• 25 Mart 2019, Pazartesi 10:39
MustafaGÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

İş var mı iş!

Ulan diyerek bana sataştığınızı görür duyar gibiyim ama ben yinede yazımı yazacağım.

Kimin ne dediği de umurumda değil.

Yerel seçimleri yaşıyoruz, oy kullanacağımız vakti 6 gün kalmış. Vatandaş önüne gelen her adaya iş diyor, aş diyor…

Şu an için Türkiye’nin en önemli sorunu, kesinlikle işsizliktir.

Hangi adaya sorarsanız sorun, gittiği yerde bu sorunla karşılaşmıyor mu ve kendisinden bu konuda talep olmuyor mu?

Gidin, memleketin tüm sorunlarını sıralayın ve vatandaşa, “sizce en önemli sorun hangisi?” diye sorun.

İŞSİZLİK ilk sırada çıkmaz ise terbiyesizim.

Herkesin, her kesimin ağzında işsizlik ve hayat pahalılığı...

Anne babalar perişan, genç nesil karamsar halde.

Ülkemizdeki işsiz sayısına açıklıyorlar, gençlerimizin çoğu işsiz.

4 milyon işsizimiz var.

En kötüsü ise eğitimli işsizlerin sayısının artması…

Çok zor şartlarda okuyan çocuklar sonrasında işsizler…

İşsizlik arttıkça da sosyal sorunlar artıyor.

Üretime dayalı bir büyüme yok, insan gücü planlamamız yok.

Milli Eğitim ve YÖK’ün insan gücü ile ilgili çok sıkı çalışma yapması lazım.

Piyasada kalifiye eleman sıkıntısı çok büyük.

İşi bilen, ehil insan yok.

Kalifiye eleman yok ama okul okumuş çok sayıda eğitimli işsizimiz var.

Okulların sayısını arttırmak çok güzel. Her ilde ilçede okul olsun, üniversite olsun güzel.

Ama bazı branşlar var ki, günümüzde güncelliğini yitirmiş, bazıları ise talep patlaması yapıyor…

İstihdamı olmayan alanlarda kontenjanı azaltmak lazım.

Teknisyen ile Mühendis arasında olan kalifiye elemanı yetiştirmek zorundayız.

Çocuklar bu işsizlik yüzünden eğitimden soğuyorlar, türlü çeşitli kanunsuz gayri ahlaki işin içine düşüyorlar.

Piyasada şu var, “okumuşta ne olmuş”. Genç nesli düşünmek zorundayız.

Ayrıca Suriye başta olmak üzere dışarıdan gelen göç nedeniyle de artan bir işsizlik sorunu var.

Bizim bu işsizlik sorununa çok acil çözüm bulmak zorunluluğumuz var. İşi hafife almadan, ötelemeden bu işe çözüm bulmak zorundayız.

Okuyan her kişiyi, her işsizi devlete almak da çözüm değildir. Devlet kadrolarını şişirmek, hantal hale getirmek doğru değil.

Şu kuruma bu kadar, bu kuruma bu kadar adam alıyoruz diyerek, gereksiz yere devlete yük getirmenin bir anlamı yok.

Çünkü Devlet kurumlarına baktığınızda da, devlet, çalışanlarının yüzde 50’sini yüzde 30 kapasite ile çalıştırırken, diğer yüzde 50’yi çeşitli nedenlerden dolayı hiç çalıştıramadığını görüyoruz.

Devletin Gelirinin bizler olduğunu, bizlerden gelen vergiler ile ayakta durduğunu doğru kavramalı, devlete getirilecek yükünde bizlere getirildiğini bilmeliyiz.

Üretim artmalı. İstihdam yaratılmalı. Özel sektörün önü açılmalı. Bu alandaki vergiler düşürülmeli. Sigorta pirimi, stopaj gibi.. Üretimin olduğu yerdeki girdi maliyetleri aşağı çekilmeli. Kullanılan elektrik, su, doğalgaz gibi..

Devlet on binlerce insanı bizlerin sırtından gereksiz işe alıp istihdam edeceğine, bunları yapsın, piyasayı canlandırsın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık