Bakan Kirişci: Tarım milli güvenlik meselesidir

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Bakan Kirişci: Tarım milli güvenlik meselesidir
Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, CNN Türk'te Ahmet Hakan'a gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Kirişci, Yusufeli Barajı'nın senelik 375 milyon dolarlık getirisi olduğunu belirterek, "Yusufeli anlatılmaz, yaşanır. Suya ihtiyacımız olduğunda suyumuz burada. Devasa bir üretim var. Bu baraj kendini 2.5 yılda amorti edecek" ifadelerini kullandı. "Tarım milli güvenlik meselesidir" diyen Bakan Kirişci, gıda fiyatlarındaki artışın çözümü için geliştirilen 'Kent Tarımı' projesinin detaylarını açıklayarak, "Amaç yerinde üretim, yerinde tüketim. 'Suyu düştüğü yerde tutacağız' diyoruz ya, insanları da doğduğu yerde tutmamız lazım" dedi.

İşte Bakan Kirişci'nin açıklamalarından satır başları:

Yusufeli Barajı'na inşaatın başlama tarihi 2013. 2022'de burada su tutmaya başladık. Takvimlendirme tamamlandığında 29 Mayıs'ta elektrik üretimine başlayacak. Tam 309 gün sürecek. Burası Çoruh Nehri üzerinde kurulan bir baraj. 17 proje var burada. 8 tanesi çok önemli barajlar. Yusufeli 8 barajdan bir tanesi.
"TEKNOLOJİNİN TAMAMI BİZE AİT"

Diğerleri de hidroelektrik santralleri. Çift eğrilikli ve beton kemerli bir gövde diyoruz. Mühendislik harikası bir örnek var. Dünyada 5., Türkiye'deki en yüksek baraj. Arkasında tutabileceği su miktarı artıyor yükseklik arttıkça. Su akışını düzenlediği için, Borçka, Deriner, Arvin ve Muratlı barajlarının birikintilerini tutma özelliği sağlıyor. Taşkın önleme konusunda da muazzam bir baraj. Yan yüzeyleri de özel uygulamayla suyun direncine dayanıklı hale getirildi. Mühendis ve teknolojinin tamamı bize ait. Yusufeli ilçe. 6 kez yer değiştirmiş bir Yusufeli'ni yeniden değiştirmek zorunda kaldı. Çok daha güzel binalar yaptık. Burada barajın altında kalacak toprağı taşıdık. Bin 535 dekarlık alanı yerleşim alanı olarak belirledik. 92 binin üzerinde ağaç ve fidanı yeni yerleşim yerine taşıdık. 3 bin 205 adet konut yaptık.
"SENELİK GETİRİSİ 375 MİLYON DOLAR"

İlin adı Antalya olsun. 2.5 milyon nüfus var. Elektrikle ilgili ihtiyaç bu barajla karşılanacak. İktidara geldiğimizde baraj sayısı 276 iken 930 baraja yükseldi. Türkiye nüfusunun 30'da 1'ine bu baraj hizmet ediyor. Yusufeli anlatılmaz, yaşanır. Suya ihtiyacımız olduğunda suyumuz burada. Devasa bir üretim var. Bu baraj kendini 2.5 yılda amorti edecek. Bazen 7 yılı bulur barajın kendini karşılaması. Barajın senelik 375 milyon dolarlık getirisi olacak. Gövde, yüksekliği, depolanan su miktarı bunların hepsi neden. Telefonla görüntü almak istediğinizde 541 metre geri çekilmeniz gerekiyor. Bu ülkede güzellik adına yapılan şeyleri takip ederim. Bunlar Türkiye'nin imaj projeleri. İftihar edilecek bir şey. Önce görmek lazım. 2 gün sonra Konya'da bir açılış daha yaptık. Avşar Barajı. Hangisini anlatalım. AK Parti toplumu hizmetlere çok alıştırdı.
Yusufeli, kendinden sonra gelen barajların ekonomik ömürlerini artırıyor. Nehir üzerine takılabilecek en büyük gerdanlık diyoruz. 8 projeden 3 tanesi 1999'dan bu yana devam eden projelerdi, bitirmek bize nasip oldu. Su tutma sürecinde suyu tutmaya başladık. 9. gününde iki köy suyun altında kaldı. 69. gün 30 Ocak'a denk geliyor. Bir ilçede kimse mağdur edilmeden yeni yerine taşındığı bir süreçte tamamıyla suyun altında kalacak. Final 309. gün. Yeni Yusufeli için 110 kilometre yol yaptık. 2002 yılına kadar 50 km tünel uzunluğu vardı. Bu baraj için 62 km tünel yaptık. 110 bin km'lik yolun 62'si tünel. 68 kilometresi devlet yolu, 42 kilometresi köy yolu. 16 adet dolgu barajı diyoruz. Böyle bir meyilde konut yapacaksınız. Dolgu barajı demek bu. Yol için harcanan para 11 milyar liraydı.334 dükkan inşa ettik. Aziz milletimize ne yapsak azdır. Biz çok mutlu olduk.

TARIMSAL ÜRÜNLERİN FİYATLARINDAKİ ARTIŞIN SEBEBİ NEDİR?

2002'de 65 milyon olan nüfus bugün 85 milyona çıkmışsa, bu ülke üretmiyor demek haksızlık. Biz üreticimizin elindeyken herhangi bir ihracat yasağı getirmiyoruz. Biz zeytinyağının ihracatına bile yasak getirdik. Fiyatlarda mazot ve gübreden kaynaklanan bir artış var. Normalde bir çiftçi mazot ve gübre kullanarak ürün yetişirdi. Biz dedik ki; Mart ayındaki desteği 6 ay öne çekiyoruz, Ekim ayında bu desteği üreticimize veriyoruz. Ziraat Bankası bir kart verdi, Mart'ta alacağı parayı biz yükledik. Sonra çiftçiye dedik ki; git mazot ve gübreni al. Biz böyle bir dönemde üreticimizin kullandığı 100 milyon liralık kredinin limitini biz 200 milyona çıkardık. Çünkü derdimiz ne, maliyetleri aşağıya çekmek.
'KENT TARIMI' PROJESİ NELER DEĞİŞECEK?
1 kg domatesin Antalya'dan İstanbul'a nakliyesi ortalama 1.2 TL. 4 gün sürüyor bu, şu dediklerimizin hepsi yaşanıyor. Peki bizim 'Kent Tarımı' ile derdimiz ne? Amaç yerinde üretim, yerinde tüketim. Suyu düştüğü yerde tutacağız diyoruz ya, insanları da doğduğu yerde tutmamız lazım. Bu toplum kırsalı terk ederek mutlu olacağını sandı. Kimse bunu isteyerek yapmadı. Bizim bugün kırsalda da elektriğimiz var, kanalizasyonumuz var. İzmir'de Avrupa'nın en büyük sera kümelenmesi olacak. Balıkesir Gönen'de 8 bin dekarlık alanda, jeotermal ısıtmalı alanlarda, Türkiye'de üretilen domatesin yüzde 50'sini üretmiş olacağız. Biz burada bakanlıktan kendi bütçemizden destek verdik. Burada hasat edilen ürünler sınıflandıracak, paketlenecek ve tırlara yüklenip gidecek.

"TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR"

Bu muntazam seralar, illa jeotermalle olması gerekmez, güneşle de olur rüzgarla da olur. Şimdi biz ne çektiysek, kırsaldan göçerek bir çatışmacı yaşamın içinde kendimizi bulduk. Dolayısıyla bu insanları topluma kazandırılması ve bu insanların bulundukları yerlerde karınlarını doyması bizim için önemli. Mesela biz kadınlar ve gençlere pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Bu yılın sonu itibariyle 40 milyar lira destek verdik. Amacımız, mesafeyi kısaltmak, o uzun zinciri kesmek adına doğrudan üretildiği yerde tüketilmesini sağlamak. Kent tarımının önemli bir kolu bu. Biz birçok ürün ihraç edilmesin diye çalışmalar yapıyoruz. Bizim meyve üretimimiz 55-57 milyon ton civarında. Ben buğdaydan, çavdardan bahsetmiyorum. Şunu hemen söyleyelim. 2001 yılından beri Çiftçi Kayıt Sistemimiz var. Ama artık 2 dakikada bu e-Devlet üzerinden yapılabiliyor. Biz çiftçiye diyoruz ki, 'git çiftçi olduğu belgele'. Dolayısıyla sizin bu belgeyi almanız gerek. Biz buradaki bürokrasiyi kaldırıyoruz. Ürettikleri ürünü ihraç etmelerine bir mani yok. Tarım milli güvenlik meselesidir, önemlidir diyoruz hep. Şu an bizim elimizdeki ürünün alıcısı var. Biz sadece ihtiyaç olan ürünlerin ihraç edilmesine mani oluyor.

"SERALARLA İLGİLİ ÇALIŞMA BAŞLADI"
Mesela varisler var, kardeşler 'bana yar olmadı, ona da olmasın' diyorlar. Biz buna 2 yıl sesimizi çıkarmayacağız. Ama arazi 2 yıl sonra kiralanacak. Serayla ilgili çalışma zaten başladı. Bu projeye olan ilgiler devam ediyor. Önümüzdeki yıl bu zamanlar önemli bir bölümünün müjdesini paylaşmış olacağız. Sera OSB'leri olduğunda, biz bakanlık olarak bunları destekliyoruz. Bir taraftan da üreticinin yatırımı olacak.

SÜT FİYATLARI

Sütte şöyle bir parite var, süt fiyatı, yem fiyatı. Şu anda bizim paritemiz, üreticimiz 1 kilo süt verdiğinde, 1 kilo 400 gram yem alacak.

"EKMEKTE UN REGÜLASYONU UYGULUYORUZ"

Mesela ekmekle ilgili de un regülasyonu uyguluyoruz. Ekmekte unun maliyeti, %27. Vatandaşlarımız, pahalı ekmek yemesin diye. Ekmek bizim temel gıdamız. 7.450 liradan buğday alıyoruz, un sanayicisine 4.500 liradan veriyoruz. Niye? Ekmek yapan fırıncı ucuz etmek satsın diye.
TARIM BİTTİ TARTIŞMASI NEREDEN ÇIKIYOR?

Göreve geldikten sonra, arkadaşlara dedim ki, 'Bu ülke üretmiyor' diyenler de var. Bu güncellenen bir kitapçık (Kamuoyunda gündeme gelen iddialar gerçekler). Bir ülkenin ürettikleriyle global bir oyuncu haline getirdiğini inkar edebilir miyiz? İstanbul mutabakatı, bu tür toplantılar nerede olurdu, İsviçre'de Fransa'da olurdu. Türkiye üretiyor. Üreticiye 'Türkiye üretmiyor' nasıl diyebilirim? Bindiğiniz otomobil yerli ya da ithal olabilir. ABD bizden incir ithal ediyor. Bu ABD'nin acziyetini mi gösteriyor. Türkiye ABD'ye de Avrupa'ya da ihraç ediyor. 'Türkiye buğday ithal ediyor diyorlar' evet. Yurt dışına ihraç edilmesi için ithal ediyor. İç piyasadan vermiyoruz.

SAHİPSİZ SOKAK HAYVANLARI

Ben de bakan olduktan sonra Golden türü bir köpeğimiz var. Adı fındık. Mamak Belediyesi'nin sahipsiz hayvanlar bunlar. Görmediğim zaman çok üzülüyorum. Türkiye'nin bu konuyu ciddiyetle ele alması gerekiyor. Bir işlem yapılıyor, kimliklendirme işlemi. Sahipli hayvanların kayıt altına alınması için. Buradaki mesele 8 milyon civarında kedi köpek var sahipsiz. Hayvanlara sokak reva görülmüş gibi bir anlayış olduğu için sahipsiz diyoruz. Buna kendimiz karar vermeyelim dedik. Bilim dünyası başta olmak üzere paydaşlar bir araya gelsin dedik. Bolu'da çalıştay düzenledik. Bunu duyuracağız. Yön haritamızı belirleyeceğiz.
HÜRRİYET GAZETESİ


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Türkiye ile ABD arasında kritik temas! Sözcü Kalın Sullivan ile görüştüÖnceki Haber

Türkiye ile ABD arasında kritik temas! S...

İklim Değişikliği Etkilerini Avantaja Çevirmek ve İyi Tarım Uygulamaları İçin Çaredir!Sonraki Haber

İklim Değişikliği Etkilerini Avantaja Çe...

Başka haber bulunmuyor!