© Haberanaliz.net 2005

GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: TOPLUMU NASIL BU HALE GETİRDİK?

Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş, günün anlam ve önemine binaen yazdı: TOPLUMU NASIL BU HALE GETİRDİK?

Saygı ve sevginin yok olduğu, hakaret ve küfrün normal sayıldığı, çıplaklık ve cinselliği ortaya sermenin modernlik kabul edildiği berbat bir hali yaşıyoruz. Küçükte edep yok, büyükte bilgi, Kabalık çoğaldı, incelik silinip gitti.  Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacip,  Şimdi ki zamanı görse, neler derdi acaba?

Toplumsal değerler, etik normlar ve kuşaklar arası iletişim biçimleri üzerine yüzyıllardır benzer kaygılar dile getirilmektedir. Yusuf Has Hacip'in 11. yüzyılda kaleme aldığı Kutadgu Bilig adlı eserinde, dönemin yöneticilerine ve halkına adalet, bilgi, akıl ve kanaat erdemlerini öğütlemesi, her devirde benzer toplumsal ve ahlaki dönüşümlerin yaşandığını göstermektedir.

Değişen Değerler ve Kuşaklar Arası Algı

Her Dönemin Kaygısı: Tarih boyunca hemen her kuşak, kendinden sonra gelen nesli daha sabırsız, geleneklerden uzak ve kural tanımaz bulmuştur. Eski metinlerde, kitabelerde ve divan edebiyatında benzer "ahlaki yozlaşma" yakınmalarına sıkça rastlanır.

Modernleşme ve Sosyal Yapı: Geleneksel toplum yapıları çözülüp bireyselleşme arttıkça, eski neslin benimsediği hitap biçimleri, saygı kalıpları ve mahremiyet algıları da dönüşmektedir. Bugün "kabalık" veya "edep eksikliği" olarak görülen durumlar, dijitalleşmenin ve hız çağının getirdiği yeni iletişim alışkanlıklarıyla yakından ilgilidir.

Bilgiye Ulaşım: Yusuf Has Hacip'in vurguladığı "bilgi" kavramı bugün şekil değiştirmiş; bilgelik ve yaş tecrübesi yerine, enformasyonun hızı ve dijital dünyadaki görünürlük öne çıkmıştır.

Yusuf Has Hacip bugün yaşasaydı, muhtemelen Kutadgu Bilig'in temel tezi olan "Akıl her şeyin temelidir, dil ise insanın ölçüsüdür" ilkesinden hareketle, değişen araçların ve teknolojinin insanı özünden uzaklaştırmaması gerektiği konusunda yine benzer uyarılar yapardı. Ancak değişimin kaçınılmaz olduğunu, önemli olanın özdeki değerleri yeni formlarla geleceğe taşımak olduğunu da vurgulardı.

Bu değişimde teknoloji, ekonomik baskılar, eğitim sistemindeki eksiklikler gibi faktörleri ele almak lazım.

Eğitim sisteminin yetersizliği ve aile yapısındaki çözülmenin temel etken olarak görülmesi, toplumsal değerlerin inşasında kurumların ve yakın çevrenin ne kadar kritik bir rol oynadığını açıkça ortaya koymaktadır. Okulların sınav odaklı bir yarış alanına dönüşmesi, karakter eğitimini ve erdemleri ikinci plana iterken; ailelerin ekonomik baskılar altında tükenmesi de çocuklarla kurulan iletişimi zayıflatmaktadır.

Eğitim, Aile ve Teknoloji Sarmalı

Müfredat ve Karakter Eğitimi: Sınav başarılarını ve ezbere dayalı bilgiyi merkeze alan eğitim modelleri, eleştirel düşünme, empati ve etik farkındalık kazandırmakta yetersiz kalmaktadır.

Aile İçi İletişim Krizi: Geçim sıkıntısı ve uzun çalışma saatleri, ebeveynlerin çocuklarıyla nitelikli zaman geçirmesini engellemekte; bu durum çocukların terbiyesini ve yönlendirilmesini büyük ölçüde denetimsiz dijital mecralara bırakmaktadır.

Teknolojinin Getirdiği Yabancılaşma: Sınırsız ve denetimsiz dijital içerikler, çocukların ve gençlerin rol modellerini değiştirerek hızlı tüketime, şiddete ve değer erozyonuna zemin hazırlamaktadır.

Bu sorunların çözümü, yalnızca bireysel yakınmalardan öte, hem eğitim müfredatının insani değerlerle yeniden harmanlanmasını hem de ekonomik refahın ailelere daha fazla zaman bırakacak şekilde dengelenmesini gerektiriyor.

Bu yapısal sorunların çözümü aile, okul veya devlet politikalarının değişimi ile işe başlanmalıdır. Devletin kararlı bir irade ortaya koyması ve bu süreci aileyle omuz omuza yürütmesi, toplumsal değerlerin ihyası için şüphesiz en kilit adımdır. Tek başına bireysel çabaların ya da dağınık aile girişimlerinin sistemik sorunlar karşısında yetersiz kalabildiği bir gerçektir; bu nedenle merkezi politikalardan yerel uygulamalara kadar bütüncül bir vizyon şarttır.

Devlet ve Ailenin Ortak Sorumluluk Alanları

Politika ve Vizyon Birliği: Devletin, eğitimi yalnızca meslek edindirme veya sınav kazanma aracı olarak değil, bir "karakter ve şahsiyet inşası" süreci olarak ele alan net bir stratejik çizgi belirlemesi gerekir.

Aile Destek Mekanizmaları: Ekonomik baskıların aile üzerindeki ezici yükünü hafifletecek sosyal politikalar (çalışma saatlerinin aile yaşamını destekleyecek şekilde düzenlenmesi, ebeveyn eğitim programları) hayata geçirilmelidir.

Kurumsal İş Birliği: Okul ile aile arasındaki duvarların yıkılarak, velilerin sürece aktif ve bilinçli bir paydaş olarak dâhil edildiği güvenli köprüler kurulmalıdır.

Yusuf Has Hacip'in yüzyıllar önce devlet yönetiminin adalet ve erdemle kaim olması gerektiğine dair vurgusu, tam da bu noktada anlam kazanır; çünkü güçlü ve erdemli bir toplum, ancak devletin rehberliği ve ailenin desteğiyle ayakta kalabilir.

ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.

Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı imân, Rızayı Rahman..

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

#mustafagoktas

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER