• 03.08.2017
Övgün A. Ercan

Övgün A. Ercan

Tebriz kimin?

Tebriz’den madene giderken, yolda eti çok ünlü olan bir kentte, yemek arası verdik. İran’da yemek demek, bizim Adana şiş dediğimiz köz etin, ya yufka arasına konması, ya da dağ gibi bir tabak pirincin-düğü altına gömülmüşüdür.

Et, yağlı dana eti. O eti büyük satırla doğrayıp kıyma biçimine getiriyorlar. Sonra şişe sarıp kızgın kömür ateşi üzerinde yağı ile pişiriyorlar. İkinci seçenek ise, dana şiş, ancak bunu da bıçakla ince ince dövüp ateşte pişiriyorlar. Onda hiç yağ yok.

Çok ince yufkalarına, lavaj diyorlar. Ancak tıpkı bizdeki gibi fırın duvarına yapıştırılarak pişirilen bu yufka çok lezzetli.

Bunlarla birlikte, kıyılmış soğan, nane ile acı sivri yeşilbiber ile bizim, doğal üretilmiş, kaymaklı tava yoğurdu, ayran getiriliyor. Yoğurt çok lezzetli. Bana göre, şiş Türkiye’deki Adana şişten daha lezzetliydi. İran’da ayran ya şişelerde ya da kapalı alüminyum kutularda içiliyor.

Ancak ayran sulandırılmış yoğurt değil, gerçek yayık ayranı. O nedenle çok lezzetli. Kapalı kutularda ayran iki çeşit; acı biberli, naneli, ya da sade. Acı biber nanelisi çok lezzetli. Aş evlerinde bir duyuru var. Sofrada tuzu unutun. O nedenle her yemek tuzsuz pişiyor, ancak istenirse tuzluk getiriliyor.

Ekmek yememeğe karar vermiştim, ancak yufkanın görüntüsü ile tadı beni yendi. Tıka basa doyduk. Ancak, elleri temizlemek için kolonya ya da kolonyalı mendil yok. Nedeni ise, alkol yasak. Gidip çeşmeden ellerini yıkayacaksın.

‘Buraları hep üzüm bağıdır’

‘Peki! Şarap yapmazlar mı?’

‘Yoktur, ancak her evde vardır. Ne istersen, ister viski, ister rakı, ister şarap’

Bir yerde durduk, meyveli alkolsüz bira aldık. Sadesi ise Türkiye’den gelen kutu Efes.

Kaldığım günler içinde Azerbaycan’da yalnız Elgölü’nde bir gencin sigara içtiğini gördüm.

Şaşılası olay, tüm İran’da nerdeyse sigara yok.

Türk kahvesi de yok. Ancak nest kahve var.

Ben ona bir ad koydum; Emperyalist erkek kahvesi.

İran’daki Azeri Türkleriyle bizim pek farkımız yok. Görünüş olarak, alışkanlık ile gelenekler konusunda bize çok benziyorlar.

Tebriz’in elden ele geçen edinicileri

İttihat ve Terakki 1908’de Abdülhamit’i düşürüp, yönetimi ele geçirmiştir. 1914’yılında 1. Dünya Savaşına girilir. Anayurt elden çıkmak üzeredir. Ancak, Alman Turancısı olan Enver Paşa amcası Halil Paşa’ya buyurur. Al orduyu, Tebriz’i ele geçir. Oradan Orta Asya’ya doğru geçeriz.

Ah bu ne düş, bu ne düş. Tebriz alınmadığı gibi, yurdun 5’de 4’ü elden çıkmıştır. Yapılan arkeolojik kazılara göre Tebriz’in 5 bin yıllık bir geçmişi olabilir. Çeşitli kaynaklar 3. yy’dan beri kentin varlığından söz ederler. Gazaka olarak da bilinen kent, Büyük Azerbaycan’ın ilk adı olan Atropatena’nın başkentiydi. Ancak, bir depremle yıkılmış, Arap egemenliğinde yeniden bayındırlaşmış.

Tebriz’in kuruluşu Akameniş İlhanlığı öncesine dayanır. O dönemde adı, Tavrez, Tavrej, Taris ile Turi imiş. Kenti ya depremler yıkmış ya da ele geçirenler. Yıkılmış, yapılmış.

Burada, bizim dağ dediğimize bunlar Kıpçak ağzıyla Tav, tepeye tepe diyorlar. Tebriz, eskiden beri doğu ile batı arasında bir ortaçağ ekin ile düşün ortayı-merkezi olmuş. Tebriz, gerek içinde barındırdığı Türkler, gerekse İran’ı yüzyıllar boyunca yöneten Türkler bakımından önemli bir yer.

1174 yılında Tebriz ele geçiren Kızıl Arslan onu İldenizliler’in başkenti yapmış.

Abaka Han döneminde (1265-1281) Tebriz, İlhanlıların başkenti olmuş. Gaza Han’ın saltanatı sırasında başkent olan Tebriz’de 1299’dan sonra geniş bir bayındırlık eylemine girişilmiş. 1336’dan sonra Celayirlilerin eline geçen kente, daha sonra Timur’un Özbek ordusu gelmiş. Timur, Tavris’i batı eyaletlerinin yönetim odağı yapıp, kenti Türk dokusuyla bayındırlaştırmış. Timur’un ölümünden sonra kent onun oğulları arasında el değiştirmiş.

1406’da Tebriz, Karakoyunlu ilhanı Kara Yusuf’un eline geçmiş. Kara koyunlular da Teb- riz başkent olarak kullanmışlar. Timur’un yerine geçen Şahruh, 1436’da Tebriz’i kesin olarak ülkesine katmış. Kentin yönetimini oğlu Cihanşah’a vermiş. Cihanşah döneminde Tebriz’de
ünlü Gökmescit ile daha birçok yapı yaptırılmış. 1468’de Tebriz Akkoyunlular ilhanı Uzun Hasan’ca alınmış.

1.İsmail Akkoyunlu Elvend Mirza’yı Şarur (Nahçıvan) yakınlarında yendikten sonra 1501 yılının Temmuz ayında Tebriz’de kendisini Şah yapmış, Türk Safevi Devleti’ni kurmuş. Safevileri’in başkenti olan Tebriz, Yavuz Sultan Selim dönemindeki Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlılar ile Safeviler arasında birçok kere el değiştirmiş. Yavuz, 70 bin Şia Türkünü öldürmüş.

Peki! Tebriz Türkleri Osmanlılar için ne düşünüyor?

Tebrizliler, Osmanlıları ele geçirici (istilacılar) diye bakar. Anadolu Türklerinin Tebriz ile Azerbaycan’ı almasına karşı durur. Onların ülküsü, Azerbaycan’ın Azeri Türklerinin ülkesi olduğu, onun dışında olan herkesin sömürgeci olduklarına inanırlar. Tebrizlilerin tek sevdikleri, Atatürk ile Demokratik Türkiye Cumhuriyetidir.

Prof. Dr. Övgün A. Ercan - YURT GAZETESİ


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.