© Haberanaliz.net 2005

GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: Siyaset Değişir, Nezaket Kalır

Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş yazdı: Siyaset Değişir, Nezaket Kalır

Biz bu ülkenin yakın tarihine yalnızca seçimlerle, iktidarlarla, koalisyonlarla ve siyasi mücadelelerle tanıklık etmedik.

Aynı zamanda bir siyasi üsluba da tanıklık ettik.

Erdal İnönü’yü, Turgut Özal’ı, Bülent Ecevit’i, Necmettin Erbakan’ı, Süleyman Demirel’i, Mesut Yılmaz’ı, Tansu Çiller’i, Alparslan Türkeş’i, Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve daha nice siyasi lideri dinledik.

Hepsinin dünya görüşü farklıydı.

Hepsinin Türkiye tasavvuru aynı değildi.

Kimi zaman birbirlerine çok sert biçimde karşı çıktılar. Kimi zaman ülkenin geleceği konusunda birbirinden tamamen farklı şeyler söylediler. Siyasi mücadele ettiler, eleştirdiler, itiraz ettiler.

Fakat bütün bu farklılıkların üzerinde, bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz bir ortak değer vardı:

Üslup.

Sözün bir ağırlığı vardı.

Eleştirinin bir sınırı vardı.

Rakip olmanın, düşman olmak anlamına gelmediği bilinirdi.

Bir siyasetçi, karşısındaki insanı eleştirirken aslında onun şahsında farklı düşünen milyonlarca vatandaşa da hitap ettiğini bilirdi.

Bugün ise siyasetin dili konusunda hepimizi rahatsız etmesi gereken bir tabloyla karşı karşıyayız.

Kırıcı sözler…

Ağır ithamlar…

Hakaretler…

Kavgaya dönüşen tartışmalar…

Ve giderek sıradanlaşan bir nezaketsizlik.

Belki de en tehlikelisi, bütün bunların zamanla normal kabul edilmeye başlanması.

Bir taraf yanlış bir söz söylediğinde, diğer tarafın cevabı hemen şu oluyor:

“Önce o söyledi.”

Sonra bir başkası:

“O yaptı, ben de yaparım.”

Böylece herkes kendisini haklı gerekçelerle savunuyor ama sonuçta ortaya çıkan şey yalnızca daha sert, daha kırıcı ve daha seviyesiz bir siyasi dil oluyor.

Oysa bir yanlışın daha önce yapılmış olması, ikinci yanlışı doğru yapmaz.

Hakaretin karşılığı hakaret olmak zorunda değildir.

Siyasetçinin büyüklüğü, rakibine ne kadar ağır söz söylediğiyle değil; en ağır eleştiriyi bile ne kadar medeni bir dille ifade edebildiğiyle ölçülmelidir.

Çünkü siyaset bir öfke yarışı değildir.

Siyaset, toplum adına söz söyleme ve toplum adına sorumluluk alma işidir.

Bu nedenle siyasetçilerin kullandığı her kelime önemlidir.

Milyonlarca insan onları izliyor.

Gençler izliyor.

Çocuklar izliyor.

Farklı siyasi görüşlerden insanlar onları izliyor.

Ve unutmayalım:

Siyasetin dili, toplumun diline de sirayet eder.

Siyasetçiler birbirlerine bağırdıkça, toplum da birbirine bağırmaya başlar.

Siyasetçiler birbirlerini aşağılayarak tartıştıkça, vatandaşlar da birbirlerini siyasi tercihleri üzerinden küçümsemeye başlar.

Sonra aynı aile içinde, aynı apartmanda, aynı işyerinde, aynı mahallede insanlar birbirine tahammül edemez hale gelir.

Oysa biz birbirimizin rakibi olabiliriz ama birbirimizin düşmanı olmak zorunda değiliz.

Ben başka bir partiye oy verebilirim.

Siz başka bir partiye oy verebilirsiniz.

Ben başka bir lideri beğenebilirim.

Siz başka bir lideri…

Benim Türkiye için doğru gördüğümü siz yanlış görebilirsiniz.

Sizin doğru gördüğünüzü ben yanlış bulabilirim.

Bütün bunlar son derece normaldir.

Demokrasinin güzelliği de zaten aynı düşünmekte değil, farklı düşünebilmektedir.

Asıl mesele, farklı düşündüğümüz insanla konuşmayı becerebilmektir.

Onu susturmadan dinleyebilmek…

Onu küçümsemeden eleştirebilmek…

Onun düşüncesine katılmadan da ona saygı gösterebilmek…

İşte siyasi olgunluk biraz da budur.

Bugün bütün siyasi partilerin ve bütün siyasi görüşlerin mensuplarına aynı şeyi söylemek gerekiyor:

Lütfen birbirinize biraz daha dikkatli konuşun.

Lütfen eleştirinin dozunu yükseltirken insanlığın dozunu düşürmeyin.

Lütfen siyasi mücadeleyi kişisel düşmanlığa dönüştürmeyin.

Lütfen aileleri, özel hayatları, kişilikleri hedef alan sözlerden uzak durun.

Lütfen küfrü, hakareti ve aşağılamayı siyasetin bir parçası olmaktan çıkarın.

Çünkü makamlar geçicidir.

Seçimler geçicidir.

İktidarlar geçicidir.

Siyasi gündemler geçicidir.

Ama söylediğimiz sözlerin toplumda bıraktığı izler kolay silinmez.

Yarın bugün birbirlerine ağır sözler söyleyen siyasetçiler aynı Meclis çatısı altında oturabilir.

Bugün birbirine rakip olan insanlar yarın aynı ülkenin ortak bir meselesi için yan yana gelebilir.

Çünkü hayat siyasetten daha büyüktür.

Türkiye ise hepimizden daha büyüktür.

Bu nedenle hiçbir siyasi kazanım, toplumsal barıştan daha değerli değildir.

Hiçbir seçim sonucu, insan onurundan daha önemli değildir.

Hiçbir siyasi tartışma, çocuklarımıza kötü bir dil miras bırakmamıza değmez.

Geçmişe baktığımızda elbette her şeyi kusursuz görmemeliyiz.

O dönemlerin de hataları, yanlışları, sert siyasi mücadeleleri vardı.

Ama geçmişten bugün için güzel olan ne varsa onu hatırlamakta hiçbir sakınca yok.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri budur:

Siyasetin yeniden nezaketle buluşması.

Siyasetçiler birbirlerini sevmek zorunda değiller.

Aynı düşünmek zorunda değiller.

Aynı siyasi hedeflere sahip olmak zorunda hiç değiller.

Ama birbirlerine saygı göstermek zorundalar.

Çünkü onlar yalnızca kendilerini temsil etmiyorlar.

Onların sözleri, milyonlarca insanın birbirine bakışını da etkiliyor.

O yüzden bütün siyasi liderlere, bütün siyasi partilere ve siyasetin içinde bulunan herkese küçük bir vatandaş ricası:

Birbirinizle mücadele edin ama birbirinizi düşmanlaştırmayın.

Eleştirin ama hakaret etmeyin.

İtiraz edin ama küçümsemeyin.

Sesinizi yükseltebilirsiniz; fakat insanlığın sesini bastırmayın.

Çünkü siyaset değişir.

Liderler değişir.

Partiler değişir.

İktidarlar değişir.

Ama geriye bir ülke kalır.

Ve o ülkenin insanları, birbirlerine nasıl konuşacaklarını da büyük ölçüde siyasetçilerinden öğrenir.

Belki de artık hep birlikte kendimize şu soruyu sormanın zamanıdır:

Çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağız?

Kavganın, hakaretin ve öfkenin sıradanlaştığı bir Türkiye mi?

Yoksa farklı düşünen insanların birbirine saygı duyabildiği, siyasi mücadelenin seviyesini kaybetmediği, sözün kıymetini bildiğimiz bir Türkiye mi?

Cevabı yalnızca siyasetçiler vermeyecek.

Hepimiz vereceğiz.

Ama siyasetçilere düşen sorumluluk daha büyük.

Çünkü onlar toplumun önünde konuşuyorlar.

Ve bazen tek bir cümle, binlerce insanın birbirine bakışını değiştirebiliyor.

Unutmayalım:

Siyaset bir gün biter.

Seçim bir gün biter.

Tartışma bir gün biter.

Ama aynı ülkede yaşamaya devam ederiz.

Öyleyse birbirimize bırakacağımız en güzel miraslardan biri de şu olsun:

Farklı düşünebilen, fakat birbirine saygısını kaybetmeyen bir Türkiye.

Çünkü gerçek siyasi olgunluk, rakibini susturmak değil; onunla aynı fikirde olmadığın halde, insan olduğunu unutmamaktır.

Ve belki de bugün siyasetin en çok ihtiyacı olan şey, yeni bir slogan değil…

Biraz nezaket.

Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.

Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:

https://whatsapp.com/channel/0029Vb90GoI9hXFD7F39VC2d

#mustafagoktas

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER