CHP'NİN AN İTİBARİ İLE HALİ PÜRMELALİ
CHP de bu gün itibari ile yaşananlar halkın kafasını karıştırdı. İki başlı genel başkanlık yaşanıyor. Bu günkü gurup toplantısı tantanası milleti üzdü. Kemal bey ben guruba gelip açılış konuşması yapacağım dedi. Özel Manisa gezisini iptal edip guruba geleceğim ben konuşacağım dedi. TV ekranlarında tartışmalar halen devam ediyor. Partililer iki ayrı guruba ayrıldı. Özel’ciler ve Kılıçdaroğlu’cular… TBMM önü meydan muharebesine döndü. Son anda Kemal bey guruba gitmeyeceğim dedi. Sonra bir mesaj yayınladı:
“Mahkeme salonlarında da söyledim bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum: Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz! İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız! Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir. Bütün yol arkadaşlarımı, bu köklü çınarın evlatlarını sükûnete ve akla davet ediyorum. Gün, baba ocağına sahip çıkma günüdür! Tüm partililerimizi ve yüreği bu ülke için çarpan her bir yurttaşımızı, saat 14.00’te omuz omuza bir grup toplantısı gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezimize, yani Baba Ocağımıza çağırıyorum. Biz biriz ve birlikteyiz.”
Bu günü ve CHP’nin bundan sonraki durumunu an itibariyle yorumlamak gerekirse, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde bugün yaşananlar, Türk siyasi tarihi açısından oldukça sıra dışı, hukuki ve siyasi meşruiyet krizlerinin iç içe geçtiği çok kritik bir kırılma noktasını işaret ediyor. Mahkeme kararları ("mutlak butlan" tartışmaları) sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık makamına dönüşü ve Özgür Özel’in mevcut pozisyonunu koruma iradesi, partiyi tam anlamıyla bir "ikili iktidar" (diarşi) sarmalına sokmuş durumda.
Bugün TBMM çatısı altında yaşanan grup toplantısı gerilimi ve ardından gelen açıklamalar ışığında süreci şu başlıklarla okuyabilirim:
1. Güç Savaşının Alana Yansıması ve "Çift Başlılık" Riski
Meclis grup salonunun erken saatlerde tutulması, milletvekillerinin ve partililerin ikiye bölünmesi, siyasi mücadelenin artık fikirsel boyuttan "fiziki alan hakimiyeti" kurma çabasına dönüştüğünü gösteriyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Meclis’teki grup toplantısına gitmekten son anda vazgeçip çağrıyı saat 14.00’te CHP Genel Merkezi’ne (Baba Ocağı) kaydırması, Meclis grubundaki sayısal ya da fiziksel bir kriz görüntüsünün önüne geçme hamlesidir. Ancak bu durum, partinin Meclis iradesi (Özgür Özel ve grubu destekleyen vekiller) ile Genel Merkez iradesi (Kılıçdaroğlu ve yönetimi) arasında ikiye bölündüğünü tescillemiştir.
2. Kılıçdaroğlu’nun Stratejisi: "Meşruiyet ve Birlik" Söylemi
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayınladığı mesajda kullandığı dil, oldukça stratejik unsurlar barındırıyor:
- "İç karışıklık dış müdahaleye zemin hazırlar" diyerek konuyu sadece bir parti içi yarıştan çıkarıp, ulusal güvenlik ve parti bekası çizgisine çekmeye çalışıyor.
- "Halk ayaklanması çığırtkanlığı" ve "kirli emeller" ifadeleriyle, partideki sert kutuplaşmayı tırmandıran yapıları tasfiye etme veya marjinalleştirme mesajı veriyor.
- Çağrıyı Meclis’ten Genel Merkez’CHPe çekerek, kendi hukuki liderliğini Genel Merkez binası üzerinden pekiştirmek ve taraftarlarını güvenli bir limanda toplamak istiyor.
3. Özgür Özel ve Kurultay Delegesi Cephesi
Özgür Özel kanadı ise yargı kararlarıyla şekillenen bu yeni döneme karşı en güçlü meşruiyet kaleleri olan "Kurultay İradesi" ve "Seçilmişlik" argümanlarına sarılıyor. Hızlıca imza toplama sürecinin başlatılması ve olağanüstü kurultay kartının masaya sürülmesi, Özel’in Kılıçdaroğlu’nun hukuki hamlelerine karşı siyasi bir hamleyle yanıt verdiğini gösteriyor.
CHP’nin Bundan Sonraki Durumunu Nasıl Okumalıyız?
Önümüzdeki süreçte CHP'yi bekleyen senaryolar ve bu durumun siyasi sonuçları şunlar olacaktır:
- Kaçınılmaz Hesaplaşma (Kurultay): Bu sürdürülemez çift başlılık, partiyi çok hızlı bir şekilde sandığa (Olağanüstü veya Olağan Kurultay'a) götürmek zorundadır. Nitekim Kılıçdaroğlu'nun 11 Haziran'daki Parti Meclisi ile kurultay sürecini başlatacağını açıklaması da bunun bir kanıtı. Ancak bu kurultay, sadece bir genel başkan seçimi değil, partinin ideolojik yönünün ve liderlik meşruiyetinin tamamen oylanacağı sert bir hesaplaşma olacaktır.
- Seçmen Nezdinde Güven Kaybı: Muhalefetin lokomotifi konumundaki bir partinin kendi içinde, üstelik TBMM koridorlarında "meydan muharebesi" görüntüsü vermesi, iktidara karşı alternatif olma iddiasına ciddi zarar verir. Vatandaşın ekonomik ve sosyal sorunlar boğuştuğu bir dönemde, enerjinin tamamen iç kavgaya harcanması seçmende derin bir hayal kırıklığı yaratacaktır.
- Hukuk ve Siyaset Kıskacı: CHP, tüzük hukuku ile mahkeme kararları arasında sıkışmış durumda. Mahkemenin "mutlak butlan" kararıyla Kılıçdaroğlu’nu işaret etmesi, ancak delegenin ve mevcut örgütün ağırlıklı olarak Özel'in arkasında durması, partiyi bir süre daha "fiili durum" ile "hukuki durum" çatışmasına mahkûm edebilir.
Özetleyecek olursam; Bugün yaşananlar CHP için bir "grup konuşması kimin olacak" kavgasından çok daha büyüktür. Bu, partinin gelecekteki liderlik yapısını, kurumsal kimliğini ve en önemlisi toplumsal güvenilirliğini belirleyecek olan büyük bir güç savaşıdır. Sürecin uzaması partiyi yıpratırken, tek çıkış yolu hukuki karmaşadan uzak, meşruiyeti tartışılmayacak tertemiz bir kurultay iradesinin hızla tecelli etmesidir.
Bugün SAAT 14 de Kılıçdaroğlu Genel Merkezde ne diyecek?
Özel TBMM gurubunda ne diyecek, doğrusu çok merak ediyorum.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı






















