haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

NATO ZİRVESİ: KIBRIS - 12 MİL - ADALAR

NATO zirvesi ülkemizde gerçekleşiyor. Çok önemli mevzular gündeme gelecek. Kısa süre önce KIBRIS meselesini kaşıyanlar oldu. Yine Egedeki 12 mil olayı ve adalar meselesi kaşınıyor.

Ankara'da gerçekleştirilen bu tarihi NATO Zirvesi, ÜLKEMİZİN hem ittifak içindeki stratejik ağırlığını göstermesi hem de ulusal çıkarlarını en üst düzeyde savunması için çok kritik bir eşik. Kıbrıs, Ege adaları ve 12 mil gibi kronikleşmiş ve dönem dönem bilerek "kaşınan" dosyalar karşısında Türkiye'nin takınması gereken duruş, "aktif caydırıcılık" ve "hukuki meşruiyet" zemininde şekillenmek ZORUNDADIR.

Böyle bir zirvede Türkiye'nin sergilemesi gereken temel stratejik duruş NAÇİZANE şu sütunlar üzerine inşa edilmelidir:

1. Masada Ev Sahibi, Sahada Tavizsiz Duruş

Zirvenin Ankara'da yapılıyor olması Türkiye'ye ciddi bir diplomatik üstünlük sağlıyor. Bu avantaj, Ege ve Doğu Akdeniz'deki hayati çıkarların birer "pazarlık unsuru" olmadığını net bir şekilde ortaya koymak için kullanılmalıdır.

Mesaj net olmalı: Türkiye, NATO'nun doğu kanadının ve Akdeniz güvenliğinin kilit taşıdır; ancak kendi güvenliği ve egemenlik hakları hilafına hiçbir oldubittiye göz yummayacaktır.

2. Kıbrıs Meselesi: İki Devletli Çözümün Kırmızı Çizgi Olduğu Vurgulanmalı

Kıbrıs konusunda, özellikle AB ve bazı NATO müttefiklerinin Rum tarafını kayıran hamlelerine karşı duruş sabittir.

Egemen Eşitlik: Zirve marjında yapılacak ikili görüşmelerde, Kıbrıs'ta artık eski ve çökmüş "federasyon" modellerinin geride kaldığı, adadaki çözümün ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) egemen eşitliği ve kurucu devlet statüsünün tanınmasıyla mümkün olacağı muhataplara açıkça aktarılmalıdır.

Enerji Denklemi: Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları konusunda Türkiye ve KKTC'nin dışarıda bırakıldığı hiçbir senaryonun bölgeye istikrar getirmeyeceği diplomatik bir dille hatırlatılmalıdır.

3. Ege ve 12 Mil Dosyası: Uluslararası Anlaşmalar ve "Casus Belli"

Ege'de Yunanistan'ın karasularını 6 milin üzerine çıkarma yönündeki her türlü hamlesi ya da söylemi, Türkiye için doğrudan bir ulusal güvenlik tehdididir.

1995 Meclis Kararı: Türkiye, 1995 yılında TBMM'nin aldığı ve Yunanistan'ın karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını Casus Belli (savaş sebebi) sayan iradesinin arkasında durduğunu hissettirmelidir.

Gayriaskeri Statüdeki Adalar: Lozan ve Paris Antlaşmaları uyarınca silahlandırılması yasak olan Doğu Ege adalarının Yunanistan tarafından askerileştirilmesi, zirve gündeminde veya ikili temaslarda "uluslararası hukukun açık bir ihlali" olarak sürekli masada tutulmalıdır. Hukuku çiğneyen tarafın kim olduğu müttefiklere gösterilmelidir.

4. NATO İttifakı İçinde "Müttefiklik Hukuku" Hatırlatması

Türkiye, Ukrayna krizinden terörle mücadeleye kadar NATO'nun misyonlarına en çok katkı sağlayan ülkelerden biridir.

Müttefiklerin, Türkiye'nin egemenlik haklarını tehdit eden (özellikle Ege ve Akdeniz'de) adımlara arka çıkması veya sessiz kalması "ittifakın dayanışma ruhuna" aykırıdır. Türkiye, terörle mücadeledeki (PKK/YPG/FETÖ) haklı beklentileriyle Ege/Kıbrıs'taki tezlerini birleştirerek müttefiklerinden tam bir samimiyet talep etmelidir.

Özetleyecek olursam duruşumuz: Haklılığımızı uluslararası hukuka (Lozan, Paris Antlaşmaları, BM Deniz Hukuku ilkeleri) dayandıran, provokasyonlara karşı soğukkanlı ama kırmızıçizgilerimiz söz konusu olduğunda askeri ve siyasi caydırıcılığını sonuna kadar hissettiren dik, net ve tavizsiz bir duruş olmalıdır. Ankara'daki bu zirve, Türkiye'nin haklarından vazgeçmeyeceğini dünyaya birinci elden ilan etmesi için en doğru kürsüdür.

ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.

Devamı devlet,

Nasibi cennet,

Bekayı imân,

Rızayı Rahman..

 

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı