© Haberanaliz.net 2005

AMİR MEMURUNDAN BORÇ ALAMAZ!

Mersin den bir okurum şunları yazmış: “Bir amir, kendi sorumluluğunda olan memurundan yâda altındaki görevliden, (Temizlik –Güvenlik işçisinden) ihtiyacım var, bana borç verir misin diyebilir mi? Ondan borç alır mı? Alıp ta üstüne yatabilir mi? Bu hukuki mi ve yasal mı? Arkasına siyasi güç alarak bunu yapana ne yapmak lazım?”

Bu durum hem etik, hem idari hem de adli açılardan kesinlikle kabul edilemez ve yasal değildir.

Bir amirin, maiyeti altındaki bir personelden (memur, işçi, güvenlik veya temizlik görevlisi fark etmeksizin) borç istemesi, görev ilişkisinin doğasına ve hukuk devletinin ilkelerine aykırıdır.

İşte konunun farklı boyutları ve atılması gereken adımlar:

1. Hukuki ve Yasal Durum (Suç mu?)

Bir amirin altındaki personelden borç alması veya buna zorlaması Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Disiplin Mevzuatı kapsamında ciddi yaptırımlara tabidir:

-İrtikap Suçu (TCK Madde 250): Eğer amir, konumunu ve nüfuzunu kullanarak personeli borç vermeye mecbur bırakıyorsa (örneğin "borç vermezsen yerini değiştiririm" iması veya baskısı), bu İrtikap suçunu oluşturabilir.

-Görevi Kötüye Kullanma (TCK Madde 257): Kişilerin mağduriyetine neden olan her türlü keyfi ve hukuka aykırı tutum bu kapsamdadır.

-Dolandırıcılık: Eğer borç alıp "üstüne yatmak" (geri ödememek) amacıyla hareket ediliyorsa ve bu bir hile ile yapılmışsa bu da ayrı bir suç konusudur.

-Disiplin Mevzuatı (657 Sayılı Kanun vb.): Devlet memurları etik ilkelerine göre; amirler maiyetindeki personelden borç alamaz, onlara kefil olamaz ve borç para ilişkisine giremez. Bu, memuriyetten çıkarmaya kadar varabilecek ağır disiplin suçlarındandır.

2. Siyasi Güç ve "Üstüne Yatmak" Meselesi

Arkasındaki siyasi güce güvenerek personelin parasına el koymak veya borcu ödememek, durumu daha da ağırlaştırır. Hukuk devletinde hiçbir siyasi güç, bir kimsenin kişisel borçlarını silmesine veya bir işçiyi sömürmesine yasal dayanak oluşturamaz.

3. Ne Yapmak Lazım? (Çözüm Yolları)

Eğer böyle bir durumla karşı karşıyaysanız veya şahitseniz, şu yolları izleyebilirsiniz:

-Yazılı Kayıt Tutun: Borç verildiyse buna dair banka dekontları, mesajlaşmalar (WhatsApp vb.) veya şahitleri belirleyin.

-CİMER ve Üst Makamlar: Amirin bir üst amirine (Emniyet Müdürü, Genel Müdür, Vali vb.) durumu yazılı olarak bildirin. Ayrıca CİMER üzerinden yapılacak başvurular doğrudan takip altına alınır.

-Cumhuriyet Savcılığına Suç Duyurusu: "Görevi kötüye kullanma" ve "Nüfuz istismarı" gerekçesiyle savcılığa dilekçe verilebilir.

-Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman): Kamu görevlilerinin tutum ve davranışları hakkında inceleme yapan bu kuruma başvurabilirsiniz.

-Sendikal Destek: Eğer bir sendikaya üyeyseniz, sendika avukatları aracılığıyla hukuki süreci başlatmak sizi psikolojik baskıdan koruyacaktır.

Özetle, Bir amirin işçisinden veya memurundan borç istemesi etik dışıdır, borcun üstüne yatması hırsızlık/dolandırıcılıktır, makamını kullanarak bunu yapması ise ağır bir disiplin suçu ve adli bir suçtur. Siyasi güç, mahkemeler önünde bir zırh teşkil etmez; sadece sürecin kararlılıkla takip edilmesi gerekir.

GELEYİM BU İŞİN İSPATINA…

Elden almak da suçtur. İfadeye bakar. Ayrıca, Olayın ispatı noktasında sadece "ifade" üzerinden gitmek zorunda değilsiniz.

Hukukta maddi deliller, tanık beyanlarından çok daha güçlü ve sarsılmaz bir yere sahiptir.

Banka kayıtları, IBAN hareketleri ve dijital izler, bu tür bir dosyanın "anahtarı" niteliğindedir.

İşte bu süreci ispatlamak için kullanılabilecek yöntemler:

1. Banka Kayıtları ve IBAN Hareketleri (En Güçlü Delil)

Savcılık veya idari soruşturma izni alındığında, mahkeme kararıyla her iki tarafın banka hesap hareketleri incelenebilir.

-Para Transferi: Mağdurun hesabından amirin hesabına (veya amirin eşi, çocuğu gibi yakınlarına) giden bir para transferi varsa, bu durum "hayatın olağan akışına" aykırıdır. Bir temizlik işçisinin amirine neden para gönderdiğini amirin mantıklı ve hukuki bir gerekçeyle (örneğin bir mal satışı gibi) açıklaması gerekir.

-Açıklama Kısmı: Eğer transfer yapılırken açıklama kısmına "borç", "emanet" gibi bir not düşüldüyse bu doğrudan delildir. Not düşülmese bile, taraflar arasındaki hiyerarşi bu paranın bir "borç" veya "baskı sonucu verilen bedel" olduğunu destekler.

2. Kredi Kartı ve Ödemeler

Eğer borç nakit değil de, personelin kredi kartıyla amirin bir faturasının ödenmesi, ona bir alışveriş yapılması şeklinde gerçekleştiyse;

-Kredi kartı slibi, fatura üzerindeki ödeyen bilgisi veya online ödeme kayıtları amirin bu menfaati sağladığını ispatlar.

3. Dijital Mesajlaşmalar ve Kayıtlar

Günümüzde bu tür davaların en büyük kanıtı WhatsApp, SMS veya e-posta yazışmalarıdır.

-"Parayı yarın yatıracağım", "Biraz daha idare et", "Halledeceğiz" gibi mesajlar borç ilişkisinin ikrarı (kabulü) sayılır.

-Bu mesajların ekran görüntülerini almak ve mümkünse noterden "E-Tespit" yaptırmak delil niteliğini güçlendirir.

4. Tanık Beyanları (Sadece Mağdurlar Değil)

Olayı bizzat gören diğer personel, paranın verildiğine dair konuşmalara şahit olan iş arkadaşları tanık olarak dinlenir. Birden fazla mağdurun benzer ifadeler vermesi "müteselsil" bir suç işlendiğine dair kanaat oluşturur.

Soruşturma Nasıl İlerler?

-Suç Duyurusu: Mağdur savcılığa gittiğinde, amirin ismini ve varsa banka dekontu örneğini verir.

-MASAK ve Banka İncelemesi: Savcılık, ilgili bankalara yazı yazarak hesap dökümlerini ister.

-HTS Kayıtları: Gerektiği durumlarda, borç isteme zaman dilimindeki telefon görüşme ve mesajlaşma trafikleri (içerik olmasa bile yoğunluk ve zamanlama) incelenebilir.

Önemli Uyarı, Amirin "borcu elden aldım, ispatlayamazsın" demesi durumunda dahi; mağdurun o tarihte bankadan para çekmiş olması ve amirin aynı günlerde lüks bir harcama yapması veya hesabına nakit yatırması gibi karine teşkil eden durumlar, bilirkişi raporlarıyla birleştirilerek suçun ispatında kullanılır.

