• 18 Şubat 2019, Pazartesi 11:17

TÜRKİYE KIYI KUMULLARINDA YAPILAN ARAŞTIRMALAR

Türkiye kıyı kumullarında bugüne kadar çok değişik bilim dallarında araştırmalar yürütüldü. Kendi dalım olan vejetasyon (bitki örtüsü) biliminden başlayarak kısaca bu araştırmalardan bahsetmek istiyorum.

Vejetasyon (bitki örtüsü) açısından: Bu araştırmalar 1970-1974 yılları arasında doktora danışmanımız Prof. Dr. A. Rıza Çetik’in Mersin-Silifke arası bitki örtüsünün araştırılmasını bize doktora tez konusu olarak vermesi ile başladı. Daha sonra 1975-1978 yılları arasında Kuşadası, Güzelçamlı ve Selçuk, Pamucak kumullarını da doçentlik tez konusu olarak araştırdık. 1987 yılında Prof. Dr. Jean-Marie Géhu ile Batı Karadeniz, Marmara ve Kuzey Ege kıyı kumullarını, 1988 yılında Prof. Dr. Jean-Marie Géhu ve Prof. Dr. Manuel Costa ile tüm Akdeniz ve KKTC kıyı kumullarını araştırdık. Orta Karadeniz kıyı kumulları On dokuz Mayıs Üniversitesindeki araştırıcılar tarafından incelendi. Gökçeada ve Bozcaada (Çanakkale), Şile (İstanbul), İğneada (Kırklareli) daki kıyı kumulları da değişik kişiler tarafından araştırıldı. Kıyı kumullarında süren çeşitli tahribatlar nedeniyle bitki toplulukları süratle yok edildiği için vejetasyon araştırmalarını yapmak giderek imkânsızlaşmakta.

Flora (bitki türleri) açısından: 1970-1974 yılları arasında Silifke kumulundan sonra 1975-1978 yılları arasında Güzelçamlı ve Pamucak kumulları, 1987’de Kuzeybatı Anadolu ve 1988 yılında Akdeniz ile KKTC kıyı kumulları bitki türlerini (buralara ait yayınlarımızın örneklik alan tablolarında) verdik. Bu araştırmalarımızdan sonra Samandağ ve Arsuz (Hatay), Burnaz, Yumurtalık ve Çukurova delta (Adana), Belek ve Kemer (Antalya), Dalyan (Muğla), Truva ve Kavak (Çanakkale), Şile (İstanbul) ve Bartın kumulları bitki türleri değişik araştırıcılar tarafından verildi. Kıyı kumullarında süren çeşitli tahribatlar nedeniyle bitki türleri süratle yok edildiği için flora araştırmalarını yapmak da giderek imkânsızlaşmakta.

Deniz Kaplumbağaları açısından: Bu konuda Hatay, Adana, Mersin, Antalya ve Muğla kıyı kumullarında araştırma yapıldı. Çevre Bakanlığı “Deniz Kaplumbağaları Ortamlarını Koruma Komisyonu” kurmuş ve bu komisyon uzun yıllar görev yapmıştır. Bu komisyonun adından da görüleceği gibi bu yaşam ortamlarının adı “Kıyı kumulları” değil “Deniz Kaplumbağaları Ortamı” dır. Çevre Bakanlığı yıllarca bu araştırıcıların önerilerini dinlemiş ve bunların önerilerine göre tedbirler almaya çalışmıştır. Örneğin kaplumbağa araştırıcıları ısrarla kaplumbağa yumurtlama mesafesinin korunmasından bahsetmişlerdir. Bu mesafenin gerisindeki kumullar onlar için hiç önemli olmamıştır. Kaplumbağa araştırıcıları kıyı kumulu bir yaşam ortamıdır ve deniz kaplumbağaları da bu yaşam ortamının sadece bir parçasıdır düşüncesinde hiçbir zaman olmamışlardır. Yani sadece deniz kaplumbağalarına bakmaktan kıyı kumullarını görememişlerdir. Kıyı kumul yaşam ortamının tümüyle korunmayıp, sadece denizden itibaren kısa bir şeridinin korunmasının mümkün olamayacağı ön görüsünü yapamamışlardır. Kaplumbağa araştırıcıları, kıyı kumullarını bitki sosyolojisi, bitki ekolojisi ve bitki türleri yönünden araştıranlarla birlikte kıyı kumullarını korumaya yanaşmamışlar ve kıyı kumulları konusunda tek otorite olmak istemişlerdir. Geldiğimiz noktada Çevre Bakanlığının “Deniz Kaplumbağaları Ortamlarını Koruma Komisyonu”na rağmen Türkiye kıyı kumullarının doğallığı neredeyse her yerde yok olmuştur.

Jeolojik açıdan:

  • Hidrojeoloji (Yeraltı suyu jeolojisi) açısından: Adana, İzmir, Çanakkale ve Sakarya kıyı kumullarında, 
  • Sedimantoloji (Tortul bilim) açısından: Mersin, Antalya, Muğla, Aydın, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, İstanbul ve Zonguldak kıyı kumullarında,
  • Mineraloji (Mineral bilimi) açısından: Mersin, Çanakkale, Bursa ve Sakarya kıyı kumullarında,
  • Stratigrafi (Tabaka bilimi) açısından: Mersin, İzmir ve Çanakkale kıyı kumullarında,
  • Petrografi (Taş bilim) açısından: Kırklareli kıyı kumullarında araştırmalar yapılmış.

 

Coğrafi açıdan:

  • Beşeri ve İktisadi Coğrafya açısından: Hatay ve Mersin kıyı kumullarında,
  • Fiziki Coğrafya açısından: Mersin ve Çanakkale kıyı kumullarında,
  • Turizm Coğrafyası açısından: Antalya kıyı kumullarında,
  • Kıyı çizgisi değişimleri açısından: Adana, Mersin, Antalya, Muğla, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, İstanbul, Sakarya ve Bartın kıyı kumullarında,
  • Paleocoğrafya (Geçmiş çağların coğrafyası) açısından: Hatay, Adana, Mersin, Antalya, Muğla, Aydın, İzmir, Çanakkale, Edirne, Bursa ve Sinop kıyı kumullarında araştırmalar yapılmış.

 

Jeomorfolojik (Yer şekilleri bilimi) açıdan: Adana, Mersin, Antalya, Muğla, Aydın, İzmir, Çanakkale, Kırklareli, Bursa, Sakarya, Zonguldak ve Samsun kıyı kumullarında,

Toprak bilimi açısından: Adana, Mersin, Muğla ve Çanakkale kıyı kumullarında,

Peyzaj bilimi açısından: Adana, Antalya, İstanbul ve Bartın kıyı kumullarında araştırmalar yapılmış.

Türkiye kıyı kumul yaşam ortamlarında yapılan araştırmalarda eşgüdümsüzlük söz konusu. Bu eşgüdümü sağlaması gereken kurumlardan birisi, araştırma projelerine destek veren TÜBİTAK olmasına rağmen bunu sağlayamamıştır. Araştırma projelerine destek sağlayan diğer kurumlar olan üniversiteler ise kendi aralarında kıyı kumulları konusunda da eşgüdüm sağlayamamıştır. Türkiye kıyı kumulları süratle yok olduğundan araştırmalarda eşgüdümün sağlanması, araştırmaların çoğalması ve hızlanması gerekmektedir. Araştırmaların sonuçları haritalara dökülmeli ve kıyı kumullarının korunması bu sonuçlar doğrultusunda sağlanmalıdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık