Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

ÜRETMİYOR TÜKETİYORUZ

Koronasına yandığımın dünyası. Ne hale geldik yahu. Yatıyoruz kalkıyoruz korona. Başkaca bir mevzu yok. Öyle bir hale geldi ki, yaşamın tamamını buna ayırır olduk.

Ülkemizdeki Mülteci sorunu konuşulmaz oldu. Korono çıkmasan önce sınırlardaki mültecilerin AB ye yolculukları ekranlarda dakika dakika aktarılıyordu. Birden kesildi.

Esnaf berbat durumda. Özellikle küçük esnaf. Batma, bitme noktasında. Konuşan, tartışan yok.

Çiftçi son 17 yıl içinde eridi, yandı, kül oldu gitti ve bitti. Bu konuda konuşan tartışan yok. Ama pembe tablolar çizen, hikâye anlatan oldukça çok.

Toplumun her kesiminde “ne olacak şimdi” sorusuna cevap bulan yok.

Ama her yer harikalar diyarı gibi ekranlarda abuk subuk diziler ve programlar mevcut.

İşsizlik hat safhada ve artan işsizlik yüzünden bunalıma giren gençler, ya uyuşturucu tuzağına ya da fuhuş tuzağına düşürülüyor.

Çoğu gençler bunalımda, ya canına kıyıyor yâda cana kıyıyor.

Hak, hukuk, adalet herkese lazım ama gören varsa söylesin.

Hiçbir toplumsal olayda adil bir paylaşım olmadığı gibi yaşamın içinde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik almış başını gidiyor.

Kamu kurum kuruluşlarında israf hat safhada.

Makam arabaları, makam odalarının tefrişatı, gereksiz özel kalemler, gereksiz odacı, şoför, sekreter, danışman v.s. alabildiğince bol.

Emekli Açlık sınırı altında maaş alıyor.

Asgari ücretli zor geçiniyor.

İş adamı, fabrikatör girdilerden, maliyetten şikâyetçi.

Doğru dürüst ara elemanı, teknik eleman yok.

Herkes MMAR- MÜHENDİS- DOKTOR- ÖĞRETMEN...

Atanamayınca, Uzman er, erbaş, orduya katıl. Yada Polis ol, Bekçi ol. İlla devlet kapısı.

Kimse özel sektörde olmak istemiyor, kendisi iş kurmaya çalışmıyor. Kimse zor olan bir işi başarma derdinde değil. Herkes kolay yola sapma derdinde.

Toplumun dinamikleri bozuldu. Değerleri bozuldu. Ataerkil tolumdan paraerkil topluma geçerken ABSÜRT BİR HAL aldık.

Saygı kalmadı. Hoşgörü kalmadı. Merhamet duyguları yok oldu.

Çünkü paranın, çıkarın öne geçmesi ile SEVGİ denen yüce duyguyu yitirdik.

İşte ondan sonra olan oldu.

Toplumsal barış, toplumsal mutabakat ve toplumsal kalkınma lafta kaldı.

Söylemden öteye gitmeyen, retorik laflarla günü kurtarma derdinde olan ÇIKARCI MELANET POLİTİKACILAR başta olmak üzere, topluma yön veren, gücü elinde bulunduran yönetici ve idareciler yanlış davranış ve tutumları yüzünden memleketin çivisi çıktı.

Açlık, yokluk, yoksulluk, işsizlik, çaresizlik konuşulmuyor.

Biten, batan işletmeler konuşulmuyor.

Haksız hukuksuz tutuklamalar konuşulmuyor.

Ülkenin değişen dünya düzeni içinde alacağı yer, konum konuşulmuyor.

Bol bol, poh poh var, şak şak var,

Gerçekler beyler gerçekler!!

Gerçekleri gündeme taşıyın, tartışın, konuşun...

Halen maske bulamayan bir maskeyi 10 gündür takan var.

Sağlık çalışanlarının hastanelerdeki çalışma ortamları, güvenlik güçlerinin çalışma ortamları, Belediye hizmetlerinde çalışanların hizmet ortamları, yaşamsal sorunları v.s. gündeme getiren aktaran var mı?

Neredeyse 10 kanalda diriliş Ertuğrul gösterimde. 80’ler dizisi gösterimde. Oradan artan zamanlarda da BOMBOŞ olan yollardan pazarlardan meydanlardan canlı yayın (!)

Memlekette her şey güllük gülistanlık, her şey çok güzel...

Bize de ne oluyorsa, böyle yazıp canınızı sıkıyoruz.

Bakın buldunuz işte.

Arıza bizde.

Tamiri de mümkün görünmüyor.

Atın gitsin o zaman.

Oh be, rahatladınız valla.

İşte yeni TÜRKİYE !!!

Üreten değil, sürekli şekilde TÜKETEN Türkiye.