‘Kocamış’ mirası!
EKONOMİMİLLİYETÇİ ÜLKÜCÜLERİN GAZETESİ OLAN "TÜRKGÜN" DE GAZETECİ YAZAN MUSTAFA ÖNDER YAZDI. İŞTE O BUGÜNKÜ KÖŞE YAZISI :
MİLLİYETÇİ ÜLKÜCÜLERİN GAZETESİ OLAN "TÜRKGÜN" DE GAZETECİ YAZAN MUSTAFA ÖNDER YAZDI. İŞTE O BUGÜNKÜ KÖŞE YAZISI :
‘Kocamış’ mirası!
25 yıl seni taşımışlar…
İlçe ve Büyükşehirde başkan eylemişler…
Sen bir gün olsun Ülkücü kadrolarla çalışmamışsın…
FETÖ’cü kriptolar çevrende halka halka olmuşlar…
Çoğu ya tutuksuz yargılanıyor ya da içeride…
Kalkmışsın, “94’e kadar MHP’nin Çukurova’da esamesi yoktu” diye akıllara zarar açıklamalar yapıyorsun…
Genel Merkez ne kadar haklıymış seni tekrar aday göstermemekte…
Şu haline “Ego zehirlenmesi” denir ağa!
Ruh halinle ilgili Yıldıray Çiçek Bey’in şu tahlili haksız mı:
“Para, makam ve ihtiras peşinde koşanları görünce roman yazarı Dostoyevski’nin “Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgâr sert esti. Üç tüy düştü şeytandan dünyaya. Biri paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı” sözü gelir aklıma…”
6-7 ay önce ziyaret etmiştik Mersin’i…
Teşkilatlar bir yandaydı, sen bir yanda…
Bu kopuşun ve geçmişi inkar edişinin işaretlerini almıştım…
Biliriz, Ülkücülerin omuzları, “cüce devler”in ayak izleriyle doludur…
Senin de onlardan biri olacağını hissetmiştik…
“Bizans hastalığı”nın virüsüne bulaştığın, 7 Haziran sonrası MHP’ye ve özellikle Devlet Bey’e husumetin oyuncağı olanlara dur diyemeyişinden belliydi…
Hatta belki de kıs kıs gülüyordun…
Omuzuna basıp çıktıktan sonra tekmelediğin adamlardan biri Rauf Bey’di…
Onu hatırlıyor musun ağa?
Ya sana itirazsız Büyükşehiri açan, beyefendi Ülküdaşın Hamit Tuna’yı bir gözünün önüne getir hele…
Ve senin şimdiki halini düşün…
“Proje partiler”in toplantılarında “bozkurt işareti yaparken rozet taktırmayı” düşün…
Bu ihtiras, bu dev aynasındaki kibire Ülkücülüğü nasıl yakıştırabildin?
Hepsini geçtik, bu bitip tükenmez Bahçeli düşmanlığın ne?
Kurultaylarda çevirdiğin fırıldaklara rağmen aday gösteren kimdi?
Çevrendeki “Cüce devlerin” Esenboğa tarlalarında koşuşturdu, makamında onlarla pozlar verdin…
Yediğin onca FETÖ operasyonu sonrası koşa koşa geldiğin yer yine Devlet Bey’di…
25 sene Ülkücülerin omuzlarına basıp basıp çıktın…
Şimdi proje partisinde kimin omzuna basacaksın bakalım?
25 senenin aziz hatırası, bu nankörlüğe değer mi?
Kimsenin sana borcu yok…
Verdikleri itibarı, kazandırdıkları makamı neyle ölçebilirsin ki?
FETÖ’nün “belediyeler imamı”na bile yer açarken kaç Ülkücü’yü bağrına basabildin, de hele?
“Bir ihalede ille o ‘Alman firması’nı isteme”nin anlamı neydi?
“Başbuğ’un adını anıp, HDP’yi Kürt siyasi hareketinin temsilcisi sayanlarla” bir olmak nasıl bir ikiyüzlülük ağa?
“Hacı başkan” olmayı nasıl bölücülerle yoldaş olmaya tercih edebildin?
