Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Mail: mustafa.kaymakci68@gmail.com

YUNANİSTAN DEVLETİ’Nİ ŞİDDETLE KINIYORUM

 YUNANİSTAN DEVLETİ’NİN  "KEMALİST SÜRÜLER"NİTELENDİRİLMESİNİ ŞİDDETLE  KINIYORUM

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

Yazılarımı izleyenler bilir.Hiçbir kültüre,soya  ya da milleti aşağılamam,hiçbir kültürün ve milletin birbirinden farklı olmadığını da düşünürüm.

Bu girişi şunun için yazmak zorundayım.

Geçtiğimiz  19 Mayıs 2020 tarihinde Yunanistan ,Cumhuriyetimizin kurtuluş ve kuruluş önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliğinde “Kemalist ve neo-Türkçü sürüler” nitelendirilmesi ile Türklere Türkiye’ye  ve Atatürk'e yönelik, her yıl olduğu gibi yine inanılmaz suçlamalarda bulunuldu.

Yunanistan Dışişleri Bakan Vekili Miltiadis Varvitsiotis Meclis'te  yaptığı konuşmada: “Pontus soykırımında hayatta kalanların tanıklıkları, o manzaranın korkunçluğunu aksettiriyor…Bu denli dondurucu bir tanıklık, 19 Mayıs 1919'dan 1922'ye kadar süren imha seferindeki 353 bin ölümün yasını tutan Pontus Yunanlarının yaşadıkları acının boyutunu gösteriyor... Kemalist ve neo-Türkçü sürüler elinden çektikleri saldırılar ve sistemli imha, şevklerini kırmadı....”diyerek Türklere, Türkiye’ye  ve Atatürk'e yönelik tarihi düşmanlığını sürdürmüştür. Yunanistan'da gösteriler yapılmış, bayrağımız yakılmıştır.

Bu konuşmayı sıradan bir Yunan yapsaydı,tepki göstermek gerekmez ve deymezdi.Ancak açıklama Yunanistan Meclisi ve makamları adına Hükümet tarafından yapılmıştır.Bu nedenle öncelikle bütün yurtseverlerin tepki göstermesini diliyorum.

Yunanistan’ın mesnetsiz ve hezeyan dolu açıklamaları,tarihi gerçekler ve 21. yüzyılın değerleriyle bağdaşmamaktadır.

Çünkü ; 19 Mayıs 1919, yalnızca Türklerin Kurtuluş Savaşı’nın  ilk adımının atıldığı gün değil,aynı zamanda emperyalizme karşı bütün mazlum milletler için  yol gösterici bir gündür. Bilindiği üzere,15 Mayıs 1919’da Yunan ordusunun İzmir  ve Batı Anadolu’yı i işgâl etmesi mezalime sahne olmuş ,planlı ve yüz kızartıcı bir istilaya dönüşmüştü. Lozan Barış Antlaşması’nın 59. Maddesi, Anadolu’yu işgâl eden Yunan ordusunun işlediği fiillerin savaş hukukuna aykırı olduğunu  saptamıştır.

Aslında günümüzdeki Yunanlılar,Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Yunanistan Başbakanı Venizelos’un, 1934 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne aday göstermesini de unutmuşlardır.Yunanlıların  tarihden ders çıkarması bir zorunluluktur.

Diğer yandan tarihsel  gerçekler, iddia edilen “Soykırım”ın asılsız olduğunu da   göstermektedir.

Bu nedenle  de bir gerçeği de belirtmek gerekiyor.Kimileri Türkiye’ye karşı yapılan bu suçlamamaları politikacılara bağlıyor.Bu bir yanılgıdır.Politikacılar kendi halklarında var olan duygu ve düşüncelere dikkate alırlar.

Üzülerek belirtmeliyim ki Yunan Algısındaki Türk İmgesi birçok açıdan sorunlu ve olumsuz bir görünümdedir. Bu algılar arasında:Uygarlığın Beşiğinin Antik Yunan’a bağlanması,Filhellenitik(Yunanseverlik) ve Oryantalizm, Osmanlı Egemenliğine Karşı Gerçekleştirilen Bağımsızlık Savaşı,Megali-İdea Hayali, Yunan Kilisesi, Anadolu Bozgunu ya da Küçük Asya Felaketi, Pontus Soy Kırımı İddiası ve Kıbrıs Barış Hareketİ” gibi birbiriyle bağlantılı konular sıralanabilir.Bunlar arasında  genelde Batılılarca körüklenen Filhellenitik(Yunanseverlik) ve Oryantalizm konusunun öne çıkarıldığı gözlemlen-mektedir. Aslında Yunanseverlik,Batı’nın Doğu’yu etki altına alması ve denetlemesi için dahice meşrulaştırma ortamı yaratan Oryantalizm ideolojisinin bir sonucudur.Böylelikle bir yandan, emperyalizmin ve Doğu’nun boyun eğmesi için meşrulaştırıcı bir düşünce egemen kılınmış, bir yandan da Doğu’yu Batı’nın edilgen bir karşıtı olarak tanımlanması ya da düşünülmesi ve de ilerlemeci gelişmeyi yalnızca Batı’ya ait bir olgu olarak kabul ettirilmesine olanak sağlayan adımlar atılmıştır. Günümüzde ise Türkiye tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Hareketi’nin Yunanlarda ortaya çıkardığı travma, sorunlu ve olumsuz olan Türk İmgesi’ni tetiklemiştir.

Yunanistan’ın bu olumsuz yaklaşımı,salt Türkiye’ye değil,kendi ülkesinde yaşamakta olan Türkler için de söz konusudur.

Örneğin  Rodos doğumlu bir Türk  olarak bu durumu da kamu oyuna  aktarmak isterim. Yunan Hükümetleri, Rodos ve İstanköy’de yaşamakta olan Türkleri de, “Türk Kimlikleri” ile değil, “Müslüman” olarak kabul etmektedir.  Resmi Yunan İdeolojisinin öne sürdüğü “Müslüman Yunan”tezi, bilim  ve gerçek  dışıdır. Üstelik çift dillilik temelinde Türkçe öğrenim veren okulları 1972 yılında kapatmıştır.Türkler üzerinde olağan üstü bir asimilasyon politikasını  sürdürmektedir.

Özetle,Yunanistan Devleti’nin Türklere,Türkiye’ye  ve Atatürk'e yönelik tarihi düşmanlığına karşı ,başta T.C Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Olmak üzere bütün ilgililerin tepki göstermesini diliyorum.

Yunanistan Meclisi ve makamlarının “Kemalist ve neo-Türkçü sürüler” açıklamasını şiddetle kınıyorum.