Afrika'da Ebola salgını: Trump'ın politikalarının rolü ne?
SAĞLIKAfrika son yılların en ağır Ebola salgınlarından biriyle mücadele ediyor. Virüsün uzun süre fark edilmeden yayılmasının nedenlerinden biri ABD'nin küresel sağlık alanındaki desteğini azaltması.
2000'li yılların başından bu yana neredeyse her yıl yeni bir Ebola salgını yaşandı. Ancak mevcut salgın diğerlerinden farklı.
Bundan 10 yıl kadar önce Batı Afrika'da yaklaşık 11 bin insanın ölümüne yol açan yıkıcı salgın da dahil olmak üzere birçok Ebola vakası, "Zaire" adı verilen varyanttan kaynaklanıyordu. Bu türe karşı artık bir aşı bulunuyor.
Son aylarda hızla yayılan yeni agresif varyant ise 2007 yılında ilk kez görüldüğü Uganda'daki "Bundibugyo" bölgesiyle aynı adı taşıyor. Söz konusu varyant daha önce iki kez etkili olmuştu. Ancak mevcut Ebola salgın oldukça agresif bir şekilde yayılıyor. Bu varyanta karşı hâlihazırda ne aşı ne de ilaç mevcut. Enfekte olan her üç kişiden biri hayatını kaybediyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) açıkladığı son verilere göre, özellikle Doğu Kongo ve Uganda'da etkili olan üçüncü Bundibugyo salgınında Cuma günü itibariyle en az 177 kişi yaşamını yitirdi. Yaklaşık 700 kişi ise şüpheli vaka olarak değerlendiriliyor.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, bu hafta Cenevre'de düzenlenen genel kurul toplantısında, "Salgının boyutu ve yayılma hızı beni derinden endişelendiriyor" dedi. Tedros, saha çalışmalarının genişletilmesi, temaslı takibinin artırılması ve laboratuvar testlerinin yaygınlaşmasıyla vaka sayılarının daha da artacağını söyledi.
Salgın neden geç fark edildi?
Tedros, salgının ortaya çıkmasının ardından uzmanlarla olağan danışma sürecini beklemeden uluslararası sağlık acil durumu ilan etti. Çünkü Ebola virüsünün bu kez haftalar boyunca fark edilmeden yayıldığı anlaşıldı.
Sağlık çalışanları büyük kişisel risk altında salgını kontrol altına almaya çalışırken, başka bir soru da gündeme geliyor: ABD Başkanı Donald Trump yönetimi küresel sağlık alanındaki desteğini bu kadar sert biçimde azaltmamış olsaydı, salgın daha erken tespit edilebilir miydi?
Salgın açıklanandan çok daha büyük olabilir
ABD'li epidemiyolog Eric Feigl-Ding, doğrulanan Ebola vakalarının, "buzdağının sadece görünen kısmı" olduğunu söyledi.
Covid-19 pandemisinin başında, Ocak 2020'de ilk uyarılarda bulunan isimlerden biri olan Feigl-Ding, DW'ye yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu:
"Virüs, sağlık çalışanlarını öldürdü ve farklı bölgelere hızla yayıldı. Henüz yeterince test yapılmamasına rağmen bu kadar çok vaka tespit ediyorsak, bu salgının düşündüğümüzden çok daha büyük olduğu anlamına gelir."
Feigl-Ding, mevcut salgının 2014 yılında Gine, Sierra Leone ve Liberya'da görülen Ebola salgınından da hızlı yayıldığını belirtti.
Ebola kontrol altına alınabilir mi?
Ebola, enfekte kişilerle veya onların vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Bu nedenle koronavirüse kıyasla yayılması daha sınırlı. Teorik olarak Bundibugyo varyantı da karantina, test ve temaslı takibi gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilir.
Ancak Feigl-Ding'e göre asıl mesele zaman kaybı: "Belirleyici olan hız ama artık o hıza sahip değiliz. Eskiden USAID bu hızı sağlıyordu. Sahadaydılar, ilaç dağıtıyor, yerel sağlık çalışanlarını ve klinikleri destekliyorlardı. Artık durum böyle değil. Sağlık altyapısını zayıflatmanın sonucu işte budur."
Kesintilerin bedeli mi ödeniyor?
Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden en çok etkilenen kurumlardan biri ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı USAID oldu.
Trump imzaladığı bir kararnameyle ABD'nin yaptığı tüm yardım ödemelerini 90 gün süreyle dondurdu ve kullanım alanlarının yeniden incelenmesini istedi. Çok sayıda USAID çalışanı işten çıkarıldı, kurum bütçesinin yüzde 90'ı geçici olarak kesildi. Kongre daha sonra bütçeyi yeniden artırsa da geçici kesintiler bile birçok bölgede ciddi sonuçlar doğurdu.
Avrupa hükümetlerinin de kalkınma yardımlarını azaltması durumu daha da ağırlaştırdı. Almanya da bu ülkeler arasında yer alıyor.
Bu sert tasarruf politikalarının en önemli uygulayıcılarından biri ise Hükümet Verimliliği Departmanı DOGE'un başındaki teknoloji milyarderi Elon Musk oldu.
Musk, Şubat 2025'teki bir kabine toplantısında "yanlışlıkla" Ebola'yla mücadele programlarını da durdurduğunu kabul etmek zorunda kaldı.
New York Times'ın haberine göre, bu programların bir bölümü daha sonra da yeniden devreye alınmadı. Gazetenin, ABD'nin Kampala Büyükelçiliği çalışanlarına dayandırdığı haberinde, o dönemde Uganda'daki Ebola salgınının bu nedenle ağırlaştığı belirtildi.
Trump ayrıca Ocak 2025'te göreve başladıktan hemen sonra ABD'nin DSÖ'den çekilmesi talimatını verdi. Karar bir yıl sonra resmen yürürlüğe girdi.
ABD, daha önce DSÖ'nün en büyük finansörlerinden biriydi. Washington'un 2023 ve 2024 yıllarındaki toplam katkısı 1,2 milyar doları aşıyordu.
Geçmiş Ebola salgınlarında DSÖ, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ile yakın iş birliği içinde çalışıyordu. Ancak CDC'nin bütçesi de Sağlık Bakanı Robert Kennedy Jr. döneminde büyük kesintilere uğradı.
Kennedy, Nisan 2025 itibarıyla personelin yüzde 25'inin işten çıkarılmasını ve sözleşmelerin yüzde 35'inin iptal edilmesini istedi. ABD medyasına göre Ebola ile mücadelede görev yapan önemli uzmanlar da "yanlışlıkla" işten çıkarıldı, daha sonra yeniden göreve alındı.
CDC ise hâlen Kongo'da görev yapan 30'dan fazla çalışanıyla salgınla mücadeleye destek verdiğini açıkladı.
Zor koşullarda salgınla mücadele
"Açlığa Karşı Eylem" adlı sivil toplum kuruluşunun Kongo Direktörü Julie Drouet de insani yardım ve sağlık kaynaklarındaki azalmanın Kongo halkına zarar verdiğini söyledi.
Drouet'ye göre salgının geç fark edilmesinin başka nedenleri de var:
"İlk testler negatif çıktı çünkü testler daha yaygın olan Zaire varyantına göre hazırlanmıştı. İlk ölümler de sağlık merkezlerinde değil, uzak yerleşim bölgelerinde yaşandı."
Doğu Kongo'daki Kuzey Kivu, Güney Kivu ve Ituri bölgeleri uzun süredir şiddet ve istikrarsızlıkla mücadele ediyor. 2025 başında Ruanda bağlantılı milisler, maden zengini bölgeyi büyük ölçüde kontrol altına aldı.
Sürekli yer değiştiren nüfus nedeniyle salgınların yayılması kolaylaşırken, yardım ekiplerinin çalışması da zorlaşıyor.
Drouet buna rağmen yardım kuruluşlarının hazırlıklı olduğunu söylüyor:
"Şu anda salgını kontrol altına almak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Yardımların ulaştırılması için insani hava köprüleri kuruyoruz."
Bu arada doğu Kongo'nun milyonluk kenti Goma ile Uganda'nın başkenti Kampala'da da enfekte vakalar doğrulandı.
DSÖ ilk etapta ulusal sağlık sistemlerini desteklemek amacıyla 3,9 milyon dolarlık acil fon sağladı. Sağlık uzmanları ise hükümetlere, salgının kontrol altına alınabilmesi için bu miktarın ciddi biçimde artırılması çağrısında bulunuyor.
haber içerik kaynak:
https://www.dw.com/tr/afrikada-ebola-salg%C4%B1n%C4%B1-trump%C4%B1n-politikalar%C4%B1n%C4%B1n-rol%C3%BC-ne/a-77265577
İlginizi Çekebilir
Yiyecekleri iyice çiğnemek 'beyin sağlığınız için de yararlı'
19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında yaşayan Horace Fletcher, bir keresinde bir arpacık soğanını yutmadan önce 722 kez çiğnediği için "Büyük Çiğneyici" lakabını almıştı.
Ebola salgını: Can kaybı 130'u aştı
Kongo'daki Ebola salgını hızla yayılırken bu ülkede ölümcül virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 130'u geçti. ABD'li bir hasta ise tedavi için Almanya'ya getirilecek.
Dünyada milyonlarca kadını etkileyen PCOS’un adı değişiyor
İsim değişikliğinin arkasında sağlık uzmanları, hasta temsilcileri ve savunucuların yer aldığı 14 yıllık bir çalışma var.
'Mutluluk hormonu' serotonin yiyeceklerle artırılabilir mi?
Serotoninin "mutluluk hormonu" olarak adlandırıldığını duymuş olabilirsiniz. Ancak ruh halimizi desteklemenin çok ötesinde işlevleri var.
Sahte viagra ve zayıflama ilacı tuzağı: Interpol suç şebekelerini çökertti
Interpol, yasa dışı çevrimiçi ilaç satışlarını hedef alan küresel bir operasyonda 6,42 milyon doz sahte ve onaylanmamış ilaca el koydu. Ele geçirilen ürünler arasında sahte viagralar, zayıflama ilaçları, sakinleştiriciler, ağrı kesiciler, antibiyotikler yer alıyor.
Almanya'da hasta bakımı: Türkiye kökenliler ilk üçte
Almanya'da hasta ve yaşlı bakımında çalışanların yüzde 20'sini göçmen kökenliler oluşturuyor. Bu alanda çalışan göçmen kökenlilerin çoğu Bosna Hersek, Türkiye ve Hindistan'dan geliyor.