“Çocuklarına miras bırakacağın neydi”, neden caydın, de hele?
Bu kutlu dava, bugüne kadar çok fitneyi, çok “küçük adamı” öğüttü…
Siyaset çöplüğü birçok kimlik bunalımında adamla dolu…
Mersin, 31 Mart’ta gereken dersi verecektir…
KAYNAK: türkgün
İlginizi Çekebilir
GSB, niye doğrudan temin?
Mersin Gençlik Ve Spor il Müdürlüğünün yapmış olduğu ihale ve alımları yıllardır dile getiriyoruz. Israr ile Doğrudan temin ve pazarlık alımlarda hassas olmalarını, bu işlere fazlaca rağbet etmemelerini, mümkün ise birbirine benzeyen aynı işleri toplayıp bir bütün halinde açık ihale çıkmalarını KAMU ADINA, BEYTÜLMALI KORUMA ADINA, DEVLETİMİZ VE MİLLETİMİZ ÇIKARINA rica ettik. Bu arada geçen günler bir ihale yaptılar. AÇIK şekilde onu da takdir ve tebrik eden yazı yazdık. Şimdi doğrudan teminlere yeniden bakıyoruz…
ÇETKODER GENEL BAŞKANI GÖKTAŞ, TÜKETİCİLERE SESLENDİ
Göktaş yaptığı açıklamada: “Ticaret Bakanlığı, yenilenmiş ürünlerin kapsamına televizyonları da alırken, söz konusu ürünler için 14 günlük şartsız cayma hakkı tanındı. Bakanlığın hazırladığı "Yenilenmiş Ürünler Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelikle, kullanılmış malların yenilenmiş olarak tekrar satışa sunulmasına ilişkin uygulama usul ve esasları düzenlendi. Ancak bu konuda biraz geride kalındı, yani geç kalındı. Yine de önemli bir gelişme” dedi. Ve bir dizi uyarıda tavsiyede bulundu.
TOROSLARIN BAŞKANI DOĞRUDAN TEMİNİ ÇOK MU SEVİYOR?
Yürürlükte tasarruf genelgeleri mevcut. Ayrıca birbirine benzeyen işlerin toplu halde ihaleye çıkması daha doğru değil mi? Neden aynı işler aynı kişilerden sık sık alınıyor? İşte 2 aylık doğrudan teminlerden bazıları:
SİLİFKE- MUT- YENİŞEHİR- TOROSLAR İHALELERİNE BAKIN HELE…
Yürürlükte tasarruf genelgeleri var. Devletin kör kuruşunun hesabını yapmak lazım. Ama gerekli gereksiz, abartılı alımlar milletin canını sıkıyor. Bu kez SİLİFKE- MUT- YENİŞEHİR- TOROSLAR Belediyelerinin ihalelerine baktık ve aktarıyoruz:
KARAYOLLARININ PAZARLIKLI İŞLERİ: 5 MİLYAR 7 YÜZ 12 MİLYON 7 YÜZ 79 BİN 3 YÜZ 84 LİRA…
KARAYOLLARI 5.BÖLGEDE PAZARLIKÇI ÇIKTI. 2026 ilk aydan bu güne kadar 5 MİLYAR 7 YÜZ 12 MİLYON 7 YÜZ 79 BİN 3 YÜZ 84 LİRALIK pazarlıklı alım yaptılar. Yürürlükte tasarruf genelgeleri var. Devletin kör kuruşunun hesabını yapmak lazım diyen devlet büyüklerimizin dediklerini dikkate almaları lazım. İhaleler böylesine büyük çapta olmasına rağmen neden AÇIK ihale değil de, pazarlıklı yapılıyor?
NİYE PAZARLIK, NİYE AÇIK İHALE DEĞİL?
Mersin Büyükşehir'in ihalelerini inceledim. Yürürlükte tasarruf genelgeleri mevcut. Belediyelerin alım gücü belli. Yapılan ihale ve alımlar neden pazarlık usulü, niçin açık ihale değil. Açık ihale olsa katılım daha fazla olup rekabet oluşmaz mı?