.

Çıkıp bangır bangır bağırıp, fikir beyan edeceğiniz, fikir beyan ederken sizi susturmayacak sonuna kadar dinleyecek kanal da, moderatörde, programcı da yok.

Mevcut hali ile de yaşananlar halka umut vermiyor, zevk vermiyor, inandırıcı gelmiyor.

Susmayan, gerçekleri örtmeyen, sürekli dile getiren ve bu yüzdende üzerine gidilen, bezdirilmeye çalışılan bir iki kanal var, onlarda çaresiz.

Aynı durum yazılı basında da var.

Halk, sessiz, bezgin, umudunu yitirmiş, ne yapacağını şaşırmış, tutunacak dal arıyor.

Yahu bu memleket hepimizin.

Devlet hepimizin.

Bayrak hepimizin.

Yaşayacak başka yerimiz yok.

Devlet, millet, vatan, bayrak bizim en büyük milli değerlerimiz.

İyide konuşan olacak, kötü de. Katlanacağız. Sabırlı olacağız. Dinleyeceğiz. İrdeleyeceğiz. Tartışacağız. Doğruyu bulacağız.

Bizim gibi düşünmüyor, konuşmuyor diye hain ilan etmeyeceğiz.

Bu ötekileştirme, uzaklaştırma, yabancılaştırma, ayrıştırma tavır ve hareketlerinden vazgeçmek gerek.

Barış, huzur, mutluluk, kardeşlik, sevgi, saygı, hoşgörü ile olacak.

Dün otobüste geliyorum, hakkında yazı yazdığım ve eleştirdiğim insanın yandaşları bana anasının kırığına bakar gibi düşmanca bakıyor.

Yahu ne oluyoruz?

Bugün senin yanında durduğun kişinin yanlışını dile getiren ben, dün senden öncekinin de yanlışını dile getirdim, susmadım ki.

Basın, Gazeteci, toplumun kulağı, gözü sesidir. Böyle olunca vardır.

Herkesin, bir gün Özgür, nitelikli, ilkeli, doğru ve gerçekleri haykıran basına ve gazeteciye ihtiyacı olduğunu illa yaşayarak mı görmeniz gerekir.

Bırakın tv ekranlarında istedikleri gibi (küfür, hakaret, aşağılama olmadan) tartışsınlar, konuşsunlar…

Bu anlaşmalı, paslaşmalı, korkuya dayalı programlar ile nereye kadar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık