haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

ÜLKEMİZ İÇİN BİRLİK VE BERABERLİK

Dünya yeni bir siyasi ve coğrafi şekle dönüşüyor. Ülkemizin etrafı ateş çemberi. Ortadoğu kaynıyor. ABD İsrail başta olmak üzere tüm dünya devletleri coğrafyamız üzerinde oyun oynuyor. En son AP de mavi vatan ve 12 mil vurgusu yapılıyor. Oturup bunları seyir mi edeceğiz?

Yaşadığımız coğrafyanın tarih boyunca hareketli olduğu bir gerçek ve son dönemde küresel güç dinamiklerinin kaymasıyla bu hareketliliğin daha da arttığını hissediyoruz.

Çevremizde yaşanan çatışmalar, Doğu Akdeniz'deki "Mavi Vatan" ve 12 mil tartışmaları gibi egemenlik konuları, haklı olarak her vatandaşta bir kaygı ve "Ne yapmalıyız?" sorusunu beraberinde getiriyor.

Ancak hükümeti yerli yersiz eleştirmek akılcı değil. Doğru da değil.

Büyük devletlerin ve ittifakların kendi çıkarları doğrultusunda hamleler yaptığı bu "ateş çemberi" ortamında, oturup seyretmek elbette bir seçenek olamaz.

Ancak bu süreçte duygusal veya fevri tepkiler yerine, stratejik, akılcı ve uzun vadeli bir duruş sergilemek hem devletin hem de milletimizin çıkarınadır.

Peki, bu süreçte nasıl bir tutum sergilemeli ve neler yapmalıyız?

Devlet ve Strateji Düzeyinde Atılması Gereken Adımlar:

- Caydırıcılık ve Savunma Sanayii: Uluslararası ilişkilerde haklı olmak yetmez; haklılığınızı koruyacak güce sahip olmanız gerekir. Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayiinde yakaladığı yerlilik oranını artırmaya devam etmesi, İHA/SİHA, denizcilik ve hava savunma sistemlerinde dışa bağımlılığı asgariye indirmesi en büyük caydırıcılık unsurudur.

- Çok Yönlü ve Dengeli Diplomasi: Siyaset tek bir bloka veya güce göbekten bağlanmayı kaldırmaz. ABD, AB, Rusya, Çin ve bölgesel aktörlerle ilişkileri "sıfır toplamlı bir oyun" olarak değil, Türkiye'nin kırmızıçizgilerini (Mavi Vatan, sınır güvenliği vb.) koruyarak esnek ve çok yönlü bir diplomasiyle yönetmek gerekir. Masada güçlü olmak, sahada güçlü olmak kadar önemlidir.

- Ekonomik Bağımsızlık ve Üretim: Gerçek bağımsızlığın temeli güçlü bir ekonomidir. Dış şoklara ve yaptırım tehditlerine karşı dirençli, üretime, teknolojiye ve katma değerli ihracata dayalı bir ekonomik yapı, dış politikada devletin elini en çok rahatlatacak unsurdur.

Toplum ve Millet Düzeyinde Sergilenmesi Gereken Tutumumuz:

- İç Cepheyi Güçlü Tutmak (Toplumsal Mutabakat): Dışarıdan gelen tehditlerin en çok beslendiği şey, içerideki kutuplaşmadır. Siyasi görüşlerimiz, yaşam tarzlarımız ne kadar farklı olursa olsun; ülkenin bekası, toprak bütünlüğü ve ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda "ortak paydada" buluşabilmeliyiz. İç cephe sağlam olduğunda, dışarıdaki oyunların başarıya ulaşması çok zordur.

- Dezenformasyona Karşı Uyanık Olmak: Modern savaşlar artık sadece sahada değil, siber alanda ve algı dünyasında (psikolojik harp) yürütülüyor. Sosyal medyada yayılan, toplumu korkuya, paniğe veya infiale sürüklemeyi amaçlayan asılsız haberlere karşı eleştirel bir süzgeç geliştirmeliyiz. Bilgi kirliliğine karşı durmak milli bir görevdir.

