Haber Analizhttps://www.haberanaliz.net GAZETEMİZ SUYA SABUNA DOKUNUR, BİR SOLUKTA OKUNUR... tr2020-09-24T14:44:05+03:00<![CDATA[CHP’li Sındır, “emeklilik haktır gasp edilemez!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-sindir-emeklilik-haktir-gasp-edilemez-11665f831f9de-be0b-4d2c-b2ff-588b73a06a5c2020-09-23T17:06:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Sındır, “emeklilik haktır gasp edilemez!”

CHP’li Sındır, “emeklilik haktır gasp edilemez!”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>“BU ACI TABLONUN TEK SORUMLUSU AKP’DİR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">AKP iktidarını ayakta tutabilecek tek bir nedenin bile kalmadığını ifade ederek sözlerine başlayan Sındır, “işe başladığı tarihte geçerli olan sigortalılık süresini ve gerekli prim gün sayısını doldurduğunda emekliliğe hak kazanacağını düşünen milyonlarca yurttaş, AKP iktidarında yaş koşuluyla karşı karşıya kaldı. Bu bir hak gaspıdır. Bu özü itibariyle yurttaşlarımızın temel haklarından mahrum bırakılmasıdır. Emeklilik yaşının ülke gerçeklerine uygun bir seviyeye çekilmesi ivedilikle gereklidir. Bugün ne yazık ki yanlış yönetimin faturası; EYT'lilere, 3600 Ek Göstergesi verilmeyen memura, alın terini toprakla harmanlayan çiftçiye, dişini tırnağına takan esnafa, ülkemizin geleceği olan gençlere, emeğini ekmeğe dönüştüren işçilere kesiliyor. Bu acı tablonun bu çarpık yapının bu kabile yönetim anlayışının tek sorumlusu AKP ve vatandaşa, yurttaşa sırtını dönmüş saray yönetimidir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“YETER Kİ BİZE YETKİ VERİN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Emekliliği bir hak değil lütuf olarak gören anlayışla karşı karşıya olduklarını söyleyerek sözlerine devam eden Sındır, “bugün AKP’nin üzerinde çok insanın ahı var. Yoksulluğa terk edilen emeklinin, kaderine bırakılan EYT’linin, salgında açlığa mahkum edilen esnafın, sermayeye ezdirilen, hakları yok sayılan işçinin ahı AKP’nin üzerindedir. Bugün pandeminin bütün yükü ücretliye, emekliye, esnafa yüklenmiş durumda. Siz yaşı engel yapanlara engel olacak ve onları iktidardan indirecek insanlarsınız. Ve son sözü de siz EYT'liler söyleyeceksiniz. Emeklilik haktır gasp edilemez. Seçim meydanlarında sizlere sözler verip sonra sözünde durmayıp çark eden bu iktidarı ve onun küçük ortağını sandığa gömdüğünüzde yaşadığınız tüm sorunlar ve sıkıntılar çözülecektir ve bunu yapacak olan da Cumhuriyet Halk Partisi ve Millet ittifakıdır. CHP, gelir adaletini sağlayacak ve refahı toplumun tabanına yayacaktır. Yeter ki bize yetki verin, yeter ki bizim yanımızda olun” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİ KUCAKLAYACAĞIZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesinin gerekliliğine değinerek sözlerine son veren Sındır, “Kayıt dışı istihdamı kayıt altına alamazsanız, sigortasız işçilerin sigortalanması için gerekli özveriyi sağlayamazsanız, sigorta primlerinin gerçek ücretlerin altında gösterilmesine engel olmaz ve yapılan prim hırsızlığına göz yumarsanız, alın terini, emeği insanca hakça yaşanacak şekilde ücretlendiremezseniz, taşın altına elinizi koyamazsanız toplumsal huzuru sağlayamazsınız. İşte bu topraklarda bu bozuldu. Hak, hukuk, adalet kayboldu. Biz CHP olarak toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak, verdiğimiz sözü yerine getirecek insanca, hakça bir düzenin yeniden tesis edilmesine imkan sağlayacağız” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sağlık Çalışanlarına Şiddet İnsanlık Ayıbıdır!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/saglik-calisanlarina-siddet-insanlik-ayibidir-116649ce474e7-65b5-45c0-8677-1b69ed533abd2020-09-23T17:04:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık Çalışanlarına Şiddet İnsanlık Ayıbıdır!

Sağlık Çalışanlarına Şiddet İnsanlık Ayıbıdır!

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Balıkesir Milletvekili Op. Dr. Fikret Şahin, Covid19 vakalarının artmasıyla birlikte hastanelerin dolması ve sağlık çalışanlarının yüklerinin artması ardından gerçekleşen sağlıkta şiddet olaylarına dikkat çekerek, uyarılarda bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP iktidarı döneminde Türkiye’de toplumun her kesiminde şiddetin arttığını, sağlık çalışanlarının da şiddet olaylarından paylarını fazlasıyla aldığını vurgulayan Milletvekili Fikret Şahin; ‘’ Covid pandemisini yaşadığımız şu günlerde, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetteki artış; sağlık çalışanlarımızın onurunu rencide etmekte, sağlık hizmetlerini aksatmakta ve bu hizmetlerin niteliğini düşürmektedir. Maalesef AKP iktidarı döneminde sağlıkta şiddette dünya sıralamalarında en üst noktalara çıktık. Bu dönemde başta hekimlerimiz olmak üzere on binlerce sağlık çalışanımız fiziksel, psikolojik ya da sözel şiddete maruz kalmıştır. İstatistikler, Türkiye’de her gün ortalama 40 sağlık çalışanının fiziksel, psikolojik ve sözel şiddet türlerinden birine maruz kaldığını göstermektedir. Sağlık çalışanlarımızın dörtte üçü çalışma yaşamlarında en az bir kere şiddete maruz kalmaktadırlar. Şiddete en çok hastalara en yakın temasta olan hekim ve hemşireler maruz kalmaktadır. &nbsp;2005-2019 yılları arasında 9 hekim, görevleri başlarındayken öldürülmüştür. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık çalışanlarına karşı şiddeti takip etmek için oluşturduğu ALO 113 Beyaz Kod Uygulamasına 2012 yılı Mayıs ayından 2019 yılı sonuna kadar 100 Bine yakın şiddet vakası bildirilmiştir. Salgın yönetiminin şeffaf ve bilimsel biçimde yönetilmemesi sebebiyle sağlık çalışanları üzerindeki iş yükünün orantısız bir şekilde artması, sağlıkta şiddetin daha da artacağı gerçeğini karşımıza çıkartmaktadır. Sağlıkta artan şiddet sebebiyle hem sağlıkçılarımız mağdur olmakta hem de vatandaşlarımız alması gereken kamu hizmetini alamamaktadırlar.’’ ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şahin sözlerine Sağlık Bakanı’na şu çağrıda bulundu;</span></p><p><span style="font-size:18px">‘’Sağlık çalışanları mesleklerinin yıpratıcılığı ve iş yoğunluğu göz önüne alındığında dinlenme ihtiyaçlarını özellikle içinde bulunduğumuz olağanüstü zamanlarda yeteri kadar giderememektedirler. Covid19 mücadelesinde şuana kadar 41’i hekim olmak üzere, 97 sağlık çalışanımız hayatını kaybetmiştir. Covid sebebiyle yaşanan ölümler ve bunun üzerine hastanelerimizde yaşanan şiddet olayları sağlık çalışanlarımızın moral ve motivasyonlarını düşürmekte, tükenmişlik sendromunu beraberinde getirmektedir. Her saat başı en az bir sağlık personelinin fiziksel şiddete uğradığı bu günlerde gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasına rağmen, şiddeti en az seviyeye indirmenin en etkin yöntemi; toplumu şiddet olaylarına karşı bilinçlendirme ve duyarlı hale getirmektir. Belirli siyasi gruplar tarafından halkımıza karşı düşmanlaştırılan ve güvensizleştirilen sağlık çalışanlarının toplum nezdinde itibarlarının yükseltilmesi ve şiddet olayların azaltılması için uygulanan ‘’Sağlıkta Şiddette Karşı Kamu Spotu’’ uygulamalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Buradan Sağlık Bakanı’na bir kez daha sesleniyorum, sağlık çalışanlarının tamamı Covid19 ile mücadelede hayatını kaybedenler için görev şehidi sayılmalarını, Covid19’un bir meslek hastalığı olarak nitelendirilmesini, 3600 ek gösterge, maaş zammı ve atama istemektedirler. Sağlık Bakanlığı sağlıkçılarımızın taleplerine artık kulak vermeli, hali hazırda sahaya inmeyi bekleyen yüzbinlerce sağlık personeli adayının ataması yapılarak, sağlık kadromuz da güçlendirilmelidir.’’</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Hatimoğullarından yüz yüze eğitim hakkkında önerge]]>https://www.haberanaliz.net/haber/hatimogullarindan-yuz-yuze-egitim-hakkkinda-onerge-1166321f835f8-e6fc-4f30-a645-243f5051c1302020-09-23T16:59:00+03:00HABER MERKEZİ Hatimoğullarından yüz yüze eğitim hakkkında önerge

Hatimoğullarından yüz yüze eğitim hakkkında önerge

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın, <strong>Milli EğitimBakanı Ziya Selçuk</strong>tarafından Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 96 ile 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.09.2020</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tulay HATIMOĞULLARI ORUÇ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HDP Adana Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">21 Eylül 2020’de anaokulları ve ilkokul 1. sınıflar yüz yüze eğitime başlamıştır. Pandemi koşullarında okulların yüz yüze eğitime hazır olup olmadığı, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı yönünde toplumda ciddi endişeler mevcuttur. Basına yansıyan haberlere göre; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullar için ayrılan yetersiz bütçeler nedeni ile çok sayıda okul temel temizlik ve hijyen maddelerini karşılamak için velilerden, paraya da temizlik ve dezenfeksiyon malzemesi talep etmiştir.ŞırnakCizre ilçesinde bulunan Menderes Ortaokul Müdürü tarafından, okulun hijyen ve temizliği nedeniyle öğretmenlerden 200’er TL para talebinde bulunulduğu kamuoyuna yansımıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından okulların eğitime hazır olduğu açıklamaları yapılmış olsa da, velilerden ve öğretmenlerden gelen bilgiler bunun tersini ortaya koymaktadır. Okullarda hijyenin sağlanması ve okulların dezenfekte edilmesi, öğrencilerin gerekli koruyucu önlemleri alabilmesi için gerekli malzeme eksikliği, birçok şehirde Belediyeler tarafından karşılanmaktadır. Uzaktan eğitim konusunda karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olan, öğrencilerin internete ve internete bağlanabilecekleri donanıma erişimlerinin olmayışı da, benzer şekillerde Belediyeler tarafından çözülmeye çalışılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Oysa zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin, eğitimle ilgili tüm gereksinimlerinin devlet tarafından karşılanması gerekmektedir. Pandemi koşullarından geçtiğimiz bugünlerde, salgına karşı gerekli önlemlerin öğrencilere sağlanması da devletin yükümlülüklerinden biridir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu bağlamda;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>1.</strong> Okullardakitemizliğin sürekli olarak sağlanabilmesi için neden daimi çalışanlar istihdam edilmemektedir? Okulun kadrosuna yeterli sayıda temizlik işçisi atanması için Bakanlığınızın çalışmaları var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2</strong>.Okullardaki hijyenin, okulların dezenfekte edilmesinin ve maske, dezenfektan, ateş ölçer gibi gerekli malzemelerin öğrencilere sağlanması Bakanlığınızın görevi değil midir?Öğrencilerin sağlığını tehlikeye atan bunun gibi hayati eksiklikler nasıl okulların kendi kaderine bırakılabilir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>3</strong>.Okullar yüz yüze eğitime veliler, öğretmenler ya da belediyeler tarafından mı hazır hale getirilmektedir? Bu durum sizce olağan mıdır? Bu Bakanlığınızın görevi değil midir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4.</strong>Sınıfların seyreltilmesiyle ilgili genel bir yönelim belirtilmiş olsa da ayrıntıların belirtilmemiş olması ve uygulamanın okullara bırakılması, öğrenci sayısının seyreltilmesinin uygulanılırlığınışüpheye düşürmektedir.Sınıf seyreltilmesi Bakanlığınızca denetlenmiş/denetlenmekte midir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>5.</strong>Öğrencilere ve eğitim emekçilerine ücretsiz test yapılması sağlanacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>6.</strong>Bakanlığınızca öğrencilere ve eğitim emekçilerine sürekli olarak koruyucu malzeme verilecek midir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>7. </strong>İnternet erişimi, bilgisayarı/tableti, uygun zamanı ve mekanı olmayan çocukların eğitime erişmek konusunda yaşadığı eşitsizliği ortadan kaldırmak üzere çalışmalarınız olacak mıdır?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>8.</strong>Öğretmen ve ek personel ataması yapılacak mıdır?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kadınlar için önerge verdi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/hdpli-omer-faruk-gergerlioglu-kadinlar-icin-onerge-verdi-11662c910d47b-af40-4fa6-9100-3c5de237f18b2020-09-23T16:56:00+03:00HABER MERKEZİ HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kadınlar için önerge verdi

HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kadınlar için önerge verdi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, evlilikten sonra hem kadınların hem de erkeklerin isteğe bağlı olarak birbirlerinin nüfusuna geçebilmesi ya da yaşamlarını sürdürdükleri herhangi bir şehirde yeni bir nüfus açmaları amacıyla kanun teklifi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mezopotamya Ajansından Diren Yurtsever’in haberine göre; Gergerlioğlu, “Türk Medeni Kanunu Ve Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” adıyla verdiği kanun teklifinde, kadınların kendi soyadlarını evlendikten sonra ya değiştirmek zorunda kaldıkları ya da evlendikleri kişinin soyadı ile birlikte kullanmak zorunda kaldığına yer verildi. Teklifte, “Eğer sadece soyadlarını kullanmak isterlerse aile mahkemelerine dava açarak kendi kişilik hakları olan soyadlarını tek başına kullanmak için mücadele etmeleri gerekmektedir” denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ayrımcılık kalkmalı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kadının ya babasının evinde ya da eşinin evinde kendini bulmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunun belirtildiği teklifte, kadına yönelik ayrımcılıkları önlemenin birinci kuralı Anayasa ve kanunlarda ayrımcı metinleri kaldırmak olduğu belirtildi. Teklifte şu ifadelere yer verildi: “Soyadı meselesinden sonra kadınları zor duruma sokan başka bir konu da evlendikleri zaman kütüklerinin erkeğin nüfusuna kaydırılmasıdır. Belki de kadının hiç görmediği ya da görmeyeceği bir nüfusa taşınıyor olması yine evlendiği zamana kadar getirdiği yaşamını silmek ve iradesi dışında yeni bir yaşama başlaması anlamına gelmektedir. Kadınlar bu sorunları yaşarken erkekler bu ve buna benzer hiçbir değişikliğe maruz kalmamaktadır. Bu sadece bir kadının nüfus değiştirmesi değil kadının ya babasının ocağında ya da eşinin ocağında anlam bulması gibi içinde bulunduğumuz çağın şartlarına hiç de uymayan bir sorun haline gelmektedir. Burada kadınlar gibi isterlerse erkekler de kadınların nüfusuna geçebilmeli ya da yaşamlarını sürdükleri herhangi bir şehirde yeni bir nüfus açarak eşleriyle yaşamlarına devam edebilmelilerdir. Bugün T.C. numarası ile kişinin hangi tarihte hangi hastalığı geçirildiğine kadar bilgilere ulaşılabiliyorken zorunlu olarak sabit nüfus düzenlemesi yine çağın şartlarına uymamaktadır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Teklif, evlendikten sonra eşlerin istedikleri soyadını kullanabilmeleri, doğan çocuğun hangi soyadı alabileceği ve 18 yaşına geldiğinde kendisinin kullanmak istediği soyadını seçebilmesi, erkekler kadınların nüfusuna kadınlar da erkeklerin nüfusuna geçebilmesi ya da isterlerse yaşadıkları başka bir şehirde ortak nüfus da açabileceklerini düzenliyor.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Hasan Dağı ve Tuz Gölü’ne dikkat!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-hasan-dagi-ve-tuz-golune-dikkat-11661941b652e-ec69-4b5d-b326-a419370936722020-09-23T16:54:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Hasan Dağı ve Tuz Gölü’ne dikkat!”

Gürer: “Hasan Dağı ve Tuz Gölü’ne dikkat!”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Deprem ve artçı sarsıntıların, 550 milyon metreküplük birinci fazı tamamlanan Doğalgaz Depolama Tesisinin yer aldığı Tuz Gölü’nün altından geçen fay hattının Niğde uzantısında meydana geldiğini de hatırlatan Ömer Fethi Gürer, depremlerin gölün içine yapılan doğalgaz depolarına da etkisinin olup olmadığının araştırılmasının önemli olduğunu belirtti.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ARTÇILAR DEVAM EDİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 21 Eylül Pazartesi günü saat 22.00’de merkez üssü Bor ilçesine bağlı Obruk köyü olan ve 5.1 şiddetinde gerçekleşen depremin adından hem depremin merkez üssünde hem de çevre köy ve kasabalarda artçı sarsıntıların halen devam ettiğini belirtti.&nbsp;</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>VOLKAN UYANIR MI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, deprem ve sonrasında meydana gelen artçı sarsıntıların volkanik bir dağ olan Hasan Dağı’nın eteklerindeki bölgelerde olmasının, &nbsp;volkanın aktif olabileceği belirtilen ve çevresinde yapılan araştırmalarda halen gaz çıkışı olduğu tespit edilen bu yörede kaygılara neden olduğunu &nbsp;söyledi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER, HASANDAĞI’NDAKİ GAZ ÇIKIŞINI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4 YIL ÖNCE TBMM GÜNDEMİNE TAŞIMIŞTI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2016 yılında dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Aybayrak’a, Hasandağı’nın volkanik hareketliliği ve dağın eteğindeki Keçikalesi köyünde karbondioksit gazı çıkışlarıyla ilgili bilimsel çalışma yapılıp yapılmadığı yönünde soru önergesi verdiğini de hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Bakan Albayrak soru önergemize ‘Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen bir bilimsel proje kapsamında Haşan Dağı ve Erciyes civarında yapılan çalışmalarda, 20 farklı noktada gaz çıkışı tespit edilmiş olup bu noktalardaki gaz aktivitesi halen takip edilmektedir” şeklinde yanıt vermişti” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAKAN ALBAYRAK GAZ ANALİZİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PROJESİNİN DEVAM ETTİĞİNİ AÇIKLAMIŞTI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Bakan Aybayrak’ın ayrıca Hasandağı ve çevresindeki&nbsp;gaz çıkış noktalarındaki C02 değerlerinin&nbsp;periyodik olarak&nbsp;ölçüldüğü ve&nbsp;Bu gazların kökenine yönelik izotop analizleri ve bunların değerlendirilmesi çalışmalarının, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bir proje kapsamında&nbsp;devam ettiği yönünde açıklama yaptığını anımsattı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>VOLKANİK AKTİFLİĞİ DEVAM EDİYOR MU?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer yanda bilim insanlarının, Obruk köyünde ve Hasan Dağı’nın eteklerindeki yerleşim alanlarında halen devam eden artçı depremlerin dağın volkanik hareketliliğinin tespitine yönelik&nbsp;önerilerine de kulak verilmesi gerektiğini söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bilim insanların bu bölgenin jeolojik ve sismolojik açıdan incelenmesi, depremlerin volkanik mi yoksa tektonik mi olduğu konusunda araştırma yapılması gerektiğini belirtiyorlar. Yapılan araştırmalar, milattan 7 bin yıl önce Hasan Dağı’nda volkanik patlamanın olduğunu gösteriyor. Dağın halen volkanik aktifliğini yitirip yitirmediğinin de belirlenmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TUZ GÖLÜ’NDEKİ DOĞALGAZ DEPOSUNU ETKİLER Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, merkez üssü Bor ilçesinin Obruk köyü olan depremin ve ardından meydana gelen artçıların Tuz Gölü Fay Hattı’nın Niğde uzantısında olmasının, Tuz Gölü’nün içinde yapımı devam eden Doğalgaz Depolama Tesisi açısından da etkisinin takip edilmesi gerektiğini &nbsp;vurguladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>UZMANLARIN ÖNERİSİNE KULAK VERİLMELİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Uzmanların Tuz Gölü Fayının 7 şiddetinde deprem üretme kapasitesine sahip olduğu yönünde görüş bildirdiklerini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, 2016 yılında verdiğimiz Tuz Gölü’ndeki Doğalgaz Depolama Tesisi ile ilgili soru önergemize verdiği yanıtta,&nbsp;BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından Tuz Gölü'nde 1 milyar metreküp yer altı doğal gaz depolama projesi&nbsp;yürütüldüğünü açıklamıştı. Bakan Albayrak, 2018 yılında yaptığı başka bir açıklamada ise Tuz Gölü Doğalgaz Depolama Tesisinin birinci fazı olan 550 milyon metreküplük bölümünün tamamlandığın, 2023 yılına kadar bu tesisin kapasitesini 5.4 milyar metreküpe çıkarmayı hedeflediklerini bildirmişti” &nbsp;şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>VAKİT&nbsp;KAYBETMEDEN ARAŞTIRMA YAPILMALI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, depremlerin Hasan Dağındaki volkanik hareketliliğe ve Tuz Gölü’ndeki Doğalgaz Depolama Tesisine nasıl bir etkisinin olacağı yönünde araştırma yapılması ve olası bir tehlike için şimdiden gerekli önlemlerin alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP'li Emir'den "testler yetersiz kaldı" tepkisi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-emirden-testler-yetersiz-kaldi-tepkisi-11660a3f0a38a-246a-4108-938f-b532a560432a2020-09-23T16:51:00+03:00HABER MERKEZİ CHP'li Emir'den "testler yetersiz kaldı" tepkisi

CHP'li Emir'den "testler yetersiz kaldı" tepkisi

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türkiye'de pandemi sürecinin başladığı 11 Mart'tan bu yana 6 ay geçmesine karşın toplam test sayısının halen 10 milyonun altında kaldığına dikkat çeken CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, "Türkiye, nüfusa oranla test sayısında Avrupa ülkeleri arasında 33'üncü sırada kaldı. Günlük test ortalaması 48 bin, test yapılabilen merkez sayısı ise 270. Vaka sayısının az gözükmesi için bilinçli şekilde test sayısı sınırlı tutuluyor" dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İktidarın COVID-19 salgınıyla mücadelede bütün yükü sağlık çalışanlarının üzerine bindirdiğini, salgının yayılması konusunda da halkı suçlamaya başladığını ifade eden Emir, test sayılarının yetersiz kaldığını savundu. Türkiye genelinde şu anda özel ve kamu hastaneleri olmak üzere 270 test merkezi bulunduğunu ancak, test uygulanması gereken binlerce kişiye test yapılmadığını kaydeden Emir, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">PARASI OLAN TEST YAPTIRABİLİYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">"Türkiye'de günlük COVID-19 testi sayısı, son bir aydır 100 bin civarında seyrediyor ancak bu sayı yetersiz kalıyor. Vatandaş, belirtisi olsa dahi devlet hastanelerinde test yaptırmakta zorlanıyor. Kamu hastanelerine test için giden vatandaşlar, çoğu zaman test kriterlerini karşılamadığı gerekçesiyle geri çevriliyor. Özel hastanelerde ise test ücretini karşılayabilen her vatandaş, kritere bakılmaksızın test yaptırabiliyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">TEST KRİTERLERİ GÜNCELLENMELİ</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu da şunu gösteriyor. Salgının kontrol altına alınabilmesi için test sayısının bu kadar önem taşıdığı bir dönemde parası olan rahatlıkla test yaptırıyor ancak, test ücretini karşılayacak imkanı olmayan vatandaş, kolay kolay test yaptıramıyor. Sağlık Bakanlığının bir an önce test kriterlerini güncellemesi ve belirti gösterenlerin yanında temaslı tüm kişileri de kapsayacak şekilde bir test sürecini planlaması gerekiyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">AVRUPA ÜLKELERİNİN ÇOK GERİSİNDEYİZ</span></p><p><span style="font-size:18px">Oysa birçok ülke, COVID-19 salgınını yeterli sayıda test yaparak kontrol altına almaya başladı. Türkiye'de salgının başladığı 11 Mart tarihinden bu yana 195 gün geçmesine rağmen yapılan toplam test sayısı daha 10 milyonu aşmadı. 195 günde 9 milyon 496 bin 268 test yapılabilirken, günlük ortalama da 48 bin 698'de kaldı. Bu rakamlar Avrupa ülkelerinin de çok gerisinde. Türkiye, şu anda nüfusa oranlandığında test sayısında Avrupa'da ancak 33'üncü sırada, dünyada ise 67'inci sırada yer alıyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">BİLİNÇLİ ŞEKİLDE SINIRLI TUTULUYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu anda Türkiye genelinde özel ve kamu olmak üzere toplam 270 merkezde test yapılabiliyor ancak bu sayı da yetersiz kalıyor. Bir an önce bu merkezlerin sayısının artırılması gerekiyor. Yeterli sayıda merkezde, yeterli sayıda test yapılamadığı için salgın kontrol altına alınamıyor. Test merkezlerinin sayısı da bilinçli bir şekilde sınırlı tutuluyor. Çünkü, iktidar gerçeklerle yüzleşmek yerine vaka sayılarının düşük gözükmesini istiyor. Test eksikliğinin yanı sıra filyasyon süreci de sağlıklı bir şekilde yürütülemiyor. Günlerdir örnekleriyle dile getiriyoruz, hastalar evde ilaç bekliyor, filyasyon ekibi bekliyor."&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Köksal'dan Tarım Bakanı'na 3 önerge]]>https://www.haberanaliz.net/haber/koksaldan-tarim-bakanina-3-onerge-116599205b0d9-96f6-478c-b021-0d00345b105c2020-09-23T16:49:00+03:00HABER MERKEZİ Köksal'dan Tarım Bakanı'na 3 önerge

Köksal'dan Tarım Bakanı'na 3 önerge

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, Tarım ve Orman Bakanı Bekir&nbsp;Pakdemirli'nin&nbsp;cevaplaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na üç ayrı soru önergesi verdi.<br />DERE YATAĞI VE BARAJIN KENARLARINA İSTİNAT DUVARI YAPILACAK MI?<br />Afyonkarahisar ili Çay İlçesi'nde 8 Mart 2014 tarihinde başlanan 12 Aralık 2016’da teslim edileceği belirtilen ancak daha sonra süre uzatımı yapılarak 23 Nisan 2020 tarihinde teslim edileceği belirtilen barajın halen daha tamamlanmadığının önemle altını çizen Milletvekili Burcu Köksal, önergesinde barajın ne zaman tamamlanacağını sorarak, "Baraja giden yolda bulunan dere yatağının kenarı ve barajın kenarlarında istinat duvarı yoktur. Gerek dere yatağının etrafındaki gerekse baraj kenarındaki toprak yığılımı oldukça gevşek yapıdadır ve yağış durumunda her an çökebilecek sele mahal verebilecek durumdadır. Bu durumda yaşanacak bir toprak kayması veya sel sonucu Çay İlçesi'nde baraja çok yakın olan Dere mahallesi, Tekke mahallesi, Cedid mahallesi, Yaka mahallesi ve Bahçelievler mahallesi başta olmak üzere Çay İlçesi'nin büyük bölümü zarar görecektir. Hiçbir şey vatandaşın can güvenliğinden öncelikli değildir. Bu nedenle istinat duvarının yapılarak olası bir felaket durumunda can ve mal kaybı yaşanmaması için gereken önlemler alınacak mıdır? Yoksa baraj bu haliyle mi tamamlanacaktır?" dedi.<br />DOĞA KATLİAMINA GÖZ YUMULACAK MI, YÖRE HALKI VE EBER GÖLÜ KADERİNE Mİ TERK EDİLECEK?<br />Barajda erken su tutulması yüzünden yöre halkının sulama yapamadığını kaydeden Köksal, "Ayrıca Eber Gölü’ne giden kaynaklar barajda toplandığı içinde göldeki su seviyesi azalmaya başlamıştır. Bakanlığınızca bu soruna ilişkin herhangi bir çözüm getirilecek midir? Yoksa yöre halkı ve Eber Gölü kaderine mi terk edilecektir? Baraj için bölgedeki çam ağaçları toprak altında bırakılmış. Bir kısmı da kurumaya terk edilmiştir. Çevreye ve doğaya bu şekilde zarar verenlerle ilgili Bakanlığınızca bir yaptırım uygulanacak mıdır? Yoksa müteahhit firmanın yapmış olduğu bu doğa katliamına göz yumulacak mıdır?" şeklinde konuştu.<br />MAHKEME KARARINA RAĞMEN TOKUŞLAR KÖYÜ GÖLETİN SUYUNU KULLANAMIYOR,&nbsp;KÖY HALKININ MAĞDURİYETİNE SEYİRCİ Mİ&nbsp;KALINACAK?<br />Milletvekili Köksal, diğer soru önergesinde ise Bakan Bekir&nbsp;Pakdemirli'ye&nbsp;Sinanpaşa İlçesi Tokuşlar&nbsp;Köyü'nde&nbsp;bulunan Çobanözü-Tokuşlar sulama göletinin suyunun ortak kullanılması hakkında mahkeme kararına rağmen suyu Tokuşlar Köyü'nün kullanamadığını kaydederek, "Afyonkarahisar ili Sinanpaşa İlçesi Tokuşlar Köyü'nde bulunan Çobanözü-Tokuşlar sulama Göletinin suyunun ortak kullanılması hakkında mahkeme kararına rağmen suyu Tokuşlar Köyü kullanamamaktadır? Çiftçilik yaparak geçimini sağlayan Tokuşlar Köyü su sıkıntısı yüzünden büyük bir mağduriyet yaşamaktadır? Bakanlığınızca Çobanözü-Tokuşlar Göletinin Tokuşlar Köyü'ne kullandırılması yönünde bir çalışma yapılacak mıdır? Yoksa köy halkının bu mağduriyetine seyirci mi kalınacaktır?" sorularını yöneltti.<br />KÖY VE KASABALARA NEDEN SU VERİLMEDİ, ÇİFTÇİLERİN ZARARI KARŞILANACAK MI?<br />Bakan&nbsp;Pakdemirli'ye&nbsp;Selevir Sulama Birliği tarafından Çay&nbsp;İlçesi'ne&nbsp;bağlı köy ve kasabalara su&nbsp;verilmemesinin&nbsp;nedenini de soran Köksal, "Selevir Sulama Birliği tarafından Afyonkarahisar ili Çay İlçesi'ne bağlı köy ve kasabalara sulama için su verilmesi gerekirken bu dönem yeterli su verilmemiş bu yüzden de birçok ürün susuzluktan kurumuştur. Suyun 2 ay boyunca Şuhut’ta ki meralara boşuna akıtıldığı ancak tarlalara verilmediği iddiaları doğru mudur? Çay İlçesi'ne bağlı Karacaören kasabası başta olmak Selevir Sulama Birliğinden su alması gereken köylere yeterli su verilmediği için ürünleri susuzluktan kuruyan verimi düşen çiftçilerin zararı karşılanacak mıdır? Önümüzdeki dönem aynı sorunun yaşanmaması için Bakanlığınızca önlem alınacak mıdır?" ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Kılıçdaroğlu: TTB suç işlemiyor, yöneticileri uyarıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kilicdaroglu-ttb-suc-islemiyor-yoneticileri-uyariyor-11658800b032e-59cf-4161-ad36-eb3de29337d12020-09-22T19:57:00+03:00HABER MERKEZİ Kılıçdaroğlu: TTB suç işlemiyor, yöneticileri uyarıyor

Kılıçdaroğlu: TTB suç işlemiyor, yöneticileri uyarıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Tabipleri Birliği’ni (TTB) ziyaret etti. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">TTB, MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından kapatılması gerektiği yönündeki açıklamalarıyla hedef gösterilmişti. Ardından sosyal medyada da hekimlere birçok eleştiri yöneltildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu sabahki ziyaretinin ardından yaptığı konuşmada Bahçeli’nin söylediklerine de değinen Kılıçdaroğlu, “Hayatımda duyduğum en saçma söz” diye konuştu.</span></p><h2><span style="font-size:18px">“41’i hekim 97 sağlık çalışanı hayatını kaybetti”</span></h2><p><span style="font-size:18px">Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Pandemi sürecinde toplumun her kesimi ciddi bir endişe içinde. Bu endişeyi giderecek olan aktörler siyasetçiler, polisler değil sağlık çalışanlarıdır, olay bir sağlık sorunudur. Bütün sağlık çalışanlarına şükran borçluyuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Her bir sağlık çalışanları evine gitmiyor, sağlık çalışanlarının risk oranı yüzde 85. Ne olduysa birden sağlık çalışanları suçlu oldu? Çünkü sağlık çalışanları doğruları söylüyorlar. Bütün sağlık çalışanları 'yoğun bakımlarda, hastanelerde yer kalmadı' önlem alın dediler. Bunu kim diyecek?</span></p><p><span style="font-size:18px">“97 sağlık çalışanı hayatını kaybetti, 41'i hekim. Bunlar iktidarı uyarmayacak da kimler uyaracak? Olay bir sağlık sorunu olduğuna göre bu uyarıyı yapması gerekenler sağlık çalışanları. TTB suç işlemiyor, yöneticileri uyarıyor. Halkın sağlığını tehlikeye atan yöneticileri uyarıyorlar.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Halka doğru bilgiler verilmeli”</span></h2><p><span style="font-size:18px">“Salgının önlenmesi gerekiyordu, yaptılar başta, sokağa çıkma yasağı, okulların kapatılması gibi. Ama bu kararların doğuracağı bir şey vardı, işsizlik ve arkasından yoksulluk. Hükümetin buna da çözüm üretmesi gerekiyordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sayın Cumhurbaşkanı bilim kurulunun öncüsü değil, nasıl oluyor da talimatları yerine getiriyor. Doğru bilgiler verilmiyor. Vatandaşın yüzde 59'u bilgilerin doğru olmadığını düşünüyor. Halka doğru bilgilerin verilmesi gerekiyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlık çalışanları özverili çalışıyor, günün 24 saati çalışıyor. Hangi politikacı 24 saat çalışıyor? Öyle bir noktaya geldik ki, hastayı kurtarmak için çaba harcayan, evine gidemeyen, dinlenme gününü belediyelerin sağladığı otel gibi yerlerde geçiriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sonra hekimlere geldik dedik ki bu hekimler suçlu, TTB'nin kapatılması lazım. Niçin? Gerçekleri söyledikleri için. Baştan itibaren olayın ciddiyetinin, varolan devleti yöneten kesim bu olayın ciddiyetini kavrayamadı.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Kahveler açık ama kağıt oynamak yasak”</span></h2><p><span style="font-size:18px">“Uçak biletlerinde KDV'yi 18'den yüzde 1'e indirmekle pandeminin ne ilgisi var? Üç gün sonra da uçakla gitmek yasak... Hangi önlemlerin alınması gerektiğini uzmanlara sorar insan.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Kahveler açık ama kağıt oynamak yasak. Neden kahveye gitsin vatandaş. Şehirlerarası otobüsler için, sanatçılar için aynı şey. Ellerinden gelse sanat dünyasını öldürecekler.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Covid-19'la mücadele edenler terörist oluyor, hayatımda duyduğum en saçma şey. Gerçekler dillendirilmeli ki siyaset kurumları ona göre önlem alsınlar. Siyaset kurumuna içinde yaşadıkları bütün tabloyu net bir şekilde sunuyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Madem ki tek adam yönetimi var, TTB'yi, Eczacılar Birliği'ni falan çağırıp sorması gerekiyordu. Oradan oturup ahkam kesmek kolay, asıl suçlu dinlemeyenlerdir. Siyaset kurumunun oturup dinlemesi lazım, suçlaması değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlıkta şiddet yeni bir olay değil. Tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum, sağlık çalışanlarına şiddet asla kabul edeceğimiz bir şey değildir.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Vatandaş tabloyu görüyor”</span></h2><p><span style="font-size:18px">“Bir devlet yalan söyler mi? Devletler yalan söylemezler. Devletin verileri doğru açıklaması gerekirdi. Verileri bir siyasetçi değil, kurumun açıklaması gerekirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlık Bakanı başlarda güven verdi ama sonra Sayın 'Cumhurbaşkanımızın talimatıyla' diye başlayınca güveni yitirdi. Konuşacaksa bilim kurulundan yetkililer konuşacak. Doğru veriler verilmiyor. Vatandaşın yüzde 59’u bilgilerin doğru olmadığını söyleyecektir. Vatandaş tabloyu görüyor.” (AS)</span></p><p><span style="font-size:18px">BİANET</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İstanbul Eczacı Odası'ndan uyarı: Ürünlerin hepsi sahte]]>https://www.haberanaliz.net/haber/istanbul-eczaci-odasindan-uyari-urunlerin-hepsi-sahte-1165719dd9ea7-131d-4823-a7f0-3c1b251d80382020-09-22T19:54:00+03:00HABER MERKEZİ İstanbul Eczacı Odası'ndan uyarı: Ürünlerin hepsi sahte

İstanbul Eczacı Odası'ndan uyarı: Ürünlerin hepsi sahte

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Cenap Sarıalioğlu, internet üzerinden vitamin ve gıda satışı yapılan firmalardan sipariş verdiklerini ve gelen ürünlerin hepsinin sahte çıktığını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Cenap Sarıalioğlu, internet üzerinden satışı yapılan gıda ve ürünlere ilişkin kritik uyarılarda bulundu.&nbsp;Hürriyet yazarı Fulya Soybaş'a konuşan&nbsp;Sarıalioğlu, vitamin ve gıda takviyelerine bu yıl geçen yıllara oranla büyük artış olduğunu ve firmaların buna yetişemediğini belirtti.&nbsp;Sarıalioğlu,&nbsp;"Piyasada kalmayan, tükenen bir ürün. Ertesi gün bir bakıyorsunuz 3-5 kat fiyata internette satışa çıkmış. Ürünler orijinal mi belli değil. Hemen firmaları arıyoruz. ‘Hani yoktu elinizde bu takviyeler, internette satıyorsunuz’ diyoruz ‘O satılanlar bizim ürünümüz değil’ diyorlar. Test etmek için farklı internet sitelerinden ürün sipariş ettik. Gelen ürünlerin hepsi sahte çıktı" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>'BİR ÜRÜN ECZANELERDE YOKSA İNTERNETTE OLAMAZ'</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">"Fırsatçılar halkın sağlığı ile oynuyorlar” diyen Sarıalioğlu, “Bedeli sağlığınız olabilir. Çünkü bir ürün eczanelerde yoksa internette olamaz. Varsa o ürün yüzde 99 sahtedir. Bandrol ve son kullanma tarihinin gerçek olup olmadığını ayırt edemezsiniz. Sağlık Bakanlığı birçok internet sitesine erişimi engelledi ancak sahtekârlar başka isim ile yeniden ortaya çıkıveriyor. Burada görev vatandaşa düşüyor. Doktor ya da eczacıya danışmadan vitamin ve gıda takviyesi almayın. Özellikle de kronik hastalığı olanlar. Yan etkileri zararınıza olabilir” uyarısında bulundu.- GERÇEK GÜNDEM</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Adalet Bakanı’ndan hakim ve savcılara: Akıl ve muhakemenizi kimseye kiralamayın]]>https://www.haberanaliz.net/haber/adalet-bakanindan-hakim-ve-savcilara-akil-ve-muhakemenizi-kimseye-kiralamayin-116561bedbe69-a280-450d-ba2c-416b7191d30e2020-09-22T19:52:00+03:00HABER MERKEZİ Adalet Bakanı’ndan hakim ve savcılara: Akıl ve muhakemenizi kimseye kiralamayın

Adalet Bakanı’ndan hakim ve savcılara: Akıl ve muhakemenizi kimseye kiralamayın

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Adalet Bakanı&nbsp;Abdulhamit Gül, mesleğe yeni atanan&nbsp;hakim&nbsp;ve&nbsp;savcılarınuygulamalı eğitim göreceği Çankaya İncek’teki&nbsp;Türkiye Adalet Akademisi Uygulama Adliyesi’nin açılışını yaptı. Gül, nitelikli ve donanımlı insan kaynağının ancak iyi bir eğitimle sağlanabileceğini, hakim ve savcı eğitiminin de Türkiye için hayati önem taşıdığını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gül, akademideki uygulamalı eğitim sayesinde yeni hakim ve savcıların kürsüden önce tecrübe kazanacaklarını belirtti. Adaletin tecelli edeceği yerin mahkemeler olduğunu vurgulayan Gül, şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Türkiye hukuk devletidir. Kimse anayasadan ve kanunlardan almadığı yetkiyi kullanamaz. Adaletin tecelli edeceği yer bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir, hakim ve savcılarımızın aklı ve temiz vicdanıdır. Burada bir kez daha tekrar ediyorum; kimse toplum yargıçlığına soyunmasın. Kimsenin mahkemeleri etkilemeye veya tesir altında tutmaya hakkı ve yetkisi yoktur. Bu kanunlarımızda suçtur.Bazıları tahkir ve tahrip siyaseti içerisinde, adeta bir tribün amigosu edasıyla, beğenmediği kararlar karşısında yargı mensuplarını hedef gösterme cüretini maalesef kendisinde bulabilmektedir. Elbette milletimiz nezdinde, adalet nezdinde adil kararın yerine geçebilecek hiçbir değer yoktur. Yargısal işleyişte, hakim ve savcı faile değil, fiile bakar. Ne söylendiğine değil, delile bakar. Yargının ideolojisi yoktur, yargının ideolojisi adalettir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“AKIL VE MUHAKEMENİZİ KİMSEYE KİRALAMAYIN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">‘Konuşmasında mesleğe yeni adım atan hakim ve savcılara seslenen Bakan Gül, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Mahkemelerde önünüze gelecek dosyaların her birinde bir insan öyküsü bulacaksınız. Dolayısıyla her dosya biriciktir. Bu hassasiyetle yaklaşarak her kararınızı ve gerekçesini olaya özgü kılacak şekilde ve adalete güven duygusunu pekiştirecek şekilde vermelisiniz. En iyi kanunu bile yapsanız bu bir hakimin ve bir savcının mütalaasında hayata değer, insana değer. Yani aslolan uygulamadır. Verdiğiniz bir karar; kim okursa okusun,&nbsp;‘Ben de olsam aynı kararı verirdim’&nbsp;dedirtebilmelidir. Üzerine karar verdiğiniz hükümlü bile, yazdığınız gerekçeye baktığında adil yargılandığından emin olmalıdır.&nbsp;Hakkını arayan veya suçtan mağdur olmuş kişi de verilen karardan aklen ve kalben tatmin olmalıdır. Vatandaşlarımızın adalet hizmetlerinden memnuniyetini, sisteme güvenini temin eden de budur. Adaletin yegane tecellisi, yargı mensuplarımızın temiz vicdanıdır, aklıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bakan Gül, hakim ve savcılara, “Akıl ve muhakemelerinizi kimseye kiralamayın” uyarısında da bulunarak, “Geçmişte bunu gördük. Anayasadan değil Pensilvanya’dan akıl alanların halini gördük” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BUNLAR YARGIYA MÜDAHALE TALEBİDİR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Millet adına, milletin için karar veren, anayasa ve kanunlar dışında hiçbir yerden emir, talimat, telkin almayan bir yargının adaletin temelini oluşturacağının ifade eden Gül, sözlerini şöyle noktaladı:”Ama bakıyorsunuz, birileri sosyal medyadan ‘Adalet Bakanı bunu niye tutuklamıyor?’, ‘Adalet Bakanı niye soruşturma açmıyor?’ diye yazıyor. İşte bunların hepsi eski alışkanlıklardır. Bunlar yargıya müdahale talebidir. Asla kabul etmiyoruz. Bunlar eski dönemin eski zihniyetin kalıntılarıdır. Yargıya müdahaleyi ima yoluyla bile kastedenlerin devletin temeline adaleti koymak bir dertleri yok. Ancak biz adaleti sağlarsak, milletçe refahımızı da sağlarız. Adaleti korursak, devletin bekasını da sağlarız. Adaleti yaşatırsak, insanı yaşatırız. O yüzden bu tür hukuk dışı yaklaşımlara asla izin vermeden, hukuktan ve anayasadan başka hiçbir yerden talimat almadan işinizi yapacağınıza inanıyoruz.”- POLİTİKYOL</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ankara’da 1 ayda 10 milyon lira korona cezası kesildi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ankarada-1-ayda-10-milyon-lira-korona-cezasi-kesildi-11655ec98a56e-5ecb-4b75-bc55-7f9bcd1fbe062020-09-22T19:48:00+03:00HABER MERKEZİ Ankara’da 1 ayda 10 milyon lira korona cezası kesildi

Ankara’da 1 ayda 10 milyon lira korona cezası kesildi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Covid-19 pandemisinde yüksek oranda vaka sayılarının görüldüğü Ankara’da, salgına karşı denetimler devam ediyor. Ankara Valiliği yaptığı açıklamayla 21 Ağustos ve 22 Eylül tarihleri arasında kurallara uymayan 16 bin 525 bin kişiye 10 milyon 175 bin 175,5 lira para cezası uygulandığını açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ankara Valiliği tarafından yapılan açıklamada bir aylık süreç içerisinde 200 binin üzerinde kişi ve işyerinin denetlendiği ifade edilerek, “İlimizde 21 Ağustos – 22 Eylül tarihleri arasında virüsle mücadele kapsamında Valiliğimizce 8461 personelle gerçekleştirilen denetimlerde 208.894 kişi veya işyeri denetlenmiş bu denetimlerde kurallara uymayan 16.525 kişiye 10.175.172,50 lira para cezası uygulanmıştır” denildi. (DUVAR)</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İYİ PARTİDE BÜYÜK TASFİYE...]]>https://www.haberanaliz.net/haber/iyi-partide-buyuk-tasfiye-116542879980c-99fe-40fa-bd2b-c1ca22e759b12020-09-22T14:35:00+03:00HABER MERKEZİ İYİ PARTİDE BÜYÜK TASFİYE...

İYİ PARTİDE BÜYÜK TASFİYE...

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İYİ PARTİDE BÜYÜK TASFİYE...<br />*</span></p><p><span style="font-size:18px">GİK’e İzmir’den; İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı ve İzmir Milletvekili Aytun Çıray, GİK Üyesi Cem Özdemir, İYİ Parti İzmir Gençlik Kolları eski Başkanı Orçun Çeken, İYİ Parti İzmir Gençlik Kolları İl Başkan Yardımcısı Furkan Tuna aday oldu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkan Akşener’in GİK için oluşturduğu 100 kişilik anahtar listede İzmir’den Çıray, Özdemir ve Tuna yer aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İYİ Parti Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu’nun grup başkanvekilliği görevine devam edeceği için&nbsp;&nbsp;GİK'e aday olmadığı belirtildi. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">LİSTE KRİZİ<br />Kurultayda liste krizi yaşandı. İYİ Parti Teşkilat Başkanı Koray Aydın’ın GİK'e&nbsp;yazılmayacak isimler için ikinci bir liste hazırladığı öne sürüldü. ‘İlk 75’de de olsa tercih edilmeyecek’ başlıklı listede, “Aytun Çıray, Hayrettin Nuhoğlu, Feridun Bahşi, Yavuz Temizel, Ümit Özdağ, Aylin Cesur, Aydın Adnan Sezgin, Berna Biçer, İsmail Koncuk, Ayhan Erel” yer aldı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">‘HEDEF MERKEZ SİYASETÇİLER’&nbsp;<br />İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, söz konusu listeyi sosyal medya hesabından paylaşarak tepki gösterdi. Listenin hedefinin merkez siyasetçileri partiden tasfiye etmek olduğunu öne süren Çıray, “Bu listede asıl hedef merkez siyasetçilerin tasfiyesidir. Demirel'in doktoru… İsmet Sezgin'in yeğeni… Ve bendeniz bunun işaretidir. Başarıp başaramadıklarını göreceğiz. Onlar da görecek. Samimiyet ve ilkeler testidir bu!” ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İZMİR’DEN TEMSİLİYET YOK!<br />GİK seçimleri gece saatlerinde sona erdi. Liste operasyonuna maruz kaldığı öne sürülen Çıray’ın yanı sıra Akşener’in anahtar listesinde yer alan Cem Özdemir ve Furkan Tuna da GİK’e seçilemedi. Böylece İzmir GİK'te temsilsiz kaldı.<br />*<br />Bana göre;<br />Aylin Cesur Demirel 'in doktorunu,</span></p><p><span style="font-size:18px">Adnan Sezgin İsmet Sezgin 'ın yeğenini,<br />Dr.Aytun Çıray'ı,<br />Merkez ve merkez sağ diğer siyasetçileri,<br />Koray Aydın&nbsp;teşkilatlara tasfiye ettirdi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MART AYINDA İLK GÜNDEN SAHTE MASKE VE DEZENFEKTAN İÇİN UYARDIK DİKKATE ALAN OLMADI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mart-ayinda-ilk-gunden-sahte-maske-ve-dezenfektan-icin-uyardik-dikkate-alan-olmadi-1165376b5d5d7-4639-4fc0-8743-e7e8b48c06792020-09-22T14:29:00+03:00HABER MERKEZİ MART AYINDA İLK GÜNDEN SAHTE MASKE VE DEZENFEKTAN İÇİN UYARDIK DİKKATE ALAN OLMADI

MART AYINDA İLK GÜNDEN SAHTE MASKE VE DEZENFEKTAN İÇİN UYARDIK DİKKATE ALAN OLMADI

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kısa adı ÇETKODER olan Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Salgın bir hastalık dönemini ulus olarak yaşıyoruz. Dünya bu illetten çekiyor. Ülkemizde FIRSATÇILAR- AHLAKSIZ TÜCCARLAR olduğundan bahisle 24.Mart.2020 günü, bu işi çıkar kapsına dönüştürenler olacağını, devletin mutlaka tedbir alması gerektiğini, yoksa halkın sağlığı ile daha da oynanacağını, yaşamımızın birde böyle sahtekârlar yüzünden tehdit altında olduğunu açıklamış, kendi imkân ve olanaklarımızla eczanelerden temin ettiğimiz maskeleri ve kolonyaları ücretsiz olarak dağıtmıştık ” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MASKE VE DEZENFEKTANLAR EHLİYETLİ YERLERDE SATILSIN, FİYATLARA STANDART GETİRLSİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Bakın bugün gelinen noktada Salgın giderek yayılıyor. Vakalar artıyor. Sağlık emekçileri ve ilgilileri bu salgınla mücadele ederken cansiperane çalışıyorlar. &nbsp;Canlarından oluyorlar. Ama gözünü para hırsı bürümüş, çıkarcı, ülkemizdeki her krizi ve olayı fırsat çevirmeye alışmış bir kısım namussuzlar, halkımızın sağlığı ile fütursuzca oynamaya devam ediyorlar. Piyasada, ilgisiz alakasız her yerde halkımıza satışa arz edilen MASKE ve DEZENFEKTANLAR usule, nizama, yönetmeliğe, tıbbi şartlara uygun değil SAHTE. Yer dezenfektanı ile el dezenfektanının kimyasal içerikleri farklıdır. Satışa arz edilen ve ilgisiz alakasız bu işte ehliyeti olmayanların halka arz ettiği dezenfektan ve maskeler yüzünden halkımız sağlığından oluyor. Bunların ehliyetli kişilerce halka satılması gerektiğinin altını çizerek ECZANEDEN aldığımız maske ve kolonyaları örnek olsun diye o dönemde halka dağıttık. O zaman kolonya bulunmuyordu. Şimdi dezenfektan diye satılanların içeriği sahte, maske diye satılanlar uyduruk. Milleti korumadığı gibi salgının artmasına neden oluyor. Bu işe acilen tedbir alsınlar. Maske ve Dezenfektanlar Eczane ve ehliyet sahibi kişiler dışında satılmasın ve fiyatlarına da devlet tarafından bir standart getirilsin, fırsatçılar göz açtırılmasın” dedi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">DENETİM ŞART</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Bu hususta sadece sağlık çalışanlarını sorumlu tutmak doğru değil. Maske, mesafe, dezenfektan konusunda devletin kolluk birimi, Belediyelerin zabıtaları başta olmak üzere tüm birimleri teyakkuz halinde olmalı ve piyasada denetim arttırılmalı. Hem satış, hem üretim, hem kullanım açısından denetim arttırılmalı. Aksine durum salgının yayılmasına daha da sebep olacaktır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f69e0aea9275.jpg" style="height:1127px; width:1600px" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer: “70 kuruşa mal edilen domates tarlada 40 kuruş”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-70-kurusa-mal-edilen-domates-tarlada-40-kurus-1165258e9b2c1-ab4a-4459-a9a5-0376a1fce1de2020-09-22T13:23:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “70 kuruşa mal edilen domates tarlada 40 kuruş”

Gürer: “70 kuruşa mal edilen domates tarlada 40 kuruş”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER, DOMATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARINI GÜNDEME GETİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Bor ve Altunhisar ilçelerinde domates ekili alanlarda incelemelerde bulundu. Üreticilerin sorunlarını dinleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin kilosunu 70 kuruşa mal ettiği domatesi, 40 kuruşa bile satamadığını belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MALİYET 70 KURUŞ, SATIŞ 15 KURUŞ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ Domates üreticilerine bir dokunduk bin ah işittik. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘nerede bir boşluk bulursanız ekin’ sözüne karşılık pandemiye rağmen borçlanarak domates eken çiftçiler, ne yazık&nbsp;ki&nbsp;tüccarlar ve şirketlerin insafına terk edilmiş&nbsp;durumda.&nbsp;70 kuruşa mal ettikleri domatesi, 30 kuruşa bile satamıyorlar. 15 kuruş da toplama parası veriyorlar. Böylece domatesi 15 kuruşa satmış oluyorlar. Domates üreticisi perişan” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HANİ ALIM GARANTİSİ VARDI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bazı &nbsp;bölgelerde sözleşmeli ürün modeli uygulandığını ve tarla ekimi yapılmadan anlaşmalar olduğunu ancak ürün bol olunca o firmalarında fiyat düşürmek için üreticiyi boğduğunu, belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu modele göre, domates üretimi yapan çiftçiye alım garantili destek verilecekti. Öyle görünüyor ki&nbsp;maalesef böyle bir destek &nbsp;dahi çiftçi aleyhine döndü. Çiftçiler, alım garantisi veren &nbsp;fabrikaların ürünün alımını geciktirerek, fiyatın daha da aşağı düşmesini beklediğini iddia ediyorlar. Pandemi sürecine&nbsp;rağmen borçlanarak üretim yapan, alın teri döken çiftçinin, alıcının insafına bırakılması üzüntü verici” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TEZGÂHTA FİYAT FIRLIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, domates ihraç edebilen ülkemizde özellikle büyük kentlerde vatandaşın pahalı domates aldığına vurgu yaparak, “Ne tezgâhta domates ucuzluyor ne de salça fiyatları düşüyor. Üretici para kazanmıyor. Tüketici pahalı ürün alıyor. İhraç edilebilen domates, salça yapılarak veya kurutularak da değer buluyor ama plansızlık tarımda devam ediyor. AKP iktidarı tarım politikaları ile üreten de tüketen de sorun yaşamaya devam ediyor. İktidar seyrediyor. Ürün tarlada kalıyor. Olacak iş değil” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜRETİCİNİN SESİNE KULAK VERİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, olgunlaştıktan sonra&nbsp;kısa süre içinde&nbsp;pazarlanması&nbsp;gereken domatesin, tarlada artık çürüme aşamasına geldiğine de dikkat çekerek, “Tarım Bakanlığı, üreticinin feryadına kulak vermeli ve&nbsp;tarım kredi kooperatifi de&nbsp;en azından maliyetini karşılayacak bir fiyatla alım yaparak, üreticinin mağduriyetini gidermelidir. Zor durumda olan üreticinin sesine iktidar kulak vermelidir. Serbest piyasa ekonomisinde çiftçi her alanda boğulmaktadır. İlaç, gübre, tohum, yem fiyatları yükselir, maliyetler artarken ürünün pazarlanma aşamasında fiyatının baskılanması çiftçiyi nefes alamayacak duruma getirmiştir. Üreticide pahalı ürün ile mağdur kılınmakta ve serbest piyasa ekonomisinde aracılar daha çok kazanmaktadır. İthalata bağımlı olan ürünler yanında ihraç edilen ürünlerde de üreticinin mağdur edilmesi tarımı içten içe yok olmaya götürmektedir” diye konuştu</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SAĞLIKTA SÖZLEŞMELİ SİSTEM İFLAS ETMİŞTİR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/saglikta-sozlesmeli-sistem-iflas-etmistir-116510678a168-6529-4647-9543-882b697eede82020-09-22T13:18:00+03:00HABER MERKEZİ SAĞLIKTA SÖZLEŞMELİ SİSTEM İFLAS ETMİŞTİR

SAĞLIKTA SÖZLEŞMELİ SİSTEM İFLAS ETMİŞTİR

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">SAĞLIKTA SÖZLEŞMELİ SİSTEM İFLAS ETMİŞTİR</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">LİYAKAT LİYAKAT LİYAKAT</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Türkiye de Sağlık sisteminin idaresinde malisef acınası bir durumla karşı karşıyayız. Hastanelere sözleşmeli yönetici atamasının yapılacağı dönem gelince yönetici (Başhekim, başhekim yrdm, Müdür, Müdür yrdm, Başkan, Başkan yrdm ve uzman) olmak İsteyenler &nbsp;ortaya diplomasını, aldığı eğitimi ve deneyimini &nbsp;koymadan siyasette birilerinin kapısını çalıyor, hatta aşındırıyor demek daha doğru olur. Peki bir kişi yetiyor mu? Hayır, &nbsp;birkaç kişi bulmalı onlara yalvarmalı onları &nbsp;bir şekilde ikna etmeli o da yetmiyor birde milletvekili bulmalı, peki idareci olması için &nbsp;kriter ne tanıdık, eş, dos, akraba siyasettçi yakını hatta firmaların güvendiği biri olmalı malisef &nbsp;inanki bu durumdan siyasetçilerde hiç memnun değil kimi memnun edebilecekler sadece refere olduğunu diğer talepçiler kişiye değil siyasi iktidara küsmektedir. &nbsp;bu yüzden her sözleşme döneminde illerde siyaset ve kurumlar karışır, içinden çıkılmaz hal alır. Sözleşmeler de LİYAKAT in L harfi ile alakası olmaz. bir sağlık çalışanı işine çalışmayarak başlamışsa o artık emekli olanakadar işini öyle yada böyle torpille götürür, o hep bir yerlerde masa başındadır &nbsp;o kişileri bir daha aldıkları eğitimin gereği olan sağlık hizmetinde göremezsiniz Üniversitelerde Sağlık Kurumları işletmeciliği, Sağlık hizmetleri yönetimi vb bölümleri niye açıldı &nbsp;yada ne işe yarar bu bölümler. &nbsp;İşte kangırenleşmiş bu sistem biran önce kaldırılmalı Dünyanın her yerinde ve kademesinde geçerli olan seçim sistemi gelmelidir.&nbsp;<br />150 yatak ve üstü kapasiteli hastanelerde Hastane başhekimini ve müdürlerini hastanede çalışanları kriterlere uyanlar (lisans mez. Hastane deneyimi vs.) arasından dört yıllığına seçmeli başhekim yardımcılarını, müdürlerde kendi yardımcılarını belirlemeli, Bu sistem ne kazandıracak? Çalışanlarına karşı sorumluluk duygusunu arttıracak, sözde ekip olmayı değil özde ekip olmayı sağlayacak, dışarıdan müdahaleleri sıfıra indirecek, adil yönetimi zorunlu kılacak, kurumsal hafızayı güçlendirecek, çalışanların çalıştıkları yere aidiyet duygusunu sağlamlaştıracak, yöneticilerin yönetim gücünü güçlendirecek, dönersermaye için israf önlemede ciddi katkı sağlayacak, Siyasetçilerin bu tür uğraşlarını minimize edeceği için siyasetçiler vatandaşa hizmet yapmada vakitten kazanım sağlayacak &nbsp;ve daha nice güzel kazanımları elde ettirecektir. Çünkü sözleşmeli yöneticilik çökmüş ve hastanelere ciddi oranda zarar vermiştir. hangi hastanenin &nbsp;yöneticisi yada Müdürü ikinci döneme yetişebilmiştir. her gelenin ikinci dönem yok olması demek iki yılda biriktirilmiş kurumsal hafızanın sıfırlanması demektir. Sağlık Bakanlığımıza buradan sesleniyorum sözleşmeli sistem yerine seçimli sistem öneriyorum devletin başkanı Cumhurbaşkanı seçimle geliyorsa memurların amirleri neden seçimle gelmesin<br /><strong>Mil Sağlık Sen Gen. Başk. Yrdm<br />Mustafa DURUEL</strong></span></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Arif Yaşar; “Bıktık Artık” dedi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/arif-yasar-biktik-artik-dedi-116500b82d414-0f70-480e-87c7-1525d640a8142020-09-22T13:12:00+03:00HABER MERKEZİ Arif Yaşar; “Bıktık Artık” dedi

Arif Yaşar; “Bıktık Artık” dedi

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Eksen Sağlık Bir Sen Genel Başkanı Arif Yaşar, Keçiören Eğitim Araştırma hastanesinde yaşanan saldırıya ilişkin açıklama yayınladı. </span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşar&nbsp;açıklamasında; "Normal zamanlarda çok fazla olan iş yükümüz, pandemi şartlarında katbekat artmışken, dengesiz terörist ruhlu psikopat kişiliklerle uğraşmaktan bıktık usandık. Arkadaş bi bırakında işimize gücümüze bakalım. Gerçekten ihtiyacı olan canların canına destek olalım acılarını ağrılarını hafifletelim ama zaten çok değerli olan zamanımızı sizin gibi kişilik yoksunu embesillerle uğraşmak için harcamayalım. Ankara Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi Acil Servisinde nöbet tutan sağlık personelleri bu akşam adeta dehşeti yaşadılar. Hastaneye bıçaklı yaralanma sonucu getirilen bir hastanın yakınlarının elinden kendilerini korumak için verdikleri mücadele uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek. Bu saldırıyı gerçekleştiren eşkıyaları esefle kınıyorum. Bu hadisede kamu vicdanı ancak, olayın faillerinin ibreti alem için en ağır cezayı almaları durumunda rahata erecektir." dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CÜBBELİ HOCANIN BİLDİĞİNİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BİLMİYOR MU?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cubbeli-hocanin-bildigini-icisleri-bakanligi-bilmiyor-mu-116495c1d20dc-f748-46e1-a7c2-ddce24bab3c22020-09-22T13:06:00+03:00HABER MERKEZİ CÜBBELİ HOCANIN BİLDİĞİNİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BİLMİYOR MU?

CÜBBELİ HOCANIN BİLDİĞİNİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BİLMİYOR MU?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TBMM’ye verdiğim soru önergesi:</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın Anayasa’nın 98, TBMM İçtüzüğü’nün 96 ve 99’uncu maddelerine uygun olarak, İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim. 22.09.2020</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yıldırım KAYA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ankara Milletvekili</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Cübbeli Hoca olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü, bir yıl önce Haber Türk, yakın bir zamanda da CNN Türk’te, 2 bin civarında selefi derneğin silahlandığını iddia etmiştir. Son olarak da Sözcü Gazetesi Yazarı Saygı Öztürk’e, Cumhuriyet Savcısı'nın çağırması halinde, bu derneklerden en az 150'sini isim isim kendilerine söyleyeceğini açıklamıştır.&nbsp;</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, “Bakanlığımızca, bugüne kadar selefi derneklerle ilgili yapılan denetimlerle birçok dernek kapatılmış, birçoğuna para cezası uygulanmıştır. İç Güvenlik Stratejileri Başkanlığı’nca da konunun önemine binaen 1,5 yıllık kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bir kısım derneklerin silahlandığı iddiası ya da ihtimaline karşı da kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Paylaşılan ilk demeçten sonra da derhal Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü denetçileri, terör ve istihbarat birimlerimiz tekrar tahkikata başlamıştır. Mesele aynı hassasiyetle takip edilmeye devam edilecek, idari ve adli süreçler işletilecektir.” açılamasını yapılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakanlığının yakından takip edip, müdahale etmesi gereken bir konuda, Cübbeli Hoca olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün açıklamalarından sonra tahkikata başlattığını açıklaması toplumda büyük bir huzursuzluk ve korku yaratmıştır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu bilgiler kapsamında;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1. Bakanlığınız tarafından selefi derneklerinin faaliyetleri takip edilmiyor mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">2. 150 selefi derneğinin yıllardır silahlanıyor olması ve bunun Bakanlığınız tarafından fark edilememiş olması nasıl mümkün olmuştur?</span></p><p><span style="font-size:18px">3. Cübbeli Hoca olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün bildiğinin, İçişleri Bakanlığı tarafından bilinmemesi ve takip edilmemesi mümkün müdür?</span></p><p><span style="font-size:18px">4. Bakanlığınızın başlattığı incelemede Ahmet Mahmut Ünlü’nün bilgilerine de başvurulmuş mudur?</span></p><p><span style="font-size:18px">5. Kapatma ve para cezası dışında, Selefi derneklerinin kurucu ve yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuş mudur?</span></p><p><span style="font-size:18px">6. Olayın vahameti göz önüne alındığında, Bakanlığınızın sorumlu personeli hakkında bir soruşturma yapılmış mıdır? Yapılmamışsa bir soruşturma başlatılacak mıdır?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÖĞRENCİLERİ DEĞİL PARAYI UÇURDULAR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ogrencileri-degil-parayi-ucurdular-11648244df0c3-4a0a-44c2-94ce-3f6de96ae5e62020-09-21T18:02:00+03:00HABER MERKEZİ ÖĞRENCİLERİ DEĞİL PARAYI UÇURDULAR

ÖĞRENCİLERİ DEĞİL PARAYI UÇURDULAR

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>ÜNİVERSİTEYİ BAĞIŞLARSAN MEZUN OLABİLİRSİN!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Geçen yıl kayyım atanan Türk Hava Kurumu Havacılık Vakfı ile THK Üniversitesi vakıf üniversitelerinin çarpık mali yapısını ortaya koydu. Öğrencilerden toplanan paralarının ne kadarının eğitime aktarıldığı bilinmezken, tüm okul ücretlerini ödemelerine ve mezuniyet tarihlerinin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen mezun edilmeyen öğrenciler meclis gündemine taşındı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İYİ Parti Grup Başkan Vekili ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan tüm okul masraflarını ödemelerine rağmen, kayyım atanan üniversite yönetimi öğrencilerin 250 saatlik uçuş eğitimlerinin önemli bir kısmını gerçekleştirmedi. </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Pilot olmaları için gerekli eğitimi ve kriterleri taahhüt eden üniversite yönetimi tarafından uçuşların gerçekleştirilip mezuniyet işlemlerinin tamamlanması için tek kriter 10 bin dolar bağış yapılması olduğu belirtildi. Öğrenciler ise yaklaşık 2 yıllık öğrenim ücretine denk gelen 10 bin doları ödeyemedikleri için mağdur durumdalar.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ancak üniversite yönetimine mütevelli heyeti başkanı olarak atanan kayyım aynı zamanda YÖK üyesi olduğu için ortada bulunan çarpıklık için herhangi bir denetim ve yaptırım uygulanamıyor. </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ATADIKLARI KAYYIM CUMHURBAŞKANLIĞI’NI YANLIŞ BİLGİLENDİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Öğrenciler kendilerinden istenen 10 bin doları ödeyemedikleri için aileleriyle beraber zor duruma düştüler. Yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi için öğrenciler durumu ise CİMER’e bildirdi. THK Üniversitesi CİMER’e yaptığı açıklamada öğrencilerden okul ücretleri dışında hiçbir ücret ya da bağış istenmediğini, uçuşların planlanan şekilde gerçekleştirildiğini beyan etti.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ancak Üniversitenin geçen hafta gerçekleştirdiği basın duyurusunda, “öğrencilerden</strong><em>Türk Hava Kurumu Havacılık Vakfına şartlı olarak bağış yapacak velilerimizin öğrencilerine Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde Üniversite uçuşlarına sayılmak üzere ilave uçuş yaptırılmaya başlanmıştır.” açıklaması yapıldı.</em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em><strong>İYİ PARTİLİ TÜRKKAN’DAN BAKAN SELÇUK’U ZOR SORULAR</strong></em></span></p><p><span style="font-size:18px"><em>İYİ Parti Grup Başkan Vekili Lütfü Türkkan konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a soru önergesi verdi. Türkkan’ın önergesindeki sorular ise;</em></span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Öğrencilerin THK Üniversitesi’ne ödedikleri öğrenim ücretleri, öğrencilerin nitelikli eğitim alarak mezun olmalarını sağlamakta mıdır? Kurumdaki öğrenim ücretlerinin yüzde kaçı eğitim ve uçuş masraflarına harcanmaktadır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Öğrencilerden istenen bağış miktarı 10.000 USD’dir. Bu tutar öğrencilerin yaklaşık 2 yıllık öğrenim ücretinin üzerindedir. Mezuniyet dönemleri geçmesine, öğrenim ücretlerini yatırmalarına rağmen ilgili kurumdaki bir takım aksaklıklar yüzünden mezun olamayan öğrenciler için bu rakam oldukça yüksek değil midir?</span></li><li><span style="font-size:18px">2014 yılı girişli pilotaj eğitimi alması gereken öğrencilerin sayısı kaçtır? Bu öğrencilerin kaç tanesinin tamamlaması gereken uçuş süreleri tamamlanamadığı için mezun olamamıştır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Okul ücretlerini zamanında yatırmalarına karşın yaklaşık 6 aydır uçuş eğitimlerini tamamlayarak mezun olmayı bekleyen öğrenciler bulunmaktadır. Fakat kuruma bağış yapan öğrenciler uçuş eğitimlerine başlatılmıştır. Uçuş eğitimlerinin başlaması için gerekli kriter not ortalaması mıdır? Yoksa uçuşların başlaması için kuruma bağış yapılması yeterli midir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Şu an hali hazırda mezun olması gereken öğrencilerin aldıkları uçuş saati toplamı kaçtır? Kaç saat daha uçuş eğitimi almaları gerekmektedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Öğrencilerin eksik olan uçuş sürelerini tamamlamaları için herhangi bir takvim belirlenmiş midir? Bu uçuş sürelerini tamamlayabilmeleri için herhangi bir özel kuruma yönlendirme ya da bağışa yönelik bir zorlama var mıdır?</span></li></ol><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Atina: İstikşafi görüşmeler yakın]]>https://www.haberanaliz.net/haber/atina-istiksafi-gorusmeler-yakin-1164739431e01-11b8-44f7-844f-888a1e95b9f12020-09-21T17:22:00+03:00HABER MERKEZİ Atina: İstikşafi görüşmeler yakın

Atina: İstikşafi görüşmeler yakın

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Yunan hükümet sözcüsü Stelyos Petsas, Ankara ile Atina arasındaki Doğu Akdeniz gerginliğine dair yaptığı açıklamada, “İstikşafi görüşmelere yeniden başlamaya yakınız. Ne kadar yakın bir zamanda başlayacağı ise taraflara, yani Yunanistan ve Türkiye’ye bağlı” dedi. Petsas, “Durum netleştiğinde bir duyuru yapılacak ama atmosfer iyi” diye ekledi. Yunan sözcü, Ankara’nın da görüşmelerin yeniden başlaması yönündeki arzusunu gösterdiğini ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ankara ve Atina arasında deniz yetki alanları konusundaki son görüşmeler 2016 yılında gerçekleşmiş ancak sonuçsuz kalmıştı. Yunan basını iki ülke arasındaki istikşafi görüşmelerin bu hafta başlayabileceğini öne sürmüştü. Türkiye geçen hafta Doğu Akdeniz’deki sismik araştırma gemisi Oruç Reis’i “bakım için” Antalya Limanı’na çekmişti. Atina bu hamleyi tansiyonun düşürülmesi yönünde atılmış olumlu bir ilk adım olarak değerlendirmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘YA TANSİYON DÜŞECEK, YA YAPTIRIM UYGULANACAK’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">AB liderlerinin 24-25 Eylül’de gerçekleştirecekleri zirvede Doğu Akdeniz krizi konusunda Türkiye’ye yönelik olası yaptırımları ele almaları bekleniyor. Ancak üye ülkeler arasında bu konuda bir fikir birliği yok. Türkiye’nin önünde iki seçenek olduğunu söyleyen Yunan hükümet sözcüsü Petsas, “Samimiyetle tansiyonu düşürmek ya da yaptırım” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Doğu Akdeniz krizi, AB dışişleri bakanlarının bugün Brüksel’deki toplantısında da ele alınıyor. Toplantı öncesi konuşan Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Yunanistan ve Türkiye’yi masaya oturmaya ikna etmek istediklerini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>POMPEO’NUN ZİYARETİNİ DOĞRULADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Petsas, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Doğu Akdeniz krizini görüşmek için bu ay Atina’ya giderek Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’le bir araya geleceği doğrultusundaki haberleri de doğruladı. Ziyaret tarihinin henüz netleşmediğini belirten Petsas, Pompeo’nun bu görüşmede ABD’nin Türkiye’ye karşı Atina’ya verdiği desteği teyit etmesini beklediklerini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pompeo, ABD’nin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri konusunda “son derece endişeli” olduğunu belirterek krizin diplomatik yolla çözümü için çağrıda bulunmuştu. (DW Türkçe)</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Diyarbakır İl Sağlık Müdürü koronavirüse yakalandı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/diyarbakir-il-saglik-muduru-koronaviruse-yakalandi-116467566c0e8-8f4c-48d6-bfe8-dc390166bc312020-09-21T17:13:00+03:00HABER MERKEZİ Diyarbakır İl Sağlık Müdürü koronavirüse yakalandı

Diyarbakır İl Sağlık Müdürü koronavirüse yakalandı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz aylarda Diyarbakır’a atanan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, halsizlik ve baş ağrısı şikayetleri ile hastaneye başvurdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tekin’e yapılan korona virüs testi pozitif çıktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dünden itibaren evde karantinaya giren Dr. Tekin, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Her yerde en güzel korunma yöntemi olarak maske, sosyal mesafe ve kişisel hijyendir. Koronavirüs testimin pozitif olduğunu öğrendim. Dünden beri evde karantinadayım. Herhangi bir olumsuz durum şu an için yok. Vatandaşlarımızdan isteğimiz, maske, mesafe ve temizliğe dikkat etmeleri” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MERSİN BÜYÜKŞEHİR'DE YIKIM İÇİN KAYMAKAMLIĞA ARAÇ VERMEDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersin-buyuksehirde-yikim-icin-kaymakamliga-arac-vermedi-11645d5522fc1-299d-4db7-b66b-96a76c7b2b582020-09-21T16:33:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİN BÜYÜKŞEHİR'DE YIKIM İÇİN KAYMAKAMLIĞA ARAÇ VERMEDİ

MERSİN BÜYÜKŞEHİR'DE YIKIM İÇİN KAYMAKAMLIĞA ARAÇ VERMEDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">18 Eylül 2020 günü bu sütunlardan bir haber verdik.....</span></p><p><span style="font-size:18px">"KAYMAKAM OLAYA EL ATTI VE HAZİNE İŞĞALİNE DUR DEDİ"</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Başlığı bu idi....</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Linki ise aşağıda....</span></p><p><strong><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/kaymakam-olaya-el-atti-ve-hazine-isgaline-dur-dedi-11625">https://www.haberanaliz.net/haber/kaymakam-olaya-el-atti-ve-hazine-isgaline-dur-dedi-11625</a></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">Yukarıdaki linki tıklayıp haberimizi okuyabilirsiniz....</span></strong></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">O haberin sonunda ise ;&nbsp;</span></strong></span></p><p><strong><span style="font-size:18px">"...... Şimdi kaymakam MERSİN BÜYÜKŞEHİR'E DE YAZMIŞ.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">Bakalım Büyükşehir siyasilerin ve bu işin içinde olanların suyuna gidip, bizdede araç yok yada başkaca uyduruk sebep mi sunacak, yoksa Kaymakamın yazısını görev kabul edip yıkacak ve devletin arazilerini kurtaracak mı?</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">Gözler HALKÇI- DEVLETÇİ Mersin Büyükşehir Belediyesinde... Bakalım ne yapacaklar, işi savsaklayacaklar mı, yoksa devletin malına sahip çıkıp kaymakama yardımcı olacaklar mı...."</span></strong></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">Not düşmüştük...</span></strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu haberi Vahap Seçer, mersin büyükşehir, mersin valiliği, bozyazı kaymakamlığı ve içişleri bakanlığını etiketleyip aynı anda tivitte paylaştık.&nbsp;</span></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">SONUÇ....</span></strong></span></p><p><strong><span style="font-size:18px">BUGÜN, YIKIM İÇİN RESMİ YAZI YAZILARAK, GÜNLER ÖNCESİ&nbsp;GÖREVLENDİRME YAPILAN DEVLET MEMURLARI, POLİS&nbsp;ORADAYDI AMA, MERSİN BÜYÜKŞEHİR ARAÇ VERMEDİ....YIKIM GERÇEKLEŞMEDİ....&nbsp;</span></strong></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:18px"><strong>OLACAK BİR İŞ Mİ? AMA OLDU İŞTE....</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MERSİN'İN HALKÇI- DEVLETÇİ BELEDİYESİ DE HAZİNE ARAZİSİNİ İŞGAL EDEN VE KAYMAKAMIN YIKACAĞIM BANA YARDIM EDİN SESİNİ DUYMAZDAN GELDİ.....</strong></span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f64b88e5c88d.jpg" /></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f64b8d1aeaee.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bilim Kurulu üyesi Özlü: Kısıtlama kararları alınacak]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bilim-kurulu-uyesi-ozlu-kisitlama-kararlari-alinacak-1164419d7ab4b-25b7-4c84-af44-9ba7f16392782020-09-21T16:29:00+03:00HABER MERKEZİ Bilim Kurulu üyesi Özlü: Kısıtlama kararları alınacak

Bilim Kurulu üyesi Özlü: Kısıtlama kararları alınacak

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Olumsuz duruma karşı bugün bazı önlemler alınacak" ifadesini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir televizyon programında canlı yayın konuğu olan Özlü, "Normalleşmeyle birlikte insanların tekrar hayatlarına geri dönmesi, işine gücüne devam etmesi ama bunu yaparken tedbiri bırakmaması amaçlanmıştı. Ama herkes aynı hassasiyetle davranamadı. Şimdi kamu yönetimi bazı yasaklarla kısıtlamalarla bu sürecin tekrar kontrolü için bazı kararlar alacak. Belki bugün onları öğrenme fırsatımız olur" diye konuştu.</span></p><p>&nbsp;</p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Çamaşır suyu çözeltileri Amazon'dan "mucizevi Kovid-19 tedavisi" diye satılıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/camasir-suyu-cozeltileri-amazondan-mucizevi-kovid-19-tedavisi-diye-satiliyor-11643fa5c93dd-0292-42fd-b28b-f6940b69783d2020-09-21T16:25:00+03:00HABER MERKEZİ Çamaşır suyu çözeltileri Amazon'dan "mucizevi Kovid-19 tedavisi" diye satılıyor

Çamaşır suyu çözeltileri Amazon'dan "mucizevi Kovid-19 tedavisi" diye satılıyor

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi'nin söz konusu sıvıları içmenin ölümle sonuçlanabileceğine dair uyarılarına rağmen, Amazon'da satılan endüstriyel çamaşır suyu çözeltilerinin Kovid-19 için “mucizevi tedavi” diye lanse edildiği ortaya çıktı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.theguardian.com/world/2020/sep/19/bleach-miracle-cure-amazon-covid">Guardian</a>&nbsp;gazetesinin yaptığı araştırmada, klor dioksit solüsyonlarının CD Kit ve NatriChlor markaları altında satıldığı anlaşıldı. Ancak yankı uyandıran araştırmanın ardından söz konusu marka ürünlerin artık Amazon sayfalarında "mevcut olmadığı"&nbsp;bildirildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Amazon pazarında satılan bu çözeltiler, genellikle tekstilde ve kağıt sektöründe ağartıcı olarak kullanılıyor. Ve "mucize"&nbsp;diye lanse edilen bu ürünlerdeki çamaşır suyu yoğunluğunun güvenli seviyenin çok üzerinde olduğu belirtiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öte yandan<a href="https://nypost.com/2020/09/19/bleach-touted-as-miracle-cure-for-covid-19-sold-on-amazon-report/amp/?__twitter_impression=true">&nbsp;New York Post</a>'un aktardığına göre insanlar, hala bu çözeltileri satın alarak yanlış amaçlar doğrultusunda kullanıyor. Söz konusu ürünleri alan Amazon müşterilerinin,&nbsp;yorumlarda "kendilerini dezenfekte etmek için"&nbsp;kaç damla çamaşır suyu içtiklerini tartıştığı görüldü.</span></p><p><span style="font-size:18px">ABD Başkanı Donald Trump da nisan ayında yaptığı açıklamada, vücuda ultraviyole ışık verilmesinin ya da dezefektan enjekte edilmesinin faydalı olabileceğini öne sürmüştü. Trump'ın yorumlarının ardından ABD'nin Zehir Kontrol Merkezi'ne gelen çağrılarda ve el dezenfektanı içerek zehirlenen insan sayısında artış yaşanmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Trump daha sonra, söz konusu açıklamasının aslında şaka olduğunu söylemiş ve "Ne olacağını görmek için muhabirlere kinayeli bir soru soruyordum"&nbsp;demişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynak:&nbsp;https://indyturk.com/node/247371/sa%C4%9Flik/%C3%A7ama%C5%9F%C4%B1r-suyu-%C3%A7%C3%B6zeltileri-amazondan-mucizevi-kovid-19-tedavisi-diye-sat%C4%B1l%C4%B1yor#.X2ioX2PFpt0.twitter</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TTB'nin Covid raporu: Eylül sonrası tsunami]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ttbnin-covid-raporu-eylul-sonrasi-tsunami-116421b5667f0-7c24-4d20-9784-08a4607623172020-09-21T16:06:00+03:00HABER MERKEZİ TTB'nin Covid raporu: Eylül sonrası tsunami

TTB'nin Covid raporu: Eylül sonrası tsunami

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Grubu, korona virüsü pandemisinin 6’ncı ayında hazırladığı “Salgın Yönetilemiyor Fırtına Kapıda” raporunu online basın toplantısıyla duyurdu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplantıya, TTB Merkez Konsey Başkanı Sinan Adıyaman, TTB Kovid-19 izleme grubu üyeleri, Prof. Dr. Kayahan Pala, Prof. Dr. Özlem Kurt Azap, Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, Doç. Dr. Osman Elbek katıldı. Raporu açıklayan Elbek, salgından kaynaklı 41 hekimin, 95 sağlıkçının ve 7 bin 506 yurttaşın yaşamını yitirdiğini kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Elbek, “Mevsimsel değişiklikler kapıda ve bu süreç daha ölümcül sonuçlar doğuracağından kaynaklı böyle diyoruz. Artık bu ölümlerin içine bir yenisinin daha eklenmesini istemiyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘MESLAK HASTALIĞI OLARAK GÖRÜLMELİ’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Adaletsiz çalıştırılamaya zorlanan sağlık çalışanlarının psikiyatrik destek aldıklarını ve mesleği bırakmayı düşündüklerini belirten Elbek, hastalığın meslek hastalığı olarak görülmesinin aciliyetine değindi. Elbek, kendilerinin virüs deposu olarak görülmesinin de ayrı bir ayrımcılık olduğunu söyledi. Eylül sonrası tsunaminin Türkiye’yi beklediğini vurgulayan Elbek, “Yüksek toplumsal bulaş havuzu ile giriyoruz. Çünkü açılma dönemini bilimsel kriterlere uygun yapmadık” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘ORTA SINIFTA DAHA YOĞUN’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">HES uygulaması ile İstanbul’daki virüsü takip ettiklerini ifade eden Elbek, virüsün orta, orta altı sosyo ekonomik durumu kötü olan bölgelerde yoğun olduğunu kaydetti. Üst seviyelerde yaşayanlar için Kovid-19’un daha az göründüğünü ifade eden Elbek, “Bir sınıfsal sorundur Covid-19. Yoksul mahallerde yaşayan insanların sağlık ihtiyaçlarına ulaşmada zorladı” diye belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘BÖLGEDE ARTIŞ’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin verileriyle Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerinin kıyaslandığında Türkiye’de erkeklerin daha fazla öldüğünü ve 65 yaş üstü ölüm oranlarının ise daha düşük olduğunu dile getiren Elbek, genç yaşta insanların daha çok öldüğünü söyledi. Bu iki nedenin araştırılmasının önemine değinen Elbek, İstanbul, Güney Doğu Anadolu ve Doğu Marmara’ da yüksek ölüm hızı gerçekleştiğini belirtti. Elbek, bölgedeki artışa yönelik “Pandemi öncesi durum, kayyım atamaları, toplum katılımdaki eksiklik, Anti demokratik salgın yönetimi, ana dilde sunulmayan sağlık hizmeti, Kürt sorunuyla yoğunlaşan Kent nüfusu” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandeminin 6’ncı ayında olunduğunu fakat hala hastaların özelliklerinin bilinmediğine dikkati çeken Elbek, “Türkiye’ deki araştırmalar çok merkezli değil. Niteliksel hiçbir yayın yok” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gıda güvensizlikleri ve küresel ısınmanın virüslere yol açtığını sözlerine ekleyen Elbek, “Dünyanın yok olmaması için ekolojik tahribata son vermeliyiz. Doğaya hayvana iyi bakmalıyız” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘HİDROKSİLORİKİN VERMİYORUZ’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Toplantı ardından gazetecilerin hidroksilorikin kullanımını sorusuna cevap veren Prof Dr. Özlem Kurt Azap, “Bilimsel sonuçlara göre bir etkisinin olmadığı hatta yan etkileri olduğu açıklandı. Hidroksilorikini bilimsel veriler ışığında vermiyoruz” dedi. (MA)</span></p><p><span style="font-size:18px">duvar gazetesi</span></p><p><span style="font-size:18px">https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/09/21/ttbnin-covid-raporu-eylul-sonrasi-tsunami/&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İYİ Parti Genel İdare Kurulu belli oldu! İşte tam liste]]>https://www.haberanaliz.net/haber/iyi-parti-genel-idare-kurulu-belli-oldu-iste-tam-liste-11641f8ba9dc6-393f-438e-bc70-8afd5b76ddbe2020-09-21T15:02:00+03:00HABER MERKEZİ İYİ Parti Genel İdare Kurulu belli oldu! İşte tam liste

İYİ Parti Genel İdare Kurulu belli oldu! İşte tam liste

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İYİ Parti’de 2. Olağan Kurultayı sona erdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bin 289 oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçilirken güven tazeledi. Genel başkan seçiminin ardından ise Genel İdare Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu seçimlerine geçildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meral Akşener’in 100 kişilik anahtar listesine ek 87 kişinin daha aday olarak girdiği çarşaf listenin oylama işlemi akşam saatlerinde sona erdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Oy verme işleminin ardından yapılan sayımlarda GİK üyeleri belli oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte İYİ Parti GİK listesine giren o isimler:</span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f6897008021c.jpg" style="height:1410px; width:1034px" /></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Feridun Bahşi, Aytun Çıray, Yavuz Temizel, Ümit Özdağ, Berna Biçer ve İsmail Koncuk ise ne Genel İdare Kurulu’na ne de Merkez Disiplin Kurulu’na giremedi. Çizik yiyen diğer isimlerden Aylin Cesur, Hayrettin Nuhoğlu, Ayhan Erel ve Aydın Adnan Sezgin, Genel İdare Kurulu’na yedek üye seçildi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AYTUN ÇIRAY TEPKİSİNİ YAZDI PAYLAŞTI FERİDUN BAHŞİ RT YAPTI</strong></span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f68a06c466dd.jpg" style="height:577px; width:598px" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Niğde'de deprem]]>https://www.haberanaliz.net/haber/nigdede-deprem-1164065e5a43e-cb2c-4bd5-be6f-5331041f695f2020-09-20T22:18:00+03:00HABER MERKEZİ Niğde'de deprem

Niğde'de deprem

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<h2>Niğde'nin Bor ilçesinde 5,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.</h2>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA RÜŞVET YOLSUZLUK VE KUMAR İDDİALARI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milli-egitim-bakanliginda-rusvet-yolsuzluk-ve-kumar-iddialari-11639cd674725-0452-4650-89a3-bf340e81d5cf2020-09-20T14:59:00+03:00HABER MERKEZİ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA RÜŞVET YOLSUZLUK VE KUMAR İDDİALARI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA RÜŞVET YOLSUZLUK VE KUMAR İDDİALARI

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA RÜŞVET YOLSUZLUK VE KUMAR İDDİALARI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bir süredir sosyal medya ve bir kısım internet sitelerinde,“MEB’de Büyük Operasyon”, “Adım Adım Ziya Selçuk Devirme Operasyonu” benzeri başlıklarla haberler yapılmakta ve Milli Eğitim Bakanlığının gizli belgeleri paylaşılmaktadır. Milli Eğitim Bakan Yardımcılarının, bürokratlarının ve danışmanlarının adları da verilerek yolsuzluk, rüşvet ve kumar iddiaları gündeme getirilmektedir. İlgili kişilerin, devlet memuru/bürokratı maaşıyla elde edilemeyecek büyüklükte mal varlığına sahip oldukları ileri sürülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuyu gündeme taşımak için Milli Eğitim Bakanlı Ziya Selçuk tarafından yanıtlanması için TBMM’ye bir soru önergesi verdim.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TBMM’ye verdiğim soru önergesi aşağıdadır: </strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE B</strong><strong>ÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Aşağıdaki sorularımın Anayasa’nın 98, TBMM İçtüzüğü’nün 96 ve 99’uncu maddelerine uygun olarak, T.C Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim. 18.09.2020</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yıldırım KAYA -&nbsp;</strong></span><span style="font-size:18px"><strong>Ankara Milletvekili </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bir süredir sosyal medya ve bir kısım internet sitelerinde, “MEB’de Büyük Operasyon”, “Adım Adım Ziya Selçuk Devirme Operasyonu” benzeri başlıklarla haberler yapılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan haber ve açıklamalarda; Milli Eğitim Bakan Yardımcılarının, bürokratlarının ve danışmanlarının adları da verilerek yolsuzluk, rüşvet ve kumar iddiaları gündeme getirilmektedir. İlgili kişilerin, devlet memuru/bürokratı maaşıyla elde edilemeyecek büyüklükte mal varlığına sahip oldukları ileri sürülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Söz konusu iddiaları içeren haber linkleri; Cumhurbaşkanı, Milletvekilleri, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, sendikalar… vd. kurum, kuruluş ve kişilerin sosyal medya hesapları etiketlenerek ihbarlarda bulunulmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının koruması altında bulunan gizli soruşturma dosyalarının kopyaları da sosyal medya hesaplarında ve internet sitelerinde paylaşılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu bilgiler kapsamında;</strong></span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Bakanlığınızın söz konusu yolsuzluk, rüşvet ve kumar iddiaları hakkında bilgisi var mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili herhangi bir inceleme yapılmış mıdır? Yapılmışsa sonucu ne olmuştur? İnceleme yapılmamışsa nedenleri nelerdir? İnceleme başlatılacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Yolsuzluk ve rüşvet olaylarında adı geçen Bakan Yardımcısı ve Bakanlık çalışanları hakkında bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa başlatılacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">İddialar doğru değilse; Bakanlığınızı ve çalışanlarını itibarsızlaştıran, zan altında bırakan kişilerin tespit edilmesi için suç duyurusunda bulunulmuş mudur? Bulunulmadıysa, nedenleri nelerdir? Suç duyurusunda bulunulacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Teftiş Kurulu Başkanlığının koruması altında bulunan gizli soruşturma dosyaları internet sitelerine nasıl ve kimler tarafından servis edilmiştir? Konuya ilişkin herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa neden başlatılmamıştır? Soruşturma başlatılacak mıdır?</span></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[GÜLİZAR BİÇER KARACA MÜYESSER YILDIZ’I CEZAEVİNDE ZİYARET ETTİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gulizar-bicer-karaca-muyesser-yildizi-cezaevinde-ziyaret-etti-116389dcec837-7daa-467f-a5cf-2a0a6597fbb62020-09-20T14:56:00+03:00HABER MERKEZİ GÜLİZAR BİÇER KARACA MÜYESSER YILDIZ’I CEZAEVİNDE ZİYARET ETTİ

GÜLİZAR BİÇER KARACA MÜYESSER YILDIZ’I CEZAEVİNDE ZİYARET ETTİ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MÜYESSER YILDIZ’IN İDDİANAMESİ NEDEN HALA HAZIRLANMADI?</span></p><p><span style="font-size:18px">Gülizar Biçer Karaca ‘3 Ayı geçkin süredir iddianamesi dahi hazırlanmadan cezaevinde tutuklu bulunan Oda Tv yazarı Müyesser Yıldız’ı ziyaret ettik. Müyesser Yıldız biliyorsunuz 8 Haziran günü apar topar evinden sabaha karşı casusluk iddiası ile gözaltına alındı. 4 günlük gözaltı süresinden sonra kendisi devletin önemli bilgilerini ifşadan dolayı tutuklanarak Sincan Cezaevine gönderildi. Fakat 3 ayı geçkin süredir hala iddianame hazırlanmadı. Dosya üzerindeki kısıtlılık devam ediyor.&nbsp; Vicdanlarımızı rahatsız eden ve bu iddianameyi hazırlamakla görevli savcıların da adalet adına vicdanlarını titretmesi gereken nokta; Müyesser Yıldız’ın tutuklanmasına neden olan 3 yazısı hala yayımlanmaya devam ediyor. Madem devletin önemli bilgilerini ifşa eden yazılardı, Müyesser Yıldız da bu yüzden tutuklandı. Bu yazılar hala neden yayımlanmaya devam ediyor?’ Dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">YILDIZ’IN DÜŞÜNCELERİ TUTSAK EDİLEMEZ.</span></p><p><span style="font-size:18px">Müyesser Yıldız’ın cezaevinde moralinin yüksek olduğunu ve çok güçlü olduğunu belirten CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Yıldız’ın tüm dünyaya mesaj olacak sözlerini de aktardı. Yıldız’ın ‘Devleti titrettiğini zanneden o güçler 40 kiloluk Müyesser Yıldız’dan korktular, bedenini cezaevine hapsettiler.’ dediğini aktaran Gülizar Biçer Karaca ‘Biliyoruz ki; Müyesser Yıldız’ın düşünceleri tutsak edilemez.’ dedi. Müyesser Yıldız’ı ziyaretinin ardından Sincan Cezaevi önünde açıklama yapan Gülizar Biçer Karaca Müyesser Yıldız’ın kamuoyuna mesajını paylaştı.&nbsp;</span></p><p><em><strong><span style="font-size:18px">Müyesser Yıldız’ın Gülizar Biçer Karaca aracılığıyla kamuoyu ile paylaştığı mesajı şöyle;</span></strong></em></p><p><strong><span style="font-size:18px">ÇOK DEĞERLİ VEFALI DOSTLARIM</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">BARIŞ HÜLYA VE MURAT KARDEŞLERİM CEZA KESİLEREK TAHLİYE EDİLDİ. TABİ Kİ ÇOK SEVİNDİK. SEVİNDİK AMA UNUTMAMAMIZ GEREKENLER VAR:</span></p><p><span style="font-size:18px">GENCECİK İNSANLARA, EN VERİMLİ ÇAĞLARINDA ‘SİZİ HAPİSLERDE ÇÜRÜTÜRÜZ’ DİYEREK GÖZDAĞI VERMEK VAHŞETİN TA KENDİSİYDİ. TAHLİYE BU GERÇEĞİ ORTADAN KALDIRABİLİR Mİ?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">BU SÜREÇTE NELERE GÖRDÜK?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İŞLENMEMİŞ BİR SUÇTAN TUTUKLANDILAR.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">YOLUN YARISINDA SIRF AĞIR CEZADA YARGILAYABİLMEK İÇİN 2. BİR SUÇ İCAT ETTİLER. BENDE DE AYNISI OLMADI MI? ASKERİ CASUSLUK GİBİ ÇOK CİDDİ BİR İDDİA İLE GÖZALTINA ALDILAR. DÖRDÜNCÜ BUNDAN VAZGEÇİP ‘DEVLETİN GÜVENLİĞİ’ DEDİLER. BUNLARIN ANLAMI ŞUDUR:&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">ORTADA SUÇ YOK. SUÇ SAYILAN SUÇ GÖRÜLEN BİZATİHİ BİZLER VE BİZİM GİBİLER!&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">FARKLI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ FARKLI DAVRANDIĞIMIZ, ÜLKEMİZ VE ÇOCUKLARIMIZ İÇİN GÜZEL HAYALLERİMİZ OLDUĞU İÇİN SUÇUN TA KENDİSİYİZ…&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">O YÜZDEN BİRİLERİNİN GÖZÜNDE, İDAM CEZASI OLSA İDAMLIK, OLMADIĞI İÇİN ŞİMDİLİK MÜEBBETLİK VARLIKLARIZ.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İŞTE BU NEDENLE ONLARA İŞLEMEDİKLERİ BİR SUÇTAN, OLMAYAN DELİLLERLE CEZA VERDİLER. BÖYLECE CEZANIN KENDİSİNİ SUÇUN VARLIĞININ DELİLİ YAPTILAR.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">TANIK OLDUKLARIMIZ VE YAŞADIKLARIMIZIN EVRENSEL HUKUKTA KENDİ HUKUKUMUZDA YERİ YOK, BİLİYORUZ. AMA İSLAM HUKUKUNDA DA YOK!&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">HATTA HABUR ÇADIR HUKUKUNDA BİLE YOKTU.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">ÖYLEYSE BUNLAR NEYİN KİMİN HANGİ ANLAYIŞIN VE ÇAĞIN HUKUKUDUR?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">HZ ÖMERLERE İHTİYACIMIZ VAR DERKEN, ADALET TİMSALİ HZ ÖMER VE HZ ALİ’YE RAHMETLER OKUTMAK NEYİN NESİDİR?</span></p><p><span style="font-size:18px">ARTIK FETÖ BORSASI GİBİ BİR DE ADALET TARİFESİ VAR. İDDİANAMEMİZİN NE ZAMAN YAZILACAĞI, NE ZAMAN TAHLİYE EDİLİP NE KADAR CEZA ALACAĞIMIZ EN BAŞTAN BELLİ.</span></p><p><span style="font-size:18px">O YÜZDEN BİZ NE YAPARSAK YAPALIM, HUKUK ADINA HANGİ KAPIYI ÇALARSAK ÇALALIM, YAPRAK KIPIRDAMIYOR.</span></p><p><span style="font-size:18px">ÇÜNKÜ TARİFEDE YAZILI ZAMANIN GELMESİ BEKLENİYOR. BİR YERLERDE EN BAŞTA KESİLEN CEZA PEŞİNEN TAHSİL EDİLİYOR.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">BU ŞEKİLDE BEDENLERİN GASP EDİLMESİ REHİN ALINMASI BİZATİHİ DEVLET ELİ VE İMKANLARI İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN BİR TACİZ, ŞİDDET VE TEHDİT YÖNTEMİ DEĞİL MİDİR?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İSTENEN NE BİLİYORUZ: BİAT, YILGINLIK, KORKU.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">KENDİ ADIMA SÖYLEYECEĞİM ŞUDUR: ASLA BİAT ETMEM, ASLA YILMAM.</span></p><p><span style="font-size:18px">KORKUYA GELİNCE EVET KORKARIM. AMA ZALİMLERDEN VE ZULÜMLERİNDEN DEĞİL. SADECE BU TOPRAKLARI BİZE VATAN YAPAN ATALARIMIZIN, VATAN MÜCADELESİNDE ÜLKEMİZİN DÖRT BİR YANINDA VAHŞİCE KATLEDİLEN BEBELERİMİZİN, KIZLARIMIZIN GELİNLERİMİZİN, CEPHEDE ŞEHİT DÜŞEN TIBBİYELİ ÖĞRENCİLERİMİZİN, KIBRISLI MÜCAHİTLERİMİZİN, ASALANIN KALLEŞÇE KATLETTİĞİ DİPLOMATLARIMIZIN BÖLÜCÜ TERÖRLE MÜCADELEDE ŞEHİT VERDİĞİMİZ EVLETLARIMIZIN, YEDİ DÜVELİN BU DEVLETE REVA GÖRDÜĞÜ İDAM FERMANINI YIRTIP ‘MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDADIR’ DİYEREK BİZLERE DAİMİ MÜCADELE GÖREVİ VEREN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN RUHLARINDAN, GAZİLERİMİZİN AHLARINDAN,&nbsp; BİR DE CANIM OĞLUMUN ‘ÜLKEMİZİN BU BADİRELERİ ATLATMASI İÇİN SEN NE YAPTIN’ DİYE HESAP SORMASINDAN KORKARIM. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">SON OLARAK SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ÖNERİLEN TEMİZLİK, MASKE MESAFE ÜÇLEMESİNİ SADECE BU SALGIN GÜNLERİNDE DEĞİL ÖMÜR BOYU GEREKLİ 4. ŞARTI DA BEN EKLEMEK İSTERİM: İLLA Kİ ADALET!</span></p><p><span style="font-size:18px">HERKESİ SAYGI SEVGİ VE ÖZLEMLE KUCAKLIYORUM</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">MÜYESSER YILDIZ</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">18/09/2020&nbsp;</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">SİNCAN</span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÖNCE DOĞAYI, SONRA İŞÇİLERİ VURDU]]>https://www.haberanaliz.net/haber/once-dogayi-sonra-iscileri-vurdu-116372062b5d0-9b80-45b4-9b7e-c354225c743f2020-09-20T14:49:00+03:00HABER MERKEZİ ÖNCE DOĞAYI, SONRA İŞÇİLERİ VURDU

ÖNCE DOĞAYI, SONRA İŞÇİLERİ VURDU

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Doğa harikası Mersin Akkuyu'yu adeta çöle çeviren Akkuyu Nükleer Santrali bu kez de işçilerin isyanıyla gündeme geldi. Aylardır maaşlarını alamayan ve servis araçları konusunda sıkıntıya düşen işçiler, Akkuyu'da yolu kapatarak eylem yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen "Akkuyu Nükleer Santral inşaatı önce doğayı, şimdi de işçileri vurdu. Yarın tüm Mersin'i vuracak" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“KORONA DİNLEMEDEN ÇALIŞTIRDILAR”</span></p><p><span style="font-size:18px">Antmen, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Akkuyu'da inşaatın Covid-19 sürecinde dahi devam ettirildiğini belirterek "Koronaviris salgını başladığından beri inşaat hiç durmadı. Birçok işçi sağlıksız ortamda çalıştırıldı. Hastalığa yakalanan işçiler var. Doğru dürüst test dahi yapılmadı. 6 bine yakın işçi şu anda hastalık riski ile karşı karşıya. Bu yetmezmiş gibi ne maaşlarını alabiliyorlar ne de doğru&nbsp; dürüst bir servis olanağına sahipler. Bunun adı zorbalıktır, köleliktir ve sömürüdür. İşçilerin canı ranta ve inşaata kurban ediliyor. Akkuyu Nükleer İnşaatını derhal durdurun. Katliamlara son verin" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Antmen, Mersin Akkuyu'da çok büyük bir doğa katliamı yaşandığının altını çizerek "Daha şimdiden Mersin Akkuyu'ya nükleer bir bomba düşmüş gibi. Binlerce ağaç kesildi. Hayvanlar yerinden oldu. Önce doğa şimdi de işçiler bu katliamdan nasibini aldı. Yarın bir patlamada yaşanacak felaket Çernobil'i bile aratır. Reaktörün geleceği kısım kendi kendine iki kere çatladı. Orası deprem bölgesi. İnşaat alanının altı bataklık. Tüm&nbsp; Mersin saatli bir nükleer bombanın üzerinde duruyor" ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Okullar ne uzaktan ne de yüz yüze eğitime hazır”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-okullar-ne-uzaktan-ne-de-yuz-yuze-egitime-hazir-116369415d261-b46a-479c-97ef-a95c2bc6ff792020-09-20T14:46:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Okullar ne uzaktan ne de yüz yüze eğitime hazır”

Gürer: “Okullar ne uzaktan ne de yüz yüze eğitime hazır”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>DERS ZİLİ ÇALIYOR!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 31 Ağustos tarihinde uzaktan başlatılan yeni eğitim-öğretim sürecinin, 21 Eylül’de ise ana sınıfı ve birinci sınıflar için çalacak ders ziliyle yüz yüze başlatılacağını belirtti.&nbsp;Öğretmen, hizmetli ve öğrenciler için yeni dönemin başarılı &nbsp;olmasını diledi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MİLYONLARCA ÖĞRENCİ BELİRSİZLİK KAYGISI YAŞIYOR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Uyum süreci olarak belirlenen yüz yüze eğitimde ilk iki hafta, ana sınıfı ve birinci sınıf öğrencilerinin haftada iki gün okula gideceklerinin açıklandığını anımsatan CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer, diğer sınıflarla ilgili detayların henüz netleşmemiş olmasının, milyonlarca öğrenciyi kaygılandırdığını vurguladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MEB, YENİ EĞİTİM –ÖĞRETİM YILINA HAZIR MI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, okullarda yüz yüze eğitimle ilgili belirsizliklerin yanı sıra, internet erişimi olmayan ve evlerinde EBA sisteminden eğitim alabilecek televizyonları bulunmayan öğrencilerin durumu göz önünde bulundurulduğunda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni eğitim-öğretim yılında da sorunlar yaşamasının olası olduğunu &nbsp;ifade etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK DERECESİ 32 KATA ULAŞTI…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de yıllar itibariyle üst üste biriken eğitim sorunun, korona virüs salgınının neden olduğu olumsuzluklarla &nbsp;arttığını kaydeden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hanelerin eğitim için yaptığı harcamalar arasındaki farkın yüksek gelirli hanelerden düşük&nbsp;gelirli hanelere göre sıralandığında, alt ve üst gelirler arasında &nbsp;yapılan araştırmalar da 32 kat fark olmasının, eğitimdeki eşitsizliği de gözler önüne serdiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İNTERNETİ OLMAYAN ÖĞRENCİ NE YAPACAK?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de 3 milyon 17 bin 718 öğrencinin evinde internet, EBA üzerinden eğitim alacak 754 bin 429 öğrencinin evinde de televizyon bulunmadığını &nbsp;saptandığını vurgulayan &nbsp;CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Herkes için eşit ve nitelikli eğitimin sağlanamayacağı ortadadır. 6 aydır yeni eğitim-öğretim yılının hazırlıklarını yaptığı açıklanan Milli Eğitim Bakanlığı, ne yazık ki hazırlıklar konusunda da kaygıları giderememiştir ” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>UZAKTAN EĞİTİMİN ALTYASINI GÜÇLENDİRELİM</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2020 yılı için 125 milyar 396 milyon TL olan eğitim bütçesinin, yüzde&nbsp;72,94’ünün personel giderlerine, yüzde&nbsp;11,46’sının sosyal güvenlik kurumu devlet primi giderlerine, yüzde&nbsp;7,94’ünün mal ve hizmet alım giderlerine, yüzde 4,65’inin sermaye giderlerine, yüzde&nbsp;2,98’sinin cari transferlere ve yüzde&nbsp;0,02’sinin ise sermaye transferlerine ayrıldığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Geçen yıla göre, bu yıl nüfus artışına paralel olarak öğrenci sayısındaki artış da dikkate alınarak uzaktan eğitim altyapısının güçlendirilmesi gerekiyordu.” şeklinde konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>EK 3600 GÖSTERGE UYGULANSIN&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, eğitimdeki sorunların saymakla bitmeyeceğini de belirterek, “En azından uzaktan eğitim için altyapı sorunu çözülebilirdi. Yüz yüze eğitim için okullarda maske ve dezenfektan sorunu yaşanmayacağı söylense de öğretmenler de veliler de kaygılı.&nbsp; Ücretsiz maske dağıtacağız deyip beceremeyen iktidarın, okullardaki maske dağıtımında gerekli titizliği göstermesi isteniyor. Diğer yandan öğretmen açığını kapatmak için halen uygulanan ücretli, vekil ve sözleşmeli öğretmenlik sistemine son verilmeli ve PIKTES öğretmenleri dâhil tüm öğretmenler kadroya alınmalıdır. Ayrıca bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öğretmenlerin ek göstergelerinin 3600’e çıkarılacağı yönünde verdiği sözün de bu dönemde uygulanması sağlanmalıdır. Öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmelidir. Öte yandan MEB’de hizmetli olarak 10 ay süreyle çalışan ve Toplum Yararına Programı (TYP) kapsamında çalıştırılanlara sürekli kadro verilmelidir. Okulların fiziki yapısı güçlendirilmelidir. Öğretmeni ve öğrencisi ile sağlıklı bir eğitim için alınan önlemler sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Yeni eğitim yılında yaşanacağı görülen sorunların aşılmasında, sorunun ardından giden değil önceden çözen bir yaklaşım esas alınmalıdır” dedi. Gürer yeni eğitim öğretim yılında tüm eğitim camiasına başarılar diledi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[AKP hukukçuları her şeyi olduğu gibi burada da yorumu halk anlamaz zannederek yapıyor ..]]>https://www.haberanaliz.net/haber/akp-hukukculari-her-seyi-oldugu-gibi-burada-da-yorumu-halk-anlamaz-zannederek-yapiyor-116351ce51635-e6ac-4ec1-8d24-ec606721af722020-09-19T17:10:00+03:00HABER MERKEZİ AKP hukukçuları her şeyi olduğu gibi burada da yorumu halk anlamaz zannederek yapıyor ..

AKP hukukçuları her şeyi olduğu gibi burada da yorumu halk anlamaz zannederek yapıyor ..

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:20px"><span style="color:#FF0000"><strong>Duyuru...</strong></span><br /><strong>Anayasa Mahkemesi kararları geriye işlemez.<br />&nbsp;Konu kapanmıştır.<br />Dedi AKP ..</strong></span><br /><span style="font-size:24px"><strong>*</strong></span><br /><span style="font-size:20px"><strong>Doğru geriye işlemez ..</strong><br />Ancak bu kural Anayasa Mahkemesinin sadece yasaların Anayasaya uygunluğu denetimi yaptığı dönemlere ilişkindir .&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:20px">Bir yasa maddesi Anayasaya aykırılıktan iptal edilmiş ise hukuk kargaşası yaşanmaması için geriye etkili uygulanmıyor du ..</span><br /><span style="font-size:24px"><strong>*</strong></span><br /><span style="font-size:20px">Ceza yargılamasında bir yasa maddesi bir eylemi suç olmaktan çıkarır ise sanık bundan yararlanır&nbsp;<br />İnfaz Yasasındaki değişiklikleri içeren yasa gibi.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:20px">AKP hukukçuları her şeyi olduğu gibi burada da yorumu halk anlamaz zannederek yapıyor ..</span></strong></span></p><p><span style="font-size:20px"><strong>Değerli Hukukçular ..</strong><br />Anayasa Mahkemesi kararları geriye etkili olmaz (Madde 153) &nbsp;kuralı Enis Berberoğlu olayına ve benzeri olaylara uygulanamaz .<br /><em><strong>Kaldı ki ANAYASA Mahkemesinin üstlendiği görev artık Anayasaya uygunluk denetimi değil hak ihlali olup olmadığının da tespitidir. Bu tespit yapıldığında iş başa dönecektir .</strong></em></span></p><p><span style="font-size:20px">Hak ihlali tespit edildiğinde eski hale iade gündeme gelecek ve itibar yada kaybedilmiş statüler geri verilecektir .&nbsp;<br />Hak ihlali tespiti TBMM de yapılacaktır.<br /><strong>TBMM de çoğunluk AKP +MHP dedir!...</strong><br /><span style="color:#FF0000"><strong>Bu çoğunluk Hak İhlali yoktur derse AIHS Madde 6'ya aykırı olur.</strong></span><br /><strong>Aykırı karar Enis Berberoğlu tarafından AIHM'ye götürülür.<br />AİHM, AİHS Madde 6'ya göre &nbsp;hak ihlali olduğuna dair karar verir bu Karar TC Devletine gönderilir.<br />AİHM Kararının uygulanması istenir.</strong><br />AİHM Kararını TC nin başı Erdoğan uygulamazsa. Türkiyenin taraf olduğu ve imzaladığı anlaşmalar gereğince AVRUPA GÜVENLİK KONSEYİ ve Avrupa Parlementosu tarafından Türkiye ye yaptırımlar uygulanır.</span></p><p><strong><span style="font-size:20px">TEVFİK DİKER&nbsp;<br />E.Milletvekili&nbsp;<br />Araştırmacı YAZAR</span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÇETKODER: SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN OKULLAR AÇILIYOR TEHLİKE KAPIDA]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cetkoder-sorunlar-cozulmeden-okullar-aciliyor-tehlike-kapida-11634d9083037-8caa-435e-a370-9defb29cf8862020-09-19T15:13:00+03:00HABER MERKEZİ ÇETKODER: SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN OKULLAR AÇILIYOR TEHLİKE KAPIDA

ÇETKODER: SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN OKULLAR AÇILIYOR TEHLİKE KAPIDA

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>OKULLARDA HİJYENİK KOŞULLAR SAĞLANMALI MASKE MESAFEYE DİKKAT</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Ülkemizde Eğitim ve öğretimin; Aile açısından, Okul açısından, Öğrenci açısından, Öğretmen açısından, Çevre ve yaygın eğitim açısından, müfredat ve uygulamadaki yönetmelikler açısından, psikolojik danışma ve rehberlik açısından, Ders kitapları- ders araçları- yardımcı araç gereçler açısından, yönetim ve eğitim planlanması açısından ve sosyo ekonomik problemler açısından sorunlar artarak devam ederken ve çözümlenmemişken birde KORONA illeti çıktı. Okullarda gerekli hijyenik koşulların varlığı şüpheli. Ülke geneli çoğu okulda sabun, elini kurulayacak havlu peçete yokken, tuvalet ve lavabolar hijyenik değilken, okul servis araçları problemleri tam çözüme kavuşmamışken, birçok okulda sıra düzeni ve sosyal mesafe kuralları, maske temin etme sorunları çözümlenmemişken, okulların açılması kapıdaki tehlikeyi göstermektedir ” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖĞRENCİLERİN KIRSALDA OLANLARINDA BİLGİSAYAR- TABLET- TELEFON- İNTERNET YOK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “ Uzaktan eğitim EBA ile yapılacağı belirtilen evde eğitimde de ülke geneli çok sayıda öğrencinin kişisel bilgisayarı, tableti bulunmamaktadır. Her evde tek televizyon mevcuttur. Bazı hanelerde cep telefonu bile günün şartlarına uygun değildir internetle tanışmayanlar vardır. Bu sorunlar ışığında okulların açılması yaşamsal tehdit oluşturacaktır. Bu hususların, işin ehli ve uzmanı olanlarca yeniden tahkik edilmesi gerekir” dedi</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Erdoğan: Mecburen şimdi tekrar işi sıkmak zorundayız]]>https://www.haberanaliz.net/haber/erdogan-mecburen-simdi-tekrar-isi-sikmak-zorundayiz-11633c4560fed-5462-4e9e-98f1-f340568f90382020-09-19T00:43:00+03:00HABER MERKEZİ Erdoğan: Mecburen şimdi tekrar işi sıkmak zorundayız

Erdoğan: Mecburen şimdi tekrar işi sıkmak zorundayız

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Vakalar arttı, bulaş hızı yükseldi, Cumhurbaşkanından yeni&nbsp;<strong>tedbir</strong>&nbsp;mesajı geldi. Sağlık Bakanlığı da bulaşı önlemek için temaslıların test politikasında kritik bir değişikliğe gitti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı T<strong>ayyip Erdoğan</strong>, günlük vaka sayılarındaki artışın yeni tedbirleri getireceğine yönelik sinyali verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin aşı çalışmalarına ilişkin de açıklamalarda bulundu Cumhurbaşkanı Erdoğan...</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Yeni önlemler gündeme gelirken Sağlık Bakanlığı ile Bilim Kurulu da hastalığın bulaş hızını engellemek için önemli bir karar aldı. Kovid-19 tespit edilen biriyle teması olan ancak semptom göstermeyen kişilere daha önce sadece izolasyon uygulanıyordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak şimdi, bu kişiler izolasyona girdikten 7 veya 8 gün sonra teste tabi tutulacak. Yapılan testin negatif çıkması halinde bu kişilerin izolasyonu son bulacak.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Mersin’li Sağlık Çalışanları Valilerine seslendi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersinli-saglik-calisanlari-valilerine-seslendi-116322260bcab-3185-4101-8260-62c57e423ec82020-09-19T00:29:00+03:00HABER MERKEZİ Mersin’li Sağlık Çalışanları Valilerine seslendi

Mersin’li Sağlık Çalışanları Valilerine seslendi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:22px"><strong>Mersin’li okurumuz yazmış ve e posta atmış. Mersin Valimize iletmek üzere buraya aldık. Bakın neler diyor?</strong></span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong><span style="color:#FF0000">“</span> Efendim ülke geneli pandemi dolayısıyla alınan tedbirler belli. Kamu kurum kuruluşlarda esnek çalışma başlatıldı. Mersin dede Valimizin 2.9.2020 tarihli genelgesi ile uygulama başlatıldı. Bu genelgede SAĞLIK VE GÜVENLİK personeli hariç tutulmuş. Neticede biz Sağlık çalışanıyız. İşimize toplu taşıma araçları ile gidiyoruz ve çok büyük sıkıntı çekiyoruz. Çoğumuzun şahsi aracı yok. İşe giderken ve gelirken duraklarda ve araçların içinde tehlike ile karşı karşıya kalıyoruz. Belediyelerin, Birçok kamu kurumunun servisleri var. Personelini güvenlikli bir şeklide taşıyor. Belki emniyet güçlerinin de vardır, bilemiyorum. Ama bizim yok. Hastanelerde çalışan personel içinde yok. Sağlık müdürlüğünde masa başında çalışanlarında servisi yok. Madem esnek çalışma bize uğramıyor. O zaman işimize vaktinde gidebilmek, ayrıca sağlıklı yaşam hakkımız için bizlere servis aracı tahsis edilsin. Durumu biz, bazı idarecilerimize söylüyoruz, ne gerek var deniyor. Masraf deniyor. Ama bizim de canımız var ve çoluk çoçuğumuz var. 2 tane servis aracının aylık maliyeti ne olacak ki? Lütfen bu konuyu gündeme taşırmısınız...<span style="color:#FF0000">” DER.</span></strong></span></span></p><p><strong><span style="font-size:18px">İlgili genelgeyi de atmış. Aşağıda.</span></strong></p><p><span style="font-size:22px"><span style="color:#FF0000"><strong>Mersin Valisi ve Sağlık Müdürü personele kulak verrirler diye yayınladık...</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f65273319998.jpg" style="height:1273px; width:955px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f65275677e32.jpg" style="height:393px; width:1139px" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Kaftancıoğlu'ndan Koca'ya sert çıkış: "İstanbul hariç demek istedi sanırım!"]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kaftancioglundan-kocaya-sert-cikis-istanbul-haric-demek-istedi-sanirim-1163176f7b10a-43b6-494a-8860-7bd1ed1d6a452020-09-18T23:53:00+03:00HABER MERKEZİ Kaftancıoğlu'ndan Koca'ya sert çıkış: "İstanbul hariç demek istedi sanırım!"

Kaftancıoğlu'ndan Koca'ya sert çıkış: "İstanbul hariç demek istedi sanırım!"

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Fahrettin Koca’nın, “Testi pozitif çıkan kişileri evine araçla bırakıyoruz. Temaslıların taramasını 15 saat içinde yapıyoruz. İzole edilen taşıyıcıyı arıyor, semptom gelişmişse 112 Acil ile hastaneye getiriyoruz. Bu sistem tüm illerde uygulanıyor. Dünyada böyle bir uygulama söz konusu değil” sözlerine Canan Kaftancıoğlu’ndan twitter üzerinden cevap geldi. Daha 6 gün önce test (+), COVİD-19 tanısı konularak evine gönderilmiş, evine de otobüsle gitmek zorunda kalmış bir hastayla bizzat konuştum. Bize ulaşma gerekçesi de 2 gün geçmesine rağmen ilaç tedavisine hala başlayamamış olmasıydı” paylaşımında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynak:&nbsp;</span><a href="https://abcgazetesi.com/kaftancioglundan-kocaya-sert-cikis-istanbul-haric-demek-istedi-sanirim-359450">https://abcgazetesi.com/kaftancioglundan-kocaya-sert-cikis-istanbul-haric-demek-istedi-sanirim-359450</a></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Lozan Mübadelesi’nin 100. Yıldönümü’ne özel film: Paramparça]]>https://www.haberanaliz.net/haber/lozan-mubadelesinin-100-yildonumune-ozel-film-paramparca-11630a946addf-ef3c-45e0-88cc-8018844221002020-09-18T23:35:00+03:00HABER MERKEZİ Lozan Mübadelesi’nin 100. Yıldönümü’ne özel film: Paramparça

Lozan Mübadelesi’nin 100. Yıldönümü’ne özel film: Paramparça

MAGAZİN

HABER MERKEZİ
<p><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f651acb513b6.jpg" style="height:470px; width:750px" /></strong></p><p><span style="color:#0000CD"><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">HABER: ABDULLAH BİÇER- MERSİN/OLAY</span></span></strong></span></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Lozan Mübadelesi’nin 100. Yıldönümü için çekilecek Paramparça isimli filmin yönetmeni Nurdan Tümbek Tekeoğlu verdiği röportajda şu açıklamaları yaptı:</span></span></strong></p><h2><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Yönetmenlik yaptığınız ikinci mübadele filmi. Niçin mübadele filmleri yapıyorsunuz?</span></span></strong></span></h2><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Çocukluğumda ailemde anlatılan mübadele hikayelerinden çok etkilendim. Hep acılar, zorunlu terkedişler, parçalanmış aileler, üzüntüler, sil baştan başlayan yaşam mücadeleleri. Gerçekten çok zor. Sanırım bu zorlu hikayeler bizim genlerimize işledi.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ayrıca ben üçüncü kuşak mübadil torunu olarak 2017’de çekimini gerçekleştirdiğim İKİ YAKA YARIM AŞK isimli kısa filmimle yarım kalan hayatları, mutlulukları anlatmaya çalıştım. 40’ın üstünde ulusal ve uluslararası festivale seçilen filmim “Bein Connect”te izlenebilmektedir. 20’nin üstünde ilde ve ilçede mübadil derneklerinin ve belediyelerin davetiyle filmimizin gösterimi yapıldı. Duayen sanatçı SELDA ALKOR ile il il dolaşıldı ve mübadillerle buluşuldu. Filmimin Mersin’de gösterimi sırasında İhsaniye Melemez Giritlileri Derneği Başkanı Cahit Arseven’in anlattığı mübadele sırasında birbirinden ayrılmak zorunda kalmış aile üyelerinin hikayeleri bizi çok etkiledi ve Lozan mübadelesinin 100. Yıldönümüne yönelik bir film hazırlığına giriştik. Filmimizin ismi PARAMPARÇA. Duayen sanatçımız SELDA ALKOR yine bizimle. Filmi 2021’de çekeceğiz ve 2023 Ocak ayı itibarıyla gösterimlerimizi yapacağız.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Filmim için çekim harcamalarına destek olsun diye FONGOGO Kitlesel Fonlama Sitesi’nde kampanya başlattım. (Linki https://fongogo.com/Project/paramparca-2) Masraflı bir film ve Mersin ile İzmir’de çekeceğiz. Herkes’ten destek bekliyoruz. Masraflı bir film ve işimiz çok zor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f651b170c71b.jpg" style="height:491px; width:750px" /></span></span></p><h2><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Filminize mübadil dernekleri ve iş insanları destek veriyor mu?</span></span></strong></span></h2><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Evet. Lozan Mübadilleri Vakfı, Bodrum Giritlileri Başkanı Zehra Denizaslanı, İhsaniye Melemez Giritlileri Başkanı Cahit Arseven,Mudanya Giritlileri Başkanı Hüseyin Türker,Girit Federasyonu, İzmir Giritlileri ve Mübadilleri Derneği Başkanı Zafer Güzelkasap, Mersin Giritlileri Başkanı Yaşar Güngör , Adana Giritlileri Başkanı Selma Kırançeşme şimdilik ilk aşamada<br />destekçilerim. Ruyiad Başkanı Ayla Erdim de desteklemek istediğini söyledi . Benjamin Button kadınları da her zamanki gibi destekçim. Ek olarak Hüsnü Özyeğin, Lütfü Aygüler ve Ümit Boyner de Girit mübadilleri olarak bireysel desteklerini sundular.</span></span></p><h2><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Son olarak sanırım Fatma Kayacı’nın Bilinmeyen Hikayesi isimli bir belgeselin yapımcısı idiniz.</span></span></h2><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Evet. Eşim Orhan Tekeoğlu’ un yönetmenliğinde çekildi. 30 sene yayladan inmeyen Fatma Kayacı ve onun doğa ile ilişkisi. Zaten kendisi yılın kadını seçilmişti Tonya’da. Pandemiye rağmen çektik.</span></span></p><h2><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Hep filmlerinizde kadın hikayesi işleniyor. Bu kadınlarımız adına önemli bir fırsat. Bunun belli bir sebebi var mı?</span></span></strong></span></h2><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ana konularımız hep kadın ve doğa ağırlıklı. Mübadele de benim ilgi alanım. Zira 3. kuşak mübadil torunuyum. Sosyal meseleler ile ilgileniyoruz. Tisva Vakfı’na yaptığımız 7 Kibele de mikrokredi alarak kendi işlerini kuran 7 yoksul kadını anlatıyordu.</span></span></p><h2><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bu sene “Uluslararası Rotary 2420. Bölge Guvernörü Gaye Binark” sizi yine Rotary Kısa Film Başkanlığı’na seçti. Bu sene “2. Örsçelik Balkan Rotary Kısa Film Yarışması”nı düzenleyeceksiniz . Geçen yıl konusu “Kadına Şiddet” idi. Bu sene konusu nedir?</span></span></h2><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Konusu çevre olacak. Ekip arkadaşlarım Aysun Azak ve Murat Sevinç ile düzenliyoruz. Çok önemli isimlerden oluşan bir ön ve ana jürimiz var. Çevre ile ilgili filmler en geç 28 Şubat’ta afişte belirtilmiş olan adreste olmalı.</span></span></p><h2><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Film projeniz hem mübadiller hem de Mersin adına çok önemli. Niçin Mersin?</span></span></strong></span></h2><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Çünkü bu projenin çıkma noktası Mersin. Bu konu tamamen Mersin’imizin İnsaniye Mahallesi Melemez Köyü’ne ait. Özellikle Tarsus’un doğal dokusu, sokaklarının yapısı da konumuza çok uygun. Bir bölümü İzmir’de çekilecek olan bu film projesi Mersin adına çok önemli bir proje ve Mersin’imize de bu şekilde hizmet etmek amacındayız. Bu tarz hikayeler gibi Anadolumuzun her yerinde bizi anlatan inanılmaz hikayeler var. Mersin ve Tarsus’umuz da bunlardan biri ve bu şekilde projeleri hak ediyorlar. Film sektörü sadece İstanbul’dan ibaret değil. Anadolu’yu da bu şekilde sektörün içine çekmek arzusundayız.</span></span></p><h2><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Başka projeleriniz var mı?</span></span></strong></span></h2><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Benim Beyoğlu ile ilgili bir belgesel ve Orhan Tekeoğlu’nun bir uzun metraj projesi var. Hayırlısı diyelim.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Teşekkürler</span></span></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">KAYNAK LİNK:&nbsp;</span></span><a href="https://www.olaymersin.com/lozan-mubadelesinin-100-yildonumune-ozel-film-paramparca/">https://www.olaymersin.com/lozan-mubadelesinin-100-yildonumune-ozel-film-paramparca/</a></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gelecek Partisi Kurucular Kurulu üyesi Kobal, istifa etti]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gelecek-partisi-kurucular-kurulu-uyesi-kobal-istifa-etti-1162937c71afa-d44d-4b20-b4c5-60f60f436e9f2020-09-18T17:19:00+03:00HABER MERKEZİ Gelecek Partisi Kurucular Kurulu üyesi Kobal, istifa etti

Gelecek Partisi Kurucular Kurulu üyesi Kobal, istifa etti

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu başkanlığında kurulan Gelecek Partisi'nin, 150 kişilik kurucular kurulunda yer alan, Hakan Kobal, partideki tüm görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İki dönem AK Parti Bayburt İl Başkanlığı görevini üstlenen Kobal, aldığı kararla ilgili sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Kobal, “Gelecek Partisi'nde bulunmuş olduğum görevlerden bugün itibariyle istifa ediyorum. Allah hakkımızda hayırlısını nasip etsin" ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">- artı gerçek</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA['Evden çalışmak daha verimli']]>https://www.haberanaliz.net/haber/evden-calismak-daha-verimli-11628de3867bc-b852-406a-ab87-3213becd22ab2020-09-18T17:17:00+03:00HABER MERKEZİ 'Evden çalışmak daha verimli'

'Evden çalışmak daha verimli'

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İnternet sağlayıcısı Talk Talk'ın CEO'su Tristia Harrison, yapılan bir araştırma sonrası evden çalışmanın daha verimli olduğunu açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Independent Türkçe'de yer alan habere göre, yeni bir araştırmaya göre, çalışanların yarısından fazlasının (yüzde 58) evden çalıştıklarında daha üretken oldukları belirtildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İnternet sağlayıcısı Talk Talk'un yürüttüğü araştırmada, patronların uzaktan çalışmanın iş gününü ve çalışanlarını olumlu etkilediği fikrine katıldığı sonucuna da varıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kendilerine evden çalışmanın beklenmedik faydalarının ne olduğu sorulduğunda işverenlerin (müdürler, üst düzey yöneticiler veya işletme sahipleri) yüzde 30'u ekiplerinin daha üretken olduğunu, yüzde 35'iyse çalışanlarının işbirliğine daha yatkın olduğunu ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Coronavirus pandemisinin devam ettiği bir dönemde çalışanların ofise dönüp dönmemesi meselesi son zamanlarda sıkça tartışılırken, yapılan araştırma işletmelerin, çalışanların ve işverenlerin evlerinin rahatlığında başarılı bir şekilde yönetilebileceğini gösterdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Talk Talk CEO'su Tristia Harrison, üretkenlik seviyesinin çok yüksek olduğunu ve bir haftalık çalışmaya 4 günde ulaşılabileceğini de ileri sürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Esnek çalışmayla çok daha üretken oluyoruz, öyle ki görünüşe göre Britanya şimdi 5 günlük işi 4 günde yapıyor. Bu da Britanya'nın krizden çıkış adımları attığı bir sırada cesaret veriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışanlar sağlıkla ilgili küresel çapta yaşanan acil durum sırasında kendi işlerini yapmakla birlikte, yaklaşık 4'te biri (yüzde 24) tecritte yeni bir dil öğrenmeye başladıklarını, 5'te birinden fazlası (yüzde 22) yemek yapma konusunda çalıştıklarını, yüzde 15'i pasta becerilerini tazelediklerini, yüzde 13'ü de bahçecilikle uğraştıklarını belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bununla birlikte, gençlerin ilerlemek için ofiste yüz yüze zaman geçirmeye ihtiyaç duyduğuna dair endişeler de dile getirildi. Özellikle işgücüne yeni katılanlar açısından eğitim, gelişme ve refah hususları, çalışanların iş hayatının ofis ortamında daha iyi beslenen unsurları olarak gösterildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Britanya Sanayi Konfederasyonu Genel Müdürü Carolyn Fairbairn, "İşyerinde yüz yüze öğrenmek, beceri ve güven oluşturmada rakipsiz bir yöntemdir. Gelecek nesilleri bu fırsattan mahrum bırakmamalıyız" dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BEN VE EŞİMİ LİSTEDEN SİLİN DİYE MESAJ ATTI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ben-ve-esimi-listeden-silin-diye-mesaj-atti-116275f4b8cdf-8a7a-432b-b87e-8d6831ec5da12020-09-18T16:58:00+03:00HABER MERKEZİ BEN VE EŞİMİ LİSTEDEN SİLİN DİYE MESAJ ATTI

BEN VE EŞİMİ LİSTEDEN SİLİN DİYE MESAJ ATTI

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">SN TBMM Genel &nbsp;Sekreteri &nbsp;M.A.KUMBUZOĞLU&nbsp;<br />Bu mesajımı acil olarak Sn.TBMM BŞK nına iletmeni<br /><strong>*</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">SN Prof.Dr.Mustafa Şentop<br />TBMM BŞK.<br /><strong>*</strong><br />19 ve 20 nci Dönem Milletvekiliyim.<br />ANKARA'da ikamet ediyorum.&nbsp;<br />Genel Sekreteriniz SN.Kumbuzoğlu, yaşadığım çileleri çok iyi biliyor.<br />Ocak ayı başından bu yana Zatüŕre tedavisi gördüm.<br />2021 ilk gününe kadar raporluyum.<br />Eczanelere müracaat ettim.<br />334 TL ye ZATÜRRE aşısı veririz ama şimdi yok dediler.<br />TBMM Hastanesiyle iletişime geçemedim.<br />Hastanelere müracaat &nbsp;ettim aşı yok dediler.<br />Aile Hekimi 65 yaş üstü 650 kişi var sizi sıraya aldık ne zaman sıra ve aşı gelir bilemem dedi.<br />Aşıyı bulsam parasını TBMM ödemiyor.<br />Bir özel dostum benim ve eşim için ZATÜRRE aşısı &nbsp;satın almış.<br />Grip aşısı ise başka bir sorun.<br />TBMM BAŞKANI olarak milletvekillerinin ve milletin SAĞLIK sorunlarına çare bulmak görevinizdir.<br />Bir milletvekili ANKARADA çaresizse zatıaliniz sorumlusunuz.<br />Beni ve eşimi aşı ihtiyacı olan kişi listesinden silmeleri için ilgililere talimatınızı rica edeyiyorum.<br />Saygılarımla.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">TEVFİK DİKER&nbsp;<br />E.Milletvekili</span></strong></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:20px"><strong>EVET......&nbsp;&nbsp;Hizmette nefer, İste TEVFİK DİKER.&nbsp;</strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bergama'da köylüler ÇED toplantısını iptal ettirdi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bergamada-koyluler-ced-toplantisini-iptal-ettirdi-1162614218cf6-21b1-41e2-8cbf-1f26c498f7292020-09-18T16:52:00+03:00HABER MERKEZİ Bergama'da köylüler ÇED toplantısını iptal ettirdi

Bergama'da köylüler ÇED toplantısını iptal ettirdi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kozak yaylasında Okçular köyünde bir şirket tarafından faaliyete geçirilmek istenen taş ocağının, ÇED süreci kapsamında yapılmak istenen bilgilendirme toplantısı köylülerin ve çevre platformlarının tepkisi sonucu iptal edildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Köylüler, toplantının yapıldığı alana 'Bergama Belediyesi Kozak'a Sahip Çık' dövizleriyle geldiler.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat da ÇED bilgilendirme toplantısına katılarak köylülere desktek verdi. Tepkiler üzerine toplantının iptal edilmesine Polat, “Örgütlü mücadele bir kez daha doğanın talanını ve rantı yendi. Bergama’nın doğasını talana ve ranta teslim etmeyeceğiz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">ANKA</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KAYMAKAM OLAYA EL ATTI VE HAZİNE İŞĞALİNE DUR DEDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kaymakam-olaya-el-atti-ve-hazine-isgaline-dur-dedi-11625e52fe53c-3b99-4fb4-bcbf-8088c1a0bb2d2020-09-18T16:27:00+03:00HABER MERKEZİ KAYMAKAM OLAYA EL ATTI VE HAZİNE İŞĞALİNE DUR DEDİ

KAYMAKAM OLAYA EL ATTI VE HAZİNE İŞĞALİNE DUR DEDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Konu hakkında Önceki yayınımızın linki:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px"><a href="https://www.haberanaliz.net/haber/mersinin-bozyazida-hazine-arazileri-isgalde-vatandas-caresiz-11034">https://www.haberanaliz.net/haber/mersinin-bozyazida-hazine-arazileri-isgalde-vatandas-caresiz-11034</a></span></span></strong></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Mersin'in Bozyazı ilçesinde hazineye ait yerlerin işgali söz&nbsp;konusuydu. Konuyu yukarıdaki linkte dile getirdik. Bozyazı Kaymakamı olayı incelemiş ve kanunsuz ve usulsüz olduğunu tespit ettiği alan için yeniden tahliye ve boşaltma kararı vererek ilgili yerlere emir talimat göndermiş. </span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Biliyorsunuz o zaman Yereldeki belediye yıkacak makina bulamamıştı (!)&nbsp;</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Şimdi kaymakam MERSİN BÜYÜKŞEHİR'E DE YAZMIŞ. </span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bakalım Büyükşehir siyasilerin ve bu işin içinde olanların suyuna gidip, bizdede araç yok yada başkaca uyduruk sebep mi sunacak, yoksa Kaymakamın yazısını görev kabul edip yıkacak ve devletin arazilerini kurtarack mı?</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Gözler HALKÇI- DEVLETÇİ Mersin Büyükşehir Belediyesinde...Bakalım ne yapacaklar, işi savsaklayacaklar mı, yoksa devletin malına sahip çıkıp kaymakama yardımcı olacaklar mı....</span></span></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">İŞTE, KAYMAKAMIN YENİ O KARAR VE TALİMAT YAZILARI</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f64b88e5c88d.jpg" style="height:1306px; width:900px" /></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f64b8d1aeaee.jpg" style="height:576px; width:900px" /></span></span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Yazarımız Prof. Dr. Hüseyin Bağcı'dan canlı yayında kritik açıklamalar]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yazarimiz-prof-dr-huseyin-bagcidan-canli-yayinda-kritik-aciklamalar-116246e7f24f6-83bb-461d-a07a-984a56bdbbc32020-09-18T16:17:00+03:00HABER MERKEZİ Yazarımız Prof. Dr. Hüseyin Bağcı'dan canlı yayında kritik açıklamalar

Yazarımız Prof. Dr. Hüseyin Bağcı'dan canlı yayında kritik açıklamalar

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması, son dönemde Türkiye'de, "Türkiye için zafer mi yoksa hezimet miydi" ekseninde tartışılıyor. Habertürk'te Nedir Ne Değildir programına konuk olan&nbsp;Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı kritik açıklamalarda bulundu.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İşte Prof. Dr. Bağcı'nn açıklamaları...</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"LOZAN TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN NÜFUS CÜZDANIDIR"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">"Bir çok açıkdan bu konuya bakmak gerekiyor. İdeolojik olarak bakıldığında farklı, tarihi okuma adına baktığımızda farklı olacaktır. Bir çok ülkede revizyonist yaklaşımlar var. Bir defa "Bedenimizi kurtartık ama ruhumuzu teslim ettik" cümlesi çok ağır bir cümledir. Çünkü Lozan Türkiye'nin nüfus cüzdanıdır. Son 19.yy'yi çok iyi bilmek gerekiyor. Türkiye'deki yöneticilerin ağzından çıkan her kelime çok kritiktir. Bu noktada yöneticilerin çok iyi danışmanlarla bu tür söylemleri dile getirmesi gerekyior."</span></p><p><span style="font-size:18px">"Lozan'a&nbsp;hangi açıdan baktığınız&nbsp;göre değerlendirme şekli de değişir. Lozan Türkiye'nin sadece doğum belgesi değildir. 1930'lu yıllarda Atatürk Sovyetler Birliği'nin yıkılacağını öngören sayılı liderlerden biridir. Biz 20.yy tarihini çok iyi biliyoruz ve anlatıyoruz. Ama&nbsp;<strong>Türkiye'nin eksen değiştirmesi kavramı Lozan ile birlikte geldi&nbsp;</strong>tabiri<strong>&nbsp;</strong>akademik anlamda tartışılabilir bir şeydir."</span></p><p><span style="font-size:18px">"Abdülhamit Türkiye Cumhuriyeti'nden önce Osmanlı Devleti'ni batılaştırma hareketlerini en çok yapmak isteyen kurtlar sofrasında olmak isteyen biridir.&nbsp;Abdülhamit'in en batıcı padişah olduğunu söyleyebilirim. Çünkü doğunun eğtim sistemini değil batının eğitim sistemini örnek alıyor. Abdülhamit 33 yıl boyunca iktidarda kalan ve Osmanlı'nın çöküşünü zorlaştıran ve yavaşlatan bir süreç açtı. Bütün dünya Türkiye Cumhur Cumhuriyeti'nin modernleşme sürecini, batıyla birlikte ki bütün normlar, gelişme ve teknoloji orada... Türkiye oraya doğru giderken aslında Osmanlı'nın devamıdır Osmanlı'dan ayrı değildir."</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"TÜRKİYE 21.YY'DE DÜZENİ ŞEKİLLENDİREBİLECEK NOKTADADIR"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">"Arap milliyetçiliği ile Türk Milliyetçiliği 1960'lı yıllarda çok büyük çatışma yaşamıştı. Türklerin araplarla olan ilişkileri çok önemli ve yapısal bir ilişkidir. Sadece dinsel olarak bakmamak gerekiyor. Suudi Arabistan'ın Türkiye'ye olan yaklaşımı neden böyle? Gerçekçi olmak gerekyior. Bütün dünyada bazı ülkeler bulundukları coğrafi konum ile güçlenmeye başladı. Türkiye Cumhuriyeti de biz de yapabilriz düşüncesinden hareket ediyor. Türkiye her hangi bir Avrupa ülkesi değil. İyi idare edersek 21.yy'da bölgemizde ve dünyada düzeni şekillendirecek ülkelerden biri olabiliriz. Bölgesel olarak böyle bir gücümüz var."</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"DÜNYADA TARİHİ KODLAR YENİDEN DEĞERLENDİRMEYE BAŞLANDI"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">"Bütün dünyada tarihi kodları yeniden değerlendirme ve revizyonist yaklaşımlar var. Bugün burada yaptığımız tartışma bile tarihi kodları yeniden değerlendirdiğimizi gösteriyor. 21.yy'da iddialı olacak mıyız olmayacak mıyız? Aslında öncelikle kendimize bunu sormamız gerekiyor. Avrupa Birliği kendini yeniden sorgular oldu. Bakınız Türkiye NATO ülkeleri içerisinde en deneyimli ordu konumunda. Suriye'den Libya'ya PKK ile mücadeleden tutun bir çok şey var. Bunların farkında olmak lazım. Yeter ki biz gücümüzü daha iyi nasıl kullanırız onu bilelim."</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynak:&nbsp;<a href="https://sakinca.com/haber/37035/lozan-antlasmasi-turkiye-icin-zafer-mi-hezimet-mi-prof-dr-huseyin-bagcidan-canli-yayinda-kritik-aciklamalar.html">https://sakinca.com/haber/37035/lozan-antlasmasi-turkiye-icin-zafer-mi-hezimet-mi-prof-dr-huseyin-bagcidan-canli-yayinda-kritik-aciklamalar.html</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Haydar AKAR'dan Gaziler Mesajı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/haydar-akardan-gaziler-mesaji-116233d3d5c07-726b-4da2-9baf-a28332b76f182020-09-18T16:13:00+03:00HABER MERKEZİ Haydar AKAR'dan Gaziler Mesajı

Haydar AKAR'dan Gaziler Mesajı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">19 Eylül 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin aldığı karar ile Mareşal Rütbesi ve Gazilik unvanı verilen en büyük Gazi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bugüne kadar şehit ve gazi olmuş Türk Ordusu’nun bütün kahramanlarını 19 Eylül Gaziler Günü’nde saygıyla hatırlıyor, hepsine sonsuz şükranlarımı sunuyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazilerimizin üstün kahramanlıkları, şehitlerimizin büyük fedakarlıkları ile kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, yine şehit ve gazilerimizin gösterdikleri fedakarlıklarla bugünleri görmüş, hayatını devam ettirmiştir. Bugün bu güzel ülkede, al bayrak altında, kendi vatanımızda yaşama şerefini yaşıyorsak, bunda emeği olan kahramanlarımıza olan şükran borcumuzu bir gün bile unutamayız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatan sevgisiyle, kahramanlığın ve fedakârlığın sembolleri olan, kendileriyle gurur ve onur duyduğumuz şehitlerimizle gazilerimize sahip çıkmak ne kadar görevimizse hak ettikleri şekilde yaşam haklarına sahip olmaları adına gereken bütün mücadeleyi vermek, sosyal ve ekonomik durumlarının yeniden gözden geçirmek, &nbsp;onların ailelerine sahip çıkmakta o kadar görevimiz olmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Güzel yurdumuz üzerinde Atatürk öncülüğünde büyük özverilerle kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Büyük Önderimiz başta olmak üzere, yurdu için canını ortaya koymaktan çekinmeyen tüm kahramanlarımızın, şehitlerimizin ve gazilerimizin bugünkü kuşaklara armağanı ve emanetidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu duygu ve düşüncelerle ülkemizin birlik ve bütünlüğü uğruna büyük bir fedakarlık gösteren tüm gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Atatürk'e gazi unvanı ve mareşal rütbesi verilmesinin yıldönümünde, bütün kahraman gazilerimizin Gaziler Günü'nü kutluyorum.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Milletvekili Köksal, Gaziler Günü'nü kutladı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milletvekili-koksal-gaziler-gununu-kutladi-11622784eabaf-ebe9-4a37-9ee0-c1a19cc040222020-09-18T16:11:00+03:00HABER MERKEZİ Milletvekili Köksal, Gaziler Günü'nü kutladı

Milletvekili Köksal, Gaziler Günü'nü kutladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında gazilerimizin ülkenin ayakta durması, vatanın bölünmez bütünlüğünün bozulmaması için canlarını ortaya koymuş, bir uzuvlarını bu yolda feda etmiş, memleketin pırlanta evlatları olduğunu söyledi.<br />GAZİLERİMİZ, BİZE ŞEHİTLERİMİZİN EMANETİDİR...<br />"Cumhuriyet'in kazanıldığı topraklar olan Afyonkarahisar'da gazilik ve şehitlik makamlarının anlamı daha iyi anlaşılıyor." diyen Köksal, "Bugün bu topraklarda özgür bir şekilde yaşıyorsak, bunu Kurtuluş Savaşı'nda gazi olan büyüklerimize borçluyuz. Son 30 yıldır mücadele ettiğimiz terör belası nedeniyle de birçok gazimiz oldu. Bu gazilerimiz, ulusumuzun birliği için öne çıktılar. Ülkemizin daha güzel günlere ulaşacağını düşünüyor ve bu amaçla çalışıyoruz. Bu bağlamda gazilerimizin de haklarının iyileştirilmesi, sağlık imkânlarından kapsamlı bir şekilde yararlanması bizim görevlerimiz arasındadır. Gazilerimiz, bize şehitlerimizin emanetidir; emanete sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gazilik unvanının değerli olması için şu tarih, bu tarih değil, yapılan fedakârlıklar mühimdir. Bu duygu ve düşüncelerle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmet ve minnetle anıyor, tüm gazilerimizin bu anlamlı gününü kutluyorum." ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[EKONOMİNİN SAHİBİ YOKTUR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ekonominin-sahibi-yoktur-116214a8c7559-fe5b-40d6-8349-174786f5905e2020-09-18T16:06:00+03:00HABER MERKEZİ EKONOMİNİN SAHİBİ YOKTUR

EKONOMİNİN SAHİBİ YOKTUR

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İç piyasadaki toparlanmanın toplum olarak beklentileri karşılamadığını, hizmet sektöründe yetersizlik söz konusu olduğunu ve yeniden bir destek politikasına ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Tatlıoğlu, açıklamasında şunları söyledi:&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Moody’s’in Kredi Notu İndirimi, İçinden Geçtiğimiz Sürecin Bir Sonucu</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Henüz ekonomideki canlanmanın Nisan dönemine gelmediğini görüyoruz. Brezilya, Almanya, Fransa’ya baktığımızda Nisan dönemine geldiğini görüyoruz. Türk Ekonomisi hala Nisan seviyesine ulaşabilmiş değil.Yeniden bir revize korona programı ortaya koyulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Moody’s’in kredi notunu düşürmesi olumsuz bir hava yarattı. Bu Türkiye’nin ödemeler bilançosundaki durumunu yansıtan bir husus. Bu açıdan baktığımızda Türkiye’nin genel anlamda radikal bir reform ortaya koyması gerekiyor. Son üç yıldır toplam olarak ekside olan bir ekonomik büyüme, Türkiye’nin büyüme kabiliyetini ciddi anlamda sakatlamıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özel sektördeki firmaların da borçluluk durumlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Firmaların brüt gelirinin %68’inin finansman maliyeti, faiz yükü olduğunu görüyoruz. Bu borçların da %62’sinin döviz cinsinden olduğunu görüyoruz. Aşağı yukarı 750 bine yakın firmanın toplam 2 trilyon liralık nakdi kredi riski var. Kısa vadeli dış borç ödememiz 172 milyar Dolar. Türkiye’de Yılbaşından bu yana, borsadan 6 Milyar Dolar, devlet iç borçlanma senetlerinden 8 milyar dolarçıkışın olduğunu görüyoruz. Bu Türkiye’nin resmi olamaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’deki siyasi zemin ekonomik alanı adeta unutmuştur. Adeta sanki bir Cumhurbaşkanı kararnamesi ile ekonomi Cumhurbaşkanlığı sorumluluğundan çıkartılmıştır, sahibi yoktur. Dolar 7,55’i bulmuşken ekonomide siyasi sorumlu olarak bir Allah’ın kulu çıkıp milletin karşısına, ‘durum şudur, yapacaklarımız bunlardan ibarettir diyerek sorumluluğu almamıştır. Buradan acilen tavsiyemiz milletin karşısına bir sorumlu sesin çıkmasıdır. Türkiye’nin yargısı ekonomi nasıl bir sıkıntı içerisinde ise yetersizlik içerisinde ise ekonomisi bunlardan daha büyük sahipsizlik içerisindedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YENİ KALKINMA PLANI MECLİS’E SUNULMALIDIR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu çerçevede ekonomi yönetimininTürkiye’de uzun süredir yapması gereken bir şeyi bir kere daha hatırlatıyoruz, kamu hem kendisinin hedeflerini, politikalarını yeniden revize etmeli hem de özel sektöre rehberlik etmelidir. Meclis açılır açılmaz bir ek bütçe tasarısı getirmeli Meclis hem ekonominin son geldiği noktayı tartışmalı hem kamu gelir gider dengesi değerlendirmeli hem de yıl sonu itibarıyla Türkiye’nin 2020 sonuçları revize edilmelidir. Tekrar 3 yıllık orta vadeli plan ortaya koyulmalıdır. Bundan önceki plan anlamsızlaşmıştır. Dolar tahmini 2020 için 6 lira 2021 için 6.41 2022 için 6.75’tir ama an itibarı ile 7.55’tir ve bunun karşısında sessizliğe gömülen bir ekonomi yönetimi zaman zaman başka yerlerden başka konularla ortaya çıkmaktadır.&nbsp; Dolarla mı maaş alıyorsunuz diyen Bakan’ın bu seferde dolarla saadet olmaz çıkışı olsa yadırganacak değildir. Türkiye için önemli 11. Kalkınma planı zaten eksiktir, yetersizdir ve artık korona sürecinden sonra anlamsızdır bu çerçevede kalkınma planı meclise gelmelidir, yenilenmelidir. Yeni bir kalkınma planı Meclis’e sunulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İYİ PARTİ OLARAK BÜYÜME POLİTİKALARINI DEĞİŞTİRECEĞİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gelir dağılımında bir iyileşme yok ve hatta alt gelir daha da düşmüştür. Bunu paralel olarak bir başka sorun Üniversite öğrencilerinin aldığı burs KYK kredileriyle ilgili vahim durumdur. Son tarih itibarıyla yaklaşık 5 milyon öğrenci bu krediyi ödeyememektedir. Bu kredinin aylık gecikme faizi 1.450’tır bugün bankalarda bile böyle yüksek bir kredi faizi söz konusu değildir. Üniversite mezunlarımızın önüne bir istihdam imkanı koyamadığımız gibi 300 binin evine haciz getirme aşamasındayız bu Türkiye’ye yakışmaz, bu bir devlete de yakışmaz. Acilen bir çözüm üretilmeli ve bu borçların faizi silinerek bir ödeme planı ortaya çıkarılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de orta vadeli bir değerlendirme yapmak gerekirse, Türkiye’nin büyümesini etkileyen toplam faktör verimliliği 2014’ten itibaren ortalama eksidedir, bu Türkiye’nin büyümesinin yönünü göstermektedir. Bu önemli göstergedir Türkiye iyileştirmeyi buradan yapmalıdır. Halkımız bize bir kredi verirse, İYİ Parti olarak büyüme politikalarını değiştireceğiz.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP'Lİ EMİR'DEN HIFZISSIHHA YENİDEN KURULSUN TEKLİFİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-emirden-hifzissihha-yeniden-kurulsun-teklifi-116202c7ca169-42de-4a41-bb42-edca8731533a2020-09-18T16:02:00+03:00HABER MERKEZİ CHP'Lİ EMİR'DEN HIFZISSIHHA YENİDEN KURULSUN TEKLİFİ

CHP'Lİ EMİR'DEN HIFZISSIHHA YENİDEN KURULSUN TEKLİFİ

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">YENİDEN KURULSUN TEKLİFİ</span></p><p><span style="font-size:18px">COVID-19 salgınıyla birlikte aşı çalışmalarının öneminin bir kez daha ortaya çıktığını vurgulayan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, 1928 yılında kurulan, 2011 yılında da kapatılan Hıfzıssıhha Merkezi’nin geçmişte kuduz, çiçek, tifüs, boğmaca ve influenza gibi aşıları ürettiğini hatırlatarak, merkezin yeniden kurulması amacıyla TBMM’ye kanun teklifi sundu. Kanun teklifiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Emir, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Tüm dünyaya yayılan ve ülkemizde de Mart ayından bu yana binlerce kişinin ölümüne sebep olan COVID-19 pandemisi ile birlikte salgın hastalıklarla mücadelenin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Bilim otoriteleri, bu tür salgınların önümüzdeki yıllarda da yaşanabileceği uyarılarında bulunuyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">TEK ELDEN YÜRÜTÜLMELİ</span></p><p><span style="font-size:18px">Söz konusu mücadelenin en önemli unsurunu ise aşı ile ilgili çalışmalar oluşturuyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm dünyada gelişmiş ülkeler, aşı çalışmalarına yıllardır milyar dolarlar harcıyor. Türkiye’de aşı çalışmaları şu anda üniversiteler tarafından farklı farklı projelerle yürütülüyor. Bu tür bir çalışma şekli, hem zaman hem de kaynak israfına sebep olabiliyor. Aşı çalışmaları, geçmişte olduğu gibi yine, tek elden devletin de büyük katkı sunduğu güçlü bir finans modeliyle yürütülmelidir. Bu tür bir çalışma şekli için de geçmişte uygulanan Hıfzıssıhha Merkezi modeli, en uygun modeldir. Merkezin yeniden faaliyete geçmesiyle birlikte özellikle aşı çalışmalarında daha hızlı ve güvenilir sonuçlar alınacaktır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">ENFEKSİYON HASTALIKLARIYLA MÜCADELE EDECEK</span></p><p><span style="font-size:18px">Emir’in TBMM’ye sunduğu kanun teklifinde Hıfzıssıhha Merkezi’nin kapatılmasını öngören 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılması öngörülüyor. Teklife göre Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı adıyla yeniden kurulması öngörülen merkez, halk sağlığının korunmasına ilişkin araştırmalar yaparken enfeksiyon hastalıklarıyla mücadelede temel laboratuvar hizmetlerini yürütecek. Aşı üzerine çalışmalar yapacak olan merkez, bu süreçte üniversitelerle işbirliği de yapacak. Kanun teklifi kapsamında Sağlık Bakanlığı, gerekli gördüğü illerde Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’na bağlı şubeler açabilecek.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SUÇU VATANDAŞA, YÜKÜ HEKİMLERE VE SAĞLIK ÇALIŞARAK ATARAK SALGINLA MÜCADELE EDİLEMEZ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sucu-vatandasa-yuku-hekimlere-ve-saglik-calisarak-atarak-salginla-mucadele-edilemez-116190ef7ae87-4096-4d05-b14b-7dd72ddfb0732020-09-18T16:00:00+03:00HABER MERKEZİ SUÇU VATANDAŞA, YÜKÜ HEKİMLERE VE SAĞLIK ÇALIŞARAK ATARAK SALGINLA MÜCADELE EDİLEMEZ

SUÇU VATANDAŞA, YÜKÜ HEKİMLERE VE SAĞLIK ÇALIŞARAK ATARAK SALGINLA MÜCADELE EDİLEMEZ

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, COVID-19 salgının bilimsel yöntem, şeffaf veri ve ilgili tüm kesimlerin katılımı ile etkin ve koordineli bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyleyerek Türk Tabipler Birliği’nin ve hekimlerin görüşlerinin hükümet tarafından görmezden gelinmesini eleştirerek hükümetin uzman görüşleri yerine ekonomik kaygılarla hareket etmesinin kaygı verici olduğunu söyledi.<br />Türk Tabipleri Birliği (TTB) COVID-19 salgınına dair duyarlılığın ve tedbirlerin artırılması için 14 Eylül – 18 Eylül 2020 tarihlerini&nbsp; “Yönetemiyorsunuz, Tükeniyoruz Haftası” ilan etmesi üzerine açıklamalarda bulunan Şahin,&nbsp; ‘‘<strong><em>Covid-19 salgını giderek şiddetlenirken binlerce insanımızın, onlarca hekim ile sağlık çalışanının ölümüne neden olmaktadır. Resmi olarak açıklanan rakamlarla dahi her gün en az 50 yurttaşımız, önlenebilir bir hastalık olan Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Uzun süren pandemi sürecinde sağlık çalışanları ve hekimlerin yoğun çalışma saatleri karşısında aşırı yorulduğu, psikolojileri bozulduğu ve artık istifaların başladığı hatta yorgunluk, yoğunluk nedeniyle hastaların da bakımında aksamalar yaşandığı basına yansımış ve sosyal medya da birçok sağlıkçı durumdan şikayet etmiştir.</em></strong>’’ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Salgın sürecinin bilimsel yöntem, şeffaf veri ve ilgili tüm kesimlerin katılımı ile etkin ve koordineli olarak yürütülememesi nedeniyle pandemi sürecine ilişkin kaygıların arttığı ve turizm canlansın, gurbetçi vatandaşlar ve turizmler ülkelerine dönene, turizm sezonuna kadar halk sağlığı değil ekonomi önceliğimiz olsun anlayışıyla sürecin yönetildiğini söyleyen Suzan Şahin, ‘‘<strong><em>Salgın nedeniyle özellikle hekim ve sağlık çalışanları içerisinde bulundukları koşullar, tükenmişlik, maaşlarından yapılan kesintilerle ilgili sorunlar yaşarken, tabip odası ve yöneticileri ve hekimler de tarama testleri, grip ve pnömokok aşıları, Covid-19 aşısı çalışmaları ve Türkiye verileri ile ilgili olarak yönelik ciddi baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. Hastanelerde yatak, ambulans, doktor bulamayan vatandaşımız, yoğun çalışma saatleri altında artık bıkkınlık derecesinde ve her an virüs kaparak kendisini ailesini hasta etme korkusuyla hizmet veren sağlıkçılarımız“Yönetemiyorsunuz! Ölüyor, Tükeniyoruz! diye haykırıyor. AKP’nin, batırdığı ekonomi ve sokağa çıkma yasakları döneminde vatandaşa gerekli desteği verememe beceriksizlikleri hükümeti halkın sağlığından çok koltukları uğruna ekonomiyi daha da kötü duruma getirmemek için düşünmeye itmiştir. Hiçbir şey insanlarımızın, analarımızın babalarımızın çocuklarımızın sağlığından önemli değildir! AKP’nin israf politikaları ve rantların krize soktuğu ekonomiyi iyi gösterme çabaları beyhudedir ki iyi göstermeye çalıştıkları ekonomi batık hale gelmiş durumdadır. </em></strong><strong><em>Suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkan AKP’ye “Yönetemiyorsunuz! Ölüyor, Tükeniyoruz! diyoruz. COVID-19 salgının bilimsel yöntem, şeffaf veri ve ilgili tüm kesimlerin katılımı ile etkin ve koordineli bir anlayışla yönetilmesi gerekmektedir. </em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Aksi halde inanıyorum ki milletimiz koltuk sevdası uğruna, salgınla mücadeleyi bırakan ve yalan yanlış sayılarla vatandaşı kandırarak salgını yönetemeyen AKP’ye en güzel dersi bu sefer sandıkta verecektir.</em></strong>’’ ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Şahin’in konuyla ilgili TBMM Başkanlığına sunduğu önergesinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’na sorduğu sorular ise şöyle;</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Salgın tedbirleri, salgın bütçesi, koordinasyonu ve planlaması konusunda acil, kapsayıcı bir program açıklanacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Türk Tabipler Birliği ve diğer bu konuda uzman kuruluşların, meslek odalarının salgın konusunda işbirliği ve koordinasyonun sağlanması üzere sürece dahil edilmesi söz konusu mudur? Bu kuruluşların birikim, deneyim ve önerilerinden neden yararlanılmamakta?</span></li><li><span style="font-size:18px">Bakanlığınız nezdinde Türk Tabipler Birliği, sağlık meslek odaları, sağlık sendika ve dernekleri ile bir işbirliği ve ortak çalışma meclisi oluşturulması düşünülmekte midir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Salgının önlenmesi konusunda bireysel çabaların yanında Sağlık Bakanlığı İl hıfzıssıhha kurullarının tedbir merkezleri olarak işlevli kılınması düşünülmekte midir? Başta Belediyeler ve kent konseyleri olmak üzere işçi-memur sendikaları, hemşeri – köy derneklerinden, kültür sanat dernek ve vakıflarına kadar bütün demokratik kitle örgütleri ve&nbsp;sivil toplum kuruluşlarını sürece dahil edilecek midir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Hekimler ve bütün sağlık çalışanlarının ölüm – kalım savaşına dönüşen COVID-19 mücadelesinde&nbsp;yalnız bırakılmayacaklarını, korunacaklarını, bu insanüstü çabaların farkında olunduğunu gösterecek; maddi ve manevi olarak destekleyecek, hastalanan ve vefat eden hekim ve sağlık çalışanlarının için pandemi süreci “meslek hastalığı” olarak tanınacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Birinci basamak sağlık hizmetlerinin kamusal bir perspektifle yeniden düzenlenmesi, Aile Sağlığı Merkezleri’nin varlığı ve çalışanları ile birlikte kamu sağlık merkezi olarak tanımlanması konusunda bir çalışma yapılacak mıdır? Aile Sağlığı Merkezi binalarının kamu eli ile temini ve onarımının yapılması konusunda ve yüklerini hafifletecek ek sağlık personel ataması yapılacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Hasta olduğu ya da raporlu olduğu zaman maaşlarından kesinti yapılan Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarının sorunlarının çözülmesi konusunda adım atılacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Salgının yaygınlaştığı ve uzun süreceğinin yadsınamaz hale geldiği bir dönemde hekimler ve sağlık çalışanlarının çalışma sürelerinin 6 saate indirilmesi, dinlenme yer ve zamanlarının pandemi göz önünde bulundurularak yapılandırılması ve hiçbir aksama olmadan yeterli sayıda kişisel koruyucu ekipman sağlanması talepleri yerine getirilecek midir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Uzun süren pandemi sürecinde sağlık çalışanları ve hekimlerin yoğun çalışma saatleri karşısında aşırı yorulduğu, psikolojileri bozulduğu ve artık istifaların başlaması ve yorgunluk, yoğunluk nedeniyle hastaların da bakımında aksamalar yaşandığı göz önündeyken, kamu sağlığını açısından daha büyük krizlerin doğmaması adına hemşire, doktor ve diğer sağlık personeli sayının artırılması konusunda tasarruflarınız olacak mıdır? Olacak ise ne yönde çalışmalarınız olacaktır?</span></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ETKİN, ŞEFFAF VE KATILIMCI BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMÜYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/etkin-seffaf-ve-katilimci-bir-sekilde-yurutulmuyor-1161800d7a05d-31a2-4f34-955e-6d2ea829f41f2020-09-18T15:57:00+03:00HABER MERKEZİ ETKİN, ŞEFFAF VE KATILIMCI BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMÜYOR

ETKİN, ŞEFFAF VE KATILIMCI BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMÜYOR

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>GİRGİN: SALGIN SÜRECİ ETKİN, ŞEFFAF VE KATILIMCI BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMÜYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, pandemi sürecinin işleyişini, doktor ve sağlık çalışanlarının taleplerini ve Muğla’da salgınla etkin mücadele yapılması için gerekenleri Meclis gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nı yazılı olarak yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesini Muğla’daki doktorlar ve sağlık çalışanları ile beraber hazırladığını belirten Girgin, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“COVID-19 salgın sürecinde bütün dünya ülkeleri zorlu bir sınav veriyor. Ülkemizde 11 Mart’ta ilk COVID-19 vakasının tespitinin ardından, kısmi de olsa alınan tedbirlerle salgının yayılması yavaşlatılmıştı. Ancak Eylül ortası itibariyle resmi rakamlarla salgın nedeniyle kaybettiğimiz yurttaş sayısı günlük olarak 60’ı aşmış, salgın kontrolden çıkmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sürecin, başta Türk Tabipler Birliği olmak üzere bütün sağlık meslek örgütlerinin katılımıyla yönetilmesi yoluna gidilmemiş, doktorlarımızın uyarılarına kulak asılmamıştır.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DOKTORLARIN ÇIĞLIĞINA KULAK VERİN: “BİZ VARSAK PANDEMİ MÜCADELESİ VAR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Muş Hasköy Devlet Hastanesi’nde görevli iken COVID-19 nedeniyle geçici görevle Muş Devlet Hastanesi’ne gönderilen Dr. Mustafa Salğın’ın“İşler çok yoğun ben artık yapamıyorum. İntihar edeceğim” dedikten sonra, yaşamına son verdiğini belirten Girgin, “doktorlarımız ve sağlık emekçilerimiz insanüstü bir çabayla pandemiyle mücadele ediyorlar, Sağlık Bakanlığı onların ‘yönetemiyorsunuz, tükeniyoruz!’ çığlığına kulak vermelidir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlık Çalışanlarını rekabete zorlayarak, iş yerindeki huzuru bozan performans sistemine acilen son verilmeli, hekimler ve sağlık çalışanlarının çalışma süreleri 6 saate indirilmeli ve kişisel koruyucu ekipman eksiği acilen giderilmelidir” diyen Girgin, Bakanlığın izlediği sağlık politikasının, hekimler başta olmak üzere sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti körüklediğini vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Salgının bu aşamasında, salgın tedbirleri, salgın bütçesi, salgın koordinasyonu, salgın planlaması konusunda acil, kapsayıcı ve etkin bir program açıklanmalı” diyen Girgin, “başta TTB olmak üzere bütün sağlık meslek odaları, sağlık sendika ve dernekleri ile birlikte ‘Covıd-19 işbirliği ve ortak çalışma meclisi’ oluşturulmalıdır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>VERİLER NEDEN AÇIKLANMIYOR? </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1 Haziran sonrasında tüm Türkiye ve Ege'nin diğer illerinde olduğu gibi, Muğla’da da hem hasta hem de taşıyıcı sayılarında büyük bir artış yaşandığını belirten Girgin, “Sağlık Bakanlığı tarafından etkin ve doğru kararlar alınmadığı sürece, gerekli tedbirler ve önlemler uygulanmadığı sürece sadece halka sorumluluk yükleyerek sonuç alınamayacağı aşikârdır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin şöyle devam etti: “Salgınla mücadelenin önemli ayaklarından biri sürecin şeffaf yönetimidir. Mahalle mahalle salgına dair verilerin bütün detayları ile paylaşılması, salgınla mücadeleyi güçlendirecektir. Ne yazık ki bu zamana kadar böyle bir veri paylaşımı yapılmamıştır. Muğla’ya dair COVID-19 pozitif hasta sayısı, ayrı ayrı evde ve hastanede tedavi gören hasta sayısı, yoğun bakımdaki hasta sayısı, COVID-19’dan kaybettiğimiz vatandaş sayısı ilçe ilçe mahalle mahalle acilen açıklanmalıdır.Bu verilerin aynı zamanda, hasta ve kaybettiğimiz vatandaşlarımızın yakınlarına hizmet sağlayan yerel yönetimlerin planlama yaparak daha iyi bir hizmet vermesi için de gereklidir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HASTANELERİMİZİN PERSONEL EKSİĞİ GİDERİLMELİ, BODRUM DEVLET HASTANESİ ACİLEN BİTİRİLMELİDİR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu süreçte Menteşe Devlet Hastanesi’nin tam teşekkülle faaliyete geçmesi ve Bodrum Devlet Hastanesi’nin bir an önce bitirilmesinin salgın süreci açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Girgin, “Menteşe Devlet Hastanesi’nin yetersiz personelle faaliyetlerini yürütmek zorunda kalması sadece Menteşe için değil, Muğla’nın tamamı için büyük bir sorun oluşturmaktadır. Menteşe Devlet Hastanesi’ne, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden personel kaydırılması sonucunda, her iki hastanede de sağlık çalışanları, yetersiz personel dolayısıyla büyük bir yük altına girmiştir. Sağlık personelimiz büyük bir özveri ve insanüstü bir çabayla 16 saate yakın mesailerle çalışmaktadır. Hem Menteşe Devlet Hastanesi’ne hem de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yeni personel alımlarıyla takviye yapılması gerekmektedir.Konuştuğumuz sağlık çalışanları bir çalışanın bile bir günlük izninde diğer çalışanların üzerine ekstra yük bindiğini vurguluyorlar. Keza, Bodrum Devlet Hastanesi’nin henüz bitirilmemiş olması büyük bir zafiyettir. Bir an önce bitirilerek, Muğla halkının hizmetine sokulması, salgınla mücadelede önemli bir kazanç olacaktır” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[GÜLLÜK LİMANININ YANDAŞA PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gulluk-limaninin-yandasa-peskes-cekilmesine-izin-vermeyecegiz-11617271bf60b-5fab-426d-a659-e9624d31ba342020-09-18T15:48:00+03:00HABER MERKEZİ GÜLLÜK LİMANININ YANDAŞA PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

GÜLLÜK LİMANININ YANDAŞA PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Güllük Limanı’nda biraraya gelen Milas halkı “özelleştirme istemiyoruz. Kıyılar halkındır” şeklinde slogan atarak, özelleştirme kararına karşı çıktı. CHP Milas İlçe Başkanı İlgin Göktepe, Milas Belediye Başkan Yardımcısı Cüneyt İlter, Belediye Meclis Üyeleri ve CHP Milas İlçe Örgütü’nün katıldığı eylemde açıklama yapan CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban, “Özelleştirme ihale ilanında buranın ne amaçla özelleştirileceği belirtilmemiştir. İşletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirileceğine dair ihaleye çıkan bu limanın kullanım amacı ne olacaktır?” diye sordu.<br />&nbsp;Milas halkının, bu limanın özelleşmesine karşı olduğunu vurgulayan CHP’li Alban, limanın taşıma-boşaltma amaçlı kullanılmasının Güllük’tevarolan turizm potansiyelini bitireceğini ifade etti. Yerel yönetimin ve halkın özelleştirme sürecindeki düşüncelerinin gözardı edildiğini ve fikirlerinin alınmadığının altını çizen Alban açıklamasında şunları kaydetti:<br />&nbsp;“İhalenin “pazarlık usulü ile gerçekleştirileceği, ihale Komisyonunca gerekli görüldüğü<br />&nbsp;takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma<br />&nbsp;suretiyle sonuçlandırılabileceği belirtilen ilanda, liman işletmesinin hangi amaçla kullandırılacağı belirtilmemiştir. Bu durum başta bölge halkı başta olmak üzere, konuyla ilgili kesimler tarafından tartışma konusu olmuştur.<br />&nbsp;İşin kapsamı tam olarak belirtilmemesi, limanın yükleme-boşaltma mı yoksa yat limanı olarak mı hizmet vereceği konusu belirsizlikte kalmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Muğla ilimiz, Milas İlçemiz sınırlarında bulunan Güllük Liman Sahası’nın işletme hakkının verilmesi ilanında belirtilmeyen noktaların açığa çıkması amacıyla soruyoruz;</span></p><p><span style="font-size:18px">Liman yükleme-boşaltma limanı olarak mı kullanılacaktır, yoksa marina mı yapılacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bölge halkı ve yerel yönetimin buranın kullanım amacıyla ilgili görüşleri vardır. Bu özelleştirme sürecinde bu kesimlerin görüşleri eden alınmamıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kullanım amacı tamamen işletmecinin keyfiyetine bırakılmıştır. Limanın yandaşa peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’li Şahin; ‘’Türk Tabipler Birliği’ne Saldırı Halk Sağlığına Saldırıdır!’’]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-sahin-turk-tabipler-birligine-saldiri-halk-sagligina-saldiridir-116166b5930df-82de-4119-bc00-a8363cb921572020-09-18T15:46:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Şahin; ‘’Türk Tabipler Birliği’ne Saldırı Halk Sağlığına Saldırıdır!’’

CHP’li Şahin; ‘’Türk Tabipler Birliği’ne Saldırı Halk Sağlığına Saldırıdır!’’

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk Tabipler Birliği’nin Türkiye’deki hekimlerin örgütlü sesi olduğunu ve Anayasal güvence altında 6023 sayılı kanun ile kurulmuş kamu niteliğinde bir kuruluş olduğunu hatırlan Milletvekili Dr. Fikret Şahin, ‘’ Türk Tabipler Birliği, Türk halkının sağlığını korumak ve herkesin kolay ulaşabileceği kaliteli ve uygun maliyetli sağlık hizmeti için çalışan, hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının haklarını korumak için kurulmuş bir kuruluştur. 1953 yılından bugüne Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin de bir koruyucusu olarak yaşama ve yaşatma mücadelesinde tarihsel sorumluluklarını yerine getirmektedir. İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde suçun vatandaşa, yükün hekimlere ve sağlık çalışanlarına yüklendiğini, Covid19 salgınının bilimsel yöntem, şeffaflık ve koordinasyondan uzak yönetildiğini hatırlatmak birliğinin tarihi ve mesleki sorumluluğudur. Türk Tabipler Birliği’nin kapatılması yönünde yapılan akıldan ve bilimden uzak tüm açıklamaların karşısında duracağız. Türk Tabipler Birliği ülkemizin yüz akıdır.’’ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Salgındaki kötü yönetim sürdükçe sağlık çalışanlarının hedef gösterilmeye başlandığının altını çizen Milletvekili Dr. Fikret Şahin, ‘’ Salgının ilk günlerinden itibaren Sağlık Bakanı ve mevcut iktidar kendisine bir başarı hikayesi yazmaya çalıştı. Gelinen noktada ortaya çıkan açık başarısızlık, önce vatandaşlarımıza ardından ise hekim ve sağlık çalışanlarımıza yüklenmeye çalışıldı. Bugünkü noktada ise halk sağlığı için salgının ilk günlerinden itibaren canını dişine takarak; bilimsel ve doğru verileri paylaşan ve sağlık çalışanlarına sahip çıkan Türk Tabipler Birliği hedef gösteriliyor. Türk Tabipler Birliği’ne saldırı halk sağlığına açık bir saldırıdır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik saldırılara karşı durmadan emek veren, demokrasi ve halk sağlığı için mücadele eden Türk Tabipler Birliği’nin her daim yanında; pandemi döneminde kendi başarısızlıklarını örtbas etmeye çalışan, sağlıkçıları hedef gösteren, yalan işe yaramayınca saldırganlaşan her türlü zihniyetin de karşısındayız.’’ ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer:“Esnafın yaşadığı krizin faturası ağırlaşıyor”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gureresnafin-yasadigi-krizin-faturasi-agirlasiyor-116150639c858-a432-4326-9e72-8ca213dd0f302020-09-18T15:43:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer:“Esnafın yaşadığı krizin faturası ağırlaşıyor”

Gürer:“Esnafın yaşadığı krizin faturası ağırlaşıyor”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>ESNAFIN YAŞADIĞI SORUNLAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, korona virüs salgını nedeniyle sosyal etkinlikleri kısıtlı bir şekilde kutlanan Ahilik Kültürü Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, esnaf ve sanatkârların yaşadığı sorunlara dikkat çekti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PANDEMİNİN ETKİSİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinden önce zaten büyük sıkıntı içinde olan esnaf ve sanatkârların korona virüs salgınıyla sorunlarının katbekat arttığına vurgu yapan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu yılı başından itibaren görülen ve Mart ayı itibariyle de ülkemizde etkili olmaya başlayan korona virüs salgınının, can kayıplarının yanı sıra ekonomik, sosyal ve kültürel hayatı da büyük ölçüde olumsuz etkilediğini kaydetti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ESNAF HEM PANDEMİYLE HEM EKONOMİK KRİZLE MÜCADELE EDİYOR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemiden önce de ülkemizde çok sayıda esnafın yaşanan ekonomik kriz nedeniyle sıkıntı içinde olduğunu hatırlatan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Siftah yapmadan kepenk kapatan, kira, stopaj, vergi gibi ödemelerini yapamadığı için zor duruma düşen esnafımız, pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte daha büyük sıkıntıların içine girdi. Korona virüs tedbirleri kapsamında, pek çok iş kolundaki esnafın faaliyetlerine ara verildi. Aylarca dükkânını açamayan esnaf, kontrollü normal hayata geçilmesinin ardından yeniden işyerini açmış olsa da günü kurtaramaz duruma düştü” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ESNAFA İKİNCİ KEZ KREDİ İMKÂNI SAĞLANMALI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinin uzaması da dikkate alınarak, esnaf ve sanatkârlara ek kredilerin verilmesi, BAĞ-KUR prim borçları ve kredi borçlarının faizlerinin silinerek ötelenmesi gerektiğine işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu desteklerin sağlanamaması durumunda, ekonominin temel taşlarını oluşturan esnaf ve sanatkârların yaşadığı sorunlar, önümüzdeki süreçte artacağı tahmin edilen ekonomik krizin faturasının toplumun tüm kesimlerine çıkacağı kesindir. O nedenle, bir yandan ekonomik krizlerle diğer yandan da pandemiyle mücadele eden esnafımızı ve sanatkârımızı, mümkün olduğunca desteklemek gerekir. Borçlarının faizlerinin silinerek ertelenmesi, yeni kredilerin verilmesi gibi desteklemeler mutlaka yapılmalıdır” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KAHVECİ, SERVİSÇİ GİBİ ESNAF GRUPLARI DAHA MAĞDUR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, virüs nedeni ile kapatılan daha sonra faaliyetine izin verilen bazı iş yerleri mesafe uygulaması nedeniyle işleri daralırken &nbsp;kahvehane esnafının da oyun yasağı nedeniyle işlerin ciddi boyutlarda düştüğünü ifade etti. Okul servislerini kullananların da işsiz kaldığını ifade eden Gürer, okulların açılmaması nedeniyle evden eğitimin esnaflar açısından çok büyük mağduriyetlere neden olacağını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AHİLİK HAFTASI KUTLU OLSUN&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Anadolu’da bin yıla yakın bir köklü geçmişe sahip olan; özünde yardımlaşma, dayanışma, birlik ve beraberlik, dürüstlük, vefa gibi kavramları barındıran Ahilik kültürünün, yeni nesillere aktarılması ve yaşatılması dileğiyle, tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Kültürü Haftasını kutluyor; bereketli ve sağlıklı günler diliyorum” ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bütün bunlar Cumhur İttifakı’nın ülkeyi ne hale getirdiğini göstermektedir!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/butun-bunlar-cumhur-ittifakinin-ulkeyi-ne-hale-getirdigini-gostermektedir-116143f961226-e2a4-4d46-978a-7febd48826a22020-09-18T15:38:00+03:00HABER MERKEZİ Bütün bunlar Cumhur İttifakı’nın ülkeyi ne hale getirdiğini göstermektedir!

Bütün bunlar Cumhur İttifakı’nın ülkeyi ne hale getirdiğini göstermektedir!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu TBMM’de Düzenlediği&nbsp;<strong>Basın Toplantısında</strong>&nbsp;<strong>63 Farklı Konuda&nbsp;Gündemi&nbsp;</strong>Değerlendirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Siyasi parti liderleri son derece sorumsuz bir şekilde açıklamalar yapıyorlar ve toplumu kaosa, anarşiye doğru sürüklüyorlar. Kabul edilemez buluyorum ve Sn Devlet Bahçeli gibi bir siyasi parti liderinin yapmaması gereken bir açıklama olarak görüyorum. Bütün bunlar AK Parti, MHP Cumhur İttifakı’nın ülkeyi ne hale getirdiğini göstermektedir!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar dün akşam Twitter’dan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin inanılmaz ve gerçekten korkunç bir mesajı düştü. Türk Tabipler Birliği’nin kapatılmasını istiyordu. Türk Tabipler Birliği “Yönetemiyorsunuz, Ölüyoruz, Tükeniyoruz!” başlıklı bir kampanya ile hükümetin Covid-19 mücadelesini eleştirmiş ve bu arada hayatını kaybeden ve hastalık kendisine bulaşan sağlık çalışanları ile ilgili bir dayanışma sergilemek için bir kampanya başlatmıştı; buna büyük tepki gösteren Sayın Bahçeli bir mesajla; Türk Tabipler Birliği’nin kapatılmasını istedi, orayı “Terörist yuva, vatan haini.” ağzına gelen her şeyi söyledi ve “Adli soruşturma başlatılması.” gerektiğini söyledi. Bunun “İktidara yönelik bir hareket olduğunu.” vb. sözleri sert bir şekilde söyledi. Biz bunu son derece üzücü, son derece vahim bir açıklama olarak görüyoruz. Sn. Bahçeli gerçekten baskıcı, anti demokratik bir anlayışı dayatmaya çalışan bir açıklama yapmıştır. Son derece üzücüdür. Aynı zamanda biliyoruz ki; sağlık çalışanları daha pandeminin başından itibaren herkes tarafından taltif edilmeye çalışılıyordu, alkışlarla karşılanıyordu ve iktidarın yanlış politikaları sonucu 31’i doktor, 91 sağlık çalışanı hayatını kaybetti bu süreç içinde ve yüzlerce sağlık çalışanı hastalığa yakalandı. Bu apaçık bir tedbirsizliğin, ihmalin, yeterli ekipmanın olmamasının sonucuydu ve iktidarın hatasıydı, suçuydu. Tabipler Birliği başka ne yapsın? Bunu ben size sorarım. Doktor meslektaşlarını savunmaktan başka, onların hakkını, hukukunu gözetmekten başka ne yapar bir demokratik kitle örgütü. Tabipler Birliği de yapması gerekeni yaptı ve sağlık çalışanları ile bir dayanışma gösterdi. Siyah bir kurdele takacaklarını önlüklerine ve sağlık çalışanlarının yüksek miktarda hastalığa yakalanması ve vefatları ile ilgili birtakım açıklamalar da yapacaklarını, sembolik yürüyüşler yapacaklarını söylediler ve bunun üzerine bu açıklama geldi. Son derece üzücüdür, neden? Çünkü ülkede gelinen noktayı göstermektedir, ülkede apaçık birileri iktidarın uygulamalarından dolayı zarar görüyor ve bir sivil toplum kuruluşu, bir demokratik kitle örgütü Türk Tabipler Birliği bu konu ile ilgili bir açıklama yapıyor ve sonrası bir siyasi parti lideri, “Türk Tabipler Birliği kapatılsın.” Şeklinde bir açıklama yapıyorsa; orada demokrasiden, hukuktan, haktan, adaletten bahsetmenin bir anlamı yoktur değerli arkadaşlar! Biz toplumda bu denli kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı nefret üreten söylemlere karşıyız ve bir nefret söylemi içinde debelenip gitmesini istemiyoruz. Biz bu toplumda zaten her gün artan nefret söylemi ve linç kültürünün bir an evvel bitmesi gerektiğini söylerken; bakıyorsunuz ki hakkını, hukukunu haykırmaya çalışan kuruluşlara yönelik siyasi parti liderleri son derece sorumsuz bir şekilde açıklamalar yapıyorlar ve toplumu kaosa, anarşiye doğru sürüklüyorlar. Kabul edilemez buluyorum ve gerçekten bir siyasi parti liderinin yapmaması gereken bir açıklama olarak görüyorum ama bütün bunlar AK Parti, MHP Cumhur İttifakı’nın işte ülkeyi ne hale getirdiğini göstermektedir! Düşünün her meslek grubu kendisinin uğradığı mağduriyet ile ilgili bir açıklama yapabilir ama siz bu açıklamayı bir iktidara yönelik tehlike olarak görürseniz o ülkede hiçbir şekilde haktan, hukuktan bahsetmenin bir anlamı kalmaz değerli arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>48 avukat Sadece ve sadece avukatlık yaptıkları için gözaltına alındılar!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkede maalesef anti demokratik uygulamalar son hızıyla devam ediyor. Son günlerde biliyorsunuz 48 avukat gözaltına alındı! Sadece ve sadece avukatlık yaptıkları için gözaltına alındılar. Müvekkilleri ile ilgili sorular sordukları için ve müvekkilleri ile savunma anlamında konuşmalar yaptıkları için gözaltına alındılar ve kötü muamele görüyorlar. Sağlıksız koşullarda, Korona koşullarında, hijyeni olmayan, havasız, kapalı ortamlarda onlarca kişi beraber tutuluyor. Kimisi Covid oluyor ve halen de gözaltında tutuluyorlar. Avukatlara artık geldi sıra maalesef. Toplumda çok önemli bir şekilde baskıcı bir hava estirildi ve sonrasında da insanlar düşmanlaştırıldı, tüm muhalifler düşman ilan edildi ve cezaevlerine dolduruldu, suçlu ilan edildi ve en sonunda da onları savunan avukatlar, savunanlar da suçlu ilan edildi. Sadece ve sadece avukatlık yaptıkları için bu muameleye maruz kaldılar. Kabul edilecek bir davranış değil! Biz bir an evvel demokrasiye, hukuka dönülmesi gerektiğini söylüyoruz ve bu muamelenin kabul edilemez olduğunu söylüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kürtçe alerjisi, Kürtçe ’ye yönelik hasmane duygu ve düşünceler artık özel üniversitelere de gelmiş! Bekir Tank Hoca Kürtçe empatisi yaptırmak istedi diye İstanbul Ticaret Üniversitesinden kovuldu!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar ülkenin dört bir tarafında maalesef anti demokratik uygulamalar devam ediyor. Daha taze bu sabah aldığımız bir haber. Bakın Kürt meselesindeki anti demokratik tavrın iktidarın tavrının maalesef özel üniversitelerde de devam ettiğine dair çok üzücü gelişmeler yaşanıyor. Öğretim Üyesi Bekir Tank inkılap tarihi hocası. 3 yıl önce öğrencilerine bir ödev vermiş. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini ve İstiklal Marşı’nı Kürtçe ‘ye çevirin demiş. Bu üniversitede rahatsızlığa neden olmuş. Aynı zamanda hoca bir takım başka ödevler de vermiş, yabancı öğrencilerin olduğu bir üniversitede. “Savaş öldürür, barış yaşatır.” Cümlesini farklı dillerde yazın demiş; yine “Yurtta barış, dünyada barış.” Cümlesini farklı dillerde yazın demiş, yine “Seni seviyorum.” Cümlesini istediğini dillerde yazın demiş. Bütün bunlardan dolayı tepki çekmiş, üniversitenin öğrenci konseyi bundan dolayı bir tepki göstermiş ve üniversite hocayı kızağa almış ve sonunda da 31 Ağustos 2020 gününde sözleşmesini iptal etmiş. Yeniden bir sözleşme yapmamış! Düşünün Kürtçe alerjisi, Kürtçe ‘ye yönelik hasmane duygu ve düşünceler artık özel üniversitelere de gelmiş! İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin bu tavrından dolayı üniversiteden bir açıklama bekliyoruz. Olacak bir şey değil! Kamuoyu buna tepki gösteriyor, gösterecek de çünkü bu ülkede maalesef devlet eliyle, iktidarlar eliyle oluşturulmuş ve sürdürülmüş Kürt meselesi var, Kürtlere yönelik ayrımcı politikalar var ve bunların kaldırılması gerektiğini biz partimiz olarak söylerken bunları daha da arttıran uygulamalara imza atıyor, devlet üniversiteleri, özel üniversiteler maalesef bu uygulamalara imza atıyor en sonunda da Kürtçe konusunda empati oluşturmaya çalışan bir öğretim üyesi Bekir Tank, sırf bu gayretlerinden dolayı üniversiteden uzaklaştırılıyor! Olacak şey değil! Maalesef Kürtçe ‘ye yönelik alerjinin bir başka versiyonunu yaşıyoruz ve kabul etmiyoruz, kınıyoruz!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Uşak Valiliği şaşırtmadı! Valiliklerin ilk tepkisi ne yazık ki doğru açıklama yapmak veyahut da halktan özür dilemek yerine yalanlamak olduğunu çok iyi biliyoruz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz hafta bahsetmiştik, Uşak’ta kadın öğrencilere yönelik, Uşak Emniyeti’nde yapılan işkenceleri anlatmıştık, çıplak bir şekilde üst iç çamaşırı ve daha sonra alt iç çamaşırının dize kadar indirilmesi suretiyle otur kalk işkencesi yapılması, bir işkenceydi. Biz bunu geçtiğimiz hafta da eleştirmiştik ve Uşak Valiliği bunu ilk önce duymazdan gelmişti, eleştiri şiddetimizi, yoğunluğumuzu arttırmıştık ve sonunda Uşak Valiliği bir açıklama yaparak, bu konuya bir açıklama getirdi ama tabi ki bu olayı kara propaganda olarak niteleyerek doğru konuşmayarak bir açıklama yaptı. Biz valiliklerin doğru olmayan açıklamalarına zaten aşinayız. Yıllardır insan hakları savunucusuyum, yıllardır siyasetçiyim ve valiliklerin yanlış uygulamalar karşısındaki ilk tepkisinin doğru açıklama yapmak veyahut da halktan özür dilemek yerine doğru olmayan açıklamalar olduğunu çok iyi biliyoruz, daha geçtiğimiz günlerde Sakarya Valiliği’nin Kürt işçilere yönelik linç girişimi için linç yapılan genç kadın tarafından çekilen videoyu reddetmesi; apaçık ortada. Böyle absürt bir açıklama vardı, linçe uğrayan genç kadın telefonla video çekiyor ama Valilik: “Böyle bir görüntü bu olaya ait değildir.” Diye açıklama yapıyor. O zaman devlet ile millet arasında bir uyuşma nasıl olacak arkadaşlar, ben size sorarım. Nasıl böyle bir şey olabilir? Bunu anlamak mümkün değil, maalesef Uşakta da yine aynı şekilde oldu, tüm öğrencilerin anlattığı otur kalk işkencesi için Uşak Valiliği açıklama yapıyor: “Böyle bir şey yoktur, yaptığımız her şey usule, hukuka uygundur.” Diyor ama öbür taraftan tüm öğrenciler böyle bir muamelenin yapıldığını apaçık söylüyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sadece Uşak’ta değil, başka yerlerde de OHAL Döneminde gittikçe artan bir şekilde, OHAL Döneminin öncesinde de bunlar vardı ama OHAL Döneminde gittikçe artan bir şekilde kadınlara yönelik iç çamaşırlarının aşağı indirilmesi ve otur kalk şeklinde bir muamele yapılmasına sürekli rastladık.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Başka kadınlar da anlatıyor bunu: “Alt çamaşırımı çıkarttırıp, kurbağa gibi 3 kez zıplattılar.” Diyen kadınlar var, gözaltında uğradıkları muameleleri anlatırken. “Bakırköy Cezaevi’ne girişte çırılçıplak soyundum.” Diyen kadınlar var. “18 yaşındaki kızım ve ben de çıplak arandım.” Diyen kadınlar var ve bunlar haber kanallarında yayınlandı, maalesef bir gerçek bunlar! Valilikler bunları yalanlayacağına bir daha emniyet müdürlüklerinde bu tür hadiselere mahal vermeyeceklerini açıklasınlar. Biz&nbsp; bir milletvekili olarak devlet görevlilerinin yaptığını takip ederiz, eleştiririz ve bir daha olmaması için onları uyarırız, soru önergeleri veririz, araştırma önergeleri veririz, devlet görevlileri kendilerini masum zannetmesinler, sorgulanamaz zannetmesinler, hesap verilemez zannetmesinler, mutlaka her yaptıklarından hukuk önünde hesap verecekler, mahkemelerde ter atacaklardır, insan onuruna haysiyetine aykırı hiçbir fiile imza atamaz devlet görevlileri devlet adına böyle bir şeyi kesinlikle yapamazlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İçişleri Bakanlığında “Anayasa Mahkemesi’ni takmıyorum.” diyebilen bir bakan var!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar biz böyle söylüyoruz ama bir İçişleri Bakanı var Süleyman Soylu. Her gün bir vukuat açıklama yapıyor, inanılmaz açıklamalar yapıyor. Kendisi biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi’nin kararları ile ilgili çok ilginç açıklamalar yapan bir bakan. Anayasa Mahkemesi’nin güvenlik soruşturması ile ilgili kararı için geçtiğimiz aylarda “Anayasa Mahkemesi’ni takmıyorum.” Diyebilen bir bakan. Düşünün bu ülkede her şeyin üstünde bir Anayasa vardır, her şeyin Anayasa’ya uygun olup olmadığını denetleyen bir Anayasa Mahkemesi vardır ama yürütmenin bir bakanı kalkıp Anayasa Mahkemesi’ne demediği lafı bırakmıyor, demediği hakareti bırakmıyor ve onu tanımadığını söylüyor ve en sonunda da geçtiğimiz gün Anayasa Mahkemesi Başkanı’na “Seni bizden başka kim koruyacak? O zaman işine bisikletle gitseydin.” Gibi absürt cümleler söylüyor. Bir kaba dayı edasıyla, bir mahkeme başkanına had bildirmeye kalkıyor, aslında toplumun bu tür söylemlere karşı İçişleri Bakanı’na haddini bildirmesi gerekiyor çünkü bu ülkede hiçbir bakan, hiçbir devlet görevlisi Anayasa’nın üstünde değildir. Hiçbir devlet görevlisi Anayasa Madde; 138’e göre yargı mercilerine had bildiremez, talimat veremez, böyle bir yetkisi yoktur. Bulunduğu konumu itibariyle böyle bir şeyi yapma hakkı yoktur ama İçişleri Bakanı inanılmaz ifadeleri ile hukuk devleti dışındaki inanılmaz ifadeleri ile bir bakandan ziyade sıradan bir vatandaşı andırıyor ki bu sıradan vatandaşın karakterinin de hiç iyi olmadığını tüm kamuoyu da çok net bir şekilde biliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Güvenlik görevlileri, polisler, bekçiler, askerler hepsi halkın huzurunu, hukukunu korumak için vardır, halkın üstünde değildir.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar şunları da söylemek lazım; bu ülkede iktidarlar, meclis, tüm yürütme, yasama, yargı vatandaşların temel hak ve hukuklarını korumak için vardır, vatandaşların insan gibi yaşaması, hukuka uygun bir şekilde yaşaması için vardır. Hiçbir yetkili Anayasayı temel hak ve hukuku kendisine bir tehlike olarak göremez, kendisini temel hakların üstünde göremez. Güvenlik görevlileri, polisler, bekçiler, askerler hepsi halkın huzurunu, hukukunu korumak için vardır, onların üstünde değildir. Halkın özgürlüğü için, hukuku için, demokrasinin tesisi için vardır ve kesinlikle bunların üstüne çıkabileceğini düşünmemelidirler. Kimse Anayasa’nın üstünde ben varım diyememelidir! Bunları dedikleri anda da biz millet adına bu yetkilileri, bu görevlileri sorgularız, uyarırız ve onlar hakkında gereken işlemlerin yapılmasını da isteriz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kırşehir Cezaevi’nde 120 güne yakındır Kürt gençler açlık grevi yapıyordu. Kürt üniversite öğrencileri en sonunda Kayseri Bünyan Cezaevi’ne ve Tarsus Cezaevi’ne Kırşehir’den sürgün edildiler</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye Cezaevlerinde maalesef çok üzücü hadiseler yaşanıyor: Kırşehir Cezaevi’nde 120 güne yakındır şu gördüğünüz gencecik öğrenciler açlık grevi yapıyordu çünkü cezaevi yönetimi kendilerine çok kötü muamele yapıyordu, ayakta sayım ve hakaretler gırla gidiyordu. Bundan dolayı dönüşümlü açlık grevi içindeydi Kürt üniversite öğrencileri ve en sonunda hakları iade edilmedi bir de üstüne Kayseri Bünyan Cezaevi’ne ve Tarsus Cezaevi’ne Kırşehir’den sürgün edildiler ve gittikleri cezaevinde de çıplak aramaya maruz kaldılar, çıplak aramayı kabul etmedikleri için darp edildiler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ali Saday onlardan birisi. Bu üniversite öğrencisi Kırşehir’den Kayseri’ye sürüldü</strong>. Dövülerek darp edilerek sürüldü, Kayseri Bünyan Cezaevi’ne girişinde de darp edildi. Türkiye’de işkencenin devam ettiğine dair, Türkiye’de gerek Uşak’da olsun Uşak Emniyet Müdürlüğü’nde olsun gerek Kırşehir Cezaevi’nde olsun, gerek Kayseri Bünyan Cezaevi’nde olsun kötü muamele ve işkencenin devam ettiğine dair bunlar somut belgelerdir arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Emrah Kına yine aynı şekilde sürgün edilen Kürt üniversite öğrencilerinden birisi</strong>. O da darp edildi, neden? Çünkü insan onuruna aykırı bir şekilde çıplak aramaya maruz bırakılmaya çalışılıyordu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çetin Çiftçi yine Kırşehir’den Tarsus Cezaevi’ne gönderildi.</strong>&nbsp;O da Tarsus Cezaevi girişinde darp edildi, o da çıplak aramaya maruz bırakıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cumali Yıldırım Kırşehir Cezaevi’nden Kayseri Bünyan Cezaevi’ne nakledildi</strong>&nbsp;ve girişte çıplak aramaya maruz bırakıldığı için darp edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cudi’de şimdi Eruh’un Şeyh Ömer Dağı (Çiyaye Reş) ‘de yangın var ve halk: “itfaiye gidip bunları söndürmeli.” diyor ama görevliler kesinlikle gitmiyor. Biz terörle mücadele adı altında dağların yakılmasına, canlıların yakılmasına, dağın, taşın alevler içinde bırakılıp, kül içinde bırakılmasına kesinlikle karşıyız!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülke öyle bir hale gelmiş ki; ülkenin dağlarında yangınlar oluyor ve kimsenin umurunda olmuyor! Aylardır, günlerdir ülkenin dağlarında yangınlar çıkıyor, itfaiye görevlileri gidip söndürmüyor. Belki kulaklarınıza inanamayacaksınız ama bunlar gerçek! Birçok dağda Cudi’de şimdi Eruh’un Şeyh Ömer Dağı (Çiyaye Reş) ‘de yangın var ve halk: “itfaiye gidip bunları söndürmeli.” diyor ama görevliler kesinlikle gitmiyor ve yangınlar devam ediyor! Niye yangınlar söndürülmüyor diye soruyoruz? Sadece sessizlik var, bir cevap vermiyorlar maalesef. Biz terörle mücadele adı altında dağların yakılmasına, canlıların yakılmasına, dağın, taşın alevler içinde bırakılıp, kül içinde bırakılmasına kesinlikle karşıyız, kendi oluşturduğunuz sorunlar ile bu şekilde mücadele edemezsiniz! Ülkede demokrasi ve hukukun tesisi ile ancak ve ancak ülkede çatışmalar, kan ve gözyaşı bu şekilde biter. Ülkenin dağlarını, ormanlarını yakarak hiçbir yere varamazsınız diyoruz size.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kürtçe müzik yaptığı için sanatçıları cezalandırıyorsunuz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine üzücü bir hadise! Kozan Bengi, Erzurum Tekman’da Newroz etkinliğinde Kürtçe müzik söylediği için 3 yıl 9 ay cezaya çarptırıldı. Zamanında Ahmet Kaya da Kürtçe müzik yaptığı için kendisine çatal, bıçak fırlatılmıştı ve yaşamı zehir edilmişti, yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştı, işte bir başka sanatçı yine Kürtçe müzik söylediği için şu anda cezalandırıldı, Kozan Bengi. Böyle bir ülkede hangi Kürt meselesini çözeceksiniz? Üniversitesinde öğrencisinden Kürtçe metin istediği için hocayı üniversiteden atıyorsunuz, Kürtçe müzik yaptığı için sanatçıları cezalandırıyorsunuz sonra da “Biz Kürt meselesinde bir sorun görmüyoruz.” Diyorsunuz. Siz istediğiniz kadar görmeyin sizin elinizle oluşturulan bir Kürt meselesi var, sizin kafanızla bu mesele kesinlikle çözülmeyecek. Demokrasi, hukuk, adalet ve hak ile çözülecek, biz bu tüm zulmünüze rağmen, haksızlığınıza rağmen, anarşi isteğinize rağmen, tüm bu kaos çalışmalarınıza rağmen, tüm bu nefret söylemlerinize rağmen; barış diyeceğiz, insan hakları diyeceğiz ve sonunda mutlaka insan haklarını, barışı tesis edeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Hayvan barınaklarındaki sorunların Sayın Ekrem İmamoğlu’na anlattım. İhmallerini ucuza alınan mamaları, yolsuzlukları, usulsüzlükleri, hukuksuzlukları hepsini anlattık ve gereken tedbirlerin de alınmasını istedik.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar sadece insanlara yönelik değil, biz dünyadaki her canlının hakkına, hukukuna gayretler içindeyiz. Türkiye’de de bir milletvekili olarak bana birçok hayvan barınağı ile ilgili şikayetler geldi. Türkiye’de ki belediyelerdeki hayvan barınaklarında çok büyük sorunlar var. %80’inde hayvanlar iyi bakılmıyor, iyi beslenmiyor, iyi tedavi edilmiyor, salgın hastalıklara yakalanıyor ve sonunda bakılsın diye bakım evine verilen hayvanlar için o bakım evleri bir toplama kampı haline geliyor. Yanlış duymuyorsunuz bir toplama kampı haline geliyor, hayvanlar orada adeta bir cezaevindeler, adeta bir işkence görüyorlar, eziyet içindeler ve bundan dolayı da hayatlarını kaybediyorlar, büyük bir sorun var. Şehirler büyüdükçe hayvanlara yer kalmıyor ve kediler, köpekler ve diğer hayvanlar son derece sağlıksız koşullarda yaşamaya başlıyor. İnsanlar onların artmasından tedirgin oluyor ve yok edilmesi için en azından gözlerinin önünden kaldırılması için bakım evlerine gitmesini istiyor. Belediyeler hayvan barınakları yapıyor ve orada yapmaları gereken bu kedi, köpekleri toplayıp orada onların sağlıklarına uygun bir şekilde bulundurmak iken ve orada bu hayvanları kısırlaştırmak ve ardından aşılamak daha sonra aldıkları yere bırakmak iken maalesef bunlar yapılmıyor, gerektiği oranda kısırlaştırma çalışması yapılmıyor, Türkiye coğrafyasında ki hayvanların ancak %40-50’si belediyeler tarafından toplanıyor ve kısırlaştırma çalışması yapılıyor. Bu kısırlaştırma çalışması da tam tekniğe uygun bir şekilde yapılmıyor, hijyene uygun bir şekilde yapılmıyor ve hayvanlar enfekte olup hayatlarını kaybedebiliyorlar, düşünün çünkü hijyen yok, çünkü temizlik yok, sağlık yok güya ıslah etmek için daha iyi koşullarda yaşaması için hayvan bakım evine aldığınız bu hayvanlar hayatlarını kaybediyorlar. Onları orada aşılamanız gerekiyor ve topluma bu şekilde salmanız lazım. Bunlar yeterli oranda yapılmıyor ve belediyeler arasında inanılmaz bir olay var. Bir belediye alıyor, kendi sınırları içindeki köpekleri bir başka belediyenin sınırlarına atarak başından savmış oluyor, herkes birbirinin sınırları içine köpekleri atıyor ve biz sonuçta da bakım evlerine gittiğimiz zaman açlıktan, bakımsızlıktan birbirini yiyen köpekleri görüyoruz. Aynı ortamda bulunduğu için salgın hastalıklara kendisinden olmadığı halde başkasından bulaşarak ölen kedileri, köpekleri biliyoruz ve bu bakım evlerinin bu hayvanlar için bir toplama kampına döndüğünü biliyoruz ve en büyük sorunlar da İstanbul’da yaşanıyor! Biz parti ayırt etmeksizin hangi partiye ait olursa olsun, tüm belediyelerdeki hayvan bakım evlerini ve barınaklarını gözlem altında tutmaya çalışıyoruz ve buralarda hangi ihlaller yaşanıyor, hayvanlar sağlıklı koşullarda yaşıyor mu? Belediyeler görevlerini yapıyor mu diye gözlem içindeyiz ve büyük hatalar eksiklikler görüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kısırkaya Bakım Evi, Tepeören Bakım Evleri’nde önemli hatalar sıkıntılar hep gördük. İşte bütün bunlardan sonra biz yetkililere de uyarılarda bulunduk ve hatta ziyaretlerde bulunduk. Parti ayırt etmeksizin bu konu siyaset üstü bir meseledir, hayvanlar hepimizin dostudur, onlar sevimli varlıklardır, bizim hayatımızın neşesidir ve bizim onları koruyup, kollamamız gerekir. Onların kötü bakılmasına, ölmesine, salgın hastalıklara yakalanmasına hepimizin karşı çıkması lazım, burada parti ayrımı olmaz, önümüzdeki aylarda mecliste bir hayvan hakları yasası çıkacak, bunun için de çalışma içindeyiz. En iyi bir şekilde hayvan hakları yasasının çıkması lazım. Şuana kadar Kabahatler Kanunu çerçevesinde cezalandırılan belediyelere de buradan hatırlatmış olalım. Artık Türk Ceza Kanunu çerçevesinde bu yeni yasa ile cezalandırılacaksınız, bizim sözlerimizi dinlemenizi öneririz. Bizim sözlerimizi dinlerseniz hayvan hakları savunucuları, hayvan hakları delegasyonları, derneklerinin sözlerini dinlerseniz gönüllüler ile işbirliği yaparsanız belediyeler sonuçta hem hayvanları korumuş, ölmelerini engellemiş olursunuz hem de fazla üremelerinin önüne geçmiş olursunuz, hem de ihlal yaptığınız zaman ağır cezalara uğramaktan kurtulmuş olursunuz. İşte bütün bunlar için geçtiğimiz gün İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu hayvan hakları savunucuları ile ve partimiz yerel yönetim temsilcileri ile beraber ziyaret ettik. Sayın Ekrem İmamoğlu’na bütün bu anlattıklarımızı, tüm bu eleştirilerimizi, tüm bu gördüğümüz bakım evlerindeki eksiklikleri ve bu veteriner camiası adına bakım evlerinde hizmet veren insanların eksikliklerini, ihmallerini ucuza alınan mamaları, yolsuzlukları, usulsüzlükleri, hukuksuzlukları hepsini anlattık ve gereken tedbirlerin de alınmasını istedik. Sayın İmamoğlu bu konuda bir çalışma grubu oluşturacağını ve bizleri de bu gruba dahil edeceğini, bir karşılıklı bilgi ve fikir alışverişi içinde yürümesi gerektiğini, yürümemiz gerektiğini ifade etti. Biz de bu çalışmaları inşallah katılacağız, ekim veya kasım aylarında da mecliste yeni hayvan hakları konusunda da önemli bir gayret sarfedeceğim ve hayvanların haklarının her şeyin üstünde olduğunu, hayvan hakları ihlali yapan belediyelerin ağır bir şekilde cezalandırılmasını sağlayan bu yasanın çıkmasını sağlayacağız inşallah.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bugün Gazetesi’nin eski temsilcisi Meclis temsilcisi olan Çetin Çiftçi Sincan Cezaevi’nde ağır hastalıklar ile boğuşuyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın size bir gazeteci göstereyim mecliste çalışan gazeteci arkadaşlarımız belki bu kişiyi hatırlarlar, Bugün Gazetesi’nin eski temsilcisi Meclis temsilcisi olan Çetin Çiftçi Sincan Cezaevi’nde ağır hastalıklar ile boğuşuyor, Korona ’ya yakalandı, sağlığı hakkında çok önemli sıkıntılar var, eşi ile görüştüm Çetin Çitçi’nin cezaevinde yemek yiyemediğini, sürekli zayıfladığını, görüşe gittiğinde göremediğini ve Covid temaslı olduğu için karantinada olduğunu, sağlığının iyi olmadığını ve tehlikeli hastalıklara müptela olduğu kuşkusu içinde olduğunu söyledi. Eğer ki zamanında müdahale edilmezse geç kalınmış olacak ve hayatını kaybedecek dendi. İşte Türkiye’de cezaevindeki gazetecilerin hali bu. Biz kimlik ayırt etmeksizin, görüş ayırt etmeksizin tüm gazeteci mahpusların sadece haber yapma özgürlükleri kısıtlandığından dolayı cezaevinde bulunan tüm gazetecilerin durumunu kamuoyuna bildirmeyi bir borç biliyoruz ve onların hakkını, hukukunu savunmak gerektiğini tekrar ve tekrar söylüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Diyarbakır Kadın Cezaevinde ped verilmediği için kadınlar kıyafetlerini ped yapıp kullanıyor! Çift kelepçe dayatmasından dolayı mahpuslar hastaneye gidemiyor. Bunlar 21.yy da Türkiye’de yaşanıyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Maalesef cezaevlerindeki kötü muameleler bitmiyor. Bakın bana gelen bir bilgi var. Figen Ekti Rosa Kadın Derneği Diyarbakır Kadın Cezaevi’nde yaşadıklarını anlatmış. Geçtiğimiz aylarda biliyorsunuz Rosa Kadın Derneği’ne üye kadınlar, tutuklanıp cezaevine konmuştu ve orada çok kötü muamele görmüşler. Şiddetli bel ağrıları var ancak çift kelepçe dayatmasından dolayı Temmuz’dan beridir doktora gidemiyorlar. Kadın olarak cezaevine girdiklerinde o günlerde regl dönemleri, adet görme dönemleri yaşanmış ve herhangi bir ped de olmadığı için o cezaevinde çok zor durumda kalmışlar. Kantinden almak istemişler, “Hafta sonu, kantin açık değil kardeşim, alamazsınız.” denmiş. Ne yapacaklarını bilememiş: “Peki yan koğuştaki mahpuslardan alalım.” denmiş, “Hayır olmaz oradan da alamazsınız.” denmiş. Ne yapacağını bilememiş kadınlar ve elbiselerini keserek ped yaparak kanamayı durdurmaya çalışmışlar. Bunlar nerede yaşanıyor? 21. Y.Y.’da Türkiye’de Diyarbakır Kadın Cezaevinde yaşanıyor. Utanç verici hadiselerdir ve işkencedir. Başka bir şey değildir arkadaşlar. Bunu herkes bilsin. Elbisesini keserek ped yapan kadınların olduğu bir cezaevi gerçekliğinden bahsediyoruz Türkiye’de. Kadınların cezaevlerine girerken mahrem aramalarda utanç içinde kaldığı ve ziyaretinin engellenmemesi için bunu beyan etmekten çekindiği bir Türkiye gerçeğinden bahsediyoruz, maalesef memleketin hali bu işte.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gece gündüz demeden milletvekilliği görevimi yapmaya çalışıyorum çünkü milletvekilliği çok ağır bir görevdir!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar. bütün bunlar yaşanırken biz milletvekili olarak görevlerimizi yapmaya çalışıyoruz. Ne yapıyoruz? Soru önergeleri soruyoruz, vatandaşlardan bize gelen sorular hakkında ilgili bakanlıklara sorular soruyoruz, büyük bir ciddiyet içinde işimizi yapmaya çalışıyoruz, gece gündüz demeden milletvekilliği görevimi yapmaya çalışıyorum çünkü milletvekilliği çok ağır bir görevdir, çok büyük sorumluluğu olan bir görevdir. En az 90 bin kişinin oyuyla milletvekili olmuş bir kişiyim, sadece Kocaeli’nin değil tüm Türkiye’nin milletvekiliyim anayasal olarak ve bu büyük sorumluluğu hissederek milletimizin her ferdinden gelen şikayetleri karşılamaya ve onlar hakkında gereken işlemleri yapmaya çalışıyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Berat Albayrak bize doğru dürüst cevap vereceğine, kalkmış Kayın pederi Cumhurbaşkanı’nın bir konuşmasının linkini yolluyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Örneğin bir keresinde bana bir vatandaşımız: “Pandemi döneminde 5 bin TL’nin altında geliri olanların iktidarın bir vadi var, kredi alma şansımız doğmuş ama ben bu işlemleri yapıyorum, başkası kredi alabilirken ben alamıyorum, neden böyle oluyor?” diye bir soru yöneltmişti. Biz de bunun üzerine bu soruyu Maliye Bakanı Berat Albayrak’a gönderdik ve niye böyle vatandaşlar arasında bir ayrımcılık yapıldığını sorduk. 5 bin TL’nin altında geliri olan bir kısım insan kredi alabilirken bankalardan, bir kısım insanlar kredi niye alamıyor? Evet bu çok önemli bir soru. Cevabını bekledik, sonunda cevap geldi. Bakın Berat Albayrak bize nasıl bir cevap yollamış? Kayınpederi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir bakanlar kurulu toplantısı sonrası yaptığı bir konuşmanın metninin linkini göndermiş bize. Beyefendi bu denli sorumsuz ki, bu denli kendinden emin ki, bu denli kendini beğenmiş ki böyle usulsüz, hukuksuz, inanılmaz bir uygulamaya imza atıyor. Bize doğru dürüst cevap vereceğine, kalkmış Cumhurbaşkanı’nın bir konuşmasının linkini yolluyor. Sayın bakan ben sana soruyorum, sorumluluğunu bil, bakanlığını da bil, onun, bunun konuşma metnini bana göndererek daha önceki seferler de olduğu gibi link göndererek böyle bir cevap verme usulünden vazgeç diyorum. Yani kamuoyunun tepki gösterdiği birçok başka olayda da kibirlenme ile kendini beğenme ile kendini müstağni görme ile, insanlara karşı tepeden bakma ile bakanlık yapılmaz. O makamlar geçicidir, bakanlık makamı bir gün biter ve bu millet de en ağır bir şekilde bu yaptıklarının hesabını senden sorar, bugün benden hesap sorulmaz, istediğim gibi ukalalık yapayım diyebilirsin ama yarın öbür gün bütün bunların hukuk önünde hesabını verirsin, bize verdiğin cevap millete verdiğin cevaptır, bize yaptığın saygısızlık millete yaptığın saygısızlıktır başka bir şey değildir, bunu sana hatırlatırız. Biz yine usul ve hukuk içinde kalırız sorularımızı sorarız, hiçbir şekilde yaptığın bu muamele bizim faaliyetlerimizi de engellemez, durdurmaz ve biz de sonuna kadar tüm bakanlara, tüm yetkililere de gereken soruları da sonuna kadar soracağız, sorgulayacağız, bir baskı makamı da olacağız ister cevap verin ister cevap vermeyin, ister lakayt cevap veren biz sonuna kadar halkın, milletin sorunlarını mutlak surette çözmeye çalışacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Silivri 7 No’lu da eşime istediği kitabı gönderiyorum, incelemeye gidecek diye kitap verilmiyor, 1 yıl oldu ne kendisine kitap verildi ne bize kitap yollandı!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın cezaevlerinden başka haberler de bize çok geliyor. Silivri 7 No’lu ‘da eşi olan bir kadın. “Zalimlerin zulmü arşa çıktı.” diyor milletin bir ferdi olarak, “Canımıza tak etti artık bu usulsüzlükler, hukuksuzluklar, ihlaller. Zaten yakınımız cezaevinde ama tecrit üstüne tecrite uğruyor, eşime istediği kitabı gönderiyorum, incelemeye gidecek diye kitap verilmiyor,1 yıl oldu ne kendisine kitap verildi ne bize kitap yollandı.” diyor. düşünün şu rezalete bakar mısınız? şu skandala bakar mısınız? Bir vatandaş olarak mahpus yakınınıza kitap gönderiyorsunuz, kitap ne mahpusa ulaşıyor ne size geri geliyor. Ne oldu kardeşim bu kitaplar, bu kargolar, bu elbiseler? Gönderilen bu postalar, mektuplar, el konulan mektuplar hepsinin farkındayız, hepsi bilgimiz dahilinde, kimse yaptığının yanına kar olduğunu sanmasın. Bana gönderilen birçok mektuba bazı cezaevlerinde el konulduğunu da çok iyi biliyorum. Bakın bu da bir vatandaşa yapılmış bir muamele bunlar kesinlikle kabul edilecek şeyler değil değerli arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KHK’lıların uğradığı mağduriyetler had safhada! SMMM’lerin müşavir müracaatlarını sırf KHK’lı olduğu için nasıl engellersiniz?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer ihllaler ile ilgili bize gelen vatandaş şikayetlerini de size aktarmak isterim. KHK’lıların uğradığı mağduriyetler had safhada, devlet kamu sektöründen ihraç edilen sadece bununla kalınmayan adeta vatandaşlıktan da ihraç edilip hayattan ihraç edilmeye çalışılan KHK’lılara hayat cehenneme çevrilmiş durumda, bakın bir kişi bize diyor ki: “SMMM için başvuru yapmak istiyoruz, KHK’lı olduğumuz için Maliye Bakanlığı izin vermiyor. Biz bunu da soracağız Maliye Bakanlığı’na. Berat Albayrak bunu nasıl yapabilirsin? Hiçbir Anayasal husus, engelleme yokken kafanızdan SMMM’lerin müşavir müracaatlarını sırf KHK’lı olduğu için nasıl engellersiniz, size bunları soracağız ve bu uygulamalardan sonunda da vazgeçirteceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kayseri Bünyan Cezaevinde Savcıya soruyorsun: “Bakanlık cevap versin, ben konuşamam.” diyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine Kayseri Bünyan Kapalı Cezaevi’ni arıyoruz, bize “Biz de Korona hastalığı yok.” diyor yetkililer. Ama bize yüzlerce mahpus yakınından Kayseri Bünyan Cezaevi’nde Covid olduğuna dair ihbarlar geliyor. Soruyoruz mahpuslara test yapılmış mı? Yapılmamış. Görevlilere soruyoruz, “Covid bizde yok.” Deniliyor. Kardeşim test yapmadan Covid olup olmadığını nereden bilirsin? Kendi kafandan mı karar veriyorsun? Böyle keyfi uygulamalar ile nereye varacaksınız diye soruyorum Kayseri Bünyan Cezaevi’ne. Ceza Tevkif işleri Genel Müdürlüğü’ne de Adalet Bakanlığı’na da keyfi muameleler yapan cezaevlerini hatırlatıyorum, kendi kafasından muameleler yapan cezaevleri var, bilgi vermek istemeyen savcılar, müdürler var. Birisine soruyorsun işte diyor: “Savcı cevap versin sana.” Savcıya soruyorsun: “Bakanlık cevap versin, ben konuşamam.” diyor. topyekûn bir halde Covid gerçeğini gizlemeye çalışıyorlar. Hem Sağlık Bakanlığı doğru açıklamalar yapmıyor, hem de Adalet Bakanlığı doğru açıklamalar yapmıyor, vaka sayılarını az gösteriyorlar, hasta olan kişiler hakkında bilgi vermiyorlar, daha sonra da bunu eleştiren, Tabipler Odası gibi kurumlar hakkında da kapatılsın diye beyanlarda bulunuyor Cumhur İttifakı yetkilileri. Olacak işler değil! Böyle bir saçmalık ve anlamsızlık içinde maalesef gidiyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Şerif Mesutoğlu haksızca cezaevinde çürürken Muhammed Safitürk’ün kardeşi de “Gerçek katiller nerede?” diye haykırıp duruyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Evet bir başka vaka biz aylardır, yıllardır söylediğimiz bir vaka, bizim için çok önemli, bakın Derik Kaymakamı Muhammed Safitürk’ü öldürdüğü ithamıyla müebbet hapis cezasıyla çarptırılan Şerif Mesutoğlu önceki hali ve sonraki hali, cezaevinde açlık grevi yaptığı için çok zayıflamıştı ve Yargıtay cezasını onadı ama bomboş bir dosya ile Yargıtay cezayı onadı. Yargı mercileri gerek yerel mahkemeler gerek İstinaf gerekse de Yargıtay yanlış kararlar verebilir, millet ve milletvekilleri bu kararları eleştirebilir çünkü gerçekten bomboş dosyalarla bu insanlara ceza veriliyor ve bu insanlar ölüme terkediliyor cezaevlerinde. Bakın bunu sadece biz söylemiyoruz Muhammed Safitürk’ün kardeşi de yaptığı sosyal medya paylaşımlarında, şu gördüğünüz Muhammed Safitürk’ün kardeşinin paylaşımı, gerçek katillerin bulunmadığını o da söylüyor. Bakın bu mahkeme kararına, bu Yargıtay kararına itiraz eden biz değiliz, Muhammed Safitürk’ün kardeşi de “Gerçek katiller nerede?” diye haykırıp duruyor. Anayasa Mahkemesi itiraz dilekçesini almış, dosya numarası her an çıkabilir ve en azından Anayasa Mahkemesi’nden adil bir kararın çıkması lazım.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Down Sendromlu Elif Sinem ve şu çocuk da Yahya, babaları Zekeriya Sarıçelik, Zekeriya Sarıçelik 37 aydır mahpus. Anneleri Özlem Sarıçelik’de 2 Eylül tarihinde tutuklanmış.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Biz cezaevlerindeki ve adil yargılanma eksikliği konusundaki ihlalleri sürekli söylüyoruz, bakın size bazı vakalardan örnekler vereceğim. Anne baba tutukluluk zulümdür diyoruz ve anne baba beraber mahpusluk olduğu taktirde yasaların buna bir çözüm getirmesi, çoluk çocuğun ortada kalmaması için gayret ediyoruz, yasaları hatırlatıyoruz ama iktidar çok zalim bir şekilde anne baba insanları cezaevine atıyor, çoluk çocuk ortada kalıyor ve o çocuklar psikolojik ve fizyolojik olarak büyük sorunlar yaşıyor ve neslimiz tehdit altında. Bakın şu fotoğrafta görüyorsunuz şu çocuk zaten fark ediyorsunuzdur, Down Sendromlu Elif Sinem ve şu çocuk da Yahya, babaları Zekeriya Sarıçelik, Zekeriya Sarıçelik 37 aydır mahpus. Anneleri Özlem Sarıçelik’de 2 Eylül tarihinde tutuklanmış. Bu gördüğünüz Down sendromlu hasta çocuk, diğer çocuk ortada kalmış durumda. Çocuklara kendisine bakamayan hasta babaanne bakıyor. Bu çocuklar geceleyin kalkıp “Annem nerede?” diye ağlıyor, haykırıyor. Bütün bunlar Türkiye’de ailelere yaşatılıyor, kim tarafından? İktidar tarafından. Kin nefret dolu bu iktidar tarafından yaşatılıyor, ailelerden intikam alınıyor, OHAL döneminde en büyük yıkıma uğrayan aileler oldu, anne baba psikolojileri bozuldu, çocuklar darmadağın oldu ve aile yıkıldı, bunu bakın ben çok önemle söylüyorum, en çok önem verdiğim konu; çünkü bu toplumun ıslahına çok büyük önem veriyorum, bu toplumun yeniden toparlanmasına her alanda, dini mezhebi, etnik her alanda yapılan haksızlıkların giderilmesi ve bu toplumun tekrar barışa ulaşmasını hemen her alanda ulaşması için gayret sarf eden bir insan olarak söylüyorum ki bu muameleler bu toplumu yıkan muamelelerdir. Nesli mahveden muamelelerdir ve bitirilmesi gerekir. Anne baba mahpusluklara mutlaka çözüm getirilmeli, birisi mahpussa diğerine izin verilmeli ve bir şekilde bu çocuklar kimsesiz bırakılmamalı, ortada bırakılmamalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Polis amcalar oyuncağıma kızarlar mı cezaevine girerken?"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın bir başka çok üzücü bir örnek. 5 yaşında Zehra, 5 yaşındaki Zehra’nın dayısı anlatıyor diyor ki: “"Bu benim yeğenim 5 yaşında, görüyorsunuz bebeğiyle beraber arabayla onu götürüyoruz bebeğiyle beraber uyudu babası tutukluydu, dün de annesi de tutuklandı, kardeşim Zeynep Özaltun ve kızı Zehra'yı bugün cezaevine götürüyoruz.” Anne kız beraber kalacaklar ve giderken arabada dayısına söylediği tek bir kelime olmuş ve dayısı da bu cümleyi unutamıyor, şu cümleyi söylemiş: “Polis amcalar oyuncağıma kızarlar mı cezaevine girerken?" demiş. Bir çocuk masumiyetiyle söylenen bu cümle aslında ne kadar vahim işlemler yaptığımıza dair çok önemli bir gösterge, vicdanı olanın vicdanının sızlaması lazım, vicdanı olmayan için ise sıradan bir durumdur bu, bir kulağından bile girmeyen bir hadisedir bu ama biz tüm vicdan sahiplerine sesleniyoruz!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ali Boçnak Ağrı&nbsp;</strong><strong>Patnos cezaevinde hükümlü. 76 yaşında, ileri derecede prostatı, beyninde damar tıkanıklığı, nefes darlığı var. Ya bu hasta ve yaşlı adamı illa cezaevinde öldüreceksiniz ey Adalet Bakanlığı!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cezaevlerinde sadece kadınlar, çocuklar değil yaşlı ve hastalar da büyük zorluk altında. Bakın Ali Boçnak Ağrı&nbsp;Patnos cezaevinde hükümlü. 76 yaşında, ileri derecede prostatı, beyninde damar tıkanıklığı, nefes darlığı olmasına rağmen adli tıp cezaevinde kalabilir raporu verdi, göbek fıtığından ameliyat oldu, şimdi vücudu enfeksiyon kapmış. Ya bu hasta ve yaşlı adamı illa cezaevinde öldüreceksiniz ey Adalet Bakanlığı. Yani bu adamı daha cezaevinde tutarak nereye varacaksınız? Ölmek üzere olan, bir sürü hastalığı olan, enfekte olmuş bu insanı tutarak nereye varacaksınız?</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Eşim Akif Sarı İzmir Buca Kırıklar cezaevinde! Akli melekelerini kaybetmesinden korkuyorum”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Akli melekelerini kaybetmesinden korkuyorum” diyor eşi. "Eşim Akif Sarı İzmir Buca Kırıklar cezaevinde ocak ayından beri yalnız tutuluyor” hücrede tutuluyor düşünün bir insan aylardır. “Yalnız kaldığı için çok üzgün bunalımda akli melekelerini kaybetmesinden korkuyorum.” Niye bu insan yalnız başına konmuş, “Yanına verilen insanları örgütler.” Diye tek başına hücreye konmuş. Aslında müebbet hapse mahkûm edilmiş kişiler için tahsis edilen tek kişilik koğuşlara, daha doğrusu hücrelere böyle yanındakini bir şekilde örgütler diye koğuştan alıp tek kişilik hücrelere koyuyorlar, zulüm son haddinde.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mehmet Emin Özkan Diyarbakır Cezaevinde hasta mahpusu sonunda öldüreceksiniz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine bakın aylardır, yıllardır söylediğimiz bir mahpus, tutuklu, sonunda da öldüreceksiniz, yıllardır cezaevinde Mehmet Emin Özkan Diyarbakır Cezaevi’nde, yıllardır zulmen cezaevinde oğlu bana bu bilgiyi ve fotoğrafı göndermiş. "Sayın vekilim dün babamın görüşüne gittim, durumu iyi değil, ne olur bir şeyler yapın, artık tahliye olması için bir gündem oluşturun diyor” biz de buradan kamuoyuna hatırlatıyoruz, bu hasta ve yaşlı insanları zulmen kin, nefret ve intikam duyguları ile yasaya aykırı bir şekilde cezaevinde artık tutmayın diyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cezaevlerindeki sıkıntılar devam ediyor, hemen her kesimin bana ilettiği hususları ayrımsız bir şekilde dile getiriyorum, Kürt’müş, Türk’müş, kadınmış, erkekmiş, sağcıymış, solcuymuş, dindarmış, Ateistmiş ayırt etmeden bize gelen her başvuruyu, her ihlali bir insan hakları savunucusu bilinciyle, kamuoyuna aktarmaya ve bir milletvekili olarak da gereken işlemleri yapmaya çalışıyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Antalya L Cezaevi’nde gelen bir mektupta cezaevinde yaşanan ihlalleri anlatıyorlar!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın Antalya L Cezaevi’nde gelen bir mektupta cezaevinde neler yaşandığı anlatılıyor: “: 1. Madde: İç posta ve Kargo yasak” Cezaevinde iç bir başka koğuşa bir mektup göndermeniz yasak, kargoların içeri girmesi yasak. Kürtçe mektup yasak. Kantin fiyatları çok yüksek. Yeni mahpusa kirli yataklar veriliyor. Revire çıkmak çok zor. Hastaneye gitmekse neredeyse imkânsız. Yemekler az, kalitesiz, lezzetsiz. Muhalif hiçbir TV kanalını izleyemiyoruz. Yeni Yaşam Gazetesi de bize verilmiyor.” Diyor bir Kürt mahpus yazmış bize Antalya L Cezaevi’nden ve gerçekten oranın tam bir cezaevinden zindanlığa terfi ettiğini net bir şekilde görüyoruz. Tecrit içinde tecrit olduğunu görüyoruz, insanlara işkence çektirildiğini insan hak ve hürriyetlerini tam bir ayaklar altına alındığını da görüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cezaevlerinde kıvranan mahpuslar var! Bakın Elâzığ 1 No’lu ve 2 No’lu özellikle T Tipinde Korona Virüs ciddi bir şekilde yayılmış durumda.</strong>&nbsp;9 koğuş tamamen karantinada. Şu anda Türkiye Cezaevlerinin çoğunda Korona Virüs enfeksiyonu var ve bunlar söylenmemeye çalışılıyor, Gaziantep’te var, Elazığ’da var, Tavşanlı’da var, Van’da var ve Sincan Cezaevi’nde yine yüzlerce vaka var. Bakın Sincan Cezaevi hele son derece artan Korona vakaları ile dolmuş durumda. Bir açıklama yapmıyor Ankara Sincan Cezaevi Savcılığı. Bakın diğer savcılıklar da açıklama yapmıyor. Ceza Tevkifişleri Genel Müdürlüğü yapmıyor, Adalet Bakanlığı en son açıklamayı haziranda yapıyor, peki siz niye oralarda duruyorsunuz. Size sorarım ey Adalet Bakanı, sen niye oralarda duruyorsun? Vatandaş binlerce, yüzbinlerce kişi size cezaevinde neler olduğuna dair sorular soruyor, en son yaptığınız açıklama haziran da o da Bakan Yardımcınızın sizi yalanladığı, çelişkiye düştüğünüz bir açıklama, doğru olmayan bir açıklama. Haziran ayından beri açıklama yapmayı bitirdiniz. Cezaevlerinde kaç tane vaka var diyoruz, açıklamıyorsunuz, kaç tane ölüm var diyorsunuz açıklamıyorsunuz. Kaç tane ağır vaka var diyoruz, açıklamıyorsunuz daha sonra da sizi eleştirenlere yapmadığınızı bırakmıyorsunuz. Olacak iş mi bunlar?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Susmuyoruz, boyun eğmiyoruz, itaat etmiyoruz ve gerekeni de yapmaya çalışıyoruz.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine herkes korku ve panik içinde mahpuslar ve mahpus yakınları bunları çok iyi biliyorum, mahpus yakınlarının, mahpusların sesi olmaya çalışıyorum, hepsi de beni duysun, bize gelen tüm ihlaller hakkında gerekeni de yapıyoruz, susmuyoruz, boyun eğmiyoruz, itaat etmiyoruz ve gerekeni de yapmaya çalışıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kayseri Bünyan Cezaevlerinde ısrarla yöneticiler Covid yok diyor ama test yapılmamış ve Covid vakalarına rastlanıyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aydın Açık Cezaevi bakın; personel F.Ö. ismini bile veriyorum, F.Ö.’de çıkan Covid müspetligi tüm mahpus ve yakınlarında tedirginliğe yol açtı, test yapılıyor mu diye soruyoruz?<br />Yine Aydın Cezaevi ile ilgili çok sıkıntılar var, öncesinde de çok sıkıntılar vardı. Uyardık, biraz düzeltildi ama eski haline geri döndü. 9 kişilik koğuşlarda 19 kişi kalıyor biliyor musunuz? Aydın çok sıcak bir yer ve o Aydın sıcağında dört duvar arasında rüzgârın oluşamadığı dört duvar arasında insanlar sıcakta adeta işkence çekiyor, 9 kişilik koğuşta 19 kişi yatıyor, tuvaletin önünde insanlar yatıyor, diğer mahpuslar tuvalete gitmede sorun yaşıyor ve adeta bir cehenneme dönmüş durumda Aydın Cezaevi ve bir düzeltmede yapılmıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gaziantep Cezaevi’nde Namık Bingöl Denetimli Serbestliği geldiği halde şu anda cezaevinden çıkarılmıyor</strong>, bir de Covid’e yakalanmış tek kişilik hücrede solunum sıkıntısı çekiyor ve halen hastaneye götürülmediği belirtiliyor. Gaziantep Cezaevi lütfen açıklama yap! Namık Bingöl neden bu halde? Niye denetimli serbestliği geldiği halde ve cezaevlerinde büyük sıkıntı olduğu halde, binlerce vaka olduğu halde niye Namık Bingöl’ü denetimli serbestliğe çıkarmıyor ve tek kişilik hücresinde solunum sıkıntısı çekmesinde göz yumuyorsun.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yine Elbistan Cezaevi’nde sıkıntılar var.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Maraş Aksu Cezaevi’nde Covid vakaları var.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Niğde Cezaevi’nde yine Covid vakaları var ve yine açıklama yapılmıyor. Test yapıldı mı yapılmadı mı bilinmiyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mahpuslar bakın Yunus Uzun’un eşi bana mektup yazdı ve Yunus Uzun’un Covid olduğunu cezaevinden değil kendi telefonuna gelen mesajdan öğrendiğini söyledi.</strong>&nbsp;Cezaevini arıyor, cezaevi cevap vermiyor. Sağlık Bakanlığı’nın gönderdiği standart test sonucu kişinin telefonuna geldiği için cezaevindeki eşinin hastalığa yakalandığını öğreniyor ama bu tesadüfen oluyor. Cezaevi bir açıklama yapmıyor, işte cezaevlerinin hali bu</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yine Amasya Cezaevi’nde çok ciddi vakalar var ve birçok kişi hasta yatıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine Sincan Cezaevi’nde Akıncı davasında sanık olarak yargılanan birçok kişi maalesef Covid müspet çıktı, Aydemir Taşçı’nın eşi bize ulaştı ve “Pozitif çıktı ne yapıldığını bilmiyoruz çok tedirginiz.” diyor. Değerli arkadaşlar ben genel kurulda, mecliste Korona dolayısıyla alınmayan önlemler, yapılmayan tahliyeler dolayısıyla ölümler olabilir, ben bunu söyledim ve bundan sonrası da sorumluluk vebal bu iktidarındır ve Adalet Bakanlığı’nındır dedik ve dediklerimiz de çıkıyor şuanda vakalar var, ölümler var artık sorumluluk bizden gitmiştir vebal onlardadır. Bu hesabı hem bu dünyada hem öte dünyada vermeleri son derece zordur. Çünkü ayrımcı bir yasa ile siyasi mahpusları cezaevinde tutmuşlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Hilvan Cezaevi’nde yine. Koğuşlarda Covid vakaları var yine bir açıklama yapılmıyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cengiz Karakurt Siirt E Tipi Cezaevi’nde çok ağır hasta bir şekilde</strong>, ihmal edildikten sonra günlerce ihmal edildi, kalp kapakçığında rahatsızlığı olan bir insandı, günlerce ihmal edildi, hastaneye gitti geldi yatırılmadı sonunda ne oldu biliyor musunuz? Cengiz Karakurt şu anda hastane yoğun bakımda ve ölmek üzere yani kendisinden ümit kesilmiş durumda, maalesef durum bu. Yine maalesef bu tür vakalar çok artmaya başladı, hak ihlalleri hızla devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Esnafımız şu anda iflasın eşiğinde buradan bunu tekrar hatırlatıyorum ve gereken önlemlerin alınmasını istiyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yerel sorunlar da var &nbsp;iktidar üzerine düşeni yapmıyor, gerek vekili olduğum Kocaeli’nde gerekse de bir çok ilde esnafları ziyaret ediyoruz en son Urfa’da, Kocaeli’de, Mardin’de Gaziantep’te İstanbul’da esnafları ziyaret ettik ve esnafların iflas noktasına geldiğini öğrendik, devletin böylesi Olağanüstü Hal durumlarında vatandaş üzerindeki baskıyı arttırma değil, vatandaşı nasıl rahatlatabilirimin yollarını araması lazım, vatandaşa yönelik yardımlar, tedbirleri organize etmesi, maddi ve manevi açıdan vatandaşın yanında olması lazım ama esnafımız şu anda iflasın eşiğinde buradan bunu tekrar hatırlatıyorum ve gereken önlemlerin alınmasını istiyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sorun Kürt meselesini gündem eden HDP’de değildir, mesele sizin ırkçı, ayrımcı kafanızdadır!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Afyon’da ki Kürt işçilere saldırı geçtiğimiz haftanın önemli bir sorunuydu. Türkiye’de nefret söylemi ve linç kültürü devam ettiği müddetçe dediğimiz gibi tarlada çalışan Kürt işçiye saldırırsınız, üniversitede Kürtçe metin isteyen üniversite hocasını işinden atarsınız yapmadığınız bir şey kalmaz mesele sizin kafanızdadır, Kürtlerde değildir, Kürt meselesini gündem eden HDP’de değildir, mesele sizin ırkçı, ayrımcı kafanızdadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Diyarbakır Yenişehir Belediyesi’nde çalışan işçiler “kayyımcılık” yapıyorlar</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın kayyım atıyorlar, Kürt meselesini halletmek yerine kayyım atıyorlar ve Kürt işçileri işten çıkarıyor yerine batıdan kendi hemşerilerini Diyarbakır’a transfer ederek getirip belediyeye yerleştirerek kayyımcılık yapıyorlar, bize Diyarbakır Yenişehir Belediyesi’nde çalışan işçiler ulaştı. “Çöpte çalışan işçileriz, zorla sendika değiştirip, sözleşme imzaladılar ama zam vermediler, bayram, resmi tatillerde zorla çalıştırıp mesai vermiyoruz diyorlar, mobbing yapıyorlar bizim buradan uzaklaşmamızı istiyorlar.” diyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Rodos Adası’nda otelde kalan mültecilerden haber geldi ve mültecilerin maalesef çok zor durumda olduğu konusunda bilgiler var. Bakın mülteci hakları son derece önemlidir, gerek Türkiye gerek Yunanistan mültecileri bir koz olarak görüyor, mülteci çocuklarının Rodos Adası’nda ki hali 24 Ağustos’ta Marmaris’ten İtalya’ya kaçak yollarla giderken Yunanistan’ın Halkı adası yakınlarında batan tekneden kurtarılıp Rodos’a götürülen 75 mültecinin durumu çok kötü, yeterli yemek sağlanmıyor, mültecilerin hakkını hukukunu buradan hatırlatmış olayım arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kocaeli’nde sıkıntılar bitmiyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine vekili olduğum Kocaeli’nde birçok sıkıntı var. “Körfez’de Fatih Mahallesi Konak sokakta 4 aydır şantiye alanı şeklinde bırakılmış durumda. Boş arsayı şantiye deposu gibi bırakıp gittiler. Yazın sıcağı toz çamur mahallede yol ve düzen diye bir şey kalmadı. Belediye ilgisiz.” diyor vatandaş.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kızını gönderdiği okul kapatılmış gitmediği okulun parasını istiyorlar!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine bakın bir vatandaş öyle ilginç vakalar oluyor ki; OHAL öncesi Bursa’da Özel İlkbahar okuluna kızını kaydetmiş, ödeme yapmış ücreti iadesi kendisine verilmemiş, sonrasında da “İmzaladığım senedi %45 faiziyle istiyor.” Diyor vatandaş. “Devlet eğitim almadığımız yılın eğitim ücretini faizle istiyor.” Böyle skandal olaylar oluyor bakın. “Eğitim almadığımız yılın eğitim ücretini faiziyle istiyor.” Diyor devlet. Böylesine inanılmaz uygulamaların yaşandığı bir yerdeyiz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Furkan Gönüllülerine zulüm hız kesmeden devam ediyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Furkan Vakfı Gönüllülerine yönelik darplar var. Erzin’de yapacakları açıklamada polis maalesef çok kötü bir şekilde Furkan Gönüllülerini darp etti, onlardan birisi görüyorsunuz darp edilmiş. Polis devleti zulmü her yerde, hukuk devleti yok, bu zulümlerden ancak herkes için adaleti, herkes için özgürlüğü toplu bir şekilde istediğimiz zaman kurtulabiliriz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İçişleri Bakanı Merve Demirel olayında polis bir şey yapmamıştı demişti. yargı bu genç kadını taciz eden polis memuruna ceza verdi herkes bunu görsün!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın bu fotoğrafı da hatırlayacaksınız. Merve Demirel bir polis memurunun gözaltına alma işlemi sırasında tacizine uğramış bir hanımefendiydi. İçişleri Bakanı o zaman açıklama yapmıştı, “Hayır böyle bir taciz olmamıştır.” diye sonunda mahkeme bitti, ne oldu biliyor musunuz? İçişleri Bakanı bunu duysun, mahkeme o polis memuruna ceza verdi. Bakın biz biraz evvel açıklamıştık, valilikler yalan atıyor dedik, olan olaylar hakkında doğru açıklamalar yapmıyor, İçişleri Bakanı doğru konuşmuyor o zaman da bu olay için: “Bir şey olmamıştır.” demişti Süleyman Soylu şu anda yargı bu genç kadını taciz eden polis memuruna ceza verdi herkes bunu görsün. Bu memlekette ben bakanım diye kendi kafandan laflar ile bir yere varamazsın.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ümit Şakir Meriç Nehri’nde kaybolmuş Türk ve Yunan makamlarına sesleniyoruz cenazesinin en azından bulunması için gayret sarf edilmesi gerekiyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ümit Şakir Türkiye’de Yunanistan’a geçerken 1 haftadır kayıp, Meriç’te bu kişinin de nerede olduğu bilinmiyor, Meriç Nehri’nde kaybolmuş Türk ve Yunan makamlarına sesleniyoruz, bu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Meriç’te kaybolmuş cenazesinin en azından bulunması için gayret sarf edilmesi gerekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gazeteci Hanım Büşra Erdal 30 Mart’tan beridir tahliye edilmiyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gazeteci Hanım Büşra Erdal 30 Mart’ta denetimli serbestliğe çıkması gerektiği halde “Yargıtay onamadı çıkarmayız.” dediler, Yargıtay onadı bu kez de gözlem kurulu tahliyeyi engelledi. O ve diğer yüzlerce mahpus böyle bir engelli koşuda aylardır koşturup duruyorlar, güya adalet devletin temeli diye bir söz vardı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Kürtlere Yönelik Linç Girişimleri Sistematik Olarak Artıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kurtlere-yonelik-linc-girisimleri-sistematik-olarak-artiyor-11613dd5a44dd-a17f-44d2-a0d5-8e36b8ed98b42020-09-18T15:34:00+03:00HABER MERKEZİ Kürtlere Yönelik Linç Girişimleri Sistematik Olarak Artıyor

Kürtlere Yönelik Linç Girişimleri Sistematik Olarak Artıyor

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ancak son yıllarda Türkiye’nin batısına fındık, pamuk, şeker pancarı, kimyon, mercimek, soğan ve zeytin gibi ürünleri toplamaya giden&nbsp;Kürt mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırılar gittikçe artmaktadır. Kürtlerle birlikte, Afgan ve Suriyeli Arap işçiler, kentlerin “huzurunu bozdukları”, “bölücülük yaptıkları” ya da “yerleşik hale geldikleri” gibi gerekçelerle fiziki ve sözlü saldırılara maruz kalırken, çalıştıkları alanlardan uzaklaştırılıyor veya memleketlerine geri gönderiliyor.&nbsp;&nbsp;Son 7 yılda sadece basına yansıdığı kadarıyla Türkiye’nin batısında Kürtlere yönelik saldırılarda 5 kişinin öldürüldüğü, 10'dan fazla kişinin ise yaralandığı görülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Linç kültürü bağlamında bakıldığında üzülerek ifade etmek gerekiyor ki Türkiye’nin karnesinin iyi olmadığı ve utanç dolu bir geçmişe sahip olduğu ortadadır. Ancak geldiğimiz noktada Türkiye’nin geçmişte yaşanan acı hatıralardan ders almadığı gibi linç kültürünün her geçen gün olağanlaştığı görülmektedir. Kendisini kurucu unsurun bir parçası görenler, siyasi iktidarın, gücün arkasında olduğu hissi ve bunun verdiği rahatlık ile birlikte linç fiilini gerçekleştirenlere karşı uygulanan cezasızlık uygulaması da adeta bir performans yarışı gibi tırmandırıcı etki yapmaktadır. Gücü arkasında olduğu hissi, cezasızlık ve de en önemli, kendi mahallesi tarafından utandıracak bir şekilde kınanmayacağını bilmek Türkiye’de linç kültürünü olağanlaştırmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Linç kültürünün sadece bir kesime yapılmadığı bir gerçektir ancak linç kültürünü olağanlaştıran, kendisini kurucu unsurun bir parçası ve kurucu gücün kendisinin arkasında olduğu hissi taşıyanların değişmez bir şekilde Türkiye’nin tarihsel sürecinde aynı kesimler olduğu bilinen bir gerçektir. Anlaşılan o ki kurucu fikriyat, konjonktürel bir şekilde kendisi için tehlike olarak gördüğü kesimi/kesimleri işaret etmesiyle linçe gönüllü olanlarca kendilerine linç uygulanmaktadır. Gittikçe artan toplumsal kutuplaşmaların ve gerilim hatlarının popülist siyaset söylemleri tarafından körüklendiği bugünlerde linç girişimlerinin de artmasını sürdürülen siyasal iklimden bağımız değerlendirmek mümkün değildir. Bu durumlar "milli hisler”i gerekçe gösteren herkes kendisini devlet otoritesi yerine koyarak suçlu olarak kabul ettiği kişilere saldırması olağan hale gelmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ermenilere yönelik katliam, 6-7 Eylül Olayları, Maraş, Çorum ve Madımak gibi önceleri küçük çapta sonrasında ise toplu bir katliama dönüşen saldırlar dikkate alındığında son yıllarda Kürtlere, Afganlara ve Suriyelilere yönelik&nbsp;&nbsp;saldırılar toplumsal bir felakete dönüşmemesi için ivedilikle söz konusu saldırıların nedenin araştırılması ve buna yönelik&nbsp;&nbsp;önlemlerin alınması gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ömer ÖCALAN</span></p><p><span style="font-size:18px">HDP Şanlıurfa Milletvekili</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Büyükşehir 400 servis plakası verecek]]>https://www.haberanaliz.net/haber/buyuksehir-400-servis-plakasi-verecek-11612f62237cb-a891-428a-936e-95c9b2632a3d2020-09-18T15:29:00+03:00HABER MERKEZİ Büyükşehir 400 servis plakası verecek

Büyükşehir 400 servis plakası verecek

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentte artan servis aracı ihtiyacı üzerine 400 adet yeni servis plakası (S Plaka) vermek üzere ihale açtı. Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin aldığı karar uyarınca muhammen bedel KDV hariç 400 bin TL olarak belirlendi.<br /><br />İhaleye katılacak gerçek ve tüzel kişiler, şartnamede istenen belgeleri 23 Eylül Çarşamba günü mesai saati bitimine kadar teslim edebilecek. Yapılacak inceleme sonucu İhaleye katılma hakkı elde edenlerin listesi 30 Eylül Çarşamba günü İzmir Büyükşehir Belediyesi Resmi internet sitesi ile ilan panolarında duyurulacak.<br /><br /><strong>Kazananlar duyurulacak</strong><br />İhaleye katılma hakkı elde edenlerin teklif zarfları, 9 Ekim Cuma günü saat 14.00'te Kültürpark Celal Atik Spor Salonu’nda açılacak. En yüksek tekliften en düşük teklife olacak şekilde yapılacak sıralama sonucu "S" plaka alma hakkı elde edenler, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin resmi internet sitesinde ve ilan panolarında duyurulacak.<br /><br />İhaleyi kazanamayanların teminatları iade edilecek. Spekülatif kazanca neden olmamak açısından, satın alınan S plakalar iki yıl süreyle satılamayacak ve devredilemeyecek.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Pandemi kısıtlamalarına E-Kültür Merkezi’yle çözüm aranıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pandemi-kisitlamalarina-e-kultur-merkeziyle-cozum-araniyor-11611ce892564-efd7-47cc-9fb9-62c835ffb2f42020-09-18T15:25:00+03:00HABER MERKEZİ Pandemi kısıtlamalarına E-Kültür Merkezi’yle çözüm aranıyor

Pandemi kısıtlamalarına E-Kültür Merkezi’yle çözüm aranıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ataşehir Belediyesi, pandemi nedeniyle zor günler geçiren kültür sanat camiasını desteklemek, Ataşehirlilerin kültür ve sanat faaliyetlerinden kesintisiz yararlanmasını sağlamak için E- Kültür Merkezi’ni hizmete açıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu amaçla Mustafa Saffet Kültür Merkezi’ni tam donanımlı bir stüdyo haline getiren, Ataşehir Belediyesi konser, tiyatro, söyleşi gibi etkinlikleri E-Kültür Merkezi üzerinden yayınlayacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekim ayı içerisinde faaliyete başlayacak olan E-Kültür Merkezi Youtube, sosyal medya hesapları ve Radyo Ataşehir’den yayın yapacak. Ayrıca tüm etkinlikler ve söyleşilerin podcastlerine de yine bu mecralardan erişilebilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konserler, tiyatro oyunları, edebiyatçılarla söyleşilerin yanı sıra dijital sergiler, “radyo tiyatrosu”, çağdaş sanat buluşmaları da E-Kültür Merkezi aracılığıyla gerçekleştirilecek.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle Ataşehir’de yaşayan tüm sanatçıların “Ataşehir’in Sesleri” projesi ile izleyicilerle buluşması sağlanacak.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yaratıcı çözümler</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinin başlamasıyla özellikle eğitim ve sanat etkinliklerini dijital ortama taşıdıklarını belirten Ataşehir Belediye Başkanı&nbsp;<strong>Battal İlgezdi,</strong>&nbsp;bu süreçten en ağır etkilenen kesimlerden birinin de sanatçılar olduğunu hatırlatarak, “Yerel yönetimler mağduriyetlerin önüne geçmek için yaratıcı çözümler bulmak zorunda. Özellikle böylesi büyük kriz dönemlerinin yarattığı moral çöküntüsü sanat ve kültürün sağlatıcı etkisiyle aşacağımızın da bilinciyle sanatçılarımızı desteklemek mecburiyetindeyiz. Ataşehir Belediyesi E-Kültür Merkezimizin bu sorunu aşmaya katkı sunacağına inanıyorum” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Dijital konserler</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">E-Kültür Merkezi, ekim ayı içerisinde genç keman sanatçısı&nbsp;<strong>Elfida</strong>&nbsp;ve ünlü sanatçı&nbsp;<strong>Niyazi Koyuncu</strong>&nbsp;konserleri ile faaliyetlerine başlayacak. Konser programları 2021 yılı Haziran ayına kadar sürecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">29 Ekim’de Cumhuriyetin yetiştirdiği değerli sanatçılar, “Cumhuriyetin Sesleri” etkinliğiyle seyirci karşısına çıkacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">5-20 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek 5. Ataşehir Uluslararası Klasik Müzik Festivali de E-Kültür Merkezi aracılığıyla izleyiciyle buluşacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">E-Kültür merkezinin düzenli etkinliklerinden biri de çocuk tiyatroları olacak. Ekim ayı boyunca “Kaba Korsan ve Hazine Adası”, “Çikolatalar Ülkesi” yayında olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Radyo Tiyatrosu</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Radyolu günlerin unutulmazı olan “radyo tiyatrosu”na Ataşehir Belediyesi Tiyatro Topluluğu sanatçıları tarafından yeniden hayat verilecek. Eskiden olduğu gibi herkesi Ataşehir Radyo’nun başına toplayacak olarak radyo tiyatrosunda yayınlanacak ilk eser “Musullu Süleyman”.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çağdaş sanat buluşmaları</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ataşehir Belediyesi E-Kültür Merkezi’nin “Çağdaş Sanat Bölümü” koordinatörlüğünü bu yıl Prof. Dr. Marcus Graf üstlendi. Graf, E-Kültür Merkezi’nin tasarımı ve hayata geçmesi konusunda Ataşehir Belediyesi’ne destek verirken online olarak bir dizi seminer de hazırlayacak. Graf Ataşehirlilerle başlangıcından günümüze kadar dünya sanat tarihini tartışacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekim’den başlayarak “Edebiyat Akşamları” ile ünlü edebiyatçılar, “Tarih Okulu” ile tarihçiler, “Yazarlar Çocuklarla Buluşuyor” ile yazarlar Ataşehirliler ile buluşacak. Ayrıca<strong>&nbsp;Kerem Akça</strong>&nbsp;ile “Sinemada Akımlar”,&nbsp;<strong>Burak Göral</strong>&nbsp;ile “SenaryoYazımı”,&nbsp;<strong>Rıza Oylum</strong>&nbsp;ile “Dünya Sineması”&nbsp;<strong>Haydar Ergülen</strong>&nbsp;ile “Şiir” atölyeleri Ekim ayı boyunca E-Kültür Merkezi üzerinden devam edecek.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KALAMIŞ PARKI’NI GERİ DÖNÜŞÜMLE ‘ONARDILAR’]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kalamis-parkini-geri-donusumle-onardilar-11610d7685950-c696-4150-83ba-09c7c079b16a2020-09-18T15:23:00+03:00HABER MERKEZİ KALAMIŞ PARKI’NI GERİ DÖNÜŞÜMLE ‘ONARDILAR’

KALAMIŞ PARKI’NI GERİ DÖNÜŞÜMLE ‘ONARDILAR’

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>GERİ DÖNÜŞÜM MALZEMELERİ İLE ONARIP, YENİDEN TASARLADILAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıköy Belediyesi; onarma, üretme ve paylaşmayı odağına alan gönüllülük hareketi Onaranlar Kulübü ve spor markası Nike işbirliği ile gerçekleştirilen projede, Kadıköy Belediyesi Kalamış Parkı’ndaki basketbol ve voleybol sahaları ile kaykay parkı geri dönüşüm malzemeleri kullanılarak yenilendi. Sahanın zemininde ve oturma gruplarında üretim ve tüketim sonrası geri dönüştürülmüş atıklardan üretilen Nike Grind malzemeler kullanıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞKAN ODABAŞI GENÇLERLE BASKETBOL OYNADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı parkı ziyaret ederek, yapılan değişiklikleri yerinde inceledi. Basketbol sporuna ilgi duyan Odabaşı parkta spor yapan gençlerle birlikte basketbol oynadı. Yenilenen park hakkında gençlerin düşüncelerini soran Odabaşı, “çok güzel olmuş” yanıtını aldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PARKI KULLANAN GENÇLERE SORULDU, İSTEKLERİ HAYATA GEÇTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kalamış Parkı’nda geliştirilen proje için her gün bu alanı kullanan sporcuların ve gençlerin fikirleri alındı. “Atma, onar”, “saklama, paylaş”, “tüketme, üret” sloganıyla hareket edilen bu proje farklı spor dallarının ihtiyaçları gözetilerek tasarlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KAYKAYCILARIN YENİ ‘MEKANI’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kalamış Parkı’ndaki kaykay parkı, kaykaycıların talepleri doğrultusunda yeniden tasarlandı. Daha önce eşyalarını koyabilecek alan bulamayan gençlerin isteği üzerine eşyalarını koyabilecekleri kilitli dolaplar yapıldı. Kaykaycıların kaykaylarını tamir edebilemeleri için bir tamir masası da eklendi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÖKYÜZÜNÜ HAMAKLARDA İZLEYİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kalamış Parkı sadece sporcu ve gençlerin yeni adresi değil, denizin ve sahilin tadını çıkarmak isteyenlerin de uğrak yeri olacak. Parkta güzel vakit geçirmek ve kaykaycıları izlemek isteyenler için alanlar da oluşturuldu. Parkın en keyifli noktası ise ‘gökyüzü hamakları’ oldu. Parka gelenler hamaklara uzanarak denizin eşsiz manzarasının tadını çıkarabilecek.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BAŞKAN YALÇINKAYA’DAN BİN KİŞİLİK İSTİHDAM ATAĞI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/baskan-yalcinkayadan-bin-kisilik-istihdam-atagi-11609a54239b2-5ba8-4db6-b338-c71ef5bf1de72020-09-18T15:20:00+03:00HABER MERKEZİ BAŞKAN YALÇINKAYA’DAN BİN KİŞİLİK İSTİHDAM ATAĞI

BAŞKAN YALÇINKAYA’DAN BİN KİŞİLİK İSTİHDAM ATAĞI

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Başkan Mehmet Yalçınkaya, ilçede daha önce görülmemiş bir istihdam seferberliği başlattı. Rutin belediyecilik hizmetlerinin dışına çıkarak hayal olarak görülen projeleri de hayata geçiren Başkan Yalçınkaya, ilçedeki işsizlik sorununa el atmaya devam ediyor. Daha önce 100 kadına istihdam sağlayan Başkan Yalçınkaya’nın yatırımcılara yaptığı çağrı karşılığını buldu. İlçede binlerce kişinin dört gözle beklediği iş imkanının yaratılmasına öncülük eden Başkan Yalçınkaya’nın girişimleri ile çağrı merkezi inşaatına başlanıldı. Yeşerti kırsal Mahallesinde, bin kişinin istihdam edileceği çağrı merkezinin inşaat çalışmalarını Başkan Yalçınkaya, beraberinde yatırımcılar ve Belediye Meclis Üyelerinden Abdürrezzak Büyükaslan, Hasan Takkuş ve Mehmet Başak ile birlikte inceledi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“AKÇAKALELİ İŞSİZLERİN DERDİNE DERMAN OLACAĞIZ”&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Başkan Yalçınkaya, yeni istihdam alanlarının da yaratılacağını belirterek, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Akçakale’nin, sınırdaki yıldız ilçemizin teknik, hizmet manasında bir eksikliği kalmadı. Bundan sonra tek hedefimiz özellikle genç işsizlerimiz, çok büyük bir işsizlik grubu var. 4 bin kişi belediyeden iş bekliyor. Bunları dikkate alıp İstanbul’dan dünyanın her yerinden buraya yatırımcıları çekmek. Bugün bunlardan birisi, dışarıdan bir yatırımcı çağrı merkezi; 2 bin 100 metrekare alan üzerine kurulu bin kişi çalıştırılacak ve 20 milyon TL yatırım ile bu hizmeti gerçekleştirecek. Özellikle burada genç kız ve erkeklere inşallah büyük bir iş imkanı, ekmek kapısı, büyük bir fırsat yaratacağız. Bunun&nbsp;&nbsp;gayreti içerisindeyiz. Bugün ilk adımını atıyoruz. İnşallah yakın bir tarihte bunun devreye alınmasıyla hiç olmazsa bu işsizlik felaketine, bu işsizlik yangınına bir su serpmiş olacağız. Önümüzdeki aylarda da inşallah Arap yatırımcıları buraya davet edeceğiz. Burada yatırımcılara bir imkan yaratıp Akçakaleli işsizlerin sıkıntılarına derman olmaya çalışacağız.”&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Yalçınkaya, açıklamasının sonunda çağrı merkezinin Akçakale’ye hayırlı olmasını dileğinde bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Öte yandan çağrı merkezinin tamamlanmasının ardından, merkezde çalışacak personellerin eğitimleri de Akçakale Belediyesi’nin desteği ile belediye konferans salonunda gerçekleştirilecek.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SALGIN YAYILIYOR, KRİZ DERİNLEŞİYOR, SORUNLARIMIZ BÜYÜYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/salgin-yayiliyor-kriz-derinlesiyor-sorunlarimiz-buyuyor-116089152dbe9-1b82-450c-970c-30ccf6db95582020-09-18T15:17:00+03:00HABER MERKEZİ SALGIN YAYILIYOR, KRİZ DERİNLEŞİYOR, SORUNLARIMIZ BÜYÜYOR

SALGIN YAYILIYOR, KRİZ DERİNLEŞİYOR, SORUNLARIMIZ BÜYÜYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türkiye çapında yüz binin üzerinde mühendis, mimar ve şehir plancısının katılımıyla gerçekleştirilen 19 Eylül 1979 İş Bırakma Eylemi’nin 41. yılındayız. Ülkemizin kalkınmasının ve büyümesinin en önemli dinamiklerinden biri olan teknik emeğin birliğinin ve gücünün simgesi olan “19 Eylül TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü” kutlu olsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">70’li yılların sonunda yaşanan derin ekonomik kriz karşısında mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı hak kayıplarını ve ücret adaletsizliklerini protesto etmek için gerçekleştirilen iş bırakma eylemi, teknik elemanların üretimden gelen gücünü en açık biçimiyle ortaya sermiştir. 19 Eylül 1979 TMMOB’nin çağrısıyla gerçekleştirilen eylemle, maden ocaklarından enerji santrallerine, fabrikalardan şantiyelere, kamu kurumlarından limanlara kadar pek çok iş yerinde üretimin durdurularak, teknik elemanların yaşadıkları sorunlara dikkat çekilmesi sağlanmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bizler için 19 Eylül 1979 İş Bırakma Eylemi, ülkesi için düşünen, planlayan, üreten mühendis, mimar ve şehir plancılarının kendi öz güçlerinin farkına vardığı tarihtir. Bu yüzden bu anlamlı gün, "TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü" olarak kutlanmakta ve yeniden hatırlanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sorunlarımız Derinleşiyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">19 Eylül İş Bırakma Eylemi’nin 41 yılında, tüm dünyamızı etkisine alan bir virüs salgını ve ülkemizde giderek derinleşen ekonomik krizle yüz yüzeyiz. Salgının toplumsal yaşama ve çalışma hayatına etkileri, uzun süredir devam eden ekonomik krizin toplumsal etkilerini ne yazık ki daha da arttırıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Küresel salgının ortaya çıkardığı en önemli gerçeklerden birisi, hastalıklarla mücadelede ve gündelik hayatın sürdürülebilmesinde bilime ve tekniğe ne kadar duyduğumuz ihtiyaç olmuştur. Bilimsel-tıbbi çalışmalara, teknik gelişmelere ve teknolojik yatırımlara ayrılacak kaynaklar, insanlığın ortak geleceğinin korunmasının biricik teminatı durumundadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Salgın döneminden daha da derinleşen krizle birlikte birbiri ardına kapanan işletmeler ve hızla azalan üretim nedeniyle geniş çaplı bir işsizlik ve yoksullaşma süreci içine sürükleniyoruz. Yurtdışı kaynaklı sıcak para akışına dayalı büyüme modeli sürdürülebilir olmaktan çıkmış, ülkemizi büyük bir borç batağı ve yüksek kur şokuyla baş başa bırakmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kriz, tüm halkımızın olduğu gibi emeğiyle geçinen mühendis, mimar ve şehir plancılarının da hayatını zorlaştırmaktadır.Kamusal yatırımların ortadan kalkması, kamusal çıkarın göz ardı edilmesi, rant hırsının bilim ve tekniğin önüne geçmesi, sermayenin ihtiyaçlarının halkın ihtiyaçlarının önünde tutulması gibi nedenlerle yıllar boyunca mühendis, mimar ve şehir plancılığı emeğinin değersizleştirilmiş olması, meslektaşlarımızı kriz karşısında tümüyle savunmasız hale getirmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Siyasi iktidar, ekonomik krizle mücadele konusunda başarısız olduğu gibi, halkı salgına karşı korumak konusunda da yetersiz durumdadır. Her iki durumda da siyasi iktidarın önceliği, geniş toplum kesimlerinin haklarını korumak değil, kendi çevresinde konumlanan bir avuç sermaye grubunun çıkarlarını gözetmek olmuştur. Siyasi iktidar nasıl ki daha önceki dönemde OHAL koşullarını toplum üzerindeki baskısını artırmak için fırsat olarak kullandıysa, salgın koşullarını da yağma düzenini yaygınlaştırmak için kullanmıştır. Devlet imkanları, halkın öncelikli sorunlarının çözümü ve acil ihtiyaçlarının giderilmesi için değil, iktidarın güçlendirilmesi ve örgütlü toplum kesimlerinin etkisizleştirilmesi için seferber edilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tek adam rejimi altında, “parti devleti” anlayışıyla yönetilen kamu kurumlarında çalışan meslektaşlarımız, siyasi baskı ve sürgün tehdidi altında, düşük ücret, kadro sorunu, özlük haklarının ihlal edilmesi, düşük ek göstergeler gibi birçok sorun ile yüz yüzedir. Güvencesiz-sözleşmeli istihdam modellerine yönelme, atamalarda liyakatin ortadan kalkması ve nihayet hukuksuz-keyfi ihraçlar gibi nedenlerle kamudaki teknik personelin iş yükü artarken, iş riski de giderek büyümektedir. Yandaş konfederasyonla imzalanan enflasyona endeksli toplu sözleşmeler, şaibeli enflasyon rakamlarıyla birleşince kamu emekçilerinin her geçen gün daha da yoksullaşmasına neden olmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik kriz ve salgının olumsuz etkilerinin en fazla yansıdığı özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın tamamı büyük bir yoksullaşma ve işsizlik tehdidiyle karşı karşıya durumdadır. Esnek çalışma, güvencesizlik, sağlıksız çalışma koşulları ve reel ücret kaybı gibi sorunlar özel sektörde çalışan tüm meslektaşlarımızın hayatını olumsuz etkilemekte, gelecek planı yapamaz hale getirmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Birlikte, Dayanışmayla…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">TMMOB olarak salgın koşullarında derinleşen ekonomik kriz ve siyasi iktidarın artan baskıları karşısında mesleğimizi, meslektaşlarımızın çıkarlarını ve meslek örgütlerimizi korumak için mücadele ediyoruz. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki hak ve çıkarlarını korumak aslında tüm toplumun geleceğini korumak demektir. Çünkü bizim meslek alanımız, toplumun ortak yaşamının üretimini ve devamlılığını sağlamaktadır. Bizler bu anlayışla, mesleğimize ve meslektaşlarımıza sahip çıkarken, ülkemizin ve toplumumuzun ortak geleceğine de sahip çıkıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meslek alanımızı, meslektaşlarımızı ve ülkemizin geleceğini tehdit eden uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağız. Bizler mesleğimizi bilimden, üretimden ve toplumdan yanan kullanan bir mücadele geleneğinin sürdürücüsüyüz. Bu anlayışla TMMOB’nin bilim ve tekniği esas alan, kamu çıkarını savunan, eşitlik, özgürlük ve demokrasiden yana tavrını korumaya devam edeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizin ve meslektaşlarımızın dayanışmaya ve birlik içinde olmaya en fazla ihtiyaç duyduğu bu dönemde, 19 Eylül Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü’nü bir kez daha kutluyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşasın TMMOB Örgütlülüğü!</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşasın Mücadelemiz!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mersin İl Koordinasyon Kurulu Adına </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mersin İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Seyfettin ATAR</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Bilgisayar Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre Müh. Odası Mersin Şubesi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Elektrik Müh. Odası Mersin Şubesi</span></p><p><span style="font-size:18px">Fizik Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Gıda Müh. Odası Mersin Şubesi</span></p><p><span style="font-size:18px">Harita Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">İç Mimarlar Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">İnşaat Müh. Odası Mersin Şubesi</span></p><p><span style="font-size:18px">Jeofizik Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Jeoloji Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Kimya Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Maden Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Makine Müh. Odası Mersin Şubesi</span></p><p><span style="font-size:18px">Mimarlar Odası Mersin Şubesi</span></p><p><span style="font-size:18px">Orman Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Peyzaj Mimarları Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Şehir Plancıları Odası Mersin İl Temsilciliği</span></p><p><span style="font-size:18px">Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İşkence gören gençlerden açıklama: İşte belgesi, sabıkamız yok!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/iskence-goren-genclerden-aciklama-iste-belgesi-sabikamiz-yok-1160736b53f37-0024-45ff-a63e-83276ef2de5a2020-09-17T16:18:00+03:00HABER MERKEZİ İşkence gören gençlerden açıklama: İşte belgesi, sabıkamız yok!

İşkence gören gençlerden açıklama: İşte belgesi, sabıkamız yok!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Malatya'da bekçiler, maske takmadıkları gerekçesiyle iki genci darp etti. Barış Yarkadaş, Malatya'da iki gencin bekçiler tarafından darbedilmesini Halk TV'de gündeme getirmesinin ardından 'iktidar medyası' tarafından saldırıya uğramış ve iktidar medyası bekçilerin dövdüğü gençlerin 'suç makinesi' olduğunu öne sürerek işkenceyi haklı çıkarmaya çalışmışlardı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SABIKA KAYIRLARI İLE YALANLADILAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bekçi şiddetine maruz kalan Murat Varan ile İsmet Dalhançer, kamera karşısına geçerek adlis sicil kayıtlarını paylaştılar ve ikdidar medyasının iddia ettiği gibi suç makinesi olmadıklarını hatta sabıka kayıtlarının bile olmadığını kanıtlayarak haklarında yalan haberlere tepki gösterdiler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YARKADAŞ: AKP MEDYASI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bekçi şiddetini gündeme getirdiği için AKP medyası tarafından "Savunduğu isimler suç makinesi çıktı" diye yalan haberlerle hedef haline getirilen Gazeteci Barış Yarkadaş, Murat Varan ile İsmet Dalhançer ve avukatları Bora Özkan'ın kendisine gönderdikleri görüntüleri paylaştı ve "AKP medyası özrü dileyecek mi?" diye sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">"AKP medyası özür dileyecek mi? Malatya'da bekçilerin şiddetine maruz kalan Murat Varan ile İsmet Dalhançer'e yönelik şiddeti akıllarınca meşrulaştırmak istediler. Ve "Yarkadaş'ın savunduğu kişiler suç makinası çıktı" dediler. Onlara Varan ile Dalhançer yanıt verdi: İZLEYİN..." diyerek gençlerin görtüntüsünü paylaşan Yarkadaş, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Şiddete maruz kalan Dalhançer ile Varan hakkındaki "suç makinası" yalanını medyaya sızdıranlar ve bu yalana ortak olanlar hesap vermelidir. Bekçi şiddetine kılıf aramak ve işkenceyi meşrulaştırmaya çalışmak, gazetecilik değildir. Yandaş medya, yalanın kaynağını açıklamalıdır.&nbsp; Ve şiddete maruz kalan Murat Varan ile İsmet Dalhançer'in Avukatı Bora Özkan, gönderdikleri videoda, yandaş medyanın yalanını bir hukukçu titizliğiyle deşifre ediyor. Müvekkillerinin uğradığı şiddet ve yalan habere dava açtıklarını belirtiyor. O haberi yayınlayanlar utanır mı?"</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğana sesleniyorum...]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cumhurbaskani-erdogana-sesleniyorum-11606559505b3-1be1-4094-b1b2-b29b248226bb2020-09-17T15:52:00+03:00HABER MERKEZİ Cumhurbaşkanı Erdoğana sesleniyorum...

Cumhurbaşkanı Erdoğana sesleniyorum...

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">T.C.Anayasası 56.Maddede;</span></span></strong></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">“Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Denilmektedir.</span></span></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">*</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Sağlık Bakanı ve Aile Hekimi,</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">E.Milletvekili TC Vatandaşı TEVFİK DİKER'in&nbsp;sağlıklı yaşamasından sorumludur.</span></span></strong></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ocak ayından beri ZATÜRRE hastalığı yaşadığımı ve tedavi gördüğümü dağdaki çoban bile biliyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">65 yaş üstüyüm.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Corona Virüs salgını artarak devam ediyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir aydır, 3 özel hastaneden, TBMM HSATANESİNDEN v Sağlık Hekimliğinden ZATÜRRE aşısı yaptıramadım.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aile Hekimi en erken bir hafta en geç 3 ay da sorunu çözeriz diyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ölmez sağ kalırsam.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">TBMM Genel Sekreterinin ve Aile Hekiminin benimle yaptıkları konuşmalarını dinleyenler;</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir Milletvekiline aşı yapamayan bir Devlet vatandaşı için&nbsp;ya öl ya kurtul veya</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ölen ölür kalan sağlar bizimdir diyor.</span></span></p><p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sağlık Bakanı sadece Twitter paylaşımıyla veya Covid-19&nbsp;&nbsp;tabelası paylaşmakla milletin sağlığını sağlayamaz.<br />Derhal<br />İstifa etmelidir.</span></span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sağlık emekçileri: Acil, kapsayıcı ve inandırıcı program açıklanmalı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/saglik-emekcileri-acil-kapsayici-ve-inandirici-program-aciklanmali-11605e6e199b9-13fe-4f80-9160-900a5947ca472020-09-17T15:27:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık emekçileri: Acil, kapsayıcı ve inandırıcı program açıklanmalı

Sağlık emekçileri: Acil, kapsayıcı ve inandırıcı program açıklanmalı

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği (TTB), tüm illerdeki tabip odalarıyla birlikte “Yönetemiyorsunuz, Tükeniyoruz Haftası” ilan edilen 14 ve 18 Eylül tarihleri arasında siyah kurdele takma, yürüyüş ve saygı duruşu gibi eylemler yapma kararı aldı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES) destek verdiği eylemler kapsamında Türkiye’nin dört bir yanında siyah kurdele takan sağlık emekçileri basın açıklamaları&nbsp;düzenledi.&nbsp;Hekimler tüm illerde hastaneler önünde bir araya gelerek, salgında hayatını kaybeden sağlık emekçileri ve yurttaşlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Pandemiyle mücadele etkin önlemlerin alınmasını talep eden sağlık emekçileri&nbsp;TTB'yi hedef alan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sözlerine tepki göstererek&nbsp;"TTB bizim onurumuzdur" dedi.</span></p><h3><span style="font-size:18px">"TTB BİZİM ONURUMUZDUR"</span></h3><p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası'nın çağrısıyla Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanasi önünde bir araya gelen sağlık emekçileri, "Ölüyor, tükeniyoruz! Hekimler ve sağlık çalışanları olarak yaşamak ve yaşatmak istiyoruz" dedi. TTB'yi hedef alan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sözlerine tepki gösteren sağlık emekçileri, "TTB bizim onurumuzdur" diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklama öncesi hayatını kaybeden sağlık çalışanları için bir dakikalık saygı duruşunda bulunan sağlık emekçileri, "Yönetemiyorsunuz, ölüyoruz" pankartı taşıdı. &nbsp;Basın açıklamasını İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Güray Kılıç okudu. "Yönetemiyorsunuz! ölüyor, tükeniyoruz" diyen Kılıç, "Kovid-19 salgın sürecinin bugüne kadar olan yönetiliş biçimini yetersiz ve kaygı verici buluyoruz. Ülkeyi yöneten yetkili kişi ve kurumlardan en önemli ve gerçek gündemin Kovid-19 salgını olduğunu kabul ederek tedbirler, salgına yönelik bütçe, koordinasyon ve planlama konusunda acil, kapsayıcı ve inandırıcı bir program açıklamalarını bekliyoruz" diye konuştu.&nbsp;</span></p><h3><span style="font-size:18px">"TARİHSEL SORUMLULUKLARINI HER GÜN HATIRLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ"</span></h3><p><span style="font-size:18px">Kılıç, bütün partilerin TBMM’nin açılmasını beklemeden Kovid-19 salgını konusunda işbirliği ve koordinasyon sağlamak üzere bir araya gelmeleri için çağrı yaptıklarını söyledi. Kılıç, "Kovid-19 salgını mücadelesinde başarı; akıl ve bilim esas alınarak, gerçekleri konuşarak, filyasyon ve test süreçlerini çok iyi yöneterek, tedavi ortamını iyileştirip, sağlık çalışanlarını motive ederek sağlanır. &nbsp;Suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkanlarına tarihsel sorumluluklarını yılmadan her gün hatırlatmaya devam edeceğiz"dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">EVRENSEL</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BM Genel Sekreteri Guterres: Pandemi kontrolden çıktı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bm-genel-sekreteri-guterres-pandemi-kontrolden-cikti-11604626b17f4-d0cd-48ec-838e-d7e72b7df6cb2020-09-17T15:23:00+03:00HABER MERKEZİ BM Genel Sekreteri Guterres: Pandemi kontrolden çıktı

BM Genel Sekreteri Guterres: Pandemi kontrolden çıktı

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Covid-19 pandemisinin “kontrolden çıktığını” belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Basın toplantısında konuşan Guterres, koronavirüsten yaşamını yitirenlerin sayısının 1 milyona yaklaştığına işaret etti. Guterres, koronavirüsün bugün “dünyanın bir numaralı güvenlik tehdidi olduğunu ve mevcut dönemde görülmüş tüm krizlerin en büyüğü olduğunu” söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Guterres, söz konusu krizin büyüklüğünden dolayı 23 Mart’ta koronavirüsle mücadele amacıyla küresek ateşkes çağrısı yaptığını vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Önümüzdeki salı günü uzaktan yapılacak BM Genel Kurulu’nda dünya liderlerine konuyu yeniden açacağını belirten Guterres, “uluslararası topluma küresel ateşkesin yıl sonuna kadar sağlanması için seferberlik çağrısı” yapacağını aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aşının krizi tek başına çözemeyeceğini söyleyen Guterres, uluslararası toplumun bir araya gelmesi gerektiğini savundu. Öte yandan Guterres, Covid-19’a karşı geliştirilecek aşının bir kamu malı olarak görülmesi gerektiğini, çünkü pandemini ülke sınırı tanımadığını söyledi. Guterres, aşının herkes için ekonomik ve erişilebilir olması gerektiğine işaret etti.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[DSÖ: Salgının henüz başındayız]]>https://www.haberanaliz.net/haber/dso-salginin-henuz-basindayiz-11603f6092cee-d520-4632-95c0-b327fe5b85b02020-09-17T15:21:00+03:00HABER MERKEZİ DSÖ: Salgının henüz başındayız

DSÖ: Salgının henüz başındayız

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ/WHO) COVID-19 özel temsilcilerinden Dr. David Nabarro, dünyanın, salgınının henüz başında olduğu uyarısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Britanya Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nin sorularını yanıtlayan Nabarro, “Salgının vereceği zararları daha yeni görmeye başladık, daha ortalarında bile değiliz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Hepimiz mevcut durumu korkunç, utanç verici buluyoruz. Bir sağlık meselesi öylesine kontrolden çıktı ki, şimdi dünyayı sarsıyor.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Yoksulların sayısını ikiye katlayacak”</span></h2><p><span style="font-size:18px">BBC Türkçe’nin haberine göre, salgınının dünyayı yalnızca resesyona sürüklemeyeceği uyarısını yapan Dr. Nabarro, “Muhtemelen yoksulların sayısını ikiye katlayacak, yetersiz beslenen insanların sayısını ikiye katlayacak, yüz milyonlarca küçük işletmenin iflasına yol açacak, birçok gencin eğitim fırsatını elinden alacak devasa bir ekonomik daralmaya sürüklüyor” yorumunu yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Hiçbirimiz böyle bir şeyi tasavvur edemezdik. Durum bilim kurgu filmlerinkinden daha korkunç ve daha başlangıcındayız. Dünyaya vereceği zararları daha yeni görmeye başlıyoruz. Avrupa'da her şeyin geri dönüşüne tanık olduğumuz bu aşamada, durum daha da kötüleşiyor.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Bu durum önlenebilirdi”</span></h2><p><span style="font-size:18px">Hükümetlerin salgına ilişkin hazırlıklarını da eleştiren Dr. Nabarro, “Pandemi hazırlıklarına daha fazla yatırım yapılsaydı ve Dünya Sağlık Örgütü'nün Ocak'ta yaptığı acil durum uyarılarına daha fazla tepki verseydi bu durum önlenebilirdi” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dünyada Eylül ayında koronavirüs vaka sayısı 29 milyonu, Covid-19 kaynaklı can kaybı da 928 bini aştı. Karantina önlemleri nedeniyle tüm dünyada ekonomik zorluklar baş gösterirken, hükümetler destek paketleri açıklayarak ekonomilerini ayakta tutmaya çalışıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aşı çalışmaları hız kazanmasına rağmen henüz bir aşı adayı testlerin tümünü tamamlayıp dolaşıma sokulmuş değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">AS</span></p><p><span style="font-size:18px">KAYNAK: BİANET</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[6 AYDIR KONTAK KAPATAN SERVİS ŞOFÖRLERİ İFLASIN EŞİĞİNDE]]>https://www.haberanaliz.net/haber/6-aydir-kontak-kapatan-servis-soforleri-iflasin-esiginde-116026c8fa7e2-ef2a-415a-9901-29e771dd2b6f2020-09-17T15:12:00+03:00HABER MERKEZİ 6 AYDIR KONTAK KAPATAN SERVİS ŞOFÖRLERİ İFLASIN EŞİĞİNDE

6 AYDIR KONTAK KAPATAN SERVİS ŞOFÖRLERİ İFLASIN EŞİĞİNDE

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Covid-19 salgını ile okulların tatil edilmesi ve uzaktan eğitim uygulamasına geçilmesi sonrası, yaklaşık 6 aydır kontak kapatan okul servis şoförlerinin,pandemi döneminde en çok sıkıntı yaşayan esnaf grubunun başında yer aldığını belirterek, sektördeki sorunların çözümü ve esnafa destek verilmesi konusunda hükümete çağrıda bulundu.</span></p><p><br /><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinde öğrenci servisi şoförlerinin adeta unutulduğunu ve bu sektöre yönelik bazı iyileştirmeler yapılmaması halinde birçok esnafıniflasın eşiğine geleceğini belirten Şahin ‘‘<strong><em>Corona virüs salgınının başladığı Mart ayından bu yana 6 aydır servis şoförleri kuruş para kazanmadı. Hala da kazanamıyor. AKP hükümeti Covid-19 salgınına karşı tedbir karaları almadığı gibi kira, elektrik, su, vergi hatta Bağ-Kur, SGK gibi ödemeleri yapmaya devam eden esnafımıza destek veren tedbirlerden de hiç bahsetmiyor. 6 aydır çalışamayan servis şoförleri çok zorunda, mağduriyet yaşıyorlar.Dünya ve ülke olarak zor bir süreçten geçiyoruz ancakekonomi uğruna halkın sağlığını hiçe sayıp tedbirleri gevşeten ve salgının yayılmasının artmasını sağlayarak gelecek günlerin belirsizliğiyle vatandaşı baş başa bırakan AKP hükümeti, elini kolunu bağladığı esnafınsıkıntısına bir an önce çözüm bulmalıdır</em></strong>.’’ dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Ticaret Bakanının cevaplaması üzere TBMM Başkanlığına soru önergesi veren CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin yaptığı açıklamada ‘‘<strong><em>Covid-19 pandemisi nedeniyle dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir dizi koruyucu ve önleyici tedbirler alınmış, bu tedbirleri neticesinde bazı iş kolları tamamen durmuş ya da yarım kapasite ile çalışmak zorunda kalmıştır. Bu tedbirlerden etkilenen kesimlerden birisi de taşımacı esnaftır. 13 Mart 2020 tarihinden bu yana okulların tatil edilmesi nedeniyle “öğrenci servis işletmecileri” iş yapamamakta, kontağını dahi açamamaktadır. Bu nedenle öğrenci servis işletmecileri maddi ve manevi anlamda zor durumda, psikolojik olarak da büyük bir çöküntü içerisindedir. Bu zorluklar içerisinde her durumda araçlarının bakımını yaptırmak, sosyal güvenlik primlerini ve kredi kuruluşlarından aldığı kredi taksitlerini yatırmak mecburiyetinde olan öğrenci servis işletmeleri, okulların açılmasını dört gözle beklerken okulların açılışının belirsiz olması nedeniyle hayatlarını nasıl sürdürecekleri konusunda önünü görememektedir.</em></strong>’’ diyerek 8 aydır kontak kapatan şoför esnafına bir an önce destek verilmesi çağrısı yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Esnafın mağruriyetini TBMM gündemine taşıyan CHP’li Şahin’in Ticaret Bakanına sorduğu sorular ise şöyle;</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Öğrenci servisi işletmecileri için Covid-19 pandemisinin açıklandığı Mart ayından bu yana ödenmeyen Motorlu Taşıtlar Vergisi, Sosyal Güvenlik Primlerinin karşılanması, ötelenmesi ya da geçici olarak askıya alınması konusunda bir çalışmanız var mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Hiçbir gelirleri olmayan öğrenci servisi işletmecileri için günlük iaşe bedellerini karşılayacak maddi yardım yapılması gündemde midir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Çalışamadıkları ve trafiğe çıkamadıkları halde günü geldiğinde araç fenni muayenelerini, trafik sigortalarını ödemek zorunda kalan öğrenci servis işletmecileri için trafik sigorta ve araç fenni muayene sürelerinin pasif günlere tekamül eden günlerinin normal günlere eklenmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Ticari olarak yük ve yolcu taşımacılığı yapan esnafımız için araç alımında ve akaryakıtta ÖTV ve KDV indirimi yapılacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">İş yapamayan öğrenci servis işletmecileri için pandemi süresince tüm resmi kurumlara ait her türlü idari para cezasının ertelenmesi söz konusu mudur?</span></li><li><span style="font-size:18px">Kredi borçlarını ödemekte zorlanan öğrenci servisi işletmecileri için kredilerinin faizsiz 1 yıl ertelenmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Ticari araçların fenni muayene bedelinin düşürülmesi konusunda bir çalışma var mıdır?</span></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA['Kayınpederin lafı üstüne laf etmem mi diyor?']]>https://www.haberanaliz.net/haber/kayinpederin-lafi-ustune-laf-etmem-mi-diyor-11601bdbadef0-ef64-4aec-8f15-fcbb3f017f8e2020-09-17T15:10:00+03:00HABER MERKEZİ 'Kayınpederin lafı üstüne laf etmem mi diyor?'

'Kayınpederin lafı üstüne laf etmem mi diyor?'

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergelioğlu'nun bankaların verdiği kredilerle ilgili soru önergesine Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'tan bu sefer farklı bir yanıt geldi. Albayrak daha önce mevzuatlarla ilgili önergelere link göndererek yanıt verirken bu defa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrası yaptığı konuşmanın linkini gönderdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazeteduvardan Hacı Bişkin’in haberine göre; Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun soru önergesine yanıt olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısı sonrasında yaptığı konuşmasının linkini gönderdi. Gergerlioğlu pandemi sürecinde aylık geliri 5 bin liranın altında olanlara kredi verileceğine ilişkin verilen söze rağmen neden insanlara kredi verilmediğini sormuştu. Gergerlioğlu, Albayrak’ın bu yanıtı için kendisine, “Berat Albayrak, ‘Kayınpeder konuşmuşsa bizim konuşmamıza gerek yok’ mu demek istiyor?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KREDİ KİMLERE, NASIL VERİLİYOR DİYE SORDU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gergerlioğlu, Albayrak’a bir vatandaşın yaşadıklarını sordu. Bir vatandaş Gergerlioğlu’na şunları iletti: “Pandemi sürecinde aylık geliri 5000 TL’nin altında olanlar devlet bankalarına kredi başvurusu yapabilir diye öneri sunuldu. Benim gibi milyonlarca insan başvurdu. Fakat bizlere ne olumlu ne olumsuz bir cevap gelmedi. Bizden çok daha sonra başvuru yapan bazı vatandaşların başvuruları kabul edildi. Bizlere hâlâ bir cevap gelmedi.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Gergerlioğlu bu konuyu Meclis gündemine taşıyarak kredi başvurusu yapanlara neden yanıt verilmediğini, kaç kişinin pandemi sürecinde bankalara kredi başvurusunu yaptığını ve kredi değerlendirmelerinin koşullarını öğrenmek istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KABİNE TOPLANTISININ LİNKİ ÖNERGE YANITI OLDU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Albayrak daha önce de birçok partiden kendisine soru soran milletvekillerinin önergelerine link göndererek yanıt veriyordu. Albayrak’ın bu ana kadar gönderdiği linklerin çoğunda genellikle konuyla ilgili mevzuat bilgilerinin yer aldığı metinlerdi. Ancak Albayrak, bu sefer Gergerlioğlu’nun bu önergesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz Haziran ayında kabine toplantısı sonrasında yaptığı konuşmanın linkini göndererek yanıt verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GERGERLİOĞLU: ‘KAYINPEDERİM&nbsp;NE DERSE O DOĞRU’ MU DEMEK İSTİYOR?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Söz konusu linkte ise Erdoğan’ın şu sözleri yer aldı: “Geliri 5 bin liranın altında olan 6,7 milyon vatandaşımıza 40 milyar lira finansman desteği verdik. Halkbank aracılığı ile 1 milyon 300 bin esnafımıza 27 milyar lira finansman sağladık. Ayrıca, yüzde 97’sini KOBİ’lerin oluşturduğu 197 bin işletmeye 154 milyar lirayı aşkın finansman tahsisi yaptık. Esnafımızın, sanatkârımızın, sanayicimizin, üreticimizin, çalışanlarımızın yanında yer almaya devam edeceğiz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Gergerlioğlu Albayrak’ın bu şekilde cevap vermesini, “İlginç ve inanılmaz” olarak yorumladı. Albayrak daha önce de Gergerlioğlu’nun bir önergesine link göndererek yanıt vermişti. Gergerlioğlu bu durum için şöyle konuştu: “Berat Albayrak bu önergemize kayınpederi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısı sonrası yaptığı bir açıklamayı göndermiş. Bakan Albayrak, ‘Kayınpeder konuşuyorsa, cümleler sarf ediyorsa bizim ikinci bir cümle sarf etmemize gerek var mı?’ şeklinde bir cevap vermeye çalışıyor. ‘Kayınpeder konuşmuşsa bizim konuşmamıza gerek yok’ diyor. Bu önergeye verilen yanıtta anladığımız budur. Konuşma metnine de baktım, okudum. Önergemizin hiçbir sorusuna yanıt yok.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘BERAT ALBAYRAK’I CİDDİYETE DAVET EDİYORUM’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gergerlioğlu, daha önce verdiği soru önergelerine Albayrak’ın yanıtı da hatırlatarak, “Sayın Bakan’ı ciddiyete davet ediyorum” dedi: “Bu metinde bizim sorularımızın cevabı da yok. ‘Kayınpeder böyle bir konuşma yapmışsa bu böyledir, daha itiraz ve cevabımız yok’ mu demek istiyor Berat Albayrak? ‘Kayınpederin lafının üstüne bir laf söylemem’ mi demek istiyor? Bu konuşmayı kendisi okumuş mu, dinlemiş mi o da belli değil. Bu metin hem ciddiyetsiz bir metin hem de ciddiyetsiz bir cevap. Gönderdiği metni kendisi de okumamış belli. Bunun da farkında değil. Böylesine gayrı ciddi bir devlet adamı anlayışıyla milletin vekiline bir cevap veriliyor. Böylesi bir ciddiyetsizliğe devlet geleneğinde rastlanılmamıştır. Bir bakanın, kayınpederim bunu bilir mantığıyla cevap verdiğini sanması inanılmaz ve üzücü bir şekilde devlet geleneği tarihine not olarak düştü. Son olarak Berat Albayrak’a bu ülkenin bir milletvekiline doğru dürüst bir cevap vermesi gerektiğini söylüyorum ve kendisine ciddiyete davet ediyorum. Böylesi gayrı ciddi bir anlayışın icra edildiği bir bakanlıktan da ne derece halkı ikna eden bir bakanlık anlayışının çıkacağını da merak ediyorum.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Grip aşısında talep karşılanabilmeli”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-grip-asisinda-talep-karsilanabilmeli-1160024dc83f7-d626-449e-ab7e-29ae6d2da9a12020-09-17T15:07:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Grip aşısında talep karşılanabilmeli”

Gürer: “Grip aşısında talep karşılanabilmeli”

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, sene başında Çin’de etkisini gösteren ve zamanla tüm dünyaya yayılarak, Mart ayından itibaren de ülkemizde görülmeye başlanan ölümcül korona virüs salgınının artmaya ve can almaya devam ettiğini belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ömer Fethi&nbsp;Gürer, “Uzmanlar&nbsp;kış döneminde oluşan grip vakaları ile virüsün buluşması halinde etkisinin artabileceğine dikkat çekmektedir. Grip &nbsp;aşısının&nbsp;korona virüsü&nbsp;önlemediği ifade edilse de grip ile&nbsp;korona virüsün birlikte&nbsp;etkisinin artabileceğinin ifade edilmesi grip aşısına olan talebi&nbsp;artırmıştır. Bu sebeple risk&nbsp;gruplarına grip&nbsp;aşısı için öncelik tanınması sağlanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her kesimde aşıya talep oluştuğu gözlenmektedir. Bunun sonucunda grip aşısına talebin bu yıl &nbsp;patlama yaşanması olasıdır. Eczacılar Ekim ayında aşının &nbsp;eczanelere dağıtılacağı ifade etse de aşı için bugünden eczanelerden sıra&nbsp;alındığını, çok&nbsp;sayıda &nbsp;eczacı da &nbsp;dile getirmektedir. Bakanlık ve &nbsp;iktidar da konudan&nbsp;haberdardır ancak herhangi bir sorun yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunda&nbsp; yurttaşlarımız kaygılıdır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanı tarafından yapılan son açıklamanın ise aşı sorunu yaşanmayacağını ancak aşı yapılması gerekenlere öncelik tanınıp her gelen talebe karşı aşı uygulaması olmayacağı yönünde bir içerik taşıdığına &nbsp;dikkat çeken Gürer, “Bu durumda aşı her talep edene yapılmayacağı gibi bir algı oluşmaktadır” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Korona virüs&nbsp;nedeniyle Pozitif vaka sayısının son günlerde giderek arttığına dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, “Korona virüs kadar tehlikeli olmasa da yakın &nbsp;belirtiler gösteren grip ve&nbsp;zatürre&nbsp;gibi rahatsızlıklara karşı, bu yıl korona virüsün de etkisiyle vatandaşlar kış gelmeden önlem almak istiyor. 65 yaş üstü vatandaşlar ve kronik rahatsızlığı bulunanlar aile hekimliklerinde&nbsp;zatürre&nbsp;aşısı yapılabiliyor. Ancak grip aşısı konusunda eczacıların kapısını aşındıran vatandaşlar &nbsp;aşı gelmediği için olumsuz yanıt alıyor. Aşının ekim ayında eczanelere&nbsp;dağıtımı, ulaşması&nbsp;bekleniyor. Birçok&nbsp;eczanenin &nbsp;kapı ve camında&nbsp;aşının ellerinde bulunmadığı, Ekim ayında geleceği yönünde yazılı notlar yer&nbsp;alıyor. Eczaneler&nbsp;yurttaşların talepleri karşısında defter tutup sıra&nbsp;oluşturuyor. Doğal&nbsp;olarak daha &nbsp;aşı eczaneye ulaşmadan aşı müşterisi&nbsp;oluştu. Eczaneler de&nbsp;fazla talep almamaya&nbsp;çalışıyor. Çünkü&nbsp;&nbsp;gelecek aşı miktarı konusunda bu bağlamda bir öngörü&nbsp;yok. Yeterli&nbsp;aşı gelmez ise eczacı ile vatandaş arasında sorun olması da olası. Bu süreç bir krize dönüşmeden bugünden önlem&nbsp;alınmalıdır. Her&nbsp;ne kadar Bakanlık sorun olmayacağını&nbsp;belirtse de&nbsp;bir maske dağıtmayı beceremeyen &nbsp;iktidar en azından aşı konusunda &nbsp;yurttaşlarda oluşan kaygıyı gidermelidir. Bakan bu bağlamda açıklaması da kafa karıştırmıştır. Herkese bu aşı yetmeyeceği görülmektedir. Öncelik &nbsp;gerekli olandan başlamalıdır. Grip aşısını doktorlar televizyonlarda önerip vatandaşa mutlaka olun derken bakan &nbsp;haklı olarak risk grubuna öncelik tanınmasına herkesin aşı olması gerekmediğini belirtmektedir. Bu durumda &nbsp;“Grip&nbsp;Aşısı&nbsp;&nbsp;bulabilecek miyim?” kaygısı &nbsp;artmaktadır. Bu&nbsp;konuda bir olumsuzluk yaşanmaması adına acil planlama&nbsp;yapılmalıdır. Herkese vurulmasa da taleplerin&nbsp;&nbsp;tamamını karşılayacak önlemler alınmalıdır. Bakan yurttaşlara &nbsp;bu bağlamda en azından güvence&nbsp;vermelidir. Bu yıl grip aşısı&nbsp;taleplerinin&nbsp;kriz ve kaosa dönmesinin önüne geçilmelidir.&nbsp;Bu &nbsp;nedenle grip aşısının tedariki konusunda yetkili kurumların ciddi &nbsp;önlem alması&nbsp;gerekiyor” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NİĞDE’DE &nbsp;AŞI SORUN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer 53. Bölge Niğde Eczacı Odası Başkanı Ecz. Nihat Öztürk&nbsp;yaptığı açıklamada Covid-19 sürecinde grip aşısı ve zatürre aşısı öne çıkan aşılardan iki tanesi olduğunu belirtip “Grip aşısı bundan öncede her yıl Eylül sonu Ekim ayının başı itibariyle dağıtıma geçerdi. Yalnız bu yıl doktorlarımızın önerisiyle ve kamuoyunda oluşan yoğun talep nedeniyle şu an her gün onlarca kişi grip aşısı bulunup bulunmadığını soruyorlar. Zatürre aşısının ilk dozunu 65 yaş üstü vatandaşlarımız ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımız aile hekimlerine giderek sağlık ocaklarında yaptırma imkânlarına sahipler. Bunun yanı sıra grip aşısı tedarikçi firma tarafından bize bildirilen duruma göre en erken Ekim ayı içerisinde gelecek. Şuan itibariyle eczanelerde grip aşısı bulunması söz konusu değil. Vatandaşlar Ekim ayına kadar sabırlı olsun Ekim ayında gelen grip aşıları vatandaşlara dağıtılacak” dedi. Gürer ise Ekim ayında aşının yeterli miktarda olmasının ve &nbsp;bu konuda sıkıntı yaşanmamasının gerektiğinin belirtti.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[PCR testlerini borsa yasaklısı şirketten satın almasını sordu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pcr-testlerini-borsa-yasaklisi-sirketten-satin-almasini-sordu-11599ed5c83f5-0fa4-4d1e-aeed-56818ccf36852020-09-17T15:05:00+03:00HABER MERKEZİ PCR testlerini borsa yasaklısı şirketten satın almasını sordu

PCR testlerini borsa yasaklısı şirketten satın almasını sordu

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ersoy; Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Devlet Malzeme Ofisi (DMO) Genel Müdürlüğü’nün Covid-19 test kiti satın aldığı RTA Laboratuvarları Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Murat Güler’in yaptığı manipülatif işlemlerden dolayı "borsa yasaklısı" , CEO Enes Perçin'in ise AKP il yöneticisi olduğu haberlerinin basına yansıdığını belirtti.<br />Ersoy; RTA Laboratuvarları Şirketi’nin Kamuoyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı bildirimle Covid- 19 PCR tespit kitinin temini hususunda, DMO Genel Müdürlüğü ile 2020-2021 dönemi için bir yıllık anlaşma imzalandığı ve sözleşmeyle teslim edilecek ürün miktarının de belirlendiğini, DMO’nun yapılan anlaşma çerçevesinde RTA Laboratuvarları Şirketi’nden 19 Ağustos tarihinde 500 bin ve 25 Ağustos tarihinde de 500 bin olmak üzere toplam 1 milyon adet PCR test kitinin DMO tarafında satın alındığını dile getirdi.<br /><strong>Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yasaklı şirketle ihale</strong><br />Önergede DMO’nun Covid-19 test kiti satın aldığı RTA Laboratuvarları Şirketine, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından geçen haziran ayında işlem yasağı getirildiği bilgisinin de basında yer aldığı ifade edildi.<br /><strong>Devlet borsa cambazı şirketten PCR testi satın aldı</strong><br />Ayrıca Ersoy; &nbsp;SPK’nın yaptığı incelemeyle borsada manipülasyon yaptığı tespit edilen Güler ve şirketlerinin 6 ay süreyle işlem yapması yasaklandığı ve bu şirketlerin hisselerinin Türkiye'de ilk vakanın açıklanmasından sonraki iki aylık süreçte yüzde 2 bin 750'ye varan değer kazandığını belirtti. Öte yandan Ersoy; piyasayı yaklaşık 30 Milyon Dolar dolandırdığı iddia edilen ve "borsa cambazı" olarak anılan Güler'in kara para akladığının öne sürüldüğü haberleri de hatırlattı.<br /><strong>Oya Ersoy Sağlık Bakanı tarafından cevaplanması için şu soruları yöneltti:</strong><br />1.Sağlık Bakanlığı olarak, SPK tarafından hakkında borsada manipülasyon yaptığı tespit edilen RTA Laboratuvarları Şirketlerinden Covıd-19 PCR kiti satın almaya devam etmek midir?<br />2.Sağlık Bakanlığı, Covıd-19 PCR kiti satın aldığı RTA Laboratuvarları Şirketinin “borsa yasaklısı" olduğunu biliyor muydu? Şirket hakkında bu haberler basına yansıdıktan sonra herhangi bir işlem yapmış mıdır? Covıd-19 PCR kiti satın alma işlemini iptal etmiş midir?<br />3.Bakanlık, mal ve hizmet satın aldığı şirketler hakkında herhangi bir araştırma yapmakta mıdır? İhaleler hangi kriterlere göre yapılmaktadır?<br />4.Şirket hakkında SPK tarafından işlem yapma yasağı getirilmesine rağmen Covıd-19 PCR kitlerinin teminin nasıl yerine getirmektedir? Sağlık Bakanlığı olarak bu işlemlerin yapılmasında bir usulsüzlük olduğunu düşünüyor musunuz?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“Arılar ölmeye devam ederse, tarımsal üretim de sona erer!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/arilar-olmeye-devam-ederse-tarimsal-uretim-de-sona-erer-1159815ee153d-c5ca-435e-b94d-483ac56ceb762020-09-17T15:01:00+03:00HABER MERKEZİ “Arılar ölmeye devam ederse, tarımsal üretim de sona erer!”

“Arılar ölmeye devam ederse, tarımsal üretim de sona erer!”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, son yıllarda artan arı ölümlerinin tarımsal üretimin geleceği için büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çukurova başta olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerinde bahar ayları ile birlikte canlanan tarımsal faaliyetlerin, beraberinde dikkat edilmesi gereken pek çok önemli noktayı da gündeme getirdiğini hatırlatan Dr. Şevkin, son yıllarda artan arı ölümlerine karşı baharın gelmesini beklemeden şimdiden önlem alınması gerektiğini kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Birleşmiş Milletler’in (BM) son hesaplamalarında dünya nüfusunun 7,7 milyar olduğu, bu sayının 2040’ta 9,1 milyara, 2060’ta 10,1 milyara, 2080’de 10,8 milyara, 2100’de ise 11,2 milyara ulaşacağının öngörüldüğünü dile getiren Dr. Şevkin, en çok nüfus artışının ise büyük ölçüde gelişmekte olan ülkelerde görüleceğinin tahmin edildiğini,&nbsp; dünya nüfusunun 2100 yılında 9,9 milyarının gelişmekte olan ülkelerde, 1,2 milyarının ise gelişmiş ülkelerde yaşayacağının tahmin edildiğini kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Benzer bir artışın Türkiye nüfusunda da yaşanacağını ve nitekim nüfusun 85 milyona yaklaştığını vurgulayan Dr. Şevkin, artan bu nüfusun besin ihtiyacını karşılayabilmek için bitkisel ve hayvansal üretimin artırılmasının temel bir hedef olarak ortaya çıktığını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İLAÇLARA DİKKAT ÇEKTİ!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bitkisel üretimin artırılmasında modern tarım tekniklerinin kullanılmasının önemine işaret eden Dr. Şevkin, araştırma önergesini şu gerekçelere dayandırdı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu tekniklerin tam anlamıyla verime yansıması ancak tarımı yapılan bitkilerin hastalıkları, zararlıları ve yabancı otlarına karşı etkili bir mücadele ile mümkündür. Kültür bitkilerinde zarar veren çeşitli hastalıklara, böcek ve yabancı otlara karşı mücadele yapılmakta ve genellikle kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır. Bu kimyasal ilaçların bilinçsiz ve teknik talimata uygun kullanılmaması durumunda hem bal üreten, hem de bitkilerin tozlaşmasında hayati öneme sahip olan bal arılarına zarar verme sonuçları ortaya çıkmakta, kimi zaman ölümlerine neden olmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımda kullanılan ilaçların bal arılarına olan zararlı etkileri; kullanılan ilacın cinsi, uygulama yeri ve zamanı, uygulanan dozu, etki süresi, ilaçlama yöntemi, ilaçlama günlerindeki meteorolojik koşullar gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Hatalı ve tekniğine uygun olmadan kullanılan bazı zirai mücadele ilaçlarıyla kirlenen su kaynakları ve polen tozları, çok sayıda ergin arı ve yavru ölümlerine neden olmaktadır. Toz halinde kullanılan zirai ilaçlar, sıvı halde atılan ilaçlara oranla arılar için daha zararlıdır. Çünkü toz halindeki ilaçlar, daha kolay yayılır ve polenle birlikte kovana taşınabilirler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖLÜM NEDENLERİ ARAŞTIRILSIN!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Arılar, arı ürünlerinin üretimi yanında, bitkilerde tozlaşmayı sağlayarak meyve ve tohum oluşumuna da yardım ederler. Bu nedenle bal arılarının korunmasında arıcılarla birlikte bitki üreticilerine de görevler düşmektedir. Bu anlamda, arılarla çiçekler arasında milyonlarca yıldan beri var olan karşılıklı yarar ilişkisine dayanan işbirliği, bitki üreticisi ile arıcı arasında da sağlanmalıdır. Arı ölümlerinin nedenlerinin araştırılması ve arıcı, bitki üreticisi ve Devlet tarafından alınabilecek önlemlerin tespiti amacıyla meclis araştırması açılmalıdır.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Çukurova Bölgesel Havalimanı’nı meclis gündemine taşıdı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cukurova-bolgesel-havalimanini-meclis-gundemine-tasidi-115976fcac9b2-8b74-40e0-a98f-060b137e67882020-09-17T14:59:00+03:00HABER MERKEZİ Çukurova Bölgesel Havalimanı’nı meclis gündemine taşıdı

Çukurova Bölgesel Havalimanı’nı meclis gündemine taşıdı

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">HDP Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan, konuyla ilgili TBMM Başkanlığına bir araştırma önergesi verdi. Araştırma önergesinin gerekçe kısmı ise şu şekilde:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Çukurova Bölgesel Havalimanı 15 Aralık 2011’de ilk ihaleye çıktığı tarihten bu yana yapılmamasına rağmen, geçtiğimiz dokuz yıl içerisinde hemen hemen her seçimde AKP hükümeti tarafından seçim müjdesi olarak verilmiştir. Çukurova Bölgesel Havalimanı, vaat edilen zamanda yapılamaması bir yana AKP iktidarı tarafından her gündeme getirildiğinde belirli bir tarihte bitirileceği söylenmesine rağmen seçim vaadinden öteye geçmemiştir.&nbsp; Çukurova Bölgesel Havalimanı, 9 yıllık zamanda aşağıdaki süreçlerden geçmiştir:</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">23.05.2011’de dönemin Dış Ticaretinden sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan basına verdiği demeçte Çukurova havalimanının 2014 yılında tamamlanacağını ve 30 milyon yolcu kapasiteli ve kargo terminaliyle birlikte “Artık Mersin’in çilekleri uçacak, uçan çilekler yapacağız" yönünde ifade kullanmıştır.</span></li><li><span style="font-size:18px">29.05.2013 tarihinde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme bakanı Binali Yıldırım, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ve pek çok bölge milletvekillerinin katılımıyla birlikte Çukurova Havalimanı’nın temelini birlikte atmıştır. Açılış konuşmasında Binali Yıldırım Yap-İşlet-Devret modeliyle 357 milyon&nbsp;Euro yatırımla 3 yılda tamamlanacağını söylemiştir.&nbsp; Fakat 19.10.2015 tarihinde Çukurova Havalimanının yapımını üstlenen Koçoğlu İnşaat’ın yaşadığı mali sorunlardan dolayı yeni ihalenin 15 Ocak 2016 yılında yapılacağı belirtilmiştir.</span></li><li><span style="font-size:18px">27.10.2015 tarihinde dönemin milletvekili olan Lütfü Elvan Mersin aday tanıtım toplantısında Çukurova Havalimanı’nı en kısa zamanda Mersin’e kazandıracaklarını söylemiştir.</span></li><li><span style="font-size:18px">02.04.2016 tarihinde dönemin başbakan yardımcısı olarak görev yapan Lütfü Elvan Orman ve Köy İşleri Bakanı Veysi Eroğlu ile Mersin valiliğinde yaptığı basın açıklamasında, “Devlet Hava meydanları Genel Müdürlüğü yönetimi Çukurova Havalimanı'nın&nbsp;Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılacağını 7 Nisan’da ihale tarihinin açıklanacağını belirtilmiştir.</span></li><li><span style="font-size:18px">26.03.2017 tarihinde yeniden çalışmalara başlanılan Çukurova Havalimanı inşaatı başlatma törenine, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, Mersin Valisi Özdemir, Osmaniye Valisi Kerem Al, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı MHP'li Burhanettin Kocamaz, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı MHP'li Hüseyin Sözlü, kamu kurum ve kuruluşları müdürleri ve çok sayıda kişi katılmıştır. Törende söz alan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “havalimanının yılda 2 bin 500 kişiye istihdam sağlayacağını” söylemiş, Lütfü Elvan ise konuşmasında 2018 yılının sonunda havalimanının hizmete açılacağını söyledi.</span></li><li><span style="font-size:18px">04.05.2018 tarihinde dönemin Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan bu sefer Çukurova Havalimanının 2019 yılında biteceği vaadinde bulunmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">24 Mayıs 2018 tarihinde AKP Ankara aday tanıtım toplantısında konuşan Recep Tayyip Erdoğan “Çukurova Bölgesine hizmet verecek olan 1,2 milyar TL maliyetli Çukurova Bölgesel Havalimanının 2019 yılında tamamlanması öngörülmektedir.”&nbsp; yönünde açıklamada bulunmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">22.12.2018 tarihinde Çukurova Havalimanı'nda çalışmalar tamamen durmuş, projede fesih yoluna gidilmiştir.</span></li><li><span style="font-size:18px">03.03.2019 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Çukurova Bölgesel Havalimanı inşaatı hızlandı. Bölgenin yatırım için ihtiyacı olan ana kısımlardan biri de bu havalimanıydı. İnşallah bu ay ilk uçağı piste indirip açılmış olacak."&nbsp; yönünde açıklamada bulunmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">05.07.2020 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, inşaatı devam eden Çukurova Havalimanı inşaatında incelemelerde bulunarak&nbsp; “Mersin’in Tarsus ilçesinde yapımı devam eden Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın 2 yıl içerisinde tamamlanarak hizmete açılacağını” yönünde açıklamalarda bulunmuştur.</span></li></ul><p><span style="font-size:18px">Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın AKP iktidarı tarafından her ne kadar farklı tarihlerde biteceği sözü verilmiş olsa da havalimanı maalesef bir türlü bitirilememiştir. Dolayısıyla Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın günümüze kadar bitirilememesinin nedenlerinin araştırılması ve havalimanının en kısa sürede bitirilmesi Çukurova Bölgesinin ekonomik gelişmesi açısından son derece önemlidir.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ SADECE GÖREVİNİ YAPIYOR…]]>https://www.haberanaliz.net/haber/turk-tabipleri-birligi-sadece-gorevini-yapiyor-1159688d18ea4-4d61-4c50-be0d-de1f54006bf92020-09-17T14:56:00+03:00HABER MERKEZİ TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ SADECE GÖREVİNİ YAPIYOR…

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ SADECE GÖREVİNİ YAPIYOR…

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tek adam rejimi, bütün alanlarda olduğu gibi, COVID 19 Pandemi Sürecini de çok kötü yönetti. Bu konuda yaptığımız erken uyarıları ve acil tedbir çağrılarını asla dikkate almadı. Neticede, tüm Türkiye’de üç haftalık etkili bir bilimsel kapanmayla çok hafif atlatılacak bir süreç, rastgele, amaca hizmet etmeyen ve görüntüyü kurtarmaya odaklı birtakım sözde tedbirlerle adeta adı konmamış bir sürü bağışıklığı politikasına dönüştü. Bu esasen tek adam rejiminin tüm belli başlı ekonomik parametreler açısından ülkeyi tam bir mutlak iflasa ve çöküşe sürüklemiş olmasının kaçınılmaz sonucuydu. Sayın Sağlık Bakanının neredeyse en başından itibaren meseleyi bir ‘kamu sağlığı’ değil, bir propaganda ve halkla ilişkiler meselesi gibi değerlendirmesinde belirleyici bir rol oynadı. Bütün bunların pandemi sürecinde getirdiği nokta maalesef çok vahimdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği, son derece hatalı ve tehlikeli bir şekilde yürütülen pandemi sürecinde, kendi misyonuna ve kurumsal sorumluluk anlayışına uygun olarak gerekli uyarıları yapmış, alınması gereken tüm tedbirleri bilimsel bir anlayış içinde kamuoyuyla paylaşmaya özen göstermiştir. Bu, 1953’ten beri Türk tabiplerini temsil eden, onların haklarını, sağlık politikaları geliştirmeyi ve halk sağlığını korumayı amaçlayan bir meslek örgütü olmasının doğal ve kaçınılmaz bir sonucudur. Asla imtina edilemeyecek bir görev ve yükümlülüktür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak tek adam rejimi ve onun destekçileri Türk Tabipleri Birliği’nin bir meslek kuruluşu olarak tamamen doğal ve kaçınılmaz olan bu görev ve sorumluluğun yerine getirilmesinden rahatsız olmuşlardır. Bu mevcut rejimin nasıl tuhaf, tamamen ucube bir mahiyete büründüğünün ve Türk Milletinin sağlık alanındaki genel iyiliğine ve çıkarlarına zarar verdiğinin ibretlik bir kanıtıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bunlara rağmen pandemi süreci içinde dikkatle izlediğim ve zaman zaman bilgilerine başvurduğum TTB Başkanı ve yöneticileri dışlanmalarına, Sağlık Bakanı tarafından kendilerine aylarca randevu verilmemesine rağmen hiçbir siyasi mesaj vermeden yapmaları gerekeni azimle yapmışlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhur İttifakı Hükümeti de diyebileceğimiz Tek adam rejiminin bırakın bulaşıcı hastalıkla mücadele edememesini, adeta salgını teşvik eden karalarını ve ortaya çıkardığı sonuçları açıklayan TTB’nden rahatsız olmaları gayet normaldir. Belli ki “Ucube rejim”i tahkim etmek için Türkiye Barolar Birliği’nden sonra sıra TTB’ye gelmiştir. Ancak hiç kimse unutmamalıdır ki, biz doktorlara ne kadar eziyet ederseniz ediniz bir gün önümüzdeki hasta masasına yattığınızda biz tereddütsüz Hipokrat yeminimize olan sadakatimizle sizleri muayene ve tedavi edeceğiz.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KÜTÜPHANE KAFE AÇILDI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kutuphane-kafe-acildi-115955dca6abb-e477-4520-9688-4030e8df15b92020-09-17T14:47:00+03:00HABER MERKEZİ KÜTÜPHANE KAFE AÇILDI

KÜTÜPHANE KAFE AÇILDI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Temel ve sosyal belediyecilik anlayışı ile çok projeyi hayat geçirerek ilçeyi farklı bir noktaya taşıyan Akçakale Belediyesi, eğitim de tam destek vermeye devam ediyor. Başkan Mehmet Yalçınkaya, ilçenin eğitimdeki başarısını artırmak amacıyla eğitim hizmetlerine yönelik yatırımlarından birini daha hayata geçirdi. Başkan Yalçınkaya’nın talimatları doğrultusunda Akçakale Belediyesi tarafından hazırlanan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’na sunulan “Gençlik Merkezi ve Kafe Kütüphane Projesi” ilçede uygulanmaya değer görüldü. Bir seçim vaadi de olan kütüphane kafe hazırlıkların tamamlanmasının ardından Akçakale Gençlik Merkezi’nde öğrencilerin hizmetine açıldı.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Koronavirüs pandemisi nedeniyle şuan sınırlı sayıda öğrenci kabul eden kütüphane ortaokul, lise ve üniversite hazırlık kitapları ile donatıldı. Kütüphanede öğrencilerin hem ders çalışması için uygun koşullar sağlandı hem de çay ve kahve içerek eğlenceli zekâ oyunları oynayabilecekleri bir ortam hazırlandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Yalçınkaya, beraberinde Akçakale Belediyesi Meclis Başkan Vekili Şerif Bozkurt, meclis üyeleri Cuma Yıldık ve İsa Altuntaş ile kütüphaneyi ziyaret etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞKAN YALÇINKAYA: İKİNCİSİNİ DE YAPACAĞIZ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Burada yaptığı açıklamada eğitime yönelik yatırımlarının süreceğini belirten Başkan Yalçınkaya ikinci bir kütüphane kafe müjdesi vererek “Dünyayı aydınlatan kitaptır. Kuran-ı Kerim ilk kitabımızda ilk ayeti&nbsp;&nbsp;‘Oku!’. Allah’ın ilk emri oku. Aydınlık, okuyan, araştıran bir neslin temeli bir kütüphanedir. Kütüphaneyi getirdik, genç kardeşlerimizin hizmetine verdik. Hem bir bölümüne kendi derslerine hazırlanma noktasında eğitime ayırdık, eğitim kitapları koyduk bir de genel kültür için çeşitli kitaplar koyduk. Bunların hepsini bu genç, okuyacak kardeşlerimizin hizmetine verdik. Bu büyük bir ihtiyaç. İnşallah ikincisini de yapacağız. Okullar bölgesi var. Bu eğitim orada da sürmesi için gereken desteği vereceğiz. Hem burada çayını kahvesini yudumlarken dersine çalışacak, kitabını okuyacak, aydınlanacak ve bölgenin, Akçakale’nin, buradaki bütün insanımızın kaderini bu okuyan kardeşlerimiz değiştirecek. Bu kardeşlerimize bu kütüphanenin, bu kitapların hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. “ dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Koronavirüs tedbirleri kapsamında kütüphanede içecek ikramı yapılmazken, pandeminin sona ermesinin ardından ikramlar ücretsiz olarak sunulacak.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[16 ve 17 Eylül'de yaşadığımız acı bizlerden 3 yiğidi alırken 3 öğüdü bırakmıştır]]>https://www.haberanaliz.net/haber/16-ve-17-eylulde-yasadigimiz-aci-bizlerden-3-yigidi-alirken-3-ogudu-birakmistir-1159407902071-0c53-4981-a009-a783e358ea9e2020-09-17T14:43:00+03:00HABER MERKEZİ 16 ve 17 Eylül'de yaşadığımız acı bizlerden 3 yiğidi alırken 3 öğüdü bırakmıştır

16 ve 17 Eylül'de yaşadığımız acı bizlerden 3 yiğidi alırken 3 öğüdü bırakmıştır

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Demokrasi Şehitlerimiz Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’yu anma mesajı yayınladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrasi şehitlerimiz olan Başvekilimiz Adnan Menderes, Dışişleri Bakanımız Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanımız Hasan Polatkan’ın idam edilerek şehit edilişlerinin 59.yıldönümü dolayısıyla bugün Topkapı’daki Anıt Mezarda düzenlenecek olan törene katılmak üzere İstanbul’a giden Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, buradan bir mesaj verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkan Uysal, yaşanan derin acının milletimizden 3 yiğidi alırken, geride hiç unutmamamız gereken 3 öğüt bıraktığını söyledi. Uysal, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Türk Milleti'ne savaş açmanın,&nbsp;<br />bu milletin bükülmez iradesi ve imanı karşısında anlamsız olduğunu öğrendiler”</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'de yalnız siyasal manada değil sosyal ve ekonomik manada da, Milli Mücadele, Kurtuluş ve Kuruluş Dönemi sonrası sahih bir "Şahlanış Dönemi" olan Demokrat Parti dönemi, 27 Mayıs'ta, kökü besbelli dışarda bir çetenin örgütlü saldırısına maruz kalmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">27 Mayıs, özü itibariyle yalnız bir siyasi kadroyu ve fikri değil, Milletimizin Tanzimatla başlayan "demokratikleşme" çabalarının nihayet başarıya ulaşması sonrası, bunun müsebbibi olarak iradenin sahibi koca bir milleti hedef almıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Milleti temsilen 3 yiğidi idam ettiler”</span></p><p><span style="font-size:18px">Henüz çok kısa bir süre önce Türk Milleti'ne savaş açmanın, bu milletin bükülmez iradesi ve imanı karşısında anlamsız olduğunu yüksek bir maliyetle öğrenen mahfiller, yeni bir "harp" yöntemi olarak darbeyi tercih etmişler, kinlerini dindirmek içinse o bükülmez iradenin temsiline nail olmuş Hürriyetçi Demokratları yargılamayı seçmişlerdi. İktidara darbe ile sahip olmak, kurmaca mahkemeler, asılsız suçlamalarla yargılamak, türlü rezilliklerle onurlarını incitmek yetmemiş olacak ki milleti temsilen 3 yiğidi idam ettiler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dahası bunu yaparken, killetin iradesinin bir tezahürü olarak Demokratları darağacına gönderirken milleti korumakla mükellef silahlı kuvvetleri de "araç" etmişlerdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hülasa 27 Mayıs, bu toprakların fethinden, bu coğrafyadaki gönüllerin fethinden mütevellit bu millete hasetle bakan, şanlı Kurtuluş Savaşımızla bu toprakların savaşarak kendilerine diyar olmayacağını bir kez daha anlayan kim varsa onların, toplaşıp, teşkilatlanıp, bir de içerinden ihanete namzet zat aparıp ortaya koydukları bir savaştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu savaşın şehitleri ise Başbakanımız Adnan Menderes, Bakanlarımız Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'dur.</span></p><p><span style="font-size:18px">1946'da "tek adam"lığa karşı başlattıkları mücadele 1950 seçimleri ile Milletin refahına, Memleketin her manada felahına yöneldi. Nitekim verdikleri mücadelede, tüm kadroları ile birlikte yaptıkları liderlikle "şehitlerimiz" galip geldi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bugün bizler için büyük bir utancın yıldönümüdür”</span></p><p><span style="font-size:18px">Milletin asla kendilerine iktidar tevdi etmeyeceğini bilen ama iktidar hülyası ile yanıp tutuşanların, Millete düşmanlık eden ancak karşısına çıkmaya cesaret edemeyenlerle bir giriştiği bu hain darbe nihayetinde, bir yılı aşkın süren hukuksuz yargılamalar ve suçlamalar 16 ve 17 Eylül günü, bizlere ebedi matem yaşatacak bir sonuca sebebiyet verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dün ve bugün, bizler için, biz hürriyetçi demokratlar için büyük bir acının, insanlık tarihi ve ülkemiz için de büyük bir utancın yıldönümüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemiz için seçilmiş bir başbakanını ve bakanlarını idam etmiş olmanın yanında daha da vahim olarak bu derin planın görülememiş olması büyük bir utanca sebeptir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milletimiz, seçtiği iktidarı, kendisini temsil eden kadroları, kendileri için ömrünü vakfetmiş olanları "sabık" ilan edenlerin bunu kadim bir düşmanlıkla yaptığını maalesef oldukça geç görmüştür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Neticesinde o abide isimleri yüreğine gömmüş, hatıralarına sahip çıkmış ve onlar sayesinde tanış oldukları demokrasiye inanmışlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">16 ve 17 Eylül'de yaşadığımız acı bizlerden 3 yiğidi alırken 3 öğüdü bırakmıştır:<br />- Bedenler fani, fikirler bakidir; fikirlere yaslanın.<br />- Demokrasiye inanın.<br />- Adaletin terazisini bozmayın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu duygu ve düşüncelerle, içimizdeki acı ve mücadelemiz konusunda kararlılıkla milleti için bedel ödemeyi göze alarak hizmet eden, şehadete yürüyen başbakanımız Ali Adnan Menderes’i, kıymetli bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’yu, 15 Temmuz gecesi meydanlarda ve görevinin başında şehadete yürüyen kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ruhları şad olsun, Allah bizleri, milletimizi, devletimizi böylesine acı günlerden, yenilerinden korusun.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Fayiz es Serrac istifa etti]]>https://www.haberanaliz.net/haber/fayiz-es-serrac-istifa-etti-115937178f7cb-3124-4112-a421-05cee2bebb552020-09-17T00:33:00+03:00HABER MERKEZİ Fayiz es Serrac istifa etti

Fayiz es Serrac istifa etti

DÜNYA

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Libya'da Türkiye'nin desteklediği&nbsp;Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayiz es Serrac, devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, Ekim ayı sonuna kadar görevinden ayrılma niyetinde olduğunu ilan etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">"Görevlerimi en geç Ekim sonuna kadar bir sonraki yürütme makamına devretme konusundaki samimi arzumu beyan ediyorum" diyen Serrac, bu sürede görüşme komitesinin çalışmalarının bitmesini ve yeni Devlet Başkanlığı Konseyi'nin kurulmasını beklediğini vurgulayarak, "Umarım diyalog komitesi çalışmalarını tamamlar ve yeni bir başkanlık konseyi ve başbakan seçer" şeklinde konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Serrac’ın istifa edeceği haberi dün ilk olarak Bloomberg’de yayınlanmıştı. Serrac’ın bu adımla, Cenevre görüşmeleri öncesinde üzerindeki baskıyı hafifletmeyi amaçladığı belirtilmişti. Fayiz es Serrac’ın istifasının bir yandan Cenevre görüşmelerinde uzlaşma ihtimalini artıracağı, bir yandan da kısa vadede Trablus’ta yaşanacak siyasi belirsizlikte rakip fraksiyonlar arasında gerilim yaratabileceği yorumu yapılıyor. (HABER NERKEZİ)</span></p><p><span style="font-size:18px">ARTI GERÇEK</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Doç. Dr. Hatipoğlu'ndan uyarı: Çocuklar maske değişimi kesinlikle yapmamalı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/doc-dr-hatipoglundan-uyari-cocuklar-maske-degisimi-kesinlikle-yapmamali-11592d40b69ab-23ee-4ecc-a4cb-601a00379df62020-09-17T00:28:00+03:00HABER MERKEZİ Doç. Dr. Hatipoğlu'ndan uyarı: Çocuklar maske değişimi kesinlikle yapmamalı

Doç. Dr. Hatipoğlu'ndan uyarı: Çocuklar maske değişimi kesinlikle yapmamalı

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Koronavirüsün Türkiye’de görülmesinin hemen ardından alınan kararlardan biri de okul öncesi, ilköğretim ve lise çağındaki öğrencilerin eğitim-öğretimlerine ara verilmesi oldu. Alınan tedbirlerin ardından virüse karşı çok başarılı önlemler alan Türkiye, ‘yeni normal’ olarak kabul edilen dönem için de adımlar atmaya devam ediyor. Bilindiği üzere 21 Eylül itibarıyla okulların ilk aşamada 1. sınıf ve okul öncesi kısımları açılacak ve buradaki öğrenciler yüz yüze eğitime başlayacak. Tam da bu noktada çocukların maske kullanım alışkanlıkları ve muhtemel riskler aileleri endişelendiriyor. Özellikle küçük yaş gruplarının kullandıkları eşyaları birbiriyle değiştirme alışkanlığı ‘Maskeler için de aynısı yaşanırsa sonuçları ne olur?’ sorusunu beraberinde getiriyor.</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>AİLE, ÖĞRETMEN VE OKUL YÖNETİMİNE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nevin Hatipoğlu’na göre bu süreçte ailelere, öğretmenlere ve okul yönetimlerine büyük iş düşüyor. Çocukların maskelerini güvenli bir şekilde nasıl takmaları, kullanmaları, çıkartmaları ve saklamaları gerektiği konusunda eğitim verilmesi gerektiğine işaret eden Hatipoğlu, “Verilen eğitimin uygulanması noktasında denetimler de son derece önemli. Burada ebeveynlerin, öğretmenlerin ve okullardaki idarecilerin dikkatli olması, çocukları sürekli gözetim altında tutması şart” dedi.</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>"MASKE DEĞİŞİMİ KESİNLİKLE YAPILMAMALI"</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">Çocukların maske değişimi konusunda nasıl yönlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Nevin Hatipoğlu, şöyle devam etti: “Çocuklara okuldaki diğer çocuklarla maske değişimi kesinlikle yapmamaları ve paylaşmamaları öğretilmeli. Maskenin, tıpkı kişisel giyim eşyasında olduğu gibi, kişinin sadece kendi kullanımına ait bir malzeme olduğu çocuklara net bir şekilde anlatılmalı. Kalem, silgi, kitap gibi okul eşyalarının sınıfta çocuklar arasında alışverişinin enfeksiyonun yayılımı konusunda sakıncalı olması gibi, özellikle maskenin de çocuklar arasında değiş-tokuşunun yapılmaması ‘okulumuzun prensipleri’ gibi başlıklarla öğrencilere tekrarlanabilir.”</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>"MASKELERİN KARIŞMAMASI İÇİN ÖNLEM ALINMALI"</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">Hatipoğlu, her çocuğun yaşına uygun bilgilendirme yapılması gerektiğine değinerek, şunları söyledi: “Örneğin ‘yemek kaşığımızı veya bardağımızı nasıl ki arkadaşımızla ortak kullanmayız, maskemiz de bize özeldir ve paylaşmamalıyız’ gibi anlatımlarda bulunabiliriz. Maskenin yemek yeme gibi durumlarda zorunlu olarak çıkarılması gerekecek. Bu zamanlarda, çocukların birbirleri arasında maske karışıklığına sebep olmamak için maskeleri etiketlenebilir, kenarına isim yazılabilir. Çocukların alışık oldukları maskeleri takmalarını sağlamak bence son derece önemli. Değişik bir maske yüze düzgün oturmazsa, ayarlama yapmak için çocuklar sık sık yüzlerine dokunacak. Tabi bu durum da enfeksiyon riski doğurabilir. Geçmişte genel itibarıyla yiyecek, içecek koyduğumuz beslenme çantalarına ‘yeni normal’ olarak nitelendirdiğimiz bu dönemde mutlaka yedek maskeler koymalıyız. Yedek maske mutlaka olmalı ki herhangi bir ıslanma veya kirlenme durumunda çocuk maskesini hemen değiştirebilsin.”</span></p><p><span style="font-size:18px">KAYNAK: ABC GAZETESİ</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA['Almanya'da birden fazla korona aşısı bulunabilir']]>https://www.haberanaliz.net/haber/almanyada-birden-fazla-korona-asisi-bulunabilir-11591836b7825-d0d2-440b-a59b-d513d82375682020-09-17T00:25:00+03:00HABER MERKEZİ 'Almanya'da birden fazla korona aşısı bulunabilir'

'Almanya'da birden fazla korona aşısı bulunabilir'

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Almanya'da salgın hastalıklar konusunda yetkili Robert Koch Enstitüsü bünyesindeki Aşı Komisyonu (Stiko), ülke genelinde sürdürülen çalışmalar sonucunda yeni tip koronavirüsün yol açtığı Covid-19 hastalığına karşı birbirinden farklı çok sayıda aşı geliştirilmesinin beklendiğini açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Stiko Başkan Yardımcısı Sabine Wicker, Funke Medya Grubu‘ndaki gazetelere yaptığı açıklamada, çok sayıda potansiyel aşı üzerine yapılan çalışmalar göz önüne alındığında bu sonucun "muhtemel" olduğunu söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bulunacak bazı aşıların özellikle belli yaş ve sağlık grubundaki insanlarda daha etkili olması bekleniyor. Wicker yaşlılar veya kronik hastalığı olanları örnek gösterdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sabine Wicker, Aşı Komisyonu'nun görevinin, aşıların sınırlı miktarlarda mevcut olması durumunda öncelikli grupları belirlemek olduğunu kaydederek, bu amaçla yüksek enfeksiyon riski altındaki nüfus gruplarının incelendiğini belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">DW Türkçe'de yer alan habere göre, ilkbaharda konu ile ilgili bir çalışma grubu oluşturan Stiko'nun belirlediği öncelik grubunda tıbbi personel, kronik hastalığı olanlar ile yaşlılar ilk sırada yer alıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAKANLAR İYİMSER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Eğitim ve Araştırma Bakanı Anja Karliczek ve Sağlık Bakanı Jens Spahn başkent Berlin'de Salı günü yaptıkları açıklamada, korona aşısının gelecek yıl hazır olacağı konusunda iyimser olduklarını belirttiler. Ancak Karliczek aşılamanın başlamasının gelecek yılın ortasını bulabileceğini belirterek, "Gelecek yılın ortasından itibaren aşı olacağı gerçeğine hazırlıklı olmalıyız" dedi. Bakan, bulunacak aşının güvenli olmasının "mutlak öncelik" olduğunu sözlerine ekledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İki Bakan, korona aşısı üzerine çalışmalarını sürdüren BioNTech şirketine 375 milyon euro, CureVac'a 252 milyon euro maddi destek sağlanacağını açıkladı. Toplam 750 milyon euro'luk destek programından ayrıca IDT Biologika firmasının da yararlanacağı belirtildi. - ARTI GERÇEK</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ankara'da 882 sağlık çalışanına Coronavirus tanısı konuldu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ankarada-882-saglik-calisanina-coronavirus-tanisi-konuldu-1159001db2f54-a393-4799-a1f2-9624435a53542020-09-17T00:23:00+03:00HABER MERKEZİ Ankara'da 882 sağlık çalışanına Coronavirus tanısı konuldu

Ankara'da 882 sağlık çalışanına Coronavirus tanısı konuldu

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, "16 Eylül 2020 tarihi itibariyle, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından ulaşılan ve teyit edilen Covid-19 &nbsp;tanısı alan sağlık çalışanlarının sayısının 882'e yükseldiği bildirildi" ifadeleri kullanıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>201 SAĞLIK ÇALIŞANI DAHİL</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 testi pozitif çıkan ve kategorisi netleşmeyen 201 sağlık çalışanı da dahil olmak üzere bölümleri bilenenlerin dağılımları şu şekilde:</span></p><p><span style="font-size:18px">Uzman hekim: 143<br />Asistan: 89<br />Aile hekimi: 31<br />Eczacı: 9<br />Laborant: 10<br />Fizyoterapist-Diyetisyen: 6<br />Hemşire- Ebe: 146<br />ATT- Sağlık Memuru: 40<br />Güvenlik: 11<br />İdari personel: 7<br />Röntgen teknisyeni: 9<br />İşyeri hekimi: 2<br />Temizlik işçisi: 107<br />Tıbbi sekreter: 48<br />Mutfak çalışanı: 7<br />Diş hekimi: 5<br />Anestezi Teknisyeni: 3<br />Mutemet: 7</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP’li Tekin, iktidarı uyarıyoruz.!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-tekin-iktidari-uyariyoruz-11589c4104580-fc8c-46b0-b11c-5a6d6685d4b52020-09-17T00:15:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Tekin, iktidarı uyarıyoruz.!

CHP’li Tekin, iktidarı uyarıyoruz.!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korona virüs ile mücadele kapsamında kimsenin borcundan dolayı elektriği, suyuve doğalgazının kesilmeyeceğini söylemesine rağmenmaalesef dağıtım şirketleri ve bazı belediyelerin bu karara uymadığını görüyoruz. Her eve belli bir miktar içme suyu, elektrik ve doğalgaz parasız olarak sağlanmalı, geçmiş borçlar nedeniyle su ve doğalgaz kesintileri yapılmamalı ve kesilmiş olanlar derhal açılmalıdır" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Tekin, ihtiyacı olan vatandaşa elektrik, su ve doğalgazın ücretsiz olarak verilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatarak, “İnsanlar canının derdinde ama birileri hala vatandaşın elektrik, su ve doğal gaz faturalarının peşine düşmüş durumda. Dağıtım şirketleri ve bazı belediyeler fatura borcu nedeniyle kesintilere devam ediyor. Hiçbir düzelme yok. Özel şirket bildiğini okuyor. İki fatura ödenmemesi durumunda hemen kesintiye gidiliyor. Fedakârlık bugün değilse ne zaman yapılacak? Salgınla mücadele;genelgelerle ya da sözlü talimatlarla yürütülemez. Gelin Meclis açılır açılmaz tüm bu konuları düzenleyen bir yasa çıkaralım. Anayasa açık ve net ortada. Daha fazla çiğnenmesine müsaade etmeyelim” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Normalleşmeye geçilmesine rağmen halen kapalı durumda olan iş yerlerinin olduğunu, devletin bu iş yerlerini görmezden geldiğini ve herhangi bir yardımda bulunmadığını kaydeden Tekin, “Bu işletmelerde çalışan binlerce kişi işsiz ve gelirsiz durumda. İşletmelerin kira, su, elektrik, doğalgaz borçları birikmiş durumda. Devletin bu işletmelere çalışma izni vermediği gibi aynı zamanda bu işletmelere herhangi bir gelir desteği de sağlamamaktadır. Açılmasına müsaade edilmeyen bu iş yerlerinin elektrik, su, doğalgaz, borcu birikmiş ama ne yazık ki mevcut iktidar esnafının, vatandaşın derdini çözmek yerine, elektriğini, suyunu, doğalgazını kesmeye devam etmektedir” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu zor günlerde vatandaşın ve esnafın yanında olmak, sorunlarına çare üretmek hepimizin görevi olmalıdır diyen Tekin, “salgının etkisiyle kesilen sayaç sayısı daha da artabilir. İktidarı uyarıyoruz. Önümüz kış, zor günler bizi bekliyor. Bu sebeple; hiç değilse hane halkının temel giderlerini oluşturan elektrik, doğalgaz ve su faturalarından vergi alınmamasını ve belli bir miktar içme suyu, elektrik ve doğalgaz parasız olarak sağlanmasıdır.” diye konuştu.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Açıklanan hileli ürün rakamları, devede kulak bile değil”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-aciklanan-hileli-urun-rakamlari-devede-kulak-bile-degil-11588d503665b-27cf-48e7-ad71-7f8d4d1970532020-09-17T00:13:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Açıklanan hileli ürün rakamları, devede kulak bile değil”

Gürer: “Açıklanan hileli ürün rakamları, devede kulak bile değil”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>HİLELİ ÜRÜNLERDEN GEÇİLMİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca taklit ve tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği belirlenen 91 firmaya ait 113 parti ürünün ifşa edildiğini&nbsp;hatırlattığı açıklamasında, geçek manada denetimlerin yapılması halinde bu sayıların katbekat fazlasına ulaşılabileceğini vurguladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ET ÜRÜNLERİNDE AT ETİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı ifşa listesine göre, süt&nbsp;ve süt ürünlerinde bitkisel yağ ve nişasta, et ve et ürünlerinde ise kanatlı eti, sakatat, at eti ve tek tırnaklı etinin belirlendiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, “Alkollü içkilerde ‘tersiyer&nbsp;butil&nbsp;alkol’, alkolsüz içeceklerde ise ilaç etken maddesi bulunurken, ballarda&nbsp;prolinmiktarı yetersiz çıktı,&nbsp;fruktoz&nbsp;tespit edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Baharatlar ile bitki, çay ve kahve ürünlerinde boya saptanırken bir bitki çayında da ilaç etken maddesi olduğu belirlendi. Zeytinyağlarında tohum yağları olduğu görüldü, çikolatalar, enerji içeceklerinde ve takviye edici gıdalarda ilaç etken maddesi olduğu saptandı” hatırlatmasında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">At ve eşek, domuz etinin &nbsp;dana eti diye satılmasına toplumun önemli tepki verdiğine değinen CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer, toplumun yanlış bildiği bir konuda at ve domuz etinin yasak olduğu sanılıyor.2006 yılında Resmî Gazetede dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bakanlar Kurulu imzası ile at ve domuz eti kasaplık hayvan eti sayıldı. Bu nedenle kasap at ve domuzu kesip satabilir. Buradaki sorun at ve domuz etinin dana eti diye satılması. Eğer etiketinde domuz ve at eti karışımı olduğunu belirtirse suç değil. Bu nedenle konu iyi anlaşılmıyor. Birde gençlere zararlı katkılı enerji içeceği var ki bu bağlamda daha sıkı denetim şart.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KAÇAK İÇKİ PATLADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlık kaçak ürünlerle mücadele edecek kadrosu yok. Ülke kaçak rakı &nbsp;kullanımı patlamış durumda, sürekli zam ve vergi ile fiyat katladı. Bütçeye külfet ama &nbsp;vatandaş “alkol” kullanımından vazgeçmedi. Kendi üretiyor ve çok sayı da kaçak rakı tüketimi ile can kaybı oldu, oluyor. Bakanlığın bu anlamda kaç denetimi var? Yurt dışından getirilen kaçak çay gibi ürünleri piyasa da belirleyip kaçına denetim yapıldı? İhbar olmasa sorunlu ürün tespit edilemeyecek. Taklit, tağşiş kadar sahte ürünle, kaçak ürünle de mücadele edilmelidir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NE YİYİP İÇTİĞİMİZİ BİLMİYORUZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gıda terörünün ülkemizde her geçen yıl biraz daha arttığına vurgu yapan CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, “Bu olumsuz tablo öyle bir hal aldı ki, insanlar ye yiyip içtiğini bilmez hale geldi” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CEZA ALIYOR AMA HİLELİ GIDA ÜRETİMİNE DEVAM EDİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, maddi çıkar elde etmek için insanların sağlığıyla oynayan firmalara verilen cezalar yetersiz olduğuna da işaret ederek, “ Cezaların caydırıcı olmaması nedeniyle ceza almasına rağmen, taklit ve tağşiş ürün üretmeye ya da piyasaya sürmeye devam ediyorlar” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MERDİVEN ALTI İŞLETMELER ÇOĞALIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi&nbsp;nedeniyle yaşanan ekonomik sıkıntıların, çok sayıda merdiven altı tabir edilen işletmelerin adeta bir çığ gibi çoğalmasına neden olduğunu vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, “Çoğunluğu kaçak olan bu atölyelere&nbsp;sağlıksız bir şekilde üretilen ürünler ne yazık ki piyasaya sürülüyor.&nbsp;Olması gerekenin çok altında fiyatla piyasada yer bulan&nbsp;bu ürünler ise alım gücü düşük olan vatandaşlar tarafından tercih ediliyor. İçeriği bilinmeyen, etiketi olmayan, yerel üreticiye ait olmayan ürünlere dikkat edilmelidir. Kaçak üretim yerli ve yerel üretime de zarar veriyor. Doğru çalışan üretici ciddi zarar görüyor. Etiket okumadan, üretim şekli öğrenilmeden ürün alınmamalıdır” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DENETİMLER YETERSİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı rutin denetimlerin yeterli olmadığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, “Bakan’ın yaptığı açıklamadan anlaşıldığına göre, daha çok tüketicilerin yaptığı ihbarlara göre denetim yapılıyor. Piyasada o kadar çok taklit ve tağşiş ürün, hileli gıda var ki, Bakanlığın denetim ekibinin bunların tamamını denetleme şansı yok. Belediyeler bu konuda yeniden yetkilendirilmelidir. Çünkü denetim yapan ekip sayısı çok az. Şayet denetim kadrosu yeterli olsa ve gerçek manada denetim yapılabilse, bugün açıklanan rakamların çok üstünde ürünün varlığı da ortaya çıkmış olurdu. Binlerce yerde gıda ürünü satılıyor, içeriği ne olduğu bilinmeyen ürünler piyasada var ancak bazı firmalar da daha çok kazanmak adına daha düşük üretim için hilelere yönelebiliyor. Bakanlığın açıkladığı liste dışı günlük ve evde tüketilen her ürün esasen sık denetim sağlanıp ağır cezalar uygulanmalı, Dürüst üretici de korunmalıdır.” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER, GIDA TERÖRÜNÜ DEFALARCA KEZ TBMM GÜNDEMİNE GETİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, taklit e tağşiş ürünlerin yeterince denetlenmediği, denetimlerde uygunsuz olduğu ortaya çıkan ürünler ve bu ürünleri piyasaya süren firmalarla ilgili cezaların caydırıcı olmadığını&nbsp;ve bu nedene ülkemizde gıda terörünün adeta tavan yaptığını; Kanun teklifleri, soru önergeleri ve Meclis Araştırma Önergeleriyle defalarca kez TBMM gündemine taşıdığını da sözlerine ekledi.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[GÜZELMANSUR YANGINDA KASIT, GEÇ MÜDAHALE VAR MI?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/guzelmansur-yanginda-kasit-gec-mudahale-var-mi-11587430242e7-124e-41f8-91c9-fc14c149a1b12020-09-17T00:11:00+03:00HABER MERKEZİ GÜZELMANSUR YANGINDA KASIT, GEÇ MÜDAHALE VAR MI?

GÜZELMANSUR YANGINDA KASIT, GEÇ MÜDAHALE VAR MI?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP’li Güzelmansur Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde ülke tarihindeki en büyük yangınlarından biri olan bu yangının kasten çıkarılıp çıkarılmadığını, yangına havadan müdahalenin neden geç yapıldığını sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AĞAÇLANDIRMA POPÜLİZME DEĞİL, EKOSİSTEME UYGUN OLMALI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yangının yaralarının sarılması noktasında ekosisteme, biyolojik çeşitliliği uygun bütünsel bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Güzelmansur önergesinde “3 bin 500 hektarlık bir orman varlığımız kül olduğu bu yangınla sadece ağaçlarımız değil, biyolojik çeşitliliğimiz ve canlı türlerimiz de yok olmuştur. Dolayısıyla bu yangının yaralarının sarılması noktasında sadece yanlış ve popülist bir ağaçlandırma faaliyetinden uzak durmanın yanı sıra yanan alanın biyolojik çeşitliliğine uygun, bölge ekosistemini bütünsel bir yaklaşımla ele alan bir çalışma yürütülmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Güzelmansur’un Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlamasın istediği sorular şunlar:</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Ülke tarihinin en büyük yangınlarından biri olan ve saat 11’de başlayan yangına havadan ilk müdahale kaçta yapılmıştır? Yangına havadan müdahalenin geç başlamasının nedeni nedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Bu yangının kasıtlı çıkarıldığına dair iddialar doğru mudur? Doğru ise bunun arkasındaki gerekçe nedir? Sorumluları bu yangınla ne tür bir menfaat sağlamayı planlamışlardır? Bu kişiler belirlenmiş midir ve haklarında ne tür işlemler yapılmıştır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Bu yangının çıkış nedeni ile ilgili yapılan net bir tespit var mıdır? Detayları nedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Uzmanlar “yanan alanların kendi haline bırakılması ve gerekli durumlarda tohum takviyesi yapılmasıyla yanan bölgedeki ekosistemin canlanacağı ve yenileneceği” görüşünde birleşmektedir. Bu görüşe riayet edilecek midir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Bundan sonra bu gibi orman yangınlarının bir daha yaşanmaması için alınan önlemler nelerdir?</span></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sığınma evlerine yönelik vahim iddialar]]>https://www.haberanaliz.net/haber/siginma-evlerine-yonelik-vahim-iddialar-11586adef7137-16c9-4160-aa14-822b2debe3c92020-09-17T00:08:00+03:00HABER MERKEZİ Sığınma evlerine yönelik vahim iddialar

Sığınma evlerine yönelik vahim iddialar

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili Av. Sera Kadıgil, kadına yönelik şiddet artarak devam ederken, devletin koruma önlemlerini&nbsp; ne kadar ciddiye aldığını gösteren skandal niteliğindeki iddiaları Meclis gündemine taşıdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıgil Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde sığınma evinde kalan bir kadının yaşadıklarını anlattı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıgil, önergesinde “Tarafımıza gelen şikayetlere göre, ölümle tehdit edildiği için&nbsp; bir sığınma evine yerleştirilen kadın vatandaşımız sağlık problemleri nedeniyle ambulans ile götürüldüğü hastanede yanında refakatçi/görevli olmadan bırakılmış ve kendisine sığınma evine&nbsp; geri dönebilmek için ya toplu taşımayı kullanması ya da hastane polisinden yardım istemesi söylenmiştir. Yaptığımız araştırma neticesinde ise sığınma evinde kalan mağdur kadınların hastaneye götürülmeleri halinde toplu taşımayla veya hastane polislerinin yardımıyla dönüş yapmalarının sıklıkla kullanılan bir yöntem olduğu iddiası hem mağdur anlatımlarıyla ve hem de kolluk güçlerince ifade edilmiştir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“POTANSİYEL FAİLE, MAĞDURUN YERİNİ İFŞA EDEREK Mİ KORUYACAKSINIZ?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Vekilin gündeme getirdiği bir diğer vahim iddia ise; İstanbul Sözleşmesi’nin gereklerini ve 6284 sayılı kanunun uygulamasında koruma ve tedbir önlemlerinin nasıl bir ihmaller zinciri içinde yürütüldüğünü ortaya koydu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Önergesinde “Sağlık Bakanlığının MHRS- 182- Randevu Al- e-nabız&nbsp; vb. mobil uygulamalarıyla, aile bireylerine bakmakla yükümlü olan kişinin, diğer aile bireylerinin sağlık işlemlerini&nbsp; takip edebilmesi sağlanmıştır.&nbsp; Fakat kadın sığınma evinde özellikle çocuklarıyla kalan ya da koruma altına alınan mağdurların sağlık işlemleriyle ilgili sürecin çoğu zaman tehdit unsuru olan kişi (baba) tarafından&nbsp; görülebilmesi, bir anlamda mağdurun yerinin ifşası anlamına gelmektedir. Yaptığımız görüşmelerde bu durumun, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmakta olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu durumlarda, tedbir ve gizlilik kararlarının titizlikle yürütmemesi nedeniyle kurumlar arası koordinasyonsuzluktan kaynaklı “ifşa” vakaları, tesadüfi olarak orada bulunan ve korunan kadının takipçisi olan memurların kişisel gayretiyle&nbsp; engellenebilmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nin devlete yüklediği sorumluklar kapsamında önleyici, koruyucu tedbirlerin ve gizlilik yeterince titizlikle yapılmadığı,&nbsp; 6284 Sayılı Kanunun layığıyla uygulanmadığı ve devlet kurumları arasında tedbir önlemlerinin gereği için&nbsp; koordinasyonun sağlanmadığı görülmektedir” ifadelerine yer veren Kadıgil, söz konusu durumun potansiyel faile, mağduru ifşa etmek anlamına geldiğini belirtti.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Emir: Sağlık sistemi iflas noktasında]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emir-saglik-sistemi-iflas-noktasinda-1158584aa784b-c34f-4399-91e2-2181519ae2d32020-09-17T00:04:00+03:00HABER MERKEZİ Emir: Sağlık sistemi iflas noktasında

Emir: Sağlık sistemi iflas noktasında

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">KRİZ GİDEREK DAHA DA BÜYÜYOR</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu hastanelerinin 14 aya, üniversite hastanelerinin de 36 aya varan borçları nedeniyle başlayan tıbbi cihaz ve malzeme krizinin giderek daha da büyüdüğünü belirten CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati'nin Pazartesi gününden itibaren firmalarla birebir pazarlığa başladığını söyledi. Türkiye'de pandemi süreci başlamadan önce gerekli önlemlerin alınması konusunda iktidarı defalarca uyardıklarını hatırlatan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, "Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı, tüm uyarılara kulağını tıkadı, bildiğini okuyor" dedi. Sektöre olan borcun 19 milyar TL'ye yaklaştığını ve bu borcun her geçen gün katlanarak büyüdüğünü ifade eden Emir, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">BASKI ALTINA ALMAYA ÇALIŞIYORLAR</span></p><p><span style="font-size:18px">"İktidar, 5 müteahhite milyar dolarları akıtmaktan vazgeçmiyor, kasa boşaldı. Çırpındıkça batıyorlar, sağlık sistemi iflas noktasında. Ekonomik darboğaza ittikleri firmalar da ürün üretemez, tedarik edemez hale geldi. Bu sorun aynı zamanda bir halk sağlığı sorununa dönüşmeye başlayacak. Kamu hastaneleri bir enjektör, bir gazlı bez dahi alamaz duruma düşürüldü. Başhekimler, hastanelerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için adeta firmalara yalvarırcasına yazılar yazmaya başladı. Şimdi de üreticileri tek tek görüşmeye çağırarak, baskı altına almaya çalışıyorlar. Yaklaşık 10 bin firmanın devletten alacağı bulunuyor. Tek tek görüşerek, nereye varmayı hedefliyorsunuz? İktidarın savunduğu gibi, Türkiye ekonomisi uçuşa geçtiyse tüm bu sıkıntılar neden yaşanıyor.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Covid-19 Salgınının DİSK/Genel-İş Üyeleri Üzerindeki Etkileri]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-19-salgininin-diskgenel-is-uyeleri-uzerindeki-etkileri-11584e569ef26-47dc-4bfe-8543-4f500d9626492020-09-17T00:00:00+03:00HABER MERKEZİ Covid-19 Salgınının DİSK/Genel-İş Üyeleri Üzerindeki Etkileri

Covid-19 Salgınının DİSK/Genel-İş Üyeleri Üzerindeki Etkileri

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Bu araştırma, Konfederasyonumuz DİSK’in öncülüğünde DİSK’e bağlı sendikalara üye işçilerin Covid-19 salgınından nasıl etkilendiğini araştırmak amacıyla yapıldı. DİSK tarafından araştırmanın tüm sendikaları içeren sonuçları 8 Temmuz 2020 tarihinde paylaşıldı. Bu çalışmada, DİSK’in yapmış olduğu alan araştırmasındaki verilere dayanmaktadır. Sendikamızın işkolu ölçeğinde yaptığı değerlendirmede öne çıkan başlıklar şöyledir:<br /><br /><strong>►Salgın Sürecinde Üyelerimizin Yüzde 50’sinin Çalışma Biçimi Değişti.&nbsp;<br />►Salgın Sürecinde Üyelerimizin Yüzde 35,4’ünün Çalışma Süresi Azaldı, Yüzde 13,8’inin Çalışma Süresi Arttı.<br />►Üyelerimizin Ortalama Net Ücreti “Asgari Ücret İle 3.500 TL” Arasında.<br />►Salgın Döneminde Üyelerimiz Sendikalı Olduğu İçin Ücret ve Gelir Kaybı Az Oldu.<br />►Üyelerimizin Yüzde 10’u İŞKUR Ödeneklerinden Faydalandı!<br />►Üyelerimizin Yüzde 10’a Yakını da İŞKUR Dışındaki Ödeneklerden Yararlandı!<br />►Salgın Döneminde Borçlanma Arttı!<br />►Üyelerimizin Yüzde 57,1’i Ekonomik Açıdan Zorluk Yaşadı.<br />►Üyelerimizin Yüzde 69’unun 1 Aydan Daha Az Geçinecek Parası Var!<br />►Üyelerimizin Alım Gücü Düştü, Daha Ucuz Besinlere Yöneldiler.<br />►Üyelerimizin Yüzde 25,5’inin Çalışma Arkadaşı/Arkadaşları Covid-19’a&nbsp;Yakalandı.<br />►İşyerlerinde Alınan Önlemler Yetersiz Kaldı! Bu Nedenle Üyelerimizin Yüzde 80’i Kendini veya Hem İşini Hem Kendini Tehlikede Hissediyor!</strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[GERÇEK İSTİTASTİK RAKAMLARINI AÇIKLAMALI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gercek-istitastik-rakamlarini-aciklamali-11583f2e688d6-e73e-4917-b8a8-8922d632e9322020-09-16T23:57:00+03:00HABER MERKEZİ GERÇEK İSTİTASTİK RAKAMLARINI AÇIKLAMALI

GERÇEK İSTİTASTİK RAKAMLARINI AÇIKLAMALI

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ağıralioğlu, Pandeminin başında 21 gün tam karantina uygulanabilmiş olsaydı, onun sonuçlarına göre ters karantina uygulayarak virüsle mücadelede çok etkin, çok daha güvenli netice alınacak bir imkana sahip olunabilirdi vurgusunu yaparak şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Madem böyle sürü bağışıklığına fiili durum olarak geçecektik, bunu bir yönetim stratejisi haline dönüştürecektik o zaman bu kadar sağlık çalışanını virüsün üzerine salmaya ne gerek vardı. Madem sürü bağışıklığına dönülecekti devletin imkanları bu kadar neden heder edildi. Madem kaderciliğe teslim olacaktık bu kadar fedakarlık niye yapıldı. Bizim milletimiz halaya, horona, düğüne kurban verdi. Düğünlerde halaya kurban edildik. Bu artık sağlık sisteminin bir yükü değil insanlığın yükü haline gelmiştir. Sağlık çalışanlarımız kendi evlatlarından, analarından babalarından uzakta yaşıyorlar biz daha konforlu yaşayalım diye. Sağlık çalışanlarının emeklerini, doktorlarımızı yetiştirmek için onca imkanı seferber ederek elimize geçmiş sağlık kadrosunu bu kadar pervasızca kurban etmek ne devleteyakışır, ne milletin geçmişine yakışır. Türk devleti virüsle mücadele ederken tabii ki ekonomik zorluklarını da yürütebilmeliydi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu disiplinsizliğin savrulmanın, bu kadirbilmezliğin karşısında sağlık çalışanları artık iyileştirme motivasyonunu kaybetti, devletin bu anlamdaki savurganlığının bedelini sadece kendilerinin ödüyor olmasından müzdarip oldular, istifaların eşiğine geldiler. Yoğun bakımlarda yoğunluk oranları dolmuş artık çadırların kurulmasına mecburiyet oluşturuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi ile ilgili istatistiklerin yanlış olduğuna dair bir hissiyat, devlete olan güvensizlik var. Sağlık Bakanlığı ilgili bütün kurumları biraraya getirerek, bu virüsün, bulaşı sürecinin bütün detaylarının, kime nasıl bulaşmışsa, kim hangi gerekçe ile vefat emişse, vücuttaki tahribatın detaylarının virüsle mücadelede bize yeni bir yol haritası oluşturacak şekilde verilmesi lazım. İstatistiği hayatta olmayan bir toplum mümkün değil bu mücadeleyi kazanamaz. Şimdi daha etkin bir mücadele ile karşı karşıyayız. Hastanelerin dolduğu bir süreçte sonbahara giriyoruz. Sonbaharın artan hasta sayılarıyla birlikte riskin daha büyük olduğunu söylüyorlar, biz daha etkin bir hazırlığa başlamazsak, yeniden tam karantinayı düşünemezsek, sahayı bu tam karantinada yönetme organizasyonu kurulamazsa birkaç ay sonra karşı karşıya olduğumuz yük bugünkünden çok daha fazla olacaktır. Devleti bu hassasiyete uygun bir ciddiyeti taşımaya davet ediyoruz.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PANDEMİ DOLAYISIYLA ARKASINA SIĞINDIKLARI HİÇBİR MAZERET EKONOMİNİN KÖTÜ YÖNETİLDİĞİ GERÇEĞİNİ GİZLEYEMEZ.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonominin pandemiden önce bozulduğunu belirten Ağıralioğlu, 2019 verilerinde hatırı sayılır bir küçülme yaşandığını pandeminin ise bunun tuzu biberi olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Hükümet 2002’den 2020’ye kadar her günü bir öncekinden daha kötü olan hükümetin konjonktürel olarak kredilerle büyüttüğü ekonomiyi çok başarılıymış gibi takdim etmesini doğru bulmuyoruz. Konjonktürel büyüme rakamlarından daha büyük kronik problemlerimiz olduğunu düşünüyoruz. Bütün istatistikler, memleketin bütün verileri 2002 verilerine dönmüş durumda. Memleketi teslim aldıkları süreçlerden daha kötü süreçlere taşımışlarsa memleketi bunu dış güçler gibi takdimle kurtarmalarını doğru bulmuyoruz.&nbsp; Geniş tanımlı işsizlik yüzde 6’lara vardı. İşsizler ordusuyla karşı karşıyayız. 8 milyon 800 kişi hükümetten iş bekliyor. Memlekette işsizlik var, esnafımızın dertleri var, dar gelirli gruplarımız var ama hükümet ‘batmalarına seyirci kalamayız’ diye havaalanı inşaatında vermiş oldukları müteahhitlerin devlete ödeme taahhüdünde olduğu kiraları ötelemeyi konuşuyor. Batmalarına müsaade edemeyiz cümlelerinin içerisinde dar gelirliyi unutup zenginleri kurtarma ifadeleriyle devlet yönetmeye kalkıyorlar. Biz Hükümetin milletini de bu 5 müteahhit gibi saymalarını istiyoruz. Geçen dönem kredi vererek şimdi ilk taksidini ödemeyle karşı karşıya kalmış ödemelerini neden ertelemiyorsunuz. Çocuklarımız, onların KYK borçlarını niçin ötelemiyorsunuz da müteahhitlerin taahhüt ettikleri paraları niçin öteliyorsunuz.&nbsp; Pandemi dolayısıyla arkasına sığındıkları hiçbir mazeret ekonominin kötü yönetildiği gerçeğini gizleyemez.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağıralioğlu, tüketilen onca rezerv ve ihtiyaç akçelerinden sonra şimdi de BES’te birikmiş olan 154 milyar liraya göz dikildiğini söyledi. Bunların doymak bilmez para kazanma arzusunun kuralsız kazanmanın kurumsallaştı,&nbsp; verimsiz kamu yatırımlarının bütçeye yük haline geldiği bir dönemde en son bireysel emekliliğe göz dikmiş olmasının hükümetin yürünecek yollarının bittiğinin alameti olduğunu belirten Ağıralioğlu, “Bunca kuralsız işin arasında tavsiyemiz şudur, ödediğiniz kamu zararları, faize ödediğiniz 496 milyar dolar para, SGK açıkları maharetli bir yönetimle harcamaz duruma gelseydiniz bugün pandemiyle karşı karşıya kaldığı durumda hiçbir vatandaşı mağdur etmemiş olurdunuz. Biz memleketin kötü yönetildiğine inanıyoruz, kaynaklarının israf edildiğine inanıyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağıralioğlu, Hükümetin; Doğu Türkistan’da yaşadıkları zulmü Türkün başkentinde dillendirmek için Ankara’ya yürüyen 18 kişiyi Ankara’ya sığdıramadığını, aileleri orada olup buna dikkat çekmek isteyen insanların feryadına kulak tıkadığının altını çizerek, “5 milyon Süriyeliyi ağırlayan Meclis, Doğu Türkistan’da ızdırap çeken insanların ağızlarını kapatır hale gelmiştir. 5 milyon Süriyeliyi ağırlamak bir mecburiyetçe, lütfen bizim memleketimizdeki Doğu Türkistanlıları da Suriyeli saysınlar. Eziyet çekmiş insanlar buraya sığınıp başlarına gelenleri dünyaya duyurma imkanı bulamayacaksa biz nasıl kimsesizlerin kimi oluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’nı dünya 5’ten büyüktür derken bahsetmiş olduğu çerçeve içerisinde Çin’i de kınamaya, Çin’i de Türklere yapmış oldukları soykırımdan, Türklere yaptıkları eziyetten kurtulmaları için irade ve tavır koymaya davet ediyoruz. Doğu Türkistan konusunda hassasiyet göstermesi gereken ülkelerinde başında Türkiye gelmektedir” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>5 MİLYON CESUR OYUMUZU, 83 MİLYONUN UMUDU HALİNE GETİRME KURULTAYI OLACAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hafta sonu yapılacak olan kurultaya da değinen Ağıralioğlu, “Bu hafta sonu kurultayımız var, bizim açımızdan şöyle önemli; memleketin kötü yönetildiğini, kaynaklarının israf edildiğini düşünüyoruz, memleketin ufkunun karardığınıdüşünüyoruz, demokrasinin yoğun bakıma girdiğini düşünüyoruz, ifade özgürlüğünün kalitesinin bozulduğunu düşünüyoruz, kamu yönetiminde liyakatin değil sadakatin koyulduğunu düşünüyoruz, ülkenin gelir gider adaletsizliğinde fakirlik kapanının büyüdüğünü düşünüyoruz. En fakir kesimin ezildiği düşünüyoruz. Memleketi yeniden kendi tabii mecrasına oturtmak için kurduğumuz partimizin kurultayı var. Memleketin yükünü kaldırmaya, memleketi bir ve beraber etmeye irade koymuş bir kadronun coşkulu bir günüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Partimizin kurultayı 5 milyon cesur oyumuzu, 83 milyonun umudu haline getirme kurultayı olacak. Siyasetin kızan, bağıran, çağıran çehresi yerine birleştiren, buluşturan, kaynaştıran, memleketi aile gibi sarıp sarmalayan yeni bir siyasal dile emanet edeceğiz. Siyasi rekabette kurban vermeyeceğimiz bir ahlakla siyaset yapıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri söz konusu olduğunda Albayrağa sadık her Türk vatandaşın yapması gerekenleri yapan bir siyasal sorumluluğu taşıyacağız. Hükümetin cevabını vermek zorunda olduğu şey şudur, bu kadar haklı tezlerimizle, bu kadar yalnızlığımız hangi diplomasi hatasının sonucudur. Ege’de hükümetin tezleri devletimizin tezleridir biz Ege’de Akdeniz’de bir adım geri atmamalıyız ama bu kadar tezlerimizin doğruluğuna rağmen bu kadar yalnız olmamızın cevabını hükümet vermelidir. En haklı olduğumuz, en güçlü olduğumuz bir konuda Türk devletinin bu kadar yalnız olması diplomasi hatasıdır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ağıralioğlu, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçim barajı çalışmaları ve online seçim sistemi öngörülüyor Ekim ayında Meclis’e gönderilecek bu konudaki görüşleriniz nedir?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Detaylarını bilmiyoruz ama genel olarak Hükümetin bu tür düzenlemelerde demokratikleştirmeden ziyade kendi avantajını koruma hassasiyeti var. 18 sene sonra siyasi partiler kanununa dokunmaya karar vermişse bu demokratikleşmeden daha çok iktidarda kalma avantajını yönetme teşebbüsüdür. Hükümetin bu konularda klasiği şöyle, maçın içinde kural değiştirmek iktidarda kalma avantajını kendi gücüyle planlamak gibi bir stratejiye kendi gücüyle demokrasi mücadelesi vermeyi seviyoruz diyorlar. Hükümetin bu tür meseleleri konuşurken iktidarda kalma avantajını yönettiğini düşünüyoruz. İktidarda kalmak matematik işi değildir, iktidarda kalmak gönül işidir, ahlak işidir, savunduğunuz ve millete mal ettiğiniz ilkeleri, sözleri tutma işidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bahçeli,açıklanan rakamları yalanlayanlar ne biliyorlarsa açıklamalılar dedi. Rakamlar güvenilir dedi rakamlar güvenilir mi bu açıklamayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz inşallah hükümete bir gün bu istatistikler açıklandığı zaman inşallah hükümetin hissesine kendi milletinden gerçekleri saklamak gibi bir utanç kalmaz. Biz belediyelerin defin kağıtlarından, hastanelerdeki yığılmalardan, çıkan cenazelerden ambülanslarla Anadolu’ya gönderilenlerden takip ediyoruz. Bu rakamlarla sürekli bize sürekli açıklanan rakamlar birbirini tutmuyor. Şimdi bütün memleket kıpkırmızı ama ne hikmetse rakamlar aynı vefat rakamları da hasta rakamları da aynı. İnşallah hükümetin üzerine rakamları gizlemek gibi bir mahcubiyet düşmez. Dünyanın her yerinde bu rakamlar artabilir, bizim ihtiyacımız olan şey doğru bilgiler, istatistik bu mücadeleyi nasıl yapacağımızla ilgili bir program yapabilme imkanı sunar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yeni yayınlanan NAVTEX’le ilgili uzmanların bazı görüşleri var siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Yunanistan fiili durum oluşturuyorsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti de fiili durum oluşturacak. Adaları silahsızlandırma taahhüdüyle kendilerine devredilmiş adaları silahlandırarak hukuku çiğniyorlarsa Türkiye’nin da bu fiili duruma mukavele etme hakkı vardır.&nbsp; Hükümetin maharetle yönetmesi gereken bu diplomasi alanını kötü yönettiğini düşünüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İYİ PARTİ OLARAK BİSİKLETLE GEZİLEBİLİR BİR ÜLKE VADEDİYORUZ </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Soylu’nun bir açıklaması olduAYM’nin aldığı bir karar sonrası, “Benden koruma isteme o zaman kendi aracınla git, gerekirse bisikletle git” dedi bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu düzenini sağlamakla görevli bir bakanın, yargının tepesindeki en üst düzey Anayasa MahkemesiBaşkanına bu dille konuşmasını makul görmek mümkün değildir. Kamu düzenini sağlamak demek ülkenizi bisikletle gezilecek ülke haline getirmek demektir. Çeyrek asırdır iktidarda olup, son tahlilde Anayasa MahkemesiBaşkanına,‘Bisikletle gezebiliyormusunuz hadi gez’ demek, ülkemizi güvensiz hale getirdik, berbat ettik, yönetemedik, güvenle gezilemez bir ülkenin İçişleri Bakanlığı görevini yapmaktayız demektir. Aslında bu biz vazifemizi yapamadık demektir, bunun peşinden istifa gelir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk devleti böyle bir üslupla yönetilemez. Sokak çetelerinin kullandığı bir dil, böyle ifadelerle yönetilen devletin Türk Devleri olması bizi mahcup etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı hatırısayılır korumalarla geziyor, bizim ülkemizin en iftihar edilecek tarafı iktidara geldiklerinde taahhütleri buydu, memleketin her bir tarafına insanların huzurla gidebildikleri bir ülke vadetmişlerdi 20 yıl sonra bulduğumuza bakın. Geldiğimiz durumda devletin Bakanı Anayasa Mahkemesi Başkanına hadi bisikletle gez bendi gezerim diyor. Bisiklet savaşları başladı. Bisikletle gezilebilir bir ülke vadediyoruz İYİ Parti olarak. Makam arabalarından kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Camilerde koruma ordusuyla namaz kılan protokolden kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Devletin bakanlarının bile Cumhurbaşkanıyla görüşme konusunda geniş bir koruma protokolünden kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Sayın Soylu duysun, milletimizde duysun İYİ Parti’nin en mühim taahhütlerinden bir tanesi makam arabalarının elden çıktığı, koruma ordusundan hem trafiğin, hem gözümüzün kurtulduğu bir ülke vadediyoruz. Süleyman Soylu Bey’in bu en son ifadesi bundan daha kötüsü olmaz diyebileceğimiz bir ifadedir.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TTB'DEN YENİ AÇIKLAMA]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ttbden-yeni-aciklama-11582a8669d76-e31f-4215-861f-31f97ebcab452020-09-16T23:53:00+03:00HABER MERKEZİ TTB'DEN YENİ AÇIKLAMA

TTB'DEN YENİ AÇIKLAMA

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği tarihin süzgecinden günümüze ulaşan iyi hekimlik değerlerinin vazgeçilmez temsilcisidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Giderek şiddetlenen ve binlerce insanımızın, onlarca hekim ile sağlık çalışanının ölümüne neden olan COVID-19 salgınının her aşamasında Türk Tabipleri Birliği bütün enerjisini insanlarımızın sağlık ve yaşam hakkını savunmak için harcamıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği’nin salgına yönelik bilimsel verilere dayanan uyarı ve önerileri toplumun sağlık ve yaşam hakkı için kamuoyu ile paylaşması evrensel, yasal ve etik sorumluluğudur. COVID-19 salgınında kaybettiğimiz meslektaşlarımızı siyah kurdele ile anmak ve başka kayıplar olmasın diye çabalamak ise kaybettiklerimize ve yakınlarına karşı vefa borcumuzdur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği ve hekimler dün olduğu gibi bugün de ve yarın da bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye devam edeceklerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">TTB Merkez Konsey üyeleri olarak sözlerimizin arkasında, görevimizin başındayız. 16.09.2020</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türk Tabipleri Birliği<br />Merkez Konseyi</strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Rıfat Serdaroğlu'nun kadrosu belli oldu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/rifat-serdaroglunun-kadrosu-belli-oldu-11581ba64ee71-bcdf-4f32-ba39-40149fac23d02020-09-16T13:59:00+03:00HABER MERKEZİ Rıfat Serdaroğlu'nun kadrosu belli oldu

Rıfat Serdaroğlu'nun kadrosu belli oldu

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">Rıfat Serdaroğlu'nun kadrosu belli oldu.İŞTE O LİSTE VE GÖREV DAĞILIMI...</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f61f4190b789.jpg" style="height:397px; width:783px" /></span></strong></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f61f0bb15029.jpg" style="height:965px; width:1404px" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürsel Tekin: Ülkemizin Gerçekleri Çok farklı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gursel-tekin-ulkemizin-gercekleri-cok-farkli-11580037b60e3-fd68-42f6-83e9-042b0fc97db12020-09-15T19:57:00+03:00HABER MERKEZİ Gürsel Tekin: Ülkemizin Gerçekleri Çok farklı

Gürsel Tekin: Ülkemizin Gerçekleri Çok farklı

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><em><span style="font-size:22px"><strong><span style="color:#0000FF">Röportaj:</span> </strong></span><span style="font-size:24px"><strong>Mustafa GÖKTAŞ</strong></span><span style="font-size:22px"><strong> – <span style="color:#FF0000">haberanaliz.net</span></strong></span></em></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f60f459e7c21.jpg" style="height:378px; width:796px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Soru: Ülkemizin ekonomik durumunu, doların artışını, piyasaların vaziyetini, insanlarımızın geçim durumu ve sosyal yaşamlarını, nasıl görüyorsunuz, sizin bu hususlardaki tespit ve değerlendirmelerinizi detaylı bir şekilde alabilir miyiz?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gürsel Tekin:</strong> Bir ekonominin iyi yönetilip yönetilmediği nasıl ölçülür? İki ölçüt var. Birincisi bu ekonomi çalışmak isteyen insanlara iş olanağı sunuyor mu, ikincisi refah sağlıyor mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">TÜİK tarafından açıklanan mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik rakamı yüzde 14,3. Geniş tanımlı işsizlik oranı bazı hesaplara göre yüzde 24,9 bazı hesaplara göre yüzde 28,9. Bu ülkede bugün 10 milyon 200 bin işsiz var. İşbaşında olanların sayısı son 1 yılda 3 milyon 830 bin kişi azaldı.&nbsp; Türkiye’de işsiz sayısı</span></p><p><span style="font-size:18px">Yoksulluk tarihte görülmemiş bir seviyeye çıktı. TÜİK rakamlarına göre 55 milyon vatandaşımız konut masrafları altında eziliyor, 49 milyon vatandaşımız borç ve taksit ödemekte zorlanıyor, 47 milyon insan senede 1 hafta evden uzakta tatil yapamıyor, 27 milyon vatandaşımız sofrasına iki günde bir et, tavuk, balık koyamıyor. 15 milyon 500 bin insan evinin ısınma harcamasını karşılayamıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dünyada en fazla enflasyonun olduğu 20 ülkeden biriyiz. Vatandaş enflasyon canavarının pençeleri altında nefes almaya çalışıyor. Kredi notumuz Tanzanya, Uganda seviyesine düşmüş. El oğlunu İsviçre’de 5 ayda asgari ücretle aldığı arabayı burada bir asgari ücretli 57 ayda alamıyor. Ondan sonra çıkmışlar geniş geniş konuşuyorlar. Ekonomi pik yaptı diyorlar. Neye pik yaptı? Ekonomik sebeplerle intihar pik yaptı. İstanbul ölüm şehrine dönüştü. Millet kendini yakıyor. Bunlar işsizlik, açlık, yoksulluk arttıkça mutlu oluyor, kutlama yapıyor. Çıksınlar Gürsel Tekin yalan söylüyor bu ülkede işsizlik yoktur, yoksulluk yoktur, açlık yoktur desinler. Türkiye tarihinin en korkunç krizini yaşıyor.<span style="font-size:22px"><em><strong> </strong></em></span><span style="color:#FF0000"><em><strong>Bu hükümetin bu krizi çözecek nefesi kalmadı. Ülkenin çıkışı erken seçimdir. Yaşadığımız krizi sandık çözer. Kimse sandıktan kaçmasın.</strong></em></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Soru: Ülkemizde son zamanlarda yargı çok tartışılır oldu. Verdiği kararlar, yapılan atamalar, idari ve adli işlemler.. Türkiye deki yargı sistemini, içinde bulunduğu ortamı, verilen kararları, kısacası tüm bu süreçte yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz her detayı ile anlatır mısınız?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gürsel Tekin:</strong> <span style="color:#FF0000"><strong>Türkiye’de yargıdan bahsetmek, Konya’da denizden bahsetmek gibi.</strong></span> Konya’da nasıl deniz yoksa, Türkiye’de bir yargı yok. Bağımsızlık, tarafsızlık yoksa yargı da yoktur. Hukuk devleti yoksa yargı da yoktur. Ona yargı denmez, infaz memurları denir. Bugün Türkiye’de karşılaştığımız saraydan gelen talimatları yerine getiren infaz memurları düzenidir. Medeni bir yargı değildir. Demokratik bir yargı değildir. O yüzden Türkiye’de bir mahkeme karar aldığında kimse hukuki olarak tartışmıyor, siyasi olarak tartışıyor. Trump telefon açıyor birisi salınıyor, Merkel telefon açıyor bir başkası tahliye ediliyor. Cezaevindeki siyasi tutuklular rehine pozisyonundadır. Sayın Selahattin Demirtaş, bugün tutukluysa bunun tek nedeni de Saray’ın talimatıdır. Bunu bütün dünya biliyor. Hukuk devleti sıralamasında Türkiye 128 ülke arasında 107’inci sırada. Şu sıraya bakıp bu hükümetin yüzü kızarmıyorsa, zaten hukuku kendilerine paspas yapmaya hak gördükleri içindir. Bu milleti bu adaletsizliğe mahkum ettiler. Efendim bu ülkede niye işsizlik var, yoksulluk var. Adaletin olmadığı yerde bereket mi olur? Türkiye’de yaşanan sefaletin bir numaralı sebebi hukukun yok olmasıdır. Bunu herkes böyle bilmek zorunda.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Soru: Dünyada pandemi süreci yaşanıyor. Bizde de rakamlar açıklanıyor. Ülkemizde yaşananları görüyoruz. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz, çalışmalar yeterli mi, nasıl olması gerekir, bu konuda düşünce ve görüşlerinizi alabilir miyiz?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gürsel Tekin:</strong> Ahaliye soruyorlar “açıklanan rakamlara güveniyor musun?” AKP’ye oy veren seçmenin bile üçte biri “güvenmiyorum” diyor. Manzara bu kadar açık. Tabipler odası sadece Ankara’da günde 4 bin vaka olduğunu açıkladı. Ben aylardır bas bas bağırıyorum. <span style="color:#FF0000"><strong>Bütün Türkiye korona kızılına bulanmış durumda. </strong></span>Her gün insanlar ölüyor. Önlem alın diyoruz, akıl veriyorlar. İktidar akıl verme makamı değildir tedbir alma makamıdır. Sen idari tedbir alıyor musun? Almıyorsun. Vatandaş işe gitmek zorunda, yaşamak zorunda. Her yer açık. Ondan sonra korona neden patladı. Çünkü hükümet koronavirüse yardım ve yataklık yapıyor. Adeta korona daha fazla yayılsın diye çalışıyorlar. Bütün dünyada işleyen tek bir yöntem var. Onu uygulamıyorlar. <span style="color:#FF0000"><strong>Bugün AKP vatandaşı korona ile başbaşa bıraktı. </strong></span>&nbsp;Türkiye korona ile mücadele etmiyor. Türkiye adı konulmamış bir sürü bağışıklığı stratejisine maruz bırakılıyor. Bunun yaratacağı büyük insan kaybının da bedelini ödüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Soru: Ayasofya’nın açılışı, sonrasında ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler, ardından doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve sonrasında yaşadığımız bu son Giresun sel felaketi. Tüm bunların hakkında neler düşünüyorsunuz, bu gelişmelerin ülkemize getiri ve götürüsü, neler yapılabilir, nasıl olmalıydı gibi, kısacası sizin bu konulardaki vereceğiniz mesajlar nelerdir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gürsel Tekin:</strong> Türkiye’nin CHP’ye ihtiyacı var. CHP’nin de bir an önce sokaklara inmeye, halkla buluşmaya, çok etkin bir şekilde çalışmaya ihtiyacı var. Üye sayılarımız düşüyor. Z Kuşağı henüz partimize teveccüh göstermiyor. İdari, organizasyonel ve yapısal değişiklikler lazım. <span style="color:#FF0000"><strong>AKP her alanda Türkiye’yi felakete sokmuş durumda.</strong></span> <span style="color:#FF0000"><strong>Diyebilirim ki Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en kötü, en başarısız hükümetiyle karşı karşıyayız. </strong></span>Bu hükümetten iktidarı almak için her imkân var. Bu noktada değilsek, kendimize bir bakmamız gerekiyor. Bu noktada özeleştirimizi yapıp ileriye doğru bir sıçrama yapmamız lazım.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Göktaş:</strong> Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Her zaman olduğu gibi açık yürekle sorularımıza cevap verdiniz. Varolun.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gürsel Tekin:</strong> Ben sizlere haberanliz ekibine teşekkür ediyorum. Kapınız ve yüreğiniz herkese açık. doğruların peşinde, Hak-hukuk ve adalet peşinde koşan değerli gazeteci kardeşlerimizsiniz. İyi ki varsınız.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f60f4a092a00.jpg" style="height:376px; width:1054px" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“Salgın tsunami gibi üzerimize geliyor”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/salgin-tsunami-gibi-uzerimize-geliyor-115793d382702-e4af-48d5-a3a2-8efdf74e29892020-09-15T14:57:00+03:00HABER MERKEZİ “Salgın tsunami gibi üzerimize geliyor”

“Salgın tsunami gibi üzerimize geliyor”

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><em><strong><span style="font-size:18px">AYÇA SÖYLEMEZ'İN HABERİ</span></strong></em></p><p><span style="font-size:18px">Ankara’da yükselen vaka sayısının birkaç hafta içerisinde İstanbul başta olmak üzere diğer büyükşehirlere de yansıması&nbsp;<a href="https://bianet.org/bianet/saglik/230901-istanbul-ve-izmir-ankara-gibi-ikinci-artisi-yasayacak">bekleniyor</a>.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hem her iki kentteki durumu hem de bu yayılmaya karşı geç olmadan neler yapılması gerektiğini İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ve Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Ali Karakoç’a sorduk.</span></p><p><span style="font-size:18px">İki doktor da filyasyon ekiplerinin güçlendirilmesi, COVID-19 pozitif hastaların eve gönderilmek yerine daha uygun şekilde karantinaya alınması, tükenen sağlık çalışanlarının koruması gerektiğini anlattı.</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Eş-dost yatak bulmak için arıyor, yataklar dolu”</span></h2><p><span style="font-size:18px">Vaka artışının yoğun bakım ünitelerini zorladığı Ankara’nın durumunu anlatan Dr. Karakoç, “Gün içinde 10 telefon geliyorsa beşi basın mensuplarından beşi de yoğun bakım veya yatak için yardımcı olmamı isteyen eş-dosttan” diyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ankara’da vaka sayısı çok fazla, Yoğun Bakım Uzmanları Derneği doluluk oranını yüzde 80 olarak açıkladı ancak bu sayının içinde çocuk ve yenidoğan yoğunbakımları var mı, bilmiyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Kentte yataklar ve yoğun bakımlar dolu. Hastalar koordinasyon merkezinden sıra bekliyor.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Sağlık çalışanlarının atamaları hemen yapılmalı”</span></h2><p><span style="font-size:18px">Dr. Ali Karakoç’a alınması gereken önlemleri de şöyle sıraladı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ciddi, salgın biliminin gereklerine uygun&nbsp;<a href="http://bianet.org/bianet/saglik/223005-ttb-den-saglik-bakanligi-na-21-soru-ve-filyasyon-aciklamasi">filyasyon</a>&nbsp;ekipleri kurulması gerekiyor. Sayımız az, mevcut ekipler yetişemiyor. Sağlık Bakanlığı çalışanları, kaportacılar temizlik elemanları da bu ekiplere katıldı. Ancak ekipleirn görevi sadece ilaç götürmek olmamalı, temaslıları tespit etmeleri gerekiyor. Bu sebeple atama bekleyen sağlık çalışanlarının atamaları bir ön önce yapılmalı. Bu, içinde bulunduğumuz depresyon ve tükenmişliğe de kısmen çözüm olabilir. Ayrıca kentte şehir hastaneleri yüzünden kapatılan hastaneler bir an önce açılmalı.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Aksi takdirde bizi çok sıkıntılı günler bekliyor”</span></h2><p><span style="font-size:18px">Dr. Karakoç, “Az önce bir aile aradı, evde 5 kişi var birinde şikayet vardı, pozitifti, hepsine bulaştırmış. Sadece evde takip etmekle olmuyor. Tabii tüm hastaları yatarak tedavi etmekle hiçbir ülke başa çıkamaz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bunun çözümü filyasyon ve temaslıların karantinaya alınması. Temas eden herkes karantinaya alınmalı, şikâyeti olan izole edilmeli.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dr. Karakoç, ülkenin gidişatının hiç iyi olmadığını ekledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlık Bakanı İstanbul’da sayı artışı olduğunu zaten açıkladı. Çevre illerden de arıyorlar, yer kalmadığını bildiriyorlar. Salgın tsunami gibi üzerimize geliyor. Sağlık meslek örgütlerinin de içinde bulunduğu yeni bir koordinasyon merkezi kurulmalı. Bilim insanları ve sağlık emekçileriyle birlikte çalışılmalı. Aksi takdirde bizi çok sıkıntılı günler bekliyor. Şimdi de her gün bir öncekinden daha sıkıntılı geçiyor...”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“İzolasyon bölgelerinin oluşturulması lazım”</span></h2><p><span style="font-size:18px">Prof. Dr. Pınar Saip de konuyla ilgili çalışmalara, uzmanlar ile sağlık meslek örgütlerinin katılımının önemine dikkat çekti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“İlgili kurumlar bir araya gelmeli. Bu, İçişleri Bakanlığının yürüteceği bir süreç değil. Uzmanlık dernekleri, meslek odaları, hıfzıssıhha kurumlarının birlikte çalışmasıyla, birinci basamağı önceleyerek salgın önlemlerinin alınması gerekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Meslek odalarının görüşleri mutlaka alınmalı ve birinci basamak sağlık hizmeti güçlendirilmeli. Filyasyon ekiplerinin de güçlendirilmesi gerekiyor, koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sağlık çalışanları ciddi anlamda tükendi. Sağlık çalışanları arasında da virüs yayılıyor. Hastanelerde ve birinci basamakta ciddi tedbirler alınması gerekli.</span></p><p><span style="font-size:18px">“İstanbul’da da çoğu hasta evlerinde tedavi ediliyor. İlaç ulaşmasında sıkıntı yaşanınca hastaneye gidiyorlar bu şekilde de salgın yayılıyor. Tedavide evlere yoğunluk veriliyor ancak evdeki koşulları denetlemek mümkün değil. İzolasyon bölgelerinin oluşturulması lazım.”</span></p><h2><span style="font-size:18px">“Önlemler sadece vatandaşa bırakılamaz”</span></h2><p><span style="font-size:18px">Prof. Dr. Saip, bir an önce acil hizmetler dışındaki hizmetlerin durdurulması gerektiğini, salgın yokmuş gibi davranıldığını ifade etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Önlemlerin sadece vatandaşa bırakılmaması lazım. Yetkililer bunu ciddiye alınmazsa önlemleri vatandaş zaten alamaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ölüm oranları artıyor, yoğun bakım sayıları ciddi doluluğa ulaşmış durumda. Testi negatif olup tedavi gören çok vatandaş var, bunlarla ilgili verilerin açıklanması ve tablonun gözönüne çıkarılması lazım.” (AS)</span></p><p><span style="font-size:18px">BİANET</span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="http://bianet.org/bianet/saglik/230917-salgin-tsunami-gibi-uzerimize-geliyor">http://bianet.org/bianet/saglik/230917-salgin-tsunami-gibi-uzerimize-geliyor</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÖZDAĞ: İSTANBUL DEPREMİ MİLLİ GÜVENLİK TEHDİDİR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ozdag-istanbul-depremi-milli-guvenlik-tehdidir-115781b513ad8-090b-4b8d-81e0-f06cf6ea9bbd2020-09-15T14:38:00+03:00HABER MERKEZİ ÖZDAĞ: İSTANBUL DEPREMİ MİLLİ GÜVENLİK TEHDİDİR

ÖZDAĞ: İSTANBUL DEPREMİ MİLLİ GÜVENLİK TEHDİDİR

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Beklenen İstanbul depreminin yıkım gücünün 5 atom bombası ile kıyaslandığını belirterek konunun ehemmiyetine dikkat çeken Özdağ, “İstanbul Depremi Türkiye’de siyasal birliği tehdit edecek ölçüde büyük bir milli güvenlik tehdididir” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özdağ, açıklamasında beklenen depremin gerçekleşmesi halinde İstanbul’da meydana getireceği kayıplara da değinerek,İstanbul'un tahmin edilenden de öte yıkıcı bir etki altına gireceğinin altını çizerek<strong> “</strong>Yanlış, eksik politikalar ve ihmaller dışında beklenen&nbsp; İstanbul depremin etkisini ve yıkıcılığını artıracak olan hususlar kentin yapı stoğunun depreme dayanıklı olmayan niteliği, İstanbul’un denize kıyısı olması, deniz dolgu alanları başlıkları altında toplanabilir. Keza ulaşım yapılarının, barajların, tarihi eserlerin depremde vereceği tepki bilinmemektedir.&nbsp; Okul, hastane, yurt gibi yapıların mevcut durumlarındaki belirsizlikler, kentsel dönüşüm projelerindeki belirsizlikler, su taşkınlarında bile yetersizliği açığa çıkan altyapı sorunları, dere yataklarını bile yerleşime açan imar uygulamaları ve deprem bilincinin yeterince yaratılmaması, İstanbul'un tahmin edilenden de öte yıkıcı bir etki altına gireceğini göstermektedi” dedi<strong>.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Özdağ’ın açıklaması şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">“İstanbul; maalesef büyük, çok büyük bir deprem yaşayacaktır. Bu depremin yıkım gücü bir bilim adamı tarafından 5 atom bombası&nbsp; ile kıyaslanmıştır.&nbsp; İstanbul Depremi Türkiye’de siyasal birliği tehdit edecek ölçüde büyük bir milli güvenlik tehdididir.&nbsp; Bahsedilen İstanbul nüfusunun büyük bir kısmı 1. Derece, önemli bir kısmı da 2. Derece deprem bölgesinde yaşamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı geçen hafta İstanbul’un ilçe ilçe Olası Deprem Kayıp Tahminleri Kitapçığını yayınladı. Bu çalışma İstanbul’un karşı karşıya olduğu tehlikenin büyüklüğünü bir kez daha ortaya koymuştur. Bu araştırmaya göre İstanbul’da depremde en fazla “bina yıkılması” Esenyurt, Sultanbeyli, Avcılar ve Zeytinburnu ilçelerinde gerçekleşecektir. Esenyurt’ta 67.410, Sultanbeyli’de 45 bin, Avcılar’da 35&nbsp; bin, Zeytinburnu’nda 31 bin hane için geçici barınma ihtiyacı&nbsp; ortaya çıkacaktır. Pendik’te 28 bin, Beylikdüzü’nde 27 bin, Maltepe’de 20 bin, Kadıköy’de 17 bin,&nbsp; Ümraniye’de 16 bin, Gaziosmanpaşa’da 14 bin, Başakşehir’de 13 bin 500, Sultangazi’de 10 bin, Sarıyer’de 6 bin 600 haneye ihtiyaç olacaktır. Bir binada 20 hane olduğunu varsayarsak, her ilçede kaç binanın ya yıkılacağını, ya da oturulamaz hale geleceğini tahmin edebiliriz.</span></p><p><span style="font-size:18px">1980’lerden itibaren izlenen ulusal liberalizasyon politikalarının genel etkilerine bağlı olarak devletin yatırımları sürükleyici önder rolünü terk etmesi, sermayenin kontrol ve yönetim merkezi olan İstanbul’un ağırlığını arttırmış, diğer bölgeler ve kentler gelişmelerinde daha çok İstanbul’a bağımlı hale gelmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye nüfusunun %18,7’si İstanbul’dadır. Türkiye imalat sanayinin merkezi İstanbul’dadır. Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payına göre yapılan sıralamada İstanbul %21.3 ile ilk sırada yer almaktadır. Üniversitelerimizin %29,61’i İstanbul’dadır. Tersanelerin yarısına yakını İstanbul’dadır. Sanayide çalışan her dört kişiden biri İstanbul’da istihdam edilmektedir. İstanbul’da çalışanların ise 3’te 1’i sanayi sektöründedir. Kayıtlı işgücü açısından gıda sektöründe en çok istihdamın %14,6 ile İstanbul’da olduğu görülmektedir. 2019 yılı itibarı ile Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası 760 milyar Dolardır ve bunun yüzde 40’ı İstanbul’da üretilmiştir. İstanbul’da büyük bir deprem olduğu zaman ortaya çıkacak sadece insani bir felaket değil, gerçek anlamda ekonomik bir yıkım olacaktır. Bir kıyas yapabilmek beklenen İstanbul depreminden çok daha küçük olan Gölcük depreminin Türk ekonomisine maliyeti GSYİH 240 milyar Dolar iken 17 milyar Dolar olmuştur. Beklenen deprem için şimdiden olağanüstü durum ilan edilerek gereken önlemler alınmaz ise depremin maliyeti 200 ile 300 milyar Dolar arasında olacaktır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HÜKÜMETİN GÜNDEMİNİN İLK MADDESİ İSTANBUL DEPREMİ OLMALI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yanlış, eksik politikalar ve ihmaller dışında beklenen&nbsp; İstanbul depremin etkisini ve yıkıcılığını artıracak olan hususlar kentin yapı stoğunun depreme dayanıklı olmayan niteliği, İstanbul’un denize kıyısı olması, deniz dolgu alanları başlıkları altında toplanabilir. Keza ulaşım yapılarının, barajların, tarihi eserlerin depremde vereceği tepki bilinmemektedir.&nbsp; Okul, hastane, yurt gibi yapıların mevcut durumlarındaki belirsizlikler, kentsel dönüşüm projelerindeki belirsizlikler, su taşkınlarında bile yetersizliği açığa çıkan altyapı sorunları, dere yataklarını bile yerleşime açan imar uygulamaları ve deprem bilincinin yeterince yaratılmaması, İstanbul'un Tahmin Edilenden De Öte Yıkıcı Bir Etki Altına Gireceğini Göstermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hükümetin gündeminin ilk maddesini, İstanbul depreminin sonuçlarını hafifletici önlemlerin acilen ve radikal karar ve uygulamalar ile alınması oluşturmalıdır. Söz konusu olan on milyonlarca insanımızın yaşamıdır.Bu konuda gereken önlemlerin hızla alınmasının ihmal edilmesi, savsaklanması, ertelenmesinin sonuçları Türk Milletine karşı işlenmiş bir cinayet boyutu kazanabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">17 Ağustos 1999’da gerçekleşen Marmara Depremi 14 milyon 500 bin insanın yaşadığı 10 ili etkilemişti.&nbsp; Marmara Depreminde 18 bin 373&nbsp; vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 48 bin 901 vatandaşımız ise yaralanmıştır. 96 bin 796 konut ve 19 bin 939 işyeri kullanılamaz hale gelmiştir. Marmara Depreminin merkez üssü&nbsp; Gölcük, İstanbul’a 110 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen İstanbul'da 981 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. 3 bin 011 konut ve 444 işyeri kullanılamaz hale gelmiştir.&nbsp; 29 bin 170 konut ile 4 bin 474&nbsp; işyeri orta ve az derecede hasar görmüştür. İstanbul'da toplam 812 enkaz kaldırılmıştır. Elektrik ve telefon hatlarının çökmesi sonucunda ilk 48 saat büyük ölçüde elektriksiz ve haberleşmesiz geçmiş, yıkımın hemen ardından depremzedeleri enkazdan canlı kurtarmanın "altın saatleri" olan süreden çok fazla yararlanılamamıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İBB Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından2018 yılında gerçekleştirilen "Deprem ve Hasar Tespit Çalışması"na göre, İstanbul'da olası gerçekleşecek 7,5 büyüklüğündeki depremde depreme dayanıksız olduğu tespit edilen 48 bin bina öncelikli tehdit altındadır. Bu 48 bin binanın bir bölümünün güçlendirilmesi. büyük bir bölümünün ise yıkılması gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">AFAD'ın "İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi" kapsamında&nbsp; hazırladığı rapora göre, İstanbul'da hasar tespiti yapılabilmiş binaların 1/3'ü yüksek risk altındadır. AFAD'ın bu ifadesine göre, İBB'nin güçlendirilmesi ya da yıkılıp yenilenmesi öngörülen 48 bin yapının 16 bininin acil yıkılması çağrısı yapılmaktadır. Her bir binada en az 10 kişinin yaşadığını kabul edersek, 160 bin İstanbullunun depremin ilk anında yıkılması beklenen binalarda yaşadığını kabul etmek zorundayız. Bu kabul edilebilir bir sayı değildir. Depremde hayatını kaybedecek insan sayısı olarak 75 bin-100 bin projeksiyonları yapılmaktadır. Bu rakamlar eğer hızla radikal önlemler alınmazsa, korkunç bir insani felaketin yaklaşmakta olduğunu göstermektedir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2020’de yapılan araştırma İstanbul’da ilçe ilçe ve mahalle mahalle kaç binanın “çok ağır hasarlı” olacağını yani yıkılacağını, kaç binanın “ağır hasarlı” olacağını yani artçı depremde yıkılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, kaç binanın orta&nbsp; hasarlı ve kaç binanın hafif hasarlı olduğunu tespit&nbsp; etmiştir. Diğer bir ifade ile hangi binaların yıkılacağı bilinmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Depremi sadece Türkiye’ye büyük insani ve ekonomik bir felakete mal olmayacak, deprem sonrasında ülkemiz büyük siyasi hatta jeopolitik tavizler&nbsp; vermeye zorlanacaktır. Unutmayalım 1999 depremi 2001 ekonomik krizinin tetikleyicisi olmuştur. Ve 2001 krizini aşmak için IMF tarafından Türkiye’ye yollanan Kemal Derviş ülkemizin önüne bir dizi siyasal&nbsp; talep koymuştur. Kabul edilen taleplere göre,</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Kamu ihalelerinde yabancılara&nbsp; konulan sınırlamalar kaldırılmıştır,</span></li><li><span style="font-size:18px">Tahkim yasası kabul edilmiş, yabancı şirketler ile Türk devleti arasındaki&nbsp; uyuşmazlıklarda uluslararası yargı yetkisi kabul edilmiştir,</span></li><li><span style="font-size:18px">GSM firmalarının yabancı şirketlere satışının önü açılmıştır,</span></li><li><span style="font-size:18px">Şeker pancarında taban&nbsp; fiyatı kaldırılmış, şeker ithalatının önü açılmış, yabancı şirketlere Türk piyasası adeta sunulmuştur,</span></li><li><span style="font-size:18px">Tütün yasası ile&nbsp; TEKEL etkisizleştirilirken yabancı tütün şirketlerinin önü açılmış, tütün üretime kota konularak Türk çiftçisi ezilmiştir. Tütün piyasası yüzde 95 yabancı şirketlerin eline geçmiştir.</span></li><li><span style="font-size:18px">Tuz yasası ile tuz işletmelerinde devlet tekeli kaldırılmış, sektör yabancı şirketlere açılmıştır,</span></li><li><span style="font-size:18px">Doğalgaz piyasası yasası&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></li></ol><p><span style="font-size:18px"><strong>KENTSEL ALANLARI SERMAYE GRUPLARINA PEŞKEŞ ÇEKENLERİN, KADERCİLİĞİ YÖNETİM BİÇİMİ HALİNE GETİRENLERİN ARTIK SORUMLULUK ALMASI GEREKİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kentsel alanları sermaye gruplarına peşkeş çekenlerin, su havzalarını, yeşili yok edenlerin, İstanbul'un kalbine hançer gibi gökdelen dikenlerin, bilimi ve meslek disiplinlerini önemsizleştirerek kaderciliği yönetim biçimi haline getiren zihniyetin hiç olmazsa bundan sonra tarih, millet ve Allah önünde sorumluluğunun gereğini yapıp, en ağır deprem senaryosunun en yakın tarihte gerçekleşeceğini varsayarak İstanbul’u büyük bir hızla depreme hazırlamaları gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu çerçevede öncelikle yıkılarak enkaz haline geleceği veya ağır hasar göreceği öngörülen binalardaki aileler kesin bir kararlılık ile tahliye edilmeli ve devlet tarafından gösterilecek mekanlara kiraları bir yıl devlet tarafından ödenecek şekilde yerleştirilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul’da ekonomik krizin de etkisiyle satılamayan binalar/dairelerin toplu şekilde devlet tarafından kiralanması bir çözüm olabilir. Tahliye edilen binaların hızla yıkılması veya güçlendirilmesi süreci başlamalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul’un riskli-güvensiz yapıları yıkılıp yapılmadan, İstanbul bu hali ile olası bir deprem&nbsp; yaşarsa, deprem sonrasında hükümetin yapabileceği şey çok azdır! Acil yıkılması gereken 16 bin binayı, bina sakinlerini kiralık konutlara tahliye etmek suretiyle yıkıp yapmazsak,&nbsp; bu yapılar olası depremde yıkılacak; hem can hem de mal kaybı olacaktır. Ayrıca da yıkılan bu yapıların yerine devletimiz kalıcı konut yapmak zorunda olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Deprem anında yardım ulaşmasını engelleyecek kadar dar olan sokakların kamulaştırma ile yıkılarak itfaiye, ambulans ve askeri araçların geçeceği şekilde genişletilmesi süreci derhal başlatılmalıdır. TSK, jandarma ve polisin deprem sonrasında yapılacak müdahale ve kurtarmalar için eğitim süreci vakit geçirmeden başlatılmalıdır.&nbsp; Ancak İstanbul’da meydana gelebilecek deprem, Allah korusun beklenen büyüklükte olursa TSK, jandarma ve polisin sayısı kurtarmalar için yetmeyecektir. Bu sebeple bir an önce deprem sonrasında bilinçli müdahaleler yapabilecek insan kaynakları şimdiden oluşturulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlkokuldan üniversiteye kadar bütün eğitim kurumlarında deprem anı ve sonrasında yapılması gerekenler ile ilgili eğitim verilmelidir.&nbsp;&nbsp; İstanbul’da devlet kurumları, özel sektör ve okullarda deprem tatbikatları yapılmalıdır. Deprem sonrasında halkın ilk sığınmayı gerçekleştireceği alanların çevresinde şimdiden gereken altyapı çalışmaları yapılmalı, malzeme tedariki gerçekleştirilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Deprem sonrasında İstanbul’da olası yağma girişimlerine karşı şimdiden kapsamlı önlemlerin alınmasına başlanmalıdır. Televizyonlarda yayınlanacak kamu spotları ile deprem anında&nbsp; ve sonrasında alınması gereken önlemler ile ilgili İstanbul başta olmak üzere kamuoyu bilgilendirilmelidir.&nbsp; Sonuç olarak artık İstanbul’u depreme hazırlayarak canları kurtarmanın vakti gelmiş ve maalesef geçmektedir. “</span></p><p><span style="font-size:18px">Özdağ, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Doğu Akdeniz konusunda Yunanistan sürekli ön şartlar koşuyor bizim bu konudaki politikamızı nasıl değerlendireceksiniz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Mevcut politika doğru bir diplomasi çizgisi izlemiyor. Hükümet yüksek tonda konuşmasına rağmen fiiliyatta geri adımlar atmaya başladı. Libya’da Türk hava savunma sistemlerinin konuçlu olduğu hava alanı saldırıya uğradı bunun cevabını vermedik. Suriye’nin kuzeyinde PKK PYD’nin işgal ettiği bölgede Amerikan petrol şirketleri terör örgütüne kaynak oluşturacak şekilde adımlar attılar Dışişleri Bakanlığından buna cevap gelmedi. Fransa ve Yunanistan Türkiye’nin NAVTEKS ilan ettiği bölgede tatbikat yatı. Erdoğan korsanlık yaptırmayız dedi ama korsanlık yapıldı, sürekli geri adım atılıyor. Oruç Reis’in Antalya’ya geri dönmesi hem de Yunanlılar bunu ön şart olarak koyduktan hemen sonra geri dönmesi ve Brüksel’de de Türk Yunan görüşmelerinin Oruç Reis’in dönmesiyle başlaması Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarının doğru olmadığını gösteriyor. Türk milletiyle alay etmesinler. Muhalefet olarak biz hükümetin haklı, Türk milletinin hukukunu savunucu her politikasına destek verdik. Diplomasiyi güçlendirin çağrısında bulunduk ama taviz vererek başlayın demedik. Mavi Vatan’ın herhangi bir parçasını Yunan zorbalarıyla konuşmak durumunda değiliz. Böyle bir görüşmeye taviz vererek başlamak büyük bir talihsizliktir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Süleyman Soylu’nun Anayasa Mahkemesi Başkanı için söylediklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">İçişleri bakanının üslubu bir yüksek yargı organına karşı ağır bir üslup ben de Anayasa Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesi gibi davranmadığını düşünüyorum hatta evlerinde otursalar daha iyi olur, biz de Anayasa Mahkememiz var demeyiz ama İçişleri Bakanlığı’nın üslubu da kabul edilebilir bir üslup değildir.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Peköz: Yüzünü Kürde dönmeyen, elini dizine vurur!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pekoz-yuzunu-kurde-donmeyen-elini-dizine-vurur-115775d25ba8a-5ec9-4425-aba2-54578f7f1bcf2020-09-15T14:36:00+03:00HABER MERKEZİ Peköz: Yüzünü Kürde dönmeyen, elini dizine vurur!

Peköz: Yüzünü Kürde dönmeyen, elini dizine vurur!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Kemal Peköz ile Kürtlere dönük ırkçı saldırıları ve iktidarın saldırılardaki rolünü konuştuk...</span></p><p><span style="font-size:18px">Peköz, Türkiye kentlerindeki ırkçı saldırıların, iktidarın bölgedeki işgalci saldırılarından ayrı ele alınamayacağını belirterek, şunları ifade etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Örneğin 2017'de Güney Kürdistan'da referandum yapıldı. Türkiye hemen İran'a çağrıda bulundu, Irak sınırında, Kürdistan bölgesinde tatbikat başlattı. 'Kürt devleti kurulmasına müsaade etmeyiz' dedi. Ardından Suriye'de oluşan olaylar. PYD'nin o zamanki Eşbaşkanı Salih Müslim'e Ankara'da üst düzey karşılama yapıldı, Esad'a karşı savaşılması istendi ancak Kürtlerin mücadelesi kendi topraklarını koruma üzerineydi. Sonra da Kürtler, 'terörist' ilan edildi. 'Kürt devletine, Kürt koridoruna izin vermeyiz' deyip durdular. Kendileriyle hareket etmeyince Kürtleri terörist ilan ettiler. Suriye'de işgale başvuruldu, özellikle Kürtlerin yaşadığı yerlerde postaneler kuruldu, Türkçe okullar açıldı, Arapça-Türkçe eğitime başlandı, belde isimleri değiştirildi. Türk devleti IŞİD'i kabul ediyor ama Kürtlerin statüsünü kabul etmiyor."</span></p><p><span style="font-size:18px">'İKTİDAR SIKIŞTI, ŞİDDETE SIĞINIYOR'</span></p><p><span style="font-size:18px">Peköz, bu Kürt düşmanlığının Türkiye'de de devam ettiğini vurgulayarak, "AKP-MHP her yönüyle, özellikle de ekonomik olarak sıkışmış durumda. Pandemi döneminde son derece kötü yönetim biçimi söz konusu. Hayatını kaybeden insan sayısının daha çok olduğu biliniyor. Bunları gözden kaçırmak için şiddete başvurmaya, dağı taşı bombalamaya ve insan öldürüp sevinç naraları atmaya başladı" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kuzey Kürdistan'daki Güneydoğu Anadolu Projesi'ne işaret eden Peköz, bu projenin bilinçli olarak bitirilmediğini ve Kürtlerin ekonomik olarak da mağdur edilerek, asimilasyonun sürmesinin hedeflendiğini söyledi. Peköz, "Bu projeyle, sulamalar sebebiyle tarım arazilerinin büyük bölümü sulanacak, üretimde artış olacak, 1 milyon 200 bin civarında insan istihdam edilecekti. Şu an projenin yüzde 89'u bitmiş durumda. Yüzde 11'lik bitmeyen kısım, sulama kanalları. Yani esas olması gereken. İstihdam yerine insanlar göçe zorlanarak asimilasyon hedefleniyor" diye konuştu.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">'CEZASIZLIK VE İNKÂRCILIK SALDIRILARI ARTIRDI'</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Peköz, ırkçı saldırılarda devletin inkârcı ve cezasızlık politikalarına başvurduğuna değinerek, şunları belirtti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Kemal Kurkut, 2017'deki Newroz'da öldürüldüğünde, valilik hemen açıklama yaptı, 'bomba vardı üstünde' dedi. Belinden yukarısı çıplak olan insanda bomba olduğunu iddia ettiler. Sakarya'daki ırkçı saldırıya da valilik, 'basit, kriminal olay' dedi. Şimdi Afyon Valisi de aynı açıklamayı yaptı. Taciz, tecavüz ve bu gibi olayların hepsinde İçişleri Bakanı, bu eylemleri gerçekleştirenlerin arkasına geçti. Edirne'de Doğan Çetin askerlik yaparken 'Kürtçe eğitim olsaydı keşke' dediği için linç edildi. Savunma Bakanı da 'soruşturma sürüyor' diyor. İşte ırkçı saldırıların hepsi bu cezasızlığın, yok saymanın sonuçlarıdır. Bunları gören insanlar hemen ateşlenip, 'nasıl olsa bir şey olmaz, devlet benim devletim' diyerek, rahatça hareket edip eyleme geçebiliyor. Akşama kadar yapılan propagandaların etkisinde kalanlar bu eylemleri yapıyor. Batman'daki astsubayın arkasına geçtiler, tahliye oldu. Sakarya'dakiler de öyle oldu. Afyon'da da benzer şeyler göreceğiz. Türkiye'de Kürtler, kendi bölgelerinde istihdam edilmediği, düşmanlık iklimi ve askeri operasyonlar, savaş naraları sürdükçe bu olaylarla karşılaşacağız."</span></p><p><span style="font-size:18px">'KÜRDE ÇİN'DE BİLE DÜŞMANLAR'</span></p><p><span style="font-size:18px">Peköz, iktidarın "kardeşlik" söyleminin aldatmacadan ibaret olduğunu belirtirken, şu örnekleri verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"İktidar, Çin'de, Japonya'da Kürtçe ders verilmesini bile elçilikleri vasıtasıyla önlemeye çalışıyor. Güney'de 11 milyar dolar -aslında daha fazla, bu resmi rakam- ticaret yapabiliyor ama statü meselesine gelinince, yine Suriye'de olduğu gibi savaş naraları atıyor. Kayyumlarla belediyelere el koyduğunda ilk yaptığı, kadın ve çocukların Kürtçe kurumlarına kilit vurmak oldu. Bunlar Kürt düşmanlığının bariz örneğidir. Şoven milliyetçiler de bunları görüyor, izliyor ve cezasızlık olduğu için de saldırıya geçiyor."</span></p><p><span style="font-size:18px">'HERKES AKLINI BAŞINA ALMALI; YÜZÜNÜ KÜRDE DÖNMELİ'</span></p><p><span style="font-size:18px">HDP Milletvekili Kemal Peköz, kamuoyuna, muhalefete düşen görevleri de şöyle özetledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Savaş politikalarına herkesin karşı çıkması lazım. Savaş haksızlık, hukuksuzluk, açlık ve sefalet demektir. Türkiye savaş politikası yürütmeseydi, bu darboğaz sürecini çok daha hafif atlatırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hayvancılıktan tarıma, demokrasiye kadar, anayasal devlette yaşamayı istemeye kadar her şey, savaş politikasına karşı çıkılarak sağlanabilir. Bunu isteyen insanların mutlaka birlikte hareket etmesi gerekiyor. Yarın öbür gün geri dönülemez noktaya geleceğiz yoksa. Birlikte yaşama dinamit konulmaması için savaş politikalarına karşı çıkmalı herkes. Mevcut iktidar beraber yaşamaya dinamit koymuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Herkesin bu ırkçı saldırıları kendisine yapılmış gibi algılaması lazım. Amanos Dağları'nda yangın çıktığında onlarca helikopter, binlerce görevli harekete geçiyor, Cudi'de ise yangına müdahale eden halk bile engelleniyorsa, özgürlüklerden yana olan batıdaki insanlar bundan bir şey anlamalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gezi'de 'yahu bize bunlar yapılıyorsa Kürtlere ne yapıyorlar demek ki' diye düşünenler, bu düşündüklerini unutmamalı. Bölgedeki katliamlara, mezarlıkların tahrip edilmesine, Kürt şahsiyetlerin isminin verildiği parkların tahrip edilmesine de ses çıkarmaları gerekiyor. Yoksa yarın öbür gün gün ellerini dizlerine daha çok vurmaları gerekecek. Bir kediyi bile sıkıştırdığınızda önce sinebilir ama sonra yüzünüze fırlar, yüzünüzü parçalar! Herkesin aklını başına alması lazım. En önce iktidar aklını başına almalı ama beklentimiz iktidardan değil. Herkes yüzünü bölgeye dönmeli, orada yaşanan olaylar kendi evinde, mahallesinde olmuş gibi algılamalı."</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Diyarbakır Valisi Hakkında Covid-19 Salgınından Suç Duyurusu!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/diyarbakir-valisi-hakkinda-covid-19-salginindan-suc-duyurusu-115769d02d376-c776-4928-a1ee-fd68fdc0b8bf2020-09-15T14:20:00+03:00HABER MERKEZİ Diyarbakır Valisi Hakkında Covid-19 Salgınından Suç Duyurusu!

Diyarbakır Valisi Hakkında Covid-19 Salgınından Suç Duyurusu!

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">HKP avukatları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu Üyeleri, Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu ve diğer 80 İl Valisi hakkında,&nbsp;<strong>“1593 Sayılı Umumi</strong>&nbsp;<strong>Hıfzıssıhha Kanunu Maddelere Hareket Ederek Görevi Kötüye Kullanma (TCK M. 257)”&nbsp;</strong>suçlarını işledikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BİNLERCE İNSANIMIZIN HASTALANMASINA, VEFAT ETMESİNE SEBEP OLMUŞLARDIR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">HKP avukatları tarafından Başsavcılığa verilen dilekçede, “TCK 257 maddeye aykırı hareket ederek binlerce insanımızın hastalanmasına, vefat etmesine, açlık ve yoklukla baş başa kalmalarına sebep olan şüpheliler ki buna gerçek bilim insanı namusuna sahip olmayan, önerilerinin hayat bulması konusunda siyasi iktidara gücü yetmese bile, gerçekleri açıklamaktan imtina ederek, siyasi iktidarı teşhir ederek istifa etmek vb. bir çok yaptırım olanağını kullanmaktan imtina eden Bilim Kurulu Üyeleri de dâhildir, soruşturma başlatılmasını talep etmek zorunlu olmuştur” ifadelerine yer verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“YÖNETEMİYORSUNUZ! YÖNETEMEZSİNİZ!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Konuyla ilgili HKP Genel Merkezi,&nbsp;<strong>“</strong><strong>Halkımızı bile isteye ölüme sürükleyenler, bir gün mutlaka hesap verecekler!”&nbsp;</strong>başlıklı açıklama yayınladı. Yapılan Açıklamada, “Bir kez daha söylüyoruz:&nbsp;<strong>Yönetemiyorsunuz! Yönetemezsiniz!</strong>&nbsp;Çünkü merkezine halkını, insanını değil, ABD, AB Emperyalistlerine uşaklık etmeyi hedef alan politikalarınız var. Siz, ölen ölsün diye düşünüyorsunuz Eyy AKP’giller ve Reisi. Bizse inadına yaşamayı ve yaşatmayı amaçlıyoruz” ifadelerine yer verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">HKP Genel Merkezi’nden yapılan o açıklama:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Halkımızı bile isteye ölüme sürükleyenler, bir gün mutlaka hesap verecekler!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Bakın burası çok önemli:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Eyy Covid 19 sen kimsin ya, Dünya salgını yönetemedi, biz yönettik!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dünya gülüyor bunu söyleyene…</span></p><p><span style="font-size:18px">Gülüyor da olan yoksul, gariban halkımıza ve canı pahasına cepheye sürülen sağlık emekçilerine oluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha 1930 yılında bir salgının nasıl önleneceği, yönetileceği, onunla nasıl başa çıkılacağı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile belirlenmişken, 2020 yılında insanlarımız Kovid-19 salgınından kırılıyor ne yazık ki.</span></p><p><span style="font-size:18px">Evet aşısı yok belki, yeni bir virüs. Tamam. Ancak bu krizin yayılımının nasıl kontrol altına alınıp önleneceği çok somut adımlarla belirlenmiş. Hatta öyle ki, sosyal devlet olma ilkesinin bir sonucu olarak, karantina altına alınan kişi ve yakınlarının imkânları yoksa günlük iaşesinin hükümet tarafından karşılanacağı bile belirlenmiş Kanunun 83. Maddesince:</span></p><p><span style="font-size:18px">“<strong>Madde 83 – Cebri tecride tabi olarak müessesatta veya evlerinde tecrit edilen kimselerle 76’ncı maddede zikredilen şahıslardan muhtaç olanlarının kendileri ve ailelerinin iaşeleri masarifi Hükümetçe tesviye edilir (karşılanır)</strong>.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelgelelim bu ve benzeri tedbirler ülkemiz için bir hayal. Açlıktan kendilerini yakan insanlarımız var, toplu intihar vakaları var ülkemizde. Hastaneye, ilaca ulaşamayan, evlerinde tek başlarına hastalıktan ölüp de cenazeleri kokan insanlarımız var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sadece Ankara’da günlük vaka sayısı 4000 iken ülke genelinde 1500’lü rakamlarda vaka sayısı açıklayan Sağlık Bakanı/Sağlık Bakanlığı var. Buna onay veren, sessiz kalan, tepki göstermeyen sözde “Bilim Kurulu” var. “Cumhurbaşkanının talimatlarıyla” açıklamalar yapan, gerçekleri gizleyen, vicdanını satmış Başhekimler var.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte bu sebeplerden dolayı Halkın Kurtuluş Partisi, AKP’giller’in Reisi Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, tüm illerin valileri ve Bilim Kurulu Üyeleri hakkında;&nbsp;<strong>“1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu 3/3-4-11-16, 29,54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 64, 67, 71, 72, 83, 276, 277, 278, 279. Maddelere Aykırı Hareket Ederek Görevi Kötüye Kullanma (TCK M. 257)”</strong>&nbsp;gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Halkın Kurtuluş Partisi Programı’nda, gerçek halk iktidarında halk sağlığının nasıl korunacağı 26 ve 27. Maddelerde somutça belirlenmiştir:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“26- SAĞLIK işleri: kültür ve adaletimiz gibi, özel bir kanunla Sağlık Emekçileri Sendikaları yardımı ile, özerk ulusal iradeye kavuşacak, AİLE HEKİMLİĞİ kurumu kurulacak ve her yuvayı doğal abone sayıp; koruyucu hekimlik hizmetleri geliştirilecek. Hastaneler tıp ve halk örgütlerinin kontrolü ve seçimiyle yönetilecek.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“27- Her türlü sağlık hizmeti parasız olacak. Sağlık da eğitim gibi kamu hizmeti olacak. Sağlıktan para kazanma yasaklanacak.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Köye demokrasi başlığı altında;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“6- BİNDİRİLMİŞ SAĞLIK EKİPLERİ: Eczaneyi, ameliyathaneyi ve hekimi, hemşireyi, hastabakıcıyı köylünün ayağına götürecek. Köy kanununun sağlık maddeleri, hekim örgütleri; köyün ev, su vb. imar işleri, mimar, mühendis ve ziraatçı örgütleri tarafından hazırlanıp, daima göz önünde bulundurulacak, eksiksiz uygulanacak.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İşte Halkın Kurtuluş Partisi, bugün iktidara gelse yarın uygulayacağı sağlık sorununun çözümünü bu şekilde somutlamıştır, hem de ülkemizin en ücra köşesinden en merkezi yerleşim yerine kadar…</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir kez daha söylüyoruz:&nbsp;<strong>Yönetemiyorsunuz! Yönetemezsiniz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü merkezine halkını, insanını değil, ABD, AB Emperyalistlerine uşaklık etmeyi hedef alan politikalarınız var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Siz, ölen ölsün diye düşünüyorsunuz Eyy AKP’giller ve Reisi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bizse inadına yaşamayı ve yaşatmayı amaçlıyoruz.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">BASIN BÜLTENİ</span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KRONİK RAHATSIZLIKLARIN RAPORU E-NABIZDA YOK?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kronik-rahatsizliklarin-raporu-e-nabizda-yok-1157510a19108-7cdd-4ace-9c65-8e907ef360fb2020-09-15T14:17:00+03:00HABER MERKEZİ KRONİK RAHATSIZLIKLARIN RAPORU E-NABIZDA YOK?

KRONİK RAHATSIZLIKLARIN RAPORU E-NABIZDA YOK?

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Koncuk, “Kronik rahatsızlığı olan ilaç kullanan birçok vatandaşımızın&nbsp;<strong><em>e-nabızda</em></strong>&nbsp;kronik rahatsızlıkları görüntülenememektedir. Bu durumda kronik hastalığı olanlar sistemde yaşanan aksaklıktan dolayı raporunu kurumuna ibraz edemeyip idari izin alamıyorlar.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti Adana Milletvekili Koncuk, “Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin KOCA’ya verdiği soru önergesinde e-nabız sisteminde kronik hastalıkları olan vatandaşlarımız neden sistemde risk raporlarını göremiyor? E-nabızda yaşanan aksaklıklar için Bakanlığınıza bu süreçte ulaşan şikâyetler neden ivedilikle dikkate alınmıyor?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Koncuk,&nbsp;“Yayımlanan genelgede;&nbsp;kamu kurum ve kuruluşlarında kronik hastalığı bulunan çalışanların, e-nabız sistemi üzerinden hastalık durum belgesi alabileceği, sistem üzerinden belge alamayanların ise hastalık raporları ile aile hekimine müracaat edebileceği bildirilmiştir.&nbsp;Salgın sürecinde, kronik hastalığı olan vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek adına neden biran önce sistemde iyileştirme çalışmaları yapılmamaktadır?” diyerek sözlerine son verdi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[E KIYI BIRAKTILAR NE DE KOY]]>https://www.haberanaliz.net/haber/e-kiyi-biraktilar-ne-de-koy-115743fdc3fe0-33c1-4baf-990c-f9624afe19312020-09-15T14:15:00+03:00HABER MERKEZİ E KIYI BIRAKTILAR NE DE KOY

E KIYI BIRAKTILAR NE DE KOY

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Girgin, “Rant uğruna her türlü hukuksuzluğu, kanun tanımamazlığı adet haline getiren iktidar şimdi de Ortakent'te, daha önceki projelerde büyük yeşil alan olan bir alanı, üstelik Muğla Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğü’nün “uygun değildir” görüşüne rağmen, yangından mal kaçırır gibi çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile imara açıyor” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İHANET SIRASI BODRUM’DA MI? </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul’a ihanet ettik!” sözünü hatırlattı: “Bir zamanlar “taşı toprağı altın” denen İstanbul'u getirdikleri durum ortada. Cumhurbaşkanı’nın sözünü hatırlarsınız; “Şu para var ya, nelere muktedir, bu kapitalizm nelere muktedir? Orman morman ne var ne yok kesiyor, atıyor, götürüyor. 'Oraya ben bir dikey mimari yapayım, malı götüreyim', yapılan iş bu, biz İstanbul'a ihanet ettik!’</span></p><p><span style="font-size:18px">Şaka gibi değil mi?Şimdi de sıra taşı toprağı altın olan Bodrum'a mı geldi?”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AKP’NİN RANT AŞKI – PARA AŞKI </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin, soru önergesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın kurulduğu günden bugüne kadar Muğla il sınırları içerisinde özelleştirme kapsamına alınmış kaç adet taşınmaz olduğunu ve bunların akıbetini de sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Biliyorsunuz AKP iktidarının çok önemli bir meziyeti var; "kilometrelerce öteden para kokusunu alabilmek. Çünkü çok seviyorlar, hatta sevmekten de öte bu bir aşk. Bu aşk uğruna dünümüzü harcadılar, bugünümüzü harcadılar gözleri yarınlarımızda” diyen Girgin, “1980 sonrasında bütün kamusal zenginliklerimiz özelleştirme adıyla peşkeş çekildi. KİT’leri, eğitimi, sağlığı, içtiğimiz suyu her şeyi özelleştirenler, ellerini doğamıza uzatmadan dururlar mı? Kaz Dağları’ndan, Ayder’e yürüttükleri talan politikasının Muğla’daki boyutunu sorduk” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KORUMA AMAÇLI NAZIM İMAR PLANI TAHRİF EDİLDİ Mİ? </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin verdiği soru önergesinde, “Cumhurbaşkanı Kararı eki 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında yer alan İller Bankası A.Ş. tarafından onaylı 1/5000 ölçekli halihazır harita tahrif edilmiş midir? Bu iddia ile ilgili bir soruşturma yürütülmekte midir?” diye sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunun önemli skandal olduğunu belirten Girgin, “Rant uğruna her türlü hukuksuzluğu, kanun tanımazlığı adet haline getiren iktidar, Ortakent’i imara açmak için, harita tahrif ediyor, yani belgede sahtecilik yapıyor. Gözünü para bürümüş iktidardan bunun hesabını soracağız!” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>FETHİYE’DE, MARMARİS’TE NASIL ENGEL OLDUYSAK BODRUM’DA DA OLACAĞIZ! </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ </strong>Değil mi ki, canlı ve cansız varlıklar olarak bir ekosistemin parçasıyız. Çoluğumuzun çocuğumuzun sağlıklı işleyen bir ekosisteme sahip olma hakkı kadar,&nbsp; henüz doğmamış olan nesillerin sağlıklı bir dünyaya doğma hakkı da var. Biz CHP olarak bu hakkı teslim ediyoruz! Kimsenin kuşkusu olmasın: Fethiye'de, Marmaris'te jeotermal rantına nasıl engel olduysak, Bodrum'da vahşi imar rantına, kontrolsüz talancı yapılaşmaya da engel olacağız. Bodrum'un eşsiz doğasını yandaş müteahhitlerinize kurban etmeyeceğiz ve iktidarın rant hırsından Kurtardığımız her karış toprakta eşit, özgür ve adaletli bir geleceğin fidanlarını dikeceğiz.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer:“Okullarda engellilerin erişimi kolaylaştırılmalıdır”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurerokullarda-engellilerin-erisimi-kolaylastirilmalidir-11573895ffc3c-eba8-4aab-a2a6-3cae040fce6b2020-09-15T14:12:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer:“Okullarda engellilerin erişimi kolaylaştırılmalıdır”

Gürer:“Okullarda engellilerin erişimi kolaylaştırılmalıdır”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>ENGELLİ ERİŞİMİ OLMAYAN OKULLAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, soru önergesinde, “Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı engelli kişi erişimi sağlanamayan okul sayısı kaçtır? Bu okullara engelli kişi erişimi ne zaman sağlanacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Üsküdar&nbsp;Çağrıbey&nbsp;Anadolu Lisesi’nin bakanlığınızdan ve valilikten talep ettiği, projesi çizilen engelli asansörünün iptal edilme nedeni nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğretmen evi ve akşam sanat okulu müdürlüğünde, kadrosuz ve taşeron firmada çalışan kişi sayısı kaçtır? İŞKUR üzerinden işe alman kişi sayısı kaçtır ve çalışma süreleri ne kadardır? Bu çalışanların Milli Eğitim Bakanlığı kadrosuna alınmaları düşünülmekte midir?” şeklinde sorular yöneltti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4 BİN 591 OKUL ONARILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer’in&nbsp;önergesini yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 2019 yılı içerisinde büyük onarım ve tadilat ödeneğinin tamamının, yaklaşık 4.591 okulun harcamalarında kullanılmak üzere 81 il saymanlığına aktarıldığını bildirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>194 OKULUN ENGELLİ ERİŞİMİ SAĞLANDI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Ziya Selçuk, &nbsp;2019 yılında 194 okul engelli erişilebilirliğine uygun hale getirildiğini belirterek, &nbsp;söz konusu ödenek aktarımı ve izleme faaliyetlerinin yürütülmesinin 2020 yılı için de devam ettiğini vurguladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖĞRETMENEVLERİ VE AKŞAM SANAT OKULLARINDA 3 BİN 852 İŞÇİ ÇALIŞIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Selçuk, “Bakanlığımıza bağlı, yurt genelinde faaliyet göstermekte olan öğretmenevi ve akşam sanat okulu müdürlüklerinde belirsiz süreli (sözleşmeli) 2.167 ve hizmet alımı yoluyla 1.685 olmak üzere toplam 3.852 işçi çalışmaktadır” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇAĞRIBEY ANADOLU LİSESİ’NİN ASANSÖR&nbsp;TALEBİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çağrıbey&nbsp;Anadolu Lisesinde 1 görme engelli, 2 bedensel engelli öğrencinin bulunduğunu belirten Bakan&nbsp;Seçuk,&nbsp;Çağrıbey&nbsp;Anadolu Lisesine engelli asansörü yapılması talebinin gönderildiğini, yapılacak teknik incelemeler sonucuna göre değerlendirmeye alınacağını ifade etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER: “ENGELLİ BİREYLERİN OKULLARA&nbsp;ERİŞİMİ MUTLAKA SAĞLANMALIDIR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Önerge sahibi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer&nbsp;ise , “Engelli öğrencilerin bir bölümü özel&nbsp;rehabilitasyon&nbsp;merkezlerinde eğitim alsalar da engel düzeyine göre, normal eğitim veren okullarda da eğitim gören çok sayıda engelli öğrencimiz ve eğitim veren engelli öğretmenimiz bulunmaktadır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı tüm okulların engelli eğitim erişimi olmadığı da bilinen bir gerçektir. Bu konuda Bakanlığın, okullarda gerekli düzenlemeyi yapıp, engelli öğrencilerimiz ile öğretmenlerimizin okullara ve sınıflarına daha rahat erişmelerini sağlamaları gerekmektedir” diye konuştu.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MANSUR YAVAŞ SÖZÜNÜ TUTTU]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mansur-yavas-sozunu-tuttu-115726e546a2f-fa14-4d4a-a279-7eaa26f366fa2020-09-15T14:04:00+03:00HABER MERKEZİ MANSUR YAVAŞ SÖZÜNÜ TUTTU

MANSUR YAVAŞ SÖZÜNÜ TUTTU

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Ankara Büyükşehir Belediyesi, bölge halkının yıllardır çözülmesini beklediği Etimesgut İstasyon Caddesi çevresinde trafik akışını rahatlatmak amacıyla yapımına başladığı Türk Kızılayı Caddesi köprülü kavşak çalışmalarını tamamladı. Can güvenliği açısından büyük tehlike oluşturan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın göreve gelir gelmez “Tüm imkansızlıklara rağmen tamamlayacağız. Size rağmen mutlaka yapacağız. İki alt geçidin ihalesini yapıyoruz” sözleri ile gündeme gelen çalışmalar kapsamında&nbsp;</strong><strong>Etimesgut Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi önü (eski Hava Hastanesi)</strong>&nbsp;<strong>ve 2304. sokak girişi alt geçitleri yapımını bitirdi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Fen İşleri Daire Başkanlığı ekiplerinin yoğun mesai harcadığı, Türk Kızılayı Caddesi üzerinde Ankara ve Etimesgut istikametindeki akışın sağlanması, Sağlık Bakanlığı Etimesgut Ağız Diş Sağlığı Merkezi önü ile askeri lojmanların kesişiminde oluşan araç trafiği rahatlatılması ve Sabancı Bulvarı-Türk Kızılayı bağlantısının yapılması amacıyla başlanan köprülü kavşak çalışmaları tamamlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yapımı sırasında elektrik, içme suyu, pis su, telekom ve doğalgaz hatlarının deplaseleri de yapılarak trafiğe açılan Etimesgut Ağız Diş Sağlığı Merkezi önündeki kavşak ile 3 geliş 3 gidiş olmak üzere toplam 6 şerit olarak Türk Kızılayı Caddesi’ndeki trafik akışında süreklilik sağlanırken, 2 şerit gidiş 2 şerit geliş olarak yapılan yan yol ile Sabancı Bulvarı-Türk Kızılayı bağlantısı yapılarak trafik yoğunluğu azaltıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İSTASYON CADDESİ İÇİN DE ÇALIŞMALARA BAŞLANIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türk Kızılayı Caddesi üzerinde 2304. sokak girişine&nbsp;Ankara istikametinde 3 gidiş alt geçit, Etimesgut Kaymakamlık kısmında ise 2 şerit yan yol ve Etimesgut yönünde 3 gidiş yan yol yapılarak Etimesgut Kaymakamlığı önündeki trafik yoğunluğu da rahatladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Turgut Özal Köprüsü Eryaman bağlantısındaki ana yolu genişletmek için toprakarme duvarı da yıkarak yeniden inşa eden Büyükşehir Belediyesi, İstasyon Caddesi için de çalışmalara başlanacağını duyurdu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞKAN YAVAŞ SOSYAL MEDYADAN AÇIKLADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Can güvenliği açısından büyük tehlike oluşturan ve göreve gelir gelmez “Tüm imkansızlıklara rağmen tamamlayacağız. Size rağmen mutlaka yapacağız. İki alt geçidin ihalesini yapıyoruz” sözleri ile gündeme gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yapımı tamamlanan yol için sosyal medyadan paylaşımda bulundu. Başkan Yavaş, sosyal medya hesabından&nbsp;<strong>“Söz verdiğimiz gibi, Türk Kızılayı Caddesi’ndeki iki köprülü kavşak çalışmasını tüm imkanlarımızı zorlayarak tamamladık. Şimdi ise sırada İstasyon Caddesi var. Önceliğimiz, hemşehrilerimizin sağlığı ve can güvenliği olmaya devam edecek”</strong>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>VATANDAŞLARDAN TEŞEKKÜR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hem vatandaşların güvenliğini tehlikeye atan hem de trafik sıkışlığına neden olan sorunu yıllar sonra çözen Büyükşehir Belediyesi’nin yol çalışması bölge Ankaralılardan tam not aldı. Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden vatandaşlar şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">Mehmet Nuri Polat &nbsp;(esnaf):‘‘<strong>Bölge esnafı olarak yapılan yoldan çok memnunuz. Hizmetlerinden dolayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum.’’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Levent Keskin:‘‘&nbsp;<strong>İstasyon Caddesi’nin açılması ile bölgede çok büyük rahatlama oldu. Emeklerinden dolayı Başkanımız Mansur Yavaş’a teşekkür ederim.’’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Recep Yorulmaz: ‘‘<strong>20 senedir bu yolların yapılmasını bekliyoruz. Yolun açılması ile birlikte trafikte oldukça rahatladı. Bölge halkı olarak Başkanımız Mansur Yavaş’a teşekkür ediyoruz.’’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hüseyin Coşkun:‘‘<strong>Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstasyon Caddesi’ni trafiğe açarak bölgedeki büyük bir sıkışıklığı giderdi. Hizmetlerinden çok memnunuz. İnsana yatırım en güzel yatırımdır. Bölge halkı çok mutlu. Sayın Başkanımız Mansur Yavaş’a da saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum. Hizmetlerinden çok memnunuz. Çok teşekkür ediyorum.’’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tolunay Yılmaz (esnaf):‘‘<strong>Bölge halkının uzun süredir beklediği hizmeti gerçekleştiren Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkanımız Mansur Yavaş’a teşekkür ederim.’’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Resul Su (esnaf):‘‘<strong>Böyle bir çalışmaya çok ihtiyacımız vardı. İstasyon Caddesi’nin açılmasından çok memnunuz. Trafiği oldukça rahatlattı. Sunulan hizmetten dolayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a çok teşekkür ederim.’’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Erdoğan Demir (esnaf):‘‘&nbsp;<strong>Eskiden burada trafik çok sıkışıktı. Yolun açılması ile birlikte trafik sorunu ortadan kalktı. Yapmış olduğu hizmetten dolayı Başkanımız Mansur Yavaş’a teşekkür ederim.’’</strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Başkan Altay: Ahilik Medeniyetimizin Çok Önemli Bir Kurumudur]]>https://www.haberanaliz.net/haber/baskan-altay-ahilik-medeniyetimizin-cok-onemli-bir-kurumudur-115712c7aedd1-1f8b-482c-9733-9256b17d04d42020-09-15T14:01:00+03:00HABER MERKEZİ Başkan Altay: Ahilik Medeniyetimizin Çok Önemli Bir Kurumudur

Başkan Altay: Ahilik Medeniyetimizin Çok Önemli Bir Kurumudur

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ahilik Haftası nedeniyle bir mesaj yayımladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Altay’ın mesajı şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Dokuzuncu ve onuncu asırdan başlayarak İslam’la şereflenen milletimizi dünya hâkimiyetine götüren başarı hikâyemizin en önemli unsurlarından biri şüphesiz iktisadi yapıda oluşturduğumuz devrim niteliğindeki düzenlemelerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu düzenlemelerin kaynağında Ahilik kültürü ve Ahilik Teşkilatı yatmaktadır. Savaş hukukunda dahi adaleti ön plana alan ecdadımız ekonomi ve ticaret altyapısını inancından aldığı ahlaki erdemlerle donatmıştır. Ahilik Teşkilatı; kardeşliği, birliği, hakça paylaşmayı, adil ve ahlaklı olmayı şart koşan dünyanın ilk büyük sivil toplum teşekkülüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Asıl adı Nasîrüddin Mahmûd olan Ahi Evran’ın Anadolu’daki ilk durağı Konya’dır. Hazreti Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin çağdaşı olan Ahi Evran; ilim, kültür ve medeniyet şehri Konya’dan büyük ilham almıştır. Temelini Konya’da attığı Ahilik Teşkilatı’nı Kayseri’de güçlendirmiş, Kırşehir’de olgunlaştırmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Selçuklu ve Osmanlı döneminin erdemli, ahlaklı ve inançlı esnaf kitlesi bu ihlaslı çalışmaların ürünüdür. ‘Halka hizmet etmenin Hakka hizmet etmek’ anlamına geldiği bilinciyle yetişen genç esnaflar tüm dünyayı kucaklayan medeniyet kubbemizin ayaklarından birini oluşturmuşlardır. Günümüzde tüm dünyada uygulanan çırak-kalfa-usta eğitim modeli Ahilik Teşkilatı ile var olmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eline, diline ve beline sahip olan; alnı açık, eli açık, sofrası açık, yardımsever, paylaşımcı ve hakkı gözeten ticaret erbabı yetiştirmeyi hedefleyen Ahilik Teşkilatı, Osmanlı Devletinde Lonca Teşkilatı adıyla örgütlenmiş, Cumhuriyet Döneminde Esnaf, Sanayi ve Ticaret Odaları çatısı altında varlığını sürdürmüştür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konya Büyükşehir Belediyesi olarak hem Ahilik kültürüne hem de onu yaşatacak esnaflarımıza büyük önem veriyoruz. Esnaf Odalarımızın başkanları ile sürekli bir araya geliyoruz. Fırsat bulduğumuz her ortamda şehir merkezindeki ve ilçelerimizdeki esnaflarımızı ziyaret ediyor; görüşlerini alıyor, fikirlerini dinliyor, şehrimizin geleceği için hep birlikte çalışmaya gayret gösteriyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu vesileyle başta Şeyh Nasîrüddin Mahmûd Ahi Evran olmak üzere, medeniyetimizin çok önemli bir kurumu olan Ahilik Teşkilatı’nın dünden bugüne ahirete irtihal eden tüm mensuplarına Allah’tan rahmet diliyorum. Esnaf ve ticaret erbabımızın Ahilik Haftası’nı kutluyor; tüm esnafımıza sağlıklı, helal ve bol kazançlı bereketli günler diliyorum.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Manda Çayı yeniden doğdu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/manda-cayi-yeniden-dogdu-11570f3729c66-a00a-4942-b964-bd315de88b702020-09-15T13:54:00+03:00HABER MERKEZİ Manda Çayı yeniden doğdu

Manda Çayı yeniden doğdu

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nün Manda Çayı’nda yaptığı iki aylık çalışma sonrası hem Körfez’e kirlilik akışı önlendi, hem de kente yeni bir cazibe merkezi kazandırıldı. İzmir Körfezi’ne dökülen Manda Çayı’nın denizle birleştiği bölgede kapsamlı bir iyileştirme projesi uygulandı. İzmir’de konut ve iş merkezlerinin en yoğun olduğu ilçeler arasındaki Bayraklı’dahayata geçirilen proje kapsamında 60 personel, 26 kamyon ve 11 iş makinesi iki ay boyunca kesintisiz mesai yaptı. Tarihi boyunca körfeze toprak ve çamur taşıyan Manda Çayı’nda ilk kez bu kadar kapsamlı bir çalışma yürüten İZSU Genel Müdürlüğü, yapılan kalıcı ıslah çalışmasıyla b&amp;ou ml;lgedeki koku sorununu da ortadan kaldırdı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Pompalarla deniz suyu basılıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışmalar kapsamında, İZSU ekipleri ortalama 6-7 metre yüksekliğe ulaşmış çamuru çıkardıktan sonra zemine 200-400 kilogramlık taş bloklar döşeyerek ve üzerini betonla kapladı. Yağışsız mevsimlerde dere yatağında biriken durgun suların neden olduğu kirlilik ve kokusorununun çözümü için Manda Çayı’nın körfezle buluştuğu noktadan itibaren sirkülasyon pompaları kuruldu. 1 kilometrelik boru hattıyla denizden alınan temiz su dereye veriliyor. Toplamda 13 bin metrekarelik bir alanda yürütülen çalışmalarda, zeminden 60 bin metreküp çamur çıkarıldı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer geçtiğimiz ay bölgedeki çalışmaları yerinde inceleyerek İZSU Genel Müdürü Aysel Özkan’dan proje hakkında bilgi almıştı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Altın Koza pandemi koşullarında da olsa halkla buluştu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/altin-koza-pandemi-kosullarinda-da-olsa-halkla-bulustu-11569994d203d-407f-4479-b6e3-4820a05deb092020-09-15T13:52:00+03:00HABER MERKEZİ Altın Koza pandemi koşullarında da olsa halkla buluştu

Altın Koza pandemi koşullarında da olsa halkla buluştu

MAGAZİN

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Goldolda Film Gösteriminin ilk gününe eşi Nuray Karalar’la katılan Başkan Zeydan Karalar, Adanalılarla birlikte 7. Koğuştaki Mucize filmini izledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ALTIN KOZA OLMAZSA OLMAZIMIZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Etkinliğe katılan basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Başkan Zeydan Karalar, “Altın Koza Film Festivali Adana ve ülkemiz için son derece önemli bir etkinlik. Adana denince akla sinema ve Altın Koza gelir. Adana uzun yıllar sinemaya damga vuran, bu özelliği hala da devam eden bir şehir. Eskiden Adana’da çok sayıda bulunan yazlık sinemalarda gösterilen ve seyircinin ilgi gösterdiği filmler, bütün Türkiye’de de tutardı. Adana’nın ne denli önemli sanatçılar yetiştirdiğini bütün Türkiye biliyor. Dolayısıyla Altın Koza bizim olmazsa olmazımız” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE’DE ÖRNEĞİ OLMAYAN BİR İŞ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Salgın dolayısıyla festivalin bu yıl yapılıp yapılmaması konusunun çok tartışıldığını belirten Başkan Zeydan Karalar, “Bu yıl sanal ortamda Altın Koza’yı yapmaya karar verdik. Tabii son gün ödülleri dağıtacağız ama sinemayı halkla da buluşturalım istedik. Gördüğünüz gibi çok değişik bir şey yaptı arkadaşlarımız. Sosyal mesafeye uyan gondollarla birlikte Adana’da, Türkiye’de örneği olmayan bir iş yaptık. Koronada herkes bunaldı artık, Stresten insanlar ne yapacaklarını şaşırdı. Biz de değişik bir şey yapalım dedik. Gondolda Film Keyfi &nbsp;on gün sürecek. Çok yoğun bir talep, ilgi var. Belki uzatırız on günü, on beş güne çıkarabiliriz” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adana Büyükşehir Belediyesi, Şehircilik Atölyesi, Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ve Altın Koza A.Ş. iş birliğinde düzenlenen “Gondol’da Film Gösterimleri”, festival ile eşzamanlı olarak 14 Eylül’de başladı. Etkinlik 7 gün boyunca devam edecek. Seyhan Nehri üzerinde gerçekleştirilen etkinlik, sinemaseverlere çok beğenilen bir film seçkisi sunuyor. Etkinliğe katılan izleyiciler için ayrılacak 8 gondolun yanı sıra, nehir kıyısı boyunca sosyal mesafeye uygun olarak 100 kişilik bir oturma düzeni hazırlandı.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Gondol’da Film Gösterimleri” kapsamında 14 Eylül Pazartesi akşamı “7. Koğuştaki Mucize”; 15 Eylül Salı akşamı “Selvi Boylum Al Yazmalım”; 16 Eylül Çarşamba akşamı “Aile Arasında”; 17 Eylül Perşembe akşamı “Arkadaş”; 18 Eylül Cuma akşamı “Yozgat Blues”; 19 Eylül Cumartesi akşamı “Ölümlü Dünya”; 20 Eylül Cuma akşamı ise “Züğürt Ağa” filmlerinin gösterimleri gerçekleşecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başlama saati 20.00 olan “Gondol’da Film Gösterimleri”ne ücretsiz olarak katılmak için&nbsp;<a href="http://www.sehircilikatolyesi.org/" target="_blank">sehircilikatolyesi.org</a>&nbsp;adresinden kayıt yaptırılabiliyor.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[‘Tarih Adası’ Tophane’den şekillenmeye başladı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tarih-adasi-tophaneden-sekillenmeye-basladi-11568c8c7bb85-8153-453c-91ef-52569ff395982020-09-15T13:50:00+03:00HABER MERKEZİ ‘Tarih Adası’ Tophane’den şekillenmeye başladı

‘Tarih Adası’ Tophane’den şekillenmeye başladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">“Bursa’da tarih ve yeşil yeniden gün yüzüne çıkıyor” sloganıyla Bursa’nın adeta çehresini değiştirecek projelerin startını veren Büyükşehir Belediyesi, özellikle kentin tarihi kimliğini öne çıkaracak ‘Tarih Adası’ projesi kapsamındaki çalışmaları da etap etap hayata geçiriyor. Bu projenin adeta bel kemiğini oluşturan Hanlar Bölgesi ve Çarşıbaşı Kentsel Tasarım Projesi’nde Kızılay binasının yıkımı yapılırken, projenin bir parçası olarak ele alınan Tophane yamaçlarındaki temizlik çalışmalarında da artık sona gelindi. Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından 25 kişilik bir ekiple başlatılan çalışmalarda pet şişe, cam ve teneke içecek şişeleri, karton kutulardan oluşan 30 kamyon atık bölgeden uzaklaştırıldı. Kuruyan ot ve dal parçaları kaldırılırken, yamaçtaki yürüyüş yollarının zemini temizlendi, kör noktalardaki aydınlatma sistemleri yenilendi. Yamaçlara çok sayıda renkli çalı bitkisi ve erguvan dikildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Saat Kulesi ışıl ışıl</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yamaçlardaki temizlik çalışmalarında sona gelinirken, Bursa’nın önemli simgelerinden biri olan Tarihi Saat Kulesi’nin restorasyonu da tamamlandı. İlk kez Sultan Abdülaziz döneminde 1876 yılında yaptırılan, bugünkü son halini Sultan Abdülhamid zamanında alan Tophane Saat Kulesi, ilk günkü ihtişamına kavuştu. Kesme taştan inşa edilen 33 metre yüksekliğindeki 6 katlı kule, yapılan aydınlatma çalışmalarıyla geceleri de kent siluetine ayrı bir kent katıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yılların özlemi gerçekleşiyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Beraberindeki Bursa Milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Ahmet Kılıç ve AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Ufuk Cömez ile birlikte Tophane yamaçlarında devam eden çalışmaları yerinde inceleyen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, yıllardır hayal edilen ancak bir türlü gerçekleşmeyen önemli bir projenin startını verdiklerini hatırlattı. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri, Tarihi Saat Kulesi, Bey Sarayı ve Hisar Bölgesi'ni de içine alanı bir ‘Tarih Adasına’ dönüştürmeyi hedeflediklerini dile getiren Başkan Aktaş, “Saat Kulesinin restorasyonu bitti ve ışıklandırması yapıldı. Tophane yamaçlarında yıllardır ihmal edilen temizlik çalışmaları da hızla devam ediyor. Temizlik çalışmalarıyla birlikte aynı zamanda buradaki kalıntılar da ortaya çıkarılıyor, ışıklandırma çalışmaları yapılır. Ben bu vesileyle tüm hemşerilerimizden ve tüm misafirlerimizden özellikle şunu istirham ediyorum. Gerçekten bu yamaçlarda iş yapmak, çalışmak çok kolay değil. Onlarca arkadaşımız burada çalışıyor. Lütfen çerçöp atarak kirliliğe meydan vermeyelim. Gerçekten temizliği çok zor ve bu güzelliği hep beraber şehir olarak yaşayalım” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BBB kış gelmeden yol çalışmalarını tamamlıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bbb-kis-gelmeden-yol-calismalarini-tamamliyor-115679304bf75-4e8e-447f-be0e-0db9ce6615332020-09-15T13:47:00+03:00HABER MERKEZİ BBB kış gelmeden yol çalışmalarını tamamlıyor

BBB kış gelmeden yol çalışmalarını tamamlıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, ilçelerde ihtiyaç duyulan alanlarda yol yapım işlerini sürdürüyor. Kış gelmeden özellikle kırsal mahallelerin yollarını tamamlamaya özen gösteren Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri, hummalı bir şekilde çalışarak Sındırgı ve Kepsut’ta birçok farklı noktada çalışmalar yapıyor. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından da Dursunbey, İvrindi ve Savaştepe ilçelerinin kırsal mahallelerinde tarla yollarında bakım ve onarım çalışmaları başlatıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İLÇELERDE YOL ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sındırgı’da; Sevgi Yolu, Abbas Çavuş, Atatürk, Necip Fazıl Kısakürek, Koruköy, Söğütlüdere, Yunus Emre, Balıkesir, Zübeyde Hanım Caddelerinde ve Tütün Çiçeği Sokak’ta çalışmalarını tamamlayan ekipler; Yemenici İsmail ve Kalemdere Caddelerinde çalışmalarına devam ediyor. Çalışmalar tamamlandığında, Sındırgı ‘da toplam 6 bin 710 metre yol yapılmış olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer yandan Kepsut’ta da çalışmalar yürüten Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri, Merkez Sanayi ve 125. Yıl Yatılı İlköğretim Bölge Okulu Caddelerinde gerçekleştirdiği sıcak asfalt çalışmalarını tamamladı. Beyköy, Geniş Yol, Panayır Caddelerinde ve Arıtma Tesisi Yolu ile Kültür Merkezi-Cezaevi Yolu arasında çalışmalarına devam eden ekipler, Kepsut’ta toplam 6 bin metre yol yol yapmış olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TARLA YOLLARINDA BAKIM- ONARIM ÇALIŞMALARI BAŞLADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından; Dursunbey, İvrindi ve Savaştepe ilçelerine bağlı kırsal mahallelerde tarla yollarının bakım-onarım çalışmalarına başlandı. Üç greyder ile devam eden çalışmalarda çiftçilerin; ekim hazırlığı, sürüm, zirai mücadele, hasat ve nakliye işlemlerinde tarlalarına daha rahat, kolay, emniyetli ve ekonomik olarak ulaşabilmeleri sağlanacak.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KAZA RİSKİ EN AZA İNECEK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu çalışma ile üretimde; rantabilite artması, çiftçiler daha kısa zamanda daha düşük maliyetle ve daha güvenli bir şekilde tarlalarına ulaşabilmesi, kaza riskinin en aza inmesi, zaman kaybının önlenmesi ve dolayısıyla iş gücü kaybının azaltılması amaçlanıyor.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sinop Nükleer Güç Santrali Projesi Soru Önergesi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sinop-nukleer-guc-santrali-projesi-soru-onergesi-1156643d4885d-78ce-4497-8655-b9704002443c2020-09-15T13:44:00+03:00HABER MERKEZİ Sinop Nükleer Güç Santrali Projesi Soru Önergesi

Sinop Nükleer Güç Santrali Projesi Soru Önergesi

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sinop, Abalı Köyü&nbsp; İnceburun Yarımadasında 1.005,8 ha alana &nbsp;Nükleer Güç Santrali yapılması planlanmaktadır.&nbsp; Bu alan Sinop İl Merkezine 14,0 km,&nbsp; km uzaklıktadır. Sinop, yeşillik oranı yüksek, çeşitli orman ve bitki örtüsüyle kaplı tarihi ve turistik bir şehirdir. İnceburun Yarımadası doğal güzellikleri ile bilinen bir bölgedir. Proje alanı içerisinde Hamsilos Tabiat Parkı, Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı, Aksaz-Karagöl Sulak Alanı, Bozburun Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Taşmanlı Göleti, Gümüşsuyu Göleti, Bektaşağa Göleti, Muhsinli Göleti, Aşıklar (Nisi) Göleti, Erfelek Baraj Gölü ve Tatlıca Şelaleleri gibi pek çok sucul ve karasal doğal yaşam alanı bulunmaktadır. Nükleer Güç Santralleri;&nbsp; kurulumu uzun süren ve yüksek maliyetli tesislerdir. Toplumsal yarardan çok toplumsal risk oluşturmakta, doğal yaşam alanlarını tehlikeye atmakta ve ciddi ekolojik zararlara neden olmaktadır. Nükleer santraller ile ilgili temel sorunlardan biri de nükleer atık yönetimi konusudur. Sürekli depolama alanlarının dünyada hala kurulmamış olması sebebiyle ancak milyonlarca yılda yok olabilecek nükleer atıklar küresel ölçekte önemli ekolojik sorunlar yaratmaktadır.&nbsp; Santralin nükleer atık nihai depolama işleminin de bu alanda yapılacağı iddia edilmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip&nbsp; Erdoğan,&nbsp; Japon gazetesi Nikkei’de verdiği mülakata Sinop nükleer projesi için “Hem maliyet, hem de takvim bakımından başlangıçtaki anlaşmamızla uyum içinde olmayan bir tablo oluştuğu için durdurulduğunu açıklamıştı. Durdurulan Sinop Nükleer Santrali projesi için nihai çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporunun&nbsp; onaylandığı&nbsp; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca duyurulmuştur. Duyuruda halkın görüşlerinin dikkate alındığı&nbsp; iddia edilmektedir.&nbsp; HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’na bir önerge vererek projedeki belirsizliklere rağmen kabul edilen ÇED Raporunu, Nükleer Güç santralinin Sinop’a vereceği zararları Meclis gündemine getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın <strong>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih DÖNMEZ</strong> tarafından Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Murat ÇEPNİ- İzmir Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sinop, Abalı Köyü İnceburun Yarımadasında 1.005,8 ha alana&nbsp; Nükleer Güç Santrali yapılması planlanmaktadır. Bu alanı Sinop İl Merkezine 14,0 km,&nbsp; Erfelek İlçe Merkezine&nbsp;&nbsp; 21,9 km uzaklıktadır. Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), 2012 itibariyle kurucu olarak tanınmıştır. Proje ile ilgili olarak Japonya ile Türkiye arasında Nükleer Güç Santrallerinin ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesi Alanında İşbirliğine İlişkin 3 Mayıs 2013 tarihinde imzalanan anlaşma 23 Mayıs 2015 tarihinde onaylanmıştır. Proje,&nbsp; 27 Aralık 2017 tarihinde Çevresel Etki değerlendirme (ÇED) başvuru dosyasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulması ile başlamıştır.&nbsp; 6 Şubat 2018 tarihinde Sinop Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ÇED süreciyle ilgili halkın katılımı toplantısı yapılacağı duyurulmuştur.&nbsp; Ancak, halk bu toplantıya katılmak için önceden başvurusunu yapmış olmasına rağmen&nbsp; katılımı engellenmiştir. Toplantıya katılmayan halk durumu protesto edince biber gazının kullanıldığı, Milletvekillerine yumruk atılan olaylar yaşanmıştır. Halk dışarıda "Valinin istifasını’’ protestolarla talep etmiştir.&nbsp; Buna rağmen halkın katılımı toplantısı&nbsp; yapılmış sayılmıştır . Sinop halkının,&nbsp; Sinop NGS Halkın Bilgilendirilmesi toplantısına alınmadığı Sinop&nbsp; Nükleer Karşıtı Platform Bileşenlerinin düzenlediği basın toplantısında açıklanmıştır. 2019 yılının Aralık ayında ise yine Sinop NGS için Ankara’da yapılan İn<strong>celeme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) Toplantısı’</strong>nı izlemek üzere gelen STK temsilcileri toplantıya alınmamıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sinop NGS'ye yönelik ÇED süreci 19 Mart 2018 tarihinde ÇŞB tarafından ÇED Raporu Özel Formatı verilmesiyle başlamıştır. Ne var ki Japonya ve Fransa ortaklığıyla inşa edilmesi planlanan projeden santral inşaatının yüklenici firması olan Japon Mitsubishi Heavy Industries'in,&nbsp; Fukuşima kazası sonrası artan maliyetler nedeniyle&nbsp; projeden çekileceği haberi basına yansımıştır. Mitsubishi, fizibilite çalışmasının detaylarını ticaret sır saydığı için paylaşmamıştır. Ancak şirketin hesapladığı&nbsp; 18 milyar Dolar ilk maliyet, bugün ise onaylanan ÇED raporunda 20 Milyar olarak görünen maliyet 2019&nbsp; Temmuz ayında sundukları son gözden geçirilmiş maliyet raporunda 44 milyar dolar çıkmıştır. Bu sözleşmenin maliyeti hiç değişmemiş olsa bile anlaşmanın yapıldığı&nbsp; dönemde 1 Dolar 1,9 TL iken bugün 7,49 TL'dir.&nbsp; Dolar-TL kurundaki dalgalanmalara göre bu projenin maliyeti şimdiden 4 kat artmıştır.&nbsp; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 27 Haziran 2019'da&nbsp; Japon ekonomi gazetesi Nikkei’ye verdiği röportajda&nbsp; Sinop nükleer enerji santrali projesinin maliyet ve takvim uyuşmazlığı nedeniyle durduğunu açıklamıştır.&nbsp; Proje daha önce de dört defa&nbsp; durdurulmuştur.&nbsp; Yapımı askıya alınan projenin; kesin maliyeti,&nbsp; ekonomiye getireceği yük, ortaklık yapılacak firmaları belirsizliğini korurken; Nükleer&nbsp; karşıtı platformlar, yöre halkı, sivil toplum kuruluşları çevresel olumsuz etkilerini nedeniyle projenin durdurulması için mücadele verirken,&nbsp;&nbsp; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı internet sitesinde&nbsp; 11 Eylül 2020 tarihinde&nbsp;&nbsp; ÇED olumlu kararı duyurusu&nbsp; yayınlanmıştır. Duyuruda halkın görüşünün&nbsp; de alındığı iddia edilmiştir. Oysa başta da ifade edildiği gibi halkın görüşünü&nbsp; beyan etmesi engellenmiştir. Ayrıca "olumlu “diye açıklanan&nbsp; ÇED raporunda atıklardan soğutma suyu sistemine kadar yaklaşık 25 sayfa&nbsp; ilave açıklama yer almaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sinop, doğa ve doğal varlıkları bakımından zengin, çeşitli orman ve bitki örtüsüyle kaplı tarihi ve turistik bir şehirdir.&nbsp; Çam, köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak ve kavak başlıca ağaç türleridir ve şehrin yüz ölçümünün yüzde 70’ini kaplamaktadır. Nükleer Güç Santrali yapılması planlanan İnceburun Yarımadası doğal güzellikleri ile bilinen bir bölgedir. Proje alanı içerisinde Hamsaroz Tabiat Parkı, Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı, Aksaz-Karagöl Sulak Alanı, Bozburun Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Taşmanlı Göleti, Gümüşsuyu Göleti, Bektaşağa Göleti, Muhsinli Göleti, Aşıklar (Nisi) Göleti, Erfelek Baraj Gölü ve Tatlıca Şelaleleri gibi pek çok sucul ve karasal doğal yaşam alanı bulunmaktadır.&nbsp; Santral için 2018 yılında 650 binden fazla ağaç kesilmiş, bugün&nbsp; kesilen ağaç miktarı 1 milyonu bulmuşken ÇED olumlu raporunun ardından ağaç kıyımına devam edileceği söylenmektedir.&nbsp; Bu nedenle, bölge halkı, dernekler, sivil toplum Kuruluşları ve TMMOB’ye bağlı Odalardan oluşan 36 kurum ve kişi projenin&nbsp; iptali için dava açmıştır.&nbsp; İklim krizlerinin,&nbsp; küresel ısınmanın, büyük çevresel felaketlerin yaşandığı günümüzde, doğal kaynakların ve ormanların korunması&nbsp; büyük önem taşımaktadır. Türkiye, çevrenin ve doğanın korunması ile ilgili Rio’da imzalanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesine &nbsp;&nbsp;taraf olmuştur. Karadeniz'in korunması için de&nbsp; Karadeniz'e kıyısı olan&nbsp; ülkelerle Bükreş anlaşmasına imza atmıştır.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Sinop'ta balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır . Ayrıca gerek iç gerekse dış&nbsp; pazara yönelik balık temininin büyük kısmı Karadeniz'den karşılanmaktadır ve Sinop bu alanda önemli bir rol üstlenmektedir, Sinop NGS'nin kurulması planlanan&nbsp; kısım denizde balıkların üreme alanıdır ve nükleer santral&nbsp; için kurulacak olan soğutma suyu sistemi gerek denizden çekilirken deniz suyu canlı barındırmaması için kimyasal uygulamalara maruz bırakılması gerekse reaktörler soğutulup denize deşarj edileceği için deniz sıcaklığının artması gibi nedenlerle deniz yaşamını olumsuz etkileyecek balık türlerinin azalmasına da neden olacaktır. Ayrıca ÇED olumlu raporunda da açıklandığı gibi 66 Milyon ton hafriyat oluşacaktır, inşaatın başlaması dahi Akkuyu'daki gibi ekosistemsel bir bozulmaya neden olacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Nükleer Güç Santralleri;&nbsp; kurulumu uzun süren ve yüksek maliyetli tesislerdir. Toplumsal yarardan çok toplumsal ve ekolojik risk oluşturmakta, doğal yaşam alanlarını tehlikeye atmakta ve ciddi ekolojik zararlara neden olmaktadır. Nükleer santraller ile ilgili temel sorunlardan biri de nükleer atık yönetimi konusudur. ÇED olumlu raporunun verilmesiyle Nükleer Santral kurulmasına ek olarak bir de Sinop'a&nbsp; nihai atık deposu&nbsp; yapılacağından bahsedilmektedir. Yani santralin nükleer atık nihai depolama işleminin de bu alanda yapılacağı iddia edilmektedir. Sürekli depolama alanlarının dünyada hala kurulmamış olması sebebiyle ancak milyonlarca yılda yok olabilecek nükleer atıklar küresel ölçekte önemli ekolojik sorunlar yaratmaktadır. Kaldı ki Karadeniz Fay&nbsp; hattı&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Karadeniz'e paralel bir şekilde ilerlemektedir. Deprem tehlikesine ek olarak Sinop'ta heyelan tehlikesinin bulunduğu&nbsp; geçmişte hazırlanan ÇED taslaklarında misal Semra Kutluay raporlarında&nbsp; görülmüştür.&nbsp; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 15 Ocak 2019 tarihinde askıya çıkartılan Sinop İnceburun Yarımadasını ilgilendiren 1/100.000 çevre düzeni planındaki plan notunda da&nbsp; İnceburun Yarımadasında Nükleer Atık Depolama Tesisi tespit dilmiştir.&nbsp; Depolama alanında&nbsp;&nbsp; meydana gelecek bir olumsuzlukta ekosistem tahrip olup, radyoaktif atıklar yüzlerce yıl Sinop ve çevresine&nbsp; zarar verecektir.&nbsp; Sinop’un Fukuşima ya, da&nbsp; Çernobil’e dönmemesi için projeden vazgeçilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Bu bağlamda</strong>;</span></p><p><span style="font-size:18px">1-Nükleer santrallerle&nbsp; enerji üretimi, bütün dünyada güvenliği tartışmalı bir konudur. Türkiye’nin Nükleer Güç Santraline enerji üretimi için ihtiyacı var mıdır? Mersin Akkuyuda’da inşası devam eden Nükleer Santral de göz önüne alınırsa Türkiye’nin en yeşil alanlarından olan ve doğa cenneti olarak kabul edilen Sinop’ta Nükleer Güç Santrali kurmakta neden ısrar edilmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;2- Kurulacak Nükleer Güç Santralin Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) tarafından kurulmuş olan EUAS International ICC tarafından hayata geçirilmiştir. Japon Mitsubishi Heavy Industries firması ile iş birliği devam etmekte midir? &nbsp;Projenin inşası ve işletmesi için&nbsp; hangi Uluslararası ya da yerli firmalarla ortaklık yapılacaktır? Eğer iş birliği yapılacak firmalar ve&nbsp; proje süreci&nbsp; belli değilse ÇED raporunun kabul edilmesinin&nbsp; gerekçesi nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">3-Japonya ile Türkiye Hükümetleri arasında yapılan anlaşma gereğince reaktrölerin inşaatı için görevlendirilen Mitsubishi şirketi projeden çekildikten sonra kurulmasına karar verilen Fransız Flamanville 3 tipindeki reaktörün inşaat sürecini hangi yabancı şirket üstlenecektir? Türkiye IC&nbsp; EUAŞ yalnızca&nbsp; ÇED'in yapılması &nbsp;için kullanılan bir isimdir, nükleer santral kurulması atık yönetimi gibi konularda teknik donanım, altyapı ve bilgiye haiz değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">4-ÇED duyurusunda&nbsp; Sinop halkının olumlu görüşü alındığı iddia edilmektedir.&nbsp; Santralin kurulması ve işletilmesi aşamasında büyük mağduriyetler yaşayacak&nbsp; Sinop halkından kimlerin&nbsp; görüşü alınmıştır?&nbsp; Hangi sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapılmıştır? 6 Şubat 2018 tarihinde yapılan&nbsp; ÇED toplantısına Nükleer Karşıtı Platformu üyelerinin&nbsp; alınmamasının ve halka karşı kolluk güçlerinin kullanılmasının gerekçesi nedir?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">5-Santralin Kabul edilen nihai ÇED raporunda proje bedeli 20 milyar ABD Doları olarak belirtilmiştir? Proje, daha önce&nbsp; öngörülen maliyetindeki artışlar nedeniyle durdurulmuştu.&nbsp; Projenin finansmanı nasıl sağlanacaktır? Bu güne&nbsp; kadar ne kadar harcama yapılmıştır? Öngörülen harcama miktarı için&nbsp; Dolardaki dalgalanmalar ve içinde bulunduğumuz ekonomik darboğaz&nbsp; dikkate alınmış mıdır?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">6-Santralin gündeme getirdiği en önemli sorun radyoaktif atıkların depolanması ve bertaraf&nbsp; edilmesidir. Santralin kurulacağı&nbsp; Sinop İnceburun yarımadasında&nbsp; radyoaktif depolama ve bertaraf tesisinin de kurulacağı iddiaları doğru mudur? ÇED olumlu raporunda&nbsp; bu faaliyetlerin Ön Güvenlik Analizi Raporu (ÖGAR) tarafından düzenleneceği ifade edilmiştir, ÇED olumlu raporu verilmeden önce düzenlenmesi gerekmez miydi, bu şekilde varsayımsal bir çalışma yapılmış olmuyor mu?&nbsp; Aynı şekilde radyoaktif atıklar ne şekilde depolanıp ne şekilde bertaraf edilecektir? Bu hizmet için ihale yapılmış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">7-İzmir/Gaziemir'de nükleer atıklarla ilgili olarak hiç bir önlem alınmazken Nükleer Düzenleme Kurumu(NDK) Sinop'taki nükleer atıkları sorunsuz depolayabileceğini nasıl iddia edebilmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">8-Santralde yakıt olarak uranyum dioksit (235UO2) kullanılacak olup, Proje’nin ilerleyen aşamalarında yapılacak uzun dönemli anlaşmalar ile Avustralya, Kuzey Amerika, Kazakistan, Rusya, Güney Afrika, Nijer ve Namibya gibi tedarikçi ülkelerden temin edileceği belirtilmektedir.&nbsp; Bu dışa bağımlılık değil midir? Santralin amacının enerjide dışa bağımlıktan kurtulmak olarak açıklanması ile yapılacak bu ticaret çelişmemekte midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">9-Santralın en az 6 yıl süreceği öngörülen inşaat süresince yaklaşık 66 milyon ton hafriyat çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu hafriyat, doğaya, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden ne şekilde bertaraf edilecektir?</span></p><p><span style="font-size:18px">10-Santralin işletilmesi aşamasında&nbsp; ortaya çıkacak&nbsp; katı atıklar çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden ne şekilde nerede bertaraf edilecektir? Bu konuda Belediye ile iş birliği yapılacak mıdır?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">11-Santralin&nbsp; işletilmesi aşamasında gerekli olacak soğutma suyu, Karadeniz’den çekilecek ve yine tekrar Karadeniz’e deşarj edilecektir. Evsel ve endüstriyel nitelikli atık sular da derin deniz deşarjı ile Karadeniz’e verilecektir. Bu işlemlerin&nbsp; Karadeniz’in ekosistemine vereceği zarar araştırılmış mıdır? Bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile iş birliği yapılacak mıdır?&nbsp; Karadeniz’i kirletmesi Sinop için önemli olan turizme, tarıma ve balıkçılığa de zarar verecektir. Sinop halkının uğrayacağı zararı tazmin etmek için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?</span></p><p><span style="font-size:18px">12-İşletme Döneminde çevre halkın&nbsp; ve çalışanların&nbsp; radyasyona maruz kalmamaları için ne gibi önlemler alınacaktır? Halkı radyasyondan korumak için hangi kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılmaktadır?&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">13-Nükleer santralin geri dönüşü olmayan tehlikelerinin yanında, inşaat faaliyetleri esnasında ortaya çıkacak sera gazları, toz, gürültü, titreşim ve tüm kirletici unsurlar, iş kazaları, trafik kazaları vs nedeniyle Sinop kent merkezi ve 30 km çaplı alanda bulunan tüm karasal ve sucul yaşam alanları ve içerisindeki canlılar, tarihi ve kültürel varlıklar nasıl korunacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">14-Proje için 2018 yılında&nbsp; 650 binden fazla bugüne dek topla 1 milyona ulaşan sayıda ağaç kesildiği basında yer almıştır. Bu ağaçların endüstriyel kesim amaçlı olduğu söylenegelmiştir ancak Sinop halkı endüstiryel kesimi bilmektedir. Bu ağaçların hiç büyümeyecek şekilde köklendiği ifade edilmektedir.&nbsp; Bugüne kadar toplam kaç ağaç kesilmiştir? “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunması Sözleşmesi ”ne göre; oldukça önemli ve korunması gereken biyolojik çeşitliliğe, bitki örtüsüne ve ağaç türlerine sahip olan İnceburun Yarımadası ormanının yok edilmesinin imza atılan uluslararası sözleşmeye aykırı olduğunu düşünmüyor musunuz? Doğal ortamın, Ağaçların, yaban hayatın ve biyolojik çeşitliliğin, Nükleer Güç Santralinin olası zararlarından korunması için ne gibi önlemler alınacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">15-Sinop NGS’de dört adet nükleer güç ünitesi kurulacağı her bir reaktörün kullanım ömrü işletmeye alınmalarından itibaren 60 yıl olduğu belirtilmiştir. Bu sürenin&nbsp; santralin&nbsp; İnşaat aşamasında ve işletme aşamasında binlerce yılda oluşan doğal hayata, ormanlara ve biyolojik çeşitliliğe verdiği zarara değdiğini düşünüyor musunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">16-Nükleer Santrallerden çıkan radyoaktif atıkların; rüzgar ve yağmur gibi doğal etkenlerle denizlere, göllere ve toprağa karıştığı bilinen bilimsel bir gerçektir. Sinop’ta yapılacak nükleer güç santralinin, halkın sağlığı üzerinde öldürücü ve kanser yapıcı etkilerinin engellenmesi için ne gibi önlemler alınacaktır? Hükümetiniz önlemler için ne gibi çalışmalar yapmaktadır?</span></p><p><span style="font-size:18px">17-Nükleer güç santralinin bölge halkının toplumsal yaşamına etkilerini değerlendirecek bir çalışma yapılmış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">18-Çernobil Nükleer Güç Reaktöründe 26 Nisan 1986 günü meydana gelen patlama ve yıllarca süren sızıntı sonucunda sadece insanlar değil doğal hayat da binlerce yılda telafi edilemez şekilde zarar görmüştür. Sinop’ta olası nükleer kazada yaşamını yitirecek binlerce insanın yanında böylesi doğal felaketlerin de yaşanmaması için ne gibi önlemler alınacaktır? Halktan yana politikalar üreterek Sinop İnceburun Yarımadasına yapılması düşünülen nükleer güç santrali&nbsp; projesinden&nbsp; vazgeçmeyi düşün müyor musunuz?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Uzaktan eğitim sorunları]]>https://www.haberanaliz.net/haber/uzaktan-egitim-sorunlari-115650d3c3fb6-e4d5-4986-bf0f-89833d90d5e42020-09-15T13:41:00+03:00HABER MERKEZİ Uzaktan eğitim sorunları

Uzaktan eğitim sorunları

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın, <strong>Milli EğitimBakanı Ziya Selçuk</strong>tarafından Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 96 ile 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 15.09.2020</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tulay HATIMOĞULLARI ORUÇ - HDP Adana Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Eğitim Sen tarafından 4 Eylül 2020 tarihinde sahadan öğretmenlerin, üniversitelerden akademisyenlerin katılımıyla çevrim içi “Uzaktan Eğitim” çalıştayı gerçekleştirilmiştir.Çalıştayın raporu kamuoyu ile paylaşılmıştır. Raporda; Mart ayında başlatılan ve uzaktan eğitimden çok “acil uzaktan öğretim” diye adlandırabileceğimiz bu süreçte, aradan geçen zaman dilimi içinde bu alanı geliştirici hiçbir çalışmanın yapılmadığı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerekli önlemleri almadığı, sürecin sağlıklı ve verimli yürütülmesine dair etkili çalışmalar uygulamaya koymadığı vurgulanmıştır. Çalıştayda, eğitim emekçileri ve bilim insanları uzaktan eğitim deneyimlerini, yaşadıkları sorunları dile getirmişlerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uzaktan eğitim süreci belirli bir plan ve program dâhilinde işletilmemiştir. MEB’in süreci, iyi planlanmış, aşamaları belirli bir “öğretim tasarımı” üzerine inşa etmediği ortaya çıkmıştır. Bu süreçte karşı karşıya kalınan en büyük problem hâlihazırda var olan eşitsizliklerin daha da artması, katlanarak çoğalması olmuştur. Özellikle sosyoekonomik durumu iyi olmayan düşük gelirli aileler, yoksul aile çocukları, tarım işçisi çocuklar, anadili farklı olan çocuklar uzaktan eğitime ulaşamamış, sistemin dışında kalmışlardır. Kısıtlı imkânlarla uzaktan eğitime erişim sağlayabilen, ailenin ortak cep telefonunu kullanan çocuklar da bu süreçte internet erişimi, uygun zaman ve mekân olmayışı gibi nedenlerle eğitim haklarından mahrum edilmiştir. EBA üzerinden yürütülen canlı derslere katılım, birçok okulda %15-20 dolaylarında kalmıştır. Öğrencilerin dersleri izlemek için gerekli teknolojik donanım ve internetten yoksun olmaları eşitsizliklere yol açmış, anayasal bir hak olan eğitim hakkı kullanılamaz hale gelmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğretmenlerin yaklaşık %93.8’i uzaktan eğitimin verimli olmadığını ifade etmiştir. MEB tarafından öğretmenlere uzaktan eğitime dair eğitim verilmemiş; teknik destek sağlanmamıştır. Uzaktan eğitim konusunda ölçme ve değerlendirme süreci de muğlak kalmış, öğretmenler verdikleri eğitimi değerlendirme olanağı bulamamışlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu bağlamda;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>1.</strong>Türkiye’de pandeminin görüldüğü Mart 2020’den bu yana Bakanlığınızca ‘pandemi koşullarında eğitim’ üzerine neden etkin çalışmalar yapılmamıştır? İyi planlanmış, aşamaları belirli bir plan dahilinde olan “öğretim tasarımı” neden inşa edilmemiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2</strong>.Yoksul aile çocuklarının, tarım işçisi çocukların, anadili Türkçe olmayan çocukların uzaktan eğitime ulaşamaması sorunu neden görmezden gelinmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>3</strong>.Televizyondaki derslerini sırayla izlemek zorunda kalançok çocuklu ailelerde, ortak cep telefonu kullanan ailelerde, tüplü televizyonu ile EBATV’ye ulaşamayan ailelerde; internet erişimi, uygun zaman ve mekanı olmayan çocukların eğitime erişmek konusunda yaşadığı eşitsizliği ortadan kaldırmak üzere çalışmalarınız olacak mıdır?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4.</strong>Yüz yüze eğitime kıyasla çok daha sınırlı olan uzaktan eğitimde ve canlı derslerde, örgün eğitimde uygulanan müfredatın aynısı verilmeye çalışılmış; müfredatta bir seyreltme ve azaltma yoluna gidilmemiştir. Bu konuda ve etkileşimli kitapların yokluğu, uzaktan eğitime uygun basılı ve dijital materyallerin yetersizliği üzerine Bakanlığınızca çalışmalar yapılacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>5.</strong>Canlı ders uygulamalarında EBA alt yapısının yetersizliği, sistemin sürekli çökmesi gibi sorunların çözümü için gerekli teknik altyapı çalışmaları yapılacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>6.</strong>Canlı derslerin planlamasında ve EBA TVyayınlarında çocukların sosyal-toplumsal gelişimine, bireysel ilgi ve yeteneklerine yönelik hiçbir çalışmaya yer verilmemiştir. Bunu telafi etmek için adım atılacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>7. </strong>Özel uzmanlık gerektiren bir iş olan dijital içerik geliştirme konusunda öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim ya da teknik destek verilmemiş olması, derslerin verimini olumsuz etkilemiştir. Öğretmenlere dijital içerik üretmeeğitimi ve teknik destek verilmesi sağlanacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>8. </strong>Uzaktan eğitime uyumlu basılı materyallerin eş zamanlı olarak öğrencilere verilmesi sağlanacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>9. </strong>EBA platformunun daha kullanışlı bir tasarıma kavuşturulması ve Öğrenme Yönetim Sistemi (ÖYS) işe koşularak öğrencinin devamsızlığı, yaptığı ödevler, yaptığı sınavlar ve başarı grafiklerinin yer aldığı öğretmen, veli ve öğrenciye açık bir tasarıma kavuşturulması için Bakanlığınız gerekli adımları atacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>10. </strong>Canlı uzaktan eğitimde öğrencilerin güvenlikle ilgili sorunu çözülememiş ve bu nedenle MEB tarafından ses ve kameraların kapatılmasının önerilmesiyle canlı ders tek taraflı videoya dönüşmüş, bu da etkileşimi yok etmiştir. Güvenlikle ilgili sorunu çözerek derslerin interaktif geçmesinin önünü açmak üzere çalışmalarınız var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>11.</strong>Veli ve öğrencilere yönelik uzaktan rehberlik ve psikolojik destek birimleri kurulması, destek hatları aracılığıyla 7/24 teknik destek sağlanması önerileri üzerine çalışmalar yapılacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>12. </strong>MEB’in acil olarak; öğretmenler, konunun uzmanları, sendikalar, ebeveynler ve ilgili kitle örgütleriyle bir araya gelerek tüm yanlarıyla uzaktan eğitime ilişkin eksiklikleri ve aksaklıkları ortaya koyması gerekmektedir. Bu bir araya geliş Bakanlığınızca planlanmaktamıdır?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ALIÇ 45, İNCİR 23 LİRA]]>https://www.haberanaliz.net/haber/alic-45-incir-23-lira-11564dc2ce26f-8f55-4847-b9b4-43fed919a5b32020-09-15T13:06:00+03:00HABER MERKEZİ ALIÇ 45, İNCİR 23 LİRA

ALIÇ 45, İNCİR 23 LİRA

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersinde manavlarda satışa sunulan Alıç'ın kilosu 45 liradan, incir'in ise 23 liradan satışı yapılıyor...</span></p><p><span style="font-size:18px">sokakta denetim sıfır noktasında. Tüketiciler ürünleri oldukça pahalı buluyor...</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f6092c8eaddc.jpg" style="height:636px; width:969px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f6092c915d1b.jpg" style="height:825px; width:1004px" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Netanyahu'dan başka ülkelerin de İsrail'le normalleşeceği vaadi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/netanyahudan-baska-ulkelerin-de-israille-normallesecegi-vaadi-115632219d6f7-22f4-4d2d-81bd-d187c678185d2020-09-15T00:45:00+03:00HABER MERKEZİ Netanyahu'dan başka ülkelerin de İsrail'le normalleşeceği vaadi

Netanyahu'dan başka ülkelerin de İsrail'le normalleşeceği vaadi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Netanyahu, Twitter hesabından Washington'daki Blair House'da çektiği bir&nbsp;videoyu yayınladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Videoda, "İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki tarihi barış anlaşmasının taslağını ve İsrail ile Bahreyn arasındaki tarihi barış bildirisini&nbsp;elinde tuttuğunu" söyleyen Netanyahu, şunları ifade etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Bunun üzerinde uzun yıllardır çalıştık. Yarın (salı) o an gelecek.&nbsp;Bu, İsrail tarihinde ve aynı zamanda Orta Doğu tarihinde büyük bir değişimdir."&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Netanyahu,&nbsp;BAE ve Bahreyn ile anlaşma imzalanmasının tüm İsrail vatandaşları üzerinde büyük ve olumlu etkisi olacağını belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Başka&nbsp;ülkelerin de İsrail'le normalleşeceği sözünü veren Netanyahu, İsraillilere seslenerek, "Burada gördüğüme göre diğer ülkelerin de bunu gerçekleştireceği konusunda size söz veriyorum." ifadesini kullandı.&nbsp;</span></p><h2><span style="font-size:18px">BAE ile "anlaşma", Bahreyn'le "bildiri" imzalanacak</span></h2><p><span style="font-size:18px">İsrail'in Yediot Aharonot gazetesinin Washington'daki İsrail heyetinde yer alan bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, BAE ve Bahreyn ile yapılan anlaşmaların ayrıntılarının salı günü imzalanıncaya kadar yayınlanmayacağı belirtildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Haberde, yetkilinin, "Önce anlaşmaları&nbsp;imzalayacağız daha&nbsp;sonra onları hükümet ve parlamentonun onayına sunacağız." ifadesine yer verildi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İsrail'in BAE ile "barış anlaşması", Bahreyn ile "barış bildirisi" imzalayacağını belirten yetkili, Bahreyn ile "barış bildirisi" imzalanmasının sebebine ilişkin&nbsp;iki ülkenin sadece son birkaç günde aralarında anlaşmaya vardığını&nbsp;kaydetti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Yetkili, Netanyahu'nun Beyaz Saray'da salı günü yapılması planlanan iki anlaşmanın imza töreninden&nbsp;önce ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geleceğini ifade etti. Yetkili ayrıca, imza törenine, ismini vermediği bazı Arap ülkelerinin büyükelçilerinin de katılacağını aktardı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İsrail ile BAE ve Bahreyn arasındaki anlaşmanın imza töreni, 15 Eylül'de Beyaz Saray'da yapılacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">ABD Başkanı&nbsp;Trump, 11 Eylül'de, BAE ardından bir diğer Körfez ülkesi Bahreyn'in de İsrail ile ilişkileri normalleştirme konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bahreyn, Mısır, Ürdün ve BAE'nin ardından İsrail ile normalleşme anlaşmasına varan dördüncü Arap ülkesi oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">kaynak:&nbsp;<strong><a href="https://tr.sputniknews.com/ortadogu/202009151042845569-netanyahudan-baska-ulkelerin-de-israille-normallesecegi-vaadi/">https://tr.sputniknews.com/ortadogu/202009151042845569-netanyahudan-baska-ulkelerin-de-israille-normallesecegi-vaadi/</a> </strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SORUMLULAR HAKKINDA NE GİBİ İŞLEM YAPILDI?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sorumlular-hakkinda-ne-gibi-islem-yapildi-11562dde95fc6-fce4-4245-b4c4-688e57b77eb52020-09-15T00:32:00+03:00HABER MERKEZİ SORUMLULAR HAKKINDA NE GİBİ İŞLEM YAPILDI?

SORUMLULAR HAKKINDA NE GİBİ İŞLEM YAPILDI?

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">YAZIMIZIN LİNKİ:&nbsp;<a href="https://www.haberanaliz.net/makale/saglik-da-sagliksizlik-devam-ediyor-1521">https://www.haberanaliz.net/makale/saglik-da-sagliksizlik-devam-ediyor-1521</a> </span></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İLGİLİ YAZININ ÜST YAZI BELGESİ....</strong></span></p><p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f5fe28401b6d.jpg" style="height:961px; width:951px" /></p><p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:20px"><strong>İŞTE HAYATİ CİDDİYETİ OLAN VE BULUNAN EKSİK GEDİK TESPİTLER.....</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Covid-19 polikliniğinde</strong>&nbsp;kalabalık ve uzun süreli bekleme oluşturmayacak, sirkülâsyonu sağlayacak şekilde işleyişin planlandığı ancak;</span></p><p><span style="font-size:18px">-PCR testi pozitif olan hastaların yönlendirildiği acil servisin kırmızı alana ile ambulans girişinin aynı alanda olduğu, -Covid ve Covid dışı alanlarının net bir şekilde birbirinden ayrılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Tetkiklerin değerlendirildiği kırmızı alan koridorunda bekleyen pozitifli hastalar için sosyal mesafe ortamının oluşturulmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-İlk muayene alanının önünde bekleyen hasta sayısının az olduğu ancak bekleme alanı olarak planlanan yerde oturma alanı oluşturulmadığı, açılan şemsiyelerin güneşi engellemede yetersiz kaldığı,</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Covid-19 şüpheli/pozitif hastaların takibinin yapıldığı servislerde</strong>;</span></p><p><span style="font-size:18px">Her hastaya günlük olarak verilen orderlarda hekimin adı soyadı, tarihi, imzası, ilaç ismi, ilaçların kulanım şekli, veriliş süresi, dozu, hastanın yatışı yapılmadan önce kullandığı ve kullanmaya devam edeceği ilaçlar ve bakım planın içeren bilgilerin hasta orderlerında bulunmadığı, hekimlerin hastadan istenen takipleri sözel bildirdiği, e-ordera direktif olarak yazılmadı (AKS takibi, SPOZ takibi vb.)</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Örneğin: Hekim tarafından merosid 1 gr flk 3*1 ağız içi clexanintramüsküler şeklinde yazıldığı, hemşire kayıtlarında da yazıldığı haliyle uygulandı olarak görüldüğü,</em></span></p><p><span style="font-size:18px">-Hemşirelik sağlık bakım sürecinde, Hemşire anamnezleri, gözlem formları, bireye özgü bakım verilmesinde kullanılan, hastaya verilen bakımın niteliğini yükselten, hastanın durumu ve tanısına göre bütüncül bir yaklaşım olarak yapılması gereken uygun hemşirelik bakım plantarının yapılmadığı, hasta eğitimlerinin eksik yapıldığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hemşire gözlem ve takip formlarında ilaçların uygulanma zamanı, dozu, uygulama şekli ve uygulayan hemşirenin adı -soyadının, hastaya ait hemşire notlarının kayıt altına alınmadığı, &nbsp;önceki günlere ait gözlem formlarında hastaya ait tedavi kayıtlarının eksik olduğu, yapılması gereken saatlere ait kayıtların olmadığı, oksijen alan hastaya hangi aralıklarla oksijen verildiğinin ve spo2 kayıtlarının olmadığı, oksijen tedavisi olan hastanın oksijen maske/nazal kanül degişiminin yapılmadığı, kullanılmayan eski maskelerin hasta başında bırakıldığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hastaların saat 10 tedavileri sonrası biten serum ve antibiyotik flakonlarının çıkarılmadığı, uzun süre hasta odalarına uğranılmadığı, akşam 18 ve 24 tedavilerinin ilaçlar eczaneden geldikten sonra medifleks serum içine antibiyotiklerin hazırlandığı ve bankoda açıkta bekletildiği, tedavi odaları ve hasta ilaç dolaplarının aktif olarak kullanılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Acil müdahalede kullanılacak defibrilator cihazının kullanıma hazır bulundurulmadığı çalışıp çalışmadığı kontrolünün yapılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">İ.V olarak ilaç/serum infüzyonu uygulamalarında verilen ilacın adı, dozu, infüzyon başlangıç saati, veriliş süresi, hasta ve mayi hazırlayanın adını içeren etiketlerin kullanılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Narkotik ilaç tesliminin yapılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Kullanılmayan ilaçların ladesinin yapılmadığı, serviste biriktiği, ilaç güvenliğine uygun olmayan şekilde ilaçların koridorlarda ve bankoda bekletildiği, ilaçların hasta bazlı olarak ilaç dolabında muhafaza edilmediği, tabletlerin üzerinde ilacın adı, dozu, son kullanım tarihi bilgilerinin olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hastanın beraberinde getirdiği ilaçların yönetimine yönelik düzenlemenin olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hastabaşı oksijen flowmetreleri üzerinde yüksek düzey dezenfeksiyon tarihlerinin olmadığı, baş yatak başlarında takılı olan flovmetrelerin ıslak, nemli olduğu veya içi su dolu olarak bekletildiği,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Boş hasta odalarının temizliğinin etkin yapılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Soğuk zincire tabi ilaçların muhafaza edildiği buzdolaplarının isi takiplerinin düzenli yapılmadığı, içinde bulundurulan ilaçların üzerinde kimlik tanımlama parametrelerinin, açılış ve son kullanım tarihinin yazılmadığı, açıldıktan sonra son kullanım süresi dolan ilaç bulundurulduğu,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hasta onam formlarında hekim/hasta imza, tarih ve saat bilgi kayıtlarının olmadığı/eksikler olduğu</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hasta yatış formlarında hekim imzasının eksik olduğu,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hasta transfer formlarında teslim eden, teslim alan, adı soyadı, imza, teslim tarihi, saati bilgilerinin olmadığı/ eksik olduğu,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Yüksek düzey dezenfektan ve el dezenfektanlarının üzerinde açılma tarihlerinin olmadığı, az kullanılan alanlarda açıldıktan sonra kullanım süresi dolan el dezenfektanlarının bulunduğu, yüksek düzey dezenfektan kutularının içine alkol veya el dezenfektanı doldurulduğu ancak üzerinde tanımlama etiketi olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Numunelerin alınma ve kabul zamanı arasındaki sürelerin uzun olduğu,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hasta ve refakatçilerin el hijyeni konusunda bilgilendirilmediği, eğitim kayıtlarının olmadığı, hasta odalarında uygun el antiseptiğinin bulunmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Polikliniklerde;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Polikliniklerde hasta çağrı ekranlarının kapalı olduğu,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Efor polikliniğinin dağınık ve düzensiz olduğu, kirli ve temiz malzemelerin, yiyecek poşetlerinin ortada bir arada bulunduğu, yüksek düzey dezenfektanın üzerinde açılış tarihlerinin olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Kan alma birimlerinde miyadı dolmuş kan tüplerinin bulunduğu, kan alma odasının birinde günlük kullanımdan fazla enfeksiyon riski oluşturacak şekilde malzeme depolandığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Gözetimli idrar laboratuvarında buzdolabının düzenli ısı takiplerinin yapılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hastane içinde görünür alanlarda COVID-19 ve alınması gereken önlemler ile ilgili görseller bulunmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Sosyal mesafeyi en az 1 metre olacak şekilde korumaya yönelik düzenlemelerin yetersiz olduğu, sosyal mesafeyi hatırlatma yazısının kağıtlara yazılarak yapıştırıldığı, kağıtların yırtıldığı, görsel olarak ve enfeksiyon önlemleri açısından uygun olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Merdivenlerde, öndeki kişiyle arada en az 3 basamak mesafe bırakılması gerektiğine dair uyarıcı tabela veya görsellerin olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Ayaktan başvuran hastalar için olası covid-19 vaka sorgulama formunda hangi hastaya ait olduğunu gösterebilmek için hastaya ait tanımlama parametrelerinin olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Acil serviste;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Hasta gözlem ve takip formlarında hekimin adı soyadı, tarihi, saati, imzası, ilaç ismi, ilaçların kullanım şekli, veriliş süresi ve dozunu içerecek şekilde orderların eksik yazıldığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hekim tarafından yapılan hastanın fiziki ön değerlendirme kayıtlarının olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hasta gözlem ve takip formlarında ilacın ismi, ilaçların uygulanma zamanı, dozu, uygulama şekli ve uygulayan hemşire isminin yazılmadığı/eksik yazıldığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;-İ.V. olarak ilaç/serum infüzyonu uygulamalarında verilen ilacın adı, dozu, infuzyon başlangıç saati, veriliş süresi, hasta ve mayi hazırlayanın adını içeren etiketlerin kullanılmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Hastanın müşehadede kaldığı süre içinde hastaya ait vital bulgu kayıtlarının olmadığı,</span></p><p><span style="font-size:18px">-Müşehadeye giriş ve çıkış saatleri kayıtlarının eksik olduğu görülmüştür.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>*&nbsp; *&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BU DENLİ EKSİK İŞİN OLDUĞU, HATALI İŞİN OLDUĞU TOROS DEVLET HASTANESİ YETKİLİ VE İLGİLİLERİ İLE ALAKALI İDARİ İŞLEM YAPILIP YAPILMADIĞI MERAK KONUSU OLDU... İDARECİLER TALTİF Mİ EDİLDİ, YOKSA HESAP MI SORULDU....</strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İZMİR'DE AMELİYATLAR DURDUĞUNA DAİR BELGE ORTAYA ÇIKTI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/izmirde-ameliyatlar-durduguna-dair-belge-ortaya-cikti-115612990240c-1798-41bb-8ff2-2841d479f9792020-09-15T00:17:00+03:00HABER MERKEZİ İZMİR'DE AMELİYATLAR DURDUĞUNA DAİR BELGE ORTAYA ÇIKTI

İZMİR'DE AMELİYATLAR DURDUĞUNA DAİR BELGE ORTAYA ÇIKTI

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="color:#FF0000"><span style="font-size:22px"><strong>İŞTE O BELGE.....</strong></span></span></p><p><strong><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f5fde5f25c7c.jpg" style="height:880px; width:827px" /></span></strong></p><p>&nbsp;</p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[‘Türkiye’den dünyaya avukat manzaraları’: Savunmaya plastik kelepçe!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/turkiyeden-dunyaya-avukat-manzaralari-savunmaya-plastik-kelepce-11560d839b8f6-ff0a-4644-b003-89dcdf2a428a2020-09-15T00:01:00+03:00HABER MERKEZİ ‘Türkiye’den dünyaya avukat manzaraları’: Savunmaya plastik kelepçe!

‘Türkiye’den dünyaya avukat manzaraları’: Savunmaya plastik kelepçe!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">48 avukatın iki gün önce düzenlenen Ankara merkezli bir operasyonla gözaltına alınmasının yankıları sürerken bazı avukatlar bugün akşam saatlerinde adliyeye sevk edildi. Polisler eşliğinde adliyeye getirilen avukatların plastik kelepçeli olmaları dikkati çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“SAVUNANLARI KİM SAVUNACAK?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, ”Savunmaya kolluk muamelesi! Gözaltındaki Avukatlar süre uzatmak için Adliyeye plastik kelepçeyle getirildiler! Yürütme, Yargının tüm sacayaklarını boyunduruğa almak mı istiyor? Türkiye’den dünyaya avukat manzaraları! Savunanları kim savunacak?” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İki gün önce Ankara merkezli 7 ilde yapılan operasyonlarda Gülen Cemaati’nden kişilerin davalarına baktıkları ve avukat olarak savundukları gerekçesiyle 48 avukat gözaltına alınmıştı.&nbsp; Avukatlarla birlikte 7 stajyer avukat, 3 ihraç hakim, 1 ihraç hakim adayı ile 1 hukuk fakültesi mezunu daha gözaltına alınmıştı. Gözaltılara İstanbul, Ankara, Şanlıurfa ve Diyarbakır baroları dahil 10 baro tepki göstermişti.</span></p><p><img src="https://kronos34.news/wp-content/uploads/2020/09/avukatlara-plastik-kelepc%CC%A7e.jpeg" /></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak:&nbsp;<strong><a href="https://kronos34.news/tr/turkiyeden-dunyaya-avukat-manzaralari-savunmaya-plastik-kelepce/">https://kronos34.news/tr/turkiyeden-dunyaya-avukat-manzaralari-savunmaya-plastik-kelepce/</a> </strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Covid-19'a yakalanan Ali Babacan'ın babası yoğun bakımda]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-19a-yakalanan-ali-babacanin-babasi-yogun-bakimda-115599dbbae4e-f60f-4202-9087-ff31b05086a52020-09-14T23:57:00+03:00HABER MERKEZİ Covid-19'a yakalanan Ali Babacan'ın babası yoğun bakımda

Covid-19'a yakalanan Ali Babacan'ın babası yoğun bakımda

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Habertürk Televizyonu’nda&nbsp;Kübra Par’ın sunduğu “Açık ve Net” programına katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ali Babacan, korona virüsüne (Covid-19) yakalanması nedeniyle sağlık durumunun sorulması üzerine “Bugün benim üçüncü haftam Covid-19’la. İlk hafta, çok insanda bulunan bazı bulgular vardı, şikayetlerim vardı. Ama evde geçti ilk hafta, nispeten daha rahat bir bölüm diyebilirim. Sonra ikinci hafta hastanede tedaviye devam etmek istedi doktorlarımız. 8 gün hastanede kaldım. Genel bulgular iyileşme eğilimine girince, dediler ki tedavi evde devam edebilir. Yaklaşık bir haftadır da evdeyim” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ailesinin hastalıktan nasıl etkilendiği sorulan Babacan, “Eşim ve küçük oğlum benimle aynı gün hastalandılar. İkisi de bir haftada atlattı. Hastane tedavisi gerekmeden evde ikisi de atlattı çok şükür. Kızımızı biraz daha izole bir yerde tuttuk. Kendi çekirdek ailemizde üç kişiyle sınırlı tutabildik rahatsızlığı” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Babası ve&nbsp;kayınpederinin tedavi gördüğünü aktaran Babacan, “Ama şu anda benim kayınpederim tedavi görüyor üç haftadır. Babam hastanede yoğun bakımda. Babamla bir aydır hiç görüşmüyorduk, koruma altında tutmaya çalışıyorduk ama nasıl kaptı bilemiyorum doğrusu. Ankara zaten oldukça zor bir tablo gösteriyor, yoğun bakımların çoğu dolu” şeklinde konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">DUVAR</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SOYLU, DÜNDAR OLAYINDA TALİMATINI VERDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/soylu-dundar-olayinda-talimatini-verdi-1155823f99c46-db7c-4987-89b4-9dc62c3758702020-09-14T23:54:00+03:00HABER MERKEZİ SOYLU, DÜNDAR OLAYINDA TALİMATINI VERDİ

SOYLU, DÜNDAR OLAYINDA TALİMATINI VERDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">UĞUR DÜNDAR PAYLAŞTI:</span></p><p><span style="font-size:18px">Biraz önce İçişleri Bakanı Sn.</span></p><p><span style="font-size:18px"><a dir="ltr" href="https://twitter.com/suleymansoylu">@suleymansoylu</a></span></p><p><span style="font-size:18px">aradı. Mezardaki annelerimize küfür eden ahlâksız</span></p><p><span style="font-size:18px"><a dir="ltr" href="https://twitter.com/CelebiAltuntas">@CelebiAltuntas</a></span></p><p><span style="font-size:18px">hakkında gereken işlemlerin yapılması için Emniyet Teşkilatındaki yetkililere talimat verdiğini söyledi. Sn.Soylu'nun ilgisine ve duyarlı davranışına teşekkür ederim.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[YEREL ÜRETİM NASIL GÜÇLENDİRİLECEK?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yerel-uretim-nasil-guclendirilecek-115575b5546de-7bcb-4726-8735-4cebb9365c2b2020-09-14T23:46:00+03:00HABER MERKEZİ YEREL ÜRETİM NASIL GÜÇLENDİRİLECEK?

YEREL ÜRETİM NASIL GÜÇLENDİRİLECEK?

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in önergesini yanıtlayan Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye genelinde 9 bin 868 kooperatif, 765 ziraat odası, 870 üretici birliği ve 271 yetiştirici birliği bulunduğunu açıkladı.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YEREL ÜRETİM NASIL GÜÇLENDİRİLECEK?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yazılı soru önergesinde, artan nüfus ve iklim değişikliği göz önünde bulundurularak, gıda kontrolünü sağlamak amacıyla;</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım sektörünün küresel çarklar içinde ezilmemesi adına tarım politikalarında yerel üretimin güçlendirilmesi ve kooperatifçiliğin yeniden düzenlenmesi için bir çalışma var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yerli üretimi artıracak ve hububat bakliyat pirinç ve bitkisel yağ için dışa bağımlılıktan kurtarmak için yapılan bir çalışma var mıdır?” şeklinde sorular yöneltti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>9 BİN 869 KOOPERATİF</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ömer Fethi Gürer’in önergesini yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında 9 bin 868 adet kooperatif 2 milyon 456 bin&nbsp;661 adet ortağı ile faaliyet göstermektedir” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>765 ZİRAAT ODASI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu kapsamında 765 adet ziraat odası&nbsp;bulunduğunu bildiren Bakan Pakdemirli, ziraat odalarında faaliyet gösteren üye sayısının ise 4 milyon 914 bin&nbsp;811&nbsp;olduğunu belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>870 ÜRETİCİ BİRLİĞİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, şu an itibariyle 870 üretici birliğinin bulunduğunu ve bu birliklerde ise 346 bin 715 üreticinin yer aldığını açıkladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>571 BİN 705 YETİŞTİRİCİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Halen 271 adet sığır, arı, manda ve koyun-keçi türünde ıslah amaçlı yetiştirici birliği&nbsp;olduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli, &nbsp;bu birliklere üye 571 bin&nbsp;705&nbsp;yetiştirici bulunduğunu kaydetti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TARIMSAL ÖRGÜTLENME EĞİTİMLERİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Pakdemirli, “Ülke genelinde kooperatifçiliği ve çiftçi örgütlenmesini benimsetmek amacıyla Bakanlığımız Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı uhdesinde hazırlanan ‘Çiftçi Eğitim Yayım Programları’&nbsp;dâhilinde çiftçilere yönelik tarımsal örgütlenme eğitimleri, İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HAVZA BAZLI DESTEKLEME MODELİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Havza Bazlı Destekleme Modeli ile&nbsp;ülkemizde 21 ürünün desteklendiğini de açıklayan Bakan Pakdemirli, bu ürünlerin&nbsp;buğday, arpa, çavdar, çeltik, dane mısır, tritikale, yulaf, mercimek, nohut, kuru fasulye, pamuk (kütlü), soya, yağlık ayçiçeği, kanola, aspir, çay, fındık, zeytin - zeytinyağı, patates, kuru soğan ve yem bitkileri&nbsp;olduğunu ifade etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER: ÇKS’Lİ ÇİFTÇİ SAYISI SÜREKLİ AZALIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Önerge sahibi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise 2003 yılında 2 milyon 800 binden fazla çiftçi kayıt sistemine (ÇKS) üye çiftçi varken, bugün ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 200 bine kadar düştüğüne dikkat çekti.&nbsp;Gürer, TARSİM’den ürün sigorta ettirebilmenin şartı çiftçi kayıt sistemine dahil olmak olduğunu belirterek ülkede faal çiftçi sayısı ÇKS verileridir ve her yıl bu sayı düşerek devam etmektedir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TARIM ALANLARI DARALIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">ÇKS’li çiftçi sayısının sürekli azalıyor olmasının tarım sektöründeki sorunlardan kaynaklandığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, Çiftçi sayısının son &nbsp; 30 yılda yüzde 50’ye yakın, tarım alanlarının da &nbsp;3,5 milyon hektar düştüğünü belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımsal verilerin, Türk tarımının geldiği noktayı göstermesi açısından önemli olduğunu kaydeden Gürer, “Tarımsal örgütlenmeler &nbsp;var olsa da &nbsp;iktidar kontrolünde tarıma önemli bir dönüşüm yaratmamakta ve kimi de, kâğıt üzerinde yapılan iş ve işlemlerin Türk tarımını ileri noktaya taşımadığı görülmektedir. Kuruluşlar iktidar partisi kontrolünde olması yandaşa hizmet etse de ülke tarımına ciddi bir katkı sağlamadığı da açıktır.” diye konuştu.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[DAMDAN DÜŞENİN HALİNDEN KİM ANLAR?!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/damdan-dusenin-halinden-kim-anlar-11556de8a88e9-e773-4e1e-a993-60b334a474982020-09-14T23:44:00+03:00HABER MERKEZİ DAMDAN DÜŞENİN HALİNDEN KİM ANLAR?!

DAMDAN DÜŞENİN HALİNDEN KİM ANLAR?!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Çivril’de üreticilerin sıkıntılarını, pandemi nedeniyle yaşadıkları zorlukları dinledi. Çivril’in Gürpınar, Karalar, Emirhisar, Haydan, mahallelerinde köylüleri ziyaret eden Gülizar Biçer Karaca, tarlalardan kahvehanelere vatandaşların şikayetlerini not aldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİDEN NASREDDİN HOCA BENZETMESİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">20 dönüm yerden 10 ölçek nohut alabildiğini söyleyen ve ürünlerini satamadığı için nasıl üreteceğiz, ne yapacağız bu koşullarda diye isyan eden Çivrilli çiftçi, “12 bin liraya aldığımız hayvanları ise 7 /8 bine satacağız da aldığımız borçları ödeyeceğiz. Borçlar faiziyle birlikte bekliyor. Bankadan kredi çekiyoruz, eşten dosttan borç alıyoruz, elektrik faturalarını ödeyemiyoruz. Bizim yapacak bir şeyimiz yok, gidecek yerimiz yok… Çiftçiye mazot desteği verseler, maliyetler düşse çiftçi üretebilir. Yaşadıklarımız Nasreddin Hoca fıkrası gibi: Bizim halimiz ne olacak? Damdan düşen biri olmalı, damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NOHUTUN TOHUMUNU 5 TL’YE ALIP 2 TL’YE SATAMAZ HALDEYİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çivril’in evladıyım diyen ama Çivril’in köylerine uğramayan iktidar milletvekillerine maille, telefonla ulaşmaya çalıştıklarını söyleyen köylüler “gelseler köyün ihtiyaçlarını söyleriz. Hala susuzluk çekiyoruz, nohutun tohumunun kilosunu 5 TL’ye aldık. Gübre, mazot, sulama için elektrik masrafı yaptık. Emeğimizi hiç hesaba bile almıyoruz. Şimdi satalım dedik kilosunu 2 TL'ye satamıyoruz, hayvanlara yem diye veriyoruz. Çivril Belediyesi yerel seçimden 3-4 gün önce mahallemize taşları yığdı. Seçim biteli 1,5 yıl oldu. Kazanınca taşları döşemesini unuttu. Söz verilen yerlere hala asfalt dökülmediğini sizler aracılığıyla duyurmak istiyoruz.” taleplerini dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KADINLAR EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürpınar’da ayçekirdeği tarlalarını ziyaret eden Biçer Karaca’ya ithal çekirdek nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları anlatan kadınlar ise “Yurtdışından çekirdek ithal edeceklerine yerli üreticiyi desteklemeliler, bizler emeğimizin karşılığını almalıyız.” diyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İKTİDARIN SON KULLANMA TARİHİ GEÇTİ!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Arpa-buğday eken ve satamayan çiftçiler ise “Mazot, gübre, elektrik çok arttı. Ürünlerden yeterli verim alamadık. Devletin köylüyü desteklemesi gerek. En kestirme çözüm hükümeti değiştirmek gerek. İktidarın son kullanma tarihi geçti.” yorumunu yaptı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZ MAĞDUR EDİLİYOR?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/engelli-vatandaslarimiz-magdur-ediliyor-1155550bfd27d-6c7e-46a3-a347-62d71832aad42020-09-14T23:41:00+03:00HABER MERKEZİ ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZ MAĞDUR EDİLİYOR?

ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZ MAĞDUR EDİLİYOR?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, Engelli heyet raporu olanların vergi indirimi için&nbsp;<strong><em>“Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Merkez Sağlık Kuruluşuna”</em></strong>&nbsp;başvuru yapması halinde&nbsp;vergi indirimi işleminin sonuçlanmasının&nbsp;ortalama 6 aydan önce bitmiyor ve raporlar bu süreden önce onaydan geçmiyor.&nbsp;Online sistemin hâkim olduğu kuruluşlarda işlemlerin geç sonuçlanması nedeniyle mağduriyet yaşanması içler acısıdır dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Koncuk, Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat ALBAYRAK’a verdiği soru önergesinde engelli vatandaşlarımızın vergi avantajından yararlanabilmeleri için gelirler ve giderler idaresine müracaatlarının akabinde kısa sürede gerçekleşmesi gerekirken sonuçlandırma neden uzun sürmektedir?&nbsp;Raporların incelenmesi ve derecelerinin belirlenmesi Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Merkez Sağlık Kurulunca yapılmaktadır. Online sistemin hâkim olduğu kuruluşlarda işlemlerin sonuçlanması neden uzun sürüyor ve vatandaş mağdur ediliyor? diyerek sözlerine son verdi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Beko: İtfaiyecilere şehit ve gazi mertebeleri verilmeli]]>https://www.haberanaliz.net/haber/beko-itfaiyecilere-sehit-ve-gazi-mertebeleri-verilmeli-115549a0d17c6-82df-4653-b147-3892f8b65c102020-09-14T23:29:00+03:00HABER MERKEZİ Beko: İtfaiyecilere şehit ve gazi mertebeleri verilmeli

Beko: İtfaiyecilere şehit ve gazi mertebeleri verilmeli

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde itfaiyecilerin sorunlarını 9 önemli soruda sıralayan CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, “Özverili çalışmalarıyla görülmeyen kahramanlarımız itfaiyecilerimizin sorunlarına ülkedeki yüzlerce itfaiyeciyle birlikte yanıt bekliyoruz. Onların özlük haklarından meslek statülerine, hastalıklarından vefatlarında şehit, yaralandıklarında gazi statüsüne konulmalarına, belediye başkanlarının verdikleri yol yıkama, park bahçe sulama hatta pankart asma gibi görev tanımlarının dışında ‘her işi yapan’ değil, yangını önleme, bunun eğitimini verme, söndürmü ve yangından kurtarmayı kapsayan bir iş tanımlarının olmasına, mesleğin toplumsal saygınlığı için TJK bünyesinde bir itfaiye koşusu yapılmasına kadar pek çok sorunlarını dile getirdik. Her başımız sıkıştığında, yangın, afet gibi en zor günlerimizde omuzlarına yaslandığımız, kurtarıcı olarak alkışladığımız itfaiye erlerimizin tüm haklarının ve çalışma koşullarının güzelleşmesi, iyileşmesi adına sorularımızın dikkate alınarak aynı zamanda birer istek olarak da değerlendirilmesi gerekir” diye konuştu.<br />CHP İzmir Milletvekili Kani Beko’nun 9 sorudan oluşan önergesi şöyle;<br />1. İtfaiyecilik, 2016 yılında Ulusal Meslek Standartları kapsamında kısmi olarak düzenlenmesine karşın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda öğretmen, sağlıkçı, asker ya da polisler gibi ayrı bir meslek olarak kabul edilmemektedir. Bakanlığınız tarafından itfaiyeciliğin meslek sınıfları kapsamına alınması konusunda bir çalışma yapılmakta mıdır?<br />2. İtfaiye teşkilatının ve itfaiyecilerin; gerektiğinde belediye başkanının belirttiği görevleri yapan, yol yıkayan, park ve bahçeleri sulayan, halka su dağıtan, pankart asan, baca temizleyen bir kuruluş olduğu bilinmektedir. İtfaiyecilik mevzuatının sadece yangını önleme, bunun eğitimini verme, söndürme ve yangından kurtarmayı kapsayan bir iş tanımı ile yeniden düzenlenmesi konusunda bir planınız bulunmakta mıdır?<br />3. İtfaiyeciler, duman zehirlenmesi, yüksek ısıya bağlı yanıklar, kimyasal maddeye maruz kalma gibi sağlık risklerinin yanı sıra düşme, göçük altında kalma, travma ve trafik kazalarıyla da yüz yüze kalmaktadırlar. Ayrıca dumandan çıkan zehirli kimyasalların, deri yoluyla emilimi nedeniyle itfaiyecilere kalıcı zararlar verdiği de bilinmektedir. Bu durum itfaiyecilerin meslek hastalığı riski altında çalıştıkları anlamına gelmektedir. İtfaiyecilik, meslek hastalıkları kapsamında mıdır? Değilse neden?<br />4. İtfaiyeci istihdamı ile hizmetin görülmesinde ortaya çıkan riskler arasındaki doğrudan ilişki düşünüldüğünde bir zorunluluk olarak ortaya çıkan itfaiyeci istihdamının artırılması ve bu alanda standartların oluşturulması yönünde bir çalışmanız bulunmakta mıdır?<br />5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde ‘Fiili Hizmet Süresi Zammı’ başlığı altında düzenlenen ve madde kapsamında belirlenen işlerde çalışanlara, her yıl 60 ile 180 gün üzerinden verilen ek hizmet süresinden itfaiyeciler, alt sınır olan, 60 gün ile yararlanabilmektedir. Bu durumun yarattığı haksızlıkların önlenebilmesi için ivedilikle adım atılması ihtiyacı ortadadır? İtfaiyecilerin özlük haklarının iyileştirilmesi konusundaki çalışmalarınız hangi alanları kapsamaktadır?<br />6. İtfaiye hizmetleri sırasında hayatını kaybeden personelin şehit ve yaralanan personelin gazi sayılmadığı bilinmektedir. Bu durumun değiştirilmesi ve itfaiyecilerin de şehitlik mertebesine veya gaziliğe verilen ekonomik ve sosyal haklardan yararlanmalarını sağlama konusunda bir çalışmanız var mıdır?<br />7. İtfaiyecilerin, görevde yükselme şartları ve yıpranma payına ilişkin koşulların iyileştirilmesi amacıyla bir yasal düzenlemenin yapılması planlanmakta mıdır?<br />8. Özverili hizmetlerinin anısına hayata geçirilmesi itfaiyecilik mesleğinin toplumsal saygınlığını artıracağı kadar yangın, güvenlik ve sağlık alanlarında toplumsal duyarlığın güçlenmesine de katkıda bulunacağından TJK bünyesinde bir itfaiyeci koşusu organizasyonunun yapılması düşünülmekte midir?<br />9. Dünyanın ekolojik bir krizin eşiğinde olmasının getirdiği başlıca sonuçlar arasında tüm dünyada etkisi artan orman yangın dalgaları gelmektedir. Bu çerçevede 2020 yılı içinde İzmir’de yanan orman alanı ne kadardır? Bu alanlara yeniden ağaç dikimi için yapılmış planlamalar kapsamında ayrılmış olan kaynak miktarı nedir? Yeniden ağaçlandırma faaliyetinin bu sene yanan alanlar için tamamlanmasında öngörülen son tarih nedir?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[PANDEMİ İLE MÜCADELE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pandemi-ile-mucadele-calismalarini-surduruyor-115533d360cad-385e-4caa-9240-62b512aacdd22020-09-14T23:24:00+03:00HABER MERKEZİ PANDEMİ İLE MÜCADELE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR

PANDEMİ İLE MÜCADELE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Belediyemize bağlı ekiplerimiz tarafından&nbsp;&nbsp;‘Daha Temiz bir Uzunköprü’ sloganı ile sürdürülen; çalışmalar kapsamında, pazar yerlerini daha temiz hale getirmek ve vatandaşın pazar yerlerinde sağlıklı bir şekilde alışverişini yapmasını sağlamak amacıyla pazarcı esnafına çöp poşeti dağıtımı sağlanıyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Temizlik İşleri ve Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından dağıtılan çöp poşetleri pazarcı esnafını ve vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılanırken; Pazartesi pazarından başlayan uygulamanın perşembe pazarında da sürdürelecek ve periyodik hale getirilecek.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan uygulama ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Belediye Başkanımız Özlem Becan: “Bu uygulama ile pazar yerlerimizde dağıtılan poşetleri kullanan esnafımız sebze ve meyvelerin satışı sırasında biriken çöpleri yere değil poşetlere atacak, ekiplerimiz tarafından torbalarda toplanan çöpler alınarak alanların temizliği de gerçekleştirilecek.&nbsp;&nbsp;Böylelikle hem halkımızın özellikle pandemi ile mücadele ettiğimiz bu günlerde çok daha hijyenik koşullarda ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlayacak&nbsp;&nbsp;hem de salgın riski ile mücadele den esnaflarımıza de faaliyetlerinde bir nebze olsun destek olmuş olacağız ”&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pazarcı esnafı ve vatandaşlar ise uygulamadan memnun olduklarını belirttiler.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Konya Büyükşehir’den Üzüm Üreticisine Destek]]>https://www.haberanaliz.net/haber/konya-buyuksehirden-uzum-ureticisine-destek-11552416a3d83-b758-48b7-9228-b696f080756e2020-09-14T23:21:00+03:00HABER MERKEZİ Konya Büyükşehir’den Üzüm Üreticisine Destek

Konya Büyükşehir’den Üzüm Üreticisine Destek

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İlçelerde çiftçilere yönelik tarımsal desteklerini sürdüren Konya Büyükşehir Belediyesi, fide ve fidan desteğinin yanı sıra üzüm üreticisine de üzüm sıkma makinesi dağıtımı gerçekleştirerek, ilçelerdeki on binlerce çiftçiye katkı sağlamaya devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tarımsal üretimin önceliklerinden birisi olduğunu ifade ederek, çiftçilere her daim destek olmaya devam edeceklerini söyledi. Konya’nın 31 ilçesinde tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların yanında olduklarını kaydeden Başkan Altay, “Bir yandan tarımsal destekle insanlarımızın yaşadıkları yerde gelirlerini artırmaya çalışırken bir yandan da ilçe belediyemizle koordineli olarak yürüttüğümüz projelerle çiftçilerimize dikim, bakım ve hasat konularında ekipman destekleri sağlıyoruz. Bu kapsamda, 2020 yılı içerisinde Üretmek Sizden Destek Büyükşehir’den sloganıyla 9 ilçemizde bulunan 22 mahallemizde üzüm sıkma makinesinin dağıtımını gerçekleştirdik. Bugüne kadar, üzüm üretimi ve pekmez yapımıyla yoğun olarak uğraşan 18 ilçemizdeki 116 mahallemize üzüm sıkma makinesi vermiş olduk. Ayrıca 450 bin adet asma çubuk desteğiyle üzüm üreten çiftçimizin yanında olduk. Yapmış olduğumuz bu desteklerle kırsal alanlarda yaşayan hemşehrilerimizin ekonomik gelirlerinin artmasını sağlayacak, tarımsal üretime katkıda bulunmuş olacağız. Üzüm sıkma makinelerimiz hemşehrilerimize hayırlı olsun.” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Bursa’nın önceliği nitelikli tarım]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bursanin-onceligi-nitelikli-tarim-11551341a24a9-99d5-42d6-9202-a66cd8528f6b2020-09-14T23:17:00+03:00HABER MERKEZİ Bursa’nın önceliği nitelikli tarım

Bursa’nın önceliği nitelikli tarım

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Başkan Alinur Aktaş, Bursa’da yaban mersini üretip şehrin ihracat potansiyeline katkıda bulunan meyve üreticilerini ağırladı. Orhaneli, Büyükorhan, İznik ve İnegöl’den gelen tarım temsilcileri, gösterilen hassasiyet ve verilen destekler nedeniyle Başkan Aktaş’a teşekkür etti. Üreticiler, ‘birinci ağızdan’ yaşadıkları sıkıntı ve eksiklikler konusunda Başkan Aktaş’a bilgilendirmede bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’da katma değeri yüksek tarıma her türlü desteği vermeye hazır olduklarını ifade etti. Bursa Tarım AŞ öncülüğünde giriştikleri ve şehri nitelikli tarım üssü yapmaya yönelik adımların gün geçtikçe güçlendiğini vurgulayan Başkan Aktaş, gelinen süreçte yaban mersini, ahududu, incir ve diğer marjinal ürünlerin ön plana çıktığını kaydetti. İlerleyen yıllarda daha güzel sonuçlar alınabileceği öngörüsünde bulunan Başkan Aktaş, “Bursa’mızın bu manada ‘Allah’a hamdolsun’ güzel bir alt yapısı, potansiyeli var. Sanayi ve turizm şehri fakat aynı zamanda nitelikli tarım merkezi. Bu özelliği devam ettirmek elimizde. İnşallah elbirliğiyle, üretici arkadaşlarımızla birlikte, var olan potansiyeli geliştirerek sürdüreceğiz” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[HİJYEN PAKETİ DAĞITMAYA DEVAM EDİYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/hijyen-paketi-dagitmaya-devam-ediyor-11550fffe3c38-e59b-466c-abaf-ad09f1e5ceb32020-09-14T23:12:00+03:00HABER MERKEZİ HİJYEN PAKETİ DAĞITMAYA DEVAM EDİYOR

HİJYEN PAKETİ DAĞITMAYA DEVAM EDİYOR

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi, Ankara’da koronavirüs vaka sayılarında artış görülmesinin ardından kent genelinde uyguladığı hijyen tedbirlerini artırarak aralıksız sürdürüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkent’in birçok noktasında maske dağıtımını sürdüren Sağlık İşleri Daire Başkanlığı, çevre ilçelerdeki mevsimlik&nbsp;tarım işçilerine sodyum hipoklorit (çamaşır suyu),&nbsp;maske ve el dezenfektanından oluşan hijyen paketleri dağıtıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kahramankazan ilçesinden başlatılan hijyen paketi dağıtımı, Akyurt ve Kalecik ilçeleriyle devam etti. Dağıtımı gerçekleştiren Sağlık İşleri ekipleri, aileleriyle birlikte çadırlarda yaşayan mevsimlik işçilere salgından korunmak için yapılması gerekenler konusunda da bilgi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MEVSİMLİK İŞÇİLERE DESTEK SÜRECEK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akyurt ve Kalecik'te tarım alanlarına kurdukları çadırlarda, aileleriyle birlikte kalan toplam 500’den fazla işçiye yardım eli uzattıklarını ve tarım işçilerine yapılan yardımları sürekli hale getireceklerini vurgulayan Sağlık İşleri Daire Başkanı Seyfettin Aslan,&nbsp;<strong>“Geçen hafta başladığımız yardım çalışmalarına Kalecik ve Akyurt ilçelerimizde devam ediyoruz. Şanlıurfa'dan gelen mevsimlik tarım&nbsp;işçilerimize dezenfektan ve maske yardımında bulunuyoruz. Önümüzdeki yıllarda da tarım işçilerimizin daha sağlıklı ortamlarda çalışabilmelerini sağlamak içinde gayret göstereceğiz. Kaldıkları çadırlara su ve elektrik temin edeceğiz. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak mevsimlik işçilerimize desteğimizi sürdüreceğiz”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İŞÇİLERDEN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Zor şartlar altında çalıştıklarını belirten mevsimlik işçiler, Büyükşehir Belediyesinin hijyen paketi desteği için teşekkür ederek, memnuniyetlerini şu sözlerle dile getirdiler:</span></p><p><span style="font-size:18px">- Mehmet Ekik:<strong>&nbsp;“Hasat toplamak için Nisan'dan Ekim ayına kadar Ankara'da kalıyoruz. Zor şartlar altında çalışıyoruz. Hayatta görmediğimiz bir hizmet bu. Belediye Başkanımıza ve çalışanlarına teşekkür ediyorum.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">- Ali Kayalı:&nbsp;<strong>“Şanlıurfa Viranşehir'den geliyoruz. Nisan ayından bu yana zor şartlarda Ankaralılara hizmet ediyoruz. Bugün bizlere Ankara Büyükşehir Belediyesinden yardım geldi. Bundan sonra daha sık yardımlar alacağımızı düşüyoruz. Çok teşekkür ederiz."</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Salih Demir:<strong>&nbsp;“Bizlere, dezenfektan malzemesi ve maske getiren Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkililerine çok teşekkür ediyoruz”</strong>&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SAKLI CENNET HALFETİ'DE MARİNA TEMİZLİĞİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sakli-cennet-halfetide-marina-temizligi-11549fcbafcfe-2865-453a-8fc7-6f9b1d7046fe2020-09-14T23:08:00+03:00HABER MERKEZİ SAKLI CENNET HALFETİ'DE MARİNA TEMİZLİĞİ

SAKLI CENNET HALFETİ'DE MARİNA TEMİZLİĞİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı İç Sular Şube Müdürlüğü ekipleri Halfeti'de suda tekneler yardımıyla marina da ise personeller tarafından düzenli olarak temizlik yapıyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BÜYÜKŞEHİR HALFETİ'DE HİZMETLERİ İLE GÖZ DOLDURUYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Güneydoğu'da bozkırın ortasında bulunan ve Birecik Baraj Gölü sayesinde sahil kentini andıran Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde, Büyükşehir'in hizmetleri göz dolduruyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlçeye marina, yüzen köprüler, otopark, gezici tur tekneleri, sosyal tesisler v.b hizmetler kazandıran Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan ilçenin temizliğine de ayrı bir önem veriyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle hafta sonu tüm Türkiye olmak üzere çevre illerden gelen binlerce yerli ve yabancı turistin ilgi gösterdiği ilçede gölet etrafında piknik yapanların gelişi güzel su yüzeyine bıraktığı katı atıkların görüntü kirliliğine meydan vermemesi için çaba sarf eden ekipler, sürekli teknelerle tur atarak adeta mıntıka temizliği yapıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Temizlik sonrası marinaya yaklaşan teknedeki çöplerin içersinde terlik, kola şişesi, poşetlerin olduğu ise gözlerden kaçmıyor.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[YARI OLİMPİK YÜZME HAVUZU YAPILIYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yari-olimpik-yuzme-havuzu-yapiliyor-115486f5af8a2-7c5b-4841-a95b-0444a1b3ad602020-09-14T23:06:00+03:00HABER MERKEZİ YARI OLİMPİK YÜZME HAVUZU YAPILIYOR

YARI OLİMPİK YÜZME HAVUZU YAPILIYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Akçakale ilçesi, Belediye Başkanı Mehmet Yalçınkaya ile ilklerle buluşmaya devam ediyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Modern bir ilçe hedefi ile çalışmalarını yürüten Başkan Yalçınkaya seçim vaatlerini aştı. 15 ayda yaklaşık 15 proje hayata geçirildi. İlçede İlk TOKİ, ilk çevreyolu derken ilk yarı olimpik kapalı yüzme havuzu projesi de resmen başlatıldı.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Yalçınkaya, Yenişehir Mahallesi’nde temeli atılan yarı olimpik yüzme havuzunu yerinde inceleyerek yükleyici firma yetkililerinden bilgi aldı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">BAŞKAN YALÇINKAYA: BURASI MUHTEŞEM BİR YER…&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">4 milyon TL’lik projenin ilçeye ve bölgeye hayırlı olmasını dileyen Başkan Yalçınkaya projelerin devamının geleceğini kaydederek şöyle konuştu:&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“İlk olimpik yüzme havuzu… 12 ay çalışacak yaz kış demeden. Akçakaleli gençlerin, buradaki insanlarımızın yaz kış spor yapabilmeleri için bir imkan. Burası muhteşem bir yer oldu. Bir tarafında gençlere yönelik düğün salonu, bir tarafında gençlik merkezimiz, bir tarafında kapalı spor salonu, bir tarafında olimpik yüzme havuzu, bir tarafında açık havuz, bir tarafında da halı saha ve bir tarafında da Akçakalespor’un spor tesisleri. 70 dönüm üzerine kurulu bir alan. Akçakale çok şanslı. Hiçbir ilçede bu kadar eserin bir arada olması mümkün değil. Yatırımın, burada yapılan işin gençlerimize, insanımıza bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bunların devamı gelecek. Ne söylediysek fazlası yapılacak. Hepsinin imzasını attık. Yakında herkes bunları görecek, şahit olacak“ dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">27 m. uzunluğunda,&nbsp;&nbsp;15 m. genişliğinde ve 2 m. derinliği olacak havuz ile özellikle yaz aylarında kanalda yaşanan boğulma vakalarının önüne geçmek ve spor olarak yüzmeyi tercih edenlere kaliteli hizmet sunmak hedefleniyor.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BİR KAHRAMANIN YOL HİKAYESİ: (RTE)]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bir-kahramanin-yol-hikayesi-rte-11547e6129d0d-1d4b-47ad-9b19-ba1667791f072020-09-14T23:02:00+03:00HABER MERKEZİ BİR KAHRAMANIN YOL HİKAYESİ: (RTE)

BİR KAHRAMANIN YOL HİKAYESİ: (RTE)

DÜNYA

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">1994 yılı öncesi Türkiye’nin kalbi İstanbul. Biriken çöp dağların patladığı yılları ve bu patlama sonucu onlarca ölen vatandaşlarımızı bu dönemde ölmesine şahit olduk.Hava kirliğliği nedeniyle bir çok insanımız sağlığını kaybeti ve öldüğüne şahit olduk.Susuz kalan İstanbulda musluklar sökülerek musluklu bidonların kullanıldığı.Tankerlerden bidonlara &nbsp;aktarılan sular evlere taşınıyordu.Tahretlenmek ve abdest almak için sular adeta altın gibi muhafaza ediliyordu.<br />Bu çileyi gören KAHRAMAN buna dur demek için kolları sıvadı ve bu çileye son vermek için siyasi arenaya çıkarak 1994 te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.Seçildikten sonra İstanbul temiz havaya kavuştu.Çöp dağları yok oldu.Şehri İstanbul suya kavuştu.İstanbul sevdalısı aynı zamanda Türkiye sevdalısıydı ve Türkiye temellerini atıyordu.Ama o sıralar biriler düğmeye bastı Şehri İstanbulun mimarı 26 mart 1999 da uydurma iftiralarla hapse mahküm edildi.Hapis günlerinde bu Kahraman Türkiye refahı için hazırlıklarını yapıyordu.İşin özü 2001de Ak Partiyi kurdu 2002 de 3 kasımda girdiği ilk seçimi tek başına ezeli bir çoğunlukla kazanarak iktidar oldu.<br />Evet 2002 seçimlerin ak neferlerinden biride bendim.Bir özel okulda idareci olarak görev yaparken 3 haziranda istifa ettim bu kutlu kervana katıldım.O seçimde bir çoğu arkadaşım mimleniriz diye bizden uzak durdular.Ama enterasan olan şey &nbsp;bizden kaçanlar 3 kasım sabahı bir çoğu Ak dava adamı görünmeye başladı.Bu uzun ve ince yolun mimarı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’dır.Gururla ve büyük bir keyifle onun yanında yer aldık vede partimiz bu günlere hep birlikte taşıdık.<br />Değerli dava arkadaşlarım bu kutlu yolculukta şahsım olarak Mustafa GÜLTAK İl başkanlığı döneminde İl yönetim kurulu üyesiydim.Sayın Fatih KISA il başkanlığı döneminde İl sekreteriydim.İsmail TAŞPINAR döneminde İl yönetim kurulu üyesiydim.Üç seçimde il SKM başkan yardımclığı ve seçim programlarını tarafımdan hazırlanarak başarıyla ilçelerimizle birlikte uygulandı.Kongre ve seçim organizasyonları tarafıma verildi ve tarafımdan başarılı bir şekilde uygulandı.<br />Evet 3 haziran 2002 den bu güne&nbsp;<br />Dik durduk dik yürüdük bir çınar olduk ,o günün kurucuları önderliğinde.Ama son zamanlarda çınarlar unutldu acaba kökten kesildi mi?.Eğer öyleyse eyvah.<br />Dostalar can dava arkadaşlarım ben Yenişehir ilçesinin Ak parti üyesiyim.Her kongre döneminde delege olarak partimi onurlandırdım.12-09-2020 Yenişehir ilçe kongresi yapıldı.Bırak delege olmayı davet bile edilmedim.Yalnız benmi?Partimizin bu günlere gelmesinde emeği olan yüzlerce arkadaşımız.Büyüyeceğimize küçülüyoruz.Lütfen bu dava kutsal bir davadır.Bu dava kutlu bir davadır.Bu dava AK sevdalıların davasıdır.<br />Haberiniz olsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Abdullah ÇELİKER<br />Emekli öğretmen.(Müdür)</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÇOLAK ve ÖZER AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/colak-ve-ozer-ailelerinin-mutlu-gunu-11546fc6c3b56-e08c-40ee-b1b2-6379c52231562020-09-13T15:35:00+03:00HABER MERKEZİ ÇOLAK ve ÖZER AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ

ÇOLAK ve ÖZER AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Dün akşam saatlerinde muheşem bir nikah töreni ile hayatlarını birleştiren <strong>Meryem ve Emin'in</strong> nikah şahitliğini Mersin Valisi <strong>Ali İhsan Su </strong>ve Milletvekili <strong>Hacı Özkan</strong> yaptı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Nikah merasiminde maske ve mesafe kuralına uyulurken, Mersin'in tanınmış ve sevilen simalarıda genç çiftleri yanlız bırakmadı. Mersin il milli Eğitim müdürü<strong> Adem Koca </strong>ile Tarım il müdürü <strong>Arif Abalı </strong>da nikahta idi. </span></p><p><span style="font-size:18px">İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun aniden Giresun'a gitmesi sebebiyle çiçek gönderdiği merasimde Mersin siyasi sahnesinin hemen hemen tüm isimleri vardı. </span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Genç çiftlere nikah cüzdanları Vali Ali İhsan su tarafından verildi.</span></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Haber sitemiz kurucusu ve Çevre ve Tüketici Hakları Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Gazeteci/Yazar -iktisatçı Mustafa Göktaş ise</strong>: "Meryem Kızımızın bu&nbsp; mutlu gününde &nbsp;aralarında olmak istiyordum. Ancak ileri yaşta (97) olan annem çok rahatsızlandı hastaneye kaldırdık. Şükür iyidir. O yüzden katılamadım. 30 yıllık Siyasi yol arkadaşım, kardeşim Cengiz Çolak ve ailesini, güzel kızımızı kutlarım. Nikahın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Genç çiftler maske ve mesafe kuralına uydukları içinde kendilerine ÇETKODER olarak Çevre ve Tüketici Dostu Beraatı hazırlattık en kısa sürede takdim edeceğiz" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin'in sevilen siyasi siması eski il başkanlarından Kamil Akçay ise kapıya kadar gelip çiftlere mutluluk diledikten sonra nikahtan ayrıldı. Akçay: "Meryem evladımıza bir ömür boyu mutluluk huzur diliyorum. Genç çiftleri kutluyorum" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f5e15734436f.jpg" style="height:398px; width:686px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f5e1590932f6.jpg" style="height:468px; width:681px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f5e15a7de056.jpg" style="height:541px; width:631px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5f5e15c0a4636.jpg" style="height:458px; width:1078px" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Şırnak'ta gerçekleştirilen operasyonda 3 terörist etkisiz hale getirildi!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sirnakta-gerceklestirilen-operasyonda-3-terorist-etkisiz-hale-getirildi-1154555324788-53f1-4ed4-8153-c2bc3565c83a2020-09-13T15:24:00+03:00HABER MERKEZİ Şırnak'ta gerçekleştirilen operasyonda 3 terörist etkisiz hale getirildi!

Şırnak'ta gerçekleştirilen operasyonda 3 terörist etkisiz hale getirildi!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Yıldırım-11 Herekol operasyonu kapsamında; Şırnak Jandarma Bölge Komutanlığına bağlı Jandarma Özel Harekat (JÖH) ve Jandarma Komando birliklerince gerçekleştirilen hava destekli operasyonda, Bestler Dereler kırsalında 3 terörist silahlarıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Bölgede operasyon devam etmektedir" denildi<strong>.</strong></span></p><p>&nbsp;</p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Romatoid artrit kalıcı sakatlığa neden olmasın]]>https://www.haberanaliz.net/haber/romatoid-artrit-kalici-sakatliga-neden-olmasin-1154487956e94-f779-465d-94e6-1c728560363b2020-09-13T15:06:00+03:00HABER MERKEZİ Romatoid artrit kalıcı sakatlığa neden olmasın

Romatoid artrit kalıcı sakatlığa neden olmasın

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<h2><span style="font-size:18px"><strong>Bağışıklık sistemi eklemlerinize saldırıyor</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Bağışıklık sisteminin görevi vücuda giren mikropları etkisiz hale getirmektir. Romatoid artritte bağışıklık sistemi doğru çalışmamakta ve eklemlere saldırıp burada iltihap oluşmasına neden olmaktadır. Bu tür rahatsızlıklarda ortada herhangi bir mikrop yokken bağışıklık sistemi aktif hale gelerek kendi dokularına saldırır. Bağışıklık sisteminin kendi kendine meydana getirdiği bu hastalıklara otoimmün hastalıklar adı verilmektedir.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Kadınlarda 3 kat daha fazla görülüyor</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Ailesinde romatizmal hastalık öyküsü bulunan kişilerde bu rahatsızlıklara yatkınlık görülmektedir. Romatoid artrite yatkın kişilerde “epitop” denilen hastalıklı gen bölgesi bulunmaktadır. Bu geni taşıyan ve hastalığa yatkınlığı olan kişilerde sigara kullanımı, stresli bir hayat, obezite, bakımsız bir ağız florası, diş çürükleri ve bazı enfeksiyonlar hastalığı tetikleyebilmektedir. Östrojen denilen kadınlık hormonunun da etkili olduğu bu hastalık, kadınlarda erkeklerden 3 kat daha fazla görülmektedir. Genellikle 20- 50 yaşlar arasında görülür. Ancak bazen çok daha ileri dönemlerde de ortaya çıkabilmektedir.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Uzun süren sabah tutukluklarınız varsa…</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">El, ayak gibi küçük eklemlerde görülen ağrı, şişme ve tutukluk, sık görülen belirtiler arasındadır. Geceleri uykudan uyandıracak kadar şiddetli ağrılar, sabahları bu eklemlerde 30-40 dakikaya kadar sürebilen tutulma ve katılaşmalar bu tabloda yer almaktadır. El ve ayak dışında dizler, dirsekler, omuzlar ve çene gibi eklemlerde de tutulmalar görülebilmektedir. Eklem tutulumları genellikle simetrik şekilde olmaktadır. Örneğin sağ ve sol el ve el bileği aynı anda etkilenebilmektedir. Romatoid artrit erken teşhis edilip tedaviye başlanmadığında eklemlerde kalıcı hasarlar bırakabilen, sakatlıklara yol açabilen ciddi bir hastalıktır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Romatoid artritte klinik muayene büyük önem taşıyor</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Hastanın en azından 2 aydır eklemleriyle ilgili ciddi şikayetleri varsa, özellikle gece görülen eklem ağrıları, sabahları uzun süre geçmeyen eklem tutuklukları ve şişlikleri oluyorsa, tüm bunlar muayenede de gözlemleniyorsa, hastadan bir takım kan testleri istenmektedir. Tam tanı için Romatoid Faktör (RF), Anti-CCP, sedimantasyon ve CRP testlerinden faydalanılmaktadır. Ayrıca hastanın karaciğer ve böbrek fonksiyonlarına ve tam kan değerlerine de bakılmaktadır. Hastanın etkilenen uzvu hangi bölgedeyse buna göre röntgen, ultrasonografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılmaktadır. Hastalığın tanısı; hastanın şikayetleri, muayene, laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu konulmaktadır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Tedaviyle eklem hasarının önüne geçilebiliyor</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Romatoid artritte erken teşhis ve tedaviye vakit kaybetmeden başlanması çok önemlidir. Özellikle ellerde kalıcı şekil bozukluklarına ve sakatlıklara yol açabildiği için tedavisinin erken düzenli bir şekilde yapılması gerekmektedir. Tedavide öncelikle hastalık modifiye edici ajanlar ve kortizon içeren ilaçlar düşük dozlarda kullanılmaktadır. Bu tedavilerle bağışıklık sisteminin ürettiği iltihap ortadan kaldırılarak hastalığın ilerlemesi ve kalıcı eklem harabiyeti engellenebilmektedir. Romatoid artrit çoğunlukla bu tedavilerle kontrol altına alınabilmektedir. Bu tedavilerin yeterli gelmediği durumlarda ise ilaçların kombinasyonları kullanılabilmektedir. Bu ilaçların da sonuç vermediği, hastalığın ilerlemesinin durmadığı veya bu ilaçların yan etki yaptığı durumlarda biyolojik ilaçlar denilen ilaç grubuna geçilebilmektedir. Biyolojik ilaçlar tedavide başarılı sonuçlar verebilmektedir.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Romatoid artitte eklem ağrılarına sıcak uygulama yapılmamalı</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Mikrobik enfeksiyonlar ve stres hastalığı tetikleyebileceği için, bağışıklık sistemini mikroplardan korumak adına çok kalabalık ve enfekte ortamlardan kaçınılması gerekmektedir. Özellikle biyolojik ilaç kullanımında hastalara bazı mikrobik enfeksiyonlara karşı aşı yaptırmaları önerilmektedir. Hastalığın kontrol altına alınmasında stres yönetimi ve sigaranın bırakılması da çok önemlidir. Romatod artritte eklem ağrılarına karşı sıcak uygulama yapılmamalıdır. Ağrılı ve şiş eklemlere buz uygulamak, yangıyı azaltır. Eklemlerinde deformite oluşmaya başlayan hastaların fizik tedavi görmelerinde ve eklem ateli kullanmalarında fayda vardır.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TOETVA- İzsiz Troid Ameliyatı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/toetva-izsiz-troid-ameliyati-11543b5b30012-a2e5-4fff-8f19-3bd4d68aaa352020-09-13T15:04:00+03:00HABER MERKEZİ TOETVA- İzsiz Troid Ameliyatı

TOETVA- İzsiz Troid Ameliyatı

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<h2><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) nedir?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Halk arasında izsiz tiroid ameliyatı olarak bilinen ağız içinden tiroid ameliyatı yani vestibüler yaklaşımla transoral endoskopik tiroidektomi (TOETVA) görünür yara izi olmayan gerçekleştirilen cerrahi bir tekniktir. Ağız içinde alt dudak iç kısmından kamera ve bu ameliyat şekli için geliştirilmiş cerrahi aletler yardımı ile endoskopik olarak yani halk arasındaki tabiriyle kapalı olarak yapılan bir tiroid ameliyatı şeklidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">TOETVA tekniğinin (izsiz tiroid ameliyatı), ülkemizde giderek uygulaması artmaktadır. Özellikle, estetik kaygıların ön planda olduğu gençler ve manken, spiker gibi kamuoyu önündeki mesleklerle uğraşanlarda tercih sebebidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlk kez 2015 yılında tanımlanan ve uygulanmaya başlanılan bu ameliyat tekniği henüz gelişme aşamasındadır ve hızla popüler hale gelmektedir.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Hangi hastalarda TOETVA (İzsiz Tiroid Ameliyatı) ameliyatı uygulanabilir?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Kapalı tiroid ameliyatı ya da izsiz tiroid ameliyatı olarak bilinen TOETVA tekniğinde güvenliğini sağlamak için hasta seçim kriterlerine kesinlikle uyulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunlar;</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">Tiroid bezinin çapı 10 cm.’ den küçük olmalıdır</span></li><li><span style="font-size:18px">Tiroid bezinin hacmi 45 ml.’ den küçük olmalıdır</span></li><li><span style="font-size:18px">Tiroitteki en büyük nodülün (yumru) çapı 5 cm.’ den küçük olmalıdır</span></li><li><span style="font-size:18px">Tiroid kisti veya nodüler guatr gibi selim bir hastalık olmalıdır</span></li><li><span style="font-size:18px">Foliküler neoplazi</span></li><li><span style="font-size:18px">Tiroidin kanserlerinden şu an için sadece yayılma şüphesi olmayan mikropapiller tip tiroid kanserine yapılabilir.</span></li></ul><h2><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İZSİZ TİROİD AMELİYATI) İLE İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (izsiz tiroid ameliyatı) ameliyatı nasıl yapılır?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ağız içinde alt dudak iç kısmından kamera ve bu ameliyat şekli için geliştirilmiş cerrahi aletler yardımı ile endoskopik olarak yani halk arasındaki tabiriyle kapalı olarak yapılan bir tiroid ameliyatı şeklidir. Ameliyat esnasında doğal açıklıklar (ağız içi) kullanıldığı için kesinlikle dışarıdan gözle görülebilen bir ameliyat izi oluşmamaktadır. Ağız içindeki iz 1-2 ay içersinde tamamen kaybolmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) ameliyatına nasıl hazırlanılır?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kapalı tiroid ameliyatı olarak bilinen TOETVA ameliyatları ağız içinden gerçekleştirildiği&nbsp; için&nbsp; ameliyat öncesi ağız için hijyeni önemlidir. Kötü ağız içi hijyen ağız içi bakterilerin dokuda enfeksiyona katkı sağlayabilir. Bu yüzden iyi yapılan bir ağız içi ve diş bakımı ameliyat sonrası enfeksiyon gibi istenmeyen durumları önleyebilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle diyabet ve kalp damar hastalığı olan yüksek riskli hastalara izsiz tiroid ameliyatından (TOETVA) 1 ay önce diş kontrolü ve bakımı önerilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hastalara ameliyat öncesi günde 3 defa gargara (klorheksidinli) önerilir. &nbsp;ve bu uygulamaya ameliyat sonrası 5-7. güne kadar devam edilebilir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) sonrası nelere dikkat edilmelidir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kapalı tiroid ameliyat tekniği olan TOETVA ameliyatından önce hastalarda ağız için hijyen için kullanılan gargara (klorheksidinli) ameliyat sonrası 5-7. güne kadar devam edilebilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">TOETVA ameliyatından (izsiz tiroid ameliyatı) yaklaşık 1 hafta sonrada dişler fırçalanmaya başlanır.</span></p><p><span style="font-size:18px">TOETVA ameliyatından sonra ağız içi bakterilere bağlı enfeksiyon riski nedeniyle ameliyattan sonra 5-7 gün boyunca antibiyotik tedavisi uygulanır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hastalarda ameliyat akşamı gıda tüketimine başlanır.</span></p><p><span style="font-size:18px">TOETVA ameliyatından (İzsiz kapalı tiroid ameliyatı) sonraki 4.-6. saatte hasta hareket etmeye başlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) ameliyatı riskli midir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tiroid ameliyatının genel risklerinin yanı sıra issiz tiroid ameliyat yöntemi TOEVTVA ameliyatı olan hastalarda;</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">Boyunda hafif kızarıklık</span></li><li><span style="font-size:18px">Boyunda şişlik</span></li><li><span style="font-size:18px">Morluklar</span></li><li><span style="font-size:18px">Alt dudakta şişlik olabilir.</span></li></ul><p><span style="font-size:18px">Bu şikayetler genelde ameliyat sonrası 1-2 gün içinde düzelir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bazı hastalarda çene etrafında duysal his kusuru olabilir ve bu 1 ay içinde kaybolur.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) ameliyatı kaç saat sürer?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">TOETVA (İzsiz kapalı tiroid ameliyatı) ameliyatı hastalığın derecesine göre değişebilmektedir. TOEVTA ameliyat süresinde açık ameliyatla karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Genel olarak belirtmek gerekirse tiroid ameliyatları yaklaşık 1-2 saat sürmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) sonrası ses kısıklığı ihtimali var mıdır?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Tiroid ameliyatı ses kısıklığı olur mu?”,&nbsp; “Tiroid ameliyatı ses tellerine zarar verir mi?” , “Tiroid ameliyatı sonrası ses kısıklığı ne kadar sürer?” soruları tiroid ameliyatlarında en sık merak edilen konuların başında gelmektedir. Kapalı tiroit ameliyatı olarak da bilinen TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) yönteminde ses kısıklığı yaşanma ihtimali açık ameliyatlarla aynı orandadır. Sinir görüntüleme yöntemi kullanıldığı için ses kısıklığı yaşanma ihtimali yüksek değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOETVA (İzsiz tiroid ameliyatı) kanser vakalarında kullanılabilir mi?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kapalı ve izsiz tiroid ameliyatı olarak bilinen TOETVA ameliyatı uygun hastalarda yapılabilmektedir. Tiroid kanserinde izsiz ameliyat tekniği olan TOEVTVA yönteminin uygulanıp uygulanamadı merak edilen konuların başında gelmektedir. TOETVA ameliyatı iroid kanserlerinde şu an için sadece yayılma şüphesi olmayan mikropapiller tip tiroid kanserine yapılabilir</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Polikistik Over Sendromu kadınlarda kısırlık nedeni]]>https://www.haberanaliz.net/haber/polikistik-over-sendromu-kadinlarda-kisirlik-nedeni-11542564c25fc-b1b6-4d1a-8fae-b863508e238e2020-09-13T15:01:00+03:00HABER MERKEZİ Polikistik Over Sendromu kadınlarda kısırlık nedeni

Polikistik Over Sendromu kadınlarda kısırlık nedeni

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Her 10 kadından 1’inde görülüyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kadınlardaki önemli bir yumurtlama problemi olan polikistik over sendromu, her 10 kadından birinde görülmektedir. Üreme çağındaki kadınlarda sık ortaya çıkan bu sorun, yumurtalıklarda oluşan fazla sayıda yumurta kesesi görülmesi şeklinde kendini belli etmektedir. Bir görüntüleme tekniği olan ultrasonografide 10’dan fazla 1 santimetreden küçük kistlerin görülmesiyle teşhis edilen polikistik over sendromu, üreme çağındaki kadınlarda tedavi edilmediği takdirde, kısırlığın yanı sıra yumurtlayamamaya, diyabete, koroner arter hastalıklarına ve tansiyon rahatsızlıklarına yol açabilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yumurtlama olmazsa PCOS olabilir</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kadın vücudunda üreme için gerekli iki yumurtalık, adet döneminde döllenmeye müsait bir olgun yumurta geliştirmektedir. Yumurta ‘follikül’ adı verilen içi sıvı dolu bir kesecikte gelişir ve olgunlaşır. Her ay kadınlarda bir folikül seçilir, büyür ve yumurtlama olur. Polikistik over sendromlu kadınlarda, bu folikül seçilemez ve dolayısıyla da her ay yumurtlama olmaz. Ultrason muayenesinde ise yumurtalıklar, içerisinde gelişmemiş yumurta bulunan birçok kesecik yani birçok kist şeklinde görülür.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Adet düzensizliği önemli bir gösterge</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tüp bebek merkezlerine başvuran kadınların yaklaşık % 20'sinde yumurtlama probleminin olduğu ortaya çıkmaktadır. Çocuk sahibi olmak amacı ile uzman hekimlere muayene olan kadınların yumurtlama sorunlarının en başında polikistik over sendromu gelmektedir. Adet düzensizliği olan, aşırı kilolu ve tüylenme sorunu olan kadınlarda, fiziki muayene ve yapılacak ultrason sonrasında teşhis konulmalıdır. Ergenlik döneminde bazen adet düzensizliği normal bir durum olarak görülse de bunun, PCOS’tan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, görüntüleme tekniklerinin yanı sıra laboratuvar testleri ile belirlenmeli, hasta için uygun tedavi modeli belirlenmelidir. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PCOS’un 7 önemli belirtisi:</strong></span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Ergenlik döneminde bir ya da iki adet dönemi sonrası adet görememe, düzensiz adet görme (35 günden daha seyrek adet görme), olağan dışı kanamalar.</span></li><li><span style="font-size:18px">Yüzde ve sırtta aşırı sivilcelenme, cilt dokusunda gözle görülür değişiklik, el üstünde lekelenmeler. Özellikle 20’li yaşlarda ortaya çıkan ve tekrarlayan sivilcelerin çoğunlukla nedeni polikistik over sendromudur.</span></li><li><span style="font-size:18px">Bu hastalık sonucunda vücutta aşırı tüylenme ve ses kalınlaşmasının erkeklik hormonuna (androjenlere) bağlı olduğu düşünülmektedir. Her kadında belli bir oranda bulunan testesteron hormonu artarak tüylenmeye ve sesin kalınlaşmasına neden olmaktadır.</span></li><li><span style="font-size:18px">Polikistik over sendromu nedeniyle vücutta düzeyi artan erkeklik hormonu kıl köklerinde bulunan alıcılara (reseptör) yapışarak erkek tipi saç dökülmesine neden olabilmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px">Özellikle kadınlık hormonlarının azalıp erkeklik hormonunun artması sonucunda kadınlarda meme dokusu da zaman içinde küçülebilmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px">Gebelik oluşumunda zorluk ya da kısırlık önemli bir belirtidir. Genç kadınların %10’unda görülen bu sorun, kısırlığının en önemli nedenlerinden biridir.</span></li><li><span style="font-size:18px">Aşırı derecede kilo alma da belirtiler arasındadır. Polikistik overli kadınların yarısının ileri derecede kilo problemi olduğu belirlenmiştir.</span></li></ol><p><span style="font-size:18px"><strong>İnsülin hormonu nedenler arasında yer alıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çok sayıda klinik ve deneysel araştırmalara rağmen hastalığın sebebi tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte hastalığa karbonhidrat metabolizmasını düzenleyen ‘insülin’ hormonunun neden olduğu düşünülmektedir. Aşırı kilonun insülin direncine yol açtığı ve insülin direncinin de polikistik over sendromunu tetiklediği varsayılmaktadır. Vücuttaki ana besin kaynağı olan şekerin, enerji sağlamak için kandan vücut hücrelerinin (kas, yağ ve karaciğer hücreleri) içine girmesini sağlayan temel hormon olan insülin, pankreastaki beta hücrelerinden salgılanmaktadır. İnsülin direnciyle birlikte vücutta ortaya çıkan yüksek insülin düzeyleri, yumurtalıklarda erkeklik hormonu (androjenler) üretimini artırmaktadır. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İdeal kiloya düşülmesi önemli</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tedavi planlarken öncelikle bu hastaların diyetisyen gözetiminde kilo kontrollerinin sağlanması ve ideal kilo seviyesini koruması sağlanmalıdır. Gerekirse insülin direncini kırmak için şeker hastalarında kullanılan ilaç tedavisi, bu dönemde kullanılır. Tıbbi tedavi ve kilo kaybı sonucunda adet düzeni önemli oranda düzelmekte, yumurtlama probleminin ortadan kalkmasıyla da bazen gebelik kendiliğinden oluşabilmektedir. Ancak bu işlemlerden sonra adet düzensizliği devam ediyorsa, yumurtlamayı uyaran ilaçlar ve hormon iğneleri uygulanabilir. Bu takipler sonucu gelişen yumurtalardan normal ilişki önerilerek veya aşılama yöntemi ile gebelik oluşturulmaya çalışılır. 3-4 kez yapılan takip ve aşılama ile gebelik elde edilememiş ise tüp bebek yöntemine geçilmesi önerilir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kontrol ve muayeneler rutin olarak uygulanmalı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Polikistik over sendromu olan kadınların, gebelik sonrası da jinekolojik takipleri bırakmamaları ve yıllık muayenelerine devam etmeleri önemlidir. PKOS’lu hastalarda rahim kanseri riski de artmaktadır. Bu hastalarda ileri yaşlarda şeker hastalığı başta olmak üzere bazı hastalıkların görülmesi söz konusu olabilir. Bunu önlemek için aşırı kilo alımı engellenmeli, düzenli egzersiz önerilmeli ve gerekirse ilaçlarla adet düzeni sağlanmalıdır.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Meme dikleştirme ameliyatı nedir?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/meme-diklestirme-ameliyati-nedir-115417c080ce4-8051-42e5-929c-7c71b851adb62020-09-13T14:58:00+03:00HABER MERKEZİ Meme dikleştirme ameliyatı nedir?

Meme dikleştirme ameliyatı nedir?

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Nedir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme küçültme ameliyatlarına prensip olarak benzeyen ameliyatlardır. Meme dikleştirme ameliyatlarında temel uğraş fazla, memede sarkıklık yapan cilt dokusudur. Ya özel çizimlerle bu fazla cilt ya da çok az miktarda doku çıkartılır. Sarkık olan meme başı ve meme dokusu, daha dik ve dolgun bir meme elde edilecek şekilde şekillendirilir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatına Hangi Durumlarda Karar Verilir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme başının meme altı kıvrımı hizasında ve aşağısında yer aldığı (sarkıklık-pitozis) ve meme dokusunun fazla olmadığı durumlarda meme dikleştirme uygulanır</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme İçin Hangi Yöntemler Uygulanır? Ameliyatsız Yöntemler Var mıdır?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme dikleştirme için çeşitli kesiler içeren yöntemler uygulanabilir.</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">Meme başı çevresi</span></li><li><span style="font-size:18px">Meme başı çevresi-kıvrıma doğru dikine iz</span></li><li><span style="font-size:18px">Meme başı çevresi-ters t iz</span></li></ul><p><span style="font-size:18px">Bu kesiler memenin mevcut durumuna ve hastanın ihtiyacına en iyi şekilde cevap verebilecek yönteme göre karar verilir. Anlamlı fayda sağlayan ameliyatsız bir yöntem yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Ne Kadar Sürer?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme dikleştirme ameliyatı 2 saat civarında bir süre alır</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatında İz Kalır mı?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme dikleştirme ameliyatlarıyla ilgili merak edilen konuların başında ameliyat sonrası iz kalıp kalmadığıdır. Her cerrahi girişimde olduğu gibi meme dikleştirme de iz kalır. İzler erken dönemde daha belirgin ve kırmızı iken zaman geçtikçe silikleşir ve zor fark edilebilir bir hal alır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Nelerdir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme dikleştirme ameliyatı öncesinde sigara içimine mümkünse son verilmesi ya da azaltılması, bitkisel ürünlerin aşırı tüketiminden kaçınılması ve aktif bir yumuşak doku hastalığı varsa tedavisinin düzenlenmesi gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Her bu ölçekte ameliyatta olduğu gibi meme dikleştirmenin de belli başlı riskleri vardır. Bunların hepsine karşı önlem alınsa da öngörülemeyen durumlar ortaya çıkabilir ancak hepsinin üstesinden gelmek için gerekli müdahaleler ameliyat ekibi tarafından gerçekleştirilecektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlk 24 saatteki en sık risk operasyon bölgesine olan kanamalardır. Bu durum yaklaşık olarak her 100 hastanın 1-2’sinde olabilir. Bu kanamanın miktarı takip edilir ve takipte eğer gerilemeyeceği ön görülürse aynı gece yapılan kısa bir operasyon ile boşaltım işlemi yapılır. Bu durum nihai estetik durumu etkilemez ancak ek bir anestezi altında operasyon anlamına gelir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Erken haftalarda en sık karşılaşılan komplikasyonlar yara yeri enfeksiyonları ve buna bağlı olabilecek dikiş yerlerinde iyileşme problemleridir. Bu durum özellikle dik izin yatay izle birleştiği, gerginliğin en fazla olduğu yerde daha sık görülür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diyabet, sigara, yumuşak doku hastalıkları gibi koşullar bu komplikasyonun riskini yükselttiği için operasyon öncesi diyabetinizin ve yumuşak doku hastalığınızın kontrol altında olması, sigara tüketiminizin mümkünse kesilmesi gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu risk de her 100 kişi de 2-4 dolayındadır. Bu gibi durumlar hemen her zaman pansumanlar ile toparlarken çok nadir şartlarda lokal bir işlemle dikiş atılması gerekebilir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Meme Kanserine Neden Olur mu?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme dikleştirme ameliyatı kansere sebep olmaz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Sonrası Emzirilebilir mi?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme dikleştirme ameliyatı sırasında süt üreten bezler büyük oranda korunur ve emzirilebilir. Ancak bunun bir çıkarım olduğunun bir garanti olmadığının da bilgisi verilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ameliyat sonrası gece takipler açısından hastanede geçirilir ve bir problem izlenmediği durumda ertesi sabah taburculuk verilir. Ameliyat sonrası erken dönemde ağır egzersizden kaçınmak gerekir ama ağır bir yatak istirahati gereği yoktur. Yatış pozisyonu olarak ameliyat sonrası 4 hafta boyunca sırtüstü yatmalı ve özellikle yüzüstü yatmaktan erken dönemde kaçınmalıdır. Genelde ilk kontrole kadar ameliyat sırasında yapılan pansumanlar değiştirilmez. Kontrolde yara yerleri kontrol edildikten sonra bir engel yok ise hastanın duş almasına izin verilir. Ameliyat sonrası uygulanan özel sutyen 6-8 hafta kullanılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Fiyatı Ne Kadardır?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meme dikleştirme ameliyatı ile ilgili merak edilenlerin başında “Meme dikleştirme ameliyatı ne kadardır” sorusu gelmektedir. Yapılan işleme, ihtiyacınız olan tedavi biçimine, sağlık durumunuzdan dolayı hastanede alacağınız müdahaleler meme dikleştirme ameliyatının fiyatında değişikliklere neden olabilir. Aynı zamanda hastanenin ve meme dikleştirme ameliyatını gerçekleştiren estetik cerrahın fiyat politikası da önemlidir. Memorial Ataşehir Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Bölümü İzmir, İstanbul, Bursa, Ankara. Konya, Trabzon gibi birçok şehirden hasta kabul etmektedir.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Koronavirüse karşı dikkat edilmesi gereken 5 altın kural]]>https://www.haberanaliz.net/haber/koronaviruse-karsi-dikkat-edilmesi-gereken-5-altin-kural-11540f2100e10-9f9b-4307-81bc-8684f5d28a362020-09-13T14:56:00+03:00HABER MERKEZİ Koronavirüse karşı dikkat edilmesi gereken 5 altın kural

Koronavirüse karşı dikkat edilmesi gereken 5 altın kural

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<h2><span style="font-size:18px"><strong>1- Kapalı ortamlarda maskesiz olmayın!</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Koronavirüs hasta bireylerden gelen damlacık enfeksiyonu ile çevreye yayılmaktadır. Özellikle öksürme ve hapşırma esnasında risk artmaktadır. Konuşma sırasında da etrafa mikro zerrecikler halinde salgılar yayılabilir. Bu mikro zerreciklerin yoğunluğu zamanla azalsa da, önemli bir süre havada asılı olarak kalabilmektedir. Enfekte olmuş havanın sağlıklı bireyler tarafından solunmasıyla virüsün&nbsp;burun ve ağız yoluyla kişilere ulaşması kolaylaşmaktadır. Bu risk özellikle kapalı mekanlarda çok daha yüksektir. Açık alanda havaya yayılan zerrecikler küçük esintilerin yardımıyla hızla dağılabilecek iken, kapalı mekanlarda saatlerce havada asılı kalabilir.&nbsp;Bu nedenle maskenin önemi kapalı ortamlarda daha çok ortaya çıkmaktadır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>2- Fiziksel mesafe olmazsa olmaz...</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Kapalı ortamlarda hasta kişiler aksırıp öksürdüklerinde enfeksiyonu 3-5 metre uzağa yayabilmektedir. Mesafe uzadıkça havadaki virüs yoğunluğu&nbsp;azalır. Bu açıdan fiziksel mesafenin de önemi ortaya çıkmaktadır. Pek çok insan hastalığı kendisinde hiç bir belirti görülmeden başkalarına geçirebilmektedir. Hatta daha önemlisi henüz belirtilerin ortaya çıkmadığı ilk günlerde hasta kişilerden virüsün etrafa saçıldığı&nbsp;gösterilmiştir. Bu nedenle kişilerin o an Covid-19 virüsü taşıyıp taşımadığından emin olmak mümkün olmamaktadır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>3- Maske ağzınızı ve burnunuzu kapatmalı</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Hastalığın havadan damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşması ne kadar kolay olsa da, bundan korunmak da o kadar pratiktir. Maske kullanımı&nbsp;özellikle hasta kişilerdeki salgıların etrafa yayılmasını önlemek için çok önemlidir. Hangi tip maske olursa olsun usulüne uygun, ağız ve burnun kapatıldığı şekilde kullanılmalıdır. Bu sayede maske takan bir kişi; başkalarının aksırma, öksürme ve konuşması sırasında etrafa&nbsp;mikro zerrecikler halinde yayılan salgılardan büyük oranda korunabilir. Etrafta kimsenin olmadığı açık hava bir ortamda pratik olarak maske takılmayabilir. Ancak kapalı ortamlarda, özellikle fiziksel mesafenin kontrol edilmesinin güç olduğu kalabalık&nbsp;yerlerde herkesin maske kullanması hayati derecede önemlidir.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>4- Maskenizdeki hava geçirgenliğini test edin</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Piyasadaki maskelerin bir bölümü el yapımı, değişik kumaşlardan üretilmiş, yıkanabilir, tekrar tekrar kullanılabilen maskelerdir. Maskede hava geçirgenliği ne kadar düşükse, koruyuculuğu o kadar&nbsp;yüksektir. Maske takılıyken üflendiğinde, maskenin önüne tutulan bir mumun ya da çakmağın alevi sönüyorsa genel olarak koruyuculuğu çok azdır. Yani iyi bir maskenin içinde geçebilen hava miktarı oldukça azaltılmış olmalıdır. Takılan maske muhtemel hasta olan kişideki mikro&nbsp;salgıların ortama yayılmasını kontrol etmek içindir. Yani maske takan kişi çevresindeki kişileri de korumuş olur.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>5- Hasta olanlar ve yakınları için özel maske kullanılmalı</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Maskelerin de çeşitleri bulunmaktadır.&nbsp; Sıklıkla üç katlı cerrahi maskeler kullanılmaktadır, profesyonel ekiplerin takması gereken maskeler de farklılık göstermektedir. Sağlık kuruluşlarında hasta olma&nbsp;ihtimali çok yüksek olan kişilerin veya Covid-19 tanısı konulmuş bireylerin tedavisiyle ilgilenen sağlık personelinin ve hasta yakınlarının kullanması gereken özel amaçlı maskeler de vardır. Bu tip maskelerin koruma oranları filtre geçirgenliğine göre değişir. Genel&nbsp;olarak N95 olarak adlandırılan bu tip maskeler, koronavirüs için %80-90 koruma sağlayan FFP1 maskeler, %90-95 koruma sağlayan FFP2 maskeler ve %97-99 koruma sağlayan FFP3 maskeler olarak gruplanır.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Kolon kanserinde 8 risk faktörüne dikkat]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kolon-kanserinde-8-risk-faktorune-dikkat-1153993ee9a24-eec6-4086-b097-88057128cbe02020-09-13T14:53:00+03:00HABER MERKEZİ Kolon kanserinde 8 risk faktörüne dikkat

Kolon kanserinde 8 risk faktörüne dikkat

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kolon kanseri, kalın bağırsak ve bu bağırsağın son 15 cm’lik kısmı olan rektumdan kaynaklanan kanserler olarak tanımlanmaktadır. Kalın bağırsak kanserlerine zemin hazırlayan pek çok risk faktörü bulunmaktadır. Kalın bağırsak ve rektum kanseri farklı yaşlarda da ortaya çıkabilmesine rağmen, 50 yaş sonrasında risk artmaktadır. Hastaların %90’ından fazlası 50 yaşın üzerinde olan kişilerdir. Bu dönemden sonra risk, her 10 yılda ikiye katlanır. Her kanserde olduğu gibi kolon kanserlerinde de erken evrede teşhis hayat kurtarıcıdır. Başlangıç evresinde teşhis edilen kolon kanserlerinde yaşam kalitesi ve süresi oldukça artmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yanlış beslenme kolon kanserine davetiye çıkarıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">50 yaş üzerinde olmanın yanında kolon kanserinin risk faktörleri şöyle sıralanabilir:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>1.Ailesel geçiş:</strong>&nbsp; Hastaların yüzde 20’sinde genetik geçiş söz konusudur ancak geri kalan yüzde 80 hastada aile hikayesi bulunmamaktadır. Ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) ve /veya kendisinde; aşağıdaki hastalıkların olması riski artırmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2.Kalın bağırsak kanseri ya da kalın bağırsakta polip öyküsü</strong>: Bu tür hastalıkların daha önceden var olması kolon kanseri riskini artırır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>3.Ülseratif kolit ya da Crohn hastalığı:</strong>8-10yıldan fazla süre ile hasta olanlarda risk yükselmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4.Yanlış beslenme:</strong>&nbsp;Hayvansal yağlar, düşük lifli gıda alımı kolon kanserine davetiye çıkarır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>5.Vitamin eksikliği:</strong>Yeteri kadar vitamin alamama da kolon kanserinde riski artırır</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>6.Obezite:</strong>&nbsp;Obezite kolon ve rektum kanseri riskini arttırdığı gibi aynı zamanda kadınlarda meme ve erkeklerde prostat kanseri riskini de artırdığı gösterilmiştir. Dolayısıyla kanserden korunmak için obezite ile de etkin olarak mücadele edilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>7.Sigara ve alkol alışkanlığı:</strong>&nbsp;Sigara ve alkol kullanımı kolon kanseriyle birlikte pek çok hastalığa da davetiye çıkarır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>8.Sedanter yaşam:</strong>&nbsp;Kolon kanseriyle birlikte birçok hastalığın önlenmesinde düzenli egzersizin rolü büyüktür.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kilo kaybı ve kansızlığa dikkat!</strong><br />Kişinin vücudundaki sinyalleri takip etmesi, kolon kanserlerinin erken teşhisi açısından çok önemlidir. Makattan kanama olması en sık görülen kolon kanseri belirtisidir. Diğer bulgular şöyle maddelenebilir:</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik</span></li><li><span style="font-size:18px">Karın ağrısı</span></li><li><span style="font-size:18px">Kilo kaybı</span></li><li><span style="font-size:18px">Kansızlık</span></li><li><span style="font-size:18px">Soluk renk</span></li><li><span style="font-size:18px">Şişkinlik</span></li></ul><p><span style="font-size:18px"><strong>Kansızlık en önemli belirti</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kolon kanserinde kalın bağırsağın makat bölgesine yakın olan 15 cm’lik kısımdan gelen kanama en önemli belirtilerdendir. Ancak kalın bağırsağın ince bağırsağa yakın olan başlangıç kısmından kaynaklanan kolon kanserleri, makattan daha çok gizli kanama ile kan kaybına yol açar ve kansızlık ile kendini gösterir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2 cm’in üzerindeki polipler kansere dönüşebilir</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Polipler, kalın bağırsağın içinden kaynaklanan et beni şeklinde başlayıp daha sonra büyüyerek kansere dönüşen yapılardır. Bunlar kolon kanserlerinin öncüsü olarak kabul edilir. 2 cm’in altındaki poliplerin kansere dönüşme riski az iken, boyutu 2 cm’i geçen poliplerin kansere dönüşme riski çok yüksektir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Taramada altın standart kolonoskopi</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kolon kanseri taramasında altın standart yöntem kolonskopidir. Kolonoskopi ucunda ışık ve küçük bir kam