Nato zirvesinin Türkiye için önemi!
Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen 36. NATO Zirvesi, hem zamanlaması hem de içeriği açısından Türkiye için sadece diplomatik bir ev sahipliği olmanın çok ötesinde, tarihi bir dönüm noktası anlamı taşıyor. Küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, zirvenin Türkiye açısından önemini birkaç temel başlıkta ele alayım:
1. Küresel Diplomasinin Merkezi Olmak ve Stratejik Önem: Türkiye, uzun bir aradan sonra en kritik NATO zirvelerinden birine ev sahipliği yaparak küresel siyasetin merkezine oturdu. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın zirveye katılım motivasyonunu doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğine bağlaması, uluslararası basında Türkiye’nin diplomatik bir başarısı olarak yorumlandı. Türkiye; Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği, Ortadoğu ve enerji hatları gibi kriz başlıklarında "vazgeçilmez arabulucu" ve "kilit aktör" rolünü bu zirveyle iyice pekiştirdi.
2. Savunma Sanayii İçin "Eşi Benzeri Görülmemiş" Fırsatlar: Zirvede üye ülkelerin GSYİH'larının (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) %5'ini savunma harcamalarına ayırması gibi tarihi kararlar alındı. Bu durum, yerli ve milli hamlelerle "askeri bir güç merkezi" haline gelen Türk savunma sanayii şirketleri için devasa bir pazar kapısı açtı. KAAN, İHA/SİHA'lar ve zırhlı araçlar gibi Türk mühendisliği ürünleri, bütçesini artırmak zorunda olan müttefik ülkeler için doğrudan odak noktası haline geldi.
3. ABD ile Kritik Askeri Pazarlıklar (KAAN, F-35 ve F-110 Motorları): Zirve marjında gerçekleşen ikili görüşmeler, Türkiye'nin uzun süredir masada olan askeri talepleri için büyük bir fırsat yarattı. Özellikle:
-Milli Muharip Uçak KAAN'da kullanılacak F-110 motorlarının tedariki ve ortak üretimi,
-Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşü veya bu süreçteki haklarının teslimi,
-S-400 ve F-16 tedarik süreçleri gibi düğüm olmuş konular doğrudan en üst düzeyde (Erdoğan-Trump görüşmesinde) masaya yatırıldı.
4. "Stratejik Otonomi" Politikası ve "Swing State" (Kilit Ülke) Konumu: Türkiye, Batı ittifakının tam göbeğinde yer alırken aynı zamanda Rusya ve Doğu Bloku ile de dengeli ilişkiler yürütebilen nadir ülkelerden biri. Bu zirve, Türkiye’nin NATO içinde körü körüne bir takipçi değil; kendi ulusal çıkarlarını koruyan, yeri geldiğinde denge unsuru olan "stratejik otonomi" gücünü tescilledi. İttifak içindeki rüzgârları ve kararları etkileyebilen yapısıyla Türkiye, NATO'nun en kritik sınır hattı ve ağırlık merkezi olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Ankara Zirvesi, Türkiye’nin sadece askeri gücüyle değil; diplomatik dehası, savunma sanayii üretkenliği ve jeopolitik ağırlığıyla NATO'nun geleceğini şekillendiren "en vazgeçilmez 3-4 aktöründen biri" olduğunu dünyaya ilan ettiği bir sahne oldu.
ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.
Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı imân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı
























