• 03 Kasım 2019, Pazar 17:32
Prof.Dr.AnılÇEÇEN

Prof.Dr.Anıl ÇEÇEN

CUMHURİYETÇİLİK

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

“Cumhuriyetçilik” sözcüğü, cumhuriyetçilikakımından türemiştir.Genelolarak; cumhuriyet rejiminden yana olmak,cumhuriyetçi bir devlet düzeni ya da siyasal yönetimin kurulabilmesi için çalışmak, Cumhuriyetyönetimini kurmak ya da korumak içinçaba göstermek, bu doğrultudaetkinlikler sürdürmek, cumhuriyeti savunan düşünceleri taşımak ve savunmak anlamı taşımaktadır. Bir ülkede cumhuriyet yönetiminin kurulabilmesiya da kurulmuş olan cumhuriyetdüzeninin korunabilmesidoğrultusunda, geliştirilen siyasal anlayışlar ya da izlenen politikalar dayine“cumhuriyetçilik” kavramının içerisindeyer almaktadır. Başlıca sözlük veansiklopedilerde; cumhuriyetçilik ile ilgili maddelere bakıldığındabu tür açıklamaların yer aldığı görülmektedir. Bu doğrultuda cumhuriyetçilik akımları ya da anlayışları, tanımlanmağa çalışılmıştır.(1)

Cumhuriyetçilik kavramınınne olduğunu ve ne gibi anlamlara geldiğini tam olarak kavrayabilmek için,bu kavramın içinden çıktığı ve temelini oluşturan cumhuriyet kavramının daher yönü ileaçıklanması gerekmektedir. Arapça halk anlamına gelen “cumhur” kökünden türetilmiş olan cumhuriyetkavramı, kısaca başında seçimle gelen bir cumhurbaşkanının bulunduğusiyasal yönetim ya da devlet modelini ifade eden biranlama gelmektedir. Halkındevleti yöneten cumhurbaşkanını serbest seçimler yolu ile işbaşına getirdiği ve devleti yönetme yetkisinigeçici bir süre içinbu başkanadevrettiğiyönetim biçimine gelişmişBatı ülkelerindecumhuriyet adı verilmektedir. Saltanat ya da monarşiadı verilen her türlü krallık rejimlerine karşı bir demokratik alternatif olarak öne çıkan cumhuriyet yönetimleri, zaman içerisindegelişmeler göstererekçağdaş dönemin en ileri siyasal rejimleri konumunagelmişlerdir.Batı dillerinde, Latince kökenden gelen Respublica kavramı doğrultusunda, halka ait olankamusal alanının ve bu alanda yer alan her türlü kamu malının, halkın kendi içinden seçtiği bir halktemsilcisinin yönetimine bırakılması anlamında,cumhuriyet bir toplumun kendikararları ile ve kendi içinden seçtiği temsilcileri aracılığı, kamunun ortak yararıiçinkendi kendini yönetmesine verilen ortak bir addır. Kamusal bir örgütlenme olan devletin, halk kitlelerininyararına gene halkın kendi içinden seçerekdevletin başına getirdiğicumhurbaşkanı aracılığı ileyönetilmesine kısaca cumhuriyetadı verilmektedir. (2)

Cumhuriyetçilik,eski Yunan döneminden başlayarak hem bir akım, hem de bir düşünce tarzı olarak önemli gelişmeler göstermiştir.Cumhuriyetçilik, insan toplumlarının yerleşik düzene geçmeleriyle birlikte başlamış vebu toplumların kendi kendiniyönetmeleri ideali doğrultusunda gelişmeler göstermiştir. Halk kitlelerinikaba kuvvetin, kişisel gücün ya dabelirli çıkar çevreleriyle toplumun egemen kesimlerinin ya daemperyalist dış güçlerin saldırı, baskı ve tasallutlarından kurtarılması doğrultusundahem bir siyasal akım hem de bir düşünce biçimi olarak tarihin her dönemindeönemli aşamalardan geçerek günümüze kadar gelmiştir. Cumhur adı verilen halk topluluklarının yaşadığı her ülke ya da bölgede, cumhurun kendi kendisini yönetmesiarzu ve isteği öne çıkmıştır.Ancakkaba gücü ya da benzeri yönlendirici güçleri eline geçirenlerinhegemonyaları, bu tür yönelişlerin önünü kesmiştir.Cumhuriyetçi düşünce ve yönetimler sayesinde halk kitleleri bu gibidurumlardan kurtularakkendi özgür geleceklerini belirleyecekgerçek anlamda halk temsilcilerini yönetime getirebilmiştir. Böylece; modern çağların en gelişmiş devlet modeli olarak cumhuriyet devletlerine insanlık sahip olabilmiştir.

Cumhuriyetçiliğin ilk ana ilkesiyurttaşlıktır. Cumhuriyetçi akımlar, ancak bir ülke ya da bölgede yaşamakta olan insan toplulukları ya dahalk kitlelerinino yerde yerleşik birdüzen kurmalarıyla oluşacak siyasal örgütlenme düzeninde, o ülkenin vatandaşı konumundaki yurttaşlar tarafındansavunulabilmektedir. Bir ülkede yaşayan özgür yurttaşlarınserbestçe hareket edebilmeleri ya da yaşayabilmeleri doğrultusundaaradıkları siyasal düzenin cumhuriyet olması istenmiş ve bütün yurttaşların sahip oldukları hak ve özgürlükleri en üst düzeydeuygulama alanınaaktarabilecekdüzeyde bir siyasal rejimi gerçekleştirebilmek doğrultusundacumhuriyetçilik akımı zamanla öne çıkmıştır. Bir ülkede yaşayanbütün insanlarıvatandaş tanımlaması altında, cumhurun eşit ve özgür temsilcileri olarak ele alan ve hepsinin bir araya gelmesinden oluşan ortak kamu gücünüdevletin yönetiminde etkin kılmak isteyen siyasal akımlar, genelolarak cumhuriyetçi siyasetlerin içinden çıkmışlardır. Bir ülkede yaşamakta olan halk topluluğu içinde var olan her insanın eşit ve özgür bir biçimdedevlet ve toplum yönetiminekatılmahakkının tanınmasıyla birlikte, cumhuriyet rejimine giden gelişmelerinyoluaçılmıştır. Bu doğrultuda halk kitlelerikendi ülkelerini seçilmiş temsilcileri aracılığı ile yönetebilmehedefidoğrultusunda cumhuriyetçilik akımlarını örgütleyebilmektedirler. İnsan toplumları içerisinde yurttaşlık kavramının ortaya çıkarak gelişmeler göstermesi, cumhuriyetçilik akımları açısından elverişli ortam yaratmıştır. Halk kitlelerinin zamanla daha fazla bilinçlenmesi ve içinde yaşadığı ülkenin kaderinedaha fazla sahip çıkmasıyla beraber, yurttaşlık kavramının cumhuriyetçi yurttaşlığa dönüştüğü vebelirli bir aşamadan sonra da yurttaşlığın cumhuriyetçilik olarakgeliştiği görülmüştür. Artan nüfus ve yeryüzüne dağılan halkkitleleri oluşumu, toplumculuğu öne çıkarırken, yurttaşlık anlayışının da bireycilikten uzaklaşaraksosyal bir içerik kazanmağa başladığıgörülmüş ve bu aşamadan sonratoplumsal bilince sahip bir yurttaşlık anlayışı cumhuriyetçilik olarak gelişme göstermiştir. Cumhuriyetçi yurttaşlıkberaberinde toplumsal tabana dayanmailkesini degetirerek, halk kitlelerinin daha fazladevlet yönetiminde etkin olmasını sağlamıştır. Siyasaltoplumsallaşmaaktif yurttaşlık içinelverişli koşulları hazırlarken, sosyal yaşamda etkisini artıran yurttaşların ülke ve devlet sorunları ile daha yakından ilgilenmelerini ve dolayısıyla cumhuriyetçi bir çizgide yaşamlarınıyönlendirmelerini sağlamıştır. (3)

Batılı düşünürlerin çoğunluğununortaya koyduğu üzere, cumhuriyetin en önemli özelliği olan erdemlilik ilkesi, aktif yurttaşlığın gelişmesiyle beraber toplumsal gerçeklik alanındaetkinliğini artırmıştır. Bir ülkedeyaşayan halk topluluğunun ortak yararına yönelen, ülkenin ulusal çıkarlarını en üst düzeyde erişilmesi gereken hedefler olarak belirleyenaktif yurttaşlarbu doğrultudaki çabalarını cumhuriyetçi hareketler ya da siyasal akımlar içerisinde geliştirebilmişlerdir. Cumhuriyet devletlerinin doğrudan halk yönetimleri olabilmeleri de, aktif yurttaşlık anlayışı ve de uygulamalarıdoğrultusunda geliştirilen siyasal katılımın en üst düzeyleregelmesiyle mümkün olabilmiştir. Bir toplum ya da ülke içinen ön planda önem taşıyan ortak yarara ulaşılması, cumhuriyetçiliğinbu doğrultudaki ana hedefidir. Bireyci yaklaşımlarından uzaklaşan ve kişisel çıkarlarınıarka plana alan ama bunun tamamen tersi bir doğrultuda ülkeninortak yararlarına, devletinvarlığının korunmasıve toplumun gereksinmelerinin karşılanması doğrultusunda ulusal çıkarlara öncelik tanıyanaktif yurttaşlık anlayışı, gelişmiş ülkelerdeki cumhuriyetçilik anlayışınınönde gelenözünü veiçeriğini belirlemektedir. Kamusal çıkarlar doğrultusunda her türlü kişiselçıkar ve arzudan arınmak anlamındakamusal erdemlilik anlayışı, bütün Avrupa’yı cumhuriyetçi bir döneme sürükleyen Fransız devriminin hazırlayıcısıtoplumsal bir oluşumunönünü açmıştır. Aktif yurttaşlarınbireysel özverilericumhuriyetçi akımların özünü oluşturmuşve zamanlabu tür yaklaşımlar cumhuriyetçiliğin daha da bilinçli bir düzeyde gelişim sağlamasına katkı sağlamışlardır.

Erdem kavramınınkamu yararına bir doğrultuda gelişmesi, cumhuriyetçi akımları güçlendirerek cumhuriyet rejimleri açısından bir toplumsal güvence sağlarken, bu durumun tamamen tersi noktalarda erdemliliğin zayıflaması ya da ortadan kalkması aşamalarındacumhuriyet devletlerinin hızla çöküntüye sürüklendiğigörülmüştür. Erdemlilik anlayışınınkamusal alana dönük geliştiğindetoplumun bütünün düşünen bir ortak yararı gerçekleştirmekcumhuriyetçilik açısındandaha kolay olabilmekte, aksi durumda ise tamamen tersi bir doğrultuda cumhuriyet rejimleri hızla tehlikeli dönemeçlere doğru sürüklenmektedirler. Cumhuriyetçi yurttaşlık anlayışı, insan bilinçliliğinin ve varlığının bir biçimi olarak ülke yönetiminde erdemlilik ilkesi doğrultusundaahlak düzeyinin gerçekleşmesi içinelverişli bir ortam sağlar. Cumhuriyet rejimleri, gelecekte süreklilik kazanabilmek ve her türlü tehditlerekarşı kendisini koruyabilmekiçin, bir cumhuriyet rejimi için gerekli düzeydeki bilinçliliği sağlayacak eğitim, öğretim ve kültüre önem vermek zorundadırlar. Ülke ve dünya sorunları üzerine vatandaşları eğiterek bilinçlendirecekbir eğitim düzeni cumhuriyet rejimleri açısındanolmazsa olmaz bir koşuldur. Cumhuriyet devletleri kendi çatıları altında böylesine bir cumhuriyetçi eğitim ve kültür düzeni kurarlarken, aynı zamanda geleceğin cumhuriyetçi kuşaklarının yetişmelerinede yardımcı olarak, cumhuriyetçilik akımının sürüp gitmesinisağlarlar. Her türlü diniinanç ve öğretinin ötesinde, bilimi esas alanlaik bir devlet düzeni olarak, cumhuriyet rejimleriinsanları aktif ve sorumlubir vatandaşlık anlayışına kavuşturancumhuriyetçi eğitim düzenleriyle, yeniden ortaçağın karanlık dönemlerine geri dönmeyi önleyerek, geleceğedoğrukendi yollarındaeminadımlaratabilmektedirler.

Cumhuriyetçilikseçimle gelen geçici yönetimleri işbaşına getirmek olduğu için, hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde gerçekleştirilebileceği bir özgürlük düzenini savunmakcumhuriyetçiliğin ana ilkelerinden birisidir. Siyasal alan hak ve özgürlüklerin devlet güvencesi altında tanınmasıyla ortaya çıkarken, bu doğrultuda hareketler ve eylemler dedeneyler olarak devreye girmektedir. Bu çerçevede cumhuriyet rejimlerihalk toplulukları ve yurttaşlar açısından birer özgürlük düzeniolarak gerçeklik kazanmaktadır. Otoriter ya da baskıcı rejimler ile, krallıklar veya imparatorluklar ile karşılaştırıldığındacumhuriyet rejimleri bir anlamda özgürlüklerin güvencesi olarak belirmektedir. Her türlü anlamıyla özgürlüklerin en üst düzeyde gerçekleşebildiği rejimler olarak cumhuriyet devletlerinin kurulabilmesi ya da kurulmuş olan cumhuriyet düzenlerinin korunabilmesi için cumhuriyetçi akımlar devreye girerken, yurttaşlar en üst düzeyde sahip oldukları hak ve özgürlüklerini kullanabilmektedirler. Temel hakların tanınması doğrultusundaözgürlüklerinyürürlüğegirmesiyle beraber, hak ve özgürlüklere her türlü müdahale ya da sınırlamaların önlenmesiçizgisindedevlet güvenceleri devreye girebilmektedir. Hukuk açısındanpozitif ve negatif özgürlüklerin tam anlamıyla tanınabilmesi ve uygulamada geçerlilik kazanabilmesi, ancak cumhuriyet rejimleri ile mümkün olabildiğinden, cumhuriyetçilik akımları sonuna kadar özgürlükçülüğü ana bir ilke olarak benimsemektedirler. Cumhuriyetçilik akımıbir siyasal örgütlenmeye kavuşarak, siyasal parti görünümünde ortaya çıkarken, hem kendi özgürlüğünü hem de diğer siyasal akımların hak ve özgürlüklerini eşit bir çizgide kabul etmek durumundadır. Cumhuriyetçi özgürlük anlayışı, siyasal anlamda bir özgürlük olarak anlaşıldığında, cumhuriyetçilik böylesine birhak ve özgürlükler düzeni arayışı vemücadelesinin adı olmaktadır. Cumhuriyetçi anlamda siyasal özgürlük düzeni, kendi kendini yönetme, kendi geleceğine sahip çıkma ve her türlü dış baskıdanuzak olarak tam anlamıyla bağımsız biryaşam düzenine sahip olabilme anlamınagelmektedir. Böylesinebir siyasal yapılanma için, pozitif hak ve özgürlükler kadarnegatif hak ve özgürlüklerin de devrede olması zorunludur.(4)

Cumhuriyetçi özgürlük anlayışı, pozitif ve negatif anlamdahak ve özgürlüklerin bütünüyle gerçekleştirilmesini savunurken, bunlara ek olarak bir de üçüncü planda her türlü baskıyı ve hegemonyayı ortadan kaldırma anlamında da eylemsel birözgürlük ortamını dasavunmaktadır. Bazı batılı düşünürlerin tahakkümsüzlük ortamı olarak tanımladıklarıböylesine geniş açılı bir özgürlükçülük, cumhuriyet rejimleriyle gündeme gelirken, cumhuriyetçi akımların ana hedefi haline gelmiştir. Tarih boyunca,kralların, imparatorların ya da sömürgeciemperyalist devletlerin baskı ve zulmü altında ezilen dünya ülkeleri ve halk kitleleri, böylesine bir baskı kıskacından kurtulabilmek üzere,üzerlerindekihegemonyacıbaskı düzeninden kurtulabilmeyi amaçlamışlardır.Bir özgürlük düzeni olarak cumhuriyetrejimlerini ilân etme aşamasına geldiklerinde, cumhuriyet devletlerini bir anlamda tahakkümsüzlükdüzeni olarak gerçekleştirmeğe çalışmışlardır.Herkesin ortak alanı olan kamusal alanda bir halk yönetimi biçimi olarak cumhuriyetçilik gerçeklik kazanırken, halk kitleleri ya da toplum üzerinde bir çıkar düzeni kurmuş olan bütün eski tahakkümden kurtulabilmek, cumhurun başlıca hedefi olarak devreye girmiş ve cumhuriyetçiliğin deesas özünü oluşturmuştur. Cumhuriyet ilân edilen bütün ülkeleringeçmişlerine bakıldığındaya dış ya da iç güçlerin getirmiş olduğu birtahakküm düzeninde kurtulma çabasının öne geçtiği görülmektedir. Bu yüzden, cumhuriyetçi özgürlük anlayışının pozitif ve negatif özgürlüklerden sonra üçüncü birkavrayış biçimi olarak her türlü baskı, otorite ve zulümden kurtuluşunadı olarak tahakkümsüzlükanlamında birbaşka tür özgürlükçüyaklaşımı öne çıkardığı gözlemlenmektedir. Kölelik düzeninin ortadan kaldırılmasından sonra insanlar arasında gündeme gelen her türlü efendi-köle ilişkisini ortadan kaldırmağa yönelik bir tahakkümsüzlük anlayışı, cumhuriyetçilik akımları ile beraber yeryüzünde geniş yankılar bulmuştur.Bu doğrultuda hareketeden cumhuriyetçiler,zincirleri kırarak kölelik düzenlerinden kurtulmuşlar ve daha sonra da cumhuriyet ilan ederek temel hak ve özgürlüklerinidevlet ve hukuk güvencesi altına alabilmişlerdir. Temel hak ve özgürlüklerine güvenlik ortamında sahip olabilen halk kitleleri, her türlü müdahale ve tahakküm den kurtularak gerçek anlamda özgürlükler ortamına cumhuriyet rejimleri sayesinde erişebilmişlerdir.

Cumhuriyetçi akımlar devlet düzenlerini her türlü müdahale ve tahakkümden kurtararak gerçek anlamda bir özgürlük düzeninikendi ülkelerine getirirler. Bir hukuk devleti çatısı altındayasalar ve düzenlemeler ile insanların yaşamları belirlisiyasal yapıya kavuşturulurken, hak ve özgürlüklerinher türlü müdahale ya da baskının ötesindekişiler tarafından kullanabilmelerihedeflenmektedir. Ortaya çıkan beklenmeyen durumlar yada önlenemeyen baskı, iç ve dış müdahaleler ile bazı güç merkezlerinin sosyal ve siyasal yaşam üzerineaçık ya da dolaylı yollardan getirdiğiyeni tahakküm girişimleri karşısında, gene cumhuriyetçilerinısrarlı karşı çıkışlarıiledenge sağlanabilmekte veözgürlükçü düzenin geleceği kurtarılmağa çalışılabilmektedir. Geçici ya da kalıcıtürden tahakküm girişimlerine karşı cumhuriyetçi güçlerindikkatli olması vecumhuriyetin uyanık bekçileri olarak halkın kazanılmışhaklarından meydana gelenözgürlükler düzenine sonuna kadarsahip çıkma doğrultusunda mücadele vermeleri gerekmektedir. Bu da ancak aktif yurttaşlıkve katılımcı siyaset ile mümkün olabilmektedir.Toplum içindeki köşe başlarını tutmuş olan ekonomik ve siyasal güç merkezlerinin geçmişten gelen hegemonyalarını yeni dönemlerde ya dadeğişen koşullarda farklı tarzda tahakküm girişimleri ile sürdürmeğe çalışmaları, hak ve özgürlüklerin uyanık bekçileri olarak cumhuriyetçilerin tepkisi çekmekte ve bu nedenle de cumhuriyetçi akımlar ileanti cumhuriyetçi güç merkezleri arasında siyasal çekişmeler sürüp gitmektedir.Az ya da çok, iç ya da dışher türlü tahakküm girişimine karşı cumhuriyetçilerinkazanılmış hak ve özgürlükler doğrultusunda siyasal mücadele vermelerikaçınılmaz olarak gündeme gelmektedir.

Cumhuriyetçi akımlarher türlü müdahale ya da baskı girişimlerine karşı çıkarlarken, itiraz edebilirlik gücünü ve hakkınıyasal zeminlerde ellerinde tutabilmek durumundadırlar. Cumhuriyetçiler her şeye karşı çıkan olumsuz bir çizgi yerine, ülke ve toplumun kazanılmış hakları veulusal çıkarları doğrultusundaki gelişmelere de olumlu bakarakortak yaşamın gereklerini yerine getirmek durumundadırlar. Değişen koşullar yeni kazançlar ve olumlu gelişmeler gündeme getirebiliyorsa, bu gibi değişimlere olumlu bakmak ya da ortak rıza göstermek, cumhuriyet devleti çatısı altında yaşamakta olantoplumlarınhakkıdır. Cumhuriyetçilik bu durumu dikkate alarak hareket ettiği zaman, kazanılmış haklara ya datoplum ve devlet düzeninin tehdit eden olumsuz gelişmelerekarşı çıkmakve itiraz etmek durumundadır. Yeni ortaya çıkan gelişmelerin gündeme getirdiği güç merkezleri ya da sahipleri, kendi çıkarları doğrultusundayeni baskı ve müdahale girişimlerini gündeme getirdikleri zamancumhuriyetçi akımların uyanık bekçiliği ya da itiraz hakları kendiliğinden devreye girerekeskiye dönüşe izin vermeyeceklerdir. Cumhuriyetçilersahip olduklarıtoplumsal statülerin ve kazanılmış hakların, her türlü tehdit ve müdahaleye karşı korunabilmesi ya da sürdürülebilmesi içinyeni siyasetler geliştirmek ya da yeni siyasal çıkış yolları bulmak zorundadırlar. Halk kitlelerinin bütününü arkasına almak durumunda olan cumhuriyetçiler, geniş kitle desteği ile güç merkezlerine karşı denge sağlayabileceği için, küçük ya da bireysel çıkışlar ile cumhuriyetçi tepkilerin gündeme getirilmesihiçbir biçimde dengeleyici etki yaratamamaktave sonundahalk desteklikitlesel eylemler kendiliğinden gündeme gelmektedir. Kitleleri baskı altına alan zulüm yapanbaskı cenderelerinin kırılmasında cumhuriyetçi akımlargeniş yığınlarındesteği ilesonuç alabilmişler veböylece cumhuriyet düzenlerinin korunmasını sağlayabilmişlerdir. Özgürlük ideali ile yola çıkanhalk kitleleri, birhalk yönetimi olarak oluşturdukları cumhuriyet rejimlerine ancak kitlesel destekler sayesinde sahip çıkabilmişler veher türlü müdahale ile baskıya da zulüm girişimlerine karşıçıkabilmişlerdir.

Cumhuriyetçi akımlar, cumhuriyetçi bir hedef doğrultusunda çalışmalarını sürdürerek, cumhuriyetçi bir sonuca varmak içinuğraşırlar. Temel hak ve özgürlüklerinherkese eşit ve güvenli bir biçimde sağlanması, cumhuriyetçi hareketlerin her zaman ana ilkelerinden birisi olmuştur. Cumhuriyetçilik, cumhuriyet devleti kurmak kadar bu siyasal düzeninin zaman dilimi içerisinde en ileri yaşam düzeni seviyesine getirilmesinihedeflemektedir. Toplum içerisindeki genel geçerli bir cumhuriyetçi düşünce tarzına sahip olunması gene cumhuriyetçi akımların önde gelen misyonlarından birisi olarak öne çıkmaktadır. Cumhuriyet rejiminin güçlendirilmesi, cumhuriyet düzeninin dünyadaki gelişmelere paralel bir doğrultudayenilenmesi ilemümkün olacağı için, cumhuriyetçilikakımları bu doğrultulardaetkinliklerini sürdürmektedirler. Cumhuriyetin daha kapsayıcı olması, her türlüyeniliğe açıkbirtutum gerektirdiği içinçağdaş dünyanın önde gelen yeni cumhuriyetçi akımlarında bu doğrultuda yeni örnekler görülebilmektedir. Cumhuriyet rejimlerinin yakından izlenmesi vedenetlenmesi, gene halk kitlelerinin görevi olduğu için cumhuriyetçi akımların bu doğrultularda da etkinlikler gösterdiği görülmektedir. Cumhuriyetçilikcumhuriyet rejiminin ana ilkeleri doğrultusunda gelişen bir akım olduğu için, cumhuriyet devletlerinin geleceği bir anlamda cumhuriyetçilik akımınıngüçlü olup olmamasına bağlı bulunmaktadır. Devlet yapılarının içerisinde gündeme gelebilecek cumhuriyetçi çizgiden sapma eğilimlerine karşı, toplum içerisindeki cumhuriyetçi güçlerin kendiliğinden devreye girerek rejime güçlübir sahip çıkmaylasivil cumhuriyet denetimlerininyapılabildiğiçeşitli örnekleriyle görülebilmektedir. Halkın yönetimi anlamında bir halkçıdevlet yapılanmasının adı olan cumhuriyet modellerinin varlıklarını sürdürebilmesi, her türlü dış tehdide ve içeriden yozlaşma ya da sapma eğilimlerine karşı, cumhuriyetçi güçlerinuyanık seferberlikleriylemümkün olabilmektedir. Rejimin içinden ortaya çıkabilecek sapma merkezli yozlaşma eğilimlerinevemuhtemel düzenbazlıklara karşıçıkmaya yönelik yaptırımlar, cumhuriyetçi akımlarıntepki göstermeleri ya da ana ilkeler doğrultusundatavır almalarıyladolaylı yollardan devreye sokularak, cumhuriyetlerin yıkılması önlenebilmektedir. (5)

Cumhuriyetçilik akımının, bir başka açıdan ele alınmasıyla birliktebağımsızlık kavramının önem kazandığı görülmektedir. Bu çerçevede, cumhuriyetçilikbir anlamda bağımlılık yokluğu olarak içerik kazanmaktadır. İmparatorlukların dağılması, sömürgelerin uluslaşması ya daulus devletlerin birer bağımsızsiyasal yapılanmalara dönüşmeleri sırasında bağımlılık yokluğu durumunun açık bir göstergesi olaraktam bağımsızlığın gündeme gelmesi, cumhuriyetçilik akımına yeni ve çağdaş bir anlam kazandırmaktadır. Batı dillerindebu durumunkarşılığı olaraköne çıkan yurtseverlik kavramı da, tam bağımsızlığı hedefleyen cumhuriyetçi akımlarıniçeriğini doldurmaktadır.Vatan aşkı ile yanıp tutuşan, kendi vatanındaki devleti bir cumhuriyet olarak algılayan bütün cumhuriyetçi yurtseverler, ülkelerindeki cumhuriyet devletinin diğer devletlerin yanında çok daha iyi bir durumda olmasını idealize ederler ve bu doğrultuda bir uluslararası rekabet düzenindegeleceğe yönelik kutsal birmücadeleyi göze alarakher türlü özveride bulunmayı karşılıksız olarakpeşinen kabul ederler.Cumhuriyetçi yurtseverliğin, her türlü baskı ve tahakküm ile ya da keyfi güçler yolu ileönü kesilmek istenen demokratik toplumlar içintoplumsal ve siyasal bir tedavi yöntemi olduğu genel olarak benimsenmektedir. Cumhuriyetçi yurtseverlik, ancak özgür bir toplum düzenindevar olabilirken, aynı zamanda bu hak veözgürlükler düzenininkoruma koşullarını dabiranlamdarejimin geleceği açısındanyaptırıma bağlamaktadır. Genel anlamda cumhuriyetçi yurtseverlikhiçbir biçimde siyaset öncesi kavramlara başvurmaksızınözgür insanların oluşturduğuileri bir siyasal topluma olan bağlılık ve saygı ile açıklanabilmektedir. Ülke sevgisi, bilinçli cumhuriyetçi toplumlarda yurtseverlik duygusunu bir anlamda cumhuriyet rejiminin güvencesi konumuna getirebilmektedir. Bilinç sahibi kişilerin kendilerini özgür kılanher ülkeyi vatanları olarak benimseyebilmeleriuygulamada çok zor olmaktadır. Ne var ki, okumuş insanlarınsahip oldukları bilinç düzeyi ilekendiülkelerine olan bağlılıklarıylacumhuriyetçi yurtseverlik aşamasına geldikleri ve böylece cumhuriyetçilik akımının her geçenzaman dilimi içerisinde güçlendiği anlaşılmaktadır. Baskı vedış hegemonya altındaki ülkelerde, ülkeleri özgür olmayan durumlarda cumhuriyetçi yurtseverlerin yaşadıkları ülkelerini özgürleştirme misyonunu kutsal bir görev olarak benimsedikleriortaya çıkmaktadır. Siyasal bir düzen ve yaşam biçimi olarak birsiyasal kültür yapılanmasını yansıtan cumhuriyetin, cumhuriyetçi yurtseverlik sayesinde en üst düzeyde gelişmişlik aşamalarına gelebildiği söylenebilmektedir. Bağımlılık yokluğu olarak özgürlük ve yurtseverlikçağdaş anlamda cumhuriyetçiliğinana esaslarıdır. (6)

Cumhuriyetçilik, aydınlanma çağı ile beraberRönesans ve Reform sonrasında batı ülkelerindediğer siyasal akımlardan ayrı olarak bağımsız bir çizgide gelişmeler göstermiştir. İmparatorlukların dağılmasında, krallık devletlerinden ulus devletlere geçilmesinde, sömürgelerin uluslaşmasında, çeşitli ülkelerde zaman içerisinde cumhuriyet devletlerinin kurulmasındaönde gelengörevler yerine getirmiştir. Bazı ülkelerde cumhuriyetçi önderlerin öncülüğünde toplumsal hareketler olarak cumhuriyetçilik örgütlenerek siyasal alanda etkinlik kazanmış, bazılarında dahızla partileşerek siyasal parti konumunda siyaset sahnesindeki yerini almıştır. Batının gelişmiş ülkelerinde görülensiyaset yelpazesi içerisinde cumhuriyetçi akımların daha çok siyasal partiler olarak öne çıktıkları ve örgütlü bir biçimde kendi ülkelerinin kaderlerinde etkili oldukları görülmektedir. Dünyanın en büyükcumhuriyet devletlerinden birisi olanAmerika Birleşik Devletlerindeki iki büyük siyasal partiden birisi cumhuriyetçi partidir. Başta Fransa olmak üzere, bazıAvrupa ülkelerinde decumhuriyetçi parti adını taşıyan çeşitlisiyasalpartiler siyaset sahnesindecumhuriyetçi birikimin temsilciliğini yapmaktadırlar.Her ülkede ortak kamusal alanda temel hak ve özgürlüklerin korunması ve güvence altına alınması ile birlikte,bütün yurttaşların eşit bir statüde ülke yönetimine en üst düzeyde katılabilmesi ve ülkelerinin tam bağımsızbir konumda yollarına devam edebilmesiiçin; bu cumhuriyetçi partiler, yenitahakküm, hegemonya ve baskıcı düzen peşinde koşmakta olan siyasalve ekonomik güç merkezlerine karşı halk kitlelerinin ve insanlığın kazanımlarının korunabilmesidoğrultusundaetkinliklerini sürdürmektedirler.Cumhuriyetçi partiler her ülkede cumhuriyetçi siyasal birikiminbaşlıca temsilcileri olarakgeleceğe dönük çalışmalarını başarıyla sürdürmektedirler.

Bir devlet vetoplum yönetim biçimi olarak cumhuriyet rejimlerinin kurucusu ve koruyucusu cumhuriyetçilik akımlarıdır. Bir bağımsızlık,tahakküm üzlükdüzeni olarak cumhuriyet devletlerinde insanlarınher yönden tam olarak özgür, eşit vebağımsız olabilmeleri cumhuriyetçi akımların siyasal etkinlikleri sayesindesağlanabilmiştir(7). İnsanların kardeşçe, dostça ve bir büyük dayanışma düzeni çatısı altında yaşamlarını sürdürebilmeleri cumhuriyetçi akımların başarılı olmaları sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Toplumlarımeydana getiren bütünsosyal kesimlerinbir büyük uzlaşma çerçevesinde bir arada yaşayabilmelerigibison derece olumlu bir sonuç, cumhuriyetçilik ve bu doğrultuda geliştirilen yurtseverlik sayesindesağlanabilmiştir. İnsanların ve değişik toplum kesimlerinin birbirlerini oldukları gibi kabulederek, bir büyük uzlaşı ortamında karşılıklı anlayış ve dayanışmaortamıiçinde varlıklarını sürdürebilmeleri, cumhuriyet rejimlerinve cumhuriyetçi akımlarıngetirdiğiilkelervebaşarılıuygulamalarile elde edilebilmiştir. Cumhuriyetçi özgürlük ve yurtseverlikdengelerinin korunabilmesiyle de, elde edilmiş olan cumhuriyetin kazanımlarıher türlü tehdiderağmenkorunabilmekte vesürdürülebilmektedir. Gerçek anlamda cumhuriyet rejimlerinde, halkın temsilcileriserbest seçim yolu ile enüst noktalara gelebilmeli ama süreleridolduğunda da geldikleri yerlere geri dönerekrejimin halkçı yönünü koruyabilmelidirler. (8)

KAYNAKÇA

I-TürkçeBüyük Sözlük, AnaBritanice ve Büyük Larousse Ansiklopedileri.

2-Türk Hukuk Lügati,Türk Hukuk Kurumu, Ankara I956, s.55.

3- Cevat Okutan, CumhuriyetçiParadigma, Paradigma yayınları, İstanbul, 2006,s.10-30

4- Philip Petit, Cumhuriyetçilik, Ayrıntı yayınları, İstanbul,I998,s.30 v.d.

5- Philip Petit, a.g.e.s.275-300.

6-M.Viroli, Vatan Aşkı ve Yurtseverlik Üzerine, Ayrıntı yayınları İst.I997, s.I2 v.d.

7- Ahu Tunçel, Cumhuriyetçi Özgürlük, Bilgi Üniversitesi yayını,İstanbul, 2010,s.350-358.

8- Anıl Çeçen, Atatürkve Cumhuriyet, İmge yayınları,Ankara I998, s.369-370


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık