• 25 Ağustos 2019, Pazar 13:48
Prof.Dr.M.AliKörpınar

Prof.Dr.M.Ali Körpınar

SORUNLARIMIZA ULUSAL ÇÖZÜMLER ÜRETELİM (37) !!!

Daha önceki SORUNLARIMIZA ULUSAL ÇÖZÜMLER ÜRETELİM başlıklı yazılarımda birçok sorunumuzu dile getirmiş ve

Şimdi bu olayları ve sorunları oluşturan etmenleri düşünelim;

  • Neden ve niçin ve de hangi amaçla bu sorunlar karşımıza çıkıyor?
  • Bu sorunlara verilen tepkiler ve üretilen çözümler uygun mu?
  • Bu ortamda, bu çözümlerin dışında daha neler yapılabilir?
  • Daha uygun ve daha akılcı çözümler için kimlerle iş birliği yapılabilir? diye sormuştum.

Ne yazık ki bırakın sorunlarımıza ulusal çözümler üretmeyi, sadece sonuçlarla ilgilenip sorunların esas nedenleri de araştırılmamaktadır.

Ortadoğu, yüzyıllardır AB-D empeyalizminin sömürmek için çeşitli oyun, yalan ve yöntemler üretip, acımasızca uyguladığı alandır. Güzel ülkemiz de bu süreçte binlerce kayıp verdi ve ekonomik darbelere maruz kaldı. Bu süreçte AB-D emperyalizminin liderleri de yalan söylemeye devam ediyor. Nitekim Washington Post gazetesi, “ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'deki açıklamalarının toplam 5,611 yanlış ve yanıltıcı bilgi içerdiğini öne sürdü”. Bu, günde ortalama 15 yanlışa karşılık geliyor. (1.1.2019-Washington Post). Gazetenin iddiası, Trump'a atfedilen her açıklamayı günü gününe izleyen veri doğrulama servisinin araştırmasına dayanıyor. Buna göre, 2017'de toplam 1,989 kez hatalı bilgi veren ya da asılsız iddia ortaya Trump, geçen yıl üç kat daha fazla yanlış açıklama yapmış. Gazete, Trump'ın 22 Ekim'de Teksas senatörü Ted Cruz'la birlikte gittiği Teksas'ta bir günde 83 kez 'gerçekleri çarpıtarak' rekor kırdığını savundu.

Ortadoğu ülkelerini hala AB-D emperyalizminin eğittiği ve büyüttüğü kişiler yönetiyor. Bunlar yardımıyla Ortadoğuda kirli amaçlarını da gerçekleştiriyorlar. Örneğin, AB-D emperyalizminin BOP projesi adıyla anılan kirli amaçları nedeniyle, Suriye de iç savaş yaklaşık 7 yıldır devam ediyor. Bu savaş ve AB-D emperyalizminin ürettiği IŞİD belası yüzünden, hem sınırımız büyük bir tehdit altında hem de ülkemize gelen 4 milyon Suriyeliler yüzünden, halkımızın işsizlik sorunu arttı ve güncel yaşantısı huzursuz hale geldi. Yani güzel ülkemiz bir sivil işgal altında. Suriye, Filistin, İran, Irak, Afgan ve Pakistan kaynaklı kaçak göçmenler yüzünden, sağlık sorunlarımız da artacak. Ayrıca Suriye ordusunun Rusya destekli İdlip harekatı yüzünden yine 2 milyon Suriyeli göçmen ile muhatap olacağız.

AB ise göçmen krizine karşı ülkemizi, bir tampon ülke olarak kullanmak istiyor (Sadece üniversite mezunu göçmenleri kendi ülkelerine kabul ediyorlar). Para ve vize vaadi ile bizi kandırmaya çalışan AB yönetimi, kirli amacına ulaşmak üzere. Ayrıca NATO gemileri yanında, Alman gemileri de Egede mülteci avına çıktı. Yunanistana ve dolayısıyla AB’ye sığınmacı geçişlerini engellemek icin çalışıyorlar.

Üstelik güzel ülkemizin değerli toprakları ve binaları da yabancılara satılıyor. Aşağıdaki haritada görüldüğü gibi hemen hemen her yer yabancılara satılmış durumda. Yabancılara toprak satışı, düzenlenen kanunla 25 dönümden 300 dönüme çıkarıldı. Çıkarılan kanunun ardından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün Ocak 2012 verilerine göre Hatay'da 1974 yabancıya, 1320 parselde toplam 3 milyon 722 bin 824 metrekare toprak satıldı. 5 milyon 556 bin metrekare bir alan sahip olan Hatay'ın bu satışlarla birlikte yarıdan fazlası yabancıların eline geçmiş oldu. Bölgede yaşanan sıcak gelişmeler sürerken, toprak alımlarının devam ettiği belirtiliyor. Benzer bir durum Urfa için de geçerli. Toplam 11.000 kilometrekare yüzölçümü olan Katar’ın Türkiye’den 20.000 kilometrekarenin üstünde toprak satın aldığı açıklandı.

Ayrıca sınır kentlerimiz olan Gaziantep ve Kilise, Suriye’den atılan havan topları ve bombalar yüzünden Suriye’ye girmek zorunda kaldık. Üstelik hemen sınırımız altında PYD-YPG işgali ile bir Kürt bölgesi kuruldu. AB-D emperyalizminin yüzbinlerce silah ve eğitimle destek verdiği bu kuruluş ülkemizin birlik ve berberliği ile ulusal geleceği için de büyük risk teşkil etmektedir. IŞİD belası yüzünden sınırlarımız delindi, şehirlerimizde terör de giderek arttı. Artan terör kaygısı nedeniyle Turizm de çökmeye başladı. Sonuç olarak AB-D emperyalizminin BOP rüyası gerçekleşti ve Fırat Kalkanı projesi ile ordumuzu Suriye’ye göndermek zorunda kaldık. Şimdi de ABD ile anlaştık ve sınır güvenliğimiz için Fıratın doğusunda ortak devriye görevi başladı. Umarım bizi yine tuzağa düşürmezler!!!.

Özellikle de 15 Temmuz da yaşadığımız vahşi ve adi darbe teşebbüsü sonucu medyamızın, yargımızın, eğitim kurumlarımızın, güvenlik güçleri ve ordumuzun büyük bir güç ve potansiyel kaybı yaşadığı bu dönemde, çok dikkatli olmak zorundayız. Çünkü değerli ordumuz kara, hava ve deniz kuvvetlerinde büyük bir güç kaybı yaşarken, güney doğuda PKK-PYD ve Suriyede IŞİD belalarına karşı yoğun bir uğraş vermektedir. Yunanistan da güzel ülkemizin bu zor durumunu fırsat bildi ve Ege’de işgal ettiği ada sayısı 18 oldu.

Dünyamız büyük bir siyasi ve ekonomik sarsıntı geçirirken, güzel ülkemizin de hem içte hem de dışta birçok önemli sorunu var. Bu sorunları iyi algılamak ve çözümler üretebilmek için yüce önderimizin 1920 de yaptığı yorumu sizlere anımsatmak isterim:

ATATÜRK’TEN ORTADOĞU DERSİ: “Aynı emperyalist devletler aynı derecede şiddetle Türk’ün de, Arap’ın da, Irak’ın da, Anadolu’nun da, Suriye’nin de düşmanlarıdır. Şu halde Anadolunun, Irakın, Suriyenin hayatı ve menfeatleri pek sıkı bir tarzda birleşmiş bulunuyor. Demek oluyor ki, Türklerle; Iraklılar ve Suriyeliler arasında sıkı bir dostluk ve uyum siyaseti gerekir.” (Hakimiyet-i Milliye, 26.7.1920).

Umarım sizlerde, yukarıdaki kaygı ve uyarılarıma ekleyecek, geliştirecek ve de ulusal çıkarlarımız doğrultusunda çözecek, yeni öneriler üretebilirsiniz. Emeklerinizin boşa gitmeyeceğine eminim. Çünkü kazanan güzel ülkemiz, ulusal birlikteliğimiz ve saygıdeğer halkımız olacaktır.

Demokratik ve çağdaş yaşama kavuşmak kolay değildir. Hele de laik bir demokraside barış içinde yaşamak herkese nasip olmuyor. 56 tane İslam ülkesi içinde tek Laik ve demokratik ülke olarak, tüm dünyaya örnek olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Yüce önderimiz ve kurucu liderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüze ne kadar şükran borçluyuz.

Sevgi ve saygılarımla.

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık