Hapishaneleri nazilerin gaz odasına mı çevirmek istiyorsunuz?
SİYASETArtı Gerek'de Haluk Ünal yazdı: Başlık, ilk bakışta çok sert ve abartılı gibi mi görünüyor; bakalım öyleyse?
Şu ana kadar internette dünyanın sayısız bölgesinden, özellikle de İtalya ve Çin’den aldığımız bilgiler gösteriyor ki, bu virüsün en ciddi özelliği, geometrik yayılma yeteneği.
Bu nedenle toplumlar kapatılıyor, bireylerin azami izolasyonu için yol yöntemler geliştirilmeye çalışılıyor.
Şimdilik adını “mesafelendirme” koyduğumuz bir fazdayız. Ama bunun toplumları kuşatmış bencillik ve cahillik nedeniyle “mutlak tecrit” ve sokağa çıkma yasaklarına dönüşmeyeceğinin hiç bir garantisi yok.
Çünkü toplumu yönetenler, hala kendilerinin çok korunaklı ve her şeyi bilen kişiler olduklarını, korumak zorunda oldukları bir iktidarları olduğunu düşünerek davranıyor. Ve emin olun toplumun en yabancılaşmış, çürümüş kesimi her zaman yönetim katında yaşar.
Hapisaneler ve oradaki tutuklular ise toplum için bir tabudur. İcat edilme sebepleri, kitaptaki tanımları her ne kadar “sosyal sağaltım ve topluma kazanma” olarak yazılmış da olsa; aslında her kes için oralardakiler, yalnızca toplumdan izole edilmesi gereken birer “tehdit”.
Oysa farkında mısınız; coronavirüs ansızın kavram setimizi nasıl hızla değiştiriyor, hem de pratikte. Popüler bilgi akışına bakılırsa, artık her birimiz, bir diğeri için potansiyel bir tehdit niteliği taşıyoruz. Her birimiz toplumdan izole edilmesi gereken kişiler halindeyiz.
Dahası “yönetim”ler sokağa çıkma yasaklarıyla tamamiyle kilit altına alınıp, alınmayacağımızı değerlendiriyor.
Ama çok açık, çok net bir kriterde her kes hem fikir, bütün toplumu kilit altına alsanız da, her kesin “ev hapsinde” olması gerekiyor.
Peki, hapisanelerdeki durum böyle mi? Ya da bu tür izolasyonlara fizik olarak imkan var mı?
Kesinlikle hayır!
Yaklaşık 300 bin insan, ki bunların büyük bir çoğunluğu siyasi “suçlu”; virüsün salgın özelliklerine bakarsak, kısa süre içinde ölüm kamplarına dönüşecek binalara kilitlenmiş durumda.
Hiç hapis yatmadım ama, 7 aydır göçmen kamplarında yaşıyorum. Buralara açık cezaevi diyebilirim. Bizler de henüz “topluma karışmasına karar verilmemiş” kişileriz.
Daha dün 150 kişilik bir kampta pozitif çıkan iki vaka olduğu ve bunun bir kaç gün kamptaki çalışanlardan bile saklandığı bilgisini aldım.
Anlayın yani burası yönetim bakımından en “medeni ve demokratik” Avrupa ülkelerinden biri.
Hele İtalya, İspanya gibi ülkelere bakınca -malum Türk aşağılık kompleksi için çok “sevindirici”- ahmaklıklarla malül olduklarını görüyoruz.
Sonuç olarak, 183 bin kapasiteli hapisanelerimizde tutuklu ve hükümlü olan yaklaşık 300 bin yurttaş, bir salgın durumunda en iyimser tahminle yedi binin üzerinde kayıp, anlamına gelir.
Her ne yapmış olurlarsa olsunlar, nefes alamayarak, boğularak ölmeyi haketmiyorlar.
Yazdıklarımda hiç bir abartı yok.
İtalyan yaşlı nüfus hastahanelerde boğularak ölüyor.
Doktorlar savaş meydanlarında kullandıkları bir ilkeyi (triyaj) korona cephesinde de kullanmaya başlıyor; kimi önce kurtarabilir, kimi feda ederim.
Bütün bu gerçekleri bile bile, bu gerçeklerden hareketle yapacağınız bütün simülasyonların nasıl birer felaket filmine dönüşeceğini göre göre, hapisanelerdekileri unutmak, onları nazilerin gaz odalarına terketmekten farklı olmayacak.
Düzenli çalışmak zorunda olan, toplu taşıma araçlarıyla gidip gelen gardiyanlar, hapisanelerin tedariklerini yapan şirketlerin görevlileri, taşıdıkları ihtiyaç malzemeleri, virüsü mutlaka ama mutlaka hapisanelere sokacak, hatta belki de çoktan soktu.
Tam teşekküllü İtalyan hastanelerinde bile triyaj kurallarına mahkum olan sağlıkçıların, “yerli ve milli” hapisanelerde düşeceği durumu düşünebiliyor muyuz?
Türkiye’nin genelinde bile çok sınırlı olan solunum cihazı, yoğun bakım ünitesi, oksijen cihazının hapisanelere gitmeyeceği; gönderilse bile sembolik olacağı çok açık değil mi?
Ayrıca kuluçka süreci - beş ila on beş gün- sonrasında toplu ölümlerin başlamayacağını kim garanti edebilir?
İnsan yaşamı, kim olursa olsun, deneme yanılma yöntemlerine teslim edilemez.
Ve bu konuda sosyal medya kampanyası bile yapmamış olanlar, benim felaket senaryosu gerçek olduğunda bu gelişmeye karşı hiç bir şey yapmamış olduklarını bilerek yaşamak gibi bir cezayla yüz yüze olacaklarını unutmasınlar.
İlk iş en azından sosyal medyayı yıkmalıyız.
Yaşlılar, risk grubundaki hasta tutuklu ve hükümlüler, hepimiz gibi acilen “ev hapsine” alınmalı.
Bu türden gerçekçi kararlar verilene kadar da bu gün TİHV sitesinde yayınlanan tedbirler acilen uygulamaya sokulmalı.
Haluk Ünal- Artı gerçek
İlginizi Çekebilir
Bölgesel dengeleri değiştiren Mekke Paktı'na büyük ilgi: Altıdan fazla ülke katılmak için sıraya girdi!
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na uluslararası ilgi, bölgesel güvenlik dengelerini ve küresel ittifakları kökünden sarsacak bir adım olarak nitelendiriliyor. İslamabad'da basın toplantısı düzenleyen Pakistan Dışişleri Bakanı Ishaq Dar, savunma niteliğindeki bu stratejik pakta katılmak için altıdan fazla ülkenin resmi olarak istekli olduğunu ilan etti.
Mersin'deki operasyonda 3 başkanla birlikte 59 şüpheli adliyeye sevk edildi
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ihale, rüşvet ve doğrudan temin işlemlerine yönelik yürütülen dev yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan Mersin Büyükşehir, Yenişehir ve Mezitli belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 59 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Mansur Yavaş, Vahap Seçer için Mersin'de
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Mersin Büyükşehir Belediyesi önünde açıklamalarda bulundu.
CHP'li Tekin'den arınma mesajı: ''İçimizdeki beyaz taşlar bizi çok yoruyor''
CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlenen 18. Rozet Takma Töreni'nde konuşan İl Başkanı Gürsel Tekin; belediyelere yönelik gözaltılar, parti içi gelişmeler ve ekonomi gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tekin, ''Sorunumuz pirincin içindeki siyah taşlar değil, onları bulup atıyoruz. İçimizdeki beyaz taşlar bizi çok yoruyor.'' diyerek arınma çağrısı yaptı.
DEVLET BAHÇELİ: Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir.
MHP LİDERİ DR. DEVLET BAHÇELİ: "Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir." DİYEREK BİR PAYLAŞXIM YAPTI:
ERDOĞAN: “Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.