Özetleyecek olursam: Banka ve IBAN kayıtları bu işin en somut kanıtıdır. Sadece ifadelerle yetinilmez; paranın izi (Money Trail) sürülerek olay netliğe kavuşturulur.

Baki Selam ve dua ile.

İlginizi Çekebilir

GSB, niye doğrudan temin?

Mersin Gençlik Ve Spor il Müdürlüğünün yapmış olduğu ihale ve alımları yıllardır dile getiriyoruz. Israr ile Doğrudan temin ve pazarlık alımlarda hassas olmalarını, bu işlere fazlaca rağbet etmemelerini, mümkün ise birbirine benzeyen aynı işleri toplayıp bir bütün halinde açık ihale çıkmalarını KAMU ADINA, BEYTÜLMALI KORUMA ADINA, DEVLETİMİZ VE MİLLETİMİZ ÇIKARINA rica ettik. Bu arada geçen günler bir ihale yaptılar. AÇIK şekilde onu da takdir ve tebrik eden yazı yazdık. Şimdi doğrudan teminlere yeniden bakıyoruz…

ÇETKODER GENEL BAŞKANI GÖKTAŞ, TÜKETİCİLERE SESLENDİ

Göktaş yaptığı açıklamada: “Ticaret Bakanlığı, yenilenmiş ürünlerin kapsamına televizyonları da alırken, söz konusu ürünler için 14 günlük şartsız cayma hakkı tanındı. Bakanlığın hazırladığı "Yenilenmiş Ürünler Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelikle, kullanılmış malların yenilenmiş olarak tekrar satışa sunulmasına ilişkin uygulama usul ve esasları düzenlendi. Ancak bu konuda biraz geride kalındı, yani geç kalındı. Yine de önemli bir gelişme” dedi. Ve bir dizi uyarıda tavsiyede bulundu.

TOROSLARIN BAŞKANI DOĞRUDAN TEMİNİ ÇOK MU SEVİYOR?

Yürürlükte tasarruf genelgeleri mevcut. Ayrıca birbirine benzeyen işlerin toplu halde ihaleye çıkması daha doğru değil mi? Neden aynı işler aynı kişilerden sık sık alınıyor? İşte 2 aylık doğrudan teminlerden bazıları:

SİLİFKE- MUT- YENİŞEHİR- TOROSLAR İHALELERİNE BAKIN HELE…

Yürürlükte tasarruf genelgeleri var. Devletin kör kuruşunun hesabını yapmak lazım. Ama gerekli gereksiz, abartılı alımlar milletin canını sıkıyor. Bu kez SİLİFKE- MUT- YENİŞEHİR- TOROSLAR Belediyelerinin ihalelerine baktık ve aktarıyoruz:

KARAYOLLARININ PAZARLIKLI İŞLERİ: 5 MİLYAR 7 YÜZ 12 MİLYON 7 YÜZ 79 BİN 3 YÜZ 84 LİRA…

KARAYOLLARI 5.BÖLGEDE PAZARLIKÇI ÇIKTI. 2026 ilk aydan bu güne kadar 5 MİLYAR 7 YÜZ 12 MİLYON 7 YÜZ 79 BİN 3 YÜZ 84 LİRALIK pazarlıklı alım yaptılar. Yürürlükte tasarruf genelgeleri var. Devletin kör kuruşunun hesabını yapmak lazım diyen devlet büyüklerimizin dediklerini dikkate almaları lazım. İhaleler böylesine büyük çapta olmasına rağmen neden AÇIK ihale değil de, pazarlıklı yapılıyor?

NİYE PAZARLIK, NİYE AÇIK İHALE DEĞİL?

Mersin Büyükşehir'in ihalelerini inceledim. Yürürlükte tasarruf genelgeleri mevcut. Belediyelerin alım gücü belli. Yapılan ihale ve alımlar neden pazarlık usulü, niçin açık ihale değil. Açık ihale olsa katılım daha fazla olup rekabet oluşmaz mı?

TÜM HABERLER