• 22 Eylül 2019, Pazar 13:17
PolitikANALİZ

Politik ANALİZ

SURİYE VE TAVRIMIZ

Dünya üzerinde oynanan oyunlar, kurulan tezgâhlar bitmiyor. İnsanların benim olsun çabalarının ateşi hiç sönmedi. 7 yıldır yaşanan olaylar bizi de derinden etkiliyor. Türkiye bu olaylara sessiz ve kayıtsız kalamaz. Sınırımızda kilometrelerce uzaktan gelen elin oğlu, bir devlet kurma hayalinde.  Bunun içinde türlü çeşitli senaryoları devreye koyuyor ve oynuyor.

Türkiye’nin bu oyunlara sessiz kalması ve dışarıdan seyretmesi mümkün değil. Ülke bütünlüğümüz, devletimizin bekası, milletimizin bölünmez bütünlüğü söz konusudur. Burada her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ilk vazifesi Devletinin ve milletinin yanında yer almak HÜKÜMETİN alacağı kararların yanında durmaktır.

Bugün ülke olarak 50 sene önceki halde değiliz. Güçlüyüz. Millet olarak birbirine sadakatle bağlıyız. Sınırdaki hareketliliği görüp ne oluyor diye feveran edenlerin, gayretleri başka. Ülke fertleri olarak bize yakışan bir bütün halinde güvenlik güçlerimizin yanında olmaktır.

Misakı milli ortada... Halep’in Musul’un geçmişi belli... Binlerce kilometre uzaktan gelip bu bölgede hesap kitap yapanların hedefleri de belli. Onların tek hedefi de yok. Büyüyen ÇİN ekonomisi de onları korkutuyor. Dünyaya egemen olan süper güç büyük güç olarak bilinen ülkeler, karşılarına dikilecek olan yeni güçlerden rahatsızlar. Bu coğrafyada yeni parçalanmalar, bölünmeler yaratma peşindeler. Buna fırsat vermemeliyiz ve çok çalışmalıyız.

Türkiye Hükümetinin Milli Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı üzerinde oynanan oyunlar ve yıpratıcı çalışmaların ucu da dış dünyadan kaynaklanıyor. Bu iki bakanın kesin, kararlı ve dik duruşları, terörün belini kırmaları, yurdumuzu içte ve dışta mükemmel çalışmaları, savunmaları kimsenin işine gelmiyor.

Elbette savaş çıkaralım demiyorum. Ama ülkemizin çıkarına bir savaş da olacak ise ona da varız, en ön safta biz olmalıyız diyorum.

Suriye meselesi, bize gelen göç sayısı, bu işin 20 sene sonrası çok büyük mesele. Öyle hafife alınacak iş değil. Yarınlarda ülkemizin kaderini çizecek mesele. Üç beş asayiş olayı ile sosyal olayı kaşıyarak gündem yapıp kapatılacak mesele değil. Köklü çözüm istiyor. Suriye de herkesten evvel bizim devlet ve millet olarak hakkımız var ve bu hakkı kimseye yedirmemeliyiz. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Ama Suriye bahane edilerek orada oluşturulacak oluşumlar ile bizim topraklarımızın bütünlüğüne kimseye göz diktirmeyiz ve kayıtsız kalamayız.

Yakın zamandaki Libya, Irak olaylarına dikkatle bakın. Hangi ulusa ve uluslara fayda sağladı. Amaç ne idi, nereye varıldı? Burada da amaç Suriye ve Suriye halkı değil. Onların dirlik ve düzeni, toprak bütünlüğü değil. Öyle olsaydı bu kargaşa çoktan biterdi. AB ve ABD ülkelerinin ayrıca Rusya’nın tavrını düzgün irdeleyin. AB ve ABD’nin ince hesabı Suriye’nin üzerinden İRAN, sonrasında ÇİN, bu arada Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını sağlamak.. Çünkü adamlar karşılarında büyüyen, gelişen, güçlenen bir devlet istemiyorlar.

Bize yakışan devletimizin yanında olmak, bu konuda hükümetin alacağı karara sahip çıkmaktır. Olan bitene kayıtsız kalmak olmaz. Ve Şu an Hükümetin oraya askeri yığınak ve sevkiyat yapması, gerekli tedbirleri alması doğru bir hareket. Oraya giriyoruz ve Halep’i alıyoruz derse orada da haklıdır. Biz devletin yanındayız. Vatanımızın bütünlüğü, milletimizin birliği devletimizin bekası için Bu uğurda can vermeye de hazırız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık