Haber Analizhttps://www.haberanaliz.net GAZETEMİZ SUYA SABUNA DOKUNUR, BİR SOLUKTA OKUNUR... tr2020-07-11T14:42:11+03:00<![CDATA[HAVAİ FİŞEKLERİN ÜRETİMİ,SATIŞI, KULLANILMASI YASAKLANMALI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/havai-fiseklerin-uretimisatisi-kullanilmasi-yasaklanmali-106506658bc94-8981-4da3-9952-aec54a29eb362020-07-10T20:17:00+03:00HABER MERKEZİ HAVAİ FİŞEKLERİN ÜRETİMİ,SATIŞI, KULLANILMASI YASAKLANMALI

HAVAİ FİŞEKLERİN ÜRETİMİ,SATIŞI, KULLANILMASI YASAKLANMALI

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKKAN’DAN İÇİŞLERİ BAKANINA SORU ÖNERGESİ:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Sakarya’nın Hendek ilçesinde 3 Temmuz 2020 tarihinde meydana gelen patlamadan 6 gün sonra fabrika faciasında&nbsp;patlamayan havai fişekler ile&nbsp;diğer patlayıcılar&nbsp;imha edilmek&nbsp;üzere kamyona yüklenmeden önce neden gerekli tedbirler alınmamıştır, bu konuda yeterli önlem alınmadan neden böyle bir yol izlenmiştir?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>bu fabrikanın çalışma izninin askıya alınması, daha sonra da iptal edilecek olmasının açıklanmasının ardından bu tedbirler ne zaman uygulamaya konulacak?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sakarya’da 6 gün arayla 2 ayrı patlama yaşandı, dikkatler hem bu fabrikaya hem de havai fişeklerin üretiminin, satışının ve kullanmasının sorgulanmasını gündeme getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşananlara dikkat çeken İYİ Parti Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, konuyu TBMM gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplaması isteği ile soru önergesi veren Türkkan, havai fişeklerin yasaklanmasını da istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Önergesinde;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Havai fişekler; başta düğün, asker uğurlama, kutlama gibi özel günlerde kullanılmaktadır. Ancak, havai fişeklerin kullanılması, çoğu zaman yangınlar, yaralanmalar hatta ölümlerle&nbsp;sonuçlanmaktadır.” diyen Türkkan, “Havai fişek gösterilerigürültü kirliliğinin yanı sıra, kimyasal ve zehirli gazların havaya karışmasıyla birlikte başta insanlar olmak üzere birçok canlının sağlığını tehdit etmekte ve doğayı da olumsuz etkilemektedir. Havai fişekler, özellikle kuşlarda ölümlere yol açmakta, kedi ve köpek gibi canlılarda da kalıcı hasar bırakmaktadır.” diye yazdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkkan önergesinde Sakarya’da 6 gün arayla meydana gelen patlamalara da dikkat çekti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“3 Temmuz 2020 tarihinde Sakarya'nın Hendek ilçesinde havai fişek üretim fabrikasında meydana gelen patlama ve yangın sonucunda 7 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, onlarca vatandaşımız da yaralanmıştır. Bu patlamadan 6 gün sonra bu kez 3 Temmuz'daki fabrika faciasında&nbsp;patlamayan havai fişekler ile diğer patlayıcıların imha edilmek üzere yüklendiği kamyonda patlama meydana gelmiş, bu patlamada 3 askerimiz şehit olmuş, bazı askerlerimiz ve vatandaşlarımız da yaralanmıştır.”</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, havai fişeklerin yasaklanması gerektiğine vurgu yaptı:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Görsellikten başka hiçbir işlevi olmayan havai fişeklerin, insanlığa, tüm canlılara ve doğaya verdiği zarar dikkate alınmalı, üretimi sonlandırılmalı, satışı, düğün ve diğer kutlamalarda da havai fişek kullanılması yasaklanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte Türkkan’ın soruları:</span></p><p><span style="font-size:18px">1-Sakarya’nın Hendek ilçesinde 3 Temmuz 2020 tarihinde meydana gelen patlamadan 6 gün sonra fabrika faciasında&nbsp;patlamayan havai fişekler ile&nbsp;diğer patlayıcılar&nbsp;imha edilmek&nbsp;üzere kamyona yüklenmeden önce neden gerekli tedbirler alınmamıştır, bu konuda yeterli önlem alınmadan neden böyle bir yol izlenmiştir?</span></p><p><span style="font-size:18px">2-7 vatandaşımız ve 3 askerimizin hayatını kaybetmesine, onlarca vatandaşımızın da yaralanmasına neden olan havai fişek patlamalarının ardından Sakarya’daki fabrikanın üretim lisansı iptal edilecek midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">3-Havai fişek gibi yanıcı ve patlayıcı madde bulunduran ve işleyen, üretim yapan tesislerin özel hükümlere tabi olması çerçevesinde Sakarya’daki fabrikada bu hükümlere uyulmuş mudur, uyulup uyulmadığı noktasında gerekli incelemeler yapılmış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">4-6 gün arayla 2 ayrı patlama yaşanmasından sonra bu fabrikanın çalışma izninin askıya alınması, daha sonra da iptal edilecek olmasının açıklanmasının ardından bu tedbirler ne zaman uygulamaya konulacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">5-Türkiye’de kaç tane havai fişek fabrikası bulunmaktadır, bu fabrikalar ile ilgili gerekli denetleme ve incelemeler yapılmakta mıdır, bundan sonra bu fabrikalar ile ilgili daha sıkı düzenlemelere ve tedbirlere gidilmesi Bakanlık gündeminde midir, bu tedbirler neler olacaktır?</span></p><p><span style="font-size:18px">6-Görsellikten başka hiçbir işlevi olmayan havai fişeklerin üretiminin sonlandırılması, satışı, düğün ve diğer kutlamalarda kullanılmasının yasaklanması düşünülmekte midir, bunun için gerekli yasal düzenlemeler yapılacak mıdır?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[2 buçuk milyon Adanalının makamına haciz]]>https://www.haberanaliz.net/haber/2-bucuk-milyon-adanalinin-makamina-haciz-106496d5fa874-f5a3-4a97-b9d8-2705e317f0822020-07-10T20:13:00+03:00HABER MERKEZİ 2 buçuk milyon Adanalının makamına haciz

2 buçuk milyon Adanalının makamına haciz

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Adana Büyükşehir Belediyesi’ne, 2016 yılında yapılan parke taşı işi ile ilgili dosya nedeniyle haciz geldi. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın makam odasındaki eşyalar haciz kapsamında götürüldü. Eski Başkan Hüseyin Sözlü’yle birlikte Ceyhan’da, “edimin ifasına fesat karıştırmak” suçundan yargılanan ve 5 yıl hapis cezası alan iş adamı, Başkan Zeydan Karalar’ın odasındaki makam koltuğu, makam ve toplantı masası ile diğer koltukları haczedip götürdü.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAŞKAN ZEYDAN KARALAR, “4 YILDIR NEREDEYDİNİZ?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, protokol yapıp her ay ödeme gerçekleştirilmesine rağmen, makam odasının haczedildiğini belirtti. Başkan Zeydan Karalar, “Hacze neden olan borç 2016’da yapılan bir işle ilgili. Geçmiş dönemde ve bizim dönemimizde yapılan protokoller çerçevesinde, 2020’de sadece 6 ayda 6 milyon 480 bin lira ödenmiş ve ödemeler devam etmesine rağmen haciz işlemi yapılmıştır. Belediyeyi çok büyük borç yüküyle devraldık. Bu borç batağını biz oluşturmadık. Ancak bu borç batağından Adana Büyükşehir Belediyesini biz kurtarıyoruz. Bizim Adana halkına hizmetimizi hiçbir olumsuzluk engelleyemez. Benim makam odam Adana’mın her sokağı, her mekanıdır” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Feridun Bahşi'den Hazine ve Maliye Bakanına Soru]]>https://www.haberanaliz.net/haber/feridun-bahsiden-hazine-ve-maliye-bakanina-soru-10648f6939987-6cc8-4a56-ac7d-7604f471f5192020-07-10T20:10:00+03:00HABER MERKEZİ Feridun Bahşi'den Hazine ve Maliye Bakanına Soru

Feridun Bahşi'den Hazine ve Maliye Bakanına Soru

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Milletvekili Bahşi önergesinde; “Koronavirüs salgınından dolayı yavaşlayan ve durma noktasına gelen ekonomiyi ve turizm sektörünü canlandırmak için kamu bankaları 'tatil destek kredi paketlerini açıklamış ancak açıklanan bu destek paketleri seyahat acentelerini hayal kırıklığına uğratmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu bankaları sayıları yaklaşık 12.500 olan seyahat acentesinden sadece dört tanesi (ETS TUR, JOLLY TUR, SETUR VE TATİLBUDUR) ile tatil destek kredisi uygulaması başlatmıştır.” Dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Antalya Milletvekili Feridun BAHŞİ Hazine ve Maliye Bakanına şu soruları yöneltti;</span></p><p><span style="font-size:18px">1-Dört tane seyahat acentesinin haricinde hiçbir acentenin dahil edilmediği bu uygulamanın haksız rekabete yol açacağını düşünüyor musunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">2-Bu uygulamayı revize edip tüm seyahat acentelerinin katılımını sağlamak için bir çalışmanız var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">3-Tatil kredisinde kredi tutarının %80'nin konaklama, %20 sini ise tatil harcaması olarak belirlenmiştir. Buna tur, transfer ve uçak bileti kalemlerini de ekleyerek değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÜRETİCİ PATATESİ YOLA DÖKTÜ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/uretici-patatesi-yola-doktu-10647ccd88adf-efe0-4b45-b400-fb52100572242020-07-10T20:06:00+03:00HABER MERKEZİ ÜRETİCİ PATATESİ YOLA DÖKTÜ

ÜRETİCİ PATATESİ YOLA DÖKTÜ

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Yazlık patatesin kışlık patates gibi depolanma özelliğinin bulunmadığını anımsatan CHP Milletvekili &nbsp;Ömer Fethi Gürer, bu ürünün hasat edildikten sonra &nbsp;tüketime sunulması gerektiğine dikkat çekti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Yazlık patatesin üretim maliyetinin kilogram başına 90 kuruş ile 1 lira arasında değiştiğine işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Altunhisar ilçesinde hasadına başlanan yazlık patatese tüccarın 90 kuruş verdiği için üreticilerin ciddi mağduriyet yaşadığını kaydetti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, Maliyetini bile kurtaramadığı ürününü, tüccara 90 kuruşa satmak zorunda kalan&nbsp;üreticinin &nbsp;durumu&nbsp;protesto etmek için yollara patates döktüğünü ifade etti. Niğde patates üretiminde Türkiye birincisi olduğunu ve kışlık patatesin Eylül, Ekim aylarında sökümünün başlayacağını anımsatan Gürer, “Geçtiğimiz yıl 800 bin ton patates üretilen Niğde’de bu yıl yazlık patatesin fiyatının düşmesi üreticiyi kaygılandırıyor “ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ENTEGRE TESİS ŞART&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili &nbsp;Ömer FETHİ Gürer, bu tür sorunların önüne geçilebilmesi için patatesle ilgili bir&nbsp;entegre&nbsp;tesis kurulması gerektiğini de belirterek,&nbsp;“Bu sıkıntılar her dönem yaşanıyor. Bakanlığın duyarlı davranarak devreye girmesi gerekiyor. Pazarlama, paketleme, kooperatifleşme,&nbsp;entegre&nbsp;tesis kurma konularında girişim başlatılmalı ve üreticilerin yaşadığı mağduriyetler dikkate alınarak, borçları faizsiz bir şekilde ertelenmelidir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜRETİM ADINA HERŞEY VAR AMA DESTEK YOK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili &nbsp;Ömer Fethi Gürer, “Elma, patates, kiraz, lahana, çavdar, fasulye ve diğer pek çok üründe, üretim açısından Türkiye’de ilk sıralarda yer alan Niğde’nin tarım merkezi olma yolunda ilerlemesine rağmen, burada en büyük sorun depolama ve ürün işleme &nbsp;olanaklarının bulunmaması olarak karşımıza çıkıyor.&nbsp;Tarımsal ürünlerin depolanması, paketlenmesi ve&nbsp;entegre&nbsp;tesislerin kurulması, tarımsal sanayi tesislerin açılması kaçınılmaz olan Niğde’ye Bakanlığın ayrı bir önem vermesi şart. Çünkü mevcut durumda üretici hep mağdur oluyor. “ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[HİZMETE GELİNCE KOŞ YEREL YÖNETİM, GELİRE GELİNCE SEN UZAK DUR!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/hizmete-gelince-kos-yerel-yonetim-gelire-gelince-sen-uzak-dur-10646fb31d4c6-8581-4b34-8131-e58990d01d842020-07-10T20:02:00+03:00HABER MERKEZİ HİZMETE GELİNCE KOŞ YEREL YÖNETİM, GELİRE GELİNCE SEN UZAK DUR!

HİZMETE GELİNCE KOŞ YEREL YÖNETİM, GELİRE GELİNCE SEN UZAK DUR!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>SÜLEYMAN GİRGİN: “HİZMETE GELİNCE KOŞ YEREL YÖNETİM, GELİRE GELİNCE SEN UZAK DUR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Muğla İl sınırları içerisinde bulunan, Anayasa’nın amir hükmüne göre kamu yararına binaen ve kamu elinde bulunması gereken günübirlik alanlar ve iskeleler Muğla Valiliği ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ortak kuruluşu ve bir sermaye şirketi ve özel hukuk tüzel kişisi olan MUÇEV Turizm Ticaret Limited Şirketi’ne 2014 yılında devredilmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Plan ve Bütçe Komisyonunda ve Meclis Genel kurulunda konu bir çok kez dile getirildi ve yazılı soru önergeleri verildi. Verilen cevaplarda Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kıyısal alanların MUÇEV’e verildiği ve bu alanlardan 2014-2018 yılları arasında 18.532.000 kâr elde edildiği ve bu kârın Bakanlık ve Valiliğin uygun gördüğü yerlerde harcandığı söylendi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kıyı alanlarının MUÇEV’e devredilemeyeceğine dair kesinleşmiş yargı kararları ve Sayıştay bulguları bulunmasına rağmen bu alanlar Bakanlıkça yerel yönetimlerin elinden alınmıştır. Kıyılarda kamu yararının sağlanması için esas olankıyı şeritlerinin yerel yönetimlere tahsis edilmesidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kıyısal alanlara yönelik bütün hizmetler Belediyeler eliyle yapılmaktadır. Buna rağmen bölgeden elde edilen gelir MUÇEV’e gitmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üstelik yeni çıkarılan yönetmeliklerle bu yerlerin Belediyeler eliyle işletilmesinin önü kesilmeye çalışılmaktadır. Yarından sonra da Belediyelerin hangi partinin elinde olduğuna bakılarak günübirlik alanların o yerdeki Belediyelere devrini sağlayan yönetmelikler çıkarılırsa da şaşırmayız.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HALKIN YARARI İÇİN YEREL YÖNETİMLERE DEVREDİLMELİDİR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İşin doğrusu Muğla İl sınırları içerisinde bulunan günübirlik alanların ve kıyısal alanların buralara hizmeti götüren, altyapısını yapan, çöpünü temizleyen yerel yönetimlere devredilmesidir. Böylelikle hem vatandaşlarımız mağdur olmaz, hem de Belediyelerimiz gelire kavuşur. “Hizmete gelince Belediye, gelire gelince sen uzak dur” deniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Muğla yazın 5 Milyon kişiyi ağırlıyor. Gelen misafirlerimizin de yerleşik halkın da daha iyi ve uygun fiyata hizmet alması için bu elzemdir. Bu konuyu yeniden hem Meclis Genel Kurulunda dile getirdik hem de yazılı soru önergesi ile MUÇEV’in imar barışı yoluyla elinde bulunan alanlara yönelik bir tasarrufunun olup olmadığını sorduk.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA ŞUNLAR SORULDU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1) Bu kıyısal alanların yerel yönetimlerine devredilmesi için bir çalışmanız var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">2) MUÇEV yetki alanında (Hazine’nin yetkisinde olan alanlar dahil) imar barışından yararlanarak yapı kayıt belgesi almış mıdır? Almışsa kaç adet almıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">3) Muğla İlinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yapılan denetimler sonucunda MUÇEV’in yapı kayıt belgelerinden iptal edilen olmuş mudur? Bu yapı kayıt belgelerinin usul ve esaslara uygun olarak alındığına dair incelemeler yapılmış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">4) MUÇEV’in sahil ve koyların işletme hakkını ihalesiz olarak üçüncü şahıslara devrettiği iddiaları doğru mudur?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MARSA GİDECEK ASTRONOTLAR ÖNCE VENÜSE UĞRASIN MI?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/marsa-gidecek-astronotlar-once-venuse-ugrasin-mi-10645f7e59994-3a67-4528-b6b0-ca38831f1f462020-07-10T19:58:00+03:00HABER MERKEZİ MARSA GİDECEK ASTRONOTLAR ÖNCE VENÜSE UĞRASIN MI?

MARSA GİDECEK ASTRONOTLAR ÖNCE VENÜSE UĞRASIN MI?

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mars yolculuğu TBMM gündeminde! Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a bir soru önergesi veren CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Biz Türkiye’de pek çok sorunla uğraşıyoruz, her gün başka bir dert, şimdi mesela barolarla uğraşıyoruz. Elin, Marsa giderken Venüs’e de uğrasak mı, tartışması yaptığını görünce Cumhurbaşkanının düşüncesini merak ettik. Hem zaten Türkiye’yle ilgili sorularımıza net yanıtlar alabildiğimiz pek söylenemez, belki uzayla ilgili yanıt gelir” ifadelerinde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Özer’in Cumhurbaşkanı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de son yıllarda tarımdan ekonomiye, sağlıktan eğitime hemen her alanda pek çok sorun yaşadığı konunun uzmanları tarafından dile getirilmekte, AK Parti ve MHP dışındaki siyasi partiler tarafından da hemen her gün bu sorunlar konu edilmektedir. Tarımda örneğin çiftçilerin kredi ve banka borçları altında ezilmesi, dolara endeksli üretim girdilerinin fiyatlarının sürekli yükselmesi listenin üst sıralarında yer alıyor. Ekonomide örneğin bir kriz yaşanıyor; esnaf birbiri ardına kepenk kapatıyor, iş bulma kurumlarının önlerinde kuyruklar giderek artıyor, insanlar et bile yiyemediklerini söylüyor. Pandeminin de sebep olduğu üzere sanayiden turizme yine sarsıntıların yaşandığı dile getirilen diğer alanlar olarak sayılabilir. Böyle bir süreçte toplumsal hiçbir karşılığı olmadığı halde, üstelik Anayasaya aykırılığı tartışma konusu olan Baroların bölünmesini amaçlayan Avukatlık Kanunu, AK Parti ve MHP tarafından hızla TBMM’den geçirilmeye çalışılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye, yukarıda birkaçına değindiğimiz sorunlarla uğraşırken, tam da bugünlerde uzayın keşfiyle ilgili akademik bir dergi olan yabancı menşeili Acta Astronautica’da hakem onayına sunmak üzere bir grup araştırmacı tarafından bir makale yayınlandı. Araştırmacıların, Venüs’ü bir yakın geçiş fırsatı olarak kullanmanın Mars’a ulaşmada elzem olduğunu yazdığı makalede şu ifadeler yer aldı:&nbsp;<em>“Bir yıl sürecek özel bir Venüs yakın geçiş görevi, ilk insanlı Mars görevi için gereken derin bir uzay taşıma sistemleri için değerli bir alıştırma seferi işlevi görebilir.”</em></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu bağlamda;</span></p><p style="margin-left:46.35pt"><span style="font-size:18px">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gökbilimcilerin Mars’a gidecek astronotların önce Venüs’e uğraması gerektiği düşüncesine katılıyor musunuz, bu hususta Sn. Cumhurbaşkanın düşüncesi nedir?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Tarım işçileri günlük 88 lira için en az 88 tehlike yaşıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tarim-iscileri-gunluk-88-lira-icin-en-az-88-tehlike-yasiyor-106442175e219-3a9b-4ff8-8a9a-0ec5fd7af42c2020-07-10T19:56:00+03:00HABER MERKEZİ Tarım işçileri günlük 88 lira için en az 88 tehlike yaşıyor

Tarım işçileri günlük 88 lira için en az 88 tehlike yaşıyor

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">AHMED ARİF ŞİİRİNİ OKUDU<br /><br />TBMM Genel Kurulu'nda HDP'nin sunduğu 'Mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılması' önergesi üzerine CHP Grubu adına söz alan Ayhan Barut, Ahmed &nbsp;Arif'in, "Çukurovam / Kundağımız, kefen bezimiz. / Kanı esmer, yüzü ak. / Sıcağında sabır taşları çatlar, / Çatlamaz ırgadın yüreği..." şeklindeki dizelerini okudu. Tarımsal üretimde çiftçi ve tarım işçilerinin önemini anlatan Barut, "Tarımsal üretimin en temel ayağını kuşkusuz, onca zorluğa inat üreten kıymetli çiftçilerimiz ve alınteriyle toprağı sulayan yiğit tarım işçilerimiz oluşturuyor. Ülkemizin dört bir yanında yaşamın vazgeçilmezi gıda, maliyetlerin altında ezilip perişan edilen üreticilerimiz ile fedakar tarım işçilerimizin emeğiyle sofralarımıza ulaşıyor" dedi.<br /><br />"SORUNLAR DERİNLEŞİYOR, İKTİDAR BURUN KIVIRIYOR"<br /><br />Tarım işçilerinin, sürekli olarak çalışma ve yaşam zorlukları, trafik kazaları ve okula gidemeyen çocuklarıyla gündeme geldiğine dikkat çeken Ayhan Barut, şöyle devam etti:<br />"Ancak salgınla birlikte tarım işçilerimizin sorunları bırakın çözülmeyi daha da derinleşmiştir. Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar karşısında iktidar bir türlü çözüm bulmuyor, burun kıvırıyor. Tarım işçilerimiz, can güvenlikleri yok sayılıp trafik kuralları alt üst edilerek açık ve kapalı araçlarda adeta balık istifi gibi doldurularak işe götürülüp getiriliyor. Günlük 88 lira yevmiyeye çalışan bu işçiler günde 88 defa hayati tehlike yaşıyor. İnsani olmayan, kölelik dönemini anımsatan bu vahşi tablonun değişmesi gerekiyor. Kara kışa, sarı sıcağa rağmen &nbsp;yüzde 80'i çadırlarda ve konteynerlerde, toz-toprakta ve çamurda yaşayan, 'insanca yaşam' koşullarından çok uzakta 'geçim' derdinde olan tarım işçilerimiz bizden çözüm bekliyor. Mevsimlik tarım işçilerimizin kalıcı ve insan onuruna yakışır şekilde barınma ve beslenme sorunlarının çözülmesi şarttır."<br /><br />"SALGIN NEDENİYLE YAŞAMLARI DAHA ÇOK RİSK ALTINDA"<br /><br />Geçim uğruna bir çok sorunla karşı karşıya bırakılan tarım işçilerinin çözüm istediğini anımsatan Ayhan Barut, şunları kaydetti:<br />"Barınma ve beslenme koşulları hiç de uygun olmayan yerlerde yaşamaya çalışan tarım işçilerimizin hiçbir sosyal güvencesi ve sosyal hakları yoktur. Çok düşük ücretlerle çalışan, hastanelerden uzakta, sosyal yaşamın dışında hayata tutunmaya gayret eden tarım işçilerimiz, en temel insan haklarından olan sosyal güvence ve sağlık hakkına kavuşturulmalıdır. Mevsimlik tarım işçilerimizin çocukları, okul döneminde yollara düşmekte, eğitim ve öğretimden uzak kalmaktadır. Kendileri ve çocukları sosyal, eğitsel ve kültürel faaliyetlerden yararlanamamaktadır. Eğitim hakkı anayasal bir haktır ve tarım işçilerimizin bu hakkı sağlanmalıdır. Tarım işçilerimizin ulaşım, barınma, ücret, sosyal güvenlik, eğitim, sağlık ve sosyo-ekonomik konularda mağduriyetlerinin giderilmesi için sosyal devletin gereği yapılmalıdır. Sosyal devlet anlayışına uymayan tablodan kurtulmalıyız. Koronavirüs salgınıyla birlikte yaşamları daha büyük risk altında olan mevsimlik tarım işçileri için herkesi sorumluluk duygusuyla harekete geçmeye çağırıyoruz."</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Çoklu baro teklifi açık bir bölücülüktür]]>https://www.haberanaliz.net/haber/coklu-baro-teklifi-acik-bir-boluculuktur-1064368ab4bac-0e5c-4533-b0e6-bcb7230c5d5e2020-07-10T19:53:00+03:00HABER MERKEZİ Çoklu baro teklifi açık bir bölücülüktür

Çoklu baro teklifi açık bir bölücülüktür

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gürer, tepkilere neden olan çoklu baro teklifinin görüşülmeye başlandığı Meclis Genel Kurulu’nda iki kez ayrı ayrı söz alarak, sistemin getireceği sakıncalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda&nbsp;parti olarak muhalefet şerhi koydukları&nbsp;çoklu baro sistemiyle ilgili ilk konuşmasında sistemin içerik açısından ortaya çıkarabileceği olumsuzlukları sıraladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TEKLİF GERİ ÇEKİLMELİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Avukatlık Kanunu'nda değişiklik yapılarak çoklu baro sistemini getiren yasa teklifinin&nbsp;açık bir&nbsp;bölücülük olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Gürer, “Baroların dâhil olmadığı, kendi içinde çelişen, Avukatlık Kanunu'nun sistematiğine de aykırı olan, Anayasa ihlali içeren bu teklif geri çekilmelidir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HALKIN SORUNLARINI ÇÖZECEĞİNİZE AVUKATLAR ARASINDA AYIRIM YAPIYORSUNUZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İktidarın, halkın sorunlarını çözme yerine, avukatların sorunlarını iyileştirme yerine, avukatlar arasında ayrım ve rekabetçi bir anlayışın yolunu açmakta olduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yargının kurucu unsuru bağımsız savunmayı temsil eden avukatların meslek örgütlerini,&nbsp;baroları&nbsp;bölmek diğer meslek kuruluşlarının da parçalanması ve rejimin parti devletine doğru savrulması demektir. Avukatlık kutsal bir görevdir. Mesleğin birliğini dağıtmakla Adalet ve Kalkınma Partisi gelecekte gene "Pişman oldum." diyeceği bir düzenleme peşindedir. 80 baro başkanının karşı olduğu bu düzenlemeyi Meclisteki görüşmelerinde geri çekmeyi düşünüyor musunuz?” diye sordu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Gürer, geç saatlere kadar devam eden Genel Kurul’da ilerleyen saatlerde ikinci kez söz alarak,&nbsp;Adalet Komisyonundan sonra bugün de Mecliste geç saatlere kadar çoklu baro kanun teklifini görüşmemizi gerektiren&nbsp;aciliyet nedendir? Bu kanun yurttaşların hangi sorunlarına çözüm üretecektir?” şeklinde sorular yöneltti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE’NİN GERÇEK GÜNDEMİ…</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi&nbsp;sürecinin yaşandığını anımsatan Gürer,&nbsp;“&nbsp;işçi&nbsp;işsiz, çiftçi, esnaf, emekli, memur, engelli, hatta sanayici sorunlarla boğuşmaktadır. Yaşam ve geçim sıkıntısı zirve yapmıştır. Emeklilikte yaşa takılanlar, taşeron firmada kalanlar, atanamayanlar umutla sorunlarına çözüm istemektedir. Öğrenci affı, ehliyet affı, esnaf sicil affı, adli sicil affı, milyonlarca kişi Meclisten bir an önce çıkarılmasını beklemektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarında, belediyeler ve KİT'lerde 4857 sayılı Yasa'ya tabi daimî işçi statüsünde çalışan üniversite mezunu, ön lisans, lisans ve yüksek lisans mezunu işçilerin yasal düzenlemeyle çalışanların isteklerine bağlı olarak eğitimlerine, diplomalarına uygun memur kadrolarına geçirilme taleplerine beş yıldır seyirci kalan ve çözüm üretmeyen iktidar, 80 baro başkanının karşı olduğu çoklu baro&nbsp;sistemini getirmeye çalışıyor” diyerek tepkilerini dile getirdi.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MASAK, Siyasilere Neden Yasak?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/masak-siyasilere-neden-yasak-10642e977ce73-eece-4429-b7aa-081aa9298d0f2020-07-10T19:50:00+03:00HABER MERKEZİ MASAK, Siyasilere Neden Yasak?

MASAK, Siyasilere Neden Yasak?

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki yazılı sorularımın Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat ALBAYRAK tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim. 10.07.2020</span></p><p><span style="font-size:18px">Gürsel TEKİN - İstanbul Milletvekili</span></p><p><span style="font-size:18px">Bilindiği üzere Ankara'da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) 115 eski çalışanı gözaltına alındı. FETÖ üyeliğiyle suçlanan çalışanların, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile çok sayıda siyasetçi ve bürokratın TC kimlik numaralarıyla sistemde sorgulama yaptıkları iddia ediliyor.Şüphelilerin bazılarının gizli haberleşme ağı ByLock kullanıcısı, bazılarının ise ‘FETÖ’nün ankesörlü arama listesinde olduğu belirtiliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışanların basına yansıyan ifadelerinde “Bizim MASAK çalışanları olarak takdir yetkimiz yoktur. Önümüze bin 500 kişilik liste gelir, bunları tek tuşla sorgularız. Ancak biz bu kimlik numaralarının kime ait olduğunu bilmeyiz. Zaten, bilgisayarlar devlet büyükleri ve siyasileri sorgulamaya kapatıldı. Bizler darbe girişiminden sonra güvenlik soruşturmalarından geçirilerek buralara alındık” ifadesinde bulunmuşlardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu bağlamda;</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Hukuk devletlerinde hiç kimse için özel bir imtiyaz söz konusu olmamalıdır.İddia doğruysa, "Devlet büyükleri ve siyasiler" MASAK sorgulamasına, Anayasa'nın eşitlik ilkesine rağmen, nasıl kapalı olabiliyor?Devlet büyükleri ve siyasiler için sorgulama yasağı hangi tarihten itibaren uygulanmaktadır?</span></li><li><span style="font-size:18px">15 Temmuz darbe girişiminin ardından MASAK’ta büyük oranda personel değişimi yaşanmış, şimdi gözaltına alınan 115 personelde ‘FETÖ’den ihraç edilenlerin yerine, diğer kurumlardan getirilmişti. Bahse konu personelin görevlendirilmesine onay veren, referans olan ve atamasını yapan yöneticiler kimlerdir? Bu yöneticiler hakkında bugüne kadar açılmış herhangi bir soruşturma ve dava bulunmakta mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Kimin soruşturulacağı hususunda takdir yetkisi olmayanMASAK çalışanlarına, Cumhurbaşkanınınpara hareketlerinisorgulanma talimatı kim ya da kimler tarafından verilmiştir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Gözaltında bulunan çalışanların kaçındagizli haberleşme ağı ByLock olduğu tespit edilmiştir?</span></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ÇOKLU BARO DELEGE YAPISI HUKUK FACİASIDIR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/coklu-baro-delege-yapisi-hukuk-faciasidir-106415eebded4-fead-4869-843a-5e09e7600eba2020-07-10T19:47:00+03:00HABER MERKEZİ ÇOKLU BARO DELEGE YAPISI HUKUK FACİASIDIR

ÇOKLU BARO DELEGE YAPISI HUKUK FACİASIDIR

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Meclis Genel Kurulunda çoklu baro yasa teklifinin görüşmeleri dün başladı. Adalet Komisyonu üyesi Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yaptığı konuşmada “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin getirildiği 2017 Nisan'ından sonra ülkemizde yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı konusunda Sayın Cumhurbaşkanının yüksek yargıda ayak izlerini devamlı görmeye başladık” diyerek şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“FEYZİOĞLU ÇÖZÜM YERİNİN SARAY OLDUĞUNU SÖYLEDİ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Biz yasa teklifinin Saray’da hazırlandığını söylemiştik. Ama komisyonda buna sürekli itiraz edildi. Bir televizyon programında bu durum ortaya çıktı. Sayın TBB Başkanı Feyzioğlu programında "Sayın başkanlara, Sayın Cumhurbaşkanına gidelim, hiç olmazsa 'Hepimiz çoklu baroya karşıyız' diyelim, talepte bulunalım. Bunu çözecek yer Sayın Cumhurbaşkanıdır”dedi. Bu kanun teklifinin yeri Cumhurbaşkanlığı ise kuvvetler ayrılığı, yasama, yürütme ve yargı ne işe yarıyor? Yasama Meclisi ne işe yarıyor?”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE BİLE AYRIMCI YARGI </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yargının siyasallaştığını belirten Bülbül, sosyal medyadan kadına yönelik şiddet ve taciz içeren sosyal medya paylaşımlarında bile yargının ayrıştığını belirtti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“CHP İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu, Oyuncu Berna Laçin, Gazeteci Nevşin Mengü, Avukat Fevzi Altun hakkında yapılan, içinde sözlü şiddet, aşağılama barındıran paylaşıma "ağır eleştiri" gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi ama Maliye Bakanı ve ailesine yönelik çirkin paylaşımları yapanlar tutuklandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Hamdullah Arvas, Muğla'da bıçaklanarak öldürülen Zeynep Şenpınar'la ilgili iğrenç ve çirkin bir paylaşım yaptıktan attıktan sonra, şikâyet sonucu İstanbul Cumhuriyet Savcılığı takipsizlik kararı verdi. Kararı veren savcı da AKP'nin İvrindi eski İlçe Başkanı İlyas Demircan'dı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadına yönelik şiddette bile ayrımcılık yapan bu zihniyetten nasıl bir adalet beklenir, hiç düşündünüz mü?”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ŞAHİN'in Çankırı Devlet Hastanesi’ndeki Yolsuzluk Hakkında Açıklaması]]>https://www.haberanaliz.net/haber/sahinin-cankiri-devlet-hastanesindeki-yolsuzluk-hakkinda-aciklamasi-10640ba675ff3-8bad-4f2c-b5fd-6b23d8f852c92020-07-10T19:43:00+03:00HABER MERKEZİ ŞAHİN'in Çankırı Devlet Hastanesi’ndeki Yolsuzluk Hakkında Açıklaması

ŞAHİN'in Çankırı Devlet Hastanesi’ndeki Yolsuzluk Hakkında Açıklaması

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Balıkesir Milletvekili Op. Dr. Fikret Şahin, Çankırı Devlet Hastanesi’nde görev yapan İdari ve Mali İşler Müdürü ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü’nün acil serviste çalışmayan &nbsp;ve kendi sendikalarına üye kişilere 2018 yılından beri haksız kazanç sağladıklarını iddia etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Acil Sağlık Ünitesi gibi riskli birimlerde çalışan sağlık çalışanlarının nöbet ve döner sermayeden %50 oranında ek ödeme aldıklarını hatırlatan Milletvekili Fikret ŞAHİN; ‘’ Çankırı Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdürü hali hazırda iktidar partisine yakın sendikanın il temsilcisi. Bu kişi, acil servislerde görev yapmayan kendi sendikasına mensup olan kişileri tıpkı acil ve riskli birimde çalışan personeller gibi göstererek, 2018’den beri onlara hak etmedikleri ücretleri sağlamış durumda. Hastanedeki diğer birimlerin şikayetleri üzerine Sağlık Müdürlüğü’nün başlattığı soruşturma ve Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin yaptığı incelemeler sonrasında evde bakım hizmetlerinde görev yapanlara acil servislerde hizmet veriyormuş gibi ek ödeme yapıldığı ortaya çıkartılıyor. Böylece kamunun bir kez daha nasıl zarara uğratıldığına şahit olduk. ’’ ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>500 Bin Türk Lirası Ödenmiş!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çankırı Devlet Hastanesi’ndeki yolsuzluğun ortaya çıkartılmasının ardından yolsuzluktan sorumlu olan kişilerin hastanedeki resmi evrakları kendi özel araçlarıyla hastane dışına çıkartarak, kendilerine uygun şekilde değiştirdiklerini vurgulayan Şahin şunları söyledi;</span></p><p><span style="font-size:18px">‘’ Yapılan bu yolsuzluk sonucunda 500 Bin Türk Lirası’ndan fazla ödeme hak etmeyen kişilere yapılmış durumda. Tüm bu kanunsuz işlere rağmen Çankırı Devlet Hastanesi’nin İdari ve Mali İşler Müdürü ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü halen görevlerine devam etmektedirler. Bizim talebimiz, kamuya zarar veren, bu yolsuzluklara ve kanunsuzluklara bulaşan bu kişilerin hem soruşturmanın selameti açısından hem de kamuda hizmetlerin dürüst ve liyakatli bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından görevden acilen el çektirilmeleridir. Bu yolsuzluk yaşanırken acil birimlerde görev yapan ve ek ödemeyi hak edenlerin de ödemeleri derhal yapılmalıdır. Çankırı’dan sorumlu iktidar partisi Milletvekillerine büyük görev düşmektedir. Hangi sendikaya mensup olursa olsun &nbsp;bu kanunsuz işlerin altına imzasını atanların sözleşmeleri yenilenmemelidir. Bizler sonuna kadar bu işin takipçisi olacağız.’’</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Dr. Gergerlioğlu: Tutuklu dilekçe yazmayınca 'aktif örgüt üyesi' sayıldı!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/dr-gergerlioglu-tutuklu-dilekce-yazmayinca-aktif-orgut-uyesi-sayildi-10639ac3a3b13-ba45-4b96-ae42-3541683bc92d2020-07-10T19:40:00+03:00HABER MERKEZİ Dr. Gergerlioğlu: Tutuklu dilekçe yazmayınca 'aktif örgüt üyesi' sayıldı!

Dr. Gergerlioğlu: Tutuklu dilekçe yazmayınca 'aktif örgüt üyesi' sayıldı!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mezopotamya Ajansından Diren Yurtseverin haberine göre Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Ahmet Uğur hakkında, cezaevi idaresi tarafından tutuklu-hükümlü bilgi formuna “aktif örgüt üyesi” ibaresi yazıldı.7 Temmuz 2016 tarihinden beri tutuklu bulunan Uğur, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yazdığı mektupta, hakkında "örgüt üyesi" olduğu dair kesinleşmiş herhangi bir yargı kararının olmadığını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HANGİ MEVZUAT HÜKMÜNE DAYANDIRILDI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mektubunda, “Formun hangi yasal mevzuat hükmüne dayandırılarak oluşturulduğunu” soran Uğur, şu ifadelere yer verdi: “Yargılandığım adli davada dahi aktif örgüt üyesi olduğuma dair bir isnat, belge veya istihbari rapor bile bulunmazken, Yargıtay’ın 1986 tarihli içtihadında gösterilen örgüt üyesi olmanın yasal unsurları konulu kararındaki hiçbir kavram şahsıma isnat edilmemişken, Bingöl M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Müdürlüğü gibi idari bir kurum hakkımda nasıl böyle bir evrak düzenler? Anayasamızın 38'inci maddesinde geçen masumiyet karinesi ve AİHM yönünden lekelenme hakkımın açık bir şekilde ihlali söz konusudur.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ADALET BAKANI'NA SORDU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Konuyu Meclis gündemine taşıyan Gergerlioğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı'na yazılı soru önergesi verdi. Ahmet Uğur’un iddialarına yer verilen önergede, Uğur hakkında tutuklu -hükümlü bilgi formuna “aktif örgüt üyesi” ibaresinin yazılıp yazılmadığını sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DİLEKÇE VERMEDİĞİ İÇİN YAZILMIŞ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlık, Gergerlioğlu’nun sorusuna verdiği yanıtta, tutuklu Uğur’un kuruma getirilirken, örgütteki konumuna dair bir dilekçe vermediği için, hakkında tutuklu-hükümlü formuna “aktif örgüt üyesi” yazıldığını savundu. &nbsp;Bakanlığın söz konusu yanıtı şöyle: “Kurumumuza gerek tutuklu gerekse hükümlü olarak gelenlerin tutuklama müzekkeresi ve ilamları sisteme girilirken, örgütte konumu sisteme zorunlu girilmesi gerektiğinden, örgütteki konumu kısmında sistemde ‘aktif örgüt üyesi, lider, sempatizan, tarafsız ve itirafçı’ seçenekleri öne çıkmakta olup, suç türünde ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ibaresi Sulh Ceza Hakimliğince belirtildiğinden ve kişinin kurumumuza alınırken örgütteki konumu ile ilgili vermiş olduğu herhangi bir dilekçesi de bulunmadığından konumuna uygun olan ‘aktif örgüt üyesi’ ibaresi seçilmiştir.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Halkların- işçi sınıfının- emekçilerin ve kadınların mücadelesini yükseltelim.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/halklarin-isci-sinifinin-emekcilerin-ve-kadinlarin-mucadelesini-yukseltelim-1063815f83420-3d0e-47d9-8f5b-b82ee4091a492020-07-10T19:37:00+03:00HABER MERKEZİ Halkların- işçi sınıfının- emekçilerin ve kadınların mücadelesini yükseltelim.

Halkların- işçi sınıfının- emekçilerin ve kadınların mücadelesini yükseltelim.

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni Genel Kurulda görüşülmekte olan Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 8.Maddesi Üzerine söz aldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuşması şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">Evet, günlerdir çoklu baro düzenlemesini konuşuyoruz ve burada, bir ders mahiyetinde, çok önemli katkılar yapıldı ve bu katkılar da özellikle bu düzenlemeyi getiren milletvekillerine "Hata yapıyorsunuz." "Kandırılıyorsunuz." "Tez elden bu yoldan dönün." biçiminde de bağlanıyor. Oysa işin bir başka boyutu da bunun aslında bir yanılgı olmadığıdır. Bu bir hesap hatası değildir, bu yasa düpedüz bir tercihtir. Yani sarayın ihtiyacıdır, halkın ihtiyacı değil, doğrudan sarayın ihtiyacıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Peki, bu süreç nasıl işliyor? Bu süreç, bakın, polis zoruyla işliyor. Yani sadece burada yaptığımız yasama faaliyetiyle değil, tam tersine daha da etkili bir biçimde, sokakta, başta baro başkanlarına yapılan zulümde görüldüğü üzere, polis şiddetiyle beraber bu yasa çıkarılmaya çalışılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Dolayısıyla, şiddetle çıkarılmaya çalışılan, halk karşıtı bir yasayla karşı karşıyayız. Bu yasada 30 ile 4.900 üyenin oyları eşitleniyor ve bu da şöyle temellendiriliyor, deniyor ki: "Türkiye Barolar Birliği avukatların birliği değil, baroların birliğidir." Şimdi, bu, gerçekten, aslında AKP saray zihniyetinin bir fotoğrafıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şimdi, 4.900 insanı aritmetik bir toplama dönüştüren, nesneleştiren bir yaklaşımdır bu. Oysa delege dediğiniz kurum bir temsiliyettir yani bir sorumluluktur. 30 kişinin seçtiği bir delegenin sorumluluğu vardır yani düşünen, araştıran, emek harcayan 30 insandır bunlar. Bunlar birbirine benzeyen, aynı şeyleri düşünen aparatlar değillerdir. Dolayısıyla siz delegeleri eşitleme hakkına sahip olamazsınız. Bu bir eşitsizliktir, hem anayasal bir eşitsizliktir ama aynı zamanda da insanı nesneleştiren bir yaklaşımdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şimdi, bu yasayla ne yapılmaya çalışılıyor? Bu yasayla yapılmaya çalışılan şu: Bakın, gizli açık, apoletli apoletsiz, üniformalı üniformasız her tür yol ve biçimde örgütlenen saray tüm halkı örgütsüzleştirmeye çalışıyor. Dolayısıyla bu yasa sadece avukatlara dönük değil, o yüzden tüm topluma dönük açık bir saldırıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Evet, savunma örgütsüzleştirilmeye çalışılıyor ve aynı zamanda halk da savunmasız bırakılmaya çalışılıyor. Çünkü şiddet gören kadınların, doğasına, deresine sahip çıkan köylünün, ulusal onurunu korumaya çalışan Kürt'ün, bir bütün halklarımızın, ulusal inanç özgürlüğü mücadelesini sürdüren Alevilerin örgütsüzleştirilmesi ve savunmasız bırakılması meselesidir. Dolayısıyla bu yasa sarayın ihtiyacadır, bundan dolayı sarayın ihtiyacıdır. Peki, saray ne kurmaya çalışıyor buradan? Politik İslamcı bir düzen kurmaya çalışıyor. İşte bu çoklu baro aynı zamanda çoklu hukukun da ön hazırlığıdır yani bu, aynı zamanda "En iyiyi ben bilirim, en doğruyu ben savunurum, en büyük benim." diyen bir aklın tüm toplumu küçültmesi, onursuzlaştırması saldırısıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evet, barolar direniyor. Bugün Kuğulu Park'ta, daha öncesinde Meclisin kapısında barolar direniyor. Baroların direnişi onurlu bir direniştir. Bu onurlu direnişi buradan bir kez daha selamlıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Barolar, baro başkanları kendileri için değil, tüm ezilenler için direniyorlar, tüm ezilenler için bir demokrasi mücadelesi veriyorlar. Aynı zamanda bize bir çağrı yapıyorlar: "Gelin hep birlikte birleşik bir demokrasi mücadelesini kuralım." demeye çalışıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu teklif rövanşist bir tekliftir, bu teklif, bu düzenleme çok kötü olan bir hukuk sisteminin iyileştirilmesi meselesi değildir. Tıpkı darbelerden beslenen, darbeleri fırsatçılığa çeviren saray fikriyatı gibi saray sistemi gibi. Aynı zamanda burada bir kötü gidişatı kendileri lehlerine, kendilerinin kullanışlı hâle getirilmesi meselesidir. Yani, biz, kötü olan bir sistemin çok daha kötü hâle getirilmesi düzenlemesiyle karşı karşıyayız. Bu, cemaatler koalisyonunun resmileştirmesi meselesidir. Cemaatler koalisyonu resmileşiyor değerli arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Evet, biz, son olarak şunu söylüyorum: Biz burada hukuk tartışması yapmıyoruz. Hukuk tartışması yapmamız gerekir. Evet, bugün, adil yargılanmak için ölüm orucuna yatmış avukatların olduğu bir dönemdeyiz, günlerdeyiz. Aytaç ve Ebru Timtik avukat arkadaşlarımız, bugün, adil yargılanma talebiyle ölüm orucundalar. Ben buradan bir kez daha bu çağrıyı yineliyorum: "Ebru ve Aytaç yaşasın! Paralel baroya hayır! Birleşe birleşe faşizme karşı halkların, işçi sınıfının, emekçilerin ve kadınların mücadelesini yükseltelim." diyorum.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesinde Açıklıyoruz!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/istanbul-kadikoy-evlendirme-dairesinde-acikliyoruz-106371f7fb401-3d46-495f-83cf-f8a15019b13e2020-07-10T19:33:00+03:00HABER MERKEZİ İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesinde Açıklıyoruz!

İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesinde Açıklıyoruz!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">Öemr Faruk Gergerlioğlu:</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">13 Temmuz Pazartesi&nbsp;Saat 11'de Kadıköy Evlendirme Dairesi A Salonunda Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Mağdurlar İçin Adalet Platformundan Doç. Dr. Bayram Erzurumluoğlu 3. Yılında OHAL'in Toplumsal Maliyetleri Raporunu açıklayacaktır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Salonda Pandemi dolasıyla oturma düzeni&nbsp;sosyal mesafe&nbsp;önemleri Kadıköy Belediyesi tarafından alınmıştır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Basın Mensuplarımızı ve konuya ilgi duyan herkesi bekliyoruz!</span></p><p><span style="font-size:18px">"Hiçbir şey hukuksuz değildi. Çünkü artık hukuk yoktu!" George Orwell /&nbsp;1984</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>1500 sayfalık araştırma raporundan çıkan bazı veriler şu şekildedir! Detaylar ve daha fazlası rapor açıklanırken paylaşılacaktır.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Araştırmaya, 2748 ‘OHAL /KHK mağduru’, 332 ‘mağdur yakını’ ve 225 ‘doğrudan mağduriyeti olmayan birey’ kategorilerinde toplamda 3305 kişi katılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Katılımcıların 782’i kadın, 2523’ü erkektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Katılımcılar arasında 76 engelli bulunmaktadır. Bunlardan 61’i erkek; 15’i kadındır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm katılımcıların genel yaş ortalaması 40,5’dur. OHAL KHK mağduru katılımcıların yaş ortalaması 40,7; mağdur yakınlarının yaş ortalaması 38,45, doğrudan mağduriyeti olmayanların yaş ortalaması ise 41,85’dır.</span></p><p><span style="font-size:18px">KHK mağdurların %99,1’i bir yüksekokul /fakülte /yüksek lisans veya /doktora mezunudur. Yüksek öğrenim derecesine sahip KHK mağdurlarından, %22,1’inin yüksek lisans ve de %8,5’inin doktora mezunu olduğu da dikkate alındığında, bu iki yüksek eğitimli grubun toplam oranı %30,6’ya ulaşmaktadır. TÜİK’e göre Türkiye’de, toplam nüfus içerisindeki, Yüksekokul / Fakülte / Yüksek Lisans ve / Doktora mezunları toplamının genel nüfusa oranının %17 civarında olduğu dikkate alındığında, KHK’ların Türkiye için ne kadar büyük bir nitelikli insan kaynağı kaybına yol açtığı görülebilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">KHK mağduru katılımcıların %87,3’ü evli veya bir evlilik yaşamıştır. Ortalama çocuk sayıları 2’dir.</span></p><p><span style="font-size:18px">KHK/OHAL Mağduru katılımcılar OHAL mağduriyetleri öncesine göre ortalama aylık (4600 TL) gelirlerinin %70’ini kaybetmişlerdir (1400 TL). Mağdur yakınları da çeşitli sebeplerle %50 gelir kaybına uğramışlardır. Ayrıca hem mağdurların hem de mağdur yakınlarının hane halkı gelirlerinde ortalama %60’lık gelir kayıpları oluşmuştur. Ancak OHAL, doğrudan mağduriyeti olmayan bireylerin de gelirlerinde ortalama %25 oranında azalmaya yol açarak, onları da OHAL’in “üçüncül mağdurları” kategorisine yerleştirmiştir. Ancak, katılımcıların 3 yıl önceki gelirleri ile mevcut gelirleri arasındaki enflasyon farkı dikkate alındığında tüm katılımcı kategorilerinin çok daha yüksek oranlarda fakirleştiği ortaya çıkacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">15 Temmuz 2016 sonrası, işsiz bırakılan KHK/OHAL mağdurları arasında, mevcut (şimdiki) işsizlik oranı %46’dır. Bir işte çalışanların çoğunluğu sigortasız ve/veya düşük kazançlı işlerde çalışmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">KHK/OHAL mağdurları, kendilerini, inançsal olarak, %89,5 oranında Müslüman ve %84,5 Sünni olarak tanımlamışlardır. Ancak mağdurlar arasında kendilerini Deist (%4,8), Agnostik (%0,5), Ateist (%2,2) ve Hümanist (%2,7), Zerdüşt (%0,1) olarak tanımlayanların toplam oranının %10,3 olduğu görülmektedir ki bu oranlar mağdurlar arasında din, dindarlık ve dinin siyasete alet edilmesi konularında önemli miktarlarda tepkilerin oluştuğuna işaret etmektedir. Mağdurların kendilerini inançsal olarak tanımlamadaki 3 yıllık araştırma trendi İbrahimi/semavi dinlere inançta azalma ancak hümanist/felsefi dinlere inançta yükselmeler yaşandığı yönündedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">KHK/OHAL mağdurları, kendilerini etnik olarak, %56,7 oranında Türk, %13,4 oranında Kürt ve Zaza olarak tanımlamıştır. Mağdurların %26,9’u ise kendilerini “Herhangi bir etnik aidiyet hissetmeyen” olarak tanımlamıştır. Mağdurların kendilerini etnik olarak tanımlamadaki 3 yıllık araştırma trendi belirli etnik tanımlamalarda azalma ancak “Herhangi bir etnik aidiyet” ten uzaklaşma yükselmeler yaşandığı yönündedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">KHK/OHAL mağdurları ağırlıklı olarak ‘Muhafazakâr-Demokrat’ kesimlerden oluşmaktadır. Ancak, OHAL mağduriyetleri sonrası, sol, sosyalist, sosyal demokratlık ve seküler/hümanist partilere yönelme yönünde artan bir trend görülmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">KHK/OHAL mağdurlarının %96’sı kentsel alanlarda yaşamaktadır ve %50’si, 15 Temmuz 2016 sonrasında, bulundukları evlerden, mahallelerden, şehirlerden göç etmek zorunda kalmışlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mağdur yakını olarak araştırmaya katılanların %52.1’i eşler, %19’u kardeşler, %11,7’si çocuklar ve de %6,3’ü ise anne-babalardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mağdur yakınlarının %80,1’i, doğrudan KHK listeleri ile mağdur edilen akrabalarının bulunduğunu, %58,2’si, akrabalarının, çalıştıkları kurum yönetimleri karar ile ihraç edildiğini, %20,5’i akrabalarının, çalıştıkları/işlettikleri kurumların KHK ile kapatılması veya kayyuma devri sonucu mağduriyet yaşadığını, %12’si askeri okul öğrencisi yakınlarının, okullarının kapatılması sonucunda mağdur edildiklerini, %9.9’u ise, akrabalarının, işe alım/seçme sınavlarında başarılı oldukları halde “Mülakatta elenme” yöntemi ile mağdur edildiklerini ifade etmişlerdir. Birbirinden farklı birçok yetki veya yöntemlerle, akrabaları mağdur edilen, mağdur yakınları da bulunmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mağdur yakınlarının %44,8’i, halen tutuklu olarak yargılamaları devam etmekte akrabalarının olduğunu belirtmişlerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mağdur yakınlarının çektikleri sıkıntıların en büyüğü ekonomiktir (%97,9). İkinci sırada, psikolojik sorunlar (%88,6); üçüncü sırada itibarsızlık ve sosyal dışlanma (83,7); dördüncü sırada Sosyal çevrelerinin dağılması (%83,1), beşinci sırada İşsizlik/iş bulamama (%80,4), altıncı sırada ise Sosyal güvencesizlik sorunları (%73,2) gelmektedir.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İzmir Milletvekili Murat ÇEPNİ Suruç Katliamı Soru Önergesi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/izmir-milletvekili-murat-cepni-suruc-katliami-soru-onergesi-106366b39058b-12fc-488c-b09d-c184e0a270aa2020-07-10T19:29:00+03:00HABER MERKEZİ İzmir Milletvekili Murat ÇEPNİ Suruç Katliamı Soru Önergesi

İzmir Milletvekili Murat ÇEPNİ Suruç Katliamı Soru Önergesi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın <strong>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat OKTAY </strong>tarafından Anayasa’nın 98’inci İçtüzüğün 96’ıncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Murat ÇEPNİ - İzmir Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">20 Temmuz 2015 tarihinde, &nbsp;Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla, Kobane’ye oyuncak ve insani yardım malzemeleri götürmek için Suriye sınırındaki Suruç ilçesine gelen 300 kişi,&nbsp; yardım etkinliğine ilişkin Amara Kültür Merkezi bahçesinde basın açıklaması yaptıkları sırada &nbsp;cihatçı terör örgütü IŞİD üyesi Abdurrahman Alagöz tarafından bir&nbsp; canlı bomba saldırısı düzenlenmiş,saldırıda 33 kişi hayatını kaybetmiş, 100 kişiden fazlası yaralanmıştır. Katliamdan 19 ay sonra iddianame hazırlanmıştır. Tek tutuklu sanık 10 Ekim 2015 tarihinde meydana gelen &nbsp;Ankara Gar katliamını&nbsp; planlayanlardan biri olan Yakup Şahindir. Suruç katliamına ilişkin dönemin İlçe Emniyet Müdürüne ‘’görevi ihmal ve kötüye kullanma’’ suçundan 7 Bin 500 TL para cezası verilmiştir. İlçe Emniyet Müdürüne verilen sembolik cezanın dışında katliamda sorumluluğu bulunan üst düzey kamu görevlileri hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. Katliamın üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen bu konuda etkili bir araştırma yapılmamış, gerçek failler yargılanmamıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Suruç’ta gerçekleştirilen katliam sonrasında, soruşturmaya gizlilik kararı ve yayın yasağının getirilmesiyle gerçeklerin kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığını savunan hukuk örgütleri ve hukukçular, barış, adalet ve katliamın aydınlatılması için davanın soruşturma sürecine müdahil olmak amacıyla “Suruç İçin Adalet Platformunu oluşturmuşlardır. Suruç İçin Adalet Platformu ve ailelerin kamuoyunu dava süreciyle ilgili bilgilendirmek çabaları da kolluk güçleri tarafından engellenmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu bağlamda;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1-20 Temmuz 2015 Suruç katliamı ve 10 Ekim 2015 Ankara gar katliamı faillerinin cihatçı İŞİD militanları olduğu bilinmektedir. Topluma korku salmak, düşmanlaştırmak ve kutuplaştırmak amacıyla yapıldığı aşikâr olan katliamlarla ilgili planlayan, uygulayan,faillerin belirlenmesi için gerekli adli ve idariaraştırmalar detaylı bir şekilde yapılmış mıdır? Katliamlarda görevini ihmal eden kamu görevlileri tespit edilmiş midir?Katliamda sorumlu olan bütün kişilerin yargılanmamalarının gerekçesi nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">2- DNA testleri sonucunda intihar bombacısının 20 yaşındaki Adıyaman Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisi Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğu tespit edilmişti. Katliam öncesi canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün telefonlarının dinlendiği, aynı zamanda Ankara katliamının canlı bomba faili olan abisi Yunus Emre Alagöz'ü arayarak 'hakkini helal et' dediği basına yansımıştır. Ayrıca Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne olay günü canlı bomba saldırısı olabileceğine dair istihbari bilgi gönderildiğine dair tutanaklar dava dosyasına girmiştir. Buna rağmen neden önlem alınmamış, katliam engellenmemiştir? Sorumlular hakkında hangi işlemler yapılmıştır? İntihar bombacısı Abdurrahman Alagöz'ün polis tarafından önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldığı iddiaları&nbsp; da vardır. Bu iddialar doğru mudur? Bu konuda kamuoyuna bilgi verilecek midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">3- Katliam tanıklarının anlatımına göre; katliam anında motosikletli bir şahsın Amara Kültür Merkezi önünden geçerek bir işaret yaptığı, katliam sonrasında bu şahsın halk tarafından yakalanarak Amara Kültür Merkezinde polise teslim edildiği, isminin Abdullah Ömer Aslan olduğu anlaşılan bu şahsın çantasında siyah IŞİD bayrağı bulunduğu, polisin şahsın sakalını tras ederek Amara Kültür merkezinden çıkardığı, telefonundan Suriye numaraları ile görüşmeler yaptığının tespit edildiği, ancak buna rağmen sadece tutanak tutulup ifadesi dahi alınmadığı ortaya çıkmış, ana katliam davasında yaralı ve tanık anlatımları doğrultusunda bu şahıs hakkında Mahkeme'ce suç duyurusu yapılmış ve yeniden soruşturma açılmıştır. Ancak 1 yıla yakın süren soruşturma neden hala tamamlanmamış ve neden bu şahıs hakkında yakalama-tutuklama işlemi yapılmamıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">4- Katliamdan önce saldırının olacağına dair raporların olduğu iddia edilmektedir. Davada sembolik para cezası verilen dönemin Suruç İlçe Emniyet Müdürü dışında katliama engel olmayan, katliam sonrası gerekli incelemeleri ve araştırmaları yapmayan, görevlerini yerine getirmeyen sorumlu polislerin ve kamu görevlilerinin de davaya katılması için hükümetinizin bir çalışması var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">5- 2015 yılından bu yana değişik şehirlerde başta aileler ve demokratik kitleler tarafından&nbsp; düzenlenenSuruç saldırısını protesto eylemlerinin engellenmesinin gerekçesi nedir? Kamuoyunun, Anayasa ile güvence altına alınmış olantoplantı ve gösteri hakkının kullanılmasının engellendiğini düşünmüyor musunuz?</span></p><p><span style="font-size:18px">6- Şimdiye kadar tutuklu sanık Yakup Şahin’in duruşma salonuna getirilmemesinin gerekçesi nedir? Sanığın &nbsp;ailelerin ve avukatların önünde yargılanması için Hükümetinizin bir girişimi olacak mıdır?&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">7- Suruç katliamında yaşamını yitirenlerin cenazesine katıldığı için aileler dahil &nbsp;kaç kişi yargılanmıştır? Kaç kişiye ceza verilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">8-. Katliamın ardından Suruç’ta yakınlarını kaybedenler Suruç Aileleri İnisiyatifi’ni kurmuşlardır. Aileler yargının çabuklaştırılmasınıdavanın sonuçlanmasını talep etmektedirler. Yargının çok yavaş işlemesiningerekçesi nedir? Davanın biran önce karara bağlanması için Hükümetinizin bir girişimi olacak mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">9- Türkiye’de İŞİD tarafından gerçekleştirilen kaç eylem olmuştur? Bu eylemlerle ilgili kaç kişi tutuklanıp ceza almıştır? Kaç kişi serbest bırakılmıştır?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[PERGOLACI FAHRETTİN'E DEVASA BİNA VAR ÖĞRENCİYE DERSLİK YOK]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pergolaci-fahrettine-devasa-bina-var-ogrenciye-derslik-yok-10635651b90ba-d48f-4fcf-9cfb-5e190c5dc89c2020-07-10T19:24:00+03:00HABER MERKEZİ PERGOLACI FAHRETTİN'E DEVASA BİNA VAR ÖĞRENCİYE DERSLİK YOK

PERGOLACI FAHRETTİN'E DEVASA BİNA VAR ÖĞRENCİYE DERSLİK YOK

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Pergolacı Fahrettin'e bu devasa binayı "İletişim Başkanlığı" diye tahsis edenler, 18 milyon çocuğumuzun pandemi sürecinde ihtiyaç duyduğu prefabrik dersliklere para yok diyemez!<br />Öğrencilerin okullarından ve arkadaşlarından uzaklaştırmamak için pandemi sürecinde okul bahçelerine prefabrik derslikler kurulması da alternatif çözümlerden biri olarak değerlendirilmelidir.<br />İsraf ekonomisinden vazgeçilirse, okullarımızın bahçelerine prefabrik derslikler kurarak bu süreci daha güvenli atlatabiliriz.&nbsp;<br />Pandeminin ne zaman biteceğini öngöremediğimizden kalıcı önlemler almamız eğitimimiz için büyük avantaj sağlayacaktır.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px"><strong>Yıldırım KAYA</strong><br />CHP Genel Başkan Yardımcısı<br />Ankara Milletvekili</span></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[EĞLENCE SEKTÖRÜNÜN MAĞDURİYETİ TBMM GÜNDEMİNDE]]>https://www.haberanaliz.net/haber/eglence-sektorunun-magduriyeti-tbmm-gundeminde-106348543c351-203e-48b1-8fc6-ee50401c79262020-07-10T19:18:00+03:00HABER MERKEZİ EĞLENCE SEKTÖRÜNÜN MAĞDURİYETİ TBMM GÜNDEMİNDE

EĞLENCE SEKTÖRÜNÜN MAĞDURİYETİ TBMM GÜNDEMİNDE

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">İçişleri Bakanlığı, “Koronavirüs’’ (Kovid-19) kapsamında pavyon, diskotek, bar ve gece kulüplerinin faaliyetlerini 16 Mart Pazartesi günü saat 10.00’dan itibaren geçici süreyle durdurmuş, Mayıs sonunda alınan kararlarla 1 Haziran itibarıyla restoran, kafe gibi işletmeler açılmış fakat bar, birahane ve gece kulüpleri kapsam dışında tutulmuştu. Yapılan bu uygulamanın sektörde çalışan on binlerce kişiyi mağdur ettiğini belirten Alban, “Artık sektörün dayanacak gücü kalmamıştır. Turizm sezonu içinde bulunduğumuz şu günlerde, seçim bölgem olan Muğla ili başta olmak üzere turizm kentlerinde eğlence sektörü, bar ve birahane ruhsatlı mekanların hala kapalı olması, ekonomik anlamda sektöre ağır bir darbe vurmasının yanı sıra bölge esnafımızın, işletmecilerimizin haklı isyanına sebep olmuştur” dedi.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">HANGİ GEREKÇEYLE HALA KAPALI?</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Pandemi sürecinin gereklerinin yerine getirilip, uygun denetimler ve kontroller yapılarak, ruhsatında yazılı bulunan farklara bakılmaksızın bu işletmelerin bir an önce açılması ve hizmet vermeye başlaması gerektiğine vurgu yapan CHP’li Alban, &nbsp;“gelinen aşamada virüsün yayılma ve bulaşma hızının azalması, vaka artış hızının düşüşe geçmesi yönünde kaydedilen olumlu gelişmeler doğrultusunda 1 Haziran 2020 tarihi itibariyle kontrollü normalleşme sürecine geçilmesine; faaliyetleri geçici süreliğine durdurulan/kısıtlanan alkol servisinin olduğu, lokanta ve restoranların faaliyete geçmesine rağmen, neden hala ruhsatındaki tanımlama farkından dolayı eğlence ve turizm sektörünün diğer işletmeleri barlar, birahaneler gibi işletmeler kapalıdır? Bunun gerekçesi nedir?” diye sordu.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sektördeki emekçilerin aylardır maaş alamadığını, işletmelerin birer birer iflasa doğru sürüklendiğini kaydeden Alban, “bu gidişle sektördeki kriz daha da derinleşerek devam edecektir. Bir an önce bu mekanları açacak genelge İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanmalıdır” dedi.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Alban önergesinde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle şu sorulara yer verdi:</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">1- Gelinen aşamada virüsün yayılma ve bulaşma hızının azalması, vaka artış hızının düşüşe geçmesi yönünde kaydedilen olumlu gelişmeler doğrultusunda 1 Haziran 2020 tarihi itibariyle kontrollü normalleşme sürecine geçilmesine; faaliyetleri geçici süreliğine durdurulan / kısıtlanan alkol servisinin olduğu, lokanta ve restoranların faaliyete geçmesine rağmen, neden hala ruhsatındaki tanımlama farkından dolayı eğlence ve turizm sektörünün diğer işletmeleri “barlar-birahaneler” vb. gibi işletmeler kapalıdır? &nbsp;Bunun gerekçesi nedir?</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">2- Lokanta ve restoranlarda, pandemi sürecindeki gerekli denetimler yapılabiliyorsa ve buraların kapalı olması noktasındaki engeller kaldırıldıysa, eğlence sektöründeki diğer işletmelerin denetimli ve kontrollü şekilde açılmasının önündeki engeller nedir? Eğer engel yoksa bu işletmeler neden hala kapalıdır?</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">3- Bu işletmelerin açılması konusunda bir planlamanız var mıdır? Açmayı düşünüyorsanız hangi tarihte açılacaktır?</span></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Türk-İş’in kıdem mücadelesi sürüyor! Siyasi partilere ve köşe yazarlarına mektup…]]>https://www.haberanaliz.net/haber/turk-isin-kidem-mucadelesi-suruyor-siyasi-partilere-ve-kose-yazarlarina-mektup-10633b469a0fa-dc93-4ec1-be5b-102803c316042020-07-09T15:27:00+03:00HABER MERKEZİ Türk-İş’in kıdem mücadelesi sürüyor! Siyasi partilere ve köşe yazarlarına mektup…

Türk-İş’in kıdem mücadelesi sürüyor! Siyasi partilere ve köşe yazarlarına mektup…

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk-İş, hükümetin fona dönüştürmek istediği kıdem tazminatı hakkında “Kıdemime Dokunma” başlıklı özel ek çıkararak iş yerlerine ve sendikalara gönderdi. İşçileri yapılmak istenen düzenleme hakkında bilgilendiren Türk-İş, “Bu cilalı paketle geleceği belirsiz bir fona devredilmek istenen, işçinin yıllarca çalışarak sabırla biriktirdiği kıdem tazminatı kuşa çevriliyor” dedi. “Yağma yok” diyen Türk-İş, kıdemin “kırmızı çizgi” olduğunu, aşılması halinde yanıtlarının “genel grev” olacağını vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, Türk-İş'in genel kurullarda kıdem tazminatı konusunda alınan genel grev kararının anımsatıldığı ekte, “kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir” başlıklı yazı yer aldı. Türk-İş bu yazıda şu değerlendirmelere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-İşçilerin, 1936 yılından bu yana en önemli güvencesi olan kıdem tazminatına yönelik yapılmak istenilen müdahaleler yeni değil. Yaklaşık 50 yıldır kıdem tazminatına el koymayı, fona devretmeyi hedefleyen girişimler hep gündemde oldu. Şimdi yine süslü cümlelerle, dayanaksız, içi boş teminatlarla, kıdem tazminatımızı yok edip, fona devretmeyi planlıyorlar.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/08/11haziransozkarti.jpg" style="height:571px; width:1000px" /></span></p><p><span style="font-size:18px">Türk-İş Başkanı Ergün Atalay mevcut modelin yerine getirilmek istenen kıdem tazminatı sistemine karşı çıkıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">-Geçmişte olduğu gibi bu sefer de yasal düzenlemelerle ilgili hazırlık çalışmalarına, işçi sendikaları hiçbir şekilde dahil edilmedi. 2022 yılında uygulanmaya başlanacağı belirtilen düzenleme metni, sendikalara resmi olarak verilmedi. İşçi konfederasyonları, kıdem tazminatını küçültmeyi hedefleyen bu düzenlemeyi, basına “sızdırıldığı” kadarıyla öğrenebildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Dünyayı ve ülkemizi etkileyen, binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan salgında bile evinde kal(a)mayan, işine, iş yerine, tezgâhına sahip çıkan işçilerin 84 yıllık hakkı kıdem tazminatına bir kere daha göz dikildi. Salgının zaten ekonomik olarak vurduğu işçiler, bu kez kıdem tazminatı üzerinden bir darbe daha alacak.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Alın teriyle geçinenlerin her geçen yıl tükenen yaşamının birikimi olan, emeklilik sonrası bütün planlarını bağladığı, sabırla beklediği en önemli güvencesi kıdem tazminatı yok edilmek isteniyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/08/whatsapp-image-2020-06-18-at-08.41.49-1_16_9_1592460016-880x495-1.jpg" style="height:495px; width:880px" /></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni kıdem tazminatı sistemi için Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol, Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan’ı kabul etmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-25 yaşından küçük, 50 yaşından büyük olan işçilere, esnek çalışma adı altında, sosyal güvencesiz, kıdem tazminatsız çalışma sistemi dayatılıyor. Ama yağma yok! Kapalı kapılar ardında hazırlanarak işçilere, “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi” (TES) adıyla şık bir ambalajla sunulan bu düzenlemeyle, halen 30 gün üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı 19 güne düşürülmek isteniyor. Kıdem tazminatının budanmasına, daraltılmasına hayır.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Bugünkü uygulamasıyla, işçiler için bir anlamda iş güvencesi sağlayan kıdem tazminatının, bu düzenlemeyle fona devredilmesinin, iş güvencesini ortadan kaldıracağı, işten çıkarmaları kolaylaştıracağı göz ardı edilmemelidir. Güvencesiz çalışma zulümdür, kabul edilemez.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Gündeme getirilen düzenlemeyle mevcut uygulamada, işçinin son giydirilmiş brüt ücreti üzerinden net olarak ödenen kıdem tazminatının hesaplama yöntemi de değiştiriliyor ve işçinin çalıştığı süre boyunca aldığı ücretlerin ortalaması üzerinden kıdem tazminatı hesaplaması öngörülerek emekçilere bir darbe de oradan vuruluyor. İşçinin emeğinin yok olmasına izin vermeyeceğiz.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Bu cilalı paketle geleceği belirsiz bir fona devredilmek istenen, işçinin yıllarca çalışarak sabırla biriktirdiği kıdem tazminatı kuşa çevriliyor. Taslağa göre, işçi 60 yaşına geldiğinde, fonda biriken paranın sadece yüzde 25'ini alabilecek. 60 yaş ile 75 yaş arasında ise fonda biriken paranın yüzde 75'i SGK'den alacağı yaşlılık aylığına ilave için kullanılacak. Daha sonrası ise bilinmezliklerle dolu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>-Bir daha uyarıyoruz; hangi adla olursa olsun, Türkiye işçi sınıfının en önemli güvencesi kıdem tazminatının gasp edilmesine, işçileri güvencesiz kılacak esnek istihdam modellerine, işsizliği artıracak, ücretleri geriletecek dayatmalara sessiz kalmayacağız. İşçiyi küçümsemeyin. İşçiyi yok saymayın. İşçinin sesine kulak verin. Kıdemimiz kırmızı çizgimizdir; aşılırsa cevabımız genel grevdir.</strong></span></p><h2><span style="font-size:18px">MEKTUP DA GÖNDERİLDİ</span></h2><p><span style="font-size:18px">Bu arada Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ile Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak, köşe yazarlarına, gazetecilere, siyasi partilere mektup da gönderdi.&nbsp;<strong>Kıdem tazminatının tamamen kaldırılmak istenildiğine işaret edilen mektupta, yaşanan süreçte böyle bir teklifin gündeme gelmesi ve tartışılmasının çalışma hayatının zaten bozulmuş dengelerini tümden altüst ettiği vurgulandı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışanların da işverenlerin de huzursuz olduğuna dikkat çekilen mektupta, TES ile amaçlananın emeklilerin gelir kaybını telafi etmek değil, ekonominin kaynak ihtiyacını karşılamak olduğu kaydedildi. Tasarrufların artırılmak istendiği ancak işçilerin gelirlerinin tasarruf edecek düzeyde olmadığına dikkat çekilen mektupta, tamamen farklı olan kıdem tazminatı ile TES'in iç içe geçirilmesinin “hayal” olduğu vurgulandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mektupta, bu ikisinin birbiriyle bütünleşmesinin ekonomik ve sosyal dengelerin tüm dünyada alarm verdiği bir dönemde oldukça riskli bir girişim olacağına işaret edilirken, adı ne olursa olsun kıdemin 2022 yılında kaldırılmak istendiği belirtildi. Mektubun sonunda, “Konfederasyonumuz kıdem tazminatının özünü zedeleyecek hiçbir düzenlemeye katılmayacaktır. Kıdem tazminatı hakkına ilişkin 21, 22 ve 23. genel kurullarımızda aldığımız kararlar bulunmaktadır. Bunun gereğini yerini getirmekte işçiler kararlıdır” denildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK:<a href="https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/turk-isin-kidem-mucadelesi-suruyor-siyasi-partilere-ve-kose-yazarlarina-mektup-5917930/">https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/turk-isin-kidem-mucadelesi-suruyor-siyasi-partilere-ve-kose-yazarlarina-mektup-5917930/</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ISPARTA KİRAZ ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINI YENİDEN MECLİSE TAŞIDI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/isparta-kiraz-ureticisinin-sorunlarini-yeniden-meclise-tasidi-106326ca2687f-f64a-4999-a539-5e39822ebbda2020-07-09T15:03:00+03:00HABER MERKEZİ ISPARTA KİRAZ ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINI YENİDEN MECLİSE TAŞIDI

ISPARTA KİRAZ ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINI YENİDEN MECLİSE TAŞIDI

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">22 Haziran’da TBMM’ne bir soru önergesi vererek, Kiraz üreticisinin sorunlarını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye ileten Isparta İYİ Parti Milletvekili Dr. Aylin Cesur, bu defa kirazcılara desteğini 20 Milletvekili arkadaşı ile bir Meclis Araştırması isteyerek verdi ve TBMM’nde Araştırma Komisyonu açılması gerektiğini söyleyerek teklifte bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>22 HAZİRAN’DA KİRAZ İÇİN SORU ÖNERGESİ VERMİŞTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Soru Önergesinde Isparta kirazı ve çiftçisine sahip çıkan Cesur; “Hasattan ihracata kiraz üretiminin devamlılığı ve geçimlerini kiraz üretiminden sağlayan çiftçilerimiz için tedbirler alınması gerekliliği ortadadır.” demiş ve Tarım Bakanı’nın cevaplamasını istediği soru önergesini Meclis Başkanlığına vermişti. Sorularına halen cevap alamadığını belirten Milletvekili Cesur, “&nbsp;<strong>TÜRKİYE’NİN EN İYİSİ ISPARTA KİRAZI NEDEN UCUZA GİDİYOR”&nbsp;</strong>bu konu aydınlatılmalı diye de belirtmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Soru Önergesinde; üreticilerin ürünlerini satabilmeleri için yeni pazarlarlar açılması gereğinin de altını çizmiş, mevsimlik tarım işçilerinin Covid-19 sürecindeki sağlık denetimlerinin yapılıp yapılmadığını ve hem işçilerin hem bölge halkının riske atılıp atılmadığını, afetlere karşı çiftçinin zararlarını gidermek adına ne yapıldığını da sormuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HAFTASONU SÖZ VERMİŞTİ, TUTTU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz hafta sonu Keçiborlu Kuyucak ve Kılıç köylerinde lavanta üreticileriyle buluşan ve sorunlarını dinleyen Cesur, basın mensuplarına verdiği beyanatta kirazımıza da, lavantamız, gülümüze, elmamıza, karanfilimize, domatesimize, kekiğimize de ve onları emekleriyle hak ettiği karşılığı alamayan ve yoksullukla ezilen çiftçimize ve üreten kim varsa herkese sahip çıkarız.Gerekirse her gün tüm yetkilerimi buna ayıracağım demişti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cesur bu defa kiraz üreticisinin sorunlarının çözümü için 20 Milletvekili ile Meclise Araştırma açılmasını teklif etti.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Isparta ilimizde Merkez’e bağlı Yakaören, Deregümü ve Gelincik köyleri ve Uluborlu, Senirkent, Yenişarbademli ilçelerimiz başta olmak üzere 51.330 dekar alanda 36.533 ton kiraz üretimi ile Türkiye’nin kiraz üretiminde önemli bir paya sahiptir. İlçe nüfuslarının büyük bir çoğunluğu kiraz üretimi ile geçimini sürdürmektedir. Son yıllarda artan maliyet, ekonomik olaylar meyve üreticilerini zor durumda bırakmaktadır. Bakım için yapılan işlemlerinin maliyetindeki artış ile artan işçi fiyatları, kiraz alım fiyatlarındaki değişiklik, depolama ve yurt dışı satışta yaşanan sorunlar, üreticilerimizin karşılaştığı sorunların başında gelmektedir. Kirazın düşük fiyattan alıcı bulması üreticilerimizi zor bir duruma sokmaktadır. Kiraz üreticilerimizin yaşadığı problemlerin tespit edilerek, çözüm yollarının bulunması adına Anayasamızın 98. ve TBMM İç Tüzüğü’nün 104. ve 105. Maddeleri uyarınca bir meclis araştırma komisyonu kurulmasını arz ederim” diye başlayan Milletvekili Aylin Cesur’un Meclis Araştırması açılmasına yönelik verdiği önergenin gerekçeli metni:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Isparta ilimizde Merkez’e bağlı Yakaören, Deregümü ve Gelincik köyleri ve Uluborlu, Senirkent, Yenişarbademli ilçelerimiz başta olmak üzere 51.330 dekar alanda 36.533 ton kiraz üretimi ile Türkiye’nin kiraz üretiminde önemli bir paya sahiptir. İlçe nüfuslarının büyük bir çoğunluğu kiraz üretimi ile geçimini sürdürmektedir. Son yıllarda artan maliyet, ekonomik olaylar meyve üreticilerini zor durumda bırakmaktadır. Bakım için yapılan işlemlerinin maliyetindeki artış ile artan işçi fiyatları, kiraz alım fiyatlarındaki değişiklik, depolama ve yurt dışı satışta yaşanan sorunlar, üreticilerimizin karşılaştığı sorunların başında gelmektedir. Kirazın düşük fiyattan alıcı bulması üreticilerimizi zor bir duruma sokmaktadır. Kiraz üreticilerimizin yaşadığı problemlerin tespit edilerek, çözüm yollarının bulunması adına Anayasamızın 98. ve TBMM İç Tüzüğü’nün 104. ve 105. Maddeleri uyarınca bir meclis araştırma komisyonu kurulmasını arz ederim.01/07/2020</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Aylin CESUR -&nbsp;</strong></span><span style="font-size:18px"><strong>Isparta Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GEREKÇE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizin önemli yaş meyve sebze ihracat ürünlerinin başında kiraz gelmektedir. Yüzyıllardır bu topraklarda yetişerek tüm dünyaya yayılan kirazın Kuzey yarımkürede en çok üretildiği ülke Türkiye'dir. Her yıl milyonlarca dolar geliri ve toplumumuza kattığı sağlık ve lezzeti ile önemli bir meyvedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Isparta ilimizde Merkez’e bağlı Yakaören, Deregümü ve Gelincik köyleri ve Uluborlu, Senirkent, Yenişarbademli ilçelerimiz başta olmak üzere 51.330 dekar alanda 36.533 ton kiraz üretimi gerçekleştirilmektedir. Isparta 2019 yılı Türkiye’de Kiraz üretim miktarına göre %5.5’lik oran ile 7.sıra’da yer almaktadır. Hasattan ihracata kiraz üretiminin devamlılığı ve geçimlerini kiraz üretiminden sağlayan çiftçilerimiz için tedbirler alınması gerekliliği ortadadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Isparta ilimizde kiraz hasadının coğrafi olarak geç başlaması ile birlikte, ilk hasadın başlandığı yere göre arada büyük bir fiyat farkı vardır. Bu fiyat farkının giderilmesi gerekmektedir. Kiraz üreticileri, birlikleri, örgütleri olmadığı için alıcı firmaların insiyatifine kalmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda bir önlem almalıdır. Türkiye’de kiraz ihracatı yapan büyük firmaların kiraz hasatının başladığı bu dönemde bölgeye hem kasıtlı olarak&nbsp; geç geldiği hem de diğer küçük firmaların gelişlerini geciktirdiği ( sen bu bölgeye biraz geç gel eğer ihtiyacın olursa da ucuz yollu ben senin yerine mal temin ederim, beni bekle diyerek) ve alım merkezlerinde alım yerlerinde yeteri miktarda kasa dağıtmadığı, psikolojik bir savaş sonucunda kiraz üreticisini kendine mecbur bırakarak elindeki malı yok pahasına almaya çalıştığına dair kamuoyuna yansıyan haberler ve vatandaşın bize ilettiği sorunları vardır. Kiraz toplama işleminden sonra ürün özelliğini kaybetmeden bir an önce elden çıkarılması gereken bir üründür. Burada tekelleşmenin önüne geçilmesinde hükümetin bir yaptırımı olması gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ispartalı, özellikle Uluborlu ve Senirkent ilçelerimizdeki çiftçilerimizin bugünlerde yaşadığı sorun kiraz fiyatıdır. Çiftçilerimiz ağızbirliği eden tüccarların karşısında yalnız kalmışlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kiraz üreticisi ürettiği kaliteli ürünün değerinde satılabilmesi için devlet eli ile bir birliğin kurularak birliğin piyasa düzenleyicisi olmasını beklemektedir. Yerli ve yabancı büyük alıcılar istedikleri gibi piyasayı düzenleyip ve fiyatları belirlemektedir. Meyve üreticilerinin aracılardan ödemelerini alamamakta, toptancıların üreticileri karşılıksız evraklarla dolandırması gibi durumlar kamuoyuna yansımaktadır. Türkiye en fazla kiraz ihraç eden ülkelerden biridir ve kiraz gelirinde üçüncüdür ancak kirazını dünya ortalamasının altında fiyata satmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kiraz ağacının çiçeklenme döneminde meydana gelen afetlere karşı tarım sigortası olsun olmasın tüm çiftçilerimizin zararının karşılanabilmesi zaten zor durumda olan çiftçilerimize nefes aldıracaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Üreticilerimizin ürünlerine düşük fiyattan alıcı bulması ilçe ekonomilerine zarar vermekte, çiftçimiz maliyetlerini karşılamakta zorlanmaktadır. Ürün rekolteleri doğal afetler nedeniyle de düşüş yaşamıştır. Ülkemizin tarım alanında önemli bir ihracat kalemini teşkil eden kiraz üretimi ile ilgili sorunların tespit edilerek üreticilerimizin sorunlarına yönelik çözüm yollarının araştırılması adına Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını teklif ve arz ederim.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[OKULLARIN AÇILMA KOŞULLARI YOK!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/okullarin-acilma-kosullari-yok-106318c690cd3-3ae3-432d-9908-c68754f1ba242020-07-09T14:46:00+03:00HABER MERKEZİ OKULLARIN AÇILMA KOŞULLARI YOK!

OKULLARIN AÇILMA KOŞULLARI YOK!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>OKULLARIN AÇILMA KOŞULLARI YOK!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Değerli Basın Emekçileri,</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2019-2020 eğitim öğretim yılının ikinci yarısı pandemi nedeniyle uzaktan eğitimle yapıldı. Hazırlıklı olmamamız, altyapı yetersizliği, öğrencilerimizin ekonomik nedenlerle uzaktan eğitime erişim sorunları vd. nedenlerle EBA TV üzerinden yapılan eğitim yeterli olmadı. Öğrencilerimizin yüzde 30’u yararlanabildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Milli Eğitim Bakanlığı, </strong>2020-2021 Eğitim Öğretim Yılının<strong>31 Ağustos’ta başlayacağını açıkladı. Ancakpandemi koşullarında eğitim öğretimin nasıl yapılacağını açıklamadı. </strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Covid-19 salgınına karşı yeterli güvenlik </strong>tedbirleri alındı mı?Yüz yüze eğitimin yapılamadığı koşullarda eğitim EBA TV üzerinden mi yapılacak? &nbsp;Bunun için alt yapı eksiklikleri tamamlandı mı?Öğretmenler kendi okullarından, kendi sınıflarından, kendi öğrencilerine yönelik mi ders verecekler?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SORULARI MİLLİ EĞİTİM BAKANINA SORDUK YANIT SAĞLIK BAKANLIĞINDAN GELDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">31 Ağustos'ta açılması planlanan okullarda alınması gereken önlemlere ilişkin Milli Eğitim Bakanlığına yaptığımız çağrıya ve sorduğumuz sorulara yanıt Sağlık Bakanlığından geldi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı, "Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi"nde 31 Ağustos'ta okullarda alınması gereken önlemleri açıkladı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Açıklanan önlemlere göre;okullardaki tüm sorumluluk velilerin üzerine yüklenerek bir taahhütname imzalatılıyor.Öğrenci ve öğretmenlere maske takma şartı getiriliyor. Okul girişlerinde, sınıflarda, koridorlarda el antiseptiği bulundurulacağı, temassız ateş ölçer ve maske olacağı belirtiliyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Okul içerisinde bulunacak kişi sayısı öğrenci ve öğretmenler de dahil 4 metrekareye bir kişi düşecek şekilde düzenleneceği, sınıf düzeni 1 metre sosyal mesafe olacak şekilde yapılacağı açıklandı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Milli Eğitim Bakanlığının mevcut bütçesi ile açıklanan tedbirlerin nasıl karşılanacağı, ek bütçe verilip verilmeyeceği; öğretmen, okul ve derslik ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı konusunda bir açıklama yapılmadı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da şu ana kadar “Ben bu bütçeyle tüm bu tedbirleri nasıl alacağım?” demedi. Saray hükümetinin başından da bu konuda bir açıklama gelmedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Konuya ilişkin TBMM’ye Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yanıtlanması için bir soru önergesi verdik. Kaç öğrencimizin 2020-2021 eğitim öğretim yılında eğitime başlayacağını, toplam olarak okullarımızda kaç metrekare sınıf olduğunu, kaç dersliğe ihtiyaç olduğunu, ek bütçe talep edilip edilmediğini, öğretmen ataması yapılıp yapılmayacağını sorduk.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak soru önergemize bu zamana kadar bir yanıt alamadık.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu teknoloji çağında Milli Eğitim Bakanlığı kendi inisiyatifindeki, öğretmen, öğrenci, okul ve derslik sayısını bir yıldır veremiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz de değerlendirmelerimizi Milli Eğitim Bakanlığının açıkladığı <strong>Örgün Eğitim</strong>&nbsp;2018-2019 verilerine göre yapacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye'de örgün eğitim alan okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde toplam 18 milyon 108 bin 860 öğrenci bulunuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğrencilerin</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">15 milyon 88 bin 592'si resmi</span></li><li><span style="font-size:18px">1 milyon 440 bin 577'si özel</span></li><li><span style="font-size:18px">1 milyon 579 bin 691 açık öğretimkurumlarında okuyor</span></li></ul><p>&nbsp;</p><ul><li><span style="font-size:18px">1 milyon 564 bin 813'ü okul öncesi eğitimde</span></li><li><span style="font-size:18px">5 milyon 267 bin 378'i ilkokulda</span></li><li><span style="font-size:18px">5 milyon 627 bin 75'i ortaokulda</span></li><li><span style="font-size:18px">5 milyon 649 bin 594'ü ortaöğretimde bulunuyor.</span></li></ul><p>&nbsp;</p><ul><li><span style="font-size:18px">3 milyon 250 bin 334'ü genel liselerde,</span></li><li><span style="font-size:18px">1 milyon 793 bin 391'i mesleki ve teknik liselerde,</span></li><li><span style="font-size:18px">605 bin 869'u da imam hatip liselerinde eğitim alıyor.</span></li></ul><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>2018-2019 eğitim öğretim yılı rakamlarına göre örgün eğitim kurumlarında görev yapan1 milyon 77 bin 307 öğretmenimiz var.</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Öğretmenlerin,</span></p><p><span style="font-size:18px">907 bin 567'si resmi okullarda,</span></p><p><span style="font-size:18px">169 bin 740'ı özel okullarda görev yapıyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Öğretmenlerin,</span></p><ul><li><span style="font-size:18px">51 bin 143'ü okul öncesi eğitimde,</span></li><li><span style="font-size:18px">300 bin 732'si ilkokulda,</span></li><li><span style="font-size:18px">354 bin 198'i ortaokulda,</span></li><li><span style="font-size:18px">371 bin 234'ü ortaöğretimde çalışıyor.</span></li></ul><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Örgün eğitimde 66 bin 849 okulumuz var.&nbsp; </strong></span></p><ul><li><span style="font-size:18px">54 bin 36'sı resmi,</span></li><li><span style="font-size:18px">12 bin 809'u özel<strong>, </strong></span></li><li><span style="font-size:18px">4'ü ise açık öğretim okulu,</span></li></ul><p>&nbsp;</p><ul><li><span style="font-size:18px">10 bin 669'u okul öncesi</span></li><li><span style="font-size:18px">24 bin 739'u ilkokul,</span></li><li><span style="font-size:18px">18 bin 935'i ortaokul</span></li></ul><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">12 bin 506 ortaöğretim kademesinde öğretmen görev yapıyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Örgün eğitimde toplam 706 bin 15 derslik bulunuyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi okullarda 571 bin 351 derslik</span></p><p><span style="font-size:18px">Özel okullarda 134 bin 664 derslik</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığının açıkladığı tedbirler keşke uygulanabilse. Ancak öğretmen ve derslik kapasitemize baktığımızda Sağlık Bakanlığının açıkladığı “Okullarda içerde bulunacak kişi sayısı öğrenci ve öğretmenler de dahil 4 metrekareye bir kişi düşecek şekilde düzenlenecek.Sınıf düzeni 1 metre sosyal mesafe olacak şekilde yapılacak.” açıklamasının uygulanma koşullarının olmadığını görüyoruz.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Türkiye genelinde ortalama bir hesap yaptığımızda; 18 milyon 108 bin 860 öğrenci için toplam 706 bin 15 dersliğimiz bulunuyor. Her dersliğe ortalama 26 öğrenci düşüyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">15 milyon 88 bin 592 resmi okulda okuyan öğrencimiz için 571 bin 351 dersliğimiz var. Her dersliğe ortalama 27 öğrenci düşüyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre her öğrenci için 4 metre kare ayırdığımızda her dersliğin en az 26x4=104 metrekare olması gerekiyor. Türkiye’de bu koşulları sağlayan kaç dersliğimiz var?</span></p><p>&nbsp;</p><ul><li><span style="font-size:18px">İlkokullarda derslik başına 21,9</span></li><li><span style="font-size:18px">Ortaokullarda 32,7,</span></li><li><span style="font-size:18px">İmam Hatip Ortaokullarında 26,3,</span></li><li><span style="font-size:18px">Genel Ortaöğretimde 27,3,</span></li><li><span style="font-size:18px">Mesleki ve Teknik ortaöğretimde 22,3,</span></li><li><span style="font-size:18px">İmam Hatip Liselerinde ise 14,4</span></li></ul><p><span style="font-size:18px">öğrenci düşüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal mesafenin sağlanması için dersliklerde 15 öğrencinin ve en az 80 metrekare şartının sağlanması gerek.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Mevcut duruma göre Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu 1 metrekare sosyal mesafe şartını sadece imam hatip liseleri sağlıyor. Ayrıca tüm okulların ikili öğretime geçtiği varsayıldığında yüz binlerce öğretmene ihtiyaç duyulacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öğrenci sayısı 184 bin olan birleştirilmiş sınıflarda eğitime nasıl devam edilecek?</span></p><p><span style="font-size:18px">Taşımalı eğitime devam eden 1 milyon 372 bin 211 öğrencinin eğitimine nasıl devam edilecek?</span></p><p><span style="font-size:18px">İkili eğitim ve normal eğitim yapan okullarda eğitime nasıl devam edilecek?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kapalı olan 17bin köy okulundan bu dönemde yararlanılacak mı?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kütüphane, laboratuvar gibi alanların dersliğe dönüştürüldüğü, prefabrik binalarda eğitimin verildiği, 1500-2000 öğrencisi olan okullarımızda bu tedbirler nasıl hayata geçirilecek.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Bu koşulları sağlamak için bizim dersliklerdeki öğrenci sayısını ortalama olarak yarı yarıya düşürmemiz gerek. Bu durumda bile en az 250bin dersliğe ihtiyacımız olacaktır.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">50 kişilik sınıflarımızın olduğunu, üstelik bu okullarımızda ikili eğitiminde yapıldığını biliyoruz. Bu koşullarda Sağlık Bakanlığının açıkladığı şartlarda eğitim verilmesine imkan var mı?</span></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tekli eğitimin verildiği okullarda ikili eğitime geçilse bile, dersliklerde sosyal mesafe kurallarının uygulanmasına imkan yok. Bu durumda üçlü eğitime mi geçilecek?</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Bunu sakın aklınızdan dahi geçirmeyin.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLARAK ÖNERİLERİMİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi okullarımızın tamamına sadece pandemi kurallarının uygulanması ile görevlendirecek54 bin36 öğretmen ataması yapılmalıdır. Öğretmenlerimize pandemi konulu kısa süreli hizmet içi eğitim verilerek hemen göreve başlatılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Okullarda ikili eğitime geçilmesi durumunda ve yeni dersliklerle eğitime başlanması halinde, acil öğretmen ihtiyacının en az 250 bine çıkacağını öngörebiliyoruz. Bu ihtiyaca göre öğretmen atamasının hızla yapılması gerek.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Öncelikli olarak; okulların temizliği ve hijyenik ortamın sağlanabilmesi için yardımcı personel ihtiyacı karşılanmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte bu nedenledir ki acil olarak, Milli Eğitim Bakanlığı saray hükümetinin kuşa çevirdiği bütçesinin artırılması için TBMM’ye talepte bulunmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meslek liselerinin boş kalan sınıfları bu süreçte kullanılmalıdır. Özellikle de İmam Hatip Liseleri ve ortaokullarında boş kalan derslikler olduğunu biliyoruz. Bu okulların dersliklerinin kullanılması yoluna gidilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uygun kamu binaları derslik olarak kullanılmalıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uygun kamu binaları bulunamıyorsa kiralama yoluna da gidilebilinir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu süreçte 17 bin köy okulu eğitim ve öğretime açılarak, bu okullarda da eğitim yapılabilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunlar yapılamayacaksa; öğrencilerin okullarından ve arkadaşlarından uzaklaştırmamak için okul bahçelerine prefabrik derslikler kurulması da alternatif çözümlerden biri olarak değerlendirilmelidir.</span></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Bu konuda yaptığımız piyasa araştırmasına göre 108 metrekarelik bir prefabrik dersliklerin maliyetiortalama 57 bin liradır. (80 m2 sınıf, 28 m2 giriş ve 4 adet wc)</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu özelliklere sahip bir prefabrikin ortalama toplam maliyet ise</span></p><p><span style="font-size:18px">57.000x250.000= 14.250.000.000</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu para nereden karşılanacak diye sorulabilir.</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Dolar bazında garanti ödemesi yaptığınız beş yandaş müteahhidin her birine 50 bin prefabrik yaptırabilirsiniz, onlar da giderlerini vergiden düşerler.</span></li><li><span style="font-size:18px">16 makam uçağının 13’ünü satarsınız, sarayın fuzuli harcamalarını kısarsınız.</span></li><li><span style="font-size:18px">“Biz Bize Yeteriz”kampanyasında toplanan parayı bunun için harcarsınız.</span></li><li><span style="font-size:18px">Londra’daki bir avuç tefeciye, saat başı 2 milyon dolar faiz ödemekten vazgeçersin.&nbsp;</span></li></ol><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Kısacası, israfekonomisinden vazgeçilirse, okullarımızın bahçelerine prefabrik derslikler kurarak bu süreci daha güvenliatlatabiliriz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandeminin ne zaman biteceğini öngöremediğimizden kalıcı önlemler almamız eğitimimiz için büyük avantaj sağlayacaktır.</span></p><h2><span style="font-size:18px">Milli eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, açıklan takvimi yasal zorunluluklar nedeniyle ilan ettiklerini, teknik koşulların yerine getirilip getirilemeyeceğini; okulların açılacağı hafta ne olacağının bugünden bilinmeyeceğini, &nbsp;Ağustos'un sonundaki tabloya göre hareket edileceğini açıkladı.</span></h2><p><span style="font-size:18px">Millet ittifakının belediyeleri de okulların dezenfekte edilmesi, öğrencilerin dezenfektan ve maske ihtiyacı konusunda her türlü desteği vermeye hazır olduğunu bir kez daha kamuoyuna ve Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’a duyurmak istiyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Saray saltanatının eğitimle ilgisi kendi çocuklarının ve torunlarının eğitimi kadardır. Onlar kendi çocuklarının en iyi okullarda ve uygun koşullarda eğitim alması sağlamak için çaba gösterirler. Halkın çocuklarının eğitimiyle ilgilenmezler</span></p><p><span style="font-size:18px">Bizim mücadelemiz tüm çocuklarımızın can güvenliğini sağlayarak; laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitim almalarını sağlamaktır.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Yıldırım KAYA</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı</span></p><p><span style="font-size:18px">Ankara Milletvekili</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MECLİSTE BİZ BİZE YETERİZ PARALARI NEREDE PANOSU AÇILDI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mecliste-biz-bize-yeteriz-paralari-nerede-panosu-acildi-10630f4d85acc-6c15-4f00-ae3c-20285550cd852020-07-09T14:41:00+03:00HABER MERKEZİ MECLİSTE BİZ BİZE YETERİZ PARALARI NEREDE PANOSU AÇILDI

MECLİSTE BİZ BİZE YETERİZ PARALARI NEREDE PANOSU AÇILDI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Biz Bize Yeteriz paralarının akıbetini soran CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, Mecliste düzenlediği basın toplantısında pano açtı. “Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyasında toplanan para ortada yok, Toplanan Paralar Nerede?” yazılı olan pano önünde basın mensuplarına açıklama yapan Antmen, kampanya paralarının akıbetini öğrenmek amacıyla 5 Mayıs 2020’de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a önerge verdiğini ve paraların akıbetini sorduğunu ancak hiçbir yanıt alamadığını belirterek “Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay 5 Haziran 2020 tarihinde tarafıma yanıt göndermiş ve ‘Önergenizde bahsi geçen hususlar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görev ve yetki alanına girmektedir’ ifadelerini kullanmıştır. Yani ‘Biz bilmiyoruz Aile bakanlığına sorun’ dediler. Ardından birebir aynı soruları hem soru önergesi hem de CİMER aracılığıyla; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a sordum. 23.06.2020 tarihinde Aile Bakanlığı CİMER aracılığıyla tarafıma gönderdiği yanıtta bağış paralarının akıbetinin internet sitelerinde olduğunu ifade etti.&nbsp;&nbsp;Cumhurbaşkanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı sitelerinde yapılan incelemelerde paraların akıbetinin, nereye nasıl harcandığının, kimlere verildiğinin, faiz gelirlerinin durumu hakkında bir bilgi veya içeriğe de rastlamadık” ifadelerini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;“Biz Bize Yeteriz Türkiyem” sloganı ile başlatılan kampanya kapsamında, kampanyanın resmi web sitesinde yer alan son bilgilere göre; 2 milyar 105 milyon TL bağış toplandığı bilgisini veren CHP’li vekil “Korkunuz yoksa, bir şeyden çekinmiyorsanız bu paraya el sürülmediyse çıkın konuşun. Bu para saraya mı gitti? Dolar geçiş garantisi verdiğiniz müteahhitlere mi gitti? Ya da genel bütçeye aktarıp faiz ödemesi mi yaptınız? Korkunuz yoksa, haram yemediyseniz ve yedirmediyseniz çıkın bu paranın hesabını verin!” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Antmen açıklamasının devamında şunları söyledi;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Deprem vergileri ortada yok, 15 temmuz şehitleri için toplanan para ortada yok , hatta azalmaya başladı , Beşiktaş katliamında yitirdiğimiz polis ve vatandaşlarımız için toplanan para da ortada yok! Kampanyayı yapan Cumhurbaşkanlığı ama paradan haberinin olmadığını söylüyorlar. Buyurun bakınız;&nbsp;<a href="http://bizbizeyeteriz.gov.tr/" target="_blank">Bizbizeyeteriz.gov.tr</a>&nbsp;, yani kampanyanın resmi adresi. Ana sayfada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın IBAN verdiği video var. Site kime ait: Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığı! Yani böyle bir şey nasıl olur? Kampanyayı başlatan Cumhurbaşkanlığı, IBAN veren Cumhurbaşkanlığı, kampanyayı yöneten, site sahibi Cumhurbaşkanlığı ama Cumhurbaşkanlığının paranın akıbetinden haberi yok! Bu mu güçlü yönetim bu mu sizin devlet yönetme ciddiyetiniz? Vatandaşına hesap vermek devleti yönetenlerin hem Anayasal görevi; hem de namus borcudur! Sorularımıza cevap vermedikleri sürece şüpheler artacak ve bu paranın faize, saraya ya da yandaşlara harcandığı konusundaki şüphelerimiz artacaktır”</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[LİYAKATSİZ İŞÇİ İSTİHDAMI KAMU ZARARINA NEDEN OLUYOR.!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/liyakatsiz-isci-istihdami-kamu-zararina-neden-oluyor-1062973fb13fe-29a3-4e9b-a7a9-29a4fae20fce2020-07-09T14:37:00+03:00HABER MERKEZİ LİYAKATSİZ İŞÇİ İSTİHDAMI KAMU ZARARINA NEDEN OLUYOR.!

LİYAKATSİZ İŞÇİ İSTİHDAMI KAMU ZARARINA NEDEN OLUYOR.!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, açık kaynaklardan edinilen bilgiye göre ‘Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan&nbsp;<strong><em>“Havalimanlarında”</em></strong>&nbsp;uçuş, can ve mal emniyeti açısından son derece önemli olan cihazların, sistemlerin araç ve gereçlerin bakım, onarım, tamir vb. hizmetlerin yürütülmesi işi kurum personeli ile hizmet alım personel tarafından yürütülmekte olduğunu’ belirterek şöyle devam etti: “Kurum personelinin KPSS ile ataması yapılırken, şirket personeli hiçbir sınava tabi olmadan istihdam edilmektedir. Ayrıca hizmet yeterlilikleri ile ilgili aranan şartların her geçen yıl düşürülmesi hizmetin kalitesiz, verimsiz ve sorunlu yürütülmesine yol açmıştır. Kurumun, bu ihtiyacını hizmet alım yolu ile gerçekleştirmek için yaklaşık 1000 işçi istihdam etmesine rağmen, çoğu sistem, cihaz, araç ve gereçlerin bakım ve onarımlarını, tamirlerini dışarıdan piyasaya yaptırmak zorunda kalıp milyonlarca ilave bedel ödeyip kamu zararına neden olduğu ortadadır.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Koncuk, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını isteyerek verdiği soru önergesinde,&nbsp;<strong><em>“Kurum personelinin KPSS”</em></strong>&nbsp;ile ataması yapılırken,&nbsp;<strong><em>“şirket personeli”</em></strong>&nbsp;neden hiçbir sınava tabi olmadan istihdam edilmektedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kurum, ihtiyaçlarını hizmet alım yolu ile gerçekleştirmek için işçi istihdam etmesine rağmen, çoğu sistem, cihaz, araç ve gereçlerin bakım ve onarımlarını ve tamirlerini dışarıdan piyasaya yaptırmak zorunda kalmakta ve milyonlarca ilave bedel ödemektedir. Kurumun açıkça zarar görmesine neden göz yumulmaktadır? Sorumlulara yönelik bir uyarı veya soruşturma yapılmış mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu şekilde yapılan işçi istihdamının tamamen torpilli kişilerin işe alınması sonucunu doğurduğu açıktır. Hem kurum ihtiyacını karşılamak, hem de işinde uzmanlaşmış, tecrübe sahibi kişilerin istihdamı ile ilgili bir çalışmanız var mıdır?</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti Adana Milletvekili Koncuk, bu uygulamanın hak edenlerin değil, torpilli olanın önünü açacağını ve bu yanlıştan ivedilikle dönülmesi gerektiğini belirterek sözlerine son verdi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Reel sektör 200 milyarlık Devreden KDV alacağının ödenmesini bekliyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/reel-sektor-200-milyarlik-devreden-kdv-alacaginin-odenmesini-bekliyor-106282e0dc5ee-c6fe-418f-b473-61f3b482e12a2020-07-09T14:32:00+03:00HABER MERKEZİ Reel sektör 200 milyarlık Devreden KDV alacağının ödenmesini bekliyor

Reel sektör 200 milyarlık Devreden KDV alacağının ödenmesini bekliyor

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Aşağıdaki sorularımın Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 99 uncu maddeleri gereğince talep ederim.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mehmet GÜZELMANSUR -&nbsp;</strong></span><span style="font-size:18px"><strong>Hatay Milletvekili</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Küresel salgınla birlikte bazı sektörlerin faaliyetlerinin durduğu, bazı sektörlerin üretim kapasitelerini düşürdüğü içinden geçtiğimiz bu dönemde, oldukça yüksek borcu bulunan reel sektör için borç çevrimi neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu durum ekonomi döngüsünde de çok ciddi aksamalara neden olmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Reel sektör paydaşlarının likidite sorunlarını aşmaları, borç çevrimlerini gerçekleştirebilmeleri noktasındaki beklentileri ise devreden KDV alacaklarıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuyla ilgili olarak;</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Firmaların devreden KDV alacaklarının toplam miktarı ne kadardır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Firmaların devreden KDV alacakları ne zaman ve ne şekilde ödenecektir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Şubat 2019’da gerçekleştirilen 134’üncü Vergi Konseyi Genel Kurulu’nun da ana gündem maddelerinden birini oluşturan devreden KDV sorununun çözümü konusunda o günden bu yana yapılan çalışmalar nelerdir?</span></li></ol><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Beko: Bakanlık BTS’li 84 işçinin sürgününü itiraf etti!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/beko-bakanlik-btsli-84-iscinin-surgununu-itiraf-etti-106274fe87eb7-29f0-4efd-8788-df9b836cec342020-07-09T14:29:00+03:00HABER MERKEZİ Beko: Bakanlık BTS’li 84 işçinin sürgününü itiraf etti!

Beko: Bakanlık BTS’li 84 işçinin sürgününü itiraf etti!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Bakanlıktan gelen yanıtı değerlendiren Beko, “Gelen yanıtta, ‘Mevzuata aykırı fiil ve eylemler nedeniyle TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünde sendikalı ya da sendikasız personel hakkında doğal olarak inceleme ve soruşturmalar yapılmaktadır. Atama ve yer değiştirmeler, sendikal aidiyete göre değil, ilgili mevzuat çerçevesinde hizmet ihtiyaçları esasına göre yapılmaktadır’ deniliyor. Bu bir sürgün itirafıdır ve emekçi işçilere ‘siz misiniz KESK’e kaydolan. O zaman sizi sürüm sürüm süründürürüm’ demek isteniyor. Sendikalı işçilere bir gözdağı veriliyor. Bunu da açıkça ortaya koymuş bulunmaktalar” sözleriyle tepki gösterdi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNÜN AÇIK İHLALİ!</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlığın bu uygulamasının, ILO sözleşmesine ve Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi kapsamında ‘örgütlenme özgürlüğünün’ açık ihlali olduğuna dikkat çeken Beko, “Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz…” hükmünün yer aldığı Anayasasının 51. Maddesini hatırlattı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası üyelerinin, iktidara yakın sendikalara üye olmaya zorlanması için gözdağı verilmek istendiğini vurgulayan eski DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikasına üye kamu çalışanlarının görev ve sorumlulukları gereği yerine getirdiği işçilerin sistematik cezalandırmanın aracı kılınması yolu da dahil olmak üzere çeşitli yıldırı mekanizmaları tesis ederek ve sistematik olarak bu mekanizmaların çalıştırılması yoluyla sendikasızlaştırma, veya iktidar partisine yakın olduğu düşünülen sendikaya üye olmaya zorlanmakta olduğu görülmektedir. Ayrıca liyakat ilkesi çiğnenerek Memur-Sen üyesi olan çalışanların terfi ettirilmesi yanında, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonuna bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası üyelerinin sürgün edilmesi kabul edilemez bir durumdur” eleştirisinde bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">TAZMİNAT VERMEMEK KISACA ‘ÖL’ DEMEKTİR!</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelen yanıtta, ‘Hizmet gereği olarak yer değişimi yapılan personele tazminat ödenmesi mevzuat çerçevesinde mümkün bulunmamaktadır’ sözlerine de tepki gösteren Beko, “ Bu cümle iki türlü mağduriyeti açık ve net ortaya koymaktadır. Sen hem sürgün ederek mağduriyet yaratacaksın, sonra da o işçinin ailesini aç ve açıkta bırakacaksın. Aldıkları maaşlar yoksulluk, açlık sınırının altında ve evini taşıyacak olan sürgün işçinin çoluğunu, çocuğunu bir de tazminat vermeden kısacası öl demek anlamına geliyor. Bu hiçbir ahlaka sığmayacak vicdansızca bir yönetim anlayışıdır” dedi.</span></p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Havai Fişek Fabrikası’nda Yaşanan İşçi Cinayeti]]>https://www.haberanaliz.net/haber/havai-fisek-fabrikasinda-yasanan-isci-cinayeti-10626cb325994-6a7d-4f07-8e19-61dcf32cc1b42020-07-09T14:25:00+03:00HABER MERKEZİ Havai Fişek Fabrikası’nda Yaşanan İşçi Cinayeti

Havai Fişek Fabrikası’nda Yaşanan İşçi Cinayeti

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Patlamaların önlenmesine dair Seveso Yönetmeliğinin karşılığı olan ve Türkiye’de 2 Mart 2019 tarihinde 30702 Sayı ile Resmi Gazetede yayınlanan&nbsp;Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi Ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin amacı tehlikeli maddeler bulunduran kuruluşlarda büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve muhtemel kazaların insanlara ve çevreye olan zararlarının en aza indirilmesi amacıyla, yüksek seviyede, etkili ve sürekli korumayı sağlamak için alınması gerekli önlemler ile ilgili usul ve esasları belirlemektir. Bu kapsamda işverenlerin olası kaza senaryolarını öngörmesi, büyük endüstriyel kazaların önlenmesi, yüksek koruma seviyesinin ve sürekliliğinin sağlanması, insan sağlığı ve&nbsp;çevre boyutunda yaratacağı sonuçların kabul edilebilir risk seviyelerinde sınırlandırılması gerekirken&nbsp;Türkiye’de&nbsp;tehlikeli kimyasalları depolayan ve bunlarla çalışan işletmelerin yasa ve yönetmeliklere uymaması, kağıt üstünde kalan, yasak savmaya hizmet eden pratikler, güvenli çalışma yerine çalışanların hızlı çalışmaya zorlanması, iş organizasyonunun yasa ve yönetmeliklere göre yapılmaması gibi kar odaklı işletmecilik yapılması ve hükümetlerin çarklar dönsün diye sürekli olarak cezasızlık politikaları izlemesi sonucu işçi kırımlarının, iş cinayetlerinin sonu gelmemektedir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">2008 yılında 20 işçinin yaşamını yitirdiği Davutpaşa’da, 2011 yılında yine 20 işçinin yaşamını yitirdiği Ankara Ostim'de,&nbsp;&nbsp; 8 işçinin yaşamını yitirdiği Gaziantep’teki galvaniz fabrikasında yaşanan işçi katliamlarına bir yenisi eklenmiş; 3 Temmuz 2020 tarihinde Sakarya’nın Hendek ilçesinde bir maytap fabrikasında yaşanan korkunç patlamada resmi&nbsp;rakamlara göre 1’’i kayıp toplam 7 işçi yaşamını yitirmiştir. Fabrikada 189 işçinin çalıştığı, 114 işçinin yaralı olduğu, 20 işçinin de izinli olduğu açıklanmış, geri kalan 48 işçinin akıbeti hakkında ise bir beyanda bulunulmamıştır. Bu sebeple can kayıplarının ne kadar olduğu üstünde kuşku bulunmaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG)&nbsp; patlamanın meydana geldiği fabrika hakkında aktardığı bilgilere göre; her patlamadan sonra isim değişikliği ile yeniden faaliyet gösteren fabrikada 2009 yılında meydana gelen patlamada 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 37 işçinin yaralandığı, 2011 yılında yine 1 işçinin yaşamını yitirdiği ve 10 işçinin yaralandığı, 2014 yılında ise yine 1 işçinin yaşamını yitirdiği ve 1 işçinin yaralandığı yer almaktadır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Yetkili bir uzman tarafından yapılan açıklama da fabrikanın denetimsiz olduğu ve her yıl patlamalar yaşandığı, aynı zamanda patlama sonucu çevreye yayılan zehirli gazların büyük bir toplum sağlığı sorunu oluşturabileceği de belirtilmektedir.&nbsp;&nbsp;13 yılda 7 patlama gerçekleşmiş bir işletmede,&nbsp; iş cinayetleri ve yaralanmaların neden cezasız kaldığı ve ölüm makinesine dönen bu işletmenin nasıl olup da hiçbir yaptırıma maruz kalmadan tekrar tekrar faaliyetlerini sürdürdüğü ülkedeki iş cinayetlerinin önlenmemesinin nedenlerine de işaret edecek veriler barındırmaktadır.&nbsp;&nbsp;TBMM’nin, İçişleri Bakanlığı’nın, birçok belediye ve valiliğin sık sık iş verdiği ve TBMM’nin plaket verdiği Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda fabrika sahibinin iktidarla girdiği ilişkiler sebebiyle etkin soruşturulmadığı bir olgusal gerçektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Deposunda 110 ton patlayıcı ve havai fişek olduğu söylenen fabrikada depolara konulan malların aşırı ısınma yapmış olmaları işçiler tarafından yetkililere defaatle dile getirilmesine rağmen bir çözüm üretilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle işçilerin kendilerince çözüm ürettiği, “kapının önüne karton bir şey koymayın, her an kaçabilelim” diyen işçilerin ifadelerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca bu kadar ciddi yanıcı ve patlayıcı ortamda sigara içildiği gerekçesi ile şikâyette bulunan bir işçinin ise işten çıkarıldığının iddia edilmesi vahim bir tanıklıktır.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“MERSİN’İN SUÇU NE? MERSİN'İN GÜNAHI NE?”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersinin-sucu-ne-mersinin-gunahi-ne-10625fe86a737-50fa-4428-88fc-c1e202eeffd92020-07-09T14:22:00+03:00HABER MERKEZİ “MERSİN’İN SUÇU NE? MERSİN'İN GÜNAHI NE?”

“MERSİN’İN SUÇU NE? MERSİN'İN GÜNAHI NE?”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Başarır konuşmasında şu sözlere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Maalesef Mersin'imiz On Sekiz Yıldır Büyük Acılar Yaşıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Evet, Mersin'in sorunlarından bahsetmek itiyorum. Mersin, deniziyle, yaylasıyla, ovasıyla, tarımıyla, tarihiyle Türkiye'nin en güzel illerinden bir tanesi. Maalesef Mersin'imiz on sekiz yıldır büyük açılar yaşıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öncelikle havaalanı sorunundan bahsetmek istiyorum. Bakın, Osmaniye'den Anamur'a kadar yaklaşık 4 milyon insan, 5 milyon insan yaşıyor ama biz, çok küçük bir havaalanı olan Adana Havaalanı'na muhtacız. 2013 yılında ilk Tarsus-Çukurova Havaalanı'nın temeli atıldığında çok mutlu olmuştuk. Hatta tarım alanları istimlak edilmişti, orada yapılacaktı, ona rağmen memleketimiz için sustuk. Yedi yıldır havaalanının inşaatında daha altyapı bitmek üzere ve üstyapı ihalesi de defalarca iptal edildi. Türkiye'nin her yerinde insanların cenazeleri oluyor, çok önemli seyahatleri oluyor, uçak bulamıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mersin’in Suçu Ne?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli milletvekilleri, bakın, bizimle beraber temeli atılan birçok ilin havaalanı bitti ama Mersin'in ne suçu var, ben merak ediyorum. Neden Mersin Havaalanı bitmiyor? Neden defalarca ihaleye çıkıyor? Mersinlilerin suçu ne?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mersin – Antalya Otobanı Yıllardır Bitmiyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İkinci büyük sorun, Mersin-Antalya Otobanı -otoyol- inşaatı yıllardır bitmiyor. Yıllardır bitmiyor, ilerlemiyor. Bakın, çok ciddi trafik kazaları oluyor ama ondan çok sonra başlayan yol inşaatları, köprü inşaatları bitti. Yine söylüyorum: Mersin'in ne günahı var?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mersin'in AKP Döneminde 3 Bakanı Vardı. Ne Yaptılar? Bakmadılar Bile</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin'e hizmet yapılmıyor. On sekiz yıldır Mersin'e hizmet yapılmıyor ama mesela çok önemli tarihsel değeri olan bir Anamur Kalemiz var, ona plastik PVC'den pencere yapılıyor, 3 bin yıllık bir kale. Cennet-Cehennem Mağarası'na bakın, Türkiye'de ve dünyada çok önemli bir yer, asansör yapılıyor. Ben korkuyorum, Tarsus'taki Kleopatra Kapısı'nı yıkıp çelik bir kapı yapacaksınız herhâlde ya da St. Paul Kuyusu'nu da yıkıp değişik bir kuyu yapacaksınız. Mersin'e ödül olarak görülenler bunlar mı Allah aşkına? Mersin'in AKP döneminde 3 bakanı vardı. Ne yaptılar? Bakmadılar bile. Gerçekten çok büyük bir sorun.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türkiye’de İşsizliğin En Fazla Olduğu İllerden Biri Mersin</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi, Mersin'e yatırım yapılmıyor. Türkiye'de işsizliğin en fazla olduğu büyükşehirlerden bir tanesi Mersin. Her gün insanlar bizi arıyor "iş, iş, iş" diye. En çok fabrikaların kapandığı yer Mersin. Ben burada özellikle Mersinli AKP'li milletvekilleri, MHP'li milletvekilleri arkadaşlarıma söylüyorum: Mersin'le ilgili lütfen, ses getirelim.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çiftçilerimizin Başına Gelmeyen Kalmadı</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın tarıma, çiftçilerimizin başına gelmeyen kalmadı. Sel felaketini yaşadık, hortumu yaşadık, doluyu yaşadık. On binlerce dönüm tarım arazisi telef oldu, yardım alamadılar. Tarsus'tan Anamur'a kadar afet bölgesi ilan edilmedi. Muz, sebze, çilek yardım alamadı ama iktidar bununla da yetinmedi, limon ihracatını durdurdu bu dönemde. Yüz binlerce ton limon küflendi. Ya, böyle bir şey yapılabilir mi Çukurova'ya? Tarım kenti Mersin'e böyle bir ihanet yapılabilir mi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılıyor, maalesef yapılıyor. Bunları gördük.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çiftçi perişan durumda. Çiftçi kan ağlıyor. Limonlarını sokağa döküyor, salatalıklarını sokağa döküyor, alın terini sokağa döküyor. Mersin bunu hak etmiyor, Mersinli bunu hak etmiyor. 13 tane ilçemiz var. Turizm adına hiçbir şey yapılmaz, sanayi adına hiçbir şey yapılmaz, yol yapılmaz, havaalanı bitmez. Ya, Mersin bunu hak ediyor mu?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mersin'e Ödül Olarak Nükleer Santral Yapılıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mersin'e bunlar yapılmıyor ama Mersin'e ödül olarak nükleer santral yapılıyor, taş ocakları yapılıyor, balık çiftlikleri getirilmek isteniyor, tarihî dokuları katlediliyor. Biz bunu hak etmiyoruz. Biz 13 milletvekiliyiz, Mersin'in sorunlarında her zaman bir araya gelebiliyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Lütfen, havaalanımızı bir an önce bitirin. Otoban, Antalya yolu bir an önce bitsin. İnsanlar bundan dolayı çok sıkıntılı, bunu dikkate alacağınızı düşünüyorum.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Çepni'nin TOKİ'nin Satışa Çıkarttığı Kamu Arazileri Üzerine Konuşması]]>https://www.haberanaliz.net/haber/cepninin-tokinin-satisa-cikarttigi-kamu-arazileri-uzerine-konusmasi-106248985ab25-04f1-46e2-a649-2e9e3a429d0b2020-07-09T14:18:00+03:00HABER MERKEZİ Çepni'nin TOKİ'nin Satışa Çıkarttığı Kamu Arazileri Üzerine Konuşması

Çepni'nin TOKİ'nin Satışa Çıkarttığı Kamu Arazileri Üzerine Konuşması

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">“23 Haziran tarihinde TOKİ&nbsp; tarafından yayınlanan ilanda 26 ilde 191 arsa için satış ve kira ihalesine çıkılacağı duyuruldu. Arsaların içinde rekreasyon alanı, açık spor tesisi, dini tesis, sağlık ocağı ve ilk yardım merkezi, kentsel hizmet alanı,&nbsp;&nbsp; yol, sosyal kültür tesis alanı, park alanı, pazar, belediye hizmet alanı ve resmi kurum alanı bulunuyor. İzmir&nbsp; Şehir Plancıları Odası yaptığı açıklamada “TOKİ&nbsp; kamuya ait taşınmazları şahıslara satıyor. Mülkiyeti özelleştiriyor.” denildi.&nbsp; İzmir’de de, Karşıyaka, Aliağa ve Narlıdere’de kamu parselleri özelleştirilme kapsamında. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir. Kamuya ait alanlar halkın kullanımında kalmalıdır. Yeni rant projelerine izin verilmemelidir.”</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Kılıçdaroğlu "kiraz üreticilerinin" sorunlarını Grup Toplantısında dile getirdi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kilicdaroglu-kiraz-ureticilerinin-sorunlarini-grup-toplantisinda-dile-getirdi-106238fc07b59-61ce-47c9-a24f-3710efa1cd8b2020-07-09T14:01:00+03:00HABER MERKEZİ Kılıçdaroğlu "kiraz üreticilerinin" sorunlarını Grup Toplantısında dile getirdi

Kılıçdaroğlu "kiraz üreticilerinin" sorunlarını Grup Toplantısında dile getirdi

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal geçtiğimiz hafta Afyonkarahisar, Sultandağı, Çay, Konya-Akşehir ve Isparta-Uluborlu'da kiraz üreticilerinin sorunlarını dinledi. Kiraz üreticileri ile bir araya gelerek yaşanan sıkıntılara dair geniş kapsamlı bir rapor hazırlayan Milletvekili Köksal, raporu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sundu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da TBMM’deki Grup Toplantısı konuşmasının önemli bir bölümünü Köksal’ın raporuna ayırdı. Afyonkarahisarlı üreticilerin sıkıntıları TBMM kürsüsünde yankılanmış oldu.<br />ÇİFTÇİ, VATANDAŞ, SANAYİCİ ÖNÜNÜ GÖREMİYOR!<br />Milletvekili Köksal'ın kiraz üreticileriyle görüşerek hazırladığı raporu CHP Grup toplantısında dile getiren Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, "Vatandaşın gündemi farklı, vatandaş perişan vaziyette. Çiftçi öyle, esnaf öyle, sanayici öyle, kimse doğru dürüst önünü göremiyor. Tarım politikası yok Türkiye'de. Kim, neyi ekecek? Ektiğini ne zaman satacak, kim alacak bunları ve kaçtan alacak? Çay, fındık, hepsi böyle. Araya giriyordu aracılar, fiyatları düşürüyorlar, istedikleri gibi alıyorlar. Mağdur olan köylü, üretici... Bakınız Afyonkarahisar'ın Sultandağı kirazı meşhurdur. Konya'nın Akşehir kirazı meşhurdur. Dünya çapında bilinen kirazlar bunlardır. Isparta Uluborlu'nun kirazı meşhurdur. Burada üretilen kirazların büyük bir kısmı, hatta yüzde 99'u yurtdışına gönderilir. Avrupalı da bekler: "Akşehir'in kirazı mı? Afyon'un kirazı mı geldi?" diye. "Isparta'nın kirazı mı geldi?" diye bekler. Çünkü o kirazların ne kadar değerli olduğunu bilir. Peki kiraz üreticisinin maliyeti nedir? Bu kirazları aldı, topladı, güzel yetiştirdi; mazotu, gübresi, ilacı, suyu, enerjisi, bütün bunları harcadı. Değerli arkadaşlarım, maliyeti 4 lira; 4 liraya maliyeti var bunun. Birinci sınıf kiraz olursa, birinci kalite o, 5-6 liradan gidiyor. Ama ağırlık ikinci kalite. İkinci kalitenin fiyatı da 2-2,5 lira arasında. Dolayısıyla 5-6 liradan olanla, 2-2,5 lirayı topladığınızda, ortalama 3 3,5 liraya kirazcı satıyor. Maliyet, 4 lira ve zarar ediyor." dedi.<br />KİRAZ ÜRETİCİSİ NİYE KAZANMIYOR?<br />“Kiraz üreticileri niye kazanmıyor?” diyen Genel Başkan Kılıçdaroğlu, "Şimdi ben bütün çiftçi kardeşlerime seslenmek isterim. Kiraz üreticilerine de, fındık üreticilerine de, çay üreticilerine de, buğday üreticilerine de, pamuk üreticilerine de seslenmek isterim. Bu iktidar var ya, 18 yıldır yöneten bu iktidar var ya, senin hakkın olan 175 milyar lirayı sana vermedi. Kiraz bu kadar değerli, yurtdışına ihraç ediyorsun; üreticiye niye kazanmıyor, neden aracılar kazanıyor? Çünkü kiraz dayanıksız. Araba gibi değil, buzdolabı gibi değil, çamaşır makinesi gibi değil; 3 gün beklesin, 5 gün, 1 yıl, 2 yıl beklesin, değil. Kiraz bu; mevsimi geldi, sattın sattın, satmadıysan mahvoldun. Bunu en iyi kim biliyor, üretici biliyor. Fiyatı ona göre ayarlıyor. Zararı kim çekiyor? Çiftçi çekiyor. Dolayısıyla hepimizin bu konuda daha duyarlı olması lazım." ifadelerini kullandı.<br />TARIM TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK SEKTÖR...<br />Tarımın Türkiye için stratejik sektör olduğunun önemle altını çizen Kılıçdaroğlu, "Bütün milletvekili arkadaşlarım gayet iyi biliyorlar. Onlar da defalarca bölgelere gittiler. Afet dolayısıyla da gittiler, çay dolayısıyla da, fındık dolayısıyla da gittiler. Kiraz üreticileri için de arkadaşlarımız gidiyorlar. Bütün bunlar, tarıma ne kadar değer verdiğimizi, çiftçiye ne kadar değer verdiğimizi ve çiftçinin korunması gerektiğini; tarımın Türkiye Cumhuriyeti Devleti için stratejik sektör olduğunu, bir toplumu beslemenin yolunun tarımdan geçtiğini, vatandaşın karnını doyurmanın yolunun tarımdan geçtiğini artık bütün dünya bildi, bizim de bilmemiz lazım. Bu çerçevede bakmamız gerekiyor. vatandaş perişan vaziyette. Çiftçi öyle, esnaf öyle, sanayici öyle, kimse doğru dürüst önünü göremiyor. Tarım politikası yok Türkiye'de. Kim, neyi ekecek? Ektiğini ne zaman satacak, kim alacak bunları ve kaçtan alacak? Çay, fındık, hepsi böyle. Araya giriyordu aracılar, fiyatları düşürüyorlar, istedikleri gibi alıyorlar. Mağdur olan köylü, üretici..." şeklinde konuştu.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MERAL AKŞENER ÜLKENİN GERÇEKLERİNİ DİLLENDİRDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/meral-aksener-ulkenin-gerceklerini-dillendirdi-1062284ce72c6-edc5-438e-9b7e-e6226e5ceef02020-07-09T13:52:00+03:00HABER MERKEZİ MERAL AKŞENER ÜLKENİN GERÇEKLERİNİ DİLLENDİRDİ

MERAL AKŞENER ÜLKENİN GERÇEKLERİNİ DİLLENDİRDİ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Aziz milletim, değerli milletvekilleri, kıymetli basın mensupları;</span></p><p><span style="font-size:18px">Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sözlerimin başında, Hendek’te yaşanan patlamada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti olarak konuyu yakından takip ediyoruz, olası ihmallerin takipçisi olacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli milletvekilleri;</span></p><p><span style="font-size:18px">17 Haziran’daki grup konuşmamda,</span></p><p><span style="font-size:18px">Vaat edildiği halde, halen bir Türkmen kardeşimizin,</span></p><p><span style="font-size:18px">Irak Hükümetinde bakan yapılmamış olmasından duyduğumuz,</span></p><p><span style="font-size:18px">rahatsızlığı dile getirmiştim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu konuda bir de çağrıda bulunmuştum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu çağrımızın Irak Hükümeti nezdinde yankı buldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Oluşturulacak Devlet Bakanlığı için ismi önerilen,</span></p><p><span style="font-size:18px">Hasan Özmen’in şahsında Irak’taki Türkmen kardeşlerimizi tebrik ediyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak, bu olumlu gelişmeye rağmen,</span></p><p><span style="font-size:18px">kardeşlerimizin bir hükümetten diğerine, farklı tavırlarla karşılaşılması riski,</span></p><p><span style="font-size:18px">maalesef hala devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu riskin giderilmesi için,</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkmen kardeşlerimizin statüsünün,</span></p><p><span style="font-size:18px">Anayasal bir güvenceye ve coğrafi bir tanıma kavuşturulması gerekiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti olarak, iktidarı bu yönde bir politikayla Türkmen kardeşlerimizin yanında olmaya çağırıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yol arkadaşlarım;</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz hafta, yakın tarihimizdeki iki büyük acının yıl dönümüydü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sivas’ta yakılan da bizdik, Başbağlar’da vurulan da bizdik.</span></p><p><span style="font-size:18px">O kara günlerde kurşunların adresi, alevlerin hedefi,</span></p><p><span style="font-size:18px">tek tek canlarımız değil, bütün milletimizdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Huzurumuzdu, birliğimizdi, beraberliğimizdi…</span></p><p><span style="font-size:18px">2 Temmuz 1993’te,Madımak’ta yanan ateşin ardından,</span></p><p><span style="font-size:18px">oğlu, Nesimi için şöyle diyordu;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bir cefam var idi bin oldu,</span></p><p><span style="font-size:18px">Aktı gözüm yaşı sel oldu,</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaz baharım döndü kış oldu,</span></p><p><span style="font-size:18px">Sen benden gittin gideli.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Madımak,27 yıldır sönmeyen bir ateştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Madımak, 83 milyonun yüreğini yakan bir ateştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Madımak, “İnsanım” diyebilen herkesin yüreğini kavuran bir ateştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">33 insanımızı kaybettiğimiz Madımak’tan 3 gün sonra,</span></p><p><span style="font-size:18px">insanlığın sustuğu bir başka yer Başbağlar’dı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Terör örgütü yaşananları fırsat bildi, Başbağlar Köyü’ne saldırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatan bilen, bayrak bilen insanlarımıza kurşun yağdırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Kim duyar bu feryadı, kan gölüne, sele bak.</span></p><p><span style="font-size:18px">İnsanlık yara bağlar, Başbağlar kara bağlar.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz, Madımak’la Başbağlar’ı ayıranlardan değiliz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz, Madımak için adım atıp, Başbağlar’da sus pus olanlardan hiç değiliz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz, her iki acıyı da, kendi acımız bilenleriz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz, insanlık ateşe verilmesin, vicdanlara kurşun sıkılmasın diyenleriz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah, 27 yıl önce kaybettiğimiz vatandaşlarımıza rahmet eylesin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah, canları ateşe atanları, canlarımıza kurşun sıkanları kahretsin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah, milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaybettiğimiz vatandaşlarımızın ruhları şad, mekanları cennet olsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim;</span></p><p><span style="font-size:18px">Son günlerde, geçmişte defalarca yapılan hataların tekrarlandığına şahit oluyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha iki gün önce yine bir orman yangınına kahrolduk.</span></p><p><span style="font-size:18px">Güzelim Gelibolu ormanları yandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">300 hektarlık alandaki güzelim ağaçlar kül oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Açıklamalar yine aynı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Beceriksizlikte bir dünya markası olan Tarım Bakanı’ndan,</span></p><p><span style="font-size:18px">yine göstermelik üzülmeler,</span></p><p><span style="font-size:18px">yine numaradan bir ciddiyet hali,</span></p><p><span style="font-size:18px">yine “olayı yakından takip ediyoruz” havaları…</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama yine uçak yok, yine müdahale yetersiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen sene yaşanan yangınlardan,</span></p><p><span style="font-size:18px">yine ders almak yok, yine planlama yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her şeye para var, ama her sene çıkan orman yangınları için alınacak yangın söndürme uçaklarına para yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü hala akılyok, hala liyakat yok, hala en ufak sorumluluk bilinci yok.</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah ıslah etsin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli milletvekilleri;</span></p><p><span style="font-size:18px">Acılardan ders almak kadar, tecrübelerden ders çıkarmak da önemli.</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha önce denenmiş ve işe yaramamış yöntemlerden medet ummak,</span></p><p><span style="font-size:18px">insanın yapabileceği en büyük hatalardandır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Einstein’ın dediği gibi "Delilik aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir."</span></p><p><span style="font-size:18px">Ak Parti iktidarı, defalarca denenmiş metotları,</span></p><p><span style="font-size:18px">kimi zaman gündem değiştirmek için,</span></p><p><span style="font-size:18px">kimi zaman da algı operasyonları için kullanmaya devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal medya üzerinden koparılan fırtınalar bunun bir başkaörneği…</span></p><p><span style="font-size:18px">Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki;</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz sosyal medya platformları ve internet şirketleri için,</span></p><p><span style="font-size:18px">ülkemiz kanunlarıyla uyumlu bir hukuki ve mali altyapının hazırlanmasına,</span></p><p><span style="font-size:18px">düzenlemeler getirilmesine karşı değiliz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok gelişmiş ülke,</span></p><p><span style="font-size:18px">vatandaşlarını korumak için bu tip adımlar atıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz de bu adımları atmalıyız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak;</span></p><p><span style="font-size:18px">bunu yasaklarla değil,</span></p><p><span style="font-size:18px">özgürlükleri sınırlayıp, insanlarımızı mağdur ederek değil,</span></p><p><span style="font-size:18px">aklı selimle yapmaktan yanayız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gerekli yasaları çıkaralım,</span></p><p><span style="font-size:18px">ahlaksızlara karşı caydırıcı önlemleri alalım,</span></p><p><span style="font-size:18px">milletimizin hakkını-hukukunu güvence altına alalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama ilk adımı şöyle atalım;</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de, internet üzerinden, sosyal medya ağlarında,</span></p><p><span style="font-size:18px">insanların onurlarına, ailelerine her tür hakareti yapan,</span></p><p><span style="font-size:18px">iktidarınmaaşlı trol ekibini dağıtalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşe oradan başlayalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hamaset yapmadan, siyasi rant peşinde koşmadan,</span></p><p><span style="font-size:18px">kişisel hırsları bırakıp,her bir vatandaşımızın hak ve hukukunu korumayı amaçlayalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani, işe samimiyetle başlayalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama maalesef görüyoruz ki;</span></p><p><span style="font-size:18px">Samimiyet yerine hep art niyetle harekete geçiyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hep bir gizli ajandaları var, olayları bahane edip, “fırsat bu fırsat” diyorlar,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kendi istediklerini Türkiye’ye dayatıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela;</span></p><p><span style="font-size:18px">Barolardan rahatsızlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Barolar bağımsız olmasın, kendi sözlerinden çıkmasın istiyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu nedenle kafaya koymuşlar;</span></p><p><span style="font-size:18px">körükledikleri toplumsal ayrışmaları barolara yansıtacak,</span></p><p><span style="font-size:18px">Yandaş baro konseptinin önünü açacak bir model getiriyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir bakıyorsunuz;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ankara Barosu’nun haddi aşan açıklamasını bahane edip,</span></p><p><span style="font-size:18px">tamamen yanlış bir uygulamanın yolunu yapıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela;</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadınlara gıcıklar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türk kadını yükselmesin, hep geride kalsın, haddini bilsin istiyorlar.<br />Kadın, hakkını, hukukunu koruyamasın istiyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu nedenle kafaya koymuşlar;</span></p><p><span style="font-size:18px">kırk yılda bir doğru yaptıkları bir iş olan,İstanbul Sözleşmesi’nden çekilecekler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir bakıyorsunuz;</span></p><p><span style="font-size:18px">LGBT yürüyüşünü tartışmaya açıp, sanki konu oymuş gibi algı oluşturmaya kalkıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela;</span></p><p><span style="font-size:18px">İnterneti kontrol edemiyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gençlerin özgürce kendilerini ifade etmelerinden rahatsızlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu nedenle kafaya koymuşlar;</span></p><p><span style="font-size:18px">internete ve sosyal medyaya yasak getirecekler.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir bakıyorsunuz;</span></p><p><span style="font-size:18px">Düne kadar kenditrollerinin yaptığı iğrençlikleri görmezden gelmemişler gibi,</span></p><p><span style="font-size:18px">kendilerine yapılan alçakça bir saldırıyı bahane edip,</span></p><p><span style="font-size:18px">ahlak üzerinden kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dava arkadaşlarım;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın ben size, getirmek istedikleri sosyal medya yasaklarınıngerçek sebebi nedir söyleyeyim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Twitter ne yaptı?</span></p><p><span style="font-size:18px">İsmi cismi, yeri yurdu belli olmayan, iktidarın maaşlı trollerininhesaplarını kapattı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Film de ondan sonra koptu…</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılan ahlaksızlıklardan önce, kendi kurdukları ahlaksız bir ekibin engellenmesine kızdılar.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşin özü bu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eğer öyle olmasaydı,</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha bir hafta önce,</span></p><p><span style="font-size:18px">gençlere sosyal medyayı ve interneti öve öve bitiremeyen Sayın Erdoğan,</span></p><p><span style="font-size:18px">bir hafta sonra “Karşıyız, yasaklayacağız.” der miydi?</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim;</span></p><p><span style="font-size:18px">Kötü üzerinden hesap yapmak, iyilik getirmez.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Fırsat bu fırsat” diyerek adım atmakla, meseleler çözülmez.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ak Parti’nin 18 yıllık hikayesinin özeti,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tek tip insan yetiştirme saplantısıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Farklı olanları dönüştürme sevdasıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Farklı düşünceleri ezerek susturma çabasıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuşmamın başında Madımak dedim, Başbağlar dedim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Farkında mısınız;</span></p><p><span style="font-size:18px">Aynı ateş, sosyal medyada defalarca yakıldı,</span></p><p><span style="font-size:18px">hala da yakılmaya devam ediyor…</span></p><p><span style="font-size:18px">Her gün birileri linç ediliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her gün birileri hakarete uğruyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her gün birileri susturulmaya çalışılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kendisi bizleri düşman ilan etmek için elinden geleni yapıyor;</span></p><p><span style="font-size:18px">Küçük ortakher günyeni bir öfke nöbeti geçiriyor;</span></p><p><span style="font-size:18px">Minik ortak yıllardır birilerini hedef gösteriyor…</span></p><p><span style="font-size:18px">Bizzat kendisi şikayetçi oluyor,</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin önde gelen sanatçıları mahkeme koridorlarında süründürülüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Masum gazeteciler tutuklanıp cezaevine konuluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama muhalif kadınlara tecavüz tehdidinde bulunan şeref yoksunları,</span></p><p><span style="font-size:18px">takipsizlik alıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tek bildikleri nefret ekip, öfke biçmek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama Sayın Erdoğan’a sorarsanız,</span></p><p><span style="font-size:18px">Suçlu Netflix.</span></p><p><span style="font-size:18px">Suçlu Twitter.</span></p><p><span style="font-size:18px">Suçlu Youtube.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan,</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplumdaki gerilimi bastırmak için sosyal medyayı kapatmak,</span></p><p><span style="font-size:18px">Madımak’lar yaşanmasın diye, otelleri kapatmaya benzer.</span></p><p><span style="font-size:18px">Böyle ahmakça tedbirlerle sonuç alamazsın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bizzat sebebi olduğun çirkinliklerin sorumluluğunu kabul edip;</span></p><p><span style="font-size:18px">gereken doğru adımları atmazsan,değişen tek şey cinayet mahalli olur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Onca insanımızın çektiklerinin vebali,</span></p><p><span style="font-size:18px">Onca kadınımızın yaşadıklarının hakkı sende kalır.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Dava arkadaşlarım;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu zihniyet, tek adam rejimlerinin genel karakteridir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kafanbozuldu diye, kapatmak, imha etmek, hapse atmak,</span></p><p><span style="font-size:18px">Dislike ettiler diye sosyal medyayı yasaklamak,</span></p><p><span style="font-size:18px">“Oy moy yok” dediler diyegençlerin dünyasına duvar örmeye kalkmak,</span></p><p><span style="font-size:18px">Hep aynı zihniyetin ürünüdür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu zihniyet, dünyayı takip eden, özgürlüğüne düşkün gençlerin çağında işe yaramaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Buradan Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum;</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarih şahittir ki, gençlerin önüne örülen hiçbir duvar ayakta kalamamıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hele ki Türk gençliğinin önüne set çekmeye kalkarsan,</span></p><p><span style="font-size:18px">nasıl bir sel olduklarını anladığın gün, her şeyi kaybettiğin gün olur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdiye kadar eline Türkiye’yi birleştirmek adına pek çok fırsat geçti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama sen, toplumun korkularını dindirmek yerine, korkutmayı seçtin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uzlaşmak yerine, zıtlaşmayıseçtin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Söndürmek yerine, benzin dökmeyi; birleştirmek yerine ayırmayı seçtin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gazetecileri dinleyip, ne söylüyorlar anlamak yerine;</span></p><p><span style="font-size:18px">Onları susturmayı seçtin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan,</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’yi bu hale getirmeyi sen kendin seçtin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim;</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte değişmesi gereken bu zihniyettir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sosyal medyadaki gerginliğin azalması,</span></p><p><span style="font-size:18px">Toplumsal şiddetin engellenmesi için,</span></p><p><span style="font-size:18px">Değişmesi gereken, zehir saçan bu ağızlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kararmış kalpler, nefretle çürümüş bu vicdanlardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani aslında değişmesi gereken;</span></p><p><span style="font-size:18px">Herkesi kendine benzetmeye çalışan bu iktidar,</span></p><p><span style="font-size:18px">Herkesi susturup, kendi konuşan Sayın Erdoğan’dır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli milletvekilleri;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün 8 Temmuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bundan tam iki sene önce, 9 Temmuz 2018’de,</span></p><p><span style="font-size:18px">Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin ilk kabinesi ilan edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonominin dümeni Damat Bakan’a teslim edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelin, geçen sene yaptığımız gibi,</span></p><p><span style="font-size:18px">bu sene de iktidarın karnesine birlikte bakalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelin, Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi,</span></p><p><span style="font-size:18px">ülkemizi uçurmuş mu birlikte inceleyelim…</span></p><p><span style="font-size:18px">İki sene önce 1 dolar, 4,60 liraymış.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün 6.85’ten işlem görüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani iki senede Türk Lirası yüzde 50 değerkaybetmiş.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen iki senede,ekonomi yüzde 6 buçuk küçülmüş,</span></p><p><span style="font-size:18px">özel sektör yatırımlarıysa yüzde 16 azalmış.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela kişi başı milli gelirimiz,zihni siniri bile sinir eden politikalar yüzünden,</span></p><p><span style="font-size:18px">9 bin doların altına düşmüş.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela, tarımda çalışanların sayısı 450 bin,</span></p><p><span style="font-size:18px">hizmet sektöründe çalışanların sayısıysa 350 bin kişi azalmış.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sanayide çalışanların sayısıise sadece 35 bin kişi artmış.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani Türkiye’yi uçuracak yıldız kadronun icraatları sayesinde,</span></p><p><span style="font-size:18px">istihdam kaybı 750 bine ulaşmış.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tam bu noktada;</span></p><p><span style="font-size:18px">Merak eden vatandaşlarımız için,</span></p><p><span style="font-size:18px">Öfkelenip, yarın ilk iş üst perdeden itiraz edecek olan Ak Partili arkadaşlar için,</span></p><p><span style="font-size:18px">“Damat Bakan candır” diye kendini parçalayacak küçük ortak temsilcileri için;</span></p><p><span style="font-size:18px">Daha akşam olmadan “yalan söylüyorsun” diye çemkirecek propagandist medya mensupları için;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunlar, bizim tespitlerimiz değil, devletin resmi rakamları…</span></p><p><span style="font-size:18px">Hani şu genel müdürlerini, bölge müdürlerini sürekli değiştirdiklerikurum var ya;</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte onun verileri.</span></p><p><span style="font-size:18px">Devam edelim…</span></p><p><span style="font-size:18px">İki senelik enflasyon yüzde 30 olmuş.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gıda fiyatlarındaki artışsaortalama yüzde 35…</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kadar talep daralmasına rağmen, Türkiye kendi sınıfında,</span></p><p><span style="font-size:18px">dünyanınen yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri olmuş.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi;</span></p><p><span style="font-size:18px">Hal böyleyken,</span></p><p><span style="font-size:18px">Devletin resmi kurumlarının, resmi istatistikleri ortadayken,</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelmekte olan geliyorken,</span></p><p><span style="font-size:18px">Damat Bey ve kayınpederine önerim,</span></p><p><span style="font-size:18px">Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni ve onun getirdiği ekonomik çöküntüyü,</span></p><p><span style="font-size:18px">türlü yalanlar üreterek savunmayı artık bir zahmet bıraksınlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hiç hoş olmuyor, devleti yöneten insanlara hiç yakışmıyor…</span></p><p><span style="font-size:18px">Buradan Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum:</span></p><p><span style="font-size:18px">Dış kaynak sağlamadan, cari açığı azdırıp,</span></p><p><span style="font-size:18px">üstüne bir de yüksek enflasyon yaratırsanız,</span></p><p><span style="font-size:18px">sizi bu durumdan yeni atadığınız TÜİK Başkanı’nın,</span></p><p><span style="font-size:18px">düzenlenmiş rakamları bile kurtaramaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ekonomiyi damadının top havuzu haline getirip,</span></p><p><span style="font-size:18px">gönlünce oyun oynamasına müsaade etmeye devam edersen,</span></p><p><span style="font-size:18px">2020’nin geri kalanı da, 2021 de riske girecek, bilesin.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gitsin başkasının hazinesiyle oynasın, milletimizi rahat bıraksın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli milletvekilleri;</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz bunları söyleyince, üstelik de resmi rakamlarla söyleyince bizeçok kızıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama onlar kızsalar da, hakaret etseler de biz hakikati söylemeye devam edeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çünkü milletimize söz verdik, ve sözümüzden asla dönmeyeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelin şimdi hep beraber Sayın Erdoğan’ı biraz daha kızdıralım…</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın “2019 Genel Faaliyet Raporu”nda,</span></p><p><span style="font-size:18px">2019 bütçesinde hedefin neden tutmadığı bir bir anlatılıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani bir anlamda Cumhurbaşkanlığı’nın itirafnamesi de diyebiliriz…</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela deniyor ki;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Cari transferler için öngörülen 391 milyar 300 milyon lira ödenek,</span></p><p><span style="font-size:18px">eklemelerle 402 milyar 200 milyon liraya çıkarıldı.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Mesela deniyor ki;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Hazine yardımları ödeneği 130 buçuk milyar liraydı, ama 136 milyar liraya çıktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Görev zararları için 79 milyar 600 milyon lira ödenek öngörüldü,</span></p><p><span style="font-size:18px">ama zarar 91milyar 300 milyon lira oldu.”</span></p><p><span style="font-size:18px">İşe bakar mısınız, görev zararı 91 milyar 300 milyon lira…</span></p><p><span style="font-size:18px">Neredeyse tarımdaki ithalatımız kadar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hiçbir özel şirket, bu kadar görev zararı ettireni orada oturtmaz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Patronun damadı bile olsanız orada oturamazsınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama bu milletin devletinde maalesef oturtuyorlar…</span></p><p><span style="font-size:18px">Ve geldik en önemli noktaya…</span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanlığı’nın raporunda deniyor ki;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Karayolları Genel Müdürlüğü’nün, yap-işlet-devret projelerinin,</span></p><p><span style="font-size:18px">yani otoyol, köprü ve Avrasya Tüneli’nin,</span></p><p><span style="font-size:18px">garanti ve katkı ödemeleri de artışta etkili oldu.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Ve devam ediyor, buraya dikkat;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Böylece “kamu-özel sektör işbirliği” ile yürütülen projeler için verilen taahhüt, 2019 sonunda 17.2 milyar dolara ulaştı.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Rakam küçük gözüksün diye dolar cinsinden yazmışlar…</span></p><p><span style="font-size:18px">Peki bu rakamın Türkçesi ne?</span></p><p><span style="font-size:18px">Tam 116 milyar 450 milyon lira.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani pandemi dolayısıyla fakir fukaraya verilen 10 milyar liralık desteğin,</span></p><p><span style="font-size:18px">11 katından fazla.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani milyonlarca vatandaşımıza 10 milyarlira,</span></p><p><span style="font-size:18px">saray müteahhitlerine 116 milyar lira ödenmiş.</span></p><p><span style="font-size:18px">O para, milletimizin parası.</span></p><p><span style="font-size:18px">O hazine, milletimizin hazinesi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yazıktır, günahtır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne müteahhitmiş arkadaş.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne büyük dostlukmuş arkadaş…</span></p><p><span style="font-size:18px">O beş müteahhidinizi bir türlü doyuramadınız gitti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Eşi dostu zengin etmekten bir türlü bıkmadınız gitti.</span></p><p><span style="font-size:18px">İsrafa, şatafata bir türlü doyamadınız gitti…</span></p><p><span style="font-size:18px">Yazıklar olsun!</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bu iş bilmezliklerle, Türk ekonomisinin geldiği nokta ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bunu en iyi sizler yaşıyor, en iyi sizler biliyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakkalda, markette, manavda, ödenemeyen faturalarda yaşıyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışanlarımızın,memurlarımızın,durumu ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">Esnafımızın, işletmelerimizin, KOBİ’lerimizin durumu ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşsiz vatandaşlarımızın, gençlerimizin durumu ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emeklilerimizin,emekli olamayan EYTlilerimizindurumu ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">Besleyip büyüttüğü müteahhitlerin parasını eksizsiz ödeyen iktidarın,</span></p><p><span style="font-size:18px">en düşük memur emeklisine reva gördüğü 148 lira zam ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">En düşük işçi emeklisine yapılan 72 lira zam ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emeklilerimize günlük 2 buçuk lira, günlük beş lira zammı reva gören hükümet,</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de açlık sınırının 2431 lira,</span></p><p><span style="font-size:18px">yoksulluk sınırının da 7942 lira olduğunu bilmiyor mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">Milyonlarca vatandaşı yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayan bir ülkenin ekonomisi,</span></p><p><span style="font-size:18px">nasıl oluyor da uçan ekonomi oluyor?</span></p><p><span style="font-size:18px">Damat Bakan’a göre borsamız rekor kırıyor,</span></p><p><span style="font-size:18px">kayınpederine göre şahlanmamıza herkes tanık oluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sözüm ona dünya bize hayran, Avrupa bizi kıskanıyor…</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama nedense ne bu rekorlar, ne de bu şahlanma,</span></p><p><span style="font-size:18px">aziz milletimin tek bir ferdinin hanesine uğramıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz Milletim;</span></p><p><span style="font-size:18px">Biliyorsunuz, birkaç haftadan beri bu kürsüyü, sözün asıl sahibine, yani milletimizin kendisine bırakıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün söz emeklilerimizin ve kanayan yaramız olan EYT’li vatandaşlarımızın olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlk olarak emeklilerimizin dertlerini milletimizle paylaşmak üzere,</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm Emek-Der Genel Başkanı Sayın Satılmış Çalışkan Bey’i,</span></p><p><span style="font-size:18px">Milletin Kürsüsü’ne davet ediyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Buyurun Sayın Başkanım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Teşekkürler Sayın Başkanım.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkesine, milletine yıllarca hizmet etmiş insanlarımızın sorunları ve talepleri bunlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu konuda iktidara sayısız çözüm önerisi sunduk.</span></p><p><span style="font-size:18px">Emeklilerimiz sadece kendi hayatlarından değil,</span></p><p><span style="font-size:18px">evlatlarının hayatlarından da sorumlu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çocuk okutuyorlar, oğullarını-kızlarını evlendiriyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sırtlarındaki yük ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px">Milletten kopan bir iktidar, çevresindekilerin saltanatına bakıp,</span></p><p><span style="font-size:18px">her şeyi yolunda zannediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ne diyordu Fazıl Hüsnü Dağlarca;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Gardaş, senin dediklerin yok,</span></p><p><span style="font-size:18px">Halay çekilen toprak, bu toprak değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çık hele Anadolu’ya,</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayrı,</span></p><p><span style="font-size:18px">O kadar uzak değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kuvvetlisin, ama kuvvet hak değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakımsızlıkla göçüp gitmiş bir cihan,</span></p><p><span style="font-size:18px">Mevsimler soğumuş, sular azalmış,</span></p><p><span style="font-size:18px">Buğday, Selçukludan kalan başak değil.”</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan’a açık ve net bir çağrı yapıyorum;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir devleti yönetmek, gerçekleri görmeyi gerektirir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarih, kendini saraya kapatanların sebep olduğu felaketlerle doludur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşın kanayan yarasını saramazsan, oralarda oturmanın anlamı yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşını duymazsan, o makamlarda tek bir dakika geçirmeye bile hakkın yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşı gör, insanımızı duy artık.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sana o makamları bahşeden bu aziz milletin derdiyle dertlen artık.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz milletim;</span></p><p><span style="font-size:18px">Emeklilerimizin sesini dinledik.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi milletin kürsüsü, bir başka çileli kesimin olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Onlar emekli de olamıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Zamanları dolsa da, yaşı bekleyinceye kadar maaş alamıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışmaya kalksalar, onca genç dururken, çalışacak bir iş bulmakta zorlanıyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sözü ve kürsüyü;</span></p><p><span style="font-size:18px">Benim tarifimle, Emeklilikte Saraya Takılanlara,</span></p><p><span style="font-size:18px">Herkesin bildiği tarifiyle, Emeklilikte Yaşa Takılanlara bırakıyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Marmara EYTSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı,</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Gönül BORAN ÖZÜPAK aramızda.</span></p><p><span style="font-size:18px">Buyurun Gönül Başkanım, kürsü sizindir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Teşekkür ediyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın konuşan biz değiliz, konuşan milletin ta kendisi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu iş parti işi değil, bu iş insan işi, vatandaş işi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’yi yöneten, bu derde çözüm bulmak zorundadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu kadar basit.</span></p><p><span style="font-size:18px">Meclise girdiğimizden beri EYTli kardeşlerimiz için çok çalıştık.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öneriler sunduk:“Mecliste komisyon kuralım, üzerinde çalışalım.” dedik.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hep “hayır” cevabı aldık…</span></p><p><span style="font-size:18px">EYT’lileri namus meselesi ilan edenler, seçimden sonra yarı yolda bıraktı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti olarak biz bu konuda kararlıyız, bu sorun çözülene kadar durmayacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu sesi duy Sayın Erdoğan!</span></p><p><span style="font-size:18px">Millet size güvendi, oy verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şimdi derdine çare bekliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ama vatandaşı yük görmeye devam eder ve gereğini yapmazsanız,</span></p><p><span style="font-size:18px">Çok beklemeyecekler;</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz geleceğiz, biz yapacağız!</span></p><p><span style="font-size:18px">Bundan kimsenin endişesi olmasın…</span></p><p><span style="font-size:18px">Aziz Milletim;</span></p><p><span style="font-size:18px">Hep söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sorunumuz bu ucube sistemin ta kendisi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin kalkınmak için, zenginleşmek için imkanları var, kaynakları var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yeter ki doğru kullanılsın.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın;</span></p><p><span style="font-size:18px">Sayın Erdoğan ve ekibinin yanlışları, sadece bireysel hak ve özgürlüklerimizi kısıtlamakla kalmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’ye olan güveni de yerle bir etti,</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin kalkınmasını engelledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yatırımlar azaldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüketim azaldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşsizlik arttı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkenin kaynakları eridi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Menemen bile zengin yemeği oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu acı tablo ortadayken, onlar başka şeyleri konuşalım istiyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Suni gündemlerle uğraşalım istiyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ve millet bu suni gündemlerde boğulurken,</span></p><p><span style="font-size:18px">Onlar özel jetlerle seyahat etmeye, saraylarında sefa sürmeye devam ediyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Siz verginizi verirken, onlar saray zenginlerinin vergi borçlarını affediyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Siz geçim darlığında çile çekerken,</span></p><p><span style="font-size:18px">onlarsizin hakkınızı, rant simsarlarına dağıtmaya devam ediyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Siz fakirleşirken, onlar zengin oluyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Tek Akıl, Tek Medya, Tek Damat, Tek Adam”yönetim modelinin,</span></p><p><span style="font-size:18px">Yani, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin ülkemizi getirdiği nokta işte budur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yapılamaz denileni yapan yol arkadaşlarım;</span></p><p><span style="font-size:18px">Hazır olun!</span></p><p><span style="font-size:18px">İşinin ehliinsanlarımızla,</span></p><p><span style="font-size:18px">Önce millet, sadece millet diyen ufkumuzla,</span></p><p><span style="font-size:18px">Üretim odaklı, katma değer odaklı,</span></p><p><span style="font-size:18px">sürdürülebilir kalkınma vizyonumuzla,</span></p><p><span style="font-size:18px">İktidar olacağız ve şahlanma neymiş herkese göstereceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kendilerini bu devletin sahibi sanan sarayzadelere,</span></p><p><span style="font-size:18px">devletin asıl sahibi kimmiş göstereceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’le,</span></p><p><span style="font-size:18px">ülkeyi gerçek sahibine, yani milletimize geri vereceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye çaresiz değil.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin karşılaştığı tüm sorunlarını çözecek gücü de var, kaynağı da var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çıkış için yol bulamayanlar, yol açar, liyakat sahibi kadrolar gereğini yapar.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşte siz, iyi ve cesur insanlar;</span></p><p><span style="font-size:18px">sizler o kadrolarsınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün baskılara, bütün tehditlere rağmen, yola çıktınız ve dimdik yürüyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cesursunuz, İYİsiniz,</span></p><p><span style="font-size:18px">Koltukların değil, milletin derdindesiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yalanın, iftiranın değil, hakkın, hakikatin peşindesiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ve hepimiz biliyoruz ki;</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah haktan ve haklıdan yana olanların yanındadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah İYİlerinyanındadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ve İYİler mutlaka kazanır!</span></p><p><span style="font-size:18px">Gayret sizin,</span></p><p><span style="font-size:18px">Karar milletimizin,</span></p><p><span style="font-size:18px">Takdir Yüce Yaradan’ındır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Millet yolunda Allah yar ve yardımcımız olsun,</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah’a emanet olun.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Anadolu’da yabancı firmalar verimli toprakları kapatıyor”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-anadoluda-yabanci-firmalar-verimli-topraklari-kapatiyor-10621a6de6663-2207-4219-813b-d259d0cbfd372020-07-09T13:48:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Anadolu’da yabancı firmalar verimli toprakları kapatıyor”

Gürer: “Anadolu’da yabancı firmalar verimli toprakları kapatıyor”

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>VERİMLİ ARAZİLERİ YURTDIŞINDAN GELEN BÜYÜK FİRMALAR KAPATIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM Genel Kurulu’nda söz alan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de verimli tarım arazilerinin il dışından gelen firmalar ya da yurt dışından gelen yabancı firmalarca toplanıp alınmakta olduğuna dikkat çekti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİLER KENDİ TOPRAKLARINDA AMELE OLACAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu olumsuz tablonun, Niğde’de çiftçileri kendi topraklarında amele olmaya zorladığını anlatan CHP Milletvekili Gürer, “Yıllardır&nbsp;çiftçilerin ekip diktiği Millî Emlake ait hazine arazilerinin de ihaleye çıkarılması ve Niğdeli çiftçilerin dışında firmaların ihaleye girmesi ciddi tepki yaratmıştır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İKTİDAR, ÇİFTÇİLERE HAKSIZLIK YAPIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İhale kapsamında, Konaklı kasabası çiftçilerinin&nbsp;Niğde Defterdarlığı&nbsp;önünde toplanıp durumu protesto etmeleri üzerine ihalenin&nbsp;şimdilik iptal&nbsp;edildiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçilerin haklı talebi, yıllardır ektikleri hazine arazilerinin kendilerine kiralanmasıdır. Niğde'de çiftçilerin yaşadıkları sorunlara bu kere arazisiz bırakılma tehlikesi eklenmiştir. Çiftçi topraklarını hazineden kiralayarak ekmek üretmek için haklı olarak öncelik beklemektedir. Zor koşullarda&nbsp;ekmeklerinin peşinde olan Konaklı kasabası çiftçileri ve diğer bölge çiftçilerine iktidar haksızlık yapmaktan vazgeçmelidir” açıklamasında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TOPLULAŞTIRMADAKİ AKSAKLIK, KİRALIK ARAZİLERDE SORUNA YOL AÇTI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, hazine arazilerinin önceki dönemlerdeki kullanıcılarına yüzde 50 bedelle satılması&nbsp;uygulamasının, toplulaştırma çalışmalarından kaynaklanan aksaklıklar nedeniyle bazı bölgelerde ciddi sorunlara yol açtığını, çiftçilerin yıllardır kiralık olarak kullandıkları hazine arazilerinin, başkalarının üzerine&nbsp;tapulandırılmasının&nbsp;bu sorunları çok daha vahim bur noktaya taşıdığını da sözlerine ekledi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇİFTÇİLERİN PROTESTOSU, İHALEYİ İPTAL ETTİRDİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bilindiği gibi dün (7 Temmuz Salı) Niğde’nin Konaklı beldesinde, Milli Emlak Müdürlüğü’ne bağlı 16 bin dekar tarım arazisinin kiralama ihalesine, bu alanlarda yıllardır tarımsal üretim yapan çiftçiler yerine başka illerden gelen büyük firmaların katılmasına,&nbsp;Konaklılı&nbsp;üreticiler tepki göstermiş, Niğde Defterdarlığı önünde toplanan çiftçilerin tepkisi üzerine ihale iptal edilmişti.&nbsp;</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BİZ BİZE YETERİZ PARALARININ AKIBETİ İÇİN MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/biz-bize-yeteriz-paralarinin-akibeti-icin-meclis-arastirmasi-istedi-106203c03e7e0-f450-4d9c-a17a-88843e6e36b42020-07-09T13:45:00+03:00HABER MERKEZİ BİZ BİZE YETERİZ PARALARININ AKIBETİ İÇİN MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEDİ

BİZ BİZE YETERİZ PARALARININ AKIBETİ İÇİN MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEDİ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Alpay Antmen bu cevap sonrası bu defa da “Biz Bize Yeteriz Türkiye” bağış kampanyası paraları sorularını Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı olan Zehra Zümrüt Selçuk’a sormuş ve Selçuk’un,&nbsp; CHP’li Antmen’i yanıtladığı önergesinde “İnternet sitemizde var oradan bakın” yanıtını verdiği ortaya çıkmıştı. CHP’li Vekil, hem Aile Bakanlığının hem de Cumhurbaşkanlığı ve bağlı siteleri ayrıntılarıyla incelediklerini ancak Biz Bize Yeteriz bağış paralarının akıbetiyle ilgili bir bilgi bulunmadığını açıklamıştı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Konunun takibini bırakmayan CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen bu defa da Biz Bize Yeter bağış paralarının akıbetinin ne olduğunun bulunması için Meclis Başkanlığına araştırma önergesi verdi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Antmen önergesinde, koronavirüs salgını nedeniyle esnafın, işletmecilerin, emekçilerin, gündelik iş yapan yurttaşların, sanayicilerin, çiftçilerin, turizmcilerin başta olmak üzere vatandaşların tamamının maddi olarak çok büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığını belirterek “Almanya, Fransa, Kanada, İtalya ve bütün çağdaş ülkeler, pandemi nedeniyle vatandaşlarına çok büyük parasal yardımlarda bulunmuşlardır. ABD 2 trilyon dolar, Almanya 1 Trilyon Avro, Fransa 700 Milyar avrodan fazla, vatandaşlarına yardımda bulunmuştur. Koronavirüsle mücadele kapsamında vatandaşından para isteyerek bağış kampanyası yapan ülkeler ise Türkiye, Irak, Lübnan, Sri Lanka, Güney Afrika ve Senegal olmuştur” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Araştırma Önergesinde “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” sloganı ile başlatılan kampanya kapsamında, kampanyanın resmi web sitesinde yer alan 29 Haziran 2020 tarihli bilgilere göre; 2 milyar 103 milyon TL bağış toplandığını ifade eden CHP’li Vekil, kampanyaya Merkez Bankasının 100 Milyon, Ziraat Finansın 62 milyon 300 bin, Halk Bankasının 56 Milyon, Vakıflar Bankasının 50 Milyon, Turkcell’in 43 Milyon 775 bin, Eti Bakır’ın 24 Milyon lira bağışladığını ve 6.616.431 adet de bağış SMS’i atıldığını belirtti.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">SMS ile toplanan paranın şu ana kadar 66 Milyon lirayı aştığını söyleyen Antmen “Bu kampanya paralarının akıbetini öğrenmek amacıyla 5 Mayıs 2020’de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a önerge vererek ‘Biz Bize Yeteriz yardım kampanyasında toplanan paralar nereye ve kimler tarafından ne şekilde harcanmıştır? Toplanan paraların harcanması nasıl ve kimler tarafından denetlenmektedir? Bahsi geçen bağış miktarından elde edilen faiz miktarı ne kadardır? Bu faiz gelirleri ne şekilde kullanılmıştır? Bağış paraları hangi banka ya da bankalarda tutulmaktadır?’ sorularını yöneltmiştim. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay 5 Haziran 2020 tarihinde tarafıma yanıt göndermiş ve ‘Önergenizde bahsi geçen hususlar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görev ve yetki alanına girmektedir’ ifadelerini kullanmıştır. Ardından birebir aynı soruları hem soru önergesi hem de CİMER aracılığıyla; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a sordum. 26.06.2020 tarihinde Aile Bakanlığı CİMER aracılığıyla tarafıma gönderdiği yanıtta bağış paralarının akıbetinin internet sitelerinde olduğunu ifade etmiştir. Cumhurbaşkanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı sitelerinde yapılan incelemelerde paraların akıbetlerinin, nereye nasıl harcandığının, kimlere verildiğinin, faiz gelirlerinin durumu hakkında bir bilgi veya içeriğe rastlanmamıştır” ifadelerini kullandı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Alpay Antmen, Demokrasilerin hem halk iradesi hem de hesap verme rejimleri olduğunu söyleyerek “Bir ülkede vatandaşların Anayasaya, devlete ve toplumsal barışa inanması ve o devlete aidiyet duygusunun güçlenmesi iktidarların hesap verme tutumuyla doğru orantılıdır. Vatandaşların devlete olan güvenini kaybetmesi, iktidarların şeffaflıktan uzaklaşması sonucu oluşmaktadır. ‘Biz Bize Yeteriz’ bağış kampanyası kapmasında toplanan paranın akıbetinin bulunması, bu paranın kimlere ne şekillerde verildiğinin, nasıl harcandığının, kimler tarafından denetlendiğinin ve faiz gelirlerinin ortaya çıkartılarak paranın gerçek ihtiyaç sahiplerine gidip gitmediğinin bulunması ve kamuoyunun aydınlatılması amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması uygun olacaktır” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BARIŞ YARKADAŞ: 'Vicdanı olan bu fotoğrafa sessiz kalmaz']]>https://www.haberanaliz.net/haber/baris-yarkadas-vicdani-olan-bu-fotografa-sessiz-kalmaz-1061913e92a3a-4103-4a08-b229-cce5ff3c0d7f2020-07-09T13:39:00+03:00HABER MERKEZİ BARIŞ YARKADAŞ: 'Vicdanı olan bu fotoğrafa sessiz kalmaz'

BARIŞ YARKADAŞ: 'Vicdanı olan bu fotoğrafa sessiz kalmaz'

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Dün yapılan seçimlerle TBMM Başkanlığına bir kez daha seçilen AKP Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop'un ilk ziyaretçileri seçim bölgesi Tekirdağ'dan gelen misafirleri oldu.&nbsp;</span></p><h3><span style="font-size:18px">TOPLU HATIRA FOTOĞRAFI</span></h3><p><span style="font-size:18px">AKP Tekirdağ Milletvkili Mustafa Yel, ziyaretin ardından çektirilen toplu hatıra fotoğrafını, "Yeniden TBMM Başkanı seçilen Sayın Prof.Dr. Mustafa Şentop hocamızla Tekirdağ'dan gelen misafirlerimiz ile beraber hatıra fotografı çektirdik.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemize, Milletimize ve Tekirdağ'ımıza hayırlı olsun." notuyla paylaştı.</span></p><h3><span style="font-size:18px">YARKADAŞ'TAN ÇİFTE STANDARTA TEPKİ</span></h3><p><span style="font-size:18px">Gazeteci Barış Yarkadaş ise, AKP'nin 'çoklu baro' düzenlemesinin TBMM Adalet Komsiyonu'nda görüşüldüğü sırada komisyon toplantısına katılmak isteyen baro başkanlarını 'koronavirüs salgını' gerekçesi ile Meclis'e aldırmayan Mustafa Şentop'un, seçim bölgesinden gelen misafirlerini Meclis'te ağırlayarak toplu fotoğraf çektirmesine tepki gösterdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yarkadaş, "AKP milletvekilinin misafirleri, Tekirdağ'dan gelip elini kolunu sallayarak TBMM'de dolaşıyor. Avukatlar ise "Pandemi önlemi var" denilerek meclise sokulmuyor. Fotoğraf o kadar açık ve net ki; yoruma gerek bile kalmıyor!&nbsp;Baro başkanlarını "Pandemi var" diyerek TBMM'ye aldırtmayan Meclis Başkanı Mustafa Şentop da Tekirdağ'dan gelen seçmenleriyle hatıra fotoğrafı çektiriyor. Demek ki; korona sadece avukatlardan bulaşıyor. Vicdanı olan bir insan bu fotoğrafa sessiz kalmaz." diyerek uygulanan çifte standarta tepkisini dile getirdi.</span></p><h3><span style="font-size:18px">VEKİLLERİ ZİYARETÇİ KONUSUNDA UYARMIŞTI</span></h3><p><span style="font-size:18px">Şentop, TBMM adaylık başvurusunun ardından TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri devam eden baro düzenlemesine ilişkin soru üzerine, "Baro başkanlarının bir kısmı Meclisimizin Çankaya kapısı dışında bulunuyorlardı. Uzun süredir salgın dolayısıyla Meclis'e giriş yasağı uyguluyoruz. En son 1 Temmuz itibarıyla, 31 Temmuz'a kadar bu girişle ilgili kısıtlama uzatıldı. Dolayısıyla bu kararı tekrar okudum. Baro başkanları içinde veya bir başkaları içinde bir istisna söz konusu değil" demişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şentop, ayrıca milletvekillerini de Meclis'e izinsiz ziyaretçi almamaları konusunda uyarmıştı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ormanlar korunmadığı gibi betonlaşmasına da zemin hazırlanıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ormanlar-korunmadigi-gibi-betonlasmasina-da-zemin-hazirlaniyor-10618033f3393-ffe2-4c71-bf09-0bd1cbb2fb4b2020-07-09T13:36:00+03:00HABER MERKEZİ Ormanlar korunmadığı gibi betonlaşmasına da zemin hazırlanıyor

Ormanlar korunmadığı gibi betonlaşmasına da zemin hazırlanıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>ANAYASAYA AYKIRI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tasarıda&nbsp;“bozuk orman alanlarında orman bitkisi fidanlıkları kurulması, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği, orman alanlarından üretilen odun dışı ürünlerin mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis kurulmasına” izin verilebileceğinin öngörüldüğünü ifade eden &nbsp;CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer,&nbsp;bu düzenlemede kamu yararı olmadığı gibi Anayasa’ya da aykırı olduğunu belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">‘<strong>BOZUK ORMAN ALANI’ DEYİP, ORMANLARI BETONLAŞTIRACAKLAR</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Tasarının içeriğindeki bazı kavramların ucu açık, sorunlu ve her yöne çekilebilecek nitelikler taşıdığını ve bu nedenle de düzenlemenin hangi amaca hizmet ettiğinin net bir şekilde anlaşılamayacağını kaydeden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Örneğin ‘bozuk orman’ sorunlu ve algı yanılmasına neden olabilecek bir kavramdır. Bozuk orman alanı ifadesinde yer alan ormanlar, gerçekte doğal olarak bu halde olan ve biyolojik çeşitliliğin daha fazla olduğu alanlardır. Mantar ve tıbbı aromatik bitki yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi her ne kadar doğalsa da bunun ‘bozuk orman’ tabir edilen alanlarda yapılacak olması, bu alanların özelleştirileceği kuşkusunu doğurmaktadır. Aynı zamanda orman alanlarında betonlaşmanın da önü açılacaktır” dedi.&nbsp;</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>BU DÜZENLEME, EKOSİSTEMİ ALTÜST EDER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ömer FETHİ Gürer; ‘bozuk&nbsp;orman” denilerek orman içinde tıbbi aromatik bitki yetiştirilecek olmasının sakıncalarına da değindi. Bu şekilde&nbsp;ormanda doğal olarak yetişmeyen bitkilerin&nbsp;ekosisteme getirilmesi sonucunda bir çok hastalığın&nbsp;beraberinde&nbsp;getirilmesine neden olunabileceğini ifade eden Gürer, ekosisteme yabancı türlerin getirilmesinin ekolojik açıdan sakıncalı bir durum olduğuna dikkat çekti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Teklife göre bundan sonra özel ormanların da kurulamayacağını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, değişikliğin yasalaşmasının ardından orman dışında bulunan sahipli arazilerin, ekim ve dikimle oluşturulacak ormanların orman statüsüne alınmayacağını belirtti. Bu durumun da hem hukuk hem de ekolojik olarak ciddi sorunlar doğurabileceğine işaret eden Gürer, öncelikle geçmişte özel orman alanlarının durumunun netleştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖZEL ORMAN ALANLARINDA YAŞANABİLECEK SORUNLAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizde 18 bin ha özel orman alanının bulunduğunu, tasarının yasalaşmasının Anayasa’nın ‘orman alanları daraltılamaz’ hükmüne de aykırılık teşkil ettiğini söyledi.&nbsp;Tasarının yasalaşması halinde özel orman sahiplerinin dava açma haklarının olacağını kaydeden &nbsp;Ömer FETHİ Gürer, en azından geçmişteki özel orman alanlarının, hazırlanacak olan yeni yasanın dışında tutulması gerektiğini belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ORMANLAR BOZKIRA DÖNÜŞECEK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tasarıda orman sayılmama halinin genişletildiğine dikkat çeken Gürer “Tasarı bu haliyle geçerse&nbsp;Orman ağacı sayılan bitki türleri dahil, sahipli arazilerdeki doğal ormanlar ve sonradan yapılan ağaçlandırmalar “orman” sayılmayacak, üstelik alan büyüklüğüne de bakılmayacaktır” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Özel ormanlarının&nbsp;özel orman statüsünden çıkarılmasıyla ormanların, sahipleri tarafından kolaylıkla kesilip&nbsp;satılmasının önünün açılacağını belirten Gürer, “Bu ormanlar yok olacak,&nbsp;yerine çıplak bir bozkıra dönüşen yerler halini alacak. Ülkemiz bu ormanların sağladığı çok yarardan mahrum kalacak. Bu yerler üzerinde inşaatlar yapılarak birer beton yığınına dönüşecektir” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖZEL ORMAN SAHİPLERİNE DEVLET YARDIMI YAPILMALI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Özel orman alanlarıyla ilgili oluşabilecek sorunun, bu alanlar için devletin bazı ayrıcalıklar sağlayarak çözülebileceğine vurgu yapan CHP Milletvekili Gürer,&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu ormanların ürettiği karbon hizmeti sadece orman sahiplerine değil tüm topluma yapılan bir hizmettir. Bu hizmet fiyatlandırılarak orman sahiplerine ödeme yapılması gerekir. Karbon salınımı yapan işletmelerden vergi alınıp özel orman sahiplerine verilebilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu özel ormanların Amenajman planları ve yol şebeke planları devlet tarafından ücretsiz yapıştırılabilir. Kooperatifler kurularak üretilen odun hammaddesinin gerçek değerinde değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Ülkemizde Orman ürünleri işleyen sektörün&nbsp; şu anda şiddetle orman hammaddesine ihtiyacı bulunmaktadır. Mesul müdür çalıştırılması vs. gibi işletme konusunda zorlandıkları bazı uygulamalar esnekleştirilebilir” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ORMAN ALANINA TESİS KURULMAMALI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tasarıda yer alan ve&nbsp;odundışı&nbsp;ürünleri işleyen tesislerin orman içinde kurulmasının getirebileceği olumsuzluklara da değindi. Gürer,&nbsp;Bu tesisler&nbsp;kolaylıkla başka alanlarda kurulabilir.&nbsp;Kamu yararı” ve “zorunluluk” olmayan bir tesisi orman içinde&nbsp;kurmanın, orman alanının daraltılması, ormanın ekosistemini de sorunlu kılacağı gerçektir.&nbsp;“Bozuk Orman” denilerek orman içinde tıbbi&nbsp;aromatik&nbsp;bitki yetiştirilmesi ile o ormanda doğal olarak yetişmeyen bitkileri ekosisteme getirilmesi sonucunda bir çok hastalığın gelmesinin yolu açılacaktır.&nbsp;Ekosisteme yabancı türlerin getirilmesi&nbsp;ekolojik&nbsp;olarak da sakıncalıdır. Odundışı&nbsp;&nbsp;ürünleri&nbsp;işleyen tesislerin orman içinde kurulması son derece yanlıştır. Bu tesisler kolaylıkla başka alanlarda kurulabilir. “Kamu yararı” ve “zorunluluk” olmayan bir tesisi orman içinde kurmak demek, orman alanının daraltılması, ormanın bir ekosistem olduğunu dikkate almamak anlamına gelir.” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, bu durumun&nbsp;Türkiye’nin de katıldığı Avrupa Orman Bakanları Konferansında alınan kararlara aykırı olduğunu da sözlerine ekledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AKP 2004 GÖRE AĞIZ DEĞİŞTİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer&nbsp;6831 Sayılı Kanun 18 Maddesine eklenen “bozuk ormanlarda orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve&nbsp;tıbbi &nbsp;aromatik&nbsp;bitki yetiştiriciliğine, odundışı&nbsp;ürünlerin&nbsp;mamul ve yarı mamul işleme amacıyla tesis kurulması” izin verilmesine olanak sağlanması AKP’nin 2004 yılında söylediği ile çelişiyor. AKP iktidarı 2004 yılında; 116 Orman fidanlığından 39 tanesini kapatma ve satma kararı almıştı. Gerekçe olarak ise özel fidanlıkların ihtiyacı karşılayacak kapasitede olduğunu, devletin fidan üretmesine gerek olmadığını söylenmişti. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği konuyu yargıya taşıdı ve bu karar iptal ettirdi.&nbsp;Yargı sürecinde 5 fidanlık satıldı( bir tanesi&nbsp;Söğütözü&nbsp;Fidanlığı) Konya fidanlığı ise Yargı kararından sonra satıldı.&nbsp;Diğer 33 tanesi ise günümüzde işlevsiz. OGM fidanlıklara ve fidan üretimine önem verseydi büyük emek veriler oluşturulmuş Kızılcahamam Fidanlığına sahip çıkar, &nbsp;imara açılmasına olanak sağlamazdı.&nbsp;Günümüzde orman bitkisi fidanı üretimi yetersiz ise AKP 2004 yılında yalan söylemiş olduğu da bu yeni düzenlemeyle açığa çıkmış oldu” diye konuştu.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p><p>&nbsp;</p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MUHTARLARIN YETKİ ALANINI GENİŞLETECEK KANUN TEKLİFİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/muhtarlarin-yetki-alanini-genisletecek-kanun-teklifi-10617018b3d9b-7758-434b-9146-9c00eba226f82020-07-09T13:30:00+03:00HABER MERKEZİ MUHTARLARIN YETKİ ALANINI GENİŞLETECEK KANUN TEKLİFİ

MUHTARLARIN YETKİ ALANINI GENİŞLETECEK KANUN TEKLİFİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin,&nbsp;şehir ve kasabalarda görev yapan muhtarların özlük haklarından, belge düzenleme yetkisine, mahallelerdeki kamu binalarının onarımından tefriş ve aydınlatma giderlerinin karşılanmasına kadar bir çok yetkiye sahip olması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) kanun teklifi sundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşların işlerinin kolaylaşması için muhtarların nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi ve nakil belgesi düzenleme yetkisi alması gerektiğini, mahalle ve kasabalardaki muhtarlara görevli olduğu yerde toplanan emlak ve çevre temizlik vergisi hasılatının binde beşi oranında pay ayrılması, aynı yerde bulunan kamu binalarının küçük onarım, tefriş ve aydınlatma giderlerinin, köy içi yolların yapılması, sosyal faaliyetler, yoksul ve dar gelirli ailelere maddi yardım amacıyla yapacağı harcamaların bu ödenekten karşılanması için yasa değişikliği isteyen Dr. Şevkin, mahalle veya köylerin mahalli ve müşterek nitelikteki işlerinde muhtarlara da söz hakkı verilmesi gerektiğini vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“TÜRKİYE, SEÇİMLE MUHTARLA SAYESİNDE TANIŞTI”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Kanunda” değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifinin&nbsp;gerekçelerini açıklayan Dr. Şevkin,&nbsp;Türkiye Cumhuriyeti’nin seçimle ilk kez muhtarlar sayesinde tanıştığını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Demokrasiye yönelik ilk adımın muhtarlar sayesinde atıldığını, muhtarlık müessesesinin, demokrasinin temel unsurlarının başında, muhtar kelimesinin de ‘seçilmiş’ anlamına geldiğini ifade eden Dr. Şevkin, kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Muhtarlar yıllar boyunca çeşitli devlet kuruluşlarıyla vatandaşlar arasında bağlantıyı sağlayan kişiler olarak hizmet etmiştir. Özellikle ikametgâh senedi ve nüfus cüzdan örneği gibi resmi evrakların alınmasında muhtarların devrede olduğu unutulmamalıdır. E-devlet uygulamasıyla birlikte muhtarların evrak yetkisi büyük ölçüde yok olmuş, özellikle Bütünşehir Yasası’yla köylerin mahalleye dönüşmesi, normal mahalle muhtarlarına kıyasla daha fazla yetkisi bulunan köy muhtarlarının yetkilerini de tırpanlamıştır.&nbsp;Mahallelerin sorunlarını en iyi bilen, çözüm yolları ile ilgili somut düşüncelere sahip muhtarlarımızın öncelikle yerel yönetimler ve merkezi idare ile arasındaki mesafenin açılması mahalle halkının aleyhine bir durum teşkil etmektedir. Muhtarlarımız ne yazık ki son dönemlerde adeta tebligat memurları gibi çalıştırılmaya başlamıştır. Vatandaşa mesai kavramı olmadan hizmet eden muhtarlarımıza son yıllardaki ekonomik kriz nedeniyle her gün belki de binlerce icra tebligatı, trafik cezası, duruşma veya mahkeme evrakları yönlendirilmektedir. Muhtarlarımızın vatandaşlarımızla daha sıkı diyalog kurması, mahalle halkıyla sık sık bir araya gelmesinin önü açılmalıdır. Muhtarlar evraklar arasına sıkıştırılmamalıdır. Söz konusu evraklar nedeniyle muhtarla vatandaş karşı karşıya bırakılmamalıdır. Muhtarlarımıza asli görevi dışında başka işler yüklenmemelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“MUHTARLARIN HİZMET ALANI GENİŞLESİN”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kanun teklifim, belediye ve il genel meclislerinde mahallelerle ilgili karar alınırken muhtarların görüşünün alınması, muhtarların tüm giderlerinin karşılanması, muhtarlara bağlı bulundukları belediyelerin emlak ve çöp vergilerinden bulundukları mahallelerden toplanan vergilerden belirli oranlarda pay verilmesi, bu payın mahalle halkının eğitim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetleri ile mahallede bulunan başta muhtarlık binası olmak üzere kamu binalarının küçük onarım ve tefriş, aydınlatma giderlerinin karşılanmasının yanı sıra muhtarların yoksul ve dar gelirli ailelere maddi yardım yapabilmesine ve bu olanağı kaymakamla eşgüdüm halinde kullanmasına olanak sağlayacak, mahallenin güvenliği adına muhtarların yerleşim yeri ve diğer adres belgesi (adres nakil) düzenleme hakkına sahip olması ve nüfus kayıt örneğini de gerçekleştirebilmesini sağlayacak düzenlemeyi amaçlamaktadır.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in kanun teklifi şöyle:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“ŞEHİR VE KASABALARDA MAHALLE MUHTAR VE İHTİYAR HEYETLERİ TEŞKİLİNE DAİR KANUNDADEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDAKANUN TEKLİFİ</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE1-&nbsp;</strong>10/4/1944 tarihli ve 4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine “ilmuhaber vermek;” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiş ve fıkranın (16) numaralı bendinde yer alan “ve ikametgah senedi tasdik” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">“G) Nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi ve nakil belgesi düzenlemek;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 2-&nbsp;</strong>4541 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Muhtarlığın mutat işlerinin yürütülmesi için gerekli giderler birinci fıkrada belirtilen harçlardan; kamu binalarının küçük onarım, tefriş ve aydınlatma giderlerinin karşılanması, köy içi yolların yapılması, sosyal faaliyetler, yoksul ve dar gelirli ailelere maddi yardım amacıyla yapacağı harcamalar ise, muhtarlığın görevli olduğu yerde toplanan ve muhtarlığa tahsis edilecek emlak ve çevre temizlik vergisi hasılatının binde beşi oranındaki ödenekten karşılanır. Muhtarlıkların, mutat işleri dışındaki faaliyetlerini bağlı oldukları kaymakamlıklar ile eşgüdüm içinde yürütmeleri esastır.&nbsp;Vergi gelirleri üzerinden muhtarlığa tahsis edilecek ödenek ile ilgili usul ve esaslar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca birlikte hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 3-&nbsp;</strong>4541 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">“EK MADDE 1- Belediye, büyükşehir belediye ve il genel meclislerinde görüşülen ve mahalle veya köylerin mahalli ve müşterek nitelikteki işlerini ilgilendiren konularda ilgili mahalle veya köy muhtarının görüşünün alınması zorunludur.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 4-</strong>&nbsp;Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADDE 5-</strong>&nbsp;Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.”</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu ÖFG TV’de Gündemi Değerlendirdi.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tbmm-insan-haklarini-inceleme-komisyonu-uyesi-omer-faruk-gergerlioglu-ofg-tvde-gundemi-degerlendirdi-1061658de98ab-ab07-4d6a-97b5-b893d8ea119f2020-07-09T13:24:00+03:00HABER MERKEZİ TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu ÖFG TV’de Gündemi Değerlendirdi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu ÖFG TV’de Gündemi Değerlendirdi.

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>İktidarın baskısının artması sıkıştığının göstergesi. Ülkeyi yönetememenin sonucu olarak getirdiği kanun değişiklikleri ile hem ekonomi gündemini değiştirmeye çalışıyor hem de ben hala buradayım mesajı veriyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Malum iktidar sıkışmış durumda ve ne yapacağını bilemez bir halde. Habire birtakım yasalar çıkararak, düşüşünü engellemeye çalışıyor. Güvenlik soruşturması yasası, barolar ile ilgili yasa yine bekçiler yasası ve sosyal medya yasaları. Kimisini görüştük, kimisini komisyonlar da görüştük. Kimisini genel kurulda görüştük. Kimisini görüşeceğiz ama bütün bunların hepsinin anlamı şu: İktidar ne yapacağını bilemez bir halde. Hukuktan uzaklaştıkça bir polis devleti olma hevesi içinde ve bunun için her şeyi daha fazla denetim altına almaya çalışıyor. Her tarafa baskılar getirmeye çalışıyor. Kendisine göre düzenlemeler getirmeye çalışıyor ama bunlar hep baskıcı faşizan anlayışlar oluyor maalesef. Evet geçtiğimiz haftalarda bekçi yasası konusunda biz önemli bir direniş sergilemiştik ancak bu yasayı geçirmişlerdi. Arşiv ve güvenlik soruşturması yasası komisyonda kabul edildi. Genel kurulda önümüzdeki günlerde görüşülmesi bekleniyor ama genel kurulda 20 Temmuz’da kapatılacak bugün aldığımız habere göre böyle bir durum var acaba yetişir mi? Biz tabi ki yetişmesin isteriz güvenlik soruşturması yasasının genel kurul görüşmeleri. iktidarın bu dönem içinde planladığı bir olay ama umarız ki en azından daha gecikmeli bir şekilde gelir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Çoklu barolar oluşturarak kendisine yandaş barolar oluşturmaya çalışan bir anlayış var!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine baro yasa görüşmeleri komisyonda kabul edildi ve genel kurulda bugün görüşülmeye başlanacak. Baro yasası tamamen iktidarın kendisine her zaman hukuksuz uygulamaları dolayısıyla karşı çıktığı baroları ekarte etme, diskalifiye etme girişimlerinden birisi maalesef. Çoklu barolar oluşturarak kendisine yandaş barolar oluşturmaya çalışan bir anlayış var ve bunun çok üye sayısı olan büyükşehirlerde yapıyor, iktidar bu uygulamaya neden şimdi başladı? Bu kadar ülkede yağma sorunu varken neden başvurdu? Bunun nedeni: Kendisine muhalefet eden güçleri etkisizleştirme isteği, biz baro komisyon görüşmelerinde vardık, her gün oradaydık. Kocaeli Milletvekili olarak, bir Türkiye milletvekili olarak her gün orada halkımızı temsil etmeye çalıştık.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ak Partili hukukçuların da içine sinmiyor ama emir Saray’dan gelince elden bir şey gelmiyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Maalesef millet meclisinde hazırlanmış yasalar olmuyor. Saray’da hazırlanıp daha sonra Saray’da ki AK Partili yetkililere sunulan ve bunu el kaldırıp indirme şeklinde onaylayarak geçireceksiniz denilen yasalar oluyor. Hiç kimsenin de içine sindiğine inanmıyorum. Ak Partili hukukçuların da içine sindiğine inanmıyorum ama onlar komisyona geldiler ve el kaldırıp indirerek bu yasa maddelerini kabul ettirdiler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Baro yasası görüşmelerinde hukuksuzlukları ve bu hukuksuzlukların son kurbanı Prof. Haluk Savaş’ı anlattım!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Biz ne yaptık? 3 konuşma yaptım komisyonda ve baro yasa teklifi görüşülürken aslında yargının çok önemli sorunları ile uğraşılması gerektiğini söyledim. Yargı ile ilgili birçok örnek verdim. Sizin sesiniz olmaya çalıştım ve bunu iletişim kanalları ile de size duyurmaya çalıştık. Youtube, Scope, Twitter gibi kanallarla bunu size duyurmaya çalıştık. Etkili ve önemli konuşmalar yaptığıma inanıyorum, oldukça da yüksek sayıda izlendi. Bir taraftan mağdur insanların cezaevlerindeki hallerini, yargıdaki hallerini anlattım. Öbür taraftan Haluk Savaş’a yönelik zulümleri anlattım, milyonlarca kişiyi kendisiyle Haluk Savaş’ı anlattım ve aslında onun hikayesi milyonlarca kişinin hikayesiydi işin doğrusu, Türkiye’de görülmek istenmeyen büyük bir zulmün, büyük bir soykırımın kral çıplak dediğimiz suretiyle gösterilmesini sağlamaya çalıştık. İnsanlarımız çok mağdur durumda ve tüm bu mağduriyetleri, kim olursa olsun her kesimden insanın mağduriyetini orada gündem etmeye çalıştık. Kimi gün kadına yönelik şiddet ile ilgili yargı kararlarındaki inanılmaz garabetleri anlattık, kimi gün çocuğu engelli bir anneye uygulanan inanılmaz yargı acımasızlıklarını anlattık, kimi zaman Ak Parti’nin dini nasıl istismar aracı olarak kullandığını anlattık ve Ak Partili vekiller bu sözlerimize tek bir cevap bile veremedi değerli arkadaşlar. Biz sonuna kadar konuşmaya da devam edeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İktidar bataklıkta batıyor batmamak için çırpınıyor çırpındıkça daha çok batıyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar bu çırpınışı bataklıkta çırpınan bir insana benziyor. Battıkça çırpınıyor, çırpındıkça batıyor ve onun derinlere doğru inişini kimse engelleyemiyor. Kendisi de engelleyemiyor. Türkiye’ye büyük bir zarar veriyor, bu bizim kabul edebileceğimiz bir durum değil.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Büyükada Davasında İnsan Hakları Aktivistlerine ceza verebilmek için İngiliz ve Alman istihbaratı, PKK, FETÖ, DHKP-C saçma sapan her iddiayı kattılar karıştırdılar!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İnanılmaz yargı kararları ile dolu bir hafta yaşadık yine. Neydi? Uzun yıllardır bildiğimiz bir garabet dava, Büyükada Davası düşünün bir insan hakları toplantısında oturuyoruz, otelde kapınız bile açık, havuzlu bir otel gayet rahatsınız aniden kapıdan içeri polisler geliyor, herkes ayağa kalsın eller yukarı gibi sözler neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz ve gözaltına alınıp tutuklanıyorsunuz. Gazetelerde inanılmaz kurgu haberler, anaakım medyada iktidarın yönetimindeki medyada, bakıyorsunuz işte İngiliz İstihbaratının toplantısı diyor birisi, bir başka gazete hayır Alman İstihbaratı diyor, öbürü hayır bu burada PKK, FETÖ, ve DHKP-C toplantısı yapılıyormuş diyor, her türlü saçma sapan iddia ortaya atılıyor, mahkeme başlıyor bu tür iddialar ile yargılanıyor. Casusluk, işte PKK, FETÖ, DHKP-C üyeliği gibi saçma sapan bir şekilde dava yürüyor. Bu insanlar hem casusluk yaptığı hem de işte bir örgüte üye olduğu yönünde yargılanan var, inanılmaz iddialarla yargılanıyorlar ve sonunda FETÖ üyeliği gerekçe gösterilerek insanlara ceza veriliyor. Bunlar kabul edilecek şeyler değil, hiçbir vicdanın kabul edeceği şeyler değil. Somut olmayan, çürük delillerle alınmış bir karar bu arkadaşlarımızı biz yıllardır tanıyoruz, insan hakları alanında hep birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız ve şuanda bir kumpasın mağduru, kurbanı oldular ve çok kişi onların mağduriyetini de görmek istemiyor ama büyük bir mağduriyet yaşıyorlar bu karar kabul edilecek bir karar değil umarım istinaf ve Yargıtay’dan döner, Büyükada davasının sanıkları insan hakları savunucularıdır bunu böyle bir takım siyasi kaygılarla farklı örgüt üyeliği gibi lanse etmeye çalışmak çocukça bir davranıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Van’da yine masum göçmenlerin ölümüne şahit olduk. Ölü sayısı daha da artabilir. Dünya’da adil ve eşit politikaların uygulanması ve göçmen trajedisinin son bulması gerekiyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar biz bu baro yasası büyük ada davası ile görüşürken, uğraşırken maalesef ülkenin doğusundan bir haber geldi Van Gölü’nde bir mülteci teknesi batmıştı ve sayısı bile belli değil şu anda, bir sürü insan ölmüştü,7-8 ölü olduğu söyleniyor ama gölün dibine batan ve çıkarılamayan insanlar olma hasebiyle ölü sayısının çok daha fazla olduğundan korkuluyor. Maalesef büyük ülkelerin küçük ülkeleri sömürmesi bitmedikçe ve oralara demokrasi gelmedikçe bu göçmen trajedileri bitmeyecek çünkü 3. Dünya ülkelerinden batıya doğru bir adım var ve maalesef bu 3. Dünya ülkelerinde fakirlik, demokrasi yokluğu, hukukun üstünlüğünün tamamen ortadan kalkması gibi nedenlerle halk çok büyük bir tedirginlik yaşıyor ve ne yapacağını bilemez bir halde bundan dolayı batıya kaçmaya çalışıyorlar ve bu arada da maalesef işte ya denizlerde ölüyorlar ya dağlarda donarak ölüyorlar çok büyük insani trajediler yaşanıyor. Suyun kıyısına vuran cesetler, bebek cesetleri, kadın cesetleri, masum, mağdur insanların cesetleri gerçekten çok üzücü tablolar oluşturuyor biz bu konuda hem Türkiye’de hem Dünya’da adil ve eşit politikaların uygulanması ve göçmen trajedisinin bitmesi gerektiğini söylüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Fatma Eraslan 13 yaşında öldürüldü onu öldürenler ceza almasın diye çocuk demeden terörist dendi! Ne yazık ki bu Kürt Coğrafyasında çocukların kaderi oluyor! Kabul edemeyiz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Fatma Elarslan Şırnak İdil’de öldürülen bir çocuk, öldürüldüğünde 13 yaşında bir çocuktu. İdil’de ki olaylar sırasında ailesi onu bulamıyor arıyor en sonunda morgda cesedini buluyor ve bu çocuk kim tarafından öldürüldüğü bilinmeden hemen örgüt üyeliği suçuyla suçlanıyor ve neden öldüğü ile ilgili tespit edilemeyen bu çocuk örgüt üyesi olarak lanse ediliyor ve bu ölüm kapatılıyor. Kabul edilecek bir durum değil bu. Uğur Kaymaz biliyorsunuz 13 yaşında babasının yanında onlarca mermi ile vurulup paramparça edilen bir çocuktu, yine Fatma Elarslan’da maalesef böyle bir kaderin kurbanı oldu. Kürt coğrafyasında maalesef çocuklar bu acı kaderi hep yaşıyorlar, yaşamaya devam ediyorlar ve inanılmaz bir şekilde bunlar toplumun önemli bir kesimi tarafından görmezden geliniyor ve kabul edilecek bir şey değil. Bu çocuk masum bir çocuk besbelli ki olaylar esnasında ortada kalmış, hani boyundan büyük silahlar kullandığı iddia ediliyor bir kız çocuğu, küçücük bir çocuk ve maalesef bu çocuk kim vurduya gitmiş ve kimin vurduğu tespit edilmedikten sonra da terör örgütü üyesi lanse edilmiş durumda, kabul edilecek bir davranış değil bu tabi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mardin Kızıltepe, Derik’te DEDAŞ 21.yy da elektrikleri kesiyor bütün canlılar perişan durumda!</strong>&nbsp;<strong>Enerji Bakanlığı’nı da bu konuyu çözmeye davet ediyoruz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar yine geçen gün basın toplantımda da gündem etmiştim; Mardin’de önemli sıkıntılar yaşanıyor. Mardin Kızıltepe, Derik’te önemli elektrik kesilmeleri, DEDAŞ tarafından ve bunun sonucunda su kesilmeleri oluyor, bu da vatandaşların büyük mağduriyetlerine neden oluyor. Bunu sürekli gündeme getirme durumundayız çünkü vatandaşlar çok büyük mağduriyet yaşıyor bize videolarını gönderiyorlar, haberlerini gönderiyorlar, çürümüş, yanmış bitkileri gösteriyorlar, sebzeleri gösteriyorlar, susuzluktan çatlamış hayvanları gönderiyorlar bu 21.Y.Y.’da kabul edilecek bir hadise değil zaten çok sıcak bir de bu tür sorunların yaşanması kabul edilecek bir durum değil, Enerji Bakanlığı’nı da bu konuyu çözmeye davet ediyoruz, bir çözümsüzlük içinde DEDAŞ konusu Enerji Bakanlığı’nın bu konuyu bir an evvel çözmesi gerekiyor biz de buradan kendilerine çağrı yapıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak bizim kendisine sorduğumuz çok çok önemli sorulara cevap verme yerine link göndermiş! Maalesef iktidarın soykırım uygulamalarına imza attığını söyleyen bir cevap bu!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar bugün biz önemli bir cevap aldık: Sayın Berat Albayrak Maliye Bakanı. Sayın Albayrak bizim kendisine sorduğumuz çok çok önemli sorulara maalesef doğru dürüst bir cevap verme yerine link göndererek cevap vermiş. Gayet ciddiyetsiz bir cevap bu. Üstten bakan bir tavırlı bir cevap bunlar kabul edilecek şeyler değil çünkü biz kendilerine çok önemli bir soykırım muamelesi olan hallerle ilgili sorular sormuştuk. Ne sormuştuk? Bakın KHK’lıların bankalar ile ilgili mağduriyetlerini sormuştuk, çeşitli bankalarda hesap açmaları, Vakıfbank’da yaşandı, yasaklı bir takım şahısların olması, Mesela Murat Turan isimli bir kişinin Vakıflar Bankası’nın yasaklı kişilerde yer altında olduğunu ve kredi kartı verilmediği konusunu sormuştuk; başka bazı bankaların Garanti Bankası’nın ve diğer bazı bankaların KHK’lılara hesap açmamasını sormuştuk, paralarını bloke etmesini sormuştuk, Doğa Sigorta’nın KHK’lıların borcunun ödenmesi noktasında yaptığı muameleyi sormuştuk, bir çok bankada işte hesap açmamak, kredi kartı vermeme, kredi vermeme önündeki muameleleri sormuştuk belli ki bankalar bir yerlerden emir almışlar ve gayet rahat bir şekilde bazıları vatandaşlara ki bunlar hep KHK’lı vatandaşlar, böyle 3. Sınıf vatandaş muamelesi yapıyor yani tamamen soykırım belgesi verecek bir şekilde tüm vatandaşların alabildiği bir hizmeti bazı vatandaşlara vermeme yönünde bir şey sergiliyordu ve Berat Albayrak bunda bize cevap verdi ve dedi ki: “Mevzuata uygun bir şekilde yapılmaktadır.” Diye bir cevap verdi. Yani bu konuda işte yaptığımız doğrudur, falanca konuya&nbsp;<a href="http://mevzuat.gov.tr/" target="_blank">mevzuat.gov.tr</a>’de mevzuat hükümleri uyarınca işlem tesis edilmektedir diye bir cevap verdi. Biz bu mevzuatın Anayasa’ya aykırı olduğunu söylüyoruz, hukuka aykırı olduğunu söylüyoruz ama bu cevabın önemi nedir? Bu yapılan soykırım uygulamasının Bakan tarafından kabul etmesidir ve bu çok önemlidir. Biz bunu çok önemsiyoruz, bakın ben KHK’lılara da şunu söylüyorum, bir bankaya gidip oraya mağdur edildiğinizde bize başvuruyorsunuz ama biz bunları araştırıp, işin peşine düşüp, cevapları aldığımız zaman çok ilgilenmeyebiliyorsunuz. Bu neden böyle oluyor? Bu kabul edilecek bir durum değil. Ben bankayla işimi halledeyim ondan sonra bu konuyu unutayım diyemezsiniz. Yani veyahut da yurtdışından birisi bana para göndermiş ben KHK’lı olduğum için bu parayı çekemiyorum peki başka birisinin adına yollasın da bu sorun böyle hallolsun bende bu konuyu kapatayım diyemezsiniz bu kabul edilecek bir davranış değildir biz bunları hep Bakan’a sorduk ve bu soykırım uygulamalarını anlattılar bize ve bizde sizlere bunları yansıtıyoruz, kabul edilecek davranışlar olmadığını söylüyoruz çok önemli bir bilgi söylüyorum. 21. Y.Y.’da maalesef iktidarın soykırım uygulamalarına imza attığını söyleyen bir cevap bu ister ben mağdur olduğum zaman gelin yardımıma koşun demeyin arkadaşlar hepimizin mağduriyetini hepimiz birlikte değerlendirelim ve böyle bir koşturma içinde olalım. Yani sizin başınıza gelmese de bir bankada bir kişinin mağdur olması kabul edilecek bir davranış değil siz bu konuyu atlatsanız da kesinlikle unutmamalısınız ve bu uygulamaları tarihe kaydetmelisiniz ve mahkûm etmelisiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>337 gün oldu Yusuf Bilge Tunç hala kayıp. İnanılmaz bir şey. Yusuf Bilge Tunç nerede diyoruz? İnanılmaz bir pişkinlik ile Yusuf Bilge Tunç nerede sorularımız İçişleri Bakanlığı cevaplanmıyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar bugün de yine kayıplar konusunu anlatacağım size; 336 gün oldu Yusuf Bilge Tunç kayıp. İnanılmaz bir şey. 1 yılı doldurmak üzere 11 ayı doldurdu, Yusuf Bilge Tunç nerede diyoruz? İnanılmaz bir pişkinlik ile Yusuf Bilge Tunç nerede sorularımız cevaplanmıyor. Bu kişi öldü mü? Kaldı mı? Nerede bu kişi? Önceden kaçırılıp ortaya çıkan insanlardan sonra Yusuf Bilge Tunç niye ortaya çıkmıyor? Sorusunu tekrar soruyorum. Burada bir hukuk devleti varsa, burada bir devlet varsa, burada bir İçişleri Bakanlığı varsa Yusuf Bilge Tunç’un ortaya çıkması lazım. Böyle inanılmaz hadiseler olamaz. Toplumun çoğu bunu görmüyor da olabilir ama bizim için çok önemli bir konu çünkü bir insan 11 ay boyunca ortadan kaldırılmışsa, muhtemelen işkenceler ediliyorsa ve bir gün ortaya çıkacaksa bu bizim için çok çok önemli bir konudur. Ben bu konuda hem topluma hem siyasi partilere herkese de sitem ediyorum çünkü bu kadar önemsediğimiz bir konunun ben şahsen hem toplum hem de siyaset tarafından gerektiği kadar önemsenmediğini görüyorum ve sitem de ediyorum. Bu olacak bir şey değil. Defalarca mecliste anlatıyorum, komisyonlarda anlatıyorum bir insanın hayatı kadar değerli bir şey olabilir mi? Ama bakıyorsunuz herkes her şeyi biliyor ama görmezden duymazdan geliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gülistan Doku nerede?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gülistan Doku. Munzur Üniversitesi öğrencisi ve Gülistan Doku halen bulunabilmiş değil. İşin doğrusu hala bulunabilmiş değil, aramalar durduruldu ama Gülistan Doku yok biz bir an evvel Gülistan Dokunun bulunması gerektiğini söylüyoruz bir devlet bir vatandaşının cenazesini bulmalı mutlak surette bir yerlerde belli ki ölmüş ama cenazesi yok ortada.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mehmet Bal nerede?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Mehmet Bal Batman’lı bir kişi İstanbul’da kaçırıldı halen ortada yok.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Hürmüz Diril nerede?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hürmüz Diril eşinin cesedi bulundu, Şimuni Diril’in ama Hürmüz Diril yok. Karı koca bu insanlar kayboldu, yakınları perişan, her yerde aranıyorlar, biz bunu uzun süredir takip ediyoruz ama Hürmüz Diril maalesef ortada yok değerli arkadaşlar kabul edilecek bir durum değil bu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>OHAL Komisyonu hak dağıtma komisyonu değil sadece bir oyalama komisyonudur!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Biz OHAL Komisyonu’nun kararlarını da geçtiğimiz basın toplantısında eleştirdik bizim için çok önemli bir konu. Büyük mağduriyetler yaşanıyor, insanlar boş yere bekletiliyor haklarında soruşturma açılan insanlarımız var ve bu soruşturma bir kovuşturmaya dönmüyor bekledikçe bekletiliyor, ne olduğu belli olmayan süreçler yaşanıyor, zaten mahkemelerde adil olmayan zalimce kararlar yoğun bir şekilde veriliyor insanlar bir tarafta bekletiliyor, beraat aldığı halde bekletilenler, takipsizlik aldığı halde bekletilenler büyük bir kaos yaşıyor KHK’lılar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KHKlı öğretmenler için bir kampanya yapacağız!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Neler yaşadıklarını çok iyi biliyoruz, çok büyük mağduriyetler yaşıyorlar, madden manen çok büyük sıkıntılar yaşıyorlar, her zaman buna değiniyoruz yine 55.000 civarında KHK’lı ve özel okulda öğretmenlik yaptığı için öğretmenlik hakkı elinden alınan öğretmenler var biz bu konuda yakın zamanda bir kampanya da başlatacağız inşallah. Bu olacak bir durum değil,KHK’lı bir doktor özel hastanede çalışabiliyor ama KHK’lı öğretmenler özellerde çalışamıyor ve bu insanlar aç susuz çok zor durumda fabrikalarda, inşaatlarda veyahut da bazı dükkanlarda tezgahtarlık yaparak geçinmeye çalışıyorlar. Bunlar kabul edilecek şeyler değil bunlar Türkiye’nin kaybı,Türkiye’nin birikiminin mahvolması anlamına geliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>OHAL’in Toplumsal Maliyetleri 3. Yıl Raporumuzu 13 Temmuz Pazartesi Kadıköy Evlendirme Dairesi A Salonunda açıklıyoruz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli izleyenler programı burada bitiriyoruz ama bir duyurum var. 7-8 aydır üzerinde çalıştığımız OHAL’in Toplumsal Maliyetleri 3. Yıl Raporu’muz. Pazartesi günü Saat 11:00’da Kadıköy Evlendirme Dairesi, A Salonu saat 11.00’de 13 Temmuz Pazartesi günü yapılacak. Tüm İstanbulluları davet ediyoruz.&nbsp; Çok önemli bir rapor açıklayacağız. Doç. Dr. Bayram Erzurumluoğlu hocamız çok değerli bir sosyolog. Çok değerli bir araştırma yaptı, biz başlamasına vesile olduk ve kendisi bu raporu değerlendirme anlamında çok çok nitelikli bir rapor çalışması ortaya koydu çok önemli sonuçlar ortaya çıktı, işte tüm bunları konuşacağız. Pazartesi günü saat 11.00’de Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde buluşacağız inşallah. Biz de kendi sosyal medya hesaplarımızdan o günü naklen yayınlayacağız ve diğer yollarla da kamuoyuna duyuracağız. Şu anda da ana akım medyaya da duyurmuş olalım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Haftaya Salı günü ÖFG TV’de beraber olacağız ama öncesinde Pazartesi günü yine birlikteliğimiz olacak hepinize hayırlı günler diliyorum.</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Sağlık Çalışanlarına Bayram Öncesi Bir Maaş İkramiye Çağrısı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/saglik-calisanlarina-bayram-oncesi-bir-maas-ikramiye-cagrisi-1061585e848d2-e8d8-4df5-9600-780fcaece7a82020-07-09T13:20:00+03:00HABER MERKEZİ Sağlık Çalışanlarına Bayram Öncesi Bir Maaş İkramiye Çağrısı

Sağlık Çalışanlarına Bayram Öncesi Bir Maaş İkramiye Çağrısı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px"><strong>Bayram Öncesi Bir Maaş İkramiye </strong></span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ülkemizde Covid-19 virüsünün en fazla sağlık emekçilerini tehdit ettiğini; hekimlerin, hemşirelerin ve hasta bakıcıların en büyük risk grubunda olduklarının altını çizen Milletvekili Fikret Şahin, ‘’ Sağlık emekçilerimiz pandeminin ilk günlerinden itibaren çok zor şartlar altında mücadele vermektedirler. Salgının başından beri yapmış olduğumuz önerimizi yineliyoruz. Gelin bugüne kadar geçen sürede ‘’önce mesleğimiz sonra sağlığımız’’ diyen tüm sağlık emekçilerimize bu defa ayrım gözetmeden bayram öncesi birer maaş ikramiye verelim. Hükümeti bu konuda adım atmaya davet ediyoruz.’’ ifadelerini kullandı.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px"><strong>Sağlık Çalışanlarının Özlük Hakları </strong></span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Salgınla en ön safta mücadele veren ve yaşamını kaybeden birçok sağlık çalışanının olduğunu ve hali hazırda birçoğunun özlük haklarının iyileştirilmesi&nbsp; yönünde haklı taleplerinin olduğunu belirten Şahin, sağlık çalışanlarının talep ve isteklerini de sıraladı; ‘’ Öncelikle salgınla mücadele esnasında virüse enfekte olan ve yaşamını kaybeden sağlık çalışanlarımızın&nbsp; geride kalan aileleri acılarının bir nebze de olsa azalması için kaybettikleri yakınlarının sağlık şehidi sayılması talep ediyor. Yine meslekleri gereği hastalanan sağlık çalışanlarımıza meslek hastalığı tanısı ve haklarının tanınması gerekiyor. AKP iktidarının 2018 seçimleri öncesi seçim beyannamesinde bulunan hemşirelere 3600 ek gösterge sözü dahi 2 yıldan fazla süre geçmesine rağmen tutulamadı. Bunun yanı sıra 620 binden fazla sağlık çalışanı da atama bekliyor, kadro istiyor. 4B statüsünde süresiz sözleşmeli olarak çalışanlar aynı kurumda aynı işi yapmasına rağmen, ayrımcılığa tabi tutuluyor ve kadrolu olarak atamaları gerçekleştirilmiyor. Son olarak, Sayın Sağlık Bakanı salgının henüz ilk günlerinde tüm sağlık çalışanlarına söz&nbsp; verdiği tavandan %100 ek ödemeyi dahi hakkaniyetli bir şekilde dağıtamadı. Pandemi sürecini yaşamaya devam ettiğimiz şu günlerde, vatandaşın gündemi ekonomi, beklentisi ise hak etmiş olduğu özlük haklarına kavuşmak. Ama halktan kopmuş, milletle bağı kalmamış olan mevcut iktidar, baroların bölünmesini sağlayan çoklu baro yasasını, Milletvekillerin dokunulmazlığını veya Bekçi Yasası gibi aciliyeti olmayan yasa tekliflerini Gazi Meclis’e getiriyor. Onlar utanmıyor ama biz onlar adına utanıyoruz.’’</span></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Eski milyarder: O kadar para nereye gitti bilmiyorum]]>https://www.haberanaliz.net/haber/eski-milyarder-o-kadar-para-nereye-gitti-bilmiyorum-106130c66c634-3fc3-423f-b5f5-c60d5cc365e32020-07-09T13:15:00+03:00HABER MERKEZİ Eski milyarder: O kadar para nereye gitti bilmiyorum

Eski milyarder: O kadar para nereye gitti bilmiyorum

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin’de uzun yıllardır eczacılık yapan ve aynı zamanda Basketbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu (MHK) eski üyesi ve Basketbol İl Temsilcisi Sağlam Kutsoy, Mezitli ilçesindeki Özel Kemal Şahin Yaşlı Bakım Merkezi’nde yaşamını sürdürüyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Varlıklı bir aileden gelen ve 1986’da Milli Piyango’dan o zamanın parasıyla tam 2 milyar 500 milyon TL kazanan Kutsoy, iddiaya göre ticari hayatında dolandırılıp iflas edince eşi onu terk etti. Eczanesini de bu süreçte kaybeden Kutsal, maddi anlamda çok zor günler geçirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/08/milyarder.sozcu-660x371.jpeg" style="height:371px; width:660px" /></span></p><p><span style="font-size:18px">(FOTO: SÖZCÜ)</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>”ÇOK VARLIKLI BİR AİLEYDİK”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kutsoy, o yılları şöyle anlattı:</span></p><p><span style="font-size:18px">* Eczacılık fakültesini İstanbul’da bitirdim. Askerliğimi ise Ankara’da yaptım. Sonra Mersin’e döndüm. Babam doktordu. Çok güzel bir aileydik hepsi hayal oldu. Basketbolda Beşiktaş’ta oynadım. Güzel bir takımımız vardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Milli Piyango iki kere çıktı bana. Ama bir tanesi o zamanın en büyük ikramiyesi olan 5 milyar liraydı. Yarım biletime 2 milyar 500 milyon lira para aldım. Bu çok büyük paraydı ama bu para hayatımda pek değişiklik olmadı. Çünkü varlıklı bir aileydik.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/08/milyardersozcu1-660x371.jpeg" style="height:371px; width:660px" /></span></p><p><span style="font-size:18px">(FOTO: SÖZCÜ)</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ECZACILIK YAPMAYA DEVAM ETTİM”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">* Bu yüzden eczacılık yapmaya devam ettim. Aynı zamanda basketbolculuğu bırakıp hakemliğe başladım. Doktor babam haftada iki gün fakirleri bedava muayene ederdi ben de bedava ilaç verirdim. Ne yapalım, kaderimizde bunları yaşamak varmış.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Çok güzel hayatımız vardı, 500 dönüm arazim vardı. Birikimlerim kayboldu, kaybettik, farkında değilim. Ticari hayatımda dolandırıldım. Ondan sonra her şey kötü gitti.</span></p><p><span style="font-size:18px">* Mal varlığı bittikten sonra ayrıldığım eşim ”Senin bu kadar parayı kaybedeceğine inanmazdım, nasıl kaybettin, ben anlamadım” dedi. Geçmişte çok hata yapmışımdır. Hepsini hatırlamam mümkün değil ama sanırım ben her şeye ”Evet” demekten kaybettim. Hiç ”Hayır” demezdim.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/08/milyardersozcu2-660x371.jpeg" style="height:371px; width:660px" /></span></p><p><span style="font-size:18px">(FOTO: SÖZCÜ)</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>EVLATLARI HUZUREVİNE YERLEŞTİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">3 ay önce bakıcısıyla bir evde kaldığını ama İstanbul’da yaşayan kızı ve oğlunun bir gün kendisine ”Baba, seni çok güzel bir yere götüreceğiz” dediğini aktaran Kutsoy, ”Bu huzurevinde çok rahatım, sağ olsunlar bana iyi bakıyorlar, Allah razı olsun hepsinden. Haklarını helal etsinler. Benim hiçbir zaman para pulla işim olmadı. Sadece vefa bekliyorum” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Öte yandan eski Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Fehmi Tosun, 54 yıllık arkadaşı Kutsoy’u huzurevinde ziyaret etti. Ziyarette duygu dolu anlar yaşayan Tosun, ”Sağlam, benim sınıf arkadaşımdır. Mersin’in yetiştirmiş olduğu çok iyi bir sporcu ve milli hakemdir. 54 yıllık arkadaşlığımızda hiçbir zaman kötü bir davranışını görmedim. Aksine çok hayırseverdi. Elinden geldiğince muhtaçlara yardım eder, eczanesinde ücretsiz ilaç verirdi. Güvendiği kişilerin kötü niyetli olmaları onu iflasa sürükledi” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">ALİ EKBER ŞEN- SÖZCÜ</span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/eski-milyarder-o-kadar-para-nereye-gitti-bilmiyorum-5918362/">https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/eski-milyarder-o-kadar-para-nereye-gitti-bilmiyorum-5918362/</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MİMAR: YAZIK BU KENTE...]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mimar-yazik-bu-kente-106126b045f0c-7585-4b2b-9c8c-0e5b7bf06bac2020-07-09T13:04:00+03:00HABER MERKEZİ MİMAR: YAZIK BU KENTE...

MİMAR: YAZIK BU KENTE...

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Sayın Zekeriya Özgür Davultepe 100.yıl tabiat parkı nın, idari mahkemece yürütmesi durdurulan, carretteların yaşam alanlarının dibine 8 kat fazla emsal yükleyerek bölgeyi yapılaşmaya açacak imar planını hazırlayan şehir plancısı..<br />Üstelik hala meclis üyesi.. Dünyada, gelişmiş ülkelerde, bilimsel düşünen, kamu yararı için, sürdürülebilirlik için çalışma yapan, mesleğinin gerektirdiği kalıplar içinde şehir planları hazırlayan, kişisel rantları için değil, kentsel rantın tekrar&nbsp;kente dönmesi için insan odaklı çalışma yapan şehir plancıları kent merkezine taşıt trafiğinin girmemesi, merkezi yayalaştırma için projeler üretirken... ;<br />Mersin büyükşehir belediye meclisinde başkan Vahap Seçer halk otopark istiyor, bu yüzden Mersin otelinin önüne Atatürk parkının içine cep otoparkı yaptım diyor...<br />Meclis üyesi soruyor yaptığınız cep otoparkı için sorumluluk alanına giren Akdeniz ilçe belediyesinden görüş almanız gerekmiyormuydu, diğer yandan yaptığınız otoparkı, sanki yeni yapacakmış gibi plan teklifini Bu gün meclise getiriyorsunuz... Yöntem olarak önce meclisten onay alıp, sonra inşa etmeniz gerekmiyordu diye soruyor...???<br />Sayın meclis başkanı acı bir gülümseme ile sanki oraya çok katlı otoparkmı yaptık, alt tarafı açık bir otopark, otoparka girenlerden para toplamak için, parkın yasal sürecini tamamlamak için meclise getirdiğini ...otopark yapma yetkisinin kendisinde olduğunu söylüyor.. Gülüyor...gülüyor..<br />Başkana destek vermek için meclis üyesi&amp;şehir plancısı Zekeriya Özgür söz alıyor... Kent Merkezinde kentsel dönüşüm yapılmadan, trafik sorununun çözülemeyeceğini, büyükşehir belediye başkanımız isterse merkezdeki tüm parkları otopark yapabilir .....!!! HATTA İSTERSEK TÜM ATATÜRK PARKINI OTOPARK YAPARIZ DİYOR...<br />SAYIN ÖZGÜR HODRİ MEYDAN, GÜCÜNÜZ YETİYORSA , AĞZINIZDAN ÇIKAN SÖZÜN ARKASINDA İSENİZ, ATATÜRK'ÜN İSMİNİ TAŞIYAN, KENT BELLEĞİNE YERLEŞMİŞ ATATÜRK PARKINI MECLİS KARARI OLMADAN OTOPARK YAPINDA GÖRELİM...<br />YAZIK BU KENTE....<br />SELAM VE SEVGİLERİMLE<br />MİMAR ABDULLAH YILMAZ</span></p><p>&nbsp;</p><p><strong><span style="font-size:18px">Aynı mimar bir kez daha seslenmişti......</span></strong></p><p><strong><span style="font-size:18px">İşte seslenişi......</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">MERSİN KAMUOYUNA;</span></p><p><span style="font-size:18px">MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİNİN, BU GÜN, SAAT 14.00 DE YAPILACAK (8/TEMMUZ /2020) MECLİS TOPLANTISININ GÜNDEM MADDELERİ ARASINDA, ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINCA TALEP EDİLEN,MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN MARİNA KONUSUNDAKİ KURUM GÖRÜŞÜ TALEB EDİLMEKTEDİR..<br />KONU KENTİMİZ İÇİN, ÇOK BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR.. BU GÜN YAPILACAK TOPLANTIDA GÖRÜŞ BİLDİRECEK SAYIN MECLİS ÜYELERİNİN, MECLİSİ TAKİP EDECEK MERSİN KAMU OYUNUN, MARİNA İLE İLGİLİ YAŞANAN SÜREÇLERLE İLGİLİ AŞAĞIDAKİ BİLGİLENDİRMEYİ KENTSEL VE MESLEKİ SORUMLULUĞUM GEREĞİ PAYLAŞIYORUM...</span></p><p><span style="font-size:18px">anayasa’nın kamu yararını düzenleyen 43. maddesi; “kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir” der.<br />MERSİN YAT LİMANINDAKİ TİCARİ AMAÇLI BİNA YAPILAŞMASI; ANAYASA VE KIYI KANUNUN İLGİLİ HÜKÜMLERİNE AYKIRIDIR. MARİNANIN İNŞAAT ALANI,DENİZDEN DOLDURULARAK ELDE EDİLMİŞ DOLGU ALANLARIDIR. KANUNA GÖRE DOLGU ALANLARINDA SABİT YAPI YAPILAMAZ…<br />Mersin Yenişehir İlçe sınırları içerisinde Bulunan Mersin Yat Limanı ile ilgili 2013 yılında ‘’Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Yapılan değişiklik Yat limanlarında konaklama tesisi yapılması halinde, bu tesislerin yükseklikleri 6.50 metreyi (2 kat) ve emsali toplam emsalin %20’sini geçmeyecek şekilde yapılaşma koşulları imar planı kararı ile belirlenir. Yat limanlarında tüm üst yapılarda kot, her binanın köşe kotlarının aritmetik ortalaması alınarak bulunur." tanımına yer verilmiş,bu değişiklik bahane edilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Plan notu değişikliği yapılmak suretiyle ticari dokunun emsal alanları yüzde yüz oranında artırılmak suretiyle yeni inşaat ruhsatları verilmiştir.<br />Öte yandan, 03.08.1990 tarihli Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma" başlıklı 14. maddesinde ise; sadece kamu yararının gerektirdiği hallerde daha uygun alternatifler bulunmaması veya kıyı alanının yetersizliği nedeniyle ve uygulama imar planı kararı ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirtilen yapı ve tesislerle, Kanunun 7 nci maddesi gereği yapılabilecek kara, deniz, hava ulaşımına yönelik altyapı tesisleri, (Ek ibare:RG-26/7/2014-29072)ibadet yeri, yeşil alan düzenlemeleri kapsamında park, çocuk bahçesi, açık spor alanları ile açık alan ağırlıklı olmak üzere ve emsali aynı amaçla ayrılan alanın % 3 ünü yüksekliği 5.50 m. yi aşmayan takılıp sökülebilir elemanlarla inşa edilen; lokanta, gazino, çay bahçesi, sergi üniteleri ve idare binalarını içeren fuar, piknik, eğlence alanları düzenlemek amacıyla doldurma ve kurutma işlemi yapılarak arazi kazanılabilir. ... " hükmüne yer verilmiştir.<br />plan notu değişikliği sonrasi yapilan işlemlere bakildiğinda söz konusu plana ait plan açiklama raporunda yer alan plan notu değişikliğine ilişkin gerekçede iddia edildiği gibi yapilan işlemlerin 2013 yilinda çevre ve şehircilik bakanliğinca yat limanlarinda konaklama tesisi yapilmasi yönünde ‘’kiyi kanununun uygulanmasina dair yönetmelikte ‘’yapilan değişiklikler çerçevesinde yapilmadiği,aksine bahis konusu yönetmelik değişikliği bahane edilerek yat limaninda yapilan ve yapilacak tesislere emsal inşaat alaninin artirildiği açiktir.nitekim plan notu değişikliği sonrasi ,bu değişikliğe dayanilarak mersin çevre ve şehircilik il müdürlüğünden çeşitli tarihlerde alinan ilave tadilat ruhsatlari marifetiyle hizli biçimde yat limani yat limani olmaktan çikarilarak kiyi mevzuatina aykiri biçimde kiyikenar çizgisi altinda faaliyette bulunan alişveriş merkezine dönüşmüştür…..mersin yat limanı,maalesef dev bir avm nin süs havuzu olmuştur……mersinin bu kıyı kesiminde doğal görünüm, yok olmuştur. doğal görünümün yerini, sahil şeridi boyunca,yat limanının varlığının dahi hissedilmediği kentsel tarihi ve doğal dokuya uygun olmayan çelik, cam, vb. yapı malzemelerinden müteşekkil, estetikten yoksun görünümlü dev alışveriş merkezi inşa edilmiştir. kent-kıyı ilişkisi yok olmuştur. insan ile deniz arası, baştanbaşa ticari nitelikli binalar kaplanmıştır.<br />sahile erişim engellenmiş, manzara sınırlanmış, siluet bozulmuştur...<br />Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından 08.07.2013 tarihinde onaylanmış dava konusu plan notu değişikliği ile birlikte Yat Limanı’ndaki yapılaşma yoğunluğu katsayısı E=0.05’ten E=0.10’a, yapı yüksekliği 4.50/5.50 metreden 6.50 metreye artırıldığı, bu duruma ek olarak, dava konusu plan notu değişikliği ile Yat Limanı’nda konaklama tesisi inşa edilebileceği, konaklama tesisinin inşa edilmesi halinde yapının yoğunluğunun Yat Limanı’ndaki toplam yoğunluğun 0.20’sini aşamayacağı belirtilmiştir.<br />Mersin Yat Limanında yapılan tadilatlar ve ilave inşaatlar için verilen 17.11.2017 tarih ve 2017/4 sayılı yapı ruhsatının ve ruhsatın dayanağı olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 08.07.2013 tarih ve 10758 sayılı işlemi ile onaylanan Mersin İli, Yenişehir İlçesi, 1/1000 ölçekli yat limanı imar planı plan notu değişikliğinin; hukuka, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu, değişiklik öncesi onaylı yat limanına ait plan kararlarının sürekliliği ile sosyal ve teknik alt yapı dengesini bozucu nitelikte olduğu ileri sürülerek iptali ve yürütmesinin durdurulması için duyarlı bir vatandaşımızca dava açılmıştır... Menderes Bulvarına cepheli sitelerden birinde oturan bir başka ifade ile marinaya verilen yeni ruhsatlar nedeniyle mülkiyetinde bulunan gayrimenkulün olumsuz etkilenmesi nedeniyle bir vatandaşımız, Avukatı aracılığıyla yapılan işlemlerin ilgili mevzuatlara aykırı olduğu bahisle Mersin 2.İdare Mahkemesi nezdinde iki tane dava aaçmıştır.<br />Açılan davalarda 2018/956E,2020/41K,ve 2019/158E,2020/152K’sayılı kararlarla yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu mahkeme kararları ile de belgelenmiştir.<br />Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 19.09.2002, 06.06.2003 ve 23.11.2004 tarihlerinde onaylanmış Mersin Yenişehir Kıyı Dolgu Alanı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında inşaat alanı E=0.05 yapı yoğunluğu katsayısı ile, yapı yüksekliği ise 4.50 metre, asma kat yapılması durumunda 5.50 metre ile sınırlandırılmasına rağmen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından 08.07.2013 tarihinde onaylanmış Mersin Yenişehir Kıyı Dolgu Alanı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı’nda gerçekleştirilen dava konusu plan notu değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, alandaki yapı yoğunluğu E=0.10 katsayısı ile, yapı yüksekliği ise 6.50 metre ile sınırlandırıldığı, 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı’nda Yat Limanı’nda yer alacak işlevler arasında konaklama tesisine yer verilmezken, dava konusu plan notu değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, Yat Limanı’nda konaklama tesisi inşa edilebileceğinin belirtildiği, ayrıca dava konusu plan notu değişikliği ile öngörülen yapı yoğunluğu değerlerinin, plan raporunda belirtilen amaç ve gerekçeler ile tutarsızlık oluşturmakta olduğu, konaklama tesislerinin inşa edilmesine yönelik gerçekleştirildiği ifade edilen plan notu değişikliği ile konaklama tesislerinin gerektirdiği yapı yoğunluğunun üzerinde bir yapı yoğunluğu değeri öngörüldüğü, dava konusu plan notu değişikliği ile öngörülen yapı yoğunluğu ve yapı yüksekliği değerleri ile Kıyı Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerinde belirtilen yapı yoğunluğu ve yapı yüksekliği değerleri arasında uyumsuzluk bulunduğu görülmekte olup, plan kademelenmesi ilkesi kapsamında planlama ilkeleri ve şehircilik esasları ile kamu yararına uygun bir yaklaşım benimsenmediği anlaşılan dava konusu plan notu değişikliğinin hukuka ve mevzuata uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.<br />Öte yandan; her ne kadar bilirkişiler tarafından dava konusu 17.11.2017 tarih ve 2017/4 sayılı yapı ruhsatının, toplam inşaat alanı temelinde dava konusu plan notu değişikliği ile öngörülen yapılaşma koşullarına uygunluk sağladığı yönünde tespitte bulunulmuş ise de, söz konusu plan notu değişikliği yukarıda açıklanan gerekçe ile hukuka aykırı bulunduğundan, hukuka ve mevzuata aykırı olarak yapılan plan notu değişikliğine dayanılarak düzenlenen dava konusu 17.11.2017 tarih ve 2017/4 sayılı yapı ruhsatının da hukuka ve mevzuata uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.<br />Diğer yandan, dava konusu plan notu değişikliğine istinaden düzenlenen yapı ruhsatına konu inşai faaliyetlere başlanılması sonucunda telafisi imkansız zararlar ortaya çıkabileceği de açıktır.<br />Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemlerin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren 7 gün içerisinde Konya Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere, 07/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”denilmiştir..<br />Ancak geçen sürede iptal edilen ruhsatlarla ilgili bir işlem yapılmadığı gibi,hukuka aykırı olduğu Mahkeme kararı ile de kesinleşen ruhsatlara ilişkin bir başka ifade ile mahkeme kararlarını konusuz bırakmak suretiyle, yasallık kazandırmak amacıyla Yat limanı’nı kapsayan imar paftalarında ‘’plan notu iptali ve plan notu ilavesi’’ yöntemiyle yeniden hazırlatılan planlar ve planlara ilişkin dökümanlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanarak Mersin İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü panolarında ve internet sitesinde 1 ay süre ile askıya çıkarılmıştır.<br />Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Eğriçam Mahallesinde sınırları içerisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 1 nolu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102(j) maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7. maddesi kapsamında onaylanan “Yat Limanı Amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Plan Notu İptali/İlavesi” 05.06.2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Hizmet Binası İlan Panosunda ve kurumsal internet adresinde 1 (bir) ay süreyle Mersin Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce askıya çıkarılan planlar ve Müdürlüğün internet sitesindeki bu planlara ait dökümanlar tarafımdan incelenmiş olup;<br />Bu bağlamda,Yat limanına erişim temel olarak bireysel araçlarla sağlanmakta olduğu ve Yat Limanı içinde otopark alanları oluşturulduğu,ancak iptal edilen plan değişikliği ile mevzuata aykırı biçimde artırılan yapı yoğunlukları sonucunda alana erişim sağlayan kişi sayısı ve dolayısıyla araç sayısında anormak artışlar olduğu, plan değişikliği ile öngörülen yapı yoğunluğu artışı ile alanda oluşacak yeni kullanım alanlarının kaç kişilik bir ek kullanıcıyı alana çekeceği, bu çekimin alanın yakın çevresinde nasıl bir trafik akışı sağlayacağının ve ulaşım sisteminin artacak bireysel taşıt sayısından nasıl etkileneceğinin irdelenmediği görülmüş ve iptal edilen planda yapılan konuyla ilgili yapılan hatanın askıya çıkarılan planlara ilişkin plan açıklama raporunda da devam ettiği yapılan incelemede görülmüştür. Bu yönüylede Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. Maddesine,<br />yat limanlarına konaklama tesisi yapılmasına izin verilmesi ve konaklama tesislerine yönelik yat limanında belirlenen emsalin yat limanında verilmiş emsalin %20’sini geçmeyecek şekilde yüksekliklerin 6.50 metreyi(2 kat)ile sınırlanmasından ibaret olmasına karşın, yürürlükteki ilgi mevzuata aykırı olarak yat limanı olarak tanımlı alanın tamamında yapılan işlemler neticesinde önce mevcut emsalin yüzde yüz oranında artışına gidildiği,<br />sadece konaklama tesislerine getirilen yükseklik kararı tüm ticari yapılara da şamil kılındığı,<br />iptal edilen mahkeme kararlarında dava dosyasına sunulan Bilirkişi raporları dikkatle okunduğunda askıda bulunan planlarda da emsal artışı ve yat limanında yapılan ticari birimler yönünden getirilen yükseklik kararları yönünden aynı hataların yapıldığı,<br />Kıyı kanunun Uygulanmasına dair yönetmelilkte değişiklik yapılmasına dair yönetmelik’e aykırı olduğu aşikar olan askıdaki planda da aynı hataların tekrarlandığı,<br />3194 sayılı İmar Kanunu ve bu kanun kapsamında yayımlanan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili Maddelerine ve 3621/3830 sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanun kapsamından yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına dair Yönetmeliğe, ve söz konusu yönetmelikte 2013 yılında yat limanında Konaklama tesislerin yapılmasına izin veren yönetmelik değişikliğine aykırı olduğu tarafımdan tespit edilmiştir.<br />Kamu yararına aykırı olduğu aşikar olan askıdaki planlara itiraz hakkımı kullandım.. önce yapılan hatalı işlemlerin düzeltilmesini düzeltilmemesi halindede yasal hakkımı kullanmak suretiyle süresi içinde dava açmaya karar vermiş bulunmaktayım.<br />Adnan Menderes Bulvarı Üzerinde yat limanı içerisinde mevzuata aykırı inşaatlardan etkilenen vatandaşlarımıza da her türlü danışmanlık ve teknik anlamda yardımcı olmaya hazırım.<br />Mersin kamuoyuna saygı ile duyururum...<br />SELAM VE SEVGİLERİMLE.. MİMAR ABDULLAH YILMAZ</span></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Başkan Seçer’den MHP’li Başkan Yılmaz’a sert tepki: Efendi ol, lütfen meclisi terk et]]>https://www.haberanaliz.net/haber/baskan-secerden-mhpli-baskan-yilmaza-sert-tepki-efendi-ol-lutfen-meclisi-terk-et-10611f469bd80-ecf9-48a3-bcfb-e9a4614c57662020-07-09T12:55:00+03:00HABER MERKEZİ Başkan Seçer’den MHP’li Başkan Yılmaz’a sert tepki: Efendi ol, lütfen meclisi terk et

Başkan Seçer’den MHP’li Başkan Yılmaz’a sert tepki: Efendi ol, lütfen meclisi terk et

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Temmuz ayı birinci birleşimi, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında yapıldı. Yaklaşık 8 saat süren ve büyük gerginlik yaşanan toplantıda, CHP'li Başkan Seçer'e bir süre önce yapılan meclis toplantısında olduğu gibi yine borçlanma yetkisi verilmedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“BORÇLANMA KABUL EDİLMEZSE SORUN YAŞARIZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Seçer'in borçlanma yetkisi istemesinin gerekçelerini anlattığı konuşmasında, borçlanmanın kabul edilmediği takdirde halka hizmette sorun yaşayacaklarını bununla ilgili olarak ortak proje yaptıkları ilçe belediyeleriyle de sıkıntı yaşanabileceğini söylemesi Cumhur İttifakı kanadını kızdırdı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/08/mersin-1.jpg" style="height:799px; width:1200px" /></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“ALİ KIRAN BAŞ KESEN MİSİN?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Görüşmeler esnasında Başkan Vahap Seçer ile Toroslar Belediye Başkanı Atsız Afşin Yılmaz arasında sert bir tartışa da yaşandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yılmaz'ın söz almadan konuşma yapması üzerine araya giren Başkan Seçer'in “Söz hakkı almadan konuşuyorsunuz. Lütfen yerinize oturun, size söz hakkı vermedim” şeklinde uyarıda bulunması gerginliğe neden oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Buna öfkelenerek ses tonunu yükselten Yılmaz'a karşılık veren Başkan Seçer, “Meclisin uyumunu bozuyorsunuz, lütfen salonu terk edin' diye çıkıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Salonu terk etmemekte ısrar ederek konuşmayı sürdüren Yılmaz'la, oturduğu yerden kalkan Başkan Seçer arasında kayıtlara geçen sert tartışma şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçer : Efendi ol lütfen meclisi terk et</span></p><p><span style="font-size:18px">Afşin: Terk etmiyorum sabaha kadar buradayım</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçer : Sabaha kadar mı?</span></p><p><span style="font-size:18px">Afşin: Geldin neyi başardın ki?</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçer : Sen neyi başardın? Konuştuğunu bilmiyorsun</span></p><p><span style="font-size:18px">Afşin: Bu meclis sana 55 milyon liralık teminat mektubu verdi o günlerde bile provoke ediyorsun</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçer: Bırak hadi sen provoke ediyorsun</span></p><p><span style="font-size:18px">Afşin: Bana söz vereceksin ben belediye başkanıyım</span></p><p><span style="font-size:18px">Seçer : Ben mecbur değilim söz vermeye, Ali Kıran baş kesen misin sen?<br />Otur oturduğun yere</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>OTURUMA 5 DAKİKA ARA VERİLDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kavgaya ramak kalan meclis toplantısında bir hayli öfkelendiği gözlenen Toroslar Belediye Başkanı Atsız Afşin Yılmaz'ı, diğer meclis üyeleri sakinleştirmek için büyük çaba harcadı. Gerginliğin artması üzerine Başkan Seçer, oturuma 5 dakika ara verdi. Verilen arada da Cumhur İttifakı mensubu AKP-MHP Meclis üyeleri ile CHP'li meclis üyeleri arasında yer yer sert tartışmalar ve sözlü sataşmaların devam etmesi dikkat çekti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MASKELER TAKILMADI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu arada yaşanan gerginliğe kendilerini kaptıran birçok meclis üyesi maskelerini çıkartırken, sosyal mesafe kurallarına da uymadıkları görüldü.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GERGİN TOPLANININ SONUCUNDAN RET ÇIKTI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP'li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in 250 milyon TL'lik borçlanma yetkisi istemi, belediye meclisinde 33'e karşı 40 ret oyuyla kabul görmedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Seçer'in İller Bankası'ndan 55 milyon 550 bin TL'lik Kesin Teminat Mektubu alma yetkisi ise kabul edildi. CHP’li Seçer'n bir süre önceki borçlanma yetkisi talebi de yine AKP ve MHP'nin engeline takılmıştı.</span></p><p><span style="font-size:18px">ALİ EKBER ŞEN- MERSİN</span></p><p><span style="font-size:18px">SÖZCÜ</span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/baskan-secerden-akpli-baskana-sert-tepki-efendi-ol-lutfen-meclisi-terk-et-5919885/?fbclid=IwAR2PXSDgWRzi_rGJiXyjYIOeYObnOXln4UtQbKh4CxDGeBEY1JTXMcqhh4I">https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/baskan-secerden-akpli-baskana-sert-tepki-efendi-ol-lutfen-meclisi-terk-et-5919885/?fbclid=IwAR2PXSDgWRzi_rGJiXyjYIOeYObnOXln4UtQbKh4CxDGeBEY1JTXMcqhh4I</a></span></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MERSİNLİ ARTIK SUSMUYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/mersinli-artik-susmuyor-106101941545f-6d55-4abc-ab7e-e5ea83ed1dc82020-07-09T12:47:00+03:00HABER MERKEZİ MERSİNLİ ARTIK SUSMUYOR

MERSİNLİ ARTIK SUSMUYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><strong><span style="font-size:18px">SEVGİLİ OKULUM....İMAR DURUMU TARTIŞMALARINA KİMBİLİR DAHA NE KADAR DAYANACAKSIN?</span></strong></p><p><span style="font-size:18px">Çankaya İlkokulu İmar durumunun , Akdeniz Belediyesi nin 21 Ekim 2019 (İkibinondokuz) sayılı yazısı ile "Kültürel ve Sosyal Alan " olarak düzeltilmesini MBB 'den talep etmişti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dün yani maalesef 10 ay sonra ,8.Temmuz 2020 tarihinde yapılan MBB meclis toplantısında geç saatlerde yapılan konuşmalar sonucu bu talep(dosya) tekrar Akdeniz Belediye Başkanlığına "Düşünmesi için" iade edildiğinin uygun bulunduğunu öğreniyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">En uygun çözümü yani "kültürel alan" yapalım önerisi ile Mezitli Belediye Başkanı Sn.Neşet Tarhan açıkladı..Teşekkür ederiz.Kutluyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuyu bilenlerden Sn.Tarhan'a destek gelmedi.SUSTULAR.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu konu aylardır yazılıyor ve çiziliyor ve konuşuluyor,ilgili yetkili kişiler ziyaret edilip bilgilendirilme yapılıyor..Boş'muş.</span></p><p><span style="font-size:18px">MBB Meclis üyelerinin ve ilgili komisyonun yaklaşımını şaşkınla izliyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Halbuki bu alan Sn Kocamaz döneminde "Kültürel ve Sosyal alan" olarak işaretli değilmiydi?Bu Belediye ler kayıtlarında yazılı değilmi? Haberdar olunmamışmıydı?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu alan Sn.Kocamaz döneminde "Ticari Alan" a çevrilivermiş..O zaman neden tepkide bulunulmadı..?</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu mantıksız ve anlaşılmaz imar durumu tartışması sürecinde inşallah yaşlı çok yaşlı okulum yanmaz,çökmez,harap olmaz...<br />Bu felaketten kim dosrumlu olacak??Kim?</span></p><p><span style="font-size:18px">Dayan sevgili okulum dayan.<br />Bizi affet..<br />Bizi affedin öğretmenlerimiz.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><img alt="" src="https://www.haberanaliz.net/images/detay/resimler/5e973ada73450.jpg" /></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[SÜLEYMAN GİRGİN: BU DA İŞÇİNİN KIDEM YASASI!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/suleyman-girgin-bu-da-iscinin-kidem-yasasi-10609482f2c1f-eca0-4ea4-a109-54850861afbd2020-07-07T22:43:00+03:00HABER MERKEZİ SÜLEYMAN GİRGİN: BU DA İŞÇİNİN KIDEM YASASI!

SÜLEYMAN GİRGİN: BU DA İŞÇİNİN KIDEM YASASI!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Teklif ile kıdem tazminatının çalışma yılı şartı aranmaksızın kullanılabilen bir hak olması, her türlü işten ayrılma durumunda işçiye kıdem tazminatının ödenmesi, hak kayıplarına neden olan kıdem tazminatı üst sınırının&nbsp; kaldırılması, kıdem tazminatı başta olmak üzere tüm işçi alacaklarının tüm imtiyazlı alacaklar içinde öncelikli alacaklar olarak ödenmesi, İşverenin ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda, kıdem tazminatı hakkının güvence altına alınması için 173 sayılı İLO sözleşmesi onaylanması ve sendikal barajlar, örgütlenmenin ve grev hakkının önündeki tüm engellerin&nbsp; kaldırılmasının amaçlandığını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>TEMCİT PİLAVI</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“İşçilerin yüzde 86’sının kıdem tazminatına ulaşamadığı gerekçesiyle böyle bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söylüyorlar.İşçi kıdem tazminatını alamıyorsa iktidarın görevi ödenmesini sağlamaktır.Bu bahane ile kıdemi tırpanlamak değildir” diyen Girgin temcit pilavı gibi sürekli bunu gündeme getiren iktidarın işçileri ve ailelerini huzursuz ettiğini, toplumu gerdiğini ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İŞÇİNİN ALIN TERİNE EL UZATMAYIN!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Hazinenin iflas bayrağını çektiği için kıdem tazminatı değişikliği konusunun yeniden gündeme getiriliyor. Bu kriz fırsatçılığıdır. Kıdem tazminatı, işçinin ücretinin ödenmemiş, ertelenmiş parçasıdır. Kıdem işçinin yıllarca döktüğü terin, verdiği bir ömrün karşılığıdır. Çocuğuna düğün parasıdır. Başını sokacağı bir ev almak alacağı için tek toplu parasıdır. Kimse!” giyen Girgin her şeye de bir isim buluyorlar. Tamamlayıcı Emeklilik diyorlar, bırakın tamamlamayı, eksiltmeyin yeter” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CAMBAZA BAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin şunları söyledi: Kıdem tartışmaları sürerken, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçiler için belirli süreli iş sözleşmelerinin kullanımının önündeki engellerin kaldırılması tartışmalarının başlamasının cambaza bak taktiğidir.&nbsp; Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar kıdem ve ihbar tazminatı hakkından yararlanamazlar, işe iade davası açamazlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>25 YAŞ ALTI- 50 YAŞ ÜSTÜNE BELİRLİ SÜRELİ İŞ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2014-2023 Ulusal İstihdam Belgesinde İktidar belirli süreli iş sözleşmelerinin kolaylaştırılması taahhüdünde bulunmuştur. İşverenler de kıdem tazminatını, ihbar tazminatını ve işçilerin işe iade davası açma hakkını tümüyle ortadan kaldıracak biçimde belirli süreli iş sözleşmesinin genişletilmesini her fırsatta talep etmektedir. İktidar kıdem tazminatı tartışması ile bir taraftan da ölümü gösterip “belirli süreli iş”&nbsp; sıtmasına razı etmeye çalışmaktadırlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Örneğin bir baraj inşaatı üstlenen müteahhit, 2 yıl sürecek inşaat için binlerce işçiyi “belirli süreli iş” sözleşmesi” ile çalıştırır ve 2 yılın sonunda sözleşme kendiliğinden sona erdiğinde işçilere ne beş kuruş kıdem tazminatı ödenir, ne de ihbar tazminatı. İşçilerin işe iade dava açma hakları dahi yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstihdamı artırma iddiasıyla, yeni mezun olmuş nitelikli binlerce gencimiz hiçbir pazarlık şansları olmadan köleliğe mahkûm edilecektir. Çok iyi biliyoruz ki “Şimdi 25 yaş altı- 50 yaş üstü diye başlarlar, sonra bunu işçilerin geneline yayarlar. Bu nedenle emekçilerin kıdem-ihbar tazminatı hakkını, iş güvencesini yok edecek bu esneklik planları kabul edilemez.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KHK'lilerle ilgili üç önergeye Albayrak'tan linkli yanıt]]>https://www.haberanaliz.net/haber/khklilerle-ilgili-uc-onergeye-albayraktan-linkli-yanit-10608471a1456-f187-46c0-813c-ddfb88bd3d6c2020-07-07T22:39:00+03:00HABER MERKEZİ KHK'lilerle ilgili üç önergeye Albayrak'tan linkli yanıt

KHK'lilerle ilgili üç önergeye Albayrak'tan linkli yanıt

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun KHK ile ihraç edilen kamu görevlilerine bankalar tarafından uygulanan ayrımcı politikalara ilişkin sorduğu 3 önergeye detaylı yanıt gelmedi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 3 önergeyi bankalar mevzuatının linkini göndererek cevapladı.</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Gazeteduvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre: HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilen kişilere bankalar tarafından yapılan ayrımcılığı sordu. Gergerlioğlu’nun, “Bankalar KHK’lilere neden kredi vermiyor?”, “Bankalar KHK’lilere neden hesap açmıyor?” ve “Bankalar neden KHK’lilerin hesaplarına bloke koyuyor?” diye sorduğu üç önergeye Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bankalar mevzuatının bulunduğu linkleri göndererek yanıt verdi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>‘MEVZUAT HÜKÜMLERİ UYGULANIYOR’</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Olağanüstü Hal döneminde görevlerinden uzaklaştırılan ve bu dönemde hayatları kararan KHK’lilere bir darbe de finans sektöründen gelmeye devam ediyor. Bankalar, zar zor iş bulabilen KHK’lilere maaş hesabı bile açtırmamak için diretiyor, kredi vermiyor, hesaplarına bloke koyuyor. Sigorta şirketleri primlerini ödemelerine rağmen KHK’lilere ödeme yapmıyor. Banka ve sigorta şirketlerinin genel merkezlerine KHK’li listelerini hangi kurumun gönderdiği ve bu listelerde kaç kişinin yer aldığı ise hala bilinmiyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">KHK’liler de yaşadığı bu mağduriyeti ve bankaların bu ayrımcı politikalarını duyurmak için çabalıyor. HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sadece 3 KHK’linin yaşadıklarını Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a önerge vererek sordu. 3 KHK’linin birine bankalar maaş hesabı açmadı, birine kredi kartı verilmedi, diğerinin de hesabına bloke konuldu. Gergerlioğlu’nun sorduğu bu önergelere Bakan Alabayrak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun mevzuatının olduğu sayfanın linkini paylaştı. Albayrak, link gönderdiği soru önergesinin yanıtında ise, “İlgili mevzuat hükümleri uyarınca işlem uygulanmakta” dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>ALBAYRAK HEP LİNK DAĞITIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun Merkez Bankası ile Yap-İşlet-Devret projelerine ilişkin yönelttiği sorulara, Albayrak, ilgili kurumların internet linklerini göndererek cevap vermişti. Albayrak daha sonra Milli Piyango’da usulsüzlük iddialarının yer aldığı CHP Kocaeli Miletvekili Tahsin Tarhan’ın da önergesine link göndererek yanıt verdiği ortaya çıktı. Yine Albayrak’ın İYİ Parti Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu’nun korona virüsü nedeniyle esnafın durumuna ilişkin sorduğu önergesini de internet bağlantısı aracılığıyla yanıtlamış, yolladığı bağlantıya da erişilememişti.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>SORULAR NEYDİ?</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Gergerlioğlu’nun Albayrak’a sorduğu 3 önergedeki sorular şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;B.K. isimli yurttaşın banka hesaplarına bloke konulduğu iddiası doğru mudur?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;B.K. isimli yurttaşın eşine bankanın parasını vermediği iddiaları doğru mudur?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Bakanlığınıza iletilmiş bu konuyla ilgili şikayet var mı?</span></p><p><span style="font-size:18px">– Son 4 yılda banka hesaplarına bloke koyulan yurttaş sayısı kaçtır?</span></p><p><span style="font-size:18px">TEB Bankası’nın KHK ile ihraç edilmiş yurttaşlara kredileri onaylandığı halde onaylanan krediyi vermedikleri iddiaları doğru mudur? TEB Bankası’nın onaylanan krediyi vermeme nedeni nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;KHK ile ihraç edilen bir kişinin sigorta şirketinden hakkını alamamasıyla ilgili hukuki gerekçe nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Doğa Sigorta Şirketi’nin KHK ile ihraç olan yurttaşlara sigorta ve kasko yapmadığı iddiası doğru mudur? Eğer bu iddialar doğruysa Doğa Sigorta Şirketi hakkında açılmış bir soruşturma var mıdır? Varsa hangi aşamadadır?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Garanti Bankası’nın KHK ile ihraç edilmiş yurttaşlara hesap açmadığı iddiaları doğru mudur? Eğer bu iddialar doğruysa Garanti Bankası’nın hesap açmama nedeni nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Tarafınıza yapılmış bu konu ile ilgili şikayet var mıdır? Varsa kaç adet şikayet vardır? Eğer şikayetler varsa bu konu hakkında yapılmış çalışmalar nelerdir?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Bankaların kişiye göre hesap açma ya da açmama yetkisi var mıdır? Varsa kişinin KHK ile ihraç edilmiş olması kişiye hesap açılmaması için yeterli bir neden midir?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Vakıflar Bankası’nın KHK ile ihraç edilmiş yurttaşlara yasaklı kişi olduğundan işlem yapmadıkları iddiaları doğru mudur? Eğer bu iddialar doğruysa Vakıflar Bankası’nın işlem yapmamasının nedeni nedir?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Vakıflar Bankası’nın R.A. isimli yurttaşı yasaklı kişiler arasına aldığı iddiaları doğru mudur? Eğer bu iddialar doğruysa R.A. isimli yurttaş neden yasaklı kişiler arasına alınmıştır?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Vakıflar Bankası çalışanının sistemin izin vermemesine neden olarak devlet dediği iddiası doğruysa bu problem neden kaynaklanmaktadır?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Yasaklı kişiler nedir? Kimler yasaklı kişilerdir? Bu yasaklı kişiler hangi yurttaşlık haklarından yararlanamamaktadır? Yasaklı kişiyi belirleyen kurum hangisidir?</span></p><p><span style="font-size:18px">–&nbsp;Tarafınıza yapılmış bu konu ile ilgili şikayet var mıdır? Varsa kaç adet şikayet vardır? Eğer şikayetler varsa bu konu hakkında yapılmış çalışmalar nelerdir?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[TOPLUMUN HER KESİMİNİN SAVUNMA HAKKINI ELİNDEN ALACAKTIR.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/toplumun-her-kesiminin-savunma-hakkini-elinden-alacaktir-10607cc9700fd-c53f-452d-b784-1e545167c2722020-07-07T22:30:00+03:00HABER MERKEZİ TOPLUMUN HER KESİMİNİN SAVUNMA HAKKINI ELİNDEN ALACAKTIR.

TOPLUMUN HER KESİMİNİN SAVUNMA HAKKINI ELİNDEN ALACAKTIR.

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>İSTANBUL MİLLETVEKİLİ EMİNE GÜLİZAR EMECAN : </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">AKP’nin yargı bağımsızlığına son darbe girişimi olan çoklu Baro oluşturmaya ve Barolara bölmeye dönük getirmiş olduğu kanun teklifi, 4 gün boyunca, 52 saat sabahlara kadar süren ve 296 milletvekilinin görüşlerine yer verilen tartışmalar sonucu Adalet Komisyonunda maalesef kabul edilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Anayasaya ve hukuk devleti ilkelerine aykırılığı ve bu teklifin bir FETÖ projesi olduğu tüm muhalefet tarafından dile getirilmesine karşın, AKP ve MHP iş birliği, eleştirileri duymazdan gelerek savunmanın çökertilmesi ve yargı bağımsızlığını tamamen yok edilmesine yönelik getirilen teklifi kabul etmişlerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm Barolar teklife karşı çıkarak, TBMM önünde günlerce bekleyerek, görüşlerinin alınması taleplerini dile getirmişlerdir. Bu talepler görmezden gelinerek, tüm dünyanın gözü önünde tarihe kara bir leke olarak geçecek görüşmelerle savunmaya darbe vurulmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşsizliğin yüzde 30’lara yükseldiği, yoksulluğun her geçen gün etkisin daha fazla gösterdiği, sanayide üretimin durma noktasına geldiği, esnafın iflaslar yaşadığı, iş kazalarının, kadın cinayetlerinin her geçen gün daha da arttığı bir salgın döneminden geçmekteyiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu sorunlara ve her geçen gün daha da dibe vuran ekonomik krize çare üretecek yasalar üzerinde çalışmamız ve ekonomideki kara delikleri kapatmamız gerekirken,hakkını aramak zorunda kalacak olan Ayşe teyzelere, çiftçi Hasan amcalara, şiddet gören kadınlara, istismara uğrayan çocuklara, kısaca toplumun mağdur olan her kesimine bir darbe yapacak ve savunma haklarını elinden alacak yasaları çıkarmaya çalışan bir iktidar bloku ülkemizi felakete doğru sürüklemeye devam etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşın kendilerini hukuk önünde eşit hissetme ve devletine güven duyma oranları da gün geçtikçe düşmektedir. Hukukun yerle bir edildiği ülkemize yatırımcı gelmemekte, en yüksek borçlanma faizleri ile bile ülkemiz borçlanamamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bu gerçekler ortada iken, AKP Genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı, baskı ve zor yoluyla sindiremediği baroları, ‘yasal düzenleme’ yoluyla işgal etmek veiktidarı eleştirmeyen, halkın haklarını koruyup gözetmeyen, kendi yandaşı barolarını kuracak düzenlemelerle baroları kontrol etmek istemektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konunun asıl muhatabı ve tarafı olan baro başkanlarının ise tek cümle görüşleri alınmazken, insanlık dışı müdahalelerle, TBMM kapısında bekletildiler, “Toplantı ve Gösteri Hakları” engellendi, aç, susuz ve temel insani ihtiyaçlarını gidermekten yoksun bırakıldılar, kısaca iktidarın&nbsp; zulme uğradılar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bunlar, iktidarın ülke yönetmedeki geldiği çaresiz noktayı ve çöküşü gösteriyor. Bizler bütün demokratik haklarımızı kullanarak halkımızın gerçekleri görmesi mücadelemizi sürdürmeye ve iktidar blokunun yıkım yasalarını engelleme çabalarımıza devam edeceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px">AKP iktidarının baskıcı, otoriter ve zulüm yönetiminden halkımızı kurtaracağız.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Son 10 yılda her gün 7 orman yangını çıkmış, toplam 66.650 hektar alan etkilenmiş]]>https://www.haberanaliz.net/haber/son-10-yilda-her-gun-7-orman-yangini-cikmis-toplam-66650-hektar-alan-etkilenmis-106062282251e-58e5-4f92-9f29-d1393dd60a382020-07-07T22:25:00+03:00HABER MERKEZİ Son 10 yılda her gün 7 orman yangını çıkmış, toplam 66.650 hektar alan etkilenmiş

Son 10 yılda her gün 7 orman yangını çıkmış, toplam 66.650 hektar alan etkilenmiş

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz Temmuz ayında ülke genelinde ardı ardına yaşanan orman yangınlarına zamanında müdahale edilmemesi ve Türk Hava Kurumu’na ait yangın söndürme uçaklarının kullanılmadığı ilişkin açıklamalar kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı. Konuyu soru önergesi ile Meclis gündemine taşıyan CHP’li&nbsp;Ali Şeker, “<em>Yaşanan orman yangınlarına zamanında ve gereği gibi müdahale edilmemesi maddi zararın yanında bölge ekosistemini ve habitatını da olumsuz etkiliyor</em>” açıklamasında bulunmuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Önergeye cevap veren Bakan Pakdemirli “Son 10 yılda ülkemizde yıllık ortalama 6.665 hektar alanı etkileyen 2.388 adet orman yangını meydana gelmiştir. Orman yangınları çıkış sebepleri olarak ihmal, dikkatsizlik, kasıt ve kazalardan meydana gelmiştir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanın cevabını değerlendiren CHP’li Ali Şeker, “<em>10 yılda ülkemizde toplam 23.880 orman yanığını çıkmış, 66.650 hektar alan etkilenmiş. Yani kaba bir hesapla 93 bin futbol sahasından fazla ormanımız yanmış. 10 yıl boyunca her gün neredeyse 7 orman yangını çıkmış. Ormanlarımızı, yeşil alanlarımızı korumak çocuklarımıza, gençlerimize yeşil bir Türkiye emanet etmek en büyük sorumluluğumuzken iktidar gereken tedbirleri almayarak ülkemizi çölleşmenin, kuraklaşmanın kucağına itiyor</em>” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Orman Genel müdürlüğü 2019 Yılı Faaliyet Raporu’na göre 2019 yılında 2.688 orman yangını çıktığını belirten CHP’li Ali Şeker, “<em>Bu yangınların 1.309’unun faili meçhul kalmış. Son 5 yılda 12.604 orman yanığını çıkmış, 664’ü kasıtlı çıkarılmış yangınlar iken, 6.278’inin faili meçhul.&nbsp;&nbsp;Ülkenin ciğerlerini göz göre göre yakıyorlar ancak iktidar görmüyor, duymuyor, engel olmuyor</em>” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">2019 yılında çıkan yangınların orman bölge müdürlüklerine göre dağılımını da paylaşan CHP’li Ali Şeker “<em>Geçtiğimiz yıl İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu bölgede 37 kasıtlı orman yangını çıkarırmış, İzmir’in ardından 24 kasıtlı yangın ile Antalya Orman Bölge Müdürlüğü geliyor. Faili meçhul yangınlara baktığımızda ise ilk sırada 163 faili meçhul orman yangını ile İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu bölge geliyor. İkinci sırada ise 124 faili meçhul orman yangını ile Muğla Orman Bölge Müdürlüğü yer alıyor</em>” açıklamasında bulundu.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Başarır Çukurova Havalimanı yapımını Meclis gündemine taşıdı.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/basarir-cukurova-havalimani-yapimini-meclis-gundemine-tasidi-106052a61cd75-101e-4a50-b220-d635fa29b7002020-07-07T22:19:00+03:00HABER MERKEZİ Başarır Çukurova Havalimanı yapımını Meclis gündemine taşıdı.

Başarır Çukurova Havalimanı yapımını Meclis gündemine taşıdı.

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun söz konusu havalimanının açılışı için tarih verdiğini belirten CHP’li Başarır vermiş olduğu yazılı soru önergesinde ; “2013 yılında temeli atılan ve yapımı bir türlü gerçekleştirilmeyen, dönemin ilgili bakanları ve hükümet yetkilileri tarafından sadece seçim yatırımı olarak açılış tarihleri verilen Çukurova Havalimanı için bu kez de yeni Bakan Adil Karaosmanoğlu tarafından 2 yıl içerisinde açılacağı bilgisi verilmiştir” ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Başarır Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaosmanoğlu’na;&nbsp;<strong>“Siz de diğer bakanların ve hükümet yetkililerinin yaptığı gibi halkın gönlünü almak adına Çukurova Havalimanı’nın yapımı için sadece tarih vermekle mi yetineceksiniz?”</strong>&nbsp;sorusunu yöneltti.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Ali Mahir Başarır vermiş olduğu önergesinde;</span></p><p><span style="font-size:18px">“2013 yılında temeli atılan ve yapımı bir türlü gerçekleştirilmeyen, dönemin ilgili bakanları ve hükümet yetkilileri tarafından sadece seçim yatırımı olarak açılış tarihleri verilen Çukurova Havalimanı için bu kez de yeni Bakan Adil Karaosmanoğlu tarafından 2 yıl içerisinde açılacağı bilgisi verilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, Çukurova Bölgesel Havalimanı için birinci etapta 8 milyon yolcuya hizmet edecek havalimanı terminali projelerini tamamladıklarını ve devamında da 12 milyon yolcuya hizmet edebilecek kapasitede bir havalimanı projelendirdiklerini belirtmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çukurova Havalimanı için en son geçtiğimiz Mart ayında ihaleye çıkılmış, Nisan ayında ise Bakan Karaismailoğlu tarafından Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin de tavsiyesiyle ihale iptal edilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kütahya- Afyonkarahisar arasına yapılan Zafer Havalimanı’nı için yüklenici firmaya garanti yolcu sayısı verilmiş ancak garanti yolcu sayısının yüzde 4’ü havalimanını kullanmış ve devletin kasasından yüklenici firmaya 5 yıllık süre için 26.6 milyon Euro ödeme yapılmıştır” açıklamalarına yer vererek şu soruların yanıtlanmasını istedi:</span></p><ol><li><p><span style="font-size:18px">Siz de diğer bakanların ve hükümet yetkililerinin yaptığı gibi halkın gönlünü almak adına Çukurova Havalimanı’nın yapımı için sadece tarih vermekle mi yetineceksiniz? Yoksa söz verdiğiniz tarih içerisinde havalimanını hizmete açacak mısınız?</span></p></li><li><p><span style="font-size:18px">Zafer Havalimanı’nın durumu ortadayken yine de yeni ihaleyi garanti yolcu kapsamında mı yapılacaktır? Çukurova Havalimanı’nın yapımı başka şartlarda mümkün değil midir? Mümkünse bu şartlar nelerdir?</span></p></li><li><p><span style="font-size:18px">Çukurova havalimanı için geçtiğimiz Mart ayı içerisinde yapılan ihalenin iptal edilmesindeki gerekçeler nelerdir? Bu ihalenin iptal edilmesinin altında&nbsp;&nbsp;Limak-Kalyon-Cengiz İnşaat’ın oluşturduğu ortak girişim grubu tarafından kazanılamaması mı yatmaktadır?</span></p></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nden cezaevlerindeki kapalı görüşlerde kayıt için hak ihlali kararı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/anayasa-mahkemesinden-cezaevlerindeki-kapali-goruslerde-kayit-icin-hak-ihlali-karari-1060439d0b9ad-4bac-4aba-9e19-30ab952333a62020-07-07T22:05:00+03:00HABER MERKEZİ Anayasa Mahkemesi'nden cezaevlerindeki kapalı görüşlerde kayıt için hak ihlali kararı

Anayasa Mahkemesi'nden cezaevlerindeki kapalı görüşlerde kayıt için hak ihlali kararı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Anayasa Mahkemesi (AYM) cezaevlerindeki kapalı görüşlerin, ses ve video ile kayıt edilmesinin hak ihlali olduğuna karar verdi. Yüksek Mahkeme, mahkumlara ait radyoya el konulmasının ise hak ihlali olmadığına hükmetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">NTV'nin aktardığı habere göre konu, terör örgütü üyeliğiyle cezaevinde bunun bir tutuklunun başvurusu üzerine yüksek mahkemenin gündemine girdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, hükümlü önce, camlı bölmelerde yapılan kapalı görüşlerin hangi düzenlemeye göre kayıt altına alındığını, Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne sordu. Müdürlük, yönetmelik gereği bu işlemin yapıldığını bildirince, tutuklu bu kez infaz hakimliğine dilekçe vererek uygulamanın kaldırılmasını talep etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">El konulan radyonun iadesi istendi<br />Mahkeme, tutuklunun bu isteğini aynı yönetmeliği gerekçe göstererek geri çevirdi. Tutuklu konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Başvuruda el konulan radyonun de iadesi istendi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Konuyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, tutukluların aileleriyle yaptıkları görüşmelerde belirli bir mahremiyetin bulunduğunu ve bunun korunması gerektiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme, özel hayata saygı gösterilmesi gerektiğine işaret ederken, idarenin suç işlenmesinin engellenmesi için, bu tür görüşmeleri takip edebileceğini ancak bunun için de yasal düzenlemeye yapılması gerektiğini de belirtti. Bu tür özel görüşmelerin kayıt altına alınmasının ağır bir önlem olduğuna dikkat çeken Anayasa Mahkemesi, bu kayıt işlemlerinin hangi koşullarda yapılabileceğinin çok iyi belirlenmesini ve son çare olarak kullanılmasını da istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">6 bin TL tazminat istendi<br />Mahkumların telefon görüşmeleri için cezaevinden dışarıya yapılan görüşmelerin kayıt alınmasına ilişkin düzenleme bulunduğunu hatırlatan yüksek mahkeme, buna karşılık kurum içindeki ziyaretlerdeki görüşmelerin kayıt altına alınmasına ilişkin düzenleme bulunmadığını da belirtti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kararda tutukluya 6 bin TL tazminat verilmesi de istendi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">haber kaynak:&nbsp;<a href="https://tr.sputniknews.com/turkiye/202007071042402930-anayasa-mahkemesinden-cezaevlerindeki-kapali-goruslerde-kayit-icin-hak-ihlali-karari/">https://tr.sputniknews.com/turkiye/202007071042402930-anayasa-mahkemesinden-cezaevlerindeki-kapali-goruslerde-kayit-icin-hak-ihlali-karari/</a></span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ulaştırma Bakanı’nın görevden alınmasının arkasından Cengiz, Limak ve Kalyon’un kaybettiği ihale çıktı!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ulastirma-bakaninin-gorevden-alinmasinin-arkasindan-cengiz-limak-ve-kalyonun-kaybettigi-ihale-cikti-10603d0b4ca30-0f8b-46f7-8586-4252c6766a0d2020-07-07T22:01:00+03:00HABER MERKEZİ Ulaştırma Bakanı’nın görevden alınmasının arkasından Cengiz, Limak ve Kalyon’un kaybettiği ihale çıktı!

Ulaştırma Bakanı’nın görevden alınmasının arkasından Cengiz, Limak ve Kalyon’un kaybettiği ihale çıktı!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu Çukurova Bölgesel Havalimanı projesi için altyapı yatırımlarının tamamlandığını, bu hafta havalimanı inşaatı için ihaleye çıkılacağını açıkladı. Karaismailoğlu, Çukurova Bölgesel Havalimanı ile ilgili olarak, "Üstyapıyla ilgili de projelerimizi tamamladık. İlk aşamada, birinci etapta 8 milyon yolcuya hizmet edecek havalimanı terminali projelerini tamamladık. Devamında da 12 milyon yolcuya hizmet edebilecek kapasitede bir havalimanı projelendirdik. İnşallah önümüzdeki günlerde ihalesini yapıp bu yıl içerisinde inşaatına başlayıp en geç 2 yıl içerisinde de inşaatını tamamlama hedefi içerisindeyiz" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>Birgün'den Ozan Gündoğdu</em>'nun haberine göre; buna karşılık havalimanı projesine ilişkin cevap bekleyen sorular hala gündemde.</span></p><p><span style="font-size:18px">1- Havalimanı Mersin’e yapılacak ancak bölgede halihazırda Adana Şakirpaşa Havalimanı bulunuyor. Bu havalimanının yolcu sayısı son 4 yıldır yerinde sayıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">2- Kamu özel işbirliği (KÖİ) ile yapılan havalimanlarının hazineye maliyeti ortadayken yeni havalimanının yine KÖİ modeliyle yapılacak olması tartışmalara neden oluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">3- Proje için Mart ayında ihaleye çıkılmış, ihaleye Cengiz, Limak ve Kalyon İnşaat da girmiş ancak bu üçlü ihaleyi kaybetmişti. Daha sonra göreve gelen yeni Ulaştırma Bakanı ihaleyi iptal etmişti.</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>CENGİZ, KALYON, LİMAK ELENDİ</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">Çukurova Bölgesel Havalimanı üstyapı ihalesi 16 Mart 2020’de salgının Türkiye’de yayılmaya başladığı günlerde yapıldı. İhaleye iki firma katıldı. Bu firmalardan biri Limak-Kalyon-Cengiz İnşaat’ın oluşturduğu ortak girişim grubu. Bu şirketler zaten kamu ihalelerinde adları sıkça duyulan müteahhitlik firmaları. Aynı zamanda 3. Havalimanı’nı işleten İGA’nın da yüzde 80’i bu 3 şirketin elinde. Dünya Bankası verilerine göre dünyada kamudan en çok ihale kazanan 5 müteahhitlik şirketinin 3’ünü yine bunlar oluşturuyor. Limak’ın başındaki Nihat Özdemir bir yandan Türkiye Futbol Federasyonu’nun da başındaki isim. Kalyon İnşaat ise iktidar medyasının en büyük grubu Sabah ve ATV’nin sahibi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İhaleye giren diğer şirket ise Günbeton İnşaat ile Terminal Yapı’nın oluşturduğu ortak girişim grubu. Terminal Yapı’nın da tıpkı ihaledeki rakipleri gibi havalimanı yatırımları bulunuyor. Terminal Yapı, Taşyapı Grup ile birlikte kuruduğu T&amp;T firmasıyla Kıbrıs’taki Ercan Havalimanı ihalesini kazanıyor. Öte yandan tartışmalı Çeşme-Alaçatı Havalimanı ihalesi de yine Terminal Yapı tarafından alınıyor. Ancak bu havalimanı ihalenin yapılmasının ardından 2,5 yıl geçmesine rağmen henüz bitmiş değil. Havalimanı şantiyesine dikilen tabelaya göre Haziran ayında havalimanının bitmesi gerekiyordu.</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>BAKAN GÖREVDEN ALINDI, İHALE İPTAL EDİLDİ</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">16 Mart’ta bu iki girişimin katıldığı ihaleyi Günbeton İnşaat ile Terminal Yapı’nın oluşturduğu ortak girişim grubu kazanıyor. Böylece Cengiz, Limak ve Kalyon girişimi eleniyor. İhalenin yapıldığı tarihte Ulaştırma Bakanı henüz Cahit Turhan’dı. İhaleden 12 gün sonra 28 Mart 2020’de bakan Cahit Turhan görevden alınıyor ve yerine Adil Karaismailoğlu atanıyor. Yeni bakan koltuğa oturduktan 18 gün sonra 15 Nisan 2020’de Çukurova Havalimanı ihalesini Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin de tavsiyesiyle iptal ediyor.</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>YOLCU SAYISI ARTMAYAN BÖLGEYE 2. HAVALİMANI</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">Çukurova Havalimanı’na ilişkin tartışma konusu olan bir diğer durum ise Adana’da bölgeye hizmet veren bir havalimanı bulunması. Üstelik bu havalimanındaki yolcu sayısı son 5 yıldır yerinde sayıyor. Adana Şakirpaşa Havalimanı’ndan 2005 yılında 1 milyon 708 bin yolcu uçuş yaparken 2015’te bu sayı yüzde 210’luk artışla 5 milyon 309 bin yolcuya tırmanmıştı. Öte yandan son 5 yılda Adana Havalimanı’ndaki yolcu sayısı doygunluğa ulaşmış durumda ve eski hızında artmıyor. 2016’da yolcu sayısı 5 milyon 585 bine yükselen havalimanının yolcu sayısı 2018’de yerinde sayarak 5 milyon 630 bine yükseliyor. 2019’da ise ekonomik durgunlukla beraber 5 milyon 57 bine geriliyor. 2020’nin ilk 5 ayında koronavirüs salgınının da etkisiyle uçuşlar adeta durmuş durumda. Hal buyken devletin işlettiği Adana Havalimanı’na rakip fakat özel sektörün işleteceği yeni bir havalimanı açmak tartışmalara neden oluyor. Üstelik Çukurova Havalimanı, bölgesel olması özelliği ile Zafer Havalimanını da hatırlatıyor. Zafer Havalimanı da Kütahya ve Afyon arasına inşa edilmiş, yıllık 1 milyon 279 bin yolcu garantisi verilmiş ancak 2019’da toplam 82 bin yolcu bu havalimanını kullanmıştı.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ulastirma-bakaninin-gorevden-alinmasinin-arkasindan-cengiz-limak-ve-kalyonun-kaybettigi-ihale-cikti-1749714">https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ulastirma-bakaninin-gorevden-alinmasinin-arkasindan-cengiz-limak-ve-kalyonun-kaybettigi-ihale-cikti-1749714</a></span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Tuncel'in davasında beraat: Hakim niyet okuma yöntemiyle hareket edemez]]>https://www.haberanaliz.net/haber/tuncelin-davasinda-beraat-hakim-niyet-okuma-yontemiyle-hareket-edemez-1060237d72852-2b4c-4d1b-a4d1-845cf96d8d472020-07-07T21:51:00+03:00HABER MERKEZİ Tuncel'in davasında beraat: Hakim niyet okuma yöntemiyle hareket edemez

Tuncel'in davasında beraat: Hakim niyet okuma yöntemiyle hareket edemez

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">DBP önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel hakkında beraat kararı veren mahkeme heyetinin gerekçeli kararında, “Hakim, niyet okuma yöntemiyle hareket edemez” dedi.&nbsp;<br />&nbsp;<br />Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel hakkında Silivri 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma” iddiasıyla açılan davada verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. 19 Haziran'da görülen karar duruşmasında Tuncel, bir milletvekili olarak duruşma salonu önünde olduğunu ve konuşmasının suç teşkil etmediğini belirtmişti.&nbsp;<br />&nbsp;<br />Mahkeme heyeti kararında Tuncel’in Silivri Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi içinde bulunan 15'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşma salonu önünde bulunan alana geldiği ve yaptığı konuşmada kalabalığa hitaben ''Yarın saat dokuzda burada buluşuyoruz, biz yarın sabah daha güçlü bir şekilde burada olacağız" şeklinde konuşmasından kaynaklı dava açıldığını hatırlattı. Mahkeme heyeti kararında Tuncel’in çağrısının kişileri kanunsuz ve izinsiz olarak toplanmaları ve gösteri yapmalarına çağrı yaptığı yönünde somut bir çıkarım yapılamadığı, duruşmaların halka açık, aleni bir şekilde yapıldığı, sanığın da orada bulunan kişilere yönelik duruşmaları takip amacıyla çağrı yaptığını beyan etmesi karşısında, iddianame anlatımı itibariyle suç unsurunun varlığından söz edilemeyeceğine dikkat çekti.<br />&nbsp;<br /><strong>YARGITAY KARARI ESAS ALINDI</strong><br />&nbsp;<br />Heyet, Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak, "Hakim, niyet okuma yöntemiyle hareket edemez. Yorum, ancak kıyas yasağını ve suçta ve cezada kanunilik ilkelerini aşmayacak şekilde yapılabilir” diye belirtti.<br />&nbsp;<br />Tuncel hakkında 2012 yılında Silivri’de görülen KCK Ana davası duruşması sonrasında yaptığı konuşmadan kaynaklı 2017 yılında dava açılmıştı. (Mezopotamya Ajansı)</span></p><p><strong><a href="https://artigercek.com/haberler/tuncel-in-davasinda-beraat-hakim-niyet-okuma-yontemiyle-hareket-edemez">https://artigercek.com/haberler/tuncel-in-davasinda-beraat-hakim-niyet-okuma-yontemiyle-hareket-edemez</a></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KARDEŞLER BAROSU MU KURACAKSINIZ?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/kardesler-barosu-mu-kuracaksiniz-1060107206278-7d58-4e63-a6a1-e7470d51c9162020-07-06T21:21:00+03:00HABER MERKEZİ KARDEŞLER BAROSU MU KURACAKSINIZ?

KARDEŞLER BAROSU MU KURACAKSINIZ?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, “Çoklu Baro” sisteminin sadece avukatların değil halkın tamamının sorunu olduğunu vurguladı.<br />Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu’nda görüşülen ve kamuoyunda ‘Çoklu Baro’ olarak bilinen ‘Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ CHP’nin tüm itirazlarına, kendilerini ilgilendiren kanun teklifi görüşülürken meclise alınmayan baro başkanlarının mücadelelerine rağmen AKP ve MHP’nin oylarıyla komisyondan geçti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Komisyon görüşmelerinin son gününde konuşan CHP’li Dr. Müzeyyen Şevkin, iktidara sert çıktı. Dr. Şevkin, “Ne yapacaksınız şimdi? ‘Kardeşler Barosu’, yok olmadı ‘Öz Kardeşler Barosu’, o da olmadı ‘Öz Hakiki Kardeşler Barosu’ kurarak avukatları mı ötekileştireceksiniz? Mahkemelerde bizim avukat sizin avukat mı olacak? Kararlar buna göre mi verilecek?” diye sordu.<br /><strong>“YERLİ OTOMOBİLİ NE YAPTINIZ?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin çok önemli sorunları olduğuna dikkat çeken Dr. Şevkin, 18 yıllık AKP iktidarında 8 milyon hektar arazinin tarım dışı bırakıldığını, yerli ve milli olduğunu&nbsp; iddia eden iktidarın yerli tohumu, yerli tütünü, meraları, yerli hayvancılığı bitirdiğini, binlerce çiftçiyi hacizle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Sahi şu yerli otomobili ne yaptınız?” sorusunu soran Dr. Şevkin, “Olası bir depremi önlemeye dönük hiçbir önlem almıyorsunuz. 13 milyon insan olan işgücü kaybını pandemi döneminde 6 milyon daha arttırdınız. Şeker fabrikalarını, kağıt fabrikalarını,&nbsp; tütün fabrikalarını sattınız. Tank paleti peşkeş çektiniz. Eğitim sistemini 7 bakanla 15 kez değiştirdiniz. Bütün kurumların içini boşalttınız. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde sınıfta kaldığınız gibi İstanbul Sözleşmesi’nden feragat etmeyi planlıyorsunuz. Kadınlar olarak buna izin vermeyeceğiz. Yoksulluğu, işsizliği kronik hale getirdiniz. Demokrasi, özgür basını, özgür üniversiteyi yok ettiniz. Kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, özgür basını, düşünce özgürlüğünü ortadan kaldırdınız. Özgür üniversiteleri yok ettiniz. Belediye başkanlarını çeşitli bahanelerle görevden aldınız. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağdurları yarattınız” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“HER KURUMU, HERKESİ KUTUPLARA AYIRIYORSUNUZ”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Sizdendir, bizdendir safsatasıyla insanları, dernekleri, kurumları, mesleki kuruluşları ve halkı tam anlamıyla kutuplara ayırıyorsunuz” diyen Dr. Şevkin, “Hoşunuza gitmeyen yorum yapan, haber yapan gazetecileri hapse atmayı, işinize gelmeyen baroları bölmeyi, yıllarca muhalefete troller aracılığıyla hakaret ettirirken şimdi sosyal medyayı kapattırıp halkın tamamını cezalandırıyorsunuz. Her gün onlarca yandaş kanaldan hakaret unsuru taşıyan yayınlar yapılırken RTÜK aracılığıyla size muhalif olan televizyon kanallarını kapatmayı tercih ediyorsunuz. Dünyada ülkeler gelişirken demokrasi gelişiyor ancak siz demokrasi alanlarını daraltıyorsunuz. Barolardan sonra&nbsp; TMMOB, yetmedi kıdem tazminatı, sırada ne var. Sahi siz niçin iktidara gelmiştiniz? Yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları ortadan kaldıracaktınız değil mi? Yerli ve milli olduğunuzu iddia ediyorsunuz. 18 yılda ekonomide uluslar arası arenada 60. sıraya geriledik. 1 avuç tohum için bizi İsrail’e bir kuruş için bizi Katar’a el açmaya mahkum ettiniz. Yazık bu ülkeye. İnsanlarımız iş, aş, demokrasi istiyor. Daha fazla pişmanlık yaşamadan ailenizin barolarını oluşturmaktan vazgeçin.&nbsp; Kurduğunuz yandaş sendikaların ülkemizin başına ne çoraplar ördüğünü gördük” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“PARTİ ÇAĞRIŞIMLI RESMİ SIFATLAR YAPIŞTIRILACAK!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Savunma makamının yapılanmasını derinden etkileyen yasal değişikliği yalnızca "avukatların problemi" olarak görmenin yanlışlığına dikkat çeken Dr. Şevkin, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bu değişiklik, yargının diğer kollarında başlayan ele geçirmenin son kale denebilecek savunmaya, dolayısıyla her vatandaşın hak arama mücadelesine sıçrayan halidir. Çoklu barolar parçalı ve güçsüz olacaktır. Her baro üyelerin kendisinde kalması için gereği gibi disiplin kurallarını uygulayamayacaktır. Düzensiz ve disiplinsiz bir baro gelişeceği için sonuç olarak iç disiplinin sağlanması için başka bir yasal bir düzenleme ile tamamen adalet bakanlığının denetim ve egemenliğine bırakılması için zemin hazırlanacaktır. Barolar tamamen adalet bakanlığına bağlandığı takdirde ise savunmanın sınırını resmi zihniyet ve bakanlık tarafından çizilmiş olacaktır. Çoklu baro olduğu takdirde barolar siyasallaşacaktır.&nbsp; Her bir baro ve Türkiye Barolar Birliği’nde tarikat cemaat, etnik, mezhepsel, hemşehrilik gibi temeller üzerine inşa olunacak çok sayıda hizipler yaratılacak ve bu hiziplere siyasal parti çağrışımlı resmi sıfatlar yapıştırılacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Böylesi bir bölünme ve parçalı yapılanmanın; savunma örgütlerinin gücünü yok edeceği ve dolayısıyla bundan yargı bağımsızlığının, hukukun üstünlüğü anlayışının ve demokrasinin son derece olumsuz etkileneceği çok açıktır. Siyasallaşan baroların oluşmasından sonra, iktidara yakın olanlara sınırsız avantajlar sağlanacak ve uzak olanlara ise baskı ve haksız soruşturmalar kaçınılmaz olacaktır. TBB seçiminde iktidara yakın delege arayışı olacaktır. İleride, avukatlarımızın ve barolarımızın ihtiyacı ve beklentisini karşılayacak, avukatlık kanunu hazırlanması aşamasında asıl muhatap, barolar ve TBB olmalıdır. Türkiye Barolar Birliği nezdinde, 80 baronun, uzmanlar ve akademisyenlerin katılımıyla bir komisyon oluşturulmalı, bu komisyonca hazırlanacak tasarı, kamuoyu ve ilgililerle paylaşılmalıdır. Doğru, adil ve hukuki olan hareket tarzı bu olmalıdır.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Emekliler, Bayram ikramiyesi ile kurbanlık koyun bile alamıyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emekliler-bayram-ikramiyesi-ile-kurbanlik-koyun-bile-alamiyor-106008408630c-f243-45d1-986a-fb40c7e1cdde2020-07-06T21:12:00+03:00HABER MERKEZİ Emekliler, Bayram ikramiyesi ile kurbanlık koyun bile alamıyor

Emekliler, Bayram ikramiyesi ile kurbanlık koyun bile alamıyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Hazırladığı Kanun Teklifini TBMM Başkanlığında beklediğini ifade eden &nbsp;Gürer, mevcut koşullarda emeklilerin ikramiyeleriyle kurbanlık alamadığını, hatta torununa, çocuğuna bayram harçlığı bile veremediğini vurguladı.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>1000 TL ENFLASYON KARŞISINDA ERİDİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,&nbsp; CHP &nbsp;Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği Bayram ikramiyesini iktidarın&nbsp;2018 yılında 7143 sayılı kanunun 23. maddesiyle 5510 sayılı kanuna ek madde 18 eklenerek uygulamaya alındığını, ancak CHP önerisinin yarısı tutarında bir ikramiye verildiğini &nbsp;ve sonuçta &nbsp;Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere 1000 TL emekli ikramiyesi ödenmeye&nbsp;başlandığını hatırlattı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu ikramiyenin her yıl enflasyon karşısında eridiğini belirten Gürer, 12 milyonu&nbsp;aşan emeklinin geçim sıkıntısı içinde olduğunu ifade etti. 6 milyona yakın emekli, emekli olduktan sonrada geçinemediğini ve çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Emekli açlık sınırı altında yaşamaya mecbur kılındığını belirten Gürer, bu çağda emekliye reva görülen bu durum esasen kabul edilemez. Pandemi döneminde emekli ücretinin 1500 liraya çıkarılması binlerce emeklinin ne kadar düşük bir ücretle çalıştığının somut göstergesidir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ASGARİ&nbsp;ÜCRET DÜZEYİNE ÇIKARILMALI&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Emeklilerin bayramlarda olsun rahat bir nefes almasını sağlanacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğine işaret eden CHP Milletvekili Gürer, emekliler için verilen bayram ikramiyelerinin asgari ücret düzeyine çıkarılması konusunda hazırladıkları Kanun Teklifini TBMM Başkanlığına ulaştırdıklarını açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>EMEKLİLER İKRAMİYELERİYLE KURBANLIK BİLE ALAMIYORLAR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, Diyanet İşleri Başkanlığı ve&nbsp;Kızılay’ın&nbsp;bu yıl öngördüğü rakamlar dikkate alındığında emeklilerin, ikramiyeleriyle kurbanlık bile alamadıklarının belirlendiğini ifade etti. Bir kurbanlık koyunun ortalama 1300 TL ile 1500 TL arasında olduğuna işaret eden Gürer, “Emekliler, kendilerine verilen 1000 TL’lik bayram ikramiyeleriyle ne kurbanlık alabiliyorlar ne de çocuklarına ve torunlarına bayram harçlığı verebiliyorlar” diye konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık&nbsp;Sigortası&nbsp;Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair hazırladığı Kanun Teklifinin içeriği şöyle:&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“MADDE 1-&nbsp;31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “1.000’er TL” ibaresi “o yıl için belirlenen net asgari ücret” şeklinde değiştirilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">MADDE 2-&nbsp;Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</span></p><p><span style="font-size:18px">MADDE 3-&nbsp;Bu Kanun hükümlerini&nbsp;Cumhurbaşkanı&nbsp;yürütür.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Köksal, Adalet Komisyonu’nda “avukatların sesi” oldu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/koksal-adalet-komisyonunda-avukatlarin-sesi-oldu-10599112f0103-37d9-4d89-bd81-8c20c033f3582020-07-06T21:07:00+03:00HABER MERKEZİ Köksal, Adalet Komisyonu’nda “avukatların sesi” oldu

Köksal, Adalet Komisyonu’nda “avukatların sesi” oldu

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, FETÖ’nün projesi olduğu daha öncede dile getirilen “Çoklu Baro Sistemine” karşı, teklifin TBMM Adalet Komisyonu’na getirildiği ilk günden bu yana CHP grubu ile birlikte haklı mücadelesini sürdürmeye devam ediyor.<br />AKP KENDİSİNE YENİ BİR MESLEK ÖRGÜTÜ OLUŞTURMAK İÇİN DÜĞMEYE BASTI…<br />Baroların ve muhalefetin karşı çıktığı “Çoklu Baro Sistemini” öngören yasa teklifinin TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında konuşan Milletvekili Av. Burcu Köksal, “Evet, korporatizm hedefinize giden yolda yapmak istediğiniz bir düzenlemeyle daha karşı karşıyayız. Burada korporatizm hedefleniyor. Nedir korporatizm? Devletin işçi, işveren ilişkileri de dâhil olmak üzere tüm çalışma yaşamını, bu alandaki örgütlemeleri belirlediği; ücretler, özlük hakları da dâhil olmak üzere tüm hakların devlet tarafından belirlendiği; hak örgütü olarak sendikalara, meslek odalarına ihtiyaç duyulmadığı hatta meslek örgütlerinin bizzat devlet tarafından temsil edildiği sistemdir. Nazi Almanyası, Mussolini İtalyası, Franco İspanyası bunun örnekleridir. Bunun için parti devlet olarak tanımlanan toplumsal düzene ihtiyaç vardır. Bugün otoriter iktidarların meslek alanlarını ve meslek örgütlerini kendi görüş ve ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirmesinin, toplumsal hizaya getirmek istemesinin yöntemi bu şekilde uygulanmaktadır. Şimdi, bu uygulamaya karşı itiraz eden veya direnç gösteren olduğunda da o meslek örgütünü güçsüzleştirmek, parçalamak, bölmek; o meslekleri itibarsızlaştırmak, önemsizleştirmek yoluna başvurulmaktadır. Şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz tüm değişikliklere rağmen meslek odalarını hizaya sokamadığınız gibi, ne yaparsanız yapın o meslek odasında istediğiniz yönetimi başa getiremediğiniz için o meslek odasını bölüp, parçalayacak, kendinize yeni bir meslek örgütü oluşturacak bir kurgu için düğmeye bastınız. Barolarla ilgili yapılmak istenen düzenleme tam da bu noktada. Bu düzenlemenin yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmadan, üniversitelere partizanca rektör atamadan, medya üzerinde kurulan egemenlikten ve yasamanın etkisizleştirilmek istenmesinden bir farkı yoktur arkadaşlar.” dedi.<br />ELE GEÇİREMEDİKLERİ BAROLARI ETKİSİZ BİR DERNEK<br />KONUMUNA GETİRİP, SESİNİ KISMAK İSTİYORLAR..!<br />AKP’nin baroları adeta âdeta etkisiz bir dernek konuma getirmek istediğini kaydeden Milletvekili Köksal, “Baroların sesinin kısılması, etkinliklerinin azaltılması için yasal düzenleme yapmak istiyorsunuz çünkü ele geçiremediniz o baroları. Oysa tam da geçtiğimiz yıl büyük bir şaşayla bir yargı reformu açıklamıştınız ve o yargı reformunda da savunmanın etkinliğinin artırılmasından bahsetmiştiniz. Geçen yıl bunu söylediniz, şimdi getirdiğiniz düzenlemeyle bunun tam tersini yapmak istiyorsunuz. Konuşan baroları susturmak için önce ekonomik tedbirlere müracaat etmek istediniz ama sert duvara çarptınız çünkü değerli arkadaşlar, barolar ihalelerle ayakta duran yerler değildir. Barolar, güçlerini ekonomiden almazlar; barolar, güçlerini, hukukun üstünlüğüne inanan, hak, hukuk, adalet için mücadele eden, yargı bağımsızlığı için mücadele eden, bağımsız güçlü savunmadan, avukatlardan alırlar. Dolayısıyla, burada amaç, işte o bağımsız ve güçlü savunmayı yok etmek; her yıl yüz binlerce kişiye ücretsiz avukat görevlendiren baroları değil, halkı cezalandırmak, halkın sesini kısmak çünkü bu düzenlemeyle barolar âdeta etkisiz bir dernek konuma getirilmek isteniyor, 5 binin üzerinde avukatı olan illerde 2 bin avukatın bir araya gelip kendi barosunu kurması hedefleniyor. Peki, bu olursa ne olur? Barolar, görevlerini yapamaz, gücü zayıflar çünkü kamu görevi niteliğinde olan yerlerdir barolar. Avukatlık kamu hizmetidir; kamu hizmetlerinde bütünsellik esas alınır, kamu hizmetlerinde bütünsellik önemlidir. Eğer siz bu bütünselliği bozarsanız, o zaman avukatlığın kamu niteliği de ortadan kalkar. Dedik ya "Avukatlık, kamu hizmeti." diye, buradan bahisle şunu söylemek istiyorum: Kamu görevi siyasi görüş, dinî inanış, etnisite ya da başka bir sebep gözetilmeksizin yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Bu teklifle siz 2 bin avukatın kendi barosunu kurmasını istiyorsunuz; bu durumda da avukatlar arasında farklılaşma, ötekileşme artacak. Siyasi, dinî veya başka kriterler üzerinden kurulan barolar birbirleriyle yarışmaktan, çatışmaktan ya da kavga etmekten dolayı hukukun üstünlüğünden, yargı bağımsızlığından, yani onun için mücadele etmekten uzaklaşacaklar.” ifadelerini kullandı.<br />ÇOKLU BARO SİSTEMİYLE BAROLAR AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERECEK<br />“Çoklu Baro Sistemiyle barolar âdeta ayakta kalma mücadelesi verecek.” diyen Köksal, “Şimdi, düşünün, 2 binin avukatı olan bir baro var; bu baro 1 üyesini kaybederse yani 1999 üyeye düşerse kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak; birlik tarafından malvarlığına, her şeyine el konulacak. Bu, ayrı bir garabet zaten; baroyu şirket olarak görme zihniyetinizin bir uzantısı olarak yorumluyorum. Şimdi, orada o baro, 1 üyesini dâhi kaybetmemek için, meslek etiğine uygun davranmayan, yerle yeksan eden, hatta meslekten menedilmesini gerektiren bir suç işlese dâhi bu avukatla ilgili bir disiplin soruşturması dâhi açamayacak. Hatta ben tabiri caizse şöyle yorumluyorum: barolar, avukat transferleri için, ayakta kalmak için yarışacaklar çünkü üyeye ihtiyaç duyacak. Siyasi görüş etrafında bir araya gelen barolarda bu sefer iktidara yakın olan avukatlar, iktidara yakın olan baroya üye olan avukatlar yasaya uygun kararlar alsa dâhi vatandaşın gözünde "Ya, ben iktidara yakın baroya, iktidar barosuna avukat tuttum, kararı aldım, davayı kazandım. Eğer oradan avukat tutarsan bu davayı kazanırsın." imajı oluşacak. Bu da nedir? Yarın, bakın, her iktidar değişiminde avukatların ticari kaygı yüzünden, ekmek davası yüzünden para kazanmak zorunda bu insanlar, geçimlerini sağlamak zorundalar para kazanma kaygısı yüzünden âdeta göçmen kuşlar gibi baro değiştirmelerine sebep olacak; bu da başka bir tehlike.” şeklinde konuştu.<br />AKP BAROLARI BÖLÜP ZAYIFLATMAK İSTİYOR<br />“Çoklu Baro Sistemi” ile baroların bölünüp, zayıflatılmak istendiğinin önemle altını çizen Köksal, “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak baroların temel görevlerindendir. Şimdi, yapılmak istenen bu değişikle baroların bu görevleri ellerinden alınmak isteniyor; bunun için de baroları bölüp, zayıflatmak ve bu şekilde "çoklu baro" kurulmak isteniyor. Şimdi, ben on altı yıllık avukatım ve şunu biliyorum: Mesleğe başlamadan önce biz avukatlar bir yıl staj yapıyoruz. Hemen hemen her baroda staj eğitim merkezleri vardır, Anadolu barolarında da büyükşehir barolarında da; o staj eğitim merkezlerinde biz eğitim görürüz. Ayrıca, baro yönetim kurulları tarafından oluşturulan staj komisyonları vardır; bu komisyonda öğrencilere yani stajyer avukatlara dersler verilir, mesleğe hazırlanır bu avukatlar. Ve şimdi, çoklu baro sistemine geçildiği takdirde bu staj eğitimleri de sekteye uğrayacak, ciddiyetini ve kalitesini kaybedecek; avukatlar daha rahat ruhsat alabilecekleri baroları tercih edecekler, yani böyle bir rekabete ve böyle bir eğitim kalitesinin düşmesine de yol açacaksınız. Barolar aynı zamanda kadın ve çocuk haklarının korunması için de mücadele eder. Bakın, barolarda kadın hakları, çocuk hakları komisyonları vardır; bu komisyonlardaki avukat arkadaşlarımız ki ben de zaman zaman meslek hayatımda bunu yapmıştım kadına şiddet, kadın cinayeti, çocuk istismarı davalarında müdahil olurlar, gerekirse o ailenin ücretsiz avukatlığını yaparlar.” diye konuştu.<br />BAROLAR ÜYE KAYGISI YÜZÜNDEN KAMU HİZMETİ NİTELİĞİNİ KAYBEDECEK<br />Milletvekili Av. Burcu Köksal, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:<br />“Şimdi, çoklu baro sisteminde baro, üye kaygısı yüzünden, mali destek bulma çabası yüzünden, kamu hizmeti niteliğini kaybedeceğinden kadın ve çocukların korunmasına yönelik görevlerini de yerine getiremeyecek. Üye bulma ya da mevcut üyeyi kaybetmeme korkusuyla hareket eden bir baro, görevlerini doğru dürüst yerine getiremez arkadaşlar. Bu da sadece avukatların değil; hak, hukuk, adalet mücadelesinde hak arayan vatandaşların da zarara uğramasına neden olur. Avukatlık Kanunu'nun 1'inci maddesi avukat arkadaşlarımız var burada, hepiniz çok iyi biliyorsunuz der ki: "Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder." Avukatlar, yargının üç sacayağından savunma sacayağıdır ama adaletin tecellisi ve hukuk kurallarının uygulanması için mücadele ederler, uğraşırlar. Dolayısıyla, adaletin tecellisi için de, hukuk kurallarının uygulanması için de bağımsız ve güçlü bir savunmaya ihtiyaç vardır; bu, her yerde böyledir. Şimdi, bakıyorum, 2017 referandumuyla getirmiş olduğunuz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi yüzünden yargı bağımsızlığı zaten yitirilmiş durumda. Bunu nereden biliyorum? Bugüne kadar açılan mahkemelerde verilen kararlardan ya da açılıp açılmayan soruşturmalara bakarak bunu söyleyebiliyorum. Eğer bugün birazcık, küçücük bir hukuk kırıntısı kalmışsa bu da, emin olun, bağımsız ve güçlü kalabilmiş olan savunmanın sayesindedir.”<br />AKP GÜÇLÜ SAVUNMAYI GÜÇSÜZLEŞTİRMEK, BÖLMEK, AYRIŞTIRMAK İSTİYOR<br />AKP’nin “Çok Baro Teklifi” ile güçlü savunmayı güçsüzleştirmek, bölerek ayrıştırmak istediğini dile getiren Köksal, “Bağımsız kalabilen son kaledir savunma. Şimdi siz bu bağımsız ve güçlü savunmayı güçsüzleştirmek istiyorsunuz; bunu da bölerek, ayrıştırarak yapmak istiyorsunuz. Çünkü on altı yıl boyunca bu mesleği yapmış bir avukat olarak söylüyorum: Ben avukat olarak siyasi, dinî, etnik ve benzeri görüşteki bir baronun üyesi olmak istemiyorum; ben mesleğim üzerinden örgütlenmek istiyorum. Bakın, Afyonkarahisar Baro Başkanı sizin siyasi görüşünüzde bir arkadaşımız, bir avukat. Dün buradaydı, içeriye giremedi; yani, daha doğrusu, avukat meslektaşlarının, baro başkanlarının yanına zar zor alabildik, on dakikalığına. Biz birlikte Afyonkarahisar Barosunda AKP'li, MHP'li, CHP'li, değişik siyasi partilere mensup olan avukat arkadaşlarımızla omuz omuza hukuk mücadelesi veriyoruz; farklı siyasi görüşlerdeyiz ama temelde, meslek etiğinde, mesleğimizle ilgili konularda, hukukun üstünlüğünde paydaşlaşabiliyoruz. İşte, bu yüzden, ben bir avukat olarak bir siyasetçi olarak demiyorum, bir avukat olarak mesleğim üzerinden örgütlenmek istiyorum; benim, mesleğim üzerinden örgütlenme hakkımı lütfen elimden almayın diyorum. Bu düzenlemeyi geri çekelim; gelin, bu yanlıştan hep beraber dönelim.” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Havai fişek fabrikasında meydan gelen patlamaya ilişkin araştırma önergesi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/havai-fisek-fabrikasinda-meydan-gelen-patlamaya-iliskin-arastirma-onergesi-10598c2bcdaf6-1d1e-493f-920c-e31e478984202020-07-06T20:59:00+03:00HABER MERKEZİ Havai fişek fabrikasında meydan gelen patlamaya ilişkin araştırma önergesi

Havai fişek fabrikasında meydan gelen patlamaya ilişkin araştırma önergesi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>HDP Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan,Sakarya'nın Hendek ilçesinde havai fişek fabrikasında meydan gelen patlamayı meclis gündemine taşıdı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">HDP Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan, konuyla ilgili TBMM Başkanlığına bir araştırma önergesi verdi. Araştırma önergesinin &nbsp;metni şu şekilde:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Neoliberalizmle birlikte fabrikalar, işçilerin geçimlerini sağlamak için işyeri olmaktan çok iş cinayetlerine neden oldukları mekânlar haline dönüşmüştür. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) raporunun 2019 yılındaki resmi kayıtlarına göre 1736 işçi yaşamını yitirmiştir. Yine İSİG raporuna göre 2020 yılının ilk beş ayında resmi kayıtlara göre 733 işçi yaşamını yitirmiştir. İşçilerin ölüm nedenlerinin başında iş sağlığı ve iş güvenliği konularında yeterli düzeyde önlem veya tedbir alınmaması gelmektedir. En son 03.07.2020 tarihinde Sakarya’nın Hendek ilçesinde havai fişek patlamasında meydana gelen patlama sonucunda 6 işçinin yaşamını yitirmesi ve 100’ün üzerinde işçinin yaralanması iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli düzeyde önlem alınmadığını gözler önüne sermektedir.&nbsp; Ne yazık ki kitlesel olaylar veya ölümler olmadığında işçi cinayetleri ne hükümetin ne de ana akım medyanın dikkatini çekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sakarya’nın Hendek ilçesinde meydana gelen havai fişek patlamasının iki boyutu vardır. Birincisi, 6 işçinin ölümü ve 100’ün üstünde işçin yaralanmasıyla sonuçlanan işçilerin çalışma koşullarının boyutu, ikincisi ise işçilerin yaşamlarını güvenceye almadan çalışma koşullarından sorumlu olan sermaye boyutudur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Havai fişek fabrikasında 2009 yılında bir patlama gerçekleşmiş ve 1 işçi yaşamını yitirmiş, 34 işçi ise yaralanmıştır. Havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamadan yaralı olarak kurtulan işçi Nuran Tarım, fabrikada son süreçte pek çok küçük boyutlarda patlama meydana geldiğini ancak hiçbir tedbir alınmadığını ve meydana gelen patlamaların üstünün kapatıldığını ifade etmiştir. İSİG Meclisi’nin aktardığı bilgilere göre aynı fabrikada 2007 yılından itibaren farklı tarihlerde patlama meydana gelmiş ve fabrika isim değişikliği ile tekrardan üretime devam etmiştir. Aynı fabrikanın farklı isimlerle üretime devam ederek farklı tarihlerde patlamalar meydana gelmesi, fabrika sahibinin iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda hiçbir tedbir almadan üretime devam ettiğini gözler önüne sermektedir. Havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada yaşamını yitiren Havva Çelik’in eşi Salih Çelik, kendisinin de fabrikada çalıştığını, iş güvenliği konusunda fabrika sahiplerini uyardığı için işten atıldığını ifade etmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sakarya’nın Hendek ilçesi Havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamanın diğer boyutu ise fabrika sahibinin iş güvenliğini dikkate almadan üretime devam etmesidir. Havai fişek patlamasından sonra MÜSİAD’a kayıtlı iş insanları havai fişek fabrikası sahibi ve MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Çoşkun için moral yemeği düzenlemiş ve yemekte çekilen fotoğraf kamuoyu tarafından tepki ile karşılanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yaşar Coşkun, işçi ölümlerinin yaşandığı bu trajik olay karşısında, olayın sorumluluğunu almadan işçi cinayetlerine “fıtrat” meselesi olarak yaklaşmaktadır. Yaşar Coşkun hakkında hiçbir soruşturmanın açılmamasının kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Havai fişek fabrikasından meydana gelen patlamada “Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin uygulanmadığı açıkça görülmektedir. Havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamanın nedenlerinin bulunması, patlamada iş sağlığı ve güvenliği konusunda tedbirlerin alınıp alınmadığı, patlamanın sorumluluğunun işçilere yüklenerek kaza gibi gösterilmesinden kaçınarak patlamada gerçek sorumluların ihmallerinin olup olmadığının ortaya çıkarılması için bir meclis araştırmasının açılması elzemdir.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İçişleri Bakanı Soylu, RTÜK Başkanı Şahin ve BİK Genel Müdürü Duran İstifa Etmelidir!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/icisleri-bakani-soylu-rtuk-baskani-sahin-ve-bik-genel-muduru-duran-istifa-etmelidir-1059766246b64-4d98-47cc-b5a2-58c2dbd0fe7f2020-07-06T20:56:00+03:00HABER MERKEZİ İçişleri Bakanı Soylu, RTÜK Başkanı Şahin ve BİK Genel Müdürü Duran İstifa Etmelidir!

İçişleri Bakanı Soylu, RTÜK Başkanı Şahin ve BİK Genel Müdürü Duran İstifa Etmelidir!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Her ülkenin anayasası aynı zamanda o ülkenin hüviyetidir. Anayasada yazan yönetim şekli ve ilkeler, hak ve sorumluluklar; ister kadın, ister erkek, ister işçi, ister köylü, ister bürokrat ister siyasetçi isterse cumhurbaşkanı olsun istisnasız herkesi bağlar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda da bir kimlik tanımı yapılarak, değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek maddeler arasında hukuk devleti ilkesine yer verilmiştir. Anayasamızda ayrıca yargının bağımsız, basının hür ve sansür edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu ilkelerin ihlali, ağır cezai yaptırımları öngören anayasal bir suç olarak sayılmıştır. Anayasaya uymak herkes için zorunlulukken, yetkili makamlarda bulunanların buna ek olarak uygulama sorumluluğu söz konusudur. Aksi durumda bizzat anayasayı uygulama sorumluluğu üstlenmiş kişiler eliyle ihlal gündeme gelecektir ki bu tutum, doğrudan toplum sözleşmesine, toplumsal birlikteliğe kastetmektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün işte bu durumu yaşamaktayız. Anayasal sorumlulukla görev almış ve anayasayı uygulama görevini üstlenmiş kişiler, doğrudan anayasal suç işlemektedir. Hukuk devleti ilkelerini yok sayarak tehditler savuran, kendilerini yargının yerine koyarak cezalar kesen, temel insan haklarından düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğüne yönelik her geçen gün artan saldırılar, bizzat anayasal sorumluluk üstlenmiş kişilerden kaynaklanmaktadır. Bu kişiler içinde özellikle üç isim, yaptıkları açıklamalar, aldıkları kararlarla özellikle basın özgürlüğüne yönelik saldırıların simge isimleri hale gelmiş durumdadır. Bu kişiler İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin ve Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Rıdvan Duran’dır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Her ağzını açtığında gazetecileri tehdit eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun son aylardaki açıklama ve tutumları, ‘bakan’ sıfatını fiili olarak bir köşeye bırakarak, suç işleme özgürlüğüne sahip biri konumuna geçtiğini net olarak gösterdi. Süleyman Soylu’nun, sosyal medya hesabından tehditler savurduğu ve suçlamada bulunduğu gazeteci Müyesser Yıldız, ne tesadüftür ki geçen ay tutuklanarak cezaevine konuldu. Müyesser Yıldız, eşi görülmemiş biçimdeve akılları durduracak bir suçlamayla, yazmadığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklandı. Üstelik Soylu hakkında 1 liralık tazminat davası açmasından iki gün sonra… Bu gelişmelerin üst üste yaşanması akıllara şu soruları getirdi: Soylu, gazetecilerin takibe alınmasında etkili olmuş mudur, telefonlarının dinlendiğini bilmekte midir, tutuklanmalarında rolü var mıdır? Süleyman Soylu benzer bir tutumu Haziran ayı içinde de sergiledi. AKP’nin Trabzon milletvekillerinden birinin eşinin bürokrasideki hızlı yükselişini yazan Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı Saygı Öztürk, bu haberinden kaynaklı Süleyman Soylu tarafından ağır hakarete uğradı. İçişleri Bakanı, sosyal medya hesabından gazeteci Saygı Öztürk’e “namussuz” diyerek hedef gösterdi… Meslek hayatında onlarca içişleri bakanını emekli eden gazeteci Saygı Öztürk’e yapılan bu muamele de bugüne kadar eşi görülmemiş düzeyde gerçekleşti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Geçen ay basın özgürlüğüne saldırılarda birbiriyle yarışan diğer iki isim ise RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ile BİK Başkanı Rıdvan Duran’dır. Yönettikleri kurumların kuruluş ilkelerini ve yasalarını tarafgirlikle ve basın üzerindeki ekonomik tehditleriyle açıkça çiğnemektedirler. Muhalif televizyon kanalları FOX TV, Halk TV ve Tele-1, RTÜK’ün lisans iptali tehdidiyle karşı karşıyadırlar. RTÜK son olarak Halk TV’ye 5 gün yayın yasağı, Tele-1’e 5 gün yayın yasağı ve 4 ayrı para cezası vermiştir. Bu görülmemiş düzeyde ağır cezaların yanında, iktidar yanlısı yayınlarıyla öne çıkan televizyon kanallarına yönelik şikâyetler sümen altı edilmiştir. ATV için yılın ilk altı ayında RTÜK’e 90 bin şikâyet iletilmiş, hiçbiri işleme konmamıştır. Önce Cumhuriyet gazetesinin resmi ilan ve reklamlarını 35 gün süreyle keserek rekora imza atan BİK, bu kez Evrensel gazetesini ekonomik yokoluşa sürüklercesine 45 gün resmi ilan ve reklam kesmeyle cezalandırmıştır. Bu cezalarla RTÜK ve BİK, eleştirel haber yapan basının boğazına diziyle çökmüştür, nefes alma çabasını izlemektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Süleyman Soylu, Ebubekir Şahin ve Rıdvan Duran Anayasa ve yasalarla belirlenmiş görevlerini yapmalı, değilse erdemli bir karar alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasını ihlal etmek, toplumsal sözleşmeyi ayakları almaktan dolayı istifa etmelidirler. Bakanlar ya da bürokratlar tehdit, hakaret ve hedef göstermeye varan söylemleriyle gazetecileri yıldıracağını düşünüyorsa dönüp geçmişe bakmalıdır. Makamların geçici, gazeteciliğin kalıcı olduğunu göreceklerdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tüm bu düşmanca tavırları, hak ihlallerini ve basına yönelik sistematik saldırıları gün gün işlediğimiz Haziran ayı raporumuzda ayrıntılara da yer verdik. Bu ay içinde basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar arasında, meslektaşlarımız Müyesser Yıldız, İsmail Dükel, Kemal Cankaya, Arif Aslan ve Zeynel Bulut’un gözaltına alınmaları, Yıldız ve Aslan’ın tutuklanması öne çıktı. Haziran’da 3 gazeteciye toplam 4 yıl 1 ay hapis cezası istendi, en az 9 gazeteci haklarında açılan soruşturmalarda ifade verdi, en az 2 gazeteci ölümle tehdit edildi.</span></p><p><strong><span style="font-size:18px">Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu</span></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BAKAN ERSOY’UN OTELİ, PLAJINDA MERMER TOZU KULLANDIĞINI BEYAN ETTİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bakan-ersoyun-oteli-plajinda-mermer-tozu-kullandigini-beyan-etti-10596e0a3db19-3aa6-4c86-b069-908d8446599d2020-07-06T20:52:00+03:00HABER MERKEZİ BAKAN ERSOY’UN OTELİ, PLAJINDA MERMER TOZU KULLANDIĞINI BEYAN ETTİ

BAKAN ERSOY’UN OTELİ, PLAJINDA MERMER TOZU KULLANDIĞINI BEYAN ETTİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>BAKAN ERSOY’UN OTELİ MECLİS GÜNDEMİNDE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CHP’Lİ ÖZER: BAKANLIĞINIZ OTELİNİZİ DENETLEYECEK Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BAKAN ERSOY’UN OTELİ, PLAJINDA MERMER TOZU KULLANDIĞINI BEYAN ETTİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kiriş Koyu’ndaki ünlü otel, beyaz plaj kumunu Salda Gölü’nden getirmediğini kanıtlamak isterken plajında insan ve çevre sağlığına zararlı olan mermer tozunu kullandığını beyan etti. CHP’li Özer, otelin sahibi Bakan Ersoy’a sordu: “Bakanlığınız, otelinizi denetleyecek mi?”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Antalya’nın Kemer ilçesi Kiriş Koyu’ndaki beyaz plajıyla ünlü MaxxRoyal Kemer Resort Oteli, Meclis gündemine taşındı. Beyaz plaj kumuna ilişkin sorular soran gazeteci Murat Kemaneci hakkındaKemer Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunan otel işletmesinin, kumun Salda Gölü’nden getirilmediğinikanıtlamak isterken mermer tozu olduğunu beyan etmesi üzerine CHP Antalya Milletvekili Aydın Özerüç bakana birden önergeverdi. Aynı zamanda otelin sahibi de olan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’amakamının söz konusu soruşturmada etkisi olup olmayacağını soran CHP’li Özer, “Plajda mermer tozu kullanılması insan ve çevre sağlığının hiçe sayılması demektir. Savcılığa, plajda mermer tozu kullanıldığı ifade edildiğine göre yetkililerin derhal harekete geçmesi gerekir, bakanları göreve davet ediyoruz” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“SALDA GÖLÜNDEN Mİ?” SORUSU MERMER TOZU CEVABINI GETİRDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Önergelerin gerekçesinde yer alan ifadelerde otelin Niğde’den satın aldığı maddenin geçmiş yıllara ait faturalarına ve plajın geçmiş yıllarda da beyaz olduğunu gösteren uydu görüntülerine dair açıklaması bulunuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gerekçedeki ifadeler şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Antalya’nın Kemer ilçesi Kiriş Koyu’ndaki beyaz plajıyla ünlü MaxxRoyal Kemer Resort Otelin işletmecisi tarafından, 23 Nisan 2020 tarihinde, yıllardır bölgede gazetecilik yapan Murat Kemaneci hakkında “iftira ve haksız rekabet” gerekçesiyle Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulmuştur. 2020/1280 sayılı soruşturmada şikayete sebep olan unsurlar; gazeteci Kemaneci’nin otele taşınan çuvalların görüntülerini 21 Nisan 2020 tarihinde sosyal medya hesabından paylaşması ve o tarihte Salda Gölü’nden nakliye edilen beyaz kumları hatırlatıp <em>“Bu kumlar Salda Gölü’nden mi getirildi?”</em> diye sorması olarak ifade edilmiştir. Otelin işletmecisi şirket, Salda Gölü’nden beyaz kum getirilmediğine ilişkin kanıt olarak söz konusu çuvalların faturalarını da Başsavcılığa sunmuş ve şikayet dilekçesinde şu ifadelere yer vermiştir:</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>“Beyaz kum özelliği taşıyan bu madde, NiğtaşA.Ş.’den satın alınmaktadır. Kalsit ana hammaddesi kullanılarak ilgili firma tarafından üretilen çeşitli özelliklere sahip bu kumlar misafirlerin son derece kaliteli bir tatil deneyimi yaşayabilmeleri için her sene bu firmadan satın alınmaktadır. Buna ilişkin faturalar ekte sunulmuştur. Geçmiş dönemlere ait faturalar da istenildiği takdirde sunulabilecektir.”</em></span></p><p><span style="font-size:18px">Şikayet dilekçesinde faturaların yanısıra beyaz kumların Salda Gölü’ne ait olmadığına kanıt olarak 2015, 2018 ve 2019 senelerine ait uydu görüntüleri de yer almaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">MaxxRoyal Kemer Resort Otelin işletme sahibi Ersoy Otelcilik İnş. ve Turizm İşl. A.Ş.’nin tek pay sahibi Voyage Turizm Otelcilik İşl. ve İnş. San. Tic. A.Ş. olup, bu şirketin de tek pay sahibi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’dur.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANINA: İSTİFA EDECEK MİSİNİZ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Aydın Özer’in, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a yönelttiği sorular şöyle:</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Beyaz plaj olması için, sahillere mermer tozu olarak da bilinen ‘kalsit’ dökülmesini Bakanlığınız uygun bulmakta mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Sahile dökülen ve dolayısıyla denize de karışan, insan ve çevre sağlığına zararlı olan bu madde ile ilgili Bakanlığınız yukarıda adı geçen otelde bir denetleme yapacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Denizin kirlenmesine ve kıyı erozyonuna bile neden olabileceği uzmanlar tarafından ifade edilen mermer tozu veya kalsit de denilen bu maddenin plajlara dökülmesine dair hangi mevzuatta izin verilmektedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Söz konusu otelin işletmecisi ve sahibi, herhangi bir açıklamada bulunmak yerine sorular soran bir gazeteciyi susturma gayretiyle savcılığa gitmiştir. Kültür ve Turizm Bakanı olarak bu sıfatınızın bu soruşturmada etkili olmasının önüne nasıl geçeceksiniz? İstifa etmeyi düşünür müsünüz?</span></li><li><span style="font-size:18px">Beyaz plajıyla ünlü otelinizde kullanılan beyaz kumun Salda Gölü kumu değil, mermer tozu olduğu bir şikayet dilekçesiyle açıkça beyan edilmişken, siz kamuoyuna ne zaman bir açıklama yapacaksınız?</span></li><li><span style="font-size:18px">Otelinizin plajında hangi yıldan bu yana insan ve çevre sağlığını tehdit eden bu madde kullanılmaktadır ve bugüne kadar halkın sahiline bu maddeden kaç ton dökülmüştür?</span></li><li><span style="font-size:18px">Otelinizde kalan müşterilere, plajınızda insan ve çevre sağlığını tehdit eden mermer tozu kullandığınız söyleniyor ve gerekli uyarılarda bulunuluyor mu?</span></li><li><span style="font-size:18px">Otelinizde kalan müşterilerde ve otel personelinde mermer tozundan kaynaklı herhangi bir sağlık sorunu yaşanmaması için ne gibi önlemler alınıyor?</span></li><li><span style="font-size:18px">Kültür ve Turizm Bakanı sıfatınız nedeniyle sahibi olduğunuz otelin dokunulmazlığı mı vardır?</span></li><li><span style="font-size:18px">MaxxRoyal Kemer Resort Oteliyle ilgili sorular soran bir gazeteciye iftira suçlamasında bulunulmasının nedeni, bu otel sahibinin Kültür ve Turizm Bakanı olması mıdır?</span></li></ol><p><span style="font-size:18px"><strong>ÇEVRE BAKANINA: BODRUM’DAKİ GİBİ CEZA VERİLECEK Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Aydın Özer’in, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a yönelttiği sorular şöyle</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Haziran ayı başında Bodrum’da sahile mermer tozu döktüğü tespit edilen iki otele Bakanlığınız tarafından para cezası kesildiği göz önünde bulundurulacak olursa, faturasını bile ibraz ederek mermer tozu kullandığını açıklayan MaxxRoyal Kemer Resort Otel’e bir işlem yapılmış mıdır, yapılacak mıdır, ne zaman yapılacaktır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Sahibi aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanı da olan söz konusu otelde sahile dökülen, dolayısıyla denize de karışan, insan ve çevre sağlığına zararlı olan bu madde nedeniyle bir denetleme ve işlem yapılmayacaksa bunun nedeni nedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Denizin kirlenmesine ve kıyı erozyonuna bile neden olabileceği uzmanlar tarafından ifade edilen mermer tozu veya kalsit de denilen bu maddeyi sahillere dökenler hakkında verilen para cezaları caydırıcı mıdır? Bu cezaların artırılmasına ilişkin bir çalışmanız var mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Bakanlığınız tarafından bugüne kadar mermer tozu nedeniyle hangi otellere ceza kesilmiştir? Toplam ceza tutarı nedir?</span></li></ol><p><span style="font-size:18px"><strong>İÇİŞLERİ BAKANINA: İMAR KANUNU GEREĞİ İŞLEM YAPILACAK MI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Aydın Özer’in, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelttiği sorular şöyle:</span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Sahilinde insan ve çevre sağlığına zararlı olan kalsit de denilen mermer tozu kullandığını açıkça beyan eden MaxxRoyal Kemer Resort Otel hakkında İmar Kanunu gereği herhangi bir işlem yapılmış mıdır, yapılacak mıdır, ne zaman yapılacaktır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Sahibi aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanı da olan söz konusu otelde sahile dökülen, dolayısıyla denize de karışan, insan ve çevre sağlığına zararlı olan bu madde nedeniyle herhangi bir işlem yapılmayacaksa bunun nedeni nedir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Bugüne dek umumun sağlık ve selametinin ihlal edilmesi hususu kapsamında valilikler tarafından yapılan işlemler incelendiğinde en çok hangi sektörün ihlallerde bulunduğu görülmektedir? Bu ihlallere ilişkin veriler nelerdir?</span></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ayasofya'yı cami yaparak örtmeye çalışıyor!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ayasofyayi-cami-yaparak-ortmeye-calisiyor-10595b3f5be46-b57f-41e4-bcb6-e0012487aa7f2020-07-06T20:37:00+03:00HABER MERKEZİ Ayasofya'yı cami yaparak örtmeye çalışıyor!

Ayasofya'yı cami yaparak örtmeye çalışıyor!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu Baro Kanunu Üzerinde Komisyonda Konuşma Yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Barodan önce, yargının durumu nedir? Bunu konuşmalıyız!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Baro yasasını görüşüyoruz ama hep söylüyorum: Barodan önce, yargının durumu nedir? Bunu tekrar tekrar konuşmamız lazım. Nazım Hikmet boşuna demedi, şiirlerini boşuna yazmadı "Memleketimden İnsan Manzaraları" diye boşuna demedi. Biz de size memleketimden yargı manzaralarını sunalım. Bakalım memleketin hâli nasıl?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>44 ay geçmesine rağmen Yargıtay karar vermediği için denetimli serbestliğe çıkamayan insanlar var!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Son kararı veren temyiz organı Yargıtay’ın durumuna bir bakalım arkadaşlar, memlekette ne oluyor, adalet mekanizması nasıl çalışıyor?&nbsp;Şu anda bakın, insanlar cezalarını dolduruyor ve denetimli serbestliğe çıkma hakkı kazanıyor ama Yargıtay o kadar ağır çalışıyor ki aradan kırk dört ay geçmiş, denetimli serbestliğe çıkma süresi gelmiş mahpus içeride kalıyor çünkü Yargıtay karar verememiş onama veya onamama anlamında. Biz bunu infaz indirim yasasında da gündeme getirmiştik, arkadaşlarımız kabullenmişti "Bakıyoruz, bu konuyu düzelteceğiz." denmişti. Yine, hâlâ dört beş aydır denetimli serbestliği geldiği hâlde cezaevinde yatan yüzlerce kişi var. Bu varken baroyla uğraşıyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal adalet için ölüm orucunda! Selçuk Kozağaçlı müvekkiline "Susma hakkını kullan ey müvekkilim." dediği için örgüt üyesi diye suçlandı! Mustafa Koçak adalet diye diye öldü!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cezaevlerine bakıyoruz, gözlem kurulları bir yargı unsuru gibi çalışıyor; insanların denetimli serbestliklerini çok rahat bir şekilde keyfî kararlarla, yönetmelikte olmayan keyfî kararlarla yakabiliyorlar çok rahat.&nbsp;Avukatların durumuna bakıyoruz, savunma yaptıkları için cezalandırılıyorlar. Şu anda avukatlar ölüm orucunda; Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ölüm orucunda. Selçuk Kozağaçlı mahkemede müvekkiline "Susma hakkını kullan ey müvekkilim." dediği için örgüt üyesi diye suçlandı. Düşünün, bir avukatın müvekkiline "Susma hakkını kullan demesi örgüt üyeliğiyle nitelendirilebiliyor. Yine, Mustafa Koçak -hepimiz biliyoruz- gözümüzün önünde eridi gitti. İpe sapa gelmez suçlamalarla, bomboş bir dosyayla açlık grevinde eriyip biten gencecik bir insanı gördük. Yazıklar olsun diyoruz, yargının şu hâline yazıklar olsun ve biz, yargının şu halini konuşacağımıza baroları konuşuyoruz; eriyip biten gencecik, 28 yaşındaki bir insanın hâlini konuşacağımıza baroları konuşuyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HDP Kocaeli teşkilatımızda şu anda sekiz aydır 15 arkadaşımız bomboş gerekçelerle cezaevinde!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın, bitmedi; HDP Kocaeli teşkilatımızda şu anda sekiz aydır 15 arkadaşımız bomboş gerekçelerle cezaevinde ve yargılanmayı bekliyorlar, hâlen duruşmaya çıkamadılar. Kimisi ana baba, mahpus, çoluk çocukları evde perişan; kimisi 4 çocuk annesi. 15 kişi perişan edilmiş durumda ve dosyalarda bomboş iddialar var. Hele Gaziantep HDP teşkilatımızdaki bir kadının durumunu anlatayım da elinizi vicdanınıza koyun, neler oluyormuş bir düşünün arkadaşlar: Hebat Gengeç, HDP Gaziantep teşkilatımızdaki 56 yaşında bir annemiz, 5 çocuk annesi ve en büyük çocuğu 20 yaşında, yüzde 98 engelli; bu anne, dokuz aydır iddianamesi hazırlanmamış şekilde tutuklu olarak bekliyor. Bakın, dokuz aydır iddianame hazırlanmamış; yüzde 98 engelli bir çocuğu var, ona sadece kendisi bakabilecek ama bu kadını böyle tutabiliyorsunuz. İnanılmaz şeyler bunlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Profesör Doktor Haluk Savaş: "Ceberut devletle uğraşmak Azrail'le uğraşmaktan çok daha zor bir şeymiş." demişti.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine bakın, bir başka skandal: Profesör Doktor Haluk Savaş -hepimiz artık tanıyoruz, geçtiğimiz günlerde vefat etti- bomboş gerekçelerle ihraç edildi ki onun ihracı sadece kendisinin kaybı değildi, bu toplumun kaybıydı. Niye diye soracaksınız, ben çok yakından tanıyorum; 60'ı ulusal, 60'ı uluslararası makale sahibi, 1'nci sıradaki bir tıp psikiyatri profesörüydü. Makalelerine 5 bin makaleden atıf alan çok nitelikli bir psikiyatri profesörüydü, üretken, çok zeki bir insandı ve bu insan boş gerekçelerle ihraç edildi, ardından cezaevine atıldı ve kahrından pankreas kanseri oldu. Bitmedi bir müddet cezaevinde yattıktan sonra "Pardon." dendi, cezaevinden çıktı, mahkemede beraat aldı ama hastalığı devam ediyordu; bu seferde dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan pasaport yasağıyla karşılaştı, üç yıl bir ülkede pasaport idari yasağı olur mu? Oluyor işte. Anayasa'da bile olmayan bir saçmalık oldu, yüzbinlerce kişi mağdur edildi, onların arasında binlerce hasta da vardı; Haluk Savaş Hoca da onlardan birisiydi, yurt dışına gitmek durumundaydı ve bu yasaktan dolayı uzun müddet gidemedi, mücadele etti, en sonunda oturdu, Twitter'a şunu yazdı: "Ceberut devletle uğraşmak Azrail'le uğraşmaktan çok daha zor bir şeymiş." Bu cümle hemen her kesimin vicdanını sızlattı, toplum ayağa kalktı, sosyal medya ayağa kalktı; gecenin on birinde hocayı Adana Nüfus Müdürlüğü çağırdı "Hocam pasaportunu verelim." dediler. Hoca azmiyle, mücadelesiyle bu cümleyi yazmasa pasaportunu alıp yurt dışına gidemeyecekti ve gidemeyen binlerce kişinin gidememesi dolayısıyla öldüğünü de çok iyi biliyorum. Hoca gitti, kimisi dedi ki: "Bu adam KHK'lidir, yurt dışına kaçar, şöyle, böyle..." Aylarca böyle diyorlardı. Hoca tedavisini oldu, geldi. Arkadaşları onu Adana Havaalanı'nda törenle karşıladı ve o gözyaşları içinde şunu söyledi: "Meriç'te boğulmayacağım, ben bu ülkeye geri döneceğim, bağıra bağıra olsa da bu topraklarda öleceğim ve bu zulmü kimin yaptığını herkes bilecek."</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Haluk Savaş Hoca emekli ikramiyesini vermediler: "Git, mahkemeden al." dediler. Haluk Hoca artık bu dünyada Ak Parti ile hesaplaşamayacak, öteki dünyada bu zulmün hesabını sizlerden soracak.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Haluk Savaş Hoca'ya sonra ne oldu biliyor musunuz? Bu arada emekli oldu ama iktidarın öylesine bir kin ve nefret duygusu vardı ki hocanın emekli ikramiyesini vermediler bu sefer. "Git, mahkemeden al." dediler. Binlerce kişiye böyle yapıyorlar, vermiyorlar, "Git mahkemeye" diyorlar; bir kısmı gitmiyor, giden de bir iki yıl sürünüyor. Hoca gitti mahkemeye ama hâlen, iki yıla yakındır mahkeme sonuçlanmadı ve vefat etti. Öteki dünyaya iktidarınızdan alacaklı gitti arkadaşlar, hakkını haram ederek gitti. Artık bu dünyada sizinle hesaplaşamayacak, öteki dünyada sizinle hesaplaşacak ve bu zulmün hesabını sizlerden soracak. Beraat etmiş bir insana kin ve nefret duygularıyla sonuna kadar kötülük yapıyorsunuz. Türkiye'nin 1'inci sıradaki bir psikiyatristi bu ve sonunda da emekli ikramiyesini vermeme gibi bir hadise vuku buluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2019 yılında SGK'ye yasal zırh yasası getirdiniz! Demek ki bir suç var, birileri bir şey örtmeye çalışıyor, minareyi çalan bir kılıf uydurmaya çalışıyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sonra ne yapıyorsunuz? Hepimiz gördük, 2019 yılında SGK'ye yasal zırh yasası getirdiniz çünkü binlerce kişinin olduğu gibi, Haluk Savaş Hoca'da Bakanlıkla davalıydı. SGK yetkilileri, binlerce suçlarını ve günahlarını örtebilmek için yasal zırh istediler ve maalesef, bizim muhalefetimize rağmen, Mecliste SGK'ye yasal zırh da getirildi. Yani demek ki bir suç var, birileri bir şey örtmeye çalışıyor, minareyi çalan bir kılıf uydurmaya çalışıyor ve bu da yapıldı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ak Parti bütün bu yargıdaki&nbsp;adaletsizliği, suç ve günahlarını şu anda Ayasofya'yı cami yaparak örtmeye çalışıyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar, bütün bu adaletsizliği, suç ve günahlarınızı şu anda Ayasofya'yı cami yaparak örtmeye çalışıyorsunuz. Şunu bilin ki hiçbir suçu ve günahı hiçbir cami, başörtü istismarı örtemez, bunu çok iyi bilin; büyük günah ve suçların sahibi oldunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kocaeli Çayırova'da bu 4 insan yana yana, kavrula kavrula öldüler, 4 tane gariban Suriyeli mülteciydi, öldü gitti. Bunun hesabı sorulmadığı yüzleşilmediği için bugün Sakarya Patlaması oldu!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yine en son Sakarya'da bir havai fişek patlaması oldu. Bakın, bu patlama niye oldu? Hepimiz çok iyi biliyoruz. Çünkü bir sene önce -ben Kocaeli Milletvekiliyim- Kurban Bayramı'nın 1'inci gününde Kocaeli Çayırova'da 4 mültecinin öldüğü bir fabrika yangını oldu. Biliyor musunuz? Ben Sakarya'daki havai fişek patlamasının neden olduğunu çok iyi biliyorum arkadaşlar. Neden biliyor musunuz? Kocaeli Çayırova yangınını çok yakından takip ettim, tüm bilirkişi raporlarını adım gibi ezbere biliyorum. Bilirkişi raporu, A'dan Z'ye çok büyük, vahim hataları ortaya koyuyor. Buna rağmen, verdiğimiz soru önergelerine bir yıl oldu, cevap verilmiyor, idari ve adli herhangi bir ciddi olay yok. Bakın, Kocaeli Çayırova'da bu 4 insan yana yana, kavrula kavrula öldüler, 4 tane gariban Suriyeli mülteciydi, öldü gitti. Kimse onları sormuyor şu anda. Ve şu anda ne oldu? Sakarya'da 6 kardeşimizin hayatları yanarak sonlandı. İşte, bunlar boşuna değil arkadaşlar. Türkiye'deki manzaralar bunlardan dolayı çıkıyor ve sizin iktidarınızın sonucu bunlar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şu anda baroları neden değiştirmeye çalıştığınız apaçık ortada ve bizim buna neden muhalefet ettiğimiz de apaçık ortada.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[DEMOKRATİK SEÇİMLERLE OLUŞAN MESLEK ÖRGÜTLERİNİ ŞAKŞAKÇI YAPAMAZSINIZ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/demokratik-secimlerle-olusan-meslek-orgutlerini-saksakci-yapamazsiniz-10594aeda0b42-cec1-4195-8278-1a4f887f0a472020-07-06T20:35:00+03:00HABER MERKEZİ DEMOKRATİK SEÇİMLERLE OLUŞAN MESLEK ÖRGÜTLERİNİ ŞAKŞAKÇI YAPAMAZSINIZ

DEMOKRATİK SEÇİMLERLE OLUŞAN MESLEK ÖRGÜTLERİNİ ŞAKŞAKÇI YAPAMAZSINIZ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">TEK ADAM ÜLKEYİ ŞAHLANDIRACAĞI VAATLERİYLE ÇAKILMIŞTIR</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Beko ,’’Bugünkü&nbsp;&nbsp;rejimde iktidarın daha doğrusu tek adamın ağzından çıkan doğru kabul edilmeli ve ona göre hareket edilmelidir. İktidar halk kitleleri nezdinde hızla itibar kaybetmektedir. Tek adam rejimiyle her sorunu hızla çözeceğine ve ülkeyi şahlandıracağı vaatleriyle oluşturulan bugünkü yapı maalesef çakılmıştır. O nedenle de halk kitlelerinin gözünden düşmüştür. Türkiye çok ciddi bir ekonomik kriz yaşarken pandemi sürecine yakalanmıştır. Bu durum zaten yönetilemeyen ülkemizde işleri daha da zora sokmuştur. Halk doğal olarak torunlarının geleceği için çözüm arayışındadır’’ dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">MESLEK ODALARI ÜLKEMİZİN GELECEĞİDİR</span></p><p><span style="font-size:18px">“Türkiye'de barolar, kamu kurumları olmanın ötesinde demokrasimiz için önemli kurumlardır” diye sözlerine devam eden İzmir Milletvekili Kani Beko, ‘’Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Türk Tabipleri Birliği de aynı kapsamdadır. Kurulduğu günden bu yana ülkemizin, halkımızın ortak çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yürütmektedir. İktidarın hedefi ise bu kurumları işlevsiz hâle getirmektir. Yurttaşların haklarının savunulması, doğanın korunması, kamu sağlığını, doğal kaynaklarımızı, yeraltı ve yer üstü zenginliklerimizi, tarihî ve kültürel mirasımızı kuralsız ve kontrolsüz bir şekilde zenginin, güçlünün, sermayenin insafına terk etmekten başka bir şey değildir. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve&nbsp;135'inci&nbsp;madde başta olmak üzere&nbsp;Anayasa'ya&nbsp;aykırılık taşıyan değişiklik teklifleri, demokrasimize darbe vuracak, sonuçta kaybeden maalesef ülkemiz olacaktır. Barolar, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Türk Tabipler Birliği sadece birer meslek kuruluşu değil; bileşimi, yapısı ve görev sorumluluklarıyla aynı zamanda memleketimizin de geleceğidir ‘’ dedi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">AMAÇ DEMOKRATİK MUHALEFETİ HER ALANDA BASKI ALTINA ALMAKTIR</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP’li Beko, bu kurumların iktidara karşı yurttaşları, güçlüye karşı güçsüzü, ezenlere karşı ezilenleri savunan kaleler olduğuna vurgu yaparak şunları dile getirdi: “Sizler bugün kendinizi, iktidar, güçlü ve ezen olarak görüyor ve savunmanın duvarlarını aşındırıyorsunuz ama unutmayın herkesin hukuka, savunmaya ihtiyacı olan günler gelecektir, gelin bu yanlıştan dönün. Baroların siyasallaştığı iddiasıyla gündeme getirdiğiniz bu düzenleme yanlıştır; yanlıştır çünkü baroların işi hukuk siyasetidir. Demokratik kurumlar, demokrasiye inanan insanlar siyasetten ve siyaset yapmaktan, siyaset yapılmasından endişe etmezler, çekinmezler, korkmazlar. Ama hepimizi endişeye düşürmesi gereken başkadır, bizler siyasete değil partizanlığa karşı olmalıyız. Her fırsatta demokrasimizi güçlendirecek adımlar atmalıyız. Getirdiğiniz düzenleme o yüzden yanlıştı. Sizler siyaseti, temsili ve siyaset yapmayı bahane ediyorsunuz ama demokratik temsil imkânını ne ülkemizde ne de barolarda güçlendirecek adım atmıyorsunuz. Yıllardır iktidar koltuklarındasınız, böyle bir amacınız olsaydı sonucunu daha önceden görürdük; ille de bir düzenleme yapılacaksa bunun amacı demokrasi olsun. Sadece barolarda değil, Türkiye'de demokrasi olsun; sadece 3 baroyu değil tüm baroları kapsasın. Tüm ülkede kurumların demokratik temsili&nbsp;sağlamlaştırılsın. Amaç bu olsa, biz de destek verirdik ama değildir. Amacınız demokratik muhalefetin her alanda baskı altına alınmasıdır. Siyaset yolları her geçen gün daralıyor. Bu düzenlemeyle partizanlığın önünü açıyorsunuz buna itiraz edilmelidir, buna hepimiz itiraz etmeliyiz.”</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN HAKLARININ GASBEDİLDİĞİ HER BİR İŞ CİNAYETİNDE BİZ BAROLARI YANIMIZDA GÖRDÜK</span></p><p><span style="font-size:18px">Baroların insan hakları ve hukuk siyaseti yapmaları varlık sebepleridir” diyerek sözlerine devam eden ve bunun nedenini örneklerle açıklayan Beko, şunları kaydetti: “İşçilerin, emekçilerin haklarının gasbedildiği her bir iş cinayetinde biz baroları yanımızda gördük ve hissettik. Biz bunu Soma'da ölenlerin ve onların yakınlarının sesi olduklarını hissettik. Ermenek'te iş cinayetlerinde kaybettiklerimizin sesinde duyduk. Siirt Şirvan'da patronları için kuyularda ölenlerin sesinde duyduk. Torunlarda asansör boşluğunda öldürülenlerin sesinde duyduk. İşkencede kaybedilenlerin sesi olduklarında duyduk. Evine götüremediği ekmeğin, maaşın, kıdem tazminatın, emeğinin hakkının peşinde olanların mücadelesinde onları hep yanında gördük. Talan edilen, yeşile direnenlerin, betonla zulmedilenlerin, şehirlere isyan edenleri duyduklarında onları hep yanında hissettik. Çorlu tren kazasında ölen çocukların, çığlık atan anne ve babaların yanında sizin Meclise sokmadığınız baro başkanları ve avukatları vardı. Sakarya havai fişek patlamasında ölen ve yaralanan işçilerin yarın yine yanında Meclise sokmadığınız baro başkanları ve avukat arkadaşlarımız olacak. Sizler şimdi bir değişikliği önümüze koydunuz, biliyorum ki bu sizin de istediğiniz bir değişiklik değildir. Önümüze koydular sizler de doğru bildiğinizi değil, size söyleneni yapıyorsunuz. Hâlbuki haksızlığa sözcü olarak baro sadece bana değil, sizlere da lazım olacak. Bırakın barolar, hukukun ve insan haklarının siyasetini yapsın; işçiye, emekçiye, ezilene, korunmayan doğaya sahip çıksın; savunma hakkını savunsun, demokrasiye katkı versin. Bu herkesin iyiliği içindir, tüm Türkiye içindir, gereklidir.‘’</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">SAVUNMAYI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;Son söz olarak, günlerdir hakları için direnen baro başkanlarımızı ve avukatlarımızı bir kez daha buradan selamlayan Kani Beko, Savunmayı savunmaya devam edeceğimizi buradan bir kez daha ifade ediyorum diyen Beko, Sayın Başkan, sevgili milletvekilleri; aslında konuşmamız gereken konular, ülkemizde 10 milyon işçi işsiz olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunlar iş, ekmek ve gelecek için her gün bizim kapılarımızı çalıyorlar. 620 bin sağlık emekçisi; doktorlar, hemşireler, tıp sekreterleri ve hekimler görev bekliyor. Mustafa Kemal'in çok güzel bir sözü var, Mustafa Kemal der ki: "Gelecek gençlerin, gençlerse öğretmenlerin eseridir." Ancak bugüne geldiğimizde 500 bin öğretmen arkadaşımız maalesef ataması yapılmadığından dolayı 100'e yakını intihar etti, 30 bin sosyal hizmet uzmanı bizlerden hizmet bekliyor. 10 milyon engelli olan ülkemizde 2019 yılında 14 bin açığımız olmasına rağmen bir engelli arkadaşımıza bile istihdam açmadık. Dolayısıyla Anayasa açık ve net söyler 61'inci maddeye baktığımızda der ki: "Kamuda yüzde 4, özel sektörde yüzde 3 engelli çalıştırılır. Siz Anayasa’yı bile uygulamayıp on binlerce engelli vatandaşımıza Anayasal hakkı olan işi vermediniz." Ancak bugüne kadar geldiğimizde bir engelli arkadaşımıza bile iş ekmek, gelecek veremedik. Asıl konuşmamız gereken bunlardır diyerek sözlerini tamamladı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[CHP'li Tekin, Altı Bayram Geçti, Sözünde Duran Olmadı!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/chpli-tekin-alti-bayram-gecti-sozunde-duran-olmadi-10593d8867a85-337e-41f4-9c46-1d6f0c9839c72020-07-06T20:32:00+03:00HABER MERKEZİ CHP'li Tekin, Altı Bayram Geçti, Sözünde Duran Olmadı!

CHP'li Tekin, Altı Bayram Geçti, Sözünde Duran Olmadı!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<div><span style="font-size:18px"><strong>Tekin açıklamasını şöyle sürdürdü: “Haziran 2018’de emekli olan vatandaşın, 1000 lirası 700 TL olmuş durumda. Kurban&nbsp;</strong><strong>Bayramında</strong><strong>&nbsp;emeklilerin, ekonomik sıkıntı yaşamamaları ve bu bayramı buruk geçirmemeleri amacıyla ciddi ekonomik desteğe ihtiyaçları var. 2018 yılından bugüne emekli ikramiyeleri için herhangi bir zam yapılmadı. İktidar artık gereğini yapmalıdır. Yapacağı üç kuruş zammı emeklisine çok görmemelidir” ifadelerini kullandı.</strong></span></div><div><p><span style="font-size:18px"><strong>İkinci husus ise, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, kendi iktidarları döneminde yapılan köprülerden geçişin ücretli olmasıyla ilgili o dönem yapılan eleştirilerine hak vererek, “İnşallah bir daha&nbsp;ki bayrama onları da ücretsiz yaparız” demesinin üzerinden tam 6 bayram geçti, sözünde duran olmadı” dedi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Tekin, geçtiğimiz Ramazan Bayramında, 81 ilde sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen devletin işlettiği köprü ve otoyollar bedava yapılmış, AKP'nin bu zekice hizmetinden 3 bin 150 lira idari para cezası ödeyebilen vatandaşlar yararlana bilmişti. Yap-işlet-devret projesi kapsamında ki köprü ve otoyollar ise görevleri dolayısıyla sokağa çıkmak durumunda olan araçlar için ücretli kullanılmaya devam etmişti. Üstelik bu projeleri inşa eden şirketlere hazine garantisi verildiği için, yeterli sayıda araç geçmediği için devlet hazinesinden milyonlarca Dolar ödeme de yapılmıştı. Önümüzde ki Kurban Bayramında devletin işlettiği köprü ve otoyollar ücretsiz olacağı için daha az kullanılacak dolayısıyla özel yollara hazineden milyonlarca dolar ödenmeye devam edilecek” ifadelerini kullandı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CHP’li Tekin, hal böyle olunca, yap-işlet-devret projeleri nedeniyle geçmediği yolun ve köprünün ücretini zaten ödeyen vatandaşa en azından bu ve bundan sonra ki bayramlarda tüm köprü ve otoyollar ücretsiz olmalıdır.&nbsp;Ülkemizin ortak varlıkları olan otoyol ve köprüler ayırt edilmeksizin ücretsiz sayıldığı gün sosyal devletin gereği sağlanmış olur” ifadelerini kullandı.</strong></span></p></div>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[AYNI MÜCADELEYİ GENEL KURUL’DA SÜRDÜRECEĞİZ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ayni-mucadeleyi-genel-kurulda-surdurecegiz-1059204a8045e-2afe-4871-b502-cb75845b576a2020-07-06T20:26:00+03:00HABER MERKEZİ AYNI MÜCADELEYİ GENEL KURUL’DA SÜRDÜRECEĞİZ

AYNI MÜCADELEYİ GENEL KURUL’DA SÜRDÜRECEĞİZ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Bugün hiçbir siyasetçi basınla bir araya geldiğinde Baroların Parçalanması diye adlandırılması gereken yeni Avukatlık yasasından bahsetmemezlik edemez. Daha önce Genel Kurul’da ve Adalet Komisyonu’nda, TV-radyo programlarında görüşlerimi dile getirdim. İYİ Parti’nin bu konudaki görüşleri de çok açık. İYİ Parti Adalet Komisyonu’nda büyük bir mücadele verdi, aynı mücadeleyi Genel Kurul’da sürdüreceğiz. Hiçbir demokratik hukuk devletinde böyle bir düzenleme düşünülemez.</span></p><p><span style="font-size:18px">New-York Baroları, Paris Baroları, Tokyo Baroları gibi ifadeler duyamazsınız, oralarda kimselerin aklına gelmez.Bu ülkemizin, tek adam rejimiyle birlikte totalitarizme doğru kaydığının yeni bir göstergesi, bu vahim sürecin yeni bir aşaması.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu tür geçiş dönemlerinde kurumlar imha edilir, sivil toplumun ve siyasetin alanı daraltılır. Biz de Türkiye’de hem bunu hem de insan hakları ve temel özgürlüklerin gittikçe ağırlaşan ihlallerini yaşıyoruz. Avukatlık kanun teklifini, Halk TV ve TELE 1 kanallarının keyfi ve insafsız cezalara çarptırılmalarını birlikte görmek ve Türkiye’nin totalitarizme doğru götürülme gayretleri bağlamında değerlendirmek gerekir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tarihsel bilgi olarak değiniyorum, 1920’lerde Mussolini İtalya’sında 1930’larda Hitler Almanya’sında benzer gelişmeler yaşanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>LİBYA’DA ATEŞKESİN SAĞLANMASINI, ULUSAL ÇIKARLARIMIZIN ZARAR GÖRMEMESİNİ DİLİYORUZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çok güncel bir diğer konu var; Al Watiya havaalanının bombalanması. İktidar o havaalanını kalıcı bir Türk üssüne dönüştürmek niyetini açıkladıktan sonra ve Sayın Milli Savunma Bakanı’nın Libya ziyaretinden birkaç saat sonra bu üs ağır şekilde bombalanmıştır. Bazı yabancı kaynaklar bu üssün BAE uçakları tarafından, bazı kaynaklar günlerden beri Libya’da Jufraüssüne konuşlandıran Rus yapımı uçaklar tarafından bombalandığını, alt yapının tahrip edildiğini, Libya’ya sevk ettiğimiz hava savunma sistemlerinin de zarar gördüğünü, toplam 50-55 kişinin öldüğünü öne sürmektedir. Umarım zayiat bu denli ağır değildir. Kayıplar arasında hiçbir vatandaşımız yoktur. Bu saldırının Libya’da çok daha ağır yeni bir çatışmanın, gerçek bir savaşın başlangıcı olmamasını da temenni ediyorum.Libya’da ateşkesin sağlanmasını sürdürülebilir barışın tesis edilmesini ulusal çıkarlarımızın zarar görmemesini diliyoruz.</span></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>JES’LER SADECE AYDIN’I DEĞİL, BÜTÜN TÜRKİYE’Yİ İLGİLENDİREN BİR MESELEDİR. </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti Aydın Milletvekili olarak, benim için çok önemli bir konu Aydın’da bulunan jeotermal enerji santrallerinin Aydın halkına ve doğasına verdiği zararlar ve son dönemde bu alanda yaşanan gelişmeler.Bilindiği gibi Aydın’ın çeşitli ilçelerinde, yüksek enerji potansiyeline sahip jeotermal yatakları mevcuttur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkemizdeki toplam 48 kayıtlı ve faal jeotermal enerji santralinin 29 tanesi Aydın’da yer almaktadır.Aydın’da ayrıca 9 adet, ön lisans almış durumda JES yatırımı bulunmaktadır.Geçtiğimiz aylarda Aydın Barosu tarafından yapılan bir açıklamaya göre, Aydın genelinde 23 tesis, işletme ruhsatı olmaksızın faaliyet göstermektedir. Santrallerin kullandığı üretim yöntemleri ve denetimsizlik nedeniyle maalesef, Aydın halkı ve doğası son derece ciddi ve hayati bir risk altındadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">1 Mayıs tarihinde Efeler ilçesine bağlı Yılmazköy'de bulunan JES kuyusunda meydana gelen patlama, JES’lerin yarattığı riskin örneklerinden birisidir.Patlamada yaklaşık 160-170 dereceyi bulan sıcak su ve gazlar, 40 metre kadar gökyüzüne yükselmiştir. Sıcak akışkan ve içeriğindeki hidrojen sülfür daha sonra yağmur şeklinde civara yayılmıştır.Bunun sorumlularının hangi yaptırımlara tabi tutulduklarını ise kimse bilmemektedir. Bu ve çok daha vahim risk ve tehditleri barındıran JES’ler aslında sadece Aydın’ı değil, bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir meseledir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çevrenin korunması ve tarımsal üretimin desteklenmesi, İYİ Parti’nin temel önceliklerindendir. JES’lerin neden olabileceği risk ve tehditler meselesi, bütün Türkiye’nin duyarlılık göstermesi gereken bir konudur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aydın, Türkiye açısından son derece önemli bir değer, ayrıca çok önemli bir potansiyeldir. Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin sadece ve sadece % 1’inden az bir hasıla uğruna, Aydın’da halk sağlığı ve tarımsal üretimi tehdit altına almak, düpedüz öngörüsüzlük, düşüncesizlik, umursamazlıktır, her ne pahasına olursa olsun bir takım çevrelere büyük karlar sağlama alışkanlığıdır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’de yaklaşık 500 bin dekar alanda incir üretimi yapılmaktadır. Üretim yapılan alanların %70’i Aydın’dadır.300 bin ton civarında olan incir üretimimizin %61’i Aydın’da gerçekleşmektedir. Ziraat Mühendisleri Odası’nın hazırladığı raporlarda JES’lerin mahsul üzerindeki zararına değinilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">2019 yılında kestane üretimimizin % 44’ü Aydın’da gerçekleşmiştir.Ülkemizde üretilen toplam yağlık zeytinin % 28’i, sofralık zeytinin % 17’si, pamuğun % 13’ü Aydın’da üretilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bu tarımsal değerleri, diğer birçok üründe de Türkiye’nin tarımsal üretimine katkıları ve burada saymadığım istisnai endemik bitki faunasıyla Aydın, 750 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmektedir.Bu rakama ayrıca, en az bu miktar kadar, Aydın’ın civar iller üzerinden yaptığı dış satımı da eklemek gerekmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ayrıca Aydın, Turizm gelirleri bakımından en önemli birkaç bölgemizden biridir.Ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı nedeniyle, kullanmakta olduğumuz enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ihtiyacı ortadadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak JES’lerin denetimsizliği nedeniyle Aydın’da insan sağlığı başta olmak üzere tarım, hayvancılık ve turizm gibi pek çok alanda insani ve ekonomik riskler mevcuttur ve bu tehditler giderek artmaktadır.Biz bu uyarılarımızı, bütün bu tehditlere karşı tedbirler alınsın diye ifade ediyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>JES’LERİN KURULMASINI DÜZENLEYEN 2007 TARİHLİ YASADAKİ HATALARIN GİDERİLMESİNE YÖNELİK KANUN TEKLİFİNİ MECLİS’E SUNACAĞIZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">JES’lerin kurulmasını düzenleyen 2007 tarihli yasada, tesislerin tarım arazilerine olası zararlarına neden olan düzenlemeler başta olmak üzere, pek çok vahim hata ve eksiklik bulunmaktadır. Bu hataların giderilmesine yönelik bir kanun teklifini de Meclis’e sunacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aydın halkı, yıllardır Aydın’a sahip çıkmak için büyük bir direniş ve mücadele ortaya koymaktadır.Aydın’ın Germencik ilçesinde yapılması planlanan yeni EFE-8 Jeotermal Enerji Santrali (JES) karşısında Aydın halkının ortaya koyduğu direniş ve yıllardır süren hukuk mücadelesi takdire şayandır. Ancak bu itiraz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere bazı kesimlerce yok sayılmaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Germencik’te göz göre göre bir çevre ve doğa katliamı yaşanmaktadır. Dünyada JES tesislerinin en yoğun bulunduğu Germencik’te, yeni JES’lerinyapılması için şirketler, Bakanlık ve Danıştay adeta savaş vermektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yerel mahkeme tarafından 2 defa alınan “ÇED Olumlu raporunun iptali” kararı ve JES’lerin zararlarını açık bir şekilde ortaya koyan bilirkişi raporlarına rağmen, Bakanlık şüpheli bir ısrarla, santralin kurulması için her türlü yolu denemektedir.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, henüz temyiz süreci devam ederken yeni bir ÇED süreci başlatmış ve Danıştay’ın yerel mahkeme kararını iptal etmesinin hemen ardından yeniden ÇED olumlu kararı almıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakanlık, JES yatırımcısı şirketlerle kol kola, iktidarınbaskısıyla alındığı intibaı yaratan Danıştay kararının da desteğiyle, Germencik’i ve Aydın’ı JES’lerle“boğma” gayretindedir. Bilirkişi raporları ısrarla yok sayılmakta, mahkeme kararları ardı ardına iptal edilmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Size sunulan dosyalarda özetlenen süreç, JES’lerin zararlarını ve Aydın’ın göz göre göre nasıl tehditler altında bulunduğunu izah etmektedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararlarında geçen ifadeler, mevcut JES’ler ve yeni JES yatırımları konusunda Aydın halkının kaygılarında ne kadar haklı olduğunu gözler önüne sermektedir.Tüm bunlara ilaveten, uzmanlar, jeotermal enerji üretiminindepremleri tetikleyebildiğini vurgulamaktadırlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>UZMANLAR, 1970’LERDE KURULMAYA BAŞLANAN VE SAYISI GİDEREK ARTAN JES’LERİN, DEPREMLERİ TETİKLEDİĞİNİ GÖSTERMİŞLERDİR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Son 50 yılda Aydın’da yaşanan depremlerin sayısındaki artışı inceleyen uzmanlar, 1970’lerde kurulmaya başlanan ve sayısı giderek artan JES’lerin, depremleri tetiklediğini göstermişlerdir. Deprem açısından zaten risk altında olan Aydın’da en fazla sayıda depremin, JES santrallerinin en yoğun olarak bulunduğu Germencik ilçesi ve etrafında meydana gelmesi tesadüf değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">JES’lerin denetimsizliği, yangın felaketi gibi riskleri de ihtimal dahiline getirmektedir. Ülkemizde ve başka bazı ülkelerde kritik enerji ve sanayi tesisi yangınları yaşanmıştır. JES tesislerinde yangın felaketi yaşanırsa nasıl bir müdahale yapılacağıyla ilgili herhangi bir eylem planı mevcut değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bütün bu risk ve tehditler göz önünde bulundurulduğunda, Aydın’daki JES’lerin çevre, doğa ve canlı sağlığı açısından zararları, tam bir felakete yol açabilecek büyüklüktedir.Aydın göz göre göre boğulmaya, zehirlenmeye çalışılmaktadır. &nbsp;Koşullar bizi Hiroşima benzetmesine zorlamaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İnsan eliyle doğanın katledildiği birçok örnek vardır. Özbekistan’da bulunan Aral gölü bunlardan biridir. Aral gölü, yanlış uygulamalar nedeniyle yok edilmiş, insana ve çevreye zarar veren büyük bir zehir bataklığına dönüşmüştür.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aydın’da da yaşanması muhtemel benzer bir insanive tabii felakete dur demek sadece Aydınlıların değil, tüm vatandaşlarımızın sorumluluğu olmalıdır. JES’lere karşı azimlive saygın bir direniş sergileyen Aydın halkının talepleri doğrultusunda, en kısa sürede, JES’lerin yarattığı tahribatın nasıl telafi edileceği ve önleneceği konusunda tarafsızlığı ve bağımsızlığı şüphe götürmeyecek ve Aydınlıların görüşleriyle oluşturulacak bir üst düzey uzman heyet tarafından gerekli tüm incelemelerin ve tespitlerin yapılması şarttır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Objektif bir rapor hazırlanmadığı ve bunun sonuçlarına uygun önlemler alınmadığı takdirde, Aydın’ın binlerce yıllık tarihine ve doğal varlıklarına karşı büyük bir sorumsuzluğun ötesinde, bölgemizin ve insanlarımızın bugünü ve geleceği daha da ağır bir tehdit altına girecektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Maalesef mevcut 2007 tarihli yasa Aydın vilayetinin tümünün büyük bir enerji santralinden ibaret hale gelmesine müsait bir yasadır. Aydın, Aydınlıların terkedeceği, tarımın yok olacağı koca bir santral haline gelebilecektir. Bunun önüne geçilmelidir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çok acıklı JES konusundan sonra, bizden uzaklarda yaşanan ama yakından izlememiz gereken bir konuya değineceğim. Hindistan’da son dönemde Müslümanlar aleyhine alınan bir takım kararlar ve ülkede yaşanan gerginlik, kaygı vericidir. Hindistan, toplam nüfusun 200 milyondan fazlasını oluşturan Müslüman nüfusu ile, dünyada Endonezya’dan sonraki en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkedir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İKTİDAR, HİNDİSTAN’DA MÜSLÜMANLARIN YAŞADIĞI AĞIR İNSAN HAKLARI İHLALLERİ KARŞISINDA SESSİZDİR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Son 1 yılda yapılan çeşitli düzenlemelerle ülkedeki Müslüman nüfus giderek dışlanmakta ve ötekileştirilmektedir. Hindu milliyetçiliğinin, yobazlığının yükselmeye başladığı 1980'li yıllardan bugüne kadar ivmesini artıran ayrımcı uygulamalar, özellikle Başbakan NarendraModi döneminde hız kazanmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çin’de Uygur Türklerinin maruz bırakıldığı insan hakları ihlalleri ve azınlıkta olan Müslüman nüfusa uygulanan baskı ve zulüm, Modiiktidarıyla otoriterliğe kayan Hindistan’da da son dönemde artış göstermiştir. Hindistan yönetimi de, gerek Uygur Türkleri’ne yönelik süre gelen zulüm uygulamaları, gerek Hong Kong üzerinde artan baskısıyla giderek diktatörlüğünü ve saldırganlığını pekiştiren Çin yönetimi gibi, Müslüman nüfusa yönelik ayrımcı tutumunu sertleştirmektedir. Bu iki ülke insanlık için tehdit oluşturmaktadır. Bu totaliter ülkelerin vasfıdır. Dünyanın jeo ekonomik ve stratejik merkezi, Güneydoğu Asya’ya doğru yön değiştirme eğilimindedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çin ile Hindistan bu yeni güç dengesi içinde bölgesel çapta bir rekabetin içindedir. Aralarında ciddi sınır sorunları da vardır.Buradaki çatışma ihtimali artarken, her iki ülkede azınlık gruplara yönelik baskı ve zulüm uygulamaları da giderek daha vahim bir hal almaktadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hindistan, dünyanın en kalabalık demokrasisi olarak anılırdı. Bu ülke bu niteliğinden artık çok uzaklaşmıştır. 2014 yılında iktidara geldikten bir süre sonra otoriter yönetim tarzına meyleden Modi yönetimi ayırımcı uygulamalarını tedricen arttırmıştır. 2019’a gelindiğinde, önce Assam eyaletindeki 1.9 milyon Müslümanı Ulusal Vatandaşlık Sicili’nin dışında bırakmıştır. Ardından 2019 yılının Ağustos ayında, nüfusunun çoğunu Müslümanların oluşturduğu tek eyalet olan Cammu Keşmir'in 70 yıldır sahip olduğu özel statü kaldırılmıştır. Cammu Keşmir’de on yıllardan beri süregelen baskı ve zulüm daha da artmıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Aşırılıkçı Hindular tarafından 1992 yılının Aralık ayında yıkılan, Babür İmparatorluğu mirası,Babri Camiinin arazisi, geçen yıl Kasım ayında Hindistan Yüksek Mahkemesi tarafından alınan bir kararla tapınak yapılmak üzere Hindulara verilmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Son olarak, Hindistan Vatandaşlık Yasası'nda yapılan bir değişiklikle, Hindistan'a Pakistan, Bangladeş ve Afganistan’dan gelen 6 farklı dini grubun vatandaşlık elde edebilmesinin önü açılmış, ancak Müslüman göçmenler bu değişikliğin dışında tutulmuştur.Ayrıca Mart ayının başlarında Hindistan’da da yayılmaya başlayan koronavirüs salgını, Müslümanlara yönelik ülkedeki tepkilerin artmasına neden olmuştur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bir Müslüman cemaati tarafından düzenlenen etkinliğin ardından, katılımcılarda covid-19 virüsü tespit edilmesi ve virüsün yayılma hızının artması, Müslümanları nefret söylemleriyle karşı karşıya bırakmıştır.Müslüman azınlığa yönelik muhtelif saldırılarda onlarca kişi hayatını kaybetmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Farklı şekilde tanıdığımız Hindistan’da ırkçılık, ırkçılığın beşiği olarak bildiğimiz ülkelerden bile daha bariz şekilde kendini göstermektedir. Maalesef Türkiye’de iktidar bu ağır insan hakları ihlalleri karşısında sessizdir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dün Urumçi katliamının 11. Yıldönümüydü. Bu katliamda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Totaliter Çin Yönetimi’nin on yıllardan beri Doğu Türkistan’da Çin Han nüfusunu arttırma çabasına ilaveten son dönemde Uygur Türklerine karşı zorla kısırlaştırma politikasını daha azgın hale getirdiğine dair ciddi ve güvenilir raporlar vardır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İktidarın, Doğu Türkistan’da yaşanan ağır, kitlesel insan hakları ihlallerine, toplama kamplarına, kısırlaştırma ve Stalinvari nüfus kaydırma politikalarına, kısacası zulme karşı tutumu dostlar alışverişte görsün tarzıdır. Bu konuda defalarca tekrarladığımız uyarılar dinlenmemektedir. İktidar, kulaklarımızı sağırlaştıran bir sessizlik içindedir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Keşke Türkiye’nin veya İslam Konferansı Teşkilatı’nın çabaları sonucunda Uygur Türklerinin koşulları düzeldi diyebilseydik. &nbsp;İktidarın bu ataleti ayıptır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Diğer bir acıklı sorun Filistin’dir, ilhak konusudur, sizleri bugün çok tuttum, bu konuyu başka bir sefer işleyeceğim. Ama,bu konunun da nedense İktidarın gündeminden kaydığı anlaşılmaktadır.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRÜ MERSİN'DEYDİ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/meb-hayat-boyu-ogrenme-genel-muduru-mersindeydi-10591850626e4-1f19-428d-ac9d-8d0aed54f2bf2020-07-06T20:17:00+03:00HABER MERKEZİ MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRÜ MERSİN'DEYDİ

MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRÜ MERSİN'DEYDİ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Bugün MERSİN DE&nbsp;&nbsp;bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunan&nbsp;MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü&nbsp;Yusuf BÜYÜK,&nbsp;Toroslar Halk Eğitim Merkezini ziyaret etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Atölye ve derslikleri gezerek eğitim ve üretim alanlarını yerinde inceleyen BÜYÜK, salgın süreci boyunca Bakanlığa bağlı hayat boyu öğrenme genel müdürlüğü kurumlarında, tamamen yerli imkânlarla maske, siperlik ve dezenfektan üretimine dayalı çalışmaların yoğun bir şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Millî Eğitim Bakanlığının, bu süreçte, hem vatandaşların hem de kurumların ihtiyaç duyduğu maske, dezenfektan, siperlik gibi malzemelerin üretimi hususunda üzerine düşeni yaptığını söyledi. Bu süreçte öğretmenlerimiz ve usta öğreticilerimizin gönüllülük esasıyla fedakârca görev aldıklarını belirterek ülkemizin bu konuda başka hiçbir ülkenin desteğine ihtiyaç duymadığını, hatta bu çalışmalar sayesinde başka ülkelere yardım elini de uzattığını ifade etti.&nbsp; Bundan dolayı kendileriyle gurur duyduğunu belirtti. Halk eğitim merkezlerinde kursiyerlerle bir süre sohbet eden Genel Müdür&nbsp;tüm vatandaşları halk eğitim merkezlerindeki kurslara davet ederek, kurum çalışanlarına tek tek teşekkür etti.</span></p><h2><span style="font-size:18px">MERSİN OLGUNLAŞMA ENSTİTÜSÜ'NE ZİYARET</span></h2><p><span style="font-size:18px">MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü&nbsp;Yusuf BÜYÜK Mersin Olgunlaşma Enstitüsün'de incelemelerde bulundu. Kurum hakkında bilgi alan Genel Müdür&nbsp;çalışmaları hakkında bilgi alarak, atölyeleri ve derslikleri gezerek eğitim ve üretim alanlarını yerinde inceledi. Kurum personeli ve usta öğreticilerle geçekleştirdiği kısa toplantı sırasında, tüm dünyanın maske konusunda sıkıntı yaşadığı salgın sürecinde, gönüllülük esasıyla maske üretimi yaparak büyük bir hizmete imza atan usta öğreticilere fedakârlıklarından dolayı teşekkür etti.</span></p><h2><span style="font-size:18px">YUSUF BÜYÜK BAŞKANLIĞINDA TOPLANTI</span></h2><div><p><span style="font-size:18px">MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü&nbsp;Yusuf BÜYÜK,&nbsp;İlk olarak Mersin Valiliğini ziyaret etti.&nbsp;BÜYÜK, bu ziyaretinin ardından Suphi Öner Öğretmenevinde Birim Amirleri, İlçe Milli Eğitim Müdürleri ve Halk Eğitim Merkezi Müdürleri ve Mersin Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü ile bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Genel Müdür; "Halk Eğitim Merkezleri ve Olgunlaşma Enstitülerinin, Covid-19 salgını sürecinde gönüllü öğretmen ve usta öğreticileriyle birlikte maske üretimi hususunda önemli bir sorumluluk üstlendiğini, bu suretle ilgili kurumların gerek sağlık çalışanlarına gerekse eğitim camiasına önemli katkılar sunduğunu ifade etti".</span></p><p><span style="font-size:18px">Önümüzdeki günlerde, 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında hayat boyu öğrenme programlarına yönelik nitelik ve erişimin artırılmaya devam edeceğini belirten Genel Müdür Yusuf BÜYÜK, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesindeki hizmetlerin milletimize doğrudan ulaştığını, Türkiye'nin 81 ilinde vatandaşların ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda, halk eğitim merkezleri aracılığıyla açtıkları kurslarda, yediden yetmişe tüm vatandaşlarımıza hizmet götürmenin mutluluğunu yaşadıklarını da sözlerine ekleyerek, tüm müdürlerimize başarı ve kolaylıklar diledi.</span></p></div>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Ahşap Duraklar Yerleştirmeye Devam Ediyor]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ahsap-duraklar-yerlestirmeye-devam-ediyor-105903c4534bc-9c31-42f9-9f28-39ac43523a402020-07-06T18:20:00+03:00HABER MERKEZİ Ahşap Duraklar Yerleştirmeye Devam Ediyor

Ahşap Duraklar Yerleştirmeye Devam Ediyor

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gülnar Belediyesi kendi hizar atölyesinde ahşaptan ürettiği yeni otobüs duraklarını Kayrak ve Bereket Mahallelerine yerleştirdi. Uygun görünüşleri ve kullanışlılığı ile dikkat çeken duraklar mahalle sakinleri tarafından büyük beğeni topluyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çalışmalar hakkında bilgi veren Gülnar Belediye Başkanı Alpaslan Ünüvar , “İlçemiz özellikle kışın yağışların yoğun bir şekilde hissedildiği bir ilçedir. Biz gerek yaz aylarında gerekse kış aylarında vatandaşlarımızın ve öğrencilerimizin otobüs beklerken hava koşullarından etkilenmemesi için çalışmalarımızı planladık. İlçemizde özellikle öğrencilerin ve ulaşım sağlayacak vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda yeni otobüs duraklarımızı monte ettik. Son olarak İlçemizin Kayrak ve Bereket Mahallelerine otobüs durağı montaj işlemlerini tamamladık. Böylece vatandaşlarımız, özellikle yağışlı havalarda yağıştan, aşırı sıcak havalarda da güneş ışığından daha az etkilenmiş olacaklar. Duraklarımız üretildikçe ihtiyaç duyulan bütün mahallelerimize yerleştirilecektir” dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[AYVALIK YAZ KONSERLERİ BAŞLADI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ayvalik-yaz-konserleri-basladi-1058969f250c0-7a50-4315-81d3-059e0abf857f2020-07-06T18:14:00+03:00HABER MERKEZİ AYVALIK YAZ KONSERLERİ BAŞLADI

AYVALIK YAZ KONSERLERİ BAŞLADI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Uzun bir aradan sonra “Ayvalık Yaz Konserleri”nin ilki Büyük Park içindeki amfiyatroda başladı. Yaz boyunca devam edecek olan konserlerde büyük ilgi yaşandığını belirten Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Geçtiğimiz yıl Aralık ayında başlayan pandemi nedeniyle kentte sıkı önlemler alındı. Ülke genelinde çok sayıda vatandaş yaşamını yitirdi. Az sayıda vakaya karşın, Ayvalık’ta hiç can kaybımız olmadı, önlemlerimizi sürdürüyoruz. Vatandaşlar konserlerimize gönül rahatlığı ile gelebilirler” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi nedeniyle üç ay boyunca sosyal medya üzerinden konserler veren ünlü sanatçı Cem Adrian ilk konserini Ayvalık Büyük Park’taki amfitiyatroda gerçekleştirdi. Üç aydır sahnelerden ayrı kaldığı için şarkıların sözlerini nota sehpasının üzerine koyan sanatçı, “Üç aylık ayrılık nedeniyle şarkı sözlerini unuturum sanmıştım, ama yanılmışım bir kelimesini bile unutmamışım. Yıllarca binmeyip de bisiklete binmeyi unutmamak gibi” diye espri yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bilet satışının sosyal mesafe kuralları içinde yapıldığı için Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’e teşekkür eden Cem Adrian birbirinden güzel şarkılarını seslendirdi. Konsere katılanlar sanatçıya eşlik ederek adeta dev bir koro oluşturdu.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Anamur Temiz İçme Suyuna Kavuşacak]]>https://www.haberanaliz.net/haber/anamur-temiz-icme-suyuna-kavusacak-105883fabac02-d7cf-4449-aec6-e55564d8dfaa2020-07-06T18:09:00+03:00HABER MERKEZİ Anamur Temiz İçme Suyuna Kavuşacak

Anamur Temiz İçme Suyuna Kavuşacak

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Anamur ve Mersin’in problemlerini çözmek için kurumlarla iş birliği yapabileceğini daha önce birçok kez dile getiren Anamur Belediye Başkanı Hidayet Kılınç,&nbsp; Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile İller Bankası Genel Müdürü Yusuf Büyük’ü makamında ziyaret ederek Anamur İçme Suyu Projesi ile ilgili destek talebinde bulundu. Burada yapılan görüşmede Anamur İçme Suyu projesinin halk sağlığı açısından büyük önem arz ettiğini belirten Başkan Kılınç:’’ Hali hazırda kullanılan içme suyu şebekesinin yarısı asbestli borulardan oluşuyor. Anamur içme suyu, Dragon Çayı ve Sultan Suyu’nun kenarında bulunan artezyen kuyularından karşılanıyor. Kışın su seviyesi yükselince çamurlu, yazın su seviyesi düşünce deniz suyunun içme suyuna karışması nedeniyle maalesef tuzlu su içmek zorunda kalıyoruz. Hem asbestli borular hem de tuzlu ve çamurlu su vatandaşlarımızın sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.’’ şeklinde konuşarak 42 kilometre mesafeden 90 milyon TL maliyetle getirilmesi planlanan Sugözü İçme Suyu Projesi’nin Anamurlular açısından hayati bir öneme sahip olduğunu ifade etti.<br />Gerekli çalışmaları yapmak üzere projeyi inceleyeceğini belirten İller Bankası Genel Müdürü Yusuf Büyük, toplum sağlığının en önemli konu olduğunu belirterek ‘’Anamur İçme Suyu ile ilgili hibe-kredi yöntemlerinin tamamını inceleyecek ve inşallah en ucuza en kaliteli hizmeti üretmek için elimizden geleni yapacağız.’’ dedi.<br /><strong>Anamur Belediyesi Kendi Elektriğini Üretecek.</strong><br />Önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi olan Güneş Enerjisi Santrali projesini hayata geçirmek isteyen Anamur Belediye Başkanı Hidayet Kılınç, içme suyu projesi için gittiği İller Bankası Genel Müdürlüğü’nde Güneş Enerjisi Santrali projesi içinde onay aldı. İller Bankası Genel Müdürü Yusuf Büyük ile yaptığı görüşmeyi aktaran Başkan Kılınç:’’ Bir hafta içerisinde Ankara’ya ikinci gelişimiz. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Aydıncık Belediye Başkanımızla içme suyu ve katı atık birliği ile ilgili sorunları çözüme kavuşturmak için buraya gelmiştik ancak hazır gelmişken Güneş Enerjisi Elektrik Santrali Projemiz ile ilgili de bir görüşme gerçekleştirerek olumlu sonuçlar aldık. Sağ olsun Genel Müdürümüz Yusuf Bey ne vakit ziyaret etsek eli boş döndürmedi. Akılcı, üretken ve tasarruf eden belediyecilik anlayışımız gereği yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak hem verimi arttırmak hemde tasarrufa gitmek istiyoruz. Bu nedenle hayata geçirmeyi planladığımız güneş enerjisi elektrik santrali projemiz için İller Bankası Genel Müdürlüğü’nden ön onay aldık. İnşallah yılsonuna kadar projelendirme çalışmalarımızı tamamlayacağız ve iller bankasına başvurarak %50 hibe ile bu projeyi de hayata geçirerek Belediyemizi elektrik faturası yükünden kurtaracağız’’ dedi</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Anamur-Bozyazı-Aydıncık Katı Atık Birliği İçin Krediye Onay</strong></span><br /><span style="font-size:18px">İçme Suyu Temini Projesi’nin yanı sıra Anamur-Bozyazı-Aydıncık Katı Atık Birliği uygulaması içinde görüşmeler gerçekleştiren heyet, İller Bankası Genel Müdürlüğü tarafından 7 yıl ödemesiz 25 yıl geri ödemeli kredi içinde ön onayı aldı. Proje çalışmalarının tamamlanmasının ardından 3 kentin çöp sorununu ortadan kaldıracak olan proje hayata geçirilecek.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Cem Uzan, Yeni Vaatleriyle Sahnede: 'Tüm Maçlar Televizyonda Ücretsiz Olacak']]>https://www.haberanaliz.net/haber/cem-uzan-yeni-vaatleriyle-sahnede-tum-maclar-televizyonda-ucretsiz-olacak-105877af2ab57-6129-4e35-b90b-b180ca4769302020-07-05T21:17:00+03:00HABER MERKEZİ Cem Uzan, Yeni Vaatleriyle Sahnede: 'Tüm Maçlar Televizyonda Ücretsiz Olacak'

Cem Uzan, Yeni Vaatleriyle Sahnede: 'Tüm Maçlar Televizyonda Ücretsiz Olacak'

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Genç Parti&nbsp;5. Olağan Kongresi,&nbsp;Ankara’da&nbsp;Yenimahalle Belediyesine bağlı Dört Mevsim Salonu’nda yapıldı. Partinin kurucu genel başkanı olan ve 10 yıldır&nbsp;Fransa’da yaşayan Cem Uzan kongreye telekonferansla katıldı. Kongrede, ağabeyi gibi yurt dışında yaşayan Murat Hakan Uzan yeni genel başkan seçildi.&nbsp;&nbsp;İki hilal, ortada yıldız altında Genç Parti yazan parti logosuna Cem Uzan’ın imzası dahil edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cem Uzan kongrede şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ben sizleri çok özledim umarım sizler de beni özlemişsinizdir. Türk insanı için Türk milleti için kolları sıvadık tekrardık. Bazı gerçekleri çırılçıplak konuşmakta fayda var. 17 senedir büyük bir mağduriyet yaşamaktayım.&nbsp;Ergenekon&nbsp;kumpasını&nbsp;balyoz&nbsp;kumpasını herkes biliyor. Nerede o Ergenekon’un savcısı? Takdir Türk milletinindir. İlk kumpas Uzan ailesine kurulan kumpastır. Telsim’i yağmaladılar, barajları çaldılar. Hepsinin belgesi var.&nbsp;Star TV&nbsp;yandaşlara bedavadan verildi. Ben hayatımla tehdit edildiğim için sürgüne gittim. Benimle ilgili bir tane mahkumiyet kararı yoktu ben çıktığımda. Alnım açık başım dik!”</span></p><p><span style="font-size:18px">Cem Uzan&nbsp;sosyal medya&nbsp;hesabından vaatlerini de sıraladı. Uzan 2002 seçimleri öncesinde olduğu gibi iddialı vaatlerde bulundu. Vaatler şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px">Gençlik Projesi: Türkiye Varlık Fonu,&nbsp;İstanbul&nbsp;Borsası’nda halka açılacaktır. 70 milyar euro değerindeki hisselerin %45’i, 18-40 yaş arasındaki tüm gençlerimize bedelsiz olarak verilecektir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’deki tüm&nbsp;futbol&nbsp;müsabakaları televizyondan şifresiz olarak yayınlanacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Almanya&nbsp;ve&nbsp;Fransa&nbsp;ile mevcut olan ekonomik bağlar en üst seviyeye çıkarılacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">İşsizlik&nbsp;maaşı, emeklilik maaşı ve asgari ücret euroya endeksli olacak ve 3 ayda bir otomatik kur ayarlamasından geçecek.</span></p><p><span style="font-size:18px">Vatandaşımız zenginliği tadacak. Nasıl mı? Türkiye soyulmazsa zaten zengin bir ülke!</span></p><p><span style="font-size:18px">Adalet yok!&nbsp;Genel af&nbsp;şart. Çocuk ve kadına karşı işlenen taciz suçlarından mahkum olanlar, cinayet ve cinayete teşebbüs sebebiyle mahkum kimse asla af kapsamında olmayacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin Yapay zeka merkezleri:&nbsp;Eskişehir,&nbsp;Tekirdağ&nbsp;ve&nbsp;Samsun.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kripto para&nbsp;önümüzdeki yılların para birimidir.&nbsp;İzmir’de Kripto Para Borsası kurulacaktır. Avrupa’da Kripto Para’nın merkezi İzmir olacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">Nasıl Amerika’nın Las Vegas’ı varsa Türkiye’nin de böyle bir turizm merkezi olacak. Buraya milyonlarca turist gelecek ve milyarlarca&nbsp;dolar&nbsp;Türkiye’ye akacaktır.</span></p><p><span style="font-size:18px">18 yaşın altındaki kimse&nbsp;anne-baba izni olsa bile evlenemeyecek!</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye’nin ikinci büyük borsası&nbsp;Diyarbakır’a kurulacak.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Dilipak yazdı: Yine Ayasofya]]>https://www.haberanaliz.net/haber/dilipak-yazdi-yine-ayasofya-10586d9f4ca58-0491-41d4-83ea-6da22f81ee7c2020-07-05T21:14:00+03:00HABER MERKEZİ Dilipak yazdı: Yine Ayasofya

Dilipak yazdı: Yine Ayasofya

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ayasofya hakkında karar verecekseniz, Doğu Roma Bizans hukukunu, Ortodoksluğu, fethi, İslam hukukunu, Osmanlı hukukunu bilmek zorundasınız ve tabii Türkiye Cumhuriyeti hukuku yanında evrensel hukuku da. Bilmeden karar veremezsiniz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Tapu kaydına baktınız mı, tapuda bir değişiklik olmuş mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">Vakıflardaki kayda baktınız mı, değişiklik olmuş mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">DİB kaydına baktınız mı değişiklik olmuş mu?</span></p><p><span style="font-size:18px">Kararname Resmi Gazete’de yayınlanmamış ki, yürürlüğe girsin!. Böyle bir kararnamenin gizlilik gerektiren bir husus olmadığı çok açık. Kararname olsa ne fark eder ki, hukuka uygun olmayan, yasa ya da diğer mevzuatlar suç aletidir. Kararnamedeki imzayı kaligrafik açıdan incelettiniz mi? O imza ile daha sonraki imzalar birbirinin aynı değil. Olsa ne fark eder ki, çünkü o kararnamenin üzerinde yazılı tarihte Mustafa Kemal henüz “Atatürk” soyadını almamıştı. Bu konuyu yazıyorum, çünkü ortada bir sahtecilik var. Savcılık bu konuda suç duyurusunda bulunmalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaldı ki, imza da doğru olsa, kararname de olsa, Resmi Gazete’de yayınlansa da, hukuksuz bir işlem olduğu ortada. Yeni bir mahkeme kararı ile hukuksuzluğun üstünü örtemezsiniz. Orası cami olan bir vakıf eseridir ve asırlarca mabed olarak kullanılan bir yapıdan söz ediyoruz. Böyle tarihi bir vakfiyeyi vakıf senedinde belirtilen şekilde mabed olmaktan çıkarıp müze yapamazsınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ortada fiili bir durum var. Kültür Bakanlığı Ayasofya’da “fuzuli şagil” durumundadır.</span></p><p><span style="font-size:18px">Danıştay’ın kararını açıklamasını beklemeye gerek yok. Dava konusuz kalır düşer. Danıştay bir açıklama yapar, fuzuli, hukuksuz işgali tek taraflı bir kararla sona erdirir. Diyanet ve Vakıflar giderek duruma vaziyet ederler bu iş biter.</span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul Valiliği ve/veya Fatih Kaymakamlığı, bir başvuru üzerinde ya da re’sen konuyu ele alır, önce Ayasofya ile ilgili bir hukuki bir belge olup olmadığına bakar (ki yoktur ve olamaz. Anayasanın 90. Maddesine göre temel/evrensel hukuk ilkelerine aykırı yorum bile yapılamaz) Tapu, Vakıflar, Müftülükten, Kültür Müdürlüğünden bilgi ve belgeler istenir. Kültür Müdürlüğünün tahliyesi, Diyanet ve Vakıfların fuzuli işgalin sona ermesi ile camiyi devralıp yollarına devam etmesi için görev verilir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın, Danıştay savcısı, davacının aksi görüşte. Yapılan işlemin o günkü şartlarda doğru olduğunu söylüyor. Bu yönde çıkacak bir karar, daha önce satılan, yıkılan, ahır, depo, pavyon yapılan camiler üzerindeki bu tasarrufunun meşru kabul edilmesi anlamına gelir. Bunu meşru kabul edecek bir hukukçu olabilir mi? O nasıl bir hukukçudur, nasıl bir inanç sahibi bir kişi böyle bir karar verebilir bilmiyorum. Bu trajedinin suç ortağı olmak anlamına gelen bir kararın bugün Danıştay’dan çıkabileceğine ihtimal vermek istemiyorum. Geçmişi bir çırpıda aklayamazsınız. Millet adına karar veren bir yargı bu yönde karar veremez. Kamu vijdanı bunu kabul etmez. Fatih ve fethin askerleri, komutanları ve ben, benim gibi milyonlarca insan iki cihanda da bu kararı vereceklerden davacı oluruz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Allah’a ve ahiret gününe iman edenler bu konuyu iyi düşünsünler. Mabedler Allah’a adanmış mekanlardır ve hiç kimse onları mülk edinemez. Onu kullanır ve yönetir, o da o konudaki ilahi kurallara bağlı olarak. Bunu laiklikle de açıklayamazsınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Hele, söz konusu tamamlanmamış, yayınlanmamış kararnameyi meşru kabul ederek, bu konuda yeni bir karar ittihazı konusunda topun Cumhurbaşkanlığına atılması da kabul edilemez. Bir Cumhurbaşkanı kararnamesi ile açılan bu mabed, yarın bir başka Cumhurbaşkanı kararnamesi ile tekrar müzeye ya da opera salonuna dönüştürülebilir. Böyle bir kapı açılmış olur. Böyle bir durum, Ayasofya’nın açılmasının sebeb olacağı mutluluktan daha büyük bir öfkeye sebeb olur.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mahkemenin&nbsp;&nbsp;bu yönde vereceği bir karar yarın 110 ülkedeki Hilafete bağlı emlak, vakıf ve caminin, tekke ve dergahın geleceği için çok kötü bir emsal oluşturabilir. Yunanistan’a, Bulgaristan’a, Sırplara söyleyecek söz bulamazsınız. Yarın Ayasofya’yı ibadete açalım derken Kudüs’ü tartışmalı hale getirebilir. Bu bir ihanet olur. Kaş yapalım derken göz çıkarırsınız. Bunun altında kalkamazsınız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mahkeme kararını beklemeye gerek yok. Cumhurbaşkanı tek başına idari bir kararla, bu yanlış uygulamayı sonlandırabilir. Danıştay’ın kararına da gerek kalmaz. Bu iş idari bir tasarrufla sonuçlandırılabilir ve bu işin sürüncemede kalmasının kimseye faydası yoktur. Onun için 15 günlük süreyi beklemeye de gerek yok. Davacı davasını çeker. İdare konuyu çözer, bir yanlış sonlandırılır, işler kaldığı yerden devam eder.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın mahkemenin verdiği bir karar bir başka mahkeme kararı ile değiştirilir. İdari bir karar başka bir idari kararla sonuçlandırılır. Ben idarenin bu konuda yeni bir karar vermesini beklemiyorum, eski yanlış uygulamadan vazgeçersiniz, bu hem hukuki hem de idari anlamda bir sonuç doğurur.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Fetih hakkı”, “kılıç hakkı” gibi birtakım tartışmalarla bu iş hayli örselendi. Bakın bugün ortaya koyacağınız karar daha sonrası için emsal teşkil edecektir. Vereceğiniz her karar, söyleyeceğiniz her söz yarın birileri tarafından, çok vahim sonuçlar doğuracak şekilde, aleyhimizde delil olarak kullanılabilir. Selâm ve dua ile.</span></p><p><a href="https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/yine-ayasofya-32781.html">https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/yine-ayasofya-32781.html</a></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BAKAN MALATYA'DA İNCELEME YAPTI]]>https://www.haberanaliz.net/haber/bakan-malatyada-inceleme-yapti-10585a1439c6a-ce09-41ce-ad58-619606cb12112020-07-05T20:52:00+03:00HABER MERKEZİ BAKAN MALATYA'DA İNCELEME YAPTI

BAKAN MALATYA'DA İNCELEME YAPTI

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı İhsan Selim Baydaş’ın inceleme gezisine, Malatya Valisi Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve AK Parti İl Başkanı İhsan Koca’da eşlik etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">İnceleme gezisi sırasında, Boztepe Spor ve Yaşam Merkezinde, İnderesi Tabiat Parkı, Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuk ve Borsası inşaat alanında incelemelerde bulundular.</span></p><p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan gezi sarısında Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı İhsan Selim Baydaş’a yatırımlar hakkında bilgiler aktardı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Başkan Gürkan, “Yeşiltepe bölgemizin gelişmesi için yapmış olduğumuz çalışmalardan biride Boztepe Spor ve Yaşam Merkezimiz. Kısa süre sonra vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Spor salonları, yüzme havuzları kafeteryası Fitnes aletlerinin gibi birçok aktivitenin aynı anda yapılacağı çok güzel bir mekanı Malatya’mıza kazandırmış olacağız.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuk ve Borsası 15 bin metrekare kapalı alan olan, ülkemizde ve dünyada lisanslı depo ve kayısı anlamında ilk olan standartlara uygun çiftçimize ve kayısı üreticilerimize önemli bir merkez ve depo olacaktır.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuk ve Borsa Projesinin inşaat çalışması bittikten sonra, Malatyalı çiftçilerimize ve kayısı üreticilerimize ve kayısı tüccarlarımıza önemli bir katma değer temin edecektir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">İnderesi Tabiat Parkı birinci etap çalışmaları kapsamında 100 dönümlük bir alan içerisindeki çalışmalarda sona gelindi.&nbsp; Mevcut alanın dışında kalan kısımların da tabiat parkına dâhil edildiğini düşünürsek bu alan yaklaşık olarak 3 bin dönümlük muazzam bir yeşil alan hüviyetine kavuşmuş olacak” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">İnceleme gezisi sonrasında Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı İhsan Selim Baydaş ve beraberindeki heyet Turgut Özal Tabiat parkını da ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet ettiler.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“FETÖ KUMPASLARININ AVUKATI BUGÜN BU TEKLİFİ SUNUYOR”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/feto-kumpaslarinin-avukati-bugun-bu-teklifi-sunuyor-105841331e803-8dc6-408a-844d-290f8512a3962020-07-05T20:47:00+03:00HABER MERKEZİ “FETÖ KUMPASLARININ AVUKATI BUGÜN BU TEKLİFİ SUNUYOR”

“FETÖ KUMPASLARININ AVUKATI BUGÜN BU TEKLİFİ SUNUYOR”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong><em>CHP’li Kadıgil’den Cahit Özkan’a;</em></strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“FETÖ KUMPASLARININ AVUKATI BUGÜN BUTEKLİFİ SUNUYOR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Çoklu baro teklifinin ele alındığı Adalet Komisyonu görüşmeleri devam ediyor . Tasarının 12. Maddesi üzerine söz alan CHP’li Sera Kadıgil, 2013 yılında çoklu baro projesinin &nbsp;FETÖ tarafından sunulduğunu söyleyerekAKP Grup Başkan Vekili Cahit Özkan’ın FETÖ kumpaslarının avukatı olduğu dönemleri hatırlattı. Kadıgil; “Tek bildiğim biz Ergenekon’da, Balyoz’da, FETÖ kumpaslarında avukatlık yaparken bizim karşımızda FETÖ’nün yanında müdahil avukat olan, şerefli subaylar müebbet hapse çarptırılırken çayını içip gülümseyen bir meslektaşımtarafından sunuluyor” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">TBB Başkanı Metin Fevzioğlu’nun&nbsp; çoklu baroya karşı olduğu açıklamasına rağmen neden kendisinin Komisyona gelmediğini merak ettiğini söyleyerek “ Neden gelip çoklu baronun zararlarını kendisi anlatmıyor da temsilci gönderiyor anlamadım” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“YANDAŞLARINIZA KOLTUK BULMAK İSE DERDİNİZ 23 NİSAN’DA BİR KOLTUĞA OTURTURUZ”</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili oldukça tartışmalı geçen Komisyon görüşmelerinde, “Yıllardır barolarda varlık gösteremeyen yandaşlarınıza bir koltuk bulmak bu kadar kıymetliyse meslek birliğimizle uğraşmak mecburiyetinde değilsiniz. Kapıda beklettiğiniz seçilmiş başkanlardan rica ederiz her 23 Nisan’da bir yandaşı oturtur koltuğuna, onlar da yazık heveslerini almış olurlar!” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“YA SAFSINIZ, YA KORKAKSINIZ YA DA KÖTÜSÜNÜZ. HER NE İSENİZ ‘ALLAH AFFETSİN’ DEYİP İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMAYACAKSINZI”</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıgilteklifin altında imzası bulunan hukukçu milletvekillerine ise seslenerek “Bu teklifi savunuyorsanız bunun yalnızca ve sadece üç sebebi olabilir. Ya safsınız, yani kandırıldınız, bu teklifin neye hizmet ettiğinin ayırdına henüz varamadınız. Ya korkaksınız yani, mesleğinize ihanet ettiğinizi bile bile, sırf siyasi istikbal korkusundan inanmadığınız bir şeyi acıklı bir çabayla savunuyorsunuz, Ya da net kötüsünüz, meslek de memleket de zerre umurunuzda değil, tek derdiniz kurduğunuz aile devletinin bekası için çırpınmak. Korkaklar ve kötülerle hiç ilgilenmedim, şimdi de ilgilenmiyorum. Allah sizi ıslah etsin ve size vicdanınızla hareket edecek cesareti versin. Bu iki grup için tek temennim budur. Ama kandırılanlar için burada not düşmek istiyorum ki yarın öbür gün “Allah affetsin!” deyip işin içinden çıkarız sanmayın” ifadeleriyle seslendi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“GENÇ AVUKATLAR İÇİN BİR ŞEY YAPACAKSANIZ CMK ÜCRETLERİNDEN BAŞLAYABİLİRSİNİZ”</span></p><p><span style="font-size:18px">Kadıgil, tasarının genç avukatların sorunlarını çözeceğine dair üretilen argümanların gerçeği ifade etmediğini de belirterek “ Genç avukatlar için bir şey yapmak istiyorsanız önce şu CMK ücretlerini asgari ücret tarifesine bir çekin de görelim! KDV’leri indirin görelim! Çocukları çalıştırıp bir de KDV’yi ceplerinden ödetip 7 ay sonra para ödeyeceğinize doğru düzgün bir ödeme sistemi kurun da bir görelim! Ya bu ülkenin genç avukatları bin liraya staj yapıyor, yeni ruhsat alanlar yıllarca asgari ücrete talim ediyor! Barolara bağlı çalışan avukatlar için asgari ücret belirleme yetkisi verin görelim!”&nbsp; dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İYİ Parti Milletvekili Behiç ÇELİK' ten ilginç konuşma]]>https://www.haberanaliz.net/haber/iyi-parti-milletvekili-behic-celik-ten-ilginc-konusma-10583764c4dc4-0681-478a-97f5-c2b12bcb2d922020-07-05T20:37:00+03:00HABER MERKEZİ İYİ Parti Milletvekili Behiç ÇELİK' ten ilginç konuşma

İYİ Parti Milletvekili Behiç ÇELİK' ten ilginç konuşma

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün belli bir aşamaya kadar ilerlemiş bulunuyoruz. Özellikle bir önceki konuşmamda Anayasa üzerinden gitmiştim, yine Anayasa'ya değinmekte yarar var çünkü bu Avukatlık Yasa Teklifi'nin, Anayasa'da düzenlenmiş olan egemenlikle doğrudan ilişkisinin olduğunu düşünüyorum.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şunu ifade etmek isterim: Anayasa'nın 6'ncı maddesi egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ifade ediyor ama takip eden 7'nci, 8'inci ve 9'uncu maddeler sırasıyla, yasamanın Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, yürütmenin -Bakanlar Kuruluydu fakat bu değiştiği için, 16 Nisan referandumundan sonra- Cumhurbaşkanı tarafından ve yargı yetkisinin de bağımsız mahkemelerce yerine getirileceğine amirdir. Burada, bağımsız mahkemeler yargı yetkisini yerine getirirken iddia makamı ve savunma makamıyla birlikte yargıyı, yargının adaletini tecelli ettirmeye çalışırlar. Ancak bir devleti güçlü kılabilmek için yargı erkinin güçlü, adil, tarafsız olmasının yanında, çok iyi yönetilen yani icra erkini çok iyi kullanan, millet yararına kullanan bir mekanizmanın da çalışması lazım; bu da yetmiyor, yasama kalitesinin de olması lazım. Şimdi, bunları alt alta topladığımız zaman böyle bir tablo maalesef gözükmüyor. Yani, bütün konuşmacılar da ifade ediyor, ben tekrardan kaçınarak aslında ifade etmek istiyorum: Yoksullaşmanın had safhada olduğu, işsizliğin zirve yaptığı, ne olduğunu bilmediğimiz -enflasyonun maalesef gerçek rakamını açıklayamayan bir TÜİK var- çok yüksek bir enflasyonun olduğu, dış politikada kan kaybına maruz kaldığımız, hatta buna bir de örnek verelim: Yunan Cumhurbaşkanı geçen gün Aydın iline bağlı Eşek Adası'na çıktı, orayı denetledi; şimdi, böyle bir durum var. Libya örneği önümüzde. Suriye'de Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu arasında birtakım görüşmeler var, Libya üzerinde de var. Şimdi, arada biz kıstırılmış olabiliriz. Bunun yanında, gelir dağılımında makasın gittikçe açıldığını görüyoruz ve dış ve iç borçlarda görülmemiş bir artışla karşı karşıya kalıyoruz; bu tablo, içeride bir sosyal patlamaya doğru gitmekte olduğumuzu ifade ediyor.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Dış politikaya tekrar dönersek, burada, ben rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil'in bir sözünü hatırlıyorum; diyor ki: "Eğer Orta Doğu'da bir yemeğe gittiyseniz ve davetli listesinde isminiz yoksa menüyü gözden geçirin, menüde olabilirsiniz." Türkiye'nin menüye girmemesi lazım arkadaşlar. Bu konuda özellikle icra erkini yani siyasal iktidarı uyarmak boynumuzun borcu.</strong><br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunun yanında, tabii, çoklu baro sistemine geçilmesi yargı erkinin -biraz önce arz etmiş olduğum egemenlikle ilgili- kötü bir sürece sokulması sonucunu doğuracaktır; böyle olduğu takdirde, tabii, adalet tecelli etmeyecek, ciddi sıkıntılar meydana gelecektir. Baro başkanları Türkiye Büyük Millet Meclisinin kapısından içeriye sokulmadan, onların görüşlerine hiç yer verilmeden ve sadece yandaş birtakım odaklarla görüşülüp böyle bir kanun teklifinin hazırlanmış olmasının gerçekten hukuk devleti için ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı erki için yüz karası olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu sebeple, biz, öncelikle, vatandaşımızın biraz önce ifade etmiş olduğum devasa, büyük sorunlarına niye çözüm bulmuyoruz? İnsanları rahatlatacak, geçimlerini kolaylaştıracak kararları niçin almıyoruz? Bir önceki konuşmamda ifade ettiğim bütçe kaynaklarını halk yararına niye kullanmıyoruz? Ve işsizlik had safhada artmışken işsizliğe niçin çözüm bulmuyoruz? Ve insanlar geçim darlığı içerisinde kıvranırken, bunun sonucu olarak intiharlar artmışken buna niçin çözüm bulmuyoruz diyorum. O sebeple, egemenlik hakkından dış politikaya ve sosyal politikaya kadar arz etmiş olduğum konular bizim en öncelikli konularımız olması gerekir. Bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi öncelikle koruyacak yasa yapma yönünde çalışmalarımızı yürütmemiz gerekir. Bu palyatif yasama faaliyetleri AK PARTİ'nin aslında bitişini gösteriyor.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; Burada son olarak şunu ifade edeyim: Bir Çin atasözü aklıma geldi. Arkadaşlar, işte, bu Avukatlık Yasa Teklifi kanunlaşırsa bu Çin atasözüne hizmet eder mahiyette bir faaliyet yapılmış olacak, o da şudur, diyor ki Çin atasözü<strong>: "Bir fakirle bir zengin davalaşırsa zengin haklı çıkar; bir zenginle bir zengin davalaşırsa hâkimin tayini çıkar; bir fakirle bir fakir davalaşırsa adalet tecelli eder." </strong>Umarım böyle bir adaleti siz de istemezsiniz.</span></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BAŞKENTLİ KADINLAR BİR İĞNE VE İPLİKLE SAĞLIK İÇİN ÜRETİYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/baskentli-kadinlar-bir-igne-ve-iplikle-saglik-icin-uretiyor-1058251ce51ea-a4ff-4a35-88aa-1982f8795f2a2020-07-05T20:33:00+03:00HABER MERKEZİ BAŞKENTLİ KADINLAR BİR İĞNE VE İPLİKLE SAĞLIK İÇİN ÜRETİYOR

BAŞKENTLİ KADINLAR BİR İĞNE VE İPLİKLE SAĞLIK İÇİN ÜRETİYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın öncelediği projeler arasında yer alan</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Yerel Eşitlik Eylem planı”&nbsp;</strong>kapsamında kadın istihdamını artırmaya yönelik projeler birer birer hayata geçiriliyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Büyükşehir Belediyesi, pandemi sürecinde işini kaybeden ya da iş yerini kapatmak zorunda kalan terzilerin üretimden kopmamalarını ve istihdamlarına katkı sağlamayı amaçlayarak Kuzey Yıldızı Gençlik Merkezi içinde Maske Atölyesi kurdu.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜRETEN BAŞKENT KAZANAN BAŞKENT</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Kadın&nbsp;Dostu Başkent”</strong>&nbsp;uygulamaları kapsamında her yaş ve meslek grubundan 10 bin kadınla anket çalışması yapan Büyükşehir Belediyesi, salgın sürecinde de kadın istihdamını artırmaya yönelik projelere ağırlık verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkentli kadınların gücünü, başarısını ve mücadelesini ortaya koymasının dışında kadınların hayatını kolaylaştıran, aile ekonomilere katkı sağlayan ve üretimi artıran projelere imza atan Büyükşehir Belediyesi, koronavirüs salgını ile mücadele kapsamında 200 terzi ve tekstil çalışanının içinde yer alan 55 kadının toplum sağlığı açısından son derece önemli olan maskeleri üretmelerini de teşvik etti.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>KADIN ELİYLE DİKİLEN MASKELER VATANDAŞ VE ESNAFA ÜCRETSİZ DAĞITILIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Maske Atölyesinde hijyenik koşullarda üretilen maskeler Büyükşehir Belediyesi tarafından vatandaş ve esnafa ücretsiz olarak dağıtılırken,&nbsp;Başkentli kadın terziler bu imkan sayesinde yeteneklerini de göstermiş oldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkent’in girişimci kadınları sosyal bir aktör olarak birçok kadına örnek olurken; çalışarak, üreterek ve güçlerini birleştirerek ekonomik yönden nasıl ayakta kaldıklarını şu sözlerle anlattı:</span></p><p><span style="font-size:18px">-Zeynep Taşpınar:<strong>“46 yaşındayım. Evliyim ve 3 çocuğum var. Genç yaşlarda çalışma hayatına atıldım. Ben üreterek ve çalışarak hayata bağlanıyorum, kendimi daha değerli hissediyorum. Daha önceden öğretmenlik yapıyordum. Terziliğe ayrıca ilgi duyuyordum. Evde çeşitli kıyafetler, mutfak malzemeleri dikiyorum ve bu ürünleri satarak aile bütçesine katkıda bulunuyorum. Kadınları artık her sektörde görebiliyoruz. Bir kadını kamyon veya otobüs şoförü olarak bile görmek beni bir kadın olarak gururlandırıyor. Maske üretim projesinde hem para kazanmak hem de insanlığa hizmet etmek beni onurlandırıyor. Burada tüm arkadaşlarla omuz omuza çalışıyoruz. Topluma yararlı bir iş yaptığım için ayrıca sevinçli hissediyorum. Pandemi döneminden dolayı stres içindeydim maddi manevi zorluk yaşıyordum. Bu projeyle birlikte bize iş imkanı sağladığı için Mansur Başkan’a çok teşekkür ediyorum. Kadınlar korkmasınlar, cesaretli olsunlar, her alanda üretmeye devam etsinler ve asla pes etmesinler. Her şeyin üstesinden gelebiliriz yeter ki isteyelim, bir yerden başlayalım, dik durduğumuz müddetçe her şeyi başarabiliriz.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Tuğba Kaynar:&nbsp;<strong>“36 yaşındayım. 11 yaşından beri iğneye, ipliğe, makineye çok merakım vardı. Abimin terzi atölyesinde ufak tefek çıraklıkla dikiş dikmeyi öğrenmeye başladım. Daha sonra kendi terzi atölyemi açtım. Pandemi nedeniyle de dükkanımızın kepenklerini kapattık. Mansur Başkan’ın terzi atölyesi projesinde yer almış olmaktan çok mutluyum ve çok teşekkür ediyorum. Ben bu meslekten ekmek yiyorum ve mesleğimle gurur duyuyorum. Eşimden ayrıldım ve çocuklarımın istikbali için çalışmak zorundayım. Burada bir istihdam kapısı açılması beni tekrar hayata bağladı. Kadınlara buradan seslenmek istiyorum; Kadınlar olarak ne yaşarsak yaşayalım mücadelemizi bırakmayalım, kendimizden ve hayattan vazgeçmeyelim, yılmadan üretmeye ve çalışmaya devam edelim.”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Ayşegül Serin:&nbsp;<strong>“37 yaşındayım. Çocuk yaşlarda ailemin teşvikiyle terziliğe yöneldim, çeşitli konfeksiyon atölyelerinde çalıştım. Uzun yıllardır da terzi dükkanı işletiyorum. Mansur Yavaş’ın terzilere sağlamış olduğu bu istihdam sayesinde işimiz oldu, en önemlisi bize umut kapısı oldu. Ülke olarak salgın süreci ve maske kullanımı hassas bir konu, ben de bu kıymetli projede yer almaktan çok mutluyum. Kadınların gücünü ve başarısını her yerde görmek çok güzel. Kadınlara önerim, kimseye eğilmeden, muhtaç kalmadan, kendi başarımızla, kendi ayaklarımızın üzerinde duralım. “</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">-Reyhan Yavaşoğlu:&nbsp;<strong>“39 yaşındayım, 2 çocuğum var. Sekiz yaşından beri karate sporuyla uğraşıyorum. Karate Federasyonu'nda öğretmenlik yapıyordum.Kendi spor salonumu kapattığım için işsiz kaldım ve ben de maske atölyesine iş başvurunda bulundum. Bize istihdam sağladığı için Mansur Başkan’a çok teşekkür ediyorum. Pandemi nedeniyle ülkem adına bir şeyler yapıyor olmak beni çok mutlu ediyor. Kadınlarımızın ayaklarının üzerinde durmasını ve mücadeleden asla vazgeçmemesini tavsiye ediyorum.”</strong></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[GÜLİZAR BİÇER KARACA: TAVAS’TA BİR KEZ DAHA KAZANACAĞIZ.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gulizar-bicer-karaca-tavasta-bir-kez-daha-kazanacagiz-105813b81979b-16c5-484d-b679-f97d45fd84c22020-07-05T20:30:00+03:00HABER MERKEZİ GÜLİZAR BİÇER KARACA: TAVAS’TA BİR KEZ DAHA KAZANACAĞIZ.

GÜLİZAR BİÇER KARACA: TAVAS’TA BİR KEZ DAHA KAZANACAĞIZ.

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">TAVAS’TA BİR KEZ DAHA KAZANACAĞIZ.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Denizli Tavas’ta termik santrale karşı yapılan mücadelenin başarıyla sonuçlanmasının ardından, jeotermal sondaj projelerine peşi sıra verilen ÇED Gerekli Değildir kararlarını değerlendiren CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca: “Gıda krizinin daha derinleştiği çağımızda Tavas’ın verimli tarım topraklarıyla koruma altına alınmalıdır. Bunu termik santrale karşı mücadelemizde de dillendirdik. Termik santral tehdidinden kurtarılan Tavas toprakları, ÇED raporuna dahi gerek duyulmadan jeotermal projelerine peşkeş çekiliyor” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">AVUSTURALYALI FİRMA TAVAS’IN ALTINI ÜSTÜNE GETİRECEK.</span></p><p><span style="font-size:18px">Karaca, Tavas’ın Çiftlik, Altınova, Solmaz, Seki mahallerinde jeotermal çalışmaları yapılmak istenildiğini, Valiliğin ÇED Gerekli Değildir kararları vererek bölgedeki tarımı, su kaynaklarını tehdit eden firmaların önünü açtığını söyledi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Karaca, “Avusturyalı bir firma Altınova, Solmaz ve Seki Mahallelerimizde sondaj yapmak için başvurular yaptı. Bu başvurulardan Altınova ve Solmaz Mahalleleri sınırlarında yapılacak jeotermal sondajları için ÇED Gerekli Değildir kararı verildi, Seki Mahallesiyle ilgili henüz bir karar verilmedi. Bütüncül çevresel etki değerlendirmesinden uzak bir anlayışla parça parça başvurularla ÇED Gerekli Değildir kararları alınarak, Tavas’ın her tarafı eşelenecek, altı üstüne getirecek” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">SULAMA BARAJININ YAĞIŞ HAVZASINDA</span></p><p><span style="font-size:18px">Karaca,&nbsp; jeotermal sondajlarının hava ve toprakta yarattığı kirliliğin yanı sıra su kaynakları üzerinde de olumsuz etkilerine değinerek “Altınova ve Solmaz mahallelerinde sondaj çalışmaları yapılacak jeotermal projeleri Tavas Yenidere Barajı yağış havzasında kalmaktadır. Bölgedeki tarım arazilerine Yenidere Barajından kanal ve kanaletler aracılığıyla su sağlanmaktadır. Yani hem toprak, hem de su, hem de tarımsal ürünler tehdit altındalar” yorumunda bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">TAVAS NEDEN SÜREKLİ TEHDİT ALTINDA&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Aynı ilçede termik santrala karşı yürütülen mücadeleyi hatırlatan Gülizar Biçer Karaca,&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">“Avdan Termik santrali projesi, halkın, muhtarların, sivil toplum örgütlerinin, meslek kuruluşlarının ortak mücadelesi sonucunda başarıya ulaştı. Aynı mücadelenin, jeotermal tehdidine karşı da yapılacağından şüphemiz yok. Birlikte oldukça, yenemeyeceğimiz zorluk yok.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Ancak, burada sorulması gereken hususlar da var. Tavas neden sürekli bu tarz tehditle karşı karşıya kalıyor ?. Termik santralden, Avusturalyalı firmanın Tavası mahalle mahalle eşelemesi için mi vazgeçildi?&nbsp; Basının karşısına çıkarak Termik santrali durdurduklarını iletenler bu soruların cevabını vermeli, gerekeni yapmalıdır. Bu durum onlar için bir samimiyet testi. Daha bir ay geçmeden aynı toprakların bu sefer de jeotermal tehdidini yaşamalarına da aynı tepki vermelidir. Bu bir samimiyet testidir “açıklamasında bulundu</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Uzman Eller Projesi de virüse takıldı.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/uzman-eller-projesi-de-viruse-takildi-1058075559fc6-f15f-4d0b-9c0b-aef61e5a53112020-07-05T20:26:00+03:00HABER MERKEZİ Uzman Eller Projesi de virüse takıldı.

Uzman Eller Projesi de virüse takıldı.

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Gürer’in önergesini yanıtlayan Bakan Bekir&nbsp;Pakmedirli,&nbsp;pandemi&nbsp;nedeniyle projenin henüz sözleşme aşamasında olduğunu, başarılı olması durumunda ise bütün illere yayılabileceğini açıkladı.&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>UZMAN ELLER PROJESİ HANGİ AŞAMADA?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yanıtlanması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde, “Uzman Eller” projesinin akıbetini sordu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Genç Çiftçi projesinin sona ermesinin ardından Bakanlığın, kırsalda üretimi yaygınlaştırmak amacıyla Uzman Eller Projesi’ni hayata geçireceğini açıkladığını anımsatan Gürer, “Söz konusu proje ile, üretimde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek için kırsalda yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunlarının projelerine 100 bin lira hibe desteği vereceği ilan edilmişti. Yine projenin ilk etapta Amasya, Düzce,&nbsp;İzmir&nbsp;ve Mardin'de uygulanacağı ifade edilmişti” hatırlatmasında bulundu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜLKE GENELİNE YAYMA PLANI VAR MI?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer, “Söz konusu projeye hangi ilden ne kadar başvuru olmuştur?&nbsp;Proje Değerlendirmesi kimler tarafından yapmıştır? Hangi projeler ve kimler 100 bin lira hibe almaya hak kazanmıştır? Başarılı bulunan proje konuları&nbsp;nelerdir?&nbsp;Hibe desteği satın alma giderlerine mi verilmiştir, yoksa nakit olarak mı verilmiştir?&nbsp;Korona virüs&nbsp;salgını nedeniyle tarımsal üretimin öneminin daha iyi anlaşıldığı şu günlerde projeyi 81 ile yaymayı düşünmekte misiniz?” şeklindeki sorularına da yanıt istedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>4 İLDE 212 BAŞVURU&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesini yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir&nbsp;Pakdemirli, &nbsp;“Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi uygulanacak olan Amasya, Düzce, İzmir, Mardin Bakanlığımız İl Müdürlüklerine şahsen belgelerini mevzuata uygun teslim eden başvuru dağılımı; Amasya İlimizde 41, Düzce İlimizde 51, İzmir İlimizde 49 ve Mardin İlimizde 71 olmak üzere toplam 212’dir” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HAK SAHİPLERİYLE SÖZLEŞME İMZALANACAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Projelerin&nbsp;kamu görevlileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından değerlendirildiğini anlatan Bakan Pakdemirli, henüz hak sahipleri ile hibe sözleşmesi imzalanma&nbsp;aşamasında olduğunu belirtti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>NAKİT ÖDEME YOK&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pakdemirli, hibe desteğinin&nbsp;satın alma giderlerine&nbsp;verildiğini ve nakit ödeme yapılmadığını da ifade ederek, “Bakanlığımız 81 il&nbsp;Müdürlüklerinde oluşturulan Proje Yürütme Birimi tarafından ödeme talebi ile ilgili belgeler başvuru sahiplerinden alınacak olup, ödemeye ilişkin gerçekleşmeleri belgeleri aldığı günden itibaren beş iş günü içerisinde yerinde tespit edilecek, belgelendirilecek ve tutanağa bağlanacaktır. İl Müdürlüğü, hibe ödemesine esas ödeme icmallerini periyodik olarak Bakanlığımıza gönderecek, Bakanlığımız, icmalleri banka ödeme formatına dönüştürüp hibe ödemesini sağlayacaktır” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PROJEYE VİRÜS ENGELİ&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2020 yılı için&nbsp;pandemi&nbsp;nedeniyle henüz uzman eller projesi hibe sözleşmesi imzalama sürecince olduğunu kaydeden Bakan&nbsp;Pakmdemirli,&nbsp;uygulamaya tam olarak geçmediği için geri dönüşlerin&nbsp;henüz&nbsp;alınmadığını vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>81 İLE YAYILABİLİR&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakan&nbsp;Pakdemirli,&nbsp;2020 yılı sonunda yapılacak olan değerlendirmede söz konusu projenin başarılı olma durumuna göre&nbsp;81 ile yayılabileceğini de sözlerine ekledi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GÜRER:&nbsp;“ALTYAPIYI SAĞLAM KURMAK GEREKİR”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise özünde ihtiyaca göre hazırlanan projenin başarılı olabilmesi için sağlıklı bir altyapı oluşturulması gerektiğini söyledi.&nbsp; Bakanlığın kamuoyuna tarımda sorun çözümü için sunduğu birçok projenin başlamadan bittiğini hatırlattı. “GAP ve KOP kapsamında &nbsp;raftan inmeden süresi geçen projelerin varlığı Sayıştay raporlarında yer alıyor” diyen Ömer Fethi &nbsp;Gürer, gençlerin &nbsp;tarıma ilgisi içinde projeler yapıldığını ve &nbsp;genç çiftçi projesinde de istenen sonuca erişilemediğini söyledi .Gürer, bu kere uzman eller projesi de sözde kalmadan gençlerin teşvik ve desteklenmesi sağlanarak üretime katılmaları sağlanmalıdır” diye konuştu.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>PANDEMİ SÜRECİNDE ÇİFTÇİLERE DAHA ÇOK DESTEK ŞART</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemi&nbsp;nedeniyle üreticilerin var olan sorunlarının katlandığına dikkat çeken Gürer, “Özellikle gençlerin kırsalda yaşamaya teşvik edecek yeni projeler hayata geçirilmeli, kırsalın üretime devam edebilmesi için özellikle&nbsp;pandemi&nbsp;sürecinde gerekli desteklemeler sağlanmalıdır. Tarım kredi kooperatifleri ve kamu bankalarına olan borçları sıfırlanmalı ya da faizleri silinerek en az 2 yıl ötelenmelidir” diye konu</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA["Baro Başkanları içeri giremiyor, milletin Meclisinin kapısına polis devleti kurulmuş durumdadır!"]]>https://www.haberanaliz.net/haber/baro-baskanlari-iceri-giremiyor-milletin-meclisinin-kapisina-polis-devleti-kurulmus-durumdadir-105798209ac03-cebb-4829-b7ae-ea7cced536f82020-07-05T20:22:00+03:00HABER MERKEZİ "Baro Başkanları içeri giremiyor, milletin Meclisinin kapısına polis devleti kurulmuş durumdadır!"

"Baro Başkanları içeri giremiyor, milletin Meclisinin kapısına polis devleti kurulmuş durumdadır!"

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:16px"><strong>Baro Başkanları içeri giremiyor, milletin Meclisinin kapısına polis devleti kurulmuş durumdadır!</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Hepimiz biliyoruz, Çankaya Kapısı önünde baro başkanı arkadaşlarımız günlerdir bekliyorlar, oldukça zor durumdalar. Bugün de o barikatları bile aşamıyor arkadaşlar. Bakın, dün barikatların içindeydiler, şimdi barikatları bile geçemiyorlar, oradan içeri bile alınmıyorlar, dışarıda kalıyorlar. Polisin kafasına göre takıldığını görüyoruz. Bakıyorsunuz, bir saat, baro başkanları kimliğini gösterip girebiliyor; ikinci saatte, kimliğini gösteriyor ve giremiyor; tamamen keyfiyet hâkim. Bu ne demektir? Bir polis devletindeyiz demektir, milletin Meclisinin kapısında polis devleti kurulmuş durumdadır, hâl budur. Belki maddeler kabul ediliyor ama bu kabul edilecek bir durum değil.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Hukukçulara dokunduğumuzda: “Bir dokunuyoruz, bin ah işitiyoruz.”</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Bakın, biz hukukçu arkadaşlarımıza dokunduğumuz zaman "Bir dokun, bin ah işit." misali neler neler işitiyoruz. Avukatlar çalışma ortamlarından, adliyelerin işleyişinden, yargının siyasallaşmasından yoğun bir şekilde şikâyetçi. Şimdi, "Yargı siyasallaştı." diye yoğun bir şekilde biz söylüyoruz, herhâlde siz bunu yanlış anlamışsınız, daha da siyasallaştırma girişiminde bulunuyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>KHK’lılardan 18 Bini OHAL Komisyonu karar vermediği için 4 yıldır hakkını arayacağı mahkeme bulamadı!</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Şimdi, arkadaşlar, Türkiye'de o kadar vahim durumlar var ve biz baro yasası teklifini konuşuyoruz. Ya, Türkiye'de insanlar yargıya kavuşamıyor; bakın, yanlış duymuyorsunuz, yargıya kavuşamıyor. "Ya, Ömer Bey, ne diyorsunuz?" diyeceksiniz değil mi? Bakın, ben size çarpıcı bir örnek vereceğim. Türkiye'de insanlar yargıya nasıl kavuşamıyor? OHAL döneminde ilan edilen KHK'lerle yüz binlerce kişi işinden ihraç edildi, o kişiler ne yaptılar? İdare mahkemelerine koşturdular, orası "Biz bakmıyoruz, geri git." dedi: Anayasa Mahkemesine gittiler "Biz bakmıyoruz, geri git." dediler; binlerce kişi AİHM'e gitti, orası da "Biz bakmıyoruz, geri git." dedi, altı ay boyunca ortalıkta dolaşıp durdular. Sonunda, bir OHAL Komisyonu kuruldu ve iki yıllığına kuruldu, şu anda, bakın, üç buçuk yıl oldu, daha, hâlâ 18 bin kişinin kararı çıkmış değil. Bir ülke düşünün, 2 kez art arda OHAL Komisyonun süresi birer yıllık uzatılıyor, aradan üç buçuk yıl geçmiş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yargıya kavuşamıyor. Bakın, biz böyle bir durumdayız, baro yasası konuşuyoruz. Şimdi, öyle yavaş gidiyor ki bu kararlar ayda 5 bin dosya bakılacaktı, şimdi üç buçuk ayda ancak 3 bin dosya bakıldı ve tahminen beş yıl sonunda bitecek, 2021 Aralık’ta bitecek ve biz dünya rekorlarını kıracağız, kendimize ait olan dünya rekorlarını kıracağız. Üç buçuk yılda değil, beş yılın sonunda ancak vatandaş yargıya ulaşacak. Cumhurbaşkanın emriyle anında görevden alınabilecek OHAL Komisyonu kararlarından sonra ancak yargıya ulaşabilecek bir kitle var karşımızda.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Alevi Yurttaşı FETÖ diyerek işten atmışlar! OHAL Komisyonunda: “Sen katalog evliliği yapmışsın” demişler.</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">İşte, bakın, ben size yine daha bugün konuştuğum KHK'lı bir mağdurdan örnek vereyim: Ne kadar OHAL Komisyonunun, bu işlerin ne kadar hukuk dışı yapıldığına dair sizde bir fikir oluşsun. Bakın, ismini de vereyim "Hiç çekinme Hocam, ismimi de ver." dedi, Kırklareli Askerlik Şubesinde çalışan, eski bir çalışan Yasemin Umar. Kendisi "Hocam ben aleviyim ama FETÖ'den ihraç edildim, ya nasıl oldu bu?" dedi. Rütbeli asker olan eşimle güya katalog evliliği yapmışım, bundan dolayı ihraç edildiğimi sonradan öğrendim. E, eşin ne oldu? Eşimi de iki yıl içeri attılar, cezaevinde boş yere yattı, sonunda mahkeme beraat verdi, istinaf bozdu, yerel mahkeme tekrar beraat verdi, istinafa yine gitti, istinaf kararını vermeden OHAL Komisyonu bana "Katalog evlilik yapmışsın." diye afaki bir kararla -bakın, gördüm hakikaten de Komisyon kararını- somut hiçbir belge yok, böyle bir kararla ret verdi diyor. İşte, memleketin hâli bu arkadaşlar, değerlendirme bu, yargının durumu bu, yargının yerine geçmiş bir OHAL Komisyonunun durumu bu, memleketteki perişanlık ortada. Biz baro yasasını konuşuyoruz.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Mehmet Aslan isminde yurttaş ziyarete giden avukata: "Selahattin Demirtaş'a selam söyle." dedi diye savcı iddianamede yazıyor!</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Şimdi, bakın, bir başka örnek size yine: "Selahattin Demirtaş'a selam söyle." diyen bir insan suçlanıyor şu an biliyor musunuz? Mehmet Aslan. Bakın, iddianameden okuyacağım size: Demiş ki: "Çok çok selam söyle Selahattin arkadaşa." iddianamede yazıyor, bakın okuyorum: Şüphelinin yaptığı görüşmede Doğan isimli şahsın Edirne'ye gittiğini, orada silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş'a Abdullah Zeydan ve Sebahat Tuncel isimli şahısları ziyaret edebileceğini, şüphelinin bu durumu sevinçle karşıladığını ve şahısları sahiplendiği "tape" kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bir savcı, bunu yazmış, suç bu, düşünün memleketin hâli bu, yargının hâli bu. Yargıyı böyle siyasallaştırmışsınız, bir adama selam yollamak bile suç olmuş memlekette ve daha da siyasallaştırmaya çalışıyorsunuz</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Ak Parti kendi lehine Baroları Siyasallaştırma derdinde!</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Bakın, geçen sene biz bu zamanlar coğrafi güvence konusunu konuşuyorduk hâkimler için, öyle bir şey de gelmedi ve şu anda "Baroları daha nasıl siyasallaştırabiliriz, kendi yandaş baroları oluşturabiliriz?" tartışması var.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>29 kişi kaçırıldı işkence yapıldı! Eskiden "Dağa adam kaldırılır." diye bir tabir vardı, şu anda da mahzenlere adam indiriliyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Bakın, bunları bile geçmişiz. Şu anda Türkiye'de OHAL döneminde 29 kişi kaçırılmış, bunlar uzun müddet belli olmayan mahzenlerde tutulmuş. Eskiden "Dağa adam kaldırılır." diye bir tabir vardı, şu anda da mahzenlere adam indiriliyor. Bakın, 29 kişi kaçırılmış ve hiçbir hesap sorulmamış bu konuda, takip ediyorum insan hakları savunucusu olarak. 2019'da da 7 tane kaçırılmış, bu kişilerin 50-60 kişilik polis ekibi tarafından kaçırıldığını evlerine gittiğimiz zaman, sorduğumuz zaman evlerinin olduğu tüm mahalleli anlatıyor. İçişleri Bakanına soruyoruz bize hiç inandırıcı olmayan bir şekilde "Biz de onları arıyoruz." diye cevap veriyor. Kaçırılan 7 kişiden 6'sı bir müddet sonra aniden ışınlanmış gibi Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde çıkıyor. Bunlardan ikisi; işte, o 50-60 kişinin gördüğü kişilerden birisi, başına çuval geçirilerek 50-60 kişilik bir polis ekibinin nezaretinde bir siyah "transportera" bindirilen bir kişi, altı ay sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde ortaya çıkıyor ve daha sonra ifadesinde altı ay boyunca ağır işkence gördüğünü ve perişan edildiğini, 25-30 kilo zayıfladığını söylüyor diğer şahıssa dokuz ay boyunca ağır işkence gördüğünü söylüyor ve bu konuda ne Emniyet ne savcılık ciddi bir araştırma yapmıyor. Bırakın ulusal mekanizmaları, uluslararası kurumların sorularına bile cevap verilmiyor. AİHM ile Birleşmiş Milletler Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığına soru soruyor "Bu kişilerin durumu nedir ne oluyor ne bitiyor?" diye, tek bir cevap bile verilemiyor çünkü yapılan hiçbir araştırma yok. Bakın, çok net, bütün belgeleri inceliyorum, böylesine bir rezaletin ortasındayız ve bunların arasında 6 Ağustos 2019'da kaçırılan 7'nci kişi ise aradan on bir ay geçmesine rağmen ortalıkta yok. Ne ölüsü var ne dirisi var. Acaba o hangi mahzenlerde işkenceye tabi tutuluyor şu anda, bunu bilmek mümkün değil.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Beyaz Toroslar gitti Siyah Transporterlar görevde!</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Bu hiçbir yargısal kurumun konusu olmadı şu ana kadar. Bakın, dört yıldır, OHAL döneminde böyle 29 insan kaçırıldı ve kaçırılma girişiminde bulanan da birçok kişi son anda siyah Transporterlardan kurtardı. İşte Kürt illerinde oldu, Ankara'da, İstanbul'da, böyle çok vakalara rastladık. Bağırdılar çağırdılar, "İnsan kaçırıyorlar." dediler ve bu insanlar canlarını kurtardılar.&nbsp;Şimdi, değerli arkadaşlar, böylesi bir ortamda yaşıyoruz. Kaçırılma, işkence bir insanlık suçudur. Kime yapılırsa yapılsın insanlığın lanetlemesi gereken suçlardır ve bunu hukuken yargılamalıyız, lanetlemeliyiz arkadaşlar. Kimse de bunları sümen altı edememeli. Bütün bu vahim hadiseler yaşanırken, beyaz Torosların yerine siyah Transporterların geldiği bir ortamda bütün bunlar göz ardı ediliyor</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Meclis Başkanlığına İşkenceyi anlatıyorum önergemde iade ediyorlar:&nbsp;"Kaba ve yaralayıcı ifadeleri olan bu önergenizi kabul edemiyorum."</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Biz İçişleri Bakanlığına soruyoruz soru önergelerimizle, tıs, cevap yok. Meclis Başkanlığına soruyoruz, tek bir kelime katmadan şahsın kaçırıldığı ve işkence edildiği bilgilerini içeren bir araştırma önergesi sunuyorum; adam işkencede elektrikle zıpladığını, makatına cop sokulduğunu, hunharca dövüldüğünü anlatıyor bu anlatımlarda; Meclis Başkanlığı dönüp bana diyor ki: "Kaba ve yaralayıcı ifadeleri olan bu önergenizi kabul edemiyorum." Acaba işkenceyi nasıl kibarca anlatabilirdi değerli arkadaşlar, sorarım size.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı işkenceyi araştırmayı düşünmüyor bile!</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Üyesi olduğum İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna götürüyorum, o da bir rapor falan hazırlamayı düşünmüyor, İçişleri Bakan Yardımcısını çağırıyor, soruyor, o da bir ifadelerde bulunuyor, daha sonra tamamen gerçek dışı beyanlar olduğu ortaya çıkıyor. Türkiye'de böylesine çok önemli bir yargısal meselenin hiç araştırılmadığını görüyoruz. Başka ülkelerde olsa bakan istifa eder, hükûmetler düşer ama bizim ülkede dosyalara bile girmiyor bu. Bakın, mesele bu</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Büyükada davasındaki herkesi tanırım. Hepsi insan hakları savunucusudurlar! Suçlu değiller!</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Yine, bakın, Af Örgütü Türkiye temsilcisi insan hakları savunucusu Avukat Taner Kılıç ve doçent arkadaşımız ceza aldı, Günal Kurşun; "FETÖ örgütüne üye olmaktan..." denilerek ceza aldı. Bu insanların davasını hepimiz biliyoruz, Büyükada davasıydı. Bir insan hakları toplantısında içeriye apar topar giren polisler bu insanlara örgüt toplantısı yapıyormuş diye alıp tutuklamıştı aylarca siyasi iktidarın emriyle ve sonra kurgu bir mahkeme ve sonuç böyle bir sonuç. Ben bu insanların hepsini tanıyorum bir insan hakları savunucusu olarak, yıllarca alanda insan hakları savunuculuğu yaptık hep beraber. Kesinlikle böyle bir şeyle alakaları olmadığını adım gibi de biliyorum ama mahkemelerin adaletsiz kararlarının, işte bakın, sonuçları böyle.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>17 yaşındaki Arya Amis sosyal medyadan çırpınıyor! Kızcağız soruyor: “Ya, bir kovuşturma başlatılması için tecavüz edilip öldürülmem mi gerekiyordu?”. Ekliyor da: “Bu ülkede Adalet yok!”</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Son bir örnek de yine kadın haklarıyla ilgili. Bugün sosyal medyada da göreceksiniz, genç bir hanım bakın, Arya Amis ismi. Çok ilginç, yedi aydır bu kadıncağızı uğraştırıyorlar. Nedir, biliyor musunuz, mesele: Bir telefon almış. Telefonu açtığı zaman kaba bir erkek sesi kendisine küfürler, hakaretler yağdırıyor ve cinsel içerikli tehditler, tacizlerde bulunuyor. Hem yazılı hem sözlü olarak tüm bunları toparlayıp savcılığa koşturmuş, hepsini vermiş ve aradan süre geçtikten sonra savcılık diyor ki: "Yeterli delil toplanamadığından..." Kovuşturmaya gerek olmadığından takipsizlik veriyor. Kızcağız soruyor: "Ya, bir kovuşturma başlatılması için tecavüz edilip öldürülmem mi gerekiyordu?" Bakın, yargıdan son örnekler, çok ilginç örnekler maalesef. İşte böyle bir ortamda biz baro yasasını konuşuyoruz, bu kadar lüks bir şeyle uğraşıyoruz sırf saray istediği için.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>Ak Parti'li ve MHP'li hukukçu arkadaşlar: “İlelebet bu Mecliste kalmayacaksınız!”</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">Ben Ak Parti'li ve MHP'li hukukçu arkadaşlara sorarım: İlelebet bu Mecliste kalmayacaksınız, yarın öbür gün bu vekilliklerden ayrılıp adliyedeki hukukçu arkadaşlarınızın yanına gideceksiniz ve o zaman ne diyeceksiniz bu arkadaşlara bilemiyorum çünkü şimdi, tek bir baro bile bu yasanın yanında değil, tek bir hukukçuyu bile ben bu yasanın yanında görmüyorum hangi görüşten olursa olsun.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ASBEST YAYILIYOR KANSER ARTIYOR]]>https://www.haberanaliz.net/haber/asbest-yayiliyor-kanser-artiyor-105782c5fcb93-f7c1-4e08-a2d7-b9f5acb5dd272020-07-05T20:19:00+03:00HABER MERKEZİ ASBEST YAYILIYOR KANSER ARTIYOR

ASBEST YAYILIYOR KANSER ARTIYOR

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, mezotelyoma olarak adlandırılan akciğer zarı kanserine yol açan asbest minerallerinin yayılımını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Dr. Şevkin, Adana ilindeki bazı yerleşim yerleri de dahil olmak üzere Türkiye’de çok sayıda yerleşim biriminin&nbsp;jeolojik yapısının bir sonucu olarak asbest minerallerinin yayılım gösterdiği zeminlerde kurulduğunu, bu yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşların önemli bir bölümünün, ‘Tıbbi Jeolojik Risk’ olarak tanımlanabilecek&nbsp; “jeojenik kökenli asbest riskleri” ile karşı karşıya olduğunu vurguladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">BUGÜNE KADAR ÖNLEM ALINMADI!</span></p><p><span style="font-size:18px">Bu yerleşim birimlerinde asbeste maruz kalmanın boyutlarının ve sağlığa olumsuz etkilerinin Sağlık Bakanlığı tarafından, 2012 tarihli “Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Planı” ile ortaya konulduğunu hatırlatan Dr. Şevkin,&nbsp;Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle meclise detaylı bir soru önergesi sundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Türkiye Kanser Kontrol Programı”nda asbest zararıyla mücadelenin ikinci fazı olan “Islah aşamasının planlamalarına geçilmiştir” denilmesine karşın bugüne kadar riskli yerleşim birimlerinde önlemlerin alınmadığını, bu bölgelerde yaşayan vatandaşların asbestle temasının devam ettiğini ve kanser vakalarının arttığını ifade eden Dr. Şevkin, Bakan Kurum’a alınan tedbirleri sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlk olarak “Sağlık Bakanlığı tarafından 2012 yılında yayınlanan “Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Planı” kapsamında bugüne kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından herhangi bir önlem alınmış mıdır?” &nbsp;sorusunu yönelten Dr. Şevkin, “Önlem alındı ise hangi yerleşim birimlerinde ne tür tedbirler alınmıştır. Adana İli sınırları içerisinde önlem alınan yerleşim birimi var mıdır? Varsa nerelerde ne tür tedbirler ve çalışmalar yürütülmektedir?” diye sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">İMAR VE PLANLAMA SÜREÇLERİNE ENTEGRASYON SAĞLANIYOR MU?</span></p><p><span style="font-size:18px">Jeoloji Yüksek Mühendisi CHP’li Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in halkın daha fazla kansere maruz kalmaması için Bakan Kurum’a yönelttiği ve yanıt aradığı diğer sorular şöyle:</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Planında belirtilen tedbirlerin alınması ve vatandaşlarımızın asbest ile temasının önlenmesi kapsamında yapılacak çalışmalara ödenek ayırmış mıdır? Ayırdı ise bu çalışmalar için ayrılan ödenekler ne kadardır? Bugüne kadar hangi yerleşim birimleri için kullanılmıştır?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Planı” kapsamında bölgesel jeolojik yapıdan kaynaklı asbest minerallerinin varlığından kaynaklı risklerin azaltılması amacıyla imar ve planlama süreçlerine entegrasyon sağlanmakta mıdır? Sağlanıyor ise, buna ilişkin kaç yerleşim biriminde asbest risklerine ilişkin tedbirler planlama süreçlerine entegre edilmiştir. Bu yerleşim birimleri içerisinde Adana’da herhangi bir yerleşim birimi var mıdır?</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kentsel dönüşüm ve atık yönetimi süreçlerinde asbest maruziyetine ilişkin ne tür önlem alınmaktadır.</span></p><p style="margin-left:36pt"><span style="font-size:18px">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Planı” doğrultusundaki faaliyetlerin 2. Fazını oluşturan “ıslah” çalışmalarına neden başlanılmamıştır? Bu çalışmaların koordinasyonunun hangi Bakanlık tarafından gerçekleştirilmesi öngörülmektedir?</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[EMEKLİ MAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİĞİ GİDERİN!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/emekli-maslarindaki-adaletsizligi-giderin-105771cd56145-273c-4756-b491-1161043563082020-07-05T20:15:00+03:00HABER MERKEZİ EMEKLİ MAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİĞİ GİDERİN!

EMEKLİ MAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİĞİ GİDERİN!

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Girgin, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinin 5. fıkrasında ‘Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar’ hükmü yer almaktadır” dedi. Devamında, “buna rağmen bugün itibarıyla aynı külfete katlanan, hatta aynı süre çalışmalarına ve aynı primi ödemelerine rağmen farklı tarihte emekli olanlar farklı aylık almaktadırlar” diyen Girgin 2000 yılı sonrası emekli olanlar arasındaki adaletsizliğin giderilmesini istedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>EMEKLİLER AY SONUNU GETİREMİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">“Ülkemizdeki hayat şartları, geçim şartları her geçen gün zorlaşırken emeklilerimizin alacakları 50 liraya 100 liraya 200 liraya çok ama çok ihtiyaçları var. Her üç emekliden biri geçinemiyor, iş arıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Hayaller dünya turu ama gerçekler geçim derdi” noktasına varıldığını belirten Girgin, “üstümüze, başımıza giyecek bir şey alamıyoruz iki yıldır” diyen emekliler olduğunu söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Yıllarca işyerine emek vermiş, ülkesine hizmet etmiş, vergisini ödemiş olan emeklilerimizin sosyal devletin eşitlik ilkesi gereği en düşük emekli maaşının asgari ücrete eşitlenmesi için bir çalışmanız var mıdır? diye soran Girgin, 2000 yılı ocak ayı başından sonra emekli olan ve emekli olacak tüm emekli vatandaşlarımız arasındaki maaş adaletsizliğinin giderilmesi, intibak sağlanması ve mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2000 SONRASI EMEKLİ AYLIKLARINDAKİ EŞİTSİZLİK GÖRMEZDEN GELİNDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Daha önce intibak düzenlemesi olarak takdim edilen kanunla sadece 2000 öncesi SSK emeklileri için kısmi iyileştirme yapılmıştı. 2000 ve sonrası emeklilerin aylıklarındaki eşitsizlik görmezden gelinmiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Esnaf ve çiftçi emeklilerinin mağduriyeti hiç dikkate alınmamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu dâhi 2000 sonrası emekliler için intibak yapılması konusunda tavsiye kararı almıştır ancak Hükümet, bunu dikkate almamıştır.</span></p><p><span style="font-size:18px">2008 yılında yapılan düzenleme ile emekli aylıklarındaki refah payı yüzde 100'den yüzde 30'a düşürülmüş, emekli aylığı hesabında aylık bağlama oranı indirilmiştir. Bu nedenle, eski ve yeni emeklilerin aylıkları arasındaki fark her geçen yıl artmaktadır. İktidar bu adaletsizliği gidermelidir.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>EMEKLİLER ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Girgin bitirirken şunları söyledi: “Emeklilerin gelirlerinin giderek azalması, değişmeyen ülke gündemidir. Bu nedenle güzel ülkemin güzel insanları, emekli olduktan sonra da çalışmak zorunda olduğunu hisseder ve çalışır.Emekli olduktan sonra çalışan o kadar çok insanımız var ki...Üstelik bu grupa giren emekli çalışanların, kayıtdışı ve geçici olarak istihdam edildiklerini biliyoruz.Oysa gelişmiş ülkelerde emekli olan kişilerin tekrar çalışmak istemesi, zorunluluktan, geçim sıkıntısından değil, manevi bir ihtiyaçtan olabilir ancak.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İLHAN KESİCİ'DEN ÇOK ÖNEMLİ BİR TESPİT]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ilhan-kesiciden-cok-onemli-bir-tespit-10576392ff898-bb20-4e95-ba96-bc507d7377112020-07-04T14:11:00+03:00HABER MERKEZİ İLHAN KESİCİ'DEN ÇOK ÖNEMLİ BİR TESPİT

İLHAN KESİCİ'DEN ÇOK ÖNEMLİ BİR TESPİT

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türk siyasetçi ve devlet yöneticilerinin birçoğunun özeliği “bir şey olmadan siyasetçi ve devlet yönetisi olmalarıdır.” Halbuki olması gereken “bir şey olanların siyasetçi ve devlet yöneticisi olmalarıdır.”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İlhan Kesici: Halil İbrahim bereketi değildi, borçtu...]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ilhan-kesici-halil-ibrahim-bereketi-degildi-borctu-105756358268a-720f-4776-acc4-b574091d69412020-07-04T14:00:00+03:00HABER MERKEZİ İlhan Kesici: Halil İbrahim bereketi değildi, borçtu...

İlhan Kesici: Halil İbrahim bereketi değildi, borçtu...

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>HAKAN ŞANLITÜRK<br />Kozmiktürk-Özel</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türkiye’nin 2007’den beri ‘ekonomisi kırılgan’ ülkeler sıralamasında devamlı ilk 5 içinde olduğunu dile getirdi ve iktidar cenahından gelen ‘ekonomi iyi, uçtuk vs.’ benzeri açıklamaların ‘palavra’ olduğunu kayda soktu.</strong><br /><br />Politikacı takip etmeyeli uzun zaman oldu. Daha doğrusu bir siyasetçiyi haber yapma amaçlı dikkatlice dinlemeyeli epey süre geçti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cuma gecesi bu orucumu bozdum. CHP Milletvekili, ekonomist, DPT’ci İlhan Kesici’yi tam 2.5 saat kesintisiz izledim. Kendisini uzun yıllar önce ANAP Milletvekili iken tanımış ve sevmiştim. Yani anlayacağınız 20 seneyi aşan bir tanışıklığımız var. Kendileri Anadolu’nun bağrından çıkan biri. Sivas’ın ‘Yiğido’su…</span></p><p><span style="font-size:18px">İlhan Bey merkez sağdan bir isim. Aktif siyasete dönmesine ve CHP’ye girmesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir zamanlar “Laz, Kürt, Çerkez, Boşnak…” diye sık sık tekrarladığı ayrıştıran ifadelerinin neden olduğunu vurgulayalım.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlhan Bey devlet terbiyesi almış biri. Zaten bu durum onun üslubunda, davranışlarında kendini belli ediyor. Kendisi ‘bir şey olmadan devlet yönetimine gelinmemeli’ görüşünde. Ben de aynı kanaatteyim. Devleti bilmeyen, o terbiyeyi almamış birisi sırf iyi oy alıyor diye devletin makamlarına gelmemeli. Devlet koltuğu o kadar ucuz olmamalı. Türkiye Ak parti ile düştüğü bu yanlışı tekrarlamamalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kesici Habertürk’de geniş anlatımlarda bulundu. O programda ekonomi en sona saklanmıştı ama ben burada ekonomi başlığını öne çekerek aktaracağım.</span></p><p><span style="font-size:18px">İlhan Bey IMF’nin öcü gibi görülmemesi gerektiği düşüncesinde, “IMF düşmanımız değil. Emperyalizmin aparatı da değil” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Ak Parti iktidarının en parlak dönemi olduğu belirtilen 2007 yılında IMF’nin yazdığı raporda ‘kırılganlık’ uyarısı yapıldığını hatırlattı. IMF’nin 6 kritere bakarak bu uyarıyı yaptığını anlattı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Son zamanlarda da benzer uyarıların uluslararası kabulü olan ekonomi kuruluşları tarafından yapıldığına dikkat çekti. Türkiye’nin 2007’den beri ‘ekonomisi kırılgan’ ülkeler sıralamasında devamlı ilk 5 içinde olduğunu dile getirdi ve iktidar cenahından gelen ‘ekonomi iyi, uçtuk vs.’ benzeri açıklamaların ‘palavra’ olduğunu kayda soktu. Bu iktidar döneminde yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir ihracat açığı verildiğini vurgulayarak, “Bu ne demek? Kendimizin olmayan parayı harcamışız demek” ifadesini kullandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kesici çarpıcı tespitlerine şöyle devam etti:</span></p><p><span style="font-size:18px">“Ben 2007’den beri ‘ey ahali bu bolluk Halil İbrahim bereketi değil. Borç bolluğu’ dedim. 2002’de kredi borçları 4 milyar dolardı şimdi 100 milyar dolar. Yine 2002’de özel sektörün borcu 44 milyar iken bugün 300 milyar dolar. Geldiğimiz noktada borçları ödemede müşkülatla karşı karşıyayız. Devlet, halk, özel sektör borç ödemede sıkıntıya düştü. 2020 yılı için konulan 139 milyarlık bütçe açığı ilk 4 ayda aştık. İlk 4 ayın açığı 139 milyar. Türkiye son 17 yılda 553 milyar dolar faiz ödedi. Bu bizde ilik de kemik de bırakmadı. Bu borçlara bakıp da dehşete kapılmamak mümkün değil. İnanın bunları muhalefet saikiyle de söylemiyorum. Bu ülkenin sorumlu bir ferdi olarak diyorum…”</span></p><p><span style="font-size:18px">İlhan Bey’in erken seçim öngörüsü Ekim ayına dönük. “Olursa Ekim’de olur” dedi. “Seçim rus ruleti gibidir” benzetmesi de ilgi çekiciydi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>AKIL FUKARA DİL UKALA</em></span></p><p><span style="font-size:18px">Siyasetin dili ve kutuplaşmayı ülkenin en önemli sorunlarının başına koyan Kesici, “Akıl fukarayken dil ukala olurmuş. Öncelikle birinci adamların dillerini yumuşatması gerekiyor. Sayın Erdoğan bu konuda hassas davranmalı. Erdoğan ve Bahçeli dilini yumuşatmalı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘ülkücü kardeşlerim’ demesi çok ileri bir adımdır” şeklinde uyarıyor, öneride bulunuyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>TÜRKİYE’NİN DERİN DEVLETİ NEREDE?</em></span></p><p><span style="font-size:18px">İlhan Kesici derin devlet denilince akla çetelerin gelmesini eleştirirken 1961 Anayası’na işaret etti ve, “Türkiye’nin güvenlik alanındaki derin devleti MGK’dır. Ekonomideki derin devleti de YPK’dır” dedi. Bu da önemli ve daha önce ifade etmediği bir değerlendirmeydi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>PARLAMENTER SİSTEM DOĞRUSU</em></span></p><p><span style="font-size:18px">Kesici’ye göre şu an Türkiye’de sistem yok. O nedenle ‘mevcut sistem’ diye ifade kullanılmasını da doğru bulmuyor. “Bu kadar yetkinin tek kişiye verilmesi yanlış. Ayrıca bunun müellifinin kim olduğu belli değil. Sisteme benzemediği için yürümüyor. Yürümez de… Bakanlarla Cumhurbaşkanlığı’ndaki yüksek kurullar arasında uyum da yok. İşin doğrusu parlamenter sistem. Cumhurbaşkanı sembolik olmalı, Meclis’i fesih etme yetkisi verilmeli” ifadelerini kullanıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>SAĞLIK BAKANI BAŞARILI DEĞİL</em></span></p><p><span style="font-size:18px">Kesici ‘pandemi- entübe’ yerine ‘ salgın-solunum cihazı’ gibi Türkçe kelime kullanılmasını biraz da kızdığını belli ederek aktardı. Sağlık Bakanı’nın üslubu nedeniyle beğenildiğini salgın yönetiminde başarısız olduğunu iddia etti. AB’nin seyahat yasağına atıf yaparak “AB bizim bakanlığın açıkladığı verilere güvenmiyor, inandırıcı bulmuyor. Dışişleri Bakanı niye gidiyor? Sağlık Bakanı gidip AB yetkililerinin karşısına çıkıp çatır çatır anlatması gerekmiyor mu? AB Çin’e dahi izin verdi. Türkiye ise yasaklı…” bu husustaki görüşü…</span></p><p><span style="font-size:18px"><em>EKREM İMAMOĞLU’NA PORTRE TEPKİSİ</em></span></p><p><span style="font-size:18px">Kesici’nin eleştirilerinden İBB Başkanı İmamoğlu’da nasibini aldı. İmamaoğlu’nun fatih’in portresi adımını eleştirirken, Murat Bardakçı’nın, “Bellini’nin tablosu değil. Fatih’in yanındaki de Cem Sultan değil” tespitini dikkate getirdi. Bu konuda İmamoğlu’nun günlerce reklam yapmasını yanlış bulduğunu “çok ayıp” tepkisiyle açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Son günlerde sosyal medya tartışması da sıcak bir başlık. İlhan Bey, medeni bir düzenlemenin yararlı olacağı fikrinde. Kesici, dünyada tüm hicivlerin siyasetçilere yönelik olduğunu hatırlattı. Tahammüllü olunması gerektiğini savundu. Gelişmiş ülkelerde bu tarz eleştirilerin, iğnelemelerin sıkıntı yaratmadığını ama az gelişmiş veya gelişmemiş yerlerde problemlerle karşılaşıldığını kaydetti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Türkiye iktidardan memnun değil ama muhalefette umut vermiyor. İlhan Kesici siyasette liderliğe soyunarak boşluğu doldurabilir. Ama önce sıkı bir ekip kurmaya, iyi organize olmaya ihtiyacı var.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakalım nasıl bir yol izleyecek…</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.kozmikturk.com/gundem/-lhan-kesici-halil-brahim-bereketi-degildi-borctu--20694">https://www.kozmikturk.com/gundem/-lhan-kesici-halil-brahim-bereketi-degildi-borctu--20694</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Maden ocağı Bayındır’ın ovasını bitirecek, siz ne yapacaksınız?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/maden-ocagi-bayindirin-ovasini-bitirecek-siz-ne-yapacaksiniz-10574cdffd960-d60f-4037-b56c-94e014dd14782020-07-04T13:41:00+03:00HABER MERKEZİ Maden ocağı Bayındır’ın ovasını bitirecek, siz ne yapacaksınız?

Maden ocağı Bayındır’ın ovasını bitirecek, siz ne yapacaksınız?

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle sunduğu soru önergesinde bölgenin hem insan sağlığı hem de çevre olarak ağır bir tehdit altında olduğuna vurgu yapan CHP’li Beko, tüm risklerin ortadan kaldırılması için neler planlandığına cevap istedi. Beko, “Son derece önemli bir yaban hayatı koruma alanı olmasının yanında çok verimli topraklara sahip olan bu bölgede yaşayan ve iktisadi faaliyetini sürdüren yurttaşlarımız çok ağır birincil ve ikincil kirlenmenin yaratması muhtemel tehditler altındadır. Bölgede yaşamını ve iktisadi faaliyetini sürdürenlerin maruz kalacağı olası ağır sağlık sorunları büyük bir endişe kaynağıdır. Bunun yanında kirlenmenin üretilen tarımsal ürünler üzerinden yol açacağı ikincil kirletmenin ülke içine ve dışına yayılması riski de kaygıları artırmaktadır. Olası tehditler nedeniyle köyde büyük bir sağlık ve doğa krizinin yaşanması kısa sürede etkisini gösterecektir. Kamusal sorumluluğun gereği olarak kamu kurumlarınca bu kriz, ortaya çıkmadan engellenmelidir. Bu gerçekleşmezse kamunun büyük ölçekli olarak ortaya çıkması kaçınılmaz bu krize hazırlık yapmış olması gereklidir. Tüm bu olumsuz tabloya bir de bölgede olası büyük ölçekli ekonomik kayıpların eklenmesi beklenmelidir. Bunun için önlemlerin bir an önce alınması gerekiyor” açıklamasında bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, alınması gereken önlemlere vurgu yaptığı şu sorulara yanıt aradı: “Bölgede kurulması planlanan madenlerin yol açacağı kirlenmenin birincil ve bölgenin önemli bir tarımsal üretim alanı olmasından kaynaklı ikincil etkilerinin halk sağlığı üzerinde yaratacağı riskin ortadan kaldırılması için atılması planlanan adımlar nelerdir?, Bölgede kurulması planlanan işletmenin yol açacağı kirlenmenin boyutlarını ölçebilmek adına yapılmış bir özel denetim programı hazırlığı bulunmakta mıdır?, Bölgenin önemli bir koruma sahası olmasından ötürü ve yaban hayatının korunmasına dönük önemine binaen denetimden sorumlu olanların niteliğine ilişkin yerine getirilmesi planlanan standartlar ve bu çerçevede yapılmış olan hazırlıklar nelerdir?, Özellikle ağır metallerin uzun vadeli kirletme etkisinin yerüstü ve yeraltı sonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi için kısa, orta ve uzun vadede atılacak adımlar nelerdir?, İşletmenin hayata geçirilmesiyle ortaya çıkacak birincil ve ikincil ekonomik zararların karşılanması için ayrılmış kamu kaynağı miktarı nedir? Bu kaynağın dağıtımı ve zararların tazmini için öngörülen minimum ve maksimum süreler nedir?”</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürsel Tekin: "Ne var ne yok satıyorlar"]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gursel-tekin-ne-var-ne-yok-satiyorlar-10573d34b78ce-f354-4bc1-a6d1-035c3f16aff92020-07-04T13:32:00+03:00HABER MERKEZİ Gürsel Tekin: "Ne var ne yok satıyorlar"

Gürsel Tekin: "Ne var ne yok satıyorlar"

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Tekin açıklamasını şöyle sürdürdü: “ AKP iktidarı, 18 yıl boyunca kamu taşınmazlarını yeni yasalar çıkartarak ya da kuralları zorlayarak elden çıkarttı, tahsis etti ya da devretti.&nbsp;&nbsp;Hemen hemen tüm bakanlıklar ve Özelleştirme İdaresine imar planları yapma yetkisi tanındı. Hepsi daha çok rant getirmesi için, satmadan önce plan değiştirip, konut ve ticaret alanına dönüştürüldü. Yandaşlara yatırım yapması amacıyla verilen taşınmazlar ise onların isteklerine bakılarak planlandı. Gelinen noktada, kamu taşınmazlarının satışına son sürat devam ediliyor. Özellikle son bir yılın satış verilerine bakıldığında, son 5 yılın rakamlarını dahi geride bırakmış durumda. Bu arsaların genellikle imar uygulamalarının yapılmadan satılıyor olmaları bize İstanbul ve Marmara bölgesinde deprem toplama alanları için ayrılan arsaların satış hikayelerini hatırlatıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">İktidara geldikleri 2002 yılından bu yana Türkiye’nin en büyük şirketlerini, fabrikalarını, tesislerini, limanlarını satarak büyük ekonomik gelir elde ettiklerini ifade eden Tekin,18 yılın rakamlarından vazgeçtik, ülkemizde, son 1 yıl içinde kaç metrekare kamu arazisi ve taşınmazını sattıklarını ve kiraya verdiklerini? Bu satışlardan ve kiralamalardan ne kadar gelir elde ettiklerini? Satılan ve kiraya verilen kamu arazilerinin yeni sahiplerinin kimler olduğu ve hangi şehirlerde bulunduklarını öğrenmek elbette hakkımız. Milli servetimizin bu şekilde elden çıkarılışı hiç kuşkusuz Türkiye'nin temel sorunlarından biridir. Öte yandan, Kanal İstanbul projesi kapsamında 22 milyon metrekare Hazine taşınmazı tescil edilirken, yaklaşık değeri 3.4 milyar lira olan 4 milyon 422 bin metrekare büyüklüğündeki 489 gayrimenkul bedelsiz olarak TOKİ'ye devredildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kamu taşınmazları halkın birikimiyle oluşturulmuş ve halka ait olan varlıklardır. Kanunlarımıza aykırı bir biçimde ve fütursuzca yapılan bu satışlar ve devirler, aynı zamanda insan haklarına da aykırıdır. Bu adamların bütün dertleri para!. Ve koskoca Türkiyeyi babalarının çiftliği gibi yönetiyorlar. Şu bir gerçek ki, AKP iktidarı Türkiye için bir felaket olmuştur. Bütün uygulamalarıyla ülkemize çok büyük zararlar vermiştir.</span></p><p><span style="font-size:18px">Unutmayın ki kimlere adrese teslim satışlar yaptığınızı yakinen takip ediyoruz. CHP olarak nefesimiz ensenizde olacak. Kaynaklarımıza sahip çıkma mücadelesini sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyor ve tüm yurttaşları bu mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz.”dedi</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Dr. Gergerlioğlu: Meclisin adını değiştirin! Adını Ak Parti meclisi koyun!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/dr-gergerlioglu-meclisin-adini-degistirin-adini-ak-parti-meclisi-koyun-10572025249ac-370c-4c4c-bdbd-107d2b5ce5302020-07-04T13:26:00+03:00HABER MERKEZİ Dr. Gergerlioğlu: Meclisin adını değiştirin! Adını Ak Parti meclisi koyun!

Dr. Gergerlioğlu: Meclisin adını değiştirin! Adını Ak Parti meclisi koyun!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu Baro Kanunu Üzerinde Komisyonda Konuşma Yaptı. İşte o içerik:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Baro Başkanları kapıda sıkıntı içerisindeler giremiyorlar! Bu millet bu Meclise giremeyecekse bu Meclisin adını değiştirin! Adını Ak Parti meclisi koyun!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Biz burada Komisyonda rahat koltuklarımızda oturup konuşurken dışarıda Meclisin Çankaya Kapısı'nda baro başkanlarımız oldukça sıkıntılı bir hâlde. Dünden beri oradalar, kesintisiz bir şekilde oradalar, gece uykusuz bir şekilde orada kaldılar, sabaha çıktılar. Yine Meclise girmek istediler, yine yasak vardı, saatlerdir bu ülkenin baro başkanları Meclise giremiyor. Kendileriyle ilgili bir baro yasası görüşülecek, Meclise giremiyorlar. Kendilerini ekarte edecek, diskalifiye edecek bir yasa görüşülüyor ve tek bir sözleri olamıyor. Herhangi bir uzlaşmaya gelmek istemeyen iktidar var karşımızda. Ve arkadaşlarımız Ankara girişinde engellendikleri gibi şimdi de bu ülkenin Türkiye Büyük Millet Meclisine girişleri engelleniyor. Bu Meclisin adı niye Millet Meclisi arkadaşlar? Bu millet bu Meclise giremeyecekse bu Meclisin adını değiştirin o zaman. Bu döneminizde siz Meclisin de adını değiştirin, iktidar meclisi, Ak Parti meclisi falan yapın.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sibel Hürtaş nezdinde kadına yönelik şiddet hem de gazetecilere yönelik şiddet bugün Meclisin kapısında birleşti!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ardından yine gazeteci arkadaşımız -sabah orada görüştük- Sayın Sibel Hürtaş, gazetecilik yapıyordu. Gazetecilik yaparken alana girerken polislerle bir sürtüşme yaşadığı için sanırım polisler kendisine kafayı takmış, punduna getirip Sibel Hanım'ı darp ederek arabaya atmışlar, kimsenin görmediği yerde ne yapılmış biliyor musunuz? Kendisiyle az evvel görüştüm, gözaltındaydı. Sibel Hanım, geçmiş olsun, ne hâldesiniz dedim, oradan polis telsizlerinin sesi geliyordu. Sibel Hanım bana şunu söyledi: "Ömer Bey, arabaya alındığım gibi yüksek şiddette bir darba uğradım ve boğazım sıkıldı kadın polisler tarafından. Hakaretler, küfürler gırla gidiyor." Polis merkezine götürüldükten sonra hastaneye götürüldü ve hâlen gözaltında, bırakılmadı. Bu ülkede hem kadına yönelik şiddet hem de gazetecilere yönelik şiddet bugün Meclisin kapısında birleşti arkadaşlar ve biz burada baroyu konuşuyoruz.<br /><strong>Avukatların gerçek sorunlarını konuşamıyoruz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Baronun bir sürü sorunları var. Avukatların, hukukçuların bir sürü sorunları var, özlük sorunları var. Pıtrak gibi ortaya çıkan hukuk fakülteleri, niteliksiz eğitim, yargıda siyasallaşma ve mesleğinden bıkmış, usanmış olan avukatlar çünkü ortada meslek kalmadı, hukuk kalmadı. Var olmayan bir şeyi âdeta yapıyorlar. Çok şanssız durumda hukukçu arkadaşlarımız. Çünkü, maalesef şu anda buharlaştırılan bir meslek avukatlık.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Muhalifleri acımasızca cezaevlerine dolduran bir yargı sorunu cezaevinde bebekler anneler sorunu var ama biz onları değil çoklu Baroyu konuşuyoruz!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın, ülkede büyük yargı sorunları var. Muhalifleri acımasızca cezaevlerine dolduran bir yargı sorunu var ülkemizde. Bunu değil, baroları nasıl boyunduruk altına alabilirim, nasıl diskalifiye edebilirim meselesi var. Bakın, bugün ülkede 800'e yakın bebek ve çocuk cezaevinde anneleriyle birlikte arkadaşlar, acımasız bir şekilde cezaevlerine dolduruldular. Biz, adli bir reform paketi çıkardık ve orada bu konulara bir çare bulunur diye düşündük ama hayır, acımasız bir şekilde savcılar tutukluluğa sevk ediyor, hâkimler tutuklama kararı veriyor ve kimleri; bebekli anneleri, hamile anneleri, loğusa anneleri. Hiç çekinmeden, hiç utanmadan bu kararları veriyorlar. Bu yaz günlerinde Antalya'da, Aydın'da, Diyarbakır'da ve yanında 2 bebeğiyle tutuksuz yargılanabilecekken, zulümen oralarda perişan olmuş anneler var.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Lohusa Eylem Oyunlu’yu 10 günlük bebeği ile cezaevine gönderen bir yargı var!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın, size bir örnek vereyim: Diyarbakır'da Eylem Oyunlu. Kendisi örgüte yardım diye bir suçtan tutuklandı geçtiğimizi günlerde, tutuksuz yargılanabilecek bir itham bu, suç ve on günlük loğusaydı. On günlük bebeği kucağında, yanında 2 yaşında bebeği annesini çekiştiriyor ve bu hâliyle hâkimin karşısına çıktı. Avukat yalvardı, bakın, yasada böyle annelerin tutuksuz yargılanabileceğine dair ifade var "Ne olur hâkim bey, görüyorsunuz. Kucağında on günlük bebeğiyle ağlayan bir anne onu yanında çekiştiren 2 yaşında bir bebeği. Bunları, iki kişi cezaevine mi atacaksınız?" dedi ama acımadan attılar içeri. Ve o arada avukat arkadaş diyor ki "Hâkim ve savcı ne olduğu belli olmayan kişilerle bir odada toplantı yaptı, sonrasında bu karar çıktı." diyor. Şimdi, cezaevinde geçtiğimiz gün baba anneyle görüştü, kendisiyle görüştüm babayla "Kapalı görüşte eşimle görüştüm, kucağında on iki günlük bebeği yirmi iki günlük oldu. Yirmi iki günlük bebeği yanında, 2 yaşındaki bebeğimiz kapılı görüşte camın ötesinde benimle görüşüyorlar. Eşim iki gözü iki çeşme ağlıyor. Kucağındaki bebeğimizin gözünde bir sıkıntı var, ameliyat olması gereken bir durum var, gözünden yaşlar ve kan akıyor, ameliyat olması gerekiyor. Eşim çok zor durumda, 2 yaşındaki bebeğim camlara vuruyor 'Baba al beni kucağına.' diyor. Ben gözyaşları içinde kaldım." diyor. Bu kişi hâlâ cezaevinde arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mahkemelerde birileri Hâkim ve Savcılarla toplantı yapıyor sonra Siyasal Karar: “Tutuklanmasına Karar verildi!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Tutuksuz yargılanabilecek kişiler, birileri hâkim ve savcılarla toplantı yaptıktan sonra alınan kararla acımasızca cezaevinde. 800'ü aşkın bebek ve çocuk bu hâlde, perişan olmuş binlerce aile var Anadolu'nun dört bir tarafında. Bakın, anne, baba mahpus insanlar var, aile birliği ve bütünlüğü parçalanmış. İki yıldır annesini göremeyen çocuklar var bu ülkede arkadaşlar. Bakın, daha bugün bana geldi: Anne, Hatay Cezaevinde, 4 çocuk İzmir'de, maddi, manevi sıkıntılardan iki yıla yakındır anneyi görememiş çocuklar ya. Düşünebiliyor musunuz, böylesine insanın vicdanını sızlatan inanılmaz yargı skandalları var, inanılmaz siyasallaşmış kararla verilen acımasız cezalar var ve biz, bugün bütün bunları konuşacağımıza, neslimizi tahrip edecek bütün bu sıkıntıları konuşacağımıza kalkmışız baroları nasıl siyasallaştırabiliriz onu konuşuyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Barolar hazırladıkları bağımsız işkence raporları nedeniyle bu raporları önlemek için iktidar tarafından siyasallaştırılmak isteniyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Sanırım, baroların siyasallaşmasının önündeki en önemli neden baroların hazırladığı işkence raporları. Ben, Meclisin İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesiyim ve baroların hazırladığı tüm işkence raporlarının nasıl sümen altı edildiğini çok iyi biliyorum. Bakın, Van Barosunun, Trabzon'un Beşikdüzü Cezaevi için hazırladığı işkence raporuna iki buçuk yıldır tek bir işlem yapılmadı. Şanlıurfa Barosunun, Halfeti'deki işkenceler için hazırladığı raporuna tek bir işlem yapılmadı, adli ve idari. Diyarbakır Barosunun, Elâzığ Cezaevi için hazırladığı rapora tek bir işlem yapılmadı ki biz, o Elâzığ Cezaevine ziyarete gittiğimizde bize mahpuslar ne dedi biliyor musunuz arkadaşlar? Bakın, adli ve siyasi tüm mahpusların koğuşlarına girdiğimiz zaman bize çok çarpıcı bir Elâzığ Cezaevi tanımı yapıyorlardı. Diyorlardı ki: Sayın Vekil burası sıradan bir cezaevi değil, burası Elâzığ Cumhuriyeti, burada Ankara dinlenmez, burada istediklerini yaparlar. İşte, bu, cezaevi için hazırlanmış işkence raporunu hazırlayan Diyarbakır'ın raporu rafa kaldırıldı, hiçbir işlem yapılmadı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ankara Barosu Ankara Emniyetindeki işkenceyi raporlaştırdı. Sonuç: “Sonuç yok!”. İşte baroların ekarte edilmesinin nedeni bu!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Daha da ötesi, bakın, içinde bulunduğumuz Ankara'da on dört ay önce, Ankara Emniyetinde yapılan dehşet verici işkenceler ki bunlar Ankara Barosunun raporuyla ispatlandı; gözaltında olmasına rağmen 6 kişi konuştu ve bu 6 kişi çırılçıplak bir karanlık odada Ankara Emniyetinde soyulduklarını, makatlarında cop dolaştırıldığını ve aşırı şekilde darp edildiklerini söylediler, gözaltında olmalarına rağmen söylediler. Ankara Barosu bunları raporladı ve ardından ne oldu biliyor musunuz? Takip ediyorum: İdari ve adli tek bir işlem yok. Cumhuriyet Savcısı güya bir soruşturma başlattı, on dört aydır bir sonuç yok. İşte baroların ekarte edilmesinin nedeni bu arkadaşlar. Bunu net bir şekilde söylüyorum, daha çok söylenecek şey var ama vakit kısa.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İnternet, düzenleme kıskacında: VPN ile bile kullanılamaz hale gelecek]]>https://www.haberanaliz.net/haber/internet-duzenleme-kiskacinda-vpn-ile-bile-kullanilamaz-hale-gelecek-10571be8e9d33-30fe-4685-a893-1e49e8f06dfb2020-07-04T13:18:00+03:00HABER MERKEZİ İnternet, düzenleme kıskacında: VPN ile bile kullanılamaz hale gelecek

İnternet, düzenleme kıskacında: VPN ile bile kullanılamaz hale gelecek

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Çarşamba günü AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, YouTube, Twitter, Facebook ve Netflix’i kastederek “Bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz” dedi ve bu konuda kapsamlı bir hukuki düzenleme üzerinde çalıştıklarını söyledi.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">| VPN NASIL KULLANILIR? |</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Yeni düzenleme sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye’de hukuki ve mali temsilci bulundurma zorunluluğu getirecek. Erdoğan, düzenleme tamamlandığında erişim engeli ile adli ve mali yaptırımlar dahil her türlü yöntemi devreye sokacaklarını söyledi.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Detayları paylaşılan düzenlemeye göre temsilci belirlemeyen sosyal ağ sağlayıcılarının internet trafiği, bant genişliğinin yüzde 95 oranında daraltılabilecek.</span></span><br /><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">&nbsp;<br />Ağ sağlayıcılar, Türkiye’den içeriklerle ilgili yapılan başvurulara 72 saat içinde cevap vermekle yükümlü olacak. Şirketler ayrıca Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de tutmak zorunda olacak. Aksi takdirde cezai yaptırım uygulanacak. Peki bu yaptırımlar ne anlama geliyor?</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">“Yargının uzun bir kolu olacaklar”<br />DW Türkçe’ye konuşan bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz’e göre, sosyal ağ sağlayıcıları istenen şartlara uysa da uymasa da Türkiye’de internet özgürlüğü olumsuz etkilenecek.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Akdeniz, “Eğer sosyal medya ağları Türkiye’de ofis açarlarsa Türk yargısının bir uzun kolu olarak bir parçası haline gelecekler ve şu anda uygulamadıkları bütün erişime engelleme kararlarını uygulamak durumunda kalacaklar” diyor.</span></span><br /><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">&nbsp;<br />Sosyal ağ sağlayıcıların şu an kendi iç politikalarına ve düzenlemelerine aykırı olan içerikleri Türkiye’de görünmez kıldıklarını veya kapattıklarını söyleyen Akdeniz, Türkiye’nin de siyaseten bu durumdan rahatsız olduğunu vurguluyor. Twitter 12 Haziran’da Türkiye’den 7 bin 340 hesabı “devlet bağlantılı bilgi yayma operasyonlarına” karıştığı gerekçesiyle kapattığını duyurmuştu.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Türkiye’nin gazeteci Can Dündar ve modacı Barbaros Şansal’ın hesaplarına erişim engelleme kararlarını Twitter’ın uzun süredir uygulamadığını hatırlatan Akdeniz, “Eğer Türkiye’de bu ofisler açılırsa tüm bu kararları uygulamak zorunda kalacaklar. Ayrıca kullanıcı bilgilerini de vermek durumunda olacaklar” diye konuşuyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">“VPN kullanımı daha da zorlaşacak”<br />Öte yandan Akdeniz’e göre, eğer sosyal ağ sağlayıcıları Türkiye’de ofis açmayı kabul etmezlerse sosyal medya platformlarına Türkiye’den erişim ilk aşamada zorlaştırılacak, ikinci aşamada ise artık bu platformlar kullanılamaz hale gelecek.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Erişime engelli platformlara VPN gibi alternatif servisler üzerinden girmek mümkün olsa da bilişim hukuku uzmanı Akdeniz, Türkiye’de artık VPN kullanımının zorlaştığına dikkat çekiyor.</span></span></p><p><br /><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">&nbsp;<br />Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK), TunnelBear, ExpressVPN, GhostVPN gibi çok sayıda ticari VPN servisine Türkiye’den erişimi engellediğini belirten Akdeniz, bu servislere erişimin daha da zorlaşacağını vurguluyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Türkiye, uzun zamandır sosyal ağ şirketlerinin finansal ve siyasal anlamda bir temsilci barındırmasını gerektirecek bir yasa taslağını tartışıyordu. Nisan ayında Torba Yasa ile Meclis’e getirilen düzenleme tepkiler sonrası geri çekilmişti. Ardından MHP, sosyal medya hesaplarına TC kimlik numarası ile girilmesiyle ilgili kanun teklifi vermişti. Son açıklama, sosyal medyada Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile eşi Esra Albayrak’a yönelik hakaret içerikli paylaşımların gündeme gelmesinin ardından yapıldı.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">“İnternete yönelik kısıtlamaların 14 yıldır gündemde”<br />Ancak Akdeniz, kişisel bir mesele üzerinden yapılsa da iktidarın sosyal medya paylaşımlarına ilişkin rahatsızlığının uzun süredir bilindiğini savunuyor. Bilişim hukuku uzmanı, özellikle pandemi sürecinde hükümete yönelik eleştirilerin arttığını bunun üzerine İçişleri Bakanlığı’nın sosyal medya kullanıcılarına yönelik inceleme başlattığını hatırlatıyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Türkiye’de internete yönelik kısıtlamaların 14 yıldır gündemde olduğunu ifade eden Akdeniz, 2019 sonu itibarı ile 130 bin URL adresi, 7 bin Twitter hesabı, 40 bin tweet, 10 bin YouTube videosu ve 6 bin 200 Facebook içeriğine erişimin engellendiği bilgisini veriyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Mevcut düzenlemeler yetersiz mi?<br />Öte yandan Erdoğan, açıklamasında, ‘cinsel istismar, müstehcenlik, kumar, dolandırıcılık, suça teşvik, terör propogandası ve hakaret’ gibi kanunların suç saydığı her konuda hak arama ve önleme yollarının sosyal ağlar için de açık olması gerektiğine dikkat çekti. Peki Türkiye’de internet yolu ile işlenen suçlar cezasız mı kalıyor?</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nden Avukat Veysel Ok, bu konudaki yasal düzenlemelerin yeterli olmaktan öte sansüre neden olduğu görüşünde. DW Türkçe’ye konuşan Ok, “Türkiye’de internet yolu ile işlendiği iddia edilen suçların hukuk sisteminde karşılığı yok gibi bir algı yaratıyor. Bu doğru bir tespit değil” diyor.</span></span><br /><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">&nbsp;<br />Ok’a göre bu suçlar, Türk Ceza Kanunu’ndan, Terörle Mücadele Kanunu ve 5651 Sayılı İnternet Yolu İle İşlenen Suçlarla Mücadele Kanunu’na kadar birçok yerde düzenlenmiş durumda.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">“Sansür kalıcı hale gelecek”<br />Son yıllarda gazeteci, aydın ve siyasetçilere açılan davaların iddianamelerinde sosyal medya paylaşımlarının delil olarak tarif edildiğini söyleyen Ok, “Terör örgütü üyeliği, propagandası, örgüte yardım etme gibi terör suçlarında, Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs gibi devlete karşı suçlarda da delillerin sosyal medya paylaşımları olduğunu görüyoruz. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanı ve ailesine hakaret davalarının delilleri de genellikle sosyal medya paylaşımlarından oluşuyor” diye konuşuyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Avukat Ok, bu alanda alınacak yeni tedbirlerin ise sansürün kalıcılaşmasına neden olacağını savunuyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Yine Türk basınında yer alan bir habere göre sosyal medya düzenlemesi konusunda Almanya ya da Fransa’da çıkarılan yasanın örnek alınabileceği ifade ediliyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Almanya ve Fransa’ya atıf<br />Almanya’da, 2017’de yürürlüğe giren ve sosyal medya yayınlarını düzenleyen yasaya göre, Facebook, Twitter, Reddit ve YouTube gibi platformlarında suç teşkil ettiği ileri sürülen içeriklerin 24 saat içerisinde ortadan kaldırılması, aksi takdirde 5 ila 50 milyon Euro’ya varan para cezaları öngörülüyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan da sosyal ağ sağlayıcılarının farklı ülkelerde temsilcilikleri olduğunu belirterek Türkiye’ye çifte standart uygulandığını vurgulamıştı.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Prof. Yaman Akdeniz Almanya, Fransa gibi ülkelerde daha demokratik bir alt yapı ve işleyen bir yargı sistemi olduğu, bu tercih farkının bundan kaynaklandığı görüşünde. Akdeniz, Wikipedia’nın Türkiye’de erişime engellendiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin engelleme kararını kaldırmasının 2,5 yıl sürdüğünü hatırlatıyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Veysel Ok da Türkiye’de sosyal medya üzerinden nefret söylemlerine ilişkin yargının tartışmalı kararlar verdiğini söylüyor. Ok, “Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, kadınlara LGBT bireylerine yönelik nefret söylemleri ile ilgili yargı genellikle ifade özgürlüğü kararı veriyor. Türkçülük, Sünnilik ya da iktidara yönelik eleştiriler ise nefret söylemi diye ceza alıyor. Bu durum Anayasamıza da AİHM’e aykırı” yorumunu yapıyor.</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">(Deutsche Welle Türkçe – Pelin Ünker)</span></span></p><p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">kaynak:&nbsp;</span></span><a href="https://tele1.com.tr/internet-duzenleme-kiskacinda-vpn-ile-bile-kullanilamaz-hale-gelecek-184568/">https://tele1.com.tr/internet-duzenleme-kiskacinda-vpn-ile-bile-kullanilamaz-hale-gelecek-184568/</a></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Abdurrahman Dilipak 'ihbar ediyorum' dedi ve açıkladı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/abdurrahman-dilipak-ihbar-ediyorum-dedi-ve-acikladi-105703046bbda-4725-43dc-8e41-7e58bb05ec992020-07-04T13:15:00+03:00HABER MERKEZİ Abdurrahman Dilipak 'ihbar ediyorum' dedi ve açıkladı

Abdurrahman Dilipak 'ihbar ediyorum' dedi ve açıkladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sosyal medya ile ilgili söylediği sözlerin de masaya yatırıldığı canlı yayın programında konuşan Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak'tan açıklama geldi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Dilipak sosyal medya kısıtlaması ile ilgili şunları söyledi:&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu durum sanal bir kahramanla gerçek bir kişinin savaşına benziyor. Böyle bir savaşı kazanmanız mümkün değil.&nbsp;</strong></span></p><h2><span style="font-size:18px">"En hızlı politikacı onu yakalayamaz"</span></h2><p><span style="font-size:18px">En hızlı koşan politikacı siber alemdeki en basit bir hackerin peşinden koşamaz. Yakalayamaz onu. Deepweb diye bir şey var. Orada PKK var. Buyurun ihbar ediyorum. Orada mafya var. Her şey yapılıyor. Her türlü manipülasyon yapılıyor. Her türlü istihbarat örgütü var. Dedem rahmetli 'eli ayağı boş değil tuttuğu iş değil' derdi.</span></p><h2><span style="font-size:18px">"Bakar kalırsınız"&nbsp;</span></h2><p><span style="font-size:18px">15 yaşındaki bir çocuk VPN'i biliyorsa her taraftan girer. İsterse emojilerlerle her şeyi söyler. Ana avrad söver siz de bakar kalırsınız. Twitter'ın ne suçu var.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">haber ve kaynak:&nbsp;</span><a href="https://www.yeniakit.com.tr/haber/abdurrahman-dilipak-ihbar-ediyorum-dedi-ve-acikladi-1320424.html">https://www.yeniakit.com.tr/haber/abdurrahman-dilipak-ihbar-ediyorum-dedi-ve-acikladi-1320424.html</a></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Barolar meselesinde ilk 5 madde kabul edildi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/barolar-meselesinde-ilk-5-madde-kabul-edildi-10569d59ea12e-013b-439c-982f-83ee96c14a352020-07-04T13:07:00+03:00HABER MERKEZİ Barolar meselesinde ilk 5 madde kabul edildi

Barolar meselesinde ilk 5 madde kabul edildi

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:16px">Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor. Komisyondaki ikinci gün müzakerelerinde teklifin 5 maddesi kabul edildi.</span></p><p><span style="font-size:16px">KABUL EDİLEN 5 MADDE<br />Kabul edilen maddeler şu şekilde sıralandı:</span></p><p><span style="font-size:16px">Kabul edilen maddelere göre, belirli şartların gerçekleşmesi durumunda aynı ilde birden fazla baro kurulabilecek. Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde baroya yazılma talebi herhangi bir baroya yapılabilecek.<br />Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlık stajının ikinci altı aylık kısmı, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında gerçekleştirilebilecek.<br />Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlar, o ildeki herhangi bir baroya staj başvurusunda bulunabilecek.<br />Aynı ilde birden fazla baro bulunması halinde staj başvurusunda ibraz edilmesi gereken tanıtma kağıdı, staj yapılan baroya kayıtlı iki avukat tarafından düzenlenecek.<br />Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemler, kayıtlı olunan baro tarafından yerine getirilecek. Bir avukatın ölümü, meslekten veya işten çıkarılması, işten yasaklanması, geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartıyla, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirecek, dosyaları kendisine devir ve teslim edecek.<br />GERİ KALAN MADDELER BUGÜN TARTIŞILACAK<br />İlk 5 maddenin kabulünün ardından TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, teklifin geri kalan maddelerini görüşmek üzere bugün saat 14.00'te toplanılacağını belirtti.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Genç Parti’nin yeni genel başkanı Murat Hakan Uzan oldu]]>https://www.haberanaliz.net/haber/genc-partinin-yeni-genel-baskani-murat-hakan-uzan-oldu-10568ea16d753-f122-498b-9599-73a5fc39be972020-07-04T13:03:00+03:00HABER MERKEZİ Genç Parti’nin yeni genel başkanı Murat Hakan Uzan oldu

Genç Parti’nin yeni genel başkanı Murat Hakan Uzan oldu

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Genç Parti’nin 5. Olağan Kongresi yapıldı. Partinin Kurucu Genel Başkanı olan ve 10 yıldır Fransa’da yaşayan Cem Uzan kongreye telekonferansla katılırken, kendisi gibi yurt dışında yaşayan kardeşi Murat Hakan Uzan yeni genel başkan oldu.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px">Genç Parti 5. Olağan Kongresi’ni Ankara’da Yenimahalle Belediyesi’ne bağlı ‘Dört Mevsim Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirdi. Cem Uzan kongreye telekonferans yöntemiyle bağlandı. Uzan, seçim vaadlerini sıraladıktan sonra yeni genel başkanın Hakan Uzan olduğunu söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GENÇ PARTİ’NİN LOGOSUNA EKLEME GELDİ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İki hilal, ortada yıldız altında Genç Parti yazan parti logosuna ekleme geldi. Cem Uzan’ın imzası parti logosuna dahil edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>”ALNIM AÇIK BAŞIM DİK”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Genç Parti kongresinde konuşan Cem Uzan şöyle konuştu:</span></p><p><span style="font-size:18px">*Ben sizleri çok özledim umarım sizler de beni özlemişsinizdir. Türk insanı için Türk milleti için kolları sıvadık tekrar. Bazı gerçekleri çırılçıplak konuşmakta fayda var.</span></p><p><span style="font-size:18px">*17 senedir büyük bir mağduriyet yaşamaktayım. Ergenekon kumpasını, balyoz kumpasını herkes biliyor. Nerede o Ergenekon’un savcısı? Takdir Türk milletinindir.</span></p><p><span style="font-size:18px">*İlk kumpas Uzan ailesine kurulan kumpastır. Telsim’i yağmaladılar, barajları çaldılar. Hepsinin belgesi var. Star TV yandaşlara bedavadan verildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">*Ben hayatımla tehdit edildiğim için sürgüne gittim. Benimle ilgili bir tane mahkumiyet kararı yoktu ben çıktığımda. Alnım açık başım dik!</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>UZAN HAKKINDAKİ DAVALAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cem Uzan’ın gerek ailesi gerekse de şahsı adına pek çok dava görüldü.</span></p><p><span style="font-size:18px">Uzan ailesinin yönetiminde bulunduğu Çukurova ve Kepez Elektrik’te imtiyaz sözleşmeleri Haziran 2003’te iptal edildi, 3 Temmuz 2003’te de İmar Bankası ve Adabank’a el konuldu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Şubat 2004’te, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Uzanlar’ın, İmar Bankası soruşturması çerçevesinde birçoğu hakkında ihtiyati tedbir kararı bulunan 219 şirketinin yönetimine el koydu.</span></p><p><span style="font-size:18px">Cem Uzan’ın adı Ergenekon iddianamesinde de yer aldı.</span></p><p><span style="font-size:18px">2’nci Ergenekon iddianamesinde Uzan’ın, Şener Eruygur’u askeri darbeye teşvik ettiği iddia edildi. Uzan, daha sonra Eylül 2009’da Türkiye’den ayrıldı ve bir süre Interpol tarafından arandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">12 Ekim 2009 tarihinde, Fransa’ya yaptığı siyasi sığınma başvurusu kabul edildi. İktidar tarafından siyasi lince uğradığını iddia eden Cem Uzan, Fransız yetkililerce haklı bulunup siyasi sığınma başvurusu kabul edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">SÖZCÜ</span></p><p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/genc-partinin-yeni-genel-baskani-murat-hakan-uzan-oldu-5907593/">https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/genc-partinin-yeni-genel-baskani-murat-hakan-uzan-oldu-5907593/</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[KHK’LILARIN GÖREVE BAŞLATILMASINDA ÇİFTE STANDART MI VAR?]]>https://www.haberanaliz.net/haber/khklilarin-goreve-baslatilmasinda-cifte-standart-mi-var-10567c65b2a86-ca12-4591-8987-fc14f1aefcb82020-07-03T21:52:00+03:00HABER MERKEZİ KHK’LILARIN GÖREVE BAŞLATILMASINDA ÇİFTE STANDART MI VAR?

KHK’LILARIN GÖREVE BAŞLATILMASINDA ÇİFTE STANDART MI VAR?

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Kaya, TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a “Haklarında takipsizlik ve beraat kararı verilenlerden bazıları göreve başlatılırken, bazılarının başlatılmama gerekçeleri nelerdir?” diye sordu.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Bakanlığınız bünyesinde çalışırken 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra KHK’larla ihraç edilenlerden haklarında takipsizlik ve beraat kararı verilen kişilerin bir kısmı göreve başlatılırken, bir kısmı da yargı süreci devam ettiği gerekçesiyle göreve başlatılmamıştır.” diyen Kaya, Zonguldak SGK İl Müdürlüğünde çalışırken 06.11.2017 tarihinde açığa alınan Hayrı Anıl Çetin hakkında Ocak 2018’de takipsizlik, Mart 2018 tarihinde ise beraat kararı verilmesine rağmen göreve başlatılmadığını söyledi. Kaya, “Diğer yandan yargı süreci devam eden kişilerden bazılarının da Bakanlığınızca göreve başlatıldığı iddia edilmektedir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">“Görev süresi sürekli uzatılan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu, haftada 1250 dosya incelediğini açıklamıştı. Ancak pandemi sürecinde çalışmalarını daha da yavaşlattığı gözlenmektedir.”diyen Kaya, “OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu 2019 raporunda, Komisyonca, yargı mercileri tarafından verilen kararlar UYAP sistemi üzerinden takip edilmekte, haklarında takipsizlik ve beraat kararı verilen başvurular öncelikli olarak incelenmektedir.” denilmesine rağmen, haklarında takipsizlik ve beraat kararı verilen kişilerin dosyaları hala bekletilmektedir.” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Kaya, “Yargı süreci uzadıkça işsiz kalan, çalışma izni olmayan ve çalıştırılmayan KHK’lılar daha da mağdur olmaktadır.” diyerek yaşanan sıkıntıları dile getirdi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde şu soruları sordu:</strong></span></p><ol><li><span style="font-size:18px">Bakanlığınızda, KHK ile ihraç olanlardan haklarında takipsizlik ve beraat kararı verilen bazı kişiler göreve başlatılırken, bazılarının yargı sürecinin devam ettiği gerekçesiyle göreve başlatılmadığı doğru mudur?</span></li><li><span style="font-size:18px">Yargı süreci devam eden bazı kişilerin göreve başlatıldığı iddiaları doğru mudur?</span></li><li><span style="font-size:18px">Haklarında takipsizlik ve beraat kararı verilenlerden bazıları göreve başlatılırken, bazılarının başlatılmama gerekçeleri nelerdir?</span></li><li><span style="font-size:18px">Hakkında Ocak 2018’de takipsizlik, Mart 2018’de ise beraat kararı verilen, Zonguldak SGK İl Müdürlüğü çalışanı Hayrı Anıl Çetin göreve başlatılacak mıdır?</span></li><li><span style="font-size:18px">Haklarında takipsizlik ve beraat kararı verilen kişilerin ivedilikle göreve başlatılarak mağduriyetlerinin sonlandırılması gündeminizde midir?</span></li></ol>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Akşener, Sözcü TV'de Nevşin Mengü'nün konuğu idi, bakın neler söyledi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/aksener-sozcu-tvde-nevsin-mengunun-konugu-idi-bakin-neler-soyledi-105661775e0d3-9504-4b59-ab4a-fb52568b7a1c2020-07-03T17:20:00+03:00HABER MERKEZİ Akşener, Sözcü TV'de Nevşin Mengü'nün konuğu idi, bakın neler söyledi

Akşener, Sözcü TV'de Nevşin Mengü'nün konuğu idi, bakın neler söyledi

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Ülke gündemini meşgul eden konular hakkında önemli açıklamalarda bulunan Akşener’in, Mengü ile yaptığı söyleşinin satır başları şöyle:</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BU BİR ZİHNİYET MESELESİ SOSYAL MEDYAYI KAPATARAK BU ZİHNİYETİN ÖNÜNE GEÇEMEZSİNİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hepimiz çirkinliklere, iftiralara maruz kalmış kadınlarız hepimiz bu çirkinliğe tavır koyduk. Bir de Başak Demirtaş’a olmuştu onda da sağduyulu bütün insanlar tepki verdi. Ben grupta konuştum. Ama Size,Bana tepki gösteren olmadı, Başak Hanıma, Esra Hanıma hepimiz tepki verdik bu güzel bir şey. Bu bir zihniyet meselesi sosyal medyayı kapatarak bu zihniyetin önüne geçemezsiniz. &nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>BİZİM TROLL DİYE BİR KAVRAMDAN HABERİMİZ YOKKEN İKTİDAR PARTİSİ PROFESYONEL BİR BİÇİMDE MAAŞLI TROLL ORDUSU ORTAYA KOYDU</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">BizimTroll diye bir kavramdan haberimiz yokken iktidar partisi gayet profesyonel bir biçimde maaşlı bir Troll ordusu ortaya koydu. Bu iftira hakaret ve sövmelerle ilgili olarak ben çok sıkı takip ettim, her şeyi mahkemeye verdim ama maalesef mahkemeye verdiklerimin tamamı beraat etti. Bu insanlar program yapmaya devam ediyor. Neleri serbest bıraktığının Sayın Erdoğan farkında değil. Bugün Esra Albayrak’a yapılan iş ne kadar çirkin ve yanlışsa bize yapılan da o kadar çirkin ve yanlıştı. Benim oğlumun oğluna çok daha çirkin şeyler yapıldı. Şimdi &nbsp;Ah ile abad olan derd ile berbat olurmuş.Erdoğan’ın özgürlükleri kısıtlamak yerine bir ders çıkarmasını isterim. Önce kendi trol ordusunun yaptığı ahlaksızlara karşı tedbir alması gerek. Ahlaksızlığın önlenmesinin yönü zihniyet değişiminden geçer.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>MADIMAK VE BAŞBAĞLARIN BİRLİKTE ARAŞTIRILSIN </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Biz Madımak artı Başbağların birlikte bakılması gerektiğine inanıyoruz. Elbette katliamdır bu tartışılamaz bir şey. Önümüzdeki hafta her ikisini de soru önergesi olarak sunacağız. Benim Madımakla ilgili o dönem yazdıklarım ortada. Elbette bu yaşananlar katliam. Benim acım daha büyük, senin acın daha büyük diye bir şey yok. Türkiye’de etnik aidiyetler üzerinden devam ettirilen acı yarıştırması sürürse bunun kimseye faydası olmaz. A partisi B partisi verdi diye değil Madımak ve Başbağlar birlikte araştırılsın istiyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN TÜRKİYE’NİN ÇEKİLMESİ DOĞRU DEĞİL</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İstanbul sözleşmesinden Türkiye’nin çekilmesi doğru değil. Devamlı bir kandırılma halindeler. Bu konuda kadınlara dair sivil toplum kuruluşlarının endişesi var. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Burada amaç aile içi şiddete karşı kadını korumak. Bugünkü eşcinsel tartışmalarını hiç doğru bulmuyorum. İnsanların ya alkışlayacak ya sövecek bir pozisyona itilmesini de çok yanlış buluyorum. Ben çocuğumun öyle bir tercihte bulunmasını istemem bu benim bireysel tutumum. Ama öyle bir tercihte bulunan insanı dövmem gerekir mi? Hayır. Ben Türkiye’de bir uçtan bir uca gitmekten nefret ediyorum. Bunlar çok uç sorunlar. Bu kafayla gidilirse askere tez alınır tezkere. İşin özünü kaçırırsanız İstanbul sözleşmesi gider sopa yemeye devam edersiniz.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ERDOĞAN'IN MASASINDA BİR ERKEN SEÇİM SEÇENEĞİ VAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ben sayın Erdoğan'ın masasında bir erken seçim seçeneğinin durduğuna inanıyorum ama yapar mı yapmaz mı? Çünkü biz tek adam rejimindeyiz, Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi içindeyiz, bütün bakanların da Kurtulmuş'un da ifade ve itiraf ettiği gibi kabine sistemi bile yok bu ülkede. Dolayısıyla sayın Erdoğan'ın kararına bağlı. Ben uzaktan bir okuma yaptığım zaman bir seçimin masasında olduğunu ama kararı nasıl bir nasıl bir sonuç nasıl bir karar verecek konusunda bir fikrim yok.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GELİN BİRLİKTE İYİLEŞTİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEMİ HAYATA GEÇİRELİM</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İyileştirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sistemi söyleyen benim. O güne kadar araştırma şirketleri bunu sormuyordu bugün itibariyle 61.4’e çıktı. Bu iş yürümüyor gelin birlikte bir bütünlük içerisinde bu işi hayata geçirelim dedik. Kılıçdaroğlu, Babacan, Davutoğlu evet diyor. Bir bütünlükten bahsediyorum bu tarafın tamamı evet dediğine göre böyle bir çalışmayı birlikte yapabiliriz. Nefes alamıyoruz kimse farkında değil, Halk TV’ye verilen cezalara bakın. Bu hak mıdır, adalet midir, hukuk mudur, böyle bir şey yok. Parlamenter sistemi elbette bir bütün olarak yanyana getirip arızalarını giderip kurmak gerekir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>SAYIN ERDOĞAN BU İŞ TEPETAKLAK GİDİYOR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ülkede orta sınıf kayboluyor. Asgari ücrete iş bulup çalışabilenin şu anda durumu daha iyi. Açlık sınırının altında ama en azından sabit bir maaş alabiliyorsa insanlar işsizler yanında iyi bir durumda. Orta sınıf fakirliğe doğru gidiyor. 18 yılda bu ülkenin yoksul sayısı 22 milyona gelmişse ve bunlara yardım etmekle övünülüyorsanız utanmanız gerekir. Esnaf ‘40 yıldır bu ülkeye vergi veriyorum 40 gün devleti yanımda göremedim’ diyor. Dolayısıyla bir tusunami geliyor. Damat bakanın tüm ekonominin patronu olması yanlış. Sayın Erdoğan bu iş tepetaklak gidiyor. Damadına iş bulmak mecburiyetinde değilsin. Damat olduğu için Türkiye’nin ekonomisini ona bağlamak zorunda değilsin. Sıfır uzmanlık, sıfır ekspertizi olan bir şahsı ülkenin ekonomisinin başına getirirseniz işsizlik böyle artar.</span></p><p><span style="font-size:18px">Biz çok uzun zamandır gençleri çalışıyoruz. Çok net politik tavırları vardır. Dikte edilmekten rahatsızlar, zengin fakir ayrımı yok aralarında. Bu grubun içinde umudunu kaybetmiş çocuklar var. Biz üzerinde çalışıyoruz. Yani sosyal medyada Sayın Erdoğan'a espri yapmak bu çocukları anlamak anlamına gelmiyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AYASOFYA’NIN İBADETE AÇILMASI SAYIN ERDOĞAN’IN A4’E YAZMASINA BAKAR</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Ayasofya’nın ibadete açılması Sayın Erdoğan’ın A4’e yazmasına bakar. Ben Ayasofya’yı açmak için yola çıktıysam açarım. Sayın Erdoğan sürekli toplumu kutuplaştıracak adımlar atar. Buna eskiden hep muhalefet düşer. Bu algoritmayı bildiğimiz için şimdi Ayasofya’yı Sayın Erdoğan’ın ne bize ne vatandaşa sormaya ihtiyacı yok. Buna karşı çıkan yok, vatandaş açısından da karşı çıkan yok. Bunu o yün yumağını ortaya attı kimse dolaşmayınca şimdi kendisi dolaştı. Durup dururken bu tartışmayı kendisi çıkardı.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[AVUKATLARINA DOKUNMAYA KALKTIĞINIZ DEMOKRASİYİ ÖLDÜRÜRSÜNÜZ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/avukatlarina-dokunmaya-kalktiginiz-demokrasiyi-oldurursunuz-105657dc96da0-a757-4359-8852-1e064b81e3d62020-07-03T17:16:00+03:00HABER MERKEZİ AVUKATLARINA DOKUNMAYA KALKTIĞINIZ DEMOKRASİYİ ÖLDÜRÜRSÜNÜZ

AVUKATLARINA DOKUNMAYA KALKTIĞINIZ DEMOKRASİYİ ÖLDÜRÜRSÜNÜZ

SİYASET

HABER MERKEZİ
<div><div><div><p><span style="font-size:18px">Baro başkanlarının Çankaya kapısında gece boyunca tuttukları nöbete destek veren Cesur, Amasya, Düzce ve Trabzon baro başkanları ile bir araya gelerek bir açıklama yaptı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Çoklu baro teklifi ile demokrasinin ve hukukun katledildiğini, teklifin anayasaya aykırı olduğunu savunan Cesur, "80 baronun 78 tanesi eğer ses çıkarıyorsa buna sese kulak vermek lazım" dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Mücadeleye devam edeceklerine vurgu yapan Cesur, şunları söyledi:</span></p><p><span style="font-size:18px">"Hukuka ve demokrasiye büyük bir müdahale var. Hukuk herkese lazım. En çok bugün bunu katledenlere lazım. Yarın bu günleri ‘Keşke yapmasaydık’ diye arayacak olanlar onlar. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Milletin iradesinin üstüne çıkamayacaklarını görecekler. Bu ülkenin avukatlarına dokunmaya kalktığınız zaman atardamarlardan birini kesersiniz ve demokrasiyi öldürürsünüz. Demokrasiyi öldürürseniz yarınlara hiçbir şeyiniz kalmaz. Yarın PKK kendi barosunu kurduğu zaman ne yapacaksınız?</span></p><p><span style="font-size:18px">Baroların bölünmesine yeltenildiği bu durum tamamen anayasanın ikinci, üçüncü, on birinci maddesine aykırı. 80 baronun 78 tanesi eğer ses çıkarıyorsa buna sese kulak vermek lazım. 51 sene önce kurulmuş barolar birliği bu kadar darbeler, ara rejimler olmuş hiçbirinde barolar birliğine dokunulmamış."</span></p></div></div></div>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Behiç Çelik: Çoklu baro hukuk devletine vurulmuş bir darbedir.]]>https://www.haberanaliz.net/haber/behic-celik-coklu-baro-hukuk-devletine-vurulmus-bir-darbedir-1056417bea93c-6ab8-48ec-88d4-8b66d8ae72722020-07-03T17:13:00+03:00HABER MERKEZİ Behiç Çelik: Çoklu baro hukuk devletine vurulmuş bir darbedir.

Behiç Çelik: Çoklu baro hukuk devletine vurulmuş bir darbedir.

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Reform adı altında AKP’nin yaptığı Anayasa değişiklikleri aslında FETÖ değişiklikleridir.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Tam bir kanun devleti olduk. Ama gerçekte tam bir polis devleti olduk. Demokrasi liginde irtifa kaybettik.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Bundan kurtulmamız lazım. Bu ülke hepimizin. Bunu vicdanınıza danışarak karar verin.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Pelikan örgütünün bir Barosu olabilir. Buna izin vermeyelim.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA["Üstünlerin değil hukukun üstünlüğünü istiyoruz"]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ustunlerin-degil-hukukun-ustunlugunu-istiyoruz-105639ca4950a-7ac0-4fa1-92f8-29ea1fd92ec32020-07-03T17:11:00+03:00HABER MERKEZİ "Üstünlerin değil hukukun üstünlüğünü istiyoruz"

"Üstünlerin değil hukukun üstünlüğünü istiyoruz"

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">"BARO BAŞKANLARININ MECLİS'E ALINMAMASINI KINIYORUZ"<br /><br />Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine getirilmesi için komisyonda görüşmeleri süren 'baro' düzenlemesine ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, savunmanın susturulma girişimlerinin asla kabul edilemeyeceğini belirtti. Tek adam yönetimindeki Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve demokrasi açısından geriye götürülmek istendiğine vurgu yapan Barut, "Baroları ilgilendiren bir yasal düzenlemenin görüşüldüğü komisyon toplantısına katılmak isteyen baro başkanlarımız ve hukukçularımızın Anayasa, yasa ve içtüzük ihlal edilerek Meclis'e alınmamasını kabul etmiyor, kınıyoruz. Böylesine kritik bir görüşmede savunmanın temsilcileri görüş bildiremiyor. Sonra çıkıp pişkince özgürlüklerden söz ediyorlar. Baro başkanlarından niye rahatsız oluyorsunuz? Onları Meclis kapısında bekleterek utanca imza atıyorsunuz" dedi.<br /><br />"UTANCA KARŞI ÇIKIYORUZ"<br /><br />Savunma özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve demokrasi için herkesi 'ses vermeye' çağıran Ayhan Barut, şunları kaydetti:<br />"Ulu Önderimiz Atatürk'ün de söylediği gibi 'Adalet mülkün temelidir.' İtiraz eden, eleştiren, soran, sorgulayan ve karşı çıkıp muhalefet eden herkesi sindirmeye, susturmaya, korkutmaya ve teslim olmaya zorlayan tek adam yönetimi, kafasına estiği gibi kural ve kaide tanımadan pervasızca canının her istediğini yapmaya çalışıyor. Unutulmasın ki Türkiye Cumhuriyeti, anayasada belirtildiği gibi laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bunun gereğini yapmayanlar, yasaları, insan haklarını ve özgürlükleri yok sayanlar, 'çoklu baro' gibi uygulamalarla, savunmanın temsilcilerini engelleyerek, savunmayı bölüp, ayrıştırıp ve işlevsizleştirecek uygulamalarla 'utanç' adımlarını sürdürüyor. Meclis'te komisyonda görüşülen yasal düzenleme; adalet, demokrasi ve özgürlükler açısından 'utanç' vericidir. Bu utanca ortak olmadığımız gibi sonuna dek karşı çıkıyor, bu girişiminin durdurulmasını, üstünlerin değil hukukun üstünlüğü için çaba gösterilmesini istiyoruz."</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Gürer: “Gıda terörü yazan ve yayınlayana ceza mı verilecek?”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/gurer-gida-teroru-yazan-ve-yayinlayana-ceza-mi-verilecek-10562b8cabae9-31dd-4042-8617-1e3f47b279602020-07-03T17:08:00+03:00HABER MERKEZİ Gürer: “Gıda terörü yazan ve yayınlayana ceza mı verilecek?”

Gürer: “Gıda terörü yazan ve yayınlayana ceza mı verilecek?”

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gıda ile ilgili yanıltıcı yayın yapanlara ceza verilecek olan düzenlemenin farklı sorunlar doğurabileceğine dikkat çeken Gürer, “Örneğin nişasta bazlı şeker (NBŞ) konusunda tüm dünyadaki bilim insanları kanserojen içerdiğini söylüyor. Ancak Gıda ve Tarım Bakanlığı bu konuda kesinleşmiş bir bilginin mevcut olmadığını ima ediyor. Şimdi&nbsp;NBŞ’nin kanserojen madde içerdiğini söyleyen, yazan ya da yayın yapan medya kuruluşları bunun için cezalandırılacak mı?” diye sordu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Eleştiri konusuyla ilgili bir başka örnek veren Gürer, “Biz daha önce çayda katkı boya maddesi var dedik, Tarım Bakanı ertesi gün çıktı böyle bir şey yok dedi. Ancak birkaç gün sonra taklit ve tağşiş ürünler listesine bakıldığında çaya katkı boya maddesi koyan çay firmaları açıklandı. Böyle bir durumda çayda boya olduğu kesinleşene kadar, çayda boya var diyen ya da yazan kişi ceza alacak mı?” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">Düzenlemenin amacının insanların sağlığıyla oynayanlara caydırıcı cezalar verilecek olması gerektiğini belirten Gürer, “Ancak düzenleme, toplumu bilinçlendiren insanları cezalandırmayı içeriyor. Bu kabul edilemez” şeklinde konuştu.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>HİLELİ PEYNİR DENİLEMEYECEK Mİ?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">1 kg kaşar peynirinin sütü, yağı, elektriği, çalışanı ve diğer maliyetleriyle 40 liraya mal olduğunu ancak piyasada 25 liraya kaşar peynir satıldığını söyleyen Gürer, “Şimdi burada bu kaşar peynirinin içinde farklı bir şeyler olmadığını açıklamak mümkün mü? Elbette var. 40 liraya mal olan kaşar peynirini 25 liraya satan üretici değil bunu açıklayan ve yazan kişi ceza alacak. Biz bekliyorduk ki hileli ürünler satanlar cezalandırılsın ama baktık ki hileli ürünleri açıklayanlar ceza alacak” ifadelerini kullandı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GDO’LU YEMLER</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">GDO’lu&nbsp;yemlerle beslenen hayvanların yapısal olarak değişimlerinin sürekli izlenmesi gerektiğine işaret eden CHP Milletvekili Gürer, bir bilim insanı ya da gazetecinin&nbsp;GDO’lu ürünlerin insan salığına zararlı olduğunu açıklamasının suç haline getirecek düzenlemeden derhal vaz geçilmesini istedi. Gürer, “Hayvanın tükettiği yem, insanın tükettiği gıda aynı kanun maddesi içinde yer alıyor. Bu kabul edilemez” dedi.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>GIDA BAKANLIĞI ŞART</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Günümüzde gıda denetimlerinin sadece Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı birimler tarafından yapıldığını ve bunun yetersiz kaldığını anlatan Gürer, “Önceden&nbsp;belediyeler&nbsp;de denetim yapabiliyordu, belediyelerin laboratuvarları vardı ancak şimdi sadece bakanlık yapıyor. Bakanlığın ne personel ne altyapı olarak denetim yapabilecek kapasitesi yok” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Gürer bu konuda Gıdanın Tarım Bakanlığından ayrılarak ayrı bir bakanlık olarak faaliyet göstermesi gerektiğini ve mezun olduktan sonra iş bulamayan gıda mühendisi, ziraat mühendisi ve veterinerlerin bu bakanlıkta özellikle gıda denetimleri konusunda görevlendirilmesi gerektiğini de vurguladı.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>DSİ ÖZELLEŞTİRİLİYOR MU?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Yeni düzenlemeyle sulama uygulamalarının DSİ’den alınarak sulama kooperatiflerine bırakılacağını kaydeden Gürer, 2 yıl önce su kaynaklarının özelleştirilmesi yönünde verilen kanun teklifinin o dönem AKP milletvekillerinin de itirazıyla reddedildiğini hatırlattı. Yeni düzenlemede DSİ’nin sulamadan arındırılarak yeni bir özelleştirmenin yolunu açacak gibi göründüğünü de işaret eden Gürer,&nbsp;bu konuda iktidarın yanlıştan dönmesi gerektiğini ifade etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ORMANLARDA NE OLUYOR?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Gürer, orman alanlarıyla ilgili düzenlemenin de sorunlarla dolu olduğunu anlattı. Gürer, orman sınırları dışında olup özel ormanlık alan sahibi olan özel kişilerin orman açmalarının da yasaklanacağını vurgulayan Gürer, “Bu ormanların ülkemize ve topluma faydaları var. Toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, eko turizm faaliyetleri, su tutması ve oksijen sağlaması gibi sayılamayacak kadar çok faydası var. Yurttaşın sahip olduğu orman arazisini kendi tercihiyle ağaçlandıracak olmasının da önüne geçiliyor.&nbsp;Orman &nbsp;sınırları&nbsp;&nbsp;dışında&nbsp;olup da&nbsp;&nbsp;alan büyüklüğüne &nbsp;bakılmaksızın &nbsp;sahipli araziler de ekim &nbsp;ve dikim yolu ile&nbsp;yetiştirilen&nbsp;&nbsp;her nevi ağaç ve ağaçlıklarla &nbsp;örtülü yerlerin &nbsp;düzenlemesi ile kurulan özel ormanların özel orman statüsünden çıkarılması&nbsp;bu ormanların amacı dışında kullanımının yolunu açacak”&nbsp;dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÖZEL ORMAN ALANLARI YOK MU EDİLİYOR?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">6831 sayılı Kanun’un 18’inci maddesine eklenecek olan bozuk ormanlarda orman bitkisi ve fidanlıkların kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine, odun dışı ürünlerin mamul ve yarı mamul işlemi amacıyla tesis kurulmasına izin verilmesine olanak sağlanmasının da istendiğini anlatan CHP Milletvekili Gürer,&nbsp;“Adalet ve Kalkınma Partisinin 2004 yılında 116 orman fidanlığından 39 tanesini kapatma ve satma kararı aldığını, gerekçe olarak ise özel fidanlıkların ihtiyacı karşılayacak kapasitede olduğunu, devletin fidan üretmesine gerek olmadığı söylemini burada anımsatmakta yarar görüyorum. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği konuyu yargıya taşıdı ve bu kararı iptal ettirdi. Yargı sürecinde 5 fidanlık satıldı, bir tanesi&nbsp;Sögütözü&nbsp;fidanlığı -merak edenler için- Konyalı fidanlığı ise yargı kararından sonra satıldı, diğer 33 tanesi ise günümüzde işlevsiz. Orman Genel Müdürlüğü, bugüne kadar fidan üretimine önem verseydi Kızılcahamam fidanlığına sahip çıkar, imara açılmasına olanak sağlamazdı. Günümüzde orman bitkisi fidan üretimi yetersiz ise bunda Adalet ve Kalkınma Partisinin sorumluluğunun büyük keza, özel fidanlık ve mantar üretimi yapılması ormancılık amaçlarıyla örtüşmediği gibi ormanı tarıma açmak anlamına da&nbsp;geleceğini, odun&nbsp;dışı ürünleri işleyen tesislerin orman içinde kurulmasının son derece yanlış olduğunu da tekrar dile getirmekte fayda var” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Gürer odun dışı ürün işleyen tesislerin orman içinde tesis kurmalarının da son derece sakıncalı olduğunu belirterek, kamu yararı ve zorunluluk olmayan bir tesisin orman içinde kurulması, orman alanlarının daraltılmasına neden olabileceğini ifade etti.&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP Milletvekili Gürer, son dönemlerde iktidarın uygulamalarının ormanlar adına kaygı verici olduğunu söyleyerek, “Her düzenlemede ormanla ilgili maddeler yer alıyor. Orman altına depo yapılması, orman alanlarında maden aramalarına izin verilmesi gibi. Yapılan&nbsp;işte &nbsp;iktidarın&nbsp;ekonomik anlamda yaşadığı sorunları aşmak için su kaynakları ve orman alanları gibi yerleri satarak buradan rant elde etmek istediği anlaşılıyor” diye konuştu.&nbsp;</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[AK Parti Milletvekilleri Balıkesirlilerin Taleplerine Kulak Tıkıyor!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/ak-parti-milletvekilleri-balikesirlilerin-taleplerine-kulak-tikiyor-105611939fb78-7990-41ab-a8b2-d69eab264b942020-07-03T17:05:00+03:00HABER MERKEZİ AK Parti Milletvekilleri Balıkesirlilerin Taleplerine Kulak Tıkıyor!

AK Parti Milletvekilleri Balıkesirlilerin Taleplerine Kulak Tıkıyor!

SİYASET

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px"><strong>Devlet Hastanesi Atıl Duruma Getirilmeye Çalışılıyor! </strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Balıkesirlilerin Balıkesir Devlet Hastanesi Ek Binasının hızla hizmete girmesi için kendisine birçok talebin geldiğini vurgulayan Milletvekili Fikret ŞAHİN, ‘’Balıkesir’e uzun yıllardır hizmet veren Devlet Hastanesi atıl duruma getirilmeye çalışılıyor. Hastalarımız, yeni yapılan Atatürk Şehir Hastanesine gitmeye zorlanıyor. Ak Partili 5 Milletvekili ise hükümetin şehir hastaneleri politikası gereği bu duruma sessiz kalıyor. Hükümet, şehir hastanesinin maliyetini karşılayacak diye Balıkesirli hakkı olan etkin ve güvenli sağlık hizmetini alamıyor. Balıkesir halkı, Balıkesir Devlet Hastanesi’nin fiziki imkânlarının geliştirilmesi talebinde bulunuyor. AK Parti Milletvekilleri ise bu talebe kulak tıkıyor. Bu hizmetin bugüne dek sağlanamayışı iktidar partisi Milletvekillerinin sorumluluğundadır. ‘’ dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gerekli Girişimleri Yapmaya Hazırız</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programında Balıkesir Devlet Hastanesi Ek Binası için 2.000 Türk Lirası ayrıldığını bir kez daha hatırlatan ŞAHİN, İktidar partisinin Balıkesir Milletvekillerini göreve davet etti;</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;‘’ İktidar partisinin Milletvekilleri bu hizmet için ayrılan toplam ödeneğin en kısa zamanda işleme alınmasını sağlamalı ve Balıkesir halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmelidirler. Balıkesir için bizler de gerekli sorumluluğu her daim almaya hazırız.&nbsp; Yeter ki bugün elinde yetkiyi bulunduran bölge Milletvekilleri harekete geçsin.Hemşerilerimizin yeterli sağlık hizmeti almaları için hep birlikte siyaset üstü bir duruşla bu projenin en kısa zamanda faaliyete geçmesini sağlayalım.’’</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Pazarkule Raporu İnsan Hakları Raporu Değil! Hükümeti Aklama Raporu!]]>https://www.haberanaliz.net/haber/pazarkule-raporu-insan-haklari-raporu-degil-hukumeti-aklama-raporu-10560a2763be4-9c56-483c-b5e7-09144e4d9f312020-07-03T17:01:00+03:00HABER MERKEZİ Pazarkule Raporu İnsan Hakları Raporu Değil! Hükümeti Aklama Raporu!

Pazarkule Raporu İnsan Hakları Raporu Değil! Hükümeti Aklama Raporu!

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar biz Göç ve Uyum Komisyonu’nun 04.04.2020 tarihinde Pazarkule Sınır Kapısı’na giderek hazırlamış olduğu bir insan hakları raporunu ki buna insan hakları raporu demek ne derece doğru? Tartıştık. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda,bu rapor üzerinde konuşmak ve bu rapor çerçevesinde konuşulan ve iddia edilen bazı hususlar hakkında görüşlerimi size arz etmek isterim.</span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar 04.03.2020 tarihinde Göç ve Uyum Alt Komisyonu olarak biz Pazarkule’de ki göçmen akınını incelemek ve oradaki insan haklarını incelemek üzere oraya komisyon üyeleri olarak gittik ve orada daha sonra 3,5 ay geçtikten sonra iyice ortaya çıkan tiyatroyu net bir şekilde gördük ve bunu da tüm kamuoyuna o günden beri anlatıyoruz.&nbsp; Buna rağmen bütün bunlara rağmen bu rapor insan haklarına aykırı bir şekilde oluşturuldu ve gerçeğin dışında beyanlarla oluşturuldu. Biz neler yaşadık kısaca onu anlatmak isterim. 4 Mart tarihinde Pazarkule’ye gittiğimizde binlerce göçmenin olduğunu gördük ve o bölgede göçmenlerin Pazarkule’den karşı Yunan tarafına taş atmakta olduğunu, Yunan tarafının da Türk tarafına ateş açarak cevap verdiğini ve güvenlik görevlilerinin o bölgede kesinlikle bir müdahalede bulunmadığını, göçmenlere siz ne yapıyorsunuz, karşı tarafa neden taş atıp da ölüm veya yaralamaya neden oluyorsunuz, karşı taraftan gelen ateş sizi öldürebilir bunu niye yapıyorsunuz, demediklerini gördük, böyle bir şey demiyorlardı güvenlik görevlileri ve izin vermişlerdi. Biz önümüzde yaralanan, ölen insanları gördük ve daha sonra orada herhangi bir araştırma yapılmadan komisyon başkanlığı nerede hazırlandığı belli olmayan büyük ihtimalle AK Parti Genel Merkezi’nde hazırlanan bir basın açıklamasını komisyon açıklaması gibi sunarak basın mensuplarına bir açıklama yaptı. Bizim böyle bir basın açıklaması hazırlanacağından haberimiz yoktu ve biz bu açıklamanın altına imza atmamıştık. Bütün bunlara rağmen bu tiyatroyu devam ettirdiler, orada Pazarkule’de mağdur göçmenlerden tek bir kişi, binlerce kişiden tek bir kişi ile bile görüşme yapmadan Doyran ve Pazarkule’den Doyran ve İpsala bölgelerine gittik ve hem Doyran’da hem İpsala’da herhangi bir göçmen olmadığını gördük çünkü daha öncesinde göçmenleri Türkiye yetkilileri daha rahat geçiş yapabilecekleri bölgelere otobüslerle götürmüşlerdi, Doyran ve İpsala’da ki bizim ziyaretimiz de boşuna oldu ve ardından oluşturulan raporda da gerçek dışı bir çok beyan ile birlikte bir iktidar bildirgesi gibi hazırlandığını gördük. Biz bu iktidar bildirgesi, rapor diyemiyorum iktidar bildirgesine karşı muhalefet şerhimizi hazırladık ve bugün Göç ve Uyum Komisyonu’nun hazırladığı bu raporu İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda görüştük, ben bu eleştirilerimi söyledikten sonra tüm bilgi ve belgeler dahilinde ki eleştirilerimi söyledikten sonra bu Türkiye’nin salgının başladığı zamanlarda iktidarın on binlerce insanı sınır kapısına sürmenin batıya karşı bir şantaj, koz ve yem politikası olduğunu salgın başladıktan sonra da apar topar bir şekilde bu göçmenleri otobüslerle Anadolu’nun çeşitli illerindeki geri gönderme merkezlerine getirildiği ve göçmenlerin perişan edildiğini, kendi iktidar politikaları için bir yem olarak, bir şantaj bir koz olarak kullanıldığını söyledik ve bunun karşısında bize cevap veremeyen</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu şahsımıza yönelik hakaretamiz ifadeler kullanarak güya bizim bu eleştirilerimizi yapmamızı çirkin bir dille cevap verdi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar biz yine aynı şekilde açıklamalarımızda Türkiye’de işkencenin olduğunu, Türkiye’de işkencenin yaygın bir hal aldığını, sistematik bir hal aldığını, Türkiye’de kayıp ve kaçırılan insanlar olduğunu belirttik, bunu zaten aylardır belirtiyoruz, bir yılı aşkın bir şekilde belirtiyoruz,</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türkiye’de son OHAL Döneminde 29 kişi kaçırıldı ve bunlara işkence edildi!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">2019 yılında da 7 kişi kaçırıldı bunların 6’sı aylar sonra ortaya çıktı,6 kişiden 4’ü 6 ay sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde çıktı, diğer 2’si 8 9 ay sonra ortaya çıktılar, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde çıktılar ve bu ortaya çıkan 6 kişiden 2’si işkence gördüklerini ağır bir şekilde işkence gördüklerini mahkemede beyan ettiler. Biz aylardır bu kaçırılan kişiler ile ilgili kaçırılma ve işkence iddialarını gündeme getirmiş ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı’nı bu iddiaları incelemek üzere bir araştırma heyeti, bir rapor düzenlemeye davet etmiştik ama bunu ısrarla yapmamıştı, İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce komisyonumuza gelerek herhangi bir kaçırılma vakası olmadığını, kaçırıldığını iddia eden kişileri emniyetinde aradığını söylemişti ama biz daha sonra bu açıklama Haziran ayında yapılmıştı Muhterem İnce tarafından biz daha sonra kaçırıldığı iddia edilen Ankara Çamlık Mahallesi’ne gittiğimizde, mahallenin hepsi, tüm mahalleli 13 Şubat günü 50-60 kişilik polis yeleği giymiş ekibin Yasin Ugan ve Özgür Kaya isimli kişileri başına çuval geçirmek suretiyle götürdüğünü herkes bize anlatmıştı. Şimdi bakın biz bunları tekrar gündeme getirip zamanında bu işkence ve kaçırılma iddialarını niye araştırmadınız diye sorduk Meclis Başkanı’na. O zaman araştırmadınız bari şu an yeni bir komisyon kuralım araştıralım deyince komisyon başkanı hem işkence ile ilgili son günlerde düştüğü mahcup durumdan kurtulmak için çünkü genel kurulda yaptığı konuşmada işkenceyi meşru gösteren bir konuşma yaptı düşünün bu kişi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı. Kulaklarımıza inanamıyoruz ama böyle.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Hakan Çavuşoğlu genel kurulda, işkenceyi meşru, mubah gösteren bir konuşma yaptı. Kendisi Grup Başkanvekilimiz Meral Danış Beştaş tarafından defalarca mahcup edildi</strong>&nbsp;Yine komisyonda Türkiye’de işkencenin olmadığı ve biz bu iddiaları gündeme getirdiğimiz için hem Göç ve Uyum Komisyonu’nun hazırladığı rapor çerçevesinde iktidarın mültecileri sınıra sürme politikasını bir koz ve şantaj politikasını gündem ettiğimiz için bize inanılmaz bir ithamda bulundu. Yunanistan Altın Başak partisinin temsilcisi gibi konuşuyorsun dedi ve komisyonu zehirlemek ile itham etti. Kulaklarınıza inanamayacağınız bir şekilde kendisinin gaflarını, yalanlarını apaçık bir şekilde ortaya çıkardığımız için bize böyle çirkin ithamlarda bulundu komisyon başkanı. Kendisini kınıyorum ve iddialara cevap vermeye davet ediyorum. Türkiye’de işkence vardır, yıllardan beri var, bir çok Baro Başkanlığı cezaevlerindeki işkenceleri raporlar halinde hazırladı, Van Barosu Trabzon Beşikdüzü Cezaevi için, Şanlıurfa Barosu Halfeti’de ki işkenceler için, Diyarbakır’da ki Barosu Elazığ Cezaevi’nde ki işkenceler için bütün bu vakaları açıklamış oldu onun dışında Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün Kaçakçılık ve Organize Suçlarla ilgili bölümünde ve Mali Suçlar ile ilgili bölümlerinde yapılan işkence iddiaları ile ilgili raporu da Ankara Baro’su hazırladı ve bu baroların hazırladığı raporlar hakkında tek bir işlem yapılmadı, şu anda yapılan işlemi biliyorsunuz baroları ortadan kaldırmaya yönelik bir işlem ile buna cevap vermeye çalışıyorlar. Bakın şu anda yapılanların biz arka planını biliyoruz neden yapıldığını iyi biliyoruz çünkü bu barolar birçok işkence raporu hazırlamıştır ve şimdi çoklu baro teklifi ile bu iddialar örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Evet işte biz hem göçmenlerin sınıra sürülmesi hem de kaçırılan ve işkence edilen insanların iddialarını ortaya serdik.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Diyarbakır’da yerel yönetimlerden sorumlu Rojbin Çetin arkadaşımıza yönelik yapılan işkenceyi, köpekli işkenceyi ortaya serdik İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı bütün bu iddialar karşısında bu konuları araştırma gerektiğini söylemesi yerine bizi itham ederek çirkin bir şekilde itham ederek cevap vermeye çalıştı.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Cevap veremeyecekleri noktada insanlara hakaret etmeye çalışan, suçlamaya çalışan, iftira atmaya çalışan yüzleri hiç kızarmadan bunu yapan bir başkanlık ile karşı karşıyayız. Yüzleri hiç kızarmadan işkence iddialarını araştırmaya yanaşmadıktan sonra kalkıp da bu iddiaları gündeme getiren apaçık ortadaki işkence vakalarının araştırılması gerektiğini söyleyenlere hakaret, iftira ve çirkin sözlerle saldıran Hakan Çavuşoğlu’nu kınıyorum güya başkanı olduğu komisyonun adı İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu. Ben yıllardır ırkçılığa karşı mücadele etmiş birisiyim, beni kalkıp ırkçılık yapan ve resmi olarak bunu yapan bir partinin milletvekili olarak lanse etmeye çalışmak büyük bir çaresizliğin, büyük bir zavallılığın eseridir değerli arkadaşlar. Bakın ben hayatımı ırkçılığa karşı, kötü muamelelere karşı, işkenceye karşı vakfetmiş bir insanım ve ayrımsız bir insan hakları mücadelesi veriyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Şuna, buna yapıldığı zaman görmezden gelmiyorum, ayrımsız bir insan hakları mücadelesi vererek işkenceye karşı duruyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Kime yapılırsa yapılsın, işkence insanlık suçudur diyorum ama bütün bu işkence iddialarını sümenaltı etmeye çalışanlar bize hakaret ile saldırarak bir yere vardıklarını sanmaktadır ki biz kendilerine yazıklar olsun diyoruz bakın biz kafadan atarak konuşmuyoruz değerli arkadaşlar bizim konuşmalarımızın hepsi bilgi ve belge ile doludur. Şu gösterdiğim belgeye bakın lütfen bu Adalet Bakanlığı’nın belgesidir bakın bize komisyonda</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Hakan Çavuşoğlu ne dedi biliyor musunuz?”2012’den beri Türkiye işkence alanında herhangi bir ceza almamıştır.” Dedi bakın nasıl yalan söylediğinin burada belgesi var bu belge Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’nın bir belgesidir.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bu belgeye göre: Bakın 2004’den beri Türkiye işkence yasağına ve kötü muamele yasağına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal ettiğinden dolayı cezalandırılmaktadır. 2004’te 14 kötü muamele 1 işkence,2005 27 kötü muamele,2006’da 24 kötü muamele 3 işkence,2007’de 1 işkence 23 kötü muamele,2008’de 3 işkence 30 kötü muamele,2009’da 2 işkence 28 kötü muamele,2010’da 3 işkence 32 kötü muamele,2011’de 2 işkence 36 kötü muamele,2012’de 18 kötü muamele,2013’de 18 kötü muamele,2014’de 15 kötü muamele,2015’de 2 işkence 11 kötü muamele,2016’da 9 kötü muamele,2017’de 2 kötü muamele,2018 11 kötü muamele,2019 12 kötü muamele ’den dolayı Türkiye Cumhuriyeti’nde yönelik ihlal kararları. Türk yargısına yönelik ulusal yargının kararlarına yönelik uluslararası mekanizma olan Anayasa Madde 90 ile tanınmış olan AİHM cezalar vermiştir bakın belge apaçık ortada, Adalet Bakanlığı belgesi, bu belgeyi inkar edip doğru olmayan beyanlarda bulunan ise maalesef ki İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı yani bunlar gerçekten de utanç verici hallerdir biz kendi beyanlarımızla konuşmuyoruz, belgelerle, bilgilerle konuşuyoruz. Değerli arkadaşlar biz tekrar söylüyorum işkence vakalarının araştırılması gerektiğini söylüyoruz, İnsan Hakları Komisyonu kalkmış Göç ve Uyum Komisyonu tarafından hazırlanan bu raporu kabul ediyor bizim tüm itirazlarımıza rağmen ortada büyük bir tiyatro oynanmış göçmenler salgın anında batıya karşı bir koz olarak kullanılarak Pazarkule Edirne Kapısı’na sürülmüş aradan 3.5 ay geçmiş apar topar salgında bu insanları Türkiye bölgeye kendi otobüsleri ile götürdüğü gibi kendi otobüsleri ile geri getirmiş bir tiyatro oynanmış, utanç verici bir tiyatro oynanmış karşılıklı İnsan Hakları ihlalleri yapılmış, hem Yunanistan hem Türkiye tarafından insan hakları ihlalleri yapılmış ve sonuçta bu meclisin komisyonu hazırladığı rapor ile Türkiye’nin yapmış olduğu ihlalleri temize çıkarmaya çalışıyor bu kabul edilecek bir hadise değil,biz net olarak söylüyoruz;4 martta yaptığımız gözlemlere göre;hem Yunanistan’ın hem de Türkiye iktidarının yapmış olduğu ağır insan hakları ihlalleri vardır bunu net olarak söylemiş olalım. Bir tarafın ihlal yapmış olması diğer tarafı masum göstermez iki taraflı ihlaller yapılmıştır. Gerçek bir insan hakları raporu olsaydı her iki ihlale de değinirdi ama bu bir AK Parti siyasi bildirgesi gibi hazırlandığı için tamamen siyasi bir anlayış ile dil ile bir rapor olarak ortaya çıkmıştır kabul edilecek bir durum yoktur. Bakın işkence konusu neden önemli arkadaşlar. İnsanlık dışı muameleler neden önemli size sorarım?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Sivas Katliamını Sünni ve Dindar bir Müslüman olarak lanetliyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bugün 2 temmuz 27 yıl geçmiş Sivas Katliamı’nın üzerinden 27 yıl geçmiş orada bir linç yaşandı,&nbsp;bir katliam yaşandı korkunç olaylar sonrası onlarca insanımız hayatını kaybetti,&nbsp;utanç verici bir katliam yaşandı ve gerektiği gibi yargı çalışmadı sümenaltı edildi zaman aşımına uğratıldı ve linç kapsamında cezalar verilmedi çünkü TCK’da lince ait bir suç yok,&nbsp;bakın cinayet ile ilgili suçlar var linç ile ilgili suçlar yok,&nbsp;biz bu vakanın son derece ağır bir olay olduğunu söylüyoruz,&nbsp;bakın eğer ki bu vakalar zamanında değerlendirilseydi zamanında müdahaleler yapılsaydı Maraş’lar ,Çorum’lar,&nbsp;Sivas’lar olmazdı değerli arkadaşlar. Türk Ceza Kanunu’nda linç ile ilgili bir yasa yok, linç kültürü 6-7 Eylül Olaylarından beri devam eden linç kültürü maalesef birilerinin önünü açmasıyla devam eden katliamlara yol açıyor, bunu çok net bir şekilde görüyoruz biz. Sivas Katliamını lanetliyorum. Sivas Katliamını Sünni ve Dindar bir müslüman olarak lanetliyorum. Mesele alevilik Sünnilik meselesi değildir. Mesele insanlık meselesidir. Ben bir insan hakları savunucusuyum kimsenin dinine, diline, ırkına, mezhebine, cinsiyetine bakmadan insan hakları ihlali nerede varsa onları kınarım lanetlerim değerli arkadaşlar. Sivas Katliamında yine aynı şekilde olmuştur peki biz sadece lanetlemek ile mi kalacağız? Bakın işkence vakaları şu anda bile İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı’nca örtbas edilmekte biz defalarca kendilerine işkence vakalarını araştırmaları gerektiğini Sayın Kılıçdaroğlu’nun uğradığı saldırı için bir araştırma heyeti raporu düzenlenmesi gerektiğini ve diğer bir çok konuda teklifler götürdük ama bunlar görmezden gelindi arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bir yasa teklifi vererek Sivas Katliamı ve diğer katliamların linç anlayışı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledik!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bunları görmezden gelenler sağa sola iftira atmak ile meşguller ve bu zihniyetin sonucu olarak işte işkencenin cezasız kalması, cezasızlık politikasının sonucu olarak Sivas Katliamı gerçekleşmiştir biz bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bir yasa teklifi vererek Sivas Katliamı ve diğer katliamların linç anlayışı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledik. Bakın linç nedir? Birden fazla kişinin bir araya gelerek dil, din, ırk, siyasi görüş, etnik kimlik veya cinsiyet sebebiyle bir veya birden fazla kişiye karşı kanunun bir ikinci kısmının 1.2.3.7. ve 10. Kısımlarında belirtilen suçları işlemesi veya bu suçların işlenmesi konusunda maddi ve manevi baskı oluşturması sonucunda failler hakkında 10 yıldan az olmamak üzere ağırlaştırılmış hapis cezasına hükmolunur diye evet bunu teklif olarak sunduk değerli arkadaşlar bu teklifimiz son derece önemli. Biz katliamlar olduktan sonra ahlanıp,&nbsp;vahlanmayalım diyoruz,&nbsp;katliamlar olduktan sonra sümenaltı edildiğinde ahlanıp,&nbsp;vahlanmayalım gereken yasa tekliflerimizi değerlendirsinler ve bunlar yasalaşsın değerli arkadaşlar. Bakın sıradan bir cinayetle bir topluluğun hukuksuz bir şekilde devlet adına cezalandırılması bir değildir, ama yasalara göre şu&nbsp;anda sadece bir insanı öldürmüş gibi cezalar verilmektedir. Bu ceza doktrini ve suç teorisi bakış açısıyla değerlendirildiğinde doğru bir yaklaşım değildir. Linç suçunun müstakil olarak düzenlenmesinde ve verilecek cezanın caydırıcı olmasında aslında korunan 2 yarar olarak bahsetmek mümkündür. Bunlardan ilki kişinin vücut dokunulmazlığı ve yaşama hakkıdır 2.’si ise kamu düzenidir. Kişinin vücut dokunulmazlığı ve yaşam hakkı evrensel haklar ve değerler arasındadır ve linç suçu ve yaptırımı da temel olarak bu hakların korunması ile ilgilidir bununla birlikte linç suçunun koruduğu diğer yarar olan kamu düzeni üzerinde durmakta yarar vardır çünkü linç toplumun kamu düzenini hiçe sayarak cezayı toplum eliyle verme girişimidir, adalet eliyle, devlet eliyle değil birtakım toplulukların eliyle verme girişimidir. Bu ise kamu düzenine ve hukuka aykırıdır, kamu düzenini sağlamaktan sorumlu devlet bu duruma karşı ağır önlemler almak durumundadır. Devletin hukuku ile toplumun hukukunun tartışılması bunun sonucunda toplumda linç eylemleri gibi hukuk dışı eylemlerin yaygınlaşması söz konusu olabilir biz bunu kabul edemeyiz o yüzden verdiğimiz bu yasa teklifi ile bu meselelerin linç anlayışının katliamların ağır bir şekilde cezalandırılması gerektiğini söylüyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>OHAL Komisyonu ve şu ana kadar %90 oranında kendisine yapılan başvuruları reddetmiştir ve son derece de ağır çalışmaktadır, hukuksuz çalışmaktadır, ağır çalışmaktadır. İncelediği 125 bin 600 dosyadan 20 bini hakkında karar bile vermemiştir.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Değerli arkadaşlar ayrıca yine değineceğimiz önemli hususlar var. Bu memlekette KHK Mağdurları hakkında karar veren ve iktidar tarafından kararları eğer beğenilmezse görevden alınabilme tehdidi ile karşı karşıya olan bir OHAL Komisyonu var. OHAL Komisyonu hukuksuz, anayasa dışı bir kurumdur. Biz OHAL Komisyonu’nun kapatılması gerektiğini söylüyoruz Anayasa’yı çiğneyen kararlarla yürüyen bir komisyondur OHAL Komisyonu ve şu&nbsp;ana kadar %90 oranında kendisine yapılan başvuruları reddetmiştir ve son derece de ağır çalışmaktadır, hukuksuz çalışmaktadır, ağır çalışmaktadır. 23 Ocak 2017’de kurulduğunda 2 yıllık süresinin olduğu belirtilmiştir yasa ile daha sonra bir yıl daha süre istemiştir, bir yıl bitince bir yıl daha süre istemiştir 4. Yılını tamamlamak üzeredir ve şu anda incelediği 125 bin 600 dosyadan 20 bini hakkında karar bile vermemiştir. Düşünün aradan 4 yıla yakın bir süre geçmiş haksız, hukuksuz, sorgusuz, sualsiz ihraç edilmişsiniz, sizin hakkınızda karar verecek mahkemeler devre dışı bırakılmış,&nbsp;6 ay boyunca mahkemelere başvurmuşsunuz sonra hepsinden geri çevrilmişsiniz, idare mahkemesi, Anayasa Mahkemesi, AİHM iktidara kulluk eden bir OHAL Komisyonu’na devredilmişsiniz ve 4 yıla yakındır bu komisyon başvuruları bitirmiyor. Değerli arkadaşlar bunlar olacak şeyler değildir. OHAL Komisyonu lav edilmelidir. Kapatılmalıdır. OHAL Komisyonu’nun kararları Anayasa dışıdır ve aynı zamanda insanlara zulmetmek için bilerek zamanı uzatmaktadır, bakın 2 yıllık uzun bir süre tanınmıştır, insanlar hala yargı önüne gidememektedir 4 yıl geçmiştir bir idare komisyonu geçerek herhangi bir yargısal makama gidememektedir, vatandaşlarımız buna rağmen bu tiyatro devam etmektedir değerli arkadaşlar. Hak ve hukuk bu kadar ayaklar altına alınmıştır, inanılmaz bir durum vardır ama son derece büyük bir pişkinlik ile bu durum savunulmaya çalışılmaktadır, OHAL Komisyonu bakın size rakam veriyorum; son 100 gündür herhangi bir açıklama yapmamaktadır. Son 100 gündür herhangi bir dosya açıklaması yapmamakta öncesinde 2 ayda bir, incelediği dosyalar hakkında açıklama yapardı kararları bildirirdi şimdi aradan 100 gün geçti tek bir açıklama yok, aç sefil bir şekilde komisyonun kararını açıklamasını bekleyen on binlerce insan var değerli arkadaşlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu millet ile dalga mı geçiyor bu komisyon, Anayasa’yı çiğneyen, sarayın emrinde olan bir komisyon istediği gibi kararlar veriyor</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Hukuksuz kararlar veriyor, utanç verici yanlışlıklar ile dolu kararlar veriyor ve alelade, hızlıca verilmiş, ön yargılı sonuçlar çıkartıyor ve ardından bakıyorsunuz halen daha çalışmasını bitirmemiş, 20 bin kişi hala bekliyor, verdiği kabul oranı ancak %10 %90 oranında ret kararı veriyor. Nasıl veriyor? Hukuksuz, Anayasa’yı çiğneyen kararlar ile veriyor; OHAL Komisyonu’nun uyarıyorum, memleket boş değil yaptığınız ihmalleri ve ihlalleri takip ediyoruz, o komisyonu da ziyaret edip yüzlerine de onlarca vakayı çarparak bu vakaları nasıl böyle hukuksuz bir şekilde değerlendirirsiniz dedik kendilerine ama inanılmaz bir pişkinlik ile ve rahatlıkla çalışmalarını böyle ağır kanlı bir şekilde devam ettiriyorlar Anayasa’yı çiğniyorlar, hukuku çiğniyorlar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Şu anda en az 100’e yakın ihraç edildikten sonra OHAL Komisyonu tarafından göreve başlatılan ama İçişleri Bakanlığı tarafından aylardır bekletilen polis memurları var. Bu kişiler halen göreve başlatılmıyor neden?</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın işler öyle bir boyuta gelmiş durumda ki iade edildikten sonra bile göreve başlatılmayan KHK’lı kamu görevlileri var. Örneğin polisler; şu anda en az 100’e yakın ihraç edildikten sonra OHAL Komisyonu tarafından göreve başlatılan ama İçişleri Bakanlığı tarafından aylardır bekletilen polis memurları var. Bu kişiler halen göreve başlatılmıyor neden? Göreve başlatılsa bile araştırma merkezi denen bir yerde göreve başlatılıyor, kişilere silah verilmiyor, maaşları az veriliyor, özlük hakları gasp ediliyor, emeklilik ile ilgili birçok hakları gasp ediliyor ve böyle çalışmaya mahkûm tutuluyorlar peki o zaman kendi kendine bu OHAL Komisyonu hukuksuz olduğunu açıklamıyor mu? Bakın devletin bir kurumunun yaptığını öbür kurum kabul etmiyor aylarca bekletiyor insanları, İçişleri Bakanlığı, OHAL Komisyonu öylesine hukuksuz bir kurum ki onun verdiği kararlardan sonra bile kendi kafasına göre bir karar için insanları aylarca bekletiyor kimi zaman 8 9 ay bekletiyor değerli arkadaşlar. Biz İçişleri Bakanlığı’na da bir an evvel bu hukuksuzluktan vazgeçmelerini, kendi helvadan yaptıkları putu yememeleri gerektiğini söylüyoruz güya OHAL Komisyonu karar verdikten sonra bu kamu görevlileri işe başlatılır ama görüyoruz ki bu insanlar işe başlatılmıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Nazım Şafak Korkmaz maalesef Türkiye’de ki yargının mağdurlarından birisi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın bir başka vaka; Nazım Şafak Korkmaz maalesef Türkiye’de ki yargının mağdurlarından birisi. Bu kişi ağır bir şekilde cezalandırıldı bir takım itirafçı beyanlarıyla. Sadece bununla ve sonrasında bu itirafçının bir şizofren hastası olduğu, bir psikoz hastası olduğu ortaya çıktı bu psikoz hastası da Yargıtay’a ben psikoz hastasıyım ve bu iddiaları normal bir ruh hali ile söylemedim diye dilekçe gönderdiği halde Nazım Şafak Korkmaz hala cezalandırılmış durumda Yargıtay hala adil bir karar vermiş değil değerli arkadaşlar. Türkiye’de yargı felaketleri devam ediyor maalesef ve bizlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milletvekilleri olarak bunları hatırlatmak, uyarılar yapmak zorundayız.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Hayatımı başörtüsüne yapılmış yasaklarla mücadele ile doldurdum, yıllarca bu konuda mücadele verdim, şu anda baş örtülü mazlumlar olmasın diye mücadele verdik ama bunun yerine başörtülü zalimler gelsin diye mücadele vermedik!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bir başka konu geçtiğimiz hafta bizim içimizi sızlatan bir başka konuydu. AK Parti iktidarı her geçen gün artan hukuksuzlukları, insan hakları ihlalleri ile iyice belirginleşen düşüşünü gizlemeye çalışıyor. Bu düşüşünü gizlemek için maalesef dine sarılmaya çalışılıyor. Baş örtüsüne sarılmaya çalışılıyor. AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin partiye yönelik eleştiriler karşısında hemen baş örtüsü üzerinden cevaplar vermeye çalışıyor. Bu cevaplar kamuyu yanıltıcı cevaplardır, bu cevaplar din duygusu ile oynanmaya çalışılan başörtüsü duygusu ile oynanmaya çalışılan sözlerdir. En başta bu sözleri ben kabul etmem neden? Çünkü başörtüsü yasakları konusunda yıllardır mücadele vermiş bir insanım ve şu anda da böyle bir yasak gelse en başta karşı çıkacak insanım. Ben hayatımı baş örtüsüne yapılmış yasaklarla mücadele ile doldurdum, yıllarca bu konuda mücadele verdim, şu anda baş örtülü mazlumlar olmasın diye mücadele verdik ama bunun yerine başörtülü zalimler gelsin diye mücadele vermedik arkadaşlar, yaptıkları haksızlıkları din üzerinden, baş örtüsü üzerinden temizlemeye çalışanlar gelsin diye bunları yapmadık. Birileri iktidarlarının dejenerasyonlarını baş örtüsü ile gizlemeye çalışsınlar diye baş örtüsü mücadelesi vermedik. Birileri düşüşlerini engellemeye çalışsınlar ve bunu baş örtüsü ile yapsınlar diye baş örtüsü mücadelesi vermedik. Yaptıkları kötülükler ile hukuksuzluklar ile yüzleşeceklerine bunları yapmayıp baş örtüsü üzerinden din istismarı yapsınlar diye bu mücadeleyi vermedik değerli arkadaşlar. Yıllarca ben her hafta yaptığım eylemlerle baş örtüsü yasaklarını eleştirmiş bir insanım ama şuandaki baş örtülü zalimlerin bunu yapması için biz bu eylemleri yapmadık. Bunları tekrar hatırlatıyorum, kimse başına baş örtüsü taktığı için baş örtüsüne sahip değildir. Kimse baş örtüsünü istismar olarak kullanamaz. Kimse dini istismar vasıtası olarak kullanamaz. Bunun karşısında en çok duracak olan biz samimi dindarlarız.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bu istismarların bu din istismarlarının, bu baş örtüsü istismarlarının karşısında en fazla duracak olan biz vicdanlı Müslümanlarız bunu da bilsinler, meydan boş değil.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Meydanı boş bilip, belki dini çok fazla anlamayan, bilmeyen, yaşamayan insanların arasında bu tür istismarları rahat bir şekilde yapabilirler ama onlara biz dur deriz. Dur! Din adına istismar yapma. Din adına yaptığın kötülü örtbas etmeye çalışma, bunu baş örtüsü ile yapamazsın deriz biz kendilerine bunu hiç unutmasınlar. İktidarları çürümüştür. Kokuşmuştur, yozlaşmıştır, bunu din üzerinden görünmez kılmaya çalışıyorlar. Baş örtüsü üzerinden görünmez kılmaya çalışıyorlar kesinlikle bizim kabul edebileceğimiz bir durum değildir.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>AK Parti’den önce kadın kelimesinin adı yoktu diyor. sizin zamanınızda binlerce baş örtülü kadın cezaevlerine girmedi mi? Binlerce bebek cezaevlerine girmedi mi? Yüzlerce hamile kadın cezaevlerine girmedi mi? Yüzlerce lohusa kadın cezaevlerinde hayatını geçirmedi mi?</strong>&nbsp;Hangi yüzle kalkıp konuşabiliyorsunuz? Baş örtü kavramına dine karşı en büyük zulmü siz yapıyorsunuz. Din adına yaptığınız fiillerden dolayı bu toplumda dinden soğuma, dinden uzaklaşma, ateistleşme oranı yükseliyor biliyor musunuz? Ateizm Derneği Başkanı ne diyor biliyor musunuz değerli arkadaşlar. Sağ olsun iktidar sayesinde bizim bir propaganda yapmamıza gerek yok diyor bunu Ateizm Derneği Başkanı söylüyor. İşte görüyorsunuz bu üzücü din istismarının sonucu ne olmuştur görüyorsunuz. Bu dine, bu iktidardan daha çok kötülük yapmış bir başka iktidar gelmemiştir değerli arkadaşlar. Hala daha eski, bitmiş, tartışması bitmiş olaylar üzerinden kamuoyunu etkileyerek kendi gayri hukuki hallerini gizlemeye çalışıyorlar. Yine başka mevzularla devam ediyoruz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mardin ve ilçeleri özellikle Kızıltepe ve Derik ilçelerinde DEDAŞ sürekli elektrik kesiyor. Gelen faturalar geçen seneye göre çok yüksek. Çiftçiler devlet desteğine rağmen ödeyemez haldeler!</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Bugünlerde Mardin ve ilçelerinden bize çok başvuru geliyor. Neden? Mardinliler perişan durumda. DEDAŞ’ın zulmü altındalar ve gerekenler yapılmıyor. Mardin ve ilçeleri özellikle Kızıltepe ve Derik ilçelerinde DEDAŞ sürekli elektrik kesiyor. Gelen faturalar geçen seneye göre çok yüksek. Çiftçiler devlet desteğine rağmen ödeyemez haldeler, zaten ortada okunan bir fatura da yok değerli arkadaşlar. Bölge halkının bize ilettiğine göre DEDAŞ yetkilileri geliyor kafalarına göre faturalar yazıp gidiyor ve daha bugün gelen bize bir habere göre 30 saattir elektriği olmayan köyler var, ekinler kuruyor, hayvanlar susuzluktan çatlıyor ölüyor, Mardin Kızıltepe, Derik halkı perişan durumda köylüler perişan durumda, kimse bunu gündem etmiyor, olacak şey değil? Tarımsal doğrudan gelir desteklerine de el koyuyorlar. Bu perişanlık içinde maalesef kimse çiftçilerin sesini duymuyor. DEDAŞ ile ilgili bize şu&nbsp;ana kadar çok şikayet geldi arkadaşlar, birileri iktidar ile anlaşıp ondan sonra keyfi muamelelerde bulunuyorsa, halkı mağdur ediyorsa bu kabul edilebilecek bir hal değildir, bunu biz eleştirmeye devam edeceğiz ve DEDAŞ’ı kamu yetkililerini uyarması, düzgün bir hizmet vermesi ve bölge halkının mağdur edilmemesi gerektiğini söylüyorum.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yine ayrıca engelli atamaları çok üzücü bir haldedir. 3. Atamayı bekliyor engelli atamaları ama hala bir gelişme yok.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Pandemiden olayı özel sektörde engelliler çalışamaz halde,&nbsp;çoğu işsiz engelli evden bile çıkamıyor arkadaşlar perişan durumda. Bakın engellilerin halini çok yakından biliyorum hem engellilerin bu toplumda yüksek oranda olması hala bir engellilik bilinci toplumda olmamasından dolayı engelliler sürekli ihlale uğruyorlar ayrıca engelli KHK’lılar çok çok zor durumda tüm KHK’lılara göre ve tüm engelli kardeşlerimizin hakkı hukuku çiğnenmeye devam ediyor doğru dürüst bir iş bulamıyorlar. EKPSS 2 defa ertelendi. Yeni sınavdan önce engelli atamaları yapılmalı. Engelliler hayata kazandırılmalı, hakları elinden alınmamalı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı yani engellilerden sorumlu olan bakan bile engellileri dinlemez halde. Biz o bakan eliyle yapılan vicdansızca fiilleri çok iyi biliyoruz değerli arkadaşlar, engelli insanların nasıl bir takım siyasi nedenlerle engelli ve bakım aylıklarının kesildiğini çok iyi biliyoruz sosyal yardımlaşmadan onlara destek sağlanmadığını, sırf siyaseten muhalif olarak gördüğü için engellendiğini çok iyi biliyoruz. Engelliler bu topluma bir yük değil bu toplumun bir parçasıdır bunu hepimizin çok iyi bilmesi lazım.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>“Özel okulda çalıştım diye hapisteyim eşim de, babam ve kayınpederim&nbsp;</strong><strong>üzüntüden öldü</strong>, 3 çocuğum anasız, babasız, depresyonda. Daha kaç babayı, çocuğu kaybetmemiz gerekiyor?" Leman Karaman, Manisa Cezaevi’nden.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ağrı’da 6 aylık bebeği ile gözaltına alınan insanları duyuruyoruz kamuoyuna.</strong>&nbsp;Bakın 6 aylık bebeği olmasına rağmen gözaltına alınıp tutuklanan insanlar oluyor halen günümüzde.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>10 günlük bebeği ile mahpus bir anne var Eylem Oyunlu bakın defalarca gündem ediyoruz.</strong>&nbsp;Eylem Oyunlu lohusa bir anne 10 günlük bebeği ile tutuksuz yargılanabilecekken tutuklu bir şekilde yargılanıyor, Diyarbakır’da babası ile de konuştum bana çok üzücü şeyler anlattı ne anlattı biliyor musunuz? Görüşte kapalı görüşte ancak eşi ve 2 çocuğu ile görüşebilmiş eşinin sürekli ağladığını,&nbsp;2 yaşındaki bebeğin ağlayarak kapalı görüşteki camı yumrukladığını ve babasına kavuşmak istediğini tam bir aile dramı yaşandığını gözyaşları içinde kaldıklarını, yeni doğmuş bebeğin gözündeki bir rahatsızlıktan dolayı ameliyat olması gerektiğini ve bundan dolayı gözünden yaş ve kan geldiğini anlattı ve perişan durumda olduğunu söyledi. Bana bunu anlatan Eylem Oyunlu’nun eşi İsmail Bey 10 günlük bebeği ile perişan bir anneyi anlattı. Ne diyor biliyor musunuz? Ne eşimi ne de çocuklarımı tanıyabildim. Çok perişanlardı. Ayağı ile ifadeye giden lohusa eşimi tutukladılar. 12 gündür karantinada tek başına bir yatakta 2 yaşındaki bir bebek ve 10 günlük bebeği ile kalmak zorunda olan bir anneyi düşünün diyor. yeni doğan bebeğimizin gözlerinden kan geliyordu diyor. düşünün bu derece zor durumdaki bir kadını tutuksuz yargılayabilecekken zulmen tutuklu yargılanan bir Türkiye’den&nbsp;bahsetiyoruz&nbsp;değerli arkadaşlar. Kabul edilecek bir durum yok. Ben o hakimlere sormak isterim siz de hiç mi bir hukuk anlayışı yok? Hiç mi insaf yok? Hiç mi vicdan yok? Bu nasıl bir anlayıştır? Yüzlerce bebekli anneyi, lohusa anneyi, hamile anneyi OHAL döneminde zulmen gözaltına alıp tutukladılar, cezaevlerinde büyük perişanlık yaşadı bu kadınlar yüzlerce, binlerce insan bunu yaşadı.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Bakın yine Aydın Cezaevi geçen hafta da bahsetmiştim. Aydın Cezaevi’nden çok şikayetler geliyor.</strong>&nbsp;Bakın ne diyor? Koğuşlar E Tipi Cezaevi’nden bahsediliyor, koğuşlar kalabalık ve yaz ayında içerisi çok sıcak oluyor, mahkumlar devamlı aynı havayı teneffüs etmekten çok bunalıyor, tedarik şirketi ile sıkıntı yaşanmıştır deyip geçiştirdiler, mahkumlar kendilerini ziyarete gelen çocuklar için el işi oyuncaklar yapıyorlar, babamı ziyarete gittiğimde gördüm yanımdaki küçük kız çocuğuna o gün oyuncak getirememişti çünkü gardiyanlar koğuştaki oyuncakları toplamışlardı, düşünün bir babanın görüşte kız çocuğuna götüreceği oyuncağını gardiyanlar topluyor amaç nedir? Devam ediyor bana bunu ileten;”Bu nasıl kin ve nefrettir anlamak mümkün değil.” Diyor. cezaevlerini yönetimlerinin acilen içerde olanların insan olduğunu anlaması gerek, bizim sesimizi duyurduğunuz için çok teşekkür ederim.” bize diyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Patnos Cezaevi’nde çok büyük insan hakları ihlalleri yaşanıyor değerli arkadaşlar</strong>. İnanılmaz ihlaller yaşanıyor, bakın bize gelen başvuruda müthiş derecede kirli su gerçeğini size anlatayım bakın bir insan olarak şunu dinleyin elinizi vicdanınıza koyun ve oradaki mahpusların halini bir düşünün. Bize bunu ileten mahpus yakını şunu söylüyor:” Musluktan solucan ve böcek akıyor, elimiz yüzümüz yara içinde, maske verilmiyor. Çok zor durumdayız. Yok mu bu sorunları çözecek bir kişi? Korona değil böcek, solucan öldürecek bizi. “düşünün bu çağda musluğu açıyorsunuz solucan, böcek akıyor. Kavanoza koyduk diyor suyu gelince gardiyanlara göstereceğiz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Nazım Şafak Korkmaz, bir psikoz hastası yüzünden ki 141 kişiyi mağdur etmiş bir psikoz hastası</strong>, 22,5 yıl hapisle cezalandırılmış. Psikoz hastası Özdemir’de sonra beyanlarını reddetmiş. Yargıtay’da eğer ki bu cezayı onarsa Psikoz hastası yüzünden gencecik 23-24 yaşlarındaki bir genç 22,5 yıl hapis yatacak arkadaşlar. Hangi vicdan kabul eder bunu?</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Afyon cezaevi Korona koğuşundaki 35 kişi yeni açılan T Tipi Cezaevi’ne sevk edilmiş</strong>. Her gün bize Afyon Cezaevi’nde Korona ’ya yakalanmış mahpusların yakınları arıyor. Yakınlarımızdan bir haber alamıyoruz diyorlar, Afyon Cezaevi’nde en az 35 kişi Korona’ya yakalanmış durumda yakınlarından haber alamayan, yüzlerce binlerce mahpus yakını diken üstünde, herhangi bir resmi açıklama yapılmıyor. Bu nasıl bir haldir anlamak mümkün değil. Bu insanları böyle bir çaresizlik, böyle bir haberdar etmeme krizi ile başbaşa bırakıyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Elâzığ T Cezaevi’nden bir örnek vereyim size.</strong>&nbsp;Aktaran diyor ki: “İki hafta önce mahkemeye götürülmüş, döndüğünde 5 kişilik karantina koğuşuna koymuşlar bugün itibariyle 11 kişi bu koğuşta kalmakta. Yeni tutuklular, hastaneden getirilenler, mahkemeye çıkarılanlar hepsi bu koğuşta.”</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Trabzon Ortahisar Ampute Futbol Takımın’daydım diyor. hukuksuz iddialarla cezaevine girince kimse bu engelli futbolcudan terörist olmaz demedi</strong>,8 aydır hastaneye gidemediğimden cezaevinde çok zor koşullarda koltuk deynekliyim,6 aydır raporum adli tıp da işlem görmedi perişan ve zor durumdayım diyen bir engelli kardeşimiz,mahpus evet mahpus olabilir ama onun tüm haklarının çiğnenmesini gerektirmiyor bu. Bakın ne diyor 8 aydır hastaneye gidemiyorum,6 aydır raporum adli tıp da işlem görmüyor olacak şey mi bunlar arkadaşlar. İnsanları bu denli kimsesiz bırakmayın.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Başbakanın açtığı bankaya hac paramı yatırdığım için 3 aydır cezaevindeyim diyor. 63 yaşındaki Fatma Yurt.&nbsp;</strong>Manisa Cezaevi’nden. 63 yaşında mukavele okuyan bir kadındım burası hiç bana göre değil, düştüm kolumu kırdım, ilaçlarıma ulaşmakta zorluk çekiyorum, Bylock nedir bilmem ama başıma bu iş geldi. İşte ülkenin hali bu arkadaşlar. Hukuksuz yasaya aykırı kararlarla insanları cezalandırıyorsunuz, yaşlı, hasta, bebekli demeden insanları orada daha da ağır çileler içinde bırakıyorsunuz.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bakın cezaevlerinde hak ihlalleri devam ediyor. Hem zulmen müebbet ver hem de yemek verme.&nbsp;<strong>Harbiyeli öğrenci annesiyim diyor: “Bugün oğlum telefon açtı</strong><strong>&nbsp;Yemekler az geliyor dedi. Silivri 5 nolu da.</strong>&nbsp;Başka öğrenci anneleri de beni aradı. Bunun düzeltilmesini gerektiğini söylüyoruz.” diyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Eşim Manisa Cezaevi’nde yatıyor diyor hükümlü koğuşunda bir akademisyen</strong>, hayatı kitap okumakla ve yazmakla geçti, içerde olduğu sürece hep kitap gönderdim ama artık almıyorlar. 3 aydır almayacaklarmış. Peki mahpus bir akademisyen içerde nasıl vaktini geçirsin diye soruyor mahpus yakını. Kantinde çok kötü diyor Manisa Cezaevi için bahsediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Mazlum Dönder Kırşehir Cezaevi’nde. Bakın boş gerekçelerle insanları üniversite öğrencisiyken terörist ilan ediyorlar bu ülkede.</strong>&nbsp;Mazlum Dönder bir üniversite öğrencisi bir belki basın açıklamasına katılmış, belki bir başka gösteriye katılmıştır ama hemen terörist ilan edilip cezaevine atılmış. İstikbali karartılmış ve bununla kalmamışlar cezaevinde de cezaevi yetkilileri ona kötü muamelede bulunuyor, işkence ediyor ve dayattıkları hususları kabul etmemesi durumunda da darp ediyorlar, darp edilmiş bir kişidir bu kişi bakın. Tekli hücrede ve açlık grevine girmiş durumdalar. Burası neresi? Kırşehir Cezaevi. Şu anda Kırşehir Cezaevi’nde açlık grevi var insanlar perişan durumdalar. Bakın hem zulmen cezaevine atıyorsun hem de ardından cezaevinde bu mahpusları ihlale uğratıyorsun ve ardından yanına kar kalacağını sanıyorsun, bu insanlar çaresizlik içinde şuanda açlık grevindeler arkadaşlar. Bu gençler üniversitelerini bitirip millete hizmet edebilirdi ama hukuksuz yargı kararları ile şuanda tekli hücrelerde açlık grevindeler.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Cezaevlerinde yemek sorunları devam ediyor. Açık cezaevlerindeki sorunlardan dolayı bir çok cezaevinde yeterli ve kaliteli yemek yapılmadığı şikayetini alıyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Aydın Cezaevi’nden bakın ne diyor&nbsp;</strong>mahpus:” WC ve banyo önünde yattığımızı söyleyince bize infaz koruma memurları diyor ki: “Hadi yine iyisiniz burada sizden önce daha fazla kişi kalıyordu, şu halinizle bile iyisiniz.”diyor. memleketin hali bu işte.Türkiye’den manzaralar.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Ahmet Uğur Bingöl Cezaevi’nden yazıyor:</strong>&nbsp;“Kitap engel.! Tutukluyuz&nbsp;ama Bakanlık bizi aktif örgüt üyesi diye fişliyor, Nilüfer belediyesinden istediğim kitaplar verilmedi, kütüphaneye bağışlandı yalanı uydurdular, bize kurs da yasak, tek yapabileceğim kitap okumak, onu da elimizden alıyorlar."</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Gardiyanların kendilerini sizi rahat bırakmayacağız</strong>, burası Seydişehir size kimse ulaşamaz, sesinizi çıkarmayın diye tehdit ettiğini söyleyen mahpuslar var bu ülkede değerli arkadaşlar, Adalet Bakanlığı uyuyor mu? Ceza Tevkifişleri Genel Müdürlüğü uyuyor mu? Ne zaman uyarılarımıza kulak asacaklar?</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>41 kişi depo gibi bir koğuşta kalıyorlar. Sayın vekilim babam Malatya E Cezaevi’nde tutuklu, zor şartlardalar</strong>, 41 kişi depo gibi bir koğuşta kalıyor, verilen öğlen yemeği hakları ellerinden alınmış, bu ramazanda olmuştu ve iftar verdikleri yemek yeterli değil zor şartlarda oruç tuttular.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yılmaz Uçar Konya Seydişehir T Cezaevi’nde</strong>, cezaevinde gardiyanlar tarafında işkence yapıldığını söyledi. Dün Yılmaz'ın burnu kırılmış,2 arkadaşı da hücreye atılmış, 3 gündür açlık grevinde olduklarını söylüyorlar.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Elazığ Kadın Kapalı Cezaevinde özellikle tahliyelerden sonra kötü yemek şikayetleri çok geliyor.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>&nbsp;</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Malatya Cezaevi’nde de yine aynı şikayetler.</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Maraş Cezaevi’nde, Tekirdağ Cezaevi’nde yine aynı şikayetler bize çok geldi.</strong></span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Karaman Cezaevi’nde normal koğuşta kalan Ahmet Aydın koğuş arkadaşlarına moral veriliyor denilerek 27 aydır hücrede tutulmakta</strong>. Hücrede tutulan Seyit Ahmet Aydın’ın günde 50 dakika avluya çıkılmasına izin veriliyor. Düşünün yani. Mahkum değilsiniz tutuklusunuz, bir takım hukuksuz gerekçelerle tek kişilik hücreye konulup 24 saatte ancak 50 dakika havalandırmaya çıkacaksın,50 dakika ancak güneş göreceksin deniliyor.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Yine bir başkası eşim Bandırma Ceza İnfaz Kurumu’nda</strong>&nbsp;tutuklu bugün yine kantin ve manav alışverişinde büyük sıkıntılar olduğunu söylüyor dediler.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Kadına yönelik tüm kötü saldırıları eleştiriyoruz. Bu Başak Demirtaş’a da olsa aynısı Esra Albayrak’a da olsa aynısı.</strong>&nbsp;Kadına yönelik tüm saldırılar,tüm cinsiyetçi küfürler ayaklarımızın altındadır ve bunları yapanlar cezalandırılmalıdır. Ayrım yapmadan bir insan hakları savunucusu yaptığımızı tekrar tekrar söyleyelim.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Alev Şahin : “Düzce’de AVM’ler açık, lokantalar açık her yer açık insanlar iç içe,tek başına bir meydanda eylem yapan bu kişi ise efendim pandemi var eylem yapamazsın diyerek engelliyorlar!”</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">KHK nedeni ile ihraç edilen arkadaşlarımıza yönelik hukuksuzluklar devam ediyor. Bakın Alev Şahin Düzce’de yıllardır tek başına eylem yapıyor. Sadece şunu söylüyor: “Hiç kimseye zarar vermeden, hukuksuz bir şekilde ihraç edildim, işimi geri istiyorum.” Diyor Alev Şahin. Düzce’de AVM’ler açık, lokantalar açık her yer açık insanlar iç içe,tek başına bir meydanda eylem yapan bu kişi ise efendim pandemi var eylem yapamazsın diyerek engelliyorlar ve yasaklıyorlar olacak bir iş değil. Biz bununla ilgili soru önergesi de verdik. Bakın toplumda herkes iç içe ama KHK’lı Alev Şahin Düzce’de hak arıyor diye efendim pandemi var tek başına eylem yapamaz, ya tek başına zaten yanında kimse de yok tek başına çıkıyor pankart açıyor bir şeyler söylüyor bitiriyor eylemini, bu insan bu haliyle mi bulaşıcılık saçacak? Gerçekten hastalığı bile bir fırsat olarak kullanan bir anlayış ile karşı karşıyayız.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:18px"><strong>Nazan Bozkurt Yüksel Direnişi’ni devam ettiren kardeşlerimizden birisi ve her yaptığı eylemde ağır bir şekilde darp ediliyor</strong>, öncesinde elmacık kemiği kırılan, bunu şikayet ettiği halde şikayet ettiği kişiler hakkında bir işlem yapılmayan ama bunun karşılığında yok polise mukavemet ettin denilerek kendisi hakkında işlem yapılan, mahkemeler açılan, idari para cezaları verilen bir KHK’lı ama o bıkmıyor usanmıyor, yılmıyor, boyun eğmiyor ve diz çökmüyor eylemlerine devam ediyor, zulmün bitmesi gerektiğini ve KHK’ların ortadan kaldırılması gerektiğini net bir şekilde söylüyor, Yüksel Direnişinin yanındayız, Alev Şahin’in yanındayız zulme karşı sesini yükselten herkesin yanındayız değerli arkadaşlar</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[ASBESTLİ BORULARIN DEĞİŞİMİ İÇİN YAPILAN İHALEYE REKOR BAŞVURU]]>https://www.haberanaliz.net/haber/asbestli-borularin-degisimi-icin-yapilan-ihaleye-rekor-basvuru-105592e8563dd-14e9-40af-b9c0-3065b09a71862020-07-03T16:57:00+03:00HABER MERKEZİ ASBESTLİ BORULARIN DEĞİŞİMİ İÇİN YAPILAN İHALEYE REKOR BAŞVURU

ASBESTLİ BORULARIN DEĞİŞİMİ İÇİN YAPILAN İHALEYE REKOR BAŞVURU

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:16px">Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, Büyükşehir Belediye Meclisi gündemine taşıdığı asbestli boruların değişimi için ASKİ Genel Müdürlüğüne kredi talebi muhalefet tarafından reddedildi.</span></p><p><span style="font-size:16px">&nbsp; Halk sağlığını tehdit eden asbestli boruların bir an önce değiştirilmesi gerektiği uyarısında bulunan Başkan Yavaş’ın talimatıyla ASKİ Genel Müdürlüğü kendi öz kaynaklarıyla yapılmak üzere ilk ihaleyi gerçekleştirdi.</span></p><p>&nbsp;</p><p><span style="font-size:16px"><strong>İHALEYE 57 FİRMA KATILDI</strong></span></p><p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;Başkent’in 13 ilçesinin içme suyu ana iletim hattındaki insan ve çevre sağlığını tehlikeye sokan 220 kilometrelik asbestli boru değişimi konusunda ilk ihale Polatlı ve Beypazarı ilçeleri için yapıldı.</span></p><p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;ASKİ Genel Müdürlüğü Su İnşaat Dairesi tarafından elektronik ortamda yapılan ihaleye 57 firma katıldı. Rekor başvurunun olduğu ve yaklaşık 2 saat süren ihale; Youtube kanalı, ABB TV ve Büyükşehir Belediyesinin sosyal medya hesapları üzerinden canlı olarak yayınlandı.</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>MALİYET YAKLAŞIK 20 MİLYON TL</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p><p><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;&nbsp;“Polatlı ve Beypazarı İlçeleri Asbest ve Kullanım Ömrünü Tamamlamış İçme Suyu, Şebeke ve İletim Hatları Yenileme İşi”</strong>&nbsp;ihalesinde yaklaşık maliyet 19 milyon 963 bin 550 lira olarak belirlenirken, kıran kırana geçen ihalede en düşük teklif 13 milyon 620 bin 826 TL, en yüksek teklif 21 milyon 725 bin 596 TL oldu.</span></p><p><span style="font-size:16px">&nbsp; İhale Komisyonu, ihaleye teklif veren firmaların elektronik ortama yüklemiş oldukları yeterlilik belgelerini inceledikten sonra ihaleyi kazanan firmayı EKAP üzerinden ilan edilecek.</span></p><p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;Başkan Yavaş Mayıs ayı Büyükşehir Belediye Meclisinde yaptığı konuşmada,&nbsp;<strong>“Polatlı 26 km, Şereflikoçhisar 5 km, Evren 35 km, Beypazarı 50 km, Haymana 5 km, Akyurt 10 km, Kızılcahamam 2,5, Kahramankazan 5 km, Ayaş 9,3, Elmadağ 11,2, Çubuk 22 km, Nallıhan 15 km ve Keçiören 24 km”&nbsp;</strong>olmak üzere toplam 220 kilometrelik asbestli boru değişimini belediye kaynakları ile yapacaklarını söyledi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[“FATİH PARKINI RANTIN ELİNDEN KURTARDIK”]]>https://www.haberanaliz.net/haber/fatih-parkini-rantin-elinden-kurtardik-10558c57a98ea-24c0-44c5-8ef1-6c1f9c8383502020-07-03T16:54:00+03:00HABER MERKEZİ “FATİH PARKINI RANTIN ELİNDEN KURTARDIK”

“FATİH PARKINI RANTIN ELİNDEN KURTARDIK”

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Park alanı üzerinde hisse payı bulunan 16 hissedarın başvurması üzerine mahkeme tarafından toplam 3 milyon 106 bin 675 lira kamulaştırma bedeli belirlendiği bilgisini veren Başkan Tarhan, arsa sahipleriyle yapılan pazarlıklar sonucunda söz konusu alanı 2 milyon 175 bin lira gibi bir fiyata Mezitli Belediyesine kazandırdıklarını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px">7 Şubat 2020 tarihinde oy birliği ile alınan karar gereğince park içerisinde daha önce “içkili restoran” olarak kullanılan ve ağaçların bulunmadığı parselde yapmak istedikleri projeyi açıklayan Başkan Tarhan,&nbsp;<strong>“Daha önce içkili restoran olarak kullanılmasına ses çıkarmayanlar nedense bizim belediye bünyesine geçip,hiçbir temel kazısı yapılmadan tamamenahşap, çelik ve cam kullanılarak tek katlı işyeri yapmamızdan rahatsız olmuşlardır. Bugüne kadar çevre konusunda verdiğim çaba göz önündeyken yöneltilen bu eleştiriler tamamen asılsız ve dayanaksızdır. Eski Mezitli Bölgemizde 1511 ağacın kesilmesi sırasında canımız pahasına verdiğimiz, 100. Yıl Gümüşkum Tabiat Parkını kurtarmak için girdiğimiz, Tece’de 76 dönümlük arazinin TOKİ eliyle ranta kurban gitmesini önlemek için verdiğimiz mücadelelerde yanımızda olmayanların, tekbir ağacın bile kesilmeyeceği tamamen ahşap ve camdan oluşan tek katlı işyerlerine ‘çevre’ diyerek itiraz etmesi manidardır ” dedi.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>Orada uygulaması yapılacak projenin Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisine mensup Meclis üyeleri tarafından oybirliği ile kabul edildiğini hatırlatan Başkan Tarhan açıklamasında, “Biz imar planında Belediye Hizmet Alanı (BHA) olarak görünen boş parselin daha rasyonel kullanılması için bir proje geliştirdik. Uygulamayı yapacağımız bölgeyi de spekülasyona yer vermemek adına ahşap bariyerlerle çevirerek halkımıza gösterdik. Mezitli’yi çekim merkezi yapacak olan projemize destek olması gereken insanların sanki ağaçlar kesiliyormuş gibi ses yükseltmelerini kamuoyunun takdirine bırakıyorum”</strong>&nbsp;ifadelerine yer verdi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Birlikte yönetim anlayışı ile alınacak kararlarda vatandaşlar arasında referandum, anket çalışmaları yapmasıyla Türkiye’de örnek gösterilen Mezitli Belediyesine suçlama yönetilmesinin doğru olmadığına vurgu yapan Başkan Tarhan,<strong>&nbsp;“Açıklamamızı savunma ya da eleştirilere yanıt verme adına değil, kamuoyumuzu bilgilendirmek için yapıyoruz. Bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve yerine getirdiği sözlerle tüm partilerin takdir ettiği Neşet Tarhan’ı çevreci olmamakla, yalan söylemekle suçlamak kimsenin haddi değildir. Geçmişte otogarla ilgili verdiğimiz mücadelede yine aynı şekilde savaş açan basın mensuplarının haklılığımızı gördükten sonra umarım başları öne eğiliyor ve yüzleri kızarıyordur. Biz bu konuda eleştiriye son derece açığız ve halkımızla her platformda projemizi anlatmaya hazırız. Ancak sırf çıkar amacıyla baskı kurmaya çalışanların ve işi yalan haber yapma noktasına taşıyan basın mensuplarıyla ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Bazı çıkar çevrelerinin ve birkaç daire sahibinin deniz manzarasının kapanacağı kaygısıyla yaratılmak istenen kaos ortamına asla izin vermeyeceğiz. Mezitli halkının, hakkını ve malını kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz”&nbsp;</strong>şeklinde konuştu.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[İşgale geçit yok]]>https://www.haberanaliz.net/haber/isgale-gecit-yok-1055792b04975-5e8d-4caa-a0bc-5845407f406a2020-07-03T16:51:00+03:00HABER MERKEZİ İşgale geçit yok

İşgale geçit yok

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">ntalya Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Sahili'nde Kıyı Kanunu'na ve Konyaaltı Sahili Alan Yönetimi Usul Esasları Yönetmeliği'ne aykırı olarak kendi alanı dışına taşan işletmelerin halkın plajı kullanımını kısıtlayıcı uygulamalarına karşı denetleme yaptı. Kanun ve yönetmeliğine uymayan işletmeler uyarılarak, ihtar verildi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[BAŞKENT'TE YÜRÜYEN MERDİVENLER IŞIL IŞIL]]>https://www.haberanaliz.net/haber/baskentte-yuruyen-merdivenler-isil-isil-10556c1a0d804-aee7-436e-87be-0ac03ac000be2020-07-03T16:48:00+03:00HABER MERKEZİ BAŞKENT'TE YÜRÜYEN MERDİVENLER IŞIL IŞIL

BAŞKENT'TE YÜRÜYEN MERDİVENLER IŞIL IŞIL

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Daire Başkanlığı, Başkent genelinde gerçekleştirdiği çalışmalarla kenti daha güvenli ve estetik bir görünüme kavuşturmaya devam ediyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Başkent’te yaya alt ve üst geçitlerinde bulunan yürüyen merdivenler rengarenk led ışıklarla donatılmaya başlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>YÜRÜYEN MERDİVENLERDE FARKINDALIK VE GÜVENLİ GÖRSEL TASARIM</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Asansör ve yürüyen merdivenlerin bakım ve onarımını kendi olanaklarıyla gerçekleştiren Kent Estetiği Daire Başkanlığı, Başkentlilerin güvenliğine de büyük önem veriyor.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Yürüyen merdivenleri daha görünür kılarak farkındalığı artırmayı ve bu sayede yaya güvenliğini sağlamayı amaçlayan Büyükşehir Belediyesi, yeni uygulama ile hava karardıktan sonra yaşanabilecek kazaların da önüne geçmeyi planlıyor. Kırmızı, beyaz, yeşil, mavi ve mor renkli led aydınlatmalarla donatılan yürüyen merdivenler, görsel anlamda da göz alıcı tasarımıyla Başkentlilerin beğenisini kazanıyor.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>UYGULAMA KENT GENELİNE YAYILACAK</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlk etapta Havaş, Anadolu Bulvarı Mehmet Akif Ersoy Mahallesi ve Osmanlı Aile Yaşam Merkezi önünde bulunan 8 yürüyen merdivene takılan led ışıklar, kent genelinde yaygınlaştırılarak 30 noktaya daha uygulanacak.</span></p><p><span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kent Estetiği Daire Başkanlığı Bakım Onarım Şube Müdürlüğü ekipleri, yaya trafiğinin yoğun olduğu noktalarda çalışmayan ya da ekonomik ömrünü tamamlayan asansör ve&nbsp;yürüyen&nbsp;merdivenlerin montaj ve demontaj çalışmalarını da aralıksız sürdürüyor.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[YAŞLILARIMIZIN HER ZAMAN YANINDAYIZ]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yaslilarimizin-her-zaman-yanindayiz-1055578acc96b-3a48-492d-9791-66e25ca931912020-07-03T16:45:00+03:00HABER MERKEZİ YAŞLILARIMIZIN HER ZAMAN YANINDAYIZ

YAŞLILARIMIZIN HER ZAMAN YANINDAYIZ

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Gülnar Belediyesi Çanakkale Şehitleri Sosyal Yardım İşleri ve Nar Çiçeği ekibi tarafından yapılan çalışmalar sonrası Gülnar İlçesi İshaklar mahallemize Gülnar Devlet Hastanesinden temin edilen otomatik hasta yatağı ve Çavuşlar, Yassıbağ ve Üçoluk mahallelerimize havalı hasta yatakları sosyal yardım işleri ekiplerince yatalak hastalarımıza teslim edildi.</span></p><p><span style="font-size:18px">Belediye Başkanımız Alpaslan ÜNÜVAR konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Gülnar Belediyesi olarak ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız ile yardımsever vatandaşlarımız arasında köprü olmaya devam ediyoruz. Çanakkale Şehitleri Yardımlaşma Bankamız sayesinde yapılan yardımlarımız halktan büyük memnuniyet görüyor. Amacımız engellilerimizin ve yaşlılarımızın yaşamlarını kolaylaştırabilmek, daha rahat ve huzurlu bir yaşam sürebilmesini sağlamak. Belediye olarak sağlığa olan hizmetlerimize ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza destek olmaya devam edeceğiz”dedi.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Esnaf Cumhurbaşkanı’na mektup gönderdi]]>https://www.haberanaliz.net/haber/esnaf-cumhurbaskanina-mektup-gonderdi-10554deb1cc10-d367-4cab-9cc6-6f8e87de3a4f2020-07-03T16:42:00+03:00HABER MERKEZİ Esnaf Cumhurbaşkanı’na mektup gönderdi

Esnaf Cumhurbaşkanı’na mektup gönderdi

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">2.5 milyon esnafın temsilcisi olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir mektup gönderdi ve 11 ayrı talepte bulundu.</span></p><p><span style="font-size:18px">‘'Esnaf darda, ayakta zor duruyor'' diyen Palandöken, kredi borçlarının 3 ay ertelenmesini, esnaf ile yanlarında çalışan personelin prim borçlarının da yıl sonuna kadar devlet tarafından ödenmesini istedi.&nbsp;<em>Sözcü'den Ali Ekber Ertürk'ün haberine göre;</em>&nbsp;Palandöken, taleplerini şöyle sıraladı:</span></p><p><span style="font-size:18px">– Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifleri aracılığıyla esnaf ve sanatkârlarımıza kullandırılmış olan kredilerin geri ödeme tarihleri, faizleri Hazine'ce karşılanmak kaydıyla, bir kez daha 3 ay süre ile yeniden ertelenmeli.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Esnaf ve sanatkârlarımız ile yanlarında çalışanların ödeyecekleri SGK primleri, yıl sonuna kadar devlet tarafından karşılanmalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Esnaf ve sanatkârlarımızca ödenen işyeri kira stopajı uygulamasına son verilmeli.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Temel gıda maddeleri ile temizlik ürünlerinden Katma Değer Vergisi (KDV) alınmamalı ya da oran yüzde 1'e indirilmeli.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin ve tarım kredi kooperatiflerinin, esnaf ve sanatkârlara rakip olacak şekilde ticaret yapmaları önlenmeli.</span></p><p><span style="font-size:18px">Bendevi Palandöken</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>NAKİT DESTEĞİ ŞART</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">– Son 3 yıl içinde işyeri açık olan esnaf ve sanatkârlara doğrudan nakit desteği sağlanmalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Kahvehanelerde gereken hijyen tedbirleri alınmak kaydıyla oyunlar serbest bırakılmalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">– İl içinde faaliyet gösteren ticari araçlar ile okul servislerinde yüzde 50 yolcu taşıyabilme uygulaması kaldırılmalı. Turizm bölgelerinde çalışan 9 koltuklu taksilerin 3 yolcudan fazla taşımaması şeklindeki uygulamaya son verilip, yolcu kapasitesi yüzde 50'ye yükseltilmeli. 100 km'ye kadar şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan araçların da koltuk kapasitesi kadar yolcu alabilmeleri sağlanmalı.</span></p><p><span style="font-size:18px">– Kamu kurumları ile 50'den az çalışanı olan işyerlerinin,&nbsp; işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından hizmet alma yükümlülüğü, 1 Temmuz 2021'e ertelenmeli.</span></p><h3><span style="font-size:18px"><strong>TEKEL BAYİLERİNE CEZA DARBE VE YIKIM OLUR</strong></span></h3><p><span style="font-size:18px">Bendevi Palandöken, mektupta gece saat 22.00 ile sabah 06.00 saatleri arasında alkollü içki satışı yapılması halinde uygulanan azami 51 bin 600 TL tutarındaki para cezasının, 65 bin ila 320 bin liraya çıkarılmak istenmesinin tütün ve alkol ürünü satan esnaf için darbe ve yıkım olacağını vurguladı. Palandöken, “Adil olmayan bu ceza esnafımızı, ‘Bu kadar da olmaz' noktasına getirmiştir. Bu düzenlemeden vazgeçilmelidir” dedi.</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/esnaf-cumhurbaskanina-mektup-gonderdi-1749125">https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/esnaf-cumhurbaskanina-mektup-gonderdi-1749125</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Türkiye genelinde 95 bin esnaf kepenk kapattı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/turkiye-genelinde-95-bin-esnaf-kepenk-kapatti-1055303ca7490-7cd0-494f-957d-ffa48043e76a2020-07-03T16:39:00+03:00HABER MERKEZİ Türkiye genelinde 95 bin esnaf kepenk kapattı

Türkiye genelinde 95 bin esnaf kepenk kapattı

EKONOMİ

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İSMAİL AKIN</span></p><p><span style="font-size:18px">TBMM'de görüşmeleri devam eden Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi hakkında CHP grubu adına söz alan Budak, bütçenin vatandaşın gündemiyle hiçbir ilgisi bulunmadığını dile getirerek şunları söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>KEPENK KAPATAN ESNAF SAYISINDA GEÇEN SENEYE GÖRE YÜZDE 10'A YAKIN ARTIŞ VAR.</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Budak şunları söyledi, “Sokağa çıkıp kaynakçı Mehmet ustayla konuştuğunuzda görüyorsunuz ki, 1.603 TL asgari ücretle 4 çocuğunu nasıl geçindireceğini, evlere temizliğe giden, sigortası da olmayan eşi hastalığı nedeniyle çalışamaz duruma düşerse, küçük oğlunu nasıl okula göndereceğini düşünüyor. İlkokula giden bir çocuğun aylık ortalama eğitim masrafı yalnızca bu yıl yüzde 50 arttı. Bakkal İsmail kardeşim hemen karşısına açılan zincir marketin 40 yıllık dükkânını batıracağının farkında. Ayakta zor duruyor. Zararı göze alıp kepengi açık tutmaya çalışıyor. Bu yıl sadece seçim bölgem Antalya'da kepenk kapatan esnaf sayısı 4 bin 700. Türkiye genelinde ise 95 bin. Kepenk kapatan esnaf sayısında geçen seneye göre yüzde 10'a yakın artış var.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>2,5 MİLYONA YAKIN KREDİ KARTI TAKİPTE</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">Emekli Seyhan abla aylığıyla kredi kartı borcunu bile ödeyemiyor. Bir ay bir kredi kartının, diğer ay diğer kartının asgarisini ödeyerek idare etmeye çalışıyor. Kart faizleri anapara borcunu geçmiş durumda. Takibe düşen kart sahibi sayısı 2 milyon 340 bin, kredi kartı sahibi olanların %10'u icralık durumda. 45 yaşındaki Ömer, tezgâhtar olarak çalışıyor, düşük maaşıyla geçinemiyor. Yaşı nedeniyle yeni bir iş bulamıyor. Yaşa takılıyor, emeklilik hakkını da alamıyor. Emeklilikte yaşa takılan yüz binlerce mağdurdan sadece biri.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>ÜCRETLİDEN SGK PRİMİYLE BERABER 30 MİLYAR TL VERGİ KESTİNİZ</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">İşçiyi, emekliyi ezdirip yandaşı zengin ettiniz. Yalnızca 2017 yılında 6 milyon asgari ücretliden SGK primiyle beraber 30 milyar TL vergi kestiniz. Buna karşılık, yandaşların vergilerine 126 milyar liralık muafiyet ve istisna uyguladınız. Vatandaşlarımızın hayatını iyice zorlaştırdınız. Ama Türk vatandaşlığına geçmeyi kolaylaştırdınız. Kim olursan ol, artık 250 bin dolarlık taşınmaz alma taahhüdü vermek bile vatandaş olmak için yeterli. Sonuç olarak bu bütçe, adaletten yoksun, asgari ücretliyi, emekliyi, memuru, esnafı, çiftçiyi yok sayan, bir zulüm bütçesidir. Bu bütçe, vatandaşın derdine derman olmayan, üretime katkı sağlamayan, değişen dünya koşullarına uyum göstermeyen, tutarsız, vizyonu ve en önemlisi de vicdanı olmayan bir bütçedir.”</span></p><p><span style="font-size:18px">HABER VE KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/turkiye-genelinde-95-bin-esnaf-kepenk-kapatti-2805139/">https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/turkiye-genelinde-95-bin-esnaf-kepenk-kapatti-2805139/</a></span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlandı: TBMM'nin çalışma süresi uzatıldı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/resmi-gazetede-yayimlandi-tbmmnin-calisma-suresi-uzatildi-10552bbedf146-9a02-4bab-ac03-66e5c51dcbc32020-07-03T16:37:00+03:00HABER MERKEZİ Resmi Gazete'de yayımlandı: TBMM'nin çalışma süresi uzatıldı

Resmi Gazete'de yayımlandı: TBMM'nin çalışma süresi uzatıldı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin TBMM Kararı,&nbsp;Resmi Gazete'de yayımlandı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Genel Kurulun 30 Haziran 2020 tarihli 105'inci Birleşimi'nde alınan karara göre, Anayasa'nın 93'üncü ve TBMM İçtüzüğü'nün 5'inci maddeleri uyarınca 1 Temmuz 2020 Çarşamba günü tatile girmesi gereken TBMM tatile girmeyerek çalışmalarına devam edecek.</span></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Son ankette DEVA Partisi sürprizi! Ali Babacan oylarını ikiye katladı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/son-ankette-deva-partisi-surprizi-ali-babacan-oylarini-ikiye-katladi-105514ca593f6-e069-425c-91cc-3e2a30382af62020-07-03T16:35:00+03:00HABER MERKEZİ Son ankette DEVA Partisi sürprizi! Ali Babacan oylarını ikiye katladı

Son ankette DEVA Partisi sürprizi! Ali Babacan oylarını ikiye katladı

GÜNDEM

HABER MERKEZİ
<p><span style="font-size:18px">İstanbul&nbsp;<a href="https://www.haberler.com/ekonomi/" title=" Ekonomi, Ekonomi Haberleri, Ekonomi Haber"><strong>Ekonomi</strong></a>&nbsp;Araştırma Genel Müdürü Can Selçuki,29-30 Haziran'da bin 514 kişi ile yapılan kamuoyu araştırmasının sonuçlarını açıkladı.</span></p><p><span style="font-size:18px">Halk TV'de yayınlanan Şirin Payzın ile Sözüm Var programında anket sonuçlarını açıklayan Selçuki,&nbsp;<a href="https://www.haberler.com/ak-parti/" title="AK Parti Haberleri, AK Parti Haberi, AK Parti Haber"><strong>AK Parti</strong></a>&nbsp;yüzde 36.27, CHP'nin yüzde 18.63, HDP ise yüzde 10.43 oy aldı. Yüzde 10'luk seçim barajının altında kalan MHP yüzde 9.50, İYİ Parti yüzde 9.20, DEVA Partisi yüzde 2.40, Gelecek Partisi yüzde 0.78 oy aldı. Ankete katılan bin 514 kişinin yüzde 10.70'i ise kararsız olduğunu ifade etti.</span></p><p><span style="font-size:18px">Selçuki anketle ilgili değerlendirmesinde AK Parti'den istifa eden&nbsp;<a href="https://www.haberler.com/ali-babacan/" title="Ali Babacan Haberleri, Ali Babacan Haberi, Ali Babacan Haber"><strong>Ali Babacan</strong></a>'ın kurduğu DEVA Partisi'nin oylarını ikiye katladığını söyledi.</span></p><p><span style="font-size:18px"><strong>İstanbul Ekonomi Araştırma'nın anket verileri ise partilere göre şöyle dağılım gösterdi:</strong></span></p><p><span style="font-size:18px">AK Parti yüzde 36.27</span></p><p><span style="font-size:18px">CHP yüzde 18.63</span></p><p><span style="font-size:18px">HDP yüzde 10.43</span></p><p><span style="font-size:18px">MHP yüzde 9.50</span></p><p><span style="font-size:18px">İYİ Parti yüzde 9.20</span></p><p><span style="font-size:18px">DEVA Partisi yüzde 2.40</span></p><p><span style="font-size:18px">Gelecek Partisi yüzde 0.78</span></p><p><span style="font-size:18px">Kararsızlar yüzde 10.70</span></p><p><strong>haber ve kaynak:&nbsp;<a href="https://www.haberler.com/son-ankette-deva-partisi-surprizi-ali-babacan-13380360-haberi/">https://www.haberler.com/son-ankette-deva-partisi-surprizi-ali-babacan-13380360-haberi/</a></strong></p>
© 2020 Copyright Haber Analiz
]]>
<![CDATA[Yargıdaki çöküş, devletin temellerini sarsmaya başladı]]>https://www.haberanaliz.net/haber/yargidaki-cokus-devletin-temellerini-sarsmaya-basladi-10550a6bcce7a-64c1-447b-8f62-2e2da9b33eff2020-07-03T16:33:00+03:00HABER MERKEZİ