• 20 Eylül 2019, Cuma 11:30
MustafaGÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Nimetin farkına varmak

Dün akşam saatlerinde yanıma ziyarete gelen ve uzun süredir görmediğim bir Allah dostu ile muhabbet ettik.

Ülke gündemindeki konuları konuştuk, milletimizin şu anki halini gözden geçirdik.

Benim son 3 yıldır yaşadıklarımı, kendisinin sağlık durumunu aktardı ve aramızdan göçüp gidenlere rahmet okuyarak “Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır” diyerek bir kıssadan hisse mealinde geçmişe dönük dini bir hikâye paylaştı.

O ibretlik hikâyeyi sizlere nakletmek gereğini gördüm.

Hz. İsa (a.s) bir ağacın altında dua eden birini görür.

Dikkatlice baktığında adamın yürüyemeyen bir kötürüm olduğunu anlar.

Aynı zamanda iki gözü de görmez.

Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlar.

Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua eder…

Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim. Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun…

Hz. İsa kötürüm adama yaklaşır…

Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor. Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekle, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen.

Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam der ki.

Efendi, Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Hâlbuki dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde onu tanıma sevinci dilinde de ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama, Rabbim bu sevgiyi ihsan eylemiş. İşte bunu düşününce kendi mi tutamıyor da, nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim, sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun diyerek, teşekkürden kendimi alamıyorum…

Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan Hz. İsa, ver şu elini öyle ise diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinde öper.

Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır.

Karşısındakinin Hz. İsa (a.s) olduğunu görünce heyecanlanan adam.

Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden, mucizelerin sahibi peygamber değil misin der…

Hz. İsa, belli olmuyor mu deyince…

Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil der.

Tebessüm eden Hz. İsa, sen hele bir ayağa kalkmayı dene, deyince.

Silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar.

Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur.

Ey Allah’ın Nebisi, sendeki bu mucizeler de ondan değil mi, öyle ise izin ver de geç kalmayayım, ona şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyar ve der ki, Rabbim seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak lütfettin… Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında…

Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı Hz. İsa (a.s)’ın elini öpmek isterler.

Ama Allah’ın Nebisi işaret eder.

Benim değil, secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün.

Der ki, onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz.

Ama hiç birimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.

Öyle ise der, tefekkür edin, siz de düşünün..

Sözünü şöyle bağlar Allah’ın Nebisi, “Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır”

Elbette sıkıntılar çekiyoruz.

Ama şükredecek o kadar çok şeye sahibiz ki, bunu anlatmaya kelimeler yetmez.

Bugünümüze şükür. Allah bugünümüzü aratmasın. Kimseyi gördüğünden geri koymasın. Kimseyi sevdikleri ile sınamasın.

Hayırlı Cumalar diler, saygılar sunarım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Adnan Gündoğdu Adnan Gündoğdu 20.09.2019 12:09

Bu şükür,neden hep yoksullara düşüyor? Neden zenginler şükre pek yanaşmıyor? Yada neden hep yönetenler şükretmeyip te yönettikleri insanları şükür etmeye yönlendiriyorlar? Sosyal adalet kavramı ile birlikte düşününce şükür,yoksa ezilen,sömürülen yoksulları,toplumsal direnişten alıkoyma amacı ile kullanılan bir yöntem mi? Yoksa bana kimse tanrının,bu kadar sosyal adaletsizliğe karşı baş kaldırmamayı,şükretmeyi önerdiğini söyleyemez.Dinin temelinde sosyal adalet vardır,olmalıdır.Bu yüzden ben bu kadar gelir dağılımı dengesizliğinin yaşandığı bir ülkede ezilen,sömürülen kesimlerin şükretmeyip,sosyal adalet anlayışı ile mücadele etmelerini,örgütlenmelerini dinin asıl amacına daha uygun görüyorum.Sevgiyle kalın...

yukarı çık