İsrail ile Lübnan 40 yıl sonra aynı masada buluştu
SİYASETİsrail ile Lübnan, uzun bir sürenin ardından doğrudan görüşmeler için ABD'de bir araya geldi. Lübnan ülkesine saldırıların durmasını isterken İsrail güvenlik politikasındaki hedeflere ulaşmayı planlıyor.
İsrail ile Lübnan heyetleri 40 yıl aradan sonra dün ilk kez doğrudan görüşmeler için ABD'nin başkenti Washington'da bir araya geldi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ev sahipliğinde yapılan görüşmelere Lübnan'ın ABD Büyükelçisi Nada Hamadeh Muavad ile İsrail Büyükelçisi Yehiel Leiter katıldı.
Büyükelçiler düzeyindeki bu toplantı, İsrail ve Lübnan temsilcilerinin onlarca yıl sonra ilk kez siyasi düzeyde doğrudan bir araya gelmesi nedeniyle önem taşıyor. İki ülke resmî olarak hâlâ savaş halinde bulunuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, toplantı sonrası yaptığı açıklamada görüşmeleri "yapıcı" ve "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. Açıklamaya göre ABD, iki ülkeye sürecin devamı için destek verecek. Taraflar, doğrudan müzakerelerin ileride belirlenecek bir tarih ve yerde yeniden başlatılması konusunda mutabakata vardı.
Rubio görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, İsrail ve Lübnan arasında doğrudan görüşmeleri "tarihi bir fırsat" olarak değerlendirdi. Bu toplantıda gündemin ateşkesin ötesinde olduğunuda belirten Rubio, "Burada mesele bu bölgede Hizbullah'ın 20 veya 30 yıldır devam eden etkisine kalıcı olarak son vermek" ifadelerini kullandı. Konunun karmaşık yönlerinin gelecek altı saat içinde çözülemeyeceğini belirten Rubio, sürdürülebilir ilerleme için bir çerçeve oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı, bu nedenle bu girişimin zaman alacak kapsamlı diplomatik bir sürecin başlangıcı olduğunu da sözlerine ekledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise, iki ülke arasındaki ilişkilerde "radikal bir değişim" çağrısında bulundu. Guterres, Hizbullah ile İsrail'in karşılıklı eylemlerinin yıllardır Lübnan devletini zayıflattığını belirterek, artık işbirliği zamanının geldiğini ifade etti.
Toplantının gündeminde neler vardı?
İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılarla başlayan savaş, bölgede birçok ülkeyi etkilemişti. İran'ın desteklediği Hizbullah, missilleme olarak İsrail'e saldırmaya başlamıştı.
İsrail de Lübnan'a ağır saldırılara başlamış ve ülkenin güneyini işgal edeceğini açıklamıştı. İsrail ayrıca ABD ile İran arasında 8 Nisan'da imzalanan ateşkesin Lübnan'ı kapsamadığını savunarak hemen ertesi gün saldırılarına devam etmişti.
Bundan dolayı İsrail ve Lübnan'ın görüşmelerdeki hedefi esas olarak farklı. Lübnan hükümeti, acil bir şekilde gerilimi azaltıp saldırıları durdurmayı hedeflerken İsrail güvenlik politikasında temel değişiklikler hedefliyor.
Netanyahu: Daha çok işimiz var
İsrail merkezli Israel Hayom gazetesi, üst düzey bir ABD'li diplomatın sözlerine dayanarak, müzakerelerin amacının "ilişkilerin kademeli olarak normalleşmesi ve Lübnan'ın İbrahim Anlaşmaları'na katılması" olduğunu bildirdi.
2020'de ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları'yla İsrail ile çeşitli Arap devletleri arasında ilişkilerin normalleştirilmesi kararlaştırılmıştı.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Lübnan'la "kalıcı bir barış anlaşması imzalamak istediklerini" iddia etti. Netanyahu ayrıca "Hizbullah milislerinin silahsızlandırılmasının müzakerelerin ana gündem maddelerinden biri olacağını" öne sürdü.
Öte yandan 12 Nisan'da Güney Lübnan'da İsrail askerlerini ziyaret eden Netanyahu, "Daha yapacak çok işimiz var" demişti.
İsrail medyası da, hükümetin Lübnan hükümetinin talebine rağmen saldırıları durdurmayacağını yazdı. İddiaya göre İsrail, ABD'nin baskısıyla başkent Beyrut'taki saldırılarını azalttı fakat güneydeki ilerleme devam ediyor.
İsrail, aynı zamanda "ülkenin kuzeyinin güvenliğini sağlamak için" Lübnan'ı işgal ettiğini savunuyor.
Lübnan hükümeti zor durumda
Lübnan hükümeti çatışmanın herhangi bir tarafı değil. Zira Hizbullah üzerindeki etkisi de sınırlı.
Hükümetin temel amacı saldırıları durdurmak ve istikrarı sağlamak. Öte yandan mevcut hükümet, öncekilerden farklı olarak Hizbullah'a karşı daha net bir tavır takındı.
Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, İsrail'le görüşmelerden yana olduğunu birçok kez dile getirdi. Hükümet, İran'dan uzaklaşmak için bağımsız bir ateşkesi uygulamaya koymak da istiyor.
Ancak aynı zamanda dengeyi de korumak zorunda. Birçok mezhebin bulunduğu Lübnan'da nüfusun yaklaşık üçte biri Şii Müslümanlardan oluşuyor. Hükümetin "İsrail'le görüşme" kararına karşı daha önce defalarca huzursuzluk ve gösteriler yaşanmıştı.
Hizbullah ise hükümet ile İsrail arasındaki görüşmeleri reddediyor. Başlıca hedefi, ülkedeki askeri ve siyasi rolünü güvence altına almak.
Örgüt, Lübnan'daki ateşkesin İran-ABD müzakerelerinin bir parçası olmasını, yani ayrı ele alınmamasını istiyor. Hizbullah, özellikle İsrail'in silah bırakma talebini kabul etmeye yanaşmıyor. İsrail birliklerinin ülkeden tamamen çekilmesini talep ediyor.
Almanya da İsrail'e tepkili
İsrail'in müttefiği Almanya da Lübnan saldırılarından dolayı hükümete tepkili.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, önceki gün telefon görüşmesi gerçekleştirdiği Netanyahu'dan İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki saldırılarına son vermesini talep ettmişti.
Dünkü görüşmelere de değinen Merz, Netanyahu'yu Lübnan hükümetiyle doğrudan barış görüşmelerini başlatması için teşvik etmişti. Merz, ayrıca Filistin bölgelerindeki gelişmelerden duyduğu rahatsızlığı da iletmişti.
Başbakan, görüşmenin ardından sosyal medyada bu konuyla ilgili şunları yazdı: "Filistin topraklarındaki gelişmelerden derin endişe duyuyorum. Başbakan Netanyahu ile yaptığım telefon görüşmesinde şunu açıkça belirttim: Batı Şeria'nın fiili ilhakı söz konusu olmamalı."
Lübnan'ın güneyi işgal altında
İsrail daha önce de Lübnan'ın başkenti Beyrut'u "Gazze'ye çevirme" tehdidinde bulunmuştu. Ülkenin aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, "Hizbullah'ın kalesi" olarak nitelendirdiği Beyrut'un güneyinin, "Gazze'ye benzer bir yıkıma maruz kalacağını" ifade etmişti.
İsrail ordusu, 13 Mart'tan bu yana nehir üzerindeki beş köprüyü ve sınıra yakın Lübnan köylerindeki evleri yıktı. Evler ve köprüler gibi sivil altyapıya saldırılar uluslararası hukuka aykırı eylemler.
İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, ise güney Lübnan'da "terörün hüküm sürdüğünü" savunarak bu bölgede "ev veya yerleşim yeri olamayacağını" savunuyor. Katz'a göre "sivil altyapı Hizbullah tarafından kullanılıyor" ve evler "terörist karakolu" olarak işlev görüyor.
Lübnan'da İsrail'in saldırılarında en az 2 bin kişi hayatını kaybederken binlerce kişi de yerinden edildi. Hizbullah'ın saldırılarında ise en az iki İsrailli hayatını kaybetti.
DW,dpa / SÇ,TY, JD
HABER İÇERİK KAYNAK:
https://www.dw.com/tr/i%CC%87srail-ile-l%C3%BCbnan-40-y%C4%B1l-sonra-ayn%C4%B1-masada-bulu%C5%9Ftu/a-76771129
İlginizi Çekebilir
Zaharova: Ukrayna yeniden tarafsız ve nükleer silahsız statüye dönmeli
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Hint medyasına verdiği röportajda, Rusya’nın Ukrayna ve Orta Doğu krizlerinde diplomatik çözüme hazır olduğunu, aynı zamanda stratejik ortağı Hindistan ile enerji ve savunma alanlarındaki iş birliğini güçlendirmeyi hedeflediğini belirtti.
AB, çalıntı Ukrayna tahılı taşıyan Rus gemisi nedeniyle İsrail'e yaptırım uygulamaya 'hazır'
Ukrayna'dan çalınan tahılı taşıyan bir Rus gölge filo gemisinin Hayfa'ya varmasının ardından Ukrayna ile İsrail arasında diplomatik bir kriz patlak verdi. Brüksel olaya karışanlara yaptırım uygulamaya hazır olduğunu açıkladı.
Kral 3. Charles Beyaz Saray'da: ABD-İngiltere ittifakı 'vazgeçilmez'
Kral 3. Charles, salı akşamı Beyaz Saray’daki devlet yemeğinde yaptığı büyük ölçüde neşeli ve hafif tonlu konuşmada, 'insanlık tarihinin en önemli ittifaklarından biri' olarak nitelendirdiği ABD-İngiltere ilişkilerine dikkat çekti.
Trump'tan Almanya Başbakanı Merz'e İran tepkisi
ABD Başkanı Trump, İran savaşı nedeniyle kendisini eleştiren Almanya Başbakanı Merz'i "İran'ın nükleer silah edinmesini desteklemekle" suçladı.