Haberanalizhttps://www.haberanaliz.net/public GAZETEMİZ SUYA SABUNA DOKUNUR, BİR SOLUKTA OKUNUR... tr2022-06-28T17:43:09+03:00<![CDATA[ARAÇ DOLANDIRICISI MERSİN’DE YAKAYI ELE VERDİ]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/arac-dolandiricisi-mersinde-yakayi-ele-verdi-16673712b41fd-8d0b-45e3-b3b5-8088ea248d6d2022-06-28T11:11:00+03:00HABER MERKEZİ ARAÇ DOLANDIRICISI MERSİN’DE YAKAYI ELE VERDİ

ARAÇ DOLANDIRICISI MERSİN’DE YAKAYI ELE VERDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Müşteki M.A.’ nın araç satışı ile ilgili 188.000 TL dolandırılması, müşteki M.K. nin araç satışı ile ilgili 177.000 TL dolandırılması, müşteki S.K.’ nin araç satışı ile ilgili 160.000 TL dolandırılması, müşteki K.K.’ nın araç satışı ile ilgili 235.000 TL dolandırılması, müşteki Ş.K’ nin&nbsp;&nbsp; araç satışı ile ilgili 230.000 TL dolandırılması neticesi savcılıga yaptıkları suç duyurusundan sonra, savcılığın talimatı ile harekete geçen polis, il dışında ikamet eden ve&nbsp; internet üzerinde satılık araç&nbsp; ilanları bulunan şahısları arayarak ve çeşitli isimler kullanarak araçlarına müşteri olup,&nbsp; araç için Mersin ilinde krediye başvuracağını söyleyerek araç sahiplerini Mersin iline davet ettiği, araç sahiplerine kaparo adı altında cüzi miktarda ödeme yaptığı, kalan tutarı kredinin çıkması ile ödeme yapacağını belirterek araç bedelini ödemeden araç devrini 3. Şahısların üzerine yaparak dolandırıcılık olaylarının gerçekleştirdiğini anladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunun üzerne polis, &nbsp;çok yönlü kamera ve&nbsp; PTS çalışmaları neticesinde bu şahsın A.E (38) isimli şahıs olduğu tespit etti. Şahsı yakalayan polis adliyeye sevk ettikten sonra, savcılıkça sorgusu ardından çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN KAÇAKÇILARA DARBE 7 GÖZALTI]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersin-kacakcilara-darbe-7-gozalti-16672cf94164f-43f2-4d7f-9e16-fec99a38e7d32022-06-28T11:02:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN KAÇAKÇILARA DARBE 7 GÖZALTI

MERSİN KAÇAKÇILARA DARBE 7 GÖZALTI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MERSİN POLİSİNDEN KAÇAK SİGARA OPERASYONU</span></p><p><span style="font-size:18px">28.06.2022 günü MERSİN merkezinde ve Şırnak ilinde 14 adreste gerçekleştirilen eş zamanlı operasyon kapsamında (M.Ç.),(M,Ş,),(M.Ş.),(İ.N.),(V.A.),(A.A.H.) ve (Z.M.) isimli 7 şahıs yakalanarak göz altına alınDI.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu arada 1 Şahsın yurt dışında olduğu, 2 şahsın ise yakalanmalarına yönelik çalışmalara devam ettiği anılışıldı. Yapılan operasyonda;&nbsp; Muhtelif markalarda 2711 paket gümrük kaçağı sigara, 1720 Adet içi doldurulmuş makaron sigara, 22 paket gümrük kaçağı çaya el konuldu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Hüseyin Çelik’ten Bülent Arınç’a destek]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/huseyin-celikten-bulent-arinca-destek-16671555e48b7-0a32-4ddf-99ea-d4f2f61ae1442022-06-27T20:31:00+03:00HABER MERKEZİ Hüseyin Çelik’ten Bülent Arınç’a destek

Hüseyin Çelik’ten Bülent Arınç’a destek

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">AKP'nin kurucu isimlerinden Prof. Hüseyin Çelik, KRT'de katıldığı, Semra Topçu’nun sunduğu Haftanın Panoraması adlı programda hem bakanlık dönemini değerlendirdi hem de ‘içeriden' eleştirilerde bulundu. İşte Çelik'in dikkat çeken o sözleri:</span></p><p><span style="font-size:18px">FATİH PROJESİ YANLIŞ</span></p><p><span style="font-size:18px">Orta öğretime giriş sınavına uzun araştırmalardan sonra karara vardık. Benden sonra Nimet Hanım geldi dedi ki, bu üç sınav eziyet oluyor demişler, teke düşürdüm dedi. Sonra Ömer Bey geldi dedi ki, tamamen sınavları kaldıracağım. Onun ömrü kifayet etmedi, o gitti Nabi Bey geldi, TEOG diye bir şey çıktı. Sonra TEOG gitti LGS geldi. Yaz bozdan kastım budur. Bizim başlattığımız icraatlar eğer devam ettirilseydi, bugün çok daha farklı bir yerde olacaktık. Ben burada Fatih projesini de sorguluyorum. Türkiye'ye bunun kadar yük getiren, bundan daha yanlış bir proje olamaz. En uzun bakanlık yapan benim… Özer sekizinci bakan. Bu yaz bozların AK Parti hükümetleri döneminde artık sona ermesi lazım.</span></p><p><span style="font-size:18px">YÖK GESTAPO ŞEFLİĞİ</span></p><p><span style="font-size:18px">YÖK, 12 Eylül rejiminin üniversiteleri kışla nizamına sokmak için kurduğu bir kuruldur. Ama YÖK ne zaman ki bizim YÖK'ümüz oldu, kaldırmaktan vazgeçtik, ‘Eski haliyle kalsın' dendi. Ben bunu her mahfilde söylüyorum yanlıştır. Bizim elimize geçti, o zaman eski haliyle kalsın, deniyor. Benim itiraz ettiğim budur. Türkiye yüksek öğretimine yapılabilecek en büyük iyilik, YÖK'ün derhal kaldırılmasıdır. Dünyanın her yerinde üniversiteler arası kurul işlev görüyor, yeterlidir. YÖK, Gestapo şefliği işlevi görüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">MERKEL'İN ÇAKARLI ARAÇLA DOLAŞTIĞINI DUYDUNUZ MU?</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Şatafata karşıyım. Eğer bir ülkenin halkı geçim derdi içindeyken devleti yönetenler şatafat ve lüks içindeyse o ülkenin tipik bir 3.dünya ülkesi olduğu anlamına gelir. Batı demokrasilerine bakın, vatandaşın seviyesi ile yönetenlerin refah seviyesi üç aşağı beş yukarı birbirine denktir. Siz Almanya'nın efsane şansölyesi Merkel'in hiç şatafatını duydunuz mu? Böyle 250-300 arabalık, yarısı çakarlı arabalarla dolaştığını hiç duydunuz mu? Duyamazsınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘ÇIKAR TELEFONU BAKAYIM' ÇOK AYIP</span></p><p><span style="font-size:18px">AK partili yetkililerde veyahut AK Partili vatandaşlarda şöyle bir yanlışlık var. Sokak röportajlarında görüyorum mesela birisi geçim sıkıntısından ülkedeki ekonomik durumun zorluğundan söz ettiği zaman ‘çıkar bakayım cep telefonunu' diyor bu ayıp çok ayıp.</span></p><p><span style="font-size:18px">BİZİM BAHÇEYE GECEKONDU YAPTILAR</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Arınç vicdan sahibi bir insandır. Dürüst ve namuslu bir insandır. Ve aklına yatmayan vicdanına yatmayan, hukuka uygun olmadığını düşündüğü, demokrasiye uygun olmadığını düşündüğünü çıkıp bir yerde söylüyor. Bundan siz memnuniyet duymalısınız. Hemen bir taraftan birileri saldırmaya başlıyor. Birçok arkadaşımız AK Partiyi kuran ve AK Partiyi iktidar yapan insanlarız, bizim kurduğumuz bahçede birileri gelip gecekondu yapmış oradan abuk sabuk şeyler söylüyor. Bu benim de zoruma gidiyor, Sayın Arınç'ın da başkalarının da zoruna gidiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">50 ÇEŞİDİ VAR</span></p><p><span style="font-size:18px">Efendim ‘kral çıplaktır' ifadesi şudur, diyelim ki Türkiye yüksek enflasyon var bugün. Bunu gör arkadaş. Yani ben iktidar mensubuysam, enflasyon yoktur demenin manası var mı, var enflasyon. Hukuksuzluk var mı var, adaletsizlik var mı var, bunun 50 çeşidi var. Gündüz ortasında gözünü kapatan sadece kendine gece yapar, gün ışımaya devam eder.</span></p><p><span style="font-size:18px">KAVALA'YI SÜRÜNDÜRÜYORUZ</span></p><p><span style="font-size:18px">Osman Kavala haksız yere hapisteyse ve bunu söylemezsem vicdanımın gereğini yapmamış olurum. Önce Gezi'den dava açacaksınız bundan beraat edecek, tam hapisten çıkacak, başka bir iddianame hazırlayacaksınız, Sorosçu diyeceksiniz. Peki, açık toplum vakfı mıdır Sorosçuluğunun sebebi? Yıllarca faaliyet gösterdi, kendilerini kendi faaliyetlerine son verdi. Peki madem bu kadar ajanlık yapan bu derneği biz niye kapatmadık? Osman Kavala’yı süründürüyoruz, ama onun başkanına soru bile sorduk mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: sözcü</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN YENİŞEHİR’DE ŞAŞIRTAN İŞLER]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersin-yenisehirde-sasirtan-isler-16670fc6df8e9-fffe-41e3-9c3f-d7130415b8e62022-06-26T15:42:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN YENİŞEHİR’DE ŞAŞIRTAN İŞLER

MERSİN YENİŞEHİR’DE ŞAŞIRTAN İŞLER

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin’in kuruluşundan bu yana modern semtlerinden birisi olan YENİŞEHİR ilçesi, tarihi günlerden geçiyor. Yenişehir Belediyesi <strong>Anavatanlı </strong>dönemi de yaşadı. <strong>CHP’li </strong>dönemi de. CHP’nin bundan önceki dönemi <strong>İBRAHİM GENÇ </strong>başkan dönemi idi. Ve o dönemde bölge çok büyük ve sayısız kalıcı hizmetler ulaştı. <strong>İbrahim Genç’in dürüstlüğü, doğruluğu MERSİN siyasi kamuoyunda tartışılmaz. HIRSIZ – ARSIZ- AHLAKSIZ olmayan bir kişilik olduğunu herkes bilir. </strong>Birkaç dönem ardı ardına başkanlık yaptıktan sonra geçen dönem aday olmadı. Yerine Eczacı kökenli KARADENİZLİ olan <strong>ABDULLAH ÖZYİĞİT</strong> aday gösterildi ve CHP orada güçlü olduğu için, geçmişte yaptığı yüzlerce oradaki güzel kalıcı hizmet, İbrahim Genç gibi doğru ve namuslu bir başkanın da destekleri ile <strong>ABDULLAH ÖZYİĞİT </strong>seçildi. Yenişehir de son yapılan seçimden sonra, yeniden yapılan, yeni olarak hizmete sunulan kalıcı büyük hizmetler görülmez oldu. <strong>Bu ayrı bir tartışma konusu.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ancak şimdi Belediyenin İHALELERİ, ALIMLARI gündemde..</strong> Ve biz <span style="color:#FF0000"><strong>haberanaliz.net</strong></span> ekibi olarak, <span style="color:#FF0000"><strong>2019-2020-2021-2022</strong></span> yıllarındaki tüm alımları KAMU İHALE KURUMU sayfalarından incelemeye aldık. <strong>Tıpkı MERSİN’DEKİ diğer belediyeler gibi.</strong> <span style="color:#FF0000"><strong>Bunu niye yazıyoruz? Çünkü hangisini yazsak, “FİLANI NİYE YAZMIYON, ONU NİYE YAZMIYON, ŞUNU NŞYE YAZMIYON” diye, bizi tanımadan, haber sitemizi bilgisayarında açıp incelemeyen, işine geldiği gibi yaşamaya alışmış, ÇALMA- ÇIRPMA- HIRSIZLIK- AHLAKSIZLIK yaşamı haline gelmiş tipler konuşuyorlar.&nbsp;</strong></span></span><span style="font-size:18px"><strong>Bakın tekrar ediyorum:</strong>&nbsp;<strong>GAZETECİLİK NAMUSLU OLARAK MUHALİFLİKTİR. AYNI ZAMANDA DOĞRULARI VE GERÇEKLERİ YAZMAKDA YÜREK İSTER.</strong> Bu arada <span style="color:#FF0000"><strong>Belediyelerden AYLIK rutin olarak kestiği fatura karşılığı para alanlar, Belediyelerde özel kalem müdürleri ve diğerleri ile sıkı fıkı ilişkilere girip, iş pazarlayan, iş kapanlar, komisyonculuk ve aracılık yapan ama GAZETECİLİK sıfatına sığınmaya çalışanlar hiçbir aman gerçekleri, doğruları yazamazlar.</strong></span> &nbsp;<strong>Onlar sadece kendi düzenlerinin karşısında olanları yazarlar. Yâda konuşurlar. &nbsp;Kendilerinin birlikte hareket ettiği, fikirdaşı, siyasi yoldaşı, kendi tarafındaki lokmacısını görmezden gelirler...&nbsp;</strong></span><span style="font-size:18px">ALLAH ONLARI BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN, BİZİ DE YÜZÜMÜZÜ KIZARTACAK BİR İŞİN İÇİNE HİÇ BİR ZAMAN SOKMASIN, HARAMI BİZE NASİP ETMESİN... <strong>Ne diyorum? Para alan Emir alır kardeş..</strong>.<strong> Parasını aldığın adamı da, belediyeyi de, oda başkanını da, STK başkanını da, iş adamını da yazamazsın!!! Biz gibi yazan olursa&nbsp; da, &nbsp;<span style="color:#FF0000">.OK</span> atarsın... NEYSE...</strong></span></p><p><em><span style="font-size:22px"><span style="color:#FF0000"><strong>GELDİK CHP Lİ MERSİN YENİŞEHİR BELEDİYESİNİN İHALE VE ALINMLARI MESELESİNE...</strong></span></span></em></p><p><span style="font-size:18px">Yenişehir Belediyesi kendisi ANONİM şirket kurmuş. Tıpkı birçok belediye gibi... Bazıları limited kuruyor. Bu işin sağcısı solcusu yok. Hepsi kuruyor. <span style="color:#FF0000"><strong>Şirketin adı:</strong></span> <strong>YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ,&nbsp;<span style="color:#FF0000">Şirketin oda tescili:</span></strong> 12.6.2019, <span style="color:#FF0000"><strong>Şirketin yetkilileri:</strong></span> <strong>RAİF ÇAKMAK- ÇAĞATAY ÇAKAR- NECMİ BİRİM- MEHMET AKKAŞ,&nbsp;<span style="color:#FF0000">Hepsinin yetki başlaması</span></strong> 21.4.2021, yetki bitimi ise 14.4.2025 tarihi.&nbsp;<strong><span style="color:#FF0000">Şirket yeni.</span> Şirketin kendine ait bir üretim tesisi yok.&nbsp;</strong></span><span style="font-size:18px">Şirketin adresi de belli. </span><span style="font-size:20px"><em><span style="color:#FF0000"><strong>İşte o MTSO kaydı bilgileri.(Aşağıda)</strong></span></em></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b85543cab64.jpg" /></strong></span></p><p><em><span style="font-size:22px"><strong>Geliyorum bu şirkete üzerinden yapılan alımlara, ihalelere.</strong></span></em><span style="font-size:18px"> <strong><span style="color:#FF0000">Ne hikmet ise hepsi PAZARLIKLI ALIM. 3 teklif usulü. Ya 2 kişi katılmış ya bir kişi, işler hep kendi kurdukları bu şirkete verilmiş. </span>Alınan işleri DİKKATLE İNCELEYİN. İlginç,</strong> <strong><span style="color:#FF0000">İçlerinde Kahvaltı, Gıda yardımı, medya ilişkileri, maske dezenfektan, Triatlon organizasyonu, Hırdavat alımı gibi işler var.</span> Ve bu işi BELEDİYE kendi firmasına PAZARLIKLI metot ile veriyor, o firma bunu dışarıdan alıyor. Kendinin bir alt yapısı düzeni, üretim tesisi, mutfağı yok. Dolayısıyla belediye kar etmiyor, pazarlıklı alım olmasına rağmen kazançlı değil. Çünkü aracı firma olan kendi şirketi, başka kuruluşlardan hizmet alıyor. Garip değil mi? Neden böyle yapılıyor? Neden Direk piyasadan pazarlıklı alım yâda açık alım yapılmıyor da, kendi kurduğu şirket üzerinden ihtiyaç teminine ve alım işine gidiyor? </strong>&nbsp;<span style="color:#FF0000"><strong>Bunun hikmetini 4734 sayılı kanunu bilenler ve PİYASADAKİ iş insanları açıklasınlar (!)</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000FF"><strong>ALIM-1:</strong></span> İhale numarası: 2020/292982, İşin adı: Yardım Amaçlı Gıda Malzemesi Alımı İşi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 1.413.300,00 TRY, Tarihi: 2.7.2020, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 2 kişi teklif vermiş, 2 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b855c0dee9d.jpg" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000FF"><strong>ALIM-2:</strong></span> İhale numarası: 2020/245889, İşin adı: Tıbbi Koruyucu Malzeme ve Dezenfeksiyon Maddesi Alımı işi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 1.078.447,00 TRY, Tarihi: 21.5.2020, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 3 kişi teklif vermiş, 3 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b855fe1f83e.jpg" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000FF"><strong>ALIM-3</strong>: </span>İhale numarası: 2021/644481, İşin adı: Kahvaltı Hizmeti Alımı işi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 387.600,00 TRY, Tarihi: 1.11.2021, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 2 kişi teklif vermiş, 2 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b8563de9774.jpg" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000CD"><strong>ALIM-4:</strong></span> İhale numarası: 2021/84368, İşin adı: 2021 yılı tanıtım, medya ilişkileri yönetimi, tasarım işleri hizmet alımı işi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 396.000,00 TRY, Tarihi: 19.3.2021, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 3 kişi teklif vermiş, 3 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b85672703f7.jpg" style="height:366px; width:944px" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000FF"><strong>ALIM-5:</strong></span> İhale numarası: 2021/77256, İşin adı: Hırdavat Mal/Malzemesi işi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 348.700,00 TRY, Tarihi: 11.3.2021, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 3 kişi teklif vermiş, 3 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b856aa04f82.jpg" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000FF"><strong>ALIM-6:</strong></span> İhale numarası: 2022/255715, İşin adı: 2022 Yılı Mersin Yenişehir Triatlon Kupası Organizasyon Hizmeti Alımı işi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 710.000,00 TRY, Tarihi: 11.4.2022, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 3 kişi teklif vermiş, 3 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b856e86be2a.jpg" style="height:363px; width:952px" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000FF"><strong>ALIM-7:</strong></span> İhale numarası: 2022/178066, İşin adı: Maske, Dezenfektan ve Kolonya Alımı işi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 481.000,00 TRY, Tarihi: 22.3.2022, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 1 kişi teklif vermiş, 1 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b85713ec13d.jpg" style="height:358px; width:952px" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#0000FF"><strong>ALIM-8:</strong></span> İhale numarası: 2022/129076, İşin adı: 2022 YILI MEDYA İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ, GRAFİK TASARIMI, TANITIM VE DUYURU HİZMETİ ALIMI işi. İhale ve alım usulü: PAZARLIK, Sözleşme Bedeli: 640.600,00 TRY, Tarihi: 11.3.2022, İşi alan Firma: YENİŞEHİR İŞLETMECİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 1 kişi teklif vermiş, 1 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b8574695514.jpg" style="height:369px; width:953px" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kendi kurdukları bu şirket üzerinden şu ana kadar <span style="color:#FF0000">2020- 21- 22 </span></strong>yıllarında toplamda <strong>5.445.647</strong> TRY. <span style="color:#FF0000"><strong>Yani 5 milyon 4 yüz 45 bin 6 yüz 47 lira. Eski para ile 5,5 trilyon...</strong> </span><strong>Alımların içeriğine bakın. <span style="color:#FF0000">Resmen bu şirket BELEDİYE İLE FİRMALAR ARASINDA ARACILIK yapmış. </span></strong>Oysa alımlar direk piyasadan yapılsa, ikinci bir iş olmayacak, daha kazançlı çıkacaklar. <strong>Neden bu yol izlenmiş? Soralım izah etsinler!!!</strong></span></p><p><em><span style="font-size:22px"><strong>haberanaliz.net/ <span style="color:#FF0000">ÖZEL</span></strong></span></em></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Kurtulan: Biz dayak yerken Meclis itibar görmez]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/kurtulan-biz-dayak-yerken-meclis-itibar-gormez-1666927c8f9a6-b0dd-48be-80d7-4e3e57d25b9f2022-06-26T13:41:00+03:00HABER MERKEZİ Kurtulan: Biz dayak yerken Meclis itibar görmez

Kurtulan: Biz dayak yerken Meclis itibar görmez

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon 23 Haziran’da toplandı ve aynı gün Hazırlık Komisyonu kurulması kararı çıktı. Hazırlık Komisyonu da 23 Haziran’da toplanarak, Aydeniz’e yazılı savunma için 4 Temmuz, sözlü savunma için de 5 Temmuz’a kadar süre verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">DBP’li Aydeniz hakkında 5 ayrı fezlekeye ilişkin 1 ay içerisinde çalışmalarını tamamlaması beklenen komisyon, dokunulmazlığının kaldırılıp, kaldırılmayacağına dair raporunu Karma Komisyon’a sunacak. Karma Komisyon’da raporu görüşmek için bir araya gelecek. Hem Hazırlık Komisyonu hem de Karma Komisyon’dan “dokunulmazlığın kaldırılması” yönünde karar çıkması ardından Genel Kurul son kararı alacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karma Komisyon’da gerçekleştirilen toplantıya katılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, komisyonda yaşanan tartışmaları değerlendirdi. &nbsp;Komisyon toplanması öncesi DBP’li Aydeniz ve partilerinin ana akım üzerinden ırkçı söylemlerle hedef alındığına dikkat çeken Kurtulan, komisyonunda hızla toplanmasını eleştirdi. Komisyonda iktidar ve ortağı üyesi milletvekillerinin hevesli olmasını eleştiren Kurtulan, “Biran önce bitirme derdindelerdi. Komisyon başkanı ‘teknik bir komisyon zaten alt komisyon oluşturup, dağılacağız’ diyerek, basite indirgemeye çalıştı ama biz tabii sözümüzü kurduk” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">YİNE KÜRT SORUNU</span></p><p><span style="font-size:18px">Komisyonda fezlekelerde yer alan “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”, “polise mukavemet” iddialarının konuşulmadığını aktaran Kurtulan, “Mesele tecride, Sayın Öcalan’a dair, Kürt sorunun demokratik çözümüne dair yaklaşımlarımız, açıklamalarımız, taleplerimize geldi. MHP’nin temsilcisi PKK tarihini anlatmaya çalıştı. Basın açıklamalarında neler söylediğimizi alıntılayarak, fezlekeleri anlattılar. PKK’ye nasıl baktığımızı izah etmeye çalıştılar. Kürt sorunu meselesine odaklı bir komisyon toplantısı gerçekleşti” diye belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’nin de komisyonda Anayasa’nın ilgili maddeleri, AYM’nin ihlal kararları ve dokunulmazlığın kaldırılmasının hukuki olmadığı yönünde söz kurduğunu dile getiren Kurtulan, şunları ekledi: “Mesele polise bağırma ya da şiddet uygulama ise; AKP ve MHP milletvekilleri de öyle. MHP’nin vekili kabul da etti. Ama polis zaten bizim haklarımızı ihlal ediyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">‘BİZ DAYAK YERKEN MECLİS İTİBAR GÖRMEZ’</span></p><p><span style="font-size:18px">Kurtulan, komisyon başkanının “milletvekillerinin itibarı” üzerinden yaptığı konuşmaya dair, şu değerlendirmede bulundu: “Aslında Meclis’in bir itibarı kalmadı. Biz polisler tarafından dayak yerken, yerlerde sürüklenirken, hakarete maruz kalırken, tekmelenirken, ayaklarımıza gaz fişekleriyle saldırı olurken, Meclis itibar göremez. Yok böyle bir şey. Her şeyin ihlali önce bizde başlıyor, sonra bütün Türkiye’ye adım adım yayılıyor. Kürtlere yapılanlar karşısında muhalefetin ‘sıra hepimize gelecek’ demesi gerekiyor. Orada sinyal veriliyor, toplum alıştırılıyor. Adım adım Türkiye’nin dört bir yanına yayılıyor. Bugün HDP vekilleri, daha önce DTP, BDP vekilleriydi. Neredeyse polis şiddetine maruz kalmayanımız yok. Bu şiddet Meclis’e girdiğimizden beri var. İtibardan söz ediliyor. HDP, Meclis’in itibarı için uğraşıyor. Bize bir hakarette bulunması kişi olarak umurumuzda dahi değil. Ama temsil ettiğimiz halk iradesi var. Söylediğimiz doğrular var. Türkiye’nin temel sorununa parmak basıyor, rol oymaya hazır olduğumuzu söylüyoruz. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’nin düzlüğe çıkamayacağını söylüyoruz ve nitekim maalesef süreçte bizi doğruluyor. Bizden sonra Yeneroğlu’na uygulanan, CHP’li milletvekillerine uygulananlar ortadadır. Mevcut polisler AKP-MHP milletvekilleri dışında kimseyi vekil görmüyorlar.”</span></p><p><span style="font-size:18px">‘KÜRT HALKIYLA MÜCADELE EDİYORLAR’&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Meclis’in 27’nci döneminde üçüncü kez Diyarbakır halkının seçtiği bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılacağını hatırlatan Kurtulan, bunun bir tesadüf olmadığının altını çizdi. Daha önce Musa Farisoğulları’nın milletvekilliğinin düşürüldüğünü ve Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırıldığını anımsatan Kurtulan, “Kayyımlarla Kürdistan seçimlerini iptal ediyor, seçme seçilme hakkını yok sayıyor zaten, şimdide adım adım milletvekillerinin dokunulmazlıklarıyla Diyarbakır halkının iradesini reddediyorlar. Bu da önemli bir mesajdır. Hak ihlallerini arttırarak, demokrasiden uzaklaşarak, mevcut koltuklarda oturabilmek için tecridi derinleştirip, yönlerini savaşa yönelttiler. Savaşta da sınır, kaide kural hiçbir şey tanımıyorlar. ‘Terörle mücadele’ adı altında Kürt halkıyla mücadeleleri, savaşları var. Kürt halkına her yerde savaş ilan etmiş durumdalar. Cezaevinde, sokakta böyle. En demokratik hakkın kullanımı bile cezaevine atılmakla sonuçlanıyor. Seçime doğru giderken de daha çok savaşı, gerginliği, çatışmayı boyutlandırmaya çalışıyorlar” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘SONUÇ ALMAYACAĞI BELLİ’</span></p><p><span style="font-size:18px">Kürt sorununda artık benzer politikaların sonuç almadığını ısrarla her seferinde söylediklerini dile getiren Kurtulan, şunları söyledi: “Kürt sorunu Cumhuriyet ile yaşıt bir meseledir. Kürt taleplerini savunmaktan vazgeçmiyor. Tarih boyunca çeşitli araçlar, argümanlarla taleplerini dile getirmiş, yer yer isyan çıkarmış, direnmişler, tutuklanmışlar, ağır cezalara maruz kalmışlar. Kürtler var olduklarını söylemeye gelmişler. Şimdi daha örgütlü bir yapı var. Bütün dünya Kürtleri tanıyor, biliyor. Haklı bir mücadelenin peşinde olduklarını biliyor. Dünyada Kürtlerin yoldaşları, dostları var. Kobanê DAİŞ tarafından işgal edildiğinde dünyanın dört bir yanından dostları Kürtlere omuz verdi. Diz çökmeyeceği, boyun eğmeyeceği, bu politikaların sonuç almayacağı ortada ama her iktidar genellikle iktidarın ömrünü uzatmak için ‘ben bitireceğim’ diye yükleniyor. Aslında olan Türkiye’ye oluyor. Baş aşağı giden Türkiye oluyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">‘HERKES SESİNİ YÜKSELTMELİ’</span></p><p><span style="font-size:18px">“Herkesin Kürt sorunun demokratik çözümüne yönünü çevirmesi lazım” diyen Kurtulan, sözlerini şöyle noktaladı: “Gerçek kardeşliği inşa etme derdindeyiz. Biz kardeşliği inşa mücadelesi veriyoruz. Kürt, Türk ve başka halklar var. İnancıyla yaşayamayan Aleviler var. Ermeni halkı öldüğünü, öldürüldüğünü ispatlayamıyor. Biz yaşadığımızı ispatlamaya çalışıyoruz. Öle öle var olduğumuzu söylüyoruz. Ama her zaman ötekileştirilme yaşanıyor. Artık halkların, inançların, ötekileştirilen herkesin sesini yükseltmesi gerekiyor.” (MA)</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: ARTI GERÇEK</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Sığınmacı sağlığına para yetiştiremedik]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/siginmaci-sagligina-para-yetistiremedik-16668b0f9361a-b21f-477f-a797-c1276516e7e22022-06-26T13:38:00+03:00HABER MERKEZİ Sığınmacı sağlığına para yetiştiremedik

Sığınmacı sağlığına para yetiştiremedik

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ERDOĞAN SÜZER</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkenin dört bir yanına dağılan sığınmacılara halkın bütçesinden harcanan sağlık giderlerine devlet para yetiştiremez oldu. Yüksek doğurganlık oranlarıyla dikkat çeken sığınmacıların sağlık giderlerinin karşılanması için sene başında bütçeye konulan 2 milyar 840 milyon 680 bin liranın yetmeyeceği anlaşılınca hükümet ek bütçeye de 1 milyar 250 milyon liralık ek ödenek koymak zorunda kaldı. Ek ödenekle birlikte sığınmacıların sağlık giderleri için halkın bütçesinden sadece bu yıl harcanacak para 4 milyar 90 milyon lirayı aştı. Türki Cumhuriyetlerden gelenler dışındaki tüm sığınmacı yabancıların sağlık giderleri devlet tarafından karşılanıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">1.6 MİLYARLIK EK HARCAMA</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Ek bütçe yasa teklifine göre, Göç İdaresi Başkanlığı'na bu yıl için tahsis edilen 4 milyar 494 milyon liralık toplam ödeneğe 1 milyar 645 milyon lira daha ilave edilecek. Böylece idarenin yabancılar ve sığınmacılar için yapacağı harcama bütçesi toplamda 6 milyar 139 milyon liraya çıkarken bu paranın 4.1 milyar lirası yabancıların sağlık giderleri için harcanacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kalan 170 milyon lira sınır dışı için harcanacak<br />Ek bütçeye konulan yaklaşık 1.7 milyarlık ek ödeneğin sağlık harcamalarından geri kalan 170 milyon lirası düzensiz göçmenlerin sınır dışı işlemlerine ilişkin giderleri için harcanacak. Geri gönderme merkezlerinin tüketime yönelik mal ve hizmet alımları için ise 200 milyon liralık ek harcama yapılacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İngiltere bu olayı konuşuyor: Cinsiyet değiştiren adam, sağlık sistemine dava açtı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ingiltere-bu-olayi-konusuyor-cinsiyet-degistiren-adam-saglik-sistemine-dava-acti-16667b4e6b5b9-8b6a-4024-80e8-a944b7ea9af12022-06-26T13:22:00+03:00HABER MERKEZİ İngiltere bu olayı konuşuyor: Cinsiyet değiştiren adam, sağlık sistemine dava açtı

İngiltere bu olayı konuşuyor: Cinsiyet değiştiren adam, sağlık sistemine dava açtı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Newcastle’da yaşayan Ritchie Herron, hayatının son dört yılda dayanılmaz bir hale geldiğini anlatıyor. Herron, yaşadıklarını Twitter’da önce anonim bir şekilde “TullipR” adıyla yazıyor. Kısa sürede herkesin dikkatini çeken Herron, kimliğini açıklayarak yaşadıklarını detaylandırmaya başlarken NHS’ye de dava açıyor. Herron, NHS’nin kendisine zarar verdiğini ve tedavi edilemeyecek yaralar açtığını söylüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daily Mail’in ulaştığı Herron, NHS’nin cinsiyet kliniklerine adeta lanet okuyor. Herron’un öfkesinin nedeni ise klinikteki teşhisin ve yönlendirmenin sağlıklı bir şekilde yapılmaması ve sonunda da pişman olması.</span></p><p><span style="font-size:18px">Herron, akıl sağlığı sorunlarıyla mücadele ederken eşcinselliğini yıllarca bastırdıktan sonra cevabın kadın olmak olduğunu düşündü. Ancak geçirdiği operasyonlardan sonra aldığı tedaviyi “hayatımın en büyük hatası” olarak adlandırırken kısır kaldığını, idrarını tutamadığını ve acı içerisinde kaldığını söylüyor. Ayrıca NHS kliniğinin, onun giderek artan akıl sağlığı krizini hesaba katmadığını ve riskler hakkında ona gerektiği gibi danışmanlık yapmadığını da iddia ediyor.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">KLİNİKLE İLGİLİ ŞÜPHELER ARTIYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">Ritchie Herron tüm yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde anlatmak ve diğer ameliyat olacak kişileri uyarmak için anonimliğinden vazgeçerek şoke edici iddiaları sıralıyor. Herron’un anlattıkları son on yılda sevklerde yüzde 1.700 artış gören ve esas olarak çocuklar ve genç yetişkinlerin olduğu NHS cinsiyet kliniklerindeki ciddi soruları da ortaya koyuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir süredir Abby adında bir kadın olarak yaşayan Herron’un cinsiyet değiştirme operasyonuna yönlendirilmesi klinikle ilgili şüpheleri artırıyor. Aslında, prosedürü tekrar tekrar reddettiğini ve klinik personeline buna sahip olma konusunda derin şüphelerini dile getirdiğini söyleyen Herron yine de operasyonun önerildiğini iddia ediyor. Herron’un iddialarına göre; zihinsel sağlık sorunlarının onu trans olduğuna inandırıp yönlendirmediğini araştıran tek bir profesyonel yok.<br />“SADECE İKİ RANDEVUYLA TEŞHİS KONDU”<br />20’li yaşlarında, bir internet sohbet odasında cinsiyet disforisi fikrine rastlayan Herron, forumdaki yaşlı adamların kendisini trans olması gerektiğine ikna ettiğini ve bunun üzerine de 2012 yılında profesyonel yardım almaya karar verdiğini anlatıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kendisini cinsiyet disforisi olduğu fikrinden caydırmayan bir psikoloğa ve ardından Cumbria, Northumberland, Tyne &amp; Wear NHS Foundation Trust tarafından yönetilen Northern Region Gender Disfori Service’e sevk edildiğini söylüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sadece iki defa gerçekleşen 30 dakikalık randevulardan sonra transseksüalizm teşhisi konuyor. Bir psikiyatrist, cinsiyet değiştirme yolundaki ilk adım olan testosteron üretimini engellemek için ilaç almasını öneriyor. Klinikteki randevuya onunla birlikte gelen yakın bir aile üyesi doktora Herron’un yüksek dozda antidepresan kullandığını ve birçok karmaşık sorunu olduğunu söylüyor ama yine de doktor cinsiyet tedavisi için yönlendirmeye devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">“AMELİYAT OLMAZSAM TERAPİ DE GERİ ÇEKİLECEKTİ”<br />“26 yaşındaydım ve çok savunmasızdım. Kadın kıyafetleri giyerek Abby adı altında tam zamanlı olarak yaşamaya başladım. Klinikte ise size sorulan ilk soru ‘Genital cerrahi istiyor musunuz?’ oluyor. Emin değildim. Ama ameliyat için bekleme listesindeysen terapi görebileceğini duymuştum, bu yüzden evet dedim.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Altı aydan kısa bir süre sonra Herron, vajinoplasti ameliyatı için bir sevk aldı. Ritchie, psikiyatriste emin olmadığını söylediğini ve geri çevirdiğini, ancak terapi almaya devam ettiğini söylüyor. 2017’de yeniden ameliyat için sevk alan Herron, tekrar reddetti; ancak kendisine sevki kabul etmezse hizmetten ihraç edileceği söylendi. Bunun, terapinin de geri çekileceği anlamına geldiğine inanıyordu.<br />“AMAN TANRIM BEN NE YAPTIM!”<br />23 Mayıs 2018 sabah saat 10.00’da Ritchie ameliyathaneye alındı. Geri dönüşü olmayan operasyon, penisin ve testislerin çıkarılmasını ve bölgenin kadın cinsel organına benzeyecek şekilde yeniden düzenlenmesini içeriyordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sekiz gün boyunca ağrı kesicilerle yattı. Uyandığında ilk düşündüğü şey şuydu: “Aman Tanrım, ben ne yaptım?”</span></p><p><span style="font-size:18px">“BENİM GİBİ PEK ÇOK KİŞİ VAR”<br />Ritchie şimdi Cumbria, Northumberland, Tyne &amp; Wear NHS Foundation Trust’a karşı dava açıyor. Avukatı Peter Harthan, Ritchie gibi hastaların bir ömür boyu tıbbi sorunlar yaşadığını ve ameliyattan sonra artık geri dönülemeyeceğini belirtiyor:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Endişem, klinisyenlerin sorunu belirleyememiş ve yön değiştirememiş olması. Hastaların cinsiyetlendirilmiş bedenlerini reddetmelerinin olası nedenleri olarak OKB, içselleştirilmiş homofobi, depresyon, uyuşturucu kullanımı, cinsel istismar ve çocukluk çağı travması gibi konuların uygun şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Herron, sistemin çok daha sağlam hale gelmesi gerektiğini ve kendisi gibi kişilerin olduğunu söylüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Sürücü kursları akaryakıt zamları yüzünden iflasın eşiğinde]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/surucu-kurslari-akaryakit-zamlari-yuzunden-iflasin-esiginde-166669ce52e39-19e6-4096-84e2-6b797a2d94b42022-06-26T13:17:00+03:00HABER MERKEZİ Sürücü kursları akaryakıt zamları yüzünden iflasın eşiğinde

Sürücü kursları akaryakıt zamları yüzünden iflasın eşiğinde

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">DENİZ AYHAN</span></p><p><span style="font-size:18px">Akaryakıta yapılan fahiş zamlar vatandaşın yanı sıra otobüs, nakliye ve servis esnafları ile sürücü kurslarını da zora soktu. CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, “Araba, eğitmen giderleri, işyeri kirası, araç sigorta bedelleri ile artan akaryakıt fiyatları sürücü kurslarını Türkiye genelinde iflasına neden oluyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">SEKTÖR MÜCADELE VERİYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">Tutdere, TBMM'de yaptığı açıklamada, en büyük gider kalemi akaryakıt olan otobüs, nakliye ve servis esnafları ile sürücü kurslarının zamlar karşısında ayakta kalmak için büyük bir mücadele verdiğini dile getirdi. Tutdere, “Vatandaşlarımız artan otobüs bilet fiyatları nedeniyle seyahat edemez hâle geldi” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İFLAS NOKTASINA GELDİLER<br />Maliyetlerden dolayı sürücü kurslarının iflas noktasına geldiğini de vurgulayan Tutdere, “Zamlardan nasibini alan sektörlerden birisi de sürücü kursları. Araba, eğitmen giderleri, işyeri kirası, araç sigorta bedelleri ile artan akaryakıt fiyatları, sürücü kurslarının Türkiye genelinde iflasına neden oluyor” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber kaynak: SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İşçi, memur, emekli de ‘ek bütçe’ istiyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/isci-memur-emekli-de-ek-butce-istiyor-1666537979da5-cbc5-4de6-b8f9-189a68d350d62022-06-26T13:13:00+03:00HABER MERKEZİ İşçi, memur, emekli de ‘ek bütçe’ istiyor

İşçi, memur, emekli de ‘ek bütçe’ istiyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tarihi zirvelere çıkan enflasyonla her gün yeni bir zam haberine uyanan vatandaş da “ek bütçe” istiyor. Yıl başında asgari ücrete yapılan yüzde 50'lik zammın ardından şubat ayında enflasyonun yüzde 54.4'e yükselmesi ile birlikte maaşlar enflasyona karşı erimeye başlamıştı. Hayat pahalılığı &nbsp;karşında büyük bir geçim derdine düşen memur, emekli ve işçiler, TBMM'de kabul edilen ek bütçeye işaret ederek, temmuzda yeni bir zam, yeni bir bütçe talep ediyor.<br />2022 yılı ek bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda geçen hafta kabul edilmişti. Görüşmelerde Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, temmuzda memur maaşlarında yapılacak artışın haziran enflasyonunun açıklanmasıyla kesinleşeceğini, artışın yaklaşık yüzde 40 oranında olacağını öngördüklerini belirtmişti. 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'na bağlı genel bütçe gelir tahmini toplam 1 trilyon 80 milyar 515 milyon 421 bin lira artırılacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">GÖRÜŞMELER HIZLANDI</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer taraftan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun tarafları olan işçi, işveren ve hükûmet temsilcileri arasında görüşmeler de yoğunlaşmış durumda. TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin'i ziyaret etti. Ardından TÜRK-İŞ'e geçen Akkol, Genel Başkan Ergün Atalay ile asgari ücret başta olmak üzere çalışma hayatının gündemindeki konuları görüştü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gözler kabine toplantısında<br />İşçi ve işveren temsilcileriyle görüşen Çalışma Bakanı'nın hafta başı yapılması öngörülen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nda asgari ücretle ilgili bir sunum yapması ve bu doğrultuda gelecek hafta asgari ücret konusunda gelişmeler yaşanması bekleniyor. Mevzuat gereği Komisyonun aldığı zam kararı, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihi takip eden ayın başında uygulamaya giriyor. 2021'de brüt 3 bin 577 lira, net 2 bin 825 lira olarak uygulanan asgari ücret 2022 yılı için brüt 5 bin 4 lira, net 4 bin 253 lira olarak belirlenmişti. Mayıs ayında açlık sınırı ise 6 bin TL'yi aşmış durumda.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber kaynak: sözcü gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Mücella Yapıcı: Dişim ellerim kelepçeli çekildi]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mucella-yapici-disim-ellerim-kelepceli-cekildi-16664f6294f75-952c-409f-a980-440e3fdc247a2022-06-26T13:08:00+03:00HABER MERKEZİ Mücella Yapıcı: Dişim ellerim kelepçeli çekildi

Mücella Yapıcı: Dişim ellerim kelepçeli çekildi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gezi davasında 18 yıl hapis cezası alan ve Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Mücella Yapıcı cezaevinden götürüldüğü muayeneleri yazdı. Yapıcı, bütün muayenelere kelepçeli götürüldüğünü ve tüm itirazlarına rağmen dişi çekilirken bile kelepçenin çıkarılmadığını aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yapıcı’nın BirGün gazetesinde yayımlanan 'Kelepçeli sağlık muayenesi' başlıklı yazısı şöyle:</strong><br />“Size bir protokolden söz edeceğim. Kim bilir binlerce tutuklu ve hükümlüye yardımı olur. Asıl muradım ise; meslek odaları olarak yıllardır bıkmadan usanmadan sürdürmeye çalıştığımız, mesleklerimize dair giderek yitmekte olan etik kurallarımızın ve haklarımızın hatırlanmasında ufacık bir katkı sunabilmek. Haddimi aşarsam Tabip Odaları beni affetsin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Evet, gelelim sözünü ettiğimiz İstanbul Protokolü’ne… Bu protokol Türkiye Heyeti’nin öncülüğünde 75’ten fazla sağlıkçı, hukukçu ve insan hakları uzmanının üç yıl süren araştırma ve analizlerinin sonucu olarak hazırlanmıştır. Bu uzmanlar, 15 farklı ülkeden 40 örgütü temsil etmektedir. İstanbul’da 1999 yılında yazılmış bu belge (rehber) 2000 yılında Birleşmiş Milletler belgesi olarak kabul edilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açık adı ise: “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele ve Cezaların Etkili Bir Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu”.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Protokolü, işkencenin belgelenmesi için Birleşmiş Milletler (BM) tarafından onaylanmış ilk uluslararası kılavuzdur. BM belgesi olarak kabulünden sonra, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından eğitim serisinden altı farklı dilde basılmıştır. BM İnsan Hakları Komisyonu’nun 2003 tarihli 2003/33 sayılı kararında adli tıp bilimlerinin işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele veya cezalandırmalarının delillerini saptamada anahtar role sahip olduğunun altı çizilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pekâlâ, niçin bu belgeden söz etmek ihtiyacını duydum? Elimden geldiğince olduğu gibi anlatmaya çalışacağım. Kuşkusuz, benim şu kısa sürede yaşadıklarım, tutuklu ve hükümlülerin sürekli karşılaştıkları ve seslerini çıkarmadan rutin kabul ettiği davranışlar… Ancak burada yıllardır, bu koşullara karşı mücadele eden, özellikle siyasi mahkumları bu kapsam dışında tutuyor ve onları alkışlıyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bendeniz ilk kez cezaevine giriyorum. Bize hüküm özlü, sol terör diyorlar. Yani hükümlü ile tutuklu arası bir şey… Hüküm giymiş ancak kesinleşmemiş anlamında… Sol terör ise yorumsuz… Her neyse konuyu dağıtmadan esasa döneyim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dedim ya, adalet sistemimizin en önemli ve sorumluluk isteyen görevlerini yürüten bazı “hukuk” insanlarının insani ve mesleki etik ilke ve anlayışlarını yitirmeleri, görev ve sorumluluklarını yerine getirmek yerine iktidarın emirlerine boyun eğmeleri nedeniyle, yedi arkadaşımla birlikte cezaevindeyiz. (Birimiz beş yıldır, altımız iki aydır) ve hepimiz cezaevi deneyimini ilk kez yaşıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşım ve bazı kronik hastalıklarım nedeniyle, benim ve sevgili avukatlarımın hiçbir talebi olmadan üç kez, kendi isteğimle iki kez olmak üzere cezaevinden hastaneye götürüldüm. Götürülüş nedenimin, yaşım ve hastalıklarım nedeniyle rutin bir uygulama olduğunu mahkûm arkadaşlarımdan öğrendim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Devletimiz sağ olsun. Bu uygulama nedeniyle üç kez Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’ne, kendi isteğimle de iki kez Beyoğlu Göz Hastanesi’ne ve Okmeydanı Hastanesi’ne diş hastalıkları bölümüne götürüldüm.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlk kez hastaneye giderken, cezaevinde ben yaşlarda veya daha fazla yaş almış olan yaklaşık on dört mahkûm kadın arkadaşla, ellerimiz kelepçelenerek, silahlı jandarma erleri ve komutanları “korumasında”, neredeyse tamamen kapalı yaklaşık 1,5-1,8 m ölçülerinde iki hücresi olan bir cezaevi aracına bindirildik. Tabii ki kelepçeler bileklerimizde…</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak, yaşımıza ve kadın olarak ergonomik ölçülerimize hiç uymayan bu konserve kutusuna kelepçeler ile binebilmek oldukça zor ve acı verici bir deneyim. Hele bir de, hamileyseniz ya da fıtık vb. hastalığı olan biriyseniz, o sarsıntıda bebeğinizi kaybetmeden, fıtığınızı patlatmadan hastaneye ulaşabilmeniz neredeyse mucize... Klostrofobik mahkûmlar ciddi krizler geçirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hekim vardığı sonucu veya yapılacak tedaviyi size değil infaz memuruna anlatıyor. O zavallım da bütün mahkûmların sorularını da yanıtlamak zorunda kalıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi size benim yaşadığım üç muayene öyküsünden örnek vermek isterim. Birinci olay ciddi göz rahatsızlığım nedeniyle Beyoğlu Göz Hastanesi Retina Kliniği’nde yaşandı. Yine kelepçelerim, jandarma ve infaz görevlisinden ibaret ekibimle 5-6 hastanın ve 4 doktorun olduğu muayene mekânına girdik. Gencecik kadın doktorum bakmakta olduğu hastasının muayenesi bitene değin oturmamı söyledi sağ olsun… Refleks olarak ayak ayaküstüne atmışım zira başka türlü yüksek sandalyede oturamıyorum. Başımda silahıyla nöbet tutan çocuğum yaşındaki jandarma eri tarafından çok sert biçimde uyarıldım “İndir o bacaklarını aşağı!</span></p><p><span style="font-size:18px">Kuşkusuz o sırada orada ve hastanede bulunan diğer hastalar ve hasta yakınları ki özellikle çocuklar size büyük bir korkuyla bakıyorlar. Jandarmaya bulunduğumuz yerin muayene odası benim de hasta olduğumu söyleyerek bu emre uymadım ama sevgili hekimim ellerimde kelepçeler ile göz muayenemi yaptı. Göz (retina) muayenesi olanlar bilirler kelepçeyle oldukça zor oluyor. Ayrıca hekim, gözümün durumu hakkındaki bilgileri yine infaz görevlisine anlattı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İkinci olayım ise biraz daha ilginç. Sadi Konuk Hastanesi Kalp ve Damar Bölümü’ne yine idarenin isteği doğrultusunda gerçekleştirilen tetkikler kapsamında “EKO” çektirilmeye götürüldüm.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kez hekimim oldukça deneyimli görünen bir kalp hastalıkları uzmanı idi… Yine kelepçeler (bu kelepçelerin kenarları çok keskin… Törpülenmesi gerek… Can yakıyor.) Jandarmalar ve infaz memuru eşliğinde doktorun karşısına dikildim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hekim kesinlikle bana hiç bakmadı. Oysaki benim bildiğim kalp hastalıkları uzmanları önce sizin odaya girişinize, renginize ruhsarınıza bakarak teşhise başlarlar. Canım doktorlarımdan öğrendiğim bu… Bilgisayara bakarak “Sen de kalp var mı?” diye sordu. Var dedim (aklımdan bende var ama sizde var mı?) sorusu geçti. Ama hekimlere duyduğum saygıdan yuttum. Anlat bakalım dedi, oysaki beni oraya ikinci kez kendileri çağırdı. Neyse uzatmayalım. “Git paravanın ardında göğsünü aç!” dedi. Ben kelepçelere itiraz ettim. ‘‘Böyle mi eko çekeceksiniz, deontoloji ilke milke’’ dedim ama jandarma “ne zaman çıkaracağımızı biz biliriz, sen karışma!“ diyerek beni tersledi. Ben yine benim lafım size değil TIP ETİĞİ filan derken hekim geldi ve mecburen kelepçe çıktı. Ben paravanın ardında hazırlanırken jandarma kaçacağımdan çok korkmuş olacak ki paravanın arkasına bakarak beni kontrol etmeye kalktı. “Ne yapıyorsun evladım? Olur mu böyle şey?” derken hekim geldi. Ben yine Deontoloji, kelepçe, sorumluluk, hasta hakkı vb. derken, “ben kelepçeyi görmedim” dedi. Haklı tabii onca süre bir kez dahi yüzüme bakmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">EKO çekerken bir ara kalp kapakçığımın bozuk olduğunu söyledim ve 2 dakikada EKO bitti. Ve ben kelepçelerimi takındım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Asıl şaşırtıcı olan ekodan sonra “Neyim var doktor bey? Ne önerirsiniz?” diye sorma gafletinde bulundum. Bilgisayarı göstererek “Buraya yazdım…" diye cevap verdi. Ben de oraya yazılanı hala göremedim…</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelelim son vakaya… Asla bir daha gitmeyi düşünmediğim hastaneye dişim çok ağrıdığı için bu kez kendi rızamla gitmek zorunda kaldım. Zira cezaevinin bence son derece duyarlı ve başarılı diş hekimi, kullanmakta olduğum kan sulandırıcı nedeniyle tam teşekküllü bir diş hastanesine sevkimi talep etti. Bu kez, daha kapıdan girer girmez, kelepçesiz ve sadece sağlık görevlisi eşliğinde tedavi görebilmek için ciddi bir mücadele verdim. Tabii ki bize yakışan soğukkanlı ve yönetmelik maddelerini aktaran bir şekilde…</span></p><p><span style="font-size:18px">Ezberlediğim bütün etik kuralları ve haklarımı sayıp döktüm ama nafile… Son derece saygılı jandarma komutanı anladı. Ama benim gencecik doktorum beni kelepçeyle koltuğa oturtup, dişimi çekti. Elleri dert görmesin kurtardı beni o dişten; bir anlamda bir organım tahliye olmuş oldu. Ancak bütün hatırlatmalarım ve itirazlarıma karşılık “Ben bütün mahkûm hastaların tedavilerini bu şekilde yapıyorum” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir ara koltuktan kayınca yukarı çekilmemi istediğinde kelepçeleri göstererek “ Nasıl olacak?” dedim. “İn koltuktan, tekrar otur!” diyerek yol gösterdi."</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: artı gerçek</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Otobüs bileti fiyatları isyan ettirdi: “Allah rızası için birileri gelsin bizi kurtarsın”]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/otobus-bileti-fiyatlari-isyan-ettirdi-allah-rizasi-icin-birileri-gelsin-bizi-kurtarsin-166638abfda77-38f4-43e8-a436-2b28a18f63a92022-06-25T19:10:00+03:00HABER MERKEZİ Otobüs bileti fiyatları isyan ettirdi: “Allah rızası için birileri gelsin bizi kurtarsın”

Otobüs bileti fiyatları isyan ettirdi: “Allah rızası için birileri gelsin bizi kurtarsın”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">BATUHAN SERİM</span></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kamera: Hakan KAYA</strong><br />Son bir yılda akaryakıt fiyatlarının dörde katlanması, otobüsle seyahatlerde önceki yıllarda görülmemiş meblağların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu durum hem yolcuları hem de otobüsçüleri çıkmaza soktu.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Esenler Otogarı’nda Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Başkanı Birol Özcan’a, firma yetkililerine ve yolculara mikrofon uzattık.</span></p><p><span style="font-size:18px">4 KİŞİLİK BİR AİLENİN MEMLEKETE GİDİŞ-GELİŞİ ASGARİ ÜCRETİ GEÇİYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">Yolcular artan fiyatlardan oldukça muzdarip. Keyfi seyahatler neredeyse sıfırlanmış durumda. Yurttaşlar genelde iş için ya da bir zorunluluktan dolayı şehir değiştiriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşlar, fiyatlar bu şekilde artmaya devam ederse artık seyahat edemeyeceklerini dile getiriyor. Çünkü 4 kişilik bir ailenin sadece gidiş-geliş bileti neredeyse bir asgari ücret ediyor.,</span></p><p><span style="font-size:18px">“İNDİRİM YAPMAZLARSA BİLET ALAMAYACAĞIM”</span></p><p><span style="font-size:18px">Fiyatlardan dolayı seyahat edemeyen yolculardan biri de Selma Koç…<br />Memleketi Gaziantep’te yaşayan ve cezaevindeki eşini ziyaret etmek için İstanbul’a gelen Koç, dönüş biletinin 400 lira olduğunu öğrenince, bütçesi yetmediği için bilet alamadığını söyledi. İndirim yapmaları için ricada bulunduğunu ve yanıt beklediğini belirten Koç, “Biraz düşürürlerse alacağım. Alabilmem için 250-300 lira olması lazım bilet fiyatının. (Fiyat düşmezse gidemeyecek misiniz?) O kadar param yok açıkçası. Eşim cezaevinde yatıyor, İstanbul’a onu ziyarete geldim ama bilet düşmezse ve alamazsam memlekete dönemeyeceğim” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer yolcuların yanıtları ise şöyle oldu:</span></p><p><span style="font-size:18px">“AİLEMLE GİDEMEMEK BENİ FELAKET ÜZÜYOR”</span></p><p><span style="font-size:18px">İmam Kısa: “Yolculuk Ankara’ya. Bileti 354 liraya aldım. Geçen sene 100 liraydı. (Bu fiyatlar bütçenizi zorluyor mu?) Zorluyor. Gücümüz yetmiyor ki. Asgari ücretle çalışıyoruz, nasıl gidip gelelim? (Fiyatlar böyle artarsa eski sıklıkta seyahat edebilecek misiniz?) Hayır. Geçen bayram gitmedim, bu bayram mecbur kaldığım için gidiyorum. Ailemle gitmem mümkün değil, o yüzden tek başıma gideceğim. (Üzüyor mu bu durum sizi?) Hem de felaket. Böyle bir durumu daha önce hiç görmedik. Yaşım 50, bu durumu ilk defa yaşıyorum.”</span></p><p><span style="font-size:18px">“ALLAH RIZASI İÇİN BİRİLERİ BİZİ KURTARSIN”</span></p><p><span style="font-size:18px">Osman İnan: “Ben Van’a gidiyorum. Birkaç ay önce bilet fiyatı 300 liraydı. Geçen günlerde 650 liraya çıktı. Şu an 750 lira. Gidiş, geliş 1500 lira. Bu Allah’tan reva mıdır, bunu bizim başımıza getiriyorlar. Gerçekten zor durumdayız. Allah rızası için birileri gelsin bizi kurtarsın. Biz bunu istiyoruz. Yazık Türkiye’ye. Türkiye battı gitti.”</span></p><p><span style="font-size:18px">“BU FİYATLARLA SEYAHAT İMKANSIZ”</span></p><p><span style="font-size:18px">Mustafa Aktaş: “Ben Ankara’ya gidiyorum. Bilete 350 lira ödedim. Ben iş icabı sık sık gelip gidiyorum; son 1.5 sene içerisinde fiyat 80 liradan başladı, 350 liraya çıktı. (Bu artış sizin bütçenizi zorluyor mu?) Çok zorluyor da çıkar yol bulamıyorum ki… Sabah geldim, şimdi geri dönüyorum, bilet maliyeti 700 lira. Yedin, içtin, 1000 lira. (Ailenizle bu şekilde seyahat etmeniz sizin için mümkün mü?) Çok zor. Eşim mesela Hataylı ama gidemeyeceğiz. Bilet fiyatları, yakıt fiyatları böyle olunca imkanı yok.”</span></p><p><span style="font-size:18px">“2 KİŞİ GİDİŞ GELİŞ MASRAFI YAKLAŞIK 5000 LİRA. ASGARİ ÜCRETLİ NASIL GİDECEK?”</span></p><p><span style="font-size:18px">Şenol Bey: “Yolculuk Amasya’ya. Bilete 500 TL ödedim. İki kişi gideceğiz, 1000 TL. Gidiş-geliş 2000 lira. Orada da harcarsın. Hiçbir şey harcamasan toplam 5 bin lira gider. Asgari ücret zaten 4250 lira. Nasıl gidip geleceksin? Fiyatlar böyle artmaya devam ederse ya memleketimize gitmeyeceğiz, büyüklerimizi görmeyeceğiz ya da memlekette kalacağız, buraya geri gelmeyeceğiz. Ne yapacağımızı biz de bilmiyoruz. Keşke asgari ücret 2800 lirada kalsaydı da mazot 6-7 lira olsaydı. Bugün 500 liraya aldığım bilet geçen sene 200 liraydı. Ondan önceki sene 130 liraydı.”<br />İstanbul Esenler Otogarı’nda Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Başkanı Birol Özcan</span></p><p><span style="font-size:18px">“NORMALDE 2800’LERİ BULAN OTOBÜS ÇIKIŞI ŞU AN 1300-1400’LERDE”</span></p><p><span style="font-size:18px">Normalde okulların tatile girmesiyle birlikte otogarda yoğunluğun başladığını; bayramın gelmesiyle de ek seferler koyulduğunu belirten TOFED Başkanı Özcan, şu an otogarın bomboş olduğunu dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Okulların kapandığı tarih olan 17 Haziran Cuma günü, Türkiye’nin en büyük otogarı olan Esenler Otogarı’ndan çıkan otobüs sayısının 1365 olduğunu söyleyen Özcan, normalde bu sayının bu tarihlerde 2200’lere çıktığını; bayramda ve arifeden önce ise ek seferlerle beraber 2500-2800’leri bulduğunu vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“OTOBÜSLER YÜZDE 70-80 KAPASİTEYLE YOLA ÇIKINCA ZARAR EDİYOR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Otobüslerin çoğunun yüzde 70, yüzde 80 doluluk oranıyla gittiğini ve boş döndüğünü aktaran Özcan, “Firmalar akaryakıtın gidişatını göremediği için liste açamıyor. Mesela firmanın 5 servisi varsa 2 listesini açmış, 3 taneyi açmamış. Akaryakıt fiyatlarının artık bir öngörülürlüğü olmadığı için listeleri açamıyorlar ve fiyatlar yüksek olduğu için yolcu da seyahat edemiyor” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Otosbüsün yüzde 70, yüzde 80 kapasiteyle yola çıktığı zaman zarar ettiğine dikkat çeken Özcan, “Bunun bir çaresini bulmamız lazım. Biz yolcuya zam yapma taraftarı değiliz. Yolcunun maliyetlerini aşağı çekme taraftarıyız. Mazottaki ÖTV’nin sıfırlanmasını, biletteki KDV’nin yüzde 1’e inmesini, köprü fiyatlarının düşmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“BİZ ÜVEY EVLAT DEĞİLİZ”</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşın seyahat için para buladığını da aktaran Özcan, “İstanbul’dan Trabzon’a bugün 550-600 liraya bilet kesiliyor. Hadi indirim yapalım, 500 lira diyelim. 4 kişilik bir ailenin gidişi 2 bin lira. 2 bin lira da geliş, 4 bin lira. Gidiş-gelişte de mola yerlerinde yemek yemiş olsalar 400-500 lira da öyle ödeyecekler. Toplamda 4500 lira. Nasıl ödeyecekler bunu?” diye sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Maliyetlerin düşmesi için yetkililere çağrıda bulunan Özcan, “Biz üvey evlat değiliz. Ulaştırma Bakanlığı’nın 4 tane birimi var: Denizcilik, havacılık, demiryolu, karayolu. Deniz, hava ve demiryoluna ne imkanlar veriyorsa bize de sağlasın” açıklamasında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“GEÇEN SENEYE GÖRE FİYATLARDA YÜZDE 140 ARTIŞ VAR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuştuğumuz bir firma yetkilisi de otogarda bayram havası olmadığını dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Önceki yıllarda bayram öncesi ek seferler açtıklarını ancak bu sene öyle bir uygulamaya gitmediklerini aktaran firma yetkilisi, “Yaz sezonunda yapmamız gereken seferleri de maalesef yapamıyoruz. Bizim yaz seferi programımız var, onu tam kapasiteyle yapamıyoruz. Sebebi de oluşan maliyetler. Bilet fiyatlarında geçen senenin aynı ayına oranla yüzde 140 oranında artış var” bilgisini verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“ZAM TAKİP ETME BİRİMİ MALİYETLERİ TAKİP EDİYOR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Firma yetkilisi, “Zam Takip Etme Birimi” kurmak zorunda kaldıklarını açıkladı. Birimin henüz yeni kurulduğunu belirten yetkili, “Kestiremiyoruz. Yakıtı takip edemiyoruz, maliyetleri takip edemiyoruz. Bu zam birimi, mevcut oluşan ekstra maliyetleri takip ediyor. Maalesef bunları fiyatlara yansıtmak zorunda kalıyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“ÖNÜMÜZDEKİ 3 AY İÇİN SEFERLER AÇILDI”</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaz seferlerinin maliyetleri hesaplanamadığı için seferlerin kapalı olduğunu ve yeni açıldığını da belirten firma yetkilisi, “Şu anda öngördüğümüz tarihe kadar olan seferler açılıp satılıyor. Şu an önümüzdeki ilk 3 ay için açıldı seferler” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[SOL Parti: AKP'nin kanun teklifi çay üreticisinin ölüm fermanıdır]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/sol-parti-akpnin-kanun-teklifi-cay-ureticisinin-olum-fermanidir-16662f2992d1a-5df1-40ca-b9de-c28f8710e6932022-06-25T19:07:00+03:00HABER MERKEZİ SOL Parti: AKP'nin kanun teklifi çay üreticisinin ölüm fermanıdır

SOL Parti: AKP'nin kanun teklifi çay üreticisinin ölüm fermanıdır

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">SOL Parti, 'Çay Kanunu'nda Değişiklik' öngören yasa teklifine tepki gösterdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Bu kanun yıllardır ailesiyle birlikte çay tarlalarında tüm zorluklara rağmen emek harcayan küçük üreticinin ölüm fermanını imzalama ve tabutuna son çiviyi çakma kanunudur" denilen açıklamada, "Bu kanunla küçük üreticinin varlığına son verip çayı uluslararası çay tekellerine peşkeş çekilmek istenmektedir" ifadeleri kullanıldı.<br />&nbsp;<br />Taleplerin sıralandığı açıklamada, "Bütün toplumsal kesimleri çay üreticisinin ölüm fermanına karşı ses çıkarmaya bu kanun teklifinin Meclis'ten geçmesine engel olmaya çağırıyoruz" ifadelerine yer verildi.<br />SOL Parti'den yapılan açıklama şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Geçtiğimiz günlerde TBMM Başkanlığı'na sunulan Çay Kanunu'nda Değişiklik öngören yasa teklifiyle çay tarımı üretim alanlarından itibaren standardize edilmek istenmektedir. Böylece yıllardır devlet desteğinden mahrum olan üreticilerin sözleşmeli üretim dayatmasıyla şirketler karşısında elleri kolları bağlanacak, üreticiler işçileşecektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaş çay alım fiyatının şirketlerin hakimiyetindeki “Ulusal Çay Konseyi” tarafından belirleneceği söylenen teklif ile üreticiye hiçbir söz hakkı da tanınmamaktadır. Bu haliyle çayı tarımsal bir üründen ziyade bir meta olarak ele alan bu kanun teklifi şirketlerin kar odaklı çay sisteminin garantörü olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kanun yıllardır ailesiyle birlikte çay tarlalarında tüm zorluklara rağmen emek harcayan küçük üreticinin ölüm fermanını imzalama ve tabutuna son çiviyi çakma kanunudur. Bu kanunla küçük üreticinin varlığına son verip çayı uluslararası çay tekellerine peşkeş çekilmek istenmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu ancak çay üretiminin temel geçim kaynağı ve toplumsal yaşamın kurucu unsuru olduğu Doğu Karadeniz için bir yıkım getirir. İktidarın HES'lerle, maden sahalarıyla, otel inşaatlarıyla doğal varlıkları peşkeş çekilen Doğu Karadenizi çayıyla da sermayenin eline bırakma derdinde olduğu açıktır.<br />Çay üreticisini yıkım kanunu<br />-Küçük üreticinin varlığına son verip çay tarımını şirketlerin eline bırakmayı hedefleyen bu kanun teklifi derhal çekilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Kanunun muhatabı olan çay üreticisinin görüş ve çözüm önerileri alınarak demokratik ve kamucu bir Çay kanunu oluşturulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Sözleşmeli üretimden vazgeçilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Kota ve kontenjan uygulaması son bulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Çay ithalatına son verilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Üreticinin insanca yaşayacağı bir yaş çay taban fiyatı verilmelidir. Özel sektörün yaş çay taban fiyatının altında bir fiyattan alım yapması yasaklanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Varlık Fonuna devredilen ÇAYKUR üreticilerin, çalışanların yönetim ve denetimine uygun olacak şekilde demokratikleştirilmelidir.<br />&nbsp;<br />Bütün toplumsal kesimleri çay üreticisinin ölüm fermanına karşı ses çıkarmaya bu kanun teklifinin Meclis'ten geçmesine engel olmaya çağırıyoruz."</span></p><p><span style="font-size:18px">haber: birgün gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Hastalardan ameliyat parası alan doktor ile çalıştığı medikal firma yetkilileri tutuklandı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/hastalardan-ameliyat-parasi-alan-doktor-ile-calistigi-medikal-firma-yetkilileri-tutuklandi-1666104ccef63-d8a6-4805-95ab-9a3c2c9ac4c72022-06-25T19:05:00+03:00HABER MERKEZİ Hastalardan ameliyat parası alan doktor ile çalıştığı medikal firma yetkilileri tutuklandı

Hastalardan ameliyat parası alan doktor ile çalıştığı medikal firma yetkilileri tutuklandı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğünce yürütülen soruşturma çerçevesinde bir doktorun kanser hastası olan vatandaşlardan ilaç parası ve ameliyat parası adı altında paralar talep ettiği, ayrıca bu konuyla alakalı olarak bazı medikal firma yetkilileri ve özel hastane çalışanlarının içinde olduğu şahıslara yönelik Süleymanpaşa, Çorlu ilçeleri ve İstanbul'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Operasyonda 12 kişi yakalanarak gözaltına alındı.<br />Yapılan tahkikatların ardından, gözaltına alınan şüphelilerden 5'i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Geriye kalan 7 kişiden 5'i yurtdışı yasağı konularak, 1 kişi adli kontrol şartıyla, 1'i ise savcılıktan serbest kaldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca operasyonda kamu zararının tespiti için bilirkişi tayin edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: birgün gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Sedat Peker'den Mehmet Ağar hakkında yeni iddialar]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/sedat-pekerden-mehmet-agar-hakkinda-yeni-iddialar-166601d8736a4-de18-448b-ab3d-2483b50bbfed2022-06-25T19:03:00+03:00HABER MERKEZİ Sedat Peker'den Mehmet Ağar hakkında yeni iddialar

Sedat Peker'den Mehmet Ağar hakkında yeni iddialar

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Susurluk Davası’ndan aldığı 2 yıl hapis cezası nedeniyle Aydın Yenipazar Cezaevi yakınlarına helikopter pisti yaptırdığı iddiasını yalanlayarak, "Onu yaptıran o dönem ki Nazilli Belediye reisidir. Bugün de MHP Aydın İl Başkanıdır" dedi.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">İş insanı Mübariz Mansimov tarafından ortaya atılan iddiaya ilişkin Azeri gazeteci Eynulla Fatullayev'e konuşan Ağar, helikopter pisti yaptırdığı iddiasını yalanlayarak, "Onu yaptıran o dönem ki Nazilli Belediye reisidir. Bugün de MHP Aydın İl Başkanıdır" dedi. Azeri gazeteci Eynulla Fatullayev’e konuşan Ağar “İyi kötü bir ekmek tuz yemişiz biz böyle bir kahpelik yapmayız. Kimsenin arkasından da konuşmayız. Konuştuklarının hepsi yalandır aşağı yukarı" diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağar, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Bir tanesine cevap vereyim. Diğerlerini ciddiye bile almıyorum. Ben cezaevinde yatarken cezaevine helikopter pisti yaptırdığımı söyledi. Onu yaptıran o dönem ki Nazilli Belediye reisidir. Bugün de MHP Aydın İl Başkanıdır. Hangi bir yalanını söyleyeyim çok. Onun için bana yakışmaz. Çünkü onun düştüğü seviyeye düşmek bizim işimiz değil. Kendi kendine konuşuyor. Bizim meselelerimiz ciddi meselelerdir. Devletin meseleleridir. Milletin meseleleridir. Boş boş şeyler konuşuyor."</span></p><p><span style="font-size:18px">PEKER'DEN 'SADAT'TAN KÖTÜ OLURSUN' MESAJI</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağar'ın bu sözleri üzerine Sedat Peker'in 'sözcüsü' Emre Olur konuya ilişkin Twitter hesabından bir paylaşımda bulundu. Olur'un Ağar'a seslendiği paylaşımda "Mehmet Ağar derin devletin başı, Mübariz Mansimov’un söylediği şeylerden sadece birini yalanlamışsın. Ancak bazı gazeteler Sedat Peker’i yalanladı diye haber yapmışlar. Reis yalanlanmayı hiç sevmez. Bence bu işi düzelt yoksa akşama SADAT’cılardan daha kötü duruma düşersin" denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nde kaldığı bilenen ve sosyal medya yasağı bulunan Sedat Peker'in, Olur'un söz konusu paylaşımını retweet etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu paylaşımdan bir kaç saat sonra yine Emra Olur'un hesabından Sedat Peker'in Ağar'a yönelik paylaşımları yayınlandı. Toplam 16 tweeten oluşan paylaşımda Peker, Ağar hakkında bazı iddialarda bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emre Olur'un hesabını kullanarak açıklama yapan Peker, "Derin Memet" dediği Mehmet Ağar'a "Marinadan yapılan uyuşturucu, mazot, insan kaçakçılıklarını niye söylemedin? Kutlu Adalı cinayetini, 90’lı yıllardaki faili meçhulleri niye anlatmadın?" diye seslendi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Peker, Tarık Ümit'in öldürtüleceğini bildiğini ve bunu kendisine söylediğini iddia etti. Peker ayrıca FETÖ'den görevden uzaklaştırılan Aydın eski Başsavcısı Ekrem Yiğit'i, Mehmet Ağar'ın PETKİM'e yerleştirdiğini yazdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Peker'in iddialarına göre Fethullah Gülen, Mehmet Ağar'a cezaevindeyken 7 kitap yolladı. Peker, Mehmet Ağar'ın Fethullah Gülen'in yolladığı mektubu çerçeveletip duvarına astığını da ileri sürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Peker ayrıca Mehmet Ağar'ın uyuşturucu kaçakçısı Orhan Adıbelli cinayetinde de rolü olduğunu iddia etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Peker, Mehmet Ağar'ın oğlu Tolga Ağar'ın kokain kullandığı için Mubariz Mansimov'un yanından uzaklaştırıldığını da yazdı.<br />haber ve kaynak: birgün gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İktidarın üç silahı: Meclis, yargı, para]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/iktidarin-uc-silahi-meclis-yargi-para-1665917b1410d-7112-455c-8954-cbbe3e856a482022-06-24T22:12:00+03:00HABER MERKEZİ İktidarın üç silahı: Meclis, yargı, para

İktidarın üç silahı: Meclis, yargı, para

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Hüseyin ŞİMŞEK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Geleneksel&nbsp;olarak her yıl 1 Temmuz’da tatile giren TBMM’nin çalışma süresi, “ileri bir tarihe” ertelendi. Meclisin önünde yılın ilk altı ayı sonunda eksiye düşen bütçesi nedeniyle TBMM'ye sunulan ek bütçe var. Başta sansür düzenlemesi ve yandaşlara yeni rant sağlayacak teklifler olmak üzere çok sayıda tartışmalı düzenlemeyi kanunlaştırmak için Meclis’te sırasını bekliyor. Kulislere göre uzatmanın arkasındaki temel balıklar bunlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>OHAL KOŞULLARINDA YENİ BASKI ORTAMI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm anket şirketlerine göre iktidarın oyu günden güne eriyor. Buna çözüm bulamayan Cumhur ittifakı iktidarını korumak için geçmişte yaptığı gibi yine baskı yöntemlerine sarıldı. Bu yöntem AKP için neredeyse bir gelenek haline geldi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminin ardından Olağanüstü Hal (OHAL) ilan ederek krizi fırsata çeviren AKP, bu süreçte kaybettiği çoğunluğu, “Başkanlık sistemi vaadiyle” ve mühürsüz oy pusulalarının kabulüyle yeniden sağladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik çöküş ve siyasi çıkmaz sürecini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yoluyla atlatmaya çalışan Erdoğan’ın sloganı, “Yetkiyi verin, sorunları çözeyim” olmuştu. Ancak OHAL şartlarında ve tartışmalı bir oylama sonucu geçilen yeni sistem de Erdoğan iktidarını rahatlatamadı. MHP ile birlikte kurulan Cumhur İttifakı’nın 2018’de resmen başlayan birlikteliğinde daha ilk yıl dolmadan, 2019’da yerel seçimlerde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok önemli belediyeyi muhalefet kazandı. Erdoğan başta sosyal medya ve sokak olmak üzere toplumsal muhalefete nefes aldırmayacak adımlara da bu dönemde hız verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ALTERNATİF KOLLUK SİLAHLANDIRILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Saray rejimi, krizden çıkışın yolunu kanun değişikliklerinde aradı. Kolluk sayısını ve yetkileri artırdı. 2020 yılının Haziran ayında, alternatif kolluk gücü olarak bilinen bekçilere, başta silah taşıma ve geniş arama yetkisi olmak üzere birçok hak tanındı. Mevcut bekçiler, “Zor kullanma ve silah kullanma yetkisi” ile “Suça el koyma&nbsp;yetkisi” için sadece üç günlük eğitimden geçerek iş başı yaptı. Bekçilerle kentin içinde en küçük sokağı bile gözetler, gündelik hayata müdahale edilir hale soktu. Hatta SADAT ve benzeri yapılarla paralel ordu, paralel emniyet gücü oluşturduğuna dair çokça haber yapıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SOSYAL MEDYAYA SINIRLAMA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu süre zarfında iktidarın en çok uğraştığı alanlardan biri de sosyal medya oldu. Yine 2020 yılının Temmuz ayında da "sansür" olarak nitelendirilen sosyal medya yasa teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda AKP ve MHP'li milletvekillerinin oyları ile kabul edildi. Düzenleme ile sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik erişimi engelleme yolları genişletildi, mahkemelere içerik kaldırma yetkisi verildi. En geç 24 saat içerisinde, istenilen içeriklerin kaldırılmaması durumunda, sosyal ağ sağlayıcılarına on milyonlarca TL’lik ceza ve bant daraltma yoluyla erişimi tamamen sonlandırma öngören yeni cezalar tanımlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yerel seçimlerde muhalefet belediyelerinin nüfusun çoğunluğunu yönetmeye başlamasının ardından, iktidarın oy oranlarındaki düşüş hızlandı. Sorunların yerel yönetimler tarafından çözülmesinden rahatsızlık duyan iktidar, büyükşehir belediyelerinin çok sayıda önemli yetkisini ve gelir getirici faaliyetini, yasal düzenlemeler yoluyla merkezi yönetime ve ilçe belediyelerine devretti. Belediyelerin İller Bankası’ndan alacağı ödeneklerin geçmiş dönem borçları için kesintili&nbsp;olarak ödenmesine karar veren Cumhur İttifakı, ayrıca belediyelerin bağış toplamasını da yasakladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MÜLAKAT BARİKATI LİYAKATI BİTİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Baskı ortamı, iktidarı desteklemeyenlerin kamudan soyutlanmasıyla sürdü. Geçen yıl, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edilen kamuya girişte güvenlik soruşturması uygulaması tartışmalı bir şekilde, ikinci kez Genel Kurul oylamasına sunularak kabul edildi. Bu düzenleme ile öğretmenliğin de içerisinde bulunduğu çok sayıda mesleğe alımda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması uygulaması hayata geçti. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi getirilen mülakat uygulamasıyla istedikleri isimleri kamuya alma şansı yakaladılar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İTTİFAKLARA KARŞI SEÇİM KANUNU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Toplumun hemen her kesiminden günden güne yükselen itirazlar ve altılı masa etrafında bir araya gelen muhalefet partileri nedeniyle iktidarı sarsılan AKP-MHP ortaklığı, yaklaşık bir yıl boyunca üzerinde çalıştığı yeni Seçim Kanunu’nu, 15 Mart’ta TBMM’ye sundu. Düzenlemeyle, ittifak anlamsız hale geldi. Seçim barajı, yüzde 10’dan yüzde 7 seviyesine indirildi. İttifakların aldığı oyların, düşük oy alan partilerin milletvekili çıkarmasına etki ettiği düzenleme iptal edildi. Seçim kurullarının yapısı değiştirildi. En kıdemli hakimlerin İl ve İlçe Seçim Kurulu Başkanı olması uygulaması son buldu. Seçim Kurulu Başkanları’nı kurayla belirleme yoluna giden iktidar, Temmuz ayında gerçekleştirilecek kura çekiminden hemen önce, 5 bin 426 yargı mensubunun görev yerini değiştirdi.<br /><br /><strong>YENİDEN SANSÜR DÜZENLEMESİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yükselen itirazların son bulmamasının ardından AKP’nin attığı bir diğer adım, tıpkı iki yıl önce olduğu gibi yine sansür teklifi hazırlamak oldu. Bu kez sansürün boyutu, basın kuruluşlarına kadar uzandı. TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeyi bekleyen teklifin yasalaşması durumunda, gazeteciler soyut gerekçelerle yıllarca hapiste kalabilecek. Gazetelere ve internet sitelerine yeni sınırlamalar getirilecek. Sosyal medya kuruluşlarının yükümlülükleri artacak. Basın kartları konusunda Saray’a tanınan yetkiler artacak, kartların iptal edilmesi kolaylaştırılacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">***</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meclis bir avuç yandaş için açık</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1 Temmuz’da yaz tatiline girmesi gereken TBMM’nin çalışma takviminin uzatılması konusunda BirGün’e değerlendirmelerde bulunan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Başta sansür düzenlemesi olmak üzere, ek bütçe, endüstri bölgeleri gibi tartışmalı teklifler için TBMM’yi çalıştıracaklar. Meclis’i halk için çalıştırmayan AKP’nin bu tartışmalı düzenlemelerine karşı etkin muhalefetimiz sürecek” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek sansür düzenlemesinin ileri bir tarihe ertelenmesinin ardından Meclis’in çalışma programının uzatılmasının “iyi niyetli bir girişim olmadığını” dile getiren CHP Grup Başkanvekili Altay, şunları söyledi: “Gündemdeki tekliflerin bir kısmı belki suya sabuna dokunmayan düzenlemeler ama birçok da sakıncalı teklifle karşı karşıyayız. Ek defans yapmamız gereken teklifler mevcut. İktidara ve kamuoyuna da beyan ettik, asla bu düzenlemelerin kolayca geçmesine izin vermeyeceğiz. Torba kanun teknikleri ile tartışmalı düzenlemeler için meclisi çalıştıranlara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. 1 Temmuz’dan sonrası için alınan çalışma kararı gösteriyor ki yeni teklifler de bu süreçte Meclis gündemine gelebilir. Bu konuda kamuoyunun içi rahat olsun. TBMM İçtüzüğü’nün bizlere muhalefet olarak verdiği tüm yetkileri kullanacağız ve direneceğiz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">***</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yandaşlar hiç unutmuyorlar</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Son yıllarda yürürlüğe giren düzenlemelerle kıyıların özel sektöre peşkeşinin önü açıldı. Özel yatırımlarda Saray’ın ofislerine onay ve söz söyleme yetkisi verildi. Bazı kamu işletmeleri anonim şirket haline getirilerek özelleştirilmesinin önü açıldı. Çok sayıda fabrika, özel sektöre devredildi. Ormanlık alanların vasfı değiştirilerek yapılaşma için kullanılmasına imkan sağlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM Genel Kurulu’nun gündeminde yer alan, “Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” de yine yandaşı kalkındırmayı amaçlıyor. Bu kanunla, yatırım yapmak için zorunlu tutulan “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Süreci” endüstri bölgelerinde artık yürütülmeyecek. Yatırımların daha “cazip” hale gelmesi için Hazine arazileri başta olmak üzere, değerlendirme süreçlerine tabii tutulmadan endüstri bölgelerine dahil edilecek alanlar, “yatırımcılara” devredilebilecek. Var olan alt yapı ve üst yapılar, özel işletmelere ait olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">KAYNAK: BİRGÜN GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Devlet ‘kontak kapat’ diyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/devlet-kontak-kapat-diyor-16658f97e0ee9-14a7-42e0-bfce-086a471a02d12022-06-24T22:10:00+03:00HABER MERKEZİ Devlet ‘kontak kapat’ diyor

Devlet ‘kontak kapat’ diyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Akarkayıt fiyatlarına gelen zamlar hem esnafın hem de tüketicinin belini bükmüş durumda. Ülkenin birçok noktasında taksiciler, otobüsçüler ve dolmuşçular kontak kapatma eylemlerine başladı. Kayseri’de şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüsçüler, akaryakıta yapılan zamlar nedeniyle kontak kapattı. Mersin’de taksi esnafı ve Karabük’te de dolmuş şoförleri benzer protestolar gerçekleştirdi.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Başkanı Birol Özcan, ‘‘Akaryakıt fiyatlarının bir an önce indirilmesini talep ediyoruz diyor. “Biletteki KDV’de ve köprü geçiş ücretlerinde indirim bekliyoruz” diyen Özcan, şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Mazotta ÖTV ve KDV aşağıya çekilirse bizde yolcu biletlerindeki fiyatları aşağıya çekeriz insanlar rahat eder. Bayrama 17 gün var biletlerin pahalılığından bilet satışı bile yok, otobüsler dolu gidip boş geliyor ve ilave ek seferler yapamıyoruz. Halkın ekonomik gücü kötü durumda, 4 kişilik bir ailenin gidiş geliş ve genel masrafları göz önünde bulundurulunca ortaya çok yüksek fiyatlar çıkıyor. Yolculuğun yükünü hafifletmek gerekiyor çözümü ise bilet ücretlerini aşağıya çekmek. Bilet ücretlerinin aşağıya çekilmesi için otoyol, köprü geçişlerinin, ÖTV ve KDV’nin düşürülmesi gerekiyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Ege’ye ve Doğu’ya gitmesi için bir otobüsün Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden ve Osman Gazi Köprüsü’nden geçmek zorunda olduğunu ve bu geçişlerin büyük paralara mal olduğunu söyleyen Özcan, “Tüm turist otobüsleri halk otobüsleri 2’nci Köprüden geçebiliyor sadece şehirler arası otobüsler geçemiyor bunların önüne geçilmesi ve çözüm bulunması lazım” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">YAKIN MESAFE YOLCUSUNU KAYBETTİK</span></p><p><span style="font-size:18px">Yakın mesafe yolcularının kaybedildiğini belirten Özcan, yakın mesafe maliyetlerini şöyle açıklıyor:</span></p><p><span style="font-size:18px">“İstanbul-Bursa arasında bir otobüs günde 3 sefer yapıyor, bir geliş gidişinde Yavuz Sultan Köprüsü’nde 140 km fazla mazot yakıyor ve köprü geçiş parası ödüyor. Bu sebepler fiyatların yükselmesine ve bize yolcu kaybetmemize yol açıyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu an litresi 30 lirayı aşan mazotun bayramda ne kadar olacağının belirsiz olduğunu kaydeden Özcan, bir otobüsün İstanbul’dan Van’a gidiş gelişinin 31 bin liralık mazota denk geldiğine dikkat çekti. Önceden bayram öncesinde bilet listelerinin dolduğunu vurgulayan Özcan, “Firmalar bilet satamıyor, halkın bilet alacak gücü yok” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu zamlarla devlet bize kontak kapat, diyor” diyen Özcan, giderlerin her geçen gün arttığını söylerken bilet fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yolcuların otobüs bileti almadığını belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">BU FİYATLARA DUR DEMELERİ GEREKİR</span></p><p><span style="font-size:18px">Girdi maliyetlerinin yolcuyu da otobüs firmalarını da bezdirdi. Bursa Şehirlerarası otobüs Terminali’ni ziyaret eden CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca şirket sahipleri ve yolcularla görüştü. Şehirlerarası yolcu biletlerinin yüksekliğiyle ilgili şikayetleri değerlendiren Karaca, “Daha önceki yıllarda karşılaşmadığımız, ilk kez bu kadar yüksek sesle şikayetlerin olduğu bir dönemden geçiyoruz. Ülke tarihinde görülmedik bir zulüm yaşanıyor bu ülkede ve hepsinin ortak noktası şudur, bu zulüm en kısa sürede yaşanacak değişimle son bulacak” dedi. Bursa Şehirler ve Uluslararası Otobüs Firma Yetkilileri Derneği Başkanı İsa Tacar ise Bursa-Van arası mesafenin 1.650 kilometre olduğunu belirterek şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Kestiğimiz bilet fiyatları 250-300 lira arasındaydı. Şimdi fiyatları 750 yaptık ama o da kurtarmıyor, neticede 1.200 litre mazot yakıyor. Gidiş-geliş de tam 40 bin lira bizim giderimiz var ortalama. Bu araba Hakkari’ye, Yüksekova’ya gidiyor, 2 binin üzerinde kilometre yapıyor, 1.500 litre mazot yakıyor. Bunun giderleriyle bütün masrafı 50 bin lira demektir. Şimdi bayram üzeri, okullar tatil oldu, pandemiden çıktık zaten daha yeni yeni insanlar kendi memleketlerine gidiyorlar. Bayramdan sonra işler duracak, arabalar boş gidecek. Bütün Türkiye genelindeki her bir giden-gelen aracın 25-30 bin içeri gireceğini söylüyorlar. Artı köprüler, artı otobanlar, ikramlar, şoför, muavin gibi sigortayla çalışanlarla beraber külliyen şu an zararla çalışıyoruz. Kontak kapatırsak Türkiye felç olur. Biz buna müsaade etmiyoruz. Bu fiyatlara dur demeleri lazım.”<br />BİR KİLO YEŞİLLİĞİN TAŞIMA MALİYETİ 5-6 LİRA</span></p><p><span style="font-size:18px">Karayolu yük taşıyıcıları Federasyonu Başkanı Ahmet Uzun ise yaşanan yüksek enflasyonla akaryakıt fiyatlarına indirim yapılarak mücadele edilebileceğini belirtti. Uzun, mazot zamlarının sadece sanayiciye veya çiftçiye etkisinin olmadığını belirterek en fazla tüketicilerin zarar gördüğünü söyledi. “Fiyatlar gerçekten çok rahatsız ediyor” diyen Uzun. “Artık hesap yapamaz boyuta geldik. Sektörde bir fiyat tarifesi yok. 2003 yılında hükümetin imzalamış olduğu Avrupa Birliği UEDD sistemi neticesinde de Avrupa Birliği’nin 12 ton yük taşımacılığı yapan araçlara indirimli akaryakıt desteği veriyor. Ancak bu bizim ülkemizde imzalanmasına rağmen uygulanmıyor” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sebze meyve fiyatlarının akaryakıt zamları nedeniyle şehirlerde çok yüksek olduğunu belirten Uzun, durumu şöyle özetledi: “Antalya’dan İstanbul’a 20 ton domates taşındığında 1 kilo domatesin taşıma maliyeti 2 liraya yükseldi. Yeşilliklerde bu maliyet çok daha yüksek. Bir TIR’a hafif ve kaba olduğu için 10 ton biber yüklebiliyor. Kilosunun taşıma gideri 5-6 lirayı buluyor. Çarşı pazarda bu yıl yeşilliklerin pahalı olmasının en büyük nedeni budur. Kayseri’den İstanbul’a köprü ve otoyol ücretlerine 1650 lira para ödeniyor. Buna bir de şoför masrafı ve hal girişleri eklendiğinde katlanıyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Uzun, yatlara ve gemileri verilen ÖTV’siz yakıtın yük taşıyan araçlara verilmesi halinde enflasyon da düşeceğini ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER KAYNAK: BİRGÜN GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Muharrem İnce'den 'muhalif medya' isyanı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/muharrem-inceden-muhalif-medya-isyani-16657a6ab35fb-b5f8-4ed4-aa83-ce26e97711812022-06-24T22:02:00+03:00HABER MERKEZİ Muharrem İnce'den 'muhalif medya' isyanı

Muharrem İnce'den 'muhalif medya' isyanı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Sık sık muhalif kanallarda ekrana çıkamamaktan şikayet eden Muharrem İnce son dönemde bu durumun tersine döndüğünü dile getirdi, fakat kurultaya gidecekleri gerekçesiyle haber olduklarını dile getirdi. İnce,&nbsp;<em>“Memleket Partisi nihayet Halk Tv, Tele1 ve KRT’de haber olabildi ama istifalarla iktidarın A Haberi neyse muhalefetin kanalları da odur. Parayı verenin düdüğü çaldığı bu medya düzeni değişecek”</em>&nbsp;ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">haber: habeer.sol.org</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Kayıp Uzi ve Baretta'ların belgesi 29 yıl sonra ortaya çıktı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/kayip-uzi-ve-barettalarin-belgesi-29-yil-sonra-ortaya-cikti-16656f2eddc6d-66c2-4ed0-8e2f-afb60e6cc45a2022-06-24T21:57:00+03:00HABER MERKEZİ Kayıp Uzi ve Baretta'ların belgesi 29 yıl sonra ortaya çıktı

Kayıp Uzi ve Baretta'ların belgesi 29 yıl sonra ortaya çıktı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">GÖKÇER TAHİNCİOĞLU<br />Susurluk-JİTEM davası olarak bilinen, 1993-96 yıllarında arasında 19 kişinin öldürülmesine ilişkin, aralarında eski bakan Mehmet Ağar’ın da bulunduğu 18 sanıklı davada, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden cinayetlerde kullanıldığı iddia edilen Uzi ve Baretta marka silahlarla ilgili beklenen yazılar dosyaya girdi. Emniyetten gönderilen belgeler, Ertaç Tinar’ın koordine ettiği Hospro firması tarafından hibe görüntüsü altında gönderilen 280 Uzi marka tam otomatik silah ve özel ekipmanların, davanın sanıklarından, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in talimatıyla, sayım yapılmadan Özel Harekat Şube Müdürlüğü’nün Antalya ve Ankara Gölbaşı’ndaki tesislerine gönderildiğini ortaya koydu. Yasa ve yönetmeliklere rağmen silahlar sayım yapılmadan özel harekatçılar tarafından kullanıldı. Sonradan yapılan sayımda 10 Baretta’nın eksik olduğu görüldü. Bu Baretta marka silahlardan biri, Abdullah Çatlı’nın öldüğü Susurluk kazasında Mercedes’ten çıktı. 10 Uzi silahın da kayıp olduğundan kuşkulanıldı ancak sayım yapılamadığı ve hibe belgelerinde sayı bulunmadığı için doğruluğu anlaşılamadı. Ancak Uziler’in, sayım yapılmadan kullanıldığı emniyetin yazılarıyla netleşti. Silahların sayım yapılmadan kullanıldığı dönemde, bir bölümü Uzi marka silahlarla Behçet Cantürk, Recep Kuzucu, Yusuf Ziya Ekinci, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım, Hacı Karay, Fevzi Aslan, Salih Aslan ve Namık Erdoğan cinayetleri işlendi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Zamanaşımına girme riski bulunan Susurluk-Jitem davasının görülmesine yarın Ankara’da devam edilecek.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Ads by Kiosked<br />Emniyet Genel Müdürlüğü, daha önce, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine gönderdiği yazıda, cinayetlerde kullanıldığı iddia edilen Uzi ve Baretta marka silahlarla ilgili bilgi vermişti. &nbsp;Dosyaya giren geçmiş tarihli raporlarda, silahların Türkiye’ye ilk kez 22 Aralık 1993’te girdiğinin belirtilmesine karşılık Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazısında silahların eski özel harekâtçı Korkut Eken’e 24 Haziran 1994 'te teslim edildiği belirtilmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">1994 denildi, 1993 çıktı<br />O dönemki yazılarda, Eken'in silahları geri teslim etmediği bilgisi de yer aldı. Silahların nerede olduğunun belirsiz gösterilmek istenildiği söz konusu altı aylık dönemde cinayetlerin işlendiği de saptandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gelen yazıda, 22 Eylül 1994’te 150 adet, 15 Kasım 1994’te 280 adet Uzi marka silahın teslim alındığı belirtildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak mahkemenin, belirsizlikler nedeniyle yeniden bilgi istediği Emniyet Genel Müdürlüğü, hibe edilen silahların 1993 sonundan itibaren gönderilmeye başlandığını bildirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayım yapılmadan istedi, kullanmaya başladı<br />Emniyet’ten gönderilen yeni yazılara göre, Susurluk hükümlüsü olan ve halen Susurluk-JİTEM dosyasındaki cinayetlerden de yargılanan dönemin Özel Harekat Başkan Vekili İbrahim Şahin, Türkiye’ye farklı tarihlerde, toplam 25 seferde fıçı ve kasalarda sokulan silahların sayılmasına izin vermedi. Resmi yazıyla, silahların hemen özel harekata gönderilmesini istedi. Bir bölüm silahlar özel harekatın Ankara Gölbaşı, bir bölümü ise Antalya’daki tesislerine gönderildi. 2000 tarihli bilirkişi raporuna göre, Şahin ve adamları, silahları, sayım yapılmamış olmasına rağmen kullanmaya başladı. Ancak silahların seri numaraları ile ilgili bilgi bulunmadığından, hangi silahın nerede kullanıldığı 29 yıldır netleştirilmedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mercedes’ten çıktı<br />Uziler’in, sayım yapılmadan kullanıldığı emniyetin yazılarıyla netleşti. Bununla birlikte, emniyet yazıları ve eski dosyalar, 10 Baretta marka silahın da kayıp olduğunu ortaya koydu. Bu silahlardan biri, Çatlı’nın öldüğü Susurluk kazasında, eski milletvekili Sedat Bucak’ın Mercedes’inden çıktı. Diğer 9 silahın akıbeti bulunamadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Harita netleşti<br />Gönderilen yazılar ve 29 yıl önce işlenmeye başlanan suçlarla ilgili dosyalar, kalıp silahlarla ilgili haritayı da netleştirdi. Yazılar ve ifadeler, Hospro firması adına Ertaç Tinar’ın silahlarla ilgili pazarlık yaptığını, ödemelerin Mehmet Ağar tarafından örtülü ödenekten yapıldığını, bu durumu gizlemek için Tinar’dan, “silahları hibe etmek istiyorum” yazısının alındığını ve ardından hibe görünümü altında silah transferinin yapıldığını gösteriyor. Silahların Susurluk çetesinin eline Şahin’in, sayım yapılmadan kendilerine gönderilmesini istemesiyle geçtiği anlaşılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurt dışı yasakları kalktı<br />Daha önce beraatle biten ancak istinaf mahkemesinin bozma kararı sonrasında yeniden görülmeye başlanan davada, cinayet suçlamasına ve ağırlaştırılmış müebbet istemine rağmen sanıklara yönelik cezasızlık hali de sürüyor. Tutuklu yargılanmasına gerek görülmeyen sanıkların bir bölümünün yurtdışına çıkış yasakları kaldırılmıştı. Duruşma öncesi eski Özel Harekatçı Ercan Ersoy’un yurtdışına çıkış yasağı da altı yıldır yasağın sürdüğü gerekçesiyle kaldırıldı.<br />KAYNAK: T24</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İyi Parti'nin merkez sağ sayıldığı bir Türkiye'nin vay haline!]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/iyi-partinin-merkez-sag-sayildigi-bir-turkiyenin-vay-haline-16655426d6438-482f-4b12-8b52-d839e2f4b5322022-06-24T21:54:00+03:00HABER MERKEZİ İyi Parti'nin merkez sağ sayıldığı bir Türkiye'nin vay haline!

İyi Parti'nin merkez sağ sayıldığı bir Türkiye'nin vay haline!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Son günlerde siyasetin gündemine İyi Parti'nin yükselişi oturdu, daha doğrusu oturtuldu. Anketlerde, oy oranının yüzde 20'lere yaklaştığından, hatta aştığından söz ediliyor. Meral Akşener, cumhurbaşkanlığına değil seçimler sonrasında kurulacak hükümetin başbakanlığına aday olduğunu, bu aşamada AKP ve CHP'nin oy oranlarını aşarak birinci parti olmayı hedeflediklerini defalarca vurguluyor. 2018'deki cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi bu defa da fazla havaya girmiş görünüyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Fransa'da, son seçimlerde parlamentoya 80'i aşkın milletvekiliyle üçüncü parti olarak giren ve "tarihî başarı" elde ettiği yorumları yapılan Marie Le Pen'in Ulusal Birlik Partisi (RN) "aşırı sağcı" olarak sınıflandırılıyor. Bizde ise, ülkeleri ve kişilikleri arasındaki farklılıklara rağmen geçmişi ve zihniyetiyle Türkiye tipi Marie Le Pen sayılması gereken Akşener ve partisinin siyasî yelpazede merkez sağ oturtulması pek yadırganmıyor.<br />Overton Penceresi'nden bakmak<br />Overton Penceresi, sosyal psikolojide kitlelerin bakışlarının/ fikirlerinin nasıl değiştirilebileceğini, bunun sürecini ve tekniklerini açıklayan politik bir kavram veya teori. Toplumun kanaatlerinin kökten değiştirilebileceğini, radikal (aşırı) sayılanın kabul edilebilir'e, imkânsız görülenin mümkün'e dönüşebileceğini öngörüyor. Mesela, Ukrayna'da bir süre öncesine kadar neo-Nazi, faşist olarak nitelenen grupların Rusya'nın saldırısından, savaşın kızışmasından sonra vatan savunması yapan milliyetçiler olarak görülmeye başlanması; mesela Hitler'in yükselişi, mesela eşcinsel evliliklerin birçok ülkede "normalleşmesi", vb… (Bakınız: Overton Penceresi'nden haberdar olmamı sağlayan Akdoğan Özkan'ın T24'teki 21 Mart tarihli yazısı.)</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkücü ve MHP kökenli Meral Akşener'in Türkçü-devletçi-şoven milliyetçi İyi Parti'sinin, zihniyet ve uygulamaları açısından radikal sağa yerleştirilmesi gerekirken çeşitli yorumlarda merkez-sağ, hatta kısaca merkez partisi olarak değerlendirilmesi Overton Penceresi teorisini doğrulayan iyi bir örnek. İyi Parti'nin; temel hedefini demokratikleşme, "Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma" olarak açıklayan Millet İttifakı içinde en güçlü ortak konumunda bulunması, başta CHP diğer ortakların da "overton" etkisi atında olduklarını gösteriyor. Başımızdaki beladan kurtulmak için yılana sarılmaya razı olan muhalif seçmenler de Millet İttifakı'nda çatlak yaratmamak, bozgunculuk yapmamak için kökleri faşizan Türk milliyetçiliğine, ferdi ezen devlet yüceltmesine dayanan devletçi-milliyetçi sağ'ın merkeze taşınmasına rıza gösteriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sınırötesi operasyonlara "evet" Erdoğan'a dolaylı destektir&nbsp;<br />İyi Parti'nin, 2020'de hayır oyu verdiği Libya tezkeresine bugün AKP ve MHP ile birlikte evet demesi, Millet İttifakı'nın tek adam rejimine son vererek demokrasiyi yeniden tesis etme amacıyla ne kadar uyuşuyor? Hiç… Hiç, çünkü Suriye, Libya, Kıbrıs konularında Erdoğan'ın yanında hizalanmak, onun (ve ortağı Bahçeli'nin) değirmenine su taşımaktır. Çünkü Erdoğan; muhalefet üzerinde yoğun baskı, her türlü muhalif sesi susturmak, yargıyla oynamak, HDP'yi yok etmek gibi, kitlelere birkaç ay içinde tenekeye dönüşecek altın boncuklar ihsan etmek yanında, seçim hesabını Kıbrıs fatihliği, Libya hâmiliği, Kuzey Suriye kahramanlığı üzerine kuruyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu politikaların ne içerde ne de dışarıda barışa, demokrasiye, istikrara katkısı olmadığını söylemeye bile gerek yok. Cumhur İttifakı'nın savaşçı, müdahaleci, ilhakçı, saldırgan politikalarına verilecek her destek, her evet oyu, Türkiye'nin bekasına değil Erdoğan'ın seçim zaferine verilen oydur; evlatlarımızın yabancı topraklarda yaşamlarını yitirmelerine, ölmelerine, öldürmelerine, kan dökülmesine, savaş suçlarına verilen oydur. Türkiye'nin uluslararası planda saygınlığını yitirmesine verilen oydur. Evet oyu kullananları Cumhur İttifakı'nın gizli işbirlikçisi konumuna itecek, suç ortağı yapacak oydur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Millet İttifakı'nı bekleyen tehlike<br />6 muhalefet partisi liderinin bir masada buluşmasını, tek adam rejimine karşı güçlendirilmiş parlamenter sistem amacında ortaklaşmasını, demokrasi vurgulu vaadlerini küçümseyenlerden değilim. Masanın çökmesini de, zayıflamasını da istemem. Aksine, sol bacağı eksik de olsa, Kürt siyasetine mesafeli (İyi parti söz konusu olduğunda düşmanca) bir tutum da sergilese, Cumhur İttifakı karşısında güçlenmesinden ve kazanmasından yanayım. (Bu duygularımı da Overton penceresi etkisi olarak yorumlayabilirsiniz. Nelere razı oluyoruz!..)</span></p><p><span style="font-size:18px">Erdoğan ve ortağı Bahçeli'nin hesapları, 6'ların Aşil topuğuna (en zayıf noktasına) ateş ederek dağılmalarını sağlamak. İttifakın, daha doğrusu 6'lı birlikteliğin en zayıf iki noktası Kürt meselesi ve beka yutturmacasıyla köpürtülen devlet kutsaması/yüceltilmesi. Cumhur İttifakı bu zayıf noktalara vurmak için İyi Parti okunu kullanıyor. Meral Hanım ve ekibi de hem ideolojik kökenleri hem de oy hesaplarıyla bu oku, Erdoğangiller'in gösterdiği hedefe yönlendirmekten, Erdoğan'ın değirmenine su taşımaktan geri kalmıyor.&nbsp;</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Ads by Kiosked<br />Merkezin radikal sağa kaymasını engellemek için…<br />Hem Cumhur İttifakı'nın oyununu bozmak hem de siyasî merkezin devletçi-milliyetçi radikal sağa kaymasını engellemek bu aşamada ve seçim sonrasında büyük önem taşıyor. İyi Parti'nin Erdoğan destekçisi tutumuna değinmemin nedeni de bu. Kendini sosyalist sola ve Kürt siyasî hareketine kapamış olan 6'lı masa, özellikle Kılıçdaroğlu, dağılma korkusu veya oy kaptırma endişesiyle Akşener çizgisine teslim olursa seçimlerle birlikte ülke de elden gitti demektir. Tabii yanılabilirim ama akıllı ve güçlü bir lider olan Meral Hanım'ın -ideolojik tutumu kolay kolay değişmese de-, gerçekçiliğinin ve gelecek emellerinin 6'lı birlikteliğin dağılmasına izin vermeyeceğini düşünüyorum. Bir koşulla: diğer liderlerin tehlikeyi açıkça işaret etmeleri ve kendilerinin de Erdoğan'ın dış siyasetine gerekli mesafeyi koymaları koşuluyla.</span></p><p><span style="font-size:18px">6'lı masa; özellikle de ittifakın ikinci büyük ortağına çok önem veren, gücendirmekten çekinen Kılıçdaroğlu ve diğer liderler İyi Parti'yi, İyi Parti ile birlikte de merkezi, aşırı sağdan ortaya çekmeye gayret edebilirler. Bu da oy kaygısıyla Meral Hanım'ın peşine takılıp uygun adım sağa, daha da sağa gitmek yerine kamuoyu yoklamalarının rüzgârına kapılıp yüksekten uçmaya meyleden Akşener'i merkeze yönlendirmekle olur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Selahattin Demirtaş'ın altını çizdiği gibi, herkes birbirinin korkusunu, endişesini gidermek zorunda. Kılıçdaroğlu'nun kendi partisi içinde bile iyi anlaşılmayan "helalleşme" önerisi tam da bu amaca hizmet ediyor. Bütün siyasî eğilimlerin, partilerin, yapıların, kişi kişi hepimizin öncelikle kendimizle yüzleşmeye, cesaretle hesaplaşmaya sonra da helalleşmeye ihtiyacımız var. Faili meçhul'ler döneminin İçişleri Bakanı Meral Hanım da bundan masun değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Merkezin radikal sağa çekildiği bir siyasal ortamda mevcut iktidar değişse de Türkiye demokratik bir ülke olamaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">OYA BAYDAR/ T24</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Ahmet Türk: CHP iktidara doğru yürüyor, bu sanıldığı kadar kolay olmayacak]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ahmet-turk-chp-iktidara-dogru-yuruyor-bu-sanildigi-kadar-kolay-olmayacak-166540ec20007-6620-42e9-9fa2-c2d42ad6849e2022-06-24T21:51:00+03:00HABER MERKEZİ Ahmet Türk: CHP iktidara doğru yürüyor, bu sanıldığı kadar kolay olmayacak

Ahmet Türk: CHP iktidara doğru yürüyor, bu sanıldığı kadar kolay olmayacak

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ile dünkü akşam yemeklerinin ardından bugün tarihi konağında yeniden bir araya geldi. Salıcı ve Türk, bir süre sohbetin ardından, tarihi konağı gezdi.<br />Türk, görüşme sırasında gazetecilere şu değerlendirmede bulundu:<br />"Toplumda değişim dönüşüm var. İktidar eskiden ikna ediciydi, ama bu ortadan kalktı. Değişimin toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermesi lazım. CHP iktidara doğru yürüyor. Bu sanıldığı kadar kolay olmayacak. Yeni bir dönemin kapısı açılıyor. Önemli olan yalnız seçimi kazanmak değil seçim sonrası da ne olacağını düşünüyoruz. Önemli adımlar atılacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">“TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ MESELESİ KÜRT MESELESİ”</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin en önemli meselesi Kürt meselesi. Bu konunun diyalogla konuşmayla çözülmesi gerekiyor. Sürecin buna müsait olduğunu düşünüyorum. Geçmişte büyük acılar yaşandı, yanlışlıklar yaşandı. Bugün silahlı mücadelenin sorunları çözmeyeceği artık anlaşılmıştır. Bu konuda da ciddi adımların atılması lazım. Kucaklayıcı bir politikanın izlenmesi lazım. Kucaklayıcı bir politika izlenirse Türkiye kısa zamanda refaha ve demokrasiye ulaşacaktır diye düşünüyorum.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk, şu anki siyaset ortamına ilişkin "Bir dönemin sonu olarak değerlendiriyorum. Bir dönemin kapandığı yeni bir dönemin açıldığı zamanlardan geçiyoruz diye düşünüyorum. Herkes elini taşın altına koyarsa toplumsal barışı sağlayabiliriz" diye değerlendirmede bulundu. (ANKA)</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER KAYNAK: BİRGÜN</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İngiltere açıkladı: Belli üniversitelerden mezun olanlara kolay vize verilecek]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ingiltere-acikladi-belli-universitelerden-mezun-olanlara-kolay-vize-verilecek-16653ef749f33-231a-4b8a-8f55-becc995dac5c2022-06-24T21:49:00+03:00HABER MERKEZİ İngiltere açıkladı: Belli üniversitelerden mezun olanlara kolay vize verilecek

İngiltere açıkladı: Belli üniversitelerden mezun olanlara kolay vize verilecek

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İngiltere, ülkeye yeni yetenek ve parlak çalışanlar çekmek için yeni bir vize kolaylığı getirme kararı aldı.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Yapılan açıklamada, “yüksek potansiyeli olan” ve kariyerinin başında olan parlak bireyleri ülkeye çekmek için yeni bir vize programı başlatılması için harekete geçildiği belirtildi. İngiliz The Times gazetesinde yer alan haberde belli üniversitelerden gelen “yeni mezunlara” çok kolay şartlarla çalışma vizesi verileceği belirtildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Belli uluslararası listelerde üst sıralarda yer alan üniversitelerden yeni mezun olanları kapsayacak vize anlaşması ile birlikte lisans ve yüksek lisans mezunlarına 2 yıl, doktora &nbsp;yapmış olanlara ise 3 yıllık vize verilebilecek. Vizeyi alanlar bu sayede çalışma izni de almış olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">İngiltere içişleri bakanlığı, mezuniyet üzerinden en fazla 5 yıl geçmesini zorunlu kılarken, kaç yeni mezunun başvurabileceğine dair kota ile ilgili bir açıklama yapılmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamada, yeni mezunların Times Higher Education, Quacquarelli Symonds World University Rankings ya da Academic Ranking of World Universities isimli üç listeden en az ikisinde ilk 50’de bulunan üniversiteden mezun olmuş olması isteniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu an güncel listelere göre ABD’den 20 üniversitenin yanı sıra Kanada, Japonya, Almanya, Avustralya, Hong Kong, Çin, Singapur, Fransa, İsveç ve İsviçre’den de eğitim kurumları yer alıyor. Bu listelerin ilk 50 sıralamasında ise Türkiye’den hiçbir üniversite yer almıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">TÜRKİYE’DEN İLK 50 DEĞİL İLK 500’DE TEK BİR ÜNİVERSİTE VAR</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">En son mart aynında açıklanan Quacquarelli Symonds World University Rankings’in sıralamasında Türkiye’den tek bir üniversite ilk 500’de yer almıştı. Türkiye’deki üniversiteler bu tür listelerde son yıllarda düşüş trendine girdiği için sık sık gündem oluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">İçişleri bakanı Priti Patel, bu hamleden dolayı çok heyecanlı olduğunu söylerken, bu sayede yeni yeteneklerin ülke ekonomisine de kazandırılabileceğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başvuracak yeni mezunların İngilizce konuşma, okuma, dinleme ve yazmada minimum B1 seviyesinde olması istenirken, sicil kaydının da olmaması bekleniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER KAYNAK: SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Almanya Türkiye’den 1.9 milyon çalışana kapıları açtı: 10 gözde mesleği duyurdular]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/almanya-turkiyeden-19-milyon-calisana-kapilari-acti-10-gozde-meslegi-duyurdular-166520e5b6c91-69aa-4ff4-8c74-182cd3049f8b2022-06-24T21:46:00+03:00HABER MERKEZİ Almanya Türkiye’den 1.9 milyon çalışana kapıları açtı: 10 gözde mesleği duyurdular

Almanya Türkiye’den 1.9 milyon çalışana kapıları açtı: 10 gözde mesleği duyurdular

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ALİ GÜLEN</span></p><p><span style="font-size:18px">Almanya’da uzmanlık gerektiren birçok sektörde işçi açığı giderek artıyor… Hemen her sektörde açık bulunurken Avrupa Birliği içinde de bu sayı kapanamıyor ve sayı 2 milyona dayandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">AB üyesi ülke vatandaşlarının istedikleri ücretlerin çok olması ve ayrıca ayrıca açığı kapatacak sayıda çalışan olmaması sebebiyle Almanya’da gözler Türkiye’ye döndü.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Ankara’nın bu konuda hamle yaparak “Türk vatandaşlarını çalışan olarak“ gönderebilmek için, yeni anlaşmalar yapması gerekiyor. Fakat son dönemde Türkiye’den çok sayıda Suriyeli ve Afgan Almanya’ya gitmeye başladı. Almanya’ya ulaşan Suriyeli ve Afganlar da Almanya’da hemen çalışmaya başlıyor.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">İŞTE ALMANYA’NIN GÖZDE MESLEKLERİ:</span></p><p><span style="font-size:18px">İNŞAAT SEKTÖRÜ VE TÜRK ŞİRKETLERİ: Birçok Türk firması Almanya'da inşaat ve emlak sektörüne girdi. Bunlar arsalar alıyor, imar iznine göre lüks evler ya da villalar yapıyor. Kimi eski evleri alıp tamir ediyor ve daire daire satıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Demirci, kaynakçı, su teknisyeni, elektrikçi, kaloriferci gibi binlerce işçiye kolay vize veriliyor. Türk inşaat işçileri, bu alandaki uzmanları kolaylıkla getirebiliyor. A 2 düzeyinde Almanca vizede kolaylık sağlıyor.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">BİLİŞİM SEKTÖRÜ: Bilgisayar programcıları, yazılımcılar, İngilizce- Almanca bilen bilgisayarcılar çok aranıyor. Bu kesimde ücretler oldukça dolgun ve en azı 4000 Euro brütten başlıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mavi Kart'la kısa süreliğine gelmek mümkün. İşiniz devam eder ve üç yılı aşkın süre aynı yerde çalışırsanız, Almanya'da sürekli oturum izni alıyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">SAĞLIK SEKTÖRÜ: Doktor, hemşire ve sağlık personeline her zaman ihtiyaç duyuluyor. Yine en az A 2 ve tercihen B 2 düzeyinde Almanca gerekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle doktorların ileri düzeyde Almanca bilmesi şart. Bunlar, Almanya'dan iş garantisi ya da hastaneden davet alınca, kolayca vize çıkartabiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">ULAŞIM VE HAVACILIK: Havaalanlarında yer personeli sıkıntısı yaşanıyor. Alman Hava Taşımacılığı Ekonomisi Birliği (BDL), Türkiye'den 2 bin yer personeli alınabilmesi için yasanın esnetilmesini istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Federal Çalışma Bakanlığı'na teklif sunulurken, yine A 2 düzeyinde Almanca bilgisi gerekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yer personelinin Hava Yolu Birliği IATA'nın koşullarını taşıyan sertifika sahibi olması ve sicilinin temiz olması gerekiyor. Sadece Frankfurt’taki açığın 1200 kişi olduğu açıklandı… Aynı şekilde tecrübeli pilotlar da Almanya'da kolaylıkla iş bulabiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">MEDYA, HUKUK, MÜHENDİSLİK, EĞİTİM: Bu alanlarda, Almanya’daki işyerlerinden ya da bürolardan, iş garantisi alanlar, yeterli düzeyde Almanca bilmeleri halinde gelebilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dil bilen öğretmenler de kısa sürede istihdama alınıyor. Önce stajyer öğretmen oluyorlar, iki yıl içinde de tam kadrolu öğretmenliğe geçiyorlar. Bunda diploma ve mesleki yeterliliğin kanıtlanması şart.</span></p><p><span style="font-size:18px">YATIRIM VE ŞİRKETLER: Almanya'ya 500 bin Euro'nun üzerinde yatırım yapacağını kanıtlayanlar, şirket kuranlar, bunların yöneticileri rahat vize alıp gelebiliyor. Buradaki tek önemli kıstas, Almanya'ya yük olmamak ve kazanç sağlayabileceğini göstermek. Yatırımcılara her zaman kapılar açık.</span></p><p><span style="font-size:18px">ALTIN -GÜMÜŞ İŞLEMECİLERİ: Bunlar dışındaki birçok sektörde uzman olanlar da, örneğin altın-gümüş işlemeciliği gibi ya da aranan el sanatlarında yetkin olanlar, “uzmanlıklarını kanıtlarlarsa”, davet edilmeleri şartıyla vize alabilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER KAYNAK: SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[AB’den Türkiye açıklaması: ‘1999’daki duruma göre…’]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/abden-turkiye-aciklamasi-1999daki-duruma-gore-1665195790813-2c1d-41f6-9188-052789b71f3f2022-06-24T21:33:00+03:00HABER MERKEZİ AB’den Türkiye açıklaması: ‘1999’daki duruma göre…’

AB’den Türkiye açıklaması: ‘1999’daki duruma göre…’

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini’ye verdiği röportajda, Türkiye ile Yunanistan ilişkilerine ve Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine değindi. Leyen, Türkiye’nin çeyrek asır öncesine kıyasla şu anda AB’den daha uzakta olduğunu söyledi.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’ya karşı Avrupa yaptırımlarını uygulamama tercihi hakkında da konuşan Leyen, katılım sürecinde uyumun önemli olduğunu belirterek, Ankara’nın isteksizliğinin Avrupa Birliği’ne katılma istekliliği hakkında çok şey gösterdiğini de sözlerine ekledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘KATILIM SÜRECİ LİYAKATA DAYALIDIR’</span></p><p><span style="font-size:18px">Von der Leyen, “Üstelik 1999’dan bu yana Türkiye ve Slovakya’nın gidişatını karşılaştırırsak rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki: Bugün Türkiye 1999’dan çok daha uzakta” ​​dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Röportajın başka bir yerinde Komisyon başkanı, “katılım sürecinin liyakate dayalı olduğunu ve bu nedenle başvuran ülkenin elinde olduğunu” söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Rusya’nın Avrupa’ya karşı yürüttüğü enerji savaşına da değinen von der Leyen, AB’nin gerekli tüm adımları içeren acil durum planları hazırladığına dair güvencesini yineledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Verimlilik unsurundan enerji tasarrufuna, ihtiyaçların önceliklendirilmesine kadar gerekli tüm adımları içeren acil durum planlarımız var. Bu, tüm bunların tetikleyicisi olan Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin başlangıcından bu yana yoğun bir şekilde düzenlendi.” dedi. Leyen, Rus gazına bağımlılıktan kurtularak diğer güvenilir tedarikçilere yönelmenin öneminin de altını çizdi.<br />kaynak: SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez: Türkiye'de 14,8 milyon kişi fiilen aç]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/eski-devlet-bakani-ufuk-soylemez-turkiyede-148-milyon-kisi-fiilen-ac-16650968854c1-d38a-42a6-a675-921fe07dea362022-06-22T14:29:00+03:00HABER MERKEZİ Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez: Türkiye'de 14,8 milyon kişi fiilen aç

Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez: Türkiye'de 14,8 milyon kişi fiilen aç

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'nın yaptığı açlık haritasının Türkiye verilerine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Söylemez, Türkiye’deki gıda enflasyonundan dolayı sağlıksız ve yetersiz beslenmenin yetişkinlerde diyabete neden olduğunu belirterek çocuklarda ise bodurluk riskini artırdığının altını çizdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı açlık haritasına göre Türkiye’de 14,8 milyon kişinin fiilen aç olduğuna işaret eden Söylemez, “Bizim sosyal devlet anlayışının içi boşaltıldı, maalesef yandaşlara kaynak aktarımına dönüştüğü için çocuklarımıza ve ihtiyaç sahiplerine yeterli ve dengeli beslenmeleri için imkanlar sağlanamıyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Söylemez, şu değerlendirmelerde bulundu:</span></p><p><span style="font-size:18px">14,8 MİLYON VATANDAŞ FİİLEN AÇ</span></p><p><span style="font-size:18px">“Enflasyon büyük sorun ama gıda enflasyonu daha büyük bir sorun haline geldi. Dünyada açlık ve kıtlık riskinden bahsedilirken Türkiye’deki yansımaları korkunç bir şey, TÜİK’in açıkladığı üretici fiyatları gıdada yüzde 117, bu TÜİK’in açıkladığı rakamlar. Türkiye’nin hiç girmediği, üçüncü dünya ülkelerinin girdiği raporda maalesef biz de yer aldık.</span></p><p><span style="font-size:18px">6 Haziran 2022 itibarıyla Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı bir açlık haritası hazırladı. Buna göre Türkiye’deki nüfusun 14,8 milyonu yetersiz gıda tüketimine sahip, yani 14,8 milyon Türk vatandaşı aslında fiilen aç. BM Türkiye’deki çocukların yüzde 1,7’sinin akut yetersiz beslenmeden mustarip olduğunu, yüzde 6’sının ise kronik yetersiz beslenmeden mustarip olduğunu açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İNSANLAR SAĞLIKSIZ VE UCUZ GIDALARA YÖNELİYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne demektir bu, yani akut ve yetersiz beslenme insanların sağlıksız, ucuz gıdalara yönelmesine de neden oluyor. Bunun yetişkinlerde de çocuklarda da bir kere obezite riski taşıyor. Özellikle yetişkinlerde Tip 2 Diyabet riski çok artıyor çünkü yeterli proteine, tavuk, balık, et, peynir, yumurta gibi ürünlere erişemeyen, dengeli ve sağlıklı beslenemeyen bireyler daha çok nispeten o da pahalı ama unlu mamullere, hamur işlerine yöneliyorlar. Unlu mamuller ve hamur işleri karbonhidrat tüketimini arttıracağı için şekere dönüşüyor vücutta, orta ve uzun vaade de şeker hastalığı denilen Tip 2 Diyabet riskinin patlamasına yola açacağını, bunu sadece ben söylemiyorum uzmanlar söylüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">EKONOMİ DİREKT İNSAN YAŞAM KALİTESİNE DOKUNAN BİR ŞEY</span></p><p><span style="font-size:18px">İkinci esas benim üzüldüğüm risk sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenemeyen evlatlarımız, küçüklerimiz, çocuklarımızın riski… Bu toplumda et, süt, sebze, meyve, yumurta, peynire erişemeyen dengesiz ve sağlıksız, yetersiz beslenen çocuklarda bodurluk riski stunting deniyor buna, bunu da yine tıp uzmanları açıklıyor. Biz ekonomi konuşuyoruz ama esasında ekonomi direkt insan yaşam kalitesine dokunan bir şey olduğu için şu anda Türkiye’de yetişkinlerde Tip 2 Diyabet oluşabilecek bir risk. İkincisi çocukların zihinsel ve bedensel gelişimini engelleyecek bodurluk riskinin artacağı endişesiyle öne sürülen bir şey.</span></p><p><span style="font-size:18px">SAVAŞ HALİNDE OLAN ÜLKELER DAHİ TÜRKİYE'DEN DAHA İYİ</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunların tamamının ekonomi ile ilgisi var, Türk ekonomisinin bugün resmi olarak yüzde 73’lerde ama fiili olarak yüzde 100’ü aştığı görünen gıda enflasyonu, gıda enflasyonda 171 ülke arasından Türkiye; Lübnan, Venezüella ve Zimbabve’den sonra gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Mayıs 2022 itibariyle. Bu bizim için çok büyük ayıp. Bugün İstanbul’da ekmeğin 5 liraya satılacağına dair söylentiler bile ne kadar üzücü olduğunu gösteriyor. Bugün savaş halindeki Rusya’da gıda enflasyon mayıs itibariyle yüzde 20,05, Ukrayna’da yüzde 22,4; savaş halinde olan, yaptırıma uğrayan ülkeler dahi Türkiye’den daha iyi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin özelde gıda enflasyonu, genelde enflasyon karşısındaki yetersiz, yanlış politikaları, ideolojik ve dogmatik saplantılarla nas adı altında bugünün şartlarına uymayan yanlış politikaların sonucunda geldiği nokta obezite riski, Tip 2 Diyabet riski, bodurluk riski diye görülüyor, bu konuda uyarmayı vicdani, ahlaki bir görev sayıyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ İÇİ BOŞALTILDI</span></p><p><span style="font-size:18px">Söylemez, Türkiye’de çocukların yeterli ve sağlıklı beslenmelerin önündeki engellerin kaldırılması için sosyal devletin müdahil olmasına ilişkin soru üzerine şu yanıtı verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Biliyorsunuz devletin kurumları yandaş vakıflara Manhattan’da dünyanın en lüks yerine Newyork’ta pahalı yurt yapmak için para aktarıyorlar. Türkiye’de kaynaklar israf edildiği, yandaşlara aktarıldığı için maalesef çocuklara ve onların sağlıklı, yeterli, dengeli beslenmesine yönelik olarak yapılacak şeyler ihmal ediliyor. Sosyal devletin özelliği bakıma muhtaç, kimsesiz ve korumaya muhtaç bütün insanların başta çocuklar olmak üzere sosyal destek sağlamaktır, bizim sosyal devlet anlayışının içi boşaltıldı maalesef yandaşlara kaynak aktarımına dönüştüğü için çocuklarımıza ve ihtiyaç sahiplerine yeterli ve dengeli beslenmeleri için imkanlar sağlanamıyor."</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: ARTI GERÇEK</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Atatürk anıtı önünde ‘sansür yasası’ eylemi]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ataturk-aniti-onunde-sansur-yasasi-eylemi-166498dedb8ed-2bde-4ce0-b01a-32efab917d192022-06-22T13:56:00+03:00HABER MERKEZİ Atatürk anıtı önünde ‘sansür yasası’ eylemi

Atatürk anıtı önünde ‘sansür yasası’ eylemi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">YAVUZ ALATAN</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Gazeteci örgütleri, TBMM'de bulunan ve ‘sansür yasası’ olarak nitelenen kanun teklifinin geri çekilmesi için eylem yaptı. Ulus Atatürk heykeli önünde buluşan gazeteciler basına yönelik baskı ve sansür yasasına ‘hayır’ dedi. Gazeteciler anıt önünde “Susturma Korkutma, Hapsetme Yasasına Hayır”, “Basın Hürdür Sansür Edilemez” yazılı pankartlar açtı. Ankara Ulus’taki Atatürk anıtı önünde toplanan gazeteci örgütleri ‘sansür yasası’ olarak nitelenen kanun teklifinin geri çekilmesi için eylem yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin basın örgütleri tarafından hazırlanan ortak metni okudu. Bilgin, “TBMM'de Basın Kanunu yenileniyor. Adı Basın Kanunu ama içinde basın yok baskı var. Adı Basın Kanunu ama içinde hapis cezası, kapatma, ağır denetim ve basın kartı iptalleri var” dedi ve şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">GAZETECİLERİ DİNLEMEDİLER</span></p><p><span style="font-size:18px">– Haftalarca Meclis'te iktidar ortaklarına ‘Gazetecileri dinlemeden basın yasası yapılmaz' dedik, öneriler verdik, itiraz ettik ama nafile. Tek bir cümlemizi bile dikkate almadılar. Bu nedenle ülkemizin en büyük basın meslek örgütleri olarak Türkiye'nin dört bir yanından buraya, milletin meclisine geldik. Yasayı geri çekin, basın yasalarını gazetecilere danışarak yapın. Sanmayın ki bizler dezenformasyonun önlenmesini istemiyoruz. Ama bunun yolu hapis cezasından geçmez.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">YARGITAY HAKİMİ DE KARŞI</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">– Yargıtay hâkimi bile karşı çıkıyor ama dinlemiyorlar. Yasada yazılı basının kapısına kilit vuracak maddeler var. Anadolu basını hiçe sayılmış, gözden çıkarılmış. Yaklaşık 1000 gazetenin, yaşam kaynakları olan resmi ilanları büyük oranda kesilerek, kapanmakla karşı karşıya bırakılacak. Basın ilanlarının dağıtımına ilişkin değişikliklerle yazılı basına kilit vurduracak olan düzenleme, meslektaşlarımızın özlük haklarında da hiçbir iyileştirme içermiyor. Bunları söyledik, anlattık, yazdık ama dinlemediler.</span></p><p><span style="font-size:18px">HER ŞEYE AYKIRI</span></p><p><span style="font-size:18px">– Bu yasa temel insan haklarına, haberleşme özgürlüğüne, basın özgürlüğüne aykırıdır. Yani Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa ile güvence altına alınan haklarımıza aykırıdır. Bu yönüyle sadece gazetecilerin özgürlüklerine değil tüm toplumun özgürlüklerine engeldir. Yanlış bilgiyi alenen yayma suçu oluşturup üç yıl hapis cezası getiren bu yasa tüm toplumu yazmaktan, eleştirmekten, sosyal medyada mesaj paylaşmaktan alıkoyacaktır. Bu yasa toplumsal bir otosansür dalgası yaratacaktır. Bu nedenle sadece gazetecilerin sorunu değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">NEDEN HAPİS?</span></p><p><span style="font-size:18px">– Neden getiriliyor bu hapis cezası? Bu nasıl uygulanacak? Seçimlere bir yıldan az bir zaman kalmışken çıkarılan bu yasayla sağlıklı siyasi tartışma ortamı nasıl sağlanacak? Yargıtay'ın görüşündeki gibi uygulamada doğacak karmaşa ve keyfilik nasıl önlenecek? Bu soruları defalarca sorduk ama Meclis'te bizlere hiçbir yanıt verilemedi. İşte bu nedenlerle basın meslek örgütleri olarak, tünelden önceki son çıkışta buradayız. Bu yasa teklifinin geri çekilmesini istiyoruz” dedi.<br /><strong>HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Memurun mesaisine 1.7 liralık zam]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/memurun-mesaisine-17-liralik-zam-166483188e2ca-a1d8-4be2-9f5f-306075a6e6c12022-06-22T13:48:00+03:00HABER MERKEZİ Memurun mesaisine 1.7 liralık zam

Memurun mesaisine 1.7 liralık zam

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ERDOĞAN SÜZER</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM'ye sunulan ek bütçe yasa teklifiyle memurların fazla çalışma ücretleri ve yurt içi harcırahlarına yüzde 61 ile yüzde 63 arasında zam yapıldı. Ek bütçenin yasalaşması halinde 2 lira 70 kuruş olan memurun saatlik fazla mesai ücreti 1.7 lira artırılarak 4 lira 40 kuruşa çıkacak. Nüfus büyüklüğüne göre aylık 361 TL ile 667 TL arasında değişen zabıta ve itfaiye personelinin aylık maktu fazla çalışma ücretleri 584 TL ile 1.080 TL seviyesine çıkarıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">65 YAŞ AYLIĞINA ZAM YOK<br />Memurların günlük yurt içi harcırahları da derece ve kıdemine göre 100 lira ile 129 lira seviyesine yükseltildi. Ek bütçeyle 65 yaş aylığına ise zam yapılmazken ilk, orta ve lise yatılı okul pansiyon ücretleri ise 4 bin 540 liradan 8 bin 210 liraya çıktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynak: sözcü</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Yargıtay 15 Temmuz kararını bozdu askeri öğrencilere tahliye başladı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/yargitay-15-temmuz-kararini-bozdu-askeri-ogrencilere-tahliye-basladi-16647ab4b7584-6e40-46fd-bc75-e320575f79242022-06-22T13:43:00+03:00HABER MERKEZİ Yargıtay 15 Temmuz kararını bozdu askeri öğrencilere tahliye başladı

Yargıtay 15 Temmuz kararını bozdu askeri öğrencilere tahliye başladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Yargıtay, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Sultanbeyli dosyası kapsamında tutuklanan ve müebbet hapis cezası verilen 66 askeri öğrenci hakkındaki kararı bozdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazete Duvar’ın haberine göre ilk olarak öğrencilerden Furkan Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya Twitter’dan “Emin değilim ama oğlum tahliyeymiş. Görmeden inanmam” mesajı paylaşıp Silivri Cezaevi önüne gitti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ardından Avukat Cemil Çiçek, Twitter’dan “müebbet alan askeri öğrencilerin dosyasının Yargıtay tarafından bozulduğu bilgisi geldi” yazdı. Bir süre sonra Melek Çetinkaya yine Twitter’dan cezaevi önünde, tahliye edilen oğluyla çekilmiş fotoğrafını yayınladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Avukat Ayça Çiçek de “Sayı 66, bildiğimiz kadarıyla 50 öğrenci hakkında tahliye yok şu an. Kararı görene kadar şimdilik aldıklarımıza sevineceğiz. Tahliye için Silivri’deyiz..” mesajı paylaştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayı 66, bildiğimiz kadarıyla 50 öğrenci hakkında tahliye yok şu an. Kararı görene kadar şimdilik aldıklarımıza sevineceğiz. Tahliye için Silivri’deyiz..</span></p><p><span style="font-size:18px">— Ayça Çiçek (@_aycacicek_)&nbsp;<a href="https://twitter.com/_aycacicek_/status/1539350727532879876?ref_src=twsrc%5Etfw">June 21, 2022</a></span></p><h4><span style="font-size:18px">KILIÇDAROĞLU “AZ KALDI” DEMİŞTİ</span></h4><p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Mart ayında yaptığı grup toplantısında&nbsp;“Yıllardır içerde olan askeri öğrenciler var” diyen Kılıçdaroğlu, “Askeri öğrencilere de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu’ndan selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz. Az kaldı, merak etmeyin diyoruz” ifadelerini kullanmıştı.</span></p><h4><span style="font-size:18px">KILIÇDAROĞLU “AZ KALDI” DEMİŞTİ</span></h4><p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Mart ayında yaptığı grup toplantısında&nbsp;“Yıllardır içerde olan askeri öğrenciler var” diyen Kılıçdaroğlu, “Askeri öğrencilere de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu’ndan selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz. Az kaldı, merak etmeyin diyoruz” ifadelerini kullanmıştı.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">TELE 1</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Fransa, tesettür mayolara yasak getirdi]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/fransa-tesettur-mayolara-yasak-getirdi-16646740d818a-e4c7-4614-aa9f-692b905df31f2022-06-22T13:36:00+03:00HABER MERKEZİ Fransa, tesettür mayolara yasak getirdi

Fransa, tesettür mayolara yasak getirdi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Fransa’da, tesettür mayolar bir süredir ülkede yoğun siyasi tartışmalara neden oluyordu. Ülke, bu tartışmaları ortadan kaldırmak için yeni bir yasak getirdi ve tesettür mayoların kullanılmasını yasakladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Danıştay’ın kararını “laikliğin zaferi” olarak tanımladı. Kararı bazı Müslüman kadınlar, adaletsiz bir şekilde inançlarını ve bedenlerini hedef aldığı için kınadı.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Yeşiller Partisi’nden bir belediye başkanı tarafından yönetilen Grenoble şehri, yerel aktivistlerin kampanyalarının ardından geçen ay kadınların halka açık havuzlarda tesettür mayo giymesine izin vermek için oy kullanmıştı. Şehir ayrıca, mayo kurallarının esnemesi için kadınların üstsüz yüzmesine izin vermek için de oy kullanmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">TESETTÜR MAYO GERGİNLİĞİ DEVAM EDİYOR<br />Grenoble belediye başkanı, kadınların sokaktaki gibi havuzlarda dilediklerini giyebilmeleri ve dini inançlarını ifade edebilmeleri gerektiğini savundu. Aşırı sağdan ve aynı zamanda soldan yerel yetkilileri de içeren tesettür mayo muhalifleri, mayoların kadınlara yönelik baskıyı ve İslami radikalizme potansiyel bir geçidi temsil ettiğini savundu.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Altı yıl önce, bazı Müslüman kadınlara vücutlarını kapatan giysileri çıkarmalarının emredilmesinin ardından, Danıştay yerel bir tesettür mayo yasağını kaldırmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Müslüman feminist grup Lallab’dan Fatima Bent’e göre karar, başlarını ve bedenlerini toplum içinde kapatan kadınları daha da izole edecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">BAZI ŞEHİRLERDE YASAK DEĞİL<br />Alınan karar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından desteklenen ve hükümetinin dinî aşırılık tehdidinden, cumhuriyetçi değerleri korumayı amaçlayan tartışmalı bir yasa kapsamındaki ilk karar.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Fransa’daki halka açık havuzlardaki kıyafet kuralları oldukça katı. Hijyen nedeniyle bone takılması zorunlu ve bol mayolar veya diğer hacimli giysiler genellikle yasak. Hatta bazı güneşten koruyucu giysiler gibi, birçok havuzda dalış kıyafetlerine de izin verilmiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bazı şehirler ve kasabalar, halka açık havuzlarda tesettür mayolara izin veriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER KAYNAK SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Ekmeğin fiyatı 7 lirayı zorluyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ekmegin-fiyati-7-lirayi-zorluyor-1664530f98af4-ae18-44a1-a023-41251474cd752022-06-22T12:33:00+03:00HABER MERKEZİ Ekmeğin fiyatı 7 lirayı zorluyor

Ekmeğin fiyatı 7 lirayı zorluyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">TAYLAN BÜYÜKŞAHİN<br />İstanbul'da gelen son zamla 5 TL'ye satılmaya başlanan ekmeğe yeni zam yolda. Fırıncılar maliyet artışları nedeniyle ekmeğin 5 TL'de uzun süre kalamayacağını ifade ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">KAÇAK ENGELLENMELİ<br />Un, maya ve elektrik başta olmak üzere maliyet artışlarının üreticileri zorladığını söyleyen Ekmek Üreticileri İşverenleri Sendikası Genel Başkanı Cihan Kolivar, bunların yanı sıra İstanbul'daki kaçak fırınlar nedeniyle de fiyatların yüksek seyrettiğini belirtti. Bu sıkıntıyı uzun süreden bu yana dile getirdiğini, şimdi oda ve federasyon başkanlarının da aynı noktaya geldiğini anlatan Kolivar, basit önlemlerle vatandaşın ucuz ve kaliteli ekmek yemesinin mümkün olduğunu vurguladı. Kolivar, “Kaçak fırınlar kalkmazsa İstanbul'da ekmek fiyatları düzelmez. 7-8 lira olur. İstanbul'da fırınların Ankara'daki gibi tamamen ruhsatlı olması lazım. O zaman fiyatlar geriler. Yoksa 7 lirayla da durmaz. Birer lira da artmayacak bu gidişle. 7-8 liradan 10 liraya çıkacak” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Unun fiyatı 50'şer TL artıyor<br />■ Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) unun çuvalını 350 TL'ye sattığını söyleyen Cihan Kolivar, bu unla ekmek yapılamadığını, ekmeklik un çuval fiyatının piyasada 450-580 TL arasında satıldığını belirtti. Kolivar, undaki fiyat artışının artık 50'şer TL şeklinde gerçekleştiğini kaydetti.<br />HABER KAYNAK: SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Kendilerine 40 bin liracık, memura minnacık]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/kendilerine-40-bin-liracik-memura-minnacik-166440a2cd8a6-f839-4297-90df-e20d06a5c0662022-06-22T12:29:00+03:00HABER MERKEZİ Kendilerine 40 bin liracık, memura minnacık

Kendilerine 40 bin liracık, memura minnacık

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ERDPĞAN SÜZER</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkeyi bir anda kasıp kavuran hayat pahalılığına karşı maaşlara yapılacak zamlar netleşmeye başladı. TBMM'ye sunulan ek bütçe yasa teklifiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın maaşına yüzde 40.4 zam yapılacak. Aynı zam oranı emekli cumhurbaşkanı, emekli başbakan ve emekli milletvekillerine de yansıtılacak. 6 aylık enflasyon yüzde 40 civarında çıkarsa milletvekili maaşları da bu oranda artacak. Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın maaşı 40 bin 666 lira, emekli Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün aylığı 16 bin 266 lira, emekli başbakanların aylığı 12 bin 200 lira, milletvekillerinin maaşı 17 bin lira artacak. Ocak-haziran enflasyonunda bir sapma olmazsa memur ve emekliye de yüzde 40 zam verilecek. Asgari ücrete ara zam kararı alınırsa tahminen o zam da yüzde 40 civarında olacak. Ancak çalışanların ve emeklilerin zammı 1.000, 2.000, belki 3.000 lirada kalacak, asgari ücret de 1.701 lira artacak.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Çiller, Davutoğlu, Yıldırım'a 12.200 TL zam</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanının maaşına yapılacak yüzde 40.4'lük zam emekli liderler ve dul eşlerine de aynı oranda yansıyacak. Bu zamla, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün emekli aylığı 40 bin 300 liradan 56 bin 566 liraya; emekli başbakanlar Tansu Çiller, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım'ın emekli aylıkları 30 bin 225 liradan 42 bin 425 liraya yükselecek. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın eşi Semra Özal'ın aylığı 30 bin 225 liradan 42 bin 424 liraya; merhum Başbakan Mesut Yılmaz'ın eşi Berna Yılmaz'ın aylığı ise 22 bin 669 liradan<br />31 bin 819 liraya çıkacak.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">40 bin TL ile başladı<br />Recep Tayyip Erdoğan ilk kez Cumhurbaşkanı seçildiği Ağustos 2014'te 40 bin lira maaş alıyordu. 2018 yılına gelindiğinde maaşı 59 bin liraya ulaşan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonraki ilk yıl olan 2019 yılında ise maaşı 74 bin 500 liraya yükseldi. 2022 yılı için belirlenen 100 bin 750 liralık maaş ödeneği, ek bütçenin kabul edilmesiyle, yılın ikinci yarısında 141 bin 453 liraya yükseltilmiş olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emekli vekile 26.5 bin lira<br />Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın maaşına yapılacak zam, emekli cumhurbaşkanları ile başbakan ve dul eşlerinin maaşları yanında emekli milletvekillerinin de maaşını etkileyecek. Yasa gereği milletvekili emeklilerine Cumhurbaşkanı emekli aylığının yüzde 45 oranında emekli aylığı bağlanıyor. Ayrıca emekli vekillere ek ödeme de yapılıyor. Ek bütçenin yasalaşmasıyla birlikte milletvekili emeklilerinin aylıkları ek ödemeler dahil 18 bin<br />860 liradan 26 bin 479 liraya yükselecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Yabancıya taksitle Çapa Tıp diploması!]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/yabanciya-taksitle-capa-tip-diplomasi-166433f5acf8c-2b25-465a-8f54-74a8138384832022-06-22T11:27:00+03:00HABER MERKEZİ Yabancıya taksitle Çapa Tıp diploması!

Yabancıya taksitle Çapa Tıp diploması!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">SULTAN UÇAR</span></p><p><span style="font-size:18px">YKS'de hafta sonu 3.2 milyon aday yarıştı. Sonuç, 20 Temmuz' da açıklanacak. İyi bir üniversitede tıp, mühendislik okumak için yüzde 1'lik dilime girmek gerekiyor. Yabancılar için ise üniversiteler, ağustos ayına kadar Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) yapıyor. Asgari ücretin çok altında ücretle, Türkiye'nin en iyi üniversitelerine giriyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">700 LİRADAN BAŞLIYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">İ.Ü'nün yabancı öğrenci kabul sınavı Afganistan'dan Tanzanya'ya 50 merkezde yapıldı. Sonucu, 25 Temmuz'da açıklanacak. Açık Öğretim Fakültesi yıllık 700 lira iken, iktisat, siyasal, mimarlık gibi fakülteler 6 bin liraya yabancı öğrenci alacak. İstanbul Hukuk 11 bin lira, İstanbul Tıp 40 bin liradan öğrenci alacak. Yabancılara öğrenim ücreti için 2 taksit de yapılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">ÖĞRETMENLİK 6 BİN 500 TL</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk öğrencilere 11 bin 744 ve yabancılara 10 bin 526 kontenjan açan Dokuz Eylül Üniversitesi'nde ise anestezi, acil yardım, ağız ve diş sağlığı gibi tıpla ilgili 2 yıllık yüksek okullar yabancılara 3 bin 500 liradan açıldı. İlahiyat 6 bin, endüstri, elektrik-elektronik, makine, metroloji, inşaat, jeoloji, mühendislik gibi 4 yıllık lisanslar 9 bin 500 lira oldu. Sınıf Öğretmenliği hatta Türk Dili ve Edebiyatı dahil öğretmenlikler 6 bin 500 liraya yabancı öğrenci alacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">1 SORU 1 CEVAP</span></p><p><span style="font-size:18px">Kimler başvuramıyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'de ve KKTC'de okuyanlar Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı'na başvuramıyor. Almanya, Fransa, Afganistan, Gine, İran, Katar, Nijerya, Moritanya, Tunus, Ürdün, Tanzanya, Mali gibi 178 ülkeden 165 bin 511 yabancı öğrenci başvurdu. Yurt dışındaki Türk okullarında okuyanlar başvurabiliyor. Sınavsız öğrenci kabulü de var. Başvurular sürüyor.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Uçak biletini de Türkiye ödüyor!<br />Devlet üniversitelerine kayıt olacak yabancılar eğer yurt dışı azınlık lisesi mezunları ise bu ücretleri de ödemeyecek. Onların öğrenim ücretini Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) karşılıyor. Çapa Tıp Fakültesi'nde kuruş ödemeden yabancılar okuyabilecek. Üste, her yabancı öğrenci gibi ayda 800 lira cep harçlığı alıp, barınma, beslenmesi karşılanıp, ülkelerine gidiş dönüş uçak biletlerini de Türkiye ödeyecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">ANAOKULUNDAN DAHA UCUZ</span></p><p><span style="font-size:18px">Özel okul anaokulu ücretleri bile 40 bin lirayı aşarken, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp'ta yabancılara 40 bin liraya tıp eğitimi ve diploması verilip, taksit de yapılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN’DE PKK/KCK’YA ŞAHMERAN OPERASYONU 12 GÖZALTI]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersinde-pkkkckya-sahmeran-operasyonu-12-gozalti-16642cb77367f-fdb2-42b7-ac70-575dd82e68462022-06-22T10:14:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN’DE PKK/KCK’YA ŞAHMERAN OPERASYONU 12 GÖZALTI

MERSİN’DE PKK/KCK’YA ŞAHMERAN OPERASYONU 12 GÖZALTI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin’in Tarsus ilçesinde PKK/KCK Silahlı Terör Örgütünün şehir yapılanması ve DGH (Devrimci Gençlik Hareketi) içerisinde faaliyet gösteren ve &nbsp;Tarsus ilçesinde Terör Örgütü adına esnaf ve vatandaşları tehdit ederek para toplayan ve geçmiş dönemlerde sokak eylemlerine katılan-organize eden, cezaevlerinde terör örgütü üyeliğinden tutuklu ve hükümlü örgüt üyelerine ve ailelerine terör örgütünde çözülme olmaması ve itirafçı olmalarını engellemek amacıyla bölge esnaflarından zorla para toplayan ve topladıkları bu paraları örgüt mensuplarına ve ailelerine dağıtan örgüt üyelerinin kurmuş oldukları organize yapı, Nevruz öncesi gençleri örgütsel eylem yapmasına teşvik eden, hassas noktalara zarar verilmesi talimatını veren ve bu patlayıcıları temin eden örgüt üyelerine yönelik operasyon gerçekleştirildi. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçmiş tarihlerde terör eylemlerine bizzat katılarak, gençlerin de terör eylemlerine katılması amacıyla tehdit ve ikna metotlarını kullanarak PKK Terör örgütüne örgüt mensubu kazandıran şahıslar ve talimatları veren şahıslar uzun süren teknik takip ve izleme çalışmaları neticesinde tüm deliller toplanmış ve aralarında&nbsp; BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) Tarsus Eski İlçe Başkanının da bulunduğu 20 şüpheli şahıs için düğmeye basıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eş zamanlı operasyonda 12 kişi gözaltına alınırken 8 şahsın aranmasına devam edildiği öğrenildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplam 244 polisin katılımıyla gerçekleşen operasyonda şüphelilerin ev ve iş yerlerinde toplatma kararı bulunan kitaplar, 2 adet bez parçası, 1 adet pompalı tüfek, 1 adet kuru sıkı tabanca, Örgütsel dokümanlar ve çok sayıda dijital materyaller de ele geçirildi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[En ağır cezayı alması için kararı bakanlık olarak istinafa götüreceğiz]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/en-agir-cezayi-almasi-icin-karari-bakanlik-olarak-istinafa-goturecegiz-166411ea931df-d5e6-42c0-9268-69583ba0dda92022-06-21T18:54:00+03:00HABER MERKEZİ En ağır cezayı alması için kararı bakanlık olarak istinafa götüreceğiz

En ağır cezayı alması için kararı bakanlık olarak istinafa götüreceğiz

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Pınar Gültekin'i vahşice katleden Cemal Metin Avcı'ya verilen 'haksız tahrik indirimi'yle ilgili kararı istinafa bakanlık olarak taşıyacaklarını duyurdu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Yanık, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ads by Kiosked<br />"Muğla'da Pınar Gültekin’i canavarca katleden sanık hakkında verilen cezaya "ağır tahrik" sebebiyle indirim uygulanmasını kabul etmemiz mümkün değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">En başından itibaren müdahil olup yakından takip etmekte olduğumuz davada, tasarlayarak ve kasten Pınar Gültekin'i genç yaşında hayattan ve sevdiklerinden koparan bu kişinin, indirim olmaksızın en ağır cezayı alması için kararı bakanlık olarak istinafa götüreceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu vicdanını ve adalete olan güveni zedeleyici bu karara itiraz etmek, hepimiz için bir vatandaşlık hakkıdır."</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne olmuştu?<br />Temmuz 2020'de Muğla'da üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'i öldüren Cemal Metin Avcı dün görülen duruşmada önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı, sonra cezası "haksız tahrik" indirimiyle 23 yıla indirildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynak:T24</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Basın meslek örgütlerinden sosyal medya yasasına tepki: İkinci RTÜK oluşturuluyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/basin-meslek-orgutlerinden-sosyal-medya-yasasina-tepki-ikinci-rtuk-olusturuluyor-1664049896e28-d4bc-4072-a1cb-15a1994387312022-06-21T18:33:00+03:00HABER MERKEZİ Basın meslek örgütlerinden sosyal medya yasasına tepki: İkinci RTÜK oluşturuluyor

Basın meslek örgütlerinden sosyal medya yasasına tepki: İkinci RTÜK oluşturuluyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Basın meslek örgütleri, TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunan ‘sosyal medya yasa teklifi’yle ilgili bugün TGC binasında basın toplantısı düzenledi. “Basın meslek örgütleri sansür yasasına hayır diyor” sloganıyla düzenlen toplantıda TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Basın Konseyi Genel Sekreteri Mustafa Eşmen, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Başkanı Adnan Özyalçıner, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş, PEN Yazarlar Derneği İkinci Başkanı Halil İbrahim Özcan, Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRKYAYBİR) Başkanı Kenan Kocatürk konuşmacı olarak yer aldı.<br />TURGAY OLCAYTO: İNSANLARIN AYKIRI DÜŞÜNCELERİNDEN KORKUYORLAR<br />&nbsp;<br />TGC Genel Başkanı Olcayto, basın özgürlüğüne dikkat çekti. Olcayto, şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">“İktidarın çok sesli bir toplum yaratmak istemediği açık. Tam tersine tek sesli, tek düşünceyi içeren bir topluma dönüştürmek konusunda çalışmaları var. Sosyal Medya Yasa Tasarısı da bunlardan bir tanesi. Türkiye'de sansür-oto sansür yetmezmiş gibi tehditler, iktidarın baskıları yetmezmiş gibi bir de sosyal medyadaki insanlara kapıları kapamak istiyorlar. Neden korkuyorlar korkmasalar böyle bir şey yapmazlar diye düşünüyorum. İnsanların aykırı düşüncelerinden korkuyorlar İnsanların tasarladıkları düşüncelerinin nelere yol açacağından korkuyorlar. Belki yeni düşünceler çok daha güzel ufuklara yol açabilir, demokrasiye yol açabilir, demokrasinin yeşermesine yol açabilir. Yıllardır bir demokrasi lafı gidiyor ama demokrasi yolunda bir arpa boyu bile yol alamadık. Hep darbelerle, iktidarın baskılarıyla, askerlerin baskılarıyla insanların düşünceleri örselenmiş, edilgen kılınmış bir toplum. Bu yasa tasarıyla toplum daha da edilgen hale getirilmek isteniyor. Tasarı Meclis’te yasalaştığında cezaevlerine yeni müşteriler eklenecek. Türkiye'de okullar yerine, cezaevi inşaatları hızla sürüyor. Ne kadar çok insan doldurursak oraya o kadar iktidarda kalacağız zanneden bir yönetim var. Haklı bir mücadelemiz var. Elimizden geldiğince mücadelemizi sürdüreceğiz. Gazeteciliğin, haberin serbest dolaşmadığı, gazeteciliğin rahatça yapılamadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez."</span></p><p><span style="font-size:18px">GÖKHAN DURMUŞ: BU TEKLİF, GAZETECİLERE SORULMADAN HAZIRLANDI</span></p><p><span style="font-size:18px">TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Türkiye’de medya sektörünün 3 haftadır bu kanun teklifini konuştuğunu belirtti. Durmuş, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“3 haftadır bu kanun tasarısının çıkmaması için meslek örgütleri mücadele ediyor. Neden çıkmasını istemiyoruz? Bu kanun teklifi, gazetecilere, basın meslek örgütlerine sorulmadan hazırlandı. Bürokratlar, hukukçular tarafından hazırlandı. Dolayısıyla bu kanun tasarısının içerisinde gazeteciler yok, gazetecilerin menfaatleri yok, gazetecilerin haber yapmasını kolaylaştıracak bir düzenleme yok. Tam tersi. Türkiye’nin tarihinin belki de en büyük sansür yasası. Neden Türkiye tarihinin en büyük sansür yasası diyoruz? Çünkü sadece gazetecilik faaliyetini değil, aynı zamanda toplumun haberleşme kanallarına dönüşen sosyal medya ağlarını da kontrol altına alan, onları da susturmaya çalışan bir kanun düzenlemesi. Bu kanun teklifi iki haftadır Meclis’in Dijital Mecralar ve Adalet Komisyonu’nda görüşüldü. Buralara meslek örgütleri olarak katıldık ve itirazlarımızı ilettik. Bütün grup başkanvekilleriyle görüştük, itirazlarımızı ilettik. Her bir görüşmenin arkasından bir şeylerin düzeleceğine dair sinyaller aldık ama yarın Meclis gündemine, aynı şekilde, hazırladıkları şekliyle geri geliyor.<br />&nbsp;<br />“DAHA KANUN ÇIKMADAN DİYARBAKIR’DA 16 MESLEKTAŞIMIZ TUTUKLANDI”</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne olacak bu kanun çıkınca? Daha kanun çıkmadan Diyarbakır’da 16 tane meslektaşımız tutuklandı. 20 tanesi gözaltına alındı ve 16 tanesi tutuklanıp cezaevine konuldu. Suç olarak gösterdikleri, suç delili olarak gösterdikleri şeyler, kameralar, fotoğraf makineleri ve haber içerikleri. 2 gün önce bir internet haber sitesi, haber kaynağını açıklamadığı için bütün bilgisayarlarına el konuldu. Haber kaynağını açıklamaya zorlandı. Bu yasanın içerisinde ‘dezenformasyonla mücadele edeceğiz’ derken aslında haberi ortadan kaldırmaya çalışan bir düzenleme var. ‘Dezenformasyonla, yalan haberle mücadele edeceğiz’ derken savcılara, hakimlere neyin yalan neyin doğru olduğunun kararını verme yetkisi var.<br />“ASLINDA İKİNCİ BİR RTÜK OLUŞTURULUYOR”</span></p><p><span style="font-size:18px">‘İnternet medyasına basın kartı vereceğiz, resmi ilan vereceğiz’ derken onları Basın İlan Kurumu gibi özerkliğini kaybetmiş, tamamen iktidarın bir bürosu gibi çalışan bir kuruma devretme, onların kartını iptal edip ilanını iptal etme hakkını verme gibi bir düzenleme var. Aslında ikinci bir RTÜK oluşturuluyor Basın İlan Kurumu düzenlemesiyle, yetkilerin buraya devredilmesiyle birlikte. Biz basın meslek örgütleri olarak şunu diyoruz. Evet, biz yalan haberi savunmuyoruz. Dezenformasyona karşı mücadele edilmeli ama bunu belirleyecek olan, bu konudaki bir düzenlemeyi yapacak olan bürokratlar değil, siyasetçiler değil, basın meslek örgütleridir. O yüzden bu tasarıyı geri çekin, diyoruz. Yarın da Meclis önünde aynı şeyi ifade edeceğiz. Bu tasarının içerisinde gazeteciler yok. Bu tasarının içerisinde haber yok. Bu tasarının içerisinde sadece sansür var. O yüzden biz bu tasarıyı kabul etmiyoruz ve geri çekilmesini istiyoruz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">MUSTAFA EŞMEN: ÖZGÜR MEDYAYA YÖNELİK İKTİDAR SOPASI OLARAK KULLANILACAK BU YASA<br />&nbsp;<br />Basın Konseyi Genel Sekreteri Mustafa Eşmen de teklifin yasalaşmasına temelden ve şiddetle karşı olduklarını dile getirdi. Eşmen’in açıklamaları şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bütün meslek örgütleri tam bir dayanışma içinde bunu karşına çıktık. Bu teklif, meslek örgütlerinin görüşü alınmadan hazırlanıyor. İş olsun diye daha sonradan, komisyonlardan iki üç gün önce davet ediliyoruz. Bütün basın meslek örgütleri raporlar sunuyor, önerilerini sunuyorlar ama hiçbirisi kabul edilmiyor. Bu teklif Genel Kurul’a inecek. Bu iktidarın kafasındaki sansür yasasını aynı şekilde geçirmek yatıyor. Seçim ortamına geçilirken bu gelişmenin olması daha bir anlam taşıyor ve bu hukuki olmuyor. Hukuki bir metin değil bu. Kafa karıştırıcı, muğlak ifadeler var. Özgür ve bağımsız medyaya yönelik iktidar sopası olarak kullanılacak bu yasa. Yani zaten siyasallaşan bir yargının elinde, cübbe giyen parti militanlarının işte yargıda kilit noktaları aldığı bir ortamda bu yasa, bir iktidar sopası olarak, muhalif medyaya sopa olarak kullanılacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">“MESLEKTAŞLARIMIZ GECE EVLERİ BASILARAK GÖZALTINA ALINIYOR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Hâlen zaten ispatlı, belgeli haberler yayınlayan meslektaşlarımız, gece evleri basılarak gözaltına alınıyorlar, tutuklanıyorlar, haklarında davaları açılıyor. Gazeteciler ömürlerini adliye koridorlarında geçiriyor. Şu anda bile böyle. Bu yasa çıktıktan sonra durum daha da vahim olacak. Yalan haber ve dezenformasyonla mücadele elbette edilmelidir ama bu halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını gasp etmeden yapılmalı. Anayasal teminat altında olan basın özgürlüğü zedelenmeden yapılmalı. Bunun için de basın meslek örgütlerinin ve hukuki otoritelerin görüşü alınarak hazırlanmalı ama hiçbirisi yapılmadan sırf iktidar partisi milletvekilleri ve ortağı parti milletvekili tarafından hazırlanmış, aynı şekilde geçirilecek. Biz de Basın Konseyi olarak bu ifade ve basın özgürlüğünü her koşulda savunmak, bunun yanında medyada asıl meslek ilkelerinin yerleşmesini sağlamak, yani böyle bir amaçla kurulan bir kuruluşuz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de aynı şekilde bu basın meslek ilkelerinin yerleşmesi için uzun süre faaliyet gösteriyor. Yalan haberle mücadele ancak böyle olur. Yani medyanın kendi dışarıdan değil, sopayla değil, kendi kendini denetlemesi ile olabiliyor. Biz de Basın Konseyi kimliğinin ötesinde yarım asır da bu mesleğin içindeyiz. Yaşayarak geldik bugünlere.”</span></p><p><span style="font-size:18px">ADNAN ÖZYALÇINER: TOPLUMSAL MUHALEFET SUSTURULMAK İSTENİYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">TYS Genel Başkanı Adnan Özyalçıner, teklifin temel insan hak ve özgürlüklerine düpedüz el konulması anlamına geldiğini söyledi. Yalçıner, şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">“İnsanlar arasındaki serbestçe iletişim kurma ve konuşma özgürlüklerini de düşüncelerini söyleme ve ifade etme özgürlükleri yasaklıyor. Sansür ve oto sansür yoluyla haksızlıklar, yolsuzluklar, adaletsizlikler konuşulmasın diye toplumsal muhalefet susturulmak isteniyor. Tabii dezenformasyona, yalan habere hepimiz elbette karşıyız ama hangi haber yalan? Kışkırtıcı ya da doğru haber olacağına kim karar verecek haberin böyle olacağına? Yazdığınız ve söylediğiniz her doğrunun sonucunda hapishaneler sizi bekliyor olacak. Getirilmek istenen bu yasanın özeti bence bu. Daha çok baskı, daha çok hapis.”</span></p><p><span style="font-size:18px">ÖZGE YURTTAŞ: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ALANI GİDEREK DARALTILDI</span></p><p><span style="font-size:18px">DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş, konuşmasında şunları belirtti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu yasa teklifinin Meclis’e geldiği dönemle önceki komisyonun ardından Genel Kurul’a indirilmeye hazırlandığı dönemde Diyarbakır’daki meslektaşlarımızın tutuklanması ve bununla eş zamanlı olarak AKP’yi desteklemeyen, şu andaki iktidarı desteklemeyen, muhalif birtakım televizyon kanallarına, iktidar olanakları yoluyla verilen cezaların gösterdiği bir şey var. Görünen o ki Türkiye, bir sonraki genel seçime kadar medya olmak üzere basın ve ifade özgürlüğünün alanı giderek daraltıldı, gazeteciler yaptıkları haberler nedeniyle hedef haline geldi. Özgürlüğünün giderek daraltıldığı, gazetecilik mesleğinin icra edilemez hâle getirilmeye çalışıldığı bir dalga karşısında da birlikte, kimseyi geride bırakmadan, mücadele etmenin daha da önemli hâle geldiğini söylemek mümkün. Birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">HALİL İBRAHİM ÖZCAN: DAHA FAZLA SANSÜR GELECEK</span></p><p><span style="font-size:18px">PEN Yazarlar Derneği İkinci Başkanı Halil İbrahim Özcan, “Yasa çıktıktan sonra nelerin olabileceğini ben tekrarlamayacağım ama görülüyor ki bu, daha fazla baskı, daha fazla sansür, sansürün daha fütursuz hâle geleceğini göstermektedir bize. Zaten duyarlı vatandaşlar (!) CİMER’e sürekli şikâyet ediyor. Türkiye’de arkadaşlarımızın da içinde olduğu sosyal medya paylaşımlarından dolayı tutuklanmalar, işten atılmalar, cezalandırmalar gündeme gelmektedir” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">KENAN KOCATÜRK: BASIN MENSUPLARININ YANINDAYIZ</span></p><p><span style="font-size:18px">TÜRKYAYBİR Başkanı Kenan Kocatürk de “Biz de basın mensuplarının yanındayız. Yayıncılar olarak da bundan çok etkileneceğimizi düşünüyoruz. Bununla da ilgili de dün nasıl mücadele ettiyse bu sektör, büyük abilerimizin bize miras olarak bıraktıkları düşünce, ifade özgürlüğü, savunma, yargı okuma listesini yeni kanunlarla da geri savunulacağının altını çizmek istiyorum” dedi. (ANKA)</span></p><p><span style="font-size:18px">BİRGÜN GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[AYM: Memuriyete girişteki güvenlik soruşturmasında masumiyet karinesi ihlal edildi]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/aym-memuriyete-giristeki-guvenlik-sorusturmasinda-masumiyet-karinesi-ihlal-edildi-16639e95a8c64-0aca-4c51-9f85-79400bc505fc2022-06-21T18:30:00+03:00HABER MERKEZİ AYM: Memuriyete girişteki güvenlik soruşturmasında masumiyet karinesi ihlal edildi

AYM: Memuriyete girişteki güvenlik soruşturmasında masumiyet karinesi ihlal edildi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Anayasa Mahkemesi (AYM), memuriyete girişte uygulanan 'güvenlik soruşturması' için emsal niteliğinde 'hak ihlali' kararı verdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi Gazete'de yayımlanan AYM kararındaki bilgilere göre 2015'te Sözleşmeli İnfaz ve Koruma Memurluğu Sınavı'nda başarılı olan Enez Ersöz, hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv taramasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün kararıyla mesleğe kabul edilmedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">GEREKÇE: LİSE KAVGASI</span></p><p><span style="font-size:18px">Karara gerekçe olarak Ersöz'ün lise öğrencisiyken okul tuvaletinde kavga ettiği arkadaşının burnunu kırması nedeniyle hakkında verilen ve geri bırakılan 7 ay 23 günlük hapis cezası gösterildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">YEREL MAHKEME HAKLI BULDU, İSTİNAF REDDETTİ<br />Enez Özkan, 'mesleğe alınmama' kararına karşı dava açtı ve yerel mahkeme de 'işlemin iptaline' karar verdi. Ancak Adalet Bakanlığı'nın başvurduğu istinaf mahkemesi kararı bozdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özkan güvenlik soruşturmasında "kesin mahkumiyet hükmüyle sonuçlanmayan ceza yargılamasının esas alınması ve gerekçeli kararda suçluluğu ima eden bazı ifadeler kullanılması" nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yaptığı AYM 'hak ihlali' kararı verdi. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Yüksek mahkeme kararında başvurucunun 'Anayasa'nın 36. ve 38. maddeleriyle güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine' hükmetti. (HABER MERKEZİ)</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: gazete duvar</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Uygulama yoluyla ilaç sağlayan implantlar hapların yerini alabilir mi?]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/uygulama-yoluyla-ilac-saglayan-implantlar-haplarin-yerini-alabilir-mi-166383c49a061-b576-4903-ae94-80a3d2c8f4a92022-06-21T18:28:00+03:00HABER MERKEZİ Uygulama yoluyla ilaç sağlayan implantlar hapların yerini alabilir mi?

Uygulama yoluyla ilaç sağlayan implantlar hapların yerini alabilir mi?

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İsveç’teki Chalmers Teknik Üniversitesi’nden araştırmacılar, molekülleri serbest bırakmak için elektrik sinyallerini kullanan bir malzeme icat ederek “uzaktan kumandalı” ilaçlara doğru bir adım attılar. Buna göre, elektronik implantlar gelecekte günlük hapların yerini alabilir ve bir düğmeye dokunarak ilaç verebilir.<br />Daily Mail’de yer alan habere göre, veriler, insanların yaklaşık yüzde 50’sinin kendilerine yazılan ilaçları doğru bir şekilde almadığını gösteriyor. Bu da, dozaj çizelgesini takip etmek istemedikleri veya yapamadıkları için sağlıklarını riske attıklarını ortaya koyuyor.<br />UZAKTAN KUMANDALI BİR SİNYAL GİBİ<br />Araştırmacılar, bir prototipin bir yıl içinde hazır olabileceğini söylüyor. Bir santimetreden daha küçük olabilir ve bir akıllı telefon uygulaması kullanılarak çalıştırılabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Angewandte Chemie dergisinde yayınlanan çalışmanın başındaki isim Gustav Ferrand-Drake del Castillo şunları söyledi: “Çalışmayı, bir hastada yeni bir ilaç dozu ihtiyacını ölçen bir doktor veya bilgisayar programı gibi hayal edebilirsiniz. Tam da ihtiyaç duyulan doku veya organda bulunan implanttan ilacın salınımını aktive eden uzaktan kumandalı bir sinyal görevi görüyor.”<br />Birçok araştırmacı, belirli bölgelerdeki ağrıyı hedef almak için romatoid artrit gibi rahatsızlıkları olan insanlara yardımcı olması umulan benzer implante edilebilir ilaç dağıtım cihazları üzerinde çalışıyor.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: sözcü</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Emekli maaşlarına bloke konulamaz]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/emekli-maaslarina-bloke-konulamaz-16637288fd85a-991d-4815-97b8-19c05211a09c2022-06-21T18:24:00+03:00HABER MERKEZİ Emekli maaşlarına bloke konulamaz

Emekli maaşlarına bloke konulamaz

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Feryal Atay*</span></p><p><span style="font-size:18px">Bankaların kredi kullanan veya kredi kartı borcu bulunan emeklilerin maaş hesaplarına bloke koyması uygulamasının yaygın bir hale geldiği görülmektedir. Ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü bakımından ise mahkemelerde nihai kararlar ve gerekçeler yönünden geniş bir sorunlar yumağı ile karşı karşıya olduğumuzu en başından kabul etmeliyiz. Hem Yargıtay hem de mahkemelerin 1. ve 2. derece yargılamalarında birbirinden farklı ve çelişik kararlar olduğu gibi gerekçeler yönünden de dayanıklı, güçlü bir hukuki yorum zemininin oluşmadığı gözlenmektedir.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Bu sorun bugüne kadar maalesef yeterli biçimde ele alınmadı. Akademisyenler üzerinde yeterince durmadı. Tartışmadı. Mahkemeler ise yeterli olmayan gerekçelerle kararlar verme yoluna gittiler. Sorunun bir tarafı olan emeklilerin sesi kamusal alanda oldukça kısık biçimde çıkarken genel medyanın ilgisi de sorunun yarattığı trajedilerin haberlerini vermekten ileri gitmiyor. Şimdi ben burada bir gazete yazısının elverdiği ölçüde tartışmanın özüne dair bazı tespitlerde bulunarak başlamak istiyorum yazıya.</span></p><p><span style="font-size:18px">BLOKE TARTIŞMASINDA TEMEL SORULAR&nbsp;<br />Bazı çok temel sorularla başlayalım. Sorulara verilen cevaplar bankalar ve emekliler arasındaki bloke ilişkisine mahkemelerin nasıl yaklaşması gerektiğine dair önemli ipuçları verecektir. İlk cevaplanması gereken sorular şunlardır: Banka tarafından maaş hesabına bloke konulması mümkün müdür? Emeklilerin maaşına bloke konulmasına ilişkin önceden imzaladığı taahhütname geçerli midir? Bir de şu şekilde soralım: Kişinin kendi iradesiyle yoksulluğa-yoksunluğa sürüklenmesini hukuk düzeni tanıyabilir mi? Peki kişinin en temel geçim imkanlarından vazgeçmesinin kabul edilebileceği bir sözleşmeler düzeni hukuken meşru mudur? Kişinin kendi iradesiyle kendisini açlığa taşıyacağı bir sözleşme kurulabilir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Eski Roma hukuk düzeni bu sorulara olumlu cevaplar vermekteydi ve borçluluk köleliğin temel kaynaklarından birisi olarak kabul görüyordu. Kuşkusuz ki Roma’nın hukuk sisteminde kölelik de yasaldı ve hukuken kabul görüyordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Peki modern hukuk düzenlerinin cevabı ne olmalıdır? Köleliğin yasaklandığı, borçluluk nedeniyle insanların köleleştirilmesinin kabul edilemeyeceği günümüz hukuk sistemleri buna ne diyor? Eski Yunan’dan ve Roma'dan bu yana var olan borçluluk-kölelik ilişkisinin modern çağın şirketleri, sağlayıcı, üretici ve aracıları ile tüketicileri arasındaki ilişkilere taşınması mümkün müdür?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu noktada bankaların emekli maaşına bloke koyması uygulamasının tartışılması bakımından genel nitelikte son bir soru daha sorup mevzuat ve kararlar alanının sistematik yorumuna geçeceğiz. O soru da şudur: Mahkemelerin sözleşme güvenliği konusunda nasıl bir hukuki yorum ve yöntem izlemeleri beklenmelidir? 19. ve 20.yy da bankacılık da dahil olmak üzere “ekonomi hukuku”nun temel yorum eğilimi olarak bireyler yerine kurumların, yurttaşların bireysel çıkarları yerine “genel çıkar”ların öne alındığı, bu itibarla “güçlü bir ekonomi “için “güçlü şirketler”, kurumlar ve bankalar vurgusunun esas olduğu yaklaşımların hâkim olduğu bilinmektedir. Böylece hukuki yorumlarda ve mahkeme takdirlerinde şirket bilançoları ve çıkarları öne alınırken bireyin “özel çıkarları” telâfi edilebilir, hatta göz ardı edilebilir bir unsur olarak değerlendirilme yoluna gidilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bu genel sorular tartışmanın özü ile doğrudan ilgilidir ve bir bütün olarak cevaplanmadığı takdirde alelacele sağlıksız hukuki yorumlar yapmak, zayıf ve dayanıksız gerekçeler üretmek kaçınılmaz olacaktır. Okuyucunun daha ilk anda fark edeceği gibi, üzerinde tartıştığımız emekli maaşlarına bankalarca bloke konulması meselesi sanıldığından daha geniş kapsamlıdır ve dahası toplumun ve yargı organlarının temel tercihleri ve yorum yöntemleri ile de doğrudan alakalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi bütün bu sorulara doğru cevap vermek için yasal mevzuata bakalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">YASAL MEVZUAT<br />Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) emekli olanların bankalardan kredi kullanmaları ve kredi kartı almaları halinde sözleşmelerde ve sözleşmenin eki olarak imzalatılan taahhütte emekli maaşının yattığı hesaplara bloke konulmasını kabul ettikleri görülmektedir. Ama emeklilerin en büyük geçim kaynağı olan emekli aylıklarına bloke konulması çok büyük ekonomik ve toplumsal sıkıntılara neden olduğu gibi hukuk ve yargı anlayışı bakımından da çeşitli sorunlar yaratmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bloke uygulamasının anayasal temelinden başlayalım: Emekli maaşına bloke konulması öncelikle anayasaya aykırıdır. Anayasanın 17.maddesinde “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir" düzenlemesine aykırılık teşkil etmektedir. Anayasaya göre hukuk devletinde, hak arama özgürlüğü, sosyal devlet, adil yargılanma ve hukukî dinlenilme hakkı, eşitlik ilkesi, ölçülülük ilkesi, insan onuru, yaşam hakkının ve kişiliğin korunması, ailenin ve çocukların korunması ve mülkiyet hakkı gibi temel hak ve ilkelerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Anayasanın 5. maddesinde devletin amaç ve görevleri arasında kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emekli maaşının haczedilemezliğine ilişkin kanun hükümlerine geçelim. Emekli maaşının haczedilemeyeceğine dair ilk hüküm 5510 sayılı SGK’da bulunmaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 93.maddesinde "Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesi bulunmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">5510 sayılı Kanuna konulan bu hüküm ile ekonomik durumu zayıf olan emeklilere özel bir koruma getirilmek istenmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emekli maaşlarına haciz konulması ile ilgili bir başka hüküm ise İİK’da bulunmaktadır. İİK'nun 83. maddesinde kısmen haczi mümkün olanlar arasında emekli maaşı da sayılmış olup 83/a maddesindeki düzenlemeyle borçlu ile alacaklının hacizden önceki dönemde aslında haczedilmemesi gereken mal veya hakkın haczedilebileceği konusunda yaptıkları sözleşmelerin geçerli olmayacağı düzenlenmiştir. Anılan düzenleme sözleşmelere borçlunun haczi mümkün olmayan mal veya haklarına bloke konulması ve kesinti yapılması sonucunu doğuran muvafakatlerin de geçersiz olacağına ilişkin emredici bir hüküm niteliğindedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tartışmamızın daha sağlıklı ilerlemesi bakımından bu konuda bazı Yargıtay İçtihatlarından da bahsedilmelidir. En önemlisi ve güncel olanı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/829 sayılı ve 24.06.2021 tarihinde verdiği karardır. Kararda "İİK’nın 83/a maddesi gereğince haczedilemezlikten önceden feragat geçersiz olup henüz hakkında herhangi bir icra takibi başlatılıp maaşından haciz suretiyle borcun ödenmesine izin verildiği yönünde davacının iradesinin açıkça ortaya konulduğundan da bahsedilemeyeceğinden kredinin alınması sırasında takas ve mahsup yönünde verilen muvafakat da geçerli sayılmaz" gerekçesiyle emekli maaşına bloke konulamayacağı çok açık biçimde belirtilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karar doğru ve gerekçesiyle yerinde bir karardır. Nitekim bu karar hâkimlik görevim sırasında vermiş olduğum bir kararın bozulması ve bozmaya karşı direnmem üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda alınmıştır. Uzun bir hukuki süreç sonunda elde edilmiş bir içtihattır. Bütün o uzun süren hukuksal mülahazalara, birbiriyle çelişen kararlara ve muhalefet şerhlerine rağmen süregelen hukuki problemi çözmüş ve bundan sonra ortaya çıkacak benzer nitelikteki davalar yönünden de yol gösterici bir önem kazanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında emekli maaşına bloke konulmasının anayasaya ve yasaya aykırı olduğu, hiçbir şekile bloke konulamayacağı belirtilmesine rağmen bu doğrultuda karar veren mahkemeler yanında hâlâ bu kararı uygulamayan mahkeme ve istinaf daireleri olduğunu üzülerek ifade etmek durumundayım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne yazık ki emekli maaşına bloke konulmaması halinde bankanın alacağının tahsilinin mümkün olmayacağını ve borcun hiç ödenmemesi sonucunu doğuracağını, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirten kararlar çıkmaktadır. Yargının buna bir son vermesi, emeklinin yasal mevzuat açısından durumuyla ilgili açmazlarının giderilmesi zorunludur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde emekli maaşının tamamına bloke konulması halinde, başka geliri olmayan emeklinin asgari geçim masraflarını karşılayamayacağı açlığa mahkûm edileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir (örn.Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 2014/47782 E.2016/3648K). Yargıtay’ın bu noktadaki tercihi ekonomik borç niteliğindeki bir ilişkinin emeklinin en temel yaşam koşullarından mahrum bırakılmakla sonuçlanmasını kabul etmek yönündedir ki Eski Roma hukukunun tersine Modern hukuk düzenleri böyle bir yorumu kabul etmez. Çünkü, modern hukuk düzenlerinde ekonomik borç kişilerin hak ve özgürlüklerinin özüne dokunan sınırlamaları kabul edemez. Diğer yandan emekliye kredi kullandıran banka Kredi Kayıt Bürosundaki bilgileri de görebildiği için, başka teminat alınmıyorsa emekli maaşının ve kredi taksitlerinin değerlendirilerek kredi kullandırılması esastır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bankadan kredi kullanan emeklilerin maaş hesabının tamamına bloke konularak kredi taksitlerinin karşılanması emekliler için katlanılması çok zor koşullara neden olabilecektir. Modern hukuk düzenleri kendi iradeleri ile de olsa kişinin açlık veya yokluk sınırına taşınmasına müsaade edemez. Mahkemeler şirket ve banka bilançoları ile tüketicilerin en temel ve asgari yaşam koşulları arasında denge kurmak ve buna uygun hukuki yorum geliştirmek zorundadırlar. Mahkemeler ekonomik ve sosyal hiyerarşiyi göz önüne alarak uygun bir sözleşme güvenliği sağlamak sorumluluğundadır. Tüm bunlar bir araya getirildiğinde emekli maaşının tamamına bloke konulması uygulaması meşru temellere dayanmamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yukarıda bir bütün olarak alıntılanan bilimsel makale somut olayımızdaki tüm tartışma noktalarını karşılayan bir entelektüel müdahale çerçevesine sahiptir ve somut olaydaki hukuki yorum tercihlerimizi de belirleyici niteliktedir. Emekli maaşının tamamına bloke konulması halinde başka geliri olmayan emeklinin asgari geçim masraflarını karşılayamayacağı, açlığa mahkûm edileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Kişilerin hak ve özgürlüklerinin özüne dokunan sınırlamalar kabul edilemez. Yargının bunu tartışma konusu yapmaktan vazgeçmesi lazım. Çünkü emekli maaşına bloke konulması insan haklarına aykırıdır. Yargı da buna sessiz kalmamalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Emekli Hâkim<br />haber kaynak: gazete duvar</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Memleket Partisi’nde istifa depremi! 6 üst düzey isim partiden ayrıldı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/memleket-partisinde-istifa-depremi-6-ust-duzey-isim-partiden-ayrildi-1663626ea4770-9c5d-422a-9a63-866f6cae47f72022-06-20T21:32:00+03:00HABER MERKEZİ Memleket Partisi’nde istifa depremi! 6 üst düzey isim partiden ayrıldı

Memleket Partisi’nde istifa depremi! 6 üst düzey isim partiden ayrıldı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">KEMAL ATLAN</span></p><p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Başkan Vekili, Parti Sözcüsü Prof. Dr. Gaye Usluer, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla partisinden istifa ettiğini duyurdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">SOSYAL MEDYADAN DUYURDU</span></p><p><span style="font-size:18px">Gaye Usluer, Memleket Partsi’nden istifasını sosyal medyadan duyurdu. Usluer paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">“Gün küçük olsun bizim olsun zamanı değil. Ya kazanılacak ya da kazanılacak bir seçim sürecinin içindeyiz. Aksi düşünülemez, düşünülmemeli.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemiz için köprüden önce son çıkış görünen, &nbsp;alternatif ya da aksini düşünmek bile istemeyeceğim sürece, isteyerek ya da istemeyerek olumsuz katkıda bulunuyor olmak en büyük endişem.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu duygu ve düşüncelerle Memleket Partisi’nden istifa ettiğimi bilgilerinize sunuyorum. Süreçteki yol arkadaşlarıma tek tek teşekkür ediyorum. Aydınlık bir Türkiye, çocuklarımız için aydınlık ve huzurlu bir gelecek dileklerimle saygılar sunuyorum.”</span></p><p><span style="font-size:18px">5 ÜST DÜZEY İSİM DAHA İSSTİFA ETTİ</span></p><p><span style="font-size:18px">Prof. Dr. Gaye Usluer, kendisiyle birlikte partiden 5 üst düzey yöneticinin daha istifa ettiğini söyledi. Usluer’in SÖZCÜ’ye verdiği bilgiye göre istifa eden diğer yöneticiler şunlar:</span></p><p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Hakkı Akalın, Memleket Partisi MYK Üyesi ve Parti Genel Saymanı Serkan Ufuk Akgün, Memleket Partisi MYK Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Büyükuslu, Memleket Partisi Parti Meclisi-Danışma Kurulu Üye ve Memleket Partisi Kurucu Üyesi Meryem Şengül Kala ve Memleket Partisi Parti Meclisi-Memleket Partisi Kurucu Üyesi Dr. Oğuz Giray.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’DEN İSTİFA EDEREK MEMLEKET PARTİSİ’NE KATILMIŞTI</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">CHP’den 25-26. Dönem Eskişehir Milletvekilliği yapan ve CHP PM üyesiyken, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında partisinden istifa ederek Memleket Partisi Genel Başkan Yardımcısı olan Prof. Dr. Gaye Usluer’in, partisinden istifa ettiğini duyurdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">2010 yılında siyasete atılan ve 2012 yılından 2021 yılına kadar CHP PM üyesi olan Prof. Dr. Gaye Usluer, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla partisinden istifasını açıklamıştı. 2007 yılında çalıştığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Rektör adayı olan ve en çok oyu almasına rağmen Cumhurbaşkanı tarafından rektörlüğe atanmayan Usluer, CHP'den 25 ve 26. Dönem Eskişehir Milletvekilliği yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">4 dönem de CHP Parti Meclisi Üyesi olan Gaye Usluer, CHP'den istifa ettikten sonra Muharrem İnce tarafından kurulan Memleket Partisi'ne geçmişti. Memleket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü görevlerini üstlenen Usluer, Memleket Partisi'nden de istifa etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: sözcü</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İçişleri, gönüllü olarak ülkesine dönen Suriyeli sayısını açıkladı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/icisleri-gonullu-olarak-ulkesine-donen-suriyeli-sayisini-acikladi-1663594d5c984-0864-46ff-bab8-c13f9a763a982022-06-20T21:29:00+03:00HABER MERKEZİ İçişleri, gönüllü olarak ülkesine dönen Suriyeli sayısını açıkladı

İçişleri, gönüllü olarak ülkesine dönen Suriyeli sayısını açıkladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, beraberinde Kilis Valisi Recep Soytürk, AFAD Başkanı Yunus Sezer ve bürokratlar ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) düzenlediği Fırat Kalkanı Harekatı ile terör örgütlerinden arındırılan Suriye’nin Çobanbey bölgesini ziyaret etti. Burada yapımı devam eden organize sanayi bölgesinde incelemelerde bulunan Çataklı, inşaatı tamamlanarak faaliyete geçen bazı işletmeleri ziyaret etti. OSB yetkililerinden son duruma ilişkin bilgi alan Çataklı, tesislerin tamamen faaliyete girmesiyle yaşamın normale döneceğini ve binlerce kişiye istihdam imkanı sağlanacağını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çobanbey Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüseyin İsa, Fırat Kalkanı Harekatı öncesi nüfuslarının 8 bin olduğunu ve topraklarının kurtarılmasının ardından geri dönenlerle belde nüfusunun 70 bine yükseldiğini söyledi. 350 bin dönüm alana Organize Sanayi Bölgesi kurduklarını anlatan Hüseyin İsa, 1386 tesisten 1355’inin inşaatının yüzde 90 oranında tamamlandığını ifade etti. Sanayileşme ve istihdamın geri dönüşleri artırdığını ve belde nüfusunun 9 kat arttığını ifade eden İsa, “Şu anda tesislerimizde 2 bin kişi istihdam ediliyor. İnşaatlarda da yaklaşık 4 bin kişi çalışıyor. OSB tamamlanarak tesisler faaliyete başladığında burada 20 bini aşkın insanımıza istihdam imkanı doğacak” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Çobanbey beldesi dışında TSK’nın güvenli hale getirdiği 6 farklı noktada daha OSB’lerin kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Çataklı, tüm OSB’lerin tamamlanması ile 60 bini aşkın kişiye istihdam olanağı sağlanacağını vurgulayarak, “Çobanbey gibi terörden arındırılmış 7 bölgede OSB’ler kurulması için çalışmalarımız sürüyor. Bu çalışmalar tamamlandığında 60 bin insana istihdam sağlanacak. &nbsp;Bu da geri dönüşleri artıracak” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">GÖNÜLLÜ GERİ DÖNENLERİN SAYISI AÇIKLANDI</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Bakan Yardımcısı Çataklı, “Türkiye düzenlediği harekatlar ile sadece kendi sınır güvenliği ve terör riskini bertaraf etmekle kalmadı, bu bölgedeki insanların huzurunu da sağladı. Başarılı harekatlar sonucunda oluşturulan güvenli bölgelerde şu anda 6 milyon civarında insan yaşıyor. Bugün itibariyle yapılan harekatlar ve bölgedeki yatırımlar ile yaşamın normale dönmesiyle birlikte 507 bin 291 Suriyeli, gönüllü geri dönüş yaptı. Yani bölgedeki insanların güvenliğini sağlamak ve Suriyelilerin gönüllü geri dönüşlerini tesis etmek için önemli çalışmalar yapıldı. Bu topraklar her tarafı yıkılmış bir halden her yönüyle toparlanmış ve binlerce insanın yaşadığı bir bölge haline geldi” ifadesini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">1 MİLYON SURİYELİ İÇİN 240 BİN KONUT YAPILACAK</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Yardımcısı Çataklı, Çobanbey’in ardından Azez kentinde de yapımı tamamlanan ve inşaatı devam eden konut bölgesinde de incelemelerde bulundu. Çataklı, bölgede yapımı tamamlanan kalıcı konutlara Azez bölgesindeki kamplarda kalanların yerleştirildiğini kaydetti. Kalıcı konutların mahalle ve ilçe konseptine uygun yapıldığını anlatan Çataklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 1 milyon Suriyelinin geri dönüşüne yönelik projeye ilişkin şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">* “Cumhurbaşkanımız 1 milyon Suriyelinin geri dönüşüne yönelik altyapının oluşturulması talimatını verdi. Biz de bu doğrultuda güvenli bölgelerdeki 13 ayrı noktada 1 milyon Suriyelinin konaklama ihtiyacını karşılayacak 240 bin konut yapımı için çalışma başlattık. Bu doğrultuda şu anda 3 proje tamamlandı, diğerleri de hızla devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Türkiye’den gelecek Suriyelilere yönelik yaptığımız çalışma ile 1 milyon Suriyeli gönüllü olarak güvenli şekilde topraklarına geri dönecek. Bahsettiğimiz 13 lokasyon aslında içerisindeki donatılar ile 13 ayrı şehir anlamına da geliyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: sözcü gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gazeteciler sansür yasasına karşı sokağa çıkıyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/gazeteciler-sansur-yasasina-karsi-sokaga-cikiyor-1663478964a2d-409f-49f8-9685-279693890df42022-06-20T21:24:00+03:00HABER MERKEZİ Gazeteciler sansür yasasına karşı sokağa çıkıyor

Gazeteciler sansür yasasına karşı sokağa çıkıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">AKP-MHP’nin “dezenformasyonla mücadele” adı altında Meclis’e gönderdiği, içinde basın kartı iptaline ilişkin düzenlemelerin ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun da yaratıldığı 40 maddelik Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">40 maddeden oluşan kanun teklifi bu hafta TBMM Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek. Kanun teklifinin yasalaşması durumunda, Türk Ceza Kanunu’nun 217. maddesine “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu eklenerek, gazetecilere yönelik 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önü açılacak.</span></p><h3><span style="font-size:18px">Gazetecilerden eylem çağrısı</span></h3><p><span style="font-size:18px">Yasanın Meclis’ten geçmesi durumunda üzerlerindeki baskının daha da artacağını belirten gazeteciler yasa tasarısının geri çekilmesi için 21 Haziran saat 18:00’da Taksim Tünelde buluşuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sendika.Org’a konuşan DİSK Basın-İş Yönetim Kurulu üyesi Tolga Balcı, Seçim dönemine girilirken yasanın bilinçli olarak çıkarılmak istendiğini ve gazetecilerin üzerindeki baskı aygıtının daha da çok şiddetleneceğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazetecilere yönelik yapılan gözaltı ve tutuklamaların kendileri açısından hukuk kılıfına sokulmaya çalışıldığını ve bu kanuna karşı gazetecilerin sokağa çıkacağını belirten Balcı şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">Kanun teklifinde sorunlu olan birçok durum var. Özellikle 29. maddeyle ilgili halka yanıltıcı haberler yayma suçundan hapis cezaları öngörülüyor. Bu yanıltıcı haber nedir, bu cezayı kim verecek bununla ilgili standartlar nedir kimsenin bir fikri yok. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarının yanıltıcı olduğunu söylemek bile gazetecilerin ceza alması için yeterli bir sebep haline geliyor. Yanıltıcı haber suçuna ilişkin acaba Tayyip Erdoğan’ın Van 100.yıl Üniversitesi’ni biz açtık demesi de bu kapsama giriyor mu bunu da merak ediyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sendika.org</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN BÜYÜKŞEHİRDEN YAPILAN 535 MİLYONLUK BAŞKACA İHALELERDE ÇIKTI]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersin-buyuksehirden-yapilan-535-milyonluk-baskaca-ihalelerde-cikti-166331276954e-7f30-4d66-9587-301e1e201c7a2022-06-20T16:25:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN BÜYÜKŞEHİRDEN YAPILAN 535 MİLYONLUK BAŞKACA İHALELERDE ÇIKTI

MERSİN BÜYÜKŞEHİRDEN YAPILAN 535 MİLYONLUK BAŞKACA İHALELERDE ÇIKTI

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">ALIM-1:</span> İhale numarası:</strong>&nbsp;<strong>2021/870567</strong>,<strong>&nbsp;İşin adı:</strong>&nbsp;<strong>Mersin İli, Akdeniz İlçesi 4 Ada 6 Parsel Mersin Mutfak Kültürü Evi Karamancılar Konağı Restorasyonu Yapımı ile ilgili Saha Kontrollük Ve Müşavirlik Hizmetleri Alım İşi</strong>.&nbsp;<strong>İhale ve alım usulü:</strong>&nbsp;PAZARLIK –&nbsp;<strong>21/B</strong>, Sözleşme<strong>&nbsp;Bedeli: 1.363.000,00</strong>&nbsp;TRY,&nbsp;<strong>Tarihi:</strong>&nbsp;7.1.2022,&nbsp;<strong>İşi alan Firma:</strong>&nbsp;KADRİ CEMİLOĞLU MİMARLIK, Bu iş için 3 kişi doküman indirmiş, 1 kişi teklif vermiş, 1 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b0765159866.jpg" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">ALIM-2:</span> İhale numarası:</strong>&nbsp;<u>2021/703978</u>,<strong>&nbsp;İşin adı:</strong>&nbsp;<u>Mezitli 3 Ocak Hafif Raylı Sistem Metro Hattının İnşaat ve Elektromekanik Sistemlerinin Temini, Montajı ve İşletmeye Alınması işinin Kontrollük, Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri İşi</u> .&nbsp;<strong>İhale ve alım usulü:</strong>&nbsp;BELİRLİ İSTEKLİLER ARASINDA, Sözleşme<strong>&nbsp;Bedeli: 58.484.924,00</strong>&nbsp;TRY,&nbsp;<strong>Tarihi:</strong>&nbsp;20.5.2022,&nbsp;<strong>İşi alan Firma:</strong>&nbsp;UBM A.Ş., Bu iş için belirli bir firma çağrılmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b076fe3e087.jpg" /></strong></span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong><em>İŞİN İLAN METNİ AŞAĞIDA 1-</em></strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b0773bedcc0.jpg" /></em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">ALIM-3:</span> İhale numarası:</strong>&nbsp;<strong>2021/628631</strong>,<strong>&nbsp;İşin adı:</strong>&nbsp;<strong>Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Orkide Okuma Salonu Binası Yapılması İşi</strong>.&nbsp;<strong>İhale ve alım usulü:</strong>&nbsp;AÇIK İHALE&nbsp; <strong>Sözleşme</strong><strong>&nbsp;Bedeli: 8.600.000,00</strong>&nbsp;TRY,&nbsp;<strong>Tarihi:</strong>&nbsp;2.12.2021,&nbsp;<strong>İşi alan Firma:</strong>&nbsp;MERSİN BÜYÜKŞEHİR İMAR İNŞ. Bu iş için 2 kişi doküman indirmiş, 1 kişi teklif vermiş, 1 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b077a94341f.jpg" /></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">ALIM-4:</span> İhale numarası:</strong>&nbsp;<strong>2021/653552</strong>,<strong>&nbsp;İşin adı:</strong>&nbsp;<strong>MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE BULUNAN MUHYELİF YOLLARDA ASFALT YAPIM İŞİ</strong>.&nbsp;<strong>İhale ve alım usulü:</strong>&nbsp;PAZARLIK –&nbsp;<strong>21/B</strong>, Sözleşme<strong>&nbsp;Bedeli: 75.000.000,00</strong>&nbsp;TRY,&nbsp;<strong>Tarihi:</strong>&nbsp;5.11.2021,&nbsp;<strong>İşi alan Firma:</strong>&nbsp;DENKA YAPI, Bu iş için 37 kişi doküman indirmiş, 7 kişi teklif vermiş, 7 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b0781e01b64.jpg" style="height:376px; width:1317px" /></strong></span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong><em>FİRMANIN MTSO KAYDI, ORTAK VE BİLGİLERİ İSE AŞAĞIDA</em></strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b07841a401b.jpg" /></em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">ALIM-5:</span> İhale numarası:</strong>&nbsp;<strong>2021/411442</strong>,<strong>&nbsp;İşin adı:</strong>&nbsp;<strong>MBB SINIRLARI İÇERİSİNDE BULUNAN MUHTELİF CD - BULVAR VE SOKAKLARDA ALTYAPI, SANAT YAPILARI, KATLI KAVŞAK (H O MERZECİ - NEVİT KODALLI CD KESİŞİMİ , TURGUT ÖZAL BULVARI – H O MERZECİ BULV KESİŞİMİ) KÖPRÜ (TARSUS BERDAN ÇAYI ÜZERİ) VE YOL YAPIM İŞİ</strong>.&nbsp;<strong>İhale ve alım usulü:</strong>&nbsp;AÇIK İHALE, Sözleşme<strong>&nbsp;Bedeli: 370.497.194,30</strong>&nbsp;TRY,&nbsp;<strong>Tarihi:</strong>&nbsp;3.12.22021,&nbsp;<strong>İşi alan Firma:</strong>&nbsp;ATİS ASFALT A.Ş., Bu iş için 30 kişi doküman indirmiş, 13 kişi teklif vermiş, 4 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b07891e0b56.jpg" style="height:415px; width:1327px" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">ALIM-6:</span> İhale numarası:</strong>&nbsp;<strong>2021/398904</strong>,<strong>&nbsp;İşin adı:</strong>&nbsp;<strong>Mersin Ulaşım Ana Planı Hazırlanması Danışmalık Hizmet Alımı İşi</strong>.&nbsp;<strong>İhale ve alım usulü:</strong>&nbsp;BELİRLİ İSTEKLİLER ARASINDA, Sözleşme<strong>&nbsp;Bedeli: 11.522.500,00</strong>&nbsp;TRY,&nbsp;<strong>Tarihi:</strong> 29.12.2021,&nbsp;<strong>İşi alan Firma:</strong>&nbsp;KAİSER MÜHENDİSLİK , Bu iş için 14 kişi doküman indirmiş, 4 kişi teklif vermiş, 4 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b078dfcea3a.jpg" style="height:369px; width:1325px" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">ALIM-7: </span>İhale numarası:</strong>&nbsp;<strong>2021/508574</strong>,<strong>&nbsp;İşin adı:</strong>&nbsp;<strong>Mersin İli, Çamlıyayla İlçesi, Cumayakası Mahallesi 5158 pafta,423 ada 3 parselde Katlı Otopark Yapılması İşi</strong>.&nbsp;<strong>İhale ve alım usulü:</strong>&nbsp;AÇIK İHALE, Sözleşme<strong>&nbsp;Bedeli: 9.595.000,00</strong>&nbsp;TRY,&nbsp;<strong>Tarihi:</strong>&nbsp;1.11.2021,&nbsp;<strong>İşi alan Firma:</strong>&nbsp;İZOLLAR İNŞ, Bu iş için 4 kişi doküman indirmiş, 1 kişi teklif vermiş, 1 geçerli teklif çıkmış.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>SÖZLEŞME BEDELİ EKRAN GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b079235a211.jpg" /></strong></span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong><em>FİRMANIN MTSO KAYDI, ORTAK VE BİLGİLERİ İSE AŞAĞIDA</em></strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62b0797827186.jpg" style="height:320px; width:776px" /></em></strong></span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong><em>Bildiğiniz üzere bu konularda daha öncede yayınlarımız olmuştu. İşte o linkler:</em></strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/vay-babam-vay-yilin-ilk-5-ayinda-58-milyon-uzeri-pazarlikli-alim-yapmislar-16529"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/vay-babam-vay-yilin-ilk-5-ayinda-58-milyon-uzeri-pazarlikli-alim-yapmislar-16529</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-valisine-sesleniyorum-16252"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-valisine-sesleniyorum-16252</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirin-baski-isleride-hep-ayni-firmaya-16546"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirin-baski-isleride-hep-ayni-firmaya-16546</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/vay-bobi-ile-mirnavin-haline-16425"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/vay-bobi-ile-mirnavin-haline-16425</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/bobi-ile-mirnavin-belediyesi-simdi-bu-oldu-mu-16420"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/bobi-ile-mirnavin-belediyesi-simdi-bu-oldu-mu-16420</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirde-denetim-raporu-nihayet-ortaya-cikti-16329"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirde-denetim-raporu-nihayet-ortaya-cikti-16329</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirin-kiyafet-isleride-hep-ayni-firmaya-16220"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirin-kiyafet-isleride-hep-ayni-firmaya-16220</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirin-2022-ramazan-kolisi-31-trilyona-mal-oldu-16026"><strong><em>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirin-2022-ramazan-kolisi-31-trilyona-mal-oldu-16026</em></strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Sadece Mersin Büyükşehir Belediyesi değil, İÇEL ili yani MERSİNDE tüm belediyelerdeki ihaleleri ve alımları zaman zaman yazıyoruz. Haber sitemizdeki GÜNDEM – MAGAZİN- SİYASET – SPOR bölümündeki haberleri incelerseniz, siyasi parti ayrımı yapmaksızın, her belediyenin alımlarını dile getiriyoruz. Getirmeye de devam edeceğiz…</em></strong></span></p><p><span style="font-size:22px"><strong>haberanaliz.net / <span style="color:#FF0000">ÖZEL</span></strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[HSK AÇIKLADI, MERSİNDEN GİDEN VE GELEN HÂKİM VE SAVCILAR BELLİ OLDU]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/hsk-acikladi-mersinden-giden-ve-gelen-hakim-ve-savcilar-belli-oldu-16632ed603a54-f48b-48c3-8d7f-258a36be39e92022-06-20T01:00:00+03:00HABER MERKEZİ HSK AÇIKLADI, MERSİNDEN GİDEN VE GELEN HÂKİM VE SAVCILAR BELLİ OLDU

HSK AÇIKLADI, MERSİNDEN GİDEN VE GELEN HÂKİM VE SAVCILAR BELLİ OLDU

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>MERSİN’DEN GİDENLER:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Yaşar GÜNEŞ, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Daire Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Mehmet YÜKSEL, Kahramanmaraş Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Fedva DEMİREL, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Bekir YILDIZ, Bakırköy Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet ARSLAN, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Silifke Cumhuriyet Başsavcısı Tahir ÖZGENÇ,Kocaeli Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Zeki TOPALOĞLU, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Engin KOÇ, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Anamur Cumhuriyet Savcısı Ufuk TÜYSÜZ, Sivas Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Hâkimi Kamil Serdar ATAK, Kocaeli Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Mehmet Hikmet AVAR, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Merve TÜRKER, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Adil DEMİRCİ, Kayseri Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Ayşe AVAR, Gaziantep Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Hatice DELİPALTA GÜDÜMEN, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı İsmet GÜDÜMEN, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Uğur ÖZİL, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Ahmet AKCABELEN, Muratlı Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Hâkimi Leyla ADIGÜZEL, Gebze Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Abdullah AKBAŞ, Kumru Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Hatice AKSEN, Sulakyurt Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Aydan AKYILDIRIM AKKOÇ , Araklı Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Neslihan ANİK, Gördes Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Özlem Egemen ÇAVUŞOĞLU, Yenice(Çanakkale) Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Muhammed Raşid BAYRAM, Dinar Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Murat BELEK, Konya Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Tuğçe CANDAN BAYRAM, Dinar Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Mahmut ÇAKIR, Alucra Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı İbrahim Hakkı ÇIKRIK, Karayazı Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Mustafa DEMİRCİ, Kayseri Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Hâkimi Nurullah DOĞRU, Düzce Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı (Adalet Bakanlığı</span></p><p><span style="font-size:18px">Yetkili Tetkik Hâkimi) Seçkin GÜL, Yalova Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi İsa GÜNDÜZ, Eskil Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Başak GÜNEŞ, Nizip Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Deniz Şakir İYİCE, Viranşehir Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı İsmail KOÇ, Kemah Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Aslı OĞUZ EFE, Konya Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Ülkü ÖZER,Palu Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Ali ÖZTÜRK, Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Hanife ÖZTÜRK DUMAN, Dereli Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Mustafa ŞENGÜN, İliç Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Gülşah TAZICI, Ulus Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Gözde TİMUROĞLU, Gölköy Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Erdemli Cumhuriyet Savcısı Serdar YAVUZ, Bursa Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Mustafa YILDIRIM, Çameli Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Silifke Cumhuriyet Savcısı Bülent YILDIZ, Gebze Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Mehmet YILMAYAN, Cizre Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Hâkimi Hicran AL PARLAK, İstanbul Anadolu Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Sümeyye Aslıhan ALTUNTOP, Nallıhan Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Ensar İbrahim BAŞAR, Göksun Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Samet Can BAYRAM, Kumru Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Orhun BEKAR, Adana Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Atilla BİLİR, Keles Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Zeynep DOĞAN, Adana Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Merve ER, Malatya Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Ahmet Can EZGİ, Sungurlu Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Ayşegül GÖLLÜ , Hatay Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Nurullah GÜRBÜZ, Karlıova Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Anamur Cumhuriyet Savcısı Tekbir Hak HOPA , Uşak Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Esra ERDOĞAN, Boğazlıyan Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Onur Can ÖZTÜRK, Manyas Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Silifke Cumhuriyet Savcısı Osman SARIKAYA, Amasya Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Yusuf SEZGİN, Harran Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Hande Şeyma EZGİ, Sungurlu Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Zeynep AYDENİZ , Gökçebey Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Duygu Gizem TATAROĞLU</span></p><p><span style="font-size:18px">BAŞAR, Göksun Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Cumhuriyet Savcısı Ümit TÜRKOĞLU, Sarıoğlan Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Turan ZONGUR, Alaca Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Batuhan KARTAL, Kahramanmaraş Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hâkimi Selin ŞENGEZER, Sarıgöl Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Çağlar ÖTER, Araç Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus Cumhuriyet Savcısı Tunacan SUBAŞI, Sason Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Silifke Hâkimi Bağcan BOLAT, Burdur Hâkimliğine,&nbsp;&nbsp;</span><span style="font-size:18px"><strong>ATANDILAR...</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MERSİN’E GELENLER:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Adilcevaz Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali KOÇ, Silifke Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Delice Cumhuriyet Savcısı Mehmed Fatih DURMUŞ, Silifke Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Salihli Cumhuriyet Savcısı Hami CİVELEK, Erdemli Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Nizip Hâkimi Mehmet Ali YİĞİT, Tarsus Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Adıyaman Hâkimi Seda ALTINKAYA, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Yalvaç Hâkimi Furkan UMAY, Silifke Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mihalıççık Hâkimi Osman Alperen UĞUR, Aydıncık(Silifke) Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaman Cumhuriyet Savcısı Merve KILINÇ, Tarsus Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Çan Cumhuriyet Savcısı Nurbanu KELEŞ, Silifke Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kırıkhan Hâkimi Hande DEMİRBAĞ BALOĞLU, Tarsus Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Sorgun Cumhuriyet Savcısı Mustafa ÇELİK, Tarsus Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kırıkhan Hâkimi Halil BALOĞLU, Tarsus Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Amasra Hâkimi Beyza Nur AYDIN, Tarsus Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Ilgaz Cumhuriyet Savcısı Şaban AYAZ, Anamur Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Yalvaç Cumhuriyet Savcısı Cemal AKBAŞ, Tarsus Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Çankırı Cumhuriyet Savcısı Coşkun Gökalp SOLAK, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Adıyaman Cumhuriyet Savcısı Mehmet Şirin KORKMAZ, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Midyat Cumhuriyet Savcısı Gürol YILDIZ, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kozan Hâkimi Nida TANDOĞAN, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Göle Hâkimi Emre SELÇUK, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Midyat Hâkimi Kübra YILDIZ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Akdağmadeni Cumhuriyet Savcısı Ali Erhan ÖZKAYA, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Hayrabolu Cumhuriyet Savcısı Ayşegül ÖZGEN, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Bünyan Cumhuriyet Savcısı Selçuk ÖZBEY,Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Beyşehir Cumhuriyet Savcısı Hakan ÖRS, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">İslâhiye Cumhuriyet Savcısı Berat Can KARTALTEPE, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Akçakale Cumhuriyet Savcısı Yusuf GÜRBÜZ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadirli Hâkimi Funda GÜLEÇ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Dörtyol Cumhuriyet Savcısı Davut DAL, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Doğubayazıt Hâkimi Mehtap KARTAL, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Havza Cumhuriyet SavcısıMustafa CANTÜRK, Tarsus Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Karaman Cumhuriyet Savcısı Hacı Ömer ERGÜN, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Fatsa Cumhuriyet Savcısı Şaziye AYYILDIZ, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Niğde Cumhuriyet Savcısı Mehmet Emin AYDOĞAN, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Akçakale Hâkimi Figen GÜRBÜZ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Bahçe Hâkimi Burcu TAŞAR, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tefenni Cumhuriyet Savcısı Onur YAVUZ, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Sarıveliler Hâkimi Betül YILDIZ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tortum Hâkimi Ahmed Baran KARASU, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Uludere Hâkimi Hüseyin YILMAZ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Pınarbaşı(Kayseri) Hâkimi Ümit AKDAĞ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Düziçi Hâkimi Zeynep YILMAZ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Nizip Cumhuriyet Savcısı Mustafa Murat YILMAZ, Mersin Cumhuriyet Savcılığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağrı Hâkimi Ercan SEDEF, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Muş Cumhuriyet Savcısı Mehmet Emin KARA, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Düziçi Hâkimi Abdulvahit BABAT, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Adıyaman Hâkimi Safa ALTINKAYA, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Seydişehir Hâkimi Kaan YAREN, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tonya Cumhuriyet Savcısı Türker TÜRKMEN, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Suşehri Hâkimi Zerrin TAV, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Afşin Hâkimi Ebru KÖROĞLU DEMİRCİ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağrı Hâkimi Nevin KONCA SEDEF, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Doğubayazıt Hâkimi Bayram KARTAL, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Göle HâkimiTuğba GÜL SELÇUK, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Siverek Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hacı Mustafa AKBUCAK, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadınhanı Cumhuriyet SavcısıRamazan DEMİRASLAN, Tarsus Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Yargıtay Tetkik Hâkimi Selda KARAYILAN AVCI, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Gercüş Hâkimi Gülay TEZCAN AKKUŞ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Gaziosmanpaşa Hâkimi Havva YILMAZ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Akseki Hâkimi İlhami SAYKIN, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">İskenderun Hâkimi Hatice DEPEDELEN, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">İskenderun Cumhuriyet Savcısı Halil DEPEDELEN, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Şanlıurfa Cumhuriyet Savcısı Dilek ÖZTÜRK, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tokat Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Ali TURGUTALP, Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kayseri Cumhuriyet Savcısı Hüseyin KUŞ, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Hatay Cumhuriyet Savcısı Funda ÇORAKCI, Mersin Cumhuriyet Savcılığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Patnos Hâkimi Ayşe BOZBUĞA, Mersin Hâkimliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oğuz Han SELÇUK, Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Konya Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet TAŞTAN, Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına,&nbsp;<strong>ATANDILAR....</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İDARİ YARGIDA GİDENLER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin İdare Mahkemesi Başkanı Mustafa SERDENGEÇTİ, Adana Bölge İdare Mahkemesi Daire Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Vergi Mahkemesi Başkanı Ebru GÖÇ, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin İdare Mahkemesi Üyesi Ayşegül ERER AKCABELEN, Tekirdağ İdare Mahkemesi Üyeliğine, <strong>ATANDILAR.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İDARİ YARGIDA GELENLER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tokat İdare Mahkemesi Üyesi Gülşah TOK TURGUTALP, Mersin İdare Mahkemesi Üyeliğine,</span></p><p><span style="font-size:18px">Adana Bölge İdare Mahkemesi Üyesi Şaban Emre DÜLGER, Mersin Vergi Mahkemesi Başkanlığına,</span></p><p><span style="font-size:18px">Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyesi Uğur KOCAMAN, Mersin İdare Mahkemesi Başkanlığına, <strong>ATANDILAR.</strong></span></p><p><em><span style="font-size:22px"><strong>haberanaliz.net/ <span style="color:#FF0000">ÖZEL</span></strong></span></em></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MHP, 229 belediyenin "performans" karnesini çıkardı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mhp-229-belediyenin-performans-karnesini-cikardi-16631978c587b-0672-4f5c-a65e-09b0ce8e484e2022-06-19T19:40:00+03:00HABER MERKEZİ MHP, 229 belediyenin "performans" karnesini çıkardı

