Haberanalizhttps://www.haberanaliz.net GAZETEMİZ SUYA SABUNA DOKUNUR, BİR SOLUKTA OKUNUR... tr2022-01-26T08:27:28+03:00<![CDATA[TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/toplumsal-cinsiyet-esitligi-komisyonu-kurulmasi-icin-kanun-teklifi-155465628debb-c5f2-4df0-b05f-a92f52f44bee2022-01-25T14:58:00+03:00HABER MERKEZİ TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Belediye hizmetlerine eşit düzeyde erişim sağlanması, büyükşehir bütçelerinintoplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme esas alınarak yapılması, yönetim kademelerinde kadınlarıntemsiliyetinin artması, kadın dostu belediyecilik anlayışı ile belediyelerinin vatandaşlara sunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi fırsatlardan kentte yaşayan herkesin&nbsp;eşit&nbsp;biçimde yararlanabilmesi için büyükşehir belediye meclislerinin ihtisas komisyonları arasına “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonunun’’ eklenmesi gerektiğini söyleyen CHP’li Şahin TBMM’ye sunduğu kanun teklifinin gerekçesinde, ‘‘<strong><em>Toplumsal cinsiyet, biyolojik farklılıkların ötesinde kadına ve erkeğe toplum tarafından yüklenen rol ve sorumlulukları ifade etmede kullanılan bir kavramdır. Kadın ve erkeğin toplumsal ilişkiler içerisinde eşit olmayan şartlarda yaşamlarını devam ettirmeleri toplumsal cinsiyet eşitliğini gündeme getirmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın ve erkeğin toplumda imkanlardan eşit şekilde yararlanmaları ve eşit haklara sahip olmaları anlamına gelmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, sadece bazı alanlarda sağlanmasının yetersiz kalacağı görüşünden hareketle bütün plan ve programlara dahil edilmesinin gerekliliği artık dünya genelinde kabul edilen bir gerçektir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınlar ile erkeklerin toplumdaki imkanlardan eşit şekilde yararlanmaları, hakların kullanımında cinsiyetlerinden ötürü bireylerin farklı muameleler görmemeleri ve hayatın her alanında fiili eşitliğin sağlanmalıdır</em>.</strong>’’ ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘TOPLUMSAL EŞİTLİĞİ İÇSELLEŞTİREN BİR KÜLTÜR YARATMALIYIZ’</strong><br />Büyükşehir Belediyelerinde kurulması zorunlu olan imar ve bayındırlık komisyonu, plan ve bütçe komisyonu, eğitim, kültür, gençlik ve spor, ulaşımkomisyonların arasına “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu” eklenerek ve toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonunun kurulmasının zorunlu olmasını isteyen Suzan Şahin, ‘‘<strong><em>Toplumsal eşitlik, toplum içerisindeki tüm insanların eşit haklara ve toplumsal hizmetlere eşit erişime sahip olmalarıdır.Söz konusu yükümlülükleri yerine getirme konusunda yerel yönetimlerin toplumsal eşitliği sağlamaya yönelik çeşitli mekanizmalar işletmesi mümkündür. Yerel yönetimlerin toplumsal eşitliği içselleştiren bir yerel ve kurumsal kültürü üretmesi, sürdürülebilir kılması ve uygulanabilir hale getirmesi her geçen gün daha gerekli hale gelmektedir. Toplumcu ve eşitlikçi politika ve yaklaşımlarlatoplumsal eşitlik biriminin oluşturulmasıgerekmektedir. Böylece belediyelerin kurumsal gelişimini toplumsal eşitlik politikalarıyla olgunlaştırabilmeleri mümkün olacaktır. Anayasanın eşitlik ilkesi gereği zorunlu olmasını istediğimiz “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu” belediyelerin diğer birimleri ile koordineli olarak çalışarak, toplumsal eşitlik alanında izleme, değerlendirme, raporlama, araştırma, rehberlik ve danışmanlık faaliyetlerinde bulunabilir, böylece<strong>kadınların kentte ve yönetimde söz sahibi olabilir.</strong></em><strong>’’ dedi.</strong></strong><br />Temiz suya erişim, sağlıklı ve güvenli sokaklar, ucuz konut, yaygın ve ucuz toplu ulaşım gibi gündelik hayatı kolaylaştıran, iyileştiren ve yaşam kalitesini yükselten kararların birçoğu yerel düzeyde ve yerel organlarla alınan kararlar ve yapılan uygulamalarla hayata geçirildiğinin altını çizen CHP Hatay Milletvekili ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Üyesi Suzan Şahin, ‘‘<strong><em>Bu kanun teklifine iktidar, muhalefet tüm milletvekillerinin destek vermesini ümit ediyorum.Bu kararla uygulamalarda toplumsal cinsiyet eşitliği bakışı ile hareket edilmesi, kadınların siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda haklarını kullanma, fırsat ve kaynaklara erişim ve hizmetlerden yararlanma açısından fiilen eşitliği sağlayacaktır. Bu nedenle TBMM’ye sunduğum kanun teklifim ile fiili eşitliğin sağlanması açısından önemli bir başlangıç olarak büyükşehir belediyelerinde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu” kurulması zorunlu tutulacak</em></strong>.’’ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadın-Erkek eşitliğinin herkes için temel bir hak ve demokrasi için gerekli bir değer niteliğinde olduğunun altını çizen Suzan Şahin, bu hakkın hayata geçirilmesi için kanunen tanınmasının yanı sıra yaşamın her alanında etkili uygulanmasına ihtiyaç olduğunu belirterek kanun teklifinin mecliste kabul edilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[OYA ERSOY: Bir emekli, aylık 2.500 TL ile evini geçindirebilir mi?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/oya-ersoy-bir-emekli-aylik-2500-tl-ile-evini-gecindirebilir-mi-15545c189b6b8-9819-410a-b22c-331a11a9d5462022-01-25T14:54:00+03:00HABER MERKEZİ OYA ERSOY: Bir emekli, aylık 2.500 TL ile evini geçindirebilir mi?

OYA ERSOY: Bir emekli, aylık 2.500 TL ile evini geçindirebilir mi?

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın <strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik BakanıVedat Bilgin</strong>tarafından Anayasa’nın 98’inci ve TBMM iç tüzüğünün 96 ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 25.01.2022</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Oya ERSOY</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İstanbul Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Enflasyon artışı ve hayat pahalılığı karşısında geçim sıkıntısı yaşayan 13,5 milyon emeklinin, hayatlarını idam ettirmekte yaşadıkları zorluklar hemen hemen her gün basına yansımaktadır. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'nun yaptığı araştırma da açlık sınırı ocakta bir önceki aya göre 272 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 572 lira ve yoksulluk sınırı da bin 415 lira artmıştır. Geçen yıl ocak ayına göre ise açlık sınırı bin 657 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 2 bin 496 lira artmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunun yanı sıra 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı ocak ayında 4 bin 924 TL'ye yoksulluk sınırı ise 15 bin TL'nin üzerine çıkmıştır. Artan yoksulluk ve açlık sınırı yurttaşların alım gücünü düşürürken emekli yurttaşları daha bir derinden etkilemiştir. Artan gıda fiyatları, elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemeyen emekliler alyanslarını dahi satmışlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) sosyal güvenlik raporuna göre, emeklisi en fakir birkaç ülkeden biri Türkiye Örneğin, Uganda’da ortalama emekli maaşı ülkenin yoksulluk sınırının yüzde 43.5’ine karşılık gelirken, Mozambik’te bu oran yüzde 32.7. Türkiye’de ise 21.7’dir. Bu oran Türkiye’nin ILO’nun emekliler için fakirlik göstergesi olarak belirlediği yüzde 50'lik sınırın çok altında kaldığını gösteriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Son bir yıllık dönemde;</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">Süt ve ürünlerinde 377 liralık artış olmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">Meyve için harcanması gereken para geçen yılın aynı ayına göre ise 83 lira artarak 342 liraya çıktı. Sebze harcamasının parasal tutarı da ocakta önceki aya göre 145 lira arttı. Sebze için ödenmesi gereken para geçen yılın sonuna göre ise 157 lira artarak 512 lira olmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">Ocakta 755 liraya yükselen ekmek, un ve makarna için yapılması gereken harcama son bir ayda 48 lira, son bir yıllık dönemde ise 301 lira artmıştır.</span></li><li><span style="font-size:18px">&nbsp;Pirinç ve bulgur harcamaları Ocakta 22 lira son bir yılda ise 41 lira artarak 128 lira olmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">Sıvı yağ ve margarin yıllık olarak 47 lira artarak 114 liraya yükselmiştir.</span></li><li><span style="font-size:18px">Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da Ocakta 33 lira azalarak 252 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 27 lira daha artarak 103 liraya çıkmıştır.</span></li></ul><p><span style="font-size:18px">Artan fiyatlar ortadayken 1500 lira olan en düşük emekli maaşı 2 bin 500 liraya yükseltilmiştir. Emeklilere verilen bu artış yukarıda sayılan hiçbir gıda ürününe erişimi sağlayamamakta ve adeta emekli olan yurttaşlar açlık sınırının altında yaşam mücadelesi ile baş başa bırakılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu bağlamda;</span></p><p><span style="font-size:18px">1.Asgari ücretin altında emekli maaşı alan, emekli sayısı kaçtır?</span></p><p><span style="font-size:18px">2.Bankadan kredi çeken emekli sayısı kaçtır? Bankakredi borçlarını ödeyemeyen ve icralık olan emekli sayısı kaçtır?</span></p><p><span style="font-size:18px">3.Bakanlık olarak emekli aylıklarının asgari ücret tutarına yükseltilmesi için bir çalışmanız olacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">4.Ülkede gıdadan, elektriğe, ısınmadan ulaşıma kadar birçok kalemde fiyat artışları yaşanırken emeklilerin maaşlarının 2,500 TL olması bu ihtiyaçları karşılayabilecek midir? Bakanlık olarak emeklilere ek zam yapılması konusunda bir çalışmanız olacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">5.Bir emekli aylık 2.500 TL ile evini geçindirebilir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">6.Türkiye’nin ILO’nun emekliler için fakirlik göstergesi olarak belirlediği yüzde 50'lik sınırın çok altında kalması konusunda bir açıklamanız olacak mıdır? Bu durumun tersine çevrilmesi noktasında bir çalışmanız var mıdır?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Balıkesir Gastronomi Şehri olacak]]>https://www.haberanaliz.net/haber/balikesir-gastronomi-sehri-olacak-1554486fa3608-4f76-4911-8122-32f4ebe9afdc2022-01-25T14:51:00+03:00HABER MERKEZİ Balıkesir Gastronomi Şehri olacak

Balıkesir Gastronomi Şehri olacak

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Balıkesir Büyükşehir Belediyesi; şehrin yöresel ürünlerinin tanınırlığının sağlanarak ekonomik getirilerinin artırılması, yerel üretimin ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi ile turizme katkıda bulunmak amacıyla, şehre özgü özellik taşıyan ürünlere sahip çıkmaya devam ediyor. Coğrafi yapısı, verimli ovaları ve iklimiyle birçok ürünün yetiştiği Balıkesir’in gastronomi değerlerinin ön plana çıkması ve gastronomi şehri olması konusunda birçok faaliyet gerçekleştiren Başkan Yücel Yılmaz’ın talimatıyla, bu ürünlerin; kalitesi, gelenekselliği, yöreden elde edilen hammaddesinin korunmasının sağlanması için Coğrafi İşaret başvuruları yapılıyor. Toplam 14 Coğrafi İşareti’nin 10’u gıda ürünü olan Balıkesir’in; Edremit, Burhaniye ve Ayvalık Zeytinyağları, Edremit Yeşil Çizik Zeytini, Balıkesir Höşmerim Tatlısı, Balıkesir Kuzu Eti, Manyas Kelle Peyniri, Susurluk Ayranı, Susurluk Tostu, Kapıdağ Mor Soğanı, Balıkesir Pullusu, Gönen İğne Oyası, Yağcıbedir Halısı ile Marmara Mermeri ürünlerinde Coğrafi İşaret bulunuyor. Bunlara her geçen gün bir yenisini ekleme gayretiyle çalışan Büyükşehir; Bükdere Küflü Deri Katık Peyniri ile Manda Kaymağının ardından Savaştepe Seferberlik Çöreği için de işlemlerini tamamlayarak Türk Patent ve Marka Kurumuna, Coğrafi İşaret Tescil Belgesi başvurusunu gerçekleştirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SAVAŞTEPE SEFERBERLİK ÇÖREĞİ İÇİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞVURU YAPILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İlk defa Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’na katılan askerlere besleyici, lezzetli ve dayanıklı gıda sağlamak amacıyla Savaştepe’nin Sarıbeyler Mahallesi’nde yaşayan kadınlar tarafından üretilen çörek; un, yoğurt, zeytinyağı, şeker ve mayayla hazırlanıyor. Maya un ile yoğrularak yuvarlak şekil veriliyor ve yıkanmış susama bulanarak odun ateşinde pişiriliyor. Pideden daha ince olan ekmekler dayanıklılığı artsın diye iplere geçirilerek serin bir yerde kurutulup 2-3 ay saklanabiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4 GIDA ÜRÜNÜ İÇİN DE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞVURU HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı 4 gıda ürünün daha Coğrafi İşaret başvurusunu yapmak için hazırlıklarını başlattı. Bu kapsamda; Ayvalık Kirli Hanım Peyniri, Balya Tereyağı, Balıkesir Kaymaklısı ile pideli paça için de başvuru hazırlıkları sürüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;‘GASTRONOMİ ŞEHRİ BALIKESİR’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir Üniversitesi, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Balıkesir Ticaret Odası, Balıkesir Ticaret Borsası ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı’nın iş birliğinde yürütülen “Gastronomi Şehri Balıkesir” projesine de katkı sağlayacak olan Coğrafi İşaret başvuruları ile şehrin gastronomi değerleri markalaşacak.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Şevkin: Türkiye, enerji tehdidine boyun eğiyor!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sevkin-turkiye-enerji-tehdidine-boyun-egiyor-1554343270bde-1710-470d-98c4-0b0bde6b4e6d2022-01-25T14:48:00+03:00HABER MERKEZİ Şevkin: Türkiye, enerji tehdidine boyun eğiyor!

Şevkin: Türkiye, enerji tehdidine boyun eğiyor!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM&nbsp;<em>Sanayi</em>, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’nin&nbsp;dünyanın sayılı jeotermal kaynak zenginliğine sahip ülkelerinden biri olmasına rağmen bu kaynaklardan yeterince yararlanamadığını bildirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ‘sıfır emisyon’ hedefli bir çalışmasına, yol haritasına tanık olunmadığını dile getiren Dr. Şevkin, Türkiye’nin yerli, yenilenebilir, temiz ve enerji verimliliğinde ciddi çalışmalar yapmak zorunda olduğundan hareketle meclis araştırma komisyonu kurulması için TBMM Başkanlığı’na önerge sundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bakanlık performans programında fosil yakıta dayalı kurulu gücün artacağını belirtirken diğer yandan emisyonu azaltacağını iddia ettiğini, bu çelişkinin Türkiye’yi yeni açmazlara sürüklediğini dile getiren Dr. Şevkin,&nbsp;ruhsat hukuku dâhil olmak üzere, uygulamada bir çok eksiklik göze çarptığını, Aydın, Manisa, Denizli, Çanakkale gibi jeotermal kaynak bakımından zengin olan bir çok kentte halk ile yatırımcıları karşı karşıya getiren, yoğun tartışmalara neden olan çok sayıda sorun bulunmasına rağmen bu sorunların görmezden gelindiğini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktidar tarafından şekli düzenlemelerle meşgul edildiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AŞIRI KÂR HIRSI HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bulunduğu jeolojik ortamın jeodinamik yapısına bağlı olarak gelişen jeotermal kaynakların aranması, araştırılması, bulunması, çevreye duyarlı bir şekilde işletilmesi, reenjeksiyonu, kaynağın korunması ve geliştirilmesi ile jeotermal kaynak içeren rezervuarların niteliği ve kapasitesi bilinmeden, statik maden kaynaklarında olduğu gibi tespih tanesi gibi ruhsat verilmesinin, bu kaynakların ekonomik olarak işletilmesini engellediği gibi, üretim- enjeksiyon- reenjeksiyon süreçlerinin doğru bir şekilde yönetilememesi nedeniyle, çok sayıda jeotermal kaynak sahasında soğuma, üretim kapasitesinin düşümü, yer altı suyu seviye düşümü gibi çok sayıda teknik sorunun yaşanmasına neden olunduğunu dile getiren Dr. Şevkin, araştırma önergesinin gerekçesinde yapılan yanlışlara yer verirken çözüm önerilerini de sıraladı.<br />CHP’li Dr. Şevkin, ülke kaynaklarının yanlış ruhsat hukuku ve işletme nedeniyle hızla tüketildiğini,&nbsp; Aydın, Manisa ve Denizli'de jeotermal kaynak işletmesi esnasında yer altından çıkan karbondioksit gazı ile ağır metal içeren su buharı ve diğer gazların halk sağlığı üzerindeki etkileri araştırılmadan tesislerin işletmeye açılmasının göstermelik olarak hazırlanan ÇED raporları, aşırı kâr hırsı nedeniyle işletmelerin üretim zorlaması nedeniyle bölgede yaşayan halkın sağlığının tehlikeye atıldığını kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PARİS İKLİM ANLAŞMASI VE İKLİM İKLİM KRİZİ…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerinde hassasiyetle durdukları Paris İklim Anlaşması'nın mecliste kabul edilmesini tarihi bir adım olarak gördüklerini, çünkü Paris İklim Anlaşması’nın dünyanın, iklim değişikliğiyle ilgili mücadelede en önemli birlikteliği olarak bilindiğini ifade eden Dr. Şevkin, “Bugüne kadar 191 ülkenin taraf olduğu Anlaşma; küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmayı, mümkünse 1,5 derecenin altında tutmayı ve bu doğrultuda, yüzyılın ortasına kadar sera gazı emisyonlarının sıfırlanması için ülkelerin ortak çalışmasını teşvik ediyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”nin hazırlandığını, bu beyannamenin 10'uncu maddesinde, “Gelecek nesiller için ekosistem hakkı korunacaktır” denildiğini dile getiren Dr. Şevkin, “İlk hedefimiz bu hakkın sürdürülebilirlik adına, yaşam hakkı adına, doğanın, çevrenin, ormanın talan edilmesinin önünü almak adına çağrı beyannamemizdeki bu maddeyi Anayasal güvence altına almaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Paris İklim Anlaşması’nın en önemli noktası enerji konusudur. Emisyonun yüzde 70’inden fazlası enerjiden kaynaklanmaktadır. Bu anlaşmayla enerji, ulaşım ve ekonominin tüm katmanlarında bir dönüşüm yaşanacaktır. Bu dönüşüm ana ekseni düşük karbonlu ekonomiye geçiş olacaktır. Türkiye’nin bu gerçeklikle birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi, kaynakları doğru kullanması da son derece önem taşımaktadır” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YEŞİL KALKINMA DEVRİMİ Mİ KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRAL Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İktidarın ‘Yeşil Kalkınma Devrimi’ başlığıyla açıkladığı ve müjde olarak lanse ettiği bazı girişimlere karşı tereddüt yaşandığını kaydeden Dr. Müzeyyen Şevkin, “Çünkü iktidarın yurdun dört bir yanını kömürlü termik santralleriyle donattığını biliyoruz. Müjde açıklamasının altında ne yazık ki yenilenebilir enerji kaynağı olarak nükleer enerjinin de gösterilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Doğal enerji kaynaklarını içselleştirecek ve bu yönde kararlı, emin adımlar atacak Türkiye’nin, enerjide dışa bağımlılığını asgari düzeye indirgeyebileceğini aktaran Dr. Şevkin, araştırma önergesinin gerekçesinde ayrıca şu görüşlere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Türkiye’nin enerji ithal ettiği ve zaman zaman gerilim yaşadığı bazı ülkelerin enerji tehdidine boyun eğdiğini de üzülerek belirtmemiz gerekiyor. Türkiye’de ‘Yenilenebilir Enerji Kanunu’ 2005 yılında yürürlüğe girdi. Ne yazık ki 16 yıldan bu yana sadece 7 bini güneş, 10 bini rüzgâr olmak üzere toplam 17 bin megavatlık enerji üretildi. Türkiye, bu hızla giderse maalesef emisyon hedefine ulaşamayacak. Yılda bin megavat dahi üretim gerçekleştiremeyen Türkiye’nin yenilenebilir enerjide yaya kalacağı gün gibi ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye, 2020 yılında hem rüzgâr hem güneş toplamda elektrik üretim talebinin sadece yüzde 12'sini karşılayabilmiştir. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde de en büyük katkıyı yüzde 26 oranıyla hidroelektrik almış fakat 2021'de hidroelektrik yüzde 40 iken gelinen kuraklıklarla bu oran yüzde 19'lara düşmüştür. Bu düşüş hızla devam etmektedir. Tüm bunlar iklim krizine neden olmaktadır. Son yayınlanan emisyon envanterine göre elektrik üretiminden kaynaklanan emisyonlar 139 milyon tona ulaşmıştır. 2030 yılında bu oranın 200 milyon tonu bulacağı tahmin edilmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde ve maalesef ülkemizde son yıllarda sıkça yaşanan felaketlerin büyük bölümü iklim değişikliğinden kaynaklanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YOL HARİTASI YOK!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ‘sıfır emisyon’ hedefli bir çalışmasına, yol haritasına tanık değiliz. Tam aksine bakanlık performans programında fosil yakıta dayalı kurulu gücün artacağını belirtirken diğer yandan emisyonu azaltacağını iddia etmektedir. Bu çelişki Türkiye’yi yeni açmazlara sürüklemektedir. Tüm bu nedenlerle Türkiye’nin yerli, yenilenebilir, temiz ve enerji verimliliğinde ciddi çalışmalar yapmak zorunda olduğundan hareketle Anayasa’nın 98 ve içtüzüğümüzün 104 ve 105. Maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.<strong>”</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[3 GÜNLÜK ELEKTRİK KESİNTİSİ TBMM GÜNDEMİNDE]]>https://www.haberanaliz.net/haber/3-gunluk-elektrik-kesintisi-tbmm-gundeminde-15542e540886f-40d4-4e47-aa74-7a771f91cdb72022-01-25T14:45:00+03:00HABER MERKEZİ 3 GÜNLÜK ELEKTRİK KESİNTİSİ TBMM GÜNDEMİNDE

3 GÜNLÜK ELEKTRİK KESİNTİSİ TBMM GÜNDEMİNDE

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 3 günlük elektrik kesintisi sorununu TBMM gündemine taşıdı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM’ye soru önergesi sundu. Sanayi bölgelerinde 3 günlük kesintinin telafisi zor sonuçlar yaratacağına dikkat çeken Gülizar Biçer Karaca, “İran’dan gelen doğalgazın kesintiye uğraması ile birlikte enerjide bir “B” planı olmayan Türkiye, enerji alanında ciddi sıkıntıya girmiştir.” diyen Gülizar Biçer Karaca, kesintinin üretimi sekteye uğratmasının ve sanayiciyi zarara sokmasının yanısıra, ilerleyen süreçte 3 günlük kaybın/zararın tüketiciye yansıyacağına dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DEPOLAMA ALANLARI BOŞ MU?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Enerji Bakanı Fatih Dönmez’e “Silivri ve Tuz Gölü gibi Türkiye genelindeki depolama alanlarında Türkiye’nin ihtiyacı kadar depolama yapılmış mıdır? Yapılmadıysa bunun sebebi nedir? Türkiye genelindeki depolama alanlarının toplam yüzde kaçı doludur? Zarara uğraması kaçınılmaz olan sanayiciler açısından yaşanan bu kesintinin zararlarını en aza indirmek için yürütmekte olduğunuz bir çalışma veya uygulamaya geçireceğiniz bir eylem planı var mıdır?” sorularını yönelten Gülizar Biçer Karaca’nın sanayicileri olduğu kadar tüketicileri de yakından ilgilendiren cevap bekleyen soruları:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YANIT BEKLEYEN SORULAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">24.01.2022 tarihi itibarıyla sanayi bölgelerine uygulanan elektrik kesintisinin toplam maliyeti ne olacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Sanayi bölgelerine uygulanan elektrik kesintisinden toplam kaç sanayici etkilenecektir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Zarara uğraması kaçınılmaz olan sanayiciler açısından yaşanan bu kesintinin zararlarını en aza indirmek için yürütmekte olduğunuz bir çalışma veya uygulamaya geçireceğiniz bir eylem planı var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Sanayi bölgelerine uygulanan kesinti sonucu oluşacak zarar ve kaybın ilerleyen süreçte son tüketiciye yansımaması için önlem alınacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye’nin gelecek dönem/yıllarda da benzer sorunları yaşamaması için gerekli eylem planları belirlenecek midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Silivri ve Tuz Gölü gibi Türkiye genelindeki depolama alanlarında Türkiye’nin ihtiyacı kadar depolama yapılmış mıdır? Yapılmadıysa bunun sebebi nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu depolama alanlarındaki miktarı dışarıdan enerji ikmalinin olmadığı varsayıldığında Türkiye’nin kaç günlük enerji tüketimini karşılayacak düzeydedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">24.01.2022 itibarıyla Türkiye genelindeki depolama alanlarının toplam yüzde kaçı doludur?</span></p><p><span style="font-size:18px">Enerjide dışa bağımlı olan Türkiye’nin yaşadığı doğalgaz ve elektrik kesintisi ile birlikte yerli ve alternatif enerji kaynaklarına olan zorunlu ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Yerli ve dışarıdan alınan enerjilere alternatif olabilecek enerji kaynaklarına yönelik bir çalışmanız ya da projeniz var mıdır? Var ise bu çalışma ve projelerin detayları nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının önünde bürokratik engellerin kaldırılarak; bu enerjilerin kullanımının teşvik edilmesine yönelik yeni düzenleme yapılacak mıdır?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gürer: Rafta gıda ürünleri aşırı artış neden?Araştıralım”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-rafta-gida-urunleri-asiri-artis-nedenarastiralim-155410d176af2-ecb1-48da-b80b-1e2cc165a8e02022-01-25T14:42:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: Rafta gıda ürünleri aşırı artış neden?Araştıralım”

Gürer: Rafta gıda ürünleri aşırı artış neden?Araştıralım”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Meclis Araştırma Önergesi’nde, ülkemizde gıda ürünlerinin her geçen gün yükseldiğine dikkat çeken&nbsp;Gürer, bunun nedeninin kuraklık ve döviz kurlarındaki dalgalanmalara bağlansa da asil nedenin gıda ve tarımda yürütülen yanlış politikalar olduğunu belirtti.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER’DEN MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, temel tüketim ürünleri ve genel anlamda gıda ürünlerindeki fiyat artışlarının ve nedenlerinin çok yönlü incelenmesi ve soruna yönelik gerçekçi çözümlerin üretilmesi&nbsp;için Meclis Araştırma Önergesi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TEK NEDEN KURAKLIK OLAMAZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, ülkemizde gıda fiyatlarının her geçen gün yükseldiğine işaret ederek, “&nbsp;Sebze meyveden tahıla kadar birçok üründe dünya genelindeki fiyat artışının temel sebebi küresel ısınma kaynaklı iklim değişikliğinin olumsuz getirileri olan aşırı sıcaklık, kuraklık, sel ve dolu gibi doğal doğa olayları gibi görünse de, tarım ürünlerinde yüksek etiket fiyatlarını Türkiye özelinde tek başına iklim koşulları ile açıklamak mümkün değildir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İNSANLAR GIDAYA ERİŞİMDE ZORLANIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gıda fiyatlarındaki artışın tek bir nedeni olmadığını bilerek gıda ve tarımda yürütülen yanlış politikaların sonucunda gıda fiyatlarının bu denli yükseldiğini kabul ederek çözüm odaklı yeni tarım ve gıda politikaları aranması gerektiğine vurgu yapan&nbsp; Ömer Fethi&nbsp;Gürer,&nbsp;her geçen gün daha fazla insanın&nbsp;gıdaya erişimde zorlandığına dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GİRDİ MALİYETLERİ ÇOK YÜKSEK&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik olarak yönetimin tek sorunun&nbsp;etiketlerin yüksek olması gibi hareket etmek yerine tarımla ilgili yapılan tüm yanlışları masaya yatırması ve çözüm odaklı projelerin üretilmesi&nbsp;gerektiğine değinen CHP Niğde Milletvekili&nbsp; Ömer Fethi&nbsp;Gürer, gıdadaki fiyat artışında en önemli faktörleri üreticinin yüksek girdi maliyetleri ve dış ticaret politikası ile mücadele gücünün&nbsp;kalmaması olduğunu belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YÜZDE 400 ARTIŞ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çiftçinin&nbsp;en çok kullandığı girdilerden biri olan tohum ve&nbsp;gübre &nbsp;fiyatının&nbsp;son bir yılda yüzde &nbsp;150 ila 400 oranında arttığını, mazotta ise ortalama yüzde 118 fiyat artışı yaşandığını&nbsp;buna karşın tarım ürünlerindeki tarla &nbsp;fiyat artışının yüzde 20-30 civarında kaldığını&nbsp;ifade eden&nbsp;Gürer, “Türkiye'de bir ithalat sarmalı oluştuğu hangi ürünün fiyatı artarsa hemen gümrük vergileri sıfırlanıyor, ürün ithal ediliyor. Böyle olunca ülke içinde o ürünün üretim oranı azalıyor ve fiyatlar yükseliyor. Fiyatlar yükselince tekrar ithalata başvuruluyor. Üretici bir anlamda ithalatla sınanıyor. Üretici daha ucuz ithal ürünle rekabet edemediği için üretimden vazgeçiyor. Dış alımlarda artan&nbsp;fiyat &nbsp;ile&nbsp;üretilenden yüksek fiyatla&nbsp;ithal girişi zamları tetikliyor” dişe konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TMO, İTHAL ÜRÜNE DAHA YÜKSEK FİYAT VERİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Toprak Mahsulleri Ofisinin her geçen gün adeta bir ithalat ofisine dönüştüğünü,&nbsp;ithal ürüne iç pazardan daha yüksek bedel ödendiğini göz önüne alınarak çiftçilerimize doğru destekler&nbsp;verilmesi gerektiğini anlatan&nbsp;CHP’li vekil Ömer Fethi&nbsp;Gürer, Meclis Araştırma Önergesinde şu ifadelere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“…Yaşanan bütün bu örnekler neticesinde zincir marketlerdeki etiketler neredeyse her gün değişiyor. Vatandaş olarak hemen her kesim gıda ürünlerindeki fiyat pahalılığından ve bu fiyat artışlarındaki denetim eksikliklerinden şikâyet etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar neden gösterilse dahi pek çok ürünün dövizle bağı olmamasına karşın fiyatlarının yine de yükseldiği görülmektedir…”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[YÜCEER: “ERGENE’DEKİ KİRLİLİK DAYANILMAZ BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yuceer-ergenedeki-kirlilik-dayanilmaz-boyutlara-ulasmistir-155407a23c6e7-c8da-4081-af3b-54212c0577f92022-01-25T14:37:00+03:00HABER MERKEZİ YÜCEER: “ERGENE’DEKİ KİRLİLİK DAYANILMAZ BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR”

YÜCEER: “ERGENE’DEKİ KİRLİLİK DAYANILMAZ BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Ergene Nehri’ndeki kirliliği Meclis gündemine taşıdı. CHP’li Yüceer, binlerce sanayi tesisinin yıllardır Ergene Nehri’ni kirlettiğini ve bu atıkların neden olduğu kirliliğin dayanılmaz boyutlara ulaştığını, bölgedeki canlı yaşamının Ergene Nehri’nin suyunda bulunan tehlikeli ağır materyallerden ciddi anlamda olumsuz etkilendiğini ve nehri besleyen bazı derelerdeki kirlilik nedeniyle yayılan kokuların vatandaşların evine kadar girdiğini vurguladı. Dr. Yüceer, Ergene Nehri’nde devam eden kirliliğin nedenlerinin, kirliliğin ulaştığı boyutun, kirliliğin Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj felaketine etkisinin belirlenmesi, nehrin ekolojik dengeye uygun bir biçimde temizlenmesi için&nbsp;Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne araştırma önergesi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“NEHİRDEN YAYILAN KOKU VATANDAŞIN EVİNE KADAR ULAŞTI!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ergene’deki kirliliğin dayanılmaz boyutlara ulaştığını belirten Yüceer, Meclis’e sunduğu araştırma önergesinde şunları kaydetti;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ergene Nehri 2000’li yılların başından itibaren planlanan çalışmalara rağmen giderek yoğunlaşarak maruz kaldığı sanayi atıkları ve evsel atıklarla kirlenmeye ve zehir saçmaya devam etmektedir. Ergene Nehri’nde çevre felaketinin geldiği nokta bölgedeki canlı yaşamını ciddi anlamda olumsuz yönde etkilemektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ergene Nehri’nin geçtiği bölgeler sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgeler olduğu gibi aynı zamanda tarım faaliyetlerinin de yoğun olarak sürdürüldüğü bir bölgedir. Ergene Havzası’nda 3409 sanayi tesisi bulunmaktadır. Bu sanayi tesisleri Ergene Nehri’ni ve nehri besleyen dereleri mütemadiyen kirletmeye devam etmektedir. Ergene Nehri’nin önemli kollarından Çorlu Deresi endüstriyel atıklar nedeniyle simsiyah akmaktadır. Çorlu Deresi’nin çevresinde oturan vatandaşlar çevreye ağır kokular yayan dere yüzünden zor durumda kalmaktadır. Dereden yayılan kokunun evlerinin içine kadar girdiğini ifade eden vatandaşlar ağır koku için acilen önlem alınmasını talep etmektedir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ERGENE NEHRİ’NİN KİRLİLİĞİ HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Sanayi atıklarının yanında zirai ilaçlama, gübreleme ve evsel atıkların da karıştığı Ergene Nehri kirliliği, halk sağlığı ve gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Nehrin kirliliğinin tarım üzerinde, tarım toprakları üzerinde olumsuz etkisi bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Ergene sularının içerisindeki tehlikeli ağır metaller olan kadminyum, kurşun, krom, çinko, siyanür, sülfat, bakır, demir, yağ, florür, fosfor gibi zehirli kimyasal maddeler geçtiği topraklar ve çevresine kanser ve ölüm tehdidi yaymaktadır.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“KANAL İSTANBUL DOĞA KATLİAMINI BÜYÜTECEK”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Ergene Nehri’nin kirlilikten kurtarılması için 2011 yılında hayata geçirilen Ergene Havzası Koruma Eylem Planı kapsamında Derin Deniz Deşarj Projesi’yle Kasım 2020’den itibaren nehrin kirliliğinin bir kısmı Marmara Denizi’ne verilmeye başlanmıştır. Akademik çevreler, Marmara Denizi’nde görülen müsilaj felaketinin önemli sebeplerinden birinin bu deşarjın başlaması olarak görmektedirler. Derin Deşarj Projesi Ergene Nehri’nin kirliliğine çare olmadığı gibi Marmara Denizi’nde oluşan müsilajın da önemli etkenlerinden biri haline gelmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer yandan İstanbul’un atık suyu da arıtılmadan Marmara Denizi’ne deşarj edilmektedir. Hükümet tarafından yapılacağı öne sürülen Kanal İstanbul ve Yenişehir Rezerv alanları ile milyonlarca kişinin daha İstanbul’a yerleşeceği öngörülmektedir. Bu durumda çok daha fazla atığın Marmara Denizi’ne döküleceği aşikardır. Bu durum Marmara Denizi’nde can çekişen doğanın çok daha ciddi zararlar görmesine neden olacaktır. “</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“DERİN DEŞARJ, MARMARA VE SAROS KÖRFEZİ’NDEKİ DOĞAL YAŞAMI TEHDİT EDİYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Ergene Nehri’nin kirliliğine ilişkin uzun yıllardır gerek parlamentoda gerek medyada gerekse sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan çağrılar görmezden gelinmiştir. Nehrin temizlenmesine yönelik her dönem hükümet yetkililerinden sözler alınsa da bu sözler bir türlü tutulmamıştır. Nehrin temizlenmesine yönelik sürekli göstermelik çalışmalar yapılmıştır. Öte yandan Trakya boyunca akan Ergene Nehri, Meriç Nehri ile buluşarak Saros Körfezi’nden Ege Denizi’ne dökülmektedir. Şayet önlem alınmaz ise önümüzdeki yıllarda Marmara Denizi’ni saran müsilaj felaketi gibi felaketlerin Saros Körfezi’nin başına gelmesi beklenmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uzun yıllardır Ergene Nehri’ni temizleyeceğini söyleyen birçok hükümet yetkilisi gelmiş geçmiş ancak değişmeyen şey Ergene’nin kirliliği olarak kalmıştır. Ergene Nehri’ndeki kirlilik, Ergene Havzası’nı, Marmara Denizi’ni ve milyonlarca insanın sağlığını hala tehdit etmektedir. Bu nedenle, Ergene Nehri’nde devam eden kirliliğin nedenlerinin, kirliliğin ulaştığı boyutun, kirliliğin Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj felaketine etkisinin belirlenmesi, nehrin ekolojik dengeye uygun bir biçimde temizlenmesi için gerekli araştırmaların yapılması amacıyla Anayasa’nın 98’inci maddesi ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Beko: Hep birlikte güzel bir aileyiz!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/beko-hep-birlikte-guzel-bir-aileyiz-155393ce7ac13-92f4-44b6-97c9-5f91e14b96a32022-01-25T14:34:00+03:00HABER MERKEZİ Beko: Hep birlikte güzel bir aileyiz!

Beko: Hep birlikte güzel bir aileyiz!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) ve ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer’in İzmir'de yaşayan muhacirlere yönelik söylemlerine bir tepki de CHP İzmir Milletvekili Kani Beko 'dan geldi.&nbsp; Şükürer'in İzmir’de yaşayan muhacirlere yönelik “İzmir’e en büyük ihanet mübadeleyle gelenlerdir. Bu kente mütemadiyen ihanet ediyorlar” ifadelerini kullanması sonrası konuyla ilgili bir açıklama yapan Kani Beko, &nbsp;“Bu kadim kentte birlikte, kardeşce yaşamanın en önemli bileşenlerindeniz. İzmir kültürel çok çeşitliliği ve bir arada barış ve huzur içinde yaşamanın simge kentlerinden biri olarak Türkiye'ye örnek bir kent. Binlerce yıllık bir demokrasi kültürüne sahip olan bu kadim kentte etnik kimlik, din, dil ayrımı gözetmeksizin hep beraber, kardeşçe yaşamanın en önemli bileşenlerinden biri de Balkan göçmenleri. Bizler Balkan göçmenlerinin de hemşehrisi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerinin izinden giderek hep &nbsp;birlikte ve beraber çalıştık, çalışacağız. Hep birlikte güzel bir aileyiz” dedi.<br /><br /><strong>Balkan göçmenlerinin onurlu geçmişi, aydınlık bir geleceği var!</strong><br /><br />“Balkanlar'dan ülkesine hainlik yapan bir kişi çıkmaz” diyerek sözlerine devam eden Beko, şunları dile getirdi: “Balkanlardan söz edilince, çıksa çıksa ülkesini seven, hizmet eden Spartaküs, Büyük İskender, Şeyh Bedrettin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Hasan Tahsin, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet ve Mehmet Akif Ersoy gibi bu topraklarda yetişmiş önemli değerler çıkar. Ben Balkanlı bir ailenin çocuğuyum. Balkanlar'da doğdum. Bizlerin yüreğinde insan sevgisi var. Bizlerin yüreğinde memleket sevgisi, Cumhuriyet, Mustafa Kemal sevgisi var. Cumhuriyet'i kuran ve kurtaranlar arasında başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve o Balkanlar'da doğan silah arkadaşları vardı. Eğer siz bizim köklerimizi merak ediyorsanız, İstiklal Marşımızı yazan Mehmet Akif Ersoy'da bizi görebilirsiniz. Nazım Hikmet'in dizelerinde bizi görebilirsiniz. Biz Yahya Kemal Beyatlı'nın şiirleriyle büyüdük. Biz Necati Cumali'nin çocuklarıyız. Balkan göçmenlerinin onurlu geçmişi, aydınlık bir geleceği var.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[YAVUZ AGIRALİOĞLU: “BU BERBAT BİR OLİGARŞİ”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yavuz-agiralioglu-bu-berbat-bir-oligarsi-15538dc40ad26-8c32-4f05-b7f6-f33ae884b8762022-01-25T14:31:00+03:00HABER MERKEZİ YAVUZ AGIRALİOĞLU: “BU BERBAT BİR OLİGARŞİ”

YAVUZ AGIRALİOĞLU: “BU BERBAT BİR OLİGARŞİ”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İYİ Parti Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türkler Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuştu. Ağıralioğlu’nun gündeminde ekonomik gelişmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin arasındaki rektör diyaloğu, doğalgaz kısıntısı ve diğer gelişmelervardı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“HİPERENFLASYON ZAMANINA GİRDİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Biz hiperenflasyon zamanına girdiğimizi, önümüzdeki dönem karşı karşıya kalacağımız en büyük problemin hiperenflasyon olacağını düşünüyoruz.” diyen Ağıralioğlu, ”Enflasyonda üç haneli rakamları bekliyoruz ama ekonomi kurmayları bize tek haneli rakamları göreceğimizi söylüyorlar. Bu TL’den sıfır atmak gibi bir şey değildir. Gerçeklikten kopmuş ekonomi programı uygulayanların kafalarında herhalde enflasyon rakamlarından virgül atmak gibi bir stratejileri var. Virgül atmadan şu anda gördüğümüz politikalarla enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek hayal bile değildir. Allah yönetim kalitesini kaybetmiş bu iktidardan memleketi ciddiyetle teslim alacak ve problemlerini çözebilecek bize iktidar nasip etsin.“ ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BU BERBAT BİR OLİGARŞİ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin başkan ve adamlarından ibaret bir yönetimle temsil edildiğini ifade eden Ağıralioğlu, “Bu berbat bir oligarşidir. Bu parti yönetimi bile değildir. Bu dediğimin ne kadar gerçek olduğunu AK Parti’deki arkadaşlarımız da bilir. AK Parti ile siyasete başlamış ve şu güne şahit olan herkes benim ne demek istediğimi anlayacak problemlerle karşı karşıyadır. Tayyip Bey ve adamlar, Tayyip Bey ve adamları, Tayyip Bey ve yakın olanlar, Tayyip Bey’in kıymet verdikleri… Bu memlekette kurumsal, bürokratik, akademik hafızamız kaybolmuştur. Bu memlekette sadece Tayyip Erdoğan ve Tayyip Erdoğan’ın kıymet verdiği adamlar vardır. Başkan ve adamlarından ibaret olan bir yönetim tarzı Türkiye’nin 2022 yılında razı olacağı bir yönetim tarzı değildir” şeklinde konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GAZİANTEP’TEKİ REKTÖR DİYALOĞU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gaziantep ziyareti sırasında Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'le arasında geçen rektör diyaloğuna dikkat çeken Ağıralioğlu, ”Rektör kimdir bilmiyorum ama böyle mevzu edilerek rektörlükte kalmak yerine yerinde kalmamayı tercih eden bir rektör olmasını tercih ederim.Merak ediyorum, kendisi böyle konuşulan bir adam olarak Fatma Şahin'le görüşmeye kalkmış mıdır, sayın Cumhurbaşkanı'na ulaşmaya çalışıyor mudur? Bunları yapmak yerine böyle mevzu edilen bir yerde akademinin itibarını korumak için benim yapacağım iş istifa etmektir diyebilir mi acaba?” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DOĞALGAZ KISINTILARI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Doğalgaz kısıntılarıyla ilgili mağduriyet yaşayan üreticilerden ciddi tepkiler geldiğini dile getiren Ağıralioğlu ayakta zor duran firmaların sırtına dayanılmaz yükler eklendiğini savundu. Ağıralioğlu bu durumun hükümete eksi puan olarak geleceğini ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KKTC SEÇİMLERİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">KKTC seçimlerine değinen Ağıralioğlu, “Devamlı seçim yapma yorgunluğuna rağmen aklıselim kazanmıştır. Koalisyonun çok kolay kurulacak diye tahmin ediyoruz. Kıbrıs'ın, milli davamızın, Kıbrıs hassasiyetlerimizin arkasında ciddiyetle durabilecek bir hükümetin kurulacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>RUSYA UKRAYNA GERİLİMİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Rusya ve Ukrayna arasındaki gerginlikte Kırım’ın gözden çıkarılmamasını altını çizen Ağıralioğlu, “Görünün o ki, dünya her tarafta sıkışıyor. Kırım'da, Ukrayna'da, Suriye'nin kuzeyinde sıkışıyor; Irak'ın kuzeyinde sıkıştı, İran'da sıkışıyor, Doğu Türkistan'da sıkışıyor, Afganistan'da sıkışıyor, Kazakistan'da sıkışıyor. Dünya daha çok Türkler'in etrafında sıkışıyor. Bütün bunların karşısında bizlerin vereceği cevap&nbsp; ‘Kınıyoruz, izliyoruz, takip ediyoruz, &nbsp;takipteyiz, endişeliyiz’ falan değil. "Görüyoruz, müdahale edecek kadar güçlüyüz" imkanına kavuşmak zorundayız. ‘Olanı biteni daha önce fark ettik, hazırlıklıyız’ açıklamalarını bekliyoruz. ‘Bunları daha önce tahmin etmiştik. Tedbirimiz var. İnsiyatif ile sahadayız. Sahada şartları değiştirebilecek kadar kudret ve kuvvet biriktirdik’ devletine ihtiyacımız var. Hazinesi dolu, bürokrasisi olana bitene çok önceden tedbir alabilecek kadar, strateji üretebilecek kadar maharetli, asgari gücü caydırma potansiyeli, iktisadi varlığı, bölgede kendisi aleyhine düzenlenebilecek her tertibi bozabilecek kadar güçlü-kudretli bir devlet olmak zorundayız.” açıklamasında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“2023 HEDEFLERİNE YAKLAŞAMADILAR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Türk milletinin ayağa kalkmak için tarihe değil, programa ihtiyacı var” diyerek 2053 ve 2071 söylemlerine tepki gösteren Ağıralioğlu,“Ömrümüz o kadar uzun değil. Türk milletinin ayağa kalkmak için 30-40 yıl oyalayacak hedeflere değil, bugünü avantaja çevirecek yönetim marifetine ihtiyacı var. Hükümetin bizi 53-71 diye oyalamasından bıktık. 23 bittiği için oraya konsantre durumdalar. 2023 hedefleri 2022'den sonra dile kolay gelen ve başarılabilir hedefler için de öngörülebilir bir takvim ihtiva eden bir tarih. 2023 hedeflerinin hiçbirine yaklaşamadılar. Merkez Bankası marifeti ile kalkınma programınızda yüzde 5 enflasyon hedefi vaat ediyorsunuz. Utanmadan enflasyonun müdahale edilmiş 36.1 açıklamasını "hedeflerimizde biraz sapma var" diye takdim ediyorsunuz. O yüzden hükümet memleketi bu dil ile taşıyamaz.” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“SİYASİ DİL SİZİNLE BOZULDU”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ağıralioğlu şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Türkiye'de siyaseten en çok muzdarip olduğumuz konulardan biri siyasetin dili. Siyasi tartışmalar içinde "Cumhurbaşkanı'mıza hakaret ettiniz", "Sayın Cumhurbaşkanı'na bu laf denir mi?" sitemlerinin içerisinde muhalefeti bu araba parmak sallayarak terbiye etmeye çalışan bir dil var. Şunun peşinen bilinmesini isteriz; Türkiye'de hakaret asla müsemma gösterilmemesi gereken bir şeydir. Türk siyaseti içinde rastlamayacağımız, rastladığımız zaman da herkesin toplu olarak tepki göstermesi gereken bir zafiyettir. Bu memlekette hiç kimseye hakaret edilmesini meşru sayamayız ama 20 yıldır iktidarı yönetenlerin hakaret eşiklerinin bu kadar aşınmasına sebep olan dillerini görmesi lazım. Bugün terbiyeden, nezaketten, sorumluluktan, fikir hürriyetinden bahsederek yaşadığımız ve tasvip etmediğimiz bu nezaket hatırlatmalarının içerisinde bizim iktidara hatırlatacaklarımız var. Bugün sayın Bahçeli'nin sayın Cumhurbaşkanı'nın terbiye edep adına, nezaket zarafet adına, merhamet ve devlet ciddiyeti adına bütün bunlardaki aşınma eşiklerini temsil ettiklerini hatırlatıyoruz onlara. Siyaseti o kadar çok hakaretle yaptınız ki... Rüzgar ektiniz, fırtına biçiyorsunuz. Siyasette o kadar çok meyil ettiniz ki, insanlar sizden hakaretin normal birşey olduğunu öğrendiler. Devlet Bey, Cumhur İttifakı içinde AK Parti için çok nazik biri olabilir ama muhalefet oldukları zamanlarda birbirlerine ettikleri lafları hatırlatmakta haya ediyoruz. Tonlamayı o kadar çok artırdılar ki, hafıza tazelensin isterim. Sayın Cumhurbaşkanı Başbakan olduğunda, Devlet Bey de muhalefetteyken birbirlerine ağzımıza alırken utanacağımız laflar ettiler kendilerine. Kimin kime 'şerefsiz' ve 'namussuz' dediğini hatırlasınlar. Kimin kime 'zürriyetsiz', kimin kime 'aşını yaptın mı' dediğini hatırlasınlar. Memlekette siyaseti bu kadar düzeysiz hale getiren, siyasi kamplaşmanın müsebbibi sizsiniz. Siyaset, evlenmemiş bir genel başkana 'zürriyetsiz' diyecek kadar savrulmuş. Zannedersiniz ki, bunlar saraydan çıkma adabı muaşerette zirveler. Normalde Cumhurbaşkanlığı makamı sadece devletin başını değil nezaketin de başını temsil etmek zorundadır. Memlekette siyaset kurumuyla, cumhurbaşkanıyla, başbakanıyla bir araya gelmesi mümkün olmayan lafları bu toplum sizden işitti. O kadar çok işittiler ki, bizim söylediklerimiz sizinkilerin yanında hakaret değil iltifat kalır zannettiler. Millet böyle zannetmeye başladı. Bu memleketteki siyasi dil sizinle bozuldu. Her değeri siz aşındırdınız. Bu memleketteki siyasi terbiyeyi siz bozdunuz. Dönün kendinize bakın. Geçmişte birbirinize dediklerinize bakın.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[ÖĞRENCİLERE KONFORLU ÇALIŞMA ORTAMI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ogrencilere-konforlu-calisma-ortami-15537cac5c918-a90d-4f95-8375-b851a28a8e7f2022-01-25T14:27:00+03:00HABER MERKEZİ ÖĞRENCİLERE KONFORLU ÇALIŞMA ORTAMI

ÖĞRENCİLERE KONFORLU ÇALIŞMA ORTAMI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi bünyesinde hizmet veren Öğrenci Çalışma Merkezi’nde öğrencilere sessiz ve konforlu bir çalışma ortamı sunuluyor. Günlük ortalama 60 öğrencinin faydalandığı Öğrenci Çalışma Merkezi’nde ücretsiz çay, kahve ve internet hizmetleri de yer alıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Haftanın 6 günü 08.00-19.00 saatleri arasında açık</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Adnan Menderes Bulvarı üzerinde Kasım Ekenler Sitesi arkasındaki Öğrenci Çalışma Merkezi, Pazar günü hariç, haftanın 6 günü 08.00-19.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Öğrencilerin tüm hizmetlerinden ücretsiz yararlandığı Merkez’de zengin bir kütüphane, konforlu çalışma alanları ve mini mutfak yer alıyor. Öğrencilerin HES koduyla alındığı Öğrenci Çalışma Merkezi, düzenli olarak temizlenip dezenfekte ediliyor. Bu sayede öğrencilere sağlıklı bir çalışma ortamı da sunuluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Nazım Hikmet’ten Oğuz Atay’a zengin bir kütüphane</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Öğrenci Çalışma Merkezi’ni kimi öğrenci ders çalışmak için kimi ise kitap okumak için değerlendiriyor. Okuma köşelerinde kitap okuyan öğrenciler, Merkez’deki zengin kütüphaneden Nazım Hikmet, Oğuz Atay ve Zülfü Livaneli gibi usta yazarların kitaplarına ulaşabiliyor. Çalışma masalarında ise öğrenciler ücretsiz internetle sınavlara rahat bir şekilde hazırlanma olanağı buluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çaylar ve kahveler Büyükşehir’den</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Öğrenci Çalışma Merkezi’nin önündeki çim alanlarda ise konsepte uygun heykeller yer alıyor. Öğrenciler yaz aylarında heykellerin bulunduğu çim alana yerleştirilen armut koltuklarda ders çalışıp kitap okuyabiliyor. Merkez’deki mutfakta yer alan ücretsiz çay-kahve, buzdolabı ve mikrodalga olanakları ise öğrencilere ev ortamı tadında bir çalışma alanı sağlıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Özellikle evinde ders çalışma ortamı olmayan öğrenciler için çok faydalı bir yer”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Öğrencilere elverişli bir çalışma ortamı sunduklarını vurgulayan Büyükşehir Belediyesi Öğrenci Çalışma Merkezi’nin Sorumlusu Cansu Baytek,&nbsp;<strong>“Öğrencilerimiz gelip burada ders çalışıyorlar. Burası temiz, nezih, sessiz, sakin bir ortam. Öğrencilerin tamamen ders çalışmasına odaklı bir yer ve bunun için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Sessizlik içerisinde, özellikle evinde ders çalışma ortamı olmayan öğrenciler için çok faydalı bir yer. Aile ortamı gibi. Zaman içerisinde öğrenciler kendi aralarında da kaynaştıktan sonra tamamen ev ortamına dönüşüyor. Bütün öğrencilere her zaman kapımız açık. Bekliyoruz”</strong>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Hemen hemen her kademeden öğrenci var”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Doktora öğrencisi Mehmet Zeki Fırat, 1 yıl önce Öğrenci Çalışma Merkezi’ni keşfettiğini ve müdavimi olduğunu belirterek,&nbsp;<strong>“Hemen hemen her kademeden öğrenci var. Lise talebesi var. Liseyi bitirmiş, sınava hazırlanan öğrenciler var. Lisanstan gelen arkadaşlarımız var, yüksek lisansta olan arkadaşlarımız var. Aynı zamanda doktoradan arkadaşlarımız var. Zaman zaman buraya gelip tanıştığım akademisyenler de var. Buraya makale veya tez yapmaya gelen akademisyenler de var. Kütüphaneler zaten toplumda en nadide yerlerden bir tanesidir”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Her şey tamamen ücretsiz ve merkezi bir yerde”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yüksek lisans öğrencisi Sebile Aktekin ise 7-8 aydır Öğrenci Çalışma Merkezi’nden faydalandığını vurgulayarak,&nbsp;<strong>“Her şey tamamen ücretsiz ve merkezi bir yerde. Benim evim biraz uzakta, Akbelen’de olmasına rağmen oradan buraya her gün gidip geliyorum. Geldiğimizde her zaman etraf temiz. Herhangi bir ücret yok, hatta bize sunulan ekstralar var. Çay-kahve sınırsız, ücretsiz. İnternetimiz var, yemeğimizi evden getirip dolabımıza katıyoruz. Isıtabiliyoruz. Her imkanımız var”</strong>&nbsp;ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üniversite hazırlık öğrencisi Melek Oktay da derslerine 5 aydır Öğrenci Çalışma Merkezi’nde çalıştığını belirterek,&nbsp;<strong>“Bir adım ötede zaten deniz var. Bir adım ötede yeşil alan. Daha ne istenebilir ki. Gayet güzel. Öğrencilerin kendilerini rahat hissedebildikleri ikinci bir ev. Böyle yerlerin artırılmasını gerçekten çok istiyorum”</strong>&nbsp;dedi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[SU TASARRUFU EĞİTİMLERİNE ARA VERMEDEN DEVAM EDİYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/su-tasarrufu-egitimlerine-ara-vermeden-devam-ediyor-15536860b9ebc-1a8d-44dc-b8d4-97b46313211d2022-01-25T14:24:00+03:00HABER MERKEZİ SU TASARRUFU EĞİTİMLERİNE ARA VERMEDEN DEVAM EDİYOR

SU TASARRUFU EĞİTİMLERİNE ARA VERMEDEN DEVAM EDİYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediyesi Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) Genel Müdürlüğü, altyapı yatırımlarının yanı sıra su tasarrufu eğitimlerine de aralıksız devam ediyor. Çevre dostu çalışmalarını büyüten MESKİ, sosyal ve kültürel etkinlikler de gerçekleştirerek hizmet kalitesini her geçen gün artırıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MESKİ, su tasarrufu konulu eğitimlerine hız verdi</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">MESKİ, Mersin genelindeki ilk ve ortaokul öğrencilerine suyun önemi, su kirliliği, suyun hayatımızdaki yeri ve su tasarrufu hakkında geniş bilgiler içeren bir sunum gerçekleştiriyor. Berdan İçmesuyu Arıtma Tesisi’nde çekilen, sözü ve bestesi MESKİ personeline ait olan;&nbsp;<strong>“O’nun Adı MESKİ’”</strong>&nbsp;isimli şarkının klibini izleyen öğrenciler, hem Berdan Barajı’nı yakından tanıyor hem de eğlenceli dakikalar yaşıyor. Sunumun ardından MESKİ’nin&nbsp;<strong>‘Gezici Su Analiz Laboratuvarı’</strong>&nbsp;aracında sudan örnekler alarak inceleme fırsatı bulan öğrenciler, suyla ilgili deneyler yapıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in öncülüğünde tüm ilçelerde çalışmalarını aralıksız sürdüren MESKİ, su tasarrufu konulu eğitimiyle kültürel ve sosyal alanda da hizmet alanını artırıyor. MESKİ, çocukların erken yaşta farkındalığını artırarak, bilinçsiz su tüketiminin önüne geçmeyi hedefliyor. Eğitime katılan öğrencilerle sunumdan sonra yapılan soru-cevap ve sohbet bölümü ile konunun daha akılda kalıcı olması sağlanıyor. MESKİ eğitimleriyle su kirliliği sorunları konusunda farkındalık yaratırken, yerel su kaynaklarını koruma bilincini oluşturmayı da amaçlıyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ev kadınlarından “Kır Çiçekleri”ne kadar her yaştan insan bilinçleniyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">MESKİ, 2021 yılında Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi’nin atölyelerine katılan ev kadınlarını su tasarrufu ve suyun önemi konusunda bilgilendirdi. Su kaynaklarının korunması için insanların farkındalığını artırmayı hedefleyen MESKİ Genel Müdürlüğü, farkındalık yaratmak ve su kullanım bilincini kazandırmak için Kır Çiçekleri’ne&nbsp;<strong>“Suyun Önemi”&nbsp;</strong>konulu&nbsp;sunumlar gerçekleştirdi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MODERN PENTATLON YARIŞMASININ KAZANANLARI BELLİ OLDU]]>https://www.haberanaliz.net/haber/modern-pentatlon-yarismasinin-kazananlari-belli-oldu-1553588d1a6c4-c592-49d8-8df7-4cf187e27a032022-01-24T13:55:00+03:00HABER MERKEZİ MODERN PENTATLON YARIŞMASININ KAZANANLARI BELLİ OLDU

MODERN PENTATLON YARIŞMASININ KAZANANLARI BELLİ OLDU

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">&nbsp;Ankara Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Modern Pentatlon Federasyonu iş birliği ile&nbsp;<strong>‘Ulusal Sıralama-1 ve Milli Takım Seçme Yarışları’</strong>na ev sahipliği yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Türkiye’de ilk kez kapalı alanda gerçekleşen yarışta; Milli Takım’a girmek için 3 kategori ve 4 branşta sporcular kıyasıya mücadele etti. 22-23 Ocak 2022 tarihlerinde Eryaman TOHM ve Sincan Aile Yaşam Merkezi’nde yapılan yarışlarda EGO Spor Kulübü sporcularından Eren Kıvanç Taşyaran da ikinci oldu.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>YARIŞLAR TÜRKİYE’DE İLK KEZ KAPALI ALANDA YAPILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp; Yarışlara ilişkin bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Mustafa Artunç, Başkent’te sporu ve sporcuyu teşvik etmeyi amaçladıklarını belirterek şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak bu yarışlara ev sahipliği yapmış olmaktan gurur duyuyoruz. Başkanımız Mansur Yavaş’ın Türk sporuna ve sporculara verdiği destek tüm hızıyla devam ediyor. Spor için diğer federasyonlarla da iş birliğimiz devam edecek.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şube Müdürü Burak Özgün de,&nbsp;<strong>“Türkiye Modern Pentatlon Federasyonu iş birliği ile Modern Pentatlon’da Türkiye’de ilk kez kapalı alanda gerçekleştirilen yarışlara ev sahipliği yapıyoruz”</strong>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yarışmada Açıkyaş Kadınlar ve Genç Kadınlar kategorilerinin şampiyonu 1024 puanla Yaren Nur Polat olurken ikinciliği de 1008 puanla Selen Gülel kazandı. 1001 puanla Açıkyaş kategorisinde üçüncü olan İpek Akşin, Büyük Kadınlar kategorisinin ise şampiyonu oldu. Büyük Kadınlar kategorisinde Sıdal Aslan 969 puanla ikinci, Sümeyye Demir de 576 puanla üçüncü oldu. Genç Kadınların üçüncülüğünü ise 837 puanla Zeynep Altınbaş aldı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>EGO SPOR’DAN DERECE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; &nbsp; U19 Kadınlar kategorisinde yarışan Belemir Almira Dede, ulusal sıralama yarışında 969 puan alarak yarışı ilk sırada bitirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yarışta Ebrar Çalışkan 929 puanla ikinci olurken, Ayşen Bensu Gül 913 puanla üçüncü oldu. U19 Erkekler kategorisinin kazananı ise 1094 puan alan Furkan Murat oldu. Aynı kategoride Kıvanç Taşyaran 1087 puanla ikinciliği, 1085 puanla Yağız Ak da üçüncülüğü kazandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ulusal Sıralama-1 ve Milli Takım Seçme Yarışları’nda Açıkyaş Erkekler kategorisinde Buğra Ünal yarışı 1151 puanla birinci sırada bitirirken, büyük erkekler kategorisinin de kazananı oldu. Açıkyaş Erkekler kategorisinde 1130 puanla ikinci olan Yunus Çalışkan aynı zamanda Genç Erkekler kategorisinde birinci oldu. Açıkyaş Erkekler kategorisinde de 1088 puanla üçüncü olan Erhan Ispanakçı, Genç Erkekler kategorisinde de ikinci olarak dereceye girdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Erkekler kategorisinde dereceye giren Doruk Altınbaş ise 1055 puanla genç erkeklerde yarışı üçüncü sırada tamamlarken; büyük erkekler kategorisinde 458 puan alan Mete Demiryol ikinci, Abdullah Ahmet Dizioğlu ise 251 puanla üçüncü oldu. U19 Erkekler kategorisinin kazananı ise 1094 puan toplayan Furkan Murat oldu. Kıvanç Taşyaran da aynı kategoride 1087 puanla ikinci, Yağız Ak da 1085 puanla üçüncülüğü kazandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DERECEYE GİREN SPORCULARA MADALYA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; &nbsp; Dereceye giren sporcuların madalyaları, Ankara Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Mustafa Artunç, ABB Spor Şube Müdürü Burak Özgün&nbsp; ve ABB Gençlik Şube Müdürü Erdal Demir, TMPF Başkan Vekili Ercan Taciroğlu, TMPF Teknik Kurul Başkanı Kutluğhan Özkan, TMPF Teknik Kurul Üyesi Tolga Tillioğlu ve TMPF Dış İlişkiler Kurulu Başkanı Emir Kıvanç Başar tarafından verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkentlilerin yoğun ilgi gösterdiği yarışlarda Milli takıma aday olmak için yarışarak dereceye giren sporcular ise Büyükşehir Belediyesine verdiği destekten dolayı şu sözlerle teşekkür etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">-Eren Kıvanç Taşyaran (EGO Spor Külübü ve Milli Takım Sporcusu): “<strong>Bu sporu 4 yıldır yapıyorum.&nbsp; İkinci kürsüyü aldım. Benim için çok güzel bir deneyim oldu. Yaptığım sporu herkese önerebilirim.&nbsp; Böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptığı için Ankara Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ederim.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Yaren Nur Polat (Modern Pentatlon Milli Sporcusu):&nbsp;<strong>“10 yıldır bu sporu yapıyorum. Yılın ilk müsabakası bu yüzden çok heyecanlıyız.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Selen Gürel (Modern Pentatlon Milli Sporcusu):&nbsp;<strong>“Modern Pentatlon’da Milli Takım oyuncusuyum. Ankara Büyükşehir Belediyesine böyle bir imkan sunduğu için teşekkür ederiz.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Sıla Aslan (Modern Pentatlon Milli Sporcusu):&nbsp;<strong>“15 yıldır bu sporla uğraşıyorum. Öncelikle Büyükşehir Belediyesine bu salonu bizlere açtığı için teşekkür ederiz. Çünkü ilk defa bu kadar büyük bir salonda yarışma imkanı buluyoruz.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-İpek Akşın (Modern Pentatlon Milli Sporcusu):&nbsp;<strong>“Uzun süredir Milli Takımda yarışıyorum. Her yıl olduğu gibi yine Milli Takım seçmelerimiz var. Hava şartlarını biliyorsunuz, o yüzden bu yarışlar için bu salonu bize açan Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ederiz.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Buğra Ünal (Modern Pentatlon Milli Sporcusu):&nbsp;<strong>“Güzel bir hazırlık sezonu geçirdik. Buradaki yarışta da birinci oldum. Bize bu imkânı sağlayan Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyorum.”</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Fuarlar kenti İzmir 2022’de 31 fuara ev sahipliği yapacak]]>https://www.haberanaliz.net/haber/fuarlar-kenti-izmir-2022de-31-fuara-ev-sahipligi-yapacak-155347735d363-de13-4cd4-bb9f-aee8a66480842022-01-24T13:51:00+03:00HABER MERKEZİ Fuarlar kenti İzmir 2022’de 31 fuara ev sahipliği yapacak

Fuarlar kenti İzmir 2022’de 31 fuara ev sahipliği yapacak

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Fuarlar kenti İzmir, 2022 yılında düzenlenecek fuarlarla renkli ve hareketli günler yaşayacak. 2022'de düzenleyecekleri fuarlara ilişkin bir tanıtım toplantısı düzenleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, fuar sayısını bu yıl iki kat artırarak 31'e çıkaracaklarını söyledi. Toplantıya Başkan Soyer’in yanı sıra İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Zekeriya Mutlu, ESBAŞ CEO'su Dr. Faruk Güler, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Özuslu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Buğra Gökçe, İZFAŞ Genel Müdürü Canan Karaosmanoğlu Alıcı, TÜRSAB temsilcileri, bürokratlar ve basın mensupları katıldı. &nbsp;<br /><br /><strong>Soyer: “İhracata ve kente katkıyı artırarak sürdüreceğiz”</strong><br />Toplantının açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İZFAŞ tarafından düzenlenen fuarların pandemi sonrası ülkede derinleşen ekonomik krize ve hemen her sektörün yaşadığı darboğaza çözüm olduğunu, 2021 yılında ülkedeki ihracata büyük katkı sunduğunu söyledi. 2021 yılında aralarında İzmir’in de bulunduğu 21 ilin ihracatta bir milyar dolar barajını aşmayı başardığını kaydeden Soyer, “İzmir, Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan dördüncü şehir oldu. İzmir ve dünya arasında bağ kurmayı başaran İZFAŞ, hiç şüphesiz ihracatın Türkiye genelinde artmasında önemli bir görev üstlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ve İZFAŞ’ın sektörlerimize, ihracata ve kent ekonomisine katkısını 2022 yılında da büyüterek sürdürmeye kararlıyız. 2022 boyunca, Türkiye’nin en büyük ve en modern fuar alanı Fuar İzmir’de, dört mevsim boyunca çok sayıda fuar düzenleyeceğiz. Bu yıl fuar sayımız iki katına çıkıyor. İZFAŞ’ın iş birliği yaptığı misafir fuarlarla birlikte İzmir, 2022 yılında 31 fuara ev sahipliği yapacak” dedi.<br /><br /><strong>“Fuarcılık 3,2 milyon kişiye katkı sağlıyor”</strong><br />Yeni fuarları planlarken, İzmir’in ve Türkiye’nin üretim ve ihracat trendlerini titizlikle incelediklerini; hizmet, imalat ve sanayi, tarım ve gıda sektörlerine öncelik verdiklerini belirten Soyer, şunları aktardı:<br />“Fuarcılık sektörü, oluşturduğu doğrudan ve dolaylı ticari potansiyelle pek çok sektörü besliyor, satışa mecra oluyor, istihdamı artırıyor. Küresel Fuar Endüstrisi Birliği (UFI)’nin açıkladığı rakamlara göre, dünya genelindeki fuarların yıllık ekonomik büyüklüğü 137 milyar dolar. Dünya fuarcılık endüstrisi, doğrudan ve dolaylı olarak 3,2 milyon kişiye istihdam sağlıyor. 325 milyar dolarlık iş hacmine aracılık ediyor. Hal böyle olunca, İzmir’de daha fazla ve nitelikli fuarların açılması şehrimize de doğrudan ekonomik katkı sağlıyor. İZFAŞ’ın temel gayesi fuarları sadece metrekare olarak büyütmekle sınırlı değil. Bunun ötesinde, ihracatı büyüterek ülkemizin refahını büyütmek. Ülkemizin temel meselesi, ekonominin içinde bulunduğu kriz ve giderek derinleşen yoksulluktur. Bu nedenle seçim kampanyamızdan itibaren söylüyor ve uyguluyorum. İzmir için ana hedefimiz, şehrimizin refahını büyütmek ve adil paylaşımını sağlamaktır. Biliyorum ki İZFAŞ fuarları olmadan bu hedefe yürümemiz mümkün değil. İZFAŞ ile beraber sadece sektörler değil taksiciden esnafa, köylüden işçiye, otelden kahveciye kadar herkes payına düşeni alıyor. İZFAŞ, 2022 yılında da şehrimizin ekonomisini ve ülkemiz ihracatını büyütmeye devam edecek, İzmir’i dünya ile buluşturacak ve ülkemizin fuarcılık alanında yüz akı olacak.”<br /><br /><strong>Desteğe hazırız</strong><br />Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Hakikaten fuar konusunda çok şanslıyız. İzmir’imiz Türkiye'ye gelen yabancı sermayenin en çok tercih ettiği illerin başında geliyor. İzmir bir sanayi kenti, bu ürünlerin sergilenmesi lazım. Fuarlarla dünya ile buluşabiliyoruz. Her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.<br /><br /><strong>Fuarlar şehrimizi geleceğe taşıyor</strong><br />İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Bu organizasyonları çok önemsiyoruz. Ev sahibi olduğumuz fuarları şehrimizi geleceğe taşıyan önemli yapılar olarak görüyoruz. Dünya markası olan fuarların yanı sıra bu yıl yepyeni fuarlarda da birlikte olacağız. Beraber büyüteceğiz” şeklinde konuştu.<br /><br /><strong>İzmirliler olarak çok şanslıyız</strong><br />Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Zekeriya Mutlu, “Biz İzmirliler çok şanslı insanlarız. İzmir taştan yapılmış kaleye Kadifekale diyecek kadar nazik bir kent. Dünyanın en güzel kentlerinden biridir İzmir. İnternette fuar diye arama yaptığınızda karşınıza ilk İzmir gelir. İzmir yazdığınızda yanına ilk gelen fuar olur. İzmir ve fuarın bize kalan mirasını, hep birlikte geliştirerek kentimize ülkemize ve dünyaya hizmet için çaba sarf ediyoruz” dedi.<br /><br /><strong>Dört mevsim fuar</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin fuarcılık şirketi İZFAŞ; fuarları, festivalleri ve kültür-sanat etkinlikleri ile fuarcılık anlayışını dört mevsime taşıyor. 2021 yılının ikinci yarısında fuarlarını artıran İZFAŞ; İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen fuarlar ile 34 sektör ve 210 alt sektörü ağırladı. Türkiye’nin fuar kenti İzmir, yüzde 32,9 artışla 225,4 milyar dolara ulaşan yılsonu ihracat rakamına da önemli katkı sağladı. 2022 yılında ise 11 yeni fuarla birlikte İzmir, misafir fuarlarıyla birlikte 31 fuara ev sahipliği yapacak.<br /><br /><strong>Yeni fuarlar neler?</strong><br />İZFAŞ Terra Madre, Flowera, Logistech fuarlarını takvimine eklerken, Wecycle, Brandex, IBS Anne, Bebek ve Çocuk, Road, Ar-Ge Ür-Ge İnovasyon Sanayi ve Teknolojileri, İmatech, Kuyumculuk ile Yapı, Emlak ve Kentsel Dönüşüm fuarlarını güç birliği yaptığı fuarcılık firmaları ile hayata geçirecek. Bu yıl dünyanın en büyük gıda hareketi Slow Food önderiğinde iki yılda bir İtalya'da yapılan Terra Madre Gastronomi Fuarı, Terra Madre Anadolu İzmir, bu yıl 2 – 11 Eylül'de Kültürpark'ta organize edilecek. 91. İzmir Enternasyonel Fuarı ile eş zamanlı Türkiye'de ilk kez düzenlenecek fuar, küçük üreticileri dünya ile buluşturacak.<br /><br /><strong>Fuar sayısı iki katına çıkacak</strong><br />İZFAŞ 2021-2024 stratejik hedefleri doğrultusunda fuarlarını iki katına çıkartmayı ve Fuar İzmir'in kapılarını 365 gün açık tutmayı hedefliyor. Yenilenen uluslararası fuarcılık vizyonu ile İZFAŞ; daha rekabetçi bir ticaret ortamı oluşturarak yüksek katma değerli üretimi ihracatla buluşturuyor. Ülke ekonomisinin büyümesine öncelik etmenin yanı sıra tanıtım ve turizm faaliyetlerine katkı sunan İZFAŞ, fuar takviminde sektörlerin talebi doğrultusunda ilkbahar ve sonbahar aylarında yoğunlaşacak.<br /><br /><strong>2022 İzmir Fuarları:</strong></span></p><ul><li><span style="font-size:18px">2-6 Şubat Agroexpo – 17.Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Orion Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">16-19 Şubat Horeca Fair – 3.Uluslararası Otel Ekipmanları ve Ağırlama Konaklama Teknolojileri Fuarı (GL Platform Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">2-6 Mart&nbsp; Modeko – 33. Uluslararası İzmir Mobilya Fuarı (Efor Fuarcılık, Nobel Expo)</span></li><li><span style="font-size:18px">16-19 Mart Leather &amp; More – 4. Deri ve Deri Konfeksiyonu Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">16-19 Mart&nbsp; Shoexpo – 48. İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, Nobel Expo)</span></li><li><span style="font-size:18px">30 Mart-2 Nisan&nbsp; Marble İzmir – 27. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">12-14 Mayıs We-cycle – 1. Çevre ve Geri Dönüşüm Teknolojileri Fuarı (İZFAŞ, Efor Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">12-15 Mayıs Brandex – 1. Bayilik, Marka Zinciri Geliştirme ve Yatırım Fuarı (İZFAŞ, SNS Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">14-21 Mayıs 1. Hobi ve Spor Festivali (Orion Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">25-27 Mayıs Marentech Expo – 1. Deniz Üstü Enerji Teknolojileri Fuarı ve Konferansı&nbsp;&nbsp;&nbsp; BİFAŞ (Birleşik Fuar Yapım A.Ş.)</span></li><li><span style="font-size:18px">26-29 Mayıs&nbsp;&nbsp;&nbsp; Olivtech İzmir – 10. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">26-29 Mayıs&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11. Ekoloji İzmir Fuarı (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">31 Ağustos-3 Eylül&nbsp;&nbsp;&nbsp; Shoexpo – 49. İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı (İZFAŞ, Nobel Expo)</span></li><li><span style="font-size:18px">31 Ağustos-3 Eylül&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fashion Prime – 5. Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">31 Ağustos-3 Eylül&nbsp;&nbsp;&nbsp; FashionTech İzmir – 2. Hazır Giyim, Konfeksiyon ve Baskı Makineleri, Tekstil Baskı Teknolojileri Fuarı (İZFAŞ, İZGİ Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">2-11 Eylül&nbsp;&nbsp;&nbsp; 91. İzmir Enternasyonal Fuarı (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">2-11 Eylül&nbsp;&nbsp;&nbsp; Terra Madre Anadolu 2022 İzmir&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">23-25 Eylül&nbsp;&nbsp;&nbsp; IBS 1. Anne, Bebek ve Çocuk Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, Boyut Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">28 Eylül-1 Ekim&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1. Gıda Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (GL Platform Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">29 Eylül-2 Ekim&nbsp;&nbsp;&nbsp; Pet İzmir – 6. İzmir Evcil Hayvan Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Tema Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">12-14 Ekim&nbsp;&nbsp;&nbsp; Road2Tunnel – 5. Uluslararası Karayolları, Köprüler ve Tüneller İhtisas Fuarı (İZFAŞ, Ark-Maven Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">12-15 Ekim&nbsp;&nbsp;&nbsp; Flowera – 1. Süs Bitkileri Peyzaj ve Kesme Çiçek Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">12-15 Ekim&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ar-Ge Ür-Ge – 1. İnovasyon Sanayi ve Teknolojileri Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, Eko Global Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">21-23 Ekim&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beauty Expo – 2. İzmir Estetik Kozmetik Güzellik Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Start Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">26-28 Ekim&nbsp;&nbsp;&nbsp; Logistech – 1. Lojistik Depolama ve Teknolojileri Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">2-5 Kasım&nbsp;&nbsp;&nbsp; Imatech – 1. Makine Endüstrisi ve Üretim Teknolojileri Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, İZGİ Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">22-25 Kasım&nbsp;&nbsp;&nbsp; IF Wedding Fashion İzmir – 16. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı (İZFAŞ)</span></li><li><span style="font-size:18px">22-25 Kasım &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1. İzmir Kuyumculuk Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, SNS Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">8-10 Aralık&nbsp;&nbsp;&nbsp; Travel Turkey İzmir – 16. Uluslararası Turizm Fuar ve Kongresi&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, TÜRSAB Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">8-11 Aralık&nbsp;&nbsp;&nbsp; Travel Turkey İzmir Outdoor – 2. Kamp, Karavan, Tekne, Outdoor ve Ekipmanları Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, TÜRSAB Fuarcılık)</span></li><li><span style="font-size:18px">22-25 Aralık&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1. Yapı, Emlak ve Kentsel Dönüşüm Fuarı&nbsp;&nbsp;&nbsp; (İZFAŞ, Nobel Expo)</span></li></ul>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[KALYONCU: Soyer “İklim Kriziyle Mücadele Ödülü” Alacak Ne yaptı?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kalyoncu-soyer-iklim-kriziyle-mucadele-odulu-alacak-ne-yapti-15533944b2167-7b4b-4620-9819-5675c3f0af372022-01-24T12:41:00+03:00HABER MERKEZİ KALYONCU: Soyer “İklim Kriziyle Mücadele Ödülü” Alacak Ne yaptı?

KALYONCU: Soyer “İklim Kriziyle Mücadele Ödülü” Alacak Ne yaptı?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Milliyetçi Hareket Partisi İzmir Milletvekili Prof. Dr. Hasan Kalyoncu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yandaş basından iklim kriziyle mücadele ödülü alması üzerine Soyer’in İzmir’e yapmadıklarını açıkladı!</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Kalyoncu’nun açıklamasından başlıklar şöyledir;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İklim değişimlerine hazır mı? </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir dirençli bir şehir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir Büyükşehir Belediye Başkanına göre dirençli şehirmiş ve kendisi iklim krizine karşı yaptığı çalışmalar ile ödül almış!!</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu durum gerçekten doğru mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yoksa yandaşlar, ahbaplar ve şakşakçılar algı mı oluşturuyor?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İzmir neye hazır ve neler yapılmalı bir inceleyelim!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İklim değişikliğine karşı çalışmaları nedeniyle 2021 İz Bırakanlar ödülüne layık görülen Tunç Soyer “İzmir’e ne yapmamış?” birkaç önemli örnek ile ele alalım:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İzmir’i afetler açısından ele alırsak;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir’de yağmur yağınca, sel olunca afet diye açıklama yapan bir belediye başkanı ve bir CHP yönetimi var!</span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir’in altyapısı dirençli şehir gereksinimine göre planlanmış mıdır? Hayır!</span></p><p><span style="font-size:18px">Sel olmasının kaynağında yağıştan çok mühendislik hataları var mıdır? Evet!</span></p><p><span style="font-size:18px">Peki İzmir depreme karşı dirençli midir? Hayır!</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyük şehir belediye binasının dahi depreme dayanıklı olup olmadığı ancak depremden sonra öğrenildiği bir şehirdir İzmir. Büyükşehir Belediyesinin açıklamalarına göre kaçak yapı metropol ilçelerde yüzde 36 düzeylerinde. Şehirde ne olduğu bilinmiyor ve şehir planlaması denen birşey yok İzmir’de.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Trafik açısından değerlendirirsek;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir'de yine mühendislik hataları, yanlışlar ve yanlış uygulamalarla gittikçe artan bir sorun halindedir!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yeşil alan açısından değerlendirirsek;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir en fakir şehirlerden, metropol ilçelerde neredeyse yok!</span></p><p><span style="font-size:18px">Peki şehrin rüzgar koridorları, ısı alanları belirlenmiş ve hesaplanmış mıdır? Hayır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Atık su ve arıtma tesisleri açısından değerlendirirsek; </strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Atıksu kanalları ile yağmur suyu kanalları birbirinden ayrılmış mıdır? Tüm hattın sadece %10’u civarı ayrılmış durumdadır. Yani neredeyse yok düzeyindedir!</span></p><p><span style="font-size:18px">Arıtma tesisleri düzgün çalışıyor mu? Hayır!</span></p><p><span style="font-size:18px">Tabii ki çalışmıyor ve körfezin hali ortadadır. Sorduğunuzda hepsine hazırlıklı ve ödül alan Başkan var fakat yapılan hiçbirşey yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir'de kanalizasyona bağlı olmayan 87 bin fosseptik olduğunu söyleyen bir belediye var. Belediye en fazla 3 bine yakınının sızdırmasız olduğunu ifade ediyor. Gerisinin ne olduğundan haberi bile yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaçak binaların fosseptiklerinin ne olduğunu sormuyoruz bile. Çünkü haberleri yok.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İçme suyu açısından değerlendirirsek;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">En önemli içme suyu havzası olan Tahtalı Baraj havzasında baraja lağım girişi, baraj kurulduğu günden beri devam ediyor. Bu duruma dur demeyen bir belediye var. İzmir'e ne içiriyorlar? Siz düşünün!</span></p><p><span style="font-size:18px">Küçük Menderes nehir kirliliği hat safhada. Belediye müdahale etti mi? Yine hayır!</span></p><p><span style="font-size:18px">Gediz kirliliğinden bahseden Tunç Soyer kendi üzerine düşeni yaptı mı? Yine hayır!</span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir fırtına şiddeti değişimlerine hazırlıklı mıdır? Deniz seviyesi yükselmelerine hazırlıklı mıdır? Yine hayır!</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayılacak o kadar konu var ki!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Netice maalesef, “Yapmadı!”, “Yok!” ve “Hayır”dan ibarettir!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Fakat iş ahbap çavuşlarından ödül almaya gelince, evet!</span></p><p><span style="font-size:18px">Söylemlerde de herşeyi yapmış gibi gösteriliyor!</span></p><p><span style="font-size:18px">Şova devam fakat İzmir’e yazık oluyor. Bu yönetimi iş başına getirenle birlikteİzmir'de yaşayan herkese yazık oluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Fakat Tunç Soyer ve yandaşlarının keyfi yerinde!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şatoyu ev yapan, zeytinyağı sıkma tesisini villa yapan, yandaşa rant sağlayan ve her sorunda hükümeti pervasızca suçlayan bir Başkan var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sonuç olarak, İzmir’imizi bekleyen sel, deprem, Körfez kirliliği, su sorunu, atıksu sorunu ve iklim değişikliği ile bağlantılı birçok sorun var!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Biz uyarıyoruz bu umursamaz tavrınızla İzmir heba oluyor, Başkan ve yandaşları ihya oluyor!</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[KARLA MÜCADELE EKİPLERİ YOLDA KALAN VATANDAŞLARI KURTARDI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/karla-mucadele-ekipleri-yolda-kalan-vatandaslari-kurtardi-1553260059de0-d595-4045-a966-b5b3b1a4578a2022-01-24T12:37:00+03:00HABER MERKEZİ KARLA MÜCADELE EKİPLERİ YOLDA KALAN VATANDAŞLARI KURTARDI

KARLA MÜCADELE EKİPLERİ YOLDA KALAN VATANDAŞLARI KURTARDI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi’ne bağlı karla mücadele ekiplerinin mesaisi devam ediyor.&nbsp;Yoğun kar yağışına karşı teyakkuzda olan Büyükşehir ekipleri,&nbsp;kentin yüksek kesimlerinde bir yandan kar küreme, yol açma ve tuzlama çalışması yürütürken, bir yandan da gelen ihbarlar üzerine mahsur kalan vatandaşların&nbsp;imdadına&nbsp;yetişiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Büyükşehir’in kar nöbeti onlarca noktada devam etti</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir’in kar nöbeti yağışların etkisini sürdürdüğü hafta sonu da devam etti. Ekipler, 13 ilçede toplam 84 araç ve 156 personelle gece-gündüz durmaksızın çalıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Erdemli ilçesinin Akpınar, Tapureli,&nbsp;Şahna ve Doğusandal&nbsp;Mahallelerinde karda mahsur kalan vatandaşlardan gelen ihbarlar üzerine harekete geçen ekipler,&nbsp;Akpınar Mahallesi’nde mahsur kalan 4 kişiyi 1,5 saatlik çalışma sonucu kurtardı.&nbsp;Tapureli&nbsp;Mahallesi’nde yolda mahsur kalıp aracı arıza yapan vatandaş ise 1 saatlik çalışma sonucu kurtarıldı. Şahna Mahallesi ile Doğusandal Mahallesi Mühlü Yaylası’nda yolda kalan vatandaşlara da kısa sürede ulaşıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekipler, Erdemli’de Sorgun, Küstülü-Kızılen bağlantı yolu, Güzeloluk Mahallesi yolu, Albeyli-Elbeyli-Yağda hattı, Toros Mahallesi yolu ile Güneyli-Akpınar-Harfilli Mahallerinde kar temizleme ve tuzlama çalışması gerçekleştirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Toroslar’da kar mesaisi</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Toroslar ilçesi Gözne-Ayvagediği Fatih 1, Fatih 2 Caddelerinde kar küreme çalışması yapan ekipler, yolda araçlarıyla sıkıntı yaşayan vatandaşlara hızla ulaştı. Kızılbağ Mahallesi’nde yolda kalan vatandaşlara da kısa sürede ulaşıldı. Yüksekoluk Mahallesi ile Değnek-Tırtar arasında kar küreme çalışması yapıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toroslar’da Kızılbağ Mahallesi yolunda kar küreme ve yol açma çalışması yapan ekipler, Kızılbağ-Karamehmet Gediği-Horozlu arasında yolları kardan temizledi. Tırtar-Taşoluk-Ayvalı Mahallelerinde yolları gece boyu temizleyen ekipler, Alanyalı-Kızılkaya Değirmendere-Ayvagediği arasında da kar küreme çalışması gerçekleştirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toroslar ilçesi Sarnıç-Soğucak-Darısekisi-Gözne-Ayvagediği yollarında da yol açma çalışmaları aralıksız olarak devam etti. Toros dağlarının eteklerindeki yaylalarda vatandaşların mağdur olmaması için özveriyle çalışan ekipler, Hangediği, Sunturas, Yüksekoluk’ta yol açma ve tuzlama çalışması gerçekleştirdi. Toroslar’da Ayvagediği-Kozoluk Caddesi’nde mahsur kalan araç, ekiplerin uzun süren çalışması sonucu kurtarıldı. Ayrıca Değnek-Sadiye yolunda araçlarıyla kalan vatandaşlara da kısa sürede ulaşıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mezitli’nin de yolları açık tutuldu</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mezitli ilçesinde de birçok noktada teyakkuzda bekleyen ekipler, Fındıkpınarı Mahallesi Beşkoz Caddesi’nde yolda kalan araçları kurtardı. Kocayer, Zeybekler, Tol ve Kuzucu Mahallelerinin ana yollarında kar küreme çalışması yapıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekipler, Kocayer, Üzümlü, Şahna, Zeybekler, Tol ve Demirışık Mahallelerinde kar küreme çalışması yaparak, yolları vatandaşların ulaşımına açık tuttu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tarsus’un yüksek kesimlerinde kapsamlı çalışma</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarsus ve Çamlıyayla’da karla mücadele eden ekipler, kırsalda yer alan Çamalan, Ardıçlı, İnköy, Olukkoyağı grup yolu ile Çukurbağ, Ziftlik grup yolunda, Yeniköy, Gülek, Kozoluk Mahalleleri ve daha birçok noktada karla mücadele ve yol açma çalışması gerçekleştirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle yaylacıların kış aylarında da kaldığı Çamlıyayla’da aşırı kar yağışı nedeniyle mahsur kalan vatandaşlar, Büyükşehir İtfaiyesi ve diğer birim personelleri tarafından kurtarıldı. Çamlıyayla Atdağı Mevkiinde bulunan evinde, yoğun yağıştan dolayı mahsur kalan ileri yaş almış hasta bir vatandaşa ulaşan ekipler, yine Sığır Yaylası bölgesinde yoğun kar yağışı nedeniyle yolun kapanmasından dolayı araç içinde mahsur kalan 3 kişiyi kurtardı. Ekipler, kar kalınlığının 1 metrenin üzerine çıktığı bazı noktalarda evlerinden çıkamayan vatandaşlara da gelen ihbarlar sonucu ulaştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Arslanköy Mahallesi karla mücadele çalışması kapsamında ise yol açma ve kar küreme çalışması yapan ekipler, gece etkisini sürekli olarak devam eden kar yağışı sebebiyle 7/24 esasıyla çalışmalarına devam etti. Arslanköy Mahallesi ile Çatak arasında, Yıldız ve Beşiktaş Caddelerinde kar küreme çalışması yapıldı. Arslanköy-Başpınar yolunda yol açma çalışması yapan ekipler, Başpınar yolunda mahsur kalan vatandaşlara kısa sürede ulaştı. Arslanköy-Çatak-Başpınar-Yedigöz bağlantı yolu da vatandaşların ulaşımına açıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Silifke’nin de yolları açık</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekipler, olumsuz hava şartlarından dolayı elektrik direklerinin yıkılması nedeniyle de çalışma yürüttü. Silifke ilçesinde Kızılgeçit, Seydili, Şahmurlu, Gedikpınarı, Cambazlı, Saraydın, Çatak, Yeğenli, Uzuncaburç, Örenköy, Tekiralanı, Sömek, Ayaştürkmenli, Söğüt, Kırobası Mahallelerinin yolları da ekiplerin titiz çalışması sonucu açıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir ekipleri, sorumluluk alanlarına bakmaksızın ihbar gelen tüm noktalara ivedilikle müdahale etti. Karayolları yol ağındaki araçlara da kısa sürede ulaşılarak, gerekli yardımlar yapıldı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[KARİYER MERKEZİ’NDEN BÜYÜK İŞ BİRLİĞİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kariyer-merkezinden-buyuk-is-birligi-15531b613127d-bff7-4896-aa6e-ff886e0a27542022-01-24T12:32:00+03:00HABER MERKEZİ KARİYER MERKEZİ’NDEN BÜYÜK İŞ BİRLİĞİ

KARİYER MERKEZİ’NDEN BÜYÜK İŞ BİRLİĞİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in büyük önem verdiği projelerden olan Kariyer Merkezi, iki yıllık çalışma süresinde&nbsp;<strong>“Mülakat Simülasyonları, Dijital Liderler Mersin’de, Kariyer Mersin, Yetenek Dönüşüm Programı”</strong>&nbsp;gibi birçok başarılı projeyi hayata geçirirken, Mersin İŞKUR ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaptığı iş birliği protokolleriyle de hizmet alanlarını çeşitlendiriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kariyer Merkezi’nin çalışmalarına destek sunmak, üniversite-sanayi-kent iş birliğine katkı sağlayarak, sürdürülebilir iş birliği kültürü oluşturmak ve ortak projeler geliştirmek üzere kurulan&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>“İş gücü Piyasası Koordinasyon Kurulu”&nbsp;</strong>temsilcileri, düzenlenen çevrim içi toplantıda buluştu. 37 kurum ve kuruluşun yer aldığı kurul, önemli projeleri bir arada değerlendirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplantıya; Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Bedrettin Gündeş, Kariyer Merkezi Müdürü Serkan Özada, İl Milli Eğitim Şube Müdürü Yılmaz Gündoğan, Mersin TEKNOPARK Genel Müdürü İhsan Gültekin ile üniversiteler, kamu kuruluşları, oda ve sivil toplum kuruluşlarının üst düzey temsilcilerinden olmak üzere 50 yetkili katılım sağladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kariyer Merkezi’nin önemli projeleri anlatıldı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kariyer Merkezi Müdürü Serkan Özada yaptığı sunumda,&nbsp;iş arayanlara, öğrencilere ve işverenlere rehberlik hizmeti sunulması amacıyla kurulan merkezde genel olarak&nbsp;<strong>“Bilgilendirme ve Rehberlik, Özgeçmiş Oluşturma, Eğitim ve Seminerler, Kariyer Etkinlikleri”</strong>&nbsp;gibi birçok başlıkta çalışmalar yapıldığını belirtti. İş gücü piyasasının ihtiyaçlarına hizmet verecek projeleri hayata geçirmek üzere 37 kurum ve kuruluşun iş birliği ile İş gücü Piyasası Koordinasyon Kurulu’nu kurduklarını ve iş birliğine dayalı birçok projeyi hayata geçirdiklerini sözlerine ekleyen Özada,&nbsp;<strong>“Dijital Liderler Mersin”</strong>de projesi ile 16 programda 1200 kişiye eriştiklerini,&nbsp;<strong>“Online Kariyer Günleri”</strong>&nbsp;ile 2 bin 500 öğrencinin kariyer yolculuğuna destek sunduklarını söyledi. Özada, ayrıca, Büyükşehir bünyesinde yer alan kafelerde öğrencilere part time çalışma fırsatının sunulmasının çok önemli çalışmalar arasında olduğunun altını çizdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kurumlar kariyerde birleşiyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2022 yılında gerçekleştirecekleri projeleri de aktaran Özada, kariyerde çok taraflı iş birliği protokolleri, işe alımlarda kişilik envanteri uygulamaları, önemli konularda alt kurulların oluşturulması, öğrenciler ve iş arayanlarla toplum liderlerinin buluşturulması, yetenek dönüşüm programı ile iş arayanların ve öğrencilerin istihdam edilebilirliklerine katkı sunulması ve yeni nesil teşvik uygulamaları konusunda fark yaratacak projeleri kurumlarla iş birliğine dayalı olarak gerçekleştireceklerini belirtti.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Ekipler, 2021’de toplam 12 bin 864 olaya müdahale etti]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ekipler-2021de-toplam-12-bin-864-olaya-mudahale-etti-15530354db1ea-49a9-4877-85c1-090e2b7c4ea02022-01-24T12:30:00+03:00HABER MERKEZİ Ekipler, 2021’de toplam 12 bin 864 olaya müdahale etti

Ekipler, 2021’de toplam 12 bin 864 olaya müdahale etti

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Asli görevi can ve mal kayıplarını önlemek ile çevreyi korumak olan Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi ekipleri, 2021 yılında da yardımcı görevlerle birlikte aralıksız olarak çalışmalarını sürdürdü. Ekipler, 2021’de her türlü arama, kurtarma ve afet olaylarına uluslararası standartların öngördüğü sürede etkin müdahale ederek, halkın can ve mal kayıplarının en aza indirilmesini sağlamak amacıyla hizmet verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ekipler, 2021’de toplam 12 bin 864 olaya müdahale etti</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İtfaiye Dairesi ekipleri, 2021 yılı içerisinde 33 hizmet noktası, 588 personel ve 108 araç ile yangın, kurtarma, eğitim tatbikat ve yardımcı görevlerle birlikte 12 bin 864 görev ile vatandaşların hizmetinde bulunurken, toplam 4 bin 146 iş yeri ve binaya yangın yönünden uygunluk raporu ve proje onayı verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kent genelinde gece-gündüz demeden yangın, afet ve kurtarma çalışmaları gerçekleştiren ekipler, 2021’de konut, apartman, araç ile otluk ve çalılık gibi alanlarda toplam 6 bin 694 yangına müdahale etti. Ekipler, ayrıca toplam 5 bin 696 arama kurtarma çalışmasına katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu ve özel kurumlara 2021 boyunca 415 eğitim veren ve tatbikat gerçekleştiren ekipler, 66 bin 98’i öğrenci olmak üzere toplam 73 bin 934 kişiye ulaştı. Ekipler 64 baca temizleme ve 3 arazözle su taşıma gibi hizmetlerini 2021 yılında da devam ettirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Orman yangınları, sel felaketleri ve minik Müslüme’nin arama çalışmalarında etkin görev alındı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İtfaiye Dairesi ekipleri ayrıca Mersin’de ve farklı illerde yaşanan orman yangınlarına da müdahale ederek, canla başla destek verdi. Ekipler, Manavgat ve Marmaris orman yangınları ile mücadeleye destek amacıyla 9 itfaiye eri, 2 itfaiye aracı ve 4 adet 25 tonluk su tankeri ile bölgede hizmet verdi. Muğla’da yaşanan orman yangınlarında da destek olan ekipler, 7 personel ve 2 itfaiye aracını bölgeye sevk etti. Ayrıca, Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi tarafından 3 araç ve 3 personel de çalışmalara dahil edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekipler, Karadeniz bölgesinde meydana gelen sel felaketi ile mücadele etmek, bölgedeki diğer ekiplere ve vatandaşlara destek vermek amacıyla kent dışı görevinde de bulundu. Sinop ve Kastamonu’da meydana gelen sel felaketinde de bölgeye destek veren Büyükşehir ekipleri, 12 personel ve 6 araçla çalışmalara katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir ekipleri, ayrıca Gülnar ilçesinde kaybolan ve cansız bedenine ulaşılan minik Müslüme’nin arama çalışmalarına da katıldı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[SANAT DÜNYASI BİR KAYIP DAHA YAŞADI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sanat-dunyasi-bir-kayip-daha-yasadi-1552957f1025e-a231-468c-9ea6-3f5cd23cd4a82022-01-24T09:22:00+03:00HABER MERKEZİ SANAT DÜNYASI BİR KAYIP DAHA YAŞADI

SANAT DÜNYASI BİR KAYIP DAHA YAŞADI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Uzun süredir tedavi gören sinema sanatçısı Fatma Girik bu gün sabah yaşamını yitirdi.&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[“ARA TATİLDE EKSİKLİKLERİNİZİ KAPATMAK ÖNEMLİ”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ara-tatilde-eksikliklerinizi-kapatmak-onemli-155289d0ea599-a4bf-46bb-8441-14fd062be04d2022-01-23T20:55:00+03:00HABER MERKEZİ “ARA TATİLDE EKSİKLİKLERİNİZİ KAPATMAK ÖNEMLİ”

“ARA TATİLDE EKSİKLİKLERİNİZİ KAPATMAK ÖNEMLİ”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde eğitimde fırsat eşitliğini önceleyen çalışmaları kapsamında YKS’ye hazırlanan 4 bin 200 ve LGS’ye hazırlanan 500 olmak üzere toplam 4 bin 700 öğrenciye kurs hizmeti veriyor. MERCİ Öğrenci Danışmanlık Merkezi’ndeki uzman eğitmenler, okulların ara dönem tatiline girmesiyle birlikte öğrencilere bu süreci verimli geçirebilmeleri, eksik konularını tamamlamaları ve yeni döneme daha motive olmuş bir şekilde başlamaları için önerilerde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi MERCİ Öğrenci Danışmanlık Merkezi’nde yapılan çalışmada merkez kurs sorumlusu Tuğçe Kesici’nin sorularını yanıtlayan rehber öğretmen Cansu Turan, öğrencilere “<strong>Kimseyi kendinize rakip olarak görmeyin. En iyi rakibiniz kendinizsiniz, kendi rekorunuzu kırın”&nbsp;</strong>tavsiyesinde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“<strong>Biraz daha kişiselleştirilmiş özel program olmalı”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">YKS ve LGS öğrencileri için ara tatillerinde nasıl bir yol çizmeleri gerektiği hakkında bilgiler paylaşan Turan,&nbsp;<strong>“Biz rehberlik servisi olarak 2 haftalık süreç için bir çalışma programı taslağı hazırlayacağız. Bu döneme kadar hangi konuları bitirmeleri gerektiği, hangi konularda olmaları gerektiği konusunda bir taslak vereceğiz. Fakat 15 günlük tatil sürecinde her öğrencinin eksiği farklı olacağı için o taslağı kendi eksikliklerine göre doldurup tamamlamalarını isteyeceğiz. Bu program, biraz daha kişiselleştirilmiş özel program olmalı”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“<strong>Deneme sınavları bizim için çok önemli”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve Temel Yeterlilik Testleri (TYT) alanlarında nasıl bir çalışma yöntemi çizilmesi konusunda da bilgiler veren Turan,&nbsp;<strong>“AYT’ye başlamayan öğrencilerimiz sömestir de TYT ağırlıklı çalışsınlar. Fakat bu birinci dönemde TYT ve AYT’yi orta bir şekilde götürdülerse o öğrencilerimiz iki alana da çalışabilirler. Maalesef bazı öğrencilerimiz AYT sınavından çok fazla korkuyorlar. Bundan kaynaklı çok fazla AYT deneme sınavına girmiyorlar. 8-10 net çıkarırım korkusudur. Bunu yapmasınlar. Çünkü nerede olduğumuzu görebilmek adına deneme sınavları bizim için çok önemli”&nbsp;</strong>ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hem YKS hem de LGS öğrencileri için en kritik dönemi değerlendiren Turan,&nbsp;<strong>“En önemli kritik nokta 15 günlük sömestir tatili. Çünkü sömestir bittikten sonra sınava az bir süre kaldığı anlamını taşıyor. İkinci döneme başlarken kendimize olan güvenimizin artması, ayaklarımızın yere daha sağlam basması açısından çok önemli bir süreç”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Her zaman ilk rakibiniz kendiniz olun”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ara tatilde öğrencilerin çözmesi gereken soru sayısı hakkında da konuşan Turan,&nbsp;<strong>“Aslında öğrencilerimize en çok önerdiğim şey şu:&nbsp;&nbsp;Her zaman ilk rakibiniz kendiniz olun. Kendilerini tanısınlar. O hafta ne yaptılarsa önümüzdeki hafta çok daha iyi olmaları adına bir hamle yapmaları gerekiyor. Bu hafta örneğin 250 soru çözmüşlerdir, önümüzdeki hafta kendilerini geçsinler. Kendi rekorlarını kırsınlar. Şu ana kadar belki böyle bir süreçten geçmemişlerdir, bunu düşünmemişlerdir. Birinci dönem boyunca hangi hafta en fazla soru sayısına ulaştılarsa sömestirde o soru sayısını geçsinler. Bunun kendileri için çok yararlı bir sömestir tatili olacağına eminim”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Kimseyi kendinize&nbsp;</strong><strong>rakip olarak görmeyin, en iyi rakibiniz kendinizsiniz”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Turan, sömestir için program hazırlanmasının önemine de değinerek şu önerilerde bulundu:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Tatil programınız yazılı olsun. Günlük olarak neler yapmanız gerektiğini hatırlatan bir planınız olursa sizin için o plana uymak ve başarıyı yakalamak yararlı bir durum olacak. Ailemizle ve çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla zaman geçirmemiz gerekiyor ama ders çalışmayı ihmal etmeyelim. Bu süreçte eksikliklerimizi kapatmak inanılmaz derecede önemli. Sadece sömestir için değil, sömestir sonrası için de hedefler belirleyelim. Sömestirden sonraki deneme sınavında, ‘Ben bugüne kadar 50 net yaptım TYT’den ama bu sınavda 60 net yapacağım. Çünkü eksiğimi kapatabildim’ diyebilmem gerekiyor. Ya da ‘Ben eksiğimi kapattım, yeni bir soru bankası temin etmem gerekiyor ve bu soru bankasını çok güzel bir şekilde çözeceğim’ şeklinde kendilerine sözler vermeleri gerekiyor. Konu tekrarları yapabiliriz. Kimseyi kendinize&nbsp;</strong><strong>rakip olarak görmeyin, en iyi rakibiniz kendinizsiniz. Bir önceki kendinizden iyi olmak için elinizden geleni yapın. Kendi rekorunuzu kırın. Bu bizim sloganımız olsun.”</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İLK KURS TURGUT TÜRKALP MAHALLESİ’NDE BAŞLADI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ilk-kurs-turgut-turkalp-mahallesinde-basladi-15527991cc4ba-6bcb-4785-b9b9-d6a10f492cb62022-01-23T20:53:00+03:00HABER MERKEZİ İLK KURS TURGUT TÜRKALP MAHALLESİ’NDE BAŞLADI

İLK KURS TURGUT TÜRKALP MAHALLESİ’NDE BAŞLADI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi’nin Toroslar ilçesi Turgut Türkalp Mahallesi’ndeki LGS’ye hazırlık kurs merkezinde okuma-yazma kursu başladı.&nbsp;&nbsp;Vatandaşlara ücretsiz olarak verilen okuma-yazma kurslarının dezavantajlı diğer mahallelerde de sürdürülmesi planlanıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Büyükşehir daha önce Atgirmez’de de kadınlara okuma-yazma kursu vermişti</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi; daha önce Tarsus ilçesine bağlı, Mersin’in en doğu noktasında yer alan Günyurdu Mahallesi içerisinde yer alan Atgirmez mevkiinde de kadınlara yönelik okuma-yazma kursu gerçekleştirmişti. Çoğunluğu tarım arazilerinde çalışan kadınlar, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi ile Halk Eğitim Merkezi iş birliğinde verilen kursa katılmıştı. Kimi kucağında kimi ise karnında taşıdığı çocuğuyla kursa katılan kadınlar, yaklaşık 4 aylık eğitimin ardından okuyabilmenin ve yazabilmenin mutluluğunu yaşamıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Okuma-yazma kursları kentin dezavantajlı mahallelerine yayılacak</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">9 ilçedeki kurs merkezlerinde öğrencileri üniversiteye hazırlayan Büyükşehir Belediyesi, kentin farklı birçok mahallesinde 8’inci sınıf öğrencileri için de LGS’ye hazırlık kursları vermeye başladı. Büyükşehir, LGS öğrencilerine yönelik verdiği destekte özellikle dezavantajlı mahallelere yöneldi. Hizmet kapsamında Toroslar ilçesi Turgut Türkalp Mahallesi’ne bir Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezi açan Büyükşehir, mahallede yaşayan orta ve ileri yaştaki vatandaşlar için okuma-yazma kursu da başlattı. Yeni başlayan okuma-yazma kursuna başvuran 8 kadın kurs merkezindeki sıralarda derslere başladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Okuma-yazma bilmeyen vatandaşlarımıza sınıflarımız açık”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Toroslar ilçesi Turgut Türkalp Mahallesi’ndeki Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezi’nde görevli Türkçe Öğretmeni Berfin Önder, velilerden okuma-yazma kursuyla ilgili yoğun talep aldıklarını belirterek,&nbsp;<strong>“Yetişkinler için birinci kademe okuma-yazma kursunu açtık ve sınıfımın büyük çoğunluğunun kadınlardan oluşması benim için ayrı bir mutluluk oldu. Dönemin sonunda her istediğini okuyabilen, kendisini iyi ifade edebilen, güçlü kadınlar olarak çıkmalarını umut ediyoruz. 5 kişiyle başladık, daha sonra bu artarak 8 kişi oldu. Daha da artacağını düşünüyoruz. Belediyemizin bu mahallede yaptığı ilk çalışma ve devam edeceğiz. Okuma-yazma bilmeyen vatandaşlarımıza sınıflarımız açık”</strong>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Babam görmüş olsaydı gurur duyardı”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kursa katılan vatandaşlardan 42 yaşındaki Sıdıka Çınar, daha önce kendisine gelen mesajları çevresindekilere okutmak zorunda kaldığını belirterek;&nbsp;<strong>“Ev temizliğine gidiyorum. Gidiş-gelişlerde sorun yaşıyorum. Mesela evin adresini söylüyorlar, okumam yazmam olmadığı için ‘bana tam olarak yazıp gönderin, abime ya da kardeşime okuturum’ veya ‘tam olarak yerini söyleyin, ben oraya geleyim’ diyorum. ‘Lanet olsun, okumam-yazmam olsa bu kadar rezillik çekmem’ diyordum. Şimdi bu kursu duydum, çok sevindim. ‘Ben gideceğim’ dedim abime. ‘Sıdıka geç bile kaldın, senin adına çok sevindim, sen başaracaksın’ dedi. Babam görmüş olsaydı gurur duyardı, eminim ki annem de gurur duyardı”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Doktoruma kendim gidip geleceğim, her şeyi kendi başıma başaracağım”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kursa katılan 7 çocuk annesi 48 yaşındaki Azize Akay da okuma-yazma bilmediği için yaşamı boyunca sıkıntılar yaşadığını vurgulayarak,&nbsp;<strong>“Çocuklardan hastane için ‘bana bir randevu alın’ diye rica ediyorum. ‘Aman anne bıktırdın’ diyorlar. Artık onu kendi kendime yapacağım. İlaçlarımı kendim içeceğim, doktoruma kendim gidip geleceğim. Her şeyi kendi başıma başaracağım. Bir de kitap okumayı öğreneceğim. Burası açıldığında çok sevindik. Hoşumuza gitti. Burası hem mahallemde hem de arkadaşlarım yakınımda”</strong>&nbsp;ifadelerine yer verdi.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Okuma-yazma olmayınca gittiğim yeri bulamıyorum”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kursa katılanlardan 5 çocuk annesi Gazali Kortak ise okuma-yazma konusunda yaşadığı sıkıntılardan bahsederek,&nbsp;<strong>“Hastaneye gidiyorum. Okuma-yazma olmayınca gittiğim yeri bulamıyorum, başkasından rica ediyorum. Bazıları yardımcı oluyor bazılarıysa tepki veriyor. İnsanın zoruna gidiyor. Bazen birinden rica ediyorum, ‘cahil’ diyor, o zoruma gidiyor”</strong>&nbsp;dedi. Kortak, ­5 çocuğu okuttuğunu ve okuma-yazma öğrenme hayalini artık gerçekleştireceğini vurgulayarak,&nbsp;<strong>“Hepsinin diplomaları var. Ayakta durdum, okuttum. Ben okumadım ama onları okuttum. Ben de şimdi okuyup ayakta duracağım. Bize açılan kurs sayesinde, öğretmenimizin sayesinde inşallah okuma-yazmayı çözeceğiz”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Milletvekili Köksal, “haksız faturaları” Meclis’e taşıdı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milletvekili-koksal-haksiz-faturalari-meclise-tasidi-15526d1070264-f342-45f4-8e88-a220771058c62022-01-23T20:48:00+03:00HABER MERKEZİ Milletvekili Köksal, “haksız faturaları” Meclis’e taşıdı

Milletvekili Köksal, “haksız faturaları” Meclis’e taşıdı

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yaptığı konuşmada, vatandaşların mağduriyetlerini dile getirerek, erkem seçim çağrısı yaptı.<br /><strong>ELEKTRİK FATURALARINDAKİ “HAKSIZ HESAPLAMA” DÜZELTİLECEK Mİ?</strong><br />Elektrik faturasında tüketicilerin kullandığı ayın tarifesine göre elektrik faturası ödediğini kaydeden Milletvekili Köksal, “1 Ocak 2022'de elektriğe yüzde 52 ile yüzde 130 arasında zam geldi ancak bu zamların birçok yerde Aralık ayı faturasına da yansıtıldığını görüyoruz. Afyonkarahisar'da bir hemşehrimiz 2.283 lira gelen faturasının 450 liralık bölümünde fazla hesaplama yapıldığını tespit etmiş, tüketici hakem heyetine başvurmuş. Bunun gibi binlerce mağdur var. Her tüketici kullandığı ayın tarifesine göre elektrik faturası öder. Buna göre, elektrikte Aralık ayı tüketiminin eski tarifeye göre düzenlenmesi gerekiyor. Buna uymayan, elektrik faturalarında Aralık ayı tüketimini Ocak’taki zamlı tarifeden hesaplayan elektrik şirketlerine ağır bedeller ödetecek misiniz? Yoksa haksız bir şekilde vatandaşın parasına göz diken bu yandaş şirketleri kayırıp sesiz mi kalacaksınız?” şeklinde konuştu.<br /><strong>LAPA LAPA ZAM YAĞIYOR..!</strong><br />Bir yılda benzine yüzde 94, mazota yüzde 115, LPG'ye yüzde 128 zam geldiğinin önemle altını çizen Köksal, “AKP iktidarında âdeta lapa lapa zam yağıyor. "Dolar düştükten sonra fiyatlar düşecek." diyordunuz, dolar düştükten sonra doğal gazdan elektriğe, kömürden benzine hemen hemen her şeye zam geldi. Son olarak, motorine 52 kuruş, benzine 46 kuruş daha zam geldi. Bir yılda benzine yüzde 94, mazota yüzde 115, LPG'ye yüzde 128 zam yaptınız. Emekliye yüzde 25 zammı reva görenler, daha yılbaşı gecesi doğal gaza yüzde 50 zam yaptılar. Vatandaşın poşeti markette dolmuyor, filesi pazarda yetmiyor. Maaşın çoğu faturalara gidiyor. Kendi halkı açlık sınırının altında her gün bir zam haberiyle uyanırken Afganistan'a 700 tonluk iyilik treni yollayanlar bu ülkeyi yönetemiyorlar. Onun için hemen seçim, derhâl seçim, erken seçim.” ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Kani Beko: onun sözleriyle ve sevgiyle, dostlukla, hasretle anıyorum.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kani-beko-onun-sozleriyle-ve-sevgiyle-dostlukla-hasretle-aniyorum-1552523c7d4cc-c57d-4c48-86c9-065bc2ce81d52022-01-23T20:46:00+03:00HABER MERKEZİ Kani Beko: onun sözleriyle ve sevgiyle, dostlukla, hasretle anıyorum.

Kani Beko: onun sözleriyle ve sevgiyle, dostlukla, hasretle anıyorum.

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kani Beko:&nbsp;&nbsp;<strong>Halka doğruları ve gerçekleri yansıtmak istediği için katledilen basın dünyamızın büyük ismi değerli gazeteci Uğur Mumcu’yu ölümünün&nbsp;</strong><strong>29. yılında bir kez daha onun sözleriyle ve sevgiyle, dostlukla, hasretle anıyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün hayatı; cumhuriyet, laiklik ve demokrasi karşıtlarıyla, yolsuzlukların ortaya çıkarılmasıyla ve hakikat mücadelesinde geçmiş olan Uğur Mumcu, dün olduğu gibi bugün de mazlumlar ve mağdurlar adına yürüdüğümüz yolda; yazdıklarıyla, fikirleriyle ve idealleriyle bizimle beraberdir!</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizde onlarca gazeteci ve yazar siyasi cinayetler sonucu öldürüldü. 1909’da öldürülen Hasan Fehmi Bey, bir yıl sonra Ahmet Samim ve sonraları Sebahattin Ali, Abdi İpekçi, İlhan Erdost, Musa Anter, Turan Dursun, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Metin Göktepe, Hrant Dink ve Uğur Mumcu bunlar arasında ilk akla gelenler. Gazeteciler gerçekleri halka ulaştırdıkça ya katledildiler ya hapsedildiler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Devlet içine yuvalanan çeteleri, devletin kurumlarına sızan tarikatları yıllar önce gündeme getiren Uğur Mumcu’nun işaret ettiği tehlikeler ne yazık ki bugün birer birer karşımıza dikildi. Onun katledilişi, saptamalarında ve düşüncelerinde, gerçeğe ne kadar yaklaştığının en açık kanıtıydı.</span></p><p><span style="font-size:18px">24 Ocak 1993’ten bu yana ne yazık ki Uğur Mumcu’nun katledilmesi de diğer benzerleri gibi bütün bağlantılarıyla aydınlatılamadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dün olduğu gibi bugün de onurlu duruşuyla gerçeklerin peşinde koşan, halkın haber alma hakkı için görevlerini yerine getirmeye çalışan gazeteciler baskı görüyor. Basın özgürlüğü Anayasal güvence altında olmasına rağmen gazeteler, TV’ler, radyolar kapatılıyor ve bunun sonucunda on bine yakın gazetecinin işsiz kaldığı ifade ediliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazetecilerin nasıl haber yapacakları, haberlerinde neyi öne çıkarıp neyi görmemeleri gerektiği devletin en üst kademelerindeki insanlar tarafından dikte ediliyor. Aksini yapanlar; yani Uğur Mumcu’nun yaptığı gibi gerçekleri halka ulaştırmak için canını ortaya koyarak gazetecilik yapanlar ise ne yazık ki hapishanelere atılıyor. Onlarca gazetecinin hapishanede olduğu Türkiye, basın özgürlüğünde dünyanın en kötü durumdaki ülkeleri arasında sayılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak, gazetelerin tek bir manşetle çıktığı, tek bir kişinin koca bir medya havuzunun fiili patronluğunu yaptığı, iktidarın onay verdiği “tek ses”in dışında bir şey söylemek isteyenlerin hapse atıldığı bu ortamda Uğur Mumcu’nun kalemini yere düşürmeyen, her şeye rağmen işini cesaretle yapan onurlu gazeteciler hala vardır; Mumcu’nun anısı onun kalemini tutan ellerde yaşamaktadır!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Uğur Mumcu’yu uğurlayan milyonlar ve gerçekleri halka ulaştırmaya çalışan gazeteciler susturulamayacak, yok edilmeye çalışıldıkça çoğalacaktır. Ülkemizin üzerindeki karanlık ablukaya karşı hayır diyenler gücünü Mumcu gibi yürekli insanlardan almaktadır.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yazdıklarıyla halkını aydınlatan, karanlıkların üzerine yürümekten çekinmeyen Uğur Mumcu’yu saygıyla ve özlemle anıyor; Mumcu’nun yolundan yürüyen, “karanlığa küfredeceğine bir mum yakan” tüm gazetecilerle omuz omuza olduğumuzu belirtiyorum.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[ZULME DİRENEN, KALEMİNİ SATMAYAN GAZETECİLER VAR OLMAYA DEVAM EDECEK]]>https://www.haberanaliz.net/haber/zulme-direnen-kalemini-satmayan-gazeteciler-var-olmaya-devam-edecek-15524d822555b-c708-4e97-b2c2-19988faad5562022-01-23T20:44:00+03:00HABER MERKEZİ ZULME DİRENEN, KALEMİNİ SATMAYAN GAZETECİLER VAR OLMAYA DEVAM EDECEK

ZULME DİRENEN, KALEMİNİ SATMAYAN GAZETECİLER VAR OLMAYA DEVAM EDECEK

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Bu ülke; zulümlerin yaşandığı, bedellerin ödetildiği, ülke çıkarına çalışanların cezalandırıldığı, antidemokratik uygulamalarla baskının, sansürün, otoriterliğin hüküm sürdüğü nice zor ve karanlık dönemlere tanıklık etti. Bu tanıklığın bedelini ise gerçeğin peşinde iz sürenler, kalemini satmayanlar, iktidarların yıldırma politikaları karşısında boyun eğmeyenler, halkın haber alma hakkı için yılmadan, yorulmadan çalışan gazeteciler ödedi. Susanların karşısında söz üreten, yok sayanların karşısında inat eden, Cumhuriyet düşmanları karşısında Atatürk ilkelerine bağlılıkla yürüyen demokrasi kahramanlarımız sayesinde, toplumsal hafızamızdan silinmek istenen gerçeklere erişebildik.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bombalı saldırıyla aramızdan koparılan araştırmacı-gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun, Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Genel Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy’un, gerçeklerin peşinde, laik Cumhuriyetin kazanımlarının bilinciyle araştıran, soran, sorgulayan, üreten, karanlık güçlerce katledilen bu ülkenin kıymetli aydınlarının yeri doldurulamayacak, anıları silinmeyecek, katillerinin ve azmettiricilerinin izi kaybettirilemeyecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Günümüz tek adam diktatörlüğünde baskı, sindirme politikaları ve algı operasyonları sürüyor. Bu dönem; anayasaya aykırılıkları meşrulaştırma misyonuyla hareket eden tek adamın medyayı dizayn etmek için Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamında bağdaşmayan söylem ve eylemleri, aydınları, gazetecileri, sanatçıları, toplumun farklı kesimlerini nefret söyleminin hedefi haline getirdiği, gerçeklerin izini sürmenin zorlaştığı bir karanlık dönem olarak hepimizin üzerine kabus gibi çöktü. İnsan onuruna yakışır yaşam koşullarına sahip bireylerden oluşan bir toplumun gerçeklerle kucaklaşmasına aracılık eden “gazeteciler”inyanısıra “gazetecilik” mesleğinin kendisi “itibarsızlaştırıldı.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Partili Cumhurbaşkanı nefret ve kin kusan, kışkırtan söylemlerle sanatçı ve aydınları linç kültürünün parçası olarak ortaya atmak için her bir fırsatı kolladı. Hakaret davalarıyla, ilan cezalarıyla, ekran karartmalarla, sosyal medya erişim engelleriyle haksızlıklar manzumesi yazan tek kişilik şahsım hükümeti; sözünü esirgemeyen ilkeli gazetecilerin, araştırmacı gazetecilerin, medya maymunlarına teslim olmayan usta kalemlerin varlığından rahatsızlık duyuyor. Sözünü esirgemeyen, düşünen ve üreten kadınlardan ise korkuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün, ifade ve düşünce özgürlüğüne tahammülü olmayanların söylemlerinden, hukuksuzluğa sığınan girişimlerinden beslenenler; onurlu ve dimdik gazetecilere baş eğdiremeyeceğinden habersiz korku iklimi yaratmaya ve kutuplaşmaya, toplumsal barışı, hak ve özgürlükleri tehdit etmeye hizmet ediyor. Mumcuların mirasını devralan araştırmacı gazeteciler ise demokrasi ve adalet bayrağını taşımaya devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">24-31 Aralık Adalet ve Demokrasi Haftası’nda suikastlerle, bombalı saldırılarla yaşam hakkı elinden alınan aydınlarımızı saygıyla ve minnetle anıyoruz. Hala aydınlatılmamış cinayetlerin, sümenaltı edilen dosyaların, mafya-tarikat-siyaset üçgenindeki karanlık güçlerin örtbas etmeye çalıştığı faili meçhul cinayetlerin gerçek sorumlularının aydınlatılmasını istiyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bizler; halk düşmanlarına karşı laik Cumhuriyetin ve Atatürkçülüğün yılmaz savunucuları olan Uğur Mumcuların, Muammer Aksoyların aydınlattığı yolda yürüyenleriz. Demokrasi şehitlerimizin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Unutmadık, unutturmuyoruz.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Elektrik faturaları hasat döneminde ödensin”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-elektrik-faturalari-hasat-doneminde-odensin-15523cac7f8a5-8303-4fad-ba88-d941896bebea2022-01-23T20:41:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Elektrik faturaları hasat döneminde ödensin”

Gürer: “Elektrik faturaları hasat döneminde ödensin”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Yasalaşması halinde&nbsp;çiftçileri&nbsp;büyük ölçüde rahatlatacak olan Kanun Teklifini TBMM Başkanlığına sunan&nbsp;Gürer, üretimin devamlılığı için elektrik enerjisi giderlerinin hasat dönemlerinde ödenmesinin şart olduğuna işaret etti.&nbsp;</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİYİ SEVİNDİREN KANUN TEKLİFİ&nbsp;</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, Enerji Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair hazırladığı Kanun Teklifinde, tarımsal üretimde girdi maliyelerinin artmasının, çiftçinin ürün ekim döneminde masrafların da yükselmesine neden olduğuna işaret etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, üretimin&nbsp;devamlılığı açısından elektrik enerji girdisinin hasat dönemlerinde ödenmesinin, masrafların zirve yaptığı bu süreçte çiftçilerin maddi olarak bir nebze olsun rahatlamasını sağlayacağına vurgu&nbsp;yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>FATURALAR 6 AYDA BİR ÖDENSİN&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kanunla, tarımsal sulamada kullanılan elektrik için gelen fatura bedellerinin yıl içinde ve 6 aylık dönemler halinde 2 parçada ödenmesinin amaçlandığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili&nbsp;Gürer, “Ülkemiz sahip olduğu tarımsal potansiyele rağmen, yaşanan ekonomik sorunlar, her geçen gün artan girdi maliyetleri ve planlamadan uzak tarım politikaları neticesinde çiftçilerin tarımdan uzaklaştığı görülmekte olup ekilen tarım arazilerinde ciddi düşüş yaşanmış ve akabinde de ithalata bağımlı bir konumuna gelinmiştir” saptamasında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ELEKTRİK BEDELLERİ ÖNEMLİ BİR GİDER OLDU&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımda yaşanan gerilemenin başlıca sebeplerine bakıldığında tarımdan uzaklaşan ciddi bir kesimin&nbsp;olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer,mazot&nbsp;ve gübreden sonra çiftçilerinin en önemli gider kalemlerinden birinin tarımsal sulama amaçlı kullanılan elektrik bedelleri olduğuna dikkat çekti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ZAMLAR BEZDİRDİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yeraltından sulama suyu çıkarabilmek için bazı bölgelerde elektrik enerjisi kullanıldığını anlatan CHP Milletvekili&nbsp;Gürer,&nbsp;elektrik faturalarına gelen zamların ise&nbsp;çiftçinin üretim maliyetlerini olumsuz&nbsp;etkilediğiniz söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YÜZDE 71 ZAM&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımsal&nbsp;sulamada kullanılan elektrik enerjisinin&nbsp;2017 yılında 6.537.065&nbsp;MWh, 2018 yılında 8.799.145&nbsp;MWh, 2019 yılında 8.553.367&nbsp;MWh&nbsp;ve 2020 yılında ise 10.805.968&nbsp;MWh miktarlarına ulaştığını anlatan&nbsp;Gürer, “2019 yılı&nbsp;başında tek&nbsp;terimli orta&nbsp;gerilim tarımsal sulama abonelerine uygulanan elektrik tarifesi, 1&nbsp;kWh&nbsp;için&nbsp;37,05&nbsp;kuruş&nbsp;iken&nbsp;2021 yılında 63,11&nbsp;kuruşa çıkarak %70, çift terimli orta gerilim tarımsal sulama abonelerine uygulanan elektrik tarifesi ise 36,77&nbsp;kuruştan 63,00&nbsp;kuruşa yükseltilerek % 71 oranında zam görmüştür.2022 yılında gelen zamlar ise &nbsp;çiftçinin giderini kutlarken yaz döneminde artan sulama gereksinimi &nbsp;elektrik faturalarını ödemede Çiftçiyi mağdur eder duruma &nbsp;düşürmektedir&nbsp;tarımsal sulama tarifesine son durumda yüzde 95 oranında zam yapılmış olması Çiftçiyi daha az su kullanımına sevk etmesi de rekolte kaybına da neden olacaktır..&nbsp;” hatırlatmasında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜRÜN EKİM ZAMANINDA FATURA ÖDENMEMELİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Artan elektrik tarife ücretleri çiftçinin ürettiği ürünün&nbsp;maliyetini ciddi ölçüde artırdığını,&nbsp;ürünün maliyetinin altında değer bulduğu dönemde çiftçileri borç yükü altına&nbsp;sürüklediğine değinen&nbsp;Gürer,&nbsp;hazırladığı&nbsp;kanun teklifinde, “Tüm&nbsp;girdi maliyetlerinde yaşanan artışlar çiftçilerin ekim döneminde üretime katılmalarını zorlaştırmakta ve farklı kalemlerde maddi külfet altına girmelerine neden olmaktadır. Çiftçiler için maddi olarak en zorlandıkları dönem ürün ekim sürecidir. Yaşanan kur artışları neticesinde de nakit ürün almak zorunda kalan çiftçi bu süreci maddi olanaksızlıklar içinde geçirmektedir. Ekim sürecinde yaşanan maddi olanaksızlıklara ek olarak sulama suyunda kullanılan elektrik için her ay gelen faturalar çiftçiler için bu süreci daha da zorlu bir hale getirmektedir. Maddi&nbsp;imkansızlıklar nedeniyle elektrik faturalarını ödeyemeyen çiftçilerimizin elektriğinin kesildiği, ürün tarladayken sulama yapılamaması neticesinde de ciddi ürün kaybı yaşanmasına sebep olduğu farklı&nbsp;zamanlarda kamuoyuna yansımıştı” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>6 AYLIK 2 PERİYOT HALİNDE ÖDEME YAPILMALI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Faturaların hasat dönemi sonunda ödenmesine olanak sağlanmasının&nbsp;yaşanan bu ve benzeri sorunların ortadan kalkmasını&nbsp;sağlayacağını belirterek “&nbsp;Bu sebeple çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik enerji fatura bedellerini, yıl içinde belirlenecek 6 aylık 2&nbsp;periyot&nbsp;halinde ve toplu olarak yatırmalarına yönelik yapılacak düzenleme, çiftçilerin üretim sürecinde maddi olarak bir nebze olsun&nbsp;rahatlamalarına neden olacaktır” ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">MADDE 1-&nbsp;14/3/2013&nbsp;tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">“EK MADDE 6- Tarımsal sulamada kullanılan elektriğin faturalandırılması altı aylık dönemler hâlinde yapılır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">MADDE 2-&nbsp;Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</span></p><p><span style="font-size:18px">MADDE 3-&nbsp;Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[YÜCEER: “HPV AŞISI ÜCRETSİZ OLARAK ULUSAL AŞI PROGRAMINA EKLENSİN”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yuceer-hpv-asisi-ucretsiz-olarak-ulusal-asi-programina-eklensin-155221f946d5d-c131-464d-8f27-07940f0c87222022-01-23T20:38:00+03:00HABER MERKEZİ YÜCEER: “HPV AŞISI ÜCRETSİZ OLARAK ULUSAL AŞI PROGRAMINA EKLENSİN”

YÜCEER: “HPV AŞISI ÜCRETSİZ OLARAK ULUSAL AŞI PROGRAMINA EKLENSİN”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’na HPV aşısının ulusal aşı programına eklenmesi için çağrıda bulundu. Her yıl aşısı olan bu hastalık yüzünden yüzbinlerce kadının yaşamını yitirdiğine değinen Dr. Yüceer, “Yapılan araştırmalar sonunda geliştirilen aşılarla HPV enfeksiyonunun, dolayısıyla rahim ağzı kanserinin büyük oranda önlenebildiği saptanmıştır. Bu aşı 132 ülkenin ulusal aşı takviminde yer alıyor. Kazakistan, Myanmar, Vietnam gibi 3. Dünya ülkeleri HPV aşısını ulusal takvimine alacağını açıklamışken, Türkiye’de böyle bir vaat dahi yok. HPV aşısı eşit, parasız, ulaşılabilir sağlık hakkının gereğidir ve acilen ulusal bağışıklama programına dahil edilmelidir” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“AKP İKTİDARI BU ÜLKENİN KADINLARINA ÖLÜMÜ REVA GÖRÜYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">HPV aşısının neden ücretsiz ve rutin aşı olmadığını soran Dr. Yüceer, “Yandaşlara, israfa gelince bütçeyi har vurup harman savuranlar, örtülü ödenekten alınan harcırahlarla dünya turuna gelince gözleri ışıldayanlar ülkemizin kadınlarının sağlığı söz konusu olduğunda, halk sağlığı söz konusu olduğunda neden kulakları sağır eden bir sessizliğe bürünüyorlar? Bu hastalık, tüm ülkelerde görülüyor olsa da sıklığı orta ve düşük gelirli ülkelerde daha yüksektir. Bu kansere bağlı ölümlerin de yine yüzde 90’ı orta ve düşük gelirli ülkelerde görülmektedir. Türkiye güçlü demokrasisi, dinamik genç nüfusu, çalışkan ve üretken halkı ile her zaman güçlü bir ülkeydi. Hala da öyle… Ancak bu halkın ürettiği artı değeri kendi kasalarına aktaranlar, bir gecelik döviz operasyonuyla 83 milyon vatandaşın hakkını gasp edenler, yani AKP iktidarı bu ülkenin kadınlarına yoksulluğu ve ölümü reva görüyor” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TEK BİR KADININ DAHİ AŞISI OLAN BU HASTALIK NEDENİYLE ÖLÜMÜ KABUL EDİLEMEZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yılda 300 bin kadının bu hastalık yüzünden yaşamını kaybettiğini vurgulayan Dr. Yüceer, “Kurtarılabilecek binlerce hayat söz konusu ve buna rağmen susmak, hayatı savunmak varken kadınlarımızın ölümlerine susmak, hangi vicdana sığar? Tek bir kadının dahi aşısı olan bu hastalık nedeniyle ölümü kabul edilemez. Kız çocuklarımızı 9-14 yaş aralığında aşılarsak bu hastalık kadınlarımızın yaşamını tehdit edemeyecek. Bu yaş grubuna 2 doz aşı yeterken, 15 yaş sonrasında koruyuculuk için 3 doz aşı gerekiyor. Üstelik bu hastalık sadece kadınlarımızı değil erkekleri de tehdit ediyor. Bu virüs erkeklerde de anüs, penis ve gırtlak kanserine ve hatta kısırlığa bile yol açabiliyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“HALK SAĞLIĞI BU İKTİDAR İÇİN MALİYET!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Üç dozluk aşının maliyetinin yaklaşık 2 bin lira olduğunu belirten Dr. Yüceer, “Farmakoekonomi açısından bile düşünüldüğünde kansere yakalanmış bir kişinin devlete olan ilaç ve bakım maliyetleri yanında aşılamanın maliyeti çok çok küçük kalmaktadır. Ancak aşılamayı akıl dışı bir şekilde maliyet olarak gören AKP iktidarı, her konuda olduğu gibi sağlık hizmetini de piyasaya terk ediyor ve maliyeti bireylere yüklemeye çalışıyor. Çünkü AKP iktidarına göre bu halkın vergileri 5 müteahhittin garanti ödemeleri için var, Saray’daki şatafat için var, sosyal devlet bir süredir sadece yandaş vakıflar için var… Halk sağlığı bu iktidar için maliyet. Söz konusu kadın sağlığı ise iki kat maliyet. Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ülkede kim 2 bin lirasını bir kenara koyup da bu aşıyı olabilir? Maaşından fazla sigorta primi ve vergi ödeyen yurttaşlarımız hakkı olan sağlık hizmetine ulaşamıyor. Geçim sıkıntısının tüm toplumun ana gündemi haline geldiği, emekçilerin açlık ve yoksullukla boğuştuğu günümüzde emekçi bir kadının, bir öğrencinin bu aşıya erişebilmesi söz konusu değil” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TÜRKİYE’DE HPV AŞILAMA ORANI SADECE BİNDE 9”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şu an Türkiye’de HPV aşılamasının oranının sadece binde 9 civarında olduğunu ifade eden Dr. Yüceer, “Bu oran yok gibi bir şey anlamına gelmektedir. Öte yandan HPV aşısının 4 tip ve 9 tipe etkili olmak üzere 2 türü bulunmaktadır. 4 tipe karşı etkili olan rahim ağzı kanserine karşı yüzde 70 etkili oluyorken, 9 tipe etkili olan ise yüzde 90 etki sağlamaktadır. Türkiye’de 4 tipe karşı etkili olan aşı parayla satılmakta ancak 9 tipe etkili olanı pek çok ülkenin ulusal aşı takviminde yer almasına rağmen Türkiye’de parayla dahi alamıyorsunuz. Çünkü sağlıkta dönüşüm diyerek, hastaneleri ticarethaneye dönüştüren, hastaları müşteri olarak gören, parası olamayanlara nitelikli sağlık hizmeti vermek istemeyen bu iktidarın kötü ekonomi yönetimi nedeniyle Türk lirasını geldiği son durum ilaç firmalarının aç gözlülüğünü besliyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“HPV AŞILARI ÜCRETSİZ OLARAK AŞI PROGRAMINA EKLENSİN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gerekli tedbirler alındığı takdirde 2050’ye kadar rahim ağzı kanseri ölümlerinin yüzde 40 oranında azalacağı öngörüsünü paylaşan Dr. Yüceer, “DSÖ’nün bu kansere karşı yakın zamanda geliştirdiği Rahim Ağzı Kanserini Yok Etmeyi Hızlandırmak için Küresel Strateji planına göre hareket eden ülkelerde 2030 yılına kadar 15 yaş ve altı kız çocuklarının yüzde 90’ının aşılanması, 35 yaşına kadar olan kadınların en az bir kere uygun yöntemle taranması ve bunun 45 yaşında bir kere daha tekrarlanması öngörülmektedir.&nbsp;Bu kansere karşı geliştirilen yöntemin uygulanmaması için hiçbir sebep yoktur. Mevcutta yürütülen ulusal taramanın yanı sıra HPV aşıları da ücretsiz olarak ulusal aşı programına eklenmeli, önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önüne geçilmesi için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.&nbsp;Buradan Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum, HPV aşısı eşit, parasız, ulaşılabilir sağlık hakkının gereğidir ve acilen ulusal bağışıklama programına dahil edilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün rahim ağzı kanserine karşı geliştirdiği plan bir an önce uygulanmalı ve HPV aşıları ücretsiz olarak ulusal aşı programına eklenmelidir. Eğer siz yapmazsanız ilk seçimden sonra iktidara geldiğimizde rahim ağzı kanserini önleyen HPV aşısı da dahil olmak üzere kadınlar için tüm önleyici sağlık harcamalarını ücretsiz yapacağız” diye konuştu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Covid-19 pozitif olan çocuklar kayda alınmıyor!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-19-pozitif-olan-cocuklar-kayda-alinmiyor-1552148ac2f16-a545-434f-9dc9-ef5066f294b92022-01-21T14:47:00+03:00HABER MERKEZİ Covid-19 pozitif olan çocuklar kayda alınmıyor!

Covid-19 pozitif olan çocuklar kayda alınmıyor!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Çocuklarda hastalıkların yoğun olduğu bugünlerde Covid vakalarının da sıkça rastlandığı haberlere konu olurken CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, Sağlık Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle çocuk vaka istatistiklerinin neden açıklanmadığına yönelik soru önergesi verdi.&nbsp; Konuyu Meclis gündemine taşıyan Beko, “18 Ocak 2022 tarihinde gerçekleşen Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu toplantısı sonrası yapılan yazılı açıklamada, ülkemizde son bir haftada görülen vakaların yaşa göre yüzdeleri verilirken 12 yaş altı çocuklara ait bilgiler verilmemiştir. Covid-19, yeni doğan bebekler de dahil 12 yaş altı her çocukta saptanabildiği ve bu sebeple ailelerin, çocuk acilleri ve polikliniklerine başvurdukları bilinmektedir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">AŞILAMA 12 YAŞ ALTINA İNECEK Mİ?</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Beko’nun yanıtlanmasını istediği sorular şunlar: Ülkemizde son bir haftada görülen vakaların yaşa göre yüzdeleri verilirken 12 yaş altı çocuklara ait bilgiler neden verilmemiştir? Yaptığınız yazılı açıklamaya göre 12 yaş altında hiç Covıd-19 vakası saptanmamış görünmektedir. Bu durum normal midir? Bu açıklamaya göre çocuk hastanelerinde ve yoğun bakımlarında yatan 12 yaş altı Covid-19 pozitif olan çocuklar vaka olarak kabul edilmemekte midir? Covid-19 nedeniyle tedavi gören çocuk sayısı nedir? 5-11 yaşlarındaki çocukların Covid-19 aşı kapsamına alınmasını ve aşı kapsamının genişletilmesini düşünmekte misiniz?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[SÜMER: SAĞANAK ZAM YAĞMURU DEVAM EDİYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sumer-saganak-zam-yagmuru-devam-ediyor-1552072588e8a-65d8-4da4-a17f-b2cfaf2f29d12022-01-21T14:43:00+03:00HABER MERKEZİ SÜMER: SAĞANAK ZAM YAĞMURU DEVAM EDİYOR

SÜMER: SAĞANAK ZAM YAĞMURU DEVAM EDİYOR

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Krizin sebebi iktidar, Çözümü Sandıktır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SAĞANAK ZAM YAĞMURU DEVAM EDİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer,<strong> “</strong>Türkiye ekonomisi Saray İktidarının elinde kanser olmuş, birileri çıkıp aspirin yazdık iyi gelecek diyor. 128 Milyar Doları yok edenler, şimdi vatandaşın olmayan parasına göz dikti. Ekonomi Öyle bir hale geldi ki vatandaş zamları takip edemiyor. Her geçen gün zam haberlerine uyandığımız ürünlerden bir tanesi de Akaryakıt fiyatları.Akaryakıt istasyonlarındaki tabelalarda, fiyatları yazacak yer kalmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP’nin İktidara geldiği 2002 yılında Vatandaş, benzinin litre fiyatına 1 lira 48 kuruş öderken&nbsp;2021 Yılının Aralık ayında 12 Lira 38 Kuruş ödemeye başladı.Bu hafta 13 lira 85 kuruştan işlem görüyordu. Dün motorine 52 kuruşBenzine 46 kuruşluk bir zam daha geldi.2021 yılında akaryakıt fiyatlarına tam 46 defa zam yapıldı.Vatandaş Akaryakıt fiyatının ne olduğunu öğrenmek için internet üzerinden 27 milyondan fazla arama gerçekleştirdi.Döviz kurunun yükselmesinin ekonomiyle ilgisi yok deniyordu.Kur ne zaman yükselse Akaryakıta, Elektriğe, Doğalgaza zam geldi. Bu politikayla zam yağmuru durmayacak.” Dedi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MİLLETİN AKLIYLA DALGA GEÇİYORLAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Kur düştü, halaylar çekildi, ben ekonomistim diyenler,“Gördün mü bak. Her şey yoluna giriyor” dedi. Ancak akaryakıt fiyatları düşmedi.Elektrik ve Doğalgaz faturaları can yakmaya devam etti. Fiyatlar düşmediği gibi artmayı sürdürdü. Millet benzinliklerde kuyruklara girince İktidar yetkilileri;Vatandaşın aklıyla dalga geçer gibi“Bunlar Zenginlik Kuyrukları”açıklamasında bulundu.Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının pahalılığı, gelen zamlarher dönem tartışma konusu olmuştur. Ancak Cumhuriyet tarihinden bugüne4 gün içinde 3 kez zam geleceği söylense kimse inanmazdı.Slogan gerçekleşti.Herkes konuştu Ak Parti Yaptı. Hayaldi Gerçek Oldu. Bu millet bu kadar ekonomik krizi hak etmiyor.” Dedi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İKTİDAR VASFINI KAYBETMİŞTİR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Bugün Sokakta, okulda, tarla, iş yerinde yaşlısı, genci doların kaç lira olduğu akaryakıta gelen zamları elektrik ve doğalgaz faturalarını temel gıda ürünlerinin pahalı oluşunu konuşuyor. Yani İktidarın pembe tablolarıyla vatandaşın dertleri örtüşmüyor.Saray Sevdalıları lüks makam araçlarına kendi ceplerinden para vererek benzin almadıkları için hissetmiyor olabilirAncak;Vatandaş artık 50 liralık bile yakıt alamıyor.Hatta vatandaş borcunu ödemek için arabasını sattı.Böyle giderse otobüscü, nakliyeci, dolmuşçu, taksici esnafı kontak kapatmak zorunda kalacak. Milletin halinden anlamayan vasfını kaybetmiş bir iktidar Türkiye’yi yönetmeye çalışıyor.” Dedi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SARAY LÜKS SEVDASININ FATURASINI 84 MİLYON ÖDÜYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kimileri aksini iddia edebilir, memleketin güllük gülistanlık olduğunu söyleyebilir.Ancak gerçek şudur ki“Millet Fakru zaruret içinde harab ve bitap düşmüş” durumdadır.Bir ülkede;Yarım Simit satılmaya başlamışsa,Akaryakıta bir senede 46 kez zam geliyorsa,Bebekmamalarına alarm takılıyor,Kiloluk sıvı yağlara zincir vuruluyorsa,Halk Ekmek Kuyruklarıkilometrelerce uzuyorsaOrada iktidar vasfını kaybetmiştir.“Türk Parası Bayrak gibidir”Değerini korumamız ve arttırmamız gerekir diyenler,Bir sene içerisinde paramızı dünyanın en çok değer kaybeden parası haline getirdiler.Avrupa’nın en pahalı benzininDoğalgazını ve Elektriğini kullanıyoruz.Belirli bir zümrenin lüks sevdasının faturasını 84 milyon vatandaşımız ödüyor.Krizin sebebi iktidarÇözümü Sandıktır.AKP İktidarı yerli ve milli olduğunu iddia ediyorsaYapması gereken bir an önce seçime gitmektirTürkiye kaynakları doğru kullanıldığında5’li çeteler tarafından yağmalanmadığındaBölgesinin en güçlü devletleri arasında yer alacak84 Milyon refaha kavuşacaktır.Bu refah Cumhuriyet Halk Partisi İktidarında Mutlaka Milletimize sunulacaktır” Dedi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GİRGİN: ÖN İZİNLER GEÇERSİZ SAYILDI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-on-izinler-gecersiz-sayildi-15519e5cc9740-5847-4c8b-94b5-86ae325f637c2022-01-21T14:40:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: ÖN İZİNLER GEÇERSİZ SAYILDI

GİRGİN: ÖN İZİNLER GEÇERSİZ SAYILDI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Muğla Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyon üyesi Süleyman Girgin TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Menteşe,Köyceğiz, Ula ve diğer yerlerde Orman Bölge Müdürlüğü tarafından vatandaşın mülkiyet hakkını kısıtlayan uygulamayı dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖN İZİNLER GEÇERSİZ SAYILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Konu hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yazılı soru önergesi de veren Girgin “tapulama ve kadastro sonucu 1950 yılında tapu senetleri dağıtılan ve sonrasında yapılaşmasını tamamlayan vatandaşların ön izinlerinin Orman Bölge Müdürlüğü’nce şimdi geçersiz sayılarak vatandaşın evine, arazisine el konulması tapuya güven ilkesini zedelemiştir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TAPUYU VEREN DEVLET, TANIMAYAN ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ. KİME GÜVENECEĞİZ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin Genel Kurul’da yaptığı konuşmada&nbsp; şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Muğla il genelinde tapulaşma çalışmaları 1950 yıllarında büyük oranda yapılmış, şu an itibarıyla ilk tesis kadastro çalışmaları yüzde 99 oranında tamamlanmıştır. Yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucu devlet tarafından vatandaşlara tapu senetleri dağıtılmış, kimi parsellerde yapılaşma bile tamamlanmıştır. Ancak Orman Bölge Müdürlüğünden alınan ön izinler geçersiz sayılmış, geçmişte oluşan arsa vasıflı imar parselleri ve tapular orman tahdit sınırıyla orman alanı içinde bırakılmış ve bu parsellerde vatandaşların mülkiyet hakkı kısıtlanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ATADAN, DEDEDEN KALAN TAPULU ARAZİLERİMİZE EL KONULUYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşlarımız "Yıllardır tarım yaptığımız tarlalarımıza Orman el koyuyor, devletin verdiği tapuların hükmü yok, kime güveneceğiz?" diye soruyor. "Tapuyu veren devlet ama Orman Müdürlüğü devletin verdiği tapuyu tanımayıp atadan dededen kalan tapulu arazilerimize el koyuyor." diye feryat ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KISITLAMA ANAYASA MAHKEMESİ KARARINA AYKIRI </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin, Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de mülkiyet hakkını koruyan kararları olduğunu belirterek Orman Bölge Müdürlüğü’nün vatandaşların mülkiyet haklarını kısıtlamasını ve hatta imarlı tapuların iptal edilmesi ile karşı karşıya kalınmasının Anayasanın 35’nci maddesine aykırı olduğunu belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin yazılı önergede şu soruları sordu:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MÜLKİYET HAKKININ İHLALİNİ ÇÖZMEK İÇİN HANGİ ADIMLAR ATILIYOR?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1- Devletin devamlılığı esas alınarak;&nbsp; Gülağzı, Bayır, Kafaca mahallesinde Muğla Valiliği ve Belediyeler tarafından yapılan imar planları içerisinde imar uygulaması tamamlanan imar parselleri ile diğer taşınmazların vatandaşlarımıza ait tapularının sınırları Muğla Orman Bölge Müdürlüğünce yapılan çalışmalarda dikkate alınmakta mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">2- Bakanlığınızın, Orman kadastrosu ile Tapu Sicilinde kayıtlı taşınmazların uyuşmazlıklarının çözümüne yönelik bir çalışması bulunmakta mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">3- AİHM Kararları ışığında orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesi ile bedelsiz tapu iptal davaları açılmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği sorununu çözüme yönelik bir çalışması bulunmakta mıdır.?</span></p><p><span style="font-size:18px">4- Muğla’nın ilçelerinde vatandaşların mülkiyetlerinde yaşanan bu sorunu tespit çalışmanız var mıdır, Muğla’da kaç taşınmaz ve vatandaş bundan etkilenmiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px">5- Vatandaşların kısıtlanan mülkiyet haklarını çözüme kavuşturacak hangi adımlar atılacaktır?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[OYA ERSOY: Kadınların kullandığı, hijyen ürünlerinden KDV kaldırılsın!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/oya-ersoy-kadinlarin-kullandigi-hijyen-urunlerinden-kdv-kaldirilsin-15518db72aee2-2158-457f-93a0-d70ad13330762022-01-21T14:36:00+03:00HABER MERKEZİ OYA ERSOY: Kadınların kullandığı, hijyen ürünlerinden KDV kaldırılsın!

OYA ERSOY: Kadınların kullandığı, hijyen ürünlerinden KDV kaldırılsın!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda değişiklik yapılmasınailişkin kanun teklifi gerekçesiyle birlikte ekte sunulmuştur. Gereğini saygılarımızla arz ederiz. 21.01.2022</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Oya ERSOY</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İSTANBUL MİLLETVEKİLİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GEREKÇE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ped gibi regl ürünleri bir yıl içinde yaklaşık yüzde 50 oranında zamlanmıştır. Son aylarda ise ped, tampon gibi menstrüel ürünler üzerindeki vergiler, regl olan kadınların bu ürünlere ulaşmasını engellemektedir.Halen ped ve tampon gibi hijyenik ürünlere uygulanan Katma Değer Vergisi (KDV)oranı yüzde 18’dir.Vergiye döviz kurundaki artışının da eklenmesiylehijyenik ped’infiyatları50-80 TLbandında olmuştur. Artan fiyatlar nedeni ile kadınlarbu ürünleri satın alamamış, birçok kadın enfeksiyon riski ile taşıyanyöntemler ile bu ihtiyaçlarını gidermek zorunda kalmışlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Derin Yoksulluk Ağı’nın yapmış olduğu araştırma sonucuna göre ülkede,hanelerin yaklaşık yüzde 82’sinin herhangi bir yardım olmadığı müddetçe hijyenik ped’e hiçbir şekilde erişimleri olmadığı ortaya çıkmıştır. Onun dışında mevsimlik tarım işçileri, mülteciler, işsizlik maaşı ile geçinmeye çalışanlar gibi sabit geliri olmayan gruplar regl yoksulluğundan en çok etkilenen gruplar arasında yer almaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de herhangi bir üründen alınabilecek en yüksek katma değer vergisi menstrüelürünlerden alınmaktadır.TÜİK verilerine göre, geçtiğimiz yıl aralık ayında birim fiyatı 0,6692 TL olan pedler, bir yılda yüzde 51,04 zamlanmıştır.26 ülkede vergi alınmayanpedler, ülkede lüks tüketim ürünleri kapsamında yer almanın yanında birçoklüks üründen daha fazla vergiye tabi tutulmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu üyesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Irmak Saraç’ın yapmış oluğu açıklamada; “Geçici tarım işçilerinde, emicilik sağlamak için yaprağın üzerine toprak koyduklarını duyuyoruz. Bu ürünlerin normal şartlarda devlet tarafından karşılanması, yüzde 18 KDV ile bunların lüks tüketim gibi satılmıyor olması gerekiyor” demiştir. Bu bağlamda sosyal medya dan kadınlar "Ped lüks değil, ihtiyaçtır'' kampanyası başlatarak artan fiyatları protesto etmişlerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi ile beraber en fazla işsiz kalan kadınlar, yaşanan yoksulluk ile de baş başa bırakılmıştır. Bugün yapılan zamlar ve artan vergiler nedeni ile kadınların yüzde 82’si hijyenik pedlere erişememektedir.Kadınların önemli boyutta bütçe ayırmak zorunda kaldıkları bu ürünlerden %18’lik vergi kaldırılmalı, ekonomik durumu bu ürünlere erişim için yetersiz olan kişilere regl ürünleri devlet ve yerel yönetimler aracılığıyla ücretsiz olarak ulaştırılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE GEREKÇELERİ </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 1-</strong>Bu kanunla kadınların kullanmak zorunda oldukları hijyenik ürünlerdeki KDV oranının yüzde 18’den yüzde 1’e düşürülmesi amaçlanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 2-</strong>Yürürlük maddesidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 3-</strong>Yürütme maddesidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLŞİKİN KANUN TEKLİFİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 1-</strong>25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28’inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">“MADDE 28-Katma değer vergisi oranı, kadın hijyen ürünleri için yüzde1, vergiye tabi diğer her işlem için %10’dur. Cumhurbaşkanı bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1 'e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 2- </strong>Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 3- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[NURDAN DEMİRBAĞ: TÜM GİRDİLERE ZAM ÜRETİME NASIL DEVAM?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/nurdan-demirbag-tum-girdilere-zam-uretime-nasil-devam-15517644e5d48-b567-44de-b1cc-ceef69d3ab3a2022-01-20T20:59:00+03:00HABER MERKEZİ NURDAN DEMİRBAĞ: TÜM GİRDİLERE ZAM ÜRETİME NASIL DEVAM?

NURDAN DEMİRBAĞ: TÜM GİRDİLERE ZAM ÜRETİME NASIL DEVAM?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Demirbağ, “Yetersiz tarımsal üretim, tarım ve hayvancılık alanındaki üreticilerimizin çözülmeyen ayakta kalabilme sorunları tüketiciye gıda enflasyonu olarak yansımaktadır.&nbsp; Bitkisel ve hayvansal üretimin tümü tarımsal üretimdir ve ülkemizin gıda güvenliğinin teminatıdır. Tarım siyaset üstü bir meseledir. Milli güvenlik kadar stratejik bir konudur; Muhalefeti iktidarı yoktur” diye konuştu.<br /><br />ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEME DAİR BELİRSİZLİK ARTIYOR<br />İktidarın 2021 yılı Tarımsal Üretim performansını değerlendiren Demirbağ, “Tarım sektörüne 2021 yılına damgasını vuran en önemli gelişmeler, gübre, mazot, yem, zirai ilaç zamları, orman yangını, kuraklık ve sel baskınları oldu. Üreticinin girdi maliyetlerinden, tüketicinin gıda enflasyonu artışından mağdur olduğu bir yıl yaşandı. Dünyanın hangi ülkesinde üretirken yüzde 79,89, tüketirken yüzde 36.08 oranında açıklanan bir enflasyon rakamıyla, çiftçinin verimli ve kazançlı bir üretim yaptığı; tüketicinin de hayatını rahatlıkla sürdürdüğü söylenebilir ki! Daha da kötüsü, bu süreç önümüzdeki döneme dair belirsizlik ve kırılganlıkları da artırıyor” dedi.<br /><br />GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞIN HABERCİSİ<br />“Gübre fiyatlarındaki geçen yıla göre sert yükselişler, kuraklıkla birlikte yeni sezonda verim kaybı riskini getiriyor” diyen Demirbağ, “Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin verilerine göre son 1 yılda, amonyum sülfat gübresi yüzde 441, üre gübresi yüzde 394, amonyum nitrat gübresi yüzde 373, DAP gübresi yüzde 259 ve 20.20.0 kompoze gübresinde yüzde 236’lık bir artış yaşandı. Bazı çiftçiler kışlık ekimde ya daha az gübre gerektiren ürünleri ekti, bazıları ya hiç gübre atamadı veya azalttı. Bu durum, yeni sezonda rekolte düşüşü ve gıda fiyatlarındaki artışın öncü habercisidir” diye konuştu.<br /><br />DEVLET BÜYÜKLÜĞÜNÜ HİSSETTİRMELİ<br />“Tarımda tasarruf olmaz” diyerek sözlerine devam eden Demirbağ, “Devletimiz büyük devlet olduğunu kendi üreticisine hissettirmeli, stratejik ürünlerde, çiftçimize ayni olarak gübre temin etmeli; kışlık ekimde taban gübresi zamanı geçmiş olsa dahi, ilkbahar üst gübre ve yazlık ürünlerin gübre desteğini mutlak yapmalıdır” dedi.<br /><br />GÜBRE SÜBVANSE EDİLMELİ<br />Gübrenin sübvanse edilmesinin önemine dikkat çeken Demirbağ, “Her önerinin hazineye elbette bir yükü olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) dünya piyasalarındaki yüksek fiyatlı buğday, arpa ve mısırı ithal ederek, un ve yem fiyatını düzenlemesi; düşük fiyatla iç piyasayı sübvanse etme çabası ve bunun öngörülemeyen maliyeti, gübrenin sübvanse edilmesinden daha fazla külfetli ve riskli olabilir” ifadelerinde bulundu.<br /><br />İTHALATA VERİLEN FİYAT TARTIŞMA KONUSU<br />2021 yılı için TMO’nun Türk çiftçisinden hububat ve bakliyat alım fiyatları ile yurt dışından yaptığı ithalat fiyatlarına dikkat çeken Demirbağ, “2021 yılı ekmeklik buğday alım fiyatı 2.250lira/ton, makarnalık buğday 2.450lira/ton, arpa, çavdar ve tritikale 1.750lira/ton, yulaf 1.900lira/ton; bakliyat ürünlerinden kırmızı mercimek 5.000 lira/ton, yeşil mercimek 4.150 lira/ton, nohut 4.050 lira/ton olarak açıklandı. Ancak TMO bu fiyatlarla çiftçiden ürün alamadı. 24 Haziran-21 Aralık arasında arpa ithalatı için 8, buğday ithalatı için 7 kez ihale yaptı. İthal buğday ve arpanın fiyatı açıklanan alım fiyatının iki katından fazla olunca, yapılan her ihalede Türk çiftçisine verilen fiyatla, ithalata verilen fiyat tartışma konusu yarattı” dedi.<br /><br />KURU BAKLİYAT ÜRETİMİ GERİLEYECEK<br />Buğday üretimindeki düşüşe dikkat çeken Demirbağ, “20 yıldır 20 milyon ton civarında seyreden Buğday üretimimiz, 2021 yılında TÜİK verilerine göre, 17 milyon 650 bin ton olarak gerçekleşti. Kuru bakliyat ürünlerindeki üretim yüzde 18,5 oranında düşeceği ve üretimin toplamda 1 milyon 292 bin tondan 1 milyon 53 bin tona gerileyeceği tahmin edilmektedir” diye konuştu.<br /><br />HER İTHALATLA GIDA ENFLASYONU DA İTHAL EDİYORUZ<br />Ayçiçeği başta olmak üzere, bitkisel yağlarda yüzde 100’ü aşan zamların 2021’e damgasını vurduğunu dile getiren Demirbağ, “Artan yağ fiyatlarını düşürmek için ayçiçeği, kanola ve aspirde ithalat vergileri sıfırlandı. TMO’ya verilen yetki çerçevesinde, yılın başı ve sonunda iki kez ham ayçiçeği yağı ithalatı yapıldı.&nbsp; Buna rağmen fiyatlar düşürülemedi.&nbsp; Neden mi? Kolaya kaçan bu ithalat politikaları ile sorun çözülemez ancak günlük olur da o yüzden. Yüzde 40 oranında dışa bağımlı olduğumuz Ayçiçek ham yağı üretiminde her ithalatla gıda enflasyonu da ithal ediyoruz. İthalat bağımlılığından kurtulmamızı sağlayacak ekim alanlarının arttırılması, doğru fiyat politikaları ve desteklemeleri gerekmektedir. Nasıl mı? Kısa vadede sulanabilir alanları arttırma, sulama projelerini ivedilikle tamamlama, modern sulama teknikleri ile verimliliği yüksek ancak maliyeti daha düşük sulama sistemlerine geçmeyle” dedi.<br /><br />ZARAR GÖREN ÇİFTÇİ OLDU<br />Kuraklık sorununa dikkat çeken Demirbağ, “Geçtiğimiz yıl, kuraklık ve su sorununu çok yakıcı bir şekilde yaşayan Özellikle Güneydoğu, Doğu ve İç Anadolu’da kuraklık nedeniyle ürünü yüzde 30-80 arasında zarar gören çiftçilerimiz oldu. Mayıs-Haziran aylarında oluşan kuraklık zararı, kuraklık zarar desteği olarak üreticilere, dekara 30 ila 100 Türk lirası arasında değişen rakamlarla, ancak Aralık ve Ocak ayında hesaplarına yatırıldı” diye konuştu.<br /><br />TARIM DESTEKLERİ GEÇ AÇIKLANDI<br />Tarımsal desteklerin çok geç açıklandığını vurgulayan Demirbağ, “2021 Yılına ait Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar” Resmi Gazete’nin 11 Kasım 2021 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Tarım destekleri yine tarihten de anlaşılacağı gibi çok geç açıklandı. Ayrıca da birçok destek kaleminde hiç artış yapılmadı. TBMM’de kabul edilen Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinde tarım desteklerinde sadece yüzde 12.5 oranında artış yapıldı. 2022 bütçesinde tarım destekleri için ayrılan kaynak 25.8 milyar Türk lirasıdır. Ayrıca bu desteklerin tekrar vurgulamak istiyorum 2021 yılına ait olup, 2022’de peyder pey ödenecek olmasıdır” dedi.<br /><br />SÜT İNEKLERİ KESİLDİ<br />Yem fiyatlarındaki artışa rağmen, üreticinin sattığı et ve süt fiyatının düşük kaldığının altını çizen Demirbağ, &nbsp;“Yem fiyatlarındaki artışa rağmen çiğ süt fiyatının üreticide düşük olması, süt ineklerinin kesilmesine neden olmaktadır. Süt, hayvancılık sektörünün lokomotif ürünüdür. Büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi ve kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması, ancak sütün istikrarlı ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür. Sürdürülebilir bir hayvancılık için uluslararası kabul gören süt/yem paritesine göre yetiştirici 1 litre süt sattığında bununla 1 buçuk kilo yem alabilmelidir. Türkiye’de bu parite uzun yıllardan beri 1.3 olarak kabul ediliyor. Yani 1 litre süt ile 1 kilo 300 gram yem alınması öngörülmektedir” diye konuştu.<br /><br />SÜT PARASI ÇİFTÇİNİN CEBİNE GİRMEDEN MALİYETLER ARTTI<br />Demirbağ sözlerine şu şekilde devam etti: “Ulusal Süt Konseyi, en son yaptığı toplantıda pariteyi 1.1 olarak deklare etti. Yani üretici 1 litre süt ile 1.1 kg yem alamazsa konsey toplanacak ve süt fiyatını yeniden değerlendirecekti. 8 Aralık’tan geçerli olmak üzere çiğ süt referans fiyatını litre başına 3 lira 20 kuruştan 4 lira 70 kuruş, artı 20 kuruşluk destekleme primi ile 4.90 kuruşa çıkardı. Ancak süt parası çiftçinin cebine girmeden artan yem zamları ile fiyat yeniden maliyetin altında kaldı” dedi.<br /><br />SÜT ÜRETİCİSİNE HAKSIZLIK YAPMAYIN<br />“Şu an da Süt/Yem Paritesi 1.1’in altına düşmüştür, buradan Ulusal Süt Konseyine sesleniyoruz” diyen Demirbağ, “Acilen toplanıp tekrar, ya süt prim desteğini 20 kuruştan 1 TL ye çıkarın ya da yeme prim desteği verin. Bu konuda 1 gün bile önemlidir. Bu düzenlemeyi her ay yapınız. Süt üreticilerine haksızlık yapmayınız” ifadelerinde bulundu.<br /><br />ÇÖZÜME AHIRDAN VE TARLADAN BAŞLANMALIDIR<br />Demirbağ sözlerine şu şekilde devam etti: “Çiğ süt fiyatı gıda enflasyonunu artırıyor gerekçesiyle müdahaleye maruz kalmakta, buna karşılık yem, tarımsal ilaç, elektrik, sanayicilerin satış fiyatları ve marketlerdeki tüketici fiyatları hiçbir müdahaleye uğramamaktadır. Enflasyonun yükselişine bir gerekçe aranıyorsa sorun sadece üretici fiyatlarında değil, tüm zincirde aranmalı, çözüme ahırdan ve tarladan başlanmalıdır. Süt hayvancılığında olduğu gibi, besicilikte de en önemli sorunun artan yem fiyatı olduğu unutulmamalıdır. Türkiye'de şu an besi çiftlikleri ortalama yüzde 25-30 kapasite ile çalışıyor. İşletmeler gitgide küçülüyor. Bu işten çıkanları yeniden sektöre döndüremezsiniz"<br /><br />BESİ ÇİFTLİKLERİNİN KAPASİTESİ DÜŞÜYOR<br />Besi çiftliklerinin düşen kapasitesine dikkat çeken Demirbağ, “Son 1 yılda yem maliyetleri yüzde 104’ün üzerinde zam gelirken, kırmızı et fiyatları yüzde 27 arttı. Sürdürülebilir bir kırmızı et üretimi için ise kırmızı ette de parite 1 kg karkas etle 22 kilo yem alınabilmesidir. Karkas et maliyeti 65 TL iken, üreticinin satış fiyatı yaklaşık 55 TL civarında kalmaktadır. İşte bu yüzden Türkiye’de besi çiftliklerinin kapasitesi her geçen gün düşmektedir” dedi.<br /><br />1 ADET ORTA BOY YUMURTANIN MALİYETİ 1 LİRA 7 KURUŞ<br />“Yumurta Üretimi de artan yem maliyet artışlarından nasibini almıştır” diyerek sözlerine devam eden Demirbağ, “Üreticinin sattığı 1 yumurtanın üretim maliyeti 200 gram yeme eşittir. Üreticilerin aldığı civcivin tanesi geçen sene 2.2 liraydı bugün 6 liradır. Ayrıca, artan aşı ve ilaç fiyatlarını da bu maliyete eklemek gerekiyor. Yumurtanın konulduğu ambalaj yani viyolün 250'lik paketi geçen yıl 90 liraydı, bu sene 215 lira. Nakliye, işçilik, yem ve diğer maliyetleri hesaba katınca 1 adet orta boy yumurtanın maliyeti 1 lira 7 kuruş civarında. Fakat üreticiler çoğu zaman 1 liranın altında satmak zorunda kalıyor” dedi.<br /><br /><br /><br />SORUN PLANLAMA EKSİKLİĞİ<br />Birçok üründe olduğu gibi yumurtada da en önemli sorunun üretimdeki planlama eksikliği olduğunu vurgulayan Demirbağ, “Üretici, ne olacağını kestiremediği maliyet artışları karşısında nasıl üretime devam edecek, nasıl geleceğini planlayacak? Nasıl işletme ölçeğini büyütecektir? Üreticilerimizi sektörden küstürmemek, üretimden koparmamak, sektöre tutunmalarını sağlamak gerekiyor” dedi.<br /><br />TÜM GİRDİLERE ZAM ÜRETİME NASIL DEVAM<br />Demirbağ sözlerine şu şekilde devam etti:<br />“Özellikle &nbsp;küçük aile işletmelerine sahip ülkemizde küçük ve orta ölçekli işletmelerin tarım ve gıda piyasasının istikrarı açısından ne kadar stratejik olduğunun bilincinde olmalıyız !&nbsp; Tarım, serbest piyasaya kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Bunu bilip devletin korumacı, kollayıcı politikaları ile ne olursa olsun üreticimize destek olması gereklidir. Tarım ve Orman Bakanlığının önünde, yüksek binalara seslerini duyuramayan üreticinin sesi olup, diyoruz ki tüm girdilere zam, üretime nasıl devam?”<br /><br />İŞTE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ<br />Memleket Partisi’nin çözüm önerilerini sıralayan Demirbağ, “Çözüm, üreticinin tüm banka, Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizlerini silin! Ana para borcunu 5 taksite bölün, üretici suçlu değil, sadece borçlu. Üreticinin kullandığı hiçbir krediden faiz almayın. Mazotta Özel Tüketim Vergisini kaldırın. Gübrede ayni destek yapın, Üreticiyi hem üretime zorlarken, hem de kırsaldaki yaşam maliyetleri altında ezdirmeyin. Üretimde arz talep dengesini gözeterek, ülkemizin havzalarındaki su varlığını dikkate alıp, yetiştirilecek ürün desenini bir an önce planlayın. Yapılacak tarım desteklerini buna yönelik yapın. Para veren değil para kazandıran bir destekleme yapın! Unutmayın! Tarım da sürdürebilirlik ve gıda güvenliğimiz için üreticinin para kazanması şarttır, para kazanması için de verimlilik gerekmektedir.&nbsp; Verimlilik için de eğitim, teknik ve gençlik gereklidir. Büyük bir tarımsal potansiyele sahip olan kadim Anadolu coğrafyasında, ülkemize zenginliğin üzerinde oturup fakirlik çektirmeyin. Zengin toprakların yoksul çocukları olmayacağız” diye konuştu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Milli Yol Partisi Mersin il başkanlığına Hasan Köse atandı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milli-yol-partisi-mersin-il-baskanligina-hasan-kose-atandi-155164e041ac9-db62-4d7f-8793-270b150dab472022-01-20T20:53:00+03:00HABER MERKEZİ Milli Yol Partisi Mersin il başkanlığına Hasan Köse atandı

Milli Yol Partisi Mersin il başkanlığına Hasan Köse atandı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/61e9a212d0935.jpg" style="height:606px; width:848px" /></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[CHP’Lİ YÜCEER: “KASIM VE ARALIK VERİLERİ NEDEN AÇIKLANMADI”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-yuceer-kasim-ve-aralik-verileri-neden-aciklanmadi-15515ea03d557-6202-48b1-b46f-7234fc5aa7062022-01-20T20:45:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’Lİ YÜCEER: “KASIM VE ARALIK VERİLERİ NEDEN AÇIKLANMADI”

CHP’Lİ YÜCEER: “KASIM VE ARALIK VERİLERİ NEDEN AÇIKLANMADI”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP PM Üyesi ve Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından paylaşılan Kasım ve Aralık 2021 verilerinde kadın ve çocuklara ilişkin hiçbir veriye yer verilmemesini Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi veren Dr. Yüceer, kadına ve çocuğa yönelik şiddet verilerinin neden açıklanmadığını sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre 2021 yılında erkekler tarafından 280 kadın öldürüldüğünü hatırlatan Dr. Yüceer, “2016 yılında İçişleri Bakanlığı’na bağlanan Jandarma Genel Komutanlığı her ay internet sitesinden asayiş ve trafik istatistikleri adı altında iki farklı alanda veri açıklamaya devam etmektedir. Açıklanan verilerde, kısa bir süre öncesine kadar ‘Aile içi şiddetle mücadele ve çocuk suçları kapsamında’ bilgilere de yer verilmekteydi. Bu kapsamda, suça sürüklenen çocuk ve şiddete maruz kalan ve sığınma evine gönderilen kadınlara ilişkin de veriler paylaşılmaktaydı. Ancak,&nbsp;Jandarma Genel Komutanlığı tarafından paylaşılan Kasım ve Aralık 2021 verilerinde kadın ve çocuklara ilişkin hiçbir veriye yer verilmemiştir.&nbsp;Kadın ve çocuk verilerin neden açıklanmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır Ülkemizde her gün onlarca erkek şiddeti haberi görüyor, kadın cinayeti ve cinsel istismar skandalıyla karşılaşmaktayız. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet verileri şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“10 AYLIK DÖNEMDEKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİCİ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Jandarma Genel Komutanlığı tarafından açıklanan 2021 yılının Ocak ve Ekim aylarını kapsayan 10 aylık döneminde kadın ve çocuk verilerindeki yaşanan büyük artışın dikkat çekici olduğunu belirten Dr. Yüceer, “Geçen yılın Ocak ayında ‘Aile içi şiddetle mücadele’ kapsamında sadece jandarma bölgesinde şiddete maruz kalan 2 bin 840 kadına için işlem yapılmıştır. Ancak bu oran her ay artış göstermiştir. Jandarmanın kadınlara yönelik son veriyi açıkladığı 2021’in Ekim ayında işlem yapılan şiddete maruz kalan kadın sayısı 4 bin 563’e yükselmiştir. Aynı şekilde suça sürüklenen çocukların oranında da artış yaşanmıştır. 2021 yılının Ocak ayında sadece jandarma bölgesinde bin 438 çocuğun suça sürüklendiği belirlenmiş Ekim ayında ise suça sürüklenen çocuk sayısı bin 928’e yükselmiştir” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Yüceer’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlamasını istediği sorular şöyle:</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">1)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Jandarma Genel Komutanlığı tarafından her ay açıklanan verilerin içinde yer alan “Aile içi şiddetle mücadele ve çocuk suçları kapsamında” bilgilere yer verilen bölüm 2021 Kasım ve Aralık aylarında neden yer almamıştır?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">2)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Jandarma Genel Komutanlığı bundan sonra her ay açıkladığı verilerde “Aile içi şiddetle mücadele ve çocuk suçları kapsamında” bilgilerin olduğu bölüme yer verecek mi?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">3)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son beş yılda EGM ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından kaç kadına yönelik şiddet olayı için işlem yapılmıştır? Bu işlemlerin yıllara göre dağılımı nedir?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">4)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son beş yılda EGM ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından kaç suça sürüklenen çocuk olayı için işlem yapılmıştır? Bu işlemlerin yıllara göre dağılımı nedir?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">5)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kadına yönelik şiddeti önlemek için Bakanlığınız tarafından yürütülen bir çalışma var mıdır?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">6)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son beş yılda öldürülen kadın sayısı kaçtır? Öldürülen kadınların sayılarının yıllar agöre dağılımı nedir?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[AKŞENER, PARTİSİNİN GRUP TOPLANTISINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU]]>https://www.haberanaliz.net/haber/aksener-partisinin-grup-toplantisinda-onemli-aciklamalarda-bulundu-1551417d4f156-6134-4361-be6c-22ca282b0da12022-01-19T16:03:00+03:00HABER MERKEZİ AKŞENER, PARTİSİNİN GRUP TOPLANTISINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU

AKŞENER, PARTİSİNİN GRUP TOPLANTISINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">Aziz milletim, değerli milletvekilleri, kıymetli basın mensupları;</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Grup toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim; İktidarın, boş konuşmalarla, hamasi nutuklarla, ve öfke nöbetleriyle geçirdiği, bir haftayı daha geride bıraktık.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan ve arkadaşları, her hafta olduğu gibi, bu hafta da, yine dertli çiftçilerimizi, görmezden geldi. Yine, siftahsız esnaflarımızı, duymazdan geldi. Yine, borç batağındaki emeklilerimizi, bilmezden geldi. Bu ibretlik durumu, artık yadırgamıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü artık; beceriksizliklerinin üstünü örtecek bahaneleri kalmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü artık; tutmadıkları vaatleri unutturacak sözleri, milletimizin dertlerine derman olacak, çözümleri kalmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü artık; Sayın Erdoğan ve partisinin, milletimize verecek hiçbir şeyi kalmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tabi hal böyle olunca da, Sayın Erdoğan’ın çaresizliği, artık gülünç bir hal almaya başladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen yine, çıktığı bir meydanda; “Milletimizi bunaltan sıkıntıları, biz çözeriz.” dedi. “Fahiş fiyat artışlarını biz çözeriz.” dedi. Yanlış duymadınız, aynen böyle dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir de utanmadan, havuz medyasına manşet attırmışlar… Güler misin, ağlar mısın?... Sabah şeriflerin hayrolsun, Sayın Erdoğan. Günaydın! Yahu 20 yıldır neredeydin? Şimdiye kadar çözdün de, elini tutan mı oldu? 999 haftadır iktidardasın, hala “BİZ ÇÖZERİZ” diyorsun. 999 haftadır çözememişsin, tam tersine sorun olup, memleketin üzerine yağmışsın, şimdi utanmadan çıkıp, BİZ ÇÖZERİZ diyorsun. Neyi çözeceksin Sayın Erdoğan?</span></p><p><span style="font-size:18px">Zerre sıkılmadan çıkıp, “Ekonomide işler yolunda.” diyorsun. Bu üstün farkındalıkla, sen neyi çözeceksin? Her ağzını açtığında, döviz zıplıyor, sen ısrarla çıkıp, “Faiz sebep, enflasyon neticedir.” saçmalığını sayıklamaya devam ediyorsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu engin ekonomi bilginle, sen neyi çözeceksin?&nbsp;“Açım” diyen vatandaşımıza, utanmadan “Abartma” diyorsun. Dertli vatandaşın kafasına, çay atmaktan da geri durmuyorsun. Bu olağanüstü empati yeteneğinle, sen neyi çözeceksin? Her hafta çıkıp, tarlasına küsmüş çiftçimizi, nasıl zengin ettiğinden bahsediyorsun. Bu acayip hayal gücünle, sen neyi çözeceksin?Emeklimiz, memurumuz, işçimiz, esnafımız, iş dünyamız için, “Her şey güllük gülistanlık.” diye diye, dalga geçer gibi ortalıkta geziyorsun. Memleketin meseleleriyle bu kadar ilgiliyken, sen neyi çözeceksin?</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah aşkına, söyler misin Sayın Erdoğan; Saraya doldurduğun bol maaşlı beceriksizlerle, neyi, nasıl çözeceksin? Bu ucube sisteme geçtiğimiz son 3 buçuk yılda, neyi çözebildin de, şimdi çözeceksin?</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim; Maalesef çözemezler. Bu zihniyetle, bu beceriksizlikle, bu cahillikle, memleketin hiçbir sorununu çözemezler. Biliyorsunuz geçtiğimiz gün, müstakbel Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Erdoğan, çıktı ve dedi ki; “ABD ve Avrupa enflasyondan kırılıyor. Bizim böyle bir derdimiz yok.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Üstelik bunu; Aralık 2021 tarihi itibariyle, Ülkemiz, dünyanın en yüksek 6’ıncı enflasyonuna sahipken söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunu; İflas eden Lübnan, Arjantin ve Venezuella gibi ülkelerde bile, bizden daha düşük, bir enflasyon varken söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunu; G20 ülkelerinin, 2021 yılı enflasyonu, ortalama yüzde 4 buçukken, yani, onların bir yıllık ortalama enflasyonu, bizim, Aralık ayı enflasyonumuzun, üçte biri kadarken söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hatta orada da durmadı, hızını alamayıp dedi ki; “Gelişmiş ülkeler, bir anda, 5 ila 7 katına çıkan, bir enflasyon gerçeği ile, yüzleşmek zorunda kalmıştır.” Şu şuursuzluğa bir bakar mısınız?</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu aymazlığa, vatandaşın gözünün içine baka baka, gerçekleri çarpıtan, şu utanmazlığa bir bakar mısınız?</span></p><p><span style="font-size:18px">Gerçekten ibretlik. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin…</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli dava arkadaşlarım; Biliyorsunuz bu arkadaşlar, memleketimizin meselelerini, pek umursamasalar da, ilginçtir, Japonya’daki ekonomik durum hakkında, nedenini anlayamadığımız, bir derin hassasiyete sahipler. O nedenle, size Japonya’dan bir örnek vermek istiyorum: Mesela Japonya’da, yıllık enflasyon, yüzde 0,1’den, yüzde 0,6’ya çıktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte size; Sayın Erdoğan’ın bahsettiği, batı ülkelerindeki, 6 katlık enflasyon artışına bir örnek. Doğrudur, 6 kat artmış, yüzde 0,6 olmuş… Enflasyon canavarı, Japonya’yı, adeta esir almış. Sayın Erdoğan’a göre, enflasyon şoku yaşayan, diğer ülkelerde de, durum vahim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela enflasyon; Suudi Arabistan’da, yüzde 1,2’ye, Çin’de, yüzde 1 buçuğa, Endonezya’da ise, yüzde 1,9’a çıkmış.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela; Fransa’da, yüzde 2,8’e, Güney Kore’de, yüzde 3,7’ye, Euro bölgesinde, yüzde 5’e, Güney Afrika’da ise, yüzde 5 buçuğa dayanmış.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela enflasyon; Hindistan’da yüzde 5,6, ABD’de, ülke yanıp tükenmiş, yüzde 7, Meksika, iflasın eşiğinde, yüzde 7,4,</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan’ın feyz aldığı kankası, Putin’in Rusya’sında ise, yüzde 8,4.</span></p><p><span style="font-size:18px">Peki, dünyada böylesine vahim bir kriz söz konusuyken, bizde durum nasıl?</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan ve hünerli ekonomi ekibi sayesinde, enflasyon bizi teğet geçmiş, yüzde 36…</span></p><p><span style="font-size:18px">Memlekette enflasyon, Avrupa’nın büyük ülkelerindeki enflasyonun toplamına ulaşmış, ama bu arkadaşların, enflasyon gibi bir derdi yokmuş…</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu ciddiyetsizliğe bir bakar mısınız? Şu iş bilmezliğe bir bakar mısınız? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten, şu lakayt tavra bir bakar mısınız? Yazıklar olsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Doğrudur, dünyada oransal olarak bakıldığında, görece yüksek enflasyon artışları var. Ama bu, Türkiye’deki, dünyanın kat be kat üzerinde seyreden enflasyonu, meşrulaştırabilir mi? Hayır.&nbsp;İktidarın beceriksizliğini örtecek bir veri olabilir mi?&nbsp;Hayır. Peki bu zihniyetle, milletimizin enflasyon kaynaklı sorunlarına, çözüm bulunabilir mi? Hayır. </span></p><p><span style="font-size:18px">Buradan, sizlerin aracılığıyla, Sayın Erdoğan’ı acilen ciddiyete davet ediyorum. Devleti yönetenler, rakamları eğip bükerek, milletini kandırmaya çalışamaz. Ya abuk sabuk açıklamaları bırakıp, milletin derdine odaklanın; ya da sandığı getirin, biz gelelim, milletimizi bu iş bilmezlikten çekip kurtaralım. Ayıptır, günahtır. Böyle devlet yönetilmez.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim; İktidarın, enflasyonla mücadelede gösterdiği, bu müthiş iş bilmezliğin bir benzerini de, faizle mücadelede görüyoruz. Biliyorsunuz Sayın Erdoğan, Mart ayından beri, kafayı politika faiziyle bozdu. Bu inatlaşmada, olan da maalesef, milletimize, esnafımıza, iş dünyamıza oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela; hazinenin borçlanma faizi, Mart ayına göre, 10 puan arttı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela; Ticari kredilerde, en itibarlı müşteriler dahi, yüzde 37 ile yüzde 40 bandında, faiz ödemek zorunda.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela; Dosya masraflarıyla birlikte, ihtiyaç kredilerindeki faiz oranları, yüzde 50’ye ulaştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ez cümle; Sayın Erdoğan, politika faizini, 5 puan indirdi ama, piyasadaki tüm faizler, 10 ila 25 puan arasında arttı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Neden mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü, Sayın Erdoğan’ın, güven veren ekonomi yönetiminin bir sonucu olarak, hiç kimse, enflasyonun kalıcı olarak düşürüleceğine inanmıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Politika faizinin inmesiyle birlikte; Bugün bankalar, Merkez Bankasından, yüzde 14 ile aldıkları paraları, Hazineye, yüzde 26 ile borç veriyor. Milletin hazinesine yapılan şu ihanete bakar mısınız? Daha bitmedi…</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan’ın faizseverliği bunlarla da sınırlı değil. Tepeden tırnağa, iğneden ipliğe, her şeyden vergi alan bu arkadaş, ilginçtir, nedense faiz gelirlerinden vergi almıyor. Kur korumalı sistem gelene kadar, Türk Lirası mevduat faiz gelirlerinden, vergi almazken; Şimdi buna, hazine tahvili faiz gelirlerini de ilave etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani; siz bugün, hazineye milyarlarca lira borç verin, bu verdiğiniz borçtan da, yine milyarlarca liralık gelir elde edin, sizin için vergi oranı sıfır. Ayrıca, bu hafta Meclis gündeminde olan, bir kanun teklifiyle de, şirketlere, önemli bir vergi istisnası getiriliyor. Döviz mevduatını, Türk Lirası mevduata çeviren, kurumlar vergisi mükelleflerinden, kambiyo, yani kur kazançlarından alınan, yüzde 25 kurumlar vergisi, artık alınmayacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani; Merkez Bankası’nın dolarlarını yandaşlarına ucuz ucuz sattılar, şimdi de, dolar biriktirmek için 84 milyon insanımızdan topladığı vergileri, çarçur ediyorlar. Devleti, 70 sente muhtaç eden Ak Parti iktidarı, şimdi de, adeta kapitülasyonlara benzer tavizler vererek, bunun yanında da, ülkemizi adeta kara para aklama yeri hâline getirerek, ömrünü uzatmaya çalışıyor. Hatta bu yolda, öyle tehlikeli adımlar atmaya başladılar ki, gelişmeleri, endişeyle takip ediyoruz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, geçen hafta, yargı süreci devam eden Selahattin Demirtaş’ı, gitti, teröristbaşı Abdullah Öcalan’a şikayet etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dedi ki; “Edirne’deki, en büyük hesabı, İmralı'dakine verecek.” Rezalete bakar mısınız? Türk yargısının düşürüldüğü şu duruma bir bakar mısınız? Neymiş, en büyük hesabı, İmralı’daki kesecekmiş… Yazıklar olsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan; Bu memlekette, eğer bir hesap kesilecekse, onu Yüce Türk Yargısı keser. O kadar. Makamının ciddiyetinin farkına var artık. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, böyle abuk sabuk konuşamaz. Kendine gel. Belli ki, 2019 seçimlerinden ders almamışsın. Anketlerde çakılınca, yine gidip, Cumhur İttifakı’nın pek de gizli olmayan, gayri resmi ortağının peşine takılıyorsun. Geçen sefer, mektupla işi kurtarmaya çalışmıştın, görüyorum ki, bu sefer başka oyunlar peşindesin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Seni şimdiden uyarıyorum; Eğer arzu ettiğin hesabı kesmesi için, “İmralı’dakini”, İmralı’dan çıkarmanın peşindeysen, orada duracaksın. Sakın ha. Yapma. Seçim kazanmak için, böyle bir kötülüğü, bu memlekete yapmaya kalkma. Belki küçük ortağını ikna edebilirsin, ama böyle bir ahmaklığa yeltenirsen, karşında bizi bulursun. Ve o sandık geldiğinde, kim kimden nasıl hesap kesiyormuş, ilk elden görürsün. Bu memleketi, senin seçim kazanma hırslarına yedirmeyiz. Şehitlerimizin aziz hatırasını, senin siyasi hesaplarına ezdirmeyiz. Bunu böyle bilesin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli milletvekilleri; Biliyorsunuz, Kasım ayı ödemeler dengesi sonuçları açıklandı. Buna göre Kasım ayında, maalesef 2,7 milyar dolar, cari açık verdik. Kur krizi nedeniyle, 3 ay boyunca verdiğimiz cari fazlanın, hep süreceğini zanneden, sarayın sözde ekonomistleri, bir anda sus pus oldular.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hatırlayın; Bu pek nitelikli arkadaşlar, sanki sanayide yapısal bir dönüşüm yapmışlar gibi, cehalet kaynaklı bir özgüvenle, “Artık Türkiye ekonomisi, cari fazla veriyor.” demeye başlamışlardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz de onlara; 1994’te, 1998 ve 1999’da, 2001, 2002 ve 2019 yıllarında da, Türkiye’nin, 9 aya varan sürelerde, üst üste cari fazlalar verdiğini, bunun aslında, bir kriz karakteristiği olduğunu söylemiştik. Ama maalesef, dinletememiştik. Hatta Merkez Bankası Başkanı, hızını alamamış, enflasyonla doğrudan mücadeleyi bıraktıklarını, bundan sonra, cari fazla vererek enflasyonu düşüreceklerini söylemişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte size sonuç. Haydi bakalım… Şimdi ne olacak? Enflasyonla dolaylı mücadeleye, devam mı Sayın Başkan? Sarayın bu konudaki derin sessizliği hayra alamet değil. Bu başkanın da, son kullanma tarihi yakındır, benden söylemesi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dava arkadaşlarım; İktidarın, yanlış politikalarından, ihracat sektörü de, nasibini aldı. İhracatçıya, az gelişmiş ülkelerde uygulanan, döviz devri zorunluluğu getirdiler. Bu nedenle ihracatçı artık, dövizini devrettikten sonra, yine piyasadan döviz almak zorunda kalacak. Peki ya bu tür piyasa dışı uygulamalar sonrasında, ihracatçılarımız, üretimlerini, ülke dışına çıkarmaya başlarsa ne olacak? Bunun cevabı yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Buradan iktidara sesleniyorum; Dolarizasyonu azaltmak istiyorsanız, işe önce devlet bilançosundan başlayın. Damat Bakan’ın, akıl dolu bir hamlesi olan, döviz endeksli borçlanmaya acilen son verin. 5’li çeteyi çağırın; KÖİ anlaşmalarını, Türk lirasına çevirin. Şehir hastanelerinin kira sözleşmelerini, Türk lirasına çevirin. Eğer gerçekten samimiyseniz, bir an önce bu önlemleri alın. Elinizi artık taşın altına koyun. Kırk yılda bir, müteahhit ahbaplarınızı değil, milletimizi düşünün.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli dava arkadaşlarım; Pazartesi günü Genel Merkezimizde, Sivas Ziraat Odası Başkanlarını ağırladık. Aynı diğer illerdeki Ziraat Odası Başkanları gibi, onlar da; Gübre alamamaktan, mazot doldurup, tarlalarını sürememekten şikayetçiler. Gübre kullanımı, yüzde 40 azalmış. Yem alamadıkları için, ineklerini kesime göndermek zorunda kalmışlar. Binlerce sağmal inek, kesime gitmiş. Tarımda geldiğimiz durum, bu kadar kötüyken,</span></p><p><span style="font-size:18px">tarımdan pek de anlamayan Tarım Bakanı da; herhalde Nebati Bakan’ın, son dönemdeki göz kamaştırıcı çıkışlarını, kıskanmış olacak; Tahıl ekim döneminde, mazottaki, gübredeki, tohumdaki, zam yağmuruna bakıp, utanmadan sıkılmadan, çiftçilerimize, “Girdilerdeki artışı dert etmeyin” dedi. Evet, aynen böyle dedi. “Girdilerdeki artışı dert etmeyin!” Şu pişkinliğe bir bakar mısınız? Bakanlık, oturduğu yerden ahkâm kesme makamı değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çıkıp diyeceksin ki; “Girdi maliyetlerini dert etmeyin. Çünkü biz, devlet olarak; mazot, yem ve ilaçta, maliyetin en az yarısını, sübvanse edeceğiz.” Hadi onu diyemedin; O zaman, “Dörtte birini sübvanse ediyorum” diyeceksin. Ama nerdeeee… Ak Parti kadrolarında, ne bunu diyebilecek bir vizyon var,&nbsp; ne de çiftçilerimizin karşısına çıkabilecek yüz var.&nbsp; Buradan Ak Parti iktidarını uyarıyorum. Mart ayı gelmeden, en geç Şubat başında, gübre desteğini açıklayın. Çiftçimizin, ucuz gübreyi, Mart ayında kullanmasını sağlayın. Saray bürokrasiniz, her konuda olduğu gibi, bu konuda da geç karar almasın. Çünkü aksi takdirde, sadece çiftçimiz değil, Eylül ayında, ekmeği 6 liradan almak zorunda kalacak insanlarımız da, mağdur olacak. Aklınızı başınıza alın. Tarımdan anlamayan Tarım Bakanı’nın marifetleri, maalesef, bu tip çıkışlarla da sınırlı değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kendisi, olağanüstü bir akılla, gıda fiyatlarını düşürmek için, ihracat kısıtlamaları getirdi. Milletimize gösterdikleri, ithalat sopası yetmedi, şimdi bir de, ihracat kısıtı sopası geldi. Bir sonraki adımlarının ne olacağını, merakla bekliyorum. Bu gidişle, fiyatlar artmasın diye, meyve ağaçlarının başına, bostanların ortasına, adam dikecekler herhalde… İhracatı kısıtlayarak, yaş sebze meyve fiyatını düşüremezsiniz. Sadece ihracatçıyı ve çiftçiyi mağdur etmiş olursunuz. Yurt dışında pazar kaybedersiniz. Yaş sebze ve meyvedeki, uluslararası üstünlüğümüzü kaybedersiniz. Bizi dinlemiyorsanız, bari ihracatçıyı, çiftçiyi dinleyin. İhracat kısıtlaması getireceğinize, ilk önce, şu iki aydır çözemediğiniz, Rusya meselesini çözün. Yüzlerce tır, Rusya sınırında sürünüyor. Binlerce ton, sebze-meyve çürüyor. Sorun teknik ise, yani ilaç kalıntısı sorunu ise, bürokratlarınızı değiştirin. Sorun siyasiyse, söyleyin Sayın Erdoğan’a, dostu Putin’i arasın. Şu dondurma ikramlı kankalığın, kırk yılda bir faydasını görelim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan; konuşmaya gelince bizden kopya çekip, tarımın bir millî güvenlik sorunu olduğunu söylemeyi biliyorsun. O zaman bir zahmet, oturduğun koltuğun hakkını ver. Tespit yapma, gerekeni yap. Eğer kendin çözüm bulamıyorsan, bizim çözümlerimiz hazır. Bu kürsüden defalarca öneriler getirdik, çözümlerimizi, projelerimizi anlattık. Açın internetten izleyin, feyz alın. Hep söylüyorum, miri maldır, alın kullanın. Yeter ki, çiftçimizin derdi çözülsün. Bu işler, çiftçilerimize, “çalışın” demekle olmaz. Çiftçilerimizi lobilerinin önüne itip, “Toprağınıza sahip çıkın.” demekle de olmaz. Eğer tarımın, bir millî güvenlik sorunu olmasını engellemek istiyorsan; İlk olarak işe; Çiftçimizi gün yüzü göstermeyen, Tarım Bakanını görevden almakla başla. Sonrasında da, çiftçimize akıl vermeyi bırak, destek ver. Ayıptır, günahtır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim, Bugün maalesef, hayatımızın her alanında, bir mücadele hâlindeyiz. En temel haklarımıza ulaşmak için, mücadele ediyoruz. En gerekli ihtiyaçlarımızı karşılamak için, mücadele ediyoruz. En önemlisi de, hayatta kalmak için mücadele ediyoruz. Bu mücadele alanlarında, en çok yıprananlar da, maalesef gençlerimiz oluyor. İlk önce, eşit olmayan şartlarda eğitim görüyorlar. Sonrasında, herkesin farklı çizgilerden başladığı, bir garip sınav yarışına giriyorlar. Yarış bitince, üniversiteye girince, her şey düzelir zannediyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama bu sefer de; İktidarın onlara reva gördüğü, acı gerçeklerle yüzleşiyorlar. İşte o nedenle; bugün, o acı gerçeklerden birini, barınma ve yurt sorununu konuşacağız. Bu hafta, Milletin Kürsüsü’nde daha genç bir kardeşimiz var. Deniz Barış Çatal aramızda. Buyur Denizcim, söz de, kürsü de senindir. Teşekkür ediyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim; Biz İYİ Parti olarak, oy kaygısı güderek değil, gençlerimizin problemlerini nasıl hafifletebiliriz diye düşünüp, bizzat gençlerle beraber, çözümler üretiyoruz. Hatırlarsınız; Geçen ay, 18-26 yaş arasındaki her gence,&nbsp;aylık 1000 lira gelir desteği sağlayacağımız, İYİ Yaşam Gelir Modelimizi açıklamıştık. Geçen hafta da, KYK Borçlarının, sosyal sorumluluk projelerinde çalışarak ödenebilmesinin önünü açan, bir çözüm önerimizi anlatmıştık. Bu hafta da, üniversiteli gençlerimizin, yurt problemine dair, çözümlerimizi açıklayacağız. Anayasamızın ikinci maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sosyal bir hukuk devletidir. Bu ilke, devlete, vatandaşlarının refah ve mutluluğunu gözetmesi için, çeşitli sorumluluklar yükler.&nbsp;Ancak Ak Parti iktidarıyla birlikte,neredeyse her alanda olduğu gibi, maalesef bu ilkede de, erozyon ve çürüme başladı. Üniversiteli öğrencilerimizin yaşadığı, barınma problemi, bunun en güncel örneklerinden biri.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eylül 2021 Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Ülkemizde, Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı 773 yurt, yaklaşık 700 bin öğrencimize, barınma imkânı sunuyor. 2016 yılından beri, yurt sayısında anlamlı bir artış görülmemiş, hatta tam tersine, yalnızca geçtiğimiz yıl, tam 20 yurt kapatılmış. Artan yurt talebini, nedense görmezden gelen iktidar, diğer sosyal hizmet alanlarında olduğu gibi, bu önemli alanda da, biliyorsunuz taşeronlaşmaya gitti. Özel yurtların sayısı bile, aslında, iktidarın öğrencilerimizi, nasıl da, bazı dernek ve vakıfların yurtlarında kalmaya zorladığını gösteriyor. Kalacak yer bulamayan öğrenciler, sayıları son 15 yılda, iki katına çıkan, özel yurtlarda barınmak zorunda kalıyor. 2021 verilerine göre, Türkiye’de devlet yurdu sayısının 6 katı, yani tam 4614 özel yurt bulunuyor. Bu özel yurtlar, devletin sunduğunun ancak yarısı kadar, yani 440 bin öğrenciye, barınma hizmeti sunabiliyor. 2020 yılı itibariyle, Türkiye’deki toplam yurtların, yüzde 35’i vakıf ve derneklere ait. Bu da, özellikle dar gelirli öğrencilerimizin, denetlenmeyen, ve birçok hizmeti hakkıyla vermekten çok uzak olan bu yurtlara, adeta muhtaç bırakıldığını gösteriyor. Gelin, somut örnekler üzerinden gidelim. Türkiye’de en çok öğrenci, İstanbul’da yaşıyor. Ancak burada yaşayan öğrencilere yetecek kadar, devlet yurdu yok. İstanbul’da yaklaşık 1,2 milyon öğrenci bulunuyor. Devletin bu 1,2 milyon öğrenciye reva gördüğü, devlet yurdu sayısı ise yalnızca 21.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yanlış duymadınız; 1.2 milyon öğrencinin yaşadığı, koskoca İstanbul’da, 21 devlet yurdu, ancak, 24 bin öğrenciye hizmet veriyor. Yani İstanbul’da yaşayan öğrencilerimizin, yalnızca yüzde 2’si, devlet yurdunda kalabiliyor. İktidarın, gençlerimizi, bile bile mahrum bıraktığı, barınma hizmetini de, derneklere ve vakıflara ait olan, özel yurtlar dolduruyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca; devlet yurtlarının sayısının yetersizliğinin yanında, mevcut yurtlarda da sorunlar var. Sayıştay raporlarına göre; Devlet yurdu olarak kiralanan, çoğu bina, deprem yönetmeliğine uygun değil. Yangın merdiveni ve yangın ihbar sistemleri yok. Birçok binada, ısıtma sistemleri çalışmıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Nitekim; Hem partimizin yaptığı çalışmalar, hem de diğer saha çalışmaları, gençlerimizin, KYK yurtlarından memnuniyetsizliğini, açıkça gösteriyor. Gençler, KYK yurtlarının kalitesinin düşük olduğunu, odaların hapishaneye benzediğini, çalışma salonlarının yetersiz olduğunu, öğrenci sayısının, odalara fazla geldiğini, internetin yavaş ve kotalı olduğunu, tuvalet ve duşların, yetersiz olduğunu, giriş-çıkış saatlerinin, kısıtlayıcı olduğunu, yurtlarda verilen yemeklerin, sağlıksız ve kalitesiz olduğunu, ve yurt personellerinin, sorunlar ile, yeterince ilgilenmediğini söylüyor. Bakın size, iki fotoğraf göstermek istiyorum. Fotoğrafların ilki, İstanbul Çemberlitaş KYK Kız Yurdu’ndan. İkincisi ise, İstanbul Fatih KYK Kız Yurdu’ndan. Gördüğünüz üzere, sanki bir hapishane koğuşuna bakıyormuşsunuz gibi. İşte size, iktidarın, gençlerimize, genç kızlarımıza, reva gördüğü yaşam alanları… Bunu kabul edemeyiz. Her sabah gözünü bu odada açan bir gençten, ne yaratıcı olmasını, ne çalışkan olmasını, ne de üretken olmasını bekleyemezsiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, gencine reva gördüğü yaşam alanı, bu olamaz. Ve kimsenin şüphesi olmasın, İYİ Parti iktidarında olmayacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi sormak istiyorum; Bizim devletimiz, öğrencilere yurt yapmaktan aciz midir? Bizim devletimiz, geleceğin mühendisine, doktoruna, avukatına, barınabileceği bir çatı sunmaktan, yoksun mudur? Elbette değil.&nbsp;Gençlerimiz, gelişmiş ülkelerdeki akranlarıyla eşit, hatta onlardan daha iyi şartlarda yaşamayı hak ediyor. Devletimizin de, gençlere bu ortamı sağlayacak gücü var. Bu yoksunluğun, bu acizliğin tek sebebi, iktidarın iş bilmezliğidir. Bu kadar basit. </span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli dava arkadaşlarım; Şimdi ben böyle söyleyince, Sayın Erdoğan’ın sinirleri bozulacak. Hemen; “Yurt sayısını, 20 yılda 190’dan 769’a çıkardık.” diyecek. Biliyorsunuz, Türkiye’nin Şantiye Şefi Sayın Erdoğan, inşaatları konusunda çok hassastır. Çünkü malum, kendisinin en büyük meziyeti, önceki hükûmetlerden, daha fazla inşaat yapmış olmaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan; Şimdiden söyleyeyim. İstatistiklerini kendine sakla. Hiç kendini yorma. Yurtlar yeterli mi değil mi, onun cevabını ver. Ama veremezsin. Çünkü cevabı ve yapılması gerekeni sen de biliyorsun, Ama kılını bile kıpırdatmıyorsun. Devlet yurtları neden var? Fırsat eşitliği için var. Parası olanla, parası olmayan, eşit şartlarda okuyabilsin diye var. Ama özellikle son 3 yılda, bu aziz millete, öyle bir yokluk yaşattın ki; ailelerin artık özel yurtlara verecek paraları yok. Kiralar arttıkça arttı. Öğrencilerin kirada oturacak paraları yok. Bugün yurt bulamadığı için üniversiteye gidemeyen öğrenci var mı? Var. Ev bulamayıp sokakta kalan var mı? O da oldu. 2 odalı evin kirasını, 8 kişi bölüşen gençler var mı? O da var. Devlet yurtlarında, 10 kişilik koğuşlarda kalanlar var mı? O da var. Hâl böyleyken, sen bu sorunu çözmüş gibi caka satamazsın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan; Biz ne diye, bu kadar çok vergi ödüyoruz? Ne diye, KDV ödüyoruz? Maaşlarımızdan, ne diye vergi kesiliyor? Bir araba satın alınca, 2 araba parası vergiyi ne diye ödüyoruz? Elektrik faturasında, 5 kalem vergiyi, ne diye ödüyoruz? Sen sarayda sefa sür diye değil. Danışmanlarına 5 maaş ver diye değil. 5’li çetenin borçlarını affet diye değil. Yandaşların, dolarlarını zarar etmeden bozsun diye de değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz o kadar vergiyi; Bir tane öğrencimiz bile, eğitimden mahrum kalmasın diye ödüyoruz. O zaman sen, bu çocuklara kalacak yer bulacaksın. 700 bin yatak kapasitesi yetmiyorsa, bunu 800 bine çıkaracaksın. 800 bin yetmiyorsa, 900 bine çıkaracaksın. Yani, işini yapacaksın. Bu kadar basit.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim, Peki, neden biz ısrarla, bu yurt hizmetlerini, devletin vermesi gerektiğini söylüyoruz? Neden geleceğin mühendislerinin, doktorlarının, bazı dernek ve vakıflara bırakılmaması gerektiğini söylüyoruz? Gelin yine, veriler ile konuşalım. Bahsettiğim gibi, Türkiye’de özel yurtların sayısı, devlet yurtlarının 6 katı. Peki, bu özel yurtların, en çok kapatıldığı yıl, sizce hangi yıl? Demokrasi tarihimize, kara bir leke olarak geçen, milletimizin devletini sokaktan toplamak zorunda kaldığı, 15 Temmuz, hain darbe teşebbüsünün olduğu yıl, yani 2016. 2016-2017 öğretim yılında, özel yurt sayısı, 4741’den 3900’lere kadar düşüyor. Yani 900’e yakın, birçoğu FETÖ terör örgütüne ait özel yurt, kapatılıyor. Sırf bu bile aslında, öğrencilerimizi, devlet yurtları yerine, bazı vakıf ve derneklerin yurtlarına terk etmenin, ne kadar yanlış olduğunun bir vesikası. Bu yurtlara izin verenler, barınma sorunu yaşayan, dar gelirli öğrencilerimizi, göz göre göre, FETÖ’nün kucağına itenler, bunun da hesabını vermek zorunda. Bu konu sadece bizi değil, milletimizi de fazlasıyla rahatsız ediyor. Metropoll Araştırma Şirketi’nin verilerine göre; Vatandaşlarımızın, yüzde 63’ü, devlet yurtlarının yetersiz olduğunu; yüzde 80’i, cemaat, tarikat, dernek ve vakıfların, öğrenci yurdu işletmesini, doğru bulmadığını; yüzde 81’i ise, çocuğunu, bu tür yurtlara, vermek istemediğini söylüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani; vatandaşlarımız, çocuklarının, ne olduğu belli olmayan yurtlarda kalmasını değil, devletin yurdunda, rahatça yaşamasını istiyor. Madem milletimiz istiyor, sen de bunu yapacaksın Sayın Erdoğan. Devlet yurtlarının sayısını artıracaksın; Cemaatlerin, tarikatların, vakıf ve derneklerin yurtlarını, başka 15 Temmuzlar olmasın diye kapatacaksın; ve öğrencilerimize, hak ettikleri hizmeti, layıkıyla vereceksin. Eğer veremiyorsan da, paşa paşa o koltuktan kalkacaksın. Bunun başka yolu yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sevgili gençler; İYİ Parti olarak, biz, devletin, tüm öğrencilere barınma hizmeti sunmak için, yeterli gücünün ve kaynağının olduğunu biliyoruz. Hiç üzülmeyin. İYİ Parti iktidarında, her bir vatandaşımız gibi, gençlerimiz de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, kapsayıcı gücünü hissedecek. Her öğrenci, arkasında, devletinin olduğunu bilecek, kendini güvende hissedecek. Kalkınma Politikaları Başkanlığımız, hesabını kitabını yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Buradan sözünü veriyorum: İYİ Parti iktidarında; Yurtlar ücretsiz olacak, böylece öğrenciler, almak zorunda oldukları kredileri, yurt parası olarak, KYK’ya geri vermek zorunda kalmayacak. Yurt yemekleri, ücretsiz ve sağlıklı olacak. Yurt odalarını, gelişmiş ülkelerdeki konforu da geçecek şekilde, yeniden tasarlayacağız. Öğrencilerimiz, kendilerine en yüksek mahremiyetin sağlandığı, iki kişilik yurt odalarında, rahatça vakitlerini geçirecekler. Yurtlarda her bir öğrencinin, kendine özel bir yaşam alanı olmasına özen göstereceğiz. Her yurtta, öğrenci kapasitesine göre çalışma ortamı, kütüphane, bilgisayar odası gibi, temel çalışma alanları yapılacak. Yurtlarda hızlı, kotasız ve ücretsiz internet hizmeti sunarak, öğrencilerimizin, akademik başarıları için, hayati öneme sahip olan, bilgiye erişimin önündeki engelleri kaldıracağız. Siyasi sebepler ile yurttan atılma, gibi tehditler son bulacak. Öğrencilerin sosyal medya hesaplarında ne yaptığı, neler paylaştığı, yurt görevlileri tarafından takip edilmeyecek. Giriş-çıkış saatleri, gençlerimizin sosyal hayatlarını, etkilemeyecek düzeye çekilecek. Üniversite içinde bulunmayan devlet yurtlarını, imkân bulunduğu ölçüde, bir bina olarak değil, sinema-tiyatro salonlarının, spor merkezlerinin, öğrencilerin bir arada vakit geçirebilecekleri, kafe, yürüyüş yolları, ufak hobi bahçeleri gibi alanların olduğu, çok yönlü bir kampüsler olarak tasarlayacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca öğrencilerin talepleri doğrultusunda; Yurtlarda düzenli olarak, kültür, sanat ve spor faaliyetleri düzenlenecek. Örneğin, yurtlar arası spor müsabakaları, tiyatro festivalleri gerçekleştirilecek. Böylece devlet yurtlarını, öğrencilerimizin sadece barınmak için gitmeye mecbur olduğu bir yer değil, dostlarıyla rahat vakit geçirdiği, kültürel ve sportif faaliyetlerini, istediği gibi gerçekleştirdiği, gerçek birer yaşam alanı haline getireceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli genç kardeşlerim, Bizler, İYİ Parti olarak, zor durumda olduğunuz, yoksun olduğunuzu düşündüğünüz, yalnız ve baskı altında hissettiğiniz her an, sizin yanınızdayız. Cumhuriyetimizin, bu salonu dolduran, biz büyüklerinize sunduğu fırsatları, biz sizlere sağlayamadık. Bunun için, tüm samimiyetimle çok üzgünüm. Ama az kaldı. Hiç merak etmeyin. Türkiye’nin, kaynakları var. Türkiye’nin, size hak ettiğiniz şartları sağlayacak imkanları var. Biz yoksul bir ülke değiliz. Tek eksiğimiz, Türkiye’nin kaynaklarını sizin için değerlendirecek, sizi düşünen bir siyasi iradenin iktidarda olmaması. Bu siyasi irade iktidara geldiğinde, sorunların nasıl teker teker çözüleceğini göreceksiniz. Bundan emin olun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim; Ak Parti iktidarı, artık yolun sonuna geldi. Seçim ufukta görünüyor. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının her sözü, her vaadi, her adımı, artık yeniden seçilebilmek için. Her türlü vaadi verecekler. Her türlü hamaseti yapacaklar. Korkutmak için her türlü yalanı söyleyecekler. Ve zamanı geldiğinde, 3 buçuk yıldan sonra ilk kez, karşınıza geçip, onlara, yeniden bir şans vermenizi isteyecekler. Unutmayın. Son 3 buçuk yıldır, EYT’den tarıma, esnafın dertlerinden, öğretmenlerimize, bu kürsüde, onlarca sorunu konuştuk. Bu beceriksiz iktidarın, sadece son 2 ayda verdiği zararlarla, bu sorunların tamamı çözülürdü. O kadar büyük zarar verdiler ki, bu sorunların sadece biri değil, tamamı çözülürdü.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte o nedenle; bir şans daha vermeniz gereken, 20 yıldır iktidarda olup da, ekonomide enkaz bırakanlar değildir. Bir şans daha vermeniz gereken, Türk Lirası’nı pula, gelirimizi kuşa çevirenler değildir. Bir şans daha vermeniz gereken, verdiği hiçbir sözü tutmayanlar, 2018 seçimlerinden sonra, bir kez olsun bile, halinizi hatırınızı sormayanlar hiç değildir. Artık şans vermeniz gereken, vizyonuyla, çözümleriyle, projeleriyle, gümbür gümbür gelen İYİ Parti’dir. Artık şans vermeniz gereken, alanındaki en liyakatli kadrolarıyla, Türkiye’yi hakkıyla yönetmek için sabırsızlanan İYİ Parti’dir. Artık şans vermeniz gereken, koltuklarında tüneyip, döşeme eskiten taklitleri değil; 24 aydır, memleketi il il, ilçe ilçe dolaşıp, ayakkabı eskiten, “orijinal” İYİ Parti’dir. Artık şans vermeniz gereken, Sarayda sefa sürenler değil; Milletiyle birlikte yürüyen, İYİ Parti’dir. Değerli dava arkadaşlarım, Başka hiçbir siyasi partinin üzerine, İYİ Parti kadar gidilmemiştir. Başka hiçbir siyasi partinin yolu, İYİ Parti kadar kesilmemiştir. Başka hiçbir siyasi parti, İYİ Parti kadar tehdit edilmemiştir. Başka hiçbir siyasi partiye, bu kadar komplo düzenlenmemiştir. Eğer İYİ Parti, tüm bu engelleri aştıysa; Türkiye’nin önündeki engelleri de aşacaktır. Eğer İYİ Parti, her kumpastan güçlenerek çıktıysa; Türkiye’yi de, bu krizden güçlenerek çıkartacaktır. Eğer İYİ Parti, her türlü zorluğa rağmen, en hızlı büyüyen parti olduysa; Türkiye’yi de en hızlı büyüyen ülke yapacaktır. Bundan emin olun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli dava arkadaşlarım; Yol yakın. İktidar, artık ufukta görünüyor. Biz hazırız.&nbsp;Dertleri biliyoruz. Kadrolarımızla, çözümlerimizle, projelerimizle, Biz hazırız. Zengin, mutlu ve huzurlu Türkiye vizyonumuzla, Biz hazırız, Biz, Çözeriz! 25 Ekim 2017’de ortaya koyduğumuz, güçten, iradeden, azimden ve coşkudan, hiçbir şekilde taviz vermeden; hak için, hakikat için, milletimiz için, ilk günkü şevkle, durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Ata’mızın gösterdiği, dinlenmemek üzere çıktığımız bu kutlu yolda; Yılmayacağız. Yorulmayacağız. Asla pes etmeyeceğiz. Yüce Allah her birimize güç, kuvvet versin. Cenab-ı Hakk gayretlerinizi ibadet saysın. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[CHP’li Şahin, “Balıkesir Devlet Hastanesine Yine Bütçe Çıkmadı!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-sahin-balikesir-devlet-hastanesine-yine-butce-cikmadi-1551323efb61d-ecf8-4dd3-83e6-04d0e58edb5f2022-01-19T15:59:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Şahin, “Balıkesir Devlet Hastanesine Yine Bütçe Çıkmadı!”

CHP’li Şahin, “Balıkesir Devlet Hastanesine Yine Bütçe Çıkmadı!”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Maliyet Bir Yılda İki Kat Arttı </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı Yatırım Programı’nda Balıkesir Devlet Hastanesi için 278 milyon lira ayrıldığını söleyen Şahin, bu yıl maliyetin 2 katına çıktığını söyledi. Şahin, “AKP iktidarının ekonomi politikalarında gösterdiği başarısızlığın faturasını vatandaşlarımız ödemeye devam ediyor. Geçen yıl 278 milyon liraya yapılabilecek olan hastanenin maliyeti bu yıl %90 artışla 531 milyon liraya çıkmış durumdadır. Normal şartlarda her geçen yıl ilerlemesi gereken süreç, sürekli olarak sekteye uğramaktadır. Geçen yıl proje tutarının %10’u kadar bütçe ayrılmışken, bu yıl yatırım programında belirtilen proje tutarının sadece %1,5’i ödenek olarak ayrılmış durumdadır. Bu şekilde devam ettiği taktirde Balıkesirliler bu hastanenin bittiği günü göremeyecekler. Öyle anlaşılıyor ki bu hastaneyi hizmete geçirmek CHP iktidarına nasip olacak.” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sağlık Bakanı Mart Ayını İşaret Etti </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu 2022 Yılı Sağlık Bakanlığı görüşmeleri esnasında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya Balıkesir Devlet Hastanesinin durumunu sorduğunu hatırlatan Şahin şunları söyledi; “ Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sayın Bakan Balıkesir Devlet Hastanesi’nin proje hazırlık çalışmalarının devam ettiğini, 2022 yılı Mart ayında ise ihalesinin gerçekleştirileceğini ifade etmiştir. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da konunun takipçisi olacak, Balıkesir Devlet Hastanesi’ni hemşerilerimizle buluşturmak için gereken girişimlerde bulunacağız. Pandemi sürecinde gözle görülür şekilde aksayan sağlık hizmetlerinin giderilmesi adına Balıkesirlilerin bu hastaneye şiddetle ihtiyacı vardır. Balıkesir’de vatandaşlarımızın sağlık hizmetine ulaşmakta yaşadıkları tüm mağduriyetlerin acilen çözüme kavuşturulmasını bekliyor, iktidar partisi Milletvekillerini bölge halkının taleplerine kulak vermeye ve hastane inşaatının bir an önce tamamlanması için göreve davet ediyorum.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Murat Çepni: Açlık sınırı 4 bin TL, emekli maaşı ise 2.500 TL ve AKP bunu büyük bir lütuf olarak sunuyor.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/murat-cepni-aclik-siniri-4-bin-tl-emekli-maasi-ise-2500-tl-ve-akp-bunu-buyuk-bir-lutuf-olarak-sunuyor-155129b1ce7a2-58fe-454a-b382-4e30f3b9381d2022-01-19T15:55:00+03:00HABER MERKEZİ Murat Çepni: Açlık sınırı 4 bin TL, emekli maaşı ise 2.500 TL ve AKP bunu büyük bir lütuf olarak sunuyor.

Murat Çepni: Açlık sınırı 4 bin TL, emekli maaşı ise 2.500 TL ve AKP bunu büyük bir lütuf olarak sunuyor.

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">13 milyon emekli yurttaşımız bugün açlığa mahkûm edilmiş durumda. 13 milyon emekli AKP'den yardım talep etmiyor ama AKP 13 milyon emekliye havadan para isteyen, oturduğu yerden destek isteyen insan muamelesi yapıyor oysa emeklilik çalışmaya bağlı bir haktır. Yani insanlar sizden yardım istemiyor, insanlar sizden özel olarak yardım dilenmiyor, haklarını istiyorlar. Bir başka deyişle sizin onlardan çaldığınız emekleri geri istiyorlar; emekliler devlete verdikleri emeklerin karşılığını istiyorlar. Yani çalıştılar, ürettiler ve şimdi kazandıkları hakkın gereğini istiyorlar. Açlık sınırı 4 bin TL, emekli maaşı ise 2.500 TL ve bunu büyük bir lütuf olarak sunuyorlar, AKP bunu büyük bir lütuf olarak sunuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Emekliler 2000'li yıllardan itibaren çok ciddi hak gasplarıyla karşı karşıya kaldı. AKP'li yıllar içerisinde maaşların rakamsal olarak artışını yine AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan büyük bir başarı olarak sunuyor oysa meseleye alım gücü açısından baktığınızda durum tam olarak tersi. Bakın, Cumhurbaşkanı açıklamalarında 2002'den 2021'e kadar millî gelirin 18,36 kat büyüdüğünü açıklıyor ama aynı dönemde emekli maaşları 9,72 kat büyümüş. Yine SSK emeklisi 2002 yılında 9,5 adet çeyrek altın alabilirken şimdi sadece 1,5 adet alabiliyor yani AKP'nin rakamlara takla attırarak gerçekleri örtmesi mümkün değil, her şey gün gibi ortada, insanlar yaşadıkları mağduriyeti zaten çok net olarak hissediyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yine, 2002'de emekli maaşı asgari ücretin yüzde 39 üzerindeyken bugün asgari ücretin yüzde 42 altındadır yani toplam payı yüzde 81. Yine bir aldatmaca daha söz konusu bu düzenlemede. Sözüm ona bütün emekli maaşlarını 2.500 liraya çıkartarak yine büyük bir adım atmış oluyorlar. Oysa, zaten enflasyon oranlarına göre 2.500 olacak olan maaşlar zaten kendi mecrasında yürüyor fakat artışla 2.500 lira olamayacak olan emekli maaşları peşin zam alıyorlar yani insanlar süreç içerisinde alacakları zammı peşinen almış oluyorlar, oysa ortada bir zam olmadığını söylemek de mümkün. 13,5 milyon emeklinin 9,5 milyonu kendi ödediği prim karşılığı maaş alıyor, yaklaşık 4 milyonu ise dul ve yetim maaşı alıyorlar ve bu insanlar yakınlarından kalan maaşın yüzde 50'sini aldıkları için 2.500 TL zaten alamayacaklar yani burada da bir mağduriyet söz konusu.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evet, emekli örgütleri, emekli sendikaları bu konuda açıklamalar yaptılar ve emeklilerin, bu 13,5 milyon emeklinin talepleri şunlar: Emekli maaş alt sınırı en az asgari ücrete eşitlenmelidir, maaşlar millî gelire endeksli olmalıdır, ücret farkları giderilmelidir, EYT mağduriyeti, gaspı giderilmelidir, sağlık hizmetlerinde katkı payı kaldırılmalıdır, emekli sendikalarına kapatma davaları geri çekilmeli, örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Emeklilerin sorunu çalışanların sorunudur. Çalışırken kölece çalıştırılan, açlıkla, işsizlikle, iş cinayetleriyle yaşamları çalınan emekliler, emekli olabilirlerse de insan yerine koyulmuyorlar; zamanı geçmiş makine parçası gibi hayatın dışına atılıyorlar. Emeklilere para yok "Bütçede sıkıntı var." diyor AKP; oysa sadece yazlık, kışlık sarayların bakımı, onarımı, donanımı için harcanacak bu yılki para 470 milyon TL. Evet "saray" dediğiniz de bir avuç kan emicinin ekonomisidir, "saray" dediğiniz halka açlık, yoksulluk, din, iman; kendilerine ise şatafat, maaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Evet, emekli maaşları gündeme geldiğinde AKP'den bir ses geldi; dertleri neymiş? Emekli vekillerin yaşadıkları mağduriyetmiş. Bütün bu tablo içerisinde dikkat çektikleri tek şey, emekli vekil maaşlarının yaşadığı mağduriyetmiş. Evet, şimdi tablo bu; tablo açlık, yoksulluk ve işsizlik tablosu. Peki, bu tablo nasıl yönetilecek? Yine, hamasetle yönetilecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İşte -burada adını anmak istiyorum- Sezen Aksu örneğinde olduğu gibi, yine ne olduğu belli olmayan, kaçak polis kimlikleriyle dolaşanların, ülkenin her türlü varlığının peşkeş çekildiği koşullarda yine vatan, millet, din, iman edebiyatıyla bu açlık ve yoksulluk tablosu ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Evet, Sezen Aksu'ya biz de destek oluyoruz, Sezen Aksu'ya sahip çıkıyoruz. Saraya biat etmeyen sanatçıların yanındayız, saraya biat etmeyen sanatçıları buradan bir kez daha selamlıyoruz, yüreği kocaman minik serçeyi buradan selamlıyoruz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Çiftçi tarlasına gübre atamadı, rekolte kaybı olacak”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-ciftci-tarlasina-gubre-atamadi-rekolte-kaybi-olacak-1551144e05246-eca2-4bb0-8cf7-c36bfce0adc52022-01-19T15:52:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Çiftçi tarlasına gübre atamadı, rekolte kaybı olacak”

Gürer: “Çiftçi tarlasına gübre atamadı, rekolte kaybı olacak”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Bazı ürünlerin ekildiğini, taban &nbsp;gübre zamanının geçtiğini ancak üst gübre kullanımı için halen bir fırsatın olduğuna dikkat çeken Gürer, Tarım ve Orman &nbsp;Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, rekolte kaybını en aza indirmek için üreticilere gübre desteği sağlanmasını istedi.&nbsp;Mart ayında yapılacak ekimler içinde gübre fiyatlarının makul seviyeye çekilmesini istedi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİLERLE GÖRÜŞTÜ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Üreticiler, gübre fiyatlarındaki fahiş artıştan yakınarak, “Ekim zamanında atılan ve ‘taban gübre’ tabir edilen gübreleri toprakla buluşturamadık. Bazı çiftçiler buğday ektikleri tarlalara dekar başına 35 kg gübre atması gerekirken, 15-20 kg attı, bazıları ise hiç atamadı. Bu durum buğdayda ciddi verim kaybına neden olacak” dediler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İNDİRİM SÖYLEMİ GERÇEKÇİ DEĞİL&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Üs gübre tabir edilen ve ocak şubat aylarında atılan gübreyi önceki yıllarda Aralık ayında temin ettiklerine işaret eden Aydın Soylu , “Ancak gübre fiyatları neredeyse 10 kat arttığı için üst gübre temini de yapamadık. Gübretaş yüzde 20-30 oranında indirim yaptığını söylüyor ama piyasadan daha yüksek fiyata gübre satıyor. Tarım Kredi Kooperatifleri pahalıya ürün verip daha sonra ‘fiyat düşürdük’ diye açıklama yapıyor. Köye bir kamyon mal getirip, sadece 1-2 çiftçiye yeten bu malları 5 liraysa 4,5 liraya&nbsp;satıp fiyat indirimi yapıldı demeleri hoş değil. 50 kuruş fiyat indirimi yapıp 10 kg mal getirerek üreticileri kandırmaya gerek yok. Döviz durdu. Gübre fiyatları beklenen gerileme olmadı. Diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLSÜN&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ömer Fethi Gürer’e&nbsp;dert yanan bir çiftçi ise desteklemelerle ilgili eleştirilerde bulunarak, “dekara 5-10 lira mazot desteği, 10-20 lira gübre desteği verdiklerini söylüyorlar. Mazot 13 lirayı, gübrenin torbası ise 750 lirayı geçti. Biz böyle destek istiyoruz. Devlet destek veriyor diye çıkıp açıklama yapmasınlar. Biz tarıma dayalı hiçbir destek almak istemiyoruz. Yeter ki girdi maliyetleri bu kadar artmasın. Bugün mısırı 4 liraya satıyoruZ, girdi maliyelerinin düşmesini ve mısır fiyatının da düşmesini istiyoruz, mazot 5-6 lira, gübrenin tonu 1000 &nbsp;-2 bin lira olursa iz de fiyatları düşük tutarız, vatandaş da mağdur olmaz” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜBRESİZ YAPILAN EKİM, REKOLTE KAYBINA NEDEN OLACAK&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Üreticilerin sorunlarını dinledikten sonra açıklama yapan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübredeki fiyat artışının çiftçiye gübresiz ekim yapmaya zorladığını, bu durumun ise rekolte kaybına neden olacağını belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">2020 &nbsp;yılında l 2 bin 400 lira olan bir ton DAP gübrenin &nbsp;2021 yılında 17 bin liraya kadar yükseldikten sonra şimdilerde 13 bin lira seviyesinde çekildiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Diyorlar ki ‘gübrenin fiyatı düştü. Hayır gübrenin fiyatı düşmedi. Bir önceki &nbsp;yıl 2 bin 400 lira olan gübrenin&nbsp;​fiyatı şimdi 13 bin lira. Bu nasıl fiyat düşmesi?” diyerek tepkisini dile getirdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜBRE DESTEĞİ ÇAĞRISI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Taban &nbsp;gübre atamayan ya da az miktarda atan üretici için en azından üst gübre zamanında gübre desteği sağlanmalı. Bu şekilde kimsen de olsa rekolte kaybı aşağı çekiliyor. Aksi halde rekolte geçen yılın da altına düşer” uyarısında bulundu.&nbsp;Gürer Mart ayında ekim yapılacak ürünler içinde Gübrede acil önlem alınmalı dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİNİN SESİNE KULAK VERİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımın stratejik bir alan olduğuna değinen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “çiftçiler diyor ki, ‘girdi maliyetlerinin artışı karşısında, devletin verdiği desteklemeler çok az. O nedenle destekleme yerine girdi maliyetlerinin azaltılmasını sağlayın’ diyor. Çiftçinin sesine kulak verin ve mağduriyetin ortadan kaldırılması için girdi maliyetlerinin düşürülmesine sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirin” önerisinde bulundu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Emir: Sağlık Bakanlığı menigokok aşılarını Ulusal Aşılama Programı'na almalı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emir-saglik-bakanligi-menigokok-asilarini-ulusal-asilama-programina-almali-155101a8b391b-589f-4980-ba5d-120aab0df3752022-01-19T15:50:00+03:00HABER MERKEZİ Emir: Sağlık Bakanlığı menigokok aşılarını Ulusal Aşılama Programı'na almalı

Emir: Sağlık Bakanlığı menigokok aşılarını Ulusal Aşılama Programı'na almalı

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, menenjit hastalığına sebep olan ve son yıllarda Türkiye’ye daha sık görülmeye başlanan menigokok bakterisine karşı geliştirilen menenjit aşısının SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınmasını istedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi sunan Emir, şu ifadeleri kullandı:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Suriyelilerle birlikte daha da arttı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hava yoluyla ya da öksürük yoluyla bulaşan menigokok bakterisinin çok dikkat edilmesi gereken bir patojen olduğunu biliyoruz. Bu bakteri menenjite sebep oluyor. Beyin ve omurilik hasarına kadar sebep olan meningokok, kalabalık ortamlarda daha hızlı yayılma eğilimine sahip. Son yıllarda Suriyelilerin nüfusunun artmasıyla birlikte meningokok bakterisinin daha sık görülmeye başlandığı da yapılan tespitler arasında.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Geri ödeme kapsamına alınmalı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dolayısıyla bu sebeple, Sağlık Bakanlığı bir an önce çocuklarımızın sağlığını tehdit eden bu duruma karşı önlem almalıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu da fiyatı doz başına 446 ile 533 TL arasında değişen ve en az iki doz yapılması gereken meningokok aşılarını bir an önce geri ödeme kapsamına almalıdır. Bu aşı, dünyada 16 ülke tarafından vatandaşına ücretsiz sağlanıyor. Türkiye’de de Ulusal Aşılama Programı'na dâhil edilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sarayın masraflarından kısın</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Oysa Türkiye’de halen bu konuda bir gelişme yok. Çocuklarımızın bu tehlikeden bir an önce korunması gerekiyor. Parası olanın çocuğuna aşı yaptırabildiği, parası olmayanın aşı bulamadığı bir durum kabul edilemez. İktidar, sarayın masraflarından biraz kıssa çok rahatlıkla bu aşının ücretsiz bir şekilde Ulusal Aşılama Programı'na alınmasını sağlayabilir.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[ADANA’DAKİ ELEKTRİK KESİNTİLERİ MECLİS GÜNDEMİNDE]]>https://www.haberanaliz.net/haber/adanadaki-elektrik-kesintileri-meclis-gundeminde-155090168262c-0b6a-404b-a021-c23c21eef6fc2022-01-19T15:46:00+03:00HABER MERKEZİ ADANA’DAKİ ELEKTRİK KESİNTİLERİ MECLİS GÜNDEMİNDE

ADANA’DAKİ ELEKTRİK KESİNTİLERİ MECLİS GÜNDEMİNDE

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “21’inci yüzyılda Adana’da günlerce süren elektrik kesintisi yakışmıyor.” Dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ADANA’DAKİ ELEKTRİK KESİNTİLERİ MECLİS GÜNDEMİNDE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Adana genelinde elektrik kesintileri nedeniyle vatandaşlarımızın mağdur olduğunu, özellikle elektrik alt yapı sistemlerinin yetersiz olduğunu defalarca dile getirdik. Yoğun kar yağışı sebebiyle Feke İlçemize bağlı Şahmuratlı, Çondu, Mansurlu mahallelerimiz günlerdir süren elektrik kesintisi yaşıyor. Belenköy mahallemizde ana trafonun hattının değiştirilmesi sebebiyle Merkeze bağlı köyümüz günlerdir, elektrik bekliyor. Adana’nın neredeyse tüm ilçelerinde bir türlü giderilmeyen elektrik sorunu artık çözülmelidir.” Dedi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>21.YÜZYILDA ADANA ELEKTRİK YOK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Gençler, öğrenciler, yaz aylarında çiftçilerin, büyük mağduriyetine sebep olan bu sorun kalıcı olarak giderilmelidir. 21 inci yüz yılda Adana gibi metropol kentinde günlerce elektrik kesintisi yaşanması kabul edilebilir değildir. Ne zaman sorun yaşansa vatandaşımızdan sabır göstermesi bekleniyor. Adanalı hemşerilerimizin özellikle elektrik sorununa artık sabredecek gücü kalmadı. Yaz kış fark etmeden bu çile artık son bulmalıdır.” Dedi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>FATURALAR CAN YAKIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Özellikle elektrik ve doğalgaz faturaları milletin belini bükmüş durumda. İki göz odada yaşayan on binlerce hane yüzlerce lira elektrik ve doğalgaz faturası ödemek zorunda kalıyor. Adana gibi bir Büyükşehirde bir de üzerine güncelerce süren kesintiler ve arızalar yaşandımı milletin canı burnuna geliyor. İktidarın yanlış ekonomi politikaları zaten milletin sırtına yüklenmiş durumda.En azından doğru düzgün hizmet aktarımı sağlanmalıdır. Bu konuda Bakanlıksa Bakanlık, yetkili dağıtıcı firmaysa firma, bir an önce adım atmalıdır.” Dedi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[CHP'li Kemal Zeybek''TPAO belediyelere hibeleri eşit dağıtmalı'']]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-kemal-zeybektpao-belediyelere-hibeleri-esit-dagitmali-15508081a0b48-47af-4519-ac71-a4e2a246a8e62022-01-19T15:43:00+03:00HABER MERKEZİ CHP'li Kemal Zeybek''TPAO belediyelere hibeleri eşit dağıtmalı''

CHP'li Kemal Zeybek''TPAO belediyelere hibeleri eşit dağıtmalı''

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek; Kurumların yöneticileri yönetmiş oldukları birimlerin çıkarlarını titizlikle takip etmeli ve korumalıdır. TPAO’nun %5,473 oranındaki hissesi SSK kurumuna ait olduğu devir yapılamayacağı hakkında mahkeme kararı olmasına rağmen; TPAO’nun Türkiye Varlık Fonuna devir edilmesinin iptali için bir girişiminiz olmuş mudur?&nbsp; 1984-2007 yılları arasında TPAO hissesi oranında SSK Kurumuna Temettü ödemesi yaparken, 2007 yılından sonra temettü ödemesi yapılmadığı gibi 2017 yılında mahkeme kararına rağmen; siyasal iktidar ve yönetimi Kanun tanımayarak TPAO bütün hisseleri Türkiye Varlık Fonuna devir etmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek; Belediyelerin talepleri doğrultusunda asfalt bitüm ve benzeri malzeme hibe desteğinde bulunduklarını açıklayan TPAO’nun bunun hangi koşullarda ve hangi belediyelere destek sağladığını açıklaması gerekir. TPAO belediyelere destek sağlarken iktidar, muhalefet ayırımı yapmadan sağlamalıdır. 2019 Mart Yerel seçimlerinden sonra özellikle; CHP ve muhalefet belediyelerine ayrımcılık yapıp bitüm ve benzeri malzemeleri vermemeleri doğru değildir! Halkı cezalandırma hakkınızda yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek; Yurt dışında petrol aramaları için Jersey Adalarında kurulan şirket daha sonra TPAO’ya devir edilmiştir. Bu şirkette çalışanlara çok fazla ücret ödemesi yapıldığı ve kuruma fatura edildiği tespitleri yapılmıştır.&nbsp; Kurum çalışanları arasında huzursuzluğa neden olduğu iddia edilen bu durumun çözüme kavuşturulması konusunda gerekeni yapınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek; Ülkemizde işsizlik ve yoksulluğun zirve yaptığı dönemde iktidara yakın kişilere huzur hakkı ve benzeri adlar altında fazla ödemelerin yapılması vicdanları sızlatmaktadır. Kurumun ve ülkenin çıkarları bireylerin çıkarlarından çok önemli olduğunu herkesin hatırlaması ve bu hususa dikkat etmelidir.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Ufuk Söylemez'den AKP'ye 'Moğol istilası' benzetmesi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ufuk-soylemezden-akpye-mogol-istilasi-benzetmesi-155071787dc1f-dacb-464d-bbc6-5b2d8ccdf61d2022-01-18T14:47:00+03:00HABER MERKEZİ Ufuk Söylemez'den AKP'ye 'Moğol istilası' benzetmesi

Ufuk Söylemez'den AKP'ye 'Moğol istilası' benzetmesi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYP UFUK SÖYLEMEZ'İN AÇIKLAMALARINI İZLEYİNİZ...</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=u5OHPKkttWs">https://www.youtube.com/watch?v=u5OHPKkttWs</a></span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GAYE USLUER: BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ ÜLKESİ TÜRKİYE]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gaye-usluer-bir-kereden-bir-sey-olmaz-ulkesi-turkiye-15506e93e4755-528e-424e-97d9-b34c19714a672022-01-18T12:59:00+03:00HABER MERKEZİ GAYE USLUER: BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ ÜLKESİ TÜRKİYE

GAYE USLUER: BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ ÜLKESİ TÜRKİYE

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Konuşmasına geçtiğimiz günlerde cemaat yurdunda intihar eden Enes Kara’yı anarak başlayan Usluer, “Geçtiğimiz hafta bir tıp öğrencisi, cemaat yurdunda kalan bir öğrenci; Enes Kara intihar etti. Enes ne diyordu mektubunda? Kendimi özgür hissetmiyorum. İktidar tarafından söylenen 'Bu olay siyasileştirilmemelidir’ sözü ne kadar yanlışsa, muhalefet partilerinin suskunluğu ya da “Bu olay hakkında konuşmak etik değildir” sözünün söylenmiş olması da o kadar yanlıştır. Hatırlayın; 45 öğrenci yine bir vakfa ait yurtta tecavüze uğramıştı. Hatırlayın; 12 yaşında bir çocuk yatılı Kuran kursunda kendini astı. Hatırlayın; 11 kız çocuğu denetimsiz Kuran kursunda yanarak öldüler. Ve hatırlayın; daha geçtiğimiz haftalarda tarikat yurdunda kalan bir öğrencinin kafası satırla kesildi. Konuşmazsak, ses çıkarmazsak olmamış mı olacaklar?” dedi.<br /><br />BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ ÜLKESİ TÜRKİYE<br />“Türkiye “bir kereden bir şey olmaz” ülkesi olmuştur” diyerek tepki gösteren Usluer, “Kimi muhalefet partileri ‘Aman şimdi ses çıkarmayalım, iktidara gelince biz bunları düzeltiriz’ düşüncesinde susuyorlar. Kusura bakmayın ama, oy devşirmek adına, bugün haksızlıklara ses çıkarmayanlar iktidar olduklarında da bir şey yapamazlar. Bakınız bu ülkenin aklı selim yurttaşları ne diyor? ‘Değişim için önce haksızlığı kabul etmeyeceğiz. Dinin istismarına göz yummayacağız. Tarikat ve cemaatleri denetleyeceğiz, kamusal alandan uzaklaştıracağız diyemiyorsanız; size oy vermeyeceğiz.’ Halının altına süpürdükleriniz çocuklarımızın geleceği. Çocuklarımızın geleceğini tüketmenize izin vermeyeceğiz. Sevgili gençler size söz; geleceğinizi geri alacağız!” diye konuştu.<br /><br />BÖYLE YASA OLMAZ<br />Bu hafta TBMM’de gelecek Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı hakkında konuşan Usluer, “Tasarı 3 maddeden oluşuyor. Adaylık kaldırma sınavı kaldırılıyor. Öğretmenlik mesleği kariyer basamaklarına ayrılmış; aday, öğretmen, uzman ve baş öğretmen. Eğitim öğretim tazminatında değişiklikler içeriyor. Mesleki dayanışma bozulacak. Öğretmenler ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, başöğretmen gibi sınıflara ayrılması çalışma barışını bozar. Öğretmen veli ilişkileri olumsuz etkilenecek. Soruyoruz size; eğitimin paydaşları bu yasanın neresinde? Tek olumluluk 3600 ek gösterge gibi görünüyor.&nbsp; Ancak onun da yürürlüğe girme tarihi 15 Ocak 2023. Bu bir seçim yatırımıdır. Yaklaşık 411 bin öğretmen için 5 bin lira kayıp demektir. Öğretmenlik mesleği kutsal bir meslektir. Mesleğin sorunları, gereksinimleri bellidir. Bunların var olan sorunlar çerçevesinde çözülmesi eğitimin kalitesini de yükseltecektir. Böyle yasa olmaz” dedi.<br /><br />HALK YÜKLÜ FATURALAR ALTINDA EZİLİYOR<br />Perşembe günü Para Politikası Kurulu (PPK) yılın ilk faiz kararını açıklayacağını belirten Usluer,<br />“Eylül/Aralık döneminde politika faizi yüzde 19’dan yüzde 14’e çekildi. Yani eylülden sonra politika faizi tam 5 puan indi.&nbsp; Ne oldu? Faiz arttı. İhtiyaç kredisi yüzde 31.69, taşıt kredisi yüzde 29.57, konut kredisi yüzde 18.58…Enflasyon tam 16 puan arttı. Enflasyon yüzde 19.58 den yüzde 36.08’e çıktı. Dolar arttı. Dolar 8.37’den 13.53 TL’ye çıktı. Türkiye seçim ekonomisine girdi. 'Enflasyon ile sıkı para politikasıyla mücadele edeceğiz’ diyen yok. Görünen o ki yüksek enflasyon, yüksek kur, yüksek faizle bu süreç devam edecek. Halk yüklü faturaların altında eziliyor. Ülkede güven kalmamış; ne gam! Bu durumun kazananı yok bugün için kazandığını sananlar var. Eninde sonunda herkes kaybedecek. Acilen bilimsel temelli alternatif ekonomik programın oluşturulması gerekiyor” diye konuştu.<br /><br />SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRIMIZDIR!<br />Memleket Partisinin Siyasi Partilere Tasarruf Kampanyası’nı gündeme taşıyan Usluer, “2022 yılında siyasi partiler 645 milyon TL hazine yardımı alacak. Seçim kararı alınırsa ilave olarak 2 milyar TL daha alacaklar. Ne yapacaklar bu hazine yardımı ile? Parti bayrağı asacaklar, ses düzeni kiralayacaklar, kampanya yapacaklar… Siyasi partilere çağrımızdır! Gelin bu defa hazine yardımından vazgeçin! Bu parayı yani 2 milyar TL’yi, eski parayla 2 katrilyon TL’yi almayacağınızı açıklayın. Bu parayla tam 2 milyon gencimize tablet, bilgisayar alalım dağıtalım.<br />Var mısınız?” dedi.<br /><br />OMİKRON’UN OLUŞTURDUĞU TEHDİT BÜYÜK VE ÖNEMLİDİR<br />Omikron varyantı ile küresel COVID-19 pandemisinde riskin hala çok yüksek olduğunu dile getiren Usluer, “Elimizdeki mevcut veriler Omikron varyantının, önceki varyanttan yani Delta varyantından daha bulaşıcı olduğunu, bu nedenle toplumda hızlı yayılmaya yol açtığını gösteriyor. Üstelik bu iki varyanta ikiz tehdit olarak bakarsak, sonuç tsunami etkisi yaratacaktır. Vakalarda hızlı artış hastaneye yatışlarda artışa yol açacaktır. Özel hasta gruplarında (yaş, zemindeki hastalıklar, aşılı/aşısız olma) yoğun bakım yatışları ve ölüm oranları artacaktır. Sağlık sistemleri üzerinde olumsuz etkileri olacaktır.&nbsp; Omikron’un oluşturduğu tehdit büyüktür, önemlidir” diye konuştu.<br /><br />DİKKATE ALMAK ZORUNDAYIZ<br />Omikron varyantının şimdiye kadar ki varyantlardan daha bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Usluer, “Diğer varyantlarla karşılaştırıldığında 1-5 yaş arası çocuklarda daha sık görülmekte. Aşısız veya bağışıklığı yeterli olmayan kişilerde, diğer varyantlara benzer şekilde hastaneye yatışa ve ölüme yol açabilmekte. Başta sağlık çalışanları olmak üzere kritik hizmet sektörlerinde oluşturduğu iş gücü kayıpları, bu hizmetleri durma noktasına getirebilmektedir. Pandeminin omikron etkisi ile hala son hızla devam ettiğini kabul etmek ve dikkate almak zorundayız” dedi.<br /><br />YAYILIMI ÖNLEYİCİ ÖNLEMLERE İHTİYAÇ VAR<br />Her zamankinden daha fazla önleme ihtiyaç olduğunun altını çizen Usluer, “Hastaneye yatışları ve ölümleri azaltmak, artan hasta yükü nedeniyle sağlık sisteminin tıkanmasını ve insanların tedavisiz kalmasını ve diğer kritik hizmet, üretim sektörlerinin durma noktasına gelmesini önlemek için, yayılımı önleyici önlemlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Salgını baskılayamazsak, aşılama hızımızı artırmaz, aşılamaya kesintisiz devam etmezsek yeni ve daha tehlikeli varyantlar kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır” uyarısında bulundu.<br /><br />TARAMA TESTLERİNİN KALDIRILMASI BİLİMSEL DEĞİL<br />Usluer sözlerine şu şekilde devam etti: &nbsp;“Özellikle, kapalı ve kalabalık ortamlarda (okullar, toplu seyahat araçları, sinema, tiyatro, spor salonları ve konserler gibi) bulunabilecek çok sayıda kişiyi infekte etme olasılığı olan pozitif vakaların tespit edilmesi için bu ortamlara girecek kişilerin uygun testlerle SARS-CoV-2 varlığı açısından taranması hayati önem taşımaktadır. Sadece PCR testi değil, duyarlı hızlı tanı testlerinin acilen kullanılmaya başlanması gerekmektedir. İç İşleri Bakanlığı’nın yayımladığı bir genelge ile Sağlık Bakanlığı tarafından bu tür tarama testleri kaldırmış olması bilimsel değildir. Kabul edilemez. Böyle bir uygulama için henüz hiçbir bilimsel dayanak yoktur ve bu durum salgında kontrolün tamamen kaybedilmesine yol açabilir. Sağlık Bakanlığını, testlerle ilgili aldığı son kararları gözden geçirmeye davet ediyoruz.”<br />&nbsp;<br />BİLİMİN YOLUNDAN AYRILMAYIN<br />Usluer, “Omikron dalgasının toplumda kontrol altına alınabilmesi için tarama testleri, hızlı ve güvenilir testler de eklenerek yapılmalıdır.&nbsp; Uçaklarda yeniden test zorunluluğu (aşısızlarda) doğru bir karardır. Ancak eksiktir. Otobüs ve tren yolculuklarında da tarama testleri aşısızlar için zorunlu olmalıdır. Toplumsal hareketliliği azaltmaya yönelik ek önlem seçeneklerini de uygulamaya sokmaya bir kez daha davet ediyoruz. Ek olarak başta sağlık çalışanları olmak üzere kritik hizmet sektörlerinde yarattığı iş gücü kayıpları, bu hizmetleri durma noktasına getirebilmektedir. Sayın yetkililer; gece 24 sonrası müzik yasaklamasının salgın biliminde yeri yoktur. Sizleri bilime, bilim insanlarına saygıya ve bilimin yolundan ayrılmamaya davet ediyoruz.&nbsp; Salgınla mücadele ancak bilimsel yöntemlerle mümkündür” diye konuştu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GİRGİN: MAMA LÜKS DEĞİL TEMEL İHTİYAÇTIR!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-mama-luks-degil-temel-ihtiyactir-15505f9ef7a91-315f-403a-bd09-dfdaaaec761f2022-01-18T12:56:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: MAMA LÜKS DEĞİL TEMEL İHTİYAÇTIR!

GİRGİN: MAMA LÜKS DEĞİL TEMEL İHTİYAÇTIR!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Girgin açıklamalarını şöyle sürdürdü:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HAYVAN MAMALARINDA KDV&nbsp; %1 KDV UYGULANSIN!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Artan döviz kurları her ürünü olduğu gibi kedi köpek mamalarını da zorluyor. Döviz kurlarındaki yükselişle beraber yaşanan hayat pahalılığından hayvanlar ve hayvan sever vatandaşlarımız da etkilenmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Temel bir ihtiyaç olan ekmekte KDV %1’dir. Kuş ve balık yemlerinde KDV %1’dir. Bakliyat ürünlerinin birçoğunda %1, Gıda maddelerinde %8, sinema, tiyatro %8, Otel, konaklama %8 ve daha birçok sayabileceğimiz alanda devlet %1 - %8 arası vergi alıyorken, kedi ve köpek mamalarında maalesef % 18 KDV alınmaktadır. Oysa mama lüks değil ihtiyaçtır.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PIRLANTADAN ALINMAYAN KDV MAMADAN ALINIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Milyonlarca insanın muzdarip olduğu, mama fiyatlarından alınan %18 KDV oranının düşürülmesi ve zamların durdurulması için "hayvanlar açlıktan ölmeden" müdahale edilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kedi ve köpek mamalarından alınan KDV oranı şu anda %18. Pırlantadan veya tekne mazotundan alınmayan vergi oranının hayvan mamalarından alınması Hayvanların yaşam haklarına olan bir ihlaldir.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[AYTUN ÇIRAY: ATATÜRK’E VE UYGARLIĞA ALERJİLERİ VAR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/aytun-ciray-ataturke-ve-uygarliga-alerjileri-var-1550463793485-9872-47fe-ac78-49d1c40a9bfb2022-01-18T12:52:00+03:00HABER MERKEZİ AYTUN ÇIRAY: ATATÜRK’E VE UYGARLIĞA ALERJİLERİ VAR

AYTUN ÇIRAY: ATATÜRK’E VE UYGARLIĞA ALERJİLERİ VAR

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>ATATÜRK’E VE UYGARLIĞA ALERJİLERİ VAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çıray, 42 yıl önce açılışının yapıldığı günden bu yana yüzlerce kültür ve sanat faaliyetine ev sahipliği yapan Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nin 5 yıllığına yılda 200 bin TL bedelle Emniyet Müdürlüğü’ne kiralanacak olmasına tepki gösterdi. İzmir’in Türkiye medeniyetinin kalesi olduğunu belirten Çıray, polisimizin ihtiyacı olan bir bina için kolaylıkla başka bir çözüm bulunabilecekken İzmir’in çok önemli bir milli servetinin bu amaçla polis merkezine dönüştürülmesinin altında art niyet arayacağını söyledi. Çıray şöyle devam etti: Geçtiğimiz yıllarda İstanbul AKM uzunca bir süre ihmal edildi, tartışıldı ve yıkılmak istendi. 2016 yılında Melih Gökçek Ankara AKM metro durağının durak isminden Atatürk’ü kaldırdı, hatta AKM’yi yıkmak istediği kamuoyuna da yansıdı. Şimdi de İzmir AKM’ye sıra geldi. Bu iktidarın Atatürk ismine alerjisi olduğu gibi,&nbsp; Cumhuriyet döneminin ve sonrasının bütün kültürel mimarilerine, operaya, tiyatroya ve sanatın diğer tüm bileşenlerine karşı da bir alerjisi olduğu açık. Gelişmiş ülkeler kendi tarihi kültürel yapılarını muhafaza edebilmek için çok ciddi restorasyon ve koruma çalışmaları yaparlar. Sydney Opera Binası’nın, Milano La Scala’nın, Rio de JenarioCidadedasArtes’in tüm dünyada bilinen kültür ve sanat sembolleri olması tesadüf değildir. Polisimiz de, İzmirliler de en iyisini hak ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BU KARARDAN DERHAL VAZGEÇİLMELİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çıray, İzmir’in en eski kültür merkezlerinden birinin Emniyet Müdürlüğü yapılarak bir kamu kurumuna dönüştürülmesinin aynı zamanda polisimizin de şanına uygun olmayacağını belirtti. Çıray; ‘Sanat ve kültür merkezleri hepimizin bildiği gibi tiyatro salonları, amfi sistemleri, oturma düzenleri, sergi alanları, kulisler ve diğer pek çok bölümüyle çok özellikli bir mimariye sahiptir. Bir sanat merkezinin bir devlet kurumuna dönüştürülmesi akla ve mantığa aykırıdır. Bir devlet kurumunu başka bir devlet kurumuna dönüştürebilirsiniz ancak sanat merkezi bu dönüşüm için uygun değildir’, açıklamasında bulundu.&nbsp; Çıray sözlerini şöyle tamamladı;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ege Üniversitesi, Atatürk Kültür Merkezi’ni dışarıdan da aldığı desteklerle 1980 yılında başarılı bir biçimde inşa etmeyi başarmıştı. Şu anda bütçe problemleri yaşanıyor ise, Atatürk’ün bu yüce milleti sahtekar hocalardan kurtarıp aydın din insanları yetiştirmek ve din istismarının önüne geçmek için kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın diğer pek çok bakanlığın ve kurumun bütçesinden daha yüksek olan 2022 bütçesinden kısılarak İçişleri Bakanlığı’nın şanlı polisimiz için en uygun binayı bulması veya inşa etmesi için destek sağlanabilir.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Zeydan Karalar, “Adana için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/zeydan-karalar-adana-icin-birlikte-calismaya-devam-edecegiz-15503ec841936-ff5f-4dda-9595-c9a57c26d7ec2022-01-18T12:48:00+03:00HABER MERKEZİ Zeydan Karalar, “Adana için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”

Zeydan Karalar, “Adana için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Adana Büyükşehir Belediyesi’nde gerçekleştirilen protokol imza töreninde, Seyhan Belediyesi ile Adana Büyükşehir Belediyesi arasında kent meydanıyla ilgili devir için epeydir çalışma yürütüldüğünü hatırlatan Başkan Zeydan Karalar, görüşmelerin tamamlanmasının ve protokol imzalanmasının mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ORTAK PROJELER GELİŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Zeydan Karalar, “Kamu hizmeti yapan iki kurum arasında Kent Meydanı konusunun çeşitli parametreleri vardı. İşin kimin tarafından başlatıldığı ve bitirildiğinden öte, kente kazandırılacak olması önemli. Sadece kent meydanıyla&nbsp; ilgili değil başka konularda da Seyhan Belediyemiz ve diğer ilçe belediyelerimizle iş birliği yapacağız. Seyhan Belediyemizle birlikte yaptığımız bu çalışma, diğer belediyelerle yapacağımız olası çalışmalar ve projeler için örnek olur umarım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik sıkıntıların üst düzeyde yaşandığı, belediyelerin sıkıntıda olduğu bu dönemde, belediyelerimizin işleri kolaylaştıracak ortak projeler geliştirmesi, iş birliği yapması, böylece ortaya olumlu sonuçlar çıkartmaları, hemşehrilerimiz için daha iyi olacak. Umarım yakında başka konularda da ortak projeler geliştirip, halkımıza sunacağız. Böyle bir kararımız var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Adana Büyükşehir Belediyesi olarak kısa sürede Obalar Caddesi üzerindeki iki grup inşaatın ilk bölümüne başlayacağız, Balıkçılar Çarşısı’nı da ondan sonra çözeriz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Seyhan Belediye Başkanı Sayın Akif Akay’a ve ekibine teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ADANAMIZIN DAHA YAŞANABİLİR BİR ŞEHİR OLMASI İÇİN İŞ BİRLİĞİNE DEVAM EDECEĞİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay da, Kent Meydanı Projesi’nin Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar zamanında başlayan bir proje olduğunu söyleyerek, “Zeydan Başkan’ın projesinin tamamlanması için projeyi Zeydan Başkan’a bırakıyoruz. Adana’mızın daha yaşanabilir bir şehir olması ve halkımıza daha fazla hizmet vermek için Büyükşehir Belediyemizle her konuda iş birliği yapmaya hazırız. Seyhan’a ve Adana’ya hayırlı olsun” diye konuştu.&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Dr. Mehmet GÖKER şoför esnafını sordu…]]>https://www.haberanaliz.net/haber/dr-mehmet-goker-sofor-esnafini-sordu-15502fb527de7-9c19-406c-841a-7d403929b3c72022-01-18T12:45:00+03:00HABER MERKEZİ Dr. Mehmet GÖKER şoför esnafını sordu…

Dr. Mehmet GÖKER şoför esnafını sordu…

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mazota ve benzine ardı ardına yapılan fahiş zamlardan sonra tüm ülkemizde olduğu gibi Burdur ilimizde de esnaflarımızın kazançlarına darbe vurulduğunu belirten GÖKER,<strong>“Özellikle şehir içi ve ilçeler arasında taşıma faaliyetinde bulunan taksi, özel halk otobüsü, minibüs gibi araçlarla yolcu taşıyan şoför esnafımız akaryakıta gelen zamlardan dolayı ciddi şekilde etkilenmişlerdir</strong>.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yine, Pandemi dönemi boyunca yaklaşık 1,5 yıl gibi bir süre çalışamayan servisçi esnaflarımız, ciddi şekilde artan akaryakıt fiyatları karşısında şaşkına dönmüştür diyen CHP’li Vekil,<strong>“Sözleşmeler yapılırken motorinin ortalama fiyatı 7 lira 49 kuruş olup bugün 13 lira 91 kuruşa kadar çıkmış ve yüzde 80 oranında&nbsp;</strong><a href="https://www.sozcu.com.tr/haberleri/zam/?utm_source=anchortext&amp;utm_medium=free&amp;utm_campaign=zam" target="_blank"><strong>zam</strong></a><strong>lanmıştır.Bunun yanında lastik fiyatlarına yüzde 150, yedek parça fiyatlarına yüzde 80, motorlu taşıtlar vergisine yüzde 25 oranlarında zamlar yapılmış olup diğer maliyetlerde hesaplandığında esnaflarımızın zarar ettiği görülmektedir” </strong>diyerekbakanlığa bir takım sorular yöneltti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CHP Burdur Milletvekili Dr. Mehmet GÖKER yazılı soru önergesinde şu sorulara yer verdi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Taksi, özel halk otobüsü, minibüs gibi araçlarla yolcu taşıyan şoför esnafımız korunması adına bakanlığınız tarafından akaryakıt desteği verilmesi adına bir çalışma var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Eğer yoksa böyle bir çalışma başlatmayı düşünüyor musunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Sözleşmeler yapılırken motorinin ortalama fiyatı 7 lira 49 kuruş olup bugün 13 lira 91 kuruşa kadar çıkmış ve yüzde 80 oranında&nbsp;<a href="https://www.sozcu.com.tr/haberleri/zam/?utm_source=anchortext&amp;utm_medium=free&amp;utm_campaign=zam" target="_blank">zam</a>lanmıştır. Servisçi esnafımızın işine devam edebilmesi için akaryakıt fiyatında meydana gelen artışın belli bir bölümünün bakanlığınızca karşılanması düşünülmekte midir?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Emir: Hayati görev yapan HBYS personeli kadroya alınmalı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emir-hayati-gorev-yapan-hbys-personeli-kadroya-alinmali-15501728adce7-9d90-43dc-b262-df257a34fcc52022-01-18T12:41:00+03:00HABER MERKEZİ Emir: Hayati görev yapan HBYS personeli kadroya alınmalı

Emir: Hayati görev yapan HBYS personeli kadroya alınmalı

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, kamu hastanelerinde Hastane Bilgi Yönetim Sistemi çalışanı olarak görev yapan ancak kadroya alınmayan taşeron personelin sorunlarını TBMM gündemine taşıdı. Emir, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde şu ifadeleri kullandı:&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Taşeron yasası olarak bilinen ve 2017 Aralık’ta çıkarılan 696 sayılı KHK ile birlikte Türkiye’de kamu kurumlarında çalışan yaklaşık 1 milyon çalışan kadroya alınmıştır. Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan ve bütün hasta bilgileri, laboratuvar, radyoloji, sistem güvenliği, veri tabanı kontrol süreci, internet güvenliğinin sağlanması, hasta bilgilerine dışarıdan müdahalenin engellenmesi, network sistemlerinin düzenli çalışmaları ‘hastane bilgi yönetim sistemi’ (HBYS) personeli tarafından sağlanmaktadır. Hastane içerisindeki bütün bilişim altyapısını yöneten ve kendi alanında ihtisas sahibi olan on binlerce HBYS personeli, 696 sayılı KHK’ye eklenen özel bir madde ile kadro kapsamına alınmamıştır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">7/24 esasına göre çalışıyorlar</span></p><p><span style="font-size:18px">HBYS çalışanları, belirli sürelerde yapılan ihaleler kapsamında çalıştığından, her yenilenen ihalede 10-20 yıllık emekleri olmasına rağmen işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. HBYS personeli; uzun yıllar boyunca aynı kurumda çalışan, izinlerini çalıştıkları kurum idarecilerinden alan, mesailerinin tamamını 7/24 esasına göre kurum menfaati için yürüten emekçilerdir. Uğradığı haksızlık sonrası seslerini çeşitli platformlarda duyurmaya çalışan HBYS personelinin kadroya alınacağı müjdesi, dönemin Çalışma Bakanı tarafından 10 Temmuz 2018 tarihinde canlı yayında ilan edilmiştir. Fakat açıklamanın üzerinden 3,5 sene geçmesine rağmen bu konuda hiçbir çalışma yürütülmemiş, resmi süreç başlatılmamıştır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Söz verildi, neden bekletiliyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık sistemi için hayati öneme sahip personelin mutlaka kadroya alınması gerektiğini ifade eden Emir, Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’e “HBYS personelinin kadroya alınması için yapılan bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile koordineli çalışma yürütülmekte midir? Bu konuda canlı yayında söz verilmesine rağmen, halen neden beklenilmektedir?” sorularını yöneltti. Emir, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yönelik sunduğu soru önergesinde ise şu soruları sordu: “Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan kaç HBYS personeli bulunmaktadır? HBYS personelinin kadroya alınması için yapılan bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile koordineli çalışma yürütülmekte midir? Bu konuda canlı yayında söz verilmesine rağmen, halen neden beklenilmektedir? Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan HBYS personeli üzerinden bağlı oldukları firmalara, 2021 yılında, toplam ne kadar komisyon ödenmiştir?”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Çiftçiye üst gübre bedelsiz verilsin”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-ciftciye-ust-gubre-bedelsiz-verilsin-1550094236ad6-44ad-4994-80c6-983eacd39a492022-01-18T12:38:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Çiftçiye üst gübre bedelsiz verilsin”

Gürer: “Çiftçiye üst gübre bedelsiz verilsin”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Niğde Kiledere,Alay,Yeşilgölcük kasabaları ,Ağçaşar köyü ile Bor Çukurkuyu kasabası ve Kızılca köyü ,Ereğli Yukarıgödelli köylerinde çiftçi sorunlarını dinledi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gürer,Çiftçilerin hasatı bu yıl yapılacak ürün için fahiş fiyatla satılan gübreyi alamadıkları için kullanmadığını ,taban gübre verilmeyen ürün için üst gübre atılmazsa verim kaybı yaşanacağının görüldüğünü ifade etti.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Öner Fethi &nbsp;Gürer, Tarım Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, rekolte kaybını en aza indirmek için üreticilere gübre bedelsiz verilmesi ve hasatta geri dönüşü durumda &nbsp;kaybın önlenmesinin olası olabileceğini söyledi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER KÖY VE KASABALARDA ÇİFTÇİLERİ ZİYARET ETTİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, köy ve kasabalarda çiftçileri ziyaret ederek sorunlarını dinledi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜRETİCİLER, GÜBRE FİYATLARINDAKİ FAHİŞ ARTIŞTAN YAKINDI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Üreticiler, gübre fiyatlarındaki fahiş artıştan yakınarak, “Ekim zamanında atılan ve ‘alt gübre’ tabir edilen gübreleri toprakla buluşturamadık. Bazı çiftçiler buğday ektikleri tarlalara dekar başına 35 kg gübre atması gerekirken, 15-20 kg attı, bazıları ise hiç atamadı. Bu durum buğdayda ciddi verim kaybına neden olacak” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜBRETAŞ’IN GÜBRE FİYATLARINDA İNDİRİM SÖYLEMİ GERÇEKÇİ DEĞİL&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Üs gübre tabir edilen ve ocak şubat aylarında atılan gübreyi önceki yıllarda Aralık ayında temin ettiklerine işaret eden üretici, “Ancak gübre fiyatları neredeyse 10 kat arttığı için üst gübre temini de yapamadık. Gübretaş yüzde 20-30 oranında indirim yaptığını söylüyor ama piyasadan daha yüksek fiyata gübre satıyor. Tarım Kredi Kooperatifleri pahalıya ürün verip daha sonra ‘fiyat düşürdük’ diye açıklama yapıyor. Köye bir kamyon mal getirip, sadece 1-2 çiftçiye yeten bu gübreleri &nbsp;5 liraysa 4,5 liraya&nbsp;satıp fiyat indirimi yapıldı demeleri hoş değil. 50 kuruş fiyat indirimi yapıp 10 kg mal getirerek üreticileri kandırmaya gerek yok” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DESTEKLEME İSTEMİYORUZ, YETER Kİ GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLSÜN&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ömer Fethi Gürer’e&nbsp;dert yanan bir çiftçi ise desteklemelerle ilgili eleştirilerde bulunarak, “dekara 5-10 lira mazot desteği, 10-20 lira gübre desteği verdiklerini söylüyorlar. Mazot 13 lirayı, gübrenin torbası ise 750 lirayı geçti. Biz böyle destek istiyoruz. Devlet destek veriyor diye çıkıp açıklama yapmasınlar. Biz tarıma dayalı hiçbir destek almak istemiyoruz. Yeter ki girdi maliyetleri bu kadar artmasın. Bugün mısırı 4 liraya satıyoruZ, girdi maliyelerinin düşmesini ve mısır fiyatının da düşmesini istiyoruz, mazot 5-6 lira, gübrenin tonu 1000 &nbsp;-2 bin lira olursa iz de fiyatları düşük tutarız, vatandaş da mağdur olmaz” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜBRESİZ YAPILAN EKİM, REKOLTE KAYBINA NEDEN OLACAK&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Üreticilerin sorunlarını dinledikten sonra açıklama yapan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübredeki fiyat artışının çiftçiye gübresiz ekim yapmaya zorladığını, bu durumun ise rekolte kaybına neden olacağını belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2 BİN 400 LİRALIK GÜBRE 13 BİN LİRA OLDU&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen yıl 2 bin 400 lira olan bir ton DAP gübrenin bu yıl 17 bin liraya kadar yükseldikten sonra şimdilerde 13 bin lira seviyesinde çekildiğini belirten Gürer, “Diyorlar ki ‘gübrenin fiyatı düştü. Hayır gübrenin fiyatı düşmedi. Geçen yıl 2 bin 400 lira olan gübrenin&nbsp;​fiyatı şimdi 13 bin lira. Bu nasıl fiyat düşmesi?” diyerek tepkisini dile getirdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TARIM BAKANLIĞINA GÜBRE DESTEĞİ ÇAĞRISI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Alt gübre atamayan ya da az miktarda atan üretici için en azından üst gübre zamanında gübre desteği sağlanmalı. Bu şekilde kimsen de olsa rekolte kaybı aşağı çekiliyor. Aksi halde rekolte geçen yılın da altına düşer” uyarısında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİNİN SESİNE KULAK VERİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımın stratejik bir alan olduğuna değinen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “çiftçiler diyor ki, ‘girdi maliyetlerinin artışı karşısında, devletin verdiği desteklemeler çok az. O nedenle destekleme yerine girdi maliyetlerinin azaltılmasını sağlayın’ diyor. Çiftçinin sesine kulak verin ve mağduriyetin ortadan kaldırılması için girdi maliyetlerinin düşürülmesine sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirin” önerisinde bulundu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Emekli Maaşları Hakkında Kanun Teklifi Verdi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emekli-maaslari-hakkinda-kanun-teklifi-verdi-154991cc9c0f3-6e07-4b8f-894e-29d03ad85d1f2022-01-18T12:33:00+03:00HABER MERKEZİ Emekli Maaşları Hakkında Kanun Teklifi Verdi

Emekli Maaşları Hakkında Kanun Teklifi Verdi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ekte sunulmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gereğini arz ederim.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Serpil KEMALBAY PEKGÖZEGÜ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İzmir Milletvekili </strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>GENEL GEREKÇE </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de ekonominin büyüdüğü iddia edilen bir dönemde Sosyal Sigortalar Kurumu’nun 2021 Mart ayı verilerine göre yaklaşık 13 milyon 400 bin emekli ya da hak sahibi hükümetin en fazla mağdur ettiği kesimlerden biri olmuştur.Ayrıca almış oldukları düşük ücretlerle yaşamlarını sürdürmeye çalışan emeklilerden ilaç ve muayene katkı payı adı altında yapılan maaş kesintileri zorlu yaşam koşullarında bir de sağlıklı yaşam haklarından ödün vermeleri anlamına gelmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye Emekliler Derneği tarafından emekli yurttaşlarımızla yapılan ve açıklanan araştırmaya göre de emeklilerin yüzde 73,5’inin gelirinin istediği gıdayı almaya yetmediği, yüzde 82,7’sinin ise emekli aylıklarının yetersiz olduğu ve yüzde 91,6’sının da emekli aylıklarının adil ve eşit olmadığının dile getirildiği ifade edilmiştir. Asgari ücret uygulamasında kişinin temel ihtiyaçlarının asgari ölçüde karşılanması amaçlanırken, milyonlarca emeklinin asgari ücretin altında aylık alması emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısının en somut örneğidir. İktidarın emeklilere reva gördüğü açlık sınırının altındaki 2500 lira maaş ağırlaşan ekonomik kriz, artan enflasyon ve yüksek zamlar sebebiyle emekli yurttaşlarımızın ev kirası, elektrik ve doğal gaz faturalarını dahi karşılamaya yetmemektedir ve emekliler açlık sınırının altında yaşamaktadır. Aralık 2021 itibariyle gıda fiyatlarındaki artışın yüzde 25,75 olarak hesaplanması ile birlikte ücretli çalışanların ve emeklilerinin geçim şartları daha da ağırlaşmıştır.&nbsp; Türk-İş tarafından Aralık ayının sonlarına doğru açıklanan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarının (açlık sınırı) 4.013,26 TL’ye,&nbsp; gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarının ise (yoksulluk sınırı) 13.072,51 TL’ye ulaştığı günümüzde&nbsp; en önemli toplumsal gruplardan birini oluşturan 9 milyonu aşkın yaşlılık aylığı alan emekliler ile 4 milyon civarındaki hak sahipleri bugün asgari ücretin çok altında aylık ve gelir ile ekonomik zorluk&nbsp; ve geçim sıkıntıları ile yaşamlarını sürdürmeye çabalarkenemekli yurttaşlarımızdan çalışmak zorunda kalanlar, iş kazaları ve iş cinayetleri&nbsp; ile yaşamlarını yitirmektedirler. &nbsp;Nitekim Nisan 2021’de İzmir, Aliağa’da, gemi söküm tesislerinde yıllarca çalışan ancak emekli maaşı yetmediği için çalışmaya devam etmek zorunda kalan, 71 yaşındaki Mustafa Şimşek, taşeron işçisi olarak çalıştığı Dalaman Kâğıt Fabrikasında çöken iskelenin altında kalarak yaşamını yitirmiştir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öte yandan, emekliler arası gelir eşitsizliğinde AB ortalaması yüzde 4,2 olarak açıklanırken Türkiye AB ülkeleri arasında emekliler arası gelir eşitsizliğinde yüzde 7,5’luk oranla ilk sırada yer almaktadır. Memur emeklilerinin aylıkları her 6 ayda bir memur maaş artışı oranında artırılırken, işçi ve esnaf emeklilerinin aylıklarına Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince bir önceki 6 aylık dönemde gerçekleşen enflasyon oranında artış yapılmaktadır. Özellikle son yıllarda bu nedenle emekli maaşlarındaki artışlarda farklılaşmalar olurken 2022 yılı için memur maaşlarına ilişkin zam oranlarında yapılan ek zam nedeniyle memur ve memur emeklilerinin aylıkları 2022 Ocak- Temmuz dönemi için yüzde 30,95 oranında artırılırken, memur emeklileri dışında kalan 11,2 milyon emekli, dul ve yetimin aylığı ise sadece geçmiş 6 aylık enflasyon olarak belirlenen yüzde 25,5 oranında zamlanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca; emekliyurttaşlarımız2000’li yılların başından itibaren hak kayıpları yaşamış ve yaşamaya devam etmektedirler. Reform adı altında 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemini değiştiren uygulamalar emekli aylıklarının sistematik bir biçimde düşmesine neden olmuş, aylık bağlama oranı, güncelleme katsayısı, aylıkların alt sınırı ve aylıkların arttırılmasına yönelik hükümlerle, emeklilerin maaşlarının asgari ücrete oranı hızla gerilemeye başlamış, emeklilik yaşı yükseltilmiş, emekliliği hak ediş koşulları zorlaştırılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diğer bir konu ise emeklilerin hak arama mücadelelerinin engellenmesine yönelik uygulamalardır. &nbsp;Emeklilerin ILO Sözleşmesi’nden, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nden, Avrupa Sosyal Şartı’ndan, Avrupa Temel Haklar Şartı’ndan ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan doğan sendikal hakların valilikler tarafından açılan kapatma davaları ile bu hakların gasp edilmeye çalışılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal güvenlik devletin en temel görevi, yurttaşın da en öncelikli hakkıdır. Sosyal güvenliğin temel amacı bireyleri karşılaşacağı sosyal risklere karşı korumak ve bu risklerle karşılaştıkları zaman, riskin etkilerini en aza indirmektir. Bunun için çalışanların maaşlarından sosyal güvenlik primi tahsil edilir ve bu primler devlet tarafından kullanılır. Devletlerin sosyal güvenlik hakkı gereği vatandaşlarının insanlık onuruna yakışır bir şekilde hayatını sürdürebilmesi için gerekli ekonomik ve sosyal koşulları sağlama yükümlülükleri bulunmaktadır.&nbsp; Bu nedenle, Anayasanın 60'ıncı maddesi ile "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirler alır ve teşkilatı kurar” düzenlemesi getirilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özetle bu kapsamda sosyal devlet ilkesi ve emekli yurttaşlarımızın yaşam standartlarının ve sağlık hakkının korunması amacıyla; &nbsp;emekli aylıklarının insanca yaşanacak bir seviyeye çıkarılması, emeklilere ödenecek aylıkların alt sınırının asgari ücretle eşitlenmesi ve yoksulluk sınırının altında olmaması,&nbsp; enflasyon karşısında eriyen emekli maaşlarının reel enflasyon oranlarında iyileştirilmesi,&nbsp; aynı koşullarda emekli olanlar arasındaki uçurumun&nbsp; giderilmesi,&nbsp; emeklilerin güncelleme katsayısından, milli gelirden pay almaları, salgın koşullarında yaşlılara, kronik rahatsızlığı olanlara destek verilmesi, ilaç katkı payları alınmaması, emekli aylıklarının yaşam koşullarına uygun hale getirilmesi&nbsp; gerektiği belirtilmekte olup yaşlılık aylıklarının pandeminin ülkede yarattığı olumsuzluklar ve ekonomik durum göz önüne alınarak yeniden ele alınması ve artırılması ve emekli yurttaşlarımızın nefes almalarının sağlanması amacıyla yasal bir düzenleme önerilmektedir.&nbsp; </span></p><p style="margin-left:.55pt"><span style="font-size:18px"><strong>MADDE GEREKÇELERİ</strong></span></p><p style="margin-left:.55pt"><span style="font-size:18px"><strong>MADDE I-</strong> Yapılan düzenleme ile emekli yurttaşların yaşam standartlarının iyileştirilmesi için maaşlarında artırım yapılması öngörülmektedir.</span></p><p style="margin-left:.55pt"><span style="font-size:18px"><strong>Madde 2-</strong> Yaşlılık aylığı bağlanma oranları değiştirilerek emeklilerin yaşam standartlarının iyileştirilmesi amaçlanmıştır.</span></p><p style="margin-left:.55pt"><span style="font-size:18px"><strong>Madde 3-</strong>Yaşlılık aylığı alanlar arasında eşitliğin sağlanması ve hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır.</span></p><p style="margin-left:.55pt"><span style="font-size:18px"><strong>Madde 4-</strong> Yürürlük maddesidir.&nbsp;</span></p><p style="margin-left:.55pt"><span style="font-size:18px"><strong>Madde 5-</strong> Yürütme maddesidir. </span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[BURCU KÖKSAL: ÇİFTÇİ KAN AĞLIYOR...]]>https://www.haberanaliz.net/haber/burcu-koksal-ciftci-kan-agliyor-15498eb47b5e2-fa02-4782-a61e-1f989e4ec6f22022-01-18T12:29:00+03:00HABER MERKEZİ BURCU KÖKSAL: ÇİFTÇİ KAN AĞLIYOR...

BURCU KÖKSAL: ÇİFTÇİ KAN AĞLIYOR...

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, Şuhut İlçesi ile ilçeye bağlı Kayabelen, Balçıkhisar Köylerini ve İhsaniye İlçesi'ni ziyaret ederek vatandaşların istek ve taleplerini yerinde dinledi. Milletvekili Köksal, ilk olarak beraberinde CHP Şuhut İlçe Başkanı, İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri ve partililerle birlikte Yöresel Ürünler Pazarı'nı kahvehaneleri esnaf ve vatandaşları ziyaret etti.<br /><strong>VATANDAŞLAR: EKMEK BİLE ALMAKTA ZORLANIYORUZ</strong><br />Vatandaşlar zamlardan ve hayat pahalılığından şikâyet ederek, "İktidar göre fiyatlar indi. Ama ne hikmetse bu indirimler markete, pazara yansımadı. Neredeyse her gün gelen zamlar karşısında artık ne yapacağımızı bilemez hale geldik. En temel ihtiyaç olan ekmeği bile almakta zorlanır durumdayız. Sonumuz nereye varacak. Artık günlük zammı geçtik neredeyse her şeye saat başı zam geliyor." dediler.<br /><strong>ESNAF: ZAMLAR NEDENİYLE ÜRÜNLERİN FİYAT ETİKETİNİ DEĞİŞTİRMEYE YETİŞEMİYORUZ</strong><br />İnsanların kendilerine tepki gösterdiği kaydeden esnaflar ise, "Vatandaşlar peş peşe gelen zamların ardından bizlere tepki gösteriyorlar. Durumu açıklamaya çalışıyoruz. Bizlerinde zor durumda olduğunu bu zamların bizden değil hükümetten kaynaklandığını anlatıyoruz. Artık zorunlu temel ihtiyaçlar haricinde vatandaşlar alışveriş yapmıyorlar. Zamlar nedeniyle bizler ürünlerdeki fiyatların etiketlerini değiştirmeye yetişemiyoruz. Vatandaşlar zammı bizler yapmışız, ülkeyi biz yönetiyormuşuz gibi tepkisini bize gösteriyor. Vatandaşın alım gücü düştükçe kepenk kapatan esnafın sayısı da her geçen gün artacak. Dayanacak gücümüz kalmadı." şeklinde konuştular.<br /><strong>ÇİFTÇİ KAN AĞLIYOR...</strong><br />Daha sonra beraberindeki heyete birlikte Şuhut İlçesi'ne bağlı Kayabelen ve Balçıkhisar köylerini ziyaret eden Milletvekili Köksal, burada da vatandaşların istek ve taleplerini dinledi. Vatandaşlar, köylerine yeterince hizmet alamadıklarını zamlar ve hayat pahalılığı nedeniyle artık evlerine ekmek götüremediklerini söyleyerek, mazota gübreye ve yeme yapılan zamlardan sonra çiftçilerin kan ağladıklarını dile getirdiler.<br /><strong>HÜKÜMET ÜRETİCİNİN DE ÇİFTÇİNİN DE SESİNİ DUYMUYOR!</strong><br />Şuhut Hayvan Pazarı'nı ziyaret eden Milletvekili Burcu Köksal, çiftçilerle ve üreticilerle görüştü. Yeme, gübreye, mazota yapılan zamlar ve tarımsal sulamada kullanılan elektrik faturalarının yüksekliğinden dert yanan çiftçiler ve üreticiler, "Artık hayvanlarımıza bakmakta zorlanıyoruz. Alıp satmakta da zorlanıyoruz. Hayvanlarımızı elden çıkartmak istiyoruz ama satacak müşteri de bulamıyoruz. Hükümet üreticiye gereken desteği hiç bir zaman vermedi. Devlet üreteci için çiftçi için yapılması gerekeni yapmıyor. Üreticinin çiftçinin değeri kalmadı." diye konuştular. &nbsp;<br /><strong>ÜRETİCİLER KREDİ TAKSİTLERİNİ ÖDEYEMEDİKLERİNİ İÇİN HAYVANLARINI SATIYORLAR</strong><br />Milletvekili Köksal, vatandaşın kan ağlar duruma geldiğini söyleyerek, "Nerede gitsem bir dokunsam bin ah işitiyorum. Vatandaş, esnaf üretici, çiftçi perişan halde. Besiciler, başta yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle hayvanlarını satmak istiyorlar ama alıcı bulamıyorlar. Birçok üretici yem parasını ve çektikleri kredi taksitlerini ödeyemedikleri için hayvanlarını yok pahasına satmak zorunda kalmış. Ben ve tüm partili arkadaşlarım sürekli sahadayız. Kırsalda yaşayan üreticimizin çiftçimizin sorunlarını yerinde görüyoruz. Ankara'da oturduğumuz yerden birileri gibi nutuk atmıyoruz. Türkiye'nin dört bir tarafında sorunlar giderek büyüyor. Köylerde yaşayan ve üreticilik, yetiştiricilik yapan insanlara AKP'nin sahip çıkmadığını görüyoruz. Ama halkımızın desteğiyle CHP iktidarında biz toplumun tüm kesimlerine sahip çıkacağız." ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Emre, FETÖ hakim-savcıların kararlarından kaynaklı ödenen tazminatları Bakan Gül’e sordu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emre-feto-hakim-savcilarin-kararlarindan-kaynakli-odenen-tazminatlari-bakan-gule-sordu-15497d6f7f387-dab1-4a1b-afc3-9e54997adb7b2022-01-18T12:26:00+03:00HABER MERKEZİ Emre, FETÖ hakim-savcıların kararlarından kaynaklı ödenen tazminatları Bakan Gül’e sordu

Emre, FETÖ hakim-savcıların kararlarından kaynaklı ödenen tazminatları Bakan Gül’e sordu

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP’li Emre, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinin gerekçesinde, Türkiye’de adalet mekanizmasının adil şeklide işlemesinin önünde iki temel sorun olduğunu ifade etti. Bunlardan ilkinin; 24 Haziran 2018 tarihli referandumla uygulamaya konulan ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet’ sisteminden kaynaklı anayasanın temel dayanağı ‘güçler ayrılığı’ ilkesinin yok olmasına paralel yargı bağımsızlığının sona ermesi olduğunu savunan Emre, “2018’den önce zaten Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) kontrolüne girerek, toplumsal adaletsizliklerin asıl müsebbibi haline dönüşen yargı mekanizması, bugün de ‘tek kişi’nin kontrolünde siyasi iktidarın amaçları doğrultusunda hareket etmektedir” dedi. Zeynel Emre, diğer temel sorunun, sosyoekonomik nedenlerden kaynaklı toplumun neredeyse tamamını saran eşitsizliklerin yol açtığı dağ gibi büyüyen dava sayıları olduğunu vurgulayarak, “İnsanın toplumsallaşma sürecinde temel belirleyicilerden olan sosyal ve ekonomik alandaki eşitlik, hem ilişkilerin hem de ekonomik modelin hangi zeminde kurulacağına da yön vermektedir. Kişiler arasındaki sosyal ve ekonomik fark ne kadar azsa toplumsal barış ve hukuk devleti ilkeleri o kadar güçlü, ne kadar fazlaysa toplumsal çatışma ile hukuk dışılık o kadar fazladır” dedi ve önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yargıdaki dejenerasyon, en fazla ‘adil yargılanma hakkı’na zarar veriyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">FETÖ kontrolündeki yargının, başta Balyoz ve Ergenekon adı altında yürüttüğü çeşitli yargılamalarla sayısız mağduriyete neden olduğu bilinmektedir. Bu örgüt üyelerinin, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını hedef alarak yıllarca haksız ve hukuksuz şekilde cezaevlerinde tutmaları hala hafızalarımızda canlıdır. Günümüzde de siyasi iktidarın bizzat yönlendirdiği kanaatinin hakim olduğu çeşitli siyasi yargılamalar da gündemdeki yerini korumakta. Yargının siyasallaşması sorunu, belli davalar kapsamında tartışılmakla sınırlı kalsa da yargıda neden olduğu dejenerasyon, her geçen gün yenileri eklenen adaletsizliği derinleştiren mahkeme kararlarından daha iyi anlaşılmakta. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, 10 Ocak 2022 tarihinde AYM ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin işbirliğinde gerçekleştirilen&nbsp;<em>‘</em>Anayasal Bir Güvence Olarak Silahların Eşitliği İlkesi’ başlıklı panelde yaptığı konuşmada, adil yargılama hakkı kapsamında ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çekerek,<em>&nbsp;‘Yargılamanın makul sürede sonuçlanmasında silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi kadar adil yargılama hakkının tüm unsurlarıyla korunması, hukuk devletinin olmazsa olmaz gerekleridir. Bu noktada bireysel başvuru istatistiklerinin endişe verici olduğunu ifade etmek isterim. Bireysel başvurunun uygulamaya başlandığı 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren yapılan başvuruların büyük bir kısmı adil yargılanma hakkına erişmek içindir. Mahkememize 2021'de 66 bin 121 başvuru yapıldı. Ve bu başvuruların yüzde 73'ünden fazlası adil yargılanma hakkı için. Başka bir ifadeyle geçen yıl mahkememize yapılan başvuruların yaklaşık dörtte üçü, adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetleri kapsamaktadır. Adil yargılanma hakkının korunmadığı, ihlallerin önlenemediği bir ülkede hukuk devletinin tüm kurallarıyla korunması da mümkün değildir’&nbsp;</em>demiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tazminatlar FETÖ hakim ve savcılarına rücu ettirildi mi?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Emre’nin Bakan Gül’ün yanıtlaması istemiyle verdiği önergesindeki sorular ise şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">“-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru hakkının tanımasından itibaren Türkiye’den yapılan başvurusu sayısı kaçtır ve bunların yıllara göre dağılımı nedir? Başvurulardan kaçı, ‘adil yargılanma hakkının ihlali’ne ilişkindir ve kaçında Türkiye tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px">-FETÖ mensubu hakim ve savcıların yargıda etkin olduğu dönemde, Balyoz ve Ergenekon’nun yanı sıra çeşitli isimler altında yürütülen soruşturma ve yargılamalarda daha sonra haksız yere mahkumiyet çektiği ortaya çıkan kişilerin açtığı davalarda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141’inci maddesi uyarınca Devletin ödemek zorunda kaldığı tazminat miktarı kaç liradır? Bu tazminatlar, asıl sorumlular olan FETÖ’nün hâkim ve savcılarına rücu ettirilmiş midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">-Ödenen tazminatlarla ilgili Maliye Bakanlığına rücu davası açılması için kaç dosya gönderilmiştir? Hangi hâkim ve savcılarla ilgili parasal olarak ne miktarda rücu davası açılması talep edilmiştir? Yurtdışına kaçan savcı ve hâkimlerle ilgili rücu davası açılması istenmiş midir? Bu kişilerle ilgili rücu işlemi yapılmamışsa gerekçesi nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">-Ödenen tazminatların karşılığında sorumlu olan hâkim ve savcılardan tahsil edilen tutar nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">-Sulh ceza mahkemelerinin iş ve işlemleriyle ilgili devlet aleyhine kaç tazminat dava açılmıştır? Sonuçlanan davalarda Devlet ne kadar tazminat ödemeye mahkûm olmuştur? Tazminatların rücu edildiği sulh ceza hâkimi ya da savcısı sayısı kaçtır?”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MUHARREM İNCE:YA PARTİNİN BAYRAĞINA YA MEMLEKETİN EVLADINA]]>https://www.haberanaliz.net/haber/muharrem-inceya-partinin-bayragina-ya-memleketin-evladina-154956209cec0-5481-4805-b465-5a6e2c40d4142022-01-16T18:31:00+03:00HABER MERKEZİ MUHARREM İNCE:YA PARTİNİN BAYRAĞINA YA MEMLEKETİN EVLADINA

MUHARREM İNCE:YA PARTİNİN BAYRAĞINA YA MEMLEKETİN EVLADINA

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Başkanı &nbsp;Muharrem İnce, partisinin Memleket Buluşmaları programı kapsamından Erzurum’a geldi. Erzurum’da yüzlerce araçlık konvoy eşliğinde büyük bir ilgiyle karşılanan İnce, İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde halkla buluştu. Halka buluşmasında gündeme dair hem iktidara hem muhalefete sert eleştiriler yönelten İnce, partisinin Yakutiye ve Palandöken İlçe Başkanlığı’nın açılışını yaptı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu özetleyerek konuşmasına başlayan İnce şunları dile getirdi: “Bir yanda 20 yılda ekonomiyi batıran Erdoğan’a Nobel ödülü verelim diyen taraftarları var. Gençler umudunu yitirmiş; yurt dışı hayalleri kuruyor. Her üç gençten bir işsiz. Tarikatlar, cemaatler gençleri esir almış. Yazılıdan 95 alan çocuk mülakatta eleniyor. Çiftçinin, esnafın bağ kur primine yüzde 40-45 zam yapılmış. Doktorlar, hemşireler yurt dışı hayalleri kuruyor. Öğretmenlerimiz işsiz, öğrencilerimiz öğretmensiz. Bebek bezinden KDV alan bir devlet var. Bir tek bebek bezi 4 TL olmuş. Elektriği, suyu sayarsan evde bile tuvalet 1 TL’ye geliyor. İdareli işeyeceksin. Market açarak pahalılığı düşüreceğini zanneden bir Cumhurbaşkanı var. Medya susmuş, üniversiteler lise olmuş. Tarlada ucuz ne yazık ki rafta pahalı. Parti devletin önünde geçmiş. Adalet çökmüş kimse yargıya inanmıyor. Tüm başarısızlıklar dış güçlere bağlayan masal anlatan bir Cumhurbaşkanı var. 20 yıldır ülkeyi yönetiyor 20 yılın sonunda millete söylediği sıkıntıların sebebi 2001’de yaşadığımız krizmiş. Allah’tan 2. Dünya Savaşı demedi. Allah’tan bu sefer bunların sorumlusu İsmet Paşa demedi” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuşmasına şu şekilde devam eden İnce, “Asgari ücret 4250 TL, emekli maaşı 2500 TL öl diyor emekliye. Nas var diyor. Nas 1400 yıldır var ama çiftçinin borcunu alırken, öğrencinin kredi borcunu alırken faiz almasını, bir gecede elektriğe yüzde 125 zam yapmasını biliyor. Türkiye’de her şeyin fiyatı artıyor. Etin sütün, benzinin, sütün, suyun. Fiyatı azalan iki şey var. Bir, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı; 500 bin dolardı şimdi 250 bin dolar. Bir de Erdoğan’ın yazdığı ekonomi kitabı. 42 liraydı 21 liraya düştü alan olmuyor. Bütün gençler işsiz ama bunların yandaşları 4-5 yerden maaş almasını beliyor. En kötüsü de senin teröristin benim teröristim diyenler var. Yani teröristle fotoğraf çektiren milletvekilini kınayamayan bir muhalefet var; FETÖ ile fotoğraf çektireni de bakan yapan bir iktidar var. Al birini vur ötekine. Kararsızlar birinci parti olmuş ama ne yazık ki muhalefet hala umut olamamış” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">İTİRAZIM VAR DİYORSAN MEMLEKET PARTİSİNE GEL</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkenin kötü gidişatına itirazı olanları partisine davet eden İnce, “Benim bu kötü gidişe itirazım var diyorsan, ey güzel kardeşim Memleket Partisi’ne gel. Umutsuzluğunu yık da gel. Hicret et bulunduğun partiden Memleket Partisi’ne. Okunmuş mektuplarını yakta gel, eski partine bakmadan gel. Gel yanımıza.. Biz omzuna başımızı koyalım, sen başını omzumuza koy. Gel beraber yürüyelim bu yollarda, memleket için gel, evladın için geleceğin için emeğin için gel diyorum. Gel namuslu, tertemiz, pırıl pırıl, umut veren, geleceği konuşan, kavga etmeyen, Türkiye’yi barıştırmak isteyen, zenginleştirmek isteyen bir parti var; Memleket Partisi var” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">MUHALEFET DE KONUŞMUYOR OY DERDİNDELER OY</span></p><p><span style="font-size:18px">“Böyle bir iktidar olamaz, böyle bir muhalefet de olamaz” diyen İnce, “Bu memleketin evlatları, Erzumlusu Edirnelisi, Hakkarilisi Urfalısı, Rizelisi Muğlalısı benim evlatlarım, benim çocuklarım, benim öğrencilerim. Türkiye Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si Sünni’si hepsi bizim çocuğumuz bunlar. Tarikat yurtlarında perişan oluyor, tacize, tecavüze uğruyor, intihar ediyorlar. Önlem alacaksın. Devletin görevi bu değil mi? Denetleyeceksin. Muhalefet sus pus! Muhalefet de konuşmuyor? Niye konuşmuyorsunuz? Görmüyor musunuz? Oy derdinler oy!” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">BEN DENETLERİM</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Kimse kusura bakmasın. Biz çocuklarına dinini öğretmek, kuran-ı kerim öğretmek isteyen insanlara karşı değiliz. Başımızın üstünde yeriniz var. Ama yurt da açıyorsan, kurs da açıyorsan seni devlet olarak denetlerim. Korkmadan denetlerim. Çocuk ailenin malı değildir, çocuk devletin de malı değildir. Ama çocuğa karşı aile olarak, devlet olarak, toplum olarak hepimizin görevleri var. Onları yerine getireceğiz. Beslenmelerini sağlayacağız. Spor yapmalarını sağlayacağız. Kur’an-ı Kerim öğreteceğim diye yanlış işler yapıyorsan ben seni denetlerim; kusura bakma. Atatürk’ü anlatacağım diye yanlış işler yapıyorsan; ben seni denetlerim kusura bakma. Korkmayacaksın! Abdestimden şüphem yok. Ben denetlerim” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">YA PARTİNİN BAYRAĞINA YA MEMLEKETİN EVLADINA</span></p><p><span style="font-size:18px">Mutfak yanıyor diyen İnce, “Yoksulluk diz boyu, nereye gitsem millet kan kusuyor. Mutfak yanıyor. 2022 yılında siyasi partiler 645 milyon TL hazine yardımı alacak. Ne yapacaklar bu hazine yardımını, parti bayrağı asacaklar, ses düzeni kiralayacaklar, kampanya yapacaklar… Yazık günah değil mi? Bak biz nasıl yapıyoruz. Gönüllülerle yapıyoruz. Siyasi partilere Erzurum’dan sesleniyorum. Hadi bu sefer hazine yardımı almayın; onu üniversite gençlerine verelim. Bir de seçim olursa 2 milyara yakın para alacaklar, yani eski parayla 2 katrilyon. O parayı alıp bayrak asacağınıza çocuklara bilgisayar alalım. Ya partinin bayrağına ya memleketin evladına. Ben diyorum ki memleketin evladına verelim” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">SINAV ÜCRETİ ALMAYA UTANMIYOR MUSUNUZ?</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin trilyonlar var kasasında. Zor günlerden geçiyoruz. Ey TOBB sen de o paraları üyelerine dağıt bakalım. Bu yoksulluk, bu kriz ortamında üniversite, kaymakamlık, KPSS sınavı, tıpta uzmanlık sınavı; var da var. Bu yoksulluk ortamında bu ülkenin fakir fukara gençlerinden sınav ücreti almaya utanmıyor musunuz? Sınavlar ücretsiz olsun 2022’de” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">ÇAKMA DEMOKRATLAR</span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrasinin özünün konuşulmadığını dile getiren İnce, “Son günlerde çokça demokrasi konuşuyoruz ama özünü konuşmuyoruz. Siyasi Partiler Kanunu’nu konuşmuyoruz. Çok demokrat muhalefet partisi var. Çakma demokratlar. Ama hiç Siyasi Partiler Kanunu’nu konuşmuyorlar. Genel Başkan diktatörlüğünü konuşmuyorlar. Hadi Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirelim. Genel başkanı üyeler seçsin. Var mısınız? Biz de zaten öyle. Bunu neden konuşmuyorsunuz Ey demokrat amcalar, demokrat teyzeler. Çakma demokratlar. Hadi bütün siyasi partiler, cumhurbaşkanı adaylarını üyeleriyle seçsin. Çok demokratsınız ya… Gelin kanunu değiştirelim zorunlu olsun bu. Yaparlar mı? Onun için çakma demokrattır bunlar. Kendi partisine demokrasi getirmeyen, Türkiye’ye demokrasi getiremez” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">DERDİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ DEĞİL KOLTUK</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Muhalefet ne istiyor erken seçim istiyor. Erken seçim istiyor ama kendisindeki seçimi erteliyor. Böyle bir kafa olur mu? İktidara gel erken seçim yapalım; kurultayımı bir yıl erteledim diyorsun. Erdoğan sana dese sen kurultayını bir yıl neden erteliyorsun? Seçim var diye kriz var diye. Erdoğan’da dese ki ben de 2023’de değil de 2024’de yapacağım seçimi, kriz var. Ben de bir yıl erteledim. Ne diyeceksin? Demokrat değilsin, tutarlı değilsin. Derdin yine koltuk. Kurultayı erteliyorsun milletvekillerine diyorsun ki kıpırdamayın ben belirleyeceğim durumu? Neden genel seçim sonrası? O zaman da diyeceksin kıpırdamayın genel seçim var ona göre ha…Yani derdi Cumhurbaşkanlığı seçimi falan değil, koltuk” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">AMAÇ SEÇİMİ KAZANMAK DEĞİL Mİ?</span></p><p><span style="font-size:18px">İki belediye başkanının Cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili adı geçiyor. Doğrudur haklarıdır. Bir itirazım yok. Ortada bir başarı var mı? Trafiği çözmüşler, sorunu çözmüşler, büyük bir hikaye var mı? Valla yok. Ama isimleri var mı piyasada? Vallahi var. Muharrem İnce bu! Doğruya doğru, eğriye eğri der. İsimleri var. Alıcıları var mı? Var. Melih Gökçek’ten sonra hata yapmazsan zaten başarılı görünürsün. Melih Gökçek gibi bir adamdan sonra başarılı görünmek için çok uğraşmaya gerek yok yani. Melih Gökçek işte. Peki isimleri var mı piyasada var. Bir anket yaparsın. İstanbul önde çıktı. Amaç seçimi kazanmak değil mi? Ben Memleket Partisi’nde bir anket yapsam. Benden daha çok oy alacak birinin ismi çıksa. Koltuğu da veririm ona adaylığı da veririm. Hepsini veririm. Ben de yardımcısı olurum. Ne olacak ki. Anket yaptın önde çıktı, seçimi kazanma ihtimali var. Yap adayı o olsun” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İKİSİ DE KAYYUMCU BUNLARIN</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, sözlerine şu şekilde devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Eee belediye meclisinde çoğunluk yokmuş, belediye AK Parti’ye geçermiş. Şu AK Parti’ye şunu anlatalım bir kere! Erdoğan belediye başkanlığından düştüğünde İstanbul Belediye Meclisi’nde o zamanki Erdoğan’ın partisinin 97 meclis üyesi vardı. Ama Erdoğan’ın yerine gelen kişinin Ali Müfit Gürtuna’nın aldığı oy 111’dir. Demek ki 14 muhalefet üyesi ‘ya demiş, seçimi Erdoğan’ın partisi kazanmış, adamı düşürdüler. Bunu muhalefete vermemek lazım. Yine Erdoğan’ın partisine vermek lazım.’ Ahlaklı, namuslu, ilkeli davranmışlar. Yani bu AK Partililerin içinde yok mu böyle ilkeli adam. Kendilerine gelince alıyorsunuz başkanlığı da şimdi niye vermiyorsunuz. Anayasayı, yasaları, ahlakı gelenekleri çiğnediniz; her şeyi çiğnediniz. Ben de akıl verdim CHP yönetimine, kamuoyunda algısı var mı? Var! Başarı var mı? Yok! Ben yalan söyleyemem. Haa seçimi kazandı. AK Partili Meclis üyeleri seçtiler birini. Alırsın görevden kayyum atarsın dedim. Ooo demokrat kesildi herkes, kayyum mu olurmuş? Erdoğan atadı ya sen de atarsın. Demokratmış onlar kayyum atamazmış belediyeye ama partilerini kayyumla yönetiyorlar! Git Gaziantep’e, git Diyarbakır’a iki senedir kayyumla yönetiyorlar. Diyarbakır Belediyesi’ni Erdoğan kayyumla yönetiyor, Diyarbakır ana muhalefet örgütünü de partisi kayyumla yönetiyor. İkisi de kayyumcu bunların ikisi de demokrat değil. Sen partinde kayyumcu olmuşsun. Devlete gelince kayyumcu olmayacağının garantisi var mı? Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">HELALİN ADI KALDI GÖREN YOK HARAM KAPIŞILDI DOYAN YOK</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Bakın Türkiye’yi özetlersek; 11. yy ’da Kutadgu Bilig’de Yusuf Has Hacip özetlemiş, helalin adın kaldı onu gören yok. Haram kapışıldı hala doyan yok. Şimdi önümüzde bir CB seçimi var. 3,5 sene önce meydanlardaydık. Ben, Erdoğan, Akşener, Demirtaş, Karamollaoğlu, Perinçek adaydı. 3,5 sene önce, Erdoğan yüzde 52,6 yani 26 milyon oy almış. Muharrem İnce, yüzde 30,6 yani 15 milyon 336 bin 861 oy almış. Selahattin Demirtaş 4 milyon 205 bin oy almış 205 bin oy almış, Meral Akşener yüzde 7,3 yani 3 milyon 649 bin 253, Temel Karamollaoğlu 443 bin oy almış. Muharrem İnce bir partinin adayı, çatı aday değil. 15 buçuk milyon oy almış. CHP kaç oy almış? 11 milyon 348 bin 899 oy almış. Cumhurbaşkanlığı oyu Muharrem İnce’nin CHP’nin aldığı oy Kemal Kılıçdaroğlu’nun. CHP’den 4 milyondan fazla oy almışım” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">SİZ KENARA ÇEKİLİN</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Meral Akşener partisinden 1,5 milyon oy az almış. Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı adayından 4 milyon oy az almış, Sayın Akşener partisinden 1,5 milyon oy az almış. Şimdi diyorlar ki bir Cumhurbaşkanı adayını belirleyeceğiz; 400 bin oy alan Temel Karamollaoğlu ile haftalık görüşmeler, bana diyorlar ki Muharrem İnce, sen çekil kenara. Niye ben kenara çekiliyorum. Siz kenara çekilin! 3,5 senedir sustum kaldı 1,5 sene dur bakalım bir meydanlara çıkalım. Kim kenara çekilecek bakacağız. Niye ben kenara çekileyim. Yani partim 20 milyon oy aldı da ben 15 milyon mu oy aldım. Partim 10 milyon oy aldı da ben 8 milyon mu oy aldım. 41 yıl içinde benim aldığım oyu kimse almadı. Siz kenara çekilin. Ben neden çekileyim” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">SARAY BUNLARDAN ÇOK MEMNUN</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Seçim bitti 3,5 sene önce, bak partide kalalım bizim itibarımızı koruyun, bizi tuvaletin önüne falan oturtmayın ayıp oluyor, bak bu partide Cumhurbaşkanı adayı olduk, toplantı yapıyorsun davet etmiyorsun. Seçimi değerlendiriyorsun. Kafayı mı kırdınız ya? Aday benken benim olmadığım seçimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne utanmaz adamlarsınız. Partide kalayım, saygı gösterin sadece, itibarımı koruyun diyorum. Bak 16 sene milletvekilliği yaptım, grup başkan vekilliği yaptım. Yok korumayız. Gelme partiye… İyi gelmeyelim. Eee ayrılayım başka parti kurayım. Başka parti kurarsan sarayın adamı deriz; iftira atarız. Ne yapayım? Partiye de gelme başka parti de kurma. Kenara çekil sadece. Siz benden 15-20 yaş büyüksünüz. Ben niye kenara çekileceğim. Aslan gibiyim ben. Siz çekilin kenara. Bak göreceksiniz. Erzurum’da gördüğüm manzarayı söyleyeyim size. Onları geçmezsek ben de bu siyaseti bilmiyorum. Aman bunu seçim geçesinden beri iftiralarla bunaltalım; gitsin. Ee gideyim olur. Ben hazine yardımı, belediye avantası, müteahhit işleri bilmem. Onu bilenler bilir. Ama ben gönüllülerle parti kurmasını bilirim! Asıl sarayın adamı bunlar. Saray bunlardan çok memnun!” diye konuştu.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">HİÇBİRİNDE O CESARET YOK</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Bir de ne çıktı başımıza, kendi partisinin evlatlarını koruyamayıp AKP’nin 13 sene ekonomisini yönetmiş kişileri kurtarıcı diye yutturmaya çalışıyorlar bize. AKP ile kişisel ikballeri için yolları ayrılmışları kurtarıcı olarak önümüzde koymaya çalışıyor. AKP’de yıllarca en üst görevler yapmış, kişisel ikballeri için ayrılmış kişiler ana muhalefetle kuzu sarması. İçlerinden bir tane Cumhurbaşkanı adayı var mı? Böyle bir cesur var mı yok! Hep köşeyi dönünce kazık atma derdindeler. Cumhurbaşkanı adayıyım diyen var mı? Hiçbirinde o cesaret yok” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">KURDUĞUNUZ SENARYOLAR ELİNİZDE PATLAYACAK</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Gelin bu kardeşinize destek verin de seçimi alalım. Yoksa sarayın adamı siz olursunuz. Eskiden cesaretleri yoktu da şimdi biraz cesaretleri geldi. O da ekonomiye, dolara güveniyorlar.&nbsp; Ya diyorlar önceden yapamazdık bu işi de sür Ekmeleddin’i, sür Muharrem’i nasılsa kazanamayız. Şimdi dolar 14 lira falan oldu. Acaba ben bile kazanır mıyım? Bu kafayla giderseniz Uzun Hasan’la beraber milyarlık taş kömürü çıkarırsınız bence. Öyle yağma yok! Attığınız iftiralar, söylediğiniz yalanlar, kurduğunuz kumpaslar, seçim geçesinden beri kurduğunuz senaryolar elinizde patlayacak. Öyle yağma yok! Memleket Partisi var artık; Memleket Partisi” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">VERECEKSİN İSTANBUL’U ALACAKSIN TÜRKİYE’Yİ</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Amaç seçim kazanmak. Atın üstüne bindin mi hedefe ulaşacaksın. Senin amacın ne? Senin amacın atın üstünde kalmak. Rodeo yapmak. Yok öyle bir şey. Seçim için gereği neyse o yapılır. Muharrem İnce’yi aday gösterdin mi kasadaki parayı son kuruşuna kadar harcayacaksın. Harcamadın! Sandıklara sahip çıkacaksın. Çıkmadın! 12 bin sandığa gözlemci koymadın. Sağlam bir sistem kuracaksın. Kurmadın! Çöktü! İstanbul’u aldın ama unutma bazı desteklerle aldın. Aday göstermediler unutma, yanılma. Şimdi diyorsan Türkiye’yi alma şansım var. Vereceksin İstanbul’u, alacaksın Türkiye’yi. Bunları ben mi öğreteceğim sana? Senin Türkiye’yi alma derdin yok. Senin derdin koltuk!” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">ERDOĞANDAN BU MİLLETE HAYIR GELMEZ</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Allah’ın izni milletin isteğiyle bu iktidarı da bu muhalefeti de göndereceğiz. Erdoğan’dan bu millete hayır gelmez. O 2002’de çizgili gömleğin üzerine, çizgili ceket giyip, çizgili kravat taktığı günlerde ne modayı ne ejder meyveli smoothie &nbsp;biliyordu ne de saray bahçesinde alttan ısıtmalı hurma ağaçlarını biliyordu. O vakit fakir fukaranın, garip gurebanın imam hatiplerde okumuş kenar mahallelerde büyümüş Erdoğan değil, o artık Ankara’da, İstanbul’da, Ahlat’ta sarayında yaşayan birisi ondan size hayır gelmez. Ama bu beceriksiz bu umut veremeyen muhalefetten de hayır gelmez. Toptan göndereceğiz bunları” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">BUNLARI SANDIĞA GÖMECEĞİZ</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce “Ben bu toplumda kara paracılara, rantçılara, bunların destekçisi bürokratlara, haram yiyenlere, her türlü teröriste, sıra beklemeyi bilmeyenlere, trafik kurallarına uymayanlara, çevreyi kirletenlere, kadınlara eziyet edenlere, güçsüzlere zulüm edenlere, rüşvetçilere güvenmiyorum. Ben birinci parti olmuş, yüzde 30 kararsızlara güveniyorum. Makul çoğunluğa, helal kazananlara, yetimin başını okşayanlara, yolda bulduğu ekmeği öpüp başına koyup kenara koyanlara güveniyorum. Fakirin karnını doyuranlara, organ bağışı yapanlara, kan verenlere, iyilik yapmayı sevenlere, gençliğimde kavga ettiğim ülkücülere, gençliğimde duvarlara yazılarını yazdığım solculara, Atatürkçülere güveniyorum. Bu milletle birlikte bu haramzadelerin ve kifayetsiz muhterislerin üstesinden geleceğiz. Bunları hep birlikte sandığa gömeceğiz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İSRAF BUNLAR HARAM</span></p><p><span style="font-size:18px">İnce, “Civciv dolarla olursa ucuz yumurta olmaz gübre atamazsan ucuz ekmek olmaz, yem ithal olursa et ucuz olmaz, çoban Afgan olursa hayvancılık gelişme, 95 puan alan genci mülakatta akıllı evlat bulamazsın. Biz memleket Partisi olarak yaralı saracağız dertlere derman olacağız. Hukukla adil, etkin hızlı bir yargıyla, liyakatle, rekabete açık KİK, hesap veren şeffaf bir devlet yapısıyla nitelikli bir eğitim sistemiyle ve tasarruf bir devletle… Bizim iktidarımızda benim Cumhurbaşkanlığımda millet kemer sıkmayacak, devlet kemer sıkacak. O sarayın ışıklarını yarıya indireceğiz, 13 uçağın 12’sini satacağım. Cuma namazına giderken 300 araçlık konvoy olmayacak. İsraf bunlar, haram bu haram!” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">GENÇLER SİZE GÜZEL HAYALLER KURDURACAĞIM&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Gençlere ve kadınlara seslenen İnce, “Size güveniyorum ve kadınlara güveniyorum. Bunu gençler ve kadınlarla birlikte başaracağız. Herkesin bir işi, bir evi olacak. Her eve bir maaş girecek. Kadının üzerine olacak. Gençler bizim iktidarımızda korkmayacaksınız özgürce tweet atacaksınız, siyasetçilerle makara yapacaksınız, zeka ve mizahı kullanacaksınız, emekleriniz boşa gitmeyecek, diplomalarınız işe yaracak, mülakatı kaldıracağız, kaç puan alıyorsan atanacaksın. Yurt sorununu çözeceğiz, TOKİ öğrenci yurt yapımını bitirmeden tek bir ev yapamayacak. İletişim vergisi almayacağız, bilgisayarlarınız ucuz olacak, yurt dışına yerleşmek için değil, eğitim almak için staj için göndereceğiz sizi. Sizinle marka üreteceğiz, yapay zekayı, büyük veriyi, kuantumu, blokzinciri, robotları konuşacağız. Gülmeyi, neşeyi, kahkahayı mutluluğu konuşacağız. Gençler size sözüm olsun. Fizik öğretmeni Muharrem Abiniz Cumhurbaşkanı olduğunda size güzel hayaller kurduracağım güzel hayaller” diye konuştu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[KILIÇDAROĞLU'NDAN GENÇLERE İKLİM MEKTUBU]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kilicdaroglundan-genclere-iklim-mektubu-154947d41f52c-871f-44fe-a20c-c07a67f7b17d2022-01-16T18:26:00+03:00HABER MERKEZİ KILIÇDAROĞLU'NDAN GENÇLERE İKLİM MEKTUBU

KILIÇDAROĞLU'NDAN GENÇLERE İKLİM MEKTUBU

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Sevgili Gençler</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekolojik bir yıkımla karşı karşıyayız; dünyamız yaşanabilir olmaktan büyük bir hızla uzaklaşıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">İklim değişikliği ve bağlı gelişmeler milyarlarca insanın hayatını doğrudan etkiliyor. Hava kirliliği, orman yüzölçümünün azalması, türlerin soylarının tükenmesi, temiz su kaynaklarının azalması, ekilebilir arazilerin vasıflarını kaybetmesi, aşırı nüfus artışı vb. etmenler geleceğimizi tehdit ediyor.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Üstelik bu tehdit salgın bir hastalık gibi; sınır tanımıyor, sınırları aşıyor bizleri evlerimizin orta yerinde buluyor. Amazon Ormanları’nda kesilen her bir ağaç, Avrupa’yı sular altında kalmaya bir adım daha yaklaştırıyor. Türkiye’de yanan her orman alanı, Akdeniz havzasını daha da kuraklaştırıyor. Açık kalan her bir çeşme, Afrika’daki suya erişim mücadelesini zorlaştırıyor. Gelişmiş ülke ekonomilerinin kendi sınırları içindeki karbon salınımını en aza indirmesinin de tek başına bir anlamı yok. Çünkü karbon salınımıyla kirlenen atmosfer, kendisini termik santrallerden kurtarmış ülkelerin de üstünü örtüyor, onların da nefesini kesiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karşı karşıya bulunduğumuz ekolojik yıkım en çok da sizi ürkütüyor. Geleceğe dair kaygılarınız artıyor; ebeveynlerinizin yaşadığından daha kötü bir dünyada ömrünüzün geçeceğini düşünüyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Haklısınız ancak birlikte değiştirebiliriz!</span></p><p><span style="font-size:18px">Biliyorsunuz, Cumhuriyetimizin II. Yüzyılı için kaleme aldığım II. Yüzyıla Çağrı Beyannamesinde, “Gelecek nesiller için Ekosistem Hakkı” başlığına yer vermiş, bu hakkın anayasal güvence altına alınacağını söylemiştim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Masmavi ve yemyeşil, sağlıklı ve bereketli Türkiye hedefimizde, sizlerin de yanımızda olmanız bize gurur verir. Uluslararası bir dayanışmayla ve aynı zamanda ulusal bir kararlılıkla ülkemizi, dünyamızı daha yaşanabilir kılmanın politikaları hazır. Dünyaya örnek olacak ekolojik sıçramamızı birlikte yaşama geçireceğiz. Türkiye’yi evrensel kriterlere uygun bir ekosistemin uygulayıcısı ve dünyadaki öncüsü yapacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm canlıların yaşam hakkına saygılı, yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ekolojik sınır ve şartlara uygun olarak değerlendiren; karar süreçlerinde demokratik ve siz gençlerin doğrudan denetimine/ katılımına açık bir çevre politikasını hayata geçireceğiz. Her alanda olduğu gibi iklimde, doğada, ekosistemde, suda, tarımda, kent ve kır yaşamında adaleti sağlayacağız; çevrenin binlerce yıllık kadim adaletinin önüne barajlar kurmayacak yollar yapmayacak, engeller çıkartmayacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu bağlamda, Millet İttifakı’nın iktidarında doğal ekosistemin korunması ve eski haline döndürülmesini koordine edecek İklim Bakanlığı’nı kuracağız. Bakanlığın kadrolarını büyük ölçüde sizler oluşturacaksınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugünün gençleri olan sizlerle birlikte, sizin de çocuklarınız için evrenin bilinen en güzel gezegenini, yeniden sağlıklı mavi küreye dönüştürelim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’den başlayalım! Ülkemizin ve dünyanın ekolojik geleceğini kurtaralım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başarabiliriz, geleceği değiştirebiliriz!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kemal KILIÇDAROĞLU</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Besici Akpınar “yem fiyatlar artış sürdükçe hayvancılık sorun yaşanacaktır”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/besici-akpinar-yem-fiyatlar-artis-surdukce-hayvancilik-sorun-yasanacaktir-154931afc5857-e0c6-4225-8c1a-851bff8c67042022-01-16T18:23:00+03:00HABER MERKEZİ Besici Akpınar “yem fiyatlar artış sürdükçe hayvancılık sorun yaşanacaktır”

Besici Akpınar “yem fiyatlar artış sürdükçe hayvancılık sorun yaşanacaktır”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılık yapan yetiştiricilerle &nbsp;köylere giderek görüştü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer’e dert yanan besiciler ve süt inekçiliği yapanlar, yem fiyatlarındaki &nbsp;ve ahır gider artışlarının &nbsp;ciddi mağduriyet yarattığını belirttiler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hayvancılık yapan &nbsp;Kenan Yılmaz Akpınar, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e, geçen yılki yem fiyatlarıyla bu yılki yem fiyatları arasındaki fahiş artışı rakamsal verilerle anlattı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen yıl tonu 1000 lira olan yonca samanının bu yıl 2 bin 500 liraya, 1500-2000 lira arasındaki mısırın bu yıl 5 bin liraya, 250 lira olan toklu yeminin 600 liraya, 80 lira olan süt yeminin ise 260 liraya çıktığını belirten Kenan Yılmaz Akpınar, fabrikalar özelleştirilmeden ücretsiz verilen pancar küspesinin ise özel şeker fabrikaları tarafından çiftçiye 500 liradan satıldığını anlattı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu şartlarda hayvancılık yapmanın zorluğuna değinen Kenan Yılmaz Akpınar, “Bu köyde çok sayıda hayvancılıkla uğraşan vatandaş, başta yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle hayvancılığı bırakmak zorunda kaldı. Biz ise mısır ve yoncayı dededen kalma tarlalarda yetiştirerek hayvan yemi yaptığımız için bir nebze olsun masrafları düşürmüş olduk. Maliyete kendi işçiliğimizi katmıyoruz. Kendimiz üretmez isek dışarıdan parayla yem alıp hayvancılık yapmak çok zor bu haliyle kazanamıyoruz .Büyümekten vazgeçtik küçülüyoruz da biraz daha yavaş küçülelim diye uğraşıyoruz. Bu da dedelerimiz babalarımızdan kalan araziler sayesinde oluyor. Bu düzeni bugün kurabilme sürdürebilme bugün şartlarında imkanı yok. Yeni bir şey katamıyoruz. Koyuna üç sene önce bakmamla bugün bakmam farklı. Üç sene önce sabaha kadar koyunun &nbsp;kuzu doğurmasını bekliyordum &nbsp;Kuzu üşümesin diye kucağımda bakıyordum. Şimdi kuzunun doğduğunu istemiyorum. Çünkü Kuzuyu doyuramıyorum. Tarım krediden, pancar kooperatifi aldığım yemin parasını zor ödüyorum. Ha ne oluyor kuzunun başında sabaha kadar &nbsp;sen mi kalıyorsun. Kaldığın yanına kar kalıyor. Köyde Üniversite mezunu bilinçli çiftçilik yapan var. Arazilerimiz geniş ancak hayvancılık yapan çiftçilik ve esnaflıkta yapmazsa ayakta kalması zor ”dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kenan Yılmaz Akpınar, 4 yıl önce Tarım ve Orman Bakanlığınca açıklanan koyun projesi kapsamında köyüne dönüş yapan her köylüye 300-400 koyun verileceğinin söylendiğini anımsatarak, bu projenin kısa sürdüğünü, 7 seneliğine düve kredisi çekenlerin ise projenin henüz ikinci yılında düveleri kesime gönderdiğini anlattı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise yaptığı açıklamada hayvancılığın zorluğuna işaret ederek, “Hayvancılık günün 24 saati ilgi gerektirir. Tatili yok. Bayramı yok. Hayvancı gününü yarısı ahırda geçer. Hayvancılıkta yem giderleri toplam giderin yüzde 70’ini oluşturuyor. Yem maliyetinin mutlaka düşürülmesi gerekiyor. Raftaki süt ve et ile mamul ürün fiyatlar artıyor. Bu artışın hayvancılık yapanın geliri artmasını sağlamıyor. Besici ve süt inekçiliği yapan yaptığı masrafı çıkaramıyor. Besici &nbsp;hayvanını kesime verdiği fiyatın nerede ise iki katına tüketiciye ulaşmasında “biz emek veriyoruz aracı kazanıyor ”diye yorumluyorlar. Büyükbaşta küçükbaşta bakıp beslediği hayvana verdiği yemin parasını üretici kazanamıyor ” ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;ET VE SÜT İÇİN KRİZ YAŞANMAMALI</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Vekil Ömer Fethi Gürer Niğde &nbsp;farklı köylerde de hayvancılıkla ilgili sorunlar artığını, ülke genelinde görüştüğü çiftçi ve hayvancılık yapan kesimlerde maliyet nedeni ile morallerin bozuk olduğunu ifade ederek et ve süt için sorun yaşanmaması yolu yem fiyatlarının düşürülmesi olduğu ifade etti. Gürer” ithalata daha çok mecbur kalmamak, rafta ürün fiyatların artışını durdurmak üreticiye sağlanacak gerçekçi desteklerle olur” dedi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Başkan Zeydan Karalar, “Demokrasi ve kentimiz için birlikte mücadele vereceğiz.”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/baskan-zeydan-karalar-demokrasi-ve-kentimiz-icin-birlikte-mucadele-verecegiz-154928bd899f4-0517-44cb-882c-33556de0ce202022-01-16T18:18:00+03:00HABER MERKEZİ Başkan Zeydan Karalar, “Demokrasi ve kentimiz için birlikte mücadele vereceğiz.”

Başkan Zeydan Karalar, “Demokrasi ve kentimiz için birlikte mücadele vereceğiz.”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, hafta sonu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası Adana Şubesi, Şehir Plancıları Odası Adana Şubesi ve Jeoloji Mühendisler Odası Adana Şubesi’nin genel kurullarına katıldı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Genel kurullarda başkan adaylarına, oda yöneticilerine ve üyelere başarı dileğinde bulunan Başkan Zeydan Karalar, konuşmalarında meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin, demokrasi ve insan hakları mücadelesinde çok önemli yeri ve görevi bulunduğunu söyledi.</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>KÜÇÜK AYRILIKLAR BİRLİKTE HAREKET ETMEMEZİ ENGELLEMEMELİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mühendis olması dolayısıyla konuşmalarında katılımcılara “meslektaşlarım” diye hitap eden Başkan Zeydan Karalar, Çevre Mühendisleri Odası Adana Şubesi Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği hitapta “Kongrelerinizin başarılı geçmesini diliyorum. Bizim gibi düşünen, ilerici, demokrat, demokrasi isteyen, insan haklarını önemseyenlerin, başka bir şey düşünmeden ortak paydada birleşmesi ve geçmişte yapılan yanlışları tekrarlamadan birbirini desteklemesi gereken bir dönemden geçiyoruz. Biz 80 sonrası küçük ayrıntılarla birbirimizden ayrılmış meslek ve insan gruplarıyız. Geriye bakıp düşündüğümüzde doğru yapılmadığını anlıyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YÖNETİCİLERİN KARŞISINDA DEMOKRATİK DİRENÇ OLMAZSA İŞLER SARPA SARIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrasi denilen olgunun herkesin kafasına göre yorumlayacağı bir yönetim ve düşünce şekli olmadığını kaydeden Başkan Zeydan Karalar, “Yöneticilerin karşısında bir direnç, bir regülatör olmazsa, bir süre sonra demokrasiden uzaklaşılabiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">O yüzden odaların, demokratik kitle örgütlerinin güçlü olmasını önemsiyorum. Kendimi de içine koyarak söylüyorum; yönetici üst üste seçildikten bir süre sonra kendisini başka bir moda sokuyor, her söylediğinin doğru olduğunu düşünmeye başlıyor. Bunun sonucunda yanlış kararlar veriyor. Böyle durumlarda onu durduran bir mekanizme olmazsa işler kötüye gidiyor. Odaların, demokratik kitle örgütlerinin, esnaf odalarının, toplumsal muhalefetin güçlü olduğu dönemlerde, yöneticiler bu kadar çok yanlış karar alamazdı. Çünkü halkın, ülkenin aleyhine bir karar oluşabileceği zaman, yöneticiler karşıda bir direnç olduğunu bilirlerdi. Onun için bir ortak paydada buluşup, birlikteliğin gücünü ve kapsamını artırma konusunda üzerimize düşeni yapmak zorundayız” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KÜRESEL DOĞA FELAKETİNİ ÖNLEMEK İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞMALIYIZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nin çok iyi işlere imza attığını belirten Başkan Zeydan Karalar şunları söyledi: “Ben sizleri takip ediyorum ve bazı toplantı ve panellerinize katıldım. Güçlü olduğunuz zaman çevreyle ilgili duyarlılık artıyor. Sizlerin uyarı ve çalışmalarınızla, para kazanma harsı uğruna çevrenin zarara uğratılması, doğanın hiçe sayılması engellenebilir. Ne yazık ki vahşi kapitalizm gözünü karartıp, dünyanın geleceğini tehlikeye atmış durumda. Umarım bu süreci hep birlikte geri çevirebiliriz. Dünyamız doğal açıdan bir felakete doğru gidiyor. 50 yıl sonra dünyada yaşayacak nesil çok büyük tehlike altında. Bunu önlemek için bütün kurum ve kuruluşlarla, hemen şimdi birlikte çalışmaya ve iş birliği yapmaya başlamalıyız.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YAKIN ZAMANDA YENİDEN GÜÇLÜ DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİMİZ OLACAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şehir Plancıları Odası Adana Şubesi Genel Kurulu’nda da katılımcılara hitap eden Başkan Zeydan Karalar, demokrasi konusunda ilerleme sağlamak için, demokratik direnç oluşturulması ve birliktelik gösterilmesi gerektiğine dair çağrılarını yineledi. Başkan Zeydan Karalar şöyle devam etti: “Yöneticiler; yaptıkları yanlışlar karşısında demokratik kurumlar, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, ilgili kurum ve kuruluşlar olmadığı takdirde bir süre sonra yaptığı her işin, söylediği her sözün doğru olduğunu düşünme moduna girebiliyor. Böyle sınırsız bir güç hakkını vermeyecek demokratik direnç gücünün toplumda olması gerek. O olmayınca sonuçları olumsuz gelişebiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meslek odalarının, toplumun demokratik güçlerinin daha etkin olduğu dönemlerde şimdiki gibi getirilmek istenen yasaları getirme yetkisine sahip olamadı yöneticiler. İnşallah yakın zamanda yine birlik ve beraberlik içinde, ülkemize yeniden güçlü demokratik kitle örgütlerini ve güçlü demokrasiyi&nbsp; getireceğiz.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖMRÜMÜZ BOYUNCA VERDİĞİMİZ DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ BAŞARIYA ULAŞACAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meslek odalarıyla birlikte çalıştıklarını ve onlarla birlikte yürümekten son derece mutlu olduklarını belirten Başkan Zeydan Karalar sözlerini şöyle tamamladı: “Benim TMMOB’ne bağlı meslek odalarıyla, yönetici ve üyeleriyle aram her zaman iyi olmuştur. Buna rağmen odaların doğası gereği beni de eleştirdikleri zamanlar oluyor. Bu da son derece doğal bir durum. Biz odalarla konuşarak, istişare ederek yürümeye her zaman sıcak baktık ve bunun gereklerini yerine getiriyoruz. Ben odalarla iş birliğini çok önemsiyorum. Kent için yaptığımız işleri birlikte yapıyoruz. Birlikte yaptığımız yeni plan, Adana’nın şehircilik açısından kötüye gitmesini engelleyebilir. Adana’da bu konuda geçmişte olan olmuş. Bundan sonra oluşabilecek hasarları en aza indirmeye çalışıyoruz. Bu konuda birlikte çalışıyoruz. Biz doğduğumuzdan bu yana demokrasi mücadelesi veriyoruz. Mücadelemiz devam ediyor. Umarım bu mücadelemiz başarıya ulaşır ve birlikte rahat ederiz. Günlük yaşantılarımız, ailelerimiz elbette çok önemli ama memleket sorunlarını da asla göz ardı etmeden, arka plana atmadan, ülkenin sorunlarıyla ilgili aydın olmanın gereğini yerine getirmemiz lazım.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Diz ağrıları hayatınızı kısıtlamasın]]>https://www.haberanaliz.net/haber/diz-agrilari-hayatinizi-kisitlamasin-15491f348b961-2235-4aa7-95aa-e19ab86449bd2022-01-16T18:10:00+03:00HABER MERKEZİ Diz ağrıları hayatınızı kısıtlamasın

Diz ağrıları hayatınızı kısıtlamasın

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<h2><span style="font-size:18px"><strong>Dizinizde ağrı yaşamamak için bunlara dikkat edin</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Genellikle ileri yaşta sık görülen diz ağrıları, aslında hemen her yaşta sorun olabilmektedir. Diz ağrıları birçok nedenden kaynaklanabilmektedir. Kronik yani uzun süreden beri olmayan diz ağrıları daha çok; yanlış spor hareketlerinden, fazla kilodan, spor yaparken yanlış ayakkabı kullanımından, oturuş şekli sorunlarından, diz üzerinde uzun süre çalışmaktan kaynaklanabilmektedir. Bu tür ağrılar sosyal yaşamı ve hareketleri kısıtlasa da yaşam tarzındaki küçük değişikliklerle, kilo kontrolü ve doğru yapılan düzenli egzersiz gibi basit önlemler alarak çözülebilir. Özellikle fazla olan her kilo dizlere fazladan yük olarak binerek hem yaşanan ağrının şiddetini hem de yaralanma ve osteoartrit riskini artırmaktadır. Günlük hayatta alınacak basit önlemlerle yaşanabilecek diz ağrılarını en aza indirmek mümkündür.</span></p><ul><li><span style="font-size:18px"><strong>Ayakkabı seçiminizi doğru yapın</strong>. Yapılan spor ya da aktiviteye uygun ayakkabı seçimi dizlerin üzerindeki anormal yüklenmenin en aza indirilmesinde önemlidir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Kilonuza dikkat edin.</strong>&nbsp;Kilo diz eklemleri üzerindeki baskıyı artıran en önemli risk faktörlerinin başında gelmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Diz kaslarını güçlendirin</strong>. Diz kaslarını güçlendirmek ve özellikle de spor öncesi kasları egzersizlerle hazır hale getirme hem diz ağrılarının azalmasına hem de yaşanabilecek sakatlıkların önüne geçmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Dizinizi zorlayan hareketlerde kaçının</strong>. Spor yaparken yaşanabilecek hareketlerin yanında günlük hayatta dizlerin üzerinde uzun süre çalışmak veya yer silmek gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır.</span></li></ul><h2><span style="font-size:18px"><strong>Tedavide robotik cerrahiler ön plana çıkıyor</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Dizlerde yaşanan kronik ağrıların en sık görülen nedenleri arasında; kıkırdak hasarları, menisküs yaralanmaları, diz çapraz bağ yırtıkları, kireçlenme olarak bilinen kıkırdak aşınması (osteoartrit) gelmektedir. Bu rahatsızlar sonucu yaşanan ağrılar gün geçtikçe artmakta ve zamanla ağrılar hareketleri tamamen kısıtlamaya başlamaktadır. Kronik diz ağrıları için öncelikle sorunun tespit edilmesi gereklidir. Hastalık ortaya konduktan sonra soruna ve hastaya özel tedaviler planlanmalıdır. Hemen her hastaya önerilen en sık uygulanan konservatif yöntemler arasında fizik tedavi ve rehabilitasyon, düzenli adale güçlendirici egzersizler ve ilaç tedavileri sayılabilir. Ancak hastalığa yönelik tedaviler çözüm için gereklidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Enjeksiyon tedavileri:</strong>&nbsp;Özellikle kıkırdak hasarlarının şikayetleri azaltmakta eklem içi iğneler olarak da bilinen enjeksiyon tedavileri uygulanabilir. Sık kullanılan enjeksiyonlar arasında PRP, kök hücre, hyalüronik asit ve sitokin enjeksiyonları sayılabilir. Halk arasında özellikle PRP ve kök hücre tedavisine sihirli bir yöntem olarak bakılmaktadır. Her ne kadar PRP ve kök hücre tedavisinde olumlu sonuçlar alınsa da bu yöntemler hala asıl uygulanacak tedaviye destek mahiyetindedir. Eklem içi enjeksiyonlar şikayetleri azaltmak için uygulanabilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Menisküs cerrahisi:</strong>&nbsp;Menisküs yırtığına bağlı şikayeti olan hastalarda menisküs tamiri, menisküs nakli veya menisküsün yırtık kısmının temizlenmesi uygulanabilir. Uygun hastalarda menisküs dokusunun tamiri diz ekleminin korunması için önemlidir. Menisküsün tamamının cerrahi olarak çıkarıldığı hastalarda menisküs nakli uygulanabilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Ön Çapraz bağ cerrahisi:</strong>&nbsp;Ön çapraz bağ yaralanması sonrası tedavi uygulanmayan hastalarda eklem kıkırdak aşınması önemli bir sorundur. Ön çapraz bağı yaralanan hastalarda ön çapraz bağın yeniden yapılması diz ekleminin uzun dönem sağlığı için çok önemlidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>- Kıkırdak nakli;</strong>&nbsp;Kıkırdak hasarı belirli bir bölge ile sınırlı hastalara tercih edilen bir cerrahi yöntemdir. Bu tedavi özellikle genç hastalarda, diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda tercih edilebilir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Yüksek tibial osteotomi:</strong>&nbsp;Dizin sadece iç tarafında kıkırdak aşınması ve/veya “O“ bacak deformitesi olan hastalarda tercih edilmektedir. Bu yöntemde amaç aşınmanın olduğu iç kısımdaki fazla vücut yükünün eklemin sağlam olan dış kısmına yönlendirmektir. Uygun hastalarda yapıldığı zaman, hastanın kendi eklemini koruması ve protez ihtiyacını geciktirebilmesidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>- Yarım diz protezi:</strong>&nbsp;Diz ekleminin sadece iç veya dış tarafında ileri derece aşınması olan hastalarda uygulanmaktadır. Diz ekleminin sadece aşınmış olan kısmının yapay eklem ile değiştirilmesidir. Bu sayede dizin normal hareket açısına kavuşmasını sağlamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Diz kapak protezi:</strong>&nbsp;Aşınmış olan diz kapak ekleminin yapay eklem ile değiştirilmesidir. Hastaların diz kıvırması ve merdiven inip çıkmasında rahatlık amaçlanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">-<strong>Total diz protezi:</strong>&nbsp;Aşınmış ve yıpranmış diz ekleminin özel alaşım metaller ve sıkıştırılmış özel plastik implanttan oluşan özel bir yüzey kaplama tekniğidir. Diz protezi ameliyatında hedef; bozulmuş eklem yüzeyleri arasında teması keserek; ağrı çekmeyen, istediği kadar yol yürüyebilen ve merdiven inip çıkabilen bir eklemi elde etmektir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Robotik protez cerrahisi</strong>: Klasik protez cerrahisine göre; daha çabuk iyileşme, daha fazla doku koruması, daha uzun protez ömrü gibi avantajlar sunan robot yardımlı protez cerrahileri son yıllarda tedavide ön plana çıkmaktadır. Robot yardımlı protez cerrahisi, ameliyat öncesi hastaya en uygun protez boyutunun belirlenmesini ve ameliyat sırasında sorunsuz uygulanmasını sağlayabilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynk: memorial</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Covid-19- Infleunza Antijen Testi ile covid mi grip mi olduğunuzu anlayabilirsiniz]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-19-infleunza-antijen-testi-ile-covid-mi-grip-mi-oldugunuzu-anlayabilirsiniz-1549066b1a5d7-ad74-486a-81e1-5c72fb62e2302022-01-16T18:08:00+03:00HABER MERKEZİ Covid-19- Infleunza Antijen Testi ile covid mi grip mi olduğunuzu anlayabilirsiniz

Covid-19- Infleunza Antijen Testi ile covid mi grip mi olduğunuzu anlayabilirsiniz

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gribe neden olan influenza virüsü ile Covid-19’a sebep olan Sars-Cov 2 virüsü, solunum ile bulaşan hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Covid-19 ve Influenza A/B virüsleri, birbirine çok benzer belirtilerle seyredebilen grip benzeri sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Bu iki virüs ortak bulaş yolları ve mevsimsel görülme dağılımlarının benzerliği nedeniyle adeta birbirini taklit etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dikkati çeken benzer belirtiler arasında; ateş,&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/bogaz-agrisina-ne-iyi-gelir-bogaz-agrisi-nasil-gecer">boğaz ağrısı</a>, boğazda gıcıklanma, kuru öksürük, kas ve eklem ağrıları, iştahsızlık, karın ağrısı ve ishal yer alır.&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/grip-nedir-gribe-ne-iyi-gelir-grip-nasil-gecer">Grip (Influenza)</a>&nbsp;ve Covid-19’ un birbirinden kesin olarak ayırt edilmesini sağlayacak çok önemli klinik bir belirti bulunmamaktadır. Hastaneye başvuran hastalarda, neden olan etkeni sadece sorgulama ve muayene yolu ile ayırt etmek kolay olmayabilir. Özellikle bu noktada tanı konulmasını destekleyecek laboratuvar testine ihtiyaç vardır. Influenza/ Koronavirus Antijen Testi&nbsp;ise bu ayırımın yapılabilmesine yardımcı, teşhis sürecinde destekleyeci bir &nbsp;antijen testi olarak ön plana çıkmaktadır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Neden bu testi yaptırmalısınız?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Kişi solunum yolu enfeksiyonu belirtilerini yaşıyorsa ve&nbsp;<strong><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/koronavirus-belirtileri-delta-varyanti">Covid- 19&nbsp;</a>mu, Grip mi&nbsp;</strong>geçirdiğini öğrenebilmek amacıyla&nbsp;her hastalık için ayrı ayrı test yaptırmak yerine, güvenirliği son derece yüksek olan antijen testi ile hangi solunum yolu enfeksiyonu hastalığını geçirdiğini kolaylıkla öğrenebilmektedir.<strong>&nbsp;</strong><strong>Bu test sayesinde doğru tanı konulduktan sonra uygun tedavi planlaması yapılabilmekte ve hızlı iyileşme sağlanabilmektedir.</strong></span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Pratik bir şekilde uygulanabiliyor</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Influenza/ Koronavirus Antijen Testi&nbsp; için özellikli bir çubuk ile hastanın burun (nazofarenks sürüntüsü) yolundan girilerek örnek alınır. Laboratuvar koşullarında özel bir teknikle çalışılır ve 45 dakika içinde aynı anda hem Grip (Influenza A/B), hem de Covid-19’ un varlığı tespit edilebilir. Bu test sonucu, hastanın&nbsp;tanı ve tedavisinde hekimler için yol gösterici olmaktadır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Risk grubundakiler dikkat!</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Grip hastalığında risk grupları arasında 65 yaş üstü ile 2 yaş altı olarak kabul edilir. Ayrıca bağışıklığı baskılanmış kişiler, hamileler, &nbsp;morbid obezite hastaları, kronik akciğer, kalp, karaciğer ya da böbrek hastalığı bulunanlar ve huzurevlerinde bulunanlar yer almaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Covid-19 hastalığında risk faktörleri ise ileri yaş, obezite,&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/yuksek-tansiyon-hipertansiyon-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri">hipertansiyon&nbsp;</a>ve çeşitli kronik hastalıklar sayılabilir. Risk grubundaki kişilerin grip ve Covid konusunda çok dikkatli olması, belirtiler varsa vakit kaybetmeden testlerini yaptırması gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: memorial</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Çocuğunuzun sağlık durumu tırnaklarına yansıyabilir]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cocugunuzun-saglik-durumu-tirnaklarina-yansiyabilir-15489a3ba2319-b8fc-4ced-82ce-35d67c0e69a02022-01-16T18:06:00+03:00HABER MERKEZİ Çocuğunuzun sağlık durumu tırnaklarına yansıyabilir

Çocuğunuzun sağlık durumu tırnaklarına yansıyabilir

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tırnaklar ciddi hastalıklar ve sağlık problemleri hakkında önemli bilgiler verebilmektedir. Bu nedenle hem ailelerin hem de doktorların çocuklarının tırnaklarını inceleme konusunda dikkatli olması gerekmektedir. Tırnak bulguları bazen bir sendromun veya cilt hastalığının habercisi olabilmektedir. Fakat çoğunlukla çocuklarda ve bebeklerde tırnak bozuklukları; &nbsp;normal sayılabilecek fizyolojik değişiklikler olarak ortaya çıkar, kendiliğinden gerileyebilir. Bu durumlarda ileri araştırma veya tedavi gerekmediği bilinmeli; ebeveynler de bu konuda bilgilendirilmelidir.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Tırnaktaki farklılıklar doğuştan gelen hastalıkların habercisi olabilir</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Tırnak gelişimi bebek anne karnındayken dokuzuncu haftada başlayarak, beşinci aya kadar sürmektedir. Çocuklarda tırnak hastalıkları doğuştan veya sonradan olmak üzere ortaya çıkabilir. Doğuştan olan hastalıklar bebek ilk doğduğunda yapılan ilk muayenede fark edilebilmektedir. Bu durum sendromik bir durumun veya organ sistemlerini tutan bir hastalığı gösterebilir. Sonradan kazanılmış tırnak hastalıkları ise yetişkin kişilere benzemekle birlikte bazı farklılıklar da söz konusu olabilmektedir. Halk arasında tırnak mantarı olarak bilinen onikomikoz ile tırnak tümörleri buna örnek olabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çocuklarda sık görülen tırnak sorunları şöyle sıralanabilmektedir:</span></p><ol><li><span style="font-size:18px"><strong>Beau çizgiler:</strong>&nbsp;Beau çizgiler yenidoğan bebeklerin çoğunda ilk ay görülebilen bir durumdur. Bu çizgiler bebek 3-4. aylara geldiğinde kaybolur. Ancak daha büyük çocuklarda bu çizgiler oyun sırasında bir travma, ateşli hastalıklar, el, ayak ağız hastalığında belirti olarak çıkabilmektedir. Bunun yanında kemoterapi alan çocuklarda da Beau çizgileri görülebilmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Kaşık tırnak:</strong>&nbsp;Genelde tırnak yüzeyinde incelme, yumuşama ve düzleşmeyle karakterize olan bu durum yenidoğan döneminde normaldir. Fakat bebek büyüdüğünde tırnak düzelir. Süt çocuklarında ve daha büyük çocuklarda bunun görülmesi demir eksikliği anemisi şeklinde bir kansızlığın belirtisi olabilir. &nbsp;</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Onikoşizi:</strong>&nbsp;Genelde el ve ayak başparmaklarında görülen tırnak ucunun tabakalar halinde yarıklanması yani onikoşizi durumunda çocuğun başparmağını emmesiyle olabildiği gibi ortam neminden de kaynaklanabilmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Periungual siğil:&nbsp;&nbsp;</strong>Altı yaş altı çocuklarda el tırnaklarında human papilloma virüsün tetiklediği siğiller çok sık olmaktadır. Siğiller tırnak çevresinde gelişmektedir. Tırnak yeme alışkanlığı ile hastalık tetiklenmektedir. Hastaların üçte birinde hastalık kendiliğinden gerilemektedir. Yine de lezyonun yayılımını ve ağrı oluşumunu engellemek için tırnağa sürülebilen keratolitik vasıfta ilaçlarla tedavi yapılması gerekmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Tırnak mantarı:</strong>&nbsp;18 yaş altında, ergenlik dönemi çocuklarında sık rastlanan tırnak mantarı hava almayan, dar ayakkabılar giyildiğinde ortaya çıkabildiği gibi; kötü hijyen nedeniyle de olabilir. Bunun yanında eğer çocukta bağışıklık sistemine yönelik bir hastalık varsa da tırnak mantarı meydana gelebilmektedir. Tırnak plağının sarı renk değişimi, tırnak ucuna doğru kalınlaşma ve tırnak dokusunda ayrılma ve tabakalanmalar görülür. İlk tercih edilen tedavi şekli tırnağa uygulanan mantar önleyici cila ve kremlerdir. Tedavi uzun sürelidir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Tırnak etrafı enfeksiyonu:</strong>&nbsp;Küçük çocuklarda, genelde parmak emmenin tetiklediği, tırnak etrafındaki yumuşak dokuda, genelde bakterilerden kaynaklanan enfeksiyon bulunmaktadır. Enfeksiyon nedeni ile o bölgede kızarıklık, ağrı ve şişlik bulunur. Apse gelişimi çocukluk yaş grubunda nadir olmaktadır. Fakat dokuda apse geliştiği zaman genelde drene edilip boşaltılması gerekmektedir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Tırnak yeme (Onikofaji):</strong>&nbsp;Kronik tırnak yeme sorunu çocuklarda stres yaratan anksiyete bozuklukları ve obsesif-kompulsif bozukluklarla ilişkili olabilir. Tırnak yeme sonrasında tırnaklarda kalıcı kısalma ve doku hasarlanması sonucu enfeksiyon gelişimi görülebilir. Bu durumda çocuklarda etken stres faktörleri ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak düzgün kesilip bakımı iyi yapılmalıdır. Şüpheli durumlarda, eğer obsesif -kompulsif bozukluk tespit edilmişse farklı tedaviler gerekebilir.</span></li><li><span style="font-size:18px"><strong>Batan ayak tırnağı (Onikokriptozis):</strong>&nbsp;Tırnak dokusunun yan tarafları derinin içine doğru gömük vaziyettedir. Bebek ve süt çocuklarında fizyolojik bir durum olup genelde tedavi ve müdahale gerekmemektedir. Daha büyük çocuklarda; tırnakların yanlış kesimi, sıkı ayakkabılar, aşırı terleyen ayaklar batan ayak tırnağına neden olabilir. Tedavi seçimi batmanın derecesine bağlı olarak ilaç tedavisi veya cerrahi yöntem olarak yapılabilir.</span></li></ol><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYN AK: MEMORİAL</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Medikal pilates nedir? Faydaları nelerdir?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/medikal-pilates-nedir-faydalari-nelerdir-154888df47f86-f860-463d-b8e5-eea86fcd3b052022-01-16T18:01:00+03:00HABER MERKEZİ Medikal pilates nedir? Faydaları nelerdir?

Medikal pilates nedir? Faydaları nelerdir?

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<h2><span style="font-size:18px"><strong>Pilates nedir? Medikal pilates nedir?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Bir egzersiz sistemi olarak Pilates Joseph Pilates tarafından tanımlanmış bir yöntem olup temelde vücut pozisyonlarının ve hareketinin amaca yönelik kontrolüne dayanır. &nbsp;Medikal Pilates ise kas iskelet sistemi (kaslar, tendonlar, bağlar, kemikler, sinirler veya bunların kombinasyonu)&nbsp; sorunlarında çeşitli özel araç gereçleri kullanarak yerde veya cihaz üstünde, toplarla, bantlarla, pozisyon malzemelerinin de yardımı ile yapılan ve kişiye göre dizayn edilen tedavi ve rehabilitasyon maksatlı egzersiz programlarıdır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Medikal pilates çeşitleri nedir?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Medikal pilates uygulamasında temel olarak Reformer ve Cadillac adı verilen cihazlar kullanılır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Medikal pilates nasıl yapılır?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Uygulama bireyin hastalığı, hastalığının derecesi, fiziksel durumu, eşlik eden hastalıkları ve yaşına uygun olacak şekilde dizayn edilmeli yani kişiye göre özelleştirilmelidir. Pilates sadece cihazların kullanımı ile kişinin kendi başına kolaylıkla yapabileceği bir program değildir. Pilates sistemimin bilinmesi zorunlu olan prensipleri mevcuttur. Bu 6 önemli prensip hasta ile mutlaka tedavi öncesinde değerlendirilmeli ve içselleştirilmelidir. Bu temel ilkeler “Merkezleme, konsantrasyon, kontrol, hassasiyet, akış ve nefes” olarak tanımlanır.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Medikal pilates faydaları nelerdir?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Pilates sporcular veya bedensel aktivite profesyonellerinin haricinde “kitleler” tarafından kullanılan “temel” egzersiz uygulaması haline gelmiş ve pek çok hastalığın rehabilitasyonunda fark yaratmaya başlamıştır. Klinik kullanımda hastaların özellikle omurga sağlığını “korumak veya iyileştirmek” başta olmak üzere kas iskelet sisteminin tüm hastalık veya bozukluklarında vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir. Omurga sorunlarında skolyoz ve kifoz gibi açısal omurga problemlerin düzeltilmesi ve iyiliğin korunması, omurganın kötü kullanım veya uzun süre oturmaya ve egzersiz yoksunluğuna bağlı sorunları, kas spazmları, fibromiyalji, bel ve boyun fıtıkları, omuz ekleminin bağ, tendon ve kas sorunları en sık kullanım alanları arasındadır. Son 2 yıldır çok uzun süre evden çalışmanın ve kötü ergonomik koşullarda çalışmanın getirdiği olumsuzlukların telafisinde çok uygun ve etkili bir yöntemdir.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Medikal pilates kullanım alanları nelerdir?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Klinik pilates fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamasının parçası olabileceği gibi tedavinin bitiminden sonraki “koruma” sürecinde de kullanılabilir. Öte yandan hiçbir hastalığı olmasa da bireylerin sağlıklı yaşam ve esnek bir vücut için haftada 2-3 seans pilates yapması kas iskelet sistemi ağrılarına karşı koruyucu olarak da uygulanabilecek çok uygun bir metottur. . Klinik pilatesin önemli kullanım alanlarından biri de nöromusküler re-education (yeniden eğitim) sürecidir. Sadece kas sorunları değil aynı zamanda sinir hasarları veya disfonksiyonlarında da klinik pilates çok olumlu sonuçlar verir. Bel ve boyun fıtıkları bu manada en fazla uygulama alanını oluşturur.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Medikal pilatesi kimler uygular?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Klinik pilates, deneyimli ve pilates eğitimi almış fizyoterapist tarafından Reformer veya Cadillac cihazları kullanılarak yapılır. Omurga ve ekstremite (kol ve bacak ) kaslarının tamamı bu sistem ile çalıştırılabilir. &nbsp;Öte taraftan pilates programında karın, sırt, bel, kalça ve bacak kaslarının güç çalışmalarının yanında nefes yöntemleri de kullanılarak denge çalışmaları da yapılabilir. Klinik pilates, uygulaması öncesinde mutlaka hekim değerlendirmesi yapılır ve ona göre program oluşturulur. Egzersiz programı uzman fizyoterapist tarafından gözetimli olarak uygulanır. Değerlendirmede kişinin şikayeti, hastalığı, egzersiz ihtiyacı, nelerle kombine edileceği, nelerden kaçınacağı gibi konular belirlenerek güç, esneklik ve dayanıklılık konusundaki vizyon belirlenir. Egzersiz hafif tekrar ve yüklenmelerle başlanıp artan bir tempoda ilerler ve plato noktası tespit edilir. &nbsp;Pilates, omurilik stabilizasyonuna odaklanan fonksiyonel pozisyonlarda ve düzlemlerde nöromusküler yeniden eğitimi teşvik eder.</span></p><h2><span style="font-size:18px"><strong>Medikal pilateste nelere dikkat edilir?</strong></span></h2><p><span style="font-size:18px">Pilatesin kullanıldığı fizik tedavi prosedürleri arasında terapötik egzersiz, nöromusküler yeniden eğitim ve fonksiyonel aktiviteler bulunur. Postural yeniden eğitim, kas dengesi ve simetrisi, denge, kontrol, güç, esneklik veya kaslarda ve eklemlerde gelişmiş hareket aralığı, eklem propriosepsiyonu ve koordinasyon, pilatesin kullanılabileceği hedeflerden birkaçıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynakÇ memorial</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Cilt gençleştirme yöntemleri nelerdir?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cilt-genclestirme-yontemleri-nelerdir-154871c3d5ab1-e322-401f-a09c-acde99c731b32022-01-16T17:57:00+03:00HABER MERKEZİ Cilt gençleştirme yöntemleri nelerdir?

Cilt gençleştirme yöntemleri nelerdir?

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cilt nedir?<br />Cilt, vücudun her noktasını kaplayarak dış etkenlerden koruma görevini üstlenen organ olarak tanımlanmaktadır. Deri ya da ten olarak da nitelendirilen cilt, zararlı bakteri, virüs, güneş ışınları ve dışarıdan gelebilecek her türlü zararlı duruma karşı savaşçı konumundadır. Bu savaşçı genç yaşlarda kendini yenileyerek ölü hücrelerden arınma işlevini daha sık gerçekleştirmektedir. İlerleyen yaşlarda cildin kendini yenilemesi genç yaşlara oranla azalır ve dokularda çökme, lekelenme ile daha soluk ve kırışık bir cilt görülmesi olağandır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cilt bakımı neden önemlidir?<br />Davranış biçiminden saç rengine kadar pek çok özellik genetik geçiş ile aileden gelmektedir. Cilt problemleri bazı durumlarda genetik olarak görülebilmektedir. Genç yaşlarda daha sık kendini yenileyen cilt, ölü deriden kolayca arındığı için daha parlak ve temiz bir görüntü oluşturmaktadır. İleri yaş, güneş maruziyeti, alkol ve tütün kullanımı, yetersiz beslenme zaman içerisinde ciltte morarma, kızarıklık, kırışma, çökme ve lekelenme gibi daha soluk benizli bir görüntü oluşturmaktadır. Özellikle kadınlarda kozmetik ürünlerin çok sık kullanılması cildin hava ile temasını önleyerek cilt problemleriyle sonuçlanmaktadır. Daha sağlıklı ve ışıldayan bir cilt için günlük yaşamda yoğun kimyasal içeren kozmetik ürünlerin kullanımı minimum seviyeye indirilmesi gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cilt nasıl korunmalıdır?<br />Cilt, kendini yenileme ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı koruma sağlayan organ olmasına rağmen çok hassas bir yapıya sahiptir. Bu hassas yapıyı korumak için bazı önlemler alınmalıdır. Ancak cilt bakımları kişiye özeldir. Çünkü cilt tipleri hassas, normal, yağlı, kuru ve karma olarak beş gruba ayrılmaktadır. Kısaca her cilt tipine uygun önlemler şöyle sıralanabilir;</span></p><p><span style="font-size:18px">Kozmetik ürünlerin kullanımı minimum seviyeye indirilmelidir.<br />Yüz ve vücut havluları sık sık yıkanmalıdır.<br />Zararlı UV ışınları ya da güneş ışınlarından korunulmalıdır.<br />Soğuk ve sert rüzgarlı havalarda nemlendirici kremler kullanılmalıdır.<br />Tütün ürünleri ve alkol tüketiminden kaçınılmalıdır.<br />Gün içerisinde su yeteri kadar tüketilmelidir.<br />Vitamin ve kalsiyum içeren besinler tüketilmelidir.<br />Nevresim, yastık kılıfı ve çarşaf takımları sık sık değişmelidir.<br />Uzman Hekim takibi olmadan tarif, krem, jel ya da cerrahi işlemler uygulanmamalıdır.<br />Yağlı besinlerin tüketimi minimum seviyeye indirilmelidir.<br />Cilt gençleştirme yöntemleri nelerdir?<br />Gençlik aşısı<br />Daha parlak ve ışıldayan bir cilt türü için tercih edilen gençlik aşısı yan etkisi bulunmayan hyaluronik asitten üretilmektedir. Belirli aralıklarla seansların tekrarlanması gerekmektedir. Gençlik aşısı lokal anestezi yöntem ile minimum sürede acısız uygulanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Botox<br />Son dönemlerde cinsiyet fark etmeksizin trend haline gelen Clostridium botulinum bakterisinden elde edilen botox, sinirler arasındaki akımın azalmasına, kopmasına neden olarak terleme ve kırışıklıkların giderilmesinde kullanılmaktadır. Yüz şekillendirme botox yöntemi genç görünüm arzulayan ya da cilt kusurlarının bulunduğu düşünenler için sık tercih edilen yöntemlerden başında gelmektedir. İşlem sonrası kısa süre içerisinde gündelik yaşama dönülmektedir. Uygulanacak işlem sonrası bölgede hassasiyet oluşturacağından erken dönemde bölgeye göre dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dolgu<br />Dolgu maddeleri iki şekilde elde edilmektedir. Biyolojik dolgular canlı dokularından elde edilirken sentetik dolgular ise kimyasal yollardan üretilmektedir. Genel olarak dokuda yaş ilerlemesi ve kilo faktörüne bağlı olarak oluşan çöküntüler için tercih edilmektedir. Daha çok dudak şekillendirmede, gözaltı koyu halkaların azaltılmasında, elmacık kemiğinin belirginleştirilmesinde kullanılır. Zaman içerisinde işlem uygulanmadan kendiliğinden eriyerek yok olma özelliği nedeni ile çok sık tercih edilen yöntemlerin başında bulunmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dermamelan-Cosmelan<br />Peeling çeşitlerinden biri olan dermamelan-cosmelan cilt tonunda oluşan koyu renkli lekelerin açılması için daha sık tercih edilmektedir. Tüm cilt tiplerine uygun olan bu yöntem uzman hekim tarafından uygulanmaktadır. İlerleyen yaşlarda ortaya çıkan lekeler için sık tercih edilen bir tedavi yöntemi olan dermamelan, uygulama sonrası kızarıklık ve hassasiyet oluşabilir. Kısa bir süre sonra kızarma ve acı hissi kendiliğinden geçmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Lazer<br />Cilt gençleştirme ve cilt yenileme yöntemlerinde cerrahi işlem uygulanmadan konfor sağlayan lazer yöntemi kısa iyileşme süresi ve erken sonuç vermesi nedeni ile uygulanmaktadır. Lazer, ciltte görünür tabakların ısıtılarak alt tabakada kalan yıpranmış tabakların ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Bu şekilde cilt yenileme gerçekleşmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mezoterapi<br />Cilt lekeleri, selülit, saç dökülmeleri ve çatlaklar için ince uçlu iğneler ile yapılan bu yöntem belirli periyotlarla uygulanmaktadır. Uygulama dönemlerinde şişme, kızarma ve morluklar görülebilmektedir. İşlem sonrası kimyasal içerek kozmetik kullanımı ve güneş ışınları başta olmak üzere enfeksiyon riskini karşı dış etkenlere dikkat edilmelidir. Gebe ve kalp rahatsızlıkları bulunan kişilere uygulanmamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">PRP (Trombositten Zengin Plazma)<br />Vücutta bulunan kan alınır ve santrifüj ve filtreleme işlemden geçirilmektedir. Bu ayrışma sonrasında platelet yönünden zengin kısmı ayrıştırılarak iğne yardımı ile işlem yapılacak bölgelere enjekte edilmektedir. Cilt yenileme ve gençleştirme yöntemleri arasında tercih edilen bu yöntem birkaç uygulama sonrasında etkisini belirgin şekilde göstermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Somon DNA aşısı<br />Göz çevresi problemleri, akne tedavisi ve vücutta sarkmalar için kullanılan somon DNA aşısı ilk işlem sonrası dahi farkı ortaya koyabilmektedir. Somon DNA aşısı seanslar şeklinde uygulanarak cildin nem dengesini eşitlenmesine yardımcı olarak güçlendirmektedir. Lazer, dolgu ve botox işlemleri ile eş zamanlı yapılabilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ameliyatsız yüz germe<br />Cerrahi müdahale yapılmadan ip yardımı ile yüz asma veya germe olarak da bilinmektedir. Genç bir görünüm elde etmek için hedefe odaklı yöntemlerden biri olan ameliyatsız yüz germe uzun bir süre etkisini göstermektedir. Lokal anestezi ile acı ve ağrıyı minimum seviyeye indirerek ince uçlu iğneler yardımı ile gerçekleşen yüz germe cilt gençleştirme yöntemleri arasında yerini almaktadır. Gebe ve otoimmün hastalığı bulunan kişilere uygulanmamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cilt gençleştirme yöntemleri her yaşta uygulanır mı?<br />Hayır. Ameliyatlı ya da ameliyatsız uygulanan yöntemler 18 yaş üzeri uygulanmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cilt gençleştirme yöntem fiyatları ne kadardır?<br />Cilt ve vücuda uygulanacak her türlü işlemler öncelikle uzman hekim takibinde yapılmalıdır. Yöntemler ya da işlemlerin farklılığından ve aralıklı seanslar şeklinde uygulandığından fiyatlar değişkenlik göstermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cilt gençleştirme yöntemleri zararlı mıdır?<br />Alerjik durumlar ve cilt tipi farklılığından kaynaklı oluşabilecek zararlara karşı tedbir alınabilmesi için işlem öncesi hekim tavsiyesi alınmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: memorial</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Covid sandığınız hastalık süper soğuk algınlığı ya da grip olabilir]]>https://www.haberanaliz.net/haber/covid-sandiginiz-hastalik-super-soguk-alginligi-ya-da-grip-olabilir-154867ed76a40-560c-41b9-b52b-47857c20a9032022-01-16T17:53:00+03:00HABER MERKEZİ Covid sandığınız hastalık süper soğuk algınlığı ya da grip olabilir

Covid sandığınız hastalık süper soğuk algınlığı ya da grip olabilir

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Süper grip veya süper soğuk algınlığı<br />Son haftalarda ‘süper grip’ veya süper soğuk algınlığı (super-cold) olarak adlandırılan soğuk algınlığına 200’den fazla farklı virüs neden olmaktadır. RSV yani Respiratuar Sinsisyal Virüs gibi virüsler çok bulaşıcıdır ve özellikle 2 yaş altı bebekleri ve yaşlıları etkiler. Çocukların %65’i bir yaşına kadar, %97’si 3 yaşına kadar bu virüsle karşılaşır. Öksürük ve hapşırıkla bulaşabildiği gibi yüzeylere temas ve ellerle de bulaşabilir. Özellikle okullarda çocuklar arasında yayılımı sıktır. Bunun için RSV ve grip dahil solunum yolu virüslerinin kışın daha çok arttığı ve Covid-19 yükünü artırdığı düşünülmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Belirtileri Covid-19 ile benzerlik gösteriyor<br />Süper soğuk algınlığının belirtileri sinüs ve akciğer enfeksiyonları ile seyredebiliyor. Belirtiler arasında Covid-19’da da görülen öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik, yorgunluk, koku ve tat kaybı görülebilir. Belirtiler benzer olmasına rağmen PCR testleri negatif bulunmaktadır. Özellikle Avrupa’da ‘süper- soğuk algınlığı, süper grip’ olarak adlandırılan bu hastalık nedeniyle hastaların günlerce evlerinden çıkamadıkları ve istirahat ederek süreci geçirdikleri gözlenmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">PCR testleriniz negatif çıktıysa…<br />İngiltere’de Covid-19 vakaları dışında değerlendirilen boğaz ağrısı, öksürük ve kas ağrısı ile seyreden soğuk algınlığı belirtileri olan hastaların raporlanması dikkat çekmiştir. Bu hastalara yapılan Covid-19 testleri ile influenza testleri de negatif çıkmıştır. Ancak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de maske ve sosyal mesafe kuralları gevşetildiğinden bu vakalarda yeniden artış gözlenmektedir. Yakın zamanda geçirilen enfeksiyonlardan kalan antikorlar bu enfeksiyonlara karşı da bağışıklık seviyesini belirlemektedir.Covid-19 enfeksiyonunun artış gösterdiği geçtiğimiz 1,5 yılda soğuk algınlığı vakaları uzun süre çok düşük düzeyde kalmıştı ve yeterli bağışıklık oluşmamıştı. Bunun için soğuk algınlığının hafif bir tablo yerine boğaz ağrısı, kas ağrısı, halsizlik belirtileri daha ağır seyredebilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kurallar bilinçsizce esnetildiği için vakalar artıyor<br />Pandemi nedeniyle maske ve mesafe kurallarına uyulduğu süre içinde insanların bağışıklık sistemi uzun bir süredir virüslerle karşı karşıya kalmamıştı. İnsan vücudunun bu virüslerle uzun bir süre sonra karşılaştığında belirtilerin daha şiddetli olduğu görülmektedir. Covid-19 dışındaki diğer hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkan ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi şikayetleri olan hastalara kesinlikle COVID PCR testi yapılmalıdır. Eğer PCR testi yapılamıyorsa bu hastaların evde kalmaları, istirahat etmeleri gerekmektedir. Soğuk algınlığı geçirdiği düşünülen hastaların evde istirahat etmeleri ve bol sıvı almaları gerekmektedir. Uzman hekimlerin ise bu hastaları belirtilere yönelik ilaçlarla tedavi etmeleri önemlidir. Pandemi öncesi soğuk algınlığı tablosu hafif belirtiler ile seyrederken, burun akıntısı ve nezle belirtileri çok uzun sürmüyordu. Ancak son 1-2 aydır tam olarak tanımlanamayan hastalar; ciddi boğaz ağrısı, öksürük, yorgunluk ve halsizlik tarif etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bağışıklık borcu olarak tanımlanıyor<br />Kış mevsiminde kapalı ve kalabalık ortamlarda vakit geçirilmesi nedeniyle solunum yolu enfeksiyonlarının yayılması ve vakaların artması normaldir. Tüm dünyada yaklaşık 2 yıldır Covid-19’a karşı uygulanan sosyal mesafe, maske ve el dezenfektanı gibi tedbirlerin soğuk algınlığına karşı duyarlılığı artmış olabilir. Normal düzeyde virüs ve bakteriye maruz kalmamış kişilerin daha sonra bir virüsle temas ettiklerinde enfeksiyonlarda bir artış yaşaması durumu bazı uzmanlar tarafından, ‘bağışıklık borcu’ olarak tanımlanmaktadır. Bu dönemde hastalanmamak için kişisel hijyen, maske, mesafe kurallarına mutlaka uyulmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: MEMORİAL</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Sigara ve uykusuzluk telomerleri kısaltarak yaşlanmayı hızlandırıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sigara-ve-uykusuzluk-telomerleri-kisaltarak-yaslanmayi-hizlandiriyor-15485b04dae9f-2e20-4322-a7c0-0dc0f7ff4b0e2022-01-16T17:50:00+03:00HABER MERKEZİ Sigara ve uykusuzluk telomerleri kısaltarak yaşlanmayı hızlandırıyor

Sigara ve uykusuzluk telomerleri kısaltarak yaşlanmayı hızlandırıyor

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Telomerler kritik düzeyde kısalınca yaşlanma başlıyor<br />Telomerler, DNA'nın ucunda yer alan ve DNA'daki genetik bilgiyi koruyan kapaklardır. Hücrede 23 çift kromozom bulunur ve her birinin ucunda telomer yer alır. Telomerler her hücre bölünmesinde kısalmaktadır. Kısa telomerler, sağlığın kötüleşmesi ve erken ölüm için bir biyolojik belirteçtir. Kritik düzeyde kısalmış olan bir telomer DNA hasarı olarak kabul edildiğinden, er ya da geç tüm döngüsel somatik hücreler kalıcı olarak bölünmeyi durduracak ve yaşlanmaya başlayacaktır. Çalışmalar, genetik faktörlerin telomer ve telomeraz aktivitesini açıklamak için yeterli olmadığını ve yaşam tarzının telomer kısalmasına yol açabileceğini gösteriyor. Ayrıca; yaş, cinsiyet, stres, fiziksel aktivite, sigara kullanımı, çevre kirliliği, vücut kütle indeksi, alkol tüketimi, beslenme şekli, eser elementler ve vitamin alımı, kronik inflamasyon, sosyoekonomik durum ve baba yaşı gibi birçok faktör telomer uzunluğu ile ilişkilendirilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uyku yoksunluğu ve sigara telomerleri kısaltıyor<br />Tütün ürünleri, lipidler, proteinler, DNA ve telomerler dahil diğer hücresel yapılara zarar veren ve çeşitli inflamasyon biyobelirteçlerini artıran serbest radikaller üretir. 40 yıllık bir süre boyunca günde bir paket sigara, telomer uzunluğunun ek %18'lik kaybına eşdeğerdir. Uyku yoksunluğu (5 saatten az), bilişsel becerileri ve ruh halini olumsuz etkiler ve telomerleri, yeterli uyku alanların telomerlerine kıyasla %6 kısaltır. Alkol kullanmayanlar ile alkol tüketim oranı en yüksek grup arasındaki telomer uzunluğu farklılıkları biyolojik yaştaki 10 yıllık fark olarak gösterilebilir. Hızlı telomer kısalması ile depresyon ve yüksek fobik anksiyete gibi psikolojik bozukluklar arasında da pozitif bir ilişki vardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Obezite telomer uzunluğunu azaltıyor<br />Yapılan çalışmalar telomer uzunluğunun, beslenme durumu ve sağlıklı yaşam tarzları ile ilişkili olduğu göstermektedir. Vitaminler, mineraller ve diğer biyoaktif diyet bileşenler gibi bazı beslenme faktörleri telomerleri çeşitli mekanizmalarla doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilir. Obez bireylerin normal kilo aralığında olan bireylerden daha kısa telomerlere sahip olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Vücuttaki fazla yağ dokusu, telomer kısalmasına neden olabilen kronik ve sistemik bir inflamatuar durumun tetiklenmesinde önemli bir rol oynar. Aşırı kilolu veya obez adölesanlarla yapılan 2 aylık bir kalori kısıtlamalı diyet çalışması, diyetin, özellikle en kısa boylu olan telomerlerin artmasıyla sonuçlandığını göstermiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Akdeniz diyeti telomer uzunluğunu koruyor<br />Akdeniz diyeti, sebze, meyve, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, tam tahıllar, zeytinyağı ve deniz ürünlerine ağırlık verilen bir beslenme şeklidir. Akdeniz diyeti, Omega-3 ve resveratrol gibi yüksek miktarda antioksidan bileşikler ve lif içermesi sebebiyle oksidatif stres belirteçleri ve iltihaplanma seviyesini azaltır. Akdeniz diyetini uygulayan bireylerde yapılan 5 yıllık takip sonucunda, telomerdeki değişikliklerin vücut ağırlığı ölçümlerindeki değişikliklerle ters orantılı olduğunu gözlemlenmiştir. Özellikle tam tahıllardan ve kepekli tahıllardan gelen diyet lifi alımı, kadınlarda telomer uzunluğu üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Polifenoller ve kurkumin telomer ömrünü uzatıyor<br />Polifenoller genelde bitkilerde bulunan, telomer uzunluğu ve organizma yaşlanması üzerinde de olumlu etkiler gösteren doğal bileşenlerdir. Yapılan bir çalışmada, düzenli olarak çay içen yaşlı Çinlilerin telomerlerinin daha uzun olduğu bulunmuştur. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, 8 hafta boyunca yeşil çay takviyesi alan obez kadınların, takviyeden sonra telomerlerinde önemli bir artış olduğunu göstermiştir. Zerdeçalının aktif bileşeni olan kurkumin polifenollere benzer özelliklere sahiptir. Kurkumin içeren diyetlerle beslenen farelerin, diğer hayvanlara kıyasla DNA hasarında azalma ve daha uzun telomere sahip oldukları tespit edilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meditasyon yapmak yaşlanmayı geciktiriyor<br />Meditasyon, dikkati ve farkındalığı odaklamayı ve duygusal sakinliği teşvik etmeyi amaçlayan bir grup öz-düzenleme uygulamasından oluşur. Bu tür uygulamalar genel olarak, nefes alma (örneğin, nefes almanın farkındalığı); benliğin veya kişinin çevresinin açık farkındalığını sürdürmekten oluşan açık izleme meditasyonu, yoga gibi fiziksel aktiviteyi içeren uygulamalardır. Meditasyon uygulamalarının, telomer yıpranmasını önleyebileceği veya telomer uzunluğunu artırabileceği bilinmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: MEMORİAL</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Parmak uyuşması kubital tünel sendromuna işaret edebilir]]>https://www.haberanaliz.net/haber/parmak-uyusmasi-kubital-tunel-sendromuna-isaret-edebilir-1548469f05a3a-1df7-4718-a225-5784f83b9c7d2022-01-16T17:47:00+03:00HABER MERKEZİ Parmak uyuşması kubital tünel sendromuna işaret edebilir

Parmak uyuşması kubital tünel sendromuna işaret edebilir

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tekrarlanan aktivite siniri sıkıştırıyor<br />İnsan vücudunda omuzdan başlayarak parmaklara kadar uzanan ‘ulnar’ sinirin dirsek seviyesinde çeşitli sebeplerle sıkışmasına bağlı olarak ortaya çıkan; uyuşukluk, elektriklenme ve karıncalanma gibi belirtilere neden olan soruna kubital tünel sendromu adı verilmektedir. Dirseğin uzun süre katlanması veya dirsek üzerine uzun süre bası oluşması (uzun süre dirsek üzerine yatmak gibi) nedeniyle bu hastalık ortaya çıkmaktadır. Boya yapmak, gitar çalmak gibi dirsek açma- kapama hareketlerinin düzenli olarak tekrar edilmesi, tekrarlanan aktivitelerin çok sık yapılması, dirsek çevresindeki yumuşak dokunun kalınlaşması ve dirsek çevresindeki kemiklerde büyümeye bağlı sinir üzerinde gerilme ya da basıya neden olabilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kubital tünel sendromunun 6 belirtisine dikkat!<br />Dirsek iç bölgesinde ağrı hassasiyeti, 4. ve 5. parmaklarda elektriklenme, karıncalanma uyuşma hissi<br />Elin 4. ve 5. parmaklarında dokunma hissinin azalması ya da yok olması<br />El ile yapılan ince motor hareketlerinin beceriksizleşmesi ve güçsüzleşmesi<br />Kavrama kuvvetinde azalma<br />Elin 4. ve 5. parmaklarında ortaya çıkan bükülmeler<br />Küçük parmağın kapanmaması önemli belirtilerdir.<br />Tinnel belirtisi teşhisi kolaylaştırıyor<br />Şikayetleri artan hastaların detaylı fiziki muayenesi ile bulguların saptanması ve dirsek bükülü halde iken yapılan elektromiyografi (EMG) yöntemiyle teşhis konulmaktadır. Ulnar siniri boyunca dirsekte cilde en yakın olduğu alanda parmak ile vurarak yapılan testte 4. ve 5. parmağa yayılan elektriklenme karıncalanma hissine ‘tinnel’ belirtisi denir. Kubital tünel sendromu olan hastalarda tinnel belirtisi ayırıcı bir özelliktir. Ayrıca hasta oturur pozisyondayken el bileği düz halde dirseklerinin olabildiğince bükülmesi ve aynı pozisyonda beklemesi istenir. Bu süre içerisinde 4. ve 5. parmaklarda uyuşma, ağrı, karıncalanma ve önceki şikayetlerde artma gözlemlenmesi dirsek fleksiyon testinin pozitif olduğu anlamına gelir ve hastalıktan şüphe edilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kubital tünel sendromu için ne yapılmalı?<br />Tedavinin en önemli aşaması öncelikle sebebi ortadan kaldırmakla mümkün olmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sürekli tekrarlanan hareketlerden uzak durmak.<br />Dirsek bükülüyken kol üzerine yatarak uyumaktan vazgeçmek.<br />Dirseğe basıya maruz bırakacak hareketlerden uzak durmak önemli oranda rahatlama sağlayacaktır.<br />Kubital tünel sendromu söz konusuysa ameliyatlı ve ameliyatsız tedavi seçenekleri denenebilir. Ameliyatsız tedavi gündeme geldiyse bu soruna neden olan pozisyonların önlenmesi gerekmektedir. Dirsek bölgesini açık tutmaya yarayan ateller, dirseklikler, bandajlar ve dirsek bölgesine basıyı engelleyecek özellikteki yastıklar ile gece kullanıma uygun süngerler kullanılabilir. Aynı zamanda semptomlara yönelik verilecek ağrı kesiciler ile ağrı kontrolü yapılabilir. Ancak bu yapılan cerrahi dışı yöntemlere rağmen geçmeyen ve devam eden semptomların olması halinde cerrahi tedavi kaçınılmaz hale gelir. Cerrahide ise ulnar sinirinin dirsek bölgesinden geçtiği tünel olan kubital tünel gevşetilir ve sinir ön bölgeye alınarak gerginliği azaltılır.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK: MEMORİAL</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Kadınların korkulu rüyası pelvik ağrılar her 10 kişiden 1'inde görülüyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kadinlarin-korkulu-ruyasi-pelvik-agrilar-her-10-kisiden-1inde-goruluyor-15483f647aafd-dba1-44f8-9884-3249ba37a25d2022-01-16T17:43:00+03:00HABER MERKEZİ Kadınların korkulu rüyası pelvik ağrılar her 10 kişiden 1'inde görülüyor

Kadınların korkulu rüyası pelvik ağrılar her 10 kişiden 1'inde görülüyor

SAĞLIK

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">6 aydan fazla süren ağrılara dikkat!<br />Kadınlarda sık tekrarlayan alt karın ağrısı ya da bir diğer ismiyle üreme fonksiyonları için önemli bir bölge olan pelvis bölgesinde 6 ay ve daha uzun süre devam eden ağrılar pelvik ağrılar olarak tanımlanmaktadır. Bu ağrılar özellikle adet dönemi, cinsel ilişki esnasında veya sonrasında şiddetli alt karın ağrısı olarak belirti göstermektedir. Kronik pelvik ağrı hastalık değil semptomdur. Genişlemiş pelvik venler sıklıkla meydana gelen pelvik ağrıya neden olabilmektedir. Bu durum adet öncesi kötüleşir ve yürüme periyodundan sonra ya da uzun süre ayakta hareket edilen günlerde görülebilmektedir. En belirgin semptom ise cinsel ilişki esnasında ortaya çıkan ağrı olarak tanımlanmaktadır. Bu rahatsızlık idrarda yanma gibi bulgularla da kendini belli etmektedir. Kronik pelvik ağrının 15-73 yaşındaki kadınlarda yıllık görülme oranı 38/1000 civarındadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kronik pelvik ağrının jinekolojik olmayan nedenleri de var<br />Kadınlarda sıklık ve süreklilik ile pelvik bölgede hissedilen ağrı sosyal hayatı olumsuz etkilemektedir. Sosyal yaşamı kısıtlayan ve psikolojik olarak da yıpratıcı olan bu durum birçok kadında görülmektedir. Jinekolojik nedenlere bağlı pelvik ağrılar arasında çikolata kistleri, pelvik adezyonlar diye adlandırılan doku tabakalarının neden olduğu bağırsak rahatsızlıkları ve gebe kalmayı güçleştiren durumlar kronik pelvik ağrının jinekolojik nedenleri olarak bilinmektedir. Jinekolojik nedenlerin dışında kronik pelvik ağrıya neden olabilecek başka rahatsızlıklarda bulunmaktadır. Bunlar kısaca şu şekilde sıralanabilir;</span></p><p><span style="font-size:18px">Gastrointestinol sebepler</span></p><p><span style="font-size:18px">Irritabl bağırsak sendorumu, yaygın üreme çağındaki kadınların %20 sinde görülür ve pelvik ağrıya neden olabilir.<br />Konstipasyon (kabızlık) yaygın görülen ve kolay tedavi edilen bir durumdur ancak pelvik ağrıya neden olabilir.<br />Fıtıklar (hermi ) karın ve pelvik fıtıklar ağrıya neden olabilir.<br />Ürolojik sebepler</span></p><p><span style="font-size:18px">İnterstisyel sistit yani idrar torbasının iltihaplanması pelvik ağrıya neden gösterilebilir.<br />İnflamatuar rahatsızlık, ağrı ve sık idrara gitme ile ilişkilidir. İşeme ile ağrı azalmasına neden olan bu durum karnın alt kısmında ağrıyla bulgu verebilir.<br />Üretrol sendrom adı verilen rahatsızlık da nedeni bilinmeyen sık idrara çıkma isteğidir.<br />Kas iskelete bağlı sebepler</span></p><p><span style="font-size:18px">Yumuşak doku romatizması özellikle omuz, boyun ve pelvik eklemlerde olan yaygın ağrının nedeni olabilir. Hassas noktalar ve ağrı eşiğinin düşmesi ile karekterizedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Nörolojik sebepler</span></p><p><span style="font-size:18px">Sinir tuzağı<br />Cerrahi işlem sonrası skar dokuda sinir sıkışması<br />Sinir dağılım alanında ağrı veya fonksiyon bozukluğu<br />Boyun, omurilik ya da vücudun farklı noktalarında geçmeyen ağrılar<br />Sinirin gerçek hasarı sonucu oluşur<br />Zonklama saplama ya da yanma tarif eder<br />Akut pelvik ağrı ve kronik pelvik ağrı birbirine karıştırılmamalı<br />Ani başlayan ve genellikle ciddi hastalıkların belirtisi olan akut ağrılar, sıklıkla hissedilen ve uzun süre devam eden kronik ağrıların zıddı olarak tanımlanmaktadır. Akut pelvik ağrılar en kısa sürede tedavi gerektiren durumlara sebebiyet verebilmektedir. Üreme çağındaki bir kadında akut pelvik ağrı gebelik testi pozitifliğinde diğer nedenler kanıtlanana kadar dış gebeliktir. Dış gebelikte anne adayında hayati tehlike yaratacak komplikasyonları en kısa sürede ortadan kaldırılmalıdır. Akut pelvik ağrıya neden olabilecek bazı jinekolojik nedenler şöyle sıralanabilir;</span></p><p><span style="font-size:18px">Erken gebelik<br />Dış gebelik<br />Düşük<br />Yumurtalık kistleri<br />Hipersmülasyon sendromu( yumurtalıkların aşırı uyarılması sonucu gelişen bir tablo) sonrasında oluşan over kistler neden olabilir.<br />Akut pelvik ağrının neden olabileceği jinekolojik olmayan sebepleri ise şu şekilde sıralanabilir;</span></p><p><span style="font-size:18px">Apandist<br />Irritabl bağırsak sendromu<br />Bağırsak iltihabı<br />Sindirim sistemi rahatsızlıkları<br />Böbrek mesane taşı<br />Fıtık<br />Enfeksiyona bağlı rahatsızlıkların tümü jinekolojik kaynaklı olmayan nedenlere bağlı olabilir.<br />Kişiye özel tedaviler önemli<br />Vücudun karın bölgesinde meydana gelen yanma, acı ve ağrı hissi çoğu zaman ciddiye alınmayarak evde bitkisel çaylar ve ağrı kesiciler ile tedavi sağlanmaya çalışılmaktadır. Karnın al kısmında sürekli ve sıklıkla meydana gelen kronik pelvik ağrının jinekolojik ve jinekolojik olamayan diğer nedenleri için uzman hekim muayenesi sonrası ilaç tedavisi ya da cerrahi müdahale söz konusu olabilmektedir. Kronik pelvik ağrı tedavisinde çoğu zaman hormon&nbsp;tedavisi, doğum kontrol hapı, antibiyotik ve ağrı kesici uygulamaları ile fizik tedavi yöntemlerinden yararlanılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER ve KAYNAK: MEMORİAL</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MEMLEKET PARTİSİNDEN SİYASİ PARTİLERE TASARRUF KAMPANYASI: HAZİNE YARDIMI ALMAYIN]]>https://www.haberanaliz.net/haber/memleket-partisinden-siyasi-partilere-tasarruf-kampanyasi-hazine-yardimi-almayin-154820796b7e3-b174-4843-88a0-5a28e322efa12022-01-14T19:49:00+03:00HABER MERKEZİ MEMLEKET PARTİSİNDEN SİYASİ PARTİLERE TASARRUF KAMPANYASI: HAZİNE YARDIMI ALMAYIN

MEMLEKET PARTİSİNDEN SİYASİ PARTİLERE TASARRUF KAMPANYASI: HAZİNE YARDIMI ALMAYIN

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Memleket Buluşmaları kapsamında Niğde ve Nevşehir’den sonra Kayseri’ye geldi. Kayseri’de düzenlediği basın toplantısında konuşan İnce, Siyasi Partilere Tasarruf Kampanyası adı altında yeni bir kampanya başlattıklarını duyurdu. İnce, “Bu yoksulluk ortamında her üç gençten biri işsizken, dolar rekorun rekorunu kırarken, fabrikalar kapanırken, raflar boşalırken, millet ayçiçeği yağı alamazken, hazineden bu kadar parayı alıp sokaklara bayrak asmak doğru değildir” dedi.<br /><br />YOKSUL ÖĞRENCİNİN SORUNU KALMAZ<br />Siyasi Partilere Tasarruf Kampanyası’nın 17 Ocak Pazartesi itibariyle tüm siyasi partilere imzaya açacaklarını dile getiren İnce, “Her yıl ocak ayında TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler hazine yardımı alır. Bu yıl 2022 yılında AK Parti, CHP, MHP, HDP, İYİ Parti 645 milyon TL eski parayla 645 trilyon TL hazine yardımı alacak. 2022 yılında seçim olursa toplam alacakları para 1,9 milyar TL, yani 2 katrilyon. Bu büyük bir para. Yani iki milyon üniversite öğrencisine biner lira para verebiliyoruz. Toptan aldığımız zaman 2 milyon yoksul öğrencinin tablet bilgisayar sorunu kalmaz” dedi.<br /><br />HAZİNEDEN BU KADAR PARAYI ALIP SOKAKLARA BAYRAK ASMAK DOĞRU DEĞİL<br />Memleket Partisi Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Gaye Usluer’in kampanyayı imzaya açacağını söyleyen İnce, “Kim bu kampanyaya katılıyor göreceğiz. Bu yoksulluk ortamında her üç gençten biri işsizken, dolar rekorun rekorunu kırarken, fabrikalar kapanırken, raflar boşalırken, millet ayçiçeği yağı alamazken, hazineden bu kadar parayı alıp sokaklara bayrak asmak doğru değildir. Siyasi partiler 2022 yılında hazine yardımı almasınlar. Biz ne güzel götürüyoruz kendi paramızla, kendi emeğimizle” diye konuştu.<br /><br />SİYASİ PARTİLERİ TASARRUFA HAZİNEYE YÜK OLMAMAYA DAVET EDİYORUZ<br />Türkiye’ye örnek olalım vurgusunu yapan İnce, “Bu ortamda, üniversite öğrencilerine 2 milyon tablet alalım. Hem çevre kirliliği olmaz hem gönüllülerle yaparız kampanyayı hem hazineye yük olmaz hem gençlerimiz tabletlerine kavuşur. Memleket Partisi olarak Türkiye’yi, siyasi partileri tasarrufa, hazineye yük olmamaya davet ediyoruz. Kim imzalayacak bakalım. Ocak sonuna kadar imzaları bekleriz. Sonra bir basın toplantısıyla milletimize anlatırız. Memleket Partisi’nin kampanyası siyasi partilere tasarruf kampanyasıdır” dedi.<br /><br />ALMAYIN FAKİR FUKARININ PARASINI<br />İnce sözlerine şu şekilde devam etti:<br />“Zaten sizin belediyeleriniz var; kiranız yok, bir şeyiniz yok. Almayın bu sefer fakir fukaranın parasını. Üyelerinizden toplayın. Bak biz üyelerimizden toplayarak siyaset yapıyoruz. Bu yoksulluk ortamında bu kriz ortamında, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik daralmışlık ortamında devletin parasıyla afiş asmayın sokaklara. Almayın bu parayı. Bir mertlik gösterin. Bir dürüstlük bir insanlık gösterin. Bu kampanyaya bakalım kimler destek verecek. Hep birlikte göreceğiz”<br /><br />BUNLARI YAPMIYORSANIZ SİZ ÇAKMA DEMOKRATSINIZ<br />Siyasi Partiler Yasası’nı gündeme taşıyan İnce, “Seçime doğru giderken seçim yasasını konuşuyoruz ama Siyasi Partiler Yasası’nı hiç konuşmuyoruz. Herkes demokrat, kime sorsan demokrat. Güçlendirilmiş parlamenter sistem de var, o da var, bu da var. Geç bunları, bunlar masal. Eğer gerçekten demokrasi istiyorlarsa Siyasi Partiler Kanunu’nda genel başkan diktatörlüğüne son vermeleri lazım. Gelin bakalım, genel başkanı üyeler seçisin. Partilerde cumhurbaşkanı adayını üyeler belirlesin. Gelin bu yükümleri Siyasi Partiler Kanuna koyalım, gerçekten demokrat mısınız görelim. Bunları yapmıyorsanız siz çakma demokratsınız” dedi.<br /><br />DEMOKRATİKLEŞMENİN BAŞLAYACAĞI YER SİYASİ PARTİLER KANUNU<br />İnce, “Kendi partinizde demokrasi olmadan Türkiye’ye demokrasi vaat edemezsiniz. Türkiye özgürleşmek istiyorsa, Türkiye demokratikleşmek istiyorsa buna başlayacağı yer güçlendirilmiş parlamenter sistem değildir, buna başlayacağı yer Siyasi Partiler Kanunu’dur. Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirmeden buna öncülük etmeden, masal anlatırsınız. Daha tüzüğünüzü değiştirmemişsiniz ne konuşuyorsunuz. Numaradan gösteriş yapıyorsunuz. Kota şöyle olsun böyle olsun. Bizimki belli, fermuar sistemi. Bir kadın bir erkek. Değiştir tüzüğünü; kimse değiştirmiyor. Türkiye’de iktidarı, muhalefeti hepsi numaradan demokratlık yapıyorlar. Eğer gerçekten demokrat olmak istiyorlarsa Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirelim, bizim üç milletvekilimiz var; biz oradayız, hemen imza veririz oy veririz” dedi.<br /><br />EL KESESİNDEN SİYASET YAPMAYIN<br />İnce, “Birincisi demokratikleşmeye davet ediyorum. İkincisi, bu kriz ortamında bu yokluk ortamında el kesesinden siyaset yapmayın diyorum. Fakir fukaranın vergileriyle bayrak asıp, sokaklarda gezip siyaset yapmayın. Üyelerinizden toplayın parayı siyaset yapın. Hazine parasıyla 2 katrilyon parayla meydanlarda fink atmayın. Bu yokluk ortamında bu fakir fukara millete örnek olun diyorum. Kampanyayı başlatıyorum” diye konuştu.<br /><br />YENİDEN ÜRETEN BİR TÜRKİYE İNŞA ETMELİYİZ<br />Türkiye Cumhuriyeti’nin uygarlık rotasından çıkmak üzere olduğunu dile getiren İnce, “Devlete, TÜİK’e, Merkez Bankası’na, yargıya, kurumlara güven yok. Ekonomik sıkıntılar can yakıyor. Nereye gitsem herkes geçim sıkıntısını, hayat pahalılığını konuşuyor. Üretmeyen bir Türkiye var artık. Paramız var alırız diyor. Bu gerçekçi bir politika değildir. Paran olmayabilir, hatta paran olsa da bulamayabilirsin satmazlar. Örneğin bazı ülkeler önümüzdeki yıl buğdayı satmayacak. Üretim düştü kendime lazım diyor. Yeniden üreten bir Türkiye inşa etmeliyiz” dedi.<br /><br />TEPEDEN TIRNAĞA BORÇLUYUZ<br />En büyük problemin geleceği görememek olduğunu vurgulayan İnce, “Dış borç tavan yapmış, tepeden tırnağı borçluyuz. En büyük problem geleceği görememek, öngörememek. İş adamının elinde para olsa da geleceğe dair bir yatırım yapmak istemiyor. Rekabet terk edilmiş, şeffaflık yok edilmiş onun yerine keyfilik, yandaşlık gelmiş. Yanlış tarım politikalarıyla insanlarımızı besleyemeyecek duruma getirmişiz. Türkiye benim çocukluğumda kendi kendine yeren 7 ülkeden biriydi. Bugün ne yazık ki kuru fasulyesini, pirincini, etini dışardan alan bir ülke durumuna geldi” diye konuştu.<br />BATIYORUZ<br />Sözlerine “Kutuplaşmış bir Türkiye var” diyerek devam eden İnce, “Tahammülsüz bir ülke olduk. Birbirine tahammülsüz insanlar, trafikte dahi bunu anlıyorsunuz. Doğru mu yanlış mı diye bakmıyor kimse. Bizim mahalle mi, sizin mahalle mi? Batıyoruz. Sonra batıranlar çıkıyor diyor ki aynı gemideyiz bak batıyoruz. Ya, çalarken aynı gemide değildik de batarken aynı gemideyiz. Doğru söylüyorsun beraber batıyoruz. Ülkeyi bu duruma getirenler ülkeyi bu durumdan kurtaramaz. Ülkeyi bu duruma getirenlerin sorumluları bu ülkeye umut olamaz. 20 yıllık iktidar karşında umut olamayan bu muhalefet de çözüm üretemez” dedi.<br /><br />YARALARI BİZ SARACAĞIZ<br />İnce, “Biz Memleket Partisi olarak üçünü bir yol olarak, bir seçenek olarak milletimize diyoruz ki yaraları biz saracağız, dertlere derman biz olacağız, örselenen Cumhuriyet değerlerini yeniden tesis edeceğiz. Adil, hızlı, etkin, tarafsız bir yargıyı, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri korumayı, Türkiye’nin üretmesini, barışmasını büyümesini, adil bölüşmesini, barış ve güvenlik odaklı bir dış politika kurmasını ve çağdaş bilimsel bir eğitimi biz tesis edeceğiz” diye konuştu.<br /><br />TÜRKİYE’Yİ AYAĞA KALDIRMA REÇETESİ<br />Türkiye’yi ayağa kaldırmak için beşli bir ayak öngördüklerini dile getiren İnce, “Bir, hukukun üstünlüğü. İki, demokrasi kişisel hak ve özgürlükler. Üç, üretim ve paylaşım. Dört, barış ve güvenlik odaklı bir dış politika. Beş, geleceğimizi hazırlamak için en değerli varlıklarımız çocuklarımız için nitelikli bir eğitim. Bu beş ayak üzerinde Türkiye’yi ayağa kaldırırız diyoruz. Önümüzdeki günlerde bunları her bir sektörde her bir alanda nasıl yapacağımızı her ilde tekrar açıklayacağız” dedi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Milyonlar icralıkken Rıza Sarraf devlet eliyle soygun yapıyor!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/milyonlar-icralikken-riza-sarraf-devlet-eliyle-soygun-yapiyor-15481cb333ba8-f4e5-4856-9eed-bc4eddc384772022-01-14T19:46:00+03:00HABER MERKEZİ Milyonlar icralıkken Rıza Sarraf devlet eliyle soygun yapıyor!

Milyonlar icralıkken Rıza Sarraf devlet eliyle soygun yapıyor!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Saha çalışmaları sırasında ziyaret ettiği muhtarlık ofislerinde karşılaştığı yüzlerce icra dosyasını gündeme getiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Kani Beko, ülkede yaşanan çarpıcı gerçekleri açıkladı. Bir tarafta milyonlarca emekçinin, öğrencinin icralarla boğuştuğunu belirten Beko, diğer taraftan 2017 yılında şirketlerine kayyum atandı denilen Rıza Sarraf’ın 2021 yılında adına kayıtlı bir şirketin SGK’ya yaklaşık 1,5 trilyon borcunun olmasının yolsuzluk ve hırsızlık üzerine kurulan çarpık düzenin göstergesi olduğunu açıkladı.<br /><br />AKP’Lİ BAKAN VE ÇOCUKLARININ LİSTESİ ELİNDE!<br /><br />Beko, şunları açıkladı: “Rıza Sarraf gazete ilanı ile aranıyor. Türkiye'nin cari açığını kapatmak iddiasında bulunan Sarraf’ın resmi ilana göre SGK’ya eski para ile 1 Trilyon 654 milyar 24 bin 52 TL ceza borcu bulunuyor. Devletin bütçesi ise 1 trilyon 751 milyar TL. Sarraf 2016’da Türkiye’yi terk etti ve ABD’ye gitti. 2017’de mal varlıklarına el konuldu ve güya şirketlerine kayyum atandı. Ancak Türkiye’de Sarraf’ın adına kayıtlı ve halen faaliyette bulunduğu anlaşılan bir şirketin SGK’ya 2021 yılında borcunun olduğunu gazetelere verilen ilandan öğrenmiş olduk. Anlamak istediğimiz arabası ve gayrimenkulleri dışında Türkiye’de adına kayıtlı en az 10 şirket vardı. Kayyum ne işlem yaptı? Devletin yapacak hiçbir şeyi yok! Çünkü Rıza Sarraf’ın 4 buçuk milyar dolar rüşvet verdiği dönemin AKP’li bakan ve çocuklarının listesi elinde. Dokunulmazlık buradan geliyor.Rıza Sarraf Miami'de kral hayatı yaşarken Türkiye’de muhtarlık binalarında yüzlerce icralık dosyasını incelediğinizde başta işçiler olmak üzere, işsizler, köylüler, esnaf, devletten burs alan öğrenciler, dullar ve yetimler hepsi icralık oldu. Ülkede yıllık ortalama 2,5 milyon merkezi takip sisteminde icra dosyası varken uluslararası sahtekar Sarraf devlet eliyle soygun yapmıştır.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GİRGİN: YAŞAMI EVDE ELEKTRİĞE BAĞLI HASTALAR ELEKTRİK FATURASINDAN MUAF TUTULSUN]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-yasami-evde-elektrige-bagli-hastalar-elektrik-faturasindan-muaf-tutulsun-15480f4974a25-c5fa-456f-9004-3e8b06df8c7b2022-01-14T19:42:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: YAŞAMI EVDE ELEKTRİĞE BAĞLI HASTALAR ELEKTRİK FATURASINDAN MUAF TUTULSUN

GİRGİN: YAŞAMI EVDE ELEKTRİĞE BAĞLI HASTALAR ELEKTRİK FATURASINDAN MUAF TUTULSUN

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Aynı konuda bir de soru önergesi veren Girgin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e “Evde elektrikli cihazlarla tedavi gören hastaların elektrik faturalarından muaf tutulması yönünde bir çalışmanız var mıdır?” diye sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin açıklamalarını şöyle sürdürdü:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4.5 MİLYON CİVARINDA HASTA YOĞUN ELEKTRİK KULLANAN TEDAVİ CİHAZI KULLANIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Türk Toraks Derneği’nin verilerine göre, 4 milyon solunum hastasının en az 600 bini evde cihazları bağlı olarak yaşıyor. Buna ek olarak,Türkiye’de 40 yaş üzeri nüfusun %40’ında KOAH hastalığına rastlandığı ve bu hastaların %15’e yakın kısmının solunum cihazına bağlı olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, ALS,MS hastaları da evde tedavilerinde, elektrikli cihazları kullanmak zorundadır. Sonuç olarak, Türkiye’de 4.5 milyon civarında hasta yoğun elektrik kullanan tedavi cihazlarını kullanmak zorundadır.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MUĞLA’DA 391 KİŞİ SOLUNUM CİHAZI KULLANIYOR. BU AİLELER FATURALARI NASIL ÖDEYECEK? </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Muğla’da Koah- Als- Sma ve trafik kazası gibi nedenlerle, 391 Kişi solunum cihazı olarak bilinen Oksijen Konsantratörkullanıyor.Büyükşehir Belediyesi Evde Bakım Hizmetleri sürekli olarak bu ailelerin yanında.Ancak cihazlar sürekli olarak elektriğe bağlı olarak çalışmakta ve her hastanın evinde ayrıca bir de jeneratör var. Bu cihazlar çok fazla elektrik çekiyor. Elektrik kesilmesi durumunda aileler jeneratörleri devreye sokuyor. Bu aileler bu kadar yüksek elektrik kullanan cihazlarla şişen faturaları nasıl ödeyecek?”</span></p><p><span style="font-size:18px">“Elektrik bu aileler için bir nefes demek. “Kendimiz mum ışığında idare edelim yeterki bu cihazlar çalışsın” diye nice fedakarlıklara katlanıyorlar ama yine de kabaran elektrik fatıralarını karşılamakta zorlanıyorlar” diyen Girgin hayatı elektriğin ucunda olan bu insanlara devletin destek olması çağrısında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin&nbsp; Menteşe ilçesinde elektrik cihazına bağlı olarak yaşayan ALS hastası 4 yaşındaki Gurur Yaşar ve ailesini ziyaret ederek yaşadıkları sorunları dinledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BU BİR SOSYAL YARADIR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Elektrik fiyatları, son 4 yılda 5’e katlanmıştır. Bu fahiş zamların elektrikli cihazları kullanmak zorunda olan hastalarımızı mağdur ettiği açıktır. Ayrıca, elektrikte kademeli tarife modeline geçilmesiyle, bu hastalarımızın mağduriyeti katmerlenmiştir. Deyim yerindeyse, kademeli tarife bu aileler için ölüme dönüşmüştür. Bu bir sosyal yaradır. Faturayı ödeyemeyecek durumda olan hastalar hayati tehlike ile karşı karşıya kalmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu nedenle, bu hastaların yaşadığı mesken elektrik faturalarından muaf tutulmalı, bu ailelerden fatura ücreti talep edilmemelidir.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[CHP’Lİ ÖZER: TARSİM İÇİN ÇKS ŞARTI KALDIRILMALI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-ozer-tarsim-icin-cks-sarti-kaldirilmali-154798f1b8c0c-f930-499d-8779-dd6630e42a7f2022-01-14T19:39:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’Lİ ÖZER: TARSİM İÇİN ÇKS ŞARTI KALDIRILMALI

CHP’Lİ ÖZER: TARSİM İÇİN ÇKS ŞARTI KALDIRILMALI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer geçtiğimiz haftalarda yoğun yağış, fırtına ve hortum nedeniyle zor günler geçiren Antalyalı üreticinin sıkıntılarını Meclis’te dile getirdi. Antalya üreticisini bekleyen en önemli tehlikenin iklim değişikliği, sel ve hortumlar olduğunu belirten Özer, yaptıramayan üreticiler için tarım sigortası TARSİM şartlarının kolaylaştırılması çağrısında bulundu. Özer ÇKS kaydı şartının kaldırılmasını istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Özer TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şu ifadelerde bulundu:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BU KEZ ŞANSLIYDIK:</strong>&nbsp;Üreticilerimiz son on beş günde iki büyük tehlike atlattı. 30 Aralıkta Meteoroloji Genel Müdürlüğü aşırı yağış nedeniyle kırmızı kodla Antalya’yı uyardı. Yirmi dört saatte Antalya’da metrekareye 243 kilogram yağmur düştü. Derelerin taşması sebebiyle hem seraları hem de evleri su bastı. Hemen on gün sonra 9 Ocak’ta Kumluca ilçemizin Mavikent ve Beykonak beldeleri hortumla karşı karşıya kaldı. Çiftçilerimizin sabaha kadar gözüne uyku girmedi. Sabah 100 dekara yakın arazinin hortumdan etkilendiğini gördük. Bir kez daha buradan bütün üreticilerimize geçmiş olsun diyorum ama yarın bu kadar şanslı olmayabiliriz. Bu nedenle tarım sigortaları çok önemli.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TARSİM ÖNEMLİ AMA:&nbsp;</strong>Bildiğiniz gibi dünyada büyük bir kuraklık var, bir ısınma var, karbon salınımı yüzünden iklimler değişiyor. Bu yüzden de en çok etkilenen bölge Akdeniz havzası ve özellikle Antalya Körfezi. Tarım alanlarımız önümüzdeki yıllarda ani yağış, dolu ve hortumla karşı karşıya kalma durumunda. Bu nedenle 2005 yılında kurulmuş Tarım Sigortaları çiftçi ve tarım alanları açısından çok önemli. TARSİM kurulduğunda bir misyon belirlemiş kendisine; tarım sigortalarının tanıtılması ve yaygınlaşmasının sağlanması, üreticilerin doğal afetlerden ve oluşabilecek diğer risklerden korunması, bu amaca yönelik gerekli uygulamaların hatasız, hızlı bir şekilde yürütülmesi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİ LEHİNE DEĞİL:&nbsp;</strong>TARSİM’in iyi niyetle kurulduğunu düşünüyoruz ama sahadaki eksperler ve tarım sigortası mantığının hiç de çiftçi lehine olmadığını görüyoruz. Geçen sel felaketinde TARSİM’in eksperleri gelmiş, seraları gezmişler, demişler ki: “Bitki on gün içinde ölürse size ödeme yaparız.” Bakın, bir seraya sel girdiği zaman oraya bomba düşmüyor; seradaki fide, bitki on gün içinde ölmez. Bir aylık, bir buçuk aylık bir süre içerisinde mantar hastalıkları, kök çürüklükleri ve gövde hastalıkları yüzünden bitki ölür.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2 BİN DEKAR ARAZİ DAVALI:&nbsp;</strong>Ben isterdim ki bugün Antalyalı AK Partili milletvekillerimiz de Genel Kurul’da olsun. Biliyorum ki onlar da sahada aynı sorunlarla karşılaşıyorlar. En büyük sorunumuz mülkiyet. Benim bölgemde 2 bin dekar arazide şahıslar hazineyle davalı. Davalı olduğu için ÇKS kaydını yaptıramıyorlar yani Çiftçi Kayıt Sistemi’ne giremiyorlar. Giremedikleri için de bu üretim alanları üzerinde tesis olmasına rağmen, sera olmasına rağmen, üretim yapılmasına rağmen ne yazık ki güvence dışı kalıyorlar. Bunun önüne geçmek için hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hem de Tarım ve Orman Bakanlığı ile değişik kereler buluştuk, konuştuk ama görüyorum ki hiç kimse bu konuda parmağını dahi kıpırdatmıyor yani çiftçi lehine bir karar almaktan imtina ediyor. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NARENCİYE DE ZORDA:&nbsp;</strong>Öte yandan narenciye üreticisinin de gözüne uyku girmiyor çünkü coğrafi işaret almış Finike portakalı bile 2 liraya kadar düşmüş durumda. Bahçe dikimi farklıdır arkadaşlar, bakımı farklıdır. Bir bahçeyi dikersiniz, ürünü alırsınız, ilacını yaparsınız, budamasını yaparsınız, yazın sulamasını yaparsınız, süreklilik ister. Başta gübre olmak üzere girdi maliyeti ise büyük dert. Bütün tarım girdilerinde yüzde 50’ye varan destekler yapılması lazım yoksa bu insanlar yakında portakal bahçelerini sökmeye başlayacak. Gerekli destekleme yapılmazsa sürdürülebilir tarım ortadan kalkar. Bu kalkınca da insanlar açlıkla karşı karşıya kalır. 84 milyonluk ülke aç kalır arkadaşlar; ucuz gıdaya erişemez ve sürekli gıdaya erişimi engellenir.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Murat Çepni: ÇED gerekli değildir kararı kabul edilemez.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/murat-cepni-ced-gerekli-degildir-karari-kabul-edilemez-1547822ef8231-dc4e-454a-9d7d-e44293b509622022-01-14T19:35:00+03:00HABER MERKEZİ Murat Çepni: ÇED gerekli değildir kararı kabul edilemez.

Murat Çepni: ÇED gerekli değildir kararı kabul edilemez.

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sinpaş GYO A.Ş.’nin, Muğla İli, Marmaris İlçesi, İçmeler Mah. Kızılkum&nbsp; Mevkii’nde, 163.968,72 m2’lik alana yapılmakta olan 2 etaptan oluşan 205 Odalı Otel ve 1407 Adet Devremülk (Konut) projesi mevcuttur.&nbsp; 1987 tarihinden beri gündemde olan proje kaba inşaatı tamamlanmış haliyle Sinpaş GYO A.Ş. tarafından satın alınmış ve proje için 13.08.2021 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca&nbsp; “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a soru önergesi vererek konuyu Meclis gündemine getirmiştir. Önergenin gerekçesi şu şekildedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sinpaş , 2010 yılı başında iki koyu içine alan otel inşaatının bulunduğu bu araziye 1400 adet lüks konut yapmak için o dönem belde olan İçmeler Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’ne başvurmuş&nbsp; ancak belediye imar planında belirtilen hükümler çerçevesinde konut yapımına izin vermemiştir.&nbsp; Bunun üzerine Sinpaş, bu geniş araziye devremülk usulü 4 mevsim yaşanacak bir termal tesis yapmaya karar vermiştir. Proje için&nbsp; ÇED gerekli değildir&nbsp; kararının verilmiş olmasına bölge halkı ve demokratik kitle örgütleri tepki göstermişler; Marmaris Kent Konseyi, “milli park içerisindeki proje, çevresel etki değerlendirmesine tabi olması gereken büyüklükte entegre bir tesistir.”Diyerek kararın iptali için 11 Eylül 2021 tarihinde konuyu yargıya taşımıştır.&nbsp;&nbsp; Muğla Çevre Platformu (MUÇEP)&nbsp; ise “Sinpaş GYO ve Kızılbük GYO’nun Marmaris’in en güzel koylarından biri olan Kızılbük’teki otel inşaatı ve devre mülkler, alışveriş merkezi, villalar, spa, yat limanı yaparak doğayı, ortak yaşam alanlarımızı adeta talan ederek,&nbsp; işgal etmesine, yağmalamasına itiraz ediyoruz. Milli Park statüsünde olan ve hiçbir resmi tahsis yapılmadığı halde Sinpaş GYO tarafından şantiye alanından yaklaşık bir km öteye bir kapı konulmuş, böylelikle şantiye alanında olan biten Marmaris halkından gizlenmektedir” açıklamasını yapmıştır.&nbsp; Şirket tarafından projenin neden olacağı ekolojik yıkımlara dikkat çeken ve ifade özgürlüğü hakkını kullanan Marmaris Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Halime Şaman’a karşı 300 Bin Liralık tazminat talebi de içeren haksız rekabet davası açılmıştır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Sinpaş GYO,&nbsp; yaz boyu süren inşat yasağına da uymayarak çalışmalarına devam etmiştir.&nbsp; Proje alanında,&nbsp; denize sıfır beton santrali kurulduğu, villaların yapılacağı, yolların açılacağı kesimlerde dağ eteklerinin tıraş edildiği, sahada yer alan ve yaklaşık 30 yıldır atıl duran otel binasının kat sayısının 6’dan 9’a çıkarıldığı, kamyon park alanı için milli parkın tahrip edildiği görülmüştür. Firmanın resmi evraklarında dinamit kullanmayacağı beyanına rağmen, dinamit kullanıldığını adeta belgeleyen manzaralar mevcuttur.&nbsp;&nbsp; 30 Aralık 2021 tarihinde Mahkeme kararı doğrultusunda bilirkişi keşfi yapılmıştır. Termal tesis olarak pazarlanan projede, bilirkişi heyeti termal kuyuyu incelemek istediğinde firma temsilcilerinin kuyu yerini göstermekte dahi zorlanmışlardır. Davacı tarafın teknik ekibinde yer alan petrol ve doğalgaz mühendisi;&nbsp; 1-2 metrekarelik yüzeye sahip etrafı brandalarla çevrili kuyu hakkında, ‘Kuyu başına açık vana konulmuş, artezyen şeklinde yukarı gelmiyor. Kuyunun kapasitesinin, tesis kapasitesini karşılaması mümkün görünmüyor. Ayrıca, kaynak suyun sıcaklığının 18 derece olduğu söyleniyor. Bu sıcaklıktaki kaynak termal olarak nitelendirilemez.” beyanında bulunmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Proje daha inşaat aşamasında orman varlıklarına ve ekolojik yapıya telafisi imkânsız zararlar vermektedir. Dinamit kullanımına bağlı çevredeki hasarlar, milli parkın tahribatı, termal tesis kriterlerine uymaması, sahile yakın beton santralinin kurulması,&nbsp; 1. Derece deprem bölgesi alanda 8-9-10&nbsp; kat inşa edilmiş binalar,&nbsp;&nbsp; binaların kanalizasyon yükü, yolların ağır hafriyat araçları sebebiyle bozulması, trafik yoğunluğunun artması, projenin bölgede flora ve faunaya vereceği zararların öngörülememesi, denizin kirletilmesi gibi nedenlerle çevresel etki değerlendirilmesinin yapılması, doğadan ve toplumdan yana politikalar üretilerek hukuksuzlukları da barındıran&nbsp; projenin iptal edilmesi gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Murat Çepni, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’na şu soruları yöneltti;</span></p><p><span style="font-size:18px">1- 2 etaptan oluşan (205 Odalı Otel ve 1407 Adet Devremülk (Konut)) bu kadar büyük entegre bir proje için neden “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir? Kararın gerekçesi kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">2- Uzmanlar proje alanının, Marmaris limanına giriş ve çıkışın olduğu tek nokta olduğunu, orada olabilecek herhangi bir çevre kirliliğinin, hem kendini temizleme olanağına sahip olmayan Marmaris Körfezi’ni hem de açık denizi etkileyeceğini&nbsp; söylemektedirler. Projenin Marmaris’te koylara, denize vereceği zararlar ve neden olacağı kirlilik nasıl engellenecektir? Uzmanların bu konudaki uyarıları neden dikkate alınmamaktadır?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">3- Projede dinamit kullanıldığına ilişkin iddialar araştırılacak mıdır? Bu konuda uzmanların tespitleri dikkate alınıp ilgili firmaya cezai işlem yapılacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">4- Proje yapımı için kaç ağaç kesilmiştir? Proje bitimine kadar kaç ağaç kesileceği öngörülmektedir? Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığı ile işbirliği yapılmakta mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">5-&nbsp; Projenin muhafazakar kesime hitap edeceği için yasa ve&nbsp; yönetmeliklerin&nbsp; kapsamı dışında tutulduğu, bu nedenle orman yangınları devam ederken&nbsp; inşaatının devam ettiği ve ÇED gerekli değildir kararının verildiği&nbsp; iddialarına ilişkin Bakanlığınızın açıklaması olacak mıdır?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">6- Kıyı Kanunu’nda bulunan kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır hükmü ile projenin çeliştiğini düşünmüyor musunuz? Tesislerin yapıldığı alanda halk kıyılardan ne şekilde yararlanacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">7- Projede&nbsp;&nbsp; lüks konut yapım işinin, çevreye uyumlu olmadığı için belediyeden gerekli onayı alamadığı bu nedenle devre mülke çevrildiği bunun da ÇED gerekli değildir kararı alınmasını kolaylaştırdığı iddiaları&nbsp; Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir?&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">8- Projenin sondaj&nbsp; kuyusunun termal tesis kriterine uygun olmadığı halde halka termal tesis olarak pazarlanması konusunda Bakanlığınızın açıklaması olacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">9- Şirketin, halkın kullanımına açık olan milli park içerisine kapı koyduğu fotoğraflarla ve videolarda görülmektedir. Kapı koymasının ve halkın geçişini engellemesinin gerekçesi nedir? Bakanlığınız bu uygulamayı durduracak girişimlerde bulunacak mıdır? Bu konuda şirkete yaptırım uygulanacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">10- Projenin inşası ve işletilmesi aşamasında Bern Sözleşmesi (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi)&nbsp; kapsamında alandaki&nbsp; biyoçeşitliliğe ve yaban hayatına vereceği zararlar tespit edilmiş midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">11- Burada yapılacak binaların deprem yönetmeliğine uygun olmadığı iddialarına ilişkin Bakanlığınızın açıklaması var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">12- Demokratik kitle örgütleri ve bilim insanları projenin ÇED dosyasının eksiklikler ve yanlışlıklar ile dolu olduğunu söylemektedirler. Bakanlığınızda incelenen dosyada bu eksiklikler ve yanlışlıklar neden dikkate alınmamıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">13- Bakanlığınız proje dosyasını eleştiriler doğrultusunda inceleyip, projeyi durduracak girişimlerde bulunacak mıdır?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[DR. YÜCEER: EMEKLİLER YAŞAMDA KALMA SAVAŞI VERİYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/dr-yuceer-emekliler-yasamda-kalma-savasi-veriyor-1547733daac83-fa63-4192-add0-e15d8c38b6a12022-01-14T19:32:00+03:00HABER MERKEZİ DR. YÜCEER: EMEKLİLER YAŞAMDA KALMA SAVAŞI VERİYOR

DR. YÜCEER: EMEKLİLER YAŞAMDA KALMA SAVAŞI VERİYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Geçim sıkıntısı yaşadıkları için emekli olduğu halde çalışmak zorunda olan, ekonomik kriz ve pandemi koşulları da eklenince yoksulluğu günden güne derinleşen milyonlarca emeklinin sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne araştırma önergesi verdi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“EMEKLİLER CİDDİ GEÇİM SIKINTILARI YAŞIYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Emekliliğin sosyal güvenlik hakkının ayrılmaz bir parçası ve temel bir hak niteliğinde olduğunu hatırlatan Dr. Yüceer, “Sosyal güvenlik hakkı, dolayısıyla&nbsp;emeklilik hakkı Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir insan ve yurttaş hakkıdır. Yaşamlarının büyük bölümünde çalışan, emek harcayan insanların yaşlılıklarında insanca bir emeklilik yaşamaları haklarıdır. Ancak ülkemizde hem emeklilik hem de emeklilerin insanca bir yaşam sürmesi giderek zorlaşmaktadır. Emekliler ve onların hak sahipleri 13 milyonu aşan sayılarıyla en önemli toplumsal gruplardan birini oluşturmaktadır. En büyük toplumsal gruplardan biri olan emekliler ne yazık ki büyük ekonomik zorluk çekmektedir.&nbsp;9 milyonu aşkın yaşlılık aylığı alan emekli ile 4 milyon civarındaki hak sahipleri ciddi geçim sıkıntıları yaşamaktadır” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“EMEKLİLERİN YÜZDE 95’İ ALDIĞI AYLIĞI YETERSİZ BULUYOR.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Milyonlarca emekli ve hak sahibinin asgari ücretin çok altında aylık ve gelir ile yaşamını sürdürmek zorunda kaldığını hatırlatan Dr. Yüceer, “Emekli aylık ve gelirleri giderek yükselen döviz kuru nedeniyle erimektedir. Bu durum yaygın bir emekli yoksulluğu yaratmaktadır. Öte yandan&nbsp;düşük gelirler nedeniyle emeklilerin neredeyse yarısı emeklilik yaşamlarını dinlenerek huzurlu bir şekilde geçirmek varken ya çalışmak ya da iş aramak zorunda kalmaktadır. "Küresel Emeklilik Endeksi" dünyada en iyi ve kötü emeklilik şartlarını sağlayan ülkeleri değerlendirmektedir. Türkiye, Küresel Emeklilik Endeksi 2020 raporunda 44 ülke içinde sondan 3. sırada yer almaktadır. Emeklilerimizin yüzde 95’i aldığı emekli aylığını yetersiz bulmaktadır. Öte yandan muayene katılım payı, reçete bedeli, ilaç fark ücreti gibi ücretler de emeklinin maaşını azaltmaktadır” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“EMEKLİLER YAŞAMDA KALMA SAVAŞI VERİYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yoksulluğu her geçen gün derinleşen emeklilerin yaşamda kalma savaşı verdiğini ifade eden Dr. Yüceer, “Her geçen gün artan döviz kuru ve yaşadığımız ekonomik kriz yoksulluğu daha da artırmaktadır. Türk-İş'in yaptığı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırmasına göre, 2021 yılının Aralık ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 4.013,26 TL, Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 13.073 TL&nbsp;olmuştur. Emekli aylıkları bu rakamların karşısında bırakın yoksulluk sınırını açlık sınırına bile yaklaşamamaktadır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“EMEKLİLERİMİZ REFAH İÇİNDE YAŞAMALI”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Dr. Yüceer sözlerini şöyle sürdürdü, “Emekli yurttaşlarımızın ülkemize uzun süre verdikleri emekler neticesinde emeklilik dönemlerinde refah içinde yaşaması gerekirken adeta sefalete mahkûm edilmesi ülkemiz açısından utanç verici bir tablodur. Emeklilerimizin Anayasamızda yer alan ‘Sosyal Devlet’ ilkesi gözetilmeden açlık sınırının altında bir yaşaması kabul edilemez bir durumdur. Geçim sıkıntısı yaşadıkları için emekli olduğu halde çalışmak zorunda olan, ekonomik kriz ve pandemi koşulları da eklenince yoksulluğu günden güne derinleşen milyonlarca emeklinin sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.”&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Mazot zammı pazarcı esnafını da vurdu…”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-mazot-zammi-pazarci-esnafini-da-vurdu-1547631f31802-8b71-4daa-b31f-e535f072fa7d2022-01-14T19:30:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Mazot zammı pazarcı esnafını da vurdu…”

Gürer: “Mazot zammı pazarcı esnafını da vurdu…”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Esnaf, akaryakıt zamlarının nakliye giderlerini artırdığı için pazara getirdiği ürünü &nbsp;kar koymadan &nbsp;satış yapmaktan dert yanarken, vatandaş da ürün fiyatlarındaki artış nedeniyle, zorunlu ihtiyaçlar dışında alım yapamamaktan yakındı.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER, PAZAR YERLERİNİ GEZDİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) &nbsp;Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde merkez ve ilçelerinde, Pazar yerlerini gezerek, esnafla ve alışveriş yapmak için gelen vatandaşların nabzını tuttu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AKARYAKIT ZAMLARI NAKLİYE GİDERLERİNİ ARTIRDI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Gürer’in yoğun ilgi gösteren pazarcı esnafı, akaryakıt fiyatlarındaki önlenemeyen artış nedeniyle nakliye giderlerinin yükselmesinden yakındı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;NAKLİYE GİDERİ 400 LİRADAN 800 LİRAYA ÇIKTI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çevre il ve ilçelerinden Niğde’ye ürün getiremediklerini anlatan pazarcı esnafı, “Mersin’den Niğde’ye mandalina getiriyorum; yazın 400 lira olan nakliye masrafı bugün 800 liraya çıktı. Yaz mevsiminde 800 lira olan araç lastiği şimdi 1600 lira olmuş. Bu şartlarda hangi ürünü kaç liraya satıp nasıl kar edeceğiz?” diyerek akaryakıt fiyatlarına gelen zamlara tepki gösterdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>1 KG POŞET 25 LİRA OLDU&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1 kg poşetin bile 25 liraya çıktığına değinen pazarı esnafı, “Vatandaş gelip yarım kilo ürün alıyor. ‘Vermem’ diyemiyorsunuz. Nakliye ve diğer giderler ürün fiyatlarını yükseltti” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YATIYORUZ ZAM, KALKIYORUZ ZAM&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e dert yanan bir başka pazarcı esnafı ise akaryakıt zamlarına farklı bir şekilde tepkisini gösterdi. “Akşam yatıyoruz zam, sabah kalkıyoruz zam” diyen esnaf, “Geçen senelerde 50 liralık mazotla 3 vilayet geziyorduk, şimdi 500 liralık mazotla Niğde’nin Bor, Kemerhisar ve Altunhisar’a gidebiliyoruz, yeter artık, bıktık” ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BIÇAK KEMİĞE DAYANDI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Asıl mesleğinin aşçılık olmasına rağmen iş imkânı olmadığı için pazarcılık yaptığını söyleyen bir başka esnaf da “35 yaşındayım, iş bulamadım. Benim gibi aşçı Niğde’de yok ama ben burada pazarcılık yapıyorum. Bıçak kemiğe dayandı” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PARA KAZAMAKTAN VAZGEÇTİK, EVE EKMEK GÖTÜRMENİN DERDİNE DÜŞTÜK&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yerinden 3 lira 30 kuruşa aldığı havucu 4 liradan satan bir pazarcı esnafı ise “Nakliyesi, poşeti, Pazar kirası ve diğer girdileri hesaba kattığınızda ben nasıl bu üründen kar edeceğim? Para kazanmaktan vazgeçtik, evimize ekmek götürebilmenin derdine düştük” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER’E YOĞUN İLGİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pazarcı esnafı da alışveriş için Pazar yerine gelen vatandaşlar da CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer’e sevgi gösterisinde bulundular. CHP milletvekili Gürer’e, “Her kesimin her sorununa eğiliyorsunuz; sizi seviyoruz ve ilgiyle takip ediyoruz” diyen vatandaşlar, pahalılıktan yakındı. “Gelirimiz giderimizi karşılamıyor” diyen vatandaşlar, “fiyatlar çok pahalı, alım gücümüz azaldı, o nedenle zorunlu ihtiyaçlar dışında alım yapamıyoruz” dediler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PAZARYERLERİ MARKETTEN UYGUN&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer de pazaryerlerinde gözlemleriyle ilgili değerlendirme yaparak, “Vatandaş pahalılıktan yakınıyor ama pazarcı esnafı da neredeyse hiç kar etmeden satış yapıyor. Hem pazarcı hem vatandaş, artan girdi maliyetleri nedeniyle oluşan pahalılık nedeniyle mağdur durumda. Niğde’ye Konya ve Çukurova’dan satış için ürün getiren&nbsp;pazarcılar, mazot fiyatlarındaki artışlardan dolayı büyük sıkıntıya düşmüş. Pazarcı esnafı bazı ürünlerde fiyatın değişiklik göstermesine rağmen artan girdi maliyetine göre neredeyse yerinden alıp getirdikleri ürünü karsız aldıklarını ve nakliye sonrası başa baş sattıklarını söylüyor. &nbsp;Hem esnaf hem vatandaş pahalılıktan nedeniyle sıkıntılı. Pazarlar marketlere göre daha uygun fiyatlı ancak vatandaş sabit gelirli olduğu için artan giderler bütçesini kısmasına yol açmış, gramla alışveriş yapar durumda ” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AKARYAKIT ZAMMI PAZARCI ESNAFINI MAĞDUR ETTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, akaryakıt fiyatlarındaki anormal artışın bu şekilde devam etmesi halinde nakliye sorununun yaşanacağını ve Pazar yerlerine çevre il ve ilçelerden ürün getirilememesi, getirilse de artan fiyatlarla satılması nedeniyle oluşan mağduriyetin daha da derinleşeceği &nbsp;uyarısında bulundu.&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MUHARREM İNCE: TERÖRİST TERÖRİSTTİR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/muharrem-ince-terorist-teroristtir-15475c498e17a-eb89-4bac-a2e1-9c09aa92eb9e2022-01-14T19:25:00+03:00HABER MERKEZİ MUHARREM İNCE: TERÖRİST TERÖRİSTTİR

MUHARREM İNCE: TERÖRİST TERÖRİSTTİR

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin Nevşehir İl Başkanlığını açmak üzere Nevşehir’e geldi. İnce, Nevşehir’de düzenlediği basın toplantısında iktidara da muhalefete de yüklendi. “Bir milletvekilinin teröristle fotoğrafı olur mu? Tabi ki olmaz” diyen İnce, “PKK’lı teröristle fotoğraf çektiren milletvekilini kınıyorsunuz da FETÖ’cü teröristle fotoğraf çektireni niye kınamıyorsunuz?” dedi.<br /><br />FETÖCÜ TERÖRİSTLE FOTOĞRAF ÇEKTİRENİ NEDEN KINAMIYORSUNUZ?<br />İnce, “Bir milletvekilinin bir teröristle fotoğrafı olur mu? Tabii ki olmaz. Daha bunun ötesi var mı? Yok şu zaman çekilmiş, yok bu zaman çekilmiş. Sokakta çektirilen fotoğrafların bir günahı yoktur. Biz siyasetçiyiz, sokakta tanımadığımız insanlar gelir bizimle fotoğraf çektirir. Bunun hiçbir günahı yoktur. Nereden bileyim kim olduğunu. O yarın hırsız çıkar başka bir şey çıkar ben onu bilemem. Bunda bir siyasetçinin, bir şöhretlinin, bir sanatçının suçu yoktur. Ama özel mekanlarda birlikte olmuşsunuzdur, beraber buluşmuşsunuzdur; ya kardeşim PKK’lı teröristle fotoğraf çektiren milletvekilini kınıyorsunuz da, FETÖ’cü teröristle fotoğraf çektireni niye kınamıyorsunuz?” dedi.<br /><br />TERÖRİST TERÖRİSTTİR<br />İnce sözlerine şöyle devam etti: “ FETÖ’ye ekonomiyi teslim ettiğiniz, maliyeyi, hazineyi teslim ettiğiniz bakanın fotoğrafı yok mu? Yani FETÖ’cü teröristle fotoğraf çektirmek serbest, PKK’lıyla yasak. Böyle bir mantık olamaz. Bizim mantığımıza göre; IŞID’li teröristle de, PKK’lı teröristle de, DHKPC’li teröristle de, FETÖ’cü teröristle de kimi sayarsan say hiç biriyle milletvekili fotoğraf çektiremez, çektirmemelidir. Böyle bir dostluğu olmamalıdır. Senin teröristin benim teröristim olmaz, terörist teröristtir. Bize yakın olunca farklı ona yakın olunca farklı. Böyle bir mantık olmaz. Erdoğan’a sesleniyorum Nevşehir’den; senin kaç bakanının, senin kaç milletvekilinin, senin kaç belediye başkanının FETÖ terör örgütü ele başısıyla fotoğrafı var? Kendine göre bir milat biçeceksin, o milattan önceki fotoğraflar önemli değil, o milattan sonraki fotoğraflar önemli. Kim biçti miladı, sen mi belirledin? Sen yargının üstünde misin? Neden sana göre milat oluyor?” diye konuştu. &nbsp;<br /><br />5 YILDIZLI DEMOKRASİ OLMADAN 5 YILDIZLI TURİZM OLMAZ<br />İnce, “Bir turizm bölgesindeyiz, turizmimizi geliştirmek istiyorsak 100 milyon turist, 100 milyar dolar turizmden gelir elde etmek istiyorsak 5 yıldızlı demokrasi lazım. 5 yıldızlı demokrasi olmadan, 5 yıldızlı turizm olmaz. Demokrasimizi güçlendirmezsek, özgürlüklerimizi çoğaltmazsak, turizmde nitelik sorunu devam eder. Yani nitelikli turist gelmez bize, entelektüel turist gelmez. Onun için demokrasimizle, Türkiye’de ki rejimin işleyişiyle, yargımızla Nevşehir arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Nitelikli bir turizm için nitelikli bir demokrasi gereklidir” dedi.<br /><br />EKONOMİK ÇÖZKÜŞLE KARŞI KARŞIYAYIZ<br />İnce, “19-20 yılın sonunda bir ekonomik çöküşle karşı karşıyayız. Her üç gençten biri işsiz. 2002’de 1,60’dan aldığı doları, bir ara 18’e çıkardı, şimdi 13,5’de bayram ediyoruz. Düşüren bir kahraman… 1,60’dan 18’e ben mi çıkardım? 18’den 13,5’e indirince neden bayram ediyorsun? Eşeği kaybettirip buldurma taktiğidir bu. Devletin kurumları çökmüş, devlete olan güven sıfır olmuş, bankalarda ki mevduatların %63,2’si hala döviz, torpil, ahlaksızlık diz boyu. 95 puan al yazılıdan, 50 puan versinler sana mülakattan atıyorlar devre dışına. Faize hibe diyen, faize caizdir diyen din adamı görünümlüleri de yanına almışlar, bunlarda tam bunlara göre müftü işte” diye konuştu.<br /><br />SİYASİ PARTİLER HAZİNE YARDIMI ALMASIN O PARA FAKİRE DAĞITILSIN<br />İnce, sözlerine şöyle devam etti: “Bu noktadan çıkışı söylüyorum. Madem kriz ortamındayız. Hiçbir siyasi parti 2022 yılı için hazine yardımı almasın. Seçim için de almasın. Biz nasıl kendi paramızla geziyorsak, onların milletvekilleri var, paraları var, örgütleri var… &nbsp;Bu kriz ortamında siyasi partiler hazine yardımı almasın bu parayı fakir fukaraya verelim bu bizim önerimizdir”<br /><br />İNCE ÖNERİLER<br />“Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözmeden, yargıyı düzeltmeden, üretim ekonomisine geçmeden Kamu İhale Kanunu değiştirmeden Türkiye’nin sorunlarını çözemeyiz” diyen İnce, “Şeffaf bir yönetim, üretimin artması, aklın ve bilimin kullanılması, Merkez Bankası’nın bağımsız olması sağlanmadan Türkiye’nin sorunlarını çözemeyiz. Allah’ın izni milletin de isteğiyle Memleket Partisi olarak tek başımıza iktidar olduğumuzda öncelikli sektörlerimiz olacak. Turizm, tarım, tarıma dayalı sanayi, dijital teknoloji, savunma sanayi, tekstil; bunları öncelikli sektör olarak belirleyip teşvik edeceğiz. Yazılım merkezleri kuracağız, nitelikli eğitimiz, konuşan üniversiteyi, özgür basını oluşturacağız” diye konuştu.<br /><br />81 VİLAYETTEKİ İNSANLARIMIZA ULAŞACAĞIZ<br />“Allah’tan yerel basın var Türkiye’de” diyerek sözlerine devam İnce, “İktidarı eleştir, iktidar medyasında yer alamazsın. Muhalefeti eleştir, muhalefet medyasında yer alamazsın. Onlar ister göstersin göstermesin. Biz 365 günün her günün de iki vilayet gezerek, onların izlenme oranı kadar insana ulaşacağız. Bunu başaracağız. 17 Mayıs partimizin 1’inci kuruluş yıl dönümü. Birinci yıl dönümüzde 81 vilayetteki insanlarımıza ulaşacağımıza inanıyoruz. Bu gerekçeyle de kar kış demeden, yollara düştük. Her gün başka bir vilayetteyiz” dedi.<br /><br />BİR GECEDE ELEKTRİĞE GELEN ZAM YÜZDE 125 İSE BU FAHİŞ FİYATTIR<br />İnce, “Erdoğan fahiş fiyat artışı yapanların gözünün yaşına bakmayacakmış. Size soruyorum doğalgaza, elektriğe, benzine zammı Erdoğan yapmadı mı? 2018’den bu yana elektriğe zam yüzde 400, bir gecede yılbaşı gecesi elektriğe gelen zam yüzde 125 o için diyorum ki. Bir gecede elektriğe gelen zam yüzde 125 ise bu bir fahiş fiyattır. Milletimize sesleniyorum. Önümüzdeki seçimde Erdoğan’ın gözünün yaşına bakmayın. Millete de inanıyorum. Erdoğan’ın gözünün yaşına bakmayacaktır” diye konuştu.<br /><br />BU DÜZENE İTİRAZIMIZ VAR<br />İnce sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bizim bu düzene itirazımız var. Memleket partisi olarak yıpranmış, yorgun sorunları çözemeyen bir iktidar ve umut olamayan bir muhalefet var. Böyle bir ortadan dolar 14 TL iken, her üç gençten biri işsizken, çiftçi ilaç, tohum, gübre alamazken, tarlalarını ekmezken iktidarın karşısında muhalefetin yüzde 60-70 oy alması lazım. Ama hala daha bir umut yok ortada onun için biz milletimizin umutlarını tazelemek için bir seçenek sunmak için bunlara mecbur değilsin gel bak burada yıpranmamış, tertemiz, pırıl pırıl bir parti var. Kadrolarıyla her şeyiyle hazır demek için yollardayız. Erdoğan bakalım bu hafta sonu ne diyecek. Önce köpüktü, sonra müsilajdı sonra şişkinlikti oldu inşallah gaz çıkarmaya gelmeyiz.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Eski Ekonomi Bakanı Merkez'in verilerini Odatv'ye yorumladı: Görülmemiş bir durum]]>https://www.haberanaliz.net/haber/eski-ekonomi-bakani-merkezin-verilerini-odatvye-yorumladi-gorulmemis-bir-durum-15474af324d19-9264-4492-9168-234334a3c0482022-01-14T19:14:00+03:00HABER MERKEZİ Eski Ekonomi Bakanı Merkez'in verilerini Odatv'ye yorumladı: Görülmemiş bir durum

Eski Ekonomi Bakanı Merkez'in verilerini Odatv'ye yorumladı: Görülmemiş bir durum

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Kasım 2021'de "net hata noksan" olarak adlandırılan ve kaynağı belirsiz para hareketlerini ifade eden kalemden 4 milyar 462 milyon dolarlık giriş oldu. Bu rakam Türkiye tarihinin en yüksek üçüncü rakamı...</span></p><p><span style="font-size:18px">Eski Ekonomi Bakanı Ufuk Söylemez, Merkez Bankası'nın açıkladığı verileri Odatv'ye yorumladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"İZAHA MUHTAÇ"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kasım ayındaki tahvil ve hisselerdeki istikrarsızlığı vurgulayan Söylemez, 4,4 milyar dolarlık kaynağı ve sahibi meçhul para girişinin, hayatın doğal akışına uygun düşmeyen, izaha muhtaç ve şüpheli bir hareket olduğunun altını çizdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"SUDAN, UGANDA, ZİMBABVE, TÜRKİYE..."</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Yönelik Mali Eylem Görev Gücü'nün "gri listesine" Türkiye'nin de girdiği hatırlatan Söylemez, "Sudan, Uganda, Zimbabve gibi ülkelerle birlikte girilmesi utancına, 7 defa yapılan milyarlarca doların sorgusuz-sualsiz girip çıktığı, Varlık Barışı'nın yanı sıra, her ay net hata-noksan kaleminde gözüken, milyarlarca dolarlık kaynağı ve sahibi belirsiz döviz hareketlerinin neden olduğu da açık bir gerçek ne yazık ki" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"GÖRÜLMEMİŞ BİR DURUM"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'nin delik-deşik olan sınırlarının yanı sıra, mali açıdan da kevgire döndüğünü ifade eden Söylemez, "Geçmiş iktidarlar döneminde ancak 1 yılda görülen ve net-hata noksan kaleminde ortaya çıkan, kaynağı ve sahibi meçhul milyarlarca dolarlık, makul ve mantıklı bir izahı olmayan döviz giriş-çıkışlarının, bugün 1 ayda girip-çıkması, görülmemiş bir durumdur" ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KASIMDA NE OLDU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kasım 2021, dolar kurundaki yüzde 40,3’lük artışla TL için son 20 yılın en kötü ayı olmuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">1 Kasım'a 9,50 seviyelerinden başlayan dolar/TL, 30 Kasım gecesi 13,95'lik zirveyi görerek tarihi bir yükseliş göstermişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">2001 krizinde ise Şubat ayında kur artış oranı yüzde 43,2 olmuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Odatv.com</strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Mersin’de Kamu Hastanelerinin Yemekleri Öğrencilerimize Emanet]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersinde-kamu-hastanelerinin-yemekleri-ogrencilerimize-emanet-154737680991f-1eec-45c3-8387-dea1ed1df4c22022-01-14T18:57:00+03:00HABER MERKEZİ Mersin’de Kamu Hastanelerinin Yemekleri Öğrencilerimize Emanet

Mersin’de Kamu Hastanelerinin Yemekleri Öğrencilerimize Emanet

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Protokolün imza töreninde konuya ilişkin açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emrah Ceviz yataklı sağlık tesislerimizin ihtiyacı olan yemeğin 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren 3 yıl süreyle Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü Suphi Öner Öner Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü tarafından sağlanacağını söyledi. İl Sağlık Müdürü Ceviz “Bu gün imzaladığımız protokolle birlikte merkez ve ilçe devlet hastanelerimizle Mersin Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin ihtiyacı olan yemek ve kahvaltı hizmetini bir kamu kurumundan tedarik edeceğiz. Bünyesinde mutfağı olan hastanelerimizde yemekler hastane içerisinde yapılacak. Mutfağı olmayan hastanelerimizde ise taşımalı sistemle çalışanların yemek ihtiyacı karşılanacak. Bu şekilde hem yeni istihdam sağlanacak hem de büyük miktarda alım ile piyasa şartlarına göre daha uygun ve güvenilir mal ve hizmet sağlanacak. Başta Mersin ilimizde kamu kurumları arasındaki ilişkilere ve uyuma her zaman çok önem veren Sayın Valimiz Ali İhsan Su’ya, geleceğimizi emanet edeceğimiz usta öğrencilerimize, geleceğimizi hazırlayan öğretmenlerimize ve Milli Eğitim Müdürümüz Adem Koca’ya teşekkür ediyorum. Hasta ve çalışan memnuniyetini daha ileriye taşıyacak olan bu protokolün hepimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Her öğünde 5 çeşit yemek servis edilecek”</span></p><p><span style="font-size:18px">Protokolün detayı hakkında bilgi veren Ceviz, çalışanlara, hasta ve hasta refakatçılarına sabah kahvaltısında 5 çeşit ürün servis edileceğini söyleyerek “Protokolümüzde sabah kahvaltısı, diyet ve çocuk menüsü de bulunmakta. Öğle ve akşam yemekleri 4 çeşit artı salat bar şeklinde olacak. Malzeme tedariki, işçilik ve taşıma hizmeti Akşam Sanat Okulu idaresi tarafından karşılanacak. Bu şekilde daha güvenli, sağlıklı, kaliteli ve ekonomik yemek hizmeti alacağız. Sağlık Bakanlığımızda bir ilk olma özelliği taşıyan bu uygulamanın şartları uygun olan diğer illerde de yakın zamanda hayata geçirileceğini umuyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamanın ardından İl Sağlık Müdürü Uzm.Dr.Emrah Ceviz ve İl Milli Eğitim Müdürü Adem Koca protokolü imzalayarak herkes için hayırlı olması temennisinde bulundular. &nbsp;</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER ve KAYNAK: MERSİN SAĞLIK MD.SİTESİ</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">LİNKİ:&nbsp;<a href="https://mersinism.saglik.gov.tr/TR-232133/mersinde-kamu-hastanelerinin-yemekleri-ogrencilerimize-emanet.html">https://mersinism.saglik.gov.tr/TR-232133/mersinde-kamu-hastanelerinin-yemekleri-ogrencilerimize-emanet.html</a></span></strong></p><p><em><span style="font-size:24px"><span style="color:#FF0000"><strong>İLGİLİ VE YETKİLİLERE ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA,&nbsp;UYARI İLE TALEBİMİZ VAR...</strong></span></span></em></p><p><strong><span style="font-size:18px">Bu yemek işi çok değişik istismarların olduğu, çeşitli hırsızlık ve yolsuzluğun yapıldığı alandır. Şimdi görüyoruz ki, devlet devletin işini yapacak. Bu çok güzel. MÜ de benzerini yıllar evvel yapmıştı. Ama güzelliğe gölge düşmesin, hırsıza, ahlaksıza, yolsuza yol açılmasın diyor isek, bu haberi servis ettiğiniz gibi, İMZALANAN PROTOKOL İLE İŞİN TEKNİK ŞARTNAMESİNİDE bizler aracılığı ile kamuoyu ile paylaşın. Paylaşın ki, hangi teknik şartnameye göre, kaç kap yemeği kaç liraya aldınız&nbsp;ve gerçekten devlet kazançlı mı çıktı bilelim... Lütfen yanlış anlamayın ve lütfen talebimizi oraya buraya çekmesinler. ŞEFFAFLIK hepimiz için geçerli. En kısa zamanda imzalanan protokol ile işin teknik şartnamesini aşağıdaki e postamıza atsınlar. <span style="color:#0000FF">Kamu adına İnceleyelim.&nbsp;</span></span></strong></p><p><span style="font-size:18px"><strong><a href="mailto:batuhansezerhaberanaliz06@gmail.com">batuhansezerhaberanaliz06@gmail.com</a> </strong></span></p><p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:18px">haberanaliz.net</span></strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İNCE: ZAMLARI YAPAN ERDOĞAN’IN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIN]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ince-zamlari-yapan-erdoganin-gozunun-yasina-bakmayin-15472aa58232e-beb3-47e3-86b0-74fe57438db02022-01-13T16:30:00+03:00HABER MERKEZİ İNCE: ZAMLARI YAPAN ERDOĞAN’IN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIN

İNCE: ZAMLARI YAPAN ERDOĞAN’IN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIN

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin Niğde İl Başkanlığını açmak üzere Niğde’ye geldi. Niğde’de bir kafeteryada basın toplantısı gerçekleştiren İnce, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Hayat pahalılığını gündemden düşürmeyen İnce, muhalefete “ürkek siyaset” yapmayın dedi. İnce, “Bu düzene itirazımız var. Bu düzeni değiştireceğiz” diyerek gençlere seslendi. &nbsp;<br /><br />ERDOĞAN’IN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIN<br />Konuşmasına hayat pahalılığıyla başlayan İnce, “Türkiye’nin neresine gitsek herkes hayat pahalılığından söz ediyor. Erdoğan da söz ediyor. Erdoğan dün ‘Fahiş fiyat artışı yapanların gözünün yaşına bakmayacağız’ demiş çok ilginç. İlk kez doğru bir şey söylemiş. Katılıyorum ben de. Elektriğe, doğalgaza, benzine, mazota zammı kim yaptıysa ey aziz milletim gözünün yaşına bakma onun. Erdoğan’ın taraftarlarına sesleniyorum. Reisinizi mi dinlemiyorsunuz yani! Elektriğe zammı kim yaptı? Muhtarınız yaptıysa muhtarınızın gözünün yaşına bakmayın. Doğalgaz zammını belediye başkanınız yaptıysa belediye başkanınızın gözünün yaşına bakmayın. Benzine zammı milletvekiliniz yaptıysa milletvekilinizin gözünün yaşına bakmayın. Bütün bunlara zammı yapan Erdoğan olduğuna göre ey aziz milletim, başta Ak Partililer olmak üzere ilk seçimde Erdoğan’ın gözünün yaşına bakmayın” diye konuştu. &nbsp;<br /><br />MİLLETİMİZ GEREĞİNİ YAPACAKTIR<br />İnce sözlerine, “Elektrik bir gecede yüzde 125 artıyorsa. 2018’den bu yana ekmek yüzde 156 artıyorsa, Ayçiçek yağı yüzde 231, elektrik yüzde 400 artıyorsa…Bu bu fahiş fiyat artışlarını kim yapıyorsa bunun gözünün yaşına bakmamak lazım. Eminim milletimiz de gereğini yapacaktır” şeklinde devam etti. &nbsp;<br /><br />BU İDRAK YOLLARI ENFEKSİYONUDUR<br />Erdoğan’a yüklenmeye devam eden İnce, “Diyor ki ‘Yapılan fedakarlıkların meyvesini yaza yiyecekmişiz.’ Ben bu filmi bir yerden hatırlıyorum. Damat diyordu ki ‘eylül ağustostan iyi olacak, ekim eylül’den iyi olacak, mart şubat’tan iyi olacak’ sayıyordu da sayıyordu. Hayal satıyor bunlar. Damat gitti. Kayınpederi hayal satmaya devam ediyor. Köpük gitti; müsilaj geldi. Müsilaj gitti şimdi de şişkinlik geldi. Ben tıp doktoru değilim ama bir siyasetçi olarak idrar yolları enfeksiyonuna tanı koyamam fakat idrak yolları enfeksiyonuna tanı koyabilirim. Bu idrak yolları enfeksiyonudur. Hala daha faiz sebep enflasyon sonuç dersen, dünyada senden başka hiçbir iktisatçı bunu kabul etmiyorsa... Sen önce köpük, sonra müsilaj dersin, sonra şişkinlik dersin… Bunu adı olsa olsa idrak yolları enfeksiyonudur” diye konuştu.<br /><br />SUÇU İSMET PAŞA’YA ATARSA ŞAŞIRMAM<br />İnce, “Suçlu olarak da 2001 krizini gösteriyor. 21 sene öncesi suçluymuş. Sen 21 senedir ne yaptın bu memlekette. Yakında suçlu İsmet Paşa’dır. Suçlu 2. Dünya Savaşı’dır. Kuyruklar derse şaşırmam doğrusu” dedi.<br /><br />GENÇLERE SÖZ SİZİ CEMMATLERİN TARİKATLARIN YURDUNA BIRAKMAYACAĞIZ<br />Memleket Partisi olarak gençlere ve kadınlara güvendiklerini dile getiren İnce, “ Gençlere onların bir öğretmen ağabeyleri olarak, Memleket Partisi’nin Genel Başkanı olarak sözlerimizi aktarmak istiyorum. Değerli gençler, sevgili evlatlarım, öğrencilerim, çocuklarım; Memleket Partisi’nin iktidarında size söz, baskı son bulacak. Sosyal medyada özgür olacaksınız. Özgürce tweet atacaksınız. Siyasetçilerle hakaret etmeden makara yapacaksınız. Zekanızı, mizahınızı kullanacaksınız. Size söz; diplomanız işe yarayacak. Duvarda asılı durmayacak. Emekleriniz boşa gitmeyecek. Yurt sorununuzu çözeceğiz. Sizleri cemaatlerin, tarikatların yurtlarına bırakmayacağız” dedi.<br /><br />CEMAAT TARİKAT FARKETMEZ DEVLET HER YERİ DENETLEYECEK<br />İktidara ve muhalefete yüklenen İnce, “Taciz oluyor, boynu kesiliyor, intihar oluyor. Sesini çıkarmıyor iktidar. Bunlar bizim çocuklarımız. Muhalefetten tık yok. Ürkek bir muhalefet. Niye sesimizi çıkarmayacağız? Din eğitimi diye denetlemeyecek miyiz? Böyle bir şey olmaz. Devlet her yeri denetler. Kuran kursuna gitmiş biri olarak söylüyorum bunu. Devlet her yeri denetleyecek. Cemaat, tarikat fark etmez. Aman şimdi buna laf söylersek yanlış anlaşılır. Kim ne anlıyorsa anlasın. Bu ülkenin evlatları bizim için değerlidir. Ürkek muhalefet yapamayız. Bu yurtlar derhal denetlenmelidir. Zapturapt altına alınmalıdır. Her gün bir yenisini duyuyoruz acaba duymadıklarımız neler. Sorunu çözmeyen bir iktidar. Sorunu dile getirmeyen ürkek bir muhalefet var. Biz ikisi de değiliz onun için Ne Cumhur ne millet tek yol memleket diyoruz zaten” diye konuştu.<br /><br />GENÇLER BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ<br />Gençlere seslenmeye devam eden İnce, “Bizim itirazımız var bu düzene, bu düzeni değiştireceğiz bu düzeni yıkacağız. Mezun olduktan sonra iki yıl iş bulana kadar burslarınızı devam ettireceğiz. İnternetiniz hızlı ve ucuz olacak. Öğrenim yaşamı boyunca iletişim vergisi ödemeyeceksiniz. Bilgisayarlarınız, telefonlarınız, tabletleriniz çok daha ucuz olacak. Sizi yurtdışına staja ve eğitime göndereceğiz. Ama gönlünüz yüreğiniz hep ülkenizde olacak, Ankara’da olacak, Anadolu’da olacak, Trakya’da olacak. Sizle marka üreteceğiz, sizle bilim, teknoloji üreteceğiz. Yapay zekayı, nesneler arası iletişimi, büyük veriyi, quantumu, blockziniciri, robotları konuşacağız sizinle. Sizin girişimcilik ruhunuza inanıyorum. Girişimciliği konuşacağız. Mutluluğu, umudu, neşeyi konuşacağız. Şarkılar türküler söyleyeceğiz, ölümü değil yaşam sevincini konuşacağız sizinle” dedi.<br /><br />DERDİMİZ ÇAĞI YAKALAYAN ÇAĞININ İLERİSİNDE BİR SİYASET<br />“Salıdan salıya kavga eden birbirine laf söyleyen bir muhalefette yokuz biz” diyen İnce, “Derdimiz çağını yakalayan, çağının ilerisinde bir siyaset. Eski köhnemiş, yerleşmiş siyaseti terk edeceğiz. Yeni bir hikayeyle yeni bir umut yaratacağız. İnsanlığı, kalkınmayı, çevreyi, doğayı, suyu, tükettiğimiz ve tükenmekte olan yakın gelecekte başımıza işler açacak olan suyu konuşacağız, doğa dostu üretimi konuşacağız. İnsanın doğayla barışmasını, uzlaşmasını, doğanın kendini yenileme ve koruma kapasitesinin yükseltilmesini, hiçbir siyasetçinin bahsetmediği eko-kırımı konuşacağız” dedi.<br /><br />İNSANLIK YOL AYRIMINDA EKO-KIRIM SUÇU GELİYOR<br />Eko-kırım suçu konusunda uyarıda bulunan İnce, “Biliyorsunuz dünyada bazı suçlar vardır. Bu suçlardan birisi soy kırımdır, savaş suçlarıdır, insanlığa karşı işlenen suçlardır, saldırı suçlarıdır. 2020 yılından bu yana 10 ülkeden 12 hukukçunun geliştirdiği bir suç tanımı girdi siyaset literatürüne; çevreye karşı suç işleyenler için eko-kırım. İnsanlık bir yol ayrımında. Sera gazları büyük bir tehdit. Böyle bir ortamda çağdaş dünya yeni bir suçtan söz ediyor; Eko-kırım. Eğer eko-kırımdan suçlu bulunursanız, ihracat yapamazsınız, çocuklarınız iş bulamaz, zenginleşemezsiniz, mutluluk gelmez. Ne Erdoğan’ın ne de muhalefetin böyle bir derdi yok. Dünyayı tanımak gibi, geleceği okumak gibi… 10-20 yıl sonra başımıza ne gelecek bunları düşündükleri bile yok. Biz gençlerimizin önünü açmak için yeni düşünceleri, dünyadaki trendleri anlatacağız onlara” diye konuştu.<br /><br />TİKSİNDİRİCİ BORÇLA YÖNETENLER HESAP VERECEK<br />Çağdaş dünyada siyaset literatürüne giren ‘Tiksindirici Borç’ tanımını dile getiren İnce, “Bakın yeni bir suç daha geliyor. Tiksindirici borç, ahlaksız borç diye bir tanım geliyor siyasete. Önümüzdeki süreçte bunu kullanacağız. Milletin vergilerinin kötü harcayarak, aşırı, akılsızca ahlaksızca borçlandırarak yöneten siyasetçiler dünyada hesap verecekler. Dünya buraya gidiyor. Biz gençlerimizle bunları konuşacağız” dedi.<br /><br />EKONOMİK KRİZDE SİYASİ PARTİLER HAZİNE YARDIMI ALMASIN<br />Bu ekonomik kriz ortamında siyasi partilere hazine yardımı almayın çağrısını yineleyen İnce, “Erken seçim, seçimi sürekli konuşuyoruz, ama iki şeyi es geçiyoruz. Bir, ekonomik kriz var. Niye bu siyasi partiler hazine yardımından vazgeçmiyorlar? Biz yardım almadan siyaset yapıyoruz. Böyle bir krizde ocak ayında trilyonlar gidecek siyasi partilere. Bir defaya mahsus siyasi partilerin hazine yardımından yararlanmamasını, millete öncülük etmesini, tasarruf etmelerini tekrar öneriyorum. Gerek 2022 yılı için gerek önümüzdeki seçimler için biz nasıl kendi imkanlarıyla kavrulan bir partiysek, iktidara ve muhalefete sesleniyorum. Gelin önümüzdeki dönemde hazine yardımın yararlanmayalım diyorum” diye konuştu.<br /><br />TOKİ ÖĞRENCİLERİN YURT SORUNUNU ÇÖZMEDEN ÇİVİ ÇAKMAYACAK<br />İnce değerlendirmelerini şu şekilde tamamladı: “Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözmeden, yargıyı düzeltmeden, devlete olan güveni yeniden tesis etmeden, liyakati geri getirmeden, rekabete açık bir Kamu İhale Kanunu oluşturmadan, şeffaflığı sağlamadan, üretimi arttırmadan, akıl ve bilimi egemen kılmadan, bağımsız bir Merkez Bankası oluşturmadan, tasarruf yapmadan Türkiye’yi ayağa kaldıramayız. Birbirimizi kandırırız sadece. TOKİ Türkiye’nin neresine gitsem ev yapmasını biliyor. 10 milyon mülteciye de bakmasını biliyoruz. Neden evlatlarımıza bir yurt yapamıyoruz. Memleket Partisi iktidarında TOKİ öğrencilerin yurt sorununu çözmeden çivi çakamayacak bir yere.”<br /><br />Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, gündeme dair değerlendirmelerin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.<br /><br />BİZ DEVE KUŞU DEĞİLİZ SESSİZ KALMAYIZ<br />Biz gazetecinin, “Bir milletvekilinin bir PKK’lıyla fotoğraf çektirme olayında muhalefetin sessiz kaldığıyla ilgili iddialar var. Siz bu konuda ne söyleyeceksiniz?” sorusuna İncenin yanıtı şöyle oldu:<br /><br />“Biz ne yurda sessiz kalırız ne PKK’ya sessiz kalırız. Abdestimizden şüphemiz yok bizim. Biz Memleket Partisiyiz, biz farklıyız. Teröristle milletvekilinin fotoğrafı olmaz. Olmaz kardeşim; bu kadar basit, net. Deve kuşu değiliz biz. PKK’lı bir teröristle bir milletvekili fotoğraf çekilmişse ona da tepki gösteririz; cemaat yurdunda intihar eden çocukta da tepki gösteririz. ‘Aman bunu kızdırmayalım 2 oy buradan gelsin, 3 oy buradan gelsin’. Bizim böyle bir derdimiz yok. Biz ilkeli siyasetten yanayız. 6 ilkemizden birisi; ‘terörün her türlüsünü kınayacaksın’. PKK’yı da kınayacaksın, IŞİD’i de, FETÖ’yü de, DHKPC’yi de; kim varsa. Benim teröristim, senin teröristin olmaz. Biz netiz bu konuda. Diğerlerinden de bizi ayıran bu. Onun için ‘tek yol Memleket’ diyoruz. Birisi cemaati eleştiremez, birisi PKK’yı eleştiremez. Biz doğruya doğru deriz, kimseyle göbek bağımız yok bizim. Bizim göbek bağımız inşallah milletle olacak”<br /><br />BU YORGUN İKTİDAR DEĞİŞMELİ<br />Gazetecilerin, “Sayın İnce, seçimle ilgili ittifak arayışınız ve ya böyle bir düşünceniz var mı?” sorusunu yanıtlayan İnce, “Muhalefet erken seçim diyor, ortada aday yok. Biz Memleket Partisi olarak adayımızı şöyle belirleyeceğiz. Kayıtlı üyelerimizin önüne sandığı koyacağız. Muharrem İnce aday olacak mı? Olacağım ama başka bir vatan evladı da aday olabilir. Bütün üyeler; Niğde’deki üyeler, Hakkari’deki üyeler, Edirne’deki üyeler; herkes oy kullanacak. Sandıktan kim çıkarsa… Diyeceksin ki bugün için Muharrem İnce çıkar. Doğru, bugün için Muharrem İnce çıkar ama yarın kim çıkar bilemezsin. Önemli olan demokrasiyi yaşatmaktır, örgüte güvenmektir. Onun için biz yolumuza devam edeceğiz. Bu millete anlatacağımıza inanıyoruz. Bu yorgun iktidar değişmelidir ama bu umut veremeyen muhalefet de değişmelidir. 21 yıllık bir iktidarın sonunda hala daha muhalefetin oyu o kadar belediyeye rağmen, o kadar hazine yardımına rağmen, milyonlarca üyeye rağmen %60-70 olmamışsa beraber gitmelisiniz kardeşim, hem iktidar hem muhalefet birlikte gitmeli” dedi.<br /><br />BÜKEMEDİĞİN BİLEĞİ ÖPECEKSİN<br />“İBB’ye kayyum atanmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?” sorusuna ise İnce, “Gereksiz işler bunlar. Herhalde bu iktidar akıllanmıyor, ortak aklı yitirmişler. İdrak yolları enfeksiyonu diyorum ya herhalde bu doğru. Bu tür saçma olayları ne kadar çok yaparlarsa o kadar çok kaybederler. Bükemediğin bileği öpeceksin. Seçimde kaybetmişsin, öyle kayyum peşinde koşmayacaksın” diye yanıt verdi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GİRGİN: KÜÇÜK BİR YAT PROJESİ NEDEN DEVASA BİR PROJEYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-kucuk-bir-yat-projesi-neden-devasa-bir-projeye-donusturuluyor-15471b97f69dd-c6db-4dc4-ae9c-64ed58c2ec222022-01-13T16:25:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: KÜÇÜK BİR YAT PROJESİ NEDEN DEVASA BİR PROJEYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR?

GİRGİN: KÜÇÜK BİR YAT PROJESİ NEDEN DEVASA BİR PROJEYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">“İlk olarak başta Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Belediyesi’nin onayı alınmadan, yerel derneklerin ve çevre derneklerinin görüşü alınmadan hareket edilmesinin daha proje bitmeden verdiği zararları vurgulamak gerekir” diyen Girgin’in açıklamaları şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DEVASA MARİNA DATÇA’NIN DOKUSUNU BOZAR!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Datça Yarımadası bir Özel Çevre Koruma Bölgesi. Üzerine titrememiz gereken bir bölge. Bölgenin dokusunu korumak zorundayız. Kültür ve Turizm Bakanlığı da Datça’yı Ekolojik Turizm kapsamında ele almakta, "ekokent" yaklaşımını önermektedir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ise bunun tam tersi bir yaklaşım göstermektedir. Belli ki Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın acelesi var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Datça kendine özgü doğal güzelliği olan bir Anadolu kasabasıdır. Hatta Datça’da ilçenin sakinliğine vurgu yapanlar “Acelen varsa ne işin var Datça’da” sözünü hatırlatırlar. Bu sakinlik ve doğallığın, tarihsel zenginlikle birleştiği bir ilçeyi, plansız programsız yerel halka sormadan devasa bir marina projesi yaparak zarar vermeye kimsenin hakkı yok!”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DEVASA MARİNA DENİZ KİRLİLİĞİ VE TRAFİĞE NEDEN OLUR! </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“15 milyon insanın yaşadığı İstanbul’da bulunan Türkiye’nin ikinci büyük, İstanbul’un en büyük yat limanı 300 bin hektar alana kurulu Fenerbahçe Limanı’dır. Bu limanda 1291'i denizde 220'si karada olmak üzere toplamda 1511 yat bağlama kapasitesi bulunmaktadır. Bu rakamı düşündüğünüzde, sadece 23 bin nüfuslu Datça’da 426’sı denizde 120’si karada olmak üzere toplam 546 kapasiteli bir yat limanı önerisini anlamak mümkün değil. Bu kapasitenin yaratacağı deniz trafiği ve deniz kirliliği, ilçeye yaratacağı trafik yükü gibi konular göz ardı ediliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BÖYLE BİR KAPASİTEYE NE GEREK VAR? DATÇA BELEDİYESİ’NE, YEREL HALKA SORDUNUZ MU?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Liman ilk gündeme geldiğinde, 270 yat kapasitesi söz konusuydu. O zaman, ÇED Raporu bilimsel ve Datça’nın doğal yapısını bozmayacak şekilde tamamlanırsa, biz de bu limana itiraz etmeyeceğimizi söyledik. Projedeki ilk haliyle, ne zaman tamamlanacağı hakkında soru önergesi de verdik.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak proje küçük bir yat limanında devasa bir marina projesine dönüştürülmek isteniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Proje, Belediye’nin görüşleri hilafına, önerilen kapasite artışı ile otel ve alışveriş alanı inşası ile Datça’nın bütün dokusunu bozacak bir projeye dönüşüyor. Mevcut proje bu haliyle Datça’nın katli anlamına gelmektedir. Böyle bir kapasiteye ne gerek var? Datça bu büyüklükte bir marinayı kaldırır mı? Datça Belediyesi’ne, yerel halka sordunuz mu?”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DATÇA BİR ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ, ÜZERİNE TİTREMEMİZ GEREKİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndaki toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Datça yarımadası bir özel çevre koruma bölgesi. Üzerine titrememiz gereken bir bölge.</span></p><p><span style="font-size:18px">Datça’nın sakinliğine vurgu yapanlar&nbsp; ‘’Acelen Varsa Ne İşin Var Datça’da’’ sözünü hatırlatırlar. Şimdi böyle bir yerde yat limanı projesi neden devasa bir marina projesine dönüştürülüyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">* Planlanan proje alanı korunması gerekli Hassas Endemik Biyotoplar (posidonya çayırları) bölgesinde kalmaktadır. Hassas bölgelere böyle mi sahip çıkılıyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">* Proje alanı sınırındaki Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından işletilen Datça Atıksu Arıtma Tesisi’nden proje bitiminde gürültü ve koku şikâyetleri oluşabileceği ve tesisin işletilmesinin bu yüzden zorlaşacağı görülmemekte midir? Projede korunduğuna yönelik veri var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;* Proje alanı içerisinde 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı yani bir Anıt Mezar var. Buna rağmen yapılması planlanan bu proje kapsamında anıt mezarın nasıl korunacağını düşünüyorsunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;* ÇED Raporunda deniz tarafında yapılması planlanan dalgakıran ve iskeleler için hali hazırda mevcut dolgu alanına ilave 10.286 m2 daha alanın doldurulacağı ve bu alanı doldurmak amacıyla kullanılacak malzemenin Özberk İnş. Turz. Tic. Mad. ve San. Ltd. Şti. firmasına ait kalker ocağından temin edileceği ifade edilmektedir. Bu ocak bu alan için gerekli malzemeyi sağlayacak kapasitede midir? Raporda hiçbir bilgi yok! Yoksa ek malzeme ihtiyacı için yeni ocaklar açılarak Datça katledilmek mi isteniyor? Datça’da bu kadar alanı dolduracak taş ocağı nerede var? Datça’da kapasite yetmediği taktirde yeni bir ocak mı açılması planlanıyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;* Deniz tarafında yapılacak dolgu çalışmalarının deniz ekosistemine direkt olarak zarar vereceğini görmüyor musunuz? Bu konuda herhangi bir değerlendirme yapıldı mı? Bununla ilgili bir Ekolojik Rapor hazırlandı mı?</span></p><p><span style="font-size:18px">* Projenin inşaat ve işletme aşamalarında ilçedeki mevcut yol ve kavşakların kullanılacağının belirtiliyor. İlçedeki trafik yükünün hangi seviyelere çıkacağının ve malzeme taşıyan kamyonların Datça’mızın mevcut yol ve kavşaklarına açıkça zarar vereceğinin farkında değil misiniz?&nbsp; Bu konuda alınacak olan önlemler nelerdir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TOPAN ADA NEYE DAYANARAK YOK EDİLMİŞTİR? BUNUN SORUMLUSU KİMDİR?” </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;* Proje ile körfezde mevcutta 270 adet olan yat bağlama kapasitesi 426 âdete çıkarılacakmış. Yat kapasitesinin bu denli artışı deniz trafiğini ne hale getirecek? Körfez içerisindeki kirliliğin bu proje ile hangi boyutlara çıkacağını hesaplamadınız mı?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;* Körfezde yer alan ve deniz turizmi ile yoğun olarak tercih edilen Mavi Bayraklı Taşlık Plajı’nın da artacak bu kirlilikten etkileneceği nasıl görülmez? Mavi Bayrak’ın anlamı ve öneminden de bir habersiniz. Bu durumun Mavi Bayraklı bu plajımızı, deniz turizmini ve bölge halkını olumsuz yönde etkileyeceği açıkça ortada değil midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;* Projenin etki alanı itibari ile Datça halkının yaşamsal ve çevresel şartlarını olumsuz yönde etkileyeceği ortada iken bu proje yine de yapılacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">*ÇED süreci tamamlanmadan inşaata başlamasının nedeni nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">*ÇED almadan dolgu yapılması, hukuken mümkün değilken neden dolgu yapılmıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">*Yer teslimi yapılmayan, proje alanına dâhil olmayan TOPAN ADA neye dayanarak yok edilmiştir? Bunun sorumlusu kimdir?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇED SÜRECİ DURDURULDU!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin son olarak, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndaki toplantının ardından ÇED Raporu’ndaki ve kurum görüşlerindeki eksiklikler nedeniyle İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu çalışmasının durdurulduğunu söyledi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[ERSOY: KÖPRÜ VE OTOYOLLARA YAPILAN ZAMLAR GERİ ÇEKİLSİN!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ersoy-kopru-ve-otoyollara-yapilan-zamlar-geri-cekilsin-154701b803371-a301-4c5b-9127-aaff01605f4b2022-01-13T16:21:00+03:00HABER MERKEZİ ERSOY: KÖPRÜ VE OTOYOLLARA YAPILAN ZAMLAR GERİ ÇEKİLSİN!

ERSOY: KÖPRÜ VE OTOYOLLARA YAPILAN ZAMLAR GERİ ÇEKİLSİN!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın <strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu</strong> tarafından Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.13.01.2022</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>OYA ERSOY</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İSTANBUL MİLLETVEKİLİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul’da, 1 Ocak’tanitibaren köprü ve Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine zam yapılmıştır.&nbsp; 2022 yılı itibariyle;</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">Avrasya Tüneli 2022 geçiş ücretleri otomobil ile kamyonetler için 53 TL ve minibüsler için 79,50 TL'dir. Ücretler gece tarifesinde %50 indirimli olarak otomobiller için 26,50 TL, minibüsler için ise 39,75 TL olarak uygulanacaktır.</span></li><li><span style="font-size:18px">05:00- 23:59 saatleri arasında gündüz, 00:00 – 04:59 saatleri arasında gece tarifesi uygulanacaktır.</span></li><li><span style="font-size:18px">15 Temmuz Şehitler Köprüsü tek yön geçiş ücretleri otomobiller için 8,25 TL, hafif ticari araçlar için 10,75 TL ve motosikletler için 3,25 TL olmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">Fatih Sultan Mehmet Köprüsü tek yön geçiş ücretleri otomobiller için 8,25 TL, hafif ticari araçlar için 10,75 TL ve motosikletler için 3,25 TL olmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">Osmangazi Köprüsü otomobil geçiş ücreti 184,50 TL, hafif ticari araç geçiş ücreti 295,00 TL ve motosiklet geçiş ücreti ise 129,00 TL olmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">&nbsp;Osmangazi Köprüsünden 3. sınıf araçların geçiş ücreti 350,00 TL, 4. sınıf araçların geçiş ücreti 464,50 TL ve 5. sınıf araçların geçiş ücreti ise 585,50 TL olmuştur.</span></li><li><span style="font-size:18px">Osmangazi Köprüsünden girerek İzmir'den çıkış yapan bir araç köprü ücreti dâhil toplam 459 TL ödeyecektir.</span></li></ul><p><span style="font-size:18px">Bu bağlamda;</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Yap İşlet Devret modeli ile hayata geçirilen Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim köprüsü,15 Temmuz Şehitler Köprüsüve Avrasya Tüneli projelerinde her biri için 2021 yılında kaç araç geçmiştir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Dolar artışı yaşandığında geçiş ücretleri arttırılmasa dahi Hazine’nin şirketlere ödediği bedel artmaktadır. Dolar artışı nedeniyle Yavuz Sultan Selim (3. Köprü), Kuzey Marmara Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü’nün Hazine’ye getirdiği ek yük(zarar) ne kadardır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Yap İşlet Devret kapsamında şirketlerle yapılan sözleşmeye göre araç garanti geçiş sayıları sağlanmaması durumunda Hazine tarafından şirketlere ödeme yapılacağı taahhüt edilmiştir. 2021 yılı için Yavuz Sultan Selim (3.Köprü) ve Osmangazi Köprüsü,Avrasya Tüneli ve Kuzey Marmara Otoyolu için şirketlere Hazine’den ne kadar ödeme yapılmıştır?</span></li></ol>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[CHP’li Şahin, “Sağlık Çalışanlarının Hakları Derhal Verilmeli!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-sahin-saglik-calisanlarinin-haklari-derhal-verilmeli-1546908efbcec-b2f8-4280-815e-82818c49d9ba2022-01-13T16:12:00+03:00HABER MERKEZİ CHP’li Şahin, “Sağlık Çalışanlarının Hakları Derhal Verilmeli!”

CHP’li Şahin, “Sağlık Çalışanlarının Hakları Derhal Verilmeli!”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Şahin, “Omicron varyantının ülke çapında yaygınlaşmasıyla salgının başından bu yana en yüksek Covid-19 tanısı rakamlarına şahitlik ediyoruz. İki yıldır salgına karşı fedakârca hizmet veren sağlık çalışanlarımızın üzerindeki yük her geçen gün artarken, tükenme noktasına gelen sağlıkçılarımızın özlük haklarıyla ilgili düzenlemeler en kısa sürede Meclis’e yeniden getirilmeli ve tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde düzenlenmelidir.” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Düzenleme Sağlık Komisyonu’nda Görüşülmeli </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık çalışanlarının pandemi sürecinde sergilediği özverili çalışmaların ödüllendirilmesi konusunda toplumun her kesiminden yoğun baskı geldiğini söyleyen Şahin, “2021 Aralık ayında sadece hekimlere yönelik zammı içeren bir düzenleme TBMM Sağlık Komisyonu bypass edilerek Sanayi Komisyonu’nda görüşülmüş, ancak Sağlık Komisyonu’nda yeniden görüşülmek üzere geri çekilmiştir. Bu yaşananlar, Sağlık Bakanlığı’nın sağlık çalışanlarının özlük haklarının düzenlenmesini eline yüzüne bulaştırdığının ve liyakatsizliğininaçık göstergesidir. Söz konusu düzenlemeyle bakanlık hekimlerle diğer sağlık çalışanlarını karşı karşıya getirmiş, çalışma barışını derinden bozacak bir düzenlemeye imza atmıştır. Gelecek teklifin hekiminden, hemşiresine, laborantından, odyometristine ve hasta bakıcısına kadar tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde en kısa sürede tamamlanması gerekmektedir.&nbsp; Umarız iktidar mensupları verdikleri sözleri tutarak, zaman kaybetmeden kısa sürede tüm sağlıkçıları kapsayacak düzenlemeyi TBMM Sağlık Komisyonu’na getirir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Vakalar Artıyor Sağlıkçılar Tükenme Noktasında</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Omicron varyantının ülke çapında yaygınlaşmasıyla birlikte sağlık çalışanlarının yükünün her geçen gün arttığının altını çizen Şahin şunları söyledi; “Pandemi sürecinde Sağlık Bakanlığı şeffaf olmayan,beceriksiz bir yönetim sergilemiş olmasına rağmen fedakar şekilde hizmet veren sağlık çalışanlarımızın görevde olması ülkemizin en büyük şansıdır. Bugün sağlık çalışanlarına karşı bir vefa borcumuz var, onlara her fırsatta alkışlıyoruz dedik ama iki yıldır hak ettikleri özlük haklarını henüz veremedik. Omicron varyantının ülke çapında yaygınlaştığı ve rekor düzeyde günlük vakaların çıktığı böylesine bir dönemde Meclis’e gelecek bir düzenleme tükenme noktasındaki sağlık çalışanlarımızın moral ve motivasyonunu artıracak, çalışma barışını ileri düzeye taşıyacak ve pandemiyle çok daha başarılı mücadele vermemize vesile olacaktır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak TBMM Sağlık Komisyonu’na gelecek bir düzenleme için elimizden gelen gayreti ve desteği her daim vermeye hazırız.”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Başevirgen, “3 Yılda 6 milyon 850 bin m²’lik ormanlık alan orman vasfından çıkarıldı”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/basevirgen-3-yilda-6-milyon-850-bin-m2lik-ormanlik-alan-orman-vasfindan-cikarildi-15468ca73f824-d9e5-4adb-9cfa-4177f72d1ebd2022-01-13T16:08:00+03:00HABER MERKEZİ Başevirgen, “3 Yılda 6 milyon 850 bin m²’lik ormanlık alan orman vasfından çıkarıldı”

Başevirgen, “3 Yılda 6 milyon 850 bin m²’lik ormanlık alan orman vasfından çıkarıldı”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<div><div><p><span style="font-size:18px">“684 hektarlık orman, arsa olarak tescillendi”</span></p><p><span style="font-size:18px">Yayımlanan son iki karardan önce üç ayrı kararın daha çıkarıldığını söyleyen Başevirgen, “Bu kararların bir tanesi Bakanlar Kurulu, ikisi de Cumhurbaşkanı Kararıydı. Bu kararlarla İstanbul, Kocaeli, İzmir, Kütahya ve Bursa illerindeki bazı orman alanlarının orman sınırları dışarısına çıkarılmasını sağlandı. Bu alanların toplam büyüklüğü 5 milyon 855 bin 446 m² idi. Böylece 2018 yılında 6831 Sayılı Orman Kanununa eklenen Ek 16. Madde Kapsamında yürürlüğe konulan Orman Sınırları Dışına Çıkarma İşlemlerine İlişkin Yönetmelik ile bugüne kadar 6 milyon 843 bin 788 m2’lik ormanlık alan orman vasfından çıkarılarak arsa olarak tescillenmiş oldu. Bu, yaklaşık 684 hektarlık orman alanı demek.” Diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Anayasaya Aykırı”</span></p><p><span style="font-size:18px">Yayımlanan bu kararların 2018 yılından önce bir şekilde tahrip edilmiş ormanlık alanlar ile taşlık ve kayalık olan orman alanların yerleşime açılmasına sebep olduğunu söyleyen Başevirgen, “Yapılan bu uygulamalar anayasaya aykırıdır. Anayasamızın 169. Maddesi “Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz...” hükmü ile&nbsp; “Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.” Hükümleri bulunmaktadır. Yani Anayasamız, ormanları koruma güvencesini devlete görev olarak tevdi etmiştir.” Diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ekosistem Bozuluyor”</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu uygulamaların savunulur bir yanı olmamasına rağmen hala çıkarılan Cumhurbaşkanı kararlarını savunan kişi ve kurumların olmasının çok vahim olduğunu söyleyen Başevirgen, “ ‘Üzerinde yeterli miktarda ağaç bulunmuyorsa orası orman değildir’ düşüncesi son derece yanlış. Orman alanları bir bütün olarak düşünülmelidir. Orman çok büyük bir ekosistemdir. Bu ekosistemde bulunan bütün bileşenlerin önemli fonksiyonları var. Orman; ağaç, diğer bitki, hayvan, mikroorganizma ve toprak gibi canlı cansız unsurların birleşiminden meydana geliyor. Üzerinde ağaç yok diyerek taşlık, kayalık alanlar orman dışına çıkarılırsa o ekosistemin bütün dengesi bozulur.” Diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Betonlaşmaya Göz Yumulacak, Tahribat Büyütülecek”</span></p><p><span style="font-size:18px">Taşlık, kayalık olmayan ve üzerinde birçok ağacın bulunduğu İzmir Bayraklı ’da ki 3 milyon 753 bin 603 m2 ormanlık alanının da orman sınırı dışına çıkarıldığını hatırlatan Bekir Başevirgen, “Yani ihtiyaç duymaları halinde ağaçları keserek betonlaşmaya göz yumacak ve kapalı orman alanları içerisinde bulunan açıklıkları bile yapılaşmaya açabilecekler. Sonrasında yol, alt ve üst yapılaşma gerekçeleriyle tahribatı iyice büyütecekler.” Dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ormana Çevrilecek Alanların Ada, Parsel Numaraları İle Mevki Adları Neden Yazılmıyor?”</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Başevirgen&nbsp; “Öte yandan ilgili Cumhurbaşkanı Kararlarında yer alan ifadeye göre “orman sınırları dışarısına çıkarılan alanların iki katı kadarı, Orman Genel Müdürlüğü’ne ağaçlandırarak orman yapmak kaydıyla verilecek” deniyor. Orman dışına çıkarılan alanların adları bu kararlarda yazılıyken bunların yerine ormana çevrilecek alanların parsel numarası, ada numarası veya mevki adı neden yazılmıyor? Ormandan bir parça koparıp sonra geri vereceğim gibi bir anlayışla ormancılık yapılamaz. “ diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Orman Katliamına Davetiye Çıkartılıyor, Müteahhitlerin Önleri Açılıyor”</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizin 23 milyon hektar orman alanı bulunduğunu söyleyen Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “ ‘Küçük bir kısmını yapılaşmaya açsak ne olur ki?’&nbsp; diyerek orman katliamına davetiye çıkarılıyor. Alınan bu kararların benzerlerini maalesef birçok yer için çıkarmaya devam edecekler ve belki de on binlerce hektarlık orman alanını yok edecekler. Gözüne kestirdiği alana bina yapmak isteyen birçok müteahhidin önü de bu yolla açılmış olacak. Arsa vasfına dönüştürülen bu alanların kimlere hangi amaç ve bedellerle satılacağına da yakın zamanda göreceğiz. Rant ve talandan beslenen bu zihniyetin yıllarca verimli tarım alanlarını da betonlaştırdığını unutmamak gerek.” Dedi</span></p></div></div>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[ÖZTUNÇ: “DOLAR ARTIYOR ZAM, DOLAR İNİYOR YİNE ZAM, HER ŞEYE ZAM!”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/oztunc-dolar-artiyor-zam-dolar-iniyor-yine-zam-her-seye-zam-1546770d38967-5386-45e5-94d6-a5e75451b21e2022-01-13T16:05:00+03:00HABER MERKEZİ ÖZTUNÇ: “DOLAR ARTIYOR ZAM, DOLAR İNİYOR YİNE ZAM, HER ŞEYE ZAM!”

ÖZTUNÇ: “DOLAR ARTIYOR ZAM, DOLAR İNİYOR YİNE ZAM, HER ŞEYE ZAM!”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Meclis’te gerçekleştirdiği konuşmasında gündeme ve seçim bölgesi Kahramanmaraş’a dair açıklamalarda bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Öztunç şunları söyledi:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“GERÇEKLERİ GÖRMÜYORSUNUZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Kürsüye her gelen muhalefet partili milletvekili, ülkede yaşanan ekonomik krizi, milletin yaşadığı sıkıntıları dile getiriyor ama maalesef AK PARTİ'liler kulağını buna tıkıyorlar. Gözleri var, görmüyor; kulakları var, duymuyor. Millet perişan, insanlar işsizlikten kırılıyorlar ama siz bu gerçekleri görmüyorsunuz.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“DOLAR DÜŞTÜĞÜNDE HALAY ÇEKTİRDİNİZ, İNDİRSENİZE ŞU FİYATLARI HADİ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Dolar artıyordu, zam geliyordu; eyvallah. Dolar iniyor, yine zam geliyor. Bu nasıl bir iştir, ne menem bir iştir ki dolar artarken zam, inerken yine zam? Her şeye zam; market ürünlerine zam geliyor, doğal gaza zam, elektriğe zam, akaryakıta zam, her şeye zam geliyor. Dolar düştüğü zaman davul zurna çaldırıp halay çektirdiniz, indirsenize şu fiyatları hadi. Niye indirtmiyorsunuz, indiremiyorsunuz? Çünkü gerçeklerden uzaksınız.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“KAHRAMANMARAŞ DEDİM, DİLİMDE TÜY BİTTİ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Çiftçi perişan. Benim seçim bölgem Kahramanmaraş'a gidin, Elbistan'a gidin, üre gübrenin tonu 13 bin lira arkadaşlar, geçen sene 1.500 liraydı, bu yıl, 2021 Haziran ayında 4.500 liraydı, bugün 13 bin lira. Yazık günah değil mi? Nasıl ekecek bu çiftçi, nasıl biçecek? Kahramanmaraş dedim de dilimde tüy bitti; milletvekili olduğum günden bu yana Kahramanmaraş'ın sorunlarını dile getiriyoruz ama Hükûmet hiç oralı değil, iktidar partisi oralı değil. "Ne de olsa Maraşlı bize oy veriyor." algısıyla yaşıyorsunuz, alamayacaksınız bir daha o oyları. “</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BİR HEKİM VAR, O DA BAŞHEKİM”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Bakın, size sadece Elbistan Devlet Hastanesini söyleyeceğim. Elbistan Devlet Hastanesinde aylardır kadın doğum doktoru yok -150 bin nüfus var- aylardır bir tane kadın doğum doktoru yok ya. Vicdan! Kulak, burun, boğaz bir hekim var, göğüs hastalıkları bir hekim var, biyokimyaya bakan yok, genel cerrah eksik, radyoloji yok, kardiyolojide bir hekim var, o da başhekim.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“MECNUN DOKTOR İSMET’E Mİ GÜVENDİNİZ?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Değerli arkadaşlar, Elbistan Devlet Hastanesine anjiyo ünitesi kuruldu. Eyvallah, teşekkür ederiz, sağ olun, var olun. İyi de o anjiyo ünitesi, o makineler insan olmadan çalışmıyor ha, haberiniz olsun yani oraya bir doktor lazım ki çalışsın, boş makine çalışmaz. Doktor göndermiyorsunuz, anjiyo makinası var. Kime güvendiniz? Bizim büfeci Mehmet emmiye mi güvendiniz, o mu yapacak anjiyoyu? Ya da Dokuz Eylül Tıptan ayrılma bizim İsmet var Elbistan'da -mecnundur, bir kara sevdaya takılmış- ondan sonra, Sayın Bakan, ayrılmış, gelmiş yıllardır Elbistan'da, tıptan ayrılma olduğu için -ikinci sınıfta ayrılmış- doktor olduğunu zannediyor Elbistan'da. Doktor İsmet'e mi güvendiniz yoksa anjiyo ünitesini kurarken? Doktor yok, hekim yok. Kahramanmaraş'ın hastanelerinin pek çoğunda maalesef hekim yok değerli arkadaşlar.”</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>“İKİ YILDIR BİR KAVŞAĞI BİTİREMEYEN İKTİDAR…”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Bir Arsan kavşağımız var Kahramanmaraş merkezde. Neredeyse iki yıldır Arsan Kavşağı'nı bitiremediniz ya. Bir kavşak; altı üstü bir kavşak. Kahramanmaraşlı isyanda. İki yıldır bir kavşağı bitiremeyen bir iktidar olur mu? Var, adı "AK PARTİ Hükûmeti."</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“AKSU ÇAYI TEMİZLENSİN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Başka? Aksu Çayı... Kir akıyor, kir akıyor arkadaşlar. Kimyasal ürünler var içerisinde, merdiven altı fabrikaların atıkları bu nehre akıyor, çaya akıyor. Oradan insanlar kötü koku alıyorlar. Çok büyük sıkıntı var Aksu Çayı'nda. "Temizlensin." diyoruz. Yıllardır söylüyoruz, yine dilimizde tüy bitti, umurunuza değil Kahramanmaraş'taki Aksu Çayı.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ELBİSTANLININ ÜSTÜNE ZEHİR SAÇILIYOR! FİLTRE TAKILDIĞI YALAN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Afşin-Elbistan Termik Santrali... Afşin-Elbistan Termik Santralinde "filtre, filtre, filtre" dedik. Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakan'a gittim, sordum; cevaplamadı. Sonra bana yazılı cevap göndermiş, diyor ki: "Afşin-Elbistan Termik Santraline filtre takıldı." Vallahi de yalan, billahi de yalan. Eğer Afşin-Elbistan Termik Santraline filtre takıldıysa vallahi de billahi de hemen yarın milletvekilliğinden istifa edeceğim. Vallahi edeceğim çünkü yok, takılmadı. Gerek yok bunu söylemeye, bu açıklamaya gerek yok. Afşinli, Elbistanlı yıllardır kül yutuyor. Afşinlinin, Elbistanlının üzerine yıllardır zehir saçılıyor. Yazık, günah ya! 300 bin nüfus var burada. Bir filtre takılacak ya; hepsi bu. Çalışmasın diyen yok; çalışsın, işçiler burada maaşını alsın, emek versin ama bir filtre takın da bu insanlar kanser olmasın diyoruz ya.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BU KADAR BECERİKSİZ BELEDİYE OLUR MU?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Bir terminal binası yapılıyor Kahramanmaraş merkezde. Bir buçuk yıl oldu; bir buçuk yıldır bir terminal binasının tadilatını yapamadı. baştan sona yapmıyor, tadilatını bitiremedi. Bu kadar beceriksiz bir belediye olur mu? Bu kadar beceriksiz bir belediye anlayışı olur mu? Köy yolları zaten perişan; Ilıca yolu yapılacak diye söz verdiler; he babam he!”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“HER SEÇİMDE STAT SÖZÜ…”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Her seçim dönemi geliyorlar Kahramanmaraş'a, stat sözü veriyorlar, her seçim dönemi "Stat yapacağız, stat yapacağız." Tövbe! Seçim bitiyor, stat da yok, bir şey de yok; şimdi "Temel atacağız." diyorlar, göreceğiz bakalım.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“AK PARTİ KAHRAMANMARAŞ’I ÇANTADA KEKLİK GÖRÜYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Değerli arkadaşlar, seçim bölgem Kahramanmaraş'a hizmet gitmiyor; Kahramanmaraşlı, AK PARTİ'ye çok oy verdiği için AK PARTİ Kahramanmaraş'ı çantada keklik görüyor idi ama bu saatten sonra Kahramanmaraş'ta görecekler başlarına ne gelecek, ne oy alacaklarını görecekler. “</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SALİH CORA’YI TRABZONLULARA ŞİKÂYET ETTİ: “TEK BİR İŞİ VAR; LAF ATMAK”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ali Öztunç, her cümlesine sataşan iktidar partisi milletvekili Salih Cora için ise “Ben konuşurken geldi yine bu beyefendi, yoktu; başladı yine oradan "Vır, vır, vır..." Yahu milletvekili misin, şey misin ya! Ayıp bir şey, gerçekten ayıp bir şey; yakışmıyor ya! Kardeş şehrimiz Trabzonlulara şikâyet ediyorum: AK PARTİ Trabzon Milletvekili Salih Cora'nın tek bir işi var, laf atmak; "Vır, vır, vır, vır..." Yeter, ayıp.” İfadelerini kullanarak konuşmasını sona erdirdi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Köksal: Hemşehrilerimi ranta kurban ettirmem]]>https://www.haberanaliz.net/haber/koksal-hemsehrilerimi-ranta-kurban-ettirmem-15466cd931b7e-770e-486b-937f-d7ca636cd3152022-01-13T16:02:00+03:00HABER MERKEZİ Köksal: Hemşehrilerimi ranta kurban ettirmem

Köksal: Hemşehrilerimi ranta kurban ettirmem

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yine Afyonkarahisar’lıların sesi oldu. Milletvekili Köksal, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Mısri Mahallesi'nde olduğu gibi Fakıpaşa Mahallesi'nde yaşayan Afyonkarahisar’lıları da ranta kurban ettirmeyeceğini dile getirdi.<br /><strong>MISRİ MAHALLESİ “RANTA HAYIR” DEDİ, RANT İÇİN BAŞKA MAHALLEYE GÖZLERİNİ DİKMESİNLER</strong><br />Afyonkarahisar Belediye Başkanı Mehmet Zeybek’in katıldığı bir televizyon programında, "Mısri Mahallesi'ndeki kentsel dönüşümü muhalefet engelledi." diyerek Fakıpaşa Mahallesi'nde kentsel dönüşüm yapabileceğini söylediğini ifade eden Köksal, “Mısri Mahallesi'nde yaşayan hemşehrilerimiz "Ranta hayır!" dediler. Onların yaşayacağı büyük hak kayıpları ve mağduriyetleri önlemek adına belediyeyi ve AKP iktidarını uyardık, hemşehrilerimin mücadelesine destek verdik ve vereceğiz de. Ayrıca, yargı da yürütmenin durdurulması kararı verdi. Şimdi buradan ümidini kesenler rant için başka bir mahalleye gözlerine dikmesinler.” şeklinde konuştu.<br /><strong>HİÇBİR HEMŞEHRİMİ RANTA KURBAN ETTİRMEYECEĞİM”</strong><br />“Afyonkarahisar'da hemşehrilerimizin istemediği, karşı çıktığı, onların mağduriyetine yol açacak hiçbir şeye onay vermeyiz.” diyen Köksal, “Fakıpaşa Mahallesi'ndeki hak sahiplerinin istemediği hiçbir projeye destek vermeyeceğimi ve tıpkı Mısri Mahallesi'nde olduğu gibi onlara da destek olacağımı bir kez daha belirtiyorum. Hiçbir Afyonkarahisarlı hemşehrimi ranta kurban ettirmeyeceğim.” ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[SÜMER: DOKTORLARIN TERCİHİ YURT DIŞI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sumer-doktorlarin-tercihi-yurt-disi-154654cbf43ee-b9b2-46f8-93fa-447811d768e32022-01-13T15:58:00+03:00HABER MERKEZİ SÜMER: DOKTORLARIN TERCİHİ YURT DIŞI

SÜMER: DOKTORLARIN TERCİHİ YURT DIŞI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Konuyla ilgili Sağlık Bakanlığının yanıtlaması talebiyle Soru Önergesi veren;</span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Yıllarca emek veren prırıl pırıl Genç Doktorlarımız ülkeyi terk ediyor”Dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DOKTORLARIN TERCİHİ YURT DIŞI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Türk Tabipleri Birliği'nin verilerine göre, özellikle son 3 yılda yurt dışına taşınmak isteyen doktor sayısında büyük artış bulunmaktadır. 2012'de sadece 59 doktor yurt dışına taşınma amacıyla başvurmuşken, 2021'in ilk 11 ayında bu sayı 1200'ü aşmış durumdadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamuoyuna demeç veren hekimlerin açıklamalarının ortak noktası “yurt dışına taşınma kararının bir anda alınmadığı, bunun sıkıntılı bir süreç olduğunu ancak Türkiye'de hekim olarak çalışmanın çok zorlaştığını belirtmeleridir. Bu duruma iktidarın mutlaka çözüm bulması gerekiyor” Dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NİTEKLİLİ GENÇLERİ ÜLKEDE TUTAMIYORUZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Son yıllarda ülkemizde beyin göçü her geçen gün biraz daha artıyor. Yurt dışına artan beyin göçü ile ilgili veriler doktor ve mühendislerin kısacası nitelikli işgücünün ilk sıralarda yer aldığını gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi, New York Times’ta yer alan “Türkiye’den 250 bin entelektüelin göç ettiği” haberini yalanlayarak, böyle bir göç olmadığını açıkladı. Oysa TÜİK’e göre 2019 yılında Türkiye’den 677 bin 42 kişi yurt dışına göç etti. Saray iktidarının yanlış ve baskıcı politikaları gençlerimizi yurtdışında yaşamaya sevk ediyor” Dedi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SAĞLIKÇI DEĞER GÖRMÜYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Orhan Sümer, “Covid-19 salgını döneminde sağlık çalışanlarının yüzde 54'ünün emeklerinin karşılığının verilmediğini düşündüğünü ortaya çıkmıştı sağlık emekçileri değer görmediklerini düşünüyor. Şiddete maruz kalmaları, yasaların olumlu yönde değiştirilmemesi, Sağlık Bakanlığı’nın sahip çıkmaması, 36 saat aralıksız nöbet tutmaları, kapasitenin üzerinde hasta bakmaya zorlanmaları gibi nedenler birleştiğinde sağlıkta çözülmesi gereken birçok sorun olduğu ortaya çıkıyor.” Dedi</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[CHP'li Beko'dan Erdoğan'a Turkovac tepkisi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-bekodan-erdogana-turkovac-tepkisi-154645f1bdaa7-5643-4eb5-b3c3-a2a2f62211852022-01-13T15:55:00+03:00HABER MERKEZİ CHP'li Beko'dan Erdoğan'a Turkovac tepkisi

CHP'li Beko'dan Erdoğan'a Turkovac tepkisi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">BİLİM İNSANLARININ UYARISINA KULAK VERİN<br />TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, Türkiye'de 180 bine yakın hekimin bulunmasına rağmen dışarıya hekim göçünün artarak sürdüğünü belirterek, TTB Türk Tabipleri Birliği'nin, 1953’te 6023 sayılı yasa ile kurulmuş bir meslek örgütü olduğunu anımsattı. TTB'nin Tıpta Uzmanlık Dernekleri ile çok yakın ilişki ve işbirliği içinde çalıştığını ifade eden Beko, "Ayrıca Türk Tabipleri Birliği kendi içinde Uzmanlaşan Kollara sahiptir. Örneğin Halk Sağlığı Kolu gibi. Özellikle Halk Sağlığını ilgilendiren halka, iktidara dönük açıklamalarda çok özenli davranılmakta ve her zaman ağırbaşlı, bilimsel tutum ve içerik öne çıkarılmaktadır; doğal olan da budur. Bilim insanlarının; " sözünü öncelikle halkın sağlığından sorumlu olan ülkeyi yönetenlerin ciddiye alması gerekir. Bilim insanlarının uyarılarına kulak vermeli" sözleriyle iktidarı uyardı.<br />TTB AŞIYI HER ZAMAN DESTEKLEMİŞTİR<br />Türk Tabipleri Birliğinin tüm canlılar için aşı çalışmalarının bir değer olarak gördüğünü ve her zaman desteklediğini anımsatan Beko, "TTB bu tutumunu COVID-19 pandemisinde de korumuş; “Aşılar Tüm Canlıların Ortak Değeridir” açıklamasında da bir kez daha vurgulamıştır. TTB, pandemiden çıkışın tüm insanların nitelikli, ücretsiz, erişilebilir bir aşı ve hızlı bir aşılama programından geçtiğini de bir çok kere belirtmiştir" dedi.<br />HIFZISSIHHA ENSTİTÜSÜ NEDEN KAPATILMIŞTIR?<br />31 Mart 2023’te tamamlanması beklenen Turkovac aşısının birden bitirilmesinin başta bilim insanlarını ve halkı tedirgin ettiğini söyleyen CHP'li Beko, Zamanında aşıları üreten ve ürettiği aşıları dünyaya ulaştıran bir ülke iken ve bunda Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün rolü de çok büyükken, Hıfzıssıhha Enstitüsü neden kapatılmıştır? diye soran Beko, faz-3 çalışmalarıyla birlikte aşıyı güven verici şekilde kamuoyuna sunmak gerektiğini vurguladı.<br />BİLİM İNSANLARINA HAKARET ETMEK TAM BİR CEHALETTİR<br />Bilimsel süreçlerin ve bilim insanlarının evrensel olarak benimsenmiş etik ilkelerin başında dürüstlüğün geldiğini anımsatan CHP'li Beko, Erdoğan'ın açıklamasına tepki göstererek, "Çok değerli bilim insanlarından oluşan Türk Tabipleri Birliğinin Başkanı Sayın Şebnem Korur Fincancı bir bilim insanının duyarlılığı çerçevesinde açıklama yapmıştır; tamamen katılıyorum. Yine birçok bilim insanımız bu konuda sayın Fincancı'ya hak veriyor. Bu vazgeçilmez gereklilik, örneğin saydamlık ve bağımsız hakem kurum ve kurulların gözetimini zorunlu kılar. AKP iktidarı hukuka ve uluslararası yerleşik bilimsel kurallara, etik ilkelere uymak zorundadır. Bu aşı adayı Turkovac, henüz uluslararası bilimsel standartlarla acil kullanım için bile olsa aşı niteliği kazanmadığı ortada ve bunu söyleyen bilim insanlarına hakaret etmek tam bir cehalettir" dedi.<br />AKP'NİN SAĞLIK POLİTİKASI DA BİLİME DEĞİL RANTA DAYALI<br />Bu şekilde yabancı ülkelere satılması durumunda olası aşı komplikasyonlarının, Türkiye'yi uluslararası arenada haksız, itibarsız ve suçlu duruma da düşürebileceği endişesini de dile getiren Beko, "Buna hiç kimsenin hakkı yoktur. AKP iktidarının 2003 yılında uygulamaya başladığı Dünya Bankası destekli “Sağlıkta Dönüşüm” programıyla tanıştığımız şirket-şehir hastaneleri hakkında Sayıştay raporlarının son 3 yıldaki ortak tespiti, şehir hastanelerinin muhasebe işlemlerinin mevzuata uygun olmadığı ve devamlı surette kamunun zarar ettiği ortada. Ticari sır gerekçesiyle milletvekillerinden dahi saklanan şirket-şehir hastaneleri sözleşmelerinde kamunun menfaatini savunan bir irade ve mekanizma ne yazık ki yoktur. AKP'nin sağlık politikası da, bilime değil ranta dayalı politikalardır. " eleştirisinde bulundu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[SEBZE VE MEYVEDE KDV SIFIRLANSIN]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sebze-ve-meyvede-kdv-sifirlansin-154631402a73e-776a-4f82-8c3f-767914ab4b322022-01-13T15:51:00+03:00HABER MERKEZİ SEBZE VE MEYVEDE KDV SIFIRLANSIN

SEBZE VE MEYVEDE KDV SIFIRLANSIN

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, taze sebze ve meyvede KDV oranının sıfırlanması maksadıyla TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tanal’ın hazırladığı Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin gerekçesinde, “Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğunun” vurgulandığı Anayasa’nın 73. maddesi hatırlatarak, “Türkiye’de uygulanan vergi politikaları ile vergilemede adalet ilkesi gözetilmeden, tüm vergiler içinde dolaylı vergilerin doğrudan vergilere oranının sürekli artış gösterdiği bir hal aldığının görüldüğünün” altı çizildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gerekçede, dolaylı vergilerin, vergiyi ödeyenin geliri ve maddi durumuna göre farklılaşmayan, herkesten eşit bir şekilde alınan vergiler olduğu belirtilerek, “Söz gelimi, KDV alınan mal ve hizmetlerden yararlanan herkes aynı orana vergi ödemektedir” denildi.<br /><br /><strong>ZAM HATIRLATILMASI&nbsp;</strong>&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Anayasadaki sosyal devlet ilkesinin anımsatıldığı gerekçede, “Sosyal devlet anlayışına göre devlet, ekonomik ve sosyal yaşama müdahale etmesi yoluyla, toplumdaki sınıf çatışmalarını yumuşatarak, ulusal bütünleşmeyi sağlamayı hedeflemelidir. Dolayısıyla sosyal devlet anlayışı çerçevesinde öncelikli olarak toplumun güçsüz kesimlerine ve elbette herkese insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşam seviyesinin sağlanması gerekmektedir. Vergilendirmede adalet ilkesinin sebebi sosyal devlet ilkesidir” ifadelerine yer verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de son dönemlerde iktidar tarafından yanlış ve kötü yönetilen ekonomi politikaları nedeniyle vatandaşların her geçen gün daha fazla gelir kaybına uğradığının kaydedildiği gerekçede, döviz kurundaki durdurulamaz artışa, Türk Lirası’ndaki erimeye paralel olarak elektrik, su, doğalgaz, temel gıda ve temizlik malzemeleri başta olmak üzere her türlü ihtiyaç kalemine zam yapıldığı belirtildi.<br /><br /><strong>SOĞANI ZİNCİR MARKETTE VERESİYE YAZDIRMAK İSTEDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hayat şartlarının günden güne ağırlaştığının dile getirildiği gerekçede, şöyle devam edildi: “Ülkemizde asgari ücretle geçinmek zorunda olan milyonlarca vatandaşımız bulunmaktadır. Beslenme, barınma, ısınma, eğitim, sağlık masraflarını dahi karşılayamayan vatandaşlarımız açlıkla karşı karşıya kalmıştır. Sebze, meyve almak isteyen vatandaşlarımız, artık marketten, pazardan tane hesabıyla tüm aileyi idare etmeye çalışmaktadır. Soğan dahi alamayan bir vatandaşımız, zincir markete gidip kasiyere bir kilo soğanı veresiye almak istediğini söylemiştir. Duymadığımız, görmediğimiz, ulaşamadığımız, maddi yetersizlikten dolayı çaresizlik içinde kalan milyonlarca vatandaşımız vardır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li vekil Mahmut Tanal’ın imzasını taşıyan kanun teklifiyle “sebze ve meyvelerin tesliminden alınan KDV’nin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında söz konusu vergiden istisna tutulan hallerden sayılarak, vatandaşa sebze ve meyvelerin daha ucuz ulaşmasının sağlanması, yeterli, güvenli, sağlıklı gıdaya ulaşım hakkını kolaylaştırarak beslenme hakkı ve sağlık hakkının ihlallerinin önüne geçilmesinin hedeflendiği” vurgulandı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[PEDLERDEKİ VERGİ ORANI YÜZDE 1’E DÜŞÜRÜLSÜN]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pedlerdeki-vergi-orani-yuzde-1e-dusurulsun-1546293d0af3e-a9f4-40f4-aa74-8b9b45dca98a2022-01-13T15:48:00+03:00HABER MERKEZİ PEDLERDEKİ VERGİ ORANI YÜZDE 1’E DÜŞÜRÜLSÜN

PEDLERDEKİ VERGİ ORANI YÜZDE 1’E DÜŞÜRÜLSÜN

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, kadınların sağlıklarından vergi alınamayacağını belirterek kullanılan hijyenik pedlerdeki yüzde 18’lik vergi oranının yüzde 1’e düşürülmesini teklif etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Parti Meclisi Üyesi ve Tekirdağ Milletvekili Dr. Yüceer, kadınların menstrüel dönemde zorunlu ve temel olarak kullanmak zorunda oldukları ped ve diğer hijyen ürünlerindeki vergi oranının düşürülmesi için hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Teklif ile ped ve diğer hijyen ürünlerinden alınan yüzde 18 oranındaki verginin yüzde 1’e düşürülmesi önerildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir kadının ortalama hayatının 2 bin 535 gününde regl olduğunu belirten Dr. Yüceer, “Bu rakam yaklaşık yedi yıla tekabül etmektedir. Bir kadın hayatı boyunca ortalama 11 bin tampon – hijyenik ped kullanmaktadır. İngiltere’de yapılan bir hesaplamaya göre kadınları hayatlarının 38 gününü kadın hijyen ürünlerini alabilmek için çalışarak geçirmektedir Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNİCEF) regl hakkında doğru ve yararlı bilgiye erişim, regl hijyeni malzemelerine erişim, malzemelerin değişimi için gizlilik sağlayacak tesislere erişim, su ve sabuna erişimin garanti altına alınması gerektiğini ifade etmektedir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dr. Yüceer’in kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SAĞLIK HAKKI VURGUSU:&nbsp;</strong>Sağlık hakkı, Anayasamızın 56. maddesinde sosyal haklar arasında yer almaktadır. Öte yandan Anayasamızın 65. maddesinde “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir” ifadesi yer almaktadır. İnsan hakları sınıflandırmasında ise sağlık hakkı ikinci kuşak haklar arasında ve pozitif statü hakkı olarak yer almaktadır. Menstrüel dönemin bir hastalık olarak değerlendirilmesi her ne kadar doğru olmasa da bu dönemde menstrüel dönemin gerektirdiği temizliğe uygun sıhhi malzemelerin kullanılmaması üreme yolu hastalıklarına yol açmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PEDLER LÜKS TÜKETİM ÜRÜNLERİ DEĞİLDİR:&nbsp;</strong>Kadın örgütlerinin uzun yıllardır sürdürdüğü mücadeleler sonucunda dünyada bu konuda bir farkındalık oluşmuş, pek çok ülkede kadınlar lehine olumlu adımlar atılmış ve atılmaktır. Toplumun yarısını oluşturan kadınların kullandığı bu temel tüketim ürünleri Türkiye'de ise sanki lüks tüketim ürünleriymiş gibi yüzde 18 Katma Değer Vergisi (KDV) ile vergilendirilmektedir. Özellikle yoksulluk sınırının altında yaşayan, düzenli geliri olmayan insanlar için zaten pahalı olan bu ürünler, döviz kurundaki yükselişin ardından oldukça erişilmez bir hale gelmiştir. Ülkemizde çok sayıda kız çocuğu ve kadın, menstrüel dönemde kullanılması gereken hijyen ürünlerini alacak maddi güce sahip olmadığından üreme sağlığı hastalıkları ile karşı karşıya kalmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KADINLAR HİJYENİK PEDLER YERİNE BEZ PARÇALARI KULLANMAK ZORUNDA KALIYOR:&nbsp;</strong>Regl yoksulluğuna ve bu konudaki tabu kültürüne savaş açtık diyerek çalışmalarını sürdüren Konuşmamız Gerek Derneği, yaptıkları saha çalışmalarındaki çarpıcı deneyimlerini şöyle aktarmaktadır: “Özellikle kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kız çocuklarının, mültecilerin, mevsimlik tarım işçileri gibi göç ederek ve genellikle güvencesi olmayan işlerde çalışanların regl yoksulluğunu daha fazla deneyimliyor. Bizim yüz yüze görüşmelerimizden öğrendiğimiz kadarıyla, bu dönemi kanayarak atlatmak durumunda kalan veya paçavralar, dezenfekte edilemeyen kumaş parçaları, çadırlardan yırtılan kaputbezleri gazete kağıtları hatta iri yapraklar kullananlar oluyor. Hijyenik pedler yerine kendileri diktikleri bez parçaları kullananlar da oluyor.&nbsp;Bu biraz daha sürdürülebilir bir çözüm gibi görünse de özellikle temiz suya erişimin kısıtla olduğu çalışma ve yaşama şartlarında çok da etkin değil. Bazı kadınlardan alınan bir paket pedin bir aileyi idare etmesi için pedi çok az sıklıkla değiştirdiklerini, hatta bir tam gün boyunca kullandıklarını da öğrendik.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KADINLARIN YÜZDE 82’Sİ PEDE ERİŞEMİYOR:&nbsp;</strong>Derin Yoksulluk Ağı'nın saha çalışmalarının ardından yaptığı açıklamada "103 aileyle hem nitel hem de nicel olarak derinlemesine görüşmeler yaptık. Araştırmamızın sonuçlarına göre görüştüğümüz kadınların yüzde 82'si hijyenik pede erişemiyor. Görüştüğümüz diğer kadınlar ise ara sıra olarak pede erişebildiklerini söylediler" ifadeleri kullanılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>33 BİN İMZA TOPLANDI:&nbsp;</strong>Change.org’da “%18 Kadın Hijyen Ürünleri Vergisi Düşürülsün” başlığıyla başlatılan imza kampanyası şu an 33 bin 100 kişi tarafından imzalanmıştır. Tüm bu gerekçelerle hijyen malzemelerinden alınan vergi yükü kaldırılmalıdır.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan 'endişe verici' diyerek yargıdaki vahim tabloyu açıkladı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/anayasa-mahkemesi-baskani-zuhtu-arslan-endise-verici-diyerek-yargidaki-vahim-tabloyu-acikladi-15461398c70a7-d244-4b9e-ad3f-f2d0b3fbfdd42022-01-11T22:34:00+03:00HABER MERKEZİ Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan 'endişe verici' diyerek yargıdaki vahim tabloyu açıkladı

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan 'endişe verici' diyerek yargıdaki vahim tabloyu açıkladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Anayasa Mahkemesi (AYM) Anayasa Yargısı Araştırmaları Merkezi (AYAM) ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi iş birliğinde, 'Anayasal Bir Güvence Olarak Silahların Eşitliği İlkesi' konulu sempozyum düzenlendi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"TOPLUMUN ADALETİN SAĞLANDIĞINI GÖRMESİ GEREKMEKTEDİR"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">DHA'nın aktardığına göre burada konuşan AYM Başkanı Zühtü Arslan,<em><strong>&nbsp;"Silahların eşitliği ilkesinin, hukuk, ceza ve idari yargılama hukukunda tüm uyuşmazlıklar için geçerli olduğunu söyleyerek, "Bu ilke, savunmanın iddia makamı karşısında zayıf duruma düşürülmesini önlemeye yönelik olarak en fazla ceza yargılamasında karşımıza çıkmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere silahların eşitliği ilkesi, ceza yargılamasında sanığın aleyhine bir hukuki durum oluşturulmasına izin vermez. Demokratik hukuk devleti, ceza yargılamasında savunma hakkının güvenceye alınmasını gerektirmektedir. Bunlar mahkemenin kararlarında belirtilen çok önemli temel ilkelerdir. Adaletin sağlanması, onun gerçekleştiğinin görülmesine de bağlıdır. Başka bir ifadeyle adalet aynı zamanda bir görünüm meselesidir. Tarafların adaletin sağlandığını, toplumun da adaletin sağlandığını görmesi ve bu yönde bir algının oluşması gerekmektedir"</strong></em>&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>"BU SAYI VE ORANLAR VAHİM BİR DURUMU İŞARET EDİYOR"</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yargılamanın hakkaniyete uygun yapılması gerektiğini vurgulayan Arslan,&nbsp;<em><strong>"Yargılamanın makul sürede sonuçlanmasında silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesine kadar adil yargılama hakkının tüm unsurlarıyla korunması, hukuk devletinin olmazsa olmaz gerekleridir. Bu noktada bireysel başvuru istatistiklerinin endişe verici olduğunu ifade etmek isterim. Bireysel başvurunun uygulamaya başlandığı 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren yapılan başvuruların büyük bir kısmı adil yargılanma hakkına erişmek içindir. Mahkememize 2021'de 66 bin 121 başvuru yapıldı. Ve bu başvuruların yüzde 73'ünden fazlası adil yargılanma hakkı için. Başka bir ifadeyle geçen yıl mahkememize yapılan başvuruların yaklaşık dörtte üçü, adil yargılanma hakkına ilişkin şikayetleri kapsamaktadır. İhlal sınırları bakımından da durum çok farklı değil. Başlangıçtan itibaren verdiğimiz toplam ihlallerin yüzde 77'si adil yargılanmaya dahildir. Bu sayı ve oranlar bize aslında vahim bir durumu işaret ediyor. Adil yargılanma hakkıyla ilgili bir meselemiz var. Bu meseleyi çözmek de hepimizin ortak görevi. Buna yönelik bizim önerimiz, Anayasa Mahkemesi'nin gerek norm denetiminde gerekse bireysel başvuruda adil yargılanma hakkına ve bu hakkın ihlaline yönelik değerlendirmelerinin idari ve yargısal makamlar tarafından dikkatli şekilde ele alınması ve çözüm yollarının bulunmasıdır. Adil yargılanma hakkının korunmadığı, ihlallerin önlenemediği bir ülkede hukuk devletinin tüm kurallarıyla korunması da mümkün değildir"</strong></em>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">KAYNAK: YENİÇAĞ GAZETESİ</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[57 yıllık kadın ve çocuk hastalıkları hastanesi kapatılamaz]]>https://www.haberanaliz.net/haber/57-yillik-kadin-ve-cocuk-hastaliklari-hastanesi-kapatilamaz-15460034d982c-45e5-4645-9478-44c178870a8f2022-01-11T22:29:00+03:00HABER MERKEZİ 57 yıllık kadın ve çocuk hastalıkları hastanesi kapatılamaz

57 yıllık kadın ve çocuk hastalıkları hastanesi kapatılamaz

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Bedelsiz olarak şirketlere tahsis edilen Hazine arazileri üzerine yapılan ve Sağlık Bakanlığı’nın hasta ve hizmet garantisi vererek kiracı olduğu şehir hastaneleri nedeniyle kapatılması planlanan köklü sağlık kurumlarına bir yenisi daha eklendi.&nbsp; Ankara’daki bir ihtisas hastanesi yıkılarak yapımına başlanan Etlik Şehir Hastanesi için Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim-Araştırma Hastanesi’nin kapatılacağı bildirildi. Karara tepki gösteren Hastanemi Kapatma Platformu üyeleri, “Hastanemi kapatma” diyerek iktidara seslendi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eyleme CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer ve CHP Altındağ İlçe Örgütü de destek verdi. İktidarın, “Otel konforunda” diyerek pazarladığı şehir hastanelerinin kamuya getirdiği yükün yanı sıra sağlığa ulaşımı da güçleştirdiğini ifade eden Emir, şunları kaydetti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ankara’da ve Türkiye’de hastaneleri kapatmaya doymadılar. Her bir hastanemiz kapatıldığında yüreğimiz yanıyor, bu çılgınlığa son verin. Bu hastanelerin suçu ne? Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi, 1950’lerden beri çok önemli hizmetler veren bir referans hastanedir, hiçbir eksiği de yoktur. Bu hastanenin kapatılmak istenmesinin tek sebebi, şehir hastanesine hasta bulmaktır. Siyasi iktidarın düşündüğü, halkın sağlığı değil, şehir hastanelerini işleten müteahhitlerin kasaları ve cepleridir. Bugün ağır bir yoksulluk ve işsizlik sarmalında yaşıyorsak, halkımız açlığa mahkûm ediliyorsa, bu talan anlayışının ve halkın kaynaklarının birilerinin cebine aktarılmasının çok önemli etkisi vardır. Şehir hastanesi, normal bir hastanenin 7-8 katına mal edilmektedir. Böyle önemli hastaneleri kapatarak, halkın sağlığına kast edilmektedir. Sağlık Bakanı’na sesleniyoruz: Hastanelerimizi katletmekten vazgeçin, şehir hastanelerinden vazgeçin. Bu hastaneleri kapatmayın, kıymayın. Haklı mücadelemizi sürdüreceğiz, büyüteceğiz ve hastanelerimizin kapatılmaması için çalışmaya devam edeceğiz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Hiç kimsenin gücü Türk Tabipler Birliği’ne yetmez!</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili ve Pati Meclisi Üyesi Dr. Murat Emir; MHP’nin haftalık grup toplantısında Türk Tabipler Birliği’nin kapatılması gerektiğini açıklayan Devlet Bahçeli’ye de yanıt verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Devlet Bahçeli, “Türk Tabipler Birliği kapatılsın” demiş. TTB’nin suçu, ‘Türkovac aşısının Faz-3 çalışmasının erken verileri açıklansın’ demek. Hepimiz, gurur duymak istediğimiz aşımızın sonuçlarını merak ediyoruz, öğrenmek istiyoruz. TTB de görevini yapıyor. Bahçeli bilsin ki öyle canı sıkıldıkça, Cumhur İttifakı’nın dediklerine her karşı çıkan, değirmenine su taşımayan kapatılsın diye tehdit savuramaz, hiçbir sonuç da alamaz. TTB, halkın sağlığının peşindedir. Halkın hastanelerinin kapatılmasının önüne geçmeye çalışmaktadır. Gücünü halktan ve ülkemizdeki sağlık ordusundan almaktadır. Hiç kimsenin gücü TTB’ye yetmez.”&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">KUTU</span></p><p><span style="font-size:18px">Kapatılması planlanan Sami Ulus Çocuk Hastanesi 1950’li yıllarda ilk olarak Işıklar Caddesinde Ankara Çocuk Hastanesi olarak açıldı. Hastaneye adını veren Dr. Sami Ulus’ un gayretleriyle mevcut hastane binası 150 yatak kapasitesi ile 1963 yılında hizmete girdi. Kuruluşundan bu yana gelişme içinde olan hastaneye, 1990 yılında iki katlı poliklinik binası ve takip ve tedavi merkezi eklenerek halkın hizmetine sunuldu.&nbsp; Hastane yıllar içinde yatak kapasitesini arttırırken, çocuk sağlığına ilişkin yan dal uzmanlıklarını da çeşitlendirerek hızlı bir şekilde gelişti. 2012 yılında Balgat Semt Polikliniği, ardından 2016 yılında Beştepe Ek Hizmet Binası açıldı. Kurulduğundan bu yana Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet sürdüren hastanede 418 yatak ve 1792 personel bulunmakla birlikte, yaklaşık 40 eğitim görevlisi, 210 uzman doktor ile eğitim veriliyor.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[YILDIRIM KAYA: SENDİKALARI ORTAK SORUNLARI İÇİN ORTAK MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUM]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yildirim-kaya-sendikalari-ortak-sorunlari-icin-ortak-mucadeleye-cagiriyorum-15459f207507b-5667-43ff-bb9c-76656a46ffb12022-01-11T22:26:00+03:00HABER MERKEZİ YILDIRIM KAYA: SENDİKALARI ORTAK SORUNLARI İÇİN ORTAK MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUM

YILDIRIM KAYA: SENDİKALARI ORTAK SORUNLARI İÇİN ORTAK MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUM

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Muhalefet partilerinin hiçbir önergesi kabul edilmediği gibi, Anayasaya aykırılık itirazlarımız da “Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz” anlayışıyla hafife alındı. Sendika temsilcilerinin talepleri, eleştirileri vehep bir ağızdan “hayır”demeleri de dikkate alınmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyük umutlarla Komisyon toplantısına katılan, gecenin geç saatlerine kadar bizimle birlikte mesai yapan; Eğitim İş, Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Anadolu Eğitim Sen, Öğretmenler Sendikası, Özel Sektör Öğretmenler Sendikası ve Veli Der temsilcileri büyük hayal kırıklığı yaşadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP ve MHP koalisyonu öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin umutla bekledikleri Öğretmenler Meslek Kanununu hiçleştirip, parmak hesabıyla gecenin karanlığında, karanlığa gömdüler. Yeni sorunlar yumağına da kapıyı açtılar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖĞRETMENLERE ÇAĞRIMIZDIR </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Öğretmenlik Meslek Kanunu, TBMM Genel Kuruluna gelene kadar, AKP ve MHP Genel Merkezlerine,il ve ilçe başkanlıklarına giderek, ilinizin milletvekilleriyle görüşerek taleplerinizi yazılı olarak ulaştırmalısınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğretmenlik Meslek Kanunu TBMM Genel Kurulu’na geldiği gün, AKP ve MHP Genel Merkezlerini, &nbsp;il ve ilçe başkanlıklarını mesaj yağmuruna tutmalısınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sorunlarımız ortak olduğuna göre, mücadelemizde ortak olmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelin sorunlarınıza sırt çevirenlere, birlikte ses yükseltelim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Duymayan kulaklara, görmeyen gözlere karşı görünür olalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Haklarınızı yok sayan siyasi partilere kararlılığımızı gösterelim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gün birlik günüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gün dayanışma günüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gün mesleğinize sahip çıkma günüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gün sendikaların ortak mücadele günüdür.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Öğrencilere kamusal barınma hakkı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ogrencilere-kamusal-barinma-hakki-154580b7d1a8a-ebb4-4883-a37b-3791919e6f0a2022-01-11T22:23:00+03:00HABER MERKEZİ Öğrencilere kamusal barınma hakkı

Öğrencilere kamusal barınma hakkı

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Oya Ersoy; Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim gören Enes Kara’nın, dinci cemaate ait yurtta yaşadığı baskılar sonucu intihar etmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Gençlik ve Spor Bakanına soru önergesi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ersoy önergesinde, Kara’nın videosunda özgür hissetmediği ve baskı altında olduğunu söylediği ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dinci cemaat ve tarikatların yurtlarında kalan öğrencilerin bu tip baskılara maruz kaldığının daha önce basında da yer aldığını ifade eden Ersoy, bu tip denetimsiz yurtlarda yaşananlarının kamuoyunda endişe uyandırdığını belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Öğrencilere kamusal barınma hakkı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Öğrencilerine kamusal ve ücretsiz yurt sağlamanın devletin görev ve sorumluluğunda olduğunu ifade eden Ersoy; kamusal bir barınma programı bulunmadığı için özellikle yoksul ailelerin çocuklarının dinci cemaatlerin yurtlarına gitmeye mecbur kaldığını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ersoy şu soruları yöneltti:</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Enes Kara’nın baskıya uğradığı ve intihar etmesine yol açan koşulları bulunan yurdu kapatmayı düşünüyor musunuz?</span></li><li><span style="font-size:18px">Enes Kara’nın kaldığı yurt hakkında soruşturma başlatılmış mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Enes Kara’nın kaldığı yurt en son ne zaman denetlenmiştir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Öğrencilerin barınma sorununa kamusal bir çözüm bulmak için bir planınız bulunuyor mu?</span></li></ol>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Dönem karı 4.6 milyar lira olan bir kuruluş neden özelleştirilir?”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-donem-kari-46-milyar-lira-olan-bir-kurulus-neden-ozellestirilir-154570a80377a-7126-47a8-ab36-d37849ab12552022-01-11T22:19:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Dönem karı 4.6 milyar lira olan bir kuruluş neden özelleştirilir?”

Gürer: “Dönem karı 4.6 milyar lira olan bir kuruluş neden özelleştirilir?”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>“Bu kadar kar eden bir kurum neden özelleştiriliyor?” diye soran&nbsp;Gürer’e&nbsp;yanıt veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türk sermaye piyasalarına güçlü ve yatırımcı tabanı geniş bir şirket kazandırmayı hedeflediklerini belirtti.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KAR EDEN KURULUŞUN ÖZELLEŞTİRME NEDENİ NEDİR?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde şu sorulara yanıt istedi:&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Kâr eden bir kuruluşun özelleştirilmesinin nedenleri nelerdir?</span></p><p><span style="font-size:18px">71 bin 97 km uzunluğunda yüksek gerilim nakil hattı, 753 adet yüksek gerilim indirici trafo merkezi, 28 bin 743 kilometre fiber optik kablo alt yapısı ve 17 bin çalışanı ile ülkemizde önemli bir kamu kuruluşunun kâr ettiği halde satılmasının sağlayacağı fayda ne olacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">TEİAŞ özelleştirilmesi ile ülke çıkarlarının korunması ve güvenlik sorunlarının yaşanması gibi risklerin varlığına karşın böyle bir karar alınmasının nedeni nedir?”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HALKA ARZ EDİLECEK&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer’in&nbsp;önergesine yanıt veren Bakan Dönmez,&nbsp;Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’nin&nbsp;(TEİAŞ) 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında&nbsp;Kanun&nbsp;çerçevesinde özelleştirme kapsamına&nbsp;alındığını belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PİYASAYA GÜÇLÜ BİR ŞİRKET KAZANDIRIACK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">TEİAŞ’ın&nbsp;azınlık düzeyindeki payının&nbsp;halka arz edilerek Türk sermaye piyasalarına güçlü ve yatırımcı tabanı geniş bir şirket kazandırılmasının hedeflendiğini anlatan Bakan Dönmez, “Böylelikle,&nbsp;TEİAŞ’ta&nbsp;kamu denetimine ek olarak finansal raporlama, kamuyu aydınlatma ve bağımsız denetim gibi halka açık şirketlerin tabi olduğu sermaye piyasası düzenlemeleri de uygulanmaya başlayacaktır” açıklamasında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇOĞUNLUK HİSSELERİ KAMUDA KALACAK&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Halka arz işleminin, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde&nbsp;yapılacağını kaydeden Bakan Fatih Dönmez,&nbsp;4222 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda açık ve kesin bir şekilde belirtildiği üzere özelleştirme&nbsp;yöntemin&nbsp;halka arz olup&nbsp;TEİAŞ’ın&nbsp;çoğunluk hissesinin kamuda&nbsp;kalacağına işaret etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>27 MİLYAR 879 MİLYON TL TUTARINDA VARLIĞI VAR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Önerge sahibi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer&nbsp;ise&nbsp;“Elektrikte özelleştirmelerde hedef rekabet ortamı geliştirilmesiyle elektrik ucuzlaması, kayıp kaçak tüketiminin azaltılması ve bölgesel tarifeye geçilmesi olarak açıklanmıştı. Bu yönde yapılan özelleştirmeler beklenen sonucu vermediği gibi kayıp ve kaçak tüketimi de düzenli fatura ödemesi yapan, kaçak elektrik kullanmayan yurttaşın sırtına yüklenmiştir. 2020 yılı verilerine göre&nbsp;TEİAŞ’ın&nbsp;sahip olduğu varlıklar 27 milyar 879 milyon lira, dönem karı 4 milyar 648&nbsp;milyon liradır. Özelleştirmelerin önce kamuya faydası anlatılarak başlatılmış, sonuçta özelleşen kuruluşların kamu faydası ortadan kalktığı gibi yalnız külfeti kamuya kalmıştır. TEİAŞ stratejik önemi de olan bir kamu kuruluşudur. Özelleştirme bazı kuruluşlarda da bir tarafından halka arz gibi sunulup sonrasında hisseler bir elde toplanarak süreç içinde yapısal değişime uğrayan örnekler de vardır” dedi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[YÜCEER: “BAKANLIK YASAKLADIĞI TARIM ZEHİRLERİNİN DENETİMİNİ YAPMIYOR”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yuceer-bakanlik-yasakladigi-tarim-zehirlerinin-denetimini-yapmiyor-15456c59dc872-834c-4feb-8b4f-ec2c379ac4912022-01-11T22:16:00+03:00HABER MERKEZİ YÜCEER: “BAKANLIK YASAKLADIĞI TARIM ZEHİRLERİNİN DENETİMİNİ YAPMIYOR”

YÜCEER: “BAKANLIK YASAKLADIĞI TARIM ZEHİRLERİNİN DENETİMİNİ YAPMIYOR”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">CHP PM Üyesi ve Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer,&nbsp;Türkiye’den gönderilen gıda ürünlerinde bulunan insan ve doğa sağlığı açısından riskli olan pestisitleri Meclis gündemine taşıdı. AB ülkelerine Türkiye'den ihraç edilen narenciye ürünlerinde Klorpirifos isimli pestisitin bulunduğunu ve ürünlerin iade edildiğini belirten Dr. Yüceer şu şekilde konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ülkemizden Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ürünlerde yıllardır pestisit kalıntı analizleri yapılmaktadır ve bu analizlerin kayıtlarına erişmek mümkündür. Sistemde yer alan son iki yıllık kayıtları gözden geçirdiğimizde ülkemiz tarımında kullanılması yıllardır yasak olmasına rağmen hala kullanılan çok sayıda pestisit olduğu görüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“KLORPRİFOS ÇOCUKLAR İÇİN EN TEHLİKELİ 12 TOKSİK MADDEDEN BİRİ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">AB ülkelerine Türkiye'den ihraç edilen narenciye ürünlerinde Klorpirifos isimli tarım zehri çıkıyor. Ürünler reddediliyor. Klorpirifos çocuklarda sinir sistemine çok zararlı ve AB'de kullanımı yasak. Ülkemizde kullanılıyor. AB ülkelerinde yapılan analizlerde ürünlerde belirlenen Klorpirifos miktarı inanılmaz yüksek. Klorpirifos Dünya Sağlık Örgütü'nce çocuklar için en zararlı 12 toksik maddeden biri olarak niteleniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gıda mühendisi ve akademisyen Bülent Şık’ın araştırmasına göre yakın zamanda Rusya ve AB ülkelerine ihraç edilen narenciye ürünlerimizin üzerinde yapılan kontrollerde yasal mevzuata aykırı Klorpirifos kalıntısı içerdiği tespit edilen ürünler iade edildi. AB ülkelerine Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yapılan analizlerde, 2020 yılında uygunsuz çıkan örneklerin yaklaşık dörtte birinin, 2021 yılında ise beşte birinin tarımsal üretimde kullanılması yasaklanmış pestisit içerdiği belirtildi. İade edilen bu ürünlerin akıbeti ise net değil. İmha mı ediliyor, yoksa tekrar iç piyasaya mı sürülüyor? Bu da ayrıca Bakanlığın yanıtlaması gereken bir soru.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BAKANLIK 2016’DAN BU YANA KLORPİRİFOS İLE İLGİLİ HERHANGİ BİR VERİ PAYLAŞMADI”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarım ve Orman Bakanlığı 2016 yılında bu tarım zehrini yasaklamış ve piyasadan toplatılması kararını almıştı. Ancak Bakanlık o günden bu yana bu zehrin piyasadan toplatılması sürecine yönelik herhangi bir paylaşım yapmadığı gibi kalıntı izleme çalışmalarında da Klorpirifos kalıntısı tespit ettiği gıda ürünleri ile ilgili de bir veri paylaşmadı<strong>.&nbsp;</strong>Bu zehirler bir şekilde sofralarımıza geliyor. Tüm uyarılarımıza rağmen AKP iktidarı her zaman yaptığı gibi günü kurtaracak geçici çözümlere ve söylemlere başvuruyor. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“EKONOMİ KÖTÜYE GİTTİKÇE VATANDAŞLARIMIZIN BESLENME KALİTESİ DÜŞÜYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer yandan Klorpirifos piyasada iki farklı kimyasal formda bulunuyor. Bunlardan biri Klorpirifos etil diğeri ise Klorpirifos metil olarak adlandırılıyor. Avrupa Birliği Komisyonu 23 Temmuz 2020 tarihinde aldığı kararla bebekler ve çocukların gelişimi için zararlı olan Klorpirifos etil gibi Klorpirifos metili tarım zehrini de yasakladı. Ancak bizim ülkemizde Klorpirifos metil ile ilgili henüz bir yasaklama kararı getirilmedi. Yani bu zehir serbestçe kullanılmaya devam ediyor.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne yazık ki yurttaşlarımız korkunç bir şekilde kalitesiz besleniyor. İşlenmiş gıdalarda kimyasallar, sebze ve meyvelerde tarım ilaçları korkunç boyutta. Bunun en önemli nedeni kötü ekonomi yönetimi. Çiftçi toprağına gübre dahi atamayacak hale gelmişken, gıda fiyatları inanılmaz boyutlarda artarken imkânı olmayan çiftçi çaresiz maliyeti düşürmek için bilinçsizce bu zehirleri kullanıyor. Vahim pahalılık altında alım gücü düştükçe, yokluk arttıkça yurttaşlarımız da en ucuza yöneldiği için kalitesiz besleniyor.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Dr. Yüceer konu ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlanması isteğiyle meclise soru önergesi verdi. Dr. Yüceer’in Bakan Pakdemirli’den yanıtlamasını istediği sorular şu şekilde:</strong></span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">1)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Rusya ve AB ülkelerine 2021 yılında ihraç edilen narenciye ürünlerinde Klorpirifos pestisiti kalıntısı iade edildiği doğru mudur?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">2)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2016 yılından bu yana ülkemizde yürütülen kalıntı izleme çalışmalarında il bazında kaç adet gıda ürününde pestisit analizi yapıldı? Bu analizlerin sonucunda kaç adet üründe Klorpirifos kalıntısı tespit edildi?&nbsp;</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">3)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Klorpirifos dışında Bakanlığınız Türkiye’de hangi yasaklı pestisitlerin kullanıldığını tespit etmiştir?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">4)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çocukların sinir sistemine ve bilişsel gelişimine zarar verdiği için kullanılması AB ülkelerinde yıllardır yasak olan Klorpirifos Türkiye’de neden hala kullanılıyor?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">5)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2016 yılından bu yana piyasadan toplatılan Klorpirifos içeren tarım ilacı miktarı nedir?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">6)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tarım zehri nedeniyle iade edilen tarım ürünlerine ne olmaktadır? İade edilen zehirli ürünler iç piyasaya sürüldü mü? Sürülmediyse ne yapıldı?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">7)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizde satılan ürünlerde de Klorpirifos kalıntısı var mı?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">8)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2016 yılından bu yana kaç çeşit tarım ürünü tarım zehri nedeniyle iade edilmiştir?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">9)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2016 yılından bu yana tarım zehri nedeniyle Rusya ve AB ülkeleri tarafından iade edilen tarım ürünü miktarı nedir? İade edilen ürünlerin değeri toplamda kaç Türk Lirası’dır.</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">10)&nbsp;&nbsp;AB tarafından Temmuz 2020’de yasaklanan Klorpirifos metil zehri Türkiye’de neden hala yasaklanmamıştır? Bu konu ile ilgili Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Türkiye’de yoksulluk oranı azalıyormuş!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/turkiyede-yoksulluk-orani-azaliyormus-15455d11726bd-c86e-454d-94b2-86841dd120c02022-01-11T22:11:00+03:00HABER MERKEZİ Türkiye’de yoksulluk oranı azalıyormuş!

Türkiye’de yoksulluk oranı azalıyormuş!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">&nbsp;<strong>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer’in&nbsp;yoksullukla ilgili soru önergesine yanıt veren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, ülkemizde yoksulluk oranında &nbsp;düşüş olduğunu ileri sürdü.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bakan Yanık’ın yanıtını değerlendiren CHP Milletvekili&nbsp;Gürer, “Sayın Bakan da hayat&nbsp;pahalılığı&nbsp;ve&nbsp;işsizlik hat safhadayken enflasyon ve işsizlik oranlarını olabildiğince düşük tutan&nbsp;&nbsp;TÜİK’e&nbsp;özenmiş görünüyor” dedi.&nbsp;</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, ülkemizin yoksullukla mücadelede hangi aşamada olduğunun açıklanması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SOSYAL YARDIMA AYRILAN KAYNAK YETERLİ Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ömer Fethi Gürer, önergesinde şu sorulara anıt istedi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ülkemizde sosyal yardım alanına ayrılan kaynağın OECD ülkeleri bazında bakıldığında yeterliliği nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Mutlak yoksullukla mücadele kapsamında yapılan çalışmalar nelerdir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Herhangi başka bir şarta bağlı kalmaksızın doğrudan yoksulları hedefleyen yeni sosyal yardım programının kapsamları ve parametreleri nelerdir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Mutlak yoksulluğun giderilmesini hedef olarak belirlemiş olmak; toplumsal refahın iyileştirilmesi ve insani yaşam koşullarının eğitimden sağlığa, gıdadan barınmaya kadar pek çok ihtiyacın giderilmesinde istenilen seviyede bir sosyal politika anlayışı mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Mutlak yoksulluğun ilerlemesindeki tetikleyici bileşenlerin tespitine ilişkin çalışma sonuçları nelerdir?”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YARDIM PROGRAMLARI…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer’in&nbsp;önergesine yanıt veren Bakan Yanık,&nbsp;Sosyal Yardımlaşma Dayanışma (SYD) Vakıfları aracılığıyla&nbsp;ihtiyaç sahibi vatandaşlara&nbsp;yönelik başta 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu olmak üzere 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun&nbsp;ve diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda çeşitli sosyal yardım programları&nbsp;yürütüldüğünü belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BARINMA, GIDA, SAĞLIK VE EĞİTİM YARDIMLARI…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan Derya Yanık, yürütülmekte olan sosyal yardım programlarının&nbsp;düzenli ve süreli nitelikte olmak üzere aile yardımları, barınma ve gıda yardımları, engelli yaşlı yardımları, sağlık yardımları, eğitim yardımları ve proje destekleri olarak&nbsp;sınıflandırıldığını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YOKSULLUK ORANI AZALIYORMUŞ!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal&nbsp;yardım programları ile farklı dezavantajları bulunan toplumun en düşük gelir grubunda yer alan&nbsp;vatandaşların desteklendiğini anlatan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık, “Yoksullukla mücadele kapsamında uygulanan sosyal yardım programlarımızın etkileri yoksulluk oranlarındaki değişimde de gözlemlenmektedir. Nitekim uluslararası raporlara göre kişi başı günlük harcaması satın alma gücü&nbsp;paritesine&nbsp;göre farklı sınırlarda belirlenen mutlak yoksulluk oranında yıllar itibarıyla ciddi bir düşüş sağlanmıştır” açıklamasında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜİK GİBİ…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Önerge sahibi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer&nbsp;ise Bakan Yanık’ın yoksullukla ilgili yanıtını,&nbsp;TÜİK’in&nbsp;enflasyon ve işsizlik oranlarına benzetti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İNANDIRICI DEĞİL&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, “Bakanlık tıpkı işsizlik hat safhadayken işsizlik oranını düşük gösteren, enflasyon uçmuşken, enflasyon rakamlarını düşük gösteren&nbsp;TÜİK’e&nbsp;özenmiş görünüyor. Hayat pahalılığı ve işsizlik nedeniyle yoksulluğun giderek arttığı, yoksulluk sınırının altında ücret alanların sayısının her geçen gün artığı, hatta açlık sınırının altında maaş alan milyonlarca emeklinin bulunduğu ülkemizde yoksulluk oranının düştüğünü söylemek inandırıcı değildir. Akaryakıt, elektrik, doğalgaz ve gıda zamları vatandaşın gelirinin üzerinde artış göstermiştir. Yoksulluk her geçen gün artarken Bakanlığın yoksulluk azaldı şeklindeki ifadesi düşündürücüdür ” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[USLUER AÇIKLADI: "İŞTE İKTİDARIN BENZİN KARNES]]>https://www.haberanaliz.net/haber/usluer-acikladi-iste-iktidarin-benzin-karnes-1545440516e26-5b6d-4904-8d31-daa3a36484ad2022-01-10T17:16:00+03:00HABER MERKEZİ USLUER AÇIKLADI: "İŞTE İKTİDARIN BENZİN KARNES

USLUER AÇIKLADI: "İŞTE İKTİDARIN BENZİN KARNES

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Memleket Partisi Genel Başkan Vekili ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Gaye Usluer, partisinin Merkez Yönetim Toplantısı gündemine dair açıklamalarda bulundu. Tarımdan, pandemiye, ekonomiden, siyaset gündemine kadar birçok konuya değinen Usluer, iktidarın benzin karnesini açıkladı. Gıda krizine karşı yetkilileri uyaran Usluer, “Gıda krizi geliyorum demez, gelir” dedi.<br /><br />10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü hatırlatarak sözlerine başlayan Usluer, “Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Adı kurtuluş savaşı değilse de açlıkla, yoklukla sınandığımız günlerden geçiyoruz. Hukuk devleti, basın ve ifade özgürlüğü alanlarında da kötü günlerdeyiz. Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü. 34 gazeteci cezaevinde. 2021’de 250 gazeteci yargılandı. 105 basın mensubu işini yaparken şiddete uğradı. Sansür, baskı, işten çıkarmalar, genelgeler, tutuklamalar. Artık kutlanacak bir gün kalmadı” dedi.<br /><br />DELTA VE OMİCRON İKİZ TEHDİT<br />Usluer, “Aralık 2019’da başlayan Covid19 pandemisi devam ediyor. 9 Ocak 2022 itibariyle dünyada hastalanan kişi sayısı 303 milyon 854 bin 904, ölen kişi sayısı 5 milyon 497 bin 410. Türkiye’de günlük vaka sayısı 66 bin, ölen kişi sayısı 141. Alfa, beta, gama ve delta varyantlarından sonra şimdi de omicron isimli varyant dünyanın kabusu oldu. Delta tek başına fırtınalar oluşturmuşken delta ve omicron varyantları tsunami etkisi yaptı. Delta ve omicron için ikiz tehditler dersek yanlış söylemiş olmayız” diye konuştu.<br /><br />OKULLAR KAPATILMAMALIDIR<br />Pandemiyle mücadele tüm dünyanın en önemli sorununun aşı eşitsizliği olduğunun altını çizen Usluer, “Aşılamada istenilen hedeflere ulaşılamaması, yeni varyantların ortaya çıkmasına, pandeminin devam etmesine neden olan en büyük etmendir. Pandeminin bitebilmesi için hedef, 2022 yılının ilk yarısında yüzde 70 oranında aşılanmanın tüm dünyada sağlanmış olması. Okullar kapatılmamalı, eğitimde süreklilik sağlanmalıdır. Bunun için öğretmenlerin istisnasız aşılanmaları yanında, mutlaka 5-11 yaş grubuna aşı hakkı tanınmalıdır. Aşı zorunluluğu, özellikle ön hizmetlerde çalışanlara getirilmeli. Aşısızların toplu alanlara katılımla ilgili kısıtlamalar getirilmeli” dedi<br /><br />MESLEK ÖRGÜTLERİNE HAKARETİ KABUL ETMİYORUZ<br />Türk Tabipler Birliğini işaret eden Usluer, “Demokrasi belli zamanda sandığa gidip oy vermek değildir. Yönetilenlerin yönetenleri denetlemesi de demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. Denetleme işi sadece siyasi partilere ait değildir. Kalıcı ve güçlü demokrasinin inşası için meslek örgütleri düşman olarak görülmemelidir. Pandeminin başından itibaren çözüm önerileri sunan, iş birliği için talepte bulunan meslek örgütlerine hakareti kabul etmiyoruz” diye konuştu.<br /><br />Usluer sözlerine şu şekilde devam etti: “Yüzlerce hekim istifa ediyorsa… Genç hekimler yurt dışına çıkış yolları arıyorsa... Gün geçmiyor ki hekime, sağlık personeline şiddet haberleri kesilmiyorsa, OECD ülkeleri içinde sağlığa ayrılan bütçede sondan ikinci isek, sorumlusu mevcut iktidar partisidir; AKP’dir. Suskunluk sarmalında örgütsüz toplum istemiyoruz.”<br /><br />MEMUR VE EMEKLİ MAAŞI ARTIŞLARINI KABUL ETMİYORUZ<br />En düşük memur ve emekli maaşının asgari ücrete eşitlenmesi gerektiğini vurgulayan Usluer, “İnsanların çaresizliğiyle dalga mı geçiyorsunuz? TÜİK bile gıda enflasyonunu 43.80 açıklamışken, memurun ve emeklinin bu enflasyonist ortamda temel harcama kalemi büyük oranda gıda olduğuna göre yani maaşları sadece gıda tüketimine ancak yettiğine göre bu oranın dahi altında yüzde 25-30 emekli ve memur maaşı artışlarını kabul etmiyoruz” dedi.<br /><br />EYT’LİLERİN VARLIĞINDAN YENİ Mİ HABERDAR OLDUNUZ?<br />Usluer, “Bir de utanmadan; ‘3600 ek gösterge 6 ay içinde mecliste olacak’ diyorlar.<br />2018 seçimlerinde 3600 ek göstergeyi seçim vaadi yapan siz değil miydiniz? ‘EYT çalışmamız devam ediyor’ ne demek? Sorunun varlığından yeni mi haberiniz oldu?<br />Dönün bakın seçim vaatleriniz” diye sözlerine devam etti.<br /><br />İŞTE İKTİDARIN BENZİN KARNESİ<br />İktidarın benzin karnesini açıklayan Usluer, “Benzinin litre fiyatı 2002 yılında 1.48 TL, 2018 yılında 6.20 TL, bugün 13.56 TL.&nbsp; Benzin fiyatı 3 buçuk yılda tam yüzde 120 oranında artmış<br />O kadar uzağa gitmeyelim. Akaryakıtta zam sağanağının yaşandığı son bir ayda artış yüzde 49 oldu. Son 1 yılda akaryakıta 46 kez zam geldi. Ay içinde ortalama 5 kez zam geliyor. Enerji bir insan hakkıdır. Halka kolay ulaşabileceği bir hizmet olarak sunulmalıdır. Elektrik, doğalgaza yapılan zamlar derhal geriye çekilmelidir. Enerjide yüzde 18 KDV sıfırlanmalıdır” dedi.<br /><br />GİDER AYAK YANGINDAN MAL KAÇIRIYORLAR<br />TBMM’de bazı limanların işletme süresi dolmadığı halde sözleşmelerin ihalesiz uzatılmasına tepki gösteren Usluer, “AKP iktidarında limanlarımızın yüzde 18’i özelleştirildi. İşletme hakları yerli veya yabancı firmalara verildi. İşletme süresi en yakında bitecek olan için, mevcut süre en az 5 yıl. Geçtiğimiz hafta, TBMM’de bazı limanların işletme süreleri henüz dolmadığı halde ihalesiz uzatıldı. Antalya limanı işletmesi 2047’ye kadar, Trabzon limanı işletmesi 2052’ye kadar, İskenderun limanı işletmesi 2061’e kadar uzatıldı. Burada olup biten hadise bir kira sözleşmesinin, sözleşme bitmeden güncellenerek uzatılması. İşin özü gider ayak yangından mal kaçırıyorlar. Çocuklarımızın geleceğine ipotek koyuyorlar” diye konuştu.<br /><br />NE SÜT NE DE ET BULAMAYACAĞIZ<br />“Tarım sektörüne 2021 yılında damgasını vuran en önemli gelişme kuşkusuz gübre, mazot, zirai ilaç zamları oldu” diyen Usluer, “Yem fiyatları arttı, Çiğ süt fiyatı düştü. Süt inekleri kesiliyor. Önümüzdeki aylarda ne süt ne de et bulamayacağız. Ayçiçek yağı başta olmak üzere bitkisel yağlarda yüzde 100’ü aşan zamlar 2021’e damgasını vurdu. Artan yağ fiyatlarını düşürmek için ayçiçeği, kanola ve aspirde ithalat vergileri sıfırlandı. Toprak Mahsulleri Ofisine verilen yetki çerçevesinde hem yılın başında hem de sonunda iki kez ham Ayçiçek yağı ithalatı yapıldı. Buna rağmen fiyatlar düşürülemedi” dedi.<br /><br />GIDA KRİZİ GELİYORUM DEMEZ GELİR<br />“Gıda krizi geliyorum demez, gelir” diyen Usluer, “2020 yılında 20 milyon 500 bin ton olan buğday üretimi 2021 yılında 17 milyon 650 bin ton olması bekleniyor. Buğdayda son 14 yılın, arpada son 32 yılın en düşük üretimi gerçekleşti. Kuru bakliyat ürünlerindeki üretim yüzde 18,5 oranında düşeceği ve üretimin toplamda 1 milyon 292 bin tondan 1 milyon 53 bin tona gerileyeceği tahmin ediliyor. Buğday üretiminde azalma, ekmek fiyatlarını artıracak. Arpa üretiminin azalma, yem fiyatlarını artıracak. Ey AKP gözünü aç, kulaklarını aç; gıda krizi geliyorum demez, gelir. Seçim 2023’de diyorsun ya, sorunları çözmeden, çözemeden koltukta oturmak yok” diye konuştu.<br /><br />GIDA KITLIĞI ÖNÜMÜZDEKİ EN BÜYÜK TEHLİKEDİR<br />Tarım sektörünün küçülme trendine girdiğini dile getiren Usluer, “TÜİK verilerine göre, tarım sektörü 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 8.3, ikinci çeyrekte yüzde 0.6 büyüme kaydederken,<br />3. çeyrekte yüzde 5,9 küçüldü.&nbsp; Büyüyen tarım sektörü küçülme trendine girdi. Dördüncü çeyrek verileri 2022’de açıklanacak. Yıllık büyüme oranı o zaman daha net ortaya çıkacak.<br />Tehlike büyük. Bir kez daha yineliyoruz, “Gıda kıtlığı” önümüzde ki en büyük tehlike.<br />Bitkisel, hayvansal gıda üretimi ve gıda güvenliği siyaset üstüdür. Milli güvenlik meselesidir. &nbsp;<br />Devlet, tarımsal üretimde planlayıcı, piyasa düzenleyici, üretici ve tüketiciyi koruyucu konuma gelmelidir. Acilen üretim seferberliği programına ihtiyacımız var” dedi.<br /><br />AKP’NİN ENFLASYONU KONTROL ETMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR<br />Ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Usluer, “Makyajlı enflasyon yüzde 36, makyajsız enflasyon yüzde 82. ÜFE yüzde 79,89 TÜFE yüzde 36,08. Bu ne demek? Maliyet artışı demek. Esin, kükreyin, tehdit edin. Fark etmez. Firmalar maliyet artışını mal ve hizmetlerinin satış fiyatına mutlaka yansıtacaklardır. Enflasyon daha da artacak hiperenflasyon sonucunu doğuracaktır. Farkında mısınız? Alternatif temiz enerji konusunda neredeyse yatırım yapmayan, tarımın ve üretimin devamlılığı için sorumluluk almayan, girdi maliyetlerindeki artışları üstlenmeyen, ciddi indirim sağlamayan, hiçbir önlem almamakta ısrar eden bu iktidarın AKP’nin, enflasyonu bu saatten sonra 2022’de de kontrol etmesi mümkün değildir. Şu an itibariyle iktidarın kur korumalı mevduat, yüksek kur bazlı ihracat artırma, örtülü faiz artışı, TÜİK ısmarlama enflasyon rakamları ile gerçek enflasyonun altında ücret verme yani düşük ücret politikaları aynı anda iflas etmiştir” diye konuştu.<br /><br />HÜKÜMET ADETA KUMAR OYNUYOR<br />Usluer sözlerini şu şekilde tamamladı: “Hükümet, uzun vadede ülke ekonomisini çökertecek tehlikeli bir yol seçti, adeta kumar oynuyor. Kısa vadeli politikalarla, önümüzdeki seçimlerde oylarını güvence altına almaya çalışıyor.&nbsp; İhtiyacımız olan, ekonomiyi tekrar rayına oturtacak, bazen çok acı veren tariflerle uzun vadeli ve sürdürülebilir bir stratejinin oluşturulması.<br />Halkın gündemi belli. Onlar enflasyon demiyor. Onlar hayat pahallığını konuşuyorlar.<br />İşsizlik, yoksulluk, fakirlik almış başını gidiyor.&nbsp; Isıtmalı koltuklarda oturanlar “gitmemde gitmem” diyor. O zaman bu sorunları çözeceksin. Tarım yani gıda krizini nasıl çözeceksin?<br />İlaç krizini nasıl engelleyeceksin? Kuraklık, iklim krizi, üretim seferberliği, genç ve kadın işsizliği konusunda ne yapacaksın? Bu sorulara yanıtın yoksa, gideceksin. Yaşamak direnmek, direniş umuttur. Umudu birlikte büyüteceğiz”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[2021 YILINDA 179 DAVA KAPSAMINDA 219 GAZETECİ YARGILANDI; 75 GAZETECİ SALDIRIYA UĞRADI; 32 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/2021-yilinda-179-dava-kapsaminda-219-gazeteci-yargilandi-75-gazeteci-saldiriya-ugradi-32-gazeteci-gozaltina-alindi-15453a619cfdc-820c-4f51-b4ae-672852c7f4662022-01-10T17:12:00+03:00HABER MERKEZİ 2021 YILINDA 179 DAVA KAPSAMINDA 219 GAZETECİ YARGILANDI; 75 GAZETECİ SALDIRIYA UĞRADI; 32 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI!

2021 YILINDA 179 DAVA KAPSAMINDA 219 GAZETECİ YARGILANDI; 75 GAZETECİ SALDIRIYA UĞRADI; 32 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI!

SPOR

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>2021 YILINDA 179 DAVA KAPSAMINDA 219 GAZETECİ YARGILANDI; 75 GAZETECİ SALDIRIYA UĞRADI; 32 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de düşünce, ifade ve basın özgürlüğü mücadelesi kapsamında meslektaşlarımıza yönelik sansür, tehdit-şiddet, gözaltı-yargılama, özlük haklarında yaşanan kayıplar ile haberlerde yapılan manipülasyonları,2015 yılından itibaren‘Medya İzleme Raporu’ adıyla kayıt altına almaktayız. 2021 yılının 12’nci,toplamda 44’üncü raporumuzu datamamlayarak sizlerle paylaşıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yılın son raporu olması nedeniyle 2021 yılındakayıtlarımıza geçen bilgiler ışığında derlediğimiz bazı istatistikleri de dikkatinize sunmak istiyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">-2021 yılında gazeteciler ve basın kuruluşlarına ilişkin 179 dava görüldü. Bu davalarda 219 gazeteci yargılandı. Bazı gazeteciler birden çok davada hâkim karşısına çıktı. Yargılamalar neticesinde mahkûm olan gazetecilere, 48 yıl 11 ay hapis cezası verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">-32 gazeteci gözaltına alındı. Gazeteciler, başta siyasiler olmak üzere çeşitli kesimler tarafından 27 kez tehdit edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Çoğunluğu toplumsal olayları takip sırasında 75 gazeteci saldırıya uğradı, darp edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 2021 yılında ulusal kanallara toplam 74 ceza kesti. Cezaların 24’ü Halk TV, 22’i Tele 1, 16’sı FOX TV, 8’i KRT, 4’ü Habertürk’e verildi. Cezaların parasal miktarı, yaklaşık 22 milyon lirayı buldu. İktidar yanlısı yayın yapan A Haber, Ülke TV, Kanal 7, TV-Net, CNN Türk ise, yılı cezasız kapattı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yılın neredeyse her gününü ya bir yargılama ya bir saldırı ya da tehditle geçiren meslektaşlarımız ve mesleğimiz, Aralık ayında ayrı bir çirkinliğe şahitlik etti. Uzun yıllardır Ankara’da gazetecilik yapan, son olarak Ciner Medya Grubu Ankara Temsilciliğini yürüten Muharrem Sarıkaya, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i konut ettiği canlı yayınlanan programda, İhlas Haber Ajansı (İHA)kameramanıAhmet Demir’itokatladı. Kamera arkası görüntülerin kamuoyuna yansımasıyla ortaya çıkan tokatlı saldırı, ‘holding gazeteciliği’nin mesleğimize yönelik suç kayıtlarından yeni bir tanesi oldu. Raporumuzda da “Muharrem Sarıkaya’nın tokadı; ‘holding gazeteciliği’nin, emekçi gazeteciliğe şiddetidir!” başlığıyla işlediğimiz tokattan çıkarılması gereken birçok sonuç olduğu kuşkusuzdur. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in tokat esnasında hiçbir şey olmamış gibi konuşmasına devam etmesi ise izahı çok da mümkün olmayan bir ayıptır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen ay yaşanan başka bir olay, AKP iktidarının basın özgürlüğü korkusunu net olarak bir kez daha ortaya çıkardı. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 6 Aralık 2021 tarihinde Katar ziyareti öncesi İstanbul Atatürk Havaalanında düzenlediği basın toplantısında, herkesin gözünün önünde bir tiyatro oyunu sahnelendi. Sahnedeki başrol oyuncusu her zamanki gibi Recep Tayyip Erdoğan’dı, mesleğimiz gazetecilik ise ne yazık ki birileri tarafından figüran konumuna düşürüldü. Kimin hangi soruyu soracağı daha önceden belirlenmişti. Yeniçağ gazetesi,sorulacak sorularla kimlerin soru soracağını basın toplantısından birkaç dakika önceyayınladığı haberle duyurdu. Yeniçağ’ın haberi doğru çıktı ve iktidar güdümünde yayıncılık yapan basın kuruluşlarında çalışan basın mensuplarının alındığı toplantıda, ‘belirlenen muhabir’ler, ‘belirlenen soru’lar yöneltti.İktidarların, gazetecilik ve soru kâbusu bir düzeye kadar anlaşılır. Buna karşın gazetecilerin, mesleklerinin içinin boşaltılmasına, kimliksizleştirilmelerine, sonra da yok sayılmalarına yol açacak bu ve benzeri tiyatro oyunlarında yer alması ise hiç ama hiç anlaşılır değildir. Hiçbir gerekçe de bunu haklı gösteremez. Kimsenin; gazeteciliği, halk adına gözcülük yapma sorumluğundan ve etik ilkelerinden kopartarak mikrofondan bile değersiz hali düşürmesine seyirci kalmayacağız. Buna alet olanları da hiçbir zaman unutmayacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’deki fikir gazeteleri arasında ayrı bir yere sahip olan; emekçiler nazarında seslerininduyurulması açısından ayrıca sahiplenilen yayın organlarından Cumhuriyet’teki emekçi karşıtı uygulamalar, geçen ay da devam etti. Kasım ayı raporumuzda detaylı olarak işlediğimiz Cumhuriyet’teki gelişmeleri, bu raporumuzda da öne çıkan başlıklar altında değerlendirdik. Bir suikast sonucu kaybettiğimiz üyemiz Uğur Mumcu ile bütünleşmiş, Derneğimizin genel başkanlığını da yapan Mustafa Ekmekçi’yle özdeş tuttuğumuz Cumhuriyet gazetesinde yöneticilerden kaynaklı son aylarda yaşanan sorunların, Cumhuriyet gazetesine, Cumhuriyet ve basın karşıtlarının saldırısından daha fazla zarar verdiğini bir kez daha hatırlatıyor, işlerinden olan meslektaşlarımızın Cumhuriyet’in bu günlere gelmesinde geçen emek ve mücadelelerini sahiplendiğimizi ifade ediyoruz</span></p><p><span style="font-size:18px">Hem basın dışı hem de basın içi her türlü saldırıya karşın Türkiye’de basın özgürlüğü mücadelesini yürüttüğümüz, gelecek ay itibarıyla 44’nücü yılımızda, uzun zamandır planlanan bir adımı da atıyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün, gazeteciliğin ve halkın görünen gerçekliğin bilgisine sahip olma hakkının her geçen yıl önemli bir hal aldığı çağımızda, bu hakkın daha gürve birlikte savunulması amacıyla yayınlayacağımız ‘<strong>ÇAĞDAŞ DERGİ</strong>’de buluşmak dileğiyle YAŞASIN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu</span></strong></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İzmirli gazetecilerden 10 Ocak için 10 maddelik bildiri]]>https://www.haberanaliz.net/haber/izmirli-gazetecilerden-10-ocak-icin-10-maddelik-bildiri-15452414e0db4-23db-4b57-bd32-9a112321851a2022-01-10T17:07:00+03:00HABER MERKEZİ İzmirli gazetecilerden 10 Ocak için 10 maddelik bildiri

İzmirli gazetecilerden 10 Ocak için 10 maddelik bildiri

SPOR

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>BİRGÜN EGE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de 1961 yılından beri her yıl 10 Ocak günü kutlanan ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ için İzmir’de görev yapan saha muhabirleri yazılı bir metin hazırlayarak kamuoyu ile paylaştı. Sahada görev alan muhabirlerin yaşadığı zorluklara dikkat çekilen açıklamada, birçok konuda eleştiri ve talep yöneltildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazetecilerin ‘çalışan veya çalışmayan’ ayrımı&nbsp;yapılmadan tüm gazetecilerin 10 Ocak Gazeteciler Günü’nün kutlandığı belirtilen açıklamada, “Çağrımızdır; Bizler, alanda emek veren muhabirler olarak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde kendi sözümüzü kendimiz söylemek istedik. Ortak görüşlerimiz doğrultusunda oluşturduğumuz 10 maddelik bu bildiriyle amacımız; yalnızca, ‘yaşayan bilir’ diyerek, dışarıdan belki görülen ama önemsenmeyen belki de görülmeyen sıkıntılarımızı yüksek sesle dile getirmek ve bir farkındalık yaratmak” denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘MESLEK ONURUNUN ZEDELENMESİNE KARŞI ÇIKIYORUZ’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşanan birçok sorun ve talepler ise şu şekilde sıralandı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“-Sorunlarını ve taleplerini dile getirdiğimiz, görüşlerine yer verdiğimiz kişi, kurum ya da kuruluşlara bilgi almak için ulaşmaya çalıştığımızda; bizi bekletmemelerini ve geri dönüş sağlamalarını istiyoruz. Bizler herkesin sesi olmaya çalışırken karşılığında gördüğümüz olumsuz tavırları hak etmiyoruz.<br />-Basın daveti üzerine görev için gittiğimiz programlarda bize uygun fiziki koşulların sağlanmaması (yer, priz, masa ve sandalye vs verilmemesi) işimizi yapmamızı zorlaştırıyor. Zaten yoğun bir tempoda ve zor koşullarda çalışan bizler, bu yaklaşımın değişmesini istiyoruz.<br />-Özel sektör çalışanı olsak da aynı zamanda bir kamu görevi yaptığımızın farkına varılmasını talep ediyor ve işimizi yaparken herhangi bir kişi, kurum ya da kuruluş tarafından engellemeyle, müdahaleyle karşılaşmak veya şiddete uğramak istemiyoruz.<br />-Mesleğimizi layıkıyla yapmak için elimizden gelen çabayı sarf ederken mobbinge uğramak istemiyoruz. Basın emekçisine yapılan her türlü baskının karşısında olduğumuzu hatırlatıyoruz.<br />-Haber takibinde teknik destek sağlanmaması, programların zamanında başlamaması işimizi zorlaştırıyor. Bunların dikkate alınmasını ve çözülmesini talep ediyoruz.<br />-Sigortasız/basın sigortasız, yemek ve yol desteği olmaksızın, düşük ücretle çalışmaya mecbur bırakılmak istemiyoruz.<br />-‘Esnek çalışma’ adı altında yaptığımız fazla mesailer için emeğimizin karşılığını alabildiğimiz bir iş hayatı talep ediyoruz.<br />-Halkın haber alma hakkı için her koşulda çalışan muhabirlerin, kişi, kurum ya da kuruluşlar tarafından yok sayılmasını ve gereken saygının gösterilmemesini kabul etmiyoruz.<br />-Basın davetlerinde ‘yemekli-kahvaltılı’ gibi ibarelerin özellikle belirtilerek meslek onurunun zedelenmesine karşı çıkıyoruz.<br />-Gazetecilerin ‘çalışan ve çalışmayan’ olarak ayrılmadığı, baskıların son bulduğu, işsiz kalma korkusu yaşamadığımız, mesleğimize gereken saygının gösterildiği ve haklarımıza sahip olabildiğimiz 10 Ocak’lar diliyoruz.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>'ELBET BİR GÜN BAYRAM OLARAK KUTLANACAK'</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir Gazeteciler Cemiyeti de yazılı bir açıklama yaparak, her yıl 10 Ocak’lara yeni umutlarla girmenin arzu edildiğini belirtti. Açıklamada, “Basının üzerindeki baskıların kalktığı, gazetecilerin haberlerini, köşe yazılarını özgür bir ortamda yazdığı, medyadan bağımsız araştırma, inceleme analiz ve röportajların beklendiği, meslektaşlarımızın emeklerinin karşılığını alabildiği bir Türkiye umuduyla… Ancak ne yazık ki aksine daha karamsar bir tablo ile karşılaşıyoruz. Medya kuruluşlarının var olma savaşı verdiği, işsizliğin hüküm sürdüğü, basın özgürlüğü karnemizin kırıklarla dolu olduğu bir süreç hız kesmiyor” denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘Tek sesli’ medya yaratma planının, 2022 yılında azalacağına ivme kazandığı ifade edilen açıklamada, şunlar vurgulandı: “Eleştirel ve bağımsız yayın yapan ve sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen ulusal gazete ve medya kuruluşları baskılara rağmen ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bütün zor şartlara rağmen, gazeteciler halka gerçekleri söylemeye devam edecektir. Mesleklerini sürdürebilme mücadelesi veren meslektaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlar, ancak çalışamayan, çalıştırılamayan ve mesleğini sürdüremeyen tüm meslektaşlarımız adına mücadelemizin yüksek sesle süreceğini bir kez daha vurgulamak isteriz.”</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak: birgün</span></p><p><span style="font-size:18px">https://www.birgun.net/haber/izmirli-gazetecilerden-10-ocak-icin-10-maddelik-bildiri-372580</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Engelli Araç vurguncuları...]]>https://www.haberanaliz.net/haber/engelli-arac-vurgunculari-154516444a896-2f8e-42d0-9532-d07a3e70c0ec2022-01-09T21:05:00+03:00HABER MERKEZİ Engelli Araç vurguncuları...

Engelli Araç vurguncuları...

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türkiye de engelli olup, altına bildiğimiz ortopedik araç olan engelli aracını bile alamayacak durumda olan ve ekonomik durumu perişan olan kardeşlerimizin üzerinden lüks araçlar alınıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sırf ÖTV ödememek için.</span></p><p><span style="font-size:18px">Engelli plakalı lüks ve fiyatı 250-300 bin üzerinde olan araçları sıkı kontrol ediniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kimler biniyor, kullanıyor, adına alınan engelli kardeşimiz hangi şartlarda yaşıyor, o aracı kullananlar hangi şartlarda yaşıyorlar incelemeye alınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın ortaya neler çıkacak!!!</span></p><p><span style="font-size:18px">Çoğu hak etmeyen kişilerin, bu işi fırsata çevirdiklerini ve vurgun ve talana çevirdiklerini, devletin iyi niyetini suiistimal ettiklerini göreceksiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu araçların plakalarında engelli işareti bulunmak zorundadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu araçlar kendilerine ayrılan özel park yerlerine konulması gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px">%40 ve üzeri engellilik ile ÖTV indiriminden yararlanarak araç satın almak isteyen bireylerin öncelikle durumlarını gösteren raporu almaları gerekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;... %90'ın altında engeli olan sürücü, araçta engeline uygun özel aksam yaptırmak şartıyla ÖTV ödemeden araç satın alabiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kapsamda da “Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Tebliği” dikkate alınıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tebliğe göre&nbsp;<strong>2021</strong>&nbsp;yılında&nbsp;<strong>engelliler</strong>, 330.800 TL'ye kadar olan&nbsp;<strong>araçları</strong>&nbsp;ÖTV muafiyeti ile satın alabiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Engel oranı %90 ve üzeri olan bireyler de özel tüketim vergisinden muaf olarak bir&nbsp;<strong>araç</strong>&nbsp;satın&nbsp;<strong>alabiliyor</strong>. %90 ve üzeri rapor ile alınan ÖTV muaf&nbsp;<strong>araçları engelli</strong>&nbsp;kişinin yakınları da kullanabiliyor. Tabi ki her iki durumda da H sınıfı ehliyet zorunluluğu var.</span></p><p><span style="font-size:18px">%<strong>90</strong>&nbsp;ve üzeri engele sahip olan bireyin raporunda özel engelli aracını kullanmaya engel bir durum söz konusu değilse özel aracı H sınıfı ehliyetiyle kullanabiliyor. Kişinin engel durumu araç kullanmaya engel ise 1. dereceden 3. dereceye kadar olan yakınları onun hakkından dolayı ÖTV muafiyetli araç satın alabiliyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu iyi niyetli düzenleme ise bizde istismar konusu.</span></p><p><span style="color:#FF0000"><em><span style="font-size:22px"><strong>Çoğu engelli aşağıda resmini yayınladığım ortopedik aracı alamayacak durumda.</strong></span></em></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/61db2473a685f.jpg" /></strong></span></p><p><em><span style="font-size:22px"><span style="color:#FF0000"><strong>Engelli araçlarının plakası için örnek aşağıda</strong></span></span></em></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/61db24acec62c.jpg" style="height:410px; width:787px" /></strong></span></p><p><em><span style="font-size:22px"><span style="color:#FF0000"><strong>Engelli aracı için park yeri örneği aşağıda</strong></span></span></em></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/61db24e2add49.jpg" /></strong></span></p><p><span style="font-size:22px"><span style="color:#FF0000"><strong>Alınan araçları kim alıyor, bu düzenleme gerçekten engelli kardeşimize mi, yoksa açıkgöz fırsatçılara mı hizmet ediyor?</strong></span></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/61db251428069.jpg" /></strong></span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GAZETECİLERİN YÜZDE 85’İ İŞSİZ KALMA KORKUSU YAŞIYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gazetecilerin-yuzde-85i-issiz-kalma-korkusu-yasiyor-15450ec3a6aa2-6da4-49fc-a015-2919569764572022-01-09T20:32:00+03:00HABER MERKEZİ GAZETECİLERİN YÜZDE 85’İ İŞSİZ KALMA KORKUSU YAŞIYOR

GAZETECİLERİN YÜZDE 85’İ İŞSİZ KALMA KORKUSU YAŞIYOR

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Basın Özgürlüğü ve Medya Araştırmaları Derneği (BAMAD) &nbsp;10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında, mesleğin bugünü ve geleceğiyle ilgili önemli veriler sunan bir anket düzenledi. Araştırma anketine, muhabir, genel yayın yönetmeni, yazı işleri müdürü, sayfa sekreteri, basın danışmanı, kameraman, editör, haber müdürü gibi farklı alanlardagörev yapanve fiilen çalışan Ege Bölgesi’nden gazeteciler katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Anketin en çarpıcı verisi ise <strong><em>‘Sadece mesleğinizden elde ettiğiniz gelirle geçinebiliyor musunuz?’</em></strong> ve <strong><em>‘Meslek değiştirmeyi düşünüyor musunuz?’</em></strong> sorularına verilen yanıtlarla ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 73,5’i maaşlarıyla geçinemediklerini ifade etti. Bu sonuca rağmen anket katılımcısı medya çalışanlarının yüzde 70’i mesleği değiştirmeyi düşünmediğini, yüzde 73,5'i ise tekrar seçim yapma şansı olsa yine aynı mesleği tercih edeceğini söyledi</span></p><p><span style="font-size:18px">Basın Özgürlüğü ve Medya Araştırmaları Derneği (BAMAD), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında, mesleğin bugünü ve geleceğiyle ilgili önemli veriler sunan bir araştırma anketi düzenledi. Ankete, muhabirinden genel yayın yönetmenine, yazı işleri müdüründen sayfa sekreterine, basın danışmanından, kameramanına kadar pek çok farklı konumda bulunan çalışanlar katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Anket; medya çalışanlarının mesleki kariyer beklentilerini, mesleki okuma alışkanlıklarını, ekonomik koşullarını, siyaset kurumunun mesleğe etkilerini, mesleki örgütlülüklerini, mesleki gelişim imkânlarını ve bunun önemini tespit etmeye olanak sağladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SOSYAL MEDYA ÖN PLANDA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ankete katılanların yüzde 43,4’ü <strong><em>kendi çalıştığı gazete haricinde günlük olarak satın alıp okuduğu gazetesayısının</em></strong> sıfır (0) olduğunu söylerken; yüzde 20.5’igünlük 1 gazete, yüzde 19,3’ü günlük 2 gazete, yüzde 16,9’u günlük 3 ve üzeri gazete satın alıp okuduğunu belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Her ay düzenli olarak satın alınıp okunan dergi sayısı </em></strong>ile ilgili soruda ise anket katılımcılarınınyüzde 37,3’ü hiç dergi almadıklarını, yüzde 33,7’si 1 dergi, yüzde 18’i 2 dergi, yüzde 10,8’i ise 3 ve üzeri dergi aldığını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Günlük matbu gazete ile aylık dergilerin yanı sıra yayınların sosyal medyadan takibi sorulduğunda ciddi bir fark ortaya çıktı. <strong><em>Sosyal medyadan kaç tane gazete, televizyon, dergi takip ediyorsunuz?</em></strong>sorusunakatılımcıların yüzde 73,5’i 7 ve üzeri, yüzde 17’si 4-6, yüzde 8,4’ü 1-3, yüzde 1,2’si ise sıfır yanıtını verdi. Bu soruya verilen yanıtlar özellikle pandemiyle birlikte ciddi oranda artan dijitalleşmenin medya çalışanlarına yansımasını da göstermiş oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca <strong><em>görsel yayınların takibi </em></strong>konusunda katılımcıların yüzde 60,2’si sosyal medyayı, yüzde 31,3’ü online platformları, yüzde 8,4’ü de televizyonları tercih ettiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MESLEĞİN GELECEĞİ BELİRSİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ankete katılan medya çalışanlarının <strong><em>mesleğin geleceği hakkındaki düşüncelerinde</em></strong> ise hemen hemen dengeli bir dağılım ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 27,7’si umutlu, yüzde 9,6’sı iyimser, yüzde 15,7’si kararsız olduğunu kaydederken yüzde 24’ü karamsar, yüzde 22,9’u ise çok karamsar olduğunu vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘İŞSİZLİK KORKUSU’ KORKUTTU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Medya çalışanlarının yüzde 60,2’si bazen <strong><em>işsiz kalma korkusu yaşarken; </em></strong>yüzde 25,3’ü sık sık, yüzde 14,5’i hiçbir zaman korku yaşamadıklarını söyledi. <strong><em>Meslekten emekli olacağını düşünenlerin oranı</em></strong>iseyüzde 53 evet, yüzde 47 hayır olarak ankete yansıdı. <strong><em>Bu iki soruya verilen yanıtın nedenlerinde</em></strong> ise katılımcıların yüzde 47’si sektörel, yüzde 22,9’u ekonomik, yüzde 20,5’i politik, yüzde 9,6’sı da kişisel nedenleri öne aldıklarını belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GEÇİNEMİYOR AMA SEVİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Anketin en çarpıcı verisi ise <strong><em>‘Sadece mesleğinizden elde ettiğiniz gelirle geçinebiliyor musunuz?’</em></strong> ve <strong><em>‘Meslek değiştirmeyi düşünüyor musunuz?’</em></strong> sorularına verilen yanıtla ortaya çıktı. Anket katılımcılarının yüzde 73,5’i mesleki gelirleriyle geçinemediklerini söylerken yüzde 26,5’i geçinebildiklerini söyledi. Sektördeki ekonomik koşulların zorluğunu ortaya koyan bu sonuca rağmen anket katılımcısı medya çalışanlarının yüzde 70’i mesleği değiştirmeyi düşünmediğini, yüzde 30’u ise düşündüğünü kaydetti. Öte yandan <strong><em>‘Tekrar seçim yapma şansınız olsaydı yine aynı mesleği tercih eder misiniz?’</em></strong>sorusuna yüzde 73,5 oranında evet yanıtı verildi. Bu üç soruya verilen yanıtlarla medya çalışanlarının mesleğe olan sevgileri gözler önüne serilmiş oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SİYASİ KOŞULLAR ETKİLİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Katılımcıların yüzde 59’u <strong><em>siyasi iktidar değişimi ile meslekteki koşulların düzeleceğine inandığını </em></strong>belirtirken yüzde 41’i ise inanmadığını kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Basın sigortanız yatıyor mu?</em></strong>sorusuna verilen yüzde 64 evet, yüzde 36 hayır yanıtı ise meslekte yaşanılan kayıt dışılığa ya da internet medyası çalışanlarının gazeteci sayılmadığı yönündeki absürtlüğe dikkat çekmek açısından önemli bir veri sundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Cemiyet, sendika, dernek, vakıf vb. kaç adet meslek örgütüne üyesiniz? </em></strong>sorusuna, katılımcıların yüzde 38,6’sı 2-3, yüzde 32,5’i 1, yüzde 18,12’i sıfır, yüzde 10,8’i 3 ve üzeri yanıtını verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GAZETECİLER ÇOK OKUYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Mesleğinizle doğrudan alakalı yılda kaç kitap okuyorsunuz?</em></strong>sorusuna katılımcıların yüzde 39,8’i 1-2, yüzde 21,7’si 3-4, yüzde 24,1’i 5 ve üzeri, yüzde 14,5’i sıfır yanıtını verirken; <strong><em>1 ay içerisinde ortalama kaç kitap okuyorsunuz?</em></strong>sorusuna ise yüzde 41’i 2-3, yüzde 37,3’ü 1, yüzde 13,3’ü 3 ve üzeri, yüzde 8,4’ü sıfır yanıtını verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>OTOSANSÜR BÜYÜK SORUN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Medya çalışanlarının en büyük mesleki kaygılardan biri olan otosansürle ilgili soruya gelen cevaplar da önemli bir veriyi ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 59’u bazen, yüzde 25,3’ü ise sık sık <strong><em>haber yazımı sırasında oto sansür uygulama ihtiyacı hissettiğini</em></strong> açıkladı. Hiçbir zaman otosansür uygulama ihtiyacı hissetmediğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 15,7’de kaldı. Ayrıca katılımcıların yüzde 49,4’ü bazen <strong><em>haber yaparken başının kanunlarla belaya girebileceğine dair kaygı duyarken</em></strong> yüzde 44,4’ü ise bu kaygıyı sık sık hissettiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MESLEKİ GELİŞİME İMKÂN YOK!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong><em>Mesleki gelişimle ilgili eğitim, seminer veya kurslara katılma imkânı </em></strong>sorulankatılımcılardan yüzde 72,3 oranında bazen, yüzde 16,9 oranında hiçbir zaman yanıtı alındı. Öte yandan <strong><em>mesleki eğitime yönelik alanları ve imkânları ile bunlara erişim olanaklarını yeterli buluyor musunuz?</em></strong>sorusuna yüzde 70 hayır, yüzde 30 oranında evet yanıtı alındı. Bu yanıtlara karşılık <strong><em>mesleki eğitimin önemini </em></strong>katılımcıların yüzde 45,8’i çok önemli, yüzde 49,4’ü önemli, yüzde 3,6’sı fark etmez diyerek açıkladı. Bu üç soruya gelen yanıtlar; mesleki gelişim için eğitimin önemine vurgu yaparken mesleki gelişim alanlarının yetersizliği ve imkânların kısıtlılığını da göstermiş oldu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Yarkadaş: 'Çocukların oyun parkını geri verin']]>https://www.haberanaliz.net/haber/yarkadas-cocuklarin-oyun-parkini-geri-verin-15449fd5dde03-3b52-4689-af17-5ef2a13e11282022-01-09T20:29:00+03:00HABER MERKEZİ Yarkadaş: 'Çocukların oyun parkını geri verin'

Yarkadaş: 'Çocukların oyun parkını geri verin'

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Üsküdar'a bağlı Kandilli Mahallesi İskele Caddesi'ndeki yeşil alanın ihale yoluyla kiraya verilmesi ve&nbsp;restorana dönüştürülmek istenmesine yönelik tepkiler&nbsp;dinmiyor. Mahalle halkı bugün de bir araya gelerek, ihalenin iptal edilmesini istedi. Protesto gösterisine katılan CHP 26. Dönem Milletvekili Barış Yarkadaş, "Her şey para değil; çocukların nefes alabileceği hiçbir yer kalmadı" diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>''HALEYİ İPTAL EDİN''</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kandilli Mahallesi'nde bulunan ve içinde bir ahır ile anıt ağacı da bulunan yaklaşık 1000 metrekarelik yeşil alan, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihale yoluyla kiraya verildi. Mahalle halkı ise bu ihaleye tepki göstererek ihalenin iptal edilmesini istedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu sabah parkın önünde toplanan ve müzikler eşliğinde protesto gösterisi düzenleyen mahalle halkına CHP eski Milletvekili Barış Yarkadaş da destek verdi. Mahalle sakinlerinin daveti üzerine alana geldiğini belirten Yarkadaş, "Kandilli, deprem ölçüm&nbsp;merkezi olarak tanınıyor. Depremlerin ölçüldüğü bölgedeki tek deprem toplanma alanı ise kiraya verilerek, restorana çevriliyor" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>''NEFES ALACAK YER KALMADI''</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mahalle halkının depremde toplanabileceği tek yeşil alanın Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihale yoluyla kiraya verildiğini belirten Yarkadaş, "Bu alanın içinde bir ahır ile bir anıt ağaç var. Ahır, restorana çevrilecek. Kiralayan kişi de 110 bin TL kira verecek. Ancak her şey para değil. Çocuklarımızın gezip dolaştığı,&nbsp; oyun oynadığı alan ortadan kaldırılıyor. Yaş almış büyüklerimizin nefes aldığı&nbsp; tek alan yok ediliyor" tepkisini gösterdi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ŞARKILAR EŞLİĞİNDE PROTESTO</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yetkililere çağrı yaparak, "İhaleyi iptal edin" diyen Yarkadaş, "Çocukların oyun parkını geri verin ve tel örgüleri kaldırın. Parktaki basket sahasını herkesin kullanımına açın" çağrısını yaptı. Mahalle halkı da şarkılar eşliğinde protesto gösterisine katıldı.&nbsp;</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GİRGİN: DOĞALGAZ ZAMMINA TARİFE MAKYAJI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-dogalgaz-zammina-tarife-makyaji-1544814263dac-b7e0-4a4e-b2eb-762ed046bff72022-01-09T20:25:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: DOĞALGAZ ZAMMINA TARİFE MAKYAJI

GİRGİN: DOĞALGAZ ZAMMINA TARİFE MAKYAJI

SPOR

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Girgin şunları ifade etti:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>VATANDAŞI DEĞİL YANDAŞI DÜŞÜNDÜLER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemiz yeni yılın sabahına zam yağmuruyla uyandı, doğalgazdan elektriğe ve akaryakıta kadar pek çok ürün yılın ilk günü zamlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yeni açıklanan zamlara göre, elektriğe yüzde 50 ila yüzde 127 arası, konutta kullanılan doğal gaza yüzde 25, ticari kuruluşlarda kullanılan doğal gaza yüzde 50, motorine 1 lira 29 kuruş, benzine 61 kuruş, otogaza ise 78 kuruş zam yapıldı. Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş.'den yani BOTAŞ'tan yapılan duyuruda yer alan ocak ayına ilişkin tarife tablosuna göre de konut tüketicileri için doğal gaz dağıtım şirketlerine uygulanacak satış fiyatı mevcut tarifeye göre yüzde 25 artışla bin metreküp doğal gaz için 1.860 TL oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ENERJİ ŞİRKETLERİNİ ZENGİNLEŞTİRİP HALKI YOKSULLUĞA İTTİLER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Televizyonlarda "Sade vatandaşın dolarla işi nedir ki?" diyerek âdeta vatandaşın aklıyla alay eden yöneticilere sormak istiyorum: Bu zamların gerekçesi nedir? Eğer kur artışlarından kaynaklıysa bu zamların kiminle işi vardır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Halkın dayanacak gücü kalmamıştır. Enerji şirketlerini zenginleştirip halkı yoksulluğa, karanlığa ittiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen&nbsp; ay elektrikte kademeli tarifeye geçen kanun görüşmelerinde yoksulları koruyan bir sosyal tarife modeli önermiştik.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KARAKIŞ FONU NİÇİN KURULMADI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da "Acilen kara kış fonunu kurarak vatandaşlarımıza kış ayları için destek verilsin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Elektrik faturalarındaki KDV'yi kış boyunca kaldırın, doğal gaz ve mutfak tüpündeki ÖTV ve KDV'yi de hemen kaldırın,elektrikle ısıtmada düşük gelirliler lehine kademeli tarife sistemine geçin” demişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu yapılmadı. Şimdi elektrikteki model doğalgazda uygulanmak isteniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Düzenlemedeki temel amaç, önümüzdeki dönem yapılacak doğal gaz zamlarını makyajlamaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DOĞALGAZ FİYATI İL VE BÖLGE BAZLI BELİRLENECEK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kademelendirmeyle il bazlı, dolayısıyla iklim koşullarına dayalı bir kademelendirme yapılacak. Bu tür düzenleme her ne kadar sosyal bir boyutu varmış gibi görünse de iktidar tarafından istismara açık uygulamalara kapı açacaktır. Oy alamadığı yerleri cezalandırmanın önünü de açacaktır.Amaçlardan biri de bu mudur? Oysa hedef doğal gaz maliyetlerini hem sanayi için hem de hane halkı tüketimi için düşürmek olmalıdır.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Ekonomik krizlerden basın kuruluşları da olumsuz etkilendi”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-ekonomik-krizlerden-basin-kuruluslari-da-olumsuz-etkilendi-154474d40be7f-416f-492c-b23b-f984a8dd34f82022-01-09T20:22:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Ekonomik krizlerden basın kuruluşları da olumsuz etkilendi”

Gürer: “Ekonomik krizlerden basın kuruluşları da olumsuz etkilendi”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Tüm &nbsp;basın-yayın kuruluşları sorunlar yaşadığına dikkat çeken &nbsp;Gürer, “Yerel &nbsp;basın kuruluşlarının ekonomik krize karşı ayakta kalamayıp kapandığını, işsiz gazeteci sayısını. Her geçen gün yenileri eklendiğini &nbsp;belirtti.&nbsp;</strong>&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GAZETECİLER, ZOR ŞARTLARA ÇALIŞIYORLAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, mesajında gazetecilerin her geçen gün ağırlayan şartlara &nbsp;ve siyasi iktidarın baskılarına rağmen&nbsp; görevlerini yerine getirmek için&nbsp;fedakarca mücadele ettiğine vurgu yaptı.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YEREL BASIN CAN ÇEKİŞİYOR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Özellikle yerel basın kuruluşlarının ekonomik sorunlar nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığına dikkat çeken&nbsp;Gürer, “&nbsp;2013 yılında 7.158 olan toplam gazete ve dergi sayısı&nbsp;2020 yılında 4 bin 746 &nbsp;düştü ve 2021 yılında &nbsp;ekonomik buhran derinleşmesi, yerel basını belirli günlerde çıkmaya ya da yeni &nbsp;kapanmalara &nbsp;yol açtı. Yerel ve ulusal basında ciddi ekonomik sorunlar devam ediyor. Gazetelerde el değiştirmeler, kapanmalar ,gazete sayısı azaltarak ayakta durmaya çalışma ve sonuçta çalışanları işten çıkarmak zorunda kalmalar devam ediyor.. &nbsp;süreçte artan yerel ve görsel basında binlerce gazeteciyi işinden ediyor. Ülkemizde yayınlanan&nbsp;&nbsp;gazetelerin yüzde 91,1'i yerel, yüzde 6,5'i yaygın (ulusal),yüzde 2,4'ü ise bölgesel yayından oluşuyor. Buna karşın&nbsp;toplam tirajının yüzde 82,4'ünü yaygın (ulusal), yüzde 16,9'unu yerel ve yüzde 0,7'sini bölgesel yayımlanan gazeteler, dergilere ait. Gazetelerde önemli traktör kayıpları da yaşanıyor. TGS’nin SGK’dan edindiği verilere göre ülkemizde&nbsp;<strong>23.306</strong>&nbsp;gazetecinin önemli bölümü zor şartlarda görevini yapıyor. Ya da işsiz. Gazetcilik mezunlarında işsizlik oranı genel &nbsp;işsizlik oranının iki katından fazla duruma erdi. Yerel Gazeteler&nbsp;yayın yaptıkları yörelerin sorunlarını gündeme getiren, zor şartlara rağmen illerinin, ilçelerinin her anlamda kalkınması için mücadele veren basın kuruluşları, artan girdi maliyetleri karşısında bir&nbsp;bir&nbsp;kapılarına kilit vurmak zorunda kalıyor.Yerel basına reklam verebilecek özel kuruluşlar ekonomik sorunlar nedeni ile &nbsp;ilk tasarrufu &nbsp;basına verdiği desteği kesmek oluyor. Resmi ilan bedellerinin olması gereken rakamların çok altında kalması sonucu yerel gazeteler varlıklarını sürdüremeyecek duruma gelirken, ulusal gazetelerde kağıt fiyat artışı ve diğer &nbsp;matbaa ve genel giderlerle zor şartlarda yayınını sürdürüyor. Bu nedenle çok sayıda &nbsp;gazete ya kapanmış ya da daralıp asgari seviyede çalışır duruma gelmiştir. Radyo ve TV’lerde yerel yayın yapanlarında çok zor şartlarda çalışmalarına devam ediyor. Bu durum çalışamayan gazeteci sayısını her geçen gün artırmasına neden oluyor ” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MUHALİF BASIN KURULUŞLARINA CEZA YAĞDIRIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik sorunların yanı sıra iktidar baskısının da gazetecileri meslekleri adına olumsuz etkileyen önemli bir etken olduğuna işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi&nbsp;Gürer, “Diğer taraftan iktidarın hoşuna giden tek yanlı iktidara övgü düzüp yaşanan sorunları gündeme getirmeyen yandaş medya, iktidarın sağladığı destek ile ayakta kalmaya çalışırken, özgür ve tarafsız gazetecilik yapmaya çalışan basın kuruluşları da ,eleştirel haberlerinden dolayı &nbsp; &nbsp;resmi ilan kesme cezalarına çarptırılmakta, her türlü baskı uygulanmakta, televizyon kanalları da RTÜK tarafından baskı altında tutulmaktadır” saptamasında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GAZETECİLİK YAPABİLMEK ZORLAŞTI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomik baskılar yanında, özgürce çalışma olanağının da sınırlı duruma geldiğini ve AKP iktidarının basın kartları konusunda bile hakkaniyetli olamadığını ifade eden&nbsp; Ömer Fethi Gürer, bu koşullar altında gerçek manada gazetecilik yapabilmenin zorluğuna rağmen, görevlerini yapmaya çalışan&nbsp;gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyorum” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizde baskı altında olmadan, ekonomik sıkıntı yaşamadan, gazetecilik mesleğinin yapılabildiği şartların oluşmasının, her şartta &nbsp;meslek etiğinin korunmasını temenni eden CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer” Her olumsuzluğu aşarak&nbsp;görevlerini&nbsp;fedakârca&nbsp;yerine getirmeye çalışan tüm gazetecilerin gününü kutluyorum” dedi.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[KIŞ GÜNLERİNDE KAYNAR İKRAMI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kis-gunlerinde-kaynar-ikrami-15446e0e21b42-b85d-4428-ba98-3ed37c9241d92022-01-09T20:19:00+03:00HABER MERKEZİ KIŞ GÜNLERİNDE KAYNAR İKRAMI

KIŞ GÜNLERİNDE KAYNAR İKRAMI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi yeni bir hizmet başlattı. Soğuk kış günlerinde&nbsp;<strong>“Büyükşehir’den Kaynar Herkese Yarar”</strong>&nbsp;sloganıyla başlayan hizmet kapsamında haftanın 6 günü 6 farklı noktada vatandaşlara kaynar ikram ediliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Büyükşehir’den vatandaşlara kış mevsiminde hem ‘çorba’ hem ‘kaynar’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi’nin 2019 yılında kentin dezavantajlı ve işlek noktalarında başlattığı&nbsp;<strong>“1 Ekmek 1 Çorba”</strong>&nbsp;hizmeti kış aylarında devam ederken; 2022 yılında ise kış aylarında sürecek yeni bir hizmet daha hayata geçirildi. Kaynar ikramı dezavantajlı mahallelerin yanı sıra Yenişehir, Mezitli, Tarsus, Akdeniz ve Toroslar ilçelerinin işlek noktalarında sunularak, her kesimden vatandaşın içini ısıtıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kentin işlek noktalarında herkese ulaşıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Haftanın 6 günü 15.30-17.00 saatleri arasında sunulan hizmet; Pazartesi günü Tarsus’ta PTT yanında, Salı günü Mezitli’de bankalar önünde, Çarşamba günü Toroslar’da Kuvayi Milliye Caddesi’nde, Perşembe günü Akdeniz’de Yoğurt Pazarı’nda, Cuma günü Yenişehir’de Alanya Sokağı’nda, Cumartesi günü ise Tarsus’ta Kültür Park önünde devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“İçerisinde şifalı malzemeler bulunuyor”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bağlı Aşhane’de görev yapan Gıda Mühendisi Bilge Küçükkubaş, yeni başlayan hizmetle ilgili şu bilgileri paylaştı:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Kış aylarında bağışıklığımız düşüyor. Özellikle de bu pandemi döneminde hastalıklardan korunmaları için vatandaşlarımıza bir nebze olsa şifa olmak için kaynar dağıtımı hizmetine başladık. Kaynar Mersin’e özgü bir içecek. İçinde zerdeçal, zencefil, havlıcan kökü, tarçın, karabiber gibi şifalı malzemeler bulunuyor. Bu malzemeleri uzun bir süre kaynatıyoruz. İyice özdeşleştirdikten sonra üzerini cevizle süsleyip ikram ediyoruz.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Bu kaynar Mersin’in temeli”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kaynarın tadını çok güzel bulduğunu söyleyen Nurcan Sanar,&nbsp;<strong>“Bu kaynar Mersin’in temeli. Mersin’in yerlisi olan bu kaynarı bilir. Yerlisi olmayan bilmez. Biz lohusalarda kış günleri yaparız kaynarı. Belediyeye çok teşekkür ederim, böyle bir şey düşünüp de halka tanıttığı için”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlk defa kaynar içtiğini belirten Sedat Altun,&nbsp;<strong>“Belediye sayesinde keşfedebildim. Gerçekten tadı da muazzam derecede güzeldi. İyi geleceğini düşündüğüm için içtim”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mehmet Aksoy,&nbsp;<strong>“Çok memnunuz bu kış ayında bunu dağıttıkları için. Çok güzel tadı. Teşekkür ediyoruz”&nbsp;</strong>derken, İbrahim Aydın ise&nbsp;<strong>“Belediyemizin dağıttığı bu şifalı ürün için çok teşekkür ediyorum. Kış gününde gayet iyi geldi”</strong>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[MERAL SEÇER: “KOOPERATİFİMİZİ ATATÜRK’ÜN MİRASINA SAHİP ÇIKARAK YÜRÜTMEYE ÇALIŞIYORUZ”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/meral-secer-kooperatifimizi-ataturkun-mirasina-sahip-cikarak-yurutmeye-calisiyoruz-15445fe81ae3f-65fd-4615-8cc2-bbbf058f77442022-01-09T20:14:00+03:00HABER MERKEZİ MERAL SEÇER: “KOOPERATİFİMİZİ ATATÜRK’ÜN MİRASINA SAHİP ÇIKARAK YÜRÜTMEYE ÇALIŞIYORUZ”

MERAL SEÇER: “KOOPERATİFİMİZİ ATATÜRK’ÜN MİRASINA SAHİP ÇIKARAK YÜRÜTMEYE ÇALIŞIYORUZ”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin’in 100. kurtuluş yıl dönümünde Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu Etkinlik Alanı’nda&nbsp;<strong>“Kooperatifçilik”</strong>&nbsp;söyleşisi gerçekleştirildi. Söyleşide Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer ve İzmir Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer konuşmacı olarak yer aldı. Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, kooperatifçilikte eğitimin önemine dikkat çekerek,&nbsp;&nbsp;<strong>“Yerel yönetimlerin, kooperatifleri eğitim konularında desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Bir ürünün üretilip, yerel yönetime veya kurumlara vermekle sürdürülebilir olmayacağının da bilinmesi gerektiğini düşünüyorum”&nbsp;</strong>dedi. Neptün Soyer ise&nbsp;<strong>“Küçük üreticinin hayatta kalması için birleşmek ve kooperatifleşmek zorundayız”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Kooperatifimizi Atatürk’ün mirasına sahip çıkarak yürütmeye çalışıyoruz”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meral Seçer ve Neptün Soyer, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’i makamında ziyaret ettikten sonra Etkinlik Alanı’ndaki söyleşide vatandaşlarla buluştu. Moderatörlüğünü Duygu Canova’nın yaptığı söyleşiye, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan eşi Sembol Tarhan ile birlikte katıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, kooperatifçiliğin tohumlarının atıldığı dönemleri hatırlatarak,&nbsp;<strong>“Mustafa Kemal Atatürk, güçlerin birleştirilmesi mantığıyla Tekir olarak geçen Silifke Gazi Çiftliği’nde ilk Tarım Kredi Kooperatifi’ni kuruyor. Birleştikçe daha güçlenileceğini ve her alanda gelişileceğini öngörüyordu. O dönemde kooperatifleşmeyi ekonomik ve sosyal gelişmenin bir aracı olarak görüyordu. Meşalenin yakıldığı kentin Mersin olmasından ve burada kooperatifleri kurup bunları geliştirmekten, Atatürk’ün mirasına sahip çıkmaktan dolayı kendimizle gurur duyuyoruz, çok mutlu oluyoruz”</strong>&nbsp;dedi. Gazi Çiftliği’ndeki kadınlarda o ruhu gördüklerini de sözlerine ekleyen Seçer,&nbsp;<strong>“Kooperatifimizi Atatürk’ün mirasına sahip çıkarak yürütmeye çalışıyoruz”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Kooperatifimizin kuruluşundan bu zamana kadar kadınlarımızdaki değişimi gördük”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mersinden Kadın Kooperatifi’nin ilk amacının kooperatifleşmenin artması, kentin tanıtılması ve kadınların hem sosyal hem de ekonomik olarak güçlenmesi olduğunu vurgulayan Meral Seçer,&nbsp;<strong>“Bu konuda neler yapmamız gerektiğini görmek için önce Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Gönüllülük Birimi ile beraber kentimizin 13 ilçesini gezdik. Buradaki kadınlarımız neler yapıyor, nelerle uğraşıyor, neler istiyorlar, bunları tespit ettikten sonra bir kooperatif kurulması gerektiğine inandık ve kooperatifimizi kurduk, faaliyetlerimize başladık”&nbsp;</strong>dedi. Mersinden Kadın Kooperatifi’nin kuruluşunun 2’nci yılını tamamladıklarını vurgulayan Seçer,&nbsp;<strong>“O zamandan bu zamana kadınlarımızdaki değişimi gördük. Sadece kadınlarımızda değil, erkeklerimizde de değişimleri gördük. Daha önce kadınların üretmesini veya sokağa çıkmasını istemeyen farklı zihniyetlerde değişimlerin olduğunu görmek bizi mutlu etti”&nbsp;</strong>ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Kadının güçlü olması, kendini güvende hissetmesi için üretmesi gerekiyor”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kooperatif olarak yaptıkları faaliyetleri gösteren bir tanıtım filminin de izletildiği söyleşide, kooperatiflerin sürdürülebilirliği konusunda da önemli değerlendirmeler yapan Meral Seçer,&nbsp;<strong>“Sadece yerel yönetimler değil, kooperatiflerin desteklenmesi diğer kurumlar tarafından da yapılması gereken bir durum. Çünkü bazı koşullar o kurumlar için de uygun oluyor”&nbsp;</strong>dedi. Son yıllarda Türkiye’de kadın kooperatiflerinin sayısının arttığına da dikkat çeken Seçer, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Yerel yönetimlerin, kooperatifleri eğitim konularında desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Bir ürünün üretilip, yerel yönetime veya kurumlara vermekle sürdürülebilir olmayacağının da bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla yerel yönetimlerin, kooperatifin sürdürülebilir olması ve o piyasada rekabet gücüne erişebilmesi için gereken eğitimi vermesi gerekiyor. Onlarla sürekli iş birliği halinde olması gerekiyor. Yaptığı projelere de uygun koşullarda olan kooperatifleri çekmesi gerekiyor.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meral Seçer, kooperatifleşme sürecinde iradenin önemine vurgu yaparak,&nbsp;<strong>“Her kooperatifin daima kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve o gücü hissetmesi gerekiyor. Onu hissettiği takdirde kooperatifin kurulmaya karar verilmesi gerektiğini düşünüyorum”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Kadının güçlü olması, kendini güvende hissetmesi için üretmesi gerekiyor”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meral Seçer, kadınların kooperatif çatısı altında bir araya gelerek güçlerini, emeklerini, fikirlerini ve gönüllerini de bir araya getirdiklerini vurguladı. Önceki yıl 305 kadınla birlikte çalıştıklarını, bu yıl ise&nbsp;<strong>“Evimiz Atölye”</strong>&nbsp;projesi ile birlikte bu sayının 1000’e yaklaştığını belirten Seçer,&nbsp;<strong>“Kadının güçlü olması, kendini güvende hissetmesi için üretmesi gerekiyor. Ürettikçe ve sosyalleştikçe toplumda daha güçlü olacağını gösteriyor. Biz bunu deneyimlerimizle de gördük. Bundan dolayı kooperatifleşme ve bu çatı altında bir araya gelme doğru bir yol”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Küçük üreticinin hayatta kalması için birleşmek ve kooperatifleşmek zorundayız”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İzmir Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer ise<strong>&nbsp;“Küçük üreticinin hayatta kalması için birleşmek ve kooperatifleşmek zorundayız. Elbette özelleşecek, elbette sanayileşecek ama küçük üreticinin üstüne basarak bu memleketin medeniyete ulaşması mümkün değil”&nbsp;</strong>diyerek, kooperatifçiliği tanımladı. Kooperatifin kurucu ortaklarından Mustafa Başer’in anlatımıyla ‘Birlik’ adlı belgeselin izletildiği söyleşide konuşmasını sürdüren Soyer,&nbsp;<strong>“Bizi doyuran küçük üreticiler. Bu bir ülkenin politikasıdır. Aslında Mustafa Kemal Atatürk için kooperatifçilik hiçbir zaman amaç olmamış. Kooperatifçilik memleketteki gelişme ve medeniyet için bir araç olarak kullanılmış”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“<strong>Ülkenin yapısına baktığınızda bu küçük güçsüzler artık az değil”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Küçük üreticinin üstüne basarak bir memlekette yükselmenin mümkün olmayacağının altını çizen Soyer, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Ülkenin yapısına baktığınızda da bu küçük güçsüzler artık az değil. Bizim bu birleşmemizle tekrar kamunun kendine gelmesi lazım. Dolayısıyla burada kamu olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı her şey Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk’ün attığı temeller aslında. Tekrar onları hayata kazandırmaya çalışıyoruz. İzmir’de de bu böyle. Siz kamudan ayrı bir şey yapamazsınız. Kooperatifleri de koruyan aslında kamudur. 4734 sayılı bir yasa var. Yasa ‘kamu doğrudan ihaleye girmeden üreticiden ürün alabilir’ der. Şu an memlekette kamu olarak sadece bunu yapan yerel yönetimler. Hâlbuki Valilik de kamudur, Milli Eğitim Müdürlüğü de kamudur, İl Tarım Müdürlükleri de kamudur. Bunların hepsi doğrudan ihaleye çıkmadan küçük üreticiyi destekleyebilir. Bu bir kader değil, bu bir tercih. Bunu tercih ettikleri için de şu anda kooperatifçilik bizde gelişmiyor.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Tarımı kadın bulmuştur, kadın çoğaltmıştır”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tarımda kadının rolüne dikkat çeken Soyer<strong>, “Tarımı kadın bulmuştur, kadın çoğaltmıştır. Köylerde de çaputu ağılın bir tarafına sıkıştıran, o tohumu çoğaltan kadındır. Tarımın sürdürülebilirliğini sağlayan da kadındır”</strong>&nbsp;ifadelerine yer verdi. İzmir’de yüzde 30-35’lere varan toprağı işleyen insan nüfusu olduğunu da belirten Soyer,&nbsp;<strong>“Marifet kırsaldaki yaşamın devam ettirebilmesi. Kendi yağımızda kavruluyoruz, birbirimizi tanıyoruz, geçmişimizi biliyoruz, geleceğimize sahip çıkıyoruz. İzmir’in marifeti bence bu. Kırsal hala ayakta ve Mersin’i de öyle görüyorum”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Söyleşinin sonunda katılımcılar Meral Seçer ve Neptün Soyer’e sorularını yönelterek, merak ettikleri konuların yanıtını aldı.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GÖÇMEN’DEKİ KATLI KAVŞAK ÇALIŞMA SAHASINI İNCELEDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gocmendeki-katli-kavsak-calisma-sahasini-inceledi-15444ae8e5206-590a-489d-923a-13799b457ffc2022-01-09T20:08:00+03:00HABER MERKEZİ GÖÇMEN’DEKİ KATLI KAVŞAK ÇALIŞMA SAHASINI İNCELEDİ

GÖÇMEN’DEKİ KATLI KAVŞAK ÇALIŞMA SAHASINI İNCELEDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer öncülüğünde kent merkezinde trafiği rahatlatmak adına yapımı kısa sürede tamamlanan Sevgi Katlı Kavşağı’nın ardından Göçmen’de katlı kavşak yapım çalışmaları başlatıldı. Başkan Seçer, Göçmen’deki katlı kavşak çalışmasının ilk gününde sahayı ziyaret ederek, incelemelerde bulundu. 2024 yılına kadar şimdiye dek yapımı tamamlananlara birlikte toplam 5 katlı kavşak projesini bitirmeyi hedeflediklerini söyleyen Başkan Seçer,&nbsp;<strong>“Mersin’e her türlü hizmeti yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“755 metre uzunluğunda doğu-batı aksında bir katlı kavşak”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin Hali civarından bir aracın 2. Çevre Yolu’na girdiği zaman Mezitli’ye kadar kesintisiz gitmesini istediklerini söyleyen Başkan Seçer, yapımına başlanan Göçmen’deki katlı kavşak projesinin detayları hakkında şu bilgileri verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“755 metre uzunluğunda doğu-batı aksında bir katlı kavşak. Bu katlı kavşağın bir özelliği; eğimi de son derece az. Diğer katlı kavşaklarda yüzde 8’lere varan eğim olmasına rağmen burada yüzde 3 ile bunu kurtarıyoruz. Çok az bir eğimle araçlar batacak ve 750 metre sonra çıkacak. Enine de 450 metre yani kuzey-güney aksında bir güzergah olacak. Katlı kavşağın üst zemini de son derece iyi hesaplandı. Teknik olarak herhangi bir tıkanmaya, trafiğin aksamasına sebebiyet vermeyecek, araçların daha rahat bir seyir yapmasını sağlayacak önlemleri aldık. Sevgi Katlı Kavşağı’nda bu tip sıkıntılar olmuştu daha sonra onları da aştık.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çalışmalar aralıksız devam edecek</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Göçmen’deki katlı kavşak çalışmasının ardından 34. Cadde ile 2. Çevre Yolu’nun kesiştiği noktada hızla çalışma yapmak istediklerini ifade eden Seçer, şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Yani eski KİPA Kavşağı olarak anılan şimdi Sayapark Alışveriş Merkezi’nin olduğu bölge. Orada bir proje ve bir meydan çalışmamız var. Orada çift proje çalışıyoruz. Hatta bir 3’üncü önemli ve değerli proje de tramvay projesi. Metronun temel atma töreninde bunu açıklamıştım; başlangıç noktasının da metro istasyonunun olduğu Eczacılık Fakültesi’nin köşesinde, PTT Şubesi’nin olduğu bölümde metronun bir istasyonu olacak. Oradan tramvaya bağlantı vereceğiz. İşte bizim orada yapacağımız köprülü katlı kavşak da bu entegrasyon içerisinde olacak. Yani oradan tramvay geçecek. 34. Cadde boyunca kuzeye gidecek, oradan üniversite hastanesine, üniversiteye ve Üniversite Caddesi’ne 11 kilometrelik ring atacak. Bizim amacımız buradan çıkıp onu gerçekleştirmekti. Ancak şu anda net karar veremedik. Neden? Bir yandan da metro inşaatına başladık. Oradaki istasyon imalatlarıyla, bizim katlı kavşak imalatının zaman olarak uyumlu olması lazım. Onu ayarlamaya çalışıyoruz. Eğer bir boşluk olacak olursa zaman yitirmeme adına şu an Hal Katlı Kavşağı projesi hazır. Her an girebiliriz. Elimizde duruyor. Eğer bir süre sorunu ya da zaman kaybı sorunu yaşayacağımızı düşünürsek Hal Katlı Kavşağı’nı gerçekleştireceğiz.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Biz Mersin’e her türlü hizmeti yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdiye kadar yapımı bitenlerle birlikte 2024 yılına kadar toplam 5 katlı kavşağı tamamlamayı hedeflerini belirten Başkan Seçer,&nbsp;<strong>“Bunlar netleşmiş durumda. Zaten ikisi tamamlandı. Biri yarım devralınmıştı. Ancak önemli olan bir nokta daha var ki Akbelen Mezarlığı’nın alt bölgesindeki kavşak son derece sorun yaratıyor, trafiği engelliyor. Karayolları’nın uhdesinde. Bir an önce bitirilmesi hususunda Karayolları’yla görüşmelerimiz devam ediyor. Farklı gelişmeler olabilir, bir şey diyemiyoruz şu anda ama buradan yurttaşlarıma herhangi bir olağanüstü gelişme olmazsa 5 katlı kavşağı 2019-2024 yılları arasında tamamlayacağımızın sözünü verebiliriz”&nbsp;</strong>dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Seçer, Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmaları hızlı bir şekilde yürüttüklerini belirterek,&nbsp;<strong>“Biliyorsunuz Sevgi Katlı Kavşağı’nı 87 günde tamamladık. Biz de başlanan iş bitiyor. Yeter ki bir aksilik olmasın. Bir engelleme olmasın. Biz hizmet vermek için uğraş veriyoruz. Vatandaşlarımızın bu konuyu takip etmesini istiyoruz. Biz hizmet yapmak istiyoruz, yeter ki önümüze engel konmasın. Ekonomik bir kriz yaşanıyor, bir krizi de yeter ki bize Cumhur İttifakı yaşatmasın. Gerisi kolay. Biz Mersin’e her türlü hizmeti yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Gecemizi gündüzümüze bugüne kadar nasıl kattıysak bundan sonra da devam edeceğiz”</strong>&nbsp;diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Göçmen Katlı Kavşağı’nın bir başka özelliğinin de bisiklet yollarıyla entegrasyonu olduğuna dikkat çeken Başkan Seçer, bundan sonraki yeni imalatlarda da bisiklet yollarına özen göstereceklerini kaydetti.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[Şehitoğlu: “Eski bayramlarımızı geri istiyoruz”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sehitoglu-eski-bayramlarimizi-geri-istiyoruz-15443cbc48c8e-3f74-4ab6-904d-69650067bac92022-01-09T20:04:00+03:00HABER MERKEZİ Şehitoğlu: “Eski bayramlarımızı geri istiyoruz”

Şehitoğlu: “Eski bayramlarımızı geri istiyoruz”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">MEİGDER Başkanı A. Vahap Şehitoğlu, ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ dolayısıyla yayımladığı mesajında; giderek ciddileşen yaşam koşulları içinde halkın ‘haber alma özgürlüğüne’ yaşadıkları tüm sıkıntılarına rağmen çok hızlı katkı sunan internet gazetecilerininde diğer gazeteciler gibi artık soluk almakta zorlandığını vurguladı. Koronavirüs salgını, döviz krizi, enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki artış gibi birbiri ardına yaşanan krizlerin medya kuruluşlarını daralmanın ve yok olmanın eşiğine nasıl getirdiyse aynı havayı İnternet gazetecilerinin de yaşadığını vurgulayan Başkan Şehitoğlu, mesajında şunları kaydetti: “Geçmişte gazetecilerin elde etmiş oldukları hakların, esemesinin okunmadığı günümüzdeyaşanan tüm bu olumsuzluklar içinde Çalışan Gazeteciler Günü’nü bayram olarak kutlamak bizlere artık ağır&nbsp; gelmektedir. Gazetecilerin kimliklerinin belirlendiği, İnternet Gazetecileri Yasası’nın çıktığı, tüm gazetecilerin evini geçindirme derdinden uzak kaldığı, engelsiz ve sansürsüz günlere kavuşacağı gün yeniden ‘Basın Çalışanları Bayramı’ olacaktır. Onun için eski bayramlarımızı geri istiyoruz.Bu duygular içinde tüm gazeteci arkadaşlarıma, arzuladıkları yeni bayrama kavuşmalarını dilerim…”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[YÜCEER: “BİREYSEL SİLAHLANMADAKİ ARTIŞ TOPLUMSAL HUZUR TEHDİT EDİYOR”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yuceer-bireysel-silahlanmadaki-artis-toplumsal-huzur-tehdit-ediyor-154421bef73b4-02e5-46c6-93b8-ee19ca9434c92022-01-08T22:47:00+03:00HABER MERKEZİ YÜCEER: “BİREYSEL SİLAHLANMADAKİ ARTIŞ TOPLUMSAL HUZUR TEHDİT EDİYOR”

YÜCEER: “BİREYSEL SİLAHLANMADAKİ ARTIŞ TOPLUMSAL HUZUR TEHDİT EDİYOR”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer son günlerde artan şiddet olaylarının ardından bireysel silahlanma konusunu meclis gündemine taşıdı. Bireysel silahlanma sorununun giderek büyümekte olduğuna ve ivedilikle araştırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Yüceer, “Türkiye’nin dört bir yanında her yıl ruhsatlı ve ruhsatsız ateşli silahlar ile gerçekleşen binlerce suç vakası medyaya yansıyor. Silah satışlarının ve ruhsatlarının denetlememesi ve silahların internet yolu ile çok düşük fiyatlara kolaylıkla temin edilebilmesi bireysel silahlanma sorununu giderek büyütürken yüzlerce yurttaşımız bu silahların kullanılması nedeniyle yaşamdan koparılıyor. Silahlar, savunma amaçlı gözükseler de çoğu zaman düpedüz suç aletleri olarak kullanılıyor” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BİREYSEL SİLAHLANMA KONUSUNDA TÜRKİYE DÜNYADA 14. SIRADA YER ALIYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de bireysel silahlanma konusunda faaliyet gösteren Umut Vakfı’nın çalışmalarına göre Türkiye’nin 178 ülke arasında silahlanma konusunda 14. sırada yer aldığına işaret eden Dr. Candan Yüceer, “Ülkemizde 20 milyonun üzerinde silah olduğu biliniyor. 2020 yılında yaşanan 3 bin 682 silahlı olayda 2 bin 40 kişi ölmüş, 3 bin 688 kişi yaralanmıştı. Henüz resmi rakamlar açıklanmasa da bireysel silahlanmaya teşvik eden politikalar nedeniyle 2021 yılında bu rakamlarda maalesef artış olacağını öngörüyoruz. Silahın şakası olmaz. Eğer bireysel silahlanmanın bu denli artmasına izin vermeye devam edersek toplumsal huzuru ve barışı tesis etmek noktasında büyük sorunlar yaşayacağız” ifadelerine yer verdi.&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ASIL ODAKLANMAMIZ GEREKEN HUSUS RUHSATSIZ SİLAHLARDIR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ruhsatsız silahların hangi yollarla temin edildiğinin TBMM tarafından araştırılması gerektiğini vurgulayan Dr. Yüceer, “ Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) raporunun son 10 yılı kapsayan suç istatistiklerine bakıldığında ruhsatlı ateşli silahlarla işlenen suç sayısının&nbsp;25 bin 547 ruhsatsız ateşli silahla işlenen suç sayısının ise&nbsp;159 bin 123 olduğu görülmektedir. Ruhsatlı silahlarda meydana gelen azalmanın tek başına bir anlam ifade etmediği ve asıl odaklanmamız gereken hususun ruhsatsız silahlar olduğu açıkça görülmektedir.&nbsp;Gerek toplumsal huzur gerek toplumsal cinsiyet eşitliği bu hususta ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada, zaruri bir ihtiyaç olmadığı takdirde bireysel silahlanmanın doğuracağı sonuçlar hem bireyin hem de toplumun kaldıramayacağı kadar ağırdır. Ayrıca yaşanan silahlı çatışmaların sonucunda bazen aileler yok olmakta ve silahlı kavgaların sık yaşandığı civarlarda bölge sakinleri kendilerini güvende hissedememektedir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BİREYSEL SİLAHLANMADAKİ BU KONTROLSÜZ GİDİŞE DUR DEMELİYİZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bilinçsizce ve gerek olmadığı halde silah edinebilmiş ve taşıma belgesi elde etmiş olan bireylerin silah taşımayı bir iktidar biçimi olarak gördüğünü belirten Dr. Candan Yüceer, “2020 yılı ve öncesindeki verilerin bireysel silahlanmanın toplumsal yaşama olan etkisini ve acı faturasını göstermesine&nbsp;rağmen ‘Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında&nbsp;<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/21.5.911779.pdf" target="_blank">Yönetmelik</a>'te 11 Eylül 2021’de bazı değişiklikler yapıldı. Buna göre silah taşıma ruhsatı verilebilecek iş kollarının ve bürokratların kapsamı genişletildi ve bireysel silahlanmanın hızlanmasının önü açıldı. Kontrolsüz ve denetimsiz devam eden bireysel silahlanmanın; aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri olaylarında ve sokak kavgalarında sıklıkla kullanıldığı basına yansıyan olaylarda görüyoruz.&nbsp;Ülkemizin kanayan yarası haline gelen kadın cinayetlerinin büyük bir çoğunluğu da ateşli silahlarla işlenmektedir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2020 yılı verilerine göre 300 kadın cinayetinden 170’i ateşli silahlarla işlendi. Milletvekilleri olarak bireysel silahlanmadaki bu kontrolsüz gidişe dur demeliyiz. Bireysel silahlanmada hızlı artışın önüne geçilmesi ve boyutlarının araştırılması için hazırladığımız araştırma önergesini Meclis’e sunduk. Meclis’te kurulacak bir komisyonla bu sorun bütüncül bir şekilde ele alınmalı ve bireysel silahlanmanın önüne geçecek tedbirler alınmalıdır” diye konuştu.</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[GİRGİN: ŞOFÖR ESNAFININ DAYANACAK GÜCÜ KALMADI, DESTEK ŞART]]>https://www.haberanaliz.net/haber/girgin-sofor-esnafinin-dayanacak-gucu-kalmadi-destek-sart-15441685e83ff-649f-44b1-a076-bdb220af8b832022-01-08T22:44:00+03:00HABER MERKEZİ GİRGİN: ŞOFÖR ESNAFININ DAYANACAK GÜCÜ KALMADI, DESTEK ŞART

GİRGİN: ŞOFÖR ESNAFININ DAYANACAK GÜCÜ KALMADI, DESTEK ŞART

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">‘’Yandaş müteahhitlerinizi kurtarmak için yasa çıkarıyorsunuz, yoksulun sırtından zenginin parasına döviz kuru garantisi veriyorsunuz. Ama sıra 1.5 yıl kontak açmayan servisçi şoför esnafına gelince, taksiciye, münibüscüye&nbsp; gelince kılınızı kıpırdatmıyorsunuz’’ diye konuşan Girgin 7 Ocak 2022 Pazartesi günü Plan ve Bütçe Komisyonunda torba yasa görüşmelerinde şoför esnafının sorunlarını dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ZAMLAR, YEDEK PARÇA VE BAKIMLAR ESNAFI PERİŞAN ETTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">‘’Peşpeşe gelen zamlar, tüm araç bakım ve yedek parça fiyatlarına da doğrudan etki ediyor. Son gelen zamlar esnafımızı perişan etti’’ diyen CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin Komisyon’da iktidar milletvekillerine seslenerek şunları söyledi :</span></p><p><span style="font-size:18px">‘’Servisçilerimizin, taksi dolmuş, minibüs, özel halk otobüsüyle yolcu taşıyan esnafımızın zararlarını niye tazmin etmiyoruz?</span></p><p><span style="font-size:18px">Taşımalı eğitim kapsamında taşımacılık yapan, servisçi esnafımızın sözleşmeleri, her yıl haziran ayında yapılıyor. Dolayısıyla, maliyet tespitinde de o tarihlerdeki akaryakıt fiyatları dikkate alınıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI NİYE KARŞILAMIYOR?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Sözleşmeler yapılırken, motorin ortalama 7,43 lirayken bugün itibarıyla 12,80 TL'ye çıkmış ve yüzde 58 oranında zam yapılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi döneminde, bir buçuk yıl hiç çalışmayan servisçi esnafımız, şimdi de artan maliyetler ve artan akaryakıt fiyatları karşısında zorlanmaktadır. Servisçi esnafın ayakta kalabilmesi için akaryakıt ki artış farkı Milli Eğitim Bakanlığınca niye karşılanmıyor?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TİCARİ AKARYAKIT DESTEĞİ VERİLSİN</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şehir içinde taşıma faaliyetinde bulunan taksi, dolmuş, minibüs, özel halk otobüsüyle yolcu taşıyan esnaflarımız da akaryakıta gelen zamlardan dolayı ciddi şekilde zarar görüyor. Kazancından kendisine neredeyse pay kalmamasına rağmen şoför esnaflarımızı akaryakıttaki artışa karşı korumak için ticari akaryakıt desteği niye vermiyoruz?”</span></p><p><span style="font-size:18px">Şoför esnaflarının mağduriyetlerinin giderilmesi için hem Hazine ve Maliye Bakanlığına hem de Milli Eğitim Bakanlığına yazılı soru önergesi de veren Girgin şu soruları sordu:</span></p><p><span style="font-size:18px">1-Sözleşmeler yapılırken motorin ortalama 7,43 TL iken, bugün itibarıyla 12.80 TL’ye çıkmış ve yüzde 58 oranında zam yapılmıştır. Servisçi esnafının ayakta kalabilmesi için akaryakıttaki artış farkının karşılanması için bir çalışmanız var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">2-Kazancından kendisine neredeyse pay kalmayan&nbsp; şoför esnaflarımıza akaryakıttaki artışa karşı korumak için ticari akaryakıt desteği verilecek midir?”</span></p>
© 2022 Copyright Haberanaliz
]]>
<![CDATA[İhraç ettiğimiz ürünleri en çok Almanya ve İspanya iade ediyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ihrac-ettigimiz-urunleri-en-cok-almanya-ve-ispanya-iade-ediyor-15440d90494b6-5d78-4db3-968c-34c22950a3d32022-01-08T22:41:00+03:00HABER MERKEZİ