Abdullah AYAN

Abdullah AYAN

Mail: abdullahayan@gmail.com

Eski zaman yazıları… 20 öncesinin helâlleşme öyküsü..

Borsa vurgunları ve her alanı saran kokuşmuşluk dört yanımızı sarınca, aklıma 1999-2002 yılları arasında partisi TBMM dışında kalan CHP Genel Başkanı Baykal’ ın o günlerde piyasaları gerip rahatlatan demeçleri geldi nedense…

Ve o demeçlere bakıp acaba Baykal da “Borsa’ da mı oynuyor?” sorusuna kafa yorduğum, oturup konuyu ele aldığım makaleleri ararken Eylül 2002’ de yayınlanan bir makalem çıktı karşıma…

2002 kader seçimleri arifesinde CHP liderinin “devr-i sabık yaratılmayacağı” anlamına da gelen “geçmişe çarpı işareti koyacağız” demeci üzerine –tesadüf bu ya, bugünlerde de Kılıçdaroğlu helalleşmekten söz ediyor - “Baykal kimin adına söz veriyor” başlığını taşıyan makaleyi okudukça “bu kadar da olmaz ki” cümlesini yineler buldum kendimi…

Aşağıda 20 yıl aradan sonra bulacağınız makalemi okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacak, sizler de ‘dejavu’ hissine kapılacaksınız…

Dönüp bakıyorum da, 20 yılın sonunda “az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik” diye başlayan tekerlemeye nazire yaparcasına “bir arpa boyu yol alma” ötesinde bırakın bir yerlere varmayı, içine düştüğümüz tuzaktan kurtulmaya yüklemişiz onca yıldır tüm umudu…

Bir ömrü kurtarıcı diye peşine düştüklerimizden kurtulmaya hasretmek ne acı!

Çetin Altan ustanın sonsuz yolculuğa çıkmadan önceki son veda sözleri ve “hayal ettiğim ülke bu değildi” cümlesiyle özetlediği yıkım…

20 Eylül 2002 tarihinde yayınlanan makalemi okuduğunuzda çok daha iyi anlayacaksınız çıkılan umut dolu yolculuğun sonunda yaşadığımız hüsranı…

**

“Baykal Kimin Adına Söz Veriyor!

"Yaşadıklarımızın üzerine çarpı işareti koyacağız" diye buyurmuş Baykal.

Sahi, Baykal kimin adına söz veriyor?.

İnsanlar kendi alacağını birilerine helal edebilir.

Ama ülke adına ne Baykal ne başkası çıkıp, çalınan kul hakkını bağışlayamaz.

Bankalar ve borsa kanalıyla son dönemde çalınan 100 milyar doların hesabını sormadan, bir dönemin üstüne, kim nasıl, çarpı atabilir. Hesap sorulmadan böylesi bir dönem nasıl kapatılabilir?.

Çalınan geleceğimizi hiç kimse bizim adımıza başkasına helâl edemez. “Sizi bağışladım” diyemez.

Tarihi hesaplaşmadan kimse kaçamaz. Hiç kimse ‘unutalım’ diyemez.

Halk yangın yerindeymiş gibi bağırıyor bugün ve diyor ki:

“Talan dönemini unutmayın, unutturmayın ..”

Baykal, kirli döneme çarpı koyacağını açıkladığı konuşmasına bakın nasıl devam ediyor:

"Kimse ile husumet içinde değiliz. Geçmişte yaşananlar bir daha gelecekte yaşanmasın istiyoruz.”

Baykal olmayabilir ama halk özellikle de seçmen husumet içinde.

Korkmayın Sayın Baykal sizde bu kutsal düşmanlığın içinde olun. Oy kaygısına kapılmayın. Hiç merak etmeyin bu kavga size kaybettirmez, aksine ummadığınız kadar puan kazandırır..

İktidar için başlattığınız yürüyüş, başlatılacak kavganın lideri olacak Baykal’ın peşine düşecek milyonlarla büyür.

Halk geleceğini çalan kan emicilere, kendi yoksullaşırken, serpilip büyüyenlere dur diyecek insanları arıyor.

20 yıl önce bir elbiseyi borç harç alıp giyenlerin, bugün nasıl olup ta milyonlarca dolarlık yalılarda oturduğunun hesabını olası CHP iktidarı sormayacaksa, kim soracak?.

Bu hesabı görmeyecekseniz neden iktidara talip oluyorsunuz?

Size rağmen CHP’ye oy vereceğini söyleyen milyonlar Aydın Doğan’ın Truva atları görüntüsündeki yazarları ile kadeh tokuşturan değil kendi yanında yer alan Baykal’ı sırtında taşımak istiyor.

Baykal bu çığlıkları duymalı. Eyyamcılıktan vazgeçmeli.

Kendisi bazı insanlarla dost arkadaş olabilir. Ama iktidara talip Baykal, artık kendi iç benliği, sevecen duyguları ile hareket edemez.

Suçlanan, şaibeli kim olursa olsun yargının önüne çıkarılmalı. Dönemin ve hırsızlıkların hesabı sorulmalı.

Yurttaş üzerine düşeni oy vererek yerine getiriyor. Ondan sonrası artık meclise gönderdiğimiz insanların işi.

Yıllarca birileri hesap soracağını söyleyerek bizi kandırdı. Oylarımızı alıp Ankara’daki kutsal mabedimize gittiler. İnanın ki sayın baykal: Hesap sorsunlar diye gönderdiğimiz insanlardan kim hesap soracak noktasına geldik zamanla.

Artık hayal kırıklığı yaşamak istemiyoruz. “Yeter gayri, yetti gayri” diye bağıran milyonların sesini duyun ne olur

Başımıza taç etmeye amade olduğumuz sizin gibilerden nasıl kurtulacağımız noktasına getirmeyin bizi üç ay sonra.

Dokunulmazlara dokunun. Medya, siyaset, iş dünyası arasındaki körolası ilişkiyi tamir edilmez şekilde koparın.

Sizin hesap sorma döneminiz öylesine acımasız olsun ki; Türkiye’de artık hiç kimse çaldığının yanına kâr olmadığını görsün…

İktidara giden yol ülkeyi bu hale sokanlarla uzlaşmaktan değil, iliğimizi kurutan, geleceğimizi çalan sülüklere karşı başlatılacak kutsal kavgadan geçiyor.”