MHP, 229 belediyenin "performans" karnesini çıkardı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin talimatıyla oluşturulan komisyon, MHP'li 229 belediyenin 3 yıllık karnesini çıkardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP, mart ayında Bahçeli başkanlığında yapılan "Belediye Başkanları İstişare Kampı"nda sunulan ve belediye başkanlarının faaliyetlerinin yer aldığı raporların incelenmesine yönelik çalışmayı tamamladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Partide, Bahçeli'nin talimatıyla oluşturulan komisyon, MHP'li belediye başkanlarının seçim öncesinde ortaya koyduğu vaatler ile bu vaatlerin gerçekleşme oranı kapsamında performans değerlendirildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerlendirmede, MHP'li belediyelerin küresel iklim değişikliğinin etkilerini azaltıcı yeşil dostu yatırımlar ve şehirleri güvenli hale getirmek için gerçekleştirilen kentsel dönüşüm çalışmalarıyla öne çıktığı, mahalle kültür ve konseptini koruyacak çalışmalarla yerleşim yerlerinin sosyal, kültürel ve iktisadi alanlarına katkı sunacak projeleri büyük oranda gerçekleştirdiği kaydedildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">"YATIRIMCI NİTELİĞE SAHİP OLDUKLARINI GÖSTERMİŞLERDİR"</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, komisyonun inceleme sonuçlarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 229 belediyenin, Kovid-19 salgını döneminde meydana gelen gelir kaybına rağmen yatırım harcamalarını verimli ve düzenli olarak devam ettirdiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Belediyelerin hizmet üretme kapasitelerinin en önemli göstergelerinden birinin yatırım giderlerinin toplam giderlere oranı olduğunu dile getiren Durmaz, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Belediyelerimiz 3 yıl içerisinde yapmış oldukları çalışmalarla yatırımcı niteliğe sahip olduklarını göstermişlerdir. Yatırım harcamaları içerisinde toplu konut projeleri, altyapı yenileme, GES ve HES projeleri, millet bahçeleri, kültür merkezleri, aile yaşam alanları, her belediyenin ölçeğine göre yapılan park ve bahçeler, atık taşıma ve işleme konusundaki yatırımlar, kent estetiğine yönelik hizmetler, yol, asfalt ve kaldırım çalışmalarının yanında daha konforlu ve nitelikli hizmet ile ulaşımın sağlanması için araç filolarının yenilenmesi bulunuyor."</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP'li belediyelerin kırsal alanda yaptığı desteklerle üreticinin yanında olduğunu ve gübre, tohum, fidan dağıtımının gün geçtikçe artığını vurgulayan Durmaz, "Belediyelerimiz, kırsalın desteklenmesi ve üretilen ürünlerin kolayca pazar bulması açısından, özellikle kadınlarımızın kurmuş olduğu üretim kooperatifleri desteklenerek üretici ve pazarı buluşturmayı başarmışlardır." dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Durmaz, ev hanımlarına yönelik geliştirilen projelerle hane halklarının ekonomisine katkı sağlandığını aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Belediyelerin sosyal hizmet alanında yaptığı çalışmalara dikkati çeken Durmaz, bu kapsamda öncelikle Kovid-19 salgınına yönelik koruyucu-önleyici hizmetlere ağırlık verildiğini, yerel halkın ihtiyaçlarının tespit edilerek, temel ve acil ihtiyaçların karşılandığını vurguladı. Durmaz, "Yoksul aile ve bireylere, kadın, engelli ve yaşlılara yönelik düzenlemeler yapılarak ayni ve nakdi yardımların yanı sıra ulaşım ve su tarifelerinde yapılan indirimlerle hepsi birbirleri ile yarışır hale gelmiştir." diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">"YEŞİL DOSTU" ÇALIŞMALAR</span></p><p><span style="font-size:18px">Durmaz, MHP'li belediyelerin, kültür ve sanat etkinlikleri bakımından da vatandaşı yalnız bırakmadığını dile getirerek, ulusal ve yerel festivaller, konserler, sergiler, kütüphaneler, eğitim hizmetlerine yönelik faaliyetler, tarihi ve kültür varlıklarının korunmasına yönelik atılan adımlarla üretken belediyecilik vizyonunu gösterdiğini kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Belediyelerin çok sayıda sportif tesisi bünyesine kattığını ve bulundukları beldeyi temsil eden spor kulüpleri ve sporculara her türlü desteği verdiğini belirten Durmaz, ayrıca her yaştan vatandaşın yararlanabileceği spor komplekslerinin de hizmete sunulduğunu ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Durmaz, MHP'li belediyelerin "yeşil dostu" yatırımlarda bulunduğunu da kaydederek, "Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefine uygun şekilde yeşil dönüşümü destekleyici yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviki, gelişmiş akıllı şehir uygulamalarının çeşitlendirilmesi ve yerel mimari ile sosyal dokuyu koruyacak projelerin, üretken belediyecilik anlayışı kapsamında artırılarak geliştirildiği görülmüştür." değerlendirmesinde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">"VATANDAŞINA HİZMET ETME YARIŞINA GİRMİŞLERDİR"</span></p><p><span style="font-size:18px">Belediyelerin bu hizmetleri yaparken ilgili bakanlıklardan ihtiyaç duyduğu desteği gördüğünü vurgulayan Durmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Özellikle ülkemizde çevre ve şehirciliğin geleceğine dair hazırlanan projeler ve gerçekleştirilen yatırımlar ile öncü ve etkin rol oynayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın belediyelerimize sağlamış olduğu desteklerle millet bahçeleri yaygınlaştırılmış, iklim dostu projelere kaynak aktarılarak destek sağlanmıştır. Yine bu kapsamda Türkiye Belediyeler Birliği tarafından ihtiyacı olan belediyelerimize hibe araç destekleri önem arz etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP'li belediyeler, beldelerdeki en ücra köşedeki vatandaş ile iletişim halinde olan, ihtiyaç ve sorunlardan haberdar olan, vatandaş memnuniyetini ve hayat kalitesinin yükseltilmesini ülkü edinen hizmet kurumlarıdır. Belediye başkanlarımız seçildikleri günden itibaren yapmış oldukları çalışmalar ile milletimizin yanında olmayı şiar edinmiş, vatandaşına hizmet etme yarışına girmişlerdir."&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: TÜRKGÜN</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[7 parti ve oluşumdan mülteciler için 7 öneri]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/7-parti-ve-olusumdan-multeciler-icin-7-oneri-1663020d74bbc-39de-4239-a7d2-c1d44db62fc52022-06-19T19:14:00+03:00HABER MERKEZİ 7 parti ve oluşumdan mülteciler için 7 öneri

7 parti ve oluşumdan mülteciler için 7 öneri

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi'nin (EMEP) de aralarında olduğu 7 parti ve oluşum, mültecilere dair acil atılması gereken 7 adımı açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Dünya Mülteci Günü'ne dair ortak yazılı açıklama yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mültecilere karşı gelişen ırkçı kışkırtmalara tepki gösterilen açıklamada, "Göçmenler ve mülteciler yaşadığımız yoksulluğun sebebi asla değildir. Yaşadığımız bu kabus günlerin, açlık ve yokluk döneminin asıl sebebi ülkeyi soyup soğana çeviren yağmacı ve talancı sermaye iktidarıdır; yandaşı, 5'li çetesi ve tüm sermaye örgütleriyle birlikte AKP hükümetidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Göç bir sonuçtur, kapitalist dünya ve emperyalist savaşlar ise göçlerin ana nedenidir. 90'lı yıllardaki karanlık siyasi atmosferde Kürt halkına yönelik baskı, siyasi cinayetler, köy yakma operasyonları iç göçü körüklemiş, ırkçılık bu politikalarla beslenmeye devam etmişti" ifadelerine yer verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">7 adım ise şöyle<br />Göç meselesinin sosyolojik, ekonomik, politik, psikolojik, hukuki çok katmanlı bir sorunu ifade ettiği vurgulanan açıklamada, acilen atılması gereken 7 adım şöyle sıralandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">"* Göç meselesi güvenlikçi bir anlayışla ele alınamaz, İçişleri Bakanlığının keyfine bırakılamaz. Göç sorunu göç ve iltica hakları temelinde yeniden düzenlenmelidir. 1951 Birleşmiş Milletler Cenevre Mülteci Sözleşmesi dâhil olmak üzere uluslararası hukuktan doğan haklar sığınmacılara tanınmalıdır. Geri Gönderme Merkezlerinin yerini Göç ve İltica Ofisleri almalı; keyfi ve hukuk dışı uygulamalar sona ermelidir. Göçmenlerin statüsüz kalmasına sebep olan mevcut uluslararası göç yönetimi anlayışı değişmeli; kayıtsız-belgesiz nüfus ivedilikle kayıt altına alınmalı ve uluslararası koruma sağlanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Türkiye önceki yıllarda göçmenler için bir transit ülke iken, AB ile imzalanan Geri Kabul Anlaşması sonrasında bir zorunlu ikamet adresi haline geldi. Sonuçta sığınmacıların üçüncü ülkeye geçiş hakkı, hukuk çiğnenerek tırpanlanmış oldu. Geri Kabul Anlaşması derhal iptal edilmeli, mültecilere AB ve Batı ülkelerine gitme hakkı tanınmalı; bu ülkeler, Türkiye ile eşit sorumluluk almalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">* İç savaşların gösterdiği tarihsel gerçek, geri dönüşlerin en az 15-20 yıl sonra başladığı yönündedir. Savaşın devam ettiği alanlara göçmenlerin zorla gönderilmesi suçtur. Dolayısıyla 'Bir yılda göndeririz, davul zurna ile göndeririz' gibi propagandif vaatlerin karşılığı yoktur. Geri dönüşler Suriye'de savaşın derhal sonlandırılması, kalıcı barış ve demokratik ortamın sağlanması ve mülteciler için garantör yapıların oluşmasına bağlıdır. Ayrıca dönmek isteyenler için ekonomik, politik, sosyolojik ve psikolojik alt yapının sağlanması gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Türkiye'de göçmen ve mülteciler de dahil olmak üzere herkes için kayıt dışı sigortasız ve güvencesiz çalışma son bulmalıdır. Türkiye'de çoğu çocuk 2 milyon mülteci ve göçmen işçi çok ağır koşullarda sömürülmektedir. Buna karşılık çalışma izni olan Suriyeli işçilerin sayısı 38 bin civarındadır. Göçmen ve mülteci işçilerin yerli işçiler ile aynı sendikada örgütlenmesinin, toplu sözleşme ve grev yapabilmelerinin önü açılmalıdır. Çünkü onlar Türkiye işçi sınıfının bir parçasıdır. Sermaye rekabeti kışkırtırken, işçiler birliği ve ortak mücadeleyi esas almalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Mülteci kadınlar ve çocuklar en ilkel biçimleriyle cinsel istismara maruz kalmaktadır. Mülteci kadınların yaygın şekilde tacize ve cinsel saldırıya uğradığı Türkiye'nin batısından doğusuna bir gerçekliktir. Mülteci kadınlar, LGBTİ+'lar ve çocuklar İstanbul Sözleşmesi referans alınarak erkek şiddetine karşı korunmalıdır. Önleme ve koruma politikaları geliştirilmeli, şiddet önleme merkezlerinde çok dilli danışmanlık sunulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Yerel yönetimler vatandaşlık esasına göre bütçe aldığından mülteci nüfusun yoğunlaştığı belediyeler mali açıdan zorlanmaktadır. Burada çözüm mültecileri dışlamak olamaz. Bizler 'hemşerilik' hukukuna göre Belediyeler Yasasının yeniden düzenlemesini talep ediyoruz. Merkezi bütçe vatandaş sayısına göre değil o il ya da ilçede yaşayan tüm insanlara göre yeniden belirlenmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">* AKP-MHP, cihatçı çeteler için Türkiye'yi cephe arkası olarak kullandırma faaliyetinden vazgeçmelidir. Savaş suçları başta olmak üzere insanlık suçlarına bulaşmış kişileri uluslararası yargıya teslim edecek bir mekanizma oluşturulmalıdır. Göçmen kaçakçıları ve devlet içindeki uzantıları için ağır cezai düzenlemeler yapılmalıdır. Sınır ötesi operasyon vb. gerekçelerle cihatçı çete mensuplarına vatandaşlık ve çeşitli imtiyazlar verilme uygulaması sonlandırılmalı, cihatçı çeteler derhal dağıtılmalıdır.(AÖ)</span></p><p><span style="font-size:18px">hber ve kaynak: BİANET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Mersin Bölge Sulama Kooperatifler Birliği Başkanı dolandırıcılık suçundan tutuklandı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersin-bolge-sulama-kooperatifler-birligi-baskani-dolandiricilik-sucundan-tutuklandi-166293bf74b50-e166-43c5-9898-21a5ac5e3fa92022-06-19T19:08:00+03:00HABER MERKEZİ Mersin Bölge Sulama Kooperatifler Birliği Başkanı dolandırıcılık suçundan tutuklandı

Mersin Bölge Sulama Kooperatifler Birliği Başkanı dolandırıcılık suçundan tutuklandı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">250 kadar müteahhit firmayı en az 300 milyon lira dolandırmakla suçlanan 15 kişi 15 Haziran tarihinde Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan isimler arasında S. S. Mersin Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği yanı sıra S. S. Silifke ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi başkanı olarak da görev yapan Ersin Akdoğan da bulunuyordu.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Halk TV'den Dinçer Gökçe'nin haberine göre, şüphelilerin savcılık işlemleri sonrası savcılık tutuklanmaları istemi ile Ersin Akdoğan ile kayınpederi Abdullah U. sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, Abdullah U.’yu adli kontrol şartı ile serbest bırakırken, Akdoğan için tutuklama kararı verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">EN AZ 300 MİLYON LİRA<br />Edinilen bilgilere göre, çok sayıda firma farklı kişiler aracılığı ile Ersin Akdoğan ile tanıştı. Akdoğan başında bulunduğu birlik üzerinden çeşitli ihaleler düzenlediklerini söyledi. Akdoğan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteği yanı sıra milyonlarca avroluk Avrupa Birliği desteklerini de aldıklarını söyledi. Akdoğan ile müteahhitleri bir araya getiren kişiler de “Ödemelerde sorun yok” diyerek güvence verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağırlıklı olarak Silifke’de olmak üzere il genelinde sulama projelerine ilişkin firmalarla farklı zamanlarda sözleşmeler yapıldı. Akdoğan her firma ile yaptığı görüşmede, ihale bedellerinin belirli bir miktarının teminat olarak alınacağını bildirdi. Buna göre, her firmadan, ihale bedelinin yüzde 5’i nakit yüzde 5’i de çek alındı. Ulaşılan ilk bilgilere göre nakit olarak toplanan teminat tutarı 186 milyon TL'yi bulurken kalan para ise firmalardan çek olarak alındı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Teminatlarını yatıran firma yetkilileri, işin yapılması için yer teslimini beklerken, iddiaya göre bu süreçte çeşitli gerekçelerle oyalandı. Aylar süren oyalama süreci sonrası kimi firmalar paralarını isterken, kimi firmalar ise savcılıklara başvurdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">ARACILAR DA PARADAN PAY ALDI<br />Akdoğan’ın başında bulunan kooperatifler üzerinden alınan para ve çeklerin yanı sıra, firmaları kooperatife yönlendirmede aracı olan kişiler üzerinden de milyonlarca liralık çekin toplandığı kaydedildi. Yapılacak işin sigortalatılması amacı ile aracı kişiler üzerinden toplanan çekler zaman içinde yazdırıldı. Mağdur firmalardan birinin yetkilisi, aracıların da kendi aralarında parayı bölüştüklerini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">KAYYUM ATANDI<br />Mersin’in yanı sıra Adana, Mardin, Şanlıurfa, Kocaeli ve İzmir'den çok sayıda firmanın şikayeti üzerine savcılık soruşturması devam ederken, Akdoğan'ın başında olduğu Silifke ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'ne kayyum atandı. Mersin Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği'nde yeni bir yönetim oluşturulması için Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden 3 kişi görevlendirildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Görevlendirilen isimlerden biri yaptığı açıklamada, birliğin hesaplarında bir kuruş paranın bulunmadığını söyledi. Görevli, "Bazı masrafları cebimizden yapmak durumunda kalıyoruz. Bakanlığın da böylesi bir ödeneği yok. Yeni bir genel kurul ile yeni bir yönetim oluştuğunda bizim görevimiz son bulmuş olacak" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynak: cumhuriyet gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİNLİ VALİLİĞE SORUYOR: MERSİN'DEKİ TABELALAR İÇİN NE YAPILDI?]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersinli-valilige-soruyor-mersindeki-tabelalar-icin-ne-yapildi-16628182654c5-fa38-478a-b9f3-36e6c8d20c9b2022-06-19T18:33:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİNLİ VALİLİĞE SORUYOR: MERSİN'DEKİ TABELALAR İÇİN NE YAPILDI?

MERSİNLİ VALİLİĞE SORUYOR: MERSİN'DEKİ TABELALAR İÇİN NE YAPILDI?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Göç İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamada, Türkiye'de kullanılan tabelalar için kuralların TSE tarafından "TS 13813 standardı" ile belirlendiği hatırlatıldı. Yabancı dilin yer aldığı tabelalara ilişkin hususların da söz konusu standart ile belirlendiğine işaret edilen açıklamada, bu kapsamda yabancı dilde ifadenin yer aldığı tabelalarda, yabancı dildeki ifadelerin Türkçe ifadelerin yüzde 25'ini geçmeyecek büyüklükte puntolarla yazılması gerektiği kaydedildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">- 1815 işletmeye vergi kaydı olmadığı için idari yaptırım</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamada, söz konusu standardın uygulanmasının denetlenmesine ve ayrıca vergi levhası olmaksızın işletmelerin oluşturduğu haksız rekabetin önüne geçilmesine ilişkin 4 Kasım 2021 itibarıyla 81 ilde vali/kaymakamların koordinasyonunda, il göç idaresi müdürlükleri, kolluk kuvvetleri, yerel yönetimler, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve ilgili STK temsilcilerinin katılımı ile hem il hem ilçe düzeyinde denetim komisyonları oluşturulduğu belirtildi. "Denetim komisyonları ile gerçekleştirilen denetimler sonucunda bugüne kadar 19 bin 309 iş yerinin yabancılar tarafından işletildiği, 15 bin 666 iş yeri tabelasının TSE standartlarına uygun olduğu, 3 bin 643 iş yeri tabelasının TSE standartlarına uygun olmadığı tespit edilmiştir" bilgisinin yer aldığı açıklamada, söz konu tabelalara ilişkin uygulanan idari süreçlerin ardından 2 bin 151'inin standartlara uygun hale getirildiği, diğer tabelaların süreçlerinin ise devam ettiğini bildirildi. Açıklamada, "1815 işletmeye vergi kaydı olmadığı için idari yaptırım uygulanmıştır. Ankara'daki iş yerine ait tabelaya yönelik işlem, kolluk kuvvetlerince yürütülen bu denetimler kapsamında gerçekleştirilmiştir." ifadelerine yer verildi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">MERSİN İLİNDE DURUM NE, YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA İSTİYORUZ...</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Mersin'de merkzdeki dört ilçedede yabancı uyruklu iş yerleri olduğunun altını çizen vatandaşlar, <strong>"Özellikle AKDENİZ- MEZİTLİ ilçeleri başta olmak üzere diğer iki ilçedede göçmenlerin ve mültecilerin çok sayıda iş yerleri açtığını görüyoruz. Tabelalar ise ya ARAPÇA yada başka dilde yazılı. Dev gibi tabelalar var. Mersin de bu işlerle ilgili ne gibi yasal işlem yapıldı merak ediyoruz. Çünkü ardı ardına açılan bu iş yerleri yüzünden Akdeniz ve Mezitli ilçeleri sanki SURİYE yada başkaca ülke mahalleleri haline geldi. Bir açıklama istiyoruz, bu tabelalar burada niye nizama girmiyor"</strong> diyorlar.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Yaman Akdeniz: Binlerce kişi yargılanma ile karşı karşıya kalacak]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/yaman-akdeniz-binlerce-kisi-yargilanma-ile-karsi-karsiya-kalacak-16627ea4fcf69-85ee-41bc-9953-f4929fc11d9a2022-06-19T18:27:00+03:00HABER MERKEZİ Yaman Akdeniz: Binlerce kişi yargılanma ile karşı karşıya kalacak

Yaman Akdeniz: Binlerce kişi yargılanma ile karşı karşıya kalacak

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">"Dezenformasyon yasası" olarak bilinen ve Basın Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Teklifin önümüzdeki hafta TBMM Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor. Düzenleme yasalaştığında "halkı korku, panik ve endişeye sevk etmek ya da kamu barışını bozmak amacıyla yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" eylemi, suç kapsamına alınacak. Bu suçu işleyenler için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">DW Türkçe'den Eray Görgülü'ye konuşan siber hukuk uzmanı Yaman Akdeniz, binlerce kişinin sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle yargılanabileceği uyarısında bulundu. Yeni düzenleme ile "ülkemizde yeni bir boyutta korku iklimi oluşturacak" diyen Akdeniz'e göre yasa gereği sosyal medya platformlarından kullanıcı bilgisi talep edilebilecek ve anonim hesaplara ulaşılabilecek. Peki düzenleme ne anlama geliyor? Yaman Akdeniz, kanun teklifi ile soruları yanıtladı.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Hukukta "yanıltıcı bilgiyi yayma" gibi bir suç tanımı olabilir mi? Teklifte, özellikle de hapis cezası öngören madde tam olarak ne anlama geliyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaman Akdeniz: Kamuoyunda dezenformasyon suçu olarak uzun zamandır tartışılan ve önümüze 'halkı yanıltıcı bilgiyi' alenen yayma suçu olarak çıkan madde Meclis'te komisyonlardan geçti. Teknik olarak bu suçun ne anlama geldiğine baktığımız zaman tanımlamasında sırf 'halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak' saikiyle denilmiş. Sınırlı bir bilgi çizilmiş aslında. Ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bir bilginin paylaşılması durumunda. Ve tabii halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle paylaşılmış olması gerekiyor. Aynı zamanda tehlike suçu olarak tanımlanmış. Yani 'kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişiler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır' denilmiş. Buradan birçok sorun tespit etmek mümkün. Çünkü gerçeğe aykırı bir bilgi olup olmadığı değerlendirmesi kim tarafından yapılacak. Tabii ki, değerlendirme öncelikle cumhuriyet savcılıkları tarafından yapılacak. Arkasından eğer iddianame hazırlanırsa yargı makamları yani mahkemeler bunun değerlendirmesini yapacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Düzenleme bu haliyle ne gibi sakıncalar doğurur, ne tür sonuçlara yol açar?</span></p><p><span style="font-size:18px">O kadar geniş tanımlanmış ki; halk arasında endişe, korku veya panik duyan vatandaşlar 'endişelendim' diyen vatandaşlar, internette muhalif kesim tarafından veya gazeteciler tarafından yapılmış haber ve içerikleri cumhuriyet savcılıklarına sıklıkla şikayet edecekler. Kaldı ki savcılıklar tarafından resen soruşturmalar başlatılacak. Dolayısıyla 2023 seçimlerine doğru yaklaşırken yüzlerce hatta binlerce kişi bu yeni suç tiplemesinden soruşturulmak veya yargılanmak ile karşı karşıya kalacak. Tabii ki bu geniş tanımlamanın yapılmış olması, ülkemizde yeni bir boyutta korku iklimi oluşturacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hangi haberler ya da içerikler "kamu barışını bozmaya" yönelik olarak değerlendirilebilir? Örnek verebilir miyiz? Bunun ucu nereye kadar gidebilir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye özelinde vatandaşların rahatsız olduğu her türlü içerik veya halk arasında infial yarattığı iddia edilen olaylar kamu barışını bozmaya elverişli olacaktır. Dolayısıyla aslında bir taraftan yüksek bir kriter konulmuş gözükse dahi sosyal medyada sıklıkla gördüğümüz gibi vatandaşların her türlü içerikten veya hoşlanmadıkları haberden rahatsız olmaları mümkün ve tabii ki 'biz bundan endişe duyduk. Aramızda korku veya panik yaratıldı' denebilir. 'Enflasyon yüzde 150 olacak' denildi veya 'Dolar sene sonunda 30'a çıkacak' denildi gibi açıklamalar yaptığınızda spekülatif açıklamalar yaptığınız veya gerçeğe aykırı bilgi paylaştığınız iddia edilerek en azından hakkınızda kolaylıkla suç duyurusunda bulunmak mümkün olacak. Ve bundan sonra siz bu iddialar karşısında aylarca kendinizi savcılık makamlar karşısında veya mahkemelerde savunmak durumunda kalacaksınız. Ve dolayısıyla ifade ve basın özgürlüğünüz kısıtlanmış ve bir nebze de tabii otosansüre itilmiş olacaksınız. Çünkü bu tehlikeyle karşı karşıya kalan gerek gazeteciler gerek basın mensupları, gerek normal vatandaşlar, sade vatandaşlar, otosansür uygulamaya başlayacaklar, çünkü aksi takdirde yargılanmaları veya soruşturulmaları söz konusu olacaktır. Ben bunu söylediğim için bile, bu iddiada bulunduğum için dahi bu madde meclisten geçtikten sonra soruşturulmam veya yargılanmam söz konusu olacaktır. Ben bu konuda çalışan bir uzman olarak kendi birikimim dahilinde ve tabii ki diğer uygulamaları da bilen kişi olarak bunu öngörebiliyorum. Ama öngördüğünüz bir şeyin gerçek bilgi olmadığını söyleyebilecekler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gerçek olduğu bilinen bir bilgi dahi, bu kapsamda değerlendirilebilir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir örnek vermek gerekirse Türkiye'de binlerce kişi cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturuluyor ve yargılanıyor. Ve resmi istatistikler de Adalet Bakanlığı tarafından açıklanıyor. Fakat resmi bilgiler elimizde olmasına rağmen sayın cumhurbaşkanı çıkıp Türkiye'de öyle bir şey yok diyebiliyor dış basında. Dolayısıyla buradaki sorun hangi bilginin gerçek olduğuna kim ne şekilde karar verecek. Burada da tabii Türkiye'deki yargı organlarının bağımsızlığı da sorgulanacaktır diye düşünüyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Teklif yasalaştığında sosyal medya kullanımını nasıl etkileyecek?</span></p><p><span style="font-size:18px">5651 sayılı kanun ve internet kanununda yapılacak değişikliklerle sosyal medya platformlarından özellikle anonim hesaplardan yapılan paylaşımların kimler tarafından yapıldığını anlamak için bilgi talep edilecek. Sosyal medya platformları bu bilgileri makamlarla paylaşmazsa cezalandırılacak. Hatta Türkiye'den erişimleri kısıtlanabilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">VPN kullanılsa dahi sosyal medya platformları, bu kişilerin bilgilerini yetkili makamlara verebilecek mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'de yumurta hesap dediğimiz veya farklı isimler kullanılarak yani insanların kendi isimlerini kullanmadan oluşturdukları hesapların iletişim bilgileri sosyal medya platformlarının elinde var. En azından elektronik posta adresleri veya kullandılarsa telefon numaraları olduğu için bunların VPN kullanılsın veya kullanılmasın kim olduklarının tespit edilmesi mümkün olacaktır sosyal medya platformları bakımından. Fakat tabii sosyal medya platformlarının bu bilgileri bugüne kadar pek de paylaşmadıklarını Türk makamları bilmekle beraber bundan sonraki süreçte ve özellikle Türkiye'de kurmuş oldukları şirketler ve o şirketlerde görevli kişiler aracılığıyla bu bilgilerin talep edilmesi söz konusu olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal medyada suça konu olan paylaşımı retweet yapan, alıntılayan kişiler de mi suç işlemiş olacak?</span></p><p><span style="font-size:18px">TCK'ya eklenecek olan maddede 'açıkça alenen yayan kimse' denilmiş. Dolayısıyla aslında bu tip içerikleri sadece ilk paylaşan kişiler değil, aynı zamanda yayan, dolayısıyla sosyal medyada beğenen veya paylaşan kişiler, hatta o kişiler hakkında açılan soruşturmalara tepki gösteren ve yargılananlar hakkında 'bu kadar da olmaz' tepkisi gösterenlerin de eğer o içerikleri paylaşması söz konusu olursa yargılanmaları söz konusu olacak. Bu da keyfiyete izin veren sistem olacaktır. Bu da tabii korku iklimini ve otosansürü tetikleyecek bir yapıya işaret etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eylemin örgütlülük halinde yapıldığı tespit edilirse cezası yarı oranında artırılacak. Örgütlülük halinde yapılıp yapılmadığı tespit edilebilir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'de tabii örgüt dediğiniz zaman tam olarak ne anlama gelmediği veya işte OHAL sürecinde biz irtibat, iltisak gibi kavramları da Türk hukukunda görmüş olduğumuz için burada da gene tabii geniş tanımlanmış ve keyfiyete izin veren bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü kanun maddesinin ikinci paragrafında bir örgütün faaliyeti çerçevesinde bir paylaşım yapıldığı iddia edilirse o zaman cezanın yarı oranda artırılması söz konusu olacak. Dolayısıyla birlikte düşündüğümüzde bunlar hükümetin 2023 seçimlerine hazırlığı ve dolayısıyla oluşturulacak korku iklimiyle hükümete yönelik eleştirileri azaltmak, devam eden eleştirileri ise cezalandırmak amacında olduğunu değerlendirmekteyim. (HABER MERKEZİ)</span></p><p><span style="font-size:18px">GAZETE DUVAR</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Göç İdaresi Başkanlığından 'tabela denetimi' açıklaması]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/goc-idaresi-baskanligindan-tabela-denetimi-aciklamasi-16626d3df4699-a860-46af-ba63-092bd28a69bf2022-06-19T18:24:00+03:00HABER MERKEZİ Göç İdaresi Başkanlığından 'tabela denetimi' açıklaması

Göç İdaresi Başkanlığından 'tabela denetimi' açıklaması

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Göç İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamada, Türkiye'de kullanılan tabelalar için kuralların TSE tarafından "TS 13813 standardı" ile belirlendiği hatırlatıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yabancı dilin yer aldığı tabelalara ilişkin hususların da söz konusu standart ile belirlendiğine işaret edilen açıklamada, bu kapsamda yabancı dilde ifadenin yer aldığı tabelalarda, yabancı dildeki ifadelerin Türkçe ifadelerin yüzde 25'ini geçmeyecek büyüklükte puntolarla yazılması gerektiği kaydedildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">- 1815 işletmeye vergi kaydı olmadığı için idari yaptırım</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamada, söz konusu standardın uygulanmasının denetlenmesine ve ayrıca vergi levhası olmaksızın işletmelerin oluşturduğu haksız rekabetin önüne geçilmesine ilişkin 4 Kasım 2021 itibarıyla 81 ilde vali/kaymakamların koordinasyonunda, il göç idaresi müdürlükleri, kolluk kuvvetleri, yerel yönetimler, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve ilgili STK temsilcilerinin katılımı ile hem il hem ilçe düzeyinde denetim komisyonları oluşturulduğu belirtildi.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">"Denetim komisyonları ile gerçekleştirilen denetimler sonucunda bugüne kadar 19 bin 309 iş yerinin yabancılar tarafından işletildiği, 15 bin 666 iş yeri tabelasının TSE standartlarına uygun olduğu, 3 bin 643 iş yeri tabelasının TSE standartlarına uygun olmadığı tespit edilmiştir" bilgisinin yer aldığı açıklamada, söz konu tabelalara ilişkin uygulanan idari süreçlerin ardından 2 bin 151'inin standartlara uygun hale getirildiği, diğer tabelaların süreçlerinin ise devam ettiğini bildirildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamada, "1815 işletmeye vergi kaydı olmadığı için idari yaptırım uygulanmıştır. Ankara'daki iş yerine ait tabelaya yönelik işlem, kolluk kuvvetlerince yürütülen bu denetimler kapsamında gerçekleştirilmiştir." ifadelerine yer verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">HBER VE KAYNAK: MEMURLAR NET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Türkiye’nin baştan bir tarım politikası yapması lazım]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/turkiyenin-bastan-bir-tarim-politikasi-yapmasi-lazim-16625f4458527-c493-424d-a1ff-9ca8e608dcc72022-06-19T18:19:00+03:00HABER MERKEZİ Türkiye’nin baştan bir tarım politikası yapması lazım

Türkiye’nin baştan bir tarım politikası yapması lazım

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">SUHA SONER</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Kuraklık, salgın ve devam eden Rusya Ukrayna Savaşının etkisiyle tüm dünya gıda krizi konusunda alarmda. Dünya buğday ihracının yaklaşık yüzde 30’unu karşılayan iki ülkenin savaşta olmasıyla yaşanan arz endişeleri ve artan maliyetlerle gıda enflasyonu tüm dünyada yükselirken, Türkiye’de de resmi gıda enflasyonu yüzde 90’ı aşmış durumda.</span></p><p><span style="font-size:18px">Birleşmiş Milletler (BM) önlem alınmadığı takdirde dünya çapında milyonlarca kişinin açlıkla karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu. İngilizlerin saygın basın kuruluşlarından olan The Economist Dergisi ise bir sayısına “Gıda felaketi geliyor” başlığıyla çıktı. Tarımın stratejik öneminin daha iyi kavranmasıyla pek çok ülke yerli üretimde artış politikalarını gündemlerinin ilk sırasına aldı.<br /><br />Ata Tohum Vakfı Kurucusu ve gazeteci Cem Seymen T24’e yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin kuraklıktan en çok etkilenecek ülkelerin başında geldiğini belirterek “Anadolu kuraklık meselesiyle çok zor yıllar geçirecek. Bugün haberlere de gittiğimde özellikle iç Anadolu’da kuraklığın çok ciddi ürün, toprak ve maalesef çiftçi kaybına yol açacak şekilde geliştiğini görüyorum” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de tüm destek ve teşviklerin inşaat sektörü ve ihracatçılara yöneldiğini belirten Seymen, Türkiye’nin baştan bir tarım politikasına ihtiyacının olduğunu, yerli tohum satışını yasaklayan 5553 sayılı yasanının tamamen değiştirilerek, yabancı ve yerli tohum üretmeyen şirketlerin ülkeden çıkarılması gerektiğini belirtti. Seymen Türk tarımının yabancı tarım şirketleri tarafından “işgal” altında olduğunu söyledi. Seymen ayrıca Türkiye’de ithalat lobileri olduğunu belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Şirketlerin ürettiği tohumlar daha fazla ilacın kullanılmasına sebep oluyor"<br />Dünyada tarıma ilişkin en büyük problemin iklim krizi olduğuna vurgu yapan Seymen şöyle dedi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Maalesef küresel şirketlerin ürettiği tohumlar daha çok ilaç kullanımını gerektiriyor. İlaç dedikleriniz aslında bir zehir. Tarım ilaçları, ziraat ilaçları toprağa karıştığında maalesef yer altı sularını da etkiliyor. Kimyasalla buluşan su yavaş yavaş küresel iklim krizinin getirdiği buharlaşmasının etkisiyle çok daha hızlı bir şekilde yok oluyor. Dünyadaki en temel mesele bu. Bu da buğday krizinin artması demek. Hem kuzey hem güney yarım küreyi doyuran şey ekmek yani buğday.”</span></p><p><span style="font-size:18px">"Türkiye'nin buğday ithalatı yapması tam bir aymazlık, korkunç bir prestij kaybı"<br />Hindistan’dan özel bir şirketin makarna ihracatı için getirdiği açıklanan buğdayın “Hint Sürmesi” hastalığını taşıdığı için geri gönderilmesine değinen Seymen şu ifadeleri kullandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Başka ülkelerin birbirleriyle ticari ilişkiler geliştirmesi çok normal. Ama buğdayın anavatanı Türkiye olduğu için Türkiye’nin herhangi bir ülkeden buğday satın alması tam anlamıyla bir aymazlık, korkunç bir prestij kaybı. Makarnalık buğday ithal ediyoruz savunmasının arkasına sığınarak Türkiye’nin yeterince buğday üretmediği gerçeğini kimse göz ardı edemez.”</span></p><p><span style="font-size:18px">"Yabancı ülkelerin tohumlarını kendi ülkemizde üreterek var olmaya çalışıyoruz"<br />Seymen, Türkiye’nin tarım ihracındaki potansiyeline işaret ederek şunları söyledi:</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">&nbsp;“Türkiye özellikle kendi buğdaylarını üretebilecek bir tarım politikası oluştursaydı, dışardan ister makarnalık olsun ister pizzalık olsun fark etmez bırakın ithali, dünyanın buğday ambarı olarak tüm ülkelere kendi buğdayını ihraç edebilirdi. Bizim özellikle Trakya’da kullandığımız buğday, Bulgar buğdayı. Çiftçimiz gidip Bulgaristan’dan buğday tohumu alıyor. Maalesef yabancı ülkelerin tohumlarını kendi ülkemizde üreterek var olmaya çalışıyoruz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">"Türkiye'de gıda ithalatında tekel var"<br />Türkiye’de hububattan, kırmızı ete, kırmızı etten, meyve sebzeye kadar hemen her alanda belli başlı birkaç şirketin oluşturduğu “ithalat lobileri” olduğunu söyleyen Seymen “Çok az sayıda şirketin olduğu ithalat lobisi var. Bu lobi hiç değişmiyor aralarına kimseyi almıyorlar. Dolayısıyla otoritenin de sebze ve meyvenin ticarileşmesine, gıdanın ve hatta buğdayın parayla alınıp satılabilecek bir meta olmasına seyirci kaldığı ve her şeyin ticarileştiği suyun bile çiftçiye satıldığı bir ortamda hukuktan adaletten bahsetmemizin imkânı yok” diyerek şöyle devam ediyor:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Hiçbir zaman çiftçiye büyük destekler görmüyoruz"<br />“Türkiye’de bütün destekler, teşvikler, yaşatılmasına karar verilen şirketlerin aldığı imtiyazlar ihracatçı ya da inşaat şirketlerine gidiyor. Hiçbir zaman çiftçiye büyük destekler görmüyoruz. Endüstriyelleşmiş tohumla birlikte şirketleşmiş çiftçinin Türkiye’nin kaderi olamayacağını düşünüyorum. Doğuştan gelen hakkımız olan iyi gıdaya maalesef bu kadar endüstriyel üretimin desteklendiği bir ortamda ulaşamıyoruz. Bu ortam aile çiftçisini de yok ediyor. BM, 2015 yılını ‘Aile Çiftçiliği’ yılı ilan etmişti. Küçük çiftçinin desteklenmesini dünyanın kurtuluşu olarak lanse etmişti. Hatta bunu 3 sene boyunca devam ettirdi. Aile çiftçiliğinin bu kadar önemli olduğu yerde Türkiye’nin gıdasını endüstriyel şirketler üretiyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">"Türkiye tarımda AB'nin tuzağına düştü"<br />Türkiye’de tarım nüfusunun yasayla azaltıldığına dikkat çeken Seymen şunları dedi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Çiftçi sayısı çok azaldı. 2006 yılında Avrupa Birliği’yle (AB) bir anlaşma yapıldı ve bir kanun çıkarıldı. AKP ilk iktidara geldiğinde tarım nüfusu yüzde 25’di. AB, Türkiye’ye dedi ki ‘bu çok büyük bir rakam. Maden AB ülkesi olacaksınız, biraz sanayi ülkesi olun, yüksek teknoloji üretmeye başlayın. Bu kadar çok tarım nüfusuyla geçinen ülke AB ülkesi olamaz.’ Bu Türkiye’ye kurulmuş çok büyük bir tuzaktı. Dolayısıyla AB bize bir hedef koydu; bu sayıyı ‘yüzde 10’a indir’ diye.</span></p><p><span style="font-size:18px">Köylü, TOKİ vasıtasıyla şehirlere göç etmeye zorlandı. Köy okulları kapandı. Köy okulları kapanınca insanlar çocuklarını taşımalı eğitim sistemiyle uzaktaki okullara göndermek istemediler. Bu zaten en temel darbeydi. Çiftçi böylece şehirleşmeye başladı ama şehirleşemedi. Ghetto’laşma başladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Girdilerin tamamı dövize endeksli oldu"<br />Gıdamızı yeteri kadar insan üretmediğinden ithalat yapmaya başladık. İthalatı yaparken bir taraftan üretimi kısmak istemedik. Ama üretimin yapılacağı tüm kaynaklar da dövize endeksli oldu. Tohum, gübre, zehir dediğimiz ilaçlar olmadan tarım yapılamayacağı söylendi. Bunu da propagandayla yaptılar neydi o propagandanın adı; ‘80 milyon nüfusu yerel tohum ve bir avuç çiftçiyle doyuramayız’ denildi. &nbsp;Romantik olmayın dediler bize. Biz aile çiftçiliğini desteklerseniz, destekler ve hibeler, bankalardan çıkacak düşük faizli krediler çiftçiliği özendirecek şekilde planlanırsa çiftçi artar, gençler tarıma yönelir dedik. Nasıl KKM (kur korumalı mevduat) özendiriliyor? Aynı şeyler çiftçilere de yapılabilirdi. Ama hükümet bunları duymadı. Böylece maliyeti bu kadar çok dövize endeksli çiftçi üretmemeye karar verdi. Çok basitti yani; köy okulları kapandı, tamamen ithalata dayanan girdiler köylüye kurtarıcı gibi dayatıldı. Bayiye gidiyorsun sana 3’lü bir paket teslim ediliyor; gübre, zehir (ilaç), kimyasal, nitrat ve tohumu içeren bir paket. Bunların da tamamı dövize endeksli.”</span></p><p><span style="font-size:18px">"Baştan bir tarım politikasına ihtiyaç var"<br />Seymen, 5553 sayılı yasayla yerel ve atalık tohumların satışının yasak olduğunu hatırlatarak “Türkiye’nin baştan bir tarım politikası yapması lazım, Tohumculuk yasası, 5553 sayılı yasanın tamamen değişmesi, yabancı ve yerel tohum üretmeyen tohum şirketlerinin tamamının Türkiye’den çıkarılması gerekir. Türkiye’nin AB’li büyük şirketlerinin faaliyet alanı olmaktan çıkarılması gerekiyor. İşgal altındayız.” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Seymen “Ne kadar çiftçi sayısını artırırsak, ne kadar hayvan sayısını artırırsak, hayvan başına &nbsp;ne kadar destek ve hibe verirsek o kadar hayvana kavuşur Türkiye. Bu da gübre demektir. Hayvansal gübreyle yerel tohumla ilaç olmadan tamamen geleneksel yöntemlerle üretilen bir tarım hayal değil, hedef” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Mutlaka her il, her bölge kendi gıdasını üretecek bir politikayı hayata geçirmeli"<br />Cem Seymen, “Büyükşehirlerde lokal tarım yapılamaz mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"İstanbul’da yeteri kadar tarım alanı var. Bugün Paris’in kendi tükettiği gıdasının yüzde 12’sini Paris’in binalarının üzerindeki tarımdan karşıladığını görüyoruz. Binaların üzerinde insanlar artık portakalını bile yetiştiriyor. İstanbul ise tam anlamıyla bir tarım kenti. Mikrokliması, doğası, 4 mevsime açık yapısı nedeniyle toprakları çok verimli.</span></p><p><span style="font-size:18px">Antalya’dan gelen gıda Türkiye’nin panzehri olamaz, Antalya tek başına Türkiye’nin gıdasını karşılıyor olamaz. Mutlaka her il, her bölge kendi gıdasını üretecek bir politikayı hayata geçirmeli. Ve Belediyelerle valilikler dahil olmak üzere, sanayi odaları, ticaret odaları, Üniversiteler, bir araya gelerek bir eylem planı oluşturulmalı. Marmara Bölgesi’nin gıdası Marmara’da, Ege Bölgesi’nin gıdası Ege’de yetişsin. Temel gıdalar Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetişebilir. “</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: T24</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Haber kaynağını açıklamayan gazetecinin bilgisayarlarına el koydular]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/haber-kaynagini-aciklamayan-gazetecinin-bilgisayarlarina-el-koydular-166244a9452d9-455f-45d4-8983-fc83c05561782022-06-19T18:15:00+03:00HABER MERKEZİ Haber kaynağını açıklamayan gazetecinin bilgisayarlarına el koydular

Haber kaynağını açıklamayan gazetecinin bilgisayarlarına el koydular

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gazeteci Osman Şahin, aylık yayın yapan bir gazetesinin internet sayfasında Ordu Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Ç.Y. hakkında usulsüz ilaç yazdığı ve fazla ücret ödendiği için pandemi servisinde çalışma talebinde bulunduğu iddia edilerek başhekimliğe verilen dilekçeyi yayımladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir süre sonra doktor tarafından şikayet edilen Osman Şahin’in ofisi ve evi polisler tarafından basıldı. İddiaya göre Güvenlik Şube ekipleri ellerinde savcı ve mahkeme kararını olduğunu söyleyerek, Şahin’den dilekçeyi kendisine kimin verdiğini ve haber kaynağını sordu. Olumsuz cevap alan polisler, ofiste bulunan 3 bilgisayar ile cep telefonuna el koyarak Şahin’i polis merkezine götürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px">“HABER KAYNAĞIMI AÇIKLAMADIM MALZEMELERİME EL KOYDULAR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Haber yapma özgürlüğünü kısıtladığı için çok tartışılan yeni basın yasasının yürürlüğe girmediğini belirten Osman Şahin, kendisine haber kaynağını açıklaması için baskı yapıldığını ileri sürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bilgisayarları ve cep telefonunun alındığını söyleyen Şahin, “Polisler bana, Ordu Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ordu 2. Sulh ceza mahkemesinin kararını okuyarak ‘Dilekçeye nasıl ulaşıp elde ettiğini açıklarsan ifadeni alacağız, bilgi vermezsen dijital aletlere el koyacağız, savcının ve mahkemenin kararı var’ dediler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ben de kabul etmedim ve haber kaynağımı açıklamadım. Polis önce ofisimize ve daha sonra evime gelerek 3 adet bilgisayar ve cep telefonuma el koydu. Beni de Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne götürüp ifademi aldı” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“İFADE VERİP SERBEST KALDI”</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">“Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” suçlamasıyla Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde ifade veren Gazeteci Osman Şahin, 42 yıldır gazeteci olduğunu söyleyerek, “Anayasanın ve Basın Kanunu’nun ilgili hükümlerince kaynağının gizliliği esastır ilkesince haberin kaynağını açıklamak istemiyorum. Bu nedenle dilekçeyi nereden ve kimden temin ettiğimi söylemek istemiyorum” ifadelerini kullandı. İfadesini ardından gazeteci Osman Şahin serbest bırakıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: sözcü gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Kılıçdaroğlu iktidara gelindiğinde yapılacak ilk işi açıkladı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/kilicdaroglu-iktidara-gelindiginde-yapilacak-ilk-isi-acikladi-16623105b7226-5cdf-4017-8319-f447a8cb38f62022-06-18T20:18:00+03:00HABER MERKEZİ Kılıçdaroğlu iktidara gelindiğinde yapılacak ilk işi açıkladı

Kılıçdaroğlu iktidara gelindiğinde yapılacak ilk işi açıkladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'deki ziyaretlerini sürdürüyor. Rumeli ve Balkan Buluşması'na katılan Kılıçdaroğlu'na İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel eşlik etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">image small<br />“BU GÜZEL ÜLKEYİ İKİNCİ KEZ AYDINLIĞA ÇIKARACAĞIZ”</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu güzel ülkeyi aydınlığa çıkaracağız; ikinci kez. Birinci kez aydınlığa çıkaranın kim olduğunu biliyorsunuz. Hemşehriniz Gazi Mustafa Kemal” diyerek konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;</span></p><p><span style="font-size:18px">*100 yıllık bir süreç geçti, 100 yıl. 100 yılın sonunda geldiğimiz nokta iç açıcı bir nokta değil. Şimdi ikinci yüzyıla hazırlanıyoruz. İkinci yüzyıl Gazi Mustafa Kemal’in öngördüğü çağdaş uygarlığı yakalamak, onu aşmak ve cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak için yolumuza devam edeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Yolumuza, cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak için devam edeceğiz. Unutmayın. O büyük kahraman. Dünyanın saygı duyduğu o büyük kahraman sizin içinizden çıkan bir kahraman.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">*Anadolu’ya gelmesi, Kuvayı Milliye Hareketinin öncüsü olması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurulması; gücünü saraylardan değil, gücünü doğrudan doğruya halktan alması, mandacılığı reddetmesi ve ‘Benim iki büyük eserim vardır' dediği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhuriyet Halk Partisi.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Sizleri, Mustafa Kemal'in hemşehrilerini Cumhuriyet Halk Partisi ile kucaklaşmaya davet ediyorum. Bize gelmenize ve bize katılmanıza davet ediyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">İKTİDARA GELİNDİĞİNDE YAPILACAK İLK İŞİ AÇIKLADI</span></p><p><span style="font-size:18px">Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında CHP iktidarına yapılacak ilk işi açıklayarak, “Türkiye’deki bütün kadınlara sözüm var. Unutmayın, halkın iktidarı kurulduğunda Allah'ın izniyle cumhurbaşkanlığını aldığımızda ilk yapacağımız iş İstanbul Sözleşmesi'ni derhal yürürlüğe koymaktır. Mustafa Kemal'in verdiği hedef çok basit: Çağdaş uygarlığı yakalamak ve onu aşmak. Kadın ve erkeğin eşit olmadığı, aralarında farkların olduğu bir düzeni asla kabul etmiyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“GAZİ MUSTAFA KEMAL’E BİRLİKTE SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ”</span></p><p><span style="font-size:18px">“Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Balkanlardaki soydaşlarımızla dostluğumuzu aynen sürdürüyoruz. Oradaki siyasal partilerle iç içeliğimizi sürdürüyoruz” diye devam eden Kılıçdaroğlu, “İster Bulgaristan’da olsun ister başka bir yerde olsun. Bizim köklerimizi bulunduğu bütün yerlerde, orada Cumhuriyet Halk Partili mutlaka vardır” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">*Mustafa Kemal’in sadece bu coğrafyada etkisi yok. Gazi Mustafa Kemal bütün mazlum milletlerin önderi olmuştur, lideri olmuştur. Gazi Mustafa Kemal’in başlattığı İstiklal Savaşı'ndan sonra bütün mazlum milletlerin İstiklal Savaşı’nın başladığını görüyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Biz Cumhuriyet'i kurduktan sonra bütün mazlum milletlerin de cumhuriyeti inşa ettiklerini görüyorsunuz. O nedenle aranızdan çıkan hemşehriniz, hemşehrimiz, kahramanımız, Milli Kurtuluş Savaşı'nın kahramanı Gazi Mustafa Kemal'e birlikte sahip çıkmak, onun ilkelerini büyütmek zorundayız…</span></p><p><span style="font-size:18px">*Çağdaş uygarlığa ulaşacaksak, birlikte mücadele edeceksek, omuz omuza bu mücadeleyi yapmak zorundayız. Milli Kurtuluş Savaşı'nda sadece erkekler yoktu, kadınlar da vardı. Üstelik yaşlı olanlar da vardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Sırtında çocuğu, elinde mermisi, tüfeği cephede çalışan kadınlar vardı. O nedenle biz, beraber olmak zorundayız. Birlikte olmak zorundayız. Kader birliği yapmak zorundayız. Türkiye’yi büyütmek zorundayız.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Türkiye’nin çağdaş uygarlığı yakalaması ve onu aşması için birlikte çalışmak zorundayız. Bizim eksiğimiz olabilir. Bizim yanlışımız da olabilir ama bir şeyi unutmayın. Bizden çok bu partiye sizlerin sahip çıkması lazım. Çünkü bu parti, sizin partinizdir, Mustafa Kemal'in partisidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">“BALKANLARI UNUTTUĞUMUZU SAKIN DÜŞÜNMEYİN”</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’nin Balkanlarda dostluklarını devam ettirdiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Dostluklarımız devam ediyor. Sizlerin de dostlukları devam ediyor. Biz bunu da gayet iyi biliyoruz. Dolayısıyla Balkanları unuttuğumuzu sakın düşünmeyin. Balkanlarla içli dışlıyız. Ankara ve İstanbul neyse Balkanlarla Türkiye de aynı şekilde dostluğumuz, kardeşliğimiz, birlikteliğimiz, beraberliğimiz devam ediyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">GÖÇMEN VATANDAŞLARA SEÇİM MESAJI</span></p><p><span style="font-size:18px">“Türkiye'yi kurtarmak zorundayız” diye devam eden Kılıçdaroğlu, göçmenlere şöyle seslendi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sandığa gideceksiniz. Sadece bir şey istiyorum. Oy kullanırken elinizi vicdanınıza koyup, oyu öyle kullanın. Göreceksiniz, Türkiye aydınlığı yakalayacaktır. Türkiye; uygar, itibarlı bir ülke süratle olacaktır. Türkiye bütün sorunlarını aşacaktır. Türkiye güzelleşecektir. Ve Türkiye gerçekten çağdaş uygarlığı aşan bir Türkiye olacaktır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">SOYER: ATAMIZDAN KALAN BU MİRASI SAHİPLENDİK</span></p><p><span style="font-size:18px">Tunç Soyer ise etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">*Bugün Türkiye'nin farklı yerlerinde 30 milyona yakın Balkan kökenli nüfus bulunuyor. Balkan coğrafyasında ise halen 10 milyondan fazla akrabamız yaşamını sürdürüyor. Biz, şehrimizde birbirimizle uyumu tesis etmek için Balkan Derneklerimiz ve sivil toplum ile her zaman bir arada, omuz omuzayız.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Balkan kökenli vatandaşlarımızın sorunlarını dinliyor, yaşanan sorunları birlikte, ortak akıl ilkesiyle çözüyoruz. 1935 yılında Balkan ülkeleri arasında, dostluk ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla; Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Balkanlılar Halk Dansları Festivali düzenlenmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Biz, Atamızdan kalan bu mirası sahiplendik ve Balkan Festivali geleneğini İzmir'de yaşatmaya devam ediyoruz. Barışın ve kardeşliğin şehri İzmir'de, 23-25 Eylül'de bir kez daha Balkanlılar Halk Dansları ve Kültür Festivali'ni gerçekleştireceğiz. Unutulmaz acılar yaşatılarak yurtlarından koparılan Balkan kökenli vatandaşlarımızın sesi olmaya, dertlerine derman olmaya devam edeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">YÜCEL: SİZİNLE OMUZ OMUZA YÜRÜMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel ise, “Balkan deyince akla, vatanı için gözünü kırpmadan canını feda eden mert ve yiğit insanlar geliyor. Kalpaksız Kuvayı Milliyeciler geliyor. Bu ülkenin milli mücadelesinde yanında Balkan silah arkadaşları vardı. O gün kurtuluş mücadelesinde nasıl büyük fedakarlıklar yürüterek başardıysak cumhuriyet değerlerini yeniden yükseltme mücadelesini de sizlerle sürdüreceğiz. Geçmişte yaşanan acılar bugün bu ülkede yaşanmasın, bütünlüğümüze zarar gelmesin diye balkan vatandaşlarımızla yol yürümeye devam edeceğiz. Sizlerle omuz omuza yan yana yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.<br />HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Mithat Sancar: Kaldırılsın tecrit, Öcalan konuşsun]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mithat-sancar-kaldirilsin-tecrit-ocalan-konussun-1662217a2d403-d8e5-45d2-90e6-84e02c54231b2022-06-18T20:14:00+03:00HABER MERKEZİ Mithat Sancar: Kaldırılsın tecrit, Öcalan konuşsun

Mithat Sancar: Kaldırılsın tecrit, Öcalan konuşsun

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin İl Örgütü, "Dem dema HDP'ê ye/Şimdi HDP Zamanı" şiarıyla 4'üncü Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Kentte bulunan bir otelde gerçekleştirilen ve binlerce kişinin katıldığı kongrede, salona "İstismara, infaza, kayyıma karşı biz varız. Kadın mücadelesi her yerde" ve "Em dûh serketin, em ê îro jî serbikevin" (Dün başardık, bugün de başaracağı) yazılı pankartlar asıldı. Kongreye, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Parti Sözcüsü Ebru Günay ve kent milletvekili Pero Dündar, Kürt siyasetçi Ahmet Türk ile sivil toplum örgütü temsilcileri ve siyasi parti yöneticileri ile binlerce kişi katıldı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">TÜRK: GÜN KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜK GÜNÜDÜR<br />Saygı duruşuyla başlayan kongrede konuşan yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, Kürtlere birlik çağrısı yaparak, “Gün Kürtlerin özgürlük günüdür, Kürtlerin birlik günüdür. Bütün çalışmalarımız, Kürtlerin özgürlüğüne kavuşması üzerinedir” dedi. Kürtlerine kazanımlarına yönelik saldırıların sürdürüldüğünü dile getiren Türk, “Aslında yaşadığımız sürecin herkes farkında. Kürt halkı üzerinde yürütülen zulüm politikası, hukuksuzluk, adaletsizlik özellikle bu iktidar tarafından açık bir şekilde yürütülüyor. Kürtlerin kazanımlarını yok etmeye yönelik müthiş bir baskının olduğunu zaten biliyoruz. Amaç Kürdistan’ın dört parçasında Kürt halkının kazanımlarını yok etmeye yönelik bir çalışmanın, bir siyaset içinde olduklarını görüyoruz. Biz bunun farkındayız. Kürt halkı da bunun farkında. Bu nedenle biz biliyoruz, Kürt halkı özgürlüğe yaklaştığı zaman, zulüm politikası kat be kat artarak sürdürülüyor. Bugün yaşadığımız süreç budur. Peki ne yapacağız? Biraz önce arkadaşlarımızın da dile getirdiği gibi, birlikteliğimizi güçlü hale getirmek, dostlarımızla doğru bir yaklaşımla, dostlarımızla bütünleşerek demokrasiyi isteyen, demokratik şartlara inanan herkesle beraber mücadele ederek, onları ikna ederek, halkımızı da Kürt halkının içinde bulunduğu bu zor durumu anlatarak, ikna ederek mücadelemizi sürdürmemiz gerekiyor” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">MUHALEFETE GEMLİK YÜRÜYÜŞÜ ELEŞTİRİSİ&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Mezopotamya Haber Ajansı'nda yer alan habere göre Türk, Kürtlerin saldırılara karşı direneceğini vurgulayarak, “Gelecekle ilgili Kürtlerin beklentisine yanıt verecek, bugün Türkiye’de bir siyaset var mı? Bir muhalefet var mı? Bunun üzerinde de durmamız gerekiyor. Sayın Öcalan’ın tecridine karşı bir yürüyüş, demokratik bir eylem demokratik bir tepki ortaya konuldu. Ve gerçekten orada lince giden görüntüler ortaya çıktı. Milletvekillerimiz, il yöneticilerimiz ve bütün katılanlar, adeta linç edildiler. Hepiniz biliyorsunuz ki Saliha arkadaşımız tekmelendi, ağır küfürlere maruz kaldı ama ikinci beklenti içinde olduğumuz ana muhalefet partisi sözcüsü, ‘polislerimize tokat attı’ diye açıklama yaptı. Peki nasıl güveneceğiz? Bu güvensizliği nasıl ortadan kaldıracağız, bunlarla nasıl yol yürüyeceğiz? Elbette mevcut sisteme iktidara karşı bütün gücümüzle direneceğiz. Ama gerçekten Kürtler artık siyasette somut adımların atılmasını, beklentilerinin karşılanmasını istiyor” ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">‘MÜCADELE İÇİN YOL YÜRÜMEYE HAZIRIZ’<br />Kürtlerin mücadelede kararlı olduğunu dile getiren Türk, “Dostlarımız var, 3’üncü Yol dediğimiz ve gerçekten demokrasiye, Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen çok değerli dostlarımız var. Bunlarla halkımızla birlikte mücadelemizi büyütmek zorundayız. Birçok siyaset yapan Kürt partileri var. Bunlara da seslenmek istiyorum. Sizlerle beraber birlik ve mücadele için yol yürümeye hazırız. Ama bugün Türkiye’de yürütülen bir politika var. Kürtleri yalnızlaştırma politikası yürütülüyor. Bunun farkında olun ve Kürt dostlarıyla birlikte olun sizlerde bu büyük ittifakın içinde yer alın. Aslında söylenecek çok şey var. Ne yaparlarsa yapsınlar, tutuklamalar, zindanlar, işkenceler, artık bu halkın taleplerini ve bu halkın direnişini asla gündemden çıkarmazlar, direnişlerini kıramazlar. Gerçekten gelecekle ilgili ciddi bir çabanın ve çalışmanın içinde olmamız lazım. Bugün 25-30 milyon Kürt’ten bahsediyoruz. Eğer biz 25-30 milyon Kürt önemli değil, alacağı oy önemli 10 milyon oyu aldığımız zaman Kürtlerden, her şey değişecek, Kürtlerle masaya oturmak zorunda kalacak. bu bilinçe çalışmalarımızı yürütüyoruz” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">SANCAR: DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA EDECEĞİZ<br />Kongreye katılanları Kürtçe, Arapça ve Türkçe selamlayan Sancar, şunları söyledi: “Ben Mardinliyim ama HDP’de Mardinlidir, kökleri bu topraklardadır. Bu toprakların çok kültürlü, çok inançlı, çok renkli tarihindedir. Farklı inançların, kültürlerin, dillerin, eşit bir şekilde barış içinde yaşama kültüründen doğmuştur HDP. &nbsp;Ve bunun da en güzel mekanlarının başında Mardin geliyor. Onun için rahatlıkla diyebiliriz ki HDP’nin memleketi de doğum yeri de Mardin’dir. Bu ülkenin geleceği de bu partinin doğduğu topraklardaki kültürdedir, zihniyetedir, ruhtadır. Halkların ve inançların eşit ve özgür bir şekilde bir arada yaşayabileceği demokratik bir cumhuriyeti ve kalıcı barışı, buradan alacağımız ilham ve güçle inşa edeceğiz.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">DİRENİŞ VE MÜCADELENİN TOPRAKLARI&nbsp;<br />Bu topraklar zengindir kültür açısından, medeniyet açısından, tarım açısından, pek çok başka açıdan zengindir. Fakat bu topraklar sadece bu zenginlikleri yaşamakla kalmadı, bu topraklarda zulmün ve zorbalığın her türlü doyumuna ulaştı. Mezopotamya’nın bütün şehirlerini, Kürdistan’ın diğer şehirleri gibi Mardin’de zulümden zorbalıktan nasibini çok fazla aldı, zulüm ve zorbalığın her türünü tanıdı. Ama nerede zulüm ve zorbalık varsa, orada direniş ve mücadele vardır. İşte bu topraklar aynı zamanda direnişin ve mücadelenin topraklarıdır. Boyun eğmenin cesaretin onuruna kimliğine haklarına sahip çıkma kararlılığı bu topraklarıdır. Biz cesaretimizin bu mücadele ve direniş geleneğinden, kararlılığımızı bu toprakların güçlü birikiminden alıyoruz, yürüyüşümüzü de bu topraklardan, mücadeleden, direnişten, her zaman yeniden yeniyi inşa etme iradesini kaybetmeyen bu inançtan alıyoruz. Bu toprakların bu güçlü köklerinden alıyoruz. O nedenle başaracağız. O nedenle geleceği hep birlikte özgürlük ve eşitlik üzerine inşaa edeceğiz. Bundan şüpheniz olmasın.</span></p><p><span style="font-size:18px">SUÇ İMPARATORLUĞUNUN YEREL AĞLARI&nbsp;<br />Zorbalıktan, zulümden, baskıdan, sömürüden söz ettik, belki en somut ve güncel örneği kayyım rejimidir. Kayyım rejimi, her şeyden önce halkların iradesinin gasp edilmesine dayanan bir anlayıştır. Kürt halkı başta olmak üzere bu şehirde ve kayyım atanan diğer şehirlerde yaşayan bütün halkların iradesi zorla gasp edilmiştir. Peki niye? Tabiki inkar siyaseti, Kürtlerin varlığını inkar siyaseti, iradesini tanımama sonucunu da beraberinde getirmiştir. Kürtlerin kimliğini, varlığını inkar eden, fırsat bulduğunda iradesini her alanda yok etmek içinde her yolu dener. Dolayısıyla kayyım uygulaması her şeyden önce bir kimlik ve irade gaspı meseledir ama bundan daha fazlası var. Bundan daha fazlası da vardır. Türkiye’de kurulan rant ve soygun düzeninin, suç ekonomisinin devamı için kayyım sistemine ihtiyaç duyan bir yönetim anlayışı vardır. Türkiye’de merkezden bütün ülkeyi talan eden zihniyet, bu suç imparatorluğunun yerel ağlarını kayyımlar eliyle örüyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Mardin bunun en çarpıcı örneği. Bundan önceki kayyım, kayyım sisteminin sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bütün kaynakları gasp ettiler, yandaşlarına peşkeş çektiler, soygun yaptılar, yolsuzluk yaptılar, üstüne de arsızlığın alasını yaptılar. Bu şehri bu şekilde yozlaştırabileceklerini düşündüler. Şimdi onlar başlarını önlerine eğmek zorundalar ve kaldırmayacaklar. Onları buraya atayanlar ve bu sistemi kuranlar da başlarını öne eğecekler, başları önlerinde eğik bir şekilde gidecekler. Kayyım rejimini buradan da bu ülkeden de silecek irade, buradaki iradedir, sizlerin iradesidir, halkların ortak mücadelesidir. Burada kayyım sistemiyle varılmak istenen, hedeflenen, Binxête’de, hepiniz bilirsiniz Rojava’da askeri operasyon tehditleriyle varılmaya çalışıyorlar. Orada da hedef farklı değildir. Orada da Kürt halkının iradesi gasp edilmek isteniyor, yok edilmek isteniyor. O nedenle sürekli bir askeri operasyon tehdidi gündemdedir. Kürt sorununa inkar ve imha anlayışıyla yaklaşan her yönetim, eninde sonunda savaş siyasetine dayanmak zorundadır. Bu savaş siyaseti kendi varlığını sürdürmenin de belki tek yolu olarak kalıyor ellerinde. Yani ömürlerini uzatmak, iktidarlarını sürdürmek için dönüp dolaşıp, bütün inkarcı iktidarların geldiği yer savaş politikasıdır. İçeride savaş, dışarıda savaş.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'SAVAŞIN İLK HEDEFİ KÜRTLERDİR'&nbsp;<br />Şu an AKP-MHP zorba iktidarının yürüttüğü politika da tam budur. Bu savaşın içeride de dışarıda da ilk hedefi Kürtlerdir. Kürt halkı oluyor, Kürtlerin kazanımları oluyor. Ama savaş sadece Kürtlere yönelik bir tehdit olmaktan ibaret değildir. Bakın savaş politikaları aynı zamanda bu ülkede yoksullaşmanın kaynağıdır. Eğer Türkiye bugün bu kadar büyük bir ekonomik çöküş yaşıyorsa, Türkiye bugün dünyada enflasyonda birinci ülkeler kategorisinde ise bu kadar yüksek enflasyona sahip ilk 6 ülkeden biri haline gelmişse, bunun temel sebebi savaş politikasıdır Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarıdır, içeride güvenlikçi anlayış, kutuplaştırma, düşmanlaştırma siyasetidir. Yani Kürt halkına yönelik her türlü saldırı, bu ülkede yaşayan bütün insanların ekmeğine de saldırıdır. Özgürlüğü elinden alınmak istenen halka karşı yürütülen politikalar, ülkenin tamamını çökertiyor. Ekmek ve özgürlük birbirinden kopmaz bir şekilde bağlıdır. Bunu unutmayın.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">DEMOKRASİ İTTİFAKININ ÇIKIŞI&nbsp;<br />Savaş politikaları ile bu gerilim güvenlikçi anlayışla yaratmak istedikleri başka bir sonuç da var. Toplumu ayrıştırmak, kutuplaştırmak, gerilim politikasını derinleştirmek, böylece karşılarına güçlü bir demokrasi birliğinin, güçlü bir demokrasi ittifakının çıkmasını önlemektir. İşçiyi, emekçiyi de köylü, çiftçiyi de birbirine bu politikalar üzerinden düşman haline getirmek istiyorlar. Böylece varlıklarını sürdürmeyi hedefliyorlar. Bunu iyi görmemiz gerekiyor. Kürt sorununda güvenlikçi anlayış ve savaş politikaları, inkar ve çözümsüzlük, bu ülkede her alanda siyasetin ve toplumsal yaşamın her alanında büyük tahribatlar yaratıyor. İşte HDP onun için demokratik çözüm diyor. Her şeyden önce Kürt sorununda demokratik çözüm, bunun için diyalog müzakere ve siyaset. Başka yöntem yoktur. Savaş, güvenlikçi anlayış, düşmanlaştırma, inkar ve yıkımdan başka bir sonuç getirmedi bugüne kadar. Bundan sonra da getiremez. HDP Kürt sorununda demokratik çözüm için her alanda üzerine düşen görevi yerine getirmeye söz vermiş bir partidir ve bu amaçla kurulmuş bir partidir. Çözüm için demokrasi güçlerini bir araya getirmek, savaş karşıtı güçleri birleştirmek, bizim üzerimizde çalıştığımız, emek sarf ettiğimiz hedeflerden biridir. Çözüm için İmralı’daki tecridin kaldırılmasını talep etmemiz, tam da bu politikaların bir gereği, bir sonucudur.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'ÖCALAN DOĞRUDAN DOĞRUYA KONUŞABİLSİN'<br />Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit, çözümsüzlük politikalarının ikiz kardeşidir. Bunu biliyoruz. Çözüm istiyorsak, ülkede kalıcı barış, demokratik cumhuriyet, özgür eşit yurttaşlık istiyorsak, çözümün önündeki bütün engelleri kaldırmak için mücadele yürütmek zorundayız. Çözümün önündeki en önemli engellerden biri de İmralı’daki tecrittir. Onun için İmralı’daki tecridin kaldırılması için amacıyla da elimizden gelen her türlü çabayı harcıyoruz. Bu hukuki bir meseledir ama ondan ibaret değildir. Siyasi bir meseledir. Öte yandan tecridin kaldırılması talebinin sadece HDP’yle sınırlı bir mesele olarak görülmesi de yanlıştır. Ben Türkiye’deki aklı selim bir muhalefet olsa, bizim dışımızda bir muhalefet olsa, öncelikle onların tecridin kaldırılmasını talep etmesini beklerdik. Kaldırılsın tecrit, Öcalan doğrudan doğruya kamuoyuna konuşabilsin. Bu herkesin görevidir. Ama biraz önce çok değerli büyüğüm, Ahmet Türk ağabeyimin de söylediği gibi, maalesef ne bu konuda ne başka konuda bu iradeyi basireti ve feraseti göremiyoruz. Yüzyıllık bir sistem dönüp dolaşıp, farklı ambalajlarla sürekli devreye sokuluyor. 1900’lerin ilk yarısında başlayıp, cumhuriyetin kuruluşuna kadar, cumhuriyet tarihi boyunca yaşadıklarımız, bir zihniyetin sürekli yenilenerek, devreye sokulması, hayata geçirilmesidir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'MUHALEFET PARTİLERİ İKTİDARDAN FARKLI DÜŞÜNMÜYOR'<br />Bugün de bizim dışımızda kalan muhalefet partilerinin mevcut iktidardan başta Kürt sorunu olmak üzere, önemli hassas bütün konularda farklı düşünmediğini, esasta farklılaşmadığını üzülerek gözlüyoruz. Yani daha açık söyleyelim; bu iktidara karşı mücadelemiz ortada, bu iktidarın Kürt halkına, partimize, emekçilere, muhaliflere uyguladığı zulüm de ortada. Buna karşı en çok direnin kim olduğu da belli, her yerde mücadelemiz sürüyor. Bütün zorbalıklara rağmen yolumuza devam ediyoruz. Binlerce, onbinlerce arkadaşımız tutuklu, her gün yeni gözaltı operasyonları oluyor ama mücadelemiz sürüyor. Demek ki HDP zulme, zorbalığa karşı mücadelesini zaten kararlılıkla yürütüyor. Ama bu iktidara karşı alternatif diye sunulmak istenen seçeneklere baktığımızda, temelde inkar ve güvenlikçi zihniyetten farklı bir anlayış göremiyoruz. Eğer bu iktidarın zihniyetini ve bundan önceki dönemlerde uygulamaya geçirilen zihniyeti, bugün farklı bir ambalajla önümüze getirme niyeti olanlar varsa, şimdiden açık söylüyoruz; bu bizim kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Biz eski zihniyeti yeni ambalajlarla pazarlanmasına karşıyız, nasıl ki bu zorba iktidara karşıysak. Biz gerçek bir alternatif ve çözüm peşindeyiz. Halkların çözümünü arıyoruz. Eğer ki birbirine benzer böyle iki seçenek varsa, çaresiz miyiz? Aklınıza bu soru gelebilir. Hayır çaresiz değiliz. HDP var, sizler varsınız, mücadele var, halkların ortak iradesi var, demokrasi ittifakı var ve yılmak bilmeyen bir kararlılık, hedefe yürüme azmi var. Bütün baskılara rağmen HDP büyüyor, yoluna kararlılıkla devam ediyor, demokrasi ittifakını güçlendiriyor, bunu sadece Türkiye’nin batısında belli partilerle birliktelik olarak anlamayın.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'BU HALK SEÇENEKSİZ KALMAYACAK'<br />Biz bütün Kürdi partilerin bir araya gelebileceği bir ittifakı da istiyoruz. Sadece partilerin değil, bütün platformların, kuruluşların, girişimlerin, doğduran doğruya vicdanlı bireylerin, insanların buluşacağı bir geniş demokrasi ittifakı istiyoruz. Seçenek budur, gerçek çözüm budur. Bu çözümü hayata geçirme iradesini ortaya çıkarma görevi de bizim omuzlarımızdadır. Kapatma davası varmış, Kobani Kumpas Davası yürüyormuş. Kulak asmayın. En zor şartlarda, en ağır koşullarda, nasıl bir yol bulduysa bizden önce mücadele eden büyüklerimiz, yoldaşlarımız, kardeşlerimiz, bizler de mutlaka bir yol bulacağız. Bu halkı seçeneksiz, bu halkı umutsuz bırakmak söz konusu olmayacak. Çözüm var, çare var, ama hepsinin ön şartı inançtır, kararlılıktır. Bu da bizde var.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'İKİ SEÇENEĞE MAHKUM DEĞİLİZ'<br />Göreceksiniz; önümüzdeki seçimlerde HDP bu ülkede anahtar güç rolünü halkın oylarıyla da tescil edecektir. Anahtar derken kastettiğimiz şu: Biz bu ülkede savaşı besleyen o kilitlenmiş kapıları açıp, oraya barışın çığlığını göndereceğiz. Suç imparatorluğu yaratan, savaş ekonomisini, sömürü düzenini kilitli kapılarda sürdürmek isteyenlere karşı, biz büyük, eşit, özgür ve onurlu yaşamın kapısını açacağız. Sorumlulukla ve özgüvenle bu hedefe doğru yürüyeceğiz. İnançların özgür olduğu, halkların eşit olduğu, emeğin onuruyla, emekçinin onuruyla, bütün insanların hakkıyla, hak ettiğiyle yaşayabileceği bir geleceği inşa edeceğiz. Bizim iki seçeneğe mahkum olduğumuzu kim söylerse, ona da kulak asmayın.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'KONGREMİZ EN GÜÇLÜ MESAJI VERECEKTİR'<br />İki seçenekten birine mahkum değiliz, mecbur değiliz. Üçüncü Yol var, HDP var, demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesi var. Konferansımızı 6-7 Haziran’da topladık. Şiarımız ‘Büyük direniş, büyük yürüyüş’tü. Çok da güzel geçti, emeği geçenler teşekkür ederiz. Şimdi 5. Büyük Kongremize gidiyoruz. 3 Temmuz’da bu kongrede HDP’nin bu ülkedeki bütün ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, bütün emekçilerin, sömürü, yalan, talan politikalarını alternatifi olduğunu ortaya koyacak, görkemli bir şölen yapacağız. 5. Büyük Olağan Kongremiz, en coşkulu kongremiz olacaktır. Dosta, düşmana; sevene, sevmeyene; en güçlü mesajı sizlerin katılımı, sesi verecektir. Bundan şüphemiz yok. HDP bu ülkede çözüm gücü olmaya kararlıdır. 5’inci Olağan Büyük Kongremizde HDP’nin demokratik cumhuriyet, eşit yurttaşlık, büyük barış hedefine, yürüyüşte nasıl kurucu gücü olduğunu ortaya çıkaran kongre olacaktır. Yeniden inşa kongresi olacaktır, bu ülkeyi yeni bir başlangıca götüren kongre olacaktır. Buna bütün kalbimizle inanalım. Şimdiden bu coşkuyu sokak sokak, ev ev, mahalle mahalle, şehir şehir yaygınlaştıralım. 3 Temmuz’da Ankara’da o büyük coşkuda buluşacağız.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuşmaların ardından gidilen seçimde HDP Mardin İl Eş Başkanlığına Mehmet Ali Yiğit ve Berivan Bahçeci seçildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: GAZETE DUVAR</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Doktordan hakkındaki şikayete cevap: Hasta haklıdır]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/doktordan-hakkindaki-sikayete-cevap-hasta-haklidir-16621b666766e-f3c3-47d6-b417-618dba5a73f12022-06-18T20:10:00+03:00HABER MERKEZİ Doktordan hakkındaki şikayete cevap: Hasta haklıdır

Doktordan hakkındaki şikayete cevap: Hasta haklıdır

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CİHAN BAŞAKÇIOĞLU</span></p><p><span style="font-size:18px">İş yoğunluğu, sağlıkta şiddet ve haklarını alamamaktan şikayetçi olan hekimler, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne karşı 15 Haziran günü iş bıraktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hastanelerde sağlık sistemindeki sorunlar nedeniyle hastalar ile hekimler arasında birçok sorun yaşanmaya devam ediyor. Son olarak Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'ne başvuran bir hasta, hastanedeki yoğunluk nedeniyle kardiyoloji uzmanı hakkında CİMER'e şikayette bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'HASTANE İÇİNDE ELEKTRİKLİ BİSİKLET KULANIYORUM'</span></p><p><span style="font-size:18px">Şikayet edilen kardiyoloji uzmanı verdiği cevap hastanın "haklı" olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hastamızın geldiği gün aynen söylendiği gibi olmuştur. Hastamız şikayetinde haklıdır. Hastanenin en çok hasta yatıran hekimlerinden biriyim. Haftalık mesai saatim 55-60 saati aşmaktadır. Ayrıca 35 ve 72 km. mesafedeki iki farklı ilçeye geçici göreve düzenli olarak gönderilmekteyim, bu durum yatan hastalarımı ihmal etmeme yol açmaktadır. Nöbetlerimde hem koroner anjıografi salonuna hem de 18 yataklı koroner yoğun bakımın tek hekimi olarak çalışmaktayım. Çok sayıda serviste, koroner yoğun bakımda ve diğer yoğun bakımlarda hastalarım yatmaktadır. Hastane içinde hızlı olmak için elektrikli bisiklet kullanmama rağmen sabah ve akşam vizit saatlerinde hastalarımın epikrizlerini, orderlarını, muayenelerini yetiştiremediğim günler olmaktadır, gün içinde bu işleri yapmaktayım. Mesela bugün ( 16.06.2022) poliklinikçi olmama rağmen öğlen arası koroner yoğun bakımda yatan İ. Ö. isimli hastama kalıcı kalp pili taktım."</span></p><p><span style="font-size:18px">'ÇALIŞMA ŞARTLARIMIN İNSANİ SEVİYEDE DÜZENLENMESİNİ ARZ EDERİM'<br />5-6 dakikada hasta bakmak zorunda olduğunu ifade eden kardiyoloji uzmanı, il sağlık müdürlüğü ve sağlık bakanlığından şikayetçi olduğunu da dile getirdi. Yoğunluktan dolayı başına gelecek her türlü şiddetten yetkililerin sorumlu olduğunu vurgulayan kardiyoloji uzmanı, “Başhekimliğe ve İl Sağlık Müdürlüğü'ne MHRS randevularımın 20 dakikada bir hasta olarak yazılmasını istememe rağmen 10 dakikada bir randevu açıldı. Ayrıca sabah ve akşam vizitlerimin vaktini işgal edecek şekilde erken ve geç randevular verildi. Sonuç ve kontrol hastalarımla beraber hasta bakma sürem 5-6 dakikaya indirildi. Bunun sorumlusu olan Başhekimliğimizden, İl Sağlık Müdürlüğümüzden ve Sağlık Bakanlığımızdan ben de şikayetçiyim. Bu yoğunluğumdan dolayı başıma gelecek şiddet, malpraktis durumlarında maddi ve manevi olarak müteselsil sorumlu olduklarını ve dava hakkımın saklı olduğu bildiririm. Sorumlulara gerekli cezanın verilmesini ve çalışma şartlarımın insani seviyede düzenlenmesini arz ederim” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: GAZETE DUVAR</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Bülent Arınç'tan Mehmet Metiner'e: Senin omurgan üç kıkırdaktan ibaret]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/bulent-arinctan-mehmet-metinere-senin-omurgan-uc-kikirdaktan-ibaret-16620e1dd4207-2bfc-4754-a812-7eededed15662022-06-18T20:06:00+03:00HABER MERKEZİ Bülent Arınç'tan Mehmet Metiner'e: Senin omurgan üç kıkırdaktan ibaret

Bülent Arınç'tan Mehmet Metiner'e: Senin omurgan üç kıkırdaktan ibaret

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, “Türk Demokrasi Vakfı; Yeniden” başlıklı toplantıya AK Partili hükümet yetkililerinin katılmamasına tepki gösterdi, "Kral çıplak demenin, zamanıdır" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu sözlere tepki gösteren eski AK Parti milletvekili Mehmet Metiner, Bülent Arınç'ın ismini duymak istemediklerini söyledi, “Bizim gönlümüzde bir yeri kalmamıştır. İnşallah partimizden de ihraç olur gider. Yeter artık yani. Bülent Arınç’ın ismini duymak istemiyoruz, yeter artık. Onu partide tutanlara da yazıklar olsun diyorum. Kim olurlarsa olsunlar" dedi.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Metiner’in sözlerine Bülent Arınç sosyal medya hesabından yaptığı, “Kifayetsiz muhteris ve müfteri Metiner, sözüm sana!” başlıklı mesajla tepki gösterdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“İnsan omurgası 33 kemikten oluşur. Seninki ise yalan, iftira hasetten ibaret üç kıkırdaktan müteşekkil. Sanma ki yalan ve iftiralarını dikkate alıp cevap vereceğim. Seni muhatap almak benim için züldür. Ama! ‘Gerektiği zaman, hadsize haddini bildirmek, kırk yetime kaftan giydirmekten üstündür’” ifadelerini kaydeden Arınç, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">ERDOĞAN’A AĞZA ALINMAYACAK HAKARETLER ETTİN: AK Parti'nin her toplantısına kurucular kurulu üyesi sıfatı ile davet edilen şahsımın partiden ihracını talep edecek cüreti nereden buluyor, bu gücü kimlerden aldığını düşünüyorsun? Sen ki sürekli birilerinin gölgesinde sana ihsan edilenle beslenen, ondan alacağını tüketip sonrakine geçen bir zavallısın. Tam da bu sebeple geçmişinden nedamet getirmeyi alışkanlık haline getirmişsin. HADEP'te siyaset yaparken Milli Görüş yıllarından nedamet getirdin. Liberal oldun, Kürtlüğünden nedamet duydun. AK Parti çatısı altında siyaset yaparken, nasıl olsa duyulmaz özgüveniyle kuytuda köşede, dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan'a ağza alınmayacak hakaretler ettin. Hakaretlerini önce PKK komplosu diyerek reddettin, bir hafta sonra söylediğini kabullenerek canlı yayında özür dilemek zorunda kaldın.</span></p><p><span style="font-size:18px">BİLDİKLERİMİ AİLENE HÜRMETEN KONUŞMUYORUM: Özel hayatın, dünün ve bugünün ile alakalı bildiklerimi ailene hürmeten konuşmuyorum. Benim aidiyetim ne kişilere, ne de kişilerden vücut bulmuş kurumlaradır, yalnızca yüce Allah'a ve onun bana emrettiği değerler bütününe sadığım. O yüzden hangi mevkide olursam olayım doğru bildiklerimi her daim söyledim. İnandığım değerler bütününü dünyevi istikbal uğruna terk etmedim.</span></p><p><span style="font-size:18px">PSİKOLOJİK BİR VAKASIN: Eğilmedim, bükülmedim! Ömrümü vakfettiğim davadan bir an olsun dönmedim. Davam, gönül tahtımda huzur ve sükunetle oturmakta. Sizlerin bugün "dava" dediği şey, dünyevi ihtiraslara batmış. gökten inecek bir damla rahmete hasret çorak bir araziden ibaret. Sen ise şimdi bu çorak arazide nefes dahi alamamanın yarattığı nörolojik ve psikolojik bir vakasın. Fikirlerim, ideallerim ve davamın bahçesinde gönlüm ferahtadır. Bu bahçeyi terk edenler ise hezeyanlarına her geçen gün yenisini eklemekte, milletin ve Hakk'in terazisinde bir kuş tüyü kadar siklet çekememektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">SÖZLERİNİ MİSLİYLE İADE EDİYORUM: Maalesef davamın değerler bütününü hazmetmişler azınlıkta kalırken sen ve senin gibilerin çoğunluğu galebe çaldı. Geceleri başımı yastığa koyarken hayıflandığım tek şey budur. Çirkin, kaba, ahlak dışı ve yakışıksız sözlerini sana misliyle iade ediyorum. Hadi iki çift laf daha edeyim de tamam olsun. Sen ne bir Kürt kadar mert ne de bir Müslüman kadar ahlaklısın.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">MEHMET METİNER: YÜREĞİN YETİYORSA BAĞLANIR KONUŞURSUN<br />Metiner, Arınç’ın yazılı açıklamasına yanıt verdi. Akşam bir TV kanalında konuşacağını söyleyen Metiner, “Yüreğin yetiyorsa bağlanır karşımızda konuşursun. Bekliyorum” dedi. Metiner şu ifadeleri kullandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bak Bülent Arınç, bu akşam saat 20.30’da Haber Global’de katılacağım programda kimin korkak olup olmadığını, senin de kimin ağzıyla konuştuğunu bir bir anlatacağım. Yüreğin yetiyorsa bağlanır karşımızda konuşursun. Bekliyorum. Majestelerinin gazetecileri kimdir bilmem. Ama onlar her kimse susmak yakışmıyor onlara. Çok yazık! Onlar susunca konuşmak bize düştü. Akşam Haber Global’de hak ettiğin cevabı fazlasıyla alacaksın.”<br />HABER VE KAYNAK: GAZETE DUVAR</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[AKP ile CHP arasındaki fark neredeyse kapandı, MHP sınırda]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/akp-ile-chp-arasindaki-fark-neredeyse-kapandi-mhp-sinirda-166196935644a-2386-4219-8e45-04ebf4ab4fbe2022-06-18T20:04:00+03:00HABER MERKEZİ AKP ile CHP arasındaki fark neredeyse kapandı, MHP sınırda

AKP ile CHP arasındaki fark neredeyse kapandı, MHP sınırda

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Aksoy Araştırma'nın sahibi Ertan Aksoy, 1067 kişi ile yaptıkları son kamuoyu araştırmasını Halk TV'de yayınlanan 'Seda Selek ile Perdenin Önü Arkası' programında açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ankette "Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?" sorusu soruldu.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Kararsızlar dağıtıldıktan sonra partilerin aldığı oy oranları şöyle hesaplandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP yüzde 29.4</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP yüzde 28.9</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti yüzde 13.7</span></p><p><span style="font-size:18px">HDP yüzde 10.2</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP yüzde 8.0</span></p><p><span style="font-size:18px">DEVA yüzde, 2.6</span></p><p><span style="font-size:18px">Saadet Partisi, 1.3</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelecek Partisi yüzde 0.6</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer partiler yüzde 5.4</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Vahap Coşkun: Cumhurbaşkanını Kürt seçmen belirleyecek]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/vahap-coskun-cumhurbaskanini-kurt-secmen-belirleyecek-16618c7220d28-d188-4f18-9020-3b1f290069a12022-06-18T19:55:00+03:00HABER MERKEZİ Vahap Coşkun: Cumhurbaşkanını Kürt seçmen belirleyecek

Vahap Coşkun: Cumhurbaşkanını Kürt seçmen belirleyecek

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">VECDİ ERBAY</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlerin haziranda yapılacağını söylüyor ancak kasımda erken seçim olasılığı hem muhalefet partileri hem de siyaset gözlemcileri tarafından dile getiriliyor. Muhalefet partileri de bir erken seçim ihtimalini gözeterek, nicedir sahaya inmiş durumda. Yarın seçim olacakmış gibi şehirlerde halkla buluşmalar gerçekleştiriliyor, siyasi ve ekonomik vaatlerde bulunuluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meclis’teki üçüncü büyük parti HDP ise bir yandan iktidarın saldırılarını, kapatılma tehdidini göğüslemekle meşgul. Öte yandan tabanına güvendiğini ve özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde kilit rolde olduğunu hissettiriyor.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">AK Parti ve MHP ise milliyetçilik söylemlerinin dozunu arttırarak seçimlere hazırlandığı izlenimi veriyor. İki partinin adayı da ilan edilmiş durumda: Recep Tayyip Erdoğan.</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçim hazırlıklarını işaret eden gelişmeler Diyarbakır ve bölgenin diğer illerinden dikkatle ve sakince takip ediliyor. Diyarbakır siyasi, sosyal ve ekonomik bakımdan bölgedeki birçok ile yön verebilme kabiliyetine ve gücüne hâkim konumunu sürdürüyor. Siyasi partiler de bunun farkında ve bu nedenle muhalefetin bütün liderleri Diyarbakır’ı ziyaret etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Akademisyen Vahap Coşkun ile yaklaşan seçimler öncesi liderlerin Diyarbakır ziyaretlerini ve buradan verdikleri mesajları konuştuk. Bunların yanı sıra Coşkun, Kürt seçmenin seçimlerde nasıl bir tavır sergileyeceğine dair fikirlerini de paylaştı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'SEÇİMLERİN ZAMANINDA YAPILMA İHTİMALİ YÜKSEK'<br />Kasımda erken seçim olacak iddiası var ancak Cumhurbaşkanı seçimlerin önümüzdeki yıl haziranda olacağını açıkladı. Siz ne dersiniz, erken seçim olasılığı var mı?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kasım ayında bir seçim yapılacağına dair Ankara’da bilhassa muhalif muhitlerde bir beklenti var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerdeki kimliklere vurgu yapan ve milliyetçilik pompalayan konuşmaları da bir seçim sürecine girildiğine yorumlanıyor. Keza ekonomistler, mevcut politikanın devam ettirilmesi halinde kış aylarının vatandaş açısından bugünkünden çok daha zor geçeceğini ve bunun da iktidarın oyu üzerinde tahrip edici bir etki yaratacağını belirtiyorlar. Dolayısıyla rasyonel bir okuma da kasımda bir erken seçimin olması gerektiğini söylüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Lakin siyaset pür akılcı bir alan değil; nitekim iktidarın bazı tercihleri erken seçim olasılığını düşürüyor. Seçim yasasının değiştirilmesi bunlardan biri; ama asıl bazı ekonomik hamlelerin bir sonraki yıla ertelenmesine dikkat etmek gerekir. Eğer iktidar, asgari ücretlilere temmuz ayında bir zam yapsaydı, EYT’lilerin taleplerini karşılama yoluna gitseydi ve ek göstergeyi Ocak 2023’ten değil de Temmuz 2022’den itibaren geçerli kılsaydı, o vakit erken bir seçimin neredeyse kesin olduğu söylenebilirdi. Ancak iktidar bunları yapmadı, seçmen nezdinde bir karşılığı olacak bu adımları 2023’e bıraktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hülasa, bu işaretlere bakarak, seçimlerin zamanında yapılması ihtimalinin daha güçlü olduğu söylenebilir. Fakat unutulmamalı ki Erdoğan için seçimin belli bir tarihi yoktur; o, şartların kendisi için en uygun olduğunu düşündüğü zamanda yapar. Yarın önüne büyük bir fırsat çıkarsa, hemen sandığı halkın önüne getirebilir. Bu nedenle muhalefet müteyakkız olmalı ve hazırlığını her an bir erken seçim kararı alınacakmış gibi yapmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Memleket Partisi ve en son Gelecek Partisi genel başkanları Diyarbakır’ı ziyaret etti. Bu ziyaretler de erken seçim olasılığını güçlendirmiyor mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">Şüphesiz bütün bu ziyaretlerin seçimle bir irtibatı var; zaten partilerin bu saatten sonra bütün faaliyetlerini seçimi merkeze alarak yürütmeleri de normal. Mamafih, seçimi aşan bir durum da var. Çünkü bölgenin son yirmi yılına damgasını vuran iki partili siyasi yapının değişebileceği bir döneme giriyoruz. Özellikle AK Parti’nin gerilemesiyle açılacak olan alan diğer partilerin iştahını kabartıyor. Bölgedeki siyasi pastadan daha fazla pay kapma umudu artıkça, partilerin ziyareti de sıklaşıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">'HERKES ELEŞTİRİDEN PAYINI ALIYOR'<br />Genel başkanların Diyarbakır’a ilgisinin, STK temsilcileri ve kanaat liderleriyle buluşmasının, esnaf ziyaretlerinin nedeni, kuşkusuz seçimler. Bu buluşmaların, kendilerini ifade etme olanağı bulduğu için STK temsilcilerini memnun ettiğini, genel başkanların ise kendilerine yöneltilen sorular karşısında zor durumda kaldığını düşünüyorum. Siz ne dersiniz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Esnaf iktisadi vaziyetinin her geçen gün daha kötüleşmesinden, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de özgürlük sahalarının daraltılmasından, seslerine kulak verilmemesinden şikayetçiler. Kime bir dokunsan bin ah işitiyorsun. Herkes dolu; rahatsızlıklarını ve taleplerini karşılarına çıkan siyasetçilere en yüksek perdeden dile getiriyorlar. Herkes payını alıyor bundan, salt iktidar değil muhalefet de eleştiriliyor. Bahusus daha evvel iktidarın bir parçası olan ama bugün muhalefet saflarına geçen siyasi aktörlere karşı eleştiriler daha sert oluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Elbette genel başkanların zor duruma düştükleri, eleştirilerin haksız olduğunu düşündükleri, rahatsız oldukları anlar oluyor. Ama bütün bunlar siyasetin içinde var. Vatandaşın itirazlarına ve isteklerine göğüs geremeyen, siyaset yapmamalı. Evet, medya ve sosyal imkanları çok genişledi ama gerçek siyaset halen sahada yapılıyor. Bazen istemedikleri bir hale düşseler de halkla yüz yüze temas etmek, siyasetçiler için çok değerli.</span></p><p><span style="font-size:18px">'SİYASETİ ÖNE ÇIKARAN DİL ÖNEMLİ'<br />Diyarbakır ziyaretleri sırasında Kürt sorununun çözümü konusunda CHP lideri Kılıçdaroğlu Meclis'i işaret etti. Davutoğlu ise AK Partili ve başbakan olduğu günlerden farklı siyasi bir profil çizdi. Örneğin, iktidar olduklarında anadilde eğitimin önündeki engelleri kaldıracaklarını söyledi. Bunlar Kürt meselesinin çözümü için umut verici hamleler. Ancak soru şu, vaatler karşılık buluyor mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">Güvenlik siyasetinin zirveye çıktığı, özgürlüklerin paranteze alındığı, Kürtlerin kayyımlar yoluyla seçme ve seçilme hakkından bile mahrum edildiği bir vasatta, Kürt meselesinde siyaseti işaret eden her adımın çok kıymetli olduğu kanısındayım. CHP’deki -kimi zaman yalpalasa da- yeni söylem arayışı, Davutoğlu’nun Diyarbakır’daki 10 maddelik açıklaması, DEVA’nın çözüm çerçevesi bu meyanda değerlendirilmeli. Partilerin bu söylemlerinin halkta hemen karşılık bulmaları ve oy tercihlerini radikal bir şekilde değiştirmeleri beklenemez. Ama siyaseti öne çıkaran dil, ülkeyi esir alan bu boğucu atmosferden kurtulmaya katkı sağlayabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">'CHP OYLARINI BİR MİKTAR ARTIRABİLİR'<br />CHP’nin son iki yıldır Diyarbakır’da ve bölgenin diğer illerinde ciddi bir 'yeniden örgütlenme' çabası içinde olduğu gözlemleniyor. CHP’nin bölgede eski gücüne (70’li yıllar) yaklaşma olasılığı nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP halen Kürt meselesindeki temel sorun alanlarına dair tavrını net bir biçimde ortaya koymuş değil; vatandaşlık, anadil, yerel ile merkez arasında yetki paylaşımı ve silahsızlandırma noktalarında CHP’nin somut bir politikası yok. Yani partide bir değişim isteği olduğu su götürmez, ancak bu, çok sınırlı ve çok kısıtlı bir değişim. Yine de seçmen CHP’yi gözlüyor, yapıp ettiklerine bakıyor, ilgi duyuyor. Fakat bu, CHP’nin eski gücüne döndüğü veya döneceği anlamını taşımaz. CHP oylarını bir miktar artırabilir ama kısa vadede bölgede bir siyasi ağırlık merkezine dönüşmesi zor. Onun için CHP’nin kat etmesi gereken çok mesafe ve aşması gereken çok yapısal sorun var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak bu değişimin CHP’ye sağladığı büyük bir fayda var: 2019 yerel seçimlerinde görüldü, CHP artık Batı’da büyük şehirlerdeki belediye seçimlerinde Kürt seçmenin oyunu alarak adayını seçtirebiliyor. Eğer adayda da çok büyük bir yanlışa düşülmezse bu politik duruş, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de devam edeceğe benziyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">'KILIÇDAROĞLU’NUN ALEVİ KİMLİĞİ SORUN OLMAZ'<br />Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı, AK Parti ve MHP’nin ısrarına rağmen, henüz açıklanmadı. Ancak kulislerde Kılıçdaroğlu’nun adı öne çıkıyor sanki. Adaylığıyla ilgili kimi başka meseleleri bir kenar bırakarak, Kürt seçmen için Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği sorun olur mu sizce?</span></p><p><span style="font-size:18px">Tek bir kelime ile cevap vereyim: Hayır. Kılıçdaroğlu’nun mezhebi kimliğinin Kürt seçmen nezdinde bir problem olarak algılanacağını düşünmüyorum. Kılıçdaroğlu’nun başka hususiyetleri sorgulanabilir. Misal Kılıçdaroğlu’nun son yerel seçimler hariç Erdoğan karşısında seçim kazanma zafiyeti, Kürt meselesinde beklenilen çıkışı yapamaması ya da tabanını dönüştürmedeki yetersizliği bir eleştiri konusu, bir kaygı nedeni olabilir. Ama Kürt seçmenlerin kahir ekseriyeti için onun Alevi kimliği, bir sorun oluşturmaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">'DAVUTOĞLU’NUN İKİ BÜYÜK YÜKÜ VAR'<br />Ahmet Davutoğlu, dönemin başbakanı olduğu için, Sur’daki ve diğer illerdeki çatışmaların yanı sıra 2015 Haziran-Kasım sürecindeki patlamalarla gerçekleşen can kayıplarının sorumlusu olarak görülüyor. Bu imajı silmesi ve oy alabilmesi için ne yapması gerekiyor? Diyarbakır’daki çalıştayda açıkladığı 10 maddelik öneri yeterli olur mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">Davutoğlu’nun iki büyük yükü var: Biri, çöken Suriye politikasının mimarı olarak anılmasıdır. Diğeri de 7 Haziran-1 Kasım 2015 döneminin başbakanı olarak, o dönemde yaşananların sorumlusu olarak görülmesidir. Kamuoyunda bu konuda keskin ve yerleşmiş bir kanaat var; her iki hadisede de neredeyse bütün fatura tek başına bir Davutoğlu’na kesiliyor, dolayısıyla bu kanaatin değişmesi kolay değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ezcümle Davutoğlu’nun sırtına iki algı yapışmış ve o, sırtından çıkarması zor bu algılarla ölçüp biçiliyor. Siyasi realite bu, ancak ben bu algıların hakkaniyetli olmadığı kanısındayım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Neden?</span></p><p><span style="font-size:18px">İki sebepten: İlk olarak, Davutoğlu, o günlerin birinci derecede siyasi sorumlusu kimliğini taşıdığından olan-bitenden mesuliyeti tartışılmaz. Ancak bu, diğer aktör, fail ve etkenlerin tamamıyla göz ardı edilmesini gerektirmez. Hadiselerde yer alan diğer aktörlerin tercihlerini, eylemlerini ve bunların yarattığı neticeleri dikkate almadan bütün maliyeti Davutoğlu’na çıkarmak kolaydır ama bize resmin tamamını vermez.</span></p><p><span style="font-size:18px">İkinci olarak, bu algının altında ciddi manipülasyonlar var. Davutoğlu’nun söylemediği sözler onun sözleriymiş gibi yansıtılıyor ya da muradının zıddı bir anlamla piyasaya sürülüyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Hangi konularda manipülasyonlar yapılıyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">Hemen aklıma gelen üç misal verebilirim: Bir "Emevi Camii'nde namaz kılacağız" ifadesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait olduğu halde, anlı şanlı köşe yazarları da dâhil olmak üzere, toplumun büyük bir kesimi bunu Davutoğlu’na mal ediyor ve Suriye’deki yıkımı bu sözle irtibatlandırarak Davutoğlu’nun günah hanesine yazıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">İki, Davutoğlu’nun "Konuşursam yer yerinden oynar" minvalinde bir sözü var. Sözün başlıca muhatapları, Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım’dır. Siyasetçilerin bu tür ifadeler kurmasını çok yanlış bulurum. Bana göre siyasetçi "konuşursam" demez, konuşur. Bir bahsi diğer olan bu mevzuyu belki başka zaman ayrıca tartışabiliriz. Ama Davutoğlu bu sözü, kendisi terörle yoğun bir şekilde mücadele ederken arkasından oyunlar çevirdiğini iddia ettiği bu ikiliyi suçlamak için kullandı. Ancak AK Parti içi iktidar savaşlarını anlatan bu söz, zamanla bağlamından koparıldı ve sanki bölgede yapılan gizli operasyonlar için kullanılmış gibi bir algı yaratıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ve üç, Davutoğlu’nun Sur’un kültürel mirasını koruma babındaki kararlılığını anlatmak için sarf ettiği "Sur’u Tolde yapacağız" ifadesi de, sonradan tamamen ters bir manaya büründürüldü ve Davutoğlu’nun ağzından Sur’un yıkımının bir mottosuna döndürüldü. Beş-altı kezdir Davutoğlu’nun sivil toplumla buluşmasına tanıklık ediyorum. Her seferinde Davutoğlu, bu mevzuları tane tane anlatmasına rağmen, bir sonraki toplantıda yine aynı sorularla karşılaşıyor. Bu da kendi aleyhine oluşan algının ne kadar kuvvetli olduğuna delalet ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">'AK PARTİ PARLAK GÜNLERİNDEKİ İDDİASINDAN UZAKLAŞTI'<br />AK Parti Diyarbakır’daki çalışma sistemini güç gösterme politikası üzerine kuruyor, gibi bir gözlemim var. Bütün şehrin değil, kendisine yakın kesimin partisi gibi bir davranış sergiliyor. Buna katılır mısınız? Eğer öyleyse, bunun nedeni nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">AK Parti, artık -hususen bölgede- bir devlet partisi; AK Parti’yi sivil şahsiyetlerden ziyade devlet görevlileri temsil ediyor. Parlak günlerindeki iddialarından ve görüntüsünden giderek uzaklaşan bir AK Parti portresi sahne alıyor. Mağduriyetten mağruriyete, demokratikleşmeden otoriterleşmeye, kapsayıcılıktan dışlayıcılığa yönelen, iktisadi refah ve kalkınma iddiasını kaybeden, oluşturduğu sosyolojiye ters düşmeye başlayan bir partinin başına iki şey gelir: Bir, tabanı daralır. İki, partiden kopmalar olur, yeni arayışlar başlar. AK Parti bugün her ikisini de yaşıyor ve eğer cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybederse AK Parti’deki bu daralma, kopuş ve arayış çok daha dramatik bir boyut kazanabilir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'HDP, AKŞENER VE YAVAŞ’A DESTEK VERMEZ'<br />Anketler HDP’nin gücünü koruduğunu gösteriyor. Siz ne dersiniz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamuoyu araştırmalarındaki sonuçlarla paralel düşünüyorum. Hatta HDP’in bir parça oyunu artırması, benim için şaşırtıcı olmaz. Üç büyük avantajı var HDP’nin: Birincisi, parti ile seçmen arasındaki bağın güçlü olmasıdır. İkincisi, Kürt kimlik bilincinin gelişmesi ve HDP’nin -bazen HDP’ye rağmen- bunun taşıyıcı aktörü olarak görülmesidir. Üçüncüsü de, demografinin yarattığı şanstır. Yeni seçmenlerin hatırı sayılır bir kısmını Kürt gençleri oluşturuyor ve bu seçmenler doğal bir HDP habitatı içine doğup büyüyorlar. Bu sebeple, fiili olarak siyaset yapamasa da HDP, varlığını ve gücünü muhafaza ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçime doğru HDP ile '6’lı Masa' bir seçim ittifakı kurabilir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">İki seçim var. Meclis seçimlerinden HDP’nin herhangi bir ittifaka ihtiyacı yok. Parti, sol ve Kürdi partilerle bir ittifak kurabilir, bu yolda gayretler var, ama Altılı Masa ile bir ittifakı olmaz, olamaz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise hukuki değil olsa olsa fiili bir iş birliği olabilir. HDP resmi olarak muhalefetin çatısı altına girmez ama karşı çıkmadığı bir isim olursa muhalefetin adayına destek verebilir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Adaylık için ismi geçenlerden kime ya da kimlere karşı çıkar HDP?</span></p><p><span style="font-size:18px">Altılı Masa ile HDP arasındaki ilişkilerde, sanırım, kimin aday olması değil ama kimin aday olmaması gerektiği noktasında HDP’nin tavrı net: Akşener ve Yavaş’tan biri aday olursa HDP Altılı Masa’ya destek vermez.</span></p><p><span style="font-size:18px">Muhalefet liderlerinin, HDP’yle mesafeyi korurken, Kürt seçmenden bekledikleri oyu alması mümkün mü?</span></p><p><span style="font-size:18px">Tabii ki Kürt seçmenler, HDP’den ibaret değil; HDP’ye oy vermeyen geniş bir Kürt seçmen kitlesi de var. Muhalefetin HDP ile ilişkilerindeki ürkekliğinin HDP seçmenini rahatsız ettiği muhakkak. Ama siyaset, nihayetinde sınırlı seçenekler arasında bir seçim yapılmasını gerektirir. Seçmen sandığa gittiğinde önüne gelen iki isimden birini tercih eder. Muhalefetin, Kürt seçmenlerden beklenen oyu alması, ortak bir adayda uzlaşıp uzlaşmayacaklarına ve kimin aday gösterileceğine bağlıdır. Adayın kimliği önemlidir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">'KÜRT SEÇMEN MUHALEFETE YAKIN DURUYOR'<br />Kürt seçmen, seçimlerde oylarının belirleyici olacağının farkında ve sanki ‘politik bir sessizlikle’ gelişmeleri izliyor. Kürt seçmen seçimlerde nasıl bir refleks gösterir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Meclis seçimlerinde köklü bir değişim beklenmemeli. Muhtemelen HDP oylarını koruyacak, AK Parti’nin gücünde bir aşınma olacak ve AK Parti’nin kaybı nispetinde diğer partiler devreye girecekler. Değişimin büyüğü, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bekleniyor. Kabaca, her biri %40 oya sahip iki büyük ittifak var ve görünen o ki Kürt seçmenler hangi ittifaktan yana tavır koyarlarsa seçimi, 2019 Yerel Seçimleri'nde olduğu gibi, o ittifak kazanacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hâlihazırda başta HDP olmak üzere Kürt seçmenlerin ağırlıklı bir kısmı muhalefete yakın duruyor. Eğer muhalefet adayında ve söyleminde çok büyük bir hataya düşmez ve iktidar da Kürt seçmenleriyle açılan arasını kapatacak bir hamle yapmazsa, değişim ihtimalinin yakın tarihte hiç olmadığı kadar yüksek olduğu söylenebilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: GAZETE DUVAR</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Serbest bırakılan yüzde 98 engelli Bekir Güven hayatını kaybetti]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/serbest-birakilan-yuzde-98-engelli-bekir-guven-hayatini-kaybetti-166177c945adb-09af-4b73-8c50-56ab4530f57e2022-06-17T22:50:00+03:00HABER MERKEZİ Serbest bırakılan yüzde 98 engelli Bekir Güven hayatını kaybetti

Serbest bırakılan yüzde 98 engelli Bekir Güven hayatını kaybetti

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen 22 aylık hapis cezasının onaylanması üzerine 20 Eylül 2021’de tutuklanan “Huntington” hastalığı bulunan yüzde 98 engelli Bekir Güven serbest bırakılmıştı. Güven hayatını kaybetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Avukatların girişimleri üzerine Güven, savcılık kararıyla 3 gün tutuklu kaldığı cezaevinden Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldıktan sonra hastanenin Sağlık Kurulu tarafından Güven’e verilen “sağlık gerekçesiyle cezanın ertelenmesi” yönündeki rapor İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından onaylandı. Hastane raporunun ATK tarafından onaylanmasıyla Eskişehir İnfaz Savcılığı kararıyla Güven serbest bırakıldı. Kararın ardından Güven, 11 Ekim 2021’de Eskişehir Şehir Hastanesi’nden evine götürüldü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağır hastalığına ve engeline rağmen Eylül’de cezaevine konan, cezaevi koşulları nedeniyle hastalığındaki ilerleme hızlanan, sonrasında iki kere düşme sonucu beyin kanaması geçiren ve ağır hastane koşullarında yaşam mücadelesi veren Bekir Güven gece saatlerinde hayatını kaybetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">İnfazı ertelenen Bekir Güven, cezaevinde geçirdiği günler, elleri kelepçeli şekilde İstanbul Adli Tıp Kurumu’na cezaevi aracıyla götürülmesi, Eskişehir Şehir Hastanesi’nde mahkum koğuşunda yaşadığı olumsuzluklar hastalığın seyrini ilerletti. 1980 askeri darbesinde tutuklanarak uzun yıllar cezaevinde kalan Güven, İtalik Sahaf Kitabevinin kurucusuydu. Yakın dönemde Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) siyasi mücadelesini sürdürmüştür. Eskişehir HDP üyesidir. Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi yoğun bakımında hayatta kalma mücadelesi veriyordu ve gece saatlerinde hayatını kaybetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cenazesi 18 Haziran Cumartesi Kırmızıtoprak Alem Camii’nden öğle namazı sonrasında kaldırılarak Eskişehir Asri Mezarlığında toprağa verilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sendika.Org</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[RTÜK üyesi İlhan Taşçı Müge Anlı'nın programı için harekete geçti]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/rtuk-uyesi-ilhan-tasci-muge-anlinin-programi-icin-harekete-gecti-1661611edfb4c-6a0f-4754-9e63-b475ec2fe1642022-06-17T22:42:00+03:00HABER MERKEZİ RTÜK üyesi İlhan Taşçı Müge Anlı'nın programı için harekete geçti

RTÜK üyesi İlhan Taşçı Müge Anlı'nın programı için harekete geçti

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşcı, Müge Anlı’nın sunduğu “Müge Anlı ile Tatlı Sert” programının, “yayın etik ilkelerinin hiçe sayıldığı” gerekçesi ile üst kurul gündemine alınmasını talep etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Taşcı, dilekçesinde; “Gençlerin tüm yaşamlarını etkileyecek, geleceklerini şekillendirecek sınava hazırlanırken; &nbsp;morallerinin bozulmaması, her türlü stresten uzak kalmaları gerektiği bilimsel bir gerçekken, sunucunun kendini haklı göstermek çabasıyla, hayatının travmasını yaşayan genç kızın bundan etkilenmeyeceğini bilimsel otoriteymişçesine yorumlaması, bu travmayı klakson sesi ve öksürükle bir tutması, öte yandan genç kızın evden kaçtığını açıklayarak ikinci bir travmaya neden olması ve genç kızı aşağılamaya çalışması ile yayın etik ilkelerini hiçe saydığı açıkça görülmektedir” dedi.</span></p><h3><span style="font-size:18px">DİLEKÇEDE NELER YER ALDI?</span></h3><p><span style="font-size:18px">RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyesi İlhan Taşcı; ATV’de 14-15 Haziran’da yayımlanan “Müge Anlı ile Tatlı Sert” programını Üst Kurul’a şikayet etti. Taşcı, dilekçesinde şu değerlendirmeleri yaptı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“ATV logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hafta içi her gün saat 10:00’da yayınlanan ve sunuculuğunu Müge Anlı’nın yaptığı ‘Müge Anlı ile Tatlı Sert’ isimli programın, 14-15.06.2022 tarihinde yayınlanan bölümünde; doğumunda bir aileye para karşılığı evlatlık verilen 18 yaşındaki genç kızı aramak için biyolojik anne ve iki çocuğu konuk olarak katılmış ve genç kız telefonla programa katılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hafta sonu üniversite sınavına girecek olan genç kız doğal olarak biyolojik ailesine tepkisini dile getirerek kendileriyle görüşmek istemediğini dile getirmiştir. Müge Anlı genç kızın tepkine hak vererek ‘şu an çok sinirli olduğunu, gece düşünmesini ve ertesi gün tekrar görüşmek istediğini’ belirterek konuyu bitirmiştir. 15.06.2022 tarihli programda tekrar telefonla bağlanan genç kızın daha sakin olduğu görülmüş ancak biyolojik ailesiyle kesinlikle görüşmeyeceğini tekrarlamıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha sonra genç kızın şu anki amcası ve babası programa telefonla katılarak kızlarının biyolojik ailesiyle görüşmesini, kendilerinin de arzu ettiğini ancak zamanlamanın çok yanlış olduğunu, genç kızın bu hafta sonu üniversite sınavına gireceğini, bu olay nedeniyle moral bozukluğu yaşadığını belirtmeleri üzerine Müge Anlı, ‘Şimdi Ahmet Bey, sizin kızınız altı ay evvel kaçmadı mı evden? Sizin kızınız altı ay evvel evden kaçtı mı? Tamam yani sizin kızınızın da zaten hani sınava çok da hazırlanışını…, burada açık açık da beni konuşturmayın… Şimdi hepimiz, bazı şeyleri ben söylemiyorum, hepimiz birbirimizi biliyoruz. Demek ki bu çocuğun da bir şeyleri var yani, bir sığınma ihtiyacı var… Şimdi sınav haftası diyerek de sanki hani hiçbir şey olmamış, her şey çok normalmiş de, sınav haftasında kızın kafası karışıyormuş gibi olmasın, ben üniversite sınavına defalarca girdim valla kafa da karışmıyor, ne klakson çalınca dikkatin dağılıyor dışarıdan, ne bilmem ne de bilmem ne. Biliyorsan sorunun cevabını geçiyorsun tıkır, tıkır, tıkır yapıyorsun, ne cevabını kaydırıyorsun ne orada yanda öksüren biri dikkatini dağıtıyor, benim niye dikkatimi dağıtsın? İki kere iki dördü ben biliyorsan yandaki öksürüyor diye dördü beş yapacak halin yok. Hiçbir şeyin etkilemediğini bilelim, hiçbir şeyinde etkilemediğinin farkına varalım, Allah sağlık versin sağlık problemini bir kenara tutuyorum, bilen sorunun cevabını bilen tak tak, tak tak, tak tak yapar. O yüzden geçin, her şeyi de açık açıkta bana konuşturmayın…’ şeklinde ifadelerde bulunmuştur.</span></p><h3><span style="font-size:18px">“YAYIN ETİK İLKELERİNİ HİÇE SAYDIĞI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR”</span></h3><p><span style="font-size:18px">Söz konusu programda, gençlerin tüm yaşamlarını etkileyecek, geleceklerini şekillendirecek bu sınava hazırlanırken, morallerinin bozulmaması, her türlü stresten uzak kalmaları gerektiği bilimsel bir gerçekken, sunucunun kendini haklı göstermek çabasıyla, hayatının travmasını yaşayan genç kızın bundan etkilenmeyeceğini bilimsel otoriteymişçesine yorumlaması, bu travmayı klakson sesi ve öksürükle bir tutması, öte yandan genç kızın evden kaçtığını açıklayarak ikinci bir travmaya neden olması ve genç kızı aşağılamaya çalışması ile yayın etik ilkelerini hiçe saydığı açıkça görülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Söz konusu medya hizmet sağlayıcı kuruluşun bu yayını;&nbsp;6112 sayılı Kanunun 8. maddesi birinci Fıkrası; (ç) bendinde yer alan, ‘İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez’, (e) bendinde yer alan ‘Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasî ve felsefî düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez’ hükümlerine açıkça aykırılık oluşturmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yukarıda belirttiğim Kanun maddeleri uyarınca söz konusu yayın için derhal değerlendirme raporu düzenlenerek ilk Üst Kurul toplantı gündemine alınması hususunda gereğini arz ederim.”</span></p><p><span style="font-size:18px">haber kaynak: cumhuriyet</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MAHKÛMLAR VE AİLELERİ: ÖĞRENCİ AFFI, ASKERLİK YAPMAYANA AF, KADER MAHKUMUNE NEDEN YOK!!!]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mahkumlar-ve-aileleri-ogrenci-affi-askerlik-yapmayana-af-kader-mahkumune-neden-yok-166154db74d45-110e-412f-8e84-5fea3e8f990a2022-06-17T22:24:00+03:00HABER MERKEZİ MAHKÛMLAR VE AİLELERİ: ÖĞRENCİ AFFI, ASKERLİK YAPMAYANA AF, KADER MAHKUMUNE NEDEN YOK!!!

MAHKÛMLAR VE AİLELERİ: ÖĞRENCİ AFFI, ASKERLİK YAPMAYANA AF, KADER MAHKUMUNE NEDEN YOK!!!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MAHKÛMLAR VE AİLELERİ, AF İSTİYORUZ DİYORLAR VE SİYASİLERE HİTABEN, VERİLEN SÖZLER HAVADA KALMASIN DİYORLAR... </span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen seçimlerde siyasilerin hep bir ağızdan gündeme taşıdığı AF konusu halen gündemde ve kamuoyunda bu yönde büyük bir bekleyiş var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başta mahkûmlar ve mahkûm aileleri AF konusunda, çıkan infaz yasası umduğumuz gibi olmadı, umutlarımız yıkıldı, ruhsal çöküntüler yaşıyoruz diyerek lütfen devletimizin büyüklüğüne yaraşır genel kapsamlı bir AF çıkarılsın demekteler.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çoğu kader mahkûmu ve ailesi:&nbsp;&nbsp;</strong>“verilen sözler askıda kaldı, verilen önerge ve teklifler raflarda kaldı. Her seçim öncesi vat var. Ama icraat yok. Kimsenin bizimle ve bizim çektiğimiz sıkıntılar ile cidden ilgilendiği yok.&nbsp; Ancak biz mahkûm ailelerinin çektiği sıkıntıları görün. Ailelerimiz param parça oldu. Artık bizim AF meselemiz de hallolsun. Suçsuz günahsız yere, bir takım kumpaslarla yatanlar var. Birçoğumuzun aileleri yoksulluk içinde perişan halde. Ruhsal durumlarımız bozulmuş. Sosyal barış zarar görüyor. İçimizde istemeden olaya karışan, bir anlık öfkesine yenik düşmüş buraya düşen insanları var. Bizlerin hakkında alacağınız Af kararı toplumsal barışa da katkı sağlayacaktır. Nitekim devletin bir görevi de toplumsal barışı sağlamaktır. Kişiyi cezaevine atmak çok kolay. Çoğu zaman kişiyi cezaevine koymakla onu orada yatırır dinlendirirsiniz. Ama esas çileyi çeken, annesi babası ve eşi çocuklarıdır. Lütfen bu işin bu yönüne de bakınız. Aile bütünlüğünü de göz önüne alınız. Lütfen Af karırı insan odaklı olsun ve bir an evvel çıkartılsın. Cezaevine atmak suçları azaltmış olsaydı, şu anda cezaevlerinde olanların belki de yüzde 50’si orada olmazdı. Bu arada Öğrencilere af çıktı okullarına dönüyorlar. Askerlik yapmayana af çıktı. Kader mahkumuna neden çıkmıyor” demekteler.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/615eca675591b.jpg" /></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Birçok kentte hava ambulansı hizmetine son veriliyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/bircok-kentte-hava-ambulansi-hizmetine-son-veriliyor-16614dc890ae7-fdf7-4819-8622-a211fe742f7e2022-06-17T22:08:00+03:00HABER MERKEZİ Birçok kentte hava ambulansı hizmetine son veriliyor

Birçok kentte hava ambulansı hizmetine son veriliyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı, illere gönderdiği bir yazıyla kur farkından dolayı maliyetlerin artması sonucu Bursa başta olmak üzere Sivas, Çanakkale, Malatya ve Afyon’da Ekim 2022’den hava ambulansı hizmetine son verdiğini duyurdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">5 ildeki hava ambulans merkezleri kaderine terk edilirken burada çalışan personel ücretsiz izne ayrıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sanayi kenti Bursa'nın Türkiye’nin dördüncü büyük ili olduğunu hatırlatan CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca, bir hizmetten daha mahrum kalacağının altını çizdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karaca şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Yatak garantili Bursa Şehir Hastanesi'nin ayakta kalabilmesi için şehir merkezinde bulunan Memleket hastanesi, Zübeydehanım Doğumevi, Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi kapatıldı. Yerine yeni hastane de açılmadı. Nüfus artıyor ama yatak kapasitesi, Şehir Hastanesi devreye alınmış olmasına rağmen yerinde sayıyor. Memleket Hastanesi yeniden açılacak denildi ama hiçbir hareket yok. Numune Hastanesi'nin yıkılmasıyla boş kalan arazide de hiçbir yeni proje yok. AKP Hükümeti sağlık hizmetleri bakımından Bursa'da sınıfta kalmıştır. Şimdi de hava ambulansı kaldırılıyor. Bursa gibi bir kent için manidar bir karar. AKP hükümeti artık ülkeyi yönetemediği gibi, Bursa'nın müjdeci siyasetçilerinin de ambulans helikopter hizmetine bile sahip çıkamadığını görüyoruz. Ulaşımda karayoluna mahkûm edilen, havaalanı verimli işletilemeyen, demiryolu projesi bir türlü bitirilemeyen Bursa AKP hükümetinin elinde bir üvey evlada döndürülmüş bulunuyor."</span></p><p><span style="font-size:18px">Karaca, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya seslenen İl Başkanı Karaca, bu kararın derhal iptalini talep etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: birgün gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Yüksek elektrik faturaları mahkumları da zorluyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/yuksek-elektrik-faturalari-mahkumlari-da-zorluyor-166137093f1f1-6fb8-44f7-926f-a4526a95204f2022-06-17T22:04:00+03:00HABER MERKEZİ Yüksek elektrik faturaları mahkumları da zorluyor

Yüksek elektrik faturaları mahkumları da zorluyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Yüksek elektrik faturaları mahkumları da zorlamaya başladı, sıkıntı TBMM gündemine taşındı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, cezaevleri 'ticarethane' statüsünde olduğu için yüksek elektrik faturalarıyla karşı karşıya kalan mahkumların sorununu gündemine aldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cezaevlerinin cemevlerinde olduğu gibi ticarethane statüsünden çıkarılması için Adalet Bakanlığı'na tavsiyede bulunma kararı alan Komisyon, Bakan Bekir Bozdağ'dan da randevu talep etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">DW Türkçe'den Eray Görgülü'nün haberine göre, Ceza İnfaz Kurumları yönetmeliği gereğince mahkumlar, aydınlatma dışındaki ihtiyaçlarına yönelik elektrik giderlerini kendileri karşılıyor. Bu doğrultuda mahkumlara elektrik faturası yansıtılıyor. Elektrik tedarik şirketlerinin tarife uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara göre&nbsp;cezaevleri de "ticarethane abone grubu" kapsamında değerlendirildiği için&nbsp;mahkumlar konutlara göre daha yüksek faturalarla karşı karşıya kalıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: gazete duvar</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Sinan Oğan: Yeni bir ittifak kuruluyor, 15 parti birleşecek]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/sinan-ogan-yeni-bir-ittifak-kuruluyor-15-parti-birlesecek-166124c72316d-6cbb-4869-8b18-ee513fe3d8df2022-06-17T22:02:00+03:00HABER MERKEZİ Sinan Oğan: Yeni bir ittifak kuruluyor, 15 parti birleşecek

Sinan Oğan: Yeni bir ittifak kuruluyor, 15 parti birleşecek

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Eski MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, katıldığı programda gazeteci Lale Ozan Arslan'ın sorularını yanıtladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu an hiçbir parti içerisinde politika yapmadığını belirten Sinan Oğan yeni bir ittifak çalışması yürüttüklerini belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">15 partinin yanı sıra akademisyenlerin yer alacağı bir ittifak kurulacağını söyleyen Oğan, amaçlarının "seçimlerde Türkiye'de kilit bir konuma gelmek" olduğunu ifade etti. Oğan, seçimlerde yüzde 15 gibi bir oran hedeflediklerini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Oğan, "Özellikle bir takım çevrelerin HDP'yi&nbsp;kilit bir partiymiş gibi göstermek istediğini ve bu algıyla mücadele edeceklerini" söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynk: birgün</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA['Hırsız var' diye pankart asılmıştı: Dükkan sahibi ifadeye çağrıldı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/hirsiz-var-diye-pankart-asilmisti-dukkan-sahibi-ifadeye-cagrildi-16611424886a4-9872-4ee4-a340-7e5fede878272022-06-16T14:38:00+03:00HABER MERKEZİ 'Hırsız var' diye pankart asılmıştı: Dükkan sahibi ifadeye çağrıldı

'Hırsız var' diye pankart asılmıştı: Dükkan sahibi ifadeye çağrıldı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Esenyurt Süleymaniye Mahallesi'nde bulunan bir kebapçı dükkanına gelen 44 bin TL’lik elektrik faturası işyeri sahibini isyan ettirdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Duruma tepki gösteren esnaf iş yerinin ön cephesine, '44 bin TL fatura mı olur? Artık bıktık kapatıyoruz, hırsız var' yazılı pankart astı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Söz konusu pankart sosyal medyanın gündeminde yer alırken bugün ise dükkan sahibinin ifadeye çağrıldığı öğrenildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Elektrikte tüm abone gruplarının 1 Haziran'dan itibaren geçerli olan tarifeleri belirlenmiş,&nbsp; mesken abonelerinin tarifesine yüzde 15, sanayi ve ticarethane abonelerinin tarifesine ise yüzde 25 zam yapılmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: CUMHURİYET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[KYK yurtlarındaki şüpheli ölümlerle gündeme gelmişti: Tabelalar kaldırıldı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/kyk-yurtlarindaki-supheli-olumlerle-gundeme-gelmisti-tabelalar-kaldirildi-16610e0643c67-081b-4f58-a8de-5c5a3c04081e2022-06-16T14:23:00+03:00HABER MERKEZİ KYK yurtlarındaki şüpheli ölümlerle gündeme gelmişti: Tabelalar kaldırıldı

KYK yurtlarındaki şüpheli ölümlerle gündeme gelmişti: Tabelalar kaldırıldı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Antalya'da Akdeniz Üniversitesi içerisinde yer alan KYK yurtlarında 1,5 ay içinde art arda yaşanan şüpheli öğrenci ölümlerine ilişkin iddiaların başında gelen "Manevi Danışman" odasıyla ilgili fotoğrafın ortaya çıkmasının ardından tabelalar kaldırıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sözcü'den İsmail Akın'ın haberine göre, kampüsteki Bezm-i Alem Valide Sultan Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Yurdu'nda kalan Halil Gülçan 11 Mayıs'ta, ardından aynı kampüs içindeki Elmalılı Hamdi Yazır Öğrenci Yurdu'nda kalan Muhammet Emre Kandemir 23 Mayıs'ta, Turizm Rehberliği ikinci sınıf öğrencisi Muhammed Kaya ise 10 Haziran'da yaşamını yitirmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">3 öğrencinin ölümü polis kayıtlarına intihar olarak geçerken siyasetçiler ve öğrenciler tarafından yapılan açıklamalarda, intiharların ardından yurtlarda gayri resmi olarak kurulan "Manevi Danışman" odalarına işaret edildi ve bu odalarda öğrencilerle "özel görüşmeler" yapıldığı iddia edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">KYK yetkilileri “böyle bir durum yok” derken "Manevi Danışman" odasının fotoğrafı ortaya çıktı. Fotoğrafın basında haber olmasının ardından tabela kaldırıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Habere göre, yurtlarda tabelaların ardından "intiharları" önlemek için yurt pencerelerinin kulplarının da kaldırıldığı öne sürüldü.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: CUMHURİYET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MHP'li Semih Yalçın: Davutoğlu 10 yaşlarında bir çocuğun zekâ ve hafızasına sahip]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mhpli-semih-yalcin-davutoglu-10-yaslarinda-bir-cocugun-zeka-ve-hafizasina-sahip-16609d2a28a29-bf82-4905-82db-15a94122fe502022-06-16T14:18:00+03:00HABER MERKEZİ MHP'li Semih Yalçın: Davutoğlu 10 yaşlarında bir çocuğun zekâ ve hafızasına sahip

MHP'li Semih Yalçın: Davutoğlu 10 yaşlarında bir çocuğun zekâ ve hafızasına sahip

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Yalçın tepkisinde,&nbsp;<strong>“Davutoğlu 57. Hükümet döneminde kundakta değildi, 40 yaşlarındaydı ama görünen o ki 10 yaşlarında bir çocuğun zekâ ve hafızasına sahipti.”</strong>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın açıklaması şöyle;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>O BİR KURU GÜRÜLTÜ VİRTÜÖZÜ...</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mazul ve sakıt Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu; illet nezdinde itibar ve ilgi göremeyince, çareyi tufeyli gibi MHP’nin sırtına yapışarak gündeme gelmekte bulmuş. Zaten Davutoğlu, kendini devletin en üst mevkiine çıkaran bir partiden siyasi a salaklıkları yüzünden gönderilmedi mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Davutoğlu’nun, davul gibi boş boş gümleyerek gürültü çıkarmaktan başka marifeti yok. O sebeple Davuloğlu unvanını köküne kadar hak ediyor. O bir kuru gürültü virtüözü…</span></p><p><span style="font-size:18px">Ahmet Davuloğlu, yine yememiş içmemiş, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye dil uzatmış. Neymiş, Sayın Devlet Bahçeli 57. hükümet döneminde merhum Bülent Ecevit’i kundaklamışmış. Hadi oradan!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KUNDAKLAMA MİSYONUNU YERİNE GETİRMEYE ÇABALIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Davutoğlu 57. Hükümet döneminde kundakta değildi, 40 yaşlarındaydı ama görünen o ki 10 yaşlarında bir çocuğun zekâ ve hafızasına sahipti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Ecevit’in partisi DSP’nin kendi içinden kundaklandığını, DSP’yi iktidardan uzaklaştırıp koalisyonu parçalama operasyonunun terörle mücadeleyi sekteye uğratmak ve Türkiye’yi hizaya getirmek için küresel aktörlerce tezgâhlandığını sokaktaki vatandaş bile unutmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi tıpkı Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’ın particikleri de ABD ve AB güdümünde üstlendikleri, iktidarı ve Cumhur İttifakını kundaklama misyonunu yerine getirmeye çabalıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇAPSIZ OLDUKLARI HALDE HEM KEL HEM FODUL..!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Her iki siyaset artığı da uğradıkları derin inkisarın hiddeti ve hazımsızlığıyla kendilerini önemli mevkilere taşıyan eski partilerine karşı ihanetin, vefasızlığın, cibilliyetsizliğin, nankörlüğün en uç örneklerini veriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Liderimizin sıhhati de hamdolsun çok iyi. Davutoğlu ve benzerleri gibi unutkan, yetersiz, çapsız oldukları hâlde hem kel hem fodul misali davranan beşinci sınıf, düşük kalibreli politika oyuncularının duçar olduğu amansız illetlere bakınca; nihayetsiz şükürler olsun diyoruz.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: TÜRKGÜN</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN’DE KÖYLÜLER İSYAN EDİYORLAR: ATA TOPRAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINIYOR]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersinde-koyluler-isyan-ediyorlar-ata-topraklarimiz-elimizden-aliniyor-1660898a1cc1b-8ea0-4996-83a6-5073debc41522022-06-15T18:01:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN’DE KÖYLÜLER İSYAN EDİYORLAR: ATA TOPRAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINIYOR

MERSİN’DE KÖYLÜLER İSYAN EDİYORLAR: ATA TOPRAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINIYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>haberanaliz.net – </strong>Mersin’in Erdemli ilçesine bağlı Tırtar mevkiinde köylülerin hali perişan. Son günlerde, ata topraklarında 100- 75—80 Yıllık mazisi olan evlerinin, mahkeme kararları ile yapılan yıkımlarından sonra büyük mağduriyet yaşayan köylüler, <strong>“derdimizi anlayan yok, bizleri dinleyen yok” </strong>diyerek duygularını ellerine aldıkları minik dövizlerle dile getirdiler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu arada yetkililere seslenen köylüler, “Erdemli Tırtar bölgesini özel olarak incelemek ve denetlemek üzere bölgeye müfettiş gönderilmesini, orada bulunan tüm hak sahiplerinin ayrıca işgalci durumda olan vatandaşların ifadelerini almasını, bu arada belgelerin ve bilgilerin incelenmesini, ayrıca açılan davaların benzer ve aynı olduğunu, neden ayrı ayrı açıldığını ve birleştirilip açılmadığını, fakir halkın sahibinin olmadığını, herkesin güçlüden yana hareket ettiğini” dile getirdiler..</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">MAĞDUR KÖYLÜLER CEZA HUKUKU UZMANI İLE GÖRÜŞTÜLER</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Yaşadıkları mağduriyetleri bir bir anlatan ve ellerinden bir aile ve şebeke tarafından alınmak istenen toprakları ve evleri için yasal işlemler başlatacaklarını, bunun için Mersin de ceza hukukunda marka bir isimle görüştüklerini, karşı atağa geçip, kendilerine yaşatılan bu zulüm ile bu işlerin bu noktaya gelmesinde kastı kabahatı olanlar için toplu olarak suç duyurusunda bulunacaklarını, hak arayacaklarını aktardılar.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">MAĞDUR KÖYLÜLERİN GÖRÜNTÜLERİ (Aşağıda)</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9f4f4ebb15.jpg" /></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9f53308a32.jpg" /></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9f56070570.jpg" /></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9f5a0277c7.jpg" style="height:882px; width:520px" /></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9f5cf781d3.jpg" style="height:638px; width:469px" /></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9f5ee4a92b.jpg" style="height:619px; width:494px" /></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9f609b7cd1.jpg" style="height:559px; width:465px" /></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">haberanaliz.net/ <span style="color:#FF0000">ÖZEL</span></span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Tarımda iklim dostu modeller hayata geçirilecek]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/tarimda-iklim-dostu-modeller-hayata-gecirilecek-16607014c419c-b003-4161-b9a0-217aaadc98952022-06-15T16:29:00+03:00HABER MERKEZİ Tarımda iklim dostu modeller hayata geçirilecek

Tarımda iklim dostu modeller hayata geçirilecek

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tarım ve&nbsp;Orman&nbsp;Bakanlığından edinilen bilgiye göre, küresel ısınma ve iklim değişikliği etkisini artırırken dünyanın ortalama sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 1,1 derece yükseldi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen yıl dünya çapında afetlerden kaynaklı 210 milyar&nbsp;dolar&nbsp;ekonomik kayıp yaşanırken, bunun yüzde 60'ını oluşturan 126 milyar dolarlık kısmı tarım sektöründe gerçekleşti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alırken,&nbsp;nüfus&nbsp;artışı ve iklim değişikliğiyle 2040'ta kişi başına düşen su miktarında yüzde 17 azalış bekleniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına çalışılıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlık, son yıllarda iklim değişikliğine yönelik çalışmalarına hız verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kapsamda, su kısıtı olan havzalarda, su tüketimi az ürünlere, daha yüksek destek sağlanırken, çevreyi koruyan tarımsal üretim yöntemlerine ağırlık veriliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Verim kaybı yaşayan çiftçilere 2,6 milyar lira ödeme yapıldı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Son 10 yılda sağlanan destekler ve&nbsp;eğitim&nbsp;çalışmalarıyla iyi tarım üretim alanı 42 kat artışla 2,6 milyon dekara, organik tarım üretim alanı ise 2,5 kat artışla 3,9 milyon dekara çıkarıldı, iklimsel faktörlere bağlı olarak verim kaybı yaşayan çiftçilere 2,6 milyar lira ödeme yapıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sulama projelerinin tamamına yüzde 50 hibe sağlandı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlık tarafından,&nbsp;Birleşmiş Milletler&nbsp;(BM)&nbsp;Gıda&nbsp;ve Tarım Örgütü (FAO) ve ilgili akademisyenlerle düzenlenen "İklim Değişikliği ve Tarım Çalıştayı"nda alınan sonuçlar sahada adım adım uygulanıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çalıştay sürecinde, 2021'de Bakanlığa sunulan damla ve yağmurlama sulama projelerinin tamamına yüzde 50 hibe sağlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">2021-2027 dönemi için IPARD-Çevre Tedbiri'ne, yağmur hasadı, rüzgar perdesi, organik tarım, su ve rüzgar erozyonunu önleyen çevre dostu tarımsal uygulamalar dahil edilirken, bu uygulamalar için toplam 14 milyon&nbsp;euro&nbsp;hibe sağlanacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kapsamda, Bakanlık öncülüğünde "Tarım Sektöründe İklim Değişikliğine Uyum Eylem Planı" oluşturulacak. İklim dostu tarımsal destekleme ve ekosistem odaklı gıda üretim modelleri hayata geçirilecek. Bu çerçevede Bolu'da örnek proje uygulamaya alındı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca, "Bozkır Ekosistemlerinde İklim Değişikliğine Ekosistem Tabanlı Uyum Stratejisi" uygulanacak. Basınçlı modern sulama yöntemlerinin desteklenmesine ve yaygınlaştırılmasına devam edilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"Uygulamalı Çiftçi Okulları Projesi" yaygınlaştırılacak</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımsal sulamada suyun tasarruflu kullanımının çiftçiye anlatılması amacıyla geliştirilen "Uygulamalı Çiftçi Okulları Projesi" ülke genelinde yaygınlaştırılacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm bu çalışmaların yanı sıra kuraklığa ve soğuğa toleranslı yeni&nbsp;tohum&nbsp;çeşitleri geliştirilecek ve hastalıklara dayanıklı çeşitlerinin kullanım alanları artırılacak.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: türkgün</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Bütçede memur maaşına para kalmadı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/butcede-memur-maasina-para-kalmadi-16606e153dcfb-9392-4d7f-b01c-e246442fdaa72022-06-15T16:15:00+03:00HABER MERKEZİ Bütçede memur maaşına para kalmadı

Bütçede memur maaşına para kalmadı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">ERDOĞAN SÜZER</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Hükümetin hayali enflasyon tahminleri yüzünden bütçede memur ve kamu işçisine önümüzdeki eylül ayı ortalarına kadar maaş ödeyecek tutarda ‘personel ödeneği' kaldı. Hükümetin, maaş ve benzeri personel ödemelerini yıl sonuna kadar aksatmadan sürdürebilmesi için en az 205 milyar lira ilave ödenek bulması gerekiyor. Bu devasa kaynağın bir kısmının bütçedeki diğer harcama kalemlerinin kısılması yoluyla, bir kısmının yedek ödenekten aktarımla, büyük kısmının ise borçlanma yoluyla karşılanması bekleniyor.<br />Hükümet, bu yıl enflasyonun yüzde 22-23 civarında gerçekleşeceği öngörüsüyle bütçedeki personel ödeneklerini sadece yüzde 22.7 artırdı. Bu öngörüyle 2022 bütçesine 424 milyar 781 milyon lira ödenek konuldu. Ancak yılın ilk 4 ayında kamu personeline buradan yapılan maaş ve ücret ödemesi 175 milyar 473 milyon liraya ulaştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">EYLÜLDE TÜKENECEK</span></p><p><span style="font-size:18px">SÖZCÜ'nün yaptığı hesaplamalara göre, ilk 6 ayda personel ödeneğinin 263.2 milyar lirası bitecek. Elde 161.6 milyar kalacak. Temmuz ayında maaşlara enflasyon farkı dahil yaklaşık yüzde 40 zam yapılması halinde aylık ortalama personel ödeneği 61.2 milyara, ikinci 6 aydaki toplam ödeme 367.2 milyara çıkacak. Böylece toplam ödenek ihtiyacı 630.4 milyara, ek kaynak ihtiyacı 205.6 milyara çıkacak. Bütçedeki 424.8 milyarlık ödenek ise eylül ortasında tükenmiş olacak.<br />Üstü örtülü “Seçim zammı yıl başında olabilir” mesajı</span></p><p><span style="font-size:18px">– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Çalışma Bakanı Vedat Bilgin, temmuzda sürpriz zam beklentilerine cevap verirken enflasyon farkı zammını işaret edip asıl düzenlemenin yıl başında olacağı mesajı verdi. Cumhurbaşkanı, 3.600 ek gösterge zammı için de yıl başını işaret etmişti. Üstü örtülü mesajlar, hükümetin gündeminde şimdilik erken seçimin olmadığı, yıl başında asgari ücrete, memura ve emekliye verilecek yüklü seçim zamlarıyla 2023'teki seçimlere hazırlanıldığı şeklinde yorumlandı. Bu nedenle memur ve emekliye temmuzda sürpriz zam beklenmiyor.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: sözcü gazetesi</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Vatandaşın doktor isyanı: Ekmek paramızı yola veriyoruz]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/vatandasin-doktor-isyani-ekmek-paramizi-yola-veriyoruz-166057f1525c1-b4a4-4488-a03b-4d012272c57b2022-06-15T15:58:00+03:00HABER MERKEZİ Vatandaşın doktor isyanı: Ekmek paramızı yola veriyoruz

Vatandaşın doktor isyanı: Ekmek paramızı yola veriyoruz

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">İSMAİL AKDUMAN</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Görele Opr. Dr. Ergun Özdemir Devlet Hastanesi'nde doktor eksikliği sebebiyle tedavi olamayan vatandaşlar, “Hastanemizi doktor istiyoruz” pankartı açarak eylem yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Göz, ortopedi, nöroloji, radyoloji, KBB, kadın hastalıkları dallarında uzman doktor olmadığı için çevre il ve ilçelere gitmek zorunda kaldıklarını dile getiren vatandaşlar doktor istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Köy ve Mahalle Muhtarları ile vatandaşlar adına açıklama yapan Çavuşlu Beldesi Merkez Mahalle Muhtarı Selim Hamzaoğlu, devlet hastanemizin ilçeye yeterli hizmeti veremediği söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“ÇEVRE İL VE İLÇELERE GİTMEK ZORUNDA KALIYORUZ”</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Hastaneden 3 ilçe 2 belde 88 köy ve 44 mahallenin faydalandığına dikkat çeken Hamzaoğlu, bir çok branşta uzman doktor olmadığından dolayı hastaların zor anlar yaşadığını söyledi. Yaklaşık 1 yıldır aynı sorunla karşı karşıya olduklarını belirten Hamzaoğlu,</span></p><p><span style="font-size:18px">“Branşlardaki doktor eksikliğinden dolayı bölge halkımız mağdur olmaktadır ve hastalarına çare bulmak için çevre il ve ilçe devlet hastanelerine gitmek zorunda kalıyor. Hastanemiz bölgemizin yeni, modern ve en donanımlı hastanesi olmasına rağmen doktorsuzluktan halkımıza hizmet verememektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre il ve ilçe hastanelerimize gitmek zorunda kalan vatandaşlarımız hastanelerdeki yoğunluktan dolayı büyük sıkıntı yaşamaktadır” dedi. Muhtar Selim Hamzaoğlu, yaz aylarında gurbetçilerinde geri dönmesiyle birlikte bölge nüfusunun 3-4 katına çıktığını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“KİMSEM YOK HASTANEYE GİDEMİYORUM”</span></p><p><span style="font-size:18px">Doktor bulamadığı için hastanede tedavi olamayan ve köyde yaşayan yaşlı bir kadın ise,</span></p><p><span style="font-size:18px">“Her zaman Giresun yollarındayım. Benim kimsem yok gidemiyorum. Her zaman araba bulamıyorum. Neden ağzımızın içinde ki hastaneye gidemiyoruz. Benim eşim öleli 55 sene oldu. Bir oğlum var sara hastası.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ben bir yere gidemiyorum. Niye doktor gelmiyor buraya? Neden doktor yok?” diye konuştu. Başka bir kadın vatandaş ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendiğini vurgulayarak, “Buraya doktor versin. Vermeyecekse kendisi baştan gitsin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hiç bir şeyimiz yok. Ekmek paramızı yollara veriyoruz. Neden yollara veriyoruz ekmek alırız o parayla” diyerek isyan etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">“SORUNU ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORUZ”<br />Giresun İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Muhammet Bulut tarafından yapılan açıklamada ise, Görele’de yaşanan uzman doktor açığını takip ettiklerini kaydederek, ” Gerek diğer ilçelerimizden gerekse Mecburi Hizmet Uygulaması ile hizmet ataması yapılarak sorunu çözme noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz ” dedi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Diyarbakır’da 8 gündür gözaltında tutulan 20’si gazeteci 22 kişi, adliyeye sevk edildi]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/diyarbakirda-8-gundur-gozaltinda-tutulan-20si-gazeteci-22-kisi-adliyeye-sevk-edildi-1660430c5794f-61d8-4e27-8833-bb7a1b1940d32022-06-15T15:55:00+03:00HABER MERKEZİ Diyarbakır’da 8 gündür gözaltında tutulan 20’si gazeteci 22 kişi, adliyeye sevk edildi

Diyarbakır’da 8 gündür gözaltında tutulan 20’si gazeteci 22 kişi, adliyeye sevk edildi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Diyarbakır’da 8 gündür gözaltında tutulan 20’si gazeteci 22 kişi adliyeye sevk edildi. Savcı ifadesini aldığı Jinnews Müdürü Safiye Alagaş ile Mezopotamya Ajansı editörü Aziz Oruç için tutuklama talep etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diyarbakır’da 8 Haziran’da evlere ve basın yayın kuruluşlarına yapılan baskınlarda gözaltına alınan 20’si gazeteci 22 kişi adliyeye sevk edildi. 8 gündür gözaltında tutulan gazetecilerin savcılık ifadeleri alınmaya başlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gözaltında tutulan 20’si gazeteci 22 kişinin isimleri şöyle:</strong>&nbsp;Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, Jinnews Müdürü Safiye Alagaş, Jinnews editörü Gülşen Koçuk, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, gazeteciler Ömer Çelik, Suat Doğuhan, Ramazan Geciken, Esmer Tunç, Neşe Toprak, Zeynel Abidin Bulut, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Şahin, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Remziye Temel, Mehmet Yalçın, Abdurrahman Öncü, Lezgin Akdeniz ve Kadir Bayram ile yurttaşlar Feynaz Koçuk ve İhsan Ergülen.</span></p><p><span style="font-size:18px">Savcılıkta ilk olarak ifadeleri alınan Jinnews Müdürü Safiye Alagaş ile Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Savcı diğer gazetecilerin ifadeleri alınmaya devam ediliyor.</span></p><h3><span style="font-size:18px">Gazeteciler için İstanbul ve Diyarbakır’da açıklama</span></h3><p><span style="font-size:18px"><strong>Diyarbakır</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Diyarbakır’da sekiz gün önce gözaltına alınan ve savcılıkta ifadeleri alınmaya başlanan 20’si gazeteci 22 kişiye ilişkin adliye önünde açıklama yaptı. Açıklamaya gazetecilerin meslektaşları, aileler, Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) ve siyasi parti temsilcileri katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Susturamayacaksınız” pankartın açıldığı eylemde konuşan Xwebûn Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kadri Esen ve DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, özgür basının dün olduğu gibi bugünde boyun eğmeyeceğini belirterek, gözaltındaki gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Xwebûn Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kadri Esen, gazetecilerin mesleklerinden dolayı gözaltına alındığını, gözaltı gerekçesinin her ne kadar belirtilmese de gözaltı amacının Kürt diline saldırı olarak da değerlendirileceğini ifade etti. Esen, ”Bize diyorlar ki, yaşananları tüm dünyadan saklayın. Biz saklamıyoruz. Kürdistan’da yaşananları bire bir halk aktarmaya devam edeceğiz. Kürt basını bu operasyonlarla susturulmak isteniyor. Bu operasyonlar özgür basına dönük ne ilk nede son baskılar olacaktır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">DFG Eş Başkanı Müftüoğlu ise, 8 gündür süren hukuksuzluğa dur demek için adliye önünde olduklarını ifade ederek, “Arkadaşlarımız gazetecilik yaptıkları ve gerçekleri halka ulaştırdıkları için hedef seçildi. Bu nedenle ev ve iş yerlerine baskın yapıldı. 8 gündür ‘arama’ adı altında yapım şirketleri önündeki abluka; arkadaşlarımızın neden gözaltına alındığını ortaya koyuyor” diye belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Müftüoğlu, devamla şunları dile getirdi: “Bu operasyonlarla gazetecilere ‘Siz gerçekleri halka ulaştırırsanız, sizi kriminalize ederek hedef gösteririz’ mesajı veriliyor. Bombalamalarla, gözaltında kaybettirmelerle, katletmelerle susturamadığınız özgür basını bugün de susturamayacaksınız.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Müftüoğlu, dayanışma içerisinde olan herkese teşekkür ederek, dayanışmayı büyütme çağrısını yineledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklama “Özgür basın susturulamaz” sloganıyla son buldu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İstanbul</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Basın emekçileri Kadıköy’de bulunan Süreyya Operası önünde bir araya gelerek açıklama yaptı. Açıklamaya, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFC) ile Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) üyeleri ile çok sayıda gazeteci katıldı. Açıklamaya, ayrıca Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekili Musa Piroğlu ile sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazeteciler, “Özgür Basın susturulamaz”, “Gazetecilik suç değil” ve “Gazetecileri serbest bırakın” sloganları attı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamada, “Gözaltındaki gazeteciler serbest bırakılsın özgür basın susturulamaz” pankartı açılırken, “Gözaltılar tutuklamalar baskılar bizi yıldıramaz”, “Gazetecilik yapmak suç değil onurdur”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı. Açıklamada gazeteciler, “Gerçeğin sesi kısılamaz”, “Gözaltılar tutuklamalar bizi yıldıramaz” yazılı dövizler taşıdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">HDK ve HDP’ye yapılan baskınlar başta olmak üzere yapılan baskıların nedeninin AKP’nin çözümsüzlüğü olduğunu belirten HDP milletvekili Dilşat Canbaz, her gün yeni gözaltılara uyanıldığını ifade etti. Canbaz, “20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişilerin gazeteci olduğunu vurguluyoruz. Cezaevlerine bakın kaç tane gazeteci kaç tanesi sürgünde. Elbette geçmiş dönemlerde de birçok şey yaşadık. Ama 20 yıl içinde yaşanan tahammülsüzlük ortada basın özgürlüğü ile ilgili basın açıklaması yapılıyor. Gazetecilik suç değildir. Her basın açıklamasında yanımızda olan arkadaşlara ilk barikatlar kuruluyor ilk onlara şiddet uyguluyorlar çünkü gerçek yazılmasın istiyorlar. 8 Haziran’da gözaltına alınan arkadaşlarımız suç bulamadılar, suç üretmeye çalıştılar. Bilgisayarlara el koyuldu, gazetecilik suç değil, özgür basın susturulamaz. Onlar hakikatin peşinden gitmeye devam edecek, biz de arkadaşlara destek veriyoruz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ardından MGKP adına konuşan gazeteci Nişmiye Güler, konuşmasına açıklamaya katılan ve destek sunan herkese destek sundukları için teşekkür ederek başladı. Güler, “Bürolarımızda 8 gün boyunca arama yapıldı. Soruşturmaya gizlilik getirilip avukatlara bilgi verilmedi. Biz bilgi alamazken ana akım medyada mesleğimiz ve arkadaşlarımız hedef gösterildi. Bu ülkede kadınlar ve Kürtler her daim ilk hedef gösterilen kişiler. Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz. Şimdi abluka içinde açıklama yapmamız bu ülkenin ayıbı. Özgür basın emekçilerinin sesini kısamayacaksınız. Belki bugün tutuklanan arkadaşlarımız olacak ama onların kamerasını taşımaya devam edeceğiz” diye belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazeteciler adına basın açıklamasını okuyan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Pınar Gıyap, bir daha gözaltına alınan gazetecilerle dayanışmak zorunda bırakılmamayı umduklarını söyledi. Gayıp, “Eğer bir toplumu baskı altına almak istiyorsanız ilk iş olarak o toplumun özgür basınını hedef alınırsınız. Bu, bütün baskıcı rejimlerin en bilinen özelliğidir. Bugün de mevcut iktidar özgür basının nefesini kesmek, halkın doğru haber alma hakkını engellemek adına gazetecilere resmen savaş açmış durumda. Hemen her gün biz gazetecilere soruşturmalar açılıyor, evlerimiz basılıyor, gözaltına alınıyor, tehdit ediliyoruz. Gazetecilik suç değildir. Arkadaşlarımızın yanındayız ve gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Egemenler ne zaman sıkışsa önce Kürtlere, Kürt basınına saldırıyor. Yıllardır sistematik bir şekilde Kürt basınına gözaltı, tutuklama, kapatma davaları, sansürler uygulanıyor. Devletin saldırı geleneğine karşı Kürt basınının direniş geleneği gerçekleri yazmaya devam ediyor” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">İktidarın kadınlara yönelik düşman politikalarını her alanda sürdürdüğünü kaydeden Gayıp, “Son Amed operasyonunda Jinnews’in bürosu basılarak kadın gazetecilerin ekipmanlarına el koymuş, birçok kadın gazeteci gözaltına alınmıştır. Jinnews’in emekçileri defalarca gözaltına alınmış, gazetecilik yapmaları engellenmiş, tutuklamıştır. Ancak kadın gazeteciler tüm saldırılara rağmen kadınların sesi, soluğu olmaya devam edecektir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çeşitli genelgelerle birçok eylemde gazetecilerin görüntü alınmasına engel olunmaya çalışıldığını hatırlatan Gayıp, gazetecilerim birçok eylemde polisin fiziki şiddetine maruz kaldığını dile getirdi. Gayıp, “Sık sık haber sitelerimiz kapatılıyor, haberlerimiz engelleniyor. Bununla yetinmeyen devlet şimdi de ‘Dezenformasyon Yasası’yla özgür basını, muhalif basını susturmak istiyor. Baskılarınız, şiddetiniz, yasalarınız, genelgeleriniz gerçeğin haberini yapmamızı engelleyemeyecek. Her gün haber peşinde koşarken bir yandan da meslektaşlarımızın davalarına katılmaya, onlarla dayanışma eylemi yapmaya çalışıyoruz. Bizler Özgür Basın Emekçileri olarak iktidarın gazetecileri olmayacağız. Her zaman gerçekleri yazmaya, kadınların, LGBTİ+’ların, öğrencilerin, işçilerin, halkların direnişini yaymaya, seslerini duyurmaya devam edeceğiz. Yaratılmak istenilen karanlığa her gün çomak sokmaya devam edeceğiz. Korkuları bundandır ve bizler bu korkularını gerçeğe çevireceğiz” diye belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklama sloganlar ile son buldu.nü gözaltına alınan 20’si gazeteci 22 kişi ile dayanışmak ve baskıları protesto etmek amacıyla Kadıköy’de bulunan Süreyya Operası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekilleri Dilşat Canbaz, Musa Piroğlu, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Devrimci Parti üyeleri ile çok sayıda gazeteci katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklama sloganlar ile son buldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak ayrıca görseller : sendika.org</span></p><p><span style="font-size:18px">https://sendika.org/2022/06/diyarbakirda-8-gundur-gozaltinda-tutulan-20si-gazeteci-22-kisi-adliyeye-sevk-edildi-659080/</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İBB, ucuz yemek için kent lokantaları açıyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ibb-ucuz-yemek-icin-kent-lokantalari-aciyor-16603ec31f7e1-fa8d-47f5-a326-5f6d984e69c92022-06-15T15:49:00+03:00HABER MERKEZİ İBB, ucuz yemek için kent lokantaları açıyor

İBB, ucuz yemek için kent lokantaları açıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun vaatlerinden biri olan kent lokantaları, dar gelirli İstanbulluların özellikle öğrenci ve emekçilerin günlük yemek masrafına destek olmak için hizmetlerine başlıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Halka sağlıklı, lezzetli ve uygun fiyatlı öğünlerle sunacak ilk kent lokantası, 17 Haziran'da Çapa'da İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından açılacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">ÇALIŞANLARIN TAMAMI KADIN</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadın istihdamı konusunda tarihinde ilkleri yaşayan İBB, &nbsp;Çapa Kent Lokantası’nda kadın personel istihdam edecek. 10 kişilik kadrosunun tamamı kadınlardan oluşacak. Dar gelirlinin günlük yemek masrafını hafifleten proje, aynı zamanda kadınlara da iş imkanı sunacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">DÖRT ÇEŞİT YEMEK</span></p><p><span style="font-size:18px">İBB Lojistik Destek Merkezi'nin hijyenik mutfaklarında, deneyimli aşçılarca özenle hazırlanan dört çeşit yemek her gün kent lokantalarında İstanbul halkına sunulacak. &nbsp;Dileyen herkes, tabldot usulü servis edilecek öğünleri uygun fiyatlarla alabilecek. 12.00-20.00 arası hizmete verecek Çapa Kent Lokantası'nda günde 500 kişi yemek yiyebilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">SAYILARI KISA ZAMANDA ÇOĞALACAK</span></p><p><span style="font-size:18px">Kent Lokantası'nın ikincisi Bağcılar'da açılacak. Açılışa hazır hale gelen Bağcılar Kent Lokantası, kısa bir süre sonra Bağcılar Meydanı'nda hizmet vermeye başlayacak. İlerleyen süreçte şehrin farklı noktalarında açılacak Kent Lokantaları, İBB güvencesiyle uygun fiyatlı yemekleri İstanbullularla buluşturacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: sözcü gazetesi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Erdoğan’dan TÜSİAD Başkanı’na tepki: Haddini bil]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/erdogandan-tusiad-baskanina-tepki-haddini-bil-1660278a9734c-fd1f-4c1d-95af-fc29190bc59c2022-06-15T15:38:00+03:00HABER MERKEZİ Erdoğan’dan TÜSİAD Başkanı’na tepki: Haddini bil

Erdoğan’dan TÜSİAD Başkanı’na tepki: Haddini bil

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan detaylar şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">ÖĞRENCİ AFFI GELİYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">*TBMM’mizin komisyon ve genel kurul faaliyetlerinde sizlere muvaffakiyetler diliyorum. Adana’daki gençlik şölenindeki coşku, AK Parti ile gençler arasındaki köprüyü görmemize imkan sağlamıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Gençlerimize müjde vermek istiyorum. Öğrenci affı teklifini önümüzdeki günlerde Meclis’e sunuyoruz. Eğitimlerini bırakma mecburiyetinde kalanlara dönüş yolunu açıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">*29 Mayıs’ta fetih törenlerinde vatandaşlarımızla bir araya geldik. İstanbul’a hizmet etmenin de önemli olduğunu ispat etmiş kadroyuz. Tüm dikkatimizi bu şehri geleceğe taşıyacak projelere veriyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">YUNANİSTAN’A SERT MESAJLAR…</span></p><p><span style="font-size:18px">*EFES-2022’de Ege’deki gelişmelerle ilgili mesajımızı ilettik, İzmir teşkilatlarımızla bir araya geldik.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Üzerimize salınan Yunanistan üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunun farkındayız. Sorun Yunanistan’ın bunun farkında olmaması ya da gönüllü figüranlığı olmasıdır.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">*Film çekimlerinde en çok yıpranan figüranlardır. Ancak sahnede onların ismi gözükmez. Yunanistan’ın başına gelen budur.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Yanlışta ısrar ederse başına gelecek olan da budur. Biz bölgemizde ve dünyada varlığımızı tahkim ederek hep sürdüreceğiz. Onlar bu kafayla figüranlıktan öteye gidemeyecektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">TÜSİAD’A: HADDİNİ BİL</span></p><p><span style="font-size:18px">*NATO konusunda İsveç ve Finlandiya net adımlar atana kadar duruşumuzu değiştirmeyeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Ey TÜSİAD’ın başına gelen beyefendi dış politikada bize ders veremezsin. Sen çıraksın, kalfa bile olamadın. Dün bir, bugün iki. Önce haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Biz İsveç, Finlandiya neden bunlara tavır alıyoruz. Sokaklarında terör örgütleri cirit atarken biz onlara kapılarımızı mı açacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Ey TÜSİAD siz onların yanında yer alabilirsiniz, biz şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız. Bunu bilesiniz. Almanya’da caddelerde terör örgütleri yürüyüşler yapıyorlar. Sizden önce gelen ağa babalarınız da aynı kafadaydılar, görüyorum siz de aynı kafadasınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">*TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın. Sizler aynı merkezden idare ediliyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*CHP, Oradan neyi sufle ediyorlarsa siz de aynı şekilde konuşuyorsunuz. Bu kapı yerli ve milli duruş sergileyene açıktır, sergilemeyene kapalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘TÜRKİYE HAVA YOLLARI’ AÇIKLAMASI</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">*Dünyada ülkemizin adını Turkey’den Türkiye’ye dönüştürme adımını başarıyla hayata geçirirken milli havayolumuz da Turkish Airlines değil Türk Hava Yolları ismiyle yapacaktır. Bu kadarı öküz altında buzağı arayanlara herhalde yeter.</span></p><p><span style="font-size:18px">2023 SEÇİMLERİ MESAJI</span></p><p><span style="font-size:18px">*2023 seçimlerini zaferle neticelendirmeliyiz. Hem milletimizin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkacak, hem de 2053 vizyonumuzu güçlendirecek bir başarı kazanacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">*2023’ten sonra da 23 milyon üye hedefiyle daha çok çalışarak vatan topraklarının her karışına izimizi bırakmayı sürdüreceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri önümüzdeki yılın bugünlerinde yapılacak. 2023 seçimleri için geri sayımın başladığını söyleyebiliriz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Muhalefet halen erken seçim lafları etmeyi sürdürse de seçim takvimi ilerliyor. Muhalefetin erken seçim falan istediği yok. Bunlar herhangi bir sorumluluk üstlenmeden konforuyla siyaset yapmaya alışmışlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Her şey gün gibi ortada, bir masa kurmuşlar avara kasnak gibi hiçbir karar, hiçbir irade mevcut değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Altılı masanın cumhurbaşkanı adayı belirleme meselesi de hocanın borcunu ödeme fıkrası gibi ilerliyor. Seçim tarihi belli olan seçimler için adayları yok. Henüz kendi temel meselelerini çözemeyenlerin milletimizin sıkıntılarına derman olması mümkün mü?</span></p><p><span style="font-size:18px">*Altılı masa tarafı adaylarını açıklamama stratejilerinden birinin de yıpranma korkusu olduğunu söylüyorlar. Bu nasıl aday ki ismi gündeme gelir gelmez ki yıpranıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Bu nasıl aday ki siyaset sahnesinde kaldıkça gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Bu siyasi hokkabazlıktır. Bunlar defolu ürün satan tüccar gibi katakulliyle adaylarını sandıktan çıkarma peşindeler.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Kılıçdaroğlu’na tekrar söylüyorum; ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla. Bunu söylediğimden beri ortadan kayboldu. Her gün bir kurumun kapına dayanıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Her gün yalan ve iftira üzerinden höyküren bu zatın sesi kısılıverdi. Birileri ‘Kendisine kararımızı verene kadar sen otur’ dediler.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Henüz altılı masanın adayı bile belli değilken bir meşrep fitnesi ortaya attılar. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu tehlikeli tartışmada duruşumuz nettir.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Bay Kemal senin meşrebin ne olursa olsun biz senin meşrebinle ilgilenmiyoruz. Çık ortaya, mert ol, adaylığını veya adayını açıkla.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Biz bu zatın bürokrasi ve siyasetteki beceriksizliğini her fırsatta yüzüne vururuz. Ancak diğer vasıflarıyla uğraşmayız.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Millete hizmet iddiasındasınız, önce bu milletin tarihini, inancını doğru öğrenin. Milletin değerlerini aşağılayan, milletimizin bu zihniyete verdiği dersleri öğrenin.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Tarihimizi bilmeden, insanımızı tanımadan ne bu ülkeye ne milletimize hizmet edebilirsiniz. Biz sabırla çalışacak, kendi işimize bakacak, kendi hedeflerimize odaklanacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’Lİ BELEDİYELERE YÜKLENDİ</span></p><p><span style="font-size:18px">*Sel felaketinde İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in halini gördük. Herhangi bir altyapı çalışmaları yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Birisi Bodrum’da seyahatte, öbürü Eskişehir’de, biri nerde olduğu belli değil. Bunlar dertli değil. Kazara bir sorumluluk altına girdiklerini çıkan manzarayı gördük.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Her şey gün gibi ortada, bir masa kurmuşlar avara kasnak gibi hiçbir karar, hiçbir irade mevcut değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">“SÜRATLE DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILMALI”</span></p><p><span style="font-size:18px">*HDP’nin terör örgütü elebaşının emriyle geçtiğimiz günlerde yol açtığı rezalet görüntüleri unutmadık.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Kadıköy’de işlenen rezaletin başrolünde yer alan sözde milletvekili, yanında yer alan milletvekillerinin geçmişte hangi karanlık niyetlere alet olduklarını iyi biliyoruz. Bu kadının dosyası çok kabarık. Kendisinden bu ihanetinin bedelinin hukuk önünde sorulmasının takipçisi olacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Süratle dokunulmazlığının kaldırıp bu türlerinin bu kutlu çatı altında yer almalarının mümkün olmadığını bizler ortaya koyuyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Bu süreçte bedelleri ödedik. Maddi, manevi nice kayıplar yaşadık. küresel piyasalardaki dalgalanmalar sürüyor. Tüm ekonomiler enflasyonda 40 yıldır görmedikleri seviyelerle boğuşuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Enerji fiyatlarındaki artışlar, üretim ve tedarik zincirindeki belirsizliği derinleştiriyor. Enerji kaynaklarının hepsinde fiyatların artması dengeleri bozmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Biz vatandaşlarımızı bu dengesizlikten korumak için ciddi tedbirler aldık. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ortaya çıkan buğday, ayçiçeği krizini çözmek için gayret sarf ediyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Hububatı, sebzeyi, meyveyi üretme konusunda sıkıntımız yok. Sektörün ihtiyacı olan buğday, şeker ve benzeri ürünleri dışarıdan alıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Çiftçilerimizin tohum, mazot, gübre gibi fiyatlardaki artışın farkındayız. Pek çok önlem alıyoruz. Üretimin artarak sürmesi en başta gelen önceliğimiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Enerjideki dışa bağımlılığı azaltmak için çaba içindeyiz. Karadeniz’deki doğalgazı sisteme bağlamak için çalışıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Petrol fiyatlarındaki yükselmeye bağlı olarak pompa fiyatlarındaki rakamlar rahatsız edici düzeydedir. Keşke her yerden petrol fışkırıyor olsa da bu durumun önüne geçebilsek.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Petrol fiyatlarının bugünkü seviyesinin hiçbir ülke tarafından sürdürülebilir olmadığı açıktır. Bu fiyatların normal fiyatlara gerilemesiyle, pompa fiyatlarının düşmesini bekliyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">“KAFAYA BAK”</span></p><p><span style="font-size:18px">*TÜSİAD’ın şu anda başındaki ‘Büyüme her şey değildir’ diyor. İhracat olmazsa, büyüme olmazsa sen ayakta duramazsın.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Bütün bunlar CHP ağzı. Sadece ithalat öyle mi? İthalat seni batırır. İhracatı bir kenara koyacak olursa bu ülke zaten yürümez. Diyorlar ki ‘Akademisyenler’ olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Be zavallı, bizim yanımızda akademisyenlerin olmadığını sana kim söylüyor. Çalışanlarımız içinde de vekillerimiz arasında da akademisyenlerimiz var.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Sizin anlayışınız, mantığınız bunu almaz, bundan dolayı da ikide bir başkan değiştiriyorsunuz. Bay Orhan, bundan sonra hangi akademisyenlerle çalışacağımızı sana sorarız, senin vereceğin isimlerle çalışırız. Bunlar ne zavallı ya.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Cari dengede yılın ilk dört ayında 37 milyar doların üzerinde fazladayız. Türkiye Ekonomi Programı’nın en başına istihdamı yerleştirmek öyle rastgele bir tercih değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">*İstihdamda bu çatıyı daha da yükseltmek ve hedefi yakalamak için yatırımı, üretimi, ihracatı teşvik ediyoruz. Son yayınlanan verilere göre sanayi üretimi yüzde 10.8 oranında arttırarak beklentiyi aştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Dar gelirlilerin, ücretlilerin hayat pahalılığı sebebiyle refah kayıplarını telafi etmek için sürekli yeni programlar devreye alıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*İnşallah Şubat, Mart’ta enflasyon önemli ölçüde gerileyeceği için attığımız adımları daha iyi görebileceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Hiçbir insanımızın yokluğa mahkum olmaması için her türlü çabayı sergiliyoruz. Ülkemizdeki sorun işsizlik değil, mevcut gelirle daha az satın alma gücüne sahip olunmasıdır. Biz de buna odaklanıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">TEMMUZ ZAMMI AÇIKLAMASI</span></p><p><span style="font-size:18px">*Dar gelirlilerin ve ücretlilerin kaybını telafi etmek için sürekli yeni programlar devreye alıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Tüm imkanları seferber ederek, her bir insanımızın derdiyle dertleniyoruz. Ocak ayında çok önemli adımlar attık, temmuzda enflasyon farkları ile rahatlama sağlayacağız. Yılbaşında kapsamlı adımlar planlıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Önümüzdeki şubat, martla birlikte enflasyon önemli ölçüde gerileyeceği için, attığımız adımların insanlarımızın hayatında önemini daha iyi görebileceğiz.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Sağlık emekçileri Ankara'da: 'Hiçbir yere Gitmiyoruz!']]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/saglik-emekcileri-ankarada-hicbir-yere-gitmiyoruz-1660129d414b8-1762-490f-b6a2-22f3618617752022-06-15T15:34:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık emekçileri Ankara'da: 'Hiçbir yere Gitmiyoruz!'

Sağlık emekçileri Ankara'da: 'Hiçbir yere Gitmiyoruz!'

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tüm Türkiye’de 100 bin hekim ve sağlık çalışanı, TBMM’de bugün görüşülecek özlük haklarına ilişkin kanun teklifini protesto için iş bıraktı. Hacettepe Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi önünde yapılan basın açıklamasına; Ankara Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Hekim Birliği Sendikası, DEV-Sağlık İş Sendikası, Birlik ve Dayanışma Sendikası, Ankara Aile Hekimleri Derneği, Ankara Diş Hekimleri Odası, Demokratik Sağlık Sendikası destek verdi.</span></p><h3><span style="font-size:18px">“HEKİMLER YOKSULLUK VE AÇLIK SINIRININ ALTINDA ÜCRETLERLE GEÇİNMEK ZORUNDA”</span></h3><p><span style="font-size:18px">TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Deniz Erdoğdu, sekiz aydır hakları için eylemler düzenlediklerini belirterek “Özlük haklarıyla ilgili hekimler ve emekli hekimler yoksulluk sınırının altında ve açlık sınırının altında ücretlerle geçinmek zorunda bırakılıyor. Tüm sağlık meslek grupları da aynı şekilde sağlıkta şiddetin çözülmesi, malpraktisin gerçekten yaşanmaması ve yeterli insanca yaşayabileceğimiz ücretlerin verilmesi için meslek örgütleri eylemlerine devam ediyor. Sonuç alıncaya kadar da bırakmayacağız” dedi.</span></p><h3><span style="font-size:18px">“BUGÜNKÜ G(Ö)REV EYLEMİMİZ BİR İTİRAZDIR”</span></h3><p><span style="font-size:18px">Aylardır “Beyaz Yürüyüş, Beyaz Görev, Beyaz Nöbet, İş Bırakma” eylemleriyle seslerinin duyulmasını isteyen ama son çıkan yasalara bakıldığında seslerinin duyulmadığını ifade eden sağlıkçılar “Bugünkü G(ö)REV eylemimiz bir itirazdır! Meclis’te yürütülen senaryoyu reddediştir! Hakkımız olanı alana kadar tüm hekimler hep birlikte, sağlıksız politikalarınızın ve emek gaspınızın karşısında olmaya tüm gücümüzle devam edeceğiz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık emek meslek örgütleri tarafından yapılan ortak basın açıklaması şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Biz, ‘Başka Kâmil Furtunlar Ersin Arslanlar olmasın, yaşatmak için yaşamak istiyoruz’ diyen hekimleriz. Biz, gecesi gündüzü olmayan bir meslek grubuyuz. Biz, hastalandıran bu sağlık sistemine göz yummayan, toplum sağlıksızken nefes alamayanlarız. Biz, bu gördüğünüz binalarda sistemin tüm başarısızlığının altında bırakılanlarız. Biz, aylardır oyalama taktikleri ile yok sayılan, emeği hiçleştirilen, mesleği değersizleştirilen hekimleriz. Biz disiplin soruşturmaları, aile hekimliği ceza yönetmeliğiyle, mobbing ile baskı altına alınmaya çalışılanlarız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm bu olumsuzluklara rağmen; biz hekimler olarak ‘Giderlerse gitsinler’e boyun eğmeyi reddedenler; hekimliğin beyazını karanlığa ışık yapanlar ‘Artık yeter!’ diyoruz. Uzun mesailerde, yorucu nöbetlerde, kışkırttığınız sağlık taleplerine yanıt vermeye çalışan emeğin sahibi olarak hekimler, sağlığı üreten tüm bileşenler…</span></p><p><span style="font-size:18px">Yoksulluk sınırı altı ödemelere, bizleri ölümüne çalıştıranlara, sağlıkta şiddeti üretenlere karşı ‘Sözümüz var!’ &nbsp;diyoruz. Yeni yasa tasarısıyla yeniden farkına vardığınız gibi Meclis’te, ekranlarda yürüttüğünüz senaryolarınız hem bizlerin hem de toplumun gözünde artık hükümsüzdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aylar süren oyalamanın ardından, gasp yasa tasarısıyla hekimlerin emeğiyle yeniden alay ettiniz. Bizler emekliliğe yansıyacak temel ücret artışı talep ederken, nitelikli şekilde ve baskı altında olmadan çalışabilmemiz için yeterli süre ve olanaklar, sağlıkta şiddetten arındırılmış çalışma alanları, toplumun daha az hastalanması için koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini isterken; sizlerin yaptığınız biz hekimlere performansa dayalı ödeme sistemini dayatmak, emeğimiz için ayrılması gereken bütçeyi şehir hastanelerine kira ve hizmet bedeli olarak gömmek oldu. Sizin biz hekimlere dayattığınız sağlıksızlığa karşı bizler bu gidişatı değiştirmek, sağlıklı bir gelecek için birlik olduk.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugünkü G(ö)REV eylemimiz bir itirazdır! Meclis’te yürütülen senaryoyu reddediştir! Hakkımız olanı alana kadar tüm hekimler hep birlikte, sağlıksız politikalarınızın ve emek gaspınızın karşısında olmaya tüm gücümüzle devam edeceğiz. Tüm Türkiye’de hakları için, mesleğinin onuru için bir araya gelen hekimler olarak, sağlığı üreten tüm bileşenler olarak biliyoruz ki emeğimizin hakkını aldığımız, sağlıklı bir geleceği birlikte inşa edeceğiz. Emek bizim söz bizim! Hekimler Birlik Oldu! Sağlıkta Performans Ölüm Demektir! Sağlıkta Şiddet Sona Ersin! Emek Bizim Söz Bizim! Susmuyoruz, Korkmuyoruz, Hiçbir yere Gitmiyoruz!”</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: CUMHURİYET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Karamollaoğlu: Seçimler zamanında yapılırsa Erdoğan aday olamaz]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/karamollaoglu-secimler-zamaninda-yapilirsa-erdogan-aday-olamaz-1660099023951-b89d-4020-a7c5-91d3d57b80462022-06-15T15:30:00+03:00HABER MERKEZİ Karamollaoğlu: Seçimler zamanında yapılırsa Erdoğan aday olamaz

Karamollaoğlu: Seçimler zamanında yapılırsa Erdoğan aday olamaz

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“CUMHURBAŞKANI VATANDAŞIN KARŞISINA ÇIKAMIYOR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“TÜİK’e göre bile, TÜİK’e göre bile diyorum resmi rakamları kullanırken ‘bile’ edatını kullanmak zorunda kalışımız dahi çektiğimiz sıkıntıların ne kadar önemli olduğuna işaret ediyor. TÜİK rakamları manipüle edilmiş rakamlar. Devlet gerçekleri görmüyor, görmemek için çaba sarf ediyor. Tüketici Güven Endeksi yüzde 67 seviyesinde. 2014 yılında ilk defa kullanılmaya başlamıştı. Bugüne kadarki en düşük seviyesinde. İnsanlar evinden çıkmaktan bile korkar oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Asgari ücretlinin saatlik mesaisi 1,3 dolara kadar düştü. Bir asgari ücretli bir günlük emeği ile bir kilo eti zor alıyor. Bu nasıl bir mantık? Belli bir kesimin bir eli yağda bir eli balda. Diğer kesimin karnının doyması mümkün değil. Ama sürekli ‘6 ay sonra düzelecek’ vaadini tekrar ediyorlar. Milletin de buna karnı doydu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik değerler iç açıcı değil. Sayın Cumhurbaşkanı da eskisi gibi vatandaşın karşısına çıkamıyor. Dar gelirliler hariç herkesin karşısına çıkabiliyor. Herkes sıkıntı içerisinde. Kiracı, ev sahibine karşı mahcup. Babalar, çocuklarına mahcup. Emekliler, torunlarına mahcup. Dünyadaki şartlar düzelirse bizim de şartlarımız düzelir gibi bir beklenti içindeler galiba. Bizim şartlarımız çok daha geride.”</span></p><p><span style="font-size:18px">“SEÇİM ZAMANINDA YAPILIRSA CUMHURBAŞKANI ADAY OLAMAZ”</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Seçimler zamanında yapılacak, ben de adayım” dediğini hatırlatan Karamollaoğlu, “Kusura bakmasın, seçimler tam zamanında yapılırsa Sayın Cumhurbaşkanı aday olamaz. Anayasa Mahkemesi müdahale eder. Çünkü çok açık ve net, bir kişi iki dönemden fazla aday olamaz. Olabilir ama bir şartla, Meclis karar verirse ve seçimi öne alırsa.” ifadelerini kullandı. Karamollaoğlu, kendi cumhurbaşkanı adaylarına ilişkin de “Net olarak, hukuken seçim tarihi belirlendikten sonra, altılı masa veya muhalefet olarak bizler bir araya gelip Cumhurbaşkanı adayını açıklarız. Ama henüz seçim tarihi kesinleşmeden böyle bir adayın şimdiden açıklanması ihtiyacını da duymuyoruz. Gereği de yok” değerlendirmelerinde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">KAYNAK : SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[SOL Parti'den 'Çevre Kanunu' tepkisi: Doğa ve çevre yararını gözeten hiçbir yanı yok]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/sol-partiden-cevre-kanunu-tepkisi-doga-ve-cevre-yararini-gozeten-hicbir-yani-yok-165996402cd56-e8e2-40cf-a390-6c678ce426212022-06-15T14:27:00+03:00HABER MERKEZİ SOL Parti'den 'Çevre Kanunu' tepkisi: Doğa ve çevre yararını gözeten hiçbir yanı yok

SOL Parti'den 'Çevre Kanunu' tepkisi: Doğa ve çevre yararını gözeten hiçbir yanı yok

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">SOL Parti Ekoloji Grubu, yürürlüğe giren Çevre Kanunu'na ilişkin, "Bilimsellikten uzak, tek adamın ve yandaşlarının çevre alanları üzerindeki hakimiyetini arttıran, kamu yararını hiçe sayarak doğayı sermayenin eline bırakan bu değişikliklerden vazgeçilmelidir" açıklamasını yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">"İktidar şimdi de gözünü ülkenin çevre alanlarına dikmiş durumda" denilen açıklamada, "Çevre Kanunu'nda değişikliklerle ilgili torba kanun teklifinin doğa ve çevre yararını gözeten hiçbir yanı yoktur" ifadeleri kullanıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamada, "Bilimsellikten uzak, tek adamın ve yandaşlarının çevre alanları üzerindeki hakimiyetini arttıran, kamu yararını hiçe sayarak doğayı sermayenin eline bırakan bu değişikliklerden vazgeçilmelidir. Çevre ve doğal kaynaklara dair yapılan özelleştirmeler son bulmalıdır!" denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SOL Parti Ekoloji Grubu'ndan yapılan açıklama şöyle:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>"AKP milletvekilleri tarafından alelacele hazırlanan, ilgili komisyonlardan geçerek birkaç gün önce TBMM Genel Kurulu'na gönderilen Çevre Kanunu'nda değişikliklerle ilgili torba kanun teklifinin doğa ve çevre yararını gözeten hiçbir yanı yoktur.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>20 yıldır yap-işlet-devret modeliyle ulaşımdan haberleşmeye, enerjiden sağlık ve eğitime kadar birçok alanda özelleştirmenin önünü açarak halkı kâr hırsından gözü dönmüş sermayenin pençesiyle baş başa bırakan iktidar şimdi de gözünü ülkenin çevre alanlarına dikmiş durumda.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Çevre kirliliğini önlemek adı altında arıtma, atıkların toplanması, taşınması, geri kazanımı süreçlerinin ve tesislerinin özel şirketlere devredilmesi kamusal maliyetlerin ve çevre felaketlerinin önünü açacaktır.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Çevre kirliliği gibi doğaya, yaşama dair bir alan kâr amacı güden şirketlerin eline bırakılamaz! Bilimsel ve teknik bilginin ışığında, bu alanda uzman ilgili kuruluşların, odaların fikirleri dikkate alınarak, denetim mekanizmaları sıkı bir şekilde işletilerek yürütülmesi gerekir.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Kıyı Kanunu'nda yapılan değişikler ise kamuya ait olan kıyıların şirketlerin denetimine geçmesine neden olacaktır. Kıyılara dair düzenlemeleri vasıfsız, iktidara göbekten bağlı ajanslara devreden bu kanun değişikliği ekosistemin en duyarlı bileşenlerinden olan kıyı bölgelerimizin tahribatının önünü açacaktır.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Torba yasanın bir diğer maddesinde ise DSİ'ye bağlı baraj, gölet ve diğer depolama tesislerinin maksat oranlarının belirlenmesini tek adamın denetimine bırakılmasıyla ilgili. Kendisini 'ekonomistim' diye yutturmaya çalışan tek adam şimdi de mühendisliğe soyunuyor.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Belediyelerin içme suyunun kapasitesini, hidroelektirik santrallerine, maden ve sanayi gibi özel kuruluşlara sağlanan suyun miktarını tek adamın eline bırakan bu düzenlemenin bilimsel hiçbir yanı yoktur.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Bilimsellikten uzak, tek adamın ve yandaşlarının çevre alanları üzerindeki hakimiyetini arttıran, kamu yararını hiçe sayarak doğayı sermayenin eline bırakan bu değişikliklerden vazgeçilmelidir. Çevre ve doğal kaynaklara dair yapılan özelleştirmeler son bulmalıdır!"</em></span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: BİRGÜN GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Dr. Ali Tamam: GÖNÜLLÜ KAN BAĞIŞÇILARINI KUTLARIZ]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/dr-ali-tamam-gonullu-kan-bagiscilarini-kutlariz-16598cefaf820-fe99-4d03-b059-be46d654deff2022-06-15T09:16:00+03:00HABER MERKEZİ Dr. Ali Tamam: GÖNÜLLÜ KAN BAĞIŞÇILARINI KUTLARIZ

Dr. Ali Tamam: GÖNÜLLÜ KAN BAĞIŞÇILARINI KUTLARIZ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin'in sevilen ve saygı duyulan hekimi <strong>Dr. Ali Tamam,</strong> “Kan, hiçbir şekilde üretilemeyen ve tek kaynağı insan olan yaşam ırmağımız. &nbsp;Kan acil değil sürekli ihtiyaçtır. Her an hepimiz kana gereksinim duyabiliriz. Başta ömürboyu birkaç haftada bir kan almak zorunda olan Talasemi, Orak Hücre Anemisi Hastaları olmak üzere Kanser, Lösemi, Lenfoma, Hemofili Hastalıkları, kazalar, yaralanmalar, cerrahi işlemler, afetler gibi çeşitli nedenlerle hergün çok sayıda kana ihtiyaç duyulmaktadır. Tek kaynağının insan olduğu düşünüldüğünde kan ihtiyacı yalnızca kan bağışçıları tarafından karşılanabilmektedir. Bu nedenle sürekli ve düzenli kan bağışına ihtiyaç duyuyoruz. &nbsp;Kan bağışı en güzel sosyal sorumluluk örneklerinden birisidir. Kan transfüzyonu, bulaşıcı hastalıklar gibi pek çok riski içerir. Bundan dolayı hastalarımıza “Güvenli Kan” sağlayabilmenin ilk koşulu “Güvenli Kan Bağışçısı”dır. &nbsp;Güvenli kan bağışçısı ise gönüllü, karşılıksız ve düzenli kan bağışlayan kişidir. &nbsp;<strong>Kan bağışının, bağışçıya en önemli faydası hiç tanımadığı üç kişinin hayatını kurtarmaktır. </strong>Pandemi nedeniyle azalan kan bağışları sonucunda kritik seviyelerin altına inen kan stoklarının yeterli seviyeye ulaştırılabilmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için yapılacak kan bağışları ile birçok insana yaşam umudu olunabilir, hayatlar kurtarılabilir. ABO kan grubu sistemini bulan Nobel Ödüllü bilim insanı Karl Landsteiner’ın doğum günü olan 14 Haziran Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2005 yılından bu yana her yıl&nbsp; <strong>"14 Haziran “Dünya Kan Bağışçıları Günü”</strong>&nbsp;olarak kutlanmaktadır. Böylece güvenli kan ihtiyacının boyutu, bu ihtiyacı gidermek için düzenli ve gönüllü kan bağışının ne kadar önemli olduğu vurgulanmakta, farkındalık yaratılmakta ve&nbsp; düzenli bağışlarıyla binlerce yaşamı kurtaran gönüllü kan bağışçılarına teşekkür edilmektedir. Mersin Talasemi ve Orak Hücre Anemi Hastaları Derneği (METODER) olarak tüm “Düzenli ve Güvenli Kan Bağışçılarımızın” 14 HAZİRAN DÜNYA GÖNÜLLÜ KAN BAĞIŞÇILARI GÜNÜ’nü kutluyor, yaşama sundukları bu katkı için teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[ÖLDÜRÜLEN DOKTOR OLAYINDA ACI GERÇEKLER ORTAYA ÇIKIYOR..]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/oldurulen-doktor-olayinda-aci-gercekler-ortaya-cikiyor-1659797907f3b-fc2c-4e4f-abb9-e5ff0e742aa12022-06-15T08:47:00+03:00HABER MERKEZİ ÖLDÜRÜLEN DOKTOR OLAYINDA ACI GERÇEKLER ORTAYA ÇIKIYOR..

ÖLDÜRÜLEN DOKTOR OLAYINDA ACI GERÇEKLER ORTAYA ÇIKIYOR..

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>(haberanaliz.net)&nbsp;</strong>- İhmallerin, kusurlu görev yapmaların, görevini kötüye kullananların, meydana getirdiği olayda mahkeme başkanı şaşkınlıkla tanıkları dinledi ve zaman zaman “böyle bir devlet kurumu nasıl olur. Bir yerde iki başlılık olur mu, nasıl bir ciddiyetsizlik” gibi tepkiler gösterdi. İlk duruşmada kimlik tespitleri yapıldı. Sanık ve Tanık beyanları dinlendi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2022/150</strong> esas sayı ile görülen dosyada 1.celse (duruşma) ilginç görüntülere sahne oldu. Tutuklu sanık Dr.Hasan Çayır&nbsp;tutuklu bulunduğu Seydişehir Kapalı Cezaevinden <strong>segbis</strong> bağlantısı kurularak bağsız olarak huzura alınarak sorgulandı. Rahmetli doktorun kardeşleri olan <strong>ADNAN ve DURMUŞ DİKMEN</strong> müşteki olarak hazır bulunurken, Rahmetli Doktor Ahmet Dikmen ve ailesinin<strong> Avukatı Erşan Sarı’</strong>da huzurdaydı. Tanıkların yoklaması yapıldı. Tanıkların duruşma salonu dışında hazır olduğunun anlaşılması üzerine ve kurumlar arası yapılan yazışmaların da okunup dosyaya konmasından sonra duruşma başlatıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TUTUKLU SANIK DR. HASAN ÇAYIR’IN KAYSERİ SEYDİŞEHİR CEZAEVİNDEN SEGBİS İLE ALINAN SAVUNMA VE SORGUSU MAHKEME HEYETİNİ HAYRETE DÜŞÜRDÜ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İlk olarak tutuklu sanık dinlenildi. Sanık Dr. Hasan ayır, Mahkemede yaptığı sorgu ve savunmasında: &nbsp;“Ben bu konuyla ilgili daha önce soruşturma aşamasında ifade vermiştim. O ifadem doğrudur, ben olayın nasıl olduğunu hatırlamıyorum, olaya ilişkin öldürme kelimesi kullanılınca midem bulanıyor, olay nasıl oldu, bilmiyorum, ancak maktül beni hep hor gördü, hakir gördü, senin yerin depo yanındır şeklinde söz söylüyordu, deponun yanında çöpleri attığımız bir yer vardı, orayı gösteriyordu, senin yerin orası diyordu, kendisi sporcu imiş, karateci imiş, benim üzerime de yürümüştü, beni dövmeye kalkmıştı, sürekli olarak beni incitiyordu, sana burada yaşam hakkı yok diyordu, ben Osmaniye'li olduğum için Gaziantep ve osmaniye ye ilişkin zaman zaman olaylar anlatıp küfür ediyordu, buralardan adam çıkmaz diyordu, haksız yere benim hakkımda tutanaklar tutuyordu, bana bu şekilde baskı uygulaması sebebiyle ben maktülün beni öldüreceğini düşündüm, beni öldürmekle ilgili planlar yapıyordu, beni meslekten soğuttu, olay günü ne yaptığımı bilemiyorum, hatırlamıyorum, son günlerde kimsenin yüzüne bakamıyordum, ben şizofren hastasıyım, 10 yıl önce şizofren olduğum tespit edilmişti, emekliye sevk edilecektim ancak nasıl olduysa o rapor işleme konmamış, Adana ve Samsun Ruh sağlığı hastanelerinde Mersin Üniversitesi hastanesinde şizofren olduğuma dair raporlar verilmişti, en son Kayseri hastanesinde de rapor verildi, olaya ilişkin birşey diyemiyorum, hatırlamıyorum” &nbsp;dedi. &nbsp;Bu açıklamalarından sonra, Sanığa soruşturma safhasındaki ifadeleri mahkemece okundu, benzer mahiyette olduğu görüldü, soruldu; “Doğrudur, bana aittir”, dedi. &nbsp;Yine sanığa nüfus ve adli sicil kaydı okundu, soruldu; “Doğrudur, bana aittir”, dedi. &nbsp;Diğer taraftan, sanığa yokluğunda yapılan işlemlere ilişkin tutanaklar ve belgeler okundu, soruldu; “Aleyhime olanları kabul etmiyorum”, dedi. &nbsp;Daha sonra, mahkeme sanık müdafiinden sordu, sanık müdafisi ise, &nbsp;“Müvekkilin savunmalarına iştirak ediyoruz,&nbsp; diğer beyanlar alındıktan sonra savunmamızı yapacağız, müvekkil ile ilgili Sarız Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/24 esas, 2006/67 karar sayılı dosyası kapsamında Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun Cezai ehliyeti olmadığına dair rapor mevcuttur”, dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu arada, Müştekiler vekili ve ailenin avukatı olan ceza hukuku uzmanı Av.Erşan Sarı tarafından sanığa, mahkeme huzurunda olayda yaptığı savunma ile ilgili olarak</strong>, “ şizofren olduğunu hasta olduğunu cezai ehliyetinin olmadığını söylüyorsun, 10 yıldır böyle diyorsun. Peki, sen nasıl doktorluk yaptın, yaptırdılar, birçok olay yaratmış ve soruşturma geçirmişsin, nasıl sorumlu hekim yapıldın, sen Adana da cezai ehliyetin olmadığı söylendiğinde ne işlem yapıldı ve sen o boşta kaldığın zaman ne iş yaptın, nasıl geçimini temin ettin, rahmetlinin seni hakir gördüğünü memleketini söyleyip kötü söz söylediğini söylüyorsun rahmetli de senin gibi başka bir memleketin çocuğuydu böyle bir şeyi neden yapsın” gibi ayrı ayrı sorular sordu. <strong>Tutuklu sanık Dr. Hasan Çayır&nbsp;ise soruların hepsine birden toplu olarak:</strong> “2006-2007 yıllarında Sarız'da doktorluk yapıyordum, yargılama konusu hatırlamıyorum, ben olayın olduğu sağlık kuruluşuna ilçe sağlık müdürlüğünden 1 sene önce görevlendirilmiştim, bir yıldır çalışıyorum, ben gittiğimde Ahmet Dikmen orada çalışıyordu, oranın sorumlusu idi, sonra Kıbrıs'a gitti, oranın sorumlusu ben olmuştum, ancak ben sorumlu olduğum halde kendisi sorumluymuş gibi davranıyordu, beni hakir görüyordu, masanın sandalyelerin yerlerini değiştiriyordu, bana çöpün orayı göstererek senin yerin orası diyordu, Kıbrıs'a gitmeden önce herhangi bir olay aramızda olmadı, zaten ben yeni gelmiştim, zaten ben hiç bir şeye sesimi de çıkarmıyordum, ben sorumlu olduktan sonra ise halen kendisi sorumluymuş gibi davranıyordu, hatta benim çay demlemek için kettle vardı, onu fişten çıkartıp atmıştı, Sarız'daki dosya kapsamında bana cezai ehliyetim olmadığına dair rapor verildiğinde benim işe gitmeme problemlerim olmaya başlamıştı, bana izin verilmişti, aynı zamanda tedavi de görüyordum, bir yıl kadar işten ayrıldım, sonra özel bir sağlık kuruluşunda bir müddet çalıştım, daha sonra devlete geriye döndüm, cezai ehliyetimin olduğuna dair tekrar bir rapor almadım, o şekilde işe başladım, Ahmet Dikmen geçici görevle Kıbrıstan döndükten sonra halen ben sorumlu hekimdim, bana sorumlu hekimlikten alındığıma dair herhangi bir yazı gelmedi”, dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÖREV YAPTIKLARI YERDE DR. HASAN ÇAYIR.&nbsp;OLAY ANINDA BEN YETKİLİ VE SORUMLU HEKİMDİM DEDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tutukla sanığın olay anında oranın sorumlu doktoru bendim, o değildi, ama bana emretmeye kalkıyordu</strong> açıklamalarından sonra <strong>mahkeme heyeti ve duruşmada olanlar şaşkınlıklarını gizlemezken huzura tanıklar tek tek alındı.</strong> </span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tanık İrem Bereket:</strong> “Suç tarihinde sağlık ocağında idim, sabah maktül Ahmet Dikmen ile birlikte sağlık ocağında kahve içtik, sonrasında benim orada işim yoktu, ben odadan bahçeye çıktım, bankta oturuyordum, maktul Ahmet Dikmen de kendi odasında idi, dışarı çıktığımda sanık Hasan Çayır&nbsp;da dışarıda idi, sonrasında arabasına doğru yöneldi, ben içimden ne güzel bugün bir olay çıkmadan birşey olamadan gidiyor diye içimden geçirdim, sanık arabasından tüfek aldı ve koşarak içeriye girdi, içeriden iki el silah sesi geldi, ben korkudan içeriye girememiştim, ben o sırada korktuğum için yakındaki eczaneye gittim, sanık bu sırada sağlık ocağının bahçesinde sigara içiyordu, elinde silahı ile bir müddet bahçede turladı, sonrasında silahını arabasına bıraktı, daha sonra bir sigara daha içip yürümeye başladı, daha sonra polisler sanığı yakalayınca ben içeriye girdim, maktülün ölmüş olduğunu anladım”, dedi. &nbsp;Mahkeme heyeti lüzumuna binaen tanığa sordu: &nbsp;“olaydan 15 gün önce sanık ile maktül tartışmışlardı, tartışmalarının sebebi oda kavgası idi, bizim sağlık kuruluşunun sorumlu hekimi hem maktül hem de sanıktı, o gün taraflar ağız münakaşası yapmışlardı, Hasan Çayır'ın çay demlemekte kullandığı kettle vardı, içinde sıcak su vardı, Hasan Çayır&nbsp;Ahmet Dikmen'e kettle dökmeye yeltendi, araya kişiler girdi, kavgayı ayırdılar, bu kettle olayında Hasan Çayır Ahmet Dikmen'e küfür etmişti, ben sağlık ocağında Ahmet Dikmen'in Hasan Çayır'a küfür ettiğini hiç duymadım, ben maktul Ahmet Dikmen'in sanık Hasan Çayır'a yönelik hor görücü kötü bir davranışını görmedim, ben maktülün sanığa kötü davrandığını görmedim, senin yerin çöpün orasıdır diye gösterdiğini görmedim”, dedi. Tanığa soruşturma safhasındaki ifadesi okundu, benzer mahiyette olduğu görüldü, soruldu; “Doğrudur, bana aittir, aynen tekrar ederim”, dedi. <strong>Sanık müdafinin talebi üzerine, Dr. Hasan Çayır’ın bir odası var mıydı, olay sırasında bir çalışan kameralar önünde, “ ilçe müdürü için hem Ahmet’i hem Hasan’ı yaktı” &nbsp;şeklinde beyanda bulunulmuş, bu konuyla ilgili ne diyeceksiniz denerek soruldu: </strong>“sorumlu hekim odasında Hasan Çayır&nbsp;oturuyordu, Ahmet Dikmen geldikten sonra ikisi aynı odada oturmaya başladılar, ben sağlık ocağında çalışan birisinin olaydan sonra ilçe sağlık müdürü hem sanığı, hem de maktülü yaktı diye bir söz duymadım”, dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha sonra <strong>Tanık Hülya Gül</strong> huzura alındı. Tanık beyanında genel olarak: &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Suç tarihinde sabah işe gelmiştik, ben suriyeli bir hemşire arkadaş ve maktul Ahmet Dikmen bebek izlem odasında oturuyorduk, sağlık ocağının gündelik işlerinden bahsediyorduk, bu sırada sanık Hasan Çayır.&nbsp;geldi, günaydın dedi, selam verdi, içeriye baktı, çıktı, sonra yine içeriye baktı ve dışarıya çıktı, arabasını zaten sağlık ocağının önüne park ediyordu, daha sonra elinde bir silah ile içeriye girdi, maktul Ahmet Dikmen'e silahla bir el ateş etti, daha sonra dışarıya çıktı, tekrar içeriye girip bir el daha maktule yönelik ateş etti, bu sırada ben ve hemşire arkadaşım korkudan masanın altına girmiştik, daha sonra sanık dışarıya çıktı, ben 112 yi aradım, olay bu şekilde oldu”, dedi. Lüzumuna binaen tanıktan mahkemece soruldu: &nbsp;“Bizim sağlık merkezimizin sorumlusu Ahmet Dikmen idi, kendisi Kıbrıs'a geçici görevle gittikten sonra sorumlu hekim sanık Hasan Çayır&nbsp;oldu, Ahmet Dikmen Kıbrıs'tan döndükten sonra kendisinin yeniden sorumlu hekim olduğunu söyledi, ancak ben sağlık müdürlüğünden gelen bir yazı görmedim, yazısının onayda olduğunu maktul Ahmet Dikmen söylemişti, bir gün Ahmet Dikmen ilçe sağlık müdürlüğünde toplantıya katılmıştı, toplantıdan geldikten sonra odaların yerlerini değiştireceğini, bazı hemşirelerin başka sağlık kurumuna gönderileceğini söylüyordu, Hasan Çayır&nbsp;da bunlara gerek yok, diye söylüyordu, sonrasında Hasan Çayır.&nbsp;öncelikle Göçmen sağlık Merkezinde çalışan doktor Fatih Bey'e küfretti, daha sonra Ahmet beye küfretti, bu sırada ben yanınızda kadın var küfür etmeyin dedim ve oradan çıktım, bu sırada Ahmet Dikmen'de eşeoğlu eşek sensin gibi sözlerle karşılık veriyordu, Hasan Çayır'ın elinde ketılla gördüm, ben dışarı çıktığım için Ahmet Dikmen'e döküp dökmeyeceğini bilemiyorum, zaten araya girenler elinden ketılı almışlardı, ben Ahmet Dikmen'in Hasan Çayır'a kötü davrandığını, onu hakir gördüğünü görmedim, ancak Ahmet Dikmen geldikten sonra buranın sorumlusu benim, dolayısı ile burası benim kurallarıma göre yönetilecek şeklinde bütün çalışanlara aynı şekilde söylüyordu<strong>, ayrıca tutanak tutulduğu günde ben taraflar arasında kavga olunca ilçe sağlık müdürü Doktor Ayşe Yavaşoğlu hanımı aradım, durumu anlattım, kendisi telefonda güldü, sen karışma dedi, yanımda İrem Bereket, de vardı,</strong> ben bu öldürme olayı olduktan sonra sağlık ocağında ilçe sağlık müdürü hem maktulu hem de sanığı yaktı şekilde bir söz duymadım, yazıları önce Hasan Çayır&nbsp;imzalıyordu, ancak Ahmet Dikmen geldikten sonra Ahmet Dikmen imzalayıp müdürlüğe götürüyorduk, <strong>Ahmet Dikmen Kıbrıstan dönüp göreve başladıktan sonra ben ilçe sağlık müdürlüğünü aradım, sorumlu hekimimiz kim diye doktor Ayşe hanımı aradım, o da Ahmet Dikmen diye söylemişti, buna ilişkin bir yazı gelmedi, ancak Ahmet bey yazının geleceğini söylemişti”,</strong> dedi. Tanığa soruşturma safhasındaki ifadesi okundu, benzer mahiyette olduğu görüldü, soruldu; “Doğrudur, bana aittir, aynen tekrar ederim”, dedi. &nbsp;Sanık müdafinin talebi üzerine tanıktan tekraren soruldu: “öldürme olayı olduğu zamanlarda sanık Hasan'ın bir şahsi odası yoktu, bizim de hemşireler olarak odamız yoktu, Bebek İzlem Odasında biz oturuyorduk, arka tarafı doktor odası yapacağını Dr.Ahmet Dikmen söylüyordu, arka taraf deponun olduğu kısımdı, ben ilçe sağlık müdürü Doktor Ayşe Yavaşoğlu ile sanık Doktor Hasan arasında olay öncesinde bir husumet veya anlaşmazlık olduğuna dair bir şey bilmiyorum”, dedi. <strong>Müştekiler vekili Av.Erşan Sarı'nın </strong>talebi üzerine tanıktan ayrı yeten soruldu: <strong>“ben ilçe sağlık müdürü Doktor Ayşe Yavaşoğlu'nu&nbsp;taraflar kavga ettiklerinde durumu bildirmek için aradığımda güldü ve sen karışma dedi, başka bir şey demedi, onların bu durumu hoşuna gider gibi bir hali vardı, ben öyle hissettim”</strong>, dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha sonra huzura tanık <strong>Elif Elmustafa&nbsp; </strong>alındı ve ona olay günü yaşadıkları soruldu: </span></p><p><span style="font-size:18px">“ben sanığın içeriye girdiğini görmemiştim, başka bir odada idim, iki el silah sesi duydum, gürültüler geliyordu, doktor Ahmet öldürüldü diyorlardı, silah sesinden korktuğumuz için saklanmıştım, daha sonra Ahmet Dikmen'in öldürüldüğünü öğrendim, olayı görmedim, olayı Hasan Çayır&nbsp;gerçekleştirmiş”, dedi. Lüzumuna binaen soruldu: “ben tarafların olay öncesinde bir kez tartıştığını duymuştum, ancak odalarının kapısı kapalı idi, birbirlerine bağırıyorlardı, ancak ben fazla bir şey bilmiyorum, <strong>ben Hasan Çayır&nbsp;ve Ahmet Dikmen'i sorumlu hekim olarak biliyordum, ikisinden emir alıyorduk</strong>”, dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Son olarak <strong>Tanık Helin Dal</strong> huzura alındı, olay günü ile ilgili beyanında:</span></p><p><span style="font-size:18px">“ben olayın vuku bulduğu sağlık merkezinde hemşire olarak görev yaparım, suç tarihinde sağlık merkezinde değildim, olayı ilişkin bir görgüm yoktur, ancak olaydan daha önceki bir tarihte bende sağlık ocağında iken sanık ile maktul odada tartışıyorlardı, tartışma sesleri üzerine ben içeriye girdim, girdiğimde sanık Hasan'ın elinde içinde sıcak su olan kettle vardı ve maktul Ahmet Dikmen'e doğru fırlatacaktı, araya ben ve iki personel arkadaşım girince bunu yapamamıştı, ayrıca bu esnada sanık maktule yönelik tehditler de savuruyordu, ancak ne dediğini tam olarak hatırlamıyorum, ayrıca sanık Hasan Çayır&nbsp;bana karşı da hakaret içerikli sözler söylerdi, Hasan Çayır&nbsp;zaten genel olarak bütün personellere hakaret ederdi”, dedi. Lüzumuna binaen tanıktan tekraren soruldu: “ben maktulün sanığa yönelik herhangi bir eylemine tanık olmadım, ben maktulün sanığa yönelik onu aşağılayıcı bir cümle kurduğunu veya tavır sergilediğini görmedim, bizim sağlık ocağının sorumlu hekimi maktul Ahmet Dikmen ve sanık Hasan Çayır&nbsp;idi, suç tarihlerinde bilgisayar sistemi üzerinde sorumlu hekim resmi olarak Hasan Çayır&nbsp;görünüyordu”, dedi. Soruşturma aşamasında önceki ifadesi olmadığından ifadelerde herhangi karşılaştırma yapılamadı. Sanık müdafinin talebi üzerine tanıktan tekraren soruldu: <strong>“sanığın bana karşı hakaretinden ötürü ben kendisi hakkında şikâyette bulunmuştum”,</strong> dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TANIK BEYANLARINDAN SONRA AVUKATLAR DA KARŞILIKLI BEYANDA BULUNDULAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Müştekilerin diğer vekili Av.Hasan Canacankatan'dan mahkeme heyetince tanıkların beyanı hakkında bir diyeceği olup olmadığı soruldu: &nbsp;“tanık beyanlarındaki aleyhe hususları kabul etmiyoruz, ilçe sağlık müdürlüğünde şube müdürü olan <strong>Gonca&nbsp;Agca'nın soruşturma beyanı ile maktulün sorumlu hekim olarak atandığı bellidir</strong>, <strong>yine burada ilçe sağlık müdürlüğünün büyük bir ihmali söz konusu olup, ihmali davranışla öldürmeye sebebiyet verme suçundan ilçe sağlık müdürlüğü yetkilileri hakkında şikâyetçi olmuştuk, soruşturma numarası 2022/32243'tür,</strong> bu dosyanın mahkemenizce incelenmesini istiyoruz, sanığın savunmaları suçtan kurtulmaya yöneliktir, soğukkanlı ve tasarlayarak eylemini gerçekleştirmiştir, şikâyetçiyiz, davaya katılacağız” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDE GÖREVLİ OLUP KUSUR- KABAHATİ- İHMALİ OLANLAR HAKKINDA YENİ SUÇ DUYURUSU YAPILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Müştekilerin diğer vekili Av. Hasan Canacancakatan’ın mahkemedeki bu açıklamasından sonra Ailenin avukatı olan Av. Erşan Sarı’nın <strong>2021/65226</strong> soruşturma dosyasında olan suç duyurusundan sonra, Av. Canacankatan tarafından gerekçeli şekilde yeni bir suç duyurusu daha yapıldığı ortaya çıktı. Yeni soruşturmanın da numarasının <strong>2022/32243</strong> olduğu anlaşıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AİLENİN AVUKATI ERŞAN SARI BU KADAR SORUNLU BİRİNİ NASIL SORUMLU DOKTOR YAPMIŞLAR, NASIL DOKTORLUK YAPTIRMIŞLAR, HİÇ Mİ DOSYASINA BAKMAMIŞLAR DEDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tanıkların beyanından sonra <strong>Müştekiler vekili Av.Erşan Sarı'dan tekrar soruldu:</strong> </span></p><p><span style="font-size:18px">“tanık beyanlarındaki aleyhe hususları kabul etmiyoruz, sanığın savunmalarını da kabul etmiyoruz, kendisi akli dengesi yerinde değildir rolü yapmaktadır, eğer <strong>2006-2007 yıllarında akli melekeleri yerinde olmadığına dair rapor almış ise bu aşamaya kadar bu kişi bu mesleğini nasıl sürdürebilmiştir,</strong> <strong>Toroslar ilçe sağlık müdürünün yakasına yapışıp darp etmesine rağmen nasıl olur da suça konu sağlık ocağında sorumlu hekim olarak atanır, bu kişinin arkasında anladığımız büyük bir dayısı var ki onu korumaktadır,</strong> <strong>kamera kayıtları, tanık beyanları ve dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın eylemini soğukkanlılıkla tasarlayarak gerçekleştirdiği açıktır, olayda ilçe sağlık müdürlüğünün de kabahati bulunmaktadır</strong>, sanığın cezalandırılmasını talep ederiz”, dedi. </span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Daha sonra tutuklu sanık Dr.Hasan Çayır&nbsp;müdafi Av.Ahmet Kızıl'dan soruldu:</strong> </span></p><p><span style="font-size:18px">“aleyhe beyanları kabul etmiyoruz, kamera kayıtlarında görülen ve ilçe sağlık müdürü maktulü de sanığı da yaktı şeklinde sözü söyleyen sağlık personelinin tespit edilerek tanık olarak dinlenmesini istiyoruz, yine maktul ile sanık arasındaki soruşturma ve kovuşturma dosyaları tespit edilerek dosya içerisine celbini istiyoruz, yine ilçe sağlık müdürlüğü tarafından tutulan tutanaklarla ilgili yapılan soruşturma evraklarının dosya içerisine getirtilmesini istiyoruz, ayrıca az önce de belirttiğimiz gibi Sarız Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının örneği dosya içerisine getirtilsin ve müvekkilimin cezai ehliyetine ilişkin daha önceki raporları ve tıbbi belgeleri getirtildikten sonra yeniden rapor için Adli Tıp'a sevk edilmesini talep ediyoruz, tahliye hususunu mahkemenin takdirine bırakıyoruz, ancak hastaneye sevk edilerek gözetim altına bulunmasını talep ediyoruz”, dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunun üzerine tutuklu sanık Hasan Çayır'dan soruldu: “eski savunmalarımı tekrar ederim, bir diyeceğim yoktur”, dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mahkeme başkanı İddia makamından bir diyeceği olup olmadığını sordu:</strong> “Tanık beyanlarına bir diyeceğimiz yoktur, taleplerle ilgili takdiri mahkemeye bırakıyoruz, Alınan beyanlara, okunan bilgi ve belgelere bir diyeceğimiz yoktur, eksik hususların giderilmesine, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna göre tutukluluk halinin devamına, karar verilmesi talep olunur”, dedi..</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YENİ DURUŞMA 15 AĞUSTOS 2022 OLARAK BELİRLENİRKEN, MAHKEME BU ARADA BAZI KARARLARA VARDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mahkeme heyeti:</strong> Maktul ile sanık arasında olayın öncesine ilişkin dava konusu bir olay olup olmadığı hususunda uyaptan sorgulama yapılarak var ise incelenmek üzere celbine, Sanık müdafinin beyanlarında belirtilen Sarız Asliye Ceza Mahkemesi dosyası içerisindeki adli tıp 4. İhtisas Kuruluna ait sanığın cezai ehliyeti olmadığına dair raporun ivedi gönderilmesi için ilgili mahkemeye yazı yazılmasına, Beyanlara göre sanığın Adana Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde, Mersin Üniversitesi Hastanesinde psikiyatri bölümünde yapılan kontrol ve tedavilerine ilişkin tıbbı belgelerin acele gönderilmesi için yazı yazılmasına, İstanbul Adli Tıp Kurumu randevu günü olarak işin tutuklu olduğunu belirtmiş olmamıza rağmen 28.l1.2022 tarihini vermiş ise de, yeniden yazı yazılarak işin tutuklu olduğunu bu itibarla randevu tarihinin öne çekilerek yeniden bir gün verilmesinin istenmesine, İstanbul Adli Tıp Kurumundan yeni randevu gününe ilişkin olumlu cevap gelir ise işlemlerin bu yeni güne göre yapılmasına, olumlu cevap gelmez ise önceki randevu tarihine göre işlem yapılmasına, Rendevu hususu çözüldükten sonra randevu tarihinde sanığın mevcutlu olarak İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek TCK.nun 32. Maddesi kapsamında cezai ehliyeti olup olmadığı hususunda rapor alınmak üzere Mersin C.Başsavcılığına yazı yazılmasına, &nbsp;<strong>Mersin İl Sağlık müdürlüğüne yazı yazılarak suç tarihinde ve suç tarihi öncesinde suça konu olayın gerçekleştiği sağlık merkezinde kimin sorumlu hekim olduğu hususunun sorulması ile hangi tarihler arasında sorumlu hekim görevini icra ettiklerinin açıkça bildirmeleri ve buna ilişkin belgelerin de bir suretinin özellikle belirtilen görevin tebliğine ilişkin tebellüğ belgeleri ile birlikte gönderilmesinin istenmesine,&nbsp; </strong>Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna yazı yazılarak 20.02.2006 tarih, 347 sayılı sanık Hasan Çayır'a ait raporun bir suretinin ivedi olarak istenmesine, Sanık Hasan Çayır'ın üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgu&nbsp; ve deliller bulunması, atılı suçun CMK.100/3 maddesindeki katalog suçlardan oluşu, atılı suçun yasada belirtilen ceza miktarı nazara alındığında tutuklama tedbirinin orantılı, adlı kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı anlaşıldığından <strong>TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, </strong>bu karara karşı 7 gün içerisinde Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz edilebileceğinin ihtarına,Tutuklu sanık Hasan Çayır'ın duruşma günü hazır edilmesi için Kayseri 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, Sanığın tutukluluk halinin sürdürüldüğünün yakınlarına veya bildirdiği birisine Cezaevi tarafından bildirilmesi için yazı yazılmasına, Sanığın tutukluluk durumunun 06.07.2022 tarihinde inceleme yapılmasına, sanık hakkında tahliye kararı verilmemesi durumunda 04.08.2022 tarihinde dosya üzerinden ikinci incelemenin yapılmasına, Bu nedenle yargılamanın <strong>15.08.2022 </strong>günü saat&nbsp; <strong>10:20'a</strong> bırakılmasına oy birliğiyle karar verildi diyerek duruşmayı sonlandırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DURUŞMADA İLGİNÇ DİYALOKLAR YAŞANDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mahkeme başkanı, "<strong>sizin orada iki ayrı sorumlu hekim mi vardı, böyle şey nasıl olur... İlçe müdürü bu olaydan sonra halen orada aynı ilçe müdürü mü, sen halen doktotrmusun, görevdemisin yani”</strong> gibi, ifadeler alınırken ve sanık savunma yaparken zaman zaman şaşkınlığını gizleyemedi. <strong>Av. Erşan Sarı ise</strong>, “Sağlık müdürlüğü Dallas gibi, kimin kiminle olduğu belli değil. Hukuk, yasa, kanun tanımayan bir çalışma sergileniyor, bizde suç duyurumuzu yaptık. Bir kişiye soruşturma izni verilirken kabahati kusuru ve ihmali olan çok sayıda memur ve sıralı amirler korunmuşlar onları da içine katıp belgeleri ile idare kurulu aracılığıyla bölge idare mahkemesine itiraz yaptık. Hatta Savcılık makamı da itiraz yaptı, Soruşturma dosyası <strong>2021/65226 </strong>dedi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">GÖREVİ BAŞINDA KATLEDİLEN DR.AHMET DİKMEN AŞAĞIDA</span></strong></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/6183d091d944a.jpg" /></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TUTUKLU SANIK DR.HASAN Ç. AŞAĞIDA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a9de5d04b63.jpg" /></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AİLENİN CEZA HUKUKUNDA UZMAN BİR İSİM OLAN AVUKATI ERŞAN SARI AİLE FERTLERİ İLE GÖRÜLÜYOR. (AŞAĞIDA)</strong></span></p><p><img alt="ÖLDÜRÜLEN VE ŞEHİT EDİLEN DOKTOR AHMET DİKMEN OLAYI KAPATILIYOR MU?" src="https://www.haberanaliz.net/images/haberler/2021/11/oldurulen-ve-sehit-edilen-doktor-ahmet-dikmen-olayi-kapatiliyor-mu-1636824308.jpg" /></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">MERHUM DOKTOR AHMET DİKMENİN ÖLÜMÜNDEN SONRA AİLESİNİN BASINA YANSIYAN GÖRÜNTÜLERİ AŞAĞIDA</span></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İşte Rahmetli şehit Doktor Ahmet Dikmen’in annesi (Aşağıda.):&nbsp;</strong></span></p><p><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/618ff2e0c0287.jpg" /></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İşte Rahmetlinin Kız kardeşi.(Aşağıda.)</strong></span></p><p><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/618ff34fc84f3.jpg" /></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İşte Rahmetlinin Ablası...&nbsp;(Aşağıda.)</strong></span></p><p><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/618ff3bc07768.jpg" /></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İşte Rahmetlinin Ağabeyi ve erkek kardeşi...&nbsp;(Aşağıda.)</strong></span></p><p><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/618ff3e69e2f2.jpg" /></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İşte rahmetlinin eniştesi..(Aşağıda.)</strong></span></p><p><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/618ff41dcf823.jpg" /></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İşte Rahmetlinin çok yakın aile dostu.(Aşağıda.)</strong></span></p><p><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/618ff443eb817.jpg" /></strong></p><p><span style="font-size:20px"><strong>haberanaliz.net / <span style="color:#FF0000">ÖZEL</span></strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Şehirler arası otobüslerde bir devir sona erdi!]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/sehirler-arasi-otobuslerde-bir-devir-sona-erdi-16596ea392b78-77dd-4c26-9904-8267b02fbc472022-06-14T11:39:00+03:00HABER MERKEZİ Şehirler arası otobüslerde bir devir sona erdi!

Şehirler arası otobüslerde bir devir sona erdi!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Akaryakıt fiyatlarına art arda gelen zam, şehirler arası otobüs seyahat hizmeti sunan firmaları da etkiledi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Şehirler arası seyahat hizmeti sunan bazı firmalar, yaşanan bu artış sonrasında rezervasyon sistemine son verdi. Güncel akaryakıt fiyatları üzerinden anlık olarak bilet fiyatı belirleyen firmalar, akaryakıttaki ÖTV'nin kaldırılmasını talep ediyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuyla ilgili Haber Global'e açıklamalarda bulunan Tüm Otobüsçüler Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Yıldırım,&nbsp;<strong>"Rakamların ne olacağını hiç kimse bilemiyor. Fiyat belirlemede sıkıntı yaşıyoruz. O gün ne olacağını bilmedikleri için otobüs firmaları rezervasyon yapmıyor.Otoyol ve köprü ücretleri alınmasın. Akaryakıtta vergi iadesi yapsınlar. Yoksa sürdürülemez. Rahatlatın bu sektörü"</strong>&nbsp;diye konuştu.&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN MERKEZLİ 4 İLDE 44 KİŞİYE FETÖ GÖZALTILARI]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersin-merkezli-4-ilde-44-kisiye-feto-gozaltilari-16595bbce91fa-f71c-4c33-b875-c8843ecc62452022-06-14T09:35:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN MERKEZLİ 4 İLDE 44 KİŞİYE FETÖ GÖZALTILARI

MERSİN MERKEZLİ 4 İLDE 44 KİŞİYE FETÖ GÖZALTILARI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Savcılık talimatıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün güncel yapılanmasının deşifresine yönelik &nbsp;emniyet güçlerince yapılan detaylı çalışmalarda, örgüt üyesi oldukları tespit edilen, izini kaybettirmek amacıyla kurum değiştiren, güncel yapılanma içerisinde terörist faaliyetleri devam eden, bir kısmı halen aktif durumda olan terör örgütü şüphelilerine yönelik tüm teknik ve analiz imkânlar kullanılarak operasyon gerçekleştirildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Örgütle iltisaklı yapılarda fiilen görev almış, örgütün finansal kurumlarına örgütün desteklenmesi amacıyla para yatıran veya yatırdığı paranın miktarını arttıran, örgüt içerisinde ‘ev abisi – ablası’ kodları ile örgütün hücre tipi yapılanmasında yöneticilik yapan, cezaevlerinde yatan teröristlere veya ailelerine finansal yardımlarda bulunarak, örgütü daha güçlü gösterilerek çözülmesini önlemeye yönelik faaliyette bulundukları tespit edilen, <strong>Mersin </strong>merkezli <strong>Hakkari,</strong> <strong>Şanlıurfa</strong> ve <strong>Kocaeli</strong> illerinde 44 şüpheli şahsa yönelik yapılan operasyonda 42 şahıs hakkında adli işlem yapılarak yakalama ve gözaltılar gerçekleşti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu arada yapılan operasyonda şüphelilerin adreslerinde çok sayıda örgütsel dokümanlar, FETÖ Terör Örgütüne ait kitap, dijital materyaller ele geçirildi. Öte yandan ayrıca 2 Şahsın yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmekte.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a8713b7fabb.jpg" style="height:612px; width:694px" /></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Manisalı yurttaş: Emekli öldü, yaşamıyor]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/manisali-yurttas-emekli-oldu-yasamiyor-1659352751097-6b24-4f8d-9366-8bbaf570caf92022-06-12T23:57:00+03:00HABER MERKEZİ Manisalı yurttaş: Emekli öldü, yaşamıyor

Manisalı yurttaş: Emekli öldü, yaşamıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ali Babacan, 9 Haziran’da gittiği Manisa’daki bir semt pazarında esnafın ve vatandaşların sorunlarını dinledi. Babacan’ın burada bir yurttaşla yaptığı sohbete ilişkin video, DEVA Partisi tarafından bugün paylaşıldı. Babacan ile yurttaş arasında şu diyalog yaşandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Fiyatlar nasıl pazarda?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Öldük, Allah rahmet eylesin. Bataklıktayız, çamurdayız. Torunlarımızı okutamıyoruz, faturalarımızı ödeyemiyoruz. Her şey o biçim pahalı. Ne olacak sonumuz? Bu emekli öldü, yaşamıyor. Hani bir geziye gidemiyoruz. Torunlarımızı elinden tutup kaldıramıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Kaç torun var?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: 4 tane torun var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Allah bağışlasın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Âmin. Çocukların kazandığı yetmiyor. Hayat pahalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Nerede çalışıyor çocuklar?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Biri fabrikada çalışıyor. Biri taksici.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Şimdi emekli maaşları, asgari ücret, memur maaşları, bunların hepsi TÜİK’in açıkladığı enflasyon kadar artıyor. Yüzde 73,5, değil mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Evet.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Ama gerçek hayat öyle mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Hayır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Soruyorum pazarcı esnafına, ‘Yüzde 200, yüzde 300 zam var’ diyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Ama bize geldi mi enflasyon düşüyor. Nasıl oluyor bu iş?</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Devlet doğruyu söyleyecek, doğruyu. Devlet, enflasyonu doğru açıklayacak. Doğru açıklasa, enflasyon kadar maaşlar artsa bu sıkıntılar yaşanmaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Ama bize gelince maaş ölüyor, artırmıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Size gelince TÜİK enflasyonu, ama alıverişe geline gerçek enflasyon.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: O biçim iki yüzlülük.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Evet.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: E yalan değil yani. Ne olacak sonumuz? Emekli öldü, yaşamasın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Çabuk düzelir, çabuk.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: İnşallah.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Seçimlerden sonra dürüst ve işinin ehli bir kadro iş başına geldiği zaman çok çabucak düzelir. Çabuk düzelir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: İnşallah hayırlısı olsun. Allah birlik, düzenlik versin hepimize yavrum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babacan: Ailenize, dostlarınıza çok selamlarımı iletin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaş: Teşekkür ederim.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: CUMHURİYET GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN’DE HUKUKSUZLUK DEVAM EDİYOR]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersinde-hukuksuzluk-devam-ediyor-16592338d565b-cf67-4760-89eb-7d61af465e0a2022-06-12T23:48:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN’DE HUKUKSUZLUK DEVAM EDİYOR

MERSİN’DE HUKUKSUZLUK DEVAM EDİYOR

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Konu ile ilgili son yazımızın linki: <a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-saglik-mudurlugu-duyuyor-mu-16570">https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-saglik-mudurlugu-duyuyor-mu-16570</a> </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tekrar ediyoruz:</strong> “.... Sağlık çalışanlarına, kendi meslek tanımları dışında görevler yaptırılması, sağlık teşkilatında hizmetlerin aksamasına ve verimsizliğe neden olmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün <strong>07/11/2018</strong> tarihli ve<strong> 86642992-010.07.01-E.2207 </strong>sayılı, <strong>“Sağlık Personelinin Alanı Dışında Görevlendirilmesi”</strong> konulu yazısında da belirtildiği üzere; ebe, hemşire, acil tıp teknisyeni ve toplum sağlığı memurlarının, belirlenmiş görev ve yetki alanları göz önüne alınarak, görev ve unvanlarına uygun bir şekilde çalıştırılmaları gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu bağlamda 6283 sayılı Hemşirelik Kanununun 4/1’inci maddesi kapsamında;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Tabip tarafından acil haller dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, her ortamda bireyin ailenin ve toplumun hemşirelik girişimleri ile karşılanabilecek sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını belirlemek ve hemşirelik tanılama süreci kapsamında belirlenen ihtiyaçlar çerçevesinde hemşirelik bakımını planlamak, uygulamak, denetlemek ve değerlendirmek ile görevli ve yetkili sağlık personelini”</span></p><p><span style="font-size:18px">İfade eden hemşireler ile ilgili olarak yayımlanan Hemşirelik Yönetmeliği ile sağlık hizmeti sunulan kurum ve kuruluşlarda görev yapan hemşirelerin, çalışma alanlarına, pozisyonlarına ve eğitim durumlarına göre <strong>“görev, yetki ve sorumlulukları” belirlenmiştir. </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık insan gücü içinde en büyük grubu oluşturan bahse konu sağlık çalışanlarının, <strong>“bakım hizmetleri dışındaki alanlarda çalıştırılması”,</strong> sağlık hizmetlerinin aksamasına ve iş gücü kaybına neden olmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ebe, hemşire, acil tıp teknisyeni ve toplum sağlığı memurlarının; sağlık hizmetleri dışında çalıştırılmaları ve söz konusu personele görev ve yetkileri dışında farklı görevler verilmesi, mevcut mevzuata göre uygun değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık meslek mensupları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının görevlerini, almış oldukları eğitim ve kazanmış oldukları bilgi ve beceriler doğrultusunda, verimlilik ve kalite gereklerine uygun, diğer çalışanlar ile birlikte ekip anlayışı içerisinde, multidisipliner bir yaklaşımla ve sağlık hizmeti sunumunun devamlılığı esasına bağlı olarak yapmaları gerekmektedir. <strong>(Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik Md. 5) </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Anılan Yönetmelik kapsamında herhangi bir olumsuzlukla karşılaşılmaması için; </strong>tıbbî alanlarda/konularda, tıbbî olmayan personelin, tıbbî olmayan yerlerde/alanlarda ise tıbbî personelin çalıştırılmaması, her personelin almış olduğu eğitim ve kazanmış olduğu bilgi ve becerileri doğrultusunda uzmanı olduğu alanlarda çalıştırılması daha uygun bir yaklaşım olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aynı şekilde konu hakkında Danıştay 5. Dairesi Başkanlığının; <strong>“Memurun bulunduğu sınıfın dışında başka bir sınıfta görev yapamayacağına”</strong> dair kararı bulunmaktadır <strong>(Danıştay, 5. D. 22.12.2006, EN: 2003/5464, KN: 2006/6717).</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu karar doğrultusunda sağlık hizmetleri sınıfında, <strong>“hekim, hemşire, ebe, ATT, paramedik, psikolog, fizyoterapist, odyolog, röntgen teknisyeni vs”</strong> gibi unvanlar adı altında istihdam edilen bir personelin, öncelikli olarak kendi görev tanımlarına uygun, sınıfına uyumlu görevlerde çalıştırılması, <strong>“kaynak israfına yol açmamak için”</strong> genel idare hizmetleri veya teknik hizmetler sınıfına dahil olan personel tarafından yürütülmesi gereken iş ve işlemlerinin <strong>“sağlık hizmetleri sınıfına dâhil”</strong> personele yaptırılmaması gerekmektedir...”</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Mersin de il sağlık müdürlüğüne bağlı tüm sağlık birimlerinde ihtisası, alanı, eğitimi, kadrosu dışında geçici görevlendirme ile masa başında istihdam edilen EBE- HEMŞİRE gibi personeli kim nasıl izah edecek ve bunların yüzünden bu güne kadar oluşan kamu zararını kim karşılayacak?</span></strong></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">Bu kadar yazılıp uyarılmasına ve gündeme getirilmesine rağmen, bu görevlendirmelerden sorumlu olan İDARECİLERDEN kimse hesap sormayacak mı?</span></strong></span></p><p><img alt="MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ DUYUYOR MU?!" src="https://www.haberanaliz.net/images/haberler/2022/06/mersin-saglik-mudurlugu-duyuyor-mu-1654787165.jpg" /></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Türk televizyonlarının hali: Canlı yayında bakın neden bayıldı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/turk-televizyonlarinin-hali-canli-yayinda-bakin-neden-bayildi-165916960ebfd-0d28-47e4-b3a3-9f0fb6551c5e2022-06-12T23:10:00+03:00HABER MERKEZİ Türk televizyonlarının hali: Canlı yayında bakın neden bayıldı

Türk televizyonlarının hali: Canlı yayında bakın neden bayıldı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Televizyonların gündüz kuşağındaki programlarda, cinayetlere, cinsel tacizlere, aile içi şiddete, kişiler ve olaylar üzerinden “çözüm” bulmayı amaçladıklarını iddia ediyorlar.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Gündüz kuşağında topluma dayatılan TV programlarıyla aile içi ve bireyler arası özel iletişim teşhir ediliyor.<br />Son olarak, kadın programlarda yaşanılan bir olay “pes artık” dedirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Gelinim Mutfakta” programında, yarışmacı bir gelinin müstakbel eşinin, işyerine işçi almak için bir kadınla yaptığı görüşme izlettirildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelin yarışmacı bayılırken, ortaya “oyunculuk” kokan tuhaf görüntüler çıktı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Özel hayatlara dair en ince ayrıntıların teşhir edilerek bir gözetleme öznesi haline getirilmesi eleştiri konusu yapıldı.&nbsp;</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Odatv.com&nbsp;</span></strong></p><p><a href="https://www.odatv4.com/guncel/turk-televizyonlarinin-hali-canli-yayinda-bakin-neden-bayildi-241415">https://www.odatv4.com/guncel/turk-televizyonlarinin-hali-canli-yayinda-bakin-neden-bayildi-241415</a>&nbsp;</p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İSİG: Sekiz yılda en az 566 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/isig-sekiz-yilda-en-az-566-cocuk-calisirken-yasamini-yitirdi-165906707152d-6685-4c73-a91e-5c95a1a2342a2022-06-12T23:04:00+03:00HABER MERKEZİ İSİG: Sekiz yılda en az 566 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi

İSİG: Sekiz yılda en az 566 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre 2021 yılında Türkiye'de en az 62 çocuk, çalışırken hayatını kaybetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">İSİG Meclisi’nin 2013 yılından bu yana çalışırken yaşamını yitiren çocuk sayısının en az 556 olduğunu açıkladı. İSİG, Türkiye'de son dokuz yıl içerisinde ölen çocukların 316'sının tarım ve orman; 57'sinin inşaat 37'si metal; 27'sinin ise konaklama ve eğlence işkolunda hayatını kaybettiğini belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine de yer veren İSİG, (Çocuk İşgücü Anketi Sonuçları, 2019) çalışan çocukların yüzde 70,6'sı oğlan çocuğu, yüzde 29,4'ü kız çocuğu olmak üzere 720 bin çocuk işçi bulunduğunu ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gerçek veriler perdeleniyor<br />İSİG, Türkiye'de çalışan çocuklara dair gerçek verilerin ise; "perdelendiğini" belirtti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Türkiye'de 5-17 yaş aralığında 720 bin çocuk, işçi olarak çalışıyor. Bu verilerde çalışan çocukların yüzde 30,8'inin tarım, yüzde 23,7'sinin sanayi, yüzde 45,5'inin ise hizmet sektöründe yer aldığı görülüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Türkiye'de mevsimsel olarak, çocuk işçiliğin en az olduğu Ekim ila Aralık aylarında yapılıyor, bu da çocuk işçiliğin gerçek boyutlarını gizliyor. Bunlar göz önüne alındığında, bugün Türkiye'de en az 2 milyon (yaz aylarında 4 milyon civarı) çocuk işçi olduğu görülüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mülteci çocuklarla 6 milyon çocuk çalışıyor<br />"Türkiye'de yaşayan Suriyeli ve Afganistanlı mülteci sayısının, kaydı bulunmayan göçmen ve mültecilerle birlikte altı milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu nüfusun önemli bir kısmını oluşturan göçmen ve mülteci çocukları, tarım, sanayi, inşaat, ticaret gibi işkollarında günübirlik ve güvencesiz şekilde işgücü piyasasına dâhil oluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Bu da patronlar açısından, ücret pazarlığı imkânı olmayan, ücret ödemelerini eksik yatırabileceği ya da geciktirebileceği, hakkını aradığında şiddet uygulayabileceği, zorla çalıştırabileceği ek bir çocuk işçi kitlesi anlamına geliyor."</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;NOT: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 12 Haziran tarihini "Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü" olarak kabul ediyor. Örgütün 2020 yılına ait son verilerine göre 63 milyon kız çocuğu ve 97 milyon oğlan çocuğu olmak üzere toplam 160 milyon çocuk işgücünde yer alıyor.&nbsp;(RT)</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">KAYNAK: BİANET</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Akdeniz Üniversitesi öğrencilerin intiharlarıyla ilgili komisyon kurdu]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/akdeniz-universitesi-ogrencilerin-intiharlariyla-ilgili-komisyon-kurdu-16589218fbc71-8273-4d91-b3ea-0666875a184d2022-06-12T23:01:00+03:00HABER MERKEZİ Akdeniz Üniversitesi öğrencilerin intiharlarıyla ilgili komisyon kurdu

Akdeniz Üniversitesi öğrencilerin intiharlarıyla ilgili komisyon kurdu

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">İstanbul - BİA Haber Merkezi</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörlüğü, son 2 ay içerisinde gerçekleşen öğrenci intiharlarıyla ilgili açıklama yaptı. AÜ Rektörlüğü, 'sorumluluk ve yetki alanlarında olmamasına rağmen konuyu hassasiyetle incelediklerini' söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üniversitenin sitesi üzerinden yapılan açıklamada, “Öğrenci yurtlarında son dönemde yaşanan intihar olayları toplumun tüm kesimlerinde olduğu gibi bizlerde de büyük üzüntüye neden olmuştur. Yaşanan acı kayıplar için kıymetli öğrencilerimizin ailelerine, arkadaşlarına ve tüm üniversite camiamıza başsağlığı diliyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Hepimizi derinden sarsan bu olaylarla ilgili gerekli inceleme yapılması için geçtiğimiz hafta içerisinde bir komisyon kurulmuştur. Komisyonumuz sorumluluk ve yetki alanımızda olmamasına rağmen vakaların gerçekleştiği yurtlardaki incelemelerin yapılabilmesi için olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılabilmesi ve de önleyici tedbirlerin alınabilmesi amacıyla çalışmalarını devam ettirecektir" denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">KYK: Soruşturma sürüyor<br />Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü ise yurtlardaki 3 öğrencinin intiharlarıyla ilgili sosyal medyadaki iddiaların 'asılsız olduğunu' belirtti. Müdürlükten yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Antalya ilinde Genel Müdürlüğü'müze bağlı yurtlarda 2021-2022 eğitim- öğretim yılı içerisinde gerçekleşen 3 ölümlü intihar vakası ile ilgili sosyal medyada gündem olan ve olayların saklandığı yönündeki iddialar gerçekleri yansıtmamaktadır. Her 3 olay emniyet tarafından soruşturulmuş, olay yeri incelemeleri yapılmış, gerekli ifadeler alınmış ve dosyalar savcılığa intikal etmiştir. Süreç adli makamlarımız tarafından titizlikle yürütülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">"İntihar olayları ile ilgili soruşturma sürüyor. Olayların meydana geldiği yurtlarımızda güvenlik kameraları 24 saat aktiftir, görüntüler incelenmek üzere ivedilikle ilgili makamlara teslim edilmiştir. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü olarak, tüm birimlerimizle, yaşanan bu üzücü olayların detaylı incelemelerini yakından takip ettiğimizi ve sürecin başından itibaren emniyet ve adli makamlarımızla koordineli bir şekilde yürütüldüğünü kamuoyunun bilgisine sunarız."</span></p><p><span style="font-size:18px">Akdeniz Üniversitesi yerleşkesindeki Elmalılı Hamdi Yazır Öğrenci Yurdu bahçesinde önceki gün cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Muhammed Kaya'nın ölüm nedeninin intihar olduğu öne sürüldü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğrencilerden açıklama: Tarikatlarin önü açılıyor<br />"Akdeniz Üniversitesi Dayanışması" öğrenci grubu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, üniversite bünyesindeki yurtlarda son bir ayda intihar eden öğrenci sayısının 3 olduğunu belirtti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Akdeniz Üniversitesi'nde son günlerde yaşanan sıra arkadaşlarımızın şüpheli ölümleri tüm öğrencilerin gündeminde. Öğrenciler neden ve nasıl olduğunu sorgularken, Akdeniz Üniversitesi rektörlüğü ve yurt yönetimi üç maymunu oynuyor. İnsanca barınmak ve yaşamak istiyoruz!</span></p><p><span style="font-size:18px">"Biz öğrencileri gelecek kaygısıyla, mezun olunca ne yapacağız sorusuyla; çaresizce boğuşmaya terk eden bu karanlık düzendir. Son bir ayda 3 intiharın yaşandığı yurtta 'manevi danışmanlık' adı altında öğrencilerin suistimal edildiğini tarikat örgütlenmelerinin önünün açıldığını biliyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Yaşananların sorumluları hiçbir olayda açıklama yapma ihtiyacı duymayan üniversite rektörlüğü ve yurt yönetimidir ve derhal istifa etmelidir. Tüm öğrenci arkadaşlarımızı yaşanan olayların aydınlatılması ve yaşama hakkımıza sahip çıkmak için ses çıkarmaya davet ediyoruz." (RT)</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">KAYNAK: BİANET</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Ali İsmail'i unutmadık pankartı açan 2 öğrenci gözaltına alındı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ali-ismaili-unutmadik-pankarti-acan-2-ogrenci-gozaltina-alindi-16588151da8fe-62b8-4ee8-93de-025099be31a82022-06-12T22:44:00+03:00HABER MERKEZİ Ali İsmail'i unutmadık pankartı açan 2 öğrenci gözaltına alındı

Ali İsmail'i unutmadık pankartı açan 2 öğrenci gözaltına alındı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde bugün düzenlenen mezuniyet töreninde iki öğrenci, Eskişehir’de Gezi Direnişi sırasında öldürülen Ali İsmail Korkmaz için üzerinde “Ali İsmail’i Unutmadık” yazılı pankart açarak yürümek istedi.<br />Özel güvenlik görevlileri, iki öğrenciye müdahale etti. İki öğrenci gözaltına alındı.<br />Olay anına ilişkin görüntüler önce Eskişehir’de üniversite öğrencileri tarafından yayınlanan “Mevzu” isimli derginin sosyal medya hesabında; “Bugün Anadolu Üniversitesi'nin mezuniyet töreni sırasında ‘Ali İsmail'i unutmadık’ yazılı bir pankart açan iki İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencisi güvenlik görevlileri ve sivil polisler tarafından darp edilerek gözaltına alındı” ifadeleri ile paylaşıldı.&nbsp; (ANKA)</span></p><p><span style="font-size:18px">BİRGÜN GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Fransa genel seçimlerinde sol ittifak zafere yakın]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/fransa-genel-secimlerinde-sol-ittifak-zafere-yakin-16587b5daa746-3d76-4c8a-9264-a9fd6259eac62022-06-12T22:40:00+03:00HABER MERKEZİ Fransa genel seçimlerinde sol ittifak zafere yakın

Fransa genel seçimlerinde sol ittifak zafere yakın

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Fransa'da yapılan genel seçimlerin ilk turunda, sol lider Jean Luc Melenchon'un liderliğindeki solda birlik hareketi NUPES, beklenenin üzerinde başarı göstererek, seçimlerde en çok oy alan parti oldu. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un partisi LREM ise, NUPES'ün hemen gerisinde kalarak ikinci sıraya yerleşti. Yarış, önümüzdeki hafta yapılacak ikinci turda da devam edecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">VOA'dan Arzu Çakır'ın haberine göre Ulusal Meclis'te görev alacak 577 milletvekilini belirlemek amacıyla yapılan Genel Seçimler'in ilk turunda, ilk tahmini sonuçlarına göre, sandığa katılım, cumhuriyet tarihinde görülen en düşük oranı kaydederek, yüzde 47'ye geriledi. Yaklaşık 49 milyon seçmenin yüzde 53'ü sandığa gitmedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER KAYNAK: BİRGÜN</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise Türkiye güçlü olacaktır]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/milliyetci-hareket-partisi-guclu-ise-turkiye-guclu-olacaktir-165869e61de00-881a-41bf-8030-cbe45d0d1f1d2022-06-12T22:36:00+03:00HABER MERKEZİ Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise Türkiye güçlü olacaktır

Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise Türkiye güçlü olacaktır

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin talimatları doğrultusunda, Esenyurt İlçe Teşkilatında düzenlenen “Adım Adım 2023; İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma'' toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Aksu, ''2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerine hazırlanıyor, bütün imkan ve inancımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Partimizin kararlılığı, yükselişi ve dirayeti, dosta güven Türkiye hasımlarına korku salmaktadır. Unutulmamalı ki Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise Türkiye güçlü olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise milletimiz refah ve huzur bulacak, demokrasi teminat altında olacaktır.'' ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu'nun açıklamaları şu şekilde;</span></p><p><span style="font-size:18px">''Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ’nin talimatları doğrultusunda, Esenyurt İlçe Teşkilatımız tarafından düzenlenen “Adım Adım 2023; İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma” Toplantımıza teşriflerinizden dolayı teşekkür ediyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öncelikle Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Bey’in selam ve muhabbetlerini sizlere iletmek istiyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplantımızın hayırlara vesile olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milliyetçi Hareket Partisi olarak esnaf, sanayici, çiftçi, çalışan, emekli her kardeşimize ulaşarak talep ve beklentilerini dinlemeye, politikalarımızı anlatmaya devam ediyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizin ve milletimizin güvenli geleceği için tam bir gönül seferberliği içinde çalışıyor, gönüllere giriyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Program ve politikalarını Türk devletini ilelebet yaşatma, Türk milletinin refahını artırma hedefi doğrultusunda şekillendiren Partimiz; kurulduğu günden bu yana Türk siyasetine, Türk demokrasisine, milli birliğimizin güçlenmesine, ekonomik ve sosyal hayatın gelişmesine önemli katkılar sunmuş, sunmaya da devam etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">21’nci yüzyılın Türk asrı olacağına olan inançla milletimizin huzur ve refahı, devletimizin milletler camiasında hak ettiği yeri alması için yılmadan, yorulmadan, kararlılıkla mücadele ediyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmeler hız kesmeden devam ederken, küresel ve bölgesel çatışma ve kutuplaşmalar yaygınlaşırken, ekonomik ve siyasi güç rekabetinin insani ve ahlaki değerleri yok saydığı bir dünya düzeni ile de yüz yüze kalıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Suriye’den Ukrayna’ya, Yemen’den Afganistan’a yakın coğrafyamızdaki çatışmalar, açlık ve göç; huzur ve güvenliğin, bağımsızlığın kısacası bekanın ne demek olduğunu, herkese daha iyi anlatmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kaotik ortamda çok şükür ki Türkiye, bir huzur ve güven adasıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizin her yerinde, kardeşlik iklimi hakimdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her vatandaşımız eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaştırmadan enerjiye, tarımdan ticarete tüm kamu hizmetlerine erişebilir durumdadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Devletimizin müşfik eli her zaman ihtiyaç sahibi olan vatandaşlarımızın üzerindedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik ve sosyal hayat canlıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye sözüne güvenilen bir ülke olarak diplomasinin merkezi olmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm bunların yanı sıra Ukrayna-Rusya savaşı başta olmak üzere Türkiye’nin kendi dinamikleri dışında gelişen küresel ekonomik riskler, Türkiye’yi de etkilemektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Alınan yerinde tedbirler, atılan önemli adımlar ve gösterilen kararlılık sayesinde Türkiye ekonomisi, üstün performans göstermeye devam etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm dünya daralırken 2020 ve 2021 yılında ekonomisi en çok büyüyen ve toparlanan ülkelerden birisi olan Türkiye ekonomisi, 2022 yılında da bu güçlü büyüme eğilimini sürdürerek ilk çeyrekte %7,3 oranında büyümeyi başarmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyüme rakamları istihdama da yansımış, pandemi öncesi döneme göre 3 milyon üzerinde ilave istihdam sağlanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşlarımızın enflasyona ezdirilmemesi için gelir artırıcı politikalar uygulanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğday ve arpa alım fiyatlarında yapılan yüksek artışla çiftçimizin umudu tazelenmiş, kaos simsarları hayal kırıklığına uğramıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çiftçimizin alın terinin karşılığını alabileceği, bir ürün fiyat politikası uygulanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kiralardaki kontrolsüz artışların önüne geçmek amacıyla hazırlanan yasal düzenleme TBMM’nde kabul edilmiş, buna göre kiralarda bir yıl süreyle %25 i geçmeyecek şekilde artış yapılması öngörülmüştür.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Sağlık personelimizin mali ve sosyal haklarında iyileşme yapılmasına ilişkin düzenleme Meclis plan ve bütçe komisyonunda kabul edilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesiyle 5 milyon 300 bin memur ve emekli kardeşimizin hak ettikleri daha yüksek emekli ikramiye ve aylık alması sağlanacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Temmuz ayında çalışanlarımıza ve emeklilerimize enflasyon kaybını telafi etmek için ilave artışlar yapılacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Küresel düzeyde özellikle enerji krizine bağlı yaşanan sürecin olumsuz etkileri de milletçe dayanışma ve yardımlaşma anlayışıyla el birliği ile aşılmaya çalışılmakta, bu doğrultuda tedbirler alınmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bununla birlikte Türkiye ne zaman atağa geçse, ne zaman bölgesel ve küresel meselelerde öne çıksa, diplomatik ve ekonomik operasyonlar birbiri ardına gelmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bize göre Türkiye’yi zora sokmak için ekonomik gerçeklerle bağdaşmayacak şekilde fiyat artışlarının olmasının geri planında da Türkiye’den intikam almayı hedefleyen mihraklar vardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şüphesiz toplumsal meseleler bizim de meselemizdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunlara çözüm üretmek için çaba sarf etmek görevimizdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bununla birlikte Türkiye’ye karşı tertip edilmiş alçak kampanyaları görmek gerektiği de açıktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Son yıllarda yoğun bir şekilde maruz kaldığı dayatmalara, ekonomik ve siyasi baskılara Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde daha güçlü bir şekilde karşılık verebilen Türkiye, egemenlik haklarımıza yönelik oyunları bir bir bozmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Artık iç çekişmelerle oyalanan, kendi sorunlarından dışarıda ne olup bittiğinin farkında olmayan bir Türkiye yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelişmelere yön veren, olaylar karşısında daha hızlı reaksiyon gösterebilen, hak ve menfaatlerini koruma kararlılığıyla hem diplomasinin imkânlarını, hem de caydırıcı gücünü ortaya koymaktan çekinmeyen bir Türkiye vardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile parlamenter sistemin prangalarından kurtulan Türkiye’nin tekrar parlamenter sisteme dönmesini istemek geçmiş istikrarsızlıklara, darbe ve darbe girişimlerine davetiye çıkarmak olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">O sebeple kim ne derse desin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden geriye dönüş olmayacak, Türkiye, cumhur ittifakı kararlılığı ile küresel güç ve lider ülke olma hedefine yürüyecektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhur İttifakı Türkiye’nin ekonomik menfaatlerini, milli birliğini, tarihsel haklarını, toplumsal huzurunu, bekasını, refah ve zenginliğini temine kararlıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletimiz emin olsun ki Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyenlerin, küresel senaryolara bel bağlayanların, kriz ve kaostan medet umanların kirli hesapları boşa çıkacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yüzlerce yıldır Türk milleti üzerine oyun kuran hainler başaramadı, bundan sonra da Allah’ın izniyle başaramayacaklardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhur İttifakı birlikteliğinde aşılamayacak sorunumuz, çözülemeyecek problemimiz yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli konuklar,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kıymetli dava arkadaşlarım,</span></p><p><span style="font-size:18px">Milletimiz bugün iki ayrı siyaset tarzıyla karşı karşıyadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir yanda cumhur ittifakının eser ve hizmet siyaseti, diğer yanda ise CHP, İP ve 6+1 masa bileşenlerinin iftira ve yalan siyaseti…</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin gelişmesinden, güçlenmesinden, demokratik kazanımlarından, uluslararası alandaki etkinliğinden rahatsızlık duyan güçler yalan ve iftira siyasetine devam etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP, İP ve zillet ittifakının diğer ortakları, yalan siyasetinde, felaket tellallığında buluşsalar da Türk milleti bu iftira siyasetine prim vermeyecektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün takip ettiği siyasetle CHP; Türkiye’nin gerçekleriyle, Türk Milletinin egemenlik ve tarihsel haklarıyla bütünüyle çatışan hale bürünmüş, Atatürk’ün düşmanlarına dost olmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milletten umudunu kesen CHP, Türkiye’ye karşı cephe açarak milli irade yerine emperyalist güçlere bel bağlamış, PKK, FETÖ ve Türkiye hasımlarının diliyle konuşur olmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’nin; İstanbul il başkanı, devlete seri katil diyen, asılsız ermeni soykırım iddialarına sahip çıkan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Atatürk demeyen; büyükşehir belediye başkanı ise Pontus’çulara kucak açan, İstanbul’un her sıkıntısında İstanbul’u terk eden birisidir. Bunlar Ayasofya’nın açılışıma da karşı çıkanlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’nin İstanbul’a ve değerlerimize ihanet eden anlayışı budur ve İstanbul’a reva gördüğü ekip de bunlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ülkemizi ve milletimizi güvenli bir geleceğe taşımaya, Türkiye’yi lider ülke yapmaya kararlı ve hazırlıklıyız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin yürüyüşüne engel olmak isteyenlere asla taviz vermeyeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Anadolu’dan Türklüğü yok etmek isteyenlerin kurdukları her oyunu bozacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yunanistan’ın saldırgan ve yayılmacı politikasına müsamaha göstermeyeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">NATO’yu fiilen PKK/YPG ittifakına dönüştürmeye çalışanlara fırsat tanımayacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">2023’de inşallah Cumhuriyeti’mizin yüzüncü yıl dönümünü cumhur ittifakının yeni bir zaferiyle süsleyeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her türlü sorunu milli, manevi ve tarihi tecrübeyle çözecek tek irade Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu şuurla, bu inanışla, 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerine hazırlanıyor, bütün imkan ve inancımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milliyetçi Hareket Partisi’nin TBMM’de milletvekili sayısı itibariyle çok güçlü bir şekilde temsili için gayret gösteriyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Partimizin kararlılığı, yükselişi ve dirayeti, dosta güven Türkiye hasımlarına korku salmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Unutulmamalı ki Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise Türkiye güçlü olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise milletimiz refah ve huzur bulacak, demokrasi teminat altında olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milliyetçi Hareket Partisi güçlü ise şer cephesi Türkiye’nin yürüyüşüne engel olamayacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sevdamız millet, gücümüz devlettir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milliyetçi Hareket Partisi; Türkiye’nin millî varlığına ve tarihî misyonuna sahip çıkmanın adı, kardeşlik ve barışa açılan siyaset penceresidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sözlerime son verirken Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ömrünü Türklük davasına adamış Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i, rahmeti rahmana kavuşmuş dava büyüklerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplantıyı düzenleyen Esenyurt İlçe Başkanlığımıza ve emeği geçen dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.''</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: TÜRKGÜN</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[BUPAR Araştırma Şirketi, Genç seçmenin nabzını tuttu: 'Yeni biri olsun']]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/bupar-arastirma-sirketi-genc-secmenin-nabzini-tuttu-yeni-biri-olsun-16585068a8d75-c3b8-4702-ac46-658765c2eb2e2022-06-12T22:32:00+03:00HABER MERKEZİ BUPAR Araştırma Şirketi, Genç seçmenin nabzını tuttu: 'Yeni biri olsun'

BUPAR Araştırma Şirketi, Genç seçmenin nabzını tuttu: 'Yeni biri olsun'

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">SENA TUFAN</span></p><p><span style="font-size:18px">BUPAR Araştırma Danışmanlık, 17-24 yaş arasındaki 2 bin 780 kişiyle yüz yüze yaptığı araştırmayla, gençlerin Türkiye’nin gündemindeki sorunlara ilişkin bakış açılarına yer verdi. Buna göre AKP politikalarına destek her geçen gün azalıyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Araştırmaya katılanların yarısı “Gelirim giderimi karşılamıyor, eski birikimlerimi harcıyorum’’ derken, gençlerin yüzde 30’u ailesinden yardım alarak geçindiğini belirtti. “2022’de sizin ekonomik durumunuz ile ülkenin ekonomik durumu nasıl olur’’ sorusuna, “Daha kötü olur’’ diyenlerin oranı yüzde 75. “Kendinizi genel olarak mutlu hissediyor musunuz’’ sorusuna ise yüzde 70 “hayır’’ yanıtını verdi. “Yurtdışında okumak ister misiniz’’ sorusuna yanıt veren lise öğrencilerinin yüzde 77’si “Evet’’ derken, yüzde 12’si “Hayır’’ yanıtını verdi. Yüzde 11’i ise ‘Şu anda karar veremiyorum’ dedi. Üniversite öğrencilerinin yüzde 71’i “Dünya genelinde ülkemizdeki üniversitelerin kalitesi ve saygınlığı azalıyor” derken yüzde 9’u ise “Dünya genelinde ülkemizdeki üniversitelerin kalitesi ve saygınlığı artıyor” yanıtını verdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">GEZİ DAVASI SİYASİ<br />Gezi eylemlerinin demokratik bir hak kullanımı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 40 iken, Gezi Davası’nda açıklanan kararları doğru ve hukuki bir karar olarak değerlendirenler yüzde 20, “Siyasi bir karardır’’ diyenlerin oranı ise yüzde 40 olarak kayda geçti.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘YENİ BİRİ OLSUN’<br />İlk defa oy kullanacak seçmenlerin yüzde 65’i Millet İttifakı’na oy vereceğini söylerken, Cumhur İttifakı’na oy verecek yeni seçmen oranı yüzde 23 oldu. Yüzde 12’si ise diğer partiler ve ittifak dışı partilere oy vereceğini belirtti. “Yapılacak ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesini mi istersiniz yoksa yeni biri mi Cumhurbaşkanı olsun?’’ sorusuna verdikleri yanıtla gençler, değişimden yana olduklarını, yeni bir cumhurbaşkanı istediklerini ortaya koydu. Gençlerin yüzde 72’si “yeni biri Cumhurbaşkanı olsun” derken yüzde 20.5’i “Recep Tayyip Erdoğan olsun” dedi. Yüzde 7.5’lik bir kesim ise “Kararsız” olduğunu belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">SIĞINMACI POLİTİKASI ELEŞTİRİSİ<br />Gençlerin yüzde 90’ı sığınmacıların ülkelerine dönmeleri gerektiğini ve vatandaşlık verilmesinin doğru bulmadıklarını belirtti. Konut alan yabancılara vatandaşlık verilmesine de yüzde 90’ı karşı çıktı. Gençler, ‘’İktidarın Suriyeli ve Afgan politikalarını destekliyor musunuz?’’ sorusuna yüzde 9 oranında ‘Evet’, yüzde 85 oranında ‘Hayır’ yanıtını verdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER&nbsp; KAYNAK: CUMHURİYET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Mersin’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi için ‘kardeş belediye’ vizesi çıkmadı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersinde-diyarbakir-buyuksehir-belediyesi-icin-kardes-belediye-vizesi-cikmadi-16584b8401fdd-74c5-4fd0-ba09-2f755a0ec2fc2022-06-12T22:27:00+03:00HABER MERKEZİ Mersin’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi için ‘kardeş belediye’ vizesi çıkmadı

Mersin’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi için ‘kardeş belediye’ vizesi çıkmadı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">AKP’li Akdeniz Belediye Başkanı’nın, kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile “Kardeş belediye” olmak için Meclis’e teklif sundu. Meclis üyeleri, “Diyarbakırlıların iradesi yok sayıldı, böyle bir kardeşliği kabul etmiyoruz” diyerek teklifi reddetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yerine kayyum atanarak görevden alınan ve tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın halkın oyları ile seçildiği ve görevden alınmasının kabul edilemez olduğunu belirten HDP, CHP ve EMEP’li meclis üyeleri Gültak’ın önerisin kabul etmedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bir günde insanların iradesi yok sayılıyor”</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuya ilişkin açıklama yapan HDP’li meclis üyesi Özgür Çağlar, kardeş belediyeciliğe karşı olmadıklarını belirtti. Çağlar, “Kayyım rejimi bu iktidar döneminde uyduruldu. İnsanların iradesi keyfi şekilde kayyımlarla gasp ediliyor. Kayyım atanacaksa seçim neden yapılıyor. Bir günde insanların iradesi yok sayılıp, gasp ediliyor. Kayyım rejimine her zaman karşıyız, hukuka ve anayasamızdaki ilkelere ve demokrasiye darbedir” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Diyarbakır halkı her zaman yüreğimizde”<br />Yasalarda kayyım diye bir kavramın olmadığını belirten HDP’li Ali Tanrıverdi ise “Anayasadaki açık maddelere rağmen kayyum kararı yasalara uygun değil, İçişleri Bakanlığınca yapılıyor. Herhangi bir nedenle belediye başkanlığının boşaltılması gündeme gelirse 45’inci madde bunu açıkça ifade ediyor, mevcut belediye meclisi tarafından başkanın göreve dönme ihtimali varsa başkanvekili, yoksa belediye meclisi tarafından bir kişi başkan seçilir. Ama şu an bu karar uygulanmıyor. Kayyımla birlikte 1300 HDP’li belediye meclisi görevden alınmış, AKP’li meclis üyeleri de var bunun içinde, meclis üyelerinin ne suçu var. Bu yapılacaksa neden seçim yapılıyor. Diyarbakır ve halkı her zaman yüreğimizde. Diyarbakırlıların iradesi yok sayıldı, böyle bir kardeşliği kabul etmiyoruz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Uygulama yanlış Diyarbakır halkının yanındayız”<br />AK Parti’li eski belediye başkanları Kadir Topbaş ve Melih Gökçek’in de görevden alındığını hatırlatan CHP’li Muhittin Ertaş, “AKP’li belediye başkanları da görevden alındı ama yargılanmadılar. Bugün aynı uygulama sizin başınıza gelse arkanızda duracak meclis var, sizi de savunuruz. Uygulama yanlış, tüm Diyarbakır halkının yanındayız, bu karar onları incitmesin, her zaman onların yanındayız. Kardeş belediyeciliğe karşı olsak, halkın iradesiyle gelen AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile yapılan kardeş belediye anlaşmasına onay vermezdik” diye belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">HDP’li eşbaşkan kayyım yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile “kardeş belediye” olma girişimi olumsuz sonuçlanan Akdeniz Belediye Başkanı Gültak ise meclis üyelerinin sözlerine cevap vererek, yasalar çerçevesinde atamaların yapıldığını söyledi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">KAYNAK:&nbsp;&nbsp;<a href="https://surajans.com/mersinde-diyarbakir-buyuksehir-belediyesi-icin-kardes-belediye-vizesi-cikmadi/?amp=1">https://surajans.com/mersinde-diyarbakir-buyuksehir-belediyesi-icin-kardes-belediye-vizesi-cikmadi/?amp=1</a></span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Devleti 750 milyon lira zarara uğratan gümrük memurlarına gözaltı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/devleti-750-milyon-lira-zarara-ugratan-gumruk-memurlarina-gozalti-16583a9c86f41-2cce-4a63-b5ca-9c5f5d59b2d52022-06-12T22:24:00+03:00HABER MERKEZİ Devleti 750 milyon lira zarara uğratan gümrük memurlarına gözaltı

Devleti 750 milyon lira zarara uğratan gümrük memurlarına gözaltı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">HABİP ATAM</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Operasyon, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirildi. Polis ekiplerince yürütülen hayali ihracat soruşturması kapsamında bazı gümrük çalışanlarının rüşvet aldığı belirlendi. Rüşvet karşılığı resmi belgede sahtecilik yaptıkları öne sürülen şüphelilerin yakalanması için bu sabah İstanbul, Ankara, Mersin, Edirne, Kayseri, Antalya, Hatay, Ağrı, Yalova ve Erzincan'da eş zamanlı operasyon düzenledi. Baskında 12 gümrük memuru gözaltına alındı.</span></p><p><span style="font-size:18px">HAYALİ İHRACAT</span></p><p><span style="font-size:18px">Mali polisin düzenlediği operasyonun ilki 31 Aralık 2021, ikincisi ise 1 Haziran'da düzenlenen “Hayali ihracat” operasyonlarıyla aynı dosya kapsamında gerçekleştiği öğrenildi. Paravan tekstil firmaları üzerinden hayali ihracatla devleti 750 milyon lira dolandırdıkları iddia edilen şüphelilere yönelik 2 operasyonda 79 şüpheli yakalanmıştı. Gümrük memurlarına yönelik düzenlenen baskınla, hayali ihracat şebekesinin önemli bir ayağının da çökertilmiş olduğu belirtildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">SAHTE İŞLEM</span></p><p><span style="font-size:18px">İddiaya göre, hayali ihracat şebekesi, sahte belge ve faturalarla yurt dışına tekstil ürünleri göndermiş gibi işlemler yapıyordu. Halkalı Gümrüğünden yapılan sevkiyatlarda, paçavralarla dolu konteynerlere gerçek ürün varmış gibi onay veriliyordu. Sahte belgelerle gönderilen konteyner sayıları artırılıyordu. Yapılan sahte işlemler karşılığında şüphelilerin rüşvet aldığı iddia ediliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">FARKLI İLLERE TAYİN</span></p><p><span style="font-size:18px">Gözaltına alınan şüphelilerin hayali ihracat olaylarının yaşandığı dönemde Halkalı Gümrüğünde çalıştıkları daha sonraki süreçte ise farklı illere tayin edildikleri öğrenildi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Atatürk'ü ağırlayan tarihi bina öğretmenlerden alındı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ataturku-agirlayan-tarihi-bina-ogretmenlerden-alindi-16582701a560d-ded5-4e68-9d8f-22066c548ba02022-06-12T22:20:00+03:00HABER MERKEZİ Atatürk'ü ağırlayan tarihi bina öğretmenlerden alındı

Atatürk'ü ağırlayan tarihi bina öğretmenlerden alındı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MUHAMMET ÖZMEN</span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir’de restorasyonu sırasında tarihi eserler ve Atatürk tablolarının kaybolduğu Karşıyaka Öğretmenler Lokali, öğretmenlerin kullanımından alındı.</span></p><p><span style="font-size:18px">1892 yılında yapılan ve Mustafa Kemal Atatürk’ü defalarca ağırlayan tarihi bina, İzmir Olgunlaşma Enstitüsü’ne devredildi. Merkezin açılışını önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarihi binada sergilenen dört kristal ayna, Kurtuluş Savaşı döneminde çekilmiş 11 orijinal fotoğraf ve iki Atatürk tablosu restorasyon çalışmalarının ardından kayıplara karıştı. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün raporunda, aynaların restorasyon sırasında kırıldığı, tabloların ise nerede olduğunun bilinmediği belirtildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER: CUMHURİYET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN MHP'NİN ACI KAYBI: ÜLKÜCÜ BEKİR OKTA YAŞAMINI YİTİRDİ]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersin-mhpnin-aci-kaybi-ulkucu-bekir-okta-yasamini-yitirdi-1658171ce566e-aa59-4e86-be68-bb1418dd0af42022-06-11T16:00:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN MHP'NİN ACI KAYBI: ÜLKÜCÜ BEKİR OKTA YAŞAMINI YİTİRDİ

MERSİN MHP'NİN ACI KAYBI: ÜLKÜCÜ BEKİR OKTA YAŞAMINI YİTİRDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ANKARA- Mersin MHP il yönetiminde de olan Bekir Okta, ülkücü misyonun sayılı temsilcilerindendi. Yüreği vatan- devlet- millet aşkı ile dolu olan, bir ömrü HAK- HUKUK- ADALET savaşı içinde geçen, BEKİR OKTA, geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede 3 günlük yaşam savaşından sonra yaşama yenik düştü. <strong>(Aşağıda ki resim)</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a4a352b82fe.jpg" /></span></p><p><span style="font-size:18px">Haber sitemiz kurucusu ve Başyazarı, Aynı zamanda kısa adı <strong>ÇETKODER</strong> olan yurt geneli örgütlü bulunan ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ Genel Başkanı Gazeteci/ yazar ve iktisatçı&nbsp;<strong>Mustafa Göktaş</strong>, <strong>"o, yiğit ve kahraman bir TÜRK evladı idi. <span style="color:#008000">'Türksün, görecek davan var cihanda. Susarsan soracak elbet tanrı; ne yaptın o asil kanla' </span>diyen ve haksızlıklar karşısında susmayan, ARSIZA- HIRSIZA- NAMUSSUZA DUR DİYEN Bekir kardeşim, dostum, yol arkadaşım, öğrendim ki UÇMAĞA gitmiş. Ne desem boş, ne yazsam boş. Kavgamız ortak sevdamız aynı idi. <span style="color:#FF0000">Çünkü biz TÜRK olmayı öğrenmedik. Doğduğumuz andan beri bir ses vardı içimizde. Mazlumun yanında zalimin karşısında ol diyordu. Yiğitlik senin kanında, mertlik ruhunda diye haykırıyordu. Anladık ki; Biz TÜRK olarak doğduk. Tek bir kişi bir orduya meydan okuyorsa bilin ki o TÜRKTÜR. İşte Kardeşim, ülküdaşım, yoldaşım Bekir Okta, böyle güzel bir insandı.</span> Mekanı cennet olsun. Nurlar içinde uyusun. Allah gani gani rahmet eylesin. Acımız büyük. Yeri dolduralamayacak bir vatan evladı. Başta ailesi ve yakınları olmak üzere MHP ve ülkücü camiamızın başı sağolsun. Allah, ailesine sabır versin ve&nbsp;başka acılar yaşatmasın. Bekir'imi, kardeşimi son yolculuğuna uğurlamak için ailesinin va yakınlarının yanında olmaya gidiyorum. Mersin ve ülkemiz çok değerli ve yiğit bir insanını kaybetti" </strong>dedi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Bakan Soylu: 1200 mahalle yabancılara ikamete kapatılacak]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/bakan-soylu-1200-mahalle-yabancilara-ikamete-kapatilacak-1658080424515-e520-4bdb-b9f6-6df1815576ae2022-06-11T15:17:00+03:00HABER MERKEZİ Bakan Soylu: 1200 mahalle yabancılara ikamete kapatılacak

Bakan Soylu: 1200 mahalle yabancılara ikamete kapatılacak

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">HÜRRİYET DE YER ALAN HABERE GÖRE:</span></p><p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Göç İdaresi Başkanlığı Konferans Salonu'nda 'göç' konulu basın bilgilendirme toplantısı düzenledi. Soylu, Türkiye'de 'Ülke istila ediliyor' diyenler olduğunu söyleyerek "2010 yılından itibaren Almanya, birçok uyruktan 1 milyon 354 bin 200 kişiyi vatandaş yapmış. Bunların içerisinde Suriyeliler de var, Türkler de var, başka uyruklar da var. Peki, Almanya niye vatandaş yapıyor? Bunun kendine ait ekonomik ve sosyal sebepleri var. 650 bin Suriyelinin de Almanya'da vatandaş olabilme hakkı var. Türkiye'nin bir göç strateji belgesi var. Türkiye'nin gerek kaçak göçle alakalı gerek uyum stratejisi belgesiyle alakalı gerek göç stratejisi ve göç eylem planıyla alakalı kendine ait bir süreci devam etmektedir" diye konuştu.- HÜRRİYET</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Muhalefet ve hekimler tepkili: ‘Utanılacak bir düzenleme’]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/muhalefet-ve-hekimler-tepkili-utanilacak-bir-duzenleme-165790a94da82-0ff9-4df8-b025-8bc14ebffa2a2022-06-11T15:15:00+03:00HABER MERKEZİ Muhalefet ve hekimler tepkili: ‘Utanılacak bir düzenleme’

Muhalefet ve hekimler tepkili: ‘Utanılacak bir düzenleme’

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sağlık çalışanlarının özlük ve mali haklarını iyileştirilmesi amacıyla sunulan kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">BAKAN KOCA: İYİLEŞTİRMELER ÇOK YAKIN</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelişmenin ardından açıklamada bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Sağlıkla ilgili bazı kanunlarla 375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçti. Sözleşmeli ve kadrolu hekimlerle sağlık çalışanlarının mali ve özlük haklarında önemli iyileştirmeler çok yakın” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’DEN İLK AÇIKLAMA: UTANILACAK BİR DÜZENLEME</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP ise kanun teklifinin güncellenmesi teklifini yineledi. CHP Adana Milletvekili, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi Burhanettin Bulut, Bakan Koca'ya cevaben yaptığı açıklamada, “İçinde eczacıların ve diğer sağlık emekçilerinin olmadığı, 7 ay öncekinin çok çok gerisinde olan bu kanun teklifi verdiğiniz sözler ve tüm beyanlarınız hatırlandığında övünülecek değil utanılacak bir düzenlemedir” ifadelerini kullandı</span></p><p><span style="font-size:18px">TTB: HEKİMLER BU KÖTÜLÜĞÜ UNUTMAYACAK</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği de yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Özlük haklarımız ile ilgili düzenleme yapacağınızı söyleyerek hekimleri aylardır oyalıyorsunuz. Bizleri çalışamaz, sağlık sistemini işlemez noktaya getiren sağlık politikalarının uygulayıcıları tarafından TBMM’ye sunulan yasa teklifinin yetersizliklerine dair tüm itirazlarımıza rağmen komisyondan değiştirilmeden geçirildi. Hekimler bu kötülüğü unutmayacak! Süreci takip etmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Avukatlık Kanunu değişti]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/avukatlik-kanunu-degisti-16578c1c42eb9-dbb6-46bb-b8be-b864350b52cb2022-06-11T15:12:00+03:00HABER MERKEZİ Avukatlık Kanunu değişti

Avukatlık Kanunu değişti

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">vukatlık Kanunu’nda değişiklik yapıldı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenlemeler şöyle:</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">AVUKATLIK STAJI YAPAN BAŞKA İŞTE ÇALIŞABİLECEK<br />Avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla herhangi bir işte sigortalı olarak çalışılması avukatlık stajının yapılmasına engel değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">MEMURLARA AVUKATLIK STAJI HAKKI</span></p><p><span style="font-size:18px">Adli ve idari yargı hâkim ve savcı adayları ile hâkim ve savcılar hariç olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında görev yapanlar da görevleri sırasında avukatlık stajı yapabilir. İlgili birimlerce stajın yapılması konusunda gereken kolaylık sağlanır.</span></p><p><span style="font-size:18px">HER BARODA ADLİ YARDIM BÜROSU<br />Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur.</span></p><p><span style="font-size:18px">GÖREVLENDİRMEDE EŞİTLİK<br />Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır.</span></p><p><span style="font-size:18px">BAROLAR PUANLANACAK<br />Paraların barolar arasındaki dağıtımında puanlama esas alınır. Her baroya öncelikle beş temel puan verilir. Verilen temel puana, her elli üye avukat için bir puan, ayrıca il nüfusu esas alınarak her beş bin nüfus için bir puan eklenir. Birden fazla baronun bulunduğu illerde, her beş bin nüfus için tespit edilecek toplam puanın yüzde kırkı o ilde bulunan barolar arasında eşit olarak, kalanı ise o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı sonucu elde edilecek puana göre dağıtılır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[ŞİMDİ DE MUZ SERASINDA UYUŞTURUCU ÜRETİMİ]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/simdi-de-muz-serasinda-uyusturucu-uretimi-16577153a1ce4-7303-425e-aa52-5b5fe3b3e2f42022-06-11T14:54:00+03:00HABER MERKEZİ ŞİMDİ DE MUZ SERASINDA UYUŞTURUCU ÜRETİMİ

ŞİMDİ DE MUZ SERASINDA UYUŞTURUCU ÜRETİMİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ANKARA- Mersin’in Silifke İlçesinde, gelen istihbaratı değerlendiren polis ekipleri, uyuşturucu madde temin ve ticaretini yapan şahıslara karşı, savcılığın talimatı ile harekete geçerek başarılı bir operasyona imza attılar.</span></p><p><span style="font-size:18px">MUZ SERALARINDA ESRAR MADDESİ YETİŞTİRMİŞLER</span></p><p><span style="font-size:18px">Bozyazı İlçesinde Kenevir bitkisi yetiştirildiği tespit eden polis, muz serasına operasyon düzenledi. Yapılan operasyon neticesinde;&nbsp;<strong>7300 kök kenevir bitkisi, 17 kilo kubar esrar ve hassas terazi</strong> ele geçirildi. Operasyonda şüpheli olarak yakalanan şahıslardan <strong>K.Y</strong> ve <strong>Ü.A</strong> tutuklanarak ceza evine gönderilirken <strong>M.K</strong> isimli şahıs ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a4852b85fc8.jpg" style="height:358px; width:581px" /></span></p><p><span style="font-size:18px">TÜM MUZ SERALARI VE DİĞER BENZER SERALAR YAKIN TAKİBE ALINSIN</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşlar, &nbsp;polise teşekkür ederken, uyuşturucu yetiştirmeye yönelik hareket edenler için Mersin ili bölgedeki tüm muz ve diğer benzer seralarında sıkça denetlenmesini istediler.</span></p><p><span style="font-size:18px">MUZ SERASI DİYE SERA İÇİNDEKİ EKİLİ ESRAR MADDELERİ GÖRÜNTÜSÜ AŞAĞIDA</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a484bcc6220.jpg" style="height:436px; width:891px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a484f36fda3.jpg" style="height:393px; width:895px" /></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[‘Müjde’ diye açıklanan 3600 ek gösterge düzenlemesi için ‘fiyasko’ yorumu]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mujde-diye-aciklanan-3600-ek-gosterge-duzenlemesi-icin-fiyasko-yorumu-1657609d2b7dc-6b28-4d21-8dac-4a17d5cd358f2022-06-11T14:43:00+03:00HABER MERKEZİ ‘Müjde’ diye açıklanan 3600 ek gösterge düzenlemesi için ‘fiyasko’ yorumu

‘Müjde’ diye açıklanan 3600 ek gösterge düzenlemesi için ‘fiyasko’ yorumu

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">MUSTAFA ÇAKIR</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">İktidarın “devrim niteliğinde çalışma” olarak sunduğu 3600 ek gösterge düzenlemesi kamu çalışanlarınca tepkiyle karşılandı. Büro Emekçileri Sendikası’nın (BES) yaptığı araştırmaya göre, ek göstergesi 600 puan artırılacak olan kamu personelinin emekli maaşlarında sadece 117.54 liralık artış olacak. Bu kişilerin emekli ikramiyelerindeki artış da 4 bin 238 lira ile sınırlı kalacak.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">ARTIŞ NE KADAR?<br />Buna karşın ek göstergesi 3600’e çıkarılacak olan dört meslek grubunun (polis, hemşire, din görevlisi, öğretmen) emekli maaşında bin 234 lira, ikramiyelerinde de yaklaşık 44 bin 500 liralık artış olacak. Ek göstergeleri 5800’den 6400 çıkacak olanların emekli maaşlarında 676 lira, emekli ikramiyelerinde de 24 bin 369 liralık artış olacak.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">"ETKİSİ OLMAYACAK"<br />BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu, düzenlemenin hayal kırıklığı yarattığını söyledi. Tüm memurlara 600 ek gösterge puanı verildiğine işaret eden Berdicioğlu, “Buna göre 1. derecenin 4. kademesinde bulunan, 30 yıllık memuriyeti olan bir kamu çalışanının verilen 600 ek gösterge puanı ile emekli maaşındaki artış 117.54 lira olacak. Emekli ikramiyesi ise 4 bin 238 lira artacak” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Berdicioğlu, düzenlemenin 1 Ekim 2008’den sonra göreve başlayan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’na tabi memurların emekli aylıklarına etkisi olmayacağını belirtip “Kamuda 14 yıldır çalışan memurları etkilemeyecek” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamuda 280 bin genel idari hizmetler sınıfında çalışan memur olduğunu belirten Berdicioğlu, “Ek gösterge müjdesi kamu emekçileri tarafından fiyaskoyla karşılandı. Talebimiz ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması. Biz bunu istiyoruz” diye konuştu. Berdicioğlu, yardımcı hizmetlerdeki personele ek gösterge düzenlemesi yapılabilmesi için de 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nda değişiklik yapılması gerektiğini vurguladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">"HİYERARŞİYİ BOZDU"<br />Şube Müdürleri Derneği de yaptığı açıklamada, şube müdürlerinin yine “amiri durumunda bulunduğu kamu görevlilerinin” gerisinde bir ek göstergeye mahkûm edildiğini bildirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Dağ fare doğurdu” denilen açıklamada, şube müdürlerinin 2200 olan ek göstergesi 3600’e yükseltilmesi gerekirken daha düşük tutulduğu belirtilip “Bu da şube müdürlerinin ek gösterge aylıklarının yalnızca 155 TL arttığı anlamına gelmektedir” denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Düzenlemenin kamu çalışanları hiyerarşisini ekonomik açıdan bozan bir değişiklik olduğuna dikkat çekilen açıklamada, teklifinin kabul edilemeyeceği vurgulandı.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px"><strong>KAYNAK: CUMHURİYET GAZETESİ</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Diş sağlığı için aile hekimi: 2 ilde pilot uygulama başladı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/dis-sagligi-icin-aile-hekimi-2-ilde-pilot-uygulama-basladi-1657570416644-7727-4d11-b5e6-0038e2dfbfd52022-06-11T14:38:00+03:00HABER MERKEZİ Diş sağlığı için aile hekimi: 2 ilde pilot uygulama başladı

Diş sağlığı için aile hekimi: 2 ilde pilot uygulama başladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Aile hekimliği benzeri bir uygulama ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde de hayata geçirilecek. Sağlık Bakanı Koca, 2 ilde pilot uygulamanın yapıldığını belirterek, çalışmaların sürdüğünü söyledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği partisinin Kızılcahamam kampında, sağlık ve eğitimle ilgili birçok konu da gündeme geldi.</span></p><p><span style="font-size:18px">2 ilde pilot çalışmalar başladı<br />Yeni Şafak'ta yer alan habere göre, kapalı toplantıda dile getirilen sorunlardan biri de hastane randevuları oldu. Erdoğan’ın konuyla ilgili, “Pandemi döneminde randevular konusunda sıkıntı yaşandı. Bu sorun yavaş yavaş çözülecek. Konuyla ilgili adımlar atmaya başladık” dediği öğrenildi. Bir milletvekili de aile hekimliği benzeri bir uygulamanın ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde de hayata geçirilmesi önerisini dile getirdi. Bunun üzerine söz alan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, konuyla ilgili halihazırda 2 ilde pilot uygulamanın yapıldığını, altyapı çalışmalarının devam ettiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘Teşvik’ çözümü<br />Başka bir milletvekili de bazı küçük yerleşim yerlerindeki hekim açığına ve bundan dolayı oluşan mağduriyetlere dikkat çekti. Konuyla ilgili özellikle çok fazla tercih edilmeyen kasaba ve ilçeler için hekimleri teşvik edecek adımların atılması gerektiği üzerinde duruldu.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px"><strong>KAYNAK: MEDİMAGAZİN</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Bütün Türkiye'nin internette attığı her adım, yaptığı her arama depolanmış]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/butun-turkiyenin-internette-attigi-her-adim-yaptigi-her-arama-depolanmis-16574605b935e-f0ea-444e-82e0-587a737e38dd2022-06-11T14:34:00+03:00HABER MERKEZİ Bütün Türkiye'nin internette attığı her adım, yaptığı her arama depolanmış

Bütün Türkiye'nin internette attığı her adım, yaptığı her arama depolanmış

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">GÖKÇER TAHİNCİOĞLU</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye genelinde internet kullanıcılarının kimlik bilgileri ve internet kullanımlarının, attıkları adımlar ve yaptıkları aramaların tamamının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından depolanmasının açığa çıkmasının ardından açılan davada, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma talebini reddettiği öğrenildi.<br />Kararın, Danıştay savcısının, “işlem hukuka aykırı” görüşüne rağmen verildiği anlaşıldı. Buna göre, BTK, 2018’den bu yana yürüttüğü depolama işlemlerini aralıksız sürdürüyor. BTK talimatı gereği telekomünikasyon firmaları, servis sağlayıcılar hem kullanıcı kimliklerini hem de abone desenlerini (interneti nasıl kullandığı” aylık olarak göndermeye devam ediyor. Yapılanın fişleme olduğunu söyleyen ve TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini ifade eden CHP’li Onursal Adıgüzel, bilgilerin işlenip işlenmediğinin, kullanılıp kullanılmadığının bütünüyle belirsiz olduğunun altını çizdi.<br />Türkiye’nin iletişimi depolanıyor<br />Türkiye’de, hangi suç türlerinde izleme ve dinleme yapılabileceği Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. Maddesinde tek tek sayılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">15 Temmuz öncesinde, FETÖ mensuplarının, ortadan kaldırılan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı bünyesinde, paralel hat oluşturarak, bütün internet ve iletişim trafiğini izlediği açığa çıkmıştı. 15 Temmuz sonrasında bu nedenle TİB kapatılmış, çok sayıda isim hakkında dava açılmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Adıgüzel, buna rağmen BTK’nin 2018’den bu yana bütün internet trafiğini depoladığını ortaya koydu. Adıgüzel, BTK’nın yazıları ve mahkemelere gönderdiği yanıtları da sosyal medya hesabından paylaştı. BTK, bu yazılarda yasal dayanak konusunda sessiz kalıyor ancak ulusal güvenlik gerekçesiyle depolamanın yapıldığını kabul ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM’ye başvuru<br />Konuyu TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda da gündeme getiren Adıgüzel’e, depolamanın sürdüğü, veri güvenliğinin bütünüyle sağlandığı, bilgilerin başka kurumlarla paylaşılmadığı yanıtı verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adıgüzel ve CHP’li diğer milletvekilleri, 7 Haziran’da, konunun incelenmesi için TBMM Araştırma Komisyonu kurulması talebiyle önerge verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Savcı “hukuka” aykırı dedi<br />Alanda faaliyet gösteren önemli servis sağlayıcılardan birinin BTK’nin 2018 ve sonrasındaki talimat yazılarının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açtığı davada, Danıştay 13. Daire’nin, yürütmeyi durdurma istemini reddettiği ortaya çıktı. Kararın, Danıştay savcısının, “işlem hukuka aykırı” görüşüne rağmen verildiği anlaşıldı. İptal istemi ise henüz karara bağlanmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Abone desenleri ve bilgiler<br />İptali istenen yazılarda, BTK, servis sağlayıcılar ve telekomünikasyon şirketlerinden “abone desen yapısını” istedi.<br />Abone desen yapısı, abonelerin kişisel verilerini, teknik detaylarını, abone dosyalarını içeriyor. Bununla yetinmeyen BTK, “Trafik Log Deseni” bilgilerinin de aylık olarak gönderilmesini istedi. Log Deseni de kimin hangi saatte, hangi siteye girdiğine yönelik ayrıntılı bilgileri içeriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün Türkiye depolanıyor<br />Adıgüzel, T24’e, “Bu davaların ve yapılan işlemin takipçisiyiz. 85 milyonun bilgilerinin depolanması söz konusu. Bunların işlenmesiyle birçok konuda adım atmak mümkün. ABD seçiminde de Trump’ın bunları kullandığı ortaya çıktı. Yapılan işlem fişlemedir ve hukuka aykırıdır” dedi.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px"><strong>KAYNAK: T24.COM.TR</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[‘SBK’nın kaçmasına izin veren bakan yardımcısı, eleştiren ise sanık oldu’]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/sbknin-kacmasina-izin-veren-bakan-yardimcisi-elestiren-ise-sanik-oldu-16573adddeff2-85fd-40b7-b1e8-c7f100f4d9b62022-06-11T14:31:00+03:00HABER MERKEZİ ‘SBK’nın kaçmasına izin veren bakan yardımcısı, eleştiren ise sanık oldu’

‘SBK’nın kaçmasına izin veren bakan yardımcısı, eleştiren ise sanık oldu’

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">VELİ TOPRAK</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">CHP'Lİ SÜLEYMAN BÜLBÜL, ADALET TERAZİSİNDEKİ BOZULMAYI BÖYLE ANLATTI: İktidarın Meclis'e yolladığı 6. Yargı Paketi'nin komisyondaki görüşmelerine Aydın CHP Milletvekili Süleyman Bülbül'ün sözleri damga vurdu. Bülbül, İstanbul eski Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz ile İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Akın Gürlek'in Adalet Bakan yardımcılıklarına atanmasını şöyle eleştirdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Hasan Yılmaz ve diğer 2 yargıç hakkında suç duyurusunda bulundum, görevi kötüye kullanma ve resen tespit edilecek tüm suçlarla ilgili. Ne için ? İstanbul Başsavcı Vekili iken olmayan MASAK raporuna binaen “SBK holding var, bu Sezgin Baran Korkmaz'ın üzerindeki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması ve malları üzerindeki tedbir yasağının kaldırılması” talebinde bulunan. Korkmaz'ın yurtdışı çıkış yasağını kaldıran ve malları üzerindeki tedbiri kaldırıp da yurtdışına kaçmasına yol açan, işlemleri yapan hâkim şu anda Adalet Bakan Yardımcısı. Ama İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu bu konuda bizim hazırladığımız, CHP'nin bir broşürü “tweetde paylaştı diye yargılandı. İroniye bakın. Birisi kaçmasına göz yumuyor, Adalet Bakan Yardımcısı oluyor, diğeri ise Cumhurbaşkanına hakaretten, İçişleri Bakanına hakaretten yargılanıyor. İşte, yargının geldiği nokta bu”</span></p><p><span style="font-size:18px">‘AYM KARARINI TANIMADI'</span></p><p><span style="font-size:18px">Öte yandan Bülbül, ikinci örnek olarak da 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanıyken Cumhurbaşkanı tarafından Bakan Yardımcısı olarak atanan Akın Gürlek verdi. Bülbül, “Anayasa'mıza göre Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır, yerel mahkemeleri bağlar. Enis Berberoğlu davasında, ‘karar beni bağlamaz' diyen Gürlek hakkında yapılan şikâyette HSK “AYM kararını uygulamayan hâkimlere yaptırım yok' diye karar verdi.Bu hâkim kim? Akın Gürlek şu anda Bakan Yardımcısı…” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">SÖZCÜ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[12’nci sınıf yoktu, devlet kabul etti]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/12nci-sinif-yoktu-devlet-kabul-etti-16572b9c8a66e-61b7-45f8-b502-5ce225ac60082022-06-11T14:28:00+03:00HABER MERKEZİ 12’nci sınıf yoktu, devlet kabul etti

12’nci sınıf yoktu, devlet kabul etti

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">Kardelen TATAR SİNECAN</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Milli Eğitim Bakanlığı önceki gün okullara gönderdiği yazıda skandal bir karar aldı. Bakanlık 12’nci sınıflarda devamsızlıktan kimsenin kalmayacağını duyurdu. Bu karar özellikle sosyal medyada büyük tepki çekerken eğitimciler de kararı eleştirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Özer de yaptığı açıklamada şunları dedi: “12. sınıf öğrencilerimizi devamsızlıktan bırakmayacağız, öğrencilerimizin hiçbir kaygısı olmasın. Tüm öğrencilerimizi devamsızlıkla ilgili hiçbir sorun olmadan mezun edeceğiz. Sorumluluk sınavına girip sınıf geçmeyle ilgili de çok esneklik yapacağız. Hangi dersleri aldıysa hepsinden sorumluluk sınavına girebilecek öğrenci. Amacımız, öğrencilerimize imkan verip, eğer başarabilirlerse hiç yıl kaybı olmadan süreçleri rahatlıkla ilerletebilecekleri, kariyerlerine devam edebilecekleri bir mekanizma inşa etmek.”<br />Eğitim uzmanları bu kararın fiili durumun meşru hale getirilmesi olarak değerlendirdi. Uzmanlar kararın çocukları okuldan tamamen uzaklaştıracağını aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">GERÇEĞİN İTİRAFI</span></p><p><span style="font-size:18px">12’nci sınıfın eğitim sisteminde bir fonksiyonu olmadığını aktaran ODTÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Yıldırım şunları söyledi: “Göstermelik bir 12’nci sınıfımız var. Asla fiiliyatta var olan durumun meşrulaştırılması bu karar. 12’nci sınıf Avrupa’daki bazı istatistiklerde işsizlik daha az gözüksün diye eklendi. Ama içi bir müfredatla doldurulmadı. Devlet bu kararla da 12’nci sınıf resmi bir müfredatının olmadığını kabul etti.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelecek sene sınava hazırlanacak çocukların da bu karardan etkileneceğini söyleyen Yıldırım şu ifadeleri kullandı: “Bununla birlikte okula gitmesi gereken popülasyonun 3’te 1’i açık liseye gidiyor. Okula gidenlerde de devam aranmıyor. Bu, gelsen de olur gelmesen de demek. Demek ki bu kadar terk etmişiz eğitimi. Okula gelene de ben zaten devam almayacağım sen gelme diyoruz. Okula gelmek fark yaratmayacak diyorlar. Çocukların çoğu gider, uzaktan liseye kayıt yaptırır. Çocukları oraya itiyorlar. Bu kadar net. O zaman okulun ne anlamı kalıyor. Önümüzdeki sene sınava girecek çocuk da benden de devam alma, dershaneye gideyim diyecek. Bakanlık da geçen seneye mahsus olacağını söyleyebilir. Ama anayasal olarak böyle bir şey yapamazsın. Bir kere bu kararı almak doğru değil. Çünkü zorunlu eğitim sürecinde bu çocuklar. Zorunlu eğitimde devam almıyorum diye bir karar olmaz. Bu durum seçmeli eğitime girer, iş tercihe kalır. Neresinden tutsan elde kalır. O zaman 8’inci sınıfa da devam alma. Onlar da sınava hazırlanıyor. Bu durum bana göre yasaya aykırı. Bir taraftan da var olan gerçeğin itirafı. Göstermelik bir sınıf gibi duruyordu, onlarda bunu kabul etmiş.”</span></p><p><span style="font-size:18px">GELECEK YILI ETKİLER</span></p><p><span style="font-size:18px">Rehberlik Uzmanı Onur Soğuk ise her sene böyle bir karar alındığını söyledi. Soğuk, “12’nci sınıf olan çocuklar ikinci dönemden itibaren zaten sağlık raporu gibi yollara başvurarak okula gitmiyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı da aslında bunun bilincinde. Tabii öğrencilerinin bazılarının da devamsızlık sınırı geçmiş oluyor. Çok fazla öğrenci de bu durumda olduğu için bırakamayacaklarına göre bu karar alındı. Sınav senesi de bahane ediliyor. Fiili bir olayın resmiyete dönüşmesi diyebiliriz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kararın bu yıla mahsus olarak alındığını hatırlatan Soğuk endişelerini ise şöyle dile getirdi: “İster istemez gelecek yıl öğrencilerde nasıl olsa affedileceğiz fikri oluşacak. Önümüzdeki yıl belki ilk dönemden itibaren devamsızlıklar artacak. Bu yolun kapısı açılmış oldu. Halihazırda öğrencilerin pek çoğu 12’nci sınıfta açık liseye geçiyor. Açık liseye geçme oranları her yıl yükseliyor. Eğitimin ana problemlerinden birisi çocuklar artık okula gitmek istemiyor. Devamsızlık oranı sadece lisede değil, diğer alt sınıflarda da yükseliyor. Dolayısıyla bu karar 12’nci sınıfların daha rahat hareket etmesine neden olabilir.”</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">BİRGÜN GAZETESİ</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Erdoğan'dan talimat: Hastanelerde randevu konusu çözülecek]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/erdogandan-talimat-hastanelerde-randevu-konusu-cozulecek-1657128f9db1a-2f4d-4455-9ad0-641360f170ee2022-06-11T14:24:00+03:00HABER MERKEZİ Erdoğan'dan talimat: Hastanelerde randevu konusu çözülecek

Erdoğan'dan talimat: Hastanelerde randevu konusu çözülecek

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>AK Parti</strong>&nbsp;kurmayları, hastanelerde yaşanan randevu sıkıntısı başta olmak üzere, bazı ilçelerde doktor bulunmaması gibi sorunları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a iletti. Edinilen bilgilere göre, parti kurmayları, vatandaşın, hastanelerden randevu alma konusunda sıkıntı yaşadığını, bu konuyla ilgili çok fazla şikayetin geldiğini dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kurmaylar "Bazı hastanelerde de randevu geç veriliyor. Randevu, 10-15 gün sonrasına erteleniyor. Vatandaşlar sağlık hizmeti alma konusunda gecikiyor" dedi. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili "Pandemi döneminde randevular konusunda sıkıntı yaşandı. Bu sorun yavaş yavaş çözülecek. Konuyla ilgili adımlar atmaya başladık" diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DOKTORLARA EK ÜCRET</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan toplantılarda, kurmayların, Cumhurbaşkanı'na, bazı köylerde ve ilçelerde doktorların görev yapmak istemediğini, bundan dolayı vatandaşın sıkıntı çektiğini, doktorlara zorunlu bir görevin getirilebileceğini söylediği ancak Erdoğan'ın konuya sıcak bakmadığı, bunun yerine doktorların teşvik edilmesi gerektiğini ifade ettiği öğrenildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AİLE DİŞ HEKİMLİĞİ GELİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bunların yanı sıra, kurmayların Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde gündeme gelen bir diğer konu da<strong>&nbsp;'aile diş hekimliğinin'&nbsp;</strong>getirilmesi oldu. AK Parti kurmayları "Sağlıkta dönüşüm çok güzel oldu. Şehir hastaneleri, vatandaş nezdinde çok beğenildi. Bunlarla beraber aile diş hekimliği sistemi de devreye girmeli" ifadelerini kullandı. Sağlık Bakanlığının iki pilot ilde bu uygulamayı hayata geçirdiği, diğer illerde de faaliyete geçirilmesi için çalışmalar yürüttüğü belirtildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KÖY OKULLARINA ANA SINIFI GELİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan toplantılarda, bir kurmayın, köylerde okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması önerisinde bulunduğu öğrenildi. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer konuyla ilgili "Buralarda ana sınıfı açılabilmesi için gerekli olan öğrenci sayısını 10'dan 5'e düşürmüştük. Köy ve benzeri yerlerde eğitime erişimde fırsat eşitliğini sağlamak için gerekli çalışmalar yürütülüyor" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ebru KARATOSUN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>memurlar.net</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ DUYUYOR MU?!]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersin-saglik-mudurlugu-duyuyor-mu-165702db5cd19-2f48-4758-ab61-be810a1b00df2022-06-09T16:17:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ DUYUYOR MU?!

MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ DUYUYOR MU?!

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MERSİN’de haksızlık ve usulsüzlüğü ilke edinen bir kesim, yazılarımızı görmezden geldi, il müdürü başta olmak üzere tüm yetkilileri YALAN ve DOLAN ile kandırmaya devam ettiler.&nbsp;</span><strong><span style="font-size:18px">Bizde şu an geçmişte yaptığımız haberlerin bir dizi linkini sizlere sunuyoruz.. Bu iş ŞAHSİ iş değil. Bu iş kimsenin görmezden geleceği bir işte değil. Bugünün yarını var!!!</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Sizden öncekilerde yazdığımız çok sayıda yazıya vızıltı yapmışlardı, bakın bugün yargı karşısındalar. <strong>Hukuk büronuzdan kimler yargıda, hangi yöneticilerden tazminat isteniyor, kimler görevi kötüye kullanmaktan yargılanıyor lütfedip yazılı sorun. Gözünüzle görün.</strong></span></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">Geliyoruz, bu günkü konunun, aslında önce nerede haber olduğu ve bizde haber şeklinde çıkan linklerine:</span></strong></span></p><p><strong><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/merkez-teskilat-ve-saglik-mudurluklerinde-masa-basinda-oturanlari-sahaya-alalim-13955">https://www.haberanaliz.net/haber/merkez-teskilat-ve-saglik-mudurluklerinde-masa-basinda-oturanlari-sahaya-alalim-13955</a></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/uygulanmayacak-ise-bu-yonetmelikler-neden-var-15618">https://www.haberanaliz.net/haber/uygulanmayacak-ise-bu-yonetmelikler-neden-var-15618</a></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mevzuatta-yeri-olmayan-gecici-gorevlendirmelere-neden-dur-denilemiyor-15631">https://www.haberanaliz.net/haber/mevzuatta-yeri-olmayan-gecici-gorevlendirmelere-neden-dur-denilemiyor-15631</a></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/ebe-hemsire-att-ve-toplum-sagligi-memurlari-icin-onemli-yazi-1839">https://www.haberanaliz.net/haber/ebe-hemsire-att-ve-toplum-sagligi-memurlari-icin-onemli-yazi-1839</a></span></strong></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">Daha sonra bizim burada köşede yer alan linkleri veriyorum:</span></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/makale/sagliktaki-masa-basi-hemsire-ebeler-ve-is-sagligi-guvenligi-2624"><strong>https://www.haberanaliz.net/makale/sagliktaki-masa-basi-hemsire-ebeler-ve-is-sagligi-guvenligi-2624</strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-sagliksiz-gorevlendirmeler-2641"><strong>https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-sagliksiz-gorevlendirmeler-2641</strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-5-2643">https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-5-2643</a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-4-2642"><strong>https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-4-2642</strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-3-2639"><strong>https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-3-2639</strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-2-2638"><strong>https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-2-2638</strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-2637"><strong>https://www.haberanaliz.net/makale/saglikda-peceli-6li-2637</strong></a></span></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, bu uygulama dil mi, hakkaniyetli mi, DOĞRU MU?&nbsp;</span></strong></span><strong><span style="font-size:18px">Eğer öyle ise, Teftiş kurulu neden sizleri ikaz ediyor ve Sağlık Bakanlığı sizlere genelge gönderiyor?&nbsp;</span></strong><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün 07/11/2018 tarihli ve 86642992-010.07.01- E.2207 sayılı, “Sağlık Personelinin Alanı Dışında Görevlendirilmesi” konulu genelge elinizde yok mu?&nbsp;</span></strong></span><strong><span style="font-size:18px">Personel Daire Başkanlarınız ve ilgili yardımcıları başta olmak üzere bu emir ve genelgeleri, yürürlükteki mevzuatları neden görmezden geliyorlar?&nbsp;BAKIN MASA BAŞINDA ÇALIŞTIRILAN SAĞLIK PERSONELİ İÇİN AŞAĞIDA İKİ MAKALE YAYINLIYORUM. YAZILAR BANA AİT DEĞİL.</span></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">1-MAKALE: </span>HABER VE İÇERİK KAYNAK:&nbsp;</strong><a href="https://www.saglikpersoneli.com.tr/ozel-haber/uygulanmayacak-ise-bu-yonetmelikler-neden-var-h25296.html"><strong>https://www.saglikpersoneli.com.tr/ozel-haber/uygulanmayacak-ise-bu-yonetmelikler-neden-var-h25296.html</strong></a></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Uygulanmayacak İse Bu Yönetmelikler Neden VAR?!!!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu kurum ve kuruluşları kanun, yönetmelik, yönerge, talimat, teblig ve genelgeler ile yürütülür. Yönetici bu kanun ve yönetmelikleri uygularken insiyatif almalı ve uygulanmasının tam olmasını sağlamalı. Peki Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlarda özellikle personel lehine yayımlanmış mevzuatlara neden uyulmamaktadır. Madem uygulanmayacak ise neden yayımlanmıştır ve hala durmaktadır. Çok araştırmaya girmeden Sağlık Bakanlıgına bağlı kuruluşlarda uygulanmayan yönetmelikleri burada kısa kısa değinelim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Personelinin İl İçi Yer Değişikliğinin Usul ve Esaslarına Dair Yönerge de "PDC'ye göre açık olan ve doldurulmasına ihtiyaç duyulan kadroları her müracaat döneminde ilan eder. Bu kadrolara atanmak isteyen personel tercih yaparak müracaatta bulunur. İl Müdürlüğü veya Müdürlük, öncelikle hizmet puanına göre, hizmet puanlarında eşitlik olması durumunda tercih sıralamasına göre, tercih sıralamasının aynı olması durumunda ise hizmet süresi fazla olan personelin atamalarını tamamlar" denilmesine rağmen bir kişi işaret eden sertifika şartı konulmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Personelinin İl İçi Yer Değişikliğinin Usul ve Esaslarına Dair Yönerge de "İl Müdürlüğü veya Müdürlükçe, görev yaptığı birimde PDC'de belirlenen sayıyı aşan personelden il merkezinde bulunanların; öncelikle il merkezinde, il merkezinde boşluk bulunmaması halinde ilçe, belde ve köylere, ilçe merkezinde bulunanların ise öncelikle ilçe merkezinde kendi teşkilatı içerisinde başka bir birime, ilçe merkezinde boşluk bulunmaması halinde belde ve köylere, (2) Hizmete yeni açılan tesisler için ihtiyaç duyulan personelin, (3) Görev yapılan sağlık kuruluşunun kapanması nedeniyle çalışan personelin, atama dönemine bağlı kalmaksızın ve hizmet puanı esasına göre resen ataması yapılabilir" denilmesine rağmen tam aksi bir şekilde PDC'si ve Standart kadrosu dolu olan özellikle il-ilçe sağlık müdürlükleri, 112 başhekimlikleri, ADSM'lerine yapılan PDC'si ve Standart kadrosu eksik olan kurumlardan yapılan geçici görevlendirmeler nasıl izah edilebilir. Bu yapılan gecici görevlendirmeler nedeni ile ödenen nöbet paraları kamu zararı değil midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yataklı tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde açıkca "Servis sorumlu hemşireleri nöbete girmezler." ibaresi yer alırken aynı hastane içersinde bir servis sorumlusuna nöbet tutturulurken bir başkasına nöbet tutturulmaz. Kriter ne? Yönetmeliğe aykırı hareket edilmesinin sebebi ne?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yataklı tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde açıkca "Hemşire adedi müsait olan kurum ve servislerde, servisler, ameliyathane ve hemşirelik hizmeti bulunan diğer ünitelerdeki hizmetlerin sürekliliğini sağlamak için Baştabiplikçe servis veya bölüm sorumlu hemşirelikleri kurulabilir. Bu servis sorumlu hemşireleri nöbete girmezler." denilirken serviste nöbet tutan hemşire sayısı az iken her bölüme sorumlu hemşire atamak, kadrosu dahi olmayan sorumlu hemşire yardımcısı atamak nasıl açıklanabilir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi Gazetede yayımlanan Hemşirelik yönetmeliğinde&nbsp; "Sorumlu hemşire yatan hasta üniteleri/klinikleri, yoğun bakım üniteleri, ayaktan tanı ve tedavi birimleri, acil, evde bakım gibi alanlarda hemşirelik hizmetlerinin yerine getirilmesinde başhemşireye karşı sorumlu olup, öncelikle ilgili alanda uzman hemşireler, yoksa üç yıl deneyimli ve hemşirelikte lisans mezunları arasından başhemşire tarafından görevlendirilir. Ancak, kurum/kuruluşta, hemşirelikte lisans eğitimine sahip hemşire bulunmaması halinde diğer hemşirelerden de görevlendirme yapılabilir. Sorumlu hemşire görevlendirildiği alanda öncelikle gündüz mesai saatlerinde görev yapar." denilmesine rağmen uzman hemşireler dururken, hemşirelikte lisans mezunu hemşireler dururken hemşirelik alanında lisans mezunu olmayanlar sorumlu, sorumlu yardımcısı olarak atanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Hizmet Standartları Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan 11.05.2012 tarih ve 6430 sayılı Nöbet Muafiyetleri konulu yazıda açıkca belirtildiği üzere hizmetin aksatılmaması kaydı ile 25 yılını dolduran sağlık personelinin nöbetten çıkarılması yer alırken&nbsp; nöbetsiz birimlerde çalışanlar neden 25 yıl altı personelden tercih edilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün 07/11/2018 tarihli ve 86642992-010.07.01- E.2207 sayılı, “Sağlık Personelinin Alanı Dışında Görevlendirilmesi” konulu yazısında da belirtildiği üzere; ebe, hemşire, acil tıp teknisyeni ve toplum sağlığı memurlarının, belirlenmiş görev ve yetki alanları göz önüne alınarak, görev ve unvanlarına uygun bir şekilde çalıştırılmaları gerekir.Bu durumda il-ilçe Sağlık Müdürlükleri, 112 başhekimliklerine, ADSM'lerine hastanelerden ihtiyaç var denilerek çekilen ve alan dışı olarak çalıştırılan personel nasıl açıklanabilir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün 07/11/2018 tarihli ve 86642992-010.07.01- E.2207 sayılı, “Sağlık Personelinin Alanı Dışında Görevlendirilmesi” konulu yazısında da belirtildiği üzere; ebe, hemşire, acil tıp teknisyeni ve toplum sağlığı memurlarının, belirlenmiş görev ve yetki alanları göz önüne alınarak, görev ve unvanlarına uygun bir şekilde çalıştırılmaları gerekir. Hastanelerde alan dışı çalışılan personel nasıl açıklanabilir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi Gazetede yayımlanan Hemşirelik yönetmeliğinde "Gözetmen hemşire: Başhemşirenin görevleri normal mesai dışında ve resmi tatil günlerinde gözetmen hemşire tarafından yürütülür. Bu hemşireler meslekte beş yıl deneyimli, lisans mezunu hemşireler arasından başhemşire tarafından seçilir ve görevlendirilir. Ancak, kurum/kuruluşta, hemşirelikte lisans eğitimine sahip hemşire bulunmaması halinde diğer hemşirelerden de görevlendirme yapılabilir."&nbsp; yeni mezun biri,&nbsp; lisans mezunu olmayan hemşire nasıl görevlendirilebilmektedir. Sadece mesai saatleri dışında görev yapabileceği belirtilirken gündüz mesai yaptırılmaları nasıl açıklanabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hiç bir mevzuatta yer almayan farklı isimlerde oluşturulan görevlendirmeler nasıl açıklanabilmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><span style="color:#FF0000"><strong>2.MAKALE.</strong></span> &nbsp;<strong>HABER VE İÇERİK KAYNAĞI</strong>:&nbsp;<a href="https://www.saglikpersonelihaber.net/gundem/merkez-teskilat-ve-saglik-mudurluklerinde-masa-basinda-oturanlari-sahaya-alalim-h6669.html"><strong>https://www.saglikpersonelihaber.net/gundem/merkez-teskilat-ve-saglik-mudurluklerinde-masa-basinda-oturanlari-sahaya-alalim-h6669.html</strong></a>&nbsp;&nbsp;</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Merkez Teşkilat ve Sağlık Müdürlüklerinde Masa Başında Oturanları Sahaya Alalım!</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Bir tarafta hemşirelik yaptırılmayan hemşireler, diğer tarafta acillerde yoğun bakımlarda her ay 80 90 saat fazla mesaiye zorlanan sağlık personelleri.. Ve ikisine de verilen aynı maaş.. Bir yanda düzenli ve nöbetsiz bir hayat, bir yanda çocuklardan ve sosyal yaşamdan kopartılan nöbet ağaçları</span></p><p><span style="font-size:18px">Anımsayacaksınız yaklaşık 2-3 yıl önce Sağlık Bakanlığı bir genelge yayımlamıştı, "Ebe, hemşire sahada çalışacak" diye...</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama nerde...</span></p><p><span style="font-size:18px">Torpilliler İl Sağlık Müdürlüğü ve halk sağlığı kurumlarına yerleştirilmiş vaziyette!</span></p><p><span style="font-size:18px">Hatta bazı kamu hastanelerinde de söz konusu bazı ebe ve hemşireler alan dışı birimlerde masa başında, hiç nöbet tutmadan ve hiçbir risk almadan sefa sürmekte!..</span></p><p><span style="font-size:18px">Hal böyle olunca da yıllardır devlet hastanelerindeki hemşire ve ebe açığı bir türlü kapatılamadı...</span></p><p><span style="font-size:18px">Ve sayıları hiç küçümsenmeyecek kadar da çok...</span></p><p><span style="font-size:18px">Kiminin arkasında siyasi, kiminin arkasında sendika, kiminin arkasında da yüksek bürokratlar bulunmaktaymış!</span></p><p><span style="font-size:18px">İddia ediyoruz, söz konusu hemşire ve ebeler sahaya gönderildiğinde, hastanelerde yaşanan hemşire ve ebe eksikliği ciddi oranda azalacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hiç olmazsa takviye sağlık kadrosu gelene kadar...</span></p><p><span style="font-size:18px">***</span></p><p><span style="font-size:18px">Evet, kamu hastanelerinde çalışan emekçiler bu uygulamaya tepkili ve öfkeli...</span></p><p><span style="font-size:18px">Öfkeliler çünkü, 3 kişinin yapacağı iş, bir kişinin üzerine yıkılmış durumda...</span></p><p><span style="font-size:18px">Aşırı iş yoğunluğu ve günaşırı nöbetlerden perişan haldeler...</span></p><p><span style="font-size:18px">"Para değil eleman istiyoruz. Para bir yere kadar. Her gün hastane, her gün nöbetçi... Zor oluyor..." diyor sağlıkçılar...</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani yıllardır "Zuloya yattığınız" yerlerden çıkıp, asli görevinize ve görev yerleriniz olan hastanelere bi zahmet dönseniz artık!</span></p><p><span style="font-size:18px">Eee, hadi ne duruyorsunuz!..</span></p><p><span style="font-size:18px">Adeta mayınlı yerlerde dolaşan meslektaşlarınız "Gün birlik olma günüdür!" diyor ve sizi yanlarında görmek istiyorlar...</span></p><p><span style="font-size:18px">***</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık emekçileri, "Liyakat ve ehliyet sahibi kişilere ne görev versek diye düşünmek varken, hangi koltuğa hangi adamımızı oturtalım diye düşünüyorsak bu hem millete, hem devlete ihanet ediyoruz demektir" diyorlar...</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın bir sağlık çalışanı neler anlatıyor:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Hastanelerde 657'li devlet memurlarına Sağlık-Sen, 4/d'li sürekli işçilere AK Parti, İl Sağlık Müdürlükleri 112 Acil Hizmetler ve Sağlık Ocakları'na da Türk Sağlık-Sen hâkim. Herkes kendi adamını kayırıyor. Örneğin, 657'li devlet memuru kan alma kayıtta duruyor, 4/d'li işçi muhasebede duruyor. Başka bir örnek daha verelim. 657'li devlet memuru rontgen kayıtta duruyor, rontgen teknisyeni sicilde çalışıyor. Hemen hemen her hastanede durum böyle. Türkiye genelinde ilimiz ilk 3'e girer. Ayrıca geçici görevlendirmelerde de ciddi torpiller dönüyor. Bu konuda çok rahatsızız. Kimseye bir şey diyemiyoruz, sesimizi de çıkartamıyoruz. Yeni gelen Sağlık Müdürümüzü bu konuda duyarlı olmaya ve hakkaniyeti sağlamaya davet ediyoruz. Hem İl Sağlık Müdürlüğü'nde hem de Halk Sağlığı Kurumu'nda çok ama çok ebe ve hemşire masa başında çalışıyor. Bizler hastanelerde adeta çile çekiyoruz. Adalet istiyoruz!"</span></p><p><span style="font-size:18px">***</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Müdürlükleri, Saymanlıklar, Muhasebe, Sicil gibi birimlerde çalışanların yüzde 90'a yakın bölümünün ebe, hemşire personeli unvanında olduğu iddia ediliyor...</span></p><p><span style="font-size:18px">...</span></p><p><span style="font-size:18px">Haydi sahaya!..</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Lale Akasoy-</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">1 ve 2 de yer verdiğimiz&nbsp;içerik aylar ve yıllar önce yazılmış.</span>&nbsp;</strong>Bizim haber sitemizde ise çıkan köşe yazıları bu yıl içinde daha henüz yeni. Yayın Tarihlerine dikkat edin olayı kavrarsınız. <strong>Peki neden yazılanlara, çizilenlere KAYITSIZ KALINIYOR?</strong><span style="color:#FF0000"><strong> Bu usulsüz, hukuksuz, kanunsuz, yasal olmayan işin ve uygulamanın arkasında önünde kim var?</strong></span></span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Bu uygulama ile bazılarını memnun ediyor olabilirsiniz. Ama aksayan sağlık hizmetleri ve sunulan sağlık hizmetlerinden dolayı VATANDAŞLAR, yani KAMU memnun değil, haksızlığa uğruyorlar. KUL HAKKINA giriyorsunuz! Hem de bilerek, isteyerek.Torpilli, icazetlileri koruyup kollarken, halkın sağlığını, devletin itibarını yerle yeksan ediyorsunuz ve bunun adını da, iş yaptık koyuyorsunuz...&nbsp;<span style="color:#FF0000">Bizler yazıp duyurunca da, kötü biz oluyoruz.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><span style="color:#FF0000">MERSİN’DE SAĞLIK ÇALIŞANLARI HUZURSUZ, MUTSUZ...</span> <span style="color:#008000">İŞ YERLERİNDE BU YÜZDEN, YANİ BU ÇARPIK UYGULAMADAN DOLAYI, İŞ YERİ BARIŞI ORTADAN KALKMIŞ DURUMDA.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><span style="color:#FF0000">Bir kez daha MERSİN İLİNDE ilgili ve yetkiliye hatırlatıyoruz,</span> MASA BAŞINDA, STRATEJİK YERLERDE, USULSÜZ- HUKUKSUZ- YASA VE MEVZUATA UYGUN OLMAYAN ebe- hemşire- sağlık memuru- att ve benzerlerini çalıştırmaktan vazgeçin artık. Asıl görev yerlerine SAHAYA gönderin. Bu konuda çok sayıda şikâyeti yakınmayı, basında çıkan yazıları görmezden gelmek SUÇ işlemektir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/62a20c3e88d34.jpg" /></span></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>haberanaliz.net/ <span style="color:#FF0000">ÖZEL</span></strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İktidara seslenen Vahap Seçer’den rant tepkisi: Bu memleket sizin babanızın malı mı?]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/iktidara-seslenen-vahap-secerden-rant-tepkisi-bu-memleket-sizin-babanizin-mali-mi-165696ba7e209-f490-48b8-b22f-1983d93aebfa2022-06-09T16:06:00+03:00HABER MERKEZİ İktidara seslenen Vahap Seçer’den rant tepkisi: Bu memleket sizin babanızın malı mı?

İktidara seslenen Vahap Seçer’den rant tepkisi: Bu memleket sizin babanızın malı mı?

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>ALİ EKBER ŞEN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar planlarında kamu hizmet alanı olarak işaretli kentin en değerli arazi konumundaki PTT tesislerine yönelik plan değişikliğini yaparak ranta açma girişimi Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in tepkisine yol açtı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçer, Ankara'ya “Bu memleket sizin babanızın malı mı?” diye seslendi. Mersin şehir merkezinin en değerli noktalarından birinde bulunan PTT tesislerinin yıkılacağı, yıkımın ardından kazanılacak 14 bin 589 metrekarelik alanda zemin + 10 kata kadar konut ve ticari alan yapılaşmasına olanak tanınacağı yönündeki bakanlık girişimi meclis toplantısına da damga vurdu. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Mersin'deki belediyeleri devre dışı bırakarak yapmak istediği bu değişiklik girişimi Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında tartışmalara yol açtı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“ŞEHRİN BAĞRINA HANÇER GİBİ SAPLANIR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Dilek ve temenniler bölümünde söz alan CHP'li Meclis Üyesi Abdurrahman Yıldız, şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">* “Bizim 5 binlik planlar hazırlanırken PTT Başmüdürlüğü söz konusu alanın satılmasını talep etmişti, bu meclis o zaman bu talebi reddetmişti. Fakat bazı güçler Ankara üzerinden ilgili alanın kamusal alan olmaktan çıkarıp, ticaret ve konut alanı yapılmasını, 10 kata imar verilmesini planlayıp Yenişehir Belediyemize gönderdiler.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Daha sonra bu konu Büyükşehir Meclisine gelecek. Bizim şehrin bağrına hançer gibi saplanacak bu projeye kökten karşı çıkmamız gerek. Nitekim o bölge şehrin incisi gibi bir yer. PTT'nin burada işi bitmişse, kamu burayı park ya da yeşil alan yapmalı. Ankara'da oturup o bölgede konut ihtiyacı var denmiş, ama oranın konuta değil yeşil alana ihtiyacı var.”</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP'Lİ ÜYE: BAKANLIĞA BİR TEKLİF SUNULMUŞ</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">AKP'li İsmail Yerlikaya ise PTT tesislerinin afet riskli yapı olarak sayıldığını kurumun bu nedenle de kullanmadığını ifade ederek, “PTT kurumu Yenice'de yeni bir alana taşınmak istiyor. Burası şu an PTT uhdesinde ve Bakanlığa bir teklif sunulmuş, onunla ilgili de görüşler alınıyor, olay bundan ibarettir. PTT arsası ile ilgili Bakanlığın yasalardan gelen bir hakkı var. Oraya yakın bir alanda Yenişehir Belediyesi'nin fuar alanı var. Beş ay önce Yenişehir Belediye Başkanı o alanı turizm ve otel alanı yapmak istiyordu, komisyona bu teklifte bulundu” ifadelerinde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">ÖZYİĞİT: KARŞI ÇIKACAĞIZ</span></p><p><span style="font-size:18px">Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ise konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:</span></p><p><span style="font-size:18px">* “Belgeye bakan adına imza atan bakan yardımcısı, konut ihtiyacı sebebiyle burada konuta ve ticarete açma teklifini soruyorlar ve fikrimizi soruyorlar. Mersin'de konut sorunu olabilir, biz bu sorunu kentsel dönüşümle çözeceğiz. Onlara cevap olarak, 2018 yılından beri sizin önünüzde bekleyen Eğriçam'da 34 hektarlık alan üzerine kurulu kentsel dönüşüm projemiz var.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Bize izin verin ve önümüzü açın bu sorunu böyle çözelim. Bizim fuar merkezini ticari ve turizm alanı teklifimiz konuşuldu. Orada yapmak istediğimiz kent meydanı yapmaktır. Ankara'dan oturup kentin konut ihtiyacını bu şekilde gidermek istemeleri oldukça manidar. Biz buna karşı çıkacağız ve oranın sosyal alan olarak kullanılması uygun olacaktır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">SEÇER: KARDEŞİM SEN TÜCCAR MISIN?</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise yapılan konuşmalardan sonra konuya ilişkin görüşlerini açıklarken bakanlığı sert bir dille eleştirdi. PTT'ye ait söz konusu arazinin çok önemli ve değerli olduğunu belirten Seçer şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">* “Mevcut yasalara göre Çevre Bakanlığı resen düzenleme yapar. Bunlar son iktidar dönemine ait uygulamalar, yerelin haberi olmadan resen yapılan işler. Sadece bu değil, bunun gibi kentin istikbalini ilgilendiren onlarca proje bakanlıklar tarafından müdahale ediliyor. Kentin 5000'lik projesinin bu kentin yapması gerekir. Sayın Yerlikaya alan üzerindeki tesislerin riskli olduğunu söylüyor. Biz onu değil, o arsanın değerini tartışıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Orası kamu alanı ama oraya turizm ve ticaret alanı yapılmak isteniyor. Kamu ticaret mi yapıyor? O zaman bütün kamu mülklerini satıp ticarete ve ranta açalım. O arsanın imar değişikliğiyle elde edilecek rantı nereye gidecek? Buradaki belediyelerin bu arsa ile ilgili bir tasarrufu olabilir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">* Büyükşehir Belediyesi arsa fakiri bir belediye, kendisine kamusal hizmet verecek alanlar arıyor. Bize nezaketen ihtiyacımız olup olmadığını sormadan resen ‘PTT arazisini biz turizm ve ticarete dönüştürelim önce gönderelim bakanlığa sonra göndersinler önümüze biz bunun gereğini yaparız' diyorlar. Kardeşim sen tüccar mısın? Bu memleket sizin babanızın malı mı?”</span></p><p><span style="font-size:18px">“İŞİN ADI KONMUŞ”</span></p><p><span style="font-size:18px">PTT'nin bir kamu kurumu olduğunu da hatırlatan Seçer, daha sonra şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">* “Yerelden, kurumlardan bir görüş alın. İşin adı konmuş, bizden görüş de isteseler de sadece şekil şartını yerine getirmek için. Biz olumsuz görüş aktarsak da zaten işin adı konmuş. Bir anlamda bizi enayi ve aptal yerine koymak istiyorlar. Bizim öyle bir halimiz yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Bu memleket kimsenin malı değil, her yasa faydalı değildir. Bu işleminde faydalı olmadığını düşünüyorum ve sonuna kadar buna karşı çıkacağım. Ayrıca Yenişehir bunu yerelde komisyonlara ve meclise soruyor. Bizden habersiz kamu alanlarında yapılan şeylerin yanlış olduğunu söylüyoruz. Biz Ankara'ya bu kadar mahkûm olamayız.”</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İsmi gitti kendi kaldı: Milyonlarca dosya kamyonlarla taşınmaya başladı]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/ismi-gitti-kendi-kaldi-milyonlarca-dosya-kamyonlarla-tasinmaya-basladi-16568cb8f7eeb-f306-4ffc-a4ea-56b5b324aed32022-06-09T16:02:00+03:00HABER MERKEZİ İsmi gitti kendi kaldı: Milyonlarca dosya kamyonlarla taşınmaya başladı

İsmi gitti kendi kaldı: Milyonlarca dosya kamyonlarla taşınmaya başladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">HAYATİ ARIGAN</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Şişli Kuştepe'de bulunan 23 katlı 2 bloklu ek hizmet binasının inşaatı hemen hemen tamamlandı. Binaya &nbsp;daha önce büyük puntolarla asılan ‘İCRA’ yazısı kaldırıldı. Sadece ‘İstanbul Adliyesi Ek Hizmet Binası’ tabelası kaldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Söz konusu ışıklı dev ‘icra’ tabelası, son dönemde yaşanan ekonomik krizi derinden hisseden vatandaşlarca ‘işte ekonominin durumu’ şeklinde yorumlanarak eleştirilmişti.<br />20 MİLYON DOSYA</span></p><p><span style="font-size:18px">İcra birimlerinde bulunan yaklaşık binin üzerinde personelin görev alacağı ek hizmet binasına milyonlarca dosya da taşınmaya başladı. Taşınmayla birlikte İstanbul Adalet Sarayı’nın insan yoğunluğunun yüzde 30 azalması öngörülüyor. 34 icra müdürlüğünde “derdest” yani takibi devam eden 6 milyonun üzerinde dosya bulunuyor. İcra müdürlükleri, 29 icra hukuk ve icra ceza mahkemeleri ile 3 iflas masasının dosyaları ile 20 milyonun üzerinde dosya ek hizmet binasına taşınacak.<br />FİZİKİ DOSYA ARTIK ORTADAN KALKIYOR<br />İcra mahkemelerinde artık avukatlar UYAP portalı üzerinden dosya açarken, icra dairelerine gelenlerin dosyaları ise tarandıktan sonra UYAP'a kaydediliyor. Böylece icra dairelerinde fiziki dosya tutulmuyor. Ek hizmet binasının açılmasının ardından arşiv dosyalarının da taranarak dijital olarak taranacağı belirtilirken, sadece satış dosyaları usul gereği zamanaşımı olmaksızın fiziken saklanıyor.<br />SÜRESİ DOLAN DOSYALAR GERİ DÖNÜŞÜME</span></p><p><span style="font-size:18px">Taşıma ile birlikte saklama süresi dolan dosyalar ise taşınma çalışmaları sırasında geri dönüşüme gönderilmek üzere ayrılıyor. Her dairenin dosyası sırayla 20'şerli 2 grup tarafından kamyonlara yüklenerek, ek hizmet binasına götürülüyor. İcra dairelerindeki personelin bir bölümü de yeni binada dosyaları tasnif ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">OTOPARK SORUNU</span></p><p><span style="font-size:18px">Hukukçular ise yeni hizmet binasının da talebi karşılayamayacağı, bunun da geçici bir önlem olduğunu belirtiyor. Asliye ticaret mahkemelerinin icra daireleri ile bağlantılı olduğunu belirten hukukçular, zaman kaybı yaşayacaklarını belirtiyor. Ek hizmet binasında ise yeterli otopark yok. Otopark sorunu avukat, icra takip memurları ve vatandaşlar için büyük sorun olması öngörülüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">2011’DE AÇILDI</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Adalet Sarayı 2011’de hizmete açılmıştı. İstanbul, Beyoğlu, Şişli, Eyüp, Fatih adliyeleri olmak üzere toplam 5 adliye ve Sultanahmet, Sirkeci, Gülhane, Levent, Beyoğlu, Şişli Ceza, Şişli Hukuk, Şişli İcra, Şişli İcra Mahkemesi, Fatih, Eyüp adliye binaları olarak toplam 11 ayrı binadaki adliyeler tek binada toplanmıştı. İstanbul Adalet Sarayı 6 blok, 7 bordum kat, zemin kat ve 12 kat olmak üzere toplam 333.000 metrekarelik kapalı alana sahip.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[TBB ve barolardan deklarasyon: Avukatları ezdirmeyeceğiz]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/tbb-ve-barolardan-deklarasyon-avukatlari-ezdirmeyecegiz-1656778fd5f4f-1901-4d6b-a700-8e509c6c7da12022-06-09T15:58:00+03:00HABER MERKEZİ TBB ve barolardan deklarasyon: Avukatları ezdirmeyeceğiz

TBB ve barolardan deklarasyon: Avukatları ezdirmeyeceğiz

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından “birlikte yönetim” anlayışıyla düzenlenen altı aylık değerlendirme toplantısı baro başkanları ve delegelerin katılımıyla yapıldı. TBB’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantının sonunda ortak deklarasyon yayınlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘AVUKATLIK MESLEĞİ UZUN SÜREDİR TEHDİT ALTINDA’<br />TBB ve 81 baro ve delegenin imzası ile kamuoyuna sunulan deklarasyonda, avukatlık mesleğinin uzun süredir tehdit altında olduğuna dikkat çekilerek çözüm önerileri sıralandı:<br />“Duruşmaların zamanında başlaması sağlanmalı. Avukatların yaşamlarını ve beden bütünlüklerini tehdit eden şiddet vakalarının önlenebilmesi için, avukatlığa yönelik ayrımcı ve itibarsızlaştırıcı dil terk edilmeli, gerekli tedbirler derhal alınmalıdır. Avukatlık faaliyetleri kişisel veriler bakımından istisna haller kapsamına alınmalıdır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">‘UYARI VE TEKLİFLERİMİZ GÖZ ARDI EDİLDİ’<br />Türkiye Barolar Birliği ve baroların, sorunların çözümü için yaptığı uyarı ve tekliflerin sürekli göz ardı edilmesinin yanı sıra krizi derinleştirecek yeni politikaların uygulamaya sokulduğu ifade edilerek,</span></p><p><span style="font-size:18px">“Mesleğimizi, Türkiye Barolar Birliği’ni ve Baroları bölmeye ve itibarsızlaştırmaya yönelik bir söylem tercih edilmiştir. Kaotik bir hâl alan adalet sisteminde, avukatlar intihara sürüklenmiş ve mesleklerini icra ettikleri her türlü kamusal alan, avukata yönelen şiddetin ve cinnetin suç mahalleri haline gelmiştir. İçinde bulunduğumuz bu ağır koşullara bir de ekonomik krizin eklenmesi ile birlikte avukatlar en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak bir tehlikenin altında kalmışlardır” denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklanan deklarasyonda tüm bu sorunlar karşısında TBB ve baroların, işlevsizleştirilmiş adalet sistemi ve ekonomik kriz karşısında avukatları ezdirmeme kararlılığında ortaklaştığı ve demokratik haklarını kullanma kararı alındığı kaydedildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘HAREKETE GEÇMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ KALMAMIŞTIR’<br />TBB ve baroların ortaklaştığı deklarasyonda sorunların çözülmemesi halinde yapılacaklar şu ifadelerle açıklandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Avukatlık faaliyetlerinin önündeki engellerin kaldırılmaması ve avukatların içinde bulunduğu ekonomik yoksunluğun giderilmesine yönelik yukarıda tespit olunan adımların ivedilikle atılmaması hâlinde, yeni adli yılın açılışıyla birlikte uluslararası sözleşmelerin, Anayasa’nın ve kanunların bize tanıdığı demokratik haklarımızı kullanmakta bir an bile tereddüt etmeyeceğimizi; içinde bulunduğumuz koşullar görmezden gelinmeye devam edilirse, temsil yetkimizden aldığımız haklara dayanarak aşamalı eylem planlarını hep birlikte hayata geçirme kararlılığında olduğumuzu, Birliğimizden aldığımız kuvvetle tarih önünde tüm kamuoyuna bildiririz. Mesleğimize ettiğimiz yeminin gereği olarak harekete geçmekten başka çaremiz kalmamıştır.” (GAZETE DUVAR)</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[AVUKATLIĞIN GELDİĞİ SON HALİ İÇİN YAZDI: KALDIRIN BEYLER!!!]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/avukatligin-geldigi-son-hali-icin-yazdi-kaldirin-beyler-16566eb751433-bfe4-47c3-a8e7-a775902330682022-06-09T15:47:00+03:00HABER MERKEZİ AVUKATLIĞIN GELDİĞİ SON HALİ İÇİN YAZDI: KALDIRIN BEYLER!!!

AVUKATLIĞIN GELDİĞİ SON HALİ İÇİN YAZDI: KALDIRIN BEYLER!!!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<h1><strong><span style="font-size:18px">KALDIRIN BEYLER!!!</span></strong></h1><p><span style="font-size:18px">Kaldırın beyler, avukatlık hâkimlik savcılık stajlarını kaldırın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Stajda çalışma hakkı vereceğinize kestirmeden gidin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hatta Tıp fakültelerinden uzmanlık eğitimini kaldırın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Zamandan ve masraftan tasarruf etmek için terzilere cerrahlık, aktarlara dâhiliye ve eczacılık yetkisi verin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Zaten şu anda ülkede liyakat ve kalite arayan yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Herkes her şeyi biliyor ya, no problem.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yasama yürütme icra mekanizmalarından belli bu bilgi yoğunluğu, tabi halka kadar da intikal etmiş.</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçen seçmiş, insanlık mülkiyete konu olmuş, namus her gün farklı arabayla gelip gitmek dedikodusuna kurban edilmiş, kırmızı ışıkta geçmek işim var bahanesi ile kendi kendini ikna eder olmuş, yalanmı?</span></p><p><span style="font-size:18px">İşi var adamın, diğerleri gibi boşta gezer mi, adam avukat, doktor, mühendis, müteahhit, hastaneye yetişecek, adliyeye yetişecek, inşaatına yetişecek, altın gününe yetişecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Zaten kariyer ve prestij araba markasından belli, Mercedes BMW ise araç, artık her türlü kuralı kendisine göre esnetir, önemli adam ya.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adam doktor avukat hâkim vs, her kelimesi çok dikkatle dinleniyor, beyimiz de artık kendisini toplumun temel direği, sorunlara çare görüyor konuşuyor, beylik laflar söylüyor ve kendisiyle gurur duyuyor ama kırmızı ışıkta 30 sn bekleyemiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yada bu kadar yorulup topluma çare üretip akıl verdikten sonra akşam iki duble içmiş direksiyona oturmuş bunu damı çok görüyorsunuz ya, serseri mi bu adam, işsiz güçsüz mü?..</span></p><p><span style="font-size:18px">Yâda park yapılmaması gereken bir yere park etmiş, ağabeycim sen de adam önemli adam, işini biran evvel halletsin daha topluma çare olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adalet mülkün temelidir diyoruz ya, lafta kalmış, adalet mekanizması ile oynanmaz beyler, ama oynanmış adalet kötü yola düşmüş esprisi neredeyse gerçek olmuş.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adalet bilgi ister, deneyim ve tecrübe ister, çalışmak ister, en önemlisi de hukuk mantığı ister.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eğer herkese eğitim hakkı vereceğiz bahanesiyle ki en çok anneler sevinir buna, hukuk fakültelerini çoğaltmak çaresini bulursanız, o fakültelerden çocukları mezun edersiniz ama hukukçu mezun edemezsiniz.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Adalet, hukukçu ister.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama siz mantar gibi hukuk fakültesi açarsanız bu talebeleri yetiştirecek hoca yoksa eğer avukatlar hukuk fakültelerinde derse giriyorsa, bu arada kadroları tamamlamak için profesörlüğü doçentliği dağıtırsanız bu çabanız sadece istatistiklerde sayı olarak görünür ama adalet mekanizmasını temelinden sarsar, kaliteyi ve kalifiyeyi düşürürsünüz.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte o zaman adalet o kadının ismiyle denk olur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Avukat Hâkim Savcı eksiğini nasıl tamamlarız diye düşünmeyeceksiniz, nasıl hukukçu yetiştiririm diye düşüneceksiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunun başka çaresi yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi bazı memurlar, mekanizmada yıllarca çalışmışlar ya, biz de avukat hâkim yâda savcının yaptığı işi yaparız bize de yetki verin diyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Haklılar, bakıyorlar ki kendilerinden bir farkı yok, zaten bütün işi kendileri yapıyor, adam sadece imza atıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ben de olsam böyle düşünürüm.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü mantık düz mantık, hukuk mantığı yok, o zaman herkes olabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Düz mantık her bireyde var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hukuk yâda tıp diplomasına ne gerek var, birde ömrünün yarısını okumakla harcıyorsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ben de akşam internetten her şeyi öğreniyorum zaten diyor adam.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dikkat edin okuyorum demiyor internetten bakıyor iş tamam.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunun yolunu eskiler açmış zaten, yatacakları yer yok ama extern diye bir icat çıkarmışlar, neymiş okula devam zorunluluğu yok, kitabı oku sınava gir hukukçu ol.</span></p><p><span style="font-size:18px">Netice çok yüksek başarı!!!</span></p><p><span style="font-size:18px">Adam memur nasıl gelip gidecek okula, zaten 657 sk tabi olunca bir okumada anlayacak kapasiteye sahip sayılıyor, öyle avam gibi ayrıntılı anlatmaya gerek yok bir okusun tmm.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ehliyet sınavı gibi yani...</span></p><p><span style="font-size:18px">Neticede hukukçu ehliyetini alıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hukuk zaten ezber demek, ezberin kuvvetliyse olur, yaparsın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yabancı ülkelerde, gelişmişlerde değil he, çoğunda, hatta şu ihtihza konusu olan muz cumhuriyetinde bile adamlar çok elenerek girdikleri hukuk fakültelerinden mezun olduktan sonra çeşitli aşamalarda 15 yılını doldurmadan hâkim savcı olamıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Oha bu kadar da olmaz yani, biz pratik milletiz, anlayışımız çok hızlı onun için 6 ay yeter.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu şekilde adalet mekanizması çürür, ismi kalır muhteviyatı yok olur, tabi bununla birlikte mülkte kalmaz temel de.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu malum müteahhitlerin deniz kumuyla attığı temeller bunlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Zaten doğru düzgün bir hukuk eğitimi almayan mezunları stajdan da muaf tutun olsun bitsin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bilmeyen itiraz da edemez zaten, daha önemlisi itiraz etse de doğrusunu söyleyemez.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çabucak olur biter her şey, hedef süreye de uyulmuş olur, mükemmel sistem de bu zaten.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne olursa olsun karar ver kes at.</span></p><p><span style="font-size:18px">Nasıl olsa gecikmiş adalet, adalet değildir, biz doğru yanlış demeden kestirmeden halledelim ki adalet gecikmesin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu ancak yorganın altında işe yarar, dünya bunu yemez.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ucuzlatacağım, zaman kazanacağım, çoğaltacağımm ama kalitesi önemli değil derseniz, çin malı çakma parçalara benzer sistem, tez zamanda yok edersiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kalite ve kalifiye ortadan kalkarsa bu bir felakettir hem millet için hem de devlet için.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bizden söylemesi, hani zulüm karşısında susmayalım dedik.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Eczane iflaslarının başlaması kaçınılmaz]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/eczane-iflaslarinin-baslamasi-kacinilmaz-16565c7297418-801c-4f5b-b188-d8e71341e64a2022-06-08T14:59:00+03:00HABER MERKEZİ Eczane iflaslarının başlaması kaçınılmaz

Eczane iflaslarının başlaması kaçınılmaz

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk Eczacıları Birliği Başkanı Arman&nbsp;Üney, "28 bin 700 eczacımız için ilaç fiyat kararnamesinin yeniden ele alınması, günün koşullarına uygun ve gerçekçi düzenlemelerin yapılması, artık ertelenemeyecek, ötelenemeyecek bir noktaya gelmiştir" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üney, düzenlediği basın toplantısında, ilaç fiyat kararnamesi sorununun bir türlü çözüme kavuşturulmadığını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'de sağlık hizmeti sunan eczacıların ekonomik kaderinin, 13 yıl öncenin ekonomik koşullarında takılı kaldığını kaydeden&nbsp;Üney, pek çok sektör ve meslek grubu için ekonomik iyileştirmeler hayata geçirilirken, eczacıların ilaç fiyat kararnamesinde en son değişiklik yapılan 2009 yılının koşullarında unutulduğunu söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>'ECZANELERİN&nbsp;YARISI KAPANMA NOKTASINA GELDİ'</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Artık eczacıların kredi borçlarını yeni bir krediyle kapattığını ve ecza depolarına ödemelerini yapamayacak hale geldiğini dile getiren Üney, "28 bin 700 eczacımız için ilaç fiyat kararnamesinin yeniden ele alınması ve günün koşullarına uygun ve gerçekçi düzenlemelerin yapılması, artık ertelenemeyecek, ötelenemeyecek bir noktaya gelmiştir. Eğer acil bir düzenleme yapılmazsa, eczane iflaslarının başlaması kaçınılmazdır. Ülke çapında sağlık hizmeti sunan 28 bin 700 eczanemizin yarısı kapanma noktasına gelmiştir. Yani, her iki eczaneden biri kapanma noktasındadır" diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üney, eczacıların hiçbir sorumluluğu olmadığı halde ecza depolarında bulunamayan ilaçlar yüzünden hastalarla karşı karşıya geldiğini belirterek, bu sorunun nedeninin eczacılar olmadığını, sebebin avro kurundaki artışlardan kaynaklandığını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu konulardaki haklı taleplerini yetkili mercilere defalarca ilettiklerini söyleyen Üney, "Artık eczacıların mücadele ettikleri ekonomik dar boğazdan kurtulmak için bir yol haritası belirleme ve kendi kaderini tayin etme zamanı gelmiştir." dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Arman Üney, tüm bu konuların görüşüleceği, Türkiye'deki bütün eczacı odası başkanlarının ve yöneticilerinin katılacağı 23-25 Haziran'da Konya'da düzenleyecekleri Bölgeler Arası Toplantı'da yaşanan sorunları masaya yatıracaklarını aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: BİRGÜN GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Avukatlardan kanun teklifine itiraz: Tek kelimeyle fiyasko]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/avukatlardan-kanun-teklifine-itiraz-tek-kelimeyle-fiyasko-1656466d0007e-7255-443a-8dc5-e2240c620a2c2022-06-08T14:55:00+03:00HABER MERKEZİ Avukatlardan kanun teklifine itiraz: Tek kelimeyle fiyasko

Avukatlardan kanun teklifine itiraz: Tek kelimeyle fiyasko

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">Nur Kaplan</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">ANKARA- AK Parti’nin ‘çoklu baro yasası’ sonrası Ankara ve İstanbul’da kurulan yeni barolara adli yardım ödenek desteğini arttıran, hâkim ve savcı yardımcılığı getirilmesi öngörülen ve ‘stajyer avukatlara’ yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi görüşmeleri TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Avukatlık kanun teklifine ilişkin Ankara Adliyesi’nde bir araya gelen Avukat Hakları Grubu, itirazlarını dile getirerek açıklama yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘SİYASİ KAYGILARLA MESLEK ÖRGÜTÜMÜZÜ BÖLMEYE YÖNELİK ÇABALARI KINIYORUZ’</span></p><p><span style="font-size:18px">Avukat Hakan Gönenç, adli yardım ve staja dair düzenlemeler öngören kanun teklifinin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Düzenlemelerin siyasi kaygılar ile meslek örgütünü bölmeye yönelik haksız eylemler olduğunu ifade eden Gönenç, “5 Nisan müjdesi olarak sunulan teklif tek kelimeyle fiyaskodur. Hayal kırıklığıdır. Bu kanun teklifi derhal geri çekilmelidir. Aksi halde tarihe bir utanç belgesi olarak geçecektir” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Avukatlar intihar ederken, avukatlar büro giderlerini karşılayamazken, enflasyon altında bir değeri kalmayan avukatlık ücretleri dahi tahsil edemezken, avukatlar savundukları müvekkilleri ile özdeşleştirilip tutuklanırken, avukatlar saatlerce duruşma beklerken, mahkemelerde hakim ve savcı karakollarda kolluk tarafından hor görülürken, Avukatlık Kanunu 2. Maddesi'ne ve bilgi edinme kanunu rağmen kamu kurumlarında türlü engellemelerle karşılaşırken, stajyer avukatların bırakın gelir etmelerini sağlık güvenceleri dahi yokken, Ankara’da olan biz avukatların bir adliye binası dahi yokken, 1969 tarihli yamalı bohçaya dönmüş ve ihtiyaçlara cevap vermeyen mevcut avukatlık kanunu üzerinde yapılan bu ayrıştırıcı haksız ve anayasaya açıkça aykırı kanun teklifi ile ve tamamen siyasi kaygılarla meslek örgütümüzü bölmeye yönelik çabalarını esefle kınıyoruz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">‘BU DEĞİŞİKLİĞİN GEÇMEMESİ İÇİN SAVAŞIN’<br />Avukat Gönenç, “Yalnızca 2 No’lu Baroyu ayakta tutabilmek adına adaletsiz adli yardım paylaşımı yöntemi ile haksız kazanca sebebiyet verecek, naylon staj yolunu açacak ve 2 No’lu baroya baskıyla yeni üyelerin kazandırılmasını amaçlayan bu kanun teklifine karşıyız” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Avukat Hakları Grubu İstanbul Sözcüsü Avukat Gökhan Ahi ise kanun teklifinin çoklu baro sistemini fonlamak ve avukatları parçalamak için sunulduğunu, teklifin kabul edilmesi sonucunda birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bütçeleri, numaralı barolar lehine adil olmayan bir şekilde paylaştırılacağını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Avukatların her devirde hak arama hürriyetini savunduğu için otoriter yönetimlerin “istenmeyen çocukları” olduğunu belirten Ahi sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu yüzden ki, savunma kurumunu güçsüzleştirmek ve etkisizleştirmek istiyorlar. Bugün görüşülecek bu kanun teklifi bu planın bir parçasıdır. Buna hep birlikte karşı duralım. Sessizlik içerisinde teslim olanlara sesleniyorum, susmayınız. Dün susanlar bugün avukatlığın kara tarihinde yerini almıştır. Siz de aynı karanlık tarihe gömülmek istemiyorsanız, çıkın Meclis’e gidin. Bu değişikliğin geçmemesi için savaşın.”</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: GAZETE DUVAR</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Sağlık sisteminde çöküşün raporu]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/saglik-sisteminde-cokusun-raporu-16563e6ba514c-e0c1-4fba-b666-18c1979842b82022-06-08T14:51:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık sisteminde çöküşün raporu

Sağlık sisteminde çöküşün raporu

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>ERDOĞAN SÜZER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik krizle boğuşan Türkiye'nin diğer ülkelerle karşılaştırmalı sağlık verilerinden de ciddi uyarı mesajları geliyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün (OECD) yayımladığı 2021 yılı Sağlık Raporu'na göre Türkiye, sağlık harcamalarının milli gelire oranı ve devletin sağlık harcamalarına katkısı gibi verilerde birçok ülkenin gerisinde kalırken halkın cebinden yaptığı sağlık harcamaları konusunda öne çıkıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">MİLLİ GELİRİN YÜZDE 4.3'Ü<br />Rapora göre, OECD ülkelerinde milli gelirin yüzde 8.8'i halkın sağlığına harcanırken Türkiye'de milli gelirin sadece yüzde 4.3'ü sağlığa gidiyor. ABD milli gelirinin yüzde 16.8'ini, ‘Türkiye'yi kıskanıyor' denilen Almanya ise yüzde 11.7'sini halkın sağlına harcıyor. Rapora göre, geçen yıl kişi başına sağlık harcaması Türkiye'de 1.267 dolar, OECD ortalaması 4 bin 87 dolar oldu.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">TÜRKİYE SON SIRALARDA</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Devletin sağlık harcamalarına katkısı OECD ülkelerinde yüzde 35'e ulaşırken Türkiye'de yüzde 23'te kaldı. Sağlık harcamalarına halkın kendi cebinden yaptığı katkı oranında ise Türkiye, ABD ve Almanya gibi özellikle sağlıkta çok eleştirilen ülkeleri bile geride bıraktı. Türkiye'de her 100 liralık sağlık harcamasının 17 lirasını vatandaş cebinden karşılarken bu tutar Almanya'da 13 TL, ABD'de 11 TL'ye kadar düşüyor. &nbsp;OECD ülkelerinde bin kişiye 3.6 hekim, 8.8 hemşire, 4.4 yatak düşüyor. Buna karşılık her bin kişiye 2 hekim, 2.4 hemşire, 2.9 yatağın düştüğü Türkiye listenin en sonlarında yer alıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne kadar paran varsa o kadar sağlık hizmeti<br />CHP Milletvekili Dr. Fikret Şahin, OECD verilerinin Türkiye'nin sağlıktaki çöküşünün kanıtı olduğunu söyledi. 2002-2019 yılları arasında Sağlık Bakanlığı hastanesi sayısı yüzde 15, yatak sayısı yüzde 33 artarken özel hastane sayısının yüzde 112, özel yatak sayısının yüzde 178 arttığını söyledi. Dr. Şahin, “Türkiye'de kamucu sağlık hizmeti ortadan kalkmış, ne kadar paran varsa o kadar sağlık hizmeti alırsın dönemi başlamıştır. Sağlık hizmeti hızla hastane patronlarının eline geçmekte, cepten sağlık ödemeleri artmaktadır” dedi.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Eczaneler de isyan ediyor<br />Ekonomik krizin vurmadığı meslek de sosyal sınıf da kalmadı. Geçim savaşı ağırlaşan halkın çığlığı giderek yükselirken bir feryat da eczacılardan geldi. Ülke genelindeki 28 bin 700 eczane adına konuşan Türkiye Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Arman Üney, eczacıların borçlarını, personel maaşlarını, elektrik faturalarını ve kiralarını ödeyemez hale düştüğünü söyledi. Sabırlarının tükendiğini, bıçağın kemiğe dayandığını ifade eden Üney, “Gücümüz de tahammülümüz de kalmadı, kapanıyoruz” dedi. Eczacılar 23-25 Haziranda eylem planı belirlemek için Konya'da kritik bir toplantı yapacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">İFLASLAR YAŞANACAK</span></p><p><span style="font-size:18px">TEB Başkanı Üney, 13 yıldır değiştirilmeyen ilaç fiyat kararnamesinin günün koşullarına göre yeniden düzenlenmemesi halinde ülkede eczane iflasları yaşanacağı ve 29 bine yakın eczanenin yarısının kapanacağı uyarısında bulundu. Aileleriyle birlikte 300 bini aşkın eczacının varlık yokluk savaşı verdiğini belirten Üney hem mesleki hem de toplum sağlığı açısından ülkenin önünde karanlık bir tablo bulunduğunu söyledi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ GAZETESİ</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Mersin’de ÇED toplantısı olaylı bitti]]>https://www.haberanaliz.net/public/haber/mersinde-ced-toplantisi-olayli-bitti-1656238c5b646-dd37-4bf7-94db-59f93f7ecc832022-06-08T14:47:00+03:00HABER MERKEZİ Mersin’de ÇED toplantısı olaylı bitti

Mersin’de ÇED toplantısı olaylı bitti

GÜNDEM

HABER MERKEZİ