Haber Analizhttps://www.haberanaliz.net GAZETEMİZ SUYA SABUNA DOKUNUR, BİR SOLUKTA OKUNUR... tr2020-11-27T08:55:59+03:00<![CDATA[GİRGİN: KAPATIN DEMESİ KOLAY!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-kapatin-demesi-kolay-1216410a698d2-2b15-42d7-8709-ed744d0deb942020-11-26T21:57:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: KAPATIN DEMESİ KOLAY!

GİRGİN: KAPATIN DEMESİ KOLAY!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP’li Milletvekilleri Bakan Ruhsar Pekcan’ı esnafın çektiği sıkıntıları anlatan dövizlerle karşıladı. Salonda yer alan güvenlik görevlileri görüntü almak isteyen basına müdahale etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Meclis çatısı altında esnafın sorunlarını dile getirmek isteyen milletvekillerine bile kulak vermeyen bir zihniyet sokaktaki vatandaşa kulak verir mi? Polis zoruyla görüntü alınmasına engel olmak niye? Yapılan ayıbı saklamak mı?” diyen CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, Ticaret Bakanının sunumunda esnaflar için bir tek kelime bile etmediğini belirterek tepkisini dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SABAH YAPILANDIRMA YAPILDI AKŞAM İŞYERLERİ KAPATILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Esnaf kan ağlıyor, kapatın demesi kolay. Bu insanlar kiralarını, faturalarını nasıl ödeyecek? Daha da önemlisi ne yiyip ne içecekler? Sabah, vergi yapılandırması, akşam işyerlerinin kapatıldığı haberi veriliyor. İyi, güzel, yapılandırılma yapıldı ama dükkânı kapattınız. Nasıl ödenecek vergiler, borçlar, kiralar? Kırk yıldır vergi veren esnaf ‘Devlet bana kırk gün bakamadı’ diyor. Esnafı virüs değil işte bu terk edilmişlik öldürecek” diyen Girgin&nbsp; “sosyal devlet, "Hiçbir destek sağlamadan iş yerlerinizi kapatın’ diyerek esnafı kendi kaderine terk edemez. Bu iktidarın bir acziyetidir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin açıklamalarına şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sayın Bakan, sunumunda esnaflara dair bir tek kelime bile etmedi, el insaf. Salgın döneminde esnafa ‘Dükkanı kapatacaksınız’ dediniz 700 bine yakın dükkan geçici olarak kapatıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dükkanı kapatmaya itirazımız yok ancak sağlık için mutlaka tedbir almamız, sosyal devlet olarak esnafımızı koruyacak bir zırh oluşturmamız gerekiyordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi olarak ‘Hemen bir sicil affı çıkarılsın, esnaf bankadan kredi alabilsin’ diye diye dilimizde tüy bitti, çıkarılmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Alınan sınırlı krediler var, kamu bankalarından kredi alabilen az sayıda esnaf kredi aldı ama şimdi dükkan kapalı, faiz de bindi, nasıl ödeyecek? Esnaf diyor ki ‘Benim ödeyeceğim şekilde taksitlendirin, benden faiz almayın’ Doğru, gelir elde etmedik ki faiz alalım. Yok arkadaş ben anlamam illaki ödeyeceksin demek tefeci tarzıdır, sosyal devletin değildir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KANTİNCİLER, LOKANTALAR, SERVİSCİLER, TOPLAM 383 BİN İŞYERİ KAPATILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin sektörlerden bazı örnekler vererek devam etti. “Kantin sahipleri diyor ki ‘Normal dönemde zaten biz altı ay çalışıyoruz. Altı ay daha okullar açılmazsa mahvolacağız’ Lokantalara, restoranlara paket servis uygulaması geldi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Esnaf diyor ki ‘Paket servisle olacak iş mi bu? Kim İskenderi pakette yemek ister? Çalışan personelin maaşını paket servisle nasıl ödeyeyim?’</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer yandan, servisçiler altı aydır kontak açmıyor. Diyorlar ki ‘Dünyanın en pahalı yakıtını kullanıyoruz’ Doğru. Şoför esnafının ticari akaryakıt desteğine her zamankinden daha çok ihtiyacı var, ‘Verin’ dedik maalesef bu destek verilmedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘Zincir mağazalarla ilgili bir düzenleme yapın’ diyor esnaf. ‘Alışveriş merkezlerinde en azından haftada bir gün kapansın’ dedik, esnaf da bunu söylüyor ama kapatmadınız. "Kamu kuruluşlarına ait işyerlerinde çalışan esnaftan en azından dükkânın kapalı olduğu dönemde kira alınmasın." dedik, aldınız.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NEREDEYSE ESNAFI ÇEKİP VURMADIĞINIZ KALDI, BU İNSANLAR TAŞ MI YİYECEK?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin şöyle devam etti: “Pandemi boyunca zarara uğrayan esnafa kira desteği verilsin, stopajı kaldırılsın, esnafın sosyal güvenlik primlerini en azından devlet ödesin." dedik, yapmadınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eğer esnaf SGK primini ödeyemezse sağlık hakkından da yararlanamıyor. Neredeyse esnafı bir çekip vurmadığınız kaldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dükkânı batan insanlar taş mı yiyecek? Yeni kararlarla, 383 binden fazla iş yeri ve işletme ve bu işletmelerde çalışan yaklaşık 2 milyon işçi için, Gelir Kaybını Destekleme ve İşsizliğe Karşı Koruma Paketi hayata geçirilmeli, esnafa gelir kaybı ödeneği veya yardımları sağlanmalıdır.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CİRO KAYBINA GÖRE GELİR DESTEĞİ VERİLSİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu kapsamda; günlük cirosunda yüzde 30 kayba uğrayan esnafa aylık 2.500 TL, günlük cirosundan yüzde 30 ile yüzde 50 arası kayba uğrayan esnafa aylık 3.000 TL, günlük cirosundan yüzde 50 ve üzeri kayba uğrayan esnafa aylık 3.500 TL gelir koruma güvencesine dâhil etmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayrıca, Esnaf Bakanlığı kurulmalı, sicil affı çıkarılmalı, kiralarda stopaj kaldırılmalı, krediler, vergi ve sigorta primleri faizsiz ve ödeme gücüne göre, pandemi sonrasına ertelenmelidir. Küçük esnafımızın yanında çalışanların, kısa çalışma ödeneği sorunları giderilmeli, kamu kurumları kiracısı olan esnafımızdan kira almamalı, icra işlemleri durdurulmalı, okul kantinlerinden bir yıl kira alınmamalı, servis işletmecilerinin teminat mektupları iptal edilmeli, 6 milyon sokak esnafımız kayıt altına alınmalıdır.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAZILARINA İHALESİZ DESTEK VERİLİRKEN ESNAF GÖRMEZDEN GELİNİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Sayıştay raporlarına göre Turquality Destek Programı'ndan yararlanabilmek için ön koşul olan gelişim yol haritası hazırlanması işleri&nbsp; Bakanlıkça belirlenen firmalara ihalesiz veriliyor, bazı firmalara bedelinin 2 katı tutarında ödeme yapılıyor ve&nbsp; bu güne kadar bu firmalara 145 milyon aktarılıyor, yurt dışı birimlerinin kira ödemelerinde de değerinin 24 milyon lira fazlası ödeme yapılıyor,2 milyona yakın esnafın derdine gelince de görmezden geliniyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin bitirirken şunları ekledi: “Gelecek kuşaklar bu iktidarı pandemi koşullarında bile temel sosyal devlet ilkelerini uygulamaya yanaşmayan bir iktidar olarak anacaktır. Esnafa destek vermeyerek görevini yapmayan siyasi iktidara sesleniyorum, bir deyim vardır Anadolu'da: Kurt kışı zor da olsa geçirir ama yediği ayazı unutmaz. Esnafımız da mutlaka iktidara da bu konuda gerekli cevabı demokratik yollardan verecektir.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Standartlara uygun skandal!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/standartlara-uygun-skandal-1216334303afa-8226-4149-802c-6988202a13572020-11-26T21:52:00+03:00HABER MERKEZİ Standartlara uygun skandal!

Standartlara uygun skandal!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TİGEM’den aldıkları sertifikalı buğday tohumlarının içinden 3-4 çeşit buğday çıktığını belirten çiftçilerin iddialarını, soru önergesiyle TBMM gündemine getirdi.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gürer’in önergesini yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, iddiaların incelendiğini belirterek, tohum karışıklıklarının sertifikasyon sistemine göre olması gereken standartlarda olduğunu ifade etti.&nbsp;</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİLERİN TOHUMLARI KARIŞTI MI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde Pankobirlik’ten ekim dönemi öncesinde TİGEM üzerinden &nbsp;sertifikalı buğday tohumu alan çiftçilerin, aldıkları tohumların içerisinden 3-4 çeşit buğday tohumu çıktığı yönündeki iddialarını gündeme getirdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İDDİALAR DOĞRU MU?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, çiftçilerin iddialarını TİGEM’e de ulaştırdığını ifade ederek, bu başvurularla ilgili araştırma yapılıp yapılmadığını, yapıldı ise ne gibi sonuç alındığını ve ne gibi işlem yapıldığını sordu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOHUMLAR İNCELENDİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in önergesini yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,&nbsp;Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından dağıtımı yapılan tohumluklarla ilgili Pankobirlik veya bağlı üreticilerinin şikâyetlerinde; diğer tüm şikâyetlerde&nbsp;olduğu gibi TİGEM tarafından teknik heyetler görevlendirildiğine dikkat çekti. Bakan Pakdemirli,&nbsp;şikâyette bulunan kişi, kuruluş veya firma yetkilisi ile birlikte şikâyete konu tohumluk veya ekilişlerinde yerinde&nbsp;incelendiğini anlattı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KARIŞIM VAR AMA STANDARTLARA UYGUN&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan incelemelerin sonuçlarını açıklayan Bakan Pakdemirli, “İncelemeler neticesinde tespit edilen hususlar, inceleme sonucundaki kanaat de belirtilerek rapor haline getirilerek&nbsp;ilgili&nbsp;kişilere veya kuruma resmi yazı ile bildirilmiştir. Günümüze kadar TİGEM’e ulaşan söz konusu şikâyetlerin incelenmesi sonucunda, iddia edilen tohum karışıklıklarının sertifikasyon sistemine göre olması gereken standartlar içerisinde olduğu kanaatine varılmış ve kendilerine yazılı olarak&nbsp;bildirilmiştir” açıklamasında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;<strong>ÇİFTÇİ TEPKİLİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi ekim için aldığı tohumunun karışık çıkmasından mağdur olduğunu bize iletti. Bakan, bu karışık tohumu doğruluyor ancak standartlara uygun olduğunu belirtiyor. Bu standart nasıl ayarlanıyor?&nbsp;Tohumluğun ait olduğu parti, cins, tür, çeşit, döl kademesi ve tabi tutulduğu işlemler hakkında çeşitli bilgileri içeren ve bu bilgilerin doğruluğunun resmi kurumca denetlenerek onaylandığını gösteren mühür görevi gören belge ürüne &nbsp;etiketli &nbsp;olarak veriliyor. Bu noktada ürünün içeriği biliniyor. Buna göre üründe karışım olması &nbsp;ve adının da standartta uygun konması doğru değildir. Çiftçi karışık tohum diye ürün almıyor ki. Burada çiftçi yanıltılıyor. Uzmanlar, İyi bir tohumluğun safiyetinin önemine vurgu yapıyor. Bütün içinde tohumda karışıklık sonuçta üründe de soruna dönüşmektedir. Bu nedenle ürün tam standartta uygun üreticiye erişmeli ve çiftçi şikâyetleri bu bağlamda dikkate alınmalıdır” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP CAMİ İMAMLARI İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chp-cami-imamlari-icin-arastirma-onergesi-verdi-12162323b04d8-a7c1-43a6-9b25-c0919d8984142020-11-26T21:50:00+03:00HABER MERKEZİ CHP CAMİ İMAMLARI İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

CHP CAMİ İMAMLARI İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal ile milletvekili arkadaşları, cami ve mescit görevlilerinin, İmam-Hatiplerin sorunlarının araştırılarak, çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruması için önerge hazırladı.</span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tanal ve CHP’li vekil arkadaşlarının imzasını taşıyan, TBMM Başkanlığı’na sunulan Araştırma Önergesinin gerekçesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanıyla birlikte temelleri atılmış bir kurum olduğu hatırlatıldı.</span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Diyanet’in, ibadet hizmetlerini yürütmek ve toplumu din konusunda aydınlatmak maksadıyla kurulduğunun altı çizildi.<br /><br /><strong>CAMİNİN MASRAFI İMAMIN OMUZLARINA YÜKLENİYOR</strong></span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Diyanet’in temel misyonunun cami ve mescitleri yönetmek, bu manevi mekanlarda dini hizmet sunmak olduğunun anımsatıldığı gerekçede, kanun ve yönetmelikle belirtilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde 10 binlerce personelin istihdam edildiği belirtildi.</span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">İslam Dini’nin doğru anlaşılmasını sağlamada, dini istismar eden örgüt ve oluşumlara karşı mücadelede önemli vazifeler üstenen cami görevlileri ve İmam-Hatiplerin mesleklerini icra ederken birçok sorunla karşılaştığının dile getirildiği gerekçede, “Diyanet ödenek ayırmadığı için camilerin masrafları, İmam-Hatiplerin omuzlarına yüklenmektedir. Görevli oldukları caminin ihtiyaçlarının karşılanmasından, eksikliklerinin giderilmesinden sorumlu tutulan İmam-Hatipler, kaynak arayışı sürecinde maddi ve manevi olarak yıpranmaktadır. Cami imamları, atandıkları ibadethanenin eksikliklerini, cami cemaatinden para toplayarak, kişi ve kurumlardan bağış talep ederek, şayet var ise cami dernek ve vakıflarından destek alarak ya da kendi imkanlarıyla tamamlamaya çalışmaktadır” denildi.<br /><br /><strong>MEGAFONU İMAM KENDİ MAAŞIYLA ALIYOR</strong></span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Cami ses sistemleri, ihtiyaç duyulan hoparlör, megafon ve mikrofon gibi ekipmanların bile cami imamları aracılığıyla temin edildiğinin vurgulandığı gerekçede, “Yeterli kaynak bulamayan cami imamları, ihtiyaç duyulan elektronik cihazları kendi maaşlarıyla satın almaktadır. Cami imamları ayrıca, namaz kıldırırken giydikleri cübbe ve sarığı kendi ceplerinden para ödeyerek temin etmektedir. Görev başlangıcında camiye atanan İmam-Hatiplere cübbe ve sarık hediye etmekten imtina eden müftülük yetkilileri, cübbesiz ve sarıksız gördükleri cami görevlisine ceza kesmekten geri durmamaktadır” ifadelerine yer verildi.<br /><br /><strong>‘PARA İSTEYECEK YÜZÜMÜZ KALMADI’ İSYANI!</strong></span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Gerekçede, camilerin ihtiyaç ve masraflarının karşılanması adına ve müftülüklerin talimatıyla sürekli para toplanmasının, cami imamlarını rahatsız ettiği belirtilerek, “Camii cemaatiyle karşı karşıya gelen imamlar, zaman zaman ‘Para isteyecek yüzümüz kalmadı’ şeklinde isyanlarını dile getirmektedir. Yine müftülerin sorumluluk bölgelerindeki cami imamlarından rutine dönüşürcesine bağış ve para yardımı ettikleri yönünde şikayetler dile getirilmektedir” bilgisi aktarıldı.<br /><br /><strong>CAMİ DERNEKLERİ YÖNETİCİLERİ PATRONLUK TASLIYOR</strong></span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Cami yaptırma ve yaşatma dernekleri yöneticilerinin imamlara amirleriymiş gibi davrandığının ifade edildiği gerekçede, “Cami derneklerinin tutumları da İmam-Hatipler için çekilmez bir hal almaktadır. Bazı cami derneği yöneticilerinin İmam-Hatiplere baskı ve mobbing uyguladıkları, imamların amiri gibi hareket ettikleri yönündeki şikayetler de basına yansımaktadır” denildi.<br /><br /><strong>SİYASİ MÜDAHALE VE SENDİKAL BASKI…</strong><br /><br />Siyasi müdahalelerin ve sendikal baskıların cami imamları üzerindeki olumsuz etkisinin de&nbsp;&nbsp;araştırılması gereken bir başka nokta olduğunun vurgulandığı gerekçede, “Kendi kaderine terkedilen, yalnız bırakılan, baskılardan bunalan, özlük hakları yetersiz kalan cami görevlileri ve İmam-Hatipler ya istifa etmektedir ya tayinini istemektedir ya da başka kurumlara geçmenin yollarını aramaktadır. Cami görevlilerinin, İmam-Hatiplerin yaşadığı sorunları mercek altına alma, çözüm yollarını arama sorumluluğunu TBMM üstlenmelidir” değerlendirmesi yapıldı.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KADIN CİNAYETİNİ ANLAMANIN ‘SİHİRLİ FORMÜLÜ’]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kadin-cinayetini-anlamanin-sihirli-formulu-1216189af82c3-9f5a-40d0-bb15-8ae3ca74cd202020-11-26T21:43:00+03:00HABER MERKEZİ KADIN CİNAYETİNİ ANLAMANIN ‘SİHİRLİ FORMÜLÜ’

KADIN CİNAYETİNİ ANLAMANIN ‘SİHİRLİ FORMÜLÜ’

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Önceki gün Genel Kurulda AKP Milletvekili Özlem Zengin’in ““Bir cinayetin kadın cinayeti olduğunun tespiti çok zor” demişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıgil bir cinayetin kadın cinayeti olup olmadığını anlamanın iddia edildiği kadar güç olmadığını belirterek; “Bu terim Kadın kimliği nedeniyle, uydurma toplumsal cinsiyet rolleri gerekçe ya da bahane edilerek öldürülen kadınlar için kullanılır” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir cinayetin kadın cinayeti olduğunu anlamak için sihirli bir formül vereceğini açıklayan Kadıgil “Ayşe. 45 yaşında. Yemek soğudu diye eşi tarafından dövülerek öldürüldü. Evini eşini çocuklarını “ihmal etmeyen”, binbir fedakarlıkla ailesi için “saçını süpürge etmiş” buna rağmen çocuklarının gözü önünde öldürülmüş. Bu kadının öldürülmesi buradaki herkesi çok kızdırır. İstisnasız tamamı sorgusuz sualsiz “ayıplar”!.&nbsp; Ve evet bu açık seçik bir kadın cinayetidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi gelin ikinci olaya bakalım. Cansu. 21 yaşında, üniversite öğrencisi. Bir gece bar çıkışı gittiği bir otel odasında erkek arkadaşı tarafından öldürülmüş.&nbsp; Hopp bir anda bakışlar değişti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">E ama di mi şimdi bakarsan Cansu’nun da gece vakti elalemin adamıyla ne işi vardı?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bara pavyona gitmek alkol almak ne demekti?&nbsp; Tamam yazık olmuştu ama ‘Su testisi su yolunda kırılmıştı.&nbsp; Artık vekillerimiz bu cinayetin sadece katilin suçu olduğundan emin değiller.</span></p><p><span style="font-size:18px">En azından ilk örnek kadar “vahim” değil bir çoğu için. Ve bir de Emremiz var. Barda tanıştığı bir kadınla evine geri gelmiş ama gecenin ilerleyen saatlerinde uykudayken öldürülmüş. &nbsp;İçinizden ‘Yazık be adamaaa, abii ne manyak kadınlar var, şansa bak uff! dediğinizi duyuyorum” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ORTAÇAĞ’DAN KALMA KODLARINIZLA MAĞDUR KADININ NEYİ YANLIŞ YAPTIĞINI SORGULAMAYA BAŞLIYORSANIZ, BİLİN Kİ, BU BİR KADIN CİNAYETİDİR” </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıgil, sözlerini “Toplum olarak Ayşe’ye üzüldüğünüz kadar Cansu’ya da üzülünceye ya da üçüncü olaydaki Emre’ye duyduğunuz sempatiyi, Cansu’ya da duyuncaya kadar “ben kadın cinayetleriyle mücadele ediyorum” diyemezsiniz!” şeklinde sürdürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Vekil kadın cinayetleri için “sihirli formül”ünü ise “Bir kadının mağdur olduğu bir suç haberi duyduğunuzda içinizden “Kim bilir ne yaptı da delirtti adamı, e onun da kız başına orada ne işi varmış?” “Kesin ilişkisi vardır adamla, yoksa niye vursun” gibi cümleler uçuşmaya başlıyorsa kafanızda, içten içe mağdur kadının neyi yanlış yaptığını hesaplamaya başlıyorsa Ortaçağ’dan kalma kodlarınız, bilin ki o olay bir kadın cinayetidir! “ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıgil sözlerini kadınlara ilişkin toplumsa cinsiyet rollerinden kaynaklı cinsiyetçi yargılar son bulana dek mücadeleye devam edileceğini söyleyerek sözlerini sonlandırdı.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Reform sözleri içi boş laflardır, iğdiş edilmiş sözlerdir]]>https://www.haberanaliz.net/haber/reform-sozleri-ici-bos-laflardir-igdis-edilmis-sozlerdir-12160d1b20364-c363-45c5-9cc4-6d88a44171952020-11-26T21:36:00+03:00HABER MERKEZİ Reform sözleri içi boş laflardır, iğdiş edilmiş sözlerdir

Reform sözleri içi boş laflardır, iğdiş edilmiş sözlerdir

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>“Reform sözleri içi boş laflardır, iğdiş edilmiş sözlerdir”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">(DP Basın Merkezi – 26 Kasım 2020) Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın ekonomi, adalet ve hukuk reformları hakkındaki açıklamalarına yanıt verdi. Uysal,&nbsp;<strong>“Cumhurbaşkanı eğer samimiyse önce bu konulardan reforma başlasın”</strong>&nbsp;diyerek önerilerde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Sizin öğrenme maliyetlerinizi bu ülkenin karşılayabilme imkanı yok”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın&nbsp;<strong>“Yönümüz Avrupa’dır”</strong>&nbsp;sözlerine de yanıt veren Genel Başkan Uysal,&nbsp;<strong>“Bugün dışarıdan ve içeriden baktığınızda istikametini kaybetmiş bir Türkiye fotoğrafı var. En nihayetinde Ak Parti Genel Başkanı da çıktı bunu ikrar edercesine daha dün&nbsp;</strong>“yönümüz Avrupa’dır”<strong>&nbsp;dedi. Sizin öğrenme maliyetlerinizi bu ülkenin karşılayabilme imkanı yok, 300 sene ömrümüz yok ki bu milletin sizin deneme yanılma metoduyla beraber gerçekleri görmenize zamanı olsun”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;<strong><em>“Keyfi rejimin tabii çıktısı her gün soframızdadır”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tek adam sistemi ile başlayan keyfi rejimin maliyetinin milleti canından eder hale getirdiğini belirten Uysal,&nbsp;<strong>“Bugün Türkiye, sistematik bir çöküşü yaşamaktadır. 16 Nisan 2017 Referandumuyla beraber yerli ve milli diyerek pazarlanmış, propagandasını yapanların bile içine sinmeyen, 2018’e kadar fiili, sonrasında resmi olarak uygulanmış keyfi rejimin Türkiye’ye ödettiği bedel ortadadır. Bu keyfi rejimin tabii çıktısı her gün soframızdadır. Bu keyfi rejimin ürettiği olumsuzluklar bu milleti canından etmektedir”</strong>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dış politikadaki yanlışlar silsilesinin sonucunda Türkiye’nin gitgide içine kapanan bir ülke olduğunu söyleyerek iktidara eleştirilerde bulunan Uysal, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Türkiye’nin ihracat kapılarını kendiniz kapadınız”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Türkiye’nin bütün bu coğrafyaya ihracat kapılarını, yaptığınız dış politika tercihlerinizle,&nbsp; kendiniz kapadınız.&nbsp; Ne Suriye’ye ne Irak’a ne bütün bu coğrafyayı atlama taşı olarak kullandığımız Mısır’la beraber Türkiye’yi kendi içine kapatır hale getirdiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Reform sözleri içi boş laflardır, iğdiş edilmiş sözlerdir”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’yi yeniden kendi içine kapatarak kendi hedeflerine yürüyeceğini düşünenlerin bugün “<strong>reform”</strong>&nbsp;sözleri içi boş laflardır, iğdiş edilmiş sözlerdir. Bunları ben söylemiyorum, bu hükümetin Meclis Başkanlığını yapmış Sayın Cemil Çiçek söylüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan’ın&nbsp;<strong>“reform”</strong>&nbsp;sözü tıpkı,&nbsp;<strong>“müflis tüccarın eski defterleri karıştırması”</strong>na benziyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bayraklaştırıp siyasi rekabette acımasızca kullandığınız ve bu ülkenin, bu milletin tüm ortak değerlerinin içini boşalttığınız gibi,&nbsp;<strong>“anlamını yitirmiş”</strong>&nbsp;bir&nbsp;<strong>“reform”</strong>&nbsp;kavramına sarıldınız!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Türk Milleti’nin Erdoğan’a verdiği kredi eksiye düştü”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Polisi görünce namaza duran şark kurnazları gibi AKP tam da sıkışınca, tam da şimdi, güya REFORM yapacağını dillendiriyor. Bütün bunlar nafile çabalar! Türk Milleti’nin AKP ve lideri Erdoğan’a verdiği kredi bitti, hatta eksiye düştü. Türkiye’nin REFORM’dan daha esaslı olan,&nbsp;<strong>“Devrim yaparcasına bir kurucu irade ve ruha ihtiyacı var!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><em><strong><u>EĞER REFORM YAPILACAKSA;</u></strong></em></span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px"><em>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em><em>Eğer Türkiye’de bir reform yapacaksa Sayın Cumhurbaşkanı önce şu anlamsız Kanal İstanbul inadından vazgeçmelidir.</em></span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px"><em>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em><em>Eğer Türkiye’de reform yapacaksa bugün maalesef sadece kendisini seçenlerin Cumhurbaşkanı olma noktasına gelmiş bu siyasal sistemden&nbsp;<strong>“parti genel başkanlığı”</strong>&nbsp;ile&nbsp;<strong>“cumhurbaşkanlığını”</strong>&nbsp;ayrıştırmak noktasında; hem parti üyeliğinden hem parti genel başkanlığından istifa etsin.&nbsp;</em></span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px"><em>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em><em>Eğer Türkiye’de bir reform yapacaksanız önce Türkiye’de Büyük Millet Meclisi’nin varlık sebebi olan&nbsp;<strong>”bütçe hakkını”&nbsp;</strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iade ediniz.</em></span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px"><em>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em><em>Eğer Türkiye’de bir reform yapacak iseniz önce Türkiye’nin en temel meselesinin hukuk olduğu, Türkiye’nin yetişmiş insan gücünün kendi geleceğini kendi ülkesinde görememesine sebep&nbsp;<strong>“Hakimler Savcılar Kurulu’nda siyasetin gölgesini”</strong>&nbsp;kaldırınız.</em></span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px"><em>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em><em>Eğer Türkiye’de reform yapacaksanız yedeğinize aldığınız medyanın mülkiyet yapılarını değiştirin. RTÜK, Basın İlan Kurumu, TRT ve Anadolu Ajansı’nı gerçek anlamda özerkleştirerek bu kurumların yönetimlerinin TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin eşit bir şekilde temsil edileceği ve azınlık hakkının teminat altına alındığı bir düzenlemeden başlayınız.</em></span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px"><em>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em><em>Eğer Türkiye’de bir reform yapacaksanız; &nbsp;seçimlerde milletvekilliğinin seçim bölgesini genel başkanların odası haline gelmiş bu siyasi partilerle seçim sisteminden vazgeçerek istinat noktasını millet haline getireceğimiz, üyeliklerin seçim kurullarında teminat altına alındığı, ön seçimin tüm siyasi partiler için şart olduğu tercihi sisteminin olduğu bir&nbsp;<strong>seçim sistemini&nbsp;</strong>Türkiye’nin önüne getiriniz.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Eğer samimiyetiniz varsa bu başlıklardan başlayınız.”</em></span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CEREN DAMAR ŞENEL’İN ADI ANKARA’DA HATIRA ORMANI İLE YAŞAYACAK]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ceren-damar-senelin-adi-ankarada-hatira-ormani-ile-yasayacak-12159deac5984-7447-4166-8ccf-f87c971092232020-11-26T21:31:00+03:00HABER MERKEZİ CEREN DAMAR ŞENEL’İN ADI ANKARA’DA HATIRA ORMANI İLE YAŞAYACAK

CEREN DAMAR ŞENEL’İN ADI ANKARA’DA HATIRA ORMANI İLE YAŞAYACAK

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">&nbsp;Ankara Büyükşehir Belediyesi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Barosu iş birliğiyle öğrencisi tarafından öldürülen Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Ceren Damar Şenel adına hatıra ormanı oluşturuldu.&nbsp;<strong>“Ceren Damar Şenel Hatıra Ormanı’</strong>nın açılışına anne Feyzan Damar, baba Mustafa Damar ve Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan ile birlikte katılan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kadına karşı şiddetin son bulmasını istedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞKAN YAVAŞ: “BU BİR TÖREN DEĞİL, KADINA KARŞI ŞİDDETE BİR İSYAN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ve ANFA Genel Müdürlüğünün katkılarıyla oluşturulan hatıra ormanında fidan dikerek can suyunu veren Başkan Yavaş, duygusal anların yaşandığı açılışta şu mesajları verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Bizim bugün burada yaptığımız aslında tören değil, kadına karşı şiddete bir isyan... Eli kanlı katillerin yok ettiği isimlere karşı, onların isimlerini sonsuza kadar yaşatacak bir eylem. Bunun için burada toplandık. Buna vesile olan Sayın Baro Başkanımız Erinç Sağkan’a, emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum. İnşallah bir daha bunlar olmaz demek geliyor içimizden… İnşallah Ceren kızımızın ismi sonsuza dek burada yaşayacak. Biz yeşerteceğiz, umarım bizden sonra gelenler de yeşertmeye devam edecek.”</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>BABA MUSTAFA DAMAR: “KIZIM BU ORMANDA YAŞAYACAKSIN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan da yaptığı konuşmada, avukatlığa ilk adımını atan meslektaşları için fidan dikmek istediklerini belirterek,&nbsp;<strong>“Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş ile görüştüğümüzde orman arazisinin tahsisini yaparken tek bir şartı vardı; Başkent’e yakışan bir hatıra ormanı yapılması. Kıymetli ormana isim ararken hiç zorlanmadık ve Ceren Damar Şenel hocamızın adını verdik”</strong>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Cerenimizi kaybettik”</strong>&nbsp;diyerek konuşmasına başlayan Ceren Damar Şenel’in babası Mustafa Damar ise şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş ve Baro Başkanımız Erdinç Sağkan ve ekiplerinin vicdanlı, kadirşinas hukukçuların emekleriyle burada bir orman oluşturuldu. Kendi elleriyle dikecekleri fidanlar sayesinde, bu fidanların kökleri toprağa salınacak ve burada ulu ulu ağaçlar oluşacak. İnanıyorum ki Cerenimiz burada yaşayacak, ilkeleri ve dik duruşu genç kuşaklara aktarılacak.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kızım rahat uyu, meslektaşlarının dürüst ve vicdanlı insanların omuzlarında ve bu ormanda yaşayacaksın.”</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>ANKARA KENT KONSEYİ’NDEN PANEL</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara Kent Konseyi (AKK) de 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Gençlik Parkı Kabul Salonu'nda&nbsp;<strong>“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Paneli”</strong>&nbsp;düzenledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın eşi Nursen Yavaş, Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer ve BELPA Yönetim Kurulu Başkanı Ferhan Özkara'nın katıldığı panelde; kadına yönelik şiddet ve kadının toplumdaki rolü konuları ele alındı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Panelde önemli mesajlar veren Nursen Yavaş,&nbsp;<strong>“İnsanlar birbirlerine şiddet uygulamasın, yaşayan hiçbir canlıya şiddet uygulanmasın. Ne kadınların, ne çocukların ne de hayvanların şiddet gördüğü bir dünyada yaşayalım”&nbsp;</strong>sözleriyle düşüncelerini paylaştı. Kadınların birlik ve beraberlik içerisinde şiddete karşı bir bütün olarak seslerini duyurmaları gerektiğine vurgu yapan Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer,&nbsp;<strong>“Kadınlar olarak ve özgür bir birey olarak erkeklerden ne az ne de fazla olmak istiyoruz. Biz eşit yurttaş ve eşit birey olmak istiyoruz. Bu hakkımızı da elde edene kadar bir arada mücadele etmeye devam edeceğiz”&nbsp;</strong>değerlendirmesinde bulunurken, BELPA Yönetim Kurulu Başkanı Ferhan Özkara ise,&nbsp;<strong>“Biz Başkent Ankara'da cumhuriyetin güçlü kadınlarını öne çıkartmak üzere Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak elimizden ne geliyorsa, çalışmalarımıza devam edeceğiz. Kadına şiddet zaten hukuken bir suçtur”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ” MESAJI VEREN KADINLAR RENGARENK BALONLARI GÖKYÜZÜNE BIRAKTI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Ankara Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Kadın Aile Şube Müdürü Özlem Karaman, Büyükşehir Belediyesinin şiddete uğrayan kadınlara yönelik çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirterek,&nbsp;<strong>“21 Kadın Lokali, 1 Kadın Sığınma Evi ve 1 Kadın Danışma Merkezi olmak üzere 23 ayrı noktada Ankaralı kadınlarımıza hizmet vermekteyiz. Burada Kadın Sığınma Evimizde kalan şiddet mağduru kadınlarımızın el emeği göz nuruyla hazırladıkları ürünlerin sergisini açmış bulunuyoruz. Bizden hiçbir zaman desteğini esirgemeyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'ın katkılarıyla kadın dostu kent çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;AKK Yürütme Kurulu üyesi Ceren Anadol, Ankara Kent Konseyi'nin kadına karşı şiddetle mücadelede aktif rol aldığının altını çizerek şu değerlendirmelerde bulundu:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü'nde burada birçok paydaşımızla çok anlamlı bir etkinlik düzenledik. Etkinliğimize katılan bütün kadınlarımızın ortak söylemi ‘Birlikte Güçlüyüz’ oldu. Ankara Kent Konseyi olarak biz de kadına şiddetin bir insanlık suçu olduğunu ve bu suça ortak olmamak için elimizden gelen her şeyi yapacağımızı söylemek isterim.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; AKK Hacı Bayram Veli Kültür Etkileşim Çalışma Grubu sözcüsü Pınar Öztürk ise düşüncelerini,&nbsp;<strong>“Bu etkinlikte birlikte olmanın gücüne inanarak kadınlarımızın yanındayız. Şiddet mağduru kadınlarımızın yanında olmaya da devam edeceğiz”&nbsp;</strong>sözleriyle dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; AKK Sanat Atölyesi'nde, Kadın Sığınma Evi'nde kalan şiddet mağduru kadınların yaptıkları tablo ve elişi ürünler sergilenirken, Büyükşehir Belediyesinin kadın işçileriyle birlikte tüm davetliler kadınlara uygulanan şiddete dikkat çekmek için turuncu ve mor balonları gökyüzüne bıraktı.&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEYE DİKKAT ÇEKİLDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara Büyükşehir Belediyesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, kadın haklarının korunmasına yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında Çankaya ve Yenimahalle Belediyesi ile de ortak bir çalışmaya imza attı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kızılay’da gerçekleşen etkinlikte kadına yönelik şiddete karşı farkındalık oluşturmak amacıyla kurulan stantta kadın hakları konusunda bilgilendirici broşür ve dergiler ile maske dağıtıldı. Balonlar ve rozetlerle karşılanan vatandaşlardan Ömer Hüsöz,&nbsp;<strong>“Kadına karşı şiddeti her zaman kınıyorum. Belediyenin bu duyarlı hareketi ve farkındalık çalışmaları için teşekkür ederim”&nbsp;</strong>derken, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Birim Şefi Şenay Yılmaz ise,&nbsp;<strong>“Büyükşehir Belediyesi olarak Çankaya Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi ile beraber şiddete yönelik farkındalık oluşturmak için bir stant açtık. Burada bulunan herkese turuncu maske dağıttık. Yayınlarımızı, dergilerimizi ve broşürlerimizi de dağıtıp kadınlarımızı hakları konusunda bilgilendiriyoruz”&nbsp;</strong>dedi.&nbsp;Etkinliğe katılan Yenimahalle Belediyesi Proje Uzmanı Vicdan Aybek de,&nbsp;<strong>“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günü için bir aradayız. Elbette yalnızca kadına yönelik şiddet değil her türlü şiddete karşıyız”&nbsp;</strong>sözleriyle düşüncelerini ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2020 YILINDA 214 KADININ ÖLDÜRÜLMESİNE ALKIŞLARLA TEPKİ GÖSTERİLDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde de kadın çalışanlar bir araya geldi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Nihat Aras ile Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Halit Özdilek’in de katıldığı etkinlikte,&nbsp;<strong>“Kadına Şiddete Karşı Burdayım”</strong>&nbsp;yazılı pankart açan çalışanlar, 2020 yılının ilk 10 ayında 214 kadın öldürülmesini alkışlarla protesto etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Kadına yönelik şiddete karşı tek yürek olan çalışanlar düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">-Canberk Akın:&nbsp;<strong>“21. yüzyılda şiddetin hala insanoğluna yönelik olmasını kınıyorum. Olmaması gereken bir durum. Ünlü halk ozanı Neşet Ertaş da ‘Kadınlar insandır, biz insanoğluyuz’ der. Biz kendi köklerimize neden zarar veriyoruz? Şiddetin her türlüsünü kınıyorum.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Hilal Şeyma Türkmen:&nbsp;<strong>“Sadece bugün değil her gün kadınlara yönelik şiddete hayır diyoruz. Umarım hiçbir şiddet haberi duymayız.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Hilal Ayık:<strong>&nbsp;“Kadına yönelik şiddet için sürekli birlik olmak zorundayız. Umarım bundan sonra bunun için uğraşmadığımız günler yaşarız.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞKENT’TE ŞİDDETE KARŞI DİRENİŞ DUVARI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği etkinlik adreslerinden biri de Akköprü Metro çıkışı oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Birleşmiş Milletler’in sponsorluğunda EGO Genel Müdürlüğü ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığının katkılarıyla grafiti yapılarak şiddete karşı direniş duvarı oluşturuldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Etkinliğe katılan EGO Hizmet İyileştirme ve Kurumsal Gelişim Daire Başkanı Ayten Gök<strong>, “Kadına yönelik her türlü şiddeti kınıyorum. Daha barışçıl, eşitlik ve adalet anlayışı içerisinde kadın-erkek eşitliğine inanıyorum. Umarım ve dileğim bu çalışma bir farkındalık oluşturur”&nbsp;</strong>açıklamasında bulunurken, Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Halit Özdilek de,&nbsp;<strong>“EGO Genel Müdürlüğümüzün destekleriyle Ankara’nın en çok kullanılan metro istasyonlarından birinin duvarı, Birleşmiş Milletlerimizin sponsorluğuyla bir sanatçımızın yaptığı grafiti eserle kaplandı. Kadınlarımızın şiddet görmemesi için farkındalık etkinliklerimiz devam edecek”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Metro istasyonunu kullanan ve grafitinin dikkatini çektiğini söyleyen vatandaşlardan Aysun Altınok,&nbsp;<strong>“Büyükşehir Belediyesinin kadına şiddetle mücadele kapsamında farkındalık yaratmak için açılışını yaptığı duvarı çok beğendim”</strong>&nbsp;ifadesini kullanırken, Pınar Arslan adlı bir başka vatandaş da,&nbsp;<strong>“Kadına şiddete her zaman hayır diyoruz. Farkındalık yaratmak için bu duvarın açılışını yapan Büyükşehir Belediyesine ve Başkan Mansur Yavaş’a teşekkür ederim”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KADINLARA ÖZEL TİYATRO GÖSTERİMİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığının ev sahipliğinde Başkent Tiyatroları da kadınlara özel tiyatro gösterimi gerçekleştirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gençlik Parkı Tiyatro Salonu’nda siyasi parti temsilcileri ve sınırlı sayıda Başkentli kadınların davetli olduğu&nbsp;<strong>“Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun”</strong>&nbsp;adlı oyun büyük beğeni aldı. Farklı yaşamları olan kadınların hayatlarından kesitlerin anlatıldığı oyun, ABB TV ve sosyal medya hesapları üzerinden canlı olarak yayınlandı. Gençlik Parkı Tiyatro Salonu’nun girişine öldürülen kadınların isimleri ve kadına şiddetin son bulması dileklerinin yer aldığı mor renkli balonlar yerleştirildi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Daha ucuz ve estetik görünümlü duraklardan ayda 40 adet imal ediliyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/daha-ucuz-ve-estetik-gorunumlu-duraklardan-ayda-40-adet-imal-ediliyor-12158989fca13-ecec-44d3-82c5-13ce9f115b6e2020-11-26T21:28:00+03:00HABER MERKEZİ Daha ucuz ve estetik görünümlü duraklardan ayda 40 adet imal ediliyor

Daha ucuz ve estetik görünümlü duraklardan ayda 40 adet imal ediliyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Adana Büyükşehir Belediyesi kendi personeliyle imal ettiği otobüs durakları ile hem kent görünümüne estetik bir değişim katıyor, hem de bütçede tasarruf sağlıyor. Daha önce satın alınarak temin edilen otobüs durakları, Ulaşım Daire Başkanlığı ve Park Bahçeler Daire Başkanlğı’nın birlikte kurduğu atölyede, belediyenin bir çok biriminden personel çalışmasıyla imal ediliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KAMELYA TARZI DURAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın talimatıyla başlatılan Büyükşehir’in yeni uygulaması ile kentte bulunan 140 durağın maliyetinde yaklaşık yüzde 80 oranında tasarruf sağlanıyor. Demir iskelet ve ahşap malzeme ile kamelya görünümüyle üretilen duraklardan ayda 40 adet üretiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamelya görünümüyle kent estetiğine görünüm olarak farklı bir tarz kazandıran duraklar, kent merkezi ve ilçelerde kullanılıyor. Ahşap olması nedeniyle daha sağlıklı olan duraklar halkın yaz aylarında Adana’nın sıcak güneşinden, kışın da yağmurlardan korunmasını sağlıyor. Belediye personelinin ürettiği durakların eskisine oranla daha büyük olması ve daha fazla vatandaşın aynı anda yararlanabilmesi de bir başka avantaj.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Celaleddin Karatay Caddesi Trafiğe Nefes Aldıracak]]>https://www.haberanaliz.net/haber/celaleddin-karatay-caddesi-trafige-nefes-aldiracak-12157e03cff01-6451-4aa2-be91-807109f52f042020-11-26T21:25:00+03:00HABER MERKEZİ Celaleddin Karatay Caddesi Trafiğe Nefes Aldıracak

Celaleddin Karatay Caddesi Trafiğe Nefes Aldıracak

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı sürdürülen Celaleddin Karatay Caddesi’nde incelemelerde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemiye rağmen çalışmaların sürdüğünü ifade eden Başkan Altay, “Celaleddin Karatay Caddesi tamamlandığında Ankara Yolu’ndan kesintisiz bir şekilde Ali Ulvi Kurucu Caddesi üzerinden Karaman Yolu’na kadar bir bağlantı oluşacak. İnşallah, İsmail Ketenci Caddesi de tamamlandığında böylece Meram, Karatay ve Selçuklu’yu birbirine bağlayacak yeni bir ana arter oluşturuyoruz. Burada hem trafiği rahatlatacak bir çalışma yapıyoruz hem bölgede imar hareketinin hızlanması ve yapılaşmanın bir an önce artmasını hedefliyoruz. Caddemiz Karatay’ımıza hayırlı olsun.” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca da pandemi kurallarına rağmen Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri olarak çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, “Ali Ulvi Kurucu Caddesi üzerinden Meram bölgesine bağlanan bir cadde. Önemli bir aks olacak. Şu anda Fetih Caddesi ve Ahmet Özcan Caddesi’ne alternatif bir güzergah oluşuyor. Bu çalışmalarından dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve tüm ekibine teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bin 500 metre uzunluğunda, 25 metre genişliğinde olacak Celaleddin Karatay Caddesi’nde bisiklet yolu da bulunacak.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bursa’ya hareketlilik ödülü]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bursaya-hareketlilik-odulu-121565a0564bc-18ab-4702-a2c7-c009f04639952020-11-26T21:22:00+03:00HABER MERKEZİ Bursa’ya hareketlilik ödülü

Bursa’ya hareketlilik ödülü

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kentleri ve belediyeleri sürdürülebilir ulaşım tedbirleri almaya teşvik eden Avrupa Hareketlilik Haftasına en aktif katılımı sağlayarak Avrupa Hareketlilik Haftası 2020 Ulusal Ödüllerini kazanan belediyeler belli oldu.&nbsp;Avrupa Birliği Komisyonunun girişimi olarak her yıl 16-22 Eylül tarihleri arasında kentlerde hareketliliği artırmak, güvenli yürüyüş ve bisiklet yolları oluşturarak erişilebilir şehirler oluşturmak ve belediyelerin kalıcı tedbirler almasını teşvik etmek amacıyla düzenlenen Avrupa Hareketlilik Haftasına bu yıl dünyada en yüksek katılımı gösteren ülke 551 belediye ile Türkiye oldu. Türkiye Belediyeler Birliği, belediyelerin bu özverili çalışmalarını desteklemek ve diğer belediyeleri de teşvik etmek amacıyla 2019 yılında olduğu gibi 2020 yılında da en hareketli belediyeleri ödüllendirdi.&nbsp;Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkan V. Prof. Dr. Şükrü Karatepe başkanlığında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürü Turan Konak, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Sektörel Politikalar Daire Başkanı Burcu Altınordu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Fatih Duman, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ulaştırma ve Altyapı Yatırımları Sektör Yöneticisi Akif Türkel ve Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Birol Ekici’nin katılımlarıyla oluşan Juri,&nbsp;25 Kasım’da toplanarak belediyelerin hafta kapsamındaki çalışmalarını değerlendirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bisiklet turu</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan değerlendirmeler sonucunda “Avrupa Hareketlilik Haftası Faaliyetleri”, “Kalıcı Önlemler” ve “22 Eylül Arabasız Gün” kıstaslarını yerine getiren ve hareketlilik.tbb.gov.tr adresi üzerinden başvuru yapan 51 belediye arasından 3 büyükşehir, nüfusu 100 bin üstü olan 3 belediye ve nüfusu 100 bin altı olan 3 belediye olmak üzere toplam 9 belediye ödüle layık görüldü. Bursa Büyükşehir Belediyesi de Şanlıurfa ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte ödüle layık görüldü. Etkinlik kapsamında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 16 Eylül’de 200’e yakın bisikletlinin katılımıyla Kısa Parkur Bisiklet Turu düzenlenmişti. ‘Herkes için 0 emisyonlu hareketlilik’ sloganıyla bir araya gelen bisikletliler, yaklaşık 3,5 kilometrelik güzergah olan Hüdavendigar Kent Parkı’nın çevresini tu</span><span style="font-size:18px">rlamıştı. Yine hafta boyunca da belediyenin sosyal medya hesaplarından Hareketlilik Haftasına ilişkin paylaşımlar yapılarak, toplumsal bir bilinç oluşturulması sağlanmıştı.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Dirençli şehirleri birlikte tasarlayalım]]>https://www.haberanaliz.net/haber/direncli-sehirleri-birlikte-tasarlayalim-121553c9d4e22-80af-4ea4-bece-d391407800a92020-11-26T21:18:00+03:00HABER MERKEZİ Dirençli şehirleri birlikte tasarlayalım

Dirençli şehirleri birlikte tasarlayalım

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer İstanbul’da düzenlediği ortak akıl toplantısında Türkiye’deki girişimcileri İzmir’in gelişimine destek vermeye çağırdı. Aynı zamanda İzmir’in yönetiminde söz sahibi 69 kamu ve özel sektör kuruluşunun oluşturduğu İzmir Vakfı’nın da Yönetim Kurulu Başkanı olan Tunç Soyer, “Yalnızca binalarımızı, park ve caddelerimizi değil; gelin ticareti, tarımı, turizmi, kültür ve sanatı, yaşamın tüm alanlarını birlikte tasarlayalım” dedi.<br /><br />Toplantı pandemi önlemleri nedeniyle Beşiktaş Yıldız Parkı’nda açık alanda yapıldı. Fiziksel mesafe kurallarının gözetildiği toplantıya başkonsoloslar, uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri, iş ve sanat dünyasının önde gelen isimleri, girişimciler ve gazeteciler katıldı.<br /><br /><strong>Tecrübelerimizi Türkiye ile paylaşmak istedik</strong><br />Konuşmasına İzmir’de deprem felaketinin yaralarını sarmaya çalışırken neden İstanbul’da bir toplantı yapma gereği duyduğunu anlatarak başlayan Başkan Soyer, “Son on sekiz ayda İzmir tarihinin en büyük orman yangınlarından birini, pandemiyi, tsunamiyi ve deprem felaketini ardından tekrar pandemiyi yaşadık. Bu zor süreçte zamanımızın önemli bir kısmı kriz yönetimiyle geçti. Çok acı tecrübeler yaşadık, hızla çözümler ürettik ve bunların ne kadar verimli olabildiğini gördük. Bugün burada olmamızın nedeni, bu tecrübemiz henüz sıcakken tüm Türkiye ile paylaşmak ve çözümleri birlikte nasıl güçlendirebileceğimizi karşılıklı konuşmak” dedi.<br /><br /><strong>“Yaşamın tüm alanlarını birlikte tasarlayalım”</strong><br />Başkan Soyer doğa olaylarının yıkıcı felaketlere dönüşmesini beklemeden birleşme çağrısı yaparak sözlerine şöyle devam etti: “Yaşam hakkının güvence altında olduğu bir şehir iklimi yaratmak için İzmir’de bir düşünce meydanı oluşturalım. Zaten dünya çok kırılgan, devasa küresel sorunlarımız var. Bu sorunlarla ancak dayanışmamızı büyüterek başa çıkabiliriz. Bu niyetlerimizi paylaşan herkesi, sosyal ve ekonomik girişimcileri, daha dirençli bir şehir, bir Türkiye, bir dünya yaratmak için İzmir’e katılmaya davet ediyorum.”<br /><br /><strong>“Bir hafta içinde kimseyi sokakta bırakmayacağız”</strong><br />Başkan Soyer konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. AFAD ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin arasında koordinasyonsuzluk olup olmadığına dair soruyu Başkan Soyer, “Size öyle yansımış olabilir. Her sabah birlikte toplantı yaparak birlikte çalışmayı sürdürdük” şeklinde yanıtladı.<br />Başkan Soyer bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğine dair de bilgi verdi. Depremin hemen ardından üç ana başlık altında çalışmaya başladıklarını dile getiren Başkan Soyer, “İlk başlığımız arama kurtarmaydı. İkinci başlığımız dışarıda süren hayatın organize edilmesiydi. 4 bin 239 ağır, 6 bin 929 orta hasarlı binamız var. Ve bu binalarda yaşayan yaklaşık 50 bin kişi sokakta kaldı. Sadece çadır kurmakla, battaniye dağıtmakla iş bitmiyordu. Biz de mobil çamaşırhaneler, mobil duşlar kurduk örneğin. Çok hızlı bir biçimde dışarıda devam eden hayatı koordine ettik. Üçüncü başlık olarak ise bundan sonra bu tip felaketlerin yaşanmaması için nasıl bir kentsel dönüşüm yapacağımıza dair çalışıyoruz. Depremle ilgili bilim insanlarının ve meslek örgütlerinin katılımıyla bir ortak akıl çalıştayı yaptık. Her bir binaya bir deprem güvenlik karnesi vermek i&amp;cced il;in kent yapı stokunun envanterini çıkarmaya başladık. Acil ihtiyaçları için orta hasarlı binaların sahiplerini de maddi olarak destekleme kararı aldık. Bir hafta içinde kimseyi sokakta bırakmayacağız.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SU VE ATIK SU BORCU OLANLARA YAPILANDIRMA İMKANI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/su-ve-atik-su-borcu-olanlara-yapilandirma-imkani-1215485cfdffe-567e-4fe9-bab0-4d644ea16a3b2020-11-26T21:14:00+03:00HABER MERKEZİ SU VE ATIK SU BORCU OLANLARA YAPILANDIRMA İMKANI

SU VE ATIK SU BORCU OLANLARA YAPILANDIRMA İMKANI

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 17 Kasım 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yapılandırmaların yürürlüğe girdiğini aktaran Genel Müdürlük, vatandaşların abone numarası ve kimlik bilgileri ile 31 Aralık 2020 tarihine kadar HATSU hizmet binalarında müracaat edip borçlarında yapılandırma gerçekleştirebileceklerini belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşların 7143 sayılı kanun kapsamında borçlarda peşin ödeme veya taksitlendirme yapma imkanı bulabileceklerini bildiren İdare, vatandaşların iki ayda bir ödeme yapabileceği şekilde 6, 9. 12 ve 18 eşit taksitte ödeme kolaylığı sağlanacağına dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Müdürlük, yayımlanan kanun kapsamında vatandaşların borcunu peşin ödemesi halinde Yurt İçi-Üretici Fiyat Endeksi(Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları esas olarak hesaplanacak faiz tutarının yüzde 90’ının silineceğini, 2 taksit olarak ödemesi halinde de yüzde 50 indirim yapılacağının altını çizdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılacak taksitlendirmelerde Yİ-ÜFE’ye göre belirlenen faiz tutarları üzerinden hesaplama yapılacağını aktaran HATSU, yapılandırmadaki son tarihin 31 Aralık 2020 (bu tarih dahil) olduğunu açıklayarak, ilk taksidin son ödeme tarihinin ise 31 Ocak 2121 olduğuna vurgu yaptı.&nbsp;</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MALATYA DA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ SEVİNCİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/malatya-da-toplu-is-sozlesmesi-sevinci-12153a7e20b34-d109-4bf3-8dc4-6a62cb0e773d2020-11-26T21:10:00+03:00HABER MERKEZİ MALATYA DA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ SEVİNCİ

MALATYA DA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ SEVİNCİ

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi ve HAK-İŞ arasında toplu iş sözleşmesi gerçekleştirildi. Toplu iş sözleşmesi ile ilgili açıklama yapan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cemal Nogay, 2 bin 200 çalışana ortalama yüzde 20 oranında zam yapıldığını söyledi. Genel Sekreter Nogay, “Belediyede yaklaşık olarak 2200 çalışanımızı ilgilendiren toplu sözleşme sürecini yaşadık. Yaklaşık 1,5 ay sürdü. Tabi gönlümüz, hayat koşulları çerçevesinde çalışanlarımıza en yüksek maaşı vermekte, en yüksek katkıyı sağlamaktan yana. Ülkemizin ve dünyamızın pandemiden dolayı genel şartlarını hepimiz görüyoruz. Personelimizi maaş konusunda tatmin edeceğiz ama aynı zamanda da birinci vazifemiz olan Malatya’ya yönelik ulaşımdan çevreye kadar, bütün üst, alt yapı yatırımlarını vatandaşlarımızın rahat ve konforlu bir şekilde yaşamını sürdürebilecek yatırımlarımızda devamını gerçekleştirmemiz lazım. Bu açıdan ödeme dengesini dikkate alarak 830 bin vatandaşımıza aksatmadan hizmet vermek ve bu hizmeti sürdürecek olan arkadaşlarımıza da elimizden geldiğince maksimum seviyede verilecek desteği göz önünde bulundurduk. Başkanımızın temel felsefesi çalışanımızı geçim sıkıntısına sokmadan rahat konforlu bir şekilde yaşayabilecek, geçim derdi yaşamayacak bir toplu sözleşme yürütülmesiydi. Bu çerçevede arkadaşlarımız hemen hemen sosyal konularda da, ücret konusunda da bu hususları temel sendikayla beraber yönettiler. Geldiğimiz nokta itibariyle birçok konuda bizim görüşme heyetimiz zaten çalışmaları sürdürmüştü. Yaklaşık 10 madde üzerinde, parasal konuları ilgilendiren 10 madde üzerinde değerlendirmeler yapıldı. Bunların 6’sında Yüksek Hakem Kurulu’nun üstünde belediyemiz tarafından bir ödeme yapıldı. Geriye kalan 4 madde ise Yüksek Hakem Kurulu’nun belirlediği oranda bir ödeme olarak gerçekleştirildi. En son olarak da Sayın Başkanımızla bu sosyal haklarla alakalı bir görüşme yaptık. Maaş artışı olarak da bizim heyetimiz 11.80 olarak belirlemişti, Başkanımızda bunu yüzde 13’e çıkardı. Buna göre değerli arkadaşlar 1. grupta dediğimiz en düşük maaş alan personelimizin daha önceki mevcut ücreti 2867 TL’ idi, yaptığımız artış ile birlikte yani toplamda sosyal hakları da kattığımız zaman 3.427 TL olarak belirlendi. Yani bizim personelimize verdiğimiz diğer haklarla birlikte artış oranımız yüzde 20,&nbsp; yani en düşük maaş alanın cebine katkı olarak ilk alacağı maaş 560 TL daha önceki maaşına eklenmiş oldu. Tabi bu bizi memnun eden bir durum değil, gönül isterdi ki biz daha fazla verelim. Ayrıca pandemi sürecinden dolayı bizim kira gelirlerimizin yaklaşık yüzde 80’ini 2020 yılında alınmadı. Gelirlerimiz de aynı oranda düşmüş oldu. Tabi bunların hiç biri personelimizin beklentilerini boşa çıkarmak, onlara aynı şeyi yansıtmak değil. Bunları personel bunu yansıtmadık. Bir aile çerçevesi içerisinde biz en büyük fedakârlığı üst yönetim olarak, belediye olarak kendimiz yaptık. Mümkün oldukça personelimize yansıtmamanın gayretinde olduk. Başkanımızda her ortamda, bu yaptığımız toplantılarda muhakkak personele fazla ödenmesi yapılmasını, mesaisinin eklenmesini istemiştir. Kesinlikle biz personelin maaşından ve ona vereceğimiz herhangi şeyde kısıtlamaya gitmedik. Bütçe ödenekleri çerçevesinde yapabileceğimiz maksimum seviyede ki fedakârlığı yapmaya çalıştık, inşallah sendikamızda bu konuda memnun kalmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sözleşme tarihimiz 01.07 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, geriye dönük olan ödemelerle ilgili sözleşmeye göre hesaplanıp personelimizin maaşlarına yansıtılacaktır. Bu tarihten geçerli olmak üzere maaşlara eklenen zam oranı, bizim komisyonumuzun belirlemiş olduğu 11.08’ di, yalnız Sayın Başkanımız Selahattin Gürkan’ın talimatları ile birlikte biz bu zam oranını yüzde 13’e çıkardık. Aynı şekilde sosyal yardım fişi olarak verdiğimiz miktarı komisyonumuz 100 TL olarak belirlerdi. Fakat Sayın Belediye Başkanımız bunu 200 TL olarak belirledi. Aynı şekilde daha önce personelimizin ulaşımı için biz paso ücretini de nakit olarak tüm personelimizin maaşına yansıtmış olduk ve buda maaşlarında bir artışa neden olmuş oldu. Bunların hepsini düşündüğümüz zaman biraz önce zikrettiğimiz gibi en düşük personelimizin Temmuz 2020’den önce maaşı en düşük ücret 2867 TL idi. Şimdi bu maaşlar 3427 TL olacak. Yani 560 TL’lik bir artış sağlanmış oldu. Allah bereketini versin, Allah sağlık sıhhat versin, sağlık ve afiyetle harcamayı nasip etsin. Bütün personelimize ailesine ömür boyu sağlık ve mutluluk temellisinde bulunuyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sendika Temsilcisi Bünyamin Geleri ise, “Sayın Belediye Başkanımızın belirlediği yetkili komisyon ile beraber yaklaşık 1.5 aydır çok ciddi toplu sözleme hakkında müzakerelerde bulunduk. Dolayısıyla yapılan bu toplu sözleşme taslağında bazı maddelerde çok ciddi kazanımlar oldu, bazı maddelerde arkadaşlarımız 4857 sayılı iş yasasında kanuni haklarını hem işverence hem de sendika tarafı olarak çok önemli konulara imza attık. Tabi biz bu görüşmeleri yaparken hep sendika tarafı olarak şunu düşündük, biz kamuda ki işverenimizi bir hasmımız olarak değil de, hep hısımımız olarak gördük. Çünkü eğer kamu varsa çalışan var, eğer kamu varsa biz bu bağda üzüm yiyeceğiz. Bizim bağcıyı dövmek değil de, bağdan üzüm yeme gibi bir hesabımız vardı. Dolayısıyla başta Belediye Başkanımız ve Genel Sekreterimiz ve yine komisyon üyelerimizin yapmış olduğu bu titiz çalışmadan sonra Genel Sekreterimiz ifadesiyle bu pandemi sürecinde memnun etmemiş gibi görünüyor olabilir ama bu şartları da göz önüne aldığımız zaman kurumunda, yatırımlarda vermiş oldukları emekleri göz önüne alınca yaklaşık yüzde 20’nin üzerinde sosyal hak ve ücret zammı ile alakalı güzel bir sözleşme olduğuna inanıyoruz. Bundan dolayı Başta Belediye Başkanımıza, Genel Sekreterimize, Komisyon üyelerimize, Daire Başkanlarımıza, Sendika görevlilerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dolayısıyla burada özellikle Malatya Belediyesi’nde tarihte ilk defa yapılan toplu sözleşmedeki bir hakkı, biz 2200 arkadaşımıza Sayın Başkanımızın talimatıyla yansıtmış olduk. İlk kez gıda fişimizi yani sosyal yardım parasını artık arkadaşlarımız almış olduğu 200 TL net ücretle birlikte bundan sonra gidip belediyemizin alın teri karşılığında verdikleri bu gıda fişini mutfaklarına erzak olarak götürecekler. Bu bizi ayrıca ziyadesiyle memnun etti. Dolayısıyla ücret zammımız beklenin atında görünse de, ilk verilen tekliflerde şuan ki duruma göre Yüksek Hakem Heyeti’nin verdiğinin çok üstünde ve bir şekilde yüzde 13’e imza atıldı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde Malatya’da Büyükşehir olarak ilk kez taşeron arkadaşlarımıza ilk toplu sözleşmesini yapan Malatya Büyükşehir Belediyesidir. Dolayısıyla da şöyle bir özellik ortaya çıkmış olacak, Türkiye’de büyükşehirler arasında ilk 3’ün içinde toplu sözleşmeyi bir an önce işçi arkadaşlarımıza kavuşturan bir büyükşehir belediyesi olarak bugün bu açıklamayı yapıyoruz. Siz de takdir edersiniz ki yaklaşık 30 Büyükşehir Belediyesi varken, bazı yerlerde halen yetki çıkmamışken, bazı yerlerde müzakere sonuçları alınamamış, Yüksek Hakem’e gitmiş, yargıya gitmiş toplu sözleşmeler var. Biz bu mutlu haberi gerekli istişarelerle bitirmiş olmanın sevincini yaşıyoruz. İnşallah biz bu toplu sözleşmenin 2200 arkadaşımıza bireysel olarak değil, kendilerinin bakmakla yükümlü oldukları eşlerine, çocuklarına ve annelerine babalarına katkı sunacağını yürekten inanıyoruz. Biz bu arkadaşlarımıza sendika olarak veya belediyenin çalışanı olan 2200 kişi olarak görmüyoruz, biz bu arkadaşlarımız yaklaşık 10 bin kişi olarak görüyoruz, aslında biz burada 2200 kişinin değil sözleşmesini değil, 10 bin kişinin sözleşmesini imzaladık. Bu da ayrı bir mutluluk ve gurur veriyor. Bundan dolayı Sayın Belediye Başkanımıza, Genel Sekreterine ve ekibine sendikamız adına, genel merkez adına teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum herkese, her kesime hayırlı olsun diyorum” ifadelerine yer verdi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p><p>&nbsp;</p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[URFALI KADINLARIN ‘SURİYELİ KUMA’ ÖFKESİ!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/urfali-kadinlarin-suriyeli-kuma-ofkesi-1215256ebdf72-2f4a-43f2-b5fd-5fdf9084171a2020-11-25T16:22:00+03:00HABER MERKEZİ URFALI KADINLARIN ‘SURİYELİ KUMA’ ÖFKESİ!

URFALI KADINLARIN ‘SURİYELİ KUMA’ ÖFKESİ!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Meclis’te milletvekillerine sunum yapan Prof. Dr. Murat Erdoğan, Şanlıurfa’da Suriyelilere yönelik olumsuz algının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğuna dikkat çekti. Kuma meselesine atıf yapan Erdoğan, “Eşimi elimden alır” endişesiyle Urfalı kadınların Suriyeli sığınmacılara olan öfkesinin çok yüksek olduğunu anlattı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM Göç ve Uyum Alt Komisyonu’nda Türkiye’de sayıları 4 milyona yaklaşan Suriyeli sığınmacılar meselesi masaya yatırıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplantıda, Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi’nden Prof. Dr. M. Murat Erdoğan, “Suriyeliler Barometresi-2019” başlıklı çalışmasına ilişkin komisyon üyelerine bir sunum yaptı.<br /><br />Erdoğan, Türk toplumunda “Suriyeliler bize yük oluyor” algısının çok net olduğunu vurguladı. Türk toplumunda Suriyeli sığınmacılara yönelik sosyal mesafenin her geçen gün açıldığını belirten Erdoğan, “Eskiden eksi 36’ydı, şimdi eksi 51’e çıktı, korkarım daha da yükselecek gibi görünüyor ve Suriyelilere sorduğumuzda kapanıyor, biz Türk toplumuna sorduğumuzda açılan bir sosyal mesafe görüyoruz” dedi.<br /><br /><strong>ŞANLIURFA’DA TÜRKİYE ORTALAMASINDAN BİLE FAZLA ÇIKTI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Ne kadar açılırsa o kadar vahim” diyen Prof. Dr. Erdoğan, “Yani sıfıra doğru yaklaşmak lazım sosyal mesafenin daha makul bir seviyeye gelmesi için. Daha komiği Urfa’da yaptığımız çalışmada sosyal mesafe Türkiye ortalamasından bile fazla çıktı ki Urfa’dan söz ediyoruz. Hani Suriye toplumuyla kültürel olarak çok daha yakın olabilecek, çok daha dayanışma gösterebilecek, aşiret bağları olan, akrabalık bağları olan bir toplumdan söz ediyoruz. Dolayısıyla bu akrabalık ilişkisine çok fazla güvenmemek lazım, sayı büyürse herkes korkuyor. İki sene öncesinde karşılaştırdığımızda Türk toplumunun kaygısının arttığını görüyoruz, bu yakın zamanda siyasete baskı yapacak bundan hiç kuşkunuz olmasın” bilgisini verdi.<br /><br /><strong>URFALILARA ‘SENİ ÖLDÜRÜRÜM SURİYE’YE KAÇARIM’ TEHDİDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sunum bitiminde söz alan CHP’nin Şanlıurfa kökenli milletvekili Mahmut Tanal, sayıları 450 bini bulan Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yapan memleketi Şanlıurfa’daki algıya ilişkin, “Urfa’daki Suriyeliler de ‘Bizi bu hâle Türkiye getirdi. Çünkü Hükümet bizi kullanıyor’ diyorlar. Aynen sizin dediğiniz gibi hocam, ‘Bize yardımları Avrupalılar veriyor” diyorlar. Urfalılarla kavga eden Suriyeliler, ‘Seni öldürürüm, Suriye’ye kaçarım’ şeklinde tehdit ediyorlar. Akçakale’de, sınırında, o ilçelerde bu olay çok yoğun bir şekilde… Aynı zamanda Suriyeliler ucuz iş gücü olarak Urfalıların istihdam alanını azaltıyor.&nbsp;&nbsp;Yani, bu mevsimlik tarım işçisinden tutun inşaat işine kadar, ayakkabı boyacılığından tutun seyyar satıcılığa kadar bunların hepsi var orada” değerlendirmesini yaptı.<br /><br /><strong>‘BİZE ENSAR DİYORLAR DA ENSAR’IN TAKATİ KALMADI HOCAM’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Mahmut Tanal’ın “Şanlıurfalıların Suriyelilere mesafesini neye bağlıyorsunuz hocam? Urfa’da sosyal mesafe neden Türkiye ortalamasının üzerindedir?” sorusunu yönelttiği Prof. Dr. Murat Erdoğan, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin’in daveti üzerine kentteki Suriyelilerle ilgili bir çalışma yaptığını aktararak, “Şanlıurfa 2 milyonluk bir şehre dönüştü ama ne yazık ki o yoksulluğu, hele ki göreli yoksulluğu devam ediyor. Türkiye’deki sosyoekonomik veriler itibarıyla Urfa Türkiye’nin en altında. Eğitim seviyesi, işsizlik, yatırımlar, bilmem neler falan; büyük bir çaba var ama öyle. Şimdi bu kadar gariban bir kente 450 bin insan geliyor. Bu kentteki insanların başlangıçta gösterdikleri dayanışma öyle böyle bir dayanışma değil ama ondan sonra artık yorulmaya başlıyorlar. Bir gün bir toplantıda Urfa Belediye Başkan Yardımcısı bana, ‘Hocam bize Ensar Ensar diyorlar da Ensar’ın takati kalmadı’ dedi. Şimdi bu bir takat meselesi bir noktadan sonra. Avrupa’daki bir ülkede -yani Almanya dışında hiçbir ülkede- Urfa’da olan kadar mülteci yok yani. Siz koca koca Avrupa ülkelerinin, o zengin ülkelerin nüfusundan daha fazlasını bir yere yıkıyorsunuz. Urfa’daki Suriyeli ilkokul çocuklarına yapmanız gereken 220 tane okul var. 220 okul yaparsanız standart bir eğitim sağlayabilirsiniz. Peki bunu yapamayınca ne yapıyorsunuz? 20 kişilik öğrenci sınıfı 47 kişiye çıkıyor. Eğitim kalitesi düşüyor otomatik olarak çünkü öğretmen oradaki Suriyeli çocukla ilgileneceğim diye ister istemez öbüründen kaçınmış oluyor” ifadelerini kullandı.<br /><br /><strong>ŞANLIURFA’DA KADINLARIN ‘EŞİMİ ELİMDEN ALIR’ ENDİŞESİ!</strong>&nbsp;</span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Kitlesel göçlerde 4 tane endişenin ön plana çıktığını dile getiren Erdoğan, ‘Suriyeli sığınmacı kadınların kuma olarak alınması’ meselesine atıfla, Şanlıurfa’daki Suriyeli kaygısına ek bir madde ekleyerek şöyle devam etti: “Dolayısıyla, kitlesel göçlerde 4 tane endişe çıkıyor.<br /><br />Bu Urfa için de geçerli:<br /><br />1) ‘İşimi elimden alır.’<br /><strong>Şimdi, Urfa’da bir başka şey daha var: ‘Eşimi elimden alır.’</strong>&nbsp;Bir de öyle bir travma var orada, kadınların nefreti, öfkesi çok daha yüksek Urfa’da. Yani bütün o sınır bölgesinde.<br /><br />2) ‘Güvenlik olaylarında sıkıntı yaşarız.’ Şimdi, yazık ki güvenlik olaylarında sıkıntı yaşanıyor orada, bölgelerde çünkü Suriyeliler kendi içindeki yeni ‘network’lerini oluşturmaya başladılar, zaten hazır yapılar vardı. Eyleme geçmeseler bile insanlar bu yapıları bir tehdit unsuru olarak görüyor.<br /><br />3) Bir kimlik kaybından söz ediyorlar. Urfa gibi ‘Peygamberler Şehri” denilen yerde Arapça tabelaya itiraz ediyor insanlar; bugün ediyorlar, ilk başlangıçta etmiyorlardı.<br /><br />4) Ama en önemli husus ne? Kamu hizmetlerinde eksilme. Şimdi adam: ‘Tamam kardeş hoş geldiler de, devletim kapıyı açtın Allah razı olsun da, ben niye mağdur olayım?’ diyor. ‘Hastaneye gidiyordum, on beş dakika bekliyordum, şimdi bir saat bekliyorum.’, ‘Çocuk okula gidiyordu, 20 kişilik sınıf 47 kişiye çıktı.’, ‘Parka gidiyorum her taraf dolu.’, ‘Bilmem şu yükseldi, bu yükseldi.’ Kamu hizmetlerindeki aksama toplumun bütün tepkisini artırıyor, ondan sonra kardeşiniz de olsa siz bir rahatsızlık yaşıyorsunuz. Aslında bence genel sıkıntı bununla ilgili bir şey diye düşünüyorum. Yoksa hani Urfa olmaktan kaynaklanmıyor. Yoksul bir kente tekrar o yoksulluğunu katlayacak yeni bir kitle gelmiş oluyor.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İKTİDAR, HER ÇİFTÇİYE ORTALAMA BİR EV PARASI BORÇLU…]]>https://www.haberanaliz.net/haber/iktidar-her-ciftciye-ortalama-bir-ev-parasi-borclu-1215102e347ac-d60c-4ddb-beff-939c51fe8f672020-11-25T16:18:00+03:00HABER MERKEZİ İKTİDAR, HER ÇİFTÇİYE ORTALAMA BİR EV PARASI BORÇLU…

İKTİDAR, HER ÇİFTÇİYE ORTALAMA BİR EV PARASI BORÇLU…

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<div><div><p><span style="font-size:18px">Erdoğdu, 18 Nisan 2006 tarihinde TBMM’de kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarih ve 26149 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun tarımsal desteklemelerin finansmanıyla ilgili 21’inci maddesinde, “Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayri safi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz” denildiğini hatırlatarak, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ağustos 2020 verilerine göre tarımda çalışan sayısı 5 milyon 289 bin kişi. Tüm çalışanların yüzde 19,2’si tarımda çalışıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) &nbsp;kayıtlı çiftçi sayısı 2006’da 2 milyon 610 bin iken bu rakam 2019’da 2 milyon 83 bine indi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin açıklamasına göre Ağustos 2020 itibarıyla ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısı 1 milyon 803 bine geriledi. 2006-2020 ortalamasına bakıldığında çiftçi sayısının 2 milyon 249 bin olduğu görülüyor. Buna göre 62,5 milyar dolar, bu parayı kanunen hak eden 2 milyon 249 bin çiftçiye dağıtılmış olsaydı, çiftçi başına 27 bin 794 dolar para verilmiş olacaktı. 24 Kasım 2020 itibarıyla Merkez Bankası dolar satış kuru ile bu paranın karşılığı çiftçi başına 220 bin lirayı geçiyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>62 MİLYAR BİN DOLAR EKSİK ÖDEME YAPTILAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi Gazete’nin 27 Ekim mükerrer sayısında yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca (SBB) hazırlanan 2021 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre, 2006-2020 döneminde gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) toplamının 32 trilyon 805 milyar 410 milyon TL, her yılın ortalama kuruna çevrilmesiyle bulunan dolar cinsinden GSYH ise 11 trilyon 926 milyar 492 milyon dolar olduğuna işaret eden Erdoğdu, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre bütçeden tarıma verilen destek aynı dönem için 147 milyar 570 milyon TL. Bütçeden tarıma verilen destekler de her yılın ortalama dolar kuruna çevrildiğinde bütçeden tarıma verilen desteğin 56 milyar 765 milyon dolar olduğu ortaya çıkıyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım Kanunu hükmüne göre, tarıma verilmesi gereken 328 milyar 54 milyon TL’nin&nbsp;yine&nbsp;her yılın ortalama dolar kuruna çevrildiğinde 119 milyar 265 milyon dolara denk geldiğinin altını çizen Erdoğdu, “Buna göre, çiftçiye kanunen verilmesi gereken ama verilmeyen, bir anlamda devletin çiftçiye borcunu gösteren tutar, 2020 de dahil edildiğinde, TL bazında 180 milyar 484 milyon TL, dolar bazında 62 milyar 500 milyon doları bulacak. Bu durum iktidarın ÇKS’ye kayıtlı her bir çiftçiye ortalama 28 bin dolar borçlu olduğunu gösteriyor. Bu miktarın Anadolu’da yaklaşık bir ev fiyatı olduğunu göz önüne alırsak iktidarın 2006-2020 yılları arasında çiftçi başına ortalama bir ev parası kadar kaynağın üzerine yatmış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz” diye konuştu. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TARIM DESTEKLERİNİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Erdoğdu, CHP’nin seçim bildirgesinde Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi’nin kesinlikle uygulanacağını belirttiklerini bildirerek, “Bu Kanunu sadece uygulamakla kalmayacak, tarım desteklerini iki katına çıkaracağımızı vaat etmiştik. Ülkemizi yeniden tarımda kendi kendine yetecek ülkelerden biri haline döndürmek en önemli hedeflerimizden biri. Vereceğimiz desteklerle tarımı cazip bir iş alanı haline getirecek, katma değerli tarımsal ürünleriyle Türkiye’yi dünyada marka yapacağız” diyerek açıklamasını tamamladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">2006-2020 dönemi TL ve ABD Doları cinsinden GSYH (Milyon):</span></p><table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:270px"><tbody><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>GSYH</p><p>(Milyon TL)</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>GSYH</p><p>(Milyon $)</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2006</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>795.757</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>552.332</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2007</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>887.714</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>682.992</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2008</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>1.002.756</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>782.850</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2009</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>1.006.372</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>651.512</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2010</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>1.167.664</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>777.443</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2011</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>1.404.928</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>837.924</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2012</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>1.581.479</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>877.681</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2013</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>1.823.427</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>958.087</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2014</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>2.054.898</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>939.924</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2015</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>2.350.941</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>867.054</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2016</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>2.626.560</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>869.204</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2017</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>3.173.704</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>869.985</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2018</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>3.758.316</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>797.137</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2019</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>4.320.191</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>760.798</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>2020 (1)</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>4.850.703</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>701.568</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:96px"><p>Toplam (2)</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>32.805.410</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>11.926.492</p></td></tr></tbody></table><p>(1): Gerçekleşme tahmini.</p><p>(2): 2006-2019 dönemi TÜİK, 2020 yılı SBB verisi.</p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Yıllar itibarıyla bütçeden çiftçiye verilmesi gereken doğrudan destek, verilen destek TL ve dolar bazında şöyle:</span></p><table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:440px"><tbody><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Bütçeden</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>Bütçeden</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>&nbsp;</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Çiftçiye</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>Bütçeden</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>Çiftçiye</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Bütçeden</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Verilmesi</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>Çiftçiye</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>Verilmesi</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Çiftçiye</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Gereken</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>Verilen</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>Gereken</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Verilen</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Doğrudan</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>Doğrudan</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>Doğrudan</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Doğrudan</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Destek</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>Destek</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>Destek</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>Destek</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>(Milyon TL)</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>(Milyon TL)</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>(Milyon $)</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>(Milyon $)</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2006</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>7.958</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>4.740</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>5.523</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>3.290</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2007</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>8.877</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>5.540</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>6.830</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>4.262</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2008</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>10.028</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>5.850</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>7.829</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>4.567</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2009</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>10.064</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>4.530</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>6.515</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>2.933</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2010</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>11.677</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>5.880</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>7.774</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>3.915</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2011</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>14.049</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>7.080</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>8.379</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>4.223</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2012</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>15.815</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>7.780</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>8.777</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>4.318</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2013</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>18.234</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>8.770</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>9.581</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>4.608</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2014</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>20.549</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>9.590</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>9.399</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>4.387</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2015</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>23.509</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>9.970</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>8.671</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>3.677</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2016</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>26.266</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>11.640</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>8.692</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>3.852</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2017</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>31.737</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>12.722</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>8.700</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>3.487</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2018</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>37.583</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>14.489</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>7.971</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>3.073</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2019</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>43.202</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>16.989</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>7.608</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>2.992</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>2020 (1)</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>48.507</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>22.000</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>7.016</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>3.182</p></td></tr><tr><td style="height:21px; width:77px"><p>Toplam (2)</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>328.054</p></td><td style="height:21px; width:94px"><p>147.570</p></td><td style="height:21px; width:80px"><p>119.265</p></td><td style="height:21px; width:95px"><p>56.765</p></td></tr></tbody></table><p>(1): Gerçekleşme tahmini. 2020 destek miktarı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumdan alınmıştır.</p><p>(2): Tarıma verilen destek verileri (TL bazında) Tarım ve Orman Bakanlığı verisidir.</p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Bütçeden devletin çiftçiye vermesi gereken destek borcu TL ve dolar bazında:</span></p><table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:275px"><tbody><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>Bütçeden</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>Bütçeden</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>Devletin</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>Devletin</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>Çiftçiye</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>Çiftçiye</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>Destek</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>Destek</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>Borcu</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>Borcu</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>(Milyon TL)</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>(Milyon $)</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>2006</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>3.218</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>2.233</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>2007</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>3.337</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>2.568</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>2008</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>4.178</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>3.261</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>2009</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>5.534</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>3.582</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>2010</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>5.797</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>3.859</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>2011</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>6.969</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>4.157</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>2012</p></td><td style="height:20px; width:94px"><p>8.035</p></td><td style="height:20px; width:85px"><p>4.459</p></td></tr><tr><td style="height:20px; width:96px"><p>&nbsp;</p></td></tr></tbody></table><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p></div></div>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Her 10 saldırgandan 7'si serbest]]>https://www.haberanaliz.net/haber/her-10-saldirgandan-7si-serbest-121509f423eeb-8332-41c1-84f4-cfecb0c661d32020-11-25T16:09:00+03:00HABER MERKEZİ Her 10 saldırgandan 7'si serbest

Her 10 saldırgandan 7'si serbest

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü nedeniyle “Kadına Şiddetin Raporunu” yayınladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Akkuş İlgezdi, raporunda, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hakkındaki tartışmaların sürdüğünü, şiddetin boyutunun da her geçen gün katlanarak arttığını kaydederek, “Özellikle şiddet gören kadınların ilk başvuru makamlarından olan savcılıklar, şüpheliler hakkında çoğunlukla&nbsp;<strong>‘kovuşturmaya yer olmadığı’</strong>&nbsp;kararı veriyor. Başka bir deyişle savcıların imzaladığı her ‘takipsizlik’ kararı, artan şiddet vakası olarak istatistiklere yansıyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan söz konusu istatistiklere göre son 8 senede kadına yönelik şiddet uyguladığı gerekçesiyle savcılar tarafından hakkında kamu davası açılan şüpheli sayısı&nbsp;<strong>4 bin 910</strong>&nbsp;olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan Gamze Akkuş İlgezdi, “Buna göre geride bıraktığımız 2 bin 920 günde, Savcılık makamınca&nbsp;<strong>her gün&nbsp;</strong>sadece&nbsp;<strong>1,6 kişi hakkında</strong>&nbsp;kamu davası açıldı.&nbsp;<strong>25 bin 481</strong>&nbsp;‘<strong>şüpheli</strong>’den&nbsp;<strong>18 bin 551</strong>’i işlem yapılmadı” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BİLİNÇLİ TUTUM</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkan Yardımcısı Akkuş İlgezdi, “Hakkında ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ gerekçesiyle işlem yapılmayan şüpheli sayısı her geçen yıl düzenli olarak artıyor. Buna göre 2012 yılında faillerin&nbsp;<strong>yüzde 47</strong>’si hakkında “<strong>takipsizlik</strong>” kararı verilerken, bu sayı her yıl düzenli olarak artarak 2019 yılında&nbsp;<strong>yüzde 82</strong>’ye ulaştı” dedi. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ŞİDDET “FAİLİ MEÇHUL” BIRAKILIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Geride bıraktığımız 8 yılda Savcılar toplam&nbsp;<strong>25 bin 481</strong>&nbsp;kişi hakkında şiddet gerekçesiyle işlem yaptılar. Bu&nbsp;<strong>günde 9 kişinin</strong>&nbsp;kadına yönelik şiddetin faili olduğu anlamına geliyor. Tablo buyken sürekli artan ‘kovuşturmaya yer olmadığı kararları’ Türkiye’de kadına yönelik şiddetin failinin bilindiği halde ‘meçhul’ bırakıldığını ortaya koyuyor” açıklamasını yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Raporu değerlendiren CHP’li Akkuş İlgezdi, “Anımsanacağı üzere Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz Eylül ayında Cumhuriyet Savcılıklarına bir yazı göndererek Aile İçi Şiddet ve Kadına Yönelik Şiddetle daha etkin mücadele edilmesine yönelik yeni uygulamaları bildirmişti. Ancak&nbsp;<strong>Kadına Şiddete Sıfır Tolerans</strong>&nbsp;sadece kağıt üzerinde kalan bir söylemden öteye gidemiyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MAHKEMELER KORUYOR, SAVCILAR İZLİYOR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gamze Akkuş İlgezdi, 2012-2019 yılları arasında 6284 sayılı yasa uyarınca şiddet gördüğü gerekçesiyle hakkında koruma kararı verilmesi talebiyle Aile ve Hukuk Mahkemelerine başvuran kadın sayısının&nbsp;<strong>yüzde 90&nbsp;</strong>oranında arttığını ortaya koyarak, buna rağmen Savcılar tarafından şiddet failleri hakkında verilen “kovuşturmaya yer yoktur” kararının da&nbsp;<strong>yüzde 64</strong>&nbsp;arttığını kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HAFTADA 3 BİN 867 KADIN ŞİDDET GÖRDÜ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Akkuş İlgezdi, Türkiye’deki cezasızlık uygulamasının tipik örneği olan bu tutarsızlığın, erkek şiddetini meşrulaştırdığını ve saldırganları da cesaretlendirdiğini kaydederek, “2012-2019 yılları arasında toplam&nbsp;<strong>1 milyon 608 bin 657</strong>&nbsp;kadın şiddet gördüğü gerekçesiyle mahkemelerden koruma talep etti. Bu veriler, geçtiğimiz 8 senede haftada en az&nbsp;<strong>3 bin 867 kadının erkek şiddetine maruz kaldığını gösteriyor.</strong>&nbsp;Tablo buyken Adalet Bakanlığı’nın aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet vakalarının ihtisaslaşmış savcıların takip edeceğini açıklaması yeterli görünmüyor. Saatte 23 kadın şiddet mağduru olduğu Türkiye’de şiddet gören kadın sayısı ayrı ayrı 68 il nüfusunu geçmiş durumda. Bu verilere göre Türkiye’de&nbsp;<strong>her 50 kadından 2</strong>’si şiddet görüyor. Tedbir için başvuran kadın sayısı da yüzde 90 oranında artarken, şiddeti izleyen ve kadını korumayan bir adalet mekanizması var” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Salgını fırsatçılığa çevirdiler!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/salgini-firsatciliga-cevirdiler-12149ad3de762-be3e-45ae-a3c8-d0210e51c0e92020-11-25T16:06:00+03:00HABER MERKEZİ Salgını fırsatçılığa çevirdiler!

Salgını fırsatçılığa çevirdiler!

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kamu veya özel hiçbir hastane ya da sağlık kuruluşunun Covid-19 testleri için hiçbir vatandaştan 2399 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ve 9.4.2020 tarihli Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine göre yasal olarak ücret alamayacağını vurgulayan CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, konuyu Meclis gündemine taşıdı. Beko, “PCR test ücreti ancak ülkemizde geçerli herhangi bir sosyal güvencesi veya sağlık hizmetlerinden yararlanmada muafiyet kararı bulunmayan yabancı uyruklu kişilerden ve GSS kapsamında olduğu halde sağlık hizmet bedelini kendisinin ödeyeceğini beyan eden kişilerden alınır denmesine rağmen, Covid-19 testleri için Genel Sağlık Sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden ücret alınmaktadır. Sağlık Bakanlığı kamu sağlık hizmetleri fiyat tarifesine ‘Kişilerin talepleri üzerine yapılacak olan Covid-19 RT PCR testleri’ cümlesi ekleyerek test yaptırmak isteyen vatandaşlarımızı bu şekilde turist tarifesine koymuştur. Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, sağlık giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanırken, bu uygulamanın amacı nedir? İşçiler, memurlar, emekliler, çalışanlar bu ülkenin yurttaşları değil midir?” dedi.<br /><br /><strong>&nbsp;KONTROLSÜZ VE UYGUNSUZ İŞLEM YAPILIYOR</strong><br /><br />Henüz spesifik bir tedavisi ve aşısı bulunmayan Covid-19 enfeksiyonunda tanı koymanın ancak PCR testi ile mümkün olduğunu hatırlatan Beko, şunları dile getirdi: “Salgınla etkin mücadele için test kapasitesinin arttırılması ve testlere erişimin kolaylaştırılması gerekirken uygulanan algoritma vatandaşların test yaptırabilmesini zorlaştırılmış ve kısıtlama getirmiştir.&nbsp; Böylece kamu sağlık kurumlarında test yaptıramayan vatandaşları bu kez panik halinde yöneldiği özel sağlık kuruluşlarında test için belirlenen fahiş fiyatlar beklemektedir. Mayıs ayında yayınlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğinde Covid-19 testleri pandemi süresince tüm branşlar tarafından istenilmesi halinde test ücretlerinin SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Pandemi sona ermediğine göre genel sağlık sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için istenen Covid-19 testlerinin ücreti SGK tarafından ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca, 2399 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının eki; hastanın uyruğuna, sosyal güvencesi olup olmadığına ve numunenin özel hastaneden veya kamu hastanesinden gönderilmiş olmasına bakılmaksızın test, kit, ilaç ve ekipmandan ücret alınmaması gerektiğini belirtmektedir. Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmesindeki açıklamaların aksine, Covid-19 PCR testi çalışan özel sağlık kurumlarının test ücreti için belirlenen fiyatın üzerinde ücret alındığı, bazı sağlık kuruluşlarımızın çalıştıkları test sonuçlarını sisteme kaydetmedikleri tespit edildiği belirtilerek durum itiraf edilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, fazla alınan ücretlerin iade edileceği belirtilmiştir. Özel sağlık kuruluşuna test için müracaat eden vatandaşlardan 300-500 TL alındığı faturalar kamuoyunun gündemindedir. Covid-19 tanı testlerinin piyasanın insafına bırakılması sonucu birçok laboratuvar ve sağlık kuruluşu Covid-19 test işlemlerini gelir kapısı haline getirerek kontrolsüz ve uygunsuz işlem yapmaktadır.”<br /><br /><br />CHP İzmir Milletvekili Kani Beko’nun yanıtlanmasını istediği sorular şöyle;<br />1-Kamu veya özel hiçbir hastane/sağlık kuruluşu Covid-19 testleri için hiçbir vatandaştan 2399 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ve 9.4.2020 tarihli Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine göre yasal olarak ÜCRET ALAMAZ. PCR test ücreti ancak ülkemizde geçerli herhangi bir sosyal güvencesi veya sağlık hizmetlerinden yararlanmada muafiyet kararı bulunmayan yabancı uyruklu kişilerden ve GSS kapsamında olduğu halde sağlık hizmet bedelini kendisinin ödeyeceğini beyan eden kişilerden alınır denmesine rağmen, Covid-19 testleri için Genel Sağlık Sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden neden ücret alınmaktadır?<br />2- 2399 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına ve SUT hükümlerine aykırı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu, özel sağlık kuruluşlarına gerek yoğun bakım pandemi bakım ücreti, gerekse Covid-19 test ücretini ancak hastanın PCR testi pozitifse ödemekte, negatifse ödeme yapmamaktadır. Bu durumun gerekçesi nedir? 13.04.2020 tarihli 2399 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına ve 9.4.2020 tarihli Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine; SGK’nın ve ilgili kuruluşların uymamasının sebebi nedir?<br />3- Sağlık Bakanlığı kamu sağlık hizmetleri fiyat tarifesine ‘’Kişilerin talepleri üzerine yapılacak olan Covid-19 RT PCR testleri’’ cümlesi ekleyerek test yaptırmak isteyen vatandaşlarımızı bu şekilde turist tarifesine koymuştur. Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, sağlık giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanırken, bu uygulamanın amacı nedir? İşçiler, memurlar, emekliler, çalışanlar bu ülkenin yurttaşları değil midir?<br />4- Covid-19 tanı testlerinin piyasanın insafına bırakılması sonucu birçok laboratuvar ve sağlık kuruluşu Covid-19 test işlemlerini gelir kapısı haline getirerek kontrolsüz ve uygunsuz işlem yapmaktadır. Uygunsuz işlem yapan ve vatandaşları mağdur eden özel sağlık kuruluşları hakkında bir işlem tesis etmeyi düşünmekte misiniz? Bu kuruluşlar ile ilgili denetim raporlarının sonucunu kamuoyu ile paylaşacak mısınız?<br />5- Asgari ücretle geçinen dört kişilik bir ailenin; en az iki kere yapılması gereken PCR testini yaptırması aylık kazancını hesapladığımızda imkansızdır. Bakanlığınız bu durumda olan yurttaşlara hangi çözüm yolunu önermektedir?</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[NÜFUSUNUN EN AZ 20 MİLYONU AÇLIK SINIRININ ALTINDADIR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/nufusunun-en-az-20-milyonu-aclik-sinirinin-altindadir-12148514f6f0c-2736-41b1-bff6-153db29ba1792020-11-25T15:56:00+03:00HABER MERKEZİ NÜFUSUNUN EN AZ 20 MİLYONU AÇLIK SINIRININ ALTINDADIR

NÜFUSUNUN EN AZ 20 MİLYONU AÇLIK SINIRININ ALTINDADIR

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Onca bela ve musibetlerle geçirdiğimiz 2020 yılının sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. Şimdi ne konuşuluyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">- 3 Kasım ABD Başkanlık seçimi,</span></p><p><span style="font-size:18px">- 9 Kasım Dağlık Karabağ Ateşkes Mutabakatı,</span></p><p><span style="font-size:18px">- Hazine ve Maliye Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı’nın istifası ve yeni atamalar,</span></p><p><span style="font-size:18px">- Özellikle İYİ PARTİ’ye kurulan tuzaklar ve iftiralar,</span></p><p><span style="font-size:18px">- Covid-19 için hayata geçirilen yeni tedbirler,</span></p><p><span style="font-size:18px">- Hukuk, adalet, demokrasi ve ekonomi reform paketi hazırlıkları.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Bunlar hayatımızın gerçekleridir. Elbette milli çıkarlarımız doğrultusunda çözülmesini arzu ederiz. İcracı şahsiyetlerin; başta Sn. Cumhurbaşkanı’nın işleri samimiyetle götürmesi ve sonuç alması tabii ki temel beklentimizdir.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>BUGÜN TÜRKİYE’NİN NÜFUSUNUN EN AZ 20 MİLYONU AÇLIK SINIRININ ALTINDADIR</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tüm bunlardan da elim ve vahim olan diğer bir husus daha var ki anlatılamaz;Geçim meselesi. Bugün Türkiye’nin nüfusunun en az 20 milyonu açlık sınırının altındadır. Son ekonomi politikalarıyla 60 milyon insanımız yoksullaştırılmıştır. Gelir bölüşümü küçük bir grubun semirtilmesiyle daha da berbat hale gelmiştir.İşsizlik çığ gibi büyümüştür. Gençlerin gelecekten umudu kalmamıştır. Aşırı vergileme kitleleri canından bezdirmiştir. Sağlık, eğitim gibi sektörler kan kaybetmekte; parası olanın yaşadığı, olmayanın itildiği bir vahşi düzene evrilmiştir. Fırsat eşitliği yıllardır unutulmuştur.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tüm bunlar yaşanırken başka bir içler acısı durumu sizlerle paylaşmak isterim, Tarım sektörü;</span></p><p><span style="font-size:18px">30 yıl önce “Kendi kendine yeten 7 ülkeden biri” olarak Türkiye’yi nitelendiriyorduk. Bugün ne yazık ki böyle değil. 1970’li yılların sonunda Türkiye’nin nüfusu 45 milyon iken 17 milyon ton buğday üretiyorduk. Nüfusumuzdan 1.5 kat fazla küçükbaş hayvan, nüfusumuzun 1/3’ü kadarbüyükbaş hayvan kaynağımız vardı. 27.5 milyon Ha. arazide tarım yapıyorduk. Bugün 23.2 milyon Ha. tarım yapılabilen araziye geriledik. Bu arazileri eken biçen, hayvan yetiştiren bir kültüre sahip olan milyonlarca insan evini, barkını, tarlasını terk ederek kentlere göç etmiştir.&nbsp; Son 15 yılın bunda vebali çok büyüktür.Açlık ve sefaletin en önemli nedenlerinden biri de kent işsizliğidir. Bu aynı zamanda büyük bir güvenlik sorunu olarak ortaya çıkmaktadır.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE’NİN GERÇEK GÜNDEMİ; ÜRETİM, İSTİHDAM, TARIM</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin gerçek gündemi işte budur. Yani üretim, istihdam, tarım. Tarım başat sektördür. Ben,“tarım olmadan yaşam olmaz” diyorum.Belki bu konu rating alır mı diye düşünebilirsiniz. Emin olun herkesin kulağı tarımda, geçimde, işsizlikte: Kısaca bir ekonomik ivme bekleniyor. Bu yıl içerisinde tarımı ve tarımsal ürün pazarlamasını ele alan bir eser meydana getirdim. Bu kitabı size takdim etmek istiyorum. Toptan Pazarlar Hal eksenin Tarım ismi ile.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><em>FAO Genel Sekreteri JacquesDiouf yaptığı açıklamada, “Aç insanların sayısındaki artış tahammül edilemez noktaya ulaşmıştır” diyor. </em>Açlıktan vegeçim sıkıntısından hareketle ben bu kitabı ele aldım.&nbsp;</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin sebze üretiminde dünyada 4., meyve üretiminde 5. sırada yer aldığı anlaşılmaktadır. En çok üreten ülkeler sırasıyla Çin, Hindistan, ABD, Türkiye, Mısır, Ukrayna, Rusya Federasyonu şeklinde sıralanmaktadır. Meyvede ise sıralama Çin, Hindistan, Brezilya, ABD, Türkiye, Meksika, İran, İspanya, Endonezya, İtalya şeklindedir. Türkiye demek ki yaş sebze ve meyve üretim üssü olan önemli bir ülkedir.Tahıl ürünleri üretim miktarları 2019 yılında bir önceki yıla göre %0,02 oranında azalarak yaklaşık 34,4 milyon ton olarak gerçekleşti.Bir önceki yıla göre buğday üretimi %5 oranında azalarak 19 milyon ton’dur.Sebze üretimi 2019 yılında bir önceki yıla göre arttı. Sebze ürünleri üretim miktarı 2019 yılında bir önceki yıla göre %3,5 artarak yaklaşık 31,1 milyon ton oldu.Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2019 yılında bir önceki yıla göre %0,3 oranında artarak yaklaşık 22,3 milyon ton olarak gerçekleşti.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>SAĞLIKLI VE GÜVENLİ GIDA; SAĞLIKLI BESLENME, SAĞLIKLI TOPLUM DEMEKTİR.</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Organik tarım ve iyi tarımın yaygınlaşmaya başlaması sevindiricidir. Toprak, su, ilaç, gübre, tohum ve gıda tarımın önemli unsurlardır. AB pazarlarına giriş kolaylığı için İyi Tarım Uygulamaları (İTU) ve izlenebilirlik sistemlerinin teşvik edildiği bilinmektedir. Bitkisel üretimde kullanılan kimyasallar hakkında Zirai Mücadele Teknik Talimatları doğrultusunda Türk Gıda Kodeksi’ne ve temel kalıntı değerlerine uygun ürün elde etmek gıda güvenliğinin gereğidir. Çünkü sağlıklı ve güvenli gıda; sağlıklı beslenme, sağlıklı toplum demektir.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tarım Politikasının hedef kitlesi öncelikle üreticilerdir. Üreticinin refahı yani üretimden optimum karı elde etmesi tarımsal üretimin kalıcılığının kanıtıdır. Tedarik zinciri yoluyla nihai tüketicide son bulan tarımsal faaliyet, tüketici çıkarının da rasyonel bir noktada oluşmasıyla tamamlanır. Müstahsil-aracı- müşteri merhalelerinden geçerek amacın hasıl olması toplumsal yapıda bir paylaşımı gerçekleştirmiş olur.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de haller tekli hal biçiminde örgütlenmişlerdir. Ülkede ve dünyada ihtiyaçların artması ve vasıfların değişmesi sonucu hal türlerinde talebe uygun olarak farklılaşmalar olmaktadır. Sık görülen Yaş sebze ve meyve hallerinin yanında başka hal türlerinin ya tekli hal olarak kurulduğu veya çoklu hale dönüşme eğilimi gösterdiği gözlenmektedir. Yeni nesil hallere geçiş önem arzetmektedir. Ayrıca yeni bir kavram olarak tekno haller de dikkate alınmalıdır.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tarımda dış ticaret deyince genellikle insanlar bir yanılgı içine düşüyorlar. İlki tarımın sektörel olarak az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde ana sektör olarak kabul edilmesidir. Diğeri tarımla asla kalkınma olmayacağı hakkında oluşan genel kanıdır. Bu fikirler doğruluğu kanıtlanmamış hipotezlerdir. Tam tersi olarak gelişmiş ülkelere bakınca ana temanın tarım üzerine kurulu olduğu hemen anlaşılmaktadır. Başta ABD, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya ve hatta Almanya gibi ülkelerde tarım en önem verilen sektör olarak kendini göstermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dünya nüfusunun hızla artarak 7.6 milyarı geçtiği günümüzde tarım stratejik bir sektör haline gelmiştir. Endüstride ve teknolojide ne kadar gelişme kat edilirse edilsin toplumun gıda ihtiyacının karşılanamadığı durumda bunun bir yararı olmayacaktır. O yüzden teknoloji ve genetik kullanılarak tarımda devrim yapma denemelerinin içinde olunduğu da bir gerçektir. Tarımın daha ileriye taşınması, küresel şirketlerin gayri insani ve gayri ahlaki talep ve yatırımlarının hedefinin iyi tahlil edilmesi günümüz insanlığının en önemli beka sorunudur.</span></p><p><span style="font-size:18px">ulusal bir tarım politikasının benimsenmesi icabeder.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye özellikle son 18 yıldır sıcak para politikasının doğal bir sonucu olarak dış ticarette ithalatı, iç piyasada tüketimi tercih etmiştir. Bunun sonucu olarak tarımda özelleştirme irrasyonel kararlarla tarıma büyük zararlar vermiştir. İthal tarım ürünlerinin milli piyasaları işgal etmesine bir anlam verilememiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer yandan buğday, şeker pancarı, arpa, nohut, mercimek, susam, yer fıstığı gibi ürünlerle temel endüstriyel bitkiler olan pamuk, ayçiçeği gibi ürünlerin taban fiyat ve destekleme alımlarıyla üreticiyi memnun edecek fiyat bulması yoluna gidilmemiş ve piyasanın azgın saldırısına çiftçi terk edilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca fındık gibi dünyada tekel olunan ürünlerde dünya piyasasının Türkiye’de belirlenmesi gerekirken Avrupa piyasa aktörlerine kaptırılması fındık birim fiyatlarında her zaman üretici aleyhine sonuçlanmasına yol açılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Agresif piyasa yapıcılar karşısında üretici tepki koyduğu zaman TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) görevlendirilerek alım yapma yolu denenmektedir. Ama doğru olan Kalıcı Tarım ve Hayvancılık Politikalarıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İthalat zorunlu olmadıkça denenmemelidir. En stratejik ürün olan buğdayın ekim alanlarının bütününe ekilmesi, tohum kalitesinin korunması, destekleme yapılması, makul taban fiyat açıklanması beslenme, güvenlik ve sağlık için önemlidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama bugün Türkiye’de en büyük ithal kalemi olarak buğday gözükmektedir. 9 milyon ton düzeyinde yapılan ithalatın yapılamamasından doğan zorluklar kuşkusuz iç piyasaya olumsuz yansıyacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gıda ve gıda hammaddesi ithalatı ile canlı hayvan, karkas et ithalatı yerli üretimi zorlamaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri de ülke hayvancılığının ihmal edilmesi sonucu et ve et ürünleri piyasalarında oldukça dışa bağımlı hale gelinmiş olmasıdır. Bu çaresizlikten kurtuluş yolu vardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütünüyle tarım yönetimini revize ederek sektörün bütün paydaşlarıyla işbirliği halinde kısa sürede sonuç alınabilmesi ihtimal dâhilindedir.İhracat için iç piyasa dışında <img src="file:///C:\Users\TULING~1\AppData\Local\Temp\msohtmlclip1\01\clip_image001.png" /> %9 bir ihraç malı üretmek Türkiye’ye yakışmamaktadır. Bunun yukarılara çıkarılması ve ithalatı bir kat aşması esas olmalıdır. Aksi halde özellikle stratejik ürün üretiminde gösterilen ihmalin faturasının ağır olacağını söylerken kâhin olmaya gerek yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dış ticaret hacminin son 17 yılda 177.8 milyar ABD $’na ulaştığı anlaşılmaktadır. 102.2-75.6 = 26.6 milyar ABD $’lık bir açık gözükmektedir. Bu tarım sektörünün son 17 yılda geriye götürüldüğünü ifade etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Son 17 yılda belirli ürünlerde ithalat rakamlarına bir göz atınca hangi ürünlere karşı bağımlılığın olduğu ortaya çıkmaktadır. Türkiye bu ürünlerin üretilemediği bir ülke değildir. Buğday, arpa mısır, pirinç, ayçiçeği, pamuk gibi bitkilerin yoğun yetiştirildiği coğrafi kuşakların olduğu bir ülkedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI: </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1. GSYH içinde tarımın payı en az %1 olmalı</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2. İhracattan geri dönen tarım ürünleri</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3. Kırmızı et üretim yetersizliği</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4. Hayvan ithalatı ve hayvan hastalıklarıyla mücadele</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5. Balık ve su ürünleri</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 6. Süt üretimi</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 7. Arıcılık</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 8. Girdi maliyetleri</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 9. Tarımsal GSYH / Toplam GSYH payı&nbsp; %9&nbsp; (2010) dan&nbsp; %5.8’e (2019)</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10. Tarımsal desteklemeler yetersiz ve yanlış</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11. Sabit sermaye yatırımları</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 12. TARSİM</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 13. Tarımda çoklu karar vericiler</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 14. Su kaynakları etkin kullanılmamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 15. Yanlış imar uygulamaları ile yok edilen tarım toprakları</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 16. Erozyon, tuzlanma, çoraklaşma</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 17. Tarımsal işletmelerin küçüklüğü, miras</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 18. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 19. Gıda enflasyonu (2018) %8.8 OECD’ye göre</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (2019) %31</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 20. İstihdamda daralma. (ÇKS) 2003-2.765.287</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2018- 2.103.765</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarımdan ayrılan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <u>661.519</u></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 21. Sermaye yetersizliği</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 22. Tarım makina ve ekipmanlarının verimli kullanılmaması</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 23. Yüksek girdi maliyeti-düşük ürün fiyatı</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 24. Tarım kültürü ve eğitimi</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;25. Buğday stratejik bir üründür</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 26. Tiftik keçisi yetiştiriciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 27. Tarımda çalışanların, statüsü, SGK’ları, sağlık,</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; kayıt dışı istihdam: %35 sanayi, %80 tarım, %95 geçici tarım</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 28. Gübrede dışa bağımlılık&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;29. ÇİFTÇİ BORÇLARI : 117 milyar TL.</span></p><h1><span style="font-size:18px">TOPTAN PAZARLARIN (HALLER) SORUNLARI</span></h1><p><span style="font-size:18px">Hallerle ilgili 2018 yılında bir çalışma yapıldı ve TOBB’nin rehberlik ettiği toplantılar zinciri yapıldı acaba bu halleri kapatalım mı? Diye bir düşünce oldu. Niye kapatıyorsunuz? Bütün dünyada hal sistemi, toptan Pazar sistemi toplu hale ve tekno hale dönüşme eğilimindeyken biz halleri kapatıyoruz. Burada büyük bir kaynak var, maddi imkan var, buna birilerinni el koyması şeklinde bir anlam çıkarıyorum. Bu toplantıların üretici ve tüketici lehine ortak bir çözüm bulunması bütün halkımızın yararına olacaktır. Haller piyasa regülatörüdür. Tıpı et ve balık kurumunun kapatılıp yeniden kurulması gibi, halleri kapatırsınız ama sonra yeniden kurarsınız. Bunun millete bindireceği bir yük söz konusu olur. Tarımsal ürünlerde soğuk zinciri kuramadığımız için ürün kayıpları yaşayan bir ülkeyiz. Ürün kayıpları: %20-25 seviyesindedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi ile ortaya çıkan bir başka husus; E-Ticaret. Tarımsal e ticaret nasıl gidiyor? E ticareti önemsemek ve şimdiden bu sistemi geliştirmek gerekir. Bu Ticaret Bakanlığının, Tarım Bakanlığının, Cumhurbaşkanlığının görevi. Bu konuda bir çalışma yapılması gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de Narenciye üretiminin yüzde 70’i Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay’dan sağlanır. Türkiye’de narenciye üretimi: 4.679.721 ton olarak hesaplanmıştır. Bunun 1.613.000 tonu ihracata gidiyor bu %34’üdür. Elde edilen döviz: 755 milyon ABD$.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇÖZÜM ÖNERİLERİ </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1. Bir yeni Tarım Politikası saptanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">2. Tarımda 5 yıllık Eylem Planı yapılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">3. Mera Kanunu değişikliği ile 50 milyar $ getiri</span></p><p><span style="font-size:18px">4. Kapasite arttırılacak - girdi maliyetleri düşürülecek</span></p><p><span style="font-size:18px">5. Arazi kullanımı planı</span></p><p><span style="font-size:18px">6. Ürün deseni</span></p><p><span style="font-size:18px">7. Su etkin kullanılacak</span></p><p><span style="font-size:18px">8. Hazine arazileri ve 2/B’ler</span></p><p><span style="font-size:18px">9. Mazotta ÖTV kaldırılacak</span></p><p><span style="font-size:18px">10. Desteklemeler rasyonel olacak</span></p><p><span style="font-size:18px">11. Hayvancılık desteği</span></p><p><span style="font-size:18px">12. Örgütlülük</span></p><p><span style="font-size:18px">13. Tasnifleme, paketleme, soğuk hava deposu tesislerinin yetersizliği</span></p><p><span style="font-size:18px">14. 5957’deki eksiklikler giderilecek</span></p><p><span style="font-size:18px">15. Gıda güvenliği ve güvenirliği arttırılacak</span></p><p><span style="font-size:18px">16. Kayıt dışılıkla mücadele</span></p><p><span style="font-size:18px">17. TARSİM sigorta havuzunun genişletilmesi</span></p><p><span style="font-size:18px">18. Kapatılan köy orta malları yağmalanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">19. Agro – Turizm</span></p><p><span style="font-size:18px">20. Tarımsal Krediler</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı bütünüyle tarımın desteklenmesini, geliştirilmesini, tarımsal girdilerin temin şeklini, toprak, hava ve suyun olumsuz etkilerden arındırılmasını, yerli üretimi teşvik edecek ithalat ve ihracat rejiminin uygulanmasını; üretim ve pazarlama ile zincirin rasyonel işletilmesini öngörmektedir. Ne var ki bu, uygulamada farklı çalışmakta, özellikle üretici aleyhine sonuç doğuracak siyasi kararlara ulaşmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mevzuattan söz açılmışken 1982 Anayasasının;</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">44. Maddesinde toprağa ve toprağın korunmasına ilişkin düzenleme vardır.</span></li><li><span style="font-size:18px">45. Maddesinde tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunmasını içermektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px">167. madde ise “…mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili ve anlaşma sonucu doğacak tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi önler” demektedir.</span></li></ul><p><span style="font-size:18px"><strong>KENDİ KENDİNE YETEN BİR ÜLKE OLMAMIZ AYNI ZAMANDA TAM BAĞIMSIZ OLMAMIZIN ÖN KOŞULU OLARAK GÖRÜLMELİDİR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Görünen o ki tarımsal piyasaların üstünde hâkimiyet kurmaya çalışan çıkar gruplarının olduğu bir gerçektir. Yeni yasa düzenlemelerinde halkın, üreticinin çıkarlarının öncelik kazanması asıl tercih olmalıdır. Aksi halde tarım birkaç yıl içinde söner ve tarımda çalışan nüfus toprağını terk ederek üretim kültürünü de unutarak kent işsizliğinin bir ferdi olur. Bu bir cinayet olur. Yakın geçmişte tarımda yaşanan yanlışlar tarım çalışanlarının bir kısmının büyük kentlere akışına sebebiyet vermiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üretici hallerin önemsenmesi gerekir. Tarım stratejik bir sektördür. Tarımda gerileme savaştan daha beter bir durumdur. Buğday ve hububat üretiminde yapılan yanlışlar ve düşük taban fiyat uygulamaları, pancar kotasıyla şeker pancarı ürettirmeme tehlikelidir. Kaldı ki şeker fabrikalarının kapatılması büyük bir gaflettir. Son olarak yerli tütüne getirilen yasaklama da benzerdir. O halde kendi kendine yeten bir ülke olmamız aynı zamanda tam bağımsız olmamızın ön koşulu olarak görülmelidir. Tarımsal ürün üretemeyen toplumlar bağımsız olamazlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye alacağı sağlam kararlar, yapılacak mevzuat düzenlemeleriyle bir üretim patlaması yapabilecek kapasiteye sahiptir. Yeter ki samimiyetle ülke insanımıza ve bereketli topraklarımıza sadakat ve sevgimizi gösterelim.Ancak bu yolla açlığa, sefalete ve işsizliğe dur diyebiliriz.Gerçi bu Tarım Bakanıyla Milli Tarım Politikaları uygulamak ne kadar mümkün?Bu gerçekleri gündeme taşımak için kitabı yazdım. Umarım ilgili çevreler ve iktidar için uyarıcı olur. Tarıma İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in büyük önem vermesini ve parti programımızda halk yararına tarım politikası saptanması ümit vericidir.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[YENİ CADDELERLE MALATYA’DA TRAFİK SORUNU KALMAYACAK]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yeni-caddelerle-malatyada-trafik-sorunu-kalmayacak-12147bbc99b63-2066-436f-adb1-943078b162d82020-11-25T15:51:00+03:00HABER MERKEZİ YENİ CADDELERLE MALATYA’DA TRAFİK SORUNU KALMAYACAK

YENİ CADDELERLE MALATYA’DA TRAFİK SORUNU KALMAYACAK

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Yol ve Alt Yapı Koordinasyon Daire Başkanlığı Malatya genelinde yaptığı çalışmaları sürdürüyor. Bostanbaşı Mahallesi, Filistin Caddesi’nde devam eden çalışmaları inceleyen Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’a inceleme gezisinde Genel Sekreter Yardımcıları, Daire Başkanları, ilgili şube müdürleri ve muhtarlar eşlik etti. Yeni caddelerin ve yolların Malatya’ya kazandırıldığı alanda kilit taşları, bisiklet yolları ve asfalt seriminin yanı sıra özellikle engelli vatandaşlara ait yol aksları da ilgili daire başkanlıkları tarafından yapılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bostanbaşı Mahallesi Filistin Caddesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Yol ve Alt Yapı Koordinasyon Daire Başkanı Mehmet Mert, çalışmaların sonuna geldiklerini belirtti. Mert, “Bostanbaşı Mahallesi Filistin Caddesi’nin yenilenmesini yaparak tamamen standartlara uygun hale getirdik. Yaklaşık 10 bin m2 kilit taşı, bisiklet yolu ve kaldırım çalışmalarını yaptık. Düzenlemesini gerçekleştirdiğimiz yolda iki geliş, iki gidiş olmak üzere planlama yaptık. Büyükşehir Belediye Başkanımızın belirlediği hedef doğrultusunda Filistin Caddesi’ni, Çiftlik Caddesi’ni ve bölgede bulunan 20’ye yakın caddeyi bu sene itibariyle yeniledik. Filistin Caddemizde yaptığımız çalışmaların tamamlanmasından sonra Topsöğüt bölgesine geçerek çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ayrıca Çilesiz Caddesi’ndeki ve Alparslan Türkeş Bulvarı’ndaki çalışmaların da sonuna geldik. Gelişim, dönüşüm ve yenileme çalışmalarına Malatya genelinde devam ettiriyoruz. İnşallah önümüzdeki yılın sonuna kadar Malatya’da yenilemediğimiz caddemiz kalmayacak’ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Filistin Caddesi’nin, Yüzakı Bulvarı ve Adıyaman yolu ile bağlantılı bir cadde olduğunu belirten Bostanbaşı Mahalle Muhtarı Faik Özbay, kaldırım, bisiklet yolu ve asfalt seriminden dolayı mahalleli adına Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’a teşekkür etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, yapılan çalışmaların yaşam standartlarını ve trafik konforunu beraberinde getirdiğini belirtti. Malatya genelinde yapılan hizmetlerde özellikle engelli vatandaşların rahat erişebileceği yollar yaptıklarını ifade eden Başkan Gürkan, “Yol ve Alt Yapı Koordinasyon Daire Başkanlığımızın yapmış olduğu çalışmalardan bir tanesini daha yerinde görüp incelemek maksadıyla Bostanbaşımahallemize geldik ve Filistin Caddemizdeyiz. Filistin Caddesi’nde yapılan çalışmaları yakinen gördük ve takip ettik. Çalışmaların standartlara uygun bir şekilde yapıldığını, özellikle engelli vatandaşlarımızın rahat erişebileceği yolların yapıldığını gördük. Bisiklet yollarının, kaldırımların, cep otoparklarının oluşturulması ve ana arterlerin iki gidiş iki geliş şeklinde 4 arter olması buradaki trafiği de rahatlatacak.&nbsp; Yaptığımız çalışmalar, yaşam standartlarını ve trafik konforunu beraberinde getirecek. Özellikle Adıyaman Yoluna bağlanan 3 yol planladık. Planladığımız yolların hepsine de başlanıldı. Özellikle tarım arazisi diye tabir ettiğimiz ve yeşil alan şeklinde belirlenen alanla ilgili de Tarım ve Orman Bakanlığımızda yaptığımız girişimler neticesinde üç yol aksı müsaadesini aldık. Bu çalışmalarımızda hem imarda bulunan arkadaşlarımız hem Yol ve Alt Yapı Koordinasyon Dairesinde bulunan arkadaşlarımız ve Ulaşım Hizmetlerindeki arkadaşlarımız tarafından çalışmalar yoğun bir şekilde sürdürülüyor. Malatya’nın en büyük problemi ulaşım ve trafik problemiydi. Gerek Ana Yurt Bulvarı gerek Danişment Gazi Bulvarı gerek Filistin Caddesi gerek Kuzey ve Güney Kuşak yollarıyla birlikte diğer caddelerle Malatya’da trafik sorunu ortadan kalkacaktır. Zaten açtığımız caddelerle şuan yüzde elliye yakın bir rahatlama hissedildi. Yeni caddelerimiz trafiği daha da rahatlatacak. Malatya hakikaten çağdaş, modern anlamda bir şehir olma hüviyetinde emin adımlarla ileriye doğru yürüyor. Bu hizmetlerin Bostanbaşı Mahallemize, bu bölgede yaşayan insanlarımıza ve bu bölgede seyahat eden vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olmasın temenni ediyorum” şeklinde konuştu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Devir artık ülkelerin değil şehirlerin yarıştığı bir devir]]>https://www.haberanaliz.net/haber/devir-artik-ulkelerin-degil-sehirlerin-yaristigi-bir-devir-12146d49f48db-25f0-4158-8b7e-ee4f1b45c41a2020-11-25T15:39:00+03:00HABER MERKEZİ Devir artık ülkelerin değil şehirlerin yarıştığı bir devir

Devir artık ülkelerin değil şehirlerin yarıştığı bir devir

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Başkan Alinur Aktaş, beraberindeki heyetle birlikte Konya’da çeşitli ziyaretlerde bulundu. Ziyaretlerine Mehir Vakfı ile başlayan Başkan Aktaş, Vali Vahdettin Özkan’ı ziyaret etti. Aktaş, daha sonra Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret eden Başkan Aktaş, her iki belediyenin çalışmaları hakkında istişarelerde bulundu. Başkan Aktaş, Memur-Sen Konya Şubesine de bir ziyaret gerçekleştirdi ve ardından Konya’da yaşayan Bursalılarla bir araya gelerek hasbihal etti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Farklı projeleri inceledik"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ziyaretleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Osmanlı’yı kuran şehir Bursa’dan Selçuklu’yu kuran şehir Konya’ya bol miktarda selam getirdiklerini belirterek, “Başta Valimiz olmak üzere Konya Cumhuriyet Başsavcımız Ramazan Solmaz’ı, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret ettik. Ekip arkadaşlarımla beraber farklı projeleri inceledik. Ülkemizin 81 şehrinin de ayrı özelliği var ama tabii Konya gerçekten Türkiye’nin nadide şehirlerinden bir tanesi. Hem tarihi yönüyle hem şehircilik yönüyle hem de beraberinde ekonomide giderek yük alan yapısıyla Konya özel şehirlerimizden bir tanesi. Başkanımızla karşılıklı istişarelerde de bulunduk. Bu vesileyle farklı sivil toplum kuruluşlarını gezme imkanına sahip olduk. Mehir Vakfı’nı, Eğitim-Bir-Sen’i farklı kurumları gezme imkanına sahip olduk. Konya’da yaşayan Bursalı hemşehrilerimizle hasbihal edip, onlara bir kestane şekeri ikram edip Konya’dan ayrılmak istiyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Şehirlerin yarıştığı bir devir”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Belediyeler arasında iyi örneklerin paylaşılması ve işbirliğinin önemine dikkat çeken Başkan Aktaş, “Tabii yaşadığımız devir artık ülkelerin değil şehirlerin yarıştığı bir devir. Dolayısıyla iyi örnekleri alıp uygulamak, karşılıklı paylaşımda bulunmak lazım. Uğur İbrahim Altay başkanımızın buradaki çalışmalarına ben bizatihi şahidim, zaten istişare ediyoruz. Farklı organizasyonlarda bir araya geliyoruz. Karşılıklı münazaralarımız oluyor ama bu vesileyle bizatihi onu ziyaret ederek bunları tespit etme imkanına sahip olduk. Tüm Konyalı hemşehrilerimizi de Bursa’da ağırlamaktan onur duyacağımı ifade etmek istiyorum” diye konuştu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ezilen köpek yeniden koşuyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ezilen-kopek-yeniden-kosuyor-12145ddd210f6-f38c-4bfa-836b-08f59dd0e5d52020-11-25T15:33:00+03:00HABER MERKEZİ Ezilen köpek yeniden koşuyor

Ezilen köpek yeniden koşuyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Balıkesir’in Erdek İlçesi Zeytinli Mahallesi’nde bir akaryakıt istasyonunda 10 Kasım günü sabah saatlerinde bir otomobil, istasyondan ayrılırken yerde yatmakta olan iki köpeğin üzerinden geçerek birisinin ölümüne neden olurken diğerinin de sakatlanmasına neden olmuştu. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı Ovaköy Hayvan Barınağı’nda veteriner hekimler tarafından tedavi altına alınan ve yüzünün maskeye benzemesi nedeniyle adı Maske konulan köpek başarılı bir ameliyatın ardından iyileşerek yeniden koşmaya başladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ovaköy Mahallesi’ndeki Balıkesir Sokak Hayvanları Bakımevi’nde Maske’nin 10 Kasım’dan bu yana tedavi sürecini yürüten Veteriner Hekim Oğuzhan Erçel, köpeğin bakım evine geldiğinde durumunun çok ağır olduğunu ve onun yaşam mücadelesini kazanması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Veteriner Hekim Erçel “Kazanın yaşandığı gün olay yerine hemen giderek köpeğimizi alarak bakımevimize getirdik. Köpeğimizin röntgenlerini çektiğimizde kalçasında üç adet kırık olduğunu tespit ettik. Yaklaşık 3 saat süren ameliyatta kalçasına üç plak yerleştirildi. Ameliyatı kaldırması bile bir mucizeydi onun için kendisi de yaşama tutunmak için çok mücadele etti. Tedavimiz güzel bir şekilde devam ediyor Maske artık hem yürüyebiliyor hem de koşabiliyor. Tam bir iğleşme için önümüzde biraz daha zaman var” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Konya Büyükşehir’den 2,5 Yılda Kamulaştırmaya 205 Milyon TL]]>https://www.haberanaliz.net/haber/konya-buyuksehirden-25-yilda-kamulastirmaya-205-milyon-tl-12144c553b27c-cf17-420e-bab1-ca22b05897ef2020-11-25T15:29:00+03:00HABER MERKEZİ Konya Büyükşehir’den 2,5 Yılda Kamulaştırmaya 205 Milyon TL

Konya Büyükşehir’den 2,5 Yılda Kamulaştırmaya 205 Milyon TL

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Konya Büyükşehir Belediyesi, 31 ilçede büyük hizmetleri hayata geçirirken bir yandan da kamulaştırma çalışmalarını yoğun olarak sürdürüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, göreve geldikleri ilk günden itibaren toplumun her kesimiyle istişarelerde bulunarak Konya’ya ve Konyalılara hizmet etmeye çalıştıklarını söyledi. Konya’yı geleceğe hazırlamak amacıyla önemli yatırımları bir bir hayata geçirdiklerinin altını çizen Başkan Altay, “Bu yatırımları kazandırırken bir taraftan da kamulaştırma çalışmalarını yoğun olarak sürdürüyoruz. Kamulaştırmaları hemşehrilerimizle karşılıklı anlaşarak yapıyoruz. 2 buçuk senede şehrimiz genelinde kamulaştırmaya 205 milyon TL para harcadık. Hemşehrilerimizden aldığımız güç ve destekle şehrimizi daha güzel yarınlara hazırlıyoruz. Bu konuda bize her zaman destek olan bütün hemşehrilerime canı gönülden teşekkür ediyorum. Oluşturduğumuz kaynakları şehrimizin sorunlarının çözümü için harcamaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Nisan 2018 ile Kasım 2020 tarihleri arasında yaptığı kamulaştırmalar şu şekilde: Seydişehir Seyit Harun Veli Türbesi çevresi, Şems-i Tebrizi Sosyal ve Kültürel Tesis Alanı, Ferhuniye Rekreasyon, Hadim Yer Köprü Şelalesi, YHT Gar Sahası, Başaralı Caddesi, Topraklık Caddesi, Erencik Caddesi, Abdülhamit Han Caddesi, Celaleddin Karatay Caddesi, İsmail Ketenci Caddesi, tescilli binalar, ilçelerde muhtelif kamulaştırma ve satın almalar.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MESKEN ALANINDA KALANHATDEPLASE EDİLDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mesken-alaninda-kalanhatdeplase-edildi-12143529fec38-7a10-4b49-9841-c453afdf002a2020-11-25T15:25:00+03:00HABER MERKEZİ MESKEN ALANINDA KALANHATDEPLASE EDİLDİ

MESKEN ALANINDA KALANHATDEPLASE EDİLDİ

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mahalle ve sokaklarda eskiden düzensiz bir şekilde döşenen içme suyu hatlarının parsel, inşaat vb. gibi alanlardakalan bölümlerin revize edildiğini aktaranGenel Müdürlük,Defne ilçesine bağlı Harbiye Mahallesi 506.sokakta parsel içinde kalan 100 metrelik içme suyu hattının90’lık polietilen borularla deplase edildiğini belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan deplase çalışmalarının ardından bağlantı çalışmalarının yapıldığını ve içme suyu iletiminin tekrardan sağlandığını aktaran HATSU, teknik personel denetiminde yapılan çalışmada 1 kepçeve 3 personelin görev yaptığını kaydetti.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SOSYAL YARDIM ALAN AİLELERİN ÇOCUKLARI İÇİN ÜCRETSİZ İNTERNET]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sosyal-yardim-alan-ailelerin-cocuklari-icin-ucretsiz-internet-12142df618104-c734-4f0a-850a-f251e7b0b57e2020-11-25T15:22:00+03:00HABER MERKEZİ SOSYAL YARDIM ALAN AİLELERİN ÇOCUKLARI İÇİN ÜCRETSİZ İNTERNET

SOSYAL YARDIM ALAN AİLELERİN ÇOCUKLARI İÇİN ÜCRETSİZ İNTERNET

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinde uzaktan eğitim sistemiyle öğrenimlerine devam eden öğrencilere ücretsiz internet desteği sağlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla şimdi de sosyal yardım alan ailelerin çocuklarını sevindirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Büyükşehir Belediyesi bir yandan özellikle internet erişimi olmayan 928 kırsal mahallede ücretsiz wi-fi bağlantısı kurulumuna devam ederken, Başkan Yavaş da sosyal medya hesapları üzerinden yeni bir paylaşım yaparak sosyal yardımlardan faydalanan 15 bin öğrenciye ücretsiz mobil internet desteği vereceklerini açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>3 AY BOYUNCA 10 GB MOBİL İNTERNET ÜCRETSİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Ankara’da yaşayan ve sosyal yardım alan 96 bin aileye kısa mesajla (SMS) başvuru formuna ilişkin link gönderilerek, ihtiyaç duyan öğrencilerin ücretsiz internet için başvurabilecekleri bildirildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş bu hizmetten yararlanmak isteyen öğrencilere seslenerek,&nbsp;<strong>“Ailesi sosyal yardımlardan yararlanan 15 bin öğrencimizin eğitim hakkından mahrum kalmasını önlemek için 3 aylık 10 GB internet desteğimizi başlattık. Müracaat edenlerin yüklemelerini bu hafta için tamamlamayı planlıyoruz. Bizim desteğimiz sizin başarınız olsun”</strong>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞVURULAR DEVAM EDİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkent’te eğitim gören ve Büyükşehir Belediyesinden sosyal yardım alan ailelerin çocuklarına yönelik başlatılan hizmet için başvuru süreci devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha önce başvuramayan sosyal yardım alan öğrencilere Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından ikinci kez kısa mesaj gönderilmeye başlandı. Yeni başvuruda bulunacak öğrencilerin önümüzdeki aydan itibaren cep telefonlarına 3 aylık 10 GB ücretsiz internet yüklenecek.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Büyükşehir, ikinci kadın sığınma evini hizmete açıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/buyuksehir-ikinci-kadin-siginma-evini-hizmete-aciyor-1214160769dfa-014b-4270-9512-1a080e1012952020-11-25T15:19:00+03:00HABER MERKEZİ Büyükşehir, ikinci kadın sığınma evini hizmete açıyor

Büyükşehir, ikinci kadın sığınma evini hizmete açıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kadına karşı şiddetle mücadelede koruyucu önleyici çalışmalarla beraber farkındalık etkinlikleri yürüten İzmir Büyükşehir Belediyesi, ikinci kadın sığınma evini hizmete açıyor. Sosyal Projeler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü'ne bağlı olarak hizmet verecek engelli erişimine uygun üç katlı binada 12 oda, kreş, yemekhane, etkinlik odası, mutfak, revir ve oyun parkı yer alıyor.<br />Her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete karşı, ayrımcılığa uğramış veya uğrama riski taşıyan, can güvenliği sorunu yaşayıp sığınma ihtiyacı olan kadınlara ve beraberindeki çocuklara güvenli bir ortam sunacak sığınma evinde psikolojik, hukuki, sağlık ve sosyal danışmanlık hizmeti de verilecek. Meslek edindirme kurslarına yönlendirilerek iş arama süreçlerine destek olunacak kadınlar için farkındalık ve güçlendirme çalışmaları da olacak. Hastane işlemleri, adli işlemler, çocukların okul kayıtları gibi işler ise sığınma evindeki yetkin personel eşliğinde yapılacak.<br /><br /><strong>“Kolektif bir mücadele sergilenmeli”</strong><br />Yeni sığınma eviyle psikolojik veya fiziksel şiddet karşısında her kadın ve çocuğunun çaresizlik ve yalnızlık yerine dayanışma duygusuyla karşılanacağı, güçlenerek yeniden yaşama dâhil olacağı bir yuvası olacağını söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nün 31. yılı nedeniyle de önemli mesajlar verdi. Soyer, “2020 yılının başından şimdiye kadar 335 kadın, erkek şiddeti nedeniyle yaşamını yitirdi. Her geçen dakika daha da artan bu korkunç tablo, bireysel veya münferit bir şiddet değil. Aksine ayrımcı ve kutuplaştırıcı bir iklimin, cinsiyet rollerinde kadını belli kalıplara sıkıştırmaya çalışan cinsiyetçi bir zihnin ve cezasızlık uygulamalarının sonucu. Kabul etmeliyiz ki bu tabloyu değiştirmenin ilk adımı aileden başlayarak, kadın üzerinde tahakküm kuran, eşitsizlik ve şiddetin temel m&amp;u uml;sebbibi olan eril ve cinsiyetçi anlayışa karşı kolektif bir mücadele sergilemekle başlıyor” dedi.<br /><br /><strong>“Büyükşehir etkin çalışmalar yürütüyor”</strong><br />İstanbul Sözleşmesi, nafaka hakkı gibi kadınların yılların mücadelesiyle elde ettikleri kazanımlarını korumak gerektiğini söyleyen Soyer, kadına karşı şiddetin önlenmesi, kadının yaşamın her alanında daha görünür olması ve cinsiyet eşitliğinin sağlanması için etkin çalışmalar yürüttüklerine dikkat çekti. Soyer, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonumuz, Kadın Danışma Merkezimiz,&nbsp; Kadın Politikaları Birimimiz, Kadın Sığınma Evimiz, kadın örgütleriyle ortak çalışmalarımız, farkındalık eğitimlerimiz, Meslek Fabrikası ve Masal Evleri’nde kadın istihdamı öncelikli kurslarımız, kadın üreticilere sağladığımız destekler,&nbsp; Belediyemizin yönetim ve istihdam politikasına sirayet eden cinsiyet eşitliği perspektifimiz gibi tüm çalışmalar kadınların sosyo-ekonomik hayata katılımını ve eşit bir yaşam sürmesini hedefleyen çalışmalarımızın ana çer çevesini oluşturuyor. Kadınlara bütüncül hizmet sunmayı hedeflediğimiz ve ilkini Örnekköy'de hizmete açacağımız ‘Anahtar’ birimimiz kadınlarla ilgili yaptığımız tüm bu çalışmaların bir araya geldiği ve bu vizyonumuzu yansıtan bir şemsiye niteliği taşıyor” şeklinde konuştu.<br /><br />Kadının özgürlük ve eşitlik düzeyinin aslında o toplumun özgürlük ve eşitlik düzeyini gösterdiği belirten Soyer “Cinsiyet eşitliği sağlanmadığı ve kadına yönelik şiddet devam ettiği sürece ne toplum gerçek anlamda eşit olabilir ne de toplumsal şiddet ve çatışma son bulabilir.&nbsp; Bu nedenle İzmir’de kadınların eşit ve özgür bir yaşam sürmesi ve kadına yönelik şiddetin son bulması için var gücümüzle çaba göstermeye devam edeceğiz” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’Lİ ANTMEN ‘AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ YÖNETİMİNDE TÜRKİYE YOK]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-antmen-akkuyu-nukleer-santrali-yonetiminde-turkiye-yok-12140671d0a7c-5372-4623-936e-2515412625c42020-11-25T15:16:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’Lİ ANTMEN ‘AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ YÖNETİMİNDE TÜRKİYE YOK

CHP’Lİ ANTMEN ‘AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ YÖNETİMİNDE TÜRKİYE YOK

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP’li Antmen’in konuşmasında öne çıkanlar şu şekilde;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AKKUYU’YU YAPAN FİRMANIN PARA OPERASYONLARI KARANLIKTA KALDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Bakın Elazığ’da, İzmir’de deprem oldu, vatandaşlarımız hayatını kaybetti. Hayatlar karardı. Akkuyu’da, inşaatın zeminindeki betonda çatlak oluşmasına, nükleer reaktörün oturtulacağı bölümün iki kere çatlamasına rağmen inşaata devam edilmektedir.&nbsp;&nbsp;Bahsi geçen çatlamalar; aktif Kuzey Ecemiş Fay Hattı üzerindeki 6 karstik boşluk barındıran zemin bölgesinde, her biri 14 bin tonluk 4 reaktör üstüne binmeden oluşmuştur. Deprem ve patlama riski ile karşı karşıya olunan Akkuyu Nükleer Santrali ayrıca birçok başka vahim iddiayla ve durumla da kamuoyunda sıkça tartışılıyor.&nbsp;&nbsp;Bakın Çiğdem Toker, Sözcü Gazetesindeki köşesinde Akkuyu AŞ’nin off-shore şirketlerle para alışverişi yapmak için yetki aldığını yazmıştı.&nbsp;&nbsp;Bahsi geçen yazıda karar için, ‘Amiyane tabirle Akkuyu'da kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği bir dönem resmen başladı’ ifadeleri kullanılmıştı. Bu ne demek? Uzun yıllar boyu vergilerimizle finanse edeceğimiz santralin sahibi konumundaki şirketin para operasyonları karanlıkta kalacak”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AKKUYU’NUN YÖNETİMİNDE TÜRKİYE YOK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Akkuyu’yu yapan firma; Çernobil’de patlayan santrali yapan firmayla aynı firma. AKP ve MHP’li Milletvekili arkadaşlarım ; yerli ve milliliği ağzınızdan düşürmüyorsunuz Akkuyu Nükleer Santral yönetiminde sadece 1 tane Türk vatandaşının olduğunun farkında mısınız ? O kişi de çifte vatandaş; hem ABD hem Türkiye vatandaşı!&nbsp;&nbsp;Şimdi burada ne yerlilik ne de millilik var. Yarın burada patlama olursa sadece ölenler yerli ve milli olacak! Bakın; Akkuyu yönetiminde bulunan Henri Proglio’nun ise&nbsp;&nbsp;ülkesi Fransa’da yolsuzluk yaptığı ve hem kamu kurumundan hem özel sektörden maaş aldığı; yani çift maaşla haksız gelir elde ettiği Avrupa basınında yer aldı.&nbsp;&nbsp;Gerçi yolsuzluğa ve çifter çifter maaşa boğulmuş iktidardan bunu eleştirmesini beklemek komik ama Yüce Meclis bilsin ki Akkuyu’ya yönetici getirilen Fransız, ülkesinde yolsuzluklarla anılan biri. İktidar Fransız yöneticinin yolsuzluklarına hala ‘Fransız’ kalmayı tercih etmektedir!&nbsp;&nbsp;Nükleer santral gibi çok önemli bir yapının yönetiminde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ağırlıkta olmaması, söz ve karar hakkının yabancılara devredilmesi, ülkemiz geleceği açısından kabul edilemez sıkıntılara yol açacaktır. Yerlilik ve Millilik vurgusu yapan herkese duyurulur!”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MERSİN DEMOKRAT PARTİDE YENİ DÖNEM BAŞLADI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-demokrat-partide-yeni-donem-basladi-121398d1ca169-3af0-48fa-881e-2ebb88cfa4f62020-11-25T14:15:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN DEMOKRAT PARTİDE YENİ DÖNEM BAŞLADI

MERSİN DEMOKRAT PARTİDE YENİ DÖNEM BAŞLADI

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti (DP) Mersin İl Başkanı Hüseyin Karagöz, “Uzun süredir partimizin kongre süreçlerinin yapıldığı ortamda Mersin’de &nbsp;bir görev değişimi olmuştur. Ve Genel merkezimizce 6 Kasım 2020 günü bu göreve atanarak tarafıma yeni yönetimi oluşturmak için yetki verilmiştir. Verilen yetkiye istinaden yeni yönetim oluşturulmuş genel merkeze sunulmuş ve Genel Başkanın onayı ile Mersin il yönetimi olarak göreve 18 Kasım 2020 günü itibari ile başlamış bulunuyorum. Yönetimimiz ben dâhil 15 kişidir. İçimizde Hukukçu, Mühendis, çiftçi, esnaf olmak üzere er kesimden kardeşimiz vardır”dedi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">KAPIMIZ HERKESE AÇIK, EMEĞİ OLAN HERKESE SAYGILIYIZ</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti (DP) Mersin İl Başkanı Hüseyin Karagöz, “Bugüne kadar partimize emeği geçmiş herkese saygı ve sevgi sunuyorum. Çıktığımız bu yolda herkese kapımız açıktır. Kimseye kırgın dargın değiliz, kimseyi kırma küstürme derdinde değiliz. Amacımız vatana millete devlete hizmet olup, bu amacı da, bu kutsal çatıda yapmayı arzuluyoruz. Bu nedenle Başta Eski DYP ve ANAP çatısında olmak üzere merkez sağda görev almış, merkez sağa gönül vermiş kardeşlerimiz olmak üzere vatanının, milletini, devletini seven ve hizmet etmek isteyen, renk- din- dil- ırk ayrımı yapmaksızın herkese kapımız açıktır. Merkez sağın adresi olan Demokrat Parti (DP)’ de siyaset yapmaya çağırıyorum.” Dedi.</span></p><p><img alt="Gültekin Uysal: “Türkiye’de tek pozitif şey var o da korona virüstür”" src="https://www.haberanaliz.net/images/haberler/2020/11/gultekin-uysal-turkiyede-tek-pozitif-sey-var-o-da-korona-virustur-1606237047.jpg" /></p><p><strong><span style="font-size:18px">LİDERİMİZ GÜLTEKİN UYSAL ÇİZDİĞİ YOLDA YÜRÜYECEĞİZ</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti (DP) Mersin İl Başkanı Hüseyin Karagöz, “Yol arkadaşlığına soyunduğumuz, Liderimiz, Genel Başkanımız, Genç ve pırıl pırıl bir insan olan Gültekin UYSAL’ın çizdiği yoldan yürümek azmi ile yola çıktık. Bu kutlu yolda, bu onurlu yolda Allah bizi mahcup etmesin. Bu nedenle hızla ilçelerdeki teşkilatlarımızın kongrelerini yapmasını sağlayacağız, ve büyük kongremize yetişmeye çalışacağız. Mersin in tüm ilçelerinde bu yolda yürümek isteyen kardeşlerimize sesleniyorum. Buyurun gelin. Hepinize bu yolda onurlu görevler düşüyor. Omuz omuza, el ele vererek sorunlrı aşacağız ve partimizi liderimiz Afyon Milletvekili Gültekin Uysal’ın önderliğinde, yönetiminde bulunan hepsi birbirinden kıymetli arkadaşları ile&nbsp; önce TBMM’ye sonra Devlet yönetimine taşıyacağız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">KADIZADEYE VE YÖNETİMİNE TEŞEKKÜR ETTİ</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti (DP) Mersin İl Başkanı Hüseyin Karagöz, “Partimiz benden önceki il başkanı sn. Tural Kadızade il dışında olduğunu beyan ettiği için mülkiyeti partimize ait olan hizmet binasını teslim alamadık. Bu nedenle şu an geçici olarak bir başka yerde faaliyet gösteriyoruz. Sn. Kadızade ve yönetimine de bu güne kadar yaptığı hizmet ve çalışmalardan dolayı partimiz adına teşekkür ederim. Bu bir nöbet değişimidir. Yarın bende giderim bir başkası gelir. Önemli olan aldığımız bayrağı ileri götürmektir. Bunu başarabilirsek ne mutlu. Bu bayrağı geçmişten bugüne taşıyan her kişiden Allah razı olsun” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fbe3e2a9b059.jpg" style="height:490px; width:1226px" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bülent Arınç istifa etti]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bulent-arinc-istifa-etti-12138afa82a64-2463-49f2-93fe-d3aadffd62902020-11-24T20:03:00+03:00HABER MERKEZİ Bülent Arınç istifa etti

Bülent Arınç istifa etti

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındaki sözleri nedeniyle isim vermeden eleştirdiği Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Bülent Arınç istifa etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bülent Arınç, geçen hafta katıldığı televizyon programında HDP’li Selahattin Demirtaş’ın tahliye olabileceğini ve iş insanı Osman Kavala’nın tutuklu kalmasına hayret ettiğini söylemişti. Bunun üzerine Erdoğan hafta sonu “Son günlerde bizimle asla ilgisi olmayan kimi bireysel açıklamalar ile reform gündemimize yaptığımız vurgular bahane edilerek yeni bir fitne ateşi yakılmaya çalışıldığını görüyoruz” diyerek eleştirmişti. Erdoğan’ın tepkisinin ardından gözlerin çevrildiği Bülent Arınç’tan cevap sosyal medya üzerinden geldi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Twitter’dan istifasını açıklayan Bülent Arınç’ın ilgili yayınladığı duyuru metni şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HUKUKÇU OLARAK GÖRÜŞÜMÜ AÇIKLADIM</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">– Bir televizyon kanalında yaptığım konuşmalar, kamuoyunda yoğun tartışmalara neden aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim. Konuşmamın ana ekseni, yargıda yapılacak reform konusuydu. Bir hukukçu olarak bu konudaki görüşümü açıkladım. Ömrüm boyunca hukukun üstünlüğü ve adalet kavramını savunan olarak yine aynı görüşümü dile getirdim.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Gazeteci arkadaşımız program sormak sorarken isim zikrettiğinde, “İsimler üzerinden tartışamayalım” diye altını çizmeme rağmen evrensel hukuk, adalet ve yargının sorunları üzerine dileğim uyandıran bu isimlerin gölgesinde kalmasından ve meselenin özünün kaçırılmasından endişe duyduğumu belirtmeliyim. Yasin Börü’nün katilleriyle, 15 Temmuz şehitlerimizin katilleri FETÖ ile yan yana gösterme gafletine kadar gitti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YİK ÜYESİ DEĞİL ESKİ TBMM BAŞKANI OLARAK KONUŞTUM</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">– Asla bu ithamları kabul etmiyorum ve reddediyorum. Börü için döktüğüm göz yaşı da terör örgütleri FETÖ ve PKK’ya yönelik sözlerim ve tavrım da bellidir. Yine aynı televizyon programında dile getirdiklerim, Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi olmam hasebiyle yönlere çekildi. Oysaki programda görüşümü, YİK üyesi değil, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç olarak açıkladığımı defalarca belirttim.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Saygın eleştirilere saygı duyuyor ve not alıyorum. Ancak şahsıma karşı içlerinde duydukları kin ve nefretlerin nefretlerin olan seviyesiz hakaretleri sahiplerine iade ediyorum. Türkiye'nin yargı, ekonomi ve başka çevrelerinde reformlara duyduğu ihtiyaç aşikardır. Ülkemizin rahatlamasına ve milletimizin dertlerine çare bulunmasına ihtiyaç vardır. Bahsi geçen televizyon programında da defalarca belirttiğim üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yöndeki iradesini gördüm ve destekliyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CUMHURBAŞKANI DA UYGUN GÖRDÜ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">– Ancak benim konuşmamın, şahıslar üzerinden farklı zeminlere kaydırılması, reform dairenin farklılaştığınıdan, Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği görevimden ayrılmamın daha uygun olacağına karar verdim. Kurul üyeliği görevimden ayrılma talebimi Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettim ve kendileri de bunu uygun gördüler.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Karşılıklı iyi niyet temennileriyle helalleştik ve görevimden ayrıldım. Bu süre zarfında verimli çalışmalar sürdürdüğüm Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Yüksek İstişare Kurulu üyesi arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti’nin ülke yararına yapacağı her türlü çalışmayı, milletin faydasına olacak her türlü reformu destekleyeceğimin bilinmesini isterim.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Hayatım boyunca doğru söz, doğru ilke, dürüstlük ve vicdanımın sesi rehberim oldu. Bu yüzden çok bedel ödedim ama bundan asla vazgeçmedim. Bundan sonra da vazgeçmeyeceğim. Derdimiz memleket derdidir. Memleketimizin huzura, refaha ve mutluluğa kavuşması için ne fedakârlık yapmamız gerekirse, tereddüt etmeden yaparız. Yeter ki vatan sağ olsun. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İLETİŞİM BAŞKANLIĞI AÇIKLAMA YAPTI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bülent Arınç’ın istifasını duyurmasının ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın Twitter hesabından şu açıklama yapıldı:&nbsp;<strong>Sayın Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliği görevinden ayrılmayı talep etmiş, sayın Arınç’ın talebi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HABER VE KAYNAK: SÖZCÜ</strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gültekin Uysal: “Türkiye’de tek pozitif şey var o da korona virüstür”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gultekin-uysal-turkiyede-tek-pozitif-sey-var-o-da-korona-virustur-12137a4c10d21-c4ac-4dbd-91a3-d807176c25a92020-11-24T19:54:00+03:00HABER MERKEZİ Gültekin Uysal: “Türkiye’de tek pozitif şey var o da korona virüstür”

Gültekin Uysal: “Türkiye’de tek pozitif şey var o da korona virüstür”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">24 Kasım 2020) Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, bir kez daha küçük esnaf için çağrıda bulunarak&nbsp;<strong>“Küçük esnafa destek ol Türkiye”</strong>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti Genel Başkanı Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal, geçtiğimiz hafta sonu katıldığı partisinin Çankırı İl Kongresi vesilesiyle yaptığı konuşmada ekonomide acı reçete noktasına nasıl gelindiğine dikkat çekerken, ülke genelinde ekonomide de diğer alanlarda olduğu gibi negatif bir gidişatın olduğunu söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkan Uysal, yaptığı konuşmada özellikle küçük esnaf ve KOBİ vurgusu yaparak şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>“<strong>Türkiye’de tek pozitif şey var o da korona virüstür”</strong></em></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizin zorluklar içerisinde yol aradığını gözlemliyoruz. Daha evvel de çeşitli mecralarda söylediğimiz üzere, diyebiliriz ki; “<strong>Türkiye’de tek pozitif şey var o da korona virüstür”</strong>. Bunun dışında her şeyin olumsuz bir seyir izlediği, işsizlikten enflasyona, faizlere varıncaya kadar, adaletten liyakate kadar, demokrasiden tek adamlığa kadar, eğitimden sağlığa kadar her konuda&nbsp;<strong>“negatif”</strong>&nbsp;bir durumla karşı karşıyayız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha düne kadar&nbsp;<strong>“uçuyoruz kaçıyoruz”</strong>&nbsp;dediğimiz noktadan nasıl da&nbsp;<strong>“acı reçete”</strong>&nbsp;noktasına geldiğimizi soruyoruz herkes gibi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Ülke rezervlerinin ekside olduğunu</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>yeni atanan Merkez Bankası Başkanından öğrendiler”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bir tarafta verilerine, istatistiklerine güvenemediğimiz devlet kurumları, diğer tarafta bu ülkenin rezervlerinin eksi 46 milyar dolar seviyesinde olduğunu Merkez Bankası Başkanı olarak henüz yeni atanan kişinin verdiği brifing ile öğrenen bir Cumhurbaşkanı. Tek başına bu örnek dahi ülkede büyük bir felaketin yaşandığını göstermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>&nbsp;“Temel gıda maddelerini dahi ithal eder haldeyiz”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Üzülerek görüyoruz ki; Türkiye bugün 242 bin kilometre kare ekilebilir arazileri olan bir ülke olmasına karşın, en temel gıda girdilerini dahi yurt dışından ithal eder haldedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">18 yıl içerisinde uygulanan makro düzeydeki ekonomik tercihlerle beraber en fazla sosyoekonomik statüsünü kaybetmiş olan iki sektör olduğunu gözlemliyoruz. Birincisi tarım kesimi, ikincisi esnaflarımız ve KOBİ’lerimiz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“İşveren pozisyonundaki esnafımız kendisi işsiz hale geldi”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Her yıl on binlerce esnafımız; kendisinin işveren olduğu bu ülkede, bırakınız ticaret yapmayı ve insanları istihdam etmeyi, kendileri işsiz hale gelmiştir. Her köşe başına kurulan AVM’ler, büyük sermaye sahiplerinin daha da büyümesi yolundaki destekler adeta küçük esnafımızı, mahalle esnafımızı yok etme noktasına getirdi. Küçük esnafımız zaten uzun yıllardır küresel, zincir market ve markalara yem edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Esnafa Destek Ol Türkiye”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bunların üstüne, korona virüs pandemisinin ikinci dalgasına resmen girdiğimiz, İstanbul özelinde virüsün üçüncü pikini yaptığı bugünlerde, yeni yeni ancak etki alanı dar tedbirlerle karşı karşıya kaldık.</span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti olarak biz bu salgın başladığında, Nisan ayının ilk haftasında, yaptığımız çağrı&nbsp;<strong>ile “Küçü</strong><strong>k&nbsp;Esnafa Destek Ol Türkiye”</strong>&nbsp;sloganıyla bir kampanya başlatmıştık.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Türkiye’de esnaflarımız entübe olmuştur”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çağrımız; bulunduğumuz mahallerde büyük sermayeye karşı iş yapamaz hale gelmiş, ekonomik krize ek olarak pandemi kısıtlamalarıyla daha da zor duruma düşen esnafımızdan alışveriş yapılması, onları nefes alır hale getirebilmek içindi. Çünkü şu anda Türkiye’de esnaflarımız entübe olmuştur, nefes alamaz hale gelmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün yedek akçelerini tüketmiş, bu salgına açıkta yakalanmış bir devlet olarak maalesef esnafımıza, vatandaşlarımıza maalesef gereken yardımı yapamadık.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“İşsizlik fonundaki para nereye kullanıldı?”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İşsizlik fonunda bulunan 130 katrilyon civarındaki paranın nasıl kullanıldığını bile denetleyemez haldeyiz. Kısa çalışma ödeneği var sadece destek olarak verilebilen. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza da çok sınırlı bölümüne&nbsp;<strong>“kendi başının çaresine bak”</strong>&nbsp;dercesine 1000’er TL gibi cüzi bir ücret aktarılabildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“İşsizlik rakamları perdeleniyor”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İşsizliği işten çıkartmaları yasaklama yoluyla perdelemeye de çalışsanız bugün geniş işsizlik tanımı içerisinde 10 milyonun üzerinde insanımızın işsiz olduğunu biliyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinde vergi borcunu ödeyememiş, sigorta primini yatıramamış, devlete borçlarını ödemekte zorlanan vatandaşlarımızın borçlarını yapılandırmak önemli bir adımdır ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin vazifesi her bir vatandaşının hane gelirine doğrudan destek yapacak birtakım tedbirleri fazlasıyla almaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti olarak teklifimiz; önümüzdeki süreçte başta esnaflarımız olmak üzere istihdam ettiği insanın sayısına bakılarak, cirosuna bakılarak, kirasına bakılarak bir ölçümleme yapılması, herkesin gelirine eşit bir şekilde destek olacak bir kaynağın adaletli bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından insanlarına kaynak olarak sunulmasıdır. Sunmadığı takdirde arkası büyük bir felakettir.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Milletvekili Sındır, “esnaf tükendi, destek bekliyor!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milletvekili-sindir-esnaf-tukendi-destek-bekliyor-12136dfc300f8-3656-4fa2-95f9-e17b31128cff2020-11-24T19:51:00+03:00HABER MERKEZİ Milletvekili Sındır, “esnaf tükendi, destek bekliyor!”

Milletvekili Sındır, “esnaf tükendi, destek bekliyor!”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Esnafın durumunu İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin İzmir’de yaptığı çalışma üzerinden açıklayan Sındır, esnafın yüzde 83'ünün iş hacminin daraldığını, yüzde 26'sının çalışan sayısını azalttığını ve esnafın sadece yüzde 38'inin devletin Halk Bankası aracılığıyla sunduğu kredi desteklerinden faydalanabildiğini vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“SAYIŞTAY RAPORUNDA ESASLI BULGULAR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sayıştay raporlarının geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sene de Ticaret Bakanlığı tarafından dikkate alınmadığını ifade ederek sözlerine başlayan Sındır, “Sayıştay raporlarında Ticaret Bakanlığı’na ilişkin toplam 40 bulgunun 11'i esaslı hata olarak ifade ediliyor. Diğer bulgularda da büyük ölçüde kamu zararına ve usulsüzlüğe yol açıldığına dair tespitler var. Bakanlık ve döner sermaye işletmesinin Sayıştay’ın geçen yılki raporundaki 15 bulgusunun 10'unu yine yerine getirmemekte ısrarcı olduğu anlaşılıyor. Sayın bakan Sayıştay Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yani Türk milleti adına bu denetimi yapıyor. Nasıl olurda ciddiye almazsınız? Bu kabul asla edilemez.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY NEDEN TOPLANMIYOR?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">11 yıldır Ekonomik ve Sosyal Konsey’in toplanmadığına dikkat çeken Sındır, “2001 yılında 21.4.2001 tarih ve 24380 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ve daha sonra 703 sayılı KHK ile değiştirilen 4641 Sayılı “Ekonomik ve Sosyal Konseyin Kuruluşu, Çalışma Esas ve Yöntemleri Hakkında Kanun” gereği “ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında, toplumsal uzlaşma ve işbirliğini sağlayacak, sürekli ve kalıcı bir ortam oluşturarak, istişari mahiyette ortak görüş belirlemek için oluşturulan Ekonomik ve Sosyal Konsey ne yazık ki 11 yıldır, Şubat 2009'dan beri toplanmıyor. Oysa bu konseyin toplanması, Anayasa'nın 166'ncı maddesi uyarınca bir zorunluluk. Bu konseyin, böyle bir istişare kurulunun içerisinde iş dünyasının, emek dünyasının konfederasyonlarının temsilcileri, bütün ekonomik ve sosyal kurumlar, meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları bulunuyor. Toplanıp neden hayatın ve ekonominin nabzını tutan bu insanlara danışılmıyor. Yoksa böyle bir Konsey’e sormaya ne gerek var ben her şeyi zaten bilirim mi deniliyor?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ESNAFA VERMEYECEĞİNİZ DESTEĞİN SOMUT GÖSTERGESİ!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ticaret Bakanlığı’nın bütçesindeki artışın merkezi yönetim bütçesindeki artışa göre çok geride kaldığını ifade eden Sındır, “Merkezi yönetim bütçesi, 2019 Yılında 949 milyar civarında, 2020 yılında 1 trilyon 95 milyar civarında, 2021 yılında da 1 trilyon 346 milyar 138 milyon 654 bin lira. Merkezi Yönetim Bütçesinde, 2019 yılından 2021 yılına oran kurduğumuzda yüzde 41,8'lik bir artış varken Ticaret Bakanlığı’nın bütçesinde sadece yüzde 15,67'lik bir artış olduğu görülüyor. Esnafın sorunları arşa çıkmışken, pandemi nedeniyle yaşanan sıkıntılar herkesin malumuyken, Ticaret Bakanlığı’nın görev, yetki ve sorumluluk alanında yapması gereken iş ve işlemler ortadayken bütçeden azalan oranda bir pay artışı kabul edilemez. Bu bütçe 2021 yılında esnaf ve sanatkarlarımıza, KOBİ’lerimize destek vermeyeceğinizin somut göstergesi” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“İKTİDAR NE ZAMAN ESNAFIN YANINDA OLACAK?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dünyanın birçok ülkesinde esnaf ve sanatkâra devlet tarafından karşılıksız nakit hibe desteği verildiğini, Türkiye’de ise esnafın iktidar tarafından 2. sınıf vatandaş olarak görüldüğünü söyleyen Sındır, “esnaf kepenk kapatıyor, yurttaşlarımız işsiz kalıyor, devlet ucuz kredi vermekle övünüyor. Bakınız, İngiltere'de hükümet restoran işletmecisinin yarı müşterisini kısıtlıyor ama kısıtladığı sürece ne gelir elde ettiyse onun bir misli kadar hibe desteğini karşılıksız olarak veriyor. Dünyanın birçok ülkesinde buna benzer destekleri örnek gösterebiliriz. Fakat AKP iktidarı kredi ötelemesiyle, borç ertelemesiyle, yapılandırmayla günü kurtarma derdine düşüyor. Günü gelecek işini çevirmek isteyen esnafın kredi geri ödemeleri, faizleri ve yapılandırma ödemeleri daha da büyüyen bir şekilde karşısına çıkacak. Esnafımızı ayakta tutacak hibe desteği verilmeli, kiraları ve diğer giderleri karşılanmalı. Devlet bu zor günlerde esnafımızın yanında olmayacaksa ne zaman olacak?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"DEVLET ESNAFA OLAN BORÇLARINI ÖDEMELİ"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Esnafa nefes aldıracak önlemleri sıralayan Sındır, "Esnaf Bakanlığı derhal kurulmalı, devlet esnafa olan borçlarını ödemeli. Küçük esnafımızın yanında çalışanların kısa çalışma ödeneğiyle ilgili yaşadığı sorunlar giderilmeli. Kamu kurumları, iş yerleri kapalı olduğu sürece, kiracısı olan esnafımızdan kira almamalı. Ertelenen vergi ve sigorta primleri için salgın sonrasında yeniden yapılandırma olanağı getirilmeli. Esnafımıza yönelik icra işlemleri durdurulmalı. Okul kantinlerinden bir yıl süreyle kira alınmamalı. Servis işletmecilerinden alınan teminat mektupları iptal edilmeli. 6 milyon sokak esnafımız kayıt içine alınmalı, güvenceye kavuşturulmalı" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ESNAFIN YÜZDE 83'ÜNÜN İŞ HACMİ DARALMIŞ DURUMDA”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin 122 bin 219 esnaf üzerinde yaptığı çalışmayı aktararak sözlerine son veren Sındır, şöyle konuştu: “122 bin 219 esnafı olan İzmir’de yapılan bu çalışmada elde edilen genel sonuçlara göre esnafın yüzde 83'ünün iş hacmi daralmış, yüzde 26'sı çalışan sayısını azaltmış, sadece yüzde 38'i devletin Halk Bankası aracılığıyla sunduğu kredi desteklerinden faydalanabilmiş ve esnafımızın yüzde 71'i kiracı konumunda, yüzde 33'ü ise e-ticarete başlamak istiyor. AKP iktidarı görmek, duymak istemiyor ama esnafın kira, iş yeri masrafları ve düşen alım gücü nedeniyle beli bükülmüş durumda. Esnaf vergi ve kredi borçlarını ödeyemiyor. Sattığı malın yerine yenisini koyamıyor. Esnafımıza destek olunmaz, girdi maliyetleri aşağıya çekilmez ise esnaflarımız da işsizler ordusuna katılacak.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Köksal: Küçük Selim’in ölümünde devletin ihmali var mı?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/koksal-kucuk-selimin-olumunde-devletin-ihmali-var-mi-121350a09d44f-b3f8-47dc-b9c5-a6f9609b89c82020-11-24T19:48:00+03:00HABER MERKEZİ Köksal: Küçük Selim’in ölümünde devletin ihmali var mı?

Köksal: Küçük Selim’in ölümünde devletin ihmali var mı?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt&nbsp;Selçuk'un&nbsp;cevaplaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na soru önergesi verdi.<br />5 YAŞINDAKİ SELİM, İŞKENCE SONUCU MU ÖLDÜ?<br />AİLE HAKKINDA GEREKLİ İNCELEME VE ARAŞTIRMA&nbsp;YAPILMIŞMIYDI..!<br />Önergesinde Bolvadin İlçesi'nde koruyucu aile yanına verilen ve sonrasında hayatını kaybeden 5 yaşındaki&nbsp;Selim’in&nbsp;adli tıp raporunda işkence sonucu öldüğünün tespit edildiği iddialarının doğru olup olmadığını soran Milletvekili Köksal, "Küçük çocuğun uzun süre koruyucu aile tarafından işkence gördüğü iddiası doğru mudur? Küçük çocuğun koruyucu aile yanına verilirken aile ile ilgili gerekli inceleme ve araştırma yapılmış mıdır?" dedi.<br />ÇOCUĞUN AİLE YANINDAKİ KOŞULLARI DENETLENMEDİ Mİ?<br />İHMALİ OLAN GÖREVLİLER HAKKINDA SORUŞTURMA&nbsp;AÇILACAKMI..!<br />Koruyucu ailenin çocuğa iyi davranıp davranmadığının görevliler tarafından denetlenip&nbsp;denetlenmediği&nbsp;soran Köksal, "Küçük çocuğun koruyucu aile yanında işkence gördüğü iddiası doğru ise koruyucu aile yanında sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürüp sürdürmediğini, koşullarının iyi olup olmadığını, ailenin küçük çocuğa iyi davranıp davranmadığını Bakanlığınıza bağlı olarak çalışan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ndeki ve Bolvadin İlçesi'ndeki görevliler&nbsp;denetlememişler&nbsp;midir? Söz konusu denetim yapıldıysa çocuğun durumunu tespit etmeyen veya denetim yapılmadıysa denetimi yapmayarak ihmal ve&nbsp;kusurda&nbsp;bulunan görevliler hakkında Bakanlığınızca bir soruşturma açılacak mıdır? Yoksa olayda denetim görevini yerine getirmeyen veya eksik yerine getiren görevlilerin bu davranışlarına göz mü yumulacaktır?" ifadelerini kullandı.<br />DENETİMLER KAĞIT ÜZERİNDE Mİ YAPILIYOR<br />"Koruyucu aile yanına yerleştirilen çocuklarla ilgili denetimler kağıt üzerinde mi yapılıyor?" diyen Köksal, "Koruyucu aile yanına yerleştirilen çocuklarla ilgili ne kadar sıklıkta ve kaç tane görevli tarafından çocuğun aile&nbsp;yanındaki&nbsp;bakım, gözetim, ilgi, sevgi, sağlık durumuna ilişkin denetim yapılmaktadır? Bu denetimler kağıt üzerinde mi yapılmaktadır? Yoksa bizzat yerinde mi yapılmaktadır? Pandemi nedeniyle koruyucu aile yanına yerleştirilen çocukların denetiminin yapılmadığı iddiası doğru mudur? Eğer bu doğru ise devletin sahip çıkması gereken bu çocuklar niçin koruyucu olarak verildiği ailelerin insafına bırakılmıştır?" şeklinde konuştu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TANAL: ÖĞRETMENLERİ ‘TAHSİLATÇI’ YAPTILAR!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tanal-ogretmenleri-tahsilatci-yaptilar-12134e1892f71-6376-4505-82bf-7d754d30623c2020-11-24T19:44:00+03:00HABER MERKEZİ TANAL: ÖĞRETMENLERİ ‘TAHSİLATÇI’ YAPTILAR!

TANAL: ÖĞRETMENLERİ ‘TAHSİLATÇI’ YAPTILAR!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, AKP iktidarının yanlış ve tutarsız politikalarının bir diğer kurbanının da öğretmenler olduğunu söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tanal, ‘Tek Adam’ sisteminde maaşları yük olarak görülen öğretmenlerin yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürdüğünü belirtti.<br /><br /><strong>ÖĞRETMENLERİ MESLEKTEN SOĞUTTULAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Eğitim emekçilerinin geçim sıkıntısının yanı sıra mobbing ve siyasi baskılarla da boğuştuğunu kaydeden Tanal, “18 yıldır ülkeyi yöneten AKP, hiçbir zaman öğretmenlerin dostu olmadı. Öğretmen demek, eğitim demek. Ama her yeni gelen bakan, öğretmenlerin, eğitimcilerin fikrini almadan kafalarına, hayallerine, Saray’da oturanın arzusuna göre eğitim sisteminde değişikliğe gitti. Bir türlü dikiş tutturulamayan eğitim sistemi, öğrencileri, velileri öğretmenleri perişan etti. Yapılan anket çalışmaları, öğretmenlerin mutsuz ve umutsuz olduğunu ortaya koyuyor. Öğretmenlerimizi meslekten soğuttular” dedi.<br /><br /><strong>PANDEMİDE ÖĞRETMENLER YATIYOR DEMEK VİCDANSIZLIK!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinde “yatarak, çalışmadan maaş aldıkları” suçlamasına maruz kalan öğretmenlerin sahipsiz bırakıldığını ifade eden Tanal, “Öğretmenlerin koronavirüs salgını dönemindeki fedakarlıkları yeterince topluma anlatılmadı. ‘Yatıyorlar’ denilen eğitim emekçileri, Vefa Sosyal Destek Gruplarında görev aldılar.&nbsp;Filyasyon ve mahalle denetim ekiplerinde yer aldılar. EBA sistemiyle canlı sınıf oluşturdular. Öğretmenler, öğrencilerin uzaktan eğitime erişmeleri için çırpınıp durdu. Öğrencilerinin evinde internetinin, bilgisayarının, televizyonunun olmaması, eğitim kahramanlarını kahretti. Sürekli velilerle irtibat kurdular. Öğrencilerin sorunlarıyla ilgilendiler. Online eğitim problemini çözmek için arayış içerisine girdiler. Hatırlayın, Kahramanmaraş’ta edebiyat öğretmeni Aziz Serin, internette yaşadığı sorun nedeniyle öğrencilerine ders anlatabilmek için çıktığı tepede, kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. ‘Öğretmenler yatarak maaş alıyor’ demek vicdansızlıktır! Öğretmenlere savunmasız bırakanlar utansın! Bu süreçte ‘Öğretmen maaşları yük’ açıklaması da talihsiz bir açıklamaydı. Öğretmenler yük değil, başımızın tacıdır” şeklinde konuştu.&nbsp;<br /><br /><strong>ÖĞRETMENLERİ TAHSİLATÇI DURUMUNA DÜŞÜRDÜLER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li vekil Mahmut Tanal, eğitim hizmetine yeterli kaynak ayrılmadığını vurgulayarak, “Devlet, okullara yeteri kadar ödenek göndermiyor. Okul ihtiyaçları için velilerden para toplanılıyor. Öğretmenlerimiz utana sıkıla öğrenci velilerine ihtiyaç listesini uzatıyor, destek talep ediyor. Geleceğimizin mimarı öğretmenlerimizi tahsilatçı durumuna düşürüyorlar” ifadelerini kullandı.<br /><br /><strong>ATANMAYAN ÖĞRETMENLER SORUNU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Atanamayan öğretmenler sorunu ile öğretmenler arasındaki eşitsizliğin çığ gibi büyüdüğünün altını çizen Tanal, “Bu iktidar döneminde ataması yapılmayan öğretmen sayısı 100 binlere ulaştı. Mesleklerini icra edemeyen öğretmen adayları, çok kötü koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Diğer yandan ücretli ve sözleşmeli öğretmenler sorunu var. ‘Eşit işe eşit ücret’ ilkesiyle hareket edilmiyor. Hiçbir özlük hakları, güvenceleri olmadan, tam yatırılmayan bir SGK primi ve düşük maaş karşılığında çalışan ücretli öğretmenlerin talepleri görmezden geliniyor. Sözleşmeli öğretmenlik deseniz, o da modern köleliktir. Özel öğretim kurumu çalışanı öğretmen ve öğreticiler, ‘Belirli Süreli İş Sözleşmesi’ nedeniyle kıdem, ihbar tazminatı başta olmak üzere birçok haktan mahrum bırakılıyor. Özel öğretmenleri süregelen mağduriyetlerinin son verilmesi amacıyla hazırladığımız kanun teklifi, Meclis’te gündeme alınmıyor” dedi.<br /><br /><strong>EN FAZLA ENGELLİ PERSONEL AÇIĞI MİLLİ EĞİTİM’DE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Milli Eğitim Bakanlığı’nın engelli bireylerin istihdamı konusunda sınıfta kaldığını belirten Tanal, “En fazla engelli kontenjan açığı bulunan kamu kurumu hangisidir?’ diye sorduğumuzda, açık arayla karşımıza Milli Eğitim Bakanlığı çıkıyor. Bakanlığın, yüzde 4’lük kotayla belirlenen engelli personel çalıştırma yükümlülüğüne uymadığını görüyoruz. Kamu kamu kurumlarında Kasım 2019 itibariyle toplam engelli kontenjan açığı 7 bin 119. Bu sayının 5 bin 86’sı, yani yüzde 76’sı, Milli Eğitim Bakanlığı’na ait. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, güncel verileri henüz kamuoyuyla paylaşmadı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın boş engelli kadroları için personel alımı gerçekleştirmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MUZEYYEN ŞEVKİN: Vatandaş borçlu, vatandaş icralık!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/muzeyyen-sevkin-vatandas-borclu-vatandas-icralik-121338db67103-7e0e-450c-8918-25d2cf5757e82020-11-24T19:41:00+03:00HABER MERKEZİ MUZEYYEN ŞEVKİN: Vatandaş borçlu, vatandaş icralık!

MUZEYYEN ŞEVKİN: Vatandaş borçlu, vatandaş icralık!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan Bütçe Komisyonu’nda Ticaret Bakanlığı 2021 yılı bütçesi görüşülürken söz alan Dr. Şevkin, 2019 yılında 9 bin 385 şirketin kapanmasına karşılık 2020 yılının ilk 9 ayında 10 bin 453 şirketin kapısına kilit vurduğuna işaret etti.<br />2015 yılından bu yana kapanan şirket sayısında artış yaşandığını belirten Dr. Şevkin, Adana'da son 10 yıl içerisinde 30 bine yakın esnafın kepenk kapattığını vurguladı ve Bakan Ruhsar Pekcan’a dönerek, “Esnaf Adana'da da kan ağlıyor. Abartı olmasın diyorsunuz ama pandemi sürecinde esnaf ve sanatkar artık evine ekmek götüremez hâle gelmiştir. Turizm sektörü yüzde 80 daralmış, konaklama başta olmak üzere, turizme destek sağlayan seyahat acenteleri ile diğer sektörler de tüm çağrılarımıza rağmen Kredi Garanti Fonu'ndan gerekli finansal desteği alamamıştır” dedi.<br /><strong>“2 MİLYON ESNAF NE YAPACAĞINI BİLMİYOR”</strong><br />Mart ayından bu yana 2 milyon esnaf ve tüm iş kollarının süreçten olumsuz etkilendiğini, bazı mesleklerin bitme noktasına geldiğini söyleyen Dr. Şevkin, “Faaliyetleri durdurulan kahvehane, kıraathane, ayakkabıcı, berber, internet kafe işletmecileri başta olmak üzere, işine ara veren servis araçları, okul kantinleri ve hizmetleri, yalnızca paket servisiyle sınırlandırılan restoran, lokanta, pastane, kafe gibi işletmelere nakdî destek gerçekleştirilmelidir. Kısıtlamalar nedeniyle çalışamayan esnafa, kira, elektrik, su, doğal gaz faturasını ödeyebilmesi için aylık nakdî yardım yapılmasının zamanı geldi” diye konuştu.<br />Konuşmasında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarının yakarışlarına da dikkat çeken Dr. Şevkin, İİBF mezunlarının gümrük memurluğu için yıllardan bu yana kadro beklediğini söyledi.<br />Bakan Ruhsar Pekcan’ın kadın kooperatiflerine ayrıldığını açıkladığı 13,6 milyon liralık hibe desteğinin yetersiz olduğunu kaydeden Dr. Şevkin, “Bir kadın Bakan olarak kadınlara daha fazla destek olmanızı ve kadın girişimcileri daha çok teşvik etmenizi beklerdim” dedi.<br /><strong>“REKABET KURULU HUKUKA AYKIRI YETKİYLE DONATILDI”</strong><br />Ticaret Bakanlığı’na bağlı Rekabet Kurulunun hukuka aykırı yeni yetkilerle donatıldığına dikkat çeken Dr. Şevkin, 2 Haziran 2020’de gerçekleşen kanun değişikliğiyle, Rekabet Kurulu’nun yerinde inceleme yaparken şirketlerin her türlü dijital verisini kopyalayabileceğini, firmaların, yapısal tedbir kapsamında ortaklık paylarının devrine yargı kararı olmaksızın karar verebileceğine dikkat çekti ve “CHP olarak piyasaların güven duyması için hukukun ve özerk kurulların bağımsızlığının sağlanması ve ‘Ekonomik ve Sosyal Konsey’in toplanması gerektiğini buradan bir kere daha ifade etmek istiyoruz” diye konuştu.<br /><strong>VATANDAŞ İCRALIK! BAKANLIK HESABINDA ATIL PARA VAR!</strong><br />KOBİ'lerin toplam borcunun 857 milyar lirayı aştığını, vatandaşın bankalara 826 milyar lira borçları olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, “İcra dairelerindeki dosya sayısı 23 milyona ulaştı. Dolayısıyla, gerçekten büyük sıkıntılar var. 2019 yılı Sayıştay Denetim Raporu incelendiğinde Bakanlık hesabındaki 9,4 milyon liranın atıl biçimde beklediği görülüyor. Teminat hesaplarında "gelir" yazılması gereken 3,743 milyon lira ve 1,393 milyon dolar yine atıl bekliyor. Bakanlık adına ayrılan kantar payı gelirlerinin özel bir şirket hesabında tutulması ve harcamaların Kamu İhale Kanunu hükümlerine uyulmadan yapılmasına dair rapor konusunda da sizden görüş almak istiyoruz” dedi.<br /><strong>ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ DE SIRALADI</strong><br />Hukukta ve ekonomide reformun konuşulduğu bu günlerde işe düzenleyici ve denetleyici kurullardan başlanması gerektiğine işaret eden Dr. Şevkin, çözüm önerilerini de şu sözlerle sıraladı:<br />“Rekabet Kurulu bağımsız olmalıdır. Yasalarda kısmî değişiklikler yapmak ve Cumhurbaşkanına, bakana daha çok yetki vermek yerine kurumların güvenilirliğini yeniden sağlayacak, siyasi gölgeden uzak, yeni, çağdaş normlara uygun bir Rekabet Yasası ve Kamu İhale Yasası yazılmalı. Ayrıca yargı reformunu da kapsayacak biçimde, ihtisaslaşmış rekabet mahkemeleri kurulmalıdır. Salgına karşı alınan önlemlerden olumsuz etkilenen ve kamuda kiracı olan esnafımızdan bir yıl süreyle kira alınmamalıdır. Devlete bağlı okul kantinleri Mart 2020'den bu yana faaliyette bulunamamaktadır. Devlet okulu kantinlerinin işletmecilerinden bir yıl boyunca kira alınmamalıdır. Esnaf Bakanlığı kurulmalıdır. Sosyal güvenlik primleri, iş yerlerinin kapalı olduğu dönemde Hazine tarafından karşılanmalı. Haksız, insafsız ceza yazılmamalı. Devlet, esnafa olan borçlarını ödemeli. Küçük esnafımızın yanında çalışanların kısa çalışma ödeneği sorunları giderilmeli. İcra işlemleri durdurulmalı. Küçük esnafımızın borçları faizsiz ertelenmeli, kira desteği verilmelidir. Servis işletmecilerinin teminat mektupları iptal edilmeli. 6 milyon sokak esnafımız kayıt içine alınmalıdır.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TEVFİK DİKER: ATATÜRKÇÜLER UYANIN...]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tevfik-diker-ataturkculer-uyanin-121320355c2be-17bc-4525-8d60-7ec8381f7a2a2020-11-23T21:41:00+03:00HABER MERKEZİ TEVFİK DİKER: ATATÜRKÇÜLER UYANIN...

TEVFİK DİKER: ATATÜRKÇÜLER UYANIN...

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">TEVFİK DİKER PAYLAŞTI</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">ATATÜRKÇÜLER UYANIN... "Abdülhamit neyse ATATÜRK de odur... Hepsini aynı değerlendirmek lazım" diyen İYİ Partili GNL BŞK YRDC.Yavuz Ağıralioğlu'na hesap sormayan GNL BŞK.Meral AKŞENER' i kınıyorum.</span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fbc02fec472f.jpg" style="height:273px; width:601px" /></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“Meslekten daha çok siyaset hastalığı öldürüyor”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/meslekten-daha-cok-siyaset-hastaligi-olduruyor-121312f1b1685-687d-4e54-be15-0b09633ae1b22020-11-23T21:33:00+03:00HABER MERKEZİ “Meslekten daha çok siyaset hastalığı öldürüyor”

“Meslekten daha çok siyaset hastalığı öldürüyor”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Ankara Milletvekili Dr. Bingöl, Covid-19 pandemisi ile mücadele eden sağlık çalışanlarının haklarının verilmesine ilişkin sürecin iktidar tarafından uzatılmasına tepki gösterdi. Bingöl, “Halk sağlığı için canla başla mücadele eden sağlık emekçilerimiz salgına karşı korumasız. Virüse yakalanan sağlık çalışanları hızla göreve dönmeye zorlanıyor.&nbsp; Filyasyonda görevli çalışanlar yemek bile yiyemeden kapı kapı koşsa da vakalara yetişemiyor. Personel yetersizliği nedeniyle iş yükü artarken, sağlık emekçilerimizin kendilerini korumaları da zorlaşıyor. Ne izin hakları var ne istifa. İktidar ise onları koruyacak önlemleri almak için gerekenleri yapmakta ağırdan alıyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Önlemler yetersiz”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi rakamlara göre bile Covid-19 vaka sayısının yarım milyona yanaştığını anımsatan Bingöl, “Gereken adımların atılmadığı ortada. İktidarın pandemi önlemlerinin tamamı ekonomi temelli. Günü kurtarmaya çalışırken halk sağlığını bir an olsun düşünmüyorlar. Sağlık emekçilerimiz ise bu yük altında her geçen gün daha da eziliyor. Resmi rakamlara göre bile 500 bin vaka ve 6 binin üzerinde yaşamını yitiren yurttaşımız var. Gelinen noktada sağlık emekçilerimiz pandemi ile mücadelede bedenen ve psikolojik açıdan tükenme noktasında. Göstermelik kısıtlamaların yetmeyeceğinin farkına varıp acilen ekonomik destek tedbirlerini de alarak ülke çapında bir mücadele hattı çizilmesi gerekiyor” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Tedbirleri ertelemek cinayettir”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bingöl, “Pandemi nedeniyle yaşamını yitiren sağlık emekçilerimizin sayısı 165’e ulaştı. On binlercesi de bu virüsle hem çalıştıkları hastanede hem de vücutlarında mücadele etti. Bu koşullar altında sağlık çalışanlarına sağlanacak hakları ve koruma tedbirlerini ertelemek cinayettir. Derhal Covid-19 meslek hastalığı kapsamına alınmalıdır. Sağlık emekçilerimizin hak ettikleri yasal haklar verilmeli, her bir vaka gelecek adına kayıt altına alınmalı ve her gün şeffaf olarak paylaşılmalıdır. Sağlık çalışanlarının tedavi, rehabilitasyon ve zararının tazmini süreci yeniden düzenlenmelidir. Bu kapsamda pandemi ile mücadele eden sağlık emekçilerinin çalışma koşulları da düzenlenmeli, mücadele için iş güvenliği önlemleri hızla arttırılmalıdır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Siyaset öldürüyor”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’nin yasa tekliflerinin de iktidar tarafından komisyonda bekletildiğini vurgulayan Bingöl, “Sağlık emekçileri her gün yaşamını yitirirken iktidarın vurdum duymaz tavırları kabul edilemez. Grup Başkanvekillerimizin imzası ile yaşamını yitiren sağlık çalışanlar için hazırlanan teklif 202 gündür komisyonda bekliyor. Covid-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için CHP’li bütün doktor milletvekillerinin imzasıyla hazırladığı teklif de komisyonda gündeme alınmayı bekliyor. Neyi bekliyorlar? Görüyoruz ki meslek değil siyaset hastalığı öldürüyor. Tüm bu yasa teklifleri masada bekliyorken iktidarın ‘hadi yeniden yasa teklifi hazırlayalım’ tavrı süreci uzatmaktır. Meslek hastalıkları ile mücadele edilebilir ancak siyasetin iki yüzlülüğü ile kısa sürede yüzleşemiyorsunuz. Bir an önce salgının başından itibaren yaşamını yitiren ve hastalanan sağlık emekçilerimiz için yasal düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“Öğretmenlerin sorunlarına çözüm planlamak, bir istikbal tasavvurudur”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ogretmenlerin-sorunlarina-cozum-planlamak-bir-istikbal-tasavvurudur-12130396a8308-2e44-4272-b646-3cc7f483034e2020-11-23T21:28:00+03:00HABER MERKEZİ “Öğretmenlerin sorunlarına çözüm planlamak, bir istikbal tasavvurudur”

“Öğretmenlerin sorunlarına çözüm planlamak, bir istikbal tasavvurudur”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Öğretmenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti Genel Başkanı Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal mesajında eğitimde fırsat eşitliğinin öğrencilerin yanı sıra öğretmenler için de aynı derece önemli olduğuna vurgu yaparak öğretmenler gününü kutladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkan Uysal yayınladığı mesajda şunları dile getirdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğretmenlerimiz bugün, her türlü zorluğa rağmen, sevgi ve sabırla, büyük fedakârlık göstererek milletimizin geleceğini hazırlamaya ve yeryüzünün en kutsal, en saygın mesleğini icra etmeye devam ediyorlar. Uzun yıllardır ülkemizin içinde bulunduğu sosyoekonomik yozlaşmadan en çok etkilenen kitle olmalarına rağmen, ülkemizin dört bir yanına bilimin ve medeniyetin ışığını yaymak için olağanüstü çaba sarf etmekten hiç vazgeçmediler.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu noktada öğretmenlerimize ithaf edilmiş bugün, gelişigüzel bir anma ile geçiştirilemeyecek kadar önemli bir gündür.&nbsp; Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı ve şükranlarımızı dile getirmek için bugünü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ne denli önemli bir misyon üstlendiğini bir kez daha idrak edebilmeliyiz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Öğretmenlerin sorunlarına çözüm planlamak, bir istikbal tasavvurudur”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Nihayetinde ise içinde bulundukları mesleki zorlukları en iyi şekilde tespit etmeli ve bu zorlukların ortadan kaldırılması için yapılması gerekenleri planlamalıyız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emin olunması gereken şey, böyle bir planlamanın, bir istikbal tasavvuru olduğudur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milletlerin çağdaş ülkeler seviyesine erişebilmesinin ilk yolu eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Öğretmenlerimiz için de fırsat eşitliği zaruridir”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu hal ve şartta, nesillerin dış dünyadaki akranları ile rekabet edebilmelerinin, hasılı topyekûn devletlerin rekabetinin önü açılacaktır. Ancak fırsat eşitliği yalnızca eğitim alan evlatlarımızın eğitim öğretim imkanlarından eşit bir biçimde faydalanabilmeleri, bu imkanlara erişebilmeleri değildir. Eğitimcilerimizin, öğretmenlerimizin de eşit imkanlara kavuşabilmeleri son derece önemlidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün Türkiye’de, en büyük eşitsizlik öğretmenlerin gayretlerinin karşılığı ile alakalıdır. Emeğinin karşılığını alamayan öğretmenlerimiz için bir eşitsizlik de, sonuçlarının öğrencilerimizi de etkilediği mevcut eğitim sistemi ve atama modelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bir tarafta reel öğretmen ihtiyacı, bir tarafta ise öğretmen ihtiyacına göre değil siyasal ihtiyaçlarına göre karar veren devlet ricali…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Öğretmenler tasnif edilir olmuştur”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ne acı ki, mevcut sorunlar Türkiye’de öğretmenlerin tasnifine sebep olmuştur. Atanamayan, atama bekleyen, ücretli ve maalesef yekünde geçinemeyen, hayallerini gerçekleştiremeyen, günlük kaygılara hapsedilen ve verdikleri emekten daha fazlası beklenen…</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılması gerekenleri anlatmak abesle iştigaldir. Çünkü yapılması gerekenler ortadadır, mağdurları tarafından yıllardır dillendirilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“3 maymunu oynamaktan vazgeçilmelidir”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Özetle yapılacak olan aslında 3 maymunu oynamaktan vazgeçmek, seslerini duymak, sorunun nelere denk geleceğini görmek ve vaatleri yerine getirmektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz sözünü hatırlayarak işe başlamak yerinde olacaktır;&nbsp;<strong>“Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Başöğretmenimiz Atatürk bu sözüyle uygarlık yarışında öğretmenlerin gücüne işaret etmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">İnsana yapılan her yatırım, insanın yetişmesine verilen her emek çok kutsaldır. Ülkemizin geleceği, öğretmenlerimizin tutuşturduğu eğitim meşalesi ile daha da aydınlık olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu duygu ve düşünceler ile Başöğretmenimiz, cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm ebediyete intikal eden, hain terör örgütü tarafından katledilen öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, yüreği eğitim öğretim aşkı ile yanan tüm öğretmenlerimizin, öğretmen adaylarımızın ve eğitimcilerimizin Öğretmenler Gününü kutluyorum.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Tanal, hakimi HSK’ya şikayet etti.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tanal-hakimi-hskya-sikayet-etti-1212941cd045f-e835-4467-8576-b583d463ae022020-11-23T21:23:00+03:00HABER MERKEZİ Tanal, hakimi HSK’ya şikayet etti.

Tanal, hakimi HSK’ya şikayet etti.

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gün geçtikte kan kaybeden, siyasi iktidarın etkisi altında kalmakla eleştirilen yargı, muhalefet temsilcileriyle ilgili tartışmalı kararlara imza atmaya devam ediyor. İstanbul’da ikamet eden H. T., sosyal medyadan CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal’la ilgili bir haberin altına “İ..ne Maho” şeklinde hakaret içeren bir yorum yazdı. Tanal’ın şikayeti üzerine H.T. hakkında “hakaret” suçlamasıyla dava açıldı. Yazılı savunması alınan sanık H.T, Tanal’ı tanımadığını ve kendisine herhangi bir kızgınlığının olmadığını belirtirken, “Polis memurları ile Tanal arasında bir münakaşa yaşandığından ve kendisinin polis memurlarına yumruk attığından ötürü çıkan bir habere sadece yorum yaptığını” savundu.&nbsp;</span><span style="font-size:18px">Hakaretten 5 yıl önceki, iktidara yakın ajansın imzasını taşıyan haberin yer aldığı gazete kupürünü, sanığın talebi olmadan, resen dosyaya ekleten Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi N. Ş., “Haksız fiil” ve “Karşılıklı hakaret” gerekçesiyle sanık H. T.’ye ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.<br /><strong>HAKİM: SANIĞIN ATILI SUÇU İŞLEDİĞİ SABİT İSE DE…”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gerekçede dosyaya konulan gazete haberinden CHP’li Tanal’ın bir toplumsal olay sırasında müdahalede bulunan polislerden birine yumruk ile vurduğunun anlaşıldığını öne süren Hakim N. Ş., “Katılanın (Tanal) bu fiilinin haksız fiil niteliğinde olduğu ve sanığın suça konu hakareti bu haksız fiile tepki olarak gerçekleştirdiği kanaatine varıldığından sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sanık H. T. tarafından paylaşılan yazılı iletinin savcılık iddianamesinde belirtildiği şekliyle CHP’li vekilin onur, şeref ve saygınlığına saldırı teşkil ettiğini vurgulayan Hakim N. Ş., “Sanığın atılı suçu işlediği sabit ise de, suça konu hakaretin katılandan (Tanal) kaynaklanan haksız bir fiile tepki olarak işlendiği anlaşıldığından TCK’nın 129/1 ve CMK’nın 223/4-c maddeleri uyarınca sanığa ceza verilmesine yer olmadığına” karar verdi.<br /><br /><strong>CHP’Lİ TANAL HAKİMİ HSK’YA ŞİKAYET ETTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hakim N.Ş.’nin, CHP eski İstanbul Milletvekili Selina Doğan ile Saadet Partisi’nin eski Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak’a sosyal medyadan hakaret eden şahıslar hakkında da benzer şekilde tartışmalı kararlara imza attığı belirlenirken, CHP’li vekil Mahmut Tanal, Hakim N.Ş.’yi Hakimler ve Savcılar Kurulu’na şikayet etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tanal, polise yumruk attığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını belirtirken, “CHP’li Vekil polise yumruk attı” başlıklı haberin 5 yıl sonra “tahrik unsuru” sayıldığını aktararak, “Gerekçe ile hüküm çelişiyor. Hakim bir habere dayanarak hüküm kuramaz. Haberin gerçekliği yok. Sanığın TCK’nın 129’uncu maddesinden yararlandırılması akıl alır gibi değil! Mahkeme, siyasi kimliğim nedeniyle sanığa ceza vermemek için kendisini kanun koyucu yerine koyarak, hukuki olmayan bir karar vermiştir. Hakimlerin tarafsız ve bağımsız olması gerekirken, söz konusu hakim, taraf tutmuş, kanuna kılıf uydurarak hukuka uymayan bir karara imza atmıştır. Kanun koyucunun suçu cezalandırmadaki asıl amacı caydırıcılık iken benimle ilgili kararı veren hakim, ‘Türk Milleti adına’ bir kişiye alenen hakaret edilmesini meşru hale getirmektedir. Hakimin görevi kadılık yapmak değildir. Hakimleri görev ve yetkileri kanunla sınırlıdır. Bu tür kararlarla yargıya güven daha da azalıyor” dedi. - BÜLTEN-</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’li Şahin, ‘’İller Bankası Personeli Daha Riskli Bir Ortamda mı Çalışıyor?’’]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-sahin-iller-bankasi-personeli-daha-riskli-bir-ortamda-mi-calisiyor-12128b4c8a0e9-df24-4bd4-b8df-36927452f9072020-11-23T21:19:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Şahin, ‘’İller Bankası Personeli Daha Riskli Bir Ortamda mı Çalışıyor?’’

CHP’li Şahin, ‘’İller Bankası Personeli Daha Riskli Bir Ortamda mı Çalışıyor?’’

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Covid-19 salgınının yoğun bir şekilde artarak devam ettiği bu süreçte, sağlık çalışanlarına ve temaslılara dahi test yapılmadığını vurgulayan Milletvekili Şahin, ‘’ Salgının ilk günlerinden bu yana&nbsp; ülkemizde yaygın olarak test yapılması gerektiği konusunda sürekli uyarılarda bulunduk. Ama bu ihaleyle bir kez daha gördük ki PCR testinde belirli zümrelere ayrıcalık tanınmaya devam ediliyor. İller Bankası personelleri, sağlık çalışanlarından daha riskli bir ortam da mı çalışıyorlar? &nbsp;Üstelik bu ihaleyi kazanan da bir turizm şirketi. Merak ediyoruz, bu turizm şirketi bir sağlık hizmeti olan PCR testini söz konusu kişiler üzerinde nasıl gerçekleştirecek? Bu numuneleri sağlık personelleri mi alacak? Alınan numuneler nerede incelenecek? Bunların hepsi soru işareti. Bu ihaleye çıkmadan, bu hizmet Sağlık Bakanlığı’ndan alınamaz mıydı? ’’ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un söz konusu iddialara cevap veremediğini söyleyen Şahin, konuyu Meclis gündemine taşıdı. Şahin, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Söz konusu ihale kapsamında İLBANK tarafından kaç adet Covid-19 testi satın alınmıştır? Bu ihale kapsamında toplam kaç kişiye Covid-19 PCR testi yapılacaktır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Bir sağlık hizmeti olan Covid-19 PCR testi söz konusu ihale kapsamında hangi sağlık kuruluşu tarafından yapılacaktır? Kurum çalışanlarından alınan numuneler tıbbi açıdan yetkili sağlık çalışanları ve hekimler tarafından mı alınacaktır?</span></li></ol><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Topkapı Sarayında ağaç katliamı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/topkapi-sarayinda-agac-katliami-1212728797951-a88b-47ae-9602-5193508a946b2020-11-23T21:15:00+03:00HABER MERKEZİ Topkapı Sarayında ağaç katliamı

Topkapı Sarayında ağaç katliamı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Topkapı Sarayı’nın, Cumhurbaşkanlığı’nın 6 Eylül 2019 tarih 44 numaralı kararnamesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınarak Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlanmasından itibaren yaşanan sorunları Meclis Gündemine taşıdı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ASKERİ OKUL BİNALARI YIKILDI, AĞAÇLAR KATLEDİLDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Gamze Akkuş İlgezdi, “Bu karar sonrasında Sarayın bahçesinde bulunan Kültür Bakanlığına bağlı eser depo binaları, laboratuvarlarda çalışanlar türlü zorluklar çıkarılmaya başlandı. Yine Sarayın bahçesinde bulunan birinci derece sit alanında sayılan askeri okul binaları hiçbir izin alınmadan yıkıldı. Bu durum yetmiyormuş gibi ağaçlar da katledildi” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>LABORATUVARLAR DA YOK EDİLECEK!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Topkapı Sarayı ile ilgili daha önce de soru önergesi veren Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi’ye Fuat Oktay,&nbsp;“İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarı ile İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü, Darphane binalarında bulunan Arkeoloji Müzesi’ne ait eserler, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının koordinasyonunda uygun bir yere taşınacaktır” yanıtını vermişti.&nbsp;“Bu yanıttan da anladığımız üzere 2012’de büyük bütçe ile revize edilen Laboratuvar binası ve Rölöve Anıtlar Binası da yıkılarak yok edilecek” diyen Akkuş İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı çalışanlarına Milli Saraylar yöneticilerinin sürekli mobbing yaptığını, bir an&nbsp;önce binaları boşaltmaları için ciddi baskılar oluşturduklarını kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Adeta&nbsp;<strong>‘Saraydan Laboratuvar Kaçırma’</strong>&nbsp;oynanıyor. Laboratuvarın yaklaşık 100 çalışanından sadece 2 veya 3 kişi özel izinle kuruma girip çalışabiliyor. Çalışanlara sürekli olarak baskı yapılıyor. Önce otoparkı kullanmaları yasaklanmıştı, şimdi ise içeriye su siparişleri bile getirilmiyor” diyen CHP’li Akkuş İlgezdi, Topkapı Sarayında yaşananları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a bir soru önergesi ile sordu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Öğretmenlik Meslek Kanununu Çıkaracağız]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ogretmenlik-meslek-kanununu-cikaracagiz-121263cbf42ec-cbc7-452c-aa2d-e3df04c02fdd2020-11-23T21:10:00+03:00HABER MERKEZİ Öğretmenlik Meslek Kanununu Çıkaracağız

Öğretmenlik Meslek Kanununu Çıkaracağız

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Öğretmen seminerlerinin yüz yüze yapılması ve uygun olmayan koşullarda yüz yüze eğitimde ısrar edilmesi sonucu, çok sayıda öğretmeninCovid-19’dan hayatını kaybettiğini söyleyen Kaya, “Bu süreçten sadece öğretmenlerimiz mi etkilendi? Tabii ki hayır… Aileleri de, öğrenciler de, veliler de yanlış uygulamaların kurbanı oldu. Hayatını kaybeden eğitim neferlerimizi bir kez daha saygıyla anıyorum.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 pandemi koşullarında ‘Öğretmenler evde yatıyor.’ Eleştirilerine tepki gösteren Kaya, <strong>“</strong>Uzaktan eğitimde canlı dersleri verenler kimdi?Vefa Sosyal Destek Gruplarında görev yapanlar kimdi?Filyasyon ekiplerinde çalışanlar kimdi?Otogarlarda görev yapanlar kimdi?Tabii ki öğretmenlerimizdi…” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 43’Ü MESLEĞİ BIRAKMAYI DÜŞÜNÜYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamasında Eğitim İş’in 24 Kasım Öğretmenler Günü’nden önce yaptığı ankete de yer veren Kaya, öğretmenlerin yüzde 43’ünün daha iyi para kazanacakları bir iş bulursa mesleği bırakmayı düşündüklerini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Milli Eğitim Bakanı Sn. Ziya Selçuk’un da bu anketin sonuçlarını dikkatle incelemesi gerekir.” diyen Kaya, ankete yanıt veren öğretmenlerin “Yüzde 63’ü çocuklarının gıda ihtiyacını karşılayamıyor. Yüzde 59'u gelecekten umutsuz<strong>. </strong>Yüzde 86’sı çocuğunun öğretmen olmasını istemiyor. Yüzde 84’ü son bir yılda tiyatroya, yüzde 73’ü sinemaya hiç gitmemiş. Yüzde 83’ü yönetici atamalarında torpile ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Yüzde 80’i uzaktan eğitimin başarılı bulmuyor.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ACİL ÖĞRETMEN ATANMASI YAPILMALI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2020 yılı içinde acil 60 bin öğretmen ataması yapılması gerektiğini söyleyen Kaya, “Sayıştay’ın MEB raporunda 138 bin 393 öğretmene ihtiyaç olduğu tespit edilmiş. Bizim tespitlerimize göre de 250 bin acil öğretmene ihtiyaç var.” açıklamasını yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖĞRETMEN MESLEK KANUNU ÇIKARTACAĞIZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamasında, Öğretmen Meslek Kanununa geniş yer ayıran Kaya, “Öğretmenlerimize hak ettikleri saygınlığı kazandıracak; ekonomik ve sosyal haklarını verecek, yetiştirilme ve çalışma şartlarını düzenleyecek <strong>“Öğretmenlik Meslek Kanunu’</strong>nun acilen çıkarılmasına ihtiyaç vardır.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Biz bu ihtiyacı görerek, <strong>22 Kasım 2018 yılında TBMM Başkanlığına Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifini verdik.</strong> Ancak teklifimiz komisyona dahi getirilmedi.Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da bir teklif hazırlayarak Cumhurbaşkanlığına sunduğunu söyledi. Ancak bugüne kadar AKP’nin hazırladığı teklif ne Meclis’e geldi, ne de gören oldu. Sarayın dehlizlerinde kayboldu…” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaya, “Çıkarılmazsa er ya da geç biz bu kanunu mutlaka çıkaracağız” açıklamasını yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SON 10 YILDA ÖĞRETMEN MAAŞLARINDAKİ DRAMATİK DÜŞÜŞ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Öğretmen maaşları son 10 yılda dramatik olarak düştüğünü söyleyen Kaya, “2010 yılında 9/1 derecedeki bir öğretmenin ortalama maaşı 1387 TL iken;&nbsp; 991 dolar ve 13 çeyrek altın alınabiliyordu.2020 yılına geldiğimizde 9/1 derecedeki öğretmenin ortalama maaşı 4369 TL’ye yükselmiş olmasına rağmen, 567 dolar ve 5,9 çeyrek altın alınabiliyor.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaya, “2010 yılında öğretmen maaşıyla 630 litre ayçiçek yağı alınırken, 2020 yılında 291 litre ayçiçek yağı alınabiliyor. Yarısı dahi alınamıyor…” açıklamasını yaptı</span></p><p><span style="font-size:18px">“Her fırsatta bizi kıskandıkları söylenen ülkelerde öğretmen maaşları nasıl bir de ona bakalım.” diyen Kaya,<strong> “</strong>ABD ve Almanya’da öğretmen maaşları ortalama 3 bin dolar<strong>. </strong>Fransa’da lise öğretmeni 3 bin 821 dolar, ortaokul öğretmeni 3 bin 319 dolar<strong>. </strong>Öğretmenlerine en yüksek maaşı veren Lüksemburg’da 7-10 bin dolar arasında<strong>… </strong>Türkiye’de ise en yüksek öğretmen maaşı 736 dolar, en düşük derecede ise 567 dolar. Asgari ücretin altında ücret alan ücretli öğretmenlerin ise 261-300 dolar arasında…” kıyaslamasını yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de en üst kademedeki öğretmen maaşının 5 bin 634 TL olduğunu söyleyen Kaya, “Bu rakam bile Türk-İş’in açıkladığı 2020 Ekim ayı yoksulluk sınırı olan 8 bin 86 TL’nin çok altındadır.” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaya, “Sözün kısası, bütün öğretmenlerimiz yoksuldur!” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>COVİD HASTASI ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERDEN KESİNTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Son dönemde ücretli öğretmenlerimizden feryatlar yükseliyor. Ücretli öğretmenler Covid-19’a yakalandıkları için ücretlerinden kesinti yapılıyor.Asgari ücretin altında ücret alan öğretmenlerimize yapılan uygulama hem hukuka, hem de insan haklarına aykırıdır. Bu insanlık dışı uygulamaya derhal son verilmelidir.” diyen Kaya uygulamaya sert tepki gösterdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>LİYAKATSİZ ATAMALAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Milli Eğitim Bakanlığındaki liyakatsiz atamalara da tepki gösteren Kaya,”Liyakatsiz atamaların devleti içten içe çürüttüğü artık görülmelidir.” Uyarısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Tüm öğretmenler kadroya alınarak sözleşmeli, ücretli öğretmen uygulamasına son verilmelidir.” diyen Kaya, öğretmen atamalarında sistem değişikliğinden kaynaklı mağduriyetlerinde giderilmesi gerektiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Engelli öğretmenleri de unutmayan Kaya, “Engelli öğretmenlerin atamaları ivedilikle gerçekleştirilmelidir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğretmenlerin atama ve yer değiştirmede yaşadıkları sorunları gündeme getiren Kaya, açıklamasında “İkinci iller arası isteğe bağlı yer değişikliği talep eden 20 bin öğretmenin sorunları derhal çözülmelidir.” ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PIRLANTADAN ÖTV ALINMIYOR ÖĞRENCİ BİLGİSAYARINDAN DA KDV ALINMASIN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 pandemisi sürecinde uzaktan eğitimin başlamasıyla öğrencilerimizin bilgisayar ve tablet ihtiyaçlarını karşılayamadıklarına dikkat çeken Kaya, “Pırlantada ÖTV’yi sıfırlayanların,&nbsp; öğrencilerimiz için de bilgisayar ve tabletlerde KDV’yi sıfırlamaları gerekir. Çünkü bizim en değerli pırlantamız öğrencilerimizdir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SARAY EĞİTİMDEN ELİNİ ÇEKSİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Milli Eğitim Bakanlığımıza karşı, bir de Saray Eğitim Bakanlığıolduğunu biliyoruz… “ diyen Kaya, “Saraya hükümetine soruyorum bugüne kadar öğretmenin hangi sorununu çözdünüz?Sözleşmeli ve ücreti öğretmenleri kadroya mı aldınız?Öğretmen açığını mı kapatınız? Okul ve derslik ihtiyacını mı karşıladınız?Öğretmenlere 3600 göstergeyi mi verdiniz?Öğretmen Meslek Kanununu mu çıkardınız?Engeli öğretmenlerin atamasını mı yaptınız?Öğretmenlerin ücretlerini mi iyileştirdiniz?Öğretmenlerin atama ve yer değiştirme sorununa adaletli bir çözüm mü getirdiniz?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Halkın iktidarında tüm bu sorunları biz çözeceğiz.” Diyen Kaya, “Her yıl öğretmenler gününde yaptığım çağrıyı yenilemek istiyorum. Öğretmenlerimizin hakkı ödenmez ama bu 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlerimize bir maaş ikramiye vererek günlerini kutlayalım…” çağrısında bulundu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Mersin’de yoğun bakımlar doldu: Günlük can kaybı 20-25 arası]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersinde-yogun-bakimlar-doldu-gunluk-can-kaybi-20-25-arasi-12125851697c6-12c5-4cd0-993b-86148dc3b4ee2020-11-23T10:48:00+03:00HABER MERKEZİ Mersin’de yoğun bakımlar doldu: Günlük can kaybı 20-25 arası

Mersin’de yoğun bakımlar doldu: Günlük can kaybı 20-25 arası

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi Eşbaşkanı Dr. Zeki Sinan Doğan, kentte günlük koronavirüs (Kovid-19) pozitif sayısının 700’ün üzerinde olduğunu bu sayının önceki ayların iki katı olduğunu ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı’nın aksine hasta ve vaka ayırımını yapmadıklarını belirten Doğan, “Edindiğimiz sayılar sendikamızın örgütlüğü olduğu yerlerden gelen bilgilerle oluşturuldu. 700’den daha da fazladır. Mersin Şehir Hastanesi’nde günde 8 kişinin yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Mersin’de 5-6 büyük hastane var. Günlük ortalama 20-25 kişi arasında insanın öldüğün tahmin ediyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘YOĞUN BAKIM DOLULUK ORANI YÜZDE 100’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Doğan, Mersin’de pandemi tedavisi yapan hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde yüzde 100 doluluğa ulaşıldığını ifade etti. Doğan, “Hatta durum öyle kötü ki bazı günlerde durumu birazcık iyileşen hastayı çıkartıp yerine daha kötüsünü koymak zorunda kalıyorlar. Geçen ay içerisinde Mersin merkezde yer olmadığı için hastalar Erdemli Devlet Hastanesine sevk edildi” diye aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘ALINDAN TEDBİRLER GÖRÜNTÜDEN İBARET’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hükümetin geçici tedbirlere başvurmasının hasta sayısının artmasına neden olduğunu ifade eden Doğan, sorunların kısmı çözümü için en az 14 gün süreyle kapanmaya gidilmesi gerektiğini söyledi. Saat 20.00-10.00 arasında alınan sokağa çıkma yasağına eleştiriler getiren Doğan, &nbsp;“Hükümetin yeni kararları ‘tedbir alıyoruz’ görüntüsü içinde olmak için yapılan bir adımdır. Bu yasaklar komşu ziyaretlerini doğuruyor. Yani kalabalıkları evlere yerleştirdiler. Bu da bulaşı artıracak. Yasaklar yapılacaksa tam yapılmalı. Uzun süreli yapılmalı ve insanların asgari geçimleri sağlamalı. 3-5 gün yapmakla olmaz. Alınan son tedbirler hiç düşünülmeden alınan kararlardır. Attıkları adımların getireceği sorunları bilmeden korku ve aceleyle çıkarılan bir genelgedir” şeklinde konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘60 MİLYON DOZA İHTİYAÇ VAR’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gündeme gelen aşı haberlerine ilişkin de Doğan, şunları söyledi: “Riskli kabul ettiğimiz 65 yaş üstü, diyabetik, hipertansiyon, kalp ve kanser hastaları toplam 30 milyonu buluyor. Eğer aşı iki doz olarak kullanılacaksa bu 60 milyon doz eder. Yöneticilerin bunu acil olarak temin etmesi gerekir. Yapılan açıklamalara göre 10 milyon doz aşının alınacağı söyleniliyor. İhtiyaç olana sayının altıda birine tekabül ediyor. Getirilen aşı sayısına göre bunları kullanacak olan kim? Şunu çok iyi biliyoruz ki belli çevrelere bu aşı gidecek. PCR testini kimileri ayda 8 kere yaparken bazı insanlar bu testi hiç yaptıramıyordu. Hastanelerde kuyruk oluşuyordu. Aşının da bundan farklı olacağını sanmıyorum.”</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK:<a href="https://ozgurmanset.net/mersinde-yogun-bakimlar-doldu-gunluk-can-kaybi-20-25-arasi/">https://ozgurmanset.net/mersinde-yogun-bakimlar-doldu-gunluk-can-kaybi-20-25-arasi/</a></span></strong></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><a href="http://www.haberanaliz.net/"><strong>www.haberanaliz.net</strong></a></span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>CEVAP HAKKINA SAYGILIYIZ.&nbsp;</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cevabı yazıda, adı geçen ilgilisi ve yetkilisi göndermesi gerekir. Telefon ve iletişim bilgilerini koymayı unutmayınız.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><span style="color:#FF0000">CEVAP GÖNDERECEĞİNİZ ADRES:&nbsp;</span>batuhansezerhaberanaliz06@gmail.com&nbsp;</strong></span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP'Lİ DURMAZ "NİKSAR AYVAZ SUYU TEHLİKEDE"]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-durmaz-niksar-ayvaz-suyu-tehlikede-1212491b925b4-22e1-443f-958a-9e9e526e6aee2020-11-22T15:36:00+03:00HABER MERKEZİ CHP'Lİ DURMAZ "NİKSAR AYVAZ SUYU TEHLİKEDE"

CHP'Lİ DURMAZ "NİKSAR AYVAZ SUYU TEHLİKEDE"

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Ormanların Talanından Tarım ve Orman Bakanı&nbsp;Haberdar mı?&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Maden projelerinde orman alanlarının kullanıldığı ve&nbsp; bu alanların mülkiyet hakkının Tarım ve Orman&nbsp; Bakanlığında&nbsp; olduğunu vurgulayan Durmaz, bu maden projeleri için ruhsat almış olmak yetmez, Orman ve Tarım Bakanlığının da özel izni gerekiyor. Doğamızın en değerli orman sahalarının&nbsp;talanı&nbsp;anlamına gelen bu projeler için Tarım ve Orman Bakanlığının izni var mıdır? " dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Önergesinde; &nbsp;“Doğamızın ve&nbsp; en değerli orman sahalarının&nbsp;talanı&nbsp;anlamına gelen bu projeler için Tarım ve Orman Bakanlığının izni var mıdır?&nbsp;&nbsp;Var ise bu izinler neden verilmiştir? Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilen bu proje sahalarında yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının, tescilli mera varlıklarımızın geleceği düşünülmüş müdür? “ sorularına yer veren Durmaz “Tarım Bakanımız Tokat’ta her eve koyun projesini müjde olarak açıkladı. Sayın Bakan’a sesleniyorum, meraları talan edilen bu halk verdiğiniz koyunları nerede otlatacak! Hangi suyu kullanacak! Lütfen bu kıyıma izin vermeyin! “ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Niksar Ayvaz Suyunun geleceği tehlikede!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Doğamızı ve su kaynaklarımızı korumak için mücadeleyi hiç bırakmayacağız diyen Durmaz</span></p><p><span style="font-size:18px">Dünyanın en değerli&nbsp;içme suyu kaynaklarından Niksar'da tarihi "Ayvaz Suyu" nun&nbsp; geleceği düşünülmüş müdür?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımsal gelişmenin, orman ve su kaynaklarımızı korumayı görev hedefleri içinde sayan Tarım ve Orman Bakanlığı,&nbsp;orman varlıklarımızın, Yeşilırmak havzasının korunması için bu projelerin etkilerini araştıracak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu maden projeleri Tarım ve Orman Bakanlığının Yeraltı&nbsp;Sularını Koruma Yönetmeliğine, İçme Sularını Koruma Yönetmeliğine ve Yeşilırmak&nbsp;Havzası Koruma Planına uygun mudur?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bölge halkını rahatsız eden ve Tokat’ımıza zarar getirecek bu projelerin derhal durdurulmasını istiyoruz, TBMM'de konun takipçisi olmaya devam edeceğiz! Ormanlarımızın suyumuzun talan edilmesine izin vermeyeceğiz.” İfadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA["Talan ve israftan vazgeçin, Adana Havalimanı'nı iyileştirin"]]>https://www.haberanaliz.net/haber/talan-ve-israftan-vazgecin-adana-havalimanini-iyilestirin-1212366a61810-7cd8-4d8e-96c5-5c332fba3c8c2020-11-22T15:33:00+03:00HABER MERKEZİ "Talan ve israftan vazgeçin, Adana Havalimanı'nı iyileştirin"

"Talan ve israftan vazgeçin, Adana Havalimanı'nı iyileştirin"

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">EN YÜKSEK TEKLİFİN SAHİBİ TANIDIK ÇIKTI</span></p><p><span style="font-size:18px">Yap-İşlet-Devret modeliyle yatırım maliyeti 357 milyon Euro olarak belirlenip ihalesi 15 Aralık 2011'de, yer teslimi 15 Mart 2013'te gerçekleştirilen ve temeli 28 Mayıs 2013 tarihinde atılan Çukurova Bölgesel Havalimanı, sürekli tartışmalara neden oldu. İlk ihale tarihinden bu yana 9 yıl geçmesine karşın bu tartışmalar bitmedi. Havaalanında başlayan çalışmalar bir türlü tamamlanmayınca, yine çeşitli ihaleler düzenlendi. Son olarak 4 Şubat 2020'de yapılacağı duyurulan havalimanı üst yapı ihalesi 16 Mart 2020 tarihine ertelendi. Sonrasında ise Cengiz-Limak-Kalyon İnşaat Ortak Girişim Grubu'nun kaybettiği Çukurova Havalimanı ihalesini Günbeton İnşaat-Terminal Yapı Ortak Girişimi kazandı. Bu sürecin ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan görevden alınırken yerine atanan Bakan Adil Karaismailoğlu, bu ihaleyi iptal ettiklerini duyurdu. 26 Ekim 2020 tarihinde yapılacağı açıklanan yeni ihale de 20 Kasım 2020 tarihine ertelendi. Son yapılan ihalede en yüksek teklifi 297 milyon 100 bin Euro artı KDV karşılığında Favori İşletmecilik A.Ş. / YAKO Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. ortak girişimi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">"ADANA HAVALANINI KAPATMAK İSTİYORLAR"</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapımı yılan hikayesine dönen Çukurova Bölgesel Havalimanı gerekçesiyle Adana Havaalanı'nın kapatılmak istendiğine vurgu yapan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Mersin sınırları içinde 2011 yılından beri Çukurova'nın en verimli tarım toprakları üzerine yeni bir havaalanı yapmak istiyorlar. Süreci yönetemediler, ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Çünkü niyetleri hizmet üretmek değil, rant elde etmek ve Adana'ya darbe vurmaktır. Çukurova Bölgesel Havalimanı israftır, buraya aktarılacak kaynağa yazıktır. Çünkü Adana'nın ve Mersin'in ihtiyacını karşılamayacak bu havaalanı her şeyiyle zarardır. Üstelik birinci sınıf tarım arazileri üzerine, üstelik göçmen kuşların göç yolu üstüne kurulmak isteniyor. Komşu ilimiz Mersin'in Adana'ya yakın tarafta değil, batı yönünde kent turizmine hizmet edecek havaalanı ihtiyacı bulunuyor. Amaç burada Mersin'e havaalanı kazandırmak değil, rant ve Adana'ya zarar vermek sanırım. Çünkü Adana'nın da eksikleri olmakla birlikte ülkenin en güvenilir ve ulaşımı kolay bir havaalanı var çünkü. 30 milyon yolcu kapasitesiyle yapılacağı söylenen bölgesel havaalanı için bu rakam revize edilerek 12 milyona düşürdü ve bu kadar yolcu garantisi de&nbsp; verildi. Mevcut durumda Adana ile birlikte Niğde, Osmaniye ve Mersin'in de yararlandığı Adana Havalimanı 2019 yılını 5 milyon yolcuyla kapattı. Çukurova Bölgesel Havalimanı yapıldığında verilen 12 milyonluk yolcu garantisinin yakalanma şansı yok. Bu demek oluyor ki, Adana Havaalanını kullanan yolcular da yeni havalimanına aktarılacak. Adana Havaalanı kapatılıp bu yolcular orayı kullanmaya zorlanacak. Burayı, 2019’da 1 milyon 232 bin yolcu garantisi verilen ancak sadece 82 bin kişinin kullandığı Kütahya Zafer Havaalanı gibi üzücü bir akibet bekliyor. Kentimize, bölgemize ve ülkemize yapılmak istenen kötülüğü asla kabul etmiyoruz."</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">AKP'DEN BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLMUŞ</span></p><p><span style="font-size:18px">Üstyapı ihalesine en yüksek teklifi veren şirketlerin bağlı olduğu grubun başında AKP'den Çerkezköy Belediye Başkan adayı olan birisinin bulunduğuna dikkat çeken Ayhan Barut, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Henüz tamamlanmayan altyapı çalışmalarına bile milyonlarca Euro para harcanan Çukurova Havalimanı'na üstyapı için&nbsp; 297 milyon 100 bin Euro daha gömülmesine izin vermeyelim. Çünkü yazıktır, günahtır. Bu kadar parayı boşa harcamak yerine bölgenin ihtiyacını karşılayan Adana Havalimanı'na genişletilip iyileştirilmesi için yeterli derecede yatırım yapalım. Eğer Adana Havalimanı modernize edilir, pisti uzatılır, ek pistler yapılır, terminalleri yenilenirse uluslararası niteliği de güçlenir. Ayrıca daha büyük kargo uçakları inip kalkar. Adana Havaalanı'nın modernizasyonu ile yolcu kapasitesi arttığı gibi işlevi de gayet büyür. Adana Havaalanı'nın daha ucuz maliyetle yenilenmesi için vakit de imkan da var. Adana Havaalanı'nın genişlemesi için yanında yeterli alan var. Yapımı yılan hikayesine dönen, israf ve zarar anlamından başka tanımı bulunmayan Çukurova Bölgesel Havalimanı ısrarından vazgeçin. Altyapısına bu kadar para harcanan Çukurova Bölgesel Havalimanı'nın yerine çok geniş ve büyük ölçekli tarım, gıda ve hal kompleksi yapın. Hepimiz biliyoruz ki, tek adam rejiminde ihalelerde hep rant, talan ve yandaş var. Her ihalede aynı senaryolar yazılıyor. Bu üstyapı ihalesini alan şirketlerin başında AKP'den belediye başkan adayı olan biri var. Bu bile işarettir. Gelin rant sevdanızdan, talan ve israftan vazgeçin. Çukurova Bölgesel Havalimanı'na yolcu garantisi ve bu kadar para vereceğinize, bölgenin de ihtiyacını karşılayan, 6 milyon yolcunun kullandığı, ülkemizin en güvenli havalimanı olan Adana Havaalanı'na yeterli ölçüde yatırım yapma teklifimizi düşünün. Gelin ülkemiz, bölgemiz ve ekonomimiz zarar görmesin."</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Vatandaşlarımızın yarıya yakını arıtmasız ve sağlıksız suya erişiyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/vatandaslarimizin-yariya-yakini-aritmasiz-ve-sagliksiz-suya-erisiyor-121226bb9655e-53b4-44da-8282-c7e8099d26c22020-11-22T15:28:00+03:00HABER MERKEZİ Vatandaşlarımızın yarıya yakını arıtmasız ve sağlıksız suya erişiyor

Vatandaşlarımızın yarıya yakını arıtmasız ve sağlıksız suya erişiyor

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP'li Sındır, “İzmir'de 1995 yılında 65 vatandaşımız sele kapılarak yaşamını yitirdiği bir dere havzasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı depremzedelere 3-5 bin konut yapmayı planlıyor. Bu tür havzalarda, sel felaketlerinin olabileceği alanlarda bu konutların yapılmasını doğru bulmuyorum. Konu hakkında TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun da açıklaması var” diyerek Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'u uyardı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“DENETİMLER YETERİNCE YAPILMIYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ilişkin Sayıştay raporuna dikkat çekerek sözlerine başlayan Sındır, “Sayıştay raporlarında 294 milyon 761 bin 949 TL ecrimisil gelirlerinin eksik muhasebeleştirilmesini görüyoruz. İskan Kanunu kapsamındaki işler için verilen krediler ile bu krediler karşılığı yapılan tahsilatların muhasebe kayıtlarındaki takibinin zamanında yapılmadığını görüyoruz. Çevre Kanunu gereğince yapılan çevre giderlerinin ödenmemesi, çevre idari para cezalarının yüzde 50'sinin genel bütçeye gelir kaydedilmemesi, çevre gelirlerinin takip ve tahsili için tahsilat karşılığı öngörülen ödeneğin kullanımı hakkında yönetmelik kapsamında verilen nakdi yardımların denetiminin yeterince yapılmaması ÇED uygulamalarındaki sayısız yanlışlar ve bunlar gibi onlarca eksiklik, usulsüzlük ve yanlışlar Sayıştay raporlarına yansımış durumda” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“YÜZEY SULARIMIZIN YÜZDE 80'İ KİRLENMİŞ DURUMDA”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">AKP iktidarı döneminde getirilen yasal düzenlemelerin çevrenin ve tabiatın korunmasına değil tahribatına neden olduğunu söyleyerek sözlerine devam eden Sındır, “Avrupa Birliği kendisine bir hedef koymuş, ‘Sera gazı emisyonlarında 1990 yılına göre 2020 yılına kadar yüzde 20, 2030 yılına kadar %30, hatta ilave önlemlerle %40, 2050'de de yüzde 80, yüzde 95 civarında azaltıma ulaşmayı hedefliyorum’ diyor. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin üzerinde durulması gereken en temel konusu sera gazı emisyonlarıdır. Onlar önlemlerini alıyor peki ya biz. Bizim bu konuda sürdürülebilir bir yaşam adına çevre stratejimiz nedir? Bakanlığımızın, ülkemizin bu konudaki strateji belgesi nedir? Ormanlık alanlarımızı orman tanımından çıkartıp, endüstri bölgelerine, sanayi bölgelerine, konut alanlarına açılmasına izin veren düzenlemeler getiriyorsunuz. Tarım alanları kirletiliyor, madencilik faaliyetlerine önü açılarak her imkan sunuluyor. Bugün su kaynaklarımız, yer altı sularımız, toprağımız, havamız kirlenmiş durumda sayın bakan. TÜİK istatistikleri bu gerçeği önümüze koyuyor. Yüzey sularımızın yüzde 80'i, yer altı sularımızın büyük kısmı kirlenmiş durumda. Vatandaşlarımızın yarıya yakını arıtmasız ve sağlıksız suya erişiyor. İçme sularının sadece %59’u arıtılıyor ve sağlıklı. Kentlerimizde hava kirliliği boyutları her geçen gün artıyor. 313 hava kalitesi izleme istasyonundan alınan verilere dayanarak 2014'ten bu yana hava kalitesine dair raporlar incelendiğinde, neredeyse bütün kentlerimizde hava kalitesinin gittikçe kötüleştiğini görüyoruz. Ülkemizde en az 75 milyon insan 2019 yılında kirli hava soludu. Birçok kömürlü termik santrallerin olduğu istasyonlarda PM2,5 ölçümü yapılmıyor. Yine SO2 ölçümü yapılması gereken istasyonların 26'sında ölçüm alınmamış. Çevreyi korumak isterken, kirletenler, bu koruma tedbirlerine hep birtakım engel getirir ve bu önlerindeki engelleri ortadan kaldırmaya kalkar işte siz bu duruma çanak tutuyorsunuz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BİR GENELGE İLE MAHKEME KARARLARINI GEÇERSİZ KILMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">ÇED raporlarıyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın karnesini gözler önüne seren Sındır, “Bakanlık ne kadar çevre korumacı bir anlayış içerisinde diye bir soru sorarak araştırma yaptım. Bakanlığınızın, ÇED Yönetmeliğinin yayınladığı 1993 yılından 2019 yılına kadar verilen ÇED kararlarını inceledim. Bu yıllar içesinde ‘5728 ÇED Olumlu kararı alınırken sadece 54 projeye ÇED Olumsuz raporu verilmiş. Aynı zamanda seçme eleme keiterlerine tabi projeler hakkında ‘63 bin 112 proje için ÇED gerekli değildir’ demişsiniz. Sadece ‘1076 için ÇED gereklidir’ demişsiniz. 1993 yılından bugüne kadar ki ÇED karneniz bu Sayın Bakan. Bunun nedeni 2009 yılındaki bir genelgeden kaynaklanıyor. 2009/7 sayılı Genelge halen yürürlükte. Genelgenin içeriğine dayanarak bir inceleme değerlendirme komisyonuyla ‘olumsuz’ olan raporun arkasından dolanıyorsunuz. ÇED raporu hakkında mahkeme ‘olmaz’ diyor nedenlerini ortaya koyuyor, yürütmeyi durduruyor veya iptal kararı veriyor, siz mahkeme kararını yok sayarak arkadan dolanıp bu genelgeyle projeye ÇED olumlu raporunu veriyorsunuz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“DERE TAŞKIN ALANINDA KONUT YAPMAYIN!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin deprem gerçeğine değinen ve imar barışı uygulamasını eleştiren Sındır, “bir imar barışı getirdiniz, evlere şenlik bir konu. Bugün depremle, selle ilgili yaşananlara afet demek yanlış, esasen bunlar doğal olaylardır. Bunları afete dönüştüren insanın kendisidir. Yanlış kararlar, uygulamalar, yasalar ve yasaların yanlış kullanılması doğa olaylarını afete dönüştürüyor. İmar barışı da yanlış bir yasadır ve bu doğa olaylarının afete dönüşmesine neden olan bir konudur. Örneğin, İzmir'de Bayraklı bölgesinde 1975 yılı Yönetmeliğiyle 1998 öncesi yapılmış özellikle ağır hasarlı yapıların yıkımı söz konusu ama öbür taraftan, siz hiçbir yönetmeliğe göre yapılmamış binalara yapı kayıt belgesi verdiniz. Bunların da sorumluluğu ‘mülkiyet sahibine aittir’ dediniz, sorumluluktan devleti azad ettiniz. Şimdi bu yapılar Türkiye'nin dört bir yanında. Nerede bir deprem olsa yıkılabilecek nitelikte bu yapılar maalesef sizin çıkardığınız kanunla risk yaşıyor. İzmir depremi bir doğa olayı ama insanın yarattığı bir sorun olarak, bir afet olarak karşımıza çıktı. Tabii yerelin imarla ilgili yetkilerini ve mevcut uygulamalarını yok sayarak yapılaşmaya yönelik bir takım imar kararları alıyorsunuz. Sizin şehir hastanesinin hemen yakınındaki rezerv alanı olarak tanımladığınız alan aslında Laka Deresi havzasında. İzmir'de 1995 yılında 65 vatandaşımız sele kapılarak yaşamını yitirdiği bir dere havzasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı depremzedelere 3-5 bin konut yapmayı planlıyor. Konu hakkında Bu tür havzalarda, sel felaketlerinin olabileceği alanlarda bu konutların yapılmasını doğru bulmuyorum. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun da açıklaması var” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütçesine dikkat çeken ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda çevre mühendislerinin istihdamının yok denecek kadar az olduğunu söyleyen Sındır sözlerini şöyle sonlandırdı: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütçesi 3 milyar 378 milyon 164 bin lira. Bu çok şaşırtıcı ve acı. Çünkü bütün dünyanın üzerinde titrediği çevre konusunda yatırımları yönlendiren ve deprem riskinin çok yüksek olduğu bir coğrafyada şehircilik konusunda görev yapan bakanlığın bütçesi tek başına Cumhurbaşkanlığı bütçesinden az. Tabi, bu da bütçe dengesinde, bütçenin önceliklerinde, bütçe tercihlerinde ne kadar sorun olduğunu bize bir kez daha gösteriyor. Planlama, sanayi, enerji, ulaşım, altyapı, kentleşme, turizm gibi birçok konuda ülke yönetimini, politikalarını, yatırımlarını yönlendiren, yürüten kamu yönetimi idarelerinde çevre mühendislerinin istihdamı da aynı zamanda yok denecek kadar az. Bu duruma bir son verin sayın bakan.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MUĞLA, İKTİDARIN ÇEVRE SİYASETİNİN BİR ÖRNEĞİDİR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mugla-iktidarin-cevre-siyasetinin-bir-ornegidir-12121eeedeeac-8f43-4542-aa33-821d14b4aa792020-11-22T15:25:00+03:00HABER MERKEZİ MUĞLA, İKTİDARIN ÇEVRE SİYASETİNİN BİR ÖRNEĞİDİR

MUĞLA, İKTİDARIN ÇEVRE SİYASETİNİN BİR ÖRNEĞİDİR

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkın bütçesini halktan kaçırdıklarını, 2021 bütçesi görüşmelerinin halkın görmesi için basına açık olması gerektiğini oysa pandemi gerekçesiyle sadece&nbsp; MeclisTv' nin Bakan sunumunu verdiğini söyleyen Girgin, muhalefet milletvekilleri olarak yapılan konuşmaları kendi imkânlarımızla halka ulaştırmaya çalışıyoruz diyerek iktidarın tutumunu eleştirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Plan ve Bütçe Komisyonunda 2 Kasım'da başlayan ve hafta sonu hariç her gün devam eden Bakanlıkların Bütçe görüşmelerinin 26 Kasım tarihinde Cumhurbaşkanlığı Bütçe görüşmeleri ile tamamlandıktan sonra Genel Kurulda görüşüleceğini söyleyen Girgin, 20 Kasım'da değindiği konuları başlıklar halinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'a aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İHANET SADECE İSTANBUL'A DEĞİL </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün size ağırlıklı olarak Muğla’nın yaşadığı çevre sorunlarından bahsedeceğim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak anlattığım sadece Muğla’nın hikayesi değil, Kazdağları’ndan, Hasankeyf’e Türkiye’nin bütün çevre siyasetinin hikayesidir…</span></p><p><span style="font-size:18px">Nasıl ki, Erdoğan 2017 yılında, “İstanbul’a ihanet ettik, ben de sorumluyum” dediğinde, ihanet edilen sadece İstanbul değil, ülkemizin bütün şehirleri idiyse…Muğla çevre sorunları da Türkiye çevre sorunlarının bir prototipidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MUÇEV NEDİR SAYIN BAKAN? </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Muğla’nın çevre sorunlarının kalbindeki sorulardan biriyle başlamak istiyorum:</span></p><p><span style="font-size:18px">Muçevnedir ? Görevi nedir? Neye hizmet eder? Niçin kurulmuştur?</span></p><p><span style="font-size:18px">MUÇEV, Sayın Erdoğan’ın, “ülkeyi anonim şirket gibi yönetmek istiyorum” anlayışının Muğla’daki iz düşümü müdür?</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'yi şirket gibi yöneteceğiz dedikleri tam da bu olsa gerek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'nin bütün kıyılarını yağmalatmak mıdır görevi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Gerçek adı MUÇEV Turizm Ticaret Limited Şirketi&nbsp; olmasına rağmen, bu şirketin adına vakıf çağrıştırması yapsın diye mi V harfi konulmuştur?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu aracılığıyla kurulan şirket halka açık kıyıları ticari işletmelere dönüştürmüş ve kıyıları ücretli yaparak halka kapatmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne olduğu, üyelerinin neden bu şekilde oluşturulduğu, elde edilen gelirin nereye gittiği tam olarak bilinmeyen bir yapı var karşımızda.</span></p><p><span style="font-size:18px">Esasında kıyılar Büyükşehir ve ilçe belediyeler tarafından işletilmesi gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kıyılar halkındır, özel sermayenin değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">İktidarın vakıf görünümlü MUÇEV eliyle, kazanamadığı sahil belediyelerinin kıyılarında rant oluşturması ve sahil koylarını MUÇEV eliyle özelleştirmesi yaklaşımı doğru değildir. Bu arka kapıdan özelleştirmedir!</span></p><p><span style="font-size:18px">Kıyısal alanların buralara hizmet götüren, altyapısını yapan, çöpünü temizleyen yerel yönetimlere devredilmesi gerekirken, hizmete gelince “koş yerel yönetim”, gelire gelince “sen uzak dur yerel yönetim” denmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">İki noktaya dikkatinize çekmek isterim:</span></p><p><span style="font-size:18px">MUÇEV, yetki alanında, Hazine yetkisinde olan alanlar dahil, imar barışından yararlanarak yapı kayıt belgesi almış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Almışsa bu yapı kayıt belgelerinin usul ve esaslara uygun olarak alındığına dair bir inceleme yapılmış mıdır? Yapılmışsa sonucu nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu konuda mutlaka bir inceleme yapılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>VATANDAŞ İLE BELEDİYEYİ KARŞI KARŞIYA GETİREN ECRİMİSİL KAYNAKLI TAHLİYELERİ MERKEZİ İDARE YAPSIN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Bakan, kıyılarımızda ecrimisil işlemini yapan çevre şehircilik il müdürlüğü ve ecrimisil işlemini tesis eden millî emlak müdürlüğü iken devlet malını hakkı olmaksızın kullananlara uygulanan alanların tahliyesi ve yıkımı işlemi belediyelerin üzerine bırakılmaktadır. Böylelikle vatandaşla karşı karşıya gelen, belediye olmaktadır. 644 sayılı KHK'den gelen yetkiler kullanılarak kaçak veya ruhsata aykırı her tür ve büyüklükteki yapıya müdahale, merkezî idarenin önderliğinde yapılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BODRUM'UN İMAR ALANLARINA DEĞİL, KORUMA PLANLARINA İHTİYACI VAR.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kaz Dağları'ndan, Ayder'e yürütülen talan politikasının Muğla'daki boyutunu özetleyen bir örnek: Ortakent’in imara açılmasından bahsetmek istiyorum.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ortakent'te, daha önceki projelerde büyük yeşil alan olan 1 milyon 100 bin metrekarelik bir alanı, üstelik Muğla Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğü'nün "uygun değildir" görüşüne rağmen, yangından mal kaçırır gibi çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile imara açılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bodrum’un imar alanlarına değil, koruma planlarına ihtiyacı vardır. Bu bölgeyi bir mesire alanı, yeşil alan olarak insanlarımıza kazandırmamız daha güzel olur. Yine devletin himayesinde olsun ama halkın olsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bodrum nüfusu uzun yıllarıdır devam eden yapılaşma ve inşaat yoğunluğu nedeniyle sürekli artmıştır. Mevcut altyapı sistemi artık bu yükü kaldıramamaktadır. Dolayısıyla kamuya ait arazilerin yine kamuda kalması gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İKTİDARIN JEOTERMAL ISRARI NEDEN? </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Muğla'ya yönelik bir jeotermal enerji ısrarı var. Bu yıl, Fethiye'de, Marmaris'te sonra Muğla'nın tüm ilçelerinde, 32 yerde sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyetine girişildi. Muğla halkının kararlı itirazının etkisiyle olumsuz ÇED Raporu şu anda çıktı. Şimdilik bu girişimlere iptal kararları çıksa da ısrar devam etmektedir. Yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin ve halkın haberi olmadan, ne amaçlı sondaj yapıldığını kimsenin bilmediği, tepeden inmeci bir yaklaşım sergileniyor. Enerji amaçlı mı, turizm amaçlı mı, sağlık amaçlı mı, ne olduğu belli olmayan bu girişimler şeffaflıktan uzak bir anlayışla yapılıyor. Muğla'yı jeotermal enerjiye açmak doğaya yönelik bir katliamdır, turizmi baltalamaktır. Aydın'ın jeotermal enerjiden çektiği ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BIRAKIN AKYAKA CENNET KALSIN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gökova Körfezi'ne marinalar yapılacağıyla ilgili duyumlar alıyoruz; bu doğru mudur? Şimdi, tekrar sormak istiyorum: Gökova Körfezi'ne marinalar yapılacağıyla ilgili duyumlar alıyoruz; bu doğru mudur? Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Muğla İli Ula ilçesine bağlı Akyaka Mahallesi ve Azmak Kıyı Bandı için imar planı 15 Ekim'de askıya alındı. Söz konusu Revizyon İmar Planının Raporu incelendiğinde birçok teknik hata ve hukuk ihlalleri görülmektedir. "Koruma amaçlı" diye yazılan Raporun satır aralarında ve ekli yazışmalarda gözden kaçırılmaya çalışılan şeyin aslında Akyaka'nın mevcut sakin kent özelliğinin yok olmasına sebebiyet verecek bir yat limanı, marina, devasa bir otel ve alışveriş alanından oluşan yoğun yapılaşma olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu revize imar planı iptal edilmelidir çünkü bu plan koruma amaçlı değildir; yıkım, talan ve rant girişimidir. Yat limanı ve otel inşaatı için öngörülen alanda 1970'li yıllardan beri imarlı ve tapulu evlerinde oturan iki yüz civarında ailenin anayasal mülkiyet hakları ağır şekilde ihlal edilmektedir. Yat limanı için seçilen alan coğrafi açıdan teknik olarak yanlıştır. Bölgenin ekolojik yapısı, florasını ve faunasını bozacak, Azmak Nehri'nin ekosistemine tamiri imkânsız zarar verecek niteliktedir. Çevresel etki değerlendirme süreci de işletilmemiştir. Mavi Tur'un en önemli bölgesi Gökova Körfezi'ni gözümüz gibi korumamız gerekir. Gökova Körfezi sadece Gökova ve Muğla'nın değil tüm ülkemizindir. Bırakın, buralar cennet kalsın.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖÇK VE SİT BÖLGELERİ SONDAJ VE ARAMALARA KAPATILSIN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Evliya Çelebi'nin yüzlerce yıl önce "Bir benzeri yok." dediği Karabağlar Yaylası'nda MTA tarama amaçlı sondajlar yaptı. Şu, elimde gördüğünüz Muğla'nın Menteşe ilçesinde Karabağlar Yaylası. Asırlık çınarları, serin suları ve yemyeşil doğasıyla sadece Menteşe'mizin değil ülkemizin de en güzel yaylalarından olan Karabağlar Yaylası'nda yapılacak madencilik faaliyetleri halkın tepkisine neden oldu. Halkın direnişi sonucunda faaliyetler engellendi fakat doğal sit alanlarında bu tarz faaliyetler neden kalıcı olarak engellenmiyor Sayın Bakan? Özel çevre koruma bölgeleri ve sit alanların kati surette arama iznine kapatılmasını sağlamalısınız. Bu verdiğimiz örnekler bile Türkiye'nin çevre sorunlarının bir fotoğrafını vermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>FETHİYE KÖRFEZİ NE ZAMAN TEMİZLENECEK?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Fethiye Körfezi gerek kara yoluyla gerekse deniz üzeri faaliyetler sonucu yapılan deşarjlar ve kirleticilerin etkisi sonucunda kirliliği artmış vaziyettedir. Mağdur olan sivil hak ve kaybolan çevresel değerler noktasında Bakanlığınızın müdahalesi şarttır. Fethiyeliler sizden cevap beklemektedir, bu konuda son durum hakkında bilgi verir misiniz?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KÖYLÜYE SÜRE UZATIMI YAPILSIN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">442 sayılı Köy Kanunu'na eklenen ek maddeyle Muğla genelinde 1955 adet arsa üretilmiştir. Bu maddeyle sahiplerine bina yapmaları veya taksitlerini ödemeleri amacıyla 31/12/2020 tarihine kadar ek süre verilmiştir. Köy yaşamı ve tarımsal üretimin geliştirilmesi gözetilerek, içinde bulunduğumuz şartlar da gözetilerek bu sürenin uzatılması veya sınırlamaya tabi tutulmaması yönünde bir çalışma var mı?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; En güzel yaylalarımızda maden arayan, en güzel koylarımızı imara açan bu anlayıştan vazgeçilmelidir diyorum, bütçenin hayırlı olmasını diliyorum.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Mahkumlara angarya yaptırılıyor!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mahkumlara-angarya-yaptiriliyor-12120991d5527-bc34-4669-a5a5-7a9a8e36b6952020-11-22T15:21:00+03:00HABER MERKEZİ Mahkumlara angarya yaptırılıyor!

Mahkumlara angarya yaptırılıyor!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Maltepe Açık Cezaevinde Covid-19 pozitif mahkumlar ile sağlıklı mahkumların aynı yerde tutulduklarını ifade ederek, “Bakanlık her ne kadar karantina altına alıyoruz açıklamaları yapsa da, Maltepe’de hasta ve sağlıklı mahkumlar bir arada tutuluyor. Yaklaşık bin mahkumun 150 kadarı Covid-19 pozitif ve buna rağmen tüm mahkumlar bir arada. Mahkumların hastalar ile ayrı yerde kalma talepleri cezaevi yönetimi ve gardiyanlarca kabul edilmiyor. Hatta bazı mahkumlara gardiyanların ‘grip gibi bu hastalık geçer’ dediği iddiaları gündeme geliyor” diye konuştu. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İddiaları Meclis gündemine taşıyan CHP’li Akkuş İlgezdi, “Sürekli mahkumlardan ve mahkum yakınlarından telefon alıyorum. Türkiye’nin bir çok yerinde aynı uygulamalardan şikayetler geliyor. Maltepe Açık Cezaevinde yaşananlara Bakanlığın acilen el koyması gerekmektedir. Hasta ve sağlıklı mahkumların bir arada olması kabul edilemez. Mahkum sayısındaki azalma nedeniyle kalan mahkumların günde 16-17 saat çalıştırılmaları her türlü kanuna ve vicdana aykırı. Covid-19 testi pozitif çıkan mahkumlar, hasta mahkumlar ve engelli mahkumlar bile çalıştırılıyor” açıklamasını yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MAHKUM TALEPLERİ REDDEDİLİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mahkumlardan sık sık telefon aldığını ifade eden Akkuş İlgezdi, “Covid-19 testi pozitif çıkan mahkumlar hastaneye ya da izinle evlerine gitmek istiyorlar ancak çalıştıkları gerekçesiyle bu talepleri kabul edilmiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, cezaevlerinde koronavirüs vakaları hakkında 5 aydır resmi bilgilendirme yapılmadığını ifade ederek, “17 Haziran’dan beri bakanlık bir açıklama yapmıyor. Vefat ve vaka sayıları bilinmiyor, 5 aydır cezaevlerinde olup biten neden gizleniyor?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açık cezaevinde kalan mahkumlara Mart ayından itibaren verilen koronavirüs izinlerinin Temmuz 2021’e kadar uzatılabileceği kararını da hatırlatan Akkuş İlgezdi, “Sürekli uzatılan açık cezaevi izinleri koronavirüs konusunda cezaevlerindeki riski gözler önüne sermektedir” dedi. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Gamze Akkuş İlgezdi, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdiği soru önergesinde,</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">“-17 Haziran’dan beri cezaevindeki güncel Covid-19 verileri neden &nbsp;&nbsp;açıklanmamaktadır? 5 aydır cezaevlerinde olup biten neden gizlenmektedir?</span></p><p style="margin-left:34pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;Önergenin yanıtlandığı gün itibari ile cezaevlerinde kaç tutuklu, kaç hükümlü, kaç cezaevi çalışanı Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirmiştir?</span></p><p style="margin-left:34pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;Önergenin yanıtlandığı gün itibari ile cezaevlerinde kaç tutuklu, kaç hükümlü, kaç cezaevi çalışanı Covid-19’a yakalanmıştır? Virüs bulaşanların kaçı hastanelerde tedavi altına alınmıştır?</span></p><p style="margin-left:34pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;Maltepe Açık Cezaevinde Covid-19’a yakalanan mahkumlar ile sağlıklı mahkumlar hangi gerekçe ile aynı yerde tutulmaktadır?</span></p><p style="margin-left:34pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;Tüm cezaevinin Covid-19’a yakalanması mı amaçlanmaktadır?</span></p><p style="margin-left:34pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;Maltepe Açık Cezaevinde Covid-19 pozitif vaka vardır?</span></p><p style="margin-left:34pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;Maltepe Cezaevinde izinler nedeniyle çalışan mahkumların 16-17 saat çalıştırılması hangi mevzuat çerçevesinde yapılmaktadır?</span></p><p style="margin-left:34pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;Cezaevindeki işler için azalan mahkum sayısı göz önüne alınarak bir düzenleme yapılması düşünülmekte midir?” sorularını yöneltti.</span></p><p style="margin-left:34pt"><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[9.8 TL’lik kiti bakanlığa 32 TL’ye satmışlar]]>https://www.haberanaliz.net/haber/98-tllik-kiti-bakanliga-32-tlye-satmislar-121195c4badc5-9dcc-4915-a8b4-1879016222da2020-11-22T15:17:00+03:00HABER MERKEZİ 9.8 TL’lik kiti bakanlığa 32 TL’ye satmışlar

9.8 TL’lik kiti bakanlığa 32 TL’ye satmışlar

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">BÜTÇE TOPLANTISINDA DA GÜNDEME GELDİ</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığının bütçe görüşmelerine Emir'in Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ'ye (USHAŞ) yönelik iddiaları damgasını vurdu. Koronavirüs tanısında kullanılan yerli PCR test kitinin USHAŞ tarafından Mart ayında Sağlık Bakanlığına normal fiyatının yaklaşık 4-5 katı fazlasına satıldığını iddia eden Emir, bu iddiasını bütçe görüşmelerinde de dile getirdi. Sorularına bugüne kadar ısrarla yanıt verilmediğini belirten Emir, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">ADRESE TESLİM İHALE</span></p><p><span style="font-size:18px">"Biz dedik ki ‘USHAŞ test kitlerini kaç liradan aldı?’ ‘Niye Bioeksen firmasında ısrar ediyorsunuz, 12 firma var, niye bu ısrar?’ diye sorduk. ‘Kaç liradan aldınız?’ diye sorduk, siz ısrarla sizin aldığınız fiyatı söylediniz. Biz sizin aldığınız&nbsp;fiyatı biliyoruz. DMO ihale yaptı, adrese teslim ihale düzeltildi ve Bioeksen'den yine 9.8 liradan alındı. Ama benim sorum şu: USHAŞ kaç liradan aldı? Bakanlığa kaç liradan verdi ve ek fiyat farkı faturası kesildi mi?"</span></p><p><span style="font-size:18px">KAMUDA YERİ YOK AMA BEN YAPTIM</span></p><p><span style="font-size:18px">Emir'in iddialarına yanıt veren Koca, şu ifadeleri kullandı: "Bu kiti yerlileştirmek istedik, bir firma yerlileştirdi. Bu firmadan bizim aldığımız rakam 32 lira. Bu firmaların sayısı 12’ye çıktı ve bizim 32 liraya aldığımız kiti, hepsini ihaleye soktuk fiyatı 9.8 TL’ye indirdik. 1.7 milyon kiti geriye dönük fatura keserek aldım. Kamu mantığında yeri yok, ben onu anlıyorum ama bunu yaptım diyorum.”</span></p><p><span style="font-size:18px">29 TEMMUZ’DA FARKLI KONUŞMUŞTU</span></p><p><span style="font-size:18px">Koca, Emir'in iddialarına ilişkin 29 Temmuz günü Bilim Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada ise "Sağlık Bakanlığı olarak altını çiziyorum, ilk günden itibaren yurtdışından Çin’den aldığımız 8.75 dolardan aldığımız kit 9.8 TL'nin üzerinde hiçbir kit alınmamıştır. Bu kadar net söylüyorum" ifadesini kullanmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">SÜREKLİ KAÇAMAK CEVAP VERDİ</span></p><p><span style="font-size:18px">Aylardır yürüttükleri ısrarlı takibin ardından Bakan Koca'nın gerçekleri açıklamak zorunda kaldığını belirten Emir ise Bakan'ın itirafına yönelik şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"İlk soru önergemizi 20 Mart günü vermiş ve neden ısrarla sadece bir firma ile anlaşma yapıldığını sormuştuk. Bakanlığın zarara uğratıldığına yönelik süreci 4 farklı soru önergesi ve 2 basın toplantısıyla gündeme getirdim. İlk gündeme getirdiğimiz zaman konuşmadınız, üstüne yattınız. Tüm bunlar olurken utandığınız için sustunuz. Takibimiz sonrasında siz de yolsuzluğu gördünüz. USHAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Cevat Şengül, Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) Başkanı Adil Mardinoğlu istifa ettirildi. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı (TİTCK) Başkanı Hakkı Gürsöz’ü görevden aldınız. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünde görevden almalar, istifalar yaşandı. Bugün bu genel müdürleri niye görevden uzaklaştırdığınızı anlamış oluyoruz. Bize sürekli Temmuz ayında DMO'nun yaptığı ihale fiyatını söylediniz. Oysa, Mart ayında USHAŞ, aynı test kitini bakanlığa 9.8 TL yerine çok daha pahalıya satmıştı. Olayın üstünü kapatmaya çalışarak siyasi sorumluluktan kaçtınız, halen kaçıyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">USHAŞ, KAÇ TL’DEN ALDI SORUSU</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz bunu biliyorduk. Bize yakalanınca geriye dönük fiyat farkı faturası kestiler. Kitin fiyatı 9.8 TL ise, USHAŞ neden bakanlığı kazıklamak yoluna gitti?&nbsp;&nbsp;Bakan’ın verdiği hesaba göre 1.7 milyon test kitinde yaklaşık 40 milyon TL’lik fazla ödeme çıkıyor. Bu işin peşine düşmesek üstüne yatacaklardı. USHAŞ, 32 TL’ye satışını yaptığı bu test kitini firmadan kaç TL’ye aldı, bu sorunun da yanıtlanmasını bekliyoruz.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BEKAROĞLU: SUYU TOPRAĞI HAVAYI SATAMAZSINIZ, HAYAT SATILMAZ!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bekaroglu-suyu-topragi-havayi-satamazsiniz-hayat-satilmaz-12118ba19f8d7-1425-49db-a140-e530b7861f552020-11-22T14:55:00+03:00HABER MERKEZİ BEKAROĞLU: SUYU TOPRAĞI HAVAYI SATAMAZSINIZ, HAYAT SATILMAZ!

BEKAROĞLU: SUYU TOPRAĞI HAVAYI SATAMAZSINIZ, HAYAT SATILMAZ!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>"BİRAZ SOLCU OLUN, MÜSLÜMAN GİBİ BAKIN"&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlık'ın kentsel dönüşüm projelerini eleştiren Bekaroğlu, AKP'nin her şeyi ranta çeviren bir siyasi ekip olduğunu, krizden, depremden bile faydalanmaya çalıştığını ifade ettiği konuşmasında, AKP'nin ayrıcalıklı müteahhitlerinden Cengiz İnşaat'ın dağı taşı taş ocağı yaparak Karadeniz'i yıktığını ifade etti. Karadeniz yolunu yüksek rakımdan yapmak yerine sahilden geçirilmesi ile yağmur sularının önüne set çekildiğini, her tarafın HES'lerle doldurulduğunu, rant uğruna Karadeniz'in yıkıma uğratıldığını kaydeden Bekaroğlu,&nbsp;<strong><em>"Biraz solcu olun, merhametle bakın insana. Biraz müslüman gibi bakın, müslüman gibi... Suyu, toprağı, havayı satamazsınız; hayat satılmaz!"</em></strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÇETKODER, GİDEREK ARTAN SOSYAL MEDYA DOLANDIRICILARINA KARŞI UYARDI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cetkoder-giderek-artan-sosyal-medya-dolandiricilarina-karsi-uyardi-121173ecad15c-bcd1-4422-b35d-de92dcdbb2552020-11-22T14:21:00+03:00HABER MERKEZİ ÇETKODER, GİDEREK ARTAN SOSYAL MEDYA DOLANDIRICILARINA KARŞI UYARDI

ÇETKODER, GİDEREK ARTAN SOSYAL MEDYA DOLANDIRICILARINA KARŞI UYARDI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş</strong>, “Biz her zaman söylüyor ve uyarıyoruz. Vatandaşlar kolaycılıktan vazgeçsinler. Elbette ekonomik sıkıntı çekenlerimiz var. Herkes hayatı güllük gülistanlık yaşamıyor. Bir zamanlar bankaların kredi kartı ve kredi tuzakları ile mağdur olan vatandaşlarımız şimdilerde türeyen yeni tip nitelikli ve eğitimli dolandırıcılar sayesinde ileride telafisi güç ve imkânsız mağduriyetler yaşıyorlar. Gülmeyin. Dolandırılanlar arsında eğitimli, kariyer sahibi, (mimari mühendis, doktor, polis, gazeteci v.b. gibi) insanlar bile var. Bize yapılan başvurularda değerli tüketici mağdur vatandaşlarımıza, kurulduğumuz günden bu yana, her zaman her işimizde olduğu gibi hiç bir ücret almadan, hukuki yolu, şikâyet merciini, hak arayacağı makamları gösterdiğimiz gibi, dilekçelerini de yazıp veriyoruz.5-10-20-30 bin lira kaptıranlar var. &nbsp;Şu ana kadar bir yâda iki başvurucunun Kaptırdığı parayı kurtarabildik. Ama burada tüketicimizin uyanık davranıp tüm ekran görüntülerini alması, adım adım yaptığı her işi kayda alması, yaptığı tüm telefon görüşmelerini kayda alması, ilgili bankayı aynı gün işlem yaptıktan sonra uyarması ve bunu kayda alması onları haklı çıkardı. Tüketicimiz an be an yazışmalarını kaydetmemiş olsa, ekran görüntülerini almamış olsa, yaptığı telefon görüşmelerinin arama kayıtlarını silmiş olsaydı yanmıştı. Parasını geri alamayacaktı. İşin aslı zaten dolandırıcılar oldukça çoklar ve bunları bulmak mümkün değil. Yurt dışından organize oluyorlar. Parasını kurtaran kardeşlerimiz, paranın çekildiği banka belli olduğundan, banka kendine yapılan uyarılara rağmen, sahtekârlara ödemeyi yaptığı için, hatasını anladığından, banka parayı müşterilerinin hesabına geri yatırdı. Fakat dolandırıcılar her gün yeni bir sayfa açıp link veriyorlar. Sosyal medyada bu çok sayıda var. Millet ayıktı mı o sayfayı kapatıp başka sayfadan dolandırmayı sürdürüyorlar. Savcılık makamı mağdurların yaptığı başvurular ile haberdar olunca soruşturma başlatıyor. Elbet ceza alacaklar. Yakalanırlarsa. Yakalanmaları kolay olmuyor. O nedenle Vatandaş çok mağdur oluyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş</strong>, ”ekonomik bunalımı fırsata çeviren kişi, kuruluş, organize çeteler sosyal medyayı kullanarak sponsorlu reklam bile veriyorlar. Hiç çekinmeden devletimizin cumhurbaşkanlığı forsunu, devletin çok ciddi kuruluşların arma ve logolarını koyarak sayfa açıyorlar. Kredi kartı aidatlarınızı ödüyoruz, borçlarınızı ödüyoruz gibi şirin ve şekerli söylemler ile reklam yapıyorlar. O linki tıkladığınızda karşınıza profosyönelce hazırlanmış bir sayfa çıkıyor ve tıklaya tıklaya işlem yaparken bir bakıyorsunuz ki dolandırılmışsınız. Birçok tüketicimiz bu şekilde dolandırıldı.&nbsp;Çünkü devletin resmi makamlarını ismi, forsunu kullanmaktan geri kalmıyorlar” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, ”</strong>şimdi sizlere sunacağım ekran görüntülerin linklerini saklı tutuyorum. Bunlar haklarında savcılığa şikâyet yapılıp, ilgili bankalara şikâyetler gider gitmez bu sayfaları kapatıp yenilerini açmak kaydıyla sahtekârlığa devam ediyorlar dikkat edin. Bunlar Cumhurbaşkanlığı gibi, TRT gibi makamların ad ve forslarını kullanmaktan da çekinmiyorlar. Devletin kendi kurumsal sitesi var, sosyal medyada böyle reklam yapmaz. Bu reklam ve ilanlara sakın kanmayın, sonrasında yanmayın” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş,</strong>&nbsp;“Tüketiciler içlerinde bulundukları ekonomik sıkıntılar nedeniyle bu tür reklam ve ilan tuzağını can simidi gibi sarılmasınlar. Kimse kimsenin borcunu, bir çıkarı ve menfaati olmadan karşılamaz, ödemez. Sosyal medyada yer alan bu linkleri tıklamasınlar. Başlarına bu tür bir olay geldiğinde ise hiç vakit kaybetmeden savcılıkların yolunu tutsunlar ve ifade verip şikâyetçi olsunlar. Kaptırdıkları para için ise, yaptıkları tüm iş ve işlemleri kayıt altına aldılarsa, Kaymakamlıklardaki tüketici hakem heyete başvursunlar. Bu arada yaptıkları telefon görüşme kayıtlarını, bilgisayar ekran görüntü kayıtlarını mutlaka muhafaza edip, savcılıklara öyle gitsinler. Sonuç almaları kolay olur” dedi.</span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fba4a2d362b9.jpg" style="height:427px; width:524px" /><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fba4a2d362cc.jpg" style="height:551px; width:533px" /><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fba4a2d3ef20.jpg" style="height:1600px; width:757px" /></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fba4a2d3628b.jpg" style="height:674px; width:1366px" /></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fba4aa930a60.jpg" style="height:702px; width:1084px" /></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fba4ad4ca57b.jpg" style="height:448px; width:521px" /></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fba4afc653f5.jpg" style="height:465px; width:522px" /></p><p>&nbsp;</p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Milletvekili Sındır, “TCDD Taşımacılığı özelleştiriliyor mu?”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milletvekili-sindir-tcdd-tasimaciligi-ozellestiriliyor-mu-1211618e6e5af-1e16-4d53-9f0b-41b07dd975882020-11-20T14:00:00+03:00HABER MERKEZİ Milletvekili Sındır, “TCDD Taşımacılığı özelleştiriliyor mu?”

Milletvekili Sındır, “TCDD Taşımacılığı özelleştiriliyor mu?”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>“NİYE AÇIK İHALE YAPILMIYOR?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yap-işlet-devret modelini eleştirerek sözlerine başlayan Sındır, “Sağlık Bakanlığı kamu-özel iş birliği projelerinden vazgeçti ama görüyorum ki Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı vazgeçmiyor. Ulaştırma Bakanlığı, 2023 yılına kadar yap-işlet-devret modeliyle 2.242 kilometre uzunluğundaki 14 adet projenin yapımının gerçekleştirileceğini söylüyor. Karayolu yapmak özel nitelik gerektiren bir iş değil. 5-6 tane yandaş müteahhit firma var, hadi bilemediniz 10 olsun. İhaleye girseniz bu firmalar iştirak edecek, niye açık ihale yapılmıyor? Bu, yap-işlet-devret modeliyle yatırımlar neden Kamu İhale Kurumunun denetiminden kaçırılıyor, Kamu İhale Kanunu'ndan kapsam dışına alınıyor? İktidar Karayollarından 14 milyar 49 milyon, Sağlık Bakanlığından 16 milyar 392 milyon, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından 540 milyon TL yani toplamda 31 milyar lira yap-işlet-devretle 2021 yılı bütçesinden tüyü bitmemiş yetimin hakkı üzerinden bu paraları ödüyor. O tüyü bitmemiş yetimin büyüdüğünde yine ödemek zorunda bırakıldığı bedeller bunlar” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“MÜTEAHHİT ŞİRKETLERE NE VERİLDİ YA DA NE VERİLECEK?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda işlerin yolunda gitmediğini, akçeli işlerde büyük sıkıntılar olduğunu, sürdürülebilir hizmet kalitesinden çok uzaklaşıldığını ifade eden Sındır, “TCDD'deki hurda yolsuzluğunu Sayıştay raporlarında görebilirsiniz. Yüksek hızlı tren hatlarından engellilere yüzde 14 kota sınırlaması getirildi, bu haksızlığa sessiz kalmamızı bekleyemezsiniz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın, Avrasya Tüneli'ne verdiği geçiş garantisi kapsamında 2026 yılına kadar yapılacak toplam 963 milyon lira tutarındaki ödemeyi muhasebe kayıtlarına 31,2 milyon lira olarak geçirdiği, Avrasya Tüneli'nde 25 milyon araç garantisi verildiği ve muhasebe kayıtlarına alınmadığı, Karayolları Genel Müdürlüğü denetim raporunda rant ilişkilerine yönelik yap-işlet-devret müteahhitlerinden 568 milyon liralık alacak tahsil edilmediği gibi birçok sorun Sayıştay raporlarında yer alıyor. Yine Sayıştay raporlarına göre 25'i lüks olmak üzere 96 otomobil, 8 minibüs, 207 bilgisayar, 105 dizüstü bilgisayar, 165 tablet, 315 cep telefonu, 34 televizyon, 129 yazıcı, 23 projeksiyon cihazı, 8 cilt makinesi 12 evrak imha makinesi, 6 UPS ve 14 fotoğraf makinesi müteahhit şirketlere aldırılmış. Müteahhit şirketten bunlar alınabiliyorsa karşılığında müteahhit şirketlere ne veriliyor, ne verildi ya da ne verilecek?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TCDD YOLCU VE YÜK TAŞIMACILIĞI HİZMETLERİ ÖZELLEŞTİRİLİYOR MU?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">‘TCDD A.Ş. tarafından kamusal hizmet olarak yürütülen yolcu ve yük taşımacılığı hizmetleri özelleştiriliyor mu?’ sorusunu Karaismailoğlu’na yönelterek sözlerine devam eden Sındır, “TCDD internet sitesinden aldığım bir bilgi şöyle diyor: ‘TCDD Taşımacılık AŞ'nin bu yıl sonunda kamu hizmeti yükümlülüğü sona erecek. Söz konusu hizmet 2021 yılı itibarıyla açık ihale usulüyle ihale edilerek ihaleyi kazanan demir yolu tren işletmecisi tarafından yerine getirilecektir.’ Buradan şunu mu anlıyoruz? Kamu hizmeti yükümlülüğü gereği bu hizmeti yerine getiren Devlet Demiryolları Taşımacılık AŞ, 2021 yılından itibaren açık ihale usulüyle yetkili diğer 2 şirketin yanında ihaleye girmek zorunda kalacak ve bu hizmet özelleşecek midir? ‘TCDD Taşımacılığı özelleştiriliyor mu?’ Bu konuda kamuoyunu ivedilikle aydınlatınız sayın bakan” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“KİŞİ BAŞINA DÜŞEN FİBER ALTYAPI UZUNLUĞU İSTANBUL’DA 3,1, STOCKHOLM’DE 700 METRE”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’deki Dijital Dönüşüm Endeksi’nin bugüne kadar gerçekçi bir şekilde hesaplanarak ortaya konulmadığını söyleyen Sındır, sözlerini şöyle sonlandırdı: “altyapıda seçili ülkeler arasında Türkiye kişi başına yıllık elektrik tüketiminde sondan 4'üncü sırada. ‘Kilobit per second’ cinsinden Türkiye'nin performansının en düşük olduğu alanlardan birisi de internet kullanıcısı başına uluslararası internet bant genişliği. Türkiye'nin değeri 94 bin 995 kb/s, 429 bin 665 kb/s olan dünya ortalamasının çok altında. Altyapı ve özellikle siber güvenlik konusunda zavallı bir durumdayız. Şehirler özelinde hesaplanan kişi başına düşen fiber altyapı uzunluk oranları konusunda İstanbul'da fiber altyapı uzunluğu kişi başına 3,1 metre, Ankara'da 4,3 metre, İzmir'de yaklaşık 4 metre. Stockholm gibi bir şehirde kişi başına fiber altyapı uzunluğu 770 metre. Bizim kentlerimizin 200 kat üzerinde. Övünüyorsunuz ama aslında yüz kızartıcı bir durumdasınız.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Trans bireyler ikinci sınıf vatandaş değildir]]>https://www.haberanaliz.net/haber/trans-bireyler-ikinci-sinif-vatandas-degildir-1211587707658-7874-49e3-8383-1cc441997fe92020-11-20T13:56:00+03:00HABER MERKEZİ Trans bireyler ikinci sınıf vatandaş değildir

Trans bireyler ikinci sınıf vatandaş değildir

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">“20 Kasım, tüm dünyada, translara karşı işlenen nefret suçlarına dikkat çekmek, öldürülen ya da intihara sürüklenen transları anmak ve transları şiddete karşı koruyacak mekanizmaları gündeme almak üzere Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü olarak kabul edilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Trans bireyler ikinci sınıf vatandaş değildir</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de temel haklarından dahi yararlanamayan transların intihar riskinin yüksek olduğu bilinmekte, şiddete ve cinayete maruz kaldıkları görülmektedir. Özellikle genç transların ayrımcılık ve eşitsizlik karşısında desteklenmemesi, ikinci sınıf vatandaşlar olarak hayatlarını devam etmelerine zemin oluşturmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunun yanında, beden uyum sürecine girmek isteyen translar için yasal, ekonomik engeller konulmakta ve SGK tarafından pek çok zorluk çıkarılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Pandemi sürecinde nefret dalgası pik yapmıştır</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık hakkında hiçbir mevzuatı bulunmayan Türkiye’nin, trans cinayetlerinde Avrupa’da 1., Dünya’da 12. sırada yer alması tesadüf değildir. Pandemi sürecinde şiddete dair şikayetlerde %100 artış görülmüş, nefret dalgası pik yapmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;LGBTİ+ bireyler, ailelerine, çevrelerine ya da medyaya ifşa edilme tehdidi gibi pek çok kaygı sebebiyle destek talep edememektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Nefret Suçları ile Mücadelede Önerilerimiz</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İstanbul Sözleşmesi aleyhinde geliştirilen kampanyalara karşı, LGBTİ+ bireylere yönelik nefret suçlarına yol açması da göz önünde tutularak gerekli adımlar atılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Başta translar olmak üzere, çoklu ayrımcılığa maruz bırakılan (engelli, mülteci, HIV ile yaşayan vd.) tüm LGBTİ+ bireylerin özel ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmalı, politika ve hizmetler geliştirilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Nefret suçunun önüne geçilebilmesi ve faillerin cezalandırılması için, ayrım gözetilmeyecek kategoriler arasında “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ifadelerinin de bulunduğu bir nefret suçları mevzuatının hazırlanması gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’ndaki ayrımcılık nedenleri arasına “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” de eklenmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;LGBTİ+ bireylere yönelik şiddet sonrası destek mekanizmalarıyla ilgili acil eylem planı oluşturulmalı, barınma imkanları sağlanmalıdır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi ve yerel yönetimler, bu konudaki yasal düzenlemeler için sivil toplum örgütleriyle koordinasyon içinde gerekli adımları ivedilikle hayata geçirmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ALO 183 Sosyal Destek Hattı’nın cinsel yönelim konusunda daha etkin çalışması sağlanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Trans kapsayıcı eğitim ve istihdam politikaları geliştirilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Beden uyum sürecine erişim kolaylaştırılmalı, hormon ilaçları ve ameliyatların SGK kapsamında karşılanması sağlanmalıdır.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÖZTUNÇ: HAYVAN HAKLARI YASASININ MECLİSE GELMESİ İÇİN NE OLMASI LAZIM ?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/oztunc-hayvan-haklari-yasasinin-meclise-gelmesi-icin-ne-olmasi-lazim-12114316ca89e-0dc1-4072-bf68-af423253ba1c2020-11-20T13:53:00+03:00HABER MERKEZİ ÖZTUNÇ: HAYVAN HAKLARI YASASININ MECLİSE GELMESİ İÇİN NE OLMASI LAZIM ?

ÖZTUNÇ: HAYVAN HAKLARI YASASININ MECLİSE GELMESİ İÇİN NE OLMASI LAZIM ?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Toplumsal Uzlaşıya Aykırı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Tüm toplumsal kesimlerin üzerinde uzlaşabileceği nadir alanlardan biri, Hayvan Hakları. TBMM’de tüm partiler bir araya geldi, komisyon kuruldu. Komisyonun raporu, tüm siyasi partilerce tarafından kabul edildi. Bu derece toplumsal uzlaşının sağlandığı ve dört gözle beklenen Hayvan Hakları Yasası halen neden TBMM gündemi gelmiyor. Neyi bekliyoruz ? Hangi torba yasaya elinizi atsanız, ya maden ya enerji... Hayvan Hakları neden aciliyet listesinin üst sıralarında yerini alamıyor, hayvan hakları konusunda rant olmadığı için mi bu konu geçiştiriliyor ? Bir düzenleme yapılması için illa işin içinde para mı olmalı? AKP paralı işler dışında kanun çıkartmak istemiyor mu? Yasa yürürlüğe girerse hayvanların ekonomik olarak sömürülmesine son verilecek diye mi korkuyor? AKP bu soruların cevabını vermelidir. Çünkü, AKP toplumsal uzlaşıya aykırı davranıyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Hayvanlara Haklarını Teslim Etmeliyiz</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yürürlükte olan 2004 tarihleri Hayvanları Koruma Kanunu’nun yetersizliklerinden söz eden ÖZTUNÇ “Hayvan dostlarımızın korumanın yanı sıra, bizlerle paylaştıkları tabiat içerisinde, bizler gibi doğuştan sahip oldukları haklar da var. Bu hakları da onlara teslim etmemiz gerekiyor. Bunun için Hayvan Hakları Yasası’nın bir an önce TBMM’ye getirilmesini talep ediyoruz. Hergün başka bir haberle canımız yanıyor. Hayvanlar katlediliyor, işkence ve kötü muameleye uğruyor, cinsel saldırılara maruz kalıyor, turizm adı altında yaban hayatı yok ediliyor. Bu vebali daha fazla taşımayalım. TBMM Başkanlı Sayın Şentop’a çağrımdır. AKP bu yasayı getirmiyor, bari siz elinizi taşın altına koyup devreye girin ve bu kanunu uzlaşı ile yürürlüğe geçirelim“ dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MİLL EĞİTİM BAKANLIĞININ ADI MEDRESE VE KÜLLİYE BAKANLIĞI MI OLACAK ?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mill-egitim-bakanliginin-adi-medrese-ve-kulliye-bakanligi-mi-olacak-121139403fe9f-16fc-4a07-9a1b-fd1b431e7c252020-11-20T13:50:00+03:00HABER MERKEZİ MİLL EĞİTİM BAKANLIĞININ ADI MEDRESE VE KÜLLİYE BAKANLIĞI MI OLACAK ?

MİLL EĞİTİM BAKANLIĞININ ADI MEDRESE VE KÜLLİYE BAKANLIĞI MI OLACAK ?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına önerge sunan Bülbül, basına yansıyan olayla ilgili “Yaşanan bu olay, toplumumuzdaki ve eğitim sistemimizdeki temel ilkelerin bir bir tüketildiğini gözler önüne sermiştir” dedi.&nbsp; Söz konusu olayın iktidarın yaratmış olduğu Cumhuriyet ve laiklik karşıtlığının bir sonucu olduğunun altını çizen Bülbül, Bakan Selçuk’un yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:</span></p><p><span style="font-size:18px">-Konu hakkında soruşturma başlatılmış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">-Son 1 yılda okullarda kıyafet yönetmeliğine aykırı olarak hareket ettiği tespit edilmiş kaç öğrenci vardır?</span></p><p><span style="font-size:18px">-Bu öğrenciler hakkında hangi işlemler yapılmıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KAÇ ÖĞRENCİ SORUŞTURMA GEÇİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Son 1 yılda kaç öğrenci öğretmene yönelik sözlü ve fiziksel şiddet nedeniyle soruşturma geçirmiştir? Kaç öğrenciye uyarma, kaç öğrenciye kınama, kaç öğrenciye uzaklaştırma, kaç öğrenciye okuldan atılma cezası verilmiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px">-“Kadın-madın demem döverim” şeklinde konuşan öğrenci bu cesareti kimden almaktadır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>LAİK EĞİTİM Mİ KALDIRILDI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Lâik ve bilimsel eğitimin teminatı olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu yürürlükten mi kaldırılmıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">-Derslere sarık ve şalvarla girilebildiğine göre Milli Eğitim Bakanlığının adını Medrese ve Külliye Bakanlığı olarak değiştirmeyi düşünüyor musunuz?</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bahşi'den "İdlib için yapılan Biriket Ev Kampanyası" Sorusu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bahsiden-idlib-icin-yapilan-biriket-ev-kampanyasi-sorusu-12112577e0976-842e-4748-8da5-30345f1a27de2020-11-20T13:47:00+03:00HABER MERKEZİ Bahşi'den "İdlib için yapılan Biriket Ev Kampanyası" Sorusu

Bahşi'den "İdlib için yapılan Biriket Ev Kampanyası" Sorusu

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Milletvekili Bahşi önergesinde şu ifadelere yer verdi;&nbsp;“Basında yer alan haberlere göre, Suriye’nin İdlib şehrine briket ev yapılması için kampanya başlatılmış ve Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) koordinatörlüğünde bazı dernek ve vakıflar bağış toplayarak kampanyaya katılmışlardır.</span></p><p style="margin-left:7.15pt"><span style="font-size:18px"><strong><em>Antalya Milletvekili Feridun BAHŞİ Cumhurbaşkanı Yardımcısına şu soruları yöneltti</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1-Briket ev kampanyasına katılan dernek ve vakıflar hangileridir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2-Bu derneklerin hangileri vergi muafiyeti statüsündedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3-Derneklerin briket ev yapımı için topladığı bağışlar denetlenmekte midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4-Yapılan inşaatların malzeme kontrolü ve kalitesi denetleniyor mu? Denetleniyorsa hangi kurum denetliyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5-Briket evlerin arsaları nasıl tespit edilmiştir? İnşaatları kim organize etmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 6-Briket evlerde kullanılan malzemeler hangi usul ile nereden tedarik edilmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 7-Suriye sınırını söz konusu hayır dernekleri hangi izne tabii olarak geçmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 8-Briket evler, oturanlara herhangi bir belge karşılığında mı teslim ediliyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 9-Yapılan briket evlerde kimlerin oturacağına kim karar veriyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10-Yapılan bu evlerin Suriye’den Türkiye’ye göçü durduracağına inanıyor musunuz? Yapılan briket evlerde oturmak için Türkiye’den geri dönen kaç Suriyeli vardır?</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ERDOĞDU: “YAZIN PARA BASIP ENFLASYONU ŞİŞİREN, KIŞIN YÜKSEK FAİZ ÇEKER”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/erdogdu-yazin-para-basip-enflasyonu-sisiren-kisin-yuksek-faiz-ceker-121110cad2bd2-0091-4e82-905d-ff9ac25abd372020-11-20T13:44:00+03:00HABER MERKEZİ ERDOĞDU: “YAZIN PARA BASIP ENFLASYONU ŞİŞİREN, KIŞIN YÜKSEK FAİZ ÇEKER”

ERDOĞDU: “YAZIN PARA BASIP ENFLASYONU ŞİŞİREN, KIŞIN YÜKSEK FAİZ ÇEKER”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, “Faiz sebep, enflasyon neticedir. Faiz ne kadar düşük olursa enflasyon da o kadar düşük olur” diyerek ekonomi teorisini ters yüz eden AKP ekonomi yönetiminin, faizi düşürmenin enflasyonu indirmediğini, dövizdeki artışı önlemediğini, ihracatı artırıp ithalatı azaltmadığını, ekonominin gerçekleriyle karşılaşınca anladığını belirterek şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Seçimlerde para basarak, bol keseden seçim rüşvetleri dağıtan AKP iktidarı, faizi baskı altında tutarak enflasyonu düşürmeye çalıştı. Öyle bir dünya yok. Şimdi enflasyonu düşürmeden faizi artırarak kuru düşürme kolaycılığına kaçmaya çalışıyorlar. Bunun da çare olmadığını görecekler. Bu durumun çaresi acı reçete. O reçeteyi de halka yedirecekler.&nbsp; Sürekli geçmiş iktidarları faizcilikle suçlayanlar, Merkez Bankası politika faizini şimdilik yüzde 15’e çekerek faize tam gaz verdi. Bu, hükümetin ekonomi politikasında yaptığı yanlışların bir yansımasıdır. Yazın bol para basarak enflasyonu şişiren, kışın yüksek faiz çeker.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>FAİZ HARCAMALARINDA İPİN UCU KAÇTI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Son dönemde geçmişte savunulanın tam tersi bir politikaya yönelen, Merkez Bankası politika faiz oranlarını artıran, kamu bankalarının kredi genişlemesini durdurarak sıkı para politikasına dönen AKP ekonomi yönetiminin, faiz harcamalarında ipin ucunu kaçırdığının görüldüğünü bildiren Erdoğdu, “Hata üzerine hata yapan iktidar, Merkez Bankası’nın uygulamada sadece 25 baz puan artırsa da resmi politika faizini 475 baz puan artırarak yüzde 10,25’den yüzde 15’e çıkararak, 120 milyar dolarlık Merkez Bankası rezervlerini boşa harcadığı gibi faizi de düşüremediğini resmen ilan etmiş oldu” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DEVLETİN FAİZ HARCAMASI, YATIRIMA AYRILAN ÖDENEĞİ GEÇECEK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Para Politikası Kurulu’nun 22 Ekim’deki toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 10,25 düzeyinde sabit tutarken, operasyonel çerçevede değişikliğe giderek Geç Likidite Penceresi (GLP) faizini yüzde 14,75’e yükselttiğini hatırlatan Erdoğdu, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“O nedenle uygulamada 25 baz puan diyoruz. Merkez Bankası’nın fonlama kompozisyonunda GLP kanalını etkin olarak kullanacağı ve efektif fonlama maliyetini yükselmeye devam edeceği belliydi. 18 Kasım itibariyle Merkez Bankası’nın piyasayı ağırlıklı olarak geç likidite penceresinden yüzde 14,75 faizle fonladığını ve ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin bunu da aşarak yüzde 14,8’e kadar yükseldiğini gördük. Politika faizini yüzde 15’e çıkarmak aslında malumun kabulüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Orta vadeli program da (OVP) iktidarın faiz karşısındaki duruşunun bir itirafı gibi. Öyle ki, programa göre devletin faiz harcaması, 2020 yılından itibaren yatırım için ayrılan ödeneği geçecek. OVP, bütçe açığındaki artışla birlikte faiz harcamalarında da olağandışı bir yükselmenin yaşandığını ortaya koydu. 2018 yılını 142 milyar lira yatırım, 79 milyar lira faiz, 2019 yılını 115 milyar lira yatırım, 108 milyar lira faiz harcaması ile tamamlayan Türkiye’nin yatırım harcamaları, bu yıl yüzde 9 artışla 126 milyar liraya çıkacak.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YATIRIM HARCAMALARI YERİNDE SAYACAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">OVP’de yatırım harcamaları olarak 2021’de yüzde 18 artışla 148 milyar liraya, 2022’de sadece yüzde 1 artışla 150 milyar liraya çıkacağının tahmin edildiğine işaret eden Erdoğdu, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“2023 yılında ise yatırıma yüzde 20 artışla 180 milyar liraya çıkacağı tahminine yer verildi. Buna karşın, 2019’da 108 milyar lira olan faiz harcamaları, 2020’de yüzde 36 artışla 147 milyar liraya çıkacak. Hedefler tutarsa, resmi enflasyonun yüzde 11,9 olduğu ülkede, bu yıl yatırım harcamalarındaki artış yüzde 9’da kalırken, faiz harcamalarındaki yükseliş yüzde 36’yı bulacak. 2021’de ise yüzde 30 artarak 190 milyar lira olması hedeflenen faiz harcamalarının 2022’de yüzde 14 artışla 216 milyar, 2023’de ise yüzde 6,5 artışla 230 milyar lira olması öngörülüyor. 2020-2021-2022 yıllarında yatırım harcamaları yerinde sayarken, faiz harcamaları katlanacak. Bu iktidarın faiz derdi olsaydı OVP’ye göre, 4 yılda yatırıma 603, faize 783 milyar lira harcamayı planlamazdı.”</span></p><p><span style="font-size:18px">2021-2023 dönemindeki faiz ödemelerinin çok daha fazla olacağını, yatırım harcamalarının da daha altta kalacağının apaçık ortada olduğunu bildiren Erdoğdu, “Her fırsatta faiz karşıtı olduklarını söyleyen ama gerçekte faiz lobilerinin esiri olan AKP’nin ve ekonomi politikalarını belirleyenlerin hiçbir hesabının tutmadığı kaç kez ortaya çıktı. Ülkeyi yeni baştan inşa edecek kadar bir parayı faize yatıran bu iktidar döneminde, artan kurlar yatırımın önündeki en büyük engel. Faiz ödemelerinin de çok daha yükseleceğini söylemek yanlış olmaz” diyerek açıklamasını tamamladı.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’li Emre, yaşlanan Türkiye’yi Meclis gündemine taşıdı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-emre-yaslanan-turkiyeyi-meclis-gundemine-tasidi-12110cc7b804a-b657-43b5-b884-7b0c1fed89ac2020-11-20T13:40:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Emre, yaşlanan Türkiye’yi Meclis gündemine taşıdı

CHP’li Emre, yaşlanan Türkiye’yi Meclis gündemine taşıdı

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Türkiye’de yaşlı nüfusun genel nüfus içindeki oranının her geçen yıl arttığını; yaşlı nüfusun, 2040 yılına gelindiğinde toplam nüfus içinde yüzde 16.3’e, çalışma çağındaki 100 kişiye düşen yaşlı bağımlılık oranının ise yüzde 25,3’e yükseleceğine dikkat çekti. Yaşlılığın, yaşlı bireyin yaşamını tümden etkilediği gibi yakın çevresinden başlayıp toplumsal yaşamın içindeki aktörleri ve yapıları da değiştirdiğini kaydeden Emre, yaşlı ekonomisi (gümüş ekonomi), aktif ve yerinde yaşlılık, yaşlı dostu kentler, yaşlı bakımı ve yaşlı istihdamı üzerinde çalışmalar yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, konuyla ilgili Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; CHP’li Emre, TBMM Başkanlığına verdiği araştırma önergesinde; Dünya ve Türkiye nüfusu içindeki yaşlı nüfusa ilişkin istatistiki bilgiler paylaştı. Uzayan ömür ve düşen doğurganlık sonucu toplam nüfus içinde genç yaşlardaki nüfusun payının azaldığı ve yaşlı nüfusun payının görece arttığı kaydedilen önergede, 2017 yılında 962 milyon olan dünya nüfusunun içindeki yaşlı nüfusun, 2050’de 2,1 milyara ulaşarak ikiye katlayacağının tahmin edildiği belirtildi. Türkiye’nin, yaşlı nüfus oranına göre dünyada 66. sırada olduğuna dikkat çekilen önergede, şu bilgilere yer verildi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türkiye’ye hızla yaşlanıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“-Türkiye’de 65 yaş ve üstü nüfus, son beş yılda %21,9 artarak 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi olmuştur. Toplam nüfus içindeki oranı 2019 yılında %9’a yükselmiştir. Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10,2, 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3, 2060 yılında yüzde 22,6 ve 2080 yılında yüzde 25,6 olacağı tahmin edilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Türkiye’deki yaşlıların yüzde 18,2’si evde tek başına, diğer bir ifadeyle 5 yaşlıdan 1’i tek başına yaşamaktadır. Çalışma çağındaki 100 kişiye düşen yaşlı bağımlılık oranı 2019 yılında yüzde 13,4'e yükselmiştir. Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı bağımlılık oranının 2023 yılında yüzde 15,2, 2030 yılında yüzde 19,6, 2040 yılında yüzde 25,3, 2060 yılında yüzde 37,5 ve 2080 yılında yüzde 43,6 olacağı tahmin edilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun yoksulluk oranı yüzde 17’dir. 65 yaşından sonra yaşam yıl beklentilerine baktığımızda, Türkiye’de kadınların 65 yaşından sonra yaşam yıl beklentisi 19 iken İngiltere’de ve Almanya’da 21, İtalya’da 22, İspanya ve Fransa’da 23 yıldan fazladır. Erkekler için ise Türkiye’de 16, Amerika, İngiltere ve Almanya’da 18’den fazla, İtalya, İspanya ve Fransa’da ise 19 yıldan fazladır. Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun yaşam beklentisinin Covid-19 ile mücadele eden ülkelere göre daha düşük olmasının en önemli nedeni yoksulluktur. Yoksulluk oranının diğer ülkelere göre yüksek olduğu ülkemizde, 65 yaş üstü nüfusun önemli bir kısmı geçinebilmek için çalışmak zorunda kalmaktadır. 65 yaş ve üstü nüfus içerisinde çalışanların oranı 2019 yılında yüzde 11,6’ya yükselmiştir. 65 yaş ve üstü çalışanların kayıt dışı çalıştırılma oranı %92’dir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Vakit geçirmeksizin çalışmalar başlatılmalı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; CHP’li Emre, nüfusun yaşlanmasına ilişkin gelişmiş ülkelerin çeşitli çalışmalar yürüttüğünü vurgulayarak, Türkiye’nin de vakit geçirmeksizin çalışmalara başlaması gerektiğini kaydetti. “Ülkemiz nüfusunun içinde 65 yaş üstü vatandaşlarımızın sayısı rakamlarla da ortaya konulduğu üzere her geçen yıl artmakta olup, kaçınılmaz sosyo-ekonomik sonuçları olacak bu gelişmeye ilişkin zamanında tedbir alınması gerekmektedir. Öncelikle yaşlılıkla ilgili toplumumuzda var olan olumsuz algının üzerine gidilmeli ve yaşlıyı emanet gibi gören, merhamet duyan, ekonomiye yük getiren bakış açısı değiştirilerek, yaşlılık; tecrübenin sağladığı zenginlik ve bilgelik olarak görülmelidir. Hayır işi temelli bakış açısından hak temelli bakış açısına geçilmelidir. Yaşamın doğal bir evresi olan yaşlılık, yaşlı bireyin yaşamını tümden etkilerken yakın çevresinden başlayıp toplumsal yaşamın içindeki aktörleri ve yapıları değiştirmektedir” diyen Emre, yaşlı ekonomisi (gümüş ekonomi), aktif ve yerinde yaşlılık, yaşlı dostu kentler, yaşlı bakımı ve yaşlı istihdamı konularının öncelikler arasında yer aldığını belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Araştırma komisyonu talebi</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Önergesinde somut önerilere de yer veren CHP’li Emre, Anayasanın 2. ve 5’inci maddelerindeki ‘sosyal hukuk devleti’ ile 10’uncu maddesindeki&nbsp;<em>‘Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.’</em>&nbsp;hükmünü anımsatarak, yaşlı nüfusun karşı karşıya kaldığı sorunlara makro bakış açısıyla çözümlerin geliştirilmesi; yaşlıların toplumsal hayatta aktif olması ve kuşaklararası bağ korunarak, yaşlıların bilgi ve tecrübelerinin yeni kuşaklara aktarımının sağlanmasına yönelik yapılacakların belirlenmesi için Meclis araştırması açılmasını istedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“VARLIK FONU’NA AKTARILAN HER KURUM İFLAS BAYRAĞINI ÇEKİYOR.”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/varlik-fonuna-aktarilan-her-kurum-iflas-bayragini-cekiyor-121097d56a04f-618c-4b35-8090-4eb5ddc538d22020-11-20T13:36:00+03:00HABER MERKEZİ “VARLIK FONU’NA AKTARILAN HER KURUM İFLAS BAYRAĞINI ÇEKİYOR.”

“VARLIK FONU’NA AKTARILAN HER KURUM İFLAS BAYRAĞINI ÇEKİYOR.”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">“PTT, Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü ve en önemli kurumlarından bir tanesi.”diyerek sözlerine başlayan ZEYBEK PTT ile ilgili çarpıcı gerçeği şu sözlerle dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Çok değil, kısa süre öncesine kadar 2015 yılında 425 milyon lira, 2016 yılında 550 milyon lira, 2017 yılında da 642 milyon lira kar eden PTT, 2017’de Varlık Fonuna geçişinden itibaren gerek işleyişindeki, istihdamdaki sorunlar, yatırım politikalarındaki, ücret politikasındaki tutarsızlıklar gerekse PTT’nin altında yeni kurulan şirketlere aktarılan hesapsız kitapsız kaynaklar neticesinde 2018 ve 2019 yıllarında 900 milyon TL zarar ettiğini görüyoruz. Bu nasıl olabiliyor anlayamıyoruz. Devamlı kar eden bir kurum nasıl oluyor da bir anda tepetaklak hale getiriliyor!” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“DAMAT BAKAN BERAT ALBAYRAK’IN DÖNEMİ SORGULANMALIDIR.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">ZEYBEK; “Varlık Fonu’nun başında madem Sn. Cumhurbaşkanı’nın damadı Berat Albayrak bulunuyordu, onun yönetiminde olan ve zarara sürüklediği bu kamu kurumlarının yeni bir planlamaya ve düzenlemeye ihtiyacı bulunmaktadır.” diyerek Berat Albayrak döneminin sorgulanması gerektiğini şu sözlerle ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Mesela; özellikle PTT içerisinde bir alt şirket olarak kurulan Kule A.Ş… Bu şirkete aktarılan 20 Milyon’un ne gerekçeyle aktarıldığını ve bu paranın ne için kullanıldığı ivedilikle açıklanmalıdır. Sn. Binali Yıldırım döneminde yatırımlar yapıldığını iddia eden ve kar ettiğini açıklayan PTT’nin, Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanı olduktan sonra Varlık Fonu’na devredilmesiyle yaşamış olduğu ekonomik kayıpların sorgulanması ve soruşturulması gerekir. Bunun takipçisi olacağız.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“2023 YILINDAKİ SEÇİMLER İSTER ZAMANINDA İSTER ŞİMDİ YAPILSIN; AKP İKTİDARI DÖNEMİNDE BÜTÜN KAMU İHALELERİNİ ALAN, HERKESİN BİLDİĞİ BU 5’Lİ YAPI İLE OTURUP KONUŞACAĞIZ VE PROJELERİ KAMULAŞTIRACAĞIZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu Özel İşbirliği Projelerine de değinen ZEYBEK; Kamu Özel İşbirliği projeleri adı altında döviz cinsinden geçiş garantili olarak gerçekleştirilen anlaşmalar neticesinde nasıl oluyor da Türkiye Cumhuriyeti’nin borçları artıyor? Nasıl oluyor da Türkiye Cumhuriyeti borçlanmak için daha yüksek bedellerle faiz ödüyor? diye sordu ve sözlerini şöyle sürdürdü. “Bu KÖİ anlaşmaları ile beraber borçlanma maliyetimiz içindeki faiz yükümüz de gittikçe artıyor ama gelin görün ki; AKP iktidarı döneminde bütün kamu ihalelerini alan, herkesin bildiği bu 5’li çetenin serveti katlanarak artıyor. Biz bunu sorguluyoruz ve önüne geçeceğiz. Şunu bir kez daha belirtmek istiyorum; 2023 yılındaki seçimler ister zamanında ister şimdi yapılsın, KÖİ işbirliği ile döviz cinsinden geçiş garantili anlaşmalar yapılmış olan, Dünyada en fazla kamu ihalesi alan 10 büyük şirketten 5 tanesi olan, 2002 yılından beri 81 ilde bütün ihaleleri, bütün büyükşehirlerin altyapılarını, üstyapılarını, havaalanlarını, ulaşım hatlarını, hastaneleri yapan bu 5’li yapı ile oturup konuşacağız. Üretim ve imalat maliyetlerini ortaya çıkartacağız, makul bir anlaşmayla yeniden düzenleyeceğiz ve kamulaştıracağız.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN İSTİHDAMDAKİ İSTİKRARINI SAĞLAYACAĞIZ.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomideki istikrarsızlığın negatif etkilerinden bahseden ZEYBEK, herkesin gözünden kaçan önemli bir gerçeği de gözler önüne serdi. ZEYBEK; “Sürekli olarak bazı zamanlar yatırımları durdurup, sonrasında bir miktar finansman kredisi sağladığınızda ekonomiyi hızlandırır ve ateşini yükseltirseniz, bu hem işletmelerin, hem yüklenici firmaların işletme giderlerinin sürdürülebilirlikten uzaklaşmasına neden olursunuz. Ve bu bir domino etkisiyle yayılır. Ama burada herkesin gözden kaçırdığı bir başka sorun var. Bu yatırımlarda, bu faaliyetlerde çalışan işçilerin, emekçilerin devamlı olarak işini kaybetmesi ve istikrarlı çalışamamasından dolayı yaşadığı gelir kaybı sorunsalının çözülmesi gerekiyor. Türkiye’de son zamanlarda hep işin finansal boyutu, müteahhit ayağı, kamu ayağı ele alınırken yüz binlerce işçinin iş sürekliliği konusunda maalesef her hangi bir adım atılabilmiş değil. Biz CHP olarak bu konunun üzerinde titizlikle duracağımızı belirtmek istiyorum.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“MERKEZİ YÖNETİMİN; İSTANBUL’UN SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANI EKREM İMAMOĞLU’NU ETKİSİZ HALE GETİRMEYE ÇALIŞMA ÇABALARI NAFİLEDİR.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2017 yılında durdurulmuş olan çok sayıdaki metro yatırımlarının yapımını devam ettirmek için dış piyasalardan ciddi borçlanmalara giderek bu projeleri bitirme yoluna girdiğini aktaran ZEYBEK; “Halkına hizmet sunmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önemli adımlar attığını görüyoruz. Mesela bunlardan bir tanesi Mecidiyeköy - Mahmutbey Metro hattıdır ve 28 Ekim 2020 tarihinde hizmete açılmıştır. Aynı şekilde 2021 yılının başında da Alibeyköy – Eminönü tramvay hattı halkımızın hizmetine sunulacaktır. Ama burada enteresan bir nokta var; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı İstanbul dışındaki bütün raylı sistem yatırımlarını o kentte ulaşımı yönetecek olan büyükşehir belediyeleri ile iş birliği içerisinde gerçekleştirirken İstanbul’da kendisini bir paralel ulaşım yöneticisi haline getirmeye çalışmaktadır. Bu girişimleri endişeyle takip ediyoruz.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“AKP İKTİDARINI VE BAKANLIK BÜROKRASİSİNİ UYARIYORUM.“</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">ZEYBEK sözlerini şöyle tamamladı;</span></p><p><span style="font-size:18px">“İstanbul’da 4 Milyon 806 bin oyla seçilmiş Sayın Ekrem İmamoğlu’nun merkezi yönetim eliyle; yasa, yönetmelik ve genelgeler marifetiyle alanının daraltmaya çalışılarak ya da finansal kısıtlamalarla, iller payının kesilmesiyle ya da Melen Barajı ihalesinin hala tamamlanmaması nedeniyle İstanbul’u susuz bırakarak sıkıntıya sokmaya uğraşarak, yani İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yetkilerini daraltarak kendisini etkisiz hale getirmeye çalışma çabalarının hiç bir biçimiyle karşılığının olmayacağını, ilk seçimde bu zihniyetin; ülkeyi yönettikleri koltuklardan vatandaşlar tarafından hızla uzaklaştırılacağını belirtmek istiyorum.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[HANİ TEDBİR! KORONAYA RAĞMEN TAZİYE YEMEĞİ VERİLDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/hani-tedbir-koronaya-ragmen-taziye-yemegi-verildi-121083edec621-7876-4664-af6f-012b965584b72020-11-20T12:52:00+03:00HABER MERKEZİ HANİ TEDBİR! KORONAYA RAĞMEN TAZİYE YEMEĞİ VERİLDİ

HANİ TEDBİR! KORONAYA RAĞMEN TAZİYE YEMEĞİ VERİLDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">KORONALI günleri yaşadığımız şu günlerde, Devletin tavrı ve Özellikle Cumhurbaşkanının tavrı netken, bir takım kısıtlamalar varken, Mersin’de Ak Parti İl Başkan Yardımcısının (sağlıktan sorumlu) amcası&nbsp;rahmeti rahmana kavuşur. Taziye yapılır. Yemek verilir. Maske ve mesafe kuralı ciddiye alınmaz. Üstelik il müftüsü Şaban Kondi’de yemeğe taziyeye katılır. Onda maske hiç yok.&nbsp; Yayınlayacağımız Fotoğrafları partili ilçe başkanı sayfasında paylaştı. Daha sonra kaldırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersinli vatandaşlar “bu şekilde ayrım olur mu, bize yasak, ak partili olunca serbest mi, elbette acı büyük. Başları sağ olsun. Ama bir kural ve kısıtlama varsa herkes uymalı” diyerek tepki gösterdiler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fb792882d4ee.jpg" style="height:1050px; width:733px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fb792c9deafd.jpg" style="height:720px; width:960px" /></span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fb7930621852.jpg" style="height:1219px; width:750px" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA['İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir']]>https://www.haberanaliz.net/haber/insanlar-gen-teknolojisiyle-degisiklige-maruz-kalabilir-121072276b261-fd60-4190-b188-fbb5e4a304132020-11-20T12:06:00+03:00HABER MERKEZİ 'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir'

'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir'

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Biyolog, immünolog, toksikolog ve farmakolog Prof. Dr. Stefan Hockertz, dünyanın nefesini tutarak beklediği korona virüs aşısı hakkında açıklamalarda bulundu. 30 seneden fazla bir zamandan beri kendini aşı araştırmalarına adamış bir bilim adamı olarak bütün prosedürlerin harfiyen uygulandığı bir aşı için en az 8, hatta 10 seneye ihtiyaç olduğunu belirten Hockertz, öncelikle tarihte geliştirilen birçok aşının insanlığa sağladığı faydaların saymakla bitirilemeyeceğini ve genel manada aşılara yaklaşımının pozitif olduğunu ifade etti. Tamamen yeni bir aşılama stratejisine geçilmesine karar verildiğini söyleyen Hockertz, “Korona salgınında şimdi ne planlanıyor? Bu çok önemli bir konu ve medyada bu husus üzerinde bence çok az tartışma yapılıyor. Aşı şirketleri, serbest mRNA hücrelerinin yani serbest genetik hücrelerin taşıyıcı madde üzerinden küçük mini parçacıklar aracılığıyla hücrelerimize doğrudan eklenmesi ve sonra hücrelerimizin analiz edilmesini planlıyor. Bu da insanların net bir şekilde gen teknolojisi vasıtasıyla bir değişikliğe uğratılması manasına geliyor. Biz, vücuda zerk edilen bu virüsün genetik materyalinin hangi hücrelere gittiğini bilmiyoruz. Buradaki analiz işleminin ne kadar süreceğini de bilmiyoruz. Okumayı (analizi) durdurmanın hiçbir yolu yok. Ayrıca bu genetik materyalin virüsün genetik materyalinin neresine yerleşeceği hususunda da herhangi bilgimiz mevcut değil” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle bu genetik materyalin germ hücrelerine, yani kadınların yumurta hücrelerine veya erkeklerin sperm hücrelerine de yerleşip yerleşmediğini ve dolayısıyla böylece genetik miras bırakma yoluyla gelecek nesillere miras olarak aktarılıp aktarılmadığının bilinmediğini söyleyen Hockertz, “Bunların hiçbirini bilmiyoruz. Çünkü insan genomunu değiştirmek için böyle bir genetik aşılama daha önce hiç yapılmamıştı. Biraz evvel özetlediğim ve bilmediğimiz mevzuların normalde seneler sürecek ciddi ilmî çalışmalarla aydınlatılmasını arzu ediyorum ancak maalesef etrafımda böyle bir isteği göremiyorum” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Gen bazlı aşılar insanlık için çok tehlikeli”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Robert Koch Enstitüsü Aşılama Daimi Komitesinin bütün aşı tavsiyelerinin yaklaşık yarısını son derece faydalı bulduğunu, kesinlikle aşı muhalifi bir epidemiyolog olarak algılanmak istemediğinin altını çizen enfeksiyon epidemiyolojisi ve mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Sucharit Bhakdi, dünyanın merakla beklediği korona aşısı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bhakdi, “Yeni mRNA'lı aşı, olabilecek en tehlikeli aşılardan biri. Bu aşı için klinik deneylere müsaade edilmesi bana göre suçtur. Bunun sebebini size daha iyi anlaşılabilmesi için çeşitli benzetmelerle şu şekilde açıklayabilirim; bir virüsün parçası ya da o virüs sizin hücrenizde üretilir ve onun çöpleri (atıkları) sürekli olarak dışarı atılır, yani kapının önüne konur. Katil (tabii öldürücü) olarak nitelediğimiz lenfositler kendi hücrelerini öldürmek üzere bu atıklara saldırır. Böylece virüs fabrikası kapanacaktır. Ve bu mRNA, virüs geni için bir nevi minicik bir eldir. İşte bu mRNA, virüsün kapıyı açabilmek için ihtiyaç duyduğu eli olan bir koldan başka bir şey değildir. Bu mRNA, sizin vücudunuza iğne yoluyla zerk edilirse sizin hücreniz tarafından kabul edilir. İlaç endüstrisi ve araştırmacılar, bu mRNA'yı hücrelerinizin rahatlıkla kabullenebilmesi için gerektiği şekilde hazırladı. Ancak bu mRNA'ların sizin hangi hücreleriniz tarafından kabul edileceğini ve vücudunuzun neresine yerleşeceğini bilemiyoruz, hiç kimse bilmiyor. Çünkü bu mRNA'ların nereye gideceği meçhul. Evet, bu mRNA'lar sizin kaslarınıza zerk edilecek ve hepimizin malumudur ki, bu mRNA'lar orada durmayacak. Burada bir paketteki milyarlarca mRNA'dan bahsediyoruz. Elbette bunlardan bir kısmı zerk edildikleri kasta kalabilir ancak büyük bir bölümü de vücudunuzun başka yerlerine gidecektir. Karaciğerinize, beyninize ya da bambaşka bir organınıza. Onu bilemiyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">mRNA'ları kabul eden hücrelerin bu minicik eli olan minicik kolları imal etmeye başladığını ifade eden Bhakdi, “Bu imalatın bağışıklık sistemi tarafından kabul edilebilir olması gerekmektedir. Sizin hücreleriniz elbette ancak yeteri kadar düşman varsa kendini antikor oluşturmaya mecbur hisseder. Bu durumda aşının son derece güçlü olması şarttır. Ayrıca sizin hücrelerinizin de çok fazla miktarda minicik eli olan minicik kollardan imal etmesi gerekir. Aksi takdirde yeteri kadar antikor üretemezler. Aşı üreten firmaların iddiasına göre bu işlem, hayvan deneylerinde başarıya ulaşmış. Bu da demek oluyor ki, onlar bu mRNA ile bazı deney hayvanlarını aşılamış ve bu hayvanlar da antikor oluşturmuş. Bu sebeple ‘Biz bunu başarmak için insanlarda da denemeliyiz' diyorlar. Ancak tam da burada belirtmeliyim ki; ‘Biz bu işi becereceğiz' iddiası çok tehlikeli. Çünkü ‘Şundan emin misiniz?' diye sormak gerekir; yeteri kadar minicik eli olan minicik kol üretseniz bile sizin bağışıklık sisteminizin kâfi miktarda antikor üreteceğini nereden biliyorsunuz? Yeterli miktarda çöp üreteceğinizden ve bu çöplerin katil lenfositler tarafından öldürüleceğinden emin misiniz? Ben bunun cevabını bilmiyorum ama bir tahminim var. Şayet böyle bir şey olursa sizin katil lenfositleriniz, üretici hücrelerinize saldırabilir. Yani virüsü üreten kendi hücreleriniz saldırıya uğrayabilir. RNA bir gendir ve antijen (protein) için kodlanmıştır” şeklinde konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Katil lenfositlerin bu çöpü imal eden hücrelere saldıracağını belirten Bhakdi, “Hücreleriniz çöp imal ediyor, çünkü onlar virüsün genini aldıkları için antijenini (proteinini) üretiyor. Bu bir otoimmün (öz bağışık) reaksiyondur. Bunun nasıl olacağını kimse bilmiyor. Böyle bir şey olursa bizi nasıl sürprizlerin beklediğini tahmin bile edemeyiz. Bu söylediklerim aşırı derecede fazla önem arz ediyor. Şahsen kimseyle kavga etmek istemiyorum. Lothar H. Wieler (Robert Koch Enstitüsü Başkanı, veteriner hekim) ve Christian Drosten (Alman hükûmetinin korona danışmanı, virolog) ile bu konuda ilmî münazarada bulunmak ve onlara ‘Biraz evvel anlattıklarımı hiç düşündünüz mü?' diye sormak isterdim. Şayet böyle bir şeyi düşünmediklerini söylerlerse bunu bilerek mi düşünmek istemediklerini merak eder, yine bunun da sebebini sorardım. Bu yapılmazsa büyük bir felaketle karşılaşma ihtimalimiz var. Bu durumda bu aşının denendiği insanlara kobay diyebiliriz. Onlar en azından maymunlar üzerinde bunu deneyebilirdi. Şu ana kadar yüzlerce insan deney maksatlı olarak bu aşıyı vuruldu ve onlara bu mRNA'lar zerk edildi. Şunu söyleyebilirim ki, bu aşıların yan etkileri bilinmiyor. Ayrıca size şunu söyleme cüretini kendimde buluyorum; bunun eğitimini alıp seneler boyunca bu işle uğraşan, enfeksiyon epidemiyolojisi dersi veren ender insanlardanım. Herkesin oturup bu konuyu detaylı bir şekilde düşünmesi şart. Ayrıca bunları söylerken yalnız olmadığımdan eminim. Şunu da belirtmeliyim ki, her söylediğimde kesinlikle haklı olduğumu iddia etmiyorum. Ancak bu konunun acilen ilmî çerçevede tartışılmasını istiyorum. Çünkü bu kadar önemli bir husustaki belirsizliklerin ve insanların kafasındaki soru işaretlerinin bir an evvel giderilmesi gerekiyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mücahit Karmış</span></p><p><img src="https://static.bundle.app/news/2idaynk1.xl1.jpg" /></p><p><span style="font-size:18px">KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.bundlehaber.com/detay/763b475d-7f71-4525-899e-dfbe69c6a6bd?l=1">https://www.bundlehaber.com/detay/763b475d-7f71-4525-899e-dfbe69c6a6bd?l=1</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-19-meslek-hastaligi-kabul-edilmeli-1210640087c66-8014-42be-ab62-73bfd12091f22020-11-19T21:54:00+03:00HABER MERKEZİ COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİ

COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz gün toplanan Bakanlar Kurulu pandemi ile ilgili yeni önlemler açıkladı ve biz sağlık çalışanları olarak yeni bir hayal kırıklığı yaşadık. Hükümet salgın yerine algı yönetiminde kararlı olduğunu ve vatandaşları korumaktan ziyade “sürü bağışıklığını” hedeflediğini çok açık şekilde ortaya koymuştur. Oysa son dönemde salgınla mücadelede yaşananlar işimizi bu şekilde gidişatına bırakmanın ne denli tehlikeli olduğunu göstermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">COVID-19 pandemisi Türkiye’de ilk vakayı takiben hızla yükselip pik yaptığı Mart-Nisan 2020 dönemine göre bugün daha zor ve yaşantımızı tehdit eden bir döneme girmiş bulunmaktadır. Bu durum doğru karar verme, doğru yöntem uygulamanın önemini çok daha yaşamsal yapmaktadır. Ancak en az bunlar kadar önemli olan bir şey de zamanlamadır, vakti geçmiş ve uygulanmamış kararların bir değeri olmayacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı’nın güvenilirliği kamuoyunca tartışılan verilerinin bile gösterdiği gerçek şudur:</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;• Salgın şu anda bütün Türkiye’ye yayılmış ve kontrolden çıkmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">• Sağlık Bakanlığı’nın pandemi sürecini şeffaf bir biçimde yönetmemesi yüzünden gerçek olgu ve ölüm sayıları konusunda yeterli bilgimiz yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">• Ancak bilim insanlarının saha gözlemleri ve çeşitli kaynaklara dayanarak yaptığı tahminler, bugünlerde salgın eğrisinin ilk tepe noktasına ulaştığı Nisan ayından daha fazla olgu sayısıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">• Entübe edilen hasta ve ağır hasta sayısındaki artışta özellikle Ekim ayının üçüncü haftasından sonra gözlenen yükselme eğilimi endişe vericidir. Ölüm sayılarındaki artış da endişe vermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geldiğimiz noktada Mersin’de günlük pozitif vaka sayısı 700’ün üzerindedir. Ambulanslar olguları taşımakta zorlanmaktadır. Hastanelerde mevcut servisler, yoğun bakımlar tam kapasite ile çalışmasına karşın yeni COVID19 servisleri ve yoğun bakımlar açılması planlanıyor. Sadece COVID-19 hastaları değil, diğer hastalar da servis, yoğun bakım sıkıntısı yüzünden kamusal sağlık hizmetine ulaşmakta güçlük çekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hızlı tanı ve tedavinin hayati önem taşıdığı birçok hastalığın taraması yapılamıyor. İlçe Sağlık Müdürlükleri’nin ve TSM’lerin üzerine yıkılmış olan filyasyon çalışmalarında olgulara yetişilemiyor. Aile hekimleri de isyan halinde. Giderek artan sayıda pozitif ve temaslı olgu izlemine yetişemiyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Salgının kontrolden çıktığı bir dönemde artık maske, mesafe, hijyen demenin bu sorunu çözmediğini anlamalıyız. Salgınla mücadelenin sorumluluğu yalnızca yurttaşa, bireye indirgeyerek bu sorunla baş edilemez. Sağlık sistemimizi çok zorlayan bir noktadayız. Salgının böyle devam etmesi, hasta sayılarının böyle artması durumunda hiçbir sağlık sisteminin yeterli olamayacağı, çökeceği göz önüne alınmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu amaçla: 1) Genelde Türkiye, özel olarak Mersin’e ait tüm veriler kamuoyu ile şeffaf ve ayrıntılı biçimde paylaşılmalıdır. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulları etkinleştirilmeli ve ile özel önlemler almalıdır. Uzun süredir toplanmayan İl Pandemi Kurulu da acilen toplanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">2) Bu verilerin ışığında olgu artışını engellemeye yönelik epidemiyolojik çalışmalarla gerekli tedbirler bir an önce alınmalı ve ilk adım olarak “toplumsal hareketlilik” derhal en etkin biçimde kısıtlanmalıdır. Sahadan alınan verilerin ışığında yapılacak kısıtlama temel, zorunlu ve acil hizmet üreten sektörler dışında çalışma hayatının durdurulması da olmak üzere virüsün yayılmasını azaltacak gerekli bütün önlemler hızla hayata geçirilmelidir. Alınacak önlemler en fazla zarar gören ve görecek dezavantajlı kesimlerin (çalışanlar/dar gelirli, işsiz, yoksullar, kadınlar, çocuklar, engelliler, 65 yaş üstü, sığınmacılar vd) korunmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal destek mekanizmalarının oluşturulmasıyla birlikte/eş zamanlı yürürlüğe konmalı ve denetlenmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">3) Salgın mücadelesinde koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliğini artıracak şekilde organizasyon gerçekleştirilmelidir. Filyasyon çalışmaları epidemiyoloji bilimi ışığında gerçekleştirilmelidir. Bu mücadelede kamunun diğer kaynaklarının da (araç, personel) etkin kullanımı sağlanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">4) Salgınla mücadele edebilmek için daha çok merkezde, daha çok sayıda test yapılmalı; pozitif vakaların erken tanınması, etkin biçimde izole edilmesi, temaslıların karantinaya alınması sağlanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">5) Hastanede tedavisi gerekmeyen kişilerin izolasyon ve takibi için kullanıma uygun kamu pansiyon, yurt vb. ortamlar ayarlanmalı, bu konuda yerel yönetimlerle iş birliğine gidilmeli, hane içi yayılımın önüne geçilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;6) Salgın ile mücadelede tüm olanaklar toplum sağlığı yararına kullanılmalı, kamu sağlık kurumlarının ihtiyaca cevap veremediği her durumda özel hastaneler Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne geçirilmeli, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">7) COVID-19 dışı hastaların aylardır ertelemek zorunda kaldıkları sağlık sorunları ve bu konuda yaşanan sorunlar dikkate alınarak <strong>“pandemi dışı hastaneler”</strong> belirlenmeli, pandemi dışı sağlık sorunları için başvurulabilecek güvenli alanlar yaratılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">8) Sağlık çalışanları yorgundur. Salgın ile en önde, özveri ile mücadele eden sağlık çalışanlarını korumayı öncelemeyen hiçbir ülke salgınla baş edemez. Salgının başından beri yöneticiler tarafından yapılan eşit ve adil olmayan görev dağılımı, eşitsiz ek ödemeler, sosyal ve ekonomik kısıtlılıkların yanında bir de her gün meslektaşlarının ölümüyle moral ve motivasyonu bozulan sağlık çalışanları tükenmiştir. Nitelikli ve yeterli koruyucu ekipmana ulaşmakta zorlanan, gelecek kaygısı taşıyan sağlık çalışanları büyük sıkıntılar yaşamalarına karşın özveri ile çalışmaktadır. Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve özlük hakları hızla düzeltilmelidir. Pandemide 12--14 kat daha yüksek bulaş riski taşıyan, hastalanan ve şimdiye kadar 160’dan fazla kayıp veren sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve bu olayın <strong>“MESLEK HASTALIĞI”</strong> olarak yasalarda yer alması sağlanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Mersin Tabip Odası olarak hem hekim hem yurttaş kimliğimizle, toplum sağlığını en yüksek “ulusal çıkar” ve insani değer olarak görüyoruz. Nihayetinde acilen aklın ve bilimin ışığında açık, şeffaf, güvenilir, toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık, salgın mücadelesini bütüncül olarak ele alan yeni bir salgın politikası oluşturulmasını, geciktirilmemesi gereken, ertelenemez bir görev olarak tespit ediyoruz. &nbsp;Yetkilileri ivedi olarak önlem almaya, sorumluluklarına uygun adımlar atmaya, başta siyasi partiler, milletvekilleri olmak üzere bütün Mersin örgütlü yapılarını (meslek örgütü, sendika, dernek vb) yetkililer üzerinde basınç oluşturmaya, girişimde bulunmaya, çağırıyoruz<strong>. </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele gününe yaklaştığımız bugün, Samsun'da görevi başında öldürülen Dr. Aynur Dağdemir'in de 5. ölüm yıldönümü.&nbsp; Kadına yönelik şiddet ve sağlıkta şiddetin kesiştiği tipik bir örnek olan bu cinayeti de bu vesileyle kınıyor ve devleti bu konularda önlem almaya, yasaları uygulamaya çağırıyor, İstanbul sözleşmesinden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz<strong>.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MERSİN TABİP ODASI YÖNETİM KURULU</strong></span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ANTALYA ÜRETİCİSİNE NEDEN AFET YARDIMI YAPILMADI?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/antalya-ureticisine-neden-afet-yardimi-yapilmadi-12105b4b1c5ca-9562-4e36-afb2-48f0581fc13e2020-11-19T21:45:00+03:00HABER MERKEZİ ANTALYA ÜRETİCİSİNE NEDEN AFET YARDIMI YAPILMADI?

ANTALYA ÜRETİCİSİNE NEDEN AFET YARDIMI YAPILMADI?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer, geçen mayıs ayında Antalya’yı da etkileyen aşırı sıcak ve rüzgar nedeniyle 3.754 narenciye üreticisinin zarara uğradığını belirterek neden altı aydır herhangi bir afet yardımında bulunulmadığını sordu. Toplamda 49,8 bin dekarda 189 milyon TL’lik bir zararın oluştuğunu belirten Özer, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye verdiği önergede “Altı aydır zararlarının giderilmesi için bekleyen Antalya narenciye üreticisine neden bir afet yardımı yapılmamıştır? Eğer Antalya’ya afet yardımı yapılamamasının özel bir nedeni yoksa narenciye üreticisinin beklediği yardım ne zaman yapılacaktır?” sorusuna yanıt istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜRETİCİ MERAK EDİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Antalya’nın iklim değişikliğinden en çok etkilenen yerlerden biri olduğunu belirten Özer, “Üreticimiz özellikle son birkaç yıldır dolu, hortum, aşırı sıcak, fırtına gibi afetlere maruz kalıyor ama TARSİM sigorta kapsamı dışında ödeme yapmıyor! O nedenle afet yardımı şart!” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mayıs ayındaki ani hava değişimi ile narenciyede boncuk dökümü yaşandığını ve zararın yüzde 80’leri bulduğunu hatırlatan Özer şöyle devam etti: “Üretici zaten borç içinde, yetmezmiş gibi afetten zarara uğruyor ama ne Tarım Bakanı ne hükümet bunu umursuyor! Üreticimiz merak ediyor, neden Antalya’ya afet yardımı yapılmadı?”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“Tüm siyasi aktörler en yüksek düzeyden tepki vermeli!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tum-siyasi-aktorler-en-yuksek-duzeyden-tepki-vermeli-121046ac800a0-32f0-4350-85af-5107e7eed2f32020-11-19T21:41:00+03:00HABER MERKEZİ “Tüm siyasi aktörler en yüksek düzeyden tepki vermeli!”

“Tüm siyasi aktörler en yüksek düzeyden tepki vermeli!”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdidi ile ilgili açıklamada bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi twitter hesabı @DpGuletkinUysal üzerinden açıklamada bulunan Genel Başkan Uysal, tehdidin aslen tümüyle demokratik siyasete yapıldığına dikkat çekerek içinde bulunduğumuz iklimin zehirlenmesine müsaade edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm siyasi aktörlerin en yüksek düzeyde tepki vermesini gerektiğini ifade eden Demokrat Parti Genel Başkanı Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Siyasi iklimin zehirlenmesine müsaade edilmemeli”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“CHP lideri hedef alınmış olsa da kategorik olarak demokratik siyaset hedef alınmıştır. Tüm siyasi aktörler ve yargı bu bilinçle siyasi iklimin zehirlenmesine müsaade etmemelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“AK Parti, işin ucu kendilerine dokununca feryat etti”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Geçmişte FETÖ’nün, MHP ve CHP’ye operasyon çekerken ellerini ovuşturan, “genel değil özel, özel” diyen AK Parti iktidarı işin ucu kendilerine dokununca feryat etti. Rakip siyasi partiler hedef alınıyor diyerek sevinenler sonunda aynı sonla karşılaşmıştır. Bugün bu hataya düşmemek gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de siyasetin ve siyasi mücadelenin meşru sınırları silikleşiyor. TBMM’de 2. büyük gruba sahip olan CHP’nin Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu galiz bir şekilde tehdide maruz kalırken topyekun iktidar başta olmak üzere tüm siyasi aktörler en yüksek düzeyden tepki vermeli!”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Milletvekili Sındır, “şehir hastaneleri bakanlık bütçesinin dörtte birini yutacak!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milletvekili-sindir-sehir-hastaneleri-bakanlik-butcesinin-dortte-birini-yutacak-1210349d9ba7e-5f46-4068-b57c-15432c5d10fa2020-11-19T21:38:00+03:00HABER MERKEZİ Milletvekili Sındır, “şehir hastaneleri bakanlık bütçesinin dörtte birini yutacak!”

Milletvekili Sındır, “şehir hastaneleri bakanlık bütçesinin dörtte birini yutacak!”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sındır, “İzmir’de bulaşıcı hastalıktan vefat sayısı 48, aynı gün Türkiye’de Kovid-19 vefat sayısı 103, iktidara kimse inanmıyor!” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“KOVİD-19 BİR MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİDİR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de sağlık sektörünün alarm verdiğini söyleyen Sındır, “18 Kasım tarihi itibarıyla Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden 64 hekim, 156 sağlık çalışanı ortadayken Kovid-19’un hala bir meslek hastalığı olarak tanımlanmamış olmasına anlam vermek mümkün değil. Üniversite hastaneleri borç batağı altında; Sağlık Uygulama Tebliği nedeniyle medikal ihtiyaçlarını alamıyorlar ve büyüyen borçlarını ödeyemiyorlar. Üniversite hastanelerindeki bu borçlar artık içinden çıkılamaz bir hale gelmiş; tıbbi cihaz üreticisi ve tedarikçisi firmalara borçları yaklaşık 17 milyar liraya ulaşmış. Bu 2021 yılında şehir hastanelerine ayrılan bütçeye neredeyse eşit. Sağlık Uygulama Tebliği'nde bir düzenleme yapılmasını gerekiyor. Türkiye’de sağlık sektöründe yaşanan sıkıntılar ortadayken Sağlık Bakanlığı’na genel bütçeden yüzde 5,7’lik bir pay ayrılması da asla kabul edilemez. Salgının yurdumuzun dört bir yanını sardığı bir dönemde ve sağlık sektörünün alarm verdiği bir zamanda en azından yüzde 10’luk bir pay ayrılmalıydı” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ŞEHİR HASTANELERİ BAKANLIK BÜTÇESİNİN DÖRTTE BİRİNİ YUTACAK!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı bütçesinde şehir hastanelerinin payına dikkat çeken Sındır, “Sağlık Bakanlığı'nın 2021 yılı bütçe teklifinde yer alan 77,9 milyarlık toplam bütçenin neredeyse dörtte biri yani yaklaşık yüzde 21,3'ü hizmet ve kira bedeli olarak şehir hastanelerine gidiyor. Şehir hastanelerinin Bakanlığın sermaye giderlerindeki payı ise yüzde 53,8. 2022 yılında bunun yüzde 59,8'e çıkması öngörülüyor ve bakanlık toplam bütçesindeki oranı da yüzde 24,2. 2023 yılında ise şehir hastanelerinin Sağlık Bakanlığı bütçesindeki payı yüzde 25, bakanlık sermaye giderlerindeki payı ise yüzde 57,5 ulaşıyor. Şehir hastaneleri bakanlık bütçesinin dörtte birini yutacak. İktidar olarak, şehir hastanelerinde KÖİ, kamu-özel iş birliğindeki uygulamalardan vazgeçtiğinizi ifade ediyorsunuz ama pazarlık usulü yapılan ihalelerle sonuç değişmiyor. Yine aynı düzen bu şekliyle devam edecek” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“HEMŞİRE VE EBEDE HEDEFLEDİĞİMİZ ORAN OECD ORTALAMASININ ÜÇTE 1'İ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin Sağlık Sektöründe OECD ülkelerinin ortalamasından çok geride kaldığını ifade ederek sözlerine devam Sındır, “10 bin kişiye düşen yatak sayısı OECD ortalamasında 47'yken bizde 2020 hedefi 29,2'ydi; Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda 2021 hedefi 30 olarak belirtilmiş. 100 bin kişiye düşen hekim sayısı OECD ortalaması 340 iken bizde 2021 yılı hedefi 221 olarak yine Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda ifade edilmiş. 100 bin kişiye düşen hemşire ve ebe sayısı OECD ortalaması 900’ken bizde 2021 hedefi 343 olarak belirlenmiş. Hemşire ve ebede hedeflediğimiz oran OECD ortalamasının üçte 1'ine yakın bir oranda. Sayın bakan bu rakamlarla, hele hele salgın döneminde Türkiye’de sağlık alanında yeterli hizmeti üretebileceğinizi düşünüyor musunuz?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“RAKAMLARI ARTIK DOĞRU VERİNİZ!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kovid-19 nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan vefat sayılarının gerçeklikten çok uzak olduğunu İzmir örneği üzerinden açıklayan Sındır, sözlerini şöyle sonlandırdı: “18 Kasım’da İzmir'de bulaşıcı hastalıktan vefat sayısı 48. Yani dün itibariyle İzmir’de vefat eden 48 kişi var ve siz aynı gün Türkiye geneli Kovid-19 nedeniyle vefat eden sayısını 103 açıkladınız, iktidara kimse inanmıyor. Sanki ülke genelinde Kovid-19 nedeniyle vefat edenlerin neredeyse yarısı İzmir'de hayata gözlerini yummuş, olacak şey değil. 16 Kasım’da İzmir’de vefat edenlerin sayısı 20,&nbsp;&nbsp;Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye geneline ilişkin açıklaması 94. Yine 16 Kasım’da İzmir'deki bulaşıcı hastalık ölümü 36, siz Türkiye genelinde toplam vefat sayısını 89 olarak açıkladınız. Ülke nüfusu İzmir’in yaklaşık 20 katı. Diyelim ki 10 katı olsun. O zaman Türkiye genelinde toplam vefat sayısının 480 olması beklenir. Rakamları doğru bir şekilde paylaşmanız, toplumda önlemlerin daha ciddi alınmasını sağlar. Rakamları artık doğru veriniz.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TEK ADAM SİSTEMİ ÇOCUKLARIMIZIN HAYALLERİNİ ÇALDI!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tek-adam-sistemi-cocuklarimizin-hayallerini-caldi-12102823a1b52-83c2-435a-8004-821af47d98772020-11-19T21:35:00+03:00HABER MERKEZİ TEK ADAM SİSTEMİ ÇOCUKLARIMIZIN HAYALLERİNİ ÇALDI!

TEK ADAM SİSTEMİ ÇOCUKLARIMIZIN HAYALLERİNİ ÇALDI!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu Üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.</span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tanal, çocuklara savaş, şiddet, gözyaşı ve ayrımcılıktan arındırılmış, eşit adil, özgür ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.</span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Çocuk haklarını siyaset üstü bir mesele olarak gördüklerini, konuya geniş çerçevede baktıklarını söyleyen Tanal, “Çocuk, dünyanın her yerinde saflığın, güzelliğin masumiyetin sembolüdür. Hep çocuk kalabilseydik, dünya bu kadar kirlenmezdi. Çocuk hakları evrenseldir. Çocuk hakları kavramını, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanıyoruz” dedi.<br /><br /><strong>TEK ADAM SİSTEMİ EVLATLARIMIZIN HAYALLERİNİ ÇALDI!</strong></span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de çocukların iktidarın yanlış politikalarının kurbanı olduğunu belirten Tanal, “Her fırsatta 18 yıldır ülkeyi yönetenlere çocuklarımızın kobay olmadığını anlatıyoruz ama dinletemiyoruz. Sık sık değişen eğitim sistemi çocuklarımızı olumsuz etkiliyor. Uzaktan eğitim sistemini, EBA sistemini de yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Evlatlarımızın Türkiye’ye ilişkin hayalleri yok. 23 Nisan’da geleceğe dair hayali sorulan minik yavrumuz, ‘Alman vatandaşı olmak istiyorum’ cevabını veriyorsa oturup düşünmemiz lazım. Geçtiğimiz aylarda kapsamlı bir gençlik araştırmasının sonuçları açıklandı. Bu araştırmaya göre, geçlerin yüzde 76’sı, daha iyi bir gelecek için yurt dışında yaşamak istiyor. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençleri yarıdan fazlası mutsuz ve umutsuz. Çünkü liyakatin yerini torpil ve yandaşlık aldı. Nepotizm, akraba, eş-dost kayırmacılığı sıradanlaştı. Tek Adam sistemi, evlatlarımızın hayallerini çaldı. Ancak çocuklarımız, gençlerimiz umutlarını yitirmesin. CHP iktidarında işe alımlarda, atamalarda liyakati esas alacağız. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da her zaman vurguladığı gibi bizim dönemimizde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. CHP iktidarında çocuklarımız özgürce hayal kurabilecek” diye konuştu.<br /><br /><strong>SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR MESELESİ ÖNEMSENMİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin çocuk hakları konusunda kat etmesi gereken daha çok mesafenin olduğunu vurgulayan Tanal, şöyle devam etti: “AKP iktidarının çocuk hakları karnesi kırıklarla dolu. Hak ihlallerinin önü alınmıyor. Ülkemizde çocuğun üstün yararı ilkesi yeterince gözetilmiyor. Suça sürüklenen çocuklar meselesi önemsenmiyor. Cezaevlerinde kalan yüzlerce çocuk var. Suça sürüklenen çocukları topluma kazandırmalıyız. Çocuk gelinler, okul dışında kalan çocuklar meselesini gündemimizden çıkarmalıyız. Yavrularımızı her türlü ihmalden, istismardan, zorbalıktan, kötü alışkanlıktan, uyuşturucudan, yoksulluktan korumalıyız.”<br /><br /><strong>ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN KAYNAĞI YOKSULLUKTUR&nbsp;</strong>&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li vekil Mahmut Tanal, çocuk işçiliğinin Türkiye’nin kanayan yarası olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hükümet her ne kadar 2018 yılını ‘Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı’ ilan etse de çalışan/çalıştırılan çocuklar konusunda da başarısız olmuştur. Tartışılan TÜİK istatistikleri, iktidarı kurtarmaya yetmiyor. Daha önce de ifade ettiğim gibi çocuk işçiliğinin kaynağı yoksulluktur.&nbsp;&nbsp;Bataklık kurutulmadan, yoksulluğa çare bulunmadan çocuk işçiliği bitmez. Bir zamanlar ben de çocuk işçiydim. Hiç kimse güle oynaya yavrusunu çalıştırmıyor. Çocuklar ailelerine destek olmak, harçlıklarını çıkarmak için zorlu şartlarda çalışıyor. Sosyal devlet ilkesi doğrultusunda yoksulluğu bitirirsek, çocuk işçiliği sorunu da kendiliğinden çözülür.”<br /><br /><strong>MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLİĞİ ŞANLIURFALI ÇOCUKLARIN KADERİ Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mevsimlik tarım işlerinde çalışmanın, Türkiye’deki çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden biri olarak tanımlandığını dile getiren Tanal, “Güneydoğu’dan, memleketim Şanlıurfa’dan çocuklar, aileleriyle birlikte Türkiye’nin dört bir yanına mevsimlik tarım işçisi olarak gidiyor. Mart ayının sonundan Kasım ayının sonuna kadar sağlıksız, yıpratıcı koşullarda tarlalarda, bağ ve bahçelerde çalışıyorlar. Sadece Şanlıurfa’da 20 bine yakın öğrenci, tarım işçisi oluyor. Kalem tutması gereken eller, güneşin altında pamuk, patates, soğan topluyor. Şanlıurfa GAP’ın merkezi. Ama GAP yarım kaldığı için hemşerilerim başka diyarlarda geçim derdine düşüyor. Kanal İstanbul’u yapacağınıza GAP’ı tamamlayın da Şanlıurfalılar, Güneydoğu halkın kendi topraklarını terk etmesin. Mevsimlik tarım işçisi olmak Şanlıurfalı çocukların kaderi mi? Meclis Çocuk Hakları Alt Komisyonu olarak Şanlıurfa’da görüştüğümüz çocuklar, ‘okumak istiyoruz. Bizi mevsimlik tarım işçisi olmaktan kurtarın. Memleketimizde fabrika açın, anne ve babamız burada çalışsın’ şeklinde taleplerini aktardılar. Çocuklarımızı mevsimlik tarım işçiliğinden kurtarmalıyız” dedi.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Kişi başı 157 lira ile vatandaşı hangi hastalıktan koruyacaksınız?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kisi-basi-157-lira-ile-vatandasi-hangi-hastaliktan-koruyacaksiniz-12101a47d5e09-0f1b-49a4-9b56-e742bf54c4c72020-11-19T21:32:00+03:00HABER MERKEZİ Kişi başı 157 lira ile vatandaşı hangi hastalıktan koruyacaksınız?

Kişi başı 157 lira ile vatandaşı hangi hastalıktan koruyacaksınız?

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi Sağlık Bakanlığı bütçesinde sağlık sisteminin eksikliklerini dile getirerek, “Koruyucu sağlık hizmetlerine ‘bütçeden 19 milyar lira kaynak ayrıldı’ diyorsunuz, 6 milyarı maaş, kalan 13 milyar, 83 milyona bölündüğünde 157 lira düşüyor. Kişi başı 157 lirayla kaç yurttaşımız yıl boyunca hangi hastalıktan koruyacaksınız?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Akkuş İlgezdi Sağlık Bakanlığı bütçesinin Türkiye'nin en önemli bütçesi olduğunun altını çizerek, “Bu bütçenin insan sağlığına ve hayatına değer verdiğini söylemek mümkün değil. İstediğiniz sayfadan başlayın yoksulun, emeklinin, emekçinin ve engellinin sağlık hakkının olmadığını görüyoruz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖZELLEŞTİRME ELEŞTİRİSİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“On sekiz yılda sağlık alanında iğneden ipliğe her şeyi özelleştirdiniz, devlet kurumlarının şirkete çevirdiniz, kamunun adını yok ettiniz” diyen Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, "Sağlıkta dönüşüm", "Performans" gibi makyajlı reformlarla sağlık hizmetlerinin piyasanın eline devredildiğini açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlığın özelleştirilmesine tepki gösteren Akkuş İlgezdi, “Özel sigortaların teminat paketleriyle sağlığı lüks tüketim kategorisine koyup koruyucu tedavi yerine de tamamlayıcı sigortayı getirdiniz” dedi.<br />Şehir hastanelerinin Cumhuriyet’in hasta odaklı sağlık sistemini yok ettiğini ifade eden Gamze Akkuş İlgezdi, “Memleket hastanelerinden hasta teminatlı şehir hastanelerine geçtiniz, vatandaşın cebindeki parayla inşaat şirketlerinin kasasını beslediniz. Böylece, hastayı müşteri, hastaneleri ticarethane gören yeni bir yönetici türü ürettiniz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlıkçıların taleplerini dile getiren CHP’li Akkuş İlgezdi,</span></p><p><span style="font-size:18px">“- Kaybettikleri mesai arkadaşlarına şehit unvanı verilmesini istiyorlar. Verecek misiniz?</span></p><p><span style="font-size:18px">- Tek kalemde maaş ödemesi yapılmasını, sabit ek ödemenin emekliliğe yansıtılmasını istiyorlar, çok şey mi istiyorlar? Yapacak mısınız?</span></p><p><span style="font-size:18px">- Ek ödemelerde adalet ve eşitlik istiyorlar. Çözecek misiniz?</span></p><p><span style="font-size:18px">- 145 arkadaşımızı cephede kaybettik, onlar rakam değil, her biri candı, Covid-19'u meslek hastalığı olarak kabul edecek misiniz?</span></p><p><span style="font-size:18px">- Geçmişte sağlıkta performans sisteminde çalışmış bir hekim olarak, sistem sağlığın ruhuna aykırıdır diyorum. Kaldıracak mısınız?</span></p><p><span style="font-size:18px">- Bakın, atalarımız "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." diyor. Pandemide sağlık emekçilerinin ücretleri açlık sınırına yaklaşırken 2021 bütçesine neden özel bir kalem konulmadı?</span></p><p><span style="font-size:18px">- 17 milyar borcu olan üniversite hastaneleri iflas eşiğinde, hastanelerin iflasını, hastaların rehin kalmasını nasıl engelleyeceksiniz?” sorularını Bakana yöneltti.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Unutmayalım ki pandemiyle mücadele eden beton binalar değil, can taşıyan sağlık emekçileridir” diyen Akkuş İlgezdi, sağlık emekçisinin partisinin olmadığını kaydetti.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sağlık Bakanlığı Bütçesinde Pandemi İçin Pay Yok, Şehir Hastanelerinin Artan Kira Giderleri Var]]>https://www.haberanaliz.net/haber/saglik-bakanligi-butcesinde-pandemi-icin-pay-yok-sehir-hastanelerinin-artan-kira-giderleri-var-12100514603eb-f8fc-4ed5-9b4c-bb7997e06dd52020-11-19T21:29:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık Bakanlığı Bütçesinde Pandemi İçin Pay Yok, Şehir Hastanelerinin Artan Kira Giderleri Var

Sağlık Bakanlığı Bütçesinde Pandemi İçin Pay Yok, Şehir Hastanelerinin Artan Kira Giderleri Var

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Konuşmasına kaybettiğimiz hekimleri, sağlık emekçilerini ve vatandaşlarımızı anarak başlayan Dr. Ali Şeker, sağlık sisteminin tıkanma noktasına gelmiş olduğunu belirtti. "<em>Artık kapasiteyi aşan bir hasta sayısıyla karşı karşıya kalmış durumdayız. Sürdürülebilir bir sağlık hizmetini verebilmek için alınan bu tedbirlerin çok daha ciddi bir seviyede sürdürülmesi gerekiyor. Önlem olarak açıklanan uygulamalar yeterli karantina uygulamaları değil. En azından on dört gün, gerekli ekonomik desteğin sağlanarak, zorunlu alanlar dışında bütün işletmelerin kapalı olacağı ve herkesin evinde kalabileceği bir tedbirin alınması gerekiyor. Aksi takdirde kapasite aşımıyla ilgili yetersizlikten dolayı ilgili sağlık hizmetine ulaşamadan birçok vatandaşımızı kaybedebiliriz</em>" uyarısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı bütçesinin pandemi yokmuşçasına hazırlanmış bir bütçe olduğunu belirten CHP'li Şeker, "<em>Hâlbuki bir pandemi sürecindeyiz ve buna uygun olarak bütçenin artırılması gerekiyordu ama Bakanlık bütçesi genel bütçenin yalnızca yüzde 5,7’sini oluşturuyor.</em>" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Bütün Vatandaşlarımızın Aşıya Ulaşabilmesi Sağlanmalı</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Devam eden aşı tartışmalarına da değinen CHP'li Şeker, "<em>Pandemiden kurtardığımız herkesin aşıya ulaşıp hayatını sürdürebilmesi sağlanmalı ama bunun için önce vatandaşlarımızı yaşatmamız gerekiyor. Onun için de alınacak karantina önlemleri, daha çok insanımızı bu hastalığın pençesinden kurtaracak şekilde alınmalı</em>" dedi. Kızamık vakalarında yaşanan artışı hatırlatan CHP'li Şeker, "<em>Kızamıkla ilgili de çok ciddi artışlar var. Bu konuda mutlaka tedbir alınması gerekiyor. Kızamık sayısı dünyada da Türkiye’de de gittikçe artmaya başladı. Aşı karşıtlığıyla ilgili de ciddi artış var. Bununla da ilgili bir tedbir alınması gerekiyor. Aşı depolama tesislerimiz hazırlanıyor mu? Eksi 80 dereceden bahsediliyor. Özellikle Bakanlığın bünyesinde ve şehirlerde bu aşılamaların yapılması için bir hazırlık var mı? Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü tekrar aşı üretecek şekilde aktif hâle getirilecek mi?</em>" sorularını yöneltti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Şehir Hastanelerine 1 Yılda Gidecek Parayla Üniversite Hastanelerinin Borcu Kapatılabilir</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">"<em>Şehir hastanelerinin kamulaştırılması düşünülüyor mu?</em>" diye soran CHP'li Şeker, "<em>Üniversite hastaneleri çökmüş durumda. Medikal şirketlerin 17 milyar lira alacağı var ve bu 17 milyar, aslında şehir hastanelerine bu sene ödeyeceğimiz bir para. Bu medikalcilerin ve tıbbi malzeme verenlerin zor duruma düşmesi sadece onları zor durumda bırakmıyor, kamu hastanelerini de üniversite hastanelerini de işlemez hâle getiriyor. Bunun mutlaka çözülmesi gerekiyor.</em>" uyarısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>COVID - 19 Meslek Hastalığı Sayılsın</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlıkçıların “Tükeniyoruz.” dediğine dikkat çeken CHP'li Şeker, "<em>COVID - 19'un meslek hastalığı sayılmasıyla ilgili olarak kanun teklifimizi verdik. Bu kanun teklifinin bütün partilerin ortak çalışmasıyla yasalaşması için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.</em>" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>112 Sistemi Tıkandı!</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP'li Şeker, 112’de bekleme sürelerinin çok uzadığı uyarısında bulunarak "<em>Vefa grupları aramaları ve diğer aramalar da 112'ye yönlendirildiği için 112’de tıkanmalar meydana geliyor. 112 sadece acil hastaların arayacağı bir sistem olmaya devam etmeli. COVID - 19'a ilişkin diğer aramalar, danışma hattı gibi çalışmalar 184 üzerinden devam edebilir ama 112’nin sadece acil hastalara bakacak şekilde tekrardan organize edilmesi gerekiyor</em>" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Sağlıkta Şiddet Yasası'nın Eksiklikleri Giderilmeli</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hastalık nedeniyle hayatını kaybeden hekimlerimizin sayısının en son bilgilere göre, 70’i aştığını söyleyen CHP'li Şeker, "<em>Bizim, daha önce, bütün partilerin iş birliğiyle, ortaklığıyla ve Bakanımızın da desteğiyle çıkardığımız bir Sağlıkta Şiddet Yasası vardı. O yasanın eksiklikleri zaman içinde ortaya çıktı. Bu eksikliklerin giderilerek gerçek bir Sağlıkta Şiddet Yasası'nı tekrar gündemimize almamız gerekiyor</em>" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Televizyon Şarlatanlarının Halk Sağlığıyla Oynamasının Önüne Geçilmeli</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Televizyon yayınlarında halk sağlığına ilişkin yanıltıcı bilgiler paylaşıldığı vurgusunu yapan CHP'li Şeker "<em>Televizyonlarda günlerdir 'Patlıcan iyi geliyor', 'Kekik yağı iyi geliyor' diye reklamlar yapılıyor. Bunlar, hastalığın ciddiyetinin insanlar tarafından kabul edilmesini de önemli ölçüde engelleyen şeyler. 'Patlıcan, baklagiller, yeşil mercimek tüketilmeli.' diye açıklamalar yapan kimya mühendisleri televizyonlarda insanların sağlığıyla oynamamalı.</em>" uyarısında bulunarak konuşmasını tamamladı.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Yerli korona ilacı Hint malı çıktı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yerli-korona-ilaci-hint-mali-cikti-12099c153a8a0-3554-4354-bdab-ffd8ccccec3f2020-11-19T21:26:00+03:00HABER MERKEZİ Yerli korona ilacı Hint malı çıktı

Yerli korona ilacı Hint malı çıktı

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">YERLİ SENTEZLE YAPILIYOR DENMİŞTİ</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığının bütçe görüşmelerinde konuşan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın "Yerli ve milli önemli bir ilaç ürettik" sözleriyle duyurduğu koronavirüs tedavisinde kullanılan Favicovir ilacını gündeme getirdi. Atabay Kimya firmasının Medipol Üniversitesi öğretim üyeleri ile birlikte ürettiği Favicovir ilacı için "yerli sentezle yapılıyor" dendiğini hatırlatan Emir, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">ÜÇ FİRMANIN BAŞVURUSU BEKLETİLDİ</span></p><p><span style="font-size:18px">"Sayın Bakan, yeni bakan yardımcınız hayırlı olsun. Bu gidişle bütün Medipol'ü Sağlık Bakanlığına taşıyacak gibi görünüyorsunuz. Medipol aşkınız hiç bitmedi. Yine, bir Medipol aşkından bahsedeceğim. 12 Haziran'da Sanayi Bakanı büyük bir müjde verdi dedi ki 'Medipol ve bir ilaç firması ortaklığında yerli ‘favipiravir’ üreteceğiz.' Söz verdiler ama o ilaca ruhsat verebilmek için daha önce martta, nisanda başvurmuş olan 3 firmanın başvurusu bekletildi ve 10 Temmuz’dan sonra ruhsatlandırıldı bunlar, üretime başladılar.</span></p><p><span style="font-size:18px">HİNDİSTAN'DAN İTHAL HAMMADDE</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz de sevindik, gururlandık ama bakın elimde gümrük girişleri var. Atabay firması, yani Medipol'ün ortaklaştığı Atabay firması Temmuz ayından sonra 2 bin 222 kilogram yani 280 bin kutuluk Hindistan'dan favipiravir hammaddesi ithal etmiş. Dolayısıyla, size yerli sentez diye başvurmuş ama kendisi ithal ürün kullanmış, bilginiz olsun. Bu ruhsat geçerli midir, bu ruhsat eksikse, yanlışsa gereğini yaptınız mı?"</span></p><p><span style="font-size:18px">'4 FİRMAYA BİRLİKTE VERİLECEK' DEDİM</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, üç firmanın ruhsat başvurularının bekletildiğini itiraf ederek, şu ifadeleri kullandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Çin'den 140 dolara alınan ilacın yerlileştirilmesi çalışmaları yürüttük ve bu ilacı sentezlemek üzere, kurucusu olduğum üniversiteden bir öğretim üyesi arkadaş, bilinen bir firmaya sadece proje desteği verdi. Sentez başarıldı. Bu arada 3 tane farklı firma da hammaddesini ithal ederek müracaatını yaptı. Bu 4 firma rekabet halindeydi ve 'tek firmaya olmayacak, 4 firmaya birlikte verilecek, 13-14 dolardan da fazla fiyatı olmayacak' dedim. 2 firma hemen kabul etti. Devamında biz 4 firmaya ruhsat verdik." Koca, Medipol ve Atabay Kimya firması tarafından yerli üretildiği belirtilen favipiravir hammaddesinin Hindistan'dan ithal edildiğine yönelik iddiayı ise yanıtsız bıraktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">EMİR: BAKAN ÇELİŞKİYİ AÇIKLAYAMADI</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Koca’nın, firmaların bekletilmesine ilişkin çelişkileri gideremediğini belirten Emir, “Diğer firmalar Mart ve Nisan aylarında başvuru yapmış olmalarına rağmen aylarca bekletildi. O zaman da gündeme getirmiştik ve sormuştuk. Bu firmalar neden bu kadar bekletildi? Bakan, Medipol-Atabay ortaklığını bekletmiş gibi anlatıyor ama tam tersi bir durum var ortada. Dolayısıyla bakan, bu çelişkileri gideremedi” ifadesini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öte yandan komisyonda vaka sayılarına da değinen Murat Emir, Bakan Koca'ya seslenerek, "Siz inandırıcı başladınız, inandırıcı devam edin. Bu, Sağlık Bakanlığına yakışmıyor. Yani ben buna 'yalan' demek istemiyorum; ne size yakıştırırım ne ağzıma yakıştırırım. Bir yol bulun, ya buna yeni bir kelime bulalım veya siz de artık gerçekleri söylemeye başlayın" dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Covid-19 Hastalarında Görülen Uzun Dönem Etkiler]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-19-hastalarinda-gorulen-uzun-donem-etkiler-1209802a8f73b-b0c9-4d7f-8f39-68565843956e2020-11-19T21:23:00+03:00HABER MERKEZİ Covid-19 Hastalarında Görülen Uzun Dönem Etkiler

Covid-19 Hastalarında Görülen Uzun Dönem Etkiler

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2019 yılının son günlerinde Çin’de başlayan ve kısa bir süre zarfında bütün dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs(Covid-19) pandemisi 2020 Kasım ayı itibariyle dünya genelinde 50 milyonu aşkın insanda görülmüş yine aynı süreçte ülkemizde görülen vaka sayısı Sağlık Bakanlığı verilerine göre 400 binin üzerine yükselmiştir. Pandemi süresince edinilen bilgilere göre Covid-19 kronik bir enfeksiyon olmamasına rağmen hastalığı geçiren kişilerde meydana gelen uzun dönem etkiler sıklıkla tartışılmaktadır. Virüsün uzun dönem etkileri bilinmemekle beraber viral enfeksiyonların tetiklediği nörolojik ve diğer sistemik hastalıkların orta ve uzun vadede yaratacağı sağlık sorunları tahmin edilebilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 seyrinde gelişen zatürree hastaların önemli bir kısmında solunum yetersizliği sonucu oluşan oksijen eksikliği sorunu yaratmakta, sözü geçen solunum sorunları yetersizliğinin etkileri sonraki dönemlerde hastaların solunum düzeylerinin eskiye dönmediği tablolar yaratmaktadır. Hastalığı ağır geçiren Covid-19 vakaları yoğun bakım süreci geçirmekte, yoğun bakım sonrasında hastaların yüzde 40’ında kas gücü kaybı, sinir ve kas hasarı meydana gelmektedir. Hastaların önemli bir kısmında meydana gelen güçsüzlük haftalar ya da aylar içinde düzelme gösterirken bir kısmında yıllarca sürebilmektedir. Yoğun bakım sonrası sendromun bir diğer etkisi ise bilişsel yetilerde bozulmadır. Özellikle bellek, lisan, dikkat ve görsel-mekansal yetilerde bozulma yaratan bilişsel bozukluk aylar-yıllar boyu devam edebilmekte, sözü geçen bozulmanın uzun vadede bunama riskini artırdığı bilinmektedir. Yoğun bakım süreci sonrası hastalarda ortaya çıkan depresyon, kaygı bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu oldukça yaygın olarak görülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Virüsün koku sinirleri, kan beyin bariyeri ve enfekteimmün sistem hücreleri aracılığıyla sinir sistemine girerek nörolojik tablolar oluşturabileceği sanılmaktadır. Otopsi çalışmalarında beynin en hassas bölgelerinde oksijen yetersizliğinin sebep olduğu hasara ilişkin bulgular saptanmış, SARS-Cov-2 enfeksiyonunun şiddeti hafiften ölümcüle değişen bir ölçekte nörolojik bozukluklara yol açtığı anlaşılmıştır. Ek olarak son dönemde long-covid(uzamış covid) olarak adlandırılan bir tablo sıklıkla görülmektedir. Long-covid Covid-19 belirtilerinin uzamış bir biçimde hissedilmesi olarak tanımlanmakta, Covid-19 tanısı konmuş kişilerin bir kısmında 60 gün boyunca hastalıkla ilgili belirtiler görülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hastalığı geçirenlerin çoğunluğu tam olarak iyileşse dahi Covid-19uzun dönemde engellilik oluşturma potansiyeline sahiptir. Öncelikle yoğun bakım tedavisi gerektiren kritik hastalık sürecini atlatan ve nörolojik bozukluklar geliştiren hastalar olmak üzere hastalığı geçiren kişilerin uzun dönemde ihtiyaç duyacakları tıbbi destek için hazırlık yapılması gerekmektedir. Türkiye’de görülen vaka sayıları azımsanamayacak sayıda olmakla beraber virüs yayılımı her gün artmaktadır. Covid-19 aşısına ilişkin umut verici gelişmeler yaşanmasına rağmen pandeminin atlatılmasından sonra etkilerini devam ettireceği açıktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 geçirmiş yurttaşlarımızın orta ve uzun vadede yaşadığı sağlık sorunlarının detaylı olarak incelenmesi, ülkemizdeki salgın tablosunun gelecek dönemde ortaya çıkarması muhtemel sağlık sorunlarının tespiti edilmesi suretiyle sağlık kurum ve kuruluşlarımızın bu sürece uygun olarak hazır hale getirilmesi, sağlık personelimizin salgın sonrası dönemde karşılaşacakları olası risklere karşı eğitilmesi ve Covid-19 pandemisinin ülkemizde bırakacağı olumsuz etkilerin asgariye indirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98’inci,&nbsp;TBMM İçtüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Levent GÖK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ankara Milletvekili</strong></span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’Lİ ANTMEN ‘COVİD 19 NEDENİYLE 40 BİN KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ’]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-antmen-covid-19-nedeniyle-40-bin-kisi-hayatini-kaybetti-12097cfa2526d-cce0-4ef9-8af7-718012572d792020-11-18T20:39:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’Lİ ANTMEN ‘COVİD 19 NEDENİYLE 40 BİN KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ’

CHP’Lİ ANTMEN ‘COVİD 19 NEDENİYLE 40 BİN KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ’

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Antmen, günde 500 e yakın kişinin Covid – 19 nedeni ile yaşamını yitirdiğini öne sürerek “Sağlık Bakanlığının açıkladığı veriler tamamen yalan ve aldatmacadır.&nbsp; Türkiye’de şu anda günlük vaka sayısı 50 bine dayanmış durumda. İktidar, salgını önleme konusunu eline yüzüne bulaştırmıştır. Şimdi telaşla da rakamları saklayarak bunu örtme çabasına girmiştir. Sayıların doğru verilmemesi nedeni ile de bir rehavet ortamı yaratılmış, bu da vaka ve ölüm sayılarının artmasına yol açmıştır” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Antmen’in açıklamasında öne çıkanlar şu şekilde;</span></p><p><span style="font-size:18px">COVİDLİ HASTALAR OTOBÜSLE EVE GÖNDERİLİYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">“Hastalar ambulans yerine kendi imkanları ile Hastanelere gelmeye zorlanıyor. Testi pozitif çıkanlar otobüsle , dolmuşla evlerine dönüyor. Çünkü yeterli sayıda ekip yok maalesef. Vakaların önemli bir kısmı İstanbul’da. Ne yoğun bakımda ne servislerde şu anda yer yok. Seçim bölgem Mersin başta olmak üzere birçok ilde yer sıkıntısı oluşmaya başladı. Kriz kapıda. Eğer önlem alınmazsa yaklaşan kış ve grip salgını ile birlikte sağlık sistemi tamamen çökecek ve çok büyük felaketlerle karşı karşıya kalacağız”</span></p><p><span style="font-size:18px">SADECE İSTANBUL’DA 11 BİNDEN FAZLA İNSAN COVİD’DEN ÖLDÜ</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlık Bakanlığı, 16 Kasım’a kadar tüm Türkiye’de 11.601 kişinin Covid 19 virüsü nedeniyle öldüğünü duyurdu. Sadece İstanbul’da ölen sayısı 11 bin kişiyi geçti bugüne kadar. Sağlık Bakanının verdiği sayı yanlıştır. Halka açık bir şekilde yalan söylenmektedir.&nbsp; 13 Kasım’da Sağlık Bakanı Tüm Türkiye’de korona kaynaklı ölüm sayısını 93 olarak açıkladı. Oysa 13 Kasım Cuma günü Sadece İstanbul’da Covid nedeni ile ölen kişi sayısı 134’tü. Yine Sağlık Bakanlığı 14 Kasım Cumartesi günü tüm Türkiye’de korona kaynaklı ölüm sayısını 92 olarak açıkladı. Oysa aynı gün Sadece İstanbul’da Covid nedeniyle ölenlerin sayısı 168’di. Sağlık Bakanı’nın tüm Türkiye için verdiği ölüm rakamını sadece İstanbul ikiye katlıyor. Ekim ayında İstanbul’da 1242 vatandaşımız covid nedeniyle öldü. İstanbul’da Kasım ayının ilk 2 haftasında covid nedeniyle ölen kişi sayısı 1977 kişi”</span></p><p><span style="font-size:18px">SAĞLIK BAKANININ 89 ÖLÜ VAR DEDİĞİ GÜN SADECE 8 İLDE ÖLEN SAYISI 221’Dİ</span></p><p><span style="font-size:18px">“15 Kasım’da Sağlık Bakanlığı tüm Türkiye’de Covid kaynaklı 89 kişi öldü dedi. Oysa 15 Kasım’da sadece İstanbul’da 133 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti. Aynı gün Ankara’da 26, İzmir’de 37, Tekirdağ’da 10, Adana’da 5, Eskişehir ve Muğla’da 4, Antalya’da 2 kişi Covid 19 nedeni ile hayatını kaybetti. Yani Sağlık Bakanı’nın “Tüm Türkiye’de 89 kişi Covid nedeni ile vefat etti” dediği 15 Kasım Pazar günü sadece 8 ilin bile toplam Covid ölü sayısı 221’di.”</span></p><p><span style="font-size:18px">TÜRKİYE KİTLESEL BAĞIŞIKLIĞA GEÇTİ</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlık Bakanlığı Koronavirüslü hasta ve ölüm sayılarını düşük gösterince, virüs yok olmuyor. Devletin gücünü koronaya önlem olarak kullanacağına gerçek vaka sayılarını gizlemekte kullanıyorlar. İktidar hazırı yemiş, halka ait ne var ne yok satmış ve ülke kaynaklarını tüketmiştir. Bu nedenle de , sosyal devlet olmanı gereği olan ,Almanya gibi, Kanada gibi, Fransa gibi vatandaşına ‘Sen eve git korun. Ben sana bakacağım’ diyememektedir. Türkiye; mecburi bir kitlesel bağışıklığa geçmiş bulunmaktadır. Bakın tekrar söylüyorum; Türkiye, bitik ekonomisi nedeni ile kitlesel bağışıklığa geçmiş durumdadır. Vatandaşına yardım etmek yerine IBAN vererek vatandaştan para isteyenler, virüsle vatandaşı baş başa ve çaresiz bırakmıştır. Halk yalnız kalmıştır. Vatandaş test yaptıramamaktadır. Hastanelerde yer olmadığı için insanlar ölmektedir. 112’yi arayan vatandaşlarımıza artık dönüş bile yapılmıyor.&nbsp; Beceriksiz iktidar bütün yükü emekçi, fedakar sağlık çalışanlarına yüklemiştir.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’li Durmaz, Elektrik Şirketlerinin ödemediği cezaları sordu!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-durmaz-elektrik-sirketlerinin-odemedigi-cezalari-sordu-120963c1408d7-34f9-43f0-8d9e-a29bdef02b3b2020-11-18T20:34:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Durmaz, Elektrik Şirketlerinin ödemediği cezaları sordu!

CHP’li Durmaz, Elektrik Şirketlerinin ödemediği cezaları sordu!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong><em>Kamuya zarar, şirketlere imtiyaz politikası kabul edilemez!</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Sayıştay raporları Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) 2019 Yılı Denetim Raporu'nda, EPDK'nın Petrol Piyasası Kanunu, Doğal Gaz Piyasası Kanunu, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanunu’na aykırı hareket eden şirketlere para cezası kestiği ve kesilen cezaların 3.6 milyar TL tutarındaki kısmını tahsil etmediğini ortaya koymuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca elektrik dağıtım şirketlerinin talebiyle yapılan trafolardan enerji elde edilmediği ve trafoların atıl kaldığı da Sayıştay tarafından raporlanmıştır. “ İfadelerini kullanan Durmaz;</span></p><p><span style="font-size:18px">“ EPDK’nın, enerji şirketlerine kestiği cezalar neden tahsil edilmemiştir? Son 5 yılda tahsil edilmeyen cezaların tutarı ne kadardır? “sorusunu yönelterek, &nbsp;“Enerji şirketlerine sağlanan imtiyaz vatandaşa neden gösterilmiyor!” &nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizdeki ekonomik kriz koşulları ve elektrik fiyatlarındaki zamlar vatandaşın ödeme gücünü her geçen gün daha da zayıflatıyor. Geçtiğimiz yıl geçinemedikleri için intihar eden 4 kardeşin elektriğini kesen enerji şirketini hatırlatan Durmaz, &nbsp;&nbsp;EPDK’nin cezaların büyük bir bölümünü tahsil etmediği gerçeği düşünüldüğünde; tahsil edilmeyen cezalar arasında intihar eden 4 kardeşe yapılan kusurlu hareket sebebiyle kesilen idari ceza bulunmakta mıdır?” sorusunu sordu!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>“Vatandaş faturalarını ödeyemiyor!”</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Durmaz, “Vatandaş sürekli zamlanan faturaları ödeyemez durumdayken, faturasını ödeyemeyenine 2. ayda hemen ceza kesilirken, ödenmeyen borçlar faiziyle tahsil edilirken, enerji şirketlerinin cezaları alınmıyor!</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamuya zarar, şirketlere imtiyaz politikası kabul edilemez! “ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Durmaz’ın önergesinde yer alan sorular şöyle;</span></p><p><span style="font-size:18px">1- EPDK’nın, enerji şirketlerine kestiği cezalar neden tahsil edilmemiştir? Son 5 yılda tahsil edilmeyen cezaların tutarı ne kadardır?</span></p><p><span style="font-size:18px">2- Cezaların tahsil edilmemesinde bir ihmal söz konusu mudur? Kamu zararı oluşmasına sebep olan sorumlular hakkında ne gibi yaptırımlar uygulanmıştır? Konuyla ilgili başlatılmış bir soruşturma ya da dava var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">3- Vatandaşların elektrik borcuna istinaden temel ihtiyaçlarından olan elektrik kesintileri hızla gerçekleştirilirken EPDK’nin enerji şirketlerine yaklaşımını yerinde buluyor musunuz? EPDK’nin önceliği Kamu yararı mı, yoksa enerji şirketlerinin yararı mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">4- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 6 Kasım 2019 tarihinde ekonomik dar boğazda oldukları ve geçinemedikleri için intihar eden 4 kardeşe ait evin elektriğinin gecikmiş borcu sebebiyle kesilmesinden dolayı CK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış AŞ'ye 888 bin 397 lira idari para cezası kestiği bilgisini paylaşmıştı. EPDK’nin cezaların büyük bir bölümünü tahsil etmediği gerçeği düşünüldüğünde; tahsil edilmeyen cezalar arasında intihar eden 4 kardeşe yapılan kusurlu hareket sebebiyle kesilen idari ceza bulunmakta mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">5- Enerji şirketleri Sayıştay raporlarında da bahsi geçen trafoların yapımını hangi gerekçeyle talep etmiştir? Milyonlarca liralık trafoların atıl kalmasının nedeni nedir? Trafoların atıl kalmaması için düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">6- Açık şalt tipi trafo merkezinin ortalama 10 milyon TL, gaz izoleli trafo merkezinin de ortalama 25 milyon TL maliyetle yapıldığı, düşünüldüğünde trafoların atıl kalması nedeniyle ortaya çıkan bu kamu zararı nasıl telafi edilecektir? Bu konuda sorumluluğu olanlara herhangi bir müeyyide uygulanmış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">7- Atıl kalan trafolar konusunda ortaya çıkan zararı karşılamak adına Enerji şirketlerine herhangi bir yaptırım uygulanması düşünülmekte midir? Varsa hangi yaptırımları uygulanmıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">8- Elektrik dağıtım şirketlerinin talebiyle kamunun zarara uğratılması doğru mudur? Bu alanda oluşan kamu zararının giderilebilmesi herhangi bir önlem alınması planlanmakta mıdır? Varsa bu konuda ne gibi önlemler alınmıştır?</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MUHALİFETİN ELİNDEKİ BELEDİYELERE ‘MÜFETTİŞ’ SOPASI!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/muhalifetin-elindeki-belediyelere-mufettis-sopasi-1209592a3b0b8-cc36-4154-bd55-3bc1d56e90c12020-11-18T20:32:00+03:00HABER MERKEZİ MUHALİFETİN ELİNDEKİ BELEDİYELERE ‘MÜFETTİŞ’ SOPASI!

MUHALİFETİN ELİNDEKİ BELEDİYELERE ‘MÜFETTİŞ’ SOPASI!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakanlığı’nın, uzmanların uyarılarına konu olan, muhalefet tarafından “Felaket ve yıkım projesi” olarak nitelendirilen Kanal İstanbul Projesi’ni “Ya Kanal Ya İstanbul” afişiyle eleştiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu “devlet projesine karşı gelmekle” suçlayıp, İmamoğlu hakkında soruşturma başlatmasının yankıları sürüyor.</span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, iktidarın muhalif belediyelere yönelik baskısından hareketle, AKP’nin büyük bir hezimet yaşadığı 31 Mart 2019 seçimlerinden bu yana İçişleri Bakanlığı’nın kaç belediye başkanlığına yönelik müfettiş görevlendirdiğine ilişkin soru önergesi verdi.<br /><br /><strong>MÜFETTİŞ GÖNDERİLEN AKP’Lİ, MHP’Lİ BELEDİYE VAR MI?</strong></span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tanal, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplandırması talebiyle Meclis Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, müfettiş gönderilen belediyelerden kaçının iktidarı elinde bulunduran AKP, kaçının Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP, kaçının muhalefet partileri, kaçının bağımsız seçilen belediye başkanlarınca yönetilen belediyeler oluğunu sordu.<br /><br />31 Mart 2019 tarihinden itibaren denetim, inceleme, soruşturma neticesinde yaptırım uygulanan belediye başkanlıkları arasında iktidardaki AKP ve ortağı MHP tarafından yönetilen belediye başkanlıkları olup olmadığını soran Tanal, “Şayet var ise yaptırım uygulanan belediye başkanlıklarından kaçı Ak Parti, kaçı MHP tarafından yönetilmektedir?” diye sordu.<br /><br /><strong>“AKP’Lİ BELEDİYELERİN USULSÜZLÜKLERİNİ GÖRMEZDEN GELEN MÜFETTİŞ…”</strong></span><br />&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakanlığı’nın hangi kriterleri, düzenlemeleri esas alarak belediye başkanlıklarını denetlemek, inceleme, araştırma yapmak üzere müfettiş görevlendirdiğine ilişkin bilgi talep eden Tanal, devamında şu soruyu yöneltti: “Belediye başkanlıklarını denetleyen, inceleyen, şikayet/ihbar üzerine soruşturan Bakanlık müfettişleri, hangi kriterler doğrultusunda denetleme, inceleme, soruşturma yapmaktadır? Ak Parti yönetimindeki belediyeleri denetlerken, soruştururken görevini kötüye kullandığı, kapsamlı, etkin soruşturma yürütmedikleri gerekçesiyle şikayet edilen müfettiş var mıdır? Şayet var ise iktidar belediyelerini kayırmakla, usulsüzlükleri görmezden gelmekle suçlanan müfettiş sayısı kaçtır? Ak Parti yönetimindeki belediyeleri denetlerken, soruştururken şikayet edilen İçişleri Bakanlığı müfettişleri hakkında ne tür bir işlem yapılmıştır?”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Milletvekili Sındır; “acı reçete ne açıklayın!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milletvekili-sindir-aci-recete-ne-aciklayin-12094b841065e-435c-49b8-81f1-6eea427fb41b2020-11-18T20:29:00+03:00HABER MERKEZİ Milletvekili Sındır; “acı reçete ne açıklayın!”

Milletvekili Sındır; “acı reçete ne açıklayın!”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>“STRATEJİK PLAN YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLECEK Mİ?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kısa bir süre önce göreve başlayan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan’a başarı dileyerek sözlerine başlayan Sındır, “Kamuoyu Cumhurbaşkanının sözlerine yansıyan acı reçetenin ne olduğunu bilmek ve duymak istiyor. Sayın bakan ilgili ekonomik açılımların neler olduğunu düşünüyor. Bunları da duymak, öğrenmek istiyoruz. Nedir bu acı reçetenin sizin uygulamalarınızdaki, kararlarınızdaki etkileri? Acı reçete ne açıklayın. Mesela stratejik plan yeniden gözden geçirilecek mi? Stratejik amaç ve hedefler, faaliyet alanları, performans göstergeleri yeniden gözden geçirilecek mi? Bu bağlamda; 2021-2022-2023 yılları bütçeleri sizden önceki sayın bakan tarafından hazırlandı ve ödenek teklifleri icmali de programlar itibarıyla imzalanarak Meclise sunuldu. Bunların üzerinde nasıl bir düşünceniz var; kamuoyu gibi biz de bunları öğrenmek, duymak istiyoruz” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>“İHALE KANUNUNU DEĞİŞTİRELİM!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sözlerine 2019 yılı Kamu Alımları İzleme Raporu'nda yer alan ihale rakamlarına ve doğrudan teminlere dikkat çekerek devam eden Sındır, “Bugün komisyonumuza Kamu İhale Kurumu Başkanının yaptığı sunuşta kamu ihale kanunundaki istisnalarla ilgili herhangi bir ifade, bir rakam, bir değer göremedik. 2019 yılı Kamu Alımları İzleme Raporu'nu inceledim, rapor 1 Ocak 2019 - 31 Aralık 2019 arasını kapsıyor. 2019 yılında 142 milyar 727 milyon TL'lik toplam kamu alımı tutarının 18 milyar 69 milyon liralık kısmı yani yüzde 12,66'sı istisnai kapsamda ifade edilmiş. Aynı zamanda 7 milyar 670 milyon da doğrudan temin yani ihale usulleri içerisinde yer almayan ama doğrudan temin olarak kamu alımı yapılmış. Doğrudan temin alımlarının oranı da yüzde 5,37. Kamu İhale Kanunu'nun kapsamına bakarsınız; ‘belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür’ diyor. Oysa, kanunda birçok istisna var, a şıkkından başlıyor, z'ye kadar geliyor, z'de bitiyor, ondan sonra ‘aa’ diye başlamış, kalmış; ab, ac, artık nereye kadar gidecek, zz'ye kadar gidecek herhalde, trafik plakası gibi. Bu kadar istisna yazmak yerine bu kanunu gelin değiştirelim, istisnaları değil de Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayan durumları, istisnai durumları bir kanun haline getirelim” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ŞEFFAF SAYDAM DEĞİL!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu İhale Kanunu’nun 192 kez değiştirildiğini ifade ederek sözlerini sonlandıran Sındır, şöyle konuştu: “istisnai durumlarla ilgili kamu alımlarının 2019 yılında 18 milyar 69 milyon olduğu ifade ediliyor ancak bu istisnaların içerisinde en büyük kamu yatırım ve alkmlarını kapsayan yap-işlet-devret projeleri yok. Bakın, bazı kanunlar var ki kanunun kendi içinde, özelinde Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadığı ifade ediliyor. Bu kamu-özel iş birliği projelerinin yani şehir hastaneleri veya yap-işlet-devretle yapılan bütün yollar, köprüler, otoyollar Kamu İhale Kanunu'ndaki istisnaların içerisinde yer almıyor. Çünkü yap-işlet-devret kanunu kendi içinde kamu ihale kanununa tabi olmadığını düzenliyor ve dolayısıyla kamu ihale kurumu bu projelerin ne olduklarını dahi bilmiyor. Bunların derlenip toparlanması, hepimize saydam bir şekilde tanımlanması gerekiyor. Kamu İhale Kanunu 192 kez değiştirilmiş en son Vakıfbank da kapsam içerisine alındı. Bütün bunlar kaynakların, israfın aslında ve örtülü yapılan iş ve işlemlerin ne boyutta olduğunu gösteriyor. Bütün yap-işlet-devret projeleri tamamen özel hukuk hükümlerine tabi ve ticari sır olarak tanımlandığı için bunların hiçbiri öyle şeffaf ,saydam değil. Bizler bile Milletvekili olarak millet adına bu sözleşmelerin kapsamını maliyetini, yapılan iş ve işlemlerin neler olduğunu maalesef göremiyoruz.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[72 yaşındaki amca 480 lira ile nasıl geçinsin?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/72-yasindaki-amca-480-lira-ile-nasil-gecinsin-120935bad7e33-3230-40d2-a0b2-6c0f60271e062020-11-18T20:26:00+03:00HABER MERKEZİ 72 yaşındaki amca 480 lira ile nasıl geçinsin?

72 yaşındaki amca 480 lira ile nasıl geçinsin?

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, TBMM Genel Kurulunda konuşarak, iktidarın uçuyor dediği ekonominin faturasının giderek ağırlaştığını ortaya koyarak, “Sarayın ekonomi yönetimi felaketle sonuçlandı, ayağını yerden kestiğiniz vatandaşın borcu gırtlağa dayandı, iflaslar arttı, icralar patladı, emeklisi, emekçisi, genci, yaşlısı, mağdur olmayanı kalmadı” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yurttaşların yaşadıkları sıkıntıları sık sık telefonla, mektupla, e-posta ile kendisine ilettiklerini kaydeden CHP’li Akkuş İlgezdi, “72 yaşındaki bir amca mektup yazıp lütfen bunu Meclis’te oku diyor, geçinemiyorum, sesimizi duyur diyor. Aylık 480 lirayla nasıl geçineyim diyor ve en acısı ‘Beni bu duruma düşürenler utansın’ diyerek mektubunu bitiriyor” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YENİ BİR ACI REÇETE DAYATIRSANIZ, ALTINDA KALIRSINIZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşanan ekonomik darboğaz nedeniyle vatandaşın "Artık yeter!" dediğinin altını çizen Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi iktidarı uyararak, “Yoksulluğu ve açlığı reva gören, sefaleti daha da büyüten yeni bir acı reçete dayatırsanız, altında kalırsınız. Yoksulluğu yenmenin, işsizliği bitirmenin tek yolu sosyal devleti yeniden inşa etmek, bunun da ilk adımı kamu yararını gözeten halk bütçesidir. Halkını düşünmeyenlerin yeri de tarihin tozlu sayfalarıdır” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’Lİ ÖZER: BEYCİK ORMANINDA KESİMDEN VAZGEÇİLECEK Mİ?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-ozer-beycik-ormaninda-kesimden-vazgecilecek-mi-1209209e74495-09a4-4bc9-9b87-a42192f99e122020-11-18T20:21:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’Lİ ÖZER: BEYCİK ORMANINDA KESİMDEN VAZGEÇİLECEK Mİ?

CHP’Lİ ÖZER: BEYCİK ORMANINDA KESİMDEN VAZGEÇİLECEK Mİ?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer, Antik Likya Yolu üzerinde yer alan Kemer ilçesi Beycik köyündeki orman kesimini Meclis gündemine taşıdı. Beycik köylülerinin itirazları sonucu durdurulan ancak henüz tamamen kesimden vazgeçilmediği için bölgede tedirginlik yaşandığını ifade eden CHP’li Özer, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye bir soru önergesi verdi. Orman seyreltme yerine düz kesim yapılması nedeniyle köylülerin itiraz ettiğini belirten Özer konuyla ilgili şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DERE YATAKLARI YER DEĞİŞTİRECEK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Köylüler ormandaki kesimin tamamen durdurulmasını istiyor. Bu kesimin hem buradaki Antik Likya Yolu sayesinde yaşanan turizmi baltalayacağını hem de erozyon riski doğuracağını söylüyorlar. Öte yandan bölgedeki dere yataklarının yer değiştirmesi, ekolojik dengenin bozulması, orman içi yaban hayatının zarar görmesi, flora ve bitki örtüsünün de olumsuz etkilenmesi söz konusu. Ayrıca burası Beydağları Milli Parkı’nın sınırında yer alıyor ve endemik bitkiler bir yana türleri azalan hayvanlar, hatta nesli tükenme tehlikesi altındaki Likya semenderi de yaşıyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KÖYLÜNÜN KAYGILARI YERSİZ Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Özer’in Bakan Pakdemirli’ye yönelttiği sorular ise şöyle: “Beycik köyünde nasıl bir orman kesimi yapılmaktadır? Amenajman kurallarına göre mi çalışma yapılmaktadır? Büyümüş ağaçların kesilerek müteahhide satıldığı iddiası doğru mudur? Bu normal bir prosedür müdür? Son on yılda Antalya’da ilgili sektörlerde kullanılmak üzere kesilen ağaç miktarı nedir? Bunun kent ekonomisine katkısı nedir? Beycik köylülerinin orman kesiminin doğada yaratacağı olumsuz etkilere ilişkin itirazları dikkate alınacak mıdır? Söz konusu uygulamadan vazgeçilecek midir? Beycik köylülerinin iddiaları asılsız, kaygıları yersiz midir?”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>*****</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NE OLMUŞTU?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Beycik’te Orman İşletme Müdürlüğü’nün seyreltme yerine düz kesim yaptığını belirten bölge sakinlerinin Kemer Kaymakamlığı’na ve Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne dilekçeyle başvurusu üzerine kesim işlemi geçici bir süreliğine durdurulmuştu. Antalya Orman Bölge Müdürü Vedat Dikici’nin kendilerine cuma günü için randevu verdiğini belirten ve uygulamadan tamamen vazgeçilmesini isteyen köylüler, orman kesimi devam ederse pek çok olumsuzluğun ortaya çıkacağını söylüyor. Bu olumsuzlukları şöyle sıralamak mümkün: Dünyanın en güzel yürüyüş rotalarından olan Likya Yolu cazip olmaktan çıkacak, turizm baltalanacak ve arkeolojik yağma kolaylaşacak. Yetişmiş ağaçların kesimi ile bölgede erozyon riski oluşacak. Dere yatakları yer değiştirecek ve ekolojik denge bozulacak. Orman içi yaban hayatı zarar görecek. Flora, bitki örtüsü önemli ölçüde etkilenecek.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Karabağ’a asker gönderilmesine ilişkin tezkereye “evet” oyu verdi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/karabaga-asker-gonderilmesine-iliskin-tezkereye-evet-oyu-verdi-12091018040bd-261a-4a28-ae02-c5d04f56a8fa2020-11-18T20:16:00+03:00HABER MERKEZİ Karabağ’a asker gönderilmesine ilişkin tezkereye “evet” oyu verdi

Karabağ’a asker gönderilmesine ilişkin tezkereye “evet” oyu verdi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Karabağ’a asker gönderilmesine ilişkin tezkereye “evet” oyu verdiğini açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Azerbaycan'a asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda dün yapılan oylama sonucunda kabul edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM’de Azerbaycan’a Asker Gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi görüşmeleri sürdüğü sırada sosyal medya hesabı @DpGultekinUysal twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda kabul oyu vereceğini söyleyen Demokrat Parti Genel Başkanı Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong><em>“Rusya’nın Türkiye ile ilgili asırlık tezlerinden vazgeçmediği anlaşılıyor”</em></strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px">“Azerbaycan-Ermenistan Ateşkesi diye sunulan belgedeki maddelerden, Rusya’nın Türkiye ile ilgili asırlık tezlerinden ve tutumundan yine vazgeçmediği anlaşılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karabağ’daki işgalin tamamen sona erdirilme imkânı varken Rusya, uluslararası krizi dondurarak her zaman müdahale imkanını elinde bulunduracak bir çerçevede ateşkesi dikte etmiş ve hedefine ulaşmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Rusya’nın asırlardır Türk Dünyası ile bağımızı kopartmak ve doğrudan kara sınırlarımızın kesişmemesi için siyasal kadastro geçirircesine yaptığı müdahalelere karşı siyasal bilincimizi her zaman teyakkuzda tutmalıyız.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong><em>“Türkiye, Azerbaycan ve KKTC siyasi, iktisadi ve askeri işbirliğini daha da derinleştirmelidir”</em></strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm bu fiili gerçekliğe rağmen Azerbaycan işgale büyük ölçüde son verdi ve kazandı. Gönlümüz tüm Karabağ’ın işgalden kurtuluşunu kutlayacağımız gün için coşku ile çarpmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karabağ’daki 30 yıllık işgalin büyük ölçüde bitirilmesinin akabinde TSK’nın Kafkaslardaki varlığı her daim tüm Türk ve İslam Aleminin huzuru ve güvenliğinin teminatıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir Millet, 3 Devlet anlayışı içinde Türkiye, Azerbaycan ve KKTC önümüzdeki süreçte siyasi, iktisadi ve askeri olarak işbirliğini daha da derinleştirmelidir. Buna vesile olması dileklerimle Azerbaycan Tezkeresine Demokrat Parti olarak olumlu KABUL oyu vereceğim.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ayhan Barut, Tarım Bakanına balon balığı ihracatını sordu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ayhan-barut-tarim-bakanina-balon-baligi-ihracatini-sordu-12090b70e9f83-a017-4b29-8afd-7b3d8ac936bc2020-11-18T13:25:00+03:00HABER MERKEZİ Ayhan Barut, Tarım Bakanına balon balığı ihracatını sordu

Ayhan Barut, Tarım Bakanına balon balığı ihracatını sordu

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">"DENİZLERİMİZDE GÖRÜLÜYOR"<br /><br />Tarım ve Orman Bakanı sayın Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlanması talebiyle Meclis'e soru önergesi sunan Ayhan Barut, "Akdeniz ve Ege kıyılarımızda son yıllarda yoğun bir şekilde görülmeye başlanan ve zehrinin siyanürden bin 200, morfinden 3 bin kat daha etkili olduğu söylenen balon balıkları herkesi tedirgin ediyor. Halk sağlığını tehdit ettiği gibi balıkçıların ağlarına ve oltalarına da zarar veriyor" dedi.<br /><br />"ÖLÜMCÜL DERECEDE ZEHİRLİ VE AVLANMASI YASAK"<br /><br />Hint Okyanusu kökenli olan balon balıklarının Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz'e gelerek buradan yayıldığına dikkat çeken Barut, "Bu balığın Türkiye'de ticari avlanması ve kıyıya çıkarılması yasak. Oltayla avlananlar bu balığı yakalayabiliyor ama öldürücü etkide zehirli olduğu için tüketilmemesi gerekiyor. Amatör balıkçılar tarafından yakalanan bu ölümcül zehirli balıklar insanların yanı sıra kedi ve köpek gibi evcil hayvanlar için de risk teşkil ediyor" diye konuştu.<br /><br />"1 YILDIR AÇIKLAMA YOK"<br /><br />Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye seslenen Ayhan Barut, şunları kaydetti:<br />"Balon balıklarının derisinde, kas yapısında, iç organlarında, karaciğerlerinde, üreme organlarında tetrodotoksin (TTX) denilen zehir bulunuyor. Söz konusu zehirin, kanser tedavisinde kullanımı, ağrı kesici ve bağımlılık tedavisinde kullanımına yönelik bilimsel araştırmaların olduğu belirtiliyor. Yaklaşık 1 yıl önce yapılan III. Tarım ve Orman Şurası'nın açılışında basın mensuplarıyla bir araya gelen Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, 'Balon balığı için Kanada'nın kanser ilacı yapımına dair talebi söz konusu. 5 bin tona kadar bir talep var. Balon balığı zehir saçmayacak, balon balığı ilaç olacak diyoruz' dedi. Ancak aradan geçen bir yıllık zaman zarfında bu uygulamaya dair hiçbir yeni açıklama yapılmadı."<br /><br />"BUGÜNE DEK İHRACAT YAPTINIZ MI?"<br /><br />CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut'un, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin yanıtlaması istemiyle Meclis'e sunduğu önergede şu sorulara yanıt isteniyor:<br />"1- Balon balıklarının Kanada'ya ihracı uygulaması ne durumdadır/ hangi aşamadadır?<br />2- Hangi balon balığı türlerinin ihraç edilmesi planlanmaktadır?<br />3- Balon balıkları Kanada'ya ihraç edilirse hangi ilaçların hammaddesi olarak kullanılacaktır?<br />4- Kanada'daki ilaç firmasının ismi nedir? Ürettiği/üreteceği ilaçların kullanılabilirliğine dair yetkili kuruluşlardan gerekli onayları var mıdır?<br />5- Balon balığı zehri (Tetrodotoksin/TTX) içeren bu ilaçların modern tıpta kullanımı var mıdır?<br />6- Temmuz ayında Antalya'da bir vatandaşımız Benekli balon balığı (L. sceleratus) tüketerek hayatını kaybetmiştir. Bu uygulamanın yeni zehirlenme vakalarının önüne geçebileceği düşünülüyor mu?"</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Öztunç’tan Bakan Koca’ya: “Bu Tablonun Sırrı Nedir?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/oztunctan-bakan-kocaya-bu-tablonun-sirri-nedir-1208979e6a5c1-647e-4dc8-afde-d6ce3f8442ac2020-11-18T13:22:00+03:00HABER MERKEZİ Öztunç’tan Bakan Koca’ya: “Bu Tablonun Sırrı Nedir?

Öztunç’tan Bakan Koca’ya: “Bu Tablonun Sırrı Nedir?

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Pandemi günlerinde Sağlık Bakanlığı tarafından günlük olarak açıklanan verilerle, özellikle Türk Tabipleri Birliği(TTB) başta olmak üzere, sahada bizzat çalışmalar yürüten kuruluşlardan gelen veriler birbiri ile örtüşmüyor. Vatandaşların da artık iyiden iyiye hastane işlerinde yoğunluktan mağdur duruma düşmeye başlaması, ‘acaba hükümet pandemiyle mücadele yerine gerçeklerden uzak pembe koronavirüs tablosu çizmekle mi meşgul’ sorunu akıllara getiriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“RAKAMLAR İNANDIRICI DEĞİL”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tartışmaları Meclis çatısına altına taşıyan CHP’li Ali Öztunç önergesinde, “Covid-19 virüsü ile ilgili her akşam Sağlık Bakanlığınca açıklanan verilerin TTB’nin açıkladığı verilerle örtüşmediği sık sık dile getirilmektedir. 24 Ekim günü TTB’nin GYK toplantısında 23 ildeki günlük PRC(+) sayısının 20.595 – 21.195 aralığında olduğu, aynı gün Sağlık Bakanlığın açıkladığı verilerde ise 2.091 olduğu görülmektedir. Nüfusu Türkiye’den az olan birçok Avrupa ülkesinde açıklanan günlük Covit-19 verileri 30.000 - 40.000 arasında olurken Türkiye’de açıklanan verilerin 1.000 – 2.000 arasında açıklanması kamuoyuna inandırıcı gelmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü de bu rakamları sağlıklı bulmadığını ifade etmektedir” cümlelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TÜRKİYE’NİN AŞI KONUSUNDA BİR GİRİŞİMİ VAR MI?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Öztunç’un Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya, Kamuyu Adına Yazılı Olarak Cevaplandırması İstemiyle Verdiği Sorular Aynen Şu Şekilde;</strong></span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı ile TTB’nin açıkladığı verilerdeki tutarsızlığın sebebi nedir? Bu verilerin hangisi doğrudur?</span></li><li><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığının açıkladığı günlük Covid-19 sayılarının düşük gösterilmesinin sebebi nedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Nüfusu Türkiye’den az birçok Avrupa ülkesinin açıkladığı yüksek oranlar karşısında, Türkiye’nin Avrupa ülkelerine oranla çok daha az sayıda bir oran açıklamasının sırrı nedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Aşı konusunda birçok Avrupa ülkesi etkili bir aşının bulunması durumunda ülkeler ilk önce kendi vatandaşlarının bundan yararlanması için araştırma yapan aşı adayı ilaç şirketlerine para yatırıyor, onlara ortak oluyor veya sözleşme imzalıyor. Türkiye’nin bu konuda bir girişimi var mıdır?</span></li></ol><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Türkiye Jeolojik Araştırmalar Kurumu oluşturulsun]]>https://www.haberanaliz.net/haber/turkiye-jeolojik-arastirmalar-kurumu-olusturulsun-12088e85aebba-3053-478e-97cd-b63601e100ac2020-11-18T13:19:00+03:00HABER MERKEZİ Türkiye Jeolojik Araştırmalar Kurumu oluşturulsun

Türkiye Jeolojik Araştırmalar Kurumu oluşturulsun

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Deprem Araştırma Komisyonu Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, imar, afet, yapı üretim ve denetimiyle kentsel dönüşüm kanunlarının birbiriyle entegre olarak düzenlenmesinin gerekliliğine dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM’de düzenlenen Deprem Araştırma Komisyonu toplantısında konuşan Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Şevkin, Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) kuruluş felsefesine uygun olarak yeniden yapılandırılması gerektiğini, sürece göre kentsel yerleşim birimleri içerisinde kalan çöküntü alanlarıyla yerleşime açılmış jeolojik riskli alanlarda kurulu yapıların bertaraf edilmesinin yanı sıra bu alanlara yerleşen vatandaşlarla, kent yoksulları için sosyal konutlar üreten bir yapıya dönüşmesinin gereğine işaret etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Türkiye’de arsa ve arazi rantının önüne geçecek uygulamaların hayata geçmesinin önemine vurgu yapan Dr. Şevkin, ülkemizde dağınık ve yetersiz altyapıya karşın dünya örneklerine bakıldığında arazi çalışmaları, jeoloji, yapısal jeoloji, tektonik, jeomorfoloji, paleosismoloji gibi aletsel sismik veri kaynaklarını tutan, değerlendiren ve yorumlayan hatta kamuoyuna bilgi aktaran kurumların aynı çatı altında örgütlendiğinin görüldüğünü dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE FAY HARİTASINA DİKKAT ÇEKTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Dr. Şevkin, “Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri'nde "USGS" Amerika Jeolojik Araştırma Kurumu var. Bütün verileri topluma kamuoyuyla o paylaşır ve orada bu bilgiler toplanır. İngiltere'de "BGS" İngiliz Jeoloji Araştırmaları, Japonya'da da benzer kurumlar var. Ülkemizde bu kurumların tam karşılığı olabilecek bir yapılanma bulunmamaktadır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Deprem Komisyonu’nun da benzer kurumların kurulması için öneri getirebileceğini, adının da "Türkiye Jeolojik Araştırmalar Kurumu" veya "Türkiye Afetler Araştırma Kurumu" olabileceğini belirten Dr. Şevkin,&nbsp; Türkiye fay haritasının 10 yılda bir yenilenmesi çağrısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Valiliklerde, İl Özel İdarelerinde, büyükşehir belediyelerinde ‘Doğal Afetler Daire Başkanlığı’ kurulabileceğini, başkanlık idaresinde oluşacak jeoloji şube müdürlüklerinin afet riskini azaltacak önemli unsurlar olacağını kaydeden Dr. Şevkin, “Yapı üretim süreçleri yeniden tanımlanmalı, etüt ve proje aşamasından başlayarak yapı üretim ve bakım onarımını da kapsayacak şekilde kamusal sorumluluk anlayışı çerçevesinde sivil toplum kuruluşlarının da içinde olduğu bir denetim mekanizması kontrolünde gerçekleştirilmelidir” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">1959 yılında 7269 sayılı, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla alınacak tedbirlere ilişkin bir yasa çıkarıldığını ve bu yasada ne yazık ki günümüze kadar köklü bir değişiklik yapılmadığını dile getiren Dr. Şevkin, “ 1985'te, depremi ve imarı ilgilendiren 3194 sayılı İmar Kanunu çıkmış. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu 2004'te, 5393 sayılı Belediye Kanunu 2005'te, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun 2012'de, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu 2012'de çıkmış; 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu da bunların içerisinde. Deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrasında alınacak önlemlere ilişkin çalışmalar yapılması çok önemli” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şubat ve Temmuz aylarında iki ayrı ‘Fay Yasası’nı grup başkanvekilleri ve genel başkan yardımcılarının desteğiyle meclise sunduğunu hatırlatan Dr. Şevkin, “Türkiye’deki 3 ayrı depremde can ve mal kaybı yaşanmasına rağmen fay yasasının mecliste görüşülmediğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YOĞUN SİSMİK HAREKETLİLİK…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) hazırladığı deprem bölgeleri haritasına göre 18 il, 82 ilçe ve 502 köy/mahallenin doğrudan 5 ve üzeri büyüklükte deprem üretebilecek faylar üzerinde yer aldığını belirten Dr. Şevkin, “Yani 100 bin konut ve 500 bin nüfusu ilgilendiren bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Kuzey Anadolu fay kuşağı, Güneydoğu Anadolu fay kuşağı ve İzmir'de birbirine paralel 17 fay kuşağının bulunduğu, son derece sismik hareketliliğin olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Anadolu coğrafyası, 2 parmağımızın içerisinde zeytini sıktığınızda nasıl fırlarsa bu şekilde bir Kuzey Anadolu fay kuşağı ve Güneydoğu Anadolu fay kuşağının doğrudan etkisi altındadır. Yoğun bir sismik hareketlilik içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Depremde bir çok yapının yıkıldığı İzmir-Bayraklı ilçesinin aslında ‘Bornova’ olarak bilindiğini, 300 metreye yakın alüvyoner bir dolgu üzerinde ve 20-30 metreye yakın batak balçık niteliğinde, yeraltı su seviyesinin de yüksek olduğu bir alanda yer aldığını belirten Dr. Şevkin, 4 bine yakın binanın hasar görmesinin ovalardan ne kadar uzaklaşılması gerektiğini ortaya serdiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meclise sunulan iki ayrı fay yasasındaki kastın tıpkı sit alanlarında ve yüksek gerilim hatlarında olduğu gibi bilimsel çalışmalarla, vatandaşı mağdur etmeden fay zonlarında yapılaşma yasağı getirilmesini öneren Dr. Şevkin, bölgesel ölçekte deprem başta olmak üzere mutlaka doğal kaynaklı afet odaklı mükemmellik merkezleri kurulmasını, Ege'de, Karadeniz'de, Güneydoğu Anadolu'da özellikle afet riskinin yüksek olduğu yerlerde sel afetiyle karşı karşıya kalındığına dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“YAPI ÜRETİM SÜREÇLERİ YENİDEN TANIMLANMALI”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Türkiye’nin bölgeler bazında heyelan, kaya düşmesi, taşkın, çığ düşmesi gibi konularda afet risk haritası oluşturmasının önemini anlatan Dr. Şevkin, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Fay Yasası çıkarılarak mevcut yerleşim alanları içerisinde kalan faylar ve yakın alanlar tampon bölge ilan edilmeli. Kentsel dönüşümde parsel bazında dönüşüm değil ada bazlı ve afet riski bazlı olarak ele alınarak yapılmalı. Yapı üretim süreçleri yeniden tanımlanmalı, etüt ve proje aşamasından başlayarak yapı üretim ve bakım onarımını da kapsayacak şekilde kamusal sorumluluk anlayışı çerçevesinde yapı üretim süreçleri sivil toplum kuruluşlarının da içinde olduğu bir denetim mekanizması kontrolünde gerçekleştirilmelidir diyorum.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürsel Tekin'den "Emeklilikte yaşa takılanlardan sonra emeklilikte prime takılanlar sorununa hazır olun" uyarıs]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gursel-tekinden-emeklilikte-yasa-takilanlardan-sonra-emeklilikte-prime-takilanlar-sorununa-hazir-olun-uyaris-1208760dcfced-6398-4eba-85c6-131715b4c8342020-11-18T13:15:00+03:00HABER MERKEZİ Gürsel Tekin'den "Emeklilikte yaşa takılanlardan sonra emeklilikte prime takılanlar sorununa hazır olun" uyarıs

Gürsel Tekin'den "Emeklilikte yaşa takılanlardan sonra emeklilikte prime takılanlar sorununa hazır olun" uyarıs

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tekin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">İktidarının koronavirüs gerekçesiyle Nisan ayında hayata geçirdiği ücretsiz izin uygulaması, çalışanları her açıdan mağdur etmeye devam ediyor. Nisan-Kasım arası dönemde 2 milyondan fazla çalışan ücretsiz izne çıkarıldı. Ücretsiz izinde olan çalışanların emeklilik primleri ödenmezken, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “prim yatırılmayan dönemler için borçlanma ve benzeri imkânlara önümüzdeki dönemde bakacağız” diyerek geçiştiriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu belirsiz durum neticesinde milyonlarca çalışanında emekli olma hakkı açıkça gasp edilmiş oluyor. Yıllarca çalışıp emek verdikten sonra sağlıklı, huzurlu ve rahat bir emeklilik geçirmek zaten mümkün değildi. Şimdi ise hayal etmek bile güçleşiyor. Milyonlarca EYT’li mağdur yetmezmiş gibi şimdi de milyonlarca EPT’li (Emeklilikte Prime Takılan) mağdur yaratılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ücretsiz izne çıkartılan çalışanlar, resmi işsiz rakamları içinde görünmediği için işsizlik oranları olduğundan daha düşük görünüyor. Kasım ayı itibariyle 2 milyonu geçen ücretsiz izne çıkartılanlar TÜİK’in işsizlik oranı hesapları içinde yer almıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışanlar ödenmeyen günlerin primini kendi cebinden karşılamak zorunda kalacak. Buradan İktidara çağrı yapıyorum, ücretsiz izine çıkarılan tüm çalışanların ödenmeyen primleri acilen İşsizlik Sigortası Fonundan ödeyin. Sigorta primleri yatmadığı için kıdem ve emeklilik hakkı zora giren çalışanlara en kötü ihtimal sadece işçi hissesi oranında isteğe bağlı prim ödeme hakkı tanıyın. Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayan bu adaletsizliğe derhal son verin. Ücretsiz izin uygulamasının yarattığı mağduriyetlere son verilmediği takdirde milyonlarca yurttaş EYT meselesinde olduğu gibi büyük bir sosyal ve ekonomik sorunla karşı karşıya kalacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer bir sorun ise pandemi sürecinde kullandırılan ücretsiz izinlerin kıdem tazminatı ve ücretli izin hesabında dikkate alınıp alınmayacağı hususudur. Ücretsiz izin sürelerinin kıdem tazminatına eklenmesi ve yıllık ücretli izne hak kazanılması için gereken sürenin hesabında çalışılmış süre olarak kabul edilmesine ilişkin olarak İş Kanunu'nda gerekli düzenlemeler acilen yapılmalıdır.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Veteriner Hekim atamaları ne zaman yapılacak…]]>https://www.haberanaliz.net/haber/veteriner-hekim-atamalari-ne-zaman-yapilacak-120865f7cbe1c-9df0-4a50-87f5-b751c8933d3d2020-11-18T13:12:00+03:00HABER MERKEZİ Veteriner Hekim atamaları ne zaman yapılacak…

Veteriner Hekim atamaları ne zaman yapılacak…

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde görev yapan yaklaşık 8 bin veteriner hekimin iş yükünün gereğinden fazla olduğu tüm meslek odaları ve birlikleri tarafından dile getirilmekte olduğunu belirten GÖKER, <strong>“Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde görevlendirilmek üzere veteriner hekim atama duyurusu geçtiğimiz mart ayında yayınlanmış ve buna göre 790 veteriner hekimin atanacağı belirtilmiştir” </strong>dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Eski Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba tarafından Veteriner Hekim, Gıda-Ziraat-Su Ürünleri Mühendislerine ve teknikerlere 10.551 personel ataması sözü verildiğiniancak sonrasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Bakanlık değişimi nedeniyle verilen sözlerin havada kaldığını söyledi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Son yıllarda dünyada zoonotik hastalıkların giderek artış gösterdiğini belirten CHP’li Vekil,<strong>“Hayvanlardan insanlara geçen bu hastalıkların veteriner hekimler tarafından daha hayvan boyutundayken engellenemez ise insan sağlığı açısından nelere sebep olabileceği yaşayarak görülmekte ve aşı çalışmalarının önemi ortaya çıkmaktadır. Covid-19 salgını ile bir kez daha anlaşılmıştır ki zoonotik hastalıklarla mücadele, veteriner halk sağlığı, gıda güvenliği ve diğer faaliyet alanlarıyla insan sağlığına hizmet eden veteriner hekimlik mesleği ön plana çıkmaktadır” </strong>diyerek Bakanlığa birtakım sorular yöneltti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CHP Burdur Milletvekili Dr. Mehmet GÖKER yazılı soru önergesinde şu sorulara yer verdi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlığınızın resmi verilerine göre atama bekleyen Veteriner Hekim sayısı kaçtır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamuda bulunan Veteriner Hekim ihtiyacı ne kadardır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Atanmayı bekleyen Veteriner Hekimlerimiz için ihtiyaç nispetinde kadro açılması hakkında bakanlığınızca yürütülen herhangi bir çalışma var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Eğer bir çalışma varsa söz konusu atamalar ne zaman yapılacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 salgınında aşı çalışmalarında aktif olarak yer alan Veteriner Hekimlere Sağlık Bakanlığı bünyesinde kadro açılması planlanmakta mıdır?</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Milletvekili Sındır, “Cari açık ve işsizlik ancak üretimle azaltılabilir!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milletvekili-sindir-cari-acik-ve-issizlik-ancak-uretimle-azaltilabilir-12085780714ad-34d9-4d22-8982-d7ad2e08fccc2020-11-18T13:09:00+03:00HABER MERKEZİ Milletvekili Sındır, “Cari açık ve işsizlik ancak üretimle azaltılabilir!”

Milletvekili Sındır, “Cari açık ve işsizlik ancak üretimle azaltılabilir!”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>“BEKLENTİLER GERÇEKLEŞMİYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomide ihracat odaklı üretime ve katma değeri yüksek teknoloji üretimine dayalı politikaların esas alınması gerektiğini ifade ederek sözlerine başlayan Sındır, “Bir ülkenin sanayileşmesiyle beklenen nedir? Sanayi ürünleri üretiminin, ihracatının ve bu ürünlerin ihtiyacı olan hammadde üretiminin ve gerek duyulduğunda hammadde ithalatının artması beklenir. Kapasite kullanım oranının tam olarak yüzde yüze yakın olması beklenir. Dış ticaret hacminin ve dış ticaret dengesinin pozitife dönmesi, AR-GE yatırımları ve paralelinde üretimin artması, tarım sektöründe de doğal olarak büyüme yaşanması beklenir. İşsizliğin azalması ve hatta ortadan kalkması yaratılan istihdamla beklenir. Nitelikli iş gücünün doğal olarak artması, milli gelirde ve kişi başına millî gelirde büyüme yaşanması ve daha birçok şey söylenebilir. Şimdi, bu bahsettiğim beklentiler gerçekleşiyor mu? Tabi ki hayır. Cari açık ve işsizlik ancak üretimle azaltılabilir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“AR-GE’YE AYRILAN BU BÜTÇEYLE DÜNYAYLA YARIŞMA ŞANSIMIZ YOK”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gayrisafi yurtiçi hasılada AR-GE payına dikkat çeken ve AR-GE harcamalarına ayrılan bütçeyle diğer ülkelerle yarışmanın mümkün olmadığını ifade eden Sındır, “AR-GE’nizi diğer ülkelerle rekabet ederek daha ileriye taşımak istiyorsanız, bunun oransal değil rakamsal değerine bakmanız lazım. İsrail, 16,35 milyar dolar, Kore 95,5 milyar dolar, Japonya 173 milyar dolar, Almanya 129,6 milyar dolar, ABD'e 551 milyar dolar AR-GE’ye bütçe ayırmış. 5 milyonluk bir ülke olan Singapur bile AR-GE’ye 9,89 milyar dolar ayırıyor. Türkiye 8 milyar dolar, tabii bu 6,9 TL'lik kur üzerinden, bunu yaklaşık 8 lira üzerinden düşünecek olursanız 7 milyar doları geçmiyor. AR-GE’ye ayrılan bu bütçeyle dünyayla yarışma şansımız yok. AR-GE'ye yönelik yapılacak yatırımlar, yüksek teknolojik ürün bazında da Türkiye'nin geleceğini mutlaka çok olumlu yönde etkileyecektir. Cari açığı, özellikle yüksek teknolojik ürün ihracatını arttırmakla azaltabiliriz. Tabii ki hukuk devletini, öngörülebilir bir piyasa düzenini ve kurumların bağımsızlığını sağlamak, yabancı yatırımcı özelinde gerekli güvenceleri yaratmak, yeni bir vergi düzenini getirmek olmazsa olmaz yapısal reformlardır. Bunlar olmaksızın yeni ve model olarak anlatılan her senaryo görevini daha geçen hafta bırakan Berat Albayrak'ın geçmişten bugüne hatalar zincirinden farklı olmayacaktır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“DIŞ TİCARET AÇIĞIMIZ YÜZDE 76 BÜYÜDÜ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye ekonomisindeki daralmanın durdurulamaz bir hal aldığını ifade eden Sındır, “imalat sanayisinde dünyadaki ihracat payımız sadece binde 8,9; yüzde 1 bile değil. Bu şartlarda büyümemizi Almanya'nın bizi kıskanmasıyla ya da Amerika'nın çelme takmasıyla açıklamak pek gerçekçi değil. Ocak - Ağustos 2020 döneminde imalat sektörü ihracatı yüzde 13,3 gerilerken madencilik ve taş ocakçılığı yüzde 19 daralmış. Ocak-Ekim 2020 döneminde ihracatımız yüzde 9 daralarak 135,7 milyar dolara, yüzde 2,2 artan ithalatımız 175,9 milyar dolara çıkmış durumda. İlk on ayda dış ticaret açığımızın yüzde 76 büyüdüğü ve açığın 40 milyar doları aştığı bir ekonomik modelde sanayi ve ticaret politikasının başarısından nasıl söz edebiliriz? Böylesi bir modelde kronikleşmiş dış borç, reel sektör döviz açığının 165,2 milyar dolara çıkması, TL'deki aşırı değer kaybı ve cari açık, corona salgınındaki daralmalar da bir arada ve bunlar bir yerde bahane edilerek geçiştirilemez. Yabancıların ülkemizde tuttuğu sıcak paranın 55 milyar dolara kadar inmesini, dolarizasyonun yüzde 57'ye kadar tırmanmasını izah edemez. Bakınız kilogram başına son beş yılda ihracatımızın birim miktar değeri 1,69 dolara kadar geriledi. 2015 sonunda 1,81 doları bulan ihracatın birim değer bazında kilogram fiyatı ihracat artsa bile düşmeye devam ediyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“İŞSİZ SAYISI GEÇEN YILA GÖRE 1 MİLYON 382 BİN KİŞİ ARTTI”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'de işsizliğin değil iş arayanların azaldığının altını çizen Sındır, “Türkiye’de artan nüfusuna iş bulabilmek için her yıl en az 1 milyon iş yaratılması gerekiyor. Türkiye'de iş gücünde yaşanan azalmanın 975 bini istihdamdaki daralmadan, 456 bini ise resmi işsiz sayısındaki azalmadan kaynaklanıyor. İşsizlik değil, Türkiye’de iş arayanlar azalıyor, ‘umutsuzlar’ diye nitelendirilen ve işsiz olduğu halde son dört hafta içerisinde iş aramayanların sayısında son bir yılda 1 milyon 835 bin kişilik artış yaşandı. TÜİK'in işsiz kabul etmediği işsizlerin de dahil edilmesiyle Türkiye'de gerçek işsiz sayısının geçen yıla göre 1 milyon 382 bin kişi arttığını, 8 milyon 354 binle gerçek işsizlik oranında yüzde 19,6'dan yüzde 23,3'e çıktığını söyleyebiliriz. Bu kısa süreli çalışma ödenekleri ve son dönemdeki uygulamalar sonucunda Türkiye'deki geniş anlamda işsiz sayısının ise 10 milyon 287 bine, iş gücüne oranının da yüzde 28,6'ya kadar yükseldiğini görüyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“İTHALATA VE TÜKETİME DAYALI BİR EKONOMİK MODEL”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomide yaşanan kötü gidişatın ve sorunların kaynağında yönetim zafiyeti olduğunu ifade eden Sındır sözlerini şöyle sonlandırdı: “üretimde, finans sektöründe, üretimin bütün sektörlerinde, tarımda, sanayide, madencilikte, hizmet sektörlerinde alınan yanlış kararlar, izlenen yanlış politikalar içinden çıkılmaz sorunları peş peşe getiriyor. Liyakatten uzaklaşan devlet yönetimi, kamu harcamalarında kimi zaman israf, çeşitli istisnalarla denetimden kaçırılan ihalelerle birtakım yandaş sermayeyi kollayan uygulamalar, kararlar, dışlayıcılık, kayırmacılık, nepotizm, şeffaflıktan ve hesap verilebilirlikten uzaklaşmak, iktidara olan güveni yerle bir ediyor. Üreterek büyümek ve üretime dayalı istihdam yerine, ithalata ve tüketime dayalı bir ekonomik modeli önceleyen anlayış, ortak akıl yerine dayatmacı, dikte eden ve baskıcı bir tek adam aklının koşulsuz ve sorgusuz kabulü, meritokrasiden, demokrasiden uzaklaşan ve yerine otokrasiyi egemen kılan bir yönetim anlayışı ise ekonomide birçok sorunu da yumak hâline getirebiliyor.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Feridun Bahşi'den İçişleri Bakanına Suriyeli Sorusu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/feridun-bahsiden-icisleri-bakanina-suriyeli-sorusu-12084ae6bcb1a-fd0c-4229-867c-8aec8836c0ac2020-11-18T13:05:00+03:00HABER MERKEZİ Feridun Bahşi'den İçişleri Bakanına Suriyeli Sorusu

Feridun Bahşi'den İçişleri Bakanına Suriyeli Sorusu

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong><em>&nbsp;İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun BAHŞİ, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ nun cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.</em></strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Milletvekili Bahşi önergesinde şu ifadelere yer verdi;&nbsp;Türkiye’de yaşayan ve 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanuna göre “geçici koruma” kapsamında hukuki statüye sahip olan Suriyeli göçmenler, İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde ÖSO bayrakları açıp sokağa inerek eylem yapmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">2911 sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 3. Maddesinin ikinci fıkrasında “Yabancıların bu Kanun hükümlerine göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeleri, İçişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. Yabancıların bu Kanuna göre düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde topluluğa hitap etmeleri, afiş, pankart, resim, flama, levha, araç ve gereçler taşımaları, toplantının yapılacağı mahallin en büyük mülkî idare amirliğine toplantıdan en az kırksekiz saat önce yapılacak bildirimle mümkündür.” denmektedir.</span></p><p style="margin-left:7.15pt"><span style="font-size:18px"><strong><em>Antalya Milletvekili Feridun BAHŞİ İçişleri Bakanına şu soruları yöneltti;</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1-&nbsp;Suriyeli sığınmacılar bu eylemleri yapmak için kanun doğrultusunda İçişleri Bakanlığından izin almışlar mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">2-Suriyeli sığınmacılar bu gösteri ve yürüyüşlerinde taşıdıkları pankart ve bayraklar için Valilikten izin almış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">3-Eğer izin alınmamışsa Arapça yazılı bezler, ÖSO ve El Nusra bayraklarının açıldığı eylemlere emniyet güçleri neden izin vermiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px">4- Sokaktaki vatandaşın maske takmaması konusunda sıkı denetimler sürerken, bu tür eylemlere neden müdahale edilmemiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px">5- Suriyeli sığınmacıların yaptığı bu tür eylemlerin ülkenin geleceği için büyük tehlike olduğunu düşünüyor musunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">6- Somalı madencilerin konuşamadığı, röportaj bile veremediği ülkemizde bu ÖSO bayraklı sığınmacıların gösteri yapmasına göz yumulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[OKUL GIDASI LOGUSUNUN KRİTERİ BELLİ DEĞİL]]>https://www.haberanaliz.net/haber/okul-gidasi-logusunun-kriteri-belli-degil-1208372012e7a-f0fe-443f-a801-e6824fb7a3f22020-11-18T13:02:00+03:00HABER MERKEZİ OKUL GIDASI LOGUSUNUN KRİTERİ BELLİ DEĞİL

OKUL GIDASI LOGUSUNUN KRİTERİ BELLİ DEĞİL

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, konuyu soru önergesiyle Tarım ve Orman Bakanlığına taşıdı. Bakan Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle verdiği önergede,22 Ekim’de yayınlanan “Okul Gıdası Hakkında Tebliğ” de okul gıdası logosuna karar verecek komisyon üyelerinin seçimi ve gıdaların değerlendirme kriterleriyle ilgili eksiklerin olduğunu belirterek şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NE ÜYELER NE DE GIDA KRİTERLERİ BELLİ </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Okul gıdası logosunun verilip verilmeyeceğine Tarım ve Orman bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığından olmak üzere toplam 7 uzmandan oluşan bir komisyon karar verecek. Ancak komisyon üyelerinin seçiminin nasıl yapılacağı, uzmanlık alanlarının ne olacağı ve belki de en önemlisi çocukların tüketeceği gıdaların seçim kriterinin nasıl ele alınacağı konuları tebliğde belirtilmemiştir. Tebliğde yaratılan bu muğlaklık halk sağlığı açısından çok önemli olan bir konuda büyük boşluklar yaratmıştır. Bu açıdan bakıldığında komisyonun çalışma esaslarının bilimsel esaslar yerine bürokratik işlemlere dayanacağı düşünülmektedir. Komisyonun geniş katılımlı olarak oluşması ve başta halk sağlığı uzmanlarını, pediyatristleri ve gıda mühendislerini içermesi gerekmektedir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MEYVELİ SÜTLER ZEHİR SAÇIYOR </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Obezite ülkemizde giderek artmakla birlikte çocuklarda aşırı kilolu olma hali ve sağlık sorunları devletin uygulamış olduğu gıda politikasıyla paraleldir. Bu sağlık sorunun temel sebebi, tüketilen şeker miktarıyken çocuklar, paketli gıdalardan inanılmaz düzeyde rafine şeker almaktadır. Çocuklar için üretilen meyveli içme sütlerin sadece bir kutusunda 7 küp şekere kadar kesme şeker bulunmaktadır. Çocukların çevresini yüksek miktarlarda şeker içeren binlerce yiyecek ve içecek sarmışken, bu durumu anne babaların bilinçli tercihlerine bırakmak yerine devlet politikaları geliştirmek gerekmekte ve okullarda bu gıdalara geçit verilmemelidir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>1.8 MİLYON ÇOCUK OBEZ </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">82 milyon olan Türkiye nüfusunun 3 milyon kadarı ise morbidobez. Bu 3 milyon morbidobezin de yüzde 60’ı yani yaklaşık 1.8 milyonu 18 yaş altı morbidobez çocuklardan oluşuyor.Yetersiz, dengesiz veya yanlış beslenme bir çocuğun hak ve hürriyetlerini ihlal etmekle birlikte genel sağlık durumunu bozuyor. Çocukların yüksek miktarda şeker içeren fastfood ve abur cubur gıda ürünlerine kolayca erişebiliyor olmaları obezite sorununun kritik önem taşıyan noktasıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Bülbül Bakan’a komisyon üyelerinin ataması nasıl yapılacağını ve okul gıdası logosu verilmesi kriterlerinin yanı sıra “Gıdalar üzerinde yapılacak analizler kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?” diye sordu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Adana’da 18 yılda en az 100 fabrika kapandı!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/adanada-18-yilda-en-az-100-fabrika-kapandi-12082a42394fe-776c-4e8d-b762-ae25c41a72f12020-11-18T12:59:00+03:00HABER MERKEZİ Adana’da 18 yılda en az 100 fabrika kapandı!

Adana’da 18 yılda en az 100 fabrika kapandı!

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin,&nbsp;Adana’da son 18 yılda en az 100 fabrikanın kapısına kilit vurmak zorunda kaldığını belirtti.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2021 yılı bütçe görüşmelerinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'a işsizlikten kırılan Adana ve ilçelerine yatırım çağrısında bulunan Dr. Şevkin,&nbsp;ülkenin köklü sanayicilerinin bile müteahhit veya AVM’ci olduğunu, Türkiye’nin bunu kaldıramayacağını vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">2013’de 958 milyar dolar olan milli Türkiye’nin milli gelirinin bu yıl iktidarın tahminine göre 702 milyar dolar olacağını ama bu tahminin de hayalden öteye geçmeyeceğini kaydeden Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi Dr. Şevkin, “Ve belki de en önemlisi Türkiye, Uluslararası Para Fonu’nun tahminlerine göre, önümüzdeki yıl ilk 20 ekonomi arasından düşme tehdidi ile karşı karşıya” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YATIRIMCI ÜRKÜYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin büyümesini sağlayacak yegane unsurun üretim ve istihdam olduğuna işaret eden Dr. Şevkin, 2013’den bu yana tek adam parti devleti rejimine geçiş için milletin çok yorulduğunu, ardı ardına gelen seçimler, referandumlar ve hain darbe girişimi nedeniyle ekonominin dip yaptığını vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Olumsuzlukların bahane edilerek hukuk devletinin çökertilmesi ve son iki yıldır izlenen otoriter politikaların hem içerideki, hem de dışarıdaki yatırımcıyı ürküttüğünü kaydeden Dr. Şevkin, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Son iki yıldır ülkede yatırım yapılmıyor. Yatırım harcamaları reel olarak sürekli geriliyor. Benzer gelişen ve yükselen ekonomilerde yatırım harcamalarının milli gelir içindeki payı yüzde 32-33 seviyelerinde, bizde ise yüzde 25 bile değil. Benzer ekonomilerden olumsuz ayrışıyoruz. Peki, yatırım olmadan, aş iş nasıl büyüyecek? Sanayileşme olmadan Türkiye nasıl kalkınacak? Buna Sayın Bakan’dan bir cevap bekliyoruz. 18 yıldır izlenen yanlış politikalar ülkemizi “erken sanayisizleşme tuzağına” düşürdü. Ülkenin köklü sanayicileri bile müteahhit veya AVM’ci oldu. Türkiye, bunu kaldıramaz. Dünya Bankası verilerine göre sanayi katma değerinin milli gelirimiz içindeki payı yüzde 27 civarında. Meksika’da aynı oran yüzde 30, Kore’de yüzde 33, Endonezya’da yüzde 38. Çin’de yüzde 39. Tüm bu ülkeler bizim rakiplerimiz. Türkiye’de de aynı oran 2000’lerin başına kadar hep yüzde 30’un üzerindeydi.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ADANA’DA 100 FABRİKA KAPANDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Adana’nın erken sanayisizleşme sorunu nedeniyle en çok acı çeken illerden biri konumunda olduğunu dile getiren Dr. Şevkin, “En son TEMSA gibi bir markayı kaybetmek üzereydik. Yerel yönetimimiz ve tüm Adana’nın devreye girmesiyle bu sorun şimdilik aşıldı” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Buna karşılık Adana’nın kaybettiği çok büyük tesislerin, markaların olduğuna işaret eden CHP’li Dr. Şevkin, “Bu markaları nereye koyacağız?&nbsp;Binlerce işçi çalıştıran&nbsp;Çukobirlik, Sümer Holding,&nbsp;&nbsp;Adana Çırçır İşletmesi,&nbsp;Paktaş,&nbsp;&nbsp;Milli Mensucat, Garip Tavukçuluk,&nbsp;Güney Sanayi&nbsp; ve TEKEL dünyanın tanıdığı ve Adana ekonomisinin can damarı konumundayken ne yazık ki kapanıp gittiler” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adana’da son 18 yılda en az 100 fabrikanın kapısına kilit vurduğuna dikkat çeken Dr. Şevkin,&nbsp;Kâğıttan peçeteye, tekstilden ipliğe, tarımdan hammadde ve ara mamüle, yumurtadan pilice kadar çeşitli alanlarda üretim yapan bu işletmelerde on binlerce işçinin çalıştığını hatırlattı.&nbsp;Şimdi bu işçilerin aileleriyle birlikte açlığa mahkum edildiğine vurgu yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>15 İLÇEYE BÜTÇE VE YATIRIM İSTEDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Adana ‘da binlerce işçi çalıştıran 100’e yakın fabrika varken şimdi bin ve üzerinde işçi çalıştıran firma sayısı sadece 10’dur.&nbsp;100 ve üzeri işçi çalıştıran firma sayısı ise sadece 345.&nbsp;Türk sanayi ve tarım devrimine büyük katkı sunmuş Adanamızın merkezi gibi günümüzde işsizlikten kırılan ilçelerimiz&nbsp;Aladağ, Ceyhan, Çukurova, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Sarıçam, Seyhan, Tufanbeyli, Yumurtalık ve Yüreğir’e de merkezi idare bütçesinden pay ayrılmalı, üretim ve istihdama dönük yeni yatırımlar gerçekleştirilmelidir.&nbsp;Türkiye büyüyecekse,&nbsp;Türkiye iş ve istihdam yaratacaksa,&nbsp;bunu sanayiyi ve elbette tarımı yok sayarak yapamaz.&nbsp;Büyüme ve istihdam yaratma da belli bir planlamayı ve vizyonu gerektiriyor.&nbsp;İşte biz bunun için, CHP olarak Stratejik Planlama Teşkilatı kurulması gerektiğine inanıyoruz.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>47 MİLYON DOLAR ÇÖPE ATILDI!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Varank’a&nbsp;Sanayileşme İcra Komitesi’nin tam olarak görevini de soran Dr. Şevkin, gereksiz işlerle, gösterişli kurul adlarıyla göz boyandığını söyledi. Yerli otomobil projesinde 47 milyon doların çöpe atılıp şimdi 5 babayiğitle TOGG projesine başlayanların görevlerini unuttuğunu, şimdi yerli üretim için ek kurul kurmaya gayret ettiğini söyleyen Dr. Şevkin, Varank’ın yerli oto TOGG için gelinen aşama, TOGG projesi için ayrılan kamu kaynağı, bugüne kadar kamu ve özel sektör bakımından TOGG için alınan ön sipariş adetlerine yanıt vermesini istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dr. Şevkin, ayrıca&nbsp;2018 yılında kurulan Türkiye Uzay Ajansı’nın bugüne kadar ne iş yaptığını, bütçeden ne kadar pay ayrıldığını, 2 yılda ajansa harcanan parayı da sorguladı.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sağlık çalışanlarına “Pozitif de olsanız çalışın” talimatı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/saglik-calisanlarina-pozitif-de-olsaniz-calisin-talimati-1208190c0cf50-3e61-4702-a133-d3fd7de6f0eb2020-11-16T19:26:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık çalışanlarına “Pozitif de olsanız çalışın” talimatı

Sağlık çalışanlarına “Pozitif de olsanız çalışın” talimatı

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk Tabipler Birliği PCR testi pozitif çıkan sağlık çalışanlarının çalışmaya döndükten sonra PCR testi yapılmayacağının bildirildiği belgeleri paylaştı. Ankara Üniversitesi Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. Tanıl Kendirli’nin 6 Kasım tarihinde ilgili birimlere gönderdiği yazıda, Covid-19 tanısı alan sağlık çalışanlarının tedavi bitiminde PCR negatifliğine bakılmaksızın göreve başlayabileceklerini belirttiği görüldü. COVID-19 geçiren çalışanların işe dönüşlerinde bazı anabilim/bilim dalı ve birimler tarafından PCR negatifliği istenerek test yaptırılması konusunda zorlamalar tespit edildiğini bildiren Başhekim Kendirli, “Direktifler dışında hareket edilmemesi, hasasiyetle rica olunur” çağrısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“KİŞİLERDE SEMPTOM OLMASI ÇALIŞMAYA ENGEL DEĞİLDİR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dicle Üniversitesi Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akdağ’ın 28 Eylül 2020 tarihli tüm anabilim dalları ve idari birimlere gönderdiği yazıda, PCR testi pozitif çıkan çalışanların, çalışmaya döndükten sonra yeniden test yapılmadan maskeyle çalışmaya devam edeceğini bildirdi. Söz konusu belgede Akdağ, şunları söylüyor: “PCR testi pozitif çıkan çalışanlarımız PCR testi yapıldığı gün itibariyle 10 gün sonra (klinikte yatan hastalar 14, yoğun bakımda yatmış ise 20 gün sonra) yeniden test yapmadan maskeyle çalışmaya devam edeceklerdir, kişilerde tat koku duyu kaybı ve öksürük semptomunun olması çalışmaya veya izolasyonun sonlandırılmasına engel değildir. Maske ile çalışmaya devam edeceklerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“POZİTİF HASTA İLE TEMAS TEST YAPILMASINI GEREKTİRMEZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışanın kendi servisinde çalışan mesai arkadaşı veya tedavi ettiği hastaların pozitif çıkmış olması veya pozitif hasta ile temaslı olması test yapılmasını gerektirmez. Semptom olmadıkça maske ile çalışmaya devam etmesi gerekmektedir. Hastanede çalışanların maskesiz çalışamayacağı bilindiği için kılavuzda sağlık çalışanları ayrı tutulmuştur. Maskesiz çalışmanın ve sosyal mesafeye dikkat etmemenin cezai yaptırımı vardır. Sağlık çalışanlarının yüksek risk grubuna dahil edildiği durum ikameti aynı hanede olan kişilerden (anne, baba, eş ve çocuklar) birinin Covid-19 olduğu saptandıktan sonra 7 gün boyunca izolasyon önerilir. Sağlık çalışanı birim amirine bunu belgeledikten sonra filyasyon veya aile hekimliklerinden izolasyon raporu alabilirler. Ancak aynı yerde ikamet etmeyip HES kodunda yüksek risk kaydı oluşmuş ise mutlaka aile hekimleri veya hastanemiz filyasyon ekipleriyle önceden görüşmeleri gerekmektedir. Hastane çalışanlarının mobil cep telefonlarına HES uygulaması indirip durumlarını takip etmeleri önerilmektedir. Yanlış beyanda bulunan ve izolasyon kurallarına uymayanlara cezai işlemler uygulanmaktadır. Oluşabilecek cezai durumlardan kişinin kendisi sorumludur. Bilgilerini ve tüm çalışanlara tebliğ edilmesi hususunda gereğini rica ederim. ”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TTB: SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTA İKEN ÇALIŞMAYA ZORLANILIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Belgeleri paylaşan Türk Tabipleri Birliği, “Sağlık çalışanları hasta iken çalışmaya zorlanılıyor” iddiasında bulundu. TTB’nin açıklamasında, “COVID-19 ile sadece sağlık kurumlarında yapılacaklarla, tüm yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkarak başarılı olamazsınız. Yaptıklarınız/yapamadıklarınızla taammüden sağlıkçıları öldürüyorsunuz” denildi.- ABC GAZETESİ</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİNE İTİRAZ EDİYORUZ!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yonetmelik-degisikligine-itiraz-ediyoruz-1208056c4581d-483e-4302-995f-f6728dcbbcf62020-11-16T19:19:00+03:00HABER MERKEZİ YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİNE İTİRAZ EDİYORUZ!

YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİNE İTİRAZ EDİYORUZ!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">KIYILARDA VE DENİZLERDE YAPILAŞMAYI; KAMUSAL ALANLARIMIZIN İŞGALİNİ TARİFLEYEN YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİNE İTİRAZ EDİYORUZ!</span></p><p><span style="font-size:18px">Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 24 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.&nbsp; Söz konusu Yönetmelik kapsamında, kıyılarda ve denizlerde planlama ve yapılaşma yeniden tariflenmekte, yeni dolgu alanlarının yapılmasının da koşulları tanımlanmaktadır.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Yönetmeliğe göre, kıyılarda ve denizlerde endüstri bölgeleri, sağlık tesisleri, camii, millet kıraathanesi, idare binaları da içeren millet bahçesi, dolgu alanlarında kara, deniz, hava ulaşımına yönelik altyapı tesisleri,&nbsp; ibadet yeri, takılıp sökülebilir lokanta, gazino, çay bahçesi, sergi üniteleri ve idare binalarını içeren fuar, piknik, eğlence alanları yapılabilecektir. Görüldüğü üzere önerilen yapıların birçoğu da esasen kara bölgesinde de yapılabilecek yapı ve kullanımlardır. Dolayısıyla dolgu alanlarında yapılmasının hiçbir şekilde zorunlu olmadığı bu kullanımların zorlama bir şekilde deniz dolgu alanlarında inşa edilmesi durumunda kıyılarımızda ekolojik tahribat artacaktır. Bununla birlikte kara bölgelerinde yapılması mümkün olan bu kullanımların deniz dolgu alanlarında inşa edilmesi ciddi ekonomik maliyet yaratacak olup; ekonomik kriz içerisinde bulunan ülkemizin mali kaynaklarının verimsiz şekilde harcanmasına sebep olacaktır. Bununla birlikte üzerinde yoğun kullanımların olacağı kapalı mekanları barındıran dolgu alanlarının deprem riskinin en yoğun şekilde var olduğu kıyılarda dolgu alanları üzerinde yapılması bir başka sorunlu noktadır.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İçinden geçmekte olduğumuz süreçte, Anayasa`nın 43. maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılarımızda sürmekte olan "hukuksuz" ya da "hukuka uydurulmuş" müdahalelerin şiddeti giderek artmaktadır.&nbsp; Bu şiddetin sonucu olarak, kıyı alanlarımız sistematik bir şekilde yapılaşmaya feda edilmekte, denizlerimizde yeni dolgu alanları oluşturularak, ekolojik tahribatın ve olası doğal afetlerde oluşacak olan risklerin boyutları gün geçtikçe artmakta, kamu kaynakları verimsiz şekilde kullanılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yakın zaman önce Uzun Göl`ü, Salda`yı umarsızca tahrip eden anlayış, bugün söz konusu Yönetmelik değişikliği ile ülkenin kıyılarını, denizlerini, nehirlerini, kısacası tüm temel yaşam kaynaklarını bir bir yağmaya açma planları içindedir. İçerdiği tüm bu düzenlemelerle söz konusu yönetmelik değişikliği, kamusal haklarımızın gasp edilmesi anlamına gelmektedir.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Denizlerin doldurularak pazarlanmasına, kıyıların ranta, talana ve yağmaya açık hale gelmesine, metalaşmasına yol açacak, olası depremler neticesinde ciddi yıkımlara sebep olması muhtemel, üzerinde yoğun kullanım barındıran kapalı mekanları içeren yapay dolgu alanları yaratacak bu yönetmelik değişikliğine itiraz ediyoruz. Kamusal alanlarımızı korumaya ve savunmaya devam edeceğimizin altını bir kez daha çiziyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">TMMOB Şehir Plancıları Odası</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Yıpranma hakkı, basın kartına bağlanamaz]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yipranma-hakki-basin-kartina-baglanamaz-12079d320ae4b-7bab-4839-9c30-05373dfd8eb42020-11-16T19:15:00+03:00HABER MERKEZİ Yıpranma hakkı, basın kartına bağlanamaz

Yıpranma hakkı, basın kartına bağlanamaz

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin,&nbsp;basın ve gazetecilik mesleğinde; basın ve yayın işlerinde fiilen çalışanların, basın kartı aranmaksızın 5 yıl erken emeklilik haklarından yararlandırılması için kanun teklifi hazırladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifini gerekçesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunan Dr. Şevkin, dürüst, etik ve tarafsız bir şekilde araştırma, belgeleme, yazma ve sunma ile görevli meslek profesyonelleri olarak Anayasadan kaynaklı halkın haber alma hakkını gözeten gazetecilerin, son yıllarda büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal ve ekonomik zorluklara göğüs germeye çalışan basın mensuplarının önemli ve çözülmesi gereken bir sorununun da ‘yıpranma hakkı’ olduğuna işaret eden Dr. Şevkin, 212 sayılı yasayla değiştirilen “5953 Sayılı Basın İş Yasası ile çalışıyor olmaları” yeterliyken gazetecilerin beş yıl erken emekli olmasını sağlayan yıpranma payının iktidar tarafından basın kartı taşıma şartına bağlanmasının yanlışlığına dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“GEREKÇE GÖSTERİLMEDEN KARTLAR İPTAL EDİLİYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yıpranma hakkının bu haktan yararlanan diğer meslekler için ne kadar haksa haberciler için de o kadar hak olduğuna dikkat çeken Dr. Şevkin, kanun teklifinin gerekçesinde, “Bir ayrıcalık ya da bir lütuf değildir. Haberciler mesleklerinin barındırdığı riskler, tehlikeler ve tehditler nedeniyle yıpranmakta, bu da yetmezmiş gibi hayatlarını kaybetmektedir. Basın ve gazetecilik mesleğinde çalışmasına rağmen bir çok meslek mensubunun basın kartının olmaması nedeniyle yıpranma hakkından faydalanamaması büyük bir sorundur. Son yıllarda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın hiçbir gerekçe göstermeden gazetecilerin basın kartlarını iptal ettiği düşünüldüğünde bu sorunun daha çok ayyuka çıktığı kolayca anlaşılmaktadır.&nbsp;Kanun teklifimizle; neredeyse günün 24 saatinde kendisini görevde hisseden ve uzun süreli mesai saatleriyle yıpranan basın ve gazetecilik mesleğinde; basın ve yayın işlerinde fiilen çalışanların tümünün basın kartı aranmaksızın 5 yıl erken emeklilik haklarından faydalanması amaçlanmaktadır” ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Dr. Müzeyyen Şevkin’in yasa değişikliği teklifi, ‘Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 31 Mayıs 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yıpranma hakkını öngören 40. maddesinin ikinci fıkrasının 16 numaralı bendinin ‘Basın ve Gazetecilik Mesleğinde, basın ve yayın işlerinde fiilen çalışanlar’ şeklinde değiştirilmesini ve basın kartı olmayan gazetecilerin de 5 yıllık yıpranma hakkından faydalanmasını öngörüyor.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Covid-19 geçiren sağlık çalışanları test yapılmadan göreve başlatılıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-19-geciren-saglik-calisanlari-test-yapilmadan-goreve-baslatiliyor-12078ee0a0097-c76c-4610-9f45-2316fb9d2a742020-11-16T19:11:00+03:00HABER MERKEZİ Covid-19 geçiren sağlık çalışanları test yapılmadan göreve başlatılıyor

Covid-19 geçiren sağlık çalışanları test yapılmadan göreve başlatılıyor

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">umhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi Covid-19 geçiren sağlık çalışanlarının test yapılmaksızın işe başlayacak olmalarını Meclis gündemine taşıyarak, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya soru önergesi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Akkuş İlgezdi, pandemi kahramanı sağlık çalışanlarına zaten yayın ve düzenli test yapılmadığının altını çizerek, “Sağlıkçılar Covid-19’la mücadele ederken virüsü kapıyorlar, test yapılmadan göreve başlatılıyor. Böyle bir sağlık sistemi olamaz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Sağlık Bakanlığının Covid-19 rehberinin güncellendiğini ifade ederek, “Bakanlığın rehberine göre pozitif olan sağlık çalışanlarından asemptomatik ve ya hafif semptomlu olanlar 10. gün, hastanede yatarak tedavi görenler 14. gün, yoğun bakım desteği alanlar ise 20. günden sonra teste yapılmadan işe başlayacak. Bu konuda Sağlık Bakanlığının rehberine göre yazılar hastanelere ulaştı. Hastalığın etkileri olan sağlık çalışanları sayı azlığı nedeniyle tam iyileşemeden çalışmaz zorunda bırakılıyor. Aynı zamanda da bulaş tehlikesi ortaya çıkıyor” açıklamasında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bugüne kadar hiç test yapılmayan birçok hekim ve sağlık çalışanı mevcut. Covid-19’la mücadele eden hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarımızı korumak için hiçbir çabaya girilmiyor, çok sayıda sağlık emekçimizi bu mücadelede kaybettik. Sağlıkçılarımıza düzenli ve tekrarlı testler yapılmıyor. Hak ettikleri mali ve diğer haklar verilmiyor. Ve şimdi hasta hasta işe başlamaları zorunlu hale getiriliyor” diyen Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Bakanlığın pandemi sürecini yönetemediğinin altını çizdi.</span></p><h2><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığının eylül ayı başında işçiler için de evde izolasyon süresini düşürdüğünü hatırlatan Akkuş İlgezdi, “PCR testi pozitif çıkan işçiler için de 10. günün sonunda izolasyon sona erecek; işçiler test yapılmadan iş başı yapacak karı almıştı. Toplum sağlığını hiçe sayan bu iki karar derhal düzeltilmelidir” dedi.</span></h2><h2><span style="font-size:18px">7. gün testi pozitif çıksa da 10. gün iş başı</span></h2><p><span style="font-size:18px">Sağlık emekçilerinden çok yoğun şikayetler geldiğini ifade eden CHP’li Gamze Akkuş İlgezdi, “İstanbul’da birçok aile hekimliğinde pozitif olan sağlık çalışanına 7. Gün test yapılıyordu. Testi negatif çıkan hemen işe başlatılıyor, testi pozitif olan ise başka bir test yaptırılmadan 3 gün sonra yani 10. gün işe başlıyordu. 7. gün testi pozitif çıkan hekim ve sağlık çalışanları, 3 gün sonra testsiz hasta bakmaya başlıyordu. Hala virüsün etkisi altındayken hasta bakmak zorundaydı. Şimdi ise yeni kararla 10. gün testsiz hasta bakmaya başlayacaklar. Bu iki uygulamada yanlıştır ve bulaş riskini artırmaktadır” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Akkuş İlgezdi soru önergesinde,</span></p><p><span style="font-size:18px">“Test yapılmadan sağlıkçıların göreve başlatılmasının gerekçesini nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Test yapılmadığı için görev başlayan sağlık çalışanları pozitif olup olmadıklarını bilemeyeceklerine göre, bulaş riskine karşı nasıl önlem alınacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık personeli yetersizliği nedeniyle mi test uygulamasından vaz geçilmiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Hasta personeli bir an önce işe başlatmak yerine yeni sağlık personeli almayı düşünmüyor musunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Hastalıktan yeni çıkan sağlık çalışanlarına tekrar test uygulamasına geri dönecek misiniz?” sorularını yöneltti.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ENERJİ BAKANI DEDAŞ’IN SÖZCÜSÜ GİBİ!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/enerji-bakani-dedasin-sozcusu-gibi-12077a2a31b90-286e-4fee-9b5c-3996ba9008332020-11-16T19:08:00+03:00HABER MERKEZİ ENERJİ BAKANI DEDAŞ’IN SÖZCÜSÜ GİBİ!

ENERJİ BAKANI DEDAŞ’IN SÖZCÜSÜ GİBİ!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Tanal, Dönmez’in daha önce DEDAŞ tarafından yanıltıldığını ortaya çıkarmıştı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">GAP bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik (DEDAŞ) firmasının, hasat zamanı, yaz sıcağında gerçekleştirdiği elektrik kesintileri, Şanlıurfa’nın yanı sıra Mardin’de de vahim sonuçlara yol açmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kesintiler yüzünden tarlasını sulayamayan Mardinli çiftçilerin mahsulü kurumuş, elektrikle kuyudan su çıkarılan Mardin’in kırsal mahallelerinde hayvanlar susuzluktan telef olmuştu.<br /><strong>BAKAN DEDAŞ’IN SAVUNMASINI ÖNERGE CEVABI OLARAK MECLİS’E YOLLADI!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mardin sınırları içerisindeki elektik kesintileriyle ilgili CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal’ın yönelttiği soru önergesini yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in, yalnızca tartışmaların odağındaki elektrik dağıtım firması DEDAŞ’ın savunmasını cevap olarak Meclis’e göndermesi tepki çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px">DEDAŞ firması, Bakan Dönmez’in soru önergesi cevabına dönüştürdüğü savunmasında, birikmiş olan elektrik borcunu uzun süredir ödemeyerek düzenli ödeme yapan diğer müşterilerin kesintisiz ve kaliteli enerji almasına engel olan tarımsal sulama abonelerinin elektrik enerjisinin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında kesildiğini öne sürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px">DEDAŞ, mevzuattan kaynaklı yapılan kesme çalışmalarında hukuka aykırı bir durum bulunmadığını savunurken, elektrik tedarikinin ücretsiz bir kamu hizmeti olmadığını ve yapılan işlemlerin ödeme yapılmadan elektrik enerjisi tüketilmesinin önüne geçilmesi amacıyla uygulandığını iddia etti.<br /><br /><strong>3 BİN 535 ÇİFTÇİNİN ELEKTRİĞİ KESİLDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Fatih Dönmez’in CHP’li Mahmut Tanal’ın soru önergesine yönelik cevabını oluşturan açıklamasında DEDAŞ, Mardin ilinde tarımsal sulama borcu olan abonelerin tüm tarımsal abonelere oranının yüzde 78 olduğunu, son 6 yıl içerisinde çiftçilere tahakkuk edilen tarımsal sulama faturalarının yüzde 55'inin ödenmediğini, yapılan veya yapılacak olan kesintilerin sadece borçlu abonelere yönelik olduğunu, bu kapsamda 3 bin 535 borçlu tarımsal aboneye geçici kesinti uygulandığını ve borçsuz abonelerin kesintiden etkilenmemesi içi gerekli önlemlerin alındığını, bu kesme çalışmalarının ürün ekim takviminden önce başlamış olduğunu, borçların 2019 yılı ve öncesine ait olduğunu ve 2020 yılı borçları için kesinti uygulanmadığını savundu.<br />Açıklamasında Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’ndeki hükümlere değinen DEDAŞ, 2020 yılı tarımsal üretim sezonunda sadece abonesiz elektrik tüketen tesislerin dağıtım sistemine bağlantılarının ortadan kaldırıldığını, bu tesislerin ise can ve mal güvenliğini tehlikeye atarak kurum bilgisi dışında kuruluş olan ve yıllardan beri hiçbir ödenme yapmayan kişilere ait kaçak tesisler olduğunu ileri sürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DEDAŞ DAHA ÖNCE BAKAN DÖNMEZ’E YANLIŞ BİLGİ VERMİŞTİ!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tanal’ın daha önceki soru önergelerini de DEDAŞ firmasının gönderdiği açıklamalarla cevaplandıran Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, söz konusu elektrik dağıtım şirketi tarafından yanıltılmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dönmez, önergesini yanıtladığı CHP’li Tanal’a, memleketi Şanlıurfa Haliliye’de Devteyşti Mahallesi’nde yüksek voltajdan dolayı elektronik cihazları bozulan vatandaşların zararının DEDAŞ tarafından karşılandığını bildirmişti.<br />Ancak Dönmez, mağdurlar tarafından yalanlanmıştı.<br />Tanal da Bakan Dönmez’e “Bakan bey, hangi hakla parlamentoyu, milletvekilini kandırmaya kalkışırsınız? Yüce Meclis’i bu hale Cumhurbaşkanlığı sistemi getirdi. Atanmış bakanlar, seçilmiş vekillerin önergelerine doğru cevap vermiyor. Özel şirketin verdiği bilgiyle mi bu yanıltıcı cevabı verdiniz? Bence siz de kim tarafından kandırıldığınızı araştırın” şeklinde tepki göstermişti.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[GİRGİN: SPOR KULÜPLERİ TÜKENME NOKTASINDA]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-spor-kulupleri-tukenme-noktasinda-120762b24e8be-e3db-4beb-9618-8c1083945e5b2020-11-16T19:04:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: SPOR KULÜPLERİ TÜKENME NOKTASINDA

GİRGİN: SPOR KULÜPLERİ TÜKENME NOKTASINDA

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MİLLETVEKİLİ GİRGİN, ‘SPOR KULÜPLERİ TÜKENME NOKTASINDA’</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’deki spor kulüplerine sahip çıktı. Girgin, Müsabaka öncesi spor kulüplerine Covid-19 testinin zorunlu hale getirilmesinin ardından, bazı kulüplerin yüksek meblağda tutan test parasını dahi ödemekte güçlük çektiklerini söyledi. Milletvekili Girgin, ‘Futbol kulüplerine her müsabaka öncesi Covid-19 testi zorunluluğu getirilmiş ancak kaynak sağlanmamıştır. Test, devlet kurumlarında kişi başı 250 TL'dir ve futbolcular ve antrenörlerle birlikte, görevli tüm personele zorunludur. Alt liglerde kulüplere bir sezonda 450 bin ile 500 bin TL ek bütçe yükü getirilmiştir’ dedi</span></p><p><span style="font-size:18px">BAZI YERLERDE COVİD-19 TESTLERİN ÜCRETSİZ OLDUĞU DUYUMLARINI ALIYORUZ</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Girgin bazı illerde Valilik ve Sağlık Müdürlükleri vasıtasıyla spor kulüplerinden test parası alınmadığına dair duyumlar aldıklarını ifade ederek,’ Bazı yerlerde iktidar belediyelerinde valiliğin ve sağlık müdürlerinin inisiyatifiyle testlerden ücret alınmadığı şeklinde duyumlar almaktayız. Bu ayrımcılık giderilmeli, bütün testler ücretsiz olmalıdır. Covid-19 testi pozitif çıkan sporcu ve antrenör on dört gün müsabakalarda yer alamamakta ve takımları müsabakalara devam ettiği için adaletsiz bir grafik oluşmaktadır. Temaslılar test sonuçları negatif olduğu için oynamak zorunda olup bulaş riskini artırmaktadır’ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">GİRGİN, ‘KULÜPLERE VERİLEN İSİM HAKKI MUTLAKA ARTTIRILMALI’</span></p><p><span style="font-size:18px">Sabit gelirleri olmadığı için spor kulüplerinin giderlerin karşılayamadığını, çok sayıda spor kulübünün kapanma noktasına geldiğini ifade eden Muğla Milletvekili Girgin Türk sporunu emanet ettiğimiz yayıncı kuruluş Katarlı beIN Sports TV'de maç yayını devam etmekte olup kulüplere para ödenmemektedir. Kulüplerin oynadığı müsabakalara Türkiye Futbol Federasyonu tarafından aynı ilden değil başka illerden doktor görevlendirilip hem doktorlarımıza eziyet edilmekte hem de kulüplerimize maddi yük oluşturulmaktadır. Seyirci alınmamasına rağmen polis dışında özel güvenlik personeli zorunluluğu olup hem özel güvenlik personeli sağlık açısından riske atılıyor, özel güvenlik ücreti nedeniyle maddi olarak da kulüpler zorda bırakılmaktadır. Spor Totodan kulüplere verilen isim hakkı ücretleri on yıldır aynıdır ama kupon bedeli yüzde 300 artmıştır. Kazanan, ihaleyi alan şirkettir, acilen, isim hakkı ücretleri yüzde 20'den az olmamak kaydıyla artırılmalıdır. Amatör müsabakalar başlayamamıştır çünkü Bakanlık tedbir alacak donanıma sahip değildir, kulüplerin maç hasılatı da yoktur. Alt liglerdeki kulüplerin borç ödemeleri ertelenmelidir’ dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sağlık Bakanlığı Rantta Sınır Tanımıyor!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/saglik-bakanligi-rantta-sinir-tanimiyor-120754d61a12c-aa00-49a6-a91c-7a9a43cc9e732020-11-16T18:59:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık Bakanlığı Rantta Sınır Tanımıyor!

Sağlık Bakanlığı Rantta Sınır Tanımıyor!

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>CHP’li Dr. Fikret Şahin, ‘’Sağlık Bakanlığı Rantta Sınır Tanımıyor!’’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şehir hastanelerine önümüzdeki yıl içerisinde ödenecek kira ve hizmet bedeli geçen yıla göre %57’lik bir artış ile 16.3 milyar dolara yükseldi. Geçen yılşehir hastaneleri için ayrılan bütçe Bakanlık bütçesinin %17,7’sini oluştururken, 2021 yılı bütçesinde bu oran %21,1’e yükseldi. 2021 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesini değerlendiren CHP Balıkesir Milletvekili Op. Dr. Fikret Şahin; ‘’Söz konusu rant olunca Bakanlık sınır tanımıyor.’’ ifadesini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı 2021 yılı bütçesinin geçen yıla oranla yaklaşık %31,8 oranında arttığını ifade eden Şahin, ‘’ Sağlık Bakanlığı bütçesi bu yıl yaklaşık 19 milyar lira artarak, 77 milyar 615 milyon lira oldu. Bütçede ciddi bir artışa gidilmesine rağmen, şehir hastanelerinin kullanım ve hizmet bedelleri olarak ayrılan 16 milyar 391 milyon lira, Bakanlık bütçesinin %21’inden fazlasını oluşturuyor. Bu rakamlardan bir kez daha anlıyoruz ki şehir hastaneleri bütçenin büyük bir kısmını tek başına işgal ediyor. Bu hastaneler için harcanan bu yüksek meblağlar, Covid-19 sürecini hızla yaşadığımız bu dönemde sağlanması gereken birçok sağlık hizmetinin gelecekte aksamasına yol açacaktır.’’ ifadelerini kullandı.</span></p><table align="left" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:598px"><tbody><tr><td style="height:60px; width:95px"><p><em>Bütçe Yılı</em></p></td><td style="height:60px; width:171px"><p><em>Sağlık Bakanlığı Bütçesi TL</em></p></td><td style="height:60px; width:199px"><p><em>Şehir Hastaneleri</em></p><p><em>Kira + Hizmet Bütçesi TL</em></p></td><td style="height:60px; width:133px"><p><em>Bakanlığın Bütçe %</em></p></td></tr><tr><td style="height:77px; width:95px"><p>&nbsp;</p><p><em>2020</em></p><p>&nbsp;</p></td><td style="height:77px; width:171px"><p>&nbsp;</p><p><em>58.875.829.000</em></p></td><td style="height:77px; width:199px"><p>&nbsp;</p><p><em>10.414.919.000</em></p></td><td style="height:77px; width:133px"><p>&nbsp;</p><p><em>%&nbsp; 17,7</em></p></td></tr><tr><td style="height:86px; width:95px"><p>&nbsp;</p><p><em>2021</em></p><p>&nbsp;</p></td><td style="height:86px; width:171px"><p>&nbsp;</p><p><em>77.615.519.000</em></p><p>&nbsp;</p></td><td style="height:86px; width:199px"><p>&nbsp;</p><p><em>16.391.998.000</em></p></td><td style="height:86px; width:133px"><p>&nbsp;</p><p><em>%&nbsp; 21,1</em></p></td></tr></tbody></table><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>‘’2021 yılı bütçesinde; şehir hastanelerinin döviz ile ödenen kiralarındaki artışı %77,6 iken Türk Lirasıyla ödenen hizmet bedellerindeki artışı %33,6 oranında gerçekleşti.’’</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dr. Fikret Şahin’e göre her yıl en büyük değişim şehir hastanelerinin kira bedellerinde yaşanıyor. Şahin’in yaptığı hesaplama şu şekilde: ‘’2020 yılında şehir hastanelerinin kira bedelleri için ayrılan miktar 5 milyar 615 milyon liraydı. Bu sene bu rakam tam %77,6’lık artışla 9 milyar 977 milyon liraya yükseldi. Şehir hastanelerinin kira bedellerinin yapılan sözleşmeler gereği döviz üzerinden olması nedeniyle şehir hastanelerinin kira maliyetlerini her geçen yıl neredeyse iki kat artıyor. Hizmet bedelleri incelendiğinde ise bu kalemde yapılan ödemelerin Türk Lirası cinsinden olması, hizmet bedellerindeki artışın kira bedellerine göre daha az oranda olmasına neden oluyor. Geçen yıl hizmet bedeli için 4 milyar 799 milyon lira ayrılırken bu miktar 2021 yılı bütçesinde %33,6 oranında artışla 6 milyar 414 milyon liraya yükselmiştir. Tarihin en büyük kara deliği olan şehir hastanelerinde Türk Lirası cinsinden yapılan hizmet ödemelerinde kira bedelleri kadar büyük bir artış gözlenmiyor.’’</span></p><table align="left" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:620px"><tbody><tr><td style="height:67px; width:165px"><p>&nbsp;</p></td><td style="height:67px; width:146px"><p>&nbsp;</p><p><em>2020</em></p></td><td style="height:67px; width:154px"><p>&nbsp;</p><p><em>2021</em></p></td><td style="height:67px; width:155px"><p>&nbsp;</p><p><em>Yıllık Değişim</em></p><p><em>%</em></p></td></tr><tr><td style="height:94px; width:165px"><p>&nbsp;</p><p><em>Kira Bedelleri TL</em></p></td><td style="height:94px; width:146px"><p>&nbsp;</p><p><em>5.615.757.000</em></p></td><td style="height:94px; width:154px"><p>&nbsp;</p><p><em>9.977.000.000</em></p></td><td style="height:94px; width:155px"><p>&nbsp;</p><p><em>%77,6</em></p></td></tr><tr><td style="height:90px; width:165px"><p>&nbsp;</p><p><em>Hizmet Bedelleri TL</em></p></td><td style="height:90px; width:146px"><p>&nbsp;</p><p><em>4.799.162.000</em></p></td><td style="height:90px; width:154px"><p>&nbsp;</p><p><em>6.414.998.000</em></p></td><td style="height:90px; width:155px"><p>&nbsp;</p><p><em>%33,6</em></p></td></tr></tbody></table><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kanun Teklifi Meclis’te Hazır</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şehir hastanelerinin yüksek maliyetlerinin en büyük sebebinin döviz üzerinden 25 yıllık süreyle yapılan sözleşmeler olduğunu söyleyen Şahin, 2019’un Ağustos ayında verdiği kanun teklifini hatırlattı. ‘’Türkiye’de Kamu Özel İşbirliği modeliyle yaptırılan tesislerin bedellerinin Türk Lirası üzerinden ödenmesi için kanun teklifimiz Meclis’te hazır bekliyor. Şehir hastaneleri için ilk yapılması gereken sözleşmelerin derhal Türk Lirası üzerinden yeniden düzenlenmesidir.Ardından bu hastaneler bedelleri şirketlere ödenerek, kamulaştırılmalı ve halkımızın üzerindeki bu mali yük alınmalıdır.’’</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İYİ PARTİDEN SES GETİREN İSTİFA]]>https://www.haberanaliz.net/haber/iyi-partiden-ses-getiren-istifa-12074400897eb-fb95-43fd-aba4-0f75f477e6a12020-11-16T17:52:00+03:00HABER MERKEZİ İYİ PARTİDEN SES GETİREN İSTİFA

İYİ PARTİDEN SES GETİREN İSTİFA

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gerek 3 Ağustos 2019 4. Olağanüstü Genel Kurulumuzda gerekse 20 Eylül 2020 2. Olağan Genel Kurulumuzda İYİ Partinin adı, kuruluş misyonu ve demokrasi ile bağdaşmayan kirli operasyonlar ve ayak oyunları yaşanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir yandan kürsüden kamuoyuna&nbsp;<strong>“demokrasi”</strong>&nbsp;vurgusu yapılırken, diğer yandan bırakın demokrasiyi, insanlıkla ve siyasi ahlakla ilgisi olmayan olayları yaşadık. Bu partiye emek vermiş dava arkadaşlarımız, milletvekillerimiz bizzat Genel Merkez talimatı ile birçok il başkanınca dağıtılan kara listelere alınarak açıkça aşağılanmış, tasfiye edilmeye çalışılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Olayın en garip tarafı, hakarete uğrayan, kirletilmeye çalışılan bu arkadaşlarımızın haklı talepleri göz ardı edilerek, bu kirli operasyonu yapanların baş tacı edilmesi, mağdur edilen dava arkadaşlarımızın ise, bizzat yöneticiler tarafından, hem de TV ekranlarından sürekli hakarete uğramasıdır. Operasyonu yapanlar ayan beyan ortada iken, mağdur edilen, kara listeye alınan dava arkadaşlarımız, utanmazca, nerdeyse operasyon yapmakla itham edilerek adeta yalan rüzgârı estirilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu güne kadar sorumlu davranarak, Sn. Genel Başkanımıza kanaatlerimizi ve taleplerimizi ilettik, ancak olumlu hiçbir sonuç alamadık. Sn. Genel Başkanın tercihinin kara liste operasyonunun faillerinden yana olmasını, bizlere yönelik açık mesaj olarak görüyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tespitim şu şekildedir;</strong></span></p><ol><li><span style="font-size:18px">İYİ Parti yönetilememektedir. Adalet, şeffaflık, problem çözme iradesi yerine, kendi içinde ve kendi eliyle adeta sürekli kaos yaratan bir siyasal hareket nerede görülmüştür? Kendi öz eleştirisini hiç yapmadan, sürekli başkalarını suçlamak, bir siyasi partinin yönetim anlayışı olamaz.</span></li><li><span style="font-size:18px">Partinin kuruluşunda görev almış, il, ilçe başkanları, yönetici, üst kurul delegeleri ve kurucular kurulu üyelerinin büyük bölümü ya dışlanmış ya da partiyle gönül bağını koparmak zorunda bırakılmıştır.</span></li><li><span style="font-size:18px">Tamamı değilse bile, birçok il ve ilçe başkanlıkları Genel Merkezde yetkiyi elinde bulunduran, dar bir kadronun yönlendirmesi ve baskısıyla oluşturulmuş. Emre amade, sorgulamayan, sadece talimatları yerine getiren bir teşkilat yapısı oluşturulmuştur ki, bu tablo İYİ Partinin kuruluş misyonu ve kamuoyuna ilan edilen iddialarıyla bağdaşmamaktadır.</span></li><li><span style="font-size:18px">İYİ Parti,&nbsp; parti içi antidemokratik uygulamalar, ayak oyunları, dar ekipçilik anlayışına karşı kurulmuş, ancak 3 yılda tüm bu kavramlar yerle bir edilmiştir. Demokrasi, adalet, şeffaflık sadece kamuoyuna karşı kullanılan kavramlar olmaktan öteye gidememiştir.</span></li><li><span style="font-size:18px">3 yılda ideolojik bir söylem birliği oluşturulmamıştır. Türk milliyetçiği ile merkez sağ, hatta ulusalcı sol söylemler arasında sıkışmış, ülkemizde yaşanılan sosyo-kültürel olaylara ürkerek, kim ne der anlayışı ile yaklaşan, bir kimlik bunalımı içinde, adeta&nbsp;<strong>“rüzgârın önünde sürüklenen yaprak”</strong>&nbsp;görüntüsü verilmekte, üst düzey açıklamalarda bile bir fikri birlik anlayışı görülmemektedir. Divan üyesi olarak görevlendirilen bazı kişilerin, Anayasanın ilk üç maddesi, Türklük tanımı, anadilde eğitim konularındaki Türk milliyetçiliği ile taban tabana zıt görüşleri ile, PKK, FETÖ konusundaki açıklamaları göz önüne alındığında, partinin vitrine koyduğu bu tür kişilerle, nereye savrulduğu meçhuldür. Temsil noktasındaki, bu zihniyet sahiplerini kabullenmek milliyetçi, muhafazakâr insanlar için mümkün değildir.</span></li><li><span style="font-size:18px">Genel Başkanımızın&nbsp;<strong>“kafama silah dayasalar Cumhur ittifakı ile olmaz.”</strong>&nbsp;ifadesine rağmen, kamuoyu,&nbsp; gelecekte İYİ Partinin nerede konumlanacağından emin olamamaktadır. Bunun temel sebebi,&nbsp; kamuoyuna güven vermeyen, geçmiş ahlaki zafiyetleri bilinen, operasyonel siyaset simsarlarının İyi Partinin üst karar mekanizmalarında çok etkili olduklarının bilinmesidir. Kamuoyunun şüphe ile bu baktığı isimler, bizzat Sn. Genel Başkan tarafından da yakından bilinmesine rağmen ısrarla üst düzey görevlerde tutulmaktadır. Bu konuda kamuoyuna güven verecek isimler partiden dışlanarak geleceğe dair bir takım ön hazırlıklar yapılmaktadır. Bu sebeple, İYİ Parti Genel Kurulunda yaşanılan kara liste ile tasfiye operasyonunun amacı Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP için büyük handikap olan, %51 baraj şartından ayrı düşünülemez.</span></li><li><span style="font-size:18px">Hiçbir siyasi partide Genel Başkana rağmen bir tasarrufun söz konusu olmayacağını bilecek kadar hayat ve siyasi tecrübemiz vardır. Bu sebeple her iki Genel Kurulda yaşanılan operasyonların Sn. Meral Akşener’in bilgisi dışında yapılması mümkün değildir. Aksi söz konusu olsa, yani bilgisi dışında yapılmış olsaydı, sorumlular baş tacı edilmez, partiye de açık zarar verenler hızla tasfiye edilirdi, ancak tam aksi yapılmış dava adamları, kurucular, büyük gayretle çalışan milletvekilleri, siyasi etikle asla bağdaşmayan, yol ve yöntemlerle küçük düşürülmeye çalışılmış, el altından çizdirilerek oluşan güven ortamı tamamen yok edilmiştir. Aslında bu güvensizlik, sadece 3-5 milletvekilini değil, maalesef TBMM grubunun büyük kısmını rahatsız eden bir boyut kazanmıştır.</span></li></ol><p><span style="font-size:18px">Devlet yönetmek çok ciddi bir iştir ve bunu göstermek için öncelikle, sorumluluğunu taşıdığınız siyasi partiyi, siyasi ahlak, adalet, vefa gibi kavramları öne çıkararak yönetmek, size güvenenlere verdiğiniz sözlere sadık kalmak, fikri sapmalara izin vermemek ve huzuru sağlayabilmek gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm bu sebeplerle, İYİ Partinin Sn. Genel Başkanı ve Genel Merkez yönetiminin, yukarıda ifade etmeye çalıştığım yaklaşımları ile, söylem ve eylemlerdeki tenakuzları değerlendirdiğimde; yönetim, amaç ve hedefler konusunda, şahsımda derin bir güvensizlik oluşmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türkiye ve Türk Milletine böyle bir anlayışla hizmet edilebileceğini mümkün görmüyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sn. Genel Başkanın bu yaşananların dışında olduğuna dair zerre inancım kalmış olsa, kalır ve mücadeleye devam ederdim, ancak tespitlerim, yaşadıklarımızın tamamının bizzat Sn. Genel Başkan’ın bilgisi dâhilinde olduğunu göstermektedir. Ahlaki olan daha fazla kırgınlıklar oluşmadan, herkes kendi yoluna anlayışı ile birlikteliğimizi sonlandırmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İYİ Parti ile Milletvekili ve üye olarak bir bağlantım kalmamıştır.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gerek İYİ Parti TBMM grubundaki Milletvekili arkadaşlarım, gerekse tüm teşkilatlarda yönetici ve üye olarak bulunan samimi arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum. Onlarla dostluğum, benim açımdan bakidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türkiye ve Türk Milletine hizmetten, hayatım boyunca savunduğum ilkelerden milim sapmadan, bundan sonra da bir adım geri durmayacağımı tüm kamuoyuna saygı ile duyururum.</strong></span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ümit Özdağ İYİ Parti'den ihraç edildi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/umit-ozdag-iyi-partiden-ihrac-edildi-12073c359a24b-1eea-4678-9e0b-dea4e9f89cf22020-11-16T17:48:00+03:00HABER MERKEZİ Ümit Özdağ İYİ Parti'den ihraç edildi

Ümit Özdağ İYİ Parti'den ihraç edildi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Partiden yapılan açıklamaya göre, Özdağ'ın durumu, İYİ Parti Müşterek Disiplin Kurulunun bugün yapılan toplantısında gündeme alındı. Disiplin Kurulunca, Özdağ'ın eylemlerinin, parti tüzüğünün 76/D maddesindeki "İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti gibi en temel ilkeleri yok sayıcı davranış ve eylemlerin içerisinde bulunmak" ve "Genel Başkan, Başkanlık Divanı, Genel İdare Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu, Merkez Danışma ve Yüksek İstişare Kurulu üyeleri ile İYİ Parti milletvekilleri ve belediye başkanları aleyhinde sosyal medyadan, yazılı veya görsel basın yolu ile asılsız iddialarda bulunmak ve bunları tekrarlamak" hükümleri kapsamında olduğu değerlendirildi. Bu kapsamda, parti tüzüğünün ilgili hükümleri uyarınca Müşterek Disiplin Kurulu tarafından, Özdağ'ın İYİ Parti üyeliğinden, Kurucular Kurulu Üyeliği de dahil olmak üzere kesin olarak çıkarılmasına oy birliğiyle karar verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Katıldığı televizyon programında İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu'nun "FETÖ'cü" olduğu yönündeki iddialarının ardından Özdağ hakkında, Kavuncu tarafından suç duyurusunda bulunulmuştu. Daha sonra parti teşkilatları, Özdağ'ın beyanlarının gerçek dışı ve iftira olduğunun belirtildiği dilekçeleri genel merkeze ileterek, Özdağ'ın partiden ihraç edilmesini istemişti Genel Başkan Meral Akşener ise teşkilatlardan gelen başvuru ve talepleri değerlendirerek, Özdağ'ın Disiplin Kurulu'na sevkine karar vermişti. Bu gelişmenin ardından Özdağ'a ilişkin dosyayı görüşen Kurul, Özdağ'ın iddiaları ve açıklamalarıyla ilgili savunmasının alınması kararını vermişti. Özdağ da savunmasını partiye yazılı olarak iletmişti.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[PAPUA YENİ GİNE’NİN ALTINA DÜŞTÜ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/papua-yeni-ginenin-altina-dustu-12072447cc4e5-c86a-42dd-b012-5e2946c5973f2020-11-15T19:01:00+03:00HABER MERKEZİ PAPUA YENİ GİNE’NİN ALTINA DÜŞTÜ

PAPUA YENİ GİNE’NİN ALTINA DÜŞTÜ

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Aykut Erdoğdu, AKP’nin çok değil 6 yılda en yoksuların milli gelirini Angola, Papua Yeni Gine seviyesine indirdiğini bildirerek, “Bu iktidar yoksulu daha da yoksul yaptı.&nbsp; 2013’de halkın en yoksul 5’te 1’i 3 bin 809 dolar milli geliri vardı. Bu gelir, halka Ukrayna, Kosova, Ermenistan ortalaması bir hayat sağlıyordu. Bu rakam, 2019’da 2 bin 837 dolara, Angola, Papua Yeni Gine düzeyine indi, 2020’de Gana ve Kongo Cumhuriyeti ortalamasına gerileyecek” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Erdoğdu, yaptığı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılında en yoksul yüzde 20’nin milli gelirden yüzde 6,2, ikinci yüzde 20’nin yüzde 10,9 pay aldığına işaret ederek, en zengin yüzde 20’nin payının ise yüzde 46,3’ü bulduğunu belirtti. Dünyadaki en adaletsiz gelir dağılımlarından birinin Türkiye’de görüldüğünü, en zengin yüzde 20 ile en yoksul yüzde 20 arasında nerdeyse 7,5 kat gelir uçurumu olduğu vurgulayan Erdoğdu, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Gelir dağılımı bozukluğunda Latin Amerika ülkeleriyle yarışıyoruz. Dağılım o kadar bozuk ki, en yoksul kesimin yanı sıra ikinci yüzde 20 ile üçüncü yüzde 20 grupları da milli gelirden çok az pay alıyorlar. Orta sınıf neredeyse yok oldu. Gelirin çoğu zengin yüzde 20’ye yoğunlaşmış durumda. Uluslararası Para Fonu (IMF) milli gelir rakamları üzerinden yapılan hesaplamaya göre, AKP şimdiye kadar çok görülmeyen bir şeyi daha yaptı ve 2013-2019 döneminde en yoksul kesimin milli gelirini 3 bin 809 dolardan 2 bin 837 dolara düşürürken, en zengin yüzde 20’nin milli gelirini de 29 bin 99 dolardan 21 bin 184 dolara indirdi.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HER KESİME ZARAR VERDİLER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gelir dağılımı böyle giderse en yoksulların milli gelirinin bu yıl 2 bin 392, gelecek yıl 2 bin 374 dolara düşeceğine işaret eden Erdoğdu, “Ama en zenginlerin milli geliri de önce 17 bin 861, sonra 17 bin 730 dolara gerileyecek. Ülkemizdeki en zengin grup bile Doğu Avrupa ülkeleri olan Macaristan, Polonya ortalamasında bir hayat yaşamak zorunda kalacak” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">2013-2020 döneminde en yoksulların milli gelir toplamının 58 milyar dolardan 40 milyar dolara, en zenginlerin milli gelir toplamının ise 446 milyar dolardan 300 milyar dolara düşeceğini vurgulayan Erdoğdu, 2013’de Türkiye’nin yoksullarının, dünya kişi başına milli gelir sıralamasında 119’uncu sıradayken, 2021’de 140’ıncı sıraya ineceğini söyledi. Aynı dönemde Türkiye’nin zenginlerinin ise 30’uncu sıradan 47’inci sıraya düşeceğinin altını çizen Erdoğdu, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“AKP, zoru başararak her kesime zarar vermeyi bildi. İktidarın yanlış politikaları toplumun her kesiminin zararına oldu ama özellikle yoksulları tamamen açlığa mahkum etti. AKP, 3-5 yandaş müteahhidini, 10-15 bin akraba ve yandaşını zengin etmekten başka bir şey yapmıyor. Bütün ihaleler 3-5 müteahhide gidiyor. Ülkenin kaynakları toplumun yüzde 1’ini bile oluşturmayan yandaşlara peşkeş çekiliyor. Bu politikaların sonucu olarak bu ülkenin 60-70 yıllık büyük firmaları, ekonomik değerleri iflas ediyor veya yok pahasına elden çıkarılıyor. Ülke sanayi ve ticaretine, finans kuruluşlarına, hizmet sektörlerine hızla yabancılar hakim oluyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KİMSE GELECEĞİNİ PLANLAYAMIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkede, çiftçisinden, işçisine, esnafından, serbest meslek erbabına, ihracatçısına, küçük ve orta ölçekli sanayicisinden, holding sahibine, müteahhidine kadar kimsenin önünü göremediğini anlatan Erdoğdu, “Kimse geleceğini planlayamıyor, vergisini ödeyemiyor, sigortasını yatıramıyor. Üretici, rekabet edemiyor, esnaf, tüccar sattığı ürünü yerine koyamıyor, fiyat artışlarına yetişemiyor. Böyle bir ekonomik düzen cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde görülmedi. Kriz dönemleri bile 1-2 yıl sürdü, sonra normale dönüldü ama AKP iktidarında ekonomi hiçbir zaman normali yaşamadı” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aykut Erdoğdu, her türlü olumsuzluğa rağmen yine de karamsarlığa girilmemesi gerektiğini bildirerek, &nbsp;sürprizlere yer olmayan, öngörülebilir, şeffaf ve tasarrufa azami dikkat gösteren, ekonominin gereklerine uygun politikalarla ekonominin toparlanacağını söyledi. Erdoğdu, CHP’nin hazırladığı halkın yararına politikalar ve programlarla iktidara en hazır parti olduğunu söyledi ve hazırladıkları bölgesel kalkınma programlarıyla ülkede yoksulluğu bitireceklerini sözlerine ekledi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Tarım arazilerinden emlak vergisi alınmasın]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tarim-arazilerinden-emlak-vergisi-alinmasin-120718b0ddbe9-6c20-4016-ac01-6b59f07933e62020-11-15T18:57:00+03:00HABER MERKEZİ Tarım arazilerinden emlak vergisi alınmasın

Tarım arazilerinden emlak vergisi alınmasın

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Artan girdi maliyetleri, tarımdaki ithalat ve ekipman sorununun çiftçi ve köylüyü üretim yapamaz hale sürüklediğini, bu sorunlara ek olarak tarım arazilerinden vergi alınmasının çiftçinin tarımdan uzaklaşmasına neden olduğu gerekçesiyle hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunan Dr. Şevkin, çiftçi ve köylünün ek maliyetlere maruz bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TARIM ARAZİLERİNE HİZMET MÜMKÜN OLMADI”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Ondört İlde büyükşehir belediyesi ve yirmi yedi ilçe kurulması ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanunda” değişiklik yapılmasını içeren yasa teklifinde ‘Emlak Kanunu’ gereğince bina, arsa ve arazilerin emlak vergisi konusuna girdiğini,&nbsp; 2012 yılında çıkarılan yasa ile köylerin tüzel kişiliğinin kaldırıldığını ve tarım arazilerinin ilk 5 yıl muaf olmak üzere emlak vergisi kapsamına alındığını hatırlatan Dr. Şevkin, daha önce olduğu gibi bu tarihten itibaren de belediyelerce tarım arazilerine hizmet yapılmasının mümkün olmadığına dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üreticilerin içinde bulunduğu zor koşullar ve tarımsal üretimdeki sıkıntıların kamuoyunca net olarak bilindiğini, artan girdi maliyetleri, tarımdaki ithalat ve ekipman sorununun çiftçi ve köylüyü üretim yapamaz hale getirdiğini vurgulayan Dr. Şevkin, çiftçinin yıllardır çözülemeyen sorunlarına bir de koronavirüs eklendiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TARIM TOPRAĞI DA ÇİFTİ SAYISI DA AZALIYOR!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’deki tarım arazilerinde ve tarım nüfusunda azalma yaşandığının Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK) verilerince de sabit olduğuna işaret eden Dr. Şevkin, kanun teklifindeki gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Covid-19 salgınının küresel ekonomiye verdiği zarar derinleşirken, Türkiye'de özellikle tarım sektörü bu süreçte büyük yara almıştır. Tarım ülkesi Türkiye’deki çiftçiler, girdi maliyetleri nedeniyle ürettiğinin karşılığını alamamaktadır. Çiftçinin yıllardır çözülemeyen sorunlarına bir de koronavirüs nedeniyle ihracat endişesi eklenmiştir. Türkiye’de çiftçi sayısı son 12 yılda yüzde 48 azalmış, tarım alanları da son 18 yılda yüzde 12,3 düşmüştür. Sebze bahçeleri alanı ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 15 küçülmüştür. 2008’de 1 milyon 127 bin olan çiftçi sayısı 2019’da 600 bine kadar düşmüştür. Bu veriler, kayıtlı çiftçi sayısında 2008’den bu yana 541 bin 600 azalma anlamına gelmektedir. 2018'den 2020 yılının şubat ayına kadar, çiftçi sayısında 111 binlik bir azalma meydana gelmiştir. TÜİK verilerine göre tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı ise 2002’de 7 milyon 458 bin kişiyken, 2020 Şubat ayı itibariyle 4 milyon 157 bin kişiye gerilemiştir. Bu da son 18 yılda 3 milyon 301 bin daha az tarım çalışanı anlamına gelmektedir. Tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısının yüzde 44 azaldığı ortaya çıkmaktadır. Tüm bu sorunların çözümü için hazırladığımız kanun teklifi,&nbsp; tarım sektöründe istihdamın artması, tarım arazilerinin yok edilmesinin önüne geçilmesi ve köyden kente göçün önlenmesini amaçlamaktadır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in tarım arazilerinden alınan emlak vergisinin kaldırılması istemine yönelik yasa değişikliği teklifi şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ON DÖRT İLDE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE YİRMİ YEDİ İLÇE KURULMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 1-</strong>&nbsp;12/11/2012 tarihlive 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin on beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken emlak vergisi ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 2-</strong>6360 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">“EK MADDE 1- Bu Kanuna göre tüzel kişiliği kaldırılan köylerde, 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken emlak vergisi alınmaz.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 3-</strong>&nbsp;Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 4-</strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’li Sındır, “gençlik hayatından memnun değil!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-sindir-genclik-hayatindan-memnun-degil-12070eb8015ee-3d02-42f4-bdc1-ae091b1ec08b2020-11-15T18:54:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Sındır, “gençlik hayatından memnun değil!”

CHP’li Sındır, “gençlik hayatından memnun değil!”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gençlerin, başta işsizlik olmak üzere ülkede yaşanan tüm olumsuzluklar nedeniyle yurtdışına gitmek istediklerini belirten Sındır; “Gelecekte iş bulabilecek miyim? Mutlu, huzurlu ve ekonomik sıkıntısız bir yaşama sahip olabilecek miyim? Kendi ülkemde onurlu ve mutlu bir yaşama sahip olabilecek miyim?” diye soruyor, bu soruların yanıtını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Yoksa "Bu ülkede yaşanmaz, yurt dışına kaçayım." derdine mi düşmüş” diyerek gençlerin duyduğu endişeleri dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“HER ÜÇ GENÇTEN BİRİ BOŞTA”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi rakamlara göre ülkede genç işsizlik oranın yüzde 25,7 olduğunu söyleyen Sındır; “Genişletilmiş işsizlik oranı bunun çok daha üzerinde- Üniversiteli işsizlik oranı yüzde 20'nin üzerinde. Her üç gençten 1'i ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor; boşta” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“GENÇLERİN YÜZDE 76’SI YURTDIŞINA YERLEŞMEK İSTİYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yeditepe Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre gençlerin yüzde76’sının yurtdışına yerleşmek istediğini ve 15-29 yaş arası gençlerin yüzde 64'ü vatandaşlık sunulduğu takdirde başka bir ülkede yaşamak istediklerine dikkat çeken Sındır, “Soruların yanıtı aslında bu araştırmanın sonuçlarında. Ve her iki gençten 1'i yaşadığı hayattan mutsuz. İşsizlik sorunu, parasızlık, ekonomik sorunlar, borç ve gelecek güvensizliği ve tabii ki çoğu zaman da yetersiz eğitim nedeniyle özgüven yoksunluğu -tabii bu, araştırmada verilen bir yanıt değil ama mutsuzluğun temel nedenlerinden bir tanesi de bu- Tabii Gençlik ve Spor Bakanlığının yanı sıra Millî Eğitim Bakanlığının da çok büyük sorumluluğu var bu konuda” şeklinde gençliğin sorunlarını ve sorumluları ortaya koydu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CUMHURBAŞKANI YENİ BİR GENÇLİK YARATMA PEŞİNDE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 Ekim’de İbn Haldun Üniversitesinin açılışında söylediği sözleri değerlendiren Sındır, şöyle konuştu: “Bakın, Sayın Erdoğan'ın 19 Ekimde İbn Haldun Üniversitesinin açılışında sözleri var, Sayın Cumhurbaşkanının:&nbsp; ‘Genç bir nüfusa sahibiz ama medeniyet tasavvurumuzu hayata geçiremiyoruz. Medyamız -bizim medyamız- bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor. İlimde, sanatta, kültürde benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız. Dünyaya kendimizi anlatamıyoruz. Bunun için de fikrî iktidarımızı da hâlâ tesis edemediğimiz kanaatindeyim. Zihinler, popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur. Kuşaklar boyunca maruz kaldığımız fikrî istila vardır’ Çok tehlikeli sözler. Anlaşılan, Sayın Erdoğan kendince yeni bir devlet ideolojisi kurma peşinde ”</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın misyon ve vizyonunu akıl, bilim ve çağdaşlıktan uzak olarak değerlendiren Sındır, “Ülkemiz gençliğini ve sporunu günümüz gerekleriyle uyumlu, geleceğin meydan okumalarına karşı hazırlıklı..." Yani işte ‘Yerli değerlere duyarlı’ diyorsunuz ama evrensel değerlere duyarlılık yok. Çağdaşlık vurgusu yok. Akıl ve bilim vurgusu yok. Yarışmacı ve rekabetçi bir gençlik yaratılmaya çalışılıyor. Tabii ki rekabet... İçinde bulunduğumuz koşullarda rekabetçi koşullara uyum sağlayabilmek önemli ama bedensel, ruhsal ve zihinsel gelişim ve sosyal varlık olarak sağlıklı bir gençlik tanımı misyon da yer almıyor.&nbsp; Bütün bunlara rağmen bütçenizin, sağlıklı, çağdaş, sorgulayan, analiz yeteneğine sahip ve aydın bireyler yetiştirilmesi için kullanılmasını ve hayırlı olmasını diliyorum”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[EMİR'DEN SANCAKTEPE İLE İLGİLİ ŞOK İDDİA]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emirden-sancaktepe-ile-ilgili-sok-iddia-12069830a3b20-96b2-4109-a9d2-a43b0f7b350d2020-11-15T18:50:00+03:00HABER MERKEZİ EMİR'DEN SANCAKTEPE İLE İLGİLİ ŞOK İDDİA

EMİR'DEN SANCAKTEPE İLE İLGİLİ ŞOK İDDİA

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İstanbul Sancaktepe'de 9 şehidin verildiği iki helikopter kazasının ardından taşınacağı açıklanan 4'üncü Kara Havacılık Alay Komutanlığı ile ilgili hiçbir çalışma yürütülmediğini iddia eden CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, "Birliğin taşınma masrafı araziye yapılacak şehir hastanesi müteahhitine yüklenmek istendi. İhale yapılamayınca taşınma işi de kaldı. Risk devam ediyor ancak eğitim uçuşları yeniden başladı" dedi.<br /><br />EMNİYETLİ İNİŞ İÇİN MANEVRA ALANI YOK<br />İstanbul Sancaktepe'de yerleşim yerlerinin ortasında kalan ve geçtiğimiz yıl eğitim uçuşları sırasında peş peşe yaşanan helikopter kazalarının ardından taşınacağı açıklanan 4'üncü Kara Havacılık Alay Komutanlığı ile ilgili hiçbir çalışmanın yürütülmediği ortaya çıktı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Milli Savunma Bakanlığının bütçe<br />görüşmeleri sırasında konuyu gündeme getiren CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, 2018 yılının Kasım ayında beş askerin şehit olduğu bundan üç ay sonra da Şubat 2019'da dört askerin şehit olduğu helikopter kazalarını hatırlattı. Havacılık okulunun yerleşim yerlerininortasında kalması nedeniyle eğitim alan pilotların motor arızaları<br />durumunda emniyetli iniş için yeterli manevra alanlarının bulunmadığını ifade eden Emir, şunları söyledi:<br /><br />HİÇBİR ÇALIŞMA YAPILMIYOR<br />"Sancaktepe’de 4'üncü Kara Havacılık Alay Komutanlığı var. Burada geçen yıl üç ay içerisinde 2 kaza oldu ve 9 askerimiz maalesef şehit oldu. Buradaki temel sorunun etrafının yapılaşması olduğu, acil inişlere müsait olmadığı tarafınızdan ifade edildi. 'Tekirdağ’a taşınacak' dendi ama hiçbir çalışma yapılmadığını görüyoruz. Bölgede risk devam ediyor ama aynı yerde tekrar eğitim uçuşlarının başladığına dönük bilgiler alıyoruz."<br /><br />TSK, NEDEN BİR OKULUNU TAŞIYAMIYOR<br />Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz yıl Sancaktepe'ye yapılacak 4 bin yataklı şehir hastanesini gündeme getirdiğini hatırlatan Emir,<br />şu ifadeleri kullandı: "Şehir hastanesi, 4'üncü Kara Havacılık Alay Komutanlığının boşaltacağı araziye yapılmak isteniyor. Taşınma işlerinin mali yükünün de o arsa üzerine şehir hastanesi inşa edecek olan şirket tarafından karşılanacağı belirtiliyor. İhale yapılamadı diye havacılık okulu da taşınamıyor. Bu konu niye bu kadar uzuyor? Niye Silahlı Kuvvetler bir okulunu Tekirdağ’a taşıyamıyor?"</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[YANDAŞ GAZETECİLİĞİ’NE BASAMAK YAPILMAK İSTENMİŞTİR!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yandas-gazeteciligine-basamak-yapilmak-istenmistir-12068524525b5-f7d3-4210-ae98-a377df4809772020-11-13T20:21:00+03:00HABER MERKEZİ YANDAŞ GAZETECİLİĞİ’NE BASAMAK YAPILMAK İSTENMİŞTİR!

YANDAŞ GAZETECİLİĞİ’NE BASAMAK YAPILMAK İSTENMİŞTİR!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Anayasa Mahkemesi 14 Şubat 2020 tarihinde verdiği kararla gazetecilere tanınan yıpranma hakkının Basın Kartı Yönetmeliği’ne göre verilen basın kartı sahibi olma şartına bağlayan kanun hükmünü iptal etmiş, yasama organına dokuz aylık bir süre tanımıştı. Bu sürenin tamamlanmasına kısa bir süre kala TBMM Başkanlığı’na sunulan torba kanun teklifinde, gazetecilik mesleğini ilgilendiren ve “yıpranma hakkı” olarak tanımlanan fiili hizmet süresi zammına ilişkin bir maddeye de yer verilmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesinde,&nbsp;<em>“Basın kartı sahibi olmak için gerekli şartlar ve dolayısıyla fiilî hizmet zammının uygulanacağı basın ve gazetecilik mesleğinde çalışanların belirlenmesinde temel esaslar ve ilkeler kanunla düzenlenmeyerek bu konudaki düzenleme yetkisi yönetmelik aracılığıyla bütünüyle yürütme organına verilmiştir”</em>&nbsp;ifadeleri kullanılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM’ye sevk edilen ve 11 Kasım 2020 tarihinde AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen torba teklifte yer alan düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesini karşılamadığı gibi Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı yönündeki Anayasa hükmünü de hiçe sayan bir içerikteydi. Düzenleme, yıpranma hakkını mevcut durumda olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çerçevesinde basın kartı sahibi olanlar ile sınırlandırmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Oysa içinden geçtiğimiz süreçte, tüm meslektaşlarımızın da yakından bildiği gibi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı keyfi olarak yüzlerce basın kartını yenilememiş, yüzlercesini iptal etmiştir. Basın kartları iptal edilen meslektaşlarımızın ağırlıklı olarak iktidar partisinin “muhalif” olarak kodladığı basın kuruluşlarında çalışıyor olması, Anayasa Mahkemesi’nin yasal bir hakkın yürütme organının inisiyatifine bırakamayacağına yönelik gerekçesiyle örtüşmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında zor koşullarda mesleklerini icra eden ancak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın siyasi tercihleriyle basın kartı alma hakları ellerinden alınan meslektaşlarımızın, yıpranma hakkından da mahrum bırakılması kabul edilemez.</span></p><p><span style="font-size:18px">1977 yılında gazetecilere kanunla tanınan yıpranma hakkı, 2008 yılında iptal edilmiş, 2013 yılında yeniden verildiğinde ise “basın kartı sahibi” olma şartına bağlanmıştı. Oysaki gazetecilere tanınan yıpranma hakkı önceki uygulamalarda 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna tabi olarak çalışan tüm sigortalıları kapsamaktaydı. 2008 yılında iptal edilen, 2013 yılında ise basın kartı sahibi olma şartına indirgenen yıpranma hakkının, 2008 öncesinde olduğu gibi yürürlükteki kanun çerçevesinde çalışan tüm sigortalıları kapsayacak şekilde uygulanması hem basın özgürlüğü hem de anayasal bir haktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Basın meslek örgütlerinin; deprem, sel, çatışma ve savaşlarda halkı doğru bilgilendirme amacıyla görev yapan; her an işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya yoğun iş temposu altında kamusal nitelikte faaliyet yürüten basın emekçilerinin ‘yıpranma hakkı’na ilişkin düzenlemenin eksikleri giderilerek, Anayasa Mahkemesi kararına uygun şekilde çıkarılması yönündeki uyarı ve girişimleri, AKP ve MHP temsilcilerinin anayasa tanımaz tavrını aşamamıştır. Bunun temel nedeninin, yukarıda da vurguladığımız üzere basın kartı üzerinden gazetecilerin tehdit edilmesi; iktidar-sermaye ortaklığında inşa edilen ‘yandaş gazeteciliğin’ hakim kılınmak istenmesidir. Bağımsız ve özgür basına karşı düşmanlık bu iktidarın adeta gözünü kör etmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak hakların mücadeleyle kazanıldığı bilinciyle; yıpranma hakkımızı basın kartı şartına bağlayan, basın kartını da yürütmenin idari bir işlemine bırakan ve bu yolla mesleğimizin, meslektaşlarımızın tepesinde kılıç sallayan anlayışa, kurulmak istenen sisteme karşı mücadeleye devam edeceğiz.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Merkez Yönetimi</span></strong></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SAYIŞTAY RAPORLARI BULGULARINA İLİŞKİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sayistay-raporlari-bulgularina-iliskin-arastirma-onergesi-12067bb49fe9e-19ed-4196-8813-a40ec5d32aaa2020-11-13T20:16:00+03:00HABER MERKEZİ SAYIŞTAY RAPORLARI BULGULARINA İLİŞKİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ

SAYIŞTAY RAPORLARI BULGULARINA İLİŞKİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu Özel İşbirliği Sözleşmelerinin halkı uğrattığı zararların araştırılması, &nbsp;halkın uğradığı zararların giderilmesi,&nbsp; Hazine ve Maliye Bakanlığı 2019 Yılı Sayıştay Denetim Raporu'nda yer alan bulguların incelenmesi, sorunların belirlenmesi, gerekli önlemlerin alınması ve 5018 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi gereğince kamuoyuyla paylaşılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü 'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederim...</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Serpil KEMALBAY PEKGÖZEGÜ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İzmir Milletvekili</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>GEREKÇE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">5018 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinin ilk iki fıkrasında; “Muhasebe sistemi; karar, kontrol ve hesap verme süreçlerinin etkili çalışmasını sağlayacak ve malî raporların düzenlenmesi ile kesin hesabın çıkarılmasına temel olacak şekilde kurulur ve yürütülür. Kamu hesapları, kamu idarelerinin gelir, gider ve varlıkları ile malî sonuç doğuran ve öz kaynağın artmasına veya azalmasına neden olan her türlü işlemlerle garantilerin ve yükümlülüklerin belirlenmiş bir düzen içinde hesaplara kaydedilerek, yönetim ve denetim yetkilileriyle kamuoyuna gerekli bilgilerin sağlanması amacıyla tutulur.” denilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hazine ve Maliye Bakanlığı 2019 Yılı Sayıştay Denetim Raporuna Göre tespit edilen bazı bulgular aşağıdaki şekildedir:</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">Hazine garantileri ve risk yönetimi kapsamında Bakanlığa karşı ödeme yükümlülüğü bulunan kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılacak olan faiz ve benzeri diğer ödemelerin Risk Hesabı Alacakları Hesabında takip edilmediği görülmüştür.</span></li><li><span style="font-size:18px">Mevzuat hükümlerince; Bakanlık tarafından Hazine garantileri kapsamında üstlenimi yapılan tutarların Kredi Devralma (Garanti Üstlenim) ve İkraz Anlaşmalarında belirlenen vade, faiz vb. geri ödeme koşullarına uygun olarak takip ve tahsilinin yapılması, Risk Hesabının anapara, faiz vb. her türlü alacakları ile bu alacaklardan geri ödenmeyen tutarlara ilişkin kayıtların 954 ve 955 no.lu Hesaplar kullanılarak Bakanlık mali tablolarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px">Hazine ve Maliye Bakanlığı 2019 yılı mali tablolarının ekinde, uluslararası standartlar ve ulusal mevzuata göre açıklanması gereken önemli muhasebe politikaları ve açıklayıcı notların sunulmadığı görülmüştür.Hazine ve Maliye Bakanlığı 2019 yılı mali tabloları, kullanıcıların bu tabloları tam ve doğru şekilde yorumlamalarını sağlamak için yeterli düzeyde anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir veri sunmamaktadır.</span></li></ul><p><span style="font-size:18px">İlk başlarda Kamu Özel İşbirliği projeleri ile özel sektöre varlıkların kullanım hakkı verilirken, zamanla özel sektörün hakları gittikçe genişleyerek asgari gelir garantisinden yüklenici firma için kredi bulmaya, borç üstlenmeden kur farklarına kadar birçok riskle ilgili geniş garantiler verilmeye başlanmıştır. Bu risklerin neredeyse tamamen kamu tarafından alınması ve yüklenici firmanın neredeyse hiç riske girmemesi KÖİ projelerinin özü ile bağdaşmamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Döviz üzerinden yapılan sözleşmelerde kurdan kaynaklı bir zarar ihtimaline karşı ise riski yine kamu almakta ve bu firmalara kur farkı ödenmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dahası KÖİ projeleri Bakanlık hesaplarında sektör ve firma bazında ve kur farklarını gösterecek şekilde tutulmamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Devletin ödediği garanti tutarları, dolar kuru ve ABD enflasyon oranlarındaki artışın etkisi olmaksızın dahi bütçe için büyük bir yük olmaya devam etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Otoyollara, köprülere ödenen paranın sadece kur farkının 61 milyar 719 TL olduğu, bu tutar ile toplamda 14 adet Avrasya tüneli yapılabileceği basında yer alan bilgilerdendir. Kamu Özel İş Birliği ve Yap İşlet Devret projelerinin bütçe üzerinde yarattığı ağır ekonomik yükün yanı sıra bu yükü kamuoyundan kaçırmak için yapılan uygulamalar ile de hak ihlallerine neden olunmaktadır. &nbsp;Projelere ne kadar ödendiği bilgisi kamuoyundan kaçırılarak bütçe hakkı ve bilgi edinme hakkı ihlal edilirken şeffaflıkda ortadan kaldırılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu Özel İşbirliği Sözleşmelerin halkı uğrattığı zararların araştırılması, &nbsp;halkın uğradığı zararların giderilmesi,&nbsp; Hazine ve Maliye Bakanlığı 2019 Yılı Sayıştay Denetim Raporu'nda yer alan bulguların incelenmesi, sorunların belirlenmesi, gerekli önlemlerin alınması ve 5018 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi gereğince kamuoyuyla paylaşılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü 'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Milli Savunma politikalarını siyasetten uzak tutun!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milli-savunma-politikalarini-siyasetten-uzak-tutun-12066cc2ee52c-37d9-453b-baa1-d81ad2fcd9632020-11-13T20:13:00+03:00HABER MERKEZİ Milli Savunma politikalarını siyasetten uzak tutun!

Milli Savunma politikalarını siyasetten uzak tutun!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Milli Savunma politikalarının siyasetten uzak kalması gerektiğini vurgulayarak sözlerine başlayan Sındır, “Milli Savunma Bakanlığı iç politik çekişmelerden uzak olması gereken ve milli bir savunma politikasını uygulaması gereken bir bakanlık. Ordumuzun iç siyasetin etkisinden, nüfuzundan uzak kalması gerektiğini her fırsatta dile getiriyor; ‘Yurtta barış, dünyada barış’ anlayışıyla milli birlik ve beraberlik içinde vatanımızın savunmasında, huzur ve güvenliğimizin tesisinde başarılı olmasını yürekten istiyoruz” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>“30 AĞUSTOS VİDEOSUNDA ATATÜRK NEDEN YOK?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Milli Savunma Bakanlığının birçok konuda kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini ifade ederek sözlerine devam eden Sındır, “Milli Savunma Bakanlığı’nın kadrolarına 2017 yılından 2018 Kasım ayına kadar sadece 127 engelli yurttaşın atamasının yapıldığı ifade ediliyor. Bakanlıkların kamuda engelli atanmasına yönelik uygulamalarında özellikle Milli Savunma Bakanlığında çok eksik, yetersiz kalındığı görünüyor, bunun nedeni nedir? Sayıştay raporunda, Sayıştay’ın denetim görüşlerinde Milli Savunma Bakanlığının 5'inci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğünde 9 milyon 342 bin 763 lira 46 kuruşluk bir meblağ var. Bu meblağ hesaplarda yer almayan ‘kişilerden alacaklar’ hesabında yer almadığı görülen bir hesap. Bu duruma sayın bakan açıklık getirmeli. 2019 yılında taşınmazlar envanteri çalışmaları tamamlanamamış. Bilançoda arazi ve arsalar hesabında 181 milyar 291 milyon TL, yer altı ve yer üstü düzenleri hesabında 2 milyar 634 milyon TL, binalar hesabında 75 milyar 28 milyon TL olarak yer alan tutarlar mevcut taşınmazların fiilî durumunu tam olarak göstermiyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Bu konuda ivedilikle kamuoyunu bilgilendiriniz. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Milli Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı videoda ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e yer vermemek kabul edilebilir bir hata değil. 30 Ağustos videosunda Atatürk neden yok? Sayın bakanı bu konuda açıklama yapmaya çağırıyorum” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>“4,5 MİLYAR TL'LİK İSTİSNA NEDİR?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan istisna kapmasındaki kamu harcamalarına ve siber güvenlik alanına dikkat çeken Sındır, şöyle konuştu: “Milli Savunma Bakanlığı, 4,5 milyar TL'yle 2020 yılı ilk altı ayında yapılan istisna kapsamındaki kamu alımlarından yararlanarak tutar bazında en fazla alımı yapmış. Bu istisnaya neden olan nedir? 4,5 milyar düşük bir meblağ değil. Açıklama bekliyoruz. Siber güvenlik ve yapay zeka konusu bugün dünyanın önde gelen ülkelerinin üzerine yoğun bir şekilde eğildiği bir konu. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Çin’de 100 milyarlar düzeyinde araştırma geliştirme bütçeleri ayrılmış durumda. Çünkü siber güvenlik, siber alan sadece savaş durumunda değil barış ortamında da kendini gösterebilen ve büyük bir tehdit olarak her an var olan bir konu. Plan ve Bütçe komisyonunda sayın bakanın yaptığı sunuşta siber güvenliğe dair hiçbir başlık göremedik. Gerek siber güvenlik gerek yapay zeka konusunda, MSB’nin bu tür çalışmalara yönelik AR-GE bütçesi nedir? Bilmiyoruz, çünkü belirtilmemiş. Her ne kadar ‘Milli’ ve yerli savunma sanayimizi geliştiriyoruz, büyütüyoruz dense de bu hayati konularda hiçbir şey yapılmadığını görüyoruz. Bu asla kabul edilebilir değil.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’Lİ TANAL: BEN DE ÇOCUK İŞÇİYDİM]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-tanal-ben-de-cocuk-isciydim-120651cbfbaf9-4bfd-46e6-8d04-38d1bba921ee2020-11-13T20:09:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’Lİ TANAL: BEN DE ÇOCUK İŞÇİYDİM

CHP’Lİ TANAL: BEN DE ÇOCUK İŞÇİYDİM

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Meclis Çocuk Hakları Alt Komisyonu, Türkiye’nin kanayan yarası çocuk işçiliği konusunu masaya yatırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Komisyon toplantısına davet edilen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki Çalışma Genele Müdürlüğü bürokratları, çocuk işçiliğine ilişkin bir sunum yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sunum öncesi söz alan komisyon üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, çocuk işçiliğinin kaynağının yoksulluk olduğunu söyledi.<br />Tanal, çocuk işçiliğinin kaldırılması için yoksulluğun ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.<br />Aslen Şanlıurfalı olan CHP’li vekil Mahmut Tanal, bölgeler arası eşitsizlikten bahsederken kendisinin de “çocuk işçi” olarak nitelendirilen yaşta çalışmak zorunda kaldığını anlattı.<br /><br /><strong>ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ BİTİRMEK İSTİYORSAK YOKSULLUĞU ORTADAN KALDIRMALIYIZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çocuk işçiliğiyle mücadeleyi önemsediğini ifade eden Tanal, “Gerek Şanlıurfa’da ziyaret ettiğimiz aileler ve çocuklar, gerek Ordu’da ziyaret ettiğimiz aileler ve çocuklar, hepsinin müşterek noktası: Güneydoğu’da yoksul olan aile çocukları. Yani biz, eğer gerçekten ülkemizde çocuk işçiliğini bitirmek istiyorsak, kaldırmak istiyorsak, ilk önce yoksulluğu kaldırmamız lazım. Yoksulluğun olduğu yerde çocuk işçiliği var ve yoksulluk kaldırılmadan çocuk işçiliğinin bitirilebilmesi de maalesef imkânsız gibi görünüyor. Evet, yıllardır mücadele ediliyor fakat bu çocuk işçiliğinin hepsinin de kaynağı Güneydoğu ve yoksul olan iller ve bölgeler” dedi.<br /><br /><strong>“MİLLETVEKİLİ MAHMUT TANAL OLARAK BEN DE ÇOCUK İŞÇİYDİM”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Öncelikle Türkiye’de bölgeler arası eşitsizliğin bir an önce giderilmesi gerektiğini belirten Tanal, kendisinin de ailesinin maddi durumundan dolayı çocuk yaşta çalışmak zorunda kaldığını aktararak, şunları söyledi: “Bölgeler arasında büyük bir eşitsizlik var. Şimdi, dikkat edilirse hiç kimse çocuğunu keyfî anlamda işe göndermiyor, aileler de aslında istemiyor ama hayat… Milletvekili Mahmut Tanal olarak ben de bir çocuk işçiydim, çocuk işçiliğinden geldim ben, işportacılıktan geldim ben. Ama aynı şekilde, zengin olan aile çocukları çalışmıyordu ki, ben zorunluluktan çalıştım. Devletin yapması gereken yani o dönem yaşadığım için… Nasrettin Hoca diyor ya; ‘İçinizde eşekten düşen birisi varsa o, benim hâlimi daha iyi anlar.’ Eğer benim ailemin ekonomik durumu yerinde olmuş olsaydı ben niye çalışayım ki? Onun için bizim yapmamız gereken öncelikli husus bölgeler arasındaki bu eşitsizliği bir an önce kaldırmaktır. Çalışan çocuklar fakir fukaranın çocukları, hiçbir zengin ailenin çocuğu gidip çalışmaz ki, zaten çalışmak keyfî bir şey değil ki zaruretten, yaşamak için, tutunabilmek için. Yani, bu anlamda bu yoksulluğu bir an önce, biz eğer yoksulluğu bitirirsek çocuk işçiliğini de bitirmiş oluruz.”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[3 yılda 79 PTT Başmüdürünün görev yeri değiştirildi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/3-yilda-79-ptt-basmudurunun-gorev-yeri-degistirildi-1206496c234f4-af13-4751-b168-716d32d9dffb2020-11-13T20:05:00+03:00HABER MERKEZİ 3 yılda 79 PTT Başmüdürünün görev yeri değiştirildi

3 yılda 79 PTT Başmüdürünün görev yeri değiştirildi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>PTT’nin zararını ve kiralık araçlara ödenen miktarı açıklamayan Bakan Adil&nbsp;Karaismailoğlu,&nbsp;pandemi nedeniyle bazı başmüdürlüklerin işlem hacminin düştüğünü söyledi.&nbsp;Karaismailoğlu,&nbsp;PTTBank, posta ve kargoda gelir hedefi gerçekleşme oranını yüzde 83 olarak açıkladı.&nbsp;</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER’DEN 2 AYRI SORU ÖNERGESİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na PTT A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün faaliyetleri, kar –zarar dengesi, kiralık araçlara ödenen miktar ile temsil ve ağırlama giderleri için harcanan miktarın açıklanması istemiyle 2 ayrı soru önergesi yöneltti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ZARARIN GEREKÇELERİ NE?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, Bakan&nbsp;Karaismailoğlu&nbsp;tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği PTT’nin kar-zarar dengesini içeren önergesinde, “PTT&nbsp;A.Ş.’de&nbsp;82 başmüdürlükten zarar&nbsp;eden var mıdır? Zarar eden var&nbsp;ise bu zararın nedeni nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">2019 ve 2020 ilk 6 ayında; Posta, kargo ve&nbsp;Ptt&nbsp;bank olmak&nbsp;üzere hizmet türü ile gerçekleştirilen hizmetlerde, hedeflenen sonuç elde edilmiş midir?&nbsp;2018,2019 ve 2020 yılı ilk&nbsp;6 ayında başmüdürlüklerin ayrı ayrı temsil ve ağırlama gideri adı altında yapmış olduğu harcama tutarı nedir?&nbsp;Son 3 yılda PTT Başmüdürlerinden değiştirilenlerin sayısı kaçtır?” şeklindeki sorularına yanıt istedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAKAN ZARARIN MİKTARINI AÇIKLAMADI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in önergesini yanıtlayan Bakan&nbsp;Karaismailoğlu, PTT’nin zararına ilişkin rakamsal bilgiler vermedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GELİR HEDEFİ YÜZDE 83 ORANINDA GERÇEKLEŞTİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">PTT A.Ş. Genel Müdürlüğünde&nbsp;pandemi&nbsp;sürecinin olumsuz etkileri nedeniyle işlem hacmi düşen PTT&nbsp;Başmüdürlükleri bulunduğunu belirten Bakan&nbsp;Karaismailoğlu, “2019 ve 2020 yıllarının ilk 6 aylık dönemde, posta, kargo ve&nbsp;Pttbank&nbsp;gelir hedefinin gerçekleşme ortalaması yüzde 83 oranındadır” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>79 BAŞMÜDÜRÜR GÖREV YERİ DEĞİŞTİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan&nbsp;Karaismailoğlu, son 3 yıl içerisinde 79 başmüdürün gören yerlerinin değiştirildiğini de açıkladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KİRALIK ARAÇLARA NE KADAR PARA ÖDENİYOR?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Gürer, PTT A.Ş. Genel Müdürlüğü’ndeki araç sayıları ve kiralık araçlara ödenen bedellerle ilgili bir diğer soru önergesinde ise, “PTT AŞ'nin araç sayısı kaçtır? Bu araçların marka ve modelleri nedir?&nbsp;Şoförüyle beraber kiralanan araç sayısı kaçtır? Kiralanan araçların marka ve modelleri nedir?&nbsp;Bu kiralara yıllık ödenen miktar nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlıkta bulunan makam aracı sayısı kaçtır? Toplam bakanlık araç sayısı kaçtır?” sorular yöneltti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PTT’NİN 3 BİN 570 ARACI VAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer’in önergesini yanıtlayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil&nbsp;Karaismailoğlu,&nbsp;PTT A.Ş. Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde 3 bin&nbsp;570 adet çeşitli marka ve modellerde araç bulunduğunu bildirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan&nbsp;Karaismailoğlu, sadece 107 adet dağıtıcı servisi hizmeti için&nbsp;şoförlü&nbsp;taşıt kullanılmakta olduğunu belirterek, “Değişik marka ve modellerde 57 adedi minibüs ve 50 adedi de otobüs cinsi taşıttır.&nbsp;Bakanlığımızda ise PTT A.Ş. Genel Müdürlüğüne ait araç bulunmamaktadır” açıklamasında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAKAN AÇIKLAMADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Önerge sahibi CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise son yıllarda kargo hizmeti de vermeyen başlayan PTT’nin, &nbsp;zarar etmesini önleyecek çalışmaların yapılması gerektiğini belirterek, Bakanın zarar konusunda bir ifadesi olmasa da gelir hedefinin %83 oranında gerçekleştiğini belirtiyor. Hedef ile kar zarar dengesi de kurum için önemlidir. Bu bağlamda &nbsp;çalışanları taşeron firmada tutarak, sonuca erişmediği de ortaya çıkıyor. Kurumsal işleyişte olumsuzlar giderilerek kurum işleyişi düzenli kılınmalıdır” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, kiralık araçlara ödenen yıllık kira bedellerini Bakan belirtmiyor. Bu rakamların farklı verilerde görülmesi olası, Bakanın bu rakamları vermemesinin maksadı giderin büyüklüğüne karşı kamuoyu duyarlılığından çekinmesi olsa gerek” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Pamukluk Barajının Ön Yüz Beton İmalatlarına Başlandı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pamukluk-barajinin-on-yuz-beton-imalatlarina-baslandi-12063aa3d2851-43b8-4729-8166-c6f436a0bafe2020-11-13T20:02:00+03:00HABER MERKEZİ Pamukluk Barajının Ön Yüz Beton İmalatlarına Başlandı

Pamukluk Barajının Ön Yüz Beton İmalatlarına Başlandı

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından Mersin iline yaptığı yatırımlarla ilimizin mümbit topraklarını su ile buluşturmaya, vatandaşlarımıza içme ve kullanma suyu temin etmeye ve derelerdeki taşkın riskini azaltmaya devam ediyor. Mersinili ve ilçelerinde son dönemde yapılan su yapılarının artması bölgedeki tarımsal faaliyetlerin gelişmesinde de önemli rol oynamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">DSİ olarak son yıllarda modern sulama projelerini geliştirerek uygulamaya koyuyoruz. Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışları,&nbsp; üretim deseninin çeşitlenmesi, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden oluyor. Bu durum bir yandan kırsal kalkınmanın hedeflerinden olan yoksulluğun azaltılması amacına hizmet ediyor bir taraftan da yaşam standardını yükselttiği için göçü önlüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersinili ve ilçelerinde son dönemde yapılan su yapılarının artması bölgedeki tarımsal faaliyetlerin gelişmesinde de önemli rol oynamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizdeki örtüaltı bitkisel üretimde söz sahibi olan Mersinli çiftçilerimizi rahatlatacak ve sağlayacağı memba kalitesindeki içme suyu ile Mersinlilerin içme suyu problemini çözecek olan Tarsus Pamukluk Barajı’ndaçalışmaların devam ettiğini açıklayan <strong>DSİ Genel Müdürü Kaya Yıldız, </strong>“Çalışmaları devam edenBarajıntamamlanması ile 184 bin 060 dekar arazi sulanacak, yılda 68 milyon kilovat saat enerjiüretilecek ve Mersin ilinin yıllık 127,54 hm3 içme suyu ihtiyacı karşılanacaktır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ön Yüz Beton İmalatlarına Başlandı </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pamukluk barajının en önemli aşamalarından birisi olan gövde dolgusunun geçtiğimiz aylarda tamamlandığını ifade eden <strong>Genel Müdür Yıldız</strong>;“<strong>Barajda; ön yüz beton imalatlarına başlanılmış olup</strong>bugün itibariyle %88 fiziki gerçekleşme sağlanan Barajın 2021 yılı içerinde tamamlanması hedeflenmektedir.&nbsp; Projenin tamamlanması ile 2020 birim fiyatları ülke ekonomisine yıllık 293 milyonTL tarımsal katkı sağlanması hedeflenmektedir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bölge İnsanına Ek Gelir Sağlanacak</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Genel Müdür Yıldız</strong>;“Tarsus Pamukluk Barajının temelden 135 metre yüksekliğinde olduğunu ve 282 milyon m³ su biriktirme hacmine sahip olduğunu belirterek, barajın tamamlanması ile bölgede yapılacak sulu tarım ile birlikte hem tarlalardaki verim artarak, hem de yörede ürün çeşitliliğini sağlanacaktır.” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Proje okullarının sonucu rekor beyin göçü!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/proje-okullarinin-sonucu-rekor-beyin-gocu-12062ee40fbbd-9d54-47c1-b944-c5bdbfe155962020-11-13T19:57:00+03:00HABER MERKEZİ Proje okullarının sonucu rekor beyin göçü!

Proje okullarının sonucu rekor beyin göçü!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, proje okullar ve beyin göçü ilişkisine dair bir rapor yayımladı. Gökçen, “2014 ila 2016 yıllarında altyapısı hazırlanan ve halen uygulanan proje okul sistemini gençlere sorduk. Bu okullarda okuyan ya da mezun olan gençler bize okullarının prestiji ve köklü geleneklerinin bu sistemle adım adım yok edilmekte olduğunu, öğrenci liderliğinde yürütülen bilimsel ve sosyal faaliyetler ile özgür düşünce ortamının büyük zarar gördüğünü anlattılar. 2016’dan bugüne baktığımızda köklü liselerden yurt dışına beyin göçünün hızla artmakta olduğunu gördük ve genç arkadaşlarımızla bir rapor hazırladık.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Raporda, bazı okulların uzun süre müdürsüz bırakıldıkları ve yeni dönemde atanan müdürlerin öğrencilerin köklü geleneksel&nbsp; etkinliklerinin engellenmesine sessiz kalarak desteklediklerine yer verildi. Raporda, “Rotasyon uygulaması, öğretmenlerin liyakat usulüne göre görevlendirilmesine engel olmuş ve öğrencileri demoralize etmiştir. Rotasyon sürecinde bazı kadroların uzun süre boş bırakılması ve geçici öğretmenlerin getirilmesi, okullarda kültür aktarımının da önüne geçmiştir.” ifadeleri kullanıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gökçen, “Bahsi geçen eğitim kurumları, örnek kurumlar olarak desteklenmek yerine tek tipleştirilmekte ve itibarsızlaştırılmaktadır. Akademisyen desteği ve laboratuvar desteği gibi vaatler 6 yıldır gerçekleştirilmiş değildir. Proje okul uygulaması, özgür düşüncenin ve öğrencilerin haklarının kısıtlandığı bir ortamı yaratma işlevi görmüştür. Özellikle liselerde kurumsallığın ve yerleşmiş kültürlerin yok edilmesi, köklü okulların öğrencilerinde beyin göçü rekorlarının kırılmasına neden olmuştur. 2019 yılı İstanbul Erkek Lisesi mezunlarının %53’ü yurt dışında lisans eğitimi almayı tercih etmiştir. Proje okul olmamakla birlikte köklü okullardan Galatasaray Lisesi’nde ise son 2 yılda mezunların yurt dışında lisans tercihi %10’dan %33 seviyesine ulaşmıştır. Bazı özel okullarda ise bu oranın yüzde 80’lere vardığı görülmektedir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gökçe Gökçen, raporda “İdareci ve öğretmen atamalarında liyakat usulüne geri dönülmeli, karar alma süreçlerine öğrenciler ve eğitimciler dahil edilmeli, rotasyon kurbanı öğretmenlere yaşadıkları mağduriyetten dolayı destek verilmeli, proje danışma kurullarının çalışmaları şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmelidir. Proje okullarına vadedilen özerklik ve yapısal destekler yerine getirilmelidir. Öğrenci kulüpleri etkinleştirilmeli, ayırt edilmeksizin desteklenmeli ve fonlanmasına dair netlik kazandırılmalıdır.” önerilerine de yer verdi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bekaroğlu: "Berat Albayrak'ın yanlışları Erdoğan'ın yanlışlarıdır."]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bekaroglu-berat-albayrakin-yanlislari-erdoganin-yanlislaridir-1206104c362ea-9160-4ebb-a0d1-6cf40859cda52020-11-13T19:52:00+03:00HABER MERKEZİ Bekaroğlu: "Berat Albayrak'ın yanlışları Erdoğan'ın yanlışlarıdır."

Bekaroğlu: "Berat Albayrak'ın yanlışları Erdoğan'ın yanlışlarıdır."

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendiren Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her seferinde bir günah keçisi bularak kendi yanlışlarını onlara yüklediğini belirtti. Berat Albayrak'ın birçok yanlışı olduğunu ama o yanlışların tamamının AKP Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanlışları olduğunu söyleyen Bekaroğlu, "Ekonomide çok büyük sıkıntılar var, bu sıkıntıların aşılması için Berat Abayrak gönderildi. Demek istiyor ki, yanlışlarımızı düzelteceğiz, buna sebep olan insanı da gönderiyoruz. Hayır, öyle değil, Berat Albayrak dünya kadar yanlışlar yaptı ama bu yanlışların tamamı AKP Genel Başkanı olan Sayın Cumhurbaşkanı'nın yanlışlarıdır." dedi. </span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KENDİ YANLIŞLARINI BAŞKALARINA YÜKLÜYOR</strong> </span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın günah keçisi bulup kendi yanlışlarını onlara yüklemeyi alışkanlık haline getirdiğini ifade eden Bekaroğlu, "Herkes yoruluyor, herkes hata yapıyor ama bir tek insan -nasıl bir insansa bu- hiç yorulmuyor, hiç hata yapmıyor! Hatırlayın geçmişi; demokrasi, hak ve özgürlüklerle ilgili birçok yanlış yapıldı, insanlara acı çektirildi. Balyoz'da Ergenekon'da nasıl istismar edildi... İşte biz yapmadık. Kim yaptı? FETÖ yaptı, FETÖ'ye havale edildi. Sonra Ortadoğu'da dünya kadar yanlış yapıldı, insanarın kanına girildi. Askerlerimiz öldü, Rus uçağı düşürüldü, Türkiye'yi savaşın eşiğine getirdiler. Önce sahip çıktılar; 'emri ben verdim', 'vur emrini veren benim' diye. Sonra Ahmet Davutoğlu yaptı; ayrı bir günah keçisi..." diye konuştu. </span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>120 MİLYAR DOLAR BUHAR OLDU</strong> </span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomide de birçok yanlış yapıldığını söyleyen Bekaroğlu, döviz kurunu kontrol edebilmek için Merkez Bankası kasasından 120 Milyar Dolar çıktığını ama onun da işe yaramadığını belirttiği konuşmasına şöyle devam etti: "Memleketi ciddi bir ekonomik, sosyal, toplumsal ve siyasal krizin içine soktular. Şimdi diyorlar ki, bunları biz yapmadık. Kim yaptı; Berat Albayrak. Hayır, hepiniz oradaydınız ve hepiniz bu işin sorumlususunuz. 'Yeniden başlıyoruz' diyerek bu sorumluluğu kabul ettiler. Kendisi Sayın Naci Ağbal'ı gönderdi, İstanbul'da bankacılarla görüştü, daha sonra bankacıların temsilcilerini Ankara'da kabul etti ve faiz lobisine 'Ne istiyorsanız vereceğim' dedi. Merkez Bankası kasasından 120 milyar dolar niye gitti. Çünkü, Tayyip Erdoğan doktrini vardı; 'faiz sebep enflasyon sonuçtur' diyordu. &nbsp;'Faiz yüksek olursa kur da yüksek olur' diyordu. Dolayısıyla 'Faizi yükseltmeyeceksiniz.' 'Sözümü dinlemedi' diyerek Merkez Bankası başkanlarını kulağından tutarak attı, sorumlusu bütünüyle kendisiydi." </span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>FAİZ LOBİSİNE TESLİM OLDU, DİZ ÇÖKTÜ</strong> </span></p><p><span style="font-size:18px">"Şimdi de faiz lobisine teslim oldu, diz çöktü. Bu yapılan IMF'siz bir IMF anlaşmasıdır. Bundan sonra IMF anlaşması geçerlidir, bunu göreceksiniz. Bugün bunun belirtilerinin ilkini gördük. Hazine yüzde 14,75 faizle borçlandı. Cumhrubaşkanı dedi ki, 'Ben bu iki insanı destekliyorum, enstrümanların tamamını kullanacaklar. Enstrümanların hepsini kullanıyorlardı, bir tek direk politika fazini kullanmıyorlardı. Şimdi sıra ona geliyor. Bu bir IMF'siz IMF programı uygulamaktır. Bütün bunların sorumlusu AKP'dir. Berat Albayrak'ı affediyor, millet onu affetsin. Millete bu kadar acı çektirdiği için Allah onu affetsin."</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ZEYBEKCİ’YE KATMERLİ RANTA TEPKİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/zeybekciye-katmerli-ranta-tepki-1206042606025-0757-4b9f-a3f0-12f72ab0bf072020-11-13T19:48:00+03:00HABER MERKEZİ ZEYBEKCİ’YE KATMERLİ RANTA TEPKİ

ZEYBEKCİ’YE KATMERLİ RANTA TEPKİ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>DENİZLİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KARARIYLA “ARAZİ” DÖNÜŞTÜRME OERASYONU İLE RANT!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’ye katmerli rantı&nbsp;altın tepside sunan Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin kararını ve Denizli’de eğitim alanını ticari alana çevirerek Zeybekci’ye rant sağlayan çarkı kamuoyu gündemine taşıdı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, ekonomiyi yönetenlerin bir zamanlar başkanlığını yaptığı Denizli Büyükşehir Belediyesi ile koordineli nasıl işlere imza attığı konusunda&nbsp;Denizli kamuoyunun açıklama beklediğini söyledi ve süreci anlattı:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>EMSAL İNŞAAT YOĞUNLUĞU 4 KAT ARTIRILMIŞ!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pamukkale ilçesi Eskihisar Mahallesi, Merdanlarkırı mevkii, M22a18d4b pafta, 2359&nbsp;<a href="http://no.lu/" target="_blank">no.lu</a>&nbsp;parsel olarak yer alan şahsa ait arsa/taşınmaz “konut dışı kentsel çalışma alanı” olarak planlandırılmıştır. Bu arsa şahsa ait iken Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla “eğitim alanı”na dönüştürülmüştür. Bu alan; her ne hikmetse “eğitim alanı”na çevrildikten sonra Nihat Zeybekci’ye ait “Turkuaz Motorlu Araçlar Tic. ve San. A.Ş. tarafından satın alınmıştır. Eğitim alanı satın alma hamlesi herhalde eski Ekonomi Bakanı’nın “becerikliliği” ile açıklanabilir. Zeybekci’nin satın aldığı bu alanın; eğitim alanı iken piyasa değeri&nbsp;daha uygun olan, vasfı konut dışı alana dönüştürüldüğünde ise piyasa değeri oldukça yükselecek alan olduğu dikkatlerden kaçmamalıdır!&nbsp;Denizli Büyükşehir Belediyesi bununla yetinmemiş; bu kez eğitim alanından konut dışı alana çevrildiğinde inşaat yoğunluğu 0,25 emsal iken 9 Kasım 2020 tarihli&nbsp;Büyükşehir İmar Komisyonu onayıyla 0,25 emsal inşaat yoğunluğu 1 emsale çıkartılmıştır.&nbsp;Tam 4 kat inşaat yoğunluğu artışı ile&nbsp;Nihat Zeybekci’ye &nbsp;ikinci kez imar rantı katmerlendirilerek hediye edilmiştir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DENİZLİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI VE MECLİS ÜYELERİNE ÇAĞRI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">AKP’li Denizli Büyükşehir Belediye&nbsp;Başkanı Osman Zolan, daha ne kadar Zeybekci’ye imar kıyağı geçmeyi sürdürecektir? Ranta geçit vermemek için CHP olarak itirazlarımızı kamuoyuyla paylaşıyor, 9 Kasım 2020’de İmar Komisyonu’nda görüşülen ve Kasım ayı içerisinde Büyükşehir Belediye Meclisi gündemine gelmesi beklenen imarlı ranta geçit vermemeleri için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan ve Meclis üyelerine çağrımızı yapıyoruz: Denizli halkı için görevinizi yapın, Denizli’nin hakkını ranta kurban etmeyin.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[’Kaz Dağlarında Maden Arama ve İşletme Ruhsatı Verilmesin!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kaz-daglarinda-maden-arama-ve-isletme-ruhsati-verilmesin-120596f877bf2-cc73-41cd-9b29-c728e5a61ba12020-11-13T19:43:00+03:00HABER MERKEZİ ’Kaz Dağlarında Maden Arama ve İşletme Ruhsatı Verilmesin!

’Kaz Dağlarında Maden Arama ve İşletme Ruhsatı Verilmesin!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e27 Ağustos 2019 tarihinde Kaz Dağlarında kaç adet maden arama ve işletme ruhsatı verildiğini sorduğunu hatırlatan Milletvekili Şahin, ‘’Geçen yıl verdiğiniz bilgilere göre Kaz Dağları’nda tam 279 adet maden arama ve işletme ruhsatı verilmiş. Bu sayının çok fazla olduğuna inanıyoruz. Çünkü genel kanaatimiz 30-35 civarında ruhsat verildiği yönündeydi. Fakat bu sayıyı duyduğumuzda gerek bölge halkı gerekse ülkemiz nezdinde büyük bir şaşkınlık oluştu. Bölge halkı adına talebimiz, artık Kaz Dağları bölgesinde maden arama ve işletme ruhsatı verilmemesidir. Daha önceden verilmiş mevcut ruhsatların da tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir. Keza, bu maden ruhsatları sebebiyle bölgemizde çevre felaketleri bir hayli üst düzeye ulaşmış noktadadır. Artık şirketleri değil, doğayı korumak için hep birlikte hareket etmeliyiz.’’ ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bor Madeninden Katma Değerli Ürün Üretilmeli!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bütçe görüşmeleri esnasında bor madenlerinin Türkiye için büyük bir zenginlik olduğunu da vurgulayan Şahin, şunları söyledi;</span></p><p><span style="font-size:18px">‘’Bir Bor denizi üzerinde olmamıza rağmen, bu madeni sadece hammadde olarak ihraç ediyor, katma değeri yüksek ürünler üretemiyoruz. Bu zenginliği ne yazık ki yeteri kadar değerlendiremiyoruz. Katma değeri yüksek bor uç ürünler üretebilecek tesisler kurmalıyız. Bu tesislerin bir örneğini fabrikalar zinciri halinde bor yönünden çok zengin olan Balıkesir’de kurabilir, bor hammadde olarak değil; işlenmiş ve katma değeri yüksek ürün olarak ihraç edebiliriz. Bor üretimi ve zenginleştirme hizmetlerinin böylece ulus ötesi tekellere devredilmesini önler, ülkemizin bu zenginlikten faydalanmasını sağlarız.’’</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Yandaş TRT’ye Hane Başı 41.66 Lira Katkı Payı Ödendi!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yandas-trtye-hane-basi-4166-lira-katki-payi-odendi-120588cb059c0-5aa2-46a2-b45f-0961dafb0a692020-11-13T19:37:00+03:00HABER MERKEZİ Yandaş TRT’ye Hane Başı 41.66 Lira Katkı Payı Ödendi!

Yandaş TRT’ye Hane Başı 41.66 Lira Katkı Payı Ödendi!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Konuşmasına hak arayışı için seslerini duyurmaya çalışan maden emekçilerini hatırlatarak başlayan CHP'li Şeker "<em>Ermenek ve Soma’da direnen madencilerin sorununun çözümü konusunda sözler verildi ama bu sözler tutulmadı. Bu sözlerin tutulması için bir çabanız olacak mı?</em>" sorusunu yöneltti.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP'li Şeker, konutlarda, 1 kWh elektrik için, tüketicilerin Ocak - Haziran aylarını kapsayan 2020 yılı I. döneminde ödediği tutarın bir önceki döneme göre %7,2, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %32,3 artarak ortalama 71,2 kuruş olduğunu, 1 m3&nbsp;doğal gaz için tüketicilerin 2020 yılı I. döneminde ödediği tutarın bir önceki döneme göre %2,4, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %34,7 artarak ortalama 182,6 kuruş olduğunu söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">"<em>Bu kadar yüksek artışlar karşısında artık elektrik, doğal gaz bir vergilendirme aracı hâline geldi. Bu şekilde, insanların bütçelerinde ödeyemeyecekleri çok ağır yük haline geldi. Geçmişte bir aile bütçesi içerisinde hiç kimse elektrik parasını göz önüne almazdı ama bugün başlı başına bir vergi</em>" diyen CHP'li Şeker elektrik faturalarından alınan TRT katkı payını değerlendirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın&nbsp;2019 Kamu İşletmeleri Raporu'nda TRT'nin mali durumuna da yer verildiğini belirten CHP'li Şeker "<em>TRT&nbsp;</em><em>2019 yılında 1 milyar TL enerji payı geliri elde etmiş. TUİK verilerine göre ülkemizde 24.001.940 hane var. Yani kaba bir hesapla 2019 yılında hane başına 41 lira 66 kuruş TRT'ye para aktarılmış ve bu TRT bir alt yazı dahi yazamıyor, böyle bir durumda; bunu kabul etmek mümkün değil. Bunun dışında da 1,8 milyar TL bandrol ücreti almış durumda TRT ama bunların hiçbirinin hakkını vermiyor. TRT’ye verilen bu payın kesilip aileler üzerindeki bu yükün de kaldırılması gerekiyor.</em>" diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>50 Milyon Dolar İçin Kaz Dağları'nı Katletmeye Değer mi?</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Enerji politikaları dışında maden alanında da çok ciddi tahribatlar yapıldığını belirten CHP'li Şeker, "<em>Özellikle Kaz Dağları’nda 195 bin ağacın kesilmesi sonucu çok büyük bir tahribat yapıldı. Burada, Kaz Dağları’nda bütün yıllar boyunca devletin kasasına girecek para 50- 60 milyon dolar kadar. 50 milyon dolar için bu kadar ağacı katletmeye değer miydi? Bırakın 50 milyon doları, bu ağaçlar için hiçbir şekilde paha biçilemez!</em>" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Erzincan İliç Çöpler Köyü'nde bulunan maden ocağına da değinen CHP'li Şeker, "<em>Bu maden ocağında genişletmeye, yüzde 50 kapasite artırımına gidiliyor. Burada devletin kasasına girecek para 117 milyon dolar; 15 milyar dolarlık altın çıkacak ve bunun karşılığında devletin kasasına pay olarak 117 milyon dolar girecek. Yani, altın bulduğumuza biz mi sevinelim yoksa firmalar mı sevinsin? Biz doğal gaz bulduğumuza seviniyoruz ama altında bile bu kadar düşük bir pay devletin kasasına giriyorken doğal gazda acaba ne kadar bir pay devletin kasasında kalacak? Bulduğumuz altından bile bu kadar düşük pay alıyorken yandaşa ihale edilecek doğalgazdan vatandaşa, millete ne kalacak? Burada denetimler düzgün yapılıyor mu? Bu oranlar tespit edilirken gerekli özen gösteriliyor mu? Ayrıca buradaki siyanür havuzlarının yaratacağı tehlike Türkiye’nin sırtında bir yük olarak kalacak. Daha öncesinde birçok tehlike yaşanmıştı siyanür havuzlarıyla ilgili, biliyorsunuz, Kütahya’da da ciddi bir tehlike yaşamıştık. Küresel iklim değişiminin bu kadar değişken bir döneminde her an iklim felaketleri yaşanabilir. Bu konuda çok daha dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Erzincan İliç’teki bu madende devletin elde edileceği gelirden yüzde 40 indirim yapılmış durumda, 198 milyon’dan 117 milyona düşmüş durumda. Yani bu kadar büyük doğa tahribatlarının karşılığında devletin kasasına bu kadar az paranın girmesi ki hiçbir şekilde bu tahribatları kabul etmek mümkün değil ama bu kadar düşük meblağlar karşısında doğa tahribine son vermek gerek diye düşünüyorum.</em>" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP’nin enerji politikalarını da eleştiren CHP’li Şeker, “<em>Akkuyu Nükleer santralinde kwh başına verilen alım garantisi 12.35 cent iken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ihalesi yapılan 1000 MW’lık rüzgar santralinde 3.48 sent alım garantisi verildi. Günümüz teknolojileri ile yenilenebilir enerjilerin maliyeti günden güne düşerken AKP gelecek kuşakları da fahiş fiyatla elektrik kullanmaya mahkum ediyor.&nbsp;Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları hem çevre dostu hem tüketici dostu kaynaklarken AKP’nin nükleer enerji gibi ciddi risk taşıyan, pahalı ve eski bir teknolojide ısrar etmesini anlamak mümkün değil. Ayrıca enerji üretiminde özel sektör payının yüzde 80’ler seviyesine gelmesi de bu şartlar altında çok da övünülecek bir şey değil. Enerji güvenliğinin ve vatandaşlarının ucuz, temiz ve güvenli enerjiye erişim hakkının tekel konumuna gelmiş 3-5 yandaş firmanın insafına bırakmak kabul edilebilir bir şey değil</em>” diye konuştu.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MERSİN SAĞLIK'DA DEĞİŞİM]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-saglikda-degisim-120571389e690-fae3-4bb3-a918-4da0f3909a462020-11-12T17:02:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN SAĞLIK'DA DEĞİŞİM

MERSİN SAĞLIK'DA DEĞİŞİM

DÜNYA

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Her dönem, bir şekilde, siyasilerin ve değişik firma sahiplerinin organizasyonları aynı kişilerle sözleşme imzalanma devri artık son buluyor gibi. Sağlık analiz isimli köşede yer verdiğimiz hususları başta SAĞLIK BAKANI ve Ankaradaki yetkililer olmak üzere Mersin il sağlık müdürüde titizlikle incelemeye başlmış. Herşeyi araştırıyorlar. Sicillerine bakılıyor. Soruşturma geçirip idari ceza alanların ayıklanacağı belirtiliyor. Bu arada sözleşme imzalayanların liyaktları gündeme geldi. Bakan referanslarıda dosyalarıda tek tek inceliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte bu bağlamda ilk atama gerçekleşti. Kars'tan ALİ KORKMAZ isminde mali işlerde mahir bir isim Destek hizmetleri daire başkanlığına getirildi. Yıllrca iki daire başkanlığına aynı anda bakan ve yürüten Hüseyin Geldi bu görevden alınmış oldu. Vayvola koptu. Çıkar çevreleri, hastaneler ile iş yapan firmalar siyasilerin kapılarını aşındırmaya başladılar. YÜCE ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN. Doğru ve dürüst çalışanların yar ve yardımcısı olsun. Hak etmeyenlerde ayıklansın makamlardan gitsinler.&nbsp;&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu serbest bırakıldı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/dogru-parti-genel-baskani-rifat-serdaroglu-serbest-birakildi-120565bbc30dc-279e-47c2-8a2e-9fff7b4560cc2020-11-12T16:35:00+03:00HABER MERKEZİ Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu serbest bırakıldı

Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu serbest bırakıldı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Doğru Parti Genel Başkanı ve eski bakan Rifat Serdaroğlu,&nbsp;Esenboğa Havalimanı'nda gözaltına alındı. İzmir'den Ankara'ya gelirken havalimanının VIP çıkışında gözaltına alınan Serdaroğlu, "Baba, oğul, kutsal damat" yazısında “Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği” gerekçesiyle savcılıkta ifade verdi ve ardından serbest bırakıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Serdaroğlu,&nbsp;Çeşme 1’nci Asliye Ceza Mahkemesi'nin başlattığı soruşturma gerekçesiyle gözaltına alındı ve Çubuk Cumhuriyet Savcılığında ifade verdi.&nbsp;</span></p><h2><span style="font-size:18px">POLİSİN ÜSLUBUNA TEPKİ GÖSTERDİ</span></h2><p><span style="font-size:18px">Havalimanında polisin üstünü aramak istemesine itiraz eden Serdaroğlu "Ben terörist değilim" dedi ve kendisine 'sen' diyerek hitap eden polise tepki gösterdi.&nbsp;"Bana sen diye hitap edemezsin. Ben bu ülkede bakanlık yaptım. Benim çocuğun yaşındasın. Siz diye hitap edeceksin" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Doğru Parti'nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda "Doğru Parti Genel Başkanı Sayın Rifat Serdaroğlu, Ankara seyahati esnasında Esenboğa Havalimanı’nda "cumhurbaşkanına hakaret" sebebiyle açılan davada, apronda Emniyet güçleri tarafından ifadesi alınmak üzere Çubuk Savcılığı’na götürülmüştür" denildi.</span></p><h5><span style="font-size:18px">'AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI DEMEK BU OLSA GEREK'</span></h5><h5><span style="font-size:18px">Serbest bırakılmasının ardından adliye önünde açıklama yapan Serdaroğlu şunları söyledi:</span></h5><p><span style="font-size:18px">“Türkiye gerçekten çok ilginç bir ülke oldu. Hukuk devleti vasfını kaybetti. ‘At izi it izine karıştı’ demek böyle bir durum olsa gerek. Biz Türk yargısına da Türk polisine de sonuna kadar güveneceğiz. Ama bu ülkeye hizmet etmiş adamlar ifadeye çağılırken devlet terbiyesi ve adabı içerisinde çağırmaları lazım. Bizi hangi savcı çağırdı da biz gitmedik. 120’nin üzerinde davamız oldu. İşte bugün ülkenin geldiği durum bu biz Doğru Parti olarak bunun kavgasını veriyoruz. &nbsp;Doğru Parti iktidarında dürüst, vatansever insanlar görev yapacak bu hırsızların hepsi layık olduğu cezaya çarptırılacaktır.“</span></p><p><span style="font-size:18px">Serdaroğlu savcılıktaki ifadesinde, 3 dönem milletvekilliği ve bakanlık yaptığını, yıllardır eleştirilerini her ortamda sürdürdüğünü, 'FETÖ' tehlikesine "saygı gördüğü" dönemde dikkat çeken ilk kişi olduğunu, iki kitap yazdığını belirtti. Serdaroğlu, "Baba, oğul, kutsal damat isimli yazı içeriği bana aittir. Benim kastım hakaret etmek değil, eleştirmektir. Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum" diyerek beraatini istedi.&nbsp;</span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fad3b5547922.jpg" style="height:1456px; width:862px" /></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fad3b7e9beb1.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ŞEREF MALKOÇ YENİDEN BAŞDENETÇİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/seref-malkoc-yeniden-basdenetci-120554cf33d00-d4ea-4199-9e4d-2c7cfe91ee0e2020-11-11T20:50:00+03:00HABER MERKEZİ ŞEREF MALKOÇ YENİDEN BAŞDENETÇİ

ŞEREF MALKOÇ YENİDEN BAŞDENETÇİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Meclis Genel Kurulu'nda 4'üncü tur oylamada 2 aday yarıştı. Adaylardan Murat Dede 3 oy alırken Malkoç'a 249 oy verildi. Bu sonuçla Malkoç, yeniden Kamu Başdenetçisi oldu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">ŞEREF MALKOÇ BAŞARILI VE İLKELİ ÇALIŞMALARI İLE GÖZ DOLDURDU</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu Başdenetçiliğini başarı ile yürüten Malkoç'un yeniden seçilmesi ülke geneli olumlu karşılandı.&nbsp;</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" style="height:397px; width:1134px" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[DAMADIN KARNESİ SIFIRLARLA DOLU]]>https://www.haberanaliz.net/haber/damadin-karnesi-sifirlarla-dolu-12054396fe561-cd2d-4a5a-9d35-230d53df576d2020-11-11T19:59:00+03:00HABER MERKEZİ DAMADIN KARNESİ SIFIRLARLA DOLU

DAMADIN KARNESİ SIFIRLARLA DOLU

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili ve KİT Komisyonu üyesi Aykut Erdoğdu, topu topu 2 yıl 4 ay Maliye ve Hazine Bakanlığı yapan Berat Albayrak’ın zaten bozulmuş olan ekonomiyi daha da bozduğunu ve arkasında bir enkaz bıraktığını belirterek. “Damat bakanın karnesi sıfırlarla dolu, bu kadar başarısızlıkla öğrenci olsaydı hiçbir okul kabul etmezdi” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifa eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı, Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın dönemini değerlendiren Erdoğdu, 10 Temmuz 2018’de başladığı görevinden 8 Kasım 2020 tarihinde instagrama koyduğu yazılı bir açıklamayla istifa eden Bakan Albayrak’ın zaten kötü olan ekonomiyi daha da kötü yönettiğini söyledi. Bakan Albayrak’ın bakanlığının son bir yıllık döneminde dünyada Covid-19 salgınının başladığına işaret eden Erdoğdu, “Damat bakan dünyada en kötü performans sergileyen Maliye Bakanı oldu. Hemen her ülke işe gidemeyen vatandaşına karşılıksız maddi destekler verirken, Bakan Albayrak insanlara bazı koşullarda faizli banka kredisi vermeyi destek olarak sundu. Pandemi döneminde dünyada enflasyonu, işsizliği, yoksulluğu en çok yükselten, büyümeyi en çok düşüren bakan oldu” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MERKEZ BANKASI DIŞ BORCUNU 10 KATINA ÇIKARDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">TÜİK, Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerinden yapılan hesaplamalara göre, Albayrak’ın görev süresi içinde milli geliri 145 milyar dolar, kişi başına geliri bin 800 dolar, ihracatı 6 milyar dolar düşürdüğünü kaydeden Erdoğdu, söz konusu dönemde Merkezi yönetim dış borcunun 700 milyar lira, iç borcunu 200 milyar lira artırdığını vurguladı. Merkez Bankası net rezervlerini 35 milyar dolarlardan 9 milyar dolara indiren, swap hariç net rezervleri eksi 55 milyar dolara düşüren Bakan Albayrak’ın, Merkez Bankası dış borcunu da 10 katına çıkardığının altını çizen Erdoğdu, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Kayınpederinin ‘faiz enflasyonun sebebidir’ gibi hiçbir ekonomi okulunda yeri olmayan, saçma iddiasını gerçekleştirmek için Merkez Bankası rezervlerini yok yere tüketen damat, ne enflasyonu ne faizi düşürebildi ne de TL’nin değerini koruyabildi. Göreve geldiğinde 4,7 lira olan dolar, 8,5 liraya, 5,5 lira olan Euro 10 liraya çıktı. Döviz kurları yükselmesin diye, yok yere Merkez Bankası döviz rezervlerini zamansız ve plansız elden çıkardı, bankanın 145 milyar lira zarar etmesine sebep oldu. Kamunun dış borcunu 24 milyar dolar artırarak, 163 milyar dolara yükseltti. Merkez Bankası dış borcunu da 10 katına, 19,6 milyar dolara çıkardı.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HİÇBİR KONUDA DAMADA GEÇER NOT VEREMEDİK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Albayrak göreve geldiğinde ülkenin yüzde 5,8 olan büyüme oranını 0,5’e indirdiğini anlatan Erdoğdu, “Resmi rakamlarla bile zaten çok yüksek oranda olan işsizliği 3 puan daha &nbsp;artırarak işsizler ordusuna 900 bin kişi ilave edilmesine sebep oldu. Resmi rakamlara göre 4,2 milyon işsiz sayısı gerçekte 10,3 milyonu buluyor. Net asgari ücreti 341 dolardan 275 dolara düşürdü. 2 yıl 4 ayda millete resmi rakamlarla yüzde 35,6 tüketici, yüzde 43,4 yurt içi üretici enflasyonu yaşatan damat, ‘faize karşı oldukları’ iddiasını yalanlar şekilde, yıllık faiz ödemelerini 60 milyar lira artışla 128 milyar liraya yükseltti” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AKP’NİN EKONOMİ ENKAZINI KALDIRMAYA MECALİ KALMADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Döviz fiyatları ayyuka çıkmasına rağmen cari açık sorununu çözemeyen damadın, bütçe açıklarını da katladığını belirten ve “Çok zorladık ama hiçbir konuda damada geçer not veremedik” diyen Erdoğdu, AKP’nin Erdoğan ve damat ikilisinin sebep olduğu ekonomi enkazını kaldırmaya mecalinin kalmadığını bildirerek açıklamasını şöyle tamamladı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ekonomide yapılması gerekenler belli. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok, şeffaf, öngörülebilir, kararlı, hesap verebilir, tasarrufa, ihracata, verimliliğe, üretime, istihdama dayalı, yolsuzluktan uzak politikalar üretmek gerek. AKP zamanında bunları yapsaydı zaten ekonomi bu duruma düşmezdi. Ancak ipin ucunu kaçırdılar ve muhakeme yetilerini kaybettiler. Bir daha da yakalamalarına imkan yok. Yapmaları gereken ülkeye daha fazla zarar vermeden, en kısa zamanda görevi, bu işi yapabilecek olanlara devretmek. CHP buna talip. Hazırladığı kalkınma kuşakları programlarıyla, eğitimden sanayiye kadar hazırladığı projeleriyle ve bunları uygulayabilecek yetkin kadrolarıyla bu işin üstesinden gelebilecek tek parti bugün CHP’dir.” &nbsp;</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÇEVRE HASSASİYETİNDE “KARA DÖNEM” SON 18 YILDA GÖRÜLDÜ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cevre-hassasiyetinde-kara-donem-son-18-yilda-goruldu-12053a7000c6c-9777-4993-ac45-6ad5a641443a2020-11-11T19:56:00+03:00HABER MERKEZİ ÇEVRE HASSASİYETİNDE “KARA DÖNEM” SON 18 YILDA GÖRÜLDÜ

ÇEVRE HASSASİYETİNDE “KARA DÖNEM” SON 18 YILDA GÖRÜLDÜ

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın&nbsp;Milli Ağaçlandırma Günü etkinliği kapsamında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yerleşkesi’nde ‘Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes' fidan dikim programında&nbsp;yaptığı konuşmaları değerlendiren Ali Öztunç, “Cumhurbaşkanı son 18 yıl için “Çevre hassasiyetinde altın dönem” tanımlamasında bulundu. Çevreye zarar verecek ne kadar proje varsa, AKP döneminde faaliyete geçirildi. Böyle altın dönem mi olur ? Bu olsa olsa kara dönem olur. Belli ki, “altın” diyince Cumhurbaşkanı ile aynı şeyleri anlamıyoruz” yorumunda bulundu. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte Ali Öztunç’un açıklamalarının devamı:<br /><strong>Sözde Orman Sevgisi</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı “sözde orman sevgisi” üzerine güzellemeleri yapıyor. Ama samimi değil. Cumhurbaşkanı üçüncü havalimanı için kesilen ağaçları neden telafuz etmiyor? Kanal İstanbul projesi olursa neler olacak farkında mı? Kazdağları’nda, Cerattepe’de, Erzincan’da, Bergama’da, Gümüşhane’de altın için neler yapıldığından haberi var mı? Sinop İnceburun’da Nükleer Santrali için ne düşünüyor ? Artık yapılmayacak denilen Akkuyu Nükleer Santrali, Hasankeyf’i sular altına gömen Ilısu Barajı projeleri AKP döneminde neden hızlandırıldı ? Sarayda oturacağım diye Atatürk Orman Çifliği’ni işgal edip ağaçları kestiren birisinden ne bekliyoruz ki ? İstanbul için, Karadeniz yaylaları için ihanet açıklamaları yaptı de ne oldu. Aynı tas, aynı hamam.<br /><strong>Kesiyoruz Ama Sebebimiz Var</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı “Tabiatı hoyratça yok etmek, sebepsizce ağaca, denize, toprağa zarar vermek Rabbimizin emanetine hıyanet etmektir” sözünün altında “kesiyoruz ama bir sebebimiz var” algısı yatıyor. Rant için, villa için, beton için kesmeyi meşru bir sebep olarak görüyor. Yandaşı, iş adamları daha çok para kazansın diye milyonlarca ağaç kestiler. Yüzlerce yıllık ağaçları kestiren iktidarın ağaç sevgisinden bahsetmesi samimiyetsiz bir yaklaşımdır.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Levent Gök'ün Afet ve Salgınlardan Etkilenen Yurttaşlar önergesi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/levent-gokun-afet-ve-salginlardan-etkilenen-yurttaslar-onergesi-12052a0a1d738-ac9e-4041-b467-e4b3d21f4c3a2020-11-11T19:51:00+03:00HABER MERKEZİ Levent Gök'ün Afet ve Salgınlardan Etkilenen Yurttaşlar önergesi

Levent Gök'ün Afet ve Salgınlardan Etkilenen Yurttaşlar önergesi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim ve gerekçesi ekte sunulmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gereğini saygılarımla arz ederim.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Levent GÖK - &nbsp;Ankara Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gerekçe</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2019 yılının son günlerinde Çin’de başlayan Yeni Tip Koronavirüs(Covid-19) salgını kısa sürede dünya genelinde yayılarak bir pandemiye dönüşmüş, 2020 yılı Mart ayı itibariyle ülkemizde görülmeye başlanmıştır. Kısa süre içerisinde ülke genelinde yüksek bir yayılma hızına ulaşan virüs 8.11.2020 tarihi itibariyle 394.255 kişiye bulaşmış, Sağlık Bakanlığı virüs sebebiyle meydana gelen can kayıplarının sayısını 10.884 olarak açıklamıştır. Pandemi ile mücadelede geçirilen yaklaşık 8 ay içerisinde sağlık sistemimiz pek çok konuda zafiyet göstermiş, filyasyon tedbirleri, hastane yoğun bakım ünitelerinin yeterliliği, hastalara ilaç temini alanlarında çok sayıda sorun ile karşılaşılmıştır. Süreçte Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan tebliğler ile özel hastaneler pandemi olgularının tanı ve tedavileri için ücretsiz hizmet vermeye başlamış, koronavirüs tedavisinde kullanılan ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu’nun(SGK) ödeme listesine alınmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelişen olağanüstü haller sebebiyle uygulanan tedbirler yeterli olmamış, özel sağlık kurumlarında Covid-19 testi için talep edilen ücretler tartışma yaratmıştır. Süreçte virüs tedavisinde yaşanan gelişmeler ve hastalık ile mücadelede zaman içerisinde kullanılmaya başlanan yeni tedavi yöntemlerinin ve ilaçların Sağlık Bakanlığı’nın Covid-19 tedavi rehberinde eklenmesinde gecikilmesi sebebiyle hastaların ihtiyaç duyduğu ilaçlar fahiş fiyatlarla satılmaya başlanmış, sözü geçen ilaçların bir bölümü kara borsaya düşmüştür. Salgın ve diğer olağanüstü hallerde ortaya çıkan ani gelişmeler ve olumsuzluklara karşı zamanında ve etkin çözümler üretebilmeyi sağlayacak kanun mevzuatının geliştirilmesi ihtiyacı doğmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 pandemisi devam ederken 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir’de meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki depremde Bayraklı ve Bornova ilçelerinde çok sayıda bina yıkılmış, depremin ve yarattığı tsunaminin etkisiyle 115 kişi hayatını kaybederken 1.034 kişi yaralanmıştır. Afetten zarar gören yurttaşlarımızın tedavi ve barınma ihtiyaçları Belediyeler, devlet kurumları ve sivil toplum örgütleri tarafından giderilmeye çalışılmış ancak halen tüm gereksinimler karşılanamamıştır. Bir deprem ülkesi olmasına rağmen mevzuatta ve uygulamada çok sayıda eksiği bulunan Türkiye deprem gerçeğiyle bir kere daha yüzleşirken yurttaşlarımızın afet anında ve sonrasındaalacakları tıbbi desteğin süresi ve boyutu ilgili devlet kurumlarının tutumlarına göre değişmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Depremin yarattığı yıkım sebebiyle engelli durumuna gelen, afetin yarattığı psikolojik sorunlar ile uzun süre mücadele etmek zorunda kalan yurttaşlarımızın sağlık güvenceleri teminat altına alınmak zorundadır. Ülkemizde sıklıkla kullanılan “depremin yaralarını sarmak” ifadesi sadece enkazın kaldırılmasının sağlanması ve sonrasında yıkılan binaların yenilerinin yapılması anlamına gelmemelidir. Her türlü afet sonrasında yurttaşlarımızın özellikle sağlık gereksinimlerinin eksiksiz sağlanması vicdani bir sorumluluk ve sosyal devlet ilkesinin getirdiği bir zorunluluktur. Sözü geçen kriz durumlarında sağlık güvencesi bulunmayan yurttaşlarımız kaderlerine terkedilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her tür afet, salgın ve savaş halleri sebebiyle doğan sağlık gereksinimlerinin giderilmesi, sözü geçen durumların sebep olduğu uzun süreli tedavi ihtiyaçlarının yurttaşlarımızın sigortalılık durumundan bağımsız olarak karşılanması amaçlanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; MADDE 1- </strong>31.05.2006 tarihli ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 75’inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “MADDE 75-</strong>&nbsp;15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamındaki afetler ve 4/11/1983 tarihli ve 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu gereğince ilân edilen savaş haliile Sağlık Bakanlığı birimleri tarafından bildirilen salgın hallerinde sigortalılık durumlarına bakılmaksızın söz konusu hallerden etkilenenkişilerin sağlık hizmetleri tedavilerinin gerektirdiği süre boyunca Kurum tarafından sağlanır. &nbsp;Ancak, afet, savaş veya salgın hallerine bağlı nedenlerden dolayı Kurumca yapılan sağlık hizmeti giderleri, giderlerin ödendiği takvim yılı sonu esas alınarak genel bütçeden Kuruma bir yıl içinde transfer edilir”</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5fac272c5e7b4.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İŞÇİLERİN BİRLİĞİ KIDEM TAZMİNATINI HEDEF ALAN YASAYA GEÇİT VERMEDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/iscilerin-birligi-kidem-tazminatini-hedef-alan-yasaya-gecit-vermedi-12051e3b32c97-c41c-4e41-8bc9-e81e7712ebed2020-11-11T19:47:00+03:00HABER MERKEZİ İŞÇİLERİN BİRLİĞİ KIDEM TAZMİNATINI HEDEF ALAN YASAYA GEÇİT VERMEDİ

İŞÇİLERİN BİRLİĞİ KIDEM TAZMİNATINI HEDEF ALAN YASAYA GEÇİT VERMEDİ

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kaya, “<strong>Bu başarı sendikalarımızın ve parlamentodaki muhalefet partilerinin fiili ve meşru mücadelesi sonucu alınmıştır. Tarihi bir değere sahiptir.” dedi. </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Torba yasa teklifine karşı tüm işçi sendikalarınınbirleştiğini söyleyen Kaya, “ İşçi Konfederasyonları TÜRK İŞ, HAK-İŞ VE DİSK <strong>‘Kıdem Tazminatı kırmızı çizgimizdir.</strong>’ diyerek ortak tavır ve eylem kararı aldı. Parlamentoda da başta CHP olmak üzere AKP ve MHP hariç muhalefet partileri torba yasaya karşı ortak tavır aldı” dedi.&nbsp; Kaya, “Sendikalarımızın sokaktan yükselen fiili direnişi ile parlamentoda muhalefet milletvekillerinin ortak mücadelesi sonuç verdi.” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşçi sendikalarına ve milletvekillerine teşekkür eden Kaya, “En ön saflarda mücadele eden işçi sendikaları TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK’in değerli başkanlarına ve üyelerine; parlamentoda partimizle birlikte torba yasaya karşı ortak mücadele veren siyasi partilerimize teşekkür ediyorum.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 testi pozitif çıkan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlunu da unutmayan Kaya, “Emekçilerin sesini duyurmak için Meclis’e gelen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve yöneticileri polisin coplu, tekmeli, müdahalesine maruz kaldılar. Sokaklarda mücadele yürütürken Covid-19’a yakalanan, esnek çalışma maddelerinin geri çekilmesinde büyük emeği olan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğluna da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sokaklar senin Arzu Çerkezoğlu, Covid-19'u da yeneceksin, birlikte mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş’un&nbsp;33 ve 37’nci maddelerin tekliften çıkarılmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “<strong>B<strong>u iki maddeyi&nbsp;daha detaylı çalışmak üzere metinden çıkaracağız…” ifadelerine tepki gösteren Kaya, “Anlıyoruz ki yasa teklifi sadece rafa kaldırılıyor, uygun bir zamanda yeniden Meclis gündemine getirilecek.” ifadelerini kullandı. </strong></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sendikaların taleplerinin de gündeme taşıyan Kaya, “Bu talepler ivedilikle hayata geçirilmelidir.” dedi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yıldırım Kaya’nın gündeme taşıdığı sendikaların talepleri şöyle:</strong></span></p><ol><li><span style="font-size:18px">İşçi sendikaların Covid-19 salgını sürecinde “İşsizlik Sigortası Fonundan yararlanma koşullarının işçi lehine genişletilmesi teklifi hayata geçirilmelidir.</span></li><li><span style="font-size:18px">İşsiz kalan işçiyi desteklemek amacıyla kurulan “İşsizlik Sigortası Fonu” işvereni desteklemek için kullanılmamalıdır.</span></li><li><span style="font-size:18px">İşsizlik Fonu işverene peşkeş çekilmemelidir. İşsizlik Fonundan yararlanma koşulları işçinin lehine esnekleştirilmelidir.</span></li><li><span style="font-size:18px">İşsizlik Fonundan yararlanma koşulları, işverenin SGK’ya bildirim koduna bağlı olmamalıdır.</span></li><li><span style="font-size:18px">Ücretinden İşsizlik Fonuna kesinti yapılan her işçi, işsiz kaldığında işsizlik fonundan koşulsuz yararlanmalıdır.</span></li><li><span style="font-size:18px">Asgari ücret vergi dışında bırakılmalıdır.</span></li><li><span style="font-size:18px">Ücretiyle geçinenler için vergide adalet sağlanmalıdır.</span></li><li><span style="font-size:18px">Covid-19 süresince temel gıda maddelerinden vergi alınmamalıdır.</span></li><li><span style="font-size:18px">Su, doğalgaz ve elektrik faturalarında asgari ücret ve altında ücret alanlarla, işsizlere indirim yapılmalıdır.&nbsp;</span></li></ol><p><span style="font-size:18px">“Bu taleplerin hayata geçirilmesi için sendikalarımızın, demokratik kitle örgütlerimizin,ve parlamentodaki muhalefet partilerimizin birleşerek fiili ve meşru mücad