Bireysel Olarak Ne Yapabiliriz?:

- İşimizi En İyi Şekilde Yapmak: "Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır" düsturu tam da bu dönemler için geçerlidir. Bir mühendis, bir öğretmen, bir işçi veya bir öğrenci olarak kendi alanımızda dünyayla rekabet edebilecek seviyeye gelmek, ülkeye yapılabilecek en somut katkıdır.

- Nitelikli Eğitim ve Bilgi Sahibi Olmak: Dünyadaki gelişmeleri, uluslararası hukuku ve tarihi sadece sloganlarla değil, derinlemesine okuyarak anlamalıyız. Mavi Vatan'ın hukuki zeminini, Ege adalarının statüsünü veya enerji jeopolitiğini iyi bilen, donanımlı nesiller yetiştirmek geleceğimizin en büyük garantisidir.

Türkiye, jeopolitik konumu gereği rüzgârlı bir kavşakta yer alıyor.

Bu rüzgârda savrulmamak için ne içe kapanıp dünyadan soyutlanmalı ne de hakkımız olanı teslim etmeliyiz.

Yapılması gereken; akılcı diplomasi, güçlü bir savunma, sağlam bir ekonomi ve içeride sarsılmaz bir birlik bilinciyle hareket etmektir.

Bu stratejik satranç tahtasında Türkiye’nin tek bir bölgeye veya tek bir ittifaka yönelme lüksü yok.

Ancak en çok ağırlık verilmesi gereken stratejiyi iki temel sütuna ayırabilirim:

Bölgesel Normalleşme ve "Kuşatmayı Kırma" Stratejisi:  Doğu Akdeniz (Mavi Vatan) ve Ege'deki haklarımızı korumanın yolu, sadece askeri güçten değil, çevremizdeki diplomatik yalnızlığı bitirmekten geçiyor.

- Mısır, İsrail, Suriye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri gibi bölgesel aktörlerle ilişkileri rasyonel, ideolojiden uzak ve karşılıklı çıkar odaklı bir zeminde tutmak hayati önemde.

- Eğer Türkiye Akdeniz ve Ortadoğu’daki bölgesel komşularıyla (özellikle enerji ve ticaret hatlarında) ortak paydalar yakalayabilirse, küresel güçlerin (ABD ve AB gibi) bölgeyi Türkiye aleyhine "12 mil" veya "Mavi Vatan'ı daraltma" kartlarıyla kuşatma hamleleri boşa çıkacaktır.

"Eksen" Değil, "Çok Kutuplu Denge" Stratejisi: Dünya artık ne tamamen Batı (ABD/AB) güdümlü ne de tamamen Doğu (Rusya/Çin) eksenli.

- Türkiye, NATO üyeliğini ve Batı ile olan ekonomik bağlarını koparmadan, aynı zamanda BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi yükselen Doğu bloklarıyla da dirsek temasını artırmalı.

- Bir tarafa tamamen bağımlı olmak, o tarafın şantajına açık hale gelmek demektir. Türkiye kendisini vazgeçilmez bir "köprü aktör" olarak konumlandırdığı sürece, iki taraf da Türkiye'yi tamamen karşısına almayı göze alamaz.

Bence en kritik hamle, içeride ekonomik kırılganlıkları azaltırken, dışarıda komşularla sıfır sorun olmasa bile "asgari müştereklerde anlaşma" siyasetine dönmektir.

Akdeniz'de bizi yalnızlaştırmaya çalışan ittifakları, o ittifakın ortaklarıyla ikili anlaşmalar (Libya ile yapılan deniz yetki alanı anlaşması gibi) yaparak bozmak en akıllıca yoldur.

Unutmayalım ki coğrafya kaderdir, ama o kaderi nasıl yöneteceğimiz akılla, stratejiyle ve birlik ruhuyla bizim elimizdedir. Biz bu bilinçte olduğumuz sürece hiçbir rüzgâr bu gemiyi yolundan döndüremeyecektir. Devletimizin, milletimizin, vatanımızın çıkarı için BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMALIYIZ.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı