• 16.06.2016
Sağlık Analiz

Sağlık Analiz

Kurumu zarara uğrattılarsa, neden halen görevdeler?!

Mersin gerçekten tuhaf işlerin cereyan ettiği bir yer.
Bazen yöneticilerin işlerine akıl sır ermiyor. 
Kamu Hastaneler Birliğine bağlı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM) de soruşturma inceleme yapılır.
Bu inceleme 25.4.2013 tarihinde yapılır. 
KHB yetkilileri bunu 31.5.2013 günü 8238 sayılı bir yazı ile SGK’ya bildirir.
Bu raparo göre 2012 yılı içinde Engelliler ile ilgili yapılan sevklerde usulsüzlükler yolsuzluklar ve kurum zararı tespit edilir.
Derken SGK müfettişleri konuyu incelemeye alırlar ve Onların müfettişleri de bu hususları ayan beyan bulur ve tespit ederler.
Tabi KHB inceler rapor yapar SGK ya gönderir, onlar inceler soruşturur aradan bir yıl geçer. 
SGK müfettişlerinin raporları ise 10.4.2014 tarihli 309381/SRŞ/01 sayılı rapordur. 
Başmüfettişler tarafından yapılır. 
İki başmüfettiş. 
Başmüfettişler kurumun zarara uğratıldığını, bunun organize bir iş olduğunu, danışıklı döğüşüklü çalışılarak kurumun zarar ettirildiğini ortaya çıkartırlar. 
Rakamlar o günün berinde az uz rakamlar değil. 
146 bin küsür rakam. 
Üstelik çok sayıda dişhekimin bu raporlarda kurumu zarara uğrattıkları sebebiyle ismi geçer. 
Halen bu diş hekimleri orada görevliler. 
Ayrıca bir dikkat çeken konu ise, ADSM de o dönem başhekim yardımcılığı yapan şahsın eşinin de diş hekimi olduğu ve özel çalıştığı, eşi üzerinden hastaları yönlendirdiği ve bu işlerin devlete fatura edildiği söz konusudur. 
Esasında burada söz konusu yapılan şu an bu raporlar olmasına ve kurumun zararının tespit edilmesine ve haklarında alacak davaları açılmasına rağmen halen bu isimlerin orada etkin görevlerde olmaları dikkat çekiyor ve kurum çalışanları arasında hayretle ibretle karşılanıyor.
Bir kısım doktorlara idari yaptırım uygulanıp idari cezalar verilmiş. 
Uyarma, Kınama gibi ufak tefek cezalar verilerek geçiştirildiği söz konusu.
73 sayfalık müfettiş raporu, 2 klasör eki olan bu soruşturmada kurumun zarar ettirildiği ortaya çıkarıldıktan sonra SGK bu kişiler hakkında bizi zarara uğrattılar bu parayı bunlardan istiyoruz diye alacak davası açmış.
Açılan davaya sunulan SGK Avukatı dilekçesi 11 sayfa ve ekleri. 
Başvurudan sonra Mersin 4. Asliye Hukuk mahkemesi 2016/148 esas numarası ile tensip kararını alıp, dava dilekçesini kabul ederek işleme koymuş, dava edilen ve haklarında soruşturma yapılarak kurumu zarara uğrattıkları belirtilen kişilerin hepsinin tek tek adını karara geçip, 5.5.2016 günü verdiği karar ile bunları arabuluculuk müessesesine göndermiş. 
İsterlerse arabuluculuk müessesesi ile uzlaşmalarını gündeme taşımış. 
Ancak şu ana kadar bir uzlaşma olmamış.
Tüm bu gelişmeler KHB Genel sekreterliğine ve ADSM yetkililerine de ulaşmış. 
Ancak adı geçenler hakkında ciddi bir yaptırım uygulamaya konmadığı gibi, halen kurumun zararı olan para miktarı ile ilgilide bir gelişme yok.
Öte yandan İsmi geçenlerden  Dt.C.Ç’nin ADSM de Başhekim yardımcısı olarak sözleşmesinin devam ettirildiği,
Mahkemeye sunulan evrakta ise, 
Dt.C.Ç tarafından 2012 yılında 3 tane özürlü hasta sevkinin yapıldığı, bu hastalara kurum tarafından toplam 4.505,55 TL ödeme yapıldığı, 
Hastalardan iki tanesinin Dt. İ.B tarafından, diğer bir tanesinin eşi olan Dt.F.Ç tarafından tedavilerinin fatura edildiği,
Dt. C.Ç nin bazı hastaların tedavilerini çalıştığı kamu hastanesinde yapıp hastayı eşi Dt.F.Ç tarafından yapılmış gibi kuruma fatura edildiği, 
Dt.F.Ç tarafından kuruma fatura edilen 62 adet işlem olduğu, bu hastalara kurum tarafından toplam 146.832,60 TL ödeme yapıldığı hem soruşturma raporlarında yer almış, hem mahkeme kayıtlarına geçmiş ama Dt.C.Ç halen başhekim yardımcısı olarak sözleşmeli olarak KHB çatısında ADSM deki görevine devam etmekte.
Diğer taraftan kamu zararı oluştuğu için, adı geçenlerden müştereken ve müteselsilen bu paraların tahsili istenmiş. 
Şimdi birileri, şunu diyebilirler. 
Mesele mahkemede. 
Mahkeme neticelensin ona göre gereğini yaparız. 
Ama bir gerçek var. 
Siz zati kendi iç soruşturmanızda bu eksik, hatalı, yanlış, usulsüz işlemleri tespit edip SGK ya bildirmişsiniz, onlarda gelip kurum zararını ortaya çıkartıp bu zararı tazmin istemişler. 
Alacak davası açmışlar. 
Dava kabul edilmiş. 
Sizin raporlar ortada. 
Peki öyle ise siz kurumu zarara uğrattıklarını tespit ettiğiniz bu kişiler hakkında Ceza davaları açılması için 4483’e göre işlem yapıp savcılığa soruşturma izni verdiniz mi?
Bu kişiler kurumu zarara uğrattıkları ile mi kalacaklar?
Parayı öderler ise, kurum zararı ortadan kalkacak ve eylemlerine uyan ceza maddelerinden ceza mahkemesinde yargılanmayacaklar mı?
Ayrıca ilgili ve yetkililerin bu raporlar neticesi idari açıdan da bir işlem yapıp, idareci durumunda olanları görevlerinden almaları gerekmez mi?!
Şu ana kadar bir işlem yok.
Bizim bildiğimiz KHB çatısı oluşurken, idari kadrolara atananlar, uzmanlar ve diğerlerinden daha başından istifa dilekçelerinin alındığı yönünde.
Zati geçenlerde istifası baştan alınan bir uzmanın haberi yokken istifası işleme konmuş, ayrıca kurumda iş yaptığı bilgisayarına da incelemek amaçlı el konulmuş, bakanlıktan Mersin’in aranmasından sonra istifayı ilgilinin yapmadığı ortaya çıkınca, dilekçe işleme konmamış (!) 
O kişinin önceden alınan dilekçesi, bizimle uğraşırsın ha denerek (Ki uğraştığı da bilinmiyor, tespitli değil) işleme konuyor da, bu kadar olayda adı geçen idareci hakkında neden bir işlem yapılmamış herkes merak ediyor?!
Öte yandan dün çok ciddi bir olay gerçekleşti. 
Danışma olarak görev yapan M.nin bir özel eczane ile anlaşarak ölmüş biri adına (Terör tarafından aranan)  işlem yaptığı konunun KOM’a bildirildiği ve taşeron çalışanı olan M.nin şu saatlerde bile KOM da nezarette olduğu bugün mahkemeye çıkartılacağı bildiriliyor. 
Allah aşkına KHB Mersin’de ne oluyor? 
Danışma hizmeti alınırken ortada ihale sürecinde idari ve teknik ŞARTNAME vardı. 
O şartnameye uygun mu çalışılıyor, yoksa o şartnameye uygun değil mi işler? 
O şartnamenin gereğini yapacak olanlar nerede?
Taşeron firmada şef, idareci gibi durumda olacaklar için orada bir yeterlik söz konusu, kişiler o yeterliğe uyuyorlar mı?
Danışma personelleri üzerinde “Danışma personeli”mi yazıyor, yoksa DANIŞMAN’mı?!
Danışman deyince iş karışır. 
Sanki hastane kendine danışman atamış gibi olur.
Bizim bildiğimiz Aslı danışma personelidir. 
Karşılama ve yol gösterme, yer hostesliği dediğimiz, gelen hastalar ile ilgilenmesi gereken iş yani. 
Ancak icraatta çoğu masa başında bilgisayar başında işlem yapıyorlar. 
Doğru mu?!
Bu günlük bu kadar… 
İftarı açtık, sahura da şu an yaklaşıyoruz. 
Gerisine daha sonra devam ederiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.