• 16 Haziran 2019, Pazar 18:47
Prof.Dr.TayfunÖzkaya

Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Bartınlı çiftçiler tohumculuktaki hegemonyayı gördüler

14 Mayıs 2019’da Bartın’da Galla Pazarına giren Bartın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü elemanları fide satan köylülere “bu son haftanız, bir daha fide satmayacaksınız, satarsanız 20 bin lira ceza yazacağız” demişler. Pazarda çekilen videoda köylülerden ve Bartın’dan telefon edenlerden duydum. Köylü kadınlar fide satabilmeleri için ziraat mühendisi istihdam etmeleri de dâhil birçok koşulu yerine getirmeleri gerektiğini öğrendiklerini söylüyorlar. 2006 yılında çıkan Tohumculuk Kanununa göre tohumluk dendiğinde fide de dâhil her türlü çoğaltım materyalinin anlaşıldığı açıktır. Köylüler yerel olsun olmasın hiçbir tohumu veya fideyi bu yasaya göre satamazlar. Bu olay epeyce tepki topladı. AKP il Başkanı da “köylüler ceza ödemeyecekler” demiş. Tahminim İstanbul seçimine kadar bu işin unutulacağı. Ondan sonra tekrar gündeme gelebilir. Bartın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de kaçamak bir açıklama yaparak “denetimler bilgilendirme amaçlı, ceza uygulanmadı” demiş. Açıklamada “çiftçilerin yerli domates, salatalık, biber, patlıcan, kabak, mısır, buğday üretmesi kesinlikle yasak değildir” diye eklenmiş. Tabii ki ürün yetiştirmek yasak değil, yerel tohumla da yetiştirebilirler, tohumluklarını takas edebilirler, hediye edebilirler. Yasak olan çiftçilerin tohumluk ve fide satmasıdır. Müdürlük bu konuyu da açıklamalı. Peki, bunca yıldır neden pazarlarda köylülerin tohum veya fide satmasına göz yumuldu. Bu aslında bir Çin stratejisidir. Bartın’da olduğu gibi çok tepki yaratacağı için bu iş zamana yayılmaya çalışıldı. Yasak ciddi olarak uygulandığında çiftçiler bir günde kanunun amacını anladılar. Ama çoğunluğu on üç yıldır anlayamamışlardı.

Bu yasağın uygulandığı gelişmiş ülkeler dâhil diğer ülkelerde yerel tohumların çok büyük oranlarda yok olduğunu biliyoruz. Yasağın gerekçesi il müdürlüğünün de açıklamasında yaptığı ve yasada da yazıldığı gibi bitki hastalıkları açısından ele alınmaktadır. Bu iddia oldukça köksüzdür. İthal tohumluklar ve şirket tohumlukları ile de epey hastalık yayılmıştır. Çok sayıda ülkeden tohum ithal ediliyor. Şirket tohumları hastalık ve zararlılara daha dayanıksızdır. Kaldı ki yerel tohumu savunanlar bakanlığın önlem almasına da karşı değillerdir.

Tohumculuk Kanunu ve yönetmeliklerde tohumluk üretmek için konulan birçok engel vardır. Ziraat mühendisi çalıştırmak, alınan yüksek bedeller, zor formaliteler, tohumla ilgili birliklere üye zorunlukları ve benzerlerinin aslında alanı sadece tohum şirketlerine açmaktan başka bir amacı yoktur. Yasada tohum ve fide satanlara bedel alınmaksızın bazı etiketleme zorunlulukları getirilebilirdi. Bakanlık sağlıklı yerel tohum ve fide üretmek için bazı destekler ve hizmetler yapabilirdi. Bunların hiçbiri yapılmamaktadır. Çiftçiler biyoçeşitliliği daraltılmış şirket tohumlarına muhtaç bırakılmakta, hastalık ve zararlılara dayanıksız bu tohumları kullananlar aynı şirketlerin tarım zehirlerini almak zorunda kalmaktadır. Topraklar ölmüştür. İçlerinde solucan kalmadı. Yeraltı ve yerüstü suları ve besinler kirletiliyor. Çiftçilerin tohum ve fide satamamaları bir zulümdür.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık