AKP-DEM Parti yakınlaşması: Yeni ittifak mı doğuyor?
SİYASETGÜLSEREN SOLAKER'İN HABERİDİR - Türkiye'de seçime iki yıl olmasına karşın olası ittifaklar gündemde. AKP ilk kez iktidara geldiği 2002'den bu yana farklı kesimlerle ittifaklar kurdu. Yeni ortağı DEM Parti olabilir mi?
TBMM'de kurulan süreç komisyonunun ortak raporu 18 Şubat'ta oy çokluğuyla kabul edildikten sonra gözler yasal düzenlemeler için atılması beklenen adımlara çevrildi. Siyasi düzlemdeki tartışmaların gündeminde ise anayasa değişikliği ve seçim ittifakları gibi konular var.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporu sonrası TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş 24 Şubat'ta MHP, CHP ve DEM Parti'yi, 25 Şubat'ta ise AKP ile Yeni Yol grubunu ziyaret etti.
İmralı'da cezaevindeki PKK lideri Abdullah Öcalan ise geçen sene yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nın birinci yıldönümü olan yarın kamuoyuna yeni bir mesaj iletecek.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş'ün Kanal 7'ye verdiği demeçte yeni siyasi ittifak olasılıklarına dair sözleri ise süreçteki ilerlemenin devamında Cumhur İttifakı ile DEM Parti arasında yeni bir denklem kurulup kurulmayacağı tartışmalarına yol açtı.
Büyükgümüş, Cumhur İttifakı'nın genişleyip genişlemeyeceği sorusuna karşılık "Bizi kim güçlendirecekse onunla birlikte yürürüz. DEM Parti özelinde soruyorsanız, bunun şeklinin nereye varacağının zaman içerisinde görülmesi gerek" diyerek bu tür bir ittifaka kapıyı açık bırakmıştı.
AKP'nin koalisyon stratejisi: 2002'den 2026'ya değişen ittifaklar
Bir yandan süreçteki yeni aşamalar ve adımlar tartışılırken, diğer yandan sürecin seçime kadar geleceği noktada DEM Parti'nin ve seçmeninin Cumhur İttifakı'na dolaylı ya da dolaysız bir biçimde destek olup olmayacağı yakından takip ediliyor.
DW Türkçe'nin konuştuğu iktidar partisi yetkilileri bu tartışmalara tarihsel süreçte bakmak gerektiğini belirterek, en doğru tahlilin böyle yapılabileceğini aktarıyorlar.
Bu çerçevede 2002'den bu yana sürdürülen iktidar dönemlerinde farklı zamanlarda farklı kesimlerle kurulan "konjonktürel ve esnek koalisyonlar" hatırlatılıyor.
Buna göre; 2002'de Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğunda liberal kesimlerle ilk koalisyon oluşturuldu ve bu koalisyon 2007'ye kadar devam etti.
O dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'teki Diyarbakır konuşmasının ardından ise Kürtlerin bu koalisyona katıldığını belirtilen AKP'li yetkililer, bunu görmek için 2007 Diyarbakır, Muş ve Hakkâri seçim sonuçlarına bakmak gerektiğini ve 2010 referandumu sonuçlarının da bu koalisyonu gösterdiği ifade ediliyor.
AKP, 2007 seçimlerinde Diyarbakır, Muş ve Hakkâri'de bağımsız adayların ardından ikinci parti olarak güçlü bir oy oranı elde etmiş ve toplamda 10 milletvekili çıkararak bölgedeki en yüksek kurumsal parti temsilini sağlamıştı.
Bu arada AKP'nin ittifak politikasına 2010 referandumu ile gözle görülür şekilde Fethullah Gülen cemaati de dahil oldu. İktidar ile Gülen yapılanması arasında kurulmuş olan yakınlık 2010 referandumu ile daha da perçinlendi.
Ancak 2013 Gezi Parkı olaylarıyla birlikte liberaller ve Kürtlerin bir kısmı bu koalisyondan çıktı.
17-25 Aralık süreçleriyle ise Gülen yapılanması da koalisyondan ayrıldı.
15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından AKP'nin "büyük kümesinden" çıkan bu grupların yerini Türk milliyetçileri aldı.
2015'te 7 Haziran seçimleri sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başbakanlık teklifini reddetmesiyle başlayan süreç, 2016'dan itibaren MHP ile AKP arasında fiili bir ittifaka dönüştü ve en son Cumhur İttifakı adını aldı.
AKP'li yetkililer bu yeni ittifakı liberal ve diğer kesimlerle yapılan eski koalisyonun milliyetçilerle yenilenmesi olarak tanımlıyor ve "üçüncü milliyetçi cephe" olarak tanımlıyor.
Tüm bu "koalisyonlar geçmişini" aktaran yetkililer şu anda ise iktidar olarak "Süreç var Kürtler oy verecek, süreç yok Kürtler oy vermeyecek" gibi bir iç gündemlerinin olmadığını ifade ediyor.
Bu arada AKP içinde Cumhurbaşkanlığı seçimindeki 50+1 kuralının değiştirilmesine karşı olan sayıları az olmayan bir kesim de bulunuyor. MHP'nin de 50+1'de ısrarcı olduğunu hatırlatan bu kaynaklar, başkanlık sisteminin siyasal istikrarsızlığı önlediğine, iktidar partisi olarak ülke çıkarını savunduklarına vurgu yapıyorlar.
Uslu: DEM Parti muhalefet bloğundan ayrıldı
Peki yaklaşık iki yıllık bir zaman olmasına karşın DEM Parti'nin ve seçmenlerinin oy davranışının ne yönde olacağı ile ilgili işaretler neler?
DEM Parti yetkilileri AKP ile yapılan görüşmelerde seçime ya da anayasa değişikliklerine dair bir destek beklentisinin gündeme gelmediğini, kendilerinin parti olarak süreç kapsamında atılmasını istedikleri adımlara odaklandıklarını belirtiyor.
Siyaset bilimci İbrahim Uslu ise DEM Parti'nin hem muhalefetle ilişkilerinde hem de seçmen davranışında "yeni ve kritik bir döneme" girdiğini söylüyor.
CHP'nin İmralı ziyaretini reddetmesi üzerine DEM Parti'nin yaptığı çok sert açıklamalarla duygusal olarak CHP ile olan bağlarını kopardığını belirten Uslu, bu kopuşun yalnızca parti yönetimiyle sınırlı olmadığını ve tabanda da "ani bir hayal kırıklığı" yaşandığını belirtiyor.
Uslu, bu kapsamda DEM Parti'nin seçim sürecine "müstakil bir parti" olarak gireceği tahmininde bulunarak, "Önümüzdeki seçim sürecinde DEM Parti'yi tamamen bağımsız hareket eden bir parti olarak göreceğiz. Özellikle CHP ile açık ya da gizli hiçbir iş birliği içerisinde olmayacağını değerlendiriyorum" diyor.
Öte yandan partinin iktidarla da resmi bir ittifak kurmayacağı öngörüsünde bulunan Uslu, ancak bu siyasi atmosferin seçmen davranışına doğrudan yansıyacağını, seçimin ilk turda bitmesini beklemediğini söyleyerek şöyle konuşuyor:
"Bir önceki seçimde DEM Parti seçmenleri neredeyse firesiz Kılıçdaroğlu'na oy verdi. Fakat bu seçimde öyle bir durum olmayacak. DEM Parti seçmeninin önemli bir kısmının ikinci turda Erdoğan lehine bir tavır içinde olması artık muhtemel bir durumdur."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Temmuz 2025'teki bir açıklamasında "AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, DEM biz en azından üçlü olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdik… Şunu herkes bilsin ki artık yumrukları sıkmaya gerek yok. Kucaklaşacağız. Konuşacağız. Birbirimize karşı adım atarak yürüyeceğiz" sözleri büyük yankı uyandırmıştı.
DEM Parti İmralı heyetinde Pervin Buldan tepkiler üzerine "Bu ittifak süreç ittifakıdır" demişti.
DEM Parti'de dönüşüm tartışması
Öte yandan DEM Parti ile ilgili son günlerde bir dönüşüm ve yenilenme tartışması da bulunuyor.
Yeni sürecin ilerlemesiyle birlikte Öcalan'ın partiyi yeniden şekillendireceği, hatta yeni bir parti kuracağına ilişkin iddialar uzun bir süredir kulislerde dillendiriliyor.
Uslu, iktidar çevrelerinde DEM Parti'nin "kendini dönüştürmesi" yönünde beklentiler bulunduğunu da aktararak, partinin geçmişte "çatışmalı dönemin koşullarının ürünü bir siyasi yaklaşımla" hareket ettiğini, yeni dönemde ise farklı bir çizgiye evrilebileceğini belirtiyor.
Uslu, "DEM Parti'nin kendini dönüştürerek eski Kürt siyasal hareketinin ötesinde yeni bir siyasal yaklaşıma sahip olması, iktidarın ifadesiyle bir 'Türkiye partisi' haline gelmesi süreci yaşanabilir" yorumu yapıyor.
Bu dönüşümün gerçekleşmesi halinde, "iktidar blokuyla yeni DEM arasındaki iletişimin çok daha kolay hale geleceğini" söyleyen Uslu, muhalefetle değil iktidarla dolaylı ya da doğrudan bir iş birliğinin "daha muhtemel senaryo" olduğunu vurguluyor.
Meclis aritmetiği neden önemli?
TBMM'de son sandalye dağılımına göre AKP ile MHP'nin toplam milletvekili sayısı 322.
Meclis Genel Kurulu'nda bir anayasa değişikliğinin referanduma gerek kalmadan kabulü için 400 milletvekilinin "evet" oyu gerekiyor. Referandumlu değişiklik için ise 360 oy şartı var.
Bu kapsamda Cumhur İttifakı'nın yapmak istediği bir anayasa değişikliğinde en az 360, hatta idealde 400 sandalyeye ulaşması kritik önemde.
Meclis kulislerinde anayasa değişikliğini referandumsuz değiştirmek için gerekli olan 400 sandalyeye AKP ile MHP'nin 322 sandalyesine ek olarak HÜDA PAR, DSP ve bazı bağımsız vekillerin yanı sıra DEM Parti'den gelecek oylarla ulaşılıp ulaşılamayacağı hesapları bir süredir yapılıyor.
Bu nedenle DEM Parti'nin 56 sandalyesi Cumhur İttifakı ve iktidar için bu denklemde büyük önem taşıyor.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mevcut anayasaya göre iki dönem olan görev süresini 2028 yılında tamamlayacak olması da çoğunluğu önemli kılan bir diğer etken. Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesi için iki yol bulunuyor; birincisi anayasada cumhurbaşkanının görev süresiyle ilgili değişiklik yapmak, ikincisi ise Meclis'in erken seçim kararı alması. Anayasaya göre Meclis'te erken seçim kararı yine 360 oyla alınabiliyor.
HABER İÇERİK KAYNAK:
https://www.dw.com/tr/akp-dem-parti-yak%C4%B1nla%C5%9Fmas%C4%B1-yeni-ittifak-m%C4%B1-do%C4%9Fuyor/a-76128826
İlginizi Çekebilir
Rusya: Küba sularındaki olay ABD’nin provokasyonu
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Küba kıyılarında yaşanan tekne olayını ABD'nin saldırgan bir provokasyonu olarak nitelendirdi.
Zaharova’dan Baerbock’un ‘Grönland’ gafına eleştiri: AB’de yönetim krizi var
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Almanya eski Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un “Amerikalılar Grönland’ın AB toprağı olduğunu bilmiyordu” açıklamasını eleştirerek, Grönland’ın 1985’ten beri AB dışında olduğunu anımsattı.
Almanya ve Çin: Stratejik iş birliği, Trump'a mesaj
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, stratejik iş birliğini geliştirerek iki ülke ilişkilerini "yeni bir seviyeye taşıma" konusunda anlaştı.
BM'den "İnsan hakları çökerse her şey yıkılır" uyarısı
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, insan haklarının "çok büyük saldırıların hedefinde" olduğunu ve bu saldırılara "en güçlülerin öncülük ettiğini" söyleyerek "insan hakları çökerse her şey yıkılır" diye uyardı.