Termik Santrallerin İnsan Yaşamı ve Ekoloji Üzerinde Yaratmış Olduğu Tahribatlar

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Termik Santrallerin İnsan Yaşamı ve Ekoloji Üzerinde Yaratmış Olduğu Tahribatlar
Termik santrallerin insan yaşamı ve doğa tahribatında yaratmış olduğu olumsuz etkilerinin azaltılması, ulusal ve uluslararası çevreci politikalar benimsenmesi, enerji üretiminde kömürden, yurttaşları ve ekolojiyi merkezine alan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi sağlayacak bölgesel ve ulusal düzeyde uygulanabilir kalıcı planların ortaya konmasına yönelik çözüm önerileri oluşturmak amacıyla TBMM Başkanlığı’na önerge verdi.

 

HDP İzmir Milletvekili Serpil KEMALBAY :

Hava kirliliğinin dünya genelinde, bulaşıcı olmayan hastalıklar sonucu erken ölüme yol açan etmenler arasında üst sıralarda yer alırken,  Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğini insanda kansere yol açan birinci grup etmenler arasında tanımlamakta ve tüm hükümetleri hava kirliliğine karşı acil eyleme çağırmaktadır. 

Türkiye’nin sera gazı emisyonunun 2005-2016 arasında %49 arttığı,  kömürlü elektrik santrallerine bağlılıktan dolayı büyük şehirlerde ve sanayileşmiş bölgelerde hava kalitesinin Dünya Sağlık Örgütü kurallarının çok altında kaldığı OECD Raporunda yer alırken,  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dünya Çevre Günü nedeniyle 2018 yılına ilişkin yayınlamış olduğu “İstatistiklerle Çevre” Bülteninde 2008’de toplam 387,6 milyon ton olan karbondioksit (CO2) eşdeğeri sera gazı emisyonu, 2018’de yüzde 34.4 artışla 520.9 milyon ton CO2 eşdeğeri düzeyine yükseldiği belirtilmektedir.

Dünyada ve Türkiye’de yapılan bir çok bilimsel araştırmalar kömürlü termik santrallerin hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği nedeniyle toplumun geniş kesimlerinde hastalanmalara ve ölümlere, ekolojik tahribata ve iklim değişikliklerine neden olduğunu ortaya koymaktadır. Kömürlü termik santralleri, Türkiye’de ciddi düzeyde hava kirliliğine yol açmaktadır.

Avrupalı solunum hastalıkları uzmanları kömürü “görünmez katil” olarak adlandırmakta ve günümüzde toplum sağlığını tehdit eden en önemli sorunlardan biri olarak tanımlamaktadır. İnsanlarda kalp-damar ve solunum sistemi hastalıklarından, zihinsel işlevlerde gerilemeye, anne karnındaki bebeklerde gelişim bozukluklarına ve erken doğuma kadar geniş bir yelpazede yol açtığı pek çok ciddi sağlık sorununu barındırdığı yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Kömürün iklim değişikliğine katkısı Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2018 Ekim ayında yayınladığı rapor ile küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlamanın hepimiz için elzem olduğunu ortaya koyarken,  bu hedefe ulaşmanın en önemli koşullarından birinin kömür yatırımlarının acilen terk edilmesi, Türkiye’nin de üyesi olduğu OECD ülkelerinde 2035’e kadar, diğer tüm ülkelerde de 2050 yılına kadar kömür tüketiminin sıfıra inmesi gerektiği belirtilmiştir.

Şubat 2018 itibarıyla, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, İtalya, Portekiz gibi 10 Avrupa Birliği ülkesi elektrik üretiminde kömür kullanımını sonlandırıp,  termik santrallerini emekli edip temiz enerjiye yönelirken, Türkiye AKP İktidarı insan sağlığını hiçe sayan, şirketleri memnun etmeye yönelik doğa talanına müsaade eden,  direnenlerin ise baskı, tehdit ve para cezaları ile sindirmeye çalışan politikaları ile 2020 yılı itibariyle planladığı yeni kömür yatırımları büyüklüğü ile dünyada ikinci, Avrupa'da ise ilk sırada yer almaktadır.

Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri’nin ekolojik, toplumsal, ekonomik bedellerini ele alan  ve  Avrupa İklim Ağı'nın desteğiyle hazırlanan “Kömürün Gerçek Bedeli - Muğla Raporu” nda , üç termik santral ve onlara yakıt sağlayan linyit madenlerinin yalnızca son bir yılda 280 erken ölüme 300’ün üzerinde kişinin hastaneye yatmasına, 61.300 iş günü kaybına neden olduğu yer almaktadır.   Yine raporda, termik santrallerin insan sağlığına 1982-2017 yılları arasındaki maliyetinin ise 45 binin üzerinde erken ölüm, 46 bine yakın kişinin hastaneye yatması ve 12 milyon iş günü kaybı olduğu,  santrallerin  bu şekilde çalışmaya devam etmeleri halinde 2043 yılına kadar, 5270 erken ölüme 5600 kişinin hastaneye yatmasına 1 milyondan fazla iş günü kaybına neden olacağı belirtilmiştir. Yine çoktan kapatılması gereken ve insan sağlığı ile ekosistemlere büyük zarar veren Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri kaynaklı hava kirliliğinin bitkiler, ormanlar, sulak alanlar, arılar ve diğer hayvanların yaşamsal faaliyetlerine zarar verdikleri, termik santrallerden çıkan atık su ve külün güvenli bertarafı sağlanmayarak doğaya karışması ise geniş ölçeklerde ve yüksek seviyelerde doğa tahribatına neden olacağı,  Muğla’da kömür, üç termik santral ve onlara yakıt sağlayan linyit madenleri ile son 35 yılda ilin tarihi coğrafyasını şekillendiren en önemli etkenlerden biri haline geldiği, bu coğrafi değişimin, ağır ekolojik, toplumsal, ekonomik bedelleri de beraberinde getirdiği de raporda yer almaktadır.

Ayrıca, Muğla’daki 3 termik elektrik santralinin kapatılmasına ilişkin kesinleşmiş idari yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle Türkiye AİHM’de mahkûm olmuş, kararın uygulanmaması nedeniyle AİHM kararının uygulanmasının Mahkemece takibine yönelik dosya halen kapatılamamıştır. Bu durum, Türkiye açısından küçük düşürücü bir duruma yol açmaktadır.

Köylerinin maden bölgesinde kalması nedeniyle doğdukları yeri terk etmek zorunda kalan İkizköy’lüler Yeniköy Termik Santralinin özelleştirilmesiyle birlikte İkizköy ve bölgedeki diğer birçok yerleşimin su ihtiyacının sağlandığı su kaynaklarının Özelleştirme İdaresinin Onayı ile Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim AŞ’ye devredilmesi ile Geyik Barajının suyunun % 75’i ve diğer sondaj kuyularından elde edilen su, şirketin “kendi malı” olmuş ve yine kendi tesislerinin soğutulması için kullanılmaya başlanması ile özellikle pandemiden korunmada hijyenin özellikle önemli olduğu günlerde evlerinde kullanacak su bulamadıkları gibi,  hayvanlarına su veremediklerini, tarlalarını sulayamadıklarını, susuzluğun yanı sıra çok hissedilir bir hava kirliliği ve giderek artan kanser vakalarının mevcut olduğunu, tüm canlıların yaşama hakkı olarak su istediklerini, zeytinlerini üretmek isteyip, kömür, maden arama, dinamit sesi ve hava kirliliği istemediklerini belirterek “artık bir var olma mücadelesi vermekte”  olduklarını ifade etmişlerdir.  

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ise, yapılanların bunlarla sınırlı kalmadığını, Yatağan’da arkeolojik bir SİT alanı olmasına rağmen, çevrede hatırı sayılır bir doğa talanının hüküm sürmekte olduğunu, maden ‘araştırmaları’ esnasında kesilen zeytin ve ceviz ağacının sayısı binlerle ifade edildiğini, maden canavarının her geçen gün mahalleleri, ovaları yutmaya devam ettiğini yapmış oldukları basın açıklamasında dile getirmişlerdir.

Termik santrallardan çıkan gaz, partikül, kül, cüruf ve diğer atıkların hava kalitesine ve çevreye olan olumsuz etkileri doğrudan toplum sağlığını ilgilendirdiğinden, hiçbir istisnaya tabi tutulmadan bütün santrallerin ve sanayi tesislerinin çevre mevzuatına uyumlu çalışmasını sağlamak devletin Anayasal görevidir. Yılbaşında geçici üretim lisansı ile çalıştığı açıklanmış olan Yatağan termik santralinin faaliyete devam durumu hakkında ise bir bilinmezlik devam etmektedir.

İklim değişikliğine neden olan kömürlü termik santrallerin ve kömür madenlerinin yurttaşların suya erişimlerini,  yerelde canlı sağlığını, havayı, suyu, toprağı kirlettiği, tarım alanlarını ve yerleşim yerlerini tahrip ettiği ve küresel iklimi değiştirdiği göz önüne alındığında termik santrallerin insan yaşamı ve doğa tahribatında yaratmış olduğu olumsuz etkilerinin azaltılması, emeklilik yaşına gelmiş Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin maliyetli yenileme yatırımları yerine kısa vadeli bir plan çerçevesinde kademeli olarak kapatılması; bölgedeki kömür sektöründe istihdam edilen, Aydın, Denizli ve Muğla illerinde toplamda 5 bine yakın işçinin aileleri ile birlikte katma değeri kömüre göre daha yüksek, işçi güvenliği açısından çok daha düşük riskli iş kollarında istihdam edilebilmesi için gerekli bir adil dönüşüm süreci, rehabilitasyon ve eğitimlerin sağlanması, iş olanaklarının yaratılması, bunun için gerekli planlamaların somut olarak uygulamaya konulması; enerji üretiminde kömürden, yurttaşları ve ekolojiyi merkezine alan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi sağlayacak bölgesel ve ulusal düzeyde uygulanabilir kalıcı planların oluşturulmasına yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla Anayasa’nın 98'inci ve İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını teklif ve arz ederim.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Senede 110 TL Tasarruf Çiftçinin Ne İşine Yarar?Önceki Haber

Senede 110 TL Tasarruf Çiftçinin Ne İşin...

ÇOCUK MECLİSİNDEN TASARIM MASKELERSonraki Haber

ÇOCUK MECLİSİNDEN TASARIM MASKELER

Başka haber bulunmuyor!