haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

SİYASİ PARTİLER YASASI DEĞİŞMELİ

Değerli okurlarım, bu sütunlarda “SİYASET DÜZELMEZSE HİÇ BİR ŞEY DÜZELMEZ” başlığı ile 20 Mayıs 2026 günü aşağıdaki linkte duran yazıyı yazdım:

https://www.haberanaliz.net/makale/siyaset-duzelmezse-hic-bir-sey-duzelmez-4299

Şu ana kadar değişen bir şey var mı?

Hayır…

Yeni partiler kuruluyor, kurulacak deniyor, kurulsa ne olacak, hayatımız bir anda değişecek mi?

Hayır…

Siyaseti profesyonel iş olarak gören zihniyet ile nereye kadar bu memlekete dirlik düzenlik getireceğiz?

Gerek vekil seçimliğinde gerekse Belediye başkan seçiminde İmtiyazlı bir sınıf oluşturulmuş.

Görüyorsunuz ekranlardaki rezillikleri.

Yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, beytülmalı soyma gibi haberler her gün gündemde.

Üstelik bu iplerin hiç birini biz seçemiyor ve belirleyemiyoruz, partiler önümüze liste koyuyor yâda adayı belirliyor biz oy veriyoruz.

İşte bu husus, Türkiye'deki seçim sisteminin en büyük tıkanma noktasıdır.

Mevcut Siyasi Partiler Kanunu, parti içi demokrasiyi tam anlamıyla işletmediği için milletvekili adaylarını ve başkan adaylarını halk veya parti tabanı değil, büyük oranda parti genel merkezleri ve liderler belirliyor.

Seçmen, aslında kişilere değil, partinin amblemine ve liderine oy vermek zorunda kalıyor.

Bu da milletvekilinin ve belediye başkanının halka karşı değil, kendisini listeye koyan yâda aday gösteren parti liderine karşı sorumlu hissetmesine yol açıyor.

Bu yapının değişmesi imkânsız değil ancak bunun için köklü sistem reformları gerekiyor.

Seçmenin önüne konan hazır listeye mahkûm olmaması için "Tercihli Oy" sistemi getirilebilir. Böylece partinin listesinden bağımsız olarak, o listedeki beğendiğiniz adayı öne çıkarabilirsiniz. Adayların liderler tarafından değil, partinin tüm üyelerinin katıldığı hâkim denetimindeki ön seçimlerle belirlenmesi yasal zorunluluk haline gelebilir.

Şu anki kanunlarda ön seçim bir seçenek olarak var ancak partiler bunu neredeyse hiç uygulamıyor.  Çözüm, bunun yasal bir zorunluluk haline getirilmesidir.

Şu anki sistemde (Geniş Bölge), örneğin İstanbul veya Ankara gibi şehirlerde milyonlarca seçmen, hayatında hiç görmediği ve göremeyeceği onlarca vekile oy veriyor.

Dar Bölge sisteminde ise her seçim bölgesi sadece 1 milletvekili çıkaracak şekilde küçük parçalara bölünür (örneğin sadece bir ilçe veya birkaç mahalle). O bölgeden aday olan kişileri halk bizzat tanır.

Sadece liderin referansı yetmez; adayın o mahallede, o ilçede sevilen, dürüst bir insan olması gerekir.

Lider hegemonyası bittiği an, meclisin çehresi bir günde değişir. Vekil halkın vekili olur. Koltuğunu lidere değil halka borçlu olan milletvekili, liderinin her dediğine el kaldırmaz. Kendi bölgesindeki seçmenin çıkarını korumak için mecliste aslanlar gibi mücadele eder.

Parti genel merkezlerinde kulis yapan, lidere övgüler dizen "sadık" ama vasıfsız kişiler elenir; yerini halkta karşılığı olan liyakatli isimler alır.

Aynı şekilde belediye başkan adayları için de durum geçerlidir.

Değişim, tam olarak bu durumun farkında olan zihinlerde başlar.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı