© Haberanaliz.net 2005

Kadınlar erkek şiddetine karşı Ankara'da sokağa çıktı

Farklı kentlerden çok sayıda kadın soğuk havaya rağmen Ankara'da bir araya geldi. Kadınlar, geniş katılımlı yürüyüşte erkek şiddeti ve hükümetin politikalarına tepki gösterdi.

Ankara'da kadın örgütleri, feminist hareket temsilcileri, meslek örgütleri ve hak savunucuları, erkek şiddetine karşı geniş katılımlı bir eylem düzenledi. Kadın Mitingi Bileşenleri adı altında bir araya gelen çok sayıda örgüt, kadın haklarındaki aşınma ve yaşam tarzı müdahalelerine tepki gösterdi.

Soğuk havaya rağmen Türkiye'nin birçok noktasından Ankara'ya gelen kadınlar, Atatürk Kültür Merkezi metro çıkışında toplanarak sloganlar eşliğinde Tandoğan Meydanı'na yürüdü.

Yürüyüşe, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve SOL Feminist Hareketin de aralarında bulunduğu çok sayıda yapı destek verdi. Ayrıca DEM Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve CHP'den de temsilciler gösteriye katıldı.

Kadınlar erkek şiddetine dikkat çekti
Yürüyüş alanında bir açıklama yapan Kadın Dayanışma Derneği'nden Songül Tuzluçayır, "Yıllardır şiddete karşı mücadele veriyoruz. Bugün buradayız çünkü hükümet 'Aile Yılı' ilan etti ama hâlâ kadınlar öldürülüyor, hâlâ şiddet görüyor. Yoksullukla mücadele ediyoruz ve buna bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Bu yüzden bugün meydanlardayız, sesimizi haykırıyoruz" diye konuştu.

Yürüyüşe katılan bir kadın haber ajansı Anka'ya şunları söyledi: "Kadınlar, her şeyden önce hem şiddete hem de geçim derdine karşı tepkilerini dile getirmek için Ankara'dalar. Bu hükümet, bu iktidar çözüm üretmiyor; kadınları yok sayıyor. Kadınlar hem yaşamlarını sürdürebilmek hem de çocuklarına bir öğün ücretsiz yemek verebilmek için çırpınıyor. Aynı zamanda erkek egemen bir toplumun erkek şiddetine maruz kalıyorlar. Bu şiddet yalnızca bireysel değil, iktidardan gelen bir şiddet."
Başka bir kadın ise Anka muhabirine şu açıklamayı yaptı: "Bu yıl, üniversite kampüsleri de dahil olmak üzere çok ciddi kadın katliamlarının yaşandığı bir süreçten geçtik. Bu katliamların temelinde cezasızlık politikaları yatıyor. Biz kadınlar, güvenli bir yaşam için dişimizle tırnağımızla mücadele etmemiz gereken bir dönemde olduğumuzun farkındayız."

"Bütçe savaşa var; özgür, güvenli yaşama yok"
Yürüyüşün ardından Tandoğan Meydanı'nda okunan ortak açıklamada, kadınlara yönelik şiddetin cezasızlıkla büyütüldüğü vurgulanarak, iktidara, "Kadınlara yaşam borcunuz var. Şiddeti önlemediğiniz, yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz müddetçe kadınların katledilmesinin sorumlusu sizsiniz" sözleriyle tepki gösterildi.

KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher'in okuduğu ortak açıklama metninde, şiddetin normalleştirildiği, yoksulluğun kader olarak sunulduğu ve eşitsizliğin kalıcı hale getirilmek istendiği ifade edildi.

Kadınların yaşam tarzı ve demokratik haklarının hedef alındığına dikkat çekilen açıklamada, düşük ücretler, güvencesiz ve sigortasız çalışma koşullarıyla kadınların sosyal güvenceye ve emekliliğe erişiminin engellediği vurgulandı.

"Bize, 'Evde kalın, bakım emeğini üstlenin' deniyor. Bakım emeği kadınların kaderi değildir. Kreş haktır. Sosyal destek haktır. Güvenceli iş haktır. Fedakârlık çağrılarını reddediyoruz" denilen açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

"2026 bütçesinde savaşa, silaha ve ranta kaynak ayrılırken kadınlara, bakım emeğine ve şiddetle mücadeleye kaynak ayrılmadı. (...) Bu bütçe erkek şiddetinin zeminini büyüten bütçedir. Biz savaş için değil; eşit, özgür, güvenli bir yaşam için bütçe istiyoruz."

Erkekler bir yılda 391 kadını öldürdü
Türkiye'de kadın cinayetleri uzun süredir münferit vakalar olmaktan çıkmış durumda. Kadınların önemli bir bölümü, daha önce şikâyetçi olduğu, hakkında uzaklaştırma ya da tedbir kararı almaya çalıştığı erkekler tarafından öldürülüyor. Bu durum, yalnızca şiddetin önlenemediğini değil, devletin elindeki önleyici araçların ya işletilmediğini ya da etkisiz bırakıldığını ortaya koyuyor.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun 2025 raporuna göre, geçen yıl en az 391 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Cinayetlerin 253'ü ev içinde işlendi; bu, kadınların büyük ölçüde en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğünü gösteriyor.

Kadınların haklarını hedef alan düzenlemelere itiraz
İktidarın zaman zaman gündeme getirdiği, özel hayata müdahaleyi ve tek tip yaşam tarzını dayatmayı amaçladığı iddia edilen olası düzenlemeler de kadın örgütlerinin hedefindeydi. Bu bakımdan yürüyüş, yalnızca kadın cinayetlerine ve cezasızlığa değil; Mecliste tartışılan farklı yargı paketi düzenlemelerinin kadınların kamusal konumuna, aile hukukuna ve yaşam tarzına olası etkilerine dair geniş kapsamlı bir itiraz niteliği de taşıyor.

Kadın hakları savunucuları, içerisinde "hayasızca hareketler" gibi muğlak ve nesnellikten uzak ifadelerin geçmesinden endişe edilen ve LGBTİ bireyleri de hedef alacağı değerlendirilen yeni yasal düzenlemelerin, kadınların ve LGBTİ bireylerin toplum içinde eşit ve özgür yaşama haklarına yönelik geniş bir müdahaleye kapı açacağını belirtiyor.

Mitinge katılan CHP Parti Meclisi Üyesi Aylin Nazlıaka da olası yasal risklere dikkat çekiyor.

Hükümetin, boşanma davalarında arabuluculuk sistemi getirmeye hazırlandığını duyduklarını belirten Nazlıaka, "Adalet Bakanı'na sesleniyoruz: Mahkeme salonlarında bile şiddete maruz kaldıkları bir ortamda kadınları güvenlik önlemi alınmamış avukatlık bürolarına yönlendiremezsiniz. Erkek baskısıyla istemedikleri koşullarda boşanmaya zorlanmalarına göz yumamazsınız" dedi.

Nazlıaka, kadın cinayetleri için ise "Artık bir kadın kırımından söz ediyoruz" değerlendirmesini yaptı.

DW,ANKA / MUK,DK
haber içerik kaynak:
https://www.dw.com/tr/kad%C4%B1nlar-erkek-%C5%9Fiddetine-kar%C5%9F%C4%B1-ankarada-soka%C4%9Fa-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1/a-75460